MASTERSON GÜNLERİ I Psikoterapi Enstitüsü



Benzer belgeler
DUYGU ODAKLI ÇİFT TERAPİSİ

GELİŞİMSEL NÖROBİYOLOJİ VE BAĞLANMA KURAMI. Dr. Allan N. SCHORE

BİRLEŞTİRİLMİŞ PSİKOTERAPİ. Jeffrey J. MAGNAVITA, PhD, ABPP

Masterson Yaklaşımı Eğitimi Kişilik Bozukluklarının Psikanalitik Psikoterapisi

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

KERNBERG GÜNLERİ II III

MASTERSON YAKLAŞIMINA GENEL BAKIŞ. Tahir ÖZAKKAŞ M.D., Ph.D.

Kısa Süreli Dinamik Psikoterapi (TLDP) Eğitimi Modül-I Ağustos 2016 İbrahim Sarı MD, MSc

KARŞI AKTARIM VE PSİKOTERAPÖTİK TEKNİK

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

GEDİZ ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

KERNBERG GÜNLERİ-I. John F. CLARKIN. Borderline Kişilik Bozukluğunda Aktarım Odaklı Psikoterapi. Atölye Çalışması Metinleri. Psikoterapi Enstitüsü

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Asistanlıkta Psikoterapi Eğitimi Neden Önemlidir? Doğan Şahin İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Sosyal Psikiyatri Servisi

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN

Aç l fl Vural Öger Çok değerli misafirler, Konrad-Adenauer vakfının 23 senedir yapmış olduğu bu gazetecilik seminerinde son senesinde bizim de k


Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

RORSCHACH TESTİ GENEL BİLGİ EĞİTİMİN AMACI EĞİTİMİN YARARLARI EĞİTİM PROGRAMI

Meme Kanseri Taraması Hakkında Kısa Film*. *Central and East London Breast Screening Service tarafından hazırlanmıştır.

:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır

ÇOCUKLAR İÇİN OYUN TERAPİSİ BİLGİLENDİRİCİ EL KİTABI. Oyun Terapisi Nedir? Oyun Terapisti Kimdir?

Depresyonda Metakognisyon Çalışması (D-MCT) depresif evredeki hastaları hedefleyen bir grup çalışmasıdır.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.


Danışmanlık Hizmetlerimiz

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans

LanguageCert AÜ TÖMER B2 TürkYet (Konuşma) Örnek Sınav 1

E-KİTAP SATIŞLARINIZLA, SÜREKLİ BİR GELİRE NE DERSİNİZ? By Alia RİOR. Alia RİOR

Seher AHRAZ (505)

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

Otizmli Eymen 10 Okuldan Geri Çevrildi

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Testversion Ej för ifyllnad

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

DESTANLAR VE MASALLAR. Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE. Masal. KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI

Ralph Willmann ile Sistematik ve Aile Dizimi Eğitimi

ÇOCUK ve ERGEN BDT EĞİTİMİ. 4 Modül - 64 Akademik Saat. Çocuk ve Ergen Odaklı. Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi Bilgilendirme Klavuzu EĞİTİMCİ

İŞARET DİLİNİN GELİŞİMİ KURUMLARARASI İŞBİRLİĞİNE BAĞLIDIR - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

DİKKAT VE DİKKAT TOPLAMA ADEM TOLUNAY ANADOLU LİSESİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA SERVİSİ

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

ISBN :

Örnek Tarot Okuması

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

AİLE DANIŞMANLIĞI SERTİFİKALI EĞİTİM PROGRAMI BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ VE SOSYAL HİZMET UZMANLARI DERNEĞİ GENEL MERKEZİ İŞBİRLİĞİNDE AÇILIYOR

Bilgilendirme Toplantısı Boşanma ve Çocuk

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

Bir İlişkide Çözülmenin Evreleri

Okuyarak kelime öğrenmenin Yol Haritası

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ

3. Global SATELLITE SHOW HALİÇ KONGRE MERKEZİ STK, Kurum ve Kuruluşlarımızın Değerli Başkan ve Temsilcileri,

KERNBERG GÜNLERİ-II. Otto F. KERNBERG AKTARIM ODAKLI PSİKOTERAPİ. Atölye Çalışması Metinleri. Psikoterapi Enstitüsü

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

1. Lütfen Araştırın!

KENDİLİĞİN DOĞUŞU. Gizli Narsisistik Kendilik Bozukluğunun Tedavisinde Gelişimsel, Kendilik ve Nesne İlişkileri Yaklaşımı. James F. MASTERSON, M.D.

Yaz l Bas n n Gelece i

Kadın sağlığı konusunda küçük bir rehber

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

SRA Versiyon Şubat 2001

LanguageCert AÜ TÖMER A1 TürkYet (Konuşma) Örnek Sınav 1

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir.

SAĞLIK BK-2-ERCAN OLCAY. Tarih Aralığı: Haber Sayısı: 12

Ebru ÖZKURT TOPCU. Uzman Klinik Psikolog. Aile ve Çift Terapisti

2013 / 2014 SAYI: 17. Haftanın Bazı Başlıkları

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

Avrupa hastanelerinde

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır.

16,85 14,61 6,74 1,12 2,25

Çocuklar ve Ergenlerle Jungcu Oyun Terapisi El Kitabı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

Üçüncü baskıya ön söz Çeviri editörünün ön sözü Teşekkür. 1 Giriş 1

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın?

Cinsel Terapi: Cinsel Terapi Nedir? Ne değildir? - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Dilşad Koloğlugil 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun oldu.

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

VERITAS FOCUS. İş Yerinde Ruh Sağlığı Programları

BÖLGESEL TİCARET TOPLANTISI İZMİR

MÜŞTERİ TEMAS ANKETİ SORU FORMU

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

TANDEM - KÜLTÜR YÖNETİCİLERİ DEĞİŞİM PROGRAMI TÜRKİYE - AVRUPA BİRLİĞİ

Sadece 2 İstekle MySQL Blind SQL Injection. Canberk BOLAT canberk.bolat[-at-]gmail[-dot-]com

Karşındakini Var Etmenin En Zor Yolu: DİNLEMEK - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Transkript:

Psikanalitik Psikoterapi MASTERSON GÜNLERİ I Psikoterapi Enstitüsü

Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 13 Masterson Günleri I ISBN 978-605-5548-62-9 Copyright Özak Yayınevi (Psikoterapi Enstitüsü) Tüm hakları saklıdır. Yayıncının izni olmaksızın tümüyle veya kısmen yayımlanamaz, kısmen de olsa çoğaltılamaz ve elektronik ortamlarda yayımlanamaz. Birinci baskı: Şubat 2009 İkinci baskı: Ocak 2012 Editör: Dr. Tahir Özakkaş Çeviri: Evrem Tilki, Gülünay Akçalı, Meltem Kamer, Serpil Kızıltaş Yayıma hazırlayan: Menekşe Arık Baskı: İklim Ofset Nişanca Mah. Arpacı Hayrettin Sok. No:21 Eyüp/İstanbul Tel: 0212 577 77 45 www.iklimmatbaa.com PSİKOTERAPİ ENSTİTÜSÜ EĞİTİM ARAŞTIRMA SAĞLIK ORGANİZASYON VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. Eğitim ve Kongre Merkezi: Bayramoğlu Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi Mehtap Koyu Sitesi No285 Darıca-İZMİT Tel : 0262 653 6699 Fax : 0262 653 6698 Merkez: Bağdat Caddesi İmrençer Apartmanı No: 540/8 Bostancı- İSTANBUL / TÜRKİYE Tel : 0216 464 3119 Fax : 0216 464 3102 www.psikoterapi.com - www.psikoterapi.org - www.hipnoz.com ii

