Elekberzade Ebulhesen (Şamaxı, 1906 - Şamaxı, 1986)



Benzer belgeler
Neriman Hesenzâde (Kazak 1931)

Töfiq Mahmud (Nahavan, 9 Kasım 1931)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

X - Letif eler - Fıkralar

XIII - Efsaneler ve Revayetler

Memmed Araz (Nahcıvan-Şahbuz, 14 Ekim 1933)

BEXTİYAR VAHABZADE TÜRK DÜNYASININ İSTİQLAL ŞAİRİDİR

Çingiz Hüseynov (Baku, 20 Nisan 1929)

Cefer Cabbarlı (Baku, Baku, 1934)

Hesenbey Zerdâbi (Zerdab, 7 Haziran Bakı, 28 Kasım 1907)

Nadirezheri. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Qabil (Baku, 1926-) Saysız şer içinde adi şe'rsen Ancaq ne şeriyin, ne ortağın var. Böyük bir axında üzüb gedirsen, Xırdaca gemisen, öz bayrağın var.

Memmed Arif (Bakû, Baku, 1975)

Aşıq Qerib (Azerbaycan Dastanları, Baku, 1977, s )

T.C. M.E.B ÖZEL MANİSA İNCİ TANEM ANAOKULU DENİZ İNCİLERİ SINIFI

Ebdürrehim Haqverdiyev (Şuşa, Bakı, 1933)

Ehmed Cavad. (Seyfeli, 5 Mayıs ?, 1937)

Haşim Terlan. (Baku, 1923)

Yusif Semedoğlu (Baku, 25 Aralık 1935)

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır

Mirze İbrahimov (Serab, 1911-Baku, 1994)

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

HAYAT BİLGİSİ. Bulutların her birinde özellikler yazmaktadır. İyi bir arkadaşta bulunması gereken özelliklerin olduğu bulutları boyayın.

tellidetay.wordpress.com

Qurbani. Naşı tebib derde derman etmedi, Canan gelip göz evimden ötmedi, '-- Hesret öldüm, elim yara yetmedi, Vezir de menim tek kâmın almasın!

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

Semed Vurgun - Seçilmiş Eserleri Cild IV.

Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir.

Abdulla Şaiq (Tiflis, 25 Şubat Bakı, 28 Kasım 1959)

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Çingiz Elekberzade (Baku, 17 Ekim 1936)

Enver Memmedxanlı (Göyçay, Baku, 1991)

TÜM BİLGİLER KESİNLİKLE GİZLİ TUTULACAKTIR. Anketi Nasıl Dolduracaksınız? LÜTFEN AŞAĞIDAKİ HİÇBİR İFADEYİ BOŞ BIRAKMAYINIZ. İsim:... Cinsiyet:...

TAVŞANCIK A DOĞUM GÜNÜ SÜRPRIZI

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI UÇAN BALONLAR VE SİHİRLİ ELLER SINIFLARI NİSAN AYI EĞİTİM PROGRAMIMIZ

1) O, bu işin. Yukarıdaki cümle aşağıdakilerden hangisi ile tamamlanırsa zor bir işi başarmak anlamına gelir?

Yüreğimize Dokunan Şarkılar

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

Administrator tarafından yazıldı. Çarşamba, 27 Temmuz :46 - Son Güncelleme Cuma, 19 Ağustos :53

Yüklemin anlamını zaman, durum, yön, miktar, tarz, vasıta, şart, sebep, birliktelik yönlerinden tamamlayan kelimeler ve kelime gruplarıdır.

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

Derleyen: Nezir Temur Resimleyen: Mert Tugen

MİRKET NİNELER. Parti Veriyor

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

yuvarlak masa yeşil erik üç kalem ihtiyar adam

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

Jake mektubu omzunun üstünden fırlatır. Finn mektubu yakalamak için abartılı bir şekilde atılır.

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

ISLAMIC CIVILISATION IN CAUCASIA PROCEEDINGS OF THE INTERNATIONAL SYMPOSIUM BAKU-AZERBAIJAN, 9-11 DECEMBER Edited by

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

''Ses Qullanımın Bilimsel(Elmi) Yolları''

CÜMLE TÜRLERİ YÜKLEMİNİN TÜRÜNE GÖRE. Fiil Cümlesi. *Yüklemi çekimli fiil olan cümlelere denir.

Derleyen: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen

Memmed Emin Resûlzâde (Bakû/Novhanı, 31 Ocak Ankara, 6 Mart 1955)

Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge Gündüz Bakımevi YILDIZLAR GRUBU ARALIK

Tağışahbazi Simurg. (2 Temmuz 1892, Baku - 21 Nisan 1937,?)

Reşidbey Efendiyev (Şeki, Seki, 1942)

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

BAKI DÖVL8T UNİVERSİTETİ İLAHİYY AT F AKÜLT8SİNİN ELMİ M8CMU8Sİ

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

9-11 Aralık 2016 Erciyes Dağı Kış Tırmanışı Faaliyeti Raporu Hazırlayan: Katılımcılar: Amaç: Hava Durumu: Ay durumu: Kamp Malzemeleri:

GÖKLERDE YÜKSELSİN UÇURTMAM 23 NİSAN'DA YANIMDA BABAM

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Şehriyar ( Tebriz, Tebriz, 18 Eylül 1988 )

ARTVİN ATABARI OYUNU NUN HİKAYESİ ve TARİHİ

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

.com. Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır.

