Kazım ÇAPACI ROMANTİK DÖNEM MÜZİĞİ 1815-1910 1
Kazım ÇAPACI ROMANTİK DÖNEM MÜZİĞİ 1815-1910 ROMANTİZM Romantizm, Klasik Dönemin kuralcı anlayışına tepki olarak on dokuzuncu yüzyıl başında Avrupa da gelişen bir akımdır. Klasik Dönemle başlayan toplumsal aydınlanma hareketi Romantik Dönemde yaşanan toplumsal hareketlerin öncüsü olmuştur. Özgürlük, kardeşlik, eşitlik düşüncesine dayanan Fransız devrim hareketinin kısa sürede tüm Avrupa da yayılmaya başlaması, Amerika Bağımsızlık Bildirisi, Anayasa ve Haklar Yasası ve Fransız İnsan Hakları Bildirgesi bu dönemde yaşanan en önemli hareketler olmuştur. Aristokrasinin baskıcı etkisi XIX. yüzyılın başlarında bireysel özgürlük, cumhuriyet, vatan sevgisi, insanların kardeşliği gibi fikirlerle çeşitli halk hareketlerinin yayılmasını sağlamıştır. Bu dönemde müzikte de büyük değişimler yaşanmış ve bireysel özgürlük ön plana çıkmıştır. XIX. yy boyunca süren Romantik Dönem, müziğin kişisel özellikler taşımaya başladığı, Klasik Dönemin kurallı müziğindeki denge, oran ve ılımlı yaklaşım yerine özünü insan ve doğadan alan yeni bir müziğin doğduğu dönemdir. Romantik Dönemde konulu ve programlı müzik, lied, vals, polonaise, mazurka gibi özgün danslar, nocturne, fantezi, romance ve küçük piyano parçaları, senfonik şiir gibi orkestra eserleri en çok üretilen eserler olmuştur. Opera büyük gelişme göstermiş ve unutulmaz eserler ortaya çıkmıştır. Farklı bir armoni anlayışı, yeni nüanslar, yeni biçimler, virtüozite gerektiren müzikler ve piyano çalma tekniklerine getirilen yenilikler Romantik Dönem müziğinin önemli özelliklerini oluşturmuştur. XIX. yy öncesinde fantastik, duygusal, masalsı, duyarlıklı, düşsel gibi sanatsal özellikleri nitelemek için kullanılan romantik terimi, Fransızca «romance» (şiirsel deyiş) sözcüğünden kaynaklanır. Romantik Dönemde ise bu terim bestecinin bireysel duygularını kaynak alan ve onları seslendiren bir anlayışı vurgulamak için kullanılmıştır. 2
Piyano Romantik Dönemin en önemli çalgısı piyanodur. Bu dönemde piyano çalma anlayışına çok farklı bir yenilik getiren en önemli besteci Frederich Chopin (1810 1849) dir. Rubenstein (1829-1894) teknik alt yapıya dayalı, yorumu ön planda tutarak çalma ekolünü geliştirmişlerdir. Piyanist Rubenstein in kurduğu okulda birçok önemli piyanist ve besteci yetişmiştir. Franz Liszt, olağanüstü virtüozitesiyle piyanonun sınırlarını zorlayan ve kendisinden önceki piyanistleri tekniğiyle aşan bir ekolün öncüsü olmuştur. Müzik tarihinde Piyanonun Şairi olarak anılan Chopin, yumuşak dokunuşla çalma tekniğini kullanmış ve rubato çalma tekniğini geliştirerek müzik sanatına kazandırmıştır. Bu dönemde piyano çalma anlayışına getirilen yenilikler şunlardır: A. CLEMENTİ EKOLÜ: İngiliz besteci Muzio Clementi (1752 1832) piyanoda duyarlı ve zarif çalma ekolünü geliştirmiştir. Piyano için yazdığı sonatlar ve eserler piyano üzerindeki virtüözitesini gösterir. XIX.yy ın en önemli piyanistlerinden bazıları Clementi okulunda yetişmişlerdir. B. GOTTSCHALK EKOLÜ: Amerikalı besteci Louis Moreau Gottschalk (1829 1869) gösterişli ve etkileyici çalma ekolünü geliştirmiştir. Gottschalk ın müziğinde, New Orleans, Afro-Cuban müzik ritimlerini de kapsayan Caribbian ritimlerinin etkileri görülür. C. LİSZT VE RUBENSTEİN EKOLLERİ: Macar besteci Franz Liszt ve Rus besteci Anton Romantik Dönemde Kullanılan Formlar Romantik Dönem bestecileri, Klasik Dönem biçimlerini ve müziksel özelliklerini yansıtan eserlerin yanında Romantik Dönem müziğinin özelliklerini taşıyan yeni formlarda eserler üretmişlerdir. Dans ve çalgı müziği biçimleri ile şarkı formlarında birçok eser bestelenmiştir. Orkestra genişlemiş, buna bağlı olarak senfoni, opera ve konçerto gelişerek zirveye ulaşmıştır. XIX.yy da ortaya çıkan programlı müzik, Liszt tarafından geliştirilerek senfonik şiir doğmuştur. Müzikte yeni armoniler kullanılmaya başlanmış, kromatizm ve eser içinde asıl tondan bir başka tona geçiş anlamına gelen modülasyon önem kazanmıştır. Piyanonun Romantik Dönemde yaygınlaşmasıyla birlikte piyano için birçok solo eser ve oda müziği eserleri yazılmıştır. 3
Chopin Noktürnleri Chopin noktürnleri Polonyalı klasik batı müziği bestecisi ve virtüöz piyanisti Frédéric Chopin tarafından 1827-1846 döneminde solo piyano için bestelenmiş 21 kısa piyano müziği parçalarıdır. Bu besteler genel olarak solo piyano için bestenlenmiş en güzel müzik eserlerinden olduğu kabul edilmektedir ve günümüzde piyano konserleri repretuvarında önemli bir yer almaktadırlar. Nocturne «Alm. Gece Müziği» Noktürnler tipi piyano kompozisyonlarınin ilk bulucusu Chopin değildir. Chopin bu tip piyano kompozisyonunu, İrlandalı besteci ve piyanist John Field (1782 1837) tarafindan ilk defa bulunan tipte kompozisyona dayandıran; bu beste tipini geliştiren ve müzik dinleyici halka tanıtıp sevdiren bestecidir. Almancada gece müziği anlamını taşır. Önceleri üflemeli çalgılar ile yaylı çalgılar için yazılan bu form, daha sonra piyano için yazılmaya başlanmıştır. Bu formda en çok piyano için eser yapan besteci Frederic Chopin (1810 1849) dir. Chopin Nocturne op9 1a theme Chopin nocturne op27 1a theme Aşağıdaki listede sıralanan Chopin noktürnlerinden 1. ile 18. sıradaki noktürnler Chopin tarafından ikişer ve üçer bestelenip yayımlanma sırasına göre dizilmişlerdir. 19. ve 21. sırada olanlar Chopin Polonya'yı terk etmeden önce ilk olarak hazırlanmıştır ama öldükten sonra yayımlandıkları için sonra sıra alırlar. 20. sıra numarasında olan "Op. P 1 No. 16" asıl hazırlandığı sırada "noktürn" ismini taşımamaktaydı; fakat 1870'de ilk defa "noktürn" adını taşıyarak yayımlanmasından sonra genel olarak 4
Chopin eserleri listelerinin yayımlanması ve de ses kayıtları yapıldığı zaman "notürn" olarak adlandırılmaktadır. Chopin noktürnlerinin katolog Opus dizin numaralarına gelince ilk üç sırada olan noktürnlere Op.9; sonraki 3 sırada olanlara Op.15; ondan sonraki iki taneye Op.27 ve sonraki sıradakilere tektek Op. 32, Op. 37, Op. 48, Op. 55 and Op. 62 dizin numaraları verilmiştir, Op.72 ölümünden sonra yayımlanmıştır. Son iki noktürne (Do-diyezminör ve Do-minör) verilen dizin numaraları (Op. P1 No. 6 ve Op. P2 No.8) sistemik değildir. Chopin nocturne op62 1a Chopin nocturne op72 1a Barcarolle «Fr. Sandal Şarkısı» Genellikle Venedik gondolcularının söyledikleri hafif ve durgun parça. Müzik tarihinde Venedik Gondolcu Dansı en iyi örneği olarak bilinir. Üç zamanlı ölçü birimi kullanılarak bestelenir. En uygunu 6/8 lik ölçü birimidir. Bu formu en güzel işleyen besteci Jacques Offenbach tır. Capriccio Chopin nocturne op27 1a theme XVI. yy da İtalyan madrigalleri için kullanılan bu form hızlı tempo anlayışına dayanır. İhtiraslı duyguları anlatan sürükleyici bir biçimdir. Bu formu müzik tarihinde en çok işleyen besteci Niccolo Paganini (1784-1840) dir. 5
Polonaise Polonya ulusal dansıdır. 3/4 lük ölçü sayısı ile yazılmıştır. En önemli özelliği cümle ve dönem sonlarındaki ikinci dörtlüğün vurgulu olmasıdır. Lied Lied, Almanca şarkı anlamına gelen, insan sesi için bestelenmiş bir şarkı türüdür. Lirik, kısa şiirler üzerine bestelenir. Lied'de şiir ve müzik aynı önemde birleşir. Daha çok piyano eşliğinde solo olarak söylenir. Ancak iki, üç, dört kişi veya koro tarafından seslendirilen liedler de vardır. İki ya da üç bölümlü formunda bestelenir. Şiir dizelerinin piyano eşliğinde şarkıya dönüşmesi olan liedler, ilk kez Rönesans ta ortaya çıkmıştır. Schubert, Beethoven bu formda önemli eserler vermişlerdir. İmpromptu Sonat XIX. yüzyılda ortaya çıkan ve doğaçlama olarak yaratılmış izlenimi verecek biçimde bestelenen piyano parçasıdır. Anlamı içe doğan demektir. En ünlüleri Franz Schubert ve Frederich Chopin'in eserleridir. Ballade Edebiyatta kahramanlık öyküleri anlatan destansı biçimdir. Piyano dünyasında da şiirsel ve dramatik bir özellik taşıyan bu sözcüğü Chopin, çalgı biçimine uyarlamıştır. 6
Rapsodie Halk ezgileri gibi yalın ezgiler üzerine kurulmuş, özgür deyişli formdur. Klasik kalıplara pek uymaz. Mazurka Üç zamanlı ölçüde, hızlıca tempoda, çiftlerin daire oluşturarak yaptığı Polonya halk dansıdır. Varşova yakınlarındaki Mazovya bölgesinde doğmuştur. Kendine özgü ayak ve topuk vuruşlarıyla, geleneksel olarak gayda müziğinin eşliğinde oynanır. 3 / 4 lük olan müziğinde vurgu, vals gibi birinci vuruşu vurgulu birçok 3 / 4'lük türün tersine ikinci vuruştadır. Doğaçlamaya çok elverişli olan mazurkada belirlenmiş figürler yoktur ve 50'yi aşkın değişik adım bulunur. Serbest tarzda yapılan mazurkada sayısız figür vardır. Ana adımdan sonra, bir ayak yere vurulur ve topuk öbür ayağa çarpılır. Figür değişikliği, holubieck denilen kendi çevresinde bir dönüşle vurgulanır. Chopin in eserleri ile ünlenmiştir. Polca Lehçe «Polonyalı Kadın» anlamına gelir. Bohemya kaynaklı, iki dörtlük ölçüde, hızlı tempoda bir halk dansı formudur. 7
Romantik Dönem Bestecileri Klasik Dönemde müziğe egemen olan Alman ve Avusturya ekolünün Romantik Dönemde etkileri azalmış ve müziğin alanı genişleyerek Fransa, İtalya, Slav ve İskandinav ülkelerinin bestecileri de önemli eserler vermişlerdir. XVIII. yüzyılın akılcı ve toplumcu felsefesinin etkilerini taşıyan kuralcı Klasik Müziğin aksine Romantik Dönem de besteciler bireysel duygularını ön plana çıkaran eserler yazmışlardır. Bestecilerin eserlerinde yeni sentezler, müzikal zenginlik, derin bir anlatım gücü, ritim öne çıkmıştır. Uzun, duygulu müzik cümleleri, renkli bir armoni ve çalgılama yapısı, ritimde özgürlük, tempo ve nüans işaretlerini belirten sözcüklerdeki karmaşıklık (örneğin; allegro yerine molto allegro non troppo, ff yerine fff ya da tersi pp yerine ppp gibi abartılı işaretler) ve bu nüansları duyuracak niteliğe sahip yeni çalgılar Romantik Dönem müziğinin başlıca özelliklerini oluşturmuştur. Klasik Dönemde belirgin olan kadans yerine Romantik eserde akorların kullanım şekilleri nedeniyle bir türlü parçanın sonuna varılamayan bir duygu egemen olmuştur. Klasik Dönem bestecisinin baştan belirli biçimsel tasarımı yerine, Romantik besteci böyle kalıplara uymadan içinden geldiği gibi duygularını uzun cümlelerle anlatmıştır. Bu dönemde bestecilerin eserlerinde en çok yer verdiği konulardan biri doğadır. Besteciler sıkıntılarını atmak ve eserlerini daha etkili bir şekilde ifade etmek için doğayı seçmişlerdir. Bunu yaparken doğanın seslerini, özelliklerini müziğe aktarmak temel anlayış olmuştur. Son dönem eserleriyle Romantizmin alt yapısını hazırlayan Beethoven dan sonra Romantik Dönemi başlatan besteci Franz Schubert tir. Romantik Dönem bestecilerinden, Robert Schumann, Felix Bartholdy Mendelsohn, Johannes Brahms Klasik Dönem müziğinin özelliklerine bağlı kalmışlardır. Frederich Chopin, Franz Liszt, Guiseppe Verdi, Giacomo Puccini, Richard Wagner, Gustav Mahler, Piyotr İlyiç Tschaikovsky, Niccolo Paganini, Hector Berlioz, Sergei Vasilyeviç Rachmaninoff, Camille Saint Saens ise Romantik Dönem müziğini oluşturan bestecilerdir. Opera Wagner in eserleriyle, senfonik müzik Brahms ın eserleriyle konçerto formu ise Schumann, Liszt, Saint Saens, Chopin, Tschaikovsky gibi bestecilerin unutulmaz eserleriyle zirveye ulaşmıştır. En önemli müzik türlerinden olan lied (şarkı) formunda ise en çok eser veren besteci Schubert olmuştur. 8
Felix Bartholdy MENDELSSOHN Moses Mendelssohn Yahudi bir din adamı ve filozoftu. birancak Felix, bu değişime direnmiş ve Mendelssohn soyadını kullanmaya devam etmiştir. Protestanlığı kabul etmiş ancak Yahudi geçmişinden de gurur duyan birisi olması, kilise müziği alanında yaptığı çalışmalarda kendisini sıkıntılı tartışmaların içinde bulmasına yol açmıştır. 3 Şubat 1809, Hamburg-4 Kasım 1847, Leipzig. Alman müzisyen, besteci, piyanist, orgcu ve orkestra şefi. Ünlü Düğün Marşı nın bestecisi Felix Bartholdy Mendelssohn (1809-1847) başarılı bir besteci olmasının yanında resimde de yetenekliydi. Leipzigh konservatuarını kurmuştur. Romantik Dönemin en güzel eserlerinden biri olan Bir Yaz Gecesi adlı uvertürünü on yedi yaşında yazmıştır. 1829 yılında Bach ın unutulan eseri Aziz Matta Pasyonu nu gün ışığına çıkarmıştır. Alman romantizm stilinde klasik batı müziği bestecisidir. Bach'ı yeniden hayata döndüren kişi olarak tanınır. Gelmiş geçmiş en yetenekli bestecilerden birisi kabul edilen Mendelssohn, Mozart'ın XIX. yüzyıldaki eşdeğeri olarak değerlendirilmiştir. Aristokrat bir ailenin dört çocuğundan üçüncüsü olarak Hamburg'da doğdu. Babası Abraham Mendelssohn zengin bir bankacı, büyükbabası Leipzig teki çalışma odası. İlk piyano derslerini annesinden ve ablası Fanny'den aldı. Berlin'e taşındıktan sonra sonra Ludwig Berger ile piyano, Carl Zelter ile teori ve kompozisyon çalıştı. Babası, çocuklarını okula göndermeyip evde kendi geliştirdiği sistemle eğitiyor ve özel dersler aldırıyordu. Bu nedenle Felix, içine kapalı ve çekingen bir kişi olarak yetişti. Bu arada Mozart ve Bach'ın eserlerini çalışmak için ablası Fann ile beraber Paris'e bir yolculuk yaptı. Bu bestecilerden, özellikle de Bach'tan, esinlenerek besteler yaptı. 1820'de ilk eserini besteleyen Felix 12 yaşında iken Carl Zelter onu Alman şair Goethe ile tanışmak üzere Goethe'nin evine götürdü. Felix, 72 yaşındaki 9
şairin evinde iki hafta kaldı.goethe'nin evinde Carl Maria von Weber ile tanıştı ve ona piyano dörtlüsünü seslendirdi. Felix'in yeteneğinden çok etkilenen Goethe, kendisine o anda yazdığı bir şiiri veda armağanı olarak sundu. oyuncusu, iyi bir dansçı ve binici olarak tanınıp sevilmişti. Mendelsshon, 20 yaşına geldiğinde unutulmuş bir besteci olan Bach'ın eserlerini incelemeye kendini vermişti. Henüz 13 yaşındayken doğum günü hediyesi olarak Johann Sebastian Bach'ın "Matthaus Passionu" nun ("Aziz Matta") notalarını isteyen ve bu eser üzerine çalışmalar yapan sanatçı, kendisini ileride "Bach'ı yeniden yaşama döndüren kişi yapacak yola böylece girmişti. Öğretmeni Zelter'in itirazlarına rağmen bu yolda çalışmaya devam etti. Berlin'de Bach'ın eserlerini seslendirdiği başarılı konserlerin ardından Avrupa müziğini tanımak üzere babasının desteğiyle üç yıllık bir Avrupa turnesine çıktı. Goethe nin şiirlerinin yanısıra Shakespeare nin eserlerinden de ilham alan Felix, aristokrat ailelerin salonlarında çalınmak üzere besteler yapmaya devam etti. Henüz 13 yaşındayken Do minör Senfoni'sini yaratmıştı. 16 yaşında, türünün ilk örneklerinden birisi olan Yaylı Çalgılar için Mi diyez Majör Sekizlisini (Op. 20) besteledi. 17 yaşındayken dahi çocuk olarak ünü yayıldı ve Bir Yaz Gecesi Rüyası (Op. 21) uvertürü seslendirildi. William Shakespeare'in bir komedisi için bestelenen bu eser, klasik müziğin romantik döneminin en güzel eserlerinden sayılır. 1826-1829 yılları arasında ailesinin isteği üzerine Berlin Üniversitesi'nde öğrenim gören Mendelsshon, daha sonra meslek olarak müziği seçmeye karar vermiştir. Üniversite yıllarında besteciliğinin yanı sıra iyi bir bilardo ve satranç Mendelssohn'un turnesi İngiltere'den başlıyordu. Bu ülkede, George Frideric Handel'den sonra en sevilen Alman besteci olarak gönüllerde taht kurdu. İngiltere'de iken pek çok eser besteledi ve İskoçya'ya yaptığı geziden esinle İskoç Senfonisi'ni bestelemeye başladı. 10
Anne-babasının 25. evlilik yıldönümlerinde çalınmak üzere "Die Heimkehr aus der Fremde" başlıklı şarkı dizisini de bu dönemde besteledi. Sanatçının gezileri; Güney Almanya, Avusturya, İtalya, İsviçre, Fransa ve tekrar İngiltere'den sonra, 1832 yılının Nisan ayında yine Berlin'de sona erdi. festival yöneticiliği görevine başlamadan hemen önce bir kere daha Londra'ya giderek ilk seslendirilişini gerçekleştridi. Festivalin başarısından sonra Düsseldorf kenti müzik dünyasının en üst yöneticisi konumuna geldi ancak çevresi ile geçimsizliği sonucu bu görevi kısa sürede bıraktı. Öğretmeni Zelter'in ölümünden sonra Berliner Singakademie adlı müzik okulunda Zelter'den boşalan göreve gelmek istediyse de bu göreve alınmadı. Bunun nedeni akademi üyelerinin geçmişi Musevi biri ile çalışmak istememesi ve 50 yaşındaki birinden boşalan yeri 24 yaşındaki tecrübesiz bir gence devredilmesini uygun görmeyişleridir. Bu seçim, Alman müzik tarihinde önemli bir rol oynadı. Mendelsshon, 1833'de Düsseldorf kentindeki Niede rrhein Müzik Festivali'nin genel direktörlüğü görevini kabul ederek şehirden ayrılmasından sonraki gelişmeler sonucu Berlin, müzik alanındaki üstünlüğünü kaybetti. Mendellshon genel direktörlüğünü üstlendiği festival boyunca Händel Orotoryaları'nın yorumlanmasını sağlayarak Barok Dönem müziğini yeniden hayata geçirdi. Aynı yıl kendisi vokal eserlerini ve Avrupa turnesi sırasında gördüğü İtalya'nın canlılığı ve renklerinden esinlenerek İtalyan Senfonisi'ni besteledi. Londra Filarmoni'nin ısmarladığı bu eseri, Eşi Cécile, 1846 Birkaç yıl sonra ise Leipziger Gewandhaus orkestrasının yönetimini üstlendi ve Leipzig kentini Almanya nın en önemli müzik merkezlerinden biri haline getirdi. Bach ve Händel in eserlerinin yanı sıra Schubert in Büyük Senfonisini müzik dünyasına tanıttı. Özel hayatı, İsveçli soptano Jenny Lind ile olan 1844 lerdeki ilişkisi dışında, çağdaşları olan Wagner, Berlioz, Schumann a kıyasla oldukça gelenekseldi. 11
Sol hemiparezi tamamen düzelmedi Subaraknoid ya da intraserebral hemoraji? Jenny Lind 1840 yılında Orta Avrupa'nın en tanınmış bestecisi haline gelen Mendelssohn, 1841'de Leipzig'de bir konservatuvar kurdu. Bu konservatuvar, 1846'da Avrupa'nın en üstün müzik okulu haline geldi. 1847'de ablası Fanny'nin ölüm haberi üzerine yaşama isteğini yitiren sanatçı, Fa Minör 6. Yaylı Çalgılar Dörtlüsü ve Fanny için Requiem'i besteledi. Aynı yıl bir beyin sarsıntısı geçirerek kısmi felç olan Mendelssohn, 4 Kasım 1847'de hayatını kaybetti ve ablası Fanny'nin yanına gömüldü. Eserlerinden seçmeler Bir yaz Gecesi Rüyası nda cinler, periler oradan oraya uçuşurlar adeta. Bütün bunları bize flüt büyük bir hafifliğin içinde anlatır. Mendellsohn un bu eseri, Shakespeare in eserinin müzikli bir uyarlamasıdır. Hastalıkları (Jasna Pucarin-Cvetkovi, 2011) Ailesinin pek çok üyesinde inme gibi serebral apopleksi nedenlerinden ölmüştü. Hipertansiyon, burun kanamaları, baş dönmeleri - hipertansiyon 12
Robert SCHUMANN Schumann, 1826 da babasının ölümünden sonra şiir yerine müziğe ağırlık vermeye karar verdiyse de annesi onun ticarete yönelmesini istiyordu. 1831 de annesinin ısrarıyla hukuk öğrenimi için Leipzig e gitti fakat orada zamanını müzik, edebiyat ve çeşitli sosyal faaliyetlerle geçirdi. Piyano dersleri aldı ve besteler yaptı. Zamanla annesini hukuk değil, piyanist olarak kariyer yapması konusunda ikna etti. Piyano öğretmeni Friedrich Wieck in ailesinin Leipzig deki evine taşındı ve yoğun bir çalışma sonucu piyanoda virtüöz seviyesine ulaştı. 1832 ye kadar önemli piyano eserlerinin bir kısmını yazdı. Fakat kısa bir süre sonra ellerindeki bir sakatlık sonucu piyano çalamaz oldu. İddialara göre elindeki problem, parmaklarını güçlendirmek için kullandığı bir makineden kaynaklanmıştı; başka bir iddiaya göre frengili bir yaranın iyileşmesi için uygulanan tedavinin sonucuydu. 8 Haziran 1810, Zwickau, Almanya 29 Temmuz 1856, Endenich, Bonn, Almanya Almanya daki Romantik hareketin öncülerinden birisi olan Alman besteci ve müzik eleştirmendir. Kendi çocuklarını eğitmek için yazdığı piyano eserlerinden biri Çocuk Sahneleri olan besteci aynı zamanda müzik yazılarını yazdığı Yeni Müzik adlı bir dergi çıkarmıştır. Kitap satıcısı Friedrich August Schumann ile Johanna Christiane Schnabel in beş çocuğundan en gencidir. Gençliğinde babasının kitaplığındaki Lord Byron ve Sir Walter Scott un romantik hikâyelerini okuyan Robert, şair olmayı hayal ederdi. Müziğe de yeteneği olan Robert, küçük yaşta piyano dersleri aldı ve babasının teşvikiyle küçük parçalar bestelemeye başladı. Edebiyat ve müzik, Schumann için sanatsal yaratıcılığının ortaya koymada kullanabileceği iki ayrı araçtı ve ileriki yıllarda piyano çalma olanağını yitirince yeteneklerinin çift yönlü gelişmesinin büyük faydasını gördü. Schumann ın kullandığı araç olasılıkla böyle bir şeydi. Sağ elinin orta parmağını kullanamaz olunca bestecipiyanist yerine besteci-eleştirmen kimliğine büründü ve kararlılıkla beste yapmayı sürdürdü. 1834 de, 19.yy ın en önemlilerinden birisi haline gelecek bir müzik gazetesi çıkardı (Neue Zeitschrift für Musik) 10 yıl boyunca gazetenin editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 13
Çağdaşları Frederic Chopin, Hector Berlioz, genç Johannes Brahms ve Franz Schubert i tanımak için büyük gayret sarfetti. Schumann, şarkılarındaki duygunun anlatımında piyanoya büyük rol verdi. Clara Schumann Eleştirilerini zaman zaman Eusebius ve Florestan gibi takma adlarla yayınladı. Bu iki isim onun içinde taşıdığı biri dalgın, hülyalı, diğeri ise coşkun, ateşli iki farklı karakteri yansıtıyordu. Bu ikili ruh, sadece yazılarında değil, bestelerine de ortaya çıkıyordu. Gönül ilişkileri Schumann ın hayatında önemli bir yer oynadı. En büyük aşkı, Friedrich Wieck in kızı Clara idi. Clara çok yetenekli bir besteci idi. Friedrich Wieck, gençleri birbirinden ayırmak için elinden geleni yaptı. 1837 de sözlenseler de uzun süre bir araya gelemediler ve Robert Schumann, bu yüzden çok acı çekti. 1838-1839 yıllarında Clara nın çalması için çok başarılı bir piyano eseri besteledi (C Major Arabesk, Op. 18). 1840 da yasal engelleri aşarak evlendiler. Evlilikten sonra Schuman, şarkılar bestelemeye başladı. 140 şarkı (lied) besteleyen Schumann, bu türün en güzel örneklerini verdi. Bu türdeki eserlerinin en ünlüsü Dichterliebe dir. Bir piyanist-besteci olan 1840 a kadar enstrümental müziğin vokal müzikten daha üstün olduğunu savunan Schumann ın, fikir değiştirererek vokal eserler bestelemeye başlamasının arkasında Dichterliebe nin şairi Heinrich Heine a duyduğu hayranlık ve gün ışığına çıkardığı besteci Schubert in eserlerini onun şarkılarından etkilenmesi vardır. Ayrıca Clara ya söylemek istediklerini şarkılarla doğrudan söyleyebilmek için şarkı bestelmeyi seçmiştir. Ancak piyano alanındaki yeteneği ile besteciliğini birleştirerek insan sesi ile piyanonun eşit önemde olduğu eserler besteledi. Bu yaklaşım, Schumann ın lied türüne en büyük katkısı oldu. Schumann, 1850 de Dusseldorf şehri müzik direktörlüğü pozisyonuna getirildi, ancak 1854 te gençliğinden beri zaman zaman ortaya çıkan; son yıllarda ise ilerleyen ruhsal hastalığı nedeniyle görevinden alındı. Delirmekten her zaman korkmuş olan Schumann ın bu korkusu halüsinasyonlarının artması sonucu iyice büyüdü ve sonunda 1854 te bir intihar girişiminde bulundu. Başarısız olan bu girişimden sonra bir akıl 14
hastanesine yatırıldı ve 29 Temmuz 1856 da orada öldü. Robert ve Clara Schumann'ın anıt mezarı, Bonn. Hastalıkları (Jasna Pucarin-Cvetkovi, 2011) Schumann ın müzik odası Affektif bozukluk Manik-depresif bozukluk Depresyon ya da şizofreni periodları Görsel ve işitsel halüsinasyonlar (1854) İntihar girişimi. Mental hastalığı manik depresif bozukluk ve nörosifilize bağlıdır. Alkol ve şarlatan ilaçları mental sağlığının daha da bozulmasına yol açmış olabilir. 15
Frédéric CHOPIN Chopin, tam anlamıyla romantik bir sanatkar, fakat yine yaratılış bakımından bambaşka bir şahsiyetti. Besteciliği bunu en açık şekilde gösterir. Pek az eseri istisna edilirse besteciliği tamamen piyanoya vurmuştur. Piyanodan kendini gösteren yeni tınlama olanakları çıkarmış, ayrıca devrinin henüz ulaşamadığı tınıları bile keşfetmiştir. Bununla birlikte armonilerinin geniş ve zengin ifade sahası, çok farklı üstünlüğünü, bu melodiler ve onların ortaya konuşunda beliren ritimlerin özel bir serbestlikle düzenlenişi ve sonunda lirik şiire has bir tattan gelişerek yükselen ifade yeteneği gibi nitelikleriyle, Chopin in Fransız müziğinin ancak çok daha sonra varabildiği özelliklerin ilk hatlarını tespit etmek mümkündür. 1 Mart/5 Mart 1810, Zelazowa-Wola 18 Ekim 1849, Paris. Romantik dönemin Polonyalı piyanist ve bestecisi. Hemen hemen tüm bestelerini piyano için yapmıştır. İkinci piyano sonatının ağır bölümü olan Cenaze Marşı her toplumda etkili olmuştur. Varşova dan ayrılırken dostlarının verdiği bir avuç Polonya toprağını hiç yanından ayırmamış ve ülkesine dönemeden Paris te ölmüştür. Babası Fransız, annesi Polonyalı olup ömrünün büyük kısmını şöhretini kazandığı Paris'te geçirmesine ve klasik müzik literatüründe Fransız ismiyle anılmasına rağmen gönlü her zaman o dönem Rus işgali altındaki vatanı Polonya'da olmuştur. Bu durumu ile Chopin devrinin önemli karakterlerindendir. Milli sınırların üzerinde bir müzisyendi denebilir. Zaten 19.yyda ortaya çıkan yeni tip bir sanatkarın veya dahi virtüözlerin durumu, milli bir sanatkar olmaktan çok evrensel bir sanatkar olmaktır. Ne kadar uzakta yaşasa da derin bir hisle vatanına daima bağlı kalmıştır. Kendisinden önce konser salonlarında görülen mazurka ve polonezleri folklor statüsünden çıkarıp sanat seviyesine yükseltmiştir. 16