Psikanalitik Psikoterapi MASTERSON GÜNLERİ I 9 10 Aralık 2008 Psikoterapi Enstitüsü iii

SUNUŞ James F. Masterson, nesne ilişkileri bağlamında bütün kendilik bozukluklarını tanımlayıcı ve birleştirici bir teorik zemine otururken aynı zamanda psikoterapi uygulamalarında etkili olan müdahale tekniklerini de içeren bir yaklaşımı tanımlar: Kendilik Bozuklukları Üçlüsü. Kendilik Bozuklukları Üçlüsü, kendilik aktivasyonu, terk depresyonu, savunmalar aşamalarını içeren bir yol haritasını takip ederek, Şizoid, Narsisistik ve Borderline yapıların görünür hallerini, semptomlarını ve savunmalarını hem hayat içerisinde hem de seans odasındaki yansımaları ile çok net tanımlar. Bu bağlamda söz konusu atölye çalışması, J.F.Masterson ın kendilik bozukluklarını, söz konusu bozuklukların intrapisişik yapısını ve bu yapıların duygu, davranış ve düşünce örüntüsündeki yansımalarını ya da bağlantılarını gözler önüne sererek, teorik ve klinik uygulamalar için önemli bir deneyimin paylaşılmasına zemin teşkil etmektedir. Psikoterapi Enstitüsü olarak, söz konusu deneyim paylaşımını, J.F.Masterson ın kurucusu ve başkanı oldugu Masterson Enstitüsü ile işbirliğinde hayata geçirmek ve ev sahipliğini üstlenmek ise bizim için önemli bir onur kaynağıdır. Elinizdeki kitap, bu işbirliğinin ilk deneyimi olan MASTERSON GÜNLERİ-I adı altındaki 9-10 Aralık 2008 tarihinde yapılan atölye çalışmalarındaki konuşmaların metinlerini içermektedir. Her yıl düzenlenmesini öngördüğümüz bu çalışmanın ilk çıktılarını, kişisel ve profesyonel olarak yaralanacağınızı umarak sizlerle paylaşmaktan kıvanç duyarız. Dr. Tahir ÖZAKKAŞ Psikoterapi Enstitüsü Başkanı v

İÇİNDEKİLER TÜRKİYE'DE KLİNİK UYGULAMALARDA MASTERSON YAKLAŞIMI...1 Dr. Tahir ÖZAKKAŞ MASTERSON YAKLAŞIMINA GENEL BAKIŞ...17 Judith PEARSON BORDERLINE KENDİLİK BOZUKLUĞU...36 Judith PEARSON NARSİSİSTİK KENDİLİK BOZUKLUĞU...64 Jerry KATZ ŞİZOİD KENDİLİK BOZUKLUĞU...90 Mandy CASSIDY vii

TÜRKİYE'DE KLİNİK UYGULAMALARDA MASTERSON YAKLAŞIMI Dr. Tahir Özakkaş Değerli arkadaşlar, Masterson yaklaşımı atölye çalışmasına hoş geldiniz. Değerli arkadaşlar, Masterson enstitüsü ile yaptığımız görüşmeler sonucunda Masterson Enstitüsü'nün değerli yöneticileri iki gündür aramızdalar. Yarın da burada olacaklar. Bizleri inanılmaz şekilde mutlu ettiler, memnun ettiler. Kendilerine çok müteşekkir kaldık. Bildiğiniz gibi Masterson Enstitüsü ile yapmış olduğumuz görüşmeler sonucunda Türkiye'de beraber çalıştığımız meslektaşlarımızın, Psikoterapi Enstitüsü bünyesinde çalıştığımız meslektaşlarımızın süpervizyon çalışmalarını başlattık. Sekiz arkadaşımızla başladığımız bu yolculuk inşallah iki yıl kadar devam edecek. Türkiye'de Masterson yaklaşımı prensiplerini benimsemiş terapistleri yetiştirmek, bu konuda aracı olmak enstitümüzün bir gereği olarak ortaya çıktı. Bu konuda da sağ olsun, Masterson çok büyük katkılarda bulundu. Bildiğiniz gibi 2009 yılı haziran ayında burada İstanbul'da 1. Masterson Kongresi'ni, Masterson Yaklaşımı'nı hazırlayacağız. Konuklarımızla onları da paylaşacağız. Bugün aramızda New York Masterson Enstitüsü'nün klinik direktörü Judith Pearson var. Konuşmaların bir kısmını, sunumların bir kısmını Judith yapacak. Dün sabahtan akşama kadar yaptığımız çok yorucu çalışmada inanılmaz katkıları oldu bizlere. Masterson yaklaşımının pratik uygulamaları açısından süpervizyon çalışmalarında çok değerli katkıları oldu. Bunlara burada sizlerin huzurunda teşekkür etmek istiyorum. Arkadaşlarım adına teşekkür etmek istiyorum, kendim adıma teşekkür etmek istiyorum. İkinci konuşmacımız Jerry Katz, Türkiye de Klinik Uygulamalarda Masterson Yaklaşımı 1