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

AĞIR ÇANTA. Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız. 1- Fatma evden nasıl çıktı? 2- Fatma neyi taşımakta zorlanıyordu?


Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir.

Neriman Nerimanov (Tiflis, 14 Nisan Moskova, 19 Mart 1925)

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

İLKÖĞRETİM OKULU 2-/A SINIFI TÜRKÇE DERSİ İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİ KURSU PLANI

HAYTAP İmdat Turu Ekibi ANKARA Yenimahalle 'Toplama Merkezi'nde... Son Güncelleme Çarşamba, 25 Eylül :37

Bextiyar Vahabzâde (Seki, 1925)

Yayın no: 133 ÇANAKKALE SAVAŞI. Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi editörü: Özkan Öze Dizi editörü: Prof. Dr. Salim Aydüz

Birinci kadın; Oğlunun çok hareketli olduğunu, ellerinin üzerinde dakikalarca yürüyebileceğini söyledi.

UFUK GÜRBÜZDAL TURK 102-3

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

NOT:Yukarıdaki hece ve sözcükleri öğrencimize bol bol okutunuz.15 tanesini yazımına bakmadan deftere yazdırınız.

GOOD BYE EGO ERDAL AKDOGAN. Copyright 2017 Erdal Akdogan

Program. AÇILIŞ 15 EKİM :00-12:00 İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans Salonu

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

İnci Hoca YEDİ MEŞALECİLER

1) Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi terim anlamıyla kullanılmıştır?

Bir başka ifadeyle sadece Allah ın(cc) rızasına uygun düşmek için savaşmış ve fedayı can yiğitlerin harman olduğu yerin ismidir Çanakkale!..

SİTEMİZE EKLENEN METİN KİTABIM-1 VE METİN KİTABIM-2 ADLI DÖKÜMANLARI OKURSAK HEM OKUMA HIZIMIZ ARTACAK HEM DE OKUDUKLARIMIZI ANLAYACAĞIZ.

Üzeyir Hacıbeyli (Ağcabedi, 18 Eylül Baku, 23 Kasım 1948)

SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

&[1Ô A w - ' ",,,, . CiN. ALl'NIN. HiKAYE. KiTAPLAR! SERiSiNDEN BAZILARI Rasim KAYGUSUZ

Transkript:

Elekberzade Ebulhesen (Şamaxı, 1906 - Şamaxı, 1986) Ebulhesen Elekberzade, 1906 yılında, Şamaxı şehrinin Baskal köyünde, dokumacı bir ailenin çocuğu olarak doğmuş, ilk tahsilini Rus-Tatar mektebinde, orta tahsilini öğretmen okulunda, yüksek tahsilini ise Baku Pedagoji Mektebi'nde ve Azerbaycan Devlet Pedagoji Enstitüsü'nde almıştır. Babasının adı Elibaba'dır. 1926 yılında öğretmenliğe başlar ve ilk şiirleri de aynı yıl yayınlanır. Ayrı ayrı yıllarda, Derbent Padrgoji Yüksek Okulunda öğretmen, Tovuz'da Maarif Şubesi'nin müdürü, Kinomatograflar Komitesi'nde ve "Azerbaycan" aylık dergisinde baş redaktör görevlerinde bulunur. Uç defa "Qırmızı Emek Bayrağı" mükafatıyla, takdirnameler ve madalyalarla taltif edilmiştir. İlk büyük nesir eseri "Sofi" (1927) hikayesidir. Bundan sonra arka arkaya "Boşandı", "Tanışlar", "Kebuter" toplu hikayeleri ve "Yoxuşlar" romanı yayınlanır. 1933 yılında, çağdaş mevzuda ikinci Azerbaycan romanı olan "Dünya Qopur"u neşreder ve "Yoxuşlar" romanının ikinci bölümünü "Dekabır Ulduzları" adıyla yazar. Her iki romanda, Müsavat iktidarının yıkılışı, sömürücü köylü aristokrasisiyle mücadele, köyde kolhoz hareketinin başarıları gibi resmi ideolojinin öngördüğü konular, çok basit sınıf telakkileri ve particilik seviyesinden ele alınır. Realizmin ve tarihiliğin zayıflığı, kendisini, her iki romanın sanat seviyesinde, suje dağınıklığında ve gerçekçi psikolojik tahlillerin yokluğunda açıkça gösterir. E.Ebulhesen'in sanat hayatının ikinci dönemi, Sovyet Ordusu içinde görev aldığı yıllara rastlar. İkinci Dünya Savaşı başlarken kumandanlık göreviyle cepheye gider. Sivastopol'ün müdafaasında bulunur. Savaşı konu alan "Oğullar Ve Atalar", "Kırım Hikayeleri" kitaplarını neşrettirir. "Görüş Yeri", "Sahilde", "Leytenant Serba", "Oxu Bülbülüm Oxu" nihayet "Oğullar ve Atalar" hikayeleri de, savaş zamanı cephenin ön sarlarıyla cephe gerisindeki insanlara ve hadiselere yer verilmiştir. Böyle bir sanatsal hazırlık döneminden ve tecrübesinden sonradır ki, savaşın ilk destanını - dört ciltlik "Muharibe" adlı eseri - da yine o yazmıştır. Eserde anlatılan asıl olaylar Sivastopol'da geçer. Lakin asıl kahraman, şehrin savunmasına gelen ve aslında Azerbaycanlılardan ibaret olan bölük ve onun askerleridir. E.Ebulhesen, Sivastopol'ün ve Sivastopol olaylarının dışına çıkar. Geniş tasvirler ve ölçüyü aşan teferruatlar, kahramanın, o zaman moda olan "halklar dostluğu" şiarına uygunlaştırılması, sanatın ve insan psikolojisinin ihmal edilmesi, sanatçıyı hakim ideolojiyi tefsir etme ve ona malzeme hazırlama noktasına getirir. "Muharibe" nin dört cildinden farklı olarak, "Tamaşa Çarının Neveleri" 1957-1963), "Utancaq" (1975), "Sedaqet" (1979) adlı eserlerin de, tasvirler daha bir yoğun, gerçekçi gözlem ve tahliller daha bir derin, yazarın tarihe bağlılığının ve gerçeklik duygusunun hakim ideolojiye direnci daha bir güçlüdür. 1986 yılında ölmüş ve Şamaxı'da defnedilmiştir.

Başlıca Eserleri: Araz (hikayeler), Bakı, 1930; Boşandı, Bakı, 1930; Dünya Qopur, Bakı, 1933, 1957, 1968; Yoxuşlar, Bakı, 1933, 1938, 1962; Muharibe, Bakı, 1947, 1970; Tamaşa Qarmın Neveleri, Bakı, 1957, 1978; Seçilmiş Eserleri (üç ciltte), Bakı, 1984. Kaynakça: 1. Azerbajrcan Sovet Edebiyatı Tarixi. I-II cilt ler. Bakı, 1966,1967. 2. Azerbaycan Sovet Edebiyatı Tarixi. Bakı, 1988. 3. İsmayılov Y. Edulhesenin Yaradıcılığı. Bakı, 1986. OXU BÜLBÜLÜM OXU! (Ebülhesen. Hekayeler. Bakı, 1954, s.59-71.) - Batareya,ı ateş! Uzaqvuran topların iri tekerleri silkelenib uzun xortumlarmdan2 alov çıxdı. Gurultudan qayalar qovuşdu, meşeye3 velvele düşdü. Dağ-daş lerzeye geldi.4 Göyler bu gurultunu udduqdan5 sonra möhkem6 sesle verilen komanda7 bir de tekrar edildi: - Ateş! Batareya bir de gurladı. Onun yaratdığı sesler eks-sedaya dönüb eriyeeriye havaya qarışaraq yox olmamışdı ki, birden, "Hava" siqnalı8 batareya neferlerine yetişdi. Çevik hereketle, lakin telesmeden9 toplar evvelki yerinden yüz metre qeder sola, tonnalıqlo bombaların bele yıxa bilmeyeceyi derin mağaraya çekildi. Düşmen teyyareleri şığıyıbıı geldi. Beş teyyare iyirmiye kimi bomba tökdü. Ele zenn edildi ki, qayalar çevrildi. Ağaçlar rişesindenl2 qopub düşdü. Dünya toza-torpağa dönüb uçdu.13 Lakin bu defe de düşmene ancaq gurultu qoparmaq ve toz qaldrrmaq qalmışdı. Deyesen bunu düşmen teyyareleri de hiss etmişdi. Çünki bomba salan kimi, tentene ile uçub me'lumat vermeye germediler. Onlar, bir nece deqiqe batareyanm durduğu evvelki yerin üzerinde meydan suladılar.14 Nehayet, bunu faydasız gördüler. Verdikleri texribatm hesaba gelmez olduğunu qet etmekden başqa eladan qalmadı, uçub getdiler. Lakin onlar öz aeradromlarmals çatmamışlö toplar evvelki yerine çekildi. Yene batareya komandiril7 Ehmedovun sesi eşidildi: - Batareya, ateş!.. Batareya düşmenin başına od püskürmeye başladı. On gün idi ki, bu batareya düşmenin başına bele oyunu getirirdi ve bu oyun, batareya ko- mandirinden tutmuş ta neferlerine kimi her keşi ruhlandırır, hereninls özüne göre mübarize şövqünü artırırdı. Xüsusen top komandiri serjantl9 Esgere bu çox xoş gelirdi. O, birce20 dene topunu ateş yerine en birinci çeker ve ateş ara verdikde, eğer axşamdısa, batareyadan bir az uzaqlaşar, üzünü sağa, kiçik meşeliyin qurtardıği2l yere tutub hiss ve heyecanla çığırardı: - Oxu bülbülüm, oxu! Serjantm bu lirik müracietini22 gözleyirmiş kimi azacıq sonra, doğrudan da23 xoşavaz24 bir bülbül ceh-ceh vurmağa25 başlardı. Bülbül bir az gec seslenerse, Esger narahat26 olar, bülbülün evezine27 özü oxumağa başlardı: Ezizim gülden allam, Gülabı28 gülden allam, Bağda bülbülüm ölse, Qanm frisden29 allam... Bugünkü müveffeqiyyetden sonra da Esger bülbülden oxumasmı xahiş etdi30 ve bülbül de bu xahişe emel etmekde3l gecikmedi. Bu mö'cüz deyildi. Serjant bülbülün ne dilini bilir, ne de yuvasını tanıyırdı. Ancaq o bu quşa beled32 olmuşdu. Onun xasiyyetini öyrenmişdi. Bilirdi ki, o bu bahar axşamlarında gerek öz konsertine33 başlayıb qerib könülleri ovuda, sınıq34 üreklere teselli vere idi. Müharibeye, ölüme baxmadan gelen bahar özü ile dağlara elvan çiçekler getirib sepelemişdi. Düzenliklere yaşıl çemenler sermişdi. Sulara sür'et vermişdi. Sabahlarını qızıl şefeqlerle ziynetlendirmiş, axşamlarma narınc35 rengi qatmışdı ve bu gözelliyi başsız qoymaq istemeyerek, ucu serv ağacına bülbülü qondurmuş, ona - oxu- hökmünü vermişdi. Bu bahardı. Serjant36 bunu bütün vücudu ile 1. batarya, top bölüğü 2. namlularından 3. ormana 4. titredi 5. yuttuktan 6. sağlam, sert 7. komut, emir 8. sinyali, işareti 9. acele etmeden 10. tonluk 11. pike edip, dalıp 12. kökünden 13. yıkıldı, çöktü 14. hükümranlık ettiler 15. havaalanlarına 16. ulaşmamış, yetişmemiş 17. batarya komutanı 18. herbirinin 19. çavuş 20. sadece, yalnız 21. bittiği, sona erdiği 22. samimi ve içten hitabını 23. gerçekten de 24. güzel sesli 25. ötmeye, şakımaya 26. rahatsız, huzursuz 27. yerine 28. gülsuyunu 29. faşistten (Alman faşistlere verilen alaylı lakap) 30. istedi, diledi 31. uymakta, yerine getirmekte 32. tanımıştı, aşina almuştu 33. kon- M'rine 34. kırık 35. turunç, nannç 36. çavuş

hiss edir ve bu hissi onu aldatmırdı. Hiss ve heyecanın en coşqun çağlarında Esger bülbüle ve bahara münasib bayatıl cooıyardı: Men aşiq yazı gözler Katibler yazı gözler. Bülbül ah-feğan çeker, Bu gelen yazı gözler. Bülbül ceh-ceh vururdu. 2Onun şaqraq sesi saf sular kimi ürek serinledirdi. Batareya neferleri3 hamısi4 ona qulaq asır, - bizim bülbülümüz, batareya bülbülü ne yaxşı bu gurultudan ürkmür, qaçmır, - deyirdiler. Esger ise döşüne döyüb öyünürdü: - Onu men burada saxlayıram, yoxsa indi çoxdan uçub getmişdi. Bir nece gün sonra, seher tezden serjant topunun ateşe hazır olub-olmadığım yoxladığı vaxt birden qarşı qayadan, texminen bülbül oxuduğu yerle üzbeüz bir yerden, bayquş ulaması eşitdi. Onun eti ürperdi. Eslen müharibeden qorxmayan, ölüme, şikest ola bilmek ehtimalına açıq gözle baxan serjant, birden qelbinde dözülmezs bir sıxmtı hiss etdi. Bu bayquş sesi ona ele pis6 te'sir etdi ki, aşiqi olduğu bülbülün ceh-ceh vurub bahar gününü salamladığından bele xebersiz oldu. O, bayquşa qulaq asdı. Onun yerini te'yin ede bilmedi. Be'zen ulama sesi çox uzaqdan eşidilirdi. Be'zen de bu ses ele yaxmdan gelirdi ki, sanki bayquş onun yanındaki kolda7 ulayırdı. Esger bu bayquşa, vetenine soxulmuş düşmenin müdhiş bir simvolu kimi nifret beslediyini hiss etdi. - Ax, ne olardı, - deye üreyinden keçirtdi: - Bir saatlıq batareyanı menim ixtiyarıma vereler, men bu qayanı alt-üst edem, bu bayquşun sesi-sedası kesile! Bülbül ise oxuyurdu. O, alemden, müdhiş reqibinden xebersiz ceh-ceh vururdu. Esger her iki quşu dinleyir, indi bülbülün zavala geleceyinden qorxurdu. Be'zen bir az da özünü qınayırdı, yeqin8 ki, men bülbül üçün yox, özüm üçün qorxuram, deyirdi. O, bir çox delil-sübutla bayquşun da bir quş olduğunu, bu sesi ona tebietin verdiyini, avamlıq,9 köhnelikıo etdiyini öz-özüne deyerek, özünü sakit etmeyen çalışdı, lakin olmadı. Bu soyuq mentiq onun isti-istil2 çarpan qelbini arxaymi3 ede bilmedi. O özü üçün, bülbül üçün, bütün batareya, sonra da bütün cebhe üçün, ne ise, bu bayquşun, bu menhusl4 quşun bir zerer getireceyini inadla düşünmeye başladı. Buna göre de telesikls batareya komandiri Ehmedovun yanma gedib ehvalatı ona danışdı.16 Ehmedov qulaq asdı. Xatirini istediyi Esgerin hissine gülmedi. - Taparıqi7 o bayquşu - dedi, - yuvasını dağıdarıq, batareya bülbülü yene serbest oxuyar. Bugün düşmen teyyareleri yene bir nece defe bu amansız batareyanın üstüne cumdu.18 ilk hücumlardan bir netice çıxmadı. Axşamkı bombardmandan bir at öldü, bir nefer de ağır yaralandı. Serjanti9 Esger telesik Ehmedovun yanma geldi: - Yoldaş komandir! - dedi, - görürsenmi bu bayquşu, bu nehs20 quş uçub bura gelenden beri bizim işimiz getirmir. Görün, eşidin, sabah te- Iefat2l bundan da artıq22 olacaq. Batareya komandiri Ehmedov da ele bugünkü telefat haqqmda düşünürdü. O çox pert23 idi. Bahardan, bülbülden Esgerden daha artıq hezz alan bu orta yaşlı adamı dünenden24 bayquş ulaması elli cüre25 fikire salırdı. Lakin bu fikirler Esgerin fikrine oxşamırdı.26 Seheri günü batareya, yene hemin27 mövqeden düşmen arxasına ateş aça-açmaya birden bir deste düşmen bombardmançısı şığıyıb28 geldi. Batareya yene sür'etle mağaralara çekildise de ancaq bu defe toplardan biri berk29 zedelendi,30 neferlerden de ölen ve yaralanan oldu. Bu vaxt bayquş bir-iki ağız uladı. Batareya komandiri3l Ehmedov dedi: - Bu bayquş frisdir.32 Her halda, bu qeribe bayquşdur. Bugünün qalan hissesi hüzn dolu sükut içinde keçdi. Bedbextlikden bülbül de susur, ele bil o da bu qerib matemde iştirak edirdi. Bayquş ise sevinirdi. Onun gah uzaqdan, gah yaxmdan ulama sesi gelirdi. Bu murdar, menhus33 sesden xoşlanmırmış kimi, hava da bulutlanır, toz-torpaq qaldırıb ağaçları silkeleyirdi. * * * Axşama yaxm batareya komandiri emr etdi: - Yığışm,34 şamdan35 sonra buradan gedirik! Ehmedovla arası bir az açıq36 olan bir top ko mandiri dedi: - Bayquşun qorxusundan qaçırıq, elemi? Serjant Esger ise bülbülün susduğundan dilxordusa37 da yene ondan ümidini kesmemişdi. O zenn edirdi ki, her halda bugün olmasa da sabah bayquş susacaq, yene bülbül öz haqqı olan mahnısıni38 oxumağa başlayacaqdı. Buna göre de o, Ehmedovdan icaze alıb39 dedi: - Bülbülü burada qoyub gedirikmi? Ehmedov cavab verdi: - O senden qabaq40 gedib! Esger inamla4l dedi: - Getmeyib, yoldaş komandir, keyfine deyibler, inciyib, ona göre oxumur. 1. mani 2. ötüyordu, şakıyordu 3. batarya, topçu erleri 4. hepsi 5. dayanılmaz-tahammül edilmez 6. kötü 7. çalılıkta, fundalıkta 8. muhakkak ki, elbette ki 9. cahillik 10. eskilik, eski fikirlilik 11. sakinleştirmeye 12. sıcak sıcak 13. rahat, emin 14. uğursuz 15. acele, çabuk 16. söyledi 17. buluruz 18. saldırdı, atıldı 19. çavuş 20. uğursuz, 21. kayıplar 22. fazla, çok 23. üzgün, neşesiz 24. dünden beri 25. şekil, tür, çeşit 26. benzemiyordu 27. bu 28. atılıp,hücum edip 29. şiddetli, sert 30. yaralandı-zedelendi 31. topçu bataryası komutanı 32. faşisttir 33. uğursuz 34. toplanın 35. akşamdan 36. kin 37. üzüntülüyse, kederliyse 38. türküsünü, şarkısını 39. izin alıp 40. önce 41. inançla

