8. EKONOMĠ POLĠTĠKALARI ZĠRVESĠ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "8. EKONOMĠ POLĠTĠKALARI ZĠRVESĠ"

Transkript

1 8. EKONOMĠ POLĠTĠKALARI ZĠRVESĠ Konu: 8. Ekonomi Politikaları Zirvesi KonuĢmacı: Oğuz Demir, Abdurrahman Arıman, Dr. Masum Türker, Ġlyas ġenses, Hakan Ġnci, Adnan Hacıbebekoğlu, Rahmi Aksu, Arek Ferahyan, Prof. Dr. Ġsmail Bircan Tarih: Yer: Atılım Üniversitesi Seyhan Cengiz Konferans Salonu Sunucu: Sayın Rektör, Sayın Rektör Yardımcısı, Değerli Akademisyenler, Değerli Konuklarımız, Sevgili Öğrenciler; Ekonomistler Platformu ve Atılım Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen 8. Ekonomik Politikaları Zirvesi ne hoş geldiniz. Programımız Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Abdurrahim Özgenoğlu ve Ekonomistler Platformu Başkanı Sayın Oğuz Demir in açılış konuşmalarıyla başlayacaktır. 1. OTURUM Konuşmacıları Siyasi Partilerin Planlama Sürecine Yönelik GörüĢleri Dr. Masum Türker; DSP Genel Sekreteri ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Eski Bakanı Rahmi Aksu; Türkiye İŞGEM Uygulama Koordinatörü Abdurrahman Arıman; Işık Üniversitesi misafir öğretim görevlisi 2. OTURUM Konuşmacıları Ekonomistler Platformu Önerileri ve Pilot ÇalıĢmaları Sonuçları İlyas Şenses; Sorgun ve Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı, Hakan İnci; Edirne Genç İşadamları Derneği Başkanı Adnan Hacıbebekoğlu; Ekonomistler Platformu Ankara Koordinatörü 3. OTURUM Konuşmacıları Kalkınma planlaması ve planlanmada yerel katılım modeli Arek Ferahyan; Ekonomistler Platformu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Bircan; Atılım Üniversitesi Rektör Yardımcısı Şimdi açılış konuşmaları için ilk olarak Ekonomistler Platformu Başkanımızı davet ediyoruz. OĞUZ DEMĠR: Öncelikle hoş geldiniz. Tabii burada Sayın Bakanımız Masum Bey üçüncüsünden beri hemen hemen hepsinde bizimle birlikte oldu herhalde. O açıdan zirvelerin daha önceki heyecanını ve kalabalığını katılımını daha iyi bildiği için ben de çok uzun bir konuşma yapmayacağım. Bu sekiz oluyor evet, 2000 yılından beri Ekonomistler Platformu çalışmalarını sürdürüyor. Daha önce bir haberleşme listesi bir elektronik posta grubu iken, bugün belki istediğimiz düzeyde değil ama bu tarz toplantıları düzenleyecek, Atılım Üniversitesi yle işbirliği yapacak, başka kurumlarla işbirliği yapacak düzeyde bir sivil toplum örgütü haline geldi. İşte bugün burada Anadolu nun bir köşesinden, bir Oda Başkanımız, Trakya dan bir Dernek Başkanımız bizimle birlikte, hocalarımız bizlerle birlikte ricalarımızı kırmayıp geliyorlar. O yüzden bizim için ne olursa olsun salon boşta olsa çok anlamlı bir gün. Biz böyle şeyleri yapmaya daha heyecanlı yapmaya daha alışkındık ama. Bundan sonra bizim için ekstra motivasyon olacak bu arada demek ki bizim başaramadığımız bizden önceki yönetimlerin başardığı bazı şeyler varmış deyip bizim biraz kendimize çeki düzen vermemiz gerektiğine dair bir mesaj oldu. 1

2 Konu, herkesin ilgisini çeken bir konu değil. Dediğim gibi sekiz tane yapınca hangi konunun insanlar tarafından sevilip hangi konunun sevilmediğini çok iyi anlayabiliyoruz. Özellikle Türkiye ekonomisinin geneliyle ilgili ya da finansla ilgili şeyler yaptığınız zaman insanlar koşa koşa geliyorlar ama bu süreçte atladıkları bir şey oluyor. Ekonominin tek değeri finans ya da ekonominin tek değeri genel makroekonomik denge değil. Anadolu da yani Türkiye gibi büyük bir ülkeden bahsediyorsak, gidiyoruz yurtdışına hepiniz görüyorsunuz. 3 milyon nüfuslu 5 milyon nüfuslu ülkelerden bahsediyorsunuz. Bugün sadece İstanbul un nüfusu 15 milyon, onu geçtiğiniz zaman geriye kalan 75 milyonluk bir nüfus, İstanbul dan Sivas a bilmiyorum, hiç seyahat ettiniz mi? Bilmiyorum, ben otobüsle çok sık seyahat ederdim. Ekonomistlerle ilgili çalışmalar için 12 saatte gidiyorsunuz, oradan Kars a da bir 12 saat daha sürüyor. 24 saat seyahat ettiğiniz bir ülkeden bahsediyoruz. Böyle büyük bir ülke ve bu ülkenin içerisinde kalkınmadan bahsetmek çok daha anlamlı hale geliyor. İstanbul da ne olup bittiği elbette önemli, çünkü Türkiye ekonomisinin kalbi orada atıyor ya da Ankara da ne olup bittiği elbette önemli, çünkü, başşehir orası, başkentimiz burası. Ama öte taraftan bir Trabzon da ne olup bittiği, bir Diyarbakır da ne olup bittiği, bir Aydın da, bir Muğla da ne oluyor, neler bitiyor. Bütün bunları insanların daha iyi algılaması ve anlaması gerektiğini düşünüyoruz ve bu yolda biz devam ediyoruz. Konu odaklı bir çalışma sistemi benimsedik, biz 2006 yılından beri. Bu doğrultuda da bölgesel kalkınmayı da tüm çalışmalarımızın ortasına koyduk. Dedik ki bu ülke eğer hala dolar seviyesinde bir milli geliri tartışıyorsa, konuşuyorsa bunun temelinde yatan şey, bu büyük resme bakarken içindeki küçük detayları atlamak. Biz o yüzden bu detayları en azından yakalayabildiğimiz kadarıyla bulup, kamuoyuyla, insanlarla bir kişi de olsa on kişi de olsa onlarla paylaşabilmek durumundayız ki, onlarda kendi çevrelerini, kendi tanıdıklarına bunları aktarabilsinler. Ayrıca o kadar güzel şeyler oluyor ki gittiğimizde görüyoruz bunları. Bu ümidin bizim dışımızda ya da bizim yakaladığımız bu ümidi başka insanlara da taşıyabilmemiz gerektiğini görüyoruz, gittiğimiz her yerde. O yüzden bugün burada hem Edirne den hem Yozgat tan iki tane çok değerli misafirimiz var. Bölgeleri için çırpınan ve çırpındıklarını yerinde gördüğüm insanlar var. Onun dışında teorik ve teknik bilgi sahibi olan, iki tane hocamız var. Bizimle birlikte çalışan iki tane arkadaşımız konuşacak, onların fikirlerini dinleyeceğiz. Onun ötesinde belki özel bir teşekkür dediğim gibi 3. seferden beri, her seferinde bizi yüreklendiren Sayın Bakanımız Masum Türker bizimle birlikte. O ekonomiyi yönetmiş insanlardan biri olarak belki bizimle şunu paylaşabilir. Elbette buradaki başlık kendi partisinin bölgesel kalkınmaya bakış açısı çok açık ve net onu anlatmasını istedik zaten. Keşke diğer partilerimize de açtığımız bu platformu onlarda değerlendirebilselerdi. Daha değerli şeyleri var, demek ki, onlar büyük resimle ilgileniyorlar. Biz onları büyük resimle baş başa bırakacağız. Elbet küçük resmin değerli olduğunu bilen bizlerinde bir gün o koltuklara geleceğini ufak ufaktan hatırlatarak, yolumuza devam edeceğiz. Bu noktada söyleyeceğim belki son şey şu olabilir; biz ekonomistler platformu olarak genç bir ekiple burada belki sekizini, dokuzunu gördüğünüz bu arkadaşlarla, çok dar kaynaklarla, çok kısıtlı kaynaklarla, bu yolu yürümeye devam edeceğiz sonuna kadar da, çünkü bu ülkenin kalkınmasıyla ilgili atılan her adım bizim için çok önemli bir adım. Bugün tartıştığımız tüm fiktif şeylerden çok daha değerli bir adım. Çünkü sahada ne olduğunu Yozgat ta, Sivas ta, Adana da, Urfa da ne olduğunu biz gidip yerinde görmek imkânına, fırsatına sahip oluyoruz. Keşke diğer arkadaşlarımızı da götürebilsek, imkânlarımız genişlese, onlara da buraları göstersek ama zamanla bunun da olacağına inanıyoruz. 2

3 O yüzden hepinize tekrardan hoş geldiniz diyorum ve bize kucağını açtığı için Atılım Üniversitesi ne başta da değerli Rektörüm ve Rektör Yardımcımız olmak üzere teşekkürlerimi sunuyorum. Sunucu: Şimdi ev sahibi olarak Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Abdurrahim Özgenoğlu nu davet ediyorum. Prof. Dr. Abdurrahim Özgenoğlu: Teşekkür ederim Sayın Başkanım, Sayın Bakanım, Sayın konuklar, değerli mensuplarımız. Ben öncelikle Ekonomistler Platformu nun, 8. Ekonomik Politikaları Zirvesi ne Atılım Üniversitesi olarak ev sahipliği yapmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyuyorum ve hepinize tekrar hoş geldiniz diyorum. Ben biraz önce başkanıma da söyledim. Ben ekonomist değilim, iktisatçı değilim. Ama işte az çok gazeteleri takip ediyoruz, televizyon izliyoruz. Ben böyle bir platformun varlığından habersizdim. Aslında sekiz yıldır faaliyet gösteren bir sivil toplum örgütü, kuruluşu. Ben bu tür örgütlere, bu tür kuruluşlara önem vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Niye önem vermemiz gerektiğini düşünüyorum? Çünkü, bu kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, sivil toplum kuruluşları bence tarafsız bilimsel değerlendirmeler yapıyorlar. Çalışmalar da o bazda oluyordur, diye düşünüyorum ben. İşte tam da bu noktada kamuoyunun doğru bilgilerle aydınlatılması, donatılması gerektiğine inanıyorum. Bunun belki sizler de hissediyorsunuz. Belki son birkaç yıldır, gazetelerde çok değişik haberler çıkıyor. Hangi basını izlediğinize bağlı oluyor. Bunlar o kadar farklı haberle çıkıyor ki, ben tabii ekonomiyle ilgili konuşuyorum. Türkiye nin ekonomisiyle ilgili olarak bu haberlerde bir tanesinin kara dediğine, diğeri ak diyebiliyor. Burada vatandaşın kafası karışıyor. Acaba hangisi doğrudur, kim doğruyu söylüyor, ülkenin durumu nedir, Türkiye nin durumu nedir, Türkiye nin ekonomisi nereye gidiyor diye bir takım farklı zaman zamanda kaygılara kapılıyorlar. Şimdi mesela son şeyler var. Ekonomi yazarlarından bir tanesinin dünkü yazısı Papaz artık pilav yemiyor diyor. Şimdi hem enflasyonun düşmesi, hem büyümenin yükselmesi olarak tanımlıyor, papazın pilavı yemesini, ama artık bu yapı geçti diyor. Ondan sonra yine başka bir yazar, yüksek faiz düşük kur politikalarının artık iflas etmek üzere olduğunu söylüyor. Bu aynı kesimin yazarları ama başka basına bakarsanız, başka taraftaki basına da onlar da daha farklı şeyler, tam tersini söylüyorlardır. Ben şey yapıyorum. Bu AKP iktidara geldiğinden bu yana, ekonomik kriz beklentisi var. Ha bugün, ha yarın; ha bugün, ha yarın, yok bir şey olmadı. Demek ki ekonomistler bu konuyu çok fazla iyi bilmiyor iktisatçılar da. O bakımdan bunun bir bilimsel açıklaması vardır, mutlaka tabanı vardır. Dolayısıyla bilim adamlarına ve bu bağlamda üniversitelere önemli görevler düşüyor, sivil toplum kuruluşlarına önemli görev düşüyor. Belki Atılım Üniversitesi olarak biz bir nebze bu toplantıya ev sahipliği yaparak görevimizi yerine getirdik diye düşünüyorum. Ama gönül isterdi ki, bu salon daha dolu olsaydı. Öğrencilerimiz, akademisyenlerimiz bu toplantıya ilgi gösterseydi. Ama bundan yılmamak lazım, bu çabalara devam etmek lazım. Ben bu nedenle ekonomistler platformunun bu çalışmalarından dolayı kutluyorum ve çalışmalarında başarılar diliyorum. Bugünkü toplantının da önemli sonuçlara vesile olmasını diliyorum ve tekrar üniversitemize hoş geldiniz, diyorum. Sunucu: Değerli konuklar 8. Ekonomik Politikalar Zirvesi ne katılamayan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu nun mesajını okumak istiyorum. Sayın Oğuz Demir 8. Ekonomik Politikaları Zirvesi Ankara davetiniz için teşekkür ederim. Ancak önceden belirlenmiş olan programım nedeniyle aranızda olamıyorum. 3

4 Şahsınızda bütün konuklarınıza selam ve saygılarımı sunuyorum. Şimdi siyasi partilerin planlama sürecine yönelik görüşleri konusunun ele alınacağı ilk oturumun konuşmacılarını yerlerine davet ediyorum. Sayın Rahmi Aksu, Dr. Sayın Masum Türker, Sayın Abrurrahman Arıman. Dr. Masum Türker: Ben önce Atılım Üniversitesi ne teşekkür etmek istiyorum. Şuanda bir vakıf üniversitesinde öğretim üyesi olarak, devlet üniversitesinde de misafir öğretim üyesi olarak çalışıyorum. Ve gözlemim şu ki 22 Temmuz dan bu yana bazı şeyleri sorgulama cesaretini bu üniversite gösteriyor, bu çok önemli. Bundan evvel katıldığım toplantı da öyleydi. Bir cesaret işidir. İkincisi, salonların böyle boş olmasına, ben üzülmüyorum, daha çok seviniyorum. Çünkü gelenler gidemiyor. Halbuki gittiği belli olacak. İkincisi az olunca konuşmacının bir şeyi aktarmayla ilgili vermesi gereken pedagojik gayret ikinci plana düşüyor. Çünkü, az kişi var, daha rahat istediğini söyleyebiliyor. Ama asıl sevincim üçüncü içindir söyleyeyim. Ben buralara böyle az insanların katıldığı üniversitedeki toplantılara katıla katıla geldim. Çünkü o toplantılar gönüllülerin toplantılarıydı. Kimse katılmak istemezdi, çok az öğrenci katılırdık. Sonra aldığımızı döner kendi aramızda kullanırdık, sonra kendimi birden bire bu işin içinde buldum. Siyaset yaptım, meslek örgütlerinde çalıştım, sivil örgütlerinde çalıştım, faydasını da gördüm. Şimdi bu günlerde yine başımda var, böyle bir bela. Mesela bir yere insanlar seçilmek için gayret gösterir, bu tür yerlerle ilgilenmekten, yani üniversite öğrenciliğinden başlayan ve getirdiği avantajla, bugünlerde beni, Güneydoğu örneğin Avrupa Muhasebeciler Birliği Başkanı yapmak istiyorlar. Bana biri sordu ya herkes aday olur, sen ısrar ediliyorsun, yavaş kabul ediyorsun niye öyle. Çünkü bu tür ufak yerlere, kimsenin ilgilenmediği yerlere, gide gide diyalog kurdum, insanlar tanıdı. Sorun olunca o çözer demeye başlıyorlar. Onun için burada katılan arkadaşların azlığına hiç kimse üzülmesin. Ekonomistler platformuyla ilgili de bir şey daha söyleyeyim. Mesela Kocaeli nde katıldığımızda, hem de üniversitenin tatil olduğu bir güne denk gelmişti o dönemde, o şartlarda salonlarda yer kalmıyor ve bölünmek zorunda kaldı ve o günde gerçekten Oğuz Beyin söylediği gibi milleti ilgilendiren kısa vadeli işler söz konusuydu. Finans, para nasıl kazanılır vs belki onları bugün biraz daha anlatılırız. Mesela, Sayın Arıman ın en çok olduğu konu bu konular. Önce şunu söyleyeyim. Türkiye ekonomisinin iyi gitmediğini, birazdan belki de ilk kez burada size açıklayacağım. Daha resmen tamamlamadığım çalışmayı, OECD nin Türkiye yi şu anda askıya alma olasılığı var ve gerekçe de şu; yayınlanan istatistikî bilgilerin yanlışlığı. Burada gelip konuştukları insanların kendi içindeki çarpık fikirleri, yani, eskiden ben Ticaret Odası, Sanayi Odaları Birliğine çok güveniyordum. Şimdi orası da hükümetin güdümüne girdi maalesef ve son yapılan bir toplantıya söyleyecek bir şeyleri olmadığı için de TÜSİAD ne de TOBB yetkilisi katılmayınca, Türkiye de kayıt dışı ekonomi, kara para konusunda ikinci kere büyük bir olasılıkla önümüzdeki günlerde teftiş edilme olasılığı doğdu ve bu konuda da açıklama yaptık. Türkiye de basın kuşatıldığı için, maalesef, kuşatılan bu basın bunları da aktarmıyor, aslında OECD bunu bir basın bildirisi şeklinde bütün dünyaya açıkladı. Böyle bir yapıda peki ne yapılması gerekir? Bugün sizdeydi, konuşmacı ama tabii gelmez. Aynı saatlerde TÜSİAD ın istişare toplantısı var. Ben o toplantıyı izledim. Aslında Başbakan Yardımcısı değerli bir insan. Biraz diğer politikacılardan farklı belki akademisyen olmasının da önemli etkisi var. Satır aralarında överken eksiği söyledi. Çözümünde ilk defa iş adamlarına birlikte çözeriz dedi ve geldiği noktada bugün burada, bu üniversitede söz konusu olan çalışmayla ilgilidir. 4

5 Kalkınma ekonomisiyle ilgilidir. Şimdi parti programlarına baktığımız zaman ekonomik kalkınma kavramı altında ve ekonomik gelişme kavramı adı altında, parti programlarında cesaretle kuruluşundan bu yana yer veren tek parti DSP dir. Neden, denilecek, çünkü ekonomik büyümeyle, ekonomik kalkınma ya da ekonomik gelişme farklı şeylerdir. Ekonomik kalkınma ve ekonomik gelişme, ekonomik büyümeyi içerir. Ekonomik büyümeyi yalnız rakamlarla anlatırsınız. Milli Gelir şu kadar artmış. Ama Ekonomik Kalkınma ya da Ekonomik Gelişme sözünü kullandığınız zaman kavram olarak, bu Milli Gelirin dağılımı nasıl olmuş? Kaynak dağılımı nasıl olmuş? İnsanların yaşam koşulları nasıl değişmiş? Bireyler bu ekonomik büyümeden nasıl, ne kadar elde ediyorlar? Bütün bunların da tartışılması ve programa alınması gerekiyor. Onun için belki, bizim partinin temel yapısını oluşturan bir gün belki, Sayın Ecevit in hayatı tartışılır da bana da o gün yer düşerse söyleyeceğim şeylerden bir tanesini sizlerle paylaşayım. Mesela Sayın Ecevit nasıl bu hale geldi, diye ben irdeledim. Evine girip çıkmaya başladıktan sonra, evinde en çok kitapların, felsefe kitapları olduklarını gördüm. Yani, en çok kitap felsefe hocalarından, filozofların gönderdiği kitaplar, en son okudukları ve kendisi bu hale gelirken de böyle öğrenciyken başladığında en çok etkilendiği kişi de Mithat Paşa ve bizim partinin yayın organıdır Mithat Paşa nın Ekonomik Yaklaşımı diye. Sayın Ecevit bunu edit etmiş ve ortaya koymuş. Çünkü Mithat Paşa nın o tarihlerde ortaya koyduğu model bugün tartıştığımız model. Yani, bölgesel bir kalkınma modeli yaratmak. Onun için önce bölgesel idarenin yapılandırılmasıyla ilgili görüşleri var ve bunda da kendisinin muhtelif vilayetlerde valilik yapmasının çok büyük etkisi var ve bunları, mesela valilik yaptığı bölgelerde hemen uygulamaya başlamış. Bugün modern anlamda konuştuğumuz kooperatifçiliği teşvik edip uygulamış ve zaten Ziraat Bankası öyle doğmuş. Mithat Paşa nın bu kalkınmayla ilgili görüşlerinden kaynaklanmış. Bunda da Sayın Ecevit in fikir yapısının, düşünce yapısının oluşmasında çok etkisi olduğu için, Demokratik Sol Parti 1980 den sonra kurulurken biz ekonomik büyüme ya da büyüme gibi kavramlar yerine, ekonomi diye de tek başına değil, parti programımıza ekonomik gelişme başlığı altında toplamışızdır. Ekonomik gelişmeden hemen hemen tüm ekonomide bildiklerimiz ama en önemlisi ki bir siyasi parti için bakış açısından kaynakların dağılımındaki görüşü nedir? Yani yalnız milli gelir yaratmak önemli değil. Bu kaynaklar insanlar arasında nasıl dağıtılacak ki, bu kalkınma noktasına dönüşsün. Zaten bizim kalkınma planlarına da bakarsak, Türkiye de 1930 lu yıllarda Atatürk döneminde, 1960 tan sonra yeni Anayasa gereği oluşturulan Devlet Planlama Teşkilatı ile oluşturulan şey yalnız gelir, yalnız büyüme, yalnız kar yaratmak değil. Türkiye nin her bölgesinin yaratılan olanaklardan ve sürdürülebilir bir şekilde yararlanmasını sağlama amacına yöneliktir. Bu konuda parti olarak da biz 1999 seçim bildirgemizde en yakın bildirgemizde ve bu bildirgenin de hazırlanmasında çok büyük rol oynayanlardan birisi şimdi üniversitenizde Dekanlık yapan Sayın Nami Çağan Hocamızdır. Birkaç partinin ileri gelen o tarihteki arkadaşlarının hazırladığıdır. Orada baktığımız zaman 95 ten gelen ekonomik kalkınma programı adı altında bu konuları ele almışızdır. Sabahleyin size gelseydi, istişare komisyonuna gitmeseydi, anlattıklarımı Sayın Başbakan Yardımcımız anlatsaydı ve sonra ben gelip konuşsaydım. Birlikte neyi eleştireceğimizi söyleyeyim: Bir kere Türkiye de biraz evvel hocanın söylediği papaz bu pilavı yemez lafını papazın pilav yemeyeceğini, Bilgi Üniversitesi nde yine bu platformun düzenlediği ve 2003 yılıydı zannedersem. IMF gözden geçirme programının ilan edildiği gün, ben söyledim. Daha bu hükümet iktidara geldiği gün yaptığı bazı hatalarla, bilinçli 5

6 hatalarla, Türkiye ekonomisini 18 milyar dolar içeri atmıştır. Bu benim hesabım. Ben bunu o kadar söyledim ki televizyonlarda Hazine açıklama yapmak zorunda kaldı. Bazı çevreler isim de söyleyemiyorlar. Bir açıktan söz ediyorlar. Ama asıl kaybımız bu sure zarfında 12 milyar dolardır. Tamam ben 18 den de vazgeçtim. Üçte birini attılar. Demek ki muhalefet olarak rakamları büyütmüşüm. 12 milyar doların da nasıl olduğunu şöyle açıkladırlar.[abritaj] farklarından doğdu. Yani devletin yen cinsinden borçlanıp bu arada parayı dolara yatırmasının veya dolardan euroya geçişleri ayarlayamamanın, o arada döviz birden bire 1700 e de çıktı yeni hükümetin döneminde, o aşamada ortaya çıktığını [abritaj] laflarıyla açıkladılar. Bir şeyi daha sizinle paylaşmak istiyorum. Benim partimin tarihte genel başkanlığını yapan rahmetli Bülent Ecevit in bu konuyla ilgilenmesi doğaldı. Zaten biz bir yerde konuştuk bunu. Sayın Ecevit in en önemli özelliği, konuşmalarımızı alıp, partiyle ilgili olanları bunların içinden, partinin bünyesine girmesini uygun gördüklerini ertesi gün onun bir konuşmasında izlersiniz. Bu ne demektir? Anlarsınız ki konuşmanızın o bölümünü onaylamış. Onun ilgilenmesi doğaldı. Ya da şimdi mecliste gerçekten tek başına ekonomiyi tamamen anlatan ve papazın pilav yemediğini şöyle bir, şu büyüklükte yani 80 sayfaya yakın bir muhalefet şerhiyle gösteren bizim Sayın Öztürk, Harun Öztürk ün yaklaşması. O da partimde bu işle ilgileniyordu. Ama asıl önemlisi dış alemden bir tek bir kişi ilgilendi. Çok önemli bir kişi, yani benim için ilgilenmesi. Sayın Süleyman Demirel aradı. Ya bu hesapları bir gönder bana dedi. Onun için beni Ekrem Ceyhun 1 2 kere aradı. Yani ben ancak çerçeveyi anlatırım, vermem doğru olmaz dedim ve Hazineyi yönetmiş bir kişiydi. Ben uyarımı yaptım diye söyledim. Şimdi o laf işte papazın pilav yemeyeceğinin bir işaretiydi ve hükümetin elinde o enstrüman vardı. Hangi enstrüman bu düşük kur yüksek faiz enstrümanını kullandı ama şimdi bu enstrümanı tersine çevirme olanağı yok artık hükümetin. Çünkü şimdi doların veya kurun belirlenmesi dış çevrelerle ilgilidir ve şuanda dış çevrelerde dünyada ekonomistlerin konuştuğu konuyu ben sizinle paylaşmak istiyorum. Şuanda kavga, uluslararası şirketlerle, ABD ekonomisi arasında yani bir bilek güreşi var. Uluslararası şirketler, onların oluşturduğu lobi, onlardan yandaş olan diğer ülkeler ve ABD arasında bir bilek güreşi şeklindedir. Mesela işte dolardan kaçınalım mı, Euroya mı, gidelim ya da ortaya atılan farklı bir kavram var; bu en yakında SDR diye bir kavramımız var. Bilmeyen olabilir. Ekonomist olmayanlar için söyleyeyim. SDR; IMF de kullanılan bir para birimidir. Bu para birimi dolar, euro, yen ve pound un oluşumundan meydana gelir. Dolayısıyla yalnız bir para birimindeki değişiklikleri değil, tüm değişiklikleri kapsadığı için adeta nötralize ediyor, bazı manipülasyonlara yönelik spekülasyona yönelik değişimleri. Bu para birimine mi dönelim deniyor. Bu çok tehlikeli. Neden tehlikeli? Bunu bilenler de biliyor. Mesela Irak Savaşı nın 2 nedeni var. Birisi Saddam 8 kız kardeşi Irak dan kovdu. Kovduğu 8 kız kardeş uzun saçlı, mini etekli olduğu için değil, bu 8 kız kardeş petrol şirketidir. Uluslararası şirketlerin büyük olanına 8 kız kardeş derler. Böyle mecazi manada ve bu 8 kız kardeş kovulunca bir kere uluslararası camia petrolden pay almaz oldu. Ama esas en büyük hatayı son zamanlarda petrolün satış fiyatını auro dan yapalım demesidir. Bunu demekle birlikte kendi ipini çekmiş oldu. Ama şimdi durum farklı. Amerika Birleşik Devletleri bilerek doları düşürüyor, primini. Cari açığını ciddi bir şekilde artırıyor. Çünkü onun kuru düştü mü, bizim Türk Lirası nın değerlenmesinin tersi oluyor ve kendisine yapılan ihracatları bir ölçüde frenlemiş oluyor. Peki kendisine yapılan ihracatı yani ithalatı nereden yapıyor? Çin den yapıyor. Ama Çin de bu malı üretenler, Çinli değil. ABD şirketleriyle yani ABD dünya piyasalarından ihtiyacı olan malı, Çin üzerinden almak üzere kurgulamış. Bu doğrusu böyle bir analizi de ben yapacak güçte değildim. Ne zaman ki Amerika da otellerde sürekli Çin malı 6

7 kullanınca bu sabunu, şampuanı. Biraz karıştırdım üstüne düştüm ve anladım ki o işin de perde arkası yine Amerika Birleşik Devletleri. Şimdi neden bu iş zor. Biz hiç tarihten konuşmuyoruz. Bizim tarihçilerimiz de anlatmıyor bize. 1.Dünya Savaşı nın en önemli nedeni ve sonucu para birimidir. Bize tarihte anlatıldığı gibi bir Sırp ın Avusturya veliahdını öldürmesi değildir, savaşın sonunda İngiltere pes etmiştir. Yalnız kendi pound unu korumuş ama dünya para biriminin dolara dönüşmesi kararı alınmıştır. Meşhur [Bretton] anlaşmaları vs yani bu savaşın ardındandır. Şimdi böyle bir konumda böyle bir tarihe sahip olan dünyada, Türkiye de biz ne yapabiliriz? Kalkınma ile ilgili ne yapabiliriz? Ne olabilir? Neye ihtiyaç var? Bir kere ben izniniz olursa biraz siyasi kimliğimden ayrılıp bilim yönüyle bir konuyu paylaşmak istiyorum. İşte İstanbul Üniversitesi nde ben yüksek lisansta merkez bankacılığı okutuyorum ve orada bir konu üzerinde ağırlıklı çalışıyordum. Şimdi söyleyeceğim son şey; Atılım Üniversitesi de bu konuda önemli bir şeye aracılık ettiğini göreceğiz. İlgilendiğim konulardan bir tanesi merkez bankacılığında, belirsizlik ekonomisidir veya daha daraltırsanız, beklenti ekonomisi. Ben bunu ders adı altında değil, Ekonometri bölümünden gelen yüksek lisans öğrencileri varsa onlarla beraber bu işte seminerlerde yaptırıp yetiştiriyorum. Bu konuda ve sürekli literatürü takip ediyorum. Türkiye de geçtiğimiz sene zannedersem, seçmeli bir ders olarak beklenti ekonomisi adı altında, Gazi Üniversitesi ne kondu. Aslında bizim gençlere şimdi öğretmemiz gereken şey, finans, para herkesin ilgilendiği şey, belirsizlik koşullarındaki ekonomidir. Neden? Bir kere ekonomi artık geçmişte ne olduğuyla, o fiyat teorileriyle izah edilmiyor. Beklentilere göre yönlendiriliyor ve bu bizim gördüğümüz para piyasaları işte diyor ki FED in faiz indirimini piyasa satın aldı. Para piyasalarının üzerinde durduğu bir konudur. Bu konuda genç arkadaşlar var. Aranızda kariyer yapmak isteyenler var, ilgili varsa. Beklenti ekonomisi ve belirsizlik ekonomisine çalışabilirsiniz. Beklenti ekonomisi anketlerle yönetilen ekonomi. Biraz da bir süre 4 5 yıl papazın pilav yemesinin nedeni bu anketlere yanıt verenlerin belirgin grupları temsil etmesi, yani sistemin içindeki yapıdır. İkinci bir konu; bu toplantı dolayısıyla ben biraz çalışınca, hem kendi partimizin dokümanlarını, hem de dünyada ne olmuş, Türkiye de son zamanlarda ne olmuş vs doğrusu şimdi ben merkez bankacılığı dersine ayrı bir bölüm ekleteceğim, tekrar Kalkınma Ekonomisini. Şimdi neden olacağını söyleyeyim. Kalkınma ekonomisi bizim şu anda Türkiye de Merkez Bankası Kanunu ndan çıkartılmış durumda. Biraz da ben o maziyi hatırladığım için, parlamentoda olduğum dönemde yapıldığı için nasıl kanundu, eskiden merkez bankalarının hedefi yalnız para, fiyat tayin etmek, enflasyonu kontrol etmek değildi. Temel hedefi merkez bankalarının kalkınmayı da yani bir ülkenin merkez bankası başkanı işsizlikten bana ne diyemez, gelir dağılımından bana ne diyemez. Bir merkez bankası çünkü paramızı yönetiyor. Bu Merkez bankası eskiden olduğu gibi Osmanlı bankası olabilirdi ya da kurulduğu gibi ihale özel bağımsız bir banka olabilirdi. Sermayesinin önemli bir kısmının devlete ait olmadığı bir banka olabilirdi. Şimdi siz böyle bir para basma, parayı piyasaya çıkarma, politikaları düzenleme belirleme yetkisi verdiğiniz bir yere, sen yalnız bunlara bak ülkenin tabanındaki insanlara bakma diyemezsiniz. Onun için belki kalkınma ekonomilerini de yüksek lisans düzeyinde üniversitelerde ve özellikle merkez bankasına baskı yapmak açısından koymak gerektiğini yani böyle bir seminer dolayısıyla doğrusu kendi partim adına hemen öne çıkarmak açısından önemli bir faydası olduğunu sizle paylaşmak istiyorum. Peki ekonomi kalkınma programı nedir? Şuanda Türkiye de var mı? Ajanslar kuruluyor. Çok şey konuştu, hiçbir şey yok, Türkiye de. Eğer ekonomik kalkınmayı ben bizim partimizde nasıl tanımlandığını özellikle politika açısından söyleyelim. Halkın yaşama düzeyi, kalkınmayla yükselir. Dikkat edin biraz evvel 7

8 söylediğim yani yalnız büyüme değil, parasal rakamlar değil, yaşama düzeyinin yükselmesi önemlidir. Kalkınma, yatırım ve sanayileşmeyle gerçekleşebilir. Bakın para piyasalarıyla demiyoruz. Çünkü bir yerde para piyasaları elit zenginlerin elindedir. Para piyasalarının dışında bütün halkın yani şimdi bizim yolda gelirken şu yolda rastladığınız insanlar gidip bir marketing şirketinde çalışamaz ki, gidip bankacılık yapamaz ki, yani o sektörde de iş bulamaz. O zaman sanayileşme önem kazanıyor, üretmek önem kazanıyor. Bu konuda da mesela çok güzel yazısı vardır, Emre Kongar ın. Bilim ve yaşam üretim ve insan diye, bunu da özellikle bugünlerde YÖK e yeni değişim yapıldığı zamanda dile getiriyorum. YÖK ün tepkisine karşılık o tarihte, YÖK konulu, profesörlüğü konulu dönemde ve bazı üretken profesörlerin üniversitelerden uzaklaştığı dönemde yazılmış, çok güzel bir denemedir. Bu belki başlı başına saatlerce üzerinde her kelimesinin dönüp tartışılacağı bir şeydir. Bu konuda, üretim lafı olduğu yerde temel bilimdir. Onun için bilim varsa üretim vardır. Bilim yoksa üretim yoktur. Çünkü bilim yaşam içindir, üretim insan içindir. Sonuçta bunlar birbiriyle etkileşim içinde aldığımız zaman karşımıza gelir. Ama maalesef bugün Türkiye de ne bilim ne üretim devrede değildir. Devre dışıdır. O nedenle ekonomik kalkınmayı sağlamak için bilimin verilerine ihtiyacımız var ve bu bilimin verileri hem sosyal alanda olabilir, hem teknoloji alanında olabilir, üretime dayalı olabilmektir. Şimdi bizim bu konuda çok böyle öz bir iki cümleyle ben bizim partimizin çok uzun olan planını aktarmaya çalışacağım. Bunun için de diyoruz ki, gelişmeyi ve sanayileşmeyi bütün yurda dengeli bir biçimde ve hızla yaygınlaştırmak esastır. Yani bölgesel kalkınmanın amacı o zaten. Yoksa geçmişte olduğu gibi bütün olguları alıp yalnız şeye koymak değildir. İstanbul çevresine ya da Eskişehir e ya da Bursa ya. Bütün ülkeye dengeli bir şekilde yayılmasını sağlamaktır ve burada özellikle, özellikle devlet içinden, siyasi partiler olarak özelliğiniz o oluyor. Ben devlet olursam ne yapacağım? Özel sektörün karsız veya riskli bulduğu alanlarda ve özellikle geri kalmış yörelerde devletin yatırım yapması gerekir. Bu konuda da özellikle altını çizmek istediğim şey, bu yatırımların temel hedefi öncü ve doğurgan yatırımlar olması gerekir. Yani yatırım kuracaksanız o yatırım çevresinde yan sanayiyi geliştirecek doğurgan olacak. Şimdi bu konuda burada durup biraz Atatürk dönemine gelmek istiyorum. Bizim Sümerbank ın kanun gerekçesine baktığımız zaman Atatürk ün el yazısıyla düzeltilmiştir. Merak eden Atatürk kütüphanesinde görebilir bu dokümanları. Gerekçede özelleştirmeyi anlatır, Atatürk ve o anlattığı özelleştirme şudur. Diyor ki biz bu yatırımları yapıyoruz sonra halka satacağız. Halka sattığımız zaman öncelik işçiler belli bir oranda, fabrikanın olduğu yörenin halkı, fabrikanın mal sattığı insanlar, fabrikanın mal aldığı insanlar yani herkes bu sistemden taraf olacak. Bu son zamanlarda bu ünlü corporate governance yani kurumsal yönetişimin temeline bakın ya da Sarbanes-Oxley Yasaları çıktı, Enron olayından sonra. Orada tarif edilen kamuoyu ve finansal tablo kullanıcılarına Atatürk, 1927 yılında kanun gerekçesinde tadat etmiş. Orada Atatürk lafıyla kavramıyla da ben biraz görüşümü söyleyeyim. Ben Atatürk derken tek bizim Mustafa Kemal i anlamıyorum. Atatürk demek o dönemde o projenin içinde yer alan ve sonuçta Atatürk imzasıyla yani o düşünceleri alıp yerleştiren kişi olarak algılıyorum. Yani şimdi burada Atılım Üniversitesi nde Rektör dediğimiz zaman Rektör ü başarılı ya da başarısız diye, değerlendirdiğimiz zaman dekanları da değerlendiriyorsunuz, müdürleri de değerlendiriyorsunuz. Sonra önce öğrencilerin de algılamasını değerlendiriyorsunuz demektir. Yoksa tek bir kişiyi değerlendirmek olarak algılamamak gerekir. Burada da Atatürk derken bir kadro hareketi söz konusudur. Mesela kadro dergisine bakabilirler Gazi Üniversitesi tıpkı basımını 80 li yıllarda yapmıştı. Üç cilt. Şevket Süreyya nın bu konuda anlatılan zaman zaman Remzi kitap evinin yayınladığı bir kitabı vardır. Kadronun kimlerden 8

9 nasıl oluştuğunu, hangi şahsiyetleri bir araya getirdiğini açıkça görebiliriz. Şimdi oradaki yöntemi Atatürk ün şudur ama Sümerbank ı yaptık. Nerde yaptık? Diyelim ki o tarihte Beykoz da yaptık. Beykoz da ciddi bir iş gelişti. Beykoz İstanbul un metruk bir yeriydi, çok uzak bir yeriydi ve oradaki insanların çoğu ayakkabıcı oldu. İş Bankası da Şişe Cam ı kurdu. Şimdi oradaki insanların hepsi Şişe Cam la ilgili süslemeydi vs gelişmişlerdi yani başka yere gidip, bu işin ticaretini yapıyorlardı. Ayakkabıcılık gelişti. Diyor ki bunu satacaksın elde ettiğin gelirle kalkınması gereken başka bir bölgede yatırım yapacaksın.yani özelleştirmeye karşı değil. Mesela ben bir ulusal solcuyum. Hiçbir ulusal solcu özelleştirmeye karşı değildir. Satalım ama o parayla ciddi biz bir yatırım hemen yapalım. Nereye yapalım yatırım yapılamayan yerlere yapalım. Yoksa şimdiki gibi sattığımız parayla bütçe açığını kapatıyor deyip, faiz miktarını arttırmayalım. Senin bu bahsettiğin Harun beyin yazdığı 80 sayfalık bugünün ekonomisini anlayan yerden düşünebiliyor musunuz? Şimdi çıkacak yarın onaylanacak bütçede ya da bugün bitecek zannedersem, yarın bitiyor. Bu bütçede faiz 56 milyar, bütçenin toplamı 216 milyar, %25 i, %25 ini faiz veriyoruz. İşte kalkınmanın önemli bir ayağını burada makasla kesiyoruz. Neden? Çünkü bu faiz elde edenler yeseler, içseler, harcasalar, bunun taş çatlasa, 6 milyar dolarını harcarlar, 50 milyar doları ekonomik faaliyetin içinden çekmiş oluyorsun yani kaldıraç fonksiyonunu ortadan kaldırıyorsunuz. İşte bu nedenle bu konuda Atatürk ün dediği manada yapmamız lazım. Ama biz yapmadık. Türkiye yapmadı. Türkiye, Atatürk ün dediğini yapmak yerine devletleştirmeye gitti. Niye? Çünkü bürokratlar, Türkiye yi yönetti. Bir parlamentoda çok bürokrat bulunması iyi değildir. Partiden bürokratı alıyorsun o yine sana yönetmek üzere geldiği mekanizmayı taşıyor, oraya. Yani işin temel aslı budur ve benim de Ekonomi Bakanlığının, IMF tarafından değerlendirildiği özel bir araştırmaya konu olmasının tek nedeni, hayatımda devlette çalışmamış bir adam olmaktır. Yani hayatımda ben devlette işte bir ara Gazi Üniversitesi nin şimdiki İzzet Baysal ın okullarını kurarken kurucu hoca olarak görev almıştım, 4-5 yıl o kadardır, bir de askerlikte 4 ay. Prensipli olunca devlette çalışmamışsın, hazinede bulunmamışsın, nasıl yöneteceksin diye, bakıyorlar ve ben söyleyeyim. Eğer kriz zamanında devlette çalışmayan bir ekonomi Bakanı olsaydı, Türkiye, o krizi yaşamazdı. O krizin yaşanma nedeni bir tane olaydır, yalnız. Krizi yönetmenin çok önemli yönleri var. Nedir? Halk Bankası nın sabah paraya ihtiyacı var, ödeyecek, öğlende o parayı geri alacak, kime ödeyecek? Diyelim ki benim mevduatım var. Diyecek ki, Masum Bey mevduatın çözüldü, faizini tahakkuk edecek, parası kasada, güvenli. Ben de bakacağım, ha iyi faiz veriyor. Zaten faiz iyi. Tekrar bağlayınca o paraya ihtiyacı olmayacak. Halk Bankası sabah 9 da bu parayı Merkez Bankası ndan istiyor. Merkez Bankası dönüyor, Fischer e soruyor. Fischer, Türkiye de o zaman. Şimdi Fischer in görevini de söyleyeyim, size. Anlamlıdır, iyi değerlendirilsin Fischer in şimdiki görevi İsrail Merkez Bankası başkanıdır. O tarihte IMF nin ikinci adamı. Fischer diyor ki sakın ha vermeyin. Bu arada biz rapor vermişiz, Sayın Ecevit e. MHP liler Sayın Bahçeli ye vermişler rapor: Ekonomi kötü, şu dövizi biraz serbest bıraksınlar. Yine aynen kur kontrollüydü, şimdiki gibi, ama şimdiki tersine kontrollü. Yükselen bir kontrol vardı. Soruyorlar, Fischer hayır! diyor. Dönüyorlar, liderlere diyorlar ki, Merkez Bankası Başkanı ile Hazine Müsteşarı, hayır efendim, yapamayız, program bozulur; IMF de zaten hayır diyor diyor ve o gün Halk Bankası para bulmak zorunda. Tabii, Halk Bankası para alan bütün bankaları biliyor; hangi banka olduğunu söylemeyeyim, yanlış anlama olur. Bir bankada ya da iki bankadan % den bir günlük parayı alıyorlar. Ya sabah alıp, akşam iade edecekler. O faiz patlattı. Ne anayasa kitabının 9

10 fırlatılmasıdır, ne de diğerleridir. Yani oradaki %7.500 olunca, eyvah, para değerini kaybedecek, işte o telaşla, biliyorsunuz, Merkez Bankası Başkanı nın sekreteri patronunun parasını dövize çevirdi, yani o heyecanla. Ondan sonra, krizin patlama nedeni odur ve Türkiye de cirit atan 3 4 yabancı bankanın bunlar bellidir. Sıcak para getirenleri, 5 6 milyar doları yurtdışına transfer etti. Biz kendi aramızda, birbirimizle konuşuruz. Hiç kimsenin ahı kalmaz. O banka da yavaş yavaş şimdi yabancılara satılmaya başlandı. Opsiyonlu satış yapıldı. Her geçen gün el değiştirerek. Sahibi ağlıyordu, ben fakirim dedi televizyonlarda. Bir gün, ne kadar kazandın dendi, çekildi ve o çok ciddi bir para kazandı. Türkiye de krizin nedeni. Şimdi dönüyorum bakın, bizim burada, Atatürk ün döneminde bile özelleştirme bu şekilde ele alınmış ve bu modeli kim uyguladı biliyor musunuz? 2. Dünya Savaşı ndan sonra Almanya uyguladı. Wolkswagen de, ben katıldım, Prof. Mustafa Aysan da bir kitap yazmıştı, o vesileyle. O zaman Ali Coşkun Sanayi Odası Yönetim Kurulu üyesi, hiç unutmam, 77 li yıllarda. Bize, bu Wolkswagen özelleştirme modelini, bizim Sümerbank tan aldığımızı söylediler. Yani okumuşlar ve Wolkswagen i o zaman, halka o şekilde açmışlar. Şu anda Almanya nın, sosyal piyasa ekonomisi modeli kullanılır; Hıristiyan Demokratlar da gelseler aynı modeldir. Özelleştirmişseniz devlete ait bir şeyi, aldığınız parayla kalkınması gereken, ihtiyaç duyulan bölgelerde yatırım yapıyorsunuz. Benim böyle 1 2 satırda anlattığım temeli, altyapısı çok uzundur ve bu öncü ve doğan yatırımlar hedeflenmemiş hiçbir kalkınma modeli Türkiye de yürümez. Şimdi yalnız başlıkları söyleyeceğim; konuşmacılar, sizler tartışın diye. Bunun diğer tarafı, çiftçinin kalkındırılmasıdır. Köylerin karayoluna bağımlılığını sona erdirmektir; tren ağıyla yani, trenle taşımacılığı ve ulaşımı sağlamaktır. Bu konuda, bu tür destek yatırımları yapıldığı takdirde, sulama vs. kendiliğinden gelir. Çünkü siz istediğiniz kadar sulama götürün, bir yerde ürettiğiniz malın müşterisi yoksa olmaz. Bu konuda, Türkiye de ben çok kalkınma yaptım diyen dönemler vardı, özellikle 80 sonrası ANAP dönemi. Bu söylediğimin tersine çeviren bir-iki örnek vereyim, sözüme son veriyorum. O da nedir? Mesela hayvancılığı Türkiye de öldürdük biz. Ben Mardinliyim, bizim Mardin de mayınlar vardır, biliyorsunuz. Mayınları niye koymuşlardı, o zaman? Mardin den Suriye ye kaçak hayvan geçmesin diye. Hayvanlar kaçak geçmesin diye. Şimdi bırakın, kaçak hayvan geçmesini, kesilmiş et geliyor, bize oradan. Çünkü neden? 1983 yılında biz ithalatı serbestleştirdik. İşte düşük kur, yüksek faiz politikalarının benzerini teşvik ettik. Almanya da, kurduğu bir şirket aracılığıyla çok ucuz bir fiyatla da bize et sattı. Et satılınca bizim bütün hayvancılar, celepler dediğimiz piyasa ağzıyla, hayvanlarını kestiler. Şimdi istediğiniz kadar hayvan verin, adam diyor ki, benim müşterim yok ki. Son 5 yıl içinde bir de sütü satma noktasında zorladık. Denizli ye gittim ben; o gün protesto günüymüş, bütün her yer bembeyaz. Çivril diye bir yerleri var. Niye beyaz? Sütü döküyorlarmış sokağa. Çünkü sütü artık satın alamıyorsun, yasaklandı. Bu egemen kurulan büyük şirketler kontrolünde ve hep bunlar yatırımcı gözüküyorlar. Ama onu yasaklarken, o insanlardaki sütü satacakları mekanizmayı da kurmak zorundaydı devlet, kurmadı. Kalkınmada ya da bir ülkenin gelişmesinde, ABD bile olsa, devletin elini çekemezsiniz. Şimdi ABD de devletin ne kadar yatırımcı olduğunu neden bilmiyoruz? Biz federal devleti konuşuyoruz, eyaletleri konuşmuyoruz ki. Orada yatırım yapıyorsa, eyaletler yapıyor. Eyaletler eliyle yapılıyor, bu yatırımlar. Bu konuda kimse konuşmuyor. Mesela elektrik enerjisiyle ben araştırmıştım. Bu bizim gibi elektriği serbestleştiren, kurullar kuran yerlerde, tersine döndüğü görülmüştü, bazı eyaletlerde de kar ettiği görülüyordu. Yani rakamlar karşılaştırmalı olarak var. Kalkınmayla ilgili temel hedef, devletin yatırım 10

11 yapmasıdır. Peki bunun manası nedir? İşte bu bütçenin yapıldığı dönem önemlidir; devlet, kaynaklardan bir kısmını bu yatırımları yapmak için ayıracaktır. Peki ayırınca ne olur? O kadar az faiz ödeyecek demektir. Faiz dışı fazla dediğimiz para ne işe yarıyor? Faize gitmek için esas alınıyor. Transfer harcamalarının dağılımıyla ilgili kısma girmek istemiyorum. Mesela, bu kalkınmayı ilgilendiren en son yapılması düşünülen bir iş var. Çok önemlidir, altını çizmek istiyorum. Bizim sosyal güvenlik sistemi değiştirilmek isteniyor ve yakın zamanda tüm hocalarımız istifa etmek zorunda kalacaklar. Erken emekli olabilmek için, emeklilik hakları olmasın diye. Şimdi biraz baskı oldu da, işte yapılan açıklamada hayır, geçmişe dokunmayacağız diyorlar. Ben size söyleyeyim. Sosyal güvenlik yarası diye bir yara yok, kara delik yok! Devlet bizim sosyal güvenlik faizlerimizi bize geri ödememiştir daha. Neden? Eskiden yatırımlar teşvik edilirken, yani Eczacıbaşı, Koç, Sabancı bütün fabrikalarına kredi aldığı fon, bizim sosyal güvenlik fonuydu ve % 7 faizle yatırılırdı. Niye bunlara ucuz faizle verildi, bu para? Çalışacaklar, katma değer yaratacaklar, vergi gelecek, insanlar da emekli olduğu gün, ödeyecek. Şimdi bunun olmadığını nereden söylüyorum? Ticaret Bakanı diyor ki, seneye %5 indirim yapacağız primlerden. Delik varsa niye primlerden indirim yapıyorsun? Yani bunların çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Neden peki kalkınma ekonomisini etkileyecek? Türkiye de şu anda devletten 11 milyon kişi para aldı. Bu aldıkları paraların miktarı azaltılmaya çalışılıyor. Peki ne yapılacak? Temel hedef, Şili de olduğu gibi, buranın. Çünkü Türkiye şu anda o açığı vermiş, sigorta sistemini özel şirketlere kaydırmak ve bu özel şirketlerin sermayeleri o kadar yüksek oluyor ki, yabancı şirketler kurabiliyor Türkiye de bunu. Hiçbir ulusal şirket kuramıyor. Mesela en büyük şirketimiz Başak Sigorta, o bile yabancılara geçti, dikkat edin. Öyle yüksek limitlerde konuyor. Peki bu, kalkınmayı nasıl etkileyecek? Satın alma gücü azaldığı zaman, köyle istediğiniz kadar iş yapın. Hayvancılık tarımın en iyi müşterisiydi, yok. Onun için fiyatlar yükseliyor. İki, bir de bu satın alma yapan memurlar, işçiler, emekliler almazsa ekonomik kontrole geçiyor. Ben soru sorulursa, vakit kalırsa peki bugünlerde neden bu sıkıntıyı çekmediğimi anlatırım. Sızıntı ekonomisi diye bir ekonomi kavramı var geliştirdiğimiz. Şu anda bunu yapıyor hükümet. Ama asıl önemli şey, son çıkan büyüme rakamı, % 2. Neden? Çünkü, yabancılar diyor ki artık, gerçeği gösterin. Papaz büyümez dediği lafın benim algıladığım yeri yazmıyor ama yazar. Yine bulunduğu medya devletin kontrolünde sonuçta her halükarda. Ya da sermayenin reklam kontrolünde. Çünkü bana kimse izah edemiyor, Telekom durduk yerde neden reklam yapıyor? Türkiye de tek tabanca. Herkes telefonunu almak zorunda. Yani sabit telefonda reklam niye? Çünkü Telekom un neler yaptığını hiçbir gazetede, aleyhinde beyanat veriyorum, yayınlamıyorlar. Yayınlamazlar tabii. Şimdi bu konuda, özellikle sizin huzurunuza getirmemin nedeni şu, Türkiye de biz dengeli kalkınmayı sürekli kılabilecek modeli, devletin bütçesinde, bugünkü bütçesinden kalkınma amaçlı fonları görmeliyiz. Bu fonlar bir işadamına, özel sektöre teşvik şeklinde olmamalı, bu yanlıştır. Kalkınma yörelerinde verdiğimiz bütün paralar, Antalya ya turizm tesisi olarak geri dönmüştür. Ama oraya devlet fabrikasını kursan, oradaki özel sektör de yan çalışmak isteyenlere o zaman istediğiniz teşviki verin. Çünkü garantisi var, malı sattığı yer var, iş var, pazar var. Kalkınmanın yapılanmasında bu şekilde düşünülürse, milli gelir rakamının büyüklüğü önem kazanır, diğer rakamlar önemsiz kalır. Biraz uzattım, ben şimdi siz konuştukça bekleyeceğim. Teşekkür ederim sabrınız için. Rahmi AKSU: Sayın Bakanıma verdiği değerli bilgiler için çok teşekkür ediyorum. Tabii ben özelleştirme idaresi mensubu birisi olarak özelleştirmeyle ilgili söylediği 11

12 birçok şeye katılmamam mümkün değil. Hakikaten söylediği çok şeye katılıyorum, bende. Biraz sonrada onlarla ilgili konuşmak istiyorum. Açıkçası şimdi ben bu panelin bu bölümünde bir konuşmam yoktu. Fakat benim sunumum, bölgesel kalkınmayla ile ilgili bir model olan, yeni bir model olan, iş geliştirme merkezleri. Yabancıların Incubator dediği bir modeldi. Fakat hem Sayın Bakanım özelleştirmeyle ilgili konudan bahsetmesi üzerine, ondan söz edeceğim. Eğer uygun bulursanız, sunumuma devam ederim. Ben öncelikle Atılım Üniversitesi nin Sayın Rektör üne ve Rektör Yardımcısına ve idarecilerine teşekkür ediyorum, böyle bir panele ev sahipliği yaptığı için. Ayrıca Ekonomi Platformunun genç başkanı Sayın Oğuz Bey e çok teşekkür ediyorum. Kendisine hakikaten bu yaşta bu kadar, ülkenin sorunlarını kucaklayıcı bütünün altındaki detayları görebilecek kadar yetkin bir hale gelmesi ayrıca bir takdir edilmesi gereken bölüm. Bunu söylüyorum. Çünkü konuşmasında şunu dedi; diğer misafirlerimiz, diğer davetliler pazılın bütünüyle uğraştığı için buraya gelemediler. Evet, hakikaten resmin tamamıyla uğraşmak iyidir, hoştur. Ama, eğer o resmi, o pazılı siz birleştirmemişseniz. Orada, o onunla uğraşırken ciddi hatalar yapabilirsiniz. Şimdi Oğuz Bey in söylediği bir şey vardı. İnşallah bu parçayla uğraşan yani detayla uğraşan insanlar da bir gün bu koltuklara bu yönetim gidecek. Evet gerçekten bende çok umutla bekliyorum, olacağını da görüyorum. Pazılın tamamıyla uğraşanlar değil de, hazır bulanlar değil de, o pazılı birleştiren, bu pazılı bütünleyen ve bütün hale getiren genç arkadaşlar da bir gün bu yönetim kadrolarında oturacaklar ve o pazılın nasıl birleştiğini, o pazılın bütünün altındaki detaylarla uğraşmadan o detayın bütünlüğünün korunmasının mümkün olmadığını daha iyi görecekler. Evet dediğim gibi benim asıl hazırlığım ve sunumum, bölgesel bir kalkınma modeli olan yeni bir şey model olan İŞGEM ler. Ama ondan önce Sayın Bakanımın Türkiye deki özelleştirmeyle ilgili söylediği birkaç şeye gerçekten gönülden katılıyorum. Gelişmekte olan bir ülkede bir özelleştirme yapıyorsanız. Bunu İngiltere gibi, Fransa gibi, Almanya gibi, gelişmiş ülkeler gibi yapamazsınız. Hiç unutmam İngiltere de birkaç sene önce bir brifing bir nedenle bir brifing alıyorduk. Orada dediler, dünyada iki türlü özelleştirme modeli vardır. Bir işte gelişmiş batı ülkelerden piyasası, işte ekonomik piyasası gelişmiş batı ülkeleri; bir de doğu blok ülkeleri ki buradaki özelleştirme de değil, model rejim değiştirmedir. Öyle şey yapılınca ben valla dedim belki bu konuda benim bir bilimsel bir çalışma yoktur. Ama Türkiye yi iyi tanıyan 25 yıldır bürokraside çalışan bir insan olarak buna bir üçüncü model eklemek lazım, Türkiye, diye. Çünkü Türkiye ne tam gelişmiş yani diğer kapitalist ülkeler, Fransa, Almanya ve diğer ülkeler AB ülkeleri gibi bir ülke özelleştirme bazında bakıldığı zaman ne de demir perdeli ülkeleri gibi Çekoslovakya, Macaristan veya diğer doğu bloğu ülkelerine benziyor, özelleştirmede özellikle. Bana göre tamamıyla farklı bir model koyuyor. Bu farklı model koymasından dolayı da farklı bir zaman kesitini kullanıyor ten 2007 ye kadar bir 25 senelik bir neredeyse bir süreyi özelleştirme zamanına ayırmış. Çoğu ülkeler 3 yılda, 5 yılda, 6 yılda hadi bilemedim, daha yoğunluğunu o sürede bitirip devam ediyorlar. Ama Türkiye 1985 yılından beri fiili olarak özelleştirmeyle uğraşıyor. Ama uğraşıyor, bu kadar uzun sürede uğraşmasına rağmen ciddi hatalarda yaptık, yani hatalar derken belki ciddi planlama yapamadık. Yani belki süre çok uzun olunca planlanacak bir şey de kalmadı. Siyasi istikrarsızlıklar belki bu planlamayı tam ortaya koyamadı. Yani baştan ne yapacağımızı hani göç yolda dizilir şeyi gibi oldu bu. Yani başladık, özelleştirmeye 1985 yılında ondan sonra kanunlar çıkardık, sosyal boyutunu sonra gördük, işte daha sonra da bir sürü hatalardan sonra ilerliyoruz hala. Ama inşallah bundan sonra hata 12

13 yapmayız. Bunun belki şöyle bir uzun olmasının yararı oldu. Diğer çok kısa sürede özelleştirmesini tamamlayıp da hata yapan ülkelerin hatalarını görme imkânımız oldu. Hiç unutmam beş altı yıl önce, dört beş yıl önce Polonya nın özelleştirmesini anlatan OECD nin bir İstanbul veri toplantısı vardı. Polonya heyeti üst düzeyde temsil ediliyordu. Özelleştirmeden sorumlu en üst bürokratlar ve siyasiler ve sendika temsilcileriyle, öyle bir tablo çizdiler ki, ben gerçekten hayran kaldım ve en kısa sürede Polonya yı, Polonya da görmek özelleştirmeyi görmek istedim. Yani çok kısa süre içerisinde dört beş milyon devlet çalışanını özel sektörü yeniden geçip, piyasaya kazandırmak gibi bir başarı ve arkası devam eden bir başarılar anlattılar bize. Daha sonra birkaç yıl önce Polonya ya gittiğimde Polonya da çok iyi brifing alma imkânımız oldu. İşçi sendikaları başkanı işveren sendikaları başkanı ve devlet bürokrasisinde özelleştirme yapan tüm kesimlerden brifing aldığımızda bunun böyle olmadığını gördüm. Yani uzatabilirim gerçekten orada çok güzel bilgiler aldık. Fakat şunu gördüm ki bunu anlatan bunu paylaşan üst düzeydeki bürokratları anlatırken gözlerimin yaşardığını gördüm. Bugün bunu rahatlıkla söyleyebilirim Polonya, Avrupa nın ortasında olmasaydı. Yapılan özelleştirmeyle yeniden rejim değiştirirdi. Yani bunu bu kadarla özetleyebilirim. Bugün Polonya nın yeniden rejim değiştirmemesinin nedeni Avrupa nın ortasında olması ve bu imkânı, bu Avrupa nın ortasında olmanın imkânlarını kullanmak olarak ben tespit ettim. Çünkü o kadar çok büyük hatalar yapıldı ki, şuanda girersem, belki çok uzayacak, o nedenle girmek istemiyorum. Ama dediğim gibi Türkiye çok uzun bir süreyi özelleştirmeye ayırdı. Halen daha devam ediyor. Hatalar yapıyor, hatalar yapıyoruz, planlama yapamadık. Ama bunu hakikaten kime yüklemek lazım. Bugün özelleştirme idaresine mi? O da doğru olmaz. Çünkü bu bir ortada sorumlunun olmadığı yerde hesap sorulacak bir mercide olmuyor. Çünkü benim 1900 kurulduğu yıldan beri özelleştirmedeyim. Zaman zaman başbakanlıkta görev aldıysam da, o kadar çok başkan, başkan yardımcısı, o kadar çok bağlı olduğum bakan oldu ki, yani sicil özetlerini dolduracak böyle çalışanların fırsatları olmadan başka bir başkana veya başka bir idareciye geçmek durumunda oldu. Bu kadar kısa süredeki bir yöneticiye de sorumlu musunuz, sorumlu değil misiniz, ne yaptınız, diye sormak bilmiyorum, herhalde çok güzel bir şey olmaz. Gelelim, Sayın Bakanımızın memleketi Mardin e, ben Mardin de de biraz sonra anlatacağım. Proje kapsamında gittim. Bütün Doğu ve Güneydoğu illerini gezdim. Hakikaten özelleştirmenin ilk yıllarında sanki satacak başka bir şey yokmuş gibi satılan Et Balık Kurumları bana göre de çok yanlış oldu, çok çok yanlış. Yani memlekette belki başka satılacak şey yok muydu da Et- Balık Kurumlarını sattınız ve Doğu zaten terörün darbesini yiyen bir hayvancılığı, tek geçim kaynağı diyebilirim, onu da yok etmeye gayret gösterdiniz, onu anlamak hakikaten mümkün değil. Bana göre belki en son özelleştirilecek, hatta özelleştirilmeyi yerine ona başka bir formül bulunabilecek bir şeyi ilk öncelik olarak Et-Balık kurumları özelleştirildi veya da fonsuzlaştırıldı. Ben mesela Antep i falan da gördüm, o Et-Balık şeylerini ve dolayısıyla o bölgenin ciddi geçim kaynaklarından birisi de böylece yok edildi. Katılıyorum, tamamıyla katılıyorum. Yani özelleştirme gelirleriyle yeni, yeni sanayi kuruluşları demem ama, onun bıraktığı alanı dolduracak yerlerde kullanmak gerektiğine büyük ölçüde katılıyorum. Biraz sonra da çok az kaynakları kullanarak neler yapılabileceğini hakikaten bizim özelleştirme içerisinde yürütülen özelleştirme sosyal destek projesinde gösterdiğimiz için en azından bir model olur diye düşünüyorum. Tabii, ben dediğim gibi burada özelleştirmenin genel bütününü temsil demeyeyim de anlatma imkânım veya böyle bir yetki olarak değil ama Sayın Bakanımız bahsedince bunu söylemeden geçemedim. Bu konularda söylenebilecek o kadar çok var ki açıkçası planlamanın, organizasyonun olmadığı, 13

14 planlamanın yapılmadığı ve istikrarın olmadığı bir yerde her şeyi her olumsuz şeyin yaşanması mümkündür ve sorumlusunu da bulamazsınız. Bu ülkeyi yönetiminde de böyledir. Ne bileyim, her türlü yönetimsel şeyde böyledir. Yani planlayacaksınız, organize olacaksınız, istikrarı da koyacaksınız sonunda da sorumlusundan hesap sorma imkânınız var. İyi yaptıysa takdir etme imkânınız olur, kötü yaptıysa hesap sorma imkânınız olur. Ama açıkçası Sayın Bakanım dediği gibi özelleştirmede yapılan hataları da kim yaptı diye sorduğumuzda herkesin biz yapmadık diyeceklerini sanıyorum, son birkaç, üç beş yıl dışında. Abdurrahman ARIMAN: Önce ben de böyle bir toplantıya ev sahipliği yaptığı için Atılım Üniversitesi ne, Sayın Rektörümüz şahsında teşekkür etmek isterim. Ayrıca ekonomistler platformuna ve onun Başkanı sevgili Oğuz a da hep bize sizler gibi kıymetli topluluklara hitap etme imkânı verdikleri için teşekkür ederim. Benim kalkınmanın esas değinmek istediğim, kısmı: Kalkınmanın nasıl sağlanacağı, hangi araçlarla sağlanacağı. Ama ona girmeden önce izin verirseniz kısaca bir silsile içinde size o araca varan düşünce sistemini veya mekanizmayı açıklayım kalkınma ya da gelişme için hepimizin bildiği gibi üretmek bir değer yaratmak gerekli. Ben bunları biraz daha yalın, öyle fazla dolandırmadan ifade etmek istiyorum. Aslında mekanizma çok basit ben de mühendislik kökenli olduğum için biraz daha böyle basit biçimlerde izah etmeyi yeğliyorum da demeyeceğim. Alışkanlık haline gelmiş bizde. Ekonomistler genellikle bir fıkrada da geçtiği gibi, işte somut çözümler bulunurken varsayım üzerine daha çok konuşan bilim adamlarıdır. Ama mühendisler kestirmeden gitmeyi sever. Kalkınma, gelişme için üretim veya ona değer yaratma da diyebiliriz. Üretim yapabilmek için yatırım gereklidir. O yatırım bir bölgede, bir ülkede yoksa onun bir tür temini gerekir. Oda bölgeye dışardan gelmesidir. Bölge derken artık onu çapına göre ülke olarak da anlayabilirsiniz. Örneğin bir İrlanda, İstanbul un bir fraksiyonu büyüklüğünde ülkedir. Ama İstanbul içinde bölge demek gerekmekte. Dolayısıyla gelişmeyi bir bölgesel olay olarak ülke çapında olsa dahi ülkeler arasındaki farklılıkları da düşündüğümüz de bir bölgesel olay olarak alabiliriz ve o bölgede kaynak yetersizse o kaynağın dışarıdan temini gereklidir. Kaynak, birikimdir. O hani yetersiz olduğu için dışardan temin gereken tasarruflardır ve diğer birikim biçimleridir. Bu üretilen değerin, yaratılan ürünün paylaşımı ise bir bölgenin diğer bölgelerle ya da ülkeler arasında, uluslararası çapta bütün global olarak dünyada bir gelirin paylaşılması konusudur ve genelde de bu paylaşım dengeli bir biçimde olmaz. Eşit dağılmaz. Dolayısıyla da bölgeler, ülkeler arasında meydana gelen bu farklılıkların azaltılması sürecine, biz bölgesel kalkınma veya bölgesel gelişme süreci diyoruz. AB bağlamında bu konuya bakmak gerekirse, AB kurucu, düşünceyi ortaya koyan Jan Mone nin tabiriyle biz ülkeleri birleştirmeyi değil, insanları bir araya getirmeye çalışıyoruz derken ve temeline de bölgesel gelişmişlik farklılıklarının azaltılmasını koyarken aynı zamanda bir de, bir yaklaşım, bir mekanizmayı yarattı. Buna, bu bölgesel farklılıkların azaltılması için yapılması gerekenlere bu sürece müdahale edecek araç bölgesel kalkınma ajanslarıdır. Bölgesel kalkınma ajansı olmadan bölgesel kalkınmanın bugünün dünyasında genel kabul gördüğü şekliyle mümkünü yoktur. Bunu merkezi yönetimlerle ve hatta yerel yönetimlerle dahi becerebilmek artık kabul edilen bir şey olmaktan çıkmıştır. Yerel yönetim yerinden yönetim söz konusu olduğunda dahi bölgesel kalkınma ajansları o yerel yönetimin o kalkınmayı sağlamaya yönelik koludur, aracıdır. Dünyada bu tür dolayında araç bulunmaktadır. Bölgesel kalkınma ya da diğer bir ifadeyle yatırım ajansları. Bir kısmının adı yatırım, yatırım tanıtım ajansıdır. Türkiye de bunlardan hiç yok. Daha doğrusu bu ifadeyi bundan yaklaşık 8 10 ay önce söylemiş olsaydık, tam doğru 14

15 olacaktı. Türkiye de bir tane dahi ajans yok. Yani düşünün dünyada 600 tane olan, 200 ülkenin her birinde olan, ülkesi olmayan daha doğrusu, devleti olmayan bir takım yönetim özerk yönetim bölgelerinin dahi ajansı varken örneğin PİPA: Palestinian Investment Promotion Agency nin kısaltılmışı olarak Filistin Yatırım Tanıtım Ajansı olarak yıllardır, 10 yıldır var iken Türkiye de bunlardan bir tane dahi yok idi veya Kuzey İngiltere Kalkınma Ajansı. Sadece gelişmemiş bölgeler için düşünmeyin bunu Cote d Azur, Kalkınma Ajansı, Alsace Kalkınma Ajansı, Galler Kalkınma Ajansı gibi dünyanın en gelişmiş bölgelerinin de ajansı var ve işte Cote d Azur gelişmeye ihtiyacı mı var? Var. Biraz daha gelişmeye çalışıyorlar. Diğer bölgelere göre biraz daha avantajlı bir konuma geçmek istiyorlar. Bir yandan bölgeler kendilerini daha fazla geliştirmeye çalışırken bir yandan da otorite işte Avrupa Birliği düşünüldüğünde Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, Avrupa nın diğer kurumları bu birbirleriyle yarışan ve biraz daha gelişmeye çalışan bölgeler arasındaki farklılıkları da azaltmaya çalışıyorlar. İki birbirine zıt gibi gözüken eylem birbirine paralel başat bir kısmı bazen öne çıkan bir kısmı ikinci plana düşen bir biçimde sürdürülüyor, hemen hemen aynı aktörler tarafından. Şimdi Türkiye de niye yok? Ben Türkiye nin kısa bir süre önce işte en son yaşadığımız kriz sonrası 2 bin dolarlar dolayında olan kişi başına milli gelirinin o seviyelerde olması konusunda bir başkasını suçlama yerine aslında bizim yönetimlerimizi suçlamayı tercih eden bir düşünceye sahibim. Türkiye de, bütün dünyada her ülkede varken bu ajanslardan bir tane bulunmamasının nedeni de aslında yönetimler. Uzun uğraşlar ve son dönemde yaşanan bir süreç başlatılan ve bence son derece başarılı sonuçlar elde edilen bir süreç. Yatırım ortamının iyileştirilmesi süreci sonucunda Türkiye de bir takım yasalar hazırlandı. Biri, kalkınma ajanslarının kuruluşu, koordinasyonu ve görevleri vs. yasaların adı uzundur. Onu kısaca kalkınma ajansları yasası diyeyim. Diğeri de tanıtım, yatırım, tanıtım ajansı. Dünyada promosyon ajansı denilen ajansla ilgili 2 yasa hazırlandı ve bu yasalar sonucunda yasaların çıkarılması sonucunda Türkiye de 26 bölgede kalkınma ajansı, 1 tane de yatırım, destek ve tanıtım ajansı kurulması kararlaştırıldı. Bütün bunlar 2006 da yasaların çıkması, 2007 de de o yasaların gereği yapıların teşekkül ederek çalışmaya başlaması noktasında yani içinde bulunduğumuz yıl içinde bütün olan biten yaşanıyor. Dünyada kalkınma ajanslarının, bölgesel kalkınma ajanslarının tarihi 1930 lara kadar geri gider. Yani yaklaşık 75 yıllık bir tarihi vardır. İlk ajans Amerika da Tennessee Valley Authority (TVA) adıyla kurulan Tennessee Eyaleti nin kalkınmasını sağlamak üzere kurulan ajanstır. Daha sonra 70 li, 80 li yıllarda bu ajans faaliyetleri hız kazanmıştır. Türkiye, işte ilk ortaya çıkış dönemini yani 75 yılı bir kenara koyarsak, 70 li, 80 li yıllardan itibaren dünyada hız kazanan bir süreci yıl sonra neredeyse gündeme alabilmiş ve nihayet 2 yasa çıkararak bu ajansların kurulması doğrultusunda yolu açmıştır. Ama o yolda da öyle çok doğru düzgün yürünememiştir. Kalkınma ajansları önce hemen şuna değineyim. Niye dünyadakini konuşurken veya genel çerçeveyi konuşurken bölgesel kalkınma, bölgesel kalkınma ajansları diyoruz da Türkiye deki yasanın adı kalkınma ajansları ve Türkiye de işte kalkınma ajanslarının kuruluşunu konuşuyoruz. Çünkü ilk hazırlanan tasarıda o yasanın da adı bölgesel kalkınma ajansları yasasıydı. Ama bizim korkuyla yönetme alışkanlığımız ve de ülkenin bence hiçbir zaman var olmamış bölünmesine ilişkin endişelerimiz ve korkularımız dolayısıyla biz o bölgesel lafını bütün dünyada da bölgesel kalkınma ajansları olan olayın adını dahi değiştirerek bölgesel lafını sildik ve kalkınma ajansları dedik. Sanki o bölgesel lafını kaldırınca varsa eğer Türkiye bölünmeyecekmiş. O tehlike varsa bölünmeyecekmiş gibi yoksa da kullanmamanın anlamının anlamsızlığının ne şekilde ele alınması gerektiğini sizin takdirlerinize bırakıyorum. Şimdi kalkınma ajansları ne yapar nedir? Çünkü Türkiye de çok fazla bilinmiyor. 15

16 Yasalara bakarsanız da onun öyle çok kolay o sürecin içinde bu yasaların hazırlanması sürecinde, diğer ajansları incelememişseniz kolay kolay anlayamazsınız. Basittir, bölgenin kalkınması için ama ne yapar nasıl çalışırlar, nasıl sağlarlar bu bölgenin kalkınmasını? Bölgede kaynak yetersizse nasıl dışardan bölgeye getirilir? Bu konuda sözü çok kısa kesmek için yurt dışında 96 yılında katıldığım bir konferansta dinlediğim ve her iki tarafın da masanın iki tarafından anlattığı bir vakayı size aktararak -çünkü çok veciz bir biçimde olayı ifade eden bir vakadır- ifade etmek istiyorum. Vaka, Northern Development Agency, Kuzey İngiltere Kalkınma Ajansı nın o bölgeye Siemens in 1,1 milyar dolarlık chip yatırımını nasıl çektiğinin hikâyesi aslında. Ben çok kısa keseceğim. Önce Kuzey İngiltere Kalkınma Ajansı nın başkanı hanım olayı anlattı. Şöyle özetleyebilirim. İşte biz 10 yıl 96 yılında bu vakayı dinlemiştim 95 yılında Siemens in yatırımı Kuzey İngiltere ye çekilebilmiş. Biz dedi bundan 10 yıl önce yani 85 yılında Kuzey İngiltere nin kalkınması için dünyanın en kalkınmış bölgelerinden birinin kalkınması için Silikon Vadisidir, benzeri bir bölge oluşturmaya karar verdik ve o bölgeye de yüksek teknoloji yatırımlarını çekmeye karar verdik dedi. Bunun için bir hesap kitap yaptık. Basit bir fizibilite hazırladık. İnsan kaynağı eksiğimiz olduğuna farkına vardık. Üniversitelere gittik önce 10 sene sonra bize şu vasıfta şu kalitede şu kadar insan, şu vasıfta bu kadar insan gerekecek diye onlarla konuştuk programlarını değiştirttik onlara yeni programlar koydurttuk ve 10 sene sonra o insanların yetişmiş bir biçimde gelecek yatırımcıların aradığında bulabilmesi için böyle bir hazırlık içine girdik. Daha sonra çok gelişkin sanayi bölgeleri organize bölgeler hazırladık. Onların içinde işte kuluçka birimleri oluşturduk. Parası olmayan icadı ya da fikri olan kendini geliştirebileceği vs uzun uzun anlattı, yapılanları. Altyapısını hazırladık binalar diktik o bölgelere hazır olsun diye. Yani inanması güç anlatılanların. Böyle bir hazırlık sonucunda da işte 10 yıl sonra artık hazır olduğumuza piyasaya çıkabileceğimize Kuzey İngiltere yi dünyada yatırımları çekmek için pazarlayabileceğimize dair kanaat getirdikten sonra sahaya çıkmaya karar verdik ve neye ihtiyacımız olduğunu tespit ettik. Bizim bir o bölgeye yatırım yapacak önemli bir yatırımcıya ihtiyacımız vardı dedi. O arada bize Siemens in İspanya ya bu demin sözünü ettiğim yatırım kararını aldığı haberi geldi. Böyle bir parantez açayım, böyle bir haberi biz, o Türkiye de öyle bir hazırlık yaptıktan sonra alsak genelde hay Allah Siemens i kaçırdık bakalım başka kimi getirebiliriz deriz. Kuzey İngiltere ajansı o şekilde yapmıyor. Siemenscilere gidiyor. Biz diyor Kuzey İngiltere de çok güzel hazırlıklar yaptık. Gelin size onları gösterelim. Bırakın İspanya yı gelin oraya yatırım yapın diyor, diyorlar ve Siemenscileri alıp götürüyorlar. Hanımefendi şunu da ekledi bütün anlatımına. O Simenscileri yatırmak içinde o bölgeye yakın kullanılmayan bir şato vardı. Orayı hemen restore ettik, Siemenscileri orada yatırdık dedi. Şimdi niye diye sordular sonra sorular bölümünde çok açık ve net cevap verdi göz boyamak için dedi. Sonunda Siemenciler hakikaten gördükleri çerçevesinde Kuzey İngiltere nin İspanyadaki koşullarına çok daha iyi imkanlar sunduğunu görüyorlar ve tamam diyorlar. Biz ikna olduk ama maalesef İspanya için karar verildi Siemenste. Bu kararı değiştirebilecek bir tek kişi var, Siemens in başkanı Von Pierer diyorlar. Onun için ondan onay almanız lazım. Yoksa bize kalsa bugün değiştirirdik. Kuzey İngiltere Kalkınma Ajansı nın mensupları da kolay diyorlar. Hemen Von Pierer in ofisini arıyorlar. Bir randevu almak için Von Pierer in sekreteri yani iki yılı dolu ama, size bir yıl sonra bir randevu ayarlamaya çalışalım, diyorlar. Şok yaşanıyor. Araya bakanlar koyuluyor vs. birkaç ay sonra Von Pierer i Frankfurt dan helikopterle alıp iki saatliğine, Kuzey İngiltere ye götürüp o imkanları gösterip geri getirme konusunda ikna ediyorlar ve o götürüp getirme gerçekleştikten 16

17 sonra Von Pierer de ikna oluyor ve Siemens tarihinde ilk kez bir ülke için aldığı yatırım kararını değiştirip, bir başka ülkeye, bölgeye yatırımı aktarma kararı alıyor. Şimdi aslında başka bir şey söylemeye gerek yok. Dünyada o 600 küsur dediğim kalkınma ajansları, bölgesel kalkınma ajansları veya yatırım tanıtım ajansları, yatırım çekme ajansları adına ne dersek diyelim. Bu şekilde çalışıyorlar ve kendi bölgelerine dünyanın diğer kesimlerinden bir kuruş daha veya bir dolar, bir pount daha fazla yatırım çekmek için çabalıyorlar. Bunu en gelişmişi dahi yapıyor. Gelişmemişi de yapıyor. Şanghay da 24 tane bütün Çin de değil. Sadece Şanghay da 24 tane kalkınma ajansı var, Şanghay a yatırım çekmek için. Ülkeyi bırakın. Avrupa nın bütün ülkelerinde bölgesel havzasından, işte Kuzey İngiltere sine Galler ine, Code d Azur üne Kuzey İtalya sına vs. onlarca her ülkede ajans var ve bu ajanslar sürekli daha fazla kaynak yaratma, daha fazla kaynak çekme bölgelerine ve o kaynakların yapacağı yatırımlar, o yatırımların yapacağı üretimle zenginliklerini arttırmaya çalışıyorlar. Şimdi bizde niye yoktu ve anca işte içinde bulunduğumuz yılda bu noktaya gelebildik. Çünkü biz merkezden yönetmeye meraklıyız. Merkezdeki her şeyi kontrol altında tutacak bunun bir de bunun geri planında yatan nedenlere girmeyeceğim. O siyasetçinin işi. Merkezden yönetmeye meraklıyız. Yerel yönetimler, yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması, yerinden yönetim Türkiye de benim hatırladığım yıldır konuşulur. O konuda hiçbir adım atılmaz gibi yeni yeni bir takım adımlar atılmaya çalışılıyor. Şimdi bölgesel kelimesinin kaldırılmasıyla birlikte bir de o bölgesel kalkınma ajansları yasasının başına gelen bir olayı da anlatarak daha sonra da bir iki ufak belirti konuyu belirterek sözlerimi bitirmek istiyorum. Danıştay a yürütmeyi durdurma talebiyle başvuruldu. Danıştay ımız da maalesef bu başvuruyu haklı bularak o başvuruyu Anayasa Mahkemesi ne havale etti. Ben aslında farklı bir konuşma yapmayı düşünüyordum bugün. Ama sabah uçakta gelirken rastladığım bir arkadaşımın bana verdiği haber sevindirici oldu. Anayasa Mahkemesi Danıştay ın kendisine başvuru gerekçesini esasta kabul etmemiş ama iki noktada biri personel ve özlük hakları ile ilgili, bir ikinci konu da yasada bir takım önemsiz bana göre değişiklikler yapılması kaydıyla yasanın anayasaya aykırı olmadığı konusunda karar vermiş. Şimdi gerçekten bölgesel kalkınma konusunun nasıl ülke için veya bir bölge için bölünme tahditi, teşkil ettiği konusu ben siyasetçilere değil, psikiyatrlara bırakılması gerektiği konusunda düşünce sahibiyim. Ama size birkaç yine dünyadan örnekle birinin hikayesini anlattım. Şanghay da 24 tane ajans olduğunu söyledim. İrlanda da yapılan bir konuyu yani biz ajansları kursak da, kurmakla iş bitmiyor. O ajansların, dünyada çıkıp, demin sözünü ettiğim o Kuzey İngiltere Kalkınma Ajansı gibi, böyle şatoları restore ederek, yatırımcıyı orada yatıp kaldırarak; İrlanda Kalkınma Ajansı nda olduğu gibi, yatırımcının ilk başta cebine para koyarak, hibe koyarak. Niye? Yatırımcıyı çekebilmek için, yatırımın geri dönüş oranının büyütmeye çalıştığı için. Yirmi yıllığına kurumlar vergisini %10 a çektiler, Baştan da sabit yatırım miktarını düşürerek açık ara İrlanda nın yatırım geri dönüş oranının en gelişmiş ülkelerden dahi daha yüksek olmasını sağladılar. Bunun sayesinde de, 60 lı yıllarda 1000 doların altında kişi başına gelire sahip bir İrlanda, bugün Avrupa nın en gelişmiş üç ülkesinden haline geldi. İnanılmaz bir başarı öyküsüdür. Onun detayına girmeyeceğim. İrlanda Kalkınma Ajansı nın yaptıkları ama size cebine para vermeyle ilgili kısmını söylüyorum. Neler yapıyor bu ajanslar? Öyle yetkilerle de donatılmış. Bizde bir sene sonra Sayıştay gelir, hop birincisi, sen deli misin? denir bizde. Sana yatırım çek dedik, sen gittin adamın cebine para koyuyorsun. Sen ondan yoksa bir menfaat mi sağlıyorsun? denir. İki, bir sene sonra 17

18 Sayıştay gelir, hele getirin şu hesapları, bir görelim ne oluyor burada? der. İrlanda Kalkınma Ajansı, 7 sene sonra kime hesap veriyor, biliyor musunuz? Hükümete bile değil, Parlamento komisyonuna! Çizgiyi de şöyle çekiyor: Ben şu kadar para verdim, şu kadar arazi temin ettim, hatta üstüne bina da diktim vs. Çekiyor 100, verdim Bu kadar vergi ödediler, bu kadar istihdam yarattılar; onun para karşılığı şudur Bu kadar katma değer yarattılar, bu kadar şunu yaptılar, bu kadar ihracat yaptılar; onun ekonomiye katkısı şu kadar çekiyor. Biz ülkeye 1 dolar, 1 pound katkı sağladık diye, sadece Parlamento ya hesap veriliyor. Rahmi AKSU: Bizim ajanslarımız nereye hesap veriyor? Abdurrahman ARIMAN: Bizim henüz çalışan bir ajansımız olmadığı için, kimseye hesap veremiyorlar diyeceğim. Rahmi AKSU: Yok, yasal düzenlemede. Abdurrahman ARIMAN: Yasada yine Sayıştay a tabii. Dolayısıyla Türkiye, ajansları kurma konusunda bir yasa çıkardı. Bana göre yasanın çok büyük eksikleri var ama yine, her şeye rağmen Türkiye standardının ötesinde bir yasa. Uluslararası standartla karşılaştırdığımızda eksikleri var. İkincisi, bu ajansları kurmayla ki, kurma konusunda da engeller çıkarıyoruz, sürekli çalışmaya. İki pilot ajans kuruldu, biri İzmir, biri Çukurova. İkisinin de faaliyetini durdurduk. Şimdi işte bir hafta önce, 10 gün önce alınan Anayasa Mahkemesi kararıyla yeniden faaliyete geçecekler. Yetmiyor, o ajansların, o kurtlar sofrasında diğer ajansların elinden, nasıl İngiltere Ajansı, İspanya gibi dünyanın yatırım cenneti bilinen bir ülkesinden elinden kapabiliyorsa, bu kurulacak ajansların da dünyadaki bu ajanslarla aynı şekilde rekabet ederek onların elinden yatırımcı kapabilme becerisini sağlayacak eleman, araç-gereç ve teçhizatla donatılması lazım, yetkiyle donatılması lazım. Biz yasaya göre her şeyi DPT nin yetkisine bırakmışız ve DPT performans kriterlerini belirliyor ve belirleyecek. Bütçenizi ona sunacaksınız; program yapacaksınız, ona sunacaksınız. Kabul ederse Performans kriterlerini belirleyecek, performansı değerlendirecek ve tahsisi yapacak. Yani hem kanun koyucu, hem yargıç, hem cellat! Kuvvetler ayrımı falan burada kalmamış. Uzatmayayım, bu ajansların son derece etkin, yetkili, araçlı, donanımlı olması lazım, başa çıkabilsin. Yoksa kurmayla da yek getiremezsiniz yatırımı. Dünyada bu iş böyle yapılıyor. Türkiye 30 sene, 40 sene sonra, yola çıktığı bir noktada bu tür işlerle uğraşıyor. Biz kalkınma araçlarını ülkenin bölünmez bütünlüğüne tehdit teşkil edip etmiyor mu gibi dünyada olmayan tartışmalarla uğraşıyoruz. Dünyada kalkan başka şeyleri de hala tartışmaya devam ediyoruz. Herkes dışarıdan 1 kuruş yatırım çekmeye çalışırken, biz 1 kuruş iyi mi, kötü mü yoksa gelip abuk subuk işler mi yapar falan, onları da tartışıyoruz. Dolayısıyla, Türkiye bir yola çıkmak üzere, bir türlü çıkamıyor. Ben bunun önünde de yönetimlerin olduğunu düşünüyorum. Umarım önümüzdeki dönemde bu engeller ortadan kalkar, Türkiye, bölgesel kalkınma, bölgelerinin kalkınmasını sağlayarak ulus olarak da gelişmesini sağlayabilir ve kısa sürede, o konuştuğumuz kişi başına gelirlerini çok daha öte, gelişmiş ülke seviyelerine taşıyabilir. Teşekkür ederim. Rahmi AKSU: Sayın Bakanım, müsaade ederseniz ben, Sayın Arıman ın bu kalkınma ajanslarıyla ilgili birkaç sözüne değineceğim. Şimdi, kalkınma ajanslarıyla ilgili sayın Arıman söylerken, İrlanda nın ki, işte parlamentoya hesap verirken bizimkiler nereye hesap verecek? diye sormamın nedeni o. O kanunun çıkışından 18

19 itibaren, yani çok iyi okuduğumu, çok iyi tarif ettiğimi zannediyorum. İrlanda daki çok iyi tarif ettiğini, dünyadaki ajansları çok iyi incelediğimizi zannediyorum proje olarak da. Şimdi, yanlış yapılan bir binayı restore etmek, onu yeniden düzeltmektense yeni bir bina yapmak daha iyi. Hiç olmamasından daha iyi, kuruldu dedi, Sayın Arıman. Ama açıkçası buna çok içten katılamıyorum. Çünkü bir binanın, dediğim gibi temeli yanlışsa, oraya kadar inmek çok zor olur. Şunu da iddia ediyorum, sırf isim olarak değil, şekil olarak da çok yanlış kuruldu, bu ajanslar. Çünkü ruhu yok edilmiş bir ajans, işlevlerini yerine getiremez. İsmi yok edildiği gibi, bölgesel yapı kaldırılarak ruhu da farklı mecralara bağlanarak, farklı şekilde dizayn edilerek ruhu da yok edilmiştir. Onun için, bana göre, belki faaliyete geçmeden yeniden onu dizayn etmek lazım. Çünkü, Allah etmesin, yani yanlış yapılan bir binada oturulmaya başlandığı zaman bir felaket olursa, ondan önce, oturmadan önce düzeltilmesi gibi, bu yasanında bana göre kesinlikle düzeltilmesi lazım. Özellikle, bu kalkınma ajansları gerçekten, Türkiye için çok önemli ama tartışılması lazım. Yani tartışılarak o konunun en azından gündemde, bu şekilde çıkarılması lazım. Sessiz sedasız, bir herhangi bir birey gibi, bizde de olsun, işte ajansımız var, dünyada herkes de varsa bizde de var şeklinde kuruldu. Bana göre son derece yanlış. Yine dediğim gibi, eğer imkan olursa kendi sunumumda burada bahsedeceğim. Teşekkür ediyorum. Oğuz Demir: Türkiye nin çeşitli yerlerinde çeşitli projelerine imza atıyoruz. Burada bir çok dostumuzun bize katkısı oluyor. Çeşitli çalışmalarda yerel düzeyde hem o ilişkileri sağlarken ama o ilişkileri sağlandıktan sonra asıl o yereldeki yöredeki insanlarla faaliyetlerimiz daha bir iç içe geçiyor. Bizim için önemli şeylerden biri bu faaliyetleri aslında Türkiye ye taşıyabilmekti. Bugün belki de benim en fazla üzüldüğüm konu bunu istediğimiz derecede etkin uyandıramamak oldu. Çünkü asıl amacımız buydu. Yani burada solumda Hakan Bey, sağımda İlyas Bey her ikisinin de yaptığı çalışmaları her ikisinin de öncülük ettiği bölgelerindeki çalışma çok önemli bunlar hep ekip işleri. Biraz kamuoyuna taşıyabilmek niyetindeydik, arzusundaydık. Ama katılımcıların bir bölümü ya onların gelmesi gerçekten çok değerliydi özellikle meclisten katılımcıların gelmesi, bakanların gelmesi çok önemeliydi. Ama dediğim gibi hep aynı noktadayım. Yani parçanın bütünüyle uğraşmak zor ama bütünün detaylarıyla uğraşmak daha zor. O yüzden inşallah onlar da mutlaka bunun farkındadırlar. Ama işte programlar bütçe görüşmeleri vs derken durum bu noktaya geldi. Son yıldır iki bölgede de çok ciddi bazı çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalarla ilgili hem bilgi vermeleri için ilk ağızdan Edirne Genç İşadamları Derneği nden Hakan Bey ve Yozgat Sorgun ilçesi Ticaret Odası Başkanı Sayın İlyas Şenses burada kısaca bir yıl içerisinde ne yapıldığını ardından Adnan Bey de bizim bu konuda sivil toplumun iş dünyasının kalkınma sürecine katılımıyla ilgili kısa bir bilgi verecekler. Hakan Bey le başlayalım istiyorum. HAKAN ĠNCĠ: Öncelikle herkese merhaba biraz reklam yaparak başlayayım, kendimi tanıtarak. Ben Hakan İnci İnşaat mühendisiyim. Kamu İhale Yasası ve Yerel Yönetme Yasası olmak üzere iki tane mastırım var, bitirmiş olduğum. Ben bu mastırları yasa çıkar çıkmaz yaptım ve ilk yapanlardan biriyim, yasalar konusunu. Onun dışında turizmle uğraşıyorum ve Oğuz Bey le de 3 Aralık 2004 bir akşam üzeri birlikteliğimiz başladı ve devam ediyor, tarihtir bizde. Aynı zamanda Edirne Belediyesi nde Belediye Meclis Üyeliği de yürütüyorum. Şimdi bizim tabii buraya geliş amacımız turizm yani bizim zaten dernek olarak kendimize edindiğimiz gelecekle ilgili düşüncelerimiz hep turizm üzerine odaklandı ve projelerimizi de bu yönde geliştirdik. Şimdi ben 19

20 sunumuma şöyle bir Edirne yi tanıtarak başlayayım, önce Edirne li var mı aranızda? Yok galiba. Çok düşük bir olasılık. Malatya lı var mı? O da yok. Ben Malatya lıyım da. Malatya lıyım ama Edirne Genç işadamları Derneği adına geliyorum. Şimdi Edirne yi biraz tanıtarak başlamak istiyorum. Ülkemizin Trakya sını oluşturan ve sahip olduğu gümrük kapıları şuanda fiili olarak Edirne nin çalışan dört tane sınır kapısı var. Bunların iki tanesi Yunanistan a açılan, iki tanesi Bulgaristan a açılan sınır kapıları var ve bu hat üzerinde kurulmuş olan bir ilimiz. İl özellikle İstanbul gibi ve şuanda çok yakında bulunan Çorlu gibi gelişmiş ve sanayi yönünden ilerlemiş merkezlere oldukça yakın bir konumda. Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının 2003 yılında yaptığı illerin sosyo ekonomik gelişmişlik sıralamasına göre 81 il içerisinde ilimiz 16. sırada ve ikinci derece gelişmiş iller içerisinde bulunuyor. İkinci derece gelişmiş iller grubunda yer alan illerin ortak özellikleri genellikle kıyı illeri olmaları ve tarımsal üretimde özellikle sanayi bitkileri üretiminde öne çıkmasıyla tarıma dayalı bir ekonomimizin olması dış turizmden elde edilen gelirler gerek iller gerekse ülke ekonomisi için önemli bir girdi. Zaten bizim bütün çalışmalarımızda, ilimizde tarımdan ziyade turizme yöneltmek insanları. Çünkü çok ciddi bir atılım iş gücü var Edirne de. Marmara bölgesi iller bazında gelişmişlik endeksine göre Edirne nin konumu 0,56234 gelişmişlik endeksi sektörel durum önce kısaca biraz tarımdan bahsetmek istiyoruz. Edirne nin ekonomisi ağırlıklı olarak tarıma dayalı ve üç çeşit ağırlıklı üretim var. Ayçiçeği, buğday ve çeltik üretimi var. Edirne Türkiye nin toplam ayçiçeği Edirne nin Türkiye deki toplam ayçiçeği üretimindeki payı %27 bununla ilgili çok ciddi bir birlik var, Trakya Birlik onun ve bunlara bağlı üye ve bir çok tarım kredi kooperatifleri var, sanıyorum 48 civarında. Türkiye nin toplam çeltik üretiminde yaklaşık %56.8 i Edirne den karşılanıyor ve buğdayı da %3 civarında. Bu verileri geçiyorum, sektörel durumla ilgili olarak. Edirne ye bir turizm olarak baktığınızda gerçekten çok ciddi turistik ve tarihi eserlere sahip bir ilimiz. Son dönemlerde özellikle özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarını yani bizim; Edirne Genç İşadamları Derneği kısmen bizim başlattığımız çalışmalar sonucunda ticaret odasının bir takım turizme yönelik çalışmaları var. 560 a yakın tescilli tarihi eser var ve açık hava müzesi konumunda Edirne miz ve bu yönden de ikinci büyük dünyanın açık hava müzesi konumunda ve Edirne de şuanda tarihi Beyazıt Külliye si var, Sağlık Müzesi o da 2004 yılı Avrupa dan müze ödül almış, bir müze. İş dünyasına şöyle bir baktığımızda tekrar turizme döneceğim. Yaklaşık 1752 şirket mevcut bunun 198 i kollek yani aile şirketi ağırlıklı merkeze bağlı dört tane de ticaret borsası var. Bunun üç tane merkezi İpsala, Keşan, Uzunköprü de. Uzunköprü ve Keşan çevremiz gerçekten büyük ilçeler. Bunların yaklaşık olarak 966 tane üyesi var ve iş hacimlerinde 400 milyon YTL civarında 2006 yılı sonu itibariyle. Edirne yi şöyle bir somut analizi yaptığımızda Edirne nin güçlü yanlarına baktığınızda geniş ve verimli tarım arazilerinin olması, kültür, turizmine uygun çok sayıda tarihi esere sahip olması, sosyo ekonomik gelişmişliğinin yüksek olması, Türkiye nin Avrupa Birliği ne açılan sınır kapısı olması, öğrenmeye açık insan kaynağı alt yapıya sahip olması ve sermaye birikimleri diğer illere göreceli olarak yüksek olması, güçlü yanları, Edirne nin. Zayıf yanları tarım arazilerinin miras nedeniyle bölünmesinden dolayı geniş çaplı çiftçilik azalıyor. Yani daha önce bir aile 150 dönüm, 200 dönüm bir yer ekerken şuanda bunlar 20 şer dönümlere, 30 ar dönümlere düşmüş durumda ve hiçbir şeyi getirisi kalmadı. Sulu tarım pek yapılamıyor. Köylerde tarımla uğraşan genç nüfus hızla kent merkezine kayıyor şuanda Edirne de şöyle bir moda var, bir kız istemeye gittiği zaman köyde Edirne den ev alırsanız evlenirim. Ana kriter şehir merkezinde oturmak. Turizm sektöründe oluşabilecek ani büyük patlamaya cevap verecek yeterli tesis ve yetişmiş eleman alt yapısı yok, gerçekten yok. Yani yeterli 20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 1 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi Kamuoyuna Galatasaray'la yaptığı ortaklıkla gelen American Finans kuruluşu AIG'nin Türkiye Genel Müdürü Paolo Zapparoli,

Detaylı

Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim H. Çanakcı nın 3 üncü Arap-Türk Bankacılık Forumu nda Yaptığı Konuşma. 13 Mart 2014, İstanbul

Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim H. Çanakcı nın 3 üncü Arap-Türk Bankacılık Forumu nda Yaptığı Konuşma. 13 Mart 2014, İstanbul Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim H. Çanakcı nın 3 üncü Arap-Türk Bankacılık Forumu nda Yaptığı Konuşma 13 Mart 2014, İstanbul Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulumuzun ve Türkiye Bankalar Birliği nin

Detaylı

İSLAM KALKINMA BANKASI SERMAYE PİYASASI KURULU ORTAK KONFERANSI

İSLAM KALKINMA BANKASI SERMAYE PİYASASI KURULU ORTAK KONFERANSI İSLAM KALKINMA BANKASI SERMAYE PİYASASI KURULU ORTAK KONFERANSI DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın Başbakan Yardımcım, Sayın Hazine Müsteşarım, Yurt dışından gerek

Detaylı

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli www.ekrempakdemirli.com 21.05.2014 1923 sonlarında Cumhuriyet Kurulduğunda Savaşlardan yorgun Eğitim-öğrenim seviyesi oldukça düşük bir toplum Savaşlar sonrası ülke harap ve

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı. Dr. Vahdettin Ertaş. Finansal Erişim Konferansı. Açılış Konuşması. 3 Haziran 2014

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı. Dr. Vahdettin Ertaş. Finansal Erişim Konferansı. Açılış Konuşması. 3 Haziran 2014 Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş Finansal Erişim Konferansı Açılış Konuşması 3 Haziran 2014 Sn. Hazine Müsteşarım, Sn. BDDK Başkanım, Dünya Bankasının ülke direktörü Sn. Raiser, yurtiçinden

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

Bakan Güler, "Türkiye rüzgar enerjisinde AB ülkeleri arasında 1'inci, olacak" dedi

Bakan Güler, Türkiye rüzgar enerjisinde AB ülkeleri arasında 1'inci, olacak dedi Türkiye'de 3 bin enerji yatırımcısı var Bakan Güler, "Türkiye rüzgar enerjisinde AB ülkeleri arasında 1'inci, olacak" dedi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Türkiye'de enerji yatırımcısı sayısının

Detaylı

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları,

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Ankara Forumunun beşinci toplantısını yaptığımız için çok mutluyum. Toplantıya ev sahipliği

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN  TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 10 Nisan 2015 İstanbul, Martı Otel Sayın Misafirler, Değerli Katılımcılar

Detaylı

EKİM AYI MECLİS TOPLANTISI / YÖNETİM KURULU FALİYET RAPORU SUNUMU. YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014

EKİM AYI MECLİS TOPLANTISI / YÖNETİM KURULU FALİYET RAPORU SUNUMU. YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014 YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014 Ekim ayı içerisinde Odamız tarafından; üyelerimizce talep edilen 37 adet Kapasite Raporu, 15 adet Ekspertiz raporu ve 6 adet de Fiili Tüketim Belgesi düzenlenmiştir.

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI ve ALTYAPI YATIRIMLARININ FİNANSMANI: ALTERNATİF YATIRIM FON VE ORTAKLIKLARI İLE DİĞER SERMAYE PİYASASI ARAÇLARI

ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI ve ALTYAPI YATIRIMLARININ FİNANSMANI: ALTERNATİF YATIRIM FON VE ORTAKLIKLARI İLE DİĞER SERMAYE PİYASASI ARAÇLARI ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARI ve ALTYAPI YATIRIMLARININ FİNANSMANI: ALTERNATİF YATIRIM FON VE ORTAKLIKLARI İLE DİĞER SERMAYE PİYASASI ARAÇLARI KONULU ÇALIŞTAY AÇILIŞ KONUŞMASI Dr. Vahdettin ERTAŞ SPK Başkanı

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month,

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month, Makro Veri Ödemeler Dengesi: Cari açık yeni rekorda İbrahim Aksoy Ekonomist Tel: +90 212 334 91 04 E-mail: iaksoy@sekeryatirim.com.tr Cari denge Aralık ta 7,5 milyar $ rekor açık verirken, rakam, piyasa

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu (14 Aralık 2007, İstanbul) Nevzat Öztangut Başkan, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Değerli konuklar, Aracı Kuruluşlar

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI. 2014 Yılı Faaliyet Raporu

YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI. 2014 Yılı Faaliyet Raporu YOZGAT TİCARET VE SANAYİ ODASI 2014 Yılı Faaliyet Raporu Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası 2014 Yılı Oda Faaliyetlerimiz 69 Slayt 31.01.2014 AB Slovenia Projesi Denetimi 03.01.2014 Belediye Başkan Adayı Kazım

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY 3 EYLÜL 2013 DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Değerli konuklar, yurtdışından gelen değerli misafirlerimiz, finans sektörünün kıymetli

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 23.07.2014 Jak ESKİNAZİ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Seçim maratonu devam ediyor Cumhurbaşkanlığı Seçimi, ülkenin en sıcak gündemi 10 Ağustos'ta

Detaylı

İSTANBUL EKONOMİK ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ

İSTANBUL EKONOMİK ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ İSTANBUL EKONOMİK ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ Hocaların Gözüyle 2015 Yılında Türkiye Ekonomisi Araştırması Kantitatif Araştırma Özeti Aralık 2014 İstanbul ARAŞTIRMA EKİBİ Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin İEAD

Detaylı

Küreselleşme ve Para Politikası

Küreselleşme ve Para Politikası Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Küreselleşme ve Para Politikası Durmuş Yılmaz Başkan 21 Kasım 2008 İstanbul Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının geleneksel yıllık konferanslar kapsamında düzenlediği,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Hüsnü Özyeğin; YİSAD da konuştu Türk yöneticiler her yerde başarılı

Hüsnü Özyeğin; YİSAD da konuştu Türk yöneticiler her yerde başarılı Hüsnü Özyeğin; YİSAD da konuştu Türk yöneticiler her yerde başarılı Türkiye nin topal ayağı eğitimdir diyen Özyeğin, düşük eğitim düzeyi ile ekonominin gelişmesini mucize olarak yorumladı. Cari açığın

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler... TÜRKONFED BAŞKANI TARKAN KADOOĞLU TKYD KURUMSAL YÖNETİM ZİRVESİ KONUŞMA METNİ 14 Ocak 2016 Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

Türkiye-Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi nin 50 nci Yılı Konferansı Ankara da Düzenlendi

Türkiye-Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi nin 50 nci Yılı Konferansı Ankara da Düzenlendi Türkiye-Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi nin 50 nci Yılı Konferansı Ankara da Düzenlendi Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK), Ankara Üniversitesi ve Ziraat Bankası işbirliği ile Türkiye-Almanya Sosyal Güvenlik

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü Küreselleşmenin etkisi Devlet bir çok sosyal alandan çekilmiştir Küresel ekonomi sürecinde özelleştirmeler ile eşitsizlik,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan EROL un

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan EROL un Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan EROL un Şirket Finansmanı ve Halka Açılmada Yeni Yol Haritası: Girişim Sermayesi ve Özel Sermaye Şirketleri Panelinde Yaptığı Konuşma 21.03.2008 Oditoryum,

Detaylı

VİRTUS Serbest Yatırım Fonu. İş Yatırım Bosphorus Capital B Tipi Kısa Vadeli Tahvil ve Bono Fonu

VİRTUS Serbest Yatırım Fonu. İş Yatırım Bosphorus Capital B Tipi Kısa Vadeli Tahvil ve Bono Fonu VİRTUS Serbest Yatırım Fonu İş Yatırım Bosphorus Capital B Tipi Kısa Vadeli Tahvil ve Bono Fonu Bosphorus Capital Bosphorus Capital Portföy Yönetimi A.Ş. Türk finans piyasalarında aktif varlık yönetimine

Detaylı

GEMLİK TİCARET ve SANAYİ ODASI

GEMLİK TİCARET ve SANAYİ ODASI GEMLİK TİCARET ve SANAYİ ODASI EKONOMİK SOSYAL DURUM ARAŞTIRMASI Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası na bağlı üyelerin Türkiye ve Gemlik Ekonomisi ve Sosyal durumu hakkındaki yorumlarının istatistiki yöntemler

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması 45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması İktisadi Kalkınma Vakfı nın Sayın Başkanı, Sayın Büyükelçiler, Kıymetli basın mensupları Hanımefendiler

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SPK 7. ARAMA KONFERANSI NDA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 ARALIK

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti

Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu temalı Toplantı İstanbul TOBB Plaza da Gerçekleşti Uluslararası Yükseköğretim Hareketliliği ve Türkiye nin Konumu Toplantısı TOBB Plaza da

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek Tarih: 19.01.2013 Sayı: 2014/01 İSMMMO dan Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı Raporu Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek İSMMMO nun Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı adlı

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2014, No: 92

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2014, No: 92 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2014, No: 92 i Bu sayıda; 2014 Mart ayı Ödemeler Dengesi Verileri ve kurdaki gelişmeler değerlendirilmiştir. i 1 İlk üç ayda cari açıktaki her 100 Dolarlık

Detaylı

Faktoring sektörü 76 milyar TL işlem hacmi ve reel sektöre sağladığı 12,4 milyar TL ile Türk ekonomisine destek veriyor

Faktoring sektörü 76 milyar TL işlem hacmi ve reel sektöre sağladığı 12,4 milyar TL ile Türk ekonomisine destek veriyor Reel Sektörün Çarkı Faktoring, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin in katıldığı sempozyumda değerlendirildi. Faktoring sektörü

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

YENİ BİR PERDE AÇILIYOR

YENİ BİR PERDE AÇILIYOR TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, yeni Ticaret ve Borçlar kanunlarının sanayicinin, tüccar ve esnafın anayasası olduğunu söyledi. YENİ TİCARET VE BORÇLAR KANUNLARIYLA EKONOMİDE YENİ BİR PERDE AÇILIYOR

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 1 / 7

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 1 / 7 YENİ TEŞVİK SİSTEMİ 1 / 7 Biliyorsunuz, 19 Haziran da yeni teşvik sistemine ilişkin gerekli yasal prosedürler tamamlandı ve konuya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı -2012 yılının başından itibaren geçerli

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ

KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ KRİZ ÖNCESİNİN TEK İYİ HABERİ Necmi Gürsakal 1 I. GİRİŞ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa daki 250 Büyük Firma Araştırması nın 2000 yılı sonuçlarını yayınladı. 1997 yılından başlayarak 2000 yılına kadar

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 Bu sayıda; Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Dünya Ekonomik Görünümü Raporu tahminleri değerlendirilmiştir. i Küresel

Detaylı

tepav Tasarruf kamudan başlar Nisan2012 N201124 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Tasarruf kamudan başlar Nisan2012 N201124 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Nisan2012 N201124 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp KALKAN 1 Analist, Ekonomi Etütleri Tasarruf kamudan başlar Türkiye nin cari açık sorunu ve bunun altında yatan

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Bu Hafta Piyasalarda

Bu Hafta Piyasalarda 06 Nisan 2015 Bu Hafta Piyasalarda Geçtiğimiz hafta yurtiçinde beklenen 2014 büyüme rakamı %2,9 dördüncü çeyrek için ise %2,6 olarak açıklandı. Piyasa beklentisinin üzerinde gelen rakamlar Türkiye gibi

Detaylı

Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı

Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı Tarih: 16.01.2011 Sayı: 2011/01 Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı 2003-2010 yıllarını kapsayan 8 yılda, şirketlerin kâr aktarımı, faiz ödemeleri ve portföy yatırımları aracılığıyla,

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

MAYSI AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTIMIZA HOŞ GELDİNİZ

MAYSI AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTIMIZA HOŞ GELDİNİZ MAYSI AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTIMIZA HOŞ GELDİNİZ YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 28.04.2015 Mayıs ayı içerisinde Odamız tarafından; üyelerimizce talep edilen 37 adet Kapasite Raporu, 14 adet Ekspertiz

Detaylı

PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013

PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013 PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013 RİSKİN İŞTAHI KAÇARSA Bernanke nin Mayıs ayı içerisinde yaptığı açıklama ile başlayan riskten kaçınma eğilimi 19 20 Haziran FED toplantısı ile doruğa ulaştı. FED in 85 milyar

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

Türkiye Sermaye Piyasası. Mayıs 2011 Mayıs 2011 Almanya

Türkiye Sermaye Piyasası. Mayıs 2011 Mayıs 2011 Almanya Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Mayıs 2011 Mayıs 2011 Almanya Sermaye Piyasası Kurumları Sermaye Piyasası Kurulu TSPAKB İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Vadeli liişlem l ve Opsiyon

Detaylı

Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Bu akşam, Ambargo Sonrası İran: Ekonomik ve Ticari Etki Analizi

Detaylı

İspanya nın zorlu ekonomik sorunlarla baş etmeye çalıştığı bir dönemde rahat İSPANYA EKONOMİSİ RAHATLIYOR ÜLKE

İspanya nın zorlu ekonomik sorunlarla baş etmeye çalıştığı bir dönemde rahat İSPANYA EKONOMİSİ RAHATLIYOR ÜLKE İSPANYA EKONOMİSİ RAHATLIYOR İspanya 1,5 trilyon dolar GSMH, 30 bin dolar kişi başı milli geliriyle küresel ekonomik krize rağmen AB nin önemli ekonomilerinden biri. İspanya nın zorlu ekonomik sorunlarla

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 5 NİSAN 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Nasıl bir İstanbul? Belediyesi, Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünde nasıl bir İstanbul düşlüyorsunuz? Peki; düşlerinizin gerçekleşmesini

Detaylı

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok Antalya daki 4 üniversitenin sektör için gerekli eğitimleri verdiği, Akdeniz Üniversitesi

Detaylı

İSTANBUL EKONOMİK ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ

İSTANBUL EKONOMİK ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ İSTANBUL EKONOMİK ARAŞTIRMALAR DERNEĞİ Hocaların Gözüyle 2016 Yılında Türkiye Ekonomisi Araştırması Kantitatif Araştırma Özeti Aralık 2015 İstanbul ARAŞTIRMA EKİBİ Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin İEAD

Detaylı

EYLÜL AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTIMIZA HOŞ GELDİNİZ

EYLÜL AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTIMIZA HOŞ GELDİNİZ EYLÜL AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTIMIZA HOŞ GELDİNİZ YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 28.09.2015 Eylül ayı içerisinde üyelerimizin talep ettiği 25 üyeye Kapasite Raporu, 5 üyemize Ekspertiz Raporu ve

Detaylı

Yaprak Özer İndeks İçerik İletişim Danışmanlık CEO. Öncelikleriniz iletişim stratejinizi de değiştirir

Yaprak Özer İndeks İçerik İletişim Danışmanlık CEO. Öncelikleriniz iletişim stratejinizi de değiştirir Yaprak Özer İndeks İçerik İletişim Danışmanlık CEO Öncelikleriniz iletişim stratejinizi de değiştirir Küresel finans sektörü, barındırdığı risklerden dolayı geçtiğimiz yıl birçok şirket için belirsizliklerle

Detaylı

TEBLİĞ ve SUNUM OTURUMU

TEBLİĞ ve SUNUM OTURUMU TEBLİĞ ve SUNUM OTURUMU Başkan : Prof Dr. İbrahim Hakkı YILMAZ Iğdır Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sunum : Iğdır ilinde Kentsel Dönüşüm: Mevcut Durum ve Hedefler Banu ASLAN CAN Iğdır Çevre ve Şehircilik

Detaylı