Cumhurbaşkanı Konuşması Lefkoşa,KKTC 28 Kasım 2011,Pazartesi Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu www.kktcb.org basinburosu@kktcb.org basin@kktcb.org Cumhurbaşkanımız Sn. Dr. Derviş Eroğlu nun İslam İşbirliği Teşkilatı nın (İTT) Üye Ülkelerde Yüksek Öğretim Hizmetleri Konulu Forum unda Yaptıkları Konuşma Değerli katılımcılar, saygıdeğer konuklar öncelikle hepinizi Kıbrıs Türk Halkı adına sevgiyle selamlıyorum. 60 a yakın üyesi ile etkinliği ve yararı tartışılmaz olan İslam İşbirliği Teşkilatı nın Yüksek Öğrenim Hizmetleri gibi Dünyamızın, ülkelerimizin toplumlarımızın, şekillenmesi bakımından son derece yaşamsal öneme sahip bir konuyu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nde düzenlenen bir forumda tartışmaya açması bizleri sevindirmiştir. Başta İslam Konferansı Genel Sekreteri dostumuz Sn. Ekmeleddin İhsanoğlu olmak üzere bu forumun düzenlenmesini sağlayan tüm yetkilileri, ilgilileri kutluyor halkımız adına kendilerine teşekkür ediyorum. Umarım buradan çıkacak sonuçlar İslam ülkeleri arasında yüksek öğrenimde var olan ilişkileri daha da geliştirecektir. 1976 yılından bu yana aktif siyasetin içerisindeyim. 34 yıl milletvekili olarak parlamentoda bulundum, Milli Eğitim Bakanlığı yaptım, 19 yılı aşkın bir süre Başbakanlık görevinde bulundum. Takdir halkımızındır ama bu görevlerim sırasında yaptıklarımın arasında en fazla üzerinde durduğum konu, ülkemin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin bir üniversiteler ülkesi olmasıdır. Buna çok önem verdim ve ilk zamanlardan başlayarak bir üniversite kurulması olayının yanında ve baş destekçisi oldum. Karşı çıkanlara bu küçücük ülkede üniversite mi olur diyenlere karşın yolumuzda yürüdük ve bugün 6 üniversiteye sahibiz, 7 ncisi ise kurulmak üzeredir. Neden Üniversiteler? 1
Çünkü Üniversite demek dünyaya açılmak,bilim-ilimle haşır neşir olmak, ekonomik olarak gelişim demektir. Çünkü bana göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sıcak kanlı, misafirperver, kültür ve eğitim düzeyi yüksek insan potansiyeli, uygun iklim koşulları ve coğrafi konumu, Ortadoğu daki pek çok önemli noktaya olan uygun uçuş süresi nedeniyle ideal bir Üniversite merkezidir. Bu düşüncelerimizde çok şükür ki yanılmadık. Bugün üniversitelerimizde pek çok dost ve kardeş ülkeden öğrencilerimiz vardır ve Üniversitelerimiz sayesinde tanınmamış bir ülke olmamıza rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin varoluşu, vermekte olduğu barışçı hak ve hukuk mücadelesi dalga dalga tüm dünyaya yayılmaktadır. Caddelerimizde, dükkânlarımızda, alış-veril yerlerimizde, eğlence mekânlarımızda, plajlarımızda bu öğrencileri görmek beni an fazla sevindiren şeylerin başında gelir. Anavatan Türkiye nin çeşitli illerine, kentlerine yaptığım ziyaretlerde bizim üniversitelerimizde okuduğunu gururla söyleyen işadamları, öğretmenler, üst düzey bürokratlarla karşılaşmak, buralardan mezun öğrencilerin diğer dost ülkelerde önemli yerlerde olduklarını duymak, öğrenmek benim için başlı başına bir mutluluk vesilesi olmaktadır. Benim söylediğim nettir: KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ NİN GELECEĞİ TURİZM, YÜKSEK ÖĞRENİM VE TİCARETTEDİR. Anavatan Türkiye ve İslam İşbirliği Teşkilatı nın da desteği ile Üniversitelerimizi daha ileri noktalara taşımak istiyoruz. Ve açıkçası tüm kardeş ülkelerden daha ileri gitmek için çok daha fazla destek, katkı bekliyoruz. İnanınız bize sağlayacağınız destekle burada oluşacak kapasiteden sizlerin gençlerinin en iyi koşullarda yararlanmaları için bizler de üzerimize düşeni yapacağız. Biz size, siz de bize öğrenci gönderiniz. Avrupa Birliği ülkeleri arasında uygulanan programlara benzer öğrenci değişim programları uygulayalım. Öğretim görevlileri için de aynı yola başvurabiliriz inancındayım. Değerli katılımcılar Kıbrıs Türk Halkı 1878 den bu yana Kıbrıs ta İslamiyetçin yaşaması için büyük bir mücadele vermektedir. Kıbrıs Türk Halkı nın burada verdiği mücadelenin önemini anlamak için Haçlı Seferleri ni ve Kıbrıs ın oynadığı rolü anımsamakta fayda var. Biz kesinlikle uygarlıklar arası çatışmadan yana değiliz. 2
Ne de tarihimiz boyunca Ada daki Rumlara dini nedenlerden dolayı bir sorun yarattık. Tam tersine Ada daki Ortodoks Rumlar 1571 de Ada nın Osmanlı İmparatorluğu na geçmesi ile birlikte rahat nefes almaya başlamışlardır. Kıbrıs Türk Halkı nın haklı mücadelesinde bugünkü bize göre başarılı duruma gelmesinde İslamiyet e ve Kuran a bağlılığının, Allah a inancın büyük yeri ve önemi vardır. Dolayısı ile sizlerden sadece yüksek öğrenim, ekonomi, turizm alanında değil siyasi olarak da destek bekliyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kesinlikle İslam Konferansı Örgütü nün tam üyesi olabilmelidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı çoktan bunu hak etmiştir. İnanınız ki bu yönde atılacak adımlar Kıbrıs ta bir antlaşmanın önünde engel değil tam tersine bir antlaşma sağlanması için hızlandırıcı etki yapacaktır. Gösterdiğimiz tüm iyi niyete, ortaya konulan barış planlarının çoğuna evet dememize rağmen Kıbrıs Türk Halkı na hala siyasi, ekonomik, sosyal ambargolar uygulamak bize göre insafsızlıktır. Sadece Rumlardan oluşan bir yönetimi tüm Kıbrıs ın devleti olarak kabul etmek Rum tarafını antlaşma noktasından uzaklaştırmaktadır. Değerli konuklar yeri gelmişken Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle ilgili sizlere kısa bilgiler aktarmak, tutumumuzu ortaya koymak istiyorum. Bizim saptamalarımıza göre Kıbrıs konusunda bir kez daha tarihi bir dönemece doğru ilerliyoruz. Bu sürecin ne olacağı henüz tam netleşmese de bize göre 2012-2013 yılları en az 2002-2003- 2004 yılları kadar Kıbrıs konusu bakımından önemli olayların yaşanacağı yıllar olacaktır. Green Tree de başlayan ve yine orada Ocak ayında devam edecek olan görüşmeler sıradan bir eksersiz değildir. Bizim 30-31 Ekim tarihlerinde New York yakınlarındaki Green Tree de gerçekleştirilen 3 lü zirvede söylediklerimizin özü şudur: - Biz Kıbrıs Türk tarafı olarak Kıbrıs taki gerçeklere dayalı bir çözüme bir an önce varılması için ne yapılacaksa onların bir an önce yapılmasını istiyoruz. - Kıbrıs konusunun bilinmeyen, araştırılmayan, irdelenmeyen, üzerinde konuşulmayan tek bir noktası kalmamıştır. - Biz Rum tarafını, Rum tarafı da bizi ve neyi kabul edemeyeceğimizi iyi biliyor. - Eğer karşılıklı niyet varsa bir antlaşamaya varmak elbette mümkündür. - Eğer bir anlaşma mümkün olmuyorsa Birleşmiş Milletler ve ilgili taraflar Kıbrıs Türk Halkı nın çözümsüzlüğün mağduru olmasını durdurmalı, bunun için somut tavır ortaya koymalıdır. 3
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Ban Ki Moon bizleri dinledikten sonra Ocak ayı ortalarından sonra aynı yerde yeni bir toplantı yapacağını açıkladı. Şunu açıklıkla söylemek istiyorum: New York görüşmesi öncesi duruma göre artık daha belirgin bir süreç içerisindeyiz. Sürecin sonuna geliyor olduğumuz, ortada doğal bir takvim olduğu artık kimsenin karşı çıkamayacağı birer gerçek olarak netleşmiştir. Bizim çabamız bu sürecin başarıyla son bulmasıdır. Eğer Birleşmiş Milletlerin de belirttiği gibi end game yani son oyun noktasına geliyorsak, biz bunun mutlu son olmasını ama böyle olamayacaksa Kıbrıs Türk Halkının belirsizlik ortamından kurtarılmasını istiyoruz. Sonu gelmez ucu açık bir sürecin mağduru ve tutsağı olmak istemiyoruz. Ocak ayı ortalarına dek, yani bir sonraki New York görüşmesine dek doğrudan görüşmeler ve mekik diplomasisi sürecek. Genel Sekreter bizden bir sonraki zirveye gelinceye kadar çözüm yönündeki, uzlaşılamayan konularla ilgili yakınlaşma çabalarımızı artırmamızı bekliyor. Biz buna varız. Ama eğer Rum tarafı hala; - 1974 öncesine dönüşü hayal ediyorsa, - İki bölgeliliği, iki halk olgusunu ortadan kaldıracak düzenlemeler istiyorsa -Türkiye nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçebileceğimizi, ekonomimizi, sosyal yaşantımızı, Devletimizi kendi elimizle dinamitleyeceğimize ihtimal veriyorsa bir antlaşamaya varmamız imkânsızdır. -Yapılacak antlaşma mutlaka Avrupa Birliği nin birincil hukuku olmalıdır ki bir oyuna gelmeyelim. Biz BM Genel Sekreteri tarafından bizden beklenen çabayı iyi niyetle ortaya koymaya ve son aşamaya ulaşarak bu sorunu çözmeye varız. Birleşmiş Milletler den Avrupa Birliği nden ilgili tüm ülkelerden sorunu çözmek için ciddi katkı bekliyoruz. Geçtiğimiz Salı günü Brüksel de görüştüğüm Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Manuel Barosso ve genişlemeden sorumlu Komisyon Üyesi Stephan Füle ye de belirttiğim Kıbrıs konusu 2012 yılının ilk çeyreğinde çözülebilir. Eğer çözülemezse Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri önümüzü görebileceğimiz bir değerlendirmeyi ortaya koymalıdır. Biz haksız Rum ambargo ve izolasyonları altında yaşamaya mahkûm bir Halk değiliz. Değerli katılımcılar bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha bu forumun başarılı geçmesini en samimi bir şekilde dilediğimi ifade ediyor ve herkese katılımlarından, ilgilerinden dolayı teşekkür ediyorum. 4
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sizlerin de evidir.. Lütfen bunu böyle biliniz... Saygılar 5