Küçüklerin Büyük Soruları-4 Yayın no: 186 KUR AN OKUMAYI NEDEN ÖĞRENMELİYİM? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen/kapak: Zafer Yayınları Isbn: 978 605 4965 07 6 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey Mh. Deve Kaldırımı Cd. Gelincik Sk. No:6, Bağcılar - İstanbul, Türkiye Tel: (0 212) 446 21 00 Faks: (0 212) 446 01 39 www.zafer.com zafer@zafer.com www.facebook.com/zaferyayinlari www.twitter.com/zaferyayinlari copyright 2014 1. Baskı: Haziran, 2014 Bas kı-cilt: Altınoluk Matbaacılık, 0 212 671 07 07
ELİF, BE, TE, SE, CİM... Böyle başladı ilk Kur an dersim... Binbir türlü oyunun çocukları sokaklara çağırdığı o upuzun yaz günlerinde, sayfa altlarında Latin harfli yazılışı bulunan, Elifba kitabımı koltuğumun altına sıkıştırır; sızlana sızlana, Hocaannenin evine giderdim. O her zamanki gibi, balkonun köşesine oturmuş beni beklerdi. Gel çocuğum gel! Aç bakalım dersini! Hocaanne, acayip kalın camlı gözlüklerinin altından, artık iyice yaşlanmış gözleriyle satırları süzer ve okurken yaptığım yanlışları bir bir düzeltirdi. Kızmazdı, sıkılmazdı.. 4 5
Benim her gün öfleye püfleye gittiğim Kur an dersinde, benden çok daha taze bir heyecan ile, kim bilir kaç bin kez okuduğu satırları hem okur, hem okuturdu. Fakat, ben, Hocaanneye çaktırmadan onun yaşlı parmaklarıyla gösterdiği satırları, sayfanın altındaki Latin harfli kısmından okurdum. Hocaanne ise her defasında: Afferin çocuğum! Afferin çocuğum! diyerek başımı okşar, bana türlü iltifatlar ederdi. Bu böyle bir ay devam etti. Zaman zaman, içime bir vicdan azabı saplanır; o mübarek ve yaşlı kadıncağızı düpedüz aldattığım aklıma geldikçe, kendimden utanırdım. Fakat, bu işten de vazgeçmezdim. Nihayet benim Latinceli Elifbam bitti. Kur an a geçtim. Hem de, mahallenin öteki çocuklarından haftalar önce... Hocaanne: Aferin çocuğum aferin çocuğum! Kur an a ne çabuk geçtin! diye sırtımı sıvazlayıp, başımı okşadığı gün ise, yaptığım haltın zararını çekeceğim vaktin gelip çattığını anlamıştım. Ben şimdi altında Latin harfli okunuşu olan bir Kur an ı nerede bulacaktım! Ertesi sabah, Elifba yı masanın üzerinde, yutkuna yutkuna bırakarak, Kur an ımı koltuğumun altına sıkıştırıp, Hocaanne ye diye çıktım evden. 6 7
Eyvah! Şimdi ne edecektim? Hay benim koca kafam! Kur an ın ilk suresi Fatiha idi ve çok şükür ben Fatiha yı ezbere biliyordum. Ezbere bildiğimi Hocaanne ye çaktırmadan, azıcık yalandan kem-küm ederek o günkü dersi bitirdim. Ertesi gün Bakara Suresi ne başladık. Oku çocuğum.. Elif laaaam miiiim Oh! Bu kısmı kolaydı.. Aferin çocuğum aferin! Zalikel ki... Oku çocuğum, oku heyecanlanma! Zalikel kitaaaabuuuuu.. Allah Allah! Oku yavrum, oku! Ne güzel okuyordun evvelisi gün.. Fesuphanallah! Bu yüz karası vaziyet, bir hafta kadar böyle devam etti. Sonra da okul açıldı ve ben o gün için, derin bir oh! çekerek bu işten kurtulduğuma sevindim. İşittiğime göre Hocaanne bu olanlara pek üzülmüş ve anneme: Ne oldu yavruma anlayamadım demiş. Aradan uzun yıllar geçti. Ben Hocaanne yi değil de, aslında kendimi kandırdığımı pek çok kereler, en acıtacak şekilde anladım. Sonradan, elime kolay anlatımlı bir çocuk Elifba sı alıp, kimselerin beni görmeyeceği yerlerde, geceleri gizli gizli, Kur an öğrenmeye çalıştım. Ve her takıldığım yerde, Hocaanne nin çoktan Cennet bahçelerinden bir bahçeyi seyredalmış ruhuna rahmetler okudum... Elif, be, te, se, cim... Ben Kur an okumasını, işte böyle öğrendim... 8 9
Kur an niçin Arapça? Hocaanne yi düpedüz kandırdığım günlerde, ne zaman vicdanım beni köşeye sıkıştırsa, Keşke Kur an Türkçe olsaydı! O vakit ne güzel okurdum. Neden Türkçe değil ki? derdim. Aslına bakarsanız, Kur an ın harfleri Latin alfabesiyle yazılsaydı ve dili de Türkçe olsaydı; benim o haylazlıkla yine okuyacağım falan yoktu. Bu sadece kendi vicdan azabımı hafifletmek için sığındığım bir bahane idi. Fakat, Kur an ın neden Arapça olduğunu ciddi ciddi kafaya takmıyor da değildim. Sahi ya, Kur an neden Arapça idi?.. Aslında bu sorunun cevabı hiç de zor değildi. Peygamberimiz (asm) Arap tı ve Arap bir kavmin içinden seçilmişti. Elbette Kur an Arapça olacaktı ki, hem kendisi, hem de etrafındakiler onu anlayabilsinlerdi. Arap bir Peygambere ve Arapçadan başka dil bilmeyen insanlara, Türkçe, Fransızca ya da Çince bir Kur an gönderilecek değildi elbette... Yerleri ve gökleri bunca hikmetli şeyle dolduran Allah, (Haşa!) hiç böyle hikmetsiz bir iş yapar mıydı? O zaman sorumuzu şöyle sormak durumunda kalırız: Neden Peygamberimiz (asm), Türklerin içinden seçilmedi de, Arapların içinden seçildi? Şimdi bu soruya hiç cevap vermeden iki- 10 11