Bismillahirrahmanirrahim Isa as ve gökyüzünden inen sofra Şeyh Eşref Efendi Berlin, 15.05.2009 İnsanın bu dünyada vazifesi ne? Allah insanı ne için yarattı? Euzubillahiminesseytanirracim Bismillahirrahmanirrahim La havle vela kuvvete illabillahil aliyyül aziym Destur ya Seyyidi. Destur ya Sultan ul Evliya Şüphesiz bu dünyada ne varsa bir iş için var. Bir vazifesi bir işi var. Tabiatın içinden zehirlidir diye bir yılanı çekip alacak olsan tabiattaki dengeler yerinden oynar, zelzeleye tutulmuş gibi tabiatın tabiatı değişir bir anda. İșitmiștim. Bir vakitde türkiyede bir yerde yılanları öldürdükleri için köyleri şehirleri fareler basmıştı millet ne yapacağını șașırdı. Hayır, bir yılanı dahi varlıktan çekemezsin. Velev ki zehirli olsun bir yılanın dahi bu dünyada bir vazifesi bir var oluş hikmeti var Peki insana ne diyorsun? İnsanlar için ne düşünüyorsunuz ey insan olduğunu unutupta maymunların killarında atalarının DNA`larını arayanlar? Ne için varlıktasınız haberiniz varmı? Allah bizi ne iş için yarattı hiç üzerinde düșündünüzmü? Düșünüyormusunz yoksa hayatı horrr uyuyarakmı geçiriyorsunuz? Öyle ya insanlar artık gece gündüz uyuyor. Geceleri nefisleri gündüzleri dünya onları uyutuyor. Bu insanların ayakta gezinmeleri uyumuyor anlamına gelmez. Nice uyurgezer var onlar adı üzerinde horlarken gezerler de sen onları uyanık sanırsın.
Ben sizi ancak ve ancak Bana ibadet edesiniz Bana kul olasınız diye yarattım, bu alemde tek vazifeniz bu buyuruyor Allah Kuran-ı Azim üş Şan da azametle. Evet! Allah bizi ibadet için Kendine kul olalım diye yarattı. Çünkü insanın yaptığı ürettiği bir iște dahi bir hikmet mana varsa Allah nasıl bir şeyi hikmetsiz yaratır? Olamaz! Ortada bir mahluk varsa o daha yaratılmadan evvel o şeyin yaratılış gay eve hikmeti mana ve vazifesi muhakkak tayin edilmişti ki yaratıldı o şey. Çamaşır makinasının evindeki vazifesi ne? Evdeki yemişi meşrubatı serin ve soguk tutmayamı yoksa kirli çamaşırları yıkamayamı yarar bu çamaşır makinası? Camaşır makinası camaşır için buzdolabı serin ve soğuk tutmak için yılan da tabiatta fareleri yutmak için var. Yani herşeyin kendine has kendine uygun bir vazifesi var ve herşey bu vazifesiyle bir değer ve şeref kazanır varlıkta. Fare tutmayan kediyi akıllı ev sahibi evinde niye tutsun? Kedinin vazifesi evin içini fareden uzak tutmak içindir süs olsun biblo gibi evin bir köşesinde dursun diye değil. Hasılı kelam, insanın bu dünyada vazifesi Allaha kul olmak ve sadece Allah için olmaktır. Bunu hatırlayan yahut kabul eden kaç insan var? Halbuki İnsan Allaha hizmet için dünya insan hizmet içindir, Şeytan insanı vesvese ile aldatıyor ve işleri vazifeleri tersinden gösteriyor insana. İnsanı dünyaya, dünyayı da Şeytana hizmet ettiriyor. Yazıklar olsun! İnsan Allaha mı hizmette duruyor yoksa dünya insana mı hizmet etmekte? Soruyorum: Bu dünya ve insanlık nereye doğru kayıyor? Selamete doğrumu istikamet yoksa felakete doğrumu? Hiç insan Allaha hizmet etse dünya insanı böyle baş üzeri tersinden yürütürmüydü? Hayır! İnsan Allaha kullukta doğru olsa idi dünya onun kulu kölesi olacak emrine amade duracaktı. Amma içinde bulunduğumuz manzara hiç öyle gözükmemekte. Amma Şeyh efendi! Biz dünyaya calışmasak nerden yaşayacağız. Karnımızı kim doyuracak ihtiyacimızi kim karşılayacak, o kadar kolay mı bu dediğin? YaHu sen Allaha kulluğunu yap korkma! Dünya senin peşinden kosacaktır. Lakin insanlar anlamıyorlar çünkü Șeytan vesvesesiylen ikanlarına ișemiș-ișlemiș. Kafaları basmıyor.
Peki burada hazır olan misafirlerin çoğu hristiyan onların anlayacağı dilden söyleyelim de anlayış açısından bir fayda olsun. Hristiyanlar hz İsayı kabul ederler, biz de ederiz. İsa as onun 12 havarileri vardı ona itaat eden inanan. İsa Peygamberin 12 havarileri İsa Peygambere dediler ki: Ya İsa, senin Rabbin gökyüzünden bize sofra indirebilirmi? Onlar o sözü söyledikleri vakit de, gökyüzünde lokanta varmı, restaurant varmı, İmbiss, fast food? Ne için bunu soruyorsunuz dedi hz İsa onlara. Dedilerki biz senin Rabbinin kuvvet ve kudretinin derecesini anlamak isteriz. Senin Rabbin gökyüzünden bize bir sofra indirsin ve o sofradan yiyelim, kalplerimiz daha ziyade sana da bağlansın senin rabbine de bağlansın. İsa Peygamber ala Nebiyyina aleyhisselatu vesselam, bu sözlerden kalbi hoş olmadı amma onların iman noktasında nerede durduklarını bilip onlara merhamet etti. Onlara dedi ki: Rabbim sizlere o sofrayı göndermeye kadirdir. o sofrayı size indirecektir ve kim dilerse o sofradan yiyecektir. Lakin Allahın bu kerem ve lütuflarını mucizesini görüpte yine de küfrederlerse, Cenabı Hakkın en şiddetli azabına mahkum olacaklardır. Ve İsa as dua etti o sofra onlara indi. Demekki İsa Peygambere inen sofra bir sofra değil. Allahın sadece bir sofra indirmeye değil onun gibi milyon milyar sayıya gelmez sofra indirmeye gücü yeter. İsa Peygambere sadece bir sofra inmiştir. İnsanlar görsünler ve iman etsinler, Allaha kul olana herşey nasil kul oluyor sofralar önünde arkasında hazır duruyor. İsa Peygambere inen sofra oradaki insanların kendi çalışıp kazanmalarından gelen bir sofra olmayıp ilahi Buyruk ilen meleklerin hazır ettiği bir sofradır bunun gibi sayısiz sofra vardır gökyüzünde ki asağıdan bir telefona sinyala bakıyor insin. Almanyada avrupada bir çok yerde görüyorum: Call Pizza yahut call Döner servisler var bir telefona bakiyor hemen adrese postalansın. Gökyüzünde Allaha kul olan kimseye, muhlis kullara böyle sofra çok zahmetsizce insana gelsin önüne. Lakin biz Allahın bu kudret ve mucizesine kani olmadığimız için, illa kendimiz çalışıpta elde edeceğiz gibi bir vesvesemiz olduğu için, dünyaya bakıyoruz. Biz calısmasak yemeyeceğiz itikatta durduğumuzdan o sofralar inmiyor aşağıya. Burası Bodensee kıyılarında bir yer. Hemen evden çıkıp köșeyi dönünce karșında İsviçre. Orada bir büyük Zat yatar Bruder Klaus namıyla maruf.
Onu bir defasında ziyaret ettiğimiz vakit de orada ki Papaz bana o evliyanın ordaki halvethanesinde insanlardan uzak tam 23 sene yemeden içmeden inzivaya çekildiğinden bahsetti. Taaccüp ettiydim o vakit. Çünkü biz sabah kalvaltısinda akșama ne yiyeceğimizin endișesini çeker hesdabını yaparız. Bu Zatlar ise Allahtan bașka düșündükleri yok. Olmayınca yeme içme gibi dertleride ortadan kalkıyor, demekki Sır burada. Hikaye: Evliyanın büyüklerinden Habibi Acem hazretleri önceleri çok zengin olup Fâizle ticaret yapardı. Bir gün yine Tabiin büyüklerinden Allah dostu Hasan-ı Basri hazretleri ile karșılaștı ve onun sözleri kalbine tesir edip faizciliğe tövbe etti. Hasan-ı Basrî hazretlerinin sözleri kalbine öyle tesir ederdi ki, kendinden geçmiş olarak dinlerdi. İșittiklerinden nihayet Allah așkı kalbine öyle ișlediki bu așk ile Bruder Klaus misali Fırat Nehrinin kenarında bir kulübe yapıp orada ibâdetle meşgûl olmaya bașladı. Bir gün hanımı, nafakalarının bittiğini, ev için erzâk lâzım olduğunu bildirdi. Habîb-i Acemî bir şey demeyip sustu. Sabahleyin; "Çalışmaya gidiyorum." diyerek evden çıktı. Lakin Kulübesine gidip ibâdetle meşgûl oldu. Akşam eve gelince elini boș gören hanımına: "Öyle bir zâtın işinde çalışıyorum ki gâyet cömerttir. Dedi. O zâtın kereminden utandım da bir şey isteyemedim. On günde bir ücret vereceğini söylüyorlar. On gün sabret. On günlük olunca kendisi verecektir." Onuncu gün olduğunda, kulubesinde öğle namazını kıldıktan sonra, "Bu akşam hâtuna ne söyleyecek bahanem kalmadı Sen beni mahcup etme diye niyazda bulundu ve evinin yolunu tuttu.. Habîb-i Acemî, akşam mahzun ve mahcûb bir şekilde evine döndü. Daha eve girmeden, içeriden tâze ekmek ve yemek kokuları geldi. Șașırdı. Hanımı kendisini karşıladı heyecanla: "Efendi! Diye anlattı. Bugün öğle vaktinde hânemize beyaz elbiseli kimseler geldi. Birisinin sırtında un çuvalı, birisinin sırtında yüzülmüş koyun, birisinin sırtında, içinde yağ, bal, baharat, vb. eşyâların bulunduğu bir tulum vardı. Diğer birisinin elinde, içinde 300 gümüş bulunan bir kese vardı. Kime çalışıyorsan, hakîkaten o çok iyi bir kimseymiş, ikrâm ve ihsân sâhibi bir zâtmış.
