Küçüklerin Büyük Soruları-3 Yayın no: 185 ALLAH IN GÜZEL İSİMLERİNİ NEDEN ÖĞRENMELİYİM? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen/kapak: Zafer Yayınları Isbn: 978 605 4965 09 0 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey Mh. Deve Kaldırımı Cd. Gelincik Sk. No:6, Bağcılar - İstanbul, Türkiye Tel: (0 212) 446 21 00 Faks: (0 212) 446 01 39 www.zafer.com zafer@zafer.com www.facebook.com/zaferyayinlari www.twitter.com/zaferyayinlari copyright 2014 1. Baskı: Haziran, 2014 Bas kı-cilt: Altınoluk Matbaacılık, 0 212 671 07 07
MAHİR adında bir arkadaşın olduğunu düşün. Bahçesinde çeşit çeşit çiçekler yetiştiren çok becerikli bir BAHÇIVAN olsun. Ancak Mahir in mahareti, bahçıvanlıkla sınırlı kalmasın. Mahir aynı zamanda, çok iyi bir MARAN- GOZ olsun. Atölyesinde, kerestelerden ve odun kütüklerinden, çok acayip masalar, sandalyeler yapıyor olsun... Mahir aynı zamanda da, çok iyi bir AŞÇI olsun! Leziz yemeklerinin şöhreti tüm şehre yayılsın... 4 5
Bu Mahir in bir de RESSAM olduğunu düşünelim. Bütün bu maharetlerinden dolayı Mahir, Mahir isminden başka şu isimlerle de anılır: BAHÇIVAN MARANGOZ AŞÇI RESSAM Mahir i ne kadar çok tanır, onun maharetlerini, onun sıfat ve isimlerini ne kadar iyi bilirsen, Mahir adı, senin için o kadar çok şey ifade eder. Mahir! dediğinde, bir bahçıvana, bir marangoza aynı zamanda bir aşçıya ve bir ressama seslendiğini bilirsin. Bir çiçeğe ihtiyacın varsa, başkasına değil; doğruca Mahir e, ama bir ismi de Bahçıvan Mahir olan Mahir e gidersin. Bir sandalyeye ihtiyacın olursa, bunu da Mahir den, ama bir ismi de Marangoz Mahir olan Mahir den istersin. Karnın acıktığında Mahir in, ama bir başka ismi de Aşçı Mahir olan Mahir in sana leziz yiyecekler ikram edeceğini bilirsin. Eğer evinin duvarına asmak için bir tabloya ihtiyacın varsa, yine Mahir in kapısını çalarsın ama, bir başka ismi de Ressam Mahir olan Mahir in kapısını çalarsın. Eğer, Mahir in türlü türlü maharetlerinden, başka başka isimlerinden haberin olmasaydı Mahir! ismi senin için pek bir şey ifade etmezdi. Mahir kimdir? diye sorsalar: Bizim Mahir işte! derdin. Ne onun birbirinden güzel çiçekler yetiştiren bir bahçıvan olduğundan söz edebilirdin, ne yaptığı masa ve sandalyelerden.. 6 7
Ne pişirdiği leziz yemeklere dair söyleyecek bir sözün olurdu, ne de o çok sanatlı resimleri hakkında tek bir kelime edebilirdin. Mahir mi? derdin. Evet, tanıyorum, hiç tanımaz mıyım? Mahir işte... Bu örneği aklında tutuver. Sana küçük bir hatıramı anlatacağım.. Bir sabah vakti, Üsküdar dan vapura bindim. Hava rüzgârlıydı. İskelede benim gibi vapurun gelmesini bekleyen yolcuların konuşmalarından bugün lodos rüzgarının sert esebileceğini duymuştum. Senenin belli vakitlerinde boğazda lodos eser. Bazen vapur seferleri durdurulur. Gemiler bir yakadan ötekine geçemez. Eğer lodos, vapur yolun ortalarındayken şiddetini artırırsa, vay o yolcuların haline!! İşte ben bunları düşünüp dururken, hemen karşımda oturan birkaç yaşlı teyze hanımın şen şakrak kahkahaları, ortalığı inletiyordu. Mecburen duyduğum kadarıyla, Mısır Çarşısı ndan bir miktar alış-veriş yaptıktan sonra, Beşiktaş a geçecekler ve çok sevdikleri bir arkadaşlarının evinde, pastalı börekli bir gün geçireceklermiş. Mısır Çarşısı na taze kuruyemiş, lokum, cezerye falan almak için uğrayacaklarmış. Pastaları börekleri yerken, kuruyemişleri atıştıracaklarmış. Dedikodunun tadı da böyle daha iyi çıkıyormuş... Onlar böyle konuşup dururken, sallana sallana Kızkulesi nin hizasına varan vapurumuzu bir titremedir aldı. Yaşlı vapurun, her bir yerinden insanın içini ürperten çatırtılar yükselmeye başladı. Beklenen lodos patlayıvermişti işte! 8 9
Vapur, bir o yana bir bu yana sallanmaya, her seferinde bir öncekinden daha çok yatmaya başladı. Önce şen teyzelerin kahkahaları kesildi. Ardından bütün konuşmalar... Vapur korkunç çatırtılarla yatıp yatıp kalkıyordu. Hele bir keresinde, öyle bir çatırdadı ve öyle bir yattı ki, Daha doğrulmaz! dedim. O şen şakrak teyzelerden biri Allah! diye bağırdı. Daha doğrulmaz dediğimiz vapur doğruldu. İskeleye yanaşmak üzereydik. Ya lodos geçmiş, yahut biz lodostan geçmiştik. Az önce Allah! diye bağıran teyze hanım, yanındakine sordu: Nereden alalım lokumları? Bildiğin bir yer var mı, yoksa sıradan bakalım mı? Nasıl olsa, tadına baktırıyorlar! Geçen hafta Melahat ın getirdikleri neydi öyle çamur gibi! Cimri anam o cimri. Koca İstanbul da, en ucuzunu aramış bulmuştur... Vapur iskeleye yanaştı. Görevliler, savrulan halatları, iyice sarıp sarmaladılar. İnsanlar aceleyle vapuru terk etmek için koşturuyordu. Herkesin bir işi vardı... Vapurdan inip, iş yerine doğru yürürken, Allah! diye bağıran yaşlı teyze aklıma geldi. Hayalen onunla bir soru-cevap oyunu oynamaya başladım: Teyze neden Allah diye bağırdın? 10 11