kitaplardan hatırlıyorsunuz, Nörobiyoloji kitabından, hem Judith'in ismini hatırlıyorsunuz hem Jerry'nin ismini hatırlıyorsunuz. Bu konuda Masterson yaklaşımında birinci elden üstat olan hocalarımız diyebilirim kendilerine. Yine kendisinden dün çok yararlandık, istifade ettik. Çok memnun kaldık. Bugün de sunumların bir kısmını Jerry Katz yapacak. Bizi onurlandıracak. Şeref verecek. Kendilerine buradan tekrar hoş geldin diyorum. Üçüncü olarak bize hemen yanı başımızdan, Avrupa kıtasından bir dostumuz geldi. Amanda geldi. Amanda Londra'dan teşrif etti. Havaalanında arkadaşlar karşıladığında cıvıl cıvıl bir insan diye bana telefon ettiler ve çok mutlu oldular. Genellikle Türk toplumu için İngiliz toplumu ile ilgili olarak biraz soğuk ve mesafeli, distant derlerdi. Ama onu yalanladı. Çok yakın, çok sıcak, bizden birisi olarak geldi. Gerçekten de öyle. Fakat biz ona bir mont giydiremedik. O kadar sıcaktı ki hayır, ben bunu giymem... (gülüşmeler) Hatta ilk gün, cumartesi günü Sultanahmet civarını gezdirdi arkadaşlar. Gelen giden, esnaf, bacım üşürsün, demişler. O, "hayır, ben sıcağım, ben güçlüyüm" cevabını vermişti. Burada da aynı şekilde, aramızda montsuz gezen tek kişi... Enerjisi çok fazla. Biz dün enerjisini epeyce kullanmaya çalıştık ama hiç eksilmiyor. Nükleer santral gibi, maşallah! Fakat dün süpervizyon çalışmalarımızda bizim en az bildiğimiz kişilik örgütlenmesi veya Masterson yaklaşımı açısından en az değerlendirdiğimiz kişilik örgütlenmesi şizoid kişilik gibi görünüyor. Sizlere de bu konu ile ilgili ders anlatırken şizoid ile ilgili fazla vakalarımızın olmadığını, yüzde bir - iki vakamız oldu, onlarla ilgili size kısmen bilgi vermiş idik. Dünkü süpervizyon çalışmalarımızda vakalarımızın büyük bir kısmının şizoid çıktığını görünce ve bunda ikna olunca herhalde altı ay sonraki kongrede Türkiye'deki şizoid oranının yüzde seksene çıkma ihtimali birden bire ortaya çıktı. Ve teşhis kriteri olarak da seans içerisindeki hasta ile terapistin etkileşiminin durumuna bakıyor idik. Yüzleştirmeler ve yorumlamalara hastanın vermiş olduğu cevap ve en önemlisi de bildiğiniz gibi terapistin karşı aktarımının ne olduğu teşhiste ayrıcı tanıda çok önemli idi. Ve bu ayrıcı tanıyı bize nasıl yapacağımızı, yüzleştirmelerde, yorumlamalarda ve karşı aktarım üçlüsünde ayrıcı tanıya nasıl gideceğimizi bize çok 2 MASTERSON GÜNLERİ I

güzel öğrettiler. Öğreneceğimiz çok şey var, çok çok şey var, bunun farkına vardık. Bu konuda bize bu şekilde ışık tutup yol gösterdikleri için ben kendilerine hem Cudith'e hem Jerry'e hem de Amanda'ya inanılmaz teşekkürlerimi arz etmek istiyorum. Tabii bu güzel bir işbirliğinin başlangıcı olacak. Biliyorsunuz, burada bugün bayrama denk gelen bir workshop düzenledik. Biz tabii yoğun bir çalışmanın içerisindeydik. Aylardır da Masterson yaklaşımı ile ilgili okumalarımız, çalışmalarımız devam ediyordu. Biliyorsunuz son aylardaki eğitim motheryallerinde ben döndürüp döndürüp konuyu Masterson yaklaşımına getiriyordum. Her yerimizden artık Masterson yaklaşımı fışkırmaya başlamıştı. Diğer kuramları böyle biraz ötelemiştik. Bugüne hazırlanmak içindi tüm bunların hepsi. Bu Masterson yaklaşımı ile ilgili çalışmalarımızı da kitaplaştırmaya çalışıyorduk, hazırlamaya çalışıyorduk. Bunların meyvesini dün arkadaşlarla beraber almaya çalıştık. Arkadaşlar çok anksiyete içinde idi. Çünkü bize göre çok önem verdiğimiz çok değerli misafirlerimiz geliyordu ve mahçup olmak istemiyorduk biz onlara. Ve günlerce uyumadılar. Sabahlara kadar çalıştılar. Vakalarını hazırladılar. Sildiler, yaptılar. Tekrar sildiler, tekrar yaptılar. İşte buraya getirdiler. "Jerry ne der bu cümleye, Amanda ne der bu cümleye, Judith ne der" diye kendi aramızda tartıştık. Bazı cümleler, pilot cümleler koyduk. O cümlelere gelip gelip takıldık. Çok çok mutlu olduk. İşte bu cümleyi koyalım mı, koymayalım mı, buradan şizoide gidiyor hasta, buradan narsisiste gidiyor, buradan borderline'a gidiyor, teşhis farklılaşıyor, karışabilir, bu cümleyi çıkaralım falan gibi hileler de yapmış olabiliriz. Evet. Tabii bugünkü konuşmamın özü önce bir teşekkür ve sizlere hoş geldiniz idi. Ardından da Türkiye'deki uygulamalar açısından Masterson yaklaşımı nedir, ne değildir, bununla ilgili kısa bir bilgi vermek istedim. Anlatılacak çok şey var aslında. Bu yoğunluk içerisinde bir prezantasyon materyali de hazırlayamadım. Ancak Jerry'e, Amanda'ya ve Judith'e karşı sınava karşı korunma ve defans hazırlıkları içinde idik. Herhalde bir geçer not aldık diye düşünüyorum. Buradan selamlarımızı, bu Türkiye de Klinik Uygulamalarda Masterson Yaklaşımı 3

korkularımızı, endişelerimizi James Masterson'a, New York'a iletir diye düşünüyoruz. Kendilerinin bizi anlayışla karşılayacağını düşünüyorum. Bildiğiniz gibi ilk çalışmamız olması nedeniyle bugünkü workshop'ı sadece bizim enstitümüzün üyelerine açtık, dışarıya açmadık. Dışardan epeyce bu workshop'a katılmak isteyen arkadaşlar oldu ama henüz biz bu işi kıvıramayacak mıyız, kıvıracak mıyız; bununla ilgili endişelerimiz olduğu için, "kol kırılır, yen içinde kalır" dedik, kendi yağımızda kavrulalım istedik. Ve biz bildiğiniz gibi aylardır bugüne hazırlık yaptığımız için dedik ki şu tarihe hazır oluruz. Muhtemelen bundan bir buçuk - iki ay önce skype'den bizim süpervizyon çalışmamız başlayacak idi. Fakat benim değerli meslektaşlarım ve terapist arkadaşlarım, "hocam, bir hafta daha ertelesek olmaz mı, bir hafta daha ertelesek olmaz mı, bir hafta daha ertelesek olmaz mı" diye öteleye öteleye bugüne geldik. Nihayet gerçekle yüzleştik. Bu workshop'la ilgili tarih belirlerken takvimi açtık, burası uygun dedik, pazartesi, salı, çarşamba boş, dedik. Ve ona hazırlandık. Aradan bir ay geçtikten sonra baktık ki Türkiye'nin en büyük bayramı olan dini bayramımız olan bayram günlerine denk geliyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Çünkü o günler bütün alışveriş merkezleri kapalı, her yer tatil, bankalar kapalı ve yılda bir kez tüm arkadaşlarımız aileleriyle buluşacak, bayramlaşacaklar, farklı şehirlere gidecekler. Toplanmamız mümkün değildi ve yine biz yine bir toplantımızda Amerika'yı aradık. Judith sabah, yeni, ofisine gelmişti. Dedik ki "Judith, bizim bayramımız o günler, biz o günler toplanamayız." Judith dedi ki "Olmaz, biz hastalarımızı ona göre ayarladık." Biz dedik "zaten şaka yapmıştık." (gülüşmeler.) Hemen çark ettik. Ve bugün burada toplandık gördüğünüz gibi. Masterson Enstitüsü ile ilgili iletişimimiz ve bağlantılarımız bu minval üzerine devam etti. Tabii Masterson aşkı nereden geldi? Masterson aşkı Türkiye'deki uygulamalardan geldi bildiğiniz gibi. Bizler daha çok pratik uygulamadan gelerek terapistliğe gelen ve uygulamalarımızın karşılığını hangi teoride bulabiliriz diye biraz da alaylı diye tabir edilen, mektepten yetişen değil de klinik 4 MASTERSON GÜNLERİ I

