Derleyen: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Serap Deliorman Balkar-Karaçay
Derleyen: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Serap Deliorman Balkar-Karaçay
Yeni çağın yenisinde, eski çağın berisinde, göçebeler yaşarmış Kafkasya nın zirvesinde... Çadırları varmış keçeden, hep kar yağarmış inceden. Erkeklerin elinde ok ile yay, ava gitmişler, kadınlar ile çocuklar çadırda beklemişler. Hava soğuk, sular buz tutmuş, çocuklarla hayvanlar yuvaya doluşmuş...
Balkız adında genç bir kadın ocak yakmak için dışarı fırlamış. Odunlar kalın, buz gibi... Baltayı almış eline, vurmuş odunların beline. Parçalara bölüp içeri taşımış. Ocağı yakmış, bebeğini kucağına alıp ocağın kıyısına oturmuş. Bebek aç, onu emzirmeye başlamış.
Ocak çıtır çıtır yanmakta, bebek ile anasını ısıtmakta. Aniden bir kıvılcım sıçramış, bebeğin yanağını yakmış. Bebek ağlamış. Anne derhal ayağa fırlamış, alevlere kızmaya başlamış:
Ne yaptığının farkında mısın? Ben seni odunla besliyorum, sen benim bebeğimi yakıyorsun. Senin kafanı kırar, üstüne su dökerim, sönüp gidersin.
Ateş cevap verir gibi alevlerini harlatmış, annenin üstüne yalım atmış. Anne, geri sıçramış, bebeği beşiğe bırakıp baltayı almış eline, odunları dağıtmış her yere. Bir kazan dolusu suyu getirip saçmış alevlerin üstüne. Şimdi bebeğimi yak da göreğim. Alevler sönüp gitmiş. Kafkasya soğuk, havada kar ve fırtına. Çadırın içine dolmuş buz gibi hava. Bebek başlamış ağlamaya... Balkız uğraşmış ocağı yeniden yakmaya... Közlere üfürmüş, süpürge ile yelpazelemiş, ama ne çare! En küçük bir alev parlamamış, çocuk soğuktan çığlık çığlığa kalmış.
Balkız anne, acele komşu çadıra koşayım, küçük bir ateş getirip benim ocağı tutuşturayım, demiş. Hızla koşmuş komşuya, açar açmaz kapıyı, alevler sönüvermiş, közler bile soğuk kül olmuş. Komşusuyla başlamış ocağı yakmaya, ocak başlamış soğuk soğuk bakmaya. Bütün çaba boşa gitmiş. Oradan da çıkmış Balkız, koşmuş öteki çadıra, birazcık ateş bulmaya. Daha çadırın kapısını aralar aralamaz, alevler ocakta sönüvermiş, içeri girmesine fırsat bile vermemiş. Yine dönmüş geri. İleride duruyormuş çadırın biri. Açar açmaz kapıyı, sönmüş alevlerin hepsi, yine aynısı.
Balkız dönmüş kendi çadırına. Yolda ninesinin çadırına uğramayı akıl etmiş. Yalnızca orada ocak yanıyormuş. Heyecanla girmiş içeri, onu görünce alevler sönüp gitmiş. Soğuk küllerini savuruvermiş. Ocağın söndüğünü gören nine: Ne oluyorsun böyle? diye kızmış, yoksa ocaktaki ateşi mi küstürdün? Bütün alevler sönmüş çadırlarda, kimsenin gücü yetmemiş ocak yakmaya. Soğuk ve kar yayılmış bütün Kafkasya ya. Balkız başlamış ağlamaya. Ninesi kalkmış ayağa: Haydi senin çadıra gidelim, demiş, ne yaptığını orada görmek istiyorum.
İkisi birlikte girmiş buz gibi çadıra. Çocuk hıçkıra hıçkıra ağlamakta. Nine hemen bir çıra almış eline, umut etmiş alevin gelmesine. Ama inat etmiş alevler, tutuşmayı kabul etmemiş. Nine çökmüş ocağın önüne, gücünü katmış nefesine.üflemiş, üflemiş... Birdenbire hiç olmayacak bir şey olmuş. Yaşlı bir nine oturmuş ocağın içine. Hüzünlü hüzünlü bakmış Balkız ile ninesine. Konuşmaya başlamış kısık sesle:
Bu çaba neden? Senin torunun canımı acıttı bilmez misin? Yoksa bilip de ona söylemez misin? Balkız ın ninesi hayretle sormuş: Ne oldu burada, nerden bileyim, söyle bana özür dileyeyim.
Gözlerime su fışkırttı, yüzümü baltayla parçaladı, neden yaptı, benden günahımı sormadı. Balkız ın ninesi çok kızmış: Anladım bir akılsızlık yaptığını. Küstürdün Ateşin Sultanını! Ateşin Sultanı susmuş. Ninenin yalvarmalarına aldırmadan susmuş. Bir süre sonra dile gelmiş:
Ateş veriririm size, Balkız çocuğunu bana kurban ederse? Balkız irkilmiş, ninenin aklı gitmiş, Ateşin Sultanı devam etmiş: Alevleri çocuğun kalbinden yakacağım, ömür boyu sıcaklığın insan kalbinden geldiğini unutmayacaksınız, onu koruyup kollayacaksınız. Bu Kafkasya da onsuz yaşayamazsınız.
Balkız hüngür hüngür ağlamış, nine onu azarlamış: Senin yüzünden yedi kuşak insan ateşi kaybetti. Ateş olmadan insan soyu kuruyacak, bu dağlar baştan başa yetim kalacak. Ver çocuğunu Ateşin Sultanı na ver ve ateşi geri al, hayatımız ısınsın. Balkız yüreğinden yaralanmış, biricik çocuğunu nasıl verir? Onu nasıl ateşe atar?.. Ama vermese bütün hayat ölecek... Başka çare bulamamış, ağlayan çocuğunu Ateşin Sultanı na uzatmış. O da çocuğu alıp son sözünü söylemiş:
Bugünden sonra bütün Kafkas halkı ateşe sakın balta sokmasın, çok gerekirse önce ateşten izin alsın, sonra demiri dokundursun. Yedi kuşak geleceğinize de şunu bildirin: Ateşin Sultanına kimse dokunmasın. Parmaklarını ocaktaki odunlara yaklaştırır yaklaştırmaz, odun tutuşmuş. O anda Ateşin Sultanı çocuğu kucaklayıp alevlerin arasında kaybolmuş. Balkız çocuğu yitirince bayılıp düşmüş. Ninesi telaş içinde onun yüzünü soğuk su ile silmiş:
Kalk kızım kalk, demiş, çadırdan çadıra koş, şu güzel haberi götür: Ateş yeniden harlandı. Bundan sonra çocuk kalbiyle ateş hep yanacak, bütün insanlığa sıcaklık yayacak. Balkız dışarı koşmuş, bir de bakmış, çocuk ondan daha önde koşuyormuş...
Oğuzlar Mah. Mevlana Bulvarı No: 145 P.K: 06520 Balgat - ANKARA - TÜRKİYE T: 00 90 (312) 218 4000 - F: 00 90 (312) 218 4049