Divrik'de bir evin tavanı



Benzer belgeler
Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Medeniyeti 2011 Takvimi

SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS

Ahşap İşçiliğinin 700 Yıllık Şaheseri: Eşrefoğlu Camii [Beyşehir/KONYA]

ULU M 17/12/ Prof. Dr. Ali Haydar BAYAT

Ankara da SELÇUKLU MİRASI. Arslanhane Camii. (Ahi Şerafeddin) 58 YEDİKITA

İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER

Ülkeye özgü el sanatları teknikleri ve malzemeleri vaka çalışmaları

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN TÜRBESİ

ERKEN OSMANLI SANATI. (Başlangıcından Fatih Dönemi Sonuna Kadar) Yıldız Demiriz

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ BAHÇELERİ

görülen sanat görülmektedir? dallarını belirtiniz.

ADANA SEYHAN - ULU CAMİ MEDRESESİ ULU CAMİ MEDRESESİ

Üç Şerefeli Camii. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI)

GEÇ DÖNEM OSMANLI MıMARİSİ. Yıldız Demiriz

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

BURSA'DA DÜNDEN BUGÜNE TASAVVUF KÜLTÜRÜ. Vakfı. İslAm Ara~tırrnalan Merkezi KiHüphanesi. 81)_5J;f. Dem. No: Tas. No: ' ' "-==~~="" -~~..,_.

FATİH SULTAN MEHMET İN Sarayları


T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ KLASİK TÜRK BEZEME SANATLARI ATÖLYESİ

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ KLASİK TÜRK BEZEME SANATLARI ATÖLYESİ


2» Sergi. SELÇUKLU SANATI9ndaıı. örnekler. YAPI ve KREDİ BANKASI. MALAZGİRT ZAFERİ'nin. yıldönümünde. Kültür ve Sanat Hizmetlerinden : 900.

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ KLASİK TÜRK BEZEME SANATLARI ATÖLYESİ

ANADOLU SELÇUKLU MİMARİSİ

ÖNSÖZ... İÇİNDEKİLER... RESİMLER LİSTESİ... ÇİZİMLER HİSTESİ... Birinci Bölüm TANIMLAR VE TÜRK ÇİNİ SANATININ TARİHİ GELİŞİMİ

ULU CAMİ BATTALGAZİ - MALATYA

CAMİ MİMARİSİ EMEVİLER EMEVİLER DEVRİ EMEVİLER DEVRİ EMEVİLER DEVRİ ENDÜLÜS EMEVİ DEVLETİ OSMANLI MİMARLIĞI

MÜHRÜ SÜLEYMAN. Osmanlı Paralarının üzerinde Hazreti Süleyman ın mührü bulunurdu..

"MİMARİ ÖZELLİKLERİ VE SÜSLEMELERİ AÇISINDAN ADANADAKİ ESKİ CAMİLER VE GÜNÜMÜZDEKİ DURUMLARI"

Beylikler,14.yy. başı BEYLİKLER DÖNEMİ

SAKAL-I ŞERİF MUHAFAZALARININ RESTORASYONU. Mahir POLAT / S.Tarihçi - Vakıf Uzmanı İrfan SEVİM / Arkeolog Vakıflar İstanbul I.

-- \ SEMPOZYUMU BiLDİRİLERi ULUSLARARASI AHMET YESEVİ'DEN GÜNÜMÜZE İNSANLIGA YÖN VEREN TÜRK BÜYÜKLEIÜ ROMANYA-KÖSTENCE EYLÜL 2008.

Muhammet ARSLAN KARS KÜMBET CAMİİ (ONİKİ HAVARİLER KİLİSESİ)

YILLIK. DERGiSi ARAŞTIRMALAR. ANKARA ÜNİVERSİTESİ ilahiyat FAKÜLTESi. TÜR K V E ı S LA M SA NA TL A R.I TAR ı H ı E N ST lt Ü S Ü '

İSTANBUL DAKİ MİMAR SİNAN ESERİ CAMİ KAPILARININ İNCELENMESİ. İmran DÖNGEL YÜKSEK LİSANS TEZİ MOBİLYA VE DEKORASYON EĞİTİMİ

TİLLO İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları

Türk Halı Sanatında Bir Teknik Özellik

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 3 FATIMİLER-GAZNELİLER

TUR 1 - ĠSTANBUL KLASĠKLERĠ

Çinileri. Topkapı Sarayı. Harem Dairesi

T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU MİMARİ RESTORASYON PROGRAMI ÖN LİSANS DERS BİLGİ FORMU

Doç. Dr. Yılmaz ÖNGE ERKEN OSMANLI DÖNEMİ OSMANLI- TÜRK SANATINA GENEL BİR BAKIŞ ( ) VE HACI BAYRAM VELİ TÜRBESİ. (Selçuk Üniversitesi)

KURTALAN İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları

KİTAP TANITIMI / BOOK REVIEW. Şakir Çakmak, Erken Dönem Osmanlı Mimarisinde Taçkapılar (I ), Ankara 200 ı.

