Bu sayfa şu linkten yazdırılmıştır: [http://www.risaleonline.com/soru-cevap/imanmertebeleri]

Benzer belgeler
İçindekiler. Önsöz 11 Kısaltmalar 15

Kulun lisanı sadık olmadıkça, inancı sadık olmaz. Kalbi sadık olmadıkça, lisanı sadık olmaz. 45

Bu sayfa şu linkten yazdırılmıştır: [

İçindekiler. Kısaltmalar 11 Yeni Baskı Vesilesiyle 13 Önsöz 15

3 Her çocuk Müslüman do ar.

Asr-ı Saadette İçtihat

EHL-İ SÜNNET'İN ÜSTÜNLÜĞÜ.

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

İLİM ÖĞRETMENİN FAZİLETİ. Bu Beldede İlim Ölmüştür

Birinci İtiraz: Cevap:

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

Kur'an-ı Kerimde tevafuk mucizesi Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Istılah olarak;peygamber Efebdimiz zamanında yaşamış ve de Peygamber Efendimizi görerek ona inanmış olan kişilere denir.

Sabah akşam tevâzu içinde yalvararak, ürpererek ve sesini yükseltmeden Rabbini an. Sakın gâfillerden olma! (A râf sûresi,7/205)

Risale-i Nur Külliyat'ının telif tarihleri hakkında kronolojik bilgi verir misiniz?

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

14. BÖLÜMÜN DİPNOTLARI

AYRILMAMAK ÜZERE İNKIYAD ETMEK.

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla

Sunabihi (Rah Aly.) anlatıyor: Ölüm döşeğinde yatmakta olan Ubade b. Samit'i (R.A.) ziyarete gittim. Onu gürünce ağladım. Ubade, "Dur biraz!

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Buyruldu ki; Aklın kemali Allah u Teâlâ nın rızasına tabi olmak ve gazabından sakınmakladır.

Teravih Namazı - Gizli ilimler Sitesi

HÜCCETİN İKAMESİ VE ANLAŞILMASI

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Muhammed Salih el-muneccid

BEDÎÜZZAMAN HAZRETLERİNİN İSİM VE ÜNVANLARI

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

a. Daire-i meşruada kalmayan gençliğin; dünyada, kabirde ve ahirette başlarına gelecek belalar ve elemler neler olabilir?

Muharrem ayı nasıl değerlendirilmelidir?

Bir selam ile selamlandığınızda ondan daha iyisiyle veya aynısıyla selamı alın (Nisa 86)

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

ICERIK. Salih amel nedir? Salih amelin önemi Zekat nedir? Zekat kimlere farzdır? Zekat kimlere verilir? Sonuc Kaynaklar

Kur ân ve iman hakikatlerine ulaşmanın adresi

NOT : İMAM-I RABBANÎ Hz. bu mektubu muhterem şeyhi Muhammed Bakibillah'a yazmıştır.

ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ EBU SEYF

Bu sayfa şu linkten yazdırılmıştır: [

Başta bu hadis-i kudsinin kaynağını vereceğiz. Ayrıca bu hadis-i kudsinin manası ve hakikatını vereceğiz. "Levlâke" hadîsinin kaynakları şudur:

Adeta Rabbimiz Efendimizi taltif ve teskin etmek,şevk ve gayretini arttırmak amacıyla huzuruna almıştır.

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

Nefsini Bilen Rabbini Bilir

AİLE KURMAK &AİLE OLMAK

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır.

NAMAZI, MESCİT VEYA CÂMİDE CEMAATLE KILMANIN HÜKMÜ. Vaizler Muhammed b. Salih el-muneccid. Terceme edenler. Muhammed Şahin. Tetkik edenler Ümmü Nebil

İKİ TÜRLÜ MARİFET VAR

Orucun hükmü ve hikmeti nedir? ما حكم الصيام وحكمته. Abdurrahman b. Nâsır es-sa'dî

TÂĞUT KELİMESİNİN ANLAMI

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar

Eşhedü en lâ iâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh.