Gerçekte, yeteneği küçük yaşta beliren ve genç yaşta olgunlaşan bu müzisyen de çalışma yolunu tutmak zorunda kaldı. Sanatçının kalbi Varşova da bir kilisede bulunmaktadır.. Beethoven in öldüğü yıl Joseph Elsner in öğrencisi olarak Varşova da genel dikkat ve ilgiyi üzerine çekti. Viyana da kaldıktan sonra Temmuz Devrimi sırasında Paris e geldi. Orada piyanist olarak ünlendi ve adı Avrupa'nın her tarafına yayıldı. Besteciliği de orada gelişti ve yükseldi. 1837-1847 arasında Fransız yazar George Sand (Barones Dudevant) ile inişli çıkışlı bir ilişki yaşadı. Ömrü boyunca kırılgan ve zayıf olan bedeni 1849'da tüberküloza yenik düştü. Cenazesinde kendi bestelediği Marche Funébre- Cenaze Marşının (2.Piyano Sonatı-3.Bölüm) değil Mozart'ın Requiem'inin çalınmasını istedi. Paris'te Pére-Lachaise mezarlığında gömülüdür. Frederic Chopin'in, ailesinden birçok kişi gibi sağlığının iyi olmadığını, çok öksürdüğünü, akciğer iltihabının, ateşinin olduğunu ve yaşamının son döneminde bu rahatsızlıklara baş ağrılarının ve depresyonun da eklendiğini belirten İspanyol bilimadamları, bestecinin veremden değil, kalıtsal mukovisidoz ya da kistik fibrozis hastalığından ölmüş olabileceği tezini ileri sürdü. Ancak bu tez, Polonya hükümetinin, Paris'te gömülen Chopin'in Varşova'daki Kutsal Haç Kilisesi'nde saklanan kalbine DNA testi yapılmasını reddetmesi nedeniyle doğrulanamadı. Bilimadamlarını bu düşünceye Chopin'in ölüm belgesinde ölüm nedeni verem olarak yazmasına karşın, daha sonra Fransız Jean Baptiste Cruveilhier'nin yaptığı otopside vereme rastlamaması, kardeşi Emilia'nın 14 yaşında, ablası Ludovika'nın da 47 yaşında tanımlanamayan bir akciğer hastalığı nedeniyle ölmesi itti. Ayrıca piyanist ve bestecinin sık sık halüsinasyon gördüğüne de dikkati çeken İspanyol doktorlar 17
Manuel Vazquez Caruncho ve Francisco Branas Fernandez, başta Chopin'in uzun süre ilişki yaşadığı Fransız yazar George Sand'ınkiler olmak üzere yakınlarının tanıklıklarının yer aldığı kitapları inceledi. liderliğinde yapılan bir araştırmada bestecinin sanrılar görmesine neden olan hastalığın temporal lob epilepsisi olduğu öne sürülüyor. Araştırmacılar, bulgularını çoğunlukla Chopin in kendiyle ilgili yazdıklarına ve onun hakkında yazılanlara dayandırıyorlar. Chopin in gördüğü sanrıların sadece görsel olması, yani sanrılara seslerin eşlik etmemesi şizofreni gibi başka birçok nörolojik bozukluğu elemeye olanak sağlıyor. Medical Humanities adlı dergide yayımlanan çalışmada Chopin e epilepsi teşhisi konmuş olsa da, kendisini doğrudan gözlemleme olanakları bulunmadığından, yazarlar bundan yüzde yüz emin olmanın mümkün olmadığını belirtiyorlar. Ancak nörolojik hastalıklara teşhis konulurken tanıkların ifadeleri büyük önem taşıdığından yöntemlerinin onları büyük olasılıkla doğru sonuca götürdüğünü düşünüyorlar. Araştırmacılar, 1985'te Chopin'in biyografisini kaleme alan Bernard Gavoty'nin kitabında bazı halüsinasyon vakalarına rastladı. Kitapta Ağustos 1848'de Manchester'daki özel bir konserde si minör sonatını seslendirirken piyanistin aceleyle piyanodan uzaklaştığı, daha sonra Sand'ın kızına gönderdiği mektupta "piyanodan korkunç yaratıkların çıktığını gördüğünü" yazdığı belirtilmişti. Görgü tanıklarına dayanılan kitapta, daha önce de yağmur yağarken hayal ve gerçeği birbirine karıştıran Chopin'in kendini bir gölde boğulduğunu sandığı yazılmıştı. Bu tanıklıklardan yola çıkarak bilimadamları, Chopin'in daha sık olarak akşam gördüğü, bazen ağır enfeksiyon ya da ateşle çakışan halüsinasyonları gayet iyi hatırladığını belirterek, muhtemelen Chopin'in sara hastalığına yakalanmış olabileceğini de ifade ettiler. Bir Chopin hayranı olan İspanya daki Xeral-Calde Hastanesi Radyoloji Bölümü nden Manuel Vázquez Caruncho Babası Fransız, annesi Polonyalı olan Chopin (1810-1849) hayatının büyük kısmını şöhretini kazandığı Paris'te geçirmesine ve Fransız ismiyle anılmasına rağmen "kalbini" o dönem Rus işgali altındaki vatanı Polonya'da bıraktı. Pek az eseri dışında besteciliği tamamen piyano üzerineydi. Mazurka ve Polonezleri folklör statüsünden çıkarıp sanat seviyesine yükseltti. Cenazesinde kendi bestelediği Cenaze Marşının değil Wolfgang Amadeus Mozart'ın Requiem'inin çalınmasını istedi. Paris'te Pere-Lachaise mezarlığına gömülen Chopin'in kalbi vasiyeti üzerine Polonya'ya gönderildi. Chopin in yeni bir fikri aristokrasisinin temsilcisi olarak gören Schumann genç besteciyi sonsuz takdir ifade eden şu sözlerle alenen selamlıyordu: Şapkalarınızı çıkarın baylar, bir dahi geliyor. Şair olmak için kocaman ciltler doldurmak gerekmez; bir iki şiirle bu ünvana layık olabilirsin. Chopin de böyle şiirler yazmıştır. 18
Chopin in heykeli Lazienki Parkı - Varşova Paris'te Pére-Lachaise Mezarlığında Chopin'in mezarı Sand Varşova Kutsal Haç Kilisesi'nde Frédéric Chopin kalbinin epitapı 19
Ölümünden sonra yüzü ve sol elinin kalıbı çıkarılmıştır 20
İnpromptu Impromptu (1991) isimli film kendisi ile George Sand 'in tanışmasını konu almaktadır. Filmde Chopin'i BAFTA ve Altın Küre ödüllü aktör Hugh Grant canlandırmıştır. Filmde Judy Davis (George Sand) ve Emma Thompson da rol almıştır. 21
Chopin polonez no 6 Chopin'in belki de saf coşkunun hakim olduğu en büyük parçasıdır. çağıracak akorlar yavaşlayarak durma noktasına gelirler. Bu sefer ünlü melodiyi oktavlar çalar, tizleşmiştir. parça boyunca tekrarlanacak ana tema budur. işin zorlayıcı tarafı hala çarpma ve trill yapmanız beklenmektedir melodide. bu eli hem yorar, hem de gözle görülür biçimde yamultur. Yine melodik minörle bu sefer bir oktav daha uzun bir çıkış yapılır. la bemol majörde bir bitiş akoru basılır. Chopin polonaise no 6 la bemol majör Op. 53 La bemol majör chopin'in en sevdiği tonalitelerden biriydi zaten, mutluluğu betimlemek için çok kullanmıştır bu tonu. Çok da bestesi vardır bu tonda. Büyük bir şans eseri olarak, Chopin'in el yazması notaları günümüze ulaşan birkaç parçasındandır. Özellikle başlangıçtaki karalamalar dikkatinizi çekmiştir. kararını çok değiştirmiş olmalı, çünkü parçanın açılış teması son derece farklı bir havaya sahiptir, en önemlisi disonanslarla doludur. chopin disonans kullanmaktan çoğu zaman kaçınmıştı, kullansa bile parçaya yedirmeye dikkat etti. 2. tema oktavlar, aralıklar, sıçrayışlarlarla doludur. disonanslar kullanılmıştır yine. tema bir yerde do majöre kayar, oradan mi bemol minöre, ve en son mi bemol majöre. Şimdi yavaş bir tema başlamıştır. arabik bir hava yakalanmıştır burada, şahsi anlamda parçanın en eğlendiğim ve sevdiğim kısımlarından biridir. yine la bemol majör yavaş yavaş çağrılır... ve yeniden ilk tema değişmeden tekrarlanır. bu tekrarlar o kadar güzel bir hava katmıştır ki parçaya, dahiyanedir. Tema yavaş yavaş la bemol majörü çağırmaya başlar, sol el arpejlerle pesleşir, tempo düşer. parça durma noktasına gelir ve o ünlü tema başlar. ram papaaam! rampam pam papam pam paaaam! bu haliyle bile tanıdık gelecektir belki. chopin hayatının en akılda kalıcı melodisini bulmuştur. parça 3/4'lüktür fakat bu pek anlaşılmaz. sol el oktavlarla dev sıçrayışlar yapar. kırık akorlarlar parçanın önemli bir kısmını oluşturur. üçlüler ile triller yapılır falan. teknik olarak hem gösterişli hem de zordur bu tema. si bemol minör melodik minörle son derece hızlı bir gam çıkılır. sonra yine la bemol majör o ünlü temayı Şimdi o hayvanlığıyla ünlü 4. tema başlıyor. sol el oktavlar halinde ''mi re do si mi re do si mi re do si...'' diye hızlıca düşerken, sağ el staccato akorlar, aralıklar basar. bu tema o kadar yorucudur ki, çoğu piyanist burada kondüsyonunu kaybeder, yavaşlar, terlemeye başlar, nefes nefese kalır hatta. işin 22
korkutucu tarafı, bu tema arka arkaya 2 defa tekrarlanır. 5. temada her iki el de akor ve aralık basar, melodiyi sağ elin serçe parmağı çalar. bu kısımda serçe parmağını güçlendirip melodiyi duyurmak çok önemlidir. 6. tema parçanın yavaşladığı, nefes aldığı yerdir. sol majörle başlar, fa minörle devam eder ve biter. kolay gibi görünmesine rağmen parçanın en sırıtan yeri burası olduğundan dolayı dikkatli çalınmalıdır. şahsen hep çekinmişimdir bu bölümden. kromatik düşüşlerle yine ilk temanın çağrıldığını hissetmeye başlarsınız. Varşova Chopin Müzesi son piyanosu evet, artık ana tema son kez çalınacaktır. bunu gazıyla daha bir coşkuyla çalmaya başlarsınız. temanın bitişinin coda'yla bağlandığı kısım çok hoştur. coda, tüm chopin eserleri arasında en sevdiğim coda'lardan biridir. iki el mümkün olduğu kadar geniş bir skalada ses basmak için zorlanmıştır, çok ihtişamlı bir coda'dır bu. ana temanın varyasyonu gibidir ve onu çağrıştırır, chopin bunu pek yapmaz. ilk temayı, o ünlü ''ram papaaam'' melodisini duyarsınız. sol el oktavlarla çıkar, çıktığı gibi iner. sonra bu melodi hızlıca kendini tekrar etmeye başlar vee ''fa sol la si do''... bu 5 nota ünlü op.40 chopin polonez no.3 ''military'' e göndermedir. do majör bir akor basılır, ''n'oluyor lan?'' dersiniz. fakat sonra o akor la bemol majöre öyle güzel bir şekil de bağlanır ki, chopin'in besteciliğine hayran kalırsınız... evet, parça bitmiştir. teknik olarak chopin'in virtüözik eserleri denildiğinde akla ilk gelen parçalardandır bu polonez. konservatuar piyano bölümlerinde lisans 4 parçası olarak chopin sonatlarla, rachmaninoff konçertolarla(%95 ikinci konçerto), liszt rapsodilerle beraber çalınır genelde. 23
Niccolò PAGANINI 8 yaşından önce amatör bir müzikçi olan babasından keman dersleri almaya başlaya Paganini, 11 yaşındayken müzik çalışmalarını ilerletmek üzere Parma'ya gitmiştir. Bunun üzerine, çalışmalarına kendi kendine devam eden Paganini, 13 yaşındayken konser turnelerine başlamış, halk arasında Paganini, hakkında çeşitli söylentiler yayılmaya başlamıştır. Büyük kemancının şeytanla arkadaş olduğu, yayını şeytanın ona verdiği sihirli kuvvetle kullandığı söyleniyordu. Kemandaki değişik tekniği i Marfan Sendromu sonucunda oluştuğunu ölümden sonra iskeletini inceleyen doktorlar ortaya koymuşlardır. 27 Ekim 1782, Cenova, İtalya 27 Mayıs 1840, Nice, Fransa. İtalyan besteci, keman virtüözü. Müzik tarihinin en ünlü keman virtüözlerinden biridir. Keman tekniğine önemli katkılarda bulunmuş, keman, gitar ve oda müziği alanında birçok eser vermiştir. Olağanüstü keman çalışı nedeniyle insanları şaşkına çeviren ve bugün bile seslendirilmesi güç olan 24 Kapris i yazan Niccolo Paganini (1782-1840), viyola, mandolin ve gitar da çalmıştır. 24 Kapris eseri diğer besteciler tarafından birçok kez çeşitlenmiştir. Çok bilinen bazı eserleri: La Campanella, Cantabile, Centone di Sonate (18 sonat), 24 kapriççiyo, I Palpiti, Nel cor piu non mi sento, Grand Sonata'dır. Döneminin bestecilerini (Liszt, Chopin, Schumann) enstrümantal virtüözlüğün müziğin ana öğelerinden biri olması konusunda etkilemiştir. Paganini şöhrete kavuştuktan sonra son derece lüks bir hayat sürmeye koyulmuştu. Çok fazla para kazanıyordu, çok kumar oynuyordu. Bir keresinde bir kemanını kumar masasında rehin bırakmış, bir konserde keman çalması gerekince bir başka meslektaşından ödünç keman istemek zorunda kalmıştı. Kumar tutkusu onu 1838 yılında Paris'te bir kumarhane açmaya kadar götürmüştür. Ancak bu girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. 24
hastanenin yeraltı bölümünde cenaze, bir kenara konuldu. Ardından Cenova yakınlarındaki çiftliğine getirildi, oradan da 1845'te Parma yakınlarındaki Villa Gejone'ye nakledildi. Ancak 30 yıl geçtikten sonra Roma'da Parma Mezarlığı'na gömüldü. Paganini belli başlı eserleri arasında keman için 24 cappricio, keman ve orkestra için iki konçerto, ayrıca çeşitli keman parçaları vardır. 27 Mayıs 1840 ta Fransa nın Nice şehrinde gırtlak kanserinden öldü. Livorno da verdiği bir konserden sonra bir Fransız tüccar kendisine Guarneris yapımı olağanüstü bir keman hediye etti. Paganini hayatı boyunca bu kemanı çaldı. Bu keman halen Cenova da saklanmakta ve sergilenmektedir. 1825 yılında beraber turneye çıktıkları Antonia Binachi'den Cyrus Alexander adında bir oğlu olmuştur. Her nekadar oğlunun annesiyle evlenmese de ömrünün sonuna kadar oğlundan ilgisini esirgememiştir ve onu da bir müzisyen yapmıştır Ölmeden önce günah çıkartmayı kabul etmediği için, uzun yıllar boyunca ölüsüne gömülecek yer verilmeyen müzisyen İtalya nın Parma şehrinde gömülüdür. İtalyan Posta İdaresi 1982 yılında, doğumunun 200. yılı anısına bir hatıra pulu bastırmıştır. Klaus Kinski kendi çektiği ve başrolünü oynadığı "PAGANINI" filminde ünlü virtüözün hayatını anlatmıştır (1989). Orkestralarla yaptığı provalar, gizli oturumlardı. Müzisyenlere notaları provalara ramak kala dağıtır, konser bitiminde hemen toplardı. Yakışıklı değildi. Kültürsüz, cimri, kırıcı, pis kokulu ve beceriksizdi... Örümceğimsi parmaklı elleri, inanılmaza yakın bir çalma stilini mümkün kılıyordu. Aşk ve kumar masası, her şeyini feda ettiği tanrılarıydı. Bu fırtınalı yıllarında frengi kaptı ki ölümü de bu illetten oldu... Sevgilisini öldürdüğü için pek çok yılını hapishanede geçirdi söyleniyordu. Susması, suçunu kabul etmesi olarak yorumlandı. Paganini bu sırrı beraberinde mezara götürdü. Paganini tahnit edildi ve öldüğü evin bodrum katına konuldu. İtalya'dan dostları onu görebilmek için akın akın geldi. Öyle bitmeyen bir kitleydi ki bu, sonunda resmi makamlar tabutunu kapama kararı çıkardı. Villefranche'taki askeri 25
el ve bilek yapısı farklı olduğundan(başparmağını bileğinin içine değdirebilmek gibi) kendi el yapısına uygun parçalar bestelemiştir. bu yüzden de eserlerini çalmak ciddi zorlu bi iştir.ayrıca zımpara kağıdı kadar renksiz yüzü,aşırı zayıf oluşu nedeniyle de cin çarptığı şeytana peşkeş çekildiği tarzı rivayetler mevcuttur. 26
27
verdi. Giovanni Servetto ve Alessandro Rola gibi önemli eğitmenlerden dersler aldı. Bu eğitmenler, zaten herşeyi bildiğini farkettikleri Paganini ye ders vermeye devam etmediler. Paganini, gençlik yıllarında sahip olduğu üstün yeteneği kaldıramadı ve içki ve kumar gibi alışkanlıklar edindi. 1804 yılına gelindiğinde Ceneviz e taşındı ve burada kompozüsyonları üzerinde çalışmaya başladı. 23 yaşına geldiğinde eşsiz bir keman virtüözü olarak tanınmaya başlayan Paganini, 1813 te Milan da, 1828 de Viyana da, 1831 de Londra ve Paris te kariyerinin önemli solo konserlerini verdi. Leipzig te verdiği konseri izleyen, dönemin ünlü piayno eğitmeni Fiedrick Wieck günlüğünde Paganini den, Nesillerdir O nun kadar büyük ve eşsiz bir sanatçı doğmadı sözleriyle bahsetti. Paganini nin en sevdiği kemanı, 1742 yılında Giuseppe Antonio Guarnieri del Gesu tarafından yapılan ve The Cannon adını verdiği kemanıydı. Bu keman, normal kemanların aksine kazayla, çalınan telin dışındaki tellere çarpmayı engelleyecek bir yapıya sahipti. Bu sayede üç yada dört telden aynı anda çalınabiliyordu. 1834 yılında, frengi hastalığının tedavisinde kullanılan civa yüzünden zehirlendi ve konserlerini neredeyse tamamen bitirdi. Paganini, 27 Mayıs 1840 tarihinde, gırtlak kanseri yüzünden hayata veda etti. Niccolo Paganini, İtalyan keman virtüözü, gitarist ve kompozitör. Gelmiş geçmiş en büyük keman virtüözlerinden biri olarak anılır. 19. yüzyılda Avrupa da pek çok başarılı keman sanatçısı bulunmasına rağmen, Paganini dehasıyla kendinden söz ettirmeyi başarmıştır. 27 Ekim 1782 de Ceneviz de, Antonio ve Teresa Paganini nin oğlu olarak dünyaya geldi. Beş yaşındayken babasından mandolin çalmayı öğrenerek müzikle tanışan Paganini, yedi yaşına geldiğinde keman çalmaya başladı ve onbir yaşındayken ilk konserini 28
29
30
Hector BERLIOZ 11 Aralık 1803 La Côte-Saint-André, Isère, Fransa ö. 8 Mart 1869, Paris. Fransız besteci, yazar ve müzik eleştirmeni. Symphonie fantastique ve Grande Messe des morts (Requiem) adlı kompozisyonları ile tanınmıştır. Berlioz Grand Traité d Instrumentation et d Orchestration Modernes adlı eseri ve çalışmalarında bazen 1000'i aşkın çalgıcı ile yaptığı muazzam orkestral kullanması ile modern orkestraya büyük katkılarda bulunmuştur. 1827 de izlediği Shakspeare in Hamlet oyununda Ofelya yı oynayan sanatçıya âşık olan ve karşılıksız sevgisi yüzünden Fantastik Senfoni yi besteleyen Hector Berlioz (1803-1869), aynı zamanda müzik yazarlığı ile de ünlüdür. Hastalıkları (Jasna Pucarin-Cvetkovi, 2011) Barsak rahatsızlığı (1840) Diş ağrısı nedeniyle aldığı opiadlara bağımlı hale geldi 31
Franz LISZT müzisyenlerin ve kralların takdirini toplayan bir konser piyanisti olmuştu. Konservatura girmek için geldiği Paris te, yabancı olduğu gerekçesiyle okula alınmadıysa da özel ders alarak teori ve beste çalıştı; ilk ve tek operası Don Sache yi ve çeşitli piyano eserlerini besteledi. 22 Ekim 1811, Macaristan ö.31 Temmuz 1886, Bayreth, Almanya. Müzisyen, besteci, piyanist, orkestra şefi, müzik öğretmeni. XIX. yüzyılın en önemli piyanistlerinden birisi, senfonik şiir tarzının yaratıcısı olan bestecidir. Programlı müziğin devamı olan senfonik şiirin babası olarak bilinir. İstanbul dahil olmak üzere tüm Avrupa yı gezerek piyanoyla konser vermiştir. Büyük bir piyano virtüözü olan Liszt birçok bestecinin eserlerini piyanoya uyarlamıştır. Macar Rapsodileri en beğenilen eserlerindendir. 22 Ekim 1811 de Macaristan ın Doborján (Raiding) kentinde doğan küçük Putzi (Franz Liszt), ilk piyano derslerini onun müzik dehasını keşfeden babasından aldı. Macar soyluları 6 yıl boyunca bu çocuk dahiye maddi destek sağlamayı kabul edince küçük yaşta babası ile Viyana ya giderek Antonio Salieri den ve Beethoven in öğrencilerinden Karl Czerny den dersler aldı. 12 yaşına geldiğinde dinleyicilerin, diğer 1834 de babasını kaybettikten sonra henüz 15 yaşında iken piyano dersleri vererek annesinin geçimini sağlamaya çalışan Liszt, müziğe ilgisini kaybetmeye ve bu mesleğin anlamını sorgulamaya başladı. Kendisini edebiyat ve dini konulara kaptıran Liszt in bu ilgilerinin etkisi hayatına ve eserlerine yansıdı. 1830 Devrimi ile yeniden sanata ve hayata dönmeye karar verdi. Asla bitiremeyeceği Devrim Senfonisi ni yazmaya başladı. Besteciliğinin öne çıktığı bu dönemde Alphonse de Lamartine in şiirlerini solo piyano için besteledi. Hector Berlioz ile tanıştı. 1832 de kemancı Niccolo Paganini yi dinlemesi, yeniden virtüözlüğe ilgi duymasına neden oldu. Pagani nin La Campanella sı üzerine bir fantezi yazdı. 32
1833 de Berlioz un Fantastik senfonisini piyanoya uyarlamayı başardı. Paris günlerinde o sıralar Polonya'dan gelmiş olan Chopin'in yeteneğini duyup onu kendine rakip olarak düşündüyse de sonraları çok iyi arkadaş oldular. Macar ressam Miklós Barabás tarafından yapılan resmi, 1847 Franz Hanfstaengl tarafından yapılan resmi, 1858 Fırtınalı bir ilişki yaşadığı Agoult Kontesi Marie ile 1834 de tanıştı. Kocasını terk eden kontes ile İsviçre ve İtalya da yaşadılar, 3 çocukları oldu. Daha sonraları çok yakın arkadaşlık kurduğu ünlü opera yazarı Wagner'le arkadaşlık kurdu. 3 çocuğundan biri olan Cosima evli olmasına rağmen babası yaşındaki ve babasının çok iyi bir arkadaşı olan Wagner'le yasak aşk yaşaması iki arkadaşın arasını açtı. 1835 deki İsviçre seyahati sırasında piyanist Sigismond Thalberg in Paris teki başarılarını duyunca Piyanonun Kralı ününü pekiştirmek için bir piyano düellosu yapmak üzere Paris e gitti. Fotoğraf Franz Hanfstaengl, Haziran 1867. Daha sonra piyano resitali kavramını geliştiren Liszt, büyük bir konser turuna çıktı, hayır dernekleri yararına konserler verdi, her yerde ilgiyle karşılandı. 33
Konserleri sayesinde küçük yaşta kaybettiği ülkesin Macaristan daki sel felaketinde hayatını kaybedenlere bağışlamak üzere büyük bir gelir elde etti ve Bonn da yapılması planlanan Beethoven anıtının maliyetini üstlendi. anılan yeni bir piyanist kuşağı yetiştirdi. 1858 de muhafazakarların, kendisinin ve öğrencilerinin eserlerine yoğun eleştirileri üzerine görevinden ayrıldı. 1840-1847 arasında çıktığı turnede İrlanda dan Türkiye ye, Portekiz den Rusya ya kadar pek çok yeri dolaştı. 18 Haziran 1847'de Padişah Abdülmecit'e Dolmabahçe Sarayı'nda bir konser verdi. 1861-1869 yılları arasında daha çok Roma da yaşadı ve dini kitaplar yazdı, rahiplik dersleri aldı ve onur rahibi oldu. 1844 te ününün doruğunda iken manik-depresif eşi Marie d'agoult ile evliliğini bitirdi; Kiev de tanıştığı çarın yardımcısının karısı Prenses Carolyne Sayn- Wittgenstein ile birlikte oldu ve sahne konserlerine son verdi. Liszt, konser piyanisti kariyerine son verdikten sonra, 1848 de Weimar da orkestra şefliğine başladı ve kenti, Avrupa kültürünün buluşma merkezi haline getirdi. 1870 den sonra ise Roma, Weimar ve Budapeşte arasında seyahat ederek ömrünün sonuna kadar öğretmenlik ve piyanistliği sürdürdü, Budapeşte Müzik Okulu nu kurarak ilk başkanı oldu. 31 Temmuz 1886 da, bir festival nedeniyle bulunduğu Beyrut ta zatürreye yakalanarak hayatını kaybetti. Bu görevi sayesinde Verdi, Wagner ve Berlioz un yeni operalarını yönetti. Aynı dönemde en önemli eserlerini besteledi, genç piyanistlere ders vererek «Altenberg Kartalları» diye 34
Ölümü Liszt'e 5 Aralık 1849 yılında bir suikast girişimi oldu. Evinden çıkarken bıçaklandı. Bir süre hastanede yattıktan sonra eski sağlığına kavuştu. 10 Ocak 1850 tarihinde yeniden suikast girişiminde bulunuldu. Ancak Liszt'in koruyanları tarafından engellendi. Ölümünden birkaç ay önceki fotoğrafı. Fotoğraf - Nadar 20 Mayıs 1886 yılında birileri tarafından ölüm tehditi aldı. Tehditten sonra güvenliğini arttırdı ve vasiyet yazdırdı. 31 Temmuz 1886'da evinde öldü. Budapeşte de gömülmeyi vasiyet etmiş olmasına rağmen Bayreuth a gömüldü. Zature hastalığından öldüğü süsü verildi. Ancak daha sonra öldürüldüğünü ve katilin ortadan kaybolduğu açıklandı. Katil hiçbir zaman ele geçemedi. Budapeşte Franz Liszt Müzik Akademisi Sürekli öldürülmeye çalışılmasının sebebi bilinmemektedir. Ancak Liszt'in yasadışı işlerde bulunduğu iddiaları vardır. Liszt yaşarken kendisine yapılan öldürme girişimlerini kendisini kıskananların yaptığını söylemiştir. Budapeşte deki dairesinde piyanosu 35
Hastalıkları (Jasna Pucarin-Cvetkovi, 2011) Göğüs semptomları, hemoptizi, ateş, baş ağrısı, bronşit, larenjit, rekürran diare, kilo kaybı, kronik nefes darlığı. Otopside : solunum sistemi hastalıkları (amfizem, kistik fibrozis, a1-antitrpisin yetmezliği, bronşiektazi, tüberküloz), pulmoner hipertrofik osteoartropati, karaciğer sirozu, hepatit, pankreas yetmezliği. Tüberkülozdan söz edilmiş ama kistik fibrozis olasılığı daha fazla. 36
Johannes BRAHMS Başlarda yalnızca piyano yapıtları veren Brahms orkestranın olanakları ve sınırları konusunda kendine henüz güvenmiyordu. Daha sonraki yıllarda da orkestra yazısı konusunda yakın çevresinin desteğine başvurmuştur. 1853 yılında Reményi adı altında icra eden Macar kemancı Eduard Hoffman (1829-1898) Brahms ı Hannover de oturan dönemin büyük kemancısı Joseph Joachim ile tanıştırmıştır. Joachim'den çok etkilenen Brahms Onun çalışında yoğun bir ateş, öyle ki, her şeyi kaderine bırakan bir enerji, ritmdeki kesinlik, sanatçıyı gösterircesine ve onun yapıtlarında (bestelerinde) daha şimdiden büyük bir anlatım gücü görüyorum, yaşıtlarıyla karşılaştırılamayacak bir biçimde diye söz eder 7 Mayıs 1833, Hamburg 3 Nisan 1897, Viyana. Alman besteci, piyanist ve orkestra şefi, XIX. yüzyılın ikinci yarısının en önemli Alman romantik akım bestecilerindendir. Brahms (Aşağı Sakson - Kuzey Alman) genişçe bir ailenin çocuğuydu. Babası el işçiliğiyle para kazanıyordu, ayrıca Hamburg'taki birkaç dans lokalinde korno ve kontrabas çalarak küçük gruplarla sahne alıyordu. Brahms piyano dersleri alarak müziğe yedi yaşında başladı. Besteciliğe olan yeteneğini genç yaşlarda göstermeye başladı, 1849'da yazdığı Sevilen Valsler üzerine Fantezi adlı yapıtı piyanistler için çalınması hiç de kolay olmayan bir yapıttır. Brahms genç birisi olarak kendine özgü bir anlatım biçimi geliştirmişti; erken dönem yapıtlarını takma ad ile (G. W. Marcks, Karl Würth) yayınlatıyordu ve bunlara kendine göre yüksek opus numaraları veriyordu. 1853 de Brahms Joachim'in Brahms'a önerisi, kendisini Weimar'da Saray Müzik Direktörü olan Franz Liszt 'e tanıtması olmuştu. Liszt'in Brahms'a sözü ise Breitkopf & Härtel Yayınevi'ne yazdığı bir mektupta kendisinden söz etmesi olmuştu. 37