O, komandirden uzaqlaşdığı vaxt yanıqlıyanıqlı bu bayatımı oxudu. Men aşiq gül incir, Yaraq düşer, gül incir, Yad bağban, bağa girme Bülbül incir, gül incir. Serjant2 topunu yola hazır edib telesik3 arxa çantasını yığışdırmağa4 başladıqda bayaqdan5 fikirli gözlerini ondan çekmeyen komandir:6 - Esger, bura gel görüm, - deye onu sesledi. Esger celd7 üst-başını düzeltdi, pilotkasmıs yöndemine saldı,9 yüyürüb komandirin qabağınal0 geldi. Te'zim ederek dedi: - Qulaq asıram, yoldaş komandir. Ehmedov gücünü, qabiliyyetini bildiyi ve xoşu geldiyi serjantı başdan ayağa kimi süzüb soruşdu: - Harall yığışırsan? - Getmirikmi, yoldaş komandir? - Sen getmirsen! Serjant, komandirinin sözünü ikilemek istemeyerek, - oldu, yoldaş komandir! - deye te'zim etdi. Pençeleri üste dönerek uzaqlaşmaq istedikde Ehmedov onu saxladı:l2 - Sen burada qalırsan! Seni burada quş tut mağa saxlayıram! Esgerin dodağı qaçdı. Evvel bu ona zarafat geldi. Ancaq sonra, niye zarafat olsun, deye düşündü. Azacıq evvel bülbülü burada qoyub getmemek haqqmda onun komandirle sohbeti olmamışdımı? Buna göre de Esger sevinçle ellerini bir-birine sürtdü: - Sağ olun, yoldaş komandir, bilirsiniz o bül bül nece bülbüldür, dünyaya deyer... Komandir ona uzaqlaşmağa macal vermedi: - Ancaq, - dedi, - bülbül tutmayacaqsan. - Bildirçin olsun... O qayalığm altmdakı taxılda,i3 lale içinde ele bir bildirçin var ki, baş layanda, düz yeddi ağız oxuyur. Men bütün Qafqazı gezmişem, elli cüreh quşbazl5 görmüşem, amma yeddi ağız oxuyan bildirçin sorağmıl6 heç kesdenl7 eşitmemişem. Hava qaralmağa başladığından, Ehmedov serjantm çöhresinden nece böyük vecdle danışdığmıl8 te'yin ele bilmirdise de onun sesindeki titreyişi aydın duyurdu. O, bahar ve quş heveslisi olan bir gencin bu şirin xeyallarma balta çalacağından qorxurmuş kimil9 ehtiyatla dedi: - Bildirçin de tutmayacaqsan. Bildirçin... bül bül... Bunlarla ne işimiz... Qoy bunlar azad yaşayıb oxusunlar. Esger duruxdu.20 Bu köçhaköçde2i komandir onunla eylenmeye başlayırdımı?! Ve, oxuyan quşları bir-bir yadına saldı: - Qaratoyuq, Cüllüt22... Çırtnene23... Ehmedov onu davam etmek eziyyetinden qurtardı: - Zehmet çekme, sen bayquş tutacaqsan! - Bayquş! - deye sual veren Esgerin gözleri heyretden geniş açıldı. - Köçüb gedirik. Canı ce hennem. Qoy ne qeder isteyir ulaşın. Bayquşu tutub neynirik? - Helelik24 tutacağıq. Ne edeceyimiz - sonraki işdir! Ehmedov meseleni serjanta izah etmeyi lazım bildi. Ona oturmaq üçün icaze verdi.25 *** Serjantı te'limat verib yola saldıqdan ve hava tamam saraldıqdan sonra, Ehmedov muavinini komanda menteqesinden26 kenarda27 oturduğu ağaç altına çığırtdırdı: - Demeli,28 batareya yığışıb hazırdır, elemi?29 - deye soruşdu ve "he" cavabı aldıqdan sonra bele serencam verdi: - Emr ele batareyanı açsınlar, toplar evvel ol duğu kimi öz yerine qoyulsun. Bir-iki araba ise taqqataqla30 qoy bu aşağı daş yolla uzaqlaşıb getsin. Onlar gedenden sonra tapşır3l ki, buralarda cınqırmı32 çıxardan olmasın. Növbetçiler qoyulsun, qalanları yıxılıb yatsın... Bir nece saat sonra arabalar yuxarıdan torpaq yolla astaca33 qayıdıb34 gözlesinler.35 Sessiz-semirsiz36... Sen bele ele, görek bayquş ne qayıracaq? 37Arabalar taqqataqla uzaqlaşdıqda bayquş bir nece ağız uladı. Ehmedov üreyinde, - qoy ulasm! - dedi, - bunun uşaqlara kömeyi38 deyecek! Bu gece ne batareya komandiri, ne siyasi rehber, ne de top komandirlerinden komanda menteqesine girib yuxulayan olmadı. Onlar hamısı39 oturub sakit geceni dinleyir, here40 üreyinde bu sükutun neler hazırladığını düşünürdü. Aradan bir az keçmiş qarşı qayadan fit4l sesi eşidildi. Bunu, bir qumbara partlayışi42 te'qib etdi ve azacıq sonra sert bir ses: - Fris,43 teslim ol! - deyib bağırdı. Oradan qarışıq sesler qalxdı, yene bir nece gülle partladı. Sonra gecenin yumşaq ve munis qoynuna xoş bir avazla44 çığırılan bayatı45mn ilıq nefesleri yayıldı. Ezizim almcan gül, Yaşıdır alıcan gül, Bülbül yüz yol yaş töker, Bağçadan almcan gül. - Ehmedov, Esger eli dolu gelir, - deye siyasi rehber pıçıldadı.46 1. maniyi 2. çavuş 3. acele, çabuk 4. toplamaya 5. epeyiden beri, deminden beri 6. komutan, kumandan 7. süratli, acele, hızlı 8. kaskını, başlığını 9. düzenledi, kuralına uygun şekilde düzeltti 10. önüne, karşısına 11. nereye 12. alıkoydu, bırakmadı 13. buğdayda, buğday tarlasında 14. çeşit, tür 15. kuş besleyen, kuş seven kişi 16. haberini 17. hiç kimseden 18. konuştuğunu 19. gibi 20. tereddüt etti, düşünceye daldı 21. göçme işinde, göçüşte 22. su çulluğu 23. serçeden de küçük bir kuş 24. şimdilik 25. izin verdi 26. komuta mevkiinden 27. dışarda 28. demek ki 29. öyle mi 30. devamlı tak tak sesleriyle emret, sipariş et, yaptır 32. sesini 33. yavaşça, sessizce 34. geri dönüp 35. beklesinler 36. sessiz sedasız 37. yapacak, meşgul olacak 38. yardımı 39. hepsi 40. her biri 41. ıslık 42. top mermisinin patlayışı 43. faşist 44. sesle 45. maninin 46. fısıldadı

Doğrudan da on deqiqe keçmemiş Esger yaxnılaşıb te'zim etdi. - Yoldaş komandir, emrinizle bayquşları tutmuşam. Ancaq biri deyesen... Onlar örtülü sengerel girdiler. Esger, sonra danışmağa macal tapa bilmez2 fikrile, ehvalatı te- Iesik3 nağıl etmeye4 çalışdı. - Arabaların taqqataqla uzaqlaşması onları yu vadan çıxarmışdı. Ehtiyatla irelileyirdik. Men qabaqda,5 yoldaşlar dalda.6 Sizin taqqıltmızı7 biz de aydın eşidirdik. Bayquşlar da buna qulaq asırlarmış ki, birden beş-on addımlıqda gülüşme, sonra da ulama sesi eşitdim. Barmağımı dişledim. İndi onlar it dilinde danışırdılar.8 Bizden ikicemiz9 laplo onlara yaxınlaşdıq. Onlardan biri girib de yesen radio ile ne ise danışmağall başladı. O biri ise bayquş kimi bir-iki ağız ulayıb içeri girdi. Men fitl2 verdim ki, uşaqlar yaxınlaşsm, onları diri tutaq. Bu vaxt içeriden biri çıxıb havasına bir qumbaral3 atdı... Men de bir güllel4 ona atdım. O, yere yıxıldı. Götürüb ikisini de gelmişik. Qolları bağlı birini içeri getirdiler. Bu irice bir şeydi. Qara çıraql5 İşığı zeif olsa da onun sarı, cil, iri, dördkünciö çeneli, qurd ağızla, yaşıl xain gözlü çöhresini görmeye imkan verdi. O, baxışlarmı kimseden gizletmeye çalışmayır, yaralı qurd qeyzile gözaltı etrafına diqqet edirdi. Komandir 17 ortalığa qoyulmuş radio aparatmıl8 ona gösterdi: - Bu, me'lum, - dedi, - besi9 bayquş kimi ulamaq niye? Düşmen gözünü ondan çekmeyerek susdu. Sual bu şekilde tekrar edildi: - Bu ki, sizi aşkara çıxardırdı. Niye bayquş kimi ulayırdınız? Alman rusca az büdiyindenmi, yaxud danışmaq istemediyindenmi "şalovey, şalovey"20 sözünden başqa bir şey demedi. Serjant2l ise yumruğunu onun başına endirmek isteyirdi. - O demir, men deyim. Bunlar bülbülün acığına22 ulayırdılar, özü de ulayan o ölen aranqutandı.23 O, qelb qaralığından, xainliyinden, alçaqlığmdan ulayrrdı. Esir, aparatla24 hisse ştabma25 gönderildikden sonra Ehmedov batareyaya geldi. Siyasi rehbere - indi ateşin lezzeti olacaq, - dedi, - düşmen öz bayquşlarına arxayındır.26 Sehere yaxındı. Xoş, letif bir meh esirdi.27 Şux bir gözelin qaşı kimi ince, eyri bir ay doğub solgun şefeqini sabah işıqlarma qarışdırırdı. Ulduzlar saynşır, eriye-eriye yox olurdu. Alem müharibeden ve qandan xebersiz min cüre28 çiçek etrile29 mest olmuş halda öz yatağında xumarlanırdı.30 Bu gözelliyin birce3l bülbülü eskik idi. Bülbül ise susurdu... - Batareya!.. Bu xeberdarlıq komandası32 seher alemini diksindirib33 yuxudan ayıltdı. - Ateş!.. Sabah sükutu parça-parça olaraq oda-alova dönüb düşmenin başına tökülmeye başladı. - Ateş! Batareya, düşmenin sabah yuxusuna haram qataraq, onu sersem etmişdi. Onun başına qoşaqoşa34 top güllesi tökülür, örtülü blindajlar,35 komanda menteqeleri36 dağılır, çoxdan berkidilmiş sengerler37 alt-üst olurdu. Ateş ara verdikde serjant batareyadan bir az kenara çekildi. İndi bir o yox, bütün batareya, Ehmedov bele, iki günden beri sesini eşitmedikleri bülbülü arzulayırdılar. Esger adeti üzre qışqırdı:38 - Oxu bülbülüm, oxu! Bülbülden ise ses-soraq39 yox idi. Sonra başqaları da belece40 bülbüle müraciet etdiler...4i Bülbül yoxdu. Serjant ve bir nece nefer Ehmedovdan xahiş etdiler42 ki, o da bir defe bülbülden xahiş etsin. Ehmedov razı oldu, onlardan aralamb43 bir nece addım qabağa44 keçdi. - Oxu bülbülümüz, oxu! - deye meş45 dolusu çığırdı. Bülbülden ise eser-elamet yoxdu. Bura nisbeten arxa idi. Topların susduğu, bombaların lal olduğu46 vaxt quşlar dile gelirdi. İndi, Esgerin te'riflediyi bildirçin aşağıda, taxıi47 içinde yeddi ağız oxuyur, kollarda48 qaratoyuqlar şappıldayırdı.49 Lakin bunlar gözde deyildi. Çünki bülbül susurdu. Bununla bele ümüdlerini kesmemişdiler. O şeyda quşun indi haradansaso sesleneceyini, onların intizar könüllerini ovudacağım gözleyirdiler.51 Onlar, kim bilir, belece52 ne vaxta qeder gözleyecekdiler ki, bir esger yaxınlaşıb te'zimden sonra Ehmedova paketi bağlanmamış bir mektub uzatdı. - Yoldaş komandir,53 ölünün cibinden düşmüşdür. Oxuyun, belke gereklidir. Ehmedov paketin üstüne baxıb siyasi rehbere dedi: - Sen almanca bilirsen, oxu! Siyasi rehber mektubu evvel üreyinde oxudu. Orada olanlar, xüsusile Esger, mektubu oxuduqca siyasi rehberin çöhresinin nece54 qaraldığını aydın 1. sipere, mevziye 2. bulamaz 3. acele, çabuk 4. nakletmeye 5. önce, önde 6. arkada, geride 7. takırtınızı, gürültünüzü 8. konuşuyorlardı 9. ikimiz 10. tam 11. konuşmaya 12. ıslık 13. top mermisi 14. ışık, lamba 16. dört köşe 17. komutan, kumandan 18. radyo, telsiz tesisatım 19. peki 20. bülbül bülbül (Rusça "salovey" kelimesinin Alman aksanıyla söylenişi) 21. çavuş 22. hiddetine, öfkesine, aksine 23. Orangutandır, maymundur 24. personelle, teşkilatla 25. bölük karargahına 26. kuşkusuzdur, şüphe duymaz 27. hafif, ılık bir rüzgar esiyordu 28. çeşit, tür 29. Kokuyla, kokusuyla 30. sarhoş, mahmur haldeydi 31. sadece, yalnız 32. uyandırma, haber verme komutu 33. ürpertip, uykudan korkuyla kaldırıp 34. çift çift 35. siperler, mevziler 36. Komuta mevkileri 37. sağlamlaştırılmış siperler, mevziler 38. bağırdı, seslendi 39 ses seda, haber 40. bu şekilde, böylece 41. hitap ettiler, seslendiler 42. istediler, dilediler 43. uzaklaşıp, ayrılıp 44. öne 45. orman 46. sustuğu 47. buğday tarlası 48. çalılıklarda, fundalıklarda 49. çırpınıyordu 50. neredense 51. bekliyorlardı 52. bu şekilde 53. komutan, kumandan 54. nasıl

