SÖZCÜKTE ANLAM - I. Zengin bir söz dağarcığına sahip dilimizde bazı sözcükler tek bir kavramı karşılarken bazıları birden çok kavramı karşılamaktadır.

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SÖZCÜKTE ANLAM - I. Zengin bir söz dağarcığına sahip dilimizde bazı sözcükler tek bir kavramı karşılarken bazıları birden çok kavramı karşılamaktadır."

Transkript

1 Ortaöğretim Alanı SAY EA SÖZ 01 Türkçe Ders Föyü SÖZCÜKTE ANLAM - I Anlamı olan ya da anlamı olmadığı hâlde cümle kuruluşunda görev üstlenen ses birliklerine sözcük denir. Zengin bir söz dağarcığına sahip dilimizde bazı sözcükler tek bir kavramı karşılarken bazıları birden çok kavramı karşılamaktadır. Tek Anlamlı Sözcükler Tek kavramı karşılayan sözcüklerdir. Bu sözcüklerin başka anlamlara gelebilecek kullanımı yoktur. Örneğin, "testere" sözcüğünün tek anlamı vardır: "Ağaç testeresi. Demir testeresi." (Ağaç, demir vb. şeyleri kesmeye yarayan, genellikle üçgen biçiminde dişleri olan, dar ve uzunca çelik araç) Çok Anlamlı Sözcükler Bulunduğu cümleye, kullanıldığı yere göre birden fazla anlam kazanabilen sözcüklerdir. Örneğin, patlamak sözcüğü kullanıldığı cümleye göre aşağıdaki anlamları kazanabilir: Arkadaşlarıyla oynarken çocuğun elindeki balon patladı. (İç basıncın etkisiyle ve çoğunlukla ses çıkararak dağılmak, infilak etmek) Yazlığın bahçesindeki su borusu patlamış. (İç basıncın artması yüzünden bir şeyin delinmesi ya da yarılması) Yeni ayakkabımın yanları patlamış. (Yırtılıp açılmak) Bahar gelince ağaçların tomurcukları patladı. (Görünür duruma gelmek, ortaya çıkmak, yeşermek) Eve donuk bir yüzle girdi, dokunsam patlayacaktı. (Aşırı tepki göstermek) Sözcüklere yeni, farklı anlamlar kazandırılabilir. Sözcükte Anlam konusunun temelini de sözcüklerdeki bu anlam çeşitliliği oluşturur. Sözcüklerin kazandığı bu yeni anlamlar da kullanımlarına göre yan ve mecaz anlamlar olarak sınıflandırılır. SÖZCÜK Gerçek Anlam Mecaz Anlam Temel Anlam Yan Anlam 1

2 Türkçe Ders Föyü 01 Temel Anlam Gerçek Anlam Bir sözcük tek başına duyulduğunda ya da okunduğunda akla gelen ilk anlamdır. 3 diş 3 baş 3 atmak Yukarıdaki sözcükleri tek başına okuduğunuzda aklınıza gelen ilk şey, bu sözcüklerin temel anlamıdır. Bu anlamlar sözlükte ilk sırada gösterilir: Uygulayalım 1. Aşağıdaki cümlelerin dizelerin hangisindeki altı çizili sözcük, ilk anlamıyla (temel anlamıyla) kullanılmıştır? A) Sabahtan beri burada kurtlandım, biraz dışarı çıkıp hava alalım. B) Birkaç parça kuru odun buldum, sobayı yaktım. diş: baş: atmak: Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri Adamın ağzında neredeyse hiç diş kalmamış. İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi aldı. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak Çocuk, taşı var gücüyle havaya attı. C) Babam hastalıktan sonra kurumuş, âdeta iğne ipliğe dönmüştü. D) Bilgi eksiği yok ama öğretmenliği yıllar geçtikçe oturacak. E) Haberi alınca fena sendeledik ama kısa sürede toparlandık. Yan Anlam Bir sözcüğün kullanıldığı cümleye göre ve temel anlamıyla ilişkili olarak kazandığı yeni anlamlardır. Bu anlamlar sözlükte temel alnamdan sonra sıralanır: diş: Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri baş: atmak: Çarkın dişleri tebessüm eder gibi tatlı bir ses çıkardı. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane Bir diş sarımsak, iki diş karanfil. Bir topluluğu yöneten kimse Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bir şeyin uçlarından biri Merdiven başında beni çağırdı. Koymak Mutlaka yemeklerimize biber atmayı âdet edinmişiz. Bir yerden başka bir yere taşımak Hazır araba varken eşyayı eve atalım. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak Ona üç kurşun attı, vuramadı. 2. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili kelimelerden hangisi yan anlamında kullanılmamıştır? A) İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu. B) Bu söze, gençlerden biri ince bir karşılık verdi. C) Serindi ama tatlı bir ilkyaz akşamıydı. D) Havalar ısınınca ağaçların tomurcukları patladı. E) Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı. NOT Her sözcüğün sadece bir temel anlamı olsa da birden fazla yan anlamı olabilir. Bu yan anlamlar da cümle içindeki kullanımlardan oraya çıkar. 1.B 2.E 2

3 Türkçe Ders Föyü 01 Mecaz Anlam Bir sözcüğün gerçek anlamından tamamen sıyrılarak kazandığı yeni anlamlara mecaz anlam denir. Uygulayalım 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde takip sözcüğü mecaz anlamıyla kullanılmıştır? diş: baş: İşe yarar olmak, önemli olmak, yerinde ve anlamlı olmak Şöyle iki dişe dokunan, ciğere işleyen söz işitsem... Birini alt edeceğine veya dövebileceğine inanmak Bunlar dişlerine kestirdikleri mahkûma iflahını kesinceye kadar gaddarca saldırırlar. Kötü duruma düşürmek Genç yaşta adamın başını yaktılar. Bir kimseyi yola getirmeye veya bir şeyi yapmaya gücü yetmek Ben onun gibi biriyle baş edemem ne yazık ki. A) Atatürk ün düşüncelerini takip, gençliğin başlıca görevidir. B) Haftalarca bir polis gibi takibim sonuç vermemişti, hırsızı yakalayamamıştık. C) Oğlunu birkaç adım arkasından takibi çok komik görüntüler ortaya çıkarıyordu. D) Savcılık, basın suçlarının takibinden de sorumludur. E) Bu evrâkın takibini sana bırakmak istiyorum. atmak: Yalan veya abartmalı söz söylemek Bizimki gene bol keseden atmaya başladı. İçki içmek Şimdi dostluğumuzu takviye için şöyle bir iki kadeh atalım. 2. I. Gözündeki rahatsızlık çocuğun derslerini etkiliyordu. NOT ÖSYM nin yaptığı sınavlarda gerçek anlam ve mecaz anlam ayrımına dayalı sorulara sıkça rastlanmaktadır. Bu sorularda, seçenekler arasında yan anlamda kullanılmış sözcükler de verilmektedir. Burada dikkatli olmak gerekir çünkü yan anlam, zaman zaman mecaz anlamla karıştırılabilmektedir. Yan anlam ve temel anlam arasında anlamca ilişki kurulabilir fakat mecaz anlam tamamen düşsel, gerçek dışı bir anlamdır. NOT ÖSYM sorularında karşılaşılan düşsel öge ifadesi de mecazla aynı doğrultudadır. Çünkü mecaz anlamda da gerçek dışılık yani düşsellik ön plana çıkmaktadır. II. Yaptığın hatalar yüzünden öğretmenin gözünden düşeceksin. III. O dosyaları nasıl olur da masanın gözünde unutursun! Yukarıdaki cümlelerde göz sözcüğünün kazandığı anlamlar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir? I II III A) Gerçek Yan Mecaz B) Yan Mecaz Gerçek C) Gerçek Mecaz Yan D) Mecaz Gerçek Yan E) Yan Gerçek Mecaz 1.A 2.C 3

