Mü min, imanın iç dünyasında olu turdu u geni lik ve zenginlikle, kar ıla tı ı hemen herkesi kucaklar, onlara kâse kâse sevgi sunar ve efkatle ba

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Mü min, imanın iç dünyasında olu turdu u geni lik ve zenginlikle, kar ıla tı ı hemen herkesi kucaklar, onlara kâse kâse sevgi sunar ve efkatle ba"

Transkript

1 Mü min, imanın iç dünyasında olu turdu u geni lik ve zenginlikle, kar ıla tı ı hemen herkesi kucaklar, onlara kâse kâse sevgi sunar ve efkatle ba rına basar; Allah a yakın olmanın bütün güzelliklerini rast geldi i herkese gösterir ve elinden geldi ince onların ruhlarına duyurmaya çalı ır.

2 Allah Kar ısındaki Duru uyla Mü min Mü min; inanan, güvenen, emin bir gelece e namzet olan, çevresine emniyet vaad eden ve iç içe farklılıkları bulunan özel konumlu bir âbide insandır. O, bütün bir ömür boyu her i ini Allah tarafından görülüyor olma mülâhazasına ba lar ve her zaman imrendiren bir incelik ve nezaket içinde bulunur. Bu engin ve derin duyu ve duru uyla o, halk kar ısında da Hak kar ısında da hep nazik, terbiyeli, hatırnaz ve incedir. Öyle ki, hayatıyla tehdit edilse, de i ik baskılara maruz kalsa ve iftiraya u rasa da, me ru müdafaanın dı ında herhangi bir kabalı a asla tenezzül etmez. Evet, o, Allah a kul olmanın benli inde hâsıl etti i zarafet ve derinlikle bütün tavır ve davranı larında fevkalâde kibar, olabildi ine temkinli, dediklerinin-ettiklerinin farkında, her konuda ciddî mi ciddî, aynı zamanda rahat, mülâyim ve herkese sinesi açık müstesna bir insandır. O, bir yandan, imanın iç dünyasında olu turdu- u geni lik ve zenginlikle kar ıla tı ı hemen herkesi kucaklar, onlara kâse kâse sevgi sunar ve efkatle ba rına basar; Allah a yakın olmanın bütün güzelliklerini rast geldi i herkese gösterir ve elinden geldi ince onların ruhlarına duyurmaya çalı ır; di er yandan da, Hak la kar ıla aca ı günün hülyalarıyla yer yer sevinir, kendinden geçer, zaman zaman da derin bir mehâbet hissiyle ürperir ve böyle bir müthi bulu ma heyecanıyla râ eler ya amaya durur: Görmez çevresindeki kin, nefret sisini-dumanını.. duymaz haset ve iftira fırtınalarının ruhuna çarpıp kırılan esinti ve dalgalarını.. ve bütün bu olumsuzlukların hâsıl etti i/edece i stresleri, hafakanları. Zira o artık öyle bir huzurdadır ki, durdu u o muallâ yer itibarıyla silinir gider dü ünce ve tasavvur dünyasındaki bütün münasebetsizlikler ve pırıl pırıl bir hâl alır kalb, ruh ve his dünyası. Aslında, her gün birkaç defa nâsezâ-nâbecâ ve yakı ıksız eylerden arınan birinin ba ka türlü olması da dü ünülemez. ç dünyası ötelerden gelen mevhibelerle dopdolu, tavırları her zaman böyle bir zenginlik ve derinli e ayarlı, yürüdü ü yol belli, hedefi hiçbir eyle becayi edilemeyecek ölçüde müteâl, inancı tastamam, nazarında büyükler hep büyük, küçükler efkatle koklanan birer gül ve de erler cetvelinde de her ey yerli yerinde ise, yok demektir bu incelerden ince ruh yapısında en küçük bir yırtık ve sökük... Zaten o, mefkûresini ifade etmeyen her türlü plan ve projeden, netice itibarıyla Allah a götürmeyen da ınık dü üncelerden, la v u lehv sayılan davranı lardan ve bo lakırdı, bo mülâhazalardan uzak mı uzak; sükûtu fikir, konu ması zikir, zâhir ve bâtın hâsseleriyle hep O na kilitli, melekler kadar teveccühü derin ve arı-duru, her zaman yüksek uçmaya hazır ve gerilimi ba döndürücü, fakat aynı zamanda kendi plan ve projelerini gaye ölçüsünde öne çıkarmayacak kadar da yöneldi i Yüce Dergah a saygılı, gözleri hep ufuk ötesinde, himmeti da ları delecek kadar yüce, hayatının gerçek deseni kabul etti i inançlarını yedi cihana duyurma gayretiyle tam bir metafizik gerilim içinde, yaptı ı ve yapaca ı i lerin gerektirdi i nezaketin de farkında kusursuz bir basiret insanıdır.

3 Yetirir o dapdaracık ömrünü hem dünyayı imar etmeye hem de ukbâyı peylemeye; bo una zayi etmez kendine ilk bah edilen mevhibelerin en küçü ünü ve me gul olmaz dünya ve öteler adına bir ey vaad etmeyen mâlâyâniyât la.. rahatlıkla ba ı layabilir kendine lütfedilenlerin bütününü Hak rızası yolunda.. ba ı lar ve bir pulunun bo a gitmemesi konusunda da olabildi ine titiz davranır. Çalı ıp kazanırken hak ölçülerine ve haram-helâl mülâhazalarına fevkalâde dikkat etti i gibi, edip eyledi i i lerin birer ça layana dönü üp ötede Cennet ırmaklarını olu turması için de her zaman rıza hedefli, i lâ-yı kelimetullah yörüngeli hareket eder, dikkatli ve hesaplı davranır; damlasını deryalara çevirme yollarını ara tırır, zerre ile güne leri peylemeye çalı ır ve bir ömür boyu gelip geçici eyleri ebedîle tirmek için çırpınır durur. Herkesi ve her eyi O ndan dolayı sever, her zaman sevgi soluklar ve çevresinde sevgiden bir atmosfer olu turur. Ko ar a lamaları dindirir, âh u vâhları keser, ızdıraplara panzehirler çalar ve gülmeye çevirir feryad u figanları.. hamd ü senâlara döndürür çaresiz sinelerden yükselen iniltileri.. rıdvan meltemleri hâline getirir etrafta esip duran alevden fırtınaları. Âlemin inlememesi için hep inler durur ve ba kalarının a lamaması için de gözya larını ceyhun eder. O kendine, ba kaları için bir ey ifade etme durumuna göre de er verir ve onun nazarında ben de il her zaman biz söz konusudur. Hodgâm de il di ergâmdır; beden insanı de il bir ruh ve mânâ eridir. Çi netmez kalbini cismine ve ruhunu da bedenine. Peygamberâne bir iffet ve ismet pe indedir. Me ru dairenin zevk ve lezzetlerini yeterli bulma mevzuunda öyle bir disiplin kahramanıdır ki, nefis ve cismaniyetle mücadelede iradesinin hakkını vererek Allah ın izniyle bir hamlede her engeli a ar ve gider ta ruhunun ufkuna ula ır. Böyle biri, iyilikleri ve güzellikleri temsilde, fenalıkları ve çirkinlikleri a makta öylesine ciddî, öylesine azimli ve öylesine kararlıdır ki, ihtimal bu tavrıyla o çok defa meleklerle atba ı hâle gelmekte ve bir kere daha onlara Sübhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ dedirtmektedir. Zira o, ilk mevhibe olarak Hakk ın lütfetti i eylerin hiçbirini yaratılı gayesine (mâ hulika leh) aykırı kullanmamı ve her zaman emanette emin bir emanetçi gibi davranmı tır; Allah da onu maiyyetiyle ereflendirmi tir. Evet, her fert için vücud bir emanet, onun yüksek insanî de erlerle donanımı ayrı bir emanet; Cennet arzusu ve oraya girebilme istidadı, yöntemi, daha ötesinde Hak cemâlini mü âhede edebilme kabiliyeti apayrı birer emanettir.. ve bunların hepsi de Yaratan ın belirledi i çizgide kullanılmaları gayesine ba lı olarak insana bah edilmi lerdir. Bu itibarla, günahlar, hatalar, beden ve cismaniyetin güdümünde ya ama gibi baya ılıklar, bu ilk mevhibelere kar ı öyle saygısızca eyler, öyle hıyanet ve cinayetlerdir ki, bunların her biri eytanları sevindirse de mele-i a lâ nın sakinlerini utandıracaktır. Onun içindir ki, gönülden O na inanmı her mü min, O nun bu ilk arma anlarını, daha sonraki lütuflarına erme adına önemli birer vesile bilir ve de erlendirir.. ve bunlarla gerçek kimli i olan Hakk a kullu u, O nun yakınlı ını ve O nun ho nutlu unu elde etmeye çalı ır. Aksine, tam inanamadı ından dolayı ilk mevhibeleri görmeyen ve onları iman, mârifet ve muhabbet yolunda de erlendiremeyenler ikinci ve sermedî lütuflardan da mahrum kalırlar. Aslında böyleleri, bütün bütün ahiret hayatlarını ihmal ettikleri gibi, dünyada da hiçbir zaman tam mutlu olamazlar; inkâr kaynaklı bir sürü problem altında hep inim inimdirler ve kat iyen streslerden, hafakanlardan kurtulamazlar. Depresyonlar ya ar, cinnet nöbetleri geçirir, paranoyalarla kendi huzurlarını dinamitler ve öteki âlemlerin aydınlık bir koridoru sayılan bu güzel dünyayı kendileri hakkında Cehennem e çevirirler.. evet bunlar, di er insanları sevemez, hatta farklı mülâhazalarla kendilerinden ba ka herkesten nefret eder, nefret ettiklerinden nefret görür; her zaman hırsla kıvranır durur, umduklarını elde edememenin inkisarıyla inler; ölüm korkusuyla tir tir titrer; daha çok ya ama arzusuyla nelere nelere katlanır; çok defa bu karmakarı ık hislerle sıhhatlerini bozar ve zihnî te evvü lere girerler. Akı kara, karayı ak, iyiyi kötü, kötüyü iyi görmeye ba larlar. Kendileri gibi dü ünmeyenleri dü man ve hain görür, sürekli hıyanet kâbuslarıyla yatar-kalkar ve vicdanlarındaki Cehennem zakkumundan dolayı daha Cehennem e gitmeden Cehennem ızdıraplarıyla kıvranır dururlar. Hakikî mü mine gelince o, Allah ın kendisine lütfetti i her eyi yedi, yetmi ve yedi yüz veren ba- aklara çevirir.. bunları O na yükselmenin merdivenleri hâline getirir, Hak ho nutlu una (rıza ufku) ula mada birer rampa gibi kullanır.. ve yürür Cennet mirasçılarıyla beraber in irahla tüllenen akıbetine do ru... SIZINTI Dipnot 1. Meleklerin, Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdi inden ba ka ne bilebiliriz ki? Her eyi hakkıyla bilen, her eyi hikmetle yapan Sensin. mealindeki sözlerine i aret edilmektedir. (Bakara sûresi, 2/32) 3 159

4 efkatle gürleyen bir sine, Cenâb-ı Hakk ın rahmâniyet ve rahîmiyetinin gölgesinde sürekli bir enginlik sergiler, hep incelerden ince davranır ve dâima içten hareket eder. Her zaman sevgi yolunda yürür; yol boyu hayır ve ihsan duygularıyla köpürür durur. Salih eref Duran Gö ün engin mavilikleri insana hürriyeti ve hayatın güzelli ini hatırlatır. Rûhen huzursuz oldu unuz zamanlarda etrafınızdaki en yüksek tepeye çıkarak, kollarınızı ku ların kanatları gibi açın ve bir a a ılara, bir de semaya uçan ku lara bakın. Sonra gözlerinizi kapatın ve kula ınızı rüzgârın sesine vererek bir müddet öylece kalın Ku lar gibi hafif hissedeceksiniz kendinizi. Belki de psikolojik tahlil gerektirecek bu durum, insanların yüksek da larda kendilerini daha hür hissetmelerini açıklayacaktır. 'Ku lar gibi', 'ku kanadı kadar hafif', 'mutluluktan uçmak' gibi tâbirlerden, insano lunun uçma iste i ve merakını anlayabiliriz. Her ey hayalle ba lar Yerçekiminin prangalı varlıkları olarak, bu vücut yapımızla uçmamız imkânsız. Yaratıcı'mız bize uçmaya elveri li bir vücut yapısı ve kanat vermemi ; bunun yerine akıl, hayal gücü ve merakla kâinatı hallac edebilecek ilim gibi bir nimet vermi tir. nsano lu tarih boyunca çe- itli uçma deneyimlerine girmi tir. Hezarfen Ahmet Çelebi, 1630'lu yıllarda yaptı ı ince hesaplamalarla, lodoslu bir havada ku kanatlarına benzer bir kanat takıp kendini bo lu a bırakıyor ve bir süre uçtuktan sonra Üsküdar'- da Do ancılar olarak bilinen yere inmeyi ba arıyordu. Bu uçu ona, uçan ilk adam unvanını kazandırıyordu. Hezarfen Ahmet Çelebi, kendinden yüzyıllar önce ya amı mam Cevheri'nin ba arısızlıkla neticelenen deneyi üzerinde uzun süre dü ünmü ve onun açtı ı yoldan uçmayı ba armı tır. Hezarfen Ahmet Çelebi özellikle hava akımları ve ku ların uçu unu inceleyerek, çalı malarını geli tirmi tir. Fransız Montgolfier karde lerin icat ettikleri balon, Kasım 1783'te ba arıyla uçu yapabilen ilk âlet olarak bilinir. Havadan daha hafif gazlarla doldurulmu bu balonlar, âdeta uçabilen araçların müjdecisiydi. Ve tarihler Aralık 1903'ü gösterirken Orville ve Wilbur Wright karde ler yaptıkları uçakla uçmayı ba arıyorlardı. Aradan geçen zaman zarfında uçma konusunda çok mesafeler alındı, hattâ insano lu Ay a git

5 meyi ba ardı, Mars yüzeyinde incelemeler yapıldı. Bütün bunlara ba langıçta ilham kaynaklı ı yapan ku ların yapısındaki mükemmellik ve uçma kabiliyeti de i ik yönleriyle anla- ıldıkça, daha yolun ba ında oldu- umuz anla ılıyor. mesinde rol alan sinir sistemi ve beyin de ihsan edilmi tir. Ku lardan ilhamla uçu teknolojisine ne gibi yenilikler getirebiliriz? Bu sorunun cevabını sa lıklı bir temele oturtmak için evvelâ ku lardaki harika vücut ve kanat mekanizmasını teferruatıyla ortaya koymamız gerekmektedir. Bir ku gövdesindeki hareket ve manevra kabiliyetini kontrolde vazife verilmi milyonlarca sinir hücresinin hususî bir programla i letilmesini, insan yapımı uçaklarda yakalamamız imkânsız görünebilir. Ancak Morphing kanatlar ara tırması aslında bir sistem çalı masıdır ve hava akımlarındaki her de i ikli i algılayabilen sensörler (alıcılar); alınan verilerin de erlendirildi i ve gerekli cevabın olu turuldu u bir bilgisayar paneli; yüzeyi de i ebilen kanat ve kuyruk sisteminden ibarettir. Bu sistem uçaklarda kullanılabilecek kıvama geldi inde ku ların uçu tekni ine bir adım daha yakla mı olaca ız. Esnek ve hareketli kanatlar Yapılan ara tırmalara göre, uçu teknolojisi bakımından böcek ve ku lara göre çok gerilerde oldu umuz anla ılmaktadır. Uçak kanatları, ku ların aksine, havadayken de yerdeyken de aynı görünüme sahiptir. Birçok farklı model uçakta kanatlar, vücuttan daha geni oldu u gibi, kolay bükülmemesi için belirli bir sertli e sahiptir. Uçak kanatlarının sâbit olması, uça ın kontrol edilmesini mümkün kıldı ından, pilotlar için bir emniyet faktörüdür. Zîrâ bu teknik özelliklerde tasarlanmı uçaklarda sa lamlık açısından bu durum gereklidir. Ku lara ise, esnek kanatların manevralarını ve hareket kabiliyetlerini kaldırabilecek mükemmel bir mimarîye sahip vücutla birlikte, bu manevraların koordineli olarak yürütülsâbit bir gövdenin manevra zenginli i, belli ölçülerde esneklik ve harekete sahip kanatlarla sa lanamaz mı? Duruma göre ekil de i tirebilen kanatlar 1990'lardan beri NASA'da uçakların yüzeyi ve kanat geometrisi üzerine çalı malar yo un bir ekilde devam etmektedir. Bu ara tırmalar meyvesini vermi ve son yıllarda geli mi uçaklarda kullanılabilecek ekil de i tirebilen yeni kanatlar (Morphing Wings) üretilmi tir. Morphing uçaklar üzerindeki çalı maların ve yeni uçak tasarımlarının tahminen 2023 yılında bitece i belirtilmektedir. Eski uçak kanatlarına kıyasen daha esnek olan yeni dizaynın ekli ve yüzey yapıları, içine konan kontrol algoritmalarıyla kumanda panelinden yeniden düzenlenebilecek ve uçakta uçma artlarına göre de i iklikler yapılabilecektir. Mevcut hâliyle bile 'Morphing Wings' mekanizması, girift bir i leyi e ve kontrol sistemine sahiptir. Yapılmaya çalı ılan ey, mevcut uçak kanatlarının uçu artlarına uygun, gerekli de i iklikleri yapabilir hâle getirilmesidir. Halbuki insano lunun yapmaya çalı tı ı bu kanat mimarisi, ku ların kanatlarına yaratılı tan konmu ve 161?? 5

6 Uçak kanatlarının sâbit olması, kontrol edilmeyi mümkün kıldı ından pilotlar için bir emniyet faktörüdür. Zîrâ bu teknik özelliklerde tasarlanmı uçaklarda sa lamlık açısından bu durum gereklidir. Ku lara ise esnek kanatların manevralarını ve hareket kabiliyetlerini kaldırabilecek mükemmel bir mimarîye sahip vücutla birlikte, bu manevraların koordineli olarak yürütülmesinde rol alan beyin ve sinir sistemi de ihsan edilmi tir. binlerce yıldır hatasız ekilde kullanılmaktadır. Kanat ve kuyruklardaki tüylerin köklerindeki hücrelerle ba lantılı nöronlar vasıtasıyla uçu esnasında her türlü hava de- i ikli i ku ların beyinlerine yerle tirilen kontrol algoritmalarına iletilmektedir. Merkezî sinir sisteminde i lenen bu hava durumu bilgileri de erlendirildikten sonra kaslara gönderilen cevabî emirlerle kuyruk ve kanatlar yönlendirilir. ekil de i tirebilen hareketli uçak kanatları, hakikatte ku ların ömürleri boyunca hiç farkında olmadan ve zorlanmadan sevk-i ilâhîyle yaptıkları kanat hareketlerinin basit bir taklididir. Yırtıcı ku lardan do an, avlanma sırasında kanatlarını vücuduna âdeta yapı tırır. Ses altı hızda uçan uçaklarda kanatlar gövdeden dik olarak dı a do ru uzanır. Ses üstü hızda uçan uçaklarda ise, kanatlar üçgen eklinde ve gövdeye yapı ık tır. Bunun sebebi, ses üstü hızda ortaya çıkan ok dalgalarının uçak kanat ve gövdesine temas etmemesidir. Çünkü ok dalgalarında akı kanın fizikî özellikleri anî ve büyük de i iklik gösterdi i için zararlı olabilmektedir. Do an ve atmaca gibi avcı ku lar, normal uçu larda kanatlarını açarlar. Dalı yaptıklarında ise, hızlarını daha da artırmak ve havaya kar ı direnci en aza indirmek için, kanatlarını toplarlar. Yırtıcı ku lar deniz üstünde süzülürken kanatlarını dı arı do ru tamamen geni letir. Ku ların duyu sinirleri vasıtasıyla alınan havaya ait fizikî özellikler beyne gönderilmekte, ku beyninde mu cizevî bir süratle de erlendirilen bu bilgilere göre geli tirilen cevaplar, ku un kanadı üzerindeki hava direncini azaltmakta, uçu u kolayla tırmakta, performansı artırmaktadır. Mühendislerin en büyük hedefi, uçu artlarına göre kanat yapısını de- i tirebilen yeni uçaklar yapabilmektir. Morphing özelli i ile in a edilecek yolcu uçaklarında yakıt tasarrufu ve sürati artırma da ilâve bir hedeftir. Uçu özelli i bakımından ku ve uçaklardaki en bariz fark; de- i ken hava akımlarının, bu iki sistemde zıt tesirlere sebebiyet vermesidir. Böcek ve ku larda türbülanslı (çalkantılı), hava, verimli uçmada pozitif bir faktör iken; uçaklarda büyük tehlikeler olu turmaktadır. Uçakla seyahat esnasında türbülansa girildi inde meydana gelen korkutucu sarsıntılar, insanların yüre ini a zına getirir. Çünkü türbülans, havanın kanatlara uyguladı ı sürtünme kuvvetini artırır, neticede sâbit kanadın kaldırma kapasitesinin azalmasına sebep olur. Böcek ve ku ların kanatları Sonsuz lim ve Kudret Sahibi tarafından öyle bir mimarîde yaratılmı tır ki, kanatlarda türbülanslı akı bizzat meydana getirilir; bu sâyede hem kaldırma kuvveti ve manevra kabiliyeti artırılır, hem de hava sürtünmesi azaltılır. Morphing kanatlar ara tırması aslında bir sistem çalı masıdır ve hava akımlarındaki her de i ikli i algılayabilen sensörler (alıcılar); alınan verilerin de erlendirildi i ve gerekli cevabın olu turuldu u bir bilgisayar paneli; yüzeyi de i- ebilen kanat ve kuyruk sisteminden ibarettir. Bu sistem uçaklarda kullanılabilecek kıvama geldi inde ku ların uçu tekni ine bir adım daha yakla mı olaca Kaynaklar - Steven Ashley (2005): Flying on flexible wings. Scientific American. January Issue. - Scientifik Amerikan-Ocak 2005 (flaying On Flexible Wings) - Müslüman lim Öncüleri Ansiklopedisi 162 6

7 Zafer htiyar Bir devletin, bir askerî birli in, resmî veya gayriresmî bir kurulu un sembolü olarak tarif edilen bayraklar, her zaman önemli mânâlar ta ımı ve hiçbir bayrak asla rastgele ekil ve renklerden meydana getirilmemi tir. Bayraklar, bir milletin varlı ının ve ba ımsızlı ının sembolüdür; bu yüzden atlas veya ipek gibi de erli kuma lardan yapılmakla de il, ta ıdı ı mânâ ile de er kazanır. Tarih boyunca bayra ı yere dü ürmemek ve dü mana bırakmamak için nice yi it, sava meydanlarında hiç tereddüt etmeden canını seve seve feda etmi tir. lk zamanlarda bayrak yerine genellikle madenden veya sert bir maddeden yapılmı alemler kullanılmı tır. Kuma bayrakların kullanılması Orta Ça da ba lamı tır. Divân-ı Lûgâti t-türk te batrak eklinde yazılan bayrak kelimesi, sava larda kullanılan ve ucuna bir ipek parçası takılan mızrak olarak açıklanmaktadır. Aynı eserdeki bir manzûmede ise kelime, bayrak eklinde kullanılmakta ve kelimenin O uzlar arasında böyle telâffuz edildi i yazılmaktadır. Türklerin tarihteki en uzun ömürlü devleti Osmanlı nın ilk bayra ı, Anadolu Selçuklu Devleti hükümdârı tarafından Osman Gazi ye ba- ımsızlık alâmeti olarak gönderilmi olan beyaz bayraktır. Osmanlı da 16. yüzyılın sonlarına kadar farklı renklerde bayraklar kullanılmakla birlikte padi ahlara mahsus olan bayrak, beyaz idi. slâm tarihinde bayrak slâm tarihinde Hz. Peygamber in (sas) ilk defa Medine ye girerken bayrak (livâ) kullandı ı bilinmektedir. Hicret kafilesi Medine ye yakla tı ında Büreyde bin Huseyb el-eslemi, Resûlullah a (sas); Medine ye yanında bir livâ olmadan girmeni istemem. demi ve sarı ını kılıcına ba layarak kafilenin önüne geçmi tir. Peygamberimiz (sas), hicretin yedinci ayında sefere gönderdi i Hz. Hamza (ra) komutasındaki birli e bir bayrak vermi ti. Efendimiz in (sas) bizzat bir mızra- ın ucuna beyaz bir bez ba layarak askerlerden Ebu Mersed e teslim etti i, Livaü l-beyda ismiyle anılan bu ilk bayrak, Hayber gazasına kadar kullanılmı tır. Hayber den sonra ise, bunun yerini raye denen siyah bir bayrak almı tır. Bunun yanı sıra Hz. Muhammed (sas) zamanında beyaz, sarı, siyah, kırmızı renklerde çe itli bayrakların kullanıldı ı, karaku mânâsına gelen ukâb isimli siyah bayra ın Hz. Ai e nin (ra) kaftanından yapıldı ı kaynaklarda belirtilmi tir. Dört Halife devri, Emeviler, Abbasiler ve Endülüs Emevileri zamanlarında da çe itli renk ve ekillerde bayraklar kullanılmakla birlikte, Emeviler daha ziyade beyaz; Abbasiler ise siyah bayrak kullanmı tır. Türk tarihinde bayrak Göçebe hayat süren Türk topluluklarında hükümdârların, yaban öküzü veya at kuyru undan yapılan tu isimli bayrak ve semboller kullandıkları bilinmektedir. Avrupa Hun Devleti Hükümdârı Atillâ nın, üzerinden geçti i kimselere zenginlik ve mutluluk getirece ine inanılan hüma ku unun resmedildi i bir bayra ının bulundu u eski bir kaynakta zikredilmektedir

8 Osmanlılar tarafından yeniden yaptırılan Sancak-ı erif. lk Müslüman Türk Devleti kabul edilen Karahanlılar ın al bayraklarında, dokuz tu resminin bulundu- u bilinmektedir. Gazneliler ise, önceleri beyaz hilâl ile hüma ku unun resmedildi i ye il bayrakları; daha sonraları ise, Abbasi halifeli inin me ru mümessili olduklarını gösteren siyah bayrakları kullanmı tır. Büyük Selçuklular, ilk yıllarında beyaz çift kartal sembolü ve siyah çizgili gerilmi yay ve ok resmi olan mavi bir bayra ı kullanmı larsa da, sonraları onlar da Abbasilerin tesirinde kalarak siyah bayraklar kullanmı lardır. Malazgirt Sava ı nda Alparslan ın, üzerinde Kelime-i ehadet yazılı büyük bir sanca ının bulundu u bilinmektedir. Anadolu Selçukluları da siyah bayra ın yanı sıra, al bayraklar da kullanmı lardır. Haçlılardan Kudüs ü geri alan Selahaddin-i Eyyübi nin bayra ı sarıydı ve üzerine Avrupalılar tarafından slâm ın sembolü olarak kabul edilen hilâl resmedilmi ti. Türklerin tarihteki en uzun ömürlü devleti Osmanlı nın ilk bayra ı, Anadolu Selçuklu Devleti hükümdârı tarafından Osman Gazi ye ba ımsızlık alâmeti olarak gönderilmi olan beyaz bayraktır. Osmanlı da 16. yüzyılın sonlarına kadar farklı renklerde bayraklar kullanılmakla birlikte padi ahlara mahsus olan bayrak, beyaz idi. stanbul un fethinde Ulubatlı Hasan ın surlara dikti i, Kemalpa azâde nin ifadesiyle Sultan-ı âlemin ak alemi de beyaz bir bayraktı. Yavuz Sultan Selim Han ın Çaldıran (1514) ve Mısır seferlerinde, ota ının önüne hâkimiyet alâmeti olan beyaz ve kırmızı bayraklar dikilmi tir. Bugün Topkapı Sarayı nda, Mukaddes Emanetler Dairesi nde bulunan, Peygamber Efendimiz e (sas) ait Sancak-ı erif, Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlılara geçmi tir. Bu Sancak-ı erif i padi ahlar seferlerde beraberlerinde götürürlerdi. Halifelik alâmetlerinden biri olan Sancak-ı erif, isyanlarda padi- ahın emriyle çıkarılır ve millet, asilere kar ı Sancak-ı erif in altında toplanmaya ça rılırdı. Daha çok denizcilerin kullandı ı ye il bayrak; Fatih in gemisinde, Barbaros Hayrettin Pa a ve Uluç Ali Reis in donanmalarında yer almı ve Sultan 1. Mahmud Han ( ) devrinde donanmanın resmî bayra ı kabul edilmi tir. Osmanlılarda hükümdâr, veliaht, kumandanlar ve donanma için ayrı ayrı bayraklar oldu u gibi, esnaf kurulu larının, seyyidlerin, tarikatların da ayrı ayrı bayrakları vardı. Bu dönemde dinî törenlerde bayrak kullanılması, tekke ve türbelere hususî bayraklar asılması da âdet olmu tu. Beyaz bayrak, tarihin her devrinde sava larda teslim olma mânâsına gelmi tir. Osmanlılar, ço unlukla üç hilâlli ye il ve kırmızı bayra ı kullanmı tır. Bir hilâl ve sekiz kö eli yıldız bulunan kırmızı bayrak, ilk defa 1793 te III. Selim Han döneminde devletin resmî bayra ı olarak kabul edilmi tir. Sultan Abdülmecid zamanında yıldızın be kö eli olması kararla tırılmı (1842) ve Osmanlı bayra ının ekli kesinle mi tir. Osmanlı nın son döneminde ekillenmi olan bu bayrak, Cumhuriyet döneminde de kullanılmı tır. 22 Ekim 1925 te Sancak Tâlimâtnâmesi ile bayra ımızın kesin ekli belirlenmi ; 29 Mayıs 1936 da ise, 2994 numaralı Türk Bayra ı Kanunu yla bayra ımız bugünkü hâlini almı tır. Sancak-ı erif in muhafaza edildi i gümü sandık

9 Bayraklardaki renk ve semboller neyi ifade eder? Bayraklar üzerindeki ekil, renk ve semboller; milletlerin inançlarını, dü üncelerini ve hafızalarında derin izler bırakan hatıralarını yansıtır. Almanya, Belçika, Hollanda, talya gibi bazı Avrupa devletlerinin bayrakları üç renklidir. Bu bayraklarda üç renk kullanılması, teslis inancını sembolize etmektedir. Bunun yanı sıra Danimarka, Finlandiya, sveç, Norveç, sviçre, Yunanistan gibi bazı devletler de bayraklarında Hristiyanlı ın sembolü olan haça yer vermi lerdir. ngiliz bayra ındaki birbirine kayna mı üç haç ekli, ngiltere, skoçya ve rlanda nın birle ik vaziyetine i arettir. Bayraklardaki renklerin de milletler için önemli mânâları vardır. Meselâ, Fransa; ihtilâlden sonra bayra ının renklerini belirlerken krallık zamanından beyazı, ihtilâlden kırmızıyı ve Paris in eski alâmeti olarak maviyi almı ve üç renkli Fransız bayra ını olu turmu tur. ABD nin bayra ındaki elli yıldız, Amerika yı olu turan eyalet sayısını ifade etmektedir. Eski SSCB bayra ında, kızıl zemin üzerindeki orak, çiftçileri; çekiç ise, i çileri sembolize eder. Japonların, üzerinde kırmızı güne bulunan beyaz bayrakları, Japon Budizmi ndeki ilâh anlayı ını sembolize etmektedir. srail bayra ındaki altı kö eli yıldız (Mühr-i Süleyman) ile, Kore bayra ındaki bir dâire içinde bulunan iç içe iki S de bu devletler için dinî bir mânâ ta ır. Kezâ, Eski Çin bayra ındaki ejderha resmi de Çin deki an anevî kültürün izlerini yansıtır. Suudi Arabistan bayra ındaki Kelime-i Tevhid ile ran bayra ındaki Allah lâfzı da, inancın bayrakta sembolize edildi ine birer örnektir. Hilâl ve yıldız hangi mânâları ta ımaktadır? Nihat Sami Banarlı pek çok ülkenin bayra ında yer alan hilâl-yıldız sembolü ile alakalı dü ündürücü bir hatırasını öyle nakletmektedir: Küçük ve sevimli mektepli bir kız, elinde bir ansiklopedinin renkli bayrak tablosuyla yanıma geldi. Soraca ı sualin heyecanı gözlerindeydi. Küçücük eliyle tablosundaki eski Mısır, yeni Pakistan, Tunus, Cezayir, Moritanya, Berke, Cohor bayraklarını gösterdi: Bu bayraklarda niçin bizim ay yıldızımız var? Biz bayra ımızı onlardan mı aldık? diye sordu. Hayır! dedim; Onlar, bayraklarını Bazı kaynaklarda bayra ımızdaki yıldızın Peygamber Efendimiz i (sas) sembolize etti i yorumu da yapılmı tır. Buna delil olarak Necm Sûresi nde üzerine yemin edilen Yıldız ın, Hz. Peygamber (sas) oldu u, yine smail Hakkı Bursevî nin Ruhu l-beyân adlı tefsirinde Cebrail in (as) ya ı ile alâkalı bir mevzuda, Cebrail in: Ben u yetmi bin senede bir parlayan yıldızın binlerce defa parladı ına ahit oldum. dedi i, Peygamberimiz in de (sas); o yıldızın kendisi oldu unu söyledi i rivayet edilmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak bayra ımızdaki hilâl ve yıldızın aslında bir noktada Kelime-i Tevhid i anlattı ı yorumu yapılabilir. bizden aldılar. Bizim bayra ımızı sevdikleri, bir kısmı da bizim bayra ımız altında uzun seneler mes ud ya adıkları, ona alı tıkları, onu unutamadıkları için böyle yaptılar, bayraklarına bizim bayrak renklerimizi, bizim ay yıldızımızı i lediler. Küçük kız sevinçle: Sahi mi? diye sordu. Ona, anlayabilece i bir dille hakikati anlattım. Yanıma boynu bükük gelmi ti. Yanımdan ba ı havada, gözleri nurlu ve sevinçle uzakla tı. Banarlı bu tabloyu anlattıktan sonra Esâsen beni dü ündüren nokta, çocu un felsefesinde idi. diyerek: Neden öbür türlü sormamı tı? Neden, bu milletler, bayraklarını bizden mi aldılar diyememi ti? sorularını soruyor ve cevabını; Bu durum tarihimizi bilmemekten ve üç kıtaya hükmetmi Osmanlı nın büyüklü ünü idrak edememekten kaynaklansa gerektir. eklinde açıklıyor. Hilâl ve yıldızın mânâsına gelince; haç nasıl Hristiyanlı ın sembolü olmu sa; hilâl de tarih boyunca slâm ın, Tevhid inancının ve Müslüman toplumlarının sembolü olagelmi tir. Haçlı seferlerinin di er adı Hilâl-Salîb (Haç) mücadelesidir ki, Tevhid-Teslis mücadelesi mânâsındadır. ( Hilâl kelimesi ile Allah lâfzı Arapça da aynı harflerden olu makta ve bu yüzden de ebced hesabında kar ılıkları 66 ya tekabül etmektedir.) Yıldız, çok eskiden beri birçok toplum tarafından kullanılan bir sembol olmakla birlikte, Türk bayra ına Osmanlı nın son döneminde girmi tir. Bayra ımızın rengi de Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır! mısraında ifade edildi i gibi, ehitlerimizin kanlarını sembolize etmektedir. Al, Türk milleti için âdeta millî bir renk olmu tur. Özellikle 9 165

10 Osmanlılar kırmızıyı hânedan rengi kabul etmi lerdir. Buna ba lı olarak padi ahın yorganı, çar afı, yastı ı hep al olurdu. Padi ah kızları da kırmızı gelinlik giyerlerdi. Halk arasında da al gelinlik yaygın olarak kullanılmı tır ki, Arif Nihat Asya Bayrak iirinde bunu Kız karde imin gelinli i, ehidimin son örtüsü eklinde ifade etmi tir. Günümüzde de gelinlerin duvaklarının kırmızı olu u, hep bu rengin millî bir karakter ta ımasındandır. Bayrak tarih boyunca toplanmanın, bir araya gelmenin, birlik olmanın alâmeti olmu tur. Öyle ki birçok küçük topluluk, ayrı ayrı soy ve kabile kendi ba ına bir de er ifade etmezken, bir bayrak veya sancak altında toplanıp birlikte hareket ettiklerinde, sineleri tek yürek olarak atmı ve büyük topluluklara galebe çalmı lardır. Nice küçük topluluk; aileden kabileye, kabileden boya, boydan devlete ve devletten de medeniyete hep bayra ın toplayıcılı ı altında ula mı tır. Hz. Muhammed in (sas) Medine ye giri lerinde; Alparslan ın Malazgirt ten Anadolu ya geçi lerinde; Osman Gazi- nin Bursa ya yürüyü ünde bayra ı ahit tutmaları tarihe kayıt dü ülmü tür. Bayra ın ifade etti i mânâda bulu mak bizim kültürümüzde önemlidir. O açılıp yola koyulundu unda millet olarak hep onun pe ine dü mü üz. Hattâ Allah milletimizi vatansız, vatanımızı bayraksız bırakmasın. sözleriyle bayra ı dualarımıza da nak etmi iz. Nice ya ız delikanlıyı onun ufuklarda dalgalanması u runa ehit vermi iz. Bu hâl, bizim kanımıza öylesine i lemi tir ki; kıyamet kopup bütün insanların tekrar diriltilece i mah er yerinde Hz. Muhammed in (sas) sanca ı altında toplanmak dilimize ve yüre imize pelesenk olmu Kaynaklar - slâm Ansiklopedisi, D.V. Yay, st, slâm Ansiklopedisi, Bayrak mad, MEB Yay, st, Fevzi Kurto lu, Türk Bayra ı ve Ay Yıldız, TTK Yay, Ank, Nihat Sami Banarlı, Tarih ve Tasavvuf Sohbetleri, Kubbealtı Ne, st,

11 Mazlumların, ma durların mâruz kaldıkları sıkıntıları gö üsleme ve bir anne içtenli iyle onların üzerine titreme de diyebilece imiz efkat, herkese ve her eye kar ı duyulan kar ılıksız sevgi ve alâka olması itibarıyla, ilâhî ahlâkın farklı bir tecellîsi, göktekilerin sesi-solu u ve bütün annelerin sımsıcak nefesinin de ayrı bir unvanıdır. Prof. Dr. Ömer Arifa ao lu Tıp fakültesinde ö renciyken, acil serviste ve yo un bakım ünitelerinde nöbet tuttu um günlerin birinde, ak am vakti orta ya larda bir teyze, baygın vaziyette acil servise getirilmi ti. Ona refakat eden kızları ise, annelerinin ölme ihtimali sebebiyle a ırı endi e içindeydiler; doktorlardan annelerine hemen müdahale edilmesini istiyorlardı. Kalb krizine (enfarktüs) ba lı olarak kalbi duran hastaya hemen müdahale edildi. Kalb masajı ve elektrik okuyla hastanın kalbinin tekrar çalı masına vesile olundu. Annelerinin tekrar ayılması ve konu maya ba laması üzerine hastanın kızları da doktorlara te ekkür ettiler. Hastanın tamamen iyile ti i dü ünülüyordu ki, gecenin ilerleyen saatlerinde anî bir kalb krizi daha meydana geldi ve bütün gayretlere ra men hasta kurtarılamadı. lk geldiklerinde son derece gergin olan iki evlât ise, iyile ti ini dü ündükleri annelerinin bu beklenmedik ölümünü sükûnetle kar ıladı. Bu hastanın ölümüne sebep olan; ana kalb damarlarının anî tıkanıklı ı neticesinde ortaya çıkan kalb kriziydi. Kalb krizinin en önemli risk faktörleri; sigara içme, ya lı beslenme, i manlık, hareketsizliktir. Organ ve dokuların ihtiyacı olan kan yeterli miktarda sa lanmazsa, doku oksijensiz kalır ve hücreler ölmeye ba lar. Kalb-damar tıkanıklıklarında ortaya çıkan dokulardaki oksijen yetersizli i, beyin dokusu için büyük bir tehlikedir; çünkü beyin, ancak dört dakika oksijensiz kalabilmektedir. Buna tıp dilinde iskemi adı verilir. Kan vasıtasıyla, insan vücudundaki yakla ık 100 trilyon hücrenin her birinin mikron yakınına kadar besin maddeleri ve oksijen götürülür; bu ekilde kana e ine az rastlanır bir postacılık vazifesi yaptırılır. Beden sarayımızda i lettirilen birçok otomatik mekanizma ile organlarımıza sevk edilecek kan miktarı düzenlenir. Böylece vazifelerini yerine getirmek için çalı an organların kansız ve oksijensiz kalmaları önlenir. Kan akımının düzenlenmesinde rol verilen mekanizmalar Organların kan akımları, çalı ma yo- unluklarına ba lı olarak ihtiyaçlarına göre artırılıp, azaltılarak düzenlenir. E er organ daha az kan ile idare edebilecekse, içinden geçen kan akımı azaltılır, böylece bir taraftan di er organlara daha fazla kan gönderilme durumu ortaya çıktı ı gibi, di er taraftan da hem kan israf Kalbde damarlar yava yava tıkanırsa kalb krizi olmaz; çünkü damarlar tıkandıkça yeni damarlar in a edilir ve yeni damarlardan getirilen kan, kalb kaslarını besledi i için, kalb dokusunun beslenmesi bozulmaz. olmamı, hem de kalb daha fazla çalı ıp yorulmamı olur. Kan akımının düzenlenmesi iki safhada gerçekle tirilir. 1- Hızlı düzenleme: Kan akımının ihtiyaca göre hızlı (saniyeler veya dakikalar içinde) ekilde artırılıp azaltıldı ı durumlarda söz konusudur. Meselâ, egzersiz sırasında kaslar ve kalb a ırı çalı tı ından, ihtiyaç duyulan oksijen ve besin dolayısıyla kan miktarı artar. A ırı çalı an dokularda damarları geni letmekle vazifeli bazı maddeler salınır. Ayrıca dokudaki besin maddeleri ve oksijen de tükendi i için, damarlar geni lemek mecburiyetinde kalır. Neticede dokuya akan kan miktarı artırılır. Bir dokuda yeterli oksijen varsa (veya dokuya giden oksijen, ihtiyaçtan fazlaysa) azamî tasarruf prensibi i letilerek damarlar daraltılır ve kan vücudun ihtiyacı olan di er organlara sevk edilir. Organ tekrar a ırı çalı tırılırsa, dokudaki oksijen azalaca ından, damarlar tekrar geni letilerek, dokuya giden kan miktarı artırılır. Meselâ istirahat zamanında iskelet kaslarındaki kan akımı, 100 g kas için 4 ml/dakikadır. Egzersiz anında bu miktar, 20 kat artırılarak kan akımı 80 ml/dakikaya yükseltilir. 2- Yava düzenleme: Vücudumuzda kan akımı düzenlenmesinin yava (aylar içinde) gerçekle tirildi i durumlar da vardır. Bir organda kan ihtiyacı uzun süre devam etmi se veya organa giden damarlarda tıkanma sebebiyle kan akımı azalmı sa, bu duruma uyum cevabı ola

12 Damar tıkanmalarına ön artlandırma Bir organda kısa süreli olarak ortaya çıkan damar tıkanıklı ı, organda herhanrak yeni damarlar in a edilerek, dokuya giden kan miktarı artırılır. Oksijen azlı ı, damar sayısının artmasında önemli sebeplerden biridir. Meselâ yüksek rakımlarda, atmosferdeki oksijen miktarı ve basıncı daha dü ük oldu u için, buralarda ya ayan insanların akci erlerinde hemoglobine daha az oksijen ba lanır ve organlara da otomatik olarak daha az oksijen ta ınır. Ta ınan oksijen miktarını artırmak için, hem alyuvarlardaki hemoglobin miktarı, hem de organlara giden damar sayısı artırılır. Bu sebepten yava düzenleme hâdisesi, kalb damarları açısından son derece önemlidir. Kalbde damarlar yava yava tıkanırsa kalb krizi olmaz; çünkü damarlar tıkandıkça yeni damarlar in a edilir ve yeni damarlardan getirilen kan, kalb kaslarını besledi i için kalb dokusunun beslenmesi bozulmaz. Kalb damarlarının anî tıkanması durumunda ise, yeni damar olu masına zaman olmadı ından kalb krizi ortaya çıkar. Orta ya ın üstündeki insanların ço- unun kalb damarlarında, ancak bir anjiyo filmiyle tespit edilebilen tıkanıklıklar görülür. Ancak bu tıkanıklıklar yava geli ti inden, olu an yeni damarlar bu tıkalı damarların vazifelerini âfî ve Rahîm olan Yaratıcı nın bir lütfu olarak üstlenir. Kalbde olu an yeni damarlara kollateral dola ım da denmektedir. Uzun sürede ortaya çıkan bu damarların sayısındaki artı a, anjiyogenik büyüme faktörleri Bizler farkında olmadan i letilen kan akımı düzenlemesiyle hastalıklardan korunmamız sa lanmaktadır. Bu düzenleme; vücudumuzun, hastalıklardan korunması için mükemmel i leyen korunma sistemleriyle donatıldı ını göstermektedir. (yeni damar yapımında görevli kimyevi maddeler) sebep olmaktadır. Dokulardaki uzun süreli ancak öldürücü olmayan oksijensizlik ve damarlarda yava geli en tıkanma, anjiyogenik faktörlerin salgılatılmasına sebep olur. Bizler farkında olmadan i letilen bu kan akımı düzenlemesiyle hastalıklardan korunmamız sa lanmaktadır. Bu düzenleme; vücudumuzun, hastalıklardan korunması için mükemmel i leyen korunma sistemleriyle donatıldı ını göstermektedir. gi bir hasar olu turmaz. Meselâ tansiyon ölçülürken tansiyon âletinin havayla i irilmesi esnasında kol atardamarları dı tan sıkı tırılarak kan akması engellenir. E er tansiyon âleti kısa süreli olarak sarılı kalırsa, zarar vermez. Ancak uzun süreli olursa kolda a rı ba lar. Kısa süreli zararsız kan akımı engellemeleri ile daha sonra meydana gelebilecek uzun süreli bir damar tıkanıklı ına ba lı iskemi ve doku ölümü önlenebilmektedir. Buna damar tıkanmalarına kar ı ön artlandırma veya oksijensiz kalmaya uyum sa lama tekni i denmektedir. Organlarımız kısa süreli zararsız damar tıkanıklıkları ya ayarak, âdeta uzun süreli damar tıkanıklı ı ile nasıl mücadele edebilece ini ö renmektedir. Oruçla açlı a alı an vücudun, herhangi bir durumda açlı a uzun süre dayanabilmesi gibi, organ ve dokular da kısa süreli damar tıkanıklıkları ile uzun süreli tıkanmaya dayanmayı ö renmektedir. Hattâ son zamanlarda ölüme sebep olmayan kalb krizlerinin ileride olu abilecek öldürücü büyük kalb krizlerini önlemeye vesile oldu una dâir hipotezler ortaya atılmı tır. Damar tıkanmalarına kar ı ön artlandırma tekni i, ilk insandan beri vücudumuzda i letilen ancak son yıllarda ke fedilen Rahmanî bir koruyucu sistemdir. Bu harika i leyi i görünce ister istemez, Bu hassas mekanizma evrimle veya tesadüfle meydana gelebilir mi? sorusu akla gelmektedir. Özellikle kalbdeki damarlarla alâkalı ön artlandırma tekni inde adenozin, asetilkolin, katekolaminler, angiotensin, bradikinin, prostglandinler, nitrik oksit ve opioitler gibi birçok kimyevî maddenin vazifelendirildi i ke fedilmi tir. Bu maddeler kan akımının engellenmesiyle olu an oksijensizlik neticesinde salgılanmakta, bütün vücuda kan yoluyla yayılmakta ve hücrelerde bir kısım kalıcı de i ikliklere sebep olmaktadır. Dayanabilmede tesirli mekanizmaların neler oldu u sorusuna daha tam cevap bulunamamı tır. Ancak kendi kendine ve tesadüfen olu ması mümkün olmayan, birçok reaksiyondan ibaret bir reaksiyonlar zincirinin çalı tırıldı ı dü

13 Tahir Taner Sabah i yerine gelirken dinledi im radyoda bir hikâye anlatılıyordu. Aslının olup olmadı ını kesin bilemedi imiz fakat dü ündürdükleri itibariyle, dinleyen hemen herkesin alâkasını çekebilecek hikâye öyleydi: Celâdet ve adaletin timsâli Yavuz Sultan Selim (rahmetullahi aleyh), Mısır Seferi nden sonra fethetti i beldede adâlet ve otoriteyi tesis için, bir süre kalmak ister. Bunun için hazırlıklar yapılır ve padi ahın ota -ı hümâyunu kurulur. Sultanın çadırını temizlemekle vazifeli kadınlardan biri, ak- amları çadıra dönen Yavuz u o gün ilk defa yakından görür ve o andan sonra onun sevgisiyle yanmaya ba lar. Zamanla bu sevgi, bir sevdâ olur Mısırlı kadının yüre inde. O, dü tü ü derdin çaresizli ini bilir; fakat bununla birlikte çâre aramaktan geri durmaz. Bir cuma günü Koca Yavuz çadırdan çıktıktan sonra bir tanıdı ına yazdırdı ı kâ ıdı, sultanın yastı ının yanına ili tiriverir. Kâ ıtta; Derdi olan neylesin? yazmaktadır. Sultan, gece istirahatına çekildi inde yastı ının yanında buldu u kâ ıtta yazılı bu ümitsiz cümleye, bir kar- ılık yazıp yastı ının altına bırakır. Kadınca ız sabah, Acaba sultan cevap yazdı mı? heyecanıyla -belki de biraz ümitle- yastı ın altına bakar ve kâ ıdının arkasına bir eyler yazılmı oldu unu görür. Sırda ına okuttu u Kadınca ız bütün cesaretini toplayıp ak am sultanın gelme vaktinde çadırın giri inde bekler. Birazdan Koca Yavuz, bütün ha metiyle görünür; hâlinden, duru undan kadının kendisine bir eyler söylemek istedi ini fark eder: Söyle! der kadına. Edeble el-pençe duran kadın titremeye ba lar ve dizlerinin ba ı çözülür. Padi ah gür sesiyle ikinci defa Söyle! deyince, kadın, heyecanından sadece; Efendim! der ve gerisini getiremez; Koca Sultan ın celâdetinden duydu u heyecanla yere yı ılır ve ruhunu oracıkta Rabb ine teslim eder. bu notta, Derdi olan söylesin! yazmaktadır. Kadınca ız en azından derdini anlatabilece i dü üncesiyle biraz da olsa sevinir, ümitlenir bu cümleyle. Fakat padi ahın celâdeti onu korkutmaktadır. îrlerin pençe-i kahrında lerzân oldu u Koca Yavuz a böyle bir ey söylemek kolay mıdır?!.. Bu defa kadın, Korkuyorsa neylesin? yazılı bir kâ ıt bırakır sultanın yastı ının altına ve ertesi günü sabırsızlıkla bekler. Ertesi sabah yine yastı ın altına heyecanla bakar; sultanın kaleminden çıkan, Hiç korkmasın, söylesin! yazısını görünce kadının ümidi biraz daha artmı tır. Hiç olmazsa kendini yakıp kavuran derdini söyleyecek, kabul görmese de, derdinden bir nebze olsun kurtulacaktır. Kadınca ız bütün cesaretini toplayıp ak am sultanın gelme vaktinde çadırın giri inde bekler. Birazdan Koca Yavuz, bütün ha metiyle görünür; hâlinden, duru- undan kadının kendisine bir eyler söylemek istedi ini fark eder: Söyle! der kadına. Edeble el-pençe duran kadın titremeye ba lar ve dizlerinin ba ı çözülür. Padi ah gür sesiyle ikinci defa Söyle! deyince, kadın, heyecanından sadece; Efendim! der ve gerisini getiremez; Koca Sultan ın celâdetinden duydu u heyecanla yere yı ılır ve ruhunu oracıkta Rabb ine teslim eder. Herkesi bir telâ ve heyecan sarsa da, gözler Koca Yavuz dadır. Meseleyi günlerdir hisseden Yavuz un bu tablo kar

