da geçerli olmalıdır. Çünkü XVI. yüzyıldan itibaren surun dışında kalan ve



Benzer belgeler
Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Galata Turu 06 Ekim 2013, Pazar

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları

İstanbul 1989, s Iii İLBER ÜRTAYLI. Galata'da Türk Eserleri. istanbul'un diğer semtlerine göre Galata. genellikle

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

FOSSATİ'NİN "AYASOFYA" ALBÜMÜ

Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

TUR 1 - ĠSTANBUL KLASĠKLERĠ

1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ

10. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ

İstanbul-Aksaray daki meydanı süsleyen, eklektik üslubun PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ İBADETE AÇILDI. restorasy n

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ

GEÇMİŞTEN GELECEĞE İSTANBUL BALIK HALLERİ

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur.

3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI)

Osmanlı Devleti'nde Faaliyet Gösteren Banker Lorando ve Tubini Aileleri

50 MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ TAHİR AĞA TEKKESİ. Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin /

BALAT- FENER - CİBALİ KÜLTÜR GEZİMİZ

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

OSMANLI İMPARATORLUĞU GERİLEME DÖNEMİ ISLAHATLARI XVIII. YÜZYIL

II. ABDÜLHAMİD ARŞİVİNDEN İSTANBUL

istanbul'un fethinin türk ve dünya tarihi açısından sebepleri istanbul'un fethinin türk ve dünya tarihi açısından gelişmesi istanbul'un fethinin türk

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ

İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER

Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medresesidir.

SELANİK ALMANYA VE FRANSA KONSOLOSLARININ ÖLDÜRÜLMESİ 1876

BOSNA-HERSEK TEKİ KÜLTÜR, BİLİM VE EĞİTİM ÜZERİNDEKİ OSMANLI ETKİSİ: MEVCUT DURUM

OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

ETKİNLİKLER/KONFERSANS

ANTAKYA SAMANDAĞ GEZİSİ I 25 HAZİRAN 2012 MUSA DAĞI SİMON DAĞI

SANAT TARİHİ RAPORU II. TARİHÇE İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ETÜD VE PROJELER DAİRE BAŞKANLIĞI TARİHİ ÇEVRE KORUMA MÜDÜRLÜĞÜ ZEYREK 2419 ADA

CİHANGİR DE SOYLULAŞTIRMANIN TARİHSEL GELİŞİM ANALİZİ HAZIRLAYAN: TUTKU GÖKALP

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler.

MARSEILLES GEZİ MASSALIA MARSİLYA HAZİRAN 2011

SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER

S C.F.

Doç. Dr. Tolga BOZKURT SAN CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK MİMARİSİ BATILILAŞMA DÖNEMİ OSMANLI MİMARİSİ

Katolikler bir hac yolculuğu gibi kilise yolunda dua ederek yürüyorlar

C D E C B A C B B D C A A E B D D B E B A A C B E E B A D B

Aziz Ogan: Kültürel ve Tarihsel Hazinelerin İzinde Bir Arkeolog ve Müzeci

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Arşivcilik İstanbul Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü


HALFETİ İLÇEMİZ. Halfeti

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

1. görev İlk görevimize hoş geldiniz. Biliyorsunuz ki Sinan ilk görevinde şifreli mesajı çözdü ve Taksim Meydanı na gitmesi gerektiğini buldu. Sinan ı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi Y. Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi 1998

hanedandan bir ressam Abdülm ecid y Efendi ^ 60yı] YAPI KREDİ m N A T IO N A L P A L A C E S T B M M M İLLİ S A R A Y L A R

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi Y. Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi 1998

ARAYIŞ YILLARI (17.YÜZYIL) (DURAKLAMA DÖNEMİ ) ISLAHATLAR AYAKLANMALAR

Günümüzde 1. tepede Topkapı Sarayı, 2. tepede Nuruosmaniye Camisi, 3. tepede Süleymaniye Camisi, 4. tepede Fatih Camisi, 5. tepede Yavuz Sultan Selim

COĞRAFİ YAPISI VE İKLİMİ:

Ankara da SELÇUKLU MİRASI. Arslanhane Camii. (Ahi Şerafeddin) 58 YEDİKITA

Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya

OSMANLI ARAŞTIRMALARI X

Edirne Hanları - Kervansarayları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı

görülen sanat görülmektedir? dallarını belirtiniz.

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ - MİMARLIK BÖLÜMÜ RESTORASYON ANABİLİM DALI YERLEŞİM DOKULARININ ÇÖZÜMLENMESİ

ADI Mahalle Mevki/Sokak PAFTA/Blok PARSEL Karar Surlariçi/Kentsel Sit Alanı Gazimağusa hisarları, burçları ve hisaraltıları.

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

XVII. ERMCO KONGRESİ

ÜNİTER VE FEDERAL DEVLETLERDE YEREL YÖNETİMLER: LATİN AMERİKA ÜLKELERİ ÜZERİNDEN BİR İNCELEME

İstanbul un 100 Hamamı

9. HAFTA. Ulusal sağlık politikaları: Osmanlı İmparatorluğu ve sağlık hizmetleri

FETİH SONRASI OSMANLI MİMARLIĞINDA KLASİK DÖNEM

HAÇLI SEFERLERi Orta Çağ'da Avrupalıların Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresini geri almak için

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

KONURALP TEKNİK GEZİ RAPORU

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ

Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi.

PULLMANTUR HORIZON İLE PORTOFINO DA AŞK

YAZ 2015 SAYI: 305. şehir tanıtımı

Batı Karadeniz Gezi Programı Safranbolu, Kastamonu, Amasya, Samsun Kasım 2013

Balkanlarda Arnavutlar ve Arnavut Milliyetçiliği

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. 16 Mayıs Amiral Souchon Padişah V. Mehmed Reşad ın huzurunda. Amiral şerefine Bomonti Bira Fabrikasında düzenlenen ziyafet.

Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi

OSMANLI EĞİTİM SİSTEMİ İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ / FIRAT ÜNİVERSİTESİ / ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ SEFA SEZER / İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ

II. MAHMUT ( ) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ

ÖZGEÇMİŞ Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

OSMANLI İSTANBULU. editörler. Prof. Dr. Feridun M. Emecen Y. Doç. Dr. Emrah Safa Gürkan

KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

CAM SANATI. Selim SÜRER 11B 1315

Transkript:

la bu manaya gelmez" ; " Galat-ı fahiş olup kullanılması büyük cehalettir" gibi ifadelerle yanlışların önüne geçmek istemişt i r. Ancak Şemseddin Sami'nin bütün ihtarlarına rağmen onun yanlış dedikleri arasında bulunan ahşap, davetiye, elbette. idrar, imha, muaf, muntazam. müessese. nezaket, sefil. sükünet, şafak. tamirat. tereke, tesadüf gibi birçok kelime kullanılmaya devam edilmiştir. Zira. "Galat - ı meşhür lugat-i fasihten evladır". Dil bunları doğru kabul ettiğine göre yanlışlığı sözlükçülerin galata bakış açısında aramak gerekir. BİBLİYOGRAFYA :, Şemseddin Sami. Kamas -1 Türki, İstanbul 1317, tür. yer.; Doğan Aksan, "Kelimelerin Ölümü Olay ı ve Türk Yazı Dillerindeki Örneklerinde Arapça ve Farsça Unsurların Etkisi Üzerinde Notlar", Necati Lugal Armağant, Ankara 1968, s. 97-108; a.mlf.. Tarttştlan Sözcük Ler ve Özl eştirme Sorunu, Ankara 1976; Ferit Aydın. Tercüme Sanattnm Gerçekleri, İstanbul [ 1984 ], s. 71-103; Zuhal Kültüral, Galatat Söz Lükleri (yüksek lisans tezi, 1989), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü ; Kunos lgnacz. "Török nyelvhibak", Neylveszeti Tanulmanyok, 1/ 1, Kolozsvar 1905, s. 53-62; Recep Toparlı. "Türkçe'de Galatlar", TDA, sy. 34 (1985), s. 159-174; Ali Özçelebi. "Kimi Sözcüklerin Dilimize Özgü Kullanımı Üstüne ", Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Araştirma Dergisi, sy. 1, Erzurum 1986, s. 127-131; Kemal Yavuz. "Galat, Galatat ve Muirıi'nin Dildeki Tasarruflan", TDA, sy. 60 (1989), s. 127-148 ; Mustafa Uzun, "Ali Seydi Bey", DiA, ll, 444. lij MusTAFA S. K AÇA L İN L GAlATA İstanb ul'da tarihi bir semt. Semtin adının, çevresinde ahırlar bulunmasından dolayı "süt" anlamına gelen galaktus veya İtalyanca "merdivenli yol" demek olan calatadan geldiği ileri sürülmekle beraber kelimenin menşe i tam olarak aydınlanmış değildir. Buraya genel olarak Bizans döneminde "karşı" manasında Pera denirdi. Bu kelime, yabancı tüccarların yaşadığı bölgeye karşı yerli Bizans halkının yabancılığ ı nı da ifade etmekteydi. Klasik Osmanlı devrinde bugünkü Tünel- Galatasaray arası Galata ' nın kuzey sınırını. bugünkü Kasımpaşa batı sınırını, Tophane ise doğu sınırını meydana getirmekteydi. XV. yüzyıla kadar Galata sıirlarıyla çevrili bölge (intra muros) Pera diye bilinmekteydi ve Bizans dönemi Galata'sı da bu kısmı içi Bu topografik sınırlama ne almaktaydı. _j Galata'nın sosyokültürel tarihi bakımından da geçerli olmalıdır. Çünkü XVI. yüzyıldan itibaren surun dışında kalan ve Beyoğlu denilen kesimde, buraya yerleşen yabancıların ve bunların temsilcilikleri, kiliseleri ve sivil mimarileriyle eski Galata'dan ayrı bir fiziki sosyal doku ortaya çıktı. İstanbul tarihi içinde bu iki dilimin farklı olarak ele alınması gerekir. Osmanlı fethinden sonra Galata'daki Cenevizliler'e Fatih Sultan Mehmed eski özerk statülerini vermedi ve başlarındaki podestaya da Halil İnalcık'ın belirttiği şekilde sadece "kethüda" unvanını kullanmasına müsaade etti. Fetihten sonra burada kalan ve özellikle Kırım'ın zaptının ardından buraya getirilen Cenevizliler Galata'nın başlıca Latin ve yabancı unsurunu oluşturdular. Ancak bunların içinde Osmanlı tebaası olup zimmi statüsüne geçenler de vardı. Cenevizliler'e tanınan hakları belirten ve Fatih tarafından 857 Cemaziyeleweli sonlarında (1453 Haziran başları) verilen ahidname İnalcık'a göre bir imtiyaz ve bir kapitülasyon niteliği taşımaktadır. Yine İnalcık'ın yayımladığı 1 Muharrem 860 ( 11 Aralık 1455) tarihli cizye toplamak için yapılan tahririn sonuçlarını gösteren deftere göre Galata'da ismi geçen kiliseler ve etrafındaki Latin cemaati St. Anna, St. Benedetto, St. Giovanni, St. Sebastiani, St. Antonio, St. Georgio, St. Maria ve St. Nicolo'dur (Varia Turcia, Xlll\19911. s. 28-30). Osmanlılar bölgelerinde Roma- Katalik kilisesiyle doğrudan diplomatik ilişkiye girmediler. Bununla birlikte cemaatin işine bakan bir "cardinale- protettore" (patriarchal vicar) vardı. Nitekim cemaatin Babıali ile olan ilişkileri, diğer zimmi gruplarla olduğu gibi, 9 Ocak 1907 tarihli bir irade-i şahane ile tarif edilmektedir. Buna göre Latin cemaati yabancılara ait olan kiliselere bağlıdır ve rahipler yabancı tebaalıdır ; hükümetle olan günlük işle r i bir vekil va- G alata'n ın eski bir f otoğra f ı {Semavi Eyice fotograf a r şivi) GALATA sıtasıyla görülür (Latin vekaleti) ve bu bir muhtarlık gibidir. Diğer gayri müslimler gibi bir millet teşkilat ve işleyişi söz konusu değildir. Muharrem 860 (Aralık 1455) tahririyle Galata'nın Osmanlı hakimiyetine girdikten sonraki yeni fiziki düzeni de sağlandı. Buradaki ahali vergi tesbiti için sayıldı ve hane sayıları kaydedildi. Buna göre. tesbit edilen on üç mahallede daha çok Cenevizli hıristiyanlar varken 1460' lardan itibaren Floransalılar da buraya yerleşip giderek nüfuz kazandılar (a.g.e., s. 60) Galata Cenevizlileri ise Kırım'da Kefe ve Ege'de Sakız adası ile teması ve ticari ilişkiyi devam ettiren grup oldular (Pistarino, s. 312-318, 325) 1455 tahririne göre İtalyanlar emiakin % 60'ına, Rumlar % 35'ine sahiptiler. Emlak sahibi olarak kayıtlı iki nefer Ermeni vardı, yahudi ev sahibi ise hiç yoktu. İnalcık, Kırım ' daki Kefe'nin Galata ile nüfus yapısındaki benzerliği ve özellikle Cenevizli nüfusun iki şehir arasında devamlı kayması üzerinde önemle durmaktadır. 1478 sayımına göre Galata'da 535 hane müslüman, 592 hane Rum, 332 hane Latin (ecnebi), altmış iki hane Ermeni vardı (İn a lcık, s. 37, 39). Yahudiler buraya çok daha sonraki dönemlerde yerleşmeye başladılar. Karaköy-Hasköy ise XV. yüzyıl sonu ile XVI. yüzyılda yahudi ve Karay nüfusla tanışmıştır denebilir. Bu dönemde Galata'da Cenevizli, Venedikli zengin tüccarlar cizyeden muaf olarak yaşıyor, ticaret yapıyor. yıllık belli bir vergi veriyordu. Bu ecnebi grup da "gant. evsat. fakir" diye üç kategoriye ayrılmıştı. Gerçekten Galata ve sonra da Beyoğlu XX. yüzyıla gelene kadar her sınıf ve özellikle de fakir İtalyanlar için göç ve umut kapısı olmuştur. Fetihten sonra Galata Rumları. Ceneviz yerleşmesinin etrafındaki mahallelerde toplanmış du rumdaydı. Dolayısıyla 303

