Bir Piyade Subayının Anıları nda Şiirsel İzler

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bir Piyade Subayının Anıları nda Şiirsel İzler"

Transkript

1 Bir Piyade Subayının Anıları nda Şiirsel İzler Yrd. Doç. Dr. Mustafa Gullubag Adnan Menderes Üniversitesi, Özet yılları arasında sürmüş olan I. Dünya Savaşı nın büyük kısmında muharip subay olarak bulunmuş ünlü İngiliz şairi Siegfried Sassoon, daha sonraki yaşamında tüm deneyimini kurgusal biyografi tarzında kaleme almıştır. Bu eserlerinden biri de Bir Piyade Subayının Hatıraları isimli eseridir. Bu makale ünlü şairin savaş dönemi hayatındaki iki yılını ele aldığı sözü geçen hatıratını, yazmış olduğu şiirlerde kullandığı imgelemler çerçevesinde karşılaştırmalı olarak ele alırken, dönemin egemen akımı Georgian Şiiri nin izleri eserde sürülmüş, oluşum halindeki Modernizm akımının konu edindiği yabancılaşma Modernist ve savaş yazını çerçevesinde ele alınmıştır. Bu çalışma sözü geçen hatıratın Sassoon un bazı şiirlerini anlamak ve yorumlamak açısından önemli bir arka plan oluşturduğunu gözlemlemeye olanak tanımıştır. Sassoon un ayrılmaz parçası ironi, bu eserde tüm iğneciliğiyle yer bulmuştur, öyle ki birçok ince eleştiri, şiir hassasiyetiyle, ilk okumada anlaşılmayacak kadar iyi gizlenmiştir. Ayrıca, bu eser yazarın savaş karşıtlığının sağlam duruşunun maddesel delili durumundadır. Anahtar Sözcükler: Birinci Dünya Savaşı, Savaş Hatıratı, Savaş Şiiri, Georgianizm, Modernizm Abstract Famous English war poet Siegfried Sassoon, who took part in World War I, as an officer on active service, wrote in the following years his biography in the manner of a ficitonalized memoir. Memoirs of an Infantry Officer is one of these fictionalised memoirs. This article examines, in terms of Georganism and Modernism, the memoir which covers the two years of the poet s battle experiences comparing the imagery employed in his poetry and bridging the infulence of Georgian Poetry with the work and the estrangement that newly emerging Modernism took as subject matter. This study has also revealed the fact that the memoir provided opportunity to comment on some of the hard-to-understand images in some of Sassoon s poems. Sassoon s integral part irony has found an ample space in the work with its all subtelty such a way that one should read it second time to appreciate the irony embedded. In addition, this work stands the materialised evidence of Sassoon s antiwar stance. Key Words: World War I, War Memoir, War Poetry, Georgianism, Modernism I. Siegfried Sassoon, önde gelen İngiliz şair ve yazarlarından biridir. Asıl şöhretini savaş karşıtı şiirleriyle kazanmış olan Sassoon, savaştan sonra anılarını bir araya getirdiği üçlemesiyle 155

2 yazar olarak da edebiyat dünyasında yer edinmiş ve roman alanında James Tait Black ödülü almıştır. Roman alanındaki bu başarısına rağmen Sassoon un şöhreti büyük oranda savaşı eleştiren şiirleriyle devam etmiştir. 4 Ağustos 1914 te İngiltere Almanya ya savaş ilan eder. Aynı gün, birçok diğer çağdaşı gibi Siegfried Sassoon da vatansever duygularla orduya yazılır. Askeri eğitim sırasında attan düşerek kolunu kötü bir şekilde kırmış olan Sassoon, 1915 yılı baharında hala nekahet dönemindeyken kardeşi Hamo nun Gelibolu dan gelen ölüm haberiyle yıkılır. Nisan 1915 te cepheye sevk edilir ve orada kendisi gibi edebi bir şahsiyet olan Robert Graves ile tanışır ve sağlam bir dostluğun temelleri atılır. Bu dostluk iki yıl sonra, Sassoon u divan-ı harpte yargılanmaktan kurtaracaktır. Sassoon un savaşın insan ve doğa üzerinde yaptığı yıkımdan dehşete düşmesi uzun sürmez. Robert Graves in şiirlerinde olduğu gibi bu dehşeti, inciten bir gerçeklik ile yazdığı savaş şiirlerinin büyük çoğunluğunda gözlemlemek mümkündür. Şiirlerindeki acı ve ironi romanda da gözlemlenir ancak, savaştan uzakta evdekiler e karşı olan tavrı romanda biraz daha olumludur çünkü eserinde itiraf edeceği gibi savaş bir adamın tek başına dayanamayacağı kadar büyük bir olaydır (Sassoon, 2000: 145). Bu durumu evdekilere anlatmaya çalışmanın bir mantığı olmadığını kişisel deneyimiyle şöyle dile getirir: Savaş deneyimlerim konusunda buruk olmamın benim kişisel ayrıcalığım olduğunu hissetmeye başladım ve sivillere karşı olan tutumum onların anlayamayacağı ve bir şeyleri onlara anlatmaya çalışmanın hiçbir işe yaramayacağı anlamına geliyordu (Sassoon, 2000: 176). Daha sonra, yine kişisel his ve deneyiminden yola çıkarak sivilleri suçlamanın yanlış olduğu sonucuna varır. Aslında, savaşın dışındayken, savaşın insana İngiltere ye geri döndüğündeki kadar kanlı ve iğrenç bir gösteri gibi gelmediğinden neredeyse eminim. Bir insanın Manş ı geçer geçmez, artık endişelenmeye gerek yok diye düşündüğünü görüyorsunuz ne kastettiğimi biliyorsunuz şansını denemekten başka yapılacak hiçbir şey olmamakla beraber, düzenin yeniden bir parçası olmak gibi. Ondan sonra insan birlikte olduğu taburundan başka hiçbir şey için endişe duymaz (Sassoon, 2000: 201). Daha sonra, savaş sırasında kaleme aldığı Bedel Ödeyen isimli şiirde, evdekilerin rahat ve güvende oluşlarına tezat oluşturarak kendi sıkıntılarını şöyle betimlemiştir: Karanlık: yağmur suyu oluk oluk akıyor; çamur derin; Huzur içinde halk sıcak yataklarında uyurken, Vakit kış-ortası gece yarısını henüz geçmiş. Çamura bulanmış postallarımızı gücümüz yettiğince Siper boyunca sürüdük; bazen bir kurşun tınladı, Bazen vınlayan bir bomba kof bir sesle patladı; Sırılsıklamdık, iliklerimize kadar donmuş, perişan olmuştuk her birimiz, tek tek; Karanlık: uzakta bir topun göz kırpışı. 156

3 Yaşanan bu fiziksel sıkıntılara ek olarak üzerlerine sürekli ölüm yağmaktadır. Uzakta bir topun göz kırpışı üzerlerine ateşlenen ölümün görsel imgesidir. Sıkıntı yalnızca kışın getirdiği soğuk, yağmur veya çamurda yürümek değil, aynı zamanda her an ölüm tehdidi altında olmanın psikolojik baskısıdır. Bu gergin ruh halini yazar romanında şöyle betimler: Bir askerin bağımsızlığından feragat ettiğini biliyordum, bizler düşünmek için değil, savaşmak için ön saftaydık. Fakat bir insanın bir hafta ilerisine bile bakamaması biraz tuhaf olmaya başlamıştı. Ve şimdi, Nisan ve Mayıs arasına çelik bir perde inmişti. Perdenin diğer tarafında, eğer şanslıysam, hayatta kalanlarla karşılaşacaktım ve küçük insani yönlerimizi yeniden en baştan inşa etmeye başlamamız gerekecekti (Sassoon, 2000: ). Küçük insani yönlerin yeniden inşası nın aslında o kadar kolay bir iş olmadığı bu romanın savaşın bitiminden on iki yıl gibi bir süreden sonra yazılmış olmasından anlaşılmaktadır. Tanık olduğu binlerce dehşet sahnesinden birini betimlediği Karşı Saldırı isimli şiirindeki gibi bir dehşet manzarasından kurtulup, dingin bir ruh haline dönmek uzun zaman gerektiren bir iştir. Tanık olduğu dehşet görüntüyü Karşı Saldırı isimli şiirinde şu sözlerle ifade eder: Her yer cesetlerle çürümüş; yeşil şişmiş bacaklar Uzun botlu, sere serpe, yere kapanmışlar hendek boyunca; Ve gövdeler, yüzükoyun, insanı içine emen çamurun içinde, Yarı dolu kum torbaları gibi çamura bulanmış; Ve ıslanmış çıplak kalçalar, saç yumakları, Pörtleyen kafalar harç kıvamındaki kaygan çamurda birlikte uyuyor. Sassoon şiirlerinde homoseksüellik çağrışımı olan imgeler kullanmamıştır. Eğer Sassoon gizli duygusal hayatını şiirde keşfetmek isteseydi, bunu homoerotik şiirin kuralları ve gelenekleri dâhilinde yapması gerekirdi klasik dönem göndermelerini uygun yere koyarak ve mitolojik bir anlatıcı yaratarak öyle şiirsel bir söylem kullanırdı ki erotizm kendini göstermezdi (Campbell, 1999: 17). Şiirlerinde hemen hemen hiç hissedilmeyen homoseksüel eğilimi, romanın birkaç yerinde kendini belli eder. Öyle ki bazı betimlemeler homoerotik kabul edilebilecek nitelikler taşır. Yukarıdaki şiirde betimlenen tarafsız vahşet görüntüsü ne benzer bir durum romanda daha duygusal hatta bir anne şefkati havasında anlatılır: Almanların birinin üzerinden geçerken bir his, onu o berbat hendekten çıkarmam için beni dürttü. Onu tümseğe yasladım, ceketimin kolu ile sildiğim gözündeki ve ağzındaki çamurlu yerler dışında, sarışın yüzü tanınmaz haldeydi. Ceketi omuzlarının etrafına gevşekçe bağlanmış olduğundan siper kazarken vurulmuş olduğu belliydi. On sekiz yaşından fazla göstermiyordu. Onu biraz daha yukarı kaldırırken ne kadar kibar bir yüzü var diye düşündüm ve ilk defa ellerimle bir düşman askerine dokunduğumu hatıradım. Belki de bu yakışıklı gencin hayatına son veren abesle iştigal hissi bende de vardı. Her şeye rağmen, Somme Muharebesi nin bu şekilde olacağını hiç beklemezdim... (Sassoon, 2000: 62). 157

4 Dönüş yolunda tekrar rastladığı bu ceset hakkındaki yorumu dokunaklıdır: Birkaç saat önce cesedini tanınmaz hale gelmekten kurtardığım genç Almanın yanından geçtim. Tekrar çamurun içine batmış ve birisi suratını tepelemişti. Bedeni şu an hayatla tüm bağlarını koparmış ve savaş zayiatının bir parçası haline gelmiş olsa bile onu bu şekilde görmek beni ümitsizliğe düşürdü. O ve Kendle personel yıpranması denilen bir yöntemle birbirlerini saf dışı bırakmışlardı. Epey ilerde adamlarımızdan birini buldum, alnında bir delik vardı ve yavaş yavaş ölüyordu. Gözleri açıktı ve nefes alırken korkunç bir hırıltı geliyordu. Hemen yakınında iki arkadaşı diz çökmüş; bir tanesi siper kazma aletiyle toprağı kazarken diğeri de elleriyle toprağı siperin dışına atıyordu (Sassoon, 2000: 65). Savaşın dehşeti devam ederken hayatta kalma güdüsü, ölmüş ve yaralanmış askerler için hissedilen insani duyguları da nasırlaştırmıştır. Yanı başında hırıltılarla ölen arkadaşlarına aldırmadan siper kazmaya çalışan askerler, savaşın dehşetini yaşamamış olan insan bakış açısına göre tuhaf görünmektedir. Ancak, unutulmamalıdır ki savaşın kendine has bir havası ve ruhu vardır. Bu ruh zamanla savaşan herkesi ele geçirecek, hayatta kalma güdüsü bazı acı olayları hissiz film kareleri haline dönüştürecektir. Bu duygusal değişimi Sassoon şöyle sözcüklere döker: Eğitilecek olan hammadde [yeni askerler] sürekli olarak kötüye gidiyordu. Yeni gelenlerin çoğu orduya isteksiz katılmışlardı ve askerlik hizmetini katlanılabilir bulmaları için hiç bir neden yoktu. Savaş bariz bir şekilde mekanik ve merhametsiz bir hal almıştı. Daha önceki günlerde özel göreve seçilmiş olan gönüllüler şimdi kurbanlar yığını haline gelmişlerdi. Ve ben bunun farkına yeni yeni varmaya başlıyordum (Sassoon, 2000: ). Bir süre sonra bu vahşet ve dehşet görüntülerine yeni gelen acemileri tanıştırmak deneyimli askerler için bir görev haline gelmiş gibi görünmektedir. Aslında bu onlar için bir görev değil, adeta vicdani bir sorumluluktur. Yeni askerleri korkunç manzaralara hazırlamak, bir bakıma vahşet karşısında paniğe kapılmalarını önlemek içindir. Böyle bir görev duygusuyla romanın anlatıcısı, George Sherston, birliğe yeni katılan bir askeri yeni ortama alıştırma gezisine çıkarır: Sonra günün ilerleyen saatlerinde Shirley i tepeye yürüyüşe götürdüm, onu hoş olmayan görüntülere karşı hazırlamak istedim. Rüzgâr kesilmişti ve gün batımı durgun bulutlarla dağ gibi görünüyordu. Geniş bir siperi geçerken çamura saplanan bir tankı inceledik. Bu hantal canavarı ilginç bulmuştuk. Tepenin üst kısımlarındaki açık arazi İngiliz cesetleriyle benek benekti. Bu, beklenmedik bir şekilde derli toplu bir görüntüydü, çünkü çoğu makineli tüfek ateşiyle vurulmuşlardı. Sedyeciler cesetlerin kimliklerini tespit ediyor ve onları mutlu savaşçı görünümünde istifliyorlardı, eller çapraz bağlı ve başların altına çanta yastıklar. Bir askerin çantasındaki malzemeler genellikle etrafına serpiştirilirdi. Etrafa serpiştirilmiş mektuplar vardı; evden gelen bu son mektupların acıma 158

5 duygusu uyandıran nitelikleri yeterince açıktı. Genç bir Oxfordluyu hoş bir Nisan akşamüzeri rehberli savaş alanı turuna çıkarmamın tuhaf olduğunu düşündüm. Şehit Listesi nin bir şekilde görünen parçasında yürürken, işte buradaydık ve öğrencim tüm bunların normal okul geleneklerinin sıradan bir parçasıymış gibi algılamak için elinden gelenin en iyisini yapıyordu. Savaşın dehşetiyle kibarca tanışıyordu ve hiç yorum yapmadı (Sassoon, 2000: 152). Ancak bu iyi niyetli ortama alıştırma çabası, farklı sınıflardan gelen bu iki genci savaşın acımasızlığından kurtaramaz. Sassoon onların hüzünlü kaybını Hem Shirley hem de Rees sonbahardan önce öldüler, (Sassoon, 2000: 151) diyerek ifade eder. Bu acı manzaraların çoğu harikulade güzel doğa betimlemeleri arasına kıstırılmıştır. Böylece ilk okumada pek fark edilmeyen ironi Berberich in özetlediği gibi [k]ırsal İngiltere nin öncül betimlemeleri ve coşku dolu taşra yaşantısı arayışı, çok büyük dikkatle savaşın dehşetini artırmak için karşı karşıya konulmuştur (2007: 53). Görsel imgelem bağlamında Sassoon un romanını şiirlerinden ayırmak mümkün görünmemektedir. Bir başka deyişle roman, Sassoon un şiirlerinin nesir hali gibidir. Romanın altıncı bölümünde, Levazım Komutanlığı na vardığı ilk günlerini betimlerken, şiir sanatının insan zihninde oluşturduğu izleri, romanının paragraflarına işler. Kısacık bir paragrafın içine görsel, işitsel ve koku imgelerini sıkıştırmayı başarmış ve savaşın iğrençliğini resmedecek şekilde yerleştirmiştir: Barakamda tüten sobanın olabildiğince yakınında yere çömelerek, çatıda uğuldayan rüzgârı, koridor tahtaları üzerinde keyifsiz ağır adımlarla yürüyen ayakları ve kampın bütün sistematik seslerini, gürültülerini, takırtılarını ve boru seslerini dinledim. Mersey nehri üzerindeki fabrikaların ve gemilerin sis düdükleri, büyük bir ahenksizlikle bütünleşti. Tüm bu sesler, dumanın sürüklediği mühimmat kokusu, endüstriyel kenar mahallelerin molozu ve yalnızca yeniden ayağa kaldırılmayı bekleyen ve vahim durumdaki tarlaların içine pis bir şekilde kıvrılarak akan kanal ile birlikte bütün olarak görünüyordu (Sassoon, 2000: 103). Savaşın dayanılmaz zorluklarına karşın, izinde olduğu sırada dolunaylı bir gecenin odaya getirdiği gizemli güzelliği gözden kaçırmaz. Pencereden süzülen ay ışığında gördüklerini, hissettiklerini, kokuları şiirsel bir anlatımla şöyle ifade eder: Ay ışığının vitraylı pencereden içeriye doğru düşerek yerde oluşturduğu parmaklıklı motifi daha iyi görebilmek için mumu söndürdüm. Ay ışığının en yoğun düştüğü yerde, ışık demeti kuruyan lavantaları yıkıyordu. Pencereyi açtım ve sonbahar kokan havayı içime çektim. Bir baykuş bahçede öttü ve Weald den geçen bir trenin sesini duyabiliyordum. Pencereyi kapatırken belki de Dover den gelen bir hastane trenidir diye düşündüm... (Sassoon, 2000: 98). 159

6 Sassoon un şiirsel anlatımı, kendinden sonra gelecek olan Modernizm in bir anlama ayak sesleri olmuştur. Modernist bağlamda Sassoon u tek öncü olarak göstermek yanlış olacaktır. Ancak, aynı dönemde, aynı kaderi paylaşmış olan Robert Graves, Edmund Blunden ve Sassoon bu akıma öncülük etmişlerdir. Berberich, Modernizm ile bağıntılı olarak John Hildebidle den şöyle bir alıntı yapar: Sanat yapıtı olarak, bu yazarların [Graves, Blunden ve Sassoon] romanları Ulysses veya Mrs. Dolloway e meydan okuyacak değillerdir, ancak... kökleri Modernizm de ve saldırganlıktadır: hayatta kalma edebiyatında bulunan trajik bir zenginliğe sahip yirminci yüzyıl yazının kaynağının başında durmaktadırlar (2007: 53). Modern yaşamın bozduğu çevrede yaşamak zorunda bırakılmış olan bir erkeğin ağzından akşamı betimleyerek başlayan T. S. Eliot un The Love Song of J. Alfred Prufrock adlı şiirinde bayıltılmış bir hastaya benzetilen gün batımı, Sassoon un romanında savaşın berbat ettiği bir Nisan günü ile neredeyse aynı sözcüklerle tasvir edilir. Sarı bir gündü, ceset gibi, Nisan dan çok Kasım gibiydi ve toprak ıssız ve ağaçsızdı. Yaptığımız gayet sıradandı, milyonlarca asker aynı tür şeylere katlanıyordu ve çok kötü bir şekilde böyle bir ölüm kalım bombardımanına uğruyorlardı (Sassoon, 2000: 159). Eliot un Modernist dönem insanı da aynı savaş meydanında milyonlarca askerin yaptığı gibi hayatta kalma mücadelesinin tek düze sivil modelini birkaç yıl sonra büyük şehirlerde yaşamaya başlayacaklardır. * * * Bir Piyade Subayı nın Anları yazarın savaş süresince yazmış olduğu birçok şiirden izler taşımasına ve bazı şiirlerin ifade etmek istediklerine zemin oluşturmasına karşın, yazarın soyunda Yahudi kan bağıyla ilgili ipucu veren hiçbir ifade bulunmaz. Şiirlerinde kullandığı dinsel imgelemlerin hemen hepsi Hıristiyanlık imgeleridir. Savaşın ilk yıllarında Sassoon geleneksel Hıristiyanlığı kafasından silmiş, konu hakkında az bilgisi olan ve ibadet etmeyen biridir. Yaşamının son yıllarına doğru Roma-Katolikliği ne dönmüştür (Campbell, 1999: 48). Siegfried Sassoon un aile bağları Bombay, Hong Kong, Şanghay ve Londra ya uzanan ticari imparatorluk kurulmadan önce, yüzyıllar boyunca Bağdat ta yaşamış olan Yahudi tacirlerine dayanır. Sassoon değişik vesilelerle büyük dedesinin hemen hemen hiç İngilizce konuşmadığını söylemiştir (Louis, 2003: 87). Ailenin toplum içindeki durumunu Louis şöyle açıklar: Zengin Sassoon ailesi İngiltere de Kral VII. Edward ın Yahudi çevresine girdi. Lonra da ve güney İngiltere de, Brighton da büyük evler, İskoçya da spor tesisleri satın aldılar. İngiliz toplumu tarafından tam bir kabul görmemekle birlikte İngiliz basını tarafından da alaya alındılar. Aile toplum dışında kalmakla birlikte, dindar Yahudiler olarak kaldılar. Alfed Sassoon, Sassoon un annesi ve Yahudi olmayan, Anne Thornycroft ile evlenince, uçsuz bucaksız Sassoon ailesi servetinden küçük bir payla aileden koptu. Ancak, her şeye rağmen, Siegfried Sassoon hayatı boyunca çalışmaya ihtiyacı olmayacak kadar kendine ait bir gelir sahibiydi (2003: 87). Böyle bir aile geçmişine sahip olan Sassoon un golf, at yarışları, tikli avı, gibi doğayla içi içe olabileceği rafine zevkleri olmuştur. Bu olanaklar, ona doğayı gözlemleme ve tasvir olanağı tanımıştır. Hem şiirlerindeki hem de romanında yer alan doğa tasvirleri çok etkileyici ve keskin bir bakış açısının izlerini taşımaktadır. Annesinin yönlendirdiği Sassoon, üst sınıf diğer 160

