SOĞUK ALGINLIĞI - NEZLE Soğuk algınlığı; Coryza; Nezle; Common Cold; Shore Throat; Soğuk algınlığı virüslerin neden olduğu, burun ve boğazda sınırlı bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık birçok virüse bağlı olabilir, 200 den fazla virüsün soğuk algınlığına yol açtığı tespit edilmiştir. Soğuk algınlığı son derece bulaşıcıdır, hastalık havadan damlacıkla yada ellerin ağız, burun ve göze dokunulması ile bulaşır. Soğuk algınlığının etkeni nedir? Soğuk algınlığına birçok virüs yol açabilir. Özellikle Rinovirüsler en büyük gurubu oluştururlar. Soğuk algınlığı ataklarının neredeyse %40 Rinovirüsler tarafından meydana gelir. Ayrıca Adenovirüsler, Coronavirüsler, RSV ( Respiratory Sinsisyal Virüs ) sık görülen soğuk algınlığı virüsleridir. Soğuk algınlığı kimlerde görülür? Soğuk algınlığı her yaşta görülebilir. 6 aya kadar olan bebeklerde anneden gelen immün globülinler bebeği soğuk algınlığı virüslerine karşı korur daha sonra annenin antikorları düşünce çocuklar hasta olmaya başlarlar. Sür çocukluğu döneminde ortalama olarak yılda 6-8 soğuk algınlığı nezle atağı geçirilmesi normaldir. Okula başladıktan sonra bu sayı biraz daha artar yıla 8 10 atak geçirilir. Yaş ilerledikçe nezle atakları azalır. Erişkinlerde yılda 2-4 nezle atağı normaldir. Soğuk algınlığı geçiren kişilerle yakın temas, Hijyen eğitiminin eksik olması, El yıkama alışkanlığının yetersiz olması, Sigara kullanımı yada sigara içilen ortamda bulunmak, Kalitesiz ve / veya az uyku,
İmmün sistemi bozan ilaç kullanımı, Kalabalık ve iyi havalanmayan ortamlarda bulunmak, Çocukların yakın temasta olmaları ( kreş, yuva, ana okulu, vb.) hastalığın kolay yayılmasını ve hasta olmayı kolaylaştırır. Soğuk algınlığı şikayetleri nelerdir? Hastalık bir iki günlük bir kuluçka süresinin sonunda ortaya çıkar, en sık görülen şikayetler: Ateş ( her zaman çok yüksek ateş olmaz ), Boğaz ağrısı, boğazda yanma, gıcıklanma, kaşınma hissi, Burun akıntısı, burunda doluluk, Koku ve tat duyusunun bozulması, Hapşırık, Kuru öksürük, Kulaklarda doluluk ve kaşıntı, kulaklarda tıkanıklık hissi, Gözlerde kızarıklık sulanma ve yanma hissi, Baş ağrısı, Yorgunluk ve kırıklık hissi, Soğuk algınlığı tanısı nasıl konur? Soğuk algınlığı teşhisi hastanın şikayetleri ile konur. Genellikle ileri laboratuvar testlerine gerek olmaz, ancak gerilemeyen şikayetler yada komplikasyon düşünüldüğünde ileri tetkik ve inceleme istenebilir. Soğuk algınlığının hangi virüse bağlı olduğu genellikle test edilmez, bu hem pahalı hem de gereksiz bir çaba olur. Hastanın ateşinin tekrar yükselmesi, burun akıntısının iltihabi renk ve koku alması, kulak ağrısının artması, kulak ta iltihabi akıntı olması yada balgamlı öksürük başlaması komplikasyon geliştiğinin habercisidir. Bu gibi durumlarda tekrar doktora başvurulmalı ve komplikasyonların tanısı için gerekli testler yapılmalıdır.
Soğuk algınlığı nasıl tedavi edilir? Soğuk algınlığı şikayetleri genellikle 10 gün kadar sürer. Bebeklerde, yaşlılarda ve altta kronik hastalığı olanlarda bu süre uzayabilir. Soğuk algınlığı doktor ziyaretlerinin neredeyse yarıdan fazlasının tek sebebi olsa da hastalığın spesifik tedavisi yoktur. Tedavi şikayetlerin hafifletilmesine yönelik olarak yapılır. Bol sıvı alımı burun tıkanıklığını azaltır, Odaya nemlendirici koymak öksürüğü azaltır, tıkanıklığı azaltır ve nefes almayı kolaylaştırır, Tulu suyla burun temizliği, burun tıkanıklığını, kulak tıkanıklığını azaltır, burun akıntısını azaltır, Tuzlu suyla gargara: boğaz ağrısını yumuşatır, Basit analjezik ve ağrı kesiciler ( Aspirin parasetamol ibuprofen gibi) kas eklem ağrılarını azaltır, teşi düşürür, Soğuk algınlığı ve nezle tedavisinde anti viral ilaçlar kullanılmaz. Eğer bu tedavi başarısız olursa şikayetlere yönelik ilaç tedavisi başlanabilir: Dekongestan ilaçlar, Öksürük kesici ve ekspectoran ilaçlar, Antihistaminikler, Boğaz pastilleri, Vapo rub kullanılabilir. Dikkat: Çocuklarda viral enfeksiyonlar sırasında aspirin kullanılmamalıdır. Soğuk algınlığı ilaçları 2 yaş altı çocuklarda kullanılmamalı, 4 yaş altı çocuklarda ise mecbur olmadıkça kullanılmamalıdır. Bu ilaçlar 4-11 yaş arası dikkatli kullanılmalıdır. Boğaz spreyleri, şuruplar, burun spreyleri ve
dekongestan ilaçlar burun mukozasında tekrar şişmeye, komplikasyon gelişmesine ve ilaç bağımlılığına yol açarlar. İlacı bırakınca hastanın burnu tamamen tıkanır bu nedenle bu ilaçlar 3 günden daha uzun süreli kullanılmamalıdır. Soğuk algınlığının alternatif tedavisi : Soğuk algınlığının alternatif tedavisi çok uzun yıllardır ata dedelerimizin tedavi reçetelerinde vardır. Nane limon kaynatmak ( hem boğaz ağrısını alır hem burun tıkanıklığını açar), Zencefilli bal ( öksürük kesici) Tarçınlı ballı süt ( öksürük kesici) Limonlu ıhlamur ( boğaz ağrısı ve öksürüğe karşı) denenebilir. Vitamin C takviyesi soğuk algınlığı şikayetlerinin süresini kısaltmak için, Çinko pastilleri: soğuk algınlığı şikayetlerini yumuşatmak ve süresini kısaltmak için, Ekinezya çayı: soğuk algınlığı şikayetlerini azaltmak ve hafifletmek için denenebilecek tedavi alternatifleridir. Not: Bazı doğal ilaçlar yan etkiye, alerjiye ve diğer ilaçların etkilerinde değişime yol açabilir. Soğuk algınlığından korunma: Soğuk algınlığı 200 den fazla virüs ile meydana geldiğinden aşı üretimi mümkün olmamıştır. Hastalıktan korunmanın en önemli yolu hijyen kuralarına dikkat etmektir. Özellikle el yıkama, bulunulan ortamın sık sık havalandırılması, kağıt mendil kullanımı, ellerin ağız dudak, burun ve göze temas ettirilmemesi hastalıktan korunmada önemlidir. Soğuk algınlığı komplikasyona yol açar mı? Hastalık genellikle 1 hafta 10 gün içinde iyileşir. Dekonjestan ilaçlar, ateş düşürücü, ağrı kesici, öksürük kesici şikayetleri hafifletebilir. Hastalık genellikle
komplikasyon gelişmeden düzelir ancak nadiren komplikasyon gelişir en sık görülen komplikasyonlar: Sinüzit, Orta kulak iltihabı, Bronşit dir. Ayrıca Astım, Kronik bronşit, Amfizem gibi kronik hastalıkların da alevlenmesine yol açar. hastada geçmeyen baş ağrısı, iltihabi burun akıntısı yüksek ateş varlığı sinüzit düşündür, kulak ağrısı kulak akıntısı ve ateş orta kulak enfeksiyonunu düşündürmelidir. giderek artan balgamlı öksürük ve ateş varlığında bronşit geliştiği aklımıza gelmelidir. soğuk algınlığının tedavisinde antibiyotiklerin kesinlikle yari yoktur. antibiyotik kullanımı bu komplikasyonların gelişimini engellemez. Nadiren soğuk algınlığına bağlı kuru öksürük hastalık geçmesine rağmen haftalarca devam eder ve astımı taklit eder ve astım ilaçları ile düzelir, bu gibi ısrarlı kuru öksürükler soğuk algınlığı komplikasyonu olarak nadiren görülebilir. Soğuk algınlığından korunmak için: Ellerinizi ağız, burun ve gözünüze sürmeyin, Ellerinizi sıklıkla yıkayın, Bulunduğunuz ortamı sıklıkla havalandırın, Sigara içmeyin ve sigara içilen ortamda durmayın, Hasta kişiler ile temas etmeyin, Hasta iseniz işe gitmeyin, doktora gidin ve rapor alın, Hasta çocuğunuzu okula göndermeyin. Çocukların ağızlarına götürdükleri oyuncakları paylaşmayın ve sık sık temizleyin.