ARTUKLU DÖNEMİ ESERLERİ Anadolu da ilk köprüleri yaptılar.

Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks ORTA ÇAĞ TAŞ İŞÇİLİĞİNDE PALMET MOTİFİ: KAYSERİ ÖRNEĞİ

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU MİMARİ RESTORASYON PROGRAMI ÖN LİSANS DERS BİLGİ FORMU

MANİSA MURADİYE CAMİİ NİN KAYIP ÇİNİLERİ

Ahlat Arkeoloji Kazı. Çini Örnekleri ve EL SANATLARI KATALOĞU

1- Tevrat ve İncil'e Göre Hz. Muhammed (Abdulahad Davud'dan tercüme), İzmir, 1988.

T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU MİMARİ RESTORASYON PROGRAMI ÖN LİSANS DERS BİLGİ FORMU

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Sırrı Paşa Konak, İzmit merkez Hacı Hasan Mahallesi Yukarı Hasan Mahallesi Pazar mevkiindedir. İZMİT SIRRI PAŞA KONAĞI BEZEMELERİ. Yıldırım KARADENİZ*

Zeitschrift für die Welt der Türken Journal of World of Turks AKÇAKOCA EVLERİNDE SÜSLEME THE ORNAMENTATION IN THE AKÇAKOCA HOUSE

TÜRKİYE PEYZAJI (FAKÜLTE)

İstanbul un bir hazineler şehri olduğunu herkes bilir. Ama bu hâzinelerde ne türlü servetlerin saklı olduğundan çoğumuzun haberi yoktur.

Muhteşem Pullu

İZMİR BALÇOVA ANADOLU LİSESİ İSTANBUL ÜNİVERSİTE TANITIM VE KÜLTÜR GEZİSİ

ZEMİN KAT: 1. NORMAL KAT: 2. NORMAL KAT: ÇATI KATI: ÇATI ARASI KATI: 230 ADA 22 PARSEL :

SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ

KONYA'DA YENI BULUNAN

ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ ( ) ÇİNİLİ MİHRABLARDA ALINLIK TEZYİNATI * ANATOLIAN SELJUK PERIOD ( ) PENALTY THOUGHTS OF CHINESE

Ortaköy'ün simgesi Büyük Mecidiye Camii

SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ

ANKARA ASLANHANE - AĞAÇ AYAK CAMİLERİNİN

ĐSTANBUL DOLMABAHÇE SARAYI, SAAT KULESĐ VE CAMĐĐ TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

Tarihi Yarımada yı İnci Gibi Süsleyen Camiler

Cumhuriyet Dönemi nde ;

KÜLTÜR VARLIKLARI, ANITSAL YAPILAR, SİTLER vb. ÇEVRE VE PEYZAJ TASARIMI

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Kurşunlu Camii. Kayseri deki Sinan. Kurşunlu Camii, klasik dönem Osmanlı mimarisinin Kayseri deki özgün eserlerinden biridir. 16.

ANKARA MİLLİ KÜTÜPHANE DE BULUNAN 19. YÜZYILA ÂİT KUR AN-I KERİMLERDE SERLEVHA BEZEME ÖRNEKLERİ

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ KLASİK TÜRK BEZEME SANATLARI ATÖLYESİ


PERVARİ İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları

ÜSKÜDAR ATİK VALİDE C YAZILARI. Zübeyde Cihan ÖZSAYINER Sanat Tarihi Uzmanı. Ana kubbede yer alan celi sülüs Fatır Süresi,

ŞEYHÜLİSLÂMLIKTAKİ BİNALARIN MİMARÎ ÖZELLİKLERİ

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 2 SASANİLER-İSPANYA EMEVİLERİ-TULUNOĞULLARI

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Genel Hatlarıyla Hindistan daki Türk Sanatı

GÖRSEL SANATLAR. Mehmet KURTBOĞAN

T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU MİMARİ RESTORASYON PROGRAMI ÖN LİSANS DERS BİLGİ FORMU

Meselâ; Kur an Mekke de nâzil oldu. Kahire de okundu. Đstanbul da yazıldı. sözü meşhur olmuştur.

YAHYA SOFÎ NİN İSTANBUL FATİH CAMİİ PENCERE ALINLIKLARINDAKİ FATİHA SÛRESİ

Cilt:17 Sayı: , 2014 Vol: 17 No: 2 pp.49-57, *Cevdet SÖĞÜTLÜ, *Nihat DÖNGEL, **Abdullah TOGAY, ***İmran DÖNGEL

BAMBAŞKA BİR KONYA KONYA DAKİ ARKEOLOJİK İZLER. 6-7 Ekim 2012 / 1 Gece 2 Gün


HIGHGATE DE VINTAGE VE ÇAĞDAŞ ÇIZGILERIN ARMONISI

Bu doküman Kâtip Çelebi tarafından 1632 de yazılan ve İbrahim Müteferrika nın eklemeleri ile Matbaa-ı Amire de basılan Kitabı-ı Cihannüma nın

ANTİK ÇAĞDA ANADOLU DERS 11 HELLEN SERAMİK SANATI

T.C. MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ MESLEK YÜKSEKOKULU MİMARİ RESTORASYON PROGRAMI ÖN LİSANS DERS BİLGİ FORMU

~_.)u J!Yu!J.,,r-{;--~'.::.-9if~ı:ı>'!/,..