4 Türkçe Ders Föyü 01 Terim Anlam Belirli bilim, sanat, spor ve meslek dalıyla ilgili özel özel anlamlar karşılayan sözcüklere terim anlamlı sözcükler denir. NOT olasılık, türev, açı, küp... uyak, kaside, bent, dize... fiilimsi, zarf, sıfat, ad... ofsayt, taç, korner, asist... mahkeme, hâkim, avukat... Matematik Edebiyat Dil bilgisi Spor Hukuk Bazı sözcüklerin terim anlamlı olup olmadığı sözcüğün kullanıldığı cümleye göre değişir: Oyunun birinci perdesi, ikincisinden daha heyecanlıydı. (terim) Kirli perdeyi kuru temizlemeye verdim ama gene lekeler çıkmadı. (terim değil) 1. (I) Doğu Afrika kıyısı açıklarındaki Madagaskar Adası, yaklaşık 150 milyon yıl önce ana karadan ayrıldı. (II) Bu yüzden adada benzersiz bitki ve hayvan toplulukları gelişti. (III) Birçok tür sadece bu adada yetişiyor yani endemik. (IV) Yakın zamana kadar, adada 244 kurbağa türü olduğu bilinirken şimdi bilinen tür sayısı 460 lara ulaştı. (V) Araştırmacılar, buradaki tür zenginliğine, standart tür tespiti yöntemleri yanında gen analizi yöntemini de kullanarak ulaştılar. (VI) Araştırmacılar, türleri adlandırıp bunların ayrıntılı tarifini yaptıktan sonra bu türleri, tür tanımlamada temel alınan bir örnek olan holotip ilan ediyorlar. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde terim ve açıklaması birlikte verilmiştir? A) I. ve II. B) II. ve III. C) III. ve V. D) III. ve VI. E) V. ve VI. Uygulayalım Somut Anlamlı Sözcükler Beş duyuyla (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma) algılanabilen varlıkları karşılayan sözcüklerdir. Yemekte acı kullanmayı seviyordu. (tatma) Fotoğraflarına bakıp bakıp ağlıyordu. (görme) Rüzgârın uğultusundan bile korkar oldum. (işitme) Hava çok sıcak, dışarıya çıkmayalım. (dokunma) Ankara ya baharın geldiğini leylakların kokusundan anlarsınız. (koklama) Soyut Anlamlı Sözcükler Beş duyuyla algılanamayan varlıkları karşılayan sözcüklerdir. Bu masada her fikir rahatlıkla söylenmeli. Çocuğun bu hâline herkes acıyordu. Vicdanına zincir vuranlar da bir gün kendine dönecek. Sevimli bir çocuk geldi teknenin yanına. Umudunu yitiren insan yaşamıyor demektir. 2. (I) Etrafı uzun çam ağaçlarıyla kuşatılmış küçük bir bahçede bekliyorum. (II) Köylüler, kim olduğumu merak eden gözlerle beni izliyor. (III) Bahçenin sağ köşesinde, başlarını simsiyah yazmalarla örtmüş kadınlar, kendi aralarında sessizce konuşuyorlar. (IV) Aralarından yaşlı bir kadın, uzun sedire oturmuş; kara yazgısını kabullenmeye çalışıyor. (V) Deniz mavisi gözlerini avlu kapısına sabitlemiş bu kadın, babaannem olmalı. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde somut anlamlı bir sözcük soyut anlamda kullanılmıştır? 1. D 2.D 4

5 Türkçe Ders Föyü 01 Nicel Anlamlı Sözcükler Varlıkların ölçülebilir, sayılabilir ya da karşılaştırılabilir özelliklerini belirten sözcüklerdir. Bahçenin ortasında büyük bir havuz vardı. Uzun, sarı saçlarıyla bütün arkadaşlarını kıskandırırdı. Nitel Anlamlı Sözcükler Varlıkların ölçülemeyen, sayılamayan özelliklerini belirten sözcüklerdir. Bize karşı çok büyük hata yaptı ama kabullenmiyor. Uzun etme de esas konuyu anlat. Genel Anlamlı Sözcükler Uygulayalım 1. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi diğerlerine göre daha özel anlamlıdır? A) Sanatçı, gözlemlerini eserlerine olduğu gibi katmalıdır. B) Bu ağaç her yıl çok lezzetli meyveler verirdi. C) Her ülkenin kendine has bir ekonomik programı vardır. D) Sporcu kendine her zaman bakmayı bilmelidir. E) Kitap yeri geldiği zaman arkadaşımız, yeri geldiği zaman sırdaşımız olur. Aynı türden kavramların genel adıdır. Çiçek, taşıt, sanatçı, yemek, ülke... Özel Anlamlı Sözcükler Anlam kapsamı dar olan, kavramları tek tek karşılayan sözcüklerdir. Papatya, bisiklet, Rutkay Aziz, döner, Türkiye... NOT Genel ve özel anlam, göreceli bir durumdur. Örneğin "ağaç sözcüğü, "bitki" kavramına göre özel; "çam" kavramına göre geneldir. varlık canlı cansız insan bitki ağaç çam kızılçam hayvan 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, birinci cümlede nicel anlamdayken ikinci cümlede nitel anlamda kullanılmıştır? A) Böyle büyük bir evde kim oturmak istemez ki? Cemil Meriç, büyük bir düşünce adamıdır. B) Uzun yoldan geldiğini söyledi bize. Bahçemizde çok uzun kavak ağaçları vardı. C) Bu şehrin geniş kaldırımları bizi şaşırttı. Geniş bir avlusu vardı bu tarihi konağın. D) Sıcak gülüşü insanın içini ısıtıyordu. Bize bu kadar sıcak davranacağını ummuyordum. E) Her zaman çok parasının olmasını istedi. Çok zamanı kalmayınca etekleri tutuştu. Yansıma Sözcükler Doğadaki varlıkların seslerine benzetilerek oluşturulan sözcüklerdir. Tak, şır, hav, gür, fokur, me 1. B 2. A 5

6 1 Neler Öğrendik? 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde somut anlamlı bir sözcük, cümlede soyut bir anlam kazanmıştır? A) Olanları öğrenince hırsından ne yapacağını şaşırdı. B) Bu köyün insanı okumanın önemini çok önceden anlamış. C) Okumak, zihnin paslanmasını önler. D) Sıkıntılar içinde geçen bu yıllar, onu çok üzdü. E) Hoşgörüden yoksun bu insanlarla daha fazla çalışamam. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamlı bir sözcük kullanılmamıştır? A) Maçın sonlarına doğru hakemin verdiği penaltı kararı herkesi şaşırttı. B) Oyunun son perdesinde seyirciler oyuncuları ayakta alkışladı. C) Bölgenin tarımsal faaliyetlerinde bu ovadan geçen çayların önemi büyüktü. D) Okuldaki bazı çalışanlara öğrencilerin pek ilgi göstermediği açıktır. E) Mahkemenin kararında bilirkişi raporunun etkisi olacağını düşünüyoruz. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükle ayraç içindeki anlamı doğru eşleştirilmemiştir? A) Saçlarının kökü çok zayıf olduğundan saçların çok dökülüyor. (bir şeyin dip bölümü) B) Arabanın anahtarları üçüncü gözde duruyor. (küçük bir bölme, çekmece) C) Senden ne bir haber ne bir selam gelir oldu. (ulaşmak) D) Sandalyenin bacağını tamir ettirmeyi unutma. (bedenin bir uzvu) E) Pencereden içeri giren güneş odamı ısıtıyor. (sıcaklığını artırmak) 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, ayraç içinde verilen anlama uygun olarak kullanılmamıştır? A) Bu makale dergimizin son sayısında çıkacak. (yer almasını sağlamak) B) Değeri sonradan anlaşılan yazarın bütün eserleri derlendi. (bir araya getirmek) C) Okulun arkasındaki arsaya da park yapılacakmış. (geri kalan bölüm) D) Şirketin 50. yılını büyük bir coşkuyla kutladık. (sevinçli bir durumda olmak) E) Edebiyat dünyasının bize armağan ettiği önemli isimlerinden biriydi. (sunmak) 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde düşsel ögelere yer verilmiştir? A) Sınavla öğrenci alan pek çok üniversite, bazı öğrencilerine maddi yönden destek oluyor. B) Ülkelerin içinde bulunduğu ekonomik kriz bir süre daha devam edecek. C) Arkamda sonsuzluğa açılan ve beni içine ça ğıran kapı onun kapısıydı. D) Annem bu yıl Antalya ya gitmeyi düşünmü yor, Karadeniz e gidecekmiş. E) Kitabın kapağı tamamlandıktan sonra kitap baskıya gidecek. 6. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi yansıma sözcük değildir? A) Çok uzaklardan gelen bir ses bana gitme diyordu. B) Gürül gürül akan bir nehrin kenarında iki saate yakın dinlendik. C) Mahkeme salonundaki fısıltılar iyiye işaret değildi. D) Aniden hapşırınca salondakiler telaşlandı. E) Bunca gürültü patırtı arasında ne diyeceğimi şaşırdım. 6