uygulamadan gelen terapistler olarak kuramlara baktığımızda zaman zaman uygulamalarımızla çeliştiğini gördük. Sonuçta Masterson kuramıyla karşılaştığımızda özellikle ayrılma, ayrışma ve bireyleşme süreçlerinin bizim hastalarımıza ne kadar oturduğunu, klinik teşhis olarak ne kadar oturduğunu gördük ve hayretler içerisinde kaldık. Masterson'un çalışmalarını getirttik. İnternetten takip ettik ve okumaya başladık. Vakaları okudukça, vakaları gördükçe Masterson'un ifade etmiş olduğu hasta yaklaşımı bizim tam aradığımız bir yaklaşımdı. Biliyorsunuz yıllar önce yazdığımız ve yayınladığımız kitabın adı "Bütüncül Psikoterapi" idi. Yani entegratif veya holistik anlamda bir bütüncül psikoterapi idi. Bu psikoterapinin temel ayakları neydi? İnsanlar işte ruhsal yapılarını davranışları öğrenerek sosyal modelleme ya da taklitle öğreniyordu. İnsanların bir bilgi akışı vardı, bilgi prosesi vardı. Kognitif yapıları vardı. Bir de dinamik yapıları vardı. Biz bunları birleştirerek bir yaklaşım tarzı olarak acaba entegre edebilir miyiz diye düşündük ve ben bu konuyla ilgili dünyadaki literatürü taradığımda entegratif psikoterapi anlamında çok az kaynağın olduğunu gördüm ve bizim burada en önemli olarak üzerinde durduğumuz şey; gelişimsel psikolojide ne oluyor idi. Gelişimsel psikolojiyi incelerken karşımıza bildiğiniz gibi Mahler çıkıyordu. Mahler'i mutlaka çok iyi bilmemiz gerekiyor idi. Mahler'in yanında hemen ardından Bern ve Kohut çok ilgimizi çekiyordu. Kohut, biliyorsunuz, Narsisistik Kişilik Bozuklukları'nı tanımlamada çok yetkin bir isimdi. Hastalarımızın büyük bir kısmını, Kohut'un özellikle narsisistik kişilik bozukluğu olan hastalarda Kohut açısından değerlendirdiğimizde orada da benlik çekirdeği açısından Stern'le karşılaştık. Stern ve Mahler'in birbiriyle olan çelişkili yerlerini inceledik ve baktık. Bu da yetmedi. Özellikle Şizoid Kişilik Bozukluğu açsından bağlanmanın, attachment'ın ne olduğunu anlamak ve kavramak için yolumuz Bowlby'nin yoluna ve araştırmalarına düştü. O zaman Borderline Kişilik örgütlenmelerini anlamak için özellikle Mahler'in yapmış olduğu çalışmalarda 17-22. ay içerisindeki yeniden yakınlaşma evresinde annenin tutumunun çocuğun gelecekte borderline olup olmadığını belirlemesinin ne kadar önemli olduğunu gördük. Çocuğun o yalpalama döneminde, çocuğun gel ve git döneminde Türkiye de Klinik Uygulamalarda Masterson Yaklaşımı 5

onu dinginleştirebilecek, onu rahatlatabilecek, ona yardımcı bir ego fonksiyonu üstlenebilecek bir anne modelinin çocuğu borderline olmaktan koruduğunu, değilse çocuğun bölme mekanizmasının kalıcı hale geldiği bir borderline intrapsişik yapıyı oluşturduğunu gözlemledik. Stern'e baktığımızda Stern normal aileler ve anne, çocuk ilişkilerini incelediğinde yeniden yakınlaşma evresinde böyle bir kriz olmadığını tespit etti. Bu da gene Mahler'in veya Masterson'un iddia ettiği gibi yeniden yakınlaşma evresinde anneleri borderline olan çocukların borderline olma ihtimali yüksekti ve annenin önemini burada yine bize vurguluyor idi. Diğer araştırmacılar biliyorsunuz Kernberg ve diğerleri daha çok saldırganlık üzerine durarak genetik birtakım yüklümlülüğün, genetik olarak getirilen kontrol altına alınamayan saldırganlığa vurgu yaparak borderline tabloları izah ederken, Masterson yeniden yakınlaşma evresinde annenin tutumu nedeniyle bölme mekanizmasının aktif kaldığı ve buna bağlı olarak klinik tabloların oluştuğunu söylemişti. İkinci olarak baktığımızda Stern benlik çekirdeğinden bahsediyordu. Yani Mahler'in önermiş olduğu o otistik ve simbiyoz dönemlerinin olmadığını, bu, Mahler'in bir nevi psikozlu çocuklarla çalışmış olmasından kaynaklanan bir varsayımı ve hipotezi olduğunu iddia ediyordu. Gerçekten baktığımızda çocukların benlik çekirdeği ve hafıza kayıtlarının dört - beş yaşlarına kadar düşebildiği ve farklı algılamalarının aktif olarak dünya ile bağlantılarının daha küçük yaşlarda başladığını, benlik çekirdeğinin bir nevi doğuştan gelen bir genetik özellik olduğunu vurgulamıştı ve bunu bize yaptığı araştırmalarla kanıtlamıştı. Mahler'in iddia ettiği birtakım kuramsal temellerin pek de tutarlı olmadığını bu alanda bize göstermişti. Aynı şekilde Stern'in ve Mahler'in yaptığı çalışmaların yanında Bowlby'nin bağlanma stili, güvenli ve güvensiz bağlanma stillerini incelediğimizde gene borderline annelerin çocuklarının bağlanma stillerinin güvensiz bağlanma stilleri, ikircikli bağlanma stilleri olduğunu bize göstermişti. 6 MASTERSON GÜNLERİ I