Brahms bu durumdan pek bir beklenti çıkaramamış ve Joachim'e bir mektup yazarak kendisini sanat yaşamına sokmasını istemişti. Bunun üzerine Joachim, Brahms a Düsseldorf ta oturan besteci Robert Schumann' la tanışmasını önermişti. Onun kişisel olarak bu konuya yüklenmesi yirmi yaşındaki Brahms'ı Almanya'da sanki bir gecede ünlü birisi yapmıştı. Müzikle ilgilenen bir sürü kişi ondan bir şeyler dinlemek, yapıtlarını görmek, bu yeteneği daha çok tanımak istiyordu. 25 Ekim 1853 de Robert Schumann tarafından Leipzig te kurulan 'Müzik için Yeni Dergi' nin (Neuen Zeitschrift für Musik) Yeni Yollar başlığı altında ilk yazısını Schumann yazmış ve Brahms için şunları belirtmiştir: ' (...) ve o geldi işte, bu seçkin ve kahraman nöbeti tutabilecek yeni bir kan. Hamburg'lu Johannes Brahms, oranın karanlık sessizliğinde yaratılmış ama sanatın bu zor uzlaşısında kendisine fazlasıyla ve coşkuyla ilgilenmiş bir öğretmenden biçimlenmiş, kısa bir süre önce saygıdeğer yakınım olan bir usta tarafından bana sözü edilen Brahms. Bütün bu belirtileri üzerinde taşıyan o: O seçkin birisi. (...) ' Bu durum Brahms'ı ürkütmüştü. Schumann'a yazdığı mektuplarında korkularını dile getirmiş, kamu ölçütlerine göre yetersiz kalabileceğini belirtmişti. Kendini aşırı eleştirerek bunalıma girip birkaç çalışmasını yakıp yok etmişti. Schumann, Müzik Yayınevi Breitkopf & Härtel 'in de Brahms'ı kabul etmesini dileyerek, yayınevinin Brahms'ın birkaç çalışmasını yayınlamsını istedi. 38
Brahms ın Müziği Brahms ın yapıtları bütün Avrupa müzik geleneğini kapsar. Yalnızca Beethoven la kalmayıp J.S: Bach, Georg Friedrich Haendel ve Giovanni Pierluigi da Palestrina nın da Brahms müziğinde etkisi vardır. Müzik tarihsel çalışmaların sonucunda Brahms müziğini üç döneme ayırabiliriz: Birinci dönem Ein Deutsches Requiem e kadar olan kısımdır. İkincisi, ikinci piyano konçertosuna kadar olan kısımdır. Üçüncüsü ise 3.Senfoni ile başlar. İlk dönem için romantik temel üzerine oturmuş denilebilir. İkinci dönem güçlü bir klasik vurgusudur. Üçüncü dönem için ise romantik ve klasik temelin kendi içinde erimesi diyebiliriz. 21 Macar Dansları (Piyano için, iki- ve dört el için, Nr. 1, 3 ve 10, 1874 ve 1876 Brahms tarafından orkestraya uyarlandı) Senfoni Nr. 1 do minör op. 68 (1876) Senfoni Nr. 2 re majör op. 73 (1877) Keman konçertosu re majör op. 77 (1879) Akademik Kutlama Üvertürü do minör op. 80 (1880) Trajik Uvertür re minör op. 81 (1880) Piyano Konçertosu Nr. 2 si bemol majör op. 83 (1882) Senfoni Nr. 3 fa majör op. 90 (1884) Senfoni Nr. 4 mi minör op. 98 (1886) İkili konçerto keman ve viyolonsel için la minör op. 102 (1888) Brahms ın Yapıtları Orkestra yapıtları Piyano Konçertosu Nr. 1 re minör op. 15 (1859) Serenad Nr. 1 re majör op. 11 (1860) Serenad Nr. 2 La Majör op. 16 (1860) Haydn`ın bir konusu üzerine çeşitlemeler op. 56a (1874) Piyano müziği İki el için Sonat Nr. 1 do majör op. 1 (1853) Sonat Nr. 2 fa diyez minör op. 2 (1854) Scherzo mi bemol minör op. 4 (1854) Sonat Nr. 3 fa minör op. 5 (1854) Schumann' in Bir Konusu Üzerine Çeşitlemeler op. 9 (1854) 39
Gavotte WoO posth. 3 (1854-55) 2 Gigue WoO posth. 4 (1855) 2 Saraband WoO posth. 5 (1854-55) Dört Balad op. 10 (1856) Bir Konu Üzerine Çeşitlemeler op. 21/1 (1861) Bir Macar Türküsü Üzerine Çeşitlemeler op. 21/2 (1861) Händel' in Bir Konusu Üzerine Çeşitlemeler op. 24 (1862) Paganini' nin Bir Konusu Üzerine Çeşitlemeler (İki sıra) op. 35 (1866) 16 Vals (genişletilmiş metni de var) op. 39 (1865) 10 Macar Dansları WoO 1 (1872 Dört El için olan Uyarlaması 1869, altta) Sekiz Piyano Parçası op. 76 (1879) İki Rapsodi op. 79 (1880) Yedi Fantezi op. 116 (1892) Üç Intermezzo op. 117 (1892) Altı Piyano Parçası op. 118 (1893) Dört Piyano Parcası op. 119 (1893) Ossip Gabrilowitsch Intermezzo`yu çalıyor Nr. 3 C- Dur op. 119 Welte-Mignon için 4. Temmuz 1905`te. * 1602 kb?/i 51 Piyano Alıştırması (1893) Piyano müziği Dört el için Souvenir de la Russie, WoO 21 Macar Dansları (1869 ve 1880) Schumann`in bir konusu üzerine çeşitlemeler mi bemol majör, op. 23 (1863) 16 Vals, op. 39 18 Aşk Türküsü (Vals), op. 52 a 15 Yeni Aşk Türküsü (Vals), op. 65 a İki piyano için Sonat fa minör, op. 34 (Fa minör Piyanolu Beşil`inden, op. 34) Joseph Haydn`in bir konusu üzerine op. 56b (op. 56a Orkestra için uyarlama) Oda müziği, piyanolu Piyanolu Üçül la major (1853 sıraları) Piyanolu Üçül Nr. 1 si majör op. 8 (1854, yeni uyarlama 1891) Piyanolu Beşil Nr. 1 si minör op. 25 (1863) Piyanolu Beşil Nr. 2 şa majör op. 26 (1863) Piyanolu Beşil fa minör op. 34 (1865) Sonat, Piyano ve viyolonsel için Nr. 1 mi minör op. 38 (1865) 40
Üçül, Korno keman ve Piyano için mi bemol majör op. 40 (1865) Piyanolu Beşil Nr. 3 do minör op. 60 (1875) Sonat, Piyano ve keman için Nr. 1 sol minör op. 78 (1880) Piyanolu Üçül Nr. 2 do majör op. 87 (1880) Sonat, Piyano ve Viyolonsel için Nr. 2 fa majör op. 99 (1886) Sonat, Piyano ve keman için Nr. 2 la majör op. 100 (1886) Piyanolu üçül Nr. 3 do minör op. 101 (1887) Sonat, piyano ve keman için Nr. 3 re minör op. 108 (1889) Klarinetli Üçül la minör op. 114 (1891) 2 Sonat, Klarinet ve Piyano için fa minör, mi bemol minör op. 120 (1894) Scherzo do minör, keman ve piyano için WoO 2 Klarinetli Beşil si minör op. 115 (1891) Org yapıtları Fug la bemol minör WoO 8 Prelüd ve Füg la minör WoO 9 Prelüd ve Füg sol minör WoO 10 Koral Dinleti ve Füg O Traurigkeit, o Herzeleid üzerine WoO 7 11 Koral Dinleti op. posth. 122 Oda müziği, piyanosuz Yaylı Altıl Nr. 1 si bemol majör op. 18 (1862) Yaylı Altıl Nr. 2 Sol majör op. 36 (1866) Yaylı Dördül Nr. 1 do minör op. 51/1 (1873) Yaylı Dördül Nr. 2 la minör op. 51/2 (1873) Yaylı Dördül Nr. 3 si bemol majör op. 67 (1876) Yaylı Dördül Nr. 1 fa majör op. 88 (1882) Yaylı Dördül Nr. 2 sol majör op. 111 (1891) Koro yapıtları Missa Canonica op. posth. (1856-, Fragment) Daha sonra bir kısmı Motet op. 74.1' de kullanıldı Ave Maria op. 12 (1860) Cenaze Türküsü op. 13 Koro ve Üflemeliler (1860) Org uyarlaması K.M.Komma tarafından 2 Motet op. 29 (1857-1860): "Schaffe in mir Gott ein rein Herz" op. 29,2 (Psalm 51,12-14) Dinsel Türkü op. 30 12 Türkü ve Romans, Kadınlar korosu için op. 44 Ein deutsches Requiem op. 45 (1866/67 ve 68 (Satz 5)) Rinaldo op. 50 (1869) Aşk Türküleri - Valsler op. 52 (1868) ve Yeni Aik Türküleri op. 65 (1874) 41
Rapsodi, Alto, Erkekler Korosu ve Orkestra için Goethe'nin "Harzreise im Winter"inden bir kısım üzerine op. 53 (1869) Kader Türküsü op. 54 (1871) Triumphlied op. 55 (1871) 2 Motet op. 74 (1878): "Warum ist das Licht gegeben dem Mühseligen" op. 74,1 und "O Heiland, reiß die Himmel auf" Nänie op. 82 (1881) Gesang der Parzen op. 89 (1882) Çingene Türküleri op. 103 ve 112, 4 Ses ve Piyano için Fest- und Gedenksprüche a cappella op. 109 (1888) 3 Motet op. 110 (1889) Annähernd 330 Ses için Türküler 4 Gerçek Türkü op.121 (1896) Vineta op. 42 Nr. 2 (1860) Wilhelm Müller'in bir şiiri üzerine Brahms ın Zentralfriedhof-Viyana daki anıt mezarı Hastalıkları (Jasna Pucarin-Cvetkovi, 2011) Grip benzeri hastalık ve ilerleyici sarılık, lilo kaybı Olası pankreas kanseri ya da karaciğer kanseri Olası karaciğer sirozu Şiddetli horlama uyku apne sendromu Alkol bağımlılığı Disfazi İrritabilite, depresyon 42
Richard WAGNER dostu olan ressam, oyun yönetmeni ve yazar Ludwig Geyer ile evlendi ve aile Dresden e göçtü. Geyer, 1821 de öldü ve aile 1827 de yeniden Leipzig e döndü. Wagner, küçük yaştan itibaren tiyatroya ilgi duymaya başladı. Diğer kardeşleri de meslek olarak oyunculuk ve şarkıcılığı seçmişlerdi. İlk yaratıcı çalışması, 15 yaşında "Leubald and Adelaide" adlı opera metni idi. Weber in bir operasını ve Beethoven in bir senfonisini dinledikten sonra ise müzik tutkusu kendisini gösterdi. Leipzig Üniversitesi ne devam etmeye başlayan Wagner, ayrıca bir sinagogda koro şefi olan Christian Theodor Weinlig den 6 ay boyunca müzik dersi aldı, armoni ve kontrpuan öğrendi. 22 Mayıs 1813, Leipzig, Almanya 13 Şubat 1883, Venedik, İtalya. Müziğiyle birçok besteciyi etkilemiş olan Alman opera bestecisi, tiyatro direktörü, müzik teoricisi ve yazarı, şair, filozof. Geliştirdiği birleşik sanat eseri kavramı (Gesamtkunstwerk) ile müzik dünyasını etkiledi. Gerek müzik ve drama alanındaki yenilikleri, gerekse Yahudi karşıtı görüşleri nedeniyle 20.yy. in en çok tartışılan müzik adamlarından olmuştur. Yirmi yaşından sonra müziğe başlamıştır. «Cüceler Kralı Nibelung un Yüzüğü» adlı operalar dizisinde yer alan dört eseri, dört gün art arda oynanır. Wagner tüm operalarının librettolarını kendisi yazmıştır. Richard Wagner, polis memuru Friedrich Wilhelm Johanna Wagner çiftinin 9 çocuğundan en küçüğüdür. Henüz 6 aylıkken babasını kaybeden Richard Wagner in annesi Johanna, 9 ay sonra aile 1832 de belli başlı eserlerinden ilki olan "Do Major Senfoni" yi besteledi; eser, Leipzig ve Prag da seslendirildi ve ilgi gördü. 1833 ten itibaren çeşitli küçük tiyatro topluluklarında orkestra şefi olarak çalıştı. 43
1834 te "Die Feen (Periler" operasının müziğini ve metnini yazdı. Bu eser, o hayattayken hiç seslendirilmediyse de ikinci operası olan ve Shakespeare in "Kısasa Kısas" oyunundan hazırladığı «Das Liebesverbot» (Yasak Aşk) operası 1936 da Magdeburg ta sahnelendi. 1836 da şarkıcı Minna Planer ile evlendi. Eşini evlenmeye razı etmek için 2 yıl uğraştığı halde, bu evlilik kısa zaman sonra sadakatsızlık nedeni ile bir hayal kırıklığına dönecek yine de 1866 ya kadar sürecekti. Evlendiği yıl Konigsberg tiyatrosunda müzik direktörü olduysa da kısa bir süre sonra ayrılıp Riga da benzer bir göreve başladı. Burada özellikle Beethoven eserlerini yönetti ve Rienzi operasını bestelemeye başladı. 1842 de Dresden Tiyatrosu Rienzi yi sahnelemeye karar verince Paris ten ayrılıp Dresden e gitti. Eser, 6 saat süren çok uzun bir opera olmasına rağmen seyirciyi coşturmayı başarmıştı. Böylece Rienzi operası, Wagner in Almanya da adını duyurmasını sağlayan ilk eser oldu. 1843 de Uçan Hollandalı aynı kentte sahnelendi. Wagner, Dresden de krallık orkestrası şefliğini yaptı. Romantik operası Tannhäuser 1845 de Dresden de sahnelendiğinde geleneksel formların çok dışında bir eser olduğu için eleştirildi. Buna rağmen Franz Liszt, 3 yıl sonra Weimar da bu eseri sahneledi ve Wagner i her zaman destekledi. 1848 de tanışan Wagner ile Liszt, yaşamboyu dost oldular. Wagner, aynı yıl Löhengrin operasını tamamladıysa da sahneleme imkanı bulamadı. Yardımına yine Liszt koştu ve eseri 1850 de Weimar da sahneledi. Wagner in devrimci siyasi etkinliklerinden ötürü İsviçre ye sürgüne gitmesi üzerine kariyerinde yeni bir dönem başladı. Sürgün yaşamı 1862 ye kadar süren Wagner, İsviçre de "Der Ring der Nibelungen" (Nibelungen Yüzüğü) adı verilen opera dizisini yazdı.bu eser 4 ayrı operadan oluşmaktaydı. Eserin Nibelungen yüzüğü adını almasının sebebi ise, hikâyelerin birbirinin devamı olarak yazıldığı bu 4 ayrı operanın art arda sahnelenmesi fikri idi. 1839 da alacaklılarından kaçarak önce Londra ya gitti. Bir oyununun perdeye aktarılması sırasında yaşanan bir anlaşmazlık nedeni ile değerinin daha iyi anlaşılacağını düşündüğü Paris e gitti. Berlioz ve başka sanatçılarla tanıştı. Yoksulluk içinde geçen Paris günlerinde Rienzi yi tamamladı,»uçan Hollandalı» operasının taslaklarına başladı. Bu arada varlıklı ipek tüccarı Otto Wesendonck ve eşi Mathilde ile tanıştı. Otto Wesendock, Zürih yakınlarındaki villasının bahçesindeki küçük bir köşkü Wagner ile eşi Minna ya kiralayarak Richard Wagner ile eşi arasında doğan aşkın sürmesine farkında olmadan yardımcı oldu. Bu aşk, Wagner e yeni eserleri için ilham verdi. Wagner böylece, operalarının en uzunu ve en zoru olan "Tristan ve İsolde" i (1857-1859) yazdı. Eser, 1865 de Münih te Bavyera Kralı nın huzurunda sahnelendi. Wagner, tahta yeni çıkan Bavyera Kralı II. Ludwig tarafından davet edilince hemen Almanya ya gitmişti. 44
Söylentilere göre eşcinsel olan Kral, Wagner'e ve onun müziğine duyduğu büyük aşkını kanıtlamak adına binanın yapımına yardım teklifinde bulundu. Bu büyük aşktan haberdar olan Wagner bu yardımı kabul etti. Opera binası 1874 de Bayreuth ta birleşik sanat eseri (müzik, şiir, görsel sanatlar, dans gibi tüm sanatların operada harmanlanması) kavramına uygun olarak inşa edildi. Opera binasının inşa sürecinde Wagner kendi sanatının gereklerini göz önünde bulundurarak projenin büyük bölümüne çizimleri ile katkıda bulundu. 1876 daki ilk sanat festivalinde tamamı 18 saatlik bir eser olan Nibelungen yüzüğü sahnelendi. Kralın desteği ile ekonomik sıkıntıları sona erdikten sonra tek komik operası "Die Meistersinger von Nürnberg" Nürnberg'in Usta Şarkıcıları operasını yazıp besteledi ve bu eser de Münih te sahnelendi. Bu arada Bavyera Parlamentosu ülke parasının besteciye yedirildiği inancıyla sanatçıyı eleştirmekteydi. Öte yandan Franz Liszt in ünlü orkestra yöneticisi Hans von Bulow ile evli kızı Cosima ile yaşadığı aşk çevreden tepki toplamaktaydı. 1886 da eşinden ayrılan Wagner, 1870 te Franz Liszt in kızı Cosima ile evlendiğinde çiftin iki çocukları vardı. Wagner, orkestra eseri "Siegfried Idyyll"i 1870 de Cosima için besteledi. 1869-1870 yıllarında Yüzük operalarının ikisi Liszt tarafından sahnelendi. Bu sırada eserin tamamının sahneleneceği bir opera binası için kaynak bulma çabaları sürüyordu. Ümitsizliğe düştüğü anda Kral II. Ludwig'in desteği ile karşılaştı. 1877 de Parsifal operasını yazmaya başlayan Wagner, saf ırk konusundaki polemik yaratan yazılarını yayınlamayı sürdürdü. Parsifal, 1882 de Bayreuth ta sahnelendi. Wagner, 1883 kışını geçirmek için gittiği Venedik te kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Bayreuth taki villasının bahçesinde kendi adına hazırladığı mezarına gömüldü. 45
uyarılarına rağmen çalışmalarına ara vermedi. Başarı konusundaki aşırı hırsı Wagner i insanüstü bir gayretle çalışmaya zorluyor ve sağlığını ihmal etmesine neden oluyordu. Hastalıkları ve Ölümü Müzik tarihinde yeni bir çığır açan besteci, orkestra şefi, şair ve yazar Richard Wagner (1813 1883), klasik müzik dünyasında halen en çok övülen ve en çok eleştirilen isimlerin başında geliyor. Besteci, 13 Şubat 1883 tarihinde eşiyle kavga ettikten sonra kalp krizi geçirerek Venedik te yaşama veda etmişti. Yılancık hastalığı Çocukluk döneminde özellikle göz ve ağız çevresinde ağrılı, kırmızı lekeler oluşan Wagner, muhtemelen yılancık hastalığından muzdaripti. Birkaç yıl sonra kaybolan bu lekeler 1835 yılının Mart ayında yeniden ortaya çıkacak ve bestecinin hayatı boyunca en az 12 kez tekrar edecekti. Mide ve göğüs ağrıları Wagner 1839 da alacaklılarından kurtulmak ve ün kazanmak için gittiği Paris te önce soğuk algınlığına, sonra da neredeyse ölümcül sonuçlar doğuracak tifoya yakalandı. Otobiyografisinde yazdığına göre bu hastalığı zorlu bir mücadelenin ardından Homeopat Doktor Prutzer in sayesinde atlattı. 1843 yılında, ölümüne değin zaman zaman tekrar edecek olan şiddetli mide ağrıları başladı. Birkaç yıl sonra da aşırı yorgunluk, kabızlık ve hemoroit şikâyetleri baş gösterdi. Tedavi için zaman zaman kaplıcalara gidiyor ve çok sevdiği köpeği ile uzun doğa yürüyüşlerine çıkıyordu. Doktorların tüm Etkin bir rol oynadığı 1849 Dresden Ayaklanması nın bastırılması ve hakkında tutuklama emri çıkarılması üzerine Wagner İsviçre ye kaçtı. BU dönemde toplumsal ve sanatsal devrim üzerine kitaplar yazmaya yönelerek Sanat ve Devrim, Geleceğin Sanat Yapıtı, Opera ve Dram adlı çalışmalarını yayımladı. 1853 yılında kariyerinde istediği gibi ilerleyemediği saplantısına kapılarak depresyona girdi. Bir süre yeni besteler üretmekte zorlandı. Ülkesinden uzakta ve büyük bir maddi sıkıntı içinde olduğu bu dönemde yakın dostu Franz Liszt e yazdığı 15 Ocak 1854 tarihli mektuptan, bu dönemde intiharı bile düşünecek kadar büyük bir hayal kırıklığı içinde olduğunu öğreniyoruz. 1858 sonbaharında Wagner in mide ağrıları yeniden başladı. Ertesi yıl beyin hummasına yakalandıysa da bu hastalığın bestecinin sağlığı üzerinde kalıcı bir etkisi olmadı. 1864 yılı Wagner in kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Besteci tahta yeni çıkan Bavyera Kralı II. Ludwig in (1845 1886) desteği ile tüm borçlarını kapattığı gibi Kralın yaklaşık yirmi yıl devam edecek himayesinin henüz ikinci yılında Tristan ve İsolde operasını bitirdi. Aynı yıllarda Franz Liszt in kızı ve orkestra şefi Hans von Bülow un eşi Cosima Bülow la yaşadığı evlilik dışı ilişki, çevresinde tepkiyle karşılandı. (Wagner ile Cosima 1870 yılında evlendiler.) 1866 da mide sorunları yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine aralarında Josef Standhartner in de bulunduğu birçok doktora muayene oldu. Doktorlar besteciye sıkı bir diyete başlayarak alkolden uzak durmasını ve entelektüel heveslerden mümkün olduğunca sakınmasını önerdilerse de Wagner bu son öneriye kulak asmadı. 1872 de göğüs ağrılarına kalp çarpıntıları da eşlik etmeye başladı. Ne var ki Wagner in ergenlik yıllarından beri çektiği mide rahatsızlığı, bestecinin başvurduğu doktorları da yanıltmış ve kalp hastalığı belirtilerini sindirim sistemiyle ilişkilendirmelerine yol açarak tedaviyi bir hayli geciktirmişti. Bu yıllarda bestecinin zihnini, sağlık sorunlarından çok Beyrut ta kurmayı hayal 46
ettiği Festival Tiyatrosu meşgul ediyordu. Binanın inşası Wagner in sadık hayranı II. Ludwig in desteğiyle beş yılda tamamlanacak ve 13 Ağustos 1876 gecesi bestecinin dört dev operasından oluşan Nibelung ların Yüzüğü temsili ile resmen açılacaktı. olacak Parsifal i tamamladı. 14 Eylül 1882 tarihinde kışı geçirmek için ailesiyle birlikte Venedik teki Palazzo Vendramin e doğru hareket etti. Uzun süreden beri ilk kez opera dışında yeni eserler vermeyi planlıyordu. Son sözü: Saatim!.. 13 Şubat 1883 sabahını endişeli bir halde karşılayan Wagner, hizmetçisi Georg a Bugün kendime dikkat etmeliyim, dedi. Fakat bu uyarısına kulak asmayarak Cosima yla kavga etti. Kavganın nedeni Parsifal in hazırlık süreci sırasında adının aşk söylentilerine karıştığı genç soprano Carrie Pringle dı. Kavganın yatışmasının ardından Wagner çalışma odasına geçerek birkaç gün önce yazmaya başladığı bir makale üzerinde çalışmaya koyuldu. Öğle yemeği için de sofraya inmedi. Son yılları Wagner son yıllarını sağlık sorunlarıyla mücadele ederek geçirdi. 1877 yazında sinirsel yorgunluk, bağırsak tembelliği, karında şişlik şikâyetleri nedeniyle kaplıcaya tedaviye gitti. Aynı yıl miyopi teşhisi kondu ve gözlük takması önerildi. Bu dönemde baş ağrıları, uykusuzluk gibi şikâyetleri de artmış, uzun süre çalışmakta zorlanır olmuştu. İki yıl sonra kısa süreli baygınlıklar geçirmeye başladı. 1880 yılının Ocak ayında yüzündeki kırmızı lekeler 20 yıl aradan sonra tekrar nüksetti. Nisan ve Haziran aylarında bu durum birkaç kez daha tekrar etti. 1881 yılıyla birlikte sağlığı ciddi biçimde bozulmaya başladıysa da Wagner çalışmalarına ara vermeden devam ediyordu. Bayreuth gazeteleri için Din ve Sanat (1880), Kahramanlık ve Hristiyanlık (1881) gibi makalelerini yazdı. Şiddetlenen göğüs ağrılarına rağmen son operası Öğleden sonra saat 14.00 sularında Wagner in inilti seslerini duyan hizmetçisi içeri girdiğinde onu göğüs ağrıları içinde, masasının üzerine kapanmış halde buldu. Wagner, hizmetçiden eşine ve doktora haber vermesini istedi. Vakit kaybetmeden odaya gelen Cosima, hizmetçi Georg un da yardımcıyla Wagner i bitişik odadaki bir koltuğa taşıdı. Bu esnada bestecinin cebinden Cosima nın hediye ettiği saati düştü. Bunu fark eden Wagner nefes almakta güçlük çekmesine rağmen son bir gayretle Saatim!.. dedi. Bu onun son sözü olacaktı. Cosima önceki ataklarda yaptığı gibi bir süre eşinin göğsünü ovdu. Az sonra eve gelen Dr. Friedrich Keppler ise son bir umutla Wagner in vücuduna içeriği bugün bilinmeyen bir sıvı enjekte ederek vücuduna masaj yapmaya başladı, ancak tüm çabalara rağmen sonuç alamadı. Richard Wagner ölmüştü. Ertesi gün Dr. Keppler ve Prof. Hofmann tahnit işlemlerini gerçekleştirdiler. Bu işlemler yapılırken Wagner in kalp krizinden öldüğü bilgisi de kesinleşmiş oldu. Bestecinin naaşı 16 Şubat ta Viyana dan özel olarak getirtilen bir bronz tabutun içine kondu. Yakın dostu ve meseni Bavyera Kralı II. Ludwig in naaşın Venedik te herhangi bir tören düzenlenmeden, derhal Almanya ya gönderilmesi için belirttiği ısrarı üzerine gondolla tren istasyonuna, buradan da Beyrut a getirildi. Wagner in cenazesi vasiyetine uyularak Beyrut taki Wahnfried ( Yanılsamadan Kurtuluş ) adını verdiği 47
evinin arka bahçesine, çok sevdiği köpeği Russ un mezarının yakınına defnedildi. Yakın dostu ve kayınpederi Franz Liszt, Wagner in ardından, bestecinin onun en çok sevdiği eseri olan Orpheus senfonik şiirinden alıntılarla örülü Am Grabe Richard Wagners başlıklı bir eser yazdı. Cosima Wagner eşinin ölümünden sonra Bayreuth Müzik Festivalini devam ettirdi. Sonraki yıllarda bu geleneği çocukları ve torunları üstlenerek festivalin I. ve II. Dünya Savaşlarının neden olduğu kesintiler dışında her yıl gerçekleşmesini sağladılar. 48
Jacques OFFENBACH 20 Haziran 1819 Köln, Almanya- 5 Ekim 1880 Paris Asıl adı Jacob Levy Eberst dir. Alman asıllı, Fransız müzisyen, opera ve operet bestecisi, viyolonsel virtüözü, tiyatro idarecisi, orkestra şefi. Opera Comique (Opera Komik) türünde eserler vermiştir. Alfred de Musset 'nin de "Şamdancı Oyunu" için viyolonsel eşlikli düetler bestelemiştir. Daha sonra operetler bestelemeye başlamıştır. Canlı, coşkulu, şakacı müziğiyle kendine özgü bir operet türü olan Fransız Opereti ni yaratmıştır. Şarkıları ve dansları (Can-Can Dansı), döneminde Paris yaşamının simgesi haline gelmiştir. En bilinen operalarından biri "Hoffmann'ın masalları"'dır. Çok renkli, eğlenceli, fantastik unsurlar barındıran bir operettır. Operalarında daha çok duygularına yer verir. 5 Ekim 1880 de Paris te ölmüştür. 49
Camille SAINT SAENS 1853-1877 yılları arasında orgcu olarak görev yapmıştır. 1861-65 arasında ders vermiş, 1871'de Société Nationale de Musique'in kurucu üyelerinden biri olmuştur. Bir dizi senfonik şiirin ardından kendisine büyük ün sağlayan 5 piyano konçertosu yazmıştır. 1868'de tamamladığı ilk operası Samson ile Delilah, İngiltere'ye ilk gidişinde, Franz Liszt'in organizasyonu ile sahnelenmiştir. Bundan sonra Saint-Saëns ömrü boyunca Lizst'e minnettarlık duymuş, en iyi eserlerinden biri olan 3.Senfonisi'ni Lizst'e ithaf etmiştir. 1 902'de VII. Edward'ın taç giyme töreni için bir marş yazmıştır. Seyahati seven bir kişiliktir ve Cezayir'in kültüründen çok etkilenmiştir. Son dönem eserleri bu kültürden izler taşır. 9 Ekim 1835 Paris, Fransa 16 Aralık 1921, Cezayir. Fransız besteci, orkestra şefi, orgcu ve piyanisttir. En bilinen eserleri Hayvanlar Karnavalı, Introduction and Rondo Capriccioso, Dans Makaber dir. Hayvanlar Karnavalı ve benzeri eserleri nedeniyle günümüzde çocukların da dinlemekten en çok hoşlandıkları bestecidir. Fransa nın en sağlıklı yaşlılarından biri olarak, seksen yaşından sonra kendi orkestra eserlerini yönetmek üzere turnelere çıkmıştır. Piyano Konçertoları, 3. Senfonisi ve Samson ile Dalilah isimli eserleri ile tanınan Fransız bestecinin, çok küçük yaşta yeteneği kendini belli etmiştir. 1846'da Paris'te resital vermiş, 1848'de Paris Konservatuarı'na kabul edilmiştir. Burada Benoist'le org, Halevy ile kompozisyon çalışmıştır. 50
Sergei Vasilievich RACHMANİNOFF babası ayrılan Rahmaninov, bu olaya tepkisini okuldaki tüm derslerinden kalarak göstermiştir. Bunun üzerine Moskova ya gönderilen ve sert bir öğretmen olan Nikolay Zverev in evine yerleştirilen Rahmaninov, bu evde diğer öğrenciler ile birlikte yoğun bir tempoda çalışmıştır. Burada Zverev İn müzisyen arkadaşları ile tanışma fırsatı bulmuştur. Yine burada Çaykovski ile tanışması ve öğütler alması ona yeni ufuklar açmıştır. 1 Nisan 1873, Semionova, Rusya 28 Mart 1943 Beverley Hills, California, ABD. Tatar Kökenli Rus besteci, orkestra şefi, piyanist. XX.yy ın en büyük piyanist ve bestecilerinden biridir. Rus romantizminin son büyük bestecisi ünvanını taşır. Bolşevik Devrimi nden sonra ABD ye yerleşmiş ve ABD vatandaşı olmuştur. Rusya Nın kuzeybatısında Novgorod şehri yakınlarındaki Semyonova daki Tatar kökenli aristokrat bir ailenin beşinci çocuğu olarak 1 Nisan 1873'de doğmuştur. Ordudan emekli bir subay olan babası ve bir generalin kızı olan annesi amatör olarak müzikle uğraşmışlardır. Oğullarını da bu yönde yetiştirmişlerdir. Rahmaninov ailesinin maddi durumundaki kötüleşme, St. Petersburg a yerleşmelerini gerektirmiştir. Bu nedenle Sergei Rahmaninov konservatuara bu şehirde devam etmiştir. Ancak St. Petersburg'daki difteri salgınında kızkardeşi Sofiya nın ölmesinden sonra anne ve Aşırı disiplinden hoşlanmadığı için Zverev ile geçinemeyen Rahmaninov, beste yapabilmek için kendisine özel bir oda istediği için evden kovulmuştur. Sonrasında Moskova yakınlarındaki bir akrabasının yanına taşınarak daha rahat bir ortama kavuşan Rahmaninof, çalışmalarına Liszt in öğrencilerinden olan kuzeni Siloti ile burada devam etmiştir. Rahmaninov, 19 yaşında iken yazdığı Do diyez minör prelüd ile dikkatleri üstüne çekmiştir. Bu eser, piyano edebiyatının en çok çalınan eserlerinden birisi olarak anılmaktadır. 51
Mezuniyet projesi olarak Puşkin in Çingeneler Şiiri üzerine bestelediği tek sahnelik operası olan Aleko 'yu yazan Rachmaninov, böylece büyük altın madalyayı kazanarak okuldan mezun olduğu gibi yayıncı Gutheil ile de bir sözleşme yapmıştır. sırasında 12 Şarkı yı bestelemiştir. Rusya ya döndükten sonra ardı ardına eserler bestelemiş ve eserleri 1904 te şef olarak çalışmaya başladığı Bolşoy Tiyatrosu nda seslendirilmiştir. 1903'te büyük kızı Irina, 1907'de küçük kızı Tatyana dünyaya gelmiştir. Rahmaninov, Bolşoy Balesi'nde orkestra şefliği yapmakta iken 1905 Devrimi (Ekim Devrimi) gerçekleşmiştir. Ülkenin siyasi koşullarının özgürce beste yapmasını önlediğini hissedince 1906 yılının Kasım ayında ikinci vatanı kabul ettiği Dresden e giden sanatçı, Mi Minör İkinci Senfoni (1907), Birinci Piyano Sonatı, Re Minör Üçüncü Piyano Konçertosu (1909), Ölüler Adası adlı senfonik şiirini (1909) ve eserlerini bu dönemde bestelemiştir. Mezuniyet sonrasında iki yıl öğretmenlik yaparak geçimini sağlamıştır. Bu arada çeşitli eserler besteleyen sanatçının bu dönemde yazdığı Do-diyez Majör Prelüd daha sonra dünyanın en bilinen piyano parçalarından birisi olmuştur. İlk önemli eseri 1895-1896 yıllarında yazdığı Re Majör 1. Senfoni dir. İlk bestelerine yönelik eleştirilerle bağlantılı olarak sıkıntılı ve zorlu bir süreç yaşayan sanatçı bu süre zarfında geçici bir süre için zengin bir işadamının özel operasında yardımcı şef olarak orkestra şefliği yapmıştır. 1900 de Dr. Nikolai Dahladlı hipnozcudan 3 ay boyunca terapi gördükten sonra yeniden besteciliğe dönmüş ve İkinci Piyano Konçertosunu yazmıştır. Rahmaninov, doktoruna ithaf ettiği bu eseri Moskova Filarmonisi nin konserinde çalarak besteci-yorumcu kimliğini tanıtmıştır. 1902 de kuzeni Natalia Satina ile evlenen Rahmaninov, İsviçre de geçirdikleri balayı Rahmaninov, 1909 da yeni eseri 3. Piyano Konçertosu ve diğer eserlerini seslendirmek üzere Gustav Mahler ve Walter Damroch ile ABD ye gitmiştir. ABD turnesi için özel olarak bestelediği 3. Piyano Konçertosu nu New York Senfoni Orkestrası eşliğinde başarıyla icra eden sanatçı, Boston Senfoni Orkestrası ndan sürekli şef 52
olma önerisi almış, fakat Rusya'da getirildiği yeni görevden ötürü bu öneriyi kabul edemeyerek 1910 yılının Şubat ayında Rusya ya dönmüştür. Rachmaninov, Rusya'da Moskova ve St. Petersburg konservatuarları da dahil olmak üzere ülkedeki tüm müzik okullarını yöneten Rus Kraliyet Müzik Topluluğu'nun başkanı olarak görevlendirilmiştir. Küçük yöresel okulları geliştirmeye odaklanan sanatçı, Kiev'de önemli bir okul kurmuştur. Bunun yanı sıra Moskova Filarmoni Orkestrasını'da yönetmiş ve beste yapmayı sürdürmüştür. ABD Yılları 1917 deki Bolşevik Devrimi nden 2 ay sonra, Rahmaninov'un müziği "burjuva tarzında müzik" olarak nitelenip aşağılanmış ve bu nedenle sanatçı İskandinavya'daki bir konser turnesine çıkarak Rusya yı terk etmiştir. Ailesini de yanına getirtmiş ve ülkesine dönmemiştir. Aşk ilişkileri Rusya da müzik alanındaki zıtlaşmada hayranlık duyduğu Çaykovski nin yanında yer alan Rahmaninov, artık beste çalışmalarında insan sesine ağırlık vermeye başlamıştır. Özel yaşamında ise şair Marietta Shaginyan ve şarkıcı Nina Koshetz ile ilişkiler olmuştur. Marietta Shaginyan tarafından kendisine bestelemesi için liberettolar yazılan Rahmaninovun Nina Koshetz ile birlikteliği evliliğini tehdit etmiş fakat bazı eserlerine de ilham vermiştir. Bir süre İsveç ve Norveç te konser piyanisti olarak yaşadıktan sonra Kasım 1918'de ABD ye gitmiş, eşiyle birlikte 1 Şubat 1943'te bu ülkenin vatandaşlığına geçmiştir. ABD'de özgün yapıtlar üretemeyen Rahmaninov, eski yapıtlarını gözden geçirip yeniden yazmış ve kariyerine bir konser piyanisti olarak devam etmiştir. ABD'de kendisine ün getiren konser dizilerine başlamış ve albümler çıkartmıştır. Amerika, Avrupa, Kanada ve Küba da konserler vermiş ve kısa zamanda maddi servetini arttırmıştır. Kızları için Paris te bir yayınevi kuran sanatçı, yazlarını da yine Paris'te geçirmiştir. 1931 yılında Rus göçmenlerle birlikte Paris'te bir müzik okulu açılmasına katkıda bulunan Rahmaninov'un adı daha 53
sonra bu okula verilmiştir (Rahmaninov Konservatuarı). Konser piyanistliği kendisine beste yapacak zaman bırakmadığından neredeyse 10 yıl boyunca hiçbir şey besteleyememiştir. 1918-1943 arasında sadece 6 yeni eser tamamlayabilen sanatçı bunu, İsviçre'de Lucerne gölü kıyısında yaptırdığı ve ona Rusya'daki evini hatırlatan evinde geçirdiği zamana borçludur. Son Yılları Rahmaninov'un borsada tüm varlığını yitirmesi ve 1939 da II. Dünya Savaşı'nın çıkması Avrupa turnelerinin iptal edilmesine neden olmuştur. Bu süre esnasında sağlığı bozulan Rahmaninov a kanser teşhisi konulmasına rağmen sanatçı, beste yapmaya ve orkestra yönetmeye devam etmiştir. En son büyük eseri olarak Senfonik Danslar'ı bestelemiştir. 28 Mart 1943 te Kaliforniya, Beverly Hills'te kanser nedeniyle hayatını kaybetmiştir. 1926 da Dresden de geçirdiği bir tatil sırasında 4. Piyano Konçertosu nu yazmıştır. 1934 yılında bestelediği Paganini nin Bir Teması Üzerine Rapsodi, en çok çalınan eserlerinden biri olmuştur.1936'da yazdığı La Minör Üçüncü Senfonisi yurdun, ayrılığın hüznünü taşıyan eserlerinden birisidir. Eserleri Rahmaninov, 4 piyano konçertosu ile 3 senfoni yazmıştır. Diğer senfonik eserleri arasında Ölüler Adası adlı senfonik şiiri, Senfonik Danslar adlı yapıtı sayılabilir. Paganini nin Bir Teması üzerine Rapsodi, piyano ve orkestra için yazılmış bir eserdir. Aynı yıllarda, Bolşeviklerce, rejime yaptığı eleştirilerden ötürü Rahmaninov un eserlerinin Rusya da çalınması yasaklanmıştır. Solo piyano için 24 prelüd ve 2 sonatın yanı sıra, 6 Müzikal An, Chopin in Bir Teması Üzerine Varyasyonlar, Corelli nin Bir Teması Üzerine Varyasyonlar adlı yapıtları bestelemiştir. 2 piyano için ve dört el için eserler de veren sanatçı, Birinci Senfoni sini dört-el piyanoya uyarlamıştır. 2 önemli akapella eser vermiş, 3 opera yazmıştır. 1907 de başladığı dördüncü operası yarım kalan sanatçının 54
bu eseri Igor Buketoff tarafından tamamlanıp 1894 te sahnelenmiştir. Oda müziği için iki piyano triosu ve bir çello sonata yazdı. Tolstoy, Puşkin, Goethe, Hugo gibi yazarların metinleri üzerine şarkılar bestelemiştir. Adolf Hitlerin bulunan müzik koleksiyonunda Sergei nin besteleri de vardı. 55
Guiseppe VERDI Kilise orgcusundan ilk müzik derslerini aldı. Geçmişinde hiç müzisyen olmayan ailesi, oğullarının müzik eğitimi için büyük çaba harcadı, ona eski bir piyano aldıkları gibi yakındaki Busetto kasabasına göndererek oradaki sanatsal ortamdan yararlanmasını da sağladılar. Busetto da aile dostu bir tüccar olan Antonio Barezzi'nin evinde kalarak Latince ve müzik dersleri alan Verdi, İtalya da Busetto'lu Kuğu olarak da bilinir. Milano Konservatuvarı na girmek isteyen Verdi, piyano tekniği zayıf olduğu için konservatuvar sınavlarını kazanamadı. Ancak La Scala Tiyatrosu nun şefi Vincente Lavigna'dan 2 yıl boyunca özel ders alma fırsatı buldu. Masraflarını Barezzi nin karşıladığı bu özel dersler sayesinde opera müziği hakkında bilgisini arttırdı. 10 Ekim 1813, La Roncole, İtalya 27 Ocak 1901, Milano, İtalya 10 Ekim 1813, La Roncole, İtalya 27 Ocak 1901, Milano, İtalya. XIX. yy İtalyan Operası Ekolünden gelen en ünlü İtalyan besteci. Tüm dünyada eserleri en çok sahnelenen opera bestecilerinden birisidir. İtalyan operasını kimsenin ulaşamadığı bir doruğa yükseltmiştir. Kaydı yapılmamış hemen hiçbir operası kalmamış gibidir. Verdi nin operaları genellikle üç dönemde incelenir: İlk grup, Il Travatore ve La Traviata ile doruğa tırmanmış, ikinci grup Aida nın, üçüncü grup ise Othello ile Falstaff ın başarısını taşımıştır. Falstaff operası Shakespeare in Bütün dünya bir sahnedir, sözleriyle biter. Hancılık yapan yoksul bir ailenin ikinci çocuğu olarak 10 Ekim 1813^ te, Kuzey İtalya daki La Roncole Köyü'nde, günümüzde müze olarak kullanılan evde doğdu. Verdi, Busetto ya döndüğünde şehir orkestrasının şefliğini yürütmeye başladı; Barezzi nin kızı ile evlendi, art arda bir kızı, bir oğlu oldu. 1838 de ilk bestesi yayınlandı, orkestra şefliği görevinden ayrılarak Milano ya yerleşti; Avrupa nın önde gelen müzik editörlerinden Giovanni Ricordi, eserlerinin telif haklarını satın aldı ve bu iş ilişkisi 56
ölümüne kadar sürdü. 1838 de yazdığı Oberto adlı ilk operası Milano'da dönemin ünlü sanatçıları tarafından başarıyla temsil edildi. Aynı yıl iki çocuğunu ve karısını 2 ay gibi kısa bir sürede hastalıklar nedeniyle ardı ardına yitiren Verdi; yaptığı bir sözleşme gereği bir komik opera bestelemek zorunda olduğundan ilk komik operası Bir günlük Kral ı yazdı. Bu eser, La Scala da başarısız olunca yaşadığı ruhsal bunalım üzerine Busetto dan ayrılarak Milano ya yerleşti ve artık beste yapmamaya karar verdi. İtalyan besteci ve liberetto yazarı Temistocle Solera nın yazdığı liberetto yu okuyunca fikrini değiştirdi. Nabucco dan sonra peşpeşe Lombardi, Ernani, I due Foscari operalarını yazan Verdi, büyük üne kavuştu. Nabucco ve Lombardi nin koro bölümleri sokaktaki halkın ve İtalyan vatanseverlerin dilinden düşmüyordu. Yahudilerin Babil den sürgün edilmelerini konu alan Nabucco adlı eseri bestelemeyi 1841 de tamamladı. Nabucco, Verdi ye ilk büyük başarısını getirdi. Nabucco operasının La Scala da sahnelendiği 1842 yılında Abigaille rolündeki soprano Giuseppina Strepponi ile tanışan Verdi, 55 yıl süren yeni bir işbirliğine başladı. Ancak 1859 da evlenebildiği Giuseppina ile geçirdiği yıllar onun en verimli dönemi oldu. Evlilikleri, eşinin 1897 de ölümüne kadar sürdü. Ernani operası, ise ona İtalya dışında da ün kazandırdı. Ernani, Victor Hugo nun Hernani oyunundan operaya aktarılmıştı. Opera eserlerinin müzikal yönüne ağırlık veren, dramatik yönünü pek önemsemeyen İtalyan opera geleneğine bir yenilik getirerek, oyunun daramatik yönüne ağırlık verdiği bu eserin başarısı üzerine ardı ardına opera siparişleri almaya başladı. I due Foscari eserinde ise ilk defa karakterleri temsil eden ve duyulduklarında onları hatırlatan temalar kullanmaya başladı. Bir anlaşmazlık nedeniyle operalarını Milano da sahnelemekten vazgeçince Alzira, Atilla, Macbeth diğer İtalyan şehirlerinde; I Masnadieri Londra da sahnelendi. Konusu Voltaire nin aynı adlı eserinden alınan Alzira operası, Verdi nin bile hiç sevmediği, gerçekten korkunç olarak nitelediği tek operası olarak ün yapmıştır. 57
Atilla Operası, Verdi nin Solera ile yaptığı işbirliğinin son ürünüdür ve çok başarılı bir operadır. eser, birkaç yıl sonra bestelenecek La Traviata ile birlikte Gerçekçilik akımının öncüsü olmuştur. Macbeth operasının librettosunu Shakespeare hayranı olan Verdi düzyazı olarak kendisi yazmış ve şiire dönüştürülmesini Piave den istemişti. Başrolü bir tenora değil, baritona vermek; kötü karakterli kişileri eserin kahramanı yapmak; eserde tek bir aşk öyküsünü değil, yükselme hırsı, vicdan huzursuzluğu gibi konuları işlemek bu eserde getirdiği yeniliklerdir. 1848 de Milano nun Avusturyalılar tarafından fethedilmesi üzerine Verdi, II. Corsaro (Korsan), La Battaglia (Legnano Savaşı) ve Luisa Miller operalarını yazdı. II. Corsaro, bir borcunu ödemek üzere alelacele yazdığı, kötü bir eserdi. La Battaglia di Legnano, milliyetçi cümleler ve sahnelerle dolu bir eserdir. Luisa Miller in konusu Friedrich Schiller in Hile ve Aşk adlı eserinden alınmıştır. İlk defa soyluları değil, halktan insanların canlandırıldığı bu opera eserde orkestra yalnızca esere eşlik eden bir araç olmaktan çıkmış, güçlü bir anlatım aracı haline gelmişti. Bu 1851 de Verdi nin en iyi eserim dediği Rigoletto Venedik te, 1853 de, II. Trovatore Roma da büyük 58
başarı kazandı. Rigoletto, konusunu Victor Hugo nun Kral Eğleniyor adlı eserinden almıştı. Il Trovatore, konusu karışık ve anlaşılması güç bir operadır. Şarkıcıların doğal ses olanaklarına göre beste yaratmak yerine, onları seslerini geliştirmeye yöneltecek nitelikte bir eserdir. Aynı yıl (1853), en popüler eseri olan La Traviata, Venedik te sergilendi. İlk sahnelenişi fiyasko ile sonuçlansa da zamanla en sevilen eserlerinden biri oldu. Verdi nin Alexandre Dumas ın Kamelyalı Kadın romanından esinlenerek yazdığı La Traviata, edebiyata dayalı operanın en tanınmış örneklerindendir; Carmen ile gerçekçilik okulunun öncülerinden biridir. Parlementer olarak yaptığı ilk katkı, İtalya nın müzikal kurumlarının koordine edilmesi ve devletle olan ilişkilerinin saptanması konusunda önerilerdi. 1865 de parlamentodan çekildi. 1862'de Kaderin gücü (La Forza del Destino) operasını St. Petersburg'da sahneledi. 5 yıl opera yazmaya ara verdikten sonra, 1867'de Don Carlos operasını yazdı. Aida Operası Mısır Hidivi nin siparişi üzerine bestelediği Aida operası, Kahire deki İtalyan Opera Binası nın açılışında sahnelendi. Bu dönemde bestelediği diğer ünlü operaları şunlardır: Sicilya Vesperler Gecesi Katliamı (I Vespri siciliani), Aroldo, Simon Boccanegra, ve Maskeli Balo (Un Ballo in Maschera), Verdi, 1859'da Parma Meclisi ne Busetto temsilcisi olarak girdi. 1861 de ise İtalyan Parlamentosu na seçildi. Aida, Mısır ile Habeşistan arasında yüzyıllar boyunca sürüp giden çatışmalardan M.Ö. 10. yüzyılda yer alanı sırasında geçen olaylar üzerine kurulmuş bir aşk, baba sevgisi ve vatan sevgisi arasındaki bocalamayı işliyordu. Avrupa prömiyeri 1872'de La Scala'da gerçekleşti. O kadar beğenildi ki besteci tam 32 kez sahneye çağrıldı. Eser, Verdi nin en güzel operası olarak kabul edildi. 59
Otello Operası 15 yıl opera yazmayan Verdi, herkesin besteciliğe veda ettiğini düşündüğü sırada, 1887 de Otello operası ile müzikseverlerin karşısına çıktı. Otello, Verdi'nin ses ve orkestra arasındaki dengeyi bulduğu en olgun eseridir. İtalyan operasınının bir "aryalar dizisi" olmaktan kurtulmasını sağlayan eserdir. 6 yıl sonra, 77 yaşındayken 1893'te ikinci komik operası ve son eseri olan Falstaff'ı besteledi ve büyük başarı kazandı. Eserin ilk gösterimi Roma'da gerçekleşti; Verdi'ye Roma şehrinin onur hemşehrisi unvanı verildi. Verdi, vasiyetinde sadece 20 kişinin ve küçük bir askeri birliğin katıldığı sessiz ve müziksiz bir cenaze töreni istemişti. İsteğine uygun bir cenaze töreni yapıldı. Ancak bir ay sonra eşi Giuseppina nın ve kendisinin tabutları Milan daki bir mezarlıkta bulunan geçici mekânlarından alınarak Casa di Riposo ya büyük bir törenle nakledildi. İtakyan Kraliyet ailesi üyeleri, milletvekilleri, diplomatların da katıldığı bu törende binlerce kişi Nabucco operasındaki ünlü ilahiyi görülmemiş bir koro halinde söyledi. Falsaff ı besteledikten sonra yalnızlığa çekilerek 11 yılını herkesten uzakta geçirdi. 1895'de yaşlı müzisyenler için bir barınak olarak tasarladığı Casa di Riposo'yu inşa ettirmeye başladı; yapı 1899'da tamamlandı. 21 Ocak 1901'da Milano da hayatını kaybetti. Eserleri Hakkında Verdi, eserleriyle tiyatroyu geniş halk kitlelerine tanıtmış bir sanatçıydı. Bu başarısının arkasında tiyatronun olanaklarını çok iyi bilmesi ve onun gereksinimlerini karşılayacak tarzda eserler vermesi yatar. 60
Operalarına konu bulmada çok titiz davranmış ve halkın hoşlanacağı türden güncel konuları ele almıştır. La Travaita operasında ilk defa toplum psikolojisiyle ilgili güncel bir konuyu işleyerek opera tarihçilerine göre o güne kadar kimsenin cesaret edemediği bir uygulamanın öncüsü oldu. Verdi, bir yandan operaya İtalyan halk sanatının ezgilerini getirirken bir yandan da halkın sokaklarda söyleyebileceği yeni ezgiler yarattı. Bu nedenle eserleri hem sahnede, hem de sokaklarda söylenen bir sanatçı oldu ve müziği yeniden halkın hizmetine sunmayı başardı. Milano Avusturya işgalinde olduğu ve Vittorio Emanuele İtalyan birliğini sağlamaya çalıştığı dönemde milliyetçiler, o sırada Verdi operalarının çok popüler olmasından da esinlenerek Viva Verdi (Çok Yaşa V.E.R.D.İ) ifadesini seferberlik için bir kod adı olarak kullanmışlardı. Böylece Verdi adı, İtalyan milliyetçiliği ile özdeşleşti. Ayrıca Verdi'nin dünyaca diğer operalardan en üstün olduğu yapıtı Don Carlos tur. Verdi ve İtalyan Milliyetçiliği Verdi, İtalyan milliyetçiliğinin de önemli adlarından biridir. Nabucco operasındaki Va Pensiero adlı ilahinin İtalyan milli marşı olması sıklıkla gündeme gelmiştir. Verdinin adının Vittorio Emanuele Re D Italia (İtalyan Kralı Vittorio Emanuele) ifadesinin ilk harflerinden oluşması da ilgi çekicidir. 61
Nabucco emprezaryo Merelli işte bu sıralarda cebine Solera nın metnini bırakmış, mısraların güzelliği, konunun anlamı besteciyi çalışmaya yöneltmiş, kararını değiştirerek müziklendirmeye başlamıştır. Nabucco adlı operanın doğumu ve ilk temsili Merelli yi haklı çıkarmıştır. Eser ve özellikle üçüncü perdedeki esirler korosu o çağların Avusturya yönetiminde bulunan İtalyan ülkelerinin özgürlük şarkısı olmuştur. Nabucco, Verdi nin özel hayatında da devrim yapmış, Abigaile rolünü oynayan soprano Giuseppina Strepponi ile evlenmiştir. Opera ilk temsilden 104 yıl sonra İtalyan ulusu için ikinci defa özgürlük sembolü olmuştur. İkinci Dünya Savaşında bazı bölümleri yılan La Scala nın onarılması bitmiş, İtalya da Cumhuriyet ilan edilmişti. Sahnenin tekrar açılacağı ilk gece için Nabucco nun temsili kararlaştırılmış, İtalyan ulusu Esirlerin Korosunda yeniden özgürlüğün şarkısını bulmuştur. BİRİNCİ PERDE Kudüs te Salomos tapınağı. İlk oynanış; 9 Mart 1842, Milano Başlıca Kişiler; Zaccaria, Başrahip (Bas) Ismaele, Kudüs Kralı Sedecias ın yeğeni (Tenor) Fenena, Nabucco nun kızı (Soprano) Abigaile, Nabucco nun tutsak kızı (Mezzosoprano) Nabucco, Babil Kralı (Bariton) Abdallo, Nabucco nun muhafız subayı (Tenor) Rachel, Zaccaria nın kız kardeşi (Soprano) Konunun geçtiği çağ ve yer; M.Ö. 568 yıllarında Kudüs ve Babil 1840 yılında ilk eşi Margherita Barezzi ve iki çocuğunun kısa aralıklarla ölümü genç Verdi üzerinde derin etkiler bırakmış, morali bozulmuş ve beste yapmamaya karar vermişti. Bu kararında «Un giorno di Regno» adlı eserinin başarısızlığı da rol oynamış, sanatçı Milano da başıboş gezmeye, acılarını unutmak için çareler aramaya koyulmuştur. Verdi nin gelişmekte olan dehasına inanan Babil Kralı Nabucco, Yahudi ordusunu yenmiş, askerleriyle şehrin dolaylarına dayanmıştır. Yenilenler tapınağa toplanarak kendilerini kurtaracak tanrısal bir yardım için dua etmektedirler. Başrahip Zaccaria onları avutur, Nabucco nun kızı Fenena ellerinde bulunduğu için kurtuluş umudu olduğunu söyleyerek Kral Yuda nın yeğeni Ismaele yi güzel Fenena nın korunmasıyla görevlendirir. İki genç tapınakta yalnız kalmışlardır. Aralarındaki düetten Ismaele nin yıllar önce Babil e elçi olarak gönderildiği, Nabucco tarafından hapsedildiği, Fenena nın hayatını tehlikeye atarak delikanlıyı kurtardığı, her ikisinin de birbirlerini çılgınca sevdiği anlaşılır. Nabucco nun büyük kızı Abigaile de delikanlıya âşıktır. Kız, Yahudi askerleri kılığındaki adamlarıyla tapınağa girer. Ismaele ye yaklaşarak eğer aşkına karşılık görürse kendisini ve Yahudi ulusunu kurtaracağını söyler. Ismaele bu isteği kabul etmez. Nabucco tapınağa ulaşmıştır. Zaccaria ondan şehri yıkmamasını diler, bu dileği yerine getirmezse kızı Fenena öldürülecektir. Ismaele sevgilisinin tehlikede olduğunu görünce onu bırakır, Nabucco bunu görür, askerlerine tapınağı yıkmalarını emreder. 62
İKİNCİ PERDE Babil de Kral sarayında bir salon. Tutsak Yahudiler zincire bağlı olarak götürülmektedirler. Nabucco kızı Fenena yı kendisine vekil olarak bırakmış, savaşa gitmiştir. Abigaile ise Nabucco nun belgeleri arasında bir kağıt bulmuştur. Bu kağıtta kendisinin Kralın öz kızı olmayıp bir kadın tutsaktan doğduğu yazılıdır. Kız bu gerçeği bilenleri hatta babasını da ortadan kaldırmayı düşünür. Salona Asur Başrahibi gelerek ona Nabucco nun savaşta öldüğünü, Fenena yı ve Yahudileri öldürmenin tam sırası olduğunu söyler. Abigaile askerleri toplayarak Fenena yı tevkif eder. Artık Kral yerine O vardır. Tam bu sırada Nabucco savaştan döner. Gücünden dolayı şımaran Kral tacın yalnız kendisine ait olduğunu, Tanrıların bile yanında çok küçük kaldıklarını, bundan sonra yalnız kendisine tapılması gerektiğini söyler. Bir İbrani rahibi bu korkunç sözlerin sahibini cezalandırması için Tanrıya yakarır. Bir şimşek çakar, Nabucco nun tacı başından düşer. Nabucco delirmiştir. Abigaile fırsatı kaçırmaz, tacı yerden alarak giyer ve kendisini Babil Melikesi olarak ilan eder. ÜÇÜNCÜ PERDE Birinci Sahne Sarayın bir salonunda Nabucco ve Abigaile görünürler. Genç kız babasından bütün tutsak Yahudilerin ve Fenena nın öldürülmesine dair bir emir imzalamasını istemektedir. Aklını tümüyle yitirmiş olan Nabucco emri imzalar, Abigaile nin bir tutsak kızı olduğunu bildiren belgeyi yırtar. Nabucco kana susamış halkın bağrışmalarını ordusunun savaş çığlıkları zannederek, birdenbire doğrulur, her şeyi hatırlamış gibidir. Tanrıya dua etmeye başlar, duası kabul edilmiştir. Muhafız subaylarından Abdallo, yanında bir kıta ile gelerek emrini beklemekte olduğunu bildirir. İkinci Sahne İdamların yapılacağı tapınak. Nabucco, Abdallo ve askerler Fenena ve tutsakları kurtarmışlardır. Aynı anda tapınağın önündeki Asur Tanrısına ait heykel düşerek kırılır. Halk bunun tanrısal bir belirti olduğunu anlamıştır. Kralları Nabucco yu çılgın gösterilerle selamlarlar. Kral Yahudilere yurtlarına dönebileceklerini bildirir. Bu sırada iki asker arasında Abigaile yaklaşır, zehir içmiştir. Fenena dan özür diler. Suçunu itiraf eder ve iki sevgiliyi Nabucco ya göstererek onların mutluluğa layık olduklarını söyler, cansız yere yığılır. Yahudi Başrahibi Zaccaria, Nabucco yu takdis eder, ona Tanrının yardımıyla şan ve şeref dolu bir hayat dilerken perde kapanır. Giuseppe Verdi Nabucco yu Anlatıyor Aşağıdaki yazı, Verdi nin 19 Ekim 1879 da Giulio Ricordi ye bizzat anlattıklarından derlenmiştir. İkinci Sahne Fırat Nehri kıyılarında tutsak Yahudiler bitkin bir halde büyük bir ateşi çevrelemişlerdir. Bir parçayı koro halinde söylemekte, anavatanlarının özlemini belirtmektedirler (Va pensiero). Başrahip Zaccaria onları yine avutur, yakında her şeyin düzeleceğini, Babil in yıkılacağını söyler. DÖRDÜNCÜ PERDE Birinci Sahne Abigaile nin elindeolan Nabuccosaray penceresinden dışarıyı seyretmekte, avluda iki sıralı askerler arasında Fenena ve Yahudi tutsaklar yürümektedir. Hepsi biraz sonra öldürüleceklerdir. Ünlü bestecinin, müzik kariyerinin başlangıç dönemleri ve Nabucco operasının yazılması sürecine dair neredeyse otobiyografik nitelikteki anlatımı, bir belgesel niteliğinde 63
1833 ya da 34 de Milano da bir Filarmoni Cemiyeti vardı, kaliteli vokallerden oluşmuş bir orkestra. Çok fazla bilgisi olmayan ama inatçı ve sabırlı bir adam, Maestro Massini tarafından yönetilirdi. O sıralar Filodrammatico tiyatrosu Haydn ın bir oratoryosunu, The Creation u sahneye koyacakmış, hocam Lavigno, provalarına katılmamın eğitimim açısından yararlı olacağını söyleyerek beni oraya gönderdi. Ben de memnuniyetle kabul ettim. Provaları üç maestro yardımcısı birden yönetiyordu: Perelli, Bonoldi ve Almasio. Ancak bir gün tesadüf eseri üçü birden provalara gelmedi. Koro elemanları huzursuz olmaya başlamıştı. Piyanonun başına oturup onlara eşlik etmek istemeyen Maestro Massini bana dönüp bu işi yapıp yapamayacağımı sordu. Bu genç, tanınmamış sanatçının yeteneklerinden emin olamamış olmalı ki, yapacağın tek şey baslara eşlik etmen dedi. Kabul ettim ve piyanonun başına oturup provayı başlattım. Koro ve orkestradaki amatör elemanların ironi dolu tebessümlerini bugün bile hatırlayabiliyorum. Ufak tefek görüntüm ve mütevazı giysilerim hiç kimseye güven telkin etmemişti anlaşılan. Neyse, prova başladı; yavaş yavaş ısınmaya başlamış ve kısa bir süre sonra da tamamıyla alışmıştım. Yalnızca eşlik etmekle kalmıyor ama sadece sol elimle çalıp, sağ elimle de orkestrayı yönetiyordum. Büyük bir başarıyla bitirdim, kimse böyle bir şey beklemiyordu. Provanın sonunda iltifatlar, kutlamalar birbirini izledi. Kont Pompeo Belgiojoso ve Kont Renato Borromeo bizzat gelip tebrik etti. Sonunda diğer üç asistanı bırakıp, konsere benim çıkmamı istediler. Konser o kadar başarılı oldu ki tekrarlandı. Salone del Casino de Nobili deki tekrara Arşidük ve Arşidüşes Raineri ve bütün yüksek sosyete gelmişti. Bundan kısa bir süre sonra Kont Renato benden koro ve orkestra için bir kantat bestelememi istedi. Galiba bir akrabasının düğün günü onurunaydı. Ardından da artık genç müsizyenlere güven duymaya başladığı anlaşılan Massini, Filodrammatico da yönetmenliğini bizzat yapacağı bir opera bestelememi istedi ve elime bir libretto tutuşturdu. Solera tarafından kısmen revize edilmiş bir librettoydu bu ve Obert di San Bonifacio böyle çıktı. Ben aldığım tekliften memnun, orgçu olarak çalıştığım Busseto ya döndüm. Üç yıl orada kaldım ve opera biter bitmez tüm partisyonu güzelce sıraya dizip yanıma aldım ve bir kez daha Milano ya geldim. Kendime bir kopya çıkarıp, vokal bölümleri yazmam gerekiyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Bir kere Massini artık Filodrammatico nun yönetmeni değildi ve dolayısıyla da benim operamın sahnelenmesi mümkün olamayacaktı. Ama Massini ya bana çok güvendiğinden ya da ona The Creation dahil bir çok performansta hiçbir ücret talep etmeksizin yaptığım yardımlardan minnettar kaldığı için, bestelediğim operanın La Scala da, Pio Enstitüsü için düzenlenecek bir yardım konserinde sahnelenmesi için elinden gelen her şeyi yapacağına söz verdi. Kont Borromeo ve avukat Pasetti den de aynı yönde sözler aldım ama, ne yalan söyleyeyim, verdikleri sözlerin öylece kalacağını düşünüyor, bir tavsiye mektubundan öteye gideceğine hiç inanmıyordum. Oysa Massini gerçekten çok çaba sarf etti ve sonunda başardı. 1839 ilkbaharında artık her şey ayarlanmıştı. İki nedenle çok mutluydum: hem eserim La Scala da sahneleniyor, hem de dört olağanüstü şarkıcı söylüyordu: Strepponi, tenor Moriani, bariton Giorgio Ronconi ve bas Marini. Vokal partisyonlar hemen dağıtıldı ama daha birkaç prova bile yapmamıştık ki Moriani ciddi biçimde hastalandı!.. Her şey mahvolmuştu ve operamın sahnelenme şansı kalmamış gibiydi. Müthiş moralim bozulmuştu ve tam Busseto ya geri dönmeye hazırlanırken bir sabah La Scala çalışanlarından biri kapımı çalıp oldukça kaba bir İtalyanca ile sordu: Pio Enstitüsü için operada sahnelenecek alacak Parmalı müzisyen sen misin? Tiyatroya gel, emprezaryo seni istiyor. Artık imkansız dedim. Ama ısrarcıydı, Evet Efendim, bana Parmalı maestroyu çağır dediler, eğer o sizseniz, hemen geleceksiniz!. Gittim. O sıralar tiyatronun emprezaryosu da Bartolomeo Merelli. Çıktım karşısına, hiç lafı uzatmadan bana müziğim hakkında çok iyi şeyler duyduğunu ve gelecek sezon operamı sahnelemek istediğini söyledi. Bu gerçekten muhteşem bir teklifti. Benim gibi genç ve 64
tanınmamış bir sanatçı, yeni bir eseri sahneye koymaya hazırlanan bir emprezaryoyla tanışıyor, üstelik benim asla karşılayamayacağım bir garanti filan da istemiyor. Merelli kendi parasını riske edecek, operanın iyi satması halinde hasılata ortak olacaktık. Nitekim, performans başarılı oldu ve yayıncı Giovanni Ricordi operanın haklarını iki bin Avusturya liretine satın aldı. Ardından da Merelli nin o zaman için çok cömert sayılacak ikinci teklifi geldi: Sekiz aylık bir dönem içinde üç opera birden yazacaktım. Merelli nin yöneteceği bu operalar La Scala ve Viyana Operası nda sahnelenecek ve karşılığında da bana opera başına 4 bin liret, ayrıca partisyon satışlarının da yarısını ödeyecekti. Derhal kabul ettim ve sözleşme yaptık. Bu arada Merelli Viyana ya gitti ve ben de şair Rossi ye gidip bir libretto yazmasını istedim. Il Proscritto geldi ama ben çok tatmin olmamıştım. Bu yüzden 1840 ın ilk aylarında geri dönen Merelli yi bekledim. İyi ki de beklemişim çünkü Merelli, repertuarındaki çok özel bir nedenden dolayı sonbahar için kesinlikle bir komik operaya ihtiyacı olduğunu söyledi ve hemen bir libretto bulmamı istedi. Il Proscritto yu daha sonraya bırakmam gerekiyordu. Çaresiz kabul ettim. Bana Romani nin bir kenara bırakılmış librettolarını verdi. Tekrar tekrar okudum ama hiçbiri bir esin vermiyordu. Üzerimdeki zaman baskısından dolayı en az kötü olanını seçtim. Bu eser, Il Finto Stanislao ydu, daha sonra ismi Un Giorno di Regna olarak değiştirildi. O sıralar tiyatronun emprezaryosu da Bartolomeo Merelli. Çıktım karşısına, hiç lafı uzatmadan bana müziğim hakkında çok iyi şeyler duyduğunu ve gelecek sezon operamı sahnelemek istediğini söyledi. O zamanlar Porta Ticisene yakınlarındaki mütevazı bir semtte ailemle, genç eşim Margherita ve iki küçük çocuğumla birlikte oturuyordum. Daha işi alır almaz şiddetli bir anjinle yatağa düştüm. İki üç gün içinde kira ödemem gerekiyordu ve biraz da hastalığım nedeniyle bu parayı tedarik edememiştim. Merelli den avans olarak ya da alacağımdan düşmek üzere borç istedim. Şimdi açıklayamayacağım nedenlerden dolayı vermedi ama bunda onun bir suçu yoktu. Sonunda, kirayı geciktirme ihtimali nedeniyle strese düştüğümü gören eşim sahip olduğu altınları satıp kirayı ödedi. Çok etkilenmiştim ve bunu ona iade edeceğime dair söz verdim. Aksilikler bitmek bilmediği gibi, birer felakete dönüşmeye başlamıştı; önce Nisan da küçük bebeğimiz hastalandı. Doktorlar bir türlü teşhis koyamıyordu ve zavallı çocuk birkaç gün içinde solup gitmiş, annesinin kollarında ölmüştü. Yetmezmiş gibi birkaç gün sonra küçük kızımız ölümcül bir hastalığa yakalandı. Onu da kaybettik. Bir iki ay geçti geçmedi üçüncü felaketi yaşadım: Genç eşimi de şiddetli bir beyin iltihabının ardından 19 Haziran 1840 da yitirdim. İki-üç ay içinde evimden tam üç tabut çıkmıştı ve artık yalnızdım, yapayalnız!. Ailem yok olmuştu. Bütün bu trajediye rağmen ben oturup bir komik opera yazmak zorundaydım, çünkü sözleşmem vardı. Bu koşullarda yazdığım Un Giorno di Regno pek sevilmedi. Bu başarısızlıktan kuşkusuz kısmen müzik sorumludur ama performansın katkısı da unutulmamalı. Artık bir daha beste yapmamaya karar vermiştim. Pasetti ye bir mektup yazıp, Merelli yi sözleşmenin feshi için ikna etmesini rica ettim. Merelli çağırdı beni ve yaramaz bir çocukmuşum gibi davrandı. Sırf opera ilgi görmedi diye beni bırakmaya hiç niyeti yoktu, vs., vs Ama ben ısrar edince sözleşmeyi bana uzattı ve, Dinle Verdi, dedi, Sana yazman için baskı yapamam. Sana olan güvenim azalmış değil. Belki bir gün kalemi yeniden eline almaya karar verirsin. Ama beni sezon başlamadan iki ay önce haberdar etmen gerekirdi. Teşekkür ettim ama sözleri kararımdan döndürmeyecekti. Çıktım. Artık Milano da yaşıyordum. Yıkılmış bir haldeydim ve müzik falan düşünecek durumda da değildim. Bir kış akşamı tesadüfen Merelli yle karşılaştık. Müthiş bir kar yağıyordu, koluma girdi ve beni La Scala nın sahne arkasına davet etti. Yolda sohbet ettik biraz. Yeni operayla başının dertte olduğunu anlattı. Nicolai ye librettoyu verip beste istemiş ama besteci librettoyu sevmemiş. Düşünsene diyordu Merelli, Solera nın librettosu üstelik, muazzam bir libretto!! Muhteşem!! Olağanüstü çarpıcı Ama o dangalak müzisyen hoşlanmadı. Efendim bu çok zor bir librettoymuş! Sanki iki gün içinde yeni bir libretto bulabilirmişim gibi!! Dur sana 65
yardım edeyim dedim, Il Proscritto sende değil mi? Daha tek bir nota bile yazmadım ben onun için. Bitirip veririm. Çok sevindi. Bu arada tiyatroya geldik. Merelli hemen Il Proscritto nun bir kopyasını istedi arşivden. Kopyalar geldi ama Merelli nin elinde bir başka el yazması kopya daha vardı. Bağıra çağıra bana gösterdi: Bak işte Solera nın librettosu. Bu kadar iyi bir hikayeyi reddeti o herif. Al hadi, bir oku! Benim ne işim olur bununla? dedim, hayır, hayır, libretto falan okumak istemiyorum ben! Merelli ısrarlıydı, Hey, sana bir zararı dokunmaz. Oku sadece ve geri ver bana. El yazmalarını elime tutuşturdu. O zamanlar moda olduğu üzere geniş bir kâğıda yazılmıştı. Rulo yapıp aldım ve oradan ayrıldım. Eve doğru yürürken tuhaf bir huzursuzluk çöktü üzerime, derin bir keder, bütün kalbimi dolduran bir ızdırap. Eve girdim, elimdeki manuskriptleri fırlatıp attım masanın üzerine. Rulo açıldı ve nedendir bilmiyorum kendimi açılan sayfa üzerindeki bir dizeyi okurken buldum: Va, Pensiero, sull ali dorate İzleyen dizelere bir göz atmaktan kendimi alamadım ve çok etkilendim. İncil den alınmış pasajlara benziyorlardı. Bir parçayı okudum, sonra bir tane daha.. Ama artık yazmayacağıma dair kararım aklıma geldi ve kağıtları kapatıp yatmaya gittim. Ama, olmuyordu. Nabucco yu bir türlü kafamdan atamıyordum. Uyuyamadım. Kalkıp librettoyu okudum, sonra bir kez daha ve bir kez daha. Sabah olduğunda artık Solera nın librettosunu ezberlemiş gibiydim. Yine de kararımdan dönmek istemiyordum. Hemen o gün tiyatroya gidip el yazmalarını Merelli ye iade ettim. Bayıldın, değil mi diye sordu. Güzel O zaman bestelesene şuna bir müzik Hiç bekleme. İlgilenmek bile istemiyorum Yaz şunu, yaz işte diyerek librettoyu aldı, paltomun cebine tıktı, omuzlarımdan yakalayıp itiş kakış odadan çıkardı beni, sonra da arkamdan kapıyı kapatıp kilitledi. Yapacak bir şey kalmamıştı. Cebimde Nabucco librettosu eve döndüm. Bir gün bir dize, ertesi gün bir tane daha derken çok kısa bir süre içinde beste tamamlanmıştı. 1841 sonbaharıydı galiba, Merelli ye gidip Nabucco nun yazıldığını ve önümüzdeki paskalya karnavalında sahneye konabileceğini söyledim. Ancak Merelli bana verdiği sözü tutmaya hazır olduğunu ama operayı önümüzdeki sezon sahnelemenin mümkün olmayacağını söyledi. Repertuar çoktan oluşturulmuştu ve birbiri ardı sıra üç ünlü bestecinin yeni operaları sahnelendi. Daha işin başındaki bir aceminin bestesini senenin dördüncü operası olarak sahnelemek herkes için ama özellikle benim için tehlikeli olabilirdi. O halde akıllı olmak lazımdı. Henüz hiçbir program yapmadığı ilkbahar sezonunu bekleyecektik. Üstelik o zamana kadar iyi şarkıcılar bulacağına da söz verdi. Ama ben reddettim. Ya karnavalda sahnelenirdi ya da hiç!. Ama aslında haklı olan Merelli ydi. Tek bir sezonda dört yeni opera gerçekten de bir riskti. Uzun tartışmaların sonunda sezon programı yayınlandı: Nabucco yoktu. Kan beynime sıçramıştı. Merelli ye sert bir mektup yazıp bütün öfkemi kustum. Ama itiraf etmek gerekirse göndermekte çok zorlandım, yine de gönderdim. Galiba, her şeyi berbat etmiştim. Merelli çok kızdı. Yine de sözünde durdu. Yeni program elime ulaştığında Nabucco nun da nihayet listeye alındığını gördüm. Bundan kısa bir süre önce Solera yla komik bir olay yaşamıştık. Üçüncü perdede Fenena ile İsmail arasında geçen bir aşk düeti yazmıştı. Ben çok beğenmedim çünkü aksiyonu ağırlaştırıyor, üstelik İncil in drama yı karakterize eden görkemini de azaltıyordu. Kendisine bundan söz ettim ama kabul etmeye hiç niyetli görünmediği gibi biraz da kızdı. Bana bu düetin yerine ne koymak istediğimi sorunca, Kahin Zaccaria nın kehanetini koyalım dedim. Yine pek hoşuna gitmedi ama biraz sızlandıktan sonra bunun üzerine düşüneceğini söyledi ve nitekim yazdı da. Ama istediğim gibi olmamıştı ve oturup yeniden yazmasının günler alacağını biliyordum. Kapıyı kilitledim, anahtarı cebime attım ve tüm yüzsüzlüğümle bu kehaneti yeniden yazmadan odadan çıkamazsın dedim. İşte İncil burada 66
sözler de içinde!. Solera gibi öfkeli bir insanın böylesi bir küstahlığın altında kalmayacağı açıktı. Gözlerinde şimşekler çakmaya başlayınca bir an paniğe kapıldım. Bu kadar iri yarı bir adamın benim gibi bir inatçının işini bitirmesi bir dakika bile almazdı. Ama ilginç bir şey oldu; Solera sakin bir biçimde masaya oturdu ve çeyrek saat içinde dizeleri bitirdi. Ve Nihayet 1842 Şubatı nın son günlerinde provalar başladı. Harpsikord eşliğinde yapılan ilk provadan on iki gün sonra 9 Mart ta ilk performans gerçekleştirildi. Şarkıcılar Mesdamas Strepponi, Bellinzaghi, Messieurs Ronconi, Miraglia ve Derivis ti. Benim sanatsal kariyerimin asıl başlangıcını bu operayla yaptığım söylenebilir. Birçok zorlukla boğuşmama karşın, Nabucco gerçek bir şans yıldızı olarak doğmuştu çünkü başlangıçta kötü giden her şey daha sonra bizim lehimize döndü. Oradan buradan derlenen kostümler bir harikaydı. Ressam Parroni nin eli değmiş olan o eski dekor ve sahne inanılmaz derecede etkili olmuştu. Tapınaktaki ilk sahne o kadar etkileyiciydi ki seyirci tam on dakika boyunca alkışladı. Son provaya geldiğimiz halde orkestranın nasıl ve nerede devreye gireceğini bilmiyorduk. Maestro Tutsch bozulmuştu. Bir yeri işaret ettim ve ilk sunumda orkestra öyle muhteşem bir zamanlamayla sahneye çıktı ki; tam kreşendo sırasında salon alkıştan inlerken Ama yine de şans yıldızlarına her zaman güvenmemek lazım. Daha sonraki deneyimlerim bana şu atasözünün doğruluğunu öğretti: Güvenmek iyi, ama güvenmemek daha da iyidir. Giuseppe Verdi Sant Agata, 19 Ekim1879 67
Pyotr Ilyich TCHAIKOVSKY Tschaikovsky nin bir eserini dinlemek bir orkestrasyon dersiyle eş değerdedir. Nefis bir orkestralama ürünü olan ustaca ritimli, saf dans nitelikli baleleri, bu biçimin temel eserlerini oluştururlar. Çaykovski orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Müziğe karşı erken yaştan itibaren yatkınlık göstermesine rağmen devlet memuru olmak için eğitim almıştır. Ukrayna vatandaşı olan babası İlya Petroviç Çaykovski, çeşitli Rus şehirlerinde fabrika yöneticisi olarak çalışmış olan bir devlet maden mühendisiydi. Büyükbabasının adı Pyotr Fyodoroviç Çayka'dır (sonradan adını Çaykovski olarak değiştirmiştir), Çayka (Ukrayna dili: Чайка, anlamı martı) geleneksel bir Ukrayna soyadıdır. 7 Mayıs 1840 Votkinsk 6 Kasım 1893, Sankt Petersburg. Romantik dönem Rus klasik müzik bestecisidir. Pyotr Çayka 1745 yılında Ukrayna da Poltava yakınlarında Nikolaevka da doğmuştur. 1785 yılında soylular siciline kaydedilmiştir. Pyotr Çayka, Kiev'de ilahiyat fakültesinde okuduktan sonra Sankt Petersburg'da tıp eğitimi görmüş olan Fyodor Çayka (yak. 1695 1767) ile eşi Anna'nın (1717?) ikinci çocuklarıdır. O zamanın Rusya İmparatorluğu nun Vyatka eyaletinde bulunan, günümüz Udmurtka sında, küçük bir maden şehri olan Votkinsk te doğdu. Çaykovski 23 yaşına kadar Petersburg Adliyesinde katip olarak çalıştı. Çekingendi, aşağılık kompleksi vardı. Ne zaman kendisine hitap edilse, kekelerdi. Konservatuvar öğrencisiyle evlendi. Ömrü boyunca aşka dair tutkulu bir kelime etmedi. Senfoni, opera, bale, enstrümental ve oda müziği ile şarkı gibi birçok tarzda eser vermiştir. Günümüz klasik müzik repertuarında yer alan en popüler konser ve gösteri müziklerini yazmıştır. Bunların arasında Kuğu Gölü, Uyuyan Güzel, Fındıkkıran bale müzikleri, 1812 Uvertürü, ilk Piyano Konçertosu, son üç senfonisi ve Yevgeni Onegin opera müziği sayılabilir. 68
Bestecinin annesi Aleksandra Andreyevna (kızlık soyadı d'assier) kısmen Fransız asıllıydı ve İlya'nın üç eşinden ikincisiydi. yılında aile Çaykovski'yi Sankt Petersburg'ta bulunan İmparatorluk Hukuk Okuluna göndermeye karar verdi. Bu okul daha çok küçük soylu ve seçkin tabakanın çocuklarına hitap ediyordu ve öğrencilerini devlet memuru kariyerine hazırlıyordu. Okula giriş yaşı 12 olduğu için Çaykovski evinden 1.300 km. uzakta okulun hazırlık sınıfında iki yıl geçirmek zorundaydı. Bu iki yıl geçtikten sonra Çaykovski yedi yıllık öğrenim almak üzere İmparatorluk Hukuk Okuluna geçti. Pyotr, babasının ikinci evliliğinden olan altı çocuğunun ikincisiydi. Dört erkek kardeşi (Nikolay, İppolit, ve ikiz Anatoli ile Modest, sonuncusu oyun yazarı, libretto yazarı, ve çevirmendir), ve Aleksandra adlı bir kızkardeşi vardı. Babasının ilk evliliğinden Zinayda adlı bir üvey kızkardeşi de vardı. 1843 yılında Çaykovski'nin ebeveyni Fanny Dürbach adında bir Fransız mürebbiye tuttular. Fanny'nin çocuklara gösterdiği ilgi ve şefkatin bir yaşamöyküsü yazarı tarafından soğuk, mutsuz, uzak bir anne olarak tanımlanan Aleksandra'nın açığını kapadığı söylenir. Ancak diğer yazarlar Aleksandra'nın oğlunun üzerine titrediğini söylemektedir. Çaykovski beş yaşında piyano dersi almaya başladı. Üç yıl içinde öğretmeni kadar yetkin bir şekilde müzik okuyabilecek kadar yetenekli bir öğrenciydi. Anne ve babası müziğe karşı olan yeteneğini çok destekliyordu. özel hoca tutmanın yanı sıra bir org almış ve piyano çalışması konusunda şevk vermişlerdi. Ancak ailesinin müzik yeteneği karşısındaki arzuları kısa zamanda köreldi. 1850 14 yaşındayken çok bağlı olduğu annesini kaybetti ve bu daha sonra eserlerinde bile kendisini gösterecek olan depresif yanının gelişmesine katkıda bulundu. 19 yaşında eğitimini tamamlayarak devlet memuru oldu. 21 yaşındayken Sonradan Petersburg Konservatuvarı na dönüşecek yeni bir müzik okuluna kaydoldu. Ailesinin istememesine rağmen müzik alanında kariyer yapmayı seçerek 1862 yılında Sankt Petersburg Konservatuarı'na girdi ve 1865 yılında buradan mezun oldu. Bu formal, batıya yönelik eğitim Çaykovski'yi döneminin Rus Beşleri olarak bilinen ve genç Rus bestecilerden oluşan ulusalcı akımından ayırmıştır. 69
1865 yılında mezun oldu ve Moskova Konservatuvarı nda müzik öğretmenliğine başladı. Bu kurumda çalıştığı 11 yıl boyunca birçok büyük eser yaratan Çaykovski, ilk defa Alınyazısı adlı senfonik şiirde kendi bestecilik üslubunu ortaya koydu: Tutku ve özlem dolu, küçük şarkıları yeğleyen bir üslup. Eşcinsel eğiliminin dedikodulara yol açmasını önlemek için 1877 de konservatuvardan bir öğrencisi ile evlenen Çaykovski nin bu evliliği çok başarısız olmuş ve intihar girişiminde bulunmasına yol açmıştır. Dokuz hafta sonra eşini ve Moskova yı terk eden ancak boşanamayan besteci 1878 de varlıklı bir müziksever olan Nadezhda von Meck ile tanıştı. 11 çocuklu bu genç kadın Çaykovski'yi maddi olarak destekledi ancak ilişkileri sadece mektuplaşma yoluyla sürdü, von Meck'in isteğiyle birbirlerinin yüzünü görmediler. Çaykovski, 1875 de ilk kez seslendirilen 1. Piyano Konçertosu ve 1876 da sehnelenen Kuğu Gölü balesi ile büyük başarı kazanmıştı. En başarılı operası olan Eugene Onegin'i 1879 da tamamladı. 1880'de 1812 Yılı Uvertürü 'nü yazdı. 1881 de ilk kez seslendirilen Keman Konçertosu zamanla keman dağarcığının en gözde eserlerinden birisi oldu. 5. Senfoni 1888 deki ilk seslendirilişinden itibaren büyük başarı kazandı. 1889 da Uyuyan Güzel balesi sahnelendi. 1890 da yazdığı Maça Kızı, o yıl Çarlık Operaevi nde sahnelendi. Aldığı maddi destek sayesinde Çaykovski öğretmenlikten ayrılıp kendisini bestelerine verdi. 1878-1885 yıllarını Avrupa-Rusya arasında gidip gelerek geçiren besteci, gittiği ülkelerde orkestralar yönetti. 1891 de ise Amerika Birleşik Devletler 'ye giderek kendi eserlerinden oluşan dinletiler gerçekleştirdi. Sanatının doruğuna çıktığı sırada Nadezhda von Meck onu parasal olarak desteklemeyi ve mektuplaşmayı kesti. Ancak Çaykovski beste çalışmalarını sürdürdü ve 1892 de Rusya da bir turne gezisine çıktı. Moskova yakınlarında bir ev alarak burada 6.Senfoni (Patetik) yi besteledi, Fındıkkıran balesini yazmaya başladı. Her ne kadar önemli başarılara imzasını atmış olsa da duygusal anlamda kendini hiçbir zaman güvende hissetmemiş ve yaşamı boyunca kişisel krizlerle karşılaşmış ve dönem dönem depresyona girmiştir. 70
Şilovski gibi genç erkeklere aitti. Yakınlık gösterdiği oğlanların arasında, bir prensin yeğeni de vardı. Genç, Çaykovski'yi bir dilekçeyle Çar'a şikâyet etti. Çar bu utanç verici olayı Başsavcı Yakobi'ye iletti. Yakobi'nin karısı, Çaykovski'nin titreyerek binadan çıktığını belirtir. Ancak Çaykovski birkaç gün sonrasında hastalandı. Hekimleri yatağına yaklaştırmadı. Dört saat sonra öldü. Bunun etkenleri arasında bastırılmış eşcinselliği ve bunun açığa çıkma korkusu, kötü evlilik hayatı ve hiç bir zaman yüzünü görmediği, sadece maddi destek aldığı zengin bir dul olan Nadejda von Meck ile 13 yıl süren mektuplaşmasının sona ermesi sayılabilir. Özel hayatındaki hengâmeye rağmen ününü günden güne artırmış, Çar tarafından yaşam boyu maaşa bağlanmış ve dünya çapında konser salonlarında eserleri takdir görmüştür. 1893 te kolera salgını sırasında kaynatılmamış bir bardak su içmesi sonucu yatağa düşerek Petersburg da öldü. 53 yaşında ani ölümüne kolera salgınının sebep olduğunu söylense de bazı kaynaklar bunun intihar olduğunu ileri sürmüştür. Bazı kaynaklarda, güncelerinde şöyle yazdığından söz edilmektedir: Bugün Z bana alabildiğince acı veriyor. Tanrım, nasıl da acı çekiyorum. Z'nin verdiği duygudan değil ama daha çok onun içimde varlığını sürdürmesi gerçeği yüzünden. "Z" harfiyle dile getirmek istediği, çaresizce gizlemeye çalıştığı, homoseksüellik dürtüsüydü. Kalbi, ilk piyano eserlerinden ikisini ithaf ettiği öğrencisi Vladimir Çaykovski, 7 senfoni, 2 opera, üç bale, üçü piyano, biri keman olmak üzere dört konçerto, üç yaylı dördül, en ünlüsü Andante Cantabile (1. yaylı dördülün ağır bölümü) olan çeşitli oda müziği eserleri bestelemiştir. Dünya üzerinde konser izleyicileri arasında çok popüler olmasına rağmen Çaykovski zaman zaman eleştirmenler, müzisyenler ve besteciler tarafından sert eleştirilere maruz kalmıştır. Ancak günümüzde önemli bir besteci olduğu konusunda artık bir şüphe kalmamıştır. 20. yüzyılın başında ve ortalarında batılı eleştirmenler Çaykovski'nin müziğini bayağı bulmuşlar ve gerisinde bir düşüncenin yatmadığını öne sürmüşlerdir. Ancak bu küçümseme zamanla ortadan kaybolmuştur. 71
Konservatuvar öğrencisi, 1863 72
Franz SCHUBERT Parasal olarak sürekli ailesine ve arkadaşlarına bağımlı kalmıştır. Schubert'in yapıtları ancak ölümünden sonra ün kazanmıştır. 31 Ocak 1797, Viyana 19 Kasım 1828, Viyana. Avusturyalı besteci. En duyarlı şarkı yazarlarından olan Franz Schubert (1797-1828), genç yaşta ölmesine rağmen şarkı formunda 1250 eser vermiştir. Dostları ile aynı klavyeyi paylaşmak için piyano düetleri de yazmış olan Schubert in bazı senfonileri ömrü yetmediği için yarım kalmıştır Yaklaşık 600'ün üzerinde şarkı, 9 senfoni (ünlü "Bitmemiş Senfoni"nin de içlerinde bulunduğu), operalar, çok sayıda oda müziği ve piyano parçaları bestelemiştir. Schubert in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. Yaşamı sırasında, onu maddi ve manevi yönlerden destekleyen yakın arkadaş çevresi olmasına karşın (öğretmeni Antonio Salieri, ve o dönemlerin ünlü baritonlarından Johann Michael Vogl), yaşamı boyunca hiçbir zaman müziği o denli yaygınlaşıp ünlenmemiştir. Çek asıllı babası, Viyana nın banliyösü Lichtenthal de sevilen, sayılan bir okul müdürüydü; aynı zamanda amatör müzisyendi. Moravyalı annesi ise çocuk doğurmak ve yetiştirmek görevini üstlenmişti. Doğurduğu on dört çocuğundan dokuzu, daha bir yaşına gelmeden ölmüş, geriye Franz ile birlikte beş kardeşi kalmıştı. Peter beş yaşına geldiğinde ilk müzik derslerini ailesinden aldı. Babası ona, temel müzik derslerini de, keman çalmayı da öğretti. Peter den on üç yaş büyük ağabeyi Ignaz da piyano dersleri veriyordu. Ancak aradan birkaç ay geçmemişti ki ağabeyi ona piyano konusunda verecek bilgi bulamadı. Peter onu geçmişti. Peter in olağanüstü yeteneği babasının da dikkatini çekti. Sesi de çok güzeldi. Ona Lichtenthal korosunun şefi Michael Holzer den piyano, org ve şan dersleri aldırdı. Lichtenthal korosunun ilk 73
