Prof. Dr. Nejat Göyünç (1924-2004)



Benzer belgeler
Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67)

Bu kısa Z Nesli tanımından sonra gelelim Torunum Ezgi nin okul macerasına.

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Kulübü Başkanı Metin Baykal: Halkla ilişkilerci girişken olmazsa çok şeyi kaybeder..

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

20 Derste Eski Türkçe

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Saygıdeğer Rahmetli Prof. Dr. Nejat Göyünç Hocamın Anısına

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Onur Konuğumuz Prof. Dr. Gülten UYER. Acıbadem Sağlık Grubu Hemşirelik Hizmetleri Direktörlüğü

Sevgili Hocam Prof. Dr. Hasan Nejat Göyünç

:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler


İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.



TÜRK NÖROŞİRÜRJİ DERNEĞİ NÖROŞİRÜRJİ UZMANLIĞINDA 40. YIL PLAKET ve TEŞEKKÜR BELGESİ ALAN ÜYEMİZ

SÖYLEŞİ (*) / PROF. DR. FARUK ANDAÇ (**)

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

SORU-- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor

MAYIS SONUNDA, OKULDA...

SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ ABDULLAH GÜL ÜN YILI TÜBİTAK BİLİM, HİZMET, TEŞVİK ÖDÜLLERİ ve TÜBİTAK ÖZEL ÖDÜLÜ TÖRENİ KONUŞMA METNİ 23 ARALIK 2008

BİR ÇOCUĞUN KALBİNE DOKUNMAK

K A L B İ M İ Z D E S İ N

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ANTİKA SANDALYE

Farmamorfoz: Eczacılıkta Uzmanlık

DEGAZÖRLER KAZAN DAİRESİ SOHBETLERİ VI. Mustafa Aral Makina Mühendisi Nükleer Enerji Yük. Müh. ARALSAN ISI CİHAZLARI Ltd. Şti.

Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş, Altınordu İlçesi nde bulunan 92 Mahalle nin muhtarlarıyla ile bir araya geldi.

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü

Orhan benim için şarkı yazardı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

MÜSİAD İNGİLTERE ŞUBESİ AÇILIŞI , LONDRA. İş ve Siyaset Dünyasının, STK larının Başkan ve Temsilcileri,

Prof. Dr. Nejat Göyünç ile Hayatın İçinden

20 Derste Eski Türkçe

PROF. DR. ABDULLAH UÇMAN

Menümüzü incelediniz mi?

10SORUDA AİLE SİGORTASI

( ) FOTO 1: Cezmi SEVGİ hocamız, bölümümüzün değerli hocaları, Asaf KOÇMAN, İbrahim ATALAY ve Erkan ŞEN

Otistik Çocuklar. Berkay AKYÜREK 7-B 2464

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Sayfa 1 T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ ÖZLÜK İŞLERİ BÜROSU İŞ SÜRECİ-1 Sorumlular İş Akışı Faaliyet Doküman/K ayıt

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : Birleşim Saati : 15.00

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ VE MESLEK YÜKSEKOKULLARINA ÖĞRETİM ÜYELERİ, ÖĞRETİM GÖREVLİLERİ VE ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİ ALINACAKTIR.

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

İslâmî Türk Edebiyatı Sempozyumu

ABDULLAH UÇMAN PROF. DR. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü nden mezun oldu.

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

AKADEMİKHABERLER Prof. Dr. Hüseyin Saim Kendir

Lesley Koyi Wiehan de Jager Leyla Tekül Turkish Level 5

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Onceki izlenimdeki sevgi titresimleri sevgili Ugurcan'in izleniminde devam ediyor...

Eğitim-Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni Sayı:2 Haziran 2016

Psiko- Sosyal Destek Hizmetleri. Prof. Dr. Orhan Derman Rektör Danışmanı

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum.

23 Yılllık Yazılım Sektöründen Yat Kaptanlığına

Cocuklari icin cirpinan ogretmenleri gordukce hem cok seviniyoruz, hem de onlara yonelik daha fazla birseyler yapabilme derdine dusuyoruz...

Turkiye' ye dönmeden önce üniversiteyi kazandığımı öğrenmistim. Hayatımın en mutlu haberini de orada almıştım.

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

ÜNİVERSİTEDE KULLANILAN TERİMLER

Yazan : Osman Batuhan Pekcan. Ülke : FRANSA. Şehir: Paris. Kuruluş : Vir volt. Başlama Tarihi : Bitiş Tarihi :

İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK DEĞERLENDİRME VE KALİTE GELİŞTİRME ÇALIŞMA KOMİSYONU TOPLANTISI

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

T.C. Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi BİLGİLENDİRME ve İSTİŞARE TOPLANTISI

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Beykoz Yerel Basını: Yılın Öğretmen Çifti, Adife& Bayram YILDIZ - Özgün Haber

Hacettepe Üniversitesi: Sayılar ile Kadınlar ve Erkekler 7 Mart 2018 Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (HÜKSAM)

15 günlük kısa dönem Avrupa gönüllü hizmeti projemi bitirdikten sonra Türkiye ye döndüm ve sizinle oradaki anılarımı bir raporda paylaşmak istedim.

Đsmail Hilmi Adıgüzel

Prof. Dr. Galip Urak ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı

Prof. Dr. Cengiz Çokluk

Sayın Mehmet Ali CAN Yeminli Mali Müşavir (E. Vergi Denetmeni)

WILDERNESS HOTEL & GOLF RESORT, Wisconsin Dells - WI

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Hassas Tarım Teknolojileri

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ YAZI İŞLERİ BÜROSU HİZMET STANDARTLARI

3. SALON PARALEL OTURUM XII SORULAR VE CEVAPLAR

BAŞKAN : Özcan KALAYCI Bülent YILDIRIM BAŞKAN: SAYMAN : Nesrin FİDAN ÜYE : Figen GÖNEN. info@antalyafalezrotary.org KOMİTELER TOPLANTI BİLGİLERİ

29. Sağlık Bilimleri Enstitüleri Toplantısı İstanbul, Nisan Prof. Dr. Ender ERDOĞAN

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ YERLEŞKESİ OKULLARI EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 1.VELİ BÜLTENİ

Transkript:

Prof. Dr. Nejat Göyünç (1924-2004) PROF. DR. NEJAT GÖYÜNÇ ARMAĞANI 53 Prof. Dr. Tuncer BAYKARA Emekli Öğretim Üyesi Bazen bir bilim adamlığının romanı diye kitapçıları biliriz ve okuruz. Keşke birisi de Nejat Göyünç ün romanını yazsa. Ama bu hayal gücünün işlendiği bir roman olamaz, sadece yalın gerçeklerin ve bir hayat hikâyesinin metni olabilir. Hocam böyle bir insandı. Hocam dedim. Her ne kadar rahle-i tedrisinde bulunmadık ise, halka-ı tedrisinde bulunmuşuzdur ve hepsinden önemlisi, 1962 yılından ölünceye kadar devam eden bir tanışıklığın ifadesidir. 1962 yılında birçok maceradan sonra tarih eğitimine başladığım, 1962 yılının ilk kış günlerinde, ilk sınıfta Osmanlıca dersini birçok hoca verirmiş. Benim köylü ve hemşehrim Cüneyd Yatağanbaba dolayısıyla ben de öncelikle onun hocası, Nejat Bey e gittim. Fakat Nejat Bey, dersi takip etmeme bile izin vermeyerek, Nejat Hoca nın ders vermemesinden yakınıyor, kendi kontenjanının dolduğunu (30 kişi) başka arkadaşlara gitmemi, kapıyı göstererek istedi. Bir başka arkadaş ile dışarı çıktık ve ilk rastladığımız Osmanlıca dersine girdik. Uzun ömür dilediğim Mustafa Kafalı nın sınıfı imiş. Sonradan Konyalı olduğunu öğrendiğimiz Hoca, Mevlana memleketinden olduğundan Gel, gel kim olursan ol gel diyerek bizi kabul etti. İçerde ise en az kırk talebe vardı ve onların arasında zaten biraz bildiğim eski yazıyı öğrenmeye koyulduk. Sonraki aylarda ve yıllarda Nejat Hoca ile bir münasebetim olmadı. Ancak muhtemelen benim Zeki Velidi Togan ın dikkatini çekmem sonrası onun yanında doktora yapmaya başlamamdan dolayısı ile beni bildiğinden ve uzaktan da olsa takip ettiğine eminim. O nasıl Tarih Bölümünün koridorlarında ciddî yüz ifadesiyle geçip giderken, yine aynı türden asık suratlı ve ciddî görünüşlü Tuncer Baykara yı da biliyor, fakat samimi olamıyordu. Onun doçent oluşu (1967) bir başka Nejat ın (Kaymaz) ile aynı zamana rastlamıştı sanıyorum. Ankaralı arkadaşlarla Sizin

TARİHÇİLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR 54 Nejat, bizim Nejat diye şakalaşırdık. Sonra ben Erzurum a gittim, tekrar döndüm. Zeki Velidi Hocamın odasında doktoramı tamamlamaya çalışırken de fazla samimi değildir. Oysa rahmetli Cengiz Orhonlu bizlere daha sıcak idi. Ben Zeki Velidi Hocamın vefatından sonra(1890-26.07.1970) tezimi İbrahim Kafesoğlu hocamın (1912-1984) danışmanlığında bitirdim ve Erzurum a dönerek oradan askere gittim. Polatlı ve Burdur dan sonra, 1973 de Ankara da devam eden askerliğimin son aylarında Ankara da, Hacettepe Hastanesinde yatan Aysel Ablamı (1938-2012) ziyaretten sonra, bir de yeni kurulan Hacettepe Tarih Bölümünü ziyaret etmek istedim. Genişçe bir oda veya salonda kimleri görmedim ki: İşte orada, baş köşede oturan Nejat Hoca, sanki kırk yıllık tanış gibi beni öylesine sıcak bir ifade ile karşıladı ki. Hemen yanındaki 2. derecede önemli masada Erzurum dan tanıdığım Abdurahman Çaycı Bey (1927- ) ve o da sıcak karşıladı. Bir de fakülteden ve arşivden bildiğim Özcan Mert e merhaba dedim. Ardından da Bayram Kodaman a, Rifat Önsoy a ve Ahmet Yaşar Ocak a merhaba dedim. Zaman muhtemelen Ağustos 1973 ortaları idi. Askerliğim Eylül sonunda bitiyordu ve ben Erzurum a dönüş hazırlıkları içinde iken ara sıra yine önce Hastaneye, yani Ablama sonra Tarih Bölümüne de uğruyordum. Bir öğrendim ki doktoralı Öğretim görevlisi kadrosu ilan edilmiş, müracaatın son günü Abdurahman Bey ile Nejat Bey benim başvurmamı ısrarlı istediler; hatta Abdurahman Bey, o zamana kadar adını duyduğum fakat tanışmadığım, o sıradaki Dekan ve Bölüm Başkanı Ercümend Kuran ile tanıştırdı. Hemen dilekçem yazıldı, işleme kondu; ertesi günü de sınava girecektim. Benden başka kimsenin başvurmadığı bu sınavı da kazanarak artık 28 Eylül 1973 te Hacettepeli olmuştum. O günlerde askere giden rahmetli Rifat Önsoy un (1942-2004) masasına oturarak oda-salondaki altıncı kişi olarak görevime başladım. Nejat Bey beni başarılı bulan (sanki başka sınava giren varmış!)jüride bulunuyordu. Benim Nejat Göyünç ile meslektaş olmam böyle başladı ve ölünceye kadar, önce yakın sonrasında ise mekânlar uzak olsa da yine de yakın ve samimi olarak devam etti geldi. Nejat Beyin, anlı-şanlı İstanbul Üniversitesi nden ayrılıp Hacettepe ye geldiğini bu vesile ile öğrenmiş, biraz da yadırgamıştım. Nejat Bey i, tıpkı Muammer Kemal Özergin (1932-1987) için de ifade ettiğim gibi, İstanbul dan çıkıp taşraya gelmelerini bir

türlü anlayamıyordum. İstanbul da rahat bir işi, güzel bir evi ve mutlu bir aile ortamı varken kalkıp Ankara ya gelmesine o zamanki aklım yatmıyordu. O zamanlar biz taşralıların gözü İstanbul da idi. Burada onların bu davranışını, kurulu düzenlerini ve rahatlarını bırakıp Anadolu içlerine gelmelerinin altında yatan sebepleri ne yazık ki halen de, kendimi doyuracak şekilde çözmüş değilim. Muhakkak olan bir şey varsa mesleklerini seviyorlardı ve gençleri, yeni bir bilim zihniyeti ile yetiştirmek istiyorlardı. Hepsinden önemlisi onlara, yani bu gençlere o ortamı İstanbul da sağlayamayacağından yeni geldiği yerde sağlamak istiyordu gibime geliyor. Hacettepe yıllarında, Tarih Bölümü, ünlü Hastane civarında olduğu zamanlarda birkaç yer değiştirdik. Onların yeni oda, mekan belirlenmelerinde Hoca, hiç öne çıkmaz, neresi verilirse kabul ederdi. Oysa bizler, Ercüment Kuran ın silsile-i meratibe göre belirlediği odalarımızı kimi zaman beğenmezdik. Nejat Hoca ile birbirimize yakından tanımamız, 1975 yılı yaz aylarında Milli Eğitim Bakanlığı nın tertiplediği bir doğu Anadolu gezisinde oldu. Bu Bakanlığın Hizmet İçi Eğitim Dairesinin tertiplediği bir gezili tarih kursu idi. Kayseride toplanarak Doğu Anadolu yu ve Karadeniz kıyılarını dolaştık. Onbeş gün kadar birlikte olduk. Hoca olarak Nejat Bey, Hakkı Ağabey ve Fahraddin Kırzıoğlu da vardı. Nejat Hoca, Giresun da Erzurum kongresinin muhalif üyelerinden Ali Naci Duyduk ( 1893-1980) Beyefendiye bir konferans verdirmiş, bu vesile ile hatıralarını dinlemiştim. Hacettepe deki göçebeliğimizden sonra, yeni kampüse, Beytepe ye taşındık. Ercümend Bey, bize ayrılan odalardan istediğini seçmesini ilk ondan istedi. O da iç avluya bakan bir gösterişsiz odayı seçti., Sonra Çaycı, Bölüm Başkanlığına en yakın odayı seçti, Bayram Bodaman bu sırada yoktu, sıradaki oda ayrıldı ve benim ki dışarıya bakan, ama Nejat Bey in odasının tam karşısındaki oda idi ve Nejat Bey, oradan ayrılıncaya kadar odalarımızda birkaç sene karşılıklı olarak kaldı. Nejat Bey, yumuşak görünüşlü olmakla birlikte, hakkını da savunurdu. Hacettepe de ondan daha hırçın olan Ercümend Bey le de sonradan sürtüşmeleri oldu. Bayram arkadaşımın nakline göre bir ara ceketlerini çıkarıp tutuşmak üzere imişler. Erçümend Bey Dekanlıktan ayrıldıktan sonra alıngan olmuştu. Nejat Bey ise mülayim özelliğinden dolayı İsman Doğramacı nın ve kardeşi Fakültemiz dekanı Emel Hanım ın gözdesi gibiydi. Nejat Bey, fakültedeki herkesle samimi idi. Ankara da akademik hayatı ve itibarı üst PROF. DR. NEJAT GÖYÜNÇ ARMAĞANI 55

TARİHÇİLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR 56 düzeye çıkmışken, İstanbul dan bir davet geldiğini duyduk. Edebiyat Fakültesinin Yakınçağ Tarihi kürsüsü başkanı, benim de hocam olan Ahmet Cevat Eren 1976 da vefat etmişti. Kürsünün mensupları genç olup (Ali İhsan Bağış, Cevdet Küçük ve Kemal Beydilli) akademik unvanları Kürsünün başına geçebilecek durumda değildi. Münir Aktepe Bey kanalıyla Nejat Bey e teklif gelmiş. Nejat Beyin karar vermesi mi, yoksa işlemler mi uzun sürdü bilemem ama kayıtlara göre 17.III.1977 günü, Nejat Bey, yeniden İstanbul a ve Edebiyat Fakültesi bünyesine dönmüş. Benim odanın tam karşısında olan odasını boşaltırken, götüremediği ve çöpe atacağı evrak için ben talipli olmuştum. Bunlar arasında bazı talebe ödevleri ile doktora ve doçentlik tezleri de vardı. Bu doçentlik tezleri anlıyorum ki onun hafif bulup saklamaya veya yanında bulundurmaya değer bulmadıkları idi. Nejat Hoca artık yeniden İstanbul da, Üsküdar da Sultantepesi ndeki evindedir. Aile yeniden, kendi mülklerinde birleşmiş gibidir. Bizler İstanbul a arşive çalışmaya gittiğimizde, bir şekilde bizleri evinde de yemeğe çağırırdı. Böylece zarif hanımı ve evladını yeniden görüyorduk. Nejat Hoca nın İstanbul da sonraki yıllar içindeki hayatı iniş çıkışlarla doludur. CHP iktidara geçince, muhtemelen Emre Kongar ın etkisiyle Arşiv Genel Müdürü olmuştu. Orada hemen bazı önemli girişimlerde bulunmuş, bazı personelle nerede ise mahkemelik olmuştu. Sonrasında ise Boğaziçi, Malatya ve en verimli dönemi diyebileceğim Konya safhaları geliyor. Buralardaki hayatı hakkında sadece başka kaynaklardan bilgiler edindim. Dolayısıyla bunları benim gibi, oralarda bulunanların yazması lazım. Bunlardan Malatya günleri gerçekten acı hatıralar ile dolu imiş. Oradaki hayatından bir ayrıntıyı, doktora talebesi olan A.G. Baltaoğlu na anlattığını özetleyerek vereyim. Nejat Hoca vaktiyle, rahmetli Erol Güngör ile sosyal statülerin itibar ve değerleri üzerinde tartışırlar, anlaşamazlarmış. Erol Güngör bir olmadığını söylerken, Nejat Hoca, Olur mu hepsi insandır, hepsinin de eşit olması gerekir dermiş, Malatya da Rektörle tokat yüzünden mahkemelik olduklarında Rektör yardımcısı Rektör yanlısı ifade vermiş. Oradaki görevli (yani hademe) ise gerçeği, yani Nejat Bey lehine olayı anlatmış. Mahkeme Rektör yardımcısının ifadesine itibar edince, Nejat Bey, Erol Güngör ün meğerse haklı olduğuna inanmış. Nejat Hoca ile kongre ve sempozyumlarda, özellikle yurt dışında birlikte olurduk. Kudüs teki CİEPO toplantısında (1990)

otellerimiz ayrıydı ama hep birlikte idik. Ben dönüşte Doğu Kudüs te kaldığım öğrenci yurdundan Hotel Ramada ya gelmiş, burada kalanlarla birlikte topluca hava alanına gelmiştik. İsrail e gidenler bilirler, giderken de gelirken de hava alanında çok sıkı bir sorguya çekilirsiniz. Dönüşte muhatabım İngilizce sorularına karşılık verirken, Buraya nereden geldiniz? demesiyle irkildim. Ne demek istiyordu, kem küm ederken, Nejat Hoca imdadıma yetişti. Hotel Ramada diyerek beni kurtardı. Kurtardı diyorum, sonradan Paul Dumont un başına gelenleri öğrenince Nejat Hoca ya bir kere daha teşekkür ettim. Fransız Paul Dumont de talebe yurdunda kalıyordu, o bir gün sonra dönecekti ve hava alanında, kaldığı yer sebebiyle üç saate yakın sorguya çekilmiş. Nejat Hoca, Alman W. Hütteroth ile işbirliği yaparak Defteroloji Sempozyumları nı düzenlemişti. Ben de Ankara daki Tapu Kadastro nun arşiv bölümünde çalıştığım için defteroolojinin tabii mensubu sayılıyordum Hocam a göre, özellikle yer adları konusunda iyiydim. Böylece onun katkısıyla ve sürüklemesiyle bazı Defteroloji toplantılarına katılmıştım. Mesela Konya da, mesela Almanya da Erlangen dekilere. Nejat Hoca özellikle yurt dışındaki toplantıya genç meslektaşları da götürerek onların ufuklarını açıyordu. 1990 larda Türk tarih Kurumu toplantılarında da Nejat Hoca ile birlikte oluyorduk. Gerçi kendisini, benim İzmir de olmam ve arşiv çalışmalarından uzaklaşmam sebebiyle İstanbul a gidip pek göremiyordum. Nejat Hoca talihli hocalardandır; gerçi hayatı oldukça inişli çıkışlı olmuştur; fakat yine de pek çoklarının onun hakkındaki düşünceleri olumluydu. Nejat Hoca, herhalde daha çok bir süre birlikte ve ahenk içinde çalışmış olmanın verdiği duygularla benim için de mükemmel bir insandı ve o da bana aynı şekilde davranırdı. Ben de evinde hanımının çayını yudumladım ve insan yetiştirmeye çabalayan Nejat Hoca nın bu davranışını kendime düstur edindim. Hanım ın da katkısıyla elbette, ben de gençleri evimde ağırlamaktan hiçbir zaman gocunmadım. İmkan oldukça onları, gençleri evimde de misafir ettim. Nejat Hoca çok büyük bir âlim değildi belki; anıtsal eserler bırakmadı, fakat yetiştirdikleri arasında iyi araştırıcılar vardır. Biz bilim adamları için de bundan güzel bir yadigâr olmaz sanırım. PROF. DR. NEJAT GÖYÜNÇ ARMAĞANI 57

TARİHÇİLİĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR 58