1 Ferda Çetin 21401765 Sevda Üzerine Mektup Sevgilim, Sana mektup yazmamı istiyorsun. Yazayım, tamam, ama hayal kırıklığına uğramazsın umarım. Ben senin gibi değilim. Şiirler yazamam, süslü sözler bilmem. Nâzım gibi anlatamam ama Nâzım gibi sevebilirim. Eğer eksik kalırsa sevda sözlerim, yardımıma Nâzım yetişsin. Kafam yine darmadağınık, sevgilim. Hiçbir şeye odaklanamıyorum, hayatım gözlerimin önünde parçalanıyor sanki. Arkadaşlarım ellerimden kayıp gidiyor. İstediğim bir sürü şey var, hiçbirine sahip olamıyorum. Gücüm yok, hayatım, sabah uyanmaya, sorumluluklarımı sırtlanmaya, konuşmaya, gülmeye... Sen gittin gideli böyle değil, bu duygular yeni yeni su yüzüne çıkıyor.hani olur ya insana bir bitkinlik çöker, öyleyim işte, yorgunum. Seni en çok böyle zamanlarda düşünüyorum: Elimde senden başka hiçbir şey, hiç kimse kalmamışken. Hayatım, beni bilmediğim yollara dörtnala sürüklerken. Kelimeler nasıl da anlamsız kalıyor, nasıl boşalıyor içleri... Zaman eğilip bükülüyor, kopuyorum hayattan. Her şey gözüme gereksiz görünüyor. Ah, bir de burada olsan! Zihnim konudan konuya atlıyor, düzen yok, dağınık yazıyorum, farkındayım.
2 Beni sevip sevmediğinden hiç bir zaman emin olamadım. Kızma bana, sevgilim! Ben hiç sevilmedim daha önce, hiç sevmedim de böyle, delicesine... Hem neydi ki sevmek? Neydi sevda? Filmlerde, kitaplarda dedikleri gibi heyecanlanmak mıydı sevileni görünce? Midede kelebekler olması, elin ayağın birbirine dolanması mıydı? Büyük fedakârlıklar yapmak, dağları delmek miydi? Yakıp yıkmak mıydı? Kim, nasıl tarif edebilir sevdayı? Tarif etmeyi bırak, kim anlayabilir tam olarak neler hissettiğini? Kim kontrol edebilir? Sen nasıl seviyorsun, diye sorarsan... Ben seni anlık heveslerle sevmiyorum, seni görünce heyecanlanmıyorum da. Sevdam ağır, akışkan, sıcak, lav gibi. İçimde kalbim eriyor, ılık ılık. Buz gibi havada saatlerce kaldıktan sonra eve dönüp de sobanın kenarına kıvrılır gibi seviyorum seni. Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi (Hikmet 189) Zamanın sahte insanlarından, yapmacık sevgilerinden, saçma aşk şarkılarından kaçarak seviyorum seni. Sana, seni ne kadar sevdiğimi söyleyemeden seviyorum; ağrılarımı kestiğini, zamanımı yavaşlattığını bilmeden seviyorsun sen de. Ne kadar sevildiğini bilsen ne olur bilmiyorum. İnsanoğlu bu, hayatı boyunca hep sevilmek ister ama gerçekten sevildiğinde kaçar. Aşkı hep kendini istemeyende arar, hep koşmak ister. Belki de acı çekmek ister. Sonra da aşk insana niye acı çektiriyor, diye ağlar. Ben hiç karşılıksız sevmedim, bilmem aşk acısını. Senden öncem de yok benim, senden sonram da.
3 Sen varsın sadece. Ah, bir de yanımda olsan! Bazı günlerim seni düşünmekle geçiyor. Her işimi bırakıp sana adıyorum kendimi. Hayaller kuruyorum. Aynı Nâzım ın da söylediği gibi: Seni düşünmek güzel şey ümitli şey dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey. (Hikmet 98) Aşk gerçek mi diye düşünüyorum. Gerçekse insan nasıl anlar âşık olduğunu? Birdenbire mi doğar aşk yoksa yıllarca birike birike mi? Senden öncesini çok hatırlamıyorum. Kendimi bildim bileli değil belki sevdamız, Ama ben kendimi seninle bildim. Yaşadığımı seninleyken hissediyorum. Seninleyken mutluyum, sadece seni düşünürken umutluyum. Nâzım koşuyor yardımına noksan kalan cümlelerimin; Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil şarkı söylemek istiyorum... (Hikmet 98)
4 Sevgilim! Ben bugün ufak bir kız çocuğu, dünyaya bihaber gözlerle bakıyorum, daha kendimi tanımadan boyumdan büyük sevdalara koşuyorum. Zaman ne gösterir bilmesem de bildiğim bir şey varsa o da: Seni Nâzım gibi seviyorum!
5 KAYNAKÇA Hikmet, Nâzım. Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni. İstanbul. Yapı Kredi Yayınları. 2012