Gelenler ellerindekilerini bıraktılar ve; "Bunları, efendinizin çalıştığı yerin sâhibi gönderdi. Eğer, Habîb işini artırırsa biz de ücretini artırırız diye söyledi." deyip gittiler. Bunun üzerine Habîb, hayretle; "Allah Allah, on gün çalıştım. Bana bu ihsânlarda bulundu. Demek daha çok çalışırsam kim bilir neler verecek." dedi ve kendini tamâmen Hak teâlâya ibâdete verdi. Ey insanlar, biz Allaha bakmıyoruz. Onu değil nefsimizi dinliyoruz. Allah bize niye zahmetsiz versin? Allaha bakmıyoruz ve Allah bizi bir zahmetten bin zahmete koyuyor. Çok kolay elde edebileceğimiz nimetleri zorluklar neticesinde elde edebiliyoruz. Bizim iman zayıflığımız sebebiyledir bu. Yoksa cenabı Allah buyuruyor ki: Eğer onlar Bana ve Benim indirmiş olduklarima iman etmiş olsalardı, Ben onların üzerine gökyüzünden indirdiğim gibi yeryüzündende çeşit türlü rıziklar yollayacaktim yesinler. Zahmetsizce yorulmadan üzülmeden. İnsanı rizkının peşinde yoran da üzen de dünyadır Allah değil. BizimAllaha olan inancimızın zayıflığından dolayı gökyüzüde rahmeti tutuyor yeryüzüde rahmetini tutuyor ve biz çok calışıp az kazanıyoruz. Aslında dünyaya calıştığımız kadar en azından ayni miktar Allaha calışmamız gerekirdi. Olmuyor dünya ve Şeytan bizi uyutuyor. Ramazan ayinda bakın insanlar daha az çalıştığı halde evdeki rızkları daha fazla oluyor bu nasıl oluyor. Cenabı Allah demekki nimetlerini arttırıyor ramazan bereketi. Ramazanda ibadet artıyor berekette artıyor demekki. Bayram ertesi itibaren insanlar yine ayni gam ve kederin içine düsüveriyor. Ne için? Çünkü ramazandaki kanaat ve ibadeti diğer aylarda aynı şekilde gözetemiyoruz onun için. Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım. Buyuruyor Cenabı Mevla., Dünyadaki var oluşumuzun tek sebebi Allah a ibadet etmektir. Biz Allahın bizden istediği gibi olsak, Allah bizleri, cennete has bir durum olan, sebepsizce gökten, dikey olarak rızıklandırabilir. Lakin bu durumu kavramamız için, önce cennet ahlakıyla ahlaklanmamız ve tam anlamıyla arınmış olmamız gerekmektedir. Eksik olan tarafımız bu. İs aas havarileri ve bu cennet hali ile hallenmiș evliyalar bu mucizeleri ve Allahın bu vaadini bizzat yașadılar ve șahid oldular. Allah bize niye nasip etmesin?
Ey insanlar! Allahın 8 cennetleri var. Allah için olana Allah diyorki Ey Benim kullarım! İşte sizler için hazırladığım ebedi tatil köyleriniz yurdunuz. Varın içlerinde dilediğiniz gibi zahmetsizce yasayın ve sefalar sürün. Bunların hepsi sizin için. Allahın hizmetine talip olun Allah için yorulun. Allah için yorulmayan dünyada da dinlenemez, kabrinde de dinlenemez. Sen istedigin kadar buradan öteki tarafa uğurladığın kimsenin ardindan ruhe in Frieden deyip güzel temennilerde bulun. Yok! Dinlendirmezler. Ahirettede dinlenemez. Buradan iyi amelle giden burada da orada da güzel ve huzurlu bir hayat bulacaktir.