NÂZÎ, Yozgatlı (d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık Asıl adı Mustafa dır. Yozgat ın Yukarı Nohutlu Mahallesinde 1869 yılında, dünyaya geldi (Işıtman 1969: 5401). Babası, Yozgat ın Çekerek ilçesinin Beyyurdu köyünden Yozgat a göçen ve ticaretle uğraşan İsmail Efendi dir (Onay 1940: 67-77). Küçük yaşlarda yetim kalan Nâzî, ağabeyi Ali Efendi tarafından büyütüldü. Yozgat taki Alacalıoğlu Medresesini bitirdi (Polat 1947). Yozgat ın tanınmış ailelerinden Çapanoğullarından Bekir Bey in kızı Meryem Hanım ile evlendi (Işıtman 1969: 5401). Nâzî ile ilgili belgeler ve sözlü bilgiler kızı Naciye Bilecen ve torunu Naci Bilecen kanalıyla günümüze ulaştı. Memuriyete Yozgat ta Tahrirat Kaleminde başladı. Başarı göstererek Orman Memurluğuna terfi etti. Uğradığı bir iftira sonucu memuriyetten ayrılmak zorunda kaldı (Polat 1947: 15). Torunu Naci Bilecen dedesinin uğradığı iftiranın sebebinin Sultan İkinci Abdülhamid e yazdığı bir hicviye olduğunu söyledi (Oğuz 1992: 24). Nâzî, bir cirit oyununun ardından oturduğu çimenlerden ölümüne sebep olan hastalığa yakalandı, çeşitli hastanelerde tedavi gördü, ancak kurtarılamadı (Işıtman 1969). 33 yaşında vefat eden Nâzî, Yozgat ta Kevenli Burun daki mezarlığa defnedildi. Bu bölge 1940 lı yıllarda yerleşime açılınca mezarı ve kitabesi kayboldu (Oğuz 1994: 129). Nâzî nin şiirleri çoğu Yozgatlı şairlere yer veren çeşitli cönk ve mecmuaların yanı sıra hakkında yazılmış makalelerde bulunmaktadır. A. T. Onay, on üç şiirini ve bazı mısralarını yayımladı (Onay 1940: 76-77). Rıza Polat, Nâzî nin iki yüzden fazla kaside, gazel ve koşma yazdığını ifade etmektedir (Polat 1947: 16). Hece ve aruzla yazılmış doksan bir şiirinin yer aldığı bir mecmua, Çorum İl Halk Kütüphanesinin Yazmalar bölümünde 25231 demirbaş numarasıyla kayıtlıdır (Oğuz 1992: 35). Mecmuada Fuzûlî, Nedîm ve Adlî gibi divan şiiri temsilcilerinin yanı sıra Gevherî, Emrah ve Ceyhunî gibi âşıkların şiirleri de yer almaktadır (Oğuz 1992: 36). Medrese eğitimi gören Nâzî, saz çalıp atışmalar yapan gezgin bir âşık olmaktan ziyade bu tarzı kullanan bir halk şairi olarak karşımıza çıkmaktadır. Şiirlerinde mahalli söyleyişler ve Yozgat bölgesi ağızlarında görülen kelimelerle karşılaşılır. Koşma şeklini daha çok kullandı, az sayıdaki aruzla yazdığı şiirlerinde ise gazel şeklini tercih etti (Oğuz 1992). A. T. Onay, Nâzî nin dili ve üslubu hakkında Şairin nazım lisanı az-çok tahsil ve terbiye görmüş fakat memleketinden çıkmamış bir Anadolu efendisi lisanıdır. Arapça ve Farsça kelime ve klişe terkipleri yerli yerinde kullanmıştır. değerlendirmesinde bulunur (Onay 1940: 52). Şiirlerinde karşısındaki ile konuşur şekilde bir söyleyiş biçimini tercih eden Nâzî, sevgilisine cânâ, tıfl-ı naz, serv-i bülend, sevdiğim, kara gözlüm, çeşm-i siyah gibi klasik edebiyattan ve halk dilinden alınan sözlerle seslendi (Oğuz 1992: 58). Şiirlerinin ağırlıklı konusunu öncelikle mahlasına uygun olarak aşk, daha sonra genç yaşta yakalandığı hastalığın verdiği acılar oluşturdu. Medrese eğitimi sırasında şiirleriyle tanıştığı Fuzûlî den etkilendiğini açık bir biçimde ortaya koyan gazelleri ve söyleyişleri bulunmaktadır. Bir selam yolladım canan eline mısraı ile başlayan ve Canan Eli Bozlağı olarak bilinen şiiri ölümünden sonra çok meşhur olmuş ve Hafız Süleyman tarafından taş plağa okunmuştur. Bu şiir Sabahattin Ali nin Ses hikâyesinin (2011: 415) de konusunu oluşmuştur. Açıklama [s1]: : Madde başlarında şairlerin mahlaslarının olmasına özen gösterilmeli. Ancak şairin tanıtıcı özellikleri virgülden sonra yazılmalı. Açıklama [s2]: Şairin ailesi hakkında bilgi verilmelidir. Açıklama [s3]: Mesleğine ilişkin genel Bilgiler verilmelidir. Açıklama [s4]: : Şiirleri parça parça yerlerde bulunan şairlerin eserleri hakkında bilgi veren yazarların görüşlerine ilişkin genel değerlendirmeler yapılabilir. Açıklama [s5]: Şairi diğer şairlerden farklı kılan özelliklerinden bahsetmek yerinde olacaktır Açıklama [s6]: Şiirlerinde kullandığı üsluba ve temalara yönelik değerlendirmeler. Açıklama [s7]: Âşıkların şiirlerinin daha sonraki dönemlerdeki yansımalarının (roman, hikâye, sinema vb.) ortaya konulması biyografilere zenginlik katacaktır.
Kaynakça Açıklama [s8]: Kaynakça kısmı projenin Kaynakça Yazım Kuralları esasl alınarak yazılmalıdır. Işıtman, Mahmut (Eylül 1969). Âşık Nâzî (1863-1902). Türk Folklor Araştırmaları 12, 242, s. 5401-5403. Oğuz, M. Öcal (1992). Yozgatlı Halk Şairi Nâzî. Ankara: Feryal Matbaacılık. Oğuz, M. Öcal (1994). Yozgat ta Halk Şairliğinin Dünü Bugünü. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay. Onay, Ahmet Talat (Şubat 1940). Yozgatlı Nâzî. Halk Bilgisi Haberleri, s. 67-77. Polat, Rıza. (Mart, 1947). Yozgat Şairlerinden Mustafa Nâzî. Ülkü C. I. s. 15-16. Sabahattin Ali (2011). Bütün Öyküleri: Kağnı, Ses, Esirler. İstanbul: Yapı Kredi Yay. Prof. Dr. Mehmet Öcal Oğuz Madde Yazım Tarihi : 14.07.2013 Güncelleme Tarihi : Eserlerinden Örnekler Koşma Açıklama [s9]: Şiirin türü ilgili şiirin başına yazılmalıdır. Bir selâm gönderdim canan eline Acep şu günlerde yetişir m ola Bülbül de hasrettir gonca gülüne Kavuşur da bir kez ötüşür m ola Ölürsem gurbette suyum kim döke Nazlı yârim yok ki kefenim dike Yârim hasretinle dert çeke çeke Açılan yareler bitişir m ola
Eser bad-ı sabâ değer sem gibi Var mıdır âlemde olmuş ben gibi Vay bîçare Nâzî yâr da sen gibi Ciğerinden yanıp tutuşur m ola Oğuz, M. Öcal (1992). Yozgatlı Halk Şairi Nâzî. Ankara: Feryal Matbaacılık. 90. Açıklama [s10]: Örnek şiirin nereden alındığı açık bir biçimde verilmelidir. Gazel Ol Gül-i ruhsar yare gül dedim gülmem dedi Hûn-ı çeşmim ol periye sil dedim silmem dedi Eylesin hâlim gibi zülfün perişan senin saba Dilde muzır bend ü kin bil dedim bilmem dedi Dilde var yokla dedim gamzen okundan yareler Nâ-visâlindir senin em kıl dedim kılmam dedi Doldurup bir bade gül-renk eyledim takdim ana Bin reca kıldım gözüm nûş et dedim etmem dedi Dedi geç kaldım sohbete aman ey Nâzî'yâ Payin öptüm gel mihmanım ol dedim olmam dedi Oğuz, M. Öcal (1992). Yozgatlı Halk Şairi Nâzî. Ankara: Feryal Yay. 120.