7 Neler Öğrendik? 1 7. (I) Yıllar, herkesin içindeki kırılan yere farklı renkler verirdi. (II) Yaşam kendi usturasında biletirken insanı, kısır bir döngü etrafında unutturur adını. (III) Kabuklaşan acının içinde sakladığı büyük bir kin vardır. (IV) Örtünür, uyur, kımıldar bir bahar kokusunda; sonra sineyi yakan bir ezgiyle kendini duyurur. (V) İnsan giderek alışır yalnızlığa, mutsuz olmaya. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde mecaz anlamlı sözcük kullanılmamıştır? 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde patlamak sözcüğü mecaz anlamıyla kullanılmıştır? A) Yanına yaklaştığımızda arabanın ön lastiğinin patladığını fark ettik. B) Davulcunun hem bileği çıkmış hem davulu patlamıştı. C) Gözlerim gene ayakkabılarına kaydı, yanları patlamıştı. D) Komşunun söylediklerine dayanamayıp bizimki de patladı. E) Baharı muştulayan papatyalar bu yıl biraz erken patladı. 8. Baş sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde Haber verilince acele yerinden kalktı ve merdivenin başına yürüdü. cümlesindeki anlamıyla kullanılmıştır? A) Mangal başından ayrılmıyor, ilk pişeni hemen kapmak istiyordu. B) Çevik bir hareketle başındaki şapkayı çekip aldı. C) Koridorun başında beni bekliyor, bir şarkı mırıldanıyordu. D) Elindeki sopayı ateşe tutup başını biraz yaktı ve yola koyuldu. E) Karşımızdaki tepenin başına giden tek yol karla kaplıydı. 11. Seçmek sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde Akşamki davet için ben bu gömleği seçtim. cümlesindeki anlamıyla kullanılmıştır? A) Yönetim kurulu olarak biz sizi başkanlığa oy birliği ile seçtik. B) Ne akla hizmetle Almanca öğretmenliğini seçtiğimi anlayamıyordu. C) Bugünün teknolojisiyle bile genetik mühendisliğinin ileride neler yapabileceğini seçemiyoruz. D) Bizim oğlan yemek seçer, öyle her sebzeyi yemez. E) Abimin bu yılki kitaplarından bazılarını ihtiyacım olur diye seçip dolaba yerleştirdim. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde çıkarmak sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır? A) Bu para ile bu haftayı zar zor çıkarırız. B) Arkadaşını nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım. C) Eşim çocuklara kızdı mı hep öfkesini benden çıkarır. D) Sessizce içeri girip paltosunu çıkardı. E) Yanıma geldi ve cebinden eski bir fotoğraf çıkardı. 12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yan sözcüğü, ayraç içinde verilen anlamıyla kullanılmamıştır? A) Arkadaşlarının bulunduğu iskelenin yanından kendini denize attı. (birlikte, beraberinde olma) B) Bisikletten düştükten sonra sağ yanı epey morarmış. (bedenin bir bölümü) C) Yaşlı garson yanımıza gelip siparişimizi sordu. (sağ ve solun ortak adı, yön) D) İlacın yan etkileri baş gösterince vakit kaybetmeden doktora gittik. (ikinci derecede olan) E) Balıkçı, kahveciden yanaydı ve bize hesap soruyordu. (taraf tutmak) 7

8 1 Neler Öğrendik? 13. Yalnız sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde Kendisini yalnız Ankara ya kadar götürecek otobüs parası vardı. cümlesindeki anlamıyla kullanılmıştır? A) Gelirim yalnız arkadaşlarımı da çağırırım. B) Güzel yalnız renksiz bir konserdi. C) Sokaktaki yalnız çocuk, kedilerle oynuyordu. D) Yalnız yaşamak insanı bencilleştirir. E) Günümüzde sanatçılar yalnız kendini düşünüyor. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde terim anlamda bir sözcük kullanılmamıştır? A) Atardamardaki kan basıncı atmosfer basıncından daha yüksektir. B) Öğrencilere dağıtılan kitaplar, ailelerin yüzünü güldürüyor. C) Antioksidan içeren kırmızı meyvelerin faydaları saymakla bitmiyor. D) Avrupa Futbol Şampiyonası ndaki penaltılar hâlâ konuşuluyor. E) Süleymaniye Camisi ndeki akustiğin eski haline gelmesi için camiye hoparlörler yerleştirildi. 14. Eskime hızı demek, yeniliklerin tüketilme (kaybolma) I hızı demektir bir bakıma (başka bir düşünüşle). Bir sa- II natçı için yeniliğe yaslanmak (güvenmek), öncü olmak, III çığır açmak düşüncesi, sanıldığı kadar (zannedildiği IV ölçüde) güvenilir bir dost değildir günümüzde (içinde V bulunduğumuz zamanda). Bu parçadaki numaralanmış sözlerden hangisi, ayraç içinde verilen sözün anlamını içermemektedir? 17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözler, soyut bir kavramı somutlaştırmaktadır? A) Çiçek işlemeli bir lambaydı soğuk kış gecelerinde bizi aydınlatan. B) Güneş rengi bir yığın yaprak, merdivenin alt basamaklarında duruyordu karmakarışık. C) Mavinin tonlarının kullanıldığı resimde, çok az yer verilmişti laciverde. D) Tıkamıştı yolları, bütün gece yağan kar. E) Yosun tutmuş bir yalnızlık okunuyordu adamın gözlerinde. 15. Dağıtmak sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde mecaz anlamıyla kullanılmıştır? A) Görevliler, kalabalığı güçlükle dağıttı. B) Aniden çıkan rüzgâr, bulutları dağıttı. C) Askerlerimiz, düşman birliğini kısa sürede dağıtmış. D) İnsanların içinde, yalnızlığımı dağıtmalıyım. E) Partiler, seçim öncesi ilan dağıtmaya başladılar. 18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük nicelik bildirmez? A) Ölüm ile yaşam çoğu şiirimizde iç içe geçmiştir. B) Kalın bir kitap taşıyordu elinde günlerdir. C) Yine derin hayallere dalmışsın, kimi düşünüyorsun? D) Trabzon da geniş bir sokakta karşılaştım onunla. E) Üç gün Kuşadası nda kalmayı düşünüyoruz. Cevaplar 1. C 2. D 3. C 4. D 5. C 6. A 7. E 8. C 9. E 10. D 11. E 12. A 13. E 14. A 15. D 16. B 17. C 18. C 8

9 Ortaöğretim Alanı SAY EA SÖZ 02 Türkçe Ders Föyü Eş Anlamlı Sözcükler SÖZCÜKTE ANLAM - II Yazılışları farklı olsa da aynı anlamları karşılayan sözcüklere eş anlamlı sözcükler denir. Ona para gönderdim., Ona para yolladım. cümlelerindeki göndermek ve yollamak aynı anlamdadır. Sırtımı ağaca yasladım., Sırtımı ağaca dayadım. cümlelerindeki yaslamak ve dayamak sözcükleri aynı anlamdadır. Yakın Anlamlı Sözcükler Anlamları birbirine yakın ama aralarında küçük anlam farkları olan sözcüklerdir. Eş anlamlı sözcükler birbirlerinin yerine kullanıldığında bu sözcüklerin kullanıldığı cümleler arasında hiçbir anlam değişikliği görülmez. Cümleler arasında az çok bir anlam değişikliği görülüyorsa bu tip sözcükler eş anlamlı değil, yakın anlamlıdır. Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler Anlamca birbirine ters kavramları karşılayan sözcüklerdir. Güçlü insanlar zayıfların hâlinden anlamaz. cümlesindeki altı çizili sözcükler karşıt anlamlıdır. NOT Uygulayalım 1. Aşağıdakilerin hangisinde altı çizili söz, anlamca ötekilerden farklıdır? A) Çocuk bu yıl sınıfını geçebilirdi ancak hastalandı. B) Ne de olsa o, bu işten anlayan birisiydi. C) Arkadaşımız çok zeki idi yalnız çalışmıyordu. D) Bahar geldi fakat havalar daha ısınmadı. E) Ne var ki o, bu konuda gerçekten haksızdı. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükler anlamca birbirine en yakındır? A) Bir süre sonra kendisi de bu akımın bu tartışmanın içinde yer almıştı. B) Bu kitapları, belirlediğiniz ölçütlere göre seçin, ayırın. C) Kendisine yapılan bu haksızlığı, bu saygısızlığı içine sindiremiyordu. D) Bütün bunları, kendisinin yerine önüne geçmek isteyenler düzenliyordu. E) Bu makineler ötekilere göre daha kullanışlı, daha pahalıdır. Bir sözcüğün olumsuz biçimi, o sözcüğün karşıt anlamlısı değildir. Örneğin, şanslı-şanssız, gitmek-gitmemek sözcükleri karşıt anlamlı değildir. Şanssız sözcüğü şanslı nın olumsuzu, gitmemek sözcüğü gitmek sözcüğünün olumsuzudur. Eş Sesli (Sesteş) Anlamlı Sözcükler Sesçe bir, anlamca ayrı sözcüklerdir. Bu tip sözcüklerin yazılışları aynıdır; anlamları farklıdır. Bu salon insan dolu., Dolu, tarım alanlarında zarara yol açtı. cümlelerindeki dolu sözcükleri arasında anlam yönünden hiçbir ilişki yoktur. Aralarındaki tek ilişki yazılışlarının aynı olmasıdır. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hafif kelimesi Kurşun ağır bir madendir. cümlesindeki ağır kelimesinin anlamca karşıtıdır? A) Kaç gündür midemde hafif bir ağrı var. B) Hastalığı geçene kadar hafif bir işte çalışması gerekiyormuş. C) Eline alınca hangisinin daha hafif olduğunu anlarsın. D) Savaşta hafif bir yara almıştı. E) Araba harekete geçerken hafif bir sarsıntı hissediliyor. 1.B 2.B 3.C 1

10 Türkçe Ders Föyü 02 Kalıplaşmamış Söz Öbekleri İkilemeler, deyimler ve atasözleri bilidiği üzere kalıplaşmış sözlerdir. Bu kalıpların anlamları herkesçe aynı şekilde bilinir ve kullanılır. Fakat yazarlar bilinen kalıpları dışına çıkarak, sözcüklere yeni anlamlar yükleyerek sözcükleri birleştirebilir ve yeni anlamlar ortaya çıkarabilir. Ortaya çıkan bu kalıpların anlamları da içinde yer aldığı parçadan anlaşılabilir. Kullanıldıkları metinde, yazarın iletmek istediği özel bir anlamı ifade eden bu sözlerle ilgili çok sayıda soru sorulmuştur. Bu sorularda dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır: Bu tip sorularda altı çizili ifade, anlamını parçadan alır. Dolayısıyla parça okunmadığı sürece, bu ifadeler farklı yorumlara açık durumdadır. Her ne kadar sadece altı çizili söze bakarak yanıt verilebilse de en sağlıklısı parçayı okumaktır. İkincisi, altı çizili sözlerin mecaz anlamlarından ziyade, gerçek anlamlı kullanımlarına yönelmek hataya neden olabilir. Bu sorularda mecazlı anlatım ön plandadır. Örnek Edebiyatımız eski dönemlerinde şiir cennetlerinde yaşadı. Ama bu şiir cennetleri bize pahalıya patladı. Bayağılıktan kurtulmak, bulunmaz düşlerin lezzetiyle yaşamak isterken yeryüzü ile bağlarımızı kopardık. Güzeli, yalnız gökyüzünde görür olduk. O kadar ki yaşayabilmek için yeryüzüne inmek, yanımızı yöremizi görmek için bayağılaşmak zorunda kaldık en sonunda. Bu parçadaki altı çizili sözle edebiyatımız hakkında anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) En parlak devrini geçmişte yaşadığı B) Günümüzde eski gücünü kaybettiği C) Gerçeklikten uzak düştüğü D) Batı etkisiyle olumsuz bir süreçten geçtiği E) Sıradan konuları ele aldığı Çözüm Soruda, altı çizili sözde şiir cennetleri ifadesinde şiirin gerçeklerden uzak düştüğü vurgulanmıştır. Bu anlam, ifadenin devamındaki...bulunmaz düşlerin lezzetiyle yaşamak isterken yeryüzü ile bağlarımızı kopardık ifadesiyle açıklanmıştır. Dolayısıyla parça anlaşılmadan cevap verilmeye kalkışılırsa bu anlama ulaşılamaz, hatta çeldirici seçeneklere (A ya da B gibi) takılınabilir. Oysa doğru yanıt C seçeneğidir. Aslında altı çizili söz, şiir açısından olumlu bir durumdan değil, olumsuz bir durumdan bahsetmektedir. 1. Şimdi bana bir söz vermenizi istiyorum. Bundan sonra okula gidip gelirken güzelliklerin farkına varın. Bu, bir evden yayılan taze pişmiş bir ekmeğin kokusu, yaprakları kıpırdatan hoş bir meltemin sesi ya da düşen bir sonbahar yaprağına yansıyan bir sabah ışığı olabilir. Bunlar kimilerine çok sıradan gelebilir. Ama bunlar yaşama anlam katan şeylerdir. Onları fark etmenin önemini iş işten geçmeden kavramalıyız. Bu parçada yaşama anlam katan şeyler sözüyle aşağıdakilerden hangisi anlatılmaktadır? A) İnsanları mutlu edebilecek ayrıntılar B) Zaman geçirmeyi sağlayacak oyunlar Uygulayalım C) Yeni dostluklar kurulmasını sağlayacak ortamlar D) Okul ve ailede öğrenilen bilgiler E) Yaşamı sürdürebilmek için yapılması gerekli işler 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili söz öbeğiyle sonraki bölüm aynı anlamdadır? A) Nitelikli her insan kendine yeni yollar aramalıdır, kendini yeniden keşfetmelidir. B) Düşünme kendini dilde var eder, kendine yeni anlam sahaları açar. C) Roman, zamanı ve mekânı iç içe anlatmanın yoludur, düş gücünün ulaştığı zirvedir. D) Metin Altıok, bizi şiirinin arka bahçesine götürüyor; şiirlerin görünmeyen yanlarına ışık tutuyor. E) Her ödül insana yeni sorumluluklar yükler, yazdıklarınızın düzeyini daha da yükseltmeniz gerekir. 1.A 2.D 2