Uzun süreli, prospektif yapılan çalışmalarda da bunun aynı şekilde hem Mahler'in hem Stern'in hem Bowlby'nin iddia ettiği gibi Masterson'ın yaklaşımı perspektifinde borderline klinik tablolarının oluştuğunu. Bizim önümüzde demek ki preklinik araştırmalar olarak Mahler'in, Bowlby'nin ve Stern'in araştırmaları var idi ve bunun hepsini en güzel şekilde birleştiren Masterson idi. Bu çalışmaları birleştiren Masterson idi ve Masterson kliniğe bu bilgileri taşıdı ve klinik uygulamada bebek ile anne arasında olan ilişkinin yıllar sonra nasıl olduğunu gözlemledi. Yaptığı incelemede bize bir klinik tablo koydu. Dedi ki "borderline, narsisistik ve şizod yapı ana üç temel yapıdır. Kendilik bozuklukları dediğimiz şey kişinin kendiliğinin bozukluğudur. Biz kişilik bozuklukları kavramını kabul etmiyoruz, biz kendilik bozukluklarını kabul ediyoruz. DSMIV'ün ileriye sürmüş olduğu kişilik bozuklukları, Eksen II deki kişilik bozuklukları sadece betimleyici, deskriptif semptoma dayanan sınıflandırmalardır. Hâlbuki bizler klinisyenler olarak sebebe dayalı, etiyolojiye dayalı bir sınıflandırma yapmak durumundayız. Eğer hastalarımızı psikoterapi ile iyileştirecek isek ancak bunu etiyolojide ne olduğunu anlayarak kurguladığımız tedavi teknikleriyle iyileştirebiliriz" demiş idi. Dolayısıyla burada Masterson gelişimsel bir duraklamadan bahsetti. Dedi ki, "normal bireyler ruhsal yapılarının epigenetik açılımla sağlıklı bir yolda ilerlerken patolojik yapılar, özellikle borderline yapılarda 17 ve 22. ayda yeniden yakınlaşma evresinde, Mahler'in ifade ettiği ayrılma ve bireyleşme sürecinin üçüncü alt evresi olan yeniden yakınlaşma evresinde sistem duraklamaktadır. Gelişimsel psikoloji duraklamaktadır. O andan itibaren gelişimsel psikopatoloji ortaya çıkmaktadır. İşte bu duraklamayı geliştirdiğimiz tedavi teknikleriyle aşabilir de, yani o dönemde annenin yanlış yaptığı şeyleri bugünkü anne olarak doğru yaparsak gelişimsel duraklama aşılacaktır" dedi ve karşımızda klinik terapi tekniklerini geliştirdi. Kendilik bozukluklarını üç alt kümede inceledi. On - on iki tane kişilik bozukluğu yok dedi. Bunların birincisi, splitting mekanizmasının yoğun olarak kullanıldığı Borderline Kişilik Örgütlenmesi. Onun altında dört alt tip betimledi ki bunlar Türkiye de Klinik Uygulamalarda Masterson Yaklaşımı 7

biliyorsunuz, DSM'deki kişilik bozukluklarının karşılığına denk düşüyor idi. İkinci gurup olarak Narsisistik Kişilik Bozuklukları'nı betimledi. Narsisistik kişilik bozukluklarından özellikle teşhirci narsisist yani exhibitionist narsisist dediğimiz kişilik örgütlenmesi sadece DSM'de tanımlanmıştı. Hâlbuki Masterson, "hayır" dedi, "bunun üç alt tipi var." Birinci alt tipi closed narsisist dediğimiz, bizim tedirgin narsisist dediğimiz, soysal fobik narsisist dediğimiz, gizli narsisist dediğimiz diye tanımladığımız bizim buradaki klinik çalışmalardaki narsisist tipine tekabül ediyordu. İkinci narsisist tipi teşhirci narsisist dediğimiz exhibitionist narsisist, grandiöz narsisist tipine tekabül ediyordu. Bir de çok sık karşılaştığımız ama bir yere oturtamadığımız bir grup vardı narsisistlerin arasında. Devalüe edici; muayenehaneye gelir gelmez bizi aşağılayan, tepeden bakan, kusurlar bulan, kendimizi çok pislik gibi hissettiren, ilk günden itibaren yükleyen narsisist tipi vardı. Bu da devalüe edici narsisist idi ki bildiğiniz gibi o bölme mekanizmasının sağ tarafında kalan kötü anne ve kötü çocuk modelindeki sadist anne ile özdeşim yapan, agresörle özdeşleşen bir model olarak karşımıza çıkıyordu ve hep orada kalmaya çalışan bir narsisist tip çıkıyordu. Üçüncü gurupta da Şizoid Kişilik Örgütlenmeleri'nden bahsetmişti. Kendilik bozukluklarından bahsetmişti. Burada da efendi - köle ilişkisi veya efendi, sürgündeki sadistik efendi, sürgündeki köle diye tanımlandığı şizoid kişilik örgütlenmelerinden bahsetmişti. Dördüncü olarak Antisosyal Kişilik Örgütlenmeleri var ama bunlar genellikle cezaevinde bulundukları için pek terapi talepleri olmadıklarından onlarla ilgili fazla bir klinik bulgumuz da elimizde yok idi. Evet, demek ki Masterson'ın yaklaşımları ikili ilişkilerin olduğu dönemdeydi. Preödipaldi. Ödipal döneme geçmemişti bu hastalar. Ödipal döneme geçtiklerinde bu, çatışmalı, problemli ve sıkıntılı idi, çarpık bir ödipalleri vardı. Preödipal ve ödipal birlikte gidebiliyordu. Bunları sizlerin eğitiminde detaylı olarak size anlatmıştım hatırlarsanız. Masterson yaklaşımını anlattığımda da sizlere detaylı olarak belirtmiştim. Masterson kuramını şu şekilde oturttu. 8 MASTERSON GÜNLERİ I

Bunları sizlerle daha önce konuştuk mükerrer defalar, vakalar üzerinden de tartıştık. Kendilik triadı, kendilik bozukluk üçlüsü dediği bir üçlüden bahsediyordu. Bu bozukluk üçlüsü nasıl bir döngüydü, kısır döngüydü? Şöyle bir döngüydü: Hasta hep bir kendilik aktivasyonu istiyordu. İç dünyasından gelen istek ve arzular bir başkasına bağlı veya bağımlı olmak değil kendini gerçekleştirmek, yani ayrılmak ve bireyleşmek istiyordu. Buna kendilik aktivasyonu, self activation demişti Masterson. Self activation demek, kendini gerçekleştirmek demek; her an, her saniye, her dakika bunu gerçekleştirmek, hemen içteki nesne ilişkileri bağlamındaki annenin cezalandırıcı tavrıyla karşı karşıya kalmaktı. Bu içteki hangi kendilik tasarımımızı aktifleştiriyordu? Kötü, pis, yetersiz çocuğu aktifleştiriyordu ve biz buna dayanamıyor idik. Dolayısıyla her kendilik aktivasyonumuz, içimizdeki kötü çocuğu aktive ettiğinden dolayı ve orada duramadığımızdan, dayanamadığımızdan savunmaya geçiyorduk. Defans yapıyorduk. Savunma neydi? Bu kendilik bozukluklarının hepsi savunma idi. Ve asla kendilik aktivasyonundan sonra orada duramıyor idi. İşte bu sirkülasyonu biz bozar da hastamızı yüzleştirmelerle ve yorumlamalarla mükerrer defa, mükerrer defa, mükerrer defa yorumlarsak bu yorumlamalar karşısında hasta bu kısır döngüyü kurabiliyor, onun gerçeklik egosuyla terapistin egosu bir ittifak halinde çalıştığı zaman patolojik ego devre dışı kalıyor veya azalıyor. Bu balans gittikçe değiştikçe, sağlıklı bir bütün nesne ve bütün kendiliklerin oluşmasına imkân veriliyor idi. Ve bunu da terapötik süreç içerisinde Masterson uyguladığında başarı elde ettiğini gördü. Bu da kuramın ne kadar sağlam bir temele dayandığını, ne kadar sebebe dayalı bir patolojiyi özümsediğini ve onun üzerine kurduğu kuram sayesinde yapılandırdığını bize gösteren en güzel kanıt idi. Masterson bu kendilik üçlüsü dediğimiz sistemi önümüze koyduktan sonra tabloların biraz daha karmaşık olduğunu söyledi, yani "hastalar karşımıza saf borderline, saf narsisist, saf şizoid gelmez. Alt yapıdaki intrapsişik yapı bizim için çok önemli" dedi. Ne demek alt yapıdaki intrapsişik yapı? Hasta borderline ise Türkiye de Klinik Uygulamalarda Masterson Yaklaşımı 9

