Dilara Özyön HEM DE NE ÖZEL İSMET! Lise hayatımın başlarında şiirden nefret ederdim. Nefret etmek fiili tam olarak açıklayamazdı benim o zaman ki şiire karşı olan tutumumu ama daha iyi bir fiil bulamıyorum. Şiir okumak ve şiirden anlamak için acı çekmiş olmak gerekiyormuş. Bunu anladığımda ise çok geç olmuştu, çünkü büyümüştüm ve çok zaman geçmişti. Ne için çok geçti? İlk kez bir şiirin, benim kalbime aynı zamanda da beynime dokunduğunda anlamıştım ki Türk Edebiyatına çok geç kalmıştım, yaşım tam on yedi idi. Ne büyük utanç! O kadar değerli sanatçıyı lise son sınıfta edebiyat dersi için tanımam gerekiyordu. Bir zorunluluktan çıkıp, bir yaşam biçimi oldu benim için edebiyat. Sait Faik i, Turgut Uyar ı, Sabahattin Ali yi, Ümit Yaşar Oğuzcan ı, Murathan Mungan ı, Cahit Zarifoğlu nu ve nicesini tanıdıkça âşık oldum edebiyata. İşte Türk Edebiyatına olan aşkım, lise son sınıfta yaşadığım olaylar sonucunda hayata olan bakış açımın değişmesiyle başlamış oldu. Böylesi adamlar nasıl olur da bu kadar duygusal, bu kadar ince ruhlu olup böylesi şiirler, yazılar, kitaplar yazabildiler? Aklım bir türlü almadı, almıyor da. Ne büyük şanssızlıktır ki, ben hiç şiir seven adamlara rastlamadım. Kızlar, sözüm size! Eğer bir gün gerçekten âşık olursanız, âşık olacağınız o adam şiir sevsin. Ve erkekler, sözüm size! İsmet Özel in imgeleri kadar gerçek, açık olun. Karşınızdaki insanın kalbine şiirle dokunun. Yazmayın, OKUYUN! İsmet Özel e Niçin Şiir Okuruz? diye sorarlar ve o adı gibi özel adam cevap verir: Herhalde yokluğunu hissettiğimiz bir şeyleri tamamlamak, bir zorluğu gidermek ve nihayet bir doyum sağlamak için. İçimizde eksik olan nedir peki? Biz yaratılırken hangi eksiklikle yaratılırız da sonradan o boşluğu şiirle doldurmaya çalışırız? Bu adamlar neden bu kadar şiir yazmış, ne hissetmişler? Soruyorum, sorguluyorum ama bir türlü bulamıyorum cevabı. İsmet Özel der ki Şiirin yüzünü hiç kimsenin hatırlamadığı bir dünyada birinin kalkıp, şiirin tanınmaya değer bir yüzü olduğunu, ortalıkta dolaşan renkli ve solgun yüzlerce hayaletin yalnızca maskeler olduğunu söylemesi lazım. Mesele şiir olunca ben de bir hayli hassaslaşıyorum ve hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak için günlerce aynı şiiri tekrar tekrar okuyorum. Bir şiir, her
okumada sizde farklı, yeni hisler uyandırıyor ise o şiir kesinlikle olmuştur. İsmet Özel de böyle şiirler yazan bir şairmiş meğer. İsmet Özel, Şiir Resitali nde bulunan şiirlerinin hepsini savaş ve onun getirdiği yıkım üzerine yazmış. Kitaba uzaktan bakıldığında bunu pek anlamıyorsunuz, tabii İspanyolca bilmiyorsanız. Kitabın kapağında yazan yazıyla okurunun merakını uyandırıyor Özel; ni guarre entre pueblos ni paz entre classes. Yani diyor ki ne halklar arasında savaş ne de sınıflar arası barış. Neden bunu İspanyolca yazmış bilemem ama savaş ve barış kavramları kitabın kapağını açar açmaz kendini gösteriyor. İsmet Özel ise bu kitabıyla ilgili Bu bütün, Partizan la başlıyor ve Savaş Bitti ile bitiyor. Bunun bir manası var tabi. Savaş başlıyor ve bitiyor sonunda. Ve benim dünyayla alışverişimde bakış açım, duyduğum sesler, duyurmak istediğim sesler, bütün bunlar bir tutarlı bütün halinde sunulmuş oluyor. şeklinde bir açıklama yapıyor. Kendisi ne duyuyor da bizlere de onu duyurmak istiyor bir türlü anlayamıyorum, bu sanatçılar ne kadar tuhaf. Tuhaf sıfatını kötü anlamda kullanmadım aslında. Tuhaf derken bizler normaliz, onlar bizim duymadıklarımızı duyan, göremediklerimizi görenler. Yani gerçek sanatçılar. Hepimiz aynı haberleri izliyoruz, aynı dünyada hatta aynı şehirde yaşıyoruz da neden İsmet Özel gibi duyarlılıkla şiirler yazamıyoruz? Diğer sanatçıları çok fazla konuya dahil etmek istemiyorum ama kesinlikle İsmet Özel in çok zeki bir sanatçı olduğuna inanıyorum. Kimin aklına gelir konuşamıyorum demek yerine gırtlağımda bir harf büyüyor demek? Kimin aklına gelir savaşlardaki çocuk ölümlerini kuşların ölümlerine benzetmek? Bir de İsmet Özel in diğer şiirlerini bilmem ama bu kitabındaki birkaç şiirinde bir şey fark ettim. Sanki yazar kendi zekâsının farkında, gerçek bir sanatçı olduğunu, hatta eşsiz ve tek olduğunu biliyor da biraz kendini üstün görüyor normal insanlardan. Belki de ben yanlış yorumluyorumdur. Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak adlı şiirine bir de siz bakınız; -Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. -Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım Ölüm ve acılar çatsaydı beni Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı.
