Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora hocam. Bugün yapmakta olduğum mesleğimin babası. Saygıyla ve rahmetle anmamak mümkün mü? Ama rahmetli hocam o kadar çok akademisyenin danışmanlığını yürütmüş, o kadar çok jürilerde bulunmuş ki bu yönüyle hocamı paylaşmaya kalkışsam bana bir şey kalmaz sanki. Ben hocamı, bireysel ilişkimiz açısından değerlendirmek isterim. İlk tanışıklığımız 1985 yılının bahar aylarına uzanır. Gerçek tanışmamız, karşılaşmamız Haziran sonlarıdır fakat özellikle bahar aylarından söz ettim. Çünkü daha hoca kendisi üniversiteye gelmeden, geleceği -mış -miş i ile başlayan bir dünya menkıbe ve hikaye öncü olarak gelmiş ve bizi bütün olumsuz duyguları yaşatmaya sevk etmişti. Neler yoktu ki anlatımlarda; Ermeni ajanlığından tutun da belge hırsızlığına hatta iflah olmaz solculuğuna, ne kadar geçimsiz biri olduğuna, kavgacılığına varıncaya kadar. Bu arada bazı gerçek bilgiler de yok değildi duyulanlar arasında. Mesela onun iyi bir arşivist olduğu, belge okumaya çok değer verdiği gibi. Aklımda kalan sahibi belli tek değerlendirme, çok muhterem hocam Prof. Dr. Mustafa Kafalı nın yapmış olduğu değerlendirmedir. Eski bölüm başkanımız ve çok sevdiğimiz bir büyüğümüz olması hasebiyle, endişelerimizi de paylaşarak Nejat Hoca yı sorduğumuzda şöyle demişti bizlere: Duyduğunuz her şeyi boş verin, dedikoduları bir tarafa bırakın. Nejat Hoca çok kıymetli bir bilim adamıdır, istifade edebildiğiniz kadar istifade edin. O yıllarda fakültemiz, Zindankale deki binasındaydı ve biz yer darlığından dolayı 6 kişi bir odada oturuyorduk. Yan tarafımızdaki oda ise Bölüm Başkanlığı odası idi ve biz asistanlardan birisi yeni gelecek olan ve aynı zamanda Bölüm başkanımız olacak olan Nejat Bey le aynı odada oturmak zorunda idi. Kalabalık odamızda gerçekleşen ve bazen tartışma boyutuna varan değerlen-
TARİHÇİLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR 134 dirmelerde kimse Hoca ile aynı odada oturmak istemiyor ve bir başkasının orada oturması için mücadele ediyordu. Sonunda karar verildi; Hoca ile ben oturacaktım. Mağlup ve isteğini kabul ettirememişliğin ezikliği ile biraz da buruk olarak masamı Hoca nın odasına taşıdım. Görünüşte karanlık bir gün olan o gün hakikatte ise hayattaki en büyük güneşlerimden birinin doğduğu günmüş, bunu anlamam için çok zaman geçmesine bile gerek kalmamıştı. Rahmetli Hocam tertemiz yüzüyle, beyefendi kişiliğiyle bölüm koridoruna girip merhaba dediği an yeni bir dünyaya merhaba demiştik aslında. 1987 yılında kampüsteki yeni binamıza taşınıncaya kadar, fiili olarak hayatımın en güzel iki yılını, hissî olarak ise âdeta bir ömrün bütün güzelliklerini paylaştım sevgili Hocamla. Çok kısa süre sonra ben, artık Hoca nın herkese karşı kullandığı, nezaketinin açık ifadesi olan Evladım ı değil, Sultanım ya da Sultan Alaeddinim i olmuştum. Ve bu onur benim hayatımda kazandığım en büyük onur, en yüksek derece ve en erişilmez mevkidir. Bugün, arşivimde, ayrı geçen zamanlarda rahmetli hocam tarafından şahsıma yazılmış, her biri dünyanın en büyük hazineleri kadar kıymetli 15 civarında mektuba sahip olmak nisbetsiz bahtiyarlığımdır. 1997 yılında, henüz hocam hayatta iken, editörlüğünü yaptığım ATA Dergisinin 7. sayısını Prof. Dr. Nejat Göyünç armağan sayısı olarak çıkarmıştım. Dergi eline geçince rahmetli hocam bana belki de en kısa mektubunu bu vesile ile yazmıştı; bir bilim insanın abartılmamış teşekkür mektubu (ekteki mektupların arasına bu mektubu da aldım). Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hasan Bahar Hoca, Nejat Hoca ile ilgili özel sayı çıkaracağını ve bu sayıda hoca ile ilgili anıların öne çıkmasını istediğini söyleyince, yerinde bir düşünce olduğunu söyleyip kendisini tebrik ettim ve arşivimdeki mektuplardan bir kısmını yayınlamanın zamanı geldiğine karar verdim. Aşağıdaki satırları okumaya devam edenler, her satırda; rahmetli hocamın inceliğini, beyefendiliğini, nezaketini ve şüphesiz bilim adamlığını bulacaklardır. Bu vesile ile o büyük insan, muhterem hocamı sevgiyle, saygıyla, rahmetle en önemlisi de tarifi imkansız bir hasretle anıyorum. Lütfen bana cennetten el salla sevgili hocam.
Nejat Bey in gönderdiği mektuplar PROF. DR. 135
TARİHÇİLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR 136
PROF. DR. 137
TARİHÇİLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR 138
PROF. DR.
TARİHÇİLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR
PROF. DR.