2012 ULUSLARARASI KONGRE
|
|
|
- Eren Hamzaoğlu
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 2012 ULUSLARARASI KONGRE YER NDE PS KOLOJ K TAC Z Nisan 2012, zmir-türk YE Bilim nsanları Derne i [email protected] www. bilinder.org
2 2012 ULUSLARARASI YER NDE PS KOLOJ K TAC Z KONGRES Bilim nsanları Derne i Yayın Kurulu tarafından Yayınlanması Uygun Görülen Türkçe Sunulan Bildiriler Ba Editör Yrd. Doç. Dr Emine Sonal Editör Hukuk Av. Gülnur Erdo an Editör Fikret Özçelebi Bilinder Yayınları, zmir Haziran,
3 Kongre Ba kanı: Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever Yayın Hakları: Bu kitaptaki bildirilerin yayın sorumlulukları yazarlarına aittir. Yazarın izni olmadan tamamen ya da kısmen ço altılamaz. KONGRE DÜZENLEME KURULU Bilim nsanları Derne i Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever Prof Dr. Nilgün Morali Yrd. Doç Dr. Emine Sonal Ümit Emsal Ilhan Kongre Danı ma Kurulu Prof. Dr. Asaf Sava Akat Bilgi Üniversitesi, stanbul Prof. Dr. Berin Yenigül Ege Üniversitesi, zmir Prof. Dr. Pınar Tınaz, Mobbing-consulting, stanbul Prof. Dr. Tankut Centel Koç Üniversitesi, stanbul Kongre Bilim Kurulu Aliye Mandıracıo lu Ege Üniversitesi, zmir Prof. Dr. Fatma SIRMATEL AIBU, Tıp Fakultesi 3
4 Prof. Dr. Hüseyin GÜL Süleyman Demirel Üniversitesi Prof Dr. M. Ali Gürol Gazikent University, Gaziantep Prof Dr. Olcay Çam, Ege Üniversitesi, zmir Prof. Dr. Songül SALLAN GÜL Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Doç. Dr.Sibel Gök Marmara Üniversitesi, stanbul Yard. Doç. Dr. I ıl Karatuna,, Kırklareli Üniversitesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Miman Toros Üniversitesi, Mersin Açılı Konu ması Ba kanı: Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever Türkan Miço ulları ( CHP, 22. Dönem zmir Milletvekili) Prof. Dr. Hülya Güven (CHP zmir Milletvekili ) Davetli Konu macılar Prof. Dr. Pınar Tınaz Psikolo u Konu: Mobbing Nedir? Ne De ildir? Prof. Dr. Tankut Centel Konu: Türk Hukukunda Psikolojik Taciz Koç Üniversitesi, ve Sosyal Güvenlik Hukuku Konu: yerinde Mobbing Prof. Dr. ükran Ertürk Dokuz Eylül Üniversitesi, ve Sosyal Güvenlik Hukuku Konu: yerinde Ayrımcılık Prof. Dr. Songül Sallan Gül Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Konu: Yönetim ve Psikolojik Taciz Yrd. Doç. Dr. Lütfiye Bozda 4
5 stanbul Kemerburgaz Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Konu: Üniversitelerde Mobbing: Ya anmı bir Tecrübe BASIN NE SÖYLED? YER NDE DUYGUSAL DDET ZM R'DE MASAYA YATIRILDI. Bilim insanları Derne i, Mobbing'i masaya yatırdı. CHP'li eski ve yeni vekillerin konu tu u konferansta, " yerlerindeki duygusal iddetin yasayla cezalandırılması gerekiyor" dedi. B L NDER'in izmir Kordon Otel'de 2 gün sürecek olan " Yerinde Duygusal iddet" konulu uluslararası konferansta mobbing tartı ıldı. Konferansta, mobbing in özellikle üniversitelerde ve kadınlara kar ı yo un oldu u belirtilerek, uygulanmasında yapılması gereken duygusal ve yasal önlemler anlatıldı. Konferansa konu macı olarak katılan CHP zmir Milletvekili Hülya Güven, mobbing e i yerlerinde kadınların daha çok maruz kaldı ına dikkat çekerek, "Erkek ya da kadın çalı ma hayatında mutlaka psikolojik tacize u ruyor. Ancak kadınların psikolojik tacize u rama sıklı ı çok daha fazla. Bir nsan Hakları sorunu olan mobbing in uygulanmasının ve mobbing e verilen tepkilerin, ki ilerin yeti me tarzından, alınan e itime kadar farklılık gösterdi i kanıtlanmı tır" dedi. Üniversitelerin en fazla mobbing uygulanan kurumlar oldu unu belirten Prof. Dr. Güven, akademisyenlerin ileriye gitme çabası içinde oldu u için rekabet ettiklerini ve bu nedenle bu kurumlarda mobbingin daha yo un oldu unu vurguladı. Mobbing in Türkiye'de yeni yeni bir sorun olarak algılandı ını aktaran Prof. Dr. Güven, davaların arttı ını ve bu konuda ne kadar fazla konu ulursa, sorunun çözümüne de o kadar çabuk ula ılabilece ini söyledi. CHP 22. dönem zmir Milletvekili Türkan Miço lu ise, mobbingin konu ulmaya ba lanmasıyla bu konudaki farkındalı ın arttı ını kaydetti. MOBB NG, NSAN HAKLARI HLAL B L NDER Ba kanı Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever ise, mobbing in bir insan hakları ihlali oldu una vurgu yaparak, bu konudaki akademik çalı maların artırılması gerekti ini bildirdi. Konu macılardan Psikolo u Prof. Dr. Pınar Tınaz, mobbing in, bir Anayasal çalı ma hakkının ki ilerin elinden alınması oldu unu savunarak, "Psikolojik, ekonomik sorunlar ile i e yaramayan insan olma endi esi mobbing in bireysel sonuçlarıdır. Bu konuda kurumlarda e itimler verilmeli. Kadın akademisyenler daha çok mobbing e maruz kalırken üretkenlikleri 5
6 de törpüleniyor" diye konu tu. Koç Üniversitesi ve Sosyal Güvenlik Hukuku Profesörü Tankut Cantel, yasaların bu konuda yetersiz kaldı ını, düzenlemeler gerekti ine vurguladı. Prof. Dr. Cantel, "Zeki ve çalı kan insanın önünü kesme, çalı anın kendini göstermesini engelleme, ki inin mesleki konumuna saldırma, ki inin itibarını sarsmak mobbing konularıdır. Yasal düzenlemelerin yakında yapılaca ına inanıyorum" dedi. Konferans kapsamında Alsancak, Kordon, Asansör, Kemeraltı, Kızlara ası Hanı, Konak Saat Kulesi ve nciraltı turları da yapılacak %C4%B1n-ma%C4%9Fduriyetine-dikkat-%C3%A7ekti&Itemid=44 nlar_maruz_kaliyor.html chp_izmir_milletvekili_guven_is_yerlerinde_psikolojik_tacize_daha_cok_kadinlar_maruz_kali yor html
7
8 KONGRE SONUÇ B LD RGES De erli Konuklar, Psikolojik taciz sadece bireye zarar vermez aynı zaman da kurumun çalı ma iklimini ve ba arısını da etkiler. Psikolojik taciz kurumda müsaade edildi i zaman ortaya çıkar. Bu nedenle yönetimin psikolojik tacize kar ı tutumu çok önemlidir. Yasal de i im davranı de i ikli ini te vik edebilir ama her zaman tavır de i ikli ini garanti etmez. Sadece cezalandırma yöntemi ile psikolojik taciz mücadele örgüt iklimini daha da olumsuz yönde etkiyebilir. Psikolojik tacizin daha gizli yapılmasına neden olabilir. Psikolojik taciz, ki isel bir sorun olarak nitelendirilmeyip örgütün yapısal bir problemi olarak algılanması çok önemlidir. Psikolojik tacizin önlenmesi için olumlu örgüt iklimi, adaletli çalı ma ortamı ve çatı ma yönetimini kurulması gerekir. leti im sisteminin açık, karar verme mekanizmasının effaf ve her türlü ayrımcılı a müsaade etmeyen bir liderlik tarzının olması gerekmektedir. Örgütlerde böyle bir yönetim ve liderlik ekli kurulmadı ı sürece psikolojik tacize kar ı yapılan mücadeleler sadece etkiye tepki olarak kalacaktır. Bir ba ka deyi le, psikolojik taciz mücadele ça da ve demokratik örgüt yönetimi ile mümkündür. Tüm katılımcılara ve dinleyicilere ara tırmalarını, bilgi birikimlerini, deneyimlerini payla arak, kar ıla ılan sorunları ve onların çıkı yollarını tartı mak için yaptıkları de erli katkılarından dolayı te ekkür ederiz. Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever Bilim nsanları Yönetim Kurulu Adına 8
9 SUNU Sayın Milletvekillerim, Meslekta larım, Kamu Kurulu ları ve Sivil Toplum Örgütlerinin yöneticileri, de erli Basın Mensupları, sevgili Ö renciler ve Misafirler Hepinizi, Bilim nsanları Derne i (B L NDER) Yönetim Kurulu adına saygıyla ve içtenlikle selamlıyorum, Ho geldiniz! Sivil toplum örgütleri kurulu ların sadece demokratikle me sürecini kolayla tırmaz aynı zamanda bu sürece danı manlık yapar. Dernek olarak, ülkemizdeki devlet ve vakıf üniversitelerinin, kamu ve özel ara tırma kurumlarının ve çe itli organizasyonların daha demokratik bir yönetim sistemi uygulamasına katkı sa lamayı amaçlıyoruz ve aynı zamanda yön gösteremeye çalı ıyoruz. Dünyanın ço u ülkelerinde hükümet, bilimsel kuru lar ve bilim insanları tarafından nsan Hakları yeterince önemsenmemektedir. Yaptı ımız ara tırmalara göre, Özellikle, ülkemiz Avrupa daki ülkeler ile kar ıla tırıldı ında insan hakları ile ilgili bilimsel kongrelerin ve toplantıların en az yapıldı ı ülkelerden biri olarak kar ımıza çıkmaktadır. Kadın örgütleri ve Kadın Ara tırma birimlerinin büyük çaba ile düzenledi i Kadın Hakları ile bilimsel faaliyetlerin dı ında Türkiye de insan hakları ile ilgili uluslararası veya ulusal bilimsel kongre düzenleyen üniversite yok denilecek kadar azdır. B L NDER, insan haklarını özellikle bilim insanlarının haklarını korunması için network kurmak ve bilimsel ara tırma yapmak için çaba vermektedir. Bu kongremiz de bu amaçla düzenlenmi tir. Psikolojik taciz insan haklarının bir ihlalidir. Psikolojik taciz, üniversitelerde çalı an görevliye uygulanan yıldırma, bezdirme, dünyasını dar etme, a a ılama, çalı ma iste ini yok etme, mutsuz olmasını sa lama gibi biçimlerde görülmekte olup ülkede yerle tilmeye çalı ılan demokratikle me sürecini de olumsuz yönde etkilemektedir. Atatürk ilke ve devrimlerine ba lı, özgüveni yüksek, yaratıcı, üretken, toplumsal sorumluluk sahibi, onurlu, mutlu ve sa lıklı bireyler yeti tirmeyi misyon edinmi bilim insanları Türk Üniversitelerinde ya anan mobbing e objektif olarak çözüm getirilmeyi ine bir tepki olarak dernegimiz bu konuyla ilgili olarak çalı malarına ve tartı malarına yılmadan devam edecektir. Yapılan ara tırmalar, üniversiteler çalı an ö retim elemanlarına uygulanan psikolojik taciz oranın % 70 ine ula tı ını ortaya 9
10 koymaktadır. Konferansımız süresince psikolojik tacizin nedenleri detaylı olarak tartı ılacaktır. Ancak, iki önemli etkenden söz etmek isterim: Birincisi, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinde görev yapan 120 Rektörün CV sini (özgeçmi ve yayın listesini) inceledim. Çok acı bir gerçekle kar ıla tım. Rektörlerimizin % 77 sinin uluslararası bir ara tırması ve yayını yok, % 52si ise son 7 yılda hakemli dergilerde yayın yapmamı durumdalar. Ayrıca, söz konusu ara tırmaya dahil olan üniversitelerin sadece ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi ( BF) dekanlarının CV lerini inceledim. % 75 sinin uluslararası yayının olmadı ının üzerinde durmak istiyorum. Ayrıca, % 44ünün son 7 yılda hakemli dergilerde yayınları yer almamı tır. Bu istatiksel sonuçlardan yola çıkarak u sözleri söylemek istiyorum: Ara tırma yapmayan Rektör, ara tırmaya yapmayan arkada takımı ile üniversiteyi yönetiyor. Daha açık bir ifade ile belirtmek gerekirse, Türkiye deki üniversitelerin ço u bilimsel ara tırma yapmayan ki iler tarafından yönetiliyor. Yönetimin bu ki ilerin elinde olması, bilim için attı ınız her adımın olumsuz olarak kar ılanaca ı anlamını ta ımaktadır. Susturmanın en kolay yolu ise psikolojik tacizdir çünkü bunun ispatı zordur. Ümit ederim, YÖK, üniversitelere atanacak rektörlerden daha farklı kriterleri gerekli kılacak ekilde yeni bir düzenlemeye gider. Öncelikle, adayın bilimsel nitelikleri dikkate alınması gerekir. Rektörlük seçimlerin her dört yılda bir sosyal bilimler, temel bilimler ve sa lık bilimleri gruplarından birinden seçilmelidir. Rektörlük seçimi üniversite meclisi tarafından yapılmalıdır. Rektör ün deolu turulan bu meclise hesap vermesi gerekir. Rektörler makama oturduktan sonra üniversite elamanları ile ileti imi keserek kendilerini eri ilmez bir makamda imtiyaz sahibi ki iler olarak sergiliyorlar. Bu durumda ö retim üyelerinin yönetime katılması söz konusu olamamaktadır. Üniversite meclisi ise ö retim elamanları (profesör, doçent, yardımcı doçent, ara tırma görevlisi ve ö retim görevlisi), idari personel, ö renciler, mezunların temsilcileri ve dı arıdan (hükümet tarafından) atanan temsilcilerinden olu malıdır. (Yurtsever, 2012). Üniversite bünyesinde olu turulacak böylesi kurulların yetkilerinin de artırılması gerekir. Vakıf Üniversitelerinde yapılacak Rektörlük seçimlerinde de aynı ekilde üniversite meclislerinin kurulması gerekir. Üniversite meclisi ise ö retim elamanları (profesör, doçent, yardımcı doçent, ara tırma görevlisi ve ö retim görevlisi), idari personel, ö renciler, mezunların temsilcileri ve dı arıdan (hükümet tarafından) atanan temsilcilerden olu malıdır. Bu meclis olu turulmadıkça vakıf üniversiteleri irket gibi yönetilmeye devam edecektir. Vakıf üniversitelerinde yıllık yapılan sözle meler mobbing için ko ulları daha uygun hale 10
11 getirmektedir. Ö retim elamanını i ini kaybetme korkusu ya ayarak uygulanan psikolojik tacize ses çıkarmamaktadırlar. Bu durum ise yapacakları bilimsel ara tırmayı olumsuz etkilemektedir. Aynı üniversitede sürekli olarak iki yıldan fazla çalı mı ö retim elamanının sözle mesine son verilmeden kendisine 12 ay önceden bu konuda bilgi verilmesi gerekir. Bu bilgi, ikinci yarıyıl ba lan ıcından en az iki hafta önce yapılmalıdır. Aynı üniversitede iki yıldan az çalı an ö retim elamanın sözle mesine son verilece i bilgisi de en az altı ay öncesi sözle mesi yenilenmeyecek ki ilere bilgi verilmesi gerekmektedir. Yani, bu bilginin ikinci yarıyılın ikinci ayından önce kendine iletilmesi bir zorunluluk olmalıdır. Bu karar verilirken ö retim elamanın bütün akademik çalı ması dikkate alınmalıdır. ine son verilen ö retim elamanın bu standartlara uymadı ı da kesin olarak ispatlanması gerekmektedir. kinci konu olarak, hiyerar ik yapılanmı gruplarda ve kontrolün tek elde olması uzun ve sistematik olan psikolojik tacize uygun ortam sa lamaktadır. YÖK, denetim mekanizması sadece evraklar üzerinden yapılmamalı aynı zamanda üniversitenin duygusal iklimini de dikkate almalıdır. Her yıl bütün üniversitelerde duygusal iklim anketi (ayrımcılık, mobbing, alay etme gibi boyutları olan) uygulaması gerekir. Yönetimle ilgili ve her türden ikâyetlerin oldu u üniversiteler için gerekli yaptırım uygulanması gerekmektedir. Bilindi i gibi, ba arılı bir ö retim üyesi olmak uzun zaman ve çaba gerektiren bir süreçtir. Mobbing ile kar ı kar ıya kalan ö retim elamanı bu durumu açıklamak istemez çünkü akademik imajının olumsuz yönde etkilenece ini dü ünür. Mobbing olayının saklanması ise, mobbing yapan ki i veya ki ilere fırsat verir. lerine gelmeyen (istemedikleri) herkese mobbing yaparak onları susturmak isterler. Akademik mobbing konusunda kamu bilinci ve anlayı ına ihtiyaç vardır. Kamu bilincinin olu turulması için analizlere, konferanslare, gönderilen e- postalara, örgütlenmelere ve hattaülke çapında yapılacak protestolara dahi ihtiyaç vardır. Böylelikle, bir ö retim üyesi mobbing ile kar ıla tı ı zaman daha bilinçli bir ekilde mücadele edecektir. Bugün, insan do asına, hak ve özgürlüklerine aykırı, çarpık bir düzeyde ve her türlü e itsizli i içinde barındıran -ironik bir soylemle- e itimin en üst kademesi ve saygın bir kurum sayılan üniversitelerde uygulanan Psikolojik taciz konusunu farklı açılardan tartı aca ız. Konferansımıza geldi iniz ve bizimle birlikte oldu unuz için sizlere tekrar te ekkür ediyor, verece iniz destek ve sa layaca ınız katkılarınızla daha iyi çalı ma ko ullarına ula abile imizi umuyor ve ba arılar diliyorum. Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever 11
12 Düzenleme Kurulu Ba kanı Prof. Dr. Pınar Tınaz Pinartinaz.com, Sayın milletvekilleri, sayın vali, sayın konuklar, de erli akademisyenler, Bugün burada, Mobbing konusunun, Türkiye de ilk kez bu denli kapsamlı olarak farklı disiplinler açısından ele alınaca ı; ya anmı mobbing olgularının bilimsel yakla ımla sunulup irdelenece i; ayrıca bilim insanları olarak, üniversitelerde akademisyenlerin ki ilik ve mesleki onur ve haklarına saldırılar eklinde sergilenen, akademik özgürlük ve üretkenli in yara almasının hedeflendi i mobbingi konu aca ımız, bir Kongre de biraraya gelmi bulunuyoruz. Bilinmezi çok, sistemati i derin ve karma ık bu çok disiplinli konuyu fazla da ıtmadan, bu Kongre nin de kapsamına ve amacına uygun olarak belirli hususlara de inerek ve açıklamalarda bulunarak izninizle konu mama geçmek istiyorum. Mobbing, çalı ma ya amının tarihi kadar eski bir olgu olmakla birlikte insanın, çalı ma ya amıyla olan etkile iminin temelinde yer alan ve ayrıca kendi do asından da kaynaklanan hususlardan ötürü açıklamaktan kaçınılmı, adeta bilinmezden gelinmi se de, bugün, çalı ma ya amının en ciddi sosyal sorunlarından biri olarak kar ımızda durmaktadır. Yasal düzenlemeler nedeniyle, özellikle i yerlerinde fiziksel iddetin kabul edilemezli inden ötürü, psikolojik iddetin uygulanması günümüzde çok yaygınla mı tır. Bu sorun, asla ihmal edilmemeli; duyarlılık ve ciddiyetle ele alınıp; önlem ve çözüm mutlak surette geli tirilmelidir. yerinde ya anan psikolojik tacize ili kin bilimsel çalı malar, her ne kadar 1970 li yıllarda görülse de konuya ili kin esas ilginin, 1980 li yıllarda sveç te ya ayan Alman asıllı i psikolo u Heinz Leymann ın çalı an insanların arasında uzun dönemli, dü manca ve sinsi saldırgan davranı lara dair yaptı ı saptamalar sonucunda mobbing kavramını kullanmasıyla ba ladı ı bilinmektedir. Mobbing, i yerinde hedef seçilmi bir çalı ana üstleri, astları ve e it düzeydeki i arkada ları tarafından veya tamamen kurumun stratejisi olarak sistematik biçimde uygulanan tehdit, a a ılama, bıktırma, yoksun bırakma, engelleme, geciktirme, alay etme, arkasından 12
13 konu ma, iftira etme, konu mama, dı lama gibi her tür kötü tutum ve davranı ların sergilendi i ve gözlendi i bir olguyu tanımlayan bir kavramdır. Ancak tam olarak bu kavramdan söz edebilmek için olgunun, belirli evreler ve kriterlere uygun bir süreç içinde geli mesi arttır. Çalı ma ya amının ahlaka ve hukuka aykırı, sinsi ve acımasız bir gerçe ine i aret eden ve sonuçta ödenmesi gereken bedelin de er biçilemeyecek kadar a ır oldu u, kısaca i yerinde psikolojik taciz, psikolojik iddet veya psikolojik terör diyebilece imiz olguyu ifade etmek üzere bugün, pek çok ülkede mobbing kavramı kullanılmaktadır. Ben, konu mamın ilerleyen dakikalarında mobbing konusuna ili kin kendi çalı malarımın geli imine ve tabii ki benim çalı malarıma paralel Türkiye de konunun ele alını ına ve ya anmı lıklara dair her ne kadar sizlere özet bilgi sunacaksam da, yeri gelmi ken kavramın Türkçele tirilmesi hususuna de inmek istiyorum. Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku alanında uzman iki akademisyenle birlikte yazdı ım ve 2008 yılında yayınlanan Çalı ma Psikolojiisi ve Hukuki Boyutlarıyla yerinde Psikolojik Taciz adlı kitabımda konuya ili kin gerçekle tirdi im bilimsel terminoloji çalı ması sonrasında Türkçe de mobbing yerine kullanılması gereken yeni bir kavram türettim ve bu kavramın kullanılmasının uygunlu unu gerekçeleriyle açıkladım. Türkçe de mobbing yerine kullanılmasını önerdi im bu kavram, yıldırkaçır dır. Bu kavramı olu turmaktaki gerekçeme gelince, mobbing süreci içinde sergilenen eylem, ki iyi yıldırmak ; nihai amaç ise, ki iyi o i yerinden ama kendi iste iyle ama ba ka bir ekilde kaçırmak tır. Mobbing, tüm kültürlerde ve tüm ülkelerde, cinsiyet, ya, ö renim düzeyi, dı görünü, kıdem, hiyerar ik konum farkı gözetmeksizin çalı an herkesin ba ına gelebilecek bir i yeri sorunudur. Mobbing, sadece temel insan hakları ve özgürlüklerine ili kin kuralların ihlali de il, aynı zamanda çalı an insanın onurunun, ki ilik de erlerinin ve Anayasal çalı ma hakkının ihlalini de ifade eden bir kavramdır. Süreç içerisinde üç çe it rol ayırt edilir. Kurban ki i rolü, Zorba ki i rolü, Tanık ki i rolü. Her bir rolü üstlenen ki ilerin sayısı, bir ya da birden fazla olabilir. Bazen ba langıçta belli bir rolü oynayan bir ki i varken sürecin ilerleyen evrelerinde aniden aynı rolü oynayan iki, üç ya da daha fazla ki i ortaya çıkabilir. Özellikle zorba ki i rolü ve tanık ki i rolünü oynayanların sayısı, ili kiler, çıkarlar, gizli zevkler, kompleksler, hesaplar, yararlar ya da yaranmaların sebebiyle farklıla ır. Tanık ki i, 13
14 birden bire zorba ki i rolünü öylesine sever ve benimser ki, kurbana yönelik sinsi saldırıların gerçekle tirilmesinde esas zorba ile yarı ır hale gelebilir. Kurban ise, kurallarını ba kalarının belirledi i oyun içerisindeki rolünü, maddi manevi acı çekmesine ra men tüm iyi niyetiyle oynamak zorundadır. Süreç, hep aynı ekilde geli ir. Zorba ya da zorbalar, kurbanı yıldırmaya, canından bezdirmeye, onun ruhsal ve fiziksel sa lı ını yıpratmaya yönelik, ki ilik ve meslek hak ve onuruna saldırı niteli indeki davranı ları acımasızca birbiri ardına sergiler. Sürecin sonunda amaçlanan, kurbanın, kendi rızasıyla olsun veya olmasın bir ekilde o i yerinden kaçırtılması, yok edilmesidir. Mobbingin sonuçlarını, hem bireysel hem kurumsal düzeyde ele almak gerekir. Ya anan fiziksel ve psikolojik sa lık sorunları, ekonomik sorunlar, özgüven ve özsaygının yitirilmesiyle birlikte genel saygınlı ın kaybı ve i e yaramayan insan olma endi esi; ileri ve a ır olgularda ise intihar e ilimi, mobbingin bireysel sonuçlarıdır. Sa lık harcamalarının artması, i e gelmeme ve i ten ayrılma oranlarında yükselme; i doyumu ve çalı ma huzurunda azalma; verimde dü ü ; kurumun isim ve saygınlı ının zarar görmesi ise, belli ba lı kurumsal sonuçlardır. Ülkemizde i yerinde psikolojik taciz konusuna ilgi, 2000 li yılların ortalarında ba lamı tır. Bu konuda yazmı oldu um yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) adlı kitabımın yayınlanma tarihi de 2006 yılına denk gelmektedir. O dönemde bu kitabı yazmamdaki amaç, mobbing kavramının, sürecinin ve sonuçlarının bilimsel olarak ayrıntılı bir ekilde açıklanması yanında; ba ta akademik çevre olmak üzere kamuoyu ve medyanın dikkatini çekmek, bir ba ka deyi le bir bilim insanı olarak konuya ili kin bireysel ve kurumsal farkındalı ın arttırılmasına hizmet vermekti. Kitabın ilk basımından bugüne kadar geçen süre içinde ülkemizde tanı ı ve parçası oldu um bazı ilkler ya andı. Bu ilklerin bir kısmını, huzurlarınızda özetle belirtmekte yarar görüyorum Mart ayında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim tarafından düzenlenen yerinde Psikolojik Taciz ve Cinsel Taciz konulu panelde mobbing, Türkiye de ilk kez i psikolojisi ve ceza hukuku bilimleri kapsamında ayrıntılarıyla tartı ıldı Ö retim yılında Çalı ma Ya amında Taciz adlı ders, ilk kez üniversitede bir doktora programında tarafımdan okutulmaya ba landı. Yine aynı dönemde çalı ma psikolojisi dersi kapsamında mobbing konusu, tarafımdan yüksek lisans ve lisans ö rencilerine 14
15 sunuldu. Dolayısıyla bu dersi alan ö renciler, belki o zaman kendileri de farkında de ildi ama onlar da, ülkemizde mobbingle ilgili ya anmı lıklar arasında mobbing konusunun üniversitede ders olarak e itimini alan ö renciler olarak bir ilk özelli ini ta ımaktadırlar. Bugün bu dersler, halen aynı üniversitede aynı fakültede ilgili bölümün lisans, yüksek lisans ve doktora programlarında yönetim ve çalı ma psikolojisinde uzmanla mı akademisyen arkada larım tarafından yürütülmektedir Haziran ayında stanbul Barosu Çalı ma Hukuku Komisyonu tarafından düzenlenen Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukukuna li kin Sorunlar ve Çözüm Önerileri adlı iki gün süren toplantının bir oturumunda Avrupa Birli i Hukuku ve Kar ıla tırmalı Hukukta Psikolojik Taciz; Türk Hukukunda Psikolojik Taciz konuları ayrıntılı olarak ele alındı Ocak ayında stanbul ili Kadıköy lçe Milli E itim Müdürlü ü, ilk ve orta dereceli okulların yöneticilerine yönelik olarak düzenledi i seminer programının bir gününü, Mobbing konusuna ayırdı. Bu seminer, dört yıl öncesini de dü ündü ümüzde, ülkemizde e itim sektöründe görevli profesyonellerin mobbing konusunda bilgilendirilmeleri açısından fevkalade önemli bir giri imdir. Bu giri im, Türkiye için bir ilk olmakla birlikte ne yazık ki alanda bildi im kadarıyla devamı getirilememi tir. Ankara 8. Mahkemesi nin, 20/12/2006 tarihli ve E.2006/19,K. 2006/625 no lu kararında, Türkiye de mobbing kavramı, ilk kez bir yargı kararında yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) adlı kitabımdan alınan bir ifadeyle tanımlanmı ve karar temyiz edilmi tir. Ancak bu karar daha sonra, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nin 30/05/2008 tarihli ve E.2007/9154, K.2008/13307 sayılı Kararı nca oybirli i ile onanmı tır. Bu ekilde kavram, ilk kez Yargıtay kararında da yerini almı tır. Yine bu davaya ili kin delil dilekçesinde, adı geçen kitaba atıfta bulunulmu ve önsözünden alıntılar yapılmı tır. Böylelikle ilk kez bir delil dilekçesi, bu tarzda zenginle tirilmi tir. Ekim 2009 da XI Çalı ma Ekonomisi ve Endüstri li kileri Toplantısı kapsamında düzenlenmi olan ve akademisyenler, Türkiye çi Sendikaları Konfederasyonu Ba kanı, Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve bürokratlarının katıldı ı Kapalı sti are Toplantısı nda ben, "Mobbingin Önlenmesi ve Çözümü için Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı'na Ba lı Bir Ara tırma ve E itim Birimi Kurulması Önerisi" hakkında kısa bir açıklama yaptıktan sonra, dönemin Bakanına, ilgili "Öneri Dosya"sını taktim ettim Yılı sonbaharında gerçekle tirilen bu toplantıya katılan pek çok ki inin, o dönemde "mobbing" kavramının ne oldu una dair henüz bilgisi dahi olmadı ını, size rahatlıkla söyleyebilirim. Mobbing konusunda -hele ki bundan 3 yıl kadar önce- daha henüz ulusça bilinçlendirilme düzeyinde oldu umuzu da 15
16 dü ünürsek, sundu um öneride, üzerlerine vurgu yaptı ım kavramlar, önerinin adından da anla ılaca ı üzere, mobbing hakkında ara tırma ve e itim kavramlarıdır. 20 Mart 2011 de ülkemizde Ba bakanlık Mobbing Genelgesi yayınlandı. Genelge de her ne kadar tarafımdan gözlemlenen bazı hata ve eksiklikler söz konusuysa da, Devlet in mobbing konusuna gösterdi i ilgi ve hassasiyeti sergilemesi açısından bu, çok önemli bir adımdır. Nitekim Genelge nin 8. maddesinde belirtilen Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı, Devlet Personel Ba kanlı ı ve sosyal taraflar, i yerlerinde psikolojik tacize yönelik farkındalık yaratmak amacıyla e itim ve bilgilendirme toplantıları ile seminerler düzenleyeceklerdir hususuna ili kin olarak, ilk kez 23 Mayıs 2012 tarihinde, Ankara da, Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı E itim Merkezi (ÇASGEM) Ba kanlı ı nca, Çalı ma Hayatında Psikolojik Taciz (Mobbing) adlı bir Panel ve Çalı tay yapılacaktır. Konu mamın ba ında da belirtti im gibi bugün burada birarada bulunmamıza vesile olan Bilim nsanları Derne i nin düzenledi i bu Kongre, farklı yönleriyle Türkiye de bir ilk olma özelli i ta ımaktadır. Ancak kapsamında, üniversitelerde ya anan ve akademisyenlerin, daha da çok kadın akademisyenlerin hedef alındı ı, üretkenliklerinin törpülendi i mobbingin tartı ılmasının hedeflenmi olması sonucunda bu Kongre, büyük bir tesadüfle ülkemizdeki bir ba ka ilkle örtü mü ve e zamanlı gerçekle mi tir. Yeni yayınlanan Mobbing: Bugün Bana, Yarın Sana adlı son kitabım, adeta bu Kongre nin amacına hizmet eder niteliktedir. Zira bir mobbing vakasının, öykü akıcılı ıyla ilk kez bir edebiyat denemesi olarak sunuldu u bu kitapta sahne, bir üniversite; hedef ise bir kadın akademisyendir. Bir üniversitede ya anan uzun ve karma ık mobbing vakasının ola anüstü zenginli i, bir mobbing ara tırmacısı ve mücadelecisi olarak beni, üniversitelerde ya ananları, mobbing çerçevesi içinde anlatabilece im tamamen farklı formatta bir kitap yazmaya sevk etti. Hukuka, ahlaka, kural ve yönetmeliklere aykırı bu i ya amı öyküsünün bir vaka analizi eklinde düzenlenerek kitap halinde yayınlanmasının, ileride benzer olayların ya anmasına bir miktar da olsa engel olu turaca ına inancım ise, kitabı yazmamda bana, adeta itici bir güç vazifesi gördü. Son olarak bugün ülkemizde mobbing konusuyla ilgili olarak varılan noktada birkaç söz söylemek istiyorum. Bazı hususlara ili kin gözlemlerimi sunarken, izninizle endi elerimi de dile getirece im. Bugün ülkemizde Mobbing konusu, hiçbir ülkede olmadı ı kadar magazinle tirilmi ; adeta frapan bir magazin malzemesi haline getirilmi tir. Dolayısıyla kar ımıza çıkan tabloda iki çe it mobbingden söz etmek mümkün gözüküyor: Bilimsel mobbing ve magazinle tirilmi mobbing. 16
17 Disiplin içinde tanımlanmı mobbingle magazinle tirilmi mobbing söylemlerinin karı tırılmaması gerekir. Uygulanması, sistemati i, tanısı, önlenmesi, mücadele yöntemleri, bireysel ve kurumsal boyutta psikolojik ve hukuksal müdahale ve çözümleri çok karma ık olan; insanlık onuru, sa lı ı ve ki ilik haklarını tehdit eden bir insan hakları suçu, kapsam ve arz etti i önem açısından çok basite indirgenmektedir. Konu, basitle tirilme tehlikesiyle kar ı kar ıyadır. Dolayısıyla burada vurgulamam gereken husus, magazinle tirilmi mobbingin, bilimsel mobbingin en büyük dü manı oldu u dur. Sonuçta ortaya çıkması kaçınılmaz olan kurallar kirlenmesi ise, konuyu, hem mobbing ma duru hem mobbing suçlusu açısından gri, göreceli ve belirsiz bir alan haline getirecektir. Konu, esnek hale getirildi inde ise sistemin, bunu dı laması kaçınılmazdır. Her ne kadar mobbing konusuyla ilgili yerli yersiz bir haber bombardımanı sürdürülüyorsa da kavram, toplumumuz açısından yeni oldu u kadar bilinmezi de çok fazladır. Bireysel, örgütsel ve nihayet toplumsal boyutta yol açabilece i psikolojik, fiziksel, sosyal ve ekonomik zararların bilinçli bir ekilde algılanması için yapılması gereken bilgilendirmeler, duyurular ve uyarılar ne yazık ki hala çok az sayıdadır. Mobbing, i yeri ortamında ya anan günlük çatı malar veya i anla mazlıklarıyla karı tırılabilmektedir. Mobbing konusunda çalı mı farklı bilim dallarına mensup akademisyenler ile insan ve çalı ma ya amıyla ilgili farklı mesleklerden olup mobbing konusunda e itim formasyonuna sahip ki ilerden olu an uzman komisyonlarda ele alınması gereken bu son derece hassas ve bilinmezi çok konu, maalesef bugün ülkemizde, sayılı isimlerin çalı mı oldu u akademik bilgileri esas alarak, konunun danı manlı ını üstlenmi ve uzman oldu unu iddia eden ki ilerin açıklamalarıyla yön bulur hale gelmi tir. Bu noktada dikkatinizi çekmek istedi im husus, bir insan hakları suçu olarak mobbingin önlenmesi ve çözümü için mücadele vermek ba ka; tüm perspektiflerin kavrandı ı iddia edilerek konunun uzmanlı ını üstlenmek ba kadır. Mobbing tanısını koymak ve müdahalede bulunmak, hassas bir konudur. Zira mobbingin normal bir çatı madan, cinsel tacizden, bir ki ilik bozuklu undan veya fazla i yükünün getirdi i bir i yeri stresinden ayırıcı tanısının koyulması, pek kolay olmayabilir. Ma duru yönlendirmek de öyle sanıldı ı kadar kolay de ildir. Tanı, müdahale ve çözümde ba ta çalı ma psikolo u olmak üzere farklı uzmanlık alanlarından hekimlere ve hukukçulara görev dü mektedir. Çalı ma psikolo u, çalı ma sosyolo u, hukukçu, tıp bilimci olmayan ve en önemlisi konuyla ilgili akademik uzmanlı ı bulunmayan ki ilerin, tüm bu perspektifleri kavradıklarını iddia ederek fikir beyan etmeleri; ba kalarının çalı malarını temel alarak yönlendirmede 17
18 bulunmaları, bir hekimin yanlı tanı koyması ve tedavi önermesi gibi a ır sonuçlara sebebiyet verebilir. Bu hatanın bedelini ise, hem çalı an hem i veren çok a ır ödemek zorunda kalabilir. Mobbing, ülkemiz açısından yeni oldu u kadar bilinmezi çok fazla olan bir konudur. Kavram, bugün ülkemizde i ortamında ya anan her türlü olumsuzlu a veya baskıya verilen genel bir ad olma tehlikesiyle kar ı kar ıyadır. Böyle bir durum, bir yandan i in niteli i ve süreci; di er yandan çalı ma ortamı için büyük tehlike olu turacaktır. Konu esnek hale getirildi inde ise, biraz önce de vurguladı ım gibi, sistemin bunu dı laması kaçınılmazdır. Bu nedenle öncelikle Türkiye de mobbing algısındaki eksik yönler ve mevcut problemler çok iyi de erlendirilmelidir. Kavramın yanlı kullanılması ve belirsizlik arz eden örneklerle toplumun cesaretlendirilmeye çalı ılması, uzun vadede hem birey hem örgüt açısından çok tehlikelidir. te özellikle bu sebepten ötürü i veren, mobbing sözcü ünden korkmamalı; süreci ve zararlarını ö renmeli; çalı anlarının da bilgilenmesini sa lamalıdır. Bireysel veya örgütsel danı manlık, mutlak surette belli bir akademik alt yapı üzerine bu konuda belli kriterlere göre uzmanla mı, mesleki etik de erlere sahip ki ilerden alınmalıdır. Aksi takdirde çalı an ve i verenin kar ı kar ıya gelece i bir ortama yanlı bilgilerle alt yapı yaratılması kaçınılmazdır. Çalı an bireyi koruma adına yapılan yanlı yönlendirmelerin, i sürecine, i yerine ve bireye çok daha büyük zararlar verebilece i unutulmamalıdır. Sözlerimi bitirirken, mobbing konusuyla ilgili olarak Türkiye de ya anan ilkler arasında, niteli iyle, bugün itibariyle yerini alacak olan, yerinde Duygusal iddet konulu bu Uluslararası Kongre nin düzenleyicisi Bilim nsanları Derne i Yönetim Kurulu nu Sayın Ba kanları Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever nezdinde kutluyor ve Kongrenin ba arılı geçmesini diliyorum. Saygılarımla. 18
19 SEÇ LM B LD R LER 1) yerindeki Psikolojik Tacizin Hukuki Boyutu 2) Hem irelere Kar ı Uygulanan Psikolojik iddet 3) Yüksekö retimde Psikolojik Taciz Konulu Ara tırmalar Üzerine Bir nceleme 4) Yüksekö retimde Psikolojik Taciz Olgusuna li kin Bir Örnek Olay ncelemesi 5) yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Davranı larının Hukuksal Açısından De erlendirilmesi 6) Bilim Kadınlarına Yapılan Ayrımcılı ın Nedenleri 7) yerinde Duygusal iddet Ve Akademik Mobbing 8) Bilim Kadınları Gayrı Resmi Engeller le Kar ıla maktadırlar 9) Bir Uzman Doktorun Mobbing le Mücadelesi 10) Belediyede Ya anan Psikolojik Taciz 19
20 YER NDEK PS KOLOJ K TAC Z N HUKUK BOYUTU Prof. Dr. Tankut Centel Koç Üniversitesi, Hukuk Fakültesi; [email protected] Psikolojik taciz (mobbing), genel olarak, psikolojik yönden istenmeyecek durum ve davranı larla ki inin rahatsız edilmesini anlatır. Bunun sonucunda i çi, özgüvenini yitirmeye, i inden zevk almamaya ve giderek verimsizle meye ba lamaktadır. Bu anlamda, i çinin görevinde yükseltilmemesi, i yerinde soyutlanıp kendisiyle kasten sosyal ili ki kurulmaması ve kendisinin söylediklerine itibar edilmemesi, psikolojik tacizin uygulamada en çok rastlanan ve en açık örneklerini olu turmaktadır. Belirtilen durumların ise, hukuken, i çinin ki ilik haklarına ters dü tü ü söylenmelidir. Buna göre, i veren söz konusu nitelikteki davranı lardan kaçınmak ve i çinin ki ili ini tehdit eder nitelikteki bu tür durumlarla kar ıla maması konusunda önlem almak zorundadır (TBK. m. 417/I). Ara tırma kapsamında, i yerinde psikolojik tacizi düzenleyen hukuki kurallar üzerinde durulacaktır. Yöntem olarak, genelde psikolojik tacizin biçim ve içeri i üzerinde durulmayacak; mevcut düzenlemeler ele alınıp, bunlara ba lanan hukuki yaptırımlar irdelenecektir. Bununla birlikte, çok geni ölçüde olmasa da, psikolojik tacizin kavram ve kapsamı üzerinde durulmadan geçilmeyecektir. Sonuçta, söz konusu hukuki düzenlemelerin yeterli i üzerinde durulacak ve olması gereken hukuk (de lege ferenda) bakımından ne gibi ölçütlerin benimsenmesi gerekece i noktasına gelinecektir. Anahtar Kelimeler:, psikolojik, taciz, hukuk, kurallar, mobbing I. Giri yerindeki psikolojik taciz (mobbing) olaylarının, son yıllarda ülkemiz çalı ma ya amında, önemli ölçüde rahatsızlık yarattı ı görülmektedir. Nitekim geçti imiz yıl Ba bakanlık; psikolojik tacizle mücadele konusunda, yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi hakkındaki genelgenin (2011/2 sayılı Ba bakanlık Genelgesi, RG , No ) yayımlanması gereksinimini duymu tur. Anılan genelge kapsamındaki önlemler çerçevesinde olu turulan Çalı ma ve Sosyal Güvenlik leti im Merkezi ne, yakla ık dokuz ay içinde, psikolojik taciz ikâyetinde bulunulmu tur. Bu ba lamda, psikolojik taciz olayı sayısı ço unlu unun; 371 i kamu sektörüne ve 544 ü özel sektöre ait olmak üzere, özel sektör i yerlerine ait oldu u görülmektedir ( günlü Hürriyet; ayrıca, mobbing in e itim ile sa lık kurumlarında daha sıklıkla görüldü ü ileri sürülmektedir, bkz. Turanlı, 2010, s. 196). 20
21 Bütün bu geli meler; i yerindeki psikolojik tacizin, artık görmezlikten gelinemeyece ini ve ülkemizde de yasal düzenlemeye ba lı tutulmasının ne denli yararlı olaca ını, açıklıkla göstermi tir. Bu ba lamda, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlü e girecek olan Türk Borçlar Kanunu [TBK]; söz konusu gereksinimi kar ılamak üzere, kısmen de olsa, i yerindeki psikolojik tacize kar ı yasal önlem almayı gerçekle tirmi durumdadır. Böylece, i yerindeki psikolojik tacizler, yasal korumadan uzak olmaktan kurtarılacak ve bu konuda, artık genel hükümlere ba vurma zorunlulu u, önemli ölçüde ortadan kalkacaktır. Bu ba lamda ilkin, i yerindeki psikolojik taciz kavramı ele alınacak; daha sonra, TBK da psikolojik tacizin ele alını biçimi irdelenip, bu konuda adı geçen yasa tarafından öngörülen hukuki yaptırımlar üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte, a a ıda esas olarak, i yerindeki psikolojik tacizin özel hukuka ili kin hukuki sonuçları üzerinde durulacak; konunun, kamu (ceza) hukuku boyutuna de inilmeyecektir (cezai sonuçlar için bkz. Bozbel ve Palaz, 2007, s. 72). II. Psikolojik Taciz Kavramı Yabancı dilde mobbing sözcü üyle kar ılanan i yerindeki psikolojik taciz, genel olarak, psikolojik yönden istenmeyecek durum ve davranı larla, i çinin rahatsız edilmesini anlatmaktadır. Bu durum ve davranı ları, genelde a a ılama, yıldırma, korkutma, sindirme ve duygusal iddet olarak toparlamak mümkündür. Bunun için de, psikolojik taciz deyiminin, isteneni anlatma bakımından yetersiz oldu u ve psikolojik sindirme ya da yıldırmanın, daha uygun deyimleri olu turdukları söylenebilir (ayrıca bkz. Bozbel ve Palaz, 2007, s. 67 dn. 2). Ancak, mevzuatta psikolojik taciz deyimine yer verilmi bulunması nedeniyle, a a ıdaki açıklamalarda da aynı terime yer verilecektir. 1. Psikolojik tacizin temel davranı kalıpları ngilizce mob sözcü ü, Latince mobile vulgus (kararsız kalabalık) sözcüklerinden türetilmi olup; yasa dı ı iddet uygulayan, düzensiz kalabalık veya çete anlamını ta ımaktadır. Bunun eylem biçimini olu turan mobbing de, psikolojik iddet, ku atma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamına gelmektedir. Bu ba lamda, mobbing yerine ve onu anlatmak üzere, Türkçede i yerindeki psikolojik taciz deyimine yer verilmektedir (Tınaz, 2006, 7). Ancak, psikolojik taciz deyimine verilen anlamın; uygulamada mobbing benzerlerini ifade etme bakımından, bazen mobbing eylemini a tı ı söylenebilir. Psikolojik taciz sonucunda i çi, özgüvenini yitirmeye ba lamakta ve yaptı ı i ten zevk almayıp, giderek i yerinde verimsiz hale gelmektedir. Bu anlamda, i yerinde psikolojik taciz; 21
22 zeki ve çalı kan olanın önünün kesilmesi, çalı an ki inin kendisini göstermesinin engellenmesi, ki inin itibarının sarsılması ve ki inin mesleki konumuna saldırılması gibi temel bazı davranı kalıplarında kendisini göstermektedir. Bunun sonucunda ise, psikolojik taciz ma duru ki i; nedeni olmadan a lama, uyku bozuklu u, alınganlık ve sinirlilik, yo unla ma bozuklu u, çalı ma ortamına ilgi duymama, çalı ma arkada larına kar ı olumsuz tavır takınma, tansiyon yükselmesi, mide ve ba ırsak sorunları, alkol kullanımını artırma, i e isteksiz ve geç gitme, nedensiz korku ya ama, depresyon, dalgınlık, iddet e iliminin artması, panik atak ya ama ve nihayet intihar giri imi gibi hafiften a ıra do ru sıralanabilecek temel bazı olumsuzlukları ya amaya ba lamaktadır (Çobano lu, 2005, s. 71 vd.). 2. Psikolojik tacizin tanım ve içeri i Alman psikolog Heinz Leymann, psikolojik taciz kavramına çalı ma ya amı açısından ilk yakla anlardan biri olmu ve psikolojik taciz amaçlı davranı ların ortaya çıkı biçimleri ile psikolojik sonuçlarını ortaya koymu tur. Bu ba lamda, Leymann; psikolojik tacizi, bir veya daha fazla ki i tarafından esas olarak ba ka birine kar ı sistematik olarak yönetilen, onu çaresiz ve savunmasız hale iten ve süregelen mobbing faaliyetleri aracılı ıyla bu halde tutan, dü manca ve ahlak dı ı ileti im ( biçiminde tanımlamaktadır. Psikolojik taciz kavramı, Türk hukuk sistemi içerisinde ise yasal bir tanıma sahip de ildir. Nitekim TBK m. 417 nin, herhangi bir tanıma yer vermedi i görülmektedir. Gerçekten, TBK m. 417 nin metninde, psikolojik tacizden söz edilmesine ve buna kar ı i verenin önlem alması öngörülmesine kar ılık, psikolojik tacizden ne anla ılması veya nelerin psikolojik taciz sayılaca ı konusunda, herhangi bir açıklı a rastlanmamaktadır. Buna göre, psikolojik taciz kavramının tanım ve içeri inin, ancak zaman içinde ö reti görü leri ve yargı kararlarıyla, açıklı a kavu turulması söz konusu olacaktır. 3. Psikolojik tacizin benzerlerinden ayırdedilmesi yerinde psikolojik taciz, i yerinde zorbalık biçiminde Türkçe ye aktarılabilen ngilizce workplace bullying teriminden farklıdır. Çünkü bullying, mobbing den farklı olarak, fiziki saldırı ve tehdit anlamını içermektedir. Nitekim bullying, daha çok kaba davranı ile sözleri içerirken; mobbing, daha çok, incitici ve küçük dü ürücü tutum ve davranı kalıpları biçiminde belirmektedir (Tınaz, 2006, s. 16. Ayrıca bkz. Turanlı, 2010, s ). Bununla birlikte, daha çok, ngilizce konu ulan ülkelerin; Kıta Avrupası ülkelerinin tersine, mobbing in yerine bullying i kullandıkları da, bir gerçektir. 22
23 Bunun gibi, i yerinde çatı ma, iddet ve kabalık biçiminde ortaya çıkan davranı lar da, i yerindeki psikolojik taciz kavramından farklıdır. Nitekim psikolojik tacizde esas olan, fiziki de il psikolojik unsur olup; bunun, bir veya birden çok ki i tarafından temelde tek bir ki iye, sistematik biçimde uygulanması söz konusudur. III. yerindeki Psikolojik Tacize Kar ı Koruma Sa lanması 1. Türk hukukundaki geli meler Yabancı hukuk sistemlerince i yerindeki psikolojik tacizin özel olarak düzenlenmi bulunması (ayrıntılı bilgi için bkz. Tınaz, Bayram ve Ergin, 2008, s. 177 vd.), Türk i hukuku ö retisini etkilemi ve Türk hukuk sisteminin de, i yerindeki psikolojik tacize kar ı düzenleme içermesi gerekti i görü ü dile getirilmi tir (bkz. Güzel ve Ertan, 2007, s ). Gerçekten, TBK öncesinde i yerindeki psikolojik tacize kar ı herhangi bir özel düzenleme söz konusu olmadı ından, TBK nun yürürlü e girmesine kadarki dönemde psikolojik taciz sorunları, genel hükümlere göre hukuki çözüme kavu turulmaya çalı ılmı tır. Bu anlamda, K. m. 77 ve BK. m. 332 yle öngörülen i verenin i çiyi gözetme borcu ile K. m. 5 deki e itlik ilkesi ve i hukukunda da uygulama alanı bulan dürüstlük kuralı (MK. m. 2), psikolojik tacize kar ı uygulanacak ba lıca pozitif hukuk dayanaklarını olu turmu tur (ayrıntılı biçimde bkz. Bayram, 2007, s. 553 vd.). Ancak söz konusu hükümler genel nitelikte olduklarından, psikolojik tacize kar ı etkili bir hukuki korumanın bu dönemde sa landı ı söylenememektedir. Di er yandan, i yerindeki psikolojik tacizin, yargı kararlarına (bunlar için bkz. Bilgili, 2010, s. 223 vd.; ayrıca bkz. Bayram, 2007, s. 95 vd.) çok fazla konu oldu u da söylenememektedir. Oysa psikolojik tacize ili kin ilk kararların, Alman mparatorluk Mahkemesi tarafından 1922 yılında verildi i görülmektedir (bkz. Bozbel ve Palaz, 2007, s. 68 dn. 14). Bunun kayna ında yatan ba lıca nedenin ise, yeterli bir hukuki düzenlemenin olmayı ının yanısıra, psikolojik tacizin ispatında yatan güçlükler olsa gerektir. Nitekim bu zamanda psikolojik taciz kavramının yeterince bilinmeyi i, yani farkındalık eksikli i, buna ili kin hukuki önlemlerin alınmasını etkilemi ve hukuki mücadelede güçlü adımlar atılamamı tır. 2. TBK yla düzenleme getirilmesi 2003 yılında yeni bir Kanunu kabul edilirken, i yerinde u ranılan tacizlerle ilgili olarak, sadece cinsel taciz dü ünülmü ve 4857 sayılı K. m. 24/bent II f. b ve d ile K. m. 23
