TÜRKİYE DE ARAŞTIRMA-GELİŞTİRME
Cumhuriyet Öncesi Dönem Ar-Ge
Medreseler Medreseler Türk-İslam uygarlığında günümüz üniversitelerin karşılığı olan kuruluşlardır. Medreseler öğrencileri hem yükseköğrenime hazırlayan hem de yükseköğrenim yaptıran kuruluşlardır. Bu kuruluşlarda çeşitli düzeylerde araştırma faaliyetlerinin yürütüldüğü ifade edilmektedir. Medreseler 11. yüzyılda Selçuklu sultanı Alparslan ın veziri Nizam-ül Mülk döneminde yaygınlaşmaya başlamış ve gelişimlerinin doruk noktasına 15.y.yılda Fatih Sultan Mehmed in İstanbul da kurduğu Sahn-ı Seman medreseleri ile ulaşmışlardır.
Medreseler: Yenilenememe 16. yüzyıldan sonra medreselerin dinsel dogmatizmin etkisinde kalarak dinamizmlerini yitirdikleri anlaşılmaktadır. Bu bağlamda dile getirilen en klasik örnek, matbaanın Osmanlıya 275 yıl geç girmesidir. Ayrıca, Molla Lütfi, geometrinin iyi bilinmemesinden ötürü kadıların yanlış hüküm verdiklerini söylediği için istismar edilmiş, dinsizlikle suçlanmış ve 1494 yılında idam edilmiştir. 1575 yılında inşa edilen İstanbul Rasathanesi, İstanbul da görülen kuyruklu yıldız ile İstanbul daki veba salgını arasında bir ilişki olduğu sayıltısı sonucunda 1580 yılında yıkılmıştır. Çiçek aşısının dine aykırı olmadığına ilişkin fetva 1845 yılında verilebilmiştir. Diş dolgusu yaptırmanın dine aykırı olmadığına dair fetva Osmanlı döneminde alınamamış, bu yasağın kaldırılması Cumhuriyet dönemine kalmıştır.
Medreselerde Reform: Darülfünun Askeri yenilgiler medreseye dayalı eğitim sisteminde reform yapılmasını zorunlu kılmış ve bu konuda ilk girişimler 18. yy. sonlarında kurulan askeri okullar olmuştur. Osmanlılar döneminde modern anlamda bir üniversite olmamakla birlikte, üniversiteleşme potasiyeline sahip ilk yükseköğretim kurumu 1863 yılında kurulan Darülfünundur. Darülfünun Cumhuriyet e değin çeşitli nedenlerle bir çok kez kapatılıp farklı adlarla yeniden açılmış, son kez İstanbul Darülfünunu adıyla Cumhuriyet dönemine taşınmıştır.
Cumhuriyet Dönemi Ar-Ge
İlk Modern Üniversite İlk Üniversitenin Kurulması Prof. Albert Malche ın Milli Eğitim Bakanlığı na sunduğu rapor doğrultusunda hazırlanan ve kabul edilen bir yasa ile 31 Temmuz 1933 tarihinde Darülfünun kapatılır ve yerine aynı gün 2252 sayılı yasa ile İstanbul Üniversitesi kurulur. Amaç, Türkiye de Batı Avrupa üniversiteleri ayarında gerçeği araştıran ve değerlendiren bir eğitim-öğretim ve bilim kurumu oluşturmaktır.. Üniversite Sistemi Dışındaki İlk Ar-Ge Kuruluşları: Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü (27 Mayıs 1928) Maden Tetkik ve Arama Enstütüsü (22 Haziran 1935) Elektrik İşleri Etüd İdaresi (14 Haziran 1935) Tarımsal Araştırma Enstitüleri (1920 li yıllardan başlayarak)
Türkiye de Ar-ge Yapılanması Ülkemizde araştırma ve geliştirme çalışmaları konusunda ulusal düzeyde sistemli çalışmalar 1960 lı yıllarda başlamıştır. İzleyen süreçte gerçekleştirilen gelişmeleri 3 dönem içinde ele alınabilir: o 1961-1982 Dönemi o 1983 2003 Dönemi o 2003 2023 Dönemi 1961-1982 Dönemi: Bu dönemde 1961 Anayasası çerçevesinde ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeleri demokratik yollarla gerçekleştirmek için Kalkınma Planlarının hazırlanması hükme bağlamıştır. Devlet Planlama Teşkilatı ile Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, ülkemizde araştırma faaliyetlerinin kurumsallaşması yolunda çok önemli iki kuruluştur.
Türkiye de Ar-ge Yapılanması 1983 2003 Dönemi: Bu dönemde hazırlanan Türk Bilim Politikası: 1983-2003 dokümanıyla, ilk kez ulusal düzeyde bir bilim ve teknoloji politikası ortaya konmuştur. Bu çalışmanın sonucunda Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) oluşturulmuştur. BTYK 1993 yılında yaptığı toplantıda, 1983 belgesini revize ederek Türk Bilim ve Teknoloji Politikası 1993-2003 belgesini yayınlamıştır. 2003 2023 Dönemi: BTYK nın 13 Aralık 2000 tarihli toplantısında Vizyon 2023 Projesi nin hazırlanması kararı alınmıştır. Bu projenin amacı; Cumhuriyetin 100. yılında,, Atatürk ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaşmaktır.
BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK GÖSTERGELER Ar-Ge İnsan gücü Ar-Ge Harcamaları Bilimsel Yayın Sayısı Patent Sayısı
Göstergeler Ne İfade Ediyor? Bir toplumun bilimsel ve teknolojik gelişmişliği çeşitli göstergelere göre belirlenmektedir. Bunlar arasında başlıcaları; Ar-Ge İnsangücü, Ar-Ge Harcamaları, Bilimsel Yayın Sayısı ile Patent Sayısıdır. Bunlardan ilk ikisi «GİRDİ», diğer ikisi de «ÇIKTI» olarak düşünülür. Ar-Ge İnsangücü: Araştırma etkinliklerinde görev yapanların toplam sayısı, bunların toplam nüfus içindeki oranı ve sektörlere göre dağılımı. Ar-Ge Harcamaları: Araştırma etkinlikleri için yaptıkları harcamalar ve bu harcamaların ulusal gelir içindeki oranı. Bilimsel Yayın Sayısı (Temel atıf İndekslerindeki Yayın Sayısı ): (SCI, SSCI ve H&AHI) kapsamındaki dergilerde yayınlanan makale sayısı ve uluslararası düzeyde konumun ne olduğu. Patent Sayısı: Ülkedeki buluşçuluğun düzeyini belirleme açısından önemlidir.
Ar-Ge İnsan Gücü
İnsan Gücü: Sektörel Dağılımı Yıllar Toplam İnsan Gücü (TZE) Sektörlere Göre İnsan Gücü Dağılımı (TZE kişi) Üniversite % Kamu Sektörü % Özel Sektör % 1990 13.951 8.240 60 3.365 24 2.166 16 1995 18.498 11.784 64 3.080 17 3.634 19 2000 27.003 16.902 63 4.069 15 6.032 22 2006 54.544 26.781 49 9.708 18 18.055 33 2007 63.377 29.533 47 9.571 15 24.273 38 2008 67.244 29.923 44 9.886 15 27.435 41 2009 74.000 32.000 44 11.000 13 31.000 43 2010 81.792 32.800 40 11.480 14 37.720 46 2012 105,122 40,801 39 12,088 11 40,563 50 2013 112.969 42.574 38 12.004 11 58.381 51
Tam Zaman Eşdeğer Ar-Ge İnsan Kaynağı
İnsan Gücü: Çalışan 10.000 Nüfus İçindeki Oranı Bu sayı 2002 yılında ABD de 61, Japonya da 92, Avrupa Birliği ortalaması ise 52 dir.