CAMÝÝ VE MESCÝTLER. Nevþehirli Damat Ýbrahim Paþa Camisi (Kurþunlu Cami) (Merkez)

Transkript:

Divrik'de bir evin tavanı Foto: E. Emiroğlu Türk mimarîsinde ağaç işleri Arkeolog: ERDEM YÜCEL Türk sanat tarihinde, ağaç işleri, ahşap oymacılık, kakmacılık gibi konular üzerinde başlayan araştırma ve incelemeler çok yakın bir geçmişe sahiptir. Günümüzde bu örneklerin büyük bir kısmı çeşitli anıtların kapı, pencere, dolap ve tavanlarını süslemekte, bunlardan ayrı olarak da birçok müzelerde teşhir edilmektedir. Buna rağmen, sayın Halûk Karamağaralı'nın da belirttiği gibi Türk sanatının en az tanınan konularından birisi şüphesiz ağaç işçiliğidir. Zira memleketimizde bulunan ahşap eserlerin çoğu, hâlâ ilim âleminin meçhulüdür. Bilinenler hakkındaki neşrivatta da, ya asıl ağaç işçiliğinden ziyade eserin ihtiva ettiği kitâbelere ehemmiyet verilmiş; ya fotoğraf neşri ile iktifa edilmiş, veya mesnetsiz birtakım hükümler tekrarlanıp durmuştur (1). Ağaç oymacılığının bir sanat haline gelmesi, yapılarda kullanılan ahşap mimari elemanların süslenebilmesi amacından doğmuştur. Bu sebeple Türk ve İslâm sanatı içerisinde ahşap sütunlar, başlıklar, kapı, pencere ve dolap kapakları ile tavanlar; mimarîden ayrı olarak da minber, kürsü, rahle, Kur'an ve cüz mahfazaları meydana gelmiştir. Ağaç işlerinde kullanılan teknikler: I Oyma tekniği: Bu teknikte ucu keskin bir kalem, ağaç yüzeyini oymak suretiyle bezemeyi tamamen kabartma olarak ortaya çıkarır. Oyma tekniği ise, kalem çok derinlere inerse derin oyma, nisbeten meyilli olarak çalışılırsa mail kesim adı verilen iki gruba ayrılmaktadır. Buna rağmen çalışma ne şekilde olursa olsun, her ikisinde de kullanılan belli başlı motifler, rûmî, çiçek, geometrik şekil ve kitâbeliklerden ibarettir. Oyma teknikleri içerisinde oldukça büyük bir grubu teşkil eden mail kesimin kaynağı IX. yüzyıla Samarra'ya inmekte; Irak, İran, Suriye, Filistin, Mısır, Afganistan ve Kuzey Afrika'da sayısız örneklerine rastlanmaktadır (2). Anadolu'da mail kesime örnek olarak Malatya Ulu Camii minberi gösterilmekte- (1) Halûk Karamağaralı, Çorum Ulu Camiindeki minber, «Türk Sanat Tarihi Yıllığı», istanbul 1965, s. 120. (2) Bakınız: R. Ettinghausen, The Bcveled Style in the Post-Samarra period, «Archaeologica Oricntalia» Newyork 1952, s. 72-83.

Divrik'Ue ahşap evlerden birinde ve tavan detayı Foto : E. Emiroğlu dir. Mail kesim ile derin oyma Anadolu'nun bazı eserlerinde âdeta yeni bir teknik yaratırcasına birleşmiştir. Meselâ Harput Sare Hatun Camii minberinin yan satıhları, Malatya Ulu Camii minberindeki gibi geniş şeritlerle çeşitli poligonal satıhlara ayrılmıştır. Her ikisinde de konturlar derin kesilmiş olmakla beraber, bir zemin tabakasından bahsedilemez. Diğer taraftan Anadolu'da bu devirde Samarra mail kesim üslûbu kendine has bir tarzda geliştiren ve oldukça kapalı bir bütün teşkü eden ağaç oymacılığı olduğu tahmin edilmektedir (3). nında yerini geçme tekniğine «Kündekâri» bırakmıştır. Buna rağmen oyma tekniği, XV. yüzyıl içerisinde bir süre devam etmişse de geçme tekniği ağaç işlerine yavaş yavaş hâkim olmakta gecikmemiştir. Bu teknik küçük ölçüde çeşitli geometrik parçaların birbirine geçmesiyle temin edilmiş olup yapıldıkları tarihten günümüze kadar da (3) Semra Ögel, Anadolu ağaç oymacılığında mail kesim, «Sanat Tarihi Yıllığı» istanbul 1965, s. 110-115. II Şebekeli oyma: Bu teknik, zemini tamamıyle ortadan kaldırmakta, çevresi oyulan palmet, lotus ve kıvrık dallardan ibaret desenler, birer uçları ile birbirlerine tutturularak kompozisyonu yaratmaktadır. Çalışmalardaki güçlükler sebebiyle nisbeten az tatbik edilen şebekeli oyma tekniği ile daha ziyade rahle, minber ve kürsü parçaları ile korkuluk levhaları yapılmıştır. Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesinde Env. 458, 460, 867 numaralı rûmîli, palmetli desenler ile IV. Vakıf Hana ait geometrik şekilli korkuluk levhaları örnek olarak gösterilebilir. III Geçme tekniği «Kündekâri» : Selçuklular tarafından ağaç işlerinde kullanılan oyma tekniği, Osmanlılar zama- Divrik'de 3 başka bir ahşap tavan detayı

