Page 1 of 7 DARÜŞŞAFAKALI RESSAMLAR SORUNU Darüşşafakalı ressamlar sorununa geçmeden önce sanırım Darüşşafaka okulunun geçmişine göz atmak gerekiyor. Darüşşafaka 1863 yılında kurulmuş ve 1873 yılında eğitim vermeye başlamıştır. İslam okutma kurulu adlı bir cemiyet tarafından Cemiyet-i Tedrisiye adı ile açılmıştır.osmalıdan Türkiye Cumhuriyetine kalan okul, açılan ilk özel okul olma özelliğini taşımaktadır. Yetenekli öğrenciler yanında bu okula 1964 yılında muhtaç durumda olan öğrenciler de alınmaya başlanmış ve 1971 72 Eğitim Yılı nda yatılı kız öğrenci alan okul karma eğitime geçmiştir. Resim derslerinin verildiği bu okulda, 1955 te yabancı dil eğitimi de verilmeye başlanmıştır (1). Darüşşafakalı Ressamlar Sorunu nereden ortaya çıkmıştır? Kısa çağdaş resim tarihimize baktığımızda, ilk primitif ressamlarımızın büyük çoğunluğunun Darüşşafakalı olduğu iddiası vardır. Bunda en büyük pay Darüşşafaka Okulu nda 1973 ten itibaren resim derslerinin verilmeye başlanması ve bu ressamların bu okuldan mezun olmuş olabileceği düşüncesinin varolması gösterilebilir. Elimize geçen ve Darüşşafakalı olduğu açıkça bilinen tek ressam, Yıldız Sarayı ndan Görünüm adlı tek yapıtıyla tanıdığımız Salih Molla Akşi dir (2). Fahri Kaptan lakaplı ressamımız Darüşşafakalı ressamlar arasında en büyük gizi taşımaktadır. Bunun sebebi ise, bu okuldan mezun olup olmadığının bilinmemesi ve Darüşşafaka Okulu nda öğretmenlik yaptığı yıllarda Fahri imzasını taşıyan, birbirinden ayrı üsluplarla yapılmış resimlerin olmasıdır. Bazı yazarlar onu asker olmayan ressamlar arasında sayıyorlardı. O dönemde ilk olarak askeri okullarda resim dersi verilmeye başlanmış ve çağdaş Türk resim tarihinin ilk eserleri bu okullardan mezun olan asker kökenli ressamlar vermiştir. Bu askeri okullarda yetişen ressamlar yanında Darüşşafakadan mezun olmuş olabileceği savı Fahri Kaptan ın asker kökenli bir ressam olmadığı düşüncesini geliştirmiştir. Fakat; Fahri Kaptan ın Mekteb-i Bahriye mezunu olması uzak bir olasılık da değildi. Askeri okullarda sadece asker kökenli ressamların görev yaptığı düşünülürse, Fahri Kaptan askeri okullarda da görev yapmıştır, askeri okuldan mezun olduğu kanısı ağırlık kazanmaktadır. Nitekim; 1890 ve 1892 tarihli Bahriye Salnamelerinde Fahri Kaptan ın Mekteb-i Bahriye nin öğretmen sınıfından mezun olduğu öğrenilmiştir (3). Devlet memuru olarak bilinen Mahmut Paşa Camii Avlusu ile tanıdığımız Ahmet Rifat ile, manzara liman eserleriyle tanıdığımız Ahmet Münip (4) adlı ressamların nereden mezun oldukları ve kimden resim eğitimi aldıkları bilinmemektedir. Bu cevapsız sorular, bu iki ressamın da Darüşşafakalı olup olmadığını düşündürmektedir. 19. yüzyıl ressamlarımızın büyük çoğunluğu askeri okullardan mezun olmuşlar ve bu kurumlarda çalışmışlardır. Bu dönem Türk primitiflerinin büyük bölümünün Darüşşafakalı olduğu iddiası kanıtlanamamıştır. PRİMİTİFLER ADI ÜZERİNE Primitif, anlam olarak Zamanda en eski olan, ilkel )* anlamına gelmektedir. Türk Primitifler adını ilk kez 1936 yılında Güzel Sanatlar Akademisinin düzenlediği Elli Yıllık Türk Sanatı sergisinde Burhan TOPRAK tarafından Türk İptidaileri olarak kullanıldığını görüyoruz. 19. yüzyılda Türk resmimiz yağlıboya ve tualle buluşmuş, geçmiş 500 yıllık minyatür geleneğinden çağdaş resme geçmiştir. Osmanlıda resim öğretimi askeri okullarda başlamış, yurt dışına (batıya) öğrenciler gönderilmiştir. Elbette ki ilk dönemde geleneklere bağlılığı hissedilen, bunun yanında batı görünümünde resimler yapılırken, bu geçişi yaşayan ressamlarımız olmuştur. Türk Primitifler bu ismi alırken asıl önemi Türk resim geleneklerine borçlu diyebiliriz. Batı perspektifi ve izlenimciliğinden yararlanarak, uygulama yapmışlar, bununla birlikte minyatürdeki estetik anlatışı duru, sakin, şematik anlatıma da bağlı kalarak eserler meydana getirmişlerdir. Nurullah BERK 19. Yüzyıl ressamlarımızın Primitifler adını René HUYGUE ün vermiş olduğunu belirtmektedir. Nurullah Berk şunu aktarıyor: (...) HUYGUE, müzemizi gezerken bu ilk yağlıboya ressamlarımızın tablolarını en ilginçleri olarak nitelendirmiştir. (...) İlk yağlıboya ressamlarımız çoktan sönmüş bulunan minyatürlerle batı anlamında Penture arasındaki birinci aşamayı temsil ederler (5). Bu ilk çağdaş resimler arasında çoğunun kimin tarafından yapıldığı bilinmeyen eserlerin sahipleri, klasik sayılan (kısa Türk resim sanatı tarihi içinde ilk çağdaş örnekler; Osman Hamdi, Ahmet Ali, Hüseyin Zekai klasik sayılabilir sanırım.) ressamlara göre geçiş evresine daha yakın oldukları için Primitif sayılmışlardır belkide... Türk İptidaileri adlandırması yapılırken, Avrupa sanatında görmüş olduğumuz Primitiflerden esinlenmiş olunabilir.
