AYLA ÇINAROĞLU HOŞ GELDİN ESİN PERİSİ
2003, Uçanbalık Cumhuriyet Bulvarı No: 302/104 35220 Alsancak - İZMİR Yazar: Ayla Çınaroğlu Yayın Yönetmeni: İlke Aykanat Çam Düzelti: Gökçe Uslu Baskı: Ertem Matbaa 0 312 284 18 14 Birinci Basım: Haziran 2003 (2000 adet) İkinci Basım: Eylül 2010 (3000 adet) ISBN: 978-975 - 587-079 - 3 Tüm hakları saklıdır. Bu yayının hiçbir bölümü, telif hakkı sahibinin önceden yazılı izni olmaksızın tekrar üretilemez, bir erişim sisteminde tutulamaz, herhangi bir biçimde elektronik, mekanik, fotokopi, kayıt ya da diğer yollarla iletilemez. www.ucanbalik.com.tr
AYLA ÇINAROĞLU HOŞ GELDİN ESİN PERİSİ (İlkgençlik çağı için)
HOŞ GELDİN ESİN PERİSİ (İlkgençlik çağı için) Kişiler: - (Metin Bey) BAKKAL ÇIRAĞI Semih Bey - (Yayımcı) ESİN PERİSİ FUNDA - (Figen in kızı - Çocuk) FİGEN
(Yazarın odası. Ortada, geride, giriş kapısı. Solda çalışma masası; üstünde yazı makinası, kâğıtlar, kitaplar, dergiler, telefon, yazarın fuları. Masanın yanında çöp sepeti, bir sandalye. Sağda küçük bir divan; üstünde birkaç yastık ve yazarın hırkası. Divanın önünde bir sehpa; üstünde tütün paketi, büyük bir küllük ve bir pipo. Yazar, buruşuk bir pantolon ve buruşuk, düğmeleri iliklenmemiş, kolları kıvrılarak kısaltılmış bir gömlek giymiştir. Çıplak ayaklarına geçirilmiş terliklerle odanın içinde dolaşmakta, elindeki sinek raketiyle, oradan oraya uçan bir sineği öldürmeye çalışmaktadır. Masa kenarına, çöp sepetine, sehpa üstüne konan sineğe vurmaya çalışır ama hep ıskalar. Bu arada çöp sepetini devirir, masadaki kâğıtları, sehpa üstündeki tütün paketini ve pipoyu düşürür. Kendi çevresinde dönerek, sağa sola sonuçsuz hamleler yaparak sineği izler. Sonunda sinirlenir, sineği kovalamaktan vazgeçip divana oturur. Terliklerini çıkarıp ayaklarını sehpanın üstüne uzatır, sinek raketini de yanına bırakır. Elini gömlek yakasından içeri sokup sırtını kaşımaya çalışır. Sonra sinek raketinin sapıyla kaşımayı denerken sineğin gelip ayağına konduğunu izler. 7
Yavaşça raketi kaldırıp ayağına bütün gücüyle, hırsla vurur. Keskin bir çığlık atarak acıyan ayağını tutar, ovuşturur. Bu arada sineği öldürdüğünü fark eder. Zafer kazanmış bir tavırla, ama iğrenerek, sineği sehpanın üstünden alıp götürür, çöp sepetine atar. Elini pantolonuna sürterek siler, kalçasını kaşır. Masanın üstündeki kâğıtlara, kitaplara göz atar sıkıntıyla. Gidip divana oturur, piposunu dişleri arasına sıkıştırıp tütün paketini açar, içinin boş olduğunu görünce öfkeyle buruşturur, oturduğu yerden çöp sepetine atar, ama ıskalar. Pipoyu kül tablasının içine bırakır, sıkıntıyla başını kaşır, esner. Kalkıp masadan bir dergi alır, divana uzanır. Dergiyi karıştırırken kapı çalınır.) (Umursamaz bir tavırla) Kim o?.. (Dışardan) Benim, ben... (Kalkar, çıplak ayakla kapıya yönelir.) Ah, bakkalın çırağı. (Öykünerek) Benim, ben. (Açarken) Sen kimsin be adam, onu söylesene. Benim, ben demekle olur mu? (Kolunda sepetiyle, kapıda) Aaa, aşkolsun ağabey, beni tanımadın mı yoksa? 8
(Geri dönüp terliklerini giyerken abartıyla dramatize ederek) Aaa, ne demek, ne demek, tanımaz olur muyum hiç, hayatım buruşuk bir kesekâğıdı gibi senin ellerinde. Kesekâğıdı filan yok elimde. Daha hiçbir şey getirmedim Sayın Yazar Ağabeyim, sipariş almaya geldimdi de. Yok yani, diyorum ki, benim hayatım senin ellerinde. Yok be ağabey, tövbe tövbe, senin hayatın neden benim elimde olsun ki?.. E, sen bana ekmekti, çaydı, şuydu buydu getirmesen ben burada açlıktan nalları dikerim de ondan. Estağfurullah be ağabey, yani sen eşek misin, neden nalları dikesin ki? Neden ölesin ki be ağabey? Taş gibi adamsın. Ben getirmesem, ayaklarına sağlık, gelip kendin alıverirsin, ne var ki?.. Alırım almasına da, senin o asık suratlı patrona karşı yüzüm yok. Borçlar birikti. Ben de, anlarsın ya, meteliğe kurşun atıyorum bugünlerde. 9
Aldırma be ağabey, idare ederiz, sen ne istiyorsun şimdi, onu söyle. Ekmek, süt, gazete? Dur bakalım, ııı... Süt kalsın... Gazete de kalsın. Sen bana bir ekmekle bir paket çay getir... Bir paket de tütün... Her zamankinden. Patrona söyle, bu kez de deftere yazıversin, olur mu? Olur ağabey, söylerim. Ama, hani tütün kalsa da onun yerine sütle gazete gelse daha iyi olmaz mı ki?.. Hoppala, şimdi de ukalalığa mı başladın? Hani Sayın Yazar Ağabey indik? Ne oldu? Hadi bakalım, hadi güle güle, güle güle... Kızma be ağabey, hani dedim ki... (Tehdit edercesine) Ne dedin, ne dedin?.. Eh, hadi eyvallah dedim... Sayın Yazar Ağabey... 10