Rumlar Galata'da çevre bölgede ikinci sınıf bir yerleşmeye sahiptiler. Ancak bu durum Osmanlı devri boyunca değişti; aynı şekilde Ermeni nüfusu da benzeri bir gelişme gösterdi. Yahudiler bu dönemde çok az olup ispanya'dan yapılan göçten sonra sayıları arttı. Müslümanlar ise Fatih Sultan Mehmed'in vakfiyeleriyle kurulan alt yapı sayesinde kalabalıklaştılar ve bir asır içinde Rumlar ' ı takip eden en kalabalık grup haline geldiler. Galata'da ispanya'dan göçen müslümanların varlığı da bilinmektedir. Nitekim bölgedeki eski Oorniniken kilisesi olan San Domenico'nun Arap Camii adını almış olması bu ihtimali kuwetlendirmektedir. Semavi Eyice, San Francesco yerine XVIII. yüzyılda Yeni Cami'in yapılmasından ve San Michele'in XVI. yüzyılda Rüstem Paşa Hanı haline getirilmesinden bahseder. Osmanlılar devrinde Galata ' nın han. bedesten gibi yeni alt yapı eserleriyle hem mimari hem de nüfus bakımından değişim geçirdiği açıktır (Eyice, ı 11 949 1. s. 201-21 9) Büyüyen Galata'da sanıldığının aksine Latin - Katolik, Rum ve Ermeni nüfusu azalmakta ve müslümanlar artmaktaydı. Tabii idari ve coğrafi bir çevre olarak Galata eski surlar dışına doğru giderek taşmaya başladı. Galata iç surla çevrili beş bölgeden meydana gelirken batıda Hisariçi ile Azapkapı arasındaki boş alanda Türk mahalleleri kurulmuştu. Bunlar kıyı kesiminde Azapkapı 'ya doğru, üst kesimde ise Okçumusa caddesi ve Başhisar çevresinde teşekkül etmişti. Galata surundan dışarı açılan kapılar Meyyitkapısı, Azapkapı, Kürkçükapı, Balıkpazarıkapısı. Yağkapanıkapısı, Karaköykapısı, Kurşunlumahzenkapısı, Kireçkapısı, Demirkapı, Tophanekapısı. Küçükkule ve Büyükkule kapıları idi. Osmanlılar devrinde istanbul şehri, istanbul ve bilad-ı selase (Eyüp, Galata, üsküdar) olarak idari-adli bölgelere ayrıl- 304 Galata Kad ı s ı Osma n Ef endi 'nin mezar ta s ı - Eyüp 1 istanbul XVI. y üz yı l da G a l ata 'y ı gösteren bir minyatür ( M a t rakçı Nasuh, Bey & n - ı Memlzil-i Sefer-i Jrakeyn, iü Ktp., TY, nr. 5964, vr. 9a) mıştı. Galata. mevleviyet payeli kadılar tarafından idare ediliyordu. Galata kadısına tabi naiblerin yetki alanı Hasköy ve Boğaz'dan Yeniköy'e kadar uzanan bir alanı kapsıyordu. Dolayısıyla idari yönden Haliç'in kuzey ve Boğaz ' ın Avrupa yakası Galata kadılığına bağlıydı. XVII ve XVIII. yüzyıllarda Galata denen idari bölge Venedik Sarayı, Fransa Sarayı, Polanya (Lehist an) sefareti, Hollanda, isveç elçilikleriyle ve yeni kilise ve yerleşim üniteleriyle eski surların dışına taştı. Bu yüzyıllarda Fransa Doğu Akdeniz' de en etkin ticari, kültürel ve dini kurumlara sahipti. Bu dönemlere ait Galata kadı sicilieri gibi zengin tarihi kayıtların yanında Başbakanlık Osmanlı Arşivi ' ndeki "Düvel-i Ecnebiyye defterleri" serisi ve şüphesiz Fransa, Avusturya, Venedik arşivleri Galata ' nın içtimal hayatını çizen zengin belgeler ihtiva etmektedir. Pera denen Galata'da Adorno, Campofegoso, Doria. Botteghe. Ocase gibi aileler vardı. Bu Cenevizli tüccar ailelerin italyan tipi hayat tarzları yerini XVII. yüzyıldan itibaren ağırlıklı olarak Fransız dili, kültürü ve hayat tarzına bırakmaya başladı. XVIII. yüzyılda, yani Osmanlı Devleti' nin Westphalia barışına göre oluşan milletlerarası diplomatik düzeni benimsemeye başlamasına kadar Galata'daki yabancı misyonların günlük yaşayışı kendine has bir gelişme gösterdi. Yabancı elçilik heyetleri ve onlara bağlı -tüccar ve rahip grupları arasındaki ilişkiler Galata ' nın sosyal hayatına canlılık kazandırdı. Diplomatlar arasında protokol düzeni bazı hallerde çekişmelere bile sebep olurdu. Nitekim 1587 yılında Fransa kralının istanbul'daki elçisi Jacques Savary ile (Seigneur de Lancosmes) Alman Avusturya imparatorluğu ' nun istanbul elçisi Bartholemeus Pezzen arasında, o sıralarda Pera'nın en büyük kilisesi olan San Francesco'da yer ve' protokol önceliği için meydana gelen ve önemli akislere yol açan kavga bu çekişmelere örnek olarak gösterilebilir. Lancosmes, "rex christianissimus" yani "roi tres chretienne"nin temsilcisi olduğu ııu ileri sürerek öncülüğü Avusturyalı 111eslektaşına bırakmak istemiyordu. O :zaman Pera'nın en büyük Katalik kilisesi olan ve San Benedetto, San Antonio, Santa Anna, Santa Maria, San Giovaııni deli Ospedale, San Giorgio, San Seb&stiani, San Pietro kiliseleri gibi italyan rqhipleri tarafından kurulan, Ayvansarayf'ye göre 1697' deki yangından, Pera tarihçisi Alphonse Belin'e göre ise 1697'de müsadere edildikten sonra yerine Yeni Cami inşa edilen (Histoire de la latinite de Constantinople, s. 201-202, 209-210) San Francesco'da başköşeye Ro111a imparatorunun temsilcisi olduğu iddiasıyla Avusturyalı Pezzen oturmak iste111iş, Fransız sefiri ise onun efendisinin (imparatorun) ne Babıali ne de kendine~ böyle bir önceliğe sahip olduğunu, Fraıısa setiri olarak önceliğin kendisinde pulunduğunu ileri sürmüş, hatta onun pazar ayini için kurdurduğu sayebanı (baldachin) yıktırdığı gibi erkenden muhafızlarıyla kiliseye gidip başköşeye yerleşmişti. Lancosmes'un gürültülü kilise işgali Galata'da duyulunca Müsevi, müslüman, Rum ve Ermeni ahali kilisenin dışında birikerek çıkacak kavgayı beklerneye başlqmış, Pezzen ise bu durumda kiliseye gitmeyip kendi sefaretindeki "chapelle".de ibadeti tercih etmiş ve "küstah ve zipcire vurulacak bir deli" olarak niteledi~i Fransız sefirini, yaptıkları için sadrazama şikayet etmişti. Bu olaydaki gibi Galata'nın yerli ahalisi ve kuruluşları ile ecnebiler ara-