24 25/bent II f. c çerçevesinde, i yerindeki cinsel yönden ortaya çıkan taciz durumları, önlenmeye çalı ılmı tır. Buna kar ılık, psikolojik taciz, bu dönemde 4857 sayılı K. nun düzenleme alanı dı ında kalmı tır. Psikolojik taciz, Türk hukukunda ilk kez, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlü e girmesi beklenen TBK nun 417 nci maddesiyle düzenlenme olana ını bulmaktadır. Buna göre, i veren, hizmet ili kisinde i çinin ki ili ini korumak ve saygı göstermek ve i yerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sa lamakla, özellikle i çilerin psikolojik ve cinsel tacize u ramamaları ve bu tür tacizlere u ramı olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlü dür (f. 1). 3. Ba bakanlık Genelgesi nin çıkarılması Geçti imiz yıl Ba bakanlık, psikolojik tacizle mücadele konusunda, ba langıçta da ifade edildi i üzere yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi ne ili kin genelgeyi yayımlamı tır (bkz. yukarıda I). Bu ba lamda, psikolojik taciz; söz konusu genelge tarafından aynen, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalı anın a a ılanması, küçümsenmesi, dı lanması, ki ili inin ve saygınlı ının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri davranı lar biçiminde tanımlanmı tır. Söz konusu genelgede alınacak önlemlere gelince; bunlar, tacize u ramamaları için i verenlerin gerekli her türlü önlemleri alması, çalı anların psikolojik taciz sayılabilecek her türlü e lem ve davranı lardan uzak durmaları, toplu i sözle melerine psikolojik taciz olaylarını önleyici nitelikteki hükümlerin konulmasına özen gösterilmesi, Alo 170 üzerinden psikologlar aracılı ıyla çalı anlara yardım ve destek sa lanması, Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı bünyesinde Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu nun olu turulması, denetim elemanlarının psikolojik taciz ikâyetlerini titizlikle inceleyip en kısa sürede sonuçlandırmalarının sa lanhması, psikolojik taciz konusunda yürütülen i lerde ki ilerin özel ya amlarının korunmasına azami özenin gösterilmesi ve Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı ile Devlet Personel Ba kanlı ı nın psikolojik tacize yönelik e itim ve bilgilendirme toplantıları ile seminerler düzenlemesi biçiminde sıralanmı tır. VI. Psikolojik Tacize Kar ı çinin Ki ili inin Korunması verene psikolojik tacize kar ı önlem alma yükümünü öngören TBK m. 417/I, psikolojik tacize kar ı sa lanacak korumayı, i çinin ki ili ini koruma çerçevesinde ele almaktadır. Böylece, i çinin ki ili inin korunması, salt i yerinde i çinin sa lı ının ve güvenli inin sa lanmasıyla, yani sadece maddi varlı ın korunmasıyla sınırlı kalmamakta; her 24
25 tür ve bu arada psikolojik tacize kar ı önlem yükümü öngörülmek suretiyle, i çinin manevi varlı ının da korunmasına çalı ılmaktadır. Bunun, Anayasa daki ki inin maddi ve manevi varlı ını koruma ve geli tirme hakkıyla (m. 17/I) uyumlu oldu u görülmektedir. Buna göre, psikolojik tacize kar ı sa lanacak koruma, mesleki tehlikelere kar ı öngörülecek korumadan ayrı dü ünülmeyip; bunların, bir bütün (i çinin ki ili i) içinde ele alınmaları gerekmektedir (bkz. Centel, 2011, s. 13). Di er yandan, TBK m. 417/I, psikolojik tacize kar ı alınacak önlemleri, i yerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen le ili kilendirmekte ve adeta, böyle bir düzenin gerçekle mesini, psikolojik tacizden arınmı ortamın varlı ına ba lamaktadır. Öncelikle, buradaki dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen anlatımının, do ruluk ve yerindelik derecesinin tartı ılır nitelikte oldu unu belirtmek gerekmektedir. Bu ba lamda, en azından dürüstlük kuralının (MK m. 2); hukuken, dürüstlük ilkeleri biçiminde, ço ul olarak anlatılamayaca ı ortadadır. Buradaki uygunsuzluk, yanlı çeviriden kaynaklanmaktadır. Nitekim kaynak hükmü olu turan sviçre BK m. 328/I tümce 1, dürüstlük ilkeleri yerine ahlakın korunması ndan söz etmektedir. TBK m. 417 ye ili kin madde gerekçesindeki.. i verenin i yerinde ahlaka uygun bir düzeni gerçekle tirmekle yükümlü oldu u kabul edilmi tir.. anlatımı da, bu söyleneni do rular niteliktedir. IV. Psikolojik Tacize Kar ı Hukuki Yaptırım Psikolojik tacizin i yerinde, her zaman i veren tarafından uygulandı ı görülmez. Nitekim özellikle yönetim yetkisinin i veren vekili veya vekillerine bırakıldı ı durumlarda, artık psikolojik tacizin bunlar tarafından uygulandı ı görülmektedir. Bu anlamda, psikolojik tacizin hukuki sonuçları ve psikolojik taciz hakkında uygulanacak yaptırımlar da, söz konusu tacizi gerçekle tiren ki inin konumuna göre de i mektedir. 1. verenin psikolojik taciz uygulaması a. ) sözle mesinin feshi yerindeki i veren tarafından i çiye uygulanacak psikolojik tacizde, i sözle mesinden do an gözetme borcuna (tacize kar ı koruma yükümüne) ve giderek taraflar arasındaki sözle meye aykırı davranılmı olur. Bu ba lamda, i çinin, i sözle mesini haklı nedenle feshedip feshedemeyece i konusu ise, tartı ılmak gerekir. 25
26 Gerçekten, Kanunu, taciz konusunda i çiyi, açık bir biçimde cinsel tacize kar ı korumu ve cinsel tacizde bulunacak i verene kar ı, i çinin i sözle mesini haklı nedenle feshedebilmesini öngörmü tür (m. 24/bent II f. b). Buna kar ılık, i yerindeki psikolojik taciz konusunda, yasanın ( Kanunu nun) suskun kaldı ı veya en azından bu tür tacize kar ı açık bir düzenleme içermedi i belirtilmelidir. Bu konuda, ö retide; i çinin, i verenin i çiyi fiziki ve ruhsal sa lık bakımından koruma yükümlülü üne ( K. m. 77) aykırı davranması nedeniyle, K. m. 24/bent I f. a uyarınca i sözle mesini haklı nedenle feshedebilece inden söz edilmektedir (Köseo lu, 2011, 248). Ancak, bu görü e katılmak, gösterilen hukuki dayanak bakımından, oldukça güç görünmektedir. Çünkü K. m. 24/bent I f. a; i in yapılmasının, i in niteli inden do an bir nedenle sa lık veya ya ayı için tehlikeli olmasını aramaktadır. Psikolojik taciz ise, i in niteli inden do an bir neden olu turmamaktadır. Bunun gibi, i yerinde psikolojik tacize u rayan i çinin i sözle mesini K. m. 24/bent II f. b ve c uyarınca haklı nedenle fesih yetkisini kullanabilece ini belirten görü e (Bayram, 2007, 564; ayrıca bkz. Sava, 2007, ) katılmak da oldukça güçtür. Çünkü, belirtilen hükümler; esas olarak, eref ve namusa dokunacak sözler söyleme, davranı larda bulunma ile sata ma veya gözda ı ve eref ve haysiyet kırıcı asılsız a ır isnad veya ithamda bulunma ya da hapsi gerektiren bir suç i leme gibi eylemleri hedeflemektedir. Psikolojik taciz kavramının ise, belirtilen eylemlerle do rudan bir ilgisi bulunmamakta; belirtilen eylemlerin, olsa olsa, kabalık ve iddeti içeren bullying kavramını ya da benzer çatı ma, kabalık ve iddet içeren di er benzer eylemleri ilgilendirebilece i görülmektedir. K. m. 24 ile 25 de gösterilmi haklı neden gruplarının, genel olarak, sınırlı sayıda (tüketici nitelikte) olmaları ve geni letilememelerinin esas oldu u, gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, taciz eylemi ister cinsel ve isterse psikolojik olsun, ki inin maddi ve manevi varlı ını tehdit etmek suretiyle, sonuçta tacizdir. Bu nedenle, K. na tabi i sözle meleri bakımından, K. m. 24/bent II deki benzerleri sözcü ünden hareketle, psikolojik taciz uygulayan i veren kar ısında i çinin, i sözle mesini haklı nedene dayanarak feshedebilece i söylenebilir. Haklı nedenle fesih konusunda yukarıda söylenenlerin TBK ya tabi i sözle meleri bakımından da geçerli olaca ını söylemek; TBK m. 417 nin psikolojik tacize kar ı açık bir koruyucu hüküm içermesi kar ısında, çok daha kolaydır. Çünkü burada artık i verenin önlem alması de il, psikolojik tacizin bizzat kendisi tarafından gerçekle tirilmesi söz konusudur. Buna göre, i çi; i yerindeki psikolojik tacize kar ı kendisini korumakla yükümlü bulunan i verenin, bu yükümlülü üne (TBK m. 417/I e) aykırı davranması, dürüstlük kurallarına göre hizmet 26
27 ili kisini sürdürmesi beklenemeyen durum ve ko ullar (TBK m. 435/II) içinde de erlendirilmek suretiyle, i sözle mesini haklı nedenle feshedebilmelidir. b. ) Tazminat aa. ) Ayrımcılık tazminatı K. m. 5/I; i ili kisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi dü ünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri nedenlere dayalı ayrım gözetilemeyece ini belirtmi tir. Bu ba lamda, i yerinde uygulanacak psikolojik taciz; hangi nedene dayalı olarak yapılırsa yapılsın (ki; esasen, psikolojik tacizin, cinsel tacizden farklı olarak, belli bir grup nedene dayanması gerekmemektedir), i verenin e it davranma yükümüne ve giderek, K. m. 5/I hükmüne aykırılık olu turur (ayrıca bkz. Sava, 2007, s. 110). Buna hukuki dayanak yapmak suretiyle i çi, psikolojik taciz uygulayıp e it davranma ilkesine aykırı davranan i verenden, uygulamada ayrımcılık tazminatı olarak adlandırılan ve i çinin 4 aya kadarki ücreti tutarında olan bir tazminatı talep edebilir ( K. m. 5/VI tümce 1) (ayrıca bkz. Bayram, 2007, 565). bb. ) Manevi tazminat Kendisini bizat psikolojik tacize u ratan i veren kar ısında i çi, ki ilik haklarının ihlal edilmi oldu u gerekçesiyle ve sözle meye aykırılıktan do an sorumluluk hükümlerine göre, i verenden manevi tazminat isteme hakkına sahiptir (TBK m. 58, 417/III). Ancak, mahkeme, manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesi yerine, di er bir giderim biçimini kararla tırabilir veya ödenecek manevi tazminata ekleyebilir. Nitekim, mahkeme, özellikle psikolojik tacize u ramı i çinin ki ilik haklarının ihlalini, yani psikolojik tacizi (mobbing i) kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayınlanmasına hükmedebilir (TBK m. 58/II). 2. verenin ba ka bir i çisinin psikolojik taciz uygulaması veren vekili durumundaki yöneticinin bizzat i çiye psikolojik tacizde bulunması, i verenin psikolojik tacizine dayalı uygulamalara oranla, görece çok daha yaygındır. Bunun nedeni; psikolojik tacizin, esas olarak, daha çok irketler veya kurum ve kurulu lar gibi rekabetin yo un oldu u yerlerde ve ki inin önünün kesilmesi veya yükselmesinin önlenmesi amacıyla ortaya çıkmasıdır. Nitekim bu gibi yerlerde ki i veya ki iler, hukuka aykırı biçimde kirli rekabete dönü türmek suretiyle, istemedikleri veya ho lanmadıkları ya da bir ba kasını 27
28 kayırmak üzere, çalı an i çiye psikolojik taciz uygulamaya kalkı maktadır. Bunun gibi, yönetim yetkisi söz konusu yerlerde i veren vekiline devredildi i için de, i çi kar ısında, i veren yerine, daha çok yönetici durumundaki i veren vekilini bulmaktadır. Ayrıca, yönetici durumunda olmamakla birlikte, bir grup i çinin i çiye psikolojik taciz uygulaması da söz konusu olabilir. Özellikle, i çinin i yerinde di er i çiler tarafından tecrit edilmesi halinde, durum budur. a. ) Önlem alınmasını isteme çi, i verene ba vurup, psikolojik taciz uygulayan ve yönetici durumunda bulunan i veren vekili hakkında, önlem alınmasını ve sözgelimi, kendi çalı ma yerinin de i tirilmesini isteyebilir. Nitekim i veren; TBK m. 417/I uyarınca, psikolojik tacize u ramı olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlü tutulmaktadır. Söz konusu olabilecek önlemler arasında, çalı ma yerinin de i tirilmesi, ilk akla gelmesi gereken önlemdir. Bu durumda, i veren, duruma göre, psikolojik tacizden etkilenen i çiyi, psikolojik tacizde bulunan i veren vekilinin emir ve talimatı altında bulunmaktan veya di erleriyle birlikte olmaktan kurtarmak; bunun için de, mümkünse kendisini, konumuna uygun bir ba ka yerde görevlendirmek zorundadır. Bunun gibi, i verenin; salt tek bir yönetici durumundaki i çinin psikolojik taciziyle sınırlı olan durumlarda, yakınan i çinin yerine yönetici durumundaki i çinin çalı ma alanını de i tirip, bir ba ka alanda ve ba ka i çilerle çalı masını istemesi de, hukuken mümkündür. Ancak, bu durum, yazılı onayı gerektirdi i için ( K. m. 22/I tümce 1), uygulamada fiilen i lerlik kazanamayacaktır. Ayrıca, i çinin gitti i yerde psikolojik tacize ba kaları üzerinden devam etmesi olasılı ı da, i yeri için tehlike ve zarar yaratacaktır (ayrıca bkz. Bozbel ve Palaz, 2007, s ). Sistematik bir biçimde uygulanacak psikolojik tacizin, i çiye i yerinde birden fazla i çi tarafından uygulanması durumunda ise; do al olarak, yakınan i çinin çalı ma yerini de i tirme zorunlu u, ortaya çıkacaktır. Bu mümkün olmadı ında, psikolojik taciz uygulayanların durum hakkında uyarılması ve davranı larını de i tirmedikleri takdirde de, i sözle melerini feshetmek dı ında ba vurulacak bir hukuki yol kalmamaktadır. b. ) sözle mesini fesih Kanunu, daha önce de belirtildi i üzere, cinsel tacize kar ın psikolojik tacizi düzenlemedi inden; K. m. 24/bent II f. d ve K. m. 25/bent II f. c de oldu u üzere, psikolojik tacize hakkında önlem almayan i veren kar ısında, i çinin ve psikolojik taciz 28
29 uygulayan i çi kar ısında da, i verenin i sözle mesini haklı nedenle feshedebilmesine yetki kazandıracak açık bir düzenleme söz konusu de ildir. Böyle bir açık hükmün yoklu unda; psikolojik taciz, i çinin sa lı ı kapsamında ele alınmakta ve i çiden, K. m. 83 deki i sa lı ı ve güvenli i kuruluna ili kin prosedürü i letmesi beklenmektedir. Ancak, gerek bu kurulların bulunmadı ı i yerlerinde K. m. 83 deki prosedürün i letilemeyecek olması ve gerekse söz konusu kurulların psikolojik taciz konusunda yeterli donanıma sahip bulunmamaları, uygulama açısından sorun yaratabilecek durumdadır (ayrıca bkz. ve kar. Bozbel ve Palaz, 2007, s ) Ancak, burada da tıpkı i verenin psikolojik tacizde bulunmasında oldu u üzere, gerek K. m. 24/II ve gerekse K. m. 25/II deki benzerleri sözcü ünden hareketle; K. na tabi i sözle meleri bakımından, önlem almayan i verene kar ı psikolojik tacize u ramı i çinin, kendi i sözle mesini ve psikolojik taciz uygulayan i çi kar ısında da, i verenin tacizde bulunan i çinin i sözle mesini haklı nedenle feshedebilece i söylenebilir (bkz. Köseo lu, 2011, s ile aynı yer, dn. 405 ve burada belirtilen yazarlar; ayrıca bkz. ve kar. Bozbel ve Palaz, 2007, s. 76; Sava, 2007, s. 113 ve 116). TBK na tabi i sözle meleri bakımından ise; öncelikle, i çinin, i verenden önlem almasını istemesi söz konusu olacaktır. veren tarafından gereken önlem alınmadı ı takdirde i çinin, i yerindeki psikolojik tacize kar ı kendisini korumakla yükümlü bulunan i verenin bu yükümlülü üne (TBK m. 417/I e) aykırı davranması dürüstlük kurallarına göre hizmet ili kisini sürdürmesi beklenemeyen durum ve ko ullar (TBK m. 435/II) içinde de erlendirilmek suretiyle, i sözle mesini haklı nedenle feshedece i söylenebilecektir. Di er yandan, TBK, i çinin i verenin bir ba ka i çisine kar ı psikolojik taciz uygulamasını, özel olarak düzenlemi de ildir. Ancak, bu kez de i verenin, dürüstlük kurallarına göre hizmet ili kisini sürdürmesi beklenemeyen durum ve ko ullar altında kaldı ından söz edilmek suretiyle, i çisine psikolojik taciz uygulayan yönetici durumundaki i çinin hizmet (i ) sözle mesini haklı nedenle feshedebilece i kabul edilebilir. c. ) Manevi tazminat Yönetici durumundaki i çinin veya i yerindeki di er çalı anın psikolojik tacizi sonucunda manevi zarara u rayacak i çi, ki ilik haklarının ihlal edilmi oldu u gerekçesiyle, psikolojik taciz uygulamı i çi veya i çilerden manevi tazminat isteme hakkına sahiptir (TBK m. 58, 417/III). 29
30 Ancak, mahkeme; burada da tıpkı i verenin psikolojik tacizinde oldu u üzere, manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesi yerine, di er bir giderim biçimini kararla tırabilir veya ödenecek manevi tazminata ekleyebilir (ayrıca bkz. yukarıda IV 1 b). V. i verenin Sorumlulu unda Zamana ımı Süresi yerinde psikolojik taciz uygulayan veya psikolojik tacize kar ı önlem almayan i veren, i çiyi gözetme borcuna aykırı davranmı olur. Bu durumda, i verenin, sözle meye aykırılıktan do an sorumluluk hükümlerine tabi olması söz konusudur (TBK m. 417/III). Buna göre, psikolojik tacize u rayan i çinin veya psikolojik taciz sonucu ya amını yitiren i çinin ölümü halinde yakınlarının açaca ı tazminat davalarında; Borçlar Kanunu nun yürürlükte oldu u dönemde oldu u üzere (BK m. 125 ve 332/II), haksız fiil zamana ımı süresinin yerine, 10 yıllık genel zamana ımı süresinin uygulanması, söz konusu olacak ve 10 yıl geçtikten sonra, i verenden psikolojik taciz iddiasıyla tazminat istenemeyecektir (bkz. Centel, 2011, s. 18. VI. De erlendirme ve Sonuç yerindeki psikolojik taciz olaylarına kar ı hukuki koruma yaratma amacıyla, TBK m. 417 deki düzenleme getirilmi tir. Bu anlamda, söz konusu düzenleme, Türk hukuk sisteminde psikolojik tacizi açık bir biçimde ilk kez ele alan hükümdür. Gerçekten, daha önceki düzenlemeler içinde i yerindeki psikolojik tacize kar ı herhangi bir özel düzenleme söz konusu olmadı ından, bu döneme kadarki psikolojik taciz sorunları, genel hükümlere göre hukuki çözüme kavu turulmaya çalı ılmı tır. TBK öncesi dönemde yasal düzenlemenin bulunmayı ının nedeni ise, tam olarak bilinememektedir. Bu ba lamda, elde yeterli sayısal veriler bulunmadı ı için, i yerlerinde psikolojik tacizin, önceki dönemde daha az oldu unu söyleme olana ı bulunmamaktadır. Nitekim yasal düzenlemenin olmayı ı, her zaman ele alınacak olayların daha az sayıda olaca ını göstermemektedir. Bununla birlikte, en azından, psikolojik taciz olaylarında görece bir artı ın, i yerlerinde ya andı ı söylenebilir yılında Kanunu, cinsel tacize kar ı koruma sa lamı ken, bunu psikolojik tacizden esirgemi tir. Buna göre, psikolojik taciz konusunda TBK m. 417 yle getirilen düzenleme sonrasında, Kanunu ndaki düzenlemelerin TBK nın gerisinde kaldı ı söylenebilir. Ancak, bu göreceli geride kalı, salt psikolojik tacize hukuki dayanak sa lama bakımından söz 30
31 konusudur. Çünkü TBK m. 417 nin, psikolojik taciz konusunda çok ileri bir düzenleme getirdi i söylenememektedir. Gerçekten, öncelikle; TBK m. 417 deki düzenlemenin, psikolojik taciz konusunda farkındalık sa lamaya çalı tı ı söylenmelidir. Buna kar ın, psikolojik tacize kar ı uygulanacak yaptırımlar konusunda, TBK nun suskun kaldı ı, i çiye açık olarak özel bir koruma sa lamadı ı görülmektedir. Buna göre, psikolojik taciz konusunda, i sözle mesinin feshine ili kin genel hükümlerin, uygulama alanı bulması söz konusudur. Önümüzdeki dönemdeki psikolojik tacize ili kin yargı kararlarından ise, uygulama için yaptırım konusunda gerekli açıklı ı sa lamaları beklenmektedir. Bu ba lamda, tıpkı, ücretin gününde ödenmemesinde ( K. m. 34/I tümce 1) ya da i verenin i sa lı ı ve güvenli i önlemlerini almamakta direnmesinde ( K. m. 83/III) oldu u üzere, psikolojik tacizle kar ıla an i çinin söz konusu durumdan i verene yakınmasına kar ın gerekli önlemler alınmadı ı takdirde, i çiye i görme edimini yerine getirmekten kaçınma hakkının yapılacak bir yasal de i iklikle tanınması önerilmektedir (bkz. Güzel ve Ertan, 2007, s. 549; Köseo lu, 2011, s. 248 dn. 404). Dahası, i yerinde psikolojik tacize u rayan i çinin; mevcut durumda dahi, BK m. 325 uyarınca, i görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilece i ileri sürülmektedir (bkz. Küçükkaya, 2011, sh. 109; Sava, 2007, s. 98 vd.). Bu ba lamda, i çinin i ini yitirmeyip korumasının esas oldu u ve psikolojik tacizin de i verenin yerine daha çok i yerinin di er çalı anlarından kaynaklandı ı dikkate alınacak oldu unda; önlem almamakta direnecek i verene kar ı böyle bir yaptırımın öngörülmesi, sa lıksız bir çalı ma ortamında bulunmaya zorlanamayacak olan i çi bakımından, yerinde olacaktır. Di er yandan, TBK nun, psikolojik tacizi i yerinde ortaya çıkacak bir taciz türü olarak algıladı ı ve buna ba lı olarak da, psikolojik tacizi tanımlamaktan kaçındı ı görülmektedir. Bu durum ise; temelde TBK nun, K. nun aksine, e itlikçi bir yasa olma iddiasında bulunmayı ından kaynaklanmaktadır. Oysa i yerindeki psikolojik tacizin esas boyutunun, i yerinde haksız ayrımcılık oldu u görmezlikten gelinemez. Nitekim psikolojik taciz uygulanan i çinin, i yerinde haksız yere dı landı ı ve e it i lem yapılmak gerekirken, kendisi hakkında haksız ayrım gözetildi i, gözden uzak tutulamaz. Bu nedenledir ki; i yerindeki psikolojik tacizin de ayrımcılık oldu unu vurgulayan ve bunu tanımlayan bir fıkranın, e it davranma ilkesini içeren K. m. 5 e eklenmesi önerilmektedir (bkz. Güzel ve Ertan, 2007, s. 549). 31
32 Çalı ma mevzuata ili kin olarak yapılan incelemeler; hernekadar mevcut hukuki donanımın yeterli oldu u ve ayrıca özel bir yasaya gerek bulunmadı ının belirtilmesine (bkz. Bozbel ve Palaz, s. 79) ra men, gerçekte durumun böyle olmadı ını ve hukuki donanım olarak yine gerekti inde genel esaslara ba vuruldu unu göstermektedir. Bu yüzden, en azından, tıpkı cinsel taciz konusunda oldu u üzere, yapılacak bir yasa de i ikli iyle (de lege ferenda), K. m. 24 ile 25 e psikolojik taciz anlatımının yerle tirilmesi, açıklı ı ve i çiye yeterli korumayı sa lamak için, yararlı olacaktır. Sonsöz olarak, her eyin hukuki düzenlemelerden beklenmemesi gerekti ini belirtmekte yarar vardır. Gerçekten, en mükemmel kuralları dahi uygulayacak olan, sonuçta ki ilerdir. Bunların psikolojik taciz konusunda bilinçlendirilmesi ve e itilmesi, bu tür istenmeyen durumların önüne geçilmesi bakımından, daha etkili ve gerçekçi olabilecektir. Bu konuda, çalı ma ya amının aktörlerine, önümüzdeki dönemde önemli görevlerin dü ece i ise, son derece açıktır. Kaynakça Bayram, F. (2007). Türk Hukuku Açısından yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing). Legal Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi. 4, Bayram, F. (2007). yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) (Ankara 8. Mahkemesi nin T., 2006/19 E., 2006/625 K. Sayılı Kararı. Legal Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukukuna li kin Yargı Kararları ve ncelemeleri Dergisi. 2, Bilgili, A. (2010). Hukuku Açısından yerinde Cinsel Taciz. 1. bası. Adana: Karahan Kitabevi. Bozbel, S. ve Palaz, S. (2007). yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Hukuki Sonuçları. T SK Akademi. 2, Çobano lu,. (2005). Mobbing yerinde Duygusal Saldırı ve Mücadele Yöntemleri. 1. bası. stanbul: Tima Yayınevi. Centel, T. (2011), Türk Borçlar Kanunu nda Genel Olarak çinin Ki ili inin Korunması. Sicil. 6, Güzel, A. ve Ertan, E. (2007). yerinde Psikolojik Tacize (Mobbinge) Hukuksal Bakı : Avrupa Hukuku ve Kar ıla tırmalı Hukuk. Legal Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi. 4,
33 Köseo lu, A. C. (2011). Sözle mesinin çiden Kaynaklanan Nedenlerle Bildirimli Feshi. 1. bası. stanbul: Beta Yayınevi. Küçükkaya, H. G. (2011). yerinde Psikolojik Taciz. stanbul Barosu Dergisi. 85, Leymann, H. The Definition of Mobbing at Workplaces. 6 Mart 2012 tarihinde adresinden eri ildi. Sava, F. B. (2007). yerinde Manevi Taciz. 1. bası. stanbul: Beta Yayınevi. Tınaz, P. (2006). yerinde Psikolojik Taciz (mobbing). 1. bası. stanbul: Beta Yayınevi. Tınaz, P., Bayram, F. ve Ergin, H. (2008). Çalı ma Psikolojisi ve Hukuki Boyutlarıyla yerinde Psikolojik Taciz (mobbing). 1 bası. stanbul: Beta Yayınevi. Turanlı, M. (2010). Türk Hukuku nda Yeni Bir Kurum: Mobbing. Suç ve Ceza-Ceza Hukuku Dergisi. 1,
34 HEM RELERE KAR I UYGULANAN PSOKOL K DDET EMOTIONAL VIOLENCE AGAINST NURSING HOME STAFF Prof. Dr. Aliye Mandıracıo lu, Ege University Faculty of Medicine, Department of Public health, zmir, [email protected] Prof. Dr. Olcay Çam, Ege University Faculty of Nursing, Department of Nursing Psychiatry, zmir, [email protected] Aims: The aim of this study was to describe the frequency emotional violence against caregivers from residents. Methods: The participants consisted of three private and three public nursing homes in Izmir. Respondents (N: 214) were asked to recall experiences of emotional violence over the previous year, consequences from the violent, characteristics of perpetrators. Workplace emotional violence from co-workers will not be addressed in this study. Results: The reported frequency of emotional violence to caregivers by elderly people was 41.6%. There were no associations between reported emotional violence and staff s characteristics. The reasons of the violent behaviors were observed to be alcohol abuse in 1.4 % of the cases, dementia in 10.7%, psychiatric diseases in 24.7%, physical disability in 4.2%, and no problem in the rest. Conclusion: Supportive workplace is important issue in nursing homes providing administrations and colleagues support can protect against violence Giri 34
35 yerindeki iddetin hizmet verilen ki ilerden gelmesi, çalı ma ya amında önemli bir sorundur. Hizmet verilen, bakılan ki i en kolaylıkla da psikolojik iddet uygulayabilmektedir. Keashly, duygusal istismarın ve psikolojik iddetin bireylere ve örgütlere derin etkileri olan önemli bir fenomen oldu unu belirtmi tir. Duygusal istismarın; bir davranı, bir olay, bir giri im ile kendini gösteren saldırganlık oldu unu vurgulamı tır (Keashly, 1997). Sa lık ve sosyal hizmetlerde çalı anların hizmet verdikleri ki iler tarafından iddete u rama riski di er sektörlerle kar ıla tırıldı ında en fazladır (Respass & Payne 2008; Bostrom et al., 2011). Tüm çalı anların iddete maruz kalma sıklı ı çalı anda 2.7 iken, sosyal hizmet çalı anlarında çalı anda 18.3dür (Respass & Payne 2008). ABD de 1129 sosyal hizmet çalı anlarında yapılan çalı mada, %57 inin en az bir kez mü terilerinin iddetine maruz kaldıklarını bildirmi lerdir ( Newhill, 1996). McGregor (2010) ngiltere de 10 sosyal hizmet çalı anından 9 unun iddete maruz kaldı ını bildirilmi tir. Macdonald ın ( 2005) çalı masında, sosyal çalı macıların en fazla sözlü iddete ( % 56.1) maruz kaldıklarını ve ayda ortalama 2.61 kez sözlü saldırıya u radıklarını saptamı tır. Jayaratne (2004) sosyal hizmet çalı anlarının % 59.4 ünün sözlü saldırıya u radı ını bildirmi tir. Sözlü saldırı (verbal abuse) ve psikolojik iddet açısından en riskli çalı ma ortamı ya lı bakımevleri oldu u saptanmı tır (Harris, 2011). Sosyal hizmet sunulan kurumlardan biri olan bakımevleri çalı anlarının kar ıla tıkları sorunlardan biri de bakım hizmeti verdikleri ya lılar tarafından istismar edilmeleridir. Bu kurumlarda saldırganlıkla kar ıla ma sıklıkları yılda 1-4 kez olarak bildirilmektedir (Bostrom et al, 2011). Gates in (2004) çalı masında ya lı bakımevlerinde çalı anların % 16 ı her gün iddete maruz kaldıklarını belirtmi lerdir. Astrom (2002 ), sveç de ya lı bakımevi çalı anlarının %12 sıklıkta psikolojik iddete maruz kaldıklarını saptamı tır. Ya lı bakımevlerinde çalı anlara yönelik iddet; çevresel, kurumsal etkenler kadar ya lı ve çalı anın özellikleri gibi çok faktörlü nedensellikle açıklanmaktadır. (Isaksson, et al., 2009) Özellikle yıkama, giydirme, yedirme gibi do rudan hizmet verme esnasında daha fazla ortaya çıkmaktadır ( Astrom et al., 2004). Bakımevinde çalı an personel sayısının azlı ı da önemli bir risk faktörü olarak belirtilmi tir (Aström, 2002). Bakım verilen ki inin psikolojik sa lı ının bozuk olması, demanslı olması gibi faktörler de önemlidir. Çalı manın amacı ya lı bakımevlerinde çalı anların hizmet verdikleri ki ilerden gördükleri duygusal ve psikolojik iddetin sıklı ını ve etkileyebilecek faktörleri belirlemektir. Gereç yöntem: 35
36 Bu kesitsel çalı ma, zmir de yer alan üç özel ve üç kamu ya lı bakımevinde gerçekle tirilmi tir. Bu kurumlarda çalı an 214 ki i çalı maya katılmı tır. Ya cinsiyet, e itim durumu, medeni durum, çalı ma süresi gibi sosyodemografik özelliklerini, son 1 yıl içinde iddete maruz kalma durumunu ara tıran bir anket formu ile veriler toplanmı tır. Meslekta larından geli en iddet ara tırma kapsamında tutulmu tur. Sözlü tehdit, ba ırma, küfür, kötü davranı duygusal/psikolojik iddet olarak tanımlanmı tır. Veriler SPSS 11.5 bilgisayar programı ile de erlendirilmi tir. iddet varlı ı ile çalı anla ilgili özellikler arasındaki ili ki chi-square analizi ile de erlendirilmi tir. Bulgular Çalı maya katılan ki ilerin özellikleri Tablo 1 de görülmektedir. Çalı anların % 42.1 i erkek, ortalama çalı ma süreleri 10.6 yıldır (1-25). Yakla ık yarıya yakını ya grubundadır. Ço unlu u evli, ilkokul mezunu ve temizlik elemanıdır. Çalı anların % 41.6 ı duygusal iddet gördü ünü ifade etmi tir. Duygusal iddet gördü ünü belirten ki ilerin % 56.2 i kadındır, % 44.9 u ya grubundadır. Çalı anların ya, cinsiyet, e itim düzeyi, çalı ma yılı, çalı tı ı kurum gibi özellikleri ile iddet görme sıklı ı arasında bir ili ki saptanamamı tır. iddeti uygulayan ya lıların özellikleri ara tırıldı ında; %1.4 ü alkolik, %10.7 i demanslı, %24.7 inin psikolojik rahatsızları, %4.2 i fiziksel engelli olup geri kalanın her hangi bir problemi olmadı ı belirtilmi tir. Tablo1. Çalı maya katılan bakımevi çalı anları nın özellikleri N: 214 % Cinsiyet Erkek Kadın Medeni durum Bekar Evli
37 Ayrı Ya grupları > Çalı ma yılı > Yaptı ı i Sa lık personeli Ofis çalı anı Hasta bakıcı Sosyal hizmet uzmanı ve psikolog Temizlik elemanı Di er Çalı ma saati Normal mesai Vardiyalı E itim lkokul Orta
38 Lise Universite Profesyonel E itim Yok Okulda Hizmet içi e itim Tartı ma yerinde iddete maruz kalma bakımevi çalı anlarında önemli bir mesleki risktir. (McPhaul, Lipscomb, 2004). Çalı mamızda duygusal iddete maruziyet oldukça yaygın oldu u saptanmı tır. Çalı anların özellikleri, çalı ma ekilleri iddet varlı ı için risk olmadı ı saptanmı tır. ran da yapılan bir çalı mada sosyal hizmet sunan ki ilerin psikoloji iddete fiziksel iddetten 3 kat daha fazla maruz kaldı ı belirtilmektedir. Aynı çalı mada, çalı anların ve çalı ma ko ullarının özellikleri açısından bir ili ki saptayamamı lardır ( Padyap et al., 2012). Astrom (2002) sveç de çalı ma yürüttü ü bakımevlerinde cinsiyetin iddete maruz kalma ile ili kili olmadı ını, genç ve tam gün çalı anların daha fazla iddete maruz kaldıklarını belirtmi tir. Avustralya da sözlü saldırının % 57 sıklıkta oldu u ve daha genç olanların ve daha uzun saatler çalı anların daha riskli oldu u belirtilmi tir (Koritsas, 2010). Önceki çalı malarda, hizmet verdi i ki inin iddetine maruz kalma sonucunda, güçsüzlük, çaresizlik, yetersizlik, korku, endi e, öfke, üzüntü gibi hisleri ortaya çıktı ı bildirilmi tir. Bunun sonucu olarak da çalı an; depresyon, anksiyete, uyku bozuklu u, tükenmi lik gibi sa lık sorunları ile kar ı kar ıya gelmektedir. (Isaksson et al, 2009, Quine, 1999; (Adelheid Zeller, 2009) iddete maruz kalan çalı anların pek çok olayda durumu bildirmedi i belirtilmektedir. inin bir parçası olarak görmesi, i ini kaybetme endi esi, böyle bir durumu payla mayı ayıp saymaları gibi nedenlerin bu duruma yol açtı ı bildirilmektedir (Respass, 2008). Çalı anların hizmet verdi i ki ilerden iddet görmesini, sunulan hizmetin kalitesini de etkiledi i vurgulanmaktadır (Isaksson et al, 2009). Kurumlarda yöneticilerin bu konuda hazırlıklı olması, personel seçimi ve di er konularda önlemini alması gereklili i belirtilmektedir. (Isaksson et al, 2009). OSHA, bakım hizmetleri verilen kurumda bakım verilen 38
39 ki iden gelecek iddet açısından risk de erlendirilmesi yapılması, tehlikelerin önlenmesi ve kontrol alınması, personelin e itimi ve olguların kayda geçirilmesi ve izlenmesi gerekti ini belirtmi tir (OSHA, 2004). Çevresel düzenlemenin de iddeti önlemede önemli bir yol oldu u vurgulanmaktadır. Çevresel aydınlatmanın iyi olması, kamera izlemi, çalı anın yalnız kalmaması gibi düzenlemeler önerilmektedir. (McPhaul, et al., 2008) Ya lı nüfusun genel toplum içindeki yüzdesi gün geçtikçe artmaktadır. Di er taraftan ya lılar arasında 75 ya üzeri daha fazla bakıma muhtaç olan ki ilerin sayısı da artmaktadır. Bu durum önümüzdeki süreçte ya lı bakımının tüm yönleriyle güçlendirilmesini gerektirmektedir. Ülkemizde de ya lı bakımında geleneksel aile içindeki bakımı gün geçtikçe kurum bakımının yerini almaktadır. Bakımevlerinde verilen hizmetin kalitesi kapsamında çalı anların güvenlik sorunlarının ve mesleki iddet maruziyetinin de ortadan kaldırılması gereklidir. Kaynaklar Aström, S., Bucht, G., Eisemann, M., Norberg, A., Saveman, B.I. (2002): Incidence of violence towards staff caring for the elderly. Scand J Caring Sci. 16(1):66-72 Boström, A.M., Squires, J.E., Mitchell, A., Sales, A.E., Estabrooks, C.A. (2011): Workplace aggression experienced by frontline staff in dementia care. J Clin Nurs. Dec 12. doi: /j x. [Epub ahead of print] Gates, D. (2004): Violence against nursing assistants in nursing homes. 7th World Conference on Injury Prevention and Safety Promotion, Vienna, Austria, June Harris, B., Leather P. (2011): Levels and Consequences of Exposure to Service User Violence: Evidence from a Sample of UK Social Care Staff. British Journal of Social Work, 8: 1 19 Isaksson, U., Aström, S., Sandman, P.O., Karlsson, S. ( 2009): Factors associated with the prevalence of violent behaviour among residents living in nursing homes. J Clin Nurs, 18, Isaksson, U., Graneheim, U.H., Aström, S. (2009): Female caregivers experiences of exposure to violence in nursing homes. Journal of Psychiatric and Mental Health Nursing, 16: Jayaratne, S., Croxton, T. A. and Mattison, D. (2004): A national survey of violence in the practice of social work, Families in Society, 85, pp
40 Koritsas, S., Coles, J., Boyle, M. (2010): Workplace Violence towards Social Workers: The Australian Experience. British Journal of Social Work 40, Loraleigh, Keashly L. (1997): Emotional Abuse in the Workplace,Journal of Emotional Abuse, 1:1, Macdonald, G. and Sirotich, F. (2005): Violence in the social work workplace: The Canadian experience, International Social Work, 48(6), pp McGregor, K. (2010): Social workers subject to abuse, threats and violence: Exclusive survey reveals extent of violence and abuse, Community Care, 5 McPhaul, K., Lipscomb, J., (2004): Workplace Violence in Health Care: Recognized but not Regulated. Online Journal of Issues in Nursing, 9 (3), Manuscript 6. McPhaul, K.M., London, M., Murrett, K., Flannery, K., Rosen, J., Lipscomb, J. (2008): Environmental Evaluation for Workplace Violence in Healthcare and Social Services. Journal of Safety Research, 39: Newhill, C.E. (1996): Prevalence and Risk Factors for Client Violence Toward Social Workers', Families in Society, 77(3): Padyab, M., Chelak, H.M., Nygren, L., Ghazinour M. (2012): Client Violence and Mental Health Status among Iranian Social Workers: A National Survey. British Journal of Social Work 42, Respass, G., Payne B.K. (2008): Social Services Workers and Workplace Violence, J Aggress Maltreat Trauma, 16,2: Quine, L. (1999): Workplace bullying in NHS community trust: staff questionnaire survey. British Medical Journal, 318: U.S. Department of Labor. 2004: Guidelines for Preventing Workplace Violence for Health Care & Social Service Workers. OSHA R, Zeller, A., Hahn, S., Needham, I., Kok, G., Dassen, T., Halfens, R.J. (2009) : Aggressive Behavior of Nursing Home Residents Toward Caregivers: A Systematic literature review. Geriatr Nurs, 30:
41 Yüksekö retimde Psikolojik Taciz Konulu Ara tırmalar Üzerine Bir nceleme Yrd.Doç.Dr. I ıl Karatuna 1 Doç. Dr. Sibel Gök 2 yerinde psikolojik taciz, bir veya birden fazla çalı anın, bir di er çalı ana veya çalı an grubuna uzun süreli (yakla ık altı ay) ve sistematik (örne in haftada bir) olarak a a ılama, görev yapmayı engelleme, sosyal ili kilerden dı lama gibi zihinsel ve fiziksel sa lı ı tehdit edebilen davranı lar yöneltti i ve hedef olan tarafın kendini savunamaz duruma geldi i bir süreci ifade etmektedir. yerinde psikolojik taciz, her türlü sektörde kar ıla ılabilen bir olgu olmasına kar ın, bazı sektörler ve ki iler için daha fazla risk arz etmektedir. E itim sektörü ve yüksekö retim çalı anları da bu riskli gruplar arasında yer almaktadır. Bu çalı mada, EBSCO ve ULAKB M veri tabanlarında yer alan, yılları arasında hakemli bilimsel dergilerde ngilizce veya Türkçe olarak yayımlanan, görü me ve/veya anket yönteminin kullanıldı ı, yüksekö retimde psikolojik taciz konulu makaleler irdelenmekte ve bulgular özetlenmektedir. Söz konusu bulgular, psikolojik tacizin yüksekö retimde kar ıla ılan önemli bir i yeri sorunu oldu unu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: yerinde Psikolojik Taciz, Mobbing, Yüksekö retim, Üniversite. A Study Analysing the Researches on Workplace Bullying in Higher Education Workplace bullying defines a process where unethical acts like humiliating, socially excluding, restraining someone from doing his/her job are systematically (eg. once a week) directed to one or more employees by one or more perpetrators over a period of time (about six months). In this 1 Kırklareli Üniversitesi, Lüleburgaz MYO, Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlı ı Programı. ([email protected]) 2 Marmara Üniversitesi, ktisat Fakültesi, Çalı ma Ekonomisi ve Endüstri li kileri Bölümü. ([email protected]) 41
42 process target feels vulnerable to defend oneself against the offensive acts that deteriorate his/her mental and physical health. Workplace bullying can be encountered in every sector, however, employees in higher education are particularly at risk. This study investigates the researches of bullying in higher education which use interview and/or questionnaire survey methods and are published in refereed journals and indexed in on-line research databases (EBSCO and ULAKBIM) between the dates In this study, only the researches published in English or Turkish are taken into account. Findings of the studies showed that workplace bullying is an essential issue in higher education institutes. Keywords: Workplace bullying, mobbing, higher education, university I. G R yerinde onur kırıcı, a a ılayıcı ve ahlak dı ı davranı lar veya dü manca ileti im örnekleri ile açıklanan i yerinde psikolojik taciz ( PT) ile ilgili çalı maların sayısı son yıllarda giderek artmaktadır. PT olgusu ilk olarak 1976 da Taciz Edilen çi isimli kitapta ele alınmı, ancak, bu kılavuz niteli indeki kitap, yayımlandı ı dönemde akademik çevrede fazla dikkat çekememi ve konuya ili kin bilimsel çalı malara, Leymann ın çalı maları** öncülük etmi tir. Bu çalı malardan sonra sveç, Norveç ve Finlandiya da PT konusunda geni çaplı ara tırmalar yapılmı, Finlandiya da 1988 de PT konulu ilk seminer düzenlenmi tir (Vartia, 2004) larla birlikte olgu, ngiltere, Almanya, Avusturya, ABD ve Avustralya da incelenmi, Türkiye de ise, son on yıldır bilimsel çalı malara konu olmaya ba lamı tır***. Söz konusu ara tırmaların sonuçları, PT nin sektöre ba lı olmaksızın tüm çalı anları tehdit eden bir i yeri sorunu oldu unu ortaya koymakla birlikte, tacize maruz kalma riskinin bazı sektörler ve meslek grupları için daha fazla oldu unu ve yüksekö retim çalı anlarının da bu riskli grup kategorisinde yer aldı ını göstermektedir. II. YER NDE PS KOLOJ K TAC Z OLGUSU yerinde Psikolojik Taciz: Tanım, Davranı lar ve Türler Literatürde PT olgusunun tanımı konusunda ortak bir anlayı bulunmamaktadır. Leymann (1996), olguyu, bir ya da birden fazla ki inin, genellikle bir di er ki i ile sistematik (en az haftada bir) ve uzun süreli (en az altı ay) olarak dü manca ya da etik olmayan tarzda ileti im kurması; ve devam eden bu ileti im sonucunda hedef olan ki inin kendini yardıma muhtaç ve Caroll M. Brodsky, (1976). The Harassed Worker, D.C. Heath and Company: Lexington. ** Heinz Leymann, (1990). Mobbing and psychological terror at workplaces, Violence and Victims, 5, ss ; Heinz Leymann, (1996). The Content and Development of Mobbing at Work, European Journal of Work and Organizational Psychology, 5 (2), ss *** Detaylı bilgi için bkz.i ıl Karatuna ve Pınar Tınaz. (2010), yerinde Psikolojik Taciz: Sa lık Sektöründe Kesitsel Bir Ara tırma, Ankara: Türk Yayınları. 42
43 savunmasız hissetmesi olarak ifade etmektedir. Bir di er tanıma göre PT, birini taciz etmek, rahatsız etmek, sosyal ili kiler açısından dı lamak veya birinin görevini, i ini yapmasını olumsuz etkilemek gibi durum ve davranı larla açıklanmakta ve bu tip bir davranı ın ya da ileti imin PT olarak isimlendirilebilmesi için söz konusu davranı ın ya da ileti imin sürekli ve düzenli olarak (örne in haftada bir) yöneltilmesi ve belirli bir süre (yakla ık altı ay) devam etmesi gerekti i ve tek seferlik ya anan bir tartı ma ya da anla mazlı ın psikolojik taciz olarak kabul edilemeyece ini öne sürülmektedir (Einarsen vd., 2003). Tanımda ayrıca PT nin, iddeti giderek yükselen bir süreç oldu u; bireyin bu sürecin sonucunda kendini çaresiz bir pozisyonda buldu u ve sistematik olarak olumsuz davranı ların hedefi haline geldi i ve tarafların e it güçte oldu u bir tartı manın da, PT olarak isimlendirilemeyece i belirtilmi tir. Bu tanımlardan, i yerinde kar ıla ılan olumsuz davranı ların ancak belirli parametreler çerçevesinde, psikolojik taciz olgusuna neden olabilece i anla ılmaktadır. Bu parametreler; rahatsız edici davranı ların süreklili ine, tekrar etme sıklı ına ve taraflar (ma dur-tacizci) arasındaki güç e itsizli ine ili kindir. yerinde psikolojik tacizi tanımlamak için kullanılan sözcük konusunda da literatürde bir belirsizlik söz konusudur. Uluslararası çalı malarda genellikle mobbing (Leymann, 1996), bullying (Einarsen vd., 2003), harassment (Björkqvist vd., 1994), vb. terimlerinin; Türkiye deki çalı malarda ise, i yerinde psikolojik taciz, iddet (Karatuna ve Tınaz, 2010; Yıldırım ve Yıldırım, 2010), i yeri zorbalı ı (Aydın ve Öcel, 2009) ve yine ngilizce kökenli mobbing (Tigrel ve Kokalan, 2009) vb. terimlerin kullanıldı ı görülmektedir. yerinde psikolojik taciz davranı ları gerekli bilginin saklanması, dedikodu yapılması gibi daha gizli ve dolaylı davranı lar olabilece i gibi, ki iyi tehdit etmek, fiziksel veya cinsel taciz uygulamak gibi son derece açık ve do rudan yöneltilen davranı lar da içerebilmektedir. Leymann (1996), PT davranı larını, kendini göstermeyi ve ileti imi engellemeye yönelik davranı lar (bireyin kendini ifade etmesini engelleme ve sürekli ele tirme vb.), sosyal ili kilere ili kin saldırılar (konu mama, di erlerinden ayrı bir i yeri verme vb.), itibara yönelik saldırılar (arkadan konu ma, alay etme vb.), ki inin ya am kalitesi ve mesleki pozisyonuna yönelik saldırılar (görevleri kısıtlama, anlamsız görevler verme vb.) ve ki inin sa lı ına do rudan saldırılar (fiziksel iddet, cinsel taciz vb.) ba lıkları altında gruplandırmı tır. yerinde psikolojik taciz, yönüne göre de üç grup altında de erlendirilmektedir. Bunlardan ilki yukarıdan a a ıya do ru psikolojik tacizdir. Yukarıdan a a ıya do ru psikolojik tacizde ma dura, yönetici, bölüm yetkilisi gibi üst pozisyonda çalı an bir ki i ya da ki iler tarafından saldırılar yöneltilir. Bir di er tür, e de er pozisyonda çalı anlar arasında ya anan psikolojik tacizdir. Bu tür olgularda tacizci ve ma dur aynı pozisyon veya görevde çalı an ve benzer 43
44 olanaklara sahip i arkada larıdır. Üçüncü türde ise, tacizin yönü a a ıdan yukarıya do ru olup, ma dur, tacizciye göre daha alt pozisyonda çalı ır. yerinde Psikolojik Tacizin Nedenleri Leymann (1996), PT'nin nedenleri arasında kurumsal ve yönetsel faktörlerin büyük önemi oldu una dikkat çekmi ve kurumdaki kötü çalı ma ko ullarının, ba arısız, organize olamamı ve ilgisiz bir yönetim anlayı ının, PT sürecini tetikledi ini öne sürmü tür. yerinde rol belirsizli i, yanlı i denetimi, a ır i yükü, stresli çalı ma ortamı, kurumun yeniden yapılanması, yönetimin de i mesi, kötü yönetim anlayı ı, olumsuz örgüt iklimi, zayıf sosyal ili kiler, çalı ma birimlerindeki çatı malar, çalı ma grubundaki ileti im sorunları, monoton i ler, çalı ma ortamının kötü fiziksel özellikleri ve kötü liderlik anlayı ının neden oldu u i tatminsizli i gibi faktörler, PT sürecine neden olabilecek veya süreci iddetlendirebilecek kurumsal ve yönetsel faktörler arasında sayılmaktadır (Vartia,1996). Kurumsal ve yönetsel faktörlerin yanı sıra i yerinde ya anan e itsizlik, adaletsiz ko ullar, haksızlıklar, kı kırtma ve çevresel ko ulların getirdi i stres, hayal kırıklı ı gibi duygular, PT sürecine neden olan veya bu süreci destekleyen sosyal faktörler arasında sayılmaktadır (Neuman ve Baron, 2003). Örne in, i yerinde ücret e itsizli i gibi kurum kültüründen kaynaklanan haksızlıklar, çalı anların hayal kırıklı ı ya amasına, öz güvenlerinin azalmasına ve stresli çalı ma ortamına neden olarak, PT sürecini tetikleyebilmektedir. Utanma veya küçük dü me gibi durumlar da, PT sürecinin ba lamasına neden olabilir. Örne in, herkesin önünde yöneticisi tarafından ele tirilen bir çalı an, gururunun kırılmasına ba lı olarak di erlerine öfkeli ve saldırgan davranı lar yöneltebilir. Bu durum küçük dü menin neden oldu u öfke olarak da isimlendirilir (Neuman ve Baron, 2003). Literatürde bir di er görü, PT nin kurumsal ve yönetsel faktörlere dayanarak açıklanmasının yetersiz olaca ını, tacizcinin ve ma durun ki ilik özelliklerinin de PT sürecine katkıda bulunabilece ini kabul etmektedir (Zapf, 2001). Örne in a ırı özgüven ya da özgüvensizlik, psikolojik taciz için güçlü bir neden olabilir. Benzer olarak sosyal ili kilerinde ba arısız olan, duygularını kontrol edemeyen, kendini ifade edemeyen ve öngörü kabiliyeti olmayan ki ilerin psikolojik tacize neden olabilir. Ma durun ki ilik özellikleri de erlendirildi inde, bazı ara tırmalar, PT ye maruz kalanların, kalmayanlara göre özgüvensiz, sosyal ili kilerde daha ba arısız ve daha kaygılı olduklarını ortaya koymu tur (Zapf ve Einarsen, 2003). Di er taraftan, PT ye maruz kalma riskinin, farklı ve dikkati çeken ki iler, savunmasız ki iler ve üstün ba arılı ve grup normları ile çatı an ki iler için daha yüksek oldu u da öne sürülmektedir (Zapf ve Einarsen, 2003). Leymann (1996), ma dura ili kin özelliklerle psikolojik tacizi ili kilendirmenin yanlı oldu unu savunmakta ve ma durda gözlenen bazı olumsuz ki ilik özelliklerinin, PT sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkabilece ini, ma durun 44