soprano sesli erkek koristi olarak ünü kısa zamanda Lichtenthal de yayıldı. öğrencisiydi. Schubert in şarkılarını duyup çok etkilendi ve kendisiyle tanışmak üzere Viyana ya geldi. Birkaç kez onu evini ziyaret etti. 9 Ekim 1808 de Viyana da açılan bir sınavı kazanarak Kraliyet Kilisesi Korosu na katıldı. Sınavı yapan jüride Kraliyet Orkestrası Şefi Antonio Salieri de vardı. Halk arasında cezaevi adıyla anılan eğitimini sürdüreceği okul, müzik dünyasında katı disipliniyle tanınıyordu. Ama küçük dâhi için bu, önemli değildi. Kısa zamanda kendini herkese sevdirdi. Burada kaldığı beş yıl boyunca çok şey öğrendi. Özellikle Salieri, bu küçük dehanın yetişmesi için çok çalıştı ve ona her yönden destek oldu. Bu arada Tanrı nın ödül olarak verdiği bestecilik yeteneği de patlamaya hazır bir volkan gibi ilk işaretlerini vermeye başlamıştı. Arkadaş çevresinin ve öğretmenlerinin ortak bir kanısı vardı: Tanrı ona her şeyi öğretmişti. Okul yaşamı biterken, birçok bestesinin yanı sıra ilk senfonisini de yazmıştı. 1815 yılı Schubert in yaşamında bir dönüm noktası oldu denilebilir. İsveç asıllı olan ama Almanya da doğup büyüyen Franz von Schober, iyi bir aileye üye, ekonomik sorunları olmayan bir hukuk O günlerde, Lichtenthal deki öğretmenlik görevinden çok sıkılan Schubert, yeni arkadaşına beste yapmaya zaman bulamamaktan yakınıyordu. Schober, ona okulu bırakmasını, ailesinden ayrılıp yalnız yaşayacağı bir eve taşınmasını ve tüm zamanını beste çalışmalarına vermesini öğütledi. Öğretmenlik onun yaratıcılığını köstekliyordu. Fikir güzeldi ama Schubert in bunu karşılayacak denli parasal gücü yoktu. Schober, para konusunda endişelenmemesini, tüm giderleri karşılayacağını söyledi. Schubert e yalnızca beste çalışmaları yapmak kalıyordu. Bu görüşü her iki gencin aileleri de onaylayınca, kiraladıkları daireye taşındılar. Yeni yaşamı Schubert için çok iyi oldu. Arkadaş çevresi çok genişledi. Kendisinden otuz yaş büyük olan ünlü bariton Johann Michael Vogl ile bu dönemde tanıştı ve kurdukları dostluk, Schubert in ölümüne değin sürdü. Schubert in çok arkadaşı vardı. Viyana nın arka sokaklarındaki küçük birahaneler, evlerin çatı katları, 74
onların toplantı yerleriydi. Toplantılar çok eğlenceli geçerdi. Oyunlar oynanır, dans edilir, konuşmalar yapılır ama en önemlisi ve keyiflisi, Schubert en son bestelerini çalarak arkadaşlarını mest ederdi. Şairler, filozoflar, ressamlar, politikacılar, saray görevlileri, aktrisler, şarkıcılar, kısaca hemen her kesimden insanın katıldığı bu toplantılar Schubertiade adıyla anılırdı. Bu toplantılar, sevgi dolu bir insan olan Schubert için mutluluk veren keyif dolu saatlerdi. arkadaşı ozan Mayrhofer ile birlikte bir daire kiraladılar. Schubert denince akla Bitmemiş Senfoni gelir. 1822 yılında bestelediği ve 8. Senfoni olarak da bilinen bu yapıtını Schubert in tamamlayamadığı varsayıldığı için yapıt, bugün de Bitmemiş tanımlamasıyla anılmaktadır. Schubert in Bitmemiş Senfoni si yanı sıra beş adet de Bitmemiş Sonat ı vardır. Melodik ve harmonik çatıları tamamlanmış olmalarına karşın bu beş sonat da tam olarak bitirilmemiştir. Bunun da nedeni bilinmemektedir. Hastalıkları 1818 yazında Schubert Viyana dan ayrılıp Kont Esterhazy nin davetlisi olarak Zeleesz ye (Macaristan) gitti. Bu daveti kabul etmesinin ana nedeni, parasal yönden çok sıkıntıda olmasıydı. Esterhazy ler müzik âşığı bir aileydi. Kont un güzel bas sesi vardı. Eşi kontes in ve 13 yaşındaki büyük kızının kontralto, 11 yaşındaki küçük kızının da soprano seslerinin yanı sıra tümü piyano çalmayı biliyordu. Schubert, Esterhazy lerin evinde, müzik dolu çok güzel günler geçirdi. Bu arada beste yapmak için de bol zamanı oldu. Fakat Viyana yı ve arkadaşlarını da özlemişti. Bu nedenle 1819 yılı başlarında Viyana ya geri döndü. Daha önce birlikte kaldığı Schober in evinde yer olmadığı için, yakın 1823 yılında yakalandığı hastalığın frengi olduğunu ve tedavi için Viyana daki hastanede yattığını biliyoruz. Kaynaklar Schubert in bu hastalığa bağlı olarak cildinde zaman zaman tekrar eden kırmızı döküntüler oluştuğunu, saçlarının küçük daireler oluşturacak şekilde dökülmeye başladığını, hatta bir süre sonra saçlarını tamamen kazıtarak peruk takmak zorunda kaldığını kaydediyor. Bestecinin dostlarına yazdığı mektuplardan aynı yıllarda şiddetli baş ağrıları ve piyano çalmasını güçleştiren sol kol ağrılarından şikâyetçi olduğunu anlıyoruz. Mektuplarında geçen "Eski sağlığıma yeniden kavuşabileceğimden şüphe ediyorum; kendimi dünyanın en mutsuz, en talihsiz yaratığı gibi hissediyorum, sözleri Schubert in içinde bulunduğu ruh halini yeterince yansıtmaktadır. Schubert özellikle 1824'ten sonra depresyon belirtileri göstermeye başladı. Nota basımevlerinin 75
verdiği düşük telif ücretleri yüzünden sürekli maddi sıkıntı içinde olmasından başka eserlerinin eleştirmenler tarafından beğenilmemesi ya da çevresindeki küçük bir topluluğun dışında seslendirilmeyişi bunda etkili olmuş olabilir. Öyle ki liedlerinden 70 kadarında şiirlerini kullandığı Goethe bile Schubert'in bu eserleri kendisine ithaf etmek için izin istediği mektubunu okumadan iade etmiştir. Besteci biyografileriyle tanınan yazar George Richard Marek in 1985 yılında yayınlanan Schubert: A Biography isimli kitabında bestecinin AIDS ten ölmüş olabileceğini söylemesi klasik müzik dünyasında bomba etkisi yaratmıştır. Marek in iddiasına göre Schubert bu hastalığı 18 yaşından beri en yakın dostu ve ölüm anına kadar hep yanında olan gizli sevgilisi Franz von Schober den (1796 1882) kapmışt. Zira Schubert in hastalığı sırasında yaşadıkları AIDS hastalarında görülen belirtilere çok benziyordu ve hastalık Schober le aynı evi paylaştığı yıllarda ortaya çıkmıştı. Kitabın yayınlanmasından kısa süre sonra saygın bilimsel dergilerde çıkan bazı makaleler de bu iddiayı başka deliller öne sürerek destekledi. Yine de Schubert in AIDS ten ölmüş olabileceği (ve eşcinselliği) bugün hala tartışmalı bir konudur. Emin olduğumuz tek şey cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalandığı. Son Yılları 1822 yılı Schubert için felaketin başladığı yıl oldu. Kendisini ölüme götürecek olan Frengi hastalığının ilk belirtileri onda bu yılın sonlarında görüldü. Birçok tedavi yöntemi uygulanmasına karşın, zaman zaman iyileşmiş görünse de durumu gittikçe kötüleşti. Ancak hastalığı, çalışmasını etkilemedi ve var gücüyle güzel yapıtlar vermeyi sürdürdü. Çünkü, kendi, sözleriyle yineleyelim, beste yapmak, yaşamının tek anlamı ydı. Schubert'in yaylı dörtlü için yazdığı Der Tod und das Mädchen (Ölüm ve Genç Kız, 1824) başlıklı eserinin ikinci bölümünü dinlerken bu büyük müzisyenin ölümün soğuk yüzünü adeta Stoik bir kabullenişle, tebessüm ederek karşıladığı hissine kapılıyor, Winterreise'nin (Kış Yolculuğu, 1827) ürkütücü durgunluktaki son Lied inde ise bestecinin bilinmez diyarlara gitme arzusundaki melankoliyi yüreğinizin ta derinlerinde duyuyorsunuz. Ancak Schubert in ölüm nedeni bu denli romantik değil. 1827 yılının Mart ayında Beethoven son günlerini yaşıyordu. Schubert, bu çok sevdiği, hayranlık duyduğu büyük besteciyi ziyarete gitti ve onun 26 Mart 1827 tarihinde düzenlenen cenaze töreninde, çok hasta olmasına karşın, 38 meşale taşıyıcısından biri olarak görev aldı. Tören bittikten sonra, gelenek gereği bir birahaneye gidildi ve iki kadeh şarap içildi. Birinci kadeh ölen kişinin anısına, ikinci kadeh ise ondan sonra ölecek ilk kişinin anısına saygı olarak içilirdi. Schubert o gün o ikinci kadehi, kendi anısına saygı olarak kaldırdığını bilmiyordu. Çünkü Beethoven den sonra sonsuzluk yolculuğuna çıkma sırasının kendisine geldiğini o gün düşünmemişti bile. 1827 Ağustos unda Schubert in rahatsızlığı çok artmıştı. Fakat o bundan yılmıyordu. Birbirinden güzel yapıtlarını, tüm hastalığına karşın, birbirinin peşi sıra vermeyi sürdürüyordu. 1828 sonbaharında Schubert in sağlığı ciddi şekilde bozulmaya başladı. Frengisi üçüncü evreye girmişti. Zaman zaman yüksek ateşin eşlik ettiği hezeyanlar içindeydi. Son dönemlerinde iştahını tamamen kaybetti. 14 Kasım da kemancı Karl Holz ve arkadaşlarından kendisi için Beethoven in 14 no lu yaylı dörtlüsünü (op. 131, 1826) çalmalarını istedi. 76
Hasta odasında verilen bu özel konseri dinlerken duyduğu büyük coşku yakınlarını bile şaşırtmıştı. Ölümünden bir gün önce ağabeyi Ferdinand a bilinci yarı kapalı bir halde Yalvarırım odamı değiştir. Burası benim odam değil. Beethoven burada yatmıyor, dedi. İnadına yaşamak, inadına birbirinden güzel yapıtlar vermek amaçlı bu ısrarlı çalışmalarını 19 Kasım 1828 gününden sonra sürdüremedi. Çünkü o gün Schubert in, ancak 31 yıl sürebilen yaşamının son günüydü. Öğleden sonra saat 3 te, henüz 31 yaşındayken öldü. Ölüm belgesinde ölüm nedeni olarak tifo (Salmonella typhi adlı bakteriden kaynaklanan bir hastalık) yazıyordu. Schubert in terekesinden kıyafetler ve erkek kardeşinin tabiriyle bazı eski notalar dan başka bir şey çıkmadı. Hastayken sayıkladığı sözler vasiyeti kabul edilerek Viyana Mezarlığı nda Beethoven in mezarının yanına gömüldü. Hastalıkları (Jasna Pucarin-Cvetkovi, 2011) Depresyon Bağ ağrısı Kötü ruh hali Alkol bağımlılığı Frengiye bağlı deri kızarıklıkları, şişlikler, saç dökülmesi. AIDS? Nörolojik bozukluklar Osteodini, vertigo, hipertansiyon Kas ve eklemlerinde kısa süreli ağrılar Sinir sistemi bozukluğuna eşlik eden deliryum tablosu Tifoid ateş Seçme eserleri Winterreise, Op.89 dan (D911) No.4 Erstarrung; No.7 Auf dem Flusse; No.15 Die Kraehe Schubert liedlerinde genellikle Goethe ve Schiller in şiirlerini kullanmış; 1827 de besteklediği Winterreise (Kış Yolculuğu) başlıklı 24 liedinde ise yaşıtı Wilhelm Müller in (1794-1827) sözlerini değerlendirmiştir. Dizinin 4. Lied i, donup kalmak, şaşkınlık anlamına gelen Erstarrung, oldukça çabuk tempoda, DO minör tonda ve 4/4 lük ölçüdedir. Onun izlerini karda boşuna 77
arıyorum diye başlayan liedde, sıcak gözyaşlarıyla karı delmeyi deneyen; bir çiçek, bir yeşil ot arayıp duran aşığın, ölü gibi olan yüreği eriyince, sevgilinin görüntüsü de eriyip gidecektir. Kış yolculuğu nun 7. Lied i Auf dem Flusse (Irmak üzerinde), 2/4 lük ölçüde, Mi minör tonda ve ağır (langsam) tempoda cenaze marşı havasında, yaklaşan kışı canlandıran ve iki oktava yakın ses genişliğini gerektiren bir şarkıdır. Minör tonalitede ancak orta bölmede biraz aydınlanır ve Majöre dönüşür: Sen, ey öyle neşeli şırıldayan aydınlık, vahçi ırmak; örtündüğün o sert, donuk kabuğa sivri bir taşla sevgilimin adını ve saatiyle gününü kazıyacağım: İlk selamlaşmamızın günü, gittiğim gün; bir kırık yüzükteki gibi, isim ve tarihler işlenmiş Dizinin 15. Lied i olan Die Kraehe (Karga) biraz ağır (etwas langsam) tempoda, 2/4 lük ölçüde başlar ve piyanoyla şanın unison yorumuyla yalnızlık vurgulanır: Bir karga benimle birlikte şehirden taşındı; bugüne kadar başımın üzerinde uçtu. Beni terketmek istemeyen karga, mezara kadar sadık kalacak! Nacht und Traeume, Op.43, No.2 (D827) 1825 te Matthaeus von Collin İn (1779-1824) şiiri üzerine bestelenen Gece ve Rüyalar adlı, 4/4 lük ölçüde ve Si Majör tonda, ağır tempodaki lied, Schubert in en tanınmıi Collin liedidir. Bu uzun melodi çizgisiyle, doğa için sade yapıda bir ilahi olan ve çok hafif (pianissimo) yorumlanan şarkının sözleri şöyledir: Kutsal gece, aşağı çöküyorsun; Rüyalar senin ay ışığın gibi odalarda, İnsanların sessiz göğsünde yansıyor, Zevkle yaşanıyor. Gün uyanınca da çağrılıyor Tekrar dön kutsal gece, İlahi rüyalar tekrar dönün. 78
Carl Maria von WEBER Dönemin romantikliğine yakışacak şekilde veremden ölmüştür. Valsi, dans salonlarına çılgın dansı olarak değil de, ilk kez saygın ve görkemli bir dans olarak sunar. En tanınan eserlerinden biri olan dansa davet (Invitation to the Dance) de buna iyi bir örnektir. 18-19 Kasım 1786 Eutin, Holstein, Almanya 4-5 Haziran 1826, Londra Romantik Okulunun en önemli bestecilerinden dünyaca ünlü Alman şef, piyanist, gitarist ve eleştirmendir. Mozart ın eşi Constanze (Weber) in kuzenlerinden biridir. Weber in çalışmaları, özellikle Der Freischütz (İyi Avcı), Eyryanthe ve Oberon adlı operaları, Almanya daki Romantik Opera nın gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir ve böylece bir bakıma Wagner in öncüsü olmuştur. Ayrıca enstrümental müzik bestecileri içinde yenilikçi grup içinde yer almaktadır. Klasik batı müziğinde ilk defa orkestraya bugünkü şeklini veren ve de ilk defa bir podyumun üstünde (yani piyano başından değil) yöneten, Alman romantik operası ve de romantik döneme damga vuran besteci. Dünyadaki en iyi piyanistlerden biri olarak kabul edilir. Tabi ki zamanından kalan yazılara göre. Eserleri Operalar Senfoniler Senfoni No. 1 Do (1812) Senfoni No. 2 Do (1813) Konçertolar Piyano Konçerto No. 1 Do-major, Op. 11, J.98 (1810) Piyano Konçerto No. 2 Mi-bemol-major, Op. 32, J.155 (1812) Piyano ve orkestra icin konser parcasi Fa-minor, Op. 79, J.282 (1821) Fagot Konçertosu Fa-major]], Op. 75, J. 127 (1811 / rev 1822) 79
Fagot ve orkestra icin "Andante e Rondo Ongarese" Do-minor, Op. 35, J.158 (1813), rev. J.79 Klarinet Konçertosu No.1 Fa-minor]], Op. 73, J. 114 (1811) Klarinet Konçertosu No.2 Mi-bemol-major, Op. 74, J.118 (1811) Klarinet ve orkestra icin koncertino Dominor/Mi-Bemol major, Op. 26, J.109 (1811) Viyolonsel ve orkestra icin Grand Potpourri Re major, Op. 20, J.64 (1808) Viyolonsel ve orkestra icin Varyasonlar R- minor, J.94 (1810) Korno ve orkestra icin koncertino Mi-minor, Op. 45, J.188 (1815) Flut ve orkestra icin Romanza Siciliana, J. 47 (1805) Viyola ve orkestra icin A Schüsserl und a Reind'rl temasi uzerine 6 varyasyon, J. 49 (1800 / rev. 1806) Viyola ve orkestra icin Andante ve Macar Rondo, J.79 (1809) Harmonikord ve orkestra icin Adagio ve Rondo Fa-major, J.115 (1811) Orkestra eşliğinde vokal eserler Kilise müziği Kantata Der erste Ton for chorus and orchestra, Op. 14, J.58 (1808 / rev. 1810) Soprano ve orkestra icin Resitatif ve rondo Op. 16, J.93 Il momento s'avvicina (1810) Solistler, koro ve orkestra icin ilahi In seiner Ordnung schafft der Herr Op. 36, J.154 (1812) Solistler, koro ve orkestra icin kantata Op. 44, J.190 Kampf und Sieg, (1815) Soprano ve orkestra icin Op. 50, J.121 Atalia sahnesi ve Misera me! aryasi (1811) Solistler, koro ve orkestra icin Jubile-Kantatasi Op. 58, J.244 Saksonya Krali I.Frederick Augustus 'un 50.krallik yili jubilesi icin, (1818) Missa sancta No. 1 Mi-bemol J.224 (1818) Missa sancta No. 2 Sol, Op. 76, J.251 (1818 19) 80
81
Gioacchino ROSSINI 18 37 yaşları arasıda 39 opera besteledi. Son operası uvertürü, fırtına sahnesi ve bale müziği ile ünlenen Guillaume Tell idi. 37 yaşında opera bestelemeyi bıraktı. Yaşadığı dönemde çok popüler bir besteci idi. Eserlerinin bir kısmı bugün de sıklıkla sahnelenir. Napoli deki San Carlo Tiyatrosu, Paris teki İtalyan Operası gibi birkaç yerin müzik direktörlüğünü yürüttü. 1830 Fransız Devrimi nden önce Kral X.Charles in bestecisi olarak çalıştı. 29 Şubat 1792 Pesaro, İtalya 13 Kasım 1868, Paris. İtalyan opera bestecisi. «Mösyö Kreşendo» takma adıyla anılır. İtalya nın doğu kıyısında Pesaro adlı küçük bir kasabada dünyaya geldi. Annesi opera şarkıcısı idi, babası ise korno çalardı. Çocukken şarkı söylemeye, viyolonsel ve korno çalmaya başladı. 15 yaşına geldiğinde bir müzik okuluna yazıldı ve beste yapmayı öğrendi. İlk operası Evlilik Sözleşmesi (La Cambiale di Matrimonio) 18 yaşında Venedik te sergilendi. Dördüncü eseri ciddi opera Tancredi ve beşinci eseri komik opera Cezayir de İtalyan Kız (L Italiana in Algeri) operaları ile ün kazandı. Başyapıtı Sevil Berberi (Il Barbiere di Siviglia) operasını ise 24 yaşında iken Roma da sahnelendi. Sİndrella masalından esinlenen Külkedisi La Cenerentola operasını da aynı yıl (1816) yazdı. Rossini iki defa evlendi. 1822'de evlendiği eşi Isabella Colbran, eserlerinin pek çoğunda baş rol oynayan bir opera sanatçısı idi. İlk eşinin ölümü üzerine 1846 da opera şarkıcısı Olympe Pélissier ile evlendi. 1824-1836 yılları arasında yaşadığı Fransa ya 1855 te geri döndü ve yerleşti. Evi sanatçıların buluşma noktası haline geldi. Bu dönemde "yaşlılık günahları" diye adlandırdığı besteler yapıp kendi salonunda seslendirdi. 13 Kasım 1868 de hayatını kaybetti. 82
Rossini başarıyı komik operalarıyla yakalamıştı. En önemli eserleri olarak Guillaume Tell, Tancredi, ve Semiramide kabul edilir. Otello, Verdi nin başyapıtı olmasına karşın, Rossini nin Otello su da dinlemeye değerdir. Gençliğinde bestelediği yaylı çalgılar sonatları onun Haydn ve Mozart gibi klasik dönem bestecilerinin eserlerini derinlemesine incelediğini gösterir. L'occasione fa il ladro veya Il cambio della valigia, 1812 Il Signor Bruschino veya Il figlio per azzardo, 1813 Tancredi, 1812 Cezayir'de İtalyan Kız (L'Italiana in Algeri), 1813 Aureliano in Palmira (Aureliano Palmira'da), 1813 İtalya'da Bir Türk (Il Turco in Italia), 1814 Sigismondo, 1814 Elisabetta regina d'inghilterra (İngiltere Kraliçesi Elizabeth), 1815 Torvaldo e Dorliska, 1815 Almaviva veya L'inutile precauzione (Yararsız Önlem) veya Sevil Berberi (Il barbiere di Siviglia) (Sevil Berberi), 1816 La gazzetta veya Il matrimonio per concorso, 1816 Othello veya Il moro di Venezia, 1816 Külkedisi (La Cenerentola) veya La bontà in trionfo, 1817 Hırsız Saksağan (La gazza ladra), 1817 Armida, 1817 Adelaide di Borgogna veya Ottone, re d'italia, 1817 Mosè in Egitto (Musa Mısır'da), 1818 Eserleri Operalar Evlilik Sözleşmesi (La Cambiale di Matrimonio), 1810 L'equivoco stravagante (Acaip Anlaşmazlık), 1811 Demetrio e Polibio (Demetrios ve Polybios), 1812 L'inganno felice, 1812 Ciro in Babilonia (Kyros Babil'de) veya La caduta di Baldassare, 1812 La scala di seta (İpek Merdiven), 1812 La pietra del paragone (Mihenktaşı), 1812 Adina veya Il califfo di Bagdad, 1818 Ricciardo e Zoraide, 1818 Ermione, 1819 Eduardo e Cristina, 1819 La donna del lago, 1819 Bianca e Falliero veya Il consiglio dei tre, 1819 Maometto secondo (Sultan II. Mehmed), 1820 Matilde Shabran (Matilde di Shabran) veya Bellezza e Cuor di Ferro, 1821 Zelmira, 1822 Semiramide (Semiramis), 1823 83
Il viaggio a Reims (Reims'e Yolculuk) veya L'albergo del giglio d'oro, 1825 Le Siège de Corinthe (Korinthos Kuşatması), 1826 Maometto secondo'nun (Sultan II. Mehmed) gözden geçirilmiş biçimi Moïse et Pharaon (Musa ile Firavun) veya Le passage de la Mer Rouge (Kızıldeniz'i Geçiş), 1827 Mosè in Egitto'nun (Musa Mısır'da) gözden geçirilmiş biçimi Le Comte Ory, 1828 Guillaume Tell, 1829 Diğer eserleri Il pianto d'armonia per la morte d Orfeo Petite Messe Solennelle Stabat Mater Fagot konçertosu Messa di Gloria Péchés de vieillesse 84
Giacomo PUCCINI Angeloni nin teşvikiyle, Verdi nin Aida operasının Pisa şehrinde 1876 daki bir gösteriminde başlar. 1880 den 1883 e kadar Milano Konservatuvarı nda eğitim görür. Amilcare Ponchielli ve Antonio Bazzini nin öğrencileri arasında yer alır. 1882'de, Sonzogno müzikevinin açtığı tek perdelik opera lirik yarışmasına katılır. Le Villi isimli bu ilk opera yarışmayı kazanamasa da, Ponchielli ve Fontana'nın yardımıyla Verme tiyatrosunda 1884'de sahnelenir. Bu sayede yayıncı Ricordi'nin dikkatini çeken Puccini'ye ikinci bir opera siparişi gelir: Edgar. Bu dönemde, Puccini Elvira ile tanışır ve evlenirler. Bu evlilikten Tonio isimli oğlu dünyaya gelir. Giacomo Antonio Domenico Michele Secondo Maria Puccini ya da kısaca Giacomo Puccini 22 Aralık 1858 Lucca, Toscana, İtalya 29 Kasım 1924 Bürksel, Belçika. İtalyan besteci. XIX.yy sonu ve XX.yy başındaki en büyük besteciler arasında yer alır. Madam Butterfly operasıyla gerçekçi opera akımının temsilcisi olmuştur. Giacomo, 22 Aralık 1858'de yedi çocuklu bir ailenin ilk erkek çocuğu olarak Lucca'da dünyaya gelmiştir. Babasını, beş yaşındayken kaybetmiş ve eğitim için dayısı Fortunato Magi'nin yanına gönderilmiştir. Fortunato onu hem yetenekli hem de disiplinsiz bir öğrenci olarak görmüştür. Müzik geçmişi olan bir aileye mensup olması, Giacomo'nun da ataları gibi müzik eğitimi almasının başlıca nedenidir. Müzik eğitimi sayesinde, önce kilisede org çalmaya başlar. Operaya olan ilgisi konservatuvar hocası Üçüncü operası, Manon Lescaut, Puccini'ye sadece büyük başarı getirmekle kalmaz, ayrıca lirik yazarı Luigi Illica ve Giuseppe Giacosa ile üç yeni opera ile devam edecek bir işbirliğinin başlangıcını oluşturur. Bu operaların ilki, Henri Murger'in bir parçası üzerine yazılan, romantik operaların en iyileri arasında gösterilen La Bohème'dir. Bu serinin ikinci operası olan Tosca, Puccini'nin natüralizme ilk adımıdır. 85
David Belasco'nun bir eseri üzerine yazılan serinin üçüncü operası Madam Butterfly, ilk gösterimlerde ilgi görmese de, daha sonraki dönemlerde büyük başarılar kazanmıştır. Besteci, 1903 te bir araba kazasında yaralanmış ve topal kalmıştır. Bunun sonucunda çalışmaları da yavaşlamıştır. 1906'da güftecisi Giacosa ölür. 1909'da karısının ithamları sonucunda, Puccini ile ilişkisi olduğu iddia edilen hizmetçisi intihar eder. 1918'de Il Trittico'yu, üç ayrı operayı Parisli Grand guignol stiliyle birleştirerek yaratır: dehşet bölümü Il tritico: Il Tabarro, duygusal bir trajedi Il triticco: Suor angelica ve komedi bölümü Il tritico: Gianni Schicchi. Gianni Schicchi takdir görürken, Il Tabarro sınıflandırmaya alınmaz. Puccini 1924'de Brüksel'de, gırtlak kanserinin yol açtığı krizler sonucunda hayata gözlerini yumar. Son operası Turandot hala tamamlanmamıştır. Franco Alfano son iki sahneyi tamamlamış olsa da, bu eser yıllar içinde farklı finallerle sahnede yer almıştır. 86
Georges BIZET Bizet, konservatuardan 1852'da piyano dalında, 1855'te flüt org ve füg dallarında birincilikle mezun oldu. 17 yaşında ilk senfonisini besteledi. Genç besteciler için önemli bir ödül olan Roma Ödülü'nü kazandı. Bu ödülün sağladığı burs sayesinde Roma'ya gidip ekonomik endişeleri olmaksızın İtalya'ya seyahat etti ve bestelerine ilham kaynağı olacak pek çok yer gördü, Don Procopio operasını besteledi. Bizet'in piyano çalmadaki ustalığı büyük piyanist ve besteci Franz Liszt de dahil olmak üzere pek çok kişi tarafından ayakta alkışlanıyordu. Ancak zamanla depresyona girerek kendi sanatsal değerini sorgulamaya başladı, endişeleri nedeniyle bazı projelerinden vazgeçti, bestelediği bazı operaları yaktı. 25 Ekim 1838 Paris 3 Haziran 1875 Bougival, Yvelines, Fransa Carmen adlı operası ile dünya çapında tanınan Fransız besteci. Georges Bizet ve doğum adıyla Alexandre-César- Léopold, Paris yakınlarında, orta halli bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Tıpkı Mozart, Mendelsshon ve Schubert gibi dahi bir çocuktu. Müzik yeteneğini amatör bir müzisyen olan annesi keşfetti. Şan öğretmeni ve peruk imalatçısı olan babası ile annesi ona ilk müzik eğitimini verdiler. 4 yaşında nota okumayı öğrendi. 10. yaş gününden birkaç gün önce Paris Konservatuarı'na kabul edildiğinde, konservatuarın tecrübeli öğretmenleri bu yetenekli öğrenciye ders vermek için yarışa girdiler. Öyle ki, ünlü opera bestecisi Charles Gounod, ona ders vermek için emekli olmaktan vazgeçti. Georges Bizet, Marmontel'den piyano, Pierre Zimmermann ve damadı Charles Gounod'dan armoni, Fromental Halévy'den kompozisyon dersleri aldı. 1860'da Paris'e döndüğünde, annesinin ölümü onun için büyük bir darbe oldu. Roma Ödülü'nden gelen paranın da sonu geldiği için yoğun bir çalışma temposuna içinde sanatsal değeri olmayan bazı besteler yaparak ve özel ders vererek geçimini sağlamaya çalıştı. 87
Yetenekli bir piyanist olmasına rağmen bir besteci olarak kariyerine zarar verir düşüncesi ile halk önünde konserler vermekten kaçındı. Geçinme gayreti ile yaptığı yoğun çalışması, besteci olarak kendini geliştirmesini yavaşlattı. 1870'de Fransa-Prusya savaşı nedeniyle Bizet, Ulusal Muhafızlar'a katıldı. Savaş sırasında Genevieve'in ruhsal dengesi bozuldu. 1863'de İnci avcıları operasını besteledi. Eserin gösterimi başarılı geçtiyse de eleştirmenler tarafından yerden yere vuruldu. 1866'da bestelediği ve 1867'de sahneye konan Perth'li güzel kız operası ise hem halk, hem de eleştirmenler tarafından beğenildi. Genevieve Bizet, 1878 Bizet, 1871 de Çokcuk Oyunu suitini tamamladı. 1872 de tek perdelik Djamilla (Cemile) operası ve sahne müziğini yazdığı Alphons Daudet in L'arlésienne (Arlesli Kız) oyunu sahnelendi, ancak başarısız oldu. Sağlığı gittikçe bozulmakta olan Bizet, 1866 yazını Paris dışında bir yazlıkta geçirdi. Bu tatil sırasında tanıştığı ve bir gönül ilişkisine girdiği Chabrillian, Bizet'in ilerde yaratacağı Carmen karakterinin oluşmasında rol oynadı. Bizet, 1867'de öğretmeni Halevy'nin kızı Genevieve ile evlenmek istediyse de son anda nişan bozuldu, ancak iki yıl sonra kız tarafının ikna olması ile evlenebildiler. Ancak Bizet, Cemile operası ilerde opera başyapıtı Carmen de de takip edeceği müzikal anlamda doğru yolu bulduğuna inanmıştı. L'arlésienne eserinden aldığı çeşitli bölümlerden bestelediği suit ise ilk çalındığında büyük ilgi gördü ve günümüzde en sevilen eserlerinden olan L'arlésienne Süitleri böylece doğdu. 1873'de Don Rodrique operasını yazdı ama opera binasındaki yangın yüzünden sahneleyemedi. Bizet, bu arada Carmen operası üzerinde çalışmaya başladı. 88
Prosper Mérimée'nin Carmen romanınından çok etkilenen Bizet, bu romanı operaya uyarladı. Eseri 1874'de tamamladı, temsil ise 1875'de gerçekleşebildi, ancak konusu nedeniyle çok ağır eleştiriler aldı. Eserin 31. temsil gününde (3 Haziran 1875) yıllardır kronik boğaz enfeksiyonu nedeniyle rahatsız olan Bizet, kalp krizi geçirerek 36 yaşında hayatını kaybetti. Cemile (Djamileh), 1 perdelik komik opera (1871), Prömiyeri: Paris 22 Mayıs, 1872. Carmen, 4 perdelik komik opera (1873/74), Prömiyeri: Paris 3 Mart, 1875. Orkestra eserleri C-major Senfoni (1855), Prömiyeri: Basel 26 Ekim, 1935. Roma, C-Dur Senfoni (1860-68), Prömiyeri: Paris 28 Şubat, 1869. A-minor Uvertür (ca. 1855), Prömiyeri: Paris 26 Ekim, 1938. Petite Suite, Piyano için yazılmış Çocuk oyunu eserinin bazı kısımlarının orkestraya uyarlanması (1871), Prömiyeri: Paris 2 Mart, 1873. L'Arlésienne, Alphonse Daudet'nin 3 perdeli piyesi için müzik (1872), Prömiyeri: Paris 1 Ekim, 1872. L'Arlésienne, Suit in 4 Sätzen (1872), Prömiyeri: Paris 10 Kasım 1872. Vatan (Patrie)!... Uvertür (1873), Prömiyeri: Paris 15 Şubat 1874. C-minor Viyolonsel ve Fagot için İkili (duo) (1874). Eserleri Sahne eserleri Mucize doktoru (Le docteur Miracle), 1 perdelik operet (1856), Prömiyeri: Paris 9 Nisan, 1857. Don Procopio, 2 perdelik opera buffa (1858/59), Fransızca konuşmalı prömiyeri: Monte Carlo 10 Mart, 1906. İvan IV, 5 perdelik opera (1862/63, rev. 1864/65), Prömiyeri (konser): Manchester 1975 İnci avcıları (Les pêcheurs de perles), 3 perdelik opera (1863), Prömiyeri: Paris 30 Eylul 1863. Perth'li güzel kız (La Jolie Fille de Perth), 4 perdelik opera (1866/67), Prömiyeri: Paris 28 Aralık, 1867. 89
Klavyeli çalgı eserleri İki kapris (Deux caprices) (1851). Konser için E-major büyük vals (Grande valse de concert Es- Dur) (1854). Fantastik av (Chasse fantastique) (1865). 6 Ren şarkıları (Chants du Rhin) (1865). 1. Morgenstimmung 2. Fröhliche Fahrt 3. Träumerei' 4. Die Zigeunerin 5. Nachklänge 6. Heimfahrt C-minor kromatik varyasyonlar (Variations chromatiques) op. 3 (1868). F-major noktürn (Nocturne F-Dur) (1857). D-minor noktürn (Nocturne D-Dur) (1868). 3 Müzikal eskiz (Esquisses musicales) (1868). Çocuk Oyunu (Jeux d'enfants) 12 Stücke zu 4 Händen op. 22 (1872) Diğer vokal eserler Liedler Dinsel eserler Kantatalar Korolar 90
Johann STRAUSS II 1842 de babasının evi terk etmesi üzerine tamamen müziğe yönelen genç Strauss, aileyi geçindirme yükünü üstlenmişti. Strauss, sahneye çıkmak için Viyana otoritelerinden izin aldıktan sonra küçük bir orkestra kurdu. İlk konserini 1844 de 19 yaşında iken verdi ve bu konserde tam 19 kere sahneye çağrıldı. Oğul Strauss un müzik dünyasına girmesi ile babaoğul birbirine rakip duruma geldiler ve beş yıl boyunca Viyana dans dünyasını yan yana yönettiler. 25 Ekim 1825, Viyana 3 Haziran 1899, Viyana. Vals Kralı olarak ün yapan Avusturyalı besteci. Müzisyen bir ailenin beş çocuğunun en büyüğü olarak 25 Ekim1825 te Viyana da doğdu. Baba Johann Strauss, ülkesinde valsleri ile ün yapmış saygın bir besteci ve orkestra şefidir. Tüm Avrupa da vals tutkusunun bir hastalık gibi yayılmasına öncülük eden baba Johann Strauss, oğullarının müzikle ilgilenmesini engellemeye çalıştıysa da 3 oğlu başarılı müzisyenler oldular : Johan Jr. (1825-1899), Josef (1827 1870), Eduard (1835-1916). Annesi Anne, ilk kemanını alarak Johann ı müzisyen olmaya teşvik etmişti. Johann, babasından gizli olarak keman çalıştı ve ilk valsini 6 yaşında besteledi. Bu eseri 15 yaşında iken seslendirildi. 1841 yılında Polytechnic okuluna girdiyse de muhasebe konularına ilgisi yoktu ve 2 yıl sonra "uygunsuz davranışları" nedeniyle okuldan atıldı. Genç Strauss, 1849 da babasının ölümü üzerine kendi orkestrası ile babasınınkini birleştirdi. Çoğu zaman aynı gecede birkaç balo salonunda ve lokantada çalışan Strauss, bir gösteriden diğerine koşturup durduğu çok yoğun bir tempo ile çalıştı. Bu yoğun çalışma temposu sağlığını bozduğu için 1853 de çalışmalarına 6 ay kadar ara vermek zorunda kaldı. Bu dönemde karlı konser turnelerini iptal etmemek için mimar kardeşi Josef'i kendisi yerine konserlere göndermeye başladı. 91
Aynı zamanda yetenekli bir müzisyen olan kardeşinin bu işteki başarısı üzerine, Johann Strauss, bir daha yurtdışı turnelerine gözü arkada kalmadan gitmeye başladı. kaybeden ve apar topar eve getirilen Josef in, bir gece, kendilerine müzik yapmasını isteyen sarhoş Rus askerleri tarafından uyandırılıp, bu isteklerini reddettiği için dövülerek öldürüldüğü iddia edilir. Strauss, kardeşinin ölümünden sonra uzun süre kendine gelememiştir. 1871 de operetler bestelemeye başlayan Struss, ilk başarılı çıkışını Kırk Haramiler ve Bianbir Gece Masalları adlı opereti ile yaptı. 1874 de en ünlü opereti Yarasa (Die Fleidermaus)'yı besteledi. İlk gösterimi başarısız olsa da Mavi Tuna ve Yarasa onun ününün Avrupa sınırlarını aşmasını sağlayacak olan eserleridir. Strauss, Amerikan Bağımsızlık Bildirigesi nin yayınlanmasının 100.yılı nedeniyle bir davet alınca 1876 da ABD ye giderek binden fazla konser verdi. Johann Strauss II, ilk evliliğini 1862 de şarkıcı Jetty Treffz ile yaptı. Onun menajerliğini yapan eşi, kendisini beste yapmaya yönlendirdi. En ünlü eseri Mavi Tuna, aslında koro için yazılmış bir valsti. Viyana Erkek Korosu nun şefinden aldığı sipariş üzerine kendisine verilen şiiri besteleyen Strauss un eseri koro tarafından seslendirildiğinde besteci umduğu başarıyı bulamadı ancak şiiri atıp eseri yeniden orkestra için düzenlediğinde eser büyük yankı uyandırdı ve 400 valsi arasında en ünlüsü olan Mavi Tuna Valsi böylece doğdu. Strauss un valsleri Johannes Brahms, Richard Wagner gibi müzisyenlerin de hayranlığını kazanmıştı. 1870 de kardeşi Josef öldü. Polonya turnesi sırasında orkestra yönetirken sahnede düşerek kendini Johan Strauss II, 1878 de ise eşi Jetty yi bir kalp krizi yüzünden aniden kaybetti. Bu ölüm üzerine çok sarsılan ve eşinin cenazesine dahi katılamayan 92
Strauss, hayatını yalnız sürdüremeyeceğini hissederek Jetty'nin ölümünden 50 gün sonra kendisinden 25 yaş küçük, "Lilly" adıyla tanınan şarkıcı ve oyuncu Angelica Dittrich'le evlendi. Bu evlilik, 4 yıl sonra eşinin evi terk etmesi ile son buldu. Adele Deutsch hayatına girdi. Angelica ile boşanması kilise tarafından onaylanmadığı için evlenemedilerse de Adele, Strauss un evine yerleşerek Jetty nin ölümünden sonra doğan boşluğu doldurdu. Yasal olarak evlenmeleri ancak 1887 de gerçekleşti. Ölümünden sonra Strauss ailesinin eserlerinin orijinal el yazmalarını 1907 de en küçük kardeşi Eduard Strauss, Viyana da bir arkadaşının mobilya fabrikasında yakmıştır. Ancak eserler, dünyadaki Johann Strauss toplulukları tarafından bir araya getirilmiştir. Strauss, Venedik'te Bir Gece, Çingene Baron, Viyana Kanı operetlerini Angelica ile birlikteliği sırasında besteledi. Daha sonra yeniden valslere dönerek en güzel valslerinden birisi olan İmparator Valsi'ni besteledi. 1899 da bir soğuk algınlığı ile yatağa düşen Strauss, 3 Haziran 1899 da hayatını kaybetti. Viyana da Johannes Brahms, Franz Schubert ve Ludwig van Beethoven in yanına gömüldü. Strauss'un müziği her yıl, Viyana Filarmoni Orkestrası'nın ünlü "Yeni Yıl Konseri"'nde çalınmaktadır. Bu âdet, 1929'da Viyana Devlet Orkestrası ile özel bir Strauss programı yapan Avusturyalı orkestra şefi Clemens Krauss'un çabaları ile gelişmiştir ve 1941'den beri aralıksız devam etmektedir. Avusturyalı kemancı ve şef Willi Boskovsky, Strauss ailesinin "Vorgeiger" denilen, dans müziği icra ederken keman çalarak orkestra yönetme şeklini sürdürmüştür. Herbert von Karajan ve Riccardo Mutti diğer ünlü Strauss yorumcusu şeflerdendir. 93
94
Giacomo MEYERBEER Jakop Liebmann-Beer 5 Eylül 1791, Berlin 2 Mayıs 1864, Paris. Alman opera bestecisi. Grand Opera (Büyük Opera) yı geliştiren besteci olarak bilinir. Zengin bir bankacının oğlu olarak dünyaya gelen Meyerbeer, müzik öğrenimine küçük yaşta başlamış, bilgisini özellikle Karl Zenter, Anselm Weber, Abt Vogler'den edinmiştir. Bir süre İngiltere ve Fransa da bulunduktan sonra İtalya ya geçmişi önce bu ülkedeki opera akımlarının etkisinde kalmış, daha sonra Paris e yerleşerek Robert le Diable (Şeytan Robert) ve Les Huguenots gibi ilk önemli operalarını vermiştir. Bir ara Prusya Genel Müzik Müdürü olarak Berlin'de görev alan sanatçı, tekrar Paris'e dönmüş; burada "Le Prophéte" (Peygamber) ve "L'Africaine (Afrika'lı Kadın) gibi üslup ve kişiliğini yansıtan örnekler yazmıştır. 95
Vincenzo BELLINI Vincenzo Salvatore Carmelo Francesco Bellini. 3 Kasım 1801, Catania, İtalya 23 Eylül 1835, Putaux, Paris. Catania daki anıt mezarı İtalyan besteci. Müzik öğrenimini Napolide Zingarelli'nın yanında yapmış, 1827'de genç yaşta Milano'da oynayan "Il Pirata" adlı operasıyla tanınmıştır. Akabinde 1831'de La sonnambula ve Norma gelmiş, bu iki eser dünya çapında ünlenmesini sağlamıştır. 1833'te Paris'e gelen Bellini, I puritani adlı operasını 1835'te sahneye koymuştur. Bellini kısa süren yaşamına rağmen romantik İtalyan operasının kurucusu olmuş, Wagner ve Verdi'yi etkilemiştir. 1835 te akut barsak iltihabı sonucunda Paris yakınlarında öldü. Père Lachaise mezarlığına gömüldü. 96
Gaetano DONIZETTI Donizetti, 1817 yılında Bergamo'ya döndüğünde Mayr, genellikle Venedik'te iş yapan bir kuruluştan kontrat almasını sağladı. Donizetti'nin "Zoraida di Granata" operası Napoli operası ile verimli bir anlaşma yapmasını sağlayacak kadar başarılı bulunmuştu. Meteorik kariyeri olan çağdaşlarının akisene Donizetti, şöhret basamaklarını ağır ağır tırmandı. 1822 yılında Napoli de besteci olarak çalışmaya başladı ve içlerinde L!ajo nell imbarazzo ve Elisabetta al Castello di Kenilvorth olan bazı güzel eserlerini besteledi. Domenico Gaetano Maria Donizetti. 29 Kasım 1797, Bergamo, İtalya 8 Nisan 1848, Biergamo, İtalya. İtalyan opera bestecisi. En ünlü bestesi 1835 yılında bestelediği Luica di Lammermoor dur. Altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak çok fakir bir ortamda dünyaya geldi. Babası Andrea tefeci dükkânında görevliydi, annesi Domenica Nava ise terziydi. Müzikle ilgisi olmayan ailesine rağmen, Donizetti'nin içindeki gizli yetenekler opera bestecisi olan Simon Mayr'in desteği altında ortaya çıktı. Mayr, 1806 yılında parasız eğitim veren bir müzik okulu kurmuştu. Donizetti bu okula katılan ilk öğrencilerdendi ve 1814 yılına kadar burada eğitim gördü. Bu okul, İtalya'nın diğer şehirlerinde sık rastlanmayan bir müzik eğitimi veriyordu. Mayr, Donizetti ye büyük destek sağladı, hatta iki yıl boyunca Bolonya daki Padre Mattei den kontrpuan dersi alması için maddi destek verdi. İlk büyük başarısı ancak 1830 yılında Milano'da Teatro Carcano'da oynanan "Anna Bolena" ile geldi. Eser Öyle büyük ilgi uyandırdı ki kısa zamanda Paris, Londra, Madrid, Dresden ve Havana'da oynandı. Enerjik çatışmalar ve vokal gösterişe dayalı Anna Bolena, Donizetti'nin sıklıkla kullanacağı İngiltere, İskoçya ve delilik temalarını içeren ilk operasıdır. En çok bilinen operası "Lucia di Lammermoor"'da aynı temaları içerir. Verimli, rahat ve zengin bir şekilde çalışma masasında oturur, etrafını saran kıskançlıklara karşı 97
duyarsız ve habersiz bir şekilde kantatların, dini eserlerin ve motetlerin yanında başarılı iki üç operayı bir yıl içinde besteler, üzerine düşen her görevi yapardı. Kontrat, libretto ve tiyatrolardaki kargaşalara rağmen ayrıca Napoli Konservatuarında öğretmenlik görevi de üstlenmişti. Her ne kadar en güzel eserlerini Napoli'de verdiyse de bu şehirde hep bir yabancı olarak kaldı. kabul edilen Lucia di Lammermoor (1835) besteleyen Donizetti yi sonsuza dek kaybetmiş oldu. Roma'lı bir avukatın kızı olan Virginia Vasselli ile 1828 yılında evlendi. Üç çocuklarından hiçbir tanesi çocukluk yaşlarından sağ olarak kurtulamadı. Karısının 1837 yılında kolera salgınından ölmesi Donizetti'yi ciddi bir bunalıma soktu. Karısının ölümünden sonra ve en güzel operaları San Carlo tarafından reddedilince ayrıca konservatuardaki müdürlük görevi kendisine verilmeyince Donizetti bu şehri terk etmeye karar verdi. Böylece 1838 yılında en güzel operalarını Aşk İksiri (L'elisire d'amore) (1832), Parisina (1833), Lucrezia Borgia (1833), Maria Stuarda (1834), Roberto Devereux (1837), ayrıca hepsinden başarılı olarak Napoli Operası ile olan kontratını iptal etmesi Avrupa'daki diğer büyük operalarla serbestçe çalışmasına imkân verdi. Aşk iksiri (L'elisire d'amore) işte bu zamanda, 1832 yılında Milano'da bestelenmiştir. Olağanüstü verimli olması ve hızlı çalışması aldığı birçok opera kontratını ve diğer opera dışı kontratları tamamlamasına olanak veriyordu. Değişik operalar için yılda beş tane eser besteliyor, bunlar bir perdelik komedilerden ciddi dramlara kadar çeşitlilik içeriyordu. Zor bir durum içinde olduğunu gören arkadaşı Rossini, onu Paris'e çağırdı. Diğer operaları başarı ile oynanırken, Donizetti burada yeni eserler vermeye başladı. Paris'te yeteri kadar para kazanıp emekliye ayrılmayı düşünse de, fizik ve akıl sağlığının bozulmaya başlaması onu daha yoğun bir şekilde çalışmaya mecbur ediyordu. 98
1845 yılında Paris'e geri döndü, yeğeni onu doktor gözetimine aldırdı. Frengi kaynaklı beyin-omurilik bozulması teşhisi konuldu. 17 ay boyunca Paris dışında bir sanatoryumda kaldı. 1847 yılında konuşamaz ve felçli bir halde Bergamo'ya geri döndü ve 1848 yılında ölene kadar burada kaldı. Paris Operası için yaptığı ilk çalışma Corneille'in harika ve etkileyici oyunundan temelini alan "Poliuto" operasının yeniden yorumlanmış hali olan Les Martyres oldu. Poliuto operası birkaç ay önce İtalyan sansür kurulu tarafından yasaklanmış bir eserdi. Donizetti'nin Paris'te onu taçlandıracak olan operalarının her ikisi de komedi tarzında oldu: La fille du Regiment ve Don Pasquale. Don Pasquale Theatre Italien için bestelenmişti. Bu operanın bestelenişi sırasında Donizetti: "Konu insanı memnun ederse kalp konuşur, insanın kafası ileri doğru hamle yapar ve el yazar" demiştir. 1840 larda Avusturya, İtakya nın büyük bir bölümünü işgal etmiş olmasına karşın, Avusturya daki Kapellmeister pozisyonunu 1842 yılında kabul etti. Giuseppe Verdi nin aksine Donizetti politik olaylara karşı oldukça duyarsızdı. 1848 yılında Verdi, "La Battaglia di Legnano" operasıyla Avusturya işgaline karşı oldukça politik mesajlar yollayacaktı. Donizetti melankolik yapısı, garip hareketlen ve felçli olmasına rağmen opera bestelemeye devam etti. Donizetti, İtalyan Romantik dönemin en verimli sanatçılarından biri olarak kabul edilir. Operaları dramatik yapı taşır ve karakter betimlemelerini ustaca yorumlar. 23 yaşındaki bariton Giorgio Ronconi 'nin olağanüstü yeteneğinden etkilenmiş ve bu baritona göre eserler yazmıştır. Böylelikle ilende Verdi tarafından daha da geliştirilecek olan ses tipinin gelişimini başlattığı bilinir. Seçilmiş eserleri Donizetti klasik batı müziğinin çok sayıda türünde, çok sayıda eser vermiş olan bir bestecidir. Hazırladığı eserler arasında 75'den fazla sayıda opera, 16 senfoni, 19 yaylısazlar quarteti, 193 şarkı, 45 duet, 3 orotaryo, 28 kantata, çok sayıda enstrümental konçerto, sonata ve diğer oda müziği türleri eserleri bulunmaktadır. Ancak opera türünde üstün yetenek gösteren bestelediği şaheser opera eserleri ile çok tanınmıştır. 99
100
Gustav MAHLER Almanca konuşan çok çocuklu bir Yahudi ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Ailesi, o çocukken Jihlava kentine taşındı. Babası önce faytonculuk, sonra meyhanecilik yaptı. Bulunduğu yöredeki kışlada çalınan askeri marşlar ve halkın söylediği türküler ve o yöredeki daha sonraki yıllarda bestelerine esin kaynağı oldu. Müzik dehası çok erken yaşlarda dikkati çekti. Altı yaşına iken piyano çalmayı öğrendi. 10 yaşında iken ilk konserini verdi. Ailesinin 14 çocuğundan sekizi çocukken hayatını kaybetti. Özellikle 1874 te erkek kardeşi Ernst in uzun bir hastalıktan sonra hayatını kaybetmesi onu çok etkiledi ve duygularını müzikle ifade etmek üzere bir arkadaşının yardımıyla kardeşi anısına bir opera yazamaya girişti. Eserin ne müziği ne de librettosu günümüze gelebildi. 7 Temmuz 1860, Bohemya 18 Mayıs 1911, Viyana. Avusturyalı besteci ve orkestra şefi. Geç-romantizm ile modernizm arasındaki dönemin en büyük bestecisi kabul edilen sanatçı - sonuncusunu tamamlayamadığı - on senfonisi ve romantizmin farklı birçok türünü bir araya getiren orkestra eşlikli şarkıları bestelemiştir. Yaşadığı dönemin önde gelen orkestra şeflerinden biridir. Eserlerinde yaşam ve ölüm korkusunu, insanların yalnızlıklarıyla kuşkularını ve doğayı anlamanın zorluğunu sunmaya çalışan sanatçının müziği; ölümünden sonra 50 yıl görmezlikten gelinmiş, ama daha sonra XX. yy bestecilik tekniklerinin öncülerinden biri olduğu Arnold Schoenberg, Dmitri Şostokoviç ve Benjamin Britten gibi bestecileri etkilediği kabul edilmiştir. 1860 yılında o dönemde Avusturya İmparatorluğu nun bir parçası olan Bohemya da, Okul hayatında başarılı bir öğrenci olmayan Gustav Mahler i babası Viyana Konservatuarı nın sınavlarına soktu. 1875-1876 döneminde konservatuara kabul edilen Gustav, bu okulda başarılı oldu. 1878 de konservatuardan mezun oldu ve Viyana Üniversitesi ne kaydoldu; edebiyat ve felsefe derslerini takip etti. Arthur 101
Schopenhauer, Friedrich Nietzsche gibi filozofların düşünceleri müziğini öğrencilik yıllarından sonra da etkilemeye devam etti. 1879 da üniversiteden ayrılıp piyano dersleri vererek hayatını kazanmaya başladı. Bu dönemde ilk önemli yapıtı olan Das Klagande Lied ("Yakınma Şarkısı ) adlı kantatı besteledi. Ertesi sene konservatuvarın açtığı yarışa bu eserle katıldı ama Beethoven Kompozisyon Ödülü nü kazanamayınca kendisine daha güvenli bir geçim sağlama amacıyla orkestra şefliğine yöneldi; beste yapmayı uzun yaz tatillerine bıraktı. Bu nedenle yaz bestecisi olarak bilinir. yaşındayken, Avrupa nın en önemli müzikal pozisyonu olan Viyana Kraliyet Operası nın sanat yönetmenliğine getirilmesini sağladı. Mahler, Viyana da şefliğe başladığı 1897 yılına kadar ilk 3 senfonisini besteledi. Titan başlıklı Birinci Senfoni, 1884-1888 arasında bestelendi; ilk defa 20 Kasım 1899 da Budapeşte de seslendirildi. Bazıları tarafından çocuksu bulunan bu senfoni, değişik tepkiler toplamıştır. Bestecinin kendisi çılgınca alkışlayanlarla, hayal kırıklığına uğrayanların sokaklarda tartışmalarından haz duyduğunu da bir arkadaşına yazdığı mektupta anlatmıştır. 2. senfonisine göre daha hayat dolu ve daha az karamsar olan bu senfoni, Lieder eines fahrenden gesellen den birçok halk şarkısına, free jacques ten birçok tanıdık melodiyi barındırmaktadır. Senfoninin 4 bölümü de kendie özgü incelikler içerse de, 3. Bölümün başındaki timpaniyle yaratılan dramatik, kendine özgü üslup, insanı derinden etkileyebilir. Birinci bölümde majör temanın başlangıçta verdiği neşeli hava kalan süreyi de kaplar. Sonlarına doğru timpani ve orkestranın karşılıklı düellosu kulakları doldurur. İkinci bölüm de aydınlık bir havada başlar. Diğer üçüne kıyasla senfoninin en kısa süreli bölümüdür. 1. Senfoni nin üçüncü bölümü aslında bir cenaze marşıdır, ama ortasından sokak şarkıcıları geçen bir cenaze marşı. Hayat ve ölümün içiçeliğinin en iyi anlatıldığı eserlerden biridir. Bundan sonraki 17 yıl boyunca şeflikte adım adım yükseldi. Şef olarak, basılı notaların uyulması gereken kutsal metinler olmadığı düşüncesiyle hareket ediyordu. Avusturya da yönettiği müzikal farsların ardından Leipzig, Prag, Budapeşte gibi önemli operalarda çalıştı. 1891-1897 de Hamburg operası nda görev yaptı; şef olarak yaygın bir üne kavuştu. Bu başarıları, 37 Dördüncü bölüm, Mahler in asabi ve daha enerjik bir giriş yaptığı final bölümüdür. Yaklaşık 20 dakikalık süresiyle de senfoninin en uzun bölümü ve kulak zorlayıcısıdır. Mahler in timpani ve orkestranın savaşını, fırtınayı, karanlığı resmedebilmesi açısından çok güzel bir bölümdür. Son notasına kadar soylu ve yine Mahler ağırlığında asabiyet dolu bir bölümdür. İkinci senfonisi (1897-1904), Alman yazar Friedrich Klopstock un "Ölümden Sonra Diriliş" od undan solo 102
ve koro için düzenlenmiş bir müzikle biter ve bu yüzden Ölümden sonra Diriliş Senfonisi olarak tanınır. Besteci, soocuların ve koronun seslendirdiği sözlü metinleri aktarmakta Beethoven in Kral Senfonisi nden esinlendi. Viyana gazetelerinde ona karşı yürütülen antisemitist bir kampanya 1907 de onu ayrılmak zorunda bırakana kadar görevini sürdürdü. Altı bölümden oluşan Üçüncü Senfoni (1893-1896), belki de gelmiş geçmiş en uzun senfonidir. Besteci, o dönemdeki geleneksel dört bölümlü senfonilerden daha fazla bölüm içeren senfoniler bestelerken Beethoven'in Pastoral Senfoni si ile Hector Berlioz'un Fantastik Senfoni sini örnek almıştı. 1897 de Viyana Kraliyet Operası nın sanat yönetmenliğine getirildi. Daha önce hiçbir Yahudi bu göreve getirilmemişti. Mahler in de görevi kabul etmek için din değiştirmesi, Katolikliği kabul etmesi gerekti. Ünlü şef, kurumun sanat yönetmenliğini yürüttüğü 10 yıl içinde Viyana Kraliyet Operası nda günümüzde halen geçerli olan bazı sıkı kurallar getirdi. Örneğin geç gelen izleyicilerin sahnenin sonuna kadar salona girmesinin engellenmesi uygulamasını getiren ilk odur. Operaların sahnelenişi sembolizm yoluyla sadeleştirmeye çalıştı; bu konuda sahne tasarımcısı olarak çalışan ressam Alfred Roller onun yardımcısı oldu. Mahler, Viyana da orkestra şefliği yaptığı dönemde yoğun çalışma temposuna rağmen beş senfoni besteledi. Dördüncü Senfoni (1899-1901), bestecinin daha önce bestelediği Das himmlische Leben adlı şarkıdan yola çıkarak yazıldı. Bu eser, onun ilk dönem besteleri arasında sayılır. Beşinci Senfoni nin (1901-1902) ilk seslendirilişi 1904 te Köln de gerçekleşti. Yaşamının en mutlu döneminde yazdığı Altıncı Senfoni (1903-1904) de sanatçı kaderin darbelerini ifade etmek için için sahnede dev bir balyoz bulundurmayı seçti; eser, Trajik Senfoni olarak tanındı. Bu umutsuzluktan kurtulma çabasındaki Yedinci Senfoni (1904-1905) kimilerince Gecenin Şarkısı olarak bilindi. Bu üç senfoni, enstrümantal eserlerdir. Dinsel temalar üzerine görkemli bir senfoni olan Sekizinci Senfoni çok fazla enstrüman ve vokal ses gerektirdiği için Binler Senfonisi adıyla anıldı. 103