7 İngilizler gibi, paralı okulda eğitim almıştır. Hayat görüşünün gelişiminde okulun da payı vardır. Robert Graves paralı okul geleneğinin genç insanların cinsel tercihler yapma noktasına ne kadar etkili olduğunu Tüm Olan Bitene Elveda adlı eserinde şöyle anlatır: İngiliz hazırlık ve paralı okullarında aşk ilişkilerinin homoseksüel olması gerekirdi. Karşı cins nefret duyulan ve iğrenç olarak kabul edilen bir şeydi. Bu sapıklıktan birçok genç erkek kurtulmayı asla başaramaz. Çünkü herkes homoseksüel doğmuştur, en azından adı homoseksüel olan on kişiyi paralı okul sistemi yaratmıştır: bu on kişiden dokuzu, benim olduğum gibi onuruyla namuslu ve duygusal olan insanlardır (1998: 18). Campbell cinsel tercih eğilimlerini Sassoon açısından şöyle yorumlar: Paralı okul ürünü ve imtiyazlı ataerkil toplumun önde gelenlerinin hemen hepsinin kadınları ret ederek, kendilerini kollarına bıraktıkları eğlencelerin bir üyesi olan Sassoon un diğer cinsle arkadaş olarak pek az, cinsel olarak da hiç birlikte olmaya zamanı olmamıştır (1999: 31). Ancak paralı okulların savaş bağlamında yararlarını Berberich, Peter Parker dan alıntı yaparak şöyle tanımlar: Beyefendilik, sadakat duygusu, onur, savaşçı asaleti, Hıristiyanlık, vatanseverlik, sportmenlik ve önderlik geleneğiyle paralı okullar her yönüyle subay malzemesi olarak kabul edilebilirler (2007: 54). Sassoon subay olarak savaşta bulunduğu süre içinde cesaretini ve liderliğini hep göstermiştir. Hindenburg hattında bir siperi ele geçirişini romanında biraz alaycı tonda şöyle tanımlayacaktır: Tek bir ahmak tarafından saldırıya uğradıkları akıllarına bile gelmemişti (Sassoon 2000: 63). Ateş altında bir yaralıyı kurtardığından (Mavrikis, 2002: 793) dolayı Sassoon daha sonra Ordu Nişanı ile taltif edilecek ve sonunu düşünmeden yaptığı kahramanlıklar ve Alman lara duyduğu yoğun nefretten dolayı Deli Jack lakabını kazanacaktı (Aldrich & Wotherspoon, 2002: 465). Her ne kadar hayatının son döneminde bir Roman-Katolik olarak ölmüş olsa da, Sassoon Yahudi geçmişinden ırkların hafızası bağlamında rahatsızlık duyduğunu belirtmiştir ve bir doğasever olarak köklerinin annesinden çok babasının etkisinde olduğunu düşünmektedir (Campbell, 1999: 17 18). Romanındaki ironik üslubu göz önünde bulundurulduğunda, savaş boyunca, her iki dinle de arasının iyi olmadığı gözlemlenebilir. Göğsünden vurulduktan sonra sevk edildiği hastanede oyalanmak için okumaya başladığı İncil den sıkılması uzun sürmez. Çünkü İncil in Eski Ahit (Tevrat) kısmı savaşlarla doludur. Bu pek de hoşlanmadığı Yahudi köklerinin ve dinin insanlığı savaştan koruyamadığına dair kırgınlığının bir ifadesi olarak değerlendirilebilir: Bu güzel odadaki her şey çirkinliğin ve rahatsızlığın karşıtıydı. Yatağın yanında bir kâse beyaz leylak ve bir İncil vardı. Şansımı denemek için bir sayfasını açtığımda parmağımı İlahide ki şu mısraa koydum: Ağzından dökülen kelimeler baldan tatlıydı ama savaş onun kalbindeydi. Savaş sözcüğünün bu şekilde ortaya çıkması biraz garip bir rastlantı diye düşündüm fakat Tevrat bir sürü savaş hikâyesiyle doluydu (Sassoon, 2000:187). 161

8 Aslında kırgınlık yalnızca babasının dinine değil, aynı zamanda Hıristiyanlığa karşı da mesafeli durmasındandır. Canterbury Başpiskoposu nun yaptığı Ulusa Sesleniş konuşmasını alaycı bir tonda şöyle özetler: Canterbury Başpiskoposu uzlaşılması kolay birisiydi. Alaylı bir şekilde gülümseyerek Savaş ve İncil hakkında Ulusa Seslenişi ni kafama yazdım. Bazı durumlar ortaya çıkabilir diye yazmış, fevkalade zorunluluklar yüklenebiliriz. Böyle bir durum ortaya çıkmıştır, ülkenin yiyecek ihtiyacı tarlada çalışacak iş gücüne bağlıdır. Durumun böyle olduğunu göz önünde bulundurarak, zannediyorum ki, İncil de bu konuda gerekli yolu göstermiştir ve geçici olarak kuralların dışına çıkabiliriz. İçinde bulunduğumuz haftaların çıkarttığı bu ihtiyaç doğrultusunda kadınlar ve erkekler vicdanları rahat bir şekilde Pazar günleri tarlada çalışabilirler. Paskalya Pazar ında, Arras önlerindeki yoğun bombardımanı hatırlarken, İncil in Kutsal Dinlenme gününde tarla işleri yapmaya cevaz verdiği konusunda Başpiskopos un açıklama yapıp yapmadığını merak ettim (Sassoon, 2000: 181). Horoz dövüşü imgesiyle öldürmenin dinde yasak olmasına rağmen Alman askeri öldürmenin Başpiskopos tarafından sırt sıvazlanması ile onaylanabileceğini kızgınlıkla belirtir: [G]ün bitmeden birini gerçekten göğüs göğüse çarpışmada öldürmek istiyordum. Eğer bu benim gerçekten iyi bir savaşçı olmaya başladığım anlamına geliyorsa, sadece şunu söyleyebilirim ki, bir insan olarak hem çok yorgun hem de çok öfkeliydim. Benim cesaretim horoz dövüşü türünden. İngiltere de horoz dövüşleri yasadışıdır fakat 1916 Temmuz unda, Somme Muharebesi nde bir Almanı öldürmekle iftihar edebilen bir askerin sırtı hastane koğuşunda piskopos tarafından sıvazlanabiliyordu (Sassoon, 2000: 66). İzinli olduğu günlerin birinde şehir gezintisi yaparken bir kiliseye uğrar. Hıristiyan öğretilerinin gerçek anlamda uygulanmadığını, siyasi çıkralar çerçevesinde kullanıldığını düşünmekten kendini alıkoyamayan yazar, verilen vaaza pek itibar etmese de bir parça huzur bulmak için akşamı kilisenin uhrevi ortamında karşılamayı tercih eder: Yaptığım çıkarıma göre Vaiz bize birbirimizi sevmemizi ve küçük çocuklar gibi olmamız gerektiğini hatırlatıyordu. İsa da böyle demişti ve bizi kurtarmak için ölmüştü (ama Almanları ya da Avusturyalıları veya onlardan hiç birini kurtarmak için değil). Böyle düşünceler yüzümü ekşittiğinde kendi moralimi yükseltmenin yararı yoktu ama Katedralin vakurluğunda mutlak bir teselli kaynağı vardı ve vaaz bittikten sonra orada kaldım. Organın üzerindeki yuvarlak pencerede güneşin ihtişamı yavaş yavaş söndü. Bütün pencerelere, ışıklar bulanıklaşıp yama yama görününceye kadar, mavi, kırmızı ve yeşil giyinmiş peygamberler ve şehitler karanlıkta görünmez hale gelinceye kadar baktım (Sassoon, 2000: 128). 162

9 * * * Bir subay olarak savaştaki görevini kusursuz ve eksiksiz yerine getirme konusunda Sassoon hakkında söylenebilecek çok fazla söz yoktur. Cesaretinden ve çabalarından dolayı nişan sahibi bir subay olması onun savaşı eleştirmemesine, savaşın sebep olduğu yıkımı, getirdiği acı ve felaketi görmezden gelmesine sebep olmamıştır. Savaşın dehşetini şiirlerinde tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir. Savaşın kötü yanlarını yalnızca görünen kısmıyla değil, Kral çıplak! nidasıyla savaşın gerisindeki kirli ilişkiler ve bağlantılarla birlikte eleştirmiştir. Bu, Sassoon u diğer asker şairlerden farklı kılan taraftır. Aynı eleştirel tavır romanın her noktasında kendini ironilerle gösterir. Ülkesinin savunmasında görev almak için savaşın ilk günlerinde orduya gönüllü olarak katılmış olan Sassoon, vicdani retçiler e karşı olumsuz bir tavır sergilemez. Çünkü onun fikrine göre yaşamak her insanın hakkıdır ve ölümden kaçınmak da bunun doğal sonucudur. Bu insanlar, savaştan çıkar elde eden generaller, yöneticiler, mühimmat üreticileri, vurguncular ve diğer savaşıyormuş gibi görünüp geri hizmetlerde kalan subaylar ve kurmaylar gibi ikiyüzlülük yapmadan fikirlerini beyan eden kimselerdir. Dürüst duruşlarından dolayı Sassoon un takdirini toplarlar. Sassoon ödlek üniformalılarla, vicdani retçilerin ayrımını şöyle ifade eder: Vicdani Retçiler hakkında tam bir fikir oluşturmamıştım ama güvenli yerlerde üniforma içinde, gerçek [bizzat savaşan] askerlerden selam aldığını gördüğüm bazılarından çok daha cesur olduklarını düşünmekten kendimi alamadım (Sassoon, 2000: 126). Savaşın dehşetiyle yavaş yavaş tanışırken, ön saf subayı olmakla, karargâh subayı olmak arasındaki farkı da ironik bir şekilde zekâ seviyesi ne bağlayarak şöyle yorumlar: Yarın altı Kolordunun hücuma geçeceğini tamamen unutmuştum. Her ne olursa olsun trajik kıyım kaçınılmazdı. Fakat tüm bunların farkına varacak kadar zeki olsaydım, yeteneklerim çok daha yüksek makamlarda hizmet veriyor olurdu, muhtemelen Kolordu İstihbarat Karargâhı nda (Sassoon, 2000: 48). Zekâ kavramıyla bağıntılı olarak eleştirdiği bu durum Julian Grenfell in Kurmay Sınıfındakilere Dua isimli şiirini ve şiirdeki şu mısraları anımsatır: Biz siperlerimizde otururken, / Kurmay sınıfı beyinleriyle çalışıyorlar (Greenfield, 2008: 253). Sassoon savaşın en dehşet yerinde bulunuşundan dolayı gocunmaz. Onun hazmedemediği şey, güvenli yerlerde askerlik görevi yapmak için her türlü dalavereyi yapıp, sözün yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan ikiyüzlülerdir: [S]avaşın insanlar üzerindeki etkisini insan haftalar aylar içinde anlayamazdı. Özellikle hava kötü olduğunda, yirmi yaşın altındaki çocukların bundan çok kötü etkilendiklerini fark ettim. Çamur, can sıkıntısı ve huzursuzluk tüm coşkularını almış görünüyordu. Eğer bir subay düşüp kalırsa, Kinjack, gizli bir raporla, çürük diye evine gönderirdi. Böyle birçoğu, genellikle subaylar, levazımın oralarda dolanıp duruyorlardı ve birçoğu soluğu İngiltere de güvenli işlerde alıyordu (Sassoon, 2000: 28). Karargâh Detayları isimli şiirinde, güvenli yerlerde ülkeleri için tüm güçleriyle çalışan insanları şöyle tarif eder: Eğer ben de hararetli, kel ve nefesi dar biri olsaydım, / Bordo 163

10 rütbeli binbaşılarla birlikte karargâhta olurdum, / Üzgün suratlı kahramanları, tazyikle ölüm hattına gönderirdim. Gönderenlerle, gönderilenler arasındaki ayrımı, romanında şu şekilde hicveder: Ancak, cephe ve karargâh arasındaki zıtlık eski bir hikâye ve savaşla yakın temas halinde olanlar için savaşı öylesine yüceltici bir deneyim haline getiren onur ve şeref bağlamına kıyasla Karargâh Detayları avantajsız durumdaydı (Sassoon, 2000: 129). Ordu içinde bu tür adam kayırmacılık ve haksızlıklar sürüp giderken, bazıları da vicdani retçileri yola getirmek için değişik yöntemler uygulanmaktadır: İyi kalpli bir adamdı; öyle hissetmiştim ama Vicdani Retçilere karşı davranışları açıkçası zalimceydi. Tüfekli Süvari Levazım Deposu nda görevli olan iki vicdani retçiyle baş etme metotlarını, yüzünde beliren memnuniyet ifadesiyle, tarif etti. Onlardan biri iyi eğitimli bir adam olduğu için çetin cevizmiş ve üstleri ondan çekiniyorlarmış. Ama binbaşı onu oradan oraya koşturtarak, iki yıl süren ağır bir çalışmaya tabii tutmuş. Eğer izin verilseydi biraz daha hırpalayacağını söyledi. Diğeri ise uygun adımlarla yürümeyi reddeden, meramını anlatmaktan aciz zavallı bir kimseydi. Bu yüzden Binbaşı onu bir vagonun arkasına bağlamış ve her tarafı kötü bir şekilde yaralanıncaya kadar onu yol boyunca sürüklemiş. Birkaç yüz metre sonra yeteri kadar bağırmıştı ve daha terbiyeli bir askere dönüştü. İstenilen kıvama getirildi ve bir siperde öldü. Acımasızca gülümsedi. Disiplin acımadan uygulanmak zorundaydı, dedi Binbaşı; daha önceden de söylediğim gibi binbaşı tartışmaya gelmezdi (Sassoon, 2000: 126). Çürüğe ayrılıp, geri hizmetlerde görev yapma şansı subay sınıfına verilmiş bir haktır. Erler bu haktan mahrum bırakılmışlardır: Erler arasında böyle hassas bir ayrımcılık söz konusu değildi. Hastalandıkları zaman medet umabilecekleri tek şey bir adet dokuz numaralı hap tı (Sassoon, 2000: 28). Savaş tüm hızıyla devam ederken, Sassoon savaş hakkında değişik bilgilere ve yorumlara gazetelerden ulaşmaktadır. Bir Kopenhag gazetesinde askerlerin boş yere kurban verildiği şeklindeki haberi okuduğunda, kederle ölen askerlerini hatırlar: Avrupa'nın çocukları dikenli teller üzerinde çarmıha geriliyorlar çünkü yanlış yönlendirilen halklar bunun için çığlık atıyorlar. Ne yaptıklarını bilmiyorlar ve devlet adamları ellerini yıkıyorlar. Askerleri şehit ölümünden kurtarmaya cesaret edemiyorlar... yazıyordu. Gerçek bu muydu, merak ettim; böyle bir öfkeli konuşma tarzı benim için çok yeniydi. Yüzünde böylesine parlayan gençlik ışığıyla bu barakadan içeri nasıl girdiğini hatırladığım Dick Tiltwood'u ve bir diğerini, koyu saçlı küçük Fernby'yi ve onbaşı Kendle'ı ve dehşete düşüren ölümleri ile hayat tecrübemi kederle dolduran tüm diğerlerini düşündüm. David şimdi bu askeri şehitliğin bir adayı olmak için dönüyordu ve (midemi bulandıran bir anımsamayla) ben de dönecektim (Sassoon, 2000: 116). Savaşta birlikte omuz omuza çarpıştığı askerlerinin ölümü ve onların ölümlerinden yalnızca sayı olarak haberdar olan generalleri eleştiren General başlıklı şiiri bu kayıplar hakkında küçük bir fikir verir: 164

11 Geçen hafta muharebe hattına giderken rastladığımızda Günaydın; günaydın! demişti general. Gülümsediği askerlerden çoğu ölü şimdi, Ve biz beceriksiz kurmaylarına lanet okuyoruz. Arras a doğru çamurda yürürken tüfek ve çantalarıyla Harry Sevimli yaşlı bir adam demişti Jack a. Saldırı planıyla her ikisine de yaptı kıyağını. Şiirin yorumu gibi kabul edilebilecek bir paragraf romanda kendine yer bulmuştur. Generalin şarap rengi suratı onun savaşın zor koşullarından uzaklığını ifade etmek için bulunmuş çarpıcı bir mecazdır. Bulundukları makam gerçekten hak edilmiş bir başarının ödülü müdür yoksa ihtiyaçtan bir şekilde oraya getirilmiş midir? [P]ırıl pırıl bir güneş ve bando eşliğinde genç Allgood ile birlikte, geçen Mayıs Ordu Okulu nda sıra sıra madalyaları olan şarap suratlı Ordu Komutanı nın önünden nasıl uygun adım yürüyüp geçtiğimizi hatırladım. Ordusunda bulunan dört yüz subay ve astsubayın selamlarını almıştı. O zamandan beri bu askerlerden kaç tanesi öldü, onların ölümlerinden ordu komutanı ne derece sorumluydu? Ne yaptığının farkında mıydı veya barış zamanındaki şanı kendisini bugünkü yüksek tüneğine ulaştırmış olan sadece başarılı eski bir süvari miydi? (Sassoon, 2000: 117). Savaş tüm acımasızlığıyla savaş meydanlarını kanla yıkarken, Manş ın diğer tarafında gündelik hayat tüm olağanlığıyla sürüp gitmektedir. Hatta Evelyn Teyze savaş zamanı için kaçınılmaz olan krema bulunmayışına üzülüyordur (Sassoon, 2000: 219). Ancak daha yoksul sınıftan gelen insanların bakkal önlerinde saatlerce beklemek zorunda olduğunu ona hatırlatma cesaretini gösterir. Çok daha aşağılık birçok olay savaş yüzünden sürüp gitmektedir: Görünen dünyadan, uysal vatanseverliğe olan hıncımı körükleyecek bir kanıt bulmaya çalışıyordum. Savaş zamanı davranışı olarak müsriflik kaçınılmaz bir manzara olduğundan, cebi şişkin vurguncular ve ofislerdeki çakal üniformalıların varlığından emin olmak için birden fazla defa ziyaret ettiğim Savoy Oteli nin Izgara Restoranı özellikle, toplumsal duyarsızlığın ve memnuniyetin yüksek seviyede olduğunu gösteriyordu. Savoy daki öğütücüleri izlerken (bazıları izinde olan subaylardı, onları dikkate almadan) özellikle savaş devam ederken, rahat düşkünü insanların kendini bilmezliklerini fark etmemden beni alıkoyan gençlere olan hoşgörüsüz iştahlarını lanetleyerek onlara olan haklı nefretimi besledim. Fakat hâlâ inanıyorum ki 1917 de aylaklar, boş kafalılar ve toplumdaki parazit unsurlar oldukça hoş zamanlar geçirirken, üniformalı ya da üniformasız işgüzar kesim, elinde yetki olan olağanüstü durum yetkilileri tarafından önemli pozisyonlara getiriliyorlardı (Sassoon, 2000: ). 165

12 Sassoon işte böyle bir ruh haliyle tüm şiirlerini yazmıştır. Bu sebepten şiirleri öfke ve derin eleştiriyle örülmüştür. Her bir sözcük, her bir satır okuyucuya savaşın ne derece acı ve kötü bir tecrübe olduğunu anlatmaya çalışır. Cephede ölen, yaralanan ve acı çekenler adına yazmıştır tüm yazdıklarını. Kendini böyle bir şey yapmaya iten şeyse olan bitenden habersiz İngiltere halkına ahlaki hissiyatını aktarmaktır (Campbell, 1999: 48). Bu bağlamda Sassoon kendini şöyle tanımlar: Şiirsel bir ruh olarak, kendimi hep küçük peygamber gibiymiş hissettim veya öyle hissetmek istedim. Zannederim ki şairlerin çoğu mesaj iletme konusunda kâhin gibi olmayı amaçlamışlardır (Campbell, 1999: 48). Campbell, Sassoon un Bir Askerin Beyanatı nı yayımlamasıyla bu amacına yaklaştığını ancak divan-ı harbin kendini Craiglockhart Savaş Hastanesi ne göndermesiyle kehanet sesinin bir şekilde alıkonulduğunu belirtir. Askerlerin kurban edilişlerine ve çektikleri acılara son verilmesini talep eden beyanatı aynı zamanda savaşın amacından saptığını da açık bir dille ortaya serer: Bu beyanatı askeri otoriteye karşı bilinçli bir muhalefet olarak veriyorum çünkü bu savaşın, onu bitirmeye gücü olanlar tarafından kastî olarak uzatıldığına inanıyorum. Ben bir askerim ve askerler adına hareket ettiğim kanaatindeyim. İnanıyorum ki, savunma ve özgürlük götürme adına katılmış olduğum bu savaş artık bir saldırı ve işgal savaşına dönüşmüştür. Ve yine inanıyorum ki, ben ve askerlerimin bu savaşa katılma amaçları sonradan değiştirilmesi mümkün olmayacak şekilde açıkça ifade edilmiş olmalıydı, eğer böyle yapılmış olsaydı, bizi harekete geçiren hedefler şu anda görüşmelerle elde edilebilirdi. Uzun zamandır birliklerin çektiği ıstırapları gördüm ve bunlara katlandım, şeytani ve adaletsiz olduğuna inandığım amaçlar uğruna çekilen bu ıstırapların sürdürülmesine artık taraf olamayacağım. Ben savaşın sevk ve idaresini değil, uğruna muharip askerlerin kurban edildiği siyasi hataları ve samimiyetsizliği reddediyorum. Şu anda açı çekmekte olanlar adına, onlar üzerinde oynanan oyuna karşı tepkimi ortaya koyuyorum; ayrıca inanıyorum ki, paylaşmadıkları ve hayal bile edemeyecekleri ıstırapların sürüp gitmesine seyirci kalan evdeki çoğunluğun nasırlaşmış kayıtsızlığını da yok etmeye yardımcı olabilirim (Sassoon, 2000: ). Hastaneye sevk edilmiş olsa bile, Sassoon bu beyanatında takındığı söylemle, bir peygamber gibi kendini öne çıkartmış, söyleyeceğini hiçbir dolaylı anlatıma kaçmadan söylemiştir. Bu bağlamda görevini bir peygamber gibi yerine getirmiştir. Divan-ı harpten ceza almadan hastaneye sevki, David Cromlech, gerçek hayatta, Robert Graves in şahitliğiyle olacaktır. * * * 1910 lu yıllarda İngiltere de Georgian dönemi edebiyat etkisini sürdürmekteydi. Bu dönem bir bakıma Romantik dönemin uzantısı gibidir. Eserlerde doğanın her öğesi tüm ihtişamıyla kendini göstermektedir. Buna ek olarak Georgian dönemi edebiyatında, İngiliz olma ve toplum bilinci de bu kavramların arasına katılmıştır. Robet Hemmings bu dönemi şöyle tanımlar: Georgian Dönemi Şiiri İngiliz olma bilinci ile iç içe geçmiş bir duygu ile yoğrulmuş organik toplumu coşku içinde besleyecek İngiliz çayırlarının değeri ve iyileştirici gücünü yükselten bir gelenektir (2008: 12). Bu bağlamda Sassoon un birçok şiirinde doğa betimlemelerini görmek mümkündür. Bu betimlemeler içinde, yosun kaplı duvarlar, saman 166

13 çatılar, uçsuz bucaksız çayırlar, kuzular, kuşlar vardır. Bu besleyen değerler Sassoon un yazdığı şiirlerde kendini göstermiştir. Hemmings, Sassoon un Ölüm Döşeği isimli şiirini Georgian dönemle bağıntılı olarak şöyle yorumlar: Edward Marsh, Siegfried Sassoon un büyük oranda savaşı ele alan sekiz savaş şiirini Georgian Dönemi Şiiri ye dâhil eder. Bu şiirler savaş dönemini ele alıyor olmasına ve Fransa da geçiyor olmasına rağmen, olay İngiliz doğa manzaraları imgeleriyle anlatılmıştır. Ölmekte olan askerin yarasının acısı, güvenli bir dalyana sürüklenen kayık içinde etrafı ışık saçan çiçeklerle çevrelenmiş / Ve titrek yaz güneşi ışıltıları yla uyuşturucunun sevk ettiği bir rüya ile betimlenir. Ölüm geldiğindeyse, Fransa daki muharebe meydanın hırçın yağmuru değil, Solan güller üzerindeki ılık yağmur dur, askerin ruhunu nazikçe süpüren, huzur dolu İngiltere yağmuru (2008: 12). Şiirin gözler önüne serdiği bu manzara, İngiltere ye ait bir doğa manzarasıdır. Ancak bu doğa manzaraları hep savaşın yıkıcı tehdidi altındadır. Şiirlerinde bu zıtlık çok fazla art arda konulmamış olsa da, romanda yaratılmak istenen ironi açısından çoğu zaman güzel bir doğa betimlemesine acı bir savaş sahnesi eşlik etmiştir. Buradaki manzaralar, gözlemlediği gerçek mekânların betimlemeleridir. Georgian dönemle alakası İngiltere bağlamında olmasa da, doğa manzaralarını betimleme bağlamında çok etkileyici tasvirlerdir. [Sassoon un] sonraki şiirlerinde ve düz yazınında, Sassoon büyük oranda pastoral imgelere dayanmıştır, bunu yapmasındaki tek amaç modern savaş teknolojisinin sebep olduğu doğal dünyanın mahvoluşunu ironik bir şekilde karşı karşıya koymak içindir (Kunka, 2007: 73): Batı tarafında aşağıya doğru, soluk turuncu ışık demeti tüm şehrin üzerinde bir yağlı boya şaheserinin kederli güzelliğinin berrak arka planı gibi uzanıyordu. Bence bu akşam, ıstırap üstüne ıstırapla, sonbahara doğru yaklaşan meçhul trajediyi ifade ediyordu. Otlarla dolu küçük nehrin karanlık yeşil kasvetine bakarak ağaçtan yapılmış köprüye yaslandım, fakat bu kadar büyük mutsuzluğa karşı düşüncelerim aciz kalmıştı. Ne Avrupa tarihini değiştirebilir, ne de topçuların ateşlerini durdurabilirdim. Yaşam ve özgürlük ve kurban olacak arkadaşlarım için özlem çekerek, bu asık suratlı gökyüzüne baktığım gibi yalnızca Savaş ı seyredebilirdim (Sassoon, 2000: 81). Savaşın dehşetini anlatmak istediğinde, Sassoon savaş detaylarını da son derece etkileyici imgelerle gözler önüne serer. Bunu yaparken çoğu zaman olduğu gibi ironiden hiç ödün vermez: Kar, yağmurun daha da berbat hale getirdiği çamuru geride bırakarak erimişti. St. Martin, muharebe hattının bir buçuk kilometre gerisinde tahrip olmuş bir köydü. Köye girdiğimizde yolun kenarında yerde yatan başı korkunç şekilde parçalanmış bir İngiliz askerini fark ettim; çok geçmeden bu tür görüntüler dikkat çekmeyecek kadar sık tekrarlanacaktı, ancak bu ilki fark edilir bir biçimde rahatsız ediciydi. Kolayca tiksinen, hatta askere 167

14 yakışmayacak biri gibi düşünülme riskiyle bile hâlâ sıradan bir insanın bir öğleden sonra yürüyüşünde gördüğü parçalanmış bir cesetten bir anlık da olsa korkmaya hakkının olduğu fikrindeyim, ancak sağlam sağduyusu olan insanlar bile hayatın korkunç sahnelerle ve şiddetli afetlerle dolu olduğunu söyleyerek fikrimi çürütebiliyorlar. Fakat ben savaşın vahşi dışavurumlarına inananlardan değilim; sadece savaştaki kendi deneyimlerimi betimliyorum ve 1917 de hayatın, nüfusun büyük bir çoğunluğu için, haksız tuhaflıklarına karşı ucuz bir cenaze töreniyle doruğa ulaşacak olan sevimsiz bir mücadele olduğunu öğrenmeye başlıyordum. Her neyse; başı parçalanmış bu adam Arras Muharebesi nde ülkesi için ölerek teorik bir şeref kazanmış ve biz onun cesedinin yanından geçenler, onu örnek almak için büyük bir şans kazanmıştık (Sassoon, 2000: 150). Savaşın dehşeti gözlemlenebilir bir gerçeklik olarak askerlerin dimağlarında yer edecektir. Ancak yukarıdaki alıntının betimlediği gibi bir olayı görüp etkilenmekle, o dehşetin içinde bulunma duygunsu ifade etmek oldukça zor bir deneyim olsa gerek. Sassoon yaşadığı dehşeti, şiirsel bir dille ve ürperten imgelerle şöyle ifade eder: Kafamdaki minik dünyevi deneyim birikimimle bir insan olarak ben, Armageddon olarak adlandırılan gerçek karanlık ve felakete bir kez daha giriyordum. Ve şimdi yine onu görüyordum, eskiden gördüğüm gibi korkunç bir yer, hiçbir hayal gücünün üretemeyeceği korku ve terkedilmişliğin yeri. Aynı zamanda manen güçlü bir insanın; kendi içindeki bir hayvanın ya da bir sineğin yenilmez direnci ve birkaç gün sonra unutabileceği ya da inkâr edebileceği tahammülünü keşfederek, kendini ölüm ve yıkım karşısında tamamen güçsüz hissedebileceği, ancak yine de ayakta kalıp iğrenç karanlığa ve sersemletici mermi yağmuruna karşı koyabileceği bir yerdi (2000: 156). Ancak gerçek yaşamdaki bu dehşetten kurtulduktan sonra uykular veya karanlık ortamlar eskisi kadar huzur verici olmayabilir: Kötü rüyalar beni endişelendiriyordu. Birçok kez uyanık olup olmadığımdan emin olamıyordum, koğuş hafif gölgeli, ateş yarı sönüktü ve yataklar birbirine sokulmuş uyuyanlarla sessizdi. Uzuvları kopmuş asker figürleri zemin boyunca sürünerek geliyorlardı; odanın tabanı etrafa dağılmış insan parçalarıyla dolmuş gibi görünüyordu. Donuk gözler yukarı bakıyor; eller ya boynun arkasında ya da karnın üstünde birleşmiş; elleri çarşafları pençelemiş, gür bıyığıyla kurşun rengi sırıtan bir yüz yatağımın kenarından dikkatle bana bakıyordu. Bazıları nişancıları aldatmak için kullanılan kukla figürler gibiydiler; diğerleri canlıydı ve kasvetli şafakta soğuktan titreyerek bombardımanın kesildiğini işaret eden düdük sesini beklerken özledikleri sıcak güvenli yaşamımı kıskanıyormuş gibi bana sitemle bakıyorlardı... Muharebe teçhizatlı genç bir İngiliz eri, ıstırapla kendini bana doğru çekti ve mektubu çıkartmak için ceketine elini sokup karıştırdı, bana vermek için uzandığında kafası yana düştü ve olduğu yere 168

15 yıkıldı. Çenesinde bir delik vardı ve kan beyaz yüzüne kurutma kâğıdında dağılan mürekkep gibi yayılmıştı. Şiddetle sarsılarak uyandım, hayalet olmayan koğuşumdaydım. Uyuyanlar horluyordu, gri ve kırmızılar içinde bir hemşire ateşi yakmak için sessizce geliyordu (Sassoon, 2000: 180). Rüyasında gördüklerine benzer manzaralarla savaşta sıklıkla karşılaşmıştır. Bir gece sabaha karşı karargâha ulaşabilmek için siper siper dolaşırken, battaniyeye sarılmış yatan bir askere rastlar. Bu anısını Artçı Muhafız isimli şiirinde anlatmıştır. Romanda da rastladığımız bu olayda, savaşın ortasında büyük bir rahatlıkla uyuyan asker değil yanı başında eli hâlâ kendisini öldüren yarasına kenetlenmiş oturur vaziyetteki Alman askeridir. Şiirdeki tüm detaylar romanda da düz yazı halindedir: Tünel, ayakta dik yürüyen uzun boylu birinden birkaç santimetre daha yüksekti; gömme yataklar ve dinlenme odaları eklenmişti, odalar farklı birliklerden çok sayıda adamla doluydu, uzun boşluklarda sağlıksız kokan bir terkedilmişlik vardı. Elektrik feneriyle yolumu bulmaya çalışırken, bir an belirsiz şekiller, kutular, tenekeler, kırılmış koltuk parçaları ve küf kokulu şilteleri fark ettim. Karargâh uzak bir mesafede gibi görünüyordu ve tünel hatırlanmaya değerdi, ama geçen Salı dan beri bir saatten fazla uyumamış ve kıyafetlerini çıkartmamış yorgun kâşif için güven verici değildi. Bir keresinde ayağım takılıp duvara tutunarak kendimi toparladığımda, el fenerimin parlaklığı battaniye altında yarı saklanmış birisini ortaya çıkartmıştı. Hafifçe omzundan silkmek için eğilirken, uyumak için hiç de iyi bir yerde olmadığını düşündüm. Uyanmak istemedi, bende tekme attım. Tanrı cezanı versin, Tabur Karargâhı nerede? Sinirlerim tepemdeydi ve ben beş dakika bile istirahat edememişken onun iyi bir uyku çekmeye ne hakkı vardı?... Sonra fenerimin ışığı parmakları hala boynundaki kararmış yaranın üzerine kenetlenmiş ölü Almanın kurşun rengi yüzüne takıldı. Tökezleyerek, bu kadarı da aşırı diye homurdanabildim yalnızca. (Bununla birlikte bu bir abartıydı, Avrupa Savaşı nda ölmüş bir bedenle, mahzende ezilmiş bir böcek arasında göze çarpan bir fark yoktu) (Sassoon, 2000: ). Etraf, kimsenin gömmeye bile zahmet etmediği mezarsız cesetlerle doludur. Bir şekilde gömülmüş olsalar bile, ne bir tören ne de geleneklere uygun bir merasim olacaktır. Bu eksikliği Sassoon kardeşi Hamo nun Gelibolu da ölmesiyle yaşamıştır. Andrew J. Kunka, kardeşini kaybedişini ve ona gerektiği gibi bir törenin düzenlememiş olmasının Sassoon da yaratmış olduğu travmayı şöyle açıklar: Sassoon kardeşini ölümünden önce bir süre görememişti ve kardeşinin denize gömülmüş olması, onu acısını ifade edeceği bir cenaze merasiminden mahrum etmişti (2007: 72). İzinde olduğu zamanların birinde, etrafı gezmeye çıktığında kilise mezarlığında dolaşır. O köyde doğmuş ve ölmüş insanların mezar taşlarından birkaç tanesini okur. Bu olay mezarsız kalmış kardeşi açısından tezat bir durumdur. Ancak romanda bu konudan hiç bahsetmez. Yine de dikkatli bir okuyucu bunun gelişigüzel bir tesadüf olmadığını düşünmelidir. Çünkü anlatım tarzı, tam bir Georgian şiir tarzıdır ve konuyu ele alışı benzer bir temayı kendine konu seçmiş olan Thomas Gray in Bir 169

16 Köy Kilisesi Mezarlığında Yazılmış Ağıt isimli şiiriyle çok büyük benzerlik gösterir. Bunun yanında, Thomas Gray e gönderme yaparak, şiirine Bir Köy Kilisesi Mezarlığında Ağıt ismini veren G. K. Chesterton u İngiltere için çalışmış, İngilitere için ölmüş olan askerlerin, uygun bir cenaze töreni yapılmadan gömülmüş olması fikri rahatsız etmiştir. Bu bağlamda Sassoon un uzun bir betimlemeye girdiği bu bölüm yalnızca pastoral bir betimleme değil, ifade etmek istemediği bir acısının dışa vurumu gibi durmaktadır: Burada ölüm, modern savaşın içinde yok olmaktan farklı bir şeydi. Hemen en yakındaki mezar taşından bunu öğrendim: Thomas Welfare, bu mahalle sakini, 20 Ekim 1843 te vefat etmiştir, yaş 72. Onu tanıyan herkes ona saygı duyardı ve göklerde olanın eşi Sarah da. Hiç değişmediler, göklere yükseldiler. Bu tür gerçekler teslimiyet duygusuyla kabul edilebilirdi. Kent şehrinin bu sessiz köşesinin sessiz vakayinameleriyle uyum içindeydiler. Hayatları düzenli ve kaçınılmaz olarak Pazar ayinlerinde katılmakla geçen bu değerli insanların süssüz fanilikleri üzerine insan sakince düşünebilirdi. Bugünün korku veren karmaşasına kıyasla, onlar geçmişin yavanlığını hoş gösteriyorlardı (Sassoon, 2000: 221). Sıradan insanlar, sıradan hayatlarını yaşayıp bu dünyadan göçmüşlerdir. Ölüm makinesi savaş, genç insanları daha sıraları gelmeden hayattan koparmak için Avrupa da tüm hızıyla çalışmaktadır. Ancak bu vakitsiz ölümler aristokratik bakış açısına göre son derece normal ve olması gereken bir durumdur. Savaş sırasında nekahet döneminde olan subaylar için bir uygulama başlatılmıştır. Bu uygulamaya göre, nekahet öneminde olan subaylar, aristokratik ailelerin yanında konaklayabileceklerdir. Aristokratik bir soydan gelen Evelyn Teyze, sevgili yeğeni için bir aile ayarlar. Sassoon, savaşa kurban verilen insanlar için üzüntüsünü ve savaşın durdurulması gerekliliğinden bahsederken, Lady Asterisk tam aksi bir görüşle cevap verir: Dış görünüşündeki duygusuzluk, soyluluk imtiyazlarının sembolüydü ve ben bunları korumak için Almanlara bomba atmış ve dikkatsizce kendimi nişancıya hedef tahtası yapmıştım. Hayatın, Şehit Listesi nde isminin görünmesine yeğlenir olduğu fikrini ağzımdan kaçırdığımda, suskunluğunu pahalı bir pelerin gibi bir yana bıraktı. Ancak ölüm hiçbir şeydir dedi. Buna rağmen hayat sadece başlangıçtır ve savaşta ölenler bize oradan, yukarıdan yardım ediyorlar. Kazanmamız için yardım ediyorlar. Buna cevap veremedim; Kontes in varlığından öylesine emin olduğu bu öbür dünya, yaralandığımdan beri unuttuğum bir şeydi. Cevap beklemeden katı bir tutumla devam etti (nerdeyse, sanki işim bitmiş gibi, diye tarif edebilirdim bu durumu), Büyük bir ismin mirasçısı gibi değilsin. Hayır; tehlikeden uzak tutulman için hiçbir açık neden göremiyorum. Ancak, tabii ki sen kendin için böyle bir şeye karar verebilirsin. Kendimi terbiyesiz, yabancılaşmış ve alaycı hissederek acaba Almanlar orada yukarıda Müttefik Güçlerin saldırgan harekâtlarına engel olmak için bir şeyler yapıyorlar mıdır diye merak ederek yukarı Clematis Odası na çıktım. (Sassoon, 2000: ). 170

17 Teyzesin aracılığıyla kaldığı bu evden her şeye rağmen minnettarlık duygularıyla ayrılır. Romanda teyzesi olarak hitap ettiği kadın romanlaştırılmış bir karakterdir. Patrick Campbell, Evelyn Teyze nin Sassoon la olan bağlantısını şöyle açıklar: Sassoon un savaş öncesi yılları evcil bir dünya olup annesinin varlığıyla doludur. Sassoon un savaş süresince annesinin haricinde yakınında olduğu tek kadın (Hatıralarda Evelyn Teyze olarak başkalaşım geçirmiş olan) Lady Ottoline Morrell dir. Egzotik ve aristokrat olan Morrell (Portland dükünün üvey kızkardeşi) olup, cömert bir sanatçı dostuydu. Önceleri şiirlerinden dolayı hayranlık besleyen Morrell daha sonra Sasoon un kendisine hayranlık duyar (1999: 31). Romanda okuyucuya teyzesi olarak tanıttığı kadının aşırı korumacı davranışları ancak bu biyografik detayın öğrenilmesiyle anlam kazanacaktır: Çok hızlı yeme canım, çiğnemeden yutuyorsun. Sindirimini bozacaksın. Biraz daha tavuk almam için o kadar çok ısrar etti ki bu benim reddetmeme neden oldu; hâlbuki ısrar etmeseydi biraz daha alabilirdim. Şimdi de Cambridge deki mesleğimin adını koymaya çalışıyordu. Nasıl bir odada kalmam gerekecekti? Belki de benim için çok hoş olacak Clitherland daki iğrenç barakadan çok daha hoş fakültedeki odalarından birini almalıydım (Sassoon, 2000: 219). Otobiyografik bir eser olan Bir Piyade Subayının Anıları, hem Sassoon u kendi hayatından, hem de savaş şiirlerinin düz yazı hali diyebileceğimiz kadar benzer paragraflar ve bazen anlaşılması güç şiirlerini anlamak için ihtiyacımız olan olayların arka planlarını bu eserde bulmak mümkün. Aslında roman, tüm savaş şiirlerinin düzyazı içine serpiştirilmiş hali gibi görünmektedir. Sassoon un ruh halini hissetmek, şiirlerinden daha derin anlamlar çıkarmak için bu eser önemli bir kaynaktır. Şiirlerindeki ironiyi, tüm bir romanın hemen her paragrafında hissettiriyor olması, onun roman yazarı olarak da dehasının bir işaretidir. Tek cümleyle özetlemek gerekirse, Siegfried Loraine Sassoon, Birinci Dünya Savaşı Şiiri çerçevesinde düşünüldüğünde, eleştirel tavrını hiç kaybetmeden, sonuna kadar duruşunu bozmadan sergileyen ender kişiliklerden biridir. 171

18 KAYNAKÇA ALDRICH Robert and Garry WOTHERSPOON. (2002). Who s Who in Gay and Lesbian History: From Antiquity to World War II, New York: Routledge. Web BERBERICH, Christine. (2007). The Image of English Gentleman in Twentieth-Century Literature: Englishness and Nostalgia, Hampshire: Ashgate Publishing. Web BOOTH, Allyson (1996). Postcards from the Trenches: Negotiating the Space Between Modernism and the First World War, Oxford: Oxford UP. Web CAMPBELL, Patrick. (1999). Siegfried Sassoon: A Study of the War Poetry, North Carolina: McFarland. Print CRAWFORD, Fred D. (1988). British Poets of the Great War, Cranbury: Selingsgrove. Print EGREMONT, Max. (2003). Siegfried Sassoon s War in William Roger Louis (ed.) Still More Adventures with Britannia: Personalities, Politics and Culture in Britain, Austin: I.B. Tauris & Co. Ltd. Web FIRCHOW, Peter Edgerly. (1986). The Death of the German Cousin: Variations on a Literary Streotype , Cranbury NJ: Associated University Press. Web FUSSEL, Paul. (2000). The Great War and Modern Memory, Oxford: Oxford UP. Print GRAVES, Robert. (1998). Good-Bye All That, USA: Anchor Books. Print GREENFIELD, Natham M. (2007). Baptism of Fire: The Second Battle of Ypres and the Forging of Canada, April 1915, Toronto: HarperCollins. Web HEMMINGS, Robert. (2008). Modern Nostalgia: Siegfried Sassoon, Taruma and the Second World War, Endinburg: Edinburgh UP. Web KUNKA, Andrew J. (2007). The Evolution of Mourning in Siegfried Sassoon s War Writing in Patricia Rae (ed.) Modernism and Mourning, Cranbury: Rosemont Publishing. Web LOUIS, William Roger (ed.). (2003). Still More Adventures with Britannia: Personalities, Politics and Culture in Britain, Austin: I.B. Tauris & Co. Ltd. Web MAVRIKIS, Peter (ed.). (2002). History of World War I, Vol.3, Malaysia: Marshal Cavendish Corporation. Web MOEYES, Paul. (1997). Siegfried Sassoon, Schorced Glory: A Critical Study, New York: St. Martin s Press. Web 172

19 QUINN, Patrick J. (1994). The Great War and the Missing Muse: The Early Writings of Robert Graves and Siegfired Sassoon, Selinsgrove: Susquehanna UP. Print RAE, Patricia. (2007). Modernism and Mourning, Cranbury: Rosemont Publishing SASSOON, Siegfried. (2000). Memoirs of an Infantry Officer, London: faber and faber. (2004). War poems of Siegfried Sassoon, Mienola, N.Y.: Dover Publications. (1987). Collected Poems , London:faber and faber SHOWALTER, Elaine. (1987). Rivers and Sassoon: The Inscription of Male Gender Anxieties in Margaret Randolph Higgonet (ed. et al.), Behind the Lines: Gender and Two World Wars, New Haven: Yale UP Siegfried Sassoon retrieved on 28 June 2010 from <http://en.wikipedia.org/wiki/siegfried_sassoon> SMITH, Stan. (1994). The Origins of Modernism: Eliot, Pound, Yeats and the Rhetorics of Renewal, London: Harvester and Wheatsheaf WATSON, Janet S. K. (2004). Fighting Different Wars: Experience, Memory, and the First World War in Britain, Cambridge: Cambridge UP WILSON, Jean Moorcroft. (2003) Siegfried Sassoon: the Journey from the Trenches, A Biography, Great Britain: Routledge WOODS, Gregory (1987). Articulate Flesh: Male Homo-Eroticism and Modern Poetry, New Haven: Yale UP 173

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

11 Eylül de Sinemalarda

11 Eylül de Sinemalarda İyi Performanslarla Dolu, Çekici Bir Hikaye Milton Moview Review Gece Bitmeden de Chris Evans ın Yakışıklılığından Fazlası Var Culled Culture Gece Doğmadan ve In Search Of A Midnight Kiss in İzinde Filmaluation

Detaylı

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU

ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU ÖZEL ATACAN EĞİTİM KURUMLARI ANAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK SERVİSİ EYLÜL 2012 VELİ BÜLTENİ ÇOCUKLARDA OKUL KORKUSU OKUL KORKUSU Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL. A.A Nursel Gürdilek. İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği

13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL. A.A Nursel Gürdilek. İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği 13 Mart 2009 Cuma, 12:20 GÜNCEL A.A Nursel Gürdilek İşitme engelli çocuklar için Türk-İsrail işbirliği Türkiye ile İsrail arasında bir yılı aşkın süredir devam eden "işitme engelli çocuklara daha iyi bir

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak

PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI. Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak PSK 271 Öfke Yönetimi (2015-2016 Güz Dönemi) Yrd. Doç. Dr. Nilay PEKEL ULUDAĞLI Öfke Yönetimi: Duyguları İfade Edebilmek ve Duygularla Başa Çıkmak Öfkenin Gerçek Nedeni Ne? ÖFKE kıskançlık, üzüntü, merak,

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin.

Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. ETTİM DE BULMADIM!!! Hayatta gerek yaşayarak,gerek duyarak veya görerek,hiç kimse yoktur ki,etti de bulmadı,desin ve de denilsin. Etme,bulma dünyası Eden bulur,genel bir kural halinde hayatta tecelli etmektedir.

Detaylı

65 yaşın altındaki kişiler için evde bakım hizmetleri

65 yaşın altındaki kişiler için evde bakım hizmetleri 65 yaşın altındaki kişiler için evde bakım hizmetleri 1. Etki, Nadiren Bazen Genellikle, her a. Personel bakım hizmetlerinin nasıl yapılması gerektiği konusundaki görüş ve isteklerinizi dikkate alıyor

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri

3. Zihinden atamadığınız tekrarlayan, hoşa gitmeyen düşünceler. 7. Herhangi bir kimsenin düşüncelerinizi kontrol edebileceği fikri 1 Aşağıda zaman zaman herkeste olabilecek yakınmaların ve sorunların bir listesi vardır. Lütfen her birini dikkatle okuyunuz. Sonra bu durumun bu gün de dâhil olmak üzere son üç ay içerisinde sizi ne ölçüde

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line

American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line American Tank Company (Ruhi) vs Afrika Schützenkompanie (Levent) 1750 pts & Mid-War Hold the Line 25 Ağustos 2013 Pazar Brifing: Görev isminden de anlaşılacağı gibi hattı tutan bir birliğe bir diğerinin

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

OKULA BAŞLARKEN OKULA BAŞLAMA SÜRECİ

OKULA BAŞLARKEN OKULA BAŞLAMA SÜRECİ OKULA BAŞLARKEN Okul, aileden sonra çocuğun içinde bulunduğu ilk temel sosyalleşme kurumudur. Okul dönemi, çocuk için ailesinden ilk ayrılış dönemidir; çünkü çocuk, okula başladığında evden farklı bir

Detaylı

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

Havacılıkta İnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA Havacılıkta İnsan Faktörleri Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA BÖLÜM 2 Düşünen ve Hisseden Varlık İnsan İkinci Kısım: Sosyal İnsan Geçen Hafta GEÇEN HAFTA Yanlılık BU HAFTA Sosyal Etki Tartışma Issız bir adada

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

Adı: REMBRANDT HARMENSZOON VAN RİNJN Doğum: 15 Temmuz 1606 Leiden Hollanda Milliyeti: Hollandalı Sanat Akımı: Lüministik sanat Alanı: Resim Baskı

Adı: REMBRANDT HARMENSZOON VAN RİNJN Doğum: 15 Temmuz 1606 Leiden Hollanda Milliyeti: Hollandalı Sanat Akımı: Lüministik sanat Alanı: Resim Baskı REMBRANDT Adı: REMBRANDT HARMENSZOON VAN RİNJN Doğum: 15 Temmuz 1606 Leiden Hollanda Milliyeti: Hollandalı Sanat Akımı: Lüministik sanat Alanı: Resim Baskı Ölümü: 4 Ekim 1669 Ünlü Yapıtları: Dr.Nicolaes

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum!

Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum! CEVİZE GİRİŞ Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum! Her şey bir pantolon ile başladı Evet, yanlış anlamadınız;

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2

2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 3. SINIFLAR VELİ BİLGİLENDİRME MEKTUBU 2 Sayın Veli, Bu mektubumuzda, 2015-2016 Eğitim - Öğretim yılı MEV Koleji Özel Güzelbahçe İlkokulu,3. Sınıflar sınıf öğretmenleri zümresi

Detaylı

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma 1 of 5 14/10/2010 Stresle Başa Çıkma Stres bizim baskıya karşı duygusal ve fiziksel tepkimizdir. Bu baskı dışsal faktörlerden kendimizin ya da bir yakınımızın yaşam etkinliklerinden, hastalıklarından yaşam

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

1-1-2015 SLAGELSE BELEDIYESININ GÜNLUK SLAGELSE BELEDIYESI BAKIMINA HOS GELDINIZ. Yayınlayan Nordbycentret Kierulffsvej 2 Günlük bakim merkezi

1-1-2015 SLAGELSE BELEDIYESININ GÜNLUK SLAGELSE BELEDIYESI BAKIMINA HOS GELDINIZ. Yayınlayan Nordbycentret Kierulffsvej 2 Günlük bakim merkezi 1-1-2015 SLAGELSE BELEDIYESI SLAGELSE BELEDIYESININ GÜNLUK BAKIMINA HOS GELDINIZ. Yayınlayan Nordbycentret Kierulffsvej 2 Günlük bakim merkezi Danimarka da çoğu çocuk 6 yaşından önce, okula başlayana kadar

Detaylı

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN "Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye

Detaylı

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM

VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM ÜNİTE 1 VÜCUDUMUZUN BİLMECESİNİ ÇÖZELİM DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ - 1 Ad :... Soyad :... Vücudumuzu ayakta tutan, hareket etmemizi sağlayan ve bazı önemli organları koruyan sert yapıya iskelet denir. İskelet

Detaylı

IMATEMATİK-AKIL OYUNLARI -ÖRNEK SORULARsoru

IMATEMATİK-AKIL OYUNLARI -ÖRNEK SORULARsoru IMATEMATİK-AKIL -ÖRNEK SORULARsoru Bir dart tahtasına 3 atış yapacaksınız.bu üç atış sonucunda toplamda 100 sayısına ulaşacaksınız. Bir sayı birden fazla vurulamaz. aynı harfleri yalnızca yatay ve dikey

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Pavlus un. Seyahatleri

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Pavlus un. Seyahatleri Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Pavlus un Şaşõrtan Seyahatleri Yazarõ: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK 5.sınıf öğrencileriyle Karşılıksız İyilik Yapmak ne demektir? sorusu üzerine sınıfta beyin

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.

Başarıda İç Disiplin. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. Başarıda İç Disiplin Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. İÇ DİSİPLİN NEDİR? Her zaman yaptığınız veya yapmak zorunda olduğunuz işleri iki şekilde yaparsınız:

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ SİNEMA GÜNÜMÜZ TİYATRO ETKİNLİĞİMİZ OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ BRANŞ DERSLERİMİZ AİLE KATILIMI ETKİNLİKLERİMİZ ARALIK AYI

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

SINIF ÖĞRETMENLİĞİ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SINIF ÖĞRETMENLİĞİ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SINIF ÖĞRETMENLİĞİ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMI 1 KAVRAMLAR 2 Kavramlar, eşyaları, olayları, insanları ve düşünceleri benzerliklerine göre gruplandırdığımızda gruplara verdiğimiz adlardır. Deneyimlerimiz

Detaylı

EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA!

EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA! EVRİM TRANSCENDENCE 10 EKİM DE SİNEMALARDA! EVRİM - TRANSCENDENCE Evrim Transcendence filminde Oscar adayı Johnny Depp, Rebecca Hall, Paul Bettany, Cillian Murphy ve Oscar ödüllü oyuncu Morgan Freeman

Detaylı

Adımlar: A Windows to the Universe Citizen Science Event. windows2universe.org/starcount. 29 Ekim 12 Kasım, 2010

Adımlar: A Windows to the Universe Citizen Science Event. windows2universe.org/starcount. 29 Ekim 12 Kasım, 2010 Adımlar: Nelere ihtiyacım var? Kurşun veya tükenmez kalem Kırmızı-ışık veya gece görüşü olan el feneri GPS ünitesi, İnternet erişimi ya da bölgeyi tarif eden harita Rapor formu ile birlikte çıktısı alınmış

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI 1 31 MART TEMA ÇALIŞMALARIMIZ Merakla ve sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyoruz..gelir umuduyla.. Bu ay temamız İlkbahar.. Kışı gördük, iliklerimize kadar yaşadık aylardır..

Detaylı

TRU da Dil ve Kültür. Üniversite Yaşamına Hazırlanın!

TRU da Dil ve Kültür. Üniversite Yaşamına Hazırlanın! Dil ve Kültür TRU da Dil ve Kültür Üniversite Yaşamına Hazırlanın! Neler kazanacaksınız: > > Gelişmiş sunum becerileri > > Kültürlerarası iletişim konusunda eğitim > > Gerçek yaşam ortamlarında İngilizce

Detaylı

Sınıf Yönetimi etkinlikleri

Sınıf Yönetimi etkinlikleri Sınıf Yönetimi etkinlikleri http://meb-itec-moocakademi.weebly.com/uygulama.html Toplam katılım etkinlikleri Aşağıdaki uygulamayı kendi alanınızda rahatlıkla yapabilirsiniz İngilizce dersi sadece model

Detaylı

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla

Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla Kekemelik Nedir? Kekemelik, konuşmanın akıcılığıyla ilgili bir iletişim bozukluğudur. Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu durum

Detaylı

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ 8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİNİ BİLMEK NE

Detaylı

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ Sincapları tanıdık. Sincapları gözlemledik. Hayvan türlerini isimlendirdik. Hayvanların

Detaylı

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ CASUS OYUNU FİLM ANALİZ ÇALIŞMASI. HAZIRLAYAN İmran NİŞANCI

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ CASUS OYUNU FİLM ANALİZ ÇALIŞMASI. HAZIRLAYAN İmran NİŞANCI İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ CASUS OYUNU FİLM ANALİZ ÇALIŞMASI HAZIRLAYAN İmran NİŞANCI Sayfa 1 CASUS OYUNU FİLMİ ABD nin merkezi haber alma ve haber verme teşkilatı. İngilizce

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir?

Özgüven Nedir? Özgüven Eksikliği Nedir? Özgüven Nedir? Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik,

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ ATATÜRK Atatürk kim olduğunu hatırladık Atatürk ün hayatını inceledik. Atatürk ün kişisel

Detaylı

Meme Kanseri Taraması Hakkında Kısa Film*. *Central and East London Breast Screening Service tarafından hazırlanmıştır.

Meme Kanseri Taraması Hakkında Kısa Film*. *Central and East London Breast Screening Service tarafından hazırlanmıştır. Film Deşifresi Açılış Jeneriği Meme Kanseri Taraması Hakkında Kısa Film*. *Central and East London Breast Screening Service tarafından hazırlanmıştır. Adım Zohra. Bir buçuk yıldır Central and East London

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Dinlerin Rengi Renklerin Dili

Dinlerin Rengi Renklerin Dili Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi Cilt 11, Sayı 1, 2011 ss. 261-265 Dinlerin Rengi Renklerin Dili Kadir Albayrak Sarkaç Yayınları, Ankara 2010, 118 s. On parmağımda on renk, her bir renk bir ömre

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi pişirdik. Topla tanışma oyunları oynadık. Heykel ol, adını

Detaylı

EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM

EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM EVLİLİKTE İLETİŞİM ve YAŞAM BECERİLERİ -2 EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM EVLİLİKTE İLETİŞİM ve YAŞAM BECERİLERİ 2 SUNUM İÇERİĞİÇ Evlilikte İletişim

Detaylı

Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi 2014 / 2015 SAYI: 12. Haftanın Bazı Başlıkları

Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi 2014 / 2015 SAYI: 12. Haftanın Bazı Başlıkları 2014 / 2015 SAYI: 12 Haftanın Bazı Başlıkları Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerine Etkisi Akran Eğitimi Çalışmaları Başladı! İngilizce Münazaralarımız Devam Ediyor Atık Piller Teslim Edildi Salyangozlar Sosyal

Detaylı

E T Ö. Essen Travma Ölçeği. Kod/Ad-Soyad: Yaş: Tarih:

E T Ö. Essen Travma Ölçeği. Kod/Ad-Soyad: Yaş: Tarih: Essener Trauma - Inventar Tagay S., Erim Y., Çeçim İM., Senf W. Rheinische Kliniken Essen, Universität Duisburg Essen 2004 E T Ö Essen Travma Ölçeği Kod/Ad-Soyad: Yaş: Tarih: 1 ETÖ Açıklama: Bazen insan

Detaylı

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır.

Doğuştan Gelen Haklarımız Sadece insan olduğumuz için doğuştan kazandığımız ve tüm dünyada kabul gören yani evrensel olan haklarımız vardır. Dersin Adı Tema Adı Kazanım Konu Süre : İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi : İnsan Olmak : Y4.1.2. İnsanın doğuştan gelen temel ve vazgeçilmez hakları olduğunu bilir. : Doğuştan Gelen Haklarımız :

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ

ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ ÇOKLU ZEKA ÖZELLİKLERİ I- Açıklama Sizi tam olarak tanımladığına inandığınız her cümlenin yanına 1 yazın. Eğer ifade size uygun değilse, boş bırakın. Sonra her bölümdeki sayıları toplayın. Bölüm 1 Nesneleri

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı