'Anadolu'nun ressamı' öldü Mimar Sinan Üniversitesi (MSÜ) emekli öğretim üyesi, ressam Prof. Dr. Neşet Günal, 26 Kasım sabahı, evinde geçirdiği beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdi. Anadolu insanının ressamı olarak bilinen 79 yaşındaki Günal, ressamlığının yanı sıra asistanlıktan dekanlığa uzanan bir süreçte 'resim eğitimine' de büyük katkılarda bulunmuştu. 1923 yılında Nevşehir'de doğan Neşet Günal, ilkokulu Şereflikoçhisar'da, ortaokulu Nevşehir'de okudu. Nevşehir Belediyesi'nin verdiği bursla İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi ve Fransız ressam Léopold Lévy'nin öğrencisi oldu. 1946 yılında Akademi'yi bitirdi ve Avrupa sınavını kazandı. 1946-48 yılları arasında İstanbul Ses Tiyatrosu ve Ankara Devlet Tiyatroları'nda dekor işleri yaptı. 1948-54 yılları arasında devlet burslusu olarak Paris'te 'Ecole Nationale Supérieur des Beaux Arts'da 'Fresk ve Duvar Resmi' uzmanlık öğrenimi gördü. Resim çalışmalarını Fernand Léger atölyesinde sürdürdü. Fransa'da, İtalya'da, İspanya'da inceleme gezileri yaptı. Bir dönem, hastalığı nedeniyle çeşitli hastanelerde tedavi gören ünlü ressam, 1954'te yurda döndü ve İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde asistan olarak göreve başladı. 1957-58 yıllarında Ankara Hacettepe Hastanesi'ne 30 metrekare, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'ne 22 metrekare fresk tekniğiyle iki ayrı duvar resmi uyguladı. 1963'te Fransız Hükümeti'nin bursu ile Paris'te vitray ve 'Goblen' resimsel halı tekniklerinde çalışmalar yaptı. 1964 yılında Güzel Sanatlar Akademisi'ne atölye hocası olarak atanan Günal, 1969 yılında Doçent, 1970 yılında da Profesör oldu. 1975-80 yılları arasında Akademi Resim Bölümü Başkanı, 1980-82 yılları arasında da Dekan olarak görev yaptıktan sonra, 1983 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Atölyesinde Mehmet Güleryüz, Ahmet Umur Deniz, Sami Şekeroğlu, Neş'e Erdok, Nedret
Sekban ve Aydın Ayan gibi birçok usta ressam ve sanatçıyı eğiten Günal, yurt içi ve yurt dışında pek çok kişisel sergi açtı, karma ve grup sergilerine katıldı. Günal, Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü sahibiydi. Sanatçının naaşı, 27 Kasım Çarşamba günü, Fındıklı Camii'nde kılınan öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda defnedildi. 'Anadolu hüznünün ressamı Neşet Günal' Anadolu insanının hüznünü, çaresizliğini, ezilmişliğini, tükenmişliğini ama aynı zamanda direncini, resme getiren Neşet Günal öldü. Korkuluk resimlerine bakarken birden bir ürperti aldı beni. Cansız korkuluk altındaki canlı insanlar sanki birbiriyle özdeşleşmişti. Yaşamla ölüm arasındaki canlıların ürkek bakışları. Sanki yaşamalarını idame ettirecek bu tarlanın hasadının tek umut simgesi korkuluktu. Altındaki figürler bende bir Samuel Beckett oyununun sahneden fırlayıp tuvale gelmiş tipleriydi. Neşet Günal ne diyor resim için: ''Değişken olana karşı oldum; dural kalmanın imkânsız olduğunu bildiğim için. Gereksemesiz her atılım olumsuz bir değişkenliği sonuçluyor. Değişkenlik yenilenmek değildir; oluşum önemli, bugün, mutlak bir yaratı özgürlüğünün rahatlığında kendini gerçekten özgür sanan ressamın açmazı ile karşı karşıyayız. Resim benim için bir oyun değil, azaplı bir süreçtir...'' Çocuklar 137x127 Son cümlesini unutmayın, belleğinize kazıyın, toprak insanlarını, çocukları, bütün Anadolu insan haritasını nasıl resmettiğini bu sözden sonra daha iyi anlar, onun dünyasına girebilirsiniz... Yeniden resimlerine bakacağım, yeniden ürpereceğim, hüzünleneceğim, hayran olacağım. İyi bir ressamımı daha hayatımın renk kataloğuna kaydedeceğim SANATI: Neşet Günal'ın anıtsal ölçülere varan figürlerinde güçlü bir desen yeteneği belirgindir. Sanatçının henüz çocuk yaşlarda doğayı resmetmek ya da portre çalışmak uğruna
yaptığı taslakları kuşkusuz güçlü desen anlayışının ilk temelleridir. Bununla birlikte Paris'te Fernand Leger'nin sanatı,neşet Günal'ın yapıtlarında daha çok ilk dönem çalışmalarında kendini hissettirecektir. Özellikle resimde gölgeyi verebilmek için rengi kullanan Leger, el ve ayakları olduğundan iri gösterişiyle de Neşet Günal'ın sanatında varolmuştur. Ancak,insan vücudunu resmetmeyi anahtar ya da bisiklet resmetmekten farklı görmeyen Leger'nin sanatı içerik olarak Günal'ın sanatında kabul görmez. Neşet Günal da bu konudaki yorumlara şöyle açıklık getirmektedir: "Leger estetiği daha çok transformasyona dayanır. Benim gerçekleştirdiğim figürlerde ise deformasyon ön plandaydı."(2) Neşet Günal doğduğu,büyüdüğü topraklara yönelerek buradaki yaşam biçimini yapıtlarında gözler önüne serer. Yöreyi verirken insanların yaşam biçimini ve bu yaşam biçimindeki güçlükleri bizlerin de duyabilmesi amacını taşır. Bu güçlükler, zaman zaman kuru bir dal, verimsiz,çatlamış bir toprakta, yerde oturmuş bir çocuğun bakışlarında güç kazanır. Yine bu anıtsal figürler,sahip oldukları güçlü ellerle yaşamla olan mücadelelerini sürdürmektedirler. "Figür"21,5x18 Cm.; Desen-Karakalem Neşet Günal'ın yapıtlarında görülen kusursuzluk onun desenlerinde her bir noktayı en ince ayrıntısına kadar düşünüp planladığını ortaya koyar.sanatçının resminde olduğu gibi deseninde tema dikkati çeker. Sanatçı, yapıtlarında deseni yapıcı ve kurucu öğe olarak kullanırken rengi yardımcı öğe olarak benimsediğini belirtiyor. Mehmet Ergüven Neşet Günal'ın desenleriyle ilgili şunları söylemektedir: "Desen, anayurttur Günal için- ayaklarını toprağa bastığı tek yer, terra firma. Bu nedenle desenin de söz konusu olan tutumluluk ilkesinden payına düşeni alması kaçınılmazdır. Günal, bir taş ustası gibi hesaplaşır çizgiyle; ayıklama, usulca yontmaya dönüşmüştür sanki. Cumhuriyetle yaşıt olan Neşet Günal, 1939 yılında İstanbul'a geldi ve Akademi'de Léopold- Lévy'nin öğrencisi oldu. 1946 yılında Akademi'yi bitirdi ve Avrupa sınavını kazandı. 1948 yılında gittiği Paris'te Ecole Nationale Superieure des Beaux Arts'da fresk ve duvar resmi uzmanlık öğrenimi gördü. Resim çalışmalarını Fernand Léger atölyesinde sürdürdü. 1954 yılında Akademi'de asistan olarak görev aldı. Ankara Hacettepe Hastanesi'nde 30, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde 22 metrekarelik fresk tekniği ile duvar resmi uyguladı. 1963'de Fransız Hükümetinin bursu ile ikinci kez Paris'e gitti, vitray ve Gobelin resimsel halı teknikleriyle çalışmalar yaptı. 1969'da Akademi'de doçent,1970'de profesör oldu. 1975-80
yılları arasında Resim Bölümü Başkanlığı,1980-82 yılları arasında dekanlık yaptı. 1983'de emekliye ayrıldı. 2 kardeş 117x41 Başakçılar 120x172
Çocuklar80x100 Figürü ifadeye indirgedi Günal'ın resminde görülen son aşamayı Türk sanatının 1970'lerde içine girdiği toplumculuk anlayışı, köycülük duygusu meydana getirir gibidir. Fakat, Günal, bu konuda belki de en titiz davranmış sanatçılar arasındadır. Resminin basit bir dile dönüşmesi, giderek şematikleşmesine karşı koyduğu mesafe onun bedelini biraz da yaşama biçimiyle ödediği bir olguydu. Bu korkuyla olacak Günal, resminde giderek daha trajik bir anlatım geliştirdi. Figürü giderek bir ifadeye indirgedi, öylelikle de daha insancıl durumların iç acıtan ağıtlarını yazdı. Türk resminin 1970 kuşağı üyeleri, başta Neşe Erdok olmak üzere, ondan etkilendiler. O kuşağın dışavurumcu yanını da, figürcü yanını da Günal beslemişti. Bu, Günal üstünden
evrilen belli bir 'soy bilimin' uzun süre açık veya kapalı biçimde kendisini göstereceği, sürdüreceği anlamına gelir. Kaynaklar : 1. TANALTAY,Erdoğan "Sanat Ustalarıyla Bir Gün", Sanat Çevresi Kültür ve Sanat Yay. 1989 s.141 2. TANALTAY,Erdoğan a.g.e., s.144 3. ERGÜVEN,Mehmet "Beş Gerçekçiden Biri", Gösteri Sanat Dergisi Ocak 1981,s.2 4. TANALTAY,Erdoğan "Sanat Ustalarıyla Bir Gün", Sanat Çevresi Kültür ve Sanat Yay. 1989 5. ÖZSEZGİN,Kaya "Türk Plastik Sanatçıları Ansiklopedik Sözlük" Yapı Kredi Yayınları 1994 6. www.istanbul.edu.tr/ iletişim 7. www.karesanat.com.tr 8. www.sanalmuze.org 9. www.lebriz.com 10. www.radikal.com.tr 11. www.turkıspaintings.com 12. Doğan Hızlan, Hürriyet, 27 Kasım 2002