zaman ve doğal etkilerden bozulmayarak gayet iyi şekilde gelebilmişlerdir. Geçme tekniğindeki bu parçaların tahta suları, damarları, birbirine zıt vaziyette konuldukları, biri diğerinin nem ve ısıdan çarpılmasına mani olduğu için kapı kanatları yüzyıllarca düzlüğünü muhafaza etmiştir (4). IV Kakma tekniği: Geçme tekniğinin yanı sıra, daha geç devirlerde ağaç işlerinde kakma tekniği kullanılmağa başlamıştır. Kendi aralarında tahta ve sedef kakma olmak üzere iki gruba ayrılan bu teknikte, desenler perdahlanmış ağaç yüzeyine ince bir kalemle çizildikten sonra, gereken yuvaları açılırdı. Genellikle ön planda yüzey düzlüğüne itina edilirse de pek nadir örneklerde taşkın parçalara da rastlanmıştır. Ağaç kakma işlerinde ilâve parçalar esas zeminden cins ve renk bakımından ayrılmakta; böylece birbirine zıt, dekoratif şekiller ortaya çıkmaktadır. Kakma tekniğindeki sedef ve fildişiler ekseriyetle sarayların, kasırların kapı, pencere, dolap kapaklarında ve bazı mobilyalarda da kısmen bağa ile karışık olarak kullanılmışlardır. Sedef ve fildişi kakmalar ağaç yüzeyi üzerinde, yuvaları önceden hazırlanmış yerlere yerleştirilerek yapıştırılırdı. Ayrıca Şam işi diye adlandırılan bir grupta sedef parçalarının etrafı ince madenî telciklerle çevrilirdi. Diğer taraftan sedef mozaik, yüzeyin tamamen birbirine intibak eden sedef parçaları ile kaplanmasıyle elde edilirdi ki, bununla da küçük eşyalar, çekmeceler ve Kıir'an mahfazaları v.s. yapılırdı. XVI. ve XVII. yüzyıllarda Topkapı Sarayında bu sanat şubesini öğreten atölyeler vardı. Hayrettin, Sinan, Davut, Mehmet gibi ünlü mimarlar devrin bir nevi akademileri olan bu atölyelerde meslekî bilgileriyle birlikte sedefçiliği (5), marangozluğu, hendeseyi de öğrenirlerdi (6). Erken İslâm yapılarındaki ağaç işçiliği: Erken İslâm ağaç işlerinde Hellenistik ve Sasanî geleneklerinin devam ettiği, yavaş yavaş yeni bir üslûbun meydana gelerek geliştiğini, Can Kerametli belirtmektedir. Ayrıca ağaç oyma sanatı, diğer sanat bölümleri, taş, ştuk, deri, çini, işleme v.s. ile sıkı bir bağ kurmuş ve onlardan epeyce etkilenmiştir (7). Gerçekten Emevî ve Abbasî devri ağaç işleri önceleri antik sanatın tesiri altında kalmışsa da sonradan yeni bir üslûba doğru yönelmiştir. Bu arada Suriye bölgesine has, akantus ve asma yapraklarından ibaret gayet zengin desenlere yer verilmiştir. Meselâ Meşatta Sarayı'nın cephesindeki taş re- Iiefler, Emevî ve Abbasî eserlerinde pek az nüans farklarıyle tekrarlanmıştır. Diğer taraftan Emevî devri eserlerinde sık sık karşımıza çıkan çam kozalağı motifi ise bu devrin çok sevilen ve tatbik edilen bir tezyini elemanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada üzerinde önemle durulması gereken bir nokta ise aynı motifin VE. ve IX. yüzyıl Samarra ştuk süslemelerinde görülmesidir. Ayrıca Takrit'deki ağaç oyma kapaklar, Samarra C grubu tezyinatı ile çok yakın benzerlikler göstermektedir (8). Emevî devrine ait ağaç işlerinin en tanınmış örneği K. Afrika'daki Kayravan Camiinin çeşitli parçalardan meydana gelen on yedi basamaklı minberidir (9). Sanat ta- (4) Celâl Esat Arseven, Türk Sanatı Tarihi, istanbul 1955, C. 2, s. 707-709. (5) Kakma tekniğinde kullanılan sedefler, düz beyaz veya ışığa göre renk değiştiren arusek olmak üzere iki türlüdür. (6) Can Kerametli, Osmanlı devri ağaç işleri, tahta oyma, sedef, bağa ve fildişi kakmalar, «Türk Etnografya Dergisi», Ankara 1962, S. IV, s. 10. (7) Can Kerametli, aynı eser, s. 5. (8) D. Talbot Rice, İslamic Art, London 1965, s. 37, fig. 30. (9) Kayravan Camii İbrahim II İbni Ağlab (874-894) tarafından genişletüdiği, mihrabın çinilerle yenilendiği düşünülürse minberin de bu devre ait olması ihtimal dahilindedir. Ankara'da Ahi Elvan Camii pencere kapaklarından iki detay. Foto : E. Emiroğlu T. İ. S. E. Müzesi Env. 384