sında bir kaynaşma yoktu. Sonradan Levanten denilen ve sadece İtalya'dan, Fransa'dan değil diğer Avrupa ülkelerinden de gelip yerleşenlerle yerliler arasında aynı durum söz konusuydu. XIX. yüzyılda Levantenler, içlerinde tarihçi Hammer'in de bulunduğu bazı Avrupalı gezginler tarafından istihfafla anılmıştır. XVI. yüzyıl sonunda İstpnbul'a gelen Salomon Schweigger Galata sakinlerinin çoğunu Rum ve fakir olarqk niteler. Ona göre bölgedeki İtalyan usulü çok eski binalar taştan yüksek yapılardı, ancak kötü bir durumda bulunuyorlardı (Zum Ho fe des türkischen, s. 134) Dolayısıyla J. Cramer'in, semtin taş binalarının xvııı ve XIX. yüzyıllarda yapıldığını belirtmesi (Jstanbuler ihtiyatla değerlendirilmelidir Mitteilungen, XXXIV, 439-440). Galata sıkışık nizarn oturulan, özel sağlık ve suç problemleri olan bir bölgeydi. Nitekim asayişi şehrin içinde özel bir yeniçeri garnizonuna verilmiş ve mukataa yoluyla bu işi yüklenen yenjçeri zabitlerinin sorumlu olduğu bir sisteme bağlanmıştı. Galata dışında bugünkü Taksim Aya spaşa yeniçeri kışialarının bulunduğu yerdi. Bu dönemin kalıntısı bölgede sokak isimlerinde görülür (Bağodaları, Ağaçırağı, Çiftevav sokağı gibi). "Galata mollası" denen kadının hiyerarşideki görev ve yetki üstünlüğü de bu cümledendir. XVI -XVII I. yüzyıllarda Galata sakinleri ve yabancı misyonlar arasında bir uyum problemi de söz konusudur. Mesela İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth'in İstanbul' daki ilk elçisi Edward Barton'un Tophane'de kiraladığı evde uygunsuz insanları topladığı ve alemler tertipiediği gerekçesiyle mahalle ahalisi burayı basıp sefiri de hükümete şikayet etmiş ve bu- Jea n Marius Feraud n un. XIX. yüzy ı lın il k yarıs ı içleri nde çizilen istanbu l m anzarasında Galata'nın görünüşü (Semavi Eyice fotoğraf arşivi) radan attırmıştı (Dereli, s. 104-105) Galata'da yerli hıristiyanlardan alınan tercümanlar ayrı bir grubu teşkil ediyordu. Ancak bunların yeterli derecede yabancı dil bilmemesi yüzünden XVIII. yüzyıl sonunda onların yerini Paris'te St. Louise Lisesi ' nde, Viyana' da Theresian um' da okuyan Avrupalı dragoman tipleri almaya başladı. Bunların bir kısmı, Osmanlı toplumunu tanıyan müstakbel Avrupa şarkiyatçıları olarak ortaya çıktı. Bazı yerli hıristiyanlar içinden de tarihçi 1. Mouradgea d'ohsson önce dragoman. sonra sefir oldu. Testa ailesi ve Negriler ileride Dragoman hanedanları olarak ortaya çıktılar. Karlofça ve Pasarofça antlaşmalarıyla Osmanlılar yeni bir sisteme girdiler. Artık sefir ve kançılaryanın muafiyet ve imtiyazları vardı. Bu Avrupalılar eskisi gibi harbf veya müste'men statüsünde değildiler. Osmanlı deyimiyle "Françelü, Nemçelü, Nederlandelü" yabancılardı. Ancak Osmanlı memurlarının yeni sisteme hemen uyum sağladığını söylemek güçtür. Eski geleneği sürdürmekte adeta ısrar ettiler. Babtali ve saray sık sık anlaşmaları zikrederek memurlara fer- Galata ' nın XIX. yüzyı l başla rın da yapı l an bir gravürü (A. lgnaze Melling. Vayage pitloresque de Constantinople et des riues du Bosphore, Paris 1819. levha XXIV'ten detay) manlar ç ıkarıyo r. yabancı elçiler ve konsoloslar ise ilave gümrük veya Avrupalılar'dan cizye alındığını. rahiplerin kilise kurmaları ve ibadet hürriyetlerinin ihlal edildiğini bildirip şikayette bulunuyorlardı. XVIII. yüzyılın diplamatları artık sadece krallarını temsil eden veya rahiplerini koruyan memurlar değildiler. Ön planda ticaret ve tüccarın menfaati için çalışıyorlardı. Osmanlı bürokratları da ister başşehirde ister eyajetlerde olsun. yabancı tüccarlarla ve misyonerlerle oluşan bu yeni ilişki çerçevesine alışmak zorundaydı lar. Galata'daki yabancı misyonların yiyecek meselesi çok önemliydi. Yeterince tahıl ve sebze. en önemlisi de domuz ve şarap temini icap ediyordu. Anlaşmalar gereği bu gibi alımların istanbul civarından yapılması mümkündü. Sefaret heyetlerinin ve rahip kalabalığının Galata esnafından perakende alışveriş yapmaları kendilerine pahalıya mal oluyordu. Bu misyonların istanbul civarından aldığı domuz ve şarap bazı vergilerden (h ı nz ır ve hamr resmil muaftı. Ancak Fransız rahipleri kendileri ve sefaret erkanının ekmek ve galeta ihtiyacı için bir fırın kurduklarında Pera 'daki ekmekçiler fırını çalıştırmayıp ticaretlerinin engellendiği gerekçesiyle hükümete şikayet etmişlerdi. Yabancı tüccar. rahip ve sefaret erkanının ekonomik faaliyetlerinden müslim- gayri müslim şehrin her sınıftan Osmanlı tebaası şikayetçiydi (BA, Düvel -i Ecrıeb i yye, Françe Ahkam1 De{te ri, nr. 26 / 1, 28 / 3, s. 33) Katalik rahiplerin faaliyetine her şeyden önce yerli Osmanlı hıristiyanları engel olurdu. Ortodoks kilisesinin ve Gregoryenler'in. "heretik" olarak nitelendirdikleri bu rahiplerin propagandasına hiç tahammülleri yoktu. Galata'daki yabancıların farklı dini törenlerini Osmanlı hı- 305

ristiyanları da müslümanlar kadar istemezdi. Yapılan müdahalelerin önlenmesi için 1702 yılında Galata kadısına yazılan bir emirname bu bakımdan ilginçtir (BA, Düvel-i Ecnebiyye, Françe Ahkamı Defteri, nr. 28). Pera'da bu sebeple Katolik adetleri yayılamaz ve "procession" gibi törenler açıkta yapılamazdı. Özellikle yabancı tüccarlar pek sevilmez. yerli esnaf loncalarıyla sürekli bir çekişme yaşanırdı. Fransa sefiri Marquis Desal!eurs, 17 Mayıs 1711 tarihinde Paris'e yazdığı raporuna övünçle bir fermanın tercümesini eklemişti. Buna göre Fransız tüccarlar Galata'da Arap Camii civarında ev kiralamışlar. müslüman ev sahiplerine kiralarını peşin olarak ödedikleri halde ev sahipleri aralarında aniaşmış ve kadı mahkemesinden çıkarttıkları kararla Fransızlar ' ı müslüman mahallesinden dışarı attırmışlardı. Ancak sefirin hükümete başvurması üzerine bu müdahale önlenmiş ve durumun düzeltilmesi emredilmişti (Arch ives des affaires etrangeres, C. P. Turquie, Ll, s. 25 vd, 17 Mayıs 1711 tarihli rapor). Yabancı misyonlar genellikle Marmara'ya bakan geniş bahçeli sefaret saray Iarına kapanmış durumdaydı. Bunlar Palazzo Venezia, Palais de France gibi gerçek saraylardı. XVIII. yüzyılda sefir ikametgahlarının her yerde olduğu gibi muafiyeti vardı. Sefaret erkanı. aralarında gidip gelmenin ötesinde istanbul'da her türlü antika ve her dilde eski kitap toplamak gibi meraklara sahiptiler. Alışveriş konusundaki becerikliliğinden hatıratında bahsetmeyen yok gibidir. Pera' daki yabancılar arasında veba korkusu da yaygındı. istanbullular ' ın aksine en hafif bir dedikodu veya şüpheli olay görüldüğünde herkes evine kapanır ve sosyal hayat dururdu. XIX. yüzyıl başlarında seyyah Olivier. Pera ' nın veba korkusunu etraflıca tasvir edenlerden biridir. 306 Tören ve balolar gibi faaliyetler de sadece sefaret heyetleri a rasındadı r. Osmanlı devlet adamları bu balolara Tanzimat dönemine kadar katılmamışlardı. Semtin mimari dokusu konusunda, R. de Beylie'nin L 'habitation byzantine adlı eserinde (s 199) mimariyi Bizans'a kadar götürmesi ve R. Mantran ' ın Galata'yı daha Cenova kolonisi döneminde yoğun şekilde iskan edilmiş yüksek binalarla süslü bir şehir olarak tasviri mevcut gravürlerin verdiği görünümle uyuşmamaktadır. Bundan başka Cramer, Mü ller -Wien er gibi araştırmacılar Galata'nın bugünkü en eski hanlarının. yani sivil mimari eserlerinin ancak XVIII. yüzyıla kadar inebildiğini, Avrupa neo-klasisizmine uyan oryantal biçimli binaların da bilindiği üzere XIX. yüzyıla ait olduğunu göstermişlerdir. Mesela Bakır sokağındaki Saksıhan, yine Perşembepazarı sokağındaki Serpuşhan 1148 ( 1736) tarihli eserlerdir. Eskibanka sokağında mevcut San Pietro- Pa o lo Kilisesi Vakfı'ndan olan ünlü St. Piyerhan'ı ise XVIII. yüzyıl/sonundan gelmiş ve XIX. yüzyıl da tadilatla bugünkü görünümünü kazanmıştır. Hatta XV. yüzyıla kadar inen Voyvoda caddesi ve Galatakulesi sokağı köşesindeki ünlü Cenova Podesta Sarayı (Palazzo communale) bugünkü görünümünü yine XVIII ve XIX. yüzyıllardaki değişikliklerle almıştır (Cramer, XXXIV, 425-439) Galata ' nın bugünkü yoğun yerleşimli görünümü, Doğu- Batı üslüplu binalar temelde XIX. yüzyılın eseridir. XIX. yüzyılda apartman tipi yerleşim ve yoğun iş merkezinin oluşumu, yani mimari topografyanın değişimi dolayısıyla Galata modern belediyecilik hizmetine de erkenden geçmiş, sokaklara dair bir nizamname ile bina düzeni, kanalizasyon ve giderek temizlik ve aydınlatma hizmetleri sağlanmış, hatta Tepebaşı'nda- Ga lata'dan bir gö r ün i'ır: ki ilk park bu bölgede gelişmiştir. Kurulan Altıncı Daire-i Belediyye, liman faaliyetleri ve seyyar nüfusun yoğunlaştığı bu bölgede ahlak zabıtası görevini de yüklenmiş, frengi hastahanesi kurulmuş, eğlence yerlerine ruhsat verilmiştir. Devrin vak'anüvisi Ahmed Lutfi Efendi, bu semt ve belediyesinin faaliyetlerini ve gelişmele r i olumsuz ve iğneleyici bir üslüpla anlatmaktadır (Tarih, IX, 141 ). Şüp hesiz Galata. XVIII ve özellikle XIX. yüzyılda istanbul'un asayiş yönünden en problemli bölgesiydi. 16 Nisan 1848'de Galata Çadırcı Hanı önünde İngiliz tebaasından Kefalonyalı ve Maltah gemiciler bir çatış arasında günlerce süren kanlı ma zabıtayı meşgul etmişti. Bu tip olaylar sıkça görülürdü (BA, İ rade- Hariciyye, nr. 2096). 18 Cemaziyelahir 1268'de (9 Nisan 1852) çıkan bir iradeden semtte serseri takımı ile esnafın birbirine karıştığı, dükkan ve evlerin numaralandırıldığı. yani semtin bir nüfus sayımının da bu vesile ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Aynı tarihte Beyoğlu ve Galata zabtiye işlerinin Zabtiye Nezareti'ne ilhak edildiği ve bu hizmetin merkeztieştiği dikkati çekmektedir (BA, İ rade-mec li s-i va ı a. nr. 6660) Osmanlı döneminde Pera'da önemli ölçüde Cenovalı tüccar hanedam vardı. Perone, Fornetti, Negri, Doria, Draperis, Navoni, Samsoni. Olivieri, Brutti (aslında Dra çl ı Arnavutlar), Grillo, Cavalorso, Salvago, Chiavari, Alessio, Patevio, Sanguinezzo, XIX. yüzyılın ünlü dragoman ailesi Testalar. Dhe gibi aileler şehrin İtalyan kökenli zengin tüccar hanedanlarıydı. Bundan başka XIX. yüzyılın Tubini, Baltazzi, Aileone aileleri de buna katılabilir; Tepebaşı ' ndaki zengin taş konakların yanında sefajet apartmanları Galata ve Beyoğlu'nun XIX. yüzyıldaki manzarasını tamamlar. Mihail Sturdza bu gibi otuz dokuz ailenin isim ve tarihçesini vermektedir. Galata ' nın italyanlar'ı sadece bu eski tüccar aristokrasisi ile sınırlandırılamaz. Özellikle XIX. yüzyılda Galata ve Beyoğlu semtleri önemli ölçüde bir İtalyan işçi ve işsiz sınıfının göç ettiği yerler oldu. Bilhassa inşaat sektörünün bu iş gücüne ihtiyacı vardı ve kagir binalardan oluşan Galata ve Beyoğlu İtalyan mimar, kalfa ve işçilerinin eseridir denebilir. İtalya ' nın her yerinden gelen. mahallf lehçeleriyle şehirde ki dilleri karıştıran bu zümrenin istanbul'da Edmondo de Amicis'in gözlediği gibi kendine özgü (suigeneri s) bir İtalyanca ortaya çıkardığı da söylenebilir.

Gelenlerin hepsinin şansının yaver gitmediği de anlaşılmaktadır. Bazıları buradan Amerika'ya göç etmiştir. Hatta hükümet bu gibi çaresizleri ucuz yoldan gönderme imkanları da bulmuş, belirli bir yardım ve ucuza anlaşma yapılan kumpanyaların vapurlarıyla bunlar Amerika'ya gönderilmiştir (BA, irade-hariciyye, nr. 7869) italyanlar bu göçlerle ve zaman içinde diğer gayri müslimlere karışarak azalmışlardır. XIX. yüzyılda italya dan MOsevi italyan göçü de vardı. Hatta Galata'da Küçükhendek ve Lüleci sokağındaki italyan sinagogları bulunuyordu. Dolayısıyla Levantenler ayrı bir zümreye ve kültüre mensup olup XIX. yüzyılda italyanca ve çoğunlukla Fransızca'yı kullanmışlardır; zamanla da sayıları oldukça azalmıştır. italya XIX. yüzyıl başında Sardinya, Sicilyateyn, Taskana elçilikleriyle temsil edilirken 6 Şubat 1848'de Toskana. italyan'ın birleşmesi sırasında da Sicilyateyn elçilikleri lağvedildi. italyan okulları ve kiliseleri XX. yüzyıl başında da küçümsenmeyecek sayıdaydı. Tevhfd-i Tedrfsat Kanunu çıktığında Fransız okullarının sayısı otuz kadardı. italyan okullarının sayısı ise dokuzdu ( 1925-1926 Salnamesi, s. 460) Bugün Beyoğlu ve Galata mimari doku olarak XIX. yüzyılın en iyi korunduğu. fakat nüfus kompozisyonundaki değişmenin en hızlı olduğu istanbul semtlerindendir. Konunun araştırılması istanbul ve Osmanlı imparatorluğu tarihinin ötesinde bir öneme sahiptir. BİBLİYOGRAFYA: BA. Düveı-i Ecnebiyye, Françe Ahkamı Defteri, nr. 26/1, 28/3, s. 33; BA. irade-hariciyye, nr. 2096, 7869; BA, irade-meclis-i Va la, nr. 6660; Archives des affaires etrangeres. C P. Tur quie, Ll, s. 25 vd.; J. von Hammer. Constantinopolis und der Bosporos, Pesth 1822, tür. yer.; M. A. Belin. Histoire de la latinite de Constan-. tinople, Paris 1894, s. 182-212; R. de Beylie. L 'habitation byzantine, Paris 1903; Luffi. Tarih, IX, 141 ; 1925-1926 Salnamesi, istanbul 1926, s. 460 ; S. Schweigger. Zum Ho{e des türkisehen Sultans Klassische Retsen (ed. H. Stein). Leipzig, ts., s. 134 vd.; T. Bertele, ll Palazzo degli Ambasciatori di Venezia a Constantinopoli e lesve antiche memorie 1932-1940, Bologna, ts.; P. B. Palazza - P. A. Ra i neri O. P.. La Chiesa di S. Pietro in Galata, istanbul 1943; A. M. Schneider - M. Ts. Nomidis, Galata, istanbul 1944; Ham id Dere! i. Kraliçe Elizabeth Devrinde Türkler ve ingiliz/er, Ankara 1951, s. 104-105; M. Sturdza, Grands {amu/es de Grece, d'albanie et de Constantinople, Paris 1983; G. Pistarino, Genovesi d'oriente, Civico!stituto Colombiano, Genova 1990, s. 312-318, 325; Semavi Eyice. "Galata Hakkında İki Kitab ve Bu Münasebetle Bazı Notlar", TD, 1 ( 1949). s. 201 219; L. Mitler, "The Genoese in Galata 1453-1682", /JI'1ES, X ( 1979), s. 71-91; M. Köhbach, "E in diplomatischer Rangstreit in Is tanbul im Jahre 1587", 1'1itteilungen des Österreichischen Staatsarchius, XXXVI, Wien 1983, s. 261-268; J. Cramer, "Einige Handelsbauten des 18.-19. Jahrhunderts in Galata", /stanbuler 1'1itteilungen, XXXIV, istanbul 1984, s. 417-440; R. Mantran. "Images de Galata au XVII" siecle", Varia Turcica, IX, Istanbul- Paris 1987, s. 193-202; Halil inaıcı k, "Ottoman Galata 1453-1553", a.e., XIII (1991). s. 17-105; S. Yerasimos, "Galata a travers les recits de voyage ( 1453-1600)", a.e., XIII ( 1991 ), s. 117-129; ilber Ortaylı, "La vie quotidienne des missions etrangeres a Galata", a.e., XII I ( 1991). s. 131-137; a.mlf.. "XVIII-XIX. Yüzyıllarda Galata", Tarih Boyunca istanbul Semineri (Bildiriler), İstanbul 1989, s. 131-138. Iii İLBER ÜRTAYLI Galata'da Türk Eserleri. istanbul'un diğer semtlerine göre Galata. genellikle hıristiyanların yoğun olarak yaşadığı bir yer olduğundan, onların çok sayıdaki kilise ve manastırları buraya küçük bir hıristiyan kasabası görünümü vermiş ve semt Türk yapıları bakımından oldukça fakir kalmıştır. Ancak yine de bütün Osmanlı dönemi boyunca Türk mimari geleneğine uygun biçimdeki evleri ve müslüman mezarlıkları, buranın her şeye rağmen müslüman Türk kimliğinin işaretleri olarak görünürdü. Nitekim XVIII. yüzyılda Avusturyalı Baron von Gudenus ile XIX. yüzyılın ilk yarısında ingiliz Baker'in Galata sırtlarından Haliç ve istanbul'u tasvir eden panaramalarında ön planda o dönemlerde Galata evlerinin Türk karakteri belirlidir. Fakat özellikle XIX. yüzyıl içlerinde Galata'da yabancı unsurların hakimiyeti çok güçlenmiş ve idarecileri azınlıklarla Levantenler olan ayrı bir belediye dairesi (VI. Daire) kurulduktan sonra semtin görünümü bütünüyle değişmiştir. Buradaki evler ve iş yerleri XVII-XVIII. yüzyıllarda o dönemin Osmanlı mimarisine uygun ola- rak yapılırken sonraları bunlar yerlerini Batı mimari üsloplarındaki yapılara bırakmıştır. Ancak Galata'nın ara sokaklarındaki birtakım kagir binaların bazılarınca sanıldığı gibi Bizans veya Ceneviz yapısı olmadığı. hepsinin de Osmanlı döneminde inşa edildiği duvar örgü tekniklerinden ve mimari özelliklerinden açıkça anlaşılmaktadır. ı. Mahmud tarafından, Beyoğlu bölgesine su veren yeni bir şebekenin yapılması ile de 1145 (1732-33) yılında bu semtin her yerine irili ufaklı çeşmeler inşa edilmiştir. Fakat XIX. yüzyılda Galata'yı bir hıristiyan yerleşim yeri olarak benimseyen azınlıklar ve bilhassa Levantenler buranın Türk ve müslüman görüntgsünü eritmişlerdir. Camiler. Oorniniken tarikatı rahiplerinin San Domenico adına Gotik üslupta inşa ettikleri kilise Galata'da mevcut en büyük hıristiyan ibadet yeri olduğundan buranın fethinden sonra Arap Camii ad ıyla bizzat Fatih Sultan Mehmed'in vakfı olarak camiye çevrilmiştir (bk. ARAP CAMii) Azapkapı Camii Haliç kıyısında, Galata'nın şehir dışına açılan bir kapısının yakınında Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa tarafından 985 ( 1577-78) yılında Hassa Başmimarı Sinan'a yaptırılmıştır. Cami, Osmanlı- Türk şehireiliğinin özelliklerinden biri olarak yer seçiminde bir iskelebaşı camii halinde tasarlanıp inşa edilmiştir. Çok uzun yıllar harap halde durduktan sonra 1938-1941 yıllarında tamir edilerek yeniden ibadete açılmıştır (bk AZAPKAPI CAMii) Galata surlarının hemen dışında Tophane civarında, Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa tarafından 1580 yılında Hassa Başmimarı Sinan'a yaptırılan Kılıç Ali Paşa Camii, Azapkapı Camii gibi bir iskelebaşı camii olmakla beraber medrese, türbe ve ha bir külliyenin merkezi mamdan oluşan dir (bk KILIÇ ALİ PAŞA KÜLLİYESİ) Henry Aston Barker' in yaptığı bir sulu boya tablodan Galata'yı gösteren iki detay {i;tanbul Den;, Mü,e;l. m. 1746) 307