45 ya adı ı bu travmatik deneyim sonucunda fiziksel ve psikolojik tepkiler göstererek davranı bozuklukları sergileyebilece ini öne sürmektedir. Benzer olarak Zapf (2001), PT sürecinin nedeni ve sorumlusunun birbirinden ayırt edilmesi gerekti ini belirtmektedir. Buna göre, ma durun ki ilik özellikleri ve/veya tavırları, PT sürecinin geli mesine neden olabilir, ancak, bu ki ilik özelliklerine ve tavırlara sahip ki iyi, bu süreçten sorumlu tutmak mümkün de ildir. yerinde Psikolojik Tacizin Etkileri PT, stresli çalı ma ortamının önemli bir kayna ı ve çalı anlar için a ır sonuçlar do uran bir i yeri sorunudur. Süreçten en fazla etkilenen, tacize maruz kalan taraftır. Uzun süreli taciz sürecine maruz kalanların, uyku problemi ve konsantrasyon bozuklu u ya adı ı (Björkqvist vd, 1994; Leymann ve Gustafsson, 1996), depresyon ve tükenmi lik sendromu belirtileri (Quine, 1999), obsesiflik, heyecan, do ru algılayamama, istenmeyen tekrarlanan dü ünceler, huzursuzluk, intihara e ilim ve travma sonrası stres bozuklu u belirtileri gösterdikleri belirlenmi tir (Groeblinghoff ve Becker, 1996; Tehrani, 2004). Psikolojik taciz, sadece hedef alınan ki i ya da ki ileri de il, aynı zamanda çalı ma ortamını ve di er çalı anları da, dalga etkisi yaratarak etkileyen bir olgudur (Rayner vd., 2002). Ma durun çalı tı ı kurum, bu süreçten olumsuz etkilenen di er bir taraftır. yerinde psikolojik tacizin kurumlara getirdi i maliyetler psikolojik ve ekonomik maliyetler ba lıkları altında ele alınabilir. Buna göre, PT nin psikolojik maliyetleri arasında bireyler arası anla mazlık ve çatı malar, olumsuz örgüt iklimi, kurum kültürü de erlerinde çökü, güvensizlik ortamı, genel saygı duygularında azalma, çalı anlarda isteksizlik nedeniyle yaratıcılı ın kısıtlanması yer alırken; ekonomik maliyetleri arasında, hastalık izinlerinin artması, yeti mi uzman çalı anların i ten ayrılmaları, i ten ayrılmaların artmasıyla yeni çalı an alımının ve e itim etkinliklerinin getirdi i maliyet, genel performans dü üklü ü, i kalitesinde dü üklük, çalı anlara ödenen tazminatlar, i sizlik maliyetleri, yasal i lem ve /veya mahkeme masrafları, erken emeklilik ödemeleri yer alır (Tınaz, 2006). yerinde Psikolojik Tacizle Kar ıla ma Sıklı ına Genel Bir Bakı Çe itli ülkelerde yapılan ara tırma sonuçları psikolojik tacizin çalı ma ya amında sıklıkla kar ıla ılan önemli bir sorun oldu unu göstermektedir. Örne in, 27 Avrupa Birli i ülkesi genelinde PT ye maruz kalma oranının %4 (European Foundation, 2010); ABD genelinde %35 oldu u açıklanmı tır (Namie, 2010). Norveç te çalı anın katılımıyla gerçekle tirilen bir çalı mada ise, bu oranın %4,6 oldu u kaydedilmi tir (Nielsen vd., 2009). Türkiye de yapılan bazı ampirik çalı ma bulgularına göre ise, psikolojik taciz oranının %1,2 ile %86 arasında de i ti i görülmektedir (Akgeyik vd., 2007; Yıldırım ve Yıldırım, 2007). Söz konusu psikolojik taciz oranlarının birbirinden oldukça farklı olması, öncelikle çalı malarda kullanılan yöntemin ve örneklemlerin farklı olması ile açıklanmaktadır (Mikkelsen ve Einarsen, 2001). Literatürde 45
46 bazı çalı malarda PT nin tanımı verilerek, ankete katılanlara psikolojik tacizle kar ıla ıp kar ıla madıkları sorulmakta ve PT oranı, katılımcıların algıları do rultusunda belirlenmektedir. Bu yöntem subjektif yöntem olarak isimlendirilmektedir. Objektif yöntem olarak ifade edilen bir di er yöntemde, bir dizi olumsuz davranı içeren ölçekler vasıtası ile katılımcıların olumsuz davranı larla kar ıla ma sıklıkları ölçülmektedir. Subjektif yöntemle saptanan oranlar, objektif yönteme göre genellikle daha dü ük seyretmektedir (Salin, 2005; Lutgen- Sandvik vd, 2007). Oranlar, çalı mada kullanılan yönteme ve örnekleme göre farklıla tı ı gibi ma dur kabul edilecek ki iler için belirlenen kriterlere ba lı olarak da de i ebilir. Örne in Avrupa da Leymann ın kriterlerine ba lı kalınarak (olumsuz davranı lara en az haftada bir ve en az altı aydır maruz kalanların ma dur kabul edildi i) yapılan çalı malarda, PT oranının %1-4 arasında de i ti i; olumsuz davranı lara ayda bir veya iki defa maruz kalanların ma dur kabul edildi i çalı malarda ise, %8-%10 aralı ında seyretti i saptanmı tır (Zapf vd., 2003). PT ye maruz kalma riski bazı sektörler ve meslek grupları için daha yüksektir. Avrupa çalı ma ko ulları anketi sonuçları, i yerinde fiziksel ve psikolojik iddetle kar ıla ma riskinin, özel sektör çalı anlarına kıyasla (%4), kamu sektörü çalı anları (%6) için daha yüksek oldu unu ortaya koymu tur (Thirion vd., 2007). Ayrıca sa lık ve e itim hizmetlerinde ve sosyal hizmetlerde, kamu dairelerinde, bankacılık ve sigorta sektörlerinde çalı anların, daha sık psikolojik tacize maruz kaldı ı belirlenmi tir (Hubert ve Veldhoven, 2001; Zapf, 2001). III. YÜKSEKÖ RET MDE PS KOLOJ K TAC Z KONULU ARA TIRMALARIN NCELENMES Ara tırmanın Konusu ve Amacı PT ye maruz kalma riskinin yüksek oldu u çalı ma gruplarından biri yüksekö retim çalı anlarıdır (Leymann, 1996; Keashly ve Neuman, 2010). Özellikle akademik personelin, yüksekö retime özgü bir takım nedenlere ba lı olarak psikolojik tacize maruz kalması söz konusudur. En önemli nedenlerden biri sınırlanan akademik özgürlüktür. Akademik özgürlük, üniversite ö retim elemanlarının, i lerini veya kurumlarında sahip oldukları ayrıcalıkları kaybetme tehlikesine maruz kalmaksızın, yürürlükteki kanunlara uymak kaydıyla, genel kabul gören hususları sınama ve sorgulama, ortaya yeni görü ler koyma ve ihtilaflı veya popular olmayan fikirler ileri sürme hürriyetlerini teminat altına almakta ve akademisyenlerin (özellikle üst düzey) i ile ili kili faaliyetlerinde özerklik hakkına sahip olmasını gerektirmektedir (Erdem, 2006; Keashly ve Neuman, 2010). Bu hakların engellenmesi ya da taleplerin kar ılanmaması, çalı an ve kurum arasındaki psikolojik ve etik anla manın ihlal edilmesine; bu durum da çalı ma ortamında tepkisel saldırgan davranı lara neden olmaktadır. 46
47 Di er taraftan, ö rencilerin dü manca tutum ve davranı ları, a ırı i (ders) yükü veya bilimsel çalı ma üretme baskısı, bireyde hayal kırıklı ına neden olup, saldırgan davranı ları tetikleyebilmektedir. Öyle ki bu tarz endi eler ta ıyan akademisyenlerin kimi zaman doktora ö rencilerine dahi baskıcı davranı lar (i yükünü yansıtmak) yönelttikleri tespit edilmi tir (Morris, 2011). Akademide taciz konusunda yaptı ı bilimsel çalı malarla öne çıkan Westhues, farklı bir iveye sahip olan, ikayetçi olan, görü lerini rahatça ifade eden ve en önemlisi üstün ba arılı akademisyenlerin sıklıkla psikolojik tacize maruz kaldı ını öne sürmektedir (Westhues, 2004). Yüksekö retimde ya anan psikolojik taciz sürecinde, akademisyenlerin öncelikle sosyal ili kilerden dı landı ı (toplantılara davet edilmeme, göz göze gelmekten kaçınma), ikinci a amada idareye yapılan taleplerin ertelenmesi/kaybolması, uygun olmayan ders programı yapılması veya araba park yerinin uzak bir alana ta ınması gibi rahatsız edici davranı larla kar ıla tı ı, üçüncü a amada intihal, cinsel veya ırka dayalı ayrımcılık, üniversite kaynaklarını hatalı ya da kötü kullanma gibi suçlamalara maruz bırakıldıkları belirtilmektedir. Bir sonraki a amada üniversite yönetimi devreye girerek, ma duru bir disiplin komitesinde dinlemekte ve ma dur hakkında bir karara varmaktadır. Son a amada ise, ma dur genellikle i ten ayrılmayı tercih etmektedir (Gravois, 2006). Bu çalı mada yüksekö retimde psikolojik tacize maruz kalma, en sık kar ıla ılan davranı türleri, tacizin yönü, nedenleri ve etkileri konusunda yayımlanan ara tırma makalelerinin analiz edilip, bulguların özetlenmesi hedeflenmektedir. Ara tırmanın Yöntemi Yüksekö retimde psikolojik taciz konulu ara tırma makalelerinin elde edilmesinde EBSCO ve ULAKB M veri tabanları kullanılmı tır. Mart 2012 tarihi itibariyle yapılan taramalarda, mobbing, workplace bullying (i yeri zorbalı ı), work harassment (i yerinde psikolojik taciz), higher education (yüksekö retim) ve university (üniversite) anahtar kelimeleri sorgulanmı tır. Çalı maya dahil edilecek ara tırmalara ili kin be temel kriter belirlenmi tir: (1) yılları arasında yayımlanma, (2) hakemli bilimsel dergilerde yayımlanma (3) ngilizce veya Türkçe olarak yayımlanma, (4) görü me ve/veya anket yöntemine dayalı bir ara tırma içerme, (5) PT ye maruz kalma, PT davranı ları, türleri, nedenleri ve etkileri konularından en az biri hakkında bulgu ortaya koyma. Bu ba lamda yüksekö retimde psikolojik taciz konulu 25 çalı maya ula ılmı ancak, çalı malardan üçünün üniversite çalı anları dı ında di er sektör çalı anlarını da kapsaması nedeniyle, 22 ara tırma de erlendirmeye tabi tutulmu tur. Ara tırma Bulguları 47
48 1) Yüksekö retimde Psikolojik Taciz Konulu Ara tırmaların Detayları Yüksekö retimde psikolojik taciz konulu 22 çalı manın detayları (yazar, yıl, ülke, PT için kullanılan terim, ara tırmanın konusu, yöntemi, örneklemi) Tablo 1 de özetlenmi tir. Ara tırmaların dokuzu Türkiye de, dördü ngiltere de, üçü ABD de, geri kalanları ise, ran, Pakistan, spanya, Finlandiya, sveç-norveç- zlanda- talya ve Kanada da gerçekle tirilmi tir. Ara tırmaların üçü dı ında tümü ngilizce yayımlanmı tır. Ara tırmaların ço unda PT yi tanımlamak için bullying veya mobbing terimleri tercih edilirken, di er kullanılan terimler arasında harassment, aggression ve workplace abuse yer almı tır. Türkçe yayımlanan ara tırmalarda ise, psikolojik iddet ve mobbing terimleri kullanılmı tır. Anket yönteminin kullanıldı ı niceliksel çalı malarda genellikle PT oranı, en sık kar ıla ılan olumsuz davranı lar, PT ye maruz kalma ve demografik de i kenler arasındaki ili ki, tacizin yönü, nedenleri ve etkileri ara tırılmı tır. Farklı olarak sadece bir anket çalı ması, akademisyen hem irelerin psikolojik tacizle kar ıla ma oranını tespit etmeye yönelik bir ölçek geli tirme çalı masıdır. Di er taraftan görü meye dayalı çalı malarda, psikolojik taciz davranı ları ve türleri, tacizin nedenleri ve etkileri üzerine ma dur oldu unu algılayan gönüllü katılımcılar ile derinlemesine görü meler gerçekle tirilmi tir. Bazı çalı malarda ise, anket yöntemi ile ortaya konan bulgular, ilgili sendika temsilcileri, yöneticiler ve kendini ma dur olarak algılayanlar ile gerçekle tirilen görü melerle peki tirilmi tir. Ara tırmaların örneklemini yüksekö retim kurumlarında çalı an akademik (ö retim üyesi, ö retim görevlisi, asistan, okutman vb.) ve idari personel (sekreterlik, güvenlik, ö renci i leri, tahakkuk vb. bölüm memurları) olu turmu tur. Bazı çalı malar sadece akademik personele, bazıları idari personele, bazıları ise, hem akademik hem idari personele ili kin sonuçlar ortaya koymu tur. Dört çalı manın örneklem grubu sadece kadınlardan olu mu tur. Ara tırmalara dahil olan üniversite çalı anlarının genellikle devlet üniversitelerinde çalı tı ı tespit edilmi tir. 2) Yüksekö retimde Psikolojik Tacizin Görülme Sıklı ına, Taciz Davranı larına ve Türlerine li kin Bulgular Çalı maya dahil olan 22 ara tırmanın 16 sı PT oranına ili kin bulgu içermektedir. Söz konusu ara tırmalarda saptanan PT ye maruz kalma ve tanık olma oranına, bu oranların tespit edilmesinde kullanılan yönteme ve psikolojik tacizin gerçekle ti i zamana ili kin veriler Tablo 2 de özetlenmektedir. Ara tırmaların sonuçları de erlendirildi inde, yüksekö retimde psikolojik taciz oranının %10 ile %91, tanık olunan oranının ise %22 ile %75 arasında oldu u görülmektedir. Ara tırmalarda, kullanılan yönteme ba lı olarak rapor edilen PT oranları arasında fark oldu u, subjektif yöntemin kullanıldı ı çalı malarda PT nin %18-%61, objektif yöntemin kullanıldı ı çalı malarda ise, %10-%91 arasında seyretti i gözlenmektedir. 48
49 Literatürde birçok çalı mada her iki yöntem kullanılarak PT oranı sorgulanmakta ve bulgular genellikle objektif yöntem ile belirlenen oranın, subjektife göre daha yüksek oldu una i aret etmektedir (Sandvik vd., 2007; Salin, 2005). Bu çalı mada de erlendirilen ara tırmalardan sadece birisinde, katılımcıların psikolojik tacize maruz kalma oranı hem subjektif hem objektif yöntem kullanılarak tespit edilmi ve beklenenin aksine, objektif yöntem ile saptanan oranın daha dü ük oldu u belirlenmi tir (Öztürk vd., 2008). Bazı çalı malarda ise psikolojik tacizin ne kadar sürdü ü ara tırılmı tır. Örne in, Öztürk vd. (2008) nin çalı masında, PT ma durlarının %67 sinin üç yıl veya daha uzun süredir; McKay vd. (2008) nin çalı masında ise, ma durların %21 inin be yıldan uzun süredir tacize maruz kaldı ı belirlenmi tir. Görü meye dayalı bir çalı mada da, erkek ma durlar için taciz süresinin altı ayı a madı ı, kadınlar için ise bir yıldan uzun sürdü ü kaydedilmi tir (Simpson ve Cohen, 2004). Ara tırmaların on birinde katılımcıların PT ye maruz kalmaları ve ya, cinsiyet, e itim durumu, medeni hal vb. demografik özellikleri arasındaki ili ki sorgulanmı ve yedisinde anlamlı ili ki tespit edilmi tir. Örne in, Björkqvist vd. (1994) yüksekö retimde çalı an kadınların daha sık psikolojik tacize maruz kaldı ını ortaya koymu tur. Richman vd. (1998) ise, kadın akademisyenlerin daha sık psikolojik taciz ma duru oldu unu; erkek büro çalı anlarının ve stajyerlerin ise, daha fazla rü vet teklifi ve tehdit etme davranı ları ile kar ıla tı ını kaydetmi tir. Bir di er çalı mada kadınların kararların reddedilmesi davranı ına daha sık maruz kaldı ı belirlenmi tir (Simpson ve Cohen, 2004). Ancak cinsiyet ve PT ma duru olma arasında bir ili ki olmadı ını ortaya koyan çalı malar da bulunmaktadır (Yıldırım ve Yıldırım, 2010). Raineri vd. (2011) istatistiksel olarak anlamlı olmasa da yüksekö retimdeki PT ma durlarının ya aralı ının 31-50, tacizcilerin ya aralı ının arasında oldu unu ortaya koymu tur. Aynı çalı mada kıdemli ve idari görevi olan akademisyenlerin daha sık tacizci, kıdemsizlerin ise genellikle ma dur olan taraf oldu u belirlenmi tir. Benzer bir bulguya McKay in (2008) çalı masında da rastlanmaktadır. Buna göre, yeni i e ba layan veya kıdemsiz ki iler için psikolojik tacize maruz kalma riskinin daha yüksek oldu u saptanmı tır. 49
50 No Yazar Yıl Ülke Terim Ara tırılan konu* 1 Björqkvist vd. 2 Richman vd. 3 Lewis 4 Lewis 5 Simpson & Cohen 6 Thomas 7 Lopez-Cabarcos vd. 8 Yıldırım vd. 9 Öztürk vd. 10 Mc Kay vd. 11 Lester 12 Ahmer vd. 13 Tigrel & Kokalan Finlandiya Aggression,harassment a + c + d + e + f Anket+ görü me ABD Generalized workplace abuse ngiltere Workplace bullying a + c + d Anket + görü me ngiltere Workplace bullying b + e Görü me ngiltere Bullying Yöntem Örneklem Örne sektö Anket: Akademik ve idari personel (n=338) Görü me: Ma dur akademik ve idari personel (n=9) a + b + e + f Anket Akademik ve idari personel (n=2.492) -- a + b + c + e + f Anket + görü me ngiltere Bullying a + b + c + e Anket+ görü me spanya Psychological harassment Anket: akademik personel + idari personel (n= 415) Görü me: sendika ve KY temsilcileri (20) Ma dur akademik personel (n=15) -- Anket: akademik + idari personel (n=378), Görü me: Ma dur akademik + idari personel (n=5) Anket: idari personel (n=42) Görü me: ma dur idari personel (n=10) Kamu -- Kamu a + b + d + e Anket Akademik + idari personel (n= 7.432) Kamu Türkiye Mobbing a + b + c + e Anket Akademik personel (n=306) / Sadece kadın -- Türkiye Mobbing a + c + d +e + f Anket Akademik personel (n=162) /Sadece kadın -- Kanada Workplace bullying a + b + c + e + f Anket ABD Workplace bullying b + d Görü me Akademik personel + kütüphane çalı anı (n=100) Ma dur akademik personel (n=6) /Sadece kadın Pakistan Bullying a + b + c + f Anket Akademik personel (n=60) Kamu Türkiye Mobbing a + b + c + e Anket + görü me Anket: akademik personel (n=103), Görü me: ma dur akademik personel (n=6) 14 Çarıkçı & Yavuz 200 Türkiye Psikolojik iddet a + c + d + e + f Anket dari personel (n=189) Kamu Kamu Kamu
51 15 Yıldırım & Yıldırım 16 Dikmeta vd. 17 Andersen vd. 18 Yaman 19 Raineri vd. 20 Gholipor vd. 21 Gül vd. 22 Koç & Kurtba Türkiye Psikolojik iddet a + b + c + e + f Anket Akademik personel (n=880) -- Türkiye Mobbing a + e + f Anket Akademik personel (n=270) Kamu sveç, Norveç, zlanda, talya Harassment a + c + d Anket Akademik personel (n=2.078) Kamu Türkiye Mobbing d Görü me Ma dur akademik personel (n=12) -- ABD Bullying a + b + c + f Anket Akademik ve idari personel (n=60) -- ran Organizational bullying e + f Anket dari personel (n=285) /Sadece kadın Kamu Türkiye Workplace mobbing b + e Anket Akademik personel (n=97) Kamu Türkiye Mobbing e Anket Akademik personel (n=408) Kamu Tablo 1: Yüksekö retimde psikolojik taciz konulu ara tırmaların detayları a= PT ye maruz kalma oranı, b= PT davranı ları, c= PT türleri, d= PT nedenleri, e= PT etkileri, f= PT ye maruz kalma ve demografik de i kenler ili kisi 51
52 Çarıkçı ve Yavuz un çalı masında da (2009) ya ile psikolojik tacize maruz kalma arasında negatif ili ki oldu u belirlenmi tir. Tıp fakültesi ö retim elemanlarının dahil oldu u bir çalı mada ise, meslek ve PT ye maruz kalma arasında anlamlı ili ki saptanmı ve cerrahi tıp bilimlerinde çalı an asistan hekimlerin di er bran lardakilere göre daha fazla psikolojik tacize maruz kaldı ı tespit edilmi tir (Dikmeta vd., 2011). Demografik özelliklere ili kin bir di er bulgu, Öztürk vd. (2008) nin çalı masında saptanmı tır. Buna göre, çocuk sahibi olmayan akademisyen hem irelerin, özsaygıyı tehdit eden davranı lara daha sık maruz kaldıkları belirlenmi tir. Aynı çalı mada ya, deneyim ve medeni hal ile PT arasında anlamlı ili ki olmadı ı belirlenmi tir. Psikolojik tacizin yönünü ara tıran çalı ma bulguları de erlendirildi inde, yüksekö retimde yukarıdan a a ıya do ru tacizin daha yaygın oldu u söylenebilir. Psikolojik taciz davranı larını yöneltenlerin, genellikle danı manlar oldu u görülmektedir. Di er taraftan, kıdemli ve idari görevi olan akademisyenlerin de psikolojik taciz davranı larını daha sıklıkla yönelttikleri konusunda bulgular mevcuttur (Raineri vd., 2011). Sadece idari personelin dahil oldu u bir çalı mada da taciz davranı larını sırasıyla ilk amirlerin, di er yöneticilerin ve yöneticilik görevi bulunmayan akademik personelin yöneltti i ifade edilmi tir (Çarıkçı ve Yavuz, 2009). Tablo 2: PT Oranını Belirleyen Ara tırmalara li kin Bulgular Yazar Ölçüm yöntemi PT için zaman kriteri* PT maruz kalma oranı PT tanık olma PT ye maruz kalma ve demografik de i kenler arasında anlamlı ili ki** oranı 1-Björkqvist vd. Objektif a %16,9- %32 + %24,4*** 2-Richman vd. Objektif b % Lewis Subjektif d %18 % Simpson & Cohen Subjektif d %25 % Thomas Objektif c %46 % L. Cabarcos & Objektif d % V.Rodriguez 8-Yıldırım vd. Objektif b % Öztürk vd. Objektif/Subjektif d %20 / Mc Kay vd. Subjektif c % Ahmer vd. Objektif b % Tigrel & Kokalan Objektif b %11, Çarıkçı & Yavuz Objektif a %32,7 -- +
53 15-Yıldırım & Yıldırım Objektif b % Dikmeta vd. Objektif a 1,87**** Andersen vd. Objektif a %10,5-20,2 %25,7-19-Raineri vd. Objektif a -- %60-75 *(a) Son altı ay içerisinde, (b) Son bir yıl içerisinde, (c) Son iki yıl içerisinde veya üzeri, (d) Zamana ili kin veri yok, ** (+) Herhangi bir demografik özellik ile PT ye maruz kalma arasında istatistiksel açıdan anlamlı ili ki var *** Erkek katılımcıların PT ye maruz kalma oranı %16,9, kadınların %24,4 ****Katılımcıların ortalama ölçek puanı Tablo 3: PT Yönünü Belirleyen Ara tırmalara li kin Bulgular Yazar Yukarıdan a a ıya do ru E de er pozisyonlar A a ıdan yukarıya do ru PT % arasında PT % PT% 1-Björkqvist vd Simpson & Cohen Thomas L. Cabarcos & V.Rodriguez Yıldırım vd.* Öztürk vd Mc Kay vd Ahmer vd. 73,3 35,6 14-Çarıkçı & Yavuz 41,2 / 11,6 / 8,2** 8,8 15-Yıldırım & Yıldırım Andersen vd.*** 76,3 / 54,8 55,3 / 48, Raineri vd.. 51, * Ba kalarının yanında beden dili kullanarak küçük dü ürme davranı ının yöneltilmesine ili kin oranlar, **%41,2 do rudan ba lı olunan yöneticiler, %11,6 hastanenin di er yöneticileri, %8,2 yöneticilik görevi bulunmayan akademik personel *** Yukarıdan a a ıya do ru taciz oranının en yüksek oldu u ülkeler talya / zlanda; aynı pozisyonda çalı anlar arasında psikolojik tacizin en yüksek oldu u ülkeler Norveç / sveç. Norveç (%55,3) ve sveç te (%48,9) ise, aynı pozisyonda çalı anlar arasında psikolojik tacizin daha yaygın oldu u belirlenmi tir (Andersen vd., 2010). Ara tırmacılar bu sonucun katılımcıların çalı tı ı kurumda katı bir hiyerar i olmaması, akademisyenlerin di er kurumlara 53 9,
54 kıyasla daha fazla sorumluluk ve yetki sahibi olmaları ile açıklamı lardır. Benzer olarak Kanada da yapılan çalı mada da, aynı düzeyde çalı anlar arasındaki psikolojik tacizin en yaygın tür oldu u belirlenmi ve nadiren görülmekle birlikte, ö rencilerin akademik personele psikolojik taciz davranı ları yöneltti i de belirlenmi tir (McKay vd., 2008). Ara tırma bulguları do rultusunda yüksekö retimde kar ıla ılan davranı ların genellikle mesleki pozisyonu tehdit eder nitelikte oldu u görülmektedir. En sıklıkla kar ıla ılan davranı lar arasında di erlerinin önünde küçük dü ürülme (Ahmer vd., 2009; Lewis, 2004; Lopez-Cabarcos ve Vasquez-Rodrigez, 2006; Simpson ve Cohen, 2004, Raineri vd., 2011, Tigrel ve Kokalan, 2009; Yıldırım vd., 2007; Yıldırım ve Yıldırım, 2010; Mc Kay vd., 2008; Lester, 2009), yapılan i in küçümsenmesi ve a a ılanması (Ahmer vd., 2009, Richman vd., 1998; Raineri vd., 2011, Tigrel ve Kokalan, 2009, Yıldırım ve Yıldırım, 2010, Mc Kay vd., 2008; Thomas, 2005), sürekli haksız veya abartılı biçimde ele tirilme (Lester, 2009; Ahmer vd., 2009; Lopez-Cabarcos ve Vasquez-Rodrigez, 2006, Simpson ve Cohen, 2004, Gül vd., 2011), yapılan i in sürekli izlenmesi (Ahmer vd., 2009, Raineri vd., 2011, Tigrel ve Kokalan, 2009, Yıldırım ve Yıldırım, 2010), ki i hakkında söylenti çıkarılması, dedikodu yapılması (Raineri vd., 2011, Tigrel ve Kokalan, 2009, Gül vd., 2011, Mc Kay vd., 2008), gerekli bilginin saklanması (Lopez-Cabarcos ve Vasquez-Rodrigez, 2006, Tigrel ve Kokalan, 2009, Thomas, 2005), terfi yolunun engellenmesi (Lopez-Cabarcos ve Vasquez-Rodrigez, 2006, Raineri vd., 2011, Gül vd., 2011) ve dı lanma (Richman vd., 1998; Simpson ve Cohen, 2004, Thomas, 2005) yer almaktadır. Bu davranı ların yanı sıra, ki inin yazdı ı yayının ba ka bir ki i (danı manı, bölüm ba kanı vb) tarafından sahiplenilmesi (Simpson ve Cohen, 2004) ve ki inin olmadı ı günlerde toplantı yapılması (Tigrel ve Kokalan, 2009) gibi yüksekö retime özgü bir takım davranı ların sergilendi i de rapor edilmi tir. En az kar ıla ılan davranı lar ise, genellikle tehdit edilme, fiziksel iddet uygulanması gibi do rudan davranı lardır (Lester, 2009; Richman vd., 1998; Lopez-Cabarcos ve Vasquez-Rodrigez, 2006, Tigrel ve Kokalan, 2009, Gül vd., 2011, Yıldırım vd., 2007; Yıldırım ve Yıldırım, 2010). Bu davranı ların yanı sıra din, etnik köken, ırk ve cinsiyete dayalı ayrımcı davranı lar (Ahmer vd., 2009, Lopez-Cabarcos ve Vasquez-Rodrigez, 2006, Tigrel ve Kokalan, 2009), rü vet teklif edilmesi (Richman vd., 1998), ki isel e yalara zarar verilmesi (Tigrel ve Kokalan, 2009, Gül vd., 2011, Yıldırım vd., 2007; Yıldırım ve Yıldırım, 2010) gibi davranı lar da yüksekö retimde nadiren kar ıla ılan davranı lar arasında yer almaktadır. 3) Yüksekö retimde Psikolojik Tacizin Nedenlerine li kin Bulgular Çalı mada de erlendirilen 22 ara tırmanın sekizinde psikolojik tacizin nedenleri sorgulanmaktadır. Ara tırma bulgularına göre yüksekö retimde psikolojik tacizin en önemli 54
55 nedenleri arasında kurumsal/yönetsel nedenler oldu u görülmektedir. Yüksekö retim kurumları, kurum içi rekabetin yo un, hiyerar ik yapının katı ve hedeflere ula manın zor oldu u kurumlar olarak algılanmakta ve bu tarzdaki kurumların da psikolojik tacize neden olabilece i dü ünülmektedir. Lester (2009), üniversitelerde sahip olunan biçimsel güç ve yetkinin akademisyenler arasında el de i tirebilece ini ve bir akademisyenin, meslekta ı ile aynı statüde iken, bölüm ba kanlı ı veya dekanlık gibi geçici olarak sahip oldu u idari pozisyon sebebiyle, daha güçlü konuma gelerek psikolojik tacize sebep olabilece ini belirtmi tir. Di er bir çalı mada PT nin en önemli nedeni, yöneticilik alanında deneyimli üst düzey yöneticilerin eksikli i olarak rapor edilmi tir. Ayrıca, kısa süreli i sözle meleri ve i güvencesizli i, genç ve/veya ast pozisyondaki katılımcılar tarafından en fazla belirtilen nedenler arasında yer almı tır (Lewis, 1999). Bir di er çalı mada, yöneticilerin; PT konusuna önem vermemesi, yetkilerinin çok geni olması ve di er akademisyenlerin çalı ma hızı üzerinde sıkı bir denetim kurması ile psikolojik tacizin görülmesi arasında anlamlı bir ili ki tespit edilmi tir (Andersen vd., 2010). yerinde psikolojik tacize neden oldu u algılanan di er kurumsal/yönetsel faktörler ise, i yerinde ya anan rol belirsizli i (Andersen vd., 2010), sa lıksız örgüt iklimi (Lopez-Cabarcos ve Vasquez-Rodrigez, 2006), yönetim ile çalı anlar arasındaki ileti im ve güven eksikli i olarak ifade edilebilir (Çarıkçı ve Yavuz, 2009). PT ma durları ile yapılan bir görü mede katılımcıların çalı tıkları üniversitelerin kültür ve iklimine ili kin dü ünceleri sorulmu tur. Katılımcılar üniversitelerinde, i ve görev tanımlarında belirsizlik oldu unu, etik davranı kurallarına uyulmadı ını, rol model alınacak liderlerin olmadı ını ve yöneticilerle ileti im kurmanın imkansız oldu unu ifade etmi lerdir (Yaman, 2010). Bu tarz olumsuz bir ortam, psikolojik iddet davranı larını tetikleyebilir. Bazı çalı malarda psikolojik tacizin nedeni olarak hedef alınan ki inin özellikleri belirtilmi tir. Örne in, yüksekö retim kurumlarında çalı an yöneticiler, açık sözlü olan, meraklı olan, çekingen olan veya uzun süreli hastalık izni alan ki ilerin PT ye maruz kalma riskinin daha yüksek olaca ını belirtmi lerdir. Aynı çalı mada sendikacılar, bu sebeplere ek olarak ba arılı, yetenekli veya donanımlı olmanın, PT ye neden olabilece ini öne sürmü lerdir (Lewis,1999). Ba arılı biri olmak, di er bazı çalı malarda da psikolojik taciz ma duru olmak için bir neden olarak belirtilmi tir. (Lopez-Cabarcos ve Vasquez-Rodrigez, 2006, Öztürk vd. 2008) Yüksekö retimde psikolojik tacizin algılanan di er nedenleri ise, kıskançlık (Björkvist vd., 1994, Lopez-Cabarcos ve Vasquez-Rodrigez, 2006, Öztürk vd. 2008), pozisyon veya statü için rekabet (Björkvist vd., 1994), çe itli nedenlerden meydana gelen grupla malar (Lester, 2009) ve yo un stres altında çalı mak (Çarıkçı ve Yavuz, 2009) olarak saptanmı tır. 4) Yüksekö retimde Psikolojik Tacizin Etkilerine li kin Bulgular 55
56 22 ara tırma içerisinde psikolojik tacizin yüksekö retim çalı anları üzerindeki etkilerinin sorgulandı ı 15 ara tırma bulunmaktadır. Görü me yönteminin kullanıldı ı bir çalı mada psikolojik taciz ma durlarının ço unun psikolojik tacize ba lı olarak kendilerini savunmasız ve güçsüz hissettikleri ve bu durumla ba a çıkamadıkları için de utanç duydukları saptanmı tır (Lewis, 2004). Ara tırma bulguları psikolojik tacizin bireyin sa lı ını tehdit eden bir olgu oldu unu ortaya koymu tur. PT ye maruz kalanlar, depresyon ve endi e (Richman vd., 1998; Simpson ve Cohen, 2004, Björkvist vd., 1994, Thomas, 2005; Mc Kay vd., 2008), özgüven ve özsaygı eksikli i (Simpson ve Cohen, 2004, Thomas, 2005), i tahsızlık (Simpson ve Cohen, 2004), ba a rısı (Simpson ve Cohen, 2004, Yıldırım vd., 2007; Yıldırım ve Yıldırım, 2010), paranoya (Tigrel ve Kokalan, 2009), PTSD yi anımsatan belirtiler (Björkvist vd., 1994), yorgunluk ve stres (Thomas, 2005, Yıldırım vd., 2007; Mc Kay vd., 2008), öfke (Mc Kay vd., 2008), boyun ve omuz a rıları (Thomas, 2005), konsantrasyon eksikli i ve yapılan davranı ı tekrar tekrar hatırlama (Yıldırım vd., 2007; Yıldırım ve Yıldırım, 2010) gibi psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar ya adıklarını belirtmi lerdir. Kadınların katıldı ı bir ara tırmada da psikolojik taciz olgusuna ili kin farkındalık düzeyi azaldıkça, i yerinde ya anılan stres düzeyinin arttı ı belirlenmi tir (Gholipor vd., 2011). Gül vd. (2011), PT ye maruz kalma ve tükenmi lik ili kisi ara tırmı ve ki inin kendisini ifade etmesini engelleyen saldırılara maruz kalması ile duygusal tükenme ve duyarsızla ma arasında anlamlı bir ili ki tespit etmi tir. Ayrıca sosyal ili kilere ili kin saldırılara maruz kalma ile duyarsızla ma arasında ve ki inin ya am kalitesi ve mesleki pozisyonuna yönelik saldırılara maruz kalması ile ki isel ba arıda dü me arasında anlamlı ili kiye rastlanmı tır. Bir di er çalı mada da benzer bulgulara ula ılmı ve PT ile duygusal tükenme, duyarsızla ma ve ki isel ba arıda dü me arasında anlamlı pozitif ili ki tespit edilmi tir (Dikmeta vd., 2011). Psikolojik tacize maruz kalanlar da bir takım davranı sal de i iklikler oldu u da gözlenmi tir. Örne in Richman vd. (1998), kadın ma durların psikolojik tacize ba lı olarak alkol ve sigara kullanım düzeyinin arttı ını, erkeklerin ise, ciddi anlamda içki alı kanlı ı kazandı ı, reçeteli ilaç kullanımına ba ladı ını tespit etmi lerdir. Di er davranı sal de i iklikler arasında evden çıkmak istememe, sürekli ilaç kullanımına ba lı motivasyon eksikli i (Tigrel ve Kokalan, 2009), i yerinde kimseye güvenmeme (Yıldırım vd., 2007, Yıldırım ve Yıldırım, 2010), acısını ba kasından çıkarma (Yıldırım vd., 2007), uyku düzeninde bozukluk (Simpson ve Cohen, 2004; Thomas, 2005; Yıldırım vd., 2007; Yıldırım ve Yıldırım, 2010), karamsarlık ve saldırganlık (Thomas, 2005) yer almaktadır. PT nin kurum üzerinde de olumsuz etkileri oldu u saptanmı tır. Buna göre PT ye maruz kalanların i e devamsızlık yaptı ı, uzun süreli hastalık izni kullandı ı, i e ba lılıklarının azaldı ı (Lopez-Cabarcos ve Vasquez-Rodrigez, 2006), i ten ayrılma e ilimlerinin arttı ı (Öztürk vd. 2008), yaptıkları i in miktarında ve kalitesinde gerileme oldu u (McKay vd., 2008) 56
57 belirlenmi tir. Ayrıca, psikolojik tacize maruz kalma ile örgüte duygusal ve kuralsal düzeyde ba lılık arasında negatif bir ili ki oldu u da tespit edilmi tir (Koç & Kurtba ). IV. SONUÇ Ara tırma bulguları, kullanılan yöntem, kriter ve örneklemlerin farklılı ına ba lı olarak, genelleme veya kıyaslama yapılmasına olanak tanımasa da, yüksekö retimde psikolojik tacizin yaygınlı ına dikkat çekmektedir. Yüksekö retimde kar ıla ılan davranı ların genellikle mesleki statüyü tehdit eden, mesleki hedeflere ula ılmasını engelleyen, gizli veya dolaylı davranı lar oldu u görülmektedir. Bu tarz davranı ların yöneltilmesi, akademik çevrede itibar ve ba arı sahibi olmanın kritik önemi ile ili kilendirilebilir. Yüksekö retimde psikolojik tacizin yönünün, genellikle yukarıdan a a ıya do ru oldu u ve tacizi tetikleyen faktörler arasında ise, rekabetin yo un, hiyerar ik yapının katı, subjektif de erlendirmenin yaygın ve hedeflere ula manın zor olması gibi çevresel faktörler yer aldı ı öne sürülmektedir. Ara tırma bulguları psikolojik tacizin, bireyin fiziksel ve psikolojik sa lı ını tehdit eden, aynı zamanda kuruma ve i e ba lılı ını azaltan bir olgu oldu unu ortaya koymaktadır. KAYNAKÇA Ahmer S, Yousafzai A, Siddiqi M, Faruqui, R., Khan, R. ve Zuberi, S.(2009). Bullying of trainee psychiatrists in Pakistan: a cross-sectional questionnaire survey. Academic Psychiatry, 33 (4), ss Andersen, G.R., Aasland, O.G., Fridner, A., & Løvseth, T.L. (2010). Harassment among university hospital physicians in four European cities. Results from a cross-sectional study in Norway, Sweden, Iceland and Italy [the HOUPE study. Work, 37, ss Akgeyik, T., Güngör, M. ve U en,. (2007). Individual and Organizational Consequences of Mobbing in the Workplace: A Case of Banking Sector (A Survey). Journal of Academy of Business and Economics, 7(3), ss Aydın, O. ve Öcel, H. (2009). yeri Zorbalı ı Ölçe i: Geçerlik ve Güvenirlik Çalı ması. Türk Psikoloji Yazıları, 12 (24), ss Björkvist, K., Österman, K. ve Hjet-Back, M. (1994). Aggression Among University Employees. Aggressive Behaviour, 20, ss Çarıkçı,.H. ve Yavuz, H. (2009). Çalı anlarda Mobbing (Psikolojik iddet) Algısı: Sa lık Sektörü Çalı anları Üzerine Bir Ara tırma. Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2(10), ss Dikmeta, E., Top, M., Ergin, G. (2011). Asistan Hekimlerin Tükenmi lik ve Mobbing Düzeylerinin ncelenmesi. Türk Psikiyatri Dergisi, (22), ss Einarsen, S., Hoel, H., Zapf, D. ve Cooper, C. L. (2003). The concept of bullying at work: The European Tradition. Bullying and Emotional Abuse in the Workplace:International Perspectives in Research and Practice, Einarsen,S., Hoel, H., Zapf, D. ve Cooper, C.L. (Eds.), London: Taylor & Francis, ss
58 Erdem, A. R., (2006). Dünyadaki Yüksekö retimin De i imi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 15, ss European Foundation, (2010). Fifth European Working Conditions Survey, ( ). Gholipour, A., Sanjari, S.S., Bod., M., Kozekanan, S.F. (2011). Organizational Bullying and Women Stress in Workplace. International Journal of Business and Management, 6(6), ss Gravois, J. (2006). Mob rule: In departmental disputes, professors can act just like animals. Chronicle of Higher Education, 52(32), A10. Groeblinghoff, D. ve Becker, M. (1996). A Case Study of Mobbing and the Clinical Treatment of Mobbing Victims. European Journal of Work and Organizational Psychology, 5(2), ss Gül, H., nce, M., Özcan, N. (2011). The Relationship between Workplace Mobbing and Burnout among Academics at a Turkish University. Research Journal of International Studies, 18, ss Hubert, A.B.,Veldhoven, V.M. (2001). Risk Sectors for Undesirable Behaviour and Mobbing, European Journal of Work and Organizational Psychology. 10(4), ss Karatuna, I. ve Tınaz, P. (2010). yerinde Psikolojik Taciz: Sa lık Sektöründe Kesitsel Bir Ara tırma. Ankara: Türk Yayınları. Keashly, L. ve Neuman, J.H. (2010). Faculty Experiences with Bullying in Higher Education. Administrative Theory & Praxis, 32(1), ss Koç, H., Kurtba, D. (2011). The Relationship between Mobbing the Academics are exposed to and the Organizational Commitment: A Study in the Private and Public Universities. International Journal of Academic Research in Accounting, Finance and Management Sciences, 1(2), ss Lester, J. (2009). Not your child s playground: Workplace bullying among community college faculty. Community College Journal of Research and Practice, 33, ss Lopez-Cabarcos, M.A ve Vazquez-Rodriguez, P. (2006). Psychological Harassment in the Spanish Public University System. Academy Of Health Care Management Journal, 2, ss Lewis, D. (1999). Workplace Bullying - Interim Findings from a Study in Further and Higher Education in Wales. International Journal of Manpower, 20(1/2), ss Lewis, D. (2004). Bullying at Work: the Impact of Shame Among University and College Lecturers. British Journal of Guidance and Counselling, 32(1), ss Leymann, H. (1996). The Content and Development of Mobbing at Work. European Journal of Work and Organizational Psychology, 5 (2): ss Leymann, H.ve Gustafsson, A. (1996). Mobbing at Work and the Development of Posttraumatic Stress Disorders. European Journal of Work and Organizational Psychology, 5(2), ss Lutgen - Sandvik, P., Tracy, S.J. ve Alberts, J.K. (2007). Burned by bullying in the American Workplace: Prevelance, Perception, Degree and Impact. Journal of Management Studies, 44(6), ss
59 McKay, R., Arnold, D. H., Fratzl, J., ve Thomas, R. (2008). Workplace bullying in academia: A Canadian study. Employee Responsibilities and Rights Journal, 20, ss Mikkelsen, E.G. ve Einarsen, S. (2001). Bullying in Danish Work-life: Prevelance and Health Correlates. European Journal of Work and Organizational Psychology, 10(4), ss Morris, S. E. (2011). Doctoral students' experiences of supervisory bullying. Journal of Social Sciences & Humanities, 19(2): ss Neuman, J.H. ve Baron, R.A. (2003). Social antecedents of bullying. Bullying and Emotional Abuse in the Workplace:International Perspectives in Research and Practice, Einarsen,S., Hoel, H., Zapf, D. ve Cooper, C.L. (Eds.), London: Taylor & Francis, 2003, ss Nielsen, M.B., Skogstad, A., Matthiesen, S.B., Glaso, L., Aasland, M.S., Notelears, G. ve Einarsen, S. (2009). Prevalance of workplace bullying in Norway: Comparisons across time and estimation methods. European Journal of Work and Organizational Psychology, 18(1), ss Namie, G. (2010). US Workplace Bullying Survey. ( ). Özturk H., S. Sökmen, F. Yılmaz and D. Çilingir. (2008). Measuring mobbing experiences of academic nurses: Development of a mobbing scale. Journal of the American Academy of Nurse Practitioners, 20, ss Quine, L. (1999). Workplace bullying in NHS Community Trust: Staff Questionnarie Survey, British Medical Journal. 318 (7178), ss Rayner, C., Hoel, H. ve Cooper, C.L. (2002). Workplace Bullying: What We Know, Who is to Blame, and What Can We Do?, London: Taylor and Francis, Raineri, E.M., Frear, D.F., Edmonds, J.F. (2011). An Examination of the Academic Reach of Faculty and Administrator Bullying. International Journal of Business and Social Science, 2(12), ss Richman, J., Rospenda, M.K; Nawyn, S.J, Flaherty, J.A, Fcndrich, M., Drum, M.L., Johtison, T. (1999). Sexual Harassment and Generalized Workplace Abuse Among University Employees: Prevalence and Mental Health Correlates. American Journal of Public Health, 89(3), ss Salin, D. (2005). Workplace Bullying among Business Professionals: Prevalence, Gender Differences and Role of Organizational Politics, PISTES, 7(3), ( ). Simpson, R., & Cohen, C. (2004). Dangerous work: The gendered nature of bullying in the context of higher education. Gender, Work & Organization, 11, ss Tehrani, N. (2004). Bullying: A Source of Cronic Post Traumatic Stress?. British Journal of Guidance and Councelling, 32(3), ss Thirion, A.P., Fernandez, M.E., Hurley, J. ve Vermeylen, G. (2007). Fourth European Working Conditions Survey. Dublin: European Foundation for the Improvement of Living and Working Conditions, ( ). Thomas, M. (2005). Bullying among support staff in a higher education institution. Health Education, 105 (4), ss Tınaz, P. (2006). yerinde Psikolojik Taciz. stanbul: Beta. 59
60 Tigrel E. Y ve Kokalan, O. (2009). Academic Mobbing in Turkey. World Academy of Science, Engineering and Technology, 55, ss Vartia, M. (1996). The Sources of Bullying-Psychological Work Environment and Organizational Climate. European Journal of Work and Organizational Psychology, 5(2), ss Vartia, M. (2004). Research, practice and increased awareness: The Finnish experience. Abstracts of the Fourth International Congress of Bullying and Harassment in the Workplace, Einarsen, S. ve Nielsen, M.B. (Eds.), ss.24, ( ). Westhues, K. (2004). The Envy of Excellence: Administrative Mobbing of High-Achieving Professors. Lewiston, New York: Edwin Mellen Press. Yaman, E. (2010). Perception of Faculty Members Exposed to Mobbing about the Organizational Culture and Climate Educational Sciences: Theory and Practice. 10(1), ss Yıldırım, A. ve Yıldırım, D. (2007). Mobbing in the workplace by peers and managers: mobbing experienced by nurses working in health care facilities in Turkey and its effects on nurses. Journal of Clinical Nursing, 16, ss Yıldırım D, Yıldırım A., Timuçin A. (2007). Mobbing behaviors encountered by nursing school teaching staff in the workplace and their responses to them. Nursing Ethics, 7(14); pp: Yıldırım D, Yıldırım A. (2010). Sa lık Alanında Çalı an Akademisyenlerin Kar ıla tıkları Psikolojik iddet Davranı ları ve Bu Davranı ların Etkileri. Türkiye Klinikleri Dergisi, 30(2), ss Zapf, D. (2001). European Research on Bullying at Work, Bullying From Backyard to Boardroom. Mcharty, P., Rylance, J., Bennett, R. ve Zimmermann, H.(Eds.), The federation Press, ss Zapf, D. ve Einarsen, S. (2003). Individual antecedents of bullying. Bullying and Emotional Abuse in the Workplace:International Perspectives in Research and Practice, Einarsen,S., Hoel, H., Zapf, D. ve Cooper, C.L. (Eds.),London: Taylor & Francis, ss Zapf, D., Einarsen, S., Hoel, H. ve Vartia, M. (2003). Empirical findings on bullying in the workplace. Bullying and Emotional Abuse in the Workplace:International Perspectives in Research and Practice, Einarsen,S., Hoel, H., Zapf, D. ve Cooper, C.L. (Eds.) London: Taylor & Francis, ss
61 Yüksekö retimde Psikolojik Taciz Olgusuna li kin Bir Örnek Olay ncelemesi Doç. Dr. Sibel Gök Yard.Doç.Dr. I ıl Karatuna Marmara Üniversitesi, BF., Çalı ma Ekonomisi ve Endüstri li kileri Bölümü. ([email protected]) Kırklareli Üniversitesi, Lüleburgaz MYO, Büro Yönetimi ve Sekreterlik Programı. ([email protected]) Mobbing veya duygusal taciz gibi terimlerle de adlandırılan i yerinde psikolojik taciz olgusu, uzun süreli ve tekrar eden rahatsız edici tutum ve davranı ların, hedef alınan ki i ya da ki ilere kar ı sergilendi i bir süreci ifade etmektedir. Bireysel ve/veya örgütsel çe itli faktörlere ba lı olarak ortaya çıkan psikolojik taciz, gizli, anla ılması zor ve anlamsız birtakım olumsuz davranı ların sergilenmesi ile ba lamaktadır. Taciz sürecinin ilerleyen dönemlerinde, bu olumsuz davranı lar gittikçe iddetlenmekte ve belirginle mekte; süreç, hedef ki inin kar ı koyamayaca ı bir a amaya gelmektedir. Bu dönemde, psikolojik tacize maruz kalan çalı anlarda duygusal ve fiziksel bir takım rahatsızlıklar görülebilmektedir. Genellikle sürecin sonuçları ise, son derece a ır olabilmektedir. Bu çalı mada i yerinde psikolojik taciz sürecinin irdelenmesi ve de erlendirilmesi amacıyla; sürecin nedenleri, sonuçları ve süreci etkileyen 61