Ankara'da Ahi Elvan Camii pencere kapaklan (T. İ. S. Eserleri Müzesi Env. 382-388 no. kayıtlı) rihinde ağaç işçiliği ile yapılmış minberlerin en ünlüsü olan bu eserin üzeri kabartma olmak üzere üzüm salkımları, hurma dal- Diğer taraftan X. ve XII. yüzyıl Suriye, Mısır taş relieflerinin, kısmen Fatımî devri ağaç işlerini etkilemiş olması da ilgi çekicidir. Meselâ El Ezher Camii'nin XI. ları ile bezenmiştir. yüzyıla ait ve halen Kahire müzesindeki kapısı ile El Hâkim Camii ağaç işleri, bu devre tarihlendirilen karakteristik eserler arasındadır. Metrcpolitain Müzesindeki muhteşem bir kapı ile Kahire müzesinde bulunan başka örnekler geç devir Fatımî tezyinatının hayvanı bir üslûba doğru yöneldiğini göstermektedir. Yerli Kopt sanatı ile i'gili olduğu anlaşılan bu tezyinatta av sahneleri, simetrik tek kuş veya hayvan grupları bulunmaktadır. Bu hayvanî üslûp, daha geç Memlûk sanatına da tesir ederek süsleme bütün yüzeyi kaplayan zengin ve yüklü bir tabaka teşkil etmiştir. Bilhassa günlük hayat sahnelerine fazla yer verilmiştir. Yüklü bir deveyi güden adam, mızrakla arslana saldıran figürler veya içki sahneleri derin oyma tekniği ile yapılmıştır (10). Bir başka bölgede ise Selçuk istilâsından önceki İran ağaç işlerine ait pek az örnek zamanımıza kadar gelebilmiş olup kûfi kitâbeli bazı eserler Taşkent ve Semerkant müzeleri ile özel kolleksiyonlarda bulunmaktadır. Ayrıca bu bölgedeki XIII - XTV. yüzyıllara ait Moğol ağaç işleri de oldukça nadirdir, kûfi kitâbeli bazı kapılar devrin mimarîsinde rastlanan taş tezyinat ile çok yakın benzerlikler göstermektedir. Bu devre ait Metropolitain Müzesi'ndeki bir rahle ile Hoca Abad Yasevî Camii kapılarından ikisi üzerindeki zengin arabesk desenleri bakımından yekdiğerini hatırlatmaktadır. Bundan başka Hermitage Müzesi'ndeki Timur türbesinin kapıları ile Semerkant Şah Zinde Camii kapısı da Moğol ağaç işlerinden günümüze kadar gelebilen örneklerdir. Selçuklu devri ağaç işleri : Selçuklu sanatının yarattığı çeşitli eserler arasında bilhassa ağaç işçiliğinin önemli bir yeri vardır. Kendinden önceki eski İslâm medeniyetinin izlerini taşıyan bu ağaç eserler kapı, pencere, dolap kapakları, minberler, kürsüler ve rahlelerden ibarettir. Selçuklu ağaç iş'eri oyma ve şebekeli oyma teknikleri ile yapılmış olup; bunlar esas itibariyle dinî yapılar için hazırlanmış olduğundan bezemede geometrik ve nebatî elemanlara ön planda yer verilmiştir. Bezeme arka planda kalan zeminin üzerine kabartma olarak yapılmış ve bilhassa rûmili sular esas kompozisyonu meydana getirmiştir. Tamamen tezyinî mahiyette olan rûmili sular, iç içe girift bir manzara arzetmekle beraber pek nadir olarak bazıları içerisine insan ve hayvan figürleri yerleştirilmiştir. Selçuklular devri ağaç işlerinde bu örneklerin yanında tavus kuşu, mührü Süleyman ve servi gibi motiflere de zaman zaman rastlanılmaktadır. Ayrıca ağaç oyma isçiliklerinde, stilize edilmiş servi şeküleri de sık sık karşımışa çıkmaktadır. Bu arada Sinop Ars'an Camii kapısını bir misal olarak sırası gelmişken gösterebiliriz. Selçuklu ağaç işçiliğinin en önemli ve cn eski eseri Kcnva Alâaddin Camii'nin H. 550 (1155) tarihli minberidir. Türk ve İslâm sanatının en muhteşem ağaç eserlerinden olan bu minberin kanısı üzerinde Kılıç Arslan'ııı oğlu Sultan Mesud adına yazılmış kûfî bir kitabe bulunmaktadır. Ayrıca minber şerefesinin sol köşe direği üzerinde de Ahlatlı Hacı Mengim Berti ismindeki ustanın eseri olduğu yazılıdır (11). Diğer taraftan Can Kerametli bu minberin Orta Asya Uygur Türklerinin VIII. yüzyıldaki ağaç oymalarında aranıp bulunabilecek dairevî yapraklar ve palmet motifleri, rûmili arabesklerle süslendiğini belirtmektedir (12). Bu devre ait eserler arasında Manisa Ulu Camii minberi de gayet kıymetli, üzerinde ince ince çalışılmış bir Selçuklu eseridir. Hacı Murad bin Abdülâziz tarafından H. 778 tarihinde yapılan bu eserin en dikkat çeken tarafı üzerinde tabiî şekillerde cin şakayiklerinin bulunmasıdır (13). Divriği Ulu Camii minberi de Selçukluların Anadolu'da yarattığı nefis sanat eserlerinden bir başka örnektir. Kitâbesinden Ahmet Şah tarafından Tiflisli İbrahim oğlu Ahmed'e yaptırıldığı anlaşılan abanoz ağacından bu eser devrinin pek başarılı örnekleri arasında sayılmaktadır. Diğer taraftan bu cami hakkında bir makale yayınlayan A. Saim Ülgen aynı yapıda nefis işçiliğe, özel şekillere sahip birkaç pencere kapağının kaldığını belirtmekte ve bunların iyi muhafaza edilemeyerek kısmen çürümüş olmasından yakınmaktadır (14). (10) Can Kerametli, aynı eser, s. 8. (11) Oktay Aslanapa, Anadolu'da Türk minberleri maddesi «İslâm Ansiklopedisi», C. 8, s. 337-338. (12) Can Kerametli, aynı eser, s. 7. (13) Bu hususta bakınız: R. M. Riefstall, Cenubu Garbî Anadolu'da Türk Mimarîsi, istanbul 1941, Res. 13, 13a, 13b, 13c, 13d. (14) A. Saim Ülgen, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, «Vakıflar Dergisi», Ankara 1962, S. V, s. 96.

Birgi Ulu Camii'nin H. 722 tarihli minberi de Selçuklu ağaç işçiliğinin güzel bir örneği olun Mıızafferüitin bin Abdülvahit bin Süleymanül Garbî'nin eseridir. Fakat ne yazık ki, R. M. Riefstall bunun da kıymet bilmeyen eller tarafından cilalanarak üzerinin yaldızlandığını yazmaktadır (15). Ayrıca cami içerisindeki sekiz pencere kanadı da gene aynı sanatkârın eseri olmakla beraber üzerinde görülen gelişim incelenmeğe değer ölçüdedir. Ankara camilerindeki Selçuklu özelliğini tışıyan ağaç işleri de önemli örneklerdendir. Ahi Şerafeddin_ Camii'nin (Arslanlıane) ceviz ağacından, ince bir tekniğe sahip H. 689 (1290) tarihli minberi Selçuklu Sultanı Giyas el Din Keyhusrev adına Abu Bakr al Nacar tarafından yapılmıştır. Gene Ahi Şerafeddin H. 731 (1330) tarihli türbesindeki halen Ankara Etnoğrafya Müzesinde bulunan ceviz sandukası da Selçuklu tarzında yapılmış bir eserdir. Mahmut oğlu Nakkaş Abdullah'ın eseri olan bu ahşap sanduka üzerinde kitâbeler, ayet'el-kürsî, Kur'andan seçilmiş ayetler yer almaktadır. Ankara Ahi Elvan Camii'nin pencere kapaklarından (16) başka Selçuklu oyma tekniğinde yapılmış ceviz minberi, bu konudaki şaheserlerden bir başkasıdır. Harputlu Bayezit oğlu Mehmet adındaki sanatkârın eseri olan minberdeki esas kompozisyonu beş köşeli yıldızlar meydana getirmektedir. Üzerindeki kitâbeler ise bazı şüpheli noktaları aydınlatması bakımından önemlidir. Bunların yanı sıra Anadolu Camilerinin ahşap minberleri, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı devirlerine ait değişik ve orijinal örnekleri göstermektedir (17). Selçuklu sanatının yaratıcılığı mezar yapılarındaki ahşap sandukalar üzerinde de kendini göstermektedir. Bunlar arasında hiç şüphesiz Selçuklu ağaç işçiliğinin en güzellerinden olanı Konya Mevlâna türbesindeki Sultan'ül - Ulema'nın kabri üzerinde bulunan yüksek sandukadır. Sayın Mehmet Önder aslında bu sandukanın Mevlâna'nın vefatından sonra Selçuklu sanatkârlarından Abdülvahit ve Konyalı Genek oğlu Hüsameddin Mehmet tarafından yapıldığını; bilâ- Tıare XVI. yüzyılda, bu muhteşem sandukanın Mevlâna'nın üzerinden alınıp babasının mezarına konduğunu belirtmektedir (18). Diğer taraftan Halûk Karamağaralı da bu sanatkârlardan Selim oğlu Abdülvahid'in sandukanın projesini hazırladığını, kompozisyonları çizdiğini; Konyalı Genak oğlu Hüsameddin Muhammet'in ise, imza kitabesine «amel-i» kelimesi ile başladığına göre, eserin işçiliğini üzerine aldığını yazmaktadır (19). Sanduka, Selçukluların çok sevdiği oyma tekniği ile yapılmışsa da bazı parçalar tamamen geçme olarak ilâve edilmiştir. Devrinin karakteristik bezemesi ile süslenen sandukanın üzerini, ayet'el-kürsî, Mevlânanın eserlerinden ölüme dair gazeller ve Mesnevi'den alınmış beyitler bos bir yer bırakmamacasına kaplamıştır. Mimarî yapıları süsleyen yukarıda kısmen bahsetmeğe çalıştığımız ağaç işlerinin yanı sıra Selçuklular küçük sanatlara ait birçok eseri daha meydana getirmişlerdir ki, bunların büyük bir kısmını rahleler teşkil etmektedir. Sırası gelmişken Berlin İslâm Eserleri Müzesinde XIII. yüzyıla ait Selçuklu ağaç işlerinden meydana gelen mühim bir koheksiycn bulunduğunu belirtmek de yerinde olacaktır. Bunlar arasında 1907 yılında hediye edilmek suretiyle Berlin Müzesine (20) giden Selçuklu Kur'an rahlesi o devir ağaç işçiliğinin nefis bir örneğidir. Aynı zamanda bu Kur'an rahlesinin Abdülvahid bin Süleyman Neccar'ın eseri olduğu ileri sürülmektedir (21). Yalnız burada bu sanatkârın Selim oğlu Abdülvahid olduğunu kabul etmek lâzım geldiğini ve ki- (15) R. M. Riefstall, aynı eser, S. 22, Res. 37, 216. (16) E. Yücel, Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesinde Ankara Ahi Elvan Camii pencere kapakları, «Türk Yurdu», istanbul 1967, S. 6 (340), s. 19-25. (17) Burada tek tek incelenmesine imkân olmayan bu eserler için bakınız: Zeki Oral, Anadolu'da sanat değeri olan ahşap minberler, kitâbeleri ve tarihçeleri, «Vakıflar Dergisi», Ankara 1962, S. V, s. 23-78. (18) Mehmet Önder, Mevlâna ve türbesi, istanbul 1957, s. 40-42. (19) Halûk Karamağaralı, Mevlânanın türbesi, «Türk Etnoğrafya Dergisi», istanbul 1966, S. VII-VIII, s. 40. (20) Kur'an rahlesi, Berlin Müzesinde İslâm sanatları kısmında Env. J. 584 numarada kayıtlı bulunmaktadır. (21) Cevdet Çulpan, Selçuk devri bir Kur'an rahlesi, istanbul 1962.

