Ramazan ayı Kur ân ayıdır; Kur ân-ı Kerîm in indiği aydır. Hz. Peygamber efendimiz, her Ramazan ayında Kur ân-ı Kerîm i baştan sona okur, Hz. Cebrâil de dinlerdi. Vefatından önceki Ramazan ayında Hz. Peygamber efendimiz Kur ân-ı Kerîm i baştan sona iki kere okudu, Hz. Cebrâil de dinledi. Bundan dolayı biz de her Ramazan da devamlı okuyoruz; çünkü Rabbimiz, Kur ân-ı Kerim de okumamızı emrediyor. İslâm ın ilk emrinin oku olduğunu he-pimiz biliyoruz. Bu emri yerine getirirken ibâdet etmişçesine sevap kazandığımızın şuurundayız. Okumadan yapılan ibâdetlerin tatsız, tuzsuz ve bereketsiz olduğunu biliyoruz. Okumak bir ayrıcalıktır, bir fazilettir, bir erdemdir; bunu da iyi biliyoruz. Yüce Rabbimiz, Kur ân-ı Kerim de bizi muhâtab alıyor ve okumamızı emrediyor. Biz de okuma işine O nun Yüce kitâbı ile başlıyoruz ve Kur ân okuyoruz. Gece, gündüz okuyoruz bu Yüce Kitâb ı; doymuyoruz ona. Ama o, bizi doyuruyor, tok ve zinde tutuyor bizi. Kur ân okumaya kırâat ve tilâvetle başlıyoruz. Mehâric, tecvîd ve tashîh-i hurûfla güzelleştiriyoruz Kur ân kıraâtımızı. Gece karanlığını Kur ân okuyuşumuzla aydınlatıyoruz. Fecir vakti okunan Kur ân ın melekler tarafından dinlenildiğini biliyoruz. Rabbimiz, Kur ân-ı Kerim de şöyle buyuruyor: Güneşin(öğleyin) kaymasından, gecenin kararmasına kadar namaz kıl ve sabah (namazının) Kur ân ını yerine getir. Çünkü sabah Kur ân ı (melekler tarafından) görülür. (el-isrâ,17/78.) Âyetin son kısmı şöyle de terceme edilebilir. Çünkü (melekler), fecir vakti okunan Kur an ı dinler ve okuyanın lehine şahidlik ederler. Aziz okuyucu, bu âyet bize güne başlarken Kur ân okuyarak ve sabah namazının aydınlığı ile başlamamızı emrediyor. Biz de öyle yapıyoruz. Hem namazdan önce hem de namazdan sonra okuyoruz. Özellikle namazdan sonra Haşr sûresinin son âyetlerini ve Yâsin-i şerifi okuyoruz. Daha sonra duâ, tesbîhât ve cevşen okuyoruz, Rabbimize dua ve niyazda bulunuyoruz. Her sabah biraz da meâl ve tefsir okuyoruz. Manevî gıdamızı aldıktan sonra çayımızı ve çorbamızı içiyoruz. Güneş doğduktan sonra kalkarak elini yüzünü yıkayan ve hemen kahvaltı sofrasına oturanlar, ne yüzle yiyip içiyorlar acaba? Allah ın emrettiği ibâdetleri yapmayanlar, Yüce Allah ın 1 / 5
yarattığı nimetlere nasıl el uzatıyorlar acaba? Karınları doyuyor mu, karınları doysa bile gönülleri doyuyor mu acaba? Her gün kıldığımız beş akit namazda Kur ân ile buluşuyoruz. Bizim namazlarımız çarçabuk kılınan, baştan savma namazlar değildir. Hakkını veririz namazın biz, içini doldururuz bu güzel ibâdetin; onu dimdik ayakta tutarız. Her namazdan sonra Kur an okuruz, duâ ve tesbîhât yaparız. Namaz vakti gelince dünyalık işlerimizi tatil ederiz. Ya mahalle câmiinde veya çalıştığımız kurumun mescidinde cemaat halinde kılarız namazlarımızı. Kur ân ile asıl yüz yüze gelmemiz yatsı namazından sonra ve yatarken olur. Biz televizyon izlemiyoruz. Vaktimizi onunla öldürmüyoruz. Her akşam bir sûrenin meâl ve tefsiri dolduruyor bizim ufkumuzu. Sabah yarım kalan dersimizi akşam, akşam yarım kalan dersimizi de sabah tamamlarız. Meâl ve tefsir derslerinin câzibesine kaptırırız kendimizi. Herkes televizyon kanallarının verdikleri haberleri dinlerken biz, en-nebe =Haber sûresinin meâl ve tefsirini okur O Büyük Haber den haberdâr oluruz. Herkes, televizyon programları ile vakit öldürürken, bir sürü yalan ve dolanla olan yapımları izlerken biz, bazen Hz. Yusuf a, bazen Hz. Mûsâ ya, bazen Hz. Îsâ ya misafir oluruz. İmrân âilesi ile tanışır Hz. Eyyûb ile dertleşiriz. Çocuklarımızı da tanıştırırız onlarla. Kimi akşamlar da onları Kur ân-ı Kerim de ismi geçen peygamberlerin hayatları ile baş başa bırakırız. Kur ân, bize ezelin ve ebedin bilgisini sunuyor. Geçmiş ve gelecek hakkında bilgi sahibi olmak isteyen Kur ân ı okumalıdır. Kur ân, hakikatin bilgisidir. Gerçeğe vâsıl olmak isteyen onu okumalıdır. Kur ân, cennetin anahtarıdır. Onun kapılarını açmak isteyen, Kur ân la buluşmalı ve onunla tanışmalıdır. Siz, Kur ân a kendinizi verirseniz o da size sırlarını açar. Kapısını çalarsanız buyur eder, içeri girersiniz. O nun ikrâm ından nasbinizi alırsınız. İhlasla, samimiyetle okursanız ufkunuz açılır. Hem kıraâtini hem meâl ve tefsirini okursanız onu daha iyi tanır, daha iyi anlarsınız. 2 / 5
Kur ân-ı Kerim in, kendisine vahyedildiği sevgili peygamberimiz bu kitabı hem okur, hem dinler, hem de yaşardı. Zaman zaman sesi güzel olan sahâbîlere Hele bir Kur ân okuyun da dinleyelim derdi. Okunan Kur ân ı dinlemek de bir ibâdettir. Biz de sevgili peygamberimiz gibi hem okuyor, hem de dinliyoruz. Abdussamed i dinliyoruz, İsmail Biçer i dinliyoruz ve kendilerine rahmet okuyoruz. Rabbim her ikisinin de kabrini pür nûr, makamlarını Cennet eylesin (Âmin) Gözümüzü, gönlümüzü, evimizi, dünyamızı Kur ân ın nuru ile aydınlatıyoruz. Kur ân, bize güç veriyor, hayat veriyor, ölçü veriyor. Etrafımız da olup bitenleri onunla tartıyoruz. Bize söylenen sözleri, yapılan tavsiyeleri onunla test ediyoruz. Tasavvufun içindeyiz, bir cemaatteyiz, öğrenciyiz, müridiz, mensûbuz ama gassal elindeki meyyit gibi değiliz artık. Çünkü İslam düşmanları, bu asırda her şeye ve herkese nüfûz etmeye, değiştirmeye çalışıyorlar, her şe-yimizi bozmaya çalışıyorlar. Kur ân hariç, Kur ân ı değiştiremezler; çünkü o, Yüce Allah ın koruması altındadır. Biz de gece gündüz Rabbimizin koruması altında olalım diye devamlı Kur ân okuyoruz. Ilımlı Müslüman olma tehlikesine düşmemek için, modern Müslüman olmaktan kurtulup gerçek Müslüman olmak için, İslâmî olan her şeyi tenkîd etme hastalığı olan akademik Müslüman olma hevesinden kurtulmak için devamlı Kur ân-ı Kerîm okuyoruz. Yüce Allah ın indirdiği, Hz. Peygamber in yaşadığı gerçek Müslümanlığı yaşamak için devamlı Kur ân-ı Kerîm okuyoruz. Hayatımız boyunca İslâm dâvâsına bağlı kalmak için devamlı Kur ân-ı Kerîm okuyoruz. Kur ân okumayanlar, İslam davasına pamuk ipliği ile bağlı olduklarını bilsinler. İyi bilsinler ki, bir gün o pamuk ipliği kopar ve kendilerinin İslâm ile alâkası kesilir. Siz değerli okuyucularıma konu ile alâkalı bir-iki âyet ve hadis meâli sunmak istiyorum. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: Şüphesiz ki bu Kur ân, en doğru yola iletir. Sâlih amel işleyen müminlere, kendileri için büyük 3 / 5
bir mükâfat olduğunu müjdeler. (el-isrâ, 17/9.) Biz, Kur ân dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifâ ve rahmettir, zâlimlerin ise yalnızca ziyânını artırır. (el- İsrâ, 17/82.) Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir. (el-hadîd, 57/9.) Sevgili Peygamberimiz de şöyle buyuruyor: Kur ân okuyunuz. Çünkü Kur ân, kıyâmet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir. (Müslim, Müsâfirûn 252; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 249.) Kıyâmet gününde Kur ân ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur ân ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur ân ın önünde el-bakara ve Âl-i İmrân sûreleri vardır. Herikisi de kendilerini okuyanları müdafaa etmek için birbirleriyle yarışırlar. (Müslim, Müsâfirûn 253; Tirmizî, Fezâilü l-kur ân 5.) 4 / 5
Kur ân ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur ân ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır. (Buhârî, Tevhîd 52; Ebû Dâvûd, Salât 349.) Kur ân okuyan mümin portakal gibidir: Kokusu hoş ve tadı güzeldir. Kur ân okumayan mümin hurma gibidir: Kokusu yoktur ama tadı güzeldir. Kur ân okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur ân okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı acıdır. (Buhârî, Tevhîd 36; Tirmizî, Edeb 79.) 5 / 5