borderline hastada bölme mekanizmasının solunda ve sağında iyi anne ve kötü anneye karşı aldığımız tavır var idi. Nesne kendilikten ayrılmıştı ama parça nesne vardı, parça kendilik vardı. Bunu bir birim olarak adlandırdı Masterson. Bu birimde ne vardı? Bu birimde ne vardı? Bir; parça nesne vardı. Masterson bu intrapsişik yapıya ışık tuttu, intrapsişik yapıyı bize gösterdi. Masterson bize klinik görünümden ziyade intrapsişik yapıda ne olduğuna bakmamızı istedi. Karşınıza saf borderline, saf narsisistik, saf şizoid görünüm gelmeyebilirdi. Bu bizi aldatmamalıydı. Alt yapıda, intrapsişik yapıda ne olduğunu anlamaya çalışmalıydık. Eğer borderline bir yapı var ise borderline yapıda Masterson bir birimden bahsediyordu. Bu birimin iyi tarafında parça nesne, iyi parça nesne, iyi parça kendilik, bunları ikisine bağlayan güzel hislerle dolu duygu köprüsü ve hemen bunların yanına patolojik ego olarak adlandırdığı veya haz egosu olarak adlandırdığı bir dörtlü birimden bahsediyor idi. Bölme mekanizmasıyla bu birim diğer parçadan ayrı duruyordu. Hemen yanı başında ikinci bir birim vardı. Bu birim kötü parça nesne, kötü parça kendilik, ikisini birbirine bağlayan kötü duygulanım ve bunların arasında kalmış küçücük bir gerçeklik egosu. Dolayısıyla bu gerçeklik egosu kişiyi gerçekleştirecek olan temel çekirdek olmasına rağmen, ayrılmayı ve bireyleşmeyi sağlayacak olan temel çekirdek olmasına rağmen hasta bununla baş edemiyordu, gücü yetmiyordu. Çünkü annesi zamanında ona destek vermemişti. Daha çok yapışmacı reaksiyonlara yani haz egosuna destek vermişti. İşte terapistin terapide yapacağı şey, bu haz egosunu durdurmak, gerçeklik egosunu aktifleştirerek haz egosunu egodistonik, gerçeklik egosunu da egosintonik yapmak zorundaydı. Eğer terapide bunu başarabilir isek hastanın gerçeklik egosunu egosintonik yapabilir isek çok başarılı bir şekilde bütün nesneyi ve bütün kendiliği oluşturmaya sahibiz. Narsisistik kendilik bozukluklarına geçince oradaki birim biraz farklıydı. Oradaki birimin nesne ile kendiliğin birbirinden ayrışmadığı bir evreye tekabül etmesi gerekiyordu. Yani narsisistik kişilik bozukluğunda gelişimsel duraklama yeniden yakınlaşma evresinden önce olduğu şeklinde bir iddia var. 10 MASTERSON GÜNLERİ I

Burada Masterson'ın da zihninde birtakım soru işaretleri var. Kitaplarda okuduğumuz kadarıyla kendisinin de narsisistik kişilik bozukluğunun oluşum sürecinde ve yahut da narsisistik kişilik bozukluğunun daha ilkel seviyede bir duraklamaya maruz kalmasına rağmen nasıl hayatta daha fonksiyonel bir tutum alabiliyor; bunun cevabının bilimsel anlamda net olarak ortaya henüz konulamadığını kendisi de ifade ediyor. İşte bu kaynaşmış birim iyi parça nesne-iyi parça kendilik, nesne ve kendiliğin füzyon olduğu, birleştiği dönemde henüz ayrılmadığı, nesnenin ve kendinin ayrılmadığı bir dönemde güzel duygularla ve patolojik egoyla, haz egosuyla bir birim oluştururken onun karşısındaki diğer parçada ve birimte sadistik bir anne modelinin getirmiş olduğu yapı, onun karşısında kötü, pis, zayıf parçalanmış bir çocuk imgesinin kaynaştığı ve kötü hislerle dolu ve gerçeklik egosunu içinde barındıran diğer birimten bahsediyor idi. Eğer hasta sıkıştırılırsa veya kendilik aktivasyonu yapar ise haz egosu ile dolu unjt'ten otomatikman sevilmeyen, annenin cezalandırdığı diğer birime geçiyor ki bu birimte kalmak hiçbir zaman mümkün değildi. Çünkü orası çok kötüydü, cehennem gibi bir yerdi. Hasta işte her kendilik aktivasyonunda, her kendilik çabalamasında o cehenneme düşüyor idi. Ve bir an önce rahatladığı ve huzur bulduğu anne kucağı olan ama gerçeklik egosunu ve kendini asla gerçekleştiremeyeceği yalancı bir cennete düşüyor idi. İşte terapistin buradaki tutumu; cehennem olarak görülen yerin aslında, yani Terk Edilme Depresyonu dediğimiz Masterson'ın kuramında kendilik üçlüsündeki ikinci madde, yani kendilik aktivasyonundan sonra ortaya çıkan terk edilme depresyonuna, cehenneme dayanabilmeyi öğretmek. Bunu öğrendiği zaman içten gelen kendiliği aktive etmenin, nesneyi ve kendiliği birleştirmenin o coşkusunu yaşayacak, hasta gerçekten nesneyi sevebilecek ve gerçekten işinden doyum alıp üretebilecek. Bildiğiniz gibi Freud'a sorulmuştu "sağlık, ruh sağlığı nedir?" diye. "Üretebilen ve sevebilen insan" diye kısaca tanımlamıştı. Masterson oraya da atıf yaparak, "evet, bu borderline, narsistik ve şizoid hastaların sevme kapasiteleri bozuk, gerçekten işinden keyif alma, üretme kapasiteleri bozuk" diye ifade etmişti. Sevmeyi ve üretmeyi bu manada oluşturabilecek bütün nesneleri, bütün Türkiye de Klinik Uygulamalarda Masterson Yaklaşımı 11

kendiliği oluşturacak bir terapi sürecinde hastalar bundan yarar görecekti. Üçüncü kendilik bozukluğu olarak adlandırdığı kısımda da Şizoid yapı var idi. Yine orada efendi - köle ve efendi ve sürgündeki köle gibi birimler aynı birimlerdi. Bir tarafta iyi, bir tarafta kötü birimti. Hasta kötü birime geçmek istemiyordu. İyi birimte durmak istiyordu. Çünkü orada patolojik bir ego, haz egosu var idi. İşte kendilik üçlüsü dediğimiz yapıda: 1- Kendilik aktivasyonu, 2- Ardından gelen terk edilme depresyonu ve bu terk edilme depresyonunun mahşerin altı atlısı olarak nitelendirmiş olduğu, sizlerin de imtihan sorusu olan bildiğiniz gibi depresyon, cinai öfke, boşluk, yoksunluk, suçluluk, çaresizlik gibi duyguları içeren bir - borderline hastalarda çok gördüğümüz- kendilik aktivasyonu gerçekleştirmek. Bu mahşerin altı altısıyla ilgili bu acıya dayanamayan hasta savunmaya geçiyor idi. Kendilik bozuklukları, ya narsisistik savunmalar ya borderline savunmalar ya da şizoid savunmaları kendisine defans olarak kullanıyordu. Ve zaman zaman orada bunaldığında, sıkıldığında, bu savunmalar işe yaramadığında Eyleme Vurma diye adlandırmış olduğumuz cinsellikle, alkolle, kendi kendine zarar vermekle, hızlı araba kullanmakla, yemek ve alışverişle, dürtüsel-impulsif gelen eyleme vurma ile karşı karşıya kalıyordu. Burada tabii terapi süreçleri artık karşımıza çıkıyor. Burada en önemli kavram terapistin nötralitesi kavramı. Bir terapist olarak bunu çok iyi bilmemiz ve çok iyi uygulamamız gerekiyor. Çünkü hasta terapi odasına geldiğinde Masterson diyor "size mutlaka bir şeyi yansıtacak; ya good mother olacaksınız ya bad mother olacaksınız. Siz nötr mother olursanız tedavi edersiniz. Good mother olmak sizin de işinize gelir, sizi rahatlatır. Karşılıklı bu döngü içinde anne - çocuk döngüsü içinde yaşarsınız ama terapi 25 yıl sürer, 50 yıl sürer. Bad mother olursanız zaten dayanamazsınız, kaçarsınız. Ama terapistin nötralitesini muhafaza eder de geri planda durur ama sadece ona yardımcı olmaya çalışan, sadece onun için çalışan ve para karşılığı bir hizmet olarak bunu veren bir çerçevenizi koruyabilirseniz gerçekten hastanıza o zaman 12 MASTERSON GÜNLERİ I

yardımcı olursunuz. Ona ne iyi bir anne olun ne kötü bir anne olun. Sadece akıllı normal bir insan olarak onu ona anlatın, onu ona gösterin. Bunun adı yüzleştirme. Yüzleştirme. Mükerrer defa yüzleştirilen birey yani şu andaki duygusunun ne olduğu, hangi şeyin kendilik aktivasyonu olduğu, hangi şeyin savunma olduğu, kendisinden kaçtığı her saniyeyi, duygularından kaçtığı her saniyeyi ona gösterebilirseniz, bir gözleyen benle kendisini bu şekilde gözleyebilecek hale getirirseniz hastaya yapacağınız en büyük yardım ve iyilik olur." Böyle bir yapıyı oluşturabilmek için hastanın dört evreden geçmesi gerekiyor. Birinci evrede hasta ile ilk görüşmeniz ve karşı at yapmanız, çerçeveyi belirlemeniz. Çerçevenin içi başka dışı başka, çerçevenin kendisi başka... Bu üç alan da çok net olmalı. Artık bu çerçeveyi belirledikten sonra patolojik egonun tek derdi bu çerçeveyi delmektir. Siz o çerçeveyi deldirmeyeceksiniz. Her deldirmeniz hastanıza vuracağınız bir hançerdir. Onu yaralamaktır. İkinci etaba geçtiğinizde bu ilk görüşmeden sonra çerçeveyi belirledikten sonra test aşaması gelecek. Siz de biliyorsunuz ki test aşaması çok zor bir aşama, hastaların bizlere yükleme yaptığı, bizleri deneyimlediği, test ettiği aşama. Birçok eyleme vurmaların çerçeveyi delme isteklerinin ortaya çıktığı aşama. Bu bizim burada borderline ve narsisistik hastalarda yaptığımız çalışmalarda altı ay, bir yıl, bir buçuk yıl, bazen iki yıla kadar sürüyor test aşaması; bazen de iki ay, üç ay, bir ay bir sürede bitebiliyor. Ondan sonra üçüncü evre olan terapötik ittifak geliştikten sonra üçüncü evre olan derinliğine çalışma evresi. Biliyorsunuz eğitimlerde size vermiş olduğumuz deşifre motheryallerde bu derinliğine çalışma evresinde hastaların regrese olabildiklerini, hatta bazı hastaların psikotik düzeye girdiklerini ve orada herhangi bir ilaç kullanmadan bu terapi süreçlerinde psikotik düzlemin yavaş yavaş tamir edildiği ve hastanın kendi kendini yapılandırarak sanki bir kuyuya düşmüş alttaki çatlağı kendi başına tamir edip dike dike yukarıya çıktığını ve normal bir seviyeye geldiğini size ifade etmiş ve görmüştünüz. İşte derinliğine çalışma aşaması bazı hastalarda bir yıl, bazı hastalarda iki yıl, bazı hastalarda beş yıl sürebilecek kadar önü açık bir yapılandırma sürecidir. Biz sadece şunu soracağız: Türkiye de Klinik Uygulamalarda Masterson Yaklaşımı 13

Doğru şeyi yapıyor muyuz, doğru duruyoruz muyuz? Onun haricinde hastamızı kurtarmaya, bir an önce iyileştirmeye, böyle bir çaba içine girmeyeceğiz. O otomatikman sizin iyi anne olmanız veya narsisist kabarmanızı getirecek. Narsisist istekleriniz yatacak. Bunlardan uzak kalacağız. Dördüncü evreye geldiğimizde, bu evre ayrılma evresi. Artık bütün nesne ve bütün kendiliğin oluştuğu evre. Artık hasta terapistini bütün bir nesne olarak algılayabilmekte ve içselleştirebilmekte. Yani yas tutabilme kapasitesi ortaya çıkacak. İşte bu dönemde ayrılma dediğimiz doğal yas kapasitesinin olduğu ilk ayrılma süreci başlayacak. Ve bu dönemde hastaların semptomları ve şikâyetleri artabilecek. Bu doğal bir şeydir. Aynı bir çocuğun eve alışıp da okul günü geldiğinde, okul saati geldiğinde karnının başının ağrıması gibi bir şey. Bir annenin oğlum, kızım sen bunu başaracaksın, ben her zaman buradayım dediği gibi onun artık hayata hazır olduğunu söyleyeceksiniz. Ve yuvadan uçuracaksınız. Artık onu bir arkadaş, uzak bir dost olarak nitelendirebilirsiniz. Evet. Masterson'ın yaklaşımının genel çerçevesini bu şekilde çizdik ve biz son yıllarda terapilerimizde Masterson yaklaşımını kullanıyoruz. Çok yarar görüyoruz. Zaman zaman hatalarımız oluyor ama kendi aramızdaki süpervizyon toplantılarında birbirimizi ikaz ederek, biz hastanın kendilik aktivasyonunu önlemişiz, good mother olmuşuz, bad mother olmuşuz, yüklenmişiz, öfkelenmişiz; bunları nasıl kontrol altına alabiliriz diye arkadaşlarımızın o yüklenmelerini hafifletmeye çalışan ve burada da süpervizyon çalışmasının ne kadar önemli olduğunu, birbirimizin kör noktalarını nasıl görebildiğimizi ve yüklemelerimizi hafifletebildiğimizi gördük. Dolayısıyla böyle bir psikanalitik psikoterapi bağlamında dinamik bir psikoterapinin süpervizyonsuz olamayacağı gerçeği de ortaya çıkmış oldu. Benim kısaca bahsedeceğim konu bu kadar. Eğer misafirlerimizin ve sizlerin soruları, katkı ve katılımları varsa onları rica edeceğim. Konu çok derin tabii, günlerce konuşabiliriz ama özet olarak Türkiye'de yaptıklarımızı anlatmak istedim. 14 MASTERSON GÜNLERİ I

Ayrıcı tanı çok önemli bir konu. Hasta ilk geldiğinde, bazı hastalar diyorum ya, daha telefon açarken borderline bir hasta telefonda borderline olduğunu kendi ifade ediyor, telefonda, ilk ses tonunda, o vurgusu, o işgalciliği. Bir borderline daha geldi diyoruz. Evet, bu teşhis ilk dakikadan son güne kadar doğru. Narsisistik hasta özellikle exhibitionist veya devalüe edici narsisistik hasta yine telefonla, daha görüşmeye gerek yok, anormal bir randevu alınmış, randevuya geldiğinde ilk birkaç dakikada teşhis koyabiliyoruz, ilk birkaç dakikada. Bunu sizler de biliyorsunuz. Ama bazı klinik tablolar var ki karar veremiyoruz. Narsisiste de benziyor, border'a da benziyor, şizoide benziyor. Bu bir gizli narsisist mi? Bu bir şizoid mi? Bu bir yapışmacı borderline mi? Anlatabildim mi? Bir bakıyoruz bir suicide teşebbüsü var. Borderline. Ama hayatında o kadar sıkıntılar yaşamış ki reel olarak baktığınız zaman depresyonun dip noktasında bir sefer böyle bir teşebbüs bulunmuş. Dolayısıyla bu ayırıcı tanıda intrapsişik yapının incelenmesi gerekiyor. Bunu da nasıl inceliyoruz? Çok basit bir şey var burada, aslında bunu hep yapmaya çalışıyoruz ama borderline hastalara yüzleştirmelerden fayda geliyor. Bak şu anda kendilik aktivasyonu yaptın, terk edilme depresyonuna girdin, savunmaya geçtin. Bu üçgeni her saniye seansta gösterdiğimizde borderline hasta "evet, evet, fark ettim" şeklinde bu yüzleştirmeleri kabul edip bir iyileşmeye doğru kanatlanırken aynı şeyi narsisistik füzyon içinde olan bir hastaya yaptığında sanki bir çelik bilyeye dokunmuş gibi geri geliyor. Çok büyük tepki alıyorsunuz. Ayırıcı tanı Masterson'ın da ifade ettiği gibi sürecin içerisinde çıkıyor. Üç ay sonra, altı ay sonra, sekiz ay sonra. Hep yüzleştirmeler ve yorumlamalar... Narsisistiklerde yorumlamalar yapıyoruz yüzleştirmelerden ziyade. Anlatabildim mi? İçgörü oluşturmaya çalışıyoruz. İşte bu yüzleştirmeler ve yorumlamalar seanslarda yapıla yapıla aylarca intrapsişik yapının ne olduğunun alt tabakasına iniyoruz. Oradaki alt tabakada gerçek yapı ortaya çıkıyor. Klinik bizi yanıltmasın diyoruz bu çerçevede. İntrapsişik yapı füzyon içerisinde mi, nesne ile kendilik, yoksa ayrışmış mı? Bunu da öğrenebilmek için ancak terapötik süreç içerisinde yapmış olduğumuz birtakım Türkiye de Klinik Uygulamalarda Masterson Yaklaşımı 15

uygulamalardan aldığımızı geri bildirimle karar veriyoruz. Ama bazı yapıları çok net görüyoruz, büyük bir kısmını. Ama bazı vakalar karışık. Bu süpervizyon eğitim gurubunda arkadaşlara özellikle rica ettim. Teşhiste karıştırdığımız, tam net olamadığımız hastalarımızı getirelim de bundan biz de yararlanalım. Nasıl ayrıcı tanıya giriyoruz, ayırıcı tanıda neler yapıyoruz? Arkadaşlar da biraz karışık tabloları daha çok tercih etti. Gerçekten bu tablolarda zaman zaman üç teşhisi de görebiliyorsunuz. Hangi gözle bakarsanız onu bulabiliyorsunuz. Ama bunun gerçek teşhisini süreç içinde seanslarda "şimdi ve burada ilkesi" perspektifinde hastaya yaptığımız yüzleştirme ve yorumlamalardan aldığımız geri bildirimler belirliyor. Ben ikinci konuşmayı yapmak üzere Judith Pearson'ı sahneye davet ediyorum. 16 MASTERSON GÜNLERİ I

MASTERSON YAKLAŞIMINA GENEL BAKIŞ Judith PEARSON Merhaba. Ben Dr. Pearson. Başlamadan önce, beni bu güzel ülkeye davet ettiğiniz için teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca bana, kendilik bozukluklarının sağaltımı ile ilgili teorik ve klinik bir yaklaşım hakkında konuşma fırsatı verdiğiniz için de teşekkür ediyorum. Çünkü bu konu, son yirmi yıldır zihnime ve yüreğime dokunmuş ve terapötik çalışmalarımı etkilemiş bir konudur. Bir de çalışmamızın daha verimli geçmesi için hatırlatmak istediğim birkaç nokta var: Birincisi size dağıtılan notları kullanmanızı öneriyorum, konuşulanları kafanızda netleştirmenizde yardımcı olacaklardır. İkincisi ise konuşmamın sonunda sorularınız ve yorumlarınız için bir süre ayırdım, lütfen konuşmalara katılın ve fikilerinizi paylaşın. Bugünkü sunumum Masterson Yaklaşımı alanında kısa bir yolculuk yapmayı amaçlıyor. Yol boyunca yaklaşımın evrimini konuşacağız. Temel kavramlar ile bunların klinik karşılıklarına bakacağız. Sonra da kendilik bozukluklarının Masterson Tarzı tanı ve tedavisi üzerine konuşacağız. Masterson Yaklaşımı'nın Evrimi Dr. Masterson'un Borderline Kişilik Bozukluğu üzerine yoğun çalışmaları 50 yıldan fazla bir sure önce, New York'ta Paine Whitney Psikiyatri Hastanesi'nin önce çalışanı sonra başkanı olduğu Borderline Ergen Birimi'nde gorev aldığı yıllarda başladı. Burada çalışırken yürüttüğü 12 yıllık araştırmasında, "ergenlik çalkantıları"nın yetişkinlikle beraber ortadan kalkacağına ilişkin öngörünün doğru olmadığını gösterdi. Genç hastaları sorunlara sürükleyen yıkıcı karakter özellikleri ile ego kusurlarının, yetişkin yaşamlarında da çözümlenmemiş bir şekilde devam ettiği görülmüştü. 17