Page 2 of 7 Belki de kendine göre bir yağlıboya anlayışı getirdikleri içindir bu isim. (...) Bedir Rahmi; 19. Yüzyıl yağlıboya ressamlarımıza yol gösteren ne bir müze, ne fırçalarını adım adım izleyen bir müze vardır. (...) Nasılsa yağlıboyanın tadını alan bu ressamlar bizim Primitiflerimizdir der (6). Birçoğu imzasız, tarihsiz tabloları yapanlar isimleri bilinmeyen sanatçılardır. ASKERİ OKULLARDA RESİM DERSİ 19. yüzyılda modernleşme adımları arasında, Osmanlı da askeri okullarda resim eğitiminin verilmeye başlandığını görüyoruz. Gerekli mezunlar için Mühendishane-i Berri-i Hümayun ve Mekteb-i Harbiyye de öğretim programlarında resim dersi girmiştir. Bu okullarda resim mezunları verebilmek için, öğretmen sınıfı, piyade sınıfı ve menşe-i muallim gibi dalların oluştuğunu görmekteyiz. Mühendishane-i Berri-i Hümayun da perspektif ve nesneyi iki boyutlu yüzeye ışık, gölge gibi kurallarla yerleştirme dersleri verilmiştir. Bu dönemde Heykel dersi programlarda görülmemektedir. Bahriye ve Harbiye olmak üzere iki bölümden oluşan mühendishane, batılı anlamda ilk ressamlarımızın yetiştiği önemli bir okuldur. Menşe-i Muallim sınıfı evvel ve sınıfı sani olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Dört yıl süreli sınıfı evvel mezunları askeri liselere resim öğretmeni olarak atanıyordu. Bu bölümde Hendese-i Resmiye, Menazir ve Gölge, Resmi Hatti, Karakalem Resmi, Sepya ile resim, Çini ile resim, Boyalı resim, Kopya ve Modelden resim, Tasavvuri ve Hayalden resim, Yağlıboya resim, Makine Tersimatı, Fenni Teşrih, bilhassa Mefasıl Bahsi, Fotoğrafçılık, Elbise Tarihi gibi derslerin olduğu ileri sürülmektedir (7). Askeri Rüştiyelere öğretmen olmak isteyen gençler de iki yıl süreli Sınıfı Sani bölümünde öğrenim görüyorlardı. Dersler şöyleydi: Menazır ve Gölge, Resmi Hatti, Karakalem Resim, Sepya ile resim, Çini ile resim, Boyalı resim, Modelden resim, Tarama, Yalama, Müsvedde, Perspektif, Anatomi, Makine resmi gibi derslerin dışında kalan derslerin aslında hepsi resim dersi kapsamında sayılabilecek derslerdi. Malzeme türüne ve uygulama yöntemlerine göre resim dersi değişik adlar alıyorlardı (8). Mühendishanede harbiye bölümünde resim derslerine yabancı öğretmenlerin girdiğini görüyoruz. Örneğin; akıcı bir Türkçesi olan resim öğretmeni Mösyö Kes, bir Fransız ressamdır. Bu okulda uzun süre öğrencilere taş baskı örneklerden kopyalar yaptırılmıştır. Hoca Ali Rıza, okullar için taş baskı örnekleri hazırlamıştır. Subay ya da askeri okul öğrencileri 1835 ten itibaren Viyana, Berlin, Paris ve Londra ya resim eğitimi almak için gönderilmişlerdir. Buralarda aldıkları eğitimleri geri döndüklerinde çeşitli etkinliklerle sürdürmüşlerdir. 19. yüzyılda asker ressamların Türk Resim Tarihimiz açısından önemli rolleri olmuştur. Şeker Ahmet Paşa, Süleyman Seyyid Bey ve batıda eğitim görmemiş olan Hüseyin Zekai Paşa bu dönemde üç büyük ressam olarak karşımıza çıkar. Süleyman Seyyid Bey in ilgisi daha çok natürmorta yöneliktir. Bunun yanında özgün bir figür araştırmasından uzak olmadığını biliyoruz (9). Buna örnek olarak; İhtiyar Adam adlı eserini verebiliriz (Ek-3).