görürdü... Mektubu qurtarandanl sonra siyasi rehber başını qaldırıb: - Bayquş ki, bayquş! - dedi ve kağızın hadise ile elaqedar olan hissesini oxuyub tercüme etdi... "... Dostum, gülnen, quşnan bir söz, tebietle aram olmadığını bilirsen. Bu yandan da bülbül zehlemi aparmağa2 başladı. Biz iş görmeye gelmişik. Bülbül ise oxuyur, topa, bombaya baxmır, oxuyur, hey oxuyur. Bu quşu qırmızı esgerler yaman3 isteyirler. Amma men onun acığma4 bayquş kimi ulamağa başladım. Sen bilirsen, Şerqde bu quşdan qorxurlar, ona nifret edirler. Men deyirdim, belke bülbül de tenge qalıb5 bu bayquşdan qaça... olmadı... En axırda avtomatla6 onun ovuna çıxdım... Qızıl esger formasmda7 olduğum üçün bu asanlıqla8 mene mümkün oldu, vurdum. Ölmemişdi, bu ölkede quşa da rehm etmek lazım deyil. Onu boğdum. Bir nece saatdan sonra öz terefimize keçeceyik. Onun cesedini de özümle getireceyem. Oradan sene bu mektubla beraber bir Krım bülbülü modeli de göndereceyem". Öz yırtıcı hisslerinden bele hevesle behs eden celladın, bu bülbül qatilinin mektubu bir müddet siyasi rehberin elinde açıq qaldı. Kimse bir ara demeye söz tapmadı.9 Sonra Ehmedov qeyzinden qaralmış Esgere dedi: - Esger, qem eleme. Bizde bülbül birce dene deyildir... O qeder bülbülümüz var ki... 1. bittikten 2. canımı sıkmaya 3. çok, haddinden fazla 4. aksine, öfkeyle, kızarak 5. usanıp, sıkılıp 6. makinalı tüfek veya tabancayla 7. şeklinde, üniformasında 8. kolaylıkla 9. bulamadı