Ar-ge İnsangücü: Değerlendirme ARGE insangücü, araştırma faaliyetlerinde fiili olarak çalışan, alanında uzman personel ile nitelikli destek personelini ve bu faaliyetlerin bilimsel yanlarının planlanıp yönetilmesi, izlenip değerlendirilmesi ve desteklenmesi ile uğraşan personeli ifade eder. Ülkemizde Tam Zaman Eşdeğeri araştırmacı sayısı 2013 yılı itibariyle 112,699 dur. Bunun %38 u üniversitelerde, %11 i kamu sektöründe ve % 51 si de özel sektör kuruluşlarında çalışmaktadır. 1990 dan buyana toplam insan gücünde artış yaklaşık 7.5 kat olmuştur. Araştırmacı insan gücünün 1990-2013yılları arasında sektörlere göre dağılımının genel bir değerlendirilmesi yapıldığında; dikkati çeken en önemli husus, kamu sektöründe ve üniversitelerde araştırmacı sayısının genel toplam içindeki oranın azaldığı, buna karşın özel sektördeki araştırmacı sayısının düzenli ve sürekli olarak arttığıdır.
Ar-Ge Harcamaları
Ar-ge Harcamaları Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin düzeyi ile bu alanlarda yapılan harcamalar arasında doğal bir ilişki söz konusudur. Ülkelerin ulusal gelirlerinin ne kadarını Ar-Ge harcamaları için ayırdıkları Ar-Ge ye verdikleri önemi yansıtmaktadır. Türkiye de 2013 yılında Ar-Ge Harcaması yaklaşık 13 milyar TL olarak hesaplanmıştır. Ülkemizde Ar-Ge harcamalarının GSYİH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) içindeki payı 1998 yılı itibarıyla yüzde 0,37 iken, bu oran 2013 de % 0,95 e yükselmiştir.
Ar-Ge harcamalarına ulusal gelirden ayrılan pay, Avrupa Birliği ülkeleri için ortalama %2, Japonya için %3, ABD için de %3 lere yaklaşmaktadır. Bu durum, Türkiye de Ar-Ge harcamalarının gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldığını göstermektedir. Ancak bu oran yıllar itibariyle artış göstermektedir. Ar-Ge Harcamaları: GSYİH İçindeki Oranı
Ar-Ge Harcamaları: Sektörel Dağılımı
Ar-Ge Harcamaları: Değerlendirme 2013 yılı itibariyle Ar-Ge faaliyetleri için yapılan harcamaların %47.5 inin özel sektör, % 42,1 inin üniversiteler ve %10.4 ünün ise kamu sektörü tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu durum, Türkiye de araştırma etkinliklerinin çoğunlukla özel sektör ve üniversiteler tarafından yürütüldüğünü, kamu sektörünün bu konudaki katkısının sınırlı kaldığını göstermektedir. Buna karşın özel sektörün Ar-Ge faaliyetleri için yaptığı yatırımın genel toplam içindeki payı sürekli olarak artmaktadır.
Bilimsel Yayın Sayısı
Temel Atıf İndeksleri Ülkelerin bilimsel ve teknik alandaki çaba ve başarılarının bir başka göstergesi de, uluslararası atıf indeksleri tarafından taranan süreli yayınlarda yer alan makale sayılarıdır. ABD de Bilimsel Enformasyon Enstitüsü (Institute for Scientific Information-ISI) tarafından hazırlanan bu indeksler şunlardır. Science Citation Index Social Science Citation Index Arts and Humanities Index Üniversitelerde ve diğer araştırma kurumlarında yapılan araştırmaların sonucunda, bilimsel makale sayısında artışlar olmaktadır. Türkiye nin 2011 yılında, Bilimsel Atıf İndeksleri kapsamındaki süreli yayınlardaki makale sayısı itibariyle dünya sıralamasındaki konumu 18. sıraya yükselmiştir. Bu konum 2013 yılında da korunmaktadır.