- Bir güneş sayardım kendimi denizin karşısında. demiş İsmet Özel. Bence şiirde asıl vurgulanan, anlatılmak istenen savaşları önleyememenin verdiği acı, pişmanlık bu yüzden insanlara, insanlığa karşı bir sitem var gibi. Ama yazar, ana meseleyi aktarırken yukarıda aktardığım dizeleri yazmış. Kötü mü olmuş? Hayır, bence hiç de kötü olmamış. İnsanın yeteneğinin farkında olması bence güzel bir şey. Gözle görülür bir yetenek varsa bence ortada, mütevazı olmaya gerek yoktur. Bu da yazarın ne kadar cesur, kendinden emin olduğunu gösterir. Eminim onun okuyucuları da onun gibidir. Şiirlerindeki her bir cümleyi oluşturan her bir kelimenin ince ince düşünülerek ve asla birbirinin tekrarı olmayan ve de insanı hayrete düşüren imgelerden oluşması, bence İsmet Özel i, Türk Edebiyatında bambaşka bir yere koymuştur. Örneğin bu kitabındaki hemen hemen her şiir aynı kaygıyla yazılmış fakat bambaşka imgelerle oluşturulmuş her defasında. Şimdi size Aynı Adam şiirinden iki kıta göstereceğim ve iki kıtada da bence direniş teması ele alınmış fakat o kadar farklı ve imgesel bir şekilde işlenmiş ki asla tekrara düşmemiş yazar: Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum bahar da sürgülenir içime katranlar da
hem koşarak yarattığım sevgiler vardır hem körlenmiş sevgilerin acısıyla koştururum. Beni sular kocaman taşları parçalayarak hatırlıyor dağlarda ve beni hatırlatıyor çeltik tarlalarında aynı sular umutlu sakinlikleri lohusalıklarıyla. Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum kökten dallara yürüyen sular gibi yürürüm kömür ocaklarına, çapalanan tütüne yürürüm hüzün ve ağrılar çarelenir dağların esmer ve yaban telaşından kurtula diye torna tezgâhlarında demir. Yazar direniyorum demiyor da dünyaya karşı yürüyorum, diyor. İki ayrı kıtada direniş temasını işliyor ve bambaşka açılardan bakıyor her defasında. Bu kitaptan anladığım en önemli şey ise, okuyucunun kalbine dokunmanın ne kadar önemli olduğudur. Şiir Resitali ni okuyun, okutturun. Böylesi nice resitaller dinlemek, okumak, izlemek umuduyla Yazarın bu kitabında beğendiğim üç şiiri paylaşmak istedim sizlerle; İsmet Özel in kendi sesinden, kitabındaki ilk şiir Partizan için; https://www.youtube.com/watch?v=gcw8f-jw_yi Aynı Adam için; https://www.youtube.com/watch?v=a7ykquem0e4 Sebeb-i Telif için; https://www.youtube.com/watch?v=0suylh7v7yo Kaynakça Güdek, Orhan. İSMET ÖZEL İN ŞİİR OKUMA KILAVUZU 2005 http://turkoloji.cu.edu.tr/yeni%20turk%20edebiyati/orhan_gudek_ismet_ozel.pdf