Hastalığın görülme sıklığı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Hastalığın görülme sıklığı"

Transkript

1 Diyabetes mellitus (genel olarak 'Şeker Hastalığı' adında bilinir) kronik bir metabolizma hastalığıdır. Bu metabolizma hastalığının en açık göstergesi, kandaki şeker düzeyinin yükselmesidir. Hastalığın farklı nedenlerinden ve çeşitli hastalık belirtilerinden dolayı diyabette Tip-I ve Tip-II ayırımı yapılır. Tip-I diyabet (eskiden: genç diyabet) genellikle gençlik çağında başlar ve pankreasın (=karın salgı bezinin) beta-hücrelerinin bağışıklık sisteminin zedelenmesi ile oluşur. Beta hücreleri besinlerden alınan glikozun hücre içine geçmesini sağlayan insülün hormonunu üretir. Beta hücrelerinin zarar görmesi sonucunda tamami insülin yetersizliği meydana gelir. Besinlerden alınan glikoz artık yakılamaz ve böylece kan şekeri düzeyi yükselir. Tip-I diyabetin tedavisinde vücuda dışarıdan insülin verilir. Tip-II diyabet (eskiden: erişkinler veya yaşlılar diyabeti) genel olarak ilerleyen yaşlarda gelişir. Bu tip diyabette vücut hücreleri insülün hormonuna yetersiz derecede yanıt verir. Bu hücreler artık insüline karşı duyarsızdır. Bu denli insülin yetersizliği (insülin rezistansı) sonucunda örneğin obes (şişman) kişilerde görüldüğü gibi yüksek kan şekeri ve yüksek insülin düzeyi görülür. Tip-II diyabetin terapisi kademeli olarak yapılır: Öncelikle bir diyet uygulanarak kan şekeri düzeyinin düşürülmesi amaçlanır. Bu tedavide diyet önlemlerinin yetersiz kalması durumunda kan şekeri düşürücü ilaçlar alınır ve hastalığın ilerlemiş safhasında insülin alınır. Özellikle Tip-I diyabet hastalığının tipik belirtileri aşırı susama, fazla miktarda idrar yapma, aşırı acıkma, kaşınma, halsizlik ve sık enfeksiyona yakalanmadır. Tip-II diyabet hastalığının uzun dönem sonra ortaya çıkmasından dolayı bu belirtiler görülemeyebilir. Aşırı yüksek kan şekeri değeri ile oluşan diyabet koması tabir edilen Coma diabeticum ve kan şekeri değerinin aşırı düşmesi ile meydana gelen hipoglisemi şoku hayatı tehdit eden akut durumlardır. Ömür boyu dikkatlice yapılan kan şekeri ayarı ve kontrolü ve iyi bir diyabet eğitimi, kan damarlarındaki değişiklilere bağlı sonradan beliren komplikasyonların gecikmesini sağlayan önemli bir etkendir. Diyabet hastalığında kalp krizi, inme (felç), diyabetik ayak problemleri, körlükle sonuçlanabilen göz problemleri, diyalize bağımlı böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilecek böbrek işlevinde hasarlar, cinsel sorunlar ve duyarlılık sorunlarına neden olabilecek sinirlerin harap olması gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. 'Diyabetes mellitus' kavramından, kandaki şeker yoğunluğunun (=Hiperglisemi) daima yükselmesi sonucundaki glikoz metabolizması hasarları anlaşılmaktadır. Kandaki şeker yoğunluğunun nedenleri çeşitlik gösterir: Tip-I diyabette vücut artık insülin hormonunu üretmez (tamamen insülin yetersizliği). Buna karşın Tip-II diyabette aslında mevcut olan yeterli derecedeki insülin salgılanmamaktadır veya insülin hormonu vücut hücrelerine yetersiz derecede etki eder (kısmi insülin yetersizliği). İnsülin hormonu pankreas (=karın salgı bezi) organı tarafından üretilir. Bu küçük ve bezsel organ insanın üst karın bölgesinde yer alır ve birbirinden çok farklı iki işlevi yerine getirir. Pankreas sindirim kanalının salgı bezi olarak protein, karbonhidrat ve yağ sindirimi için enzim içeren bir salgı üretir. Günde yaklaşık 0,5-1,5 lt. salgı (pankreas sıvısı) ince bağırsağa verilir. Burada enzimler besinlerle alınan protein, karbonhidrat ve yağların kan dolaşımına geçmesini ve vücut için yakılmasını sağlayacak şekilde parçalanmasını sağlar. Aynı zamanda pankreas organı bir hormon bezidir. Yemekten sonra kan şekerinin yükselmesi durumunda pankreas insülin üretir ve bunu doğrudan kana verir. Sonuç olarak kan şekeri değeri ve insülin üretimi arasında doğrudan bir bağlantı söz konusudur. İçinde insülin üretilen hücrelere Langerhans Adacıkları (ismini bulucusu Paul Langerhans'dan 1 / 10

2 almıştır) veya Beta hücreleri denilmektedir. Bunlar küçük hücre toplulukları olarak tüm pankreasa yayılmıştır. Bu hücre toplulukları özellikle pankreasın kuyruk kısmında yoğunlaşmıştır. Bu adacıklardan yetişkin sağlıklı bir insanda yaklaşık 1 milyon tane vardır. İnsülin molekülü iki amino asit zincirinden oluşan bir proteindir. Bu molekül insandaki tüm metabolizmanın düzenlenmesi için merkezi bir rol üstlenir. Glikoz metabolizması için çok önemli bir anlam taşır. Daha önce belirtildiği gibi örneğin zengin karbonhidratlı bir yemekten sonra kan şekeri düzeyinin yükselmesi sonucunda pankreas, insülini üreterek kana verir. Bu insülin özellikle kas ve yağ dokusu gibi belirli vücut hücrelerinin insülin reseptörlerini (=alıcıları) etkileyerek bu vücut hücrelerinin kandan glikozu emmesini ve yakmasını yani değerlendirmesini sağlar. Bu olay, bu hücrelerin membranındaki glikoz geçirgenliğinin (Permeabilite) artması ile gerçekleşir. Burada tüm vücut hücreleri için söz konusu olmayan seçici bir süreç söz konusudur. Bu sebebten dolayı vücuttaki her hücre kandan glikozu ememez. Birçok vücut hücresi için glikoz önemli bir enerji kaynağıdır. Sadece bu enerjinin yardımıyla örneğin kas hücreleri kasın kasılmasını sağlar. İnsülin hormonu, alınmış besinlerden glikozu hücre içine taşımasının yanı sıra yağ metabolizmasını da etkiler ve proteinlerin elementleri yani yapı taşları olan amino asitlerin yakılarak değerlendirmesini sağlar. Tarihçesi Diyabetlilerin eskiden kullandıkları bir seyahat çantası Diyabetes, aşırı idrar atımı (Poliüri) ile gerçekleşen hastalıkların genel bir tanımıdır. Diyabetes mellitus, diyabetin özel bir şeklidir ve aşırı idrar atımı semptomu görülür. Kökü Yunanca olan bu terim aslında 'aşırı idrar ihtiyacından dolayı bacakları açmak' anlamına gelir. Günümüzde tıp literatüründe kullanılan, Diabetes ve Mellitus kelimeleri Yunanca 'akıp gitmek' anlamına gelen dia + betes ve 'bal kadar tatlı' anlamına gelen Latince mellitus kelimelerinden türetilmiştir. Diyabet hastalığının özel bir türü olan Diyabetes mellitus halinde, aşırı idrar semptomu müşahade edilir. şeker hastalarının idrarının tatlı olduğu gerçeğine dayanır. Bu gerçek ilk defa 17. yüzyılda bir İngiliz doktor ve doğa bilimci olan Thomas Willis tarafından keşfedilmiştir. Bu dönemde hastalığı teşhis etmenin tek yöntemi, idrarın 'tadına' bakılmasıydı. Berlin'li Patolog Paul Langerhans 1889 yılında pankreas bezi içindeki küçük hücre topluluklarını görüp tarif etmiştir. Bu hücre toplulukları günümüzde 'Langerhans Adacıkları' olarak biliniyor. Buna karşın Langerhans bu hücrelerin işlevi hakkında henüz bilgi sahibi değildi. Aynı yıl içerisinde Farmakolog ve Dahiliyeci Joseph Freiherr von Mering ve Dahiliyeci Oskar Minkowski pankreas bezi ile diyabetes mellitus arasındaki ilişkiyi kanıtlamışlardır. Ameliyat ile bir köpeğin pankreasını çıkartmışlar ve bu şekilde suni bir diyabet gerçekleştirmişlerdir yılında Kanadalı fizyolog SirFrederick Grant Banting ve Charles Herbert Best (Banting ve Best) pankreas bezi dokusundan insülini izole etme başarısını göstermişlerdir. Bu çözeltiyi önceden ameliyat ile pankreas bezi çıkartılan bir köpeğe enjekte etmişlerdir yılında ilk kez bir insan insülin ile tedavi edilmiştir yılında insülin hormonunun kimyasal yapısı çözülmüştür yılında ilk kez domuz insülini insan insülinine dönüştürülmüştür ve 1979'dan beri insan insülini gen teknolojisi kullanılarak üretilmektedir. Günümüzde henüz diyabetes mellitus'un nedenleri ve özellikle buradan doğacak sonuçlara 2 / 10