62 bireysel ve örgütsel tepkiler ile ilgili olarak yüksek ö retim kurumundan bir örnek olay incelemesi sunulmaktadır. Çalı mada ayrıca i yerinde psikolojik tacizle mücadelede yapılabileceklere ili kin önerilerde bulunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: yerinde Psikolojik Taciz, Yüksek Ö retim, Örnek Olay. A Case Study of Workplace Bullying in Higher Education Workplace bullying, also referred to as mobbing or emotional abuse, etc. is a phenomenon that includes repetitive and enduring mistreatment directed towards one or a few selected employees. This phenomenon is also defined as a process which generally starts with the target s exposure to subtle and indirect negative behaviors that are triggered by individual and/or environmental factors. In the latter stage of the process, target encounters more direct and severe behaviors that causes him/her to suffer from mental and physical diseases. Workplace bullying also has destructive consequences for the witnesses and the organization. This study documents a case of workplace bullying in higher education and describes the causes and effects of bullying, and the individual and organizational responses given in this process. In addition, effective coping strategies to tackle workplace bullying are suggested. Keywords: Workplace Bullying, Mobbing, Higher Education, Case Study. I. Giri Son yıllarda örgüt psikolojisi alanında yapılan çalı malarda, çalı anların i yerlerinden uzakla malarına neden olabilen i yeri ile ili kili psikolojik bir sorunun varlı ından di er bir ifadeyle psikolojik tacizden sıkça bahsedildi i görülmektedir. yerinde Psikolojik taciz, i yerinde hedef bir bireye kar ı saygınlı ını, fiziksel veya psikolojik bütünlü ünü etkileyen istenmeyen birtakım uygulamaların ya da dü manca, saldırganca ve tehdit biçiminde tekrarlanan davranı ların sistematik bir biçimde uygulanmasıdır. Bu süreçte, kar ıla ılan uygulamaların ya da yöneltilen saldırgan davranı ların veya dü manca ileti imin, i yerinde psikolojik taciz olarak isimlendirilebilmesi için, sürekli ve düzenli olarak ve belirli bir süre yöneltilmesi gerekmektedir. yerinde psikolojik taciz, iddeti giderek yükselen, ma durun sistematik olarak olumsuz davranı ların hedefi haline geldi i, ma dur ve çevresi için yıkıcı sonuçlar do urabilen ve genellikle ma durun i ten ayrılması ile sonlanan bir süreç olarak de erlendirilmektedir (Leymann, 1996; Einarsen vd, 2003; Zapf ve Gross, 2001; Hoel, Einarsen ve Cooper, 2003). 62
63 lgili literatürde, psikolojik taciz sürecinin, ma durun i ten ayrılmasıyla sonlanmasının öncesinde, aslında birbirini takip eden a amalardan olu tu u yönünde çe itli görü ler bulunmaktadır. Einarsen (Einarsen vd, 2003:14) tarafından i yerinde psikolojik tacizin dört a amalı bir süreç oldu u öne sürülmektedir. Söz konusu süreç; - Gizli, sinsi, anla ılması ve kar ı gelmesi zor olan saldırgan davranı ların yöneltilmesi, - Hedef ki iye yöneltilen davranı ların belirginle ti i, sıkla tı ı ve kendini savunamayacak bir duruma dü tü ü i yerinde psikolojik taciz, - Ki ili i hakkında önyargılar olu maya ba laması yani ma durun mimlenmesi, - Ma durun ya adı ı strese ba lı olarak ciddi sa lık sorunları ile kar ıla tı ı iddetli travma a aması - Ma durun i ile ili kisinin kesilmesi a amalarından olu maktadır. Leymann (1996: ) ise i yerinde psikolojik tacizin; - yerinde kritik bir olayın ya anması ile birlikte taraflar arasında anla mazlık veya çatı ma ortaya çıkması, - Çatı manın ilerlemesi ve saldırgan davranı ların belirginle mesi, - Kurumun psikolojik tacize müdahale etmeyerek, tacizi görmezden gelerek vb. taciz sürecine katılması, - Ma durun kurumdan yardım talep etmesi ve yanlı yakı tırmalara maruz kalması, - Ma durun i ine son verilmesi veya istifa etmesi eklinde be a amalı bir süreç oldu unu belirtmektedir. Varhama ve Björkqvist (2004:1116), tarafından yapılan çalı mada ise i yerinde psikolojik taciz süreci, de i en davranı türleri çerçevesinde de erlendirilmekte ve sürecin üç a amalı oldu una i aret edilmektedir. Bu çalı maya göre; - Sürecin birinci a aması, kar ı koyulması zor olan ve açıkça algılanmayan olumsuz davranı ların yöneltildi i a ama, 63
64 - Sürecin ikinci a aması, psikolojik taciz davranı larının daha da iddetlendi i ve daha açık olarak gözlenebildi i a ama, - Sürecin üçüncü a aması ise, ma durun do rudan tehditlerin, fiziksel ve psikolojik iddet içeren davranı ların hedefi oldu u, istifa etmeye zorlandı ı a amadır. Karatuna (2010:174) tarafından ise i yerinde psikolojik tacizin; - Çatı ma ortamı - Sabır ta ıran davranı ların sergilenmesi - Bireyin sa lı ını ve çevreyi tehdit etmesi - Bireysel tükenme - ten ayrılma ile sonlanan be a amalı bir süreç oldu u öne sürülmektedir. yerinde psikolojik taciz sürecinin a amalarını anlatan modellerin tümü, sürecin iddetinin giderek artı ını ve genellikle ma durun kendini çaresiz hissederek i ten ayrılması ile sonlandı ını ortaya koymaktadır. Bu modellerde öne sürüldü ü gibi, bazı çalı malarda da benzer sonuçlara ula ılmı tır. Örne in Almanya da yapılan bir çalı mada, psikolojik taciz ma durlarının sürecin iddetlenmesi sonucunda i ten ayrıldı ı (Zapf ve Gross, 2001:513); ABD deki bir di er çalı mada da, i yerinde psikolojik taciz olaylarının dörte üçünün ma durun i ten ayrılması ile sonlandı ı belirtilmektedir (Namie, 2007). Bununla birlikte, i yerinde psikolojik taciz sürecinin ilerleyi ini, ma durun, çevresinin ve kurumun verdi i tepkilerin de i tirebildi i de göz önünde bulundurulmalıdır. 64
65 II. Yüksek Ö retimde Bir Örnek Olay (durum) ncelemesi Çalı manın Amacı Çalı manın amacı bir örnek olay üzerinden, yüksek ö retime dair; psikolojik taciz sürecinin ba lamasının nedenleri hakkında bilgi edinmek, taciz sürecinin nasıl iddetlendi ini irdelemek, taciz sürecinde sergilenen olumsuz davranı ları incelemek, hedef alınan ki inin taciz sürecinde izledi i yolu de erlendirmek, psikolojik tacizin hedef alınan ki inin sa lı ı, i ve sosyal çevresi üzerindeki etkilerini belirlemek, etkin bir yönetim müdahalesinin sürecin i leyi i üzerindeki etkisini ortaya koymak olarak belirlenmi tir. Çalı manın amacı do rultusunda yüksek ö retimde ya anmı gerçek bir olay, psikolojik taciz sürecinin a amaları çerçevesinde incelenmektedir. lgili literatürde bazı meslek gruplarının psikolojik tacize maruz kalma bakımından di erlerine göre daha fazla risk altında oldukları ve taciz olgusunun bazı sektörlerde daha sık görüldü ü ifade edilmektedir (Hubert ve Veldhoven, 2001; Lutgen-Sandvik, Tracy ve Alberts 2006; Zapf, 2001; Kingma, 2001; Keashly ve Neuman, 2008; Sesé vd, 2002; Gök, 2011). Yüksek ö retimin de bu riskli gruplar arasında yer alması nedeniyle, örnek olayın bu alandan seçilmesi uygun görülmü tür. Çalı mada, ara tırmanın aynı zamanda alt problemlerini olu turan a a ıdaki sorulara yanıt aranmı tır: - yerinde psikolojik taciz sürecini hazırlayan, destekleyen ya da tacize neden olan faktörler nelerdir? - yerinde psikolojik taciz süreci nasıl ba lamaktadır? - Piskolojik taciz sürecinin i leyi ini olumlu ya da olumsuz etkileyen geli meler nelerdir? - Piskolojik taciz sürecinde görülen olumsuz davranı lar nelerdir? - yerinde psikolojik tacizin hedef alınan ki i üzerinde ne tür etkileri bulunmaktadır? - Hedef alınan ki i psikolojik tacize ne tür tepkiler göstermektedir? - Psikolojik taciz nasıl ve ne ekilde sona ermektedir? Çalı manın Yöntemi Çalı ma, konuların mevcut durumunu de erlendirmek, açıklamak veya tanımlamak olarak ifade edilen betimsel bir ara tırmadır. Betimsel ara tırmalarda amaç; olgularda nelerin oldu unu ve nasıl oldu unu açıklamak, gündelik sorunlara çözüm getirmek ve ara tırma bulgularından uygulamada yararlanabilmektir. Bu tür ara tırmalarda, genel bir yoruma gidilememekte, ancak 65
66 elde edilen bulgular di er ara tırma türleri için veri olarak kullanılabilmektedir (Aziz, 1994:28-29). Çalı manın ara tırma yöntemi olarak, nitel ara tırma türlerinden olan örnek olay (durum) incelemesinden yararlanılmı tır. Örnek olay (durum) incelemesi, nasıl ve niçin sorularını temel alan, ara tırmacının kontrol edemedi i bir olgu ya da bir olayı derinli ine incelemesine olanak veren ara tırma yöntemi olarak ifade edilmektedir (Yıldırım ve im ek, 2004:201). Örnek olay incelemesinde verilerin elde edilmesinde ise, görü me yönteminden yararlanıldı. Çalı ma kapsamında yapılan görü me, görü me türlerinden görü me formu yakla ımı yoluyla gerçekle tirildi (Yıldırım ve im ek, 2004:108). Görü me formu yakla ımı desenine uygun olarak, ara tırma konusunda daha fazla bilgi almak amacıyla ek sorular soruldu, bazı soruların cümle yapısı ve sırası de i tirildi ve böylelikle verilerde zenginlik sa lanmaya çalı ıldı. Görü mede açık uçlu ve yarı kapalı uçlu soru biçimlerinden (Aziz, 1994:96) olu an ve ara tırmanın amacı do rultusunda tarafımızdan hazırlanan görü me formu kullanıldı. Görü me, ofis ortamı dı ında Mart 2012 tarihinde gerçekle tirildi. ki saat 58 dakika süren görü me, görü ülen ki inin bilgisi ve izni dahilinde kayda alındı. Alınan kayıt, daha sonra ara tırmacılar tarafından metne döküldü. Çalı manın Modeli Örnek olay incelemesi Karatuna (2010) tarafından önerilen model çerçevesinde gerçekle tirilmi tir. Bu modele göre; süreç, çatı macı bir ortam, bir anla mazlık ya da bir ileti im sorunu eklinde ba lamaktadır. Do rudan, gözlenebilen, ki iyi hedef alan ve kar ı koyulması güç olan sabır ta ırıcı davranı lar ile birlikte taciz iddetlenmektedir. Sürecin ilerleyen a amalarında bireyin sa lı ını ve çevreyi tehdit eden bir boyuta ula makta ve ya anan psikolojik ve fiziksel sa lık sorunları sonrasında ma durda tükenme görülmektedir. Bu a amanın sonunda ma dur i ten ayrılma, emekli olma, bölüm de i tirme gibi yollara ba vurarak i yeri ortamından uzakla maktadır. ekil 1 de de görüldü ü gibi, ma dur, psikolojik taciz sürecinin a amalarında aktif veya pasif tepkiler sergileyebilmekte ve gösterdi i tepkinin sonucu, sürecin i leyi ini etkileyebilmektedir. 66
67 yerinde Psikolojik taciz sürecini tetikleyen faktörler 1. A ama Çt Ma durun pasif tepkisi Ma durun aktif tepkisi 2. A ama Sabır ta ıran davranı lar Ma durun pasif tepkisi Ma durun aktif tepkisi 3. A ama Sa lı ı ve Yönetimin aktif tepkisi Ma durun pasif tepkisi Ma durun aktif tepkisi 4. A ama Bireysel k t 5. A ama l iddeti azalan psikolojik taciz Tacizi durdurma ekil 1: yerinde Psikolojik Taciz Sürecinin A amaları Bu modelde, psikolojik taciz sürecinin a amalarında ma durun gösterece i aktif tepkinin ki özellikle üzerinde durulan üst yönetime bildirme / ikayet tepkisinin süreci durdurabilece i ve etkin bir yönetim yakla ımı ile sürecin sonlandırılabilece i görü ü temel alınmaktadır. Bu model, di er modellerde çok fazla üzerinde durulmayan ve literatürde yer yer de inilen sözkonusu görü ü, bir model içinde sunmaktadır. Bu özelli iyle di er modellerden farklılık göstermesi ve yönetimin, psikolojik tacize yakla ımının sürecin i leyi i üzerindeki etkisinin incelenmesinde daha açıklayıcı bir model olması nedeniyle tercih edilmi tir. Bulgular ve De erlendirme Örnek olaydaki ma dur 33 ya ında, kadın ve bu bölümde 12 yıldır çalı an bir ara tırma görevlisidir. Çalı tı ı bölüm 7 ki iden olu an küçük bir birimdir. yerinde psikolojik taciz sürecinde olumsuz davaranı ları sergileyen ve taciz sürecinin ba lamasına yola açan olayı ba latan ki i; ya larında, evli, erkek ve Bölüm Ba kanıdır. Psikolojik taciz sürecinin 67
68 ilerleyen dönemlerinde kendisine, kadın Bölüm Ba kan Yardımcısı ve bir ara tırma görevlisi de katılmı tır. Böylelikle taciz süreci çete ya da grup tacizi olarak adlandırılan bir taciz biçimine dönü mü tür. Örnek olay, Karatuna (2010) tarafından önerilen model çerçevesinde be a amalı olarak a a ıda sunulmakta ve de erlendirilmektedir. A ama 1: Çatı ma ortamı yerinde psikolojik tacizin ba langıcı olan ilk a amada, hedef ki iye yönelik iddet düzeyi dü ük dolaylı saldırıların ve rahatsızlık verici olumsuz davranı ların sergilendi i görülmektedir. Hedef ki iye göze çarpmayan, gizli, sinsi ve kar ı gelmesi zor olan birtakım olumsuz davranı larda bulunulmaktadır (Keashly ve Nowell, 2003:347; Einarsen vd, 2003:14). Hedef ki i, kendisine yöneltilen bu davranı lardan rahatsızlık duymakta, anlam veremedi i ve tanımlayamadı ı bir durum içinde kendini bulmakta ancak bu durumu psikolojik taciz olarak algılamamaktadır (Matthiesen vd, 2003:103). Psikolojik taciz süreci bazen kritik bir olayın ya anması ile birlikte taraflar arasındaki bir anla mazlıkla ya da bir çatı mayla ba lamaktadır (Leymann, 1996:171). ncelenen örnek olayda psikolojik taciz süreci, ma dur tarafından ifade edilen a a ıda kritik olayla ba lamaktadır. lk 2009 yılında ba ladı... Olayın tam olarak ba ladı ı an; Dekan Yardımcısı bana mezuniyet töreninde sunucu olmam teklifinde bulundu: Sen sunuculu u yapar mısın? dedi. Her fakültenin mezuniyet törenleri ayrı yapılıyor. Bizim mezuniyet törenimiz de ayrı ve kapsamlı oluyor. A yerle kesinde olmamıza ra men ba ka bir yerde töreni yapıyoruz. Veliler geliyor, Rektör ve Rektör Yardımcıları te rif ediyor. Birazda... insanın daha fazla tanındı ı, öne çıktı ı bir program oluyor. Dekan Yardımcısı böyle bir teklifte bulununca tamam dedim ve büyük bir ihtimalle Bölüm Ba kanının da haberi vardır diye dü ündüm......benim çok daha öncesinden o tarihe denk gelen (15-19 haziran) Columbia Üniversitesi yaz okulu programım vardı ve bir ay önceden onun iznini almı tım. Bölüm Ba kanı onayı vardı, Dekan onayı vardı... Columbia Üniversitesi nden Hocalar stanbul a geleceklerdi. Dekan Yardımcısının bana bu teklifi etti inden bir buçuk hafta sonra Bölüm Ba kanı bana bir yazı yazdı. O tarihlerde daha önce olmayan bir görev verdi. Daha önce biz öyle bir görev yapmıyorduk, bitirme tezlerinin incelenmesi göreviydi. Hiç bir ara tırma görevlisi bitirme tezi incelemiyor, ö retim görevlisi de incelemiyor, böyle bir görev tanımı yoktu o zamana kadar, 2009 yılına kadar. Bende kendisine: o tarihlerde Columbia Üniversitesi yaz 68
69 programında olaca ım, belki unuttunuz, tam o tarihlere geliyor, bu görevi yapamam Hocam dedim. Bana o zaman ilk dedi i, Eee nasıl mezunuiyet töreninde sunuculuk yapacaksın ortalıklarda?. O zaman ben, ona bozuldu unu orda anladım... Bu a ama genellikle sıradan bir çatı ma, anla mazlık ya da ileti im sorunu gibi görülmekte ve hedef ki i üzerinde de bu yönde bir izlenim olu turmaktadır. Örnek olayda, psikolojik tacizi ba latan ve dolaylı yoldan sergilenen davranı (Ma durun resmi olarak görevli oldu u tarihlerde, Bölüm Ba kanlı ı tarafından bir ba ka görev için görevlendirilmesi), ma dur tarafından eksik bilgi akı ına dayalı bir anla mazlık olarak görüldü ü bana bozuldu unu orda anladım- ifadesiyle anlatılmaktadır. Psikolojik taciz süreci örnek olayda, ma dur tarafından anlatılan kritik olayla (yukarıdaki) ba lamakla birlikte, gerçekte taciz sürecini hazırlayıcı bir takım faktörlerin bulundu u konusunu gözden kaçırmamak gerekir. Taciz sürecini hazırlayıcı faktörler genel olarak çevresel ve bireysel faktörler olarak ele alınmaktadır. Çevresel (ortamsal) Faktörler: Kurumsal, yönetsel ve sosyal faktörler, taciz sürecini hazırlayan ve tacize neden olan ya da bu süreci besleyen çevresel faktörler olarak ele alınmaktadır. Kurumdaki kötü çalı ma ko ulları, ba arısız ve organize olmamı yönetim anlayı ı (Leymann, 1996:165), otoriter ya da umursamaz yönetim (Martino, Hoel ve Cooper, 2003:19), baskıcı ve rekabetçi çalı ma ortamı (Vartia, 1996:207), i yükü, stresli çalı ma ortamı, e itsizlik ve adaletsizlik (Vartia-Vaananen, 2003:13; Neuman ve Baron, 2003:193) vb. nedenler psikolojik tacize zemin hazırlayabilmektedir. Yüksek ö retim kurumlarında ise, subjektif de erlendirmeler; ö retim üyelerinin derse girme, bilimsel ara tırma yapma ve yayınlama, ö renci danı manlı ı gibi birçok görevi bir arada yapmalarından kaynaklanan a ırı rol yüklemesi; ara tırma görevlilerinin görev tanımlarının açık olmamasına ba lı kar ıla tıkları i yükü; idarecilere tanınmı olan geni yetki alanları gibi faktörlerin yer aldı ı üniversite ortamı, bu özelli i dolayısıyla psikolojik taciz sürecine zemin hazırlamaktadır. Ayrıca Doçent unvanı alabilmenin ko ullarının, 1 Eylül 2000 Tarih ve Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan yeni yönetmelikle ve 2002, 2003, 2005 ve 2009 tarihlerinde yapılan de i ikliklerle her geçen gün a ırla tırılmı olması, rekabet ortamı yaratmakta ve gelece e ili kin kaygı ve endi e duyulmasına neden olmaktadır. Yüksek ö retimde rekabet ortamı yaratan bir di er faktör, kadroların da ıtımına ili kin olarak ortaya çıkmaktadır. Kadro atamalarının subjektif olması çatı macı bir örgüt iklimine zemin hazılayabilmektedir. 69
70 Örnek olayda da taciz sürecini hazırlayıcı benzer bir ortamın oldu u gözlenmi tir. Bu ortamsal faktörler, görü meden yapılan alıntılar ı ı ında unlardır: - yükü...ben ara tırma görevlisi olmama ra men derslere giriyordum. Bir taraftan sınav programı da yapıyordum. Sekreterimiz yoktu, sekreterlik görevlerini de yapıyordum. yo unlu um çok fazlaydı... - Çalı ma ortamının fiziksel ko ulları Benim Bölüm Ba kanının yanındaydı ofisim ve üstü açık ofislerimizin biraz yer sıkıntısı var bizde, heryeri kullanıyoruz. Bana da orayı vermi lerdi, oraya da ba ka bir odadan geçmi tim... Odalarda iki er, üçer ki i kalıyorduk... ki üç oda yanda da Dekanlık var... - Yöneticilik anlayı ı...beni tekrar ça ırdılar, oda zaten yan tarafta. Kar ılıklı ba ladılar bu sefer sen niye bu göreve gideceksin, sana görev verdik, sunuculuk yapacaksan bunu da yapmalısın, o zaman yaz okuluna yaz iki gün gelemeyece ini söyle gibi bir konu oldu... - Rekabet ortamı... Ben doktoramı bitirdim. Di erleri henüz doktora a amasında... Sıra onlara daha gelmedi... Tehdit eden henüz bir ey yok ki lan edilen kadroya ba kaları ba vuracak... Bana yardımcı doçentlik kadrosu için ba vurursan sonuçlarına katlanırsın dedi......ben Amerika da bulundum... Almanya ya gittim... Ara tırma görevlilerinden sadece bir ki i yurt dı ında bulunmu... Bölüm Ba kanının hiçbir yurtdı ı deneyimi yok... Bireysel faktörler: Psikolojik tacizi uygulayan (tacizci) ve hedef alınan (ma dur) ki ilerin ki ilik özellikleri ve tutumları, taciz sürecine neden olan ve bu süreci destekleyen bireysel faktörler olarak ele alınmaktadır. Belli bir tacizci ya da ma dur ki ilik tiplemesinden bahsetmek mümkün olmamakla birlikte, bazı ki ilik özelliklerinin potansiyel tacizci ya da potansiyel ma dur olmaya yol açtı ını söylemek mümkündür. Yapılan bazı çalı malarda, tacizcinin ki ilik özelliklerinin, psikolojik tacizin en önemli nedeni oldu u ifade edilmektedir (Adams ve Crawford, 1992:72; Field, 1996:53-72). Saldırgan, asosyal 70
71 olmaya e ilimli (Karatuna ve Tınaz, 2010:66) sevilmeme korkusu, dü manlıktan zevk alma, bencillik, etrafındakileri kontrol etme ve kendisine hizmet etmelerini sa lama iste i (Adams ve Crawford, 1992:73), dü manca tavırlar sergilemekten zevk alma, insanların arkasından i çevirme (Adams ve Crawford, 1992:81), kıskançlık (Vartia, 1996:207) vb. psikolojik taciz sürecini ba latan tacizci özellikleri ve tutumları arasında sunulmaktadır. Bu özelliklere sahip tacizciler, itibarı ve özgüveni koruma veya sosyal ili kilerdeki ba arısızlı ı ya da hedeflere ula ma arzusu ile psikolojik taciz uygulamaktadır (Zapf ve Einarsen, 2003:178). Örnek olayda tacizciye ili kin olarak; kıskançlık, etrafındakileri kontrol etme ve kendisine hizmet etmelerini sa lama iste inin, psikolojik taciz sürecine yol açan ba lıca bireysel faktörler oldu u gözlenmi tir. Psikolojik taciz sürecinde ma durların tutumları ve ki ilik özellikleri, sürecin i leyi ini önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Bu konuda yapılan çalı malar farklı sonuçlar ortaya koymaktadır. Bazı çalı malara göre, özgüven eksikli i, sosyal ili kilerde daha ba arısız, kaygılı (Zapf ve Einarsen, 2003:175; Vartia, 1996:207), alıngan, ku kucu ve depresif (Matthiesen ve Einarsen, 2001:482), endi eli ve sosyal ili kilerde zayıf olan (Namie ve Namie, 2000:38-46) ki iler, di er ki ilere göre daha fazla psikolojik tacize maruz kalmaktadır. Di er bazı çalı malarda ise, üstün ba arılı, grup normları ile çatı an, becerikli, nazik, pozitif, ba ımsız olan ki ilerin (Zapf ve Einarsen, 2003:175; Randall, 2001: ) psikolojik taciz sürecinde daha kolay hedef alındıkları ileri sürülmektedir. Örnek olayda ma dura ili kin olarak; ma durun ba arılı ve bir çok i i bir arada yapabilen becerikli bir ki i oldu u izlenimi edinilmi ve bu ki ilik özelliklerin psikolojik taciz sürecini hazırlayan ba lıca bireysel faktörler oldu u gözlenmi tir. Ma dur; yüksek lisans döneminde burslu olarak ABD de bulunmu, akademik geli im için çe itli programlara katılmı ve sertifakalar almı, X bakanlı ı hizmetiçi e itim dairesi ba kanlı ı tarafından e itmen olarak davet edilmi, mezuniyet töreninde sunuculuk görevi verilmi, Almanya dan bir yıllık ara tırma bursu kazanmı bir ki i profiline sahiptir. Bunların yanı sıra sınav programı hazırlama, ö renci danı manlı ı, sınav gözetmenli i, sekretarya i leri, ara tırma görevlisi olmasına ra men ba ka bir akademisyenin üzerinde gözüken bir dersi yürütmesi gibi bir çok görevi de yerine getirmektedir. yerinde psikolojik taciz sürecinin nedeni ile sorumlusunun birbirinden ayırt edilmesi gerekti i ileri sürülmekte; ma durların ki ilik özellikleri ile onların psikolojik tacize u ramaları arasındaki ili kinin çok basit olmadı ı, her ma durun birbirinden farklı ki ilik özellikleri sergileyebilece i ve herhangi bir tartı mada da farklı tepkiler verebilecekleri ifade edilmektedir ( Zapf, 2001:18). 71
72 Yukarıda özetlenen çevresel ve bireysel faktörlerin hazırladı ı ya da nedeni oldu u psikolojik tacizin bu ilk a amasında, ma dur sessiz kalma, önemsememe, üzerine alınmama gibi pasif tepkiler ya da ki i ile do rudan görü me gibi aktif tepkiler ortaya koyabilmektedir. Örnek olayda ma durun aktif bir tepki (Bölüm Ba kanı ile konu ma) ortaya koydu u görülmektedir. Aktif tepki bazen psikolojik tacizi ba langıç a amasında durdurabilmekte bazen de sabır ta ırıcı davranı ların sergilenmesinin önüne geçememektedir. Örnek olayda, bir anla mazlık olarak görülen kritik olay tacizi tetiklemekte ve sürecin ikinci a amasına hızlı bir biçimde geçilmesine yol açmaktadır. A ama 2: Sabır Ta ıran Davranı lar Bu a amada taraflar arasındaki çatı ma gittikçe iddetlenmekte, daha saldırgan davranı lar sergilenmeye ba lamakta, hedef ki iye yöneltilen davranı lar belirginle mekte, sıkla makta ve herkes tarafından gözlenebilir bir hale gelmektedir (Einarsen vd, 2003:14). ortamında ma durun dı landı ı, herkes tarafından alay konusu haline getirildi i ve artık eskisi gibi saygı görmedi i gözlenmekte; i arkada larının, ya anan anla mazlıkların kayna ının ma durun ki ilik özellikleri oldu unu dü ünmeye ba ladıkları görülmektedir. Bu ortam içinde ma dur, ya ananların kendi hatası oldu unu ve maruz kaldı ı olumsuz davranı ları hak etti ini dü ünür hale gelmektedir (Varhama ve Björkqvist, 2004:1116). Bu durumdaki bir ma durun gösterece i aktif tepki, bazen psikolojik tacizi durdurabilmekte bazen de taciz davranı ların sergilenmesinin önüne geçememekte ve hatta daha da iddetlenmesine yol açabilmektedir. Örnek olayda da ma durun aktif tepkisi ile çatı manın gittikçe iddetlendi i ve Bölüm Ba kanının daha saldırgan davranı lar sergilemeye ba ladı ı görülmektedir. Ma dur tarafından bu durum u ekilde ifade edilmektedir:... Dedim ki, bana bunu Dekan Yardımcısı söyledi, Dekan Yardımcısını kıramam, sizin haberiniz vardır diye dü ündüm. Bu yarım günlük bir program sizin verdi iniz görev iki gün sürüyor. Sonrasında Bölüm Ba kanının çok agresifle ti ini hatırlıyorum... Agresifle ti, aramızda biraz tartı ma gibi oldu... Ho olmayan eyler söylemeye ba ladı. Ortalıklarda dolanıp sunuculuk yapmayı bilirsin zaten, sen hep ba ına buyruk i ler yapıyorsun gibi konu maya ba ladı... Ben ne oldu unu cidden anlamadım... Sonra odayı kilitleyip çıktı. Odayı benim üstüme kilitledi ve çıktı. Ben ne oldu unu anlamadım... Sonra Bölüm Ba kan Yardımcısını 72
73 dersten ça ırıp geldi... Sanki bir eyler olmu gibi. kisi de geldi, ikisi de oturup beni sorgular gibi kar ılıklı... ba ladılar... Örnek olayda hedef ki iye yöneltilen davranı ların kısa bir süre içinde belirginle ti i ve herkes tarafından gözlenebilir bir hale geldi i görülmektedir. Ya anan bu olayın hemen sonrasında ma dura, görevlendirildi i 5 günlük yaz okulu programının tarihlerine rastlayacak ekilde, Yabancı Diller Yüksek Okulunun sınavında görevlendirildi i ve yine aynı dönemde - alı ılmı ın dı ında- bölüm kurulu toplantısının yapılaca ı bildirilmi tir. Bu geli meler üzerine ma dur, konuyu Dekana iletme yoluna ba vurmu tur. Hedef alınan ki inin bu davranı ı, taciz sürecinde gösterilen aktif tepkiler arasında konuyu üst yönetimlere bildirme / ikayet etme olarak tanımlanmaktadır. Bu tür bir aktif tepki sonrasında yönetimin yakla ımı taciz sürecinin i leyi ini belirlemektedir. Örne in, umursamaz veya baskıcı yönetim yakla ımı ya da zayıf yöneticilik bu sürece katkıda bulunmakta (Vartia, 1996: ; Martino, Hoel, ve Cooper, 2003:19; Leymann, 1996:177); duyarlı ve etkin bir yönetim yakla ımı ise süreci durdurabilmekte ve hatta sonlandırabilmektedir ( Karatuna ve Tınaz, 2010:172). Örnek olayda, ma dur tarafından a a ıda anlatılan Dekanın tutumu ile taciz sürecinin iddeti bir süreli ine azalmı tır.... bu olayı Dekana intikal ettirdim... O da görevlendirmen olan bir yazıyı bölüme yaz dedi. Bende, o tarihlerde görevlendirmem oldu u için sizin verdi iniz görevleri yapamayaca ım, tarihler de unlar unlardır diye bir yazıyı Bölüm Ba kanına ilettim... Örnek olayda bu ya ananlardan yakla ık iki ay sonra, ma dur Almanya daki bir üniversite tarafından ziyaretçi ara tırmacı olarak davet edilir. Burslu olan bu davet hakkında Dekanın ifahen bilgilendirilmesi ve onayının alınmasından sonra, davet yazısının Bölüm Ba kanlı ına sunulması ile dolaylı bir ekilde, Bölüm Ba kanı ve Yardımcısı tarafından ma durun i lemleri geciktirilmeye çalı ılır. ( lemlerin geciktirilmesine yönelik yapılanlar, hedef ki inin kar ıla tı ı psikolojik taciz davranı ları incelenirken de inilecektir.) Ma dur Almanya ya gittikten sonra Dekan emekli olur, Bölüm Ba kanı Dekan Yardımcılı ına atanır ve Bölüm Ba kanlı ına da daha önceki Bölüm Ba kan Yardımcısı getirilir. Bu geli meler psikolojik taciz sürecinin tekrar tırmanmasına ve iddetlenmesine yol açar. lgili literatürde de, tacizci ki inin terfi ettirilmesiyle güç ve yetki verilmesinin ya da yeni gelen ki inin sorunu basitle tirmesinin taciz sürecini iddetlendiren önemli faktörler oldu u yönünde görü ler bulunmaktadır. 73
74 Hedef alınan ki iler, piskolojik taciz sürecinde çok çe itli olumsuz davranı lara maruz kalabilmektedir. Sürecin ikinci a amasında ve sonrasında da görülen taciz davranı larının olumsuz ve istenmeyen davranı lar oldu u konusunda ilgili literatürde ortak görü bulunmakla birlikte, bu davranı lara ili kin kesin bir tanımlama bulunmamaktadır. Bazı çalı malarda psikolojik taciz davranı larının çe itli gruplar altında toplanabilece i ileri sürülmektedir. Leymann i yerinde psikolojik taciz davranı larının, kendini göstermeyi ve ileti im olu umunu etkilemeye yönelik davranı lar, sosyal ili kilere ili kin saldırılar, itibara yönelik saldırılar, ki inin ya am kalitesi ve mesleki durumuna yönelik saldırılar ve ki inin sa lı ına do rudan saldırılar olarak be grup altında toplanabilece ini öne sürmektedir ( Leymann, 1996:170: Davenport, Schwartz ve Elliott, 2003:18-19). Einarsen ve Raknes, i yerinde psikolojik tacizin, ki iye yönelik psikolojik taciz, i e yönelik psikolojik taciz, sosyal yalnızla tırma, fiziksel iddet ve cinsel taciz gibi davranı lar ile uygulanabildi ini ortaya koymaktadır (Zapf vd, 2003:120). Keashly ve Neuman (2008:2-3), i yerinde psikolojik taciz davranı larını, ki iyi engelleyen, hiçe sayan davranı lar, kaba, saygısız, dü manca ve küçük dü ürücü davranı lar, i le ilgili davranı lar, hakaretler ve ki isel saldırılar olarak dört boyut altında de erlendirmi tir. Zapf ise, i yerinde psikolojik taciz davranı larını be grup altında toplamı tır (Zapf, 1999:70-85). Bunlar; i e yönelik psikolojik taciz, sosyal dı lama ki ili e yönelik saldırılar sözlü tehdit itibarı zedelemeye yönelik psikolojik taciz kategorileridir. Tınaz, Gök ve Karatuna (2010:5) tarafından yapılan ölçek geli tirme çalı masında ise taciz davranı ları, i e yönelik davranı lar, itibarı zedeleyen davranı lar, dı layan davranı lar ve sözlü, yazılı ve görsel saldırılar olmak üzere dört boyut altında de erlendirilmi tir. Örnek olaydaki yakla ık iki buçuk yıl süren bu psikolojik taciz sürecinde sergilenen ve tarafımızdan gözlemlenen taciz davranı ları, - Tınaz, Gök ve Karatuna tarafından öne sürülendört boyut altında ele alınarak de erlendirilmekte ve a a ıda sunulmaktadır: e Yönelik Davranı lar: le ilgili yanlı bilgi verilmesi veya saklanması Yıllık izinde oldu um sırada ve daha önceden evrakların eksik oldu unu bana bildirmeden, (Almanya daki ziyaretçi ara tırmacı daveti ile ilgili) ek 74
75 evrakların talep edildi ini bildiren yazıyı ofisimin kapısının altından atmı. Dekanlıktan, ek evrakların kendilerine iletilmedi i bilgisi bana gelince, izin döneminde okula giderek istenen ek evrak yazısını gördüm. Yeti tirilmesi imkansız, mantıksız görev ve hedeflerin verilmesi Örnek olayda sözkonusu davranı a ili kin ma durun kar ıla tıkları unlardır: Columbia Üniversitesi yaz okulu programında görevli oldu u sırada, bitirme ara tırmalarını incelemek üzere görevlendirilmesi, bir ba ka bölümün sınavında görev verilmesi ve bölüm kurulu toplantısının yapılması. Ek evrak talebi içinde yer almamasına ra men ma durun kayıtlı oldu u doktora programındaki danı manından Almanya daki çalı maların nasıl yürütülece i ile ilgili oany belgesinin istenmesi. X Bakanlı ı Hizmetiçi E itim Daire Ba kanlı ı tarafından gönderilen davet yazısının kabul edilmeyerek ek yazı malar istenmesi. Zaman açısından yeti tirilemeyecek kadar kısıtlı olan süreler içinde, üst üste görevler verilerek aynı anda yapılmasının istenmesi. Y üniversitesindeki sertifika programına katılımı sırasında, ders aldı ı saat ve günlere sınav görevi verilmesi. le ilgili taleplerin dikkate alınmaması 9 eylülde Dekanlık yönetim kurulundan görevli onayım çıktı. Dekanlık yönetim kurulu onay yazısını rektörlü e iletti. Ancak evrakların bölümde bekletilmesi nedeniyle konsoloslu a vize ba vurusunu geç yaptım. Konsolusluktan çıkan izin ile 16 Ekimde Türkiye den çıkı yaparak 17 Ekimde Almanya ya vardım Dönemin ba lamasından 17 gün sonra Ayrıca örnek olayda, i le ilgili taleplerin dikkate alınmaması davranı ına yönelik unlar gözlenmi tir: A dersi ö retim üyesinin, ma durun bu derse ili kin sertifikası oldu u için uygulamayı ma durla birlikte yapma talebinin reddedilmesi. (Ancak bir süre sonra Bölüm Ba kanı A dersini, ö retim üyesinin üzerinden alarak kendi üzerine geçirir ve ma durdan bu dersi yürütmesini ister.) Doktorasını bitirdikten sonra resmi i lemleri yaptırmak için izin istedi inde, izin verilmeyerek yıllık izninden kullanmasının söylenmesi. 75
76 tibarı Zedeleyen Davranı lar Ki i hakkında söylentiler çıkarılması Örnek olayda ma dur hakkında Almanya dan dönmeden önce, Almanya daki bir klinik tarafından kendisine verilen i ko ullarına ba lı anksiyete raporu üzerine psikolojik sorunları olan bir ki i olarak mimlenmesi. Herkesin önünde a a ılayıcı bir üslupla konu ulması veya davranı larda bulunulması Söz konusu davranı a ili kin örnek olayda gözlenenler unlardır: Ma durdan, oda arkada ları, ö renci ve velisi önünde daha önce hizmetli tarafından yerine getirilen fotokopi çekme i ini yapmasının istenmesi. E itim döneminin bitmesine bir kaç hafta varken, derslikte tüm ö rencilerin önünde, yürüttü ü dersin kendisinden alındı ının ve bu dersi veremeyece inin bildirilmesi ve derslikten çıkmasının istenmesi. Ba ırılıp ça ırılarak veya kaba bir tarzda konu ulması Rektörlü e ba lı bir dernek tarafından organize edilen bir gecede yapılan kurada iki ki ilik Kıbrıs tatili kazandım (Cuma-Cumartesi-Pazar) Haberi tüm fakülte duymu ve Bölüm Ba kanlı ına da iletmi tim Bundan onbe gün sonra çar amba günü, Kıbrıs tatilini ve cuma günkü bilet saatini hatırlattı ımda tamam diyen Bölüm Ba kanı dakika sonra di er oda arkada ımın okul dı ında, bir di erinin ise sınav gözetmenli inde oldu u sırada Bölüm Ba kan Yardımcısı ile haberle erek yanıma geldi ve ba ırmaya ba ladı. kendi ba ına i ler yapıyorsun, Uçak bileti niçin sabah alınmı, vize haftası herkesin burda olması gerek, görevini aksatıyorsun diye ba ırarak suçlamaya ba ladı. Bu ba ırmalar kar ısında ok oldum ve sadece bilmiyorum diyebildim Dı layan Davranı lar Ki i sanki yokmu gibi davranılması Bölüm Ba kanı ve Yardımcısı ile birlikte di er iki ara tırma görevlisinin selam vermemesi ve ma duru gördüklerinde kafalarını çevirmeleri. Kurumdaki kutlamalara ki inin dı ında herkesin ça rılması Ma durun bölüm tarafından düzenlenen yemek organizasyonlarına davet edilmemesi. Sözlü-Yazılı-Görsel Saldırı Sözlü ya da sözsüz saldırılara hedef olma 76
77 Almanya daki Profesörüm B den ne yaptı ıma dair e-posta aracılı ı ile bilgi istedi Bana bu postayı iletti Bölüm Ba kanından sorgularcasına e- posta gelmesi ile Profesör endi e duydu. tibarim sarsıldı Tehditkar söz veya davranı lar yöneltilmesi Ma dura yardımcı doçentlik kadrosuna ba vurmamasının söylenmesi ve ba vurması durumunda ba vurursan sonrasını sen bilirsin denilerek tehditkar bir biçimde konu ulması. Psikolojik taciz sürecindeki do rudan yöneltilen olumsuz davranı ların iddetlenmesi ve sıkla ması ile hedef alınan ki ide birtakım psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Hedef alınan ki ide sa lık sorunlarının ba göstermesi sürecin ilerledi ine ve bir sonraki a amaya geçildi ine i aret etmektedir. A ama 3: Bireysel Sa lı ı ve Çevreyi Tehdit yerinde psikolojik taciz sürecinin üçüncü a aması, hedef alınan ki inin bir takım psikolojik ve fiziksel sa lık sorunlarını ya amaya ve bu durumunun, sosyal ve i ya amını etkilemeye ba ladı ı dönemdir. Bu a amada, çalı ma ortamında ma durun ki ili i hakkında önyargılar olu makta, zor bir ki i ya da akıl hastası olarak damgalanmakta ve tacize kar ı koymakta zorlanmaktadır (Einarsen vd, 2003:14; Leymann, 1996:171; Varhama ve Björkqvist, 2004: ). yerinde psikolojik taciz ma durlarının, ma dur olmayanlara kıyasla genellikle kendilerini daha kötü hissettikleri (Niedl, 1996: ; Einarsen ve Mikkelsen, 2003:129), kendilerine daha az saygı duydukları (Einarsen ve Mikkelsen, 2003:133), uyku problemi ve konsantrasyon bozuklu u ya adıkları (Björkqvist, Österman ve Hjet-Back, 1194:181; Leymann ve Gustafsson, 1996:263), endi eli oldukları (Quine, 1999:230; Niedhammer, David ve Degioanni 2006:251) ve depresyon belirtileri gösterdikleri de görülmektedir. Ayrıca ma durların bo azda dü ümlenme veya daralma hissi, mide a rısı, doygunluk hissi, kabızlık gibi mide ve ba ırsak; kas gerginli inin e lik etti i sırt ve omuz a rısı gibi kas iskelet sistemi rahatsızlıkları; a ırı terleme, gö üs a rısı, bacaklarda a ırlık, zayıflık ve huzursuzluk hissi, sersemlik, titreme, so u a a ırı duyarlılık, zayıflık ve mide bulantısı gibi sa lık sorunları ya ayabilmektedir ( Groeblinghoff ve Becker, 1996:289; De Pedro vd, 2008:222). Örnek olayda da ma durun Almanya dan dönmesine üç aya kala bir takım psikolojik ve psikosomatik rahatsızlıklar ya amaya ba ladı ı görülmektedir. Arkada ı tarafından e-posta yoluyla Dekan Yardımcısının kendisi hakkında sarfetti i tehditkar ve küçük dü ürücü ifadelerin iletilmesinin ve Almanya daki profesöründen kendisi hakkında sorgularcasına bilgi 77
78 istenmesinin, ma durun döndü ünde çalı ma ortamında daha öncekilere benzer olumsuz davranı larla kar ılaca ı yönünde yo un kaygı ya amasına neden oldu u gözlenmi tir. Bu durum ma dur tarafından u ekilde anlatılmaktadır:...mayıs ayında uyku düzensizlikleri ba ladı ve a ırı derecede uyumaya ba ladım saat uyuyordum ama rahat uyuyamıyordum... Sonra kalp sıkı ması, çarpıntılar ba ladı... Nefes alamıyordum, dikkatimi toplayamıyordum... Türkiyeye gelmem yakla ıyordu, Türkiye ye dönece im, bir endi e tabi... Afakanlar basıyordu, rüyalar görüyordum... Bir iki samimi arkada larım mail atmı lardı. Üstü kapalı seni tehdit ediyor, geldi inde yandın gibi mesajlar atıyorlardı. Sana kar ı çok tepkili halen. Bölüm Ba kanıydı imdi Dekan Yardımcısı oldu yetkileri daha da yükseldi. Bölüm Ba kan Yardımcısı da Bölüm Ba kanı oldu, i ler senin için zor olacak. Bunları iletmeleri kötü niyetli de ildi. Orda ya adıkları ve gördükleri için beni bilgilendiriyorlardı. Kesinlikle iyi niyetli ama bende büyük bir kaygı yarattı... Almanya da üniversitenin bir kurumu var gidiyorsun hastayım diye... Onlarda bana, herhalde bu psikolojik bir ey... deyip beni üniversitenin psikolo una yönlendirdiler... Sonra psikologla görü meye ba ladık, fakat O da bir iki görü meyi yeterli görmedi ve biz her hafta görü tük. Ben dönene kadar 14 seans gittim... Psikolog bunların hepsi taciz, büyük bir ihtimal sana taciz uygulanmı, sen de bu süreyi uzatmı sın ve uzattı ın için de kaygı derecen yükselmi... ve gitti inde kesinlikle bu bölümde çalı ma dedi. Bir rapor da düzenledi ve onu Türkiye ye de yolladı... Raporda bu ki inin iddetle yer de i tirmesini tavsiye ediyoruz, a ır depresyon belirtileri bulunmaktadır diye belirtti... Genel olarak benim sorunlarımın i yerinden kaynaklandı ını söyledi... A ama 4: Bireysel Tükenme Psikolojik tacizin bu a amasında, hedef ki inin kendini çaresiz, zavallı, zayıf, güçsüz hissetti i ve kendini suçladı ı görülmektedir. Ma durların depresyon belirtileri göstermeleri (Quine, 1999:230; Niedhammer, David ve Degioanni, 2006:251) ve yo un stres altında çalı malarının sonucu i leri yerine getiremez bir duruma gelmeleri di er bir ifadeyle duygusal tükenme (Freudenberger, 1999:4), i yerinde psikolojik tacizin bir sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir (Einarsen, Matthiesen ve Skogstad, 1998: ). performansının dü mesi, yorgunluk, uykusuzluk, depresyon, fiziksel hastalıklara yatkınlık, geçici rahatlama için alkol ve benzeri maddelere (uyu turucu vb.) yönelme gibi tükenmi lik belirtileri görülebilmektedir (Budak, 2005:774). 78
79 Psikolojik taciz döneminde, bazı ma durlarda travma sonrası stres bozuklu u (post traumatic stress disorder) belirtilerinin ortaya çıktı ı çe itli ara tırmalarla ortaya konmaktadır (Leymann ve Gustafsson, 1996:252; Matthiesen ve Einarsen, 2004;343; Tehrani, 2004:195). Travma sonrası stres bozuklu u, travmatik ya antı sonrası olayı tekrar tekrar ya ama, anımsatan uyaranlardan kaçınma, artmı uyarılmı lık hali ile karakterize edilen ruhsal bir bozukluk olarak ifade edilmektedir (Özmenler, 2007:353). Ani olarak kendini belli eden nedensiz korkular, çok iddetli panik atak nöbetleri, ölüm duygusu ve aynı zamanda öz kontrolünü yitirme ile birlikte kendini göstermektedir (Tınaz, 2006:156). Ayrıca bu dönemde, bazı psikolojik taciz ma durlarının depresyon geçirdiklerini, tıbbi yardım aldıklarını ve hastalık izni kullandıklarını gösteren çalı malar da bulunmaktadır (Leymann ve Gustafsson, 1996: ; Groeblinghoff ve Becker, 1996:289; Health and Safety Executive, 2008:8-11; Karatuna ve Tınaz, 2010: ). lgili literatüre benzer bir biçimde örnek olayda ma dur, kendisi hakkında i e gelmedi i ve görevlerini aksattı ı yönünde (ki tutanakların tutuldu u tarihlerde ma dur ba ka bir görevlendirmededir) arka arkaya tutulan tutanaklar sonrasında ocak ayında a ır depresif nöbet geçirir. X ruh ve sinir hastalıkları hastenesinde önce 4 gün, kontrol sonrasında da 2 gün olmak üzere 6 gün rapor verilir. Bu ya anan sa lık problemi sonrasında ma dur istifa etmeye karar verir. A ama 5: ten ayrılma yerinde psikolojik taciz sürecinin son a aması, i ten ayrılması (istifa veya emeklilik) ya da bulundu u birimin veya ubenin de itirilmesini istemesi ile sonlanmaktadır. Sonuçta ma dur bir çok olumsuz davranı la kar ıla tı ı i yeri ortamını terketme yoluna gitmektedir. lgili literatürde de, ma dur ve çevresi için yıkıcı sonuçlar do urabilen i yerinde psikolojik taciz sürecinin, genellikle ma durun i ten ayrılması ile sonlandı ına ili kin çalı malar bulunmaktadır (Leymann, 1996; Einarsen vd, 2003; Zapf ve Gross, 2001; Varhama ve Björkqvist, 2004). Literatüre benzer bir durum örnek olayda da gözlenmi tir. Örnek olayda ma dur aldı ı profesyonel yardım sonrasında, Rektörlü e tacizde bulunanlar hakkında soru turma açılması ve bölümünün de i tirilmesi konusunda resmi talepte bulunur. III. Sonuç Çalı mada, yöntemin özelli inden dolayı ula ılan sonuçların genellenememesi ile birlikte, yüksek ö retimde, psikolojik tacizin özellikle bireysel düzeydeki etkileri ve sonuçlarının oldukça a ır oldu u sonucuna ula ılmı tır. Çalı mada örnek olay çerçevesinde yüksek 79
80 ö retimde psikolojik taciz sürecini hazırlayıcı faktörler olarak çevresel (ortamsal) faktörlerin önemli rol oynadı ı görülmü tür. Bu faktörler: -Görev ve hakların adaletsiz da ılımı -Yöneticilerin yetkilerinin çok geni olması, -Kadro atamalarının subjektif de erlendirmelere dayanması, -Ara tırma görevlili inin belirli ve net bir tanımının olmaması -A ırı i yükü -Akademisyenlerin kariyer kaygıları olarak belirlenmi tir. Yine örnek olay çerçevesinde yüksek ö retimde genel olarak i e yönelik, dolaylı ve kendini güçlü göstermek için yetkisini di er ki iler üzerinde keyfi olarak kullanmaya yönelik saldırı odaklı psikolojik taciz davranı larının sergilendi i görülmü tür. Ayrıca bu olumsuz davranı ların herkes tarafından gözlenebildi i ve taciz sürecinin uzun süreli oldu u saptanmı tır. Örnek olaydan yola çıkarak, yüksek ö retimde ikayet mekanizmasının ve yöneticilerin tutumunun, ya anan psikolojik taciz sürecinin i leyi ini olumlu ya da olumsuz yönde önemli ölçüde etkiledi ini söylemek mümkündür. Görmezden gelme, ciddiye almama gibi tutumların psikolojik tacizi tetikleyebilece i veya süreci iddetlendirebilece i göz önünde bulunduruldu unda, olaylara duyarlı yakla mak ve etkin bir yönetim ortaya koymak gerekmektedir. Sıradan bir çatı ma ya da bir anla mazlık gibi ba layan psikolojik taciz sürecinin ilk a amalarında, unvanlarına bakılmaksızın tarafların objektif bir biçimde dinlenmesi ve birlikte somut çözüm önerilerinin getirilmesi önemli bir konudur. Kaynakça Adams, Andrea ve Neil Crawford. (1992). Bullying at Work, How to Confront and Overcome It, London: Virago Press. Aziz, Aysel. (1994). Ara tırma Yöntemleri-Teknikleri ve leti im, 2. Basım, Ankara: Turhan Yayınları. Björkqvist, Kaj. Karin Österman ve Monika Hjet-Back (1994). Aggression among university employees. Aggressive Behaviour, Vol.20, ( ). Budak, Selçuk. (2005). Psikoloji Sözlü ü, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. 80
81 Davenport, Noa. Ruth Distler Schwartz ve Gail Pursell Elliott. (2003). Mobbing: yerinde Duygusal Taciz, Osman Cem Önertoy (çev.), stanbul: Sistem Yayınları. De Pedro, Mariano Meseguer. Maria sabel Soler Sanchez. Maria Concepcion Saez Navarro ve Mariano GarciaIzquierdo. (2008). Workplace mobbing and effects on worker s health. The Spanish Journal of Psychology, Vol.11, No.1, ( ). Einarsen, Stale ve Eva Gemzoe Mikkelsen. (2003). Individual effects of exposure to bullying at work. Bullying and Emotional Abuse in the Workplace:International Perspectives in Research and Practice (Eds. Stale Einarsen, Helge Hoel, Dieter Zapf, Cary. L. Cooper), London: Taylor ve Francis, ( ). Einarsen, Stale. Helge Hoel. Dieter Zapf ve Cary. L. Cooper. (2003). The concept of bullying at work: The European tradition. Bullying and Emotional Abuse in the Workplace:International Perspectives in Research and Practice (Eds. Stale Einarsen, Helge Hoel, Dieter Zapf, Cary. L. Cooper), London: Taylor ve Francis, (3-30). Einarsen, Stale. Stig Berge Matthiesen ve Anders Skogstad. (1998). Bullying at work, bullying, burn-out and well-being among assistant nurses. Journal of Occupational Health and Safety, Vol.14, No.6, ( ). Field, Tim. (1996). Bully in Sight: How to Predict, Resist, Challange and Combat Workplace Bullying, Oxfordshire: Success Unlimited. Freudenberger, Herbert J. (1989). Burnout: Past, present and future concerns. Professional Burnout in Medicine and the Helping Professions (Eds. Thomas Vessels, Austin Kutscher,Irene Seeland, Florence Selder, Daniel J. Cherico, Elizabeth J. Clark), New York: The Haworth Press, (1-10). Gök, Sibel. (2011). Prevalence and types of mobbing behavior: A research on banking employees, International Journal of Human Sciences, Vol.8, No.1, ( ) Groeblinghoff, Dieter ve Micheal Becker. (1996). A case study of mobbing and the clinical treatment of mobbing victims, European Journal of Work and Organizational Psychology, Vol.5, No.2, ( ). Health and Safety Executive. (2008). Self-reported work-related illness and workplace injuries in 2007/08: Results from the Labour Force Survey, National Statistics Publication, (8-11). Helge, Hoel. Stale Einarsen, ve C.L. Cooper. (2003). Organisational effects of bullying. Bullying and Emotional Abuse in the Workplace: International Perspectives in Research and Practice (Eds. Stale Einarsen, Helge Hoel, Dieter Zapf, Cary. L. Cooper), London: Taylor & Francis, ( ). Hubert, Adrienne B. ve Marc Van Veldhoven. (2001) Risk sectors for undesirable behaviour and mobbing, European Journal of Work and Organizational Psychology, Vol.10, No.4, ( ). Karatuna, I ıl ve Pınar Tınaz. (2010). yerinde Psikolojik Taciz, Sa lık Sektöründe Kesitsel Bir Ara tırma, Ankara: Türk- Yayınları. Keashly, Loraleigh ve Branda L. Nowell. (2003). Conflict, conflict resolution and bullying. Bullying and Emotional Abuse in the Workplace: International Perspectives in Research and Practice (Eds. Stale Einarsen, Helge Hoel, Dieter Zapf, Cary. L. Cooper), London: Taylor ve Francis, ( ), Keashly, Loraleigh ve Joel H. Neuman. (2008). Workplace behavior (bullying) project survey: Briefing and data overview. Minnesota State University Final Report, Minnesota, 81
82 Kingma, Mireille. (2001). Workplace violence in the health sector: a problem of epidemic proportion. International Nursing Review, Vol.48, No.3, ( ). Leymann, Heinz ve Annelie Gustafsson. (1996). Mobbing at work and the development of post-traumatic stress disorders. European Journal of Work and Organizational Psychology, Vol.5, No.2, ( ). Leymann, Heinz. (1996). The content and development of mobbing at work, European Journal of Work and Organizational Psychology, Vol.5, No.2, ( ). Lutgen-Sandvik, Pamela, Sarah J. Tracy ve Jess K. Alberts. (2006). Burned by bullying in the American workplace: Prevalence, perception, degree, and impact. Journal of Management Studies, Vol.44, No.6, ( ). Martino, Vittorio Di. Helge Hoel ve Cary L. Cooper. (2003). Preventing Violence and Harrasment in the Workplace, Ireland: European Foundation for the Improvement of Living and Working Conditions. Matthiesen, Stig Berge ve Stale Einarsen. (2001). MMPI-2 configurations among victims of bullying at work. European Journal of Work and Organizational Psychology, Vol.10, No.4, ( ). Matthiesen, Stig Berge ve Stale Einarsen. (2004). Psychiatric distress and symptoms of PTSD among victims of bullying at work. British Journal of Guidance ve Counselling, Vol.32, No.3, ( ). Matthiesen, Stig Berge. Elizabeth Aasen. Gisken Holst. Kenneth Wie ve Stale Einarsen. (2003). The escalation of conflict: A case study at work. International Journal of Management and Decision Making, Vol.4, No.1, (96-113). Namie, Gary ve Ruth Namie. (2000). The Bully at Work: What You Can Do to Stop the Hurt and Reclaim Your Dignity on the Job, Naperville, IL:Sourcebooks. Namie, Gary. (2007). US Workplace Bullying Survey, Neuman, Joel H. ve Robert A. Baron. (2003). Social antecedents of bullying. Bullying and Emotional Abuse in the Workplace: International Perspectives in Research and Practice (Eds. Stale Einarsen, Helge Hoel, Dieter Zapf, Cary. L. Cooper), London: Taylor ve Francis, ( ). Niedhammer, Isabelle. Simone David ve Stephanie Degioanni. (2006). Assosiation between workplace bullying and depressive symptoms in the french working population. Journal of Psychosomatic Research, Vol.61, No.2, ( ). Niedl, Klaus. (1996). Mobbing and well-being: economic and personnel development implications. European Journal of Work and Organizational Psychology, Vol.5, No.2, ( ). Özmenler, Kamil Nahit. (2007). Travma sonrası stres bozuklu u ve akut stres bozuklu u. Psikiyatri Temel Kitabı (Ed. Ertu rul Köro lu ve Cengiz Güleç), Ankara: HYB Yayınları ( ). Quine, Lyn. (1999). Workplace bullying in NHS community trust: Staff questionnarie survey. British Medical Journal, Vol.318, No.7178, ( ). Randall, Peter. (2001). Bullying in Adulthood : Assessing the Bullies and Their Victims, London: Psychology Press. Sesé, A., A.L. Palmer. B. Cajal. J.J. Montaño. R. Jiménez ve N. Llorens. (2002). Occupational safety and health in Spain. Journal of Safety Research, Vol.33, No.4, ( ). 82
83 Tehrani, Noreen. (2004). Bullying: A source of cronic post traumatic stress?. British Journal of Guidance and Councelling, Vol.32, No.3, ( ). Tınaz, Pınar. (2006). yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), stanbul: Beta Yayınları. Tınaz, Pınar. Sibel Gök ve I ıl Karatuna. Türkiye de i yerinde psikolojik taciz oranının ve türlerinin belirlenmesi: Bir ölçek geli tirme çalı ması, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Öneri Dergisi, Cilt:9, Sayı:34, 2010, (1-11). Varhama, Lasse M. ve Kaj Björkqvist. (2004). Conflicts, workplace bullying and burnout problems among municipal employees. Psychological Reports, 94. Vartia, Maarit. (1996). The sources of bullying-psychological work environment and organizational climate. European Journal of Work and Organizational Psychology, Vol.5, No.2, ( ). Vartia-Vaananen, Maarit. (2003). A study on the work Environment, well-being and health. People and Work Research Reports, No.56, Helsinki: Finnish Institute of Occupational Health. Yıldırım, Ali ve Hasan im ek. (2004). Sosyal Bilimlerde Nitel Ara tırma Yöntemleri, 4. Basım, Ankara: Seçkin Yayınları. Zapf, Dieter ve Claudia Gross. (2001). Conflict escalation and coping with workplace bullying: A replication and extension. European Journal of Work and Organizational Psychology, Vol.10, No.4, ( ). Zapf, Dieter ve Stale Einarsen. (2003). Individual antecedents of bullying. Bullying and Emotional Abuse in the Workplace: International Perspectives in Research and Practice (Eds. Stale Einarsen, Helge Hoel, Dieter Zapf, Cary. L. Cooper), London: Taylor ve Francis, ( ), Zapf, Dieter. (1999). Organisational, work group related and personal causes of mobbing/bullying at work. International Journal of Manpower, Vol.20, Issue.1/2, (70-85). Zapf, Dieter. (2001). European research on bullying at work. Bullying From Backyard to Boardroom (Eds. Paul Mcharty, Jane Rylance, Robin Bennett, Helge Zimmermann), The Federation Press, (11-22). Zapf, Dieter. Stale Einarsen. Helge Hoel ve Maarit Vartia (2003). Empirical findings on bullying in the workplace, Bullying and Emotional Abuse in the Workplace: International Perspectives in Research and Practice (Eds. Stale Einarsen, Helge Hoel, Dieter Zapf, Cary. L. Cooper), London: Taylor ve Francis, ( ). 83
84 YER NDE PS KOLOJ K TAC Z (MOBB NG) DAVRANI LARININ HUKUKSAL AÇISINDAN DE ERLEND R LMES (LEGAL EVALUATION OF MOBBING AT WORK) Av. Gülnur ERDO AN 3 ÖZET Temel hak ve özgürlüklerden birini olu turan çalı ma hakkı, anayasal bir hak olarak korunmakta olup, bu hakkı hukuka aykırı bir ekilde ortadan kaldıran ya da kaldırmayı amaçlayan hiç bir eylemin hukuk düzenince korunması mümkün de ildir. Ancak i sizli in ve ekonomik sorunların yo un oldu u i piyasalarında, i piyasasının ko ulları i çi aleyhine çalı maktadır. Arz-talep dengesinin i çi aleyhine çalı tı ı bu noktada devlet, sosyal hukuk devleti ilkesi (An m. 2) gere i i ili kisine müdahale etmekte ve sosyo-ekonomik yönden zayıf olan i çiyi korumaktadır. Son dönemlerde, i yerinde psikolojik taciz (mobbing), giderek artan bir oranda i çi aleyhine arz-talep dengesini bozan bir durum olarak kar ımıza çıkmaktadır. Özellikle e itimin ve hukuki haklar konusunda bilinçlenmenin artması ile i çiye uygulanan taciz ekil de i tirmekte, do rudan kaba güç kullanımından psikolojik güç kullanmaya, baskı ve yıldırmaya dönü mektedir. Bu duruma, yasalarda mevcut i çiyi koruyucu hükümlerin dolanılmak istenmesi, kültürel ve sosyal alı kanlıklar ile rekabet unsuru eklendi inde, günümüzde i hukuku açısından i yerinde psikolojik taciz (mobbing) gittikçe daha sık kar ıla ılan bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sorunun çözülmesinde kimi hukuk sistemlerinde do rudan yasal düzenlemelere gidilirken, ülkemizde tarihinde yürürlü e girecek olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 417. maddesinde i çinin korunması ba lı ı altında yer verilen genel düzenleme, i yerinde psikolojik tacize (mobbing) ili kin tek düzenlemeyi olu turmaktadır. Ancak hukukumuz açısından psikolojik tacize ili kin do rudan özel düzenlemelerin bulunmaması, 3 zmir Barosu avukatı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Doktora Ö rencisi. E-posta: [email protected] 84
85 hukuka aykırı ve psikolojik taciz niteli i ta ıyan eylem ve i lemlerin hukuken müeyyidesiz kaldı ı anlamını ta ımamakta, bu durum psikolojik taciz olu turan davranı ların, di er hukuk dalları kapsamında ve Türkiye Devleti nin taraf oldu u temel metinleri de gözetilerek de erlendirilmesini gerektirmektedir. Hazırlanan sunumda da, i yerinde psikolojik taciz davranı larının özel ve kamu hukuku kapsamında de erlendirilmesi ve müeyyidelerinin ortaya konulması amaçlanmı tır. Anahtar Kelimeler : Psikolojik iddet, psikolojik iddet uygulayan, ma dur, i yeri. ABSTRACT Right to work, which constitutes one of the fundamental rights and freedoms, is protected as a constitutional right and it's impossible for any action to be preserved by the legal order that removes or aim to remove this right against the law in any way. However in the labour markets where unemployment and economic problems are at a high rate, conditions of the labour market works against the employees. At this point, when the supply and demand balance is against the employee; government, pursuant to the social state of law principle (article 2 of Turkish Constitutional Code), interferes in the business relationship and protects the employee who is socio-economically weak. Lately, mobbing is appearing as an ever increasing situation that deranges the supplydemand balance against the employee. Especially, with the increase in education level and consciousness about the legal rights, mobbing against the employee is changing ways and turning into direct violence, psychological abuse, exercise of power and intimidation. When attempts to ramble around the provisions in the law that protect the employee, cultural and social habits and the element of competition are added; today, mobbing in the workplace in terms of labour law is being faced as a problem more and more everyday. While some of the judicial systems are setting forth direct legal regulations to solve this problem, in our country, in the 6098 numbered Turkish Code of Obligations article 417 which will enter into force on , the general arrangement under the protection of the employee title constitutes only one regulation about mobbing in the workplace. However the absence of direct private regulations about mobbing in terms of our law does not mean that actions against law and constituting the elements of mobbing are left unsanctioned; this situation requires the behaviors that constitute mobbing to be evaluated considering the other branches of law and the basic codes the State of Turkey is a party to. In the presentation 85
86 prepared, it is aimed to put forth the evaluation of mobbing in terms of private and public law and their sanctions. Key Words : Mobbing, mobber, victim, work place. YER NDE PS KOLOJ K TAC Z (MOBB NG) DAVRANI LARININ HUKUKSAL AÇISINDAN DE ERLEND R LMES G R Toplumsal ya amın de i meyen bir olgusu olarak evde, i yerinde, okulda kar ıla ılan iddet, bireyin ba arılı olmasını, rahat ve güvenli bir ortamda ya amasını engellemekte, ya amın her alanında verimlili ini azaltmakta, ciddi ekonomik kayıplara neden olmaktadır 4. Bu nedenle, verimlili i azaltan, çalı ma gücü kaybına neden olan ve ki ilerde bir takım psikolojik rahtsızlıklara neden olan bu iddet olgusunun ortadan kaldırılabilmesi için yasal düzenlemeler yapılmakta, çe itli e itim çalı maları ile iddette kar ı bilinçlendirme sa lanmaya çalı ılmaktadır. Hayatın her alanında kar ıla ılan iddet olgusunu bir ki iye kar ı baskı veya güç kullanarak istedi i bir eyi yapmak ya da yaptırmak 5 olarak tanımlanmak mümkün olup, tek tip iddet bulunmamaktadır. iddetin ekli toplumdan topluma, ki iye, bulunulan ortama ve amaca göre de i iklik gösterse de, ki iye kar ı uygulanan bu iddet ekillerini fiziksel, cinsel, ekonomik ya da psikolojik iddet eklinde ba lıklar altında toplamak mümkündür. iddetin kapsamı oldukça geni olsa da, hazırlanan metinde, sadece i yerinde kar ıla ılan ve yeni bir kavram olarak kar ımıza çıkmaya ba layan i yerinde psikolojik iddet (mobbing) hukuki olarak de erlendirilmeye çalı ılacaktır. I. KAVRAM Çalı ma hayatında ilk kez 1980 lerin ba ında Psikolog Heinz Leymann 6 tarafından ortaya atılmı bir kavram olan i yerinde psikolojik taciz (psikolojik terör veya mobbing) Bir * zmir Barosu avukatı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Doktora Ö rencisi. 4 Sokullu-Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/Bozkurt/Yıldız, s Sokullu-Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/Bozkurt/Yıldız, s lk olarak havyanlar üzerinde yapılan ara tırmalarda, bazı hayvan türlerinde di er grup üyesi hayvanlara kar ı gösterilen saldırgan davranı ları ifade etmek üzere Konrad 86
87 veya birkaç ki i tarafından di er bir ki iye yönelik (nedeni dü ünce ve inanç ayrılı ından kıskançlık ve cinsiyet ayrımına kadar çok çe itli olabilen) sistematik bir biçimde, dü manca ve ahlâk dı ı bir ileti im yöneltilmesi eklinde ortaya çıkan bir çe it psikolojik terör olarak tanımlanmaktadır 7. Ayrıca ki iye yöneltilen tacizin sık sık (en az haftada bir) ve oldukça uzun bir süre (en az altı ayda boyunca) içinde tekrarlanarak meydana gelmesi ve dü manca davranı ların uygulanmasındaki sıklı ı ve uygulanma süresinin uzunlu u da i yerinde psikolojik tacizin belirlenmesinde önem ta ımaktadır. Bu ekilde uzun ve sık bir ekilde psikolojik tacize maruz kalan ki ide ciddi bir ekilde zihinsel, psikosomatik ve sosyal yoksunluk (tükenmi lik) meydana gelmekte ki i, kendini çaresiz ve savunmasız hissetmektedir 8. yerinde maruz kalınan psikolojik iddet ve benzeri davranı ları belirtmek için terminolojide Bullying (zorbalık), / gören Tacizi (Work/Employee Abuse), Kötü muamele (Mistreatment), Duygusal Taciz (Emotional Abuse), Kurban Etme/ haksızlı a u ratma (Victimization), Gözda ı verme/yıldırma/sindirme (intimidation), Sözlü taciz (Verbal Abuse), Yatay iddet (Horizontal Violence), Psikolojik Terör (psychological terrorization), Psikolojik iddet (pschological violance), yerinde Moral Taciz, yerinde Psikolojik Taciz, Yıldırkaçır gibi çok çe itli ifadeler 9 kullanılsa da, tanımlanan davranı ın niteli i de i ememekte ve bir i yerinde çalı an ki inin sistematik ekilde maruz kaldı ı fiziksel Lorenz tarafından kullanılan mobbing kavramı, daha sonra Peter Paul Heinemann çocuk gruplarının tek bir çocu a kar ı yöneltti i saldırgan davranı ları tanımlamak için kullanılmı tır. Leymann tarafından ise mobbing i yerinde çalı anlar arasındaki saldırgan davranı ları ifade için kullanılmı tır ve terminolojik karı ıklık ortadan kaldırılmı tır (WHO, Psychological Harassment at Work, s. 11; Leymann, Resaerch and Term Mobbing, Some Historical Notes). ( (Eri im ). ( (Eri im ) 7 Titiz, s. 13; Leymann tarafından sadece i yerinde psikolojik taciz (mobbing) tanımı yapılmamı, aynı zamanda i yerinde psikolojik taciz davranı ı olu turan davranı modelleri de ortaya konulmu tur (Titiz, s ); Ayrıca bkz. Gökçek Karaca, s. 28; en, S., s. 53 vd. 8 Leymann, The Definition of Mobbing at Workplace. ( (Eri im ). Ayrıca bkz. Titiz, s. 13; Erdo an, Mobbing, s. 318 vd. 9 Titiz, s ; Çarıkçı/Özkul, s Ayrıca bkz. Mollamahmuto lu, s. 611; Keser, s Mobbing kavramına Türkçe de kar ılık arama çabaları için bkz. Eser, (Eri im ) 87
88 olmayan, ancak küçültücü, a a ılayıcı, çe itli ima vs. içeren tavır ve davranı lar bulunmaktadır 10. Doktrinde farklı ekillerde isimlendirilse de, hukukumuz açısından tarihinde yürürlü e girecek olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 417. maddesinde tercih edilen psikolojik taciz ibaresi önem ta ımaktadır. II. PS KOLOJ K TAC Z NEDENLER A. Genel Olarak yerinde psikolojik taciz (mobbing), i yeri iddetinin en hızlı geli en hali olup, sistemli bir ekilde uygulanarak, iddete maruz kalan ki iye (ma dura) i ten ayrılma dı ında herhangi bir seçenek bırakmamaktadır 11. Özellikle geli en ve de i en teknolojiler ile her geçen gün bireyin özel hayatına yapılan müdahaleler artmakta ve bireyin ki ilik haklarına tecavüz edilmektedir 12. Bu müdahaleler bazen ki inin maddi bazen de manevi ki ili ini hedef almaktadır. Pozitif hukukun kabul etti i üzere insan, maddi ve manevi varlı ı ile meydana gelmektedir. Pozitif hukukun bu gerçe inden hareketle insanın sadece maddi varlı ına de il, manevi varlı ına (hürriyet, eref ve haysiyet) yönelen haksız eylemler-tecavüzler hukuken suç olarak tanımlanmakta 13 ve gerek hukuki gerek idari gerekse cezai yaptırımlar, i ya amı ve toplumsal huzurun sa lanabilmesi için hüküm altına alınmaktadır. Bu kapsamda maddi ve manevi ki ili in ayrılmazlı ı, sosyal devlet ilkesi ve i çinin korunması ilkesi gözetilerek, i hayatında çalı anların-i çinin sadece eme inin de il, eme in ayrılmaz bir parçasını olu turan, vücut bütünlü ü, dü ünce ve ifade özgürlü ü, eref ve haysiyeti, özel ya am ve aile hayatı gibi i çinin maddi ve manevi varlı ını meydana getiren ki ilik haklarının da korunması gerekmektedir 14. Özellikle eref ve haysiyetin hukuken 10 Titiz, s ve 20. Ayrıca bkz. Güzel/Ertan, Mobbing, s. 511; Keser, s ; Genç Arıdemir, s Titiz, s Tando an, s. 2; Siebert (Çev. Öztan), s Erem, s Aydın, s verenin, i çinin ki ilik haklarına saygı gösterme ve ki ilik haklarını koruma konusunda bir yükümlülü ü bulunmaktadır. Bu yükümlülük öncelikle anayasal bir yükümlülüktür ve Anayasa nın 17. maddesinde belirtilen ki i dokunulmazlı ının ve maddi-manevi varlı ın korunması ve geli tirilmesi hakkından kaynaklanmaktadır (Mollamahmuto lu, s. 531 vd.). 88
89 korunması hukuken çok taraflı bir nitelik ta ımakta olup bu nedenle hem anayasa ve ceza hukukunun hem de medeni hukuk gibi özel hukukun konusunu olu turmaktadır 15. yerinde psikolojik taciz amacı ile yapılan ileti ime yönelik saldırılar 16, sosyal ili kilere saldırılar 17, sosyal konuma saldırılar 18 olarak sınıflandırılan bu davranı lar 19 ile çalı anın maddi ve manevi varlı ını zedelemekte ve bu davranı lar kar ısında bireyin hukuken korunmasını gerekli kılmaktadır. B. Nedenleri iddet olaylarının özellikle kadın erkek e itli inin tam olarak sa lanamadı ı toplumlarda yo unla tı ı görülmekte ve bu toplumlarda erke in iddet e ilimi toplumda genel kabul görmektedir. Güç ve otoritenin sa lanması temelinde çok zaman olumlu kar ılanan bu iddet olgusu, toplumdaki kültürel ve siyasal bir kabul aracına dönü mektedir 20. Ayrıca toplumda ve i hayatında ya anan ekonomik e itsizlikler, sosyo-ekonomik güvenlik sa layan düzenlemelerdeki ve kanunlardaki yetersizlikler, erkek egemen anlayı ve cinsiyet temelli ayrımcı uygulamalar, gerek grup içi gerekse bireyler arası çatı maların iddet aracılı ıyla çözümlemedeki toplumsal alı kanlıklar gibi sosyal faktörler de iddetin ortaya çıkı ını 15 Karayalçın, s. 252; Tando an, s. 4; Aydın, s Ma durun i yerinde kendini ifade etmesinin engellenmesi, sözünün olur olmaz ekillerde kesilmesi, azarlanması, ele tirilip küçümsenmesi, sessiz ya da tehdit telefonları alması, sözlü-yazılı ekillerde tehdit edilmesi, bir takım imalarda bulunulması vs. gibi davranı lar ileti ime yönelik saldırılara örnek verilebilir. 17 yerinde di er çalı anlarca ma durla konu ulmaması ya da çalı anların ma durla konu masının üstlerce yasaklanması, ma durun i yerinde dı lanarak di er çalı anlardan uzakta yalnız çalı masının sa lanması ya da çalı maya zorlanması, i ortamında yok gibi davranılması gibi davranı lar ise sosyal ili kileri zedeleyici ortadan kaldırıcı taciz davranı larına örnek olu turmaktadır. 18 Ma durun sosyal konumuna yapılan saldırılarda ise ma durun arkasından konu ulup dedikodusunun yapılması, ma durun akıl sa lı ına ili kin imalarda bulunulması, psikiyatriye gitmesinin önerilmesi, ma dur tarafından yapılan i lerinde normalin ve di er çalı anların denetlenmesinden daha uzun ve sık incelenmesi, beceriksizli inin ya da sürekli hata yaptı ının ima edilmesi, ma durun her yaptı ı i in, geli gidi saatlerinin telefonla konu ma süresinin vs. ince ince denetlenmesi, sorularına cevap verilmemesi, i yeri ile ilgili sosyal aktivitelere kasten ça rılmaması, çe itli nedenler gerekçe gösterilerek daha dü ük ücret ödenmesi gibi davranı lar ise ma durun sosyal konumuna saldırı niteli i ta ımakta ve ma durun 3. ki iler nezdindeki saygınlı ını zedelemektedir. 19 Titiz, s Sokullu-Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/Bozkurt/Yıldız, s
90 kolayla tırmaktadır 21. Kanaatimize göre, ülkemizde de, belirtilen tüm bu sosyal, kültürel ve siyasal faktörler i yerinde psikolojik tacizin gerçekle mesinde oldukça önemli bir neden te kil etmektedir. Uygulamada, avukat sıfatı ile kar ıla ılan somut olaylar ve davalar gözetildi inde, i yerinde psikolojik taciz ülkemizde daha çok istihdamın daraltılması amacı ile kullanılmakta, özellikle kıdemli çalı anların istifası sa lanarak, yerlerine daha genç ve dü ük ücretle çalı anların alınması hedeflenmektedir. Bu nedenle psikolojik taciz olu turan davranı lar i verenin sistematik bir davranı ı olarak ortaya çıkmakta ve örgüt stratejisini olu turmaktadır 22. Örgüt stratejisini olu turan bu taciz süreci hemen her zaman i ten çıkarma veya istifa ettirilme ile sonuçlanmaktadır 23. Psikolojik tacize maruz kalan çalı anlara dair Türkiye de henüz yeterli ve ayrıntılı çalı maların oldu unu ya da sa lıklı verilerin toplandı ını, hangi taciz davranı larının hangi sektörlerde daha yo un ortaya çıktı ını söylemek pek mümkün de ildir. Zira Türkiye de i yerinde psikolojik tacize ili kin çalı malar ancak 2000 li yıllardan sonra ba lamı olup, i yerinde psikolojik taciz kavramı çalı ma hayatımızda oldukça yeni bir nitelik ta ımaktadır 24. III. HUKUKSAL AÇIDAN DE ERLEND RME A. Genel Olarak yerinde psikolojik taciz olu turan davranı ların hukuksal alanda do urdu u sonuçlar konusunda bir de erlendirme yapılabilmesi için öncelikle i yeri 25 kavramının sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir sayılı Kanunu nun 2/1. maddesinde verilen tanıma göre veren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile i çinin birlikte örgütlendi i birime i yeri denir. Ayrıca maddenin 3. fıkrasında i yerine ba lı yerlerin, eklentilerin ve araçlarla olu turulan i organizasyonu nun bir bütün oldu u belirtilmi ve i yeri dı ında çalı anlarda, i organizasyonunda yer almak artıyla, i yerinde çalı an i çi 21 Sokullu-Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/Bozkurt/Yıldız, s. 20; Titiz, s. 23 vd. ki ya da daha fazla ki i/grup arasında ortaya çıkan uyu mazlık çatı ma olarak nitelendirilirken, ki i çatı ma ile istemedi i durumda ve ortamda kalmaktadır (Akçakaya, s. 3). 22 Titiz, s Demirel, s. 73. Aynı yönde bkz. Aksu/Güneri, s. 28 vd.; Gökçek Karaca, s ahin/dündar, s yeri hakkında ayrıntılı açıklama için bkz. Mollamahmuto lu, s. 190 vd.; Demir, s. 38 vd. 90
91 olarak i kanunu kapsamında de erlendirilmeye çalı ılmı tır 26. Ancak günümüzde teknolojinin geldi i nokta dü ünüldü ünde i yeri sınırları de i mekte, i yeri sınırlarının kesin ve net bir ekilde belirlenmesi zorla maktadır. yeri kavramı dı ında psikolojik tacize maruz kalan ma durun da kim ya da kimler olabilece inin de ortaya konması gerekmektedir. Bir i yerinde i verene ekonomik olarak ba ımlı çalı an herkesin ya, cinsiyet, e itim veya statü farkı gözetmeksin psikolojik tacize maruz kalması mümkündür. Bu nedenle psikolojik tacize sadece i çilerin maruz kaldı ını söylemek mümkün olmayıp, i çi tanımı dı ında kalan fakat ba lı çalı an kamu görevlisi 27, memur, sözle meli personel ve geçici personel vs.nin de psikolojik taciz olu turan bir davranı a maruz kalma ihtimali bulunmaktadır 28. Bu nedenle ki ilerin her biri farklı hukuki statüye ve özlük haklarına tabi olsalar ya da hukuksal olarak farklı tanımlansalar da i yerinde psikolojik tacize maruz kalma durumda kanaatimize göre sadece bir i sözle mesi ile bir i yerinde ve bir i verene ba lı olarak çalı mı olmak önem ta ımakta 29, hukuken çalı anların hangi yasaya tâbi oldukları ya da hangi unvanı ta ıdıkları ayrımının bir de eri bulunmamaktadır Mollamahmuto lu, s yerine ba lı organizasyonlar hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Süzek, s Anayasanın 128. maddesine göre, Devletin, kamu iktisadi te ebbüsleri ve di er kamu tüzelki ilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdi i asli ve sürekli görevler, memurlar ve di er kamu görevlileri eliyle görülür. Kamu idareleri: 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kamu idareleri ve kamu iktisadi te ebbüsleri ile bunların ba lı idare, ortaklık, müessese ve i letmeleri ve yukarıda belirtilenlerin ödenmi sermayesinin % 50 sinden fazlasına sahip oldukları ortaklık ve i letmelerden Türk Ticaret Kanununa tabi olmayanlarla özel kanunlarına göre personel çalı tıran di er kamu kurumlarını, ifade etmektedir. (SSGSSK m. 3/21). 28 çi kavramı 4857 sayılı Kanun un Bir i sözle mesine dayanarak çalı an gerçek ki iye i çi denir (m. 2/1) eklinde tanımlanırken, 657 sayılı Devlet Memurlu u Kanunu nun stihdam ekilleri ba lı ını ta ıyan 4. maddesinde Mevcut kurulu biçimine bakılmaksızın, Devlet ve di er kamu tüzel ki iliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler in memur sayılaca ı belirtilmi tir. Bunun dı ında da kurumlarda genel politika tespiti, ara tırma, planlama, programlama, yönetim ve denetim gibi i lerde görevli ve yetkili olanlar ında memur sayılaca ı maddenin devamında belirtilmi tir. Kavramlar hakkında ayrıntılı açıklama için bkz. Mollamahmuto lu, s. 139 vd. 29 Maddede belirtilen ba ımlılık unsuru sadece i çi ile i veren arasında mevcut ekonomik ba ımlılı ı de il, taraflar arasında mevcut ki isel ba ımlılı ı ve i verenin emir ve talimat verme yetkisi kapsamında i in ifasını da kapsamaktadır (Centel, s. 11). Ek bilgi için bkz. Süzek, s. 213 vd.; Demir, s Bu nedenle hazırlanan metinde genel olarak çalı an teriminin kullanılması tercih edilecek olup, ancak spesifik olarak belirtilmesi gereken durumlarda ya da açıklama yapılan kanunlar kapsamında olan i çi-memur gibi ayrımlar belirtilecektir. 91
92 Ba ımlı çalı ılan ki inin yani i verenin 31 ise gerçek ya da tüzel ki i olması mümkündür ve i verenin kamu ya da özel hukuk tüzel ki ili i olmasının da bir önemi bulunmamaktadır 32. B. ç Hukuk Açısından ç hukuk açısından yürürlük tarihli 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 417. maddesi dı ında i yerinde psikolojik tacize ili kin her hangi bir düzenleme ve yaptırım bulunmamakta olup, bu nedenle taciz olu turan bir davranı a kar ı müstakil bir yaptırım bulunmamaktadır. Bu nedenle psikolojik taciz olu turan davranı lar nedeniyle ihlâl edilen maddi ve manevi varlı ının hukuken korunmaya de er olup olmadı ının de erlendirilmesi gerekmektedir. Hâkim tarafından yapılan bu de erlendirmede sadece özel hukuk kurallarının de il, anayasa ve ceza hukukunun da de erlendirmede esas alınması gerekmektedir 33. Her ne kadar iç hukuk açısından herhangi bir yasal düzenleme mevcut olmasa da, Ba bakanlık tarafından yerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi için 2011/2 sayılı Genelge 34 yayınlanmı tır. Genelgede kamu kurum ve kurulu ları ile özel sektör i yerlerinde gerçekle en psikolojik taciz, nedeniyle çalı anların itibarının ve onurunun zedelendi i, verimlili ini azalttı ı ve sa lı ını kaybetmesine neden oldu u, bu olumsuzlukların çalı ma hayatını olumsuz etkiledi i belirtilerek, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalı anın a a ılanması, küçümsenmesi, dı lanması, ki ili inin ve saygınlı ının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri ekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi gerek i sa lı ı ve güvenli i gerekse çalı ma barı ının geli tirilmesi açısından çok önemli oldu u vurgulanmı tır. Ayrıca i yerlerinde psikolojik tacizin önlenmesi için önleyici nitelikte tedbirlerin alınması, e itim çalı malarının yapılması gibi bir takım yollar öngörülmü tür 35. Ancak genelgenin herhangi bir yaptırım gücünün bulundu unu söylemek mümkün olmayıp, idari bir ikâyet yapılması söz konusu olacaktır. 31 veren hakkında ayrıntılı açıklama için bkz. Mollamahmuto lu, s. 153 vd. 32 Süzek, s. 132 vd. ; Mollamahmuto lu, s Tando an, s ; Ayrıntılı açıklama için bkz. Aydın, s. 28 vd Mart 2011 tarihli RG, S Çalı anların psikolojik tacizden korunması amacıyla 2011/2 sayılı Genelge de a a ıdaki tedbirlerin alınması uygun görülmü tür. 1. yerinde psikolojik tacizle mücadele öncelikle i verenin sorumlulu unda olup i verenler çalı anların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacaktır. 2. Bütün çalı anlar psikolojik taciz olarak de erlendirilebilecek her türlü eylem ve davranı lardan uzak duracaklardır. 92
93 1. Anayasa Açısından çinin/çalı anın ki ilik haklarına ve onuruna saldırı niteli i ta ıyan psikolojik taciz, bir i yerinde öncelikle çatı ma olarak tanımlanan olayla ba lamakta ve bu çatı mayı izleyen di er saldırgan eylemler artarak devam etmekte 36, geli en ve de i en teknolojilerinde kullanılması ile her geçen gün bireyin özel hayatına yapılan müdahaleler artmakta ve çalı anın ki ilik haklarına tecavüz edilmektedir 37. Ki ilik hakları temelinde yapılan saldırılar öncelikle bireyin anayasal koruma altında olan temel hak ve özgürlüklerine kar ı tehdit olu turmaktadır Anayasası nın Ba langıç bölümünde, her Türk vatanda ının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden e itlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlı ını bu yönde geli tirme hak ve yetkisine do u tan sahip oldu u hüküm altına alınmı olup, 5. maddesinde ise, ki ilerin ve toplumun refah, huzur ve mutlulu unu sa lamak; ki inin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle ba da mayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlı ının geli mesi için gerekli artları hazırlamaya çalı mak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmı tır Toplu i sözle melerine i yerinde psikolojik taciz vakalarının ya anmaması için önleyici nitelikte hükümler konulmasına özen gösterilecektir. 4. Psikolojik tacizle mücadeleyi güçlendirmek üzere Çalı ma ve Sosyal Güvenlik leti im Merkezi, ALO 170 üzerinden psikologlar vasıtasıyla çalı anlara yardım ve destek sa lanacaktır. 5. Çalı anların u radı ı psikolojik taciz olaylarını izlemek, de erlendirmek ve önleyici politikalar üretmek üzere Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı bünyesinde Devlet Personel Ba kanlı ı, sivil toplum kurulu ları ve ilgili tarafların katılımıyla "Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu" kurulacaktır. 6. Denetim elemanları, psikolojik taciz ikâyetlerini titizlikle inceleyip en kısa sürede sonuçlandıracaktır. 7. Psikolojik taciz iddialarıyla ilgili yürütülen i ve i lemlerde ki ilerin özel ya amlarının korunmasına azami özen gösterilecektir. 8. Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı, Devlet Personel Ba kanlı ı ve sosyal taraflar, i yerlerinde psikolojik tacize yönelik farkındalık yaratmak amacıyla e itim ve bilgilendirme toplantıları ile seminerler düzenleyeceklerdir. 36 Bayram, s Çatı ma ve çatı ma nedenleri konusunda ayrıntılı bilgi için bkz. Titiz, s. 23 vd.; Akçakaya, s. 3 vd. 37 Tando an, s. 2; Siebert (Çev. Öztan), s Anayasa Mahkemesi, , E. 2010/46, K. 2011/60, 1- Anayasa nın 17. maddesinin ilk tümcesi Herkes, ya ama, maddi ve manevi varlı ını koruma ve geli tirme hakkına sahiptir... hükmünü ta ımaktadır. Ki inin ya ama hakkı, maddi ve manevi varlı ını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı ba lantıları olan, devredilmez, vazgeçilmez temel haklardandır. Bu haklara kar ı olan her türlü engelin ortadan kaldırılması da devlete ödev olarak verilmi tir. Güçsüzleri güçlüler kar ısında koruyacak olan devlet, gerçek e itli i sa layacak, toplumsal dengeyi koruyacak, böylece gerçek hukuk devleti niteli ine ula acaktır. Hukuk devletinin amaç edindi i ya ama hakkının korunması, sosyal güvenli in 93
94 nsanın maddi ve manevi varlı ını geli tirmesi ve onurlu bir hayat sürebilmesi içinse toplumdaki sosyal ve ekonomik adaletin ve e itli in sa lanması gerekmektedir. Sosyal ve ekonomik adaletin ve e itli in sa lanması açısından ise soysal hukuk devleti olmak (An m. 2) ve kanun önündeki e itli i 39 (An m. 10) sa lamak önem arz etmektedir 40. Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi dü ünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde herkesin e itli inin sa lanmasına ili kin Anayasa nın 10. maddesinde öngörülen e itlik ilkesi özellikle i hukukunda ( K m. 5) çalı anlar arasında e itli in sa lanmasında esas alınmaktadır. Nitekim 10. maddenin devamında kadınlar ve erkekler e it haklara sahip oldu u belirtilerek devlet bu e itli i sa lamak ile yükümlü kılınmı tır. Çalı ma hayatı açısından 1982 Anayasası nda belirtilen temel hak ve ödevler arasında ki i hak ve ödevleri ve soysal ve ekonomik haklar ve ödevler de sayılmı 41 olup, ki ileri hem devlete hem de toplumdaki di er bireylere kar ı koruyucu 42 ve talep edici 43 (isteme hakları) hak ve ödevlere yer verilmi tir 44. sa lanmasıyla gerçekle ecektir. Sosyal güvenli i sa lamak için yapılacak yasal düzenlemelerin ya ama hakkı ile maddi ve manevi varlı ı koruma haklarını zedeleyecek veya ortadan kaldıracak hükümler içermemesi gerekmektedir. (Sinerji) (Eri im ) 39 Gözler, s. 98 vd. 40 E itlik ilkesi, sadece 1982 Anayasası nın 10.maddesinde de il, pek çok uluslararası kuralda da yer alan evrensel nitelik ta ıyan bir ilkedir. Nitekim HEB nin 2.maddesinde de e itlik ilkesine yer verilmi olup, 100 sayılı E it De erde çin Kadın ve Erkek çiler Arasında Ücret E itli i Hakkında Sözle me, 111 sayılı ve Meslek Bakımından Ayrım Hakkında Sözle me, 156 sayılı Aile Sorumlulukları Bulunan Kadın ve Erkek çilere E it Davranılması ve E it Fırsatlar Tanınması Hakkında Sözle me gibi ILO Sözle meleri nde de benzer düzenlemeler bulunmaktadır. Ayrıca BM in 1979 tarihli Kadınlara Kar ı Her Türlü Ayrımcılı ın Önlenmesi Sözle mesi, 1981 tarihli Din ve nanca Dayalı Her Türlü Ho görüsüzlük ve Ayrımcılı ın Kaldırılması Sözle mesi, Avrupa Sosyal artı ve Gözden Geçirilmi Sosyal artı, A HS nin ayrımcılık yasa ını düzenleyen 14. maddesi de e itlik ilkesine yer verilmi tir (Erdo an,mobbing, s ). 41 Üçüncü hak ve yükümlülü ü ise siyasal hak ve ödevler (katılma hakları) olu turmaktadır. 42 Anayasa daki koruyucu hakları ki i dokunulmazlı ı (m. 17), zorla çalı tırma yasa ı (m.18), özel hayatın gizlili i (m. 20), haberle me özgürlü ü (m. 22), din ve vicdan özgürlü ü (m. 24), dü ünce ve inanç özgürlü ü (m. 25) gibi hak ve özgürlükler olu turmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Gözübüyük, s ; Gözler, s. 76 vd. 43 steme haklarını ise ki ilerin topluma ve devlete yöneltece i sosyal ve ekonomik haklarına anayasal koruma sa layan e itim ve ö retim hakkı (m. 42), çalı ma ve sözle me özgürlü ü (m. 48), çalı ma hakkı 43 (m. 49), dinlenme hakkı (m. 50), sendika kurma hakkı (m. 51), toplu i sözle me kurma hakkı (m. 53), grev hakkı (m. 54) gibi 94
95 1982 Anayasası na göre herkes, ki ili ine ba lı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir ve bu temel hak ve hürriyetler, ki inin topluma, ailesine ve di er ki ilere kar ı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder (An m. 12). Ki inin sahip oldu u temel hak ve hürriyetler kapsamında herkes ya ama, maddî ve manevî varlı ını koruma ve geli tirme hakkına sahiptir ve tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dı ında, ki inin vücut bütünlü üne dokunulamaz, rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz, kimseye i kence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle ba da mayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz (An m. 17) 45. Yine Anayasa ya göre kimse zorla çalı tırılamaz ve angarya yüklenemez (An m. 18), kimsenin özel hayatına ve aile hayatının gizlili ine (An m. 20), konutuna dokunulamaz (m. 21) ve herkes, yerle me ve seyahat hürriyetine sahiptir (An m. 23). Ayrıca herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir 46 ve Anayasa nın 14. maddesine aykırılık te kil etmedi i müddetçe kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz (An m. 24), herkes, dü ünce ve kanaat hürriyetine sahiptir 47 (An m. 25). Belirtilen tüm bu temel hak ve hürriyetler bireyin hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme, maddî ve manevî varlı ını bu yönde geli tirme hak ve yetkisine do u tan sahip olması nedeniyle getirilmi olup, tüm bu temel hak ve hürriyetlerin bireyin sadece özel hayatında de il, çalı ma hayatında da geçerli oldu unu belirtmek gerekmektedir. Bu nedenle Anayasa da bireyin onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlı ını geli tirmesi için haklar olu turmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. Gözübüyük, s ; Gözler, s. 76 vd. 44 Gözübüyük, s ; Gözler, s. 76 vd. 45 çinin üst aramasının yapılması bizimde katıldı ımız görü e göre Anayasa nın 17. maddesinde güvence altına alınan kanunda yazılı haller dı ında vücut bütünlü üne dokunulamaz amir hükmüne aykırılık olu turacaktır. Bu durum insan onuruna aykırılık te kil etmektedir. Özellikle teknolojik geli meler arttıkça, i çinin üst aramasının yapılması, i çinin taciz edilmesinde, ayrımcılık uygulanmasında bir araç haline gelebilmektedir. Bu durum aynı zamanda Anayasa nın 20. maddesinde belirtilen ve kimsenin üstünün ve e yasının aranamayaca ına dair hükmede aykırılık te kil etmektedir (Aydın, s ) 46 çinin ki ilik hakları kapsamında din ve vicdan özgürlü ü hakkında ayrıntılı açıklama için bkz. Aydın, s. 132 vd. 47 çinin ki ilik hakları kapsamında dü ünce ifade özgürlü ü hakkında ayrıntılı açıklama için bkz. Aydın, s. 142 vd. 95
96 çalı ma hayatına ili kin do rudan hükümlere de yer verilmi tir. Bu düzenlemelerin ba ında Çalı ma ve sözle me hürriyeti gelmekte olup, çalı ma ve sözle me hürriyetini düzenleyen 48. maddede herkesin, diledi i alanda çalı ma ve sözle me hürriyetlerine sahip oldu u hüküm altına alınmı tır. Bu hürriyet kapsamına özel te ebbüslerin kurulmasının serbestli i de dahi olup, Devlet, özel te ebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalı masını sa layacak tedbirleri almak ile yükümlüdür Anayasa Mahkemesi, , E. 2010/46, K. 2011/60, Anayasa nın 17. maddesinin ilk tümcesi Herkes, ya ama, maddi ve manevi varlı ını koruma ve geli tirme hakkına sahiptir... hükmünü ta ımaktadır.ki inin ya ama hakkı, maddi ve manevi varlı ını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı ba lantıları olan, devredilmez, vazgeçilmez temel haklardandır. Bu haklara kar ı olan her türlü engelin ortadan kaldırılması da devlete ödev olarak verilmi tir. Güçsüzleri güçlüler kar ısında koruyacak olan devlet, gerçek e itli i sa layacak, toplumsal dengeyi koruyacak, böylece gerçek hukuk devleti niteli ine ula acaktır. Hukuk devletinin amaç edindi i ya ama hakkının korunması, sosyal güvenli in sa lanmasıyla gerçekle ecektir. Sosyal güvenli i sa lamak için yapılacak yasal düzenlemelerin ya ama hakkı ile maddi ve manevi varlı ı koruma haklarını zedeleyecek veya ortadan kaldıracak hükümler içermemesi gerekmektedir. Anayasa nın 2. maddesi uyarınca, sosyal devlet, vatanda ların sosyal durumlarıyla, refahlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir ya am düzeyi sa lamakla kendini görevli sayan devlettir. Anayasanın 5. maddesinde de,... Ki ilerin ve toplumun refah, huzur ve mutlulu unu sa lamak; ki inin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle ba da mayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak insanın maddi ve manevi varlı ının geli mesi için gerekli artları hazırlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmı tır. 2-Anayasa nın 48. maddesinde düzenlenen Çalı ma ve Sözle me Özgürlü ü, Anayasanın Temel Haklar ve Ödevler ba lıklı ikinci kısmının Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler bölümünde yer almaktadır. Buna göre, Herkes diledi i alanda çalı ma ve sözle me hürriyetine sahiptir. Özel te ebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel te ebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalı masını sa layacak tedbirleri alır. Çalı ma hakkı ve ödevi ba lıklı 49. maddesinde; Çalı ma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalı anların hayat seviyesini yükseltmek, çalı ma hayatını geli tirmek için çalı anları ve i sizleri korumak, çalı mayı desteklemek, i sizli i önlemeye elveri li ekonomik bir ortam yaratmak ve çalı ma barı ını sa lamak için gerekli tedbirleri alır. kuralı yer almaktadır. Anayasanın 13. maddesinde ise, Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere ba lı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. denilmektedir. Buna göre yasa koyucu, Anayasa nın 48. maddesinde öngörülen, çalı ma ve sözle me özgürlü ünü, 49. maddede öngörülen çalı ma hak ve ödevlerini, ancak 13. maddedeki nedenlerle sınırlandırabilir günlü, sayılı Resmi Gazete de yayımlanan ve günlü, 5547 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan, AVRUPA SOSYAL ARTI nda da; herkesin özgürce edinebildi i bir i le ya amını sa lama fırsatına sahip oldu u, tüm çalı anların adil çalı ma ko ullarına ve güvenli ve sa lıklı çalı ma ko ullarına sahip olma haklarının bulundu u, herkesin sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkına ve i akdinin sona erdi i durumlarda korunma hakkına sahip oldu u belirtildikten sonra, i akdinin sona erdi i durumlarda korunma hakkını düzenleyen 24. maddesinde; Akit taraflar, çalı anların i akdinin sona erdi i durumlarda korunma hakkının etkili bir biçimde kullanılmasını sa lamak amacıyla; a- tüm çalı anların, yetenekleri ya da davranı larıyla ba lantılı olarak ya da i letmenin, kurulu un ya da hizmetin i leyi inin gereklerine dayanarak, i akitlerinin geçerli nedenler olmadan sona erdirilmemesi 96
97 Çalı ma, herkesin hakkı ve ödevidir ve Devlet, çalı anların hayat seviyesini yükseltmek, çalı ma hayatını geli tirmek için çalı anları ve i sizleri korumak, çalı mayı desteklemek, i sizli i önlemeye elveri li ekonomik bir ortam yaratmak ve çalı ma barı ını sa lamak için gerekli tedbirleri almak zorundadır (An m. 49). Kimse, ya ına, cinsiyetine ve gücüne uymayan i lerde çalı tırılamaz, küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizli i olanlar çalı ma artları bakımından özel olarak korunurlar. Dinlenmek, çalı anların hakkıdır (An m. 50). Çalı anlar ve i verenler, üyelerinin çalı ma ili kilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geli tirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kurulu lar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz (An m. 51). Ayrıca devlet ücrette adaletin sa lanmasıyla da yükümlü olup, 55. maddeye göre ücret eme in kar ılı ıdır ve Devlet, çalı anların yaptıkları i e uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve di er sosyal yardımlardan yararlanmaları için de gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Anayasanın ba layıcılı ı ve üstünlü ünü düzenleyen Anayasa nın 11. maddesi hükmü gözetildi inde, gerek ki i hak ve özgürlüklerine gerekse sosyal ve ekonomik hak ve özgürlüklere ili kin belirtilen tüm maddelerin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve di er kurulu ve ki ileri ba layan temel hukuk kuralları olarak esas alınması ve yasal düzenlemeler yoluyla anayasal hak ve özgürlüklerin - koruma altına alınması gerekmektedir. Anayasal düzenlemeler nedeniyle -genelde bireyin, özelde ise çalı anın- eref ve haysiyetine, maddi ve manevi varlı ına kar ı yöneltilecek her tür psikolojik taciz davranı ının da Anayasal olarak ödev olarak engellenmesi ve psikolojik tacize maruz kalan çalı ana yasal koruma yolları olu turulması zorunludur. hakkını; b- i akitleri geçerli bir neden olmaksızın sona erdirilen çalı anların yeterli tazminat ya da di er uygun yardımlar alma hakkını tanımayı; taahhüt ederler. Bu amaçla akit taraflar, i akdinin geçerli bir neden olmaksızın sona erdirildi ini dü ünen çalı anın ba ımsız bir organa ba vurma hakkını güvence altına almayı taahhüt ederler. kurallarına yer verilmek suretiyle yukarıda de inilen Anayasal hükümlere ko ut düzenleme yapılmı tır. Devlete çalı anları korumak, çalı ma barı ını sa lamak için tedbir almak yükümlülü ünü getiren Anayasanın 49. maddesi, Anayasanın 2. maddesinde ifadesini bulan Sosyal Hukuk Devleti ve Hukuk Güvenli i ilkeleri; istihdam ekilleri belirlenerek çalı ma hayatının yasayla düzenlenmesini zorunlu kılmaktadır. Elbette temel bir insan hakkı olan çalı ma hakkına ili kin yasalarda, çalı ma hakkını fonksiyonel kılacak yeterli düzenlemelere yer verilmesi; sınırlamaların da, Anayasanın 13. maddesine uygun biçimde, hakkın özüne dokunulmadan, ölçülülük ilkesine uygun yapılması gerekir. Çalı ma hakkının varlı ı, yeterli ölçüde i güvencesi ve sosyal güvenlik hakkı tanınmasına ba lıdır. Haksız, keyfi i ten çıkarmaya kar ı hukuki korumayı ifade eden i güvencesi ve sosyal güvenlik hakkını düzenlemeyen bir yasanın, çalı ma hakkını korudu undan söz etmeye olanak bulunmamaktadır. güvencesi ve sosyal güvenlik hakkını tanıyan, istihdam ekillerini yeterli biçimde tanımlayıp, düzenleyen yasal düzenlemelerle çalı ma hakkı korunabilir. (Sinerji) (Eri im ) 97
98 2. Kanunu Açısından hukuku bir hizmet akdi ile bir i verene ba lı olarak çalı anları konu alan bir hukuk dalı 49 olup, taraflar arasında mevcut i ili kisini sosyal adalet ölçülerine göre düzenlemekte 50 ve sosyal devlet ilkesi gere i ekonomik açıdan güçlü i verene kar ı, daha zayıf konumda bulunan i çinin korunması genel kabul görmektedir 51. Her ne kadar i çinin korunması ilkesi i hukukuna hâkim bir ilke olarak kar ımıza çıkmakta ve i çinin ruhsal, fiziksel, ekonomik, sosyal tüm sömürülere kar ı korunması 52 olarak ifade edilse de, gerek 1475 sayılı eski Kanunu nda gerekse 4857 sayılı yeni Kanunu nda i yerinde psikolojik tacize ili kin do rudan bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak 4857 sayılı Kanunu nun 1. maddesinde kanunun amacının i verenler ile bir i sözle mesine dayanarak çalı tırılan i çilerin çalı ma artları ve çalı ma ortamına ili kin hak ve sorumluluklarını düzenlemek, oldu u belirtilmekte 53 olup, bu maddeden hareketle i çilerin çalı ma artları ve çalı ma ortamına ili kin hak ve sorumlulukları 49 hukukunun her ne kadar ba ımsız bir hukuk dalı oldu u kabul edilse de, i hukuku klasik anlamda özel hukuk kamu hukuku ayrımına uymamakta, hem özel hem de kamu hukuku niteli i ta ımaktadır. Ayrıca i hukukunun özel prensipleri ile çeli medi i müddetçe i ili kisine borçlar hukukunun genel prensiplerinin de uygulanması söz konusu olacaktır (Esener, s. 3-4). Kanunu nda (m. 2/1) i sözle mesinin kurucu unsuru olarak ba ımlılık unsurundan bahsedilmi ve di er unsurlar olarak ücret ve ücret kar ılı ında i görme edimine de yer verilmi tir (Centel, s. 9-11; Süzek, s. 211 vd.). 50 Esener, s. 1; Ayrıca bkz. Mollamahmuto lu, s. 2 vd. Çalı ma hayatında, sadece i çi-i veren ili kisinden söz etmek mümkün olmayıp, sosyal devlet ilkesi gere i devletin de bu ili kiye müdahalesi bulunmaktadır. Devletin müdahale etme yetkisi ile birlikte i ili kilerinde i çi-i veren ve devlet arasında üçlü bir ba bulundu unu söylemek ve i hukukunu bu üçlü ili kiyi düzenleyen hukuk dalı olarak da tanımlamak mümkündür (Süzek, s. 3). 51 Yargıtay 9. HD, , E. 2010/26372, K. 2010/25388, Hukuku; i çi ve i veren ili kisi de, i verenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, i çinin korunması ve i çi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözle me hukuku alanından ayrılmı ve farklı kurallar getirerek geli mi tir. Aynı yönde bkz. Yargıtay 9. HD, , E. 2009/46364, K. 2010/764. (Sinerji) (Eri im ). 52 Mollamahmuto lu, s. 11. hukukunun temel amacı i çinin korunması olup, bu temel amaç Anayasa nın 2 ve 49. maddelerinin bir gere idir. Ancak bu ilke mutlak ve sınırsız de ildir. Koruma ile bir taraftan sosyal devlet ilkesinin gerekleri yerine getirilirken, di er yandan da ekonomik dengenin korunması gerekmektedir. Bu nedenle i çinin korunması ilkesi yanında i çi i veren ili kilerinde hassas bir dengenin gözetilmesi, i yerinin ekonomik zorluklarının üretim ve verim gereklilikleri gibi bir takım unsurlarında dikkate alınması gerekmektedir. (Süzek, s. 15 ve 17). 53 Erdo an, Mobbing, s
99 ihlâl eden psikolojik taciz içeren davranı ların Kanunu ile sa lanan imkânlar çerçevesinde dolaylı da olsa hukuki bir yaptırıma tabi kılınması, psikolojik tacize maruz kalan i çinin korunması mümkün olmaktadır. Bu düzenlemelerden ilkini, i çiyi gözetme borcunu düzenleyen 4857 sayılı Kanunu nun 77. maddesi olu turmakta olup, verenler i yerlerinde i sa lı ı ve güvenli inin sa lanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, i çiler de i sa lı ı ve güvenli i konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler 54. çiyi gözetme borcuna ili kin benzer bir hükme Borçlar Kanunu nun 332/1. maddesinde (TBK m. 417) yer verilmi olup, bu düzenleme gere i de i veren i sözle mesinin özel hallerinden ve mahiyetinden kaynaklanan durumlarda hakkaniyete göre gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılınmı tır 55. verenin i çiyi koruma yükümü kapsamına i çinin hayat ve sa lı ını, i çinin i yerine getirdi i e yalarını koruma yükümlülü ü girmektedir 56. Ancak i verenin yükümlülü ü bu iki koruma ba lı ı ile sınırlı olmayıp, i verenin sosyal güvenlik hukukundan ve i hukukundan kaynaklanan i kazasını ve meslek hastalıklarını bildirme, sigortalıları bildirme vs. eklinde ek ba kaca yükümlülükleri de bulunmaktadır 57. verenin i çiyi koruma yükümlülü ü özellikle Borçlar Kanunu nun 332. maddesinde düzenlenmi ve madde çerçevesinde i verenin i çiyi i letme tehlikelerine kar ı koruması ve i yerini sa lı a uygun ko ullarda bulundurması 54 sa lı ı ve güvenli i hukuku, ça da i hukukunun en temel alanlarından birini olu tursa da, Türkiye de i sa lı ı ve güvenli i açısından yeterli ara tırmaların yapıldı ını, i sa lı ı ve güvenli i politikalarının üretildi ini, sa lı ı ve güvenli i sistemlerinin olu turuldu unu ya da yasal düzenlemelerinin yapıldı ını söylemek mümkün de ildir (Akın, s. 211). 55 Bayram, s çinin giyim ve görünü ü de i çinin ki ili inin ve kendini ifade etmesinin bir aracı olup, koruma kapsamındadır (Aydın, s. 111). 57 Ulusan, s sa lı ı ve güvenli inin sa lanmasında i verenlerin hukuki ve cezai sorumlulukları bulunsa da, i sa lı ı ve güvenli inin önemi henüz çalı anlarca ve i verenlerce tam olarak anla ılamamı tır (Akın, s. 212). Konu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Demir, s. 174 vd. Bir i yerinde i sa lı ı ve güvenli i kurulunun olu turulabilmesi için 3 art aranmakta olup, 50 ve daha fazla i çi çalı tıran ve sanayiden sayılan bir i yerinde 6 aydan daha fazla bir süreli i yapan i yerlerinin i sa lı ı ve güvenli i kurulunu olu turmaları yasal zorunluluktur ( yerleri Sa lı ı ve Güvenli i Kurulları Rehberi, s. 8) 99
100 gerekmektedir. Aksi halde i verene kar ı borca aykırılıktan do an zarardan dolayı yasal ko ulları olmu sa- i çinin tazminat talep etme hakkı do acaktır 58. veren, i çinin ki ilik haklarına saygı göstermek ve korumakla yükümlü olup, i çinin ki ilik haklarının korunabilmesi, bedensel ve ruhsal bütünlü ünün, eref ve haysiyetinin ki isel ve mesleki saygınlı ının, genel olarak her tür temel hak ve özgürlüklerinin korunması ile yükümlü kılınmı tır 59. verenin, i çinin ruhsal sa lı ının korunması i çinin gözetilmesi borcundan do makta ve ayrıca i çinin ki ili i ile onur ve saygınlı ının korunması da gözetme borcu kapsamında sayılmaktadır sayılı Kanunu nun 77. maddesi hükmüne açıklık getirmek üzere çıkarılan Sa lı ı ve Güvenli i Hizmetleri Yönetmeli i 61 ve Çalı anların Sa lı ı ve Güvenli i E itimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik 62 bulunmakta olup, bu yönetmelik hükümlerine göre i sa lı ı ve güvenli i kurulunun olu turulmasının zorunlu oldu u i letmelerde, çalı anın, psikolojik tacize maruz kalması halinde, i sa lı ı ve güvenli i kuruluna müracaat hakkı mevcuttur 63. çi ile i veren arasında mevcut i ili kisi sadakat borcunu gerektirmektedir. Sadakat borcu gere i, i çi i akdinin ifası sırasında, i verenin menfaatlerini korumakla ve i vereni zarara 58 Ulusan, s. s verenin i çiyi gözetme borcu, i çinin sadakat borcunun kar ılı ını olu turmakta olup, i verenin geni kapsamlı bir i çiyi gözetme borcu bulunmaktadır. Bu borcun kapsamına i çinin ki ili ini gözetme borcunu dı ında, i sa lı ı ve güvenli i önlemlerini alma borcu da girmekte ve i verenin i çiyi gözetme borcuna aykırı tutum ve davranı larından do an i kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle i çinin u radı ı bedensel ya da ruhsal zararların gerek maddi (BK m. 46 / TBK m. 54 ) gerekse manevi (BK m. 47 / TBK m. 56 ) tazmini söz konusu olacaktır (Süzek, s. 346 vd. ; Kılıç, s. 47 vd. ). Doktrinde farklı görü ler bulunsa da, çiyi gözetme borcunun genellikle TMK m. 2 de ifade edilen objektif iyiniyet (dürüstlük) kuralından do du u ve hizmet sözle mesinin tarafları arasında sözle meden kaynaklanan bir güven ve do ruluk ili kisinin bulunması gerekti i kabul edilmektedir (Ulusan, s. 4 vd.) 59 Süzek, s Ancak i verenin, i çiye sa lık ve psikolojik test yapabilmesi, i çileri izleme, gözetleme ve üst-e ya araması yapabilmesinin mümkün oldu u kabul edilmektedir (Süzek, s. 347). 60 Bayram, s Kasım 2010 tarihli RG, S Nisan 2004 tarihli RG, S Bozbel/Palaz, s ; Bal, s. 63. sa lı ı ve güvenli ini yerine getirmeyen i verene uygulanacak idari yaptırımlar için bkz. Kılıç, s. 141 vd. 100
101 u ratan davranı lardan kaçınmakla yükümlüdür 64. Bu nedenle i çilerin sadece i in yapılması ile ilgili de il, di er çalı anlara kar ı tutum ve davranı larında da iyiniyetle ve sadakat borcuna uygun davranması, i vereni zarara u ratıcı, psikolojik taciz olu turan davranı lardan kaçınması gereklidir. Aksine tutum, kanaatimize göre, psikolojik taciz uygulayan i çi açısından sadakat yükümüne aykırılık olu turur ve Kanunu nun 25. maddesine göre haklı sebeple fesih hakkı vermektedir. Sadakat borcu, i çinin i verene kar ı bazı olumlu davranı larda (hırsızlı ı, arıza ve eksikli i bildirme vs.) bulunmasını gerektirebilirken, i çinin bazı olumsuz davranı larda bulunmamasını da (ba ka i çiye sata maması, kavga etmemesi, meslek sırrını açı a if a etmemesi vs.) içerebilir 65. Bu kapsamda, i yerindeki bir ya da birkaç çalı ana kar ı uygulanan psikolojik taciz içeren davranı ların veya uygulamaların olması halinde, psikolojik tacizi gören veya bilgi sahibi olan di er çalı anların durumu derhal i verene bildirmeleri, i çilerin i verene bildirmeleri sadakat yükümlülü ünün bir gere i olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca çalı anların, di er çalı anlara kar ı psikolojik taciz olu turan, sata ma, sözlü-fiili davranı lardan da kaçınması da i çinin sadakat yükümlülü ü kapsamında de erlendirilecektir. verenin i in görülmesine ili kin verece i talimatlar dı ında, i çilerin i yerindeki tavır ve davranı larını düzenleyen, i in görülmesi ile birebir ba lantılı olmasa da i yeri düzenin ve güvenli inin sa lanmasına hizmet eden bir takım talimatları verme yetkisi de bulunmaktadır 66. çi, i verenin vermi oldu u gerek i in görülmesini gerekse i yerindeki davranı larını düzenleyen talimatlarına uyma borcu bulunmaktadır. Ancak i çinin sadece hukuka uygun talimatlara borcu bulunmakta olup, i veren tarafından i akdinin ifası dı ında, hukuka aykırı ya 64 Esener, s. 156; Tunçoma /Centel, s. 98. Bir i ili kisinde sadakat borcu hem i veren hem de i çi açısından bulunmaktadır. veren açısından sadakat borcu, i çiyi gözetme borcu olarak ortaya çıkarken, i çi açısından ise i verene zarar verebilecek ticari, ekonomik ve mesleki bakımdan her tür davranı tan kaçınma borcunu do urur (Süzek, s. 303). Yargıtay HGK, , E. 2008/9-517, K. 2008/566, akdinin devamı süresince i çinin i verenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. (Sinerji) (Eri im ). 65 Demir, s verenin emir talimat verme yetkisinin genel olarak taraflar arasındaki i akdinden do du u kabul edilmekteyse de, bu yetkinin i akitlerinde açık bir yetkilendirmeden de il, taraflar arasında i verenin i görme ediminin alacaklısı olmasından ve i in yürütümü için i çinin davranı larını tek taraflı yönlendirebilece inden dolayı zımnen bir anla maya varıldı ının kabulünden do maktadır (Süzek, s. 72). 101
102 da suç te kil eden emir ve talimatlara uyma borcu do al olarak bulunmamaktadır 67. verenin i çi üzerindeki yönetim hakkının kanunen öngörülen düzenlemelere aykırı olarak kullanabilmesi mümkün olmayıp, ayrıca i verenin bu hakkını kullanırken iyiniyet kurallarına uygun bir ekilde kullanması gerekmektedir. Bu kapsamda i verenin, i çinin maddi-manevi bütünlülü üne zarar verici davranı lardan, emir ve talimatlardan kaçınması, i çiyi gözetmesi, i çinin sa lı ını ve güvenli ini tehlikeye dü ürecek, zarara u ratacak durumları ortadan kaldırıcı önlemleri alması gerekmektedir. Aksi halde i verenin hem idari hem cezai hem de hukuki sorumlulu u do acaktır 68. Kanunu açısından i yerinde psikolojik taciz durumunda uygulanabilecek bir di er düzenleme olarak 24. ve 25. maddelerden söz etmek gerekmektedir. Kanunun 24. maddesi i çiye haklı sebeple fesih hakkı tanıyan halleri belirlerken, 25. madde ise i veren açısından haklı sebeple fesih hallerini düzenlemektedir. Her ne kadar maddelerde cinsel taciz 69 açıkça 67 Süzek, s Ancak i verenin emir ve talimat verme yetkisi sınırsız olmayıp, i verenin yönetim hakkının sınırlarını anayasa, yasa, bireysel ve toplu i sözle meleri ve hukukun genel prensipleri olu turmaktadır (Süzek, s. 75). Yargıtay 9.HD, , E. 2009/27693, K. 2010/28547, veren, ceza ve kamu hukuku hükümlerine aykırı talimatlar veremeyece inden, i çi bu nevi talimatlara uymak zorunda de ildir. Bunun dı ında i veren, isçinin ki ilik haklarını ihlâl eden talimatlar veremez. Keza, Medeni Kanunu'nun 2'nci maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasa ı gere i, i veren dürüstlük kuralına aykırı talimatlar da veremez. u halde i veren, di er i çilerin lehine fakat bir veya birkaç i çinin aleyhine sonuç do uracak e itsizlik yaratacak talimatlar veremeyece i gibi i çiye eza ve cefa vermek amacıyla da talimatlar veremez. Buna göre, i veren talimat verirken e it i lem borcuna riayet etmekle de yükümlüdür. (Sinerji) (Eri im ). 68 Aydın, s sa lı ı ve güvenli i konusunda cezai sorumluluk do uracak bir takım suçlar bulunmakta olup, bu suçları, özellikle i sa lı ı ve güvenli inin sa lanmaması neticesinde meydana gelen ölüm ve yaralamalar olarak belirlemek mümkündür (Akın, s. 213; Demir, s. 177). verenin i çiyi gözetme borcunu gere i ya da hiç yerine getirmemesi halinde i yerinde meydana gelen ölüm, yaralanma veya meslek hastalı ı durumlarında, i verenin i çiye (ya da ko ulları olu mu sa yakınlarına) maddi-manevi tazminat yükümlülü ü yanında, destekten yoksun kalma tazminatı ödeme yükümlülü ü do maktadır (Demir, s. 177 vd.). 69 yerinde cinsel taciz hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Bilgili, s. 4 vd.; Genç Arıdemir, s. 143 vd.; Sava, s. 35 vd. Yargıtay 9. HD, , E. 2008/37500, K. 2010/31544, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi cinsel tacizin önlenmesi konusunda 2002/73 sayılı Direktifte cinsel tacizi insan onurunu ihlâl etme amacına yönelen veya bu sonucu do uran, istenilmeyen, her türlü cinsel nitelikte sözlü, sözlü olmayan veya cinsel nitelikte fiziksel ve özel olarak dü manca, a a ılayıcı utandırıcı ve saldırgan bir ortam yaratan davranı olarak tanımlamı tır. Türk Hukukunda cinsel tacize ili kin olarak ki ilik de erlerine yapılan hukuka aykırı davranı ların yaptırıma ba landı ı genel hükümler Borçlar Kanunu 47 ve 49. maddeleri, Medeni 102
103 düzenlenirken psikolojik tacize yer verilmemi ve çalı anların, i yerindeki onur ve ki ilik hakkının korunmasına ili kin düzenleme yapılmamı olsa da, i yerinde psikolojik taciz ile kar ıla ılması durumunda 24. ve 25. maddelerin 2. bentlerinde yer verilen Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri düzenlemesi uygulama alanı bulacaktır. çiye haklı sebeple fesih hakkı veren haller Kanunu nun 24. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri ba lı ı altında ve örnekleyici ekilde sayılmı olup, bu yasa hükmünün i yerinde psikolojik taciz halinde kullanılabilecek bir düzenleme mevcuttur. Buna göre, i veren i çinin veya ailesi üyelerinden birinin eref ve namusuna dokunacak ekilde sözler söyler, davranı larda bulunursa veya i çiye cinsel tacizde bulunursa (m. 24/II-a), veren i çiye veya ailesi üyelerinden birine kar ı sata mada bulunur veya gözda ı verirse yahut i çiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna kar ı davranı a özendirir, kı kırtır, sürükler yahut i çiye ve ailesi üyelerinden birine kar ı hapsi gerektiren bir suç i lerse yahut i çi hakkında eref ve haysiyet kırıcı asılsız a ır isnad veya ithamlarda bulunursa (m. 24/II-c), i çinin i akdini haklı sebeple feshetme hakkı mevcuttur 70. Kanun 24 ve 25. maddeleri, hukukunda ise 4857 sayılı kanun 24/II-d maddesi mevcuttur. çinin ki ili inin korunmasına yönelik bir ba ka düzenlemede Borçlar Kanunu tasarısı 421. maddesindedir. Madde de <i veren hizmet ili kisinde i çinin ki ili ini korumak ve saygı göstermek, sa lı ını gerektirdi i ölçüde gözetmek ve i yerinde ahlaka uygun bir düzenin gerçekle tirilmesini sa lamakla özellikle kadın ve erkek i çilerin cinsel tacize u ramamaları ve cinsel tacize u ramı olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür> düzenlemesine yer verilmi tir. yerinde cinsel taciz derecesine varan davranı lara kar ı i çinin korunması i verenin koruma yükümlülü ü içinde önemli bir yer tutar ve i çilere yönelik cinsel taciz i çinin ki ilik haklarına kar ı yapılmı hukuka aykırı bir davranı tır. Tacizin i yerinde gerçekle mesi art olmayıp i yeri dı ında veya mesai saatleri dı ında da olması mümkündür sayılı Kanunu 24/II-d bendine göre; i çinin di er bir i çi veya üçüncü bir ki i tarafından cinsel tacize u raması ve bu durumu i verene bildirmesine ra men gerekli tedbirlerin alınmaması i çi bakımından haklı fesih nedeni olu turacaktır. verenin sorumlulu unun tespitinde i veren adına yönetim hakkını kullanan kimselerin yani i veren vekillerinin fail niteli inde oldu u cinsel taciz vak alarında i verenin sorumlulu u geni biçimde tesis edilmelidir. Bu anlamda, Kanunu 2. maddesinde düzenlenen> i veren vekilinin bu sıfatla i çilere i lem ve yükümlülüklerinden do rudan i veren sorumludur> hükmünün i verenin sorumlulu unun hukuki dayana ını olu turdu u kabul edilmelidir. (Sinerji) (Eri im ). 70 Yargıtay 9. HD, , E. 2007/26159, K. 2008/33763, 4857 sayılı Kanununun 24/II-b maddesinde, i verenin i çiye veya aile üyelerinden birine hakaret etmesi, sövme fiilini i lemesi, sarkıntılıkta bulunması, i çiye 4857 sayılı Yasanın 24/II-b maddesi uyarınca haklı fesih imkânı verir. eref ve namusa dokunacak söz ve davranı lar fiilinin i veren veya i veren vekili tarafından gerçekle tirilmi olması fark do urmaz. Bu eylemlerin Türk Ceza Kanununa göre suç te kil etmesi de art de ildir. (Sinerji) (Eri im ). Yargıtay 9. HD, , E. 2007/26159, K. 2008/33763, 4857 sayılı Kanununun 24/II-b maddesinde, i verenin i çiye veya aile üyelerinden birine hakaret etmesi, sövme fiilini i lemesi, sarkıntılıkta bulunması, i çiye 4857 sayılı Yasanın 24/II-b maddesi uyarınca haklı fesih imkânı verir. eref ve namusa dokunacak söz ve davranı lar fiilinin i veren veya i veren vekili tarafından 103
104 verenin i çiye veya aile üyelerinden birine, 4857 sayılı Kanununun 24/II-b maddesinde öngörülen davranı lardan birinde bulunması (sövme fiilini i lemesi, sarkıntılıkta bulunması vs.) halinde, eref ve namusa dokunacak söz ve davranı lar fiilinin i veren veya i veren vekili tarafından gerçekle tirilmi olması fark do urmayaca ı 71 gibi, bu eylemlerin Türk Ceza Kanunu na göre suç te kil etmesi de art de ildir 72. Ancak bu davranı ların Türk Ceza Kanunu nda hüküm altına alınan erefe kar ı i lenen suçlar (TCK m ) ile cinsel dokunulmazlı a kar ı suçları (TCK m ) olu turması muhtemeldir 73. veren i çiye veya ailesi üyelerinden birine kar ı sata mada bulunması, gözda ı vermesi, i çiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna kar ı davranı a özendirmesi, kı kırttırması, sürüklemesi, i çiye ve ailesi üyelerinden birine kar ı hapsi gerektiren bir suç i lemesi, i çi hakkında eref ve haysiyet kırıcı asılsız a ır isnat veya ithamlarda bulunması hallerine ili kin Kanunu nun 24/II-c. maddesindeki düzenlemede, i verenin, i çisine ya da ailesine yöneltilebilecek fiziki ve sözlü saldırılara ili kin bir düzenleme olup, i verenin i çinin ya da ailesi iyelerinden birinin ki ilik haklarına tecavüz niteli i ta ıyan davranı ları haklı sebeple fesih nedeni olarak belirlemi tir. Bu bentteki davranı larda bulunulması halinde i çinin haklı sebeple fesih hakkının kullanılabilmesi için bu eylemlerin Türk Ceza Kanunu na göre suç te kil etmesi de art de ilse de, yine bu davranı ların suç olu turaca ı söylenebilir 74. gerçekle tirilmi olması fark do urmaz. Bu eylemlerin Türk Ceza Kanununa göre suç te kil etmesi de art de ildir. Somut olayda, davacının i akdinin feshedildi i nisan ayında davacıyla birlikte toplam 10 çalı anın i akdinin sona erdirildi i, bunlardan sekizinin kendi iste i ile ayrıldı ının beyan edildi i SSK kayıtlarından anla ılmaktadır. yeri müdürünün neredeyse her gün yaptı ı toplantılarda baskı ve hakaret içeren konu malar yaptı ı, bordroya yansıtılmayan ücret teklif edildi i davacı tanıklarınca açıklanmı, tanık Erkan da bu nedenle kendisinin ayrıldı ını beyan etmi tir. Bu durumda i akdinin 4857 sayılı Yasanın 24/II-b maddesi uyarınca davacı tarafından haklı olarak feshedildi inin kabulü gerekir. (Sinerji) (Eri im ). 71 veren vekilinin bu sıfatla i çilere kar ı i lem ve yükümlülüklerinden do rudan i veren sorumludur ( K. m. 2). 72 Yargıtay 9. HD, , E. 2007/26159, K. 2008/ (Sinerji) (Eri im ). 73 Mollamahmuto lu, s. 607; veren vekilinin de i veren gibi sorumlu olması hakkında bkz. Keser, s Mollamahmuto lu, s Yargıtay 9. HD, E. 2005/17424, K. 2005/34527, 4857 sayılı Kanununun 24. maddesinin 1 bendi (a) alt bendinde yazılı olan ko ullar yönünden feshin haklı olup olmadı ının de erlendirilmesi gerekir. Davacı i çi bu yönde doktor raporu sunabilmi de ildir. Aynı nedenlerle Cumhuriyet savcılı ına herhangi bir suç duyurusunda da bulunulmamı tır. Dosyadaki tanık beyanları da bu yönde yeterli görülmedi inden davacının i sözle mesinin feshinin haklı bir nedene dayanmadı ının kabulü gerekir. KAR I OY: Uyu mazlık ölüm tehdidi altında olan i çinin ruh sa lı ının bozulması nedeniyle 4857 sayılı Kanunun 24/I. Maddesine göre i sözle mesini feshedip feshedemeyece i noktasında toplanmaktadır. Ruhsal 104
105 Belirtilen davranı lar dı ında Kanunu nun 24/II. maddesinde belirtilen, i verenin sistematik ve yıldırma amacı ile i çinin ücretini ödemesi, i çinin ekonomik kayba u ramasına neden olacak ekilde ve ayrımcılık yaparak eksik i vermesi, çalı ma artlarını uygulamaması gibi halleri de psikolojik taciz davranı ı olu turacak ve i çiye haklı sebeple fesih hakkı rahatsızlıkların bir hastalık oldu u konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Alman Federal Mahkemesinin bir kararına göre, tıbbi anlamda hastalık bir tedaviyi gerekli kılan cismani ve ruhi durumdaki düzensizliklerdir. (BAG AZR 397/75-AP NR 40 zu E1 Lohn FG). Bir ba ka kararında da hem fiziki, hem de psikolojik hastalı ı ifade etmi tir. (BAG AZR313/56AP NR 19 zu 14 Seh + Besch G). Bu görü Galnerr nken tarafından da payla ılmaktadır. (Bkz Fiebig /Gallner/Griebeling Mest+erd- Nügela/ Pfeiffer. Kündigungsschutzgesetz, Hand Kommentar 2. Auflage Baden- Baden200 4 S 269). Somut olayda davacının i ten çıkarma nedenleriyle kendisinin ve ailesinin ölümle tehdit edildi i, oturumlarda dinlenen davacı tanıklarınca açıkça ifade edilmi, özellikle sendika temsilcisi Metin ahin tarafından do rulanmı tır. Bu sorun Kanunu 24/1 de düzenlendi i gibi aynı yasanın 83/f.4 de de ele alınmı tır. Ortadaki somut durum kar ısında yargıcın yasa maddesinin lafzından ziyade amacı göz önünde tutmalıdır. Katı yoruma gidilmemelidir. çinin sa lı ının yakın ve acil bir tehlikeyle kar ıla ması durumunda i çiye haklı fesih hakkı tanımak gerekir. Mahkemece yapılacak i davacının kaldı ı tehdit ve baskı kar ısında ruhsal düzensizli e u rayıp u rayamayaca ı uzman bir tıp doktoru vasıtasıyla belirlemek olu acak kanaate göre bir sonuca varmaktır. KAR I OY: Davacı, i akdini feshederken, 4857 sayılı yasanın 24/1-a maddesinde belirtildi i üzere, çalı ma hayatını olumsuz yönde etkileyen olgular nedeni ile sa lı ının bozuldu unu gerekçe olarak göstermi tir. Burada davacı tarafından kastedilen; ruh sa lı ı ve iç huzurudur. Öte yandan anılan maddede belirtilen sa lı ın olumsuz etkilenmesi hallerini, sadece fiziksel (Bedensel) rahatsızlık olarak dar manada algılamamak gerekir. Performansını do rudan etkileyen ko ullardan birisi de ruh sa lı ıdır. Ruh sa lı ının bozulması halinde de, i yerindeki verimlilik dü ecektir. Bu olumsuz hal gerçekle ti inde, i akdini geçerli nedenle feshetmek, i veren lehine geli en bir olgu olarak kar ımıza çıkacaktır. (4857 S.K. nun 18nci maddesi). Bu süreç henüz gerçekle meden davacının olumsuz sa lık ko ullarını gerekçe göstererek i akdini kendisinin feshetmesinde ve i çilik haklarını i verenden talep etmesinde, ödenmedi i için de, i bu davayı açmasında hukuki yarar mevcuttur ve zamanlaması da yerindedir. Davacının, i yerinde, ekonomik nedenlerle i ten çıkartılan i çilerce telefon ve faksla tehdit edildi i her iki tarafın gösterdi i yeminli tanık anlatımları ile do rulanmı tır. Üstelik i çilerin i ten çıkarılma olaylarını protesto için sendikayı bastıkları yolundaki gazete haber kupürü de dosya içerisindedir. Kaldı ki, önemli sayıdaki i çinin i ten çıkarılması, davalı i yerinin ve i verenlerinin ekonomi politikası neticesi olup, davacının buradaki rolü, sadece uygulayıcı konumunda olmasıdır. yerindeki görev ve sorumlulu u, tek ba ına karar almaya yeterli de ildir. ten çıkarma kararlarının uygulayıcısı oldu undan (i in niteli inden) dolayı almı oldu u ölüm tehditleri nedeni ile sa lı ı ve ya amı tehlikeye girmi tir. Bu haliyle, 4857 S.K.nun 24/1-a maddesinde belirtilen artlar, davacı için gerçekle mi bulunmaktadır. Tüm bu olgulardan, normal artlarda, bir eri kinin, söz konusu olayın boyutunu ve vahametini sezinleyip etkilenmesi ve olu abilecek neticeyi öngörmesi mümkündür. Bu tehlikeye maruz kalan davacının bünyesinde olu an korku, panik ve iç huzursuzlu una ba lı olarak ruh sa lı ının bozulması do aldır. Ancak, davacının, aldı ı tehdit ve hakaret telefonlarından ötürü, bozulan ruh sa lı ının, akıl hastalı ın ve veya akıl zayıflı ı derecesine ula masını da beklememek gerekir. Bu nedenle, davacının ruh sa lı ının bozulma derecesini tespit için adli tıp veya uzman hekime ba vurmaya gerek yoktu. Akıl zayıflı ı veya akıl hastalı ı derecesine ula mayan sa lık ikâyetlerine ba lı olarak yapılacak sa lık kontrollerinde <Sa lamdır> raporu verildi inde, davacının aldı ı tehditlerden ötürü ya amının etkilenmedi i ve sa lı ının bozulmadı ından söz edilemez. Bu nedenle sonucuna itibar edilemeyecek sa lık incelemesine giri mek yerinde olmayacaktır. (Sinerji) (Eri im ). 105
106 verecektir 75. Kanunu nun 24/II-b. maddesinde belirtilen cinsel tacizin i yerinde psikolojik tacizden farklı bir nitelik ta ıdı ı, maddede belirtilen cinsel taciz davranı ının cinsel bir amaç güdülürken, psikolojik tacizde cinsel bir amaç olmadı ı, psikolojik tacizde i çinin ki ili ine, fiziksel ya da ruhsal bütünlü üne yapılan saldırılar ile ma durdan kurtulmanın amaçladı ı belirtilmektedir 76. Bu tespite tam olarak katılmak mümkün de ildir. Zira bizimde katıldı ımız görü e göre ma dura yöneltilen cinsel taciz amaçlı bir davranı la, sadece ma durun bedensel bütünlü üne bir saldırıda bulunulmamakta, ma durun fiziksel, ruhsal bütünlü üne, ki ilik haklarına da saldırıda bulunulmaktadır. Nitekim i yerinde cinsel taciz olu turan davranı ların sistematik olarak ve ma duru yıldırma amacı gütmesi halinde, cinsel taciz, i yerinde uygulanan psikolojik tacizin bir ekli olarak ortaya çıkmaktadır. Do al olarak bir i yerinde meydana gelen her cinsel taciz davranı ının psikolojik taciz amacı ta ıdı ını söylemek mümkün de ildir. Hangi davranı ın cinsel taciz hangi davranı ın psikolojik taciz amaçlı cinsel taciz oldu u somut olayın ko ullarına ve cinsel tacizin meydana gelmesinde i yerinin etkisine göre belirlenecektir 77. Ancak bir i yerinde meydana gelecek cinsel tacizin psikolojik taciz amaçlı yapılması halinde de, failin i yerinde psikolojik tacizin hukuki sonuçları yanında- bu davranı ın Türk Ceza Kanunu açısından cezalandırılması söz konusu olacaktır. Ayrıca psikolojik tacize maruz kalan i çinin i Kanunu nun 24/II. maddesi uyarınca derhal i akdini feshetme hakkı yanında, bu ekilde i akdini fesheden i çinin 4857 sayılı Kanunu nun 120. madde atfı ile halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Kanunu nun 14. maddesine göre kıdem tazminatı talep hakkı saklıdır 78. Kanunu nun 24. maddesinde i çiye haklı sebeple fesih hakkı tanıyan imkân, kanunda belirtilen tutum ve davranı ların i çi tarafından i verene ya da i verenin bir di er i çisine kar ı yöneltilmesi halinde Kanunu nun 25. maddesiyle i verene de tanınmı tır. Buna göre, i çinin, i verene ya da onun aile bireylerinden birine ya da ba ka i çisine sata ması halinde Kanunu nun 25/II-d. maddesi gere i i verenin, i çisinin i akdini haklı sebeple fesih hakkını do uracaktır. 25/II-d. maddesinde belirtilen sata ma i çi açısından özel bir yükümlülük halini olu turmakta olup, Kanunu nun 24/II-c. maddesindeki düzenleme ile aynı amaçla 75 verenin, i çinin ücretini ödemesi, eksik i vermesi hallerinin ekonomik zorluklardan kaynaklanması halinde psikolojik tacizden bahsetmek mümkün olmayacaktır. 76 Mollamahmuto lu, s Sava, s. 40; Mollamahmuto lu, s Bayram, s
107 kullanılmı tır. Buradaki sata ma ile de i verenin ya da ailesinin veyahut i verenin bir di er çalı anının fiilen ya da sözle rahatsız edilmesi, ki ilik haklarına tecavüz söz konusudur 79. Bu madde kapsamında, i çinin i verene, aile üyelerinden birine ya da bir di er i çiye kar ı yöneltti i davranı ların, psikolojik tacizin unsurlarını olu turması durumunda, Kanunu nun 25. maddesinde öngörülen haklı sebeple fesih hakkı 80 i veren tarafından kullanılabilecektir. Yine 25. madde kapsamında i çinin i akdinin devamı sırasında, do ruluk ve sadakat ilkesine uymayan tavır ve eylemlerinin psikolojik taciz amacı ile yapılması, i verenin menfaatlerini bu ekilde tehlikeye sokması halinde de i verenin haklı sebeple fesih hakkını kullanabilmesi söz konusu olabilecektir 81. Kanunu nun 25. maddesinde yer verilen i çinin kusuru ile i güvenli ini tehlikeye dü ürmesi ya da hatırlatıldı ı halde görevini yapmamakta ısrar etmesi gibi di er düzenlemelerde mevcut davranı ların da psikolojik taciz amaçlı kullanılması halinde de i verenin i akdini feshetmesi mümkün olacaktır. Ayrıca Kanunu nun 24 ve 25. maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere (ki bu hallere psikolojik taciz uygulamakta dâhildir) dayanarak i çi veya i veren için tanınmı olan sözle meyi fesih yetkisinin kullanılması halinde, bu haller sebebiyle i çi yahut i verenin haksız fesih yapan di er taraftan tazminat hakkı da bulunmaktadır ( K. m. 26/2). Belirtilen Kanunu maddelerindeki hususlar dı ında i yerinde i çiler arasında e itlik ilkesini bozucu ayrımcılık yapan uygulamalarla da psikolojik taciz uygulanması söz konusu olup, bu durumda ise Kanunu nun 5. maddesinde yer verilen e itlik ilkesinden hareketle, psikolojik tacize maruz kalan i çinin talep hakkı do maktadır. 79 Mollamahmuto lu, s Yargıtay 9.HD, , E. 1988/226, K. 1988/1719, A çı yardımcısı olan davacının a çıba ını itham edici söz ve hareketlerde bulundu u, i çiler arasında yeme in kötü çıktı ı eklinde haber yaydı ı anla ılmaktadır. Bu durum i verene bildirimsiz ve tazminatsız fesih hakkı veren i verenin ba ka i çisine sata ma halini olu turur.(sinerji) (Eri im ). 81 Sadakat ve dürüstlük kuralına uymayarak, psikolojik taciz olu turabilecek duruma, i çinin giri ve çıkı larda taciz amaçlı aranması, i çinin i e giri ve çıkı larının taciz amaçlı engellenmesi ve bu ekilde i yeri servisinin hareket etmesi sa lanarak i çinin ula ım ve ekonomik açısından sık sık zor durumda bırakılması kanaatimize göre örnek verilebilir. 107
108 Türk i hukukunda e itlik ilkesinin dayana ını Anayasa nın 10. maddesi olu turmaktadır 82. Bir i yerinde e it haklara ve fırsatlara sahip olma anlamına gelen e itlik ilkesi, aynı zamanda i çiler açısından (hukuka uygun olmak ko uluyla) e it uygulamalara ve külfetlere katlanmayı gerektirmektedir. verenin, yönetim hakkını kullanırken bu ko ullarda e itlik ilkesini gözetmesi ve i çiler arasında ayrımcılı a yol açacak keyfi davranı lardan kaçınması zorunludur 83. Ancak e itlik ilkesinin çalı anlar arasında gözetilmesi durumunda, 82 Mollamahmuto lu, s Ancak bu e itlik, mutlak bir e itlik anlamına gelmemekte, aynı ko ullardaki çalı anlar arasındaki e itlik esas alınmaktadır. Zira çalı anlar arasında çalı ma gücü, sa lık, ya vs. açısından farklılıklar bulunabilir (Demir, s. 159). Anayasa Mahkemesinin , E.2003/7, K.2005/71, Anayasa nın 10. maddesinde yer alan Kanun önünde e itlik ilkesi ile herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi dü ünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde e it oldu u vurgulanmı tır. Anayasa nın bu hükmü ile aynı hukuksal durumda olan ki ilerin aynı kurallara ba lı tutulaca ı, de i ik hukuksal durumda olanların ise de i ik kurallara ba lı tutulması gerekti i kabul edilmi tir. Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında vurgulandı ı gibi yasa önünde e itlik ilkesi, herkesin her yönden aynı kurallara ba lı olaca ı anlamına gelmemekle birlikte, yasaların uygulanmasında birbirinin aynı durumda olanlar ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı ki i ve toplumların yaratılmasını engellemektedir. Kimi yurtta ların haklı bir nedene dayanılarak de i ik kurallara ba lı tutulmaları e itlik ilkesine aykırılık olu turmamakta, hatta bunların durumu ve konumlarındaki özellikleri, kimi ki i ya da topluluklar için de i ik kuralları ve de i ik uygulamaları gerekli kılmakta, özelliklere ve aykırılıklara dayandı ı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi aykırı de il, geçerli kılarsa da, aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme aykırılık olu turur. Anayasa ile eylemli de il hukuki e itlik amaçlanmaktadır. Anayasanın öngördü ü e itlik ilkesinin çi nenmemesi için, aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumların ayrı kurallara ba lı tutulması gerekmektedir. Ba ka bir anlatımla, ki isel durumları ve nitelikleri özde olanlar arasında, konulan kurallarla de i ik uygulamaların yapılmaması gerekmektedir. ( 040&content=) (Eri im ). 83 Mutlak e itlik ancak ekli bir e itlik niteli i ta ıyan, ırk, etnik köken, cinsiyet, cinsel tercihler din ve felsefi inanç, siyasi dü ünce gibi konularda olabilir. verenin i yeri düzenlemeleri kapsamında yapaca ı düzenlemelerde farklılık olması ya da farklı i gruplarında bulunan, farklı i i yapan ki ilere farklı muamelede bulunması, muamelenin keyfiyet ta ımaması halinde mümkün olacaktır (Mollamahmuto lu, s ). 108
109 i çinin ki ilik haklarının korunması sa lanmakta, i veren, i çinin maddi-manevi varlı ına, sa lık ve beden bütünlü üne, eref ve haysiyetine e it ko ullarda saygı göstermektedir 84. Esas olarak çalı anlara uygulanan psikolojik taciz, bir i yerinde bariz bir ayrımcılık anlamına gelmekte olup, ayrımcılık amacı güden psikolojik taciz davranı ları kimi zaman cinsiyet, ücret, ya ayrımcılı ı olarak ortaya çıkarken kimi zaman da din, ırk ya da kültürel farklılıklar temelinde ayrımcılık veya örgütsel adaletin çalı anlara farklı uygulanması, bilgi payla ımından kaçınılması vs. eklindeki ayrımcılık olarak meydana gelmektedir 85. Geli mi ekonomilerde farklı niteliklere sahip ki ilerin i yerlerinde çalı tırılması, çalı ılan i yeri/örgüt açısından yetenek ve niteliklerde zenginlik eklinde algılanırken, ekonomik geli mi lik düzeyinin ve ko ullarının yetersiz oldu u örgütlerde ki ilerde mevcut farklılıklar bir tehdit olarak algılanmakta 86 ve psikolojik tacize neden olmaktadır. yerinde psikolojik taciz niteli i ta ıyan e itlik ilkesine aykırı, bazı ayrımcılık uygulamaları ise bazen i yeri politikalarından (rekabet ve verimlili i artırma amaçlı), bazen de di er çalı anların tutum ve davranı larından (kıskançlık, rekabet, terfi beklentisi vs.) kaynaklanmakta, çalı anlar örgüt içerisinde bilinçli bir ekilde soyutlanmaya ya da yetersiz ko ullarda çalı maya zorlanmaktadır 87. Ayrımcılık yasa ının ve e itlik ilkesinin psikolojik taciz dâhil olmak üzere herhangi bir hukuka aykırı davranı ile ihlâli halinde, i çinin i verene müracaat ederek, kusur sorumlulu u (culpa in conrahendo) gere i ayrımcılık yasa ı uygulaması nedeniyle yoksun kaldı ı kârı ve dört aya kadar ücret tutarında ayrımcılık tazminatını ( K. m. 5/VI), bunlar dı ında u radı ı ba kaca maddi ve manevi zararın para olarak kar ılı ını talep etmesi mümkündür 88. Ayrıca 84 Kaya, E itlik, s Demirel, s. 71 vd. Çok zaman kaba bir benzetme veya a ız alı kanlı ı ile kullanılan ifadeler (saçı uzun aklı kısa, elinin hamuru ile erkek i ine karı mak gibi), i yerinde kadın çalı anın erkek çalı ana hizmete zorlanması (görev tanımı dı ındaki çay getir götür, bula ık ya da temizlik i leri gibi) kadın çalı an açısından psikolojik taciz olu turaca ı gibi, bu söz ve davranı ların aynı zamanda cinsiyet temelinde yapılan bir ayrımcılık olu turması da söz konusudur (Bal, s. 101). 86 Demirel, s Demirel, s. 67; Ayrıca bkz. Keser, s Demir, s
110 Kanunu nun 5. maddesindeki e it davranma borcunun ihlâli, i çiye m. 24/II gere i derhal fesih hakkı vermektedir 89. Ayrımcılık yasa ı ve e itlik ilkesi kapsamında de erlendirilmesi gereken bir husus ise, i yerlerinde i verenin yönetim hakkına dayanarak yapmı oldu u kapı denetimi ve üst ya da e ya (dolabının, masasının ya da çantasının) aramalarıdır. Bu arama ve denetimler çalı anın ki ilik haklarına açık bir müdahale oldu u gibi, Anayasa nın özel ya amın gizlili ine ve kimsenin üst ve e yasının aranamayaca ına ili kin hükümleri ile Türk Medeni Kanunu nun maddesinde düzenlenen ki ilik haklarına müdahale te kil etmekte 90, psikolojik taciz için çok zaman oldukça uygun bir zemin sa lamaktadır. yerinde üst ve e ya araması ile kapı denetimlerinde, sadece i çinin ki isel haklarına, Anayasal temel hak ve özgürlüklere saldırıda bulunulmamakta, kanaatimizce ceza hukukunun temel ilkeleri de aykırı i lem yapılmaktadır. Nitekim ceza hukukunda geçerli olan aleyhe beyanda bulunma yasa ı ve hepsinden önemlisi masumiyet karinesi gere i, kimsenin i verenin üstün menfaatinin bulundu u iddiasıyla üstünün ve e yalarının kanunca yetkili kılınmamı ki ilerce 91 - aramasının yapılması mümkün 89 Bayram, s ; Tunçoma /Centel, s. 134 vd. Kanunu nun 5. maddesinde açıkça düzenlenen ve yaptırıma ba lanan e it davranma borcunun ihlâli durumunda i çinin 4 aylık dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan ba ka yoksun bırakıldı ı haklarını da talep edebilir. Ancak psikolojik taciz edici davranı ı i çi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, i çi bir ihlâlin varlı ı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koydu unda, i veren böyle bir ihlâlin mevcut olmadı ını ispat etmekle yükümlü olur (m. 5). Yargıtay 9. HD, , E. 2009/913, K. 2010/41802, E it davranma borcuna aykırılı ı ispat yükü i çide olmakla birlikte i çi ihlâlin varlı ını güçlü biçimde gösteren bir delil ileri sürdü ünde aksi i veren tarafından ispatlanmalıdır. Mahkemece i in esasına girilerek sonuca gidilmesi gerekir. (Sinerji) (Eri im ). 90 Süzek, s Hukukumuzda, ki iler üzerinde zor kullanma yetkisi 2559 sayılı Polis Vazife Salahiyet Kanunu nda (yasada aranan ko ulların bulunması halinde) durdurma ve kimlik sorma yetkisi (m. 4/A), parmak izi ve foto rafların kayda alınması (m. 5), önleme araması yapma (m ), zor ve silah kullanma yetkisi (m ) düzenlenmi tir. Ayrıca Kamu güvenli ini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ili kin esas ve usulleri belirlemek amacı ile tarihinde çıkarılan Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun (RG yayın tarihi , RG Sayı, 25504) çıkarılmı tır. Bu kanunda özel güvenlik görevlilerinin yetkileri, koruma ve güvenli ini sa ladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu ki ilerin üstlerini dedektörle arama, e yaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme, Toplantı, konser, spor müsabakası, sahne gösterileri ve benzeri etkinlikler ile cenaze ve dü ün törenlerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu ki ilerin üstlerini dedektörle arama, e yaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme, Ceza Muhakemesi Kanununun 90 ıncı maddesine göre yakalama, görev alanında, haklarında yakalama emri veya mahkûmiyet kararı bulunan ki ileri yakalama ve arama, Yangın, deprem gibi tabii afet durumlarında ve imdat istenmesi halinde görev alanındaki i yeri ve konutlara girme, hava meydanı, liman, gar, istasyon 110
111 de ildir 92. Zira yine ahsi kanaatimize göre üst araması ile aranan ki iye örtülü bir suç isnadında bulunulmakta ve ki i açısından masumiyet karinesi zedelenmekte, ki ilik haklarının ihlâli anlamına gelmektedir. yerinde psikolojik taciz nedeniyle çalı anda ortaya çıkan rahatsızlık hallerinin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sa lık Sigortası Kanunu kapsamında meslek hastalı ı sayıp sayılmayaca ı hususunun da de erlendirilmesi gerekmektedir. Kanunu nda meslek hastalı ı kavramı tanımlanmamı olup, tanım Meslek hastalı ı, sigortalının çalı tı ı veya yaptı ı i in niteli inden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya i in yürütüm artları yüzünden u radı ı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir (m. 14) eklinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sa lık Sigortası Kanunu nda yapılmı tır. Kanunun yapmı oldu u tanım esas alındı ında, i yerinde psikolojik taciz nedeniyle çalı anda ortaya çıkan bedensel veya ruhsal özürlülük halinin mesleki bir hastalık sayılmasına kanaatimizce bir engel bulunmamaktadır. Ancak kanun ekinde mevcut meslek hastalı ı listesinde psikolojik taciz kaynaklı hastalıklara yer verilmemektedir. Yargıtay tarafından meslek hastalıklarına ili kin verilen kararlarda ise meslek hastalı ının i yerinde çalı ılan süre içinde meydana çıkması ve arada illiyet ba ının bulunması 93, hastalı ının olu umuna, i verenin kastı veya i çilerin sa lı ını koruma ve i ve terminal gibi toplu ula ım tesislerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu ki ilerin üstlerini dedektörle arama, e yaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme, genel kolluk kuvvetlerine derhal bildirmek artıyla, aramalar sırasında suç te kil eden veya delil olabilecek ya da suç te kil etmemekle birlikte tehlike do urabilecek e yayı emanete alma, terk edilmi ve bulunmu e yayı emanete alma, ki inin vücudu veya sa lı ı bakımından mevcut bir tehlikeden korunması amacıyla yakalama, olay yerini ve delilleri koruma, bu amaçla Ceza Muhakemesi Kanununun 168 inci maddesine göre yakalama, Türk Medeni Kanununun 981 inci maddesine, Borçlar Kanununun 52 nci maddesine, Türk Ceza Kanununun 24 ve 25 inci maddelerine göre zor kullanma (m. 7), olarak belirlenmi tir. 92 yerinde üst ve e ya araması yapılmasının, TMK m e aykırılık olu turmayaca ı, i yerinin korunmasının ki ilik haklarından daha üstün nitelikte oldu u ve kamusal yararın bulundu u gerekçesi ile i çinin rızası aranmaksızın dahi yapılabilece i kabul edilmektedir (Süzek, s ). Bu görü e kar ılık i çinin rızası alınmaksızın ya da objektif iyiniyet (dürüstlük) kuralı ve i kolundaki teamülün bunu gerektirmesi dı ında, i çinin süt ve e ya aramasının yapılamayaca ı, ki ilik haklarına müdahale anlamına gelen bu aramaların insan hak ve onurunu zedelemeksizin yapılması gerekti i de ileri sürülmektedir (Demir, s. 127). 93 Yargıtay 10. HD, , E. 1982/444, K. 1982/903 (Erdo an, Mobbing, s. 334). 111
112 güvenli i ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketinin neden olması 94 gibi unsurların esas alındı ı görülmektedir. Psikolojik taciz nedeniyle çalı anda meydana gelen ruhsal hastalıklarının meslek hastalı ı sayılması halinde, çalı anın meslek hastalı ından kaynaklanan ve 5510 sayılı Kanun un 16. maddesinde sa lanan sigortalıya, geçici i göremezlik süresince günlük geçici i göremezlik ödene i verilmesi, sigortalıya sürekli i göremezlik geliri ba lanması gibi haklardan faydalanması mümkün olacaktır. Çalı anların, i kanununa aykırı uygulama yapılması, ayrımcılı a u ramaları ya da i sa lı ı ve güvenli i kurallarına uyulmaması hallerinde i vereni Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı na ikâyet etmeleri mümkündür sayılı Kanunu çerçevesinde, di er çalı anlara kar ı psikolojik taciz uygulayan çalı ana kar ı i verenin uyarı, kınama, nakil, tazminat ya da fesih gibi yaptırımlar uygulaması da mümkündür Borçlar Kanunu Açısından Psikolojik tacize neden olan ve i yerinde uygulanan kusurlu ve hukuka aykırı ekilde veya kusur 97 ya da hukuka aykırılık olmasa dahi ahlaka aykırı davranı lar çok zaman çalı anın ya da daha do ru bir ifade ile ma durun sadece ki ilik haklarına ve özel hayatın gizlili ini yapılan bir saldırı olmayıp, ma durun anayasal bir hak olan çalı ma özgürlü ü önünde de bir engel te kil etmektedir. Bu nedenle psikolojik taciz olu turan hukuka aykırı davranı ın ya da sözün, ma durun ki ilik haklarını ihlâl etmesi halinde ma durun Borçlar Kanunu hükümlerine göre u ramı oldu u hem cismani zarar (BK m. 47-TBK m. 56 ) için hem de ruhsal zarar ve ki ilik haklarının ihlâli için (BK m. 49-TBK m. 58 ) manevi tazminat 98 talep etme hakkı 94 Yargıtay 10. HD, , E. 2006/760, K. 2006/3090 (Erdo an, Mobbing, s. 334). 95 Yücesoy/Demir, s. 6. Ba vurular Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı Bölge Müdürlü ü ne veya Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı Tefti Kurulu na (Ankara) ahsen veya posta yoluyla yapılabilece i gibi, internet üzerinden ya da Çalı ma ve Sosyal Güvenlik leti im Merkezine (ALO 170) veya Ba bakanlık leti im Merkezi ne (B MER) telefonla ihbar eklinde de yapılabilmektedir (Yücesoy/Demir, s. 70). 96 Bozbel/Palaz, s BK m. 49 daki kusurun rolü için bkz. Ünal, M., s. 419 vd. 98 Manevi tazminata yol açan haller için bkz. Ünal, M., s
113 mevcuttur 99. Ayrıca psikolojik tacizden kaynaklanan sözle meye aykırılık nedeniyle u ranılan zararın tazmini yoluna (BK m. 96 vd.-tbk m.112) da gitmek mümkündür 100. yerinde uygulanan psikolojik taciz, Borçlar Kanunu açısından öncelikle haksız fiil olu turmakta ve haksız fiillerden do an borçlar 101 Borçlar Kanunu nun m. 41 ve devamı maddelerinde (TBK m. 49) -dar bir anlamda- düzenlenmektedir. Ancak haksız fiil kavramını taraflar arasında bulunan bir hukuki ili kiden do an borca aykırılık eklinde geni bir ekilde tanımlamak taraf menfaatleri açısından daha yerinde olacaktır 102. Borçlar Kanunu nun 41. (TBK m. 49) maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille ba kasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür 103. Ayrıca zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille ba kasına kasten zarar verenin de bu zararı gidermesi gerekmektedir. Mevcut yasal düzenlemeye göre bir i yerinde, kusurlu ve hukuka aykırı ekilde veya kusur ya da hukuka aykırılık olmasa dahi ahlaka aykırı ekilde bir di er çalı ana psikolojik taciz uygulayarak zarar veren ki inin, zarar verdi i-taciz 99 Ruh ve beden bütünlü ünün zedelenmesi nedeniyle açılabilecek maddi tazminat davaları; 1-Çalı ma gücünün azalması veya bütünüyle ortadan kalkması nedeniyle do an zararlar, 2-Ekonomik gelece in sarsılmasından do an zararlar, 3-Tedavi giderleri ve u ranılan di er zararlar, olu turmaktadır (Ulusan, s ). Beden bütünlü ünün ihlâlinden do an manevi tazminat talepleri için bkz. Bal, s. 35 vd. Çalı ma gücü, ki inin ruhsal ve zihinsel yeteneklerine ba lı olarak ortaya çıkan verimlili i olarak tanımlamak mümkündür (Tekinay/Akman/Burcuo lu/altop, s dan naklen Ulusan, s. 145). 100 Bal, s Tüm bu maddi ve manevi tazminat talep hakkı yanında, ma durun Kanunu nun 24 ve 25. maddeleri gere i haklı sebeple fesih hakkı ile birlikte yine Kanunu nun 26. maddesi gere i tazminat talep etme hakkı da mevcuttur. 101 Haksız fiillerden kaynaklanan sorumluluk için BK m. 41 e (TBK m. 49) göre, hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiye olarak dört unsur aranmaktadır. Kusura dayanan sorumlulu un artları için bkz. O uzman/öz, s, 491 vd. 102 Reiso lu, s. 160; Ulusan, s Bk m. 41 de bahsolunan hukuka aykırılı ı kusur sorumlulu u ile karı tırılmaması gerekmektedir. Maddede öngörülen hukuka aykırılık, psikolojik taciz ile ortaya konulan eylem ya da i lemin var olan bir hukuk kuralına aykırılı ı olup, ayrıca bu i lem ya da eyleme ili kin failin ortaya koydu u iradi bir davranı ın bulunması ko ulu aranmamaktadır (O uzman/öz, s. 493). 113
114 uyguladı ı ki inin hakkaniyet gere i u radı ı maddi ve manevi zararlarını gidermesi gerekmektedir 104. Ayrıca çi ile i veren arasındaki mevcut hukuki ili kinin sözle mesel bir ili ki 105 oldu u gözetildi inde, mevcut i sözle mesi nedeniyle i çi açısından psikolojik bir taciz nedeniyle do acak bir zararın giderilmesinde, i verenin i çiye kar ı üzerine dü en yükümlülükleri hiç ya da gere i gibi yerine getirmedi i (psikolojik tacizi engellemedi i ya da kendisinin taciz uyguladı ı) durumlarda, do an zararlardan dolayı i verenin i çiye kar ı sözle mesel bir sorumlulu u bulunmaktadır 106. veren bu sorumluluktan kurutulabilmek için Borçlar Kanunu nun 96. maddesinde göre i çinin zararının do umundan dolayı kendisine bir kusur yüklenemeyece ini ispatlamak zorundadır. verenin sorumlulu unun kapsamını Borçlar Kanunu nun 332. maddesi (TBK m. 417) ve Kanunu nun 77. maddesinde mevcut yükümlülükleri olu turmaktadır. veren belirtilen maddelerde öngörülen bu yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirdi ini ispat etmek etmedikçe sorumluluktan kurtulamayacaktır 107. Sözle meye aykırılıktan dolayı i verenin sorumlu tutulabilmesi için i verenin öncelikle i sözle mesine aykırı olarak, çalı andan bir takım taleplerde bulunması veya yükümlülüklerini gere i gibi ya da hiç yerine getirmemesi ko ulu aranmaktadır 108. Bu kapsamda i yerinde psikolojik tacizi engellemeyen veya psikolojik tacizi uygulayarak i çiyi gözetme yükümüne ve 104 Reiso lu, s Borçlar Kanunu m. 41 anlamında haksız fiil sorumlulu u kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edebilmek için, öncelikle sorumlu tutulacak ki inin hukuka aykırı bir fiilinin bulunması ve bu hukuka aykırı fiil neticesinde psikolojik tacize maruz kalan ki inin maddi malvarlı ında ya da manevi durumunda bir zararın olu ması gerekmektedir. Ayrıca, zararın tazminin talep edilebilmesi için de hukuka aykırı psikolojik taciz eylemi ile eylemden do an zarar arasında uygun illiyet ba ının olması da aranan bir di er unsurdur (O uzman/öz, s ve 514 vd.). 105 Hizmet sözle meleri (i akdi) sadece 4857 sayılı Kanunu nun de il, Borçlar Kanunu nun da konusu tekil etmekte olup, kanunda i çinin i verene ba lı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle i görmeyi ve i vereninde ona zamana ve veya yapılan i e göre ücret ödemeyi taahhüt etti i sözle me (BK m. 313/1-TBK m. 393/1) eklinde kanuni tanımı yapılmı tır. Borçlar Kanunu nda yapılan bu tanımda da, Kanunu (m. 2/1) ile aynı ekilde, sözle menin kurucu unsuru olarak ba ımlılık unsurundan bahsedilmi ve di er unsurlar olarak ücret ve ücret kar ılı ında i görme edimine de yer verilmi tir 106 Gürsoy, s. 197; 107 Gürsoy, s Genç Arıdemir, s
115 dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı davranan i verenin, i sözle mesinden kaynaklanan bir sorumlulu unun do ması muhtemeldir. Bir çalı anın di erine psikolojik taciz uygulamasını engelleyemeyen i veren gözetim ve koruma yükümünü gere i gibi yerine getirememi demektir. Bu durumda çalı anının bedensel ve ruhsal bütünlü ünü koruyamayan i verene kar ı, ki ilik hakları ihlâl edilen çalı anın hem maddi hem de manevi tazminat davası açması kanaatimizce mümkündür 109. Taraflar arasında mevcut i sözle mesinden do an i verenin sorumlulu una kar ılık, i çinin de Borçlar Kanunu nun 321. maddesinden (TBK m. 396) kaynaklanan özen borcu 110 bulunmaktadır. Maddeye göre i çi i görme borcunu özenle yerine getirmekle yükümlüdür ve özen borcunun sınırlarını i in ve i çinin niteliklerine göre belirlenmesi gerekmektedir. in yapılması sırasında belirlenecek özen yükümünün sınırları her i in ve i çinin özelliklerine göre belirlenmesi söz konusu olup, genel bir özen sınırı çizilmemektedir 111. Kusurlu davranı ları ile i görme borcunu yerine getirmeyen, özen borcunu ihlâl ederek psikolojik taciz olu turan davranı ları ile i verenin sorumlulu una yol açan i çi, vermi oldu u zararlardan dolayı i verene kar ı sorumludur. Bu sorumluluk kapsamında, i çiye Borçlar Kanunu m. 96 (TBK m. 112) ve m. 321 (TBK m. 396) uyarınca i verene verilen zararın tazmini, yine aynı kanunun ifa borcunda sırayı düzenleyen 81. maddesine (TBK m. 97) göre i görme borcunu ve özen yükümlülü ünü yerine getirmeyen i çinin ücretinin ödenmesinden kaçınılması, yapmakla bulundu u ödevlerin kendisine hatırlatılmasına ra men, bu ödevleri yerine getirmemekte ısrar eden i çinin i akdinin haklı sebeple feshi, disiplin cezası, ihbar tazminatı gibi yaptırımlardan birinin ya da birkaçının uygulanması mümkündür 112. Sözle meye aykırılık nedeniyle de, tıpkı haksız fiil sorumlulu unda oldu u gibi maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Burada da hakkaniyet gere i talep edilebilecek maddi zarar kavramı ile bir ki inin malvarlı ında rızası dı ında meydana gelen zararlar, manevi zarar kavramı ile de ki inin ahsiyetine yapılan bir tecavüz nedeniyle duydu u elem ve üzüntü nedeniyle do an zararlar ifade edilmektedir. Ancak ki ilik haklarına saldırı ile sadece manevi 109 Ayrıca bkz. Genç Arıdemir, s. 90 vd. 110 Özen borcunun sınırını, dürüstlük kuralı (TMK m. 2), anayasal hak ve ödevler ile i yeri uygulamalarının, i verenin emir ve talimatlarının olu turmaktadır. 111 Süzek, s Süzek, s Fesih yanın Kanunu nun 16. Maddesi uyarınca tazminatta talep edilebilir. 115
116 zararın de il, maddi zararında do ması mümkün olup, hem vücut bütünlü üne saldırı 113 (cismani zarar) neticesinde maddi zararın 114 (BK m. 46-TBK m. 54) hem de manevi zararın 115 (BK m. 47-TBK m. 56) do ması mümkündür 116. Ancak sözle meye aykırılıktan do an sorumluluk hallerinde manevi tazminat talep edilip edilemeyece ine ili kin Borçlar Kanunu nda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle haksız fiil sorumlulu una ili kin hükümlerin, kıyas yoluyla sözle meye aykırılık hâllerine de uygulanaca ına ili kin Borçlar Kanunu m. 98/2 (TBK m. 114/2) hükmü esas alınmakta ve sözle meye aykırılıktan kaynaklanan, ki ilik haklarını ihlâl eden durumlarda da manevi tazminat talep edilece i kabul edilmektedir 117. Yine Borçlar Kanunu m. 47 (TBK m. 56) ve 49 da (TBK m. 58 ) yer verilen mevcut manevi tazminatın belirlenmesine ili kin yer verilen temel prensiplerde psikolojik taciz nedeniyle meydana gelen sözle meye aykırılıklardan do an manevi tazminat taleplerinde de do rudan uygulanacaktır. Belirtilen tüm bu yasal düzenlemeler esas alındı ında, bir i yerinde i sözle mesine aykırı bir ekilde psikolojik taciz olu turan bir davranı sonucu çalı anın ölmesi ya da beden bütünlü ünün zarar görmesi halinde çalı anın veya yakınlarının Borçlar Kanunu m. 47 (TBK m. 56) gere i maddi tazminat 118, psikolojik taciz davranı ının ki ilik haklarının ihlâl edilmesi 113 Borçlar Kanunu ndaki cismani zarar ifadesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nda bedensel bütünlü ün zedelenmesi olarak de i tirilmi ve daha geni bir ifade tarzı benimsenmi tir. Bu de i iklik ile ruhsal bütünlü ün de zedelenmesi halinin bedensel bütünlü ün zedelenmesi ifadesi içine dâhil edilmesi mümkün hale gelmi tir (Bal, s. 2). Cismani zararlara dair BK m. 47 ve 49 kapsamında ek açıklama için bkz. Gürsoy, s. 197; O uzman/öz, s Manevi zararın amacı ve tazmini yolları için bkz. O uzman/öz, s. 677 vd. 115 Manevi tazminatın temel amacı ma durun maruz kaldı ı psikolojik sıkıntıyı, acıyı telefi etmek ve toplumda zedelenen itibarını iade etmektir. Manevi tazminata neden olan sıkıntının mutlaka maddi olmayan bir de ere kar ı yöneltilmesi gerekli olmayıp, ki inin manevi varlı ını olu turan ki ilik hakları, eref ve haysiyeti gibi de erleri dı ında, vücut bütünlü üne ve malvarlı ına da yöneltilmesi mümkündür (Ünal, M., s. 399). Aynı yönde bkz. Ulusan, s O uzman/öz, s. 514 vd. Manevi zarar tanımına Türk Borçlar Kanunu nda yer verilmemi olup, bu tanım Borçlar Kanunu Tasarısının 2005 metninde bulunmaktadır Tasarısının 50/IV. de bir ki inin ki ili inde zarar verici fiille meydana gelen olumsuz etkilenmedir eklinde tanımlama yapılmı tır (Bal, s. 2-3). 117 Genç Arıdemir, s ; Bal, s Yargıtay 21. HD, , E. 2010/7793, K. 2010/10689, Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar verece i bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara u rayanda manevi huzuru do urmayı gerçekle tirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik ta ır. Bir ceza olmadı ı gibi, mamelek hukukuna ili kin zararın kar ılanmasını da amaç edinmemi tir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek 116
117 halinde ise Borçlar Kanunu m. 49 (TBK m. 58) gere i manevi tazminat 119 talep etme hakkı mevcut olacaktır 120. yerinde psikolojik tacizden do an zararların tazmini için de erlendirilmesi gereken bir di er madde ise adam çalı tıranın kusursuz sorumlulu una ili kin düzenlemedir 121. Ancak verenin bir i çisinin di er bir i çiye yönelen i yerinde psikolojik taciz olu turan davranı larından do an zararlarda, adam çalı tıranın kusursuz sorumlulu unun (BK m. 55-TBK m. 66) yoluna i verene hizmet ili kisi ile ba lı olan bir ki inin sözle mesel ili kiye dâhil olmayan üçüncü bir ki iye, hizmet akdinin ifası sırasında i çinin zarar vermesi durumunda istenilen tatmin duygusunun etkisine ula mak için gerekli olan kadar olmalıdır günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay çtihadı Birle tirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve artlar da açıkça gösterilmi tir. Bunlar her olaya göre de i ebilece inden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik ko ulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın a ırlı ı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerekti i de söz götürmez. (Sinerji) (Eri im ). 119 Yargıtay 4. HD, , Esas: 1999/8861, K. 1999/11038, Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar verece i bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para zarara u rayanda manevi huzuru do urmayı gerçekle tirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik ta ır. Bir ceza olmadı ı gibi mamelek hukukuna ili kin zararın kar ılanmasını da amaç edinmemi tir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ula mak için gerekli olan kadar olmalıdır günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay çtihadı Birle tirme kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve artlar da açıkça gösterilmi tir. Bunlar her olaya göre de i ebilece inden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Anayasa'nın 48. ve 49. maddelerinde düzenlenmi olan çalı ma özgürlü ünün, ki inin temel hak ve özgürlüklerinden oldu u belirtilmi tir. Ki inin temel haklarına yönelen saldırı, onun ki ilik de erlerinin zarar görmesine neden olur. Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi ki inin ki ilik haklarına haksız bir saldırı olması halinde manevi tazminat verilmesini öngörmektedir. Dava konusu olayda davalıların TCK 201. maddesinde düzenlenmi olan çalı ma özgürlü ünü kısıtlama suçunu i lemi oldukları ceza davasında verilen hükümlülük kararı ile sabittir. Davacıların temel haklarından olan çalı ma özgürlü ü ve serbestçe i bulma olanaklarını engelleyen, onların i dünyasında ciddi ve a ır bir endi e yaratan, sosyal ve ekonomik geleceklerini olumsuz yönde etkileyen böyle bir eylem, aynı zamanda ki ilik haklarına da a ır bir zarar vermi olur. Böylece davacıların ki ilik de erleri suç sayılan bir eylem ile saldırıya u ramı oldu undan Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde öngörülen manevi tazminat unsurları olu mu tur. Di er taraftan çalı ma özgürlü ünün kısıtlanması suçu cebir ve iddet eylemlerini de içeren bile ik bir suç olup, vücut bütünlü üne de yönelen böyle bir eylem aynı zamanda Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi kapsamında da de erlendirilmesini olanaklı kılar. (Sinerji) (Eri im ) 120 Genç Arıdemir, s ; Ayrıca bkz. Kılıç, s. 203 vd.; Bal, s ve Haksız fiil sorumlulu unun adam çalı tıranın sorumlulu u ile yarı an sorumluluk oldu u ileri sürülmektedir (Ulusan, s. 127 vd.). Ayrıca bkz. Kılıç, s ; Bal, s ; Ulusan, s
118 i verene adam çalı tıranının sorumlulu u çerçevesinde müracaat edilebilece i 122, bu nedenle psikolojik taciz nedeniyle u ranılan zararın giderilmesinde 55. madde hükümlerine dayanılamayaca ı kabul edilmektedir. Belirtilen nedenlerle, adam çalı tıranın sorumlulu u kapsamında i yerinde meydana gelen psikolojik taciz olaylarında i verene müracaat mümkün olmasa da, kanaatimizce Borçlar Kanunu nun 100. maddesinde (TBK m. 116) düzenlenen yardımcı ki ilerin (muavin) fiillerinden do an zararlardan dolayı i verenin Borçlar Kanunu nun 96. ve 97. maddeleri (TBK m ) uyarınca sorumlulu u yoluna gidilebilmesi 123 mümkündür 124. Ayrıca i verenin i çiyi koruma ve gözetme borcunun i verence hiç ya da gere i ifa edilmemi olması halinde, meydana gelen meslek hastalıkları için (ve i kazasında) Borçlar Kanunu m. 47 (TBK m. 56) gere i manevi tazminat talep etmek mümkündür 125. Bu durumda i sa lı ı ve güvenli ini gere i gibi veya hiç yerine getirmeyen i verenin temerrüdü (BK m TBK m. 408) söz konusu olup, bu durumda i çinin çalı maktan kaçınma ve i verenin kusurundan kaynaklanan bu döneme dair ücretini tam ve eksiksiz talep etme hakkı mevcuttur 126. yerinde psikolojik taciz nedeniyle ve dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı ekilde, ki ilik hakkını ihlâl eden isnatlarla i akdinin feshedilmesi halinde de, fesih, eklî olarak usule uygun olsa bile, yine Borçlar Kanunu nun 49. maddesine (TBK m. 58) göre manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır 127. Bunun dı ında sendikal nedenlerle ki ilik hakları ihlâl edilen ve haksız feshe maruz kalan i çinin hem 2821 sayılı Sendikalar Kanunu nun 31. maddesi gere i hem de Borçlar Kanunu nun 49. maddesi (TBK m. 58 ) gere i manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur Reiso lu, s. 180 ve 183; O uzman/öz, s. 590 vd. Ek bilgi için Gürsoy, s Bal, s Erdo an, Mobbing, s BK m. 100 düzenlemesinin zararın tazmini açısından BK m. 55 e göre daha avantajlı bir durum olu turdu u ileri sürülmektedir (Arıdemir, s. 190). 124 Yardımcı ahısların sorumlulu u için bkz. O uzman/öz, s Bal, s Ulusan, s. 43; Süzek, s, 816; Mollamahmuto lu, s. 731; Kılıç,s Bal, s Bal, s Yargıtay 9. HD, , E. 2009/15921, K. 2009/13019, Sendika özgürlü ü Anayasaca güvence altına alınan sosyal ve klasik temel haktır. Anayasa madde ikideki ifadesini bulan <sosyal devlet> ilkesinin gerçekle mesine aracı olur. Öte yandan Anayasamızın 51. maddesinin incelemesinden de 118
119 Son olarak i yerinde psikolojik tacize ili kin açık bir yasal bir düzenleme getiren ve tarihinde yürürlü e girecek olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 417. maddesinden göz etmek gerekmektedir sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 417. maddesinde çinin Ki ili inin Korunması ba lı ı altında verenin hizmet ili kisinde isçinin ki ili ini korumak ve saygı göstermek ve i yerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sa lamakla, özellikle isçilerin psikolojik ve cinsel tacize u ramamaları ve bu tür tacizlere u ramı olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlü oldu u belirtilmi tir. Maddenin gerekçesinde ise maddenin getirili amacı isçilerin rahat ve huzur içinde çalı abilecekleri bir ortamın sa lanması olarak gösterilmi ve bunun bir ölçüsü olarak i verenin i yerinde ahlâka uygun bir düzeni gerçekle tirmekle yükümlü oldu u kabul edilmi tir. Gerekçede ayrıca bu yükümlülü ün di er bir görünümünün ise, i verenin, isçilerin cinsel tacize u ramamaları için gerekli önlemleri alması oldu u açıklanmı tır. Ancak madde metninde i verenin i çinin ki ili ini korumaması, psikolojik ya da cinsel taciz uygulaması/uygulanmasını engellememesi halinin hukuksal neticesinin ne olaca ına dair bir düzenlemeye yer verilmemi tir. Bu durumda yukarıda belirtilen maddi ve manevi tazminata neden olan hususların geçerlili inin halen devam etti ini belirtmek gerekmektedir. 4. Türk Medeni Kanunu Açısından Türk Medeni Kanunu nun 2. maddesinde yer alan ve emredici bir nitelik ta ıyan dürüstlük kuralı, tüm hukuki ili kilerde oldu u gibi, i çi-i veren ili kilerinde de geçerli bir kuraldır. Bu nedenle i yerindeki i çisine psikolojik taciz uygulayan ya da i yerinde uygulanan sendika özgürlü ünün klasik bir temel hak oldu u ortaya çıkmaktadır. Anılan maddenin içeri inden sendika özgürlü ünün bireysel ve toplu sendika özgürlü ünü kapsayan çifte temel hak özelli i anla ılmaktadır. çinin sendika kurma, sendikaya üye olma özgürlü üne pozitif sendika özgürlü ü denir. çiler önceden izin almadan sendikalar ve üst kurulu lar kurma hakkına sahip oldukları gibi, sendikalar serbestçe üye olabilecekler, üyelikten çekilebileceklerdir. Öte yandan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu 22. maddeye göre sendikaya üye olma serbest olup, hiç kimse sendikaya üye olmaya veya üye olmamaya zorlanamaz. Uluslararası sözle melerden 87, 98, 151 sayılı sözle meler, sendikal özgürlükleri koruyucu hükümler getirmi tir Sayılı Sendikalar Kanununun 31. maddesi sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı olarak düzenlenmi tir. çinin sendikal faaliyetlerde bulunmaları, sendikaya üye olmaları ve sendikaya üye olmamaları nedeniyle i ten çıkarılmayaca ı 4. fıkrada belirtildikten sonra, i verenin aykırı hareket etmesi halinde bir yıllık ücretinden az olmamak üzere tazminata hükmedilece i vurgulanmı tır. (Sinerji) (Eri im ) 119
120 psikolojik taciz olu turan davranı ları önleyemeyen, ortadan kaldıramayan i verenin tutumu Türk Medeni Kanunu açısından dürüstlük kuralına aykırılık te kil edecektir 129. Ayrıca psikolojik taciz olu turan hareketlerin taciz uygulanan ki inin ki ilik haklarını, manevi ahsiyetini de zedelemesi mümkün olup, bu nedenle Türk Medeni Kanunu nun ki ilik haklarının korunmasına dair genel hükümlerin 130 (TMK m ve BK m. 49 /TBK m. 58) de i yerinde psikolojik taciz hallerinde uygulanması söz konusu olacaktır. Bu maddelerde korunan hukukî statü, sadece ve sadece bireyin insan olması nedeniyle tanınmakta ve bireyin bedeni de il, manevi ve sosyal varlı ı, eref ve haysiyeti, cinsel hayatı vs. de korunmaktadır 131. çinin gerek i e girerken gerekse i akdinin devamı sırasında ki ilik haklarına, hukuka ve genel ahlaka aykırı ekilde müdahaleye rıza göstermi olmasının hukuken herhangi bir geçerlili i bulunmadı ı (TMK m. 23) gibi, i verenin bu yöndeki haksız tutum ve eylemlerini hukuka uygun kılmaz ve sorumlulu unu ortadan kaldırmaz 132. Türk Medeni Kanunu nun 23. maddesinde düzenlenen ki ili in korunması hakkının - Medeni Kanun a göre özel bir kanun olan 4857 Kanunu nun 77. maddesindeki i çiyi koruma borcunun kar ılı ı oldu u söylemek mümkündür. Zira i çiyi gözetme borcu Türk Medeni Kanunu m. 23 anlamında i çinin ki ili inin de korunmasını gerektirmektedir. Bir i yerinde çalı ana yöneltilen ve psikolojik taciz olu turan davranı lar da i çinin ki ilik haklarına müdahale anlamı ta ımaktadır. Bu nedenle i yerinde psikolojik tacize maruz kalan ki inin Türk Medeni Kanunu nun 25. maddesinde öngörülen yollardan birini kullanarak psikolojik taciz olu turan davranı ın ortadan kaldırılmasını isteme hakkı mevcuttur. Somut olayın ko ulları da gözetilerek, psikolojik taciz ma durunun, i yerinde ki ilik haklarını zedeleyen bir davranı, söz ya da i lemle kar ıla tı ında ya da kar ıla abilme hali ortaya çıktı ında, kendi yerle im yeri veya davalının yerle im yeri mahkemesine ba vurarak hâkimden; Saldırı tehlikesinin önlenmesini, Sürmekte olan saldırıya son verilmesini, Sona ermi olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılı ının tespitini, isteyebilir (TMK m. 25). 129 Bayram, s. 563; Erdo an, Mobbing, s TMK m. 23 ki ilik haklarının vazgeçme ve a ırı sınırlamaya kar ı korurken, 24 ve 25. maddeler ise koruma usullerini düzenlemektedir. Ayrıca 26. madde de isim hakkının korunması söz konusudur. 131 Tando an, s. 4 ve 7; Aydınlı, s Aydınlı, s
121 Ayrıca bu haklar ile birlikte; Düzeltmenin veya kararın üçüncü ki ilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde bulunabilir, Maddi ve manevi tazminat talep edebilir, Hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmi olan bir kazanç varsa bu kazancın vekâletsiz i görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ili kin istemde de bulunabilir Türk Ceza Kanunu Açısından yerinde psikolojik tacize ili kin ceza hukukunda açıkça düzenlenmi bir tanımı ve bir müeyyide bulunmamakta, bu nedenle psikolojik taciz olu turan davranı ların Türk Ceza Kanunu açısından ihlâl etti i suç esas alınarak bir de erlendirme yapmak gerekmektedir. Ceza hukukunda 134, her suç kural olarak bir menfaati ihlâl etmektedir 135. Bu kapsamda psikolojik taciz ile tacize u rayan ma durun-i çinin hukuken korunan ki ilik hakları ve menfaatleri ceza hukuku açısından ihlâl edilmekte, ki ilere kar ı i lenen bir suçu olu turmaktadır 136. hlal edilen ki ilik hakları ve menfaatin türüne göre psikolojik tacize sebep olan fiilin hayata, vücut dokunulmazlı ına, hürriyete, erefe, özel hayatın korunmasına ili kin suçlardan birini ya da bir kaçını ihlâl etmesi mümkündür 137. a. Hayata Kar ı Suçlar 133 Erdo an, Mobbing, s Di er tüm kanunların uygulanmasında oldu u gibi Ceza Kanununun uygulamasında ki iler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya di er fikir yahut dü ünceleri, felsefi inanç, millî veya sosyal köken, do um, ekonomik ve di er toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz (TCK m. 3/2). 135 Hafızo ulları/özen, s sayılı Türk Ceza Kanunu nda ki ilere kar ı i lenen suçlara ili kin sistematik sadece beden bütünlü ü ve erefe kar ı i lenen suçlar ile sınırlı tutulmayıp, bu ba lık altında ki i hürriyetine yöneltilen suçlara da yer verilmi tir (Hafızo ulları/özen, s. 29). 137 Cinsel dokunulmazlı a kar ı i lenen suçların kanaatimizce her ne kadar psikolojik tacizin bir aracı olarak kullanılması mümkünse de, gerek Kanunu gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında cinsel taciz ayrıca hüküm altına alınmı tır. Bu nedenle psikolojik taciz olu turması açısından Türk Ceza Kanunu na göre müstakil bir de erlendirme yapılmamı tır. TCK m de cinsel dokunulmazlı a ve hürriyete kar ı i lenen suçlar düzenlenmi tir. Ek bilgi için bkz. Özbek/ Kanbur/Do an/bacaksız/tepe, s. 315 vd; Hafızo ulları/özen, s. 143 vd. 121
122 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu nun 81 vd. maddelerinde düzenlenen ba layan hayata kar ı suçlarda bir hukuka uygunluk nedeni olmaksızın kasıtlı veya taksirli bir davranı la, bir insanın bir ba ka insanı öldürmesine ya da yaralamasına ili kin suçlar düzenlenmi tir. Ölüm ve yaralama kural hayata kar ı suçların esasını olu turmakta, elveri li olma kaydıyla, her çe it hareket ile suçun i lenebilece i kabul edilmektedir. Bu nedenle ölüm ya da yaralama eyleminin mutlaka silah, ta, bıçak gibi bir vasıta aracıyla i lenmesi gerekli olmayıp, psikolojik araçların da kullanılarak (nedensellik ba ı olması ko uluyla) i lenmesi mümkün olmaktadır 138. Hayata kar ı i lenen suçlar kapsamında psikolojik taciz olu turan bir fiil ile; Bir insanı kasten öldürmen (TCK m. 81-Kasten Öldürme), Ba kasını intihara azmettiren, te vik eden, ba kasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da ba kasının intiharına herhangi bir ekilde yardım eden (TCK m. 84-intihara yönlendirme), Kasten ba kasının vücuduna acı veren veya sa lı ının ya da algılama yetene inin bozulmasına neden olan (TCK m. 86-Kasten Yaralama), i veren ya da i yerinde di er çalı anlar cezalandırılacaktır. b. Vücut Dokunulmazlı ına kar ı suçlar Ki inin bedeni üzerinde tasarruf hakkı genel ahlak ve kamu düzeni ile sınırlı olup, hayata kar ı i lenen suçlar kadar mutlak bir hak olmasa, vücut bütünlü ünün ve sa lı ının korunması ceza hukukunun konusunu olu turmaktadır 139. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu nun maddeleri arasında vücut dokunulmazlı ına kar ı i lenen suçlarda düzenlenmi tir. Vücut dokunulmazlı ına kar ı i lenen suçlar kapsamında psikolojik taciz olu turan bir fiil ile; Taksirle ba kasının vücuduna acı veren veya sa lı ının ya da algılama yetene inin bozulmasına neden olan (TCK m. 89-Taksirle Yaralama), i veren ve i çiler taksirle yaralama suçundan dolayı cezalandırılacaktır. 138 Hafızo ulları/özen, s Ek bilgi için bkz. Özbek/Kanbur/Do an/bacaksız/tepe, s. 95 vd.; Centel/Zafer/Çakmut, s. 16 vd. ; Dönmezer, s. 6 vd. ve 88 vd; Sokullu-Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/ Bozkurt/Yıldız, s Hafızo ulları/özen, s. 69; Ek bilgi için bkz. Özbek/Kanbur/Do an/bacaksız/tepe, s. 196 vd.; Centel/Zafer/Çakmut, s. 181 vd. ; Dönmezer, s ; Sokullu- Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/ Bozkurt/Yıldız, s
123 Maddede yer verilen vücuda acı verme ifadesi ile maddi bir acı verilmesi ifade edilmektedir. Ancak vücuda madde kapsamında acı veren her hareketin ma durun sa lı ını bozması gerekmez. Psikolojik taciz olu turan ve i yerinde çalı ana tokat atma, saçını çekme gibi fiiller bu suçun olu masına neden olurken, ma dura yöneltilen sözlü saldırılar bu suç kapsamında de erlendirilmeyecektir. Ayrıca maddede belirtilen sa lı ı bozma ve algılama yetene inin bozulması da psikolojik taciz davranı ları ile meydana gelmesi muhtemel durumlardır. Psikolojik taciz olu turan bir davranı ile tacize u rayan ma durda bir hastalı a, sakatlı a ya da ruhen bir bozulmaya neden açan her eyin sa lı ı bozan bir durum oldu unun kabul edilmesi gerekli olup, sa lı ı bozan her hareketin ayrıca fiziki bir acı vermesi gerekmemektedir. Bunun dı ında ma durda akıl hastalı ı düzeyine ula masa da, psikolojik taciz neticesinde ma durda meydana gelen dü ünme, idrak ve iradi hareket etme yetilerinde bozuklu a, bir bulanıklı a yol açan hareketler de sa lı ın bozulması anlamına gelmekte ve bu madde kapsamında suç olu turmaktadır 140. c. kence ve Eziyet nsan onuru ile ba da mayan bir suç olarak kabul edilen i kence ve eziyet suçları, Türk Ceza Kanunu nun 94. ve 96. maddelerinde düzenlenmi tir. Ancak i kence suçunun failinin bir kamu görevlisi 141 olması gerekli olup, eziyet suçunun faili ise herkes olabilir. Bu nedenle psikolojik taciz davranı lar ile i kence suçundan ziyade eziyet suçunun olu aca ından bahsetmek daha do ru olacaktır 142. Bu suçlar kapsamında psikolojik taciz olu turan bir fiil ile; Bir ki iye kar ı insan onuruyla ba da mayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yetene inin etkilenmesine, a a ılanmasına yol açacak davranı ları gerçekle tiren (kamu görevlisi) (TCK m. 94- kence) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranı ları gerçekle tiren (TCK m. 96-Eziyet), veren ve i çiler eziyet suçundan ko ulları varsa da i kenceden- dolayı cezalandırılacaktır. d. Hürriyete Kar ı Suçlar 140 Özbek/ Kanbur/Do an/bacaksız/tepe, s TCK m. 6 da kamu görevlisi; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan ki i olarak tanımlanmı tır. 142 Özbek/Kanbur/Do an/bacaksız/tepe, s ; Hafızo ulları/özen, s ; Sokullu-Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/ Bozkurt/Yıldız, s
124 Hürriyete kar ı i lenen suçların hemen hepsinin ortak unsurunu iddet, zorlama ve tehdit olu turmaktadır. Bir ki inin yapmak istedi i bir eylem için engellenmesi ya da istemedi i bir eyin yaptırılması, bir eyin zarara u ratılması, de erinin azaltılması, tahsis amacının de i tirilmesi, bir kötülü ün yapılaca ının belirtilmesi onura, namusa, fiziksel bütünlü e, mal varlı a yöneltilecek bir tehlike olması 143 hallerinde hürriyete kar ı i lenen bir suçlardan birinin ya da bir kaçının olu ması söz konusu olmaktadır 144. Belirtilen tüm bu eylemlerin çok zaman psikolojik tacizde de bulundu unu, bu nedenle psikolojik taciz davranı ları ile sık sık hürriyete kar ı suçların i lendi ini söylemek mümkündür. Bu suçlar kapsamında psikolojik taciz olu turan bir fiil ile; Bir ba kasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlı ına yönelik bir saldırı gerçekle tirece inden ya da malvarlı ı itibarıyla büyük bir zarara u rataca ından veya sair bir kötülük edece inden bahisle tehdit eden (TCK m Tehdit), Hakkı olan veya yükümlü oldu u bir eyi yapaca ından veya yapmayaca ından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadı ı bir eyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sa lamaya zorlayan ya da kendisine veya ba kasına yarar sa lamak maksadıyla bir ki inin eref veya saygınlı ına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanaca ı veya isnat edilece i tehdidinde bulunan (TCK m antaj), Bir eyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir ki iye kar ı cebir kullanan (TCK m. 108-Cebir),. Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan (TCK m Ki iyi Hürriyetinden Yoksun Kılma), Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, dü ünce ve kanaatlerini açıklamaya veya de i tirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden (TCK m nanç, Dü ünce Ve Kanaat Hürriyetinin Kullanılmasını Engelleme), 143 Hafızo ulları/özen, s Hürriyete kar ı i lenen tüm suçlara ili kin ayrıntılı bilgi için bkz. Özbek/Kanbur/Do an/bacaksız/tepe, s. 360 vd; Hafızo ulları/özen, s ; Sokullu-Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/ Bozkurt/Yıldız, s. 113 vd. 124
125 Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan, (TCK m. 116-Konut Dokunulmazlı ını hlal), Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı ba ka bir davranı la, i ve çalı ma hürriyetini ihlâl eden; Çaresizli ini, kimsesizli ini ve ba lılı ını sömürmek suretiyle ki i veya ki ileri ücretsiz olarak veya sa ladı ı hizmet ile açık bir ekilde orantısız dü ük bir ücretle çalı tıran veya bu durumda bulunan ki iyi, insan onuru ile ba da mayacak çalı ma ve konaklama ko ullarına tâbi kılan; Belirtilen durumlara dü ürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden di er bir yere nakleden; Cebir veya tehdit kullanarak, i çiyi veya i verenlerini ücretleri azaltıp ço altmaya veya evvelce kabul edilenlerden ba ka ko ullar altında anla malar kabulüne zorlayan ya da bir i in durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan (TCK m ve Çalı ma Hürriyetinin hlâli), yerinde psikolojik taciz olu turan hemen her davranı, kural olarak i ve çalı ma hürriyetinin ihlâline 145 yol açmaktadır. Bu suç tipi ile ekonomik hayatın korunması ve ticari faaliyetlerin serbestçe yapılmasının sa lanması olup, kayna ını Anayasa nın Çalı ma ve Sözle me Hürriyeti ne (An m. 48) ve Çalı ma Hak ve Ödevi ne (An m. 49) ili kin hükümlerinden almaktadır. Bir kimseye kar ı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan (TCK m. 118-Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi), Ki iler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, özürlülük, siyasî dü ünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yaparak; Bir ta ınır veya ta ınmaz malın satılmasını, devrini veya bir hizmetin icrasını veya hizmetten yararlanılmasını engelleyen veya ki inin i e alınmasını veya alınmamasını yukarıda sayılan hâllerden birine ba layan, besin maddelerini vermeyen veya kamuya arz edilmi bir hizmeti yapmayı reddeden, ki inin ola an bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen, (TCK m. 122-Ayrımcılık), 145 hlal kelimesinin tamamen engelleme olarak de il, kısıtlama ya da zorla tırma olarak anla ılması gerekmektedir (Sokullu-Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/ Bozkurt/Yıldız, s. 115). 125
126 Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon eden, gürültü yapan ya da aynı maksatla hukuka aykırı ba ka bir davranı ta bulunan (TCK m Ki ilerin Huzur Ve Sükûnunu Bozma), Ki iler arasındaki haberle menin hukuka aykırı olarak engelleyen (TCK m Haberle menin Engellenmesi), veren ve i çiler hürriyete kar ı i lenen suçlardan birinden ya da bir kaçından dolayı ayrı ayrı cezalandırılacaktır. e. erefe Kar ı Suçlar nsanın maddi ve manevi bir bütün olması, bireyin sadece maddi varlı ın de il, manevi de erlerinin de korunmasını gerektirmi, bu nedenle de bireyin onur ve saygınlı ının koruması amacı ile erefe kar ı i lenen suçlar hüküm altına alınmı tır 146. erefe kar ı i lenen suçlarda, tıpkı hürriyete kar ı i lenen suçlar gibi, psikolojik taciz olu turan fiillerle sık sık ihlâl edilmektedir. Bu suç kapsamında psikolojik taciz olu turan bir fiil ile; Bir kimseye onur, eref ve saygınlı ını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, eref ve saygınlı ına saldıran (TCK m. 125-Hakaret), veren ve di er i çiler erefe kar ı i lenen suçlardan dolayı cezalandırılacaktır. f. Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Kar ı Suçlar Avrupa nsan Hakları Sözle mesi nin 8. maddesi ve 1982 Anayasası nın maddeleri ile koruma altına alınan özel hayat ve özel hayatın giz alanı, Türk Medeni Kanunu açısından da en temel ki ilik haklarındandır 147. Psikolojik taciz olu turan bir fiil ile bu ki ilik hakkının ihlâl edilmesi de mümkündür. Bu suç kapsamında psikolojik taciz olu turan bir fiil ile; Ki iler arasındaki haberle menin gizlili ini ihlâl eden, haberle me içeriklerini kaydeden; Ki iler arasındaki haberle me içeriklerini hukuka aykırı olarak if a eden 146 Centel/Zafer/Çakmut, s Ek bilgi için bkz. Özbek/Kanbur/Do an/bacaksız/tepe, s. 448 vd.; Sokullu-Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/ Bozkurt/Yıldız, s. 122; Hafızo ulları/özen, s. 219 vd. 147 Hafızo ulları/özen, s Ek bilgi için bkz. Özbek/Kanbur/Do an/bacaksız/tepe, s. 492 vd.; Sokullu-Akıncı/Aytaç S./Aytaç M./Bayram/Bilgel/ Bozkurt/Yıldız, s vd. 126
127 kimse; Kendisiyle yapılan haberle melerin içeri ini di er tarafın rızası olmaksızın alenen if a eden (TCK m. 132-Haberle menin Gizlili ini hlâl), Ki iler arasındaki alenî olmayan konu maları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden; Katıldı ı aleni olmayan bir söyle iyi, di er konu anların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan; Bu fiillerden biri i lenerek elde edildi i bilinen bilgilerden yarar sa layan veya bunları ba kalarına veren veya di er ki ilerin bilgi edinmelerini temin eden (TCK m. 133-Ki iler Arasındaki Konu maların Dinlenmesi ve Kayda Alınması) Ki ilerin özel hayatının gizlili ini ihlâl eden (TCK m. 134-Özel Hayatın Gizlili ini hlâl), veren ve i çiler, bu suçlar kapsamında cezalandırılacaktır Hukuka aykırı olarak ki isel verileri kaydeden; Ki ilerin siyasî, felsefî veya dinî görü lerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî e ilimlerine, cinsel ya amlarına, sa lık durumlarına veya sendikal ba lantılarına ili kin bilgileri ki isel veri olarak kaydeden (TCK m Ki isel Verilerin Kaydedilmesi) Ki isel verileri, hukuka aykırı olarak bir ba kasına veren, yayan veya ele geçiren (TCK m. 136-Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme) C. Uluslararası Hukuk Açısından Avrupa Komisyonu yerinde Güvenlik, Hijyen ve Sa lı ın Korunması Komitesi, i yerinde kar ıla ılan iddet kavramını hem fiziksel hem de psikolojik iddeti dâhil ederek tanımlarken, psikolojik taciz Avrupa Sa lı ı ve Güvenli i Ajansı tarafından da bir i yerinde mevcut en önemli stres kaynaklarından bir olarak gösterilmekte 148, bu nedenle de konuya ili kin pek çok uluslararası anla ma, ilke, yönerge ve mahkeme kararı bulunmaktadır 149. Ayrıca aynı konuda Avrupa Birli i yönergeleri de mevcuttur. Bu uluslararası metinler, 1982 Anayasası nın 90/5. maddesinde yapılan 2001 yılı de i ikli inden sonra iç hukuk açısından do rudan uygulanabilirlik kazanmı olup, bu nedenle 148 Gökçek Karaca, s ; Aynı yönde bkz. en, S., s Ek açıklama ve kar ıla tırmalı hukuktaki yasal yollar için bkz. Güzel/Ertan, Mobbing, s
128 özellikle Türkiye nin taraf oldu u, çalı anın ve çalı ma hayatının korunmasına ili kin düzenlemelerinden de bahsetmek gerekmektedir Uluslararası Çalı ma Örgütü (ILO) Sözle meleri ILO nun1944 tarihli bildirgesinde i çilerin genel yahut meslek hastalıklara ve i kazalarına kar ı korunması ILO nun hedeflerinden biri olarak belirtilmi tir yılında Birle mi Milletlere üyelikle birlikte Uluslararası Çalı ma Örgütü üyeli ini kazanan Türkiye de de bu kapsamda ILO tarafından yapılan çalı malar, sosyal ve ekonomik haklar açısından ciddi de i imlere neden olmu tur 152. Cebrî Çalı tırmanın lgası Hakkında 105 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi sayılı Sözle me ile taraf olan ülkeler mecburi veya cebrî çalı tırmanın köleli e veya kullu a yol açmaması için gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılmı tır. Buna göre bu Sözle meyi onayan her üyesi, cebrî veya mecburi çalı tırmayı menetmeyi ve: Siyasi bir cebir veya e itim tedbiri olarak veya muayyen siyasi fikirlere sahip olan veya bu fikirleri beyan eden ahıslara veya kurulu siyasi, iktisadi veya içtimai nizama kar ı ideolojik bakımdan muhalefetlerini izhar eden kimselere bir ceza olarak, iktisadi geli me gayesiyle el eme ini seferber etme ve eleme inden faydalanma metodu olarak, çalı ma disiplini olarak, grevlere i tirak etmi olmayı tecziye tedbiri olarak, ırki, içtimai, milli veya dinî bir tefrik vasıtası olarak, hiçbir ekilde cebrî veya mecburi çalı tırmaya ba vurmamayı taahhüt etmi tir (m. 1). Cebri veya Mecburi Çalı tırma Hakkında 29 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi Erdo an, Mobbing, s Uluslararası sözle melerin iç hukukta uygulanabilirli i için bkz. Süzek, s 84 vd. 151 ILO tarafından i çinin sa lı ının korunmasına, beden bütünlü ünün, ya am hakkının güvence altına alınmasına ili kin pek çok tavsiye kararı ya da sözle me düzenlenmi se de, bu sözle me ve tavsiye kararlarında i çinin ki ilik hakları yerine üye devlet ve i verenlerin yükümlülüklerinden bahsolunmu tur (Aydın, s. 72). 152 Kaya, ILO, s. 14. Ayrıca bkz. Süzek, s. 81 vd. 153 en, s Bu sözle me Türkiye tarafından tarih ve 162 sayılı Cebrî Çalı tırmanın lgası Hakkındaki 105 Sayılı Sözle menin Tasdikine ve Sözle meye Katılmamıza Dair Kanun la (RG , S ; Düstur, IV. Tertip, C. ½, s ) kabul edilmi tir. 128
129 29 Sayılı Sözle me ile imzacı devletler her ne ekil altında olursa olsun cebri veya mecburi çalı tırmanın kaldırılmasını (sadece kamu yararı ve bazı istisnai haller dı ında) (m. 1), özel ahıslara, irketlere ve özel-tüzel ki ilere tanınan hiç bir imtiyaz, bu özel ahıs, irket ve özel-tüzel ki ilerin kullandıkları ya da ticaretini yaptıkları ürünlerin üretilmesi veya toplanması için cebri veya mecburi çalı tırma imkânının hiç bir ekilde verilmeyece ini (m. 5) kabul ve taahhüt etmi lerdir. E it De erde çin Erkek ve Kadın çiler Arasında Ücret E itli i Hakkındaki 100 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi sayılı Sözle me ile akit devletler e it de erde i için erkek ve kadın i çiler arasında ücret e itli i prensibini kabul ederek, E it de erde i için erkek ve kadın i çiler arasında ücret e itli i deyiminin, cinsiyet esasına dayanan bir ayırım gözetmeksizin tespit edilmi bulunan ücret hadlerini ifade etti ini (m. 1) belirtmi tir. Hizmet li kisine veren Tarafından Son Verilmesi Hakkında 158 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi en, s Uluslararası Çalı ma Örgütü nün (ILO) 1930 yılında Cenevre de yapılan 14 üncü toplantısında kabul edilen bu Sözle me nin onaylanması, tarihli ve 4333 sayılı Cebri veya Mecburi Çalı tırma Hakkında 29 Sayılı Sözle menin Onaylanmasının Uygun Bulundu una Dair Kanun la (RG , S ); ve uygulanması da Dı i leri Bakanlı ı nın tarihli ve ÇEGY-II/2660 sayılı yazısı üzerine, tarihli ve 244 sayılı Kanun un 3. maddesine göre, tarihli ve 98/11225 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yla (RG , S ) kabul edilmi tir ( en, s. 213). 155 en, s Bu Sözle me nin onaylanması tarihli ve 810 sayılı E it De erde çin Erkek ve Kadın çiler Arasında Ücret E itli i Hakkında 100 sayılı Milletlerarası Çalı ma Sözle mesinin Onaylanmasının Uygun Bulundu una Dair Kanun la (RG , S ); ve uygulanması da; Çalı ma Bakanlı ı nın tarihli ve 812-5a-100/773 sayılı yazısı üzerine, tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, tarihli ve 6/8036 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yla (RG , S ; Düstur V. Tertip, C. 6/2, s ) kabul edilmi tir. Anılan Sözle menin tarihinden itibaren yürürlü e girmesi, tarihli ve 6/8729 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yla (RG , S ) kararla tırılmı tır. Burada söz konusu sözle menin tarihli Kararname ekindeki metni temel alınmı tır ( en, s. 237). 156 en, s Bu Sözle me nin onaylanması tarihli ve 3999 sayılı Hizmet li kisine veren Tarafından Son Verilmesi Hakkında 158 Sayılı Sözle menin Onaylanmasının Uygun Bulundu una li kin Kanun la (RG , S ); ve uygulanması da Dı i leri Bakanlı ı nın tarihli ve E UE- II/ sayılı yazısı üzerine, tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, tarihli ve 94/5971 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yla (RG , S ) kabul edilmi tir ( en, s. 264). 129
130 Bu sözle me ile i çinin kapasitesine veya i in yürütümüne veya i yeri gereklerine dayalı geçerli bir son verme nedeni olmadıkça hizmet ili kisine son verilemeyece i (m. 4) düzenlenmi tir. Sözle me de ayrıca, sendika üyeli i veya çalı ma saatleri dı ında veya i verenin rızasıyla çalı ma saatlerinde sendikal faaliyetlere katılmanın, i çi temsilcili i yapmı olmak, yapmanın veya i çi temsilcili ine talip olmanın, i vereni ikâyet etmek veya i veren aleyhine mevzuata aykırılık iddiasıyla ba latılmı sürece katılım veya i veren aleyhine idari makamlar nezdinde müracaatta bulunmanın, ırk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile sorumlulukları; hamilelik, din, siyasi görü, etnik veya sosyal köken, do um izni esnasında i e gelmemenin fesih için geçerli bir neden te kil etmeyece i (m. 5) belirtilerek, i akdinin sonlandırılmasına ili ki usullere (m. 7-8) dair hükümler bulunmaktadır. nsan Kaynaklarının De erlendirilmesinde Mesleki E itim Ve Yönlendirmenin Yeri Hakkında 142 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi 157 Bu Sözle me ile her üye devlet, özellikle kamu istihdam hizmetleri aracılı ı ile, istihdam ile yakından ili kili olarak kapsamlı ve koordineli mesleki rehberlik ve mesleki e itim politika ve programları kabul edip, geli tirmeyi üstlenmi olup, bu politika ve programları geli tirirken bölgesel ve ulusal düzeyde istihdam ihtiyacını, fırsatlarını ve sorunlarını, ekonomik, sosyal ve kültürel geli menin safha ve düzeyi, insan kaynaklarının geli tirilmesi ile di er ekonomik, sosyal ve kültürel hedefler arasındaki kar ılıklı ili kileri gözetmeyi, politika ve programların, ki inin çalı ma ortamını ve sosyal çevreyi anlama ve bunları bireysel veya toplu olarak etkileme kabiliyetini geli tirecek ekilde hazırlanmasını, politika ve programların, toplumun ihtiyaçları da dikkate alınmak suretiyle, ki ilerin kendi çıkarlarına ve beklentilerine uygun olarak çalı ma kabiliyetlerini geli tirip kullanmalarını, e itlik esasına dayalı ve herhangi bir ayırım gözetmeksizin te vik edece ini ve mümkün kılaca ını (m. 1) kabul etmi tir. stihdam Politikasıyla lgili 122 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi en, s Bu Sözle me nin onaylanması, tarihli ve 3850 sayılı nsan Kaynaklarının De erlendirilmesinde Mesleki E itim ve Yönlendirmenin Yeri Hakkında 142 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesinin Onaylanmasının Uygun Bulundu una Dair Kanun la (RG , S ); ve uygulanması da, Dı i leri Bakanlı ı nın tarihli ve E UE-II/ sayılı yazısı üzerine, tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, tarihli ve 93/3967 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yla (RG , S ) kabul edilmi tir ( en, s. 271). 158 en, s
131 122 sayılı Sözle mede, ırk, inanç ve cinsiyetleri ne olursa olsun, bütün insanlar, maddi ilerlemelerin ve manevî geli melerin, serbestlik, eref ve haysiyet, iktisadî güvenlik içinde ve e it anslarla takip etmek hakkına maliktirler eklinde ifade edilen ana hedefin ı ı ında, iktisadî ve malî politikaların istihdam politikası üzerindeki yankılarını inceleme ve göz önünde bulundurma görevinin Milletlerarası Çalı ma Te kilâtına ait oldu unu, nsan Hakları Beyannamesinin Her ahsın, çalı ma ve i ini serbestçe seçme, e it ve elveri li çalı ma ko ulları ve i sizli e kar ı korunma hakkına maliktir ilkesi esas alınarak, her akit devlet, iktisadî geli me ve kalkınmayı te vik etmek, hayat seviyesini yükseltmek, i gücü ihtiyaçlarını kar ılamak ve i sizlik ve eksik istihdam sorununu çözümlemek amacıyla, verimli istihdama ve i in serbestçe seçilmesine matuf aktif bir politikayı esas bir gaye olarak ele almayı ve uygulamayı kabul ve taahhüt etmi tir (m. 1). ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında 111 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi sayılı Sözle me ile Filadelfiya beyannamesinin; ırk, inanç ve cinsiyetleri ne olursa olsun, bütün insanların, hürriyet, eref, ekonomik, güvenlik ve e it imkân artları içinde kendi maddî refah ve manevi geli melerini gözetme haklarını teyit etti ini ve ayırımın, insan hakları evrensel beyannamesinde belirtilen hakları ihlâl etti ini, göz önünde tutarak; ırk, renk, cinsiyet, din, siyasal inanç, ulusal veya sosyal men e bakımından yapılan ve i veya meslek edinmede veya edinilen i veya meslekte tabi olunacak muamelede e itli i yok edici veya bozucu etkisi olan her türlü ayrılık gözetme, ayrı veya üstün tutma yasaklanmı ve ayrım yasa ının istisnaları belirlenmi tir. 2. Avrupa Sosyal artı ve Gözden Geçirilmi Avrupa Sosyal artı 160 Bu sözle menin onaylanması, tarihli ve 2027 sayılı stihdam Politikasıyla lgili 122 Sayılı Sözle menin Onaylanmasının Uygun Bulundu una Dair Kanun la (RG , S ) ve uygulanması da, tarihli ve 7/13875 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yla (RG , S ) kabul edilmi tir ( en, s. 275). 159 en, s Bu Sözle me nin onaylanması, tarihli ve 811 sayılı ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkındaki 111 Sayılı Milletlerarası Çalı ma Sözle menin Onaylanmasının Uygun Bulundu una Dair Kanun la (RG , S ); ve uygulanması da, Çalı ma Bakanlı ı nın tarihli ve 812-5a-111/773 sayılı yazısı üzerine, tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasına göre, tarihli ve 6/7977 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yla (RG , S ; Düstur, V. Tertip, C. 6/2, s ) kabul edilmi tir. Anılan Sözle menin Tarihinden tibaren Yürürlü e Girmesi tarihli ve 6/8730 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile (RG , S ) kararla tırılmı tır ( en, s. 295). 131
132 En önemli insan hakları belgelerinden birini olu turan Avrupa Sosyal artı 161, Avrupa nsan Hakları Sözle mesi nin sosyal haklar açısından kar ılı ını olu turmaktaysa da, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan bu belge, bölgesel bir nitelik bir uluslararası belge ta ımaktadır 162. Ancak Avrupa Sosyal artı nın (ve Gözden Geçirilmi Avrupa Sosyal artı nın) tüm maddelerinin akit devletlerce kabulü öngörülmemi olup, asgari kabul ve çekince öngörülmü tür. Türkiye bu onayları asgari sınırda yapmı olup, özellikle adil çalı ma ko ulları, i güvenli i ve i çi sa lı ı, adil ücret, sendika hakkı, toplu pazarlık ve kadın i çilerin haklarının korunmasına ili kin düzenlemelere çekince koymu tur 163. Avrupa Sosyal artı ve Gözden Geçirilmi Avrupa Sosyal artı sadece çalı anlara hasredilmemi olsa da, artlar ile getirilen düzenlemeler esas itibariyle çalı anları ilgilendirmektedir. artlarda belirtilen çalı an ibaresi ba lı çalı anlar yanında ba ımsız çalı anları da kapsamaktadır 164. Avrupa Sosyal artının genel amacı Avrupa Konseyinin hedefinin kendilerinin ortak mirası olan ideal ve prensiplerin gerçekle tirilmesi ve korunması gayesiyle üyeleri arasında daha güçlü bir birli in sa lanması ve özellikle insan hakları ve temel özgürlüklerin gerçekle tirilmesi ve idame ettirilmesi suretiyle sosyal ve ekonomik geli menin sa lanması olarak belirlenmi ve bu amaç do rultusunda sosyal haklar açısından hiçbir ırk, renk, cinsiyet, din, siyasal görü, ulusal soy veya sosyal köken ayırımı gözetmeksizin sosyal haklardan yararlanma hakkının sa lanması gerekti i belirtilmi tir. Bu kapsamda Âkit Taraflar, ulusal ve uluslararası tüm uygun yolları izleyerek, artta belirtilen hak ve ilkeleri 165 etkin ekilde sa layabilece i ko ulları ula mayı politikalarının amacı sayar (Bölüm I). 160 Avrupa Sosyal artı ve Gözden Geçirilmi Avrupa Sosyal artı maddeleri ve onayları için Bkz. Çiçekli, s. 20 vd tarihinde Torino da imzalanan Avrupa Sosyal artı nın o naylanması, tarihli ve 3581 sayılı Avrupa Sosyal artının Onaylanmasının Uygun Bulundu una Dair Kanun la (RG , S ); ve uygulanması da, Dı i leri Bakanlı ı nın tarihli ve AV- KON/KGS / sayılı yazısı üzerine, tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 ve 5 inci maddelerine göre, tarihli ve 89/14434 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yla (RG , S ) kabul edilmi tir ( en, s. 181). 162 Gülmez, s ; Erdo an, art, s. 123 vd. Avrupa Sosyal artı nın içeri inin ana özellikleri için bkz. Sur, s. 83 vd. 163 Gülmez, s, 20. artlarda imzalanması öngörülen çekirdek madde ve fıkralar için bkz. Erdo an, art, s. 131 vd. 164 Sur, s Avrupa Sosyal artı nın 2. Bölümde yer verilen tüm haklara dair ayrıntılı bilgi için bkz. Sur, s. 85 vd. 1. Herkesin, özgürce edinebildi i bir i le ya amını sa lama fırsatı olacaktır, 132
133 Gözden Geçirilmi Avrupa Sosyal artı nın amacı da Avrupa Sosyal artı ile paralel bir nitelik ta ımaktadır ve Gözden Geçirilmi art ile Avrupa Sosyal artı nda öngörülen sosyal haklar geni letilmi tir. Gözden Geçirilmi art ta da Avrupa Konseyi hedefinin, kendilerinin ortak mirası olan ideal ve ilkelerin gerçekle tirilmesi ve korunması amacıyla üyeleri arasında daha güçlü bir birli in sa lanması ve özellikle nsan hakları ve temel özgürlüklerin gerçekle tirilmesi ve sürdürülmesi yoluyla sosyal ve ekonomik geli menin kolayla tırılması oldu u belirtilmi ve sosyal haklara ili kin düzenlemelere yer verilmi tir tarihli Gözden Geçirilmi Avrupa Sosyal artı nın 26. maddesinde Onurlu Çalı ma Hakkı düzenlemi olup, maddenin 1. fıkrasına göre Âkit Taraflar, tüm çalı anların onurlu çalı ma haklarının etkili bir biçimde kullanılmasını sa lamak amacıyla i verenlerin ve çalı anların örgütlerine danı arak, 2. Tüm çalı anların adil çalı ma ko ullarına sahip olma hakkı vardır. 3. Tüm çalı anların güvenli sa lıklı çalı ma ko ullarına sahip olma hakkı vardır. 4. Tüm çalı anların, kendileri ve ailelerine yeterli bir ya am düzeyi sa lamak için adil bir ücret alma hakkı vardır. 5. Tüm çalı anlar ve çalı tıranlar ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak amacıyla ulusal ve Uluslararası kurulu lar düzeyinde örgütlenme özgürlü üne sahiptir. 6. Tüm çalı anlar ve çalı tıranlar toplu pazarlık hakkına sahiptir. 7. Çocuklar ve gençler u rayacakları bedensel ve manevi tehlikelere kar ı özel korunma hakkına sahiptir. 8. Çalı an kadınlar analık durumunda ve öteki çalı an kadınlar gerekti inde, çalı ırken özel korunma hakkına sahiptir. 9. Herkes, ki isel ilgi ve yetenekleri uyarınca bir mesle i seçmesine yardımcı olacak uygun mesleki yönlendirme olanakları hakkına sahiptir. 10. Herkes mesleki e itim için uygun olanaklar hakkına sahiptir. 11. Herkes ula ılabilecek en yüksek sa lık düzeyinden yararlanmasını mümkün kılan her türlü önlemlerden faydalanma hakkına sahiptir. 12. Tüm çalı anlar ve geçimini sa ladıkları ki iler sosyal güvenlik hakkına sahiptir. 13. Yeterli kaynaklardan yoksun herkes, sosyal ve sa lıklı yardımı hakkına sahiptir. 14. Herkes sosyal refah hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptir. 15. Özürlü kimseler, özürlerinin nedeni ve niteli i ne olursa olsun, mesleki e itim, rehabilitasyon ve topluma yeniden uyum sa lama hakkına sahiptir. 16. Toplumun temel birimi olarak aile, tam geli mesini sa lamaya yönelik uygun sosyal, yasal ve ekonomik korunma hakkına sahiptir. 17. Medeni hallerine ve aile ili kilerine bakılmaksızın, analar ve çocuklar uygun sosyal ve ekonomik korunma hakkına sahiptir. 18. Herhangi bir Sözle meci Tarafın vatanda ları, inandırıcı, ekonomik veya sosyal nedenlere dayalı kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla, di er bir Sözle meci Taraf ülkesinde, o ülke vatanda ları ile e it ko ullar altında kazanç getirici herhangi bir merkezi i te çalı ma hakkına sahiptir. 19. Bir Sözle meci Taraf göçmen i çiler ve aileleri herhangi bir ba ka Sözle meci Tarafın ülkesinde korunma ve yardım hakkına sahiptir. 133
134 1- Çalı anların i yerinde ya da i le ba lantılı cinsel taciz konusunda bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve bunun engellenmesini desteklemeyi ve çalı anları bu tür davranı lardan korumaya yönelik tüm uygun önlemleri almayı; 2- Çalı anların birey olarak i yerinde ya da i le ba lantılı olarak maruz kaldıkları kınanılacak ya da açıkça olumsuz ya da suç olu turan, yinelenen eylemler konusunda bilinçlenmesi, bilgilenmesi ve bunların engellenmesini desteklemeyi ve çalı anları bu tür davranı lardan korumaya yönelik tüm uygun önlemleri almayı taahhüt etmi lerdir. Ayrıca, Gözdeden Geçirilmi art a göre tüm çalı anlar, istihdam ve meslek konularında cinsiyete dayalı ayrım yapılmaksızın fırsat e itli i ve e it muamele görme hakkına da sahiptir. 3. Çalı ma Ya amıyla lgili Ba lıca Avrupa Birli i Yönergeleri Türkiye her ne kadar Avrupa Birli i üyesi olmasa da, üyelik sürecinde çalı ma hayatına dair Avrupa Birli i nde yapılan çalı malar ve yönergeler önem ta ımaktadır. Bu nedenle bazı Avrupa Birli i yönergelerinden de kısaca bahsetmek gerekmektedir. E it Ücret Yönergesi [Kadın ve Erkeklere E it Ücret Ödenmesi Prensibinin Uygulanmasında Üye Devletlerin Kanunlarının Uyumla tırılmasına li kin 10 ubat 1975 Tarihli Konsey Yönergesi (75/117/EEC)1] 166 Yönergede, kadın ve erkek için e it ücret ödenmesi prensibi tanımlanmı ve aynı i için veya e it de er takdir edilen i için, ücretle ilgili her açıdan ve artlarda cinsiyet temelinde ayırım yapılmama sının e it ücret ödenmesi oldu u belirtilmi tir. Bu prensibe göre özellikle, ücret i sınıflandırması sistemine göre belirlendi i durumlarda, kadın ve erkek için ücretin belirlenmesinde aynı kriterlerin uygulanması gerekli olup, ücretin hiçbir ekilde cinsiyet ayırımına yer vermeyecek ekilde belirlenmesi zorunludur (m. 1) E it Muamele Yönergesi [ e Giri te, Mesleki E itim ve Terfide ve Çalı ma artlarında Kadın ve Erkeklere E it Muamele Yapılması Prensibinin 166 Yava i, s
135 Uygulanması Hakkında 9 ubat 1976 tarihli Konsey Yönergesi (76/207/EEC)2] 167 Yönergenin amacı, Avrupa Birli ine üye devletlerde i e giri te, mesleki yükselmede, mesleki e itimde, çalı ma artları ve sosyal güvenlik konularında e itlik ilkesi gözetilerek kadın ve erkeklere e it muamele prensibinin uygulanmasının sa lanması (m. 1) olup, bu ilke gere i cinsiyet temelinde hiçbir ekilde ayırım yapılmayaca ı (m. 2) belirtilmi tir dır. Sosyal Güvenlik Yönergesi [Sosyal Güvenlik Konularında Kadın ve Erkeklere E it Muamele Prensibinin Tedricen Uygulanmasına li kin 19 Aralık 1978 Tarihli Konsey Yönergesi (79/7)3] 168 Yönerge ile çalı anların sosyal güvenlik ve sosyal korunmasına dair mekanizmaların kurulması ve sosyal güvenlik konularında kadın ve erkeklere e it muamele prensibinin uygulanmasının sa lanması amaçlanmı tır. Bu yönerge gere i üye devletler, e it muamele prensibinin uygulanmaması nedeniyle haksızlı a u radıklarını dü ünen i görenlerin, yetkili makamlara müracaatları sonrasında, yargı yolu ile haklarını aramalarına imkân verecek gerekli düzenlemeleri iç hukuk sistemlerinde yapmaları gerekmektedir (m. 6). yeri Sosyal Güvenlik Yönergesi [ yeri Sosyal Güvenlik Planlarında Kadın ve Erkekler Arasında E it Muamele Prensibine li kin 24 Temmuz 1986 tarihli Konsey Yönergesi (86/378EEC)4] 169 Yönergenin çıkarılı amacının i yeri sosyal güvenlik konularında kadın ve erkeklere e it muamele prensibinin sa lanması (m. 1) oldu u belirtilerek, yasal sosyal güvenlik planları tarafından sa lanan yardımları tamamlamak veya onların yerini almak -bunlara katılmak ister zorunlu isterse iste e ba lı olsun- amacıyla verilen yardımları bir ekonomik faaliyet ya da mesleki sektör ya da bu sektörlerden olu an bir grup içinde yer alan i letmelerde ya da i letme gruplarında çalı anlara ya da kendi adına çalı anlara sa lamak için yeri sosyal güvenlik planları öngörülmü tür IV. UYGULAMADAK DURUM yerinde psikolojik taciz kavramı uygulamacılar açısından yeni yeni davalara konu olmaktaysa da, özellikle i hukuku kapsamında psikolojik taciz olu turan davranı lara ili kin 167 Yava i, s Yava i, s Yava i, s
136 ikâyetlere oldukça sık rastlanılmakta, özellikle de i akdinin i çilik hakları ödenmeksizin feshedilebilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Ancak uygulamada psikolojik taciz nedeniyle dava açmak yerine, feshin haksız ve geçersiz olarak yapıldı ının ispatı için yapılan taciz davranı ları mahkemelere sunulmaktadır. Elimizde mevcut herhangi bir ara tırma ya da istatistikî bir çalı ma bulunmasa da avukatlık mesle i süresinde kar ıla ılan i davaları temelinde, i akitleri sonlandırılan ya da sonlandırılmak istenen çalı anların oldukça sık taciz edildi ine bir uygulamacı (avukat) olarak tanık olunmaktadır. Uygulamada kar ıla ılan ve i yerinde yapılan psikolojik tacizlerle genelde, i çi haklarının ödenmeksizin çalı anın istifasının sa lanması amacına yönelik olmaktadır. Tacizler çok zaman i veren ya da i veren vekili üstler tarafından yapılmakta, özellikle ekonomik ko ullar ve yaygın i sizlik nedeniyle psikolojik tacize kar ı sessiz kalınmaktadır. Bir astın üstüne kar ı psikolojik taciz içeren bir davranı ına uygulama açısından pek rastlanmasa da, yine de terfi ve amirin yerini alma beklentisi olan bazı durumlarda kısıtlı olsa da kar ıla ılmaktadır. Üste kar ı yöneltilen en yo un taciz ekli olarak ast tarafından üstün (amirin) dedikodusunun yapılması (bir ba ka çalı anla ili kisi oldu u, zimmetine para geçirdi i, irket imkânlarından usulsüz olarak faydalandı ı gibi), yerine kendisinin atanabilmesi için bir takım asılsız ikâyetlerde bulunulması gibi tacizlerle kar ıla ılmaktadır. verenler, i yeri performansının artırılması ve daha çok kazanç sa lanabilmesi için çok zaman i veren vekillerinin tacizlerine göz yummakta ya da i veren vekillerini tacize zorlamaktadır. yeri içerisinde yapılan taciz ve kötü muameleye ili kin irket içi ikâyet mekanizmaları genellikle i letilmemekte, bu ikâyetler genelde, i verenin taciz yapan üstü veya çalı anı i ten çıkarma gibi bir amacı bulunması halinde ancak bu ki iler aleyhine kullanılmaktadır. Aksi halde uygulanan taciz irket içi rekabet olarak algılanmaktadır. Ülkemiz açısından i yerinde psikolojik tacizin en yo un olarak, kıdem ve ihbar tazminatı gibi i çi alacakları ödenmeksizin i akdinin sonlandırılabilmesi için çalı anın istifaya zorlanması amacı ile uygulanması söz konusudur. Yine avukat olarak kar ıla ılan olaylar temelinde, istifa etmesi talep edilen çalı anın öncelikle elinden araç, telefon ve bilgisayar gibi temel çalı ma materyalleri elinden alınmakta, çalı anın çalı ma alanına göre numune, kitap ve bro ürler vs. materyalleri gönderilmemekte, çalı an irket içi yapılan çalı malara çalı an dâhil edilmemekte, çalı anın ailevi ili kileri nedeniyle gitmesinin imkânsız oldu u yerlere tayini çıkarılmakta, çalı anın sık sık ve oldukça kısa aralıklarla savunması istenerek (aynı gün içerisinde 3 savunma istenmesi gibi) ve ceza verilmekte, yine çalı anın her sabah ve ak am aracının kaç kilometrede oldu unun bildirmesi ya da evden çıkarken aranıp i için yola çıkı saatinin söylenmesi istenmekte, herhangi bir sebeple çalı an di er çalı anların önünde özellikle 136
137 grup toplantılarında- beceriksiz olmakla suçlanmakta, di er çalı anların önünde ba ırılıp azarlanmakta, çalı ana küfredilmekte, di er bir çalı anın ikâyet dilekçesi vermesi ya da çalı anların ma dur aleyhine tutanak tanzimi sa lanmakta, çalı an gece olur olmaz saatlerde telefondan aranarak, gece geç saatlerde gönderilen e-postalara cevap vermesi istenerek ya da müdürce eve gelinerek çalı an rahatsız edilmekte, ciddi bir rahatsızlık ya da sorunlu bir hamilelik ya anmasına ra men doktora gitmek için izin ya da sevk kâ ıdı verilmemektedir. Hatta ve hatta (kar ıla ılan bir olayda) istifa etmeye zorlanan ma durun e inin müdürü dahi aranarak, ma durun e inin de, tıpkı ma dur gibi ileride firmalarına sorun çıkarabilece i söylenmektedir. Yine uygulamada hamile kalan kadınlar çok sık taciz edilerek i ten çıkmaya zorlanmaktadır. Zira hamilelikte geçen süreçte ve özellikle hamileli in sorunlu oldu u hallerde- alınan rapor ve izinler, çalı ana bo a ödeme yapılması eklinde algılanmakta, bazı i yerlerinde sırf bu do um ve analık nedeniyle yasaca tanınan hakların kullanılmasından kaçınılabilmesi için e itlik ilkesine aykırı ekilde erkek eleman tercih edilmekte ya da i e alınan kadınlara belli sürelerle hamile kalmamaları gerekti i söylenmektedir. Görüldü ü gibi i akdi sonlandırılmak istenen çalı anın çalı tı ı i grubu de i se de, çalı anların maruz kaldı ı davranı lar pek de i memektedir. Ancak uygulamada özellikle ispat hukuku açısından sorun ya anmakta ve çok zaman taciz olu turan davranı a maruz kalan ki i, tanıkların halen i yerinde çalı ıyor olması nedeniyle psikolojik tacizi ispatlamakta zorlanmaktadır. Ayrıca psikolojik taciz yapılması nedeniyle psikiyatrik/psikolojik rapor talep edildi inde ise doktorlar tarafından, -kanunen bir engel olmamasına ra men- alternatif rapor verilmekten çekinilmekte, mutlaka ve mutlaka mahkemeden alınmı bir müzekkere talep edilmektedir. Ancak mahkemelerce, açılmı olan davalarda psikiyatrik/psikolojik rapor alınmasına ili kin talepler, belirgin bir akıl hastalı ı olmadı ı sürece, geri çevrilmektedir. Ya anan tüm bu sorunlara ra men psikolojik taciz nedeniyle açılmı tazminat davaları da bulunmaktadır. Bu davalardan ilkini Ankara 8. Mahkemesi nde tarih, E. 2006/19, K. 2006/ sayılı dosyası ile açılan i yerinde psikolojik taciz nedeniyle manevi 170 Ankara 8. Mahkemesi nde tarih, E. 2006/19, K. 2006/625, yerinde amirlerinin uzaktan, yüksek sesle ba ırarak, i yapmasını söylemelerine, telefonla konu urken, konu masına aldırılmadan emir ve görev vermelerine, yüksek sesle ba rılarak "sen bu i i beceremiyorsun" gibi sözlü saldırılara, hakaretlere maruz kalmı tır. Ki ilik hakları çi nenmi, çalı ma arkada ları arasında küçük dü ürülmü tür. Bu davranı lar mahkememizce i çiyi yıldırmaya, psikolojik baskı uygulayıp genellikle de i ten ayrılmasını sa lamaya yönelik davranı lar olarak de erlendirilmi tir. Yine tanık beyanıyla do rulanan, davacının mesai sonrasında a lama krizine girmesi, psikolojik tedavi görmesi, rapor alması da bu kanaati kuvvetlendirmektedir. (Mobbing) kavramı, i yerinde bireylere üstleri, e it düzeyde çalı anlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, iddet, 137
138 tazminat davası olu turmakta olup, mahkemece verilen karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin tarihli E. 2007/9154, K. 2008/13307 sayılı kararı ile onanmı tır. zmir ili dâhilinde de i yerinde psikolojik taciz gerekçesi ile açılmı davalar bulunmakta olup, mahkemelerce verilen kararlar temyiz nedeniyle henüz kesinle memi tir. Bu nedenle belirtilen kararlarda mahkeme isimleri, dosya esas ve karar numarasının belirtilmesinden kaçınılmı tır. Bu davalara ili kin verilecek ilk örnekte, davacı, davalı i yerinde çalı ması sırasında psikolojik yıldırma nedeni ile mobbing uygulamasına maruz kaldı ını belirterek manevi tazminata karar verilmesini istemi tir. Mahkemece davaya ili kin yapılan de erlendirmede; 4857 sayılı Kanunu'nda mobbinge ili kin yaptırımların düzenlenmedi ini, ancak 4857 sayılı Yasasının 77. maddesinde i verenlerin i yerlerinde i sa lı ı ve güvenli ini sa laması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, a a ılama vb., davranı ları içermektedir. Toplanan delillerden davacıya üstleri tarafından kötü muamele yapılıp a a ılanarak psikolojik taciz uygulandı ı, verilen haksız disiplin cezaları sonucu T S'de yapılan düzenlemeye göre de i akdinin feshi sonucuna kadar varıldı ı dolayısıyla geçimini eme iyle çalı arak kazanan davacı i çinin maddi ve manevi kayba u ratıldı ı kanaatine varılmı tır. Davacının üzüntüsünü bir ölçüde hafifletebilmek amacı ile davacı lehine 1000,00 YTL manevi tazminata hükmedilerek a a ıdaki ekilde karar verilmi tir. Borçlar Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca, <muhik sebeplerden dolayı gerek i çi gerekse is sahibi, bir ihbara lüzum olmaksızın her vakit akti feshedebilir. Ezcümle, ahlaka müteallik sebeplerden dolayı yahut hüsnüniyet kaideleri noktasından iki taraftan birine artık akti icra etmemekte haklı gösteren her hal, muhik bir sebep te kil eder. Bu gibi hallerin mevcudiyetini hâkim takdir eder. Fakat i çinin kendi kusuru olmaksızın duçar oldu u nispeten kısa bir hastalı ı yahut kısa müddetli bir askeri mükellefiyeti ifa etmesi, muhik sebep olarak kabul edemez.> Aynı kanunun 345/1 maddesinde ise; <Muhik sebepler, bir tarafın akite riayet etmemesinden ibaret oldu u takdirde, bu taraf di er tarafa onun akit ile müstahak iken mahrum kaldı ı feri menfaatler de nazara alınmak üzere tam bir tazminat itasıyla mükellef olur. Bundan ba ka hâkim vaktinden evvel feshin mali neticelerini, hali ve mahalli adeti göz önünde tutarak takdir eder> hükmüne yer verilmi tir sayılı Kanunu'nun 24/I.a maddesi i çiye, < sözle mesinin konusu olan i in yapılması i in niteli inden do an bir sebeple sa lı ı veya ya ayı ı için tehlikeli olması> halinde haklı fesih hakkı vermektedir. Kanunun 26/2 maddesindeki düzenleme i çiye bu nedenle fesihten dolayı tazminat isteme hakkı vermektedir. Borçlar Kanunu'nun 325. maddesinde <belirli süreli i sözle mesi ile çalı an i çinin i ine son verilmesi halinde, geri kalan süre için i çinin istekte bulunabilece i öngörülmü tür. Bu madde, haklı sebeple sözle meyi fesheden i çi bakımından bir düzenleme getirmemi se de, daha sonraki 344 ve 345. maddelerde öngörülen kurallar i çiye böyle bir talepte bulunma hakkı vermektedir. Böyle bir durumda, 325. maddedeki temel esaslar da göz önünde tutularak, Borçlar Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca muhik bir tazminata karar verilmelidir. Davacı i çi, davalıya ait i yerinde i verenin gerekli güvenlik önlemleri almaması nedeni ile yabancı uyruklu i çilerin saldırısı sonucu yaralanması nedeniyle acı ve üzüntü duydu unu belirterek manevi tazminat talep etmi tir. Borçlar Kanunu'nun 47. maddesine göre cismani zarara u rayan ki iye zararın a ırlı ına ve di er tazminat ö eleri dikkate alınarak yargıç tarafından adalete uygun bir tazminat verilmelidir. (Mahkeme kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin tarihli E. 2007/9154, K. 2008/13307 ilamı ekinde mevcuttur). (Sinerji) (Eri im ). 138
139 i çilerin de i sa lı ı ve güvenli i konusunda alınan önleme uymak ile yükümlüdür oldu unu belirterek mobbingin yasanın bu maddesi kapsamında de erlendirilebilmesi için ancak çalı anın mobbinge ba lı yakalanaca ı ruhsal hastalıkların meslek hastalı ı gibi de erlendirilebilmesi gerekti ini, ancak davacının bu kapsamda de erlendirilebilecek bir ruhsal hatalı ının olmadı ı sonucuna varmı tır. Mahkemece ayrıca Türkiye nin Avrupa Sosyal artı nın 3. Bölümündeki birçok maddeye çekince koymasına ra men onurlu çalı ma hakkı ba lı ı ta ıyan ve mobbingi düzenleyen maddesi hakkında bir çekince koymadı ı tespiti yapılarak, iç hukukta da benimsenen sosyal art çerçevesinde düzenleme yapılması gerekti i, yeni borçlar kanunu ile ba bakanlık genelgesinin de bu yönde düzenlemeler yaptı ı eklinde de erlendirme yapılmı tır. Ancak belirtilen davada davacının davasının reddine karar verilmi tir. Bir di er davada da davacı istifaya zorlanmak amacıyla eziyet, baskı ve yıldırma uygulandı ını ileri sürmü ve tazminat talep etmi tir. Mahkeme yapmı oldu u de erlendirmede, öncelikle mobbingin kelime anlamını açıklayarak, mobbing ekillerini tanımlamı, çe itli ülkelerden örnekler vermi tir. Mahkeme kararında, kanunlarımız açısından yıldırma davranı ını düzenleyen bir madde olmadı ı gibi i çinin onur ve ki ilik haklarını koruyan bir hükmünde kanunlarımızda olmadı ını belirterek, somut olaya medeni kanunun ki ili i koruyan hükümleri ve Borçlar Kanunu kapsamında i verenin i çiyi koruma borcuna dair düzenlemelerin ve Avrupa Sosyal artı nın i çinin onurlu çalı ma hakkını belirleyen hükmün uygulanabilece ini, onurlu çalı ma hakkı çerçevesinde i verenin çalı anını her türlü davranı lardan korumaya yönelik önlemleri alması gerekti i tespitini yapmı tır. Kararda ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 417. maddesine de atıfta bulunulmu tur. Ancak bu dava da davacının psikolojik tacize maruz kaldı ının ispatlanamadı ı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmi tir. Psikolojik tacize ili kin açılan bir di er davada da, istifaya zorlama amaçlı psikolojik taciz uygulandı ı ileri sürülerek, manevi tazminat talebinde bulunulmu tur. Mahkeme, dosyaya ili kin yapmı oldu u de erlendirmede, öncelikle psikolojik taciz olu turan i yeri davranı larını tespit etmi ve i yerinde yapılan uygulamaları herhangi bir yasa metnine atıf yapmadan normal bir tazminat davası gibi de erlendirerek davanın kabulüne karar vermi tir. SONUÇ Bir i sözle mesinin taraflarını olu turan i çi ve i veren hukuksal açıdan e it olsa da, i çinin i verene olan ekonomik ba ımlılı ı, i çinin i veren kar ısında korunmasını 139
140 gerektirmektedir 171. Ekonomik sıkıntıların ve i sizli in çok yo un oldu u ülkemizde ise bu koruma çok daha fazla önem ta ımaktadır. Bu koruma kapsamında, hangi nedenle ya da gerekçe ile yapılırsa yapılsın, çalı ana uygulanan psikolojik tacizin önlenmesi gerekmektedir. Bir i yerinde psikolojik taciz olu turan bir fiil ile kar ıla ma ya da bu davranı a maruz kalma riskinin her i grubunda, her kültürde, ya ve cinsiyet farkı gözetmeksizin bulundu unu söylemek mümkünse, ekonomik sıkıntıların ya andı ı ve i bulmanın zor oldu u ortamlarda daha yo un ya anmakta ve çalı anın her ko ulda i ini korumaya mecbur olması bu taciz olu turan davranı lara sessiz kalmaya neden olmaktadır. Bu nedenle sosyal devlet ilkesi gözetilerek, çalı anı koruyucu önlemlerin alınması, yasal düzenlemelerin acilen yapılması gerekmektedir. Ayrıca ülkemiz açısından psikolojik tacize dair yapılan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 417. maddesinde yapılan düzenleme kanaatimizce oldukça yetersiz kalmakta, psikolojik taciz durumunda uygulanacak müeyyidelerin metin içinde belirtilen genel hükümlere göre yapılmasını gerekli kılmaktadır. YER NDE PS KOLOJ K TAC Z (MOBB NG) DAVRANI LARININ HUKUKSAL AÇISINDAN DE ERLEND R LMES (LEGAL EVALUATION OF MOBBING AT WORK) 171 Kılıço lu/ enocak, s Devlet bu noktada, i çi ve i veren arasında sözle me özgürlü ü esasına göre yapılan i sözle mesine müdahale ederek, yenilik do urucu bir hak olan fesih hakkının kullanılmasında, ölçülülük ilkesini esas almaktadır (Kılıço lu/ enocak, s. 184). 140
141 Gülnur ERDO AN ÖZET ABSTRACT YER NDE PS KOLOJ K TAC Z (MOBB NG) DAVRANI LARININ HUKUKSAL AÇISINDAN DE ERLEND R LMES G R V. KAVRAM VI. PS KOLOJ K TAC Z NEDENLER A. Genel Olarak B. Nedenleri VII. HUKUKSAL AÇIDAN DE ERLEND RME D. Genel Olarak E. ç Hukuk Açısından 6. Anayasa Açısından 7. Kanunu Açısından 8. Borçlar Kanunu Açısından 9. Türk Medeni Kanunu Açısından 10. Türk Ceza Kanunu Açısından g. Hayata Kar ı Suçlar h. Vücut Dokunulmazlı ına kar ı suçlar i. kence ve Eziyet j. Hürriyete Kar ı Suçlar k. erefe Kar ı Suçlar l. Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Kar ı Suçlar 141
142 F. Uluslararası Hukuk Açısından 4. Uluslararası Çalı ma Örgütü (ILO) Sözle meleri Cebrî Çalı tırmanın lgası Hakkında 105 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi Cebri veya Mecburi Çalı tırma Hakkında 29 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi E it De erde çin Erkek ve Kadın çiler Arasında Ücret E itli i Hakkındaki 100 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi Hizmet li kisine veren Tarafından Son Verilmesi Hakkında 158 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi nsan Kaynaklarının De erlendirilmesinde Mesleki E itim Ve Yönlendirmenin Yeri Hakkında 142 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi stihdam Politikasıyla lgili 122 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında 111 Sayılı Uluslararası Çalı ma Sözle mesi 5. Avrupa Sosyal artı ve Gözden Geçirilmi Avrupa Sosyal artı 6. Çalı ma Ya amıyla lgili Ba lıca Avrupa Birli i Yönergeleri E it Ücret Yönergesi [Kadın ve Erkeklere E it Ücret Ödenmesi Prensibinin Uygulanmasında Üye Devletlerin Kanunlarının Uyumla tırılmasına li kin 10 ubat 1975 Tarihli Konsey Yönergesi (75/117/EEC)1] E it Muamele Yönergesi [ e Giri te, Mesleki E itim ve Terfide ve Çalı ma artlarında Kadın ve Erkeklere E it Muamele Yapılması Prensibinin Uygulanması Hakkında 9 ubat 1976 tarihli Konsey Yönergesi (76/207/EEC)2] Sosyal Güvenlik Yönergesi [Sosyal Güvenlik Konularında Kadın ve Erkeklere E it Muamele Prensibinin Tedricen Uygulanmasına li kin 19 Aralık 1978 Tarihli Konsey Yönergesi (79/7)3] 142
143 VIII. yeri Sosyal Güvenlik Yönergesi [ yeri Sosyal Güvenlik Planlarında Kadın ve Erkekler Arasında E it Muamele Prensibine li kin 24 Temmuz 1986 tarihli Konsey Yönergesi (86/378EEC)4] UYGULAMADAK DURUM SONUÇ Ç NDEK LER KISALTMALAR KAYNAKÇA KISALTMALAR AB ABD A HS An. AÜHFD BK BM Avrupa Birli i Ankara Barosu Dergisi Avrupa nsan Hakları Sözle mesi Anayasa Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Borçlar Kanunu Birle mi Milletler C. Cilt ÇE S Çev. Çimento Endüstrisi verenler Sendikası Çeviren E. Esas HD HGK Hukuk Dairesi Hukuk Genel Kurulu 143
144 ILO HEB K. International Labour Organization nsan Hakları Evrensel Beyannamesi Kanunu K. Karar Kamu- Kamu letmeleri verenleri Sendikası m. Madde No. RG. Numara Resmi Gazete s. Sayfa S. Sayı SSGSSK SDÜ TBK TCK T SK TMK TODA E TÜH S vd. vs. WHO Sosyal Sigortalar ve Genel Sa lık Sigortası Kanunu Süleyman Demirel Üniversitesi Türk Borçlar Kanunu Türk Ceza Kanunu Türkiye veren Sendikaları Konfederasyonu Türk Medeni Kanunu Türkiye ve Orta Do u Amme daresi Enstitüsü Türk A ır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu verenleri Sendikası Ve devamı Vesaire World Health Organization KAYNAKÇA 144
145 AKÇAKAYA, Murat; Çatı ma Yönetimi ve Örgüt Verimlili ine Etkisi, Kamu-, 2003, C. 7, S. 2, s AKIN, Levent; Sa lı ı ve Güvenli inde verenin Cezai Sorumlulu u, T SK Akademi, C. 3, S. 5, s AKSU, Türkan / GÜNER, Beysun; Ö retim Elemanlarının Maruz Kaldıkları Davranı ların e Yabancıla maları Üzerine Etkisi, E-Uluslararası E itim Ara tırmaları Dergisi, Sonbahar 2011, C. 2, S. 4, s AYDIN, Ufuk; Hukukunda çinin Ki ilik Hakları, Eski ehir AYDINLI, brahim; çinin Ki ili inin Korunmasına Yönelik Düzenlemeler ve Borçlar Kanunu Tasarısının Konuyla lgili Maddelerinin De erlendirmesi, TÜH S Hukuku ve ktisat Dergisi, Kasım 2005, C. 19, S. 6, s BAL, Özlem; Türk Hukukunda Manevi Tazminat, Ankara BAYRAM, Fuat; Türk Hukuku Açısından yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), Legal Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, 2007, S. 14, s B LG L, Abbas; Hukuku Açısından Yerinde Cinsel Taciz, Adana Nisan BOZBEL, Sava / PALAZ, Serap; yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Hukuki Sonuçları, T SK Akademi, 2007, C. 2, S. 3, s CENTEL, Nur / ZAFER, Hamide / ÇAKMUT, Özlem; Ki ilere Kar ı lenen Suçlar, C. 1, 1. Bası, stanbul Nisan CENTEL, Tankut; Türk Borçlar Kanunu nda Hizmet Sözle melerinin Tanımı ve Kurulması, T SK Akademi, 2011, C. 6, S. 12, s ÇARIKÇI, lker H. / ÖZKUL, Burcu; Mobbing ve Türk Hukuku Açısından De erlendirilmesi, SDÜ ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2010, C. 15, S. 1, s Ç ÇEKL, Bülent; Avrupa Sosyal artı-temel Rehber, Ankara DEM R, Fevzi; En Son Yargıtay Kararları I ı ında Hukuku ve Uygulaması, 5. Baskı, zmir Ocak
146 DEM REL, Yavuz; yerinde Ayrımcılık: Kavramsal Bir nceleme, T SK Akademi, 2011, C. 6, S. 12, s DÖNMEZER, Sulhi; Ki ilere ve Mala Kar ı Cürümler, 13. Bası, stanbul Mayıs ERDO AN, Gülnur; Avrupa Sosyal artı ve Gözden Geçirilmi Avrupa Sosyal artı, TBB Dergisi, S. 77, Eylül-Ekim 2008, s ( art) ERDO AN, Gülnur; Mobbing ( yerinde Psikolojik Taciz), TBB Dergisi, S. 83, Temmuz-A ustos 2009, s (Mobbing) ESENER, Turhan, Hukuku, Yeniden Gözden Geçirilmi 3. Bası, Ankara ESER, Oktay; Mobbing Kavramının Türkçe Serüveni, Türk Edebiyatı, S. 420, A ustos (Eri im ). EREM, Faruk; Suçun Konusu ve Hümanist Doktrin, AÜHFD, 1968, C. 25, S. 1-4, s GENÇ ARIDEM R, Arzu; Sözle meye Aykırılıktan Do an Manevi Tazminat, 1. Baskı, stanbul Mayıs GÖKÇEK KARACA, Nuray; AB Ülkelerinde yerinde Psikolojik Tacizin Boyutları, Psikolojik Tacizle Mücadele ve Bu Mücadelede Sendikaların Rolü, ÇE S Dergisi, Eylül 2009, C. 23, S. 5, s GÖZLER, Kemal; Türk Anayasa Hukuk Dersleri, Güncelle tirilmi 8. Baskı, Bursa ubat GÖZÜBÜYÜK, A. eref; Anayasa Hukuku- Anayasa Metni ve 11. Protokole Göre Hazırlanmı Avrupa nsan Hakları Sözle mesi, Son De i ikliklerle Güncelle tirilmi 17. Bası, Ankara Mart GÜLMEZ, Mesut; Kollokyum Sunu Konu ması, Avrupa Sosyal artı ve Türkiye Kollokyumu-Bildiriler ve Tartı malar, TODA E, Ankara 1993, s
147 GÜRSOY, Kemal Tahir; verenin Sorumlulu u, AÜHFD, 1974, C. 31, S. 1-4, s GÜZEL, Ali / ERTAN, Emre; yerinde Psikolojik Tacize (Mobbinge) Hukuksal Bakı : Avrupa Hukuku ve Kar ıla tırmalı Hukuk, Legal Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, 2007, S. 14, s (Mobbing) GÜZEL, Ali / ERTAN, Emre; Kar ıla tırmalı Hukukta ve Türk Hukukunda Sosyal Seçim Ölçütleri, Legal Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, 2007, S. 16, s (Ölçütler) HAFIZO ULLARI, Zeki / ÖZEN, Muharrem; Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler- Ki ilere Kar ı Suçlar, Ankara YERLER SA LI I VE GÜVENL KURULLARI REHBER ; Çalı ma ve Sosyal Güvenlik Bakanlı ı Genel Yayın No. 141, Mayıs KAYA, Pir Ali; Avrupa Birli i ve Türk Hukuku Ba lamında E itlik lkesi, Ankara ubat (E itlik) KAYA, Pir Ali; 2000 li Yıllarda Türkiye nin ILO serüvenine Kısa Bir Bakı, ÇE S Dergisi, Temmuz 2001, C. 15, S. 4, s (ILO) KARAYALÇIN, Ya ar; Türk Hukukunda eref ve Haysiyetin Korunması, AÜHFD, 1962, C.19, S. 1-4, s KESER, Hakan; 4857 Sayılı Kanunu ve Yargıtay Uygulamasında Sözle mesinin Bildirimli Feshinde Geçerli Sebep, 2. Güncellenmi Baskı, Ankara KILIÇ, Leyla; verenin Sa lı ı ve Güvenli ini Sa lama Hükümlülü ü ve Sorumlulu u, Ankara KILIÇO LU, M. Ahmet, Manevi Tazminatın Hukuksal Niteli i, ABD, 1984, S. 1, s (Kılıço lu, A.) KILIÇO LU, Mustafa / ENOCAK, Kemal; Güvencesinde Ölçülülük lkesinin çeri i ve Ultima-Ratio Prensibinin Ölçülülük lkesi çerisindeki Konumu, Osman Güven Çankaya ya Arma an, Kamu-, Ankara 2010, s
148 LEYMANN, Heinz; Resaerch and Term Mobbing, Some Historical Notes, The Mobbing Encyclopaedia. ( (Eri im ). LEYMANN, Heinz; The Definition of Mobbing at Workplace, The Mobbing Encyclopaedia. ( (Eri im ). MOLLAMAHMUTO LU, Hamdi; Hukuku, Gözden Geçirilmi Yenilenmi 3. Bası, Ankara O UZMAN, M. Kemal / ÖZ, Turgut; Borçlar Hukuku-Genel Hükümler Gözden Geçirilip Güncelle tirilmi Sekizinci Bası, stanbul ÖZBEK, Veli Özer / KANBUR, Mehmet Nihat / DO AN, Koray / BACAKSIZ, Pınar / TEPE, lker; Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Geni letilmi ve Güncellenmi 2. Baskı, Ankara RE SO LU, Safa; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, de Yürürlü e Girecek Olan Türk Borçlar Kanunu ndaki De i ikliklerde de lenerek Güncelle tirilmi ve Geni letilmi 22. Bası, stanbul SAVA, Fatma Burcu; yerinde Manevi Taciz, stanbul Nisan S EBERT, W. (Çev. ÖZTAN, Bilge); ahsiyet Hakları le lgili Meseleler, AÜHFD, 1969, C. 26, S. 1, s SOKULLU-AKINCI, Füsun / AYTAÇ, Serpil / AYTAÇ Mustafa / BAYRAM, Nuran / B LGEL, Nazan / BOZKURT, Veysel / YILDIZ, Server; yerinde iddet, stanbul ubat SOYSAL, Abdullah; Ya amında Stres, ÇE S Dergisi, Mayıs 2009, C. 23, S. 3, s SUR, Melda; Hukukunun Uluslararası Kaynakları Avrupa Konseyi Çerçevesinde Kabul Edilen Belgeler, zmir SÜZEK, Sarper; Hukuku (Genel Esaslar-Bireysel Hukuku), 5. Baskı (Tıpkı Basım), stanbul
149 AH N, Bayram / DÜNDAR, Tu ba; Sa lık Çalı anlarının Yıldırma (Mobbing) Davranı larıyla Kar ıla ma Düzeylerini Etkileyen Faktörlerin ncelenmesi: Bolu li Örne i, T SK Akademi, 2011, C. 6, S. 12, s EN, Murat; Türkiye Cumhuriyetinin Onayladı ı ve Sosyal Güvenlik Hukuku Alanındaki Çok Taraflı Uluslararası Sözle meler, TÜH S Yayın No. 41, Ankara EN, Sebahattin; Psikolojik Taciz ve Kanunu Boyutu,, ÇE S Dergisi, Eylül 2009, C. 23, S. 5, s ( en, S.) TANDO AN, Halûk; ahsiyetin Akit Dı ı hlâllere Kar ı Korunmasının leyi Tarzı ve Basın Yoluyla Olan hlâllere Kar ı Özel Hayatın Korunması, AÜHFD, 1963, C. 20, S. 1, s T T Z, Pınar; yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), 3. Bası, stanbul Ekim TUNÇOMA, Kenan / CENTEL, Tankut; Hukukunun Esasları, 3. Bası, stanbul ULUSAN, lhan; Özellikle Borçlar Hukuku ve Hukuku Açısından verenin çiyi Gözetme Borcu Bundan Do an Hukukî Sorumlulu u, stanbul ÜNAL, Ay e; Hukuku ve nsan Kaynakları, Yönetimi Boyutuyla Çalı ma Ya amında Stres-AB Düzeyinde Konunun Ele Alını ı ve Geli imi, ÇE S Dergisi, Eylül 2005, C. 19, S. 5, s ÜNAL, Mehmet, Manevi Tazminat ve Bu Tazminat Çe idinde Kusurun Rolü, AÜHFD, 1978, C. 35, S. 1-4, s (Ünal, M.) YAVA, Mahmut; Çalı ma Ya amıyla lgili Ba lıca Avrupa Birli i Yönergeleri, TÜH S, Mayıs 2005, C. 19, S. 4, s YÜCESOY, Yasemin / DEM R, Musa; Çalı ma Ya amında Haklar El Kitabı, Uluslararası Çalı ma Ofisi, Birinci Baskı, Ankara WORLD HEALTH ORGANIZATION (WHO); Raising Awareness of Psychological Harassment at Work, Protecting Workers Health Series No. 4, Geneve (Psychological Harassment at work). (Eri im ) 149
150 Martı çtihat RD (Martı) Sinerji Hukuk Programı (Sinerji) 150
151 HUKