BÜTÜN ŞİİRLERİ Kemal Sayar TİMAŞ YAYINLARI 2744 Kemal Sayar Kitaplığı 11 YAYIN YÖNETMENİ Emine Eroğlu EDİTÖR Dilara Gerger KAPAK TASARIMI Ravza Kızıltuğ 1. BASKI Nisan 2012, İstanbul ISBN 978-605-08-0161-3 TİMAŞ YAYINLARI Cağaloğlu, Alemdar Mahallesi, Alayköşkü Caddesi, No:5, Fatih/İstanbul Telefon: (0212) 511 24 24 Faks: (0212) 512 40 00 P.K. 50 Sirkeci / İstanbul timas.com.tr timas@timas.com.tr Kültür Bakanlığı Yayıncılık Sertifika No: 12364 BASKI VE CİLT Sistem Matbaacılık Yılanlı Ayazma Sok. No: 8 Davutpaşa-Topkapı/İstanbul Telefon: (0212) 482 11 01 Matbaa Sertifika No: 16086 YAYIN HAKLARI Eserin her hakkı anlaşmalı olarak Timaş Basım Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ne aittir. İzinsiz yayınlanamaz. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
Bütün Şiirleri Ricat İki Güneş Arasında Hızır ve Roza Kemal Sayar
KEMAL SAYAR 1966 yılında Ordu da dünyaya gelen Kemal Sayar, ilk ve orta öğrenimini Zonguldak Hisarönü 27 Mayıs İlkokulu nda ve Eskişehir Anadolu Lisesi nde tamamladıktan sonra, 1989 yılında Hacettepe Üniversitesi (İngilizce) Tıp Fakültesi nden mezun oldu. 1989-1995 yılları arasında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı nda uzmanlık eğitimine devam etti. Ardından Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi ve Çorlu Asker Hastanesi nde psikiyatri uzmanı unvanıyla görev yaptı. 2000 yılında psikiyatri doçenti oldu. 2000-2004 yılları arasında KTÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı nda öğretim üyesi olarak bulundu. Çeşitli ulusal ve uluslararası dergilerde danışmanlık ve hakemlik yaptı. Psikiyatri konulu çok sayıda kongre ve sempozyumda düzenleyici ve konuşmacı olarak yer aldı. 2002 yılında, Kanada Mc Gill Üniversitesi Transkültürel Psikiyatri Bölümü nde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı. Bakırköy ve Erenköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanelerinde klinik şefliği görevlerini yürüttü. 2008 yılında psikiyatri profesörü oldu. Halen Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi nde öğretim üyesidir. Yayınlanmış Kitaplarından Bazıları: Her Şeyin Bir Anlamı Var Yavaşla Merhamet Ruh Hali Sufi Psikolojisi Kendine İyi Bak Olmak Cesareti Kalbin Direnişi Hüzün Hastalığı Özgürlüğün Baş Dönmesi Otoyol Uykusu Koruyucu Psikoloji Terapi
RİCAT 2003
Ahmed Kerem için
Zeyl
ZEYL Ahmed Kerem için Ervâh âleminden bir kuş Gagasında inci taneleri Şehre yeni inmiş bir melek Dilinde uzamış bir aşkın son sözleri Hu! diyor melek, bir efendi yeryüzünde görünmüş Gökten düşüyor bir inci tanesi Görünmüş de kokulara bürünmüş Hayy! deyince kulağına annesi 11
Biz koşarken uçarken düşerken Gülümseyen gözlerle izliyor bizi hayat Ve en umulmadık zamanda Yanağımıza bir bûse konduruyor Kendini ele veren bir karanfil Cennetin kırlarında bir mola Usulca bırakılıyor avuçlarımıza Ve bir zeyl, hayret kitabına. 12
Ve melekler korosu söylüyor: Dünya nasıl olsa bir gurbet Bağlanma sen ona küçük efendi İçinde yurdundan ayrılanların sızısı olsun. Ve babası söylüyor: Gir ey zarif usulca o güzel güne Her yüzde, her günde bir hayret sigası saklı Gir hayretin bağına, şan olsun âlemde Hayat sürekli bir mucizedir oğlum Şaşırmayı öğren her yeni günde. 13
BEBEĞİN DUASI Allah ım gönder şifa meleklerini Düşsün alnımın ateşi Beni yoktan var ettin Lutf eyle var kalayım Ya Şâfî Suya giden ceylanlar gibi Yuvarlansın da ömrüm Su sesinin önünde Kalbini bir gül için Yakmak nedir bileyim Ya Rabbi 14
Babanın iç geçirişi Ah, gözümün nuru gittin ve geldin Sen gittin denizler çekildi Geldin ve ırmakların suyu çoğaldı Dedim ki bir baba bu kadar seviyorsa oğlunu Kimbilir Allah Ne kadar çok seviyordur kulunu. 15
BİR DAĞ YOLCULUĞU Suskunluğu ayartmak için çıkıyoruz dağa Küçülmek için kendimize Çıplak gözle görmek için ölülerimizi Neyi bıraktığımızı hatırlamak için Dağ bir karşılık veriyor içimizdeki suskunluğa Yalnız dağla onarılan bir bozgun Bir kavimler göçü, modern bir malihulya Dağ okşuyor bizi saçlarımızdan Doğuruyor bizi her yolculukta 16
Ruhun keskin dönemeçlerinden Eşsiz yamaçlarından çocukluğun Sevinçle uçurur gibi uçurtmalarımızı Gövdemizde hikmetin, şiirin kanatları Süzülüyoruz aşağıdaki boşluğa Seyrangâhta durup da baktığımız O derin vadi değil, dünyadaki maceramız Ardımızda bıraktığımız Yazlar ve yenilgiler değil Tene yerleşen o rahat sıcaklık Biz bu yolculukta dağı hiç görmedik Dağ bize dağıldı, bir dağ olduk hepimiz Biteviye kendimizi seyrettik 17
Bir dağ yürüyüşü ki durmadan kendimize yürüdük Yol hiç bitmedi, susmadı sular Biz o dağda hep kendimizi yürüdük Kalktı perdeler, göründü cihan Durduk Eğildik Döndük. 18
MUHYİDDİN Sana doğru adım attım ey Rab Evet dedim Al beni okyanusuna dedim Senin adınla yıkanmayı diledim İndikçe derinlere Çıktıkça bulutların üzerine Çok yaklaştığım için Beni yakma ey Rab dedim Hasretimi yalnız rahmetinle dindir Beni yalnız rahmetinle sev dedim Öyle yükseldim ki hayır dedim Sen senliğini biliyorsun Bırak ben de benliğimi bileyim Düştüm de yeryüzüne Hem evet hem hayır dedim. 19
ŞEMS İ ARARKEN Ve sonra şehre dağıldık Bir yangını izleyerek Ve durarak akasyalarda, şehre dağıldık Bir döşek mi arıyorduk gecenin sokaklarında Hâlden bilecek bir keşiş Ebedî bir çocukluk mu tavan aralarında? Madem öksüzüz şimdi Madem efendimiz güneşini bizden çekti Bir ah yankılanır Konya nın çarşılarında Ah! Gölgesiyle serinleten güneşimiz Ah! Hasretinden ağlarken Birbirimizden gizlendiğimiz efendimiz Ah! O kopuştan, o kıyametten beri Ne çiçekleri koklayabildik ne kalbleri Ne mevcudatı işittik ne de hâlleri Şimdi Şems i arıyoruz Konya nın çarşılarında Sayın ki kendimizi arıyoruz Maddeden mânaya bir yol Kabuktan öze bir dehliz arıyoruz Kalbleri okuyan bir giz arıyoruz Aşk bahsine bir şehrengiz arıyoruz. 20
KÖTÜLÜĞÜN OKLARI Bu şehre geldim diye ben Kötülük surların önünde bekliyordu Canın acıyabilir deseydi biri Zırhlar ve kalkanlarla gelirdim İğde koklamaya değil Siper kazmaya Bilseydim kötülüğün okları vardır Serâpa sokulmazdım bu şehre Kollardım sinemi köylülerin Kaba ve ısırgan dilinden Belki ıslık çalarak değil Cenk türküleriyle girmeliydi şehre Pervasız bir adam geldi diyelerdi Nâzenin bir şair yerine 21
Yolumu nobran bir nâra ile Çizmeliydim belki de Bir topuz yakışmalıydı elime Terlemiş bir kalem yerine Bu şehre itimadım kalırdı Ruhumun kuytusundan bir ses Söyleseydi evin yolunu Sızmasaydı yaramdan kan Ve özlemeseydim oğlumu. 22
SESSİZ Sessiz oturabilir miyiz seninle Aramızda yaprakların hışırtısından Ve ceylanların hayata çıkışından Başka bir ses olmadan Beni sessiz de sevebilir misin Yağmur almış toprağı Ve üşüyen kâinatı dinlerken Araya dünya sözleri karışmadan Biliyor musun çekirgelerin Unutulmuş ülkelerin Kahrından kuruyan nehirlerin Diliyle konuşabilirim seninle Duyabilirim seni hiç konuşmadan 23
Kalbinin atışlarını duyabilirim İçinde bir yaz gezmesine çıkan çocuğu Ve dudağın en uzak sokağında Biriken dilini hayatın Sökebilirim, öğrenebilirim Sözcükler, bağırtılar, klaksonlar Ona katışmadan Ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle Tırmanırım kalbinin tepesine ve işte Zakkumların diliyle konuşabilirim seninle Rüzgârın ve acının bildiği dilde Acelesiz, hiç yarışmadan Sessiz oturabilir miyiz seninle? 24
MARKET KADINI /Kendime ait biri miyim, yoksa bu hesap pusulaları, kaçamak bakışları kasiyer kızların, eve dönerken edindiğim donmuş gıdalar, uzattığım şu plastik kredi kartı ile ben buraya mı aitim? Ben bir süpermarket insanı mıyım? Belki yalnız burada yaşıyorum. Mağaramdan dünyaya yalnız bu yoldan inebiliyorum. Gözlerimin önce ışığa alışması gerek. Riyakârlığa, tepemizde dolaşıp da yağmayan bulutlara./ 25