Türkiye nin Dünyadaki Konumu
Türkiye Kaynaklı Bilimsel Yayın Sayısı
Türkiye de Milyon Kişi Başına Düşen Bilimsel Yayın Sayısı
Bilimsel Yayın Sayısı BakımındanTürkiye nin Dünya Sıralamasındaki Yeri
Bilimsel Yayın Sayısı: Değerlendirme 1990 yılında dünya sıralamasında 41. sırada iken 2011yılında 18. sıraya yükselmemiz büyük bir başarıdır. Ancak her milyon kişiye düşen bilimsel yayın sayısı bakımından 2013 yılında 45. sırada yer buluyoruz. Toplam yayın sayısı açısından Yunanistan, Macaristan, Portekiz gibi birçok ülkenin önündeyiz. Ancak 11 milyon nüfuslu Yunanistan da milyon kişiye düşen makale sayısı 680, Macaristan da ve Portekiz de 500 iken, Türkiye de ise 343 olarak gerçekleşmiştir. Toplam yayın sayısı ölçütüne göre, İsrail ile eş düzeydeyiz. Ancak ülkemizin nüfusu İsrail nüfusunun 10 katından daha fazladır. Dolayısıyla,bunun anlamı yayın açısından Türkiye İsrail den 10 kat altta bulunmaktadır.
Patent Sayısı
Patent ve Önemi Patent, bir buluşun tüm haklarını ya da belirli süre kullanma hakkının devlet tarafından buluş sahibine verildiğinin belirten belgedir. Patent verileri bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye de de Ar-Ge sisteminin çıktıları olup Ar-Ge faaliyetleri hakkında fikir verirler. Herhangi bir ülkenin teknoloji yeteneğini ve gelişmişliğini gösteren ölçütlerden bir diğeri, o ülkede alınan patent sayısıdır. Bir buluşun patent ile korunabilmesi için taşıması gereken nitelikler: Yenilik getirmesi Tekniğin bilinen durumunun aşılması Sanayiye uygulanabilir olma Türkiye de patentle ilgili hizmetlerden sorumlu kuruluş Türkiye Patent Enstitüsüdür.
Türkiye de Patent Başvurularının Yıllara Göre Dağılımı
Türkiye de Verilen Patent Tescillerinin Yıllara Göre Dağılımı
Patent: Değerlendirme TPE ne yapılan başvuru ve tescil oranlarına bakıldığında başvuru ve tescillerin büyük bir bölümünün yabancı kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır. 1981-2014 yılları arasında Türkiye de TPE tarafından toplam 70.572 patent verilmiştir. Bunun sadece %11 inin Türkiye de ikamet edenler tarafından alınmıştır. 2014 yılında ülkemizde toplam 12.198 patent başvurusu yapılmış olup, bunun %61 i yabancılar, % 39 u yerlilere aittir. Yabancı başvurularının %97 si tescil edilirken, yerli başvurularda bu oran %26 dır. Yerliler tarafından 2014 te yapılan 4732 patent başvurusu, Cumhuriyet tarihinin en yüksek sayıdaki başvuru sayısıdır. Bunun 1253 ü TPE tarafından tescil edilmiştir. ABD de her hafta 4000 7000 patent başvurusu yapılmaktadır.
Türkiye de Ar-Ge: Genel Değerlendirme Her şeyin hızla değiştiği, teknolojinin hızla ilerlediği yeni dünya düzeninde gelişmiş ülkeler arasında yer alabilmenin yolu bilgiden geçiyor. Bilgi üretebilmek ve bilgiyi değere dönüştürebilmek Ar-Ge etkinliklerini önemsemek ve yeterli yatırımı yapmayı gerektiriyor. Ar-Ge etkinliğinin temel göstergeleriyle ilgili yapılan değerlendirmelerde Türkiye nin son yıllarda gelişme göstermesine karşın gelişmiş ülkeleri geriden izlediği görülmektedir.
Türkiye de Ar-Ge: Genel Değerlendirme Türkiye de bilim ve teknoloji üretimine yol açacak araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin altyapı itibariyle yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar arasında başlıcaları şunlardır: GSYİH dan Ar-Ge ye yeterli pay ayrılmaması, Araştırmacı sayısının ve verimliliğinin yetersizliği, Eğitim sisteminin ezberciliğe dayalı olması ve bu durumun farklı düşünmeyi özendirecek, yaratıcılığı geliştirecek içerikte olmaması, Ulusal Bilgi Sisteminin oluşturulamamış olması.
TÜRKİYE DE ARAŞTIRMA-GELİŞTİRME