KUR'ANDAN DUALAR. "Ey Rabbimiz, Bize dünyada bir iyilik, ahrette bir iyilik ver. Bizi ateş azabından koru." ( Bakara- 201 )

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran :17

Hilalin bir ülkede görülmesiyle oruca başlamak. Muhammed b. Salih el-useymîn. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

Kur an Kerim ayetlerinde ve masumlardan nakledilen hadislerde arş ve kürsî kavramlarıyla çok

Eğitim Programları ANA HATLARIYLA İSLAM DİNİ

Abdullah b. Abdurrahman el-cibrîn

_MEYVENIN ÇEKİRDEĞİ AĞACIN ÇEKİRDEĞİN NE AYNDIR NE GAYRDIR..._

İlim öğrenmek kadın ve erkek her müslümânâ farzdır", (1)

SORU:Ahir zaman alametleri, Ahirzaman alametlerinden abbasi meliki horasana vardığı zaman doğu tarafından iki dişli parlak bir yıldız çıkar.

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül :27

*GALIBIYET VE MAGLUBIYET

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır.

ISLAM Kim, Îslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.

Samimiyet ve Sıdk İlişkisi

Altın takmanın erkeklere haram kılınmasındaki hikmet nedir?

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

şeyh Muhammed Salih el-muneccid

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Arefe günü ile ilgili meseleler ve hükümleri مساي ل وأح م تتعلق بيوم عرفة. Bir Grup Âlim

EY İMAN EDENLER! Allah ın emrine uygun yaşayın

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Tefsir II ILH

Dilini Tutan Kurtuldu. : Gıybetten Sakınmak

M VE NAZARDAN KORUNMA VE KURTULMA YOLLARI. lar aha beteri. dir veya 7 2. Y. 4. a bakarak " " dersek h 6. olarak sadaka verme.

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

Üç kişi vardır ki, Allah kıyamet gününde onlarla ne konuşur, ne onlara nazar eder, ne de onları günahlarından arındırır, onlara elim bir azap vardır:

Hadisler Işığında Tasavvuf un İslâm daki Yeri

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim :38

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır.

ALLAH TEÂLÂ'NIN ARŞA İSTİVÂ ETMESİ

Gençlik Eğitim Programları DAVET

Bir insan, nefs kılıcını ve hırsını çekip hareket edecek olursa, akıbet o kılıçla kendi maktül düşer. Hz. Ali

Hak Teala (cc) itiraz edenlere Hud Suresinde şu kelimelerle cevap vermiştir:

Türkçeye Tercüme Edilen Hadis Kitaplarında Geçen Zayıf Hadislerin Numaraları

SORULARLA CEVŞENÜ'L-KEBÎR

Nübüvvetin Tanımı ve Vehbîliği Meselesi

"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır.

CİBRİL HADİS BAĞLAMINDA İSLAM IN RUHU Prof.Dr.Ali ÇELİK

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Question. Muhammed b. el-hasan el-saffar, müfevvizenin temsilcilerinden miydi?

Transkript:

Risale Online Bu sayfa şu linkten yazdırılmıştır: [http://www.risaleonline.com/soru-cevap/imanmertebeleri] İman Risale-i Nur Risale-i Nur Mütalaası Soru İman Mertebeleri "İman, yalnız icmâlî ve taklîdî bir tasdîke münhasır değildir. Bir çekirdekten tut, tâ büyük bir hurmâ ağacına kadar; ve eldeki aynada görünen misâlî güneşten tut, tâ deniz yüzündeki aksine kadar, tâ güneşe kadar mertebeleri ve inkişâfları olduğu gibi;.'' bu kısmı izah eder misiniz? Cevap İman yalnız tasdik etmekten ibaret değildir. İmanın yerden göğe kadar çok mertebeleri vardır. Taklidi iman denilen iman mertebesi basit bir mertebe olup şübhe ve vesveselere mağlup olabilir. Tahkiki iman denilen iman ise ilme'l-yakin, ayne'l-yakin ve hakka'l-yakin mertebeleri vardır. Bu mertebelerin de her birinin kendi içinde mertebeleri vardır. İman edilecek şeyler artmaz veya eksilmez. Fakat imanın kendisi artar veya eksilir. a. İmanın Artması ve Eksilmesi İman salih amellerle, ilmi çalışmalarla ve tefekkürle artabilir veya günahlarla meşguliyet neticesinde azalabilir. Kur ân ın bazı ayetlerinde imanın artmasından bahsedilmiştir. Örneğin bir ayette şöyle buyrulur: Gerçek müminler öyle kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, Allah ın âyetleri onlara okunduğunda bu onların imanlarını artırır. Enfal, 2.[1] Bazı hadislerde de Peygamberimiz imanın azalmasından ve çoğalmasından bahsetmiştir. Mesela İbn Ömer, şöyle der: Biz Ya Resulallah! İman artar ve eksilir mi? diye sorduk, o da Evet, artar, hatta sahibini cennete girdirinceye kadar. Noksanlaşır, hatta sahibini cehenneme sokuncaya kadar buyurdu.[2]peygamberimiz bazı hadislerinde de zayıf ve sayfa 1 / 6

kuvvetli imanlara dikkat çekmiştir. Kalbinde zerre kadar imanı olan cehennemden çıkar [3] hadisiyle zayıf olan imanlara, Ebû Bekrin imanı dünyadaki insanların imanıyla tartılsaydı, onun imanı daha ağır basardı [4] hadisiyle de kuvvetli imanlara işaret etmiştir.sahabelerden Ebû Hureyre, İbn Abbas, Ebud Derda (r.a) da İman artar ve eksilir demişlerdir.[5] Bu konuda Üstad Bediüzzaman, şöyle der: İman, yalnız icmalî ve taklidî bir tasdike münhasır değil. Bir çekirdekten, tâ büyük hurma ağacına kadar ve eldeki aynada görünen güneşten, tâ deniz yüzündeki aksine, tâ güneşe kadar mertebeleri ve inkişafları olduğu gibi, imanın da o derece kesretli hakikatları vardır[6]. Ayet ve hadislerde zikredilen imanın artması yla imanın yakin yönünden artması, imanın daha çok kuvvetlenmesi kastedilmiştir. Yoksa artma ve eksilme iman edilmesi gereken şeyler konusunda değildir. İmanın 6 esası vardır ve bu esaslar artmaz ve eksilmez. Bu konuda İmam-ı A zam Gök ve yer ehlinin îmanları, inanılması lazım gelen şeyler bakımından artmaz ve eksilmez. Fakat yakin ve tasdik (inanışın kuvvetli ve zayıf olması) yönünden artar ve eksilir. der[7]. Genellikle iman artmaz veya eksilmez diyen âlimler de aynı şeyi kastetmişlerdir. Bir kimse iman esaslarının hepsini kabul edip de bir veya bir kaçına inanmasa meselâ meleklere inanmasa veya namazın farz yahut adam öldürmenin haram oluşunu inkâr etse iman etmiş sayılmaz. Bu durumda iman gerçekleşmediğinden artması ve eksilmesi söz konusu olamaz. Herkes aynı hususlara iman etmekle yükümlüdür. İnanılacak esaslar konusunda bilginle cahil, peygamber olan ve olmayan, kadınla erkek arasında hiçbir fark yoktur.[8] b. Taklidi İman ve Tahkiki İman İman zayıflık ve kuvvetliliğine göre taklidi ve tahkiki olmak üzere iki kısma ayrılır.taklidi İman: Kişinin anne ve babasının veya çevresinin telkinleri neticesinde, delilsiz olarak iman esaslarını benimsemesine taklidi iman denilmiştir.tahkiki İman: Kişinin araştırma neticesinde iman esaslarına güçlü, kuvvetli delillerle adeta görüyormuş gibi iman etmesine de tahkiki iman denilmiştir.[9] İslâm âlimleri taklidi imanın sahih olduğunu, geçerli olduğunu, fakat delillerle bu tür imanı tahkiki hale dönüştürmeyen kimselerin günahkâr olacağında, her müminin imanını tahkiki hale getirmesinin farzı ayn olduğunda ittifak etmişlerdir.[10] Taklidi imana sahip olan insanların bazı sapıkların tesirinde kalarak veya bazı şüphe ve vesveselerle bu imanı kaybetme tehlikesinden de söz edilmiştir. Ömer Nasuhi Bilmen, şöyle der: Her müminin, imanını ispatla kesin ve apaçık hale getirmesi, itikat konularını delilleriyle beraber öğrenmesi zorunludur. Bununla beraber bir kimse dini hükümleri, böyle araştırma ve ispat etme yoluyla değil de sadece taklit yoluyla mesela babasından, öğretmeninden, sözüne güvendiği kimselerden işitmek suretiyle- bilip kesin olarak tasdik etse yine de imanı geçerli ve bununla sevap kazanır. Ancak şu da var ki araştırma ve ispat yoluyla iman (yani kâinata ibret nazarıyla bakıp onların sayesinde Allah a imanını kuvvetlendirmek) farzdır. Herkes gücü miktarınca araştırma yaparak iman etmekle sayfa 2 / 6

mükelleftir. Binaenaleyh nazar ve istidlali terk edenler günahkâr olurlar.[11]imam-ı Rabbanî, şöyle der: Bütün tarîkatların müntehası ve en büyük maksadları, hakaik-i imâniyenin inkişafıdır. Ve bir mes'ele-i imâniyenin kat'iyetle vuzuhu, bin kerametlerden ve keşfiyatlardan daha iyidir.[12] c. Tahkiki İmanın Mertebeleri Zayıf olan taklidi imanın tahkiki hale gelmesi ya ibadetlerle, ya da delil ve isbata dayalı ilmi çalışmalarla olur. İslâm tarihinde mutasavvıflar ibadetlerle; Kelâm âlimleri de delil ve isbatla imanı tahkiki hale getirmeye çalışmışlardır.tahkiki iman yakine müstenit iman demektir. Yakin ise içinde şüphe olmayan bilgi, gerçeğe uygun kesin bilgi, kalbin bir şeyin hakikatına dair mutmain oluşu diye tarif edilmiştir. Şüpheleri izale ederek araştırma neticesinde gaybı tasdiktir, şüphenin zıddıdır da denilmiştir.[13]bu tariflerin neticesinde yakine müstenit tahkiki iman; kişinin imani konulara araştırma ve deliller neticesinde vukufiyet peyda etmesi, içinde şüphe olmayan, kalbini mutmain eden imanı elde etmesi diyebiliriz.yakinin üç mertebesi vardır: ilme l-yakîn, ayne l-yakîn ve hakka l-yakîn. 1. İlme l-yakîn Aklî ve naklî delillerin neticesinde kalpte oluşan kesin bilgi diye tanımlanır. Yakinin bu mertebesinin, delillerin azlığına veya çokluğuna, kuvvet ve zayıflığına göre dereceleri, mertebeleri vardır. Fahreddin Razi, şöyle der: İlim ehlinin çoğunluğuna göre; Kimin imana dair delilleri çok ve kuvvetliyse onun imanı en fazla olan imandır. Çünkü delillerin çoğalması ve kuvvetlenmesi nisbetinde şüpheler zail olur ve kişinin yakini kuvvetlenir. Buna işareten Peygamberimiz Ebû Bekrin imanı dünyadaki insanların imanıyla tartılsaydı onun imanı daha ağır basardı. demiştir. [14] Üstad Bediüzzaman da şöyle der: [Tahkikî imanın] ilmelyakîn mertebesi, çok bürhanlarının, delillerinin kuvvetiyle binler şüphelere karşı dayanır. Hâlbuki taklidî iman bir şübheye karşı bazan mağlub olur. 2. Ayne l-yakîn Müşahade (gözlem) yoluyla elde edilen ve doğruluğu apaçık olan bilgi diye tarif edilir. Seyyid Şerif Cürcânî ayne l-yakîni, müşahade ve keşfin meydana getirdiği bilgi olarak tarif eder. Aynel yakin, ilmel yakinin teorikten pratiğe aktarılması da denilebilir. Kişinin deliller neticesinde elde ettiği bilgileri, dış âlemde müşahede etmesidir. Üstad, şöyle der: İman-ı tahkikînin bir mertebesi de aynelyakîn derecesidir ki pek çok mertebeleri var. Belki esma-i İlahiye adedince tezahür dereceleri var. [Kişi bu imanla] bütün kâinatı, bir Kur'ân gibi okuyabilecek dereceye gelir. Aynel yakin, ilmel yakinden üstündür. Peygamberimiz (s.a.v) Bir şeyden haberdar olmak, onu gözle görmek gibi değildir[15] sözüyle buna işaret eder. Keza aşağıdaki âyette aynel yakinin üstünlüğüne delil olarak zikredilir: Bir zaman İbrahim: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "(Sen buna) iman etmemiş miydin?" buyurdu. İbrahim: "Bilakis (ben buna inanıyorum), fakat kalbim mutmain olsun (iyice yatışsın) diye (bunu görmek istiyorum)." dedi. (Bunun üzerine) Allah, şöyle buyurdu: "Öyle ise kuşlardan dört tane tut, onları kendine alıştır, sonra (onları kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, sana koşarak gelecekler ve bil ki Allah, gerçekten Aziz ve Hakim dir (çok güçlüdür, ve hikmet sahibidir." (Bakara, 260) sayfa 3 / 6

3. Hakka l-yakîn Âlimler, hakkal yakinin, yakinin en üst mertebesi, kesin bilginin varılabilecek son noktası olduğunu söylemişler, fakat tarifinde ihtilaf etmişlerdir. Elmalılı Hamdi Yazır, Seyyid Şerif Cürcani ye istinaden hakka'l-yakîni, "ilim ve müşahededen geçerek fiili olarak tahakkuk edip yaşanılan hakikat" diye tarif etmiştir.[16] Bunuilmel yakin ve aynel yakin in neticesinde, insanın kendi iç âleminde, vicdanında hissettiği hal, kesin bilgi olarak değerlendirmek mümkündür. "İç duyu veya iç tecrübe yoluyla ulaşılan ve kesinlik bakımından en son merhaleyi teşkil eden doğru bilgi" diye de tanımlanmıştır.[17]üstad, şöyle der: [Hakkalyakînin de] çok mertebeleri var. Böyle imanlı zâtlara şüphe orduları hücum da etse bir halt edemez. [18] d. İman Tahkiki Hale Nasıl Gelir Yukarıda zikrettiğimiz gibi İslâm tarihinde Kelâm âlimleri delil ve ispatlarla, mutasavvıflar ise ibadetler üzerinde yoğunlaşmakla imanı tahkiki hale getirmeye çalışmışlardır. Kelâm ilminde bir tecdid olan Risale-i Nur, tefekkür mesleğinde giderek imanı tahkiki hale getirmeye çalışır. Üstad Bediüzzaman, bu konuda şöyle der:kelâm ilmi âlimlerinin binler cilt kitapları, akla ve mantığa istinaden te'lif edilip yalnız o marifet-i imâniyenin bürhanlı ve aklî bir yolunu göstermişler. Ve ehl-i hakikatın yüzer kitabları keşfe, zevke istinaden o marifet-i imâniyeyi daha başka bir cihette izhar etmişler. Fakat Kur'ân ın mu'cizekâr cadde-i kübrası, gösterdiği hakaik-i imâniye ve marifet-i kudsiye; o ulemâ ve evliyânın pek çok fevkinde bir kuvvet ve yüksekliktedir.işte Risale-i Nur, bu câmi' ve küllî ve yüksek marifet caddesini tefsir edip, bin seneden beri Kur'ân aleyhine ve İslâmiyet ve insaniyet zararına ve adem [yokluk] âlemleri hesabına tahribatçı küllî cereyanlara karşı Kur'ân ve iman namına mukabele ediyor, müdafaa ediyor. Elbette hadsiz tahşidata ihtiyacı vardır ki o hadsiz düşmanlara karşı dayanıp ehl-i imanın imanını muhafazasına Kur'ân nuruyla vesile olsun. Hadîs-i şerif'te vardır ki: Bir âdemin seninle imana gelmesi, sana sahra dolusu kırmızı koyunlardan daha hayırlıdır. Bazan bir saat tefekkür, bir sene ibadetten daha hayırlı olur. Hattâ Nakşîlerin hafî zikre verdiği büyük ehemmiyet, bu nevi tefekküre yetişmek içindir.[19] Üstad Bediüzzaman, Pencereler Risalesi için şöyle der: Şu Otuzüç Pencereli olan Otuzüçüncü Mektub, îmanı olmayanı inşâallah îmana getirir. Îmânı zayıf olanın îmanını kuvvetlentirir. Îmânı kavî ve taklidî olanın îmânını tahkikî yapar. Îmanı tahkikî olanın îmânını genişlendirir. Îmânı geniş olana bütün kemalât-ı hakîkiyyenin medarı ve esası olan mârifetullahta terakkiyat verir; daha nuranî, daha parlak manzaraları açar.[20] Ayet el Kübra Risalesi için de şöyle der: [Bu risale] sair erkân-ı îmaniyeyi dahi içinde kuvvetli ispat etmekle beraber ihtiva ettiği bütün hakikatların icma'ı ve ittifakı ile îmanımızı taklitten tahkike ve tahkikten ilmelyakîne ve ilmelyakînden aynelyakîne ve aynelyakînden hakkalyakîne çıkarıyor.[21] [1] Ayrıca bkz: Ali İmran, 173, Tevbe, 124, Ahzab, 22, Fetih, 4, Müddessir, 31. sayfa 4 / 6

[2] Beyzavi Tefsiri, Darul Kütübül İlmiyye, 1999, c, 1, s, 190. Taftazani, Şerh ul Makasıd, Alem ül Kütüb, 1998, c, 5, s, 213. [3] Tirmizi, Kitabul Birr ves Sıla, Bab, 61, hn, 1999. [4] Kenzul Ummal, hn, 35614 [5] Bkz: İbn Mace, Mukaddime, İman, hn, 72 [6] Asay-ı Musa, Alt ınbaş ak N, s, 243.[7] Ebul Münteha, İmam- ı A zam ın Hayat ve Fı kh-ı Ekber şerhi, Akça y, Ankara, 1998, s, 290 [8] TDV İslam İlmihal, C, 1, S. 73 [9] Bkz: Tı lsı mlar, S, 46. (22. S z, ikinci Makam, Birinci Lem a.) [10] Bkz: Aliyyül Kari, F kh Ekber şerhi, Ça ğrı Yay ınları, s, 383; Ebû Yüsr Muhammed Pezdevî, Usûlü d-dîn, trc. Prof. Dr. Şerafeddin GÖLCÜK, s. 219; Nûreddin es-sâbûnî, el- Bidâye fî usûli d-dîn, s. 89 [11] Ömer Nasuhi Bilmen, Muvazzah ilm-i Kelâm, Bilmen yy, 1972, İst, s, 105. İlimler Kur ân da kâinata nazar etmeyi emreden pek çok ayetten yola çı karak Nazar yani kâinata bakarak ar at rarak iman kuvvetlendirmek farzd ır. demiş lerdir [12] Asay- Musa, Altı nbaş ak N, s, 243. [13] Seyyid Şerif Cürcani, Tarifat, Darül Kütübül Arabî, Beyrut, s, 332 [14] Fahreddin Razi, Tefsir-i Kebir, Darul Fikr, Beyrut, 1995, c, 8, s, 122. [15] Müsned-i Ahmed, c, 1, s, 215. [16] Hak Dini Kuran Dili, Azim Da t m, C. 7, S. 413. [17] TDV İslâm Ansiklopedisi, C. 15, S. 203. [18] Asay- Musa, s, 243[19] Emirda Lahikas, c, 1, [20] Si rac i n-nur, Altı nba şak Neş riyat, s, 166 [21] Şualar, Altı nbaş ak Ne şriyat, s, 159 Ayrıca bakınız. sayfa 5 / 6

Powered by TCPDF (www.tcpdf.org) http://risaleonline.com/soru-cevap/taklidi-ve-tahkiki-iman http://risaleonline.com/soru-cevap/tahkiki-iman-nasil-kazanilir sayfa 6 / 6