Page 3 of 7 Hüseyin Zekai Paşa nın naif üslup izleri olarak belirlenen çizgisel ayrıntılarda pentür düzeyini amaçlayan farklı bir tekniği bir arada kullandığı Üsküdar Manzarası adlı eserinde karşımıza çıkıyor (Ek-4). Şeker Ahmet Paşa nın Erenköy peyzajında (Ek-5)
Page 4 of 7 ilk gözümüze çarpan atmosferidir. Güçlü bir mekan derinliği olan resim, özgün bir çalışmadır. Hoca Ali Rıza batıda eğitim görmemesine rağmen, pek çok ressamın yetişmesine yardımcı olmuştur. Ahmet Ziya Akbulut, perspektif kurallar ve bunların uygulanmasıyla ilgili iki kitap yazmıştır. Halil Paşa sarı ve turuncu tonlarda yaptığı yalı resimleriyle belirgin olgular taşımaktadır. 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar etkin rol oynayan asker kökenli ressamların kuşkusuz çok büyük önemi vardır Çağdaş Türk resim Tarihi içinde. Özellikle Osmanlı topraklarında gezdikleri yerlerin resimlerini yapmaları belgecilik açısından önemlidir. Yaptıkları resimlerde ayrıntıların ve resimlerin gerçekçiliği fotoğraftan çalışmış olduklarını düşündürmektedir. Türkiye de resim eğitiminin verilmesinde büyük görevler üstlenmişler ve farklı üslup arayışlarıyla bunu belirgin hale getirmişlerdir. RESİM AÇIKLAMALARI Resim 76
Page 5 of 7 Yıldız Sarayından Görünüm, Salih Molla Akşi 72.5x91.5 cm. yağlıboya tual üzerine yapılan resim boyutundaki ayrıntıya bakıldığında fotoğraftan büyütülmüş olabileceği akla geliyor. Resim üç bölüme ayrılmış altaki yeşillikler ortada göl ile kesilmiş ve üstte gökyüzü uzanmaktadır. Resim 75 Manzara, Ahmet Münip 70x100 cm. yağlıboya, tual üzerine yapılmış olan resimde mavi tonlar ağırlıktadır. Boyaların karışımlarla doğaya yaklaştırıldığı görülmektedir. resmin ortasında görülen mimaride perspektif düşüncesi ile binalar arka arkaya sıralanmıştır. Ek3 İhtiyar Adam, Süleyman Seyyid Bey
Page 6 of 7 Figür arayışları vardır. Ayaklarına baktığımızda figürün gövdesinin olması gerekenden bize daha dönük olduğunu hissediyoruz.arkadaki mekandan ziyade ilgi figüre çekilmiştir. Ek4 Üsküdar Manzarası, Hüseyin Zekai Paşa 93x106 cm. boyutnda tual üzerine yağlıboya ile yapılmıştır.arkadaki kara ve denizde ki gemiler renk perspektifine uygundur. Renkler birbirine oldukça yakındır. Öndeki ağaçlarda gölgelikler yeşil ile verilmiştir. Puslu bir hava hakimdir. Ek5 Erenköy, Şeker Ahmet Paşa
Page 7 of 7 175x137cm. boyutundaki resimde derinlik açıkça hissedilmektedir.altta ; renk karışımları ile yeşil geniş alan, üstte bulutsuz gökyüzü, ortada ilerde bir çizgi halinde uzanan ağaçlar daha koyu renklerde ve bir sınır oluşturmaktadır. Sağda ve solda gördüğümüz ağaçlar resme hareket getirmiştir. (1).: Darüşşafaka tarihçesi hakkında daha çok bilgi için bknz. www.darussafaka.k12.tr (2): Geçmişten Bugüne Çağdaş Türk Resim Resim Sanatı Tarihi. Günsel RendaTuran ErolResim 76 Cilt: 1, Sayfa: 95 (3).:Geçmişten Bugüne Çağdaş Türk Resim Resim Sanatı Tarihi. Günsel RendaTuran Erol,Cilt: 1, Sayfa: 95 (4): Geçmişten Bugüne Çağdaş Türk Resim Resim Sanatı Tarihi. Günsel RendaTuran ErolResim 75 Cilt: 1, Sayfa: 94 (5).: Geçmişten Bugüne Çağdaş Türk Resim Resim Sanatı Tarihi. Günsel RendaTuran Erol, Cilt: 1, Sayfa: 96 (6).: Geçmişten Bugüne Çağdaş Türk Resim Resim Sanatı Tarihi. Günsel RendaTuran Erol, Cilt: 1, Sayfa: 97 (7)., (8):Geçmişten Bugüne Çağdaş Türk Resim Resim Sanatı Tarihi. Günsel RendaTuran Erol, Cilt: 1, Sayfa: 100 (9) : Çağdaş Türk Resmi, Sezer TANSU *bknz. Felsefe Sözlüğü, Orhan HANÇERLİOĞLU, Sayfa: 181