Geleneksel Halk Seyirlik Oyunları

Benzer belgeler
Oynatılış Tekniği. Karagöz Oyununda Bölümler

TÜRK HALK TİYATROSU TÜRLERİ

KÖY SEYİRLİK OYUNU Kırsal bölgelerde, köylerde görülen daha çok tarih öncesine uzanan bolluk (tarım ve çobanlık), eriştirme, canlandırıcılık, atalara

GÖSTERMEYE BAĞLI METİNLER GELENEKSEL TİYATRO

DENEYLERLE BÜYÜYORUZ

ASYA DAN BATIYA Uzakdoğu Asya Kıta Çin ve Taiwan Güneydoğu Asya Tayland, Kamboçya, Laos, Malezya, Endonezya (Cava ve Bali) Güney Asya Hindistan, Sri L

Tekirdağ Seyirlik Köy Oyunları ( Gelin Verme Oyunu- Kimde Kabahat Oyunu)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

KİŞİLER SOFİ: SES: IŞIK: EFE: DENİZ:

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

(Baba sahnede dolaşarak kendi kendine düşünüp birtakım hesaplar yaparken İbiş sahneye gelir.

1) Eğer tartı eksik gelmişse, bu benim hatam değil, onun hatasıdır.

AYLA ÇINAROĞLU KİM DEMİŞ NİYE DEMİŞ

TEK TEK TEKERLEME. Havada bulut Sen bunu unut

ÖN OYUN Yer, ağustos böceklerinin yuvası. Cici ve Mimi aynanın karşısında son hazırlıklarını yapmaktadır.

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

&[1 CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR! SERIS.INDEN BAZILARI. l O - Cin Ali Kır Gezisinde. Öğ. Rasim KAYGUSUZ

GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU BİBLİYOGRAFYASI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

TİYATRO AKADEMİ BAŞVURU FORMU

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım

Köy Seyirlik Oyunlarında İnsan, Doğa ve Topluluk İlişkisi

Pirinç. Erkan. Pirinç (Garson taklidi yaparak) Sütlükahve söyleyen siz değil miydiniz? Erkan

Jake mektubu omzunun üstünden fırlatır. Finn mektubu yakalamak için abartılı bir şekilde atılır.

05/09/2015 ÖZEL ASÇAY ANAOKULU 3 YAŞ GRUBU HAFTALIK BÜLTEN

KUKLA ÇOCUK TİYATROSU

Her hakkı saklıdır. Ticarî amaç ile basılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright

PENGUENLER GRUBU MART AYI BÜLTENİ

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

55. ULUSLARARASI AKŞEHİR NASREDDİN HOCA ANMA VE MİZAH GÜNLERİ PROGRAMI

İçindekiler Kısım 1 Sınıfta Yaratıcı Drama Yaratıcı Drama: Bir Sanat, Bir Sosyalleştirme Etkinliği ve Bir Öğrenme Yolu 3 2. Hayal Başlangıçtır 22

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız

Filmin Adı: Şaban Oğlu Şaban. Oyuncular: Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Adile Naşit, Şener Şen. Filmin Yönetmeni: Ertem Eğilmez. Senaryo: Sadık Şendil

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ

Benzetme ilgisiyle ismi nitelerse sıfat öbeği, fiili nitelerse zarf öbeği kurar.

20 Derste Eski Türkçe

Her hakkı saklıdır. Ticarî amaç ile basılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright

AYLIK BÜLTEN TEMA: ANNELER GÜNÜ - TRAFİK VE İLK YARDIM - 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAM - ENGELLİLER HAFTASI - YAZ MEVSİMİ

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

AĞIR ÇANTA. Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız. 1- Fatma evden nasıl çıktı? 2- Fatma neyi taşımakta zorlanıyordu?

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

Saat: Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın

DDD. m . HiKAYE. KiTAPLAR! . CİN. ALİ'NİN. SERiSiNDEN BAZILARI. Öğ. Rasim KAYGUSUZ

İnci Hoca YEDİ MEŞALECİLER

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

01-05 MAYIS OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR OKULA GETİRECEKLERİMİZ. PAZARTESİ Emek ve Dayanışma Günü dolayısı ile okulumuz 1 gün tatil edilmiştir.

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

AVUKAT Skeç-Komedi Tiyatro Metni

ARI GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI HAFTALIK BÜLTEN

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel İlkokulu. 5 Yaş Ana Sınıfı Bülteni. Nisan sayfa. sayfa. sayfa. 15 de. 16 da. 14 de BEDEN EĞİTİMİ MÜZİK PDR

YÖRET Yaz Organizasyonu

ŞEHRİBAN : Şeyy, bilmem ki. ABUZİTTİN : Neresinden bilecekler, tabi ki çenelerinden. ŞEHRİBAN : Çenelerinden mi? Nasıl yani?

TEMALARIMIZ KULELER DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ DÜNYA EL YIKAMA GÜNÜ KURBAN BAYRAMI KIRMIZI GÜNÜ

MATEMATİK ÖYKÜLERİ BİLGİÇ İLE SAYGIÇ NEŞELİ

EĞİTİM VE ÖĞRETİM DÖNEMİ DENİZYILDIZI GRUBU MART AYI BÜLTENİ

DESTANLAR VE MASALLAR. Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE. Masal. KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU SİHİRLİ ELLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ

Sanatın Tanımını yaparmı sınız Nurdan Gül Kökten

MALTEPE SİHİRLİ GEMİLER ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ 3 YAŞ

AÇ PERDEYI BEN GELDIM. Aytül Akal

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

İÇİNDEKİLER. Sorular... 9 Ödev... 10

Ramazan coşkusunu, etkinliklerimizle 18 Haziran - 16 Temmuz tarihleri arasında, iftardan sonra Cumhuriyet Meydanı nda yaşayalım...

Seçemediğimiz Zorunlu Arkadaşlarımız: Kardeşlerimiz 2013 / 2014 SAYI: 21. Haftanın Bazı Başlıkları

2017 MAYIS / 1. HAFTA PAZARTESİ CUMA SABAH KAHVALTISI SABAH KAHVALTISI SABAH KAHVALTISI SABAH KAHVALTISI SABAH KAHVALTISI

CİN ALİ İLE BERBER FİL

Sular Vadisi ve Bahçeşehir HayatPark Ramazan Standları Sokak İftarları Cami Programları Özel Etkinlikler

BİZE KATILIR MISINIZ? ŞARKILAR

YAZI TÜRLERİ ŞENDA SOLMAZ KONUSUNU YAŞAMDAN ALAN YAZI TÜRLERİ OLAY YAZILARI

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

MART AYI AYLIK BÜLTEN

BELGESELİ ANADOLU DA ZAMAN. 1. Bölüm: Hıdırellez Zamanı. 2. Bölüm: Kars'ta Kış Zamanı

4-6 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ GELİŞİM ALANLARI 1- PSİKOMOTOR GELİŞİM 2- SOSYAL-DUYGUSAL GELİŞİM 3-ZİHİNSEL ALAN VE DİL GELİŞİMİ

YUNUS GRUBU MART AYI BÜLTENİ

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU MELİKE DAĞ

METİN AND. Başlangıcından 1983 e Türk Tiyatro Tarihi

dündündür 70. SANAT YILINDA B E D I A MUVAHHIT Büyükada'da unutulmaz çocukluk günleri Türk kadınının çalışma yaşamında yer alışının ilk adımları

ÖZEL NİLÜFER ANAOKULU BUKET SARICA

Prof.Dr. Jeffrey H. Lang ın İlk Namazı

ŞAHISLAR: Anne:Zişan, Baba:Orhan, Abla:Fehiman, Abla:Güzin, Abi:Osman, Küçük Kardeş:Fikret

Transkript:

Geleneksel Halk Seyirlik Oyunları Yazar Yard.Doç.Dr. Ali ÖZTÜRK ÜNİTE 12 Amaçlar Bu üniteyi çalıştıktan sonra; Geleneksel Türk tiyatrosu hakkında bilgi sahibi olacak, Kukla, Meddah, Ortaoyunu, Karagöz kavramlarını öğrenecek, Kukla, Meddah, Ortaoyunu, Karagöz oyunlarının özelliklerini bileceksiniz. İçindekiler Giriş Köy Seyirlik Oyunları Kukla Meddah Ortaoyunu Karagöz Özet Değerlendirme Soruları Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar

Çalışma Önerileri Bulunduğunuz yörede geleneksel Türk tiyatrosuna örnek olabilecek gösterilerin yapılıp yapılmadığını araştırınız. Bulunduğunuz yörede bu tür gösteriler yapılıyorsa bunları sesli ve yazılı olarak kaydedip yayımlamaya çalışınız. Kaynakçadan da yararlanarak geleneksel Türk tiyatrosu üzerine ayrıntılı bilgiler edinmeye çalışınız. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI 195 1. Giriş İnsanlıkla yaşıt olan oyun bugün bile bütün toplumlarda görülebilir. Halkın eğlenme, öğrenme vb. gereksinimleri yine kendi içinden çıkardığı oyunlarla giderilmeye çalışılmıştır. Gelenekselleşmiş olan halk seyirlik oyunları yüzyıllarla tanımlanabilecek bir zaman dilimini içermektedir. Kuşaktan kuşağa aktarım sonucu bazı değişimlere, kayıplara uğrasa da halka özgü olan yanını hep korumuştur. Gerek kullanılan dil, gerek eleştiri anlayışı, gerekse eğlendirirken eğitmesi halk kültürünü yansıtır. Halk seyirlikleri çağdaş sanatların da yararlandığı önemli bir kaynak olma özelliğini korumaktadır. Bütün ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de geleneksel halk seyirlik oyunları, halk yazınının önemli bir dalını oluşturmaktadır. Bu ünitede de Türk halk yazınının bir bölümü olan geleneksel halk seyirlik oyunları ile ilgili kısa bilgiler verilmiştir. Geleneksel seyirlik oyunlarımız, bir sonraki kuşaklara aktarıldıkça yaşamayı sürdürecektir. 2. Köy Seyirlik Oyunları Geleneksel Türk tiyatrosu denildiğinde hem köylü tiyatrosu geleneği, hem de halk tiyatrosu geleneği anlaşılmaktadır. Ancak, hemen belirtelim ki "köylü" ve "halk" kavramları birbirinden ayrı düşünülmemelidir. Köylü aynı zamanda halktır, halk da köylü kökeninden olabilir (And, 1985). Yukarıda yapılan ayrımın nedeni köylü tiyatrosunun daha içe kapalı olmasıdır. Kırsal kesimde, dar bir çevrede yaşayan insanların kendi aralarında belli zamanlarda oynadıkları sözlü ya da sözsüz oyunlardır. Sahnesiz ve ortada oynanır. Özel bir oyun yeri yoktur. Basit giysi ve araçlarla rol kişileri canlandırılır. Törensel yanın öne çıkarıldığı bu oyunlarda, genellikle üretim, bereket, doğum, ölüm konuları işlenir. Köylü tiyatrosu geleneği işlevleri bakımından kutlama törenlerinden (kut törenlerden) kaynaklandığı için halk tiyatrosu geleneğinden ayrılır. Oyunların topluca yaratıldığı ve seyircilerin de oyunlara katıldığı görülür. Seyirlik oyunlarda kullanılan en yaygın ögeler, ak-kara ögesi ve erotik ögedir. Değişik yörelerde değişik biçimlerde ve işlevlerde oynanan seyirlik oyunları yedi öbekte toplamak olasıdır: AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

196 GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI 1. Kut tören ve söylence kaynaklı oyunlar - gerçekçi oyunlar, 2. Ölüp dirilme ve kız kaçırma oyunları, 3. Yılbaşı ve yıl sonu oyunları, 4. Tarımsal oyunlar - çoban oyunları, 5. Hayvan taklitli oyunlar, 6. Dilsiz oyunları - kukla, şaka oyunları, 7. Tek ve çift izlekli oyunlar - dizi oyunları (And,1985). Göstermeci Tiyatro: Oyunun oyun olduğunu vurgulayan gerçek yaşantı izlenimi vermeyen tiyatro türü. Seyirlik oyunlarda taklit en önemli özellik olarak yansır. Çatışma ve kişileştirme taklitle sağlanır. Sözlü veya sözsüz oyunlarda bir eylemin veya rolün taklidi söz konusudur. İlkinde eylem olarak olay dizisi, ikincisinde ise insan, hayvan, bitki ve cansız nesneler taklit edilir. Bir başka özellik ise sözlü oyunların belli bir metne bağlı olmadan doğaçtan oluşturulmasıdır. Seyirlik oyunlarda dans, müzik, şiir ve soytarılığın birbirinin içine girdiği görülür. Seyirlik oyunlar her yönüyle "göstermeci tiyatro" özelliği taşır. 3. Kukla Geleneksel Türk tiyatrosunun en az bilinen dallarından biri kukladır. Geçmişi çok eskilere dayanmakla birlikte 16. yy.'de Türkler tarafından kullanıldığı öne sürülmektedir. Başka bir deyişle Karagöz'den eski olduğu varsayımı güçlüdür. Türk kukla oynatıcılığı 18. yy.'den başlayarak Batı kuklasının etkisinde kalmış ve giderek unutulmuştur. Sözlü seyirlik oyunlarından olan kukla türlerinden en yaygın olanları ipli kukla, resim kukla, el kuklası, araba kuklası ve iskemle kuklası'dır. Araştırmalarda daha çok el kuklasına ilişkin bilgilere ulaşılmıştır. Türk kuklasındaki kişiler Karagöz veya Ortaoyunundakiler gibi belirgin özelliklere sahip değildirler. Daha çok doğaçtan konuşmaların (tuluat) yapıldığı kukla oyunlarında, olaylar genellikle birincil kişilerle (İbiş ve İhtiyar), ikincil kişiler (Genç Aşık, Sevgili Kız, Kahya vb.) arasında geçer. Kukla oyunlarında ya Karagözle Ortaoyunundan alınmış konular ya da halk efsaneleri, aşk hikayeleri vb. işlenir. Tuluat tiyatrosundan etkilenmiş olan bu seyirliklere Sahte Esirci, Cinli Yazıcı, Gül ile Fidan, Üvey Anne, İncili Çavuş vb. oyunlar örnek olarak sayılabilir. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI 197 Kukla Oyununa Bir Örnek: REFİK B. - (Ses) Evlâdım neredesin. İbiişş?.. (Girip dolaşarak) Perdeler açılıp gösterimiz başlayacak halâ görünürde yok? «Bir yere gitme!» diye de tembih ettim. Biz başlasak bile İbişsiz tadı tuzu olmaz ki... Aaaa, aman, perdeler açıkmış!... (Seyircilere) Merhaba efendim, hoş geldiniz, safalar getirdiniz! Şey, siz de İbiş'i bekliyorsunuz değil mi? Hemen gidip bir daha arayayım! (Çıkar) İbiişşş!... YAŞAR B. - (Girip seyircileri selamlar. Mahçuptur. Önce saatine bakınır. Sonra kukla sahnesine giderek içine bakınır. Seyircilere) Efendim, ben bu kukla tiyatrosunun sahibiyim de... Şey... Şimdi başlayacak!.. Allah Allah sanki sözleşmiş gibi evin beyi de, uşak İbiş de yok oldular? (İbiş görünüp yanaşır) Çok ayıp ettiler! (İbiş başını sallar) Herhalde oyunları olduğunu unuttular? (İbiş başını salladıktan sonra nişanlayıp şakşağı ile onun kafasına birden vurunca) Aaaahh, bu da nesi?.. (O tarafa) İbiş sen misin?.. (İbiş diğer yandan vurur) Ooofff!.. İBİŞ - İbiş ben miyim? (Seyircilere) Hani alkış?.. (Yaşar Beye) gördün mü İbiş benmişim!.. YAŞAR B. - Utanmadan vuracağına hesap ver? İBİŞ - İki kere iki, eder üç tane tilki... Al sana hesap!.. (Şakşakla vurur) YAŞAR B. - Yine yüzüne gözüne bulaştırdın, öyle hesap değil! Neredeydin? İBİŞ - Ben sahnenin altındaydım, sen neredeydin. (Vurur) YAŞAR B. - Seyircilerin önünde şımararak vurup durma, kuklasın demem... (Seyircileri hatırlayarak) şey, neyse, geç kaldım diye zâten nefesim kesildi.... YAŞAR B. - (Saate bakarak) Neyse, vakit geçiyor. Bey nerede, oyunu başlatalım? İBİŞ - Sen işine git, biz hem haşlarız hem başlarız! Kızdırma yoksa senden başlarız! (Vurur ve gider) YAŞAR B. - Tamam gidiyorum! Haydi Beyefendini bul da hemen başlayın! (Seyircileri selamlayarak, kuklaların alkışlanmasını işaret ederek çekilir) İBİŞ - (Sallanarak dolaşır. Sonra sahne gazelini okur) Of aman aman! Merhaba pek sevgili, kıymetli büyüklerim! Merhaba hem kıymetli, sevgili küçüklerim! Adıma İbiş derler, her işime gülerler, Her yerde dost bilirler, sevgi ne güzel derim. Boyalı, tahta başım; kapkara gözüm kaşım, Ağlasam akmaz yaşım, böyle ömür sürerim. Bakmayın hiç boyuma, gülüp geçin huyuma, Kuklalar gitsin suyuma şaka deyip döverim. Okuma yazma bilmem ama yalancı olmam, Kötü söze de gelmem, neşeyi çok severim. XIX. Yüzyıl El ve İpli Kuklaları AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

198 GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI Sıra sıra oldunuz karşıma oturdunuz, Bir güzel kuruldunuz! Görün neler eylerim! Yaaa, işte böyle! Ben bu evin uşağıyım. Oooo, gençliğimden beri... Neyse gidip Beyefendiyi arayayım (Çıkar) REFİK B. - (Girer) İbiişşş!.. (Çıkar) İBİŞ - (Girer) Bulamıyorum... Beyefendi kaybolursa ne yaparım? Birbirimizi çok severiz. Aramaktan başka çâre yok.. (Çıkar) Beyefendiii!.. ÇİÇEK - (Girer, aranır) Bugün bu evde bir tuhaflık var? Beni bulup soruyorlar da birbirlerini bulamıyorlar. (Seslenerek çıkar) Beyefendiiii, İbiişş, neredesiniz?.. REFİK B. - (Girer) Misafirler gelecek, İbiş halâ yok?.. Sağ bulursam mahallenin fakirlerine ziyâfet vereceğim (Seslenerek çıkar) İbiişş!.. İBİŞ - (Girer) Herhalde Beyefendi benimle saklambaç oynuyor? Bir de şuralara bakayım. (İki yandaki sahne perdelerine bakar) Yokk!.. Onu sağ bulursam bizim Aşçı Tosun'un kepçe kulaklarını mahallenin kedilerine atacağım. (Çıkar) REFİK B. - (Girer) Acaba sahneden aşağı falan mı düştü? (Eğilip sahnenin diplerine bakınır) Yokkk!.. İBİŞ - (Ses) Kekik Beeyyy!.. REFİK B. - Aman İbiş, neredesin?.. (Çıkar) İBİŞ - (Girer) Buradayııım Kekik Bey! (Çıkar) REFİK B. - (Ses) İbişş, salona gel evlâdım! İBİŞ - (Ses) Balonla mı geleyim? REFİK B. - (Ses) Çabuk salona gel! İBİŞ - (Ses) Çabuk salona gel de birbirimizi yine kaybetmeyelim! REFİK B. - (Hızla girer) İbiişş!.. İBİŞ - (Hızla girer) Kekik Beey!.. REFİK B. - (Çarpışırlar, ses) Aaahh, belim belim!.. İBİŞ - (Ses) Oy anaamm, yüzüm yüzüm!.. (Kalkarlar) REFİK B. - İbiş, sen misin, aç yüzünü! İBİŞ - (Yüzü kapalı) Beyefendi burnun gözüme girdi. Kendimi göremiyorum ki, ben miyim? REFİK B. - Hemen saçmalama da aç gözünü! Burnum gözünün içinde kalmadı ya... İBİŞ - (Yüzünü açar, bakınır) Aman, benmişim. Şükür buluştuğumuza Beyefendi! (Sarılıp sırtına vurur) REFİK B. - Şükür ama neredeydin bakayım?.. İBİŞ - Vallahi çok şükür görüştüğümüze Beyefendi! (Sarılıp vurur) REFİK B. - Aaaa, yeter canım, ne vuruyorsun? İBİŞ - Sevincimden ne yaptığımı biliyor muyum? REFİK B. - Sağ sâlim buluştuk diye bu sefer de vura vura öldüreceksin! (Çıkar) İBİŞ - Nasıl istiyorsan öyle öldüreyim?... (Oral, 1996) ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI 199 4. Meddah Arapça'da övücü anlamındaki "methetmek" kökünden gelmiştir. Meddah veya dramatik öykü anlatıcılığı İslam ülkelerinde yaygın görülen bir türdür. Meddah bir anlatı türü olmakla ötekilerden ayrılırsa da anlatı bölümünün aralarına söyleşmeli, taklitli, ses değiştirerek kişileştirmeli kesimler yerleştirildiği için kolaylıkla dramatik türden sayılır. Meddahların dağarcıkları çok zengindir. Yanlız güldürü türünü değil, dinsel konuları da işlerler. Amaç, Karagöz ve Ortaoyunundan ayrı olarak hep güldürmek değildir, izleyicide merak, acıma, korku gibi duygular da uyandırılır. Meddahlar izleyiciyi meraklandırmayı, ilgilerini ayakta tutmayı çok iyi bilirler. Sözlü halk yazınının en önemli yanlarından biri de öykü anlatmadır. Özellikle doğu ülkelerinde görülmekle birlikte bütün dünyada rastlanabilir. Geçmişi yazının bulunmasından öncelere dayanır. Olup bitenlerin özellikle yetişmiş ya da yetiştirilmiş kişilerce anlatılması söz konusudur. Meddahlık zengin kaynaklara dayanır. Öykü dağarının çeşitliliği güldürmenin yanı sıra düşündürücü, merak uyandırıcı özelliğe sahip olması Ortaoyunu ve Karagözden farkıdır. Yanlızca gösterimci dramatik bir tür değil aynı zamanda birbirinden farklı olayları ve durumları da aktaran bir anlatı yöntemidir. Seçilen konulara göre göstermeci ve benzetmeci tiyatro türleri gibi yansır. Günümüz tiyatrosunun da bazen başvurduğu bir yöntem olan anlatı, bir bakıma çağdaş meddahlıktır. Zaman zaman geleneksel biçimiyle sunularak yeni öyküler anlatılmakta ve güncel bir boyut kazandırılmaya çalışılmaktadır. Benzetmeci Tiyatro: Seyirciyi duygusal açıdan sahnede olup bitenlerle özdeşleştiren tiyatro türü. Meddah, gösteri/anlatı sırasında elinde bir baston veya âsa, omuzunda bir büyük mendil (yağlık) bulundurur. Kullandığı mendil, başörtüsü, göz bağı, ter bezi vb. işlevler üslenir. Meddah öyküleri ile meddah öykünmeleri (taklitleri) ayrıdır. Öyküler daha çok bir olay örgüsü içinde işlenir ve uzundur. Öykünmeler ise daha kısa ve güldürmeye yöneliktir, güncel olayları işler. Meddah, öykülerine tekerlemeler, şiirler veya kalıplaşmış sözlerle başlar. Meddahın dili yalın, kullanılan halk dilidir. Meddah sadece Acem, Anadolu, Yahudi gibi çeşitli ağızların değil ayrıca çeşitli hayvanların ve cansız nesnelerin seslerini de taklit eder. Genellikle "Hay hak" ya da "Hak dostum hak" diye söze başlayan meddah "Sürç- ü lisan ettikse affola" diye de sözünü bitirir. Oyundan çıkarılması gereken dersi belirler. Bir sonraki öykünün adını ve nerede söyleyeceğini bildirir. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

200 GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI Meddah Öykünmesine Bir Örnek: BİR SARHOŞUN RAKIYA TÖVBESİ (Mazlum Bey'den Bir Taklit) Sarhoş - Hoca efendi, mutlaka bana tövbe ettireceksin bu akşam. Çünkü karıynan boyuna çıngar ediyoruz. Hadi, Hocacım, bana mutlaka rakıya tövbe ettireceksin! Hoca Efendi - Evladım, nasıl tövbe ettireyim. (Yüzünü buruşturarak) Hem bak, daha ağzın rakı kokuyor. İçmişsin gene... - Yahu, çok içmedik. Allahaşkına bugün tövbe ettir, boyuna kavga ediyoruz karıynan. - Peki, tövbe ettireyim, ama bu akşam değil. Bu akşam birinci tövbe olsun. Yarın akşam esas tövbeni yaptırırım. Şimdi sen doğrudan yatsı namazına, camiye, bana yetiş. - Hoca efendi, ben namaz kılmasını çakmam. - Aaa! Estağfurullah, estağfurullah! Hiç camiye gitmedin mi? - Bir defa bayram namazına gittim; ayakkapları çaldırdık, ondan sonra bir daha gitmedim. - Oğlum, evlâdım, bazen öyle zuhur eder. Neyse, şimdi sen doğrudan doğruya yatsı namazına gel, namazı kılarsın. - Ee, çakmam dedim. - Benim yaptığım gibi yaparsın. Sonra aptes almak için... Onu da bilmiyorsun galiba? - Onu da çakmam. - Öyleyse, evvela, şadırvanın başına git, herkes nasıl aptes alıyorsa, elini, yüzünü yıkıyorsa, öyle yıkarsın. Sonra camiye yetiş! yalnız benim yaptığımı yap, yoksa namazı bozarım. Hadi oğlum, şimdi yatsı namazına gel, yetiş. Ben de gidiyorum. - Peki Hoca Efendi. (Yolda giderken) Külhanbeyi - Vaaay! Alicim, anam! Aslan abi! (Arkada saz başlar) Dalga geçmiyelim, gel, bakiim anam! Bir tane içmiyecek misin? Biz seni bekliyoruz yahu! Nereye savuştun gittin? - Valla sultanlar, Hocaya yapıştım. Evde karıynan boyuna kavga ediyoruz, onun için, rakıya tövbe ettirsin, diye. O da bana birinci tövbeyi yaptırdı. Şimdi camiye yetişeceğim. Anlıyor musun, onun için gidiyorum. - Öyleyse, bir tane bizden içeceksin. Tövbe sağlam olsun. Hem vekarına yapar. - Pekalâ, öyleyse bir tane içelim. Sakatlanmaz ya! - Yok usta! Yahudi - Aşkolsun be, bir tane de benden iç, Avram'dan be! Külhanbey - Bak abi, gel bakiim Nazım Abinden de bir tane iç! - Eyvallah sultan, bir tane de senden içelim, ama camiye yetişeceğiz. Kürt - Aha, hamşari, benden de bir tane içmezsen, tövbeler olsun, hani tövben sakatlanır. - Peki, bir tane de senden içelim. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI 201 Ermeni - E ahbar, bir tane de benden iç bakalım. (Dili dolaşarak) - Pekalâ, öyleyse ben camiye yetişeyim... yetişip... camiye geç kaldık! (Sallanarak gider) - Vay, Hoca Efendi, aman yetişelim, yoksa manzaramız bozulur ha! Hoca efendi, şöyle gel bakiyim. Yalnız elimde bir emanet var, istakoz aldım: hem de diri diri. Ayağının yanına koyuyorum. Hoca Efendi, dalga geçmiyelim. Bak senin yaptığın gibi yapıyorum: hem yatıp hem kalkıyorum. Hoca Efendi, dalga geçmiyelim, ben geldim. Baksana hoca ben arkadayım: yatıp kalkıyorum valla! Aman emanet kaçmasın! Hoca - Eyvaah, ayağımın parmağını bir şey ısırdı! Ne oldu? Acaba bu adam mı vuruyor? Dur bakıyim, şu selâmı vereyim, bir tokat atayım. - Vaay, bana tokat ha! Ben de ötekine ha? Yoksa namaz bozulur. - Ulan bana mı atıyorsun? - Ne yapiyim? Hoca bana, ben de sana! - Demek böyle? - Bilmem, namazı bozacaksın. Sen de ötekine atacaksın... Tamam! (Nutku, 1976) Ortaoyununun Son Büyük Ustaları 5. Ortaoyunu Ortada oynanan oyun anlamına gelir. Ortaoyunu yuvarlak, çevresi seyircilerle dolu bir alanda oynanır. Bu biçimdeki oynanışa değişik ülkelerde de raslanır. Oyun alanları genellikle açık havada oluşturulur. Ortaoyununda dekordan çok giysiye önem verilir. Baş kişileri aynı zamada oyunun düzenleyicisi olan Pişekar ile oyunun baş güldürücü tipi Kavuklu'dur. Dekor olarak bir paravan ve onun önünde alçak bir hasır iskemle (peyke) kullanılır. Paravana Yeni Dünya da denilir. Gerek oyunun başında ve içinde, gerekse bölüm geçişlerinde müzik kullanılır. Ortaoyununun sahnelenişinde dört bölüm vardır. Bunlar öndeyiş, ortaoyunu (söyleyiş), oyun (fasıl) ve bitiriştir. Ortaoyununda genellikle zurna ve çifte-nâra gibi nefesli ve vurmalı sazlarla insan sesi kullanılır. Kavuklu Hamdi Efendi (1841-1911) (Ressam: Muazzez) Oyun kişilerinin giysileri onların özelliklerini yansıtır. Ayrıca Pişekar'ın elinde iki dilimli tahtadan yapılmış şakşak bulunur. Bu aynı zamanda Pişekar'ın yönlendirici özelliğini yansıtır. Yuvarlak bir alandan oluşan oyun yeri oyuncuların sürekli yer ve yön değiştirmelerine neden olur. Bu durum izleyicilerin oyunu daha rahat izlemelerini sağlar. Oyuncular belli rollerde ustalaşmışlardır. İzleyici de özellikle o oyuncuları ustalaştığı rol ya da rollerde izlemek ister. Öndeyişte, zurnanın çaldığı Pişekar Havasıyla Pişekar gelir, halkı selamlayıp zurnacıyla konuşur ve oyunun adını bildirir. Bundan sonra zurna Kavuklu Havasını çalar, Kavuklu ile Cüce veya Kambur (kavuklu arkası) gelir. Bundan sonra ortaoyunu Pişekâr İsmail Efendi (1854-1931) AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

202 GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI (söyleyiş) bölümü başlar. Karagöz oyunundaki söyleyiş (muhavere) bölümünü andırır. Bu bölümde tanıdık çıkmalar, ters anlamalar, çene yarışı, tekerlemeler gibi güldürücü ögeler bulunur. Her şeyin düş olduğu anlaşıldığında oyun (fasıl) bölümüne geçilir. Bu bölümde belli bir olay temsil edilir. İşsiz olan Kavuklu'ya Pişekar'ın bir dükkan ya da ev kiralamasıyla başlar. Karagöz oyunlarına çok benzeyen oyun (fasıl) bölümü esas oyun bölümüdür. Genellikle dükkan dekorundan ve "Yeni Dünya" denilen ev dekorunda gelişip sonuçlanır. Bitirişte oyunu yine Pişekar bitirir. Seyirciden kusurları için özür dileyip bir sonraki oyunun adını ve yerini duyurur. Ortaoyunun güldürme yöntemi Karagöz'e benzer. Ortaoyunu Karagöz'den ayrı olarak canlı oyuncular tarafından sahnelenir. Eleştiri ve taşlamalara da yer verilen Ortaoyununun en önemli özelliği göstermeci tiyatro biçiminde olmasıdır. Her şey göstermeliktir. Seyirci oyun kahramanı ile benzetmeci tiyatrodaki gibi özdeşleşmez. İzlediğinin bir oyun olduğunu bilir. Örneğin kapı açılırken "gacur gucur" diye ağızla ses çıkarılır. Ya da birkaç katlı evdeki merdivenlerin yerine Yeni Dünyadaki iskemlenin üzerine çıkılır. Oyunda gerçeğin yanılsamasını yıkmak için oyundaki eylemler kesintiye uğratılıp kısa bölümlere ayrılır. Oyunun öyküsü belli olmakla birlikte çok fazla doğaçlama yapılır. Güncel olan, oyunun bir parçası gibi sunulur. Buna bağlı olarak oyunun oynanma süresi uzatılıp kısaltılabilir. Ortaoyunu, konularını masallardan, efsanelerden, eski halk öykülerinden, geleneklerden, görgü kurallarından, batıl inançlardan, ev yaşamından, mahalle yaşamından alır. Toplumsal ve siyasal taşlamalara da yer verir. Ortaoyunu Kişileri Ortaoyunu kişileri kalıplaşmış tiplerden oluşur. Bunlar konuşma, davranış ve giysileriyle hemen tanınırlar. Oyun alanına girmeden çalmaya başlayan müzik de tanınmalarına yardımcı olur. Her tip bağlı olduğu kesimin ya da toplumun bütün karakteristik özelliklerini yansıtır. Genelleştirilmiş kişilerdir. Pişekar: Karagöz oyunundaki Hacivat'ın karşılığıdır. Oyun başıdır. Oyunu başlatır, gelişmesini sağlar ve bitirir. Elindeki şakşakla hem oyuncu hem yönetmen hem de yazar gibi davranır. Kavuklu: Karagöz oyunundaki karşılığı Karagöz'dür. Ortaoyununun baş güldürücüsüdür. Pişekar'la birlikte oyunu yürüten ikinci oyuncudur. Bütün oyuncular oyun alanına girip çıksalar da Kavuklu hep sahnededir. Kavuklu her karmaşık olayın içinde vardır. Bildiğini bilmemeyi, gördüğünü görmemeyi oynar. Herkesi uğraştırıp ilgilerini çekip oyunun gelişmesini sağlar. Çelebi: Mal mülk sahibi, mirasyedi, zampara bir kişiyi temsil eder. ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI 203 Zenne: Sevgili, eş, hayat kadını gibi rolleri oynayan erkek oyunculardır. Kavuklu'nun veya Pişekar'ın karısı, kızı, tanıdığı rollerinde oynadıkları gibi oyunun diğer kişileriyle de ya sevda ya da alacak verecek ilişkileri vardır. Cüce veya Kambur: Oyunun başında Kavuklu ile birlikte meydana çıkar. Onun ardından yürüyen "Kavuklu arkası" diye de adlandırılan bedensel veya zihinsel engelli kişidir. Ortaoyununa Bir Örnek: KÂĞITHÂNE SAFÂSI Kaynak: Kavuklu Hamdi, Kâğıthâne Safâsı Yazma; Behzat Butak Özel Arşivi; Ankara Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tiyatro Kürsüsü Arşivi. GİRİŞ (Zurna Pişekâr havası çalar. Pişekâr gelir, iki eliyle dört tarafındaki hâzırûnu selâmlar.) PİŞEKÂR - Efendim, safâ geldiniz. (Zurnacı'ya hitâben) - Ammâ benim pehlivanım! ZURNACI - Buyurun üstadım! PİŞEKÂR - Bu da hesap değil. ZURNACI - Nedir hesabın? PİŞEKÂR - Oğlum, borcunu ver kasabın. - "Kâğıthane Safâsı" oyununun taklidini aldım, çal da oyunumuz başlasın; teşrif buyuran zevât-i kiram zevk-yâb olsunlar. (Bir kenara çekilir oturur) ORTAOYUNU (SÖYLEYİŞ) (Zurna Kavuklu havası çalar. Kavuklu, arkasında bir Kambur ile meydana gelir, zurna duruncaya kadar devir yapar. Pişekâr, Kavuklu'nun güzergâhına gelerek onların devrini seyr eder.) KAVUKLU - (Ardına dönerek) Haa! Almışsın. KAMBUR - Neyi almışım? KAVUKLU - Neyi al dediler evden sana, sersem! KAMBUR - Haa! " - Çok yoruldunsa dur da nefes al." dediler. Onu mu soruyorsun? KAVUKLU - Hay abdal hay! (Yürür) Onu tembih etmeğe ne hâcet, oğlum. Onu sen kendi kendine yaparsın. Ulan, sana «- Zembili al.» demediler mi? KAMBUR - Haa! Sahi, annem öyle dediydi. Aldım mı acaba? KAVUKLU - (Ardına dönerek) Ulan, benimle eğleniyor musun, eşek herif? Sırtındaki ne? AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

204 GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI KAMBUR - (Bir eliyle sırtını yoklayarak) Haa! Ulan, sahiden almışım. PİŞEKÂR - (Birdenbire) Aman da maşallah! Hak nazardan saklasın! O ne endam, o ne letâfet, o ne çedik pabuç... Doğrusu görenler gıptaya düşecekler. Yakışıklı ve zarif. Peh peh peh peh! KAVUKLU - (Birdenbire irkilerek) Ulan, İsmail, bunu sen her vakit yapıyorsun. İnsan dalgın dalgın yürürken, birdenbire bağırarak insanı ürkütüyorsun. Doğrusu, şu yaptığın... PİŞEKÂR - Aman, birader, insanlar ürkmez. «Ürkme» tabiri hayvanlara kullanılır. Sen birdenbire irkildin. KAVUKLU - Silkindim, milkindim, her ne hal ise. Adam gibi insanı karşılasan da adamı korkutmasan olmaz mi, be yahu? PİŞEKÂR - Efendim senin bu lâtif lebessümün insanı hayrete bırakıyor, artık başka şeyler de düşünemiyor. Hele o binişin insanın ağzının suyunu akıtıyor. KAVUKLU - Tabiî. Sade senin değil ananın da ağzının suyu akardı. Birader, sen ne söylüyorsun! PİŞEKÂR - Canım, efendim, bir kere gözden nihân oldun mu idi, aylarca kaybolur, hepimizi meraka düşürürdün. Yine öyle oldu da, seni görünce sevindim ne söyleyeceğimi şaşırdım. Arkandaki mahdum mu? KAVUKLU - İsmail, eğleniyor musun? PİŞEKÂR - Aman, birader, neden eğlendiğime hükm ettin? KAVUKLU - Ulan, sen beni görmeyeli haydi haydi iki ay, bilemedin üç ay olsun. Üç ayda benim bu kadar çocuğum olur mu? PİŞEKÂR - Canım, öyle deme, insan hali bu. Bir de bakarsın... KAVUKLU - Bakar sensin. PİŞEKÂR - Canım, sözümü ne kesiyorsun? Ne bileyim? Seni kaybettiğimiz müddet zarfında bir evlât sahibi olamaz mısın? KAVUKLU - Ulan, üç ayda bu kadar evlât olur mu? PİŞEKÂR - Peki, o halde kim o öyle? KAVUKLU - O, bizim komşulardan birinin evlâtlığı. Benim çarşıya çıkacağımı anlayınca, yaşlı kadın öteberi almasını beceremiyor, yalvardı, kendine lâzım birkaç şeyi «- Alıver.» dedi. İşte bu çocuk da onun, anladın mı? PİŞEKÂR - Haa! Anladım: yanaşma.... (Kudret, 1973) 6. Karagöz Karagöz oyunu baş oyuncularından Karagöz'ün adıyla anılan bir gölge oyunudur. Oyunun diğer başoyuncusunun adı da Hacivat'tır. Bu oyun deriden kesilmiş bir takım insan, hayvan, bitki ve eşya biçimlerinin arkadan ışık verilerek beyaz perdeye gölgelerinin yansıtılması ile oynatılır. Doğu ülkelerine özgü bir sanat olduğu görüşü oldukça yaygındır. Gölge oyununun Türk toplumunda ne zaman kullanılmaya başlandığı tam olarak belli değildir. Ancak en yaygın olan görüş: "Gölge oyunu"nun Çinlilerden Moğollara onlardan da ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI 205 Türklere geçtiğidir. Türk gölge oyununun vazgeçilmez iki kahramanı olan Karagöz ile Hacivat'ın da 14. yy.'de Bursa'da yaşadıkları görüşü eldeki verilere dayanarak öne sürülebilir. "Hayal-i Zıl" oyunu olarak ortaya çıkarılan Karagöz oyununun kurucusu ise Şeyh Küşteri kabul edilmektedir. Karagöz oyununun üç temel niteliğinden söz edilebilir: 1. Güldürücü olması, 2. Siyasal ve toplumsal taşlamalar yapması, 3. Açık-saçık konuşmalara yer vermesi. 6.1. Oynatılış Tekniği Yatay ve perdeye dik açı yapan çubuklarla beyaz perde gerisinde oynatılır. Geriden verilen ışıkla görüntülerin (tasvirlerin) gölgeleri perdeye yansıtılmış olur. Görüntüler tek yönlü hareket ederler, geri dönemezler. Karagöz oynatıcısı hem görüntüleri hareket ettirir hem de her oyun kişisinin özelliğine göre sesini değiştirerek her birini ayrı ayrı konuşturur. Karagözcünün tef çalan, görüntüleri sıraya koyan, perdeyi hazırlayan bir yardımcısı vardır. Oyunun tasvir denilen görüntüleri de deve, dana, manda vb. sığır derisinden yapılır. 6.2. Karagöz Oyununda Bölümler Karagöz oyunları dört bölümden oluşur. Öndeyiş-giriş (mukaddime), söyleşme (muhavere), oyun bölümü (fasıl) ve bitiş. Öndeyiş bölümünde müzik başlar ve perdeye bir göstermelik konulur. Konulan göstermelik, oyunun konusuyla ilgili olabileceği gibi ilgisiz de olabilir. Göstermeliklerin işlevi izleyiciyi oyunun havasına sokmak ve merak uyandırmaktır. Önce perdeye Hacivat gelir ve bir semai okuyup ardından perde gazeline geçer. Daha sonra perdenin diğer yanından Karagöz gelir. İkisi dövüşürler. Hacivat kaçar Karagöz yere uzanır. Söyleşme bölümü genellikle Karagöz ve Hacivat arasında geçer. Bu bölüm salt söz oyunlarına dayanır ve bir olay anlatılmaz. Bu bölümün işlevi Hacivat'la Karagöz'ün birbirlerine zıt olan kişiliklerini sergilemektir. Söyleşme bölümleri genellikle bir sonraki oyun (fasıl) bölümünden bağımsızdır. Karagöz Oyun bölümünde Hacivat'la Karagöz'den başka oyunun çeşitli kişileri de konu kapsamında ve olaylar dizisinde perdeye yansıtılırlar. Yeni oyun kişileri kendi konuşma ve giysi özelliklerini yansıtırlar. Karagözcüler, oyunun ana temasına bağlı kalmakla birlikte küçük değişiklikler de yaparlar. Örneğin perdeye çıkardıkları taklitlerin sayısını azaltıp çoğaltabilirler. Giriş sıralarını değiştirebilirler. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

206 GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI Oyun (fasıl) bölümünden sonra kısa bir bitiriş vardır. Hacivat'la Karagöz oyun bölümünde giysi değiştirdilerse yeniden kendi klasik giysilerini giyerek perdeye gelirler. Bu bölümde Karagöz, Hacivat'ı yine döver. Bunun üzerine Hacivat: - Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman, diyerek çıkar. Karagöz de: - Her ne kadar sürc-i lisan ettikse af ola. Kalın sağlıcakla, diyerek bir sonraki oyunun adını ve yerini belirterek gösteriyi sona erdirir. Karagöz'e Bir Örnek: ÖYLE Mİ DERLER? Kaynak: Ignacz Kunos, Harom Karagöz- Jatek, Uruşma Oyunu (s.72-76). Budapest 1886. Hacivat HACİVAT - Akşam şerifler hayır olsun! KARAGÖZ - Bugün gidemem. HACİVAT - Nereye? KARAGÖZ - Bahşiş dağılan yere. HACİVAT - Ulan, ben sana bahşiş dedim mi? KARAGÖZ - Ben de sana hediye dedim mi (Diye Hacivat'a vurur.) HACİVAT - Safâ geldin. KARAGÖZ - Evde unuttum. HACİVAT - Neyi? KARAGÖZ - Sopayı. HACİVAT - Ulan, ben sana sopa dedim mi? (Der, Karagöz'e vurur.) KARAGÖZ - Ben de sana çelik çomak dedim mi? (Der, Hacivat'a vurur.) HACİVAT - Aman efendim, her ne hal ise!... Başıma bir fes almıştım da, gelirken yorgunluk almak üzere Karagöz'üme uğrayım demiştim. KARAGÖZ - Ne yapayım fes aldıysan? HACİVAT - Ulan, öyle mi derler? KARAGÖZ - Ya nasıl derler? HACİVAT - Ulan, «Güle güle başında paralansın!» demek yok mu? KARAGÖZ - Güle güle başında paralansın! HACİVAT - Haa, aferim, işte öyle demeli yaa!... - derken, efendim, onun üzerine evde odun bitmiş, «- Biraz odun al.» dediler, Odunkapısı'na gidip beş on çeki odun aldım. KARAGÖZ - Güle güle başında paralansın! HACİVAT - Ulan, sus! Bu fes değil, odun aldım, odun. KARAGÖZ - Güle güle başında paralansın! HACİVAT - Ulan, başım gözüm yarılır. KARAGÖZ - Güle güle başında paralansın! HACİVAT - Ulan, öyle demezler. KARAGÖZ - Ne bileyim, sen öğrettin. HACİVAT - Ulan, o fese göreydi. KARAGÖZ - Ey, ne deyim? HACİVAT - «Güle güle yak, otur da külüne bak!» demek yok mu? KARAGÖZ - Yok yok, var mı? Güle güle yak, otur da külüne bak! HACİVAT - Haa, aferim, işte şöyle söyle! ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI 207 KARAGÖZ - Güle güle yak, otur da külüne bak! HACİVAT - Derken efendim, geçen günkü yağmur, malûm ya, evin kiremitleri filân kırılmış, bütün yağmur evin içine akmış; bari bir iki dülger çağırayım da hem kiremitleri, hem de yıkık bazı yerlerini yaptırayım, dedim; evi bi güzelce tamir ettirdim. KARAGÖZ - Güle güle yak, otur da külüne bak! HACİVAT - Ulan, bu ev! Yeni tamir ettirdim daha. KARAGÖZ - Güle güle yak, otur da külüne bak! HACİVAT - Ulan, yazık değil mi? KARAGÖZ - Güle güle yak, otur da külüne bak! HACİVAT - Öyle denmez. KARAGÖZ - Ya ne denir? HACİVAT - Ulan, «Oh oh, maşallah, pek memnun oldum! Güle güle oturunuz, içinde hiç eksik olmayınız!» demek istemez mi? KARAGÖZ - İs... is... ister... şey... Oh oh, maşallah, pek memnun oldum! güle güle oturunuz, içinde hiç eksik olmayınız! HACİVAT - Sonra, bilâder, borçlunun biri, «Hacivat zenginleşmiş, evi yaptırıyor» deyip para almağa gelir; benim de param bitmiş olduğundan, borçluyla boğaz boğaza kavga ederiz; sonra da dâva edip bizi hapse atarlar. KARAGÖZ - Oh, oh, maşallah, pek memnum oldum! Güle güle oturunuz, içinde hiç eksik olmayınız! HACİVAT - Aman bilâder, hapisteyim hapiste! KARAGÖZ - Oh, oh, maşallah, pek memnum oldum! Güle güle oturunuz, içinde hiç eksik olmayınız!... (Kudret, 1968) Özet Seyirlik oyunlarda taklit en önemli özellik olarak yansır. Çatışma ve kişileştirme taklitle sağlanır. Sözlü veya sözsüz oyunlarda bir eylemin veya rolün taklidi söz konusudur. İlkinde eylem olarak olay dizisi, ikincisinde ise insan, hayvan, bitki ve cansız nesneler taklit edilir. Bir başka özellik ise sözlü oyunların belli bir metne bağlı olmadan doğaçtan oluşturulmasıdır. Geleneksel Türk tiyatrosunun en az bilinen dallarından biri Kukla'dır. Geçmişi çok eskilere dayanmakla birlikte 16.yy'de Türkler tarafından kullanıldığı öne sürülmektedir. Türk kuklasındaki kişiler, Karagöz veya Ortaoyunu'ndakiler gibi belirgin özelliklere sahip değildirler. Kukla oyunlarında Karagöz'le Ortaoyunu'ndan alınmış konuları ya da halk efsaneleri, aşk hikayeleri vb. konuları işlenir. Sözlü halk yazınının en önemli yanlarından biri de öykü anlatmadır. Özellikle doğu ülkelerinde görülmekle birlikte bütün dünyada raslanabilir. Türk seyirlikleri arasında yer alan Meddah da bunlardan biridir. Amaç, Karagöz ve Ortaoyunu'ndan ayrı olarak hep güldürmek değildir, izleyicide merak, acıma, korku gibi duygular da uyandırılır. Meddahlar izleyiciyi meraklandırmayı, ilgilerini ayakta tutmayı çok iyi bilirler. Günümüz tiyatrosunun da bazen başvurduğu bir yöntem olan anlatı bir bakıma çağdaş meddahlıktır. Zaman zaman geleneksel biçimiyle sunularak yeni öyküler anlatılmakta ve güncel bir boyut kazandırılmaya çalışılmaktadır. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

208 GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI Seyirlik oyunların en önemlilerinden biri de Ortaoyunu'dur. Ortada oynanan oyun anlamına gelir. Bu biçimdeki oynanışa değişik ülkelerde de raslanır. Oyun alanları genellikle açık havada oluşturulur. Ortaoyununda dekordan çok giysiye önem verilir. Baş kişileri aynı zamada oyunun düzenleyicisi olan Pişekar ile oyunun baş güldürücü tipi Kavuklu'dur. Karagöz oyunu ise baş oyuncularından Karagöz'ün adıyla anılan bir gölge oyunudur. Oyunun diğer başoyuncusunun adı da Hacivat'tır. Bu oyun deriden kesilmiş bir takım insan, hayvan, bitki ve eşya biçimlerinin arkadan ışık verilerek beyaz perdeye gölgelerinin yansıtılması ile oynatılır. Karagöz oyunları dört bölümden oluşur. Öndeyiş-giriş (mukaddime), söyleşme (muhavere), oyun bölümü (fasıl) ve bitiş. Karagözcüler, oyunun ana temasına bağlı kalmakla birlikte küçük değişiklikler de yaparlar. Örneğin perdeye çıkardıkları taklitlerin sayısını azaltıp çoğaltabilirler. Giriş sıralarını değiştirebilirler. Değerlendirme Soruları 1. Aşağıdakilerden hangisi geleneksel halk seyirlik oyunlarından değildir? A. Kukla B. Mani C. Meddah D. Ortaoyunu E. Karagöz 2. Ortaoyunundaki tiplemeler aşağıdaki seçeneklerin hangisinde birarada verilmiştir? A. Karagöz, Hacivat, Zenne, Çelebi B. Kavuklu, Pişekar, Kambur, Cüce C. İbiş, Evin Beyi, Evin Hanımı D. Kavuklu, Karagöz, Çelebi, Pişekar E. Keloğlan, Peri Kızı, Padişah 3. Karagöz oyunundaki bölümler hangi sırayla oynanır? A. Söyleyiş, öndeyiş, oyun, bitiriş B. Oyun, öndeyiş, söyleşme, bitiriş C. Öndeyiş, söyleşme, oyun, bitiriş D. Öndeyiş, oyun, söyleşme, bitiriş E. Söyleşme, oyun, öndeyiş, bitiriş 4. Aşağıdakilerden hangisi Karagöz oyunu kişilerinden değildir? A. Hacivat B. Karagöz C. Kavuklu D. Çelebi E. Zenne ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ

GELENEKSEL HALK SEYİ RLİ K OYUNLARI 209 5. "Hak dostum hak" diye başlayıp "sürç-ü lisan ettikse" diye biten seyirlik oyun hangisidir? A. Ortaoyunu B. Kukla C. Karagöz D. Meddah E. Hepsi Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar And, Metin. 100 Soruda Türk Tiyatrosu. İstanbul: Gerçek Yayınevi, 1970.. Dünyada ve Bizde Gölge Oyunu. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1977.. Geleneksel Türk Tiyatrosu. İstanbul: İnkılap Kitabevi, 1985. Boratav, Pertev Naili. Folklor ve Edebiyat II. İstanbul: Adam Yayınları, 1983. Elçin, Şükrü. Anadolu Köy Ortaoyunları. Ankara: Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, 1977.. Halk Edebiyatına Giriş. Ankara: Akçağ Yayınları, (tarihsiz). Gerçek, Selim Nüzhet. Türk Temaşası. İstanbul: Kanaat Kitabevi, 1942. Karadağ, Nurhan. Köy Seyirlik Oyunları. Ankara: Türkiye İş Bankası Yayınları, 1978. Kudret, Cevdet. Karagöz I. Ankara: Bilgi Yayınevi, 1968.. Ortaoyunu I. Ankara: Türkiye İş Bankası, 1973. Nutku, Özdemir. Meddahlık ve Meddah Hikayeleri. Ankara: Türkiye İş Bankası Yayınları, 1976.. Gösterim Terimleri Sözlüğü. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 1983. Sevin, Nureddin. Türk Gölge Oyunu. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1968. Oral, Ünver. Çocuklara Karagöz Hikayeleri. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1996. AÇIKÖĞ RETİ M FAKÜLTESİ

210 Cevap Anahtarı Ünite 1 Ünite 2 Ünite 3 Ünite 4 Ünite 5 Ünite 6 Ünite 7 Ünite 8 Ünite 9 1 D, 2 E, 3 C, 4 D, 5 A 1 D, 2 D, 3 B, 4 D, 5 C 1 C, 2 E, 3 C, 4 D, 5 D 1 A, 2 D, 3 D, 4 A, 5 D, 6 D 1 C, 2 B, 3 B, 4 B, 5 A 1 B, 2 A, 3 D, 4 C, 5 A 1 D, 2 A, 3 B, 4 C, 5 B 1 B, 2 B, 3 D, 4 B, 5 C 1 A, 2 D, 3 C, 4 C, 5 D Ünite 10 1 C, 2 D, 3 C, 4 C, 5 D Ünite 11 1 B, 2 C, 3 D, 4 C, 5 C Ünite 12 1 B, 2 B, 3 C, 4 C, 5 D ANADOLU ÜNİ VERSİ TESİ