14 ısında yüre i yanar, gözleri dolar ve öyle der: Hakîkî â ık odur ki, sevdi- i u runa kalbi dursun! Radyodan dinledi im bu hikâyedeki hakîkî â ık sözü beni ba ka bir mecrâya yöneltmi ti. Kıssalarda fasıl de il, asıldır önemli olan. Ve bu hikâye de hikâye olsun diye de il, aslı anlatmak için okunmu tu. Beni yoktan var eden ve nimetleriyle perverde eden Kâinatın Sultanı na kar ı ne kadar lâkayd bir ömür sürmekteydim. Beni insan olma, idrâk ve iman etme erefine erdiren, her varlıkta merhameti güne gibi ayân olan Vedûd, Rahmân ve Kerîm olan Zât a kar ı içimde (hikâyedeki kadının mecâzî a kındaki derinlik kadar bile) ciddi bir muhabbet ve saygı hâsıl olmamı tı do rusu. lâhî a k benim gibiler için zaten çok uzak bir mevzuydu; fakat âlemi rahmetiyle ku atan mûhit bir Kudret in varlı ını hissedip O na inandı ım hâlde, yine de ömrümün gafletle geçmesiydi bana ızdırap veren. Yok mudur kuzum sende meçhule kar ı bir saygı, Dipsiz göklerden ürperi, ötelerden bir kaygı! Kab a ne doldurmu tum? Ömür sermayesi tükenmeye do ru yol alırken, hâlâ Yazda yiyim, kı ta giyim derdine sarf olunup buldu ömür intihâ. çizgisinin dı- ına çıkamamı tım. nsan olmak gerçekten ne zormu! Bir an hüzünlü gurbette ya ayan merhamet insanının: Sizi harekete geçirmeyen imanın, sizi sırattan geçirmesine imkân yoktur... cümlesi yankılandı beynimde. Necip Fazıl diyen airin anlattı ı bu milyarlarca ı ık yılı ötesi mesafelerde, milyarlarca yıldız kümesini evirip çeviren ve kullarına ah damarından da yakın olan Mevlâ ya, O nun sonsuz merhametine kar ı ne kadar lâkayd bir hayatın içindeydim. Yıllar önce çalı tı ım okulun müdürü Fazlı Bey in bir vesileyle okudu u ibretlik mısralar geldi aklıma. Bir ârif zât, biraz hava almak için dola ırken, yolda ihtiyar bir zâta rast gelir. Selâm verdikten sonra merhametle baktı ı ya lı adama irticalen u dörtlü ü okur: Merhaba baba, dayı! Bıyı ı kabadayı Bunca yıl ya ya adın Ne doldurdun kab a dayı? Kab a ne doldurmu tum? Ömür sermayesi tükenmeye do ru yol alırken, hâlâ Yazda yiyim, kı ta giyim derdine sarf olunup buldu ömür intihâ. çizgisinin dı ına çıkamamı tım. nsan olmak gerçekten ne zormu! Bir an hüzünlü gurbette ya- ayan merhamet insanının: Sizi harekete geçirmeyen imanın, sizi sırattan geçirmesine imkân yoktur... cümlesi yankılandı beynimde. Bizi Sultanlar Sultanı na ula tıracak, gecelerimizi aydınlatacak namaz için, gafletten uyanmak için, kab a bir eyler doldurmak için; a k, evk ve dert lâzımdı. A k a latır, dert söyletir. demi atalarımız. A k ve dert yoksa neye a layacak, neyi söyleyece- iz?!.. Dertlerimiz; daha iyi hayat artları, benli in susmayan feryatları ve maî et olunca, kasrına Rahmân ın nüzul eyledi i secde gecelerine, gözya ı gecelerine de uzak kalıyorduk. Tam otuz yıl saatim i lemi ben durmu um Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmu um. Necip Fâzıl mısralarının mü ahhasla tırdı ı bir hayatın temsilcisi olmaktan çok üzülüyorum. Zaman göz açıpkapama çabuklu unda hızla geçerken, ben insan olmanın gerektirdi i birçok eyi yerine getirmeden yalan dünyada oyalanıp durmaktayım. Dilimde, Niyazi-i Mısrî nin Bir ticaret yapamadım, nakd-i ömür oldu hebâ. ve Sultan Üçüncü Murad ın Uyan ey gözlerim gafletten uyan. mısraları oldu u hâlde, neden sözüyle özü bir olanlardan de ilim?!.. Bu dü ünceler içinde i yerine ula tı ımda yine Yavuz Sultan Selim (ra) geldi aklıma. Bu hikâyeyle ona olan muhabbet ve hürmetim biraz daha artmı tı. Yavuz un kıssası, hayatın gâyesini hatırlatıyordu bana sürekli. Elim masada duran Çile ye gayr-i ihtiyari uzandı; rastgele açtım, sayfa yirmi dörtteki mısraları okudum: Her ey, her ey u tek müjdede Yoktur ölüm, Allah diyene! Canım kurban, ba ı secdede, ki büklüm, Allah (cc) diyene! Necip

15 Bilginin önemli bir kayna ı olan duygular, insanlara do ru karar almada yardım edebilir. Çünkü kararlar sadece mantı a dayanılarak alınmaz; karar alırken ki inin geçmi tecrübelerinden derlenmi duygu merkezli bilgeli e de ihtiyaç vardır. Ara tırmalar, ki inin his ve gönül ba larının kopması durumunda, basit kararları bile alamadı ını göstermektedir. Vücudumuzda uurumuz dı- ında cereyan eden hârikûlâde i leyi ve hâdiselerden tam olarak haberdâr de iliz. lk bakı ta birbirinden ba ımsız gibi görünen birçok mekanizma (gerek organlar arasında, gerekse duygu, dü ünce, davranı ve psikolojik durum açısından) birbiriyle sıkı münasebet içerisindedir. Buna stres ile kalb hastalıkları; endi e ile uyku bozuklukları; mutsuzluk ile yorgunluk arasındaki ba lantılar misâl verilebilir. Son yıllarda dikkat çeken konulardan biri de, ö renme ile duygular arasında sıkı münasebetin oldu- udur. ç ve dı tembihlerle tetiklenip farkına varılan sezi ve hissedi lerin, kuvvetlenerek gönülde, bedende ve zihinde yol açtı ı uyarılmı lık hâline (arousal) duygu denir. 1 Bu uyarılmalar, ki iye ho veya nâho gelebilece i gibi, zevk-lezzet yahut a rı-acı da verebilir. Bu açıdan duygular, yol açtı- ı tesirlere göre pozitif (ne e, sevinç, mutluluk, sevgi-a k) ve negatif (keder hüzün, kaygı-endi e, kızgınlık-öfke) olarak sınıflandırılmaktadır. Bizi bir fert olarak di er insanlardan farklı kılan hususlardan biri, duygularımızın iddeti (baskınlık ve çekiniklik seviyeleri) ile uyarılmak için gerekli Doç. Dr. Betül Rana olan e ik de erlerdeki farklılıklardır. Bedende olumlu ve olumsuz tesirlere yol açan duyguların önde gelenleri; öfke-kızgınlık-hiddet, kaygı-endi ekorku, ho lanma-muhabbet, ya ama sevinci, hayret, mutluluk, huzur, i renme-nefret, utanma, kin ve intikamdır. Ö renmenin ö retildi i ba ı- ıklık sistemi Son 20 yıl içinde yapılan ara tırmalarda, ba ı ıklık sistemine aynen beyin gibi ö renebilme kabiliyeti verildi i ke fedilince, tıp dünyasındaki bazı görü ler temelinden sarsıldı. Tıpta o zamana kadar, davranı tarzlarının de i mesinde ve kar ıla ılan durumlara tepki vermede sadece beynin ve merkezî sinir sisteminin vazife gördü üne inanılıyordu. Ader in öncülü ünü yaptı ı yeni ara tırmalar neticesinde, merkezî sinir sistemiyle ba ı ıklık sistemi arasında güçlü bir ba lantının varlı ı; dü ünce, duygu ve davranı ların ayrı ayrı ileti im kanalları hâlinde de il, girift iç içe ileti- im kanallarıyla i letildi i görüldü. 2,3 Bir ba ka ara tırmacı grubu ise, duyguların düzenlenmesinde vazife alan sinir alanlarında yo un kimye

16 vî habercilerin bulundu unu, bunların beyinde ve ba ı ıklık sisteminde yaygın biçimde istihdam edildi ini ortaya koydu. Bir organın veya vücudun bir bölgesinin uyarılması gerekti inde, beyin vasıtasıyla o organa bir sinir sinyali (impuls) gönderilir ve bir refleks hareketi yaratılır. Fakat bu uyarı bedenin bütünü ile alâkalı oldu unda, bu i için birçok sinyal gönderilmez; hangi duygu veya refleks uyarılacaksa, o duygunun yaratılmasında vazifeli hormonların üretim merkezi olan salgı bezlerine bir sinyal gönderilir ve hormonlar hemen üretilip kan dola ımına verilir. Böylece en geç altı saniye içinde o hormonun kullanıldı ı yerde bir reaksiyon gerçekle tirilir. Bu kimyevî reaksiyonlar, bedende farklı duyguların hissedilmesine yol açar. Ara tırmalar, ruhun icraat santrallerinden biri olan beyindeki duygu ve dü ünme merkezleri arasında kuvvetli bir münasebet oldu unu da göstermektedir. Beyne içerden ve dı ardan gelen bütün bilgiler, dü- ünce ile ilgili olan kısımda i lemden geçirilmeden önce, duygu faaliyetleri ile ilgili bölgeye gönderilir ve burada de erlendirilir. 2,4 Üzgün veya kızgın oldu umuz zaman yeterince iyi dü ünemiyor olmamızın sebeplerinden birisi, sinyallerin duygu i leme bölgelerinde hapsedilmesidir. Beyinde duyguların i lendi i merkezler (limbik sistem-amigdala), beden üzerinde oldukça güçlü tesirlere yol açar. Öfke, kindarlık, saldırganlık, endi ekorku, keder-hüzün-depresyon gibi negatif duygular beyindeki yüksek dereceli mantıkî dü ünme merkezlerini bloke ederek, ki inin bir konu üzerine odaklanmasını engelleyebilir. 3,5 Bu da ö renmeyi zorla tırır, hattâ bazı durumlarda imkânsız hâle getirir. Duygu temelli problemler ya ayan ve bunlarla ba edemeyen çocu un zihni, ya adı ı problemlerle me gul oldu u için dikkat ve enerjisi negatif duygulara yönelir; dolayısıyla dikkatini derslere veremeyen çocuk bilgiyi kavrayamaz. Öte yandan, güven, sevgi, efkat ve nükte gibi pozitif duygularla beslenen çocukta, dü ünme kabiliyeti olumlu yönde harekete geçirildi inden dolayı ö renme de kolay olur. Bilginin önemli bir kayna ı olan duygular, insanlara do ru karar almada yardım edebilir. Çünkü kararlar sadece mantı- Duygu temelli problemler ya ayan ve bunlarla ba edemeyen çocu un zihni, ya adı ı problemlerle me gul oldu u için, dikkat ve enerjisi negatif duygulara yönelir; dolayısıyla dikkatini derslere veremeyen çocuk bilgiyi kavrayamaz. a dayanılarak alınmaz; karar alırken ki inin geçmi tecrübelerinden derlenmi duygu merkezli bilgeli e de ihtiyaç vardır. Ara tırmalar, ki inin his ve gönül ba larının kopması durumunda, basit kararları bile alamadı ını göstermektedir. 2 Bunun sebebi, ki inin karar vermede zorlanmasıdır. Ki i, kar ısındaki insanın davranı ından rahatsız oluyorsa, duyguları onu hemen uyarır. Böylece, beden ve zihin sa lı ını korumak için gerekli olan sınırlar kurulmu olur. Bir kimse, üzgün veya incinmi görünüyorsa, bu hâl, di erlerine, Sizin yardımınıza ihtiyacım var! mesajını verir. Meselâ, bir arkada ımızı üzüntülü gördü ümüzde, hemen yanına gidip iyi olup olmadı ını sorar, bizimle üzüntüsünü payla masını isteriz. Hissiyatını ve ruh durumunu sözlü olarak ifade etmede ba arılı olanların, his ve gönül dünyalarının ihtiyaçlarını kar ılama anslarının daha yüksek oldu u bilinmektedir. Duygularını tanıyan ve buna uygun davranı lar sergileyen ki i, hayata daha müspet bakar. Duyguların bir ba ka yönü, insanları belli noktalarda birle tirmeye vesile olma potansiyeline sahip olmasıdır. Duygular ki inin kendisi, ba kaları ve durumlar hakkında çok de erli bilgiler verir. Meselâ, yapılması gereken bir seminerden endi e duymak, sunulacak bilgi ve veriler konusunda daha iyi hazırlanmak gerekti ini hatırlatır. Duygular üzerinden açı a çıkan ve hissedilen bilgileri kullanarak kendimizin ve çevremizdeki insanların davranı larında yönlendirmelere sebep olmak mümkündür. Duyguları açı a çıkarıcı süreçlerin ö renmedeki rolü Duyguların açı a çıkması; uyarılmaya e lik eden biyolojik-psikolojikzihnî ve ruhî hâdiselerin, beyindeki esnek ve dinamik sinir a ları desenlerini, yeni olu an duruma göre yeniden yapılandırmada tetikleyici rol almasıyla gerçekle ir. Olumlu, pozitif duyguları tetikleyen güvenli bir ortam, ö renmenin hızlı ve sa lıklı olmasına vesile olur. Ayrıca verimli ö renme için his ve gönül dünyamızın itminan içinde olması gereklidir. Çocukta güven, merak, ö renme zevki ve iç motivasyon arttıkça, zihnî süreçlerin i leyi i kolayla maktadır. Bu konuda yapılan ara tırmalarda, okulda ba arısız olan çocukların, duyguları i leyen ve de erlendiren zekâ potansiyeli bakımından bazı

17 yetersizliklerinin oldu u görülmü tür. Bir ö rencinin ba arısı, nasıl ö rendi ine ba lıdır. Duyguları algılayıcı ve de erlendirici zekâ tipi yüksek bir ö renci, ahsî ve sosyal kabiliyetlerini akademik hayata uygulamada daha ba- arılı olur. Bu kabiliyetlere misâl olarak, ö rencilerin meslek veya kariyer tercihlerini yapacakları zaman, hangi alanlarda ba arılı olduklarını bilmeleri ve bunları do ru ekilde kullanabilmeleri; bilhassa hedeflerine ula mada kendilerine yardımcı olacak birikimi kullanarak yüksek motivasyon seviyesine kolayca ula abilmeleri verilebilir. Bir çocu un duygu a ırlıklı kabiliyetlerini kullanabilir hâle gelmesi için, e itime onun kafasından de il, kalbinden ba lanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, Rahmân ve Vedûd olan Allah ın, varlı a maya gibi çaldı ı evrensel bir duygu olan sevgi, verilenden kat be kat fazla olarak geri döner. Bu durum, e itim vetirelerinde de böyledir. Duygu süreçlerini inki af ettirme Çocuklar bebekliklerinden itibaren sa lıklı-sa lıksız, olumlu-olumsuz pek çok eyin tesirinde kalarak büyürler. Çevrelerinden gelen tepkilere göre kendileriyle, ba kalarıyla ve içinde ya adıkları dünyayla ilgili dü- üncelere sahip olur ve bunlara göre davranı ve tutum geli tirirler. Farklı dü ünce ve özelliklere saygı duyma ve de er verme, çocukların ahsiyetlerinin güçlü ve sa lıklı olma ansını artırır, kabiliyetlerini ke fetmesine yardımcı olur. Problem çözmede yol gösterecek ö renme ortamları olu turmak onlara güven verir. Ö rencilerin hissî ihtiyaçlarına önem veren, onların müspet duygular içinde olmasına vesile olan bir sınıf ortamı, çocukların kendilerini iyi hissetmelerini, ö retmen ve arkada ları ile iyi münasebetler içinde olmalarını sa lar. Ö retmenlerin, çocukların hatalarını öne çıkarmadan tenkit yerine sevgiye dayalı yakla ımda bulunmaları, hataları do ruyu ö retmek için bir fırsat olarak görmeleri, ba arısızlıkların yenilebilece ine dâir olumlu yakla ımları ve sınıf içinde mizah, müsabaka ve yardımla maya yer vermeleri; ö rencilerin daha iyi ö renebilmelerine yardımcı olur. Bazı hastalara ilâç diye, plasebo (ilâca benzer ama içinde müessir maddenin olmadı ı yalancı ilâç) verilebilir. Bu durumda gerçek ilâcı almadı ı hâlde ki ide, belli bir pozitif geli me görülebilmekte, hattâ Ara tırmalar, ruhun icraat santrallerinden biri olan beyindeki duygu ve dü ünme merkezleri arasında kuvvetli bir münasebet oldu unu göstermektedir. Beyne içerden ve dı ardan gelen bütün bilgiler, dü ünce ile ilgili olan kısımda i lemden geçirilmeden önce, duygu faaliyetleri ile ilgili bölgeye gönderilir ve burada de erlendirilir. kendisini tamamen iyile mi hissedenler bile olabilmektedir. Bu tecrübe, zihin ve duygular üzerine yapılan birçok ara tırmada kullanılmı ve neticeler a ırtıcı olmu tur. Meselâ, ba arı durumu ortalamanın altında olan bir sınıf yeni bir ö retmene verilmi ; fakat ona, sınıftaki çocukların seçilmi ö renciler ve zekâlarının yüksek oldu u söylenmi tir. Ö retmen onlara çalı kan çocuklara davrandı ı gibi co kulu ve te vik edici davranmı, ö renciler de buna hayret edilecek seviyede olumlu kar ılık vermi lerdir. Ö retmen, ders yılının sonuna do ru, kendisine ba langıçta verilen ö renci notlarının gerçek not olmadı ını ö renmi tir; ama bu arada çocuklarda müspet bir geli me meydana gelmi tir. Ö retmenin, çocu un zorlayıcı yanlarını, onun günlük hayatından ba- ımsız meseleler eklinde görmesi ve patlamaya yol açtı ında bunları bir disiplin meselesi olarak rehber danı mana veya müdüre havale etmesi yerine, çocu un duygularını ve sosyal hayatını anlamaya çalı ması çok daha do ru pedagojik bir yoldur. Bizlere emanet olarak verilen çocuklara hissiyatlarını, saldırganlık ve iddete dönü türmeden do rudan do ruya ifade etmeleri ö retilmeli ve onların ilim denizinden müspet duygularla istifade etmesine yardımcı olunmalıdır. Önemli olan çatı madan bütünüyle kaçmak de il, anla mazlıkları kavgaya dönü türmeden gidermeyi ö retmektir. Özetle, duygular ve otomatik davranı lar arasındaki ba lantıyı sezebildi imizde, verilen kararlara duyguların ve dü üncelerin birlikte karı tı ını bilmek, daha müspet davranmamıza vesile olacaktır. Bu bilgiler ı ı ında hayatta hiçbir eyin gereksiz ve bo yere yaratılmadı ını fark ediyor; duygu, dü ünce, kalb, akıl ve iradesiyle insanın girift bir bütün oldu unu Kaynaklar 1- Nyland, Berenice. Listening to Infants: Emotional Literacy and the Child Care Setting. International Journal of Early Childhood, v31 n2 p99-104, Mayer, John D.; Geher, Glenn. Emotional Intelligence and the Identification of Emotion. Intelligence, v22 n2 p89-113, Goleman, Daniel. Emotional Intelligence. Why It Can Matter More than IQ. Learning, v24 n6 p49-50, Morris, Elizabeth. Emotional Literacy Training for Educators. Gifted Education International, v16 n2 p133-37, Goleman, Daniel. Duygusal Zekâ. Varlık Yayınları, stanbul

18 Her eyden evvel insanî duyguları tetikleyip gönüllerimizi heyecanla ahlandıran efkat oldu u gibi, duygu ve dü ünce dünyamızda iyilik etme, ihsanda bulunma ve ba kalarını kucaklama hislerini harekete geçiren de yine efkattir. Prof. Dr. Arif Sarsılmaz * Tedrici mutasyonla kertenkele, ku olur mu? * Balık, kurba aya dönü tüyse, aradaki geçit türleri nerededir? *Her canlı ya adı ı ortama uygun bir ekilde mükemmel olarak yaratılmı ken neden ba ka bir ortama geçme ihtiyacı duysun? Evrim teorisine bilimsellik maskesi altında din gibi inandı ı hâlde, evrimi tartı an bilim adamlarına anti-bilimsel veya gerici gibi yaftalar vuranlar, meseleye ideolojik yakla an medyanın da deste i ile meydana getirdikleri hava içinde, sanki herkes onlar gibi dü ünüp inanmak mecburiyetindeymi gibi, bütün okullarda evrimin tartı masız olarak okutulmasını talep etmektedirler. 30 sene önce belki bu talepleri kabul görebilirdi. lim mahfillerini bütünüyle elinde tutan, bir türlü evrimle ememi ya ayan fosillerin(!) dayatmaları kar ısında söz söyleyecek çok az insan da akademik engeller sebebiyle, baskı ve tehditler kar ısında susabiliyordu. Bugün ise i ler tam tersine dönmü durumda. Doktoralarını yurtdı ındaki kaliteli üniversitelerde yapan birçok genç bilim adamı, üniversitelerde ilmî hakikatleri bu köhnemi fikirlere kar ı artık cesaretle söyleyebilmektedir. Ba ta ABD olmak üzere birçok ülkede evrime aykırı sesler gizlenemez bir duruma gelince, çe itli vakıf ve müesseselerin bünyelerinde açılan ara tırma kurulu larında birçok bilim adamı konu üzerinde serbestçe ara tırmalar yapmı ve evrime aykırı bulu larını hür bir ekilde ifade etmi lerdir. Ülkemiz üniversitelerindeki temel temayül de bu geli melere paralellik arz etmi tir. Evrim, sadece ateist dü ünce adına inatla savunulan bir faraziye oldu u hâlde, onu bir kanun gibi takdim edenlerin dayandıklarını iddia ettikleri bilim, her gün yeni deney ve ke iflerle bunun tam aksini söylemektedir. Evrime bir dinî inanç gibi sarılanlar ise, bu yıpranmı inançlarını savunmak 328/ Mayıs 2006 Canlı sınıfları arasındaki geçi fosillerinin bulunamaması mutasyonlarla bir sürüngenin yava yava ku a dönü emeyece ini göstermi tir. Bu durumda evrimciler, birikmi makromutasyonlarla kertenkele yumurtasından ku çıkabilece ini dü ünmektedirler.?????

19 için akla hayale gelmedik gülünç iddialarla ortaya çıkmaktadırlar. Evrimcilerin bu iddialarının ne kadar esassız ve gülünç olduklarını göstermek için, öncelikle (seri birkaç yazıyla) hayvan grupları arasında geçi fosillerinin olup olamayaca ı hususunu ele alabiliriz. Geçi fosili veya ara fosil dendi inde anla ılması gereken udur: Bulaca ımız fosilin bazı karakterleri daha geride kaldı ı iddia edilen eski ataya; bazı karakterlerinin de yeni evrimle ti i iddia edilen ve jeolojik ya olarak daha genç olan gruba ait olmalıdır. Fakat hangi özelliklerinin eski ataya, hangi özelliklerin yeni evrimle ecek gruba ne nispette benzeyece i hususunda evrimcilerin herhangi bir fikri yoktur. Geli me merdiveninin kaçıncı basama ına ait bir fosil bulunmalıdır? Evrim çok yaygın bir hâdise oldu una göre, bir canlı grubu nihaî ekline evrimle meden(!) önce, ya çok sayıda ara kademelerden geçmesi gerekecek; yahut kertenkele yumurtasından civciv çıkması gibi, hiç ara fosil meydana getirmeden çok süratli ve köklü bir de i iklik geçirmesi gerekecektir. Klâsik Darwinci anlayı la evrimin yava sürdü ünü ve çok sayıda ara canlının meydana geldi ini kabul etti imiz takdirde, bir canlı grubundan di erine geçinceye kadar de i ik derecelerde evrimle mi türlere ait çe itli organların ilk basit hâllerinden, en geli mi güçlü hâllerine kadar seriler hâlinde organların fosil materyelle desteklenmesi gerekir. Bir balı- ın yüzgecinin yava yava ayak oldu unu veya bir kertenkelenin baca ının yava yava kanada dönü tü ünü gösteren seri fosillerin Ku ların kanadı, balinanın yüzgeci ve ine in baca ı arasında seri geçi fosilleri bulunamamı tır. Evrim sadece ateist dü ünce adına inatla savunulan bir faraziye oldu u hâlde, onu bir kanun gibi takdim edenlerin dayandıklarını iddia ettikleri bilim, her gün yeni deney ve ke iflerle bunun tam aksini söylemektedir. Evrime bir dinî inanç gibi sarılanlar ise, bu yıpranmı inançlarını savunmak için akla hayale gelmedik gülünç iddialarla ortaya çıkmaktadırlar. Balıkla, kurba a arasında bir geçi fosilinin karada yürümeye uygun bacaklarının olması gerekir. Fakat böyle bir fosil yoktur. Ama hayâl gücünüzü ve çe itli bilgisayar programlarını kullanarak bilgisayarda balı a bacak takabilirsiniz(!) bulunması gerekir ki, bunlarda henüz gösterilmemi tir. Sadece bir ayak veya kanat için bu kadar çok geçi fosillerine ihtiyaç varken, vücudun di er organ ve sistemlerindeki de i iklikleri de hesaba kattı ımızda, bulaca ımız fosiller üzerinde birçok karakterin mozaik deseni eklinde yerle mi olması gerekir. Evrimcilere göre bütün bu de i iklikler tabiî seleksiyon ve mutasyon neticesinde tesadüfen(!) ortaya çıkaca ından, bulunacak herhangi bir geçi fosili tam bir karakterler mozayi i olacaktır. Kuyru u farklı bir geli mi lik derecesinde, ön ayakları ayrı, arka ayakları ayrı, omurgası ayrı, kafatası ayrı geli mi lik derecelerinde fosillerin bulunması gerekmektedir. Tesadüfî de i meler üzerine kurulan bu evrimci mantı ı yürüttü ümüz takdirde her zaman bizim istedi imiz de i ikliklerin olmayaca ı da a ikârdır. Birkaç tesadüfî mutasyon art arda gelerek baca ı kanat hâline dönü türüyorken, tam aksi yönde ortaya çıkan bir mutasyon bütün yapılanı ters-yüz edebilecektir. Ayrıca bu de i ikliklerin her bakımdan mükemmel çalı tırılan bir canlı sistem üzerinde ortaya çıktı ını unutmayalım. Tesadüfen olu an bir de i iklikle daha mükemmel hâle gelmi bir organın ortaya çıkması mantıken muhaldir. Aksine, mükemmel bir sisteme yapılan rastgele müdahalelerin onu bozdu unu ve i e yaramaz hâle getirdi ini herkes bilmektedir. Yarım veya çeyrek geli mi bir uzuv, hayvanın evrimle mesi yerine, fonksiyonlarını hakkıyla yerine getiremedi inden ölümüne sebep olacaktır. Yukarıda zikredilen baca ın kanada dönü mesi 328/ Mayıs

20 328/ Mayıs rin her birinin, o ortamda ya ayan hayvanın bütün artlarının dikkate alınarak yaratıldı ını görüyoruz. En küçük bir organa ait dokular bile DNA üzerindeki genetik kodla belirlenmi tir. Meydana gelebilecek bütün de i ikliklerin önce bilgi plânında hayvanın ya zigotunda (döllenmi yumurtasında), yahut sperm ve yumurtasında ayrı ayrı ortaya çıkması gerekir. Meselâ sadece vücut içi su ve tuz dengesi için bile, böbrek nefronlarının, karadakinden tam farklı bir yapıya kavu abilmesi için, hayvanın bütün yapısından haberdâr olunmasını gerektiren çok geni bir bilgi birikimi ve bu bilgiyi uygulayabilecek bir kudret gerekir. Bugünkü fizyoloji bilgimizle ancak anlayabildi imiz bir özelli in bütün genetik sistemi bozmadan ve di er özelliklerle uyum içinde dönü ebilmesi için, evrimcilerin tek dayana ı tesadüfî mutasyonlardır. Sadece böbreklerin de i mesi için gerekli kaç tane isabetli ve kontrollü mutasyon gerekece ini ise, hesaplamaktan aciziz. Çünkü böbreklerde olu abilecek tesadüfî bir mutasyon böbre in normal i leyi ini bozarak, canlının hayatını tehlikeye sokar veya en hafifinden hiçbir i e yaramaz. Halbuki sadece böbrek tüpçüklerinin de i mesi yeterli de de ildir. Karadan suya geçi te gerekli olan solunum yollarının ve akci erlerin yapısı, kalbin ba ta solunum organları ve beyin olmak üzere ilgili bütün organlara uygun damarlanma özellikleri, kasların herbirinin uygun kemiklerdeki, en verimli olacak noktalara ba lanmaları gibi pek çok hassas hesapları gerektiren de i ikliklerin de aynı anda gerçekle mesi gerekmektedir. Zîrâ bir sisteme tesir edecek ve onu bir seviyeden ba ka bir seviyeye geçirecek bümisâli yerine, hâdiseye daha hayatî olan kalb, böbrek, akci er gibi iç organlar zaviyesinden bakıldı ında problem iyice içinden çıkılmaz hâle gelecektir. Bu hususu izah için de i ik hayvan grupları arasında geçi olup olamayaca ına ait bazı örnekler üzerinde fikir yürütebiliriz. Kara hayatından su hayatına geçi mümkün mü? Kara hayatının kendine has artları, tatlı su ve deniz hayatının ise çok daha farklı artları vardır. Karada vücut su kaybetme ve kuruma tehlikesiyle kar ı kar ıyadır. Bu yüzden karada ya ayan hayvanların ya derileri su kaybına mâni olucu kuru ve sert keratin tabaka ile korunur veya hayvanlar kurumamak için, kara kurba aları gibi, su kenarlarında nemli ta altlarında, oyuk ve kovuklarda gizlenmelidir. Kara hayvanları yerçekimine kar ı hareket edebilmek için daha güçlü bacaklara sahip olmalıdır. Su hayatında, kuruma tehlikesi yoktur; fakat hayvanlar, vücutlarına tuz girmesi (deniz balıklarında) veya a ırı tuz kaybetme Zavallı balık(!) sudan karaya çıkmak için ön bacaklarını de i tirmi (!); fakat bu durum karada ya amasına yetmeyece i için, arka yüzgeçlerinin de mutasyonla baca a dönü mesini bekliyor(!) Tesadüfen olu an bir de i iklikle daha mükemmel hâle gelmi bir organın ortaya çıkması mantıken muhaldir. Aksine, mükemmel bir sisteme yapılan rastgele müdahalelerin onu bozdu unu ve i e yaramaz hâle getirdi ini herkes bilmektedir. (tatlısu balıklarında) tehlikesine mârûzdurlar. Ayrıca suda ya ayan canlıların yüzme için gerekli hidrodinamik vücut ve yüzgeç ekillerinin de karadaki hayvanların bacak ekillerinden farklı olmaları gerekir. Halbuki sadece dı morfoloji açısından baktı ımızda bile, deriye ait bezlerden, yüzgeç ve bacaklardaki farklı kaslanmalara kadar, iki farklı ortama ait özellikle-

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman TABOY HASTA Vitaboy çok kötü bir rüya görüyordu. Rüyas nda karanl k bir yerdeydi. Kimse onun sesini duymuyordu. Yata nda k vran yordu. Birden uyand. Bütün bunlar bir rüyayd. Fakat kendini çok yorgun hissediyordu.

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI HAZIRLAYANLAR 4C SINIFINDAN YAĞMUR ÇEVİK KAAN FANUSÇU ÖZGÜR ARDA ÖNDER BEGÜM ÖNSAL EREN ERTAŞ AYŞENAZ İPEK PROJE DANIŞMANI ASLI ÇAKIR 2009 Ç NDEK LER 1. Giri...

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN*

Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN* Svl.Me.Alev KESKİN-Svl.Me.Betül SAYIN* * Gnkur.ATASE D.Bşk.lığı Türk kültüründe bayrak, tarih boyunca hükümdarlığın ve hâkimiyetin sembolü olarak kabul edilmiştir. Bayrak dikmek bir yeri mülkiyet sahasına

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN zmir,2009 1 TE EKKÜR Bu projede eme i geçen danı man ö retmenim Ay egül Gürkan a, sunum hazırlamamda

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

BAŞINI BİRAZ DAHA YUKARI KALDIR

BAŞINI BİRAZ DAHA YUKARI KALDIR BAŞINI BİRAZ DAHA YUKARI KALDIR 1 Aralık 2008 de hilal şeklini almış ay ile Venüs yıldızı birbirlerine o kadar yaklaştılar ki, tam bir Türk Bayrağı görüntüsü oluştu. Ay ve Venüs ün bu hali bana hemen Üsküp

Detaylı

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir.

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir. G R Havanın gerek insan sa lı ına, gerekse do aya zarar verici duruma gelmesi, kirletici denen unsurların fazlala masıyla olur. Kirleticiler, belirli bir kaynaktan atmosfere bırakılan birinci derecede

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

Kurbanlar & Failler. Kurban-Fail Bölünmesinin Psikodinamiği. Istanbul, 6 Nisan 2013. www.franz-ruppert.de. 02.04.2013 (c) Prof. Dr.

Kurbanlar & Failler. Kurban-Fail Bölünmesinin Psikodinamiği. Istanbul, 6 Nisan 2013. www.franz-ruppert.de. 02.04.2013 (c) Prof. Dr. Kurbanlar & Failler Kurban-Fail Bölünmesinin Psikodinamiği Istanbul, 6 Nisan 2013 www.franz-ruppert.de 02.04.2013 (c) Prof. Dr. Franz Ruppert 1 Kurbanlar ve Failler Tanımlar Hayatta Kalma Stratejileri

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

ÖZEL EMİNE ÖRNEK İLKOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ. Sorumluluk Duygusu Nedir; Nasıl Kazandırılır?

ÖZEL EMİNE ÖRNEK İLKOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ. Sorumluluk Duygusu Nedir; Nasıl Kazandırılır? ÖZEL EMİNE ÖRNEK İLKOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ Sorumluluk Duygusu Nedir; Nasıl Kazandırılır? Sorumluluk kişinin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi, başkalarının haklarına saygı göstermesi ve davranışlarının

Detaylı

2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL!

2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL! 2010, GÜÇLÜ BİR YENİ YIL! http://www.kosulsuz-sevgi.com/guncel-mesajlar/2010-guclu-bir-yeni-yil/ Patricia Diane Cota-Robles 1 Ocak 2010 Yeni Bin Yılın ilk on yılını tamamladığımıza inanmak zor. Zamanın

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

ETKĐLĐ ÖĞRETMENLĐK. Ahmet ÇAĞLAYAN Eğitimci-Öğretmen-Yazar 1- EĞĐTĐM NEDĐR

ETKĐLĐ ÖĞRETMENLĐK. Ahmet ÇAĞLAYAN Eğitimci-Öğretmen-Yazar 1- EĞĐTĐM NEDĐR ETKĐLĐ ÖĞRETMENLĐK Ahmet ÇAĞLAYAN Eğitimci-Öğretmen-Yazar 1- EĞĐTĐM NEDĐR Eğitim, kişinin kendini tanımasına yardım eden, yaratılışını koruyan, onu geleceğe hazırlayan, sosyal uyum içinde yaşamasına zemin

Detaylı

ÖLÜMÜNÜN B R NC YILDÖNÜMÜNDE BAHT YAR VAHAPZADE SEMPOZYUMU

ÖLÜMÜNÜN B R NC YILDÖNÜMÜNDE BAHT YAR VAHAPZADE SEMPOZYUMU ÖLÜMÜNÜN B R NC YILDÖNÜMÜNDE BAHT YAR VAHAPZADE SEMPOZYUMU 16 Mart 2010, Ankara Cemile KINACI * Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Ça da Türk Lehçeleri ve Edebiyatlar Bölümü ile TÜRKSOY'un i birli

Detaylı

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün Veri Toplama Yöntemleri Prof.Dr.Besti Üstün 1 VERİ (DATA) Belirli amaçlar için toplanan bilgilere veri denir. Araştırmacının belirlediği probleme en uygun çözümü bulabilmesi uygun veri toplama yöntemi

Detaylı

ODTÜ KUZEY KIBRIS KAMPUSU ENERJİ TOPLULUĞU TÜZÜĞÜ

ODTÜ KUZEY KIBRIS KAMPUSU ENERJİ TOPLULUĞU TÜZÜĞÜ ODTÜ KUZEY KIBRIS KAMPUSU ENERJİ TOPLULUĞU TÜZÜĞÜ 1.TOPLULUĞUN ADI Topluluğun adı ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu Enerji Topluluğu dur 2.TOPLULUĞUN AMACI Enerji Topluluğu; mevcut bilinen enerji kaynaklarının

Detaylı

SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK. DANIġMAN: Faik GÖKALP

SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK. DANIġMAN: Faik GÖKALP SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK DANIġMAN: Faik GÖKALP SOSYOLOJĠ ALANI ORTAÖĞRETĠM ÖĞRENCĠLERĠ ARASI ARAġTIRMA PROJE YARIġMASI BURSA TÜRKĠYE BĠLĠMSEL VE

Detaylı

01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436

01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436 01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBALAR ELEKTRİK AKIMI Potansiyelleri farklı olan iki iletken cisim birbirlerine dokundurulduğunda

Detaylı

BAŞLARKEN Okul öncesi yıllar çocukların örgün eğitime başlamadan önce çok sayıda bilgi, beceri ve tutum kazandığı, hayata hazırlandığı kritik bir dönemdir. Bu yıllarda kazanılan bilgi, beceri ve tutumlar

Detaylı

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir.

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir. KANSER VE SEBEBLERİ Erişkin olan bir insanda takriben 50 trilyon hücre bulunmaktadır. Hayat tek bir hücre ile başlar. Büyüme tamamlanıncaya kadar milyonlarca defa bölünme gerçekleşir. Bölünme,lalettayin

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302 mekan İLKBAHAR 2014 SAYI: 302 40 41 Kasımpaşa Deniz Hastanesi YÜK. MİMAR BEYZA ŞENER mekan 42 43 BİNALAR DA İNSANLAR GİBİ DOĞAR BÜYÜR ÖMRÜNÜ TAMAMLAYINCA DA ÖLÜR VE YERİNİ YENİLERİ ALIR. Bu ya am bazen

Detaylı

9. Sigarayı bırakma zamanı

9. Sigarayı bırakma zamanı 9. Sigarayı bırakma zamanı 1 9. Sigarayı bırakma zamanı Dünyada 8 saniyede 1 can alan, yılda 4 milyon kişinin ölümüne neden olan, dünyada her 10 erişkinden birinin ölüm nedeni sayılan sigarayı bırakmak

Detaylı

ACİL ÇALIŞANLARI İÇİN STRES YÖNETİMİ

ACİL ÇALIŞANLARI İÇİN STRES YÖNETİMİ ACİL ÇALIŞANLARI İÇİN STRES YÖNETİMİ ACİL ÇALIŞANLARININ KARŞILAŞABİLECEĞİ STRES KAYNAKLARI Olaya bağlı stres kaynakları Mesleki stres kaynakları Çevresel stres kaynakları OLAYA BAĞLI STRES KAYNAKLARI-1

Detaylı

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ;

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; 1 BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; O gece en güzel yıldızlar kaydı, Nereden geliyordu bu aydınlık? Neydi insanları bu denli mutlu

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ

TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ TÜBİTAK BİDEB YİBO ÖĞRETMENLERİ ( FEN ve TEKNOLOJİ FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ ve MATEMATİK ) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYLARI YİBO 5 ( Çalıştay 2011 ) TÜSSİDE / GEBZE 30 Ocak 06 Şubat 2011 GRUP BEN

Detaylı

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:19 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:22

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:19 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:22 Çocuğumun Sık Sık Başı Ağrıyor Ne Yapabilirim? Başağrısı toplumun büyük kesiminde görülebilen ve insanların büyük çoğunluğunun hayatlarının değişik dönemlerinde karşılaştığı ve çare aradığı bir problemdir.

Detaylı

NLP'nin Kurucusu Richard Bandler 'Sinirsel Hipnotik Modelleme-NHR'yi Anlatıyor - Genç Gelişim Kişisel

NLP'nin Kurucusu Richard Bandler 'Sinirsel Hipnotik Modelleme-NHR'yi Anlatıyor - Genç Gelişim Kişisel NLP'nin Kurucusu Richard Bandler 'Sinirsel Hipnotik Modelleme-NHR'yi Anlatıyor - Genç Gelişim Kişisel NLP'nin ardından NHR - Neuro Hypnotic Repatterning'i tasarladınız. Öncelikle, sizin dilinizden bu metodu

Detaylı

İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ

İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ MAYIS, 2016 MESLEK SEÇİMİ VE KARİYER PLANLAMADA VELİNİN ROLÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE İÇİNDEKİLER: Meslek Seçiminin Önemi Meslek Nedir? Kariyer Meslek Seçiminde Dikkat Edilecekler

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

1. İLK ÇOCUKLUK DÖNEMİ 1.1.SOSYAL GELİŞİM 1.2.BİLİŞSEL GELİŞİM

1. İLK ÇOCUKLUK DÖNEMİ 1.1.SOSYAL GELİŞİM 1.2.BİLİŞSEL GELİŞİM 1. İLK ÇOCUKLUK DÖNEMİ Anaokulu yıllarına denk düşen bu gelişim dönemi, bebekliğin sona ermesinden sonra beş ya da altı yaşlarına kadar devam eden süre içinde yaşanır. Bu dönemin en belirgin özelliği,

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması

Surre Alayı. Surre-i Hümâyun. Altınoluk. Surre Alayının Güzergâhları. Surre Alayının Güvenliği. Surre Alayının Yola Çıkması Surre-i Hümâyun Altınoluk Surre Alayının Güzergâhları Surre Alayının Güvenliği Surre Alayının Yola Çıkması Surrenin Vapur ve Trenle Yollanması Surre Alayının Dönüşü Kaynakça Surre Alayı Surre-i Hümâyun

Detaylı

Ya! Satarım Bal Satarım Satı" Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu. www.satisoyunu.com. Fuad Almeman Proje Ba" Danı"manı Aralık 2009

Ya! Satarım Bal Satarım Satı Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu. www.satisoyunu.com. Fuad Almeman Proje Ba Danımanı Aralık 2009 U N I C O N D A N I! M A N L I K G R U B U Ya! Satarım Bal Satarım Satı" Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu Fuad Almeman Proje Ba" Danı"manı Aralık 2009 www.satisoyunu.com Muallim Naci Cd. No. 53/2 Ortaköy

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 TÜRK MİTOLOJİSİNDE ÖNEMLİ RENKLER DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 RENKLER Türk mitolojisinde renklerin sembolik anlamları ilk olarak batılı Türkologların dikkatini çekmiş ve çalışmalarında bu hususa işaret etmişlerdir.

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

KAR YER GÜNLER PROJES. Murat F DAN

KAR YER GÜNLER PROJES. Murat F DAN KAR YER GÜNLER PROJES Murat F DAN 2012-2013 AYBASTI ANADOLU L SES KAR YER GÜNLER PROJES PROJE SAH OLAN OKUL AYBASTI ANADOLU L SES PROJEN N ADI KAR YER GÜNLER PROJEN N AMACI rencilerin meslekleri her yönüyle

Detaylı

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler Endüstri Mühendisliğine Giriş Jane M. Fraser Bölüm 2 Sık sık duyacağınız büyük fikirler Bu kitabı okurken, büyük olasılıkla öğreneceğiniz şeylere hayret edecek ve varolan bilgileriniz ve belirli yeni becerilerle

Detaylı

TEKNOLOJİ VE TASARIM

TEKNOLOJİ VE TASARIM TEKNOLOJİ VE TASARIM YAPIM KUŞAĞI SINIFLAR ODAK NOKTALARI 7. SINIF Üretiyoruz 8. SINIF Üretelim Tanıtalım Öğrencinin: Adı Soyadı: Aslı KARTAL Sınıf, No: 7/C, 2729 Yahya KARAKURT Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni

Detaylı

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2015-1-69 (Önaraştırma) Karar Sayısı : 16-02/30-9 Karar Tarihi : 14.01.2016 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan Üyeler : Prof. Dr. Ömer

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI ANKARA, 2015 1 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu

Detaylı

BASIN DUYURUSU 2001 YILI PARA VE KUR POLİTİKASI

BASIN DUYURUSU 2001 YILI PARA VE KUR POLİTİKASI Sayı: 42 BASIN DUYURUSU 2001 YILI PARA VE KUR POLİTİKASI Gazi Erçel Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 22 Aralık 2000 Ankara 2001 yılında uygulanacak para ve kur politikasının çerçevesi, uygulama prensipleri

Detaylı

Konforun Tanımı Değişti...

Konforun Tanımı Değişti... 2 Konforun Tanımı Değişti... Beyterrace özgün mimarisi ve merkezi lokasyonu ile alışıla gelmiş yapılardan farklı olarak doğayla iç içe, güvenli ve huzurlu bir yaşamın sunduğu ayrıcalıklı olanaklarla ev

Detaylı

ÖĞRENME FAALĠYETĠ 7. 7. GELĠġMĠġ ÖZELLĠKLER

ÖĞRENME FAALĠYETĠ 7. 7. GELĠġMĠġ ÖZELLĠKLER ÖĞRENME FAALĠYETĠ 7 AMAÇ ÖĞRENME FAALĠYETĠ 7 Bu faaliyette verilen bilgiler ile hazırlamıģ olduğunuz belgeye uygun baģvuruları (Ġçindekiler Tablosu, Dipnot/sonnot, Ģekil tablosu, resim yazısı vb.) hatasız

Detaylı

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet Tasarım Raporu Grup İsmi Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK Kısa Özet Tasarım raporumuzda öncelikle amacımızı belirledik. Otomasyonumuzun ana taslağını nasıl oluşturduğumuzu ve bu süreçte neler yaptığımıza karar

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi ÜN VERS TEYE G R SINAV S STEM NDEK SON DE KL E L K N Ö RENC LER N ALGILARI Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Detaylı

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Walt Whitman - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır.

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.

Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. ye, (kısaca Vodafone) tarafından yürütülen Vodafone İş Ortağım Samsung Galaxy Note2 Kampanyasından (Kampanya) yararlanmak istemem sebebiyle.../.../... tarihli, EK2 de belirtilen GSM hatlarım için imzaladığım

Detaylı

Doç. Dr. Orhan YILMAZ

Doç. Dr. Orhan YILMAZ Yazar Ad 151 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda iletişimin en önemli araçlarından biri olan ses, kişinin duygusal yapısını yansıtan bir olaydır. Yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma konuşma

Detaylı

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ 1-2 Kasım 2013 tarihlerinde TED Okulları nda görev yapan müdür yardımcılarına yönelik olarak Antalya da bir hizmet içi eğitim gerçekleştirilmiştir. 25 TED Okulu ndan

Detaylı

İ.Esenyurt Üniv.2016 Yüksek Lisans / Bahar Dönemi Yönetimde Yeni Gelişmeler Sunum 02. Hazırlayan; Erkut AKSOY

İ.Esenyurt Üniv.2016 Yüksek Lisans / Bahar Dönemi Yönetimde Yeni Gelişmeler Sunum 02. Hazırlayan; Erkut AKSOY 1 Yönetimde Yeni Gelişmeler Yalın Organizasyonlar Sunumu; Erkut AKSOY Kaynak; Öğrenci No.:1432110032 2016 Bahar Dönemi Yüksek Lisans III.Dönem YALIN ORGANİZASYONLAR ZASYONLAR; Daha önceki konularda değindiğimiz

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ MEKATRONİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MEKATRONİK LABORATUVARI 1. BASINÇ, AKIŞ ve SEVİYE KONTROL DENEYLERİ

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ MEKATRONİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MEKATRONİK LABORATUVARI 1. BASINÇ, AKIŞ ve SEVİYE KONTROL DENEYLERİ T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ MEKATRONİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MEKATRONİK LABORATUVARI 1 BASINÇ, AKIŞ ve SEVİYE KONTROL DENEYLERİ DENEY SORUMLUSU Arş.Gör. Şaban ULUS Haziran 2012 KAYSERİ

Detaylı

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi,

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi, 27 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28246 Bingöl Üniversitesinden: YÖNETMELİK BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK ARAŞTIRMA VE REHBERLİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

MART AYLIK EĞİTİM PLANI

MART AYLIK EĞİTİM PLANI Okul dı : arih : M Yaş Grubu (y) : Öğretmen dı M YLIK EĞİİM PLNI KZNIML VE GÖSEGELEİ M BİLİŞSEL GELİŞİM Kazanım 1: Nesne/durum/olaya dikkatini verir. Göstergeleri: Dikkat edilmesi gereken nesne/durum/olaya

Detaylı

DEVRELER VE ELEKTRONİK LABORATUVARI

DEVRELER VE ELEKTRONİK LABORATUVARI DENEY NO: 1 DENEY GRUBU: C DİRENÇ ELEMANLARI, 1-KAPILI DİRENÇ DEVRELERİ VE KIRCHHOFF UN GERİLİMLER YASASI Malzeme ve Cihaz Listesi: 1. 10 Ω direnç 1 adet 2. 100 Ω direnç 3 adet 3. 180 Ω direnç 1 adet 4.

Detaylı

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ HÜKMÜ ŞARTI ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

Detaylı

23 Nisan Şiirleri. 23 Nisan. Sanki her tarafta var bir düğün. Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan.

23 Nisan Şiirleri. 23 Nisan. Sanki her tarafta var bir düğün. Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan. 23 nisan şiirleri, 23 nisan ile ilgili şiirler, çocuk bayramı şiirleri, ulusal egemenlik şiirleri, 23 nisan, şiirler, 23 nisan şiirleri, ulusal egemenlik ve çocuk bayramı, en güzel 23 nisan şiirleri, 23

Detaylı

OCAK - NİSAN 2016 E-BÜLTEN

OCAK - NİSAN 2016 E-BÜLTEN OCAK - NİSAN 2016 E-BÜLTEN Sosyal medyada bizi izleyin /ocedorgtr www.oced.org.tr Çocuklarda Oyun Eğitimi Semineri Gerçekleşti Algı Özel Eğitim Merkezi nden Zihin Engelliler Öğretmeni Medine YILDIZ sunumuyla

Detaylı

MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI

MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI 1. Firma karını maksimize eden üretim düzeyini seçmiştir. Bu üretim düzeyinde ürünün fiyatı 20YTL ve ortalama toplam maliyet 25YTL dir. Firma: A)

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir?

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir? Televizyon kültürü hayatımıza girdi gireli, toplumuzun genetik kodlarında ciddi hasarlar meydana geldi. Bugün, televizyon, değerlerimize ait hiçbir şey bırakmamacasına büyük bir yıkım gerçekleştiriyor.

Detaylı

KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI. Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü

KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI. Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü KALP KRİZİNDE İLK MÜDAHALE VE STENTLİ HASTANIN YAŞAMI Uzm.Dr. Selahattin TÜREN Kardiyoloji Bölümü KALP KRıZINDE ILK MÜDAHALE Kalp krizi tıbbi bir acil durumdur. Erken tanı ve hızlı tedavi oldukça hayati

Detaylı

Çocuğum Krup Oldu! Türkischer Elternratgeber Krupp. Doktorunuzla birlikte çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz.

Çocuğum Krup Oldu! Türkischer Elternratgeber Krupp. Doktorunuzla birlikte çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz. Türkischer Elternratgeber Krupp Çocuğum Krup Oldu! Doktorunuzla birlikte çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz. Anne babalar için yararlı ipuçları: Bir krupnöbetinde ne yapmalı? Krupa karşı hangi ilaçlar

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TOPLUMLAR İLH 340 6 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Seçmeli

Detaylı

Türkiye`nin yeni ve genç caz festivali Bursa Nilüfer Uluslararası Caz Tatili Festivali`nden ilk notlar Burak Sülünbaz`ın kaleminden yayında.

Türkiye`nin yeni ve genç caz festivali Bursa Nilüfer Uluslararası Caz Tatili Festivali`nden ilk notlar Burak Sülünbaz`ın kaleminden yayında. Cazkolik.com "Jazz"lı Gündem Jazzlı Gündem Türkiye idealist, heyecanlı ve pırıl pırıl insanlardan oluşan bir ekibin hazırladığı yeni bir caz festivali kazandı. Burak Sülünbaz Cazkolik için izledi ve yazdı.

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009

FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009 FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009 Hazırlayan: Sümer ÖZVATAN sumerozvatan@yahoo.com Ahmet BOZKURT önderliğinde iki araç ile yola çıktık. Bu defa rotamız Çamlıdere ilçesinin güneyi.

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Sürdürülebilir sosyal güvenli in önündeki zorluklar

Sürdürülebilir sosyal güvenli in önündeki zorluklar Sürdürülebilir sosyal güvenli in önündeki zorluklar Konular Geçmi ten önemli trendler Esneklik ve esnek güvence Bireyselcilik ve azalan dayan ma Silikle en toplum 2 Toplumsal: Daha az evlilik Daha fazla

Detaylı

TÜRKİYE BİLİMSEL YAYIN GÖSTERGELERİ (II) 1981-2007 TÜRKİYE, ÜLKELER VE GRUPLAR

TÜRKİYE BİLİMSEL YAYIN GÖSTERGELERİ (II) 1981-2007 TÜRKİYE, ÜLKELER VE GRUPLAR 3.2.Etki De erine Göre ABD 1981-2007 döneminde üretti i 6.634.586 adet yay na ald 137.391.957 at f say s ile 20,71 lik etki de erine sahip olup 14,17 lik DÜNYA ortalama etki de erinden yakla k % 50 daha

Detaylı

EV TEKSTİL SEKTÖRÜ 1. ÜRÜNÜN TANIMI: 2. TÜRKİYE DE ÜRETİM: 3. TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARETİ:

EV TEKSTİL SEKTÖRÜ 1. ÜRÜNÜN TANIMI: 2. TÜRKİYE DE ÜRETİM: 3. TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARETİ: EV TEKSTİL SEKTÖRÜ 1. ÜRÜNÜN TANIMI: Ev tekstili, genel olarak evleri dekore etmek amacıyla kullanılan ürünler olarak tanımlanmaktadır. Sentetik iplikler ve kumaşların yanı sıra, pamuk, keten, ipek ve

Detaylı