11 Türkçe Ders Föyü 02 İkilemeler Anlatımı güçlendirmek için iki sözcüğün yan yana getirilmesiyle oluşturulan söz öbeklerine ikileme denir. Çeşitli şekillerde yapılabilir: Eş ya da yakın anlamlı sözcüklerden oluşur: Elde avuçta, doğru dürüst, yalan yanlış, kırık dökük Karşıt anlamlı sözcüklerden oluşur: Aşağı yukarı, iyi kötü, irili ufaklı Biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerden oluşur: Yırtık pırtık, eski püskü, kaba saba İkisi de anlamsız sözcüklerden oluşur: Eciş bücüş, mırın kırın, ıvır zıvır, abur cubur Aynı sözcüğün tekrar edilmesiyle oluşur: Güzel güzel, ince ince, koşa koşa, hıçkıra hıçkıra Uygulayalım 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme, ötekilerden farklı bir görevde kullanılmıştır? A) Yıkık dökük bir odada koca bir ömür geçirdi. B) Büyük emeklerle kurduğu matbaa tıkır tıkır işliyor. C) Hakem o pozisyonun omuz omuza mücadele olduğuna karar verdi. D) Bu günlük güneşlik havada evde oturmak istiyor. E) Bu akşamki menüde leziz mi leziz köfteler bizi bekliyor. Yansıma sözcüklerden oluşur: Horul horul, çatır çatır, fokur fokur, gürül gürül Fiillerle kurulabilir: bata çıka, düşe kalka, ağlaya sızlaya... NOT İkilemeler ayrı yazılır ve kelimeler arasına hiçbir noktalama işareti getirilmez. Pekiştirmeler Anlatımı güçlendirmek amacıyla kullanılan ek, sözcük ya da öbeklerdir. Çeşitli şekillerde yapılabilir: temiz yeşil tertemiz yemyeşil (sözcüğün ilk hecesinin bir ekle yinelenmesiyle) 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme, cümleye telaşla, heyecanla anlamı katmıştır? A) Gerekli gereksiz her zaman her yerde ağzına geleni söylerdi. B) Söylediklerini ardı ardına yaptım, atladığım bir şey olmadı. C) Bundan sonra bu evin kurallarına harfi harfine uyacaksın. D) Aldığımız haberden sonra fellik fellik her yerde seni aradık. E) Bu karda kışta kendini yollara atmış, hasta olmuştu. sıcak büyük güzel gülüyor soğuk başarılı sıcak güçlü sıcacık büyükçe ( -ca, -cık ekleriyle) güzel mi güzel gülüyor da gülüyor ( mi edatı ve de bağlacıyla) pek soğuk oldukça başarılı (sözcüğün önüne pekiştirme anlamlı sözcük getirilerek) cehennem gibi sıcak arslan gibi güçlü (benzetme yoluyla) 3. (I) Yetmişli yıllarda hikâyeyle yatıp hikâyeyle kalkıyorduk. (II) Onu bu hikâye sevdalarının yoğunlaştığı bir zamanda tanıdım. (III) Çocukluğu, göçebe insanların içinde geçmişti. (IV) Gelecek günler iyi olacak, hem de çok iyi olacak der dururdu. (V) O, bugün de aynı şeyleri söylüyor ama biz farklılaştık. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde pekiştirme anlamı vardır? 1.B 2.D 3.D 3

12 2 Neler Öğrendik? 1. İnsanlar, başaklara benzer; ---- başları havadadır, ---- eğilir. Bu cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde verilenlerin getirilmesi en uygundur? A) gençlik yıllarında yaşlanınca B) içleri boşken kafaları ürünle doldukça C) güneşli günlerde soğuk kış günlerinde D) cepleri doluyken cepleri boşken E) sağlıklı günlerinde hastalandıklarında 2. Girmek sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yeni bir duruma geçmek, dönüşmek anlamında kullanılmıştır? A) Hep birlikte okulun görkemli kapısından içeri giriyoruz. B) İlkbahar girince çadırlar toplanır, obada bir telaş başlardı. C) Sınıftaki gürültüden, öğretmen bir türlü asıl konuya giremiyordu. D) Güneş batarken gök, kızıl alev rengine giriyordu. E) Yeniçeriler Rum kalelerine girerken başkentte eğlenceler düzenleniyordu. 3. I. Panayır alanının tam ortasına diktikleri direği rengârenk iplerle süslediler. II. Bahçenin ön tarafına sardunya dikelim, güzel görünecektir. III. Üç haftada dikilen binaların ne planı var ne de izin belgesi. IV. Beni bu kolilerin başına diktiler, yaklaşık iki saattir bekliyorum. Aşağıdakilerden hangisi dikmek sözcüğünün yukarıdaki cümlelerde kazandığı anlamlardan biri değildir? A) Bitkiyi toprağa yerleştirmek B) Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek C) Sabitlemek, boşluğunu almak D) İnşa etmek, kurmak E) Bir cismi dik olarak durdurmak 4. I. Son yıllarda turizm sektörü faaliyet alanını genişletti, farklı coğrafyalara yayıldı. II. Osmanlı Dönemi nde yaşamış bir ressamın hayata bakış açısını anlamak, dönemin özelliklerini bilmekle eş değerdir. III. Tıp dünyasındaki ilerlemeler, insan ömrünü uzatmakla kalmıyor, onlara daha kaliteli bir yaşam sunuyor. IV. Lise yıllarında elime aldığım bu kitabı tekrar okuyunca anlatılanları şimdi daha iyi kavradığımın farkına vardım. V. Öncelikle, yaşadığımız zaman diliminde insanın ne denli önemli olduğu, konuyla ilgilenenlere açıklanmalı. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerde verilen altı çizili sözcüklerden hangileri anlamca birbirine en yakındır? A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve IV. D) III. ve V. E) IV. ve V. 5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükler anlamca birbirine en yakındır? A) Yazar, yaşadığı sosyolojik değişim ve iletişimi gözlemciliğin el verdiği gerçeklik ile kitaplarına taşımayı bildi. B) Eserde dile getirilen çaresizlik, yüzeysellik, gündelik yaşamın bunaltıcı hissi, bir dönemin yaşadığı açmazın sıkıntılı yansımasıdır. C) Roman, İstanbul sokaklarının soğuk yüzüyle erken tanışmış olmanın verdiği hayat yorgunluğunu anlatıyor. D) Her ne kadar okuyucuyu birebir yansıtsa da dile getirilmeyen duygunun yok sayılacağı düşüncesinden sıyrılamıyor. E) Tam da söylediğini yaptı ve gördüğü bütün gerçekleri bütün çıplaklığıyla kâğıda döktü. 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcüğün sesteşi yoktur? A) Bu çay, ülkemizde sadece bu bölgede üretilmektedir. B) Tartışmaya ben de dinleyici olarak katılmıştım. C) Yüz işçinin çalıştığı inşaat bu ay bitecek. D) Bahçemizi renklendiren bu kırmızı gül tüm çiçeklerin en güzeliydi. E) Kapıyı kapadı, sert adımlarla ilerledi. 4

13 Neler Öğrendik? 2 7. Daha ilk yapıtlarında başkalarının ayak izine basmadan yürüyen yazarlar, ozanlar vardır. Bunlar; yazınsal yaratıları ayırmaya, belirlemeye ve değerlendirmeye yönelik geleneksel ölçütlerin, kuralların kılavuzluğunu pek umursamaz, onlara sıkı sıkıya bağlı kalmaz. Türler arasında öyle aşılması güç duvarlar ya da sınırlar yoktur onlar için. Yazarken bir türe özgü nitelikleri başka bir türe taşımaktan hiç kaçınmaz. Bu parçada geçen başkalarının ayak izine basmadan yürümek sözüyle sanatçılara ilişkin olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Başka sanatçıların yanlış yolda yürüdüğünü düşünmek B) Yazınsal yapıtların sınıflandırılmasına karşı çıkmak C) O güne dek ele alınmamış konuları işlemek D) Birden çok yazınsal türün özelliklerini taşıyan ürünler vermek E) Diğer sanatçılarınkinden farklı bir biçeme sahip olmak 10. Söz oyunlarından uzak bir şiiri vardır şairin. Onun içtenliği yalınlığa götürür şiirini, yalınlığı da çarpıcılığa. Konuşur gibi şiir söylemek her babayiğidin harcı değildir. Sözün balını bulup çıkarmak, gerçek şairin işidir. Böylece o, hemen her şiirinde gerçek bir şair olmayı başarmıştır. Bu parçada sözün balını bulup çıkarmak sözü ile anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Söylemek istediğini okura eksiksiz yansıtmak B) Semboller yerine sözcüğün ilk anlamını kullanmak C) Yeni kelimeler kullanarak farklı bir etki yaratmak D) İç karartıcı imgelerden her zaman uzak durmak E) Kurduğu şiir diliyle güçlü bir deyişe ulaşmak 8. Çocuk eğitiminde bir disiplin yöntemi olarak cezanın nasıl ve ne zaman kullanılacağı önemli bir tartışma konusu olmuştur. Kimileri cezanın ---- etkisinden söz ederken kimileri tam tersine cezanın suçu ---- ve yeniden işlemeye götürdüğünü iddia ederler. Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir? A) caydırıcı kabullenmeye B) kalıcı azaltmaya C) olumlu anlamaya D) bıktırıcı reddetmeye E) geçici örtmeye 11. Uzağında yaşadığımız gerçeklikleri tanıtmak için yazıyordu. Gündelik yaşamın içine demir atmış kendinden kopma, sanatın gerçeğini açığa çıkarıyordu. Böylelikle yapan insanla yaşayan insan bir araya geliyordu. Bunu, yaşayan insanın farklı dünyaları görme isteği yapıyordu. Bu parçadaki kendinden kopma sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Kendi kendini eğlendirme B) Farklı yaşamları tanıma C) Kendinin dışına çıkma D) Kişiliğinin farkında olma E) Özgünlüğü ilke edinme 9. Bu kitapta üç yaşındaki sevimli bir kız çocuğunun gözüyle, günlük yaşam eğlendirici bir dille anlatılıyor. I II III İlkokul çocuklarının zevkle ve beğeniyle okuduğu öyküler, ebeveynlere de çocuğun bakış açısıyla, onun iç dünyasını IV daha iyi tanıma olanağı veriyor. V Bu parçadaki altı çizili sözcüklerden hangileri anlamca birbirine yakındır? A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve IV. D) III. ve V. E) IV. ve V. 12. Bazı araştırmacılar, Ömer Seyfettin i kendinden önce yaşamış ve kendi devrinde yaşayan hikâyecilerden ayıran en önemli farkın, masa başı hikâyeciliği hatasına düşmemek olduğunu belirtmiştir. Bu parçadaki masa başı hikâyeciliği sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Hikâyelerinde düşsel ögeleri kullanmak B) Hikâyedeki önceliği dil ve anlatıma vermek C) Toplumsal konulara değinmemek D) Her zaman nesnel bir tutum sergilemek E) Halktan kopuk, teorik bilgilerle yazmak 5

14 2 Neler Öğrendik? 13. Dünyaca ünlü şairlerin hemen hepsi yalın bir dille şiirlerini yazmıştır. Süslü, cafcaflı sözler etmeyi bilmediklerinden değil, sözün en yalın hâlinin en etkili hali olduğunu bildiklerinden Bizim edebiyatımızdaki o ünlülerden biri, Şiirin dili, bir annenin çocuğuyla konuşması gibi olmalıdır. diye boşuna dememiştir. Bu parçada geçen bir annenin çocuğuyla konuşması gibi olmalı sözüyle şiir diliyle ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Doğal ve sade olmak B) İçerikle uyumunu önemsemek C) Duyguları tam olarak yansıtmak D) Her kesime hitap etmek E) Okuyucuda büyük bir etki yaratmak 15. (I) Romanları, hikâyeleri ve denemeleriyle edebiyatımıza silinmesi mümkün olmayan bir damga vurduktan sonra aramızdan ayrılan Necati Cumalı, ilgisini daha çok Anadolu insanına yoğunlaştırmıştır. (II) Taşranın renkli doğasını metinlerine malzeme yapmış, kimi zaman da Anadolu halkının ortaya saçılmamış yüzüne dikkat çekmiştir. (III) Aydın kişiliğini hiçbir zaman tepeden bakan üslupla yansıtmayan yazar, gözlemlerini yargılamaktan uzak bir yaklaşımla kaleme almıştır. (IV) Taşra insanının su yüzüne çıkmamış arka plandaki düşleri ve isteklerinden hareketle çarpıcı bir mozaiğe ulaşmıştır. (V) Diliyle de bu tavrını netleştiren Cumalı, karmaşadan uzak durup diline yerel ağızları da yerleştirerek ilginç bir bileşim ortaya koymuştur. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerde geçen altı çizili söz öbeklerinden hangileri anlamca birbirine en yakındır? A) I. ve II. B) I. ve III C) II. ve IV. D) III. ve V. E) IV. ve V. 14. Günümüzde paranın ve hızlı şöhret hırsının tutsağı olan kimi yazarlar, yazmaya başlamadan önce kendilerince bir tür piyasa araştırması yapıyor. İlkin yayıncılara uğruyor, onların nabzını tutuyor. Bu yayıncılardan hangi türden yapıtlar istendiğini doğrudan ya da dolaylı bir biçimde öğrenmeye çalışıyor. Kafalarındaki anahtar soru şu: Ne yazarsam yayıncılar hemen basar, daha çok para, daha çok ün kazandırır bana? Bu soru, konusal bir arayışa yönlendiriyor onları. Onlar da yığınların ilgisini kamçılayacak moda konularda yoğunlaşıyor. Daha sonra da yazmayı tasarladıkları yapıtlar, bu sanatçıların beyinlerinin kovuğunda çimlenmeden duyuru çalışmaları başlıyor. Yapıtları kitapçı raflarında göründükten sonra sıra tanıtım seferberliğine geliyor. Bu yazar, koltuğunun altında yeni kitabı, bir televizyon kanalından ötekine dolaşıp duruyor. Övgücüleri de önceden saptanmış köpüklü sorularla, yapıtı değerlendirmeye kalkıyor. Bu parçada geçen yapıtın, sanatçının beyninin kovuğunda çimlenmemesi sözüyle aşağıdakilerden hangisi anlatılmak istenmektedir? A) Anlatımda ayrıntıya gereğince yer verilmemesi B) Üretilecek yapıtın, sanatçının zihninde gerekli olgunluğa ulaşamaması C) Kaleme alınan eserin kurgusunun tamamlanmamış olması D) Yapıttaki ufak tefek pürüzlerin törpülenmemesi E) Eserdeki düşünsel ögelerin eksik bırakılması 16. İnsan ruhundaki dalgalanmaları, bulutlanmaları güzel bir duygusal söylemle yansıtmayan yazınsal bir yaratının kalıcı olması zordur. Dünden bugüne kalan, zamanın yıpratıcı, yok edici rüzgârlarına dayanmış yapıtların tümünde bu özelliği görebiliriz. İnsana odaklanmayan, bizi değişik yaşamlarla yüz yüze getirmeyen, bize düşler kurdurmayan dilsel ürünler, yazıldığı günlerde ne denli yankı uyandırırsa uyandırsın, zamanla yazın gömütlüğünün malı olmaktan kurtulamaz. Çünkü yazın ın işlevi, insanı ve insanlık durumlarını anlatmaktır. Bu parçada geçen yazın gömütlüğünün malı olmaktan kurtulamamak sözüyle yazınsal yapıtların hangi niteliği anlatılmak istenmiştir? A) Edebiyat mezarlığına defnedilmek B) Zamanın aşındırıcı etkisine uğramak C) Yazınsal işlevini gereği gibi yerine getirememek D) Hak ettiği ilgi ve değeri görememek E) Etkisini ve güzelliğini zamanla yitirmek 6

15 Neler Öğrendik? Çocukluğumuzda Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi? sorusunu kaç kez duyduk kim bilir? Cevaptan çok, sorunun kendisi önemliydi sanki. Ortada derin bir ikilem varmış gibi, ciddiyetle yöneltilirdi soru. Her seferinde I Çok okuyan! dememiz beklenirdi. Galiba öğretmenlerimiz, okuma sevgimizi böyle artırmaya II çalışırdı; çok okumakla çok gezmek asla yan yana gelemezmiş gibi Bense okumayı da gezmeyi de III tutkuyla seven biri olarak ikiye bölünürdüm. Okumanın da içten içe bir seyahat olduğuna inandığımdan, her IV kitabın bizi başka bir yolculuğa çıkardığını düşündüğümden, hiçbir zaman ısınamadım bu yapay ikileme. Okuyarak gezmek, her kitabı başlı başına bir serüven sayarak bir başka ortama, yaşama uzanan bir yolculuk yapmak mümkündür çünkü. Gezerken de her insanı ve hayatı, bir kitap gibi düşünerek dünyayı okumak V da mümkün; okumak ve gezmek aslında o kadar iç içe ki Bu parçada geçen Okuyarak gezmek, her kitabı başlı başına bir serüven sayarak bir başka ortama ve yaşama uzanan bir yolculuk yapmak sayılır çünkü. sözleriyle anlatılmak isteneni, numaralanmış sözlerin hangisi içermektedir? Aralık 1981 de sevgili Ayhan Bozfırat ı kaybettik. İki yıl sonra da Sevim Burak ayrıldı aramızdan. Çağdaş edebiyatımızdan iki parlayan yıldız kaydı. Denecek ki meraklısı, onları bugün de severek okuyor. Sevim Burak tutkunu okurlar, araştırmacılar Ben bunlara kanmıyorum, çöle düşen yağmur damlası bunlar. Bu parçada geçen çöle düşen yağmur damlası sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Okundukça değeri artmak B) Yeterince etki yaratmak C) Özgünlük ve sıra dışılıktan uzak olmak D) Nicelik olarak yetersiz olmak E) Önemini hiçbir zaman yitirmemek 20. Azerbaycan Türkçesinin yirminci asırda yetiştirdiği lirik ve gür sesli ozanı sustu. Yüreğinden kalemine süzdüğü kanı, ülkesinin özgürlük mücadelesine karıştıran kurtuluş savaşçısı, bedenini toprağa emanet etti. Bu parçada geçen yüreğinden kalemine süzülmek sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Duygularını yazıya dökmek B) Özü sözü bir olmak C) Yazıya merak duymak D) Yaşama dört elle sarılmak E) Sevgisini dillendirmek 18. Mozart, kısacık yaşamına sığdırdığı altı yüzden fazla yapıtla insanlığa koca bir hazine sunmuştur. Nüktesi, dinleyiciyi hemen kavrayıveren tılsımı ve tüm çocuksuluğunun ardındaki derin düşüncesi onu çağdaşı olan bestecilerden ayırır. Pek çok besteci, müziğini bir otobiyografi gibi kullanırken Mozart ın müziği; katıksız, saf müziktir. Ne parasız günlerini ne ateşli hastalığını ne de tırmanmakta olan Fransız Devrimi nin hırçın etkilerini anlatır müziğinde. Bu parçadaki müziğin bir otobiyografi gibi kullanılması sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisi olabilir? A) Sanatçının yaşantısının, yapıtlarına yansıtılması B) Eserlerde toplumsal değil, bireysel konuların ele alınması C) Sanatın bir araç olarak görülmesi D) Bestelerinin, sanatçının özel yaşamına ilişkin ipuçları taşıması E) Duyguların notalar aracılığıyla yansıtılması 21. İyi ve kötü roman arasındaki kıstası akademik birikimimi bir tarafa bırakıp kendimce şöyle ifade edebilirim: Sonra bir anda, iyi bir romanda ancak, kendimi yazarın oltasına takılmış bulurum ve roman iyiyse roman bittiğinde hâlâ oltasındayımdır. Bu parçada geçen yazarın oltasına takılmak sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Sanatsal içeriğini kavramak B) Düşünsel dünyasına girebilmek C) Etkilenmek, büyüsüne kapılmak D) Okurken duygu patlaması yaşamak E) Üstün görmek, ölümsüz kılmak 7

16 2 Neler Öğrendik? 22. Günlük, o günün olaylarının yazıldığı, süslü laflara gerek duyulmayan bir yazı türüdür. Ancak yazan kişinin yaşadıklarını en içten bir biçimde yazdığı bir tür olduğundan, duygusallığın ağır basabileceği bir anlatım vardır günlüklerde. Bu parçadaki altı çizili sözle günlükle ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Yoğun duygularla kaleme almak B) Sanatlı bir anlatıma ihtiyaç duymamak C) Doğal bir anlatımla etkileyici olabilmek D) Her türlü anlatım tarzını kullanabilmek E) Anlatımda gerçekçiliğe yer vermek 25. Bir zamanlar edindiğimiz düşüncelerin sağlamlığından kuşku duymadan yıllar geçiririz. Bizi yeniden onları gözden geçirmeye döndüren şey, çoğu I kez yenilgilerimizdir. Kimi yenilgilerimizi anlamak, kabullenmek için kendimize belli bir uzak açımızın, II durumlara nesnellikle bakabilme yetimizin olması gerekir. Algılarımızı harekete geçirecek dış dünya uyarıcılarının şiddeti ve etkisi kişiden kişiye değişir. III Herkesin sarsılacağı eşikler farklıdır. Kimi yaşam deneyimlerinden geçmiş olmak, tek başına bir şey ifade etmez. Önemli olan, bizim o deneyimlerden ne 23. Onu diğer yazarlardan ayıran en önemli özellik, kitaplarındaki bitmez tükenmez neşedir. O, Prag ın büyüleyici yanını somutlaştırırken mizahla duygusallığı bir araya getirir. Ne var ki yeterince tanınmamıştır. Belki de edebiyat dünyasının vefasız yüzüyle en çok karşılaşan yazarlardan biri odur. Bu parçada geçen edebiyat dünyasının vefasız yüzüyle karşılaşma sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Yazma ve yaratma dünyasında hak ettiği yeri alamama B) Okurların anlayacağı bir dille yazmadığı için başarı sağlayamama C) Aynı dönemde yazan yazarlarca dışlanma D) Eleştirmenlerin yanlı tutumundan etkilenme E) Yazma alanındaki yenilikleri benimsemeyişinin sıkıntılarını çekme öğrendiğimiz, bunları kişiliğimize nasıl kattığımızdır. IV Bunlar bizim hasarlarımızı hafiflettiği gibi, bize hayat V karşısında da zaman kazandırır. Olmak istediğimiz kendimize daha çabuk varırız. Bu parçada geçen Herkesin sarsılacağı eşikler farklıdır. sözüyle anlatılmak isteneni, numaralanmış sözlerin hangisi içermektedir? 24. İnsanlar kan testlerinin, pek çok hastalığın teşhisinde yararlanılan önemli bir test olduğunu adı gibi biliyor. Bu cümlede geçen altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdaki cümlelerin hangisinde vardır? A) Adımlarımı hızlandırıp elini tutmak istiyordum. B) Gurbette çektiği sıkıntılar aklıma takılıyordu. C) Olanları, anneme söylediklerini çok iyi biliyorum. D) Bana gösterdiği eşyaları birer birer satıyormuş. E) Seninle yollarımız ayrılsa da elbet buluşuruz bir gün. 26. Şiire bağımlı olan bizim gibi insanların günümüzde derdi çok büyük. Eskiden az dergi vardı ama şiir gibi şiir yazan ozan çoktu. Şimdiyse dergi çok ama şiir yazabilen ozan yok. Günümüz edebiyat dergilerinde ozandan daha çok ozan taslağına rastlıyor insan. Bu parçadaki ozan taslağı sözüyle günümüz ozanlarıyla ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? A) Ayırıcı özelliklerden yoksun olmaları B) Özgünlüğe ulaşmamış olmaları C) Sadece şairliğe aday olabilecek nitelikte olmaları D) Gerçekleri titiz bir işçilikle sunabilmeleri E) Yoruma açık ürünler ortaya koyabilmeleri Cevaplar 1. B 2. D 3. C 4. C 5. B 6. E 7. E 8. A 9. B 10. E 11. C 12. E 13. C 14. B 15. C 16. A 17. D 18. A 19. D 20. A 21. C 22. B 23. A 24. C 25. C 26. C 8

17 Ortaöğretim Alanı SAY EA SÖZ 03 Türkçe Ders Föyü Benzetme (Teşbih) SÖZ SANATLARI Bir varlığın niteliklerini kuvvetlendirmek için, onu nitelikçe daha üstün bir varlığa benzeterek anlatma sanatıdır. Saçların çok sarı olduğunu vurgulamak için saçları altına benzetmek, bir insanın güçlü olduğunu vurgulamak için aslana benzetmek gibi... Bir benzetmenin 4 ögesi bulunur. Benzeyen: Asıl anlatılmak istenen, yani benzetmeye konu olan varlık Benzetilen: Benzeyenin kendisine benzetildiği varlık Benzetme Yönü: Benzeyenin benzetilene hangi yönden benzediği Benzetme Edatı: Cümleye benzetme anlamı katan sözcük Benzetme edatı Benzeyen Onun inci gibi beyaz dişleri hepimizin gözünü kamaştırırdı. Uygulayalım 1. (I) Okul yaşamı çoğunlukla karmaşık ve çetindir. (II) Çünkü öğrencilerimiz okullarda, temel gereksinmelerini karşılamak için karmaşık ilişkilerle ve zorluklarla yüz yüze gelmek zorunda kalırlar. (III) Çeşitli çevrelerden gelen ve farklı kültürel ögelerle yetişen çocuklar, okullarda uzun süre birlikte yaşamak ve ilişkiler kurmak zorundadır. (IV) Okullarda uygulanan güce ve otoriteye dayalı uygulamalar, sınıflarda oluşacak krizin artçı sarsıntılarıdır. (V) Öğrenci merkezli ve katılımcı bir yapıyı sağlayamadığımız için yapılan yanlışların kabahatini hep başkalarında ararız. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde benzetme yapılmıştır? Kendisine benzetilen Benzetme yönü Köhne düşünceler paslanmış çiviler gibidir. Bir fikir ki sıcak yarada kezzap Bir fikir ki beyin zarında sülük. Dört nala gelip Uzak Asya dan Akdeniz e bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim Ah bu türküler Türkülerimiz Ana sütü gibi candan Ana sütü gibi temiz 2. Aşağıdakilerin hangisinde benzetme yapılmamıştır? A) İlişkimiz, yasak olgusunu tetikleyen bir maceraya dönüştü. B) Anneannemin sesi, bize her zaman ilkbahar sabahlarının serinliğini çağrıştırıyor. C) Barış Manço nun şarkıları insanların yaşamı daha kolay algılamasını sağlıyor. D) Mor menekşeleri andıran gülüşünle gel, küllenmiş gönlüm seni bekler. E) Dalgaları kıyılarımda eksik olmayan bir denizdin sen. NOT Benzetme, ÖSYM nin yaptığı tüm sınavlarda, en fazla sorulan sanatlardan biridir. 1.D 2.C 1

18 Türkçe Ders Föyü 03 Eğretileme (İstiare) Eğretileme, yalnızca benzeyen ya da benzetilen ögeleriyle yapılan söz sanatıdır. İstiareler açık ve kapalı olarak ikiye ayrılır: Eğretilemede amaç, benzeyen ya da benzetilen kavramlarından birini söyleyerek diğer kavramı karşıdaki kişinin sezmesini sağlamaktır. Bu da anlatımı daha çekici hâle getirmektedir. Açık İstiare Yalnızca kendisine benzetilen, yani özellikte güçlü olan ögesi kullanılarak yapılan istiaredir. Bu istiarede kavramın neye benzetildiği açıktır. Doya doya sevemedim kuzumu. kendisine benzetilen (Benzeyen öge çocuk tur fakat söylenmemiştir.) Meleğim beşiğinde mışıl mışıl uyuyor. benzetilen (Benzeyen öge bebek tir fakat söylenmemiştir.) Kapalı İstiare Yalnızca benzeyen özge kullanılarak yapılan istiaredir. Bu istiarede kavramın neye benzetildiği söylenmez fakat karşı tarafça anlaşılır. Adam, beni görünce sinirden köpürdü. benzeyen (Adam, suya benzetilmiştir fakat "su" söylenmemiştir.) Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum (Karşıdaki kişi, güneşe benzetilmiştir fakat "güneş" söylenmemiştir.) Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. (Ömür, yola benzetilmiştir fakat "ömür" söylenmemiştir.) İstiare, aynı zamanda bir benzetme çeşidi olarak tanımlanabilir. Benzetme örneklerinde hem benzeyen hem de benzetilen telaffuz edilir. Fakat eğretilemede benzetmeden farklı olarak bu kavramlardan sadece biri söylenir. İstiare ve Benzetme Karşılaştırması Sen böyle güzel gülünce incilerin görünüyor. Karadeniz deki bu cennet gittikçe yok oluyor. Meleğim beşiğinde yine mışıl mışıl uyuyor. Bu akşam doya doya sevemedim kuzumu. Gülünce inci gibi dişlerin görünüyor. Cennet gibi güzel ormanlarımız yok oluyor. Bebeğim beşiğinde melekler gibi uyuyor. Benim çocuğum aslında kuzu gibi usludur. Benzeyen ya da kendisine benzetilen söylenir. (istiare) Hem benzeyen hem benzetilen söylenir. (benzetme) 2

19 Türkçe Ders Föyü 03 Anlam Aktarmaları 1. Doğaya ait bir özellik insana aktarılabilir: O, cıvık biridir ama işini de temiz yapar. sıvılara ait özellik Karnemi görünce yine esip gürleyecek. rüzgârın özelliği 2. Doğaya ait bir özellik, doğadaki başka bir varlığa aktarılabilir: Yıldızlar damlıyor odamın camlarına. (suyun özelliği yıldızlara aktarılmış) Bulutlar salkım salkım. (üzümün özelliği bulutlara aktarılmış) Uygulayalım 1. (I) Babaannemin ıssız ve soluk yüzü, halamın bir çocuk duygusallığıyla ona sokuluşu, küçük amcamın inanılmaz güzellikteki gülüşü (II) Bir şeyi umutsuzca beklemenin izleri vardı yüzlerinde; çekilen acılar söylenmiyor, yalnızlıklar sessizlikle boğuluyor. (III) Beni görünce sıcak, hüzünlü bir gülümsemeyle babaannem bana bir şeyler vermek için çırpınıyor; buldu mu çok seviniyor. (IV) Verecek bir şey bulamadı mı bir yanlışlığın içindeymiş gibi yorgun bakıyor. (V) Bitmişliğin, eski günlerin varlıklı içeriğinden yoksunluğun yarası var gibi bakıyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde duyular arası aktarma söz konusudur? 3. Bir duyuyla ilgili bir kavram başka bir duyuyu anlatmak için kullanılabilir buna duyular arası aktarma denir: Soğuk bir sesi vardı. dokunma görme Birbirinize acı sözler söylediniz hep. tatma işitme Yumuşak hareketlerle resmi tamamladı. dokunma görme Sert konuşması bizi üzdü. tatma işitme NOT Bu aktarma çeşitlerine bazı kaynaklarda Deyim Aktarmaları bazı kaynaklarda Eğrileme Çeşitleri de denmektedir. 2. (I) Birbirine yakın iki yeşil tepe arasındaki köy, günün her saatinde akşam oluyor hissi veriyor. (II) Kentin biraz uzağındaki dokuz on evlik bu köye gidiyoruz yazları. (III) İnce ve bulanık bir derenin kıyısında, hep aynı ağacın altındayız. (IV) Tepenin yamacına varmadan taşlı bir yola girer girmez ön duvarında kanara yazılı bir taş yapı görüyor ve ardına kadar açık kapıya yürüyorum. (V) Arkası bana dönük olgun bir adam, iri bir mandanın boynuzlarına bağlı ipi yerdeki demir çengele takıyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde doğadan insana aktarma yapılmıştır? 1.C 2.E 3