Referanslar: 1. http://www.cdc.gov/features/pediatriccoldmeds. Updated September 11, 2009. Accessed September 15, 2014. 2. http://www.ebscohost.com/academic/natural-alternative-treatmen ts. Updated August 2013. Accessed September 15, 2014. 3. http://www.niaid.nih.gov/topics/commoncold/pages/default.aspx. Accessed September 15, 2014. 4. http://www.ebscohost.com/dynamed. Updated July 1, 2014. Accessed September 15, 2014. 5. http://www.ebscohost.com/dynamed: Lizogub VG, Riley DS, Heger M. Efficacy of a pelargonium sidoides preparation in patients with the common cold: a randomized, double blind, placebo-controlled clinical trial. Explore (NY). 2007;3:573-584. 8. http://www.ebscohost.com/dynamed: Slapak I, Skoupá J, Strnad P, Horník P. Efficacy of isotonic nasal wash (seawater) in the treatment and prevention of rhinitis in children. Arch Otolaryngol Head Neck Surg. 2008;134:67-74. 9. http://www.ebscohost.com/dynamed: Arruda E, Pitkäranta A, Witek TJ Jr, Doyle CA, Hayden FG. Frequency and natural history of rhinovirus infections in adults during autumn. J Clin Microbiol. 1997;35:2864-2868. 10. Pappas DE, Hendley JO, Hayden FG, Winther B. Symptom profile of common colds in school-aged children. Pediatr Infect Dis J. 2008;27:8-11. 11. http://www.ebscohost.com/dynamed: Hemila H, Chalker E, Douglas B. Vitamin C for preventing and treating the common cold. Cochrane Database Syst Rev. 2010 Mar 17;(3):CD000980. 12. e http://www.ebscohost.com/dynamed: Sing M, Das R. Zinc
for the common cold. Cochrane Database Syst Rev. 2011;(2):CD001364. 13. http://www.ebscohost.com/dynamed: Paul IM, Beiler JS, King TS, Clapp ER, Vallati J, Berlin CM. Vapor rub, petrolatum, and no treatment for children with nocturnal cough and cold symptoms. Pediatrics. 2010;126(6):1092-1099. 14. http://www.ebscohost.com/dynamed: Singh M, Das RR. Zinc for the common cold. Cochrane Database Syst Rev. 2013 Jun 18;6. ENFEKSİYON HASTALIKLARI dr aydoğan lermi, Enfeksiyon, enfeksiyon hastalıkları, enfeksiyon uzmanı Enfeksiyon, infectious, enfeksiyon hastalıkları, enfeksiyon uzmanı, Enfeksiyonlu Yara, Nörolojik Hastalıklar, Kemik İltihabı, Kronik Otit, Akciğer Hastalıkları, Orta kulak İltihabı, Hepatit B, Hepatit C, KOAH Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, İdrar Yolu enfeksiyonu, Grip, Bruselloz, Febril Nötropeni, Enfeksiyon Hastalıkları, Bulaşıcı Hastalıklar, Anaerob Enfeksiyonlar, Aort Kapağı Hastalıkları, Saman Nezlesi (Alerjik Rinit), Mide-Bağırsak enfeksiyonları, HIV, AIDS, Viral Enfeksiyon, Üriner Enfeksiyon, Hepatit A, Boğaz İltihabı, Grip, Halsizlik, İshal, Kalp Ağrısı, Göz Ağrısı, Enterit, Bronşit, Ateş, Bakteriüri, Cilt Hastalıkları, Karın Ağrısı, Kızamık, Tifo, Pnömoni, solunum yolu enfeksiyonları, Beyin enfarktüsü, Sarılık, Menenjit, Kuduz (hidrofobi), Kuduz, Lenfanjit, lenfadenit, sinüzit, Böbrek
İltihabı, nefrit, rinit, anjin, akıntı, döküntü, kaşıntı, bulantı, kusma, ishal, kanlı ishal, kist, karaciğerde kist, köpek kisti, kediden bulaşan, köpekten bulaşan, evcil hayvanlardan bulaşan, yemekten bulaşan, sulardan bulaşan, havuzdan bulaşan, cinsel yolla bulaşan, temasla bulaşan, terlikten bulaşan, keneyle bulaşan, kene ile bulaşan, fareyle bulaşan, kanalizasyon, fosseptik, havludan bulaşan, tuvaletten bulaşan, kirli su, kirli sularla bulaşan, baş ağrısı, burun akıntısı, nezle, mayasıl, hemoroit, sifiliz, bel soğukluğu, şankr, şankroid, frengi, konjonktivit, sivilce, apse, kabuk, içi cerahatli, irin, irinli, apse boşaltma, düşük, doğumsal, genetik, idrarda yanma, kokulu akıntı, koyu akıntı, beyaz akıntı, akıntı ve kaşıntı, akıntı ve yanma, akıntı ve kanama, akıntı ve ateş, peniste akıntı, penis ucunda kaşıntı, peniste yanma, peniste yara, vajinada yara, kanlı idrar, kanlı akıntı, cerahatli akıntı, kanlı dışkılama, yeşil dışkılama, sulu dışkılama, makatta yara, anüste akıntı, makatta kanama, tırnak kırılması, tırnaklarda bozulma, mantar, mantar enfeksiyonu, tırnak mantarı, cilt mantarı, mantar tedavisi, akıntı tedavisi, tırnak tedavisi, adet kesilmesi, gebelik enfeksiyonu, bebek enfeksiyonu, çocuk enfeksiyonu, cilt enfeksiyonu, tırnak enfeksiyonu, karaciğer hastalıkları, karaciğer enfeksiyonu, safra kesesi enfeksiyonu, kemik enfeksiyonu, dalak enfeksiyonu, göz enfeksiyonları, göz kapağı enfeksiyonu, cilt enfeksiyonları, döküntülü enfeksiyonlar, tırnak enfeksiyonları, sinüzit, sinüs, göz, konjonktivit, otit, kulak zarı, zatürre, zatürre, pnömoni, pnömoni, akciğer enfeksiyonu, ince hastalık, tüberküloz, toplumdan bulaşan, havadan bulaşan, öksürükle bulaşan, nefesle bulaşan, okuldan bulaşan, parazit, bağırsak paraziti, solucan, solucan tedavisi, parazit tedavisi, kurt tedavisi, dışkıda solucan, dışkıda kurt, dışkıda parazit, kilo kaybı, kilo alamama, Nörit, Nöritis, Nevrit, Nevritis, Nevralji, meningoensefalit, ensefalo myelitler, düşük araştırması, torch, toksoplazma, rubella, rubeola, 5. Hastalık, 6. Hastalık, kızamıkçık, antibiyotikler, anti viraller, virüs, virus, barsak enfeksiyonu, ishal, dizanteri, kolera, amipli dizanteri,
basili dizanteri, rota, adeno, rota virüs, adeno virüs, viral enfeksiyonlar, mantar enfeksiyonları, memede apse, vajinada kaşıntı akıntı, vajinada kanlı akıntı, hpv, aids nedir, hepatit nedir, zatüre nedir, menenjit nedir, enfeksiyon nedir, enfeksiyonu ne demek, osteomyelit, osteokondrit, zona, hsv, zona zoster, abdomen, periton, peritonit, apandisit, nefrit, piyelonefrit, sistit, üretrit, üretero vesikal reflu, hepato renal sendrom, salpenjit, salpingo ooforit, pid, pelvik inflamatuar hastalık, pelvis enfeksiyonları, jinjivit, diş apsesi, diş enfeksiyonları, parotit, kaba kulak, rinit, rektal apse, peri anal enfeksiyon, kemik eklem enfeksiyonları, artrit, kemik enfeksiyonu, eklem enfeksiyonu, kronik osteomyelit, perianal apse, ülseratif kolit, crohn, kron, çölyak, divertikül, divertikülit, balık zehirlenmesi, gıda intoks, gıda zehirlenmesi, gıdalar ile bulaşan enfeksiyonlar, sulardan bulaşan enfeksiyonlar, epiglottit, özefajit, gastrit, helikobakter pilori,hpv aşısı, aşılar, zatüre aşısı, grip aşısı, influenza aşısı, menenjit aşısı, çocukluk aşıları, evlilik testleri, çocukluk çağı hastalıkları, döküntülü enfeksiyonlar, bulaşıcı enfeksiyonlar, tatilde oluşacak enfeksiyonlar, seyahat hastalıkları, sıtma, sivrisinekler ile bulaşan enfeksiyonlar, kenelerden bulaşan enfeksiyonlar, kene, sivrisinek, farelerden bulaşan enfeksiyonlar, kırım Kongo kanamalı ateşi, ebola, ebola enfeksiyonu, ebola nedir, ebola tedavisi, kkka, döküntü, kaşıntı, koma, yoğun bakım, yoğun bakım enfeksiyonları, ventilatör ilişkili pnemoni, hastane enfeksiyonları, vektör, trikomonas vajinalis, gardnerella vajinalis, giyardiya, trişinella, e. Coli, pseudomonas, beta, beta enfeksiyonu, boğaz enfeksiyonu, yüksek ateş boğaz ağrısı, üşüme titreme, titreme terleme, döküntü kaşıntı, idrarda yanma, idrar yolu enfeksiyonu, peniste yanma, idrar yaparken yanma sızlama, idrarda koyulaşma, idrarda koku, dışkıda kötü koku, kötü kokulu akıntı, cerahatli akıntı, şant, şant enfeksiyonu, anal yolla bulaşan, oral yolla bulaşan, sex ile bulaşan, sex, anal sex ile bulaşan, seks, seks ile bulaşan, anal seks ile bulaşan, anal seks, oral seks ile bulaşan enfeksiyon, meni ile bulaşan, vajinal salgılar ile bulaşan,
tükürükten bulaşan, kondom, kondom kullanımı, dildo ile bulaşan enfeksiyon, dövme ile bulaşan enfeksiyonlar, vücut deldirme, piercing, steril, steril olmayan, dezenfeksiyon, pansuman, HEPATİT A Sarılık; Bulaşıcı Sarılık; Sarılık karaciğerin iltihabıdır birçok sebebe bağlı olabilir en sık görülen virüsler ile meydana gelen sarılıklar dır. Hepatit A virüsler ile meydana gelen en sık sarılık türüdür. Karaciğer vücudun en büyük organıdır. Birçok metabolik olay karaciğerde gerçekleşir. Karaciğer bu işlemler sonrasında oluşan atıkları safra ile bağırsağa atar. Hepatitler sırasında bazen safra atılamaz, kanda birikir ve ciltte sarılık ortaya çıkar. Hepatit A virüsü gıdalar ile bulaşır. Hepatit A nasıl bulaşır? Hastalık dışkı ile yayılır. Dışkıdaki virüs kanalizasyon sistemi ve temizliğin yetersiz olduğu yerlerde su ve gıdalara bulaşarak salgınlara yol açar. Virüs sularda 4 hafta boyunca canlı kalır, deniz suyunda ölmez, balık ve kabuklu deniz canlılarında uzun süre canlı kalır. Hastalar hastalık başlamadan 2 hafta ve hastalık geçtikten sonra 1 hafta boyunca dışkı ile virüs çıkartmaya devam ederler. Hastalık en çok: Hepatit A bulaşmış gıda ve içeceklerin yenmesi ile, Hepatit A bulaşmış sular ile temas etmekle, Hepatit A bulaşmış gıdaların yeterince pişirilmemesi
nedeniyle, Kanalizasyonun denize boşaldığı yerlerde balık ve midye gibi deniz ürünlerinin yenmesi ile bulaşır. Hepatit A en sık kimlerde görülür? Hepatit A insan dışkısı ile yayılır. Kanalizasyon sistemi, hijyen ve temizliğin uygun olmadığı her ortamda salgınlara neden olur. Yuva ve kreşlerde çocukların yakın teması bulaşma ve salgınlara yol açar. Ülkemizde batı kesimlerde insanların % 40 ında doğuda ise % 90 ına hastalık geçirilmiştir. Hastalık en sık: Altyapı ve kanalizasyon sistemi bozuk yerlerde yaşayanlarda, Hasta kişi ile yakın teması olanlarda ( yuva arkadaşı, oyun arkadaşı, eşi, çocuğu vb.), Hasta kişi ile ortak ev eşyasını yıkamadan kulandan kişilerde (kaşık, çatal yıkanmadan kullanılırsa), Hasta kişi ile cinsel teması olanlarda, Hepatit A nın sık görüldüğü sanitasyon ve kanalizasyon sisteminin bozuk olduğu şehir ve ülkelere seyahat edenlerde, Tuvalet eğitimi almamış çocuk yuvaları ve kreşlerde hastalık daha sık görülür. Hepatit A belirtileri nelerdir? Hastalık virüs bulaştıktan 2 ila 6 hafta sonra ortaya çıkar, Hepatit A genellikle gribal şikayetler ile seyreder. Nadiren sarılık şikayetleri ortaya çıkar. Özellikle küçük yaşlarda hastalık çok hafif seyreder, yaş ilerledikçe hastalığın seyri de ağırlaşır. Hepatit A her zaman akut enfeksiyon şeklinde ortaya çıkar, hiçbir zaman kronikleşmez, hepatit taşıyıcısı olunmaz. Hepati A genellikle bir ayda şifa ile iyileşir, nadiren fulminan hepatit denen şekilde ve çok ağır seyrederek ölüme yol açar. Hepatit hamilelikte bebeğe bulaşmaz. Hepatit A hastalığı sırasında sarılık çok ender olarak görülür hastalık genellikle grip şikayetleri ile geçip gider. En sık
görülen belirtiler şunlardır: Halsizlik, İştahsızlık, Ateş, Bulantı, Karın ağrısı, Sarılık, İdrarda koyuluk, Dışkı renginde açılma, Kaşıntı, döküntü, Kas ağrıları en sık görülen şikayetlerdir. Hepatit A nasıl teşhis edilir? Hepatit A laboratuar testleri ile kolayca teşhis edilir. Hastanın şikayetleri ve muayene bulguları teşhise yardımcı olur. Hepatit A hastalığında hastaların çoğunluğunda grip şikayetleri dışında şikayet olmadığı unutulmamalıdır. Hepatit A düşünülen hastadan aşağıdaki testler istenir: Anti HAV IgM, Anti HAV IgG, Kan sayımı, Karaciğer enzimleri SGOT ( ALT), SGPT (AST), Gamma GT, Laktat Dehidrogenaz LDH, Alkali Fosfataz ALP, CRP, Sedimantasyon, Bilirübin, Kanama ve pıhtılaşma zamanı, Amonyak bakılmalıdır.
Hepatit A tedavisi: Hepatit A için spesifik bir tedavi yoktur. Virüsü öldürerek hastalığı tedavi eden bir ilaç yoktur. Tedavi vücudun desteklenmesi ve virüsü yenmesi için gerekli takviyenin yapılmasıdır. Hepatit A tedavisinde amaç: Hastanın istirahate alınması, yatarak istirahati, Hastalığın yayılmasına engel olmak, Virüsün daha fazla karaciğer harabiyeti yapmasını durdurmak amacıyla karaciğeri yoran ilaç, sigara ve alkolden uzak durmak. Hastalık genellikle bir ay içinde kendi kendine düzelir. Hastaların % 15 inde iyileştikten sonra 9 ay içinde tekrar hepatit şikayetleri ortaya çıkabilir, bu hastalığın ikinci kez geçirilmesi değildir. Hepatit A iz bırakmadan iyileşir, kronikleşmez, bağışıklık bırakır tekrar hepatit A geçirilmez. Hepatit A dan korunma Hepatit A dan korunmanın en önemli yolu aşı olmaktır. Hepatit A gıdalar ve sular yoluyla bulaşır. Temizlik kurallarına uymak hastalıktan korunmada önemlidir: El yıkama alışkanlığını küçük yaşta edinmek, Yemek öncesi ve sonrası el yıkamak, Mutfakta heijyeni ve sanitasyon kurallarına uymak, Gıdaları düzgün ve gerektiği şekilde pişirmek, Suları kaynatmadan kullanmamak, Hepatit A hastası nın ortak eşyalarını ayırmak ve uygun şekilde temizlemek, Salgın olan yerlerde kapalı şişe su kullanmak, Buz kullanmamak, Gıdaları pişirmeden yememek, Meyveleri soymak, Hepatit A dan korunmak için dikkat edilmesi gereken kurallardır.
Hepatit A aşısı ve gamma globülin Hepatit A aşısı bir yıl arayla iki doz halinde yapılır. Son derece koruyucu bir aşıdır ve 20 yıl bağışıklık sağlar. İmmün globülin hazır antikorlar ile hepatit A ya karşı geçici direnç sağlar. İmmün globülin hepatit A ya karşı ancak 1 3 ay korur. İmmün globülin hepatit A bulaştığı düşünülen durumdan itibaren iki hafta içinde verilmelidir. Hepatit A aşısı inaktif aşıdır. Aşı hastalık yapamaz. Aşı yapıldıktan 4 hafta sonra korumaya başlar. İki doz hepatit A aşısı 20 yıl boyunca korunma sağlar. Aşı salgın veya hepatit A ile temas halinde iki hafta içinde yapılırsa koruyucudur. Hepatit A aşısı kimlere yapılır? 12 aylıktan itibaren herkese yapılabilir, Hepatit A nın sık görüldüğü ülkelere seyahat edenlere, Kronik karaciğer hastası olanlara, Kreş, yuva ana okulu ve bu gibi yerlerde çalışan personele hepatit A aşısı yapılmalıdır. Referanslar: 1. American Liver Foundation http://www.liverfoundation.org/ 2. Hepatitis Foundation International http://www.hepfi.org/ 3. Canadian Institute for Health Information http://www.cihi.ca/cihiweb/ 4. Canadian Liver Foundation http://www.liver.ca/ 5. Baker CJ, Pickerling LK, Chilton L, et al; Advisory Committee on Immunization Practices. Recommended adult immunization schedule: United States, 2011. Ann Intern Med. 1 Feb 2011. 154(3):168-173. 6. Centers for Disease Control and Prevention. Recommended immunization schedules for persons aged 0-18 years United
States, 2011. MMWR 2011;60(5). 7. Centers for Disease Control and Prevention. Sexually Transmitted Diseases Treatment Guidelines, 2010. MMWR 2010;59(No. RR-12):1-110. 8. Hepatitis A: questions and answers. Immunization Action Coalition website. Available at: http://www.vaccineinformation.org/hepa/qandavax.asp. Updated May 2008. Accessed January 21, 2009. 9. Hepatitis Foundation International website. Available at: http://www.hepfi.org. 10. The Merck Manual of Medical Information. Simon and Schuster, Inc.; 2000. 11. National Digestive Diseases Information Clearinghouse website. Available at: http://digestive.niddk.nih.gov/. 12. 9/25/2009 DynaMeds Systematic Literature Surveillance http://www.ebscohost.com/dynamed/what.php : Updated recommendations from the Advisory Committee on Immunization Practices (ACIP) for use of hepatitis A vaccine in close contacts of newly arriving international adoptees. MMWR Morb Mortal Wkly Rep. 2009;58:1006 OTOİMMÜN HASTALIKLAR Autoimmune disorders Otoimmün hastalıklar vücudun kendi dokusuna saldırması sonucu ortaya çıkan hastalıklardır. 80 den fazla otoimmün hastalık vardır.
Otoimmün hastalıkların sebebi, sıklığı, risk faktörleri: Normal immün sistem vücudu yabancı maddelerden, mikroplardan korumak amacıyla antikor denilen silahları yapar. Bu silahları lökositler aracılığıyla üretir ve kullanır. Antikorlar bakteriler, virüsler, toksik maddeler, kanser hücreleri, diğer cins canlı dokularına karşı üretilir. İmmün sistem tarafından üretilen antikorlar yabancı maddeleri ortadan kaldırır, onları zararsız hale getirir. Otoimmün hastalıklarda immün sistem normal doku ile zararlı olanlar arasına ayrım yapamaz ve kendi dokusuna savaş açar, antikor üretir, dokusuna zarar verir, hastalığa sebep olur. Bu hastalıklara otoimmün hastalıklar denir. Bu hiper sensitivite reaksiyonları alerjik reaksiyonlara benzer. Alerjik reaksiyonlarda vücut dışarıdan gelen ve görmemesi gereken maddeye aşırı reaksiyon verir. Otoimmün hastalıklarda da vücut görmemesi gereken kendi dokusuna aşırı reaksiyon vererek hastalığa yol açar. Vücudun kendi dokusuna reaksiyon vermesini neyin başlattığı tam olarak bilinmemektedir. Bir teoriye göre bazı viral bakteriyel enfeksiyonlar otoimmün hastalıkları başlatmaktadır. Bazı ilaçların hastalığı başlattığı da ileri sürülmüştür. Otoimmün hastalıklar: Birtakım dokulara savaş açarak vücutta o dokuların bulunduğu yerlerde iltihaplanmalara yol açar, Bazı organların aşırı büyümesine yol açabilir, Organ fonksiyonunu ve çalışmasını bozabilir. Otoimmün hastalıklar bir veya daha fazla organ ve sistemi tutabilir. Otoimmün hastalıklardan en çok etkilenen dokular: Damarlar, Konnektif dokular ( destek dokuları), Endokrin bezler; Tiroid bezi,
Pankreas, Eklemler, Kaslar, Kan hücreleri, Deri dir. Bazı hastalarda aynı anda biden fazla otoimmün hastalık görülür. En sık görülen otoimmün hastalıklar: Addison hastalığı ( böbrek üstü bezi yetmezliği), Celiak hastalığı ( Çölyak ), Dermatomyozit, Graves hastalığı (hipotiroidi), Hasimoto hastalığı ( hipertiroidi), Multipl skleroz, Myastenia gravis, Pernisiyöz anemi, Reaktif artrit, Romatoid artrit, Sjogren sendromu, Sistemik lupus eritematozus, Tip I diyabet. Otoimmün hastalıkların belirtileri nelerdir? Hastalığın çeşidine göre şikayetler farklılaşır. Genel olarak bütün otoimmün hastalıklarda Halsizlik, Yorgunluk, Çabuk yorulma, Ateş, Genel hastalık hali görülür. Otoimmün hastalıklar nasıl teşhis edilir? Hasta şikayetleri ve muayene bulguları teşhise yardımcı olur. Kesin teşhis laboratuar incelemeleri ile konur. Otoimmün hastalık şüphesinde aşağıdaki laboratuar testler
istenir: Anti Nükleer Antikor testleri ( ANA paneli ), Otoantikor testleri, ENA profili Tam kan sayımı, CRP, Sedimantasyon. Otoimmün hastalıkların tedavisi: Otoimmün hastalıkların tedavisinde amaç: Şikayetlerin giderilmesi, Otoimmün reaksiyonun dindirilmesi, Vücut direncinin arttırılması hedeflenir. Hastalığa ve şikayetlere yönelik tedavi planlanır. Eksikliklerin yerine konması gerekir, tiroid hastalıklarında tiroid hormonu, diyabette insülin, vit B12 vb. kan tablosunu bozan otoimmün hastalıklar kan nakli gerektirebilir. Kas eklem kemik hastalıklarına neden olan otoimmün hastalıklarda fizik tedavi gerekebilir. Otoimmün hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar immün sistemi baskılamaya, reaksiyonu durdurmaya yönelik ilaçlardır. Bu ilaçlara immün süpresif ilaçlar denir ve vücudun savunmasını da bozarlar. Bu amaçla en çok kullanılan ilaçlar kortizonlu ilaçlardır ( kortikosteroid ilaçlar ). Otoimmün hastalıklar tehlikeli midir? Otoimmün hastalıklar kendi kendine geçen geçici hastalıklar değillerdir. Birçok otoimmün hastalık kronik tir. Tedavi ile kaybolmaz kontrol altına alınırlar. Şikayetler zaman zaman alevlenebilir. Şikayetlerin artmaya başladığı alevlenme dönemleri vardır. Otoimmün hastalığın çeşidine göre komplikasyonlar ortaya çıkar. Hem hastalık hem de tedavi amacıyla kullanılan ilaçlar komplikasyon ayol açabilir. Özellikle immün süpresif ilaçların neden olduğu enfeksiyonların tedavisi zor olabilir.
Otoimmün hastalıkları başlatan sebepler tam olarak bilinmemektedir. Hastalıklardan bilinen bir korunma yöntemi yoktur. Referanslar: 1. Goronzy JJ, Weyand CM. The innate and adaptive immune systems. In: Goldman L, Ausiello D, eds. Cecil Medicine. 23rd ed. Philadelphia, Pa: Saunders Elsevier;2007: chap 42. 2. Siegel RM, Lipsky PE. Autoimmunity. In: Firestein GS, Budd RC, Harris Ed, et al, eds. Kelley s Textbook of Rheumatology. 8th ed. Philadelphia, Pa: Saunders Elsevier; 2009:chap 15 KIZIL Scarlatina; Kızıl beta mikroplarının neden olduğu boğaz enfeksiyonu ve döküntü ile seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. Kızılın aşısı yoktur. Hastalık çocuk çağda sık görülür. Beta mikrobu nedir? Halk arasında beta mikrobu olarak adlandırılan mikrop Grup A Streptokok bakterisidir. Bu bakteri ile meydana gelen hastalıklar vücudun diğer bölümlerine de zarar verdiği için tehlikelidir. Kızıl antibiyotiklerin bulunmasından önce çok ciddi yan etkileri olan tehlikeli bir hastalıktı. Hastalığa sebep olan grup A bakterileri boğaz iltihabı, ateş ve deride kızarıklığa sebep olur. Hastalık okul, yuva, oyun gurubu gibi kalabalık ve çocukların
iç içe olduğu ortamlarda çocuktan çocuğa bulaşarak yayılır. Kızıl belirtileri nelerdir? Hastalık mikropların bulaşmasından bir iki gün sonra başlar ( kuluçka süresi çok kısadır 1 2 gün). Ateş, Boğaz ağrısı, Ciltte döküntü, Döküntü ense ve göğüste başlar, Daha sonra vücuda yayılır, Ciltte zımpara kağıdı görünümü vardır, Döküntü kıvrım yerlerinde daha yoğun görülür, özellikle kasıklarda 1 hafta sonra solmaya başlar, Döküntü geçerken parmak uçlarında kasıklarda ve avuç içlerinde, ayak tabanlarında soyulma başlar, Karın ağrısı, özellikle küçük çocuklarda sık görülür Titreme, Halsizlik, huzursuzluk, Başağrısı, Kas ağrıları, Şişmiş çilek görünümünde dil, Bulantı, kusma. Kızıl hastalığının yan etkileri var mıdır? Kızıl komplikasyonları çok tehlikelidir. Hastalık geçtikten sonra romatizmal ateş, glomerulo nefrit gelişebilir. Zamanında tedavi başlanan hastalarda kızıl komplikasyonları çok az görülür, bu nedenle kızılın zamanında teşhis edilip tedavi başlanması gerekir. Kızıl tedavisinde antibiyotikler kullanılır. Kızıl teşhisi nasıl konur? Kızıl hastalığı teşhisi laboratuvar testleri ile konur. Boğaz kültürü ve hızlı tanı testleri ile beta mikrobu
araştırılmalıdır. Boğaz kültür sonucu 2 günden önce çıkmaz bu nedenle kültür sonucu beklenirken hızlı tanı testleri bakılabilir. Boğazda hızlı antijen testleri bir saat içinde cevap alınan testlerdir. Ancak hiçbir zaman boğaz kültürünün yerini tutmazlar. Kızıl hastalığının tedavisi: Kızıl tedavisinde antibiyotikler kullanılır. Antibiyotiklerin hastalık başladıktan sonra en geç 5 gün içinde kullanılması gereklidir. Kızıl tehlikeli bir hastalıktır ve birçok komplikasyona ( yan etkiye ) neden olabilir. Romatizmal ateş, kalp ve böbrek hastalıkları kızıla bağlı en tehlikeli ve ölümcül yan etkilerdir. Uygun antibiyotik tedavisi ile kızıl şikayetleri birkaç günde kaybolur fakat döküntünün tamamen geçmesi 2-3 haftayı bulur. Kızlı hastalığının yan etkileri: Kızıl tehlikeli bir hastalıktır. Kızıl birçok organı etkiler ve hastalıktan sonra birçok organ hasarı ortaya çıkabilir bunlar içinde en tehlikeli olanlar : Romatizmal ateş; kızıl geçtikten günler sonra ortaya çıkar, kalp, böbrek, eklemler ve beyin iltihabı görülür, antibiyotikle geçmez. Kemik eklem iltihapları, ( osteomyelit, artrit) Orta kulak iltihabı, Lenf bezi iltihapları ve apsesi ( lenfadenit ), Böbrek harabiyeti: glomerulonefrit, Karaciğer harabiyeti: hepatit, Menenjit, Pnemoni, Zatüre Sinüzit dir. Uygun şekilde tedavi edilen kızıl hastalarında komplikasyon gelişme şansı çok azdır. Kızıldan şüphe edilen her durumda mutlaka doktora danışınız.
Referanslar: 1. Yang SG, Dong HJ, Li FR, Xie SY, Cao HC, Xia SC. Report and analysis of a scarlet fever outbreak among adults through food-borne transmission in China. J Infect. Nov 2007;55(5):419-24. [Medline]. 2. [Guideline] Finnish Medical Society Duodecim. Sore throat and tonsillitis. EBM Guidelines. Evidence-Based Medicine. Feb 2 2007;Helsinki, Finland: Wiley Interscience. John Wiley & Sons:[Full Text]. 3. Gidaris D, Zafeiriou D, Mavridis P, Gombakis N. Scarlet Fever and hepatitis: a case report. Hippokratia. Jul 2008;12(3):186-7. [Medline]. 4. Chiesa C, Pacifico L, Nanni F, Orefici G. Recurrent attacks of scarlet fever. Arch Pediatr Adolesc Med. Jun 1994;148(6):656-60. HİPOTİROİDİ Hashimoto Tiroiditi; Hipo aktif Tiroid; Tiroid Hormon Azlığı; Hipotiroidi tiroid hormonlarının azlığına bağlı hastalıktır. Tiroid bezi yeterli hormon salgılayamaz. Tiroid hormonları boyun ön tarafına bulunan tiroid bezinden salgılanır ve metabolizmayı kontrol eder. Tiroid hormonlarının azalmasına neden olan en sık hastalık Hashimoto hastalığıdır. Hashimoto hastalığı tiroid bezinin iltihabıdır, vücut kendi dokusuna savaş açar, tiroid bezi hormon üretemez hale gelir ve hipotiroidi ortaya çıkar.
Hipotiroidi neden olur? Hashimoto hastalığı, İdiopatik tiroid atrofisi ( sebebi bilinmeyen bir şekilde tiroid bezi çalışmayı durdurur), İyot eksikliği: tiroid hormonları iyot ile yapılır iyot eksikliğinde hormonlar yapılamaz ve hipotiroidi olur. Günümüzde tuzlara iyot katıldığından nadir görülür, Subakut tiroidit: viral enfeksiyonları takiben ortaya çıkan tiroid iltihabıdır, Tıbbi tedavilere bağlı hipotiroidi: boyun bölgesinin ışınlanması yada tiroid bezinin cerrahi olarak çıkarılması yada radyoaktif iyot tedavisi sonrası tiroid bezi çalışmaz ve hipotiroidi ortaya çıkar. İlaçlara bağlı hipotiroidi: bazı ilaçlar ( lityum, iyot, alfa interferon, tioüre, amiodaron, interlökinler vb. ) tiroid bezinin çalışmasını durdurur ve hipotiroidi yapar. Hipofiz bezi kanseri, Tiroid kanseri ve tiroid enfeksiyonlarına bağlı hormon yetmezlikleri görülebilir. Hipotiroidi kimlerde görülür? Tiroid hormon azlığı herkezde ve her yaşta ortaya çıkabilir. En tehlikeli olanı doğumsal tiroid azlığıdır, zamanında tedavi edilmezse ağır zeka geriliği ve gelişme geriliğine sebep olur. İleri yaşlarda ortaya çıkan tiroid azlığı en sık Yaş: hipotiroid ileri yaşlarda özellikle 65 yaş üstünde sık görülür, Cins: hipotiroidi kadınlarda erkeklerden daha sıktır, Multiglandular otoimmun hastalıklar ile birlikte sık görülür yani diyabet ve diğer hormon hastalıkları ile sık görülür, Ailede hipotiroidi olan kişilerde sık görülür, Diğer otoimmün hastalıklar ile birlikte sık görülür özellikle
Pernisiyöz anemi, Tip 1 diyabet, Paratiroid bezi hastalıkları, Romatoid artrit, Lupus ile birlikte tiroid hormon azlığı sık görülür. Hipotiroidi belirtileri nelerdir? Hipotiroidi şikayetleri yıllar içinde yerleştiğinden tanı koymak zordur. En sık görülen şikayetler: Halsizlik, Çabuk yorulma, Takatsizlik, Sürekli oturma yatma isteği, Depresif ruh hali, Sabah yorgun kalkma, Gün içinde uyuklama, Ödemli yüz, Ciltte kuruluk, Saç dökülmesi, saçlarda zayıflık ve kırılma, El ve ayaklarda şişme, Soğuğa tahammülsüzlük yazın bile hırka giyme, Kilo alma, Kabızlık, Sürekli ağrı hissi, Hafıza kaybı, hatırlama güçlüğü, unutkanlık, Konsantrasyon güçlüğü, Sinirli, kavgacı hal, Görme bozukluğu, Kısırlık ( hipotiroidi her iki cinste de önemli kısırlık sebebidir), Adet düzensizliği. Hormon azlığı devam ederse Kalp ritminde yavaşlama, Soluk almada güçlük, Vücut ısısında düşme,
Koma yada komaya benzer derin uyku hali, görülebilir. Hipotiroidi tanısı nasıl konur: Hastanın şikayetleri ve muayene bulguları teşhise yardımcıdır ancak kesin teşhis laboratuar testleri ile konur. Hipotiroid idüşünülen her hastadan aşağıdki testler istenmelidir: TSH ( Tiroid Stimulan Hormon), T3 ( Triiodotrionin), T4 (Tetraiodotrionin), Free T3, Free T4, Tiroid otoantikorları Anti TG Anti TPO. Tiroid sintigrafisi ve tiroid ultrasonu ayırıcı tanıda yardımcı olur. Hipotiroidi nasıl tedavi edilir? Tiroid hormonu saf olarak üretilmekte ve hastaların tedavisinde kullanılmaktadır. Hashimoto hastalığının erken dönemlerinde spesifik bir tedavi yoktur. Ancak hastaların neredeyse tamamnında hipotiroidi gelişir. Hipotiroidi tedavisinde levotiroksin yada triiodotrionin ile eksik olan T3, T4 hormonu yerine konarak tedavi sağlanır. Korunma: Hipotiroididen korunmak için sıklıkla tiroid testleri yapılmalıdır. Özellikle her doğan bebek için doğumda topuktan kan alıp tirpoid hormonuna bakmak yasal bir zorunluluktur. Ayrıca 50 yaşından itibaren her 5 yılda bir, Eğer Tip 1 diyabet, Kısırlık ve
Bazı ilaçları kullananların hipotiroidi açısından sık sık test edilmeleri gereklidir. Referanslar: 1. The American Thyroid Association http://www.thyroid.org/ 2. Womens Health.gov http://womenshealth.gov/ 3. Canadian Institute for Health http://www.cihi.ca/ 4. Thyroid Foundation of Canada http://www.thyroid.ca/ 5. American Association of Clinical Endocrinologists. AACE medical guidelines for clinical practice for the evaluation and treatment of hyperthyroidism and hypothyroidism. Endocrine Practice. 2002;8:457-469. 6. Braunwald E. Harrisons Principles of Internal Medicine. 15th ed. New York, NY: McGraw Hill; 2001. 7. Escobar-Morreale HF, Botella-Carretero JI, Escobar del Rey F, et al. Treatment of hypothyroidism with combinations of levothyroxine plus liothyronine. J Clin Endocrinol Metab. 2005;90:4946-4954. 8. Hypothyroidism. EBSCO DynaMed website. Available at: http://www.ebscohost.com/dynamed/what.php. Updated June 2008. Accessed July 7, 2008 9. Roberts CG, Ladenson PW. Hypothyroidism. Lancet. 2004;363:793-803. 10. Surks MI, Ortiz E, Daniels GH, et al. Subclinical thyroid disease: scientific review and guidelines for diagnosis and management JAMA. 2004;291:228-238
GİLBERT SENDROMU Gilbert s Sydrome; Gilbert sendromu sarılık ile seyreden genetik metabolik hastalıktır. Hastalık iyi huylu hafif seyirli bir tabloya neden olur. Gilbert sendromu sık görülür, bazı toplumlarda her 10 kişiden 1 inde görüldüğü bildirilmiştir. Gilbert sendromu genetik olarak bir enzim eksikliği sonucu ortaya çıkar. Kan hücreleri parçalanınca oksijen taşıyan hemoglobin molekülü karaciğerde parçalanarak bilirübin e dönüşür ve safra ile atılır. Gilbert sendromunda ise enzim eksikliği sonucu bilirübin atılamaz ve sarılık ortaya çıkar. Hastalık genellikle 20 li 30 lu yaşlarda ortaya çıkar. Gilbert sendromu neden olur? Hastalık genetik olarak bir enzim eksikliği sonucu ortaya çıkar. Karaciğer bilirübini atamaz ve sarılık olur. Hastalık genetik olarak aileden geçer. Ailede Gilbert hastası olması şansı arttırır. Genetik olarak bir Gilbert hastası çocuklarının yarısına hastalığı aktarabilir. Hastalık erkeklerde daha sık görülür. Ne şikayetlere neden olur? Genellikle Gilbert sendromu hiçbir şikayete neden olmaz. Nadiren metabolizmanın zorlandığı durumlarda aşağıdaki şikayetler görülür: Sarılık, Karın ağrısı, İştahsızlık, Halsizlik, çabuk yorulma, İdrarda koyulaşma görülür. Hastalık en çok aşağıdaki sebepler ile ortaya çıkar:
Açlık, Uzun süren susuzluk, Aşırı terleme, Aşırı yorgunluk, Ağır egzersiz, Kusma, İshal, Stres ve travma hallerinde Gilbert şikayetlerinin arttığı görülür. Gilbert sendromu nasıl teşhis edilir? Gilbert sendromu genellikle sarılık nedeniyle yapılan araştırmalarda ortaya çıkar. Hastalık bunun dışında hiçbir şikayete neden olmaz, büyüme, gelişme ve zekayı etkilemez. Herhangi bir sebep bulunamayan sarılık vakalarında Gilbert araştırılır. Bu amaçla aşağıdaki testler istenir: Tam kan sayımı, Tam idrar tahlili, Karaciğer testleri yapılır. Hasta aç bırakılarak bilirübin artışına bakılması ( açlık testi ) çok güvenilir bir yöntem değildir. Gilbert sendromu nasıl teşhis edilir? Gilbert hastalığı iyi seyirli bir hastalıktır, tedaviye gerek duyulmaz. Sarılık hafif seyirlidir ve başka bir şikayete neden olmadığından hastalık tedavi edilmez. Referanslar: 1. American Liver Foundation http://www.liverfoundation.org/ 2. National Library of Medicine http://www.nlm.nih.gov/ 3. Canadian Liver Foundation http://www.liver.ca/home.aspx
4. Health Canada http://www.hc-sc.gc.ca/index_e.html/ 5. American Liver Foundation website. Available at: http://www.liverfoundation.org. Accessed July 22, 2009. 6. Gilbert syndrome. Mayo Clinic website. Available at: http://www.mayoclinic.com/health/gilberts-syndrome/ds00743. Updated April 2008. Accessed July 22, 2009. 7. McGraw-Hills AccessMedicine website. Available at: http://www.accessmedicine.com/. Accessed AMİLOİDOZ Amiloid; Primer Amiloidoz; Sekonder Amiloidoz; Herediter Amiloidoz Amiloidoz nadir görülen bir gurup hastalığın sonucudur. Amiloid adı verilen protein in dokularda birikmesi ve metabolizmayı bozmasıdır. Amiloid proteini vücut dokuları ve organları tarafından üretilir ancak atılamaz ve dokularda birikerek dokuların fonksiyonunu bozar. Üç tip amiloidoz vardır: Primer amiloidoz: akciğer, kalp, deri, dil, tiroid bezi, iç organlar, karaciğer, böbrek ve damarlarda birikir, Sekonder amiloidoz: dalak, böbrek, karaciğer, böbrek üstü bezleri ve lenf bezlerinde birikir, Herediter amiloidoz: sinirler, kalp, kan damarları ve böbreklerde birikir. Amiloid birikmesi doku ve organların çalışmasını bozar. Amiloid birikmesine sebep olan hastalıklar ise amiloidozun tipine göre değişir:
Primer amiloidoz: biriken amiloid proteini antikor parçalarıdır ve kemik iliğini ilgilendiren hastalıkların sonucu olarak ortaya çıkar. ( örneğin Multipl Myeloma hastalığı gibi), Sekonder amiloidoz: kronik iltihabi hastalıklar ve romatizma gibi kronik İnflamatuar hastalıkların sonucunda ortaya çıkar, Herediter amiloidoz: amiloid gen mutasyonu sonucu ortaya çıkar, aileseldir. Amiloidoz kimlerde görülür? Primer amiloidoz: Erkeklerde daha sık görülür, 40 yaş üstünde görülür, En sık Multipl Myeloma gibi kemik iliğini ilgilendiren hastalıklarda görülür. Sekonder amiloidoz: Erkeklerde daha sık görülür, 40 yaş üstünde görülür, Kronik iltihabi hastalıklar ve romatizmal hastalıklarda ortaya çıkar, en sık; Tüberküloz, Romatoid artrit, Osteomyelit, Akdeniz ateşi, Hemodiyaliz hastaları, Aile öyküsü bulunabilir, Herediter amiloidoz: Etnik özellik taşır: Portekizli, İsveçli, Japon vb. Akdeniz ateşi olanlarda görülür. Amiloidoz ne şikayete neden olur? Amiloid biriktiği dokuya göre şikayete sebep olur. Böbrek te birikim böbrek yetmezliğine yol açar, kalpte birikim kalp yetmezliğine yol açar ancak tüm amiloidoz formlarının ortak
şikayetleri ise: Halsizlik, Kilo kaybı, Karaciğerde büyüme, Dalakta büyüme, Kalp yetmezliği dir. Hastalığın ilerlemesi ve organ tutulumları bu şikayetlerin üstüne eklenir. Böbrekte birikim böbrek yetmezliğine, Ciltte birikim kolay zedelenme, purpura tarzında döküntüye, Lenfatik sistemde birikmesi lenf bezlerinin büyümesi ve lenf ödeme, Endokrin sistemde birikmesi tiroid bezinin ve böbrek üstü bezinin büyümesine, Sindirim sisteminde birikmesi Yutma güçlüğü, Dilde büyüme, Karaciğer büyümesi, İshal, Barsak tıkanıklıkları, Beslenme bozukluğu, Renksiz açık renkli dışkılamaya neden olur. Nörolojik sistemde birikmesi: Demans, El ve ayaklarda karıncalanma, uyuşma, güçsüzlük, El bileği sinirlerinin şişmesi ve Karpal Tunel sendromuna yol açar, Kalp damar sisteminde birikmesi: Dokularda sıvı birikmesi ve ödeme, Kalp ritminin bozulmasına ( aritmi), Kalp büyümesine, Kalp yetmezliğine, Ani ölüme, Solunum sıkıntısına neden olur.