tâbenin okunuşu sırasında Selim ile Süleyman isimlerinin birbirine karışmış olduğu kanısındayım. Osmanlı devri ağaç işçiliği: Selçuklu devri ağaç işçiliği XV. yüzyıla kadar Erken Osmanlı Devrine hâkim olmuşsa da bundan sonraki yıllarda bazı yeni teknik ve bezemelerle daha başka karakterde eserler meydana getirilmiştir. Selçukluların kullandığı oyma ve şebekeli oymadan başka geçme (kündekâri). geniş ölçüde tatbik edilmiş; sedef, bağa, fildişi ve hatta altın, gümüş gibi yardımcı maddelerin ilâvesiyle daha zengin, daha değişik bir şekilde ağaç işleri yaratılmıştır. Bu devirde bezeme olarak, rûmili kompozisyonların yanına çiçek motifleri ilâve edilmişse de, Fatih devri pencere ve kapı kanatlan Selçuklu ekolünden derhal ayrılmakta, daha sadeliğe doğru gitmektedir. XV. yüzyıl eserlerinde nebatî elemanların ince ve o nisbette temiz olarak, sadece kitabeler ile esas yüzeyin ortasındaki pek az bir yeri süslediğini görüyoruz. Meselâ Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesinde teşhir edilen cami kapılarında bu husus kendini açıkça belli etmektedir. Örnekler oldukça geniş parçaların birbirine geçmesiyle temin edilmiş olup esas bezemeyi dikdörtgenler, zikzaklar veya küçük kitâbelikler meydana getirmektedir. Osmanlı ağaç işçiliğinin en büyük hususiyeti şüphesiz oyma tekniği yanında geçmenin kullanılmış oluşudur. Bu devirde kapılar, pencere ve dolap kapakları geçme; rahle, çekmece, Kur'an mahfazalan ise kakma olarak yapılmaya başlanmıştır. Üzerinde durulması icap eden bir diğer husus ise Erken Osmanlı Devri ağaç işlerinde pek fazla dikkati çekmeyen çiçek dekorasyonunun XVI. yüzyıl başlarından itibaren sık sık karşımıza çıkmasıdır. Böylece Osmanlı ağaç işlerinde rûmili bezeme, çeşitli çiçeklerle karışarak daha komplike bir şekil almıştır. Fakat bu süslemede, hiç bir zaman Selçuklu devrinde görülen yüzeyin tamamen kaplanma eğilimini düşünmek yersizdir. Bazı saray, kasır ve türbe kapılarında sedef ve bağa kakmalar kullanılmış, bezemede daima geometrik ölçüler hâkim olmuştur. Bilhassa bu devir binalarının kapı ve pencere kanatlarında bu nizam kullanılmıştır. Topkapı Sarayı Müzesi harem kısmında III. Murad yatak odasında, Yavuz Sultan Selim ve Kanunî Sultan Süleyman türbeleriyle Bağdat köşkünde olduğu gibi, XV. yüzyılda gördüğümüz güneş şualı ve dairevî çokgen kompozisyonlar sonsuzluk hissini verecek şekilde köşelerde tekrarlanmıştır (22). Daha sonraları XVII. yüzyıl ağaç işlerinde, XVI. yüzyılda görülen şekiller aynen devam etmişse de bezemede ortaya bazı yeni örnekler çıkmıştır. Bunların başında orijinal durumlarından ayrılarak, stilize edilmeye doğru ilerleyen bitki motifleri gelmektedir. Ana konuda gene sonsuzluk her şeye hâkim oluyorsa da, sadelikten kısmen uzaklaşılmış, hareketli, göz doldurucu bezemeye