Gelin Bir Yolculuða Çýkalým Birlikte Bir trenin düdük çala çala geçtiðini duyunca ne yaparsýnýz? Tekerlerin demiryoluna çarpa çarpa çýkardýðý sesi dinlemek için, elinizdeki iþi býrakýp kulak kesilmez misiniz? Doðrusu ben dinlemeden edemem. Hatta baþýmý kaldýrýr, sesin geldiði yanda bir aralýk ya da pencere varsa, treni görmeye de çalýþýrým. Ne güzeldir trenler! Ne güzeldir trenlerin süzülüp gidiþi! Geçtiði yerdeki her þey onunla akýp gidiyor sanýrsýnýz. Sonra bir de bakarsýnýz, tren gitmiþ, içinden geçtiði görüntü kalmýþ. Ama görüntüdeki evler, damlar, direkler bir süre daha üst üste yýðýlacak gibi olur, trenin gittiði yöne doðru... Bana öyle gelir ki lokomotif önden kaçmakta, vagonlar da onu kovalamaktadýr. Hýzlý hýzlý öten düdük, ele geçmekten korkan lokomotifin çýðlýklarýdýr. Bilirim öyle olmadýðýný, yine de öyle düþünürüm. Benim içimden de 5
koþmak gelir, sanki biri arkamdan uzanýp omzumu tutacakmýþ gibi. Trenler güzeldir ya, asýl göz alýcý olan lokomotiftir. Bir de lokomotifsiz vagonlarý göz önüne getirin. Ýçleri týklým týklým bile olsa ne kadar kýpýrtýsýz, ne kadar sönüktürler. Kendi baþlarýna bir yere gidemeyecekleri, bir iþ beceremeyecekleri bellidir çünkü. Lokomotifler öyle mi? Vagonlarýnýn baþýnda, bir kümese düzen veren horoz gibidir onlar: Canlý, iri, kabarýk ve pýrýl pýrýl. Tekerleri birbirine baðlayan, ilk devinimi baþlatan pistonu düþünün. Dýþa doðru çýkýntý yapan piston yuvasý, týpký horozun mahmuzu gibi çalýmlýdýr. Önce aðýr aðýr gidip gelen, sonra hýzlanan piston, arka arkaya dizilmiþ insanlarý anýmsatýr bana hep. Birinin kolu ötekine eklenmiþ ve hepsi bir tek kol oluþturmuþ sanki: Güçlü, dirençli, devinim ve canlýlýk dolu. Uyumlu bir çalýþma için yan yana gelmiþtir lokomotifin her parçasý. Ama güzel bir görünüm saðlamayý da unutmazlar. Örneðin, burundaki eðimli demir kafes. Taþlardan, buzlardan, her türlü çarpmalardan korur ön tekerleri. Ayný zamanda bacadan aþaðýya inen sert çizgiye tatlý bir yumuþama getirir. Yine burnun iki yanýndaki, uçlarý içe doðru kývrýlan kanatlar... Hem gövdeyi esirger çarpmalardan, hem de yeleleri dikilmiþ dörtnala bir ata benzetir onu. Bir de son duraða girip uysallaþtýktan sonra yanýna yaklaþýn lokomotifin. Yüreði nasýl atar hâlâ, nasýl solumayý 6
sürdürür aðýz dolusu! Arada iç çekmesine benzeyen sesler de çýkarýr. Yumuþak, ak dumanlar da fýþkýrtýr. Ýyice sokulursanýz, topluiðne baþýný andýran ýlýk su damlacýklarýyla yüzünüzü de ýslatýr. Biraz daha oyalanýn yanýnda, deri ceketli iki kiþi göreceksiniz. Yüzlerine yer yer kömür karasý sürülmüþ. Þapkalarýnýn alýnlýðýnda, bir de ceketlerinin yakalarýnda sarý madenden küçücük birer lokomotif. Yukarýdan, ay yýldýzlý yarým kapýnýn üstünden bakmaktadýrlar. Sürücüyle ateþçidir onlar. Koþturan da, uysallaþtýran da onlardýr lokomotifi. Sonra ikisinden biri, ay yýldýzlý yarým kapýyý açar, arkasýný size dönerek daracýk demir merdivenden iner. Dumanlara boðulmuþ tekerlerin arasýndan eðilip lokomotifin karnýna sevecenlikle bir göz atar. Elini sokup yoklar bir yerleri, kararan parmak uçlarýný üstüpüyle siler. Ortalýk karanlýksa bir gemici fenerinin yardýmýyla yapar ayný iþi. Biliyorum, þimdi bana, bütün bunlar eskidendi, diyeceksiniz. Haklýsýnýz. Motorlu ya da elektrikli trenler iþlemeye baþlayalý, o canlý, pýrýl pýrýl lokomotifler müzelere kaldýrýldý. Onlarýn yerini asýk suratlý, küt burunlu, heyecansýz makineler aldý. Ocaðý harlý tutan ateþçiler yok artýk. Ne ellerde üstüpü, ne yüzlerde kömür karasý. Deri ceket de giymiyor sürücüler. Sarý madenden küçücük lokomotifler de takmýyorlar yakalarýyla þapkalarýna. Sevecenlikle eðilip tekerlerin arasýna da bakmýyorlar. 7
Yine de elimdeki iþi býrakýp kulak kesiliyorum tren sesi duyunca. Trenler ne güzeldir diyorum, göðsümü doldura doldura. Ne güzeldir trenlerin süzülüp gidiþi!.. Ve o eski lokomotifleri göresim geldikçe, doðru Sirkeci Garý na koþuyorum. Yolunuz Ýstanbul'a düþerse siz de gidin. Onlardan birini orda, gara girmeden solda, bir demir parmaklýðýn gerisinde göreceksiniz. Ardýnda vagonlarý yok, ama pistonu her an tekerlerini döndürmeye, düdüðü her an ötmeye hazýr. Hele o koyu kara gövdesi! Güneþ vursun da bakýn, kabartma sarý harfleriyle sayýlarý nasýl gözünüzü alacak, nasýl yanacak pýrýl pýrýl. Ya eski sürücüler?.. Lokomotifleri göresim geliyor da o eski sürücüleri özlemiyor muyum? Ne yazýk ki onlarý özledikçe gideceðim bir yer yok, belleðimden baþka. Özlem, bir anahtar gibi açýyor belleðimin kapýlarýný. Ve yakalarýyla þapkalarýna sarý madenden küçücük lokomotifler takýlý adamlarý ne zaman özlesem, bir yolculuða çýkýyorum o kapýdan, çocukluk günlerime doðru. Vaktiniz varsa gelin, birlikte çýkalým bu kez yolculuða. Çocukluk günlerimle iç içe o eski sürücülerden biri, sizin de gözlerinizin önünde canlanmaya baþlasýn yavaþ yavaþ. 8
Babamý Bir Ses Olarak Düþünürdüm Bir yaz akþamý. Güneþ batmýþ, ama lambalar daha yanmamýþ. Önümde hýzla ýssýzlaþan bir Ýstanbul sokaðý. Bir kapý eþiðinde oturuyorum, iki elim çenemde. Oyun arkadaþlarým az önce daðýldý; oyunumuzu en tatlý yerinde yarým býrakarak. Babalarý sokak baþýnda belirir belirmez, evlerinin yolunu tuttular. Kimisi koþtu, babasýnýn elindeki öteberiyi aldý. Kimisi korktu, pencere altlarýna sine sine uzaklaþtý. Bir kez daha imrenerek baktýlar bana. Ah bizim de babamýz eve gelmeseydi her akþam, dediler. Biz de dýþarda kalsaydýk da oynasaydýk daha. Bir kez daha boðazým acý acý yandý. Siz hiç benim gibi kalmadýnýz ki! diye baðýrmak istedim. Kim, bir oyunu tek baþýna oynayabilir? Oynasa bile kim tad alabilir? Sokakta oynayacak yaþa geldiðimden beri gün her akþam böyle biterdi. En çok ben duyardým bir baþýna 10
kalmanýn yalnýzlýðýný. En çok benim yüreðim titrerdi, sokak baþýnda bir gölge belirince. Þiþ karýnlý çantasýyla þapkasý da varsa umutlanýrdým babam olabilir diye. Ama umutlanmakla kalýrdým her zaman. Oturduðum kapý eþiðinde, babamý bir ses olarak düþünürdüm. Bir tren sesi. Trenleri götüren, trenlerle birlikte benim umutlarýmý da götüren bir ses. Uzaklaþýr, uzaklaþýr, duyulmaz olurdu birkaç gün. Sonra yaklaþmaya baþlardý. Yaklaþýr, yaklaþýr, evimizin kapýsýna gelip dayanýrdý. Akþam yemeðinden yeni kalkmýþ olurduk. Annem sýk sýk dýþarýyý dinlerdi. Bir trenin düdük çalarak geçtiðini duyacak kadar duraða yakýndý evimiz. Ýki uzun, bir kýsa düdük çalmasýný beklerdik o akþam trenlerden birinin. Babam öyle çalardý çünkü. Beklediðimiz iki uzun bir kýsayý kimi zaman hemen duyardýk. Geldi. Bir saate kadar burda, derdi annem. Sonra sokakta beliren ayak seslerini dinlemeye baþlardý. Tren sesi olmaktan çýkar, artýk bir ayak sesine dönüþürdü babam. Sonra da bir öksürüðe. Kimi zaman uykuya direnirdim. Kimi zaman da yenik düþer, uyuklamaya koyulurdum. Ama yaklaþan ayak seslerini kaçýrmazdým. Öksürüðü geliverirdi kulaklarýma, hatta soluk alýrken göðsünden yaz kýþ eksilmeyen hýrýltýsý. Uyumadýysam kapýya koþardým. Boynuna sarýlmak ve þapkasýný alýp askýlýða asmak için. Boynuna sarýlýnca, yakalarýndaki sarý madenden küçücük lokomotiflerin yanaklarýma sürtünmesi ürpertirdi beni. 11
Uyuyorsam, uykumun arasýnda duyardým ceketinin kömürle karýþýk deri kokusunu. Küçücük lokomotiflerden yansýyan sarý ýþýltýyý bir görür, bir yitirirdim. Öksürüðü bölerdi düþlerimi zaman zaman. Yalnýz akþamlara rastlamazdý dönüþ saatleri. Sabah erkenden ya da gün ortasýnda geldiði de olurdu. Kimi zaman, özellikle yaz aylarýnda, yakýnýmýzdaki Yenikapý tren duraðýna giderdik. Hadi babaný karþýlayalým, derdi annem. Geçiþini seyrederdik. Durmazdý onun treni.bütün dikkatimizle lokomotife bakardýk. Görelim de el sallayalým diye. Bir yandan da kendimizi gösterelim diye kimsenin bulunmadýðý bir köþe seçerdik. Ben yerimde duramayýp zýplar, ellerimi sallardým sürekli. O sýrada duraða dönükse yüzü, bir an görürdüm. Fotoðraf gibi, bir süre donup kalýrdý gözkapaklarýmýn içinde görüntüsü. 12