Köy-Koop 15. Olağan Genel Kurulu Yapıldı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Köy-Koop 15. Olağan Genel Kurulu Yapıldı"

Transkript

1 ancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği ADAPAZARI AFYON AĞRI AKŞEHİR-ILGIN ALPULLU AMASYA ANKARA BALIKESİR-BURSA BOR BURDUR- ISPARTA ÇORUM DİNAR ELAZIĞ ELBİSTAN ERCİŞ EREĞLİ ERZİNCAN ERZURUM ESKİŞEHİR KASTAMONU KAYSERİ KIRŞEHİR KONYA KÜTAHYA MALATYA MUŞ SAMSUN SİVAS TURHAL UŞAK YOZGAT Türkiye nin Tek Tarım Gazetesi TEMMUZ 2013 Yıl:2 Sayı:20 TÜRKİYE KÖY KALKINMA VE DİĞER TARIMSAL AMAÇLI KOOPERATİF BİRLİKLERİ MERKEZ BİRLİĞİ GAZETESİ Köy-Koop 15. Olağan Genel Kurulu Yapıldı Köy-Koop 2012 yılı faaliyet dönemine ilişkin 15. Olağan Genel Kurulu, 27 Haziran 2013 tarihinde Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlık Toplantı Salonunda gerçekleşti. Genel Kurul a; Merkez Birliğine bağlı birlik temsilcileri, Türkiye Milli Kooperatifler Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Niksarlı, Türkiye Orman Kooperatifleri Genel Başkanı Cafer Yüksel, Türkiye Sulama Kooperatifleri Genel Başkanı Halis Uysal, Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Başkanı Ramazan Özkaya, İzmir Çiftçi Örgütleri Güçbirliği Platformu Sözcüsü Prof.Dr. Mustafa Kaymakçı, Köy-Koop Eski Genel Müdürü Yalçın Doğaner, Gazeteci-Yazar Tuncer Beybağ Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Umut Toprak, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve basın mensupları katıldı. Tarım Arazilerini Büyütme Kolaylaşacak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, devletin belirlenen ölçeğin altında kalan arazileri satın alarak ölçek büyütmek isteyen vatandaşlara cazip şartlarda kredi desteği verileceğini açıkladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, tarım arazilerinin ölçeklerinin büyütülmesine ilişkin vatandaşın, belirlenen ölçeğin altında kalan arazileri satın alarak ölçek büyüklüğüne getirmek istediği durumlarda devletin cazip şartlarda krediyle destek vereceğini açıkladı. Mirmahmutoğulları bu sayede arazi ölçeğinin büyütüleceğini ve bir daha da bölünmeyeceğini ifade etti.» Syf 7 de Karnelerinizi Almadan (!) Haydi Çocuklar Tarlaya Kendi tarım işletmelerinden yeterli gelir elde edemeyen az topraklı ve/veya topraksız aileler geçimlerini sağlayabilmek ve çalışabilmek amacıyla daha fazla tarımsal iş olanağı bulunan yörelere mevsimlik/dönemlik göç ederek iş aramaktadır. Bu işçiler, tarımsal üretimin kendine özgü niteliklerinden dolayı zor koşullarda çalışmakta ve yaşam mücadelesi vermektedir.» Syf 12 de Ormanlar Petrol Sondajına Açıldı Türk Petrol Kanunu Tasarısı Meclis Genel Kurulu nda kabul edildi. Yeni yasayla ormanlarda ve denizlerde petrol arama ve işletme faaliyetlerine izin verildi. Aralık ayında TBMM'ye sunulan ve TPAO yu zayıflatarak yabancı petrol tekellerinin önünü açan Türk Petrol Kanunu Tasarısı uzun süren görüşmelerin ardından Meclis Genel kurulunda kabul edilerek yasalaştı. TBMM'den geçen yeni Türk Petrol Kanunu ile mevcut yasadaki "milli menfaat" vurgusu kaldırılmış ve "devlet hissesi" sahalara göre azaltılmış oldu. Ayrıca yeni yasayla yabancı petrol tekelleri ile yerli Hadi İLBAŞ Dünden Bugüne Kooperatifçilik -20-» Syf 2 de Prof.Dr. MUSTAFA KAYMAKÇI İzmir Tarım ve Gıda Zirvesi, Şirket Tarımcılığının Tescili İçin Düzenlenmiştir» Syf 4 te Erol AKAR Gezi Parkı ve Ormanlarımız» Syf 15 te Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlık Toplantı Salonunda gerçekleşen toplantıda; Divan Başkanlığını Köy- Koop Kastamonu Birlik Başkanı Erol Akar, Divan Başkan Yardımcılığını Köy- Koop Bursa Birlik Başkanı Erdoğan Yıldız, Katip Üyeliklerini; Köy-Koop Muğla Birlik Başkanı Eray Çiçek, Köy-Koop İzmir Birlik Başkanı Muhittin Akbulut, Oy Tasnifçiliğini; Köy-Koop Burdur Birliğinden İbrahim Akça ve Köy-Koop Muğla Birliği nden Mehmet Kaplan ın yaptığı Genel Kurul da yeni Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Temsilcilerinin asil ve yedek üyeleri belirlendi.» Syf 5 te ve yabancı sermayeye yeni teşvik ve kolaylıklar sağlandı.» Syf 13 de Pr.Dr. T. Ayhan ÇIKIN Kooperatif Sermaye Oluşturmak» Syf 6 da Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA Yerel Tohumlara Özgürlük Toprak Bayramı Kutlandı Haziran Toprak Haftası etkinlikleri kapsamında yer alan Toprak Bayramı kutlamaları yapıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı binası Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu'nda düzenlenen kutlamada bir konuşma yapan Bakan Eker, canlılar içinde toprağa tek zarar veren canlının insan olduğunu söyledi. Eker, "Plan yapıp, taammüden planlayarak, topraktan beslenip toprağa zarar veren başka canlı yok" dedi.» Syf 13 de» Syf 5 te Prof.Dr. Lütfü ÇAKMAKÇI Atatürk ün Türk Milletine Emaneti» Syf 8 de 2013 Yılı Birleşmiş Milletler 19. Uluslararası Kooperatifler Günü'nün teması: "Kooperatif kurumsal kriz döneminde güçlü kalır" Türkiye BM'in FAO Konsey Üyeliğine Seçildi Türkiye Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO nun 49 üyeli üst yönetimi olan konsey üyeliğine seçildi. Türkiye, FAO'da da artık karar merciinde olacak. Türkiye, oylamaya katılan 155 ülkenin 116'sının oyunu alarak Temmuz 2013-Temmuz 2016 dönemlerinde FAO Konseyi üyeliği hakkı kazanmış oldu. Üyelik açıklaması, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in de katıldığı İtalya'nın Başkenti Roma'daki Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün 38. konferansı sırasında açıklandı. Bakan Mehdi Eker, FAO'nun etkinlikleri kapsamında 'Gıda Güvenliği ve Beslenme İçin Sürdürülebilir Gıda Sistemleri' konusunda bir konuşma yaptı. Eker, konuşmasında, 'En Az Gelişmiş Ülkelerde Gıda Güvenliği, Sürdürülebilir Tarım ve Yapısal Dönüşümler' konulu toplantıda yaptığı konuşmada da Türkiye'nin dış yardımlarının 2,5 milyar doları geçtiğine vurgu yaptı. Bakan Eker, OECD istatistiklerine göre, yardımlarını bir önceki seneye göre yüzde 38 ile en yüksek düzeyde artıran ülkenin Türkiye olduğunu belirtti.» Syf 5 te Dr. Umut TOPRAK Kızılırmak ın Durduğu Yer: Kalecik» Syf 9 da Dr. Erhan EKMEN AB de Kırsal Kalkınma Politikalarında Üretici Örgütleri» Syf 17 de Tevfik Fikret CENGİZ KOBİ ler İçin Alternatif Finans İmkânları» Syf 20 de

2 2 KOOPERATİFÇİLİK Temmuz 2013 Köy-Koop Haber Dünden Bugüne Kooperatifçilik -20- Sona Doğru Güçlükler ve Eksiklikler Kooperatifin gelişme yolunda büyük güçlüklerle karşılaştığı ortadadır. Bu güçlüklerin başta geleni kooperatifin bankalardan kredi bulma olanaklarının çok sınırlı olmasıdır. Bunda, genel olarak Türkiye de bankacılığın üretime değil, ticareti teşvike yönelik olmasının büyük payı vardır. Örneğin, Ziraat Bankası kooperatife 1969 yılında yalnızca liralık bir kredi açmıştır. Bunun lirası 6 ay süreli çevirme kredisi, lirası ise 3 yıl süreli donatım kredisidir ve % 10 faizlidir. Bu kredi hem 180 dolayında ortağı bulunan b ir kooperatif için yetersizdir hem de yüksek faizlidir. Bu nedenle tamamı kullanılmamış, ortakların kredi ihtiyaçları, kooperatifin birikmiş fonlarından faizsiz olarak karşılanmıştır. Ancak bu kredi en çok 5000 lirayı bulmakta ve teknesi batan ya da parçalanan, kendisi kazaya uğrayan orta ortaklara verilebilmektedir. Bu kredi sıkıntısı dolayısıyla kooperatif ve ortaklar üretim hacimlerini genişletemiyorlar, büyük çaplı balık üretimi için gerekli olan lirayı bulan av takımlarını alamamaktadırlar. Kooperatifin başarı ölçüsünü saptamada, bu başarıda çok büyük payı olan önderinin kişisel özelliğine de bakmak gerekir Gerçekten de kooperatifin gerek kurulmasında, gerekse gösterdiği başarılarda Aslan Eyce gibi toplumsal-ekonomik bakımdan güçlü ve saygı görenb ir ailenin çocuğunun önderlik yerinde olması, hem balıkçıları bir arada tutmada ve kooperatifin verimli işletilmesinde, hem de kooperatife yönelen baskıları karşılamada büyük bir şans olmuştur. Bunu yanında Atatürk ve İnönü zamanında Cumhurbaşkanlığı makam şoförlüğü yapmış olan, bu nedenle bütün devlet katlarında saygı ve sevgiyle tanınan Sadık Beyin kendisini dalyana ve kooperatife vermiş olması mutlu bir rastlantıdır. Mehmet Hadi İLBAŞ Köy-Koop Eski Genel Başkanı Örneğin, Dalyanın bakımı gerektiğinde DSİ, YSE, Karayolları vb. örgütlerinin dozer ve öbür makineleri Sadık Beyin hatırı için çalışmaktadır. Özel trolcülerin bölge dışına attırılmasında yine Sadık Beyin vali nezdindeki saygınlığının büyük rolü olmuştur. Buna karşılık gerek kooperatif ortaklarını uyum içinde bir arada tutabilecek, gerekse verimli bir işletme gerçekleştirebilecek bilgi ve yetenekte başka önderlerin çıkmamış olması, kooperatifin geleceği bakımından üzerinde durulmaya değer bir noktadır. Bu vesileyle genel olarak ortakların eğitim düzeyinin düşüklüğüne ve kooperatifin ortaklara gerekli kooperatifçilik bilgi, görüş ve anlayışını kazandıracak eğitim faaliyetleri bakımından yetersiz kalmış olmasına da değinmek gerekir. Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Genel Kurulu Yapıldı Genel Kurul, 29 Haziran 2013 tarihinde Ankara da gerçekleşti. Açılış konuşmasında, Türkiye Milli Kooperatifler Birliği olarak geçen yıl iki önemli etkinlikte bulunduklarını belirten Niksarlı, Birincisi, beş bine yakın kişinin katıldığı Kooperatifçilik Strateji ve Eylem Planı açılış etkinliklerinde bulunduk. İkinici ise Türkiye de Uluslararası Kooperatifler Birliğinin Avrupa Genel Kurulu, 6-7 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul da yapıldı. İlk defa yapmamıza rağmen çok başarılı olduk. dedi. İngiltere nin Manchester kentinde, Uluslararası Kooperatifler Fuarı ile Uluslararası Kooperatifler Birliği nin İstanbul da yapılan Avrupa Genel Kurulu na, kooperatif birliklerimizin gerekli ilgiyi göstermemisinden dolayı üzüntülerini dile getiren Niksarlı, Bu etkinlikler, bizim farkındalık yaratacağımız girişimlerdir. Dünyaya bu etkinliklerde biz de varız diyebilmeliyiz. Malesef ne bu ilgiyi görüyoruz, ne bu yardımı görüyoruz diye konuştu. Niksalı, 2015 yılında, Antalya bölgesinde Ekim-Kasım aylarında 2000 yabancı delegenin katılacağı Uluslararası Kooperatifler Birliği Büyük Genel Kurulu yapılacağını belirtti. Divan Başkanlığını TESK-KOOP Genel Başkanı Abdulkadir Akgül, Katip Üyeliklere OR-KOOP Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Yaşar, Türk-Konut Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Abidinoğlu ndan oluşan Divan toplantıyı yönetti. Örneğin, kooperatifin satın almış olduğu 2 büyük motordan birisi 1975 Ocak ayında karaya vurmuş, bir tanesi de yatak yakmış, her ikisi kooperatifi lira dolayında bir masrafa sokmuştur. Her iki olayda hem motorların yönetiminden sorumlu olan yöneticinin ihmali olduğu görülmektedir. Hem de havanın bozduğunu, denizde kaba dalgalar olduğunu görüp de motorun gereken güvenlik tedbirleri alınmadan durduğunu haber verme gereğini duymayan ortakların kooperatif malı aynı zamanda benim kendi malımdır bilincini tam geliştirememiş oldukları ortaya çıkmaktadır. Kendileriyle görüştüğümüz bir bölüm ortak balıkçı 180 ortak içinden ancak 20 kişide böyle bir bilinç bulunduğu kanısında olduklarını söylediler. Kuruculardan İrfan Erdal bu konuda şunları söylüyor: ilk zamanlar her hafta ortaklarla toplantılar yapıyorduk. Balıkçılar başka kahvelere göndermezdik. Böylece ortaklar kendi aramızda sakız gibiydik. Şimdi ise biraz para sahibi olunca, liraya muhtaç olmaktan çıkınca ilişkiler gevşedi. Bir kısım ortaklar çalışmayı azalttılar. Bu durumun Taşucu ndaki balık üretimini olumsuz yönde etkilemesi kooperatif açısından düşündürücü olmaktadır. Kooperatif yöneticilerinin birikmiş fonlarını daha iyi değerlendirsin diye tümüyle gayrimenkule yatırmış olmaları da bir tedbirsizlik olmuştur. Örneğin, iki motorun arızalanması karşısında büyük onarım masrafları gerekince çok sıkıntıya düşmüşler, bu onarım hem gecikmiş, hem de pahalıya mal olmuştur. Başkan yine kendi kişisel ticari kredisini kullanmak zorunda kalmıştır. Kısacası, balıkçılık gibi bir pazara yönelik bir üretim alanında, deniz kıyısı gibi haberleşme ve hareketliliği yüksek bir yerde kurulmuş olması, balıkçının gelir ver yaşama düzeyinde eskiye nazaran çok önemli yükselmeler sağlamış bulunması; Taşucu Balıkçılık Kooperatifinin geleceğinin güvencesi sayılabilecek temel taşlarıdır denebilir Bu temeller üzerine dayalı olması, onu Türkiye nin en büyük balıkçılık kooperatifi yapmıştır. Bir rastlantı yönü de olsa, çevrede saygınlığı yüksek ekonomik toplumsal gücü büyük iki öndere sahip olması da kooperatifin başarısının etkenleri arasındadır. Kredi sorununun üreticiye değil, aracıya yarayacak şekilde olması kooperatifin büyük çaplı üretim için gerekli araç ve gereçleri edinmesini engellemiştir. Bütün bu sorunlar, TAŞUCU BALIKÇI- LIK KOOPERATİFİ genel olarak Türkiye deki üretim ve pazarlama kooperatiflerini temsil edici bir örneği olmuştur. sürecek - Yazarımızın tüm yazılarına; internet adresinden ulaşabilirsiniz. KÖY-KOOP MERKEZ BİRLİĞİ 1971 yılından bu yana faaliyet gösteren Türkiye Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatif Birlikleri, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu nun geçiçi 2. maddesi gereği, intibak dışı kalarak tüzel kişiliklerini korumuş ve Merkez Birliği düzeyinde KÖY-KOOP adı altında üst örgütlenmelerini tamamlamışlardır. Köy-Koop Merkez Birliği; Tarıma ait farklı çalışma alanlarında (Hayvancılık, Süt üretimi ve işlenmesi, seracılık, halı kilim üretimi, zeytin ve zeytinyağı işlenmesi, bal, çeltik üretimi ve işlenmesi, çiçekçilik, fidan, salça, reçel, konserve üretimi v.b.) etkinlik gösterir. Prof.Dr. Lütfü ÇAKMAKÇI Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA Prof.Dr. Ayhan ÇIKIN Dr. Umut TOPRAK Dr. Hilal TUNCA Dr. Tuba ŞANLI Dr. Güray AKDOĞAN Tevfik Fikret CENGİZ YAYIN KURULU Prof.Dr. Mustafa KAYMAKÇI Prof.Dr. Cem ÖZKAN Dr. Yener ATASEVEN Dr. Özdal KÖKSAL Dr. Neşe N. TOPRAK Dr. Levent DOĞANKAYA Dr. Selen Deviren SAYGIN Ünal ÖRNEK Gazetemizin Yayın Kurulu Üyeleri Fahri Olarak Görev Yapmaktadırlar. KÖY KALKINMA VE DİĞER TARIMSAL AMAÇLI KOOPERATİF BİRLİKLERİ MERKEZ BİRLİĞİ MUHASEBEDE BU AY Sevgili kooperatifçiler, Temmuz ayı muhasebe konusu ile ilgili yapılması gerekenleri sizler için, madde madde aşağıda sıraladım. Geçen ayın son günü tatil gününe rastlaması nedeniyle ayın son günüde yapılması gereken ödemeler ve bildirimler 01.Temmuz.2013 tarihine sarkmıştır. 01/01/ /06/ /06/ /06/ /06/ /07/ /06/ /06/ /06/ /07/ /07/ /07/ /07/ /07/2013 Murat AKBABA Muhasebeci 2012 Yılına Ait Yevmiye Defterinin Kapanış Tasdiki (TTK) Mayıs 2013 Dönemine Ait 4/a ve 4/b Kapsamındaki Sigortalılara İlişkin Primlerin Ödenmesi Mayıs 2013 Dönemine Ait Haberleşme Vergisinin Beyanı ve Ödenmesi Mayıs 2013 Dönemine İlişkin Ba, Bs Formlarının Verilmesi Sanayi ve Ticaret Odası Yıllık Munzam ve Nispi Aidat 1.Taksit Ödemesi Haziran 2013 Dönemine Ait İlan ve Reklam Vergisinin Beyanı ve Ödenmesi Haziran 2013 Dönemine Ait Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin Verilmesi Haziran 2013 Dönemine Ait Aylık ve Nisan-Mayıs- Haziran/2013 Dönemine Ait Üç aylık Gelir/Kurumlar Vergisi Stopajının Beyanı Haziran 2013 Dönemine Ait Aylık ve Nisan-Mayıs- Haziran/2013 Dönemine Ait Üç aylık Katma Değer Vergisinin Beyanı Haziran 2013 Dönemine Ait Aylık ve Nisan-Mayıs- Haziran/2013 Dönemine Ait Üç aylık Gelir/Kurumlar Vergisi Stopajının Ödenmesi Haziran 2013 Dönemine Ait Aylık ve Nisan-Mayıs- Haziran/2013 Dönemine Ait Üç aylık Katma Değer Vergisinin Ödenmesi 2013 Yılı Motorlu Taşıtlar Vergisi 2. Taksit Ödemesi Haziran 2013 Dönemine Ait 4/a ve 4/b Kapsamındaki Sigortalılara İlişkin Primlerin Ödenmesi Haziran 2013 Dönemine İlişkin Ba, Bs Formlarının Verilmesi Bu ay itibariyle artık 2012 T.Yılı na ait yapacağımız hiçbir işlem kalmamış olup, artık 2013 T.yılına ait çalışmalarımızı yaparak eksik bıraktığımız işlemlerimizi tamamlar isek dönem ve yılsonlarında daha rahat edebiliriz. İşlerinizde başarılar dilerim. İmtiyaz Sahibi ve Yayınlayan: S.S. Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği KÖY-KOOP Adına Yakup YILDIZ Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Mehmet VAROL Genel Yayın Yönetmeni: Emel TUĞRUL Haber Müdürü: Turgay SOLMAZ Haber Koordinatörü: Ayhan ELMALIPINAR Reklam Müdürü: Yasemin ACAR Merkez Adres: Paris Cad. 24/7 Kavaklıdere-Ankara Tel: Faks: Web: E-posta: Yayın Türü: Yaygın Süreli Yayın Temmuz 2013 ANKARA Baskı: Atalay Matbaacılık Ltd. Şti. Elif Sk. Sütçü Kemal İşhanı No:7/ İskitler - ANKARA Tel: Yazıların Sorumluluğu yazarlara, ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir.

3 Köy-Koop Haber Temmuz 2013 BİRLİKLERDEN HABER 3 Köy-Koop Denizli Birliği Genel Kurulunu Yaptı Köy-Koop Hay-Koop Denizli Birliğinin 2012 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı 20 Haziran 2013 tarihinde gerçekleşti. Denizli Vali Yardımcısı Mehmet Çınar, Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdür Vekili Ergün Çolakoğlu, İl Müdür Yardımcısı Mehmet Atmacaoğlu, Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürü Ferruh Bacanlı, Genel Başkanımız Yakup Yıldız, Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Okumuş, Denizli Süt Üreticileri Birliği Başkanı Münir Altınbaş, Arı Üreticiler Birliği Başkanı Nihat Çomak, CHP İl Başkanı B.Nuri Çavuşoğlu ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Ticaret Borsası Başkanı İbrahim Tefenlili, İl Genel Meclisi Başkanı Halil Pekdemir Köy-Koop İzmir Birlik Başkanı Mühittin Akbulut, Başkan Yardımcısı Mehmet Sever ve Yönetim Kurulu Üyeleri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mehmet Ali Uzakgider, Kırsal Kalkınma (İPARD) Bölge Koordinatörü Ümit Dağdeviren, Et Süt Kurumu İl Müdürü Mustafa Kıraç, İş Bankası, Denizbank Bölge Müdürleri, Fişek Hırdavat A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Morris Eskanazi, Ekici Peynirleri, Eker Süt Ürünleri, Yörükoğlu Süt Ürünleri, Ak Gıda Süt Ürünleri, Muratbey Süt Ürünleri, Önallar Süt Ürünlerinin temsilcilerininde hazır bulunduğu, Denizli Birliğine bağlı 129 Kooperatiften, 212 Kooperatif Temsilcisinin katılımı ile toplanan Genel Kurula Görsel ve yazılı basınında ilgisi çok yüksekti. Genel Başkan Yakup Yıldız, Dayılar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Temsilcisi İbrahim Hayta, Belen Ardıç Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Temsilcisi Mehmet Sakızcı, Türlü bey Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Temsilcisi Halim Kesen den oluşan Divanın yönettiği Genel Kurul da; 2012 yılı Yönetim ve Denetleme Raporları, Bilanço ve Gelir-Gider Tabloları görüşülerek oy birliği ile ibra edildi. Ayrıca 2013 yılı Tahmini Bütçesi oy birliği ile kabul edildi yılı çalışma programı konusunda Yönetim kuruluna oy birliği ile yetki verildi. Çalışma programları içerisinde en çok Denizli İlinde Küçük Aile İşletmelerindeki Sütün Kalitesini İyileştirilmesi Projesi dikkat çekti. Katılımcılar, Genel Kurul Toplantı Salonuna kurulan süt sağım ünitesi ve soğutma tankının çalışma sistemini izlediler. Bu Projenin Denizli Çiftçisine fayda sağlayacağı kanaatine vararak görüşlerini sundular. Genel Kurula teşekkür konuşması yapan Birlik Başkanı Mehmet Varol, Uygulayacağımız bu proje ile kısa vadede 150 Ton/Gün çiftlik sütü, orta vadede 350 Ton/Gün, Uzun Vadede 600 Ton/Gün Avrupa Stantlarında süt üreten Türkiye nin en büyük süt çiftliği olmayı hedefliyoruz dedi. Köy-Koop Burdur Birliği Süt Fabrikası Kuruyor IPARD Projesi kapsamında yapılacak olan Süt İşletme Tesisinde beyaz peynir, kaşar peyniri, tereyağı, yoğurt, kaymaklı yoğurt, süzme yoğurt, krema ve ayran üretimi gerçekleştirilecek. S.S. Burdur İli Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği 2010 yılında Burdur ili Merkez Akkaya Köyü köy altı mevkiinde metrekare arsa satın alarak Süt İşleme Tesisi ve Pazarlama İşletmesi ile ilgili çalışmalara başlamıştı. Bu proje ile kooperatifler ve üreticiler tarafından hijyenik ortamda üretilen sütlerin değerlendirilmesi, sağlıklı ürün elde etmek en büyük hedeflerinin olduğunu vurgulayan Köy-Koop Genel Başkanı Yakup Yıldız, 2011 yılı Aralık ayında inşaat ruhsatını alarak, Türkiye Kırsal Kalkınma ve Destekleme Kurumu (İPARD) Çağrı İlanı nı takip ettik yılı sonunda TKDK nın 9. Çağrı döneminde 22 il içerisinde Burdur ilinin de proje kapsamına alınması ile 2013 yılı Ocak ayında, ilgili Kurumun Çağrı ilanına, Köy-Koop Burdur Birliği olarak, projemizi hazırlayarak %50 hibe konusunda müracatımızı yaptık. dedi. 15 Haziran 2013 tarihinde kesin kabulü yapılarak sözleşme imzalama aşamasına gelindiğini belirten Yıldız, Burdur Kırsal Kalkınma ve Destekleme Kurumu nca projenin ön kabulü yapılarak, projeyi Ankara ya gönderdik. Süt Fabrikası Projemiz 15 Haziran 2013 tarihinde kesin kabulü yapılarak sözleşme imzalama aşamasına gelmiştir. İPARD kapsamında yapılacak olan süt işletme tesisimizde; sütten elde edilen, kaymaklı yoğurt, süzme yoğurt, beyaz peynir, kaşar peyniri, tereyağı, krema ve ayran üretimi gerçekleştirilecektir. dedi. Projenin maliyetinden de bahseden Yıldız, Projenin inşaat ve makina tesisat bedeli TL dir. Bu bedelin yüzde 50 si Kırsal Kalkınma ve Destekleme Kurumu tarafından TL si hibe olarak Köy- Koop Burdur Birliğine ödenecek. Laboratuvar, Ambalaj ve diğer üniteleri ile Süt İşletme Tesisinin toplam maliyet bedeli; TL ye ulaşacaktır. dedi. Süt Fabrikasının Burdur -Fethiye karayolu üzerinde, Merkeze 18. km mesafede kurulacağını belirten Yıldız Günlük 12 ton süt işleme kapasitesine sahip olacak fabrikamızda, yöremizde üretilen sütlerin hijyenik ortamda üretilmesi ve tüm halkımıza sağlıklı ürün sunmak en büyük hedefimizdir. dedi. Yıldız, Kooperatifleşmenin öneminden de bahsederek, Kooperatifçilik bir yaşam felsefesidir. Kalkınmanın temelinde kooperatifçilik yatar. Bugün gelişmiş ülkeler kalkınmalarını kurmuş oldukları kooperatiflere borçludurlar. Kriz dönemlerinde ayakta kalan sadece kooperatifçiliğin güçlü olduğu ülkelerdir. Yöremizin kalkınmasında kooperatifleşmenin ne denli önemli olduğu, bu tesisimizle bir kez daha pekişecektir. Bu tesis, ilimizde istihtamın artması yanında sosyo ekonomik yönden de faydalar sağlayacaktır. Kooperatifimizin kuracağı Süt Fabrikası ülkemizdeki diğer kooperatiflerimize örnek teşkil edeceği inancındayım. diye konuştu. Köy-Koop Zonguldak Birliği Genel Kurulunu Yaptı Köy-Koop Zonguldak Birliğinin Olağan Genel Kurul Toplantısı 20 Haziran 2013 tarihinde düzenlendi Kooperatifçilik içinde bulunduğumuz yüzyılda bir türlü çözüm bulunamayan ve olumsuz etkileri her geçen gün artan ekonomik krizler karşısında, tüm dünyanın umut bağladığı bir ekonomik açılıma dönüştü. Küreselleşen ekonominin yıkıcı etkileri karşısında kooperatiflerin; yerel ekonomiyi ve merkezine insanı alan özelliği, onu dünya ölçeğinde daha da anlamlı kıldı. 6 Temmuz Uluslararası Kooperatifler Günümüz Kutlu Olsun Köy-Koop Merkez Birliği Genel Kurula; Köy-Koop Zonguldak Birliğine bağlı delgeler, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Necmi Çelik, Destekleme Şube Müdür Vekili Nihat Korkut, Köy-Koop Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi M. Barış Aydın, Köy-Koop Genel Müdürü Turgay Solmaz, Nebioğlu Belediye Başkanı Ertan Aydoğan Çaycuma Süt Ürünleri Fabrikası sahibi Hüsnü Sami Alpan, Çaycuma Ziraat Odası Başkanı İsmail İnam, köy muhtarları ve bazı sivil toplum temsilcileriyle basın mensupları katıldılar yılının değerdirilmesinin yapıldığı Genel Kurul açılış konuşmasını yapan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Zonguldak İl Müdrü Necmi Çelik toplantıya iştirak eden delegelerle, Zonguldak ilinde kooperatiflerin yaşamış olduğu sorunları ve yapılması gerekenleri karşılıklı olarak görüş alış-verişinde bulundu. Çelik, kooperatifleşmenin öneminden bahsederek, ilimizde kooperatifleşmenin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için yeni projelerin üretilmesi gerekliliğine vurgu yaptı. Köy-Koop Zonguldak Birlik Başkanı Bayram Cura Genel Kurul açılış konuşmasında, 2012 yılında birlik olarak yapmış oldukları çalışmalar hakkında delegelere detaylı bilgi verdi. Cura, kooperatiflerimiz daha etkin bir konuma gelmeleri için, ortakların örgütlerine daha çok sahip çıkmaları gerekliliğini vurguladı. Bakanlık temsilcileri Bülent Gültepe ve Erdal Işık gözetiminde yapılan Genel Kurul Toplantısında Divan Başkanlığına Nebioğlu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ertan Aydoğan, Başkan Yardımcılığına Yusuf Ateş, Katip Üyeliğine Rıza Yalılı, Oy tasnifçiliğine Selahattin Acar oy birliği ile seçilerek Divan oluştu. Gündem maddeleri görüşülerek, yeni yönetimin belirlenmesi için oylamaya geçildi. Oylama sonucunda 4 yıllığına, Yönetim Kurulu Asil Üyeliklerine, Bayram Cura, Dursun Öztürk, Ramazan Öztürk, Denetleme Kurulu Asil Üyeliklerine Hidayet Şekerci, Kemal Ertan, Ertan Aydoğan seçilmişlerdir. HAL VE GİDİŞ Sait MUNZUR

4 4 TARIM Temmuz 2013 Köy-Koop Haber İzmir Tarım ve Gıda Zirvesi, Şirket Tarımcılığının Tescili İçin Düzenlenmiştir Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tarımın yıllarını kapsayan Stratejik Plan hazırlanmış bulunuyor. Stratejik Plan da, tarımsal ve ekolojik kaynakları korumak, üretimde verim ve kaliteyi artırmak için uygun yöntem ve teknolojiler geliştirmek ve tarım ürünleri ile gıda maddelerinde sunum güvenliğini sağlamamanın amaçlandığı bildiriliyor. Bu amaç ulaşmak için tarımda izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ile güvenilir ürün sunumunu sağlayan, risklerin saptandığı ve yönetilebilir duruma getirildiği sigorta sistemi ile güçlendirilen, rekabet eksenli tarım sektörü oluşturulması hedefleniyor. Bununla birlikte Stratejik Plan ın Arkasında kısaca şunlar var: Planda; tarımda gelir dağılımı açısından dengeli bir büyüme yerine ekonomik büyüme ön plana çıkarılmakta, toplam etmen verimliliği yerine verimlilik temel alınmaktadır. İhracat hedeflenerek, aslan payının zengin ve güçlülerde kalmasına yardımcı olan uygulamalar öngörülmektedir. Çiftçinin kendi tohumunu ekmesine bile yasak getiren, sertifikalı tohumluk kullanmayı özendiren ve zorunlu tutan uygulamaların sürdürüleceği gözlemlenmektedir. Biyoçeşitliliğin kullanım alanı firmalara verilmiş bulunuyor. Ürün sunumu ile çiftçi gelirlerinde istikrarın sağlanması amacıyla lisanslı depoculuk geliştirilecektir yaklaşımıyla bu alanın sadece özel sektöre bırakılacağı anlaşılıyor. Sözleşmeli tarımı yaygınlaştıracağız söylemi ile üreticilerin daha yüksek düzeyde köleliğe itileceği gözlemleniyor. Özetle, Stratejik Plan da köylülerin gelirlerini artıracak kırsal kalkınma uygulamaları ve destekleme politikaları, örgütlenme temelinde devrede yoktur. Bu stratejinin köylülüğü tasfiye amacına yönelik olarak hazırlandığı gözlemlenmektedir. 14 Haziran 2013 günü düzenlenen İzmir Tarım ve Gıda Zirvesi de Stratejik Planı nın öngördüğü şirket tarımcılığının tescili için düzenlenmiş bulunmaktadır. Zirvede, Bitkisel Üretim Çalışma Grubu, Hayvansal Üretim Çalışma Grubu, Gıda Çalışma Grubu ve Su Ürünleri Çalışma Grubu) olarak çiftçilikle doğrudan bağlantısı olmayan ihracatçılar ve sanayi ve ticaret odalarının temsilcileri sunum yapmışlardır. Zirvede çalışma grupları adına sunum yapanların görüşleri şu şekilde özetlenebilir: (Aşağıdaki cümleler çalışma gruplarının sunumlarından alınmıştır) 1- Sözleşmeli Üretim Modelinin Destek Kapsamına Alınması(Bitkisel Üretim Çalışma Grubu) 2- Ar-Ge Destekleri Ve İhracat Teşvikleri Sektör İhtiyaçları Karşılanacak Şeklide Düzenlenmeli(Bitkisel Üretim Çalışma Grubu) 3- İhracat odaklı kanatlı sektörünün rekabet gücünü artırmak.(hayvansal Üretim Çalışma Grubu) 4- Sözleşmeli Üretim Modelinin Destek Kapsamına Alınması(Hayvansal Prof.Dr. Mustafa KAYMAKÇI Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Üretim Çalışma Grubu) 6- Gıda sanayi ihtiyacına yönelik sözleşmeli tarımsal üretimin yaygınlaştırılmasıyla sanayicinin karşı karşıya geldiği birincil üretimden kaynaklanan gıda güvenilirliği sorunu en aza indirilecektir (Gıda Çalışma Grubu) 7- Yurtdışında rağbet gören ürünlerin Dâhilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamına alınması (Gıda Çalışma Grubu) 8-Mevcut sit alanlarının değerlendirilmesine yönelik kurulan komisyonlarca sit statüsünün tekrar gözden geçirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. (Su Ürünleri Çalışma Grubu) Zirvede sunulan Çalışma Gruplarının Önermelerinde Neler Yok? 1- Çalışma grupları raporlarını sunanlar arasında kooperatifçiler, tabandan gelen çiftçi örgütleri temsilcileri yok. Çalışma gruplarına kimi kooperatif temsilcileri süs olarak alınmış. 2- Çiftçinin örgütlenmesi yok. Bir tek yerde iş olsun diye kooperatifleşmeye değiniliyor-kümelenme yoluyla ve kooperatifleşerek güçlenip İzmir e özgü en az bir dünya markası yaratmış gıda sanayi(gıda Çalışma Grubu). 3- Çiftçilerin sanayi kartelleri ve AVM ler karşısında haklarını koruyacak herhangi bir önerme yok. Fiyat istikrarsızlığı Arz / Talep dengesizliğine bağlanıyor. Kartellerin rolüne hiç değinilmiyor. 4- Tüketicileri örgütlenmesine yönelik bir önerme yok. 5- Hiçbir çalışma grubu raporunda Türkiye nin neden tarım ürünleri ithalatçısı olduğuna dair bir durum tespiti yok. 6- Kimileri İzmir de örgütlenmenin etkin ve yaygın oluşundan bahis ediyor. Yaygın oluşu doğru, ancak etkin değiller. 7- Kimileri İzmir i hayvan hastalıklarından ari hale getireceğiz derken hastalıkların varlığını teyit ediyor. 8- Kimileri üreticilerin birçok sorunları var iken aşırı şişmanlıktan (obezite) bahis ediyor. Özetle, İzmir Tarım ve Gıda Zirvesi nde de ihracat hedeflenerek, aslan payının zengin ve güçlülerde kalmasına yardımcı olan uygulamalar öngörülmekte ve sözleşmeli tarımın yaygınlaştırılması ön plana çıkarılmaktadır. Çalışma grupları raporlarını sunanlar ağırlıklı olarak bu iki konu üzerinde durmuşlardır. Ne Yapılmalı? İzmir Tarım ve Gıda Zirvesi Çalışma Grupları nın önermelerine karşılık Çiftçiplat ın önermeleri şöyle özetlenebilir: Kısa dönemde, tarımsal ürünlerin fiyat oluşumlarında AB de olduğu üzere içte destekleyen ve dışa karşı koruyucu politikaların sürdürülmesi zorunludur. Bu bağlamda stoklara yol açacak desteklemeler yerine, kota sistemine geçilmelidir. Bağımsız bir destekleme politikası için daha çok kaynağa gereksinme duyulacağı açıktır. Ancak bunun için, sürdürülebilir borçlanmaya değil, sağlam kaynaklara dayalı bir kamu finansman sistemini kurmak gerekiyor. Orta ve uzun dönemde ise tarımda yapısal dönüşümler gerçekleştirilmelidir. Bu amaçla başlıca önlemler şöyle sıralanabilir; Küçük ve dağınık işletmeler büyütülmelidir ve birleştirilmelidir. Bu bağlamda, tarım yapılan arazide en düşük işletme büyüklüğü saptanmalı, daha sonra mirasçıların araziyi tek bir parça olarak işletmesi sağlanmalıdır. Mirasçılar tarımsal gelire ortak ya da hissedar olabilirler. Anılan işletme bir kooperatif işletme durumuna da getirilebilir Üreticilerin hızla kooperatifleşmesi ve kooperatiflerin de sanayi tesislerini kurması sağlanmalıdır. Kooperatifler, tüketiciler ile organik bağlar kurmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu da Toprak reformu yapılmalıdır. Tarım Yasası yeniden düzenlenmelidir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çalışmalarına ve yönetimine üreticilerin örgütlü katılımı ve denetimi sağlanmalıdır. Tarımsal araştırma, yayım ve denetim hizmetleri, yabancıların denetimlerinden çıkarılmalı ve güçlendirilmelidir. Tarımsal girdilerde en önemli kalem olan tohumluk ve damızlık hayvan üretimi için üretici örgütleri ile kamu sektörü işbirliği içinde olmalıdır. Dışa bağımlılıktan ancak bu şekilde kurtulabilir. Bitki ve hayvan sağlığı, insan sağlığı etkinlikleri ile birlikte ele alınmalı ve sağlık bir kamu hizmeti olarak gerçekleştirilmelidir. Üreticilerin eğitimi, kamu ve kooperatif kurumlarının işbirliği ile gerçekleştirilmelidir. Özet: Türkiye deki işletmelerin tarımsal üretimden para kazanamamasının en büyük nedeni, katma değerin kendilerinde kalmamasından kaynaklanmaktadır. Bu durum bilerek görmezlikten gelinmektedir. Çare, kooperatifleşme aracılığıyla çiftçinin sanayici olmasıdır. Diğer yandan, tüketicilerin de tarımsal gıdaya kaliteli ve daha ucuza ulaşması için Alış Veriş Merkezleri (AVM) sultasının kırılması gerekmektedir. Bu başlıca iki türlü olabilir. Birincisi, gıda üreten kooperatifler kendileri pazarlama birimlerini kurabilirler, burada belediyeler gerekli alt yapıyı sağlayabilirler. İkincisi, tüketiciler ya tüketim kooperatifleri ve/ya da kooperatifler ile doğrudan bağlantı kurarak ürünleri edinebilirler. Bu doğrultuda sayısız modeller üretilebilir. 19.Ulusal Tarım Başarı Ödülleri Sahiplerini Buldu Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi her yıl düzenlediği Ulusal Tarım Başarı Ödülleri 20 Haziran 2013 tarihinde İzmir, Konak Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür ve Sanat Merkezinde sahiplerini buldu. Konak Belediyesi ve Gödence Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi nin düzenlediği ödül töreninde Gödence Zeytinyağı Yarışması ve 19.Ulusal Başarı Ödülleri sahiplerini buldu. Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür ve Sanat Merkezi nde düzenlenen törene Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Gödence Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan, tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, kooperatif başkanları, üreticiler ve muhtarlar katıldı. Ege Bölgesi kooperatifleri ve zeytinyağı üreticilerini bir araya getiren ödül töreninde, Başkan Tartan, Gödence den Türkiye ye tarım, üretim ve sağlıklı yaşam adına önemli bir mesaj verildiğinin altını çizdi ve şöyle konuştu: Herkesin büyük marketlere, yapay ürünlere yöneldiği bir dönem geçirdik. Ancak son yıllarda bazı şeyler daha iyi anlaşıldı. Üreticilerimizin ne mücadeleler verdiğini ben çok iyi biliyorum ama sonunda, sadece üretici adına değil sağlıklı yaşam adına da bir umut ışığı doğdu. Köylünün milletin efendisi olduğu felsefesi, birinin birine üstünlüğü anlamında değil sağlık, dostluk, birliktelik anlamında öne çıktı. Artık gelenek haline gelen bu güzel buluşuma da, her yıl tarım, üretim, sağlıklı yaşam adına bir mesaj oldu. Gödence den Türkiye ye gönderilen bu mesaj devam etmeli. Tarımın duran adam ları Konak Belediye başkanı Dr. Hakan Tartan, son günlerde sessiz direnişin simgesi haline gelen duran adam ı hatırlatarak tarımın, üretimin, köylünün sessiz kahramanlarına da dikkat çekti. Başkan Tartan, ödül alan üretici ve gazetecileri göstererek Üreticilerimiz, köylülerimiz, Gödence den Bademli ye kooperatiflerimiz, üretici gazetelerimiz, Ali Ekber Yıldırım gibi bıkmadan yazan gazetecilerimiz, işte onlar ayakta kalmalı. Bakın ben size bir şey söylemedim, ama karşınızda duran adamlar var. Özgürlük, barış, demokrasi ve tarımın geleceği adına duran adamlar şeklinde konuştu. Bu yıl on dokuzuncusu düzenlenen ve yaptıkları çalışmalarıyla tarıma katkı sağlayanlara ödüllerinin verildiği Ulusal Başarı Ödülleri beş kategoride değerlendirildi. Ulusal Zeytinyağı Konseyinin uluslararası standartlardaki yöntemlerle belirlenen sonuçlara ödül alanlar şöyle sıralandı: Bilim Araştırma Geliştirme Dalı Ödülü: Ziraat Mühendisi Ali Karcı (Öztüre Holding) Basın Dalı Ödülü: Dört Mevsim Dergisi Yayın Yönetmeni Ali Ekber Yıldırım Kooperatifçilik Dalı Ödülü: Bademler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Tarıma Dayalı Sanayi Ödülü: Giresun Ansam Irgat Makine Yarımadanın en güzel zeytinyağı ödülleri: 1. Ahmet Ağaçkıran 2. Gödence Yolburnu Tarım İletmeleri 3. Hedef Ziraat Özel mansiyon ödülü: Emel Özden Kadınlar, Zeytin Üretimi İçin Kooperatif Kurdu Balıkesirin Burhaniye ilçesinde bir araya gelen 7 kadın, Tarımsal Kalkınma Kooperatifini kurdu. Kooperatif Başkanı Yasemin Özcan, Burhaniye'de üreten kadın oranının fazla olduğunu, bu potansiyeli değerlendirmek istediklerini söyledi. Üretici kadınların kooperatife dahil olarak, gelir sağlamalarını hedeflediklerini dile getiren Özcan, "Kadınlar, ürünlerini satabilecekler. Biz de buna aracılık edelim istedik. Zeytin ve zeytinyağı ile Burhaniye'nin köylerinde yetişen ürünler, bizim önceliğimiz. Kadınların ürettiği ürünlerin, kooperatif çatısı altında belli bir kalite standardı, hizmeti ve titizliğinde satılmasını amaçlıyoruz. Bu, kadınlarımıza iş imkanı sağlamaktır." diye konuştu. Kooperatifin kurucu ortaklarından Arzu Aylin kısa sürede 17'ye ulaştıklarını "Şu anda iki çalışma alanımız var. Biri gıda, diğeri el sanatları. Çalışma alanlarımız arttıkça ortaklarımız da artacak. Ortaklık konusunda çok ince kriterlerimiz yok açıkçası. Ortak alırken üreten, üretmeyi bilen ve ürettiklerinin karşılığını paraya çeviremeyen kadınlar, hedef kitlemiz. Gelir düzeyi düşük olanlar" diye k o - nuştu.

5 Köy-Koop Haber Temmuz 2013 GÜNDEM 5 Köy-Koop 15. Olağan Genel Kurulu Yapıldı 15. Olağan Genel Kuruluna katılım sağlayan herkese teşekkür ederek açılış konuşması yapan, Köy-Koop Merkez Birliği Genel Başkanı Yakup Yıldız; Dünyanın birçok ülkesinde Kooperatifler siyasi bağımsızlığını tamamlayan ve ekonomik demokrasiyi sağlayan Sivil Toplum Örgütleri olarak kabul görürler. Sosyal politikalara aracı olmaları yanısıra, geniş bir halk hareketini de oluşturmaktadırlar. Kooperatifler sivil toplumun ekonomik örgütüdür. Ekonomik savunma aracıdır. Kooperatifçiliği, üretici ve tüketicileri bir araya getiren, onları ekonomik ve sosyal alanda bağımsızlığa ve özgürlüğe götüren hem sosyol hem de ekonomik bir hareket olarak görmekteyiz. Köy-Koop ülkemizdeki en köklü kooperatif örgütüdür. Her ne kadar birçok engellemelerle karşılaşsak da kooperatifçi felsefesi ile bu sorunlarımızı çözmeye çalıştık. Köy- Koop un büyümesinde karşılaşılan yasal sorunlardan, gerek ülkemizde uygulanan ekonomik politikalardan ve gerekse siyasetin, bürokrasinin bakış açısından dolayı, arzulanan noktaya gelememiş, kurumsal yapısı ile hizmet kapasitesi istediğimiz noktaya ulaşamamıştır yılı içerisinde çok önemli çalışmalara imza attık. Köy-Koop un çok amaçlı olması sebebiyle, Türkiye nin çeşitli bölgelerinden Merkez Birliğimize ortak olma talepleri gelmektedir. Önümüzdeki süreçte bu talepleri değerlendirip, Merkez Birliğimize ortak yapılmalarını sağlayacağız. dedi. Köy-Koop u kurarak bugünlere getiren tüm kooperatifçilere de teşekkür eden Yıldız, Onların bıraktığı bayrağı bizler devraldık. Bayrağımızı dalgalandırmaya, tabanımıza, üreticimize hizmet götürmeye devam edeceğiz. diye konuştu. Açılış konuşmalarında söz alan Köy- Koop eski Genel Müdürü Yalçın Doğaner; Köy-Koop Türkiye kooperatifçilik hareketinde önemli bir yeri olan köprüdür. Ancak kamu kesiminin tutumu sebebiyle ve 1980 yılında yapılan müdahale nedeniyle atılımını kısmen yerine getirebilmiştir. dedi. Doğaner, son aylarda Türkiye de yaşanan toplumsal olaylara da değinerek, Köy-Koop un bu yaşanan olaylar karşında duyarsız kalamayacağını, söyleyecek bir şeylerinin olması gerektiğine vurgu yaptı. Doğaner, Köylü Millettin Efendisidir diyen Mustafa Kemal Atatürk bayraklardan silinmek isteniyor. Türkiye Cumhuriyeti nin kurucu iradesine hiç mi vefa borcumuz yok? Sahip çıkmayacak mıyız? Burada sesimizi gür çıkartmamız gerekiyor. Atatürk çok büyük bir devlet adamıydı. Ülkemizi TBMM ne emanet etmemiş, hükümetlere de orduya da emanet etmemiş, gençliğe emanet etmiştir. O gençlik şimdi ülkesine sahip çıkıyor. Onun için bizim de tavrımızı almamız gerekiyor diye konuştu. Türkiye de kooperatifçilik hareketinin çok büyük engellere maruz kaldığını, kooperatif örgütlerinin parçalanarak zayıflatıldığına dikkat çeken Doğaner, Parçala, böl ve yönet, bu egemenlerin büyük silahlarından birisidir. Kooperatif örgütlerinin bölünmesinin arkasında 1980 den günümüze uygulanan tarım politikaları yatmaktadır. Türkiye de kooperatiflerin en büyük sorunu, ortaklarının kooperatiflerini sahiplenmemesidir. Sahiplenmeden kooperatifçilik olmaz. Sahiplenilen kooperatifler gelişme sağlıyor. Durum böyle giderse tedarikçi özel sektörün, tekellerin tedarikçisi olmaktan öte gidemeyiz. dedi. Önümüzdeki dönemde işletmeci olmayan kooperatiflerin yok olma durumuyla karşı karşıya kalacağını belirten Doğaner, Köy-Koop un yıllar önce 600 tane fabrikası vardı. Bunlardan 38 i süt, 25 tanesi yem, Türkiye nin en büyük yağ fabrikası, meyve suyu fabrikası Köy- Koop undu. 26 milyon dolarlık ihracat, 13 milyon dolarlık ithalat yapan bir kuruluştu. Onun için kooperatiflerin tek çatı altında toplanarak güç birliği yapması gerekli. Muhakkak tarıma dayalı sanayiyi, hatta tarıma girdi veren sanayiyi kurmak zorundayız. Eskiden bunu başardıysak şimdi de başarabiliriz. İyi projeler geliştirirsek sermaye de buluruz diye konuşmasını sonlandırdı. Tarımın bugünkü durumundan herkesin şikâyeti olduğu değerlendirmesinde bulunan, Gazeteci-Yazar Tuncer Beybağ Ama bu günler durduk yere gelmedi. Bu duruma son yirmi yıldır adım adım gelidik. Ya takip etmedik, ya da gözlerimizi kapatıp görmemezliğe geldik. Ülkemiz, 2005 yılında meclisteki mebusların bile haberi olmadan Bakanlar Kurulu kararıyla, 500 bin dolar da verilerek, Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Danışma Kuruluşu na 59. üye yapıldı. Niye bu kuruluşa üye yapıldık? Bu kuruluşun düşüncesi, dünyada tarım; çiftçilerden, köylülerden, aile işletmelerinden kurtarılacak, büyük sermaye sahibi işletmeler, firmalar tarafından yapılacak. Bugüne kadar tarımda çıkan her türlü yasal değişiklere, kanunlara, stratejik planların hepsine bakın, tümünde bu şablon var. Köylüyü, çiftçiyi, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerini göremiyorsunuz. Kimler var? Firmalar, küresel şirketler var. diye konuştu. Genel Kurul da bir konuşma yapan İzmir Çiftçi Örgütleri Güçbirliği Platformu Dönem Sözcüsü Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı ise 2012 yılına gelindiğinde dış ödemeler dengesinde tarımsal açığımız kimine göre 3 milyar, kimine göre 4 milyar olduğunu söylüyor. Türkiye insanların beslenmesi açısından iki önemli ürün vardır. Bunlardan birisi buğday diğeri kırmızı ettir. İkisinde de havlu attık. Buğday ithal ediyoruz, 2012 yılında 3 milyar doların üstünde kırmızı et ve canlı hayvan ithal edildi. Bu duruma nasıl geldik? Uygulanan tarım politikaları küçük ve orta ölçekli tarımsal üretim yapanların aleyhine gelişim gösterdi. Ve on yıllık süreç içerisinde yaklaşık 3 milyon insan kırsal kesimde tarımı bıraktı. Ayrıca 2012 yılında 3 milyon hektar tarım arazisi ekilmedi. Bütün bu rakamlar çiftçiliğin, küçük ve orta ölçekli işletmelerin eridiğini gösteriyor. Uygulanan tarım politikaları iflas etmiştir. değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Genel Başkanı Muammer Niksarlı, Kooperatifçilik Stratejisi konusunda çok uzun süreli bir çalışma yaptık. Ortaya koyduğumuz ürünün de doğru olduğunu düşünüyoruz. Fakat bu konuda iki önemli sıkıntımız var; Birincisi, Kooperatifçilik Strateji ve Eylem Planı nda sektörde yaşanan bütün sorunları, muhatapları bir araya gelerek çözmeye çalışacaktı. Ancak, Orman Yasası ile ilgili bir çalışma var. Orman kooperatiflerimizi çok derinden ilgilendiriyor. Ama bu çalışmanın içerisinde orman kooperatifleri yok. Onların gıyabında ve orman kooperatiflerinin aleyhine sonuçlar doğuracak bir siyasi çalışma var. İkincisi, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu yeniden yapılacak, bizim dışımızda bir çalışma yapılıyor. Bir tek kelimesinden haberimiz yok. dedi. Üretici Birliklerinin Kooperatiflerin yerine ikame edilmek isteniyor vurgusunu yapan Niksarlı, Üretici Birlikleri Avrupa da hükmünü yitirmiş, eğitim düzeyi yükseldikçe, iletişim araçlarının etkinliği arttıkça farklı işlevi kalmayan bir dernektir. Türkiye de üretici birlikleri kooperatiflerin yerine ikame edilmek isteniyor. Baktılar ki bu olmuyor üst birliklere, merkez birliklerine ve Milli Kooperatifler Birliğine üretici birliklerinin de üye olabileceği hükmü getirildi Sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamında yer almayan, 5200 Sayılı Yasa ile kurulan Üretici Örgütleri, Üst Birliklere üye olmaları halinde, aynı şartlarda oy kullanır, seçilirlerse, çünkü seçme ve seçilme hakkı da doğar. O zaman, 1163 Sayılı Kanunla kurulmuş yeri, 5200 Sayılı Kanunla gelenler yürütecek. Böyle bir ucube olamaz. Böyle bir terslik olamaz, dünya bize güler diye konuştu. Genel Kurul da Gündem maddelerinin görüşülmesinin ardından seçimlere geçildi. Yapılan seçimlerde Yönetim Kurulu Asil Üyeliklerine, Yakup Yıldız, M.Barış Aydın, Mehmet Sever, Necmi Aldağ ve Yurdaer Uçar. Denetim Kurulu Asil Üyeliklerine, Nurettin Almasulu, Ahmet Köseoğlu ve Mahmut Tümay 2 yıllığına seçilmişlerdir. Yerel Tohumlara Özgürlük Yerel tohumlar tutsak. Amerikan işgal kuvvetlerinin Irak a zorla kabul ettirdiği tohum yasasının çok benzerini TBMM 2006 yılında kabul etmişti. O günden bu yana yerel tohumların ve bunlardan üretilen fidelerin köylülerce satışı yasak. Bu da yerel tohumların kaybolmalarına yol açıyor. Bu durum köylülere ve doğaya karşı bir zulüm. Çok farkına varılamadı, çünkü yedire yedire uygulanıyor. Bu yıl aktarların yerel tohumu satmaları yasaklandı. Böyle giderse birkaç yıla kalmaz yavaş yavaş pazarlarda köylülere baskı başlar. Köylüler ve bütün bir halk olarak buna direnmez isek tohum imparatorlarının kölesi olacağız. Bu çok uluslu tohum şirketlerinin çoğu aynı zamanda tarım ilaçları da üretiyorlar. GDO cular da bunlar. Yetmiyor beşeri ilaçlar da üretiyorlar. Bunların tohumları ekildiğinde bitkiler hastalık ve zararlılara dirençli olmuyor. O zaman gelsin tarım ilaçları. Kazançları ikiye katlanıyor. Tarım ilaçları yüzünden köylüler ve tüketiciler hasta olduğunda gelsin beşeri ilaçlar. Kazançlar üçe katlanıyor. Bu şirketlerin cenaze levazımatı işine girdiklerini görmedik. Girselerdi hizmetleri tam olacaktı. Bu hegemonya yıllardır sürüyor. Giderek tohum- tarım ilacı-beşeri ilaç imparatorları lehlerine çıkan yasalarla hegemonyalarını yoğunlaştırıyorlar. Hegemonya kendini vazgeçilmez olarak, herkese bu arada köylülere kabul ettiriyor. Biz olmasak açlık olur diyorlar. Ama asıl şimdi açlık var. Meralar madencilere veriliyor. Hayvanlar GDO lu mısırları yiyorlar. Küçük bir azınlık etoburlar gibi et yerken çoğunluk eti unutuyor. Bu hegemonya yenilmez değil. En başta köylülerin bu gidişe bir dur diyerek yeni bir yola girmesi gerek. Tarım ilacı denen aslında canlı kıran diyebileceğimiz şeylere ihtiyacımız yok. Başka böcekleri yiyen Prof.Dr. Tayfun ÖZKAYA Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi böceklere (ziraat mühendisleri predatör demekte) bile bilmedikleri için canlı kıran uygulayarak durumu daha da kötüye götüren, üstelik masraf yapan ve hem kendini hem tüketiciyi zehirleyen köylüler var. Ekolojik bir tarıma doğru yönelmeliyiz. Köylü pazarları ve topluluk destekli tarım sistemi yayılmalı. Ama önce tarım imparatorları protesto edilmeli. TBMM den acilen tohumculuk kanununu değiştirmesini talep etmeliyiz. ABD ve Avrupa Birliğinin dayattığı daha çok tarım ürünlerini işleyen şirketlere ve çok büyük tarım işletmelerinin sahiplerine yarayan tarım politikasının değiştirilmesini talep etmeliyiz. Çiftçi eline geçen fiyatlara hiçbir etki etmeyen ve sonuçta gene şirketlerin kasasına giden prim sistemi destek yapılıyor yanılsaması dışında pek bir işe yaramıyor. Miras kanunu değiştiriliyor. Küçük köylünün tarım arazilerinin şirketlerin eline geçmesine yol açacak bir yasa çıkarılıyor. Köylüler zulümü kabul mü edecekler? Yoksa ataları gibi ekmede yok, biçmede yok, yemede ortak Osmanlı diyerek haklarını talep edebilecekler mi? Türkiye, BM'in FAO Konsey Üyeliğine Seçildi Türkiye Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO nun 49 üyeli üst yönetimi olan konsey üyeliğine seçildi. Türkiye, FAO'da da artık karar merciinde olacak. Türkiye, oylamaya katılan 155 ülkenin 116'sının oyunu alarak Temmuz 2013-Temmuz 2016 dönemlerinde FAO Konseyi üyeliği hakkı kazanmış oldu. Üyelik açıklaması, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in de katıldığı İtalya'nın Başkenti Roma'daki Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün 38. konferansı sırasında açıklandı. Bakan Mehdi Eker, FAO'nun etkinlikleri kapsamında 'Gıda Güvenliği ve Beslenme İçin Sürdürülebilir Gıda Sistemleri' konusunda bir konuşma yaptı. Eker, konuşmasında, 'En Az Gelişmiş Ülkelerde Gıda Güvenliği, Sürdürülebilir Tarım ve Yapısal Dönüşümler' konulu toplantıda yaptığı konuşmada da Türkiye'nin dış yardımlarının 2,5 milyar doları geçtiğine vurgu yaptı. Bakan Eker, OECD istatistiklerine göre, yardımlarını bir önceki seneye göre yüzde 38 ile en yüksek düzeyde artıran ülkenin Türkiye olduğunu belirtti. Fao Toplantı Kararları FAO toplantıları sırasında iki önemli konuda karar alındı. Ayrıca, 2016 yılının Uluslararası Bakliyat Yılı ilan edilmesi kararlaştırıldı. FAO toplantısında, Türkiye açısından tarihe geçecek bir kararın da altına imza atıldı. Türkiye, 49 üyeli FAO Konseyi üyeliğine seçildi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Macaristan, Lüksemburg ve Rusya ile yarışan Türkiye, seçimden galip çıktı. Türkiye, üç yıl süresince konsey üyeliği yapacak. Konferansta ayrıca Güney Sudan, Brunei Darü's-Selam Devleti ve Singapur'un FAO üyelikleri oylanarak kabul edildi. Ayrıca birçok eşitli ülkelerin gıda ve tarım bakanları ile görüşmelerde bulunan Bakan Eker, FAO Genel Direktörü Graziano da Silva ile de görüştü. Eker, da Silva yı FAO- Türkiye İşbirliği Programı nın ikinci dönem anlaşmasını imzalamak üzere Türkiye ye davet etti.

6 6 GÜNDEM Temmuz 2013 Köy-Koop Haber Kooperatif Sermaye Oluşturmak Kooperatif finans kuruluşları, gelecek kuşaklar için olduğu kadar, dünyaya zarar vermeyecek yatırımları gerçekleştirebilecek kooperatif sermaye adı ile yeni bir sermaye biçimi geliştirmek durumundadırlar. Sermaye, herhangi bir işletmenin üretim sürecinde kullandığı dört üretim faktöründen (emek, doğa, sermaye ve girişimci) biridir. Klasik ekonomide girişimci, bu dört faktörü eşgüdümleyerek, kendisine en yüksek getiriyi (kar) sağlayacak şekilde işletmesini planlar. Sermayenin getirisi burada bir maliyet unsuru (faiz) olarak üretimden payını alır. Sermayenin en yalın tanımı, üretilmiş üretim aracıdır. Örneğin işletme arazisi içinde bulunan ve üretimde kullanılan her türlü bina, yol, sulama tesisleri, alet ve ekipman, işletmenin kasasında veya banka hesabında bulunan ve üretim için kullanacağı likit varlıklar (para, kıymetli evraklar, vb.) o işletme için sermayedir. Tarihi süreç içinde sermaye tasarruflar ın banka sistemi içinde toplanması, bunun da endüstriyel işletmelerin sermayesi ile bütünleşmesi sonucunda yeni bir sermaye kavramı türedi: finans kapital. Finans kapitalin kaynağı, ekonomide ücret+rant+faiz+kar şeklinde tanımlanan fonksiyonel bölüşümün, yine makro ekonomik dengenin temeli olan toplam gelirlerin, toplam harcamalar la eşitlenememesinden kaynaklanmaktadır. Yani kısacası, finans kapitalin kaynağı kapitalist işletmenin ne kadar üreteceği sorusuna, verdiği kârının maksimum olduğu düzeydeki yanıtını gerçekleştiren yapısından kaynaklanmaktadır. Tarihi süreç içinde oluşan finans kapital, bir sömürü mekanizmasını ve ekonomide sürekli bir bunalım üretme olgusunu bünyesinde taşımaktadır. Bu süreci tersine çevirmek için birkaç yüzyıldır farklı ekonomik sistemler gündeme taşınmıştır. Ancak son yüzyıldaki uygulamalar, ekonominin temel mahrecinin pazarlar, ana aktörlerinin de üretim ve tüketim birimleri olan işletmeler +hanehalkları olduğunu netleştirmiştir. Bu durumda üretimi ihtiyaçlara göre planlayan yeni bir işletmecilik yaklaşımına (kooperatif işletmeler) ve bu amaca uygun kullanılabilecek yeni birsermaye oluşumuna (kooperatif sermaye) ihtiyacı doğmuştur. Kooperatif finans kuruluşları, gelecek kuşaklar için olduğu kadar, dünyaya zarar vermeyecek yatırımları gerçekleştirebilecek kooperatif sermaye adı ile yeni bir sermaye biçimi geliştirmek durumundadırlar [1]. Böyle bir sermayenin oluşması için, kooperatif üyelerinin bu konuda hazırlıklı ve bilinçli olması gerekir. Ayrıca böyle bir sermayenin oluşumunun toplumsal, ekonomik ve hukuki ortamları da geliştirilmelidir. Bunun gerekçesi şöyle açıklanabilir: finans sermayesi kurumları ile bu kurumlara başvuran yatırımcıların amacı aynıdır: en yüksek kar elde etmek; ayni zamanda elde etmek istedikleri kârı sürekli artırmak ; bunun yanında hissedarların girişim yatırımları üzerindeki gücü zayıftır; güçleri, yaptıkları yatırımın büyüklüğüne bağlıdır. Bu durum kısaca şöyle özetlenebilir : bir TL, bir oy kuralı geçerlidir. Kooperatif işletmeler ise, egemen ekonomik modelden ve aşırı kar arayışından kaynaklanan eşitsizliklere karşı bir tepki olarak doğarlar. Kooperatiflerdeki kooperatif sermaye, üyelerinin ihtiyaçlarını tatmine yönelmiş, ayni zamanda Prof.Dr. T. Ayhan ÇIKIN toplumun sürdürülebilir kalkınmasına yönelik ilkelere göre ortaklarına olan yükümlülüklerini yerine getirir. Her üyenin kooperatifin yönetilmesindeki ve yönlendirilmesindeki sorumluluğu eşit düzeydedir. Bu kural şöylece özetlenir : bir üye, bir oy demokratik kuralı. Kooperatif sermaye ne yapar? Tahminlere göre dünyadaki kooperatif finans kurumlarının toplam aktif miktarı 25 trilyon Dolar civarındadır. Uzmanlara göre bu gösterge kooperatif finans kurumlarının başarısının bir kanıtıdır. Ancak araştırıcılar şu soruyu sormaktalar ve yanıtını aramaktadırlar: Güncel koşullarda kooperatifler ne yapmalı? Yanıt: - Kooperatifler, yatırım konusunda kendi sermaye ihtiyaçlarını kendi yapıları içinde çözümlemelidirler. Uzmanlar, toplumsal olarak sorumlu yatırım fonlarının sağlanabilmesi konusunda kooperatif sermaye fonlarına büyük ihtiyaç duyulduğunu belirtmektedirler. Bu yeni yatırım araçları ile ilgili risklerin, ulusal ve uluslararası düzeydeki benzer fonların dayanışmacı bir paylaşımla hafifletilebileceği öngörülmektedir. Kooperatif yatırımcılar, böylece kendi değerlerini rencide eden veya kendilerine uzak olan projeleri finanse eden cılız finansal yatırımlardan daha fazla yatırımlara yönelebilirler. Bununla birlikte kooperatifler daha ziyade, kendilerine yakın olan ekonomik ihtiyaçlarına yanıt aramak için sermayelerini kullanırlar. Kooperatif işletmelerde sermaye oluşumu Her işletme gibi kooperatif kurulurken veya bir yatırım projesi uygularken gerekli finans kaynağını kendi iç bünyesinden ve dış kaynaklardan sağlar. Kooperatife katılım payları Bir kooperatif kurulurken, uygulanacak ortak projenin maliyetine dikkate alarak girecek ortağın katılma payı hesaplanabilir. Çoğunlukla bu payların fiyatı, bir ortağın alabileceği asgari ve azami ortaklık payları kooperatif mevzuatında belirtilebilir. Örneğin 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa (KK) göre, Türkiye de bir kooperatif ortağının en fazla pay alabileceği belirtilmektedir. Bu payların özellikleri şöyle özetlenebilir: kooperatif payları ada yazılıdır; piyasada alınıp satılmazlar; nominal değerlidirler; bu payların sahibi, bir faiz getirisinden çok, kooperatifin hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptirler; bu paylar ekonomik beklentiden çok, sosyal beklentilerin oluşmasına katkıda bulunduklarından sosyal sermaye olarak da adlandırılırlar. İmtiyazlı katılım payları Son onlu yıllarda kooperatiflerin çalıştığı bölgelerdeki oluşan tasarrufları kooperatif yatırımlara çekebilmek için Fransa, Kanada, vb. birçok ülkede ortak/ortak-dışı imtiyazlı sermaye payları üretilmektedir. Türk kooperatifçilik mevzuatında bu konuda bir yaklaşım görülmemektedir. Gelir-gider fazlasından yaratılan kaynaklar Kuşkusuz, kooperatif sermayenin oluşmasında en önemli kalemin, kooperatiflerin gelir-gider fazlarından oluşturulacak fonlardır. Yedek akçeler (rezervler), çeşitli fonlar, kooperatifin bulunduğu ortama göre toplumsal ve ekonomik amaçlı olabilirler. KK nun maddelerine dayanarak bu fonların sayısı, amaçları, gelir-gider fazlasından aktarılabilecek oranları anasözleşmelerde belirlenir. Örneğin Türk KK na göre kooperatifin gelir-gider fazlasından yaratılabilecek kooperatif sermayesi şöylece özetlenebilir: Ana sözleşmede aksine bir hüküm yoksa yılsonu gelir-gider fazlası kooperatifin yedek akçesine eklenir (KK, M.38/1); Ortak dışı işlemlerden elde edilen gelir fazlası, anasözleşmede belirtilmek kaydıyla, kooperatifin gelişmesi için özel fonlara (örneğin kooperatif yatırım fonu,vb.. ) aktarılır (KK, M. 38/4); Gelir-gider farkının en az %10 u yedek akçeye, kooperatif üst kuruluşlarında ise buna ilaveten en az %5 i fevkalade yedek akçeye ayrılmadıkça ortaklara dağıtım yapılmaz (KK, M. 39/1); Anasözleşmede belirtilmek kaydıyla, kooperatif üyeleri ve çalışanları için yardım kuruluşları oluşturmak ve bunları işletmek amacıyla yardım fonları kurulabilir (KK,M.40/1); Yedek akçelerin ve özel fonların kullanılış şekil ve şartları anasözleşmede belirtilir. Böylece birim kooperatiflerde ve birliklerde oluşacak sermayenin ekonomide kooperatif amaçlara uygun şekilde kullanılabilmesi için kooperatiflerin kendi banka sistemi ile bütünleşik çalışabileceği fiziki, hukuki, toplumsal, finansal, beşeri, vb altyapısının oluşturulması gerekir. Birleşmiş Milletler in 2012 yılını Uluslararası Kooperatifler Yılı olarak kutlaması, bunun sonucunda oluşturulan Kooperatiflerin İnanılmaz Gücü konulu 1. Uluslararası Kooperatifler Zirvesi, bu zirveden alınan sonuçların Birleşmiş Milletler Örgütüne aktarılması önemli adımlardır. Türkiye nin de 17 Ekim 2012 de Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı nı devreye soktuğunu açıklaması, kooperatifçilikte olumlu gelişmelerin oluşacağının işaretleri olarak görmek mümkündür. Kooperatifçi selamlarımla İzmir'de Gıda ve Tarım Zirvesi Yapıldı 14 Haziran 2013 tarihinde yapılan zirvede Bakan Eker; süt, zeytinyağı ve organik tarımın prim desteklerini açıkladı. Yüksek girdi maliyetleri, canlı hayvan, et ve saman ithalatının gündeme olmadığı sorunsuz zirvede, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, "Sütün litre başına 90 kuruş referans fiyatı, yarından itibaren litre başına 95 kuruşa çıkarılmıştır. Desteklerle birlikte üreticinin eline geçen fiyat, litre başına 1 lira 4 kuruş olacaktır. Zeytinyağı prim desteği 50 kuruştu, 70 kuruşa çıkarıyoruz. Organik tarımı destek primi, dekar başına 50 liraydı yüzde 40 artırarak 70 liraya çıkarıyoruz dedi. Bakan Eker, Haziran da 1 milyonun üzerindeki çiftçiye toplam 2 milyar lira destekleme ödemesi yapılacağını, "Pamuk, yağlı tohumlar, fındık, çay, süt tozu, hayvancılık desteği, kırsal kalkınma gibi desteklerle bu ay içinde toplam 2 milyar 72 milyon lira ödeme yapacağız. Bu ay çiftçinin cebine nakdi para girecek. Mayıs ayı sonu itibariyle çiftçiye ödediğimiz para 4.5 milyar lira. 2 milyar da bu ay ödüyoruz toplam 6.5 milyar lira çiftçinin cebine giren nakdi karşılıksız hibe destek. Yıl sonuna kadar bu 9 milyar lira olacak. Geçen yıl ödediğimiz para, 7.6 milyar liraydı. Bu yıl 9 milyar olacak. Bunları çiftçimize daha kaliteli rekabetçi yüksek standartlara çıkması için veriyoruz. diye konuştu. İzmir in Türkiye de kültür ırkı sığırcılığın en yüksek düzeyde geliştiği iller arasında olduğunu belirten Bakan Eker, ilin hayvancılık ıslah merkezine dönüşebileceğine dikkat çekerek, Genetik ıslah boyutuyla ilgili ben İzmir de büyük bir kapasite olduğunu biliyorum. Suni dölleme, embriyo, aşı gibi hayvancılığın genetik ıslahı ile ilgili tüm teknolojilerin geliştirildiği bir merkez olabilir. Türkiye de öncü bir il olur. İzmir i hayvancılık ıslah merkezi haline dönüştürme yönünde çalışın. Bu birikim burada var dedi. Bakan Eker, kültür balıkçılığını 60 bin tondan 190 bine tona çıkardıklarını belirterek, 2012 yılında dünya kültür balıkçılığı üretiminin üretim miktarı dünyadaki sığır eti üretim miktarını aşmış. 63 milyon tona ulaşmış diye konuştu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker, tarımın en önemli sorununun tarım arazilerinin miras yoluyla bölünerek küçülmesi olduğuna dikkat çekerek, çözüm için hazırlanan yasa taslağının önümüzdeki hafta TBMM komisyonlarında görüşüleceğini anlattı. Bakan Eker, şunları söyledi: "Tarım arazilerinde alarm zilleri çalıyor. Şu anda TBMM gündeminde. Önümüzdeki hafta komisyonlarda görüşülecek, 13 maddelik hükümet tasarısı. Bunu hayata geçiremezsek Türkiye Cumhuriyeti topraklarında çocuklarımız ve torunlarımız tarımsal üretim gerçekleştiremeyecekler. 3 milyon tarımsal işletme var. Ortalama işletme büyüklüğü 60 dönüm, 30 milyon parsel arazide. Bir işletme 10 parçadan oluşuyor demek. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya da miras yoluyla tarım arazisi babadan oğla geçerken bölünmüyor yasak. Bizde babadan evlada geçerken bölünüyor sorun bu. Bölünmeye son verilmeli. Yoksa 24 milyon hektar tarım arazisi giderek verimsiz hale gelecek. 2 milyon hektar aşırı küçülmeden kullanılmıyor." Tarım ve Gıda Zirvesine Çiftçi Örgütlerinden Eleştiri Geldi İzmir İli Çiftçi Örgütleri Güçbirliği Platformu ve İzmir Köy-Koop Birliği, Ankara da hazırlanan Stratejik Plan ve İzmir Tarım ve Gıda Zirvesi konusunda kendi görüşlerini aktardı. Zirvenin şirket tarımcılığının tescili için düzenlenmiş olduğunu düşünen platform, İzmir de yapılan zirveyle ilgili eleştirilerini sundu. Zirveyle ilgili düşüncelerini basın toplantısında gazetecilere aktaran İzmir Çiftçi Örgütleri Güçbirliği Platformu Dönem Sözcüsü Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, Planda ihracat hedeflenerek, aslan payının zengin ve güçlülerde kalmasına yardımcı olan uygulamalar öngörülmektedir. Ürün sunumu ile çiftçi gelirlerinde istikrarın sağlanmasıyla lisanslı depoculuk yaklaşımıyla bu alanın sadece özel sektöre bırakılacağı anlaşılıyor. Sözleşmeli tarımı yaygınlaştıracağız söylemi ile üreticilerin daha yüksek düzeyde köleliğe itileceği gözlemleniyor. Köylülüğü Tasfiye Amacı Kaymakçı, Strateji Plan da köylülerin gelirlerini artıracak kırsal kalkınma uygulamaları ve destekleme politikalarının örgütlenme temelinde devrede olmadığını, bu stratejinin köylülüğü tasfiye amacına yönelik hazırlandığı gözlemlenmekte olduğu yorumunda bulundu. Çare Kooperatifleşmede Kaymakçı, Kısa dönemde tarımsal ürünlerin fiyat oluşumunda AB de olduğu üzere içte destekleyen ve dışa karşı koruyucu politikalar sürdürülmelidir. Bu bağlamda stoklara yol açacak desteklemeler yerine kota sistemine geçilmelidir. Bağımsız bir destekleme politikası için daha çok kaynağa gereksinime duyulacağı açıktır. Ancak bunun için sürdürlebilir borçlanmaya değil, sağlam kaynaklara dayalı bir kamu finansman sistemini kurmak gerekiyor. dedi. Kaymakçı, Türkiye deki işletmelerin tarımsal üretimden para kazanamamasının en büyük sebebinin katma değerin kendilerine kalmamasından kaynaklandığını Bu durumu bilerek görmezlikten gelinmektedir. Çare kooperatifleştirme aracılığıyla çiftçinin sanayici olmasıdır. diye belirtti.

7 Köy-Koop Haber Temmuz 2013 GÜNDEM 7 Tarım Arazilerini Büyütme Kolaylaşacak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, devletin belirlenen ölçeğin altında kalan arazileri satın alarak ölçek büyütmek isteyen vatandaşlara cazip şartlarda kredi desteği vereceğini açıkladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, tarım arazilerinin ölçeklerinin büyütülmesine ilişkin vatandaşın, belirlenen ölçeğin altında kalan arazileri satın alarak ölçek büyüklüğüne getirmek istediği durumlarda devletin cazip şartlarda krediyle destek vereceğini açıkladı. Mirmahmutoğulları bu sayede arazi ölçeğinin büyütüleceğini ve bir daha da bölünmeyeceğini ifade etti. Mirmahmutoğulları, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'na ilişkin açıklamalarda bulundu. Tarım arazilerinin ölçek büyüklüğünün, ABD'de 1980 dekar, İngiltere'de 550 dekar, Fransa'da 430 dekar, Almanya'da 420 dekar, İspanya'da 240 dekar olduğunu anlatan Mirmahmutoğulları, Türkiye'de ise tarım arazilerinin ölçek büyüklüğünün, 2002 yılı TÜİK verilerine göre 59 dekar olduğunu, bu arazilerin ortalama 7 parselden oluştuğunu söyledi. Mirmahmutoğulları, O tarihten bu yana daha da küçüldü, parsel sayısı daha da arttı. Bir parsel 7 parçaysa 10 dekar bile gelmiyor. Türkiye'de şu anda parsel sayısı 30 milyon diye konuştu. Cazip Bir Kredi Olacak Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin devam etmesi halinde gelecekte Türkiye'de tarım yapılamayacağına dikkati çeken Vedat Mirmahmutoğullları, ölçek büyüklüğü altındaki tarım arazilerinin ölçek büyüklüğüne taşınması için kredi mekanizmasının devreye sokulacağını bildirdi. Bunun bir tür arazi edindirmeyi amaçlayan bir yapı olduğuna dikkati çeken Mirmahmutoğulları, Cazip bir kredi olacak. Amaca hizmet eden tedbirler yönetmeliğe konulacak. Vatandaş, belirlenen ölçeğin altında kalan arazileri satın alarak ölçek büyüklüğüne getirmek isterse, devlet cazip şartlarda krediyle ona destek verecek. Böylece arazi ölçeği büyütülecek, bir daha bölünmeyecek. TBMM gündeminde bulunan tasarının yasalaşmasının ardından yönetmelik hazırlayacaklarını bildiren Mirmahmutoğulları, işletme arazilerinin bölünmemesi için ölçek büyüklüğüne ilişkin düzenlemeye gidileceğini de sözlerine ekledi. Tasarı'nın Getirdikleri Tarım arazilerinin miras yolu ile bölünmesinin önüne geçmek amacıyla hazırlanan tasarıya göre, tarımsal işletmeler, bölge farklılıkları göz önünde bulundurularak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenen asgari büyüklüklerin altında bölünemeyecek. Tarımsal işletmeye ait tarımsal arazilerin mülkiyetinin devri konusunda mirasçıların, mirasın açılmasından sonra 1 yıl içerisinde anlaşabilmelerine ilişkin düzenleme içeren tasarıya göre, miras devir işlemlerinin, mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde tamamlanmaması durumunda, Bakanlığın devir işlemlerinin yapılması amacıyla sulh hukuk mahkemesinde dava açabilmesi olanağı getiriliyor. Bu durumda işletmenin sulh hâkimi tarafından belirlenen ehil mirasçıya tarımsal değeri üzerinden devri, ehil mirasçı bulunmaması halinde en yüksek teklifi veren istekli mirasçıya devri, mirasçıların istekli olmaması Tarla Okulları Projesi başladı durumunda ise satışı sağlanacak. Halen mevcut uygulamadaki, mutlak, marjinal ve özel ürün arazilerinde 20 dekar, dikili tarım arazilerinde 5 dekar ve örtü altı tarımı yapılan arazilerde 3 dekar olarak belirlenen parsel büyüklükleri korunacak. Bu büyüklüklerin altında yeni parsel ve pay oluşturulamayacak. Mirasçılara devri yapılan işletmeye ait tarım arazilerinde 20 yıl içerisinde tarım dışı kullanım izni ile değerinde artış meydana gelmesi durumunda, değer artışındaki fark diğer mirasçılara payları oranında işletmeyi devir alan mirasçı tarafından ödenecek. Tarımsal işletmeyi alan mirasçı, diğer mirasçılara miras paylarının bedelini, sulh hâkiminin kararından itibaren en geç bir yıl içerisinde ödeyecek. Kanunun uygulanması ile ilgili olarak, ihtiyaç duyulması halinde, asgari büyüklüğün altındaki tarımsal arazi ve işletmeleri asgari büyüklüklere çıkarmak veya mülkiyetten kaynaklanan ihtilafları gidermek amacıyla kamulaştırma, alım ve satım işlemleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının talebi üzerine Maliye Bakanlığı tarafından ilgili mevzuata göre yerine getirilecek. Kendisine tarımsal işletmenin mülkiyeti devredilen mirasçılardan, diğer mirasçıların paylarının karşılığını öz kaynakları ile ödeyemeyecek durumda olanlara, bu ödemeleri gerçekleştirmek için kredi imkânları sağlanacak. Tarımsal arazilerin satılması halinde sınırdaş tarımsal arazi maliklerinin de önalım hakkına sahip olması ve önalım hakkının kullanılmasında Türk Medeni Kanunu nun ilgili hükümleri uygulanacak. Kanunun yürürlüğünden önce vefat eden miras bırakanın terekesinde bulunan tarımsal işletmelere ait tarım arazilerinin intikal işlemleri iki yıl içinde tamamlanabilecek ve devam eden davalarda eski hükümler uygulanacak. İşletmeye ait tarım arazilerinin intikal işlemlerinde ve mirasçılar tarafından tüzel kişilik kurulan işletmelerde, damga vergisi, harç gibi masraflar için muafiyetler sağlanacak. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarla okulları Projesi Antalya da başladı. Projenin 2014 yılında ülke genelinde yayılması planlanıyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Tarla Okulları Projesi" kapsamında pilot bölge seçilen Kumluca'da ilk tarla okulu açıldı. Kumluca'ya bağlı Hızırkahya köyündeki "Tarla Okulları Projesi"nin başlaması dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Antalya Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ahmet Dallı, projenin pilot uygulamasının Antalya'dan başladığını, 2014 yılında uygulamanın ülke geneline yayılmasının hedeflendiğini kaydetti. Projenin, üreticiye sezon başından itibaren gerek pratik gerekse teorik bilgileri yerinde ve zamanında vermeyi amaçladığını ifade eden Dallı, böylelikle çiftçinin üretim esnasında karşılaştığı soruna yerinde çözüm bulunacağını vurguladı. Kumluca Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Adem Aydın da, ilçede 15 tarla okulu kurulduğunu ve her okulda 20 çiftçinin eğitimlere katılacağını söyledi. Eğitimlerin ayda bir gün yapılmak üzere planlandığını ifade eden Aydın, eğitimler sonunda çiftçilerin sınava tabi tutulacaklarını belirtti. Konuşmaların ardından açılışı gerçekleştirilen Tarla Okulu'nda ilk ders, Kumluca Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Ersin Yaman tarafından verildi. İlk derste çiftçilere solarizasyon uygulaması ve toprak analizi konusu anlatıldı. Ulusal Süt Konseyi ve Ulusal Et Konseyi Yönetmeliği Değiştirildi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal Kırmızı Et Konseyi Kuruluş, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile Ulusal Süt Konseyi Kuruluş, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlandı. Ulusal Süt Konseyi (USK) Yönetim Kurulu üye sayısı 9 dan 12 ye çıkartılırken, Konseyin gelirleri arasında bulunan devletin yaptığı destekleme ödemelerinden kesilen yüzde 0,5 lik pay da kaldırıldı. Resmi Gazete nin 8 Haziran 2013 tarihli sayısında yayınlanan Ulusal Süt Konseyi Kuruluş, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile 23 Eylül 2008 tarihinde çıkartılan yönetmelik yürürlükten kaldırıldı. USK nın kuruluş, işleyiş, yönetim ile görev, yetki, denetim ve gelirleri ile ilgili usul ve esasları yeniden düzenleyen yönetmeliğe göre; konseyi oluşturan alt gruplar 3 ten 4 e çıkarılırken, Kamu Alt Grubu ikiye ayrılarak; Kamu Alt Grubu ile Araştırma Kurumları, Meslek Odaları ve Sivil Toplum Kuruluşları Alt Grubu oluşturuldu. Böylece alt gruplardan 3 ismin katılımıyla oluşturulan Yönetim Kurulu üye sayısı 9 dan 12 ye yükseltilirken, üst üste iki dönem Yönetim Kurulu başkanlığı görevinde bulunanların, aradan bir seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve seçilemeyecekleri hükmü getirildi. Üreticilerin oluşturdukları birlikler, dernekler, kooperatifler ve sanayicilerin oluşturdukları birlik, dernek, kooperatif temsilcileri ile bunlara üye gerçek ve tüzel kişiler, ilgili araştırma ve eğitim kurumları, meslek odaları, tüketici örgütleri ile kamu kurum ve kuruluşları bir araya gelerek Ulusal Süt Konseyi ni oluşturacak. Sanayici alt grubunu temsilen yer alan birlik, dernek ve kooperatiflerin Konseye üye olmaları için gereken en az yüzde 10 kapasite şartının yüzde 5 e düşürüldüğü yönetmelik ile vakıflar da sanayici alt grubuna dahil edildi. Süt ve süt ürünleri üretimi, tüketimi ve ticaretinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunacak Konsey, belirli zamanlarda bölgelere göre sütün maliyetini tespit ederek gerektiğinde ilan edecek. Çevreye duyarlılık ilkesi çerçevesinde gıda arzı, organik süt üretiminin ve tüketiminin teşvik edilmesi konularında çalışmalar yapacak olan Konsey, süt ve ürünlerinin işlenmesinde sürdürülebilirlik, insan sağlığı ve çevreye duyarlılık ilkesi çerçevesinde yeterli ve güvenilir gıda arzının sağlanmasına katkıda bulunacak faaliyetler gerçekleştirecek. Yönetmelik değişikliği ile konseyin gelir kalemleri arasında bulunan, devletin yaptığı hayvancılık destekleme ödemelerinden kesilecek yüzde 0,5 lik pay da kaldırıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, gerek gördüğünde her iki konseyin her türlü işlem ve faaliyetini idari ve mali yönden denetleyecek. Ulusal Kırmızı Et Konseyi ile Ulusal Süt Konseyine ilişkin eski yönetmelikler yürürlükten kaldırıldı, yeni yönetmelikler doğrultusunda konsey ve organları seçilinceye kadar eskileri görevine devam edecek. Yerli Sığır Fiyatı Yüzde 7,6 Düştü Hayvansal ürün üretim değeri, 2012 yılında yüzde 15,7 artarak 49,3 milyar liraya ulaştı. Ayrıca sığır eti yüzde 5,6 azalarak 17,5 TL, koyun eti ise yüzde 3,5 azalarak 19,6 TL den işlem gördü. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK), 2012 yılı Canlı Hayvan ve Hayvansal Ürün Fiyatları Ve Üretim Değeri verilerini açıklandı. Yerli sığır fiyatı bir önceki yıla göre yüzde 7,6 azalarak 2 bin 383 TL olurken, kültür sığır fiyatı yüzde 7,9 azalışla 4 bin 251 TL oldu. Kültür dana fiyatı 2012 yılında bir önceki yıla göre yüzde 7,4 oranında düşüşle 2 bin 92 TL ve yerli dana fiyatı yüzde 4,6 azalarak TL olarak gerçekleşti. Koyun ve keçi fiyatlarına bakıldığında, yerli koyun fiyatında yüzde 4,3, tiftik keçisi fiyatında yüzde 1,0 ve kıl keçisi fiyatında ise yüzde 0,1 azalış görüldü. Kümes hayvanlarından et tavuğu fiyatı yüzde 3,0 oranında artarak 13,2 TL ve yumurta tavuğu fiyatı yüzde 13,2 oranında artarak 11,6 TL oldu. İnek sütü fiyatı 2012 yılında bir önceki yıla göre yüzde 10,7 oranında artış göstererek 0,9 TL, koyun sütü fiyatı ise yüzde 5,9 oranında artarak 1,5 TL oldu. Kırmızı et fiyatlarına bakıldığında, sığır eti yüzde 5,6 azalarak 17,5 TL, koyun eti ise yüzde 3,5 azalarak 19,6 TL olarak işlem gördü. Beyaz et fiyatlarında ise, tavuk eti fiyatı yüzde 0,1 artarak 5,4 TL ve hindi eti fiyatı ise yüzde 4,9 artarak 9,2 TL oldu. Canlı hayvan değeri 2012 yılında 63,5 milyar TL oldu. Büyükbaş hayvanların değeri bir önceki yıla göre yüzde 4,7 artarak 43,2 milyar TL, küçükbaş hayvanların değeri yüzde 7,7 artarak 16,8 milyar TL ve kümes hayvanlarının değeri yüzde 11,9 artarak 3,3 milyar TL oldu. Hayvansal ürün üretim değeri yüzde 15,7 artarak 49,3 milyar TL oldu. Süt üretim değeri 17,0 milyar TL, beyaz et üretim değeri 9,7 milyar TL, bal üretim değeri 1,7 milyar TL, yumurta üretim değeri 4,2 milyar TL ve kırmızı et üretim değeri 16,3 milyar TL oldu.

8 8 GÜNDEM Temmuz 2013 Köy-Koop Haber Atatürk ün Türk Milletine Emaneti Teknolojik gelişme, buhar makinesi ile beraber işsizliğe, tarım ve sağlık için oluşturulan ilâçlarla birlikte yeni hastalıklara, tarımın modernleşmesi ile beraber toprağın fakirleşmesine, çamaşır bulaşık makinesi, buzdolabı gibi yaşamı kolaylaştıran cihazlar ve enerji amaçlı termik ve nükleer enerji ile çevre kirliliğine ve endüstriyel atıkların oluşmasına yol açılmıştır. Bunun anlamı geriye dönüş değildir. Burada anlatılmak istenen Atatürk ün önerdiği, çevreye duyarlı, sürdürülebilir bir sanayi ve gelişme yanında, demokratik toplumun gelişmesini talep eden bireylerin artmasını sağlamaktır. Günümüzde teknolojik ilerleme sonucu doğal bir dünya ve yaşamdan, yapay bir yaşama ve sanal bir dünyaya geçiş başlamıştır. Günümüzde yaşanan Gezi parkı olayları bunun en yakın örneğidir. Toplumlar kısa sürede bilgilenmekte ve haber dünyanın bir ucundan diğer ucuna saniyeler seviyesinde ulaşmaktadır. Atatürk yokluk, yoksulluk ve parasızlık içinde bir Kurtuluş savaşı verip, ardından yeni bir devlet kurmuştur. Atatürk ün önderliğinde; Kurtuluş Savaşı nın ardından, 23 Nisan 1920 ye dayanan ve 29 Ekim 1923 de Cumhuriyet in ilanı ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti ve yaratılan devrimler 20. Yüzyılın toplumsal olaylarının başında gelmektedir. Bu devlet 145 milyon Osmanlı altını borcu devralmış ve bu borcu Osmanlı İmparatorluğu'nun dış borçlarını denetleyen kuruma öderken, akıl almaz gelişmelere imza atmıştır. Bunlar arasında Çağdaş Türkiye Projesi, Türk Ulus Devlet (millet) Projesi, Rumeli Savunma Hattı Projesi, Ordu ile Siyaseti Ayırma Projesi, Spor ve Beden Eğitimi Projesi, Anadolu nun İşgalini Önleme Projesi (Kilis-İskenderun-Adana Savunma Planı), Halkevleri Projesi, Güneydoğu Anadolu Projesi.Demokrasi projesi,,uçak Sanayi Projesi, Demirağ (Demiryolu) Projesi, Dinde öze dönüş Projesi, Tarih ve Dil Tezleri Projesi, Modern Ankara Projesi, Musiki ve Sanat Projesi Sağlık Projesi, Çağdaş Üniversite (Eğitim) Projesi örnek projeler olarak sayılabilir. Görüldüğü gibi Atatürk hayatının her döneminde halka ve gelecek nesillere örnek olmuştur. Özellikle ekonomik gelişmenin tarımla gerçekleşebileceğini düşündüğü için Tarım, Hayvancılık ve Sanayi projeleri hazırlatmıştır. Atatürk, Türkiye nin kalkınmasının köyden, köylüden başlatılması gerektiğine inandığı için Köylü milletin efendisidir demiş ve bu doğrultuda köylüye örnek oluşturmak amacıyla modern tarım ve hayvancılık yöntemlerinin uygulandığı çiftlikler kurmuştur. Yani Atatürk ün parasını vererek aldığı çiftliklerin amacı bu çiftliklerden para kazanmak değil, bu çiftliklerde modern tarım, hayvancılık ve hatta sanayi uygulamaları yaparak Türk halkına Türk köylüsüne sonuçlarını göstermektir. Atatürk, Anadolu nun her yerinde tarım ve hayvancılık yapılabileceğini ispatlamak için önce Ankara da Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesgut, Çakırlar çiftliklerinden meydana gelen bataklık ve en kötü yerde Gazi Orman Çiftliği ni kurdurarak işe başlamıştır. Bunu takiben Yalova da Millet ve Baltacı Çiftlikleri, Silifke de Tekir ve Şövalye Çiftlikleri, Dörtyol da portakal bahçesi ile Karabasamak Çiftliği, Tarsus ta Piloğlu Çiftliği ni kurmuştur. Atatürk, bu örnek çiftliklerin, hem modern tarım, hayvancılık ve sanayi yapılan yerler olmasını, hem de ağaçlandırılarak ormana dönüştürülmesini istemiştir. Bu amaçla örneğin Ankara daki Gazi Orman Çiftliği ne her yıl ağaç diktirmiştir. Burada tarım ve hayvancılık yaptırmış, fabrikalar kurdurmuştur. Bu çiftliklerin kuruluşu için gerekli maddi kaynak, Hint Müslümanları tarafından Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal adına gönderilen yardımdan yaratılmıştır. Hint Müslümanlarının gönderdiği 500 bin lirayı getiren İngiliz casusu Mustafa Sagir Mustafa Kemal Paşa yı öldürmek üzere Ankara ya gelmiştir. Sagir suçunu kabul etmiş, teşebbüs aşamasında kalmasına karşın, savaş durumu olduğu için bu suç idamla cezalandırılmıştır. Mustafa Kemal Paşa, gelen parayı Milli Savunma emrine vermiştir. Büyük Taarruz da bu paranın bir miktarı kullanılmıştır. Daha sonra Maliye Bakanlığı, kalan 380 bin lira dolayında parayı Mustafa Kemal Paşa ya iade edilmiştir. Bu paranın 250 bin TL si ile İş Bankası kurulmuş, kalanıyla da yukarıda belirtilen çiftlikler alınmıştır. Bu çiftliklerde kooperatifler kurulmuş, çiftçiye makinalı tarım öğretilmiştir. Aynı zamanda Atatürk, İş Bankası ndaki ortaklığını CHP ye devretmiş ve servetinin bir bölümünü Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu na bağışlamıştır. Çanakkale savaşının yeri doldurulamaz kişisi, Anadolu nun düşmandan arındırılmasının ve Kurtuluş Savaşı nın örgütleyicisi ve Başkomutanı, emperyalizmi dize getiren ilk Doğulu ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti nin kurucusu olan Atatürk, yaşadığı dönemde Türkiye de mala, mülke, eve, çiftliğe, paraya hiç ihtiyacı olmayan kişidir. Neredeyse gittiği her yerde ona bir ev, köşk hediye edilmiştir. Atatürk ün mala, mülke ve paraya ihtiyacı olmadığı gibi, üstelik annesi, babası yakın akrabaları (kız kardeşi Makbule Hanım dışında) ölmüş, çocukları da olmadığı için mal mülk, servet edinip bunları akrabalarına miras bırakması söz konusu değildir. Atatürk, kurmuş olduğu çiftlikleri 13 yıl bizzat işlettikten sonra 11 Haziran 1937 tarihinde yazmış olduğu vasiyet mektubu ile hazineye devretmiştir. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından Maliye Bakanlığı na havale edilen o tarihi mektup şöyledir: Prof.Dr. M. Lütfü ÇAKMAKÇI A.Ü. Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başvekalete, Malum olduğu üzere ziraat ve iktisat sahasında fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadı ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mıntıkalarında müteaddit çiftlikler tesisi etmiştim. On üç sene devam eden çetin çalışmaları esnasında faaliyetlerinin, bulundukları iklimin yetiştirdiği her çeşit mahsulattan başka, her nevi ziraat sanatlarına da teşmil eden bu müessesleri ilk senelerden başlayan bütün kazançlarını inkişaflarına sarf ederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmişler, bütün ziraat, makine ve aletlerini yerinde ve faydalı şekilde kullanarak bunların hepsini tamir ve mühim bir kısmını yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmişler, yerli ve yabancı birçok hayvan ırkları üzerinde çift ve mahsul bakımından yaptıkları tetkikler neticesinde bunların muhite en elverişli ve verimli olanlarını tespit etmişler, kooperatif teşkili suretiyle veya aynı zahiyette başka suretlerle civar köylerle beraber, faydalı şekilde çalışmalar, bir taraftan da iç ve dış piyasalarla daimi ve sıkı temasta bulunmak suretiyle faaliyetlerini ve istihsallerini bunların isteklerine uydurmuşlar ve bugün her bakımdan verimli, olgun ve çok kıymetli birer varlık haline gelmişlerdir. Çiftliklerin yerine göre araziyi ıslah ve tanzim etmek, muhitlerini güzelleştirmek, halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek sıhhi yerler, hilyesiz ve nefis gıda maddeleri temin eylemek, bazı yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre şayandır. Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teşkil eden geniş çalışma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri ve memleketin mıntıkalarında da müessilleri tesis edildiği takdirde, tecrübelerini müspet iş sahasından alan bu müesseselerin ziraat usullerini düzeltme, istihsalatı artırma ve köyleri kalkındırma yolunda devletçe alınan ve alınacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve inkişafına çok müsait birer amil ve mesnet olacaklarına kani bulunuyorum ve bu kanaatle tasarrufum altındaki bu çiftlikleri, bütün tesisat, hayvanat ve demirbaşları ile beraber hazineye hediye ediyorum. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaşını mücbel gösteren bir liste ilişiktir. Müktazi kanun muamelesinin yapılmasını dilerim Mustafa Kemal Atatürk Listede Çiftikler,Bira Fabrikası, Malt Fabrikası, Buz Fabrikası, Soda ve Gazoz Fabrikası, Deri Fabrikası, Tarım Aletleri ve Demir Fabrikası, iki modern Süt Fabrikası, iki büyük yoğurt imalathanesi, şarap imalathanesi, değirmen, iki yağ ve peynir imalathanesi, iki tavuk çiftliği, iki özel iskele ve liman, beş satış mağazası, Çelik Fabrikası nın %40 payı, 16 traktör, 13 komple biçerdöver, 1 deniz motoru, 5 kamyon ve kamyonet, 2 binek otomobil, 19 binek ve yük arabası, adet koyun, 443 sığır, 69 at, 58 eşek, 2450 tavuk yer almaktadır. Meclis te Atatürk ten gelen bu çiftlik vasiyeti mektubunun okunmasından sonra Başbakan İsmet İnönü söz alıp özetle şunları söylemiştir: Sevinç ve heyecanla dinlediğimiz armağan olayı, üzerinde büyük bir önemle durulması gereken yüksek bir değerdedir. Hazineye geçen bu çiftlikler, değerleri milyonlara varan bir zenginliğe sahiptirler. Atatürk bu çiftlikleri yıllardan beri kişisel biriktirmeleri ve özellikle kişisel emeği ile meydana getirmiştir. Ve bunları herkesin Anadolu ortasında nasıl bir bayındır oturma yerinin yapılabileceğini düşünüp karamsarlığa düşerken, bilim ve çalışma ile bunun mümkün olabileceğine örnek vermek için yapmıştır. Atatürk, her türlü kişisel çıkarların, kişiliğine yönelik her türlü yararların daima üstünde kalmış ve daima kalacak olan bir ulusal varlıktır. Bu eserleri hazineye armağan etmesinin de temelli, büyük ve politik bir ideali vardır. Çünkü o, Milli Mücadele nin ilk gününden beri bu memleketin kudretini ve zenginliğini köylülerimizin kalkınmasında, zenginliğe ve rahat geçime sahip olmasında gördü. İlk günden beri bu doğrultuda yürüdü. Biz de aynı doğrultu da yürüyoruz. Bugün de Atatürk, memleketin güçlenip zenginliğinin artması için köylünün durumunun ve ekonomik varlığının yükselmesi gerektiği kanısındadır. Atatürk, bu anlayışın ve siyasetin memleket için çok yararlı olacağı kanısı ile bu konudaki mücadelenin başındadır. Biz de onu izlemekte çok dikkatliyiz. Atatürk bu çiftlikleri Halk Partisi nin malı olarak saklıyordu. Fakat köylülerin buralardan bir okul, bir öğretici araç olarak yararlanabilmelerinin devlet elinde bulunmaları ile daha kolay ve mümkün olacağını düşündü. Böylece Atatürk bir kere daha kendi huzur ve rahatının, vatanının şan ve şerefinde ve güçlülüğüne olduğunu gösteriyor. Biz de diyoruz ki Atatürk bizim en değerli hazinemizdir. Onun şan ve şerefini vatanın şan ve şerefi sayıyoruz. İnönü, Atatürk bu çiftlikleri Halk Partisi nin malı olarak saklıyordu. Fakat köylülerin buralardan bir okul, bir öğretici araç olarak yararlanabilmelerinin devlet elinde bulunmaları ile daha kolay ve mümkün olacağını düşündü bu nedenle hazineye devretti demiştir. Atatürk milletine doğa ve ağaç sevgisi konusunda örnek olmak için Yalova Çiftliği ndeki köşkünü, sırf yanındaki bir çınar ağacının dallarını kesilmekten kurtarmak için, altına ray döşetip birkaç metre kaydırmıştır. Üretimi destekleyen, doğayı koruyan örnek davranışları ile Türk milletine önderlik eden Mustafa Kemal Atatürk ün vefatında İş Bankası 4 sayılı emekli hesabında biriken parası yalnızca lira idi. Bu nedenle Atatürk ün yaklaşımları hala günceldir. Atatürk ün Türk ulusunun gönlünde yaşaması ve Türk Ulusunun O na bağlılığı iç ve dış odakları rahatsız etmektedir. Bu hususlar dikkate alındığında, Atatürk neden yok edilmek istenmektedir? sorusunu bir kez daha soralım? Çünkü; Atatürk İstiklal Savaşı nın kazanılmasını sağlayan planlamayı yapmış ve başarılı olmuştur. Ümmeti Millete dönüştürmüştür. İngilizleri, onlara uşaklık yapan Yunanlıları, Fransızları ve İtalyanların Osmanlı yı yani Türkleri ve İslam'ı yok etme ve Anadolu ya yerleşme planlarını bozmuştur. Batının kendi silahları ile kendi yöntemleri ile vurulabileceğini, sömürülen ülkelerin gündemine taşımıştır. Bir Milletin yok olmaktan nasıl kurtulabileceğini göstermiştir. Emperyalizmi yenilgiye uğratarak dünyaya örnek olmuştur. Türkmen in, Yörük ün ve diğer etnik unsur olan Arap ın, Kürt'ün, Çerkez'in, azınlık Hıristiyan, Musevi Ermeni'nin, Anadolu'da varlıklarının devamını sağlamıştır. Türk kimliğini dünyaya benimsetmiştir. Ulusal olmayan odakların üstüne korkmadan gitmiştir. Dini istismar eden batı güdümlü sahte İslamcıları teşhir etmiştir. Bu denli ülkesini düşünmüş bir lidere saldırılar haksızdır. Esasında yapılan bu saldırılarla Cumhuriyet Tarihi değiştirilmeye çalışılmakta ve Türk kimliğinden uzaklaştırma politikası güdülmektedir. Aynı zamanda bu saldırılar Türk ulusuna, Türk yurduna ve Türk Devletine, bütünlüğümüze, rejimimize, Ulusal kimliğimize, güvenliğimize ve geleceğimizedir. Bu nedenle emanete sahip çıkmak, uyanmak ve çok çalışmak zorundayız.

9 Köy-Koop Haber Temmuz 2013 TARIM 9 Türkiye de Tarım Reformu Hareketleri -I- Türkiye de yürütülen tarım reformu hareketlerine bu güne kadar hep eleştirel yönde yaklaşmışımdır. Zira geçmişten günümüze tarım sektöründe ciddi kayıplar yaşanmış ve sektör ekonomik açıdan büyük darbeler almıştır. Başta iyi niyetlerle ortaya çıkan ancak sonrasında mevcut döngüye ayak uydurmak zorunda kalan politikaların yürütülmesi, bu yaşanan sıkıntıların hemen hemen hepsinde başrolü oynamaktadır. Bir kere şunu kabul etmek gerekir; tarım politikaları siyasi emellere alet edilmeksizin bir devlet politikası haline gelmelidir, aksi halde çok daha sancılı dönemler bizleri bekliyor demektir. Eğer yapısal ve ulusal özelliklerinizi ortaya koymadan bir politika geliştirmeye çalışırsanız ki, bu yıllardan beri bu şekilde uygulamaya konmuştur, o zaman kulağınızı tersten göstermenin de ötesine geçiyorsunuz demektir. Önümüzde tarımsal açıdan çok ciddi reformları gerçekleştiren örnekler mevcutken biz, gerek yönetim bazında (hükümet öncelikleri) gerekse uygulama bazında (çiftçi) kendi bildiğimizi yapmakta inat ediyoruz. Çünkü herkes açısından önemli olan sıcak para. Doğrudur kesinlikle olması gerekir, hatta olmadan olmaz; ama mevcut koşullarda iyileştirme yapmaksızın sadece parayı kullanma noktasına geldiğinizde işler karışmaya ve tilkiler dolaşmaya başlar. Bizi bu kadar olumsuzluğa iten de bu düşünce yapısı olmuştur. Öncelikle bu düşünce yapısının ülkemizi ne tür bir duruma getirdiğini ele alalım: Dünya Bankası ve IMF kimdir? Dünya Bankası (DB) önceleri, II. Dünya savaşı sonrası Avrupa nın onarılması yönünde amaçları olan, ancak ABD nin Avrupa ya sağladığı Marshall yardımlarıyla özellikle savaşın yıkıntıları yeniden imar edildikten sonra değişip, gelişme yolundaki ülkelerin yatırım kredisi gereksinimlerini karşılamak amacını güden bir yatırım ve kalkınma bankası haline gelmiştir. Ardından Uluslararası Para Fonu (UPF ya da bilinen şekliyle IMF) ile işbirliği gerçekleştirmiş ve DB üyesi olabilmek için öncelikle IMF üyesi olma şartı getirilmiştir. IMF ne yapar? IMF ve Dünya Bankası üye ülkelere destek olmak için çeşitli seviyelerde düzenli olarak işbirliği yapar ve pek çok girişimde birlikte hareket edilmesini sağlar. Dünya Bankası ne yapar? Ülkelerin belli sektörlerde reform yapmaları veya belli projeleri uygulamaları için uzun vadeli teknik ve mali destek sağlar. Böylece iki kuruluş üye ülkelerdeki yaşam standartlarının yükseltilmesi ortak hedefi etrafında birleşir. Sisteme Giriş Uzm. Dr. Esra GÜNERİ Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Türkiye bu sistemin içine 1947 yılında girmiş ve tahıl depolama projelerinden ( ) hayvancılık projelerine ( ), meyve sebze projelerinden ( ) tarımsal reform uygulamaları projesi (TRUP yada ARIP, ) ne hatta buna bağlı olarak köy bazlı katılımcı yatırım programı (KBKYB, ), çevre destekleme projesi (ÇA- TAK, devam), çiftçi örgütlerinin kurumsal yapısının güçlendirilmesi (İRFO) projelerine kadar bir çok projeye destek DB dan gelmiştir. Tabii bunların hiçbiri karşılıksız olmamıştır. Kuralları diğer tarafın yani borç verenin belirlediği isteklerden biri belki de en masumu; 1950 lerde DB nın Tarımsal Kalkınma Programı önerisi ile Türkiye-ABD arasında imzalanan bir ticaret anlaşması sonucunda temin edilen 30 traktörün pamuk üretimi yapılan arazilerde de kullanılmak istenmesi, ancak yapılan anlaşmalara aykırı olduğu için kullanımına onay verilmemesi olmuştur li yıllara kadar benzer şekilde devam eden süreç yılları arasında farklı bir boyut kazanmıştır. İmzalanan anlaşmalarda KİT lerin azaltılması, ithalatın serbest bırakılması ve kamu yatırımlarının azaltılmasına yönelik istekler ortaya konmuştur yılında yabancı ortaklı tohumluk sanayinin kurulmasının teşvikini öngören karar ile özel sektörün bu alana girmesine olanak tanınmıştır de özel tohum şirketlerine ürettikleri tohumluğun fiyatını belirleme yetkisi verilmiştir yılında DB ile yapılan ikraz anlaşması uyarınca tohumculukta birbirine koşut gelişmeler yaşanmıştır. Tohumluk ithalatı serbest bırakılmış, ayrıca ithal edilen tohumlar için sübvansiyon verilmiştir yılında genel nitelikli uyarlama kredileri yerini sektörel uyarlama kredilerine (SECAL) bırakmıştır. Bu anlaşmaların tipik 2 özelliği mevcuttur: ulusal planları yönlendirme özelliği ve kamu sektörü ile kamu yönetiminin örgütlenmesi çalışma ilişkileri, istihdam biçimleri ve işlevlerini değiştirme etkisi Tarım SECAL ile TİGEM ve TZDK içinde idari ve mali denetim birimleri kurulacak ayrıca Tarım Satış Kooperatiflerinin etkinliğini artırmak için çalışmalar yapılacaktır. Kredinin devamı için Banka üç konuda tatminkâr gelişme istemektedir: Gübre dağıtımının özel sektöre açılmasında, perakende gübre fiyatlarında serbestleşme sağlanmasında ve Zirai donatım içinde yönetimi geliştirme konusunda ilerleme kaydedilmesi. Gübre fiyatlandırma 1984 yılında dolara endekslenmiş, 1986 yılında ise tam serbestleşme gerçekleştirilmiştir te TEKEL'e sigara ithalatı için izin verildi da tütünde devlet hâkimiyeti, 1988' de de Amerikan tipi tütün ithalat yasağı kaldırılmıştır. Çayda kalite ve ihracatın artacağı söylemleriyle 1984'te çayda devlet tekeli kaldırılarak çay alımı, işleme ve satışı yerli ve yabancı sermayeye açılmıştır. Özel sektöre yatırım yapması için önemli teşvikler sağlanmıştır. Anlaşma, TİGEM ve TZDK'nun kapsamlı bir denetim ve yapılanmaya tabi tutulmasını öngörmektedir; bu koşul da yerine getirilmiş bu iki kurum geniş kapsamlı ve hızlı bir tasfiye sürecine girmiştir tarihli proje kredisi anlaşmasında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin işleyişine dair maddeler bulunmaktadır. Ziraat Bankası na Kooperatiflerin yönetim yapılarını yeniden düzenleme görevi verilmiştir yılında ise Tarımsal Araştırma Kredisi imzalanmış ve sözü edilen kredi ile Tarım Bakanlığı nın bütçe ve plan sistemine yönelen istekler göze çarpmıştır tarihli Sulama Yönetimi ve Yatırımlarında Katılımcı Özelleştirme Projesi ile kamu tarafından yapılan sulama yönetimi, sulama birliklerine devredilecektir yılında DB tarafından reform önerileri adı altında eli ayağı bağlanan ve ardından ekonomik krizin baskısı altında ezilen Türkiye, yeni bir döneme imza atmış Türk tarım tarihi ve Türk tarım politikaları açısından çok büyük dönüşümler yaşanmaya başlanmıştır li yıllar Stand by anlaşmaları kapsamında 1999 yılında IMF ye gönderilen niyet mektubunda DB nın istediği düzenlemelerin gerçekleştirileceği, hububat fiyatlandırmasında Chicago Borsası sistemine uyulacağı ve ayrıca TEKEL in satışının 2001 e kadar tamamlanacağı belirtilmiştir yılının ilk dönemlerinde DB na yazılan niyet mektubunda ise 1999 da IMF verilen vaatlerin yerine getirilmesi yönündeki kararlılık vurgulanmıştır. Bunun üzerine aynı yılın ortalarında devletin tarımsal sektörden tamamen çıkmasını sağlayacak düzenlemeleri içeren Ekonomik Reform Kredi Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmada, tarım desteklemelerine son verilmesi, TZDK, Çay-Kur ve TEKEL in tamamen tasfiyesi istenmiştir yılının son günlerinde IMF ye gönderilen niyet mektubunda TSKB lerin yeniden yapılandırılması, TEKEL ve 6 adet Şeker fabrikasının özelleştirilmesi süreci anlatılmış ve DGD ye geçiş için 2002 yılına işaret edilerek ilk ödemeler için DB Tarım Reformunun beklendiği belirtilmiştir. Kızılırmak ın Durduğu Yer: Kalecik Geceydi hem de müthiş bir gece. O kadar sessizdi ki her yer, çıt çıkmıyor, rüzgar bile uyuyordu... Yer altı böceklerinin toprağı kazışlarını duyuyordum adeta. Bir tepedeydim Gökteki yıldızlar o kadar yakındı ki Hani elinizi uzatsanız dokunacak kadar! Dolunay vardı hemen arkamda hem de kocaman. Hiç bir yapay ışık yoktu Ağaçların, kayaların ve bitkilerin gölgesi, ay yükseldikçe ovaya çöküyordu. Bir tablonun içindeydim Kalecik te İç Anadolu nun bozkırı kuzeye giderken renk değiştirir. Kızılırmak ın suladığı verimli topraklar yeşermeye başlarken karşınıza o otantik havasıyla çıkar Ankara nın şirin ilçesi Kalecik. Kalecik, kökeni M.Ö yıllarına kadar giden Hitit ten Doğu Roma ya, Selçuklu dan Osmanlı ya kadar pek çok medeniyete yüzyıllar boyunca ev sahipliği yapmıştır. Adını, bin yıldan daha fazla süredir bütün heybetiyle ayakta duran Roma döneminden kalma kalesinden alan Kalecik in bereketli topraklarıdır aslında o kadar medeniyeti cezbeden. Dolayısıyla Kalecik denilince akla tabi ki tarım gelir İlçede yaklaşık 40 bin hektar arazide tarım yapılmakta. Bunun büyük miktarını tarla tarımı oluştururken diğer kısmını da bağ ve bahçe tarımı oluşturmakta. Tarımsal arazilerin ise yaklaşık %15 nin sulandığını görüyoruz. Ancak yapımına devam edilen, ilçenin 2,5 km batısındaki Uludere Çayı üzerinde yer alan Kalecik Barajı ile sulanabilir tarım arazisinin önemli miktarda artacağı öngörülüyor. Kalecik in tarımsal üretimdeki önemini anlamak için bazı verilere daha yakından bakmakta fayda var. İlçede yaklaşık 22 bin hektar tarım arazisinde yıllık ortalama 44 bin ton buğday üretilirken, 1100 hektar arazide 30 bin ton şeker pancarı, 15 bin ton domates, 12 bin ton kavun, ve 5 bin ton fasülye üretilmekte. Meyve olarak ise yıllık ortalama 6875 ton elma, 35 bin ton üzüm, 640 ton armut ve 1150 ton ayva üretilmekte. Kalecik te tarım denilince akla hiç kuşkusuz, uçsuz bucaksız bağlar ve meşhur Kalecik Karası geliyor. Sadece ülkemizde değil dünyada da bugün en önemli şaraplık üzüm çeşitlerinden biri olarak gösterilen Kalecik Karası, bir dönem kaybolma tehlikesi yaşasa da, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü nde yürütülen çalışmalar ve pek çok kuruluşun desteği sayesinde tekrar canlandırılmış ve ülkemiz tarımına kazandırılmış durumda. Nitekim yöredeki Kalecik Karası yetiştirilen bağ alanlarının dekara ulaştığı görülüyor. Özellikle Kızılırmak havzasında yer alan alüviyal toprakların yapısı ve de dağlarla çevrili ovadaki ırmağın oluşturduğu mikroklima nedeniyle en kaliteli Kalecik Karası üzümleri ırmak boyunca yer alan bağlarda yetiştirilebilmekte. Başka coğrafik alanlarda yetiştirilen üzümlerin ise Kalecik Karası üzümü olma vasfını yukarıdaki özelliklerin olmaması nedeniyle yitirdiği biliniyor. Yani Kalecik Karası adından da anlaşılacağı üzere sadece Kalecik te gerçek kalite ve aromasına kavuşuyor. Kalecik artık günümüzde dünyanın sayılı bağcılık merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Adına festivallerin düzenlendiği Kalecik Karası nı eylül ayında yapılacak olan Kalecik Karası Kültür ve Turizm Festivali nde daha yakından tanıyabilirsiniz! Kalecik sadece bitkisel üretim değil son dönemlerde hayvansal üretim alanında yaptığı atılımlarıyla da öne çıkıyor. Nitekim Ross Breeders Anadolu Firması tarafından kurulan Balkanlar ve Ortadoğu nun en büyük damızlık civciv kuluçka tesisi de Kalecik te yer almakta. Büyük bir başarı öyküsü olan ve Adalet Bakanlığı Ankara Kalecik Açık Ceza İnfaz Kurumu nun modern tesislerinde gerçekleştirdiği üretimde ise, günde yaklaşık ton süt işlenmekte ve Kalecik markası altında beyaz peynir, yoğurt, tereyağı, ayran ve pastörize süt olarak bölge ve ülkemiz ekonomisine önemli katkılarda bulunmakta. Dr. Umut TOPRAK Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Yine aynı kuruluş tarafından yaklaşık 28 bin tavuğun bulunduğu çiftlikte ise günde yaklaşık 25 bin adet yumurta üretimi gerçekleştirilmekte. Kalecik teki tarımsal endüstrinin gelişmesinde önemli katkıları olan ve bugün un sektöründe bir marka haline gelen Kalecik un u da tabi ki unutmamak lazım. Bugün günlük 300 ton seviyesine ulaşan üretimiyle Kalecik un hiç kuşkusuz büyük bir marka ve ülke ekonomisine önemli katkılarda bulunmakta. Yiğit Fidan Firması na ait Kalecik teki üretim tesislerinde ise yıllık yaklaşık 500 bin adet aşılı asma, 250 bin adet ceviz, badem ve 250 bin adet muhtelif meyve fidanları olmak üzere toplam yaklaşık 1 milyon adet sertifikalı meyve fidanı ve 1 milyon adet süs bitkisi fidanı üretilmekte. Yörede pek çok büyük firmanın açtığı şarap fabrikasında da önemli miktarlarda Kalecik Karası şarabı üretimi gerçekleştirilmekte. Kalecik Barajı nın tamamlanmasıyla Kalecik teki tarımsal potansiyelin ve endüstrinin daha da gelişeceği, bağcılığın yanı sıra, seracılık ve organik tarım faaliyetlerine de başlanacağı öngörülüyor. Yazımın başında da belirttiğim üzere, Kalecik te doğa bir başkadır... Yaz akşamlarında güneş batarken, bir alıç ağacının gövdesine yaslanıp ovayı izlerken kendinizi canlı bir belgeselin içinde bulursunuz. Karanlık çökerken ateş böceklerinin uçuşunu, kuşların şarkısı süsler. Ay çıktığında ağaçların gölgeleri, çıkan hafif meltemle dans etmeye başlar. Adeta geçirilen günü konuşuyor gibidir ağaçlar hafifçe fısıldaşarak Kızılırmak tarafı ise bir başka güzeldir. Kalecik Karası bağları arasında ruhunuzu dinlendirirken, yeşil asma yapraklarının Kalecik Karası nın mor taneleriyle olan kontrastına şaşırıp kalırsınız. Kalecik in güzelliklerinin tarihi şahitleri ise hala oradadır, beklerler sizi... Kalecik Kalesi, Kızılırmak üzerindeki Develioğlu Köprüsü, Saray ve Tabakhane camileri, Kazancı Baba Türbesi ve daha nicesi... Bir gün Kalecik e muhakkak uğrayın. Sadece üzüm ve ayvanın değil, Kalecik in o meşhur cevizli çöreğinin tadını da bakın! Kalecik Kalesi ne çıktığınız zaman uzaklarda dağlarla çevrili ovanın ihtişamını görün İşte o zaman Kızılırmak ın o dağlar arasındaki neden heybetli ve gururlu aktığını da anlarsınız. Çünkü ne de olsa haklıdır Kızılırmak, çünkü uzaktan geliyordur ve kolay değildir o dağları geçmek Ama gönlü zengindir, hele ki söz konusu Kalecik se, durup soluklanır Kalecik te, verir varını yoğunu Kalecik in toprağına ve Kalecik i Kalecik yapar Sağlıklı ve mutlu kalın. Bu yazıdaki bazı veriler, ve web sitelerinden alınmıştır.

10 10 TARIM Temmuz 2013 Köy-Koop Haber Türkiye, Kekik ve Defnede Dünya Lideri Son yıllarda kekik ve defne üretimine büyük ağırlık verilmesiyle Türkiye, dünya tüketiminin yüzde 80'ini tek başına karşılar hale geldi. Avrupa Baharatçılar Birliği'nin 5-7 Haziran tarihlerinde İngiltere'nin Birmingham kentinde düzenlenen Genel Kurul Toplantısı na katılan Ege Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Tarakçıoğlu, Türkiye nin kekik ve defnede dünya tüketiminin yüzde 80 ini karşılar konumuna geldiğini bildirdi. Tarakçıoğlu toplantıda baharat sektöründeki gelişmelerin değerlendirildiğini, dünya rekolteleri ile ilgili yapılan sunumlar sonrasında Türkiye'nin defne ve kekik üretimindeki dünya liderliğini konumunu güçlendirdiğinin ortaya çıktığını, dünya kekik rekoltesinin 15 bin ton civarında beklendiğini, bunun 11 bin tonunun Türkiye'den karşılanacağını aktaran Tarakçıoğlu, Türkiye 25 yıl önce bin ton seviyesinde kekik, bin ton civarında defne üretirken, sonraki yıllarda büyük alanlarda defne ve kekik üretimine geçildi. Bu yıl dünya genelinde 15 bin ton kekik Taşköprü Sarımsağına Koruma rekoltesi bekleniyor. Bu üretimin 11 bin tonluk kısmı Türkiye'de üretilecek. Yağışlar, kekik rekoltesi için son derece iyi oldu. Defnede ise 10 bin ton civarında dünya rekoltesi öngörülüyor. Bu rekoltenin yüzde 90'ı Türkiye'de üretilecek. dedi. Tarakçıoğlu'nun verdiği bilgilere göre, Türkiye'nin baharat ihracatı yüzde 2'lik artışla 114 milyon 807 bin dolara ulaştı yılının Ocak-Mayıs döneminde ise yüzde 24'lük ihracat artışı elde edildi ve 58 milyon 581 bin dolarlık döviz girdisi sağlandı yılı sonunda da ise Türkiye'nin baharat ürünleri ihracatının 150 milyon dolara çıkması bekleniyor. Avrupa Baharat Birliği Genel Kurulu'na Türkiye baharat sektörü mensuplarının 14 kişilik bir heyetle katıldığını dile getiren Tarakçıoğlu, şunları kaydetti: Yaklaşık 30 yıllık geçmişe sahip kuruluşta bu sene katılımcı rekoru kırıldı. Dünyanın en önemli organizasyonlarından biri haline gelen toplantıya, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere 22 ayrı ülkeden 163 sektör mensubu katıldı. Dünya üzerinde 20 milyar dolar iş hacmine ulaşan baharat sektöründeki ortaya çıkan yeni riskler, tarım ilaçlarının kalıntıları konusunda önemli bilgilendirmeler yapıldı, pestisit kalıntılarının izlenmesi, gelişmekte olan ülkelerdeki kaydedilen müspet ilerlemeler, konusunda uzman kişilerce dile getirildi ve üyelerden gelen sorulara cevap alındı. Ayrıca allerjenlerin etiketlenmesi, tağşişle mücadele, solvent kalıntıları, nikotin testi, metal kontaminasyonu, saffrolün analiz metodolojisi ve baharatların tanımı konularında ESA Teknik komitesinin yaptığı çalışmalardaki ilerlemeler sunuldu. ESA Genel Kurulu'nda KÜTAŞ'tan Deniz Şensoy'un Türkiye'den ihraç edilen baharatlara ait rekolte tahminleri ile ilgili bir sunum yaptığını belirten Tarakçıoğlu, baharat sektöründeki ileri gelen ithalatçılarla sektörün konumunu istişare fırsatı da bulduklarını sözlerine ekledi. ESA Genel Kurulu'nda Ege Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Tarakçıoğlu dışında Müge Birer, Ergin Civan, Yomtov Çikurel, Erap Efe, Kazım İlter Gürel, Mehmet Gürel Kapani, Ahmet Kaynar, Onur Polat, Deniz Şensoy, Ömre Sıkılı, Ceren Yüksel ve Avram Aji yer aldı. Taşköprü Kaymakamlığı, ilçenin adıyla özdeşleşen sarımsağa zarar verdiği gerekçesiyle Çin orijinli tohumlarla mücadele çalışması başlattı. Kastamonu Taşköprü Kaymakamı Ali Yılmaz, Taşköprü sarımsağının patent hakları ve pazar kalitesinin korunması konusunda kaymakamlıkta düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Taşköprü sarımsağının belediye tarafından 2009 yılında coğrafi tescilinin alındığını hatırlatarak, sarımsağın üstün kalitesi ve aromasıyla ilçeyle özdeşleştiğini söyledi. İlçede yaklaşık 4 bin ailenin geçimini sarımsaktan sağladığını belirten Yılmaz, "Yıllardır adına yapılan festivaller ve tanıtımlarla ülke genelinde markalaşmış olan Taşköprü sarımsağının imajını ve dolayısıyla pazar payını korumak, ilçemiz ve bölgemiz bakımından büyük önem arz etmektedir. Son yıllarda Çin orijinli tohumlarla bölgemizde yetiştirilen ancak çok daha düşük kaliteli sarımsağın, Taşköprü sarımsağının imajına zarar vermesini kesinlikle önlememiz lazım çünkü bir şehrin bir alanda markalaşması kolay bir süreç değildir. Buradaki önemli husus, Çin orijinli sarımsağın Taşköprü sarımsağı olarak satılmasını önlemektir." diye konuştu. Buğday Alım Fiyatı Açıklandı Yılmaz, yol kenarlarında satılan sarımsakları, vatandaşların Taşköprü sarımsağı zannederek satın aldığını kaydederek, Taşköprü sarımsağı hasadının henüz başlamadığını vurguladı. Taşköprü sarımsağının patent ve tescil haklarını takip etmek üzere çeşitli kurumların yer aldığı bir denetim komisyonu oluşturduklarını dile getiren Yılmaz, "Bu, her kurumun ve kuruluşun sürece katılmasıyla mücadele edilebilecek bir konu. Bu nedenle vatandaşları yanıltıcı şekilde yol kenarlarındaki sarımsak satışlarıyla ilgili denetim yapıldı. Bundan böyle ilgili kurum ve kuruluşlarla bu konuda koordineli çalışacağız" şeklinde konuştu müdahale alım fiyatının, Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğday için ton başına 720 lira olarak belirlendi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, TMO'nun bu yıl ilk kez ortaya koyduğu Gönüllü Ofis Dostu Projesi kapsamında, ülke genelinde 37 bin 500 köyde görüşülerek alım politikaları oluşturulduğunu, Türkiye genelinde hasadın arpada yüzde 10,3, buğdayda ise yüzde 7,2'ye ulaştığını söyledi. Geçen Yıl Ton Başına 665 Lira Eker, 2013 yılında hububat alımlarında tam randevulu sisteme geçeceklerini belirterek, bütün alımların randevuyla yapılacağını da duyurdu. TMO'nun alım fiyatları belirlenirken, devir stoku üretim miktarı, maliyet iç ve dış piyasa fiyatları, enflasyon refah payı, üretimin sürdürülebilirliği ve diğer ürün alımlarında uygulanan fiyatların dikkate alındığını belirten Eker, geçtiğimiz yıl ton başına 665 lira olarak açıkladıkları müdahale alım fiyatının, 2013 yılında Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğday için ton başına 720 lira olarak belirlendiğini kaydetti. Bu fiyatın yüzde 11,5-12 oranında protein içeren buğday için belirlendiğini vurgulayan Eker, yüzde 13 ve üzerinde süne oranı düşük, kaliteli buğdaylarda fiyatın 742 liraya kadar çıkabildiğini ifade etti. Bakanlığın ton başına 50 lira prim desteği uygulaması, gübre, mazot, sertifikalı tohumluk ve toprak analizi gibi toplamı ton başına 123 lira olan destekleriyle Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğday için belirlenen fiyatın ton başına 843 liraya yükseldiğini bildirdi. Eker, TMO'nun 1 Kasım 2013'ten itibaren ürün satışlarına başlayacağını hatırlatarak, bu sene piyasa gerekliliklerini dikkate alarak satış fiyatını da açıklamayı uygun gördüklerini söyledi. Tüccara, sanayiciye, bir anlamda "Gidin siz de üreticiden bizim gibi ürünlerini alın. Yoksa biz aynı fiyattan size satmayacağız" dediklerini ifade eden Eker, TMO'nun bu yıl Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğdayın tonunu 810 liradan satacağını kaydetti. Doğaya Sahip Çıkarak Tüketmeden Üretmeliyiz Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Birleşmiş Milletlerin 5 Haziran Dünya Çevre Günü nün bu yılki ana temasını Düşün-Ye-Koru olarak belirlediğini belirten Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, Ya birlikte bu dünyada varlığımızı devam ettireceğiz veya karanlık bir meçhule doğru hepimiz biraz daha yaklaşacağız. Ya ihtiyacımız kadar tüketme erdemini sergileyip dünyamızın kaynaklarının israf edilmesine göz yummayacağız, ya da nefsimizi frenleyemediğimiz için gelecekten, dünyamızın geleceğinden tüketmeye devam edeceğiz diyerek, doğaya sahip çıkarak, tüketmeden üretmemiz gerektiğini söyledi. Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, Birleşmiş Milletlerin 1972 de 5 Haziran ı Dünya Çevre Günü olarak ilan etmesinden bu yana çevre hassasiyetinin arttığı, birçok konuda önemli mesafeler alındığı bir gerçektir. Bu sene ve bugün vesilesiyle gündeme gelecek gıdanın tasarruflu kullanımında da düne göre bugün mesafe kat edildiği, bugüne göre yarın ve yarınlarda da mesafe kat edileceğinden kuşkumuz yok. Ancak, artan ve artacak hassasiyete rağmen alınan önlemlere, uygulanan uluslararası yaptırımlara rağmen geçen 41 yılda çevre problemlerinin artarak sürdüğü de bir gerçektir dedi. Konuk, mesajında şu açıklamayı yaptı; Dünyamızın denizleri süratle kirlenmişti, hala kirleniyor, kirletiliyor. Atmosfer kirlenmiş, ozon tabakası delinmiş ve daha dik gelen güneş ışınları sağlık sorunlarına, üretim dengesinin bozulmasına sebep olmuştu, insanlık bu gün de aynı olumsuzluklarla karşı karşıya. Su kaynakları ve toprak kirlenmiş, ekolojik denge ile üretim yapısı bozulmuştu, o bozulan dengeyi tüm dünyada hala tesis edemedik. Dünyamızı ve çevreyi hoyratça kullanmanın bedelini tüm dünya ve tüm insanlar bugün ödüyor, gelecek nesiller için problemin altından kalkılamayacak boyuta ulaşmaması için yapılacak çok şey, atılacak çok adım, alınacak çok önlem var. Her Yıl 1.3 Milyar Ton Gıda Atığı Var Dünyamız her sene daha çok insanın gıda ihtiyacını karşılamak için daha çok üretiyor. Daha çok kaynak kullanıyor, efor sarf ediyor. Gıdaya olan talebe cevap verebilmek için imkânlarını zorluyor. Dünyanın kaynaklarıyla üretilenlerin ise önemli bir kısmı maalesef israf ediliyor. Her yedi insandan biri aç uyur, 5 yaşın altında çocuk açlıktan ölürken Dünyada her sene 1,3 milyar ton gıda atığı oluşuyor. Sadece üretilenin dağıtımı ve dağılımı iyi yapılamadığı, insanlar hoyratça tüketme arzusunu frenleyemediği için, dünyamızın kaynaklarını zorlayarak üretilen gıdanın üçte biri atık veya kayıp oluyor. Yani dünyamız ihtiyaçtan fazlasını üretirken bir yandan da insanlar açlıktan ölüyor. Çevre Tüm İnsanlığın Sorunudur Mesele hepimizin, tüm dünyanın meselesidir ve uluslararası kurum ve kuruluşların, devletlerin harekete geçmesi yetmez, bütün insanlar, bütün kurumlar işin ucundan tutmalı, taşın altına eline koymalı diyen Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, mesajında şunları söyledi; Gıdanın hem tarladaki hem de sanayideki üreticisi olarak bizler çevre konusunda mesuliyetlerimizi idrak etmiş, rolümüzü benimsemiş ve bunun gereğini eksiksiz yerine getirme gayretindeyiz. Dahası varlık sebebini tarımda ve tarımsal üretimin sürekliliğinde gören ve bunun da ancak sürdürülebilir bir ekosistemle mümkün olduğunun bilincinde olan Konya Şeker ve onun nezdinde Türk Çiftçisi çevre hassasiyetini doğaya sahip çıkarak, tüketmeden üretmek olarak formüle etmiştir. Bunu da sloganda bırakmamış, çevreye kattıkları ile somutlaştırmıştır. Ağaçlandırmadan başlayarak, susuzluk ve çölleşme ile mücadeleden, yatırımlarındaki çevre hassasiyetine kadar her alanda doğaya saygıyı prensip edinen Konya Şeker, sıfır atıkla üretimin de hem müellifi hem de uygulayıcısıdır. Nimetin Kıymetini Bilen Bir Medeniyetiz Çünkü biz şuna samimi olarak inanıyoruz, her ürünün her bir zerresi değerdir ve değerlendirilmelidir. Her ürün nimettir ve bizim bu bereketli topraklarda üretilen hiçbir nimeti israf etme lüksümüz yoktur. Kaldı ki, biz nimetin kıymetini bilen, nimetin israfına asla rıza göstermeyen bir medeniyetin temsilcileriyiz. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hadis-i Şeriflerinde İki kişinin yiyeceği üç kişiye yeter, üç kişinin yiyeceği dört kişiye de yeter buyuruyor. Tabaklarımızdakini hiç eksiltmeden sadece nimeti çöpe düşürmeyerek, israf etmeyerek üç kişi yerine dört kişiyi doyurabilir, daha az üreterek, daha az kaynak kullanarak, çevreyi daha az kirleterek açlığa çare bulabiliriz. Yapmamız gereken sadece ve sadece 1,9 milyar tonluk çöpe giden gıdadaki payımızı sıfırlamaktan ibarettir. Dünyamızın ve topraklarımızın bize bir miras değil, çocuklarımız için sahip çıktığımız bir emanet olduğunu idrak ettik. Çevreci kaygıları samimi bir şekilde hissetmiş, bu kaygıları izole etmek için yatırımlarını ve yükümlülüklerinden daha fazlasını eksiksiz tamamlamış, çevreci söylemleri somut uygulamalar olarak hayata geçirmiş olmanın huzur ve gönül rahatlığı içerisindeyiz. Bu vesile ile Dünya Çevre Gününü kutluyor, herkesi dünyamıza ve dünya üzerinde ortak bir geleceği paylaşacağımız Allah ın yarattıklarına sahip çıkmaya, Allah (C.C) ın verdiği nimeti israfa düşmeden yeterince ve kararınca tüketerek dünyamızın kaynaklarını korumaya ve çevreye karşı sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyorum.

11 Köy-Koop Haber Temmuz 2013 KOOPERATİFÇİLİK 11 Ekonomik ve Sosyal Barışın Sağlanmasında Kooperatifçiliğin Önemi Küresel sermaye ve emperyalist devletler, ulus devletleri zayıflatmak ve ekonomik ve sosyal alanlarda sömürge faaliyetleri için makroekonomik değerleri zayıf olan ülkeleri hedef almaktadır. Ulusal bilincin gelişmesinde, sınıfsal farkların, bölgesel milliyetçilik, terör faaliyetlerinin en aza indirgenmesinde kooperatifçilik mühim rol oynamaktadır. Bu nedenle Atatürk cumhuriyetin ilk yıllarında toplumumuz da kooperatifçiliğin gelişmesinde öncülük etmiş ve tarımsal ve sosyal alanda da kooperatifçiliğin gelişmesinde çok önemli katkıları olmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında şahlanan kooperatifçilik hareketine ülkemizin her yerinde katılım sayısı yüksek olmuştur. Kooperatifçilik bilinciyle yetişen cumhuriyetin ilk nesli, kooperatifçiliğin kırsal kalkınma ve çiftçiliğin bilinçlenmesi için köy enstitülerini kurdular ve toprak reformunun ülkemizde yapılan sınıfsal farkların ve yoksulluğu işsizliğin engellenmesi için gayret gösterdiler. Ne yazık ki toprak, reform yapılamadığından ve köy enstitüleri kapatıldığından dolayı kooperatifçilik hareketleri ve kırsal kalkınma, ülkemizde ciddi yara almıştır yıllarında kırsal ekonomiden kent hayatına göç süreci beraberinde ciddi sosyal ve ekonomik sıkıntılar meydana getirmiştir. Sosyal ve ekonomik pastadan pay alamayan ve üretim faaliyeti icra edemeyen bu kitleler düşük işgücü ve verimsizlik ile düşük ücrete mahkûm olmuşlardır yılında Köy-Koop Merkez Birliği nin kurulması ile yeni başlayan neo-kooperatifçilik hareketi Köy- Koop un Merkez Birliği sayesinde çiftçilere ciddi katkıda bulunmuştur. Emperyalist güçlerin ve çok uluslu şirketlerin, üreticilerin ve köylülerin emeğini ve ürününü ucuza alma girişimlerini başarısızlığa uğratmıştır. Selami Sedat AKGÖZ Ahi Evran Üniversitesi Mucur Meslek Yüksekokulu Kooperatifçilik Bölümü Öğretim Üyesi Dolayısıyla 2012 yılı Dünya Kooperatifçilik operasyonu sayesinde ülkemizde kooperatifçiliğin önemi anlaşılmıştır. Şu anda ülkemizde Avrupa Birliği ve gelişmekte olan ülkelere göre kooperatifleşme oranı düşüktür. Kooperatifçilik ülkemizde sosyal barış ve ekonomik kalkınma için benimsenebilecek en önemli kalkınma modelidir. Ulusal bağımsızlık ve üniter devlet yapısının kurulması sosyal kooperatifçilik ve halkın bilinçlendirilmesiyle sağlanır. Gelişmiş bir toplum ve sosyal barışın ülkemizde kalıcı olmasını istiyorsak kooperatifçiliğe önem vermeliyiz. Ulusal değerlere bağlı bilinçli bir nesil yetiştirmek için kooperatifçiliğe önem vermeliyiz. Bu sayede sosyal eşitsizliklerin minimize edildiği, refahın arttığı, bölgesel milliyetçiliğin zararlı etkileri en aza indirgenerek sınıf, din, dil farkı gözetmeyen kooperatiflerin sosyal paylaşımda Türk halkı örgütlenerek dünya toplumlarında hak ettiği değeri alacaktır. Malatya da Kayısı Hasadı Başladı Malatya Kayısı Araştırma İstasyonu Müdürü Yaşar Zengin, kayısı hasadının başladığını belirterek, bu yıl 430 bin ton civarında kayısı rekoltesi beklediklerini ifade etti. Zengin, Battalgazi ilçesine bağlı Meydancık köyündeki bir kayısı bahçesinde yaptığı açıklamada, Meydancık ve Kale ilçesinin Kıyıcak Köyü civarında hasadın, Malatya'nın diğer bölgelerine göre gün erken başladığını söyledi. İlçelerin rakımına göre hasadın ağustos ayı sonuna kadar devam edeceğini belirten Zengin, hasat döneminde Adıyaman, Şanlıurfa, Şırnak, Diyarbakır ve Siirt'ten insanların Malatya'ya gelerek günlük 35 liraya çalıştığını dile getirdi. Hava sıcaklıklarının bu yıl bekledikleri gibi seyretmediğini ifade eden Zengin, "Bu yıl ilkbahar geç geldiğinden özellikle 900 rakımın altında olan birçok yer etkilendi. Bu nedenle bizim normaldeki kayısı rekoltemiz bin ton arasında beklenirken, haliyle bu yıl 430 bin ton civarında kayısı rekoltesi bekliyoruz" diye konuştu. Dolu nedeniyle de ürünlerin zarar gördüğünü aktaran Zengin, mevcut kayısılarda yüzde 30 civarında dolu zararı olduğunu havaların yağışlı geçmesinden dolayı çil hastalığı denilen Monilya hastalığı nedeniyle yüzde civarında zarar olduğunu açıkladı. Zengin, 90 bin ton civarında kuru kayısı rekoltesi bekleniyor olsa da dolu ve çil zararı yüzünden bu rakamın yarısı kadar yani yaklaşık 50 bin ton civarında sağlam kayısı olduğunu sözlerine ekledi. Türkiye'nin yaş kayısı ihracatının 20 bin ton civarında olduğunu, bunun 4 bin tonunun Malatya'dan karşılandığını da kaydeden Zengin, Malatya'nın ihracattaki payını yükseltmek istediklerinin de altını çizdi. Tire Süt Kooperatifi Ortağı Olmanın Farkı Tire Süt Kooperatifi nin 2004 yılından buyana büyük yatırımlar yaparak 63 köyde oluşturduğu soğuk zincir altyapısı meyvelerini verdi. Tire Süt Kooperatifi nin 2004 yılından buyana büyük yatırımlar yaparak 63 köyde oluşturduğu soğuk zincir altyapısı meyvelerini verdi. Kooperatif ortaklarının tamamı, T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nın soğuk süte artı 5 kuruş prim uygulamasından yararlanıyor. Soğutma tankı olmayan üreticiler süt desteklemesinden litre başına 4 kuruş olarak prim alırken, kooperatif ortağı olan üreticiler sütünü kooperatif tankında soğuttuğu için 9 kuruş alıyor. Örneğin ortalama 10 hayvanı olan üretici süt desteklemelerinden 4 kuruştan faydalanıp yılda ortalama TL alırken, kooperatif ortağı üretici nokta alım merkezlerindeki soğutma tankları sayesinde litre başına 9 kuruştan faydalanarak yılda ortalama 6480 TL alacak. Kooperatif ortakları durumdan son derece memnun olduklarını belirterek, Yıllardan beri omuz omuza mücadele verdik. Kooperatifimize sahip çıktık, artık kooperatif ortağı olmamızın meyvesini alıyoruz dedi. Azmettik, Başardık Tire Süt Kooperatifi olarak ortaklarının üretim maliyetlerini düşürerek kaliteli üretim yapmalarını sağlamaya yönelik önemli yatırımlar yaptıklarını kaydeden Başkan Mahmut Eskiyörük; 10 yıl önce soğuk zincir çalışmalarına başlayarak soğutma tankı olmayan üreticilerin de kaliteli üretim yapmaları için köylere ortak kullanımlı soğutma tankları kurduk. Üreticinin sağımın hemen ardından tanka getirdiği sütleri, ziraat mühendislerimiz ve nokta alım personelimizle analizlerden geçirip kontrol ederek aldık.gıda mühendislerimiz ve veteriner hekimlerimiz üreticilerimize kaliteli üretimle ilgili sürekli eğitim verdi. Bu çalışmalara büyük kaynak ayırdık. Mücadelemiz sonucunda ortaklarımız artık avrupa standartlarında süt üretimi yapıyor. Azmettik, başardık. Kooperatifine sahip çıkan tüm üreticilerimizi bu başarılarından dolayı tebrik ediyorum diye konuştu. İzmir de Örnek Sinerji İzmir in tarım ve hayvancılık alanında son yıllarda büyük bir ivme yakaladığını ve Sütün Başkenti olarak marka haline geldiğini dile getiren Eskiyörük, Süt fiyatlarının artışı ve saman fiyatlarının düşmesiyle üretici önümüzdeki günlerde bir nebze olsun rahat nefes alabilecek dedi. Tarım ve hayvancılık konusunda diğer önemli gelişmenin ise sektörün temel sorunu olan dağılmış ve parçalanmış arazi yapısı ile ilgili düzenlemeler olduğunun altını çizen Mahmut Eskiyörük; Bugüne kadar Miras Hukukumuz dolayısıyla gittikçe bölünerek küçülen ve ekonomik değerini kaybeden tarım arazilerimizle ilgili sorunu kökten çözebilmek maksadıyla hazırlanan kanun tasarısını memnuniyetle karşılıyoruz. Bu gelişmeyi, verimliliği geliştirme ve çiftçimizin refahını artırma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz Dağınık Arazilerin toplulaştırılması, Gıda Güvenliği nin sağlanması, kaliteli üretimin teşvik edilmesi konusundaki çalışmalarından dolayı Tarım Bakanı Mehdi Eker e tüm üreticiler adına teşekkür eden Eskiyörük şunları söyledi: Bakanlığımız önemli düzenlemeleriyle, İl Müdürlüğümüz gayretli çalışmalarıyla, İzmir Büyükşehir Belediyemiz kooperatiflere verdiği desteklerle İzmir de takdire şayan bir sinerji oluşturmuştur. İnanıyorum ki; İzmir önümüzdeki yıllarda tarım ve hayvancılık alanında dünya markası haline gelecektir Tavuklar Döviz Yumurtluyor Türkiye nin Yumurta İhracatı 500 Milyon Dolara Koşuyor Yumurta sektörü, 2013 yılında 500 milyon dolar ihracat hedefine emin adımlarla ilerliyor yılını 351 milyon dolarlık ihracatla tamamlayan Türkiye, döviz kurlarındaki artışla birlikte 2013 yılı sonunda 500 milyon dolar ihracat rakamına ulaşmayı hedefliyor. Türkiye nin yumurta ihracatının 2002 sonrasında ciddi bir tırmanışa geçtiğini belirten Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, 2002 yılında 2 milyon 194 bin dolar seviyesinde olan yumurta ihracatının 2012 yılı sonunda 351 milyon dolara ulaştığını, 2013 yılı sonunda ise 500 milyon dolarlık döviz girdisini Türkiye ye kazandırmak için çalıştıklarını kaydetti. Bunun yanında kanatlı eti ihracatımız da hızla ilerliyor yılında 529 milyon $ ihracat gerçekleştiren sektör, mayıs ayı sonunda 251 milyon $ lık ihracata ulaştı. Yumurta ihracatına verilen desteğin sektörün talep ettiği oranlara çıkarılması durumunda sektörün bugün gerçekleştirdiği ihracat rakamını en az yüzde 50 geliştirebilecek potansiyele sahip olduğunu savunan Kızıltan, Girdi maliyetlerinin sürekli arttığı bir ortamda sektöre verilen destekleri arttırmamız gerekiyor ve döviz yumurtlayan tavuğu kesmememiz gerekiyor dedi. Kanatlı Tanıtım Grubu 20 Fuara Katılacak Türkiye nin kanatlı eti ve yumurta ihracatını arttırmak için Kanatlı Tanıtım Grubu nun yoğun bir tanıtım çalışması yürüttüğünü de anlatan Kızıltan, Kanatlı Tanıtım Grubu nun 2013 yılında 20 fuara katılarak kanatlı eti ve yumurta tanıtımını gerçekleştireceğini dile getirdi. KTG nin Rusya dan Japonya ya, Malezya dan Almanya ya Senegal den Birleşik Arap Emirlikleri ne dünyanın dört bir tarafında Türk yumurtasını ve kanatlı etini tanıttığını anlatan Kızıltan, şöyle konuştu; Türkiye 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefliyor. Türk Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektörü olarak bu ihracata 5 milyar dolar katkı sağlamayı amaçlıyoruz. KTG, kanatlı ve yumurta sektörü için Su Ürünleri Tanıtım Grubu ise su ürünleri ihracatını arttırmak için yoğun tanıtım faaliyetlerini önümüzdeki yıllarda da sürdürecek ve hedefleri tutturacağız. Dünya Genelinde İlk 10 a Girdik Türkiye nin sofralık yumurta üretiminde dünya sıralamasında ilk 10 a girmeyi başardığını belirten Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hamdi Ekiz, asıl hedeflerinin sürdürülebilir ihracatla dünya sıralamasında daha yukarılara çıkmak olduğunu söyledi. Dünya yumurta dış ticaretinin büyük kısmının Türkiye nin yakın coğrafyasında gerçekleştiğini kaydeden Ekiz, Her ne kadar bölgesel yakınlık, kalite standartlarımız, hizmet kalitemiz, esnek ve hızlı ticari tavrımız avantaj olsa da sürdürülebilir ihracat için özellikle tarımsal iade gibi ihracat destekleri girdi maliyetlerimizdeki dezavantajı bir miktar kompanse edecektir. İhracat destekleri sektörün gelişimi ve dünya pazarlarındaki hakimiyeti için son derece önemlidir. Üretici/ İhracatçı olarak inanıyoruz ki; sektör ihracat yapılacak desteklere kayıtsız kalmayacak kat kat fazlasıyla geri ödeyecektir. Rakamsal olarak ifade edersek, sektöre verilecek 20 milyon $ katkının milyon $ ihracatı arttıracağını öngörüyoruz şeklinde konuştu.

12 Temmuz 2013 Köy-Koop Haber 12 TARIM ve ÇOCUK Karnelerinizi Almadan (!) Haydi Çocuklar Tarlaya. Temel Sorunsal Her yıl Mart ayı sonunda-nisan ayı başında Türkiye de büyük bir işgücü göçü başlar. Mevsimlik gezici tarım işçiliği hareketliliğidir bu. Yüz binlerce aile çoluk-çocuk yollara dökülür. Yılın 4-7 ayını ilkel koşullarda, birçok temel gereksinimden yoksun bir biçimde gidermek yoluyla hayat mücadelesine atılır. On yıllardır süregelen bu işgücü hareketliliğinin baş rolünde çocuk işçiler var. Geleceğe hazırlanmak isteyen 7-17 yaş grubundaki çocuklar çocukluğunu ve gençliğini yaşamadan olgunlaşır ve hayata 1-0 yenik başlar. Çocuklar geleceğini kurgulamak ister ama sosyal, kültürel, ekonomik kaderleri bunun önünde engeldir. Gözlerinde ışıl ışıl umut taşıyan çocuklar hepimizin ortak geleceğidir aslında. Ama on yıllardır çözülemeyen sorunlar, kâğıt üstündeki politikalar, hedefsiz öngörüler çocukları kendi iradeleri dışındaki bir yaşam biçimine iter. Bunların sorunlarının çözümü, çocukları geleceğe hazırlamak, eşit ve adil yurttaşlık temelinde haklara kavuşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur ve böyle de olmalıdır. Çocuk işçiliği kuşkusuz sadece Türkiye nin değil hemen hemen tüm az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin önemli bir sorunudur. Milyonlarca çocuk; fiziksel, zihinsel, eğitsel, sosyal, duygusal ve kültürel gelişimlerine zarar veren ve ulusal yasalarla veya yasa dışı yollarla uluslararası normlara uygun olmayan koşullarda çalışmaktadır. Çocuk işçiliği sorunu ülkelerin; nüfus, eğitim düzeyi, ekonomik gelişme, istihdam ve genel kalkınma düzeyleriyle yakından ilgilidir. Ama daha karneler alınmadan okuldan alıkonan çocukların olduğu, yaşam kavgası verdiği bir ülkede kalkınmayı yakalamak da pek olası değildir. Nitekim ekonomiler büyüyebiliyor ama insani gelişme endeksleri aynı biçimde iyileşmeyi göstermiyor. Başta çocuk işçilik olmak üzere sorunlar çözülmeden, çocuk işçilik ortadan kaldırılmadan ve toplum genelinde refah tabana yayılmadan iyileşme olmuyor. Tarımdaki çocukların eşit yurttaşlık temelinde eğitim hakkına ve fırsatlarına kavuşturulması ülkemiz açıdan önemli ve çözümü bir o kadar da ivedilik gösteren bir sorundur. Dünya kamuoyu çocuk emeği istismarına karşı duyarlılığını geliştirirken, çocuk işçiliğini hedef alan hareket de, hızı ve yoğunluğu açısından benzeri görülmemiş küresel bir dava haline gelmiştir. Bu, siyasal sınırları, dilleri, kültürleri ve manevi gelenekleri aşan bir hareket boyutunu almıştır. Sivil toplumun bütün kesimleri bir araya gelerek çalışma yaşamında çocuk sömürüsüne son verilmesi gerektiğini ilan etmişlerdir. Türkiye açısından da çocuk işçiliğine karşı önlem almak, çözüm üretmek, duyarlılık göstermek evrensel bir sorumluluk haline gelmiştir. Tarımda çocuklara yönelik başlıca tehlikeler; güneşin altında veya soğuk rüzgârlı havalarda saatlerce çalışmak, yetersiz ve güvenli olmayan alet ve makineler, çalışılan tarladan gelen toz, aşırı sıcaklık değerlerine ve tehlikeli kimyasallara maruz kalma, kişisel koruyucu donanım olmaksızın çalışma, ağır yükler, tehlikeli hayvanlar, zehirli böcekler, yılanlar ve benzeridir. Ama bunların önünde gelen temel sorun ise, bu çocukların eğitimden yoksun olmalarıdır. Çünkü geleceğe daha umutla bakabilmek, akranlarından geri kalmamak, haklarını aramak ve kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmanın yolu eğitimden geçiyor. Eğitim sorun çözümünde en önemli araç olmaktadır. Daha karneleri almadan 2-3 ay önce başlayan mevsimlik işgücü hareketliliği çocukları doğrudan tarlaya götürmekte ve bu durum çocukların gelecek hayallerini ve haklarını daha çocukken ellerinden almaktadır. Türkiye de çalışan çocukların toplamı 2012 yılı TÜİK verilerine göre , bunların %45 i tarımda çalışmakta, sayıları yaklaşık olup, en kötü konumda çalışan çocuklar arasında ön sırada yer almaktadır. Bu çocuklar Türkiye nin değişik bölgelerinde özellikle pamuk, fındık, narenciye, pirinç, şekerpancarı, tütün vd. tarımında çapa, hasat gibi işlerde yoğun olarak çalışmaktadır. En kötü konumdaki tarım işlerinde çalışan bu çocukların yarıya yakını 15 yaşından küçük olup, ILO sözleşmelerine göre çalışma çağında olmayan ve söz konusu işlerde çalışması arzu edilmeyen çocuklardır. Eğitim olanaklarından yoksun olan ve çalışmadan dolayı eğitimine devam edemeyen, etmekte zorluk çeken veya hiç başlayamayan bu çocuklar özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgelerinde yaşamakta olup, yılın 4 7 ayını bulundukları yerin dışında, çadırlarda temel gereksinimlerden yoksun olarak sürdürmektedirler. Sosyal Hukuk Devleti ilkesinden hareketle özel sosyal politika araçlarının uygulanması gereken bu çocuklar, gelecek açısından umutsuz kesimlerden birini oluşturmaktadır. Son yıllarda toplumsal ve akademik duyarlılık sonucunda alınan bazı kamu önlemleri yapılan çalışmalar açısından olumlu birer girişim olarak kabul edilebilir ama çözüm için yeterlilik göstermemektedir. Prof.Dr. Bülent GÜLÇUBUK Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Çocuk İşçiliğinin Çalışma Standartları Türkiye nin de imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme nin 1 nci maddesine göre, 18 yaşına kadar her insan çocuktur. ILO nun (Uluslar arası Çalışma Örgütü) 87 nci Genel Konferansında kabul edilen En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Acil Eylem Sözleşmesi ne göre çocuk ifadesi 18 yaşın altındaki herkesi kapsıyor. Çocuk işçiliği, sosyal ve ekonomik açıdan çok önemli bir insan hakları sorunudur. ILO Sözleşmelerine göre çocuk işçiliği, çocukların gönencine zarar veren ve eğitimlerini, gelişimlerini ve gelecekte geçimlerini sağlayabilmelerini engelleyen iştir. Yapılan tahminlere göre tüm dünyada yaklaşık 250 milyon kadar çocuk, yeterli eğitimden, sağlık hizmetlerinden ve temel özgürlüklerden yoksun biçimde çalışmaktadır. Kişisel açıdan bunun faturasını çocuklar ödemektedir; ancak, durumdan zarar görenler, aynı zamanda ülkelerdir. Çocuk işçiliğine son verilmesi kendi başına bir amaçtır. Bu amaç doğrultusunda yapılacak işler, aynı zamanda ekonomik ve insani kalkınmaya da katkıda bulunacaktır. ILO nun 1973 tarih ve 138 sayılı Asgari Yaş Sözleşmesi, çocuk işçiliğinin etkili biçimde ortadan kaldırılmasını öngörmektedir. Bu sözleşme, 1999 tarihinde kabul edilen 182 sayılı Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimlerinin Önlenmesi Sözleşmesi ile pekiştirilmiştir. Bu sözleşme, çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin hemen sona erdirilmesine yönelik ivedi önlemlerin alınmasını öngörmektedir. Çocuk İşgücü Hakkında Temel Veriler TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) 2012 yılı Çocuk İşgücü Anketi Sonuçları na göre; Türkiye genelinde 6 17 yaş grubundaki çocuk sayısı 15 milyon 247 bindir. Bu yaş grubundaki çocukların % 66,5 i kentsel, % 33,5 i kırsal yerlerde bulunmaktadır. Çocukların % 8,5 i (1 milyon 297 bin) okula devam etmemektedir. Okula devam etmeyen çocukların % 50,7 sini (658 bin) kırsaldaki çocukları oluşturmaktadır. Büyük çoğunluğu tarımda çalışan ve kırsalda yaşayan çocukların (493 bin) % 69,4 ü ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır. Tarımda çalışan çocukların ise neredeyse tamamı ücretsiz aile işçisidir. Çalışan toplam 893 bin çocuktan %68,8 i erkek, %31,2 si kız çocuğudur. Bu çocukların i 6 14 yaş arasındadır. (http://www. tuik.gov.tr/prehaberbultenleri. do?id=13659) Tarımda Çocuk İşçiliğinin Nedenselliği Kırsal kesimde arasında ailenin kendi toprağı yoktur ve bu aileler geçim için başkalarının topraklarında çalışmak zorundadır. Elde kesin veriler bulunmadığından bu konumda çalışanların %25-30 unu çocukların oluşturduğu tahmin edilebilir. Türkiye sosyoekonomik göstergeler itibarıyla tarım ekonomisi ağırlıklı bir yapıdan sanayi ağırlıklı bir ekonomik yapıya kırsal alan ağırlıklı bir nüfus yapısından, kentsel ağırlıklı bir yapıya geçiş sürecindedir. Bu süreç beraberinde olumsuz yan etkileri de ortaya çıkarmakta ve de bunun sonuçlarından birisi olarak da tarımda ve diğer sektörlerde ortaya çıkan işgücüdür. Başta tarım olmak üzere çocuk işçiliğine neden olan temel unsurlar; Göç, Bozuk gelir dağılımı, Yetersiz eğitim, Eğitimde fırsat eşitsizliği, Nüfus artışı, İşsizlik, Yoksulluk, Yetişkinlerin işsizliği, Mevzuatın eksikliği ve etkin uygulanamaması, İşverenlerin çocuk işgücü talebi, Ücretsiz aile işçiliği ve Tarımda istihdam çocuk işçiliğini belirleyen temel unsurlardır. Kendi tarım işletmelerinden yeterli gelir elde edemeyen az topraklı ve/veya topraksız aileler geçimlerini sağlayabilmek ve çalışabilmek amacıyla daha fazla tarımsal iş olanağı bulunan yörelere mevsimlik/ dönemlik göç ederek iş aramaktadır. Bu işçiler, tarımsal üretimin kendine özgü niteliklerinden dolayı zor koşullarda çalışmakta ve yaşam mücadelesi vermektedir. Mevsimlik tarım işçisi aileler çalışma yerlerine giderken ekonomik ve sosyal zorunluluklardan dolayı çocuklarını da götürmektedir. Böylece, çocuklar aile ekonomisine katkı nedeniyle yaşlarına uygun olmayan tarımsal işlerde çalışmaktadır. Türkiye de mevsimlik iş göçü, özellikle sanayi bitkileri olan pamuk, tütün, narenciye, kayısı, fındık ve şekerpancarı tarımında yoğunlaşmaktadır. Mevsimlik olarak çalışan çocuklar; genellikle aileleriyle birlikte veya kendi başına bir ücret karşılığında bir başkasının yanında çalışan çocukları kapsamaktadır. Bu çocuk işçiler çoğunlukla belirli bölgelerden başka yörelere mevsimlik olarak başta bitki çapalama, ot alma, hasat vb. bitkisel üretim işlerinde çalışmak üzere köyünden, kentinden ayrılarak 4-7 ay arasında çalışanlardan oluşmaktadır. Ulaşım, konaklama/ barınma, beslenme, su ve sanitasyon, sağlık, eğitim vb. konulardan en fazla etkilenen kesimdir. Çocukların çalışması açısından tarım kayıt dışı bir iş alanı ve sektör olup, kayıt dışı sektör çalışan çocukların iş güvenliği yoktur, yaralanmaları veya hastalanmaları halinde ödeme alamazlar ve işverenlerin olumsuz davranışlarında koruma talep edemezler. Mevsimlik gezici tarım işçileri çalışma süresince plastikten yapma çadırlarda elektrik, su vd. altyapı hizmetlerinden yoksun biçimde yaşamlarını sürdürmektedirler. Emekten başka kullanabilecekleri herhangi bir meslek ve yeteneği olmayan bu çocuklar aynı zamanda tarımda en kötü durumda çalışan çocuk grubunu oluştururlar. Çünkü bu çocuklar kendi güçleri oranında; su taşımak, yakacak toplamak, pamuk ve meyve hasadında bulunmak, çapa yapmak, ot almak gibi işlerde bazen yalnız bazen de tüm aile bireyleri ile birlikte dayanılması zor bir tempoda çalışırlar. Eğitim olanaklarından asgari düzeyde yararlanan veya hiç yararlanamayan bu çocuklar, tarım işçiliğinin en kötü koşullarında yaşamlarını sürdürmektedir. İnsani ve Kamusal Duyarlılık Tüm dünyada tarım çocuk işçilerin en fazla olduğu sektördür. Çocuk işçilerin %70 i tarımdadır. Tarım kesimindeki çocuklar kahve, meyve, şekerpancarı, şeker kamışı, pirinç, çay, tütün, çobanlık, hayvancılık, pamuk gibi işlerde yoğun olarak çalışmaktadır. (ILO/Newsletter, ). Tarım özellikle çocuklar açısından en tehlikeli çalışma alanlarındandır. Özellikle kız çocuklarının yükü ağırdır. Çalışan kızlar çoğu kez tarımsal işgücünün görünmez bir parçasıdır ve özellikle dezavantajlı komunda yer alır. Çünkü tarımsal işlerin yanı sıra ev işleriyle de uğraşırlar. Başta tarımda olmak üzere çocukların erken yaşta çalışma yaşamına atılması, Türkiye de önemli bir politik ve toplumsal sorundur. Sorun, çok boyutludur. Yoksulluk, eğitim, ucuz işgücü talebi, göç, sahipsizlik, çocuk istismarı, emeğin görünmezliği, farkındalık olmaması, işsizlik sorunun boyutlarını artırmaktadır. Kendi tarım işletmesinden yeterli gelir elde edemeyen, az topraklı veya topraksız aileler ile kentlerdeki işsiz ve yoksul aileler geçimlerini sağlayabilmek amacıyla, daha fazla tarımsal iş olanağı bulunan yörelere giderek mevsimlik işgücü olarak iş aramakta ve çalışmaktadır (Yıldırak ve Diğerleri, 2003). Bu çalışma biçiminde, fiziksel ve sosyal durumları ve konumları itibariyle en fazla etkilenenlerin başında çocuklar gelmektedir. Çocuk işçiliği sorunu çözülmeden ülkenin kalkınmasından söz edilemez. Tarımda çocuk işçiliğinin azaltılması ve uzun dönemde de olsa kaldırılması için;

13 Köy-Koop Haber Temmuz 2013 GÜNDEM 13 Ormanlar Petrol Sondajına Açıldı Yerli ve yabancı sermayenin çıkarlarını gözeten Türk Petrol Kanunu Tasarısı Meclis Genel Kurulu nda kabul edildi. Yeni yasayla ormanlarda ve denizlerde petrol arama ve işletme faaliyetlerine izin verildi. Her düzeyde ve her kesimde toplumsal ve kamusal duyarlılık oluşturulması önem taşımaktadır. Tarımda çocuk işgücü kullanımı ve sömürüsünün nedenleri ortadan kaldırılmalıdır. İlgili kurum ve kuruluşların hasiyetlerini artırmaları önemlidir. Mevsimlik olarak çalışan çocukların karşı karşıya bulunduğu sorunların çözümü tek bir kurum veya kuruluşun sorumluluğunda değildir. Konu ile ilgili tüm kurum ve kuruluşların ortak ve eşgüdüm içerisinde yapacağı çalışmalarla sorunlar çözülebilecektir. Tarım aracılığı sisteminin kurallara uygun biçimde yürütülmesi, sorunların çözümünde önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Mevsimlik tarım işçiliğinde çalışan çocukların en önemli sorunları eğitimdir. Çalışma dönemi nedeniyle eğitimini yarıda bırakan veya hiç başlamayan çocukların eğitim kurumlarına devamı gelecekleri açısından büyük önem taşımaktadır. Burada Milli Eğitim Bakanlığı na ve teşkilatına önemli sorumluluk düşmektedir. Tarım işçiliğinden dolayı eğitim göremeyen veya yarıda bırakan çocuklara yatılı okullarda veya diğer eğitim kurumlarında olanak sağlanması ve çocukların eğitimini engelleyen tutum ve davranışların değiştirilmesi yönünde eğitim programlarının hazırlanması sorunun çözümünde önemli bir aşama olacaktır. Veya en azından tarımda çalışan çocuklara yönelik olarak ders yılı tarım sezonu ile uyumlu hale getirilmelidir (Yıldırak ve Diğerleri, 2003). Zorunlu eğitimin tam uygulanması takip edilmelidir. Sosyal güvenlik ağlarının çocuklara ayrıcalık sağlayacak biçimde uygulanması gereklidir. Çocukların sağlık ve rehabilitasyonuna yönelik önlemler alınmalıdır. Tarımda ve kırsal yörelerde gençlere yönelik tarım dışı istihdam olanları yaratılabilir. Çocuk işçiliği politikalarının yerel, bölgesel, ulusal düzeylerde eylem planlarına dönüştürülerek ele alınması ve çözülmesi gereklilik göstermektedir. Ailelere çocukların eğitimi için etkin ve izlenebilir yardım yapılmalıdır. Yerel yönetimler duyarlı hale gelebilir. Ebeveynleri bilgilendirme, bilinçlendirme çalışmaları yapılabilir. Mevsimlik tarım işçileri sağlık konusunda zor koşullarla karşı karşıyadır. Bunun giderilmesi için; gezici ekiplerle temel sağlık hizmetlerini veren birimlerin oluşturulması ve bunların aktif hale getirilmesi gerekmektedir. Mevsimlik tarım işçilerinin dolayısıyla çocukların barınma koşullarını iyileştiren düzenlemelerin gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. İlkel çadır koşullarında yaşayan ve dıştan gelecek her türlü tehlikelere açık olan yaşam biçimi giderilmelidir. İşçilerin yerleşecekleri alanlarda elektrik, su, tuvalet, banyo gibi zorunlu gereksinimleri karşılayacak altyapı koşullarının sağlanması ve bunları kapsayan yapıların yapılması gerekmektedir. Hukuksal düzenlemeler açısından Türkiye de yeterli düzenlemeler bulunmaktadır, yeni düzenlemeler getirilmektedir. Mevcut yasaların ve imza koyulan uluslararası sözleşmelerin etkin bir biçimde uygulanması çocukların sağlıklı bir geleceğe kavuşmaları açısından önemlidir. Yasaların varlığından çok, işlerliğine önem verilmelidir. Aksi durumda karnelerini almadan, eğitim yılını tamamlamadan tarlaya giden çocukların varlığı devam edecek ve eşit yurttaşlık temeline aykırı olarak eşitsizlik ve adaletsizliğin devamına yol açacaktır. *Metnin hazırlanmasında yararlanılan kaynaklar yazarından temin edilebilir. Aralık ayında TBMM'ye sunulan ve TPAO yu zayıflatarak yabancı petrol tekellerinin önünü açan Türk Petrol Kanunu Tasarısı uzun süren görüşmelerin ardından Meclis Genel kurulunda kabul edilerek yasalaştı. TBMM'den geçen yeni Türk Petrol Kanunu ile mevcut yasadaki "milli menfaat" vurgusu kaldırılmış ve "devlet hissesi" sahalara göre azaltılmış oldu. Ayrıca yeni yasayla yabancı petrol tekelleri ile yerli ve yabancı sermayeye yeni teşvik ve kolaylıklar sağlandı. Ormanlarda ve Denizlerde Petrol Aranacak Buna göre Türkiye de petrol arama ruhsatı olan yabancı şirketler izin almak ve bedelini ödemek şartıyla artık ormanlarda petrol arayabilecek. Böylece Orman Kanunu'na göre orman sayılan yerlerde ruhsat ve izin alanlarında da ilgili mevzuata göre izin alınarak ve bedelleri ödenerek petrol arama ve işletme faaliyetleri yapılabilecek. Yeni yasayla Türkiye 18 petrol bölgesi yerine kara ve deniz şeklinde iki petrol bölgesine ayrılacak. Kara ve deniz bölgelerini ayıran kıyı çizgisi sınır kabul edilecek. Kanuna göre, petrol hakkı sahibi, arama veya işletme ruhsatında veya civarında petrol işlemi için gerekli arazinin kullanma hakkını; arazi özel mülkiyete ait ise anlaşma; anlaşmazlık durumunda ise kamulaştırma yoluyla elde edebilecek. Arazi Hazine'ye ait ise Maliye Bakanlığı'ndan bedeli karşılığında kiralamak, irtifak hakkı tesis etmek veya kullanma izni almak ve ruhsatına kaydedilmek suretiyle kazanabilecek. Anlaşmaya dayanan kullanma hakkı 3 yıldan fazla sürdüğü takdirde özel mülkiyet konusu arazinin kamulaştırılması, arazi sahibi Toprak Bayramı Kutlandı veya petrol hakkı sahibi tarafından istenebilecek. TPAO nun Özelleştirilmesinin Önü Açıldı Yeni yasada "Devlet adına arama ve işletme ruhsatı alma hakkı TPAO'ya aittir" hükmü çıkarıldı. Böylece süresi dolan petrol üretim sahalarının devlet adına üretime devam etmesi için TPAO'ya verilmesini öngören yasa maddesi kaldırılarak, bu sahaların özel sektör şirketlerine sunulmasının yolu açıldı. Dolayısıyla Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı nın (TPAO) tasfiyesinin ve özelleştirilmesinin de önünü önü açılmış oldu. Yabancıya Kolaylık Petrol işlemlerinde kullanılacak malzeme ithali, gümrük muafiyeti, dahilde alınan vergi ve fonlar ile TSE ve CE güvenlik sertifikası, başka kurumlara bağlı olmadan Enerji Bakanlığı nın uygunluk izniyle yapılabilecek. Petrol hakkı sahibi, sermayesine mahsuben her zaman transfer talebinde bulunabilecek, ihraç ettiği petrolden sağladığı dövizi yurtdışında muhafaza edebilecek. Türkiye de petrol işleminde gerekli olan ve 6 ayı geçmeyen süre için çalışacak yabancı personel Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun dan muaf olacak. Doğalgaz üretimi yapan yabancı şirketlerin Türkiye deki şubelerine toptan satış lisansı verilecek. Yasaya göre araştırma izni, arama ruhsatı ve işletme ruhsatı alınmadan hiçbir petrol işlemi yapılamayacak. Yasadaki esaslara uygun olmak şartıyla, sermaye şirketlerine veya yabancı devletler mevzuatına göre sermaye şirketi niteliğinde bulunan özel hukuk tüzel kişilerine araştırma izni, arama ruhsatı ve işletme ruhsatı verilebilecek. Hudutlarda, askeri yasak bölgelerde, tarihi yerlerde ve yerleşim yerlerine hangi mesafede petrol işlemi yapılabileceği yönetmelikle belirlenecek. Genel Kurulda kabul edilen önergeyle Milli parklar, petrol aranacak yerler arasından çıkarıldı. Yüzde 45 i Yurtdışına Petrol hakkı sahipleri, 1980'den sonra keşfettikleri petrol sahalarında ürettikleri ham petrol ve doğalgazın tamamı üzerinden, kara sahalarındaki yüzde 35'ini ve deniz sahalarında yüzde 45'ini ham veya mahsul olarak ihraç etme hakkına sahip olacaklar. Geri kalan kısım ile 1980'den önce bulunmuş sahalardan üretilen ham petrol ve doğalgazın tamamı ve bunlardan elde edilen petrol mahsulleri ülke ihtiyacına ayrılacak. Bakanlar Kurulu bu oranları yeniden belirlemeye ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları düzenlemeye yetkili olacak. Petrol Sahibine Ait Olacak Kamu yararı niteliğindeki kamulaştırma kararı, talep üzerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca verilecek. Kamulaştırılan arazinin mülkiyeti, Hazine'ye kullanma hakkı kamulaştırma bedelini ödeyen petrol hakkı sahibine ait olacak. Bu durumda, Maliye Bakanlığı tarafından petrol hakkı sahibi lehine bedelsiz olarak ve ruhsat süresi kadar kullanma hakkı verilecek. Arama ve işletme ruhsatı iptal edilirse kamulaştırma bedeli iade edilmeyecek. Arayıcı veya işletmeci, arama veya işletme ruhsatı içindeki ve civarındaki arazide, sondaj dâhil çeşitli yöntemlerle su aramaya ve bulunan suları kullanma hakkına sahip olacak. Gelir Vergisi Kesintisi Kârın Yüzde 55'i Geçmeyecek Petrol hakkı sahiplerinin safi kazançları üzerinden ödemekle yükümlü bulundukları vergiler ve hissedarları adına yapmaları gereken gelir vergileri kesintisi toplamı, yüzde 55'i geçemeyecek. Dar mükellefiyet esasında vergilendirilen kurumlara petrol arama faaliyetleri için yapılan serbest meslek kazancı ödemelerinden Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yüzde 5'i oranında tevkifat yapılacak. Petrol işlemleriyle birlikte diğer faaliyetlerde bulunan petrol hakkı sahiplerinin petrol işlemlerine ait faaliyetleri, diğer faaliyetlerinden ayrı olarak muhasebe kayıtlarında izlenecek ve vergilendirilecek. Esas faaliyetleri bu kanuna göre petrol işlemi olan iki veya daha fazla petrol hakkı sahibi, aralarında bir ortaklık oluştursa bile ayrı ayrı vergiye tabi olacak. Petrol hakkı sahibinin, elde edeceği gelirler, yabancı kurumlar için, sermayenin cari kur üzerinden geri alınmasına kadar; yerli kurumlar için ise yapılan yatırım maliyeti itfa yoluyla gidere dönüştürülene kadar itfa payı olarak alınacak. Petrol hakkı sahiplerinin geçmiş yıllarda yabancı para cinsinden ithal etmiş olduğu, fakat halen transferi gerçekleşmemiş sermayesinden arta kalan miktarlar için de bu kural uygulanacak Haziran Toprak Haftası etkinlikleri kapsamında yer alan Toprak Bayramı kutlamaları yapıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı binası Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu'nda düzenlenen kutlamada bir konuşma yapan Bakan Eker, canlılar içinde toprağa tek zarar veren canlının insan olduğunu söyledi. Eker, "Plan yapıp, taammüden planlayarak, topraktan beslenip toprağa zarar veren başka canlı yok" dedi. Toprağa verilen zararın önlenmesi için birtakım tedbirler aldıklarını, bu kapsamda 2005 yılında Toprak Koruma Kanunu'nu çıkardıklarını vurguladı. Eker, "Amaç dışı kullanım ile ilgili boşluk vardı. Çıkardığımız kanunla kontrol altına aldık. Bizi müracaat edip de bu kanun kapsamında izin vermediğimiz alan 442 bin hektar alan, yani 4 milyon 44 dönüm. Çıkardığımız kanunla bu kadar toprağı kurtardık. 442 bin hektar alanın tarım alanı çıkması önledik" diye konuştu.türkiye'de 3 milyon 100 bin tarım işletmesi olduğunu belirten Bakan Eker, bu işletmelerin 30 milyon parseli oluşturduğunu ifade etti. Türkiye'de bir tarım işletmesinin 60 dönümden, 1 parselin 6 dönümden oluştuğuna işaret eden Eker,"Bölüne bölüne kullanılmaz hale gelmiş 20 milyon dönüm arazi var. Bunlar babadan oğula miras yoluyla geçen araziler. Baba ölüyor, arazi çocukları arasında paylaştırılıyor. Çocukların da iki üç çocuğu oluyor, arazi onlar arasında da bölüştürüyor. ABD, İngiltere, Fransa'da, İtalya'da böyle bir şey yok. Bizdeki 60 dönüme karşılık ABD işletme büyüklüğü bin 810 dönüm, İngiltere'de 457 dönüm, Fransa'da 430 dönüm. En küçüğü Türkiye'nin 4 katı. Neden? Onlarda hiçbir yerde babadan oğla geçerken mirasın bölünmesine izin verilmiyor" dedi. Miras yoluyla tarım arazilerinin bölünmesi önlemek için 2007 yılında bir düzenleme yaptıklarını belirten Eker, "Bunların hiçbir derdimize derman olmuyordu. Mirastan bölünecek araziler için bir tasarı hazırladık. Bakanlar Kurulu'ndan geçirdik. Tasarı bu hafta Salı günü TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülecek. Çünkü miras konusu olduğu için Medeni Hukuku da ilgilendiriyor. Daha sonra TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda görüşülecek. Daha sonra Genel Kurul'a gelecek. 13 maddeden oluşan tasarı. Eğer biz bu düzenlemeyi yapmazsak hayatının büyük bir bölümünü tarım sektöründe geçirmiş bir kişi olarak söylüyorum bizim, çocuklarımız, torunlarımız bu ülkenin topraklarında tarım yapamayacaktır" dedi. Eker, tasarının üzerinde 8 yıldır çalıştığını, 50 bin kişi ile yüz yüze anket yaptıklarını anlattı. Eker, "Milletimizin de desteği ile inşallah bu reformu gerçekleştireceğiz" dedi. Tarım arazilerinin toplulaştırılması için çalışma yaptıklarını belirten Eker, 2003 yılından bu yana 3 milyon hektar alanda toplulaştırma yaptıklarını söyledi. Bu yılın sonunda 5 milyon hektar alanın toplulaştırılacağını kaydeden Eker, "Toplulaştırmanın başladığı 1961 yılından 2002 yılına kadar toplam 450 bin hektar alan toplulaştırılmış, Bu düşünüldüğünde 10 yılda 3 milyon hektar alanın toplulaştırılmasının ne kadar büyük olduğunu görürüz. Bizim hedefimiz 2023 yılana kadar 14 milyon hektar alanı tapulaştırmak" diye konuştu. Eker, aşırı kimyasal kullanılması ve yanlış sulamanın mevcut arazilere zarar verdiğine dikkat çekerek, bu konuda dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

14 14 BİTKİ KORUMA Temmuz 2013 Köy-Koop Haber 17 Haziran Dünya Çölleşme Günü: Geleceğimizi Kurutmayalım Birleşmiş Milletlerin Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü nde 2013 yılı için belirlediği Geleceğimizi Kurutmayalım sloganı ülkemizde çevre duyarlılığının arttığı bugünlerde çok daha anlamlı. 17 Haziran 1994 de Paris te kabul edilen ve Aralık 1996 da yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi dünya üzerinde kuraklık ve çölleşmenin etkilerini azaltmayı amaç edinmiş uluslar arası bir sözleşmedir. Gelecekte insanoğlu enerji kaynakları için değil su için savaşacaktır. Birleşmiş Milletlerin kaynaklarına göre; kurak, yarı kurak ve yarı nemli alanlarda iklim değişmeleri ve insan aktiviteleri sonucunda oluşan arazi bozulumu olarak tanımlanan çölleşmeden dünya genelinde 4 milyar hektardan fazla alan ve 110 ülkede yaşayan 1,2 milyar insan doğrudan etkilemektedir. Çölleşmenin başlıca sebebi olan su kıtlığı ise bu seneki çölleşme gününün ana temasını oluşturmaktadır. Su potansiyeli açısından bakıldığında, dünyadaki tatlı su kaynakları toplam su rezervinin ancak % 2,5 kadarıdır. İnsanoğlu ise bugün ki imkânlar ile bu suyun ancak %1 den çok daha azına ulaşabilmektedir. Kurak ve kurak olmayan bölgeler arasında su kullanımları açısından bir karşılaştırma yapacak olduğumuzda, normal koşullarda bir insanın temel yaşamsal gereksinimlerini karşılayabilmek için ihtiyaç duyduğu ortalama su miktarı yıllık 2000 m3 iken kurak bölgelerde yaşayan insanlar bu suyun ancak 1300 m3 lük kısmına ulaştığı görülmektedir. Artan nüfus baskısı, toprakların üretim kapasitelerinin çok üzerinde sömürülmesi ile verimsizleşmesi ve küresel ölçekte yaşanılan iklim değişikliği ile atmosfer sıcaklıklarının artması (daha önceki sayılarda kapsamlı bir şekilde bahsettiğim üzere) su kaynaklarının hızlı ve önemli ölçüde azalmasına yol açmaktadır. Etki alanı açısından bakıldığında, çölleşme sadece yaşanılan bölgeyi kapsayan bir problem olmaktan çok ötedir. Sosyo-ekonomik boyutları ile değerlendirildiğinde diğer bölge ve toplumları da önemli düzeylerde etkileyebilecek küresel ölçekte çevresel bir tehdittir. Bu sebepledir ki, gelecekte savaşların petrol için değil de başlıca yaşam gereksinimimiz olan su için yaşanacağını söylemek çok da yanlış bir öngörü olmayacaktır. Türkiye çöl olacak mı? Türkiye 16 Mayıs 1998 tarihinde bu sözleşmeye resmen taraf olan 194 Dr. Selen Deviren SAYGIN Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Anabilim Dalı ülkeden birisidir. Ve bu bağlamda ülkemiz kaynaklarının korunması ve çölleşme tehdidiyle etkin bir şekilde mücadele edebilmek adına 9 Mart 2005 yılında 63 adet eylem planını içeren Çölleşme ile Mücadele Ulusal Eylem Programını yayınlayarak bu konuda üstüne düşenleri belirli süreler içerisinde yapmayı planlamıştır. Geçtiğimiz 17 Haziran Çölleşmeyle Mücadele gününde Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu konuyla ilgili olarak yayınladığı mesajında, doğal kaynakların hızlı bir şekilde tükenebileceği ve çölleşmenin önemli bir tehdit oluşturduğu gerçeğine vurgu yaparak tedbir alınması için kararlı bir tutum izlenmesinin gerekliliği işaret etmektedir. İnsanoğlu tarihin hiçbir döneminde tabii kaynaklar konusunda bu kadar kritik bir döneme gelmemişti. Bizim jenerasyonumuz, insanoğlunun ve dünyamızın geleceğini şekillendirecektir. Bu ya sürdürülebilir bir kalkınma ya da kendi kendini yok etme olacaktır (Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Orman ve Su İşleri Bakanı) Bu durumun ne kadar elzem olduğu- Sulama Ekipmanlarına %50 Devlet Hibesi nu Birleşmiş Milletlerin 2012 yılında yayınladığı su gelişme raporundaki değerlendirme de açıkça görülmektedir. Buna göre ülkemizin Marmara ve Doğu Karadeniz kıyıları dışında kalan kısmında yaklaşan su kıtlığına dikkat çekilmektedir. Sahip olduğu coğrafi konum, iklim, topografya ve toprak yapısı itibariyle Türkiye çölleşmeye son derece duyarlı bir konumda yer almaktadır. Çölleşmeye neden olan sorunları aşağıda belirtilen alt başlıklar halinde özetleyebiliriz. Su ve rüzgâr erozyonu Bitki besin maddelerinin yüzey akışlar ile ya da toprak profili (toprağın dikey kesiti) boyunca aşağı doğru yıkanarak uzaklaşması ile toprakların verim kapasitelerinin düşmesi İklim değişiklikleri Orman ve meraların geri dönüşümsüz olarak tahribi Uygun olmayan arazi kullanımları Yer altı su kaynaklarının bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı Uygun olmayan toprak amenajman yöntemlerinin uygulanması (anız yakma, aşırı gübre ve ilaç kullanımı, yanlış sürüm teknikleri, uygun olmayan tarla içi sulama sistemleri vb.) Özellikle tarım topraklarında yanlış yönetim ve sulama uygulamaları sonucu ortaya çıkan tuzlulaşma, alkalileşme, çoraklaşma ve asitleşme problemleri Organik ve inorganik atıklar ile toprakların kirlenmesi Doğal kaynakların kullanımında uygun olmayan yasal düzenleme ve mevzuatlar (Orijinal kaynak: Comprehensive Assessment of Water Management in Agriculture (2007, map 2.1, p. 63, IWMI, Eğitimsizlik Göç Bakanlık tarafından oluşturulan güncel çiftçi kayıt sistemine kayıtlı olmak şartıyla gerçek ve tüzel kişiler aşağıda belirtilen yatırım konularından yararlanmak üzere başvuru yapabilir. Çölleşme tehdidi ve su kıtlığıyla ilgili olarak toplumsal bilinç düzeyini arttırarak çevreye dost yaşam ve üretim şekillerinin benimsenmesi ve benimsetilmesi alınan kararların, eylem programlarının hayata geçirilebilmesi için elzemdir. Aksi takdirde evet, gelecek dönemler içerisinde Türkiye çöl olabilme potansiyeline fazlasıyla sahip bir ülke konumundadır. Program aşağıdaki 7 adet yatırım konusunu kapsar. a) Tarla içi damla sulama sistemi kurulması, b) Tarla içi yağmurlama sulama sistemi kurulması, c) Tarla içi mikro yağmurlama sulama sistemi kurulması, ç) Lineer sistem yağmurlama sulama makinesi alınması, d) Center pivot sistem yağmurlama makinesi alınması, e) Tamburlu sistem yağmurlama sulama makinesi alınması, f) Güneş enerjili sulama sistemleri kurulması, Kimler Başvurabilir 1)Bakanlık tarafından oluşturulan güncel çiftçi kayıt sistemine kayıtlı olmak şartıyla gerçek ve tüzel kişiler 2) 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda tanımlanan kollektif şirket, limited şirket ve anonim şirket şeklinde kurulmuş olan şirketler, kuruluş tüzük ve sözleşmelerinde belirtilen çalışma konularına uygun olması şartı ile tüzel kişilik olarak başvurabilir. Sulama kooperatifleri ve tarımsal kalkınma kooperatifleri de ana tüzüklerinde tarımsal üretim yapabileceklerinin yer alması şartıyla, kendilerine ait arazilerde veya kamu arazilerinden en az 10 yıl ve üzeri kiralama yaparak tüzel kişilik olarak başvuru yapabilirler. Başvuracaklarda Aranacak özellikler (1) Başvuru sahibi gerçek ve tüzel kişiler, yatırım konularından sadece birisi için başvuru yapabilir. (2) Program kapsamında daha önce hibe desteğinden yararlananlar, bu Tebliğ kapsamında aynı yatırım konusunda başvuru yapamazlar. Ancak, farklı parsel için farklı yatırım konusunda başvuru yapabilirler. (3) Başvuru tekliflerinde, proje sahipleri hibeye esas mal alım tutarının % 50'si oranındaki katkı payını ve toplam tutara ait KDV'nin tamamını kendi öz kaynaklarından temin etmekle yükümlü ve sorumludurlar. (4) Mal alım tutarının hibe desteği kısmı, kamu kaynakları kullanılarak karşılandığı için gerçek ve tüzel kişiler tarafından sağlanması gereken katkı payının finansmanının tamamında kamu kaynakları kullanılamaz. (5) 21/3/2013 tarihli ve sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği (Tebliğ No: 2013/13) kapsamında modern basınçlı sulama kredilendirme konularından yararlananlar kredilendirmeye konu olan aynı parsel için hibe başvurusu yapamazlar. Hibe Desteği Oranı ve Hibe Desteği Verilecek Proje Gider Esasları (1) Bu Tebliğ kapsamında kabul edilen proje başvurularında, hibeye esas mal alım tutarının KDV hariç %50'sine hibe yoluyla destek verilir. (2) Referans fiyatlar içinde kalmak şartıyla, hibeye esas mal alım tutarı gerçek kişiler için TL, tüzel kişiler için TL'yi geçemez. (3) Mal alım bedellerinin, bu miktarları aşması durumunda aşan kısım başvuru sahibi tarafından ayni katkı olarak karşılanır. (4) Başvuru bütçeleri KDV hariç hazırlanır. Proje kaynaklarından karşılanacak giderler 1) Bireysel sulama makine ekipman alımı giderleri hibe desteği kapsamında değerlendirilir. (2) Yatırımcılar tarafından, bu Tebliğ kapsamında satın alınacak tüm mal alımları tedarikçilerle yapılacak uygulama sözleşmesi kapsamında sağlanır. (3) Yatırımcılar tarafından bu Tebliğ kapsamında satın alınacak tüm mal alımlarının gerçekleşme bedelleri hibe sözleşmesinde belirtilen tutarı aşamaz. (4) Yerinde teslim ve montaj giderleri, mal alım bedeli içinde olacak şekilde mal alım faturası düzenlenmesi durumunda, toplam tutara hibe desteği verilir. Mal alım giderleri ile yerinde teslim ve montaj giderlerinin faturada ayrı kalemler olarak faturalandırılması durumunda sadece mal bedeline hibe desteği verilir. (5) Aşağıda belirtilen sulama makine ve ekipman grupları için belirtilen deneme ve kontrollerin yapılması şartıyla hibe desteği verilir. a) Gerçek ve tüzel kişilere ait tarla içi yağmurlama, mikro yağmurlama ve damla sulama sistemi kurulması ile güneş enerjili sulama sistemleri kurulması başvuruları kapsamında güneş paneli, pompa, filtre, kontrol ünitesi, ana ve yan dallara ait borular, bağlantı ekipmanları, vanalar, damlatıcı ve yağmurlama ekipmanları gibi sadece tarla içinde kullanılan malzemelerin başvuruya ait parselde eksiksiz montaj kontrollerinin yapılması ve tespit tutanaklarının düzenlenmesi, b) Gerçek ve tüzel kişilere ait center pivot, lineer sistem, tamburlu sistem yağmurlama sulama makinelerinin yerinde çalıştırılıp, kontrollerinin yapılması, tespit tutanaklarının düzenlenmesi. (6) Başvuru sahipleri ve ortakları tarafından sürekli çalıştırılan veya düzenli ya da dönüşümlü olarak işe alınmış kişiler, kamu çalışanları ve kamu kurumları tedarikçi olamaz. (7) Başvurularda belirtilecek mal alım tutarları referans fiyat listelerine dayandırılmalı ve ayrıntılı olarak belirtilmelidir. Hibe sözleşmesine bağlanan mal alım tutarları hibe sözleşmesi süresince artırılmaz. (8) Başvuru kapsamında satın alınması planlanan mal ile ilgili teknik bilgiler şartname şeklinde düzenlenerek başvuru ekinde sunulur. Başvuru zamanı 01 Haziran 2013 ile 31 temmuz 2013 tarihleri arasında Tarım il müdürlüklerine veya valiliğin yetkilendirdiği Tarım ilçe müdürlüklerine teslim edilir.

15 Köy-Koop Haber Temmuz 2013 TARIM 15 OR-KOOP Genel Kurulu Yapıldı Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği 16.Olağan Genel Kurulunu 28 Haziran 2013 tarihinde Ankarada gerçekleştirdi. Genel Kurula Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliğine bağlı Bölge Birlikleri ve birim kooperatiflerden delegeler, yönetim kurulu üyeleri ve temsilcileri, Gıda Tarım ve Hayvanclılık Bakanlığı dan yetkililer ile birlikte davetliler katıldı yılı içerisinde yapılan faaliyetlerinin değerlendirildiği Genel Kurul açılış konuşmasında Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Genel Başkanı Cafer Yüksel, 16 Yıldır orman köylüsünün bir merkezi örgütü olarak, başarılarımız da var, başaramadıklarımız da var. Sorunlarımız da oldu, sorunları rahatlıkla çözdüğümüz zamanlarda oldu. Sürüncemede kalan çözemediklerimiz de oldu. Ama OR-KOOP olarak bazen resmi belgelerde, bazen gayri resmi tespit ve değerlendirmelerde; yaptığımızın hiç de küçümsenmeyecek bir iş olduğunu bizlere en iyi şekilde anlatıyor. OR-KOOP istenilse de var, istenilmese de var, var da olacaktır. diye konuştu. Türkiye Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı nı Kooperatifçilik Anayasası olarak nitelendiren Yüksel, 17 Ekim 2012 tarihinde açıklanan bu belge, Türkiye kooperatifçiliği için önemli bir kilometre taşı olarak tarihimize geçti. Dünyanın birçok ülkesinde kooperatifçilik çok gelişmiş durumda. Gelişmiş ülkelerin birçoğunda kooperatifçilik kalkınmalarına büyük katkı sağlamıştır. dedi. Hazırlanan Eylem Planı her yönüyle çok güzel olmasına rağmen, 17 Ekim de boşuna bayram yapmış olduk, çünkü hazırlanan eylem planının çalışmaları ağır ilerliyor, bir an önce hızlandırılması gerektiğini vurgulayan Yüksel, Henüz vakit geçmemişken, boşa geçen zamanı telafi edecek bir şekilde, yeni bir yaklaşım göstererek hep birlikte, aynı anlayışla gerekeni yapmamız gerekiyor. Aksi taktirde, bu eylem planı çok doğru sözler yazılmış olarak kitaplıklarımızda kalır diye konuştu. Orman Kanun Taslağı hakkında da bir değerlendirmede bulunan Yüksel, Orman Kanunu bizi her yönüyle ilgilendiriyor. Türkiye ekonomisini, sanayicisini ve orman köylüsünü de düşünmek zorundayız. Altı aydır zaman kaybı yaşıyoruz, bu Kanun tasarısı bizde ne psikoloji ne de sinir bıraktı. Bu kanun taslağı buzdolabına kaldırıldı şimdilik, ama biz çöpe atılmasını istiyoruz. Eğer bir işe yarayacak diyorsanız, biz de yardımcı olalım. Strateji Belgesinde olduğu gibi beraber çalışalım diye konuştu. Gezi Parkı ve Ormanlarımız Son günlerde Orman Kanununun bazı maddelerinde yapılması öngörülen değişiklikler orman köylüsünün geleceğini ciddi anlamda etkileyecektir. Ülkemizdeki orman köyü, bu köylerde yaşayan orman köylüsü ve bunların kurduğu yaklaşık adet orman üretimi yapan kooperatif. Halen orman üretiminin yaklaşık % 70 ini gerçekleştiren bu yapılar ve bu yapıları oluşturanlar bir anda ters yüz. Anayasa ile pozitif ayrımcılık yapılarak koruma altına alınmış olan orman köylüsü ve kooperatifleri bitirilmek isteniyor. Sanki bir intikam duygusunun tezahürü, nedir bu kin? nereden gelir? anlamak mümkün değil. Kazanılmış hakların geri alınması, hangi siyasi düşünceye ve anlayışa sığar bunları da anlamak mümkün değil. Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve ormancılıkla ilgili arama konferansı sonuçlarında öngörülen hükümler ve alınan kararlar hiçe sayılacaktıysa neden bunca emek sarf edildi? Maalesef bütün bunlara cevap arama noktasına geldik. Son yıllarda ormancılığımıza da ormanlarımıza da sanki farklı bakılmaya başlandı. Orman Bölge Müdürlüklerinin yıl sonu bilançolarında ki karlılık her şeyin önüne geçti. Orman bölge müdürlerinin ve işletme müdürlerinin başarısı bilançolarıyla ölçülür hale geldi. Genel Müdürlüğe en fazla para aktaran bölge müdürü sanki daha makbul müdür oldu. Kısacası ormanlarımız deyince hep para aklımıza geldi. Ormanlarımıza da orman köylümüze de ticari kaygıyla yaklaşılması ve bu bakış açısı bu gün bu noktaya gelmemize neden oldu. Orman Kanununda yapılan değişiklik gerekçeleri de çok ilginç. Sanki bütün bu olumsuzlukların nedeni orman köylüsü gibi ilan ediliyor. Aslında Orman Genel Müdürlüğünün tevzii masraflarını görmemezlikten gelmesi yeni Orman Bölge Müdürlüklerinin açılış gerekçelerini iyi irdelemesi gerekmez mi? Tasarı gündeme geldikten sonra yanlışlıkların düzeltilmesi yönünde OR-KOOP tarafından gerçekten ciddi bir çaba sarf edildi. Üstelik bu çaba özenle ve seviyeli bir şekilde yapılmaya gayret edildi. İlgililerin bunu özellikle dikkate alması gerektiğine inanıyorum. Erol AKAR Köy-Koop Kastamonu Birlik Başkanı Yeni tasarı ile dikili satış legal hale getirilecektir. Bu güne kadar dikili satışın olumlu ve olumsuz yönleri birkaç yönden dile getirildi. Halbuki bilinmelidir ki bu yöntem sadece orman köylüsünü ve onların kooperatiflerini ilgilendirmemektedir. En çok etkilenecek sektörlerden birisi lif yonga sanayidir. Bu güne kadar devletten neredeyse istediği fiyata istediği kadar tahsisen hammadde alan sanayici bundan böyle dikili alan tüccardan hammaddesini temin etmek zorunda kalacaktır. Devletin sübvansiyonu ortadan kalkacaktır. Aslında sanayici bunun farkındadır. Orman köylüsü kadar sanayici de bizimdir. Bu ülkeye hizmet vermekte ve katma değer yaratmaktadır. Ormanlar, özellikle belli bölgelerde o yörelerin ekonomisinde son derece önemlidir. İhale ile dikili satış gündeme geldiğinde ulusal ve uluslararası firmaların bu ihalelere katılması kaçınılmazdır. Kendi iş ve makine gücü ile ürettiği ürünü kendi araçları ile nakletmesi de kaçınılmaz olacaktır. Özellikle Karadeniz bölgesinde başka alternatif geliri olmayan yöre esnafından tüccarına nakliyecisine kadar o yörenin insanı ve ekonomisi olumsuz yönde etkilenmeyecek midir? Sinop Çangal ormanlarında bu olguyu yıllarca önce yaşamadık mı? Üstelik bu yasa tasarısının bilimsel, sosyolojik ve politik bir zemine oturtulduğunu söyleyebilmek mümkün olmadığı gibi hangi zeminde tartışılarak böyle bir tasarıya ihtiyaç olduğu ortaya çıktı, bunu da anlamak mümkün değil. Bir taraftan Gezi parkındaki 15 ağaç için mücadele ederken diğer taraftan ormanlarımızın geleceğindeki olumsuzlukları da kamu oyu ile paylaşmak bu gün daha fazla önem arz etmektedir. Saygılarımla. ISTA Tohum Kongresi Antalya da Düzenlendi Bu yıl 30. su düzenlenen ISTA Tohum Kongresi, Antalya da gerçekleştirildi. Kongrede Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Mevlüt Gümüş, Tohumculuk Daire Başkanı Metin Kaycıoğlu, ISTA Başkanı Joel Lechappe, Türkiye Tohumcular Birliği ve Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği Başkanı Yıldıray Gençer, TTSM Müdürü Kamil Yılmaz ın yanı sıra 66 ülkeden 420 katılımcı yer aldı. Türkiye de ilk defa gerçekleştirilen kongre ile ilgili bilgi veren Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Yıldıray Gençer, etkinliği 1924 yılında kurulan ekonomik ve politik olarak bağımsız, tarafsız, objektif ve hükümetler arası bir kuruluşu olan İsviçre merkezli ISTA ile birlikte gerçekleştirdiklerini söyledi. Gençer, kongrenin ISTA ya üye ülkelerle birlikte çalışarak dünyada tohum kalitesinin değerlendirilmesinde yeknesaklığı sağlamayı amaçladığını belirterek, Tohumda numune alma, kalite testleri, laboratuarların akreditasyonu konularında uluslararası tohum kurallarının kullanımında tohum bilimi ve son teknoloji bilgilerini değerlendirme ortamı sunuldu. Kongrenin, ulusal ve uluslararası tohum ticaretine ve gıda güvenliğinin sağlanmasına da katkı vereceğine inanıyoruz. Kongrede genetik kaynakların korunması, ticarete konu olan tohumlukların depolanması, tohum patolojisi, habitat rejenerasyonu, tohum çimlendirme ve dormansi, tohum kalitesi ve bitki ıslahı, moleküler teknikler, tohum testlerinde DNA metotları, tohum kalite testlerinin değerlendirilmesi, tohum fizyolojisi ve stres yanıtları gibi konular ele alındı şeklinde konuştu.

16 16 KOOPERATİFÇİLİK Temmuz 2013 Köy-Koop Haber Dünyadan Kooperatif Hikâyeleri Dr. Nezaket CÖMERT / Dr. Erhan EKMEN Değerli Kooperatifçi Dostlar, Dünyadan kooperatif hikâyeleri anlattığımız bu sayıdaki köşemizde sizlere yine uzaklardan bu sefer Latin Amerika dan bir hikâyeyi paylaşacağız. Daha önceki örneklerde olduğu gibi bu hikâyemizde de birlik olmanın verdiği güçle yarınlara umutla bakmanın daha kolay olabileceği gerçeğini tekrar vurgulamak istedik... Birlik Yoluyla Güç Latin Amerika da bulunan CoopeAgri El Genel R.L. Kooperatifi, Kosta Rika nın San Jose şehrinde bulunan Perez Zeledon bölgesinde kurulmuştur. Kahve ve şeker üreticisi yaklaşık ortağı bulunan küçük ölçekli işletmeden oluşmaktadır. Bu kooperatifin hikâyesi 45 yıl önce yaklaşık 365 ortak başlamıştır. Bugün ortaklarının sayısı katlanarak artmış ve yıllık ton kahve ve ton şeker ihracına ulaşmıştır. Bu sonuçlar, kooperatifin adil ticaret sistemi aracılığı ile yaptığı ticaret ile başarılmıştır. Bu örgütlenmeye katılan binlerce küçük üretici, adil bir sistem içerisinde ürünlerinin ticaretini yapmak için diğer üreticilerle bir araya gelme fırsatını bulmuşlardır. CoopeAgri, iç ve dış pazara kahve üreten ve pazarlayan, aynı zamanda şekerkamışı ve organik gübre işleme ve pazarlama ile ilgilenen bir örgüttür. Ortaklar, kooperatifin sahip olduğu 4 süpermarket, tarım malzemeleri mağazası, benzin istasyonu, kahve dükkânı ve hırdavat dükkânından doğrudan faydalanabilmektedirler. Ayrıca kooperatif, ortaklarına ormancılık hizmeti vermekte ve para kaynağı sağlayan Credecoop ile işbirliği yapmaktadır. Kooperatifin en önemli amacı, her şeyden önce ortaklarının lehinde olacak şekilde farklı faaliyet alanları içerisinde bir çeşitlendirme stratejisi yapmaktır. CoopeAgri nin yönetim sistemi tamamen demokratiktir. Delegeleri ve koordinatörleri tarafından temsil edilen ortaklar, kooperatifin kontrolü için karar verme sürecinde sorumludurlar. Ortaklar, Genel Kurul için yılda bir kez toplanmaktadırlar. Kooperatifin gelişmesinde rol oynayan komitelerle oluşturulmuştur ve bunlar Yönetim Kurulu ile entegre bir biçimde çalışmaktadır. CoopeAgri her zaman aktif küçük üreticilerin örgütü olmuştur. Kooperatif çalışması sayesinde satışının ve ortaklarının sayısında sürekli artış sağlanmıştır. Bu durum kooperatife, Latin Amerika da adil ticaret sistemi içerisinde önde gelen kooperatif olma yolunu açmıştır. Kosta Rika da üçüncü sırada yer alan en büyük kahve ihracatçısı olmuşlardır. Ayrıca kooperatifin bulunduğu bölge olan Perez Zeledon, adil ticaret yapmada Latin Amerika ülkeleri arasında birinci sırada yerini almışlardır. CoopeAgri, Küçük Adil Ticaret Üreticileri Latin Amerika ve Karayip İletişim Ağı (CLAC) ve Uluslararası Adil Ticaret (IFT) in üyesidir. Geçen Kasım ayında CoopeAgri, uluslararası alıcıların ve Latin Amerikalı küçük üreticilerin katıldığı Adil Ticaret İşletmeler için Uluslararası Günü adlı etkinliğe ev sahipliği yapmıştır. CoopeAgri gibi örgütler, küçük üreticilerin karşılaştıkları birçok sorunları kendileri hatırlatmakta ve birlikte çalışarak en iyi sonuçlara ulaşmanın mümkün olduğu umudunu temsil etmektedirler. 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi dönemini kapsayan 10. Kalkınma Planı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, planda en fazla üzerinde durdukları ve özel programlarla destekledikleri alanın enerji olduğunu, bu alanın daha verimli kullanılması gerektiğine vurgu yaptı. Tarım Komisyon üyelerinin sorularını da yanıtlayan Yılmaz, tarım sektörünün geçmişin değil, 21. yüzyılın bir sektörü olduğunu belirterek, bunun büyük önem verilmesi gereken stratejik bir sektör olduğunu ifade etti. Su ve gıda konusunun da önemine işaret eden Yılmaz, "Bugünkü küresel ısınmayı düşündüğümüzde, değişen tüketim taleplerini, artan nüfusu, uluslararası anlamda gıda güvenliği meselelerini dikkate aldığımızda tarım sektörü önemli" dedi. Yılmaz, tarım sektörünün çok daha profesyonel ve verimli bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, "Önümüzdeki dönemde tarım sektörüne destek veren unsurlar içeren programlar uygulayacağız. İstatistik bunların başında geliyor. Önümüzdeki yıllarda belki en fazla TÜİK'in yoğunlaşacağı alan tarım istatistikleri olacak. En ciddi eksiklerimizin olduğu alan burası. Tarım Bakanlığı ile yakın bir koordinasyon çerçevesinde bu konuya yoğunlaşacağız" şeklinde konuştu. Yılmaz, GAP gibi DAP idaresi kurduklarını, KOP ve DOKAP'ı oluşturduklarını anımsatarak, bunlar için birer eylem planı hazırladıklarını bildirdi. Ayrıca ulusal düzeyde bölge stratejisi de hazırladıklarını belirten Yılmaz, kamu yatırımları içinde bu 4 bölgenin payının geçen yıl itibariyle yüzde 35'ler civarına yükseldiğini söyledi. AK Parti döneminde nispi olarak geri kalmış bölgelerin kamu yatırımlarından aldığı payın arttığını ifade eden Yılmaz, "Önümüzdeki dönem en az kamu yatırımları kadar özel yatırımlara da vurgu yapmamız lazım. Bu çözüm süreci, artan huzur ortamında özel sektörün de uzun süredir kullanılmamış potansiyeli kullanacağını düşünürsek, Doğu Anadolu çok daha farklı bir ortam yaşayacağız. Belki hemen olmayacak ama belli bir zaman içinde özel sektörün de çok daha fazla üretim yaptığı, istihdam oluşturduğu ortamı göreceği" dedi. Yılmaz, çevre konusundaki vurgunun Gezi Parkı olaylarıyla ilgili olmadığını ifade ederek, uzun zamandır yaptıkları çalıştaylar ve hazırlıklarda çevre konusunu vurguladıklarını söyledi. Dünya Çevre Günü ve Çevre Bilinci 5 Haziran günü tüm dünyada ve ülkemizde Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaktadır. Bu tarih 1972 yılında Stockholm de toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansı nın yıldönümü olan tarihtir. Çünkü bu konferansta BM temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamanın temel bir insan hakkı olduğunu karar altına almıştır. Toplantının gerçekleştirildiği günde Dünya Çevre Günü olarak ilan edilmiştir. Biz insanlar için çevre üstünde yaşadığımız toprak, soluduğumuz hava, içtiğimiz sudur. Özetle bizi çevreleyen doğal yapıdır. Bu doğal yapının kirlenmesi, dengesinin bozulması, başta doğal hayat olmak üzere insanoğlunun yaşam kalitesinin bozulması ve dünyanın yaşanmaz hale gelmesidir. Dünyada 19. Yüzyılda başlayan ve 20 yüzyılda hız kazanan sanayileşme süreci ve şehirleşme sürecindeki hatalı politikalar sonucu ne yazık ki dünyanın doğal dengesine büyük zararlar verilmiştir. İnsanoğlu kendi eli ile adeta kendi mezarını kazmıştır. Bu süreç küresel ısınma ve iklim değişikliği ile vahim bir dönemece girdiği 21 yüzyılda en çok önem verilen konular arasına girmiştir. İster geri kalmış, isterse gelişmiş ülke olsun insanoğlunu dünyanın tek çatısı altında yaşadıklarının farkına varmasını sağlamıştır. Artık tehlike çanları sınır aşan hale gelmiştir. Çevre sorunları küresel ısınma Uluslararası kuruluşların birinci gündemi haline gelmiştir. Yaşanan doğal afetler, sel baskınları, kuraklık dünyanın gıda güvenliğini tehlikeye soktuğu gibi, insanlığın can güvenliğini de tehdit eder hale gelmiştir. Her ne kadar gelişmiş bazı ülkeler bu süreci kendi lehlerine kullanmanın yollarını arasalar da, geçmişte yaptıkları gibi enerji kaynaklarının yanında su ve gıda kaynaklarının kontrolünü ele geçirmek için politikalar uygulasalar da, sorunun çözümü için tüm dünya ile ortak hareket etmek zorundadırlar. Tabii ki artık geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde bu tehditleri ve tehlikeleri göz ardı etme lüksüne sahip değildirler. Geleceğin dünyasının küresel iklim değişikliğinin meydana getirdiği yeni baskılarla şekillendirilmek istendiğinin farkındadırlar. Bu nedenle bu sorunlar karşısında istikrarlı ve akıllı çözümler üretmek mecburiyeti ile karşı karşıyadırlar. Bu ülkelerden birisi de ülkemizdir. Tüm sektörleri ile çevre sorunlarının çözümü noktasında birlik ve beraberliğe büyük ih- Ünal ÖRNEK Ziraat Yüksek Mühendisi Bio-Ekonomi Çalıştayı Yapıldı tiyaç vardır. Ticari rekabet uğruna çevrenin gözardı edilmesi, geleceğimizin yok edilmesidir. Politikaları güçlü kılan ve başarıya götüren kesimlerin birlik ve beraberlik içinde sorunların çözümünde çalışmalarıdır. Tabii ülkemizde çevre sorunlarının çözümü için ister resmi ister sivil toplum örgütleri düzeyinde önemli adımlar atılmakta, sevindirici çalışmalar yapılmaktadır. Ancak yine de gerek 2 B gerekse HES ler konusunda üzücü kararlar alınmakta ve uygulamaların önü açılmak istenmektedir. Küresel ısınma karşısında en önemli doğal kaynağımız olan ormanlarımız ve doğal çevremiz tehdit altına sokulmaktadır. Hem de çevre sorunlarının gün ve gün önem kazandığı günümüzde uygulanan politikaların doğruluğunu savunmak zordur. Toplumun çevre bilinci içinde hareket etmesi hiç şüphesiz gerek topraklarımız gerekse dünya için geleceğe atılacak bir adım olacaktır. Çevremizi korumak çocuklarımızı ve geleceğimizi korumaktır. Hepimizin arzusu her Dünya çevre gününde çevre sorunlarının tüm dünyada azalarak yok olmasıdır. Karar vericilerin çevre duyarlılığı ile hareket etmesidir. Tarım, gıda, ormancılık, balıkçılık gibi biyolojik kaynakların üreten, yöneten ve yayan her türlü endüstri ve ekonomi sektörü kapsayan Bio-Ekonomi Çalıştayı 20 Haziran tarihinde Ankara gerçekleştirildi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından organize edilen ve Müsteşar Yardımcısı Ferhat Şelli nin katıldığı Bio- Ekonomi Çalıştayı na, çeşitli devlet kurumları, üniversiteler, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları katıldı. İki oturum halinde düzenelen Bio-Ekonomi Çalıştayı nda; İnsan nüfusunun hızla artması, iklim değişiklikleri sonucu yaşanan kuraklıklar ve hızla tükenen fosil yakıtlar sonucu biyolojik kaynaklar alternatif olarak ön plana çıkmaya başlamıştır. Rüzgar, güneş, biyotermal ve su gibi yenilenebilir enerji kaynaklarımız ile ormanlarımızın etkin kullanılması, gübre atıkların değerlendirilmesi tartışıldı. Katılımcılarla birlikte hazırlanan Çalıştay Raporu nda; Türkiye genelindeki kesimhanelerden çıkan kan, yumuşak doku ve gübre gibi atıkların bölgesel bazda kurulacak renderingler sayesinde değerlendirilmek suretiyle elektrik, biodizel, çiçek gübresi ve kedi-köpek maması haline dönüştürülebileceği belirtilerek raporlaştırıldı.

17 Köy-Koop Haber Temmuz 2013 TARIM 17 KOOPERATİF AB de Kırsal Kalkınma Politikalarında Üretici Örgütleri Sevgili Kooperatifçi Dostlar, Bu sayıda sizlerle AB de üretici örgütlerinin tarım alanında etkin olduğu bir diğer alanı ve konuda geçen ay yaşadığımız gelişmeleri paylaşmak istiyorum. Avrupa Birliği nde üretici örgütlenmesi konusu iki ayrı başlık altında karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan ilki, Ortak Tarım Politikası ve Ortak Balıkçılık Politikasının altında uygulanan Ortak Piyasa Düzenleri (OPD) adı verilen ve her ürün ve ürün grubu için ayrı mekanizmaları içeren düzenlemeler kapsamındaki uygulamalardır. Diğer başlık ise Kırsal Kalkınma Politikaları altında yer alan uygulamalardır. Kırsal Kalkınma ile ilgili üretici örgütlerinin rolleri ve uygulamalar aslında Ortak Piyasa Düzenlerindekinden çok farklı değildir. Kırsal kalkınmada üretici örgütlerinin görevi, dağlık ya da geri kalmış yörelerde sürdürülecek kalkınma faaliyetlerinde etkinliğin arttırılmasıdır. Bu amaçla öncelikle bölgede bulunan faal üretici örgütü kullanılmakta. Eğer halihazırda bir üretici örgüt yoksa daha önce kurulmuş fakat halen etkinliğini yitirmiş olan üretici örgütünün yeniden yapılandırılması tercih edilmekte. Eğer bu da yoksa yeni bir örgüt kurulması yoluna gidilmektedir. Bu uygulamaya istisna 2000 li yıllarda yeni üyelerin alınması sırasında yaşanmıştır. Eski Doğu Bloku ülkelerinin AB ye katılımı sırasında verilen desteklerin kırsal kalınma ile ilgili olanları SA- PARD adı ile verilmişti. Bu desteklerin hedeflerine ulaşması için üretici örgütlerine ihtiyaç duyulduğu için özel bir tedbir destek programı altında yer aldı. Fakat burada ciddi bir sorun vardı. Eski komünist ülkelerde bugün bizim bildiğimiz modern anlamda kooperatifler ya da üretici örgütleri yoktu. Bu nedenle üretici örgütlerine yönelik özel tedbir diğer AB ülkelerindeki gibi mevcut üretici örgütlerinin yeniden yapılandırılması yerine bu ülkelerde ilk kez üretici örgütü kurulması amacıyla verildi. Bu iki başlık altında üretici örgütlerinin rolleri ve uygulamalar yine benzerdir. Üye ülke yetkili otoritesi olan Tarım Bakanlıkları, bu mekanizma içinde işletim görevinden sorumlu olan Üretici Örgütleri nin kurulması, tanınması ve AB Komisyonu tarafından bu örgütlere verilen görevlerin yerine getirilmesini kontrol etmek ile yükümlüdür. Bu görevi yerine getirmeye talip olan üretici örgütü bir dizi tanınma kriterini yerine getirmek ve tanınmak zorundadır. Ortak Piyasa Düzeninde tanınan üretici örgütlerine Üretici Örgütü (Producer Organization), Kırsal Kalkınma tanınan üretici örgütlerine ise Üretici Grubu (Producer Group) adı verilmektedir. Ülkemizde de sürdürülmekte olan AB uyum çalışmaları kapsamında Ortak Piyasa Düzenin- Doğa Okuluna Büyük Destek Dr. Erhan EKMEN Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Teşkilatlanma Daire Başkanlığı Projeler ve Dış İlişkiler Çalışma Grubu Sorumlusu de ve Kırsal Kalkınmada çekirdek rol üstlenen üretici örgütleri ile ilgili faaliyetlerin önemli bir yeri bulunmaktadır. Özellikle IPARD adı ile bilinen Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Mali Yardımları kapsamında Üretici Gruplarının Kurulmasına Destek Tedbiri bulunmaktadır. Bu tedbir IPARD ın ilk 7 senelik birinci döneminde diğer aday ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de tam anlamıyla uygulanamamıştır. Burada yaşanan sorunlara ve AB deki kırsal kalkınma faaliyetlerinde üretici örgütlerinin Sürdürülebilir Balıkçılık için Ekosistem Temelli Yönetim Şart 8 Haziran Dünya Okyanus Günü için WWF-Türkiye bir rapor yayınladı. Rapor; Akdeniz Havzası nda tehlikeli bir şekilde azalan balık stoklarının toparlanması için ekosistem temelli yönetimin benimsenmesi gerektiğini vurguluyor. WWF-Türkiye nin yayımladığı Sürdürülebilir Balıkçılık için Ekosistem Temelli Yönetim kitapçığı Akdeniz de ve Türkiye de balıkçılığı geçmişten günümüze incelerken, balık stoklarının gelecekte var olması için karar vericilerin ve tüketicilerin üzerine düşen sorumluluklara dikkat çekiyor. Tüm dünyada olduğu gibi Akdeniz Havzası nda balık stokları yasadışı, kayıt dışı ve düzenlemesi olmayan avcılık sebebiyle tehdit altında. Sanayi balıkçılığının daha az çabayla daha fazla ürün toplamaya yönelik Türkiye nin ilk yavaş şehri (slow-city) olarak öncülük yapan Seferihisar ın Orhanlı Köyü, bir açık hava okuluna dönüşüyor. Okulun bir mekânı yok; doğa başlı başına bir okul binası olarak değerlendirilecek. Bugüne kadar Seferihisar da yaşayanların koruduğu dereler, zeytinlikler, makiler, aynı zamanda Seferihisar Doğa Okulu nun sınıfları, bahçeleri olacak. Bir süredir eski Orhanlı Köyü nde yer alan tarihi okul binası, Doğa Okulu nun araştırma binası amacıyla geleneksel mimari yöntemleriyle restore ediliyor. büyük balıkçı tekneleri ve av araçları, balık stoklarının gelişmesine engel oluyor. Uzun dönemde balık miktarını korumak için balıkçılık sahalarının biyolojik kapasitesinin artırılması gerekiyor. WWF-Türkiye Doğa Koruma Direktörü Dr. Sedat Kalem Akdeniz Havzası ndaki tüm balık stoklarının yüzde 50 si aşırı sömürülmüş durumda. Yüzde 35 i ise tamamen tükendi. Gelecekte de balık avlanabailmesini güvence altına almak için bunun bugünden doğru planlanması ve düzenlenmesi gerekiyor. Ekonomik açıdan değerli olan orfozun arasında yüzde 90 oranında düşüş gösterdiği Kaş-Kekova bölgesinde ekosistem temelli yönetimin benimsendiği bir balıkçılık anlayışının yaygınlaşması için çalışmaya devam ediyoruz, dedi. WWF-Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak Dünyada yaklaşık 3 milyar insan hayvansal protein ihtiyacının en az yüzde 15 ini balıktan karşılıyor. Tüm tedarik zinciri boyunca balıkçılığın sürdürülebilirliğini sağlamak için üreticinin yanı sıra deniz ürünleri satın alan kurumların ve tüketicilerin de sorumlu hareket etmesi gerekiyor. Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi nde yürüttüğümüz Deniz Koruma Alanı Projesi kapsamında sürdürülebilir balıkçılık için başarılı bir uygulama örneği ortaya koymayı amaçlıyoruz dedi. Yeni Orhanlı Köyü nde ise köyün kültürünün yaşanarak öğrenildiği bir deney alanı oluşturuluyor te dışarıdan katılımcıları kabul etmeye başlayacak okul, ücretsiz olacak. Çevre konularındaki duyarlılığı bilinen sanatçı Tarkan da Doğa Okulu nun kurucuları arasında yer alıyor ve her fırsatta ziyaret ediyor. Okul ayrıca müzik ve sanat alanında da yeni arayışların peşinde olacak. Seferihisar Türkiye nin ilk doğa okuluna ev sahipliği yaptı. Yenileme çalışmaları devam eden okul 2014 te öğrenci kabul etmeye başlayacak. faaliyetlerinin ülkemizde de uygulanabilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar sürdürülmektedir. Bu çalışmalardan biri de geçtiğimiz ay, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından TAIEX aracılığı ile düzenlenmiştir. Avrupa Birliği nin Genişleme Genel Müdürlüğü ne bağlı Teknik Destek ve Bilgi Değişimi Kurumuna (TAIEX) tarafından aday ülkelere, çalışma grubu toplantıları (workshop), uzman çalışması (expert mission) ve çalışma ziyaretleri (study visit) şeklinde çeşitli teknik destekler verilmektedir. Bu destekler kapsamında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünde, Mayıs 2013 tarihleri arasında TAIEX Uzman Çalışması (Expert Mission) gerçekleştirmiştir. Kırsal Kalkınma ve IPARD Programı konusunda gerçekleştirilen, Uzman Çalışmasına (Expert Mission), TA- IEX tarafından 2 uzman görevlendirilmiştir. Macaristan Kırsal Kalkınma Bakanlığı ndan üretici örgütleri uzmanı Istvan BARTA ve Fransa Tarım Bakanlığı nda genel müfettiş Georges Pierrre MAİPEL in eski ve yeni üye ülke deneyimlerini paylaşmışlar ve ülkemize yönelik öneriler ile ilgili görüşlerini belirtmişlerdir. Çalışma sırasında AB nin Kırsal Kalkınma Politikaları alanında üretici örgütlenmesi ile ilgili uygulamaları ile ilgili Fransız uzmandan, SAPARD uygulamaları sırasında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri ile ilgili Macar uzmandan bilgi alınmıştır. Uzmanlarla teknik düzeyde yapılan çalışmaya Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Teşkilatlanma Dairesi ve Kırsal Kalkınma Dairesi nin yanı sıra, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, Avrupa Birliği Bakanlığı, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu ndan ilgili konularda uzmanlaşmış personel katılmıştır. Bir haftalık çalışma sonucunda; uygulamaya yönelik kararlar alınmış üretici grupları ile ilgili tedbire ilişkin öneriler oluşturulmuştur. Yapılan çalışma hem katılımcılar hem de TAIEX uzmanları tarafından tatminkâr ve faydalı bulunmuştur. Bundan sonra yapılacak işler için burada hazırlanan öneriler yol gösterici olmuştur. Bu çalışmanın çıktıları TAIEX Uzmanları tarafından Avrupa Komisyonuna bir rapor olarak taşınmıştır. Bu raporda IPARD uygulamaları kapsamında üretici örgütlenmesi ile ilgili benzer sorunları yaşayan diğer aday ülkelerin sorunlarının çözülmesi açısından en yakın tarihte diğer aday ülkeler ve Komisyon yetkilileri ile birlikte burada tespit edilen yol haritası üzerinden çalışmalar yapacaklarını belirtmişlerdir. Ülkemizde başlayan ve diğer aday ülkeler ile birlikte Komisyona taşınan çalışmanın önümüzdeki günlerde sağlayacağı sonuçlar ve faydalar kesinlik kazandıkça sizler ile buradan paylaşacağım. Gıda ve İçkiye de Karekod Bakanlık, güvenilir gıdaya erişim kapsamında ilk etapta bal, zeytinyağı, bebek maması, enerji içeceği, bitkisel yağ, çay ve gıda takviyesinin karekod ile satışa sunulması için çalışma yapıyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bu kapsamda takibin ve denetimin etkin şekilde yapılmasına imkan tanıyan ve özellikle ilaçlardaki kullanımıyla bilinen karekodlar, gıda maddeleri ve alkollü içeceklerde de yer alacak. Sistemin devreye girebilmesi için Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği'nde değişikliğe gidilecek. Bu düzenlemenin ardından tüketici, satın aldığı ürüne ilişkin tümverilere karekod üzerinden erişebilecek. Gıda güvenliğini tehlikeye düşüren ürünlerin takip ve denetimlerini bu sistemle kolayca gerçekleştirmeyi öngören Bakanlık, karekodun tüm gıda maddelerinde yer almasını zorunlu hale getirmeyi planlıyor. Karekod, diğer adlarıyla "2 boyutlu kod" ya da "matrix kod", klasik ve tek boyutlu barkodlardan farklı olarak her iki yönde de veri depolayabilen, bu nedenle normal barkodlara göre çok daha fazla veri saklama kapasitesine sahip yeni nesil barkodlar olarak tanımlanıyor. Özellikle kalite kontrolün önem taşıdığı, sahte üretimin çok olduğu veya servisi sağlanmayan parçaların üretildiği sektörlerde bu sistem, yeni bir izlenebilirlik sağladığı için tercih ediliyor. Anız Yakana Dekar Başına 33,83 TL Ceza Uygulanacak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yakma yasağına uymayanlar hakkında dekar başına 33,83 lira para cezası uygulayacak. Bakanlığın Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü anız yakmanın çevreye verdiği zararları önlemek ve toprağın korunması amacıyla internet sitesinden bir duyuru yayımladı. Buna göre, anız yakma yasağına uymayanlar hakkında Çevre Kanunu'nun 20. maddesine dayanarak dekar başına 33,83 lira idari para cezası uygulayacak. Anız yakma fiilinin orman ve sulak alanlara bitişik yerlerle meskun mahallerde işlenmesi durumunda ceza 5 kat artırılacak yılında ise dekar başına 31,39 lira idari para cezası uygulanmıştı. Duyuruda, ikinci ürün ekilen yörelerde valiliklerce hazırlanan eylem planı çerçevesinde ve valiliklerin sorumluluğunda kontrollü anız yakmaya izin verilebilecek.

18 18 HAYVAN HASTALIKLARI Temmuz 2013 Köy-Koop Haber Yanıkara Hastalığı Yanıkara hastalığı sığırlara özgü bir hastalık olmakla birlikte, koyun ve keçilerde de hastalık görülmektedir. Clostridium chauvoei tarafından meydana getirilen sığırlara özgü, koyun ve keçilerde de görülebilen bir hastalıktır. Hastalık etkeni Clostridium chauvoei olup, etken sporlu, çevre şartlarına oldukça dayanıklı ve oksijensiz ortamda üreyebilmektedir. Bakteri sporları çevresel şartlara yüksek dirençlidir, kuru kaslarda ve toprak içerisinde yıl canlı kalabilir. Bakterinin canlı hali ısı ve kimyasal maddelere karşı duyarlıdır. Sporlar ise kuru etler içinde 110 C de 6 saat, suda 100 C de 2 saat, 120 C de 10 dk. içinde etkisiz hale gelir. Hastalık etkeni toprak ve hayvanların bağırsaklarında bol miktarda bulunmaktadır. Mera mevsiminde hastalığa daha sık rastlanır. Hastalığın oluşumu hayvan vücudunda bulunan yaralarda ve etkeni direkt olarak sindirim sistemi yolu ile alınması sonucunda meydana gelir. Diş değiştirme ve şap hastalığı sonucu oluşan yaralardan da bulaşma olmaktadır. Koyunlarda kuzulama, kuyruk kesimi, kastrasyon ve koç yaralaması sonucunda meydana gelen yaralar sonucu hastalık oluşabilmektedir. Hastalığa karşı insanlar duyarlı değildir. Özellikle 6 ay-3 yaş arası sığırlar bu hastalıktan etkilenmektedir. Yaşlı sığırların bu hastalığa karşı bir direnci olduğu bildirilmiştir. Hastalık, sığırlarda özellikle gluteal bölgede kanamalı ve çıtırtılı ödemler meydana getirir, ani seyreden bir hastalıktır ve öldürücü karakterde seyretmektedir. Ağız yolu ile alınan sporlar oksijensiz koşullar altında özellikle dolaşımın zayıf olduğu bölgelerde çoğalıp yüksek doku tahribatına yol açarlar ve hayvanı öldürür. Yara yoluyla organizmaya dahil olan sporlar bakterinin canlı formuna dönüşmesi ile çoğalır ve kan ile büyük dokulara ulaşması sonucu burada salgıladığı toksinler vasıtasıyla bu bölgelerde etkili olur. Toksinlerin etkisi sonucu parçalanan glikojen, özellikle kas aralarında ve deri altında toplanarak çıtırtılı ödemlere neden olur. Hastalık Belirtileri Sığırlarda hastalık etkeninin kuluçka süresi 1-3 gün arasında değişebilmektedir. Özellikle 2-4 yaş aralığındaki sığırlarda hastalık daha fazla görülmektedir. Hayvanlarda geviş getirme durur, topallama, iştahsızlık, bitkinlik, diş gıcırdatması ve ağız şapırdatması-köpürmesi, solunum güçlüğü, kalp yetmezliği, sinirsel depresyonlar gibi belirtiler görülür. Ateş, ani bir şekilde C ye yükselir. Hayvanlarda gluteal bölge başta olmak üzere diğer kaslarda lokal veya yaygın ödemler oluşur. Şişkin olan bu ödem bölgeleri ilk başlarda sıcak ve ağrılı sonradan soğuk ve ağrısız bir hal alır. Şişmiş bölgelerdeki deri gangrenleşmiştir. Palpasyonda deri altında çıtırtı hissedilir. Deriye kesit atıldığı zaman içerden kirli kırmızı ve fena kokulu bir sıvı akar. Bölgesel lenf yumrularında da şişlikler meydana gelmiştir. Başlangıçta yüksek olan ateş sonradan düşer ve hayvan 1-2 gün gibi kısa bir süre içerisinde ölür. Yanıkaranın en belirgin semptomları sağrı, bel, omuz, göğüs ile boyun bölgelerinde görülen ödematöz ve çıtırtılı şişliklerdir. Bu şişlikler başlangıçta küçük, sıcak ve ağrılıdır. Şişlikler daha sonra genişler, merkezi kısımları soğur ve ağrısız bir hal alır. Bölgedeki deri sert, kuru ve koyu renkte olup gangrenleşmiştir. Palpasyonda deri altındaki çıtırtı hissedilir. Çıtırtı oluşumunda etken ve toksin önemli rol oynarlar. Etkenin oluşumunda toksin ve toksik metabolitler kas dokusunda kollagen ipliklerde dejenarasyon oluşumuna neden olurlar. Etken ise kas glikojenini ayrıştırarak gaz ve inorganik asitlerin oluşumuna neden olur. Kaslarda meydana gelen asitler ve etkenin toksinleri kaslarda bozukluk yapar ve kas şekerinin de (glikojen) parçalaması sonucu oluşan gaz, kas aralarında ve deri altında toplanarak çıtırtılı ödem oluşumuna neden olur. Şap hastalığı hayvanların gelişimini engelliyor Kafkas Üniversitesi (KAÜ) Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yakup Yıldırım, hayvanlarda sık görülen şap hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Yıldırım, yaptığı açıklamada, şapın sığır, koyun, keçilerde görülen ateşli hastalık olduğunu belirterek, hayvanlarda görülmesinin ekonomik olarak önem arz ettiğini söyledi. Hastalığın hayvanların gelişimi üzerinde bazı sorunlara yol açtığını anlatan Yıldırım, "Hastalık hayvanların gelişiminde gerilik, gebe hayvanlarda yavru atma, süt ve et veriminde kayıplar ve özellikle genç hayvanlarda ölüme neden olur. Şap hastalığının ortaya çıkışına bağlı dış ticarette getirilen kısıtlamalardan dolayı ekonomik kayıplar meydana gelir. Tedavi masraflarındaki maliyetler de ekonomik kayıpları oluşturuyor. Şap hastalığına bağlı olarak hayvanın yemden yararlanma gücü azaldığı için yem yiyemez. Bu hayvanın da süt vermesi beklenemez. Yine yem yememeye bağlı olarak kilo kaybı başlar. 1-2 hafta içinde şaplı bir hayvanın kaybı önemli derecede göz önüne çıkar." Şap sonucu ayaklarında yara oluşan hayvanın merada bir bölgeden diğer bölgeye giderek otlayamadığına dikkati çeken Yıldırım, "Süt veriminde kaybın en önemli sebeplerinden birisi de memelerde oluşan yaralar. Hayvan sağıma da izin vermez bu durum meme kayıplarına sebep olabilir" diye konuştu. Hastalığın bölgede daha çok sığırlarda görüldüğüne dikkati çeken Yıldırım, ölümlerin daha çok genç hayvanlarda yaşandığını kaydetti. Arş. Gör. Erhan KEYVAN A.Ü. Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Karaciğerde büyüme görülür. Rengi kırmızı kahverengiye dönmüştür ve bol kanlıdır. Aynı durum böbreklerde de gözlemlenir. Her iki organda da ölümden birkaç saat sonra gözenekli alanlar oluşur. Bu alanlar gaz oluşumuna bağlı olarak 24 saat sonra genişleyip ceviz büyüklüğüne ulaşır. Gaz oluşumundan dolayı süngerimsi görünüm çok belirgin bir hale gelir. Bu değişikliklerden dolayı yanıkara hastalığında, karaciğer ve böbrek köpüklü organlar olarak tanımlanır. Dalakta genel olarak bir değişiklik görülmez. Nadir olarak şiddetli bir dalak tümörü oluşabilir. Mide-bağırsak sisteminde önemli bir değişiklik yoktur. Karın ve göğüs boşluğunda birkaç litre kadar fibrinli-kırmızı bulanık bir sıvı toplanmıştır. Ayrıca kalp kesesinde bir miktar sıvı birikimi görülebilir. Koyunlarda sığırlara benzer semptomların yanında topallık, dik yürüyüş ve arka bacaklarda felçler meydana gelir. Ödemli bölgelerde bulunan yünler dökülür. Ödemlerin açılması sonucunda tereyağ kokusunda, kanlı, gaz kabarcıkları içeren bir sıvı akar. Teşhis Klinik belirtilere göre teşhis yapılabilmektedir. En önemli belirti oluşan şişliklere bastırılması sonucu duyulan çıtırtı sesidir. Kesin teşhis için lezyonlu bölgeden alınan kas dokusu % 50 gliserinli fizyolojik tuzlu su içerisinde laboratuvara gönderilmelidir. Tedavi Hastalık, hayvan sahibi tarafından belirtileri görülüp fark edildiğinde tedavisi için geç kalınmış olunur. Bu yüzden tedavi başarılı olmaz. Hastalığın seyri çok hızlıdır. Korunma Hayvanları bu hastalıktan koruması için en iyi yöntem aşılamadır. Hayvanları aşılamadan önce bulaşık meralarda bulunmaması gerekir. Koyunlarda aşılama kırkım ve doğumdan 2-3 hafta önce yapılmalıdır. Ayakta muayeneden yanıkara teşhisi konan veya şüpheli olan hayvanların kesimi yasaktır. Yanıkarada hayvan vücudunun bütünü insanlar tarafından gıda olarak kullanılmasına izin verilmez, imha edilir. 'Bölgede Brusella Hastalığı Hat Safhada' Bitlis'in Tatvan Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Kronik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gülay Dede, brusella hastalığının bölgede çok sık görülen bir hastalık olduğunu, vatandaşların bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Brusella hastalığının süt, süt mamulleri ve hayvanlardan bulaştığını belirten Dr. Dede, özellikle ilkbahar mevsiminde piyasaya çıkan taze peynirin tüketilmesi konusunda vatandaşların daha dikkatli davranması konusunda uyardı. Bölgede ve özellikle hayvancılığın yoğun olduğunu köylerde brusella hastalığının sık görüldüğünü ve ateş, gece terlemesi ve genel vücut ağrıları, eklem ağrıları, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle hastaneye başvuran her 2 hastadan birinde brusella tespit edildiğini açıklayan Dede "Brusella hastalığı, bakterilerin sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Bu bakteriler ilk önce hayvanlar arasında geçiş yaparlar ve birçok değişik omurgalı hayvanda hastalıklara sebep olurlar. Koyun, keçi, sığır, geyik, domuz, köpek ve diğer öteki hayvanları etkilerler. İnsanlar bu bakteriler tarafından bulaşık olan bu hayvanlarla ve bu hayvanlardan üretilen çeşitli ürünlerle yapılan temaslar sonucu hastalığa yakalanırlar." dedi. Dr.Gülay Dede Hastalıktan korunmak için peynir yaparken sütün iyice kaynatılıp pastörize edilmesi gerekir. Ayrıca peynir salamura yapıldığı zaman tuz oranına göre 2-3 ay bekletilmeli, etler de iyice pişirilmelidir. dedi. Ayrıcı Teşhis Hastalık, diğer akut seyirli klostridial infeksiyonlar, antraks, basiller hemoglobinuri, laktasyon tetanisi ve akut kurşun zehirlenmesi ile karışabilir. Kesin teşhis, hastalıklı bölgelerdeki sızıntılardan yapılan preperatların, mikroskobik muayenesinde yanıkara basillerinin görünmesi ile yapılır. Et Muayenesi Yönünden Önemi Yanıkara hastalığı kesimi yasak olan hastalıklardandır. Etken insanlarda hastalık oluşturmaz. Hastalığın etkeni sporlu bir bakteri olduğu için, kadavranın toprağa gömülmesiyle toprakta yıllarca kalabilmektedir. Bu nedenle kadavranın yakılması en iyi seçenektir. Et muayenesinde kasların bütünü hastalıklı olmadığından, lezyonlar koyulu açıklı bir renklenme halinde görülür. Deri altı bağ dokusunda kırmızı renkte jelatinimsi infiltrasyonlar bulunur. Şişkin kas bölgelerinin kenarları koyu kırmızı olup, ödem vardır. Kasların iç kısmı ise gaz kabarcıklarının kas tellerini ayırmasından dolayı, koyu süngerimsi bir yapı gösterir. Bölge lenf yumrularında şişlikler vardır. Lenf yumrularına kesit atıldığında kanlı seröz bir akıntı görülmektedir. Özellikle hastalıklı kaslarda bozulmuş tereyağ kokusu algılanır. Keşan'da Şarbon Vakası Edirne'nin Keşan ilçesine bağlı Beyendik beldesinde hayvanlarda şarbon hastalığı görülmesi üzerine belde karantinaya alındı. Edirne'nin Keşan ilçesine bağlı Beyendik beldesinde hayvanlarda şarbon hastalığı görülmesi üzerine belde karantinaya alındı. Keşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü veteriner ekipleri, hastalık görülmesinin ardından beldede tüm hayvanları aşılamaya başladı. Hayvan giriş ve çıkışının yasak olduğu beldeye komşu köylerde de şarbon hastalığına karşı büyük ve küçük baş hayvanlar aşılanacak.

19 Köy-Koop Haber Temmuz 2013 TARIM 19 Bitki Paraziti Nematodlarla Mücadele Yöntemleri -II- Dayanıklı çeşit kullanımı Bitkilerde nematoda dayanıklılık bitkinin morfolojk özelliklerinden kaynaklandığı gibi genlerle de kontrol edilmektedir. Dayanıklı bitki çeşidi kullanımı nematod savaşımında giderek daha fazla önem kazanmıştır. Bu konuda farklı buğday çeşitlerinin dayanıklılığı sağlayan Cre 1 gibi genleri taşıdıkları saptanmıştır. Örneğin Silverstar buğday çeşidinin Cre 1 geni taşıyarak H.avenea karşı dayanıklılık gösterdiği saptanmıştır. Benzer durum yulaf, çavdar, arpa, triticale içinde söz konusudur (Nicol et. al. 2002). Sağlam et. al. (2012) in hassas ve dayanıklı buğday çeşitleri üzerinde yapmış olduğu çalışmada hassas olan Bezostaya çeşidinde Heterodera filipjevi (Madzhidov 1981) nin dayanıklı çeşitlerden Sönmez ve Katea ya göre biyolojilerini daha hızlı bir şekilde tamamladığını göstermişlerdir (Şekil 1). Mi geni taşıyan domateslerde Meloidogyne sp. karşı dayanıklılık gösterdiği tespit edilmiştir (Milligan et.al. 1998, Lopez-Perez et. al. 2006) Halen bu konu üzerinde çok yoğun çalışmalar sürmekte ve başarılı sonuçlar alınmaktadır. Şekil 1. Heterodera filipjevi (Madzhidov 1981) nin Bezostaya (a) ve Katea (b) buğday çeşitlerinin köklerine giriş yaptıktan 24 gün sonraki gelişimleri (x10, H.Didem Sağlam 2012) Fiziksel Önlemler Bitki paraziti nematodlarla mücadelede fiziksel önlemler oldukça başarılıdır. Ancak maliyeti fazla olduğundan kısıtlı alanlarda uygulanabilmektedir. Solarizasyon ve dikim öncesi sıcak su uygulaması en yaygın kullanılan tekniklerdir. Solarizasyon Toprak sıcaklığını 45 C nin üzerine çıkarak ortamdaki nematodların ölmesini sağlayan bir sistemdir cm derinliğe kadar sulanan toprak, tava geldikten sonra cm derinliğe kadar sürülerek, kesekler kırılmalı ve yüzeyi düzeltilmelidir. Damla sulama sistemi döşendikten sonra toprak mm kalınlığında UV katkılı şeffaf plastik örtü ile düzgünce kapatılmalıdır. Toprak nemini kaybederse örtünün altında bırakılan damla sulama sistemi çalıştırılmalıdır. Solarizasyon uygulamasından sonra toprağın yüzeysel işlenmesi gerektiği için, çilek gibi sırta dikim yapılan bitkilerde solarizasyon uygulamasından önce sırtlar hazırlanmalıdır. Uygulama sıcak yaz aylarında (Temmuz-Ağustos) 4-8 hafta süreyle yapılmalıdır (Evlice et. al. 2005, Kepenekçi 2012). Daha çok seralarda ve kök ur nematodlarına karşı uygulanma şansı olduğu çeşitli çalışmalarla ortaya konulmuştur (Ganguly et. al.1996, Sikora et. al. 2005, Ajwa et.al. 2003). Toprağı su altında bırakmak Toprağın belli bir süre su altında bırakılması ile toprakta bulunan nematodlar ölmektedir. Hollanda da toprağın 9 hafta su altında bırakılması ile D.dipsaci, Radopholus similis (Cobb) Thorne (Tylenchida: Pratylenchidae) ve bazı Meloidogyne sp. türlerinin mücadelesinde başarılı olunduğu belirtilmiştir (Whitehead 1998). M.graminicola larvaları toprağın su altında bırakılmasından birkaç gün sonra anaerobik şartlar oluşmasıyla ölürler (Padgham et. al. 2003). Sıcak su uygulaması 'Arı' Sebzeleri Koruyacak Tohum, çiçek soğanı, yumru, rizom gibi bitki köklerinde A.tritici, A. bessei, D.dipsaci, Meloidogyne sp. gibi nematod türlerine karşı sıcak su uygulaması nematod açısından oldukça başarılı bir mücadele yöntemidir (Bridge 1975, Whitehead 1998, Kepenekçi 2012). A. tritici ile bulaşık buğday tohumuna karşı 4-6 saat ön ıslatma yapılarak 54 C de 10 dakika bekletilmesi etkili olmaktadır (Sikora et. al. 2005). A.bessei ye karşı soğuk suda 3 saat ön ıslatma ve C de 15 dakika sıcak su uygulamasının % 100 etkili olduğu tespit edilmiştir (Tülek ve Çobanoğlu 2011). Prof.Dr. Sultan ÇOBANOĞLU Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Dr. H.Didem SAĞLAM Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Tuzak bitki kullanımı Tuzak (havuç) ve Antagonistik bitkiler (Asparagus spp. ve Tagates spp.) kullanılmalıdır. Bazı bitkilerin nematodlar için antogonistik etki yaptığı bilinmektedir. Örneğin Kök ur nematodlarının mücadelesinde Crotolaria longirostrata Hook. & Arn., (Sikora et. al. 2005) ve patates kist nematodlarına karşı da Solanum sisymbriifolium Lam. kullanılmaktadır (Kepenekçi 2012). Biyolojik Mücadele Nematodlarla mücadelede biyolojik savaşım olanaklarına olan ilgi giderek artmaktadır. Nematodların mücadelesinde önemli bazı predatörler belirlenmiştir. Amoebae (Sarcomastigophora: Protista), Collembola (Arthropoda: Insecta: Apterygota), Turbellaria (Platyhelminthes), Tardigrade (Tardigrada) ve Akar (Arthropoda: Arachnida : Acarina) lardan bazı türlerin nematodlarda avlandığı tespit edilmiştir (Viaene et. al. 2006). EntomoPatojen Nematodlar (EPN), bitki paraziti nematodlarla mücadelede son yıllarda önem kazanmıştır. Perez ve Lewis (2002) yapmış oldukları çalışmada M.incognita ya karşı Steinernema feltiae (Filipjev), Steinernema riobrave Cabanillas Poinar and Raulston (Nematoda: Steinernematidae) ve Heterorhabditis bacteriophor Poinar (Nematoda: Heterorhabditidae) yı test etmişler ve deneme sonucunda kontrole göre domates bitkilerine daha az nematod larvaları giriş yapmış ve daha az yumurta paketi oluştuğunu bildirmişlerdir. Özellikle seralarda kökur nematodlarına karşı EPN ler ile kontrol edilebilecekleri belirtilmiştir (Perez ve Lewis 2004). Ayrıca fungus, bakteri ve protozoa gibi farklı etmen gruplarının nematodlarla mücadelede oldukça önemli olduğu bilinmektedir. Funguslar; biyolojik mücadele çalışmaları için ümit verici olarak görülen Verticillum chlamydosporium Goddard ile yapılan bir çalışmada nematod yumurtalarını öldürme oranı %44,9 olarak bulunmuştur (Öztürk et. al. 1999). H.avenae mücadelesinde Nematophthora gynophila Kerry and Crump ve Pochonia chlamydosporium Zare&Gams fungusları kullanılabilmektedir (Turner ve Rowe 2006). Avcı(predatör) funguslar nematodu yakalamak için ağımsı, yapışkan veya halka şeklinde tuzaklar kullanırlar. Nematodlar bu tuzaklara yakalanarak hareketsiz hale gelirler. Bu sırada hif ekfeksiyon halkası denilen bir yapı ile nematodun içine doğru nüfus eder. Hifler nematodun vücut içindekilerini emerek sonunda nematodun ölümüne sebep olurlar. Bu funguslardan Arthrobotrys dactyloides in Meloidogyne javanica (Treub) Chitwood nın 2.dönem larvalarını %90 ve yumurta paketini ise %57-96 oranında azalttığını belirlemişlerdir (Stirling et.al 1998). Bakteriler; Doğu Akdeniz Bölgesinde nematodlar üzerinde Pasteuria penetrans (Thorne) Sayre & Starr ilk kez ülkemizde tespit edilmiştir (Elekçioğlu 1995). Padgham ve Sikora (2007), Bacillus megaterium de Bary un M. graminicola üzerindeki penetrasyonunu ve ur oluşumunu % 40 oranında azalttığını bildirmişlerdir. Oscillatoria chlorina Kützing ex Gomont ile yapılan bir çalışmada M.arenaria ile bulaşık toprağa uygulandığında nematod populasyonunun %97,6 oranında azaldığını bildirmişlerdir (Khan et. al. 2007). Kimyasal Mücadele Nematodlarla mücadelede kullanılan nematisit uygulamaları çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle en son başvurulması gereken yöntemdir. Nematisitler çok pahalı olmaları nedeniyle geniş alanlardan ziyade dar alanlarda kullanılabilirler. Nematisitlerin, hedef organizmaya daha iyi ulaşması için damla sulama sistemi yoluyla düşük dozda uygulanarak başarı oranları yükseltilebilmektedir (Evlice et. al. 2005, Kepenekçi 2012). Nematodlarla kimyasal mücadele çok zor ve tek başına etkili değildir. Kültürel önlemlerinde çok iyi uygulanması gerekmektedir (Kepenekçi 2012). Ayrıca kimyasal savaşımın topraklarda ilaç kalıntısı birikimine ve çevre kirliliğine neden olduğu da unutulmamalıdır. Boş saha ilaçlamaları Özellikle Kök-ur nematodları bitkilerde erken dönemde önemli zararlara neden olurlar. Mücadelelerinde en önemli nokta, ekim dikimden önce nematod sayısının mümkün olduğu kadar düşürülmesidir. Bu amaçla, değişik mücadele yöntemleri birlikte kullanılmalıdır. Ekim dikim öncesi herhangi bir nematisitle boş saha ilaçlaması yapılabilir (Sikora et. al. 2005, Kepenekçi 2012). Dikimle beraber veya dikim sonrası ilaçlamalar Kök-ur nematodlarında sebzelerde dikimden birkaç gün önce veya dikimle beraber, fide döneminde nematisit uygulaması yapılmaktadır (Evlice et. al. 2005, Kepenekçi 2012). Bitki paraziti nematodlarla mücadelede yukarıda anlatılan mücadele tekniklerinin birçoğu bir arada uygulanmaktadır. Öncelikle karantina uygulamalarına mutlaka uyulmalı, sertifikalı ve temiz tohum kullanımına önem verilmelidir. Nematod savaşımında uygun bitkilerle münavebe de çok önemlidir. Bunların yanında fumigasyon uygulamaları, dayanıklı çeşit kullanımı ve toprağı su altında bırakma yöntemleri oldukça başarılı sonuçlar vermektedir (Sikora et.al. 2005, Kepenekçi 2012). Başarılı bir mücadele için öncelikle hedef alınacak bitki paraziti nematodların varlıklarının ve yoğunluklarının tespit edilmesi ve iyi bir ürün yönetimi ile entegre mücadele uygulanması gerekmektedir. Son yıllarda özellikle predatör funguslardan da yararlanılmaktadır. Nematod savaşımında başarılı olunması nematod zararının ve varlığının öğrenilmesi ve doğru tür teşhisi ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle de yetiştiricilerimizin nematodlar ile zarar şekillerini tanımaları ve savaşımları konularında eğitim verilerek bilinçlendirilmesi çok önemlidir. Nematodlarla savaşımda tek bir savaşım yöntemi yerine uygulanabilir tüm yöntemlerin entegrasyonu olan entegre zararlı yönetimi çerçevesinde yaklaşıp soruna çözüm arama en akılcı yöntem olacaktır. *Metnin hazırlanmasında yararlanılan kaynaklar yazarından temin edilebilir. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde görevli akademisyenler tarım zararlılarını doğal ortamında yok eden bir arı türü yetiştirdi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi akademisyenleri, tarımda ekonomik kayba yol açan "yaprak kurdu", "domates güvesi" ve "yeşil kurt" gibi böcekleri ilaçlamaya ihtiyaç duymadan doğal ortamında yok eden bir arı türü yetiştirdi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Özkan, zararlı böceklerin çiftçilerin korkulu rüyası olduğunu, tarımda milyonlarca lira kayba yol açtığını, bunları yok etmek için kullanılan zirai ilaçların, bal arıları ile faydalı böcekleri de etkilediğini söyledi. Bu zararlılara karşı ilaçlama yöntemiyle mücadele edildiğini ancak sebzeler üzerinde ilaç kalıntısının önüne geçilemediğini belirten Özkan, uzun süredir zararlılara karşı biyolojik mücadele için çalışma yürüttüklerini anlattı. 1998'de Adana'da pamuk tarlalarında araştırma yaparken keşfettikleri bir arı türünü incelemeye aldıklarını, bitkilerdeki böcekleri doğal ortamında yok eden bu arı sayesinde ilaçlamaya gerek duyulmadığını belirlediklerini belirten Cem Özkan, "Tespit ettiğimiz 'chelonus oculator' adlı parazitoid böcek, zararlının yumurtasının içine kendi yumurtasını bırakarak, zararlıyı yok ediyor" dedi. "Sadece bizim ülkemizde var" Biyolojik mücadele tekniklerinin herhangi bir zararının olmadığını vurgulayan Özkan, "Yurt dışında özellikle gelişmiş ülkerde ilaçların yerine bu faydalı türlerin kullanımı çok yaygın. Ülkemiz gerçekten biyoçeşitlilik açısından çok zengin. Örneğin bu böcek, sadece bizim ülkemizde var. Böyle türler doğada çok olmasına rağmen kullanmıyoruz. Bu noktada üniversiteler çok etkin çalışabilir. Çalışma grubumuzla çok kısa sürede bu parazitoidimizi çiftçilerle buluşturmayı hedefliyoruz" diye konuştu. Prof. Dr. Cem Özkan, "Yetkililerin arının tanıtımına destek vermesini istiyoruz. Arının tanıtımına destek verildiğinde, böcekleri yok etmek amacıyla kullanılan zirai ilaçlar da azalacak. Zirai ilaçların yüzde 95'inden fazlası yurt dışından geliyor. Yaptığımız araştırmalarda bu böcek tüm testleri geçti. Laboratuvarda üretim koşulları, üreme potansiyelleri, depolanma ve nakliye koşulları gibi birçok teknik konudaki çalışmaların ardından küçük çaplı kitle üretimi yapabildik. Laboratuvarda günlük 20 bin parazitoidi üretmemiz mümkün. Ancak bunu tarımda kullanabilmemiz için daha büyük üretimler gerekiyor. Üretimi sağlayabilmek için de bir tesis tasarladık. Bu tesisi gerçekleştirmek için çeşitli kurum ve kuruluşlardan görüşler alıyoruz." diye konuştu. Türkiye'de böcek üreticiliğinin çok kısıtlı olduğun belirten Özkan, bunu artırmayı amaçladıklarını dile getirdi. -"Yılda 60 kez ilaçlama yapılıyordu" Tarım ilaçları ziraat mühendislerinin önerileri doğrultusunda kullanılsa da zararlılara karşı uygulanan her ilacın yan etkilerinin bulunduğunu anlatan Özkan, biyolojik mücadele sayesinde ilaç kullanımının düştüğünü kaydetti. Çiftçilerin ilaçlamayı, etkisinin kısa sürede görülmesi, uygulanmasının kolay ve ekonomik olması, ürünün verimi ile kalitesini artırması gibi özellikleri nedeniyle tercih ettiğini aktaran Özkan, "Biyolojik mücadele, tarım ilacı kullanımını azaltıyor. Yakın zamana kadar bir serada yıl sonuna kardar 60'a yakın ilaçlama yapılıyordu. Ancak bu parazitoidlerin ve benzerlerinin kullanılmasıyla sayı yılda 5'e indi. Biyolojik mücadele, çevre, üretici ve ülke ekonomisi için müthiş avantaj" diye belirtti.

20 20 KIRSAL KALKINMA Temmuz 2013 Köy-Koop Haber Kooperatiflerde Yönetim Kurulunun Yetkileri ve Görevleri -V- Sevgili Kooperatifciler, kooperatiflerin Genel Kurul toplantı dönemi devam ediyor. Bu ay kaleme aldığım beşinci yazımda da Kooperatif Yönetim Kurulunun görev ve sorumlulukları konularına devam ediyorum. Haksız Uygulamalarda Sorumluluk Yönetim kurulu üyelerinin kooperatife ait görevleri yürütmeleri sırasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumlu tutulmuştur (Koop.K.m.59/3). Ancak, kooperatif haksız fiili işleyen yönetim kurulu üyesine karşı bu sebeple doğan tazminat borcundan dolayı rücu hakkına sahiptir (BK,m.55/11). Her yönetim kurulu üyesi bu şekilde münferiden sorumludur. Şayet haksız fiil müştereken işlenmişse bu takdirde bunlar müteselsilen sorumlu olurlar. Oy Kullanma Yasağına Uymamak Yönetim kurulu üyelerinin şahsi menfaatlerini veya onların usul ve furuundan biriyle eşi ve üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sihrî hısımlarının menfaatlerini ilgilendiren hususların müzakeresine katılmaları yasaklanmıştır (TTK.m.332;349). Bu gibi durumlarda ilgili yönetim kurulu üyesi durumunu bildirip zapta yazdırmak zorundadır. Genel kurulda oy hakkını kullanma yasağı kooperatif yönetim kurulundaki temsilcilerinin toplantılara katılmamasını ve oy kullanmamasını da kapsar. Bu hükme aykırı hareket eden üye, ilgili olduğu işlem yüzünden kooperatife vereceği zararı tazminle yükümlüdür (TTK.m.332/2). Tazminat davasının kooperatif tarafından açılması gerekir. Ticaret Yasağına Uymamak Yönetim kurulu üyeleri, ana sözleşmede gösterilen kooperatif çalışma konusuna giren işlerden birini kendisi veya başkası namına bizzat veya dolayısıyla yapabilmesi için genel kuruldan izin alması gerekmektedir (TTK.m 334). Üyeler, ister temsil yetkisine haiz bulunsunlar, ister bulunmasınlar, gerek doğrudan gerekse dolayısıyla veya üçüncü kişinin mümessili sıfatıyla hareket ederek kooperatif konusuna giren bir işi genel kurul kararı olmadıkça yapamazlar. Buna aykırı davranan üye kooperatifin doğan zararını tazminle yükümlüdür. Rekabet Yasağına Uymamak Yönetim kurulu üyeleri, genel kurulun müsaadesini almaksızın kooperatifin çalışma konusuna giren ticari bir muameleyi yapamayacağı gibi, aynı konuda faaliyet gösteren ticari bir işletmeyi de işletemez ve aynı nevi muamele yapan bir şirkete sınırsız sorumlu ortak olarak giremez. (TTK. m,335). Bu yasağa aykırı davranan ortağın sorumluluğu münferittir. Rekabet yasağına uyulmaması halinde kooperatif: Tazminat istemek, Yapılan muameleleri kooperatif namına yapılmış addetmek, Üçüncü kişiler hesabına yapılan mukavelelerden doğan menfaatlerin kooperatife aidiyetini talep etmek, haklarından birini tercih etmeye yetkili bulunmaktadır (TTK.m.335). Yanlış Beyan Yönetim kurulu üyelerinden biri, kooperatifin mevcut durumunu, yayın, reklâm, hile veya türlü şekillerle olduğundan başka biçimde göstermek suretiyle üçüncü kişileri zarara sokmuşsa bu zarardan şahsen sorumludur. Davayı, aldatılan üçüncü kişi açar sayılı Kanun da yapılan değişiklikle K.K.m.59'a ilâve edilen fıkraya göre "tanıtmak ve ortak kaydetmek amacıyla yapılacak ilân, reklam ve açıklamalar, eksik ve gerçeğe aykırı olamayacağı gibi, yanıltıcı bilgi ve unsurlar taşıyamaz. "Buna aykırı hareket edilmesi özel surette cezai müeyyideye bağlanmıştır (Koop.K.Ek.m.2/1). Sır Saklama Yükümlülüğü Yönetim kurulu üyeleri, her ne suretle olursa olsun öğrenmiş oldukları kooperatife ait iş Turgay SOLMAZ Köy-Koop Genel Müdürü sırlarını, sonradan ortaklık sıfatını kaybetmiş olsa dahi daima gizli tutmak zorundadırlar. Sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranan ortak meydana gelecek zararlardan kooperatife karşı sorumludur (Koop.K.m.25;TTK.m.363). Tazminat davası kooperatif tarafından zarara sebebiyet veren yönetim kurulu üyesine karşı açılır. Ayrıca herhangi bir zarara uğramasa dahi kooperatifin şikâyeti halinde bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Kasten İşi Aksatmak Yönetim kurulu üyeleri kasten veya ihmal ile yönetim kurulu toplantılarına iştirak etmezlerse sorumlu tutulabilir (TTK.m.336). Ayrıca, yönetim kurulu üyeleri tedbirli yönetici (basiretli iş adamı) gibi davranmak zorundadırlar. Tedbirli bir yönetici gibi hareket etmedikleri takdirde husule gelen zararlardan sorumludurlar (TTK. md20). Toplu İstifa Etme Hali Yönetim kurulu üyeleri topluca istifa ettikleri ve yedekler istifa eden üyelerin yerini dolduramadığı taktirde, kooperatif denetçilerince, olmadığı takdirde Bakanlıkça olağanüstü genel kurul toplantısına çağrılarak, yeniden yönetim kurulu üyelerini seçer. Yönetim kurulundan bir üye istifa edip de, yerine geçecek yedek üye yoksa yönetim kurulu ortaklar arasından birisini yönetim kurulu üyeliğine seçerek yeni üyeyi toplanacak ilk genel kurulun onayına sunar. Yeni üyeler seçilip göreve başlayıncaya kadar eskileri göreve devam eder. Eski yönetim kurulu görevi devretmemiş ise devredene kadar, genel kurulca karara bağlanmış ödemeler ile önceden ödeme planına bağlanmış ödemeler, vergi, resim ve harç ödemesiyle görevleri sınırlıdır. Mal Bildiriminde Bulunma Zorunluluğu tarih ve sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu nun 2. maddesinin, (f) fıkrasına göre Bakanlığımıza bağlı kooperatiflerin ve birliklerin başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürleri mal bildiriminde bulunmak zorundadır. Faaliyet sahası içerisinde bulunan Bakanlığımıza bağlı kooperatif ve üst kuruluşlarının başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürlerinin verecekleri mal bildirimleri Bakanlık İl Müdürlüklerinde muhafaza edilecektir. Bunların yanında; Bakanlığımız gözetim ve denetimi altındaki 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununa tabi kooperatifler ve üst kuruluşlarının başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürlerinin göreve başlama tarihini izleyen bir ay içinde, görevi sona erenlerin ayrılma tarihini izleyen bir ay içinde, mal bildiriminde bulunmaları zorunludur. Görevlerine devam eden kooperatif yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile genel müdürlerinin, sonu (0) ve (5) ile biten yılların en geç şubat ayı sonuna kadar mal bildirimlerini yenilemeleri gerekmektedir sayılı Kanun ve Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre süresinde yapılan ihtara rağmen otuz gün içinde mazeretsiz olarak mal bildiriminde bulunmayanlara üç aya kadar hapis cezası verilir. Kanunen daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde gerçeğe aykırı bildirimde bulunana altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. KOBİ ler İçin Alternatif Finans İmkânları İşletmelerin yatırım ve işletme döneminde ihtiyaçları olan fon kaynaklarını temin etmekte alternatif finans kaynakları olarak adlandırılan Faktoring, Finansal Kiralama ve Tüketici finansmanı konuları çağdaş bir altyapıya oturtulması amacıyla 13 Aralık 2012 tarihli resmi gazetede yayınlanan kanunla düzenlendi. Finansal kiralama ile daha erken tanışan ülkemiz insanı, forfaitng gibi finansal araçlarla daha geç tanıştı. Ancak faktoring sektörü son yıllarda hızla gelişti ve bankacılıktan sonra Türkiye nin ikinci büyük finans sektörü haline geldi. Özellikle ihracat işlemlerinde KOBİ lerin yaygın olarak kullanması ile sektörün işlem hacmi 2012 de 73 milyar TL ye ulaşmış durumdadır İhracat yapan Kobi Faktöring ile ihracattan doğan alacağını garanti altına almaktadır. Türkiye ihracatının yaklaşık %5 i faktöring şirketleri tarafından garantiye alınmaktadır. Şüphesiz sadece dış ticaret değil iç ticaret işlemlerindeki alacaklar için de kullanılmaktadır. Tevfik Fikret CENGİZ Köy-Koop Merkez Birliği Proje Koordinatörü Tarım Danışmanlığı Alan İşletmeye 600 Lira Destek Verilecek Tarımsal danışmanlık hizmeti alan her tarımsal işletme için, hizmet aldığı kişi veya kuruluşlara 600 TL tarımsal yayım ve danışmanlık desteği ödemesi yapılacak. Yasa da yapılan düzenleme ile finansal kiralama konusunda yeni finans imkânları sunulmuş oluyor. Banka dan kredi almak istemeyen veya alamayan firma bu düzenleme ile yeni imkânlara kavuşmaktadır. Ancak yatırım yapan firmaların kredi ve finansal kiralama konusunda iki farklı Net Bugünkü Değer hesabını yaptıktan sonra karar vermelerini veya mutlaka bir finans uzmanına danışmalarını öneririz. Finansal kiralama işini mutlaka ihtiyaçtan değil finansal anlamda karlı olabiliyorsa da yapmak gerekir. Yeni düzenlemelere kısaca bakacak olursak; 1. Operasyonel kiralama: Finansal kiralama şirketleri operasyon kiralaması da yapabileceklerdir. Bunun anlamı; kiralananın bakımonarım sorumluluğu kiralayan şirkete ait olmasıdır. Kiracı ihtiyacı olan makineekipman ı operasyonel kiralama ile kiralayıp, kiralama dönemi sonunda kiralayan şirkete(leasing şirketi) iade edecektir. 2. Satıp-Geri Kiralama: Firmalar aktiflerinde bulunan varlıklarını kiralama şirketine satıp, bedelini tahsil edecek, kiralayan şirkete kira ödemelerini uzun döneme yayılmış olarak yapabilecek- Destekten faydalanmak isteyen kişi ve kuruluşlar, 30 gün içerisinde tarımsal danışmanlık hizmet bürosunun bulunduğu yerdeki ilçe müdürlüğüne, ilçe müdürlüğü bulunmayan yerde il müdürlüğüne başvuracak. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nın Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerine Destekleme Ödemesi Yapılması Hakkında Tebliği, Resmi Gazete de yayımlandı. Tebliğ destekleme kapsamında tarımsal danışmanlık hizmeti alacak tarımsal işletmelere tarımsal danışmanlık hizmeti verecek kişi ve kuruluşlar, desteklemeye başvuracak kişi ve kuruluşlar, başvuru iş ve işlemleri, destekleme ödemesi kriterleri, desteklemelerin denetimine ilişkin görev ve yetkiler, desteklemeden yararlanamayacaklar ve cezai sorumluluklara ilişkin usul ve esasları kapsıyor. Tarımsal işletmeler ile imzalanan sözleşmelere istinaden tarımsal danışmanlık hizmeti verecek bünyelerinde danışman istihdam eden üretici örgütleri ve ziraat odaları, tarımsal tir. Dolayısıyla uzun vadeli ve sabit faizli kredi kullanımı benzeri bir sözleşme yapmış olacaktır. 3. Bütünleyici parça ve eklentilerine bakılmaksızın asli niteliğini koruyan her mal tek başına finansal kiralama sözleşmesi konusu olabilecektir. Yani, asansör çatı kaplama veya çatıya yapılan güneş eneri sistemi tek başına kiralama konusu olmaktadır. 4. Bilgisayar programı kiralanması: Bilgisayar programlarının çoğaltılmış nüshaları finansal kiralama konusu olabilecektir. Yasa bugünkü haliyle makine ekipmanı teminat olarak kabul etmektedir. Kredi kullanımında teminat olarak göstermekte zorlandıkları makinalar KOBİ ler için başlı başına önemli bir avantajdır. Yeni kanun ile uygulamadaki değişiklikler de firmalara kolaylık sağlıyor. Bunlardan belki de en önemlisi, sözleşmelerin noterde yapılması zorunluluğunun kalkmış olmasıdır. Bundan sonra sözleşmeler kiralayan ve kiracı arasında imzalanacak ve ilgili Birliğin tescili ile yürürlüğe girecektir. Bir diğer önemli gelişme de daha önce iki ve dört yıl olan sözleşme süreleri yeni yasayla kalkmış ve vade kısıtlaması olmaksızın ödeme planı sonrasında kiralayana devredilecek veya geri alınacaktır hedefi olan 500 milyar dolar ihracata mal ve ülke çeşitlenmesi ile ulaşılacaktır. Hedeflenen ihracat yapan 100 bin KOBİ dir. Dolayısıyla yatırım ortamının geliştirilmesi ve yeni yatırımların yapılması yanında ticaret ortamının geliştirilmesi kolaylaştırılması gerekmekte olup yukarda bahsettiğimiz düzenlemeler de bu nedenle yapılmış çağdaş uygulamalardır. Girişimcilerin bu fırsatları yakından takip etmeleri hem kendileri ve hem de ülkemiz için faydalı olacaktır. danışmanlık dernekleri veya vakıfları, tarımsal danışmanlık şirketleri, serbest tarım danışmanları ve kuruluşlar tarımsal yayım ve danışmanlık desteği için başvurabilecek. Desteğe başvuracak kişi ve kuruluşlar adına başvuru yapmaya şu isimler yetkili olacak: Serbest tarım danışmanı, Ziraat Odası Başkanı, Birlik Başkanı, Kooperatif Başkanı, Tarımsal Dernek Başkanı, Tarımsal Vakıf Mütevelli Heyeti Başkanı, Tarımsal danışmanlık şirketinin Ticaret Sicil Gazetesi nde belirtilen şirket yetkilisi

YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI. 2014 Yılı Faaliyet Raporu

YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI. 2014 Yılı Faaliyet Raporu YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI 2014 Yılı Faaliyet Raporu Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası 2014 Yılı Oda Faaliyetlerimiz 69 Slayt 31.01.2014 AB Slovenia Projesi Denetimi 03.01.2014 Belediye Başkan Adayı Kazım

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi

Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Dr. Mustafa KURUCA Isparta da Sosyal Güvenlik Reformunun Yansımaları ve Sosyal Güvenlikte Teşvik Uygulamaları konulu konferans verdi Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce düzenlenen Sosyal Güvenlik Reformunun

Detaylı

BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU (TKDK) DESTEKLERİ

BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU (TKDK) DESTEKLERİ BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) TARIM VE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEME KURUMU (TKDK) DESTEKLERİ Selin ŞEN Eylül 2012 SUNUM PLANI I. SÜT ÜRETEN TARIMSAL İŞLETMELERE YATIRIM II. ET ÜRETEN TARIMSAL İŞLETMELERE

Detaylı

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR)

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) ANTALYA DA TARIM SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI GIDA ALT SEKTÖRÜ ÇALIŞMA GRUBU RAPORU 6 Eylül 2010, Antalya 1 ANTALYA

Detaylı

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BOLU

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BOLU T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI 2003-2011 DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BOLU Türk tarımını kalkındırmadan Türkiye yi kalkındıramayız Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan Ekolojik denge ve küresel gıda

Detaylı

7 Haziran 2015 Seçim Beyannamesi TOPLUMSAL ONARIM VE HUZURLU GELECEK TARIM

7 Haziran 2015 Seçim Beyannamesi TOPLUMSAL ONARIM VE HUZURLU GELECEK TARIM 7 Haziran 2015 Seçim Beyannamesi TOPLUMSAL ONARIM VE HUZURLU GELECEK TARIM Tarım sektörü rekabet gücü yüksek bir yapıya kavuşturulacak Tarımda modern işletmeciliğe dönüşüm sağlanacak Tarım arazilerinin

Detaylı

En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi

En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi En Yüksek Prim Ödeyen 10 İşverene Ödül Verildi SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: -2008 YILINDA YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA ARTIK RASTLAMIYORUZ -PLAKET VERDİĞİMİZ İŞVERENLER DÜZENLİ PRİMLERİNİ ÖDEYEN,

Detaylı

DÜNYA GIDA GÜNÜ 2010 YENİ GIDA YASASI VE 12. FASIL MÜZAKERE SÜRECİ. Fatma CAN SAĞLIK Tarım ve Balıkçılık Başkanı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği

DÜNYA GIDA GÜNÜ 2010 YENİ GIDA YASASI VE 12. FASIL MÜZAKERE SÜRECİ. Fatma CAN SAĞLIK Tarım ve Balıkçılık Başkanı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği DÜNYA GIDA GÜNÜ 2010 YENİ GIDA YASASI VE 12. FASIL MÜZAKERE SÜRECİ Fatma CAN SAĞLIK Tarım ve Balıkçılık Başkanı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Sunuş İçeriği Yeni Gıda Kanununa Giden Süreç Müzakere süreci

Detaylı

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR)

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) ANTALYA DA TARIM SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI SÜS BİTKİLERİ VE TIBBİ AROMATİK BİTKİLER ALT SEKTÖRÜ ÇALIŞMA GRUBU

Detaylı

Kırıkhan Ticaret ve Sanayi Odası. 2014 Yılı Faaliyet Raporu

Kırıkhan Ticaret ve Sanayi Odası. 2014 Yılı Faaliyet Raporu Kırıkhan Ticaret ve Sanayi Odası 2014 Yılı Faaliyet Raporu BAŞKANDAN Odamızın kurumsal yapısı ve yarım asırlık tarihinden elde ettiği tecrübe ve birikim sayesinde, son derece sağlam temeller üzerinde yapılanmıştır.

Detaylı

Gümüşhane Kelkit ilçesinde Doğu Keredeniz 1. Organik Tarım Kongresi başladı.

Gümüşhane Kelkit ilçesinde Doğu Keredeniz 1. Organik Tarım Kongresi başladı. DOĞU KARADENİZ 1. ORGANİK TARIM KONGRESİ BAŞLADI. Gümüşhane Kelkit ilçesinde Doğu Keredeniz 1. Organik Tarım Kongresi başladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gümüşhane Valiliği, Aydın Doğan Vakfı,

Detaylı

TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU

TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU Resim 1: Bakanlığımızca Geliştirilen Yerli Hibritlerimiz (ATAK S). 1. Kanatlı sektörü ile ilgili üretim, tüketim ve istihdam Bakanlığımız, 1930 lu yıllarda

Detaylı

1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014

1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014 1- Ulusal Kırmızı Et Konseyi Seferihisar da Toplanacak!- 03.09.2014 Ulusal Kırmızı Et Konseyi (UKON) Yönetim Kurulu ve Değerlendirme Toplantısı, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği alanında Türkiye'nin en

Detaylı

ARAŞTIRMA ÖZET SONUÇLARI 27 Şubat 2 Mart 2014 KONYA TOHUM 2014 KONYA HAYVANCILIK 2014

ARAŞTIRMA ÖZET SONUÇLARI 27 Şubat 2 Mart 2014 KONYA TOHUM 2014 KONYA HAYVANCILIK 2014 ARAŞTIRMA ÖZET SONUÇLARI 27 Şubat 2 Mart 2014 KONYA TOHUM 2014 3. Tohum Teknolojileri, Bitki Besleme, Fidancılık, Bahçe Bitkileri, Zirai Mücadele, Sulama, Gübreleme ve Ekipmanları Fuarı KONYA HAYVANCILIK

Detaylı

Detay Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti

Detay Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti Detay Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti HAKKIMIZDA Detay Fuarcılık Organizasyon & Tanıtım Hizmetleri Limited Şirketi TOBB- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nin Y-276 numaralı Yurtiçinde

Detaylı

Gayri Safi Katma Değer

Gayri Safi Katma Değer Artıyor Ekonomik birimlerin belli bir dönemde bir bölgedeki ekonomik faaliyetleri sonucunda ürettikleri mal ve hizmetlerin (çıktı) değerinden, bu üretimde bulunabilmek için kullandıkları mal ve hizmetler

Detaylı

Şişecam, Yenişehir de dünya genelinde tek lokasyonda kurulu en büyük Cam Kompleksi nin yeni yatırımlarını açtı.

Şişecam, Yenişehir de dünya genelinde tek lokasyonda kurulu en büyük Cam Kompleksi nin yeni yatırımlarını açtı. Basın Bülteni Şişecam, Yenişehir de dünya genelinde tek lokasyonda kurulu en büyük Cam Kompleksi nin yeni yatırımlarını açtı. Şişecam, Yenişehir Cam Kompleksi nde yer alan Anadolu Cam Fabrikası 4. Cam

Detaylı

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN DÜZCE

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN DÜZCE T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI 2003-2011 DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN DÜZCE Türk tarımını kalkındırmadan Türkiye yi kalkındıramayız Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan Ekolojik denge ve küresel gıda

Detaylı

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry NİSAN 2015 Afyonkarahisar AFYONKARAHİSAR Chamber of Commerce TİCARET VE and Industry SANAYİ ODASI II- İLİMİZ İHRACAT RAKAMI 2015 MART / AFYONKARAHİSAR

Detaylı

1- EKER: Doktorların Kırmızı Ete Özür Borcu Var Hayvancılık Akademisi - AA 17.09.2014

1- EKER: Doktorların Kırmızı Ete Özür Borcu Var Hayvancılık Akademisi - AA 17.09.2014 1- EKER: Doktorların Kırmızı Ete Özür Borcu Var Hayvancılık Akademisi - AA 17.09.2014 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, yumurta, tereyağı ve kırmızı et tüketiminin kalp ve damar hastalıklarını

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği. Yeni Teşvik Sistemi. 4. Bölge Teşvikleri

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği. Yeni Teşvik Sistemi. 4. Bölge Teşvikleri Yeni Teşvik Sistemi 4. Bölge Teşvikleri Ekim 2013 İçerik Yeni Teşvik Sistemi Amaçları Yeni Teşvik Sistemi Uygulamaları Genel Teşvikler Bölgesel Teşvikler Büyük Ölçekli Ya>rımlar Stratejik Ya>rımlar 4.

Detaylı

TEB KOBİ AKADEMİ Tarım Buluşmaları. 13 Aralık 2012 İZMİR

TEB KOBİ AKADEMİ Tarım Buluşmaları. 13 Aralık 2012 İZMİR TEB KOBİ AKADEMİ Tarım Buluşmaları 13 Aralık 2012 İZMİR Hizmetlerimiz 13 Aralık 2012 İZMİR KOBİ Akademi KOBİ lerin yurtiçi ve uluslararası pazarlardaki karlılıklarını ve rekabet güçlerini artırabilecekleri

Detaylı

GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI EĞİTİM YAYIM VE YAYINLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI Kırsal Kesimde Kadın Kooperatifleri

GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI EĞİTİM YAYIM VE YAYINLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI Kırsal Kesimde Kadın Kooperatifleri GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI EĞİTİM YAYIM VE YAYINLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI Kırsal Kesimde Kadın Kooperatifleri Uzm.Nimet KALELİ Kırsalda Kadın Hizmetleri Koordinatörü 20 OCAK 2013 Tarımsal üretimi

Detaylı

DenizBank hikayemiz...

DenizBank hikayemiz... DenizBank hikayemiz... DenizBank, Zorlu Holding bünyesine katıldı. Türkiye de finans sektörünün en başarılı özelleştirmelerinden biri. Güney Avrupa nın en hızlı büyüyen bankası. Dünyanın en hızlı büyüyen

Detaylı

MANİSA TİCARET BORSASI

MANİSA TİCARET BORSASI MANİSA TİCARET BORSASI KANATLI SEKTÖR RAPORU 2015 EĞİTİM ARAŞTIRMA BİRİMİ TÜRKİYE VE DÜNYADA KANATLI SEKTÖRÜNÜN GENEL DURUMU T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nca Geliştirilen Yerli Hibritler (ATAK

Detaylı

2023 E DOĞRU BARTIN TARIMI

2023 E DOĞRU BARTIN TARIMI T.C. BARTIN VALİLİĞİ İL TARIM MÜDÜRLÜĞÜ 2023 E DOĞRU BARTIN TARIMI YUSUF ALAGÖZ İL TARIM MÜDÜRÜ BARTIN DA DEMOGRAFİK YAPI 2009 YILI ADRESE DAYALI NÜFUS TESPİT ÇALIŞMASI SONUCUNDA İLİN TOPLAM NÜFUSU 188.449

Detaylı

DOĞAKA- TR63 Bölgesi FOODEX 2014 Fuarı Hazırlık

DOĞAKA- TR63 Bölgesi FOODEX 2014 Fuarı Hazırlık DOĞAKA- TR63 Bölgesi FOODEX 2014 Fuarı Hazırlık DOĞAKA- TR63 Bölgesi FOODEX 2014 Fuarı Hazırlık DOĞAKA- TR63 Bölgesi FOODEX 2014 Fuarı Hazırlık Mevcut Durum Değerlendirmesi: Dünya ticaretinde gıda sektörü

Detaylı

Avrupa Birliği Yapısal Uyum Yönetim Otoritesi Daire Başkanı

Avrupa Birliği Yapısal Uyum Yönetim Otoritesi Daire Başkanı T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Avrupa Birliği Yapısal Uyum Yönetim Otoritesi Daire Başkanı Ali ERGİN-ali.ergin@tarim.gov.tr HAZİRAN-2014 KIRSAL KALKINMA ÇALIŞMALARI

Detaylı

TÜRKİYE DE SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜ VE ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ

TÜRKİYE DE SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜ VE ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ TÜRKİYE DE SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜ VE ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ Nadir USLU Deniz Balıkları Grup Sorumlusu BSGM - Yetiştiricilik Daire Başkanlığı GFCM Paydaş Platformu İzmir, 10-14 Aralık 2013 1 TÜRKİYE DE SU ÜRÜNLERİ

Detaylı

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER 30 10 2013 topraksuenerji-ulusal güvenlik denince çoğu zaman zihnimizde sınırda nöbet tutan askerler, fırlatılmaya hazır füzeler, savaş uçakları

Detaylı

AB IPARD FONLARININ KULLANILABİLMESİ İÇİN TEMEL GEREKLİLİKLER,

AB IPARD FONLARININ KULLANILABİLMESİ İÇİN TEMEL GEREKLİLİKLER, AB IPARD FONLARININ KULLANILABİLMESİ İÇİN TEMEL GEREKLİLİKLER, Kırsal Kalkınma (IPARD) Programının hazırlanarak Avrupa Komisyonu tarafından onaylanması: (25 Şubat 2008 tarihinde onaylanmıştır. nun ve İl

Detaylı

E- BÜLTEN. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şube 5. Olağan Genel Kurulu Gerçekleştirildi. Tarım Öğretiminin Başlangıcı nın 170. Yıldönümü Kutlandı

E- BÜLTEN. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şube 5. Olağan Genel Kurulu Gerçekleştirildi. Tarım Öğretiminin Başlangıcı nın 170. Yıldönümü Kutlandı E- BÜLTEN Sayı: 01 Ocak 2016 Telefon : 0224 4534741 Fax : 0224 4534500 E-Mail : bursagmo@gmail.com TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şube 5. Olağan Genel Kurulu Gerçekleştirildi Bursa Şube Yönetim Kurulu,

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-16. Syf Yayın Tarihi :06.12.2013 Sayfası :10.Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :7. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-11. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası

Detaylı

ULUDAĞ YAŞ MEYVE SEBZE İHRACATÇILARI BİRLİĞİ ÜYELERİNE SİRKÜLER NO.: 248

ULUDAĞ YAŞ MEYVE SEBZE İHRACATÇILARI BİRLİĞİ ÜYELERİNE SİRKÜLER NO.: 248 ULUDAĞ YAŞ MEYVE SEBZE İHRACATÇILARI BİRLİĞİ ÜYELERİNE SİRKÜLER NO.: 248 T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü nden alınan yazıda; Türkiye de kiraz-vişne

Detaylı

T.C. B A Ş B A K A N L I K STEMİ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI

T.C. B A Ş B A K A N L I K STEMİ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI T.C. B A Ş B A K A N L I K YENİ TEŞVİK K SİSTEMS STEMİ YATIRIMLARDA DEVLET YARDIMLARI MEVCUT TEŞVİK SİSTEMİ Genel Teşvik Uygulamaları Bölgesel Teşvik Uygulamaları Büyük Ölçekli Yatırımların Teşviki KDV

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı. Dr. Vahdettin Ertaş. Finansal Erişim Konferansı. Açılış Konuşması. 3 Haziran 2014

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı. Dr. Vahdettin Ertaş. Finansal Erişim Konferansı. Açılış Konuşması. 3 Haziran 2014 Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş Finansal Erişim Konferansı Açılış Konuşması 3 Haziran 2014 Sn. Hazine Müsteşarım, Sn. BDDK Başkanım, Dünya Bankasının ülke direktörü Sn. Raiser, yurtiçinden

Detaylı

Sağlıklı Tarım Politikası

Sağlıklı Tarım Politikası TARLADAN SOFRAYA SAĞLIKLI BESLENME Sağlıklı Tarım Politikası Prof. Dr. Ahmet ALTINDĠġLĠ Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü ahmet.altindisli@ege.edu.tr Tarım Alanları ALAN (1000 ha)

Detaylı

2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ

2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ 2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ SUNUM İÇERİĞİ Türkiye de Tarım Tarımsal girdi politikaları Tarımsal kredi politikaları Tarımsal sulama politikaları Tarımda 2023 Vizyonu 2 TÜRKİYE

Detaylı

İZMİR KENT KONSEYİ 1.OLAĞAN (KURUCU) GENEL KURULU TUTANAĞI

İZMİR KENT KONSEYİ 1.OLAĞAN (KURUCU) GENEL KURULU TUTANAĞI İZMİR KENT KONSEYİ 1.OLAĞAN (KURUCU) GENEL KURULU TUTANAĞI İzmir Kent Konseyi 1.Olağan (Kurucu) Genel Kurulu 8 Haziran 2010 tarihinde saat 9:00-17:00 arasında Kültürpark alanı İsmet İnönü Sanat Merkezi

Detaylı

TOBB GGK nın Onursal Başkanı Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Başkanı Sayın Ali Sabancı dır.

TOBB GGK nın Onursal Başkanı Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Başkanı Sayın Ali Sabancı dır. TOBB GGK, TOBB bünyesinde teşekkül ettirilen ve TOBB Yönetim Kurulu nun alacağı kararlara ışık tutan, genç girişimcilik konusunda genel politikalar geliştiren ve görüş oluşturulmasına katkıda bulunan istişari

Detaylı

2015 Yılı Nisan Ayı Bülteni

2015 Yılı Nisan Ayı Bülteni 2015 Yılı Nisan Ayı Bülteni Katılım Yapılan Toplantılar, Ziyaretler ve Etkinlikler: 4 Nisan 2015 tarihinde ATSO da düzenlenen Güneş Enerjisi Bilgilendirme Semineri Borsamızı temsilen Egemen ARSLANKIRAY

Detaylı

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN AYDIN

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN AYDIN T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI 2003-2011 DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN AYDIN Türk tarımını kalkındırmadan Türkiye yi kalkındıramayız Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan Ekolojik denge ve küresel gıda

Detaylı

Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Tebliğ Yayımlandı

Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Tebliğ Yayımlandı Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Tebliğ Yayımlandı Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yürütülmekte olan 2006-2010 Ulusal Tarım Stratejisi çerçevesinde hazırlanan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının

Detaylı

Egeli & Co. Tarım Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. Yatırımcı Sunumu. Hisse Kodu: EGCYO ISIN:TRAEVREN91Q7

Egeli & Co. Tarım Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. Yatırımcı Sunumu. Hisse Kodu: EGCYO ISIN:TRAEVREN91Q7 Egeli & Co. Tarım Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. Yatırımcı Sunumu Hisse Kodu: EGCYO ISIN:TRAEVREN91Q7 Kasım 2012 Yasal Uyarı İşbu belgedeki bilgilerin doğruluğu, güvenilirliği ve güncelliği hakkında

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

SON DÖNEM DEVLET DESTEKLERİ VE TEŞVİKLERİ

SON DÖNEM DEVLET DESTEKLERİ VE TEŞVİKLERİ SON DÖNEM DEVLET DESTEKLERİ VE TEŞVİKLERİ DEVLET DESTEKLERİ 1- AJANSIN MALİ DESTEKLERİ 2- DEVLETİN YATIRIM TEŞVİKLERİ 3- DEVLETİN HİZMETLER SEKTÖRÜNE VE İHRACAT A YÖNELİK TEŞVİKLERİ İller arası Sosyo Ekonomik

Detaylı

2nci Ulusal Pamuk Zirvesi Türkiye de pamuk Üretiminin Geleceği 17-18 Mart 2012, Şanlıurfa SONUÇ BİLDİRGESİ

2nci Ulusal Pamuk Zirvesi Türkiye de pamuk Üretiminin Geleceği 17-18 Mart 2012, Şanlıurfa SONUÇ BİLDİRGESİ 2nci Ulusal Pamuk Zirvesi Türkiye de pamuk Üretiminin Geleceği 17-18 Mart 2012, Şanlıurfa SONUÇ BİLDİRGESİ Pamuk sektörünün tarımı, ticareti ve sanayisi ile ülkemiz insanı ve ekonomisi için çok büyük öneme

Detaylı

AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN KASIM-ARALIK

AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN KASIM-ARALIK AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN KASIM-ARALIK 2014 0 İLİMİZ İHRACAT RAKAMI 2014 EKİM / AFYONKARAHİSAR İHRACATI İlimizin Ekim ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,6 artışla

Detaylı

Tire İzmir % Tire İzmir % 2007 50.802 369.477 14% 25.005 614.805 4% 2008 58.142 368.591 16% 28.000 561.079 5%

Tire İzmir % Tire İzmir % 2007 50.802 369.477 14% 25.005 614.805 4% 2008 58.142 368.591 16% 28.000 561.079 5% Tire de ağırlıklı olarak büyükbaş hayvancılık olmak üzere küçükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı ve arıcılık yapılmaktadır. Hayvancılığa verilen önemle çiftçilerin elinde bulunan yerli ırkların yöreye

Detaylı

TOHUM DAĞITICILARI ALT BİRLİĞİ 7. OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI

TOHUM DAĞITICILARI ALT BİRLİĞİ 7. OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI TOHUM DAĞITICILARI ALT BİRLİĞİ 7. OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI Tohum Dağıtıcıları Alt Birliğinin 7.Olağan Genel Kurulu 17-18 Mayıs 2014 tarihlerinde Ankara'da Karayolları toplantı salonunda yeterli katılımla

Detaylı

YAPI FUARI TURKEYBUILD İSTANBUL FUARI ZİYARET ORGANİZASYONU SONUÇLARI

YAPI FUARI TURKEYBUILD İSTANBUL FUARI ZİYARET ORGANİZASYONU SONUÇLARI YAPI FUARI TURKEYBUILD İSTANBUL FUARI ZİYARET ORGANİZASYONU SONUÇLARI Övgü PINAR-Nurel KILIÇ Yapı fuarları; mal ve hizmet üreten kuruluşlar ile yine bu sektörde çalışan yöneticiler, mimarlar, mühendisler,

Detaylı

T.C. KIRIKKALE VALİLİĞİ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ ARALIK 2013 KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI

T.C. KIRIKKALE VALİLİĞİ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ ARALIK 2013 KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI T.C. KIRIKKALE VALİLİĞİ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ ARALIK 2013 KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI RECEP KIRBAŞ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRÜ Kırsal Kalkınma Yatırımlarının

Detaylı

TARIM BANKACILIĞI. Hazırlayan: Murat AKPINAR Danışmanı: Prof. Dr. Necmi İşler Mustafa Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarla Ana Bilim Dalı

TARIM BANKACILIĞI. Hazırlayan: Murat AKPINAR Danışmanı: Prof. Dr. Necmi İşler Mustafa Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarla Ana Bilim Dalı TARIM BANKACILIĞI Hazırlayan: Murat AKPINAR Danışmanı: Prof. Dr. Necmi İşler Mustafa Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarla Ana Bilim Dalı BANKACILIKTA TARIMIN ÖNEMİ ZMO olağan kurulunda organik

Detaylı

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN GÜMÜŞHANE

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN GÜMÜŞHANE T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI 2003-2011 DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN GÜMÜŞHANE Türk tarımını kalkındırmadan Türkiye yi kalkındıramayız Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan Ekolojik denge ve küresel

Detaylı

SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİERİ ÜRETİCİ MERKEZ BİRLİĞİ. Ayşegül METİN Su Ürünleri Yüksek Mühendisi

SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİERİ ÜRETİCİ MERKEZ BİRLİĞİ. Ayşegül METİN Su Ürünleri Yüksek Mühendisi SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİERİ ÜRETİCİ MERKEZ BİRLİĞİ Ayşegül METİN Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Antalya 2015 ÜRETİCİ BİRLİKLERİNİN KURULMASI Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Desteği ile; 2004 yılında

Detaylı

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN ELAZIĞ

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN ELAZIĞ T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI 2003-2011 DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN ELAZIĞ Türk tarımını kalkındırmadan Türkiye yi kalkındıramayız Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan Ekolojik denge ve küresel

Detaylı

KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ

KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ Karınca Dergisi, Ekim 2014, Sayı:934 KOOPERATİFLERE YÖNELİK HİBE DESTEĞİ 1. GİRİŞ Kooperatifler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılamak

Detaylı

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ. Stratejik Yatırımların Teşviki KDV İstisnası ü ü ü ü. Bölgesel Teşvik Uygulamaları

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ. Stratejik Yatırımların Teşviki KDV İstisnası ü ü ü ü. Bölgesel Teşvik Uygulamaları UYGULAMALAR YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 15.06.2012 tarih ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren yeni teşvik sistemi 4 farklı uygulamadan oluşmaktadır: 1- Genel Teşvik Uygulamaları 2- Bölgesel

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık (Tarım Reformu

Detaylı

SİVAS İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ EKİM-2015 BORSA

SİVAS İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ EKİM-2015 BORSA SİVAS İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ EKİM-2015 BORSA Tar-Yat Birimi Destekler 2014 2003 2015 DGD - 387,2 Milyon TL Mazot 14,9 Milyon TL 152,7 Milyon TL ALAN BAZLI TARIMSAL DESTEKLER Kimyevi Gübre

Detaylı

PROGRAM EKİNİN GAYRİ RESMİ ÇEVİRİSİDİR. E K L E R EK 1.1... 4 DAİMİ İKAMET EDENLERİN SAYISI, TOPLAM NÜFUS, İLLERE GÖRE ŞEHİR VE KIRSAL

PROGRAM EKİNİN GAYRİ RESMİ ÇEVİRİSİDİR. E K L E R EK 1.1... 4 DAİMİ İKAMET EDENLERİN SAYISI, TOPLAM NÜFUS, İLLERE GÖRE ŞEHİR VE KIRSAL PROGRAM EKİNİN GAYRİ RESMİ ÇEVİRİSİDİR. E K L E R EK 1.1... 4 DAİMİ İKAMET EDENLERİN SAYISI, TOPLAM NÜFUS, İLLERE GÖRE ŞEHİR VE KIRSAL YERLEŞİMLERDEKİ NÜFUS %'Sİ... 4 EK 1.2... 6 KİŞİ BAŞI REEL GSYİH,

Detaylı

TARSUS TİCARET BORSASI

TARSUS TİCARET BORSASI TARSUS TİCARET BORSASI Ülkemizde yetiştirilen tarımsal ürünlerden, tarımsal üretimin bir kısmı doğrudan tüketilirken, bir kısmı sanayide hammadde olarak işlenerek değişik gıdalara dönüştürülmektedir. Tarımsal

Detaylı

T.C. Ziraat Bankası A.Ş.

T.C. Ziraat Bankası A.Ş. T.C. Ziraat Bankası A.Ş. 2009 Yılı III. Üç Aylık Ara Dönem Konsolide Faaliyet Raporu İçindekiler Ana Ortaklık Bankanın Ortaklık Yapısı...1 Ana Ortaklık Bankanın Hesap Dönemi İçerisinde Ana Sözleşmesinde

Detaylı

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 2- Sanayinin Sorunlarını üniversite çözecek Hürriyet- 02.12.2014 Ankara Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan Teknoloji Transfer Ofisi (TTO)

Detaylı

SON EKONOMİK GELİŞMELERDEN SONRA ESNAF VE SANATKARLARIN DURUMU

SON EKONOMİK GELİŞMELERDEN SONRA ESNAF VE SANATKARLARIN DURUMU SON EKONOMİK GELİŞMELERDEN SONRA ESNAF VE SANATKARLARIN DURUMU Temel Ekonomik Göstergeler: Temmuz ayında; Üretici fiyatları genel indeksinde(üfe), Bir önceki aya göre %1,25 artış Bir önceki yılın Aralık

Detaylı

TKDK DESTEKLERİ AKSARAY YATIRIM DESTEK OFİSİ

TKDK DESTEKLERİ AKSARAY YATIRIM DESTEK OFİSİ AKSARAY YATIRIM DESTEK OFİSİ ARALIK 2014 101-1 Süt Üreten Tarımsal İşletmelere Yönelik Destekler Tarımsal işletmelerin sürdürülebilirliklerini ve birincil ürünlerin üretiminde genel performanslarını geliştirmek,

Detaylı

Bayraktar Kayıtdışı yüzde 53 ten yüzde 33 e düştü bu bir rekordur

Bayraktar Kayıtdışı yüzde 53 ten yüzde 33 e düştü bu bir rekordur Bayraktar Kayıtdışı yüzde 53 ten yüzde 33 e düştü bu bir rekordur Sosyal Güvenlik Kurum Başkanlığı ve Türkiye Ziraat odaları Birliği tarafından düzenlenen bilgilendirme, toplantısında konuşan Ziraat odaları

Detaylı

KIRSAL KALKINMA PROGRAMI IPARD (2007-2013)

KIRSAL KALKINMA PROGRAMI IPARD (2007-2013) KIRSAL KALKINMA PROGRAMI IPARD (2007-2013) 101 TARIMSAL İŞLETMELERİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE TOPLULUK STANDARTLARINA ULAŞTIRILMASINA YÖNELİK YATIRIMLAR 2 101 101-1 Süt Üreten Tarımsal işletmeler 101-2

Detaylı

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Doç.Dr.Tufan BAL I.Bölüm Tarım Ekonomisi ve Politikası Not: Bu sunuların hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.İ.Hakkı İnan ın Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Kitabından

Detaylı

www.geka.org.tr BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ

www.geka.org.tr BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ www.geka.org.tr BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ Öncelikler ve İhtisaslaşma Organizasyon ve Eşgüdüm Yaşam Kalitesinin Artırılması Sürdürülebilir Kalkınma Bilgi Toplumuna Dönüşüm Rekabet Gücünün

Detaylı

MALİTÜRK DENETİM VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

MALİTÜRK DENETİM VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş. Misyon ve Vizyonumuz Müşterilerine en yüksek standartlarda kişisel hizmetler sağlamaya adanmış profesyonel kadro ile küresel bir iş ağı oluşturmaktır. Türkiye nin, yakın gelecekte AB ile üyeliğe varabilecek

Detaylı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Personel Daire Bşk.)

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Personel Daire Bşk.) Şube Başkanlıkları 1 NOLU ANKARA ŞUBESİ Mustafa GÜRAN Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Personel Daire Bşk.) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tel 5366400073 2 NOLU KAHRAMANMARAŞ ŞUBESİ Mustafa Ertan ATALAR

Detaylı

Kurumsal Sınıflandırma. Fin. Tipi. Fonksiyonel Sınıflandırma

Kurumsal Sınıflandırma. Fin. Tipi. Fonksiyonel Sınıflandırma 46 BELEDİYE 650.000.000,00 46 BALIKESİR İLİ 650.000.000,00 46 BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ 650.000.000,00 ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ 3.224.503,00 46 10 01 02 01 GENEL KAMU HİZMETLERİ 3.224.503,00 46 10 01

Detaylı

BİTKİSEL YAĞ SEKTÖRÜNDE İTHALATA BAĞIMLILIK SÜRÜYOR

BİTKİSEL YAĞ SEKTÖRÜNDE İTHALATA BAĞIMLILIK SÜRÜYOR BİTKİSEL YAĞ SEKTÖRÜNDE İTHALATA BAĞIMLILIK SÜRÜYOR Gözde SEVİLMİŞ Giderek artan nüfusa paralel olarak gıda maddeleri tüketimi ve dolayısıyla bitkisel yağ tüketimi artmaktadır. Diğer yandan artan gıda

Detaylı

İÇ ANADOLU ANKARA KONYA EGE İZMİR AYDIN MANİSA MARMARA İSTANBUL BURSA

İÇ ANADOLU ANKARA KONYA EGE İZMİR AYDIN MANİSA MARMARA İSTANBUL BURSA İÇ ANADOLU ANKARA KONYA EGE İZMİR AYDIN MANİSA MARMARA İSTANBUL BURSA KARADENİZ ÇORUM TRABZON GİRESUN AKDENİZ MERSİN ANTALYA BURDUR ISPARTA GÜNEYDOĞU GAZİANTEP MALATYA DOĞU ANADOLU ERZURUM 1. Proje Pazarının

Detaylı

İşletmelerin Büyüme Şekilleri

İşletmelerin Büyüme Şekilleri Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İŞLETMELERİN BÜYÜMESİ İşletmelerin Büyüme Nedenleri Optimum büyüklüğe ulaşma Piyasalarda etkinliği arttırarak kar elde etme olanaklarını arttırma

Detaylı

TEPAV Perakende Güven Endeksi TPE

TEPAV Perakende Güven Endeksi TPE TPE Tanıtım Toplantısı Slide 1 tepav Yeni bir gösterge: TEPAV Perakende Güven Endeksi TPE 14 Ocak 2010 TPE Tanıtım Toplantısı Slide 2 Çerçeve TPE nereden çıkıyor? Perakende Anketi ve diğer perakende ölçüm

Detaylı

BELGELENDİRME HİBELER(1) DÖKÜMANLAR KREDİLER(2) HİBELER(1) KOSGEB HİBELER. Süt Üreten Tarımsal İşletmelere Yatırım. Et ve Et Ürünlerinin İşlenmesi

BELGELENDİRME HİBELER(1) DÖKÜMANLAR KREDİLER(2) HİBELER(1) KOSGEB HİBELER. Süt Üreten Tarımsal İşletmelere Yatırım. Et ve Et Ürünlerinin İşlenmesi HİBELER(1) BELGELENDİRME KREDİLER(2) DÖKÜMANLAR HİBELER(1) KALKINMA AJANSLARI HAZİNE HİBELERİ TARIMSAL KOSGEB HİBELER GİRİŞİMCİLİK DESTEĞİ 100.000 tl KOBİ Proje Destek Programı 150.000 Tematik Proje Destek

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca Yürütülen Ar-Ge Destek Programları. MURAT YILDIZ Kurumsal Ar-Ge Destekleri Şube Müdürü

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca Yürütülen Ar-Ge Destek Programları. MURAT YILDIZ Kurumsal Ar-Ge Destekleri Şube Müdürü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca Yürütülen Ar-Ge Destek Programları MURAT YILDIZ Kurumsal Ar-Ge Destekleri Şube Müdürü Vizyonumuz Ülkemizin bilim, teknoloji, Ar-Ge ve yenilikçilik hedefleri doğrultusunda

Detaylı

BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) AVRUPA BİRLİĞİ FONLARI. Sinan MESUTER Eylül 2012

BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) AVRUPA BİRLİĞİ FONLARI. Sinan MESUTER Eylül 2012 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) AVRUPA BİRLİĞİ FONLARI Sinan MESUTER Eylül 2012 SUNUM PLANI I. KATILIM ÖNCESİ MALİ YARDIM ARACI II. 8.ÇERÇEVE PROGRAMI III. IPARD IV. TURSEFF KATILIM ÖNCESİ MALİ YARDIM

Detaylı

T.C. KIRIKKALE VALİLİĞİ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ ARALIK 2014 KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI

T.C. KIRIKKALE VALİLİĞİ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ ARALIK 2014 KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI T.C. KIRIKKALE VALİLİĞİ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ ARALIK 2014 KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI RECEP KIRBAŞ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRÜ Kırsal Kalkınma Yatırımlarının

Detaylı

MEVZUATLAR KANUNLAR. TEBLİĞ, TALİMAT ve KARARLAR YÖNETMELİKLER KANUNLAR. Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu

MEVZUATLAR KANUNLAR. TEBLİĞ, TALİMAT ve KARARLAR YÖNETMELİKLER KANUNLAR. Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu T.C. ANTALYA VALİLİĞİ Tarım İl Müdürlüğü MEVZUATLAR KANUNLAR 6968 Sayılı Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu. 5179 Sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin

Detaylı

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 1 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi Kamuoyuna Galatasaray'la yaptığı ortaklıkla gelen American Finans kuruluşu AIG'nin Türkiye Genel Müdürü Paolo Zapparoli,

Detaylı

T.C. BAŞBAKANLIK HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI BASIN DUYURUSU

T.C. BAŞBAKANLIK HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI BASIN DUYURUSU HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI Sayı: 2016/65 03/05/2016 BASIN DUYURUSU 6015 sayılı Devlet Desteklerinin İzlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Kanunun Ek 1 inci maddesi uyarınca hazırlanan ve 30/05/2014 tarihli ve 29015

Detaylı

Kentsel Dönüşümde Finans Aktörleri ve Beklentileri Doç. Dr. Erk HACIHASANOĞLU Araştırma, İş ve Ürün Geliştirme Grup Md.

Kentsel Dönüşümde Finans Aktörleri ve Beklentileri Doç. Dr. Erk HACIHASANOĞLU Araştırma, İş ve Ürün Geliştirme Grup Md. Kentsel Dönüşümde Finans Aktörleri ve Beklentileri Doç. Dr. Erk HACIHASANOĞLU Araştırma, İş ve Ürün Geliştirme Grup Md. 8 Ekim 2013 Ajanda 1- Finansal Aktörler: Güncel Durum A- Güncel Durum: Birincil Konut

Detaylı

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry

Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry Afyonkarahisar Chamber E- BÜLTEN of Commerce and Industry MART 2015 Afyonkarahisar AFYONKARAHİSAR Chamber of Commerce TİCARET VE and Industry SANAYİ ODASI İLİMİZ İHRACAT RAKAMI 2015 ŞUBAT / AFYONKARAHİSAR

Detaylı

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar;

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; Tarımı gelişmiş ülkelerin çoğunda hayvancılığın tarımsal üretim içerisindeki payı % 50 civarındadır. Türkiye de hayvansal üretim bitkisel üretimden sonra gelmekte olup, tarımsal üretim değerinin yaklaşık

Detaylı

Eskişehir Ticaret Odası Afrika nın parlayan yıldızı Kenya ya 18-24 Ocak 2010 tarihleri arasında incelemelerde bulunmak üzere işadamlarıyla ticari iş

Eskişehir Ticaret Odası Afrika nın parlayan yıldızı Kenya ya 18-24 Ocak 2010 tarihleri arasında incelemelerde bulunmak üzere işadamlarıyla ticari iş Eskişehir Ticaret Odası Afrika nın parlayan yıldızı Kenya ya 18-24 Ocak 2010 tarihleri arasında incelemelerde bulunmak üzere işadamlarıyla ticari iş gezisi ziyareti gerçekleştirmiştir. Kardeş Oda Antlaşması

Detaylı

AMASYA İLİ DAMIZLIK SIĞIR YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ

AMASYA İLİ DAMIZLIK SIĞIR YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ AMASYA İLİ DAMIZLIK SIĞIR YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ Buğdaylı Mah. Zübeyde Hanım Cad. No.1 Merzifon Tel: 0 358 513 42 82 Fax: 0 358 513 20 02 http://www.amasyadsyb.org/ 24-29 ŞUBAT 2012 TARİHLERİ ARASINDA

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

2013-2014 /GÜZ DÖNEMİ DERS ADI: TARIMSAL ÖRGÜTLENME KONU: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ DERSİ VEREN : DR. OSMAN ORKAN ÖZER HAZIRLAYANLAR: HATİCE BERK

2013-2014 /GÜZ DÖNEMİ DERS ADI: TARIMSAL ÖRGÜTLENME KONU: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ DERSİ VEREN : DR. OSMAN ORKAN ÖZER HAZIRLAYANLAR: HATİCE BERK 2013-2014 /GÜZ DÖNEMİ DERS ADI: TARIMSAL ÖRGÜTLENME KONU: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ DERSİ VEREN : DR. OSMAN ORKAN ÖZER HAZIRLAYANLAR: HATİCE BERK SEZER AKBAL SILA ASKER TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ

Detaylı

ORGANİK MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ. Vet. Hek. Ümit Özçınar

ORGANİK MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ. Vet. Hek. Ümit Özçınar ORGANİK MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ Vet. Hek. Ümit Özçınar ORGANİK TARIM VE HAYVANCILIK NEDİR? Organik tarımın temel stratejisi, kendine yeterli bir ekosistem oluşturarak, bu ekosistemdeki canlıların optimum

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de ORGANİK TARIM

Dünyada ve Türkiye de ORGANİK TARIM Dünyada ve Türkiye de ORGANİK TARIM Organik Tarım; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimi. Organik tarımın amacı; toprak

Detaylı