doğru adım atılmıştır. Bu devirde en çok üzerinde durulması gereken bir başka nokta, o zamana kadar çinilerde görülen çintemani motiflerinin bu defa ağaç işlerinde karşımıza çıkmasıdır. Meselâ Topkapı Sarayında Bağdat ve Revan köşklerinin sedef, bağa, kakmalı kapılarında yer yer çintemaniler görülmektedir. Bu devrin bir başka özelliği de rûmili, palmetli bezemenin birbirinden ayrılarak kartuşlar içerisine alınmasıdır. XVII. yüzyıl Türk ağaç işçiliğini Can Kerametli şu şekilde açıklamaktadır: «Bu devirde çinicilikte olduğu gibi ağaç işçiliğinde de bazı yenilikler kaydedilmiştir. Ağaca uygulanan sedef, bağa ve fildişi gibi yeni maddeler ağaç işçiliğini renklendirmiştir. Çiçekli üslûp ve palmet motifleri teknik bir zaruretten gelen geometrik bir nizam içinde devrin ağaç işçiliğinin özelliklerini belirtir. Fildişi kaplamalı eserlerde palmet motiflerinin yanında yazı da önemli süsleyici bir unsur olarak kullanılmıştır. Bu terkibin en iyi örnekleri Kur'an mahfazaları ve rahlelerdir, işçilikte dekoratif terkip çeşitli geometrik biçimlerle elde edilmiştir (23). Diğer taraftan bu devirlerde oldukça çok sayıda yapılmış Kur'an ve cüz mahfazaları ile rahleler de değişik şekiller gösterirler. Bunların ağaç kısımları üzerine kakma veya yapıştırma suretiyle ilâve edilen bağa, sedef ve fildişilerin de yardımıyle oldukça zengin örnekler elde edilmiştir. Nisbeten mobilya yapımında da kullanılan bu işçilik özellikle mücevherlerin de yardımıyle tahtlar üzerinde gözleri kamaştıracak dereceye ulaşmışlardır. XVIII. yüzyılda, Türk mimarîsinin her dalında kendini gösteren Avrupanın barok ve rokoko etkileri, ağaç işlerinde de âzamî derecede hissedilmiştir. Bundan sonradır ki ağaç işçiliği Türk karakterini kaybederek tamamen Avrupalılaşmış; artık eserleri hemen hemen İtalyan barok, Fransız rokokosundan ayırmak imkânı kendiliğinden ortadan kalkmıştır. XIX. yüzyılda gene aynı cereyanın etkisiyle Türk mimarîsinde, taş eserlerde kullanılan istiridye kabuğu motifleri, ağaç işlerinde de ortaya çıkmış, sivil ve dinî mimarîde çoğunlukla kullanılır hale gelmiştir. Meselâ Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesinde de böyle altın yaldızlı Hünkâr mahfili alınlıkları görülmekle beraber, kompozit başlıklar ve akantuslar bu devirde Avrupanın ne kadar etkisi altında kaldığımızı gösterecek niteliktedir. (22) Can Kerametli, aynı eser, s. 12. (23) Can Kerametli, Türk sanatında Türk düşüncesinin yeri ve etkileri, «Türk Yurdu» istanbul 1966, S. 4 (322), C. 5, s. 13. ARKİTEKT'in Kolleksiyonlan Firmamız Üstün evsaf, bol ışık ve en son modern tipleri ile aydınlatma mevzuunda daima emrin izdedir. NURİ AKDEMİR Necatibey Cad. 66 Galata tel pon. 4411 14. 4» 44 44 Fabrika: Bakırköy Haznedar Tel: 71 52 87 Telgraf ; Nojakdemir - lıuabul ARK. 25