sayı 245 / 15 eylül 2014 Kurul Komisyonlar ilk toplan larına başladı 15 Eylül...3 te 2014 1 İşçilere Değil Ka llere Barikat!...4 te İhmal katliama dave ye çıkardı.. 5 de TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI YAYIN ORGANIDIR On binler barış için alanlardaydı 5 de Türkiye hâlâ 12 Eylül karanlığında... 6 da Şubelerden haberler... 6 da genç-imo 6. Yaz Eğitim Kampı tamamlandı Umudumuz var! Öğrenci Üye örgütlülüğümüz olan genç-imo bu yıl altıncısını düzenlediği Yaz Eğitim Kampı nı tamamladı. Kampta, onlarca üniversiteden gelen inşaat mühendisliği adayları buluştu. 96 öğrenci, Oda Yönetim Kurulu ve Şube Yönetim Kurulu Üyeleriyle birlikte gerçekleştirilen kamp, geleceğin mühendislerinin birbirleriyle ve Oda yönetimiyle tanışma, kaynaşma ve fikir alışverişinde bulunmalarına imkân sağladı. genç-imo Kampı, Odamızın yarattığı geleneğin yeni nesillere aktarılması, mesleki, toplumsal meselelere yaklaşım çizgisinin güçlenerek devam etmesi açısından önem taşıyan öğrenci üye örgütlülüğünün gücüne güç kattı. Odamızın 2007 yılında hazırlanan Öğrenci Üye Yönetmeliği doğrultusunda kurulan genç-imo, ülkenin dört bir yanından gelen inşaat mühendisliği adaylarına ev sahipliği yaptı. İnşaat mühendisliği bölümü öğrencilerinin mesleki gelişimlerine katkı sunan seminerlerden film gösterimlerine, kişisel gelişimlerine katkı sunan atölye çalışmalarından ve güncel konulara ilişkin söyleşilere kadar birçok konunun ele alındığı 6. Yaz Eğitim Kampı 2-7 Eylül 2014 tarihlerinde Foça İzmir de gerçekleştirildi. Kamp a 23 ü kadın, 73 ü erkek 96 öğrenci katıldı. Gençlerin Oda yöneticileri ile bir araya gelmesine ve meslek odalarını yakından tanımasına imkân sağlayan Kampa, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TMMOB II. Başkanı Züber Akgöl, Oda Yönetim Kurulumuz, TMMOB Genel Sekreter Vekili H. Can Doğan ve Şubelerimizden yönetim kurulu üyeleri de katıldı. Kampın ilk günü kayıtların alınması, çadırların kurulması, tanışma toplantısı ve atölye tanıtımlarının yapılmasıyla başladı. Ardından TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ile İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Nevzat Ersan ın konuşmacı olarak katıldığı TMMOB ve Oda Politikaları başlıklı oturum gerçekleştirildi. Mehmet Soğancı, TMMOB nin toplumcu geleneği, tarihi ile toplumsal ve mesleki konulara yaklaşımıyla ilgili bilgi verdi. Nevzat Ersan ise, İMO nun mesleki, toplumsal ve ekonomik konulara dair politikaları ile Oda tarihini aktardı. Genç- İMO üyelerinin yoğun ilgisiyle karşılanan oturum soru cevap bölümüyle son buldu. Aynı günün akşamı küçük bir açılış konseri gerçekleştirildi. 2 de Türkiye yi iş cinayetleri diyarına dönüştüren Tüm sorumlular istifa etmelidir 6 Eylül 2014 akşam saatlerinde Türkiye yine bir iş cinayetiyle sarsıldı. İstanbul Mecidiyeköy deki bir inşaatta meydana gelen asansör kazasında 10 işçi yaşamını yitirdi. Olayla birlikte iş kazaları, iş güvenliği önlemleri ve iş güvenliği mevzuatına dair tartışmalar gündemin başköşesine oturdu. Tıpkı Soma da yaşanan maden faciasında olduğu gibi siyasi erkten, hamaset dışında kayda değer bir açıklama gelmedi; yaraların sarılacağı, sorumluların hesap vereceği, iş kazalarını önleyecek tedbirlerin alınacağı, iş güvenliğine uymayan şirketlerin cezalandırılacağı ifade edildi. 4 te
2 15 Eylül 2014 genç-imo 6. Yaz Eğitim Kampı tamamlandı Umudumuz var! 1 den Kampın ikinci günü; İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği başlığı altında gerçekleştirilen sabah semineri ile başladı. TMMOB Genel Sekreter Vekili H. Can Doğan ın konuşmacı olarak katıldığı oturumda, işçi sağlığının önemine, mühendisin sorumluluklarına ve çalışma koşullarına vurgu yapıldı. genç- İMO üyelerinin soru ve cevapları ile son bulan oturumun ardından atölye çalışmalarına geçildi. Kamp programında yer aldığı üzere birer gün arayla yapılmak üzere tartışma grupları oluşturuldu. Tartışma grupları merkez Yönetim Kurulu üyeleri, Şube Yönetim Kurulu üyeleri ve genç İMO 7. Konsey Üyelerinin yürütücülüğünde gerçekleştirildi. Söz konusu tartışma grupları; Meslekte Branşlaşma, Öğrenci sorunları-mühendislik eğitimi, Çevre- Enerji- Ekoloji, başlıklı Sosyal Medya ve Sansür Mühendislik Çalışma Koşulları, genç-imo yayın Politikası, Kürt Meselesi, İşçi Sağlığı ve İş güvenliği başlıklı konular tartışılarak bilgi alışverişinde bulunuldu. Kampın akşam saatlerinde ise genç-imo forumu düzenlendi. Forumda genç- İMO nedir, genç İMO örgütlülüğü nasıl olmalı, genç-imo geleceği için ne yapmalı? gibi konular üzerine tartışıldı. Aynı günün akşamı dünya madencilik tarihini anlatan ve serbest piyasa ekonomisinin işlendiği 16 Ton adlı belgesel filmi gösterildi. Belgesel gösteriminin ardından mumlarla Soma anması gerçekleştirildi. Kampa katılan tüm yönetici ve öğrencilerle birlikte Soma yazısı yazıldı. Kampın üçüncü günü Mühendislikte Kadın semineri ile başladı. İMO Yönetim Kurulu Üyesi Ayşegül Bildirici Suna nın konuşmacı olarak katıldığı seminerde, Toplumsal cinsiyet bakımından kadın mühendislerin sorunlarına ve TMMOB örgütlülüğü içerisindeki kadın örgütlenmesine değinildi. Suna, Muhafazakâr zihniyet yapısının kadın mühendis adayları üzerindeki etkisine dikkat çekti. genç-imo üyelerinin yoğun ilgisiyle karşılanan oturumun ardından sadece kadın mühendis adaylarının yer aldığı kadın oturumu gerçekleşti. Aynı günün akşamı İnşaat Mühendisliği Üzerine başlığı altında gerçekleştirilen seminerde konuşmacı olarak Prof. Dr. Uğur Ersoy yer aldı. İnşaat mühendisliği teknolojisinin gelişmesi, Türkiye de son yıllarda yaşanan depremler, aynı sebeplerle çöken yapılar ve uygulamalardaki sıkıntılar üzerine bilgi aktaran Uğur Ersoy, öğrencilerin sorularına cevap vererek öğrencilerin mühendislik eğitimiyle ilgili bilgilenmelerine katkıda bulundu. Dördüncü gün Kent Hareketlerine Neden Olan Politikalar başlıklı seminer ile başladı. İMO İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe ile İMO İzmir Şube Başkanı Ayhan
15 Eylül 2014 3 Emekli nin konuşmacı olarak katıldığı oturumda, ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan deprem konusu ele alındı. Seminerde, deprem sonrası İl Afet Kurumu tarafından belirlenen 470 toplanma alanının 400 e yakınının imara açılıp AVM, rezidans gibi yapılara tahsis edildiğine dikkat çekildi. Ayrıca kamulaştırma için yeraltı kaynakları, insan, çevre vb. birçok koşulun incelenmesi gerektiğine vurgu yapılan seminerde Acele Kamulaştırma adı altında çözüm yerine yeni bir problem yaratıldığına değinildi. Ardından Atölye çalışmaları yapıldı. Programda yer aldığı üzere tartışma gruplarına geçildi. Branşlaşma, Kentin Metalaşması, Öğrenci Sorunları-Mühendisliği Eğitimi, Kürt Meselesi, genç İMO Yayın Politikaları başlıklı konular yönetim Kurulu üyeleri ve konsey üyeleri ile konuşularak bilgi alışverişinde bulunuldu. Aynı günün akşamında ise Farklarımız ve Biz başlıklı interaktif söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide; etnik ve kültürel bakımdan farklılıklar, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim hakkında tartışma yürütüldü. Beşinci gün ise Ulaştırma Politikaları başlıklı sabah semineri ile başladı. Yrd. Doç. Dr. Cumhur Aydın ın sunumuyla başlayan oturumda, ülkemizde uygulanan ulaşım politikaları, kentsel ulaşım planlarında dikkate alınması gereken hususlara ve karar alma süreçlerine de vurgu yaptı. Türkiye nin ulaştırma politikaları ile gelişmiş ülkelerin ulaştırma politikalarına dikkat çekti. Aydın, ulaştırma politikalarının günü kurtaran değil, daha uzun vadeli bir perspektifle hazırlanması gerektiğine dikkat çekti. Öğrencilerin soru ve cevaplarına da yer verilen seminerin ardından kampa katılan öğrenciler, atölye çalışmalarını sunacakları Kapanış Gecesi için hazırlıklarını tamamladılar. Yaz eğitim kampının son akşamı halk oyunları, sinema, fotoğraf, felsefe ve kamp gazetesi atölyelerinin sunumları gerçekleştirildi. Merkez ve Şube Yöneticileri tarafından atölye hocalarına kupalarının takdim edildiği ve tüm öğrencilere katılım belgelerinin verildiği kapanış gecesi geç saatlere kadar sürdü. Gecede söz alan 7. genç İMO Konsey Başkanı Veysel Yılmaz, bütün katılımcılara, Oda yöneticilerine, Şube Yöneticilerine ve çalışanlarına teşekkür etti. Ardından İMO Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Ersan İnşaat Mühendisleri Odası`nın geleceğini inşa eden genç-imo örgütlülüğünün en önemli faaliyetlerinden biri olan Yaz Eğitim Kampı nda emeği geçen herkese teşekkür etti. Odamızın yarattığı geleneğin yeni nesillere aktarılması, mesleki, toplumsal meselelere yaklaşım çizgisinin güçlenerek devam etmesi açısından önem taşıyan genç-imo örgütlülüğünün gücüne güç katan 6. Yaz Eğitim Kampı,7 Eylül 2014 tarihinde çadırların toplanmasıyla sona erdi. Kurul Komisyonlar ilk toplantılarına başladı Mesleki Değerlendirme Kurulu Yapı Denetim Komisyonu Odamızın 44. Çalışma Döneminde faaliyet yürütecek olan Mesleki Değerlendirme Kurulu, ilk toplantısını Oda merkezinde 8 Eylül 2014 tarihinde gerçekleştirdi. Toplantıya, Levent Darı, Nusret Suna, Hüsnü Gürpınar, Ayhan Emekli, Fercan Yavuz, Ayşegül Bildirici Suna ve Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Necati Atıcı katıldı. Toplantıda kurulun, eski çalışmaları hakkında bilgilendirme yapıldı ve 44. Dönem boyunca gerçekleştireceği çalışmalar değerlendirildi. Kurulun başkanlık görevini Levent Darı, raportörlük görevini ise Fercan Yavuz üstlendi. Yapı Malzemeleri Komisyonu Odamızın bu dönem çalışma yürütecek olan komisyonlarından biri olan Yapı Malzemeleri Komisyonu, ilk toplantısını Oda merkezinde 8 Eylül 2014 tarihinde düzenledi. Toplantıya, İlkay Kara, Osman Çalıkuş, Haluk Selçuk ve Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Erdem katıldı. Toplantıda, komisyonun amacı doğrultusunda dönem içi hedefleri belirlendi, çalışma programı oluşturuldu. Bu dönem yürüteceği çalışmalara ilk toplantısıyla başlayan bir diğer komisyonumuz Yapı Denetim Komisyonu oldu. Komisyon ilk toplantısını Oda merkezinde 8 Eylül 2014 tarihinde düzenledi. Toplantıya, Kamuran Turgut, Hüseyin Şahin Tüzen, Mustafa Baygeldi ve Hüseyin Kaya ile Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Erdem katıldı. Toplantıda, komisyonun dönem boyunca yürüteceği çalışmaların amacı, hedefi ve programı oluşturuldu. Hüseyin Kaya komisyon başkanlığına, Kamuran Turgut ise raportörlük görevini getirildi.
4 15 Eylül 2014 Türkiye yi iş cinayetleri diyarına dönüştüren Tüm sorumlular istifa etmelidir Eylül 2014 akşam saatlerinde Türkiye yine bir iş cinayetiyle sarsıldı. İstanbul Mecidiyeköy deki bir 6 inşaatta meydana gelen asansör kazasında 10 işçi yaşamını yitirdi. Olayla birlikte iş kazaları, iş güvenliği önlemleri ve iş güvenliği mevzuatına dair tartışmalar gündemin başköşesine oturdu. Tıpkı Soma da yaşanan maden faciasında olduğu gibi siyasi erkten, hamaset dışında kayda değer bir açıklama gelmedi; yaraların sarılacağı, sorumluların hesap vereceği, iş kazalarını önleyecek tedbirlerin alınacağı, iş güvenliğine uymayan şirketlerin cezalandırılacağı ifade edildi. Bu açıklamaların ikna edici bir tarafını bulmak elbette mümkün değildir. Çünkü iş kazalarının ardı arkası kesilmemekte, kazalar neredeyse toplu katliam gibi yaşanmakta, göstermelik yargılamalar dışında sorumlular iş yapmaya devam etmekte, açıkçası olan ölene, ölenlerin yakınlarına olmaktadır. Dikkat edilmelidir: Her kaza sonrası, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı iddia edilmekte, bir sonraki kaza, her şeyin eskisi gibi yaşanmaya devam ettiğini göstermekte, çalışanların adeta kaderine razı bir şekilde çalışmakta ve ölümü beklemektedir. Ne yazık ki ülkemizde iş ile iş kazası bir ve aynıymış gibi algılanmaktadır. Hemen her iş kolunda değişik oranlarda iş kazası olmakta, inşaat işkolu ise ilk sıralardaki yeri asla değişmemektedir. Çünkü gerçek budur. Soma da yaşanan faciadan sonra, İstanbul un orta yerinde, Mecidiyeköy de, Ali Samiyen Stadı nın yerine yapılan ve TOKİ onaylı olduğu anlaşılan rezidans projesinde, 10 işçinin yaşamını kaybetmesine yol açan iş kazası oluyorsa, sorun köklü ve kalıcıdır, üretim sürecinin ve denetim mekanizmasının taşıdığı zaaflar nedeniyle risk faktörü ve kazalar müzmin hale gelmiştir. İnşaat Mühendisleri Odası hemen her ortamda ısrarla iş kazalarına ilişkin verileri kamuoyuyla paylaşmakta, bu bağlamda Türkiye nin iş kazalarında Dünya üçüncüsü, Avrupa birincisi olduğunu hatırlatmakta, yetkilileri önlem almaya çağırmaktadır. Ne yazık ki siyasi iktidar uyarılarımızı duymazlıktan gelmekte, dolayısıyla ne sorun çözülmekte ne de iş kazaları azalmaktadır. Hatta son dönemde yaşanan kazaları akla getirdiğimizde, iş kazalarının toplumsal travmaya yol açacak boyutlara vardığı gözlemlenmektedir. Mecidiyeköy deki asansör faciası, iki noktayı vurgulamamızı zorunlu hale getirmektedir. Birincisi, proje TOKİ onaylıdır ve TOKİ denetim sisteminden muaftır. Zaten başlı başına sorun teşkil eden denetimden bile muaf tutulmak, TOKİ inşaatlarında kazalara davetiye çıkarmaktadır. Kazanın iş saatleri dışında meydana gelmiş olması, denetimsizliğin hangi boyutlarda olduğunu açığa çıkarmaktadır. İkincisi 6331 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası ndaki yetersizlikler ve zaaflar kazalara yol açmakta olduğu gerçeğidir. Dikkat çekmek istiyoruz ki, İnşaat Mühendisleri Odası konuyla ilgili çok sayıda bilimsel-mesleki etkinlikler düzenlemekte, inşaat işkolu bazında konunun muhataplarını bir araya getirmekte, üniversiteler, meslek odaları ve uygulamacılar sorunlarını ve çözüm önerilerini tartışmakta ve bu tartışmaların ilk sırasında iş güvenliği mevzuatına dair eleştiri ve öneriler yer almaktadır. Ancak siyasi iktidar İMO nun geliştirdiği önerileri yok saymaktadır. Çünkü temel fark, üretim sürecine yaklaşımla ilgilidir. Bugün üretim sürecinin tek belirleyicisi kâr olarak görülmekte, iş güvenliği bağlamında alınacak önlemler maliyet artırıcı unsur gibi değerlendirilmekte ve para kazanmak asli amacında olan şirketler iş güvenliği yatırımları yapmaktan kaçınmaktadır. Kamu idaresi ise denetimi tamamen özelleştirmek istemekte, dolayısıyla kadro ve donanım açığını kapatmaya programına almamaktadır. Bilindiği gibi son dönemde gerçekleştirilen mevzuat değişiklikleri ile meslek odaları üretim sürecinin dışına itilmiş, meslek odaları kamu adına gerçekleştirdiği denetimi yapamaz durumda bırakılmıştır. Üzülerek söylüyoruz ki, kazaların son dönemde gözle görülür düzeyde artmasının bir nedeni de, meslek odalarının sürecin dışına itilmesidir. Hiç kimse, özellikle de siyasi iktidar suçluyu başka yerlerde aramasın, birkaç günah keçisi bulup vicdanını rahatlatmaya kalkmasın. İş cinayetlerinin faili AKP Hükümeti ve onun konuyla ilgili Bakanı Faruk Çelik tir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik kamuoyunda ölüm devrinin bakanı olarak anılmaya başlamıştır. Anlaşılmaz bir şekilde makamını korumakta olması ise Türkiye siyasetinin ayırt edici özelliğe işaret etmektedir. Ne yazık ki onurlu bir tavır olan istifa, ülke idari yapısında kendisine yer açamamaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası olarak, Tuzla Tersaneleri nde, Soma da olmayanın bu defa olmasını ve başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olmak üzere tüm sorumluların istifa etmesini, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının değiştirilmesini, mevzuat değişikliği sürecinin katılımcılığa açık olmasını, meslek odalarını etkisizleştiren değişikliklerin ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz. İşçilere Değil Katillere Barikat! 6 Eylül 2014 akşamı saat 19:30 sularında Torunlar GYO na ait rezidans inşaatında işçileri taşıyan asansörün zemine çakılması sonucu 10 işçi kardeşimiz yaşamını yitirdi. Daha önce de önlemler almayan TOKİ onaylı olduğu anlaşılan rezidans projesinde, İstanbul un orta yerinde 10 işçi daha iş cinayetlerinin kurbanı olmuş oldu. Ne yazık ki ülkemizde iş cinayetlerinden sonra sorumluları ve failleri olan şirket sahipleri hiç bir şey olmamış gibi ellerinde çeşitli belgelerle çıkıp, bundan kendilerinin sorumlu olmadığını söyleyebiliyor ve başkalarını günah keçisi ilan edebiliyorlar. İnsana ve cana değer atfetmeyen bu aklın temsilcileri ve destekçileri tarafından iş cinayetleri gayr-ı ihtiyari bir şekilde kader ve şanssızlık kelimeleriyle ilişkilendirilebiliyor. Bu katliamdan sonra, Torunlar Center önünde bekleyen işçiler ve ailelerinin önüne polisler tarafından barikat kurulurken, işçi katillerinin rahat bir şekilde açıklama yapabilmeleri için gerekli koşullar sağlanıyor. Bu yüzden ülkemizde iş cinayetlerinin ve katliamlarının önüne geçebilmek için birleşik ve kurucu bir güce ihtiyaç kendini daha çok hissettiriyor. Ayrıca gün be gün iktidarın politikalarıyla işlevsiz hale getirilen TMMOB; ülkemizin en önemli konusu haline gelmeye başlayan iş cinayetleri ve katliamları ile ilgili konularda sürecin dışarısında tutuluyor. Bizler geleceğin inşaat mühendisleri olarak biliyoruz ki bu katliamların önüne ancak insan odaklı bir bakış açısıyla geçilebilir. Emek-sermaye denkleminde, sermayeden taraf olan hiçbir kesim ve kurum iş ve işçi cinayetlerinin önlenmesinde kurucu-yapıcı bir rol üstlenemez. Bu katliamda ihmali bulunan tüm yetkililer hesap vermeli ve olayla ilgili tüm bilgiler kamuoyu ile paylaşılmalıdır. genç-imo ailesi olarak ölen işçi kardeşlerimizin ailelerine ve dostlarına başsağlığı diliyor, gelişmelerin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. genç-imo 7. Öğrenci Konseyi
15 Eylül 2014 5 İhmal katliama davetiye çıkardı İnşaat Mühendisleri Odası, Siirt te bulunan Alkumru Barajında meydana gelen su taşkınında altı kişinin ölmesi ve altı vatandaşın yaralanmasıyla sonuçlanan olayla ilgili ön incelemesini gerçekleştirdi. İMO Diyarbakır Şubesi tarafından oluşturulan heyet, Alkumru ve Kirazlık Hidroelektrik Santrallerini ile piknik alanı olarak kullanılan ve taşkına maruz kalan bölgeleri yerinde inceledi. Yapılan incelemeler, bölge halkıyla gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde; bölgeyi piknik alanı olarak kullanan, hatta Botan Çayı na serinlemek için giren vatandaşların uyarılmadığı, barajları işleten firmanın sabit uyarı levhaları yerleştirmekle yetindiği, ayrıca önlem almadığı, bu ihmalin katliama davetiye çıkardığı anlaşıldı. Siirt te yaşanan kaza, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin, çevre güvenliğini de içerecek şekilde genişletilmesi gerekliliğini açığa çıkartmakla kalmadı, iş kazalarının ülkenin başlıca sorunu olduğu gerçeğini bir kez daha görünür kıldı. İş güvenliğinden yapı üretim sürecine kadar hemen her işkolunda iş kazalarının temel sorun olarak varlığını korumakta, asıl sorun denetimsizlikten kaynaklanmaktadır. Özellikle özelleştirilen ya da özel şirketler tarafından kurulan işletmelerde işçi sağlığı ve işyeri güvenliği önlemlerinin yeterince alınmamaktadır. Çünkü sermaye grupları iş güvenliği önlemlerine maliyet arttırıcı unsur gibi görmektedir. İnşaat Mühendisleri Odası, kazada yakınlarını kaybeden ailelere sabır ve baş sağlığı diliyor, altı vatandaşımızın ölümüyle sonuçlanan kazada ihmali bulunanların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulunuyoruz. İşletmeci şirket yetkililerinin olayın normal olduğu, kusurlarının bulunmadığı, sorumluluk kabul etmedikleri ve asıl suçlunun ölenler olduğu yönündeki açıklamalarını hem inandırıcı bulmuyor hem de olayda yakınlarını kaybeden ailelere saygısızlık olarak değerlendiriyoruz. İMO heyeti tarafından hazırlanan Ön İnceleme Raporu aşağıdaki gibidir: 24 Ağustos 2014 tarihinde, yöre halkı Botan Çayı nda bulunan Alkumru Barajı nın mansabındaki kesimde piknik yaparken; Hidroelektrik Santralin Türbinlerinin işletmeye alınması sonrasında Türbinlenen suların etkisiyle dere yatağında aniden su seviyesi yükselmiş, dere yatağına yüksek miktarda su bırakılmasından habersiz insanlar, kaçmaya dahi fırsat bulamadan su akımının sürükleme gücü karşısında duramamış ve hayatlarını kaybetmişlerdir. Olay sonrasında İMO Diyarbakır Şubesi, konuyla ilgili uzmanlardan bir ekip oluşturarak, altı kişinin ölümüyle sonuçlanan kaza bölgesinde gerekli incelemeler yapmıştır. Botan çayı üzerinde yer alan ve 6446 Sayılı yasa kapsamında LİMAK Holding Grup bünyesinde bulunan Limak Hidroelektrik Santral Yatırımları Anonim Şirketi tarafından yapılan Alkumru Barajı ve HES, kil çekirdekli kaya dolgu gövde tipinde inşa edilmiş olup talvegden 110 m, temelden ise 134 m yüksekliğindedir. Alkumru Barajı dolusavağının karşıdan alışlı kontrollü ve 4 adet Radyal kapağı bulunmaktadır. Dolusavak Deşarj Debisi Q=7119,00 m 3 /sn dir. Enerji tüneli sol sahilde olup 280,00 m 3 /sn kapasiteye sahiptir. Enerji Tünelinden alınan sular her biri 88,59 MW kurulu gücüne sahip toplam 3 üniteden oluşmaktadır. Yine aynı firma tarafından yapılan ve barajın mansabında yer alan Kirazlık regülatörü ve HES, kil çekirdekli kum-çakıl dolgu olarak inşa edilmiş olup talvegden 20,80 m ve temelden 30,80 m yüksekliğindedir. Dolusavak, karşıdan alışlı ve 2 adet Radyal kapak 3660,00 m 3 / sn deşarj kapasitesine sahiptir. Enerji tüneli sol sahilde olup her biri 100 m 3 /sn debiye sahip 3 ünite ile toplam 3x14,6 MW= 43,80 MW enerji üretme kapasitelidir. Olayın gerçekleştiği vadide yapılan incelemelerde; 1. Olayın Pazar günü olması nedeniyle Botan Çayı Alkumru Barajı nın mansabındaki kesimde yöre halkından çok sayıda kişinin piknik yaptığı ve serinlemek için Botan çayın suya girdiği, 2. Baraj mansabında Botan Çayı nın menderesler yaparak akması ve vadinin dar olmasından dolayı Santraldeki türbinlerin işletmeye alınması nedeniyle Botan Çayı dere yatağındaki suyun aniden yükselmesi sonucu (yaklaşık 2 m), çay etrafında insanların dereye su bırakılmasından habersiz olması nedeniyle dere kenarından kaçmaya dahi fırsat bulamadığı, 3. Botan Çayı Alkumru Barajı mansabındaki işletmeden sorumlu şirket tarafından Vadi boyunca uyarı levhalarının bulunduğu, ancak bölgede piknik yapmak için bulunan vatandaşlara herhangi sesli uyarının yapılmadığı, 4. Bölgenin piknik alanı olarak kullanıldığı bilinmesine rağmen gerekli hassasiyetin gösterilmediği, sabit uyarı levhaları ile yetinildiği, 5. Geçmiş yıllarda da aynı nedene bağlı olarak can kayıplarının yaşandığı gerçeğine rağmen sesli ve görsel uyarı sisteminin işletilmediği, 10 km lik vadi boyunca megafonla yapılacak uyarının bile yeterli olduğu, ancak bunun yapılmayarak faciaya davet çıkartıldığı anlaşılmıştır. Kamuoyuna duyururuz. On binler barış için alanlardaydı 1 Eylül Dünya Barış Günü nde Türkiye nin birçok kentinde on binler alanlara çıktı. TMMOB, DİSK, KESK ve TTB nin çağrısıyla ülkenin dört bir yanında düzenlenen eylemlerde Barış için, kardeşlik için, özgürlük için, eşitlik için ele ele verelim! çağrısı yapıldı. İllerde düzenlenen miting ve yürüyüşlerin yanı sıra Silopi den Yayladağı na kadar sınır kentlerinde (Şırnak, Mardin, Urfa, Antep, Kilis, Hatay) savaş destekçilerine ve kışkırtıcılarına karşı barış barikatları kuruldu. Ankara da Toros Sokak ta bir araya gelen binlerce Ankaralı, buradan Kolej Meydanı na yürüdü. Kortejin en başında baskıya, şiddete, tecavüze, katliama en çok maruz kalan kadınlar yer alırken, yürüyüşe çok sayıda siyasi parti, emek ve meslek örgütü, demokratik kitle örgütü destek verdi. Yürüyüşlere, Odamız da destek verdi. 19 Eylül Mühendis, Mimar, Şehir Plancılar Dayanışma Günü TMMOB tarihinde önemli bir yeri olan 19 Eylül 1979 bir günlük iş bırakma eyleminin yıldönümünde TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü nde İKK ların bulunduğu yerlerde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirilecek. TMMOB Danışma Kurulu 20 Eylül de toplanıyor TMMOB 43. Dönem I. Danışma Kurulu toplantısı 20 Eylül 2014 Cumartesi günü saat 10.00 da TMMOB Teoman Öztürk Öğrenci Evi ve Sosyal Tesisi nde yapılacak. Oda yönetim kurulları, şube yönetim kurulları, bölge temsilciliği yürütme kurulu üyeleri ve il/ilçe koordinasyon kurullarının katılımıyla gerçekleştirilecek toplantıda, TMMOB 43. Genel Kurulu ndan bu yana yapılan çalışmalar ve planlanan çalışmalar ile güncel gelişmeler değerlendirilecek.
6 15 Eylül 2014 Şubelerden haberler Çanakkale de teknik gezi İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu nun, 12 Eylül ün yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklama. 11 Eylül 2014 Türkiye hâlâ 12 Eylül karanlığında Çanakkale Şubemiz, yapımı devam eden Eceabat Öğrenci Evi ne 13 Ağustos 2014 tarihinde teknik gezi düzenledi. Gezide Eceabat öğrenci evinde uygulaması suren fore kazık zemin iyileştirme yöntemleri hakkında bilgi alındı. Geziye, Çanakkale Şube Yönetim Kurulu Üyeleri ile şube üyeleri katıldı. Uşak Şube SAP 2000 kursu düzenliyor Uşak Şubemiz, sonbahar dönemi meslekiçi eğitim programı kapsamında SAP 2000 e giriş kursu düzenliyor. Şube binasında düzenlenen kurs, 6-28 Eylül 2014 tarihleri arasında yapılıyor. Hafta sonları düzenlenen, toplam 24 saatlik eğitimden oluşan kursa 25 üye katıldı. Kursun eğitimi, Ömer Yıldız tarafından veriliyor. Van Şube Yapı ve İş Makinaları Fuarında İMO standı açtı Van Şubemiz, 4-7 Eylül 2014 tarihleri arasında düzenlenen 5. Van İnşaat Yapı ve İş Makinaları Fuarı nda İMO standı açtı. Stantta, Odamızın 17 Ağustos Marmara Depreminin yıldönümü için hazırladığı fotoğraf ve resimler sergilendi. İMO standında ayrıca, Oda yayınları ve depremle ilgili bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Fuara çok sayıda vatandaş ve meslektaşların yanı sıra, Van Valisi, Belediye Eş Başkanları ve Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri katıldı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 34 sene geçti. Ülke tarihinin en karanlık dönemi olarak adlandırılan 12 Eylül de nispi demokratik haklar bile askıya alındı, parlamento feshedildi, Anayasa askıya alındı, tüm siyasi partiler kapatılıp yöneticileri tutuklandı, demokratik kitle örgütleri yasaklandı, sendikalar, meslek odaları işlevsizleştirildi, öğrenci dernekleri kapatıldı. Toplum terörize edildi, yüz binlerce insan tutuklandı, işkenceden geçirildi, cezaevlerine atıldı. İşkencede ve darağaçlarında yüzlerce insan yaşamını yitirdi. Düşünce ve örgütlenme suç sayıldı, gazeteler, kitaplar toplatıldı, gazeteciler, yazarlar, sendikacılar tutuklandı. Türk- İslam sentezi, devletin ideolojik-politik yaklaşımın odağına alındı, kadrolaşma bu çerçeveye oturtuldu. Grevler yasaklandı, neoliberal politikalar uygulamaya alındı, özelleştirmeler başladı. Hâlâ yürürlükte olan baskıcı, yasaklayıcı Anayasa kabul edildi. Bütün mevzuat Anayasa nın faşizan ruhuna uygun hale getirildi. 12 Eylül ün ideolojik-politik zemini yeni kurumlarla pekiştirildi; YÖK, HSYK kurularak üniversite özerkliği, yargı bağımsızlığı tamamen yok edildi. Türkiye 34 sene önce böylesi bir karanlık içindeydi. 1983 te yapılan ilk seçimlerle başlayan parlamenter demokrasi sürecinde pek çok hükümet kuruldu. 12 yıldır da Türkiye yi AKP Hükümeti yönetiyor. Ancak hiçbir Hükümet döneminde 12 Eylül le hesaplaşma yapılmadı, 1983 Anayasası değiştirilmedi, 12 Eylül kurumları varlığını korumaya ve antidemokratik mevzuat yürürlükte kalmaya devam etti. Toplumsal hayat demokratikleştirilmedi. Tam da bu noktada bir parantez açarak, son birkaç yıldır TMMOB ye bağlı meslek odalarının mevzuatında yapılan değişikliklerin, meslek odalarını idari ve mali denetime alan düzenlemelerin 12 Eylül döneminde bile görülmediğinin, meslek odalarının kamu adına yaptığı denetimin 12 Eylül günlerinde bile bu denli engellenmediğinin altını çizmek istiyoruz. Bugün Türkiye, 12 Eylül karanlığını aratmayacak bir dönemi yaşıyor. 12 Eylül ün ürünü olan sosyo-kültürel-siyasal zeminin yarattığı AKP iktidarı, 12 yıldır ülkeyi 12 Eylül e benzer şekilde yönetiyor. Yapılan kısmi değişiklilere rağmen Anayasa nın bir bütün olarak yürürlükte olduğunu, toplumsal hayatın demokratikleşmediğini, neoliberal ve gerici düzenlemelerin ayyuka çıktığını, başta eğitim olmak üzere tüm alanların neoliberal-gerici yönelime uygun düzenlendiğini, özelleştirmelerin tüm hızıyla devam ettiğini, demokratik tepkilerin polis şiddetiyle bastırıldığını, 12 Eylül kurumlarının varlığını sürdürdüğünü, kuvvetler ayrılığının yok edildiğini, başta Kürt sorunu olmak üzere toplumsal sorunların çözülemediğini, kalıcı barışın tesis edilemediğini, taşeronlaşmanın çalışma yaşamının asli unsuru haline getirildiğini, iş kazalarının toplumsal travmaya yol açacak boyuta geldiğini, Türkiye nin hızla tek adam yönetimine doğru ilerlediğini, düşünceyi ifade etmenin hala suç sayıldığını, iktidar yanlısı olmayan basın kuruluşlarına yaşama hakkı tanınmadığını, muhalif gazetecilerin işsiz kaldığını, evrensel hukuk kurallarının yok edilerek açılan davaların pek çok insanı mağdur ettiğini, etnik ve mezhepsel kökene vurgu yapan ve bu doğrultuda toplumsal gerginliğe yol açan söylemin iktidar sözcüleri tarafından kullanıldığını, meslek odalarının, demokratik kitle örgütlerinin politik-ekonomik kıskaç altında tutulduğunu, ilgili yasaların antidemokratik bir biçimde değiştirildiğini ifade etmek durumundayız. Açık ki, 12 Eylül de açılan yara içten içe kanamakta, tek adam yönetimindeki Türkiye yeni ve köklü sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. TMMOB ve bağlı odaları 12 Eylül faşizmine nasıl direndiyse, AKP karanlığına da direnmeyi bilecek; demokratik, eşitlikçi ve adil bir toplumsal hayatın kurulması ve bu hayatı simgeleyen Anayasa ve yasaların hazırlanması, 12 Eylül ün bütün kurum, kanun ve sonuçlarıyla yok sayılması, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü önündeki bütün engellerin kaldırılması doğrultusundaki kararlılığını sürdürecektir. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Adına Sahibi Nevzat Ersan Yazı İşleri Müdürü Zeki ERGİNBAY Zeki ERGİNBAY (1976-1977) Bülent Tatlı Yöne m Yeri: TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Neca bey Cad. No: 57 06440 Kızılay / Ankara Tel: 0.312.294 30 00 Faks: 0.312.294 30 88 E-Posta: teknikguc@imo.org.tr Web: www.imo.org.tr 15 Eylül 2014, Sayı: 245, onbeş günde bir yayınlanır, yerel süreli yayın. ISSN: 1307-2412 Elektronik ortamda hazırlanıp üyelerine ücretsiz gönderilmektedir.