Ulusça cesaretimize diyecek yok. Trafik kazalarında dünya ortalamasının üzerindeki sayıl ar bu cesaretin bir göstergesi. Peki sadece karada mı bu cesaretimiz. Elbette değil. Denizler üzerinde de pek çok örneği var. Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Ali Sirmen köşesini bir okurundan bu konuda gelen mektuba ayırdı. Mektupta ilginç saptamalar var. DÜNYADA BUGÜN Motor Faciası Olmasın! AKP ye oy rmemiş olan Adalıları cezalandırmak için bazı vapurların yerine motor ikame edilmesi üzerine Adalıların başlattığı kampanyayı herkes biliyor. Önceki gün mühendis dostum Bülent Turan dan işin günlik yönüne değinen bir mektup aldım. Çok büyük bir tehlikeyi vurgul ayan bu mektubu olduğu gibi yayımlıyorum: 1 / 6
HANGAR GİBİ ACAYİP BİR YAPI 26 Ekim 2009 Pazartesi akşamı saat 17.30 da Bostancı dan Büyükada ya giden yeni motorlardan birine eşimle birlikte binmek zorunda kaldık. Herhalde yeni yapılmış tam bitmeden servise konmuş olmalı ki, bir şantiye aracından farklı olmayan, boylu boyunca uzanan ısı cam pencereleri ile tam hangar yapısında acayip bir yapı idi. Yolun yarısında sancak bordadan bir vapur belirdi, vapurun kırmızı iskele feneri görünüyordu tabii yol hakkı da onundu. Ancak bizim kaptan arkadaş birdenbire gaz koluna asılarak, teknenin hızını arttırıp vapurun önünden geçmeye kalkıştı. Eğer kaptanın azıcık tecrübesi olsa böyle bir harekete tessül edemezdi. TEKNEDEKİ DUALAR NE İŞE YARAR? Radar olsa kolayca bu vapurun pruvasından geçemeyeceğini görürdü. Eğer radar varsa da anlayacak kimse yoktu demek ki. Tabii bu arada sancaktan gelen vapurun kaptanı bu çılgınlığı önlemek niyetiyle, o da tam yol r di gemisine. İşte o andan itibarın teknenin içine özenle yerleştirilmiş Besmele, Ayet el Kürsi gibi Arapça yazılmış duaların ne işe yaradığın ı anlamış oldum!.. Teknemizin kaptanı hidayete ererek yavaşladı 50 m. aralıkla vapur önümüzden geçip gitti. 2 / 6
Bir felaket böylece gerçekleşmedi. Eğer bir çarpışma olsa idi, bu tekneden hiç kimse sağ çıkamazdı. Teknede tek bir günlik kapısı yok. Sadece yolcuların girmesi için başta iki adet ev kapısı bulunuyor. * * * Gördüğüm kadarıyla limanda böyle teknelerden onlarca var. Sanki bir emirle aynı projelerden genelde en az 20 m. boyunda 300 500 yolcu taşımak üzere tasarlanmışlar gibi. Estetik bakımdan bir facia ama asıl korkunç olan hidrolik yapıları. Genişlikleri neredeyse bo ylarının yarısı, bir barge yapısında. AĞIRLIK MERKEZİ VE ALABORA RİSKİ İki katlı yapılmış tabii, yaz seferlerinde alt katta oturmak mümkün olamayacak (galiba iki tane ev kliması konmuş o kadar). Pencereler açılmıyor bir deniz aracına konamayacak kadar büyük. Denizi tanıyan her kişi, böyle bir pencere açıklığının ne kadar yanlış olduğunu bilir. Bu durumda sıcakta bütün yolcular (tabii istiap haddinin üstünde olacaktır) üst kata doluşacağı ndan teknenin ağırlık merkezi de yükseleceğinden yalpa alabora riski tehlikeli boyutlara ulaşacaktır. KARAKÖY İSKELESİ NEDEN BATTI? Aynen geçenlerde batan Karaköy iskelesinin başına gelen gibi. 3 / 6
Karaköy iskelesi sanırım 1960 lı yılların başında hocam değerli insan Prof. Vakkas Akyurt tarafından projelendirilmiş çok özel bir yapı idi. Band Stahl adı rilen, i nce çelik sacların özel profil formları rilmesiyle yaratılan, ince, narin günli yapı elemanları idi. Bu yolla iskele üst yapısını hafif tutarak sistemin ağırlık merkezini mümkün olduğu kadar deniz düzeyi altına indirerek devrilme günliği sağlanmış idi. Ve bildiğiniz gibi birkaç küçük onarım geçirmekle birlikte bu yapı 50 yıla yakın hiçbir tehlike yaratmadan ayakta durdu. DUALARLA AYAKTA KALDI Ta ki bu cehalet işbaşına gelene kadar. Önce onarım adı altında üst katlara takviye yaptılar galiba bir de kat çıktılar böylece Metasantr denen yalpa batma günliği ren değer küçüldü sanıyorum iskelenin ağırlık merkezi çok yükseldi yüzme balansı bozuldu. Ve bir süre dualarla ayakta kaldı. Sonunda yalpalayarak rezonansa girdi devrildi. Su falan alarak değil, devrilerek battı. Ağır l odos koşulları dendi, katiyen geçerli değil. Düşünün ki bu yapı yaşadığı 50 yıla yakın süre içinde 4 / 6
ne ağır lodosla r gördü. *** Diğer taraftan Adalar a giden bu tekneler için de aynı koşullar geçerlidir. Bu teknelerin Bostancı Adalar hattı ağır lodos koşullarında çok risklidir. Marmara Denizi nde en sert tehlikeli rüzgâr batı lodostur bazen çok sert, hatta Orkan şiddet inde eser. Aniden çıkar tekne yolda iken karşılaşılabilir bu motorlarda bir gram günlik olmadığından da facia kaçınılmazdır. Çok korkarak söylüyorum, kurtulan olamaz. Bu tekneleri yapan tersanelerde nasıl olup da bu projeler uygun bulunabilmektedir? Bu proje hesapları kim tasdik etmektedir? Bildiğim kadarı ile Makine Mühendisleri, Gemi Mühendisleri Odaları var, bunlar görmüş mü bu ucubeleri? Bu teknelerin yüzme devrilme riskleri çok yüksek. Ayrıca estetik, işletme günlik bak ımından bir facia. Bu konunun Adalar a Vapurumu İsterim gibi romantik, nostaljik afişlerle çözülmesi mümkün değildir. Şu anda vakit geçirilmeden, yalnızca kuzey ülkelerinin göl su yolları için planlanmış olan bu teknelerin ciddi bir şekilde gözden geçirilmek üzere en azından bir kriz masası kurulmak suretiyle acilen ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Bülent TURAN Büyük bir facianın önünün alınması için bu uyarının dikkate alınması zorunlu. 5 / 6
Kaynak: Ali SİRMEN Cumhuriyet Gazetesi asirmen@cumhuriyet.com.tr 6 / 6