Mahler, Viyana Orkestrası nda görev yapmaya devam ederken 1902 yılında kendisinden 20 yaş küçük Alma Schindler ile evlendi. Ressam Emil Jakob Schindler in güzelliği ile ünlü kızı olan Alma, küçük yaştan itibaren müzik eğitimi alan ve şarkılar besteyelen bir genç kadındı. Mahler in isteği üzerine evlendiklerinde beste yapmayı bırakan Alma, 1902 Kasımında kızları Maria yı ve 1904 te ikinci kızları Anna yı dünyaya getirdi. Mahler Kindrtotenlieder (Çocuk ölümü üzerine şarkılar) adlı eserini eşinin ilk çocuklarına hamileliği sırasında bestelemeye başladı. Arkadaşı şair Friedrich Rückert'in kaybettiği çocukları üstüne yazdığı şiirlerini besteleyen müzisyen, kendi kızı Maria yı 1907 de difteriden kaybetti; Anna ise kardeşi ile birlikte yakalandığı bu hastalıktan kurtuldu; yetişkin yaşa erişerek bir heykeltıraş oldu. 1907 de kızını kaybeden, kendisinin kalp hastası olduğunu öğrenen Mahler, aynı yıl Viyana daki görevini bırakmak zorunda kaldı. Bu gelişmeler üzerine şeflik kariyerine ABD de devam etti. Metropolitan Opera ve New York Filarmoni Orkestrası nın konserlerini yöneten sanatçı, her yaz Avusturya kırlarına gidip, orada besteler yapmayı sürdürdü. Gustav Mahler'in son dönem yapıtlarında varoluşun sorgulanması ve ölüm temaları ön plana çıktı. Bu yapıtlardan "Das Lied von der Erde" (Yeryüzü Şarkısı) gerçekte bir senfoni formundadır ve bestecinin senfonileri arasında dokuzuncu sırada yer alır. 104
Son sözü Mozart, Mozart oldu. Cenazesi Viyana da Grinzinger Mezarlığı na defnedildi. Ama Mahler batıl inançları nedeniyle, Beethoven ve Anton Bruckner örneklerine bakarak dokuzuncu sıradaki senfoninin ölümünden önceki son senfonisi olacağına inanmış ve Yeryüzü Şarkısı na Dokuzuncu Senfoni adını vermemiştir. Daha sonra Dokuzuncu Senfoni'ye başladığında şaka yollu artık tehlikenin geçtiğini, çünkü bu senfoninin gerçekte onuncu senfoni olduğunu söylemiştir. Oysa Dokuzuncu Senfoni, Mahler in de son senfonisi oldu. New York a taşındığında bestelemeye başladığı Onuncu Senfoni bitmeden taslak olarak kaldı. Son senfonisini yazmaya başladığı sırada sağlık sorunlarına kendisini aldatan eşi Alma ile sorunları eklenmişti; bu ortamda kaleme aldığı eserde dinginlik arayışını ifade etti. Son dönem eserlerinin hiçbiri Mahler hayattayken seslendirilmedi. 1910 sonlarında sağlık durumu bozulmaya başlayan Mahler, son konserini 21 Şubat 1911 de New York ta yönettikten sonra fenalaştı. Streptokoksik bir enfeksiyon yüzünden rahatsızlanan sanatçı, tedavi görmek için Paris e gitti; Mayıs ayında Viyana da bir senatoryuma transfer oldu; ve 18 Mayıs 1911 de 50 yaşında hayatını kaybetti. Mahler in eserleri, 1920 li yıllarda Avrupa da giderek daha fazla kabul görmeye başlasa da, 1930 larda en tanınmış olduğu ülkelerde Naziler tarafından yasaklandı: 1933 te Almanya, 1938 de Avusturya ve 1940 tan itibaren Hollanda da. Bu yasaklanmanın nedeni Yahudi olması ve müziğinin huzursuz edici modernitesi idi. Takipçisi olan müzisyenlerin kariyeri mahvedildi; hayatları sürgün ve savaşlar nedeniyle söndü. 1945 ten itibaren Mahler in müziği pek ender seslendirildi. 1960 ların sonuna doğru Mahler in müziği devrin müzisyenleri tarafından yeniden keşfedildi. Eserleri Senfoniler Birinci Senfoni (Re major), "Titan" (1884 1888) İkinci Senfoni (Do minör, Mi bemol major ile biter), "Yeniden Diriliş" (1888 1894) Üçüncü Senfoni (Re minor) (1895 1896) Dördüncü Senfoni (Sol major, Mi major ile biter), (1899 1901) 105
Beşinci Senfoni (Do# minor, Re major ile biter), (1901 1902) Altıncı Senfoni (La minor), "Trajik" (1903 1904) Yedinci Senfoni(Mi minor, Do major) ile biter, "Gecenin Şarkısı" (1904 1905) (Alt başlık, Mahler tarafından verilmiş değil) Sekizinci Senfoni(Mib major), Binler Senfonisi (1906) (Alt başlık, Mahler tarafından verilmiş deği) Dokuzuncu Senfoni(re major, Reb major ile biter) (1909 1910) Onuncu Senfoni (Fa# minor/major) (1910, yarım ) Şarkılar ve vokal eserler Das Klagende Lied 1880 Drei Lieder (Tenor ve piyano için üç şarkı, 1880) Lieder und Gesänge aus der Jugendzeit (piyano eşliğinde on dört şarkı, 1880 1890) Lieder eines fahrenden Gesellen (piyano ve orkestra eşliğinde ses için, 1883 1885) Lieder aus 'Des Knaben Wunderhorn' (fses ve orkestra için, 1892 1896, ayrıca 1899 ve 1901 yıllarından iki tane daha) Rückert Lieder (piano veya orkestra eşliğinde ses için, 1901 1902) Kindertotenlieder (ses ve orkestra için, 1901 1904) Das Lied von der Erde, (1907 1909) gülen bir güneşin ışınlarıyla esip gidiyor. Çok sevinçli bir yaşama gücünün ateşi ve her şeyi silip yok eden ölümün özlemi yüreğimde ardarda yer alıyor... Çağdaş ikiyüzlülüğün ve yalanın beni onursuzluğa itmesi ve bunların yaşamımız ve sanatımızla doğrudan doğruya bağlantısı, sanata, aşka ve dine karşı yüreğimi iğrentiyle dolduruyor... Umutsuzluğun bana verdiği güçle tek avuntum olan acıya kenetleniyorum... Her tarafta sessizlik. Uzaklardan yalnız bir kuşun hüzünlü sesi geliyor... Artık yalanı biliyorum. Hiçbir görüntü artık beni aldatmaz... Ne acılar birikmiş bu toprağın altında. Günün birinde o büyük intikamcının karşısına çıkacak olan insan, acaba bu sorumluluğu nasıl yüklenip savunabilecektir. Gustav Mahler 7 Temmuz 1860 Bohemya doğumlu Avusturyalı dahi besteci ve orkestra şefi Gustav Mahler, on senfonisi ve romantizmin farklı birçok türünü bir araya getiren orkestra eşlikli şarkılarıyla ünlüdür. 8 Mayıs 1911'de Viyana'da ölümünden sonra müziği 50 yıl görmezlikten gelinmiş, ancak ardından 20. yüzyıl bestecilik tekniklerinin öncülerinden biri olduğu Arnold Schoenberg, Dmitri Şostakoviç ve Benjamin Britten gibi bestecileri etkilediği kabul edilmiştir. Mahler'in müzik dehası çok erken yaşlarda dikkati çekti. Dört yaşındayken yöredeki kışladaki askeri müziğin ve köylülerin çalışırken söyledikleri Çek halk şarkılarından etkilendi. Hem akordeon hem piyanoyla bu şarkıları çalıyor, bir yandan da kendi bestelerini yapıyordu. Mahler'in iç dünyasını daha iyi anlayabilmek için 19 yaşındayken bir arkadaşına yazdığı mektubun şu kısmını iyi okumak lazım; Tuhaf bir yazgı bu. Özlemim fırtınalı dalgalarla kimi zaman oradan oraya savruluyor. Kimi zaman da Doğadaki seslerin yanı sıra, askeri müzik ve halk müziği onun olgunluk çağının başlıca esin kaynakları oldu. Piyanist olarak ilk kez Jihlava'da izleyicilerin karşısına çıktı. On yaşında müzikte ulaştığı seviye, onun Viyana Devlet Konservatuvarı'na kabul edilmesini sağladı. Çeşitli piyano ve kompozisyon ödülleri kazandıktan ve okulunu bitirdikten sonra, bir yandan kendini besteci olarak kabul ettirmeye, bir yandan da müzik dersleri vererek geçimini sağlamaya çalıştı. İlk 106
önemli yapıtı olan Das Klagende Lied (Yakınma Şarkısı) adlı kantatı ile konservatuvarın koyduğu Beethoven Kompozisyon Ödülü'nü kazanamadı ve beste yapmayı uzun yaz tatillerine bıraktı. Ardından kendisine daha güvenli bir geçim sağlama amacıyla orkestra şefliğine yöneldi. Bundan sonraki 17 yıl boyunca şeflikte adım adım yükseldi. Avusturya da yönettiği müzikal Farsların ardından Budapeşte ve Hamburg gibi önemli operalarda çalıştı ve nihayet 37 yaşındayken, Viyana Sanat Operası'nın sanat yönetmenliğine getirildi. Şef olarak yaygın ününe karşılık, besteciliğinin ilk yıllarında müzik izleyicilerinin anlayışsızlığıyla karşı karşıya kaldı. bu, onun moralini bozsa da Mahler'i yıldırmadı. Mahler, şef olarak daha çok geleneksel operalar ile ilgilenmeyi tercih etti. Bu nedenle olgunluk dönemindeki tüm eserlerinin senfonik olması insana şaşırtıcı gelebilir. Bununla birlikte Mahler'in müzikteki tek amacı kendi yaşam hikâyesini yazmaktı. Biraz da Wagner ile Liszt den etkilenerek, kişisel dünya görüşünü müzikle ifade etmeye çalıştı. Bu iş için ise, içerdiği lirizm sebebiyle şarkı Wagner ve Liszt'in yaklaşımının yardımıyla içerdiği öznel anlatım gücüyle senfoni, hüzünlük bir atmosfer yaratan operadan daha uygun iki araçtı. Mahler, bestecilik hayatını oluşturan üç dönemin her birinde birer senfoni üçlemesi üretti. İlk döneminin üç senfonisi de planlı müzik örnekleriydi. Mahler, o dönemdeki geleneksel dört bölümlü senfonilerden daha fazla bölüm içeren senfoniler bestelemek için Beethoven'in Pastoral Senfonisi ile Berlioz'un Symphonie Fantastique'ini örnek aldı. Yapıtın süresini uzatmakta, müziğindeki orkestral kaynakları geliştirmekte ve engellenmemiş duyguları ifade etmekte Wagner'in müzikli dramlarını, solocuların ve koronun seslendirdiği sözlü metinleri aktarmakta ise Beethoven'in Koral senfonisinden esinlendi. Daha önceki eserlerini (örn. Des Knaben Wunderhorn dan yaptığı şarkı besteleri) kullanarak yeni parçalar üretirken, Schubert'in bazı oda müziği yapıtlarından da esinlendi Mahler, bütün bunları, gerilimli ve işlenmiş üslubuyla, olağanüstü canlı orkestra düzenlemesiyle ve popüler müziği alaycı bir şekilde kullanmasıyla birleştirerek, kendi yaratıcı kişiliğini ve senfonik egemenliğini de yansıtan, daha önce eşi görülmemiş ölçüde zıtlıklar içeren üç senfoni yarattı. Bunlardan salt orkestral Re Majör Senfonisi (Titan) kendi yaşamöyküsünden izler taşır. Sergilediği yaşama sevinci, özünde bir halk müziği parodisi olan Callot tarzında cenaze marşı başlıklı bölümde ölüm saplantısıyla bulutlanır, bu da yerini parlak bir final içinde, huzura bırakır. Beş bölümlü ikinci senfoni (Ölümden Sonra Diriliş) gene ölüm saplantısıyla başlar ve Hristyanların ölümsüzlük inancını hissettirerek zirveye ulaşır. Bu Son Yargıyı canlandıran görkemli finaldir ve Alman yazar Friedrich Klopstock'un "Ölümden Sonra Diriliş" adlı kasidesinden solo ve koro için düzenlenmiş bir müzikle biter. Daha uzun bir yapıt olan Re Majör Üçüncü Senfoni'de (Bir Yaz sabahı Rüyası) altı bölüm içinde, cansız doğadan insan bilincine ve kurtarıcı tanrı sevgisine kadar uzanan büyük bir varlık zinciri Dionysiosçu bakışla dinleyiciye sunar. Mahler, özellikle nadir bestelerinin yüzde doksanını bakır üflemelilerle yapmıştı. Trombon'a önem veren Mahler kısa bir süre trombon da çalmıştır. Viyana Devlet Operasının (ve bir süre Viyana Filarmoni Orkestrasının) konserlerinin yöneticisi olarak Mahler, o güne dek eşi görülmemiş bir yorum ve çalış düzeyine ulaştı. Orta döneminin yapıtlarının çoğu, Mahler'in daha sonraki olgunluk döneminin ateşli dinamizmini yansıtır. Bu çerçevenin dışında kalan tek yapıtı, daha çok ilk döneminin ürünü sayılabilecek Dördüncü Senfonisidir. Altı bölümlü olarak tasarlanmış bu senfoninin finali soprano ses için bir Wunderhorn şarkısından oluşur. Basit hıristyan köylülerinin kafasındaki cennet kavramını hatırlatan bu bölüm önce üçüncü senfoninin bir bölümü olarak tasarlanmıştır. Beşinci senfoni belirlenmiş bir programa ve koroya yer vermemesi, normal orkestral bir senfoniye daha yakın olması bakımından Mahler'in orta dönemdeki üçlemesi 107
Beşinci, Altıncı ve Yedinci senfonileri haber vermektedir. Bunlar salt orkestral senfoniler, programa hiç yer vermeyen yapıtlardır. Böyle olmasına rağmen her biri sonunda çözüme ulaşan tinsel bir çalışmayı dile getirir. İkisi de beş bölümlü olan Beşinci ve Yedinci senfoniler karanlıktan aydınlığa doğru ilerler. ama bu öbür dünyadan yansıyan bir aydınlık değil,olanaca canlılığıyla yaşamın yeryüzündeki kendi ışığıdır. Bu iki senfoninin arasında, Mahler'in "Trajik Senfoni" olarak andığı, La Minör altıncı senfoni bulunur. Altıncı Senfoni karanlıktan zorlukla sıyrılsa da, gecenin karanlığına tekrar geri döner. Bu üçlemeden sonra Mahler şarkılarını senfonilerinde kullanmaktan vazgeçti. Bununla beraber senfonilerinde, Kindetotenlieder denen çocuklar için ölüm şarkısı anlamına gelen şarkıları kullandı. Bu yöntemler arasında, ilerleyici tonalite, tonalitenin çözülümü, büyük orkestra gruplarında solo çalgı grupları için iç içe melodiler üzerine kurulmuş kontrapuntal bir yapıyı yeğleyerek orkestranın tümünün ürettiği armoniden kopuş, temaları tekrarlamak yerine temayı sürekli değiştirme, popüler üsluplardan ve günlük yaşamdaki seslerden alaycı alıntılar yapma ve Liszt'in çevrimsel biçiminden ustalıkla yararlanan teknikleri senfonide biçim yönünden yeni bir birlik sağlama sayılabilir. Sanatını kişisel içeriğini ise en çok çağının hak ve özgürlüklerden yoksun insanını tinsel çalkantısını başka herhangi bir besteciden çok daha fazla yaşamış olması etkileniş, bu da onun kişiliği ile müziğini özdeşleştirmiştir. Sekiz solo ses ve, çift koro ve orkestra için anıtsal Mi Bemol Majör Sekizinci Senfonisini besteledi. Bu yapıt çalınması için çok alet gerektirmesi nedeniyle "Binler Senfonisi"olarak da bilinir. Çalınması için çok alet gerektirmesinin yanı sıra çok sayıda insan sesine gerek duyulduğu için "Binler Senfonisi" adını almıştır. Mahler'in ilk dönemindeki yaygın metafizik eğilimlerine bir dönüş sayıldığı için ayrı bir yeri olan bu senfonide bu eğilimlerin daha da arttığı gözlenir. Binler Senfonisi ayrıca başta sona korolu ve orkestral olan ilk senfonidir. Yapıta insan özlemlerinin görkemli bir bildirisi gözüyle bakılabileceği gibi, hem dinsel, hem hümanist görüş açılarından aydınlığa erişme uğrunda bir haykırış olarak yorumlanabilir. İlk bölümünde kullanılan ezgi, Pentekostes ayinlerinde okunan "Veni Creator Spiritus" ilahisinin bestesidir. Geleneksel senfoninin üç bölümlü türüne karşılık gelen ikinci bölümün sözleri Goethe'nin Faust'unun bitiş sahnesinden alınmıştır. Bu eser Mahler'in olgunluk döneminin zirvesini oluşturur. Çağdaş müzik eleştirmenleri, Mahler'in, müzikteki değişim dönemini güçlü bir şekilde etkilediğine dikkat çeker. Yapıtları, 20. yüzyılda kullanılan köklü yöntemlerin habercisi niteliğindedir. 108
Richard STRAUSS Hocasının yol göstermesi ve teşviki ile, başlangıçta yaptığı klavyeli çalgılar ve şarkı bestelerinden sonra, ilk büyük besteleri ortaya çıktı: Konser müzikleri, bir adet sonat, bir adet dört yaylı çalgı için eser, iki senfoni ve bir üflemeli çalgı serenadı. Strauss'un ilk resmi Opus 1 bestesi büyük orkestra için festival marşıydı ve bu marşı bestelediğinde Strauss on iki yaşındaydı. Richard Georg Strauss 11 Haziran 1864, Münih 8 Eylül 1949, Garmisch, Partenkirchen. Edebi alt yapıya sahip uzun senfonik şiirleri ve operaları ile ünlü Alman besteci, orkestra şefi, tiyatro yönetmeni. Richard Strauss, Viyana'lı, vals besteleriyle tanınmış ünlü müzisyen aile Strauss'larla ve besteci Oscar Straus'la akraba değildir. Richard Strauss 11 Haziran 1864 tarihinde Münih'de doğdu. Babası Münih Saray Orkestrası'nda birinci hornist olarak çalışan ve 1871 yılından itibaren akademi profesörü olan Franz Strauss'du (1822-1905) ve annesi Josephine (1838 1910) Münih'in en zengin ailelerinden bira imalatçısı Dynastie Pschorr ailesinin kızıydı. Ailenin müzikle ilgisinin çok olması nedeni ile Richard altı yaşında iken tek başına beste yapmaya başlamıştı. Münih orkestra şefi Friedrich Wilhelm Meyer'den bestecilik dersleri aldı. 1882 de Münih Üniversitesi'nde felsefe, sanat tarihi bölümüne başladı; fakat kısa süre sonra okulu bıraktı. 1882 yazında babasını Bayreuth Festivali'nde izledikten sonra müzisyen olmaya karar verdi. Daha 1883 yılında ilk eseri, diğer müzisyenlerin yanı sıra, Münih Saray Orkestrası şefi Hermann Levi tarafından Münih'te çalındı. 1883 yılında Dresden ve Berlin'e sanatsal bir gezi için gitti. Bu seyahati esnasında, yol göstericisi ve hocası olan Meininger Saray Orkestrası şefi ve yönetmeni Hans Bülow gibi önemli şahsiyetlerle tanıştı. Hans Bülow genç besteciyi kendi eserlerinden birisinin orkestra şefliğini yapması konusunda cesaretlendirdi ve Kasım 1884'de genç Strauss'u orkestra şefi olarak Meininger'e getirdi. Kısa bir süre 109
sonra Bülow görevi bıraktığında, Strauss kısa bir zaman için onun yerine geçti. yapıya sahip uzun senfonik şiirlerden oluşan orkestra eserleri besteledi. Bu tarz eserlerinin ilki olan Machbeth de yaşadığı zorluklar sonucunda Don Juan ve en önemlisi Ölüm ve Aydınlanma Tod und Verklärung'da, kendisinin çok hızlı ünlenmesine neden olan, değişmez tarzını buldu. Münih'de artık tam bir Wagner tarzı ile beste yapmaya başlamışdı. İlk operası Guntram, kendi yazdığı, ortaçağda geçen bir şövalyenin hikâyesiydi. Meiningen'de Johannes Brahms'la tanıştı. Meiningen'de Wagner'in koruyucusu Julie Ritter'in oğlu ve Richard Wagner'in kuzeni Franziska Wagner ile evli olan, birinci kemancı Alexander Ritter ile arkadaş oldu. O güne kadar Robert Schumann veya Brahms stilinde besteler yapan Strauss, Wagnerci Ritter'lerin etkisi ile Wagner'e yöneldi ve Franz Liszt'in senfonik şiirlerini Wagner'in orkestra stili ile çalmayı denedi. Nisan 1886 tarihinde Meiningen'den ayrıldı. Münih Saray Tiyatrosu'ndan orkestra şefliği teklifi aldı. Önce İtalya'ya gitti ve orada Aus İtalien isimli dörtlü orkestra fantazisini besteledi. Bir yıl sonra Münih'de prömiyeri yapıldı. 1 Ekim1886 tarihinde Münih Saray ve Bayern Ulusal Tiyatro'nun şef kürsüsüne ilk defa çıktı ve burada üç yıl boyunca üçüncü şef olarak görev yaptı. Bu zaman içerisinde Tondichtung olarak adlandırdığı edebi alt 1887 yılında Gustav Mahler ve önce talebesi, daha sonra eşi olan ve kendisine birçok şarkı bestelediği, genç şarkıcı Paulin de Ahna'yı tanıdı. Bu genç besteciye, Richard Wagner'in gençlik eseri Periler - Die Feen'in Münih'de dünya prömiyerini yapma görevi verildi. Genel provadan önce görevden alınınca, istifa etti ve Weimar'dan gelen teklifi kabul etti. 1889 Bayreuth Festivali'ne, oyunların müzikal asistanlığını yapması için, davet edildi. Çok yararlı olduğu bu görev Richard Wagner'in eşi ve festival yöneticisi Cosima Wagner'in kendisine çok değer vermesini sağladı, öyle ki Cosima Wagner, Richard Strauss'un kızı Eva ile evlenmesini istedi. 110
Richard Strauss artık besteci olarak ünlenmişti ve orkestra şefi olarak da tüm Avrupa'da aranan bir isim olmuştu. Münih'de Hermann Levi'den boşalan yere getirilmeyince, Prusya Kraliyet Saray Orkestrası'nın teklfini kabul etti ve Berlin'e gitti. Berlin'deki ilk sahnelemesi 5 Kasım 1898 tarihinde Unter den Linden Kraliyet Operası'nda Tristan ve Isolde idi. Berlin'de çağdaş bestecilerin eserlerine yer vermeye özen gösterdi ve Berlin Senfonik Sanatçılar Orkestrası'nı kurdu. Strauss, sanatçıların daha iyi koşullarda çalışmalarını ve toplumda hak ettikleri yerlere gelmelerini sağlamak amacıyla Alman Besteciler Kooperatifi'nin kurucularından oldu. 1901 yılında Alman Müzik Derneği (ADM) başkanlığını devraldı ve telif hakları ile ilgili düzenlemeleri (GEMA) hayata geçirdi. 1 Ekim 1889 da Weimar Büyük Dükalık Orkestrası'nın başına geçtiğinde Wagner'in eserlerini sahnelemek için çalışmalar yaptı ve Tannhäuser, Lohengrin ve Tristan ve Isolde operalarını sahneye koydu.23 Aralk 1893 te Engelbert Humperdinck'in Hänsel ve Gretel operasının prömiyerini, kendi senfonik şiirlerinin prömiyerlerini ve 12 Mayıs 1894 tarihinde, Freihild bölümünü, nişanlısı Pauline'in okuduğu, kendisinin ilk operası olan Guntram operasını yönetti. 1894 Bayreuth Festival oyunlarında ilk defa beş kez Tannhäuser sahnelemelerini yönetti. Pauline burada Elisabeth rolünü okudu. Festival bitince, Pauline ile evlendi ve yeniden Münih Saray Orkestrası'nın başına geçti. Münih'deki bu görevi esnasında 1894 yılında ölen hocası Hans von Bülow'un yerine Berlin Filarmoni Orkestrası'nı da yönetti. Münih te görevli olduğu zamanlar, Köln ve Frankfurt ta çok büyük bir başarı elde eden, Till Eulenspiegels lustige Streiche (1895), Also sprach Zarathustra (1896) ve Don Quixote senfonik şiirlerini yazdı. Berlin yılları, Kuzey Amerika, Yunanistan ve İtalya gibi ülkelere yaptığı seyahatler ve Ein Heldenleben, Sinfonia domestica ve Alpensinfonie 111
senfonilerini ve kendisine uluslararası bir ün getiren Feuersnot (1901), Salome (Dresden'de Prömiyer 1905), ve Elektra (Dresden'de Prömiyer 1909) operalarını bestelemekle geçti. Paris'te, Rosenkavalier (Dresden'de Prömiyer 1911) gibi birçok operanın librettosunu birlikte yazdığı, Hugo von Hofmannsthal ile tanıştı. 1908 yılında, Garmisch'de yeni yatırdığı eve taşındı. 1910 yılında Münih'de ilk Strauss Haftası yapıldı. Bu haftalar daha sonra Dresden ve Viyana'da da yapılmaya devam etti. 1912 yılında Ariadne auf Naxos operasının prömiyeri Stuttgart'da ve Josephslegende balesinin prömiyeri Paris'te yapıldı. Mayıs 1918'de, Franz Schalk'la birlikte yönetmek üzere, yeni operası Die Frau ohne Schatten'in prömiyerinin de yapıldığı, Viyana Devlet Operası'na gitmek üzere Berlin'den ayrıldı. gerçekleştirdiler. İlk yıl sadece Jedermann oyunu oynandı. 1921 yılında konserler de festival kapsamına alındı ve 1922 yılında Strauss, Don Giovanni operasını, Salzburg Festivali nde oynanan ilk opera olarak yönetti. 1924 yılında Viyana'daki opera müdürlüğü görevini bıraktı ve kendisini Almanya'da ve dış ülkelerde orkestra yönetmeye ve besteler yapmaya adadı. Bu dönemde Intermezzo, Die ägyptische Helena, Arabella, Dier schweigsame Frau, Caprriccio, Friedenstag ve Daphne operaları ortaya çıktı. Nasyonal sosyalistler iktidara geldikten sonra, uluslararası bir üne sahip olan Richard Strauss'u kendi amaçları için kullanmak istediler. Nisan 1933'de Strauss, Thomas Mann'ın denemesi "Richard Wagner'in Acıları ve Gücü"'ne karşı "Richard Wagner - Münih Şehri" protestosunu imzalayanlar arasındaydı. 1917 yılında Strauss, dekorcu Alfred Roller ve orkestra şefi Franz Schalk ile birlikte, rejisör Max Reinhardt ve Hugo von Hofmannsthal tarafından başlatılan Salzburg'da bir festival düzenlenmesi girişimini destekledi. Tüm karşı çıkmalara ve kaybedilen savaştan sonraki ekonomik krize rağmen, Strauss ve arkadaşları 1920 yılında ilk festivali 15 Kasım 1933 tarihinde Strauss İmparatorluk Müzik Odası başkanlığına getirildi. Beyrut ta Arturo Toscanin kabul etmeyince, Parsifal in yönetimini üstlendi. Die schweigsame Frau operasının librettosunu birlikte yazdığı Stefan Zweig ile çalışması, Strauss u nasyonel sosyalistlerin gözünden düşürdü. Gestapo, Stefan Zweig a 17 Haziran 1935 tarihli kritik bir mektup yazdığında Strauss, 112
İmparatorluk Müzik Odası başkanlığı görevini bırakma baskısına maruz kaldı. Strauss, 1936 Olimpiyat Yaz Oyunları açılış müziğini besteledi. Sözlerini Robert Lubahn'ın yazdığı açılış müziği 1 Ağustos 1936 günü olimpiyat stadını çınlattı: Halklar! Halkların misafiri olun. Garmisch e geri döndü. Son bestelerinden Metamorphesen für Streichorchester, 25 Ocak 1946 da Zürih de prömiyer yaptı. Yaşamını konu alan bir film için, 1949'da Münih Radyo Evi'nde orkestra şefi değneğini son defa eline aldı. 8 Ağustos 1949'da Garmisch'de öldü ve Garmisch- Partenkirschen mezarlığına defnedildi.lülüklerinden kurtulmuştu. Naziler tarafından işgal altındaki Polonya'nın, daha sonra Nürnberg Mahkemeleri'nde suçlu bulunarak, 1946'da idam edilen genel valisi Hans Frank için, 1943 yılında, sözlerini kendisi yazdığı bir teşekkür şarkısı besteledi. Ağustos 1944 tarihinde, İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru, Hitler tarafından "Doğuştan Yetenekliler Listesi"ne alındı. Ayrıca "Özel Liste"'ye en önemli üç müzisyen statüsünde alındığı için tüm askeri yükümlülüklerinden kurtulmuştu. Son yılları hastalıklar ve kaplıcalarda kalmakla geçti. Garmisch'deki evine çekildi. Savaşın sonlarına doğru, geçici olarak İsviçre ye gitti. 1949 da Richard Strauss ömrü boyunca birçok ödülle onurlandırıldı. Münih, Dresden ve Garmisch'in fahri hemşerisi oldu. Heidelberg ve Oxford üniversitelerinden fahri doktora ünvanı aldı. Bavyera Maximilian Madalyası ve Fransız Lejyon Donör Nişanı'nı aldı. kendisine, 1934 yılında Alman Reich Kartalı verildi. Başarılı büyük orkestraların fahri üyesi oldu. Garmisch- Partenkirchen'de her yıl haziran ayında Richard Strauss Festivali düzenlenmektedir. Münih Konservatuarı onun adını aldı. Richard Strauss konservatuarı Ayrıca Münih'de bir caddeye adı verildi. Beyrut, Berlin, Emden ve Erlangen'de onun adını taşıyan caddeler bulunmaktadır. 113
114
Alexandr GLAZUNOV 10 Ağustos 1865, ST Petersburg, Rusya 21 Mart 1936, Neuilly-sur-Seine, Fransa. Rus besteci, müzik öğretmeni ve orkestra şefi. 1906-1928 yılları arasında St. Petersburk Konservatuvarı nda yöneticilik yaptı. Bu görevinde herkesin saygınlığını kazanan Glazunov'un tutucu görüşleri, zengin, renkli senfonileri, biçimselleştirilmiş baleleri olmasına karşın, çağdaş bestecilere sempati beslerdi. Konservatuardaki köktenci öğretmen ve öğrencilerin konservatuarın akademik geleneğini yok etmek konusunda yoğun baskıları altında kaldı. 1928'de bir iş gezisi için yurtdışına çıktı, bir daha Rusya'ya dönmedi. 1936 yılında Neuilly-sur-Seine, Fransa'da öldü. 115
116