Amiloidoz teşhisi nasıl konur? Amiloidoz teşhisi koymak zordur çünkü bu şikayetler çok uzun zaman içinde gelişir. Son dönemde ise amiloidoz teşhis edilse de tedavi şansı çok azalır. Bu nedenle erken teşhis önemlidir. Hastanın şikayetleri teşhis koymaya yardımcı olur. Amiloidoz düşünülen hastada aşağıdaki testler yapılır: Böbrek fonksiyon testleri: erken dönemde amiloidoz teşhisi için en önemli testtir. İdrarda fazla protein çıkması amiloidoz düşündürür. Protein elektroforezi: fazla protein ve bunun kaynağının tespit edilmesinde çok önemli bir testtir. Biyopsi: doku biyopsisi teşhise yardımcı olur, EKG: kalp elektrosu kalp yetmezliği ve ritm bozukluğunu gösterir, sebebini göstermez, Ekokardiyografi: kalp detayını görüntülü olarak gösterir. Amiloidoz düşündürecek bulguların tespitinde önemlidir. Amiloidoz tedavisi: Amiloidoz un kesin tedavisi yoktur. Amaç altta yatan hastalığın tespiti ve tedavisidir. Altta yatan hastalığın tedavisi ile amiloidoz ilerlemesi durdurulur. Kemoterapi: kemoterapi ile amiloidin üretimi ve birikimi kontrol altına alınmaya çalışılır: Sekonder amiloidozda agresif tedaviler ile altta yatan İnflamatuar hastalıklar durdurulmaya çalışılır. Kök hücre tedavisi: hasta olan hücrelerin yerine kök hücre yerleştirmek Primer ve herediter amiloidoz tedavisinde kullanılmaktadır. Organ transplantasyonu: amiloidoz nedeni ile fonksiyonu bozulan organ yerine sağlan organ naklidir. Özellikle böbrek amiloidozu sonucu gelişen böbrek yetmezliğinin tedavisinde böbrek nakli tek çözümdür.
Splenektomi: dalağın alınmasıdır. Amiloid madde üretimini azaltmak amacıyla dalağın alınmasıdır. Primer ve sekonder amiloidoz tedavisinde yapılabilir. Tüm amiloid formları için kullanılan ortak ilaçlar ise : Diüretikler: fazla suyu atmak amacıyla kullanılır, Steroid ilaçlar: amiloid üretimini azaltmak için kullanılır, Diyet değişiklikleri: organ tutulumuna göre diyet ayarlaması yapılmalıdır, Ağrı kesici ilaçlar gerektiği zaman kullanılmalıdır. AMİLOİDOZ HİÇBİR SEBEBE BAĞLI OLMADAN YADA BİRÇOK HASTALIĞIN SONUCU OLARAK ORTAYA ÇIKABİLİR. BİRÇOK ORGANIN FONKSİYONUNU VE ÇALIŞMASINI BOZARAK ÖLÜME YOL AÇAR. ERKEN TEŞHİS AMİLOİDOZU DURDURMANIN EN ETKİLİ YOLUDUR. Referanslar: 1. Amyloidosis Support Groups http://www.amyloidosissupport.com/ 2. Amyloidosis Support Network http://www.amyloidosis.org/ 3. Canadian Organization for Rare Disorders http://www.raredisorders.ca/ 4. The Kidney Foundation of Canada http://www.kidney.ab.ca/ 5. Amyloidosis. Amyloidosis Support Network. Available at: http://www.amyloidosis.org/. 6. Dambro MR. Griffith s 5-Minute Clinical Consult. Philadelphia, PA: Lippincott Williams & Wilkins; 2001. 7. DynaMed Editorial Team. Amyloidosis. EBSCO DynaMed website. Available at: http://www.ebscohost.com/dynamed/what.php. Updated October 11, 2010. 8. Mayo Clinic. Amyloidosis. Mayo Clinic website. Available at: http://www.mayoclinic.com/health/amyloidosis/ds00431. Updated July 8, 2010. 9. Merlini G, Bellotti V. Molecular mechanisms of amyloidosis.
N Engl J Med. 2003; 349:583. 10. Special subjects amyloidosis. Merck Manual website. Available at: http://www.mercksource.com/pp/us/cns/cns_merckmanual_frameset. jsp. 11. Westermark P, Benson MD, Buxbaum JN, et al. Amyloid: toward terminology clarification. Report from the Nomenclature Committee of the International Society of Amyloidosis. Amyloid 2005; 12:1 ANEMİ (KANSIZLIK) Anemi çocuklarda büyüme gelişme geriliğinin en önemli sebeplerinden biridir. Öğrenme kabiliyetini düşüren zeka gelişimini yavaşlatan ve okul başarısını düşüren kansızlık basit kan testleriyle kolayca tespit edilebilen bir hastalıktır. ANEMİ (KANSIZLIK) NEDİR? Kansızlık özellikle büyüme, gelişme, zeka ve başarıyı olumsuz etkileyen bir sağlık sorunudur. Anemi kan hücrelerinin eksikliği sonucu oluşan kansızlık tablosudur. Kansızlık özellikle büyüme gelişme geriliği, öğrenme, zeka ve okul başarısında düşmeye neden olduğundan giderek büyüyen bir toplumsal sorun haline gelmektedir. Kansızlıktan en çok hamileler, bebekler, okul çağı çocukları ve gençler etkilenmektedir. Kansızlık birçok sebebe bağlı olabilir. Ülkemizde en sık görülen kansızlık sebebi demir ve vitamin eksikliğidir. demir ve vitamin eksikliğinin ise en büyük sebebi dengesiz ve düzensiz beslenmedir. Kansızlık basit testlerle çok kolay ve hızlı tespit edilebilir. Doğumdan itibaren düzenli kan sayımı yapılması kansızlık ve kötü
sonuçları önlemenin en temel yoludur. ANEMİ ŞİKAYETLERİ NELERDİR? Kansızlığın şiddetine ve süresine bağlı olarak çarpıntı, solukluk, çabuk yorulma, halsizlik, konsantrasyon azalması, baş ağrısı, nefes darlığı, uykuya meyil, baş dönmesi, çocuklarda huzursuzluk,iştahsızlık, okul başarısında düşme en sık görülen şikayetlerdir. Hamilelerde ve çocuklarda kansızlık büyüme ve gelişmeyi bozar. ANEMİ NASIL TESPİT EDİLİR? Anemi nedenleri basit kan testleriyle kolayca tespit edilebilir. Anemi tespit edilen hastalarda serum demiri, demir bağlama kapasitesi ve ferritin miktarına mutlaka bakılmalıdır. Şikayet olsun olmasın doğumdan itibaren yılda bir kan sayımı yapılması kansızlığı tespit etme ve önlemenin ilk adımıdır. Ayrıca halsizlik, yorgunluk, solukluk, çabuk yorulma, okul başarısında düşme, çarpıntı şikayetleri varsa mutlaka bir kan sayımı yapılmalıdır HEPATİT C BULGULARI Hepatit C virüsü karaciğerde yerleşir ve karaciğerde iltihap yapar. Hastaların büyük çoğunluğunda hiçbir şikayet olmaz ancak % 20 hastada şikayetler ortaya çıkar. Hepatit C hastalığı büyük oranda kronikleşir ve karaciğere tamamen yerleşir. İleride karaciğer yetmezliği, siroz ve karaciğer kanserine yol açar. Hastalarda en sık görülen şikayetler şunlardır:
Halsizlik, yorgunluk, Çabuk yorulma, Sarılık, ciltte ve göz aklarında sararma, İştah kaybı, İdrarda koyulaşma, Dışkı renginde açılma, Karın ağrısı, Kas eklem ağrıları, Kaşıntı, Ürtiker şeklinde döküntü, Sigaradan tiksinti, Bulantı, kusma, En sık görülen şikayetlerdir. Hastalık kronikleşirse ilave olarak güçsüzlük, kas gücünde düşme, aşırı yorgunluk, iştahsızlık görülür. Kronikleşir ise ilk önce karaciğer yetmezliği ortaya çıkar, hastalık siroz ve karaciğer kanseri ile sonuçlanabilir.