3 ilişkin hala tüm sorular açıklanamamaktadır ve M.S. (Milattan Sonra) 100 yılında Aretaios'un yaptığı şu açıklaması halen geçerliliğini korumaktadır: 'Diyabet, bulmaca gibi bir hastalıktır'. Hastalığın görülme sıklığı Orta Avrupa toplumunun yaklaşık % 0.3'ünün Tip-I diyabetes mellitus hastalığını taşıdıkları tahmin edilmektedir. Bu hastalığı yaklaşık olarak iki cinsiyet de eşit oranda taşımaktadır. Buna karşın tüm Avrupa toplumunun %2-6'sının Tip-II diyabet hastası olduğu saptanmıştır. Tip-II diyabet hastalığına yaş ilerledikçe yakalanma sıklığı artmaktadır. Bununla birlikte bu diyabet hastalığına bayanlar erkeklere karşın daha sık yakalanmaktadır. Almanya'da yaklaşık olarak Tip-I diyabet ve yaklaşık 5 Milyon Tip-II diyabet hastası yaşamaktadır. Hastalık nedenleri Her iki tip diyabetes mellitus, oluşumları bakımından birbirlerinden çok farklı hastalıktır. Nitekim her iki tip kan şekeri düzeyinin yükselmesi ile tanımlanır ve diyabetin getirdiği tipik sorunların çıkmasından da sorumludur. Tip-I Diyabet (= IDDM Insulin dependent diyabetes mellitus - İnsüline bağımlı diyabetes mellitus) Tip-I diyabet hastalığı genelde genç yaşlarda kendisini gösterir. Bundan dolayı bu tip diyabete eskiden genç diyabet denilmekteydi. Günümüzde bu tip diyabetin belirli kalıtsal nedenlerin ve oluşmuş virüs enfeksiyonlarının yol açtığı bir otoimmün hastalığı olduğu varsayılmaktadır. İstisnai durumlar haricinde Tip-I diyabet hastalarının tümü beyaz kan hücrelerinde (HLA DR3 ve DR4) özel antigenler taşır. Bu nedenle bu hastalığın doğuştan geldiği ve genetik olduğu (=Predispozisyon) varsayılmaktadır. Bu genetik irsi özellikler 6 No.'lu kromozomun kısa kolunda bulunur. Ama birçok insanın bu genetik özellikleri taşımasına rağmen diyabet hastası olmadıkları da bilinmektedir. Bu nedenle genetik özellikleri ile birlikte hastalığın kendisini göstermesinde belirli virüs enfeksiyonlarının da etken olduğu varsayılmaktadır. Kızamık, kabakulak ve grip virüslerinin hastalığa neden oldukları bilinmektedir. Böyle bir virüs enfeksiyonu belirli kişilerde bağışıklık tepkisini başlatarak kendi vücut dokularına, burada pankreastaki adacık hücrelerine karşı, antikor oluşturur. Bu adacık hücre antikorları (=ICA) insülin üreten hücreleri tamamen yok eder. Bu hücrelerin ancak yaklaşık % 80'i yok olması durumuda hastalığın tipik semptomlarından aşırı susama, fazla miktarda idrar yapma, kilo kaybı ve halsizlik görülür. Hastalığın başlangıcı ile ilk semptomların görülmesi arasında haftalar, aylar veya yıllar geçebilir. Hasta ilk semptomu yaşadıktan sonra kendisini daha iyi hissettiği sıkça görülmektedir. Nitekim hasta, hastalığının kısa bir süre için durakladığı remisyon döneminde bulunur. Aslında hastalık süreci tüm adacık hücrelerin yok olmasına ve insülin üretmemesine kadar ilerlemeye devam etmektedir. Böylece Tip-I diyabet hastalığının başlangıcından itibaren (tamamen) gerçek bir insülin yetersizliği söz konusudur. Bu nedenle tek tedavi yöntemi, semptomların iyileşmesine neden olan insülin alımıdır. Tip-I diyabetes mellitus %3-5'lik bir gerçekleşme oranı ile anne veya babadan sonraki 3 / 10

4 jenerasyona yani nesile geçer. Anne ve babanın Tip-I diyabet hastası olma durumunda, çocuğun da bu hastalığa yakalanma riski %10-25 oranına ulaşır. Diyabetli çocukların kardeşleri için de en az % 10'luk hastalığa yakalanma riski vardır. Günümüzde Tip-I diyabet hastalığı tam olarak iyileştirilemez ve sadece semptomatik olarak tedavi edilir. Adacık hücrelerinin insülin ürettikleri sürece bağışıklığı bastırıcı (immünsupresif terapi uygulaması) terapi uygulanarak gerekli insülinin verilmesini geçiktirme veya hiç verilmemesi yöntemi denenmektedir. Bu tür terapi yöntemlerinin uygulamaları henüz deneysel aşamadadır. Bugüne kadar adacık hücrelerinin veya pankreasın tamamının naklinde de henüz büyük başarı sağlanamamıştır. Tip-II Diyabet (NIDDM = non Insulin dependet diabetes mellitus - İnsüline bağımlı olmayan diyabet) Tip-II Diyabetes mellitus hastalığına, insüline karşı doğuştan veya sonradan oluşan duyarsızlık durumu neden olur (= İnsülin rezistansı). Sürekli bol miktarda besin alınması, fazlaca glikoz birikimine neden olabilir ve bu durum da insülin rezistansı oluşturabilir. Kandaki glikoz yoğunluğunun yüksek olması kan şekeri düzeyinin yükselmesine yol açar. Glikozun kronik birikimi ve sürekli yükselen insülin düzeyi sonucunda vücut hücrelerindeki insülin reseptörlerin duyarlılığı ve sayısı azalır. Böylece salgılanan insülin glikozun hücre içine taşınıp işlenmesinde yetersiz kalır ve bu nedenle vücutta kısmi bir insülin yetersizliği meydana gelerek yeni insülinin salgılanması gerekir. Adacık hücrelerine çok uzun bir süre fazla yüklenilmesinden dolayı hücreler bitkin düşer ve diyabetes mellitus oluşur. Tip-II diyabet, biribirinden farklı Tip-IIa ve de Tip-IIb diye iki gruba ayrılır. Tip-IIa ince tip veya zayıf tip diye de adlandırılır ve gerçekten nisbeten bir insülin eksikliği söz konusudur. Tip-IIb diyabetlide ise fazla besin alımı sonucunda yeterli insülin üretiminde insülin rezistansı gelişir. Avrupa'da kötü beslenme alışkanlıklarından dolayı özellikle bu tip diyabetes mellitus daha fazla görülür. Diyabetin çeşitli tiplerini ve bunların farklı nedenlerinin bilinmesi, ilgili hastaya en başarılı terapinin uygulanabilmesi için önemlidir. Pankreas nedenli diyabet Diyabetes mellitus sekonder (ikincil) olarak pankreasın hasar görmesi durumunda kendisini gösterebilir. Bu organın işlevinin kısmen veya tamamen bozulması, insülinde sekonder yetersizliğe neden olur ve böylece diyabetik metabolizma durumu oluşur. Böyle bir durumda insülin ile terapi kaçınılmaz hale gelir. Pankreasın işlevini tamamen kaybetmesinin nedenleri şunlar olabilir: Kronik alkol tüketiminin veya safra kesesi taşının neden olduğu pankreas iltihabı (= Pankreatit) Pankreasın ameliyat ile alınmasını gerektiren pankreas fungusları (tümörler) Hastalık belirtileri Belirtileriyle kesinleşen bir diyabet hastalığının kliniksel semptomları, insülin yetersizliği derecesi ile bunun neden olduğu metabolizma değişikliğinin boyutuna bağlıdır. Mevcut insülin yetersizliğinin belirmesi ve süresine bağlı olarak daha hafif veya ağır bir şekilde görülen, izole edilmiş veya kombine şeklinde kendisini gösteren tipik hastalık belirtileri şunlardır: 4 / 10

5 - Aşırı susama % Bitkinlik, halsizlik % Fazla miktarda idrar yapma % Kaşınma % Aşırı acıkma % 25 - Görme bozuklukları % 25 - Enfeksiyona yakalanma % Ayrıca Tip-I ve Tip-II diyabete ilişkin hastalık belirtileri birbirlerinden ayırt edilmelidir. Tip-II diyabet hastalığı başlangıçta tamamen rahatsızlık vermeyecek bir şekilde ilerler ve çoğunlukla rutin muayenelerde 'tesadüfen' teşhis edilir. Tip-II diyabet hastalarının % 30-50'si sağlık açısından pek şikayetleri bulunmadığından dolayı bir doktora başvurmaya gerek duymamaktadırlar. Tip-I diyabette de, vücudun insülin yetersizliğini artık karşılayamaması durumu ancak adacık hücrelerinin yakl. % 80'nin zedelenmesi sonucunda meydana geldiği için hastalığın başlangıcından itibaren ilk hastalık belirtisine kadar aylar geçebilir. Tip-II diyabete karşın Tip-I diyabetinin ilk hastalık belirtileri genelde çok daha şiddetli olur. Henüz ilk belirtilerde sıkça hallerde tamamen insülin yetersizliği nedeniyle eksik yağ yakımı sonucunda kanın aşırı asitleşmesi gerçekleşir ve ketoasidoz metabolik durum ile birlikte hiperglisemi hali de görülür, yani kan şekeri oranının fazla yükselmesine bağlı komaya (= Coma diabeticum) yol açabilir. Teşhis Hastanın şikayetleri ve kliniksel hastalık belirtileri nedeniyle hastada diyebetes mellitus olmasından şüphe edilmesi halinde kan şekeri ve idrar şekeri tespiti yapılmalıdır. Normal bir kimsede açlık kan şekeri 110 mg/dl'nin (= desilitre başına miligram) altındadır ve yemekten sonra maksimum 140 mg/dl'ye kadar yükselir. Eğer açlık kan şekeri 126 mg/dl üzerinde ise diyabetik metabolik durum söz konusudur mg/dl'lik kan şekerinde glikoz için böbrek fonksiyon sınırları aşılır ve vücut fazla glikozu idrar ile atmaya başlar. İdrar ile atılan şeker, glikoza duyarlılık gösteren test şeritlerinin yardımı ile tespit edilir. İnsülin hormonunun yağ metabolizması için de önemli bir işlevi olduğundan, idrarda keton cisimlerin bulunması (bunlar karaciğerdeki bozuk karbonhidrat metabolizmasında oluşan atık maddelerdir), yeni başlayan genel bir metabolizma bozukluğunun göstergesidir (=Ketonüri, ketoasidoz) yılındaki WHO-kriterlerine göre, açlık kan şekeri 120 mg/dl'nin ve tokluk (=yemekten sonraki) kan şekeri 180 mg/dl'nin üzerinde olması halinde bir manifest olmuş yani kesin teşhis edilmiş bir diyabetes mellitus vardır. İlk kontrolde kan şekeri değerinin sınırda olduğu tespit edilmesi durumunda geniş çaplı bir teşhis için oral glikoz tolerans testinin (=ogtt) yapılması tavsiye edilir. Böyle bir ogtt testinde hastadan sabah aç karnına kan alındıktan sonra hastaya 300 ml suda çözülmüş 75 g glikoz verilir. Hasta bu çözeltiyi 10 dakika içersinde yavaşca içmelidir. Bu çözeltinin içilmesinden sonra 60 ve 120 dakika sonra hastadan kan alınmaya devam edilir. Parmak ucundan alınan kandaki açlık kan şekeri değerlerinin 120 mg/dl üzerinde ve 2. saatteki kan şekeri 200 mg/dl üzerinde olması halinde diyabetes mellitus tanısı konulur. Açlık kan şekeri 120 mg/dl altında ve 2.saatteki kan şekeri 140 ile 200 mg/dl arasında olduğu ölçülürse hastalık değerli glikoz toleransı (patolojik glikoz toleransı) söz konusudur. Buna karşın açlık kan şekeri 120 mg/dl ve 2.saatteki kan şekeri değeri 140 mg/dl altında ölçülmesi, glikoz yakma bozukluğunun olmadığının göstergesidir. Diyabetes mellitus tanısı konulması halinde kan şekerinin düzenli olarak ölçülmesi gereklidir. Uygulanan terapinin efektivitesinin yani başarılı olup olamadığının kontrolü için ayrıca kan alımından elde edilen HbA1c isimli başka bir değer kullanılır. Bu değer glikoz ile bağlantılı 5 / 10

6 kırmızı kan maddesi hemoglobinin yüzdelik oranını verir. Bu oran normalde % 4-6 olur ve doğrudan kan şekerine bağımlıdır. HbA1c değeri ile son sekiz ile on haftanın kan şekeri ayarının tespit edilmesi sağlanır. Kusursuz bir terapinin yürütülmesi halinde, HbA1c daima % 7'nin altında olmalıdır. Terapi Diyabet eğitimi Diyabetli hastanın eğitilmesi kesinlikle gereklidir. Hastaya hastalığı ve bunun tedavisi hakkında önemli bilgiler kazandırır. Bu bilgiler özellikle kan şekeri düzeyinin tespiti, ilaç alımı (özellikle insülin), beslenme ve sonra olabilecek komplikasyonları önlemek için çözümleri içerir. Bu tür eğitim birçok kuruluş tarafından verilmektedir ve bunun masrafları sağlık sigortası tarafından karşılanır. Çeşitli kurslar hakkında yetkili doktorlar, kliniklerin diyabet-ambulansları, sivil kendine yardım kuruluşları ve diyabet muayenehaneleri bilgi verir. Diyabetik beslenme Tüm diyabetes mellitus hastaları için sağlıklı beslenmenin önemi çok büyüktür. Özellikle Tip-II diyabet hastaları bunu uygulamalıdır. Çoğunlukla aşırı şişmanlık Tip-II diyabete neden olur. Dengeli beslenme ve düzenli egzersizin uygulanması ile vücut ağırlığı düşürülerek kandaki şeker değeri düzeltilebilir. Çoğu hasta bu yöntemle tablet alımını veya insülin ihtiyacını belirgin bir şekilde azaltır. Diyabetik beslenme doğrudan sıkı bir diyet anlamına gelmez. Böylece diyabetli her halükarda şekerleme veya alkol alımından kaçınmalıdır diye bir kural yoktur. Önemli olan sağlıklı metabolizmaya sahip insanlara da tavsiye edilen dengeli beslenmedir. Diyabetlinin meslek ve özel hayatında verimli olması için sağlıklı metabolizmaya sahip insanlarda da olduğu gibi vücudun hareketliliğini karşılayacak kalori alımına gereksinimi vardır. Besin ile alınan kalorinin vücut tarafından değerlendirilmesi ve karbonhidratların idrar şekeri olarak atılmaması önemlidir. Gün içersinde insülin gereksiniminin daha kısa sürelerle karşılanabilmesi için gıda alımını üç öğün yerine daha fazla öğünlere (beş veya altı öğüne) yaymak daha iyi olur. Beslenmenin bol sebze ve meyveli yağsız yemekler ile düzenlenmesi tavsiye edilir. Kepekli, kaba öğütülmüş tahıl ve benzeri mamuller karbonhidratların kana karışmasını yavaşlattığı için dengeli kan şekeri düzeyini sağlar. Kan şekeri düzeyinin aniden yükselmesine neden olacak glikoz veya şeker gibi kolay emilebilen karbonhidrat içerikli besin öğelerinin alınmasından kaçınılmalıdır. Ama bunlar hiç yenilmemeli de denemez. Böbrekte iyi bir yıkanmanın sağlanması için diyabet hastaları da sağlıklı metabolizmaya sahip insanlar gibi yeterli miktarda sıvı (günde en az 1,5 l) alımına dikkat etmelidir. Kahve ve siyah veya yeşil çaylar ile sıvı gereksinimi karşılanmaya yetmez. Bu sıvılar idrar atımına etki ettiklerinden dolayı vücudun 'kurumasına' neden olurlar ve bu durum da zararlı maddelerin yüksek yoğunlukta birikmesine yolaçar. Tip-II diyabetli, uyguladığı doğru beslenme ile birlikte egzersiz yaparak faal olarak hastalığa karşı mücadele etme olanağına sahiptir. Kasların çalışması enerji tüketimini arttırır, hücrelerin insüline karşı duyarlılığını arttırır ve böylece kan şekerinin düşmesini sağlar. Bu nedenle gün içersinde yürüyüşe (en az 45 dakika) çıkmak gibi düzenli aktif egzersizlerin yapılması tavsiye edilir. Ama fiziki aktiviteleri abartmaktan da kaçınılmalıdır. Kısıtlı fiziki aktivitelere alışkın bir vücutta aniden yoğun sportif yüklenmeler olursa, bu durum kan şekeri ayarına faydadan çok zarar verir ve tüm metabolizmanın bozulmasına da yol açabilir. Genel olarak şu 6 / 10

7 söylenebilir: Her bir fazla kilonun verilmesi, diyabet ayarını düzeltir. İlaçlı diyabet tedavisi Tip-I diyabette tamamen bir insülin yetersizliği söz konusudur. İnsülin tedavisine hastalığın teşhisinden hemen sonra başlanmalıdır. Oral antidiyabet tedavisi, adacık hücrelerinin doğrudan insülin salgılamasını amaçladığı için mantıksız ve zararlıdır, çünkü bu hücreler Tip-I diyabette işlevini zaten kaybetmiştir. İnsülin ile zamanında tutarlı metabolizma normalleştirilmesi, daha önce belirtilen remisyon döneminin süresini ve ölçüsünü olumlu yönde etkiler. Bu da Tip-I diyabette insülin tedavisine hemen başlanması için yeterli bir sebeptir. Buna karşın Tip-II diyabet hastalarının rahatsızlığı tamamen bir insülin yetersizliğinden değil, esasen insülin etkisindeki bozukluklardan kaynaklanmaktadır. Genel olarak bu hastalığa temel neden olarak sağlıksız beslenme alışkanlığına bağlı şişmanlık yol açmaktadır. Bu sebebledir ki, beslenme alışkanlığının değiştirilmesi ile vücut ağırlığının düşürülme olanağının bulunması durumunda hastalığın teşhisinden hemen sonra oral ilaç veya insülin tedavisinin uygulanmasına başlanması yanlış olur. Kan şekeri düzeyinin yeterli derecede düşürülmesinde diyatetik olanakların yetersiz olması halinde, Tip-II diyabetlilerde oral antidiyabetik terapi yapılabilir. Bunlar etkilerini üç farklı etki mekanizmasıyla gösterirler: 1. Karbonhidratın emilmesini geciktiren maddeler: Bu maddeler bağırsakta fazlaca şişerler ve tokluk hissini sağlarlar. Böylece besin alımı genel olarak sınırlandırılır. Buna bağlı olarak alınan karbonhidrat miktarında otomatik olarak bir azalma gerçekleşir. Ayrıca bazı ilaçlar, besinin glikoz molekülerine karşı bağırsakta belirli kimyasal tepkilerin oluşmasını sağlar. Bağırsak bu şekilde glikoz alımını azaltır. 2. Sülfonilüreler: Sülfonilüreler kandaki glikozun artması için adacık hücrelerinin duyarlılığını arttırır ve bu şekilde daha fazla insülinin salgılanmasını sağlar. Genelde Tip-II diyabet hastaları ilk başlarda Sülfonilüreler ile terapi yöntemini kabul ederler. Hastalığın ilerlemiş safhasında pankreasın adacık hücrelerine çok uzun bir süre fazla yüklenilmesi ile hücrelerin bitkin düşmesi nedeniyle genelde ilaçların etkisi azalır ve metabolik durumu normalleştirmek için insülin terapisine mecbur kalınır. 7 / 10

8 3. Biguanidler: Biguanidler çevresel dokudaki örneğin kas yapısında glikoz tüketimini yükseltir. Ayrıca karaciğerde yeniden glikozun meydana gelişini azaltırlar, yani proteinler gibi başka metabolizma ürünlerinden glikoz yapılıp gelmesini engeller. İnsülin İlk insülin tedavisi 1922 yılının Ocak ayında yapılmıştır. Öncellikle sadece etkisi kısa süren 'Normal-(eski-) insülinler' bulunurdu. İnsülinin tablet biçiminde alınması halinde proteinin midede ve bağırsakta zarar görmesi nedeniyle insülin enjekte edilmelidir yılından itibaren geciktirici insülinlerin kullanılmasına başlanması ile insülin terapisinde temel değişiklikler yapılmıştır. Daha uzun süre etkili olabilmeleri için bu tür insülinler enjekteden sonra vücuda derialtındaki enjekte yerinden yavaşça verilir. Önceden günde 3-4 enjekte yeterli olurken şimdi günde 1-2 insülin dozajı yeterli olmaya başlamıştır. Geciktirici insülinin kullanılmaya başlanmasıyla bir diyabetlinin yaşam kalitesinde belirgin bir düzelme olduğu düşünülmekteydi. Ama son onyıllarda edinilen tecrübeler ile günde 1-2 enjeksiyonlu konvansiyonel insülin terapilerinin fizyolojik olmadıkları ve belirlenmiş besin alımının, insülin tedavisinin ve fiziki egzersizin gereksinimlerini karşılamadığı saptanmıştır. İnsülin terapisinde Normal - (eski-) insülin kullanılmadan sadece geciktirici insülinin kullanılması istenmeyen kronik hiperinsülin durumuna neden olur. Bu durum hastanın insülin dozajını tam olarak ayarlamasını zorlaştırır. Son yıllarda insülin preparatlarının ve insülin aplikasyon şekillerinin gelişmesi, hasta tarafından insülin dozajının daima güncel kan şekeri değerine göre ayarlandığı pekiştirilmiş insülin terapisinin yapılmasını sağlamıştır. Bunun için kan şekeri düzeyinin düzenli olarak tespit edilmesi gereklidir. Derialtı enjeksiyonları 'insülin kalemi' ile yapılabilir. Bu kalemler dolma kalemine benzeyen enjekte cihazlarıdır. Bu cihaz içinde insülinler hazır tüplerde bulunur ve düğmeye basılarak istenilen insülin dozajı enjekte edilir. Buna karşın insülin pompasının kullanılmasıyla kesintisiz insülin girişi mümkündür. Sigara paketi büyüklüğündeki insülin ile dolu bu dozaj cihazları hastaların daima yanında bulunur ve derialtında bulunan kanül aracılığıyla düzenli olarak önceden programlanmış belirli insülin miktarını vücuda verir. Bunun haricinde insülin pompası, yemeklerden önce kullanıcının isteğine göre vücuda ek dozajda insülin verebilir. Fakat insülin pompaları, kan şekeri düzeyini kendiliğinden ayarlayarak diyabet hastasının hastalığından nerdeyse bağımsız hale gelmesini sağlayacak bir sensöre henüz sahip değildir. Günümüzde geliştirilmiş tüm terapi yöntemlerine rağmen yemeklerden sonraki glikoz değerinin yükselmesi insülinin verilmesiyle bile tamamen önlenememektedir. Bunun nedeni, deri altına enjekte edilen insulin kana karışıp orada kendi etkisini gösterebilene kadar belirli bir zaman geçmesi gerekmektedir. Tip-II diyabette kademeli terapi Beslenme alışkanlığının değiştirilmesi (Vücut ağırlığının düşürülmesi amaçlanmaktadır. Genelde bu durumda ilaç kullanımı gerekli değildir). Ek olarak Acarbose ve / veya Metformin 8 / 10

9 Sülfonilüreler ile kombinasyonlar Sekonder yetmezliği, yani oral antidiyabetik verilmesine rağmen diyabetik metabolik durum olması halinde, ek olarak insülin verilir. Bu durum çoğunlukla diyabetin teşhisinden 5-10 yıl sonra gerçekleşir. İlerde yanlız insülin terapisine geçilir. Komplikasyonlar Kronik yüksek kan şekeri değerleri kılcal damarlarında yapı değişikliklerine neden olabilir (= diyabetik Mikroanjiopati). Bu komplikasyonda damar duvarlarının geçirgenliği artar ve bu nedenle kanamalar olabilir. Ayrıca damar duvarlarında,ilgili kan dolaşımı bozuklukları ile damar tıkanıklarına neden olabilecek kalınlaşmalar olur. Diyabetik Mikroanjiopati özellikle gözün ağ tabakasında (=Retina) ve böbreklerde görülür ve şu ciddi hastalıklara yol açar: Diyabetik Retinopati Diyabetik damar değişiklikeri nedeniyle gözün retina tabakasının kan dolaşımında bozukluklar meydana gelir. Bu bozukluklar göz küresinin arka kısımlarında çatlaklara neden olur ve bunlar görme bozukluklarına veya körlüğe yol açar. Diyabetik Retinopati Avrupa ve A.B.D.'de yaştaki insanlarda görülen körlüğün en sık nedenidir. Bu hastalıktan korunmanın en doğru yolu iyi bir kan şekeri ayarını sağlamaktır. Günümüzde diyabetik Retinopatinin ilaç tedavisi yoktur ve sadece hastalığın ilerlemesini önlemek için çoğu zaman laser terapisi uygulanır. Diyabetik Nefropati Böbrekler de Diyabetik Mikroanjiopati komplikasyonundan ve buna bağlı kan dolaşımı bozukluklarından zarar görür. Bu tür bir zarar kronik böbrek yetmezliğine neden olabilir ve düzenli olarak suni kan temizleme (= diyaliz) tedavisini zorunlu kılabilir. Böbreklerin zarar görmesi ilaç ile tedavisi yapılması gereken yüksek kan basıncına (= hipertansiyon) neden olur. ACE-İnhibitörleri yani frenleyiciler kan basıncını düşürmeleri ile birlikte böbreklerin kan dolaşımına olumlu etkilerinden dolayı terapide çok önemli bir rol oynamaktadır. Diyabetik Nefropatide de hastalıktan korunmanın en doğru yolu iyi bir kan şekeri ayarını sağlamaktır. Diyabetik Nöropati Kan şekerinin daima yüksek oluşu özellikle çevresel sinirlerde duyu bozukluklarına bağlı hasarlara neden olur. Çoğu zaman hastalar ayaklarındaki sancılardan (=burning feet syndrome) şikayetci olurlar. Vücut ısısının genelde bozuk olması nedeniyle hastalar ayaklarının daima soğuk olmasından şikayet ederler. 9 / 10

10 Diyabetik ayak problemleri Ayaklarda his bozukluklarına ilşikin sinirlerdeki azalmış kan dolaşımı ve bozukluklar günümüzde dahi ampütasyonları yani organların ameliyetla kesilip alınmasını gerekli kılan yavaş iyileşen açık yaralara ve kangrene (=diyabetik kangren) neden olur. Koruyucu önlemler ve doğru ayak bakımı (ılık sabunlu suda ayakların düzenli olarak yıkanması ve iyice kurulanması, pedikür sırasında ayakların yaralanmamasına dikkat etmek) ile uygun ayakabı tercihi hakkında hastanın bilgilendirilmesi kesinlikle zorunludur. Diğer komplikasyonlar Diyabetes mellitust hastalığında büyük damarlarda da değişiklikler meydana gelir (=diyabetik Makroanjiopati). Burada adına arteryoskleroz de denilen damar sertleşmesi söz konusudur. Yüksek kolestrol, yüksek tansiyon, şişmanlık ve sigara kullanımına bağlı olarak oluşan yüksek kronik kan şekeri değerleri, kalp krizi ve felç riskini yükseltir. Diabetes Mellitusun diğer ciddi komplikasyonları, libido bozukluğu ve cinsel organların kabarma sorunlarıdır. Her iki tip diyabetin prognozu kan şekeri düzeyinin iyi ayarlanmış olmasına ve böylece hastanın çabasına bağlıdır. Tip-I diyabette prognoz, hastalığın başlangıcındaki hastanın yaşına da bağlıdır. Diyabet hastalığının hastanın takriben 10. yaşında belirmesi durumunda, ömrün ortalama yıl kısalması söz konusu olabilir. Tip-I diyabetiklerde ana ölüm nedeni, kronik böbrek bozukluklarıdır. Bu nedenle bu böbrek bozukluklarına karşı korunulması ve bunun özellikle göz önünde bulundurulması önemlidir. Tip-II diyabette özellikle damar bozukluklarının neden olduğu sorunlar hastalığın gidişatını belirler. Hastaların yaklaşık dörtte üçünün ölüm nedeni bu tür vasküler komplikasyonlardır. Beslenme alışkanlığının değiştirilmesi ve egzersiz terapisi ile hastanın ideal vücut ağırlığının sağlanmasının başarılması halinde, Tip-II diyabetlinin prognozu belirgin bir şekilde düzeltilir. 10 / 10

Diyabet nedir? Ensülin nedir?

Diyabet nedir? Ensülin nedir? Was ist Diabetes? Was ist Insulin? (Türkisch) Diyabet nedir? Ensülin nedir? Diyabet melitusun temelleri Diyabet melitus Diyabet, kronik bir özümleme bozukluğudur. Diyabetli olmak demek, ya vücudunuzun

Detaylı

DIABETES MELLITUS NEDİR? NEDENLERİ VE SONUÇLARI. Mümkün olduğunca normal bir yaşam. Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße 2 4 61352 Bad Homburg

DIABETES MELLITUS NEDİR? NEDENLERİ VE SONUÇLARI. Mümkün olduğunca normal bir yaşam. Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße 2 4 61352 Bad Homburg DIABETES MELLITUS NEDİR? NEDENLERİ VE SONUÇLARI DEDBT01944 Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße 2 4 61352 Bad Homburg Mümkün olduğunca normal bir yaşam www.lilly-pharma.de www.lilly-diabetes.de

Detaylı

Diyabet ve komplikasyonlarıyla. yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, r. Lao Tzu MÖ 600

Diyabet ve komplikasyonlarıyla. yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, r. Lao Tzu MÖ 600 İki veciz söz s Diyabet ve komplikasyonlarıyla yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır. r. Lao Tzu MÖ 600 Şeker Hastalığı; Ülkemizde;

Detaylı

Pankreas, midenin arkasında karın içine yerleşmiş bir organdır. Gıdaların sindirim ve kullanımında büyük rol alır. Vücut için önemli hormonlar

Pankreas, midenin arkasında karın içine yerleşmiş bir organdır. Gıdaların sindirim ve kullanımında büyük rol alır. Vücut için önemli hormonlar Pankreas, midenin arkasında karın içine yerleşmiş bir organdır. Gıdaların sindirim ve kullanımında büyük rol alır. Vücut için önemli hormonlar üretir. Bunların başında insülin gelmektedir. İnsülin, pankreastan

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

ÇOCUKLARDA ŞEKER HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

ÇOCUKLARDA ŞEKER HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR? Öğrencim ve Diyabet ÇOCUKLARDA ŞEKER HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR? Şeker hastalığının (diyabet) en sık görülen belirtileri sık sık ve bol miktarda idrar yapma, çok su içme, iştah artmasına rağmen

Detaylı

DİYABETTE İLAÇ VE İNSÜLİN TEDAVİSİ

DİYABETTE İLAÇ VE İNSÜLİN TEDAVİSİ DİYABETTE İLAÇ VE İNSÜLİN TEDAVİSİ Uz. Dr. M. Masum CANAT Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI) NEDİR? İnsülin eksikliği ya da var olan

Detaylı

İçindekiler. http://d-nb.info/1033563838

İçindekiler. http://d-nb.info/1033563838 İçindekiler Bu Kitap kimin için yazıldı? 11 Önsöz 12 Diyabet üzerine bilmeniz gereken konular 15 Glukagon nedir? 17 Tip-1 -Diyabet 23 Kan şekerinin aşırı düşmesi neden olur? (Hipoglisemi) 25 Kan şekerinin

Detaylı

Şeker düşürücü ilaçlar

Şeker düşürücü ilaçlar TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES 05 MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ Şeker düşürücü ilaçlar Şeker düşürücü

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

İNSÜLİN UYGULAMALARI

İNSÜLİN UYGULAMALARI İNSÜLİN UYGULAMALARI İnsülinin Fizyolojik Özellikleri İnsülin; pankreasın langerhans adacıklarındaki beta hücrelerinden salgılanan ve kan glikozunu düşüren bir hormondur. Sağlıklı bireylerde (gebe ve obez

Detaylı

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

Diyabet ve göz sorunları

Diyabet ve göz sorunları TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ 08 Diyabet ve göz sorunları Diyabet

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

Diyabet ve egzersiz TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU

Diyabet ve egzersiz TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ 02 Diyabet ve egzersiz Diyabetli bireyler

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

DİABETES MELLİTUS DİYABET (Şeker )HASTALIĞI. ATASAM HASTANESİ Kalite Yönetim Birimi

DİABETES MELLİTUS DİYABET (Şeker )HASTALIĞI. ATASAM HASTANESİ Kalite Yönetim Birimi DİABETES MELLİTUS DİYABET (Şeker )HASTALIĞI ATASAM HASTANESİ Kalite Yönetim Birimi BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? DİYABET(ŞEKER HASTALIĞI) NEDİR? Diyabet vücutta yeterince insülin üretilememesi veya etkili

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir.

Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. On5yirmi5.com Kolesterol Nedir? Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Yayın Tarihi : 21 Haziran 2011 Salı (oluşturma : 11/3/2015) Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar,

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

Diyabet insülin eksikliği veya etkisizliği sonucu gelişen, akut ve kronik komplikasyonların eşlik etmesiyle yaşam boyu süren bir hastalıktır.

Diyabet insülin eksikliği veya etkisizliği sonucu gelişen, akut ve kronik komplikasyonların eşlik etmesiyle yaşam boyu süren bir hastalıktır. DİYABET DİYABET NEDİR? Diyabet insülin eksikliği veya etkisizliği sonucu gelişen, akut ve kronik komplikasyonların eşlik etmesiyle yaşam boyu süren bir hastalıktır. Diyabet her yaşta görülebilir. SORUN

Detaylı

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir.

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir. HİPERTANSİYON Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Yüksek tansiyon (hipertansiyon) nedir? Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III 1: DİYABET...1 Diabetes insipedius...2 Diabetes mellitus...2 Diyabetin Etkileri...3 Belirtiler...4 Nedenler...4 Tedavi...4 Bitkilerin Rolü...5 Tıbbi Faydaları...6 2: KARACİĞER

Detaylı

MENOPOZ. Menopoz nedir?

MENOPOZ. Menopoz nedir? MENOPOZ Hayatınızı kabusa çeviren, unutkanlık, uykusuzluk, depresyon, sinirlilik, halsizlik şikayetlerinin en büyük sebeplerinden biri menopozdur. İleri dönemde idrar kaçırma, kemik erimesi, hipertansiyona

Detaylı

ŞEKER HASTALARINDA SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLMALIDIR? Uzm. Dyt. Yonca SEVİM Haseki Eğ. ve Araş. Hast. Diyet Polikliniği

ŞEKER HASTALARINDA SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLMALIDIR? Uzm. Dyt. Yonca SEVİM Haseki Eğ. ve Araş. Hast. Diyet Polikliniği ŞEKER HASTALARINDA SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLMALIDIR? Uzm. Dyt. Yonca SEVİM Haseki Eğ. ve Araş. Hast. Diyet Polikliniği Diyabet Nedir? Önce Hastalığımızı Tanıyalım! Şeker Glikoz Karbonhidrat! İnsülin!

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ Dr. Dyt. Cemile İdiz Ne yemeliyim? DİYABET Tatlı meyve yeme!! Limon şekeri düşürür

Detaylı

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER Denetleyici ve Düzenleyici Sistemler Vücudumuzda aynı anda birçok karmaşık olayın birbirleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleşmesi denetleyici ve düzenleyici sistemler tarafından sağlanır. Denetleyici ve

Detaylı

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli

Diyabetik Hasta Takibi. Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli Diyabetik Hasta Takibi Dr. Hasan Onat PHD Diyabet Çalışma Grubu İnece ASM, Kırklareli Amaç Bu oturum sonunda katılımıcı hekimler birinci basamakta Diyabet hastalığının yönetimi konusunda bilgi sahibi olacaklardır.

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

ŞEKER HASTALIĞI-DİYABET. Uzm. Hemşire Seval GÜNDOĞDU

ŞEKER HASTALIĞI-DİYABET. Uzm. Hemşire Seval GÜNDOĞDU ŞEKER HASTALIĞI-DİYABET Uzm. Hemşire Seval GÜNDOĞDU Diyabet (Şeker Hastalığı) Nedir? Kandaki şeker (glukoz) miktarının çok fazla olduğu kronik (uzun süreli seyreden) bir hastalıktır Enerji kaynağı olarak

Detaylı

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI 16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ Dünya da bir yanda obeziteyle mücadele yapılırken diğer tarafta açlıktan ölme noktasına gelen insanlara

Detaylı

Diyabet Nedir? Diyabetin Tarihçesi. Gizli Şeker (Prediyabet)

Diyabet Nedir? Diyabetin Tarihçesi. Gizli Şeker (Prediyabet) Diyabet Nedir? Diabetes Mellitus (DM), pankreasın yeterli insulin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan ömür boyu devam eden kronik ve insülin üreten

Detaylı

SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ SINCAN İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ Bu sunu Sincan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Hayatboyu Öğrenme Programı Grundtvig Öğrenme Ortaklığı Projesi kapsamında düzenlenen Eğitim Toplantıları için hazırlanmıştır.

Detaylı

A S T A B I L G I L E R I. Apidra ara insülin verilen kişiler için

A S T A B I L G I L E R I. Apidra ara insülin verilen kişiler için A S T A B I L G I L E R I Apidra ara insülin verilen kişiler için Doktorunuz tarafından saptanan diyabetli hastalar için bu broşürü hazırladık. Tüm diyabet tedavilerinin ilk amacı iyi hissetmek, ayrıca

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Diyabette düşük ve yüksek şeker

Diyabette düşük ve yüksek şeker Unter- und Überzuckerung bei Diabetes (Türkisch) Diyabette düşük ve yüksek şeker Tehlikeleri teşhis edebilmek ve tepki verebilmek Düşük şeker Düşük şeker (hipoglikemi), kan şekerinin 50 mg/dl (2,8 mmol/l)

Detaylı

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın Vücudumuza Zararları Sigaranın vücudumuza olan zararları ve sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişimler burada anlatılmaktadır. Sırt ve Bel Ağrısı: Sigara içmek bel ile ilgili hastalıkların

Detaylı

Fen ve Teknoloji 7. BOŞALTIM SİSTEMİ. Hazırlayan: NİHAT BAHÇE HAYAL BİLİMDEN DAHA ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ BİLİM SINIRLIDIR.

Fen ve Teknoloji 7. BOŞALTIM SİSTEMİ. Hazırlayan: NİHAT BAHÇE HAYAL BİLİMDEN DAHA ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ BİLİM SINIRLIDIR. KAZANIMLAR; BOŞALTIM SİSTEMİ. KARACİĞER: Proteinlerin kullanılması sonucunda amonyak açığa çıkmaktadır. Zehirli olan amonyağı daha az zararlı olması için üreye dönüştürmektedir. 1. Boşaltım sistemi ile

Detaylı

KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? KOAH NE DEMEKTİR? KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? Hastalar için özet bilgiler KOAH nedir? KOAH, hastalığın belli başlı özelliklerinin tanımını içinde barındıran Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı teriminin

Detaylı

DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI

DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI Hazırlayan : Julie A. KUENZİ, RN,MSN,CDE,CPT Medical College of Wisconsin Çeviren: Doç.Dr. Nermin OLGUN Marmara Üniversitesi Hemşirelik

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

Kronik Hastalık Takibi (İnsülin Pompası Tedavisi Uzaktan Takip)

Kronik Hastalık Takibi (İnsülin Pompası Tedavisi Uzaktan Takip) Kronik Hastalık Takibi (İnsülin Pompası Tedavisi Uzaktan Takip) Biz Kimiz Medsalus 2010 yılında kişilerin evinden ya da işyerinden ayrılmasına gerek kalmadan yerinde sağlık hizmetleri sunmak için kuruldu.

Detaylı

Basın bülteni sanofi-aventis

Basın bülteni sanofi-aventis Basın bülteni sanofi-aventis 7 Kasım 2007 ULUSLARARASI DİYABET TEDAVİ PRATİKLERİ KAYIT ÇALIŞMASI NIN (IDMPS) TÜRKİYE SONUÇLARI HEDEF TEDAVİ KALİTESİNİ ARTIRMAK ÇALIŞMANIN AMACI ve YÖNTEMİ Uluslararası

Detaylı

ENERJİ METABOLİZMASI

ENERJİ METABOLİZMASI ENERJİ METABOLİZMASI Soluduğumuz hava, yediğimiz ve içtiğimiz besinler vücudumuz tarafından işlenir, kullanılır ve ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülür. Gün içinde yapılan fiziksel aktiviteler kalp

Detaylı

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler:

Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler: Obezite alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasıyla oluşur. Bunu genetik faktörler, metabolizma hızı, iştah, gıdaya ulaşabilme, davranışsal faktörler, fiziksel aktivite durumu, kültürel faktörler

Detaylı

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr Ağacın kökü toprak İnsanın kökü EKMEK tir. 2 BİR AYDA 7-12 KG. VERMEK

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı. VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI ve VEREM HAFTASI VEREM EĞİTİM VE PROPAGANDA HAFTASI Geleneksel olarak her yıl Ocak ayının ilk Pazar gününden

Detaylı

TİP 2 DİYABET HASTALARI İÇİN RAMAZAN SÜRESİNCE ORUÇ TUTMANIN ESASLARI HAKKINDA BİLGİ KİTİ

TİP 2 DİYABET HASTALARI İÇİN RAMAZAN SÜRESİNCE ORUÇ TUTMANIN ESASLARI HAKKINDA BİLGİ KİTİ TİP 2 DİYABET HASTALARI İÇİN RAMAZAN SÜRESİNCE ORUÇ TUTMANIN ESASLARI HAKKINDA BİLGİ KİTİ GİRİŞ Bu bilgi kiti, size Ramazan süresince oruç tutmanın esaslarını anlatmak ve pratik tavsiyeler sunmak amacıyla

Detaylı

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT

EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT EGZERSİZE ENDOKRİN ve METABOLİK YANIT Prof.Dr.Fadıl Özyener Fizyoloji Anabilim Dalı Sempatik Sistem Adrenal Medulla Kas kan dolaşımı Kan basıncı Solunum sıklık ve derinliği Kalp kasılma gücü Kalp atım

Detaylı

Hasta bilgileri. Lantus

Hasta bilgileri. Lantus Hasta bilgileri Lantus Bu kitapçığı diyabet hastaları ve doktor tarafından Lantus teşhisi koyulan kişiler için hazırladık. Tüm diyabet tedavilerinin ilk amacı kan glikoz seviyesini olabildiğince normal

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

Diyabet ve diş-dişeti sorunları TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU

Diyabet ve diş-dişeti sorunları TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ 13 Diyabet ve diş-dişeti sorunları

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

21 EKĠM 2011 SUPHĠ ÖNER ÖĞRETMEN EVĠ HOŞ GELDİNİZ. Hüseyin GÖKÇE İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürü

21 EKĠM 2011 SUPHĠ ÖNER ÖĞRETMEN EVĠ HOŞ GELDİNİZ. Hüseyin GÖKÇE İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürü 21 EKĠM 2011 SUPHĠ ÖNER ÖĞRETMEN EVĠ HOŞ GELDİNİZ Hüseyin GÖKÇE İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürü 1 OKULDA DİYABET PROGRAMI www.okuldadiyabet.org DİYABET VE OBEZİTE 2 KAN ŞEKERİ, İNSÜLİN VE DİYABET

Detaylı

Gebelikte Beslenme Vitaminler

Gebelikte Beslenme Vitaminler Gebelik döneminizde dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes Mellitus Akut Komplikasyonları Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes mellitus akut komplikasyonlar Hipoglisemi Hiperglisemi ilişkili ketonemi

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Glisemik kontrolün ölçütleri ve prognozla ilişkisi. Dr. Gülay Aşcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı İzmir

Glisemik kontrolün ölçütleri ve prognozla ilişkisi. Dr. Gülay Aşcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı İzmir Glisemik kontrolün ölçütleri ve prognozla ilişkisi Dr. Gülay Aşcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı İzmir HD e yeni başlayan hastaların 1/3 de neden diyabetik nefropati Yeni başlayan

Detaylı

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır.

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır. CANLILARDA ENERJİ Besinlerin Enerjiye Dönüşümü Besin öğeleri: Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler, mineraller Besin maddelerindeki bu öğelerin vücut tarafından kullanılabilmesi için sindirilmesi

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

KARBONHİDRATLAR. Glukoz İNSAN BİYOLOJİSİ VE BESLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN

KARBONHİDRATLAR. Glukoz İNSAN BİYOLOJİSİ VE BESLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN KARBONHİDRATLAR Normal diyet alan kişilerde enerjinin % 55-60 ı karbonhidratlardan sağlanır. Bitkiler karbonhidratları fotosentez yoluyla güneş ışığının yardımıyla karbondioksit ve sudan yararlanarak klorofilden

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Verim Arzının Zaman İçinde Değişimi Verim Arzının dış görünümü olan iş verimi işin tekrarlanması

Detaylı

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon Obezite Nedir? Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması

Detaylı

Hepatit C ile Yaşamak

Hepatit C ile Yaşamak Hepatit C ile Yaşamak NEDİR? Hepatit C kan yoluyla bulaşan Hepatit C virüsünün(hcv) neden olduğu bir karaciğer hastalığıdır. 1 NEDİR? Hepatit C virüsünün birçok türü (genotipi ) bulunmaktadır. Ülkemizde

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı HASTA BİLGİLENDİRME FORMU HİPERLİPİDEMİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini

Detaylı

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ GÜLDER GÜMÜŞKAYA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ HASTANESİ TROMBOSİT NEDİR? 1 Kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinden biridir. Pıhtılaşma hücreleri olarak bilinir. 1mm 3 kanda

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. KULLANMA TALİMATI BELOGENT merhem Cilt üzerine uygulanır. Etkin madde: Her 1 gram merhemde dipropiyonat formunda 0,5 mg a eşdeğer betametazon ve sülfat formunda 1,0 mg a eşdeğer gentamisin bulunmaktadır.

Detaylı

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010

GOÜ TIP FAKÜLTESİ DÖNEM II IV. KURUL 2009 2010 IV. Kurul Gastrointestinal Sistem ve Metabolizma IV. Kurul Süresi: 5 hafta IV. Kurul Başlangıç Tarihi: 17 Şubat 2010 IV. Kurul Bitiş ve Sınav Tarihi: 22 23 Mart 2010 Ders Kurulu Sorumlusu: Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. ŞİŞMANLIK (OBEZİTE) Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ dokusunun oranı; Yetişkin erkeklerde % 12 15, Yetişkin kadınlarda %20 27 arasındadır. Bu oranların

Detaylı

Diyabette böbrek sorunları TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU

Diyabette böbrek sorunları TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ 09 Diyabette böbrek sorunları Diyabet

Detaylı

İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME

İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME İŞÇİLERDE, SPORCULARDA VE YAŞLILARDA BESLENME Besinlerle alınan enerjinin başlıca kaynağı olan besin öğeleri proteinler, karbonhidratlar ve yağlardır. Enerji gereksinimi ne olursa olsun, günlük alınan

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik 2. Ders YB 205 Beslenme İkeleri 2015 Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr BESLENME Dünya Sağlık Örgütü (WHO-DSÖ)

Detaylı

Amino Asit Metabolizması Bozuklukları. Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya ABD

Amino Asit Metabolizması Bozuklukları. Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya ABD Amino Asit Metabolizması Bozuklukları Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya ABD Amino Asit Metabolizması Bozuklukları Genelde hepsi kalıtsal ve otozomal resesifir

Detaylı

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var KARACİĞER NEDEN ÖNEMLİ 1.Karaciğer olmadan insan yaşayamaz! 2.Vücudumuzun laboratuardır. 500 civarında görevi var! 3.Hasarlanmışsa kendini yenileyebilir! 4.Vücudun

Detaylı

DÜŞÜK KAN ŞEKERİNİN BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

DÜŞÜK KAN ŞEKERİNİN BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ DÜŞÜK KAN ŞEKERİNİN BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ HİPOGLİSEMİ (KAN ŞEKERİNİN DÜŞMESİ) Tedavi planınız kan şekerinizi hedef değerler arasında tutmada daha etkili hale geldikçe, arada sırada hipoglisemi (düşük

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1

VÜCUT KOMPOSİZYONU 1 1 VÜCUT KOMPOSİZYONU VÜCUT KOMPOSİZYONU Vücuttaki tüm doku, hücre, molekül ve atom bileşenlerinin miktarını ifade eder Tıp, beslenme, egzersiz bilimleri, büyüme ve gelişme, yaşlanma, fiziksel iş kapasitesi,

Detaylı

Kendi kendine kan şekeri kontrolü

Kendi kendine kan şekeri kontrolü Blutzuckerselbstkontrolle (Türkisch) Kendi kendine kan şekeri kontrolü Daha yüksek yaşam kalitesi için daha iyi ölçüm Kendi kendine kan şekeri kontrolü Sizin yararınıza İyi bir özümleme dengesi, şeker

Detaylı

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016 TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ OKULLARDA DİYABETLİ ÇOCUKLA YAŞAM EĞİTİMİ AKTİVİTE RAPORU 24 Şubat 2016 ) Prof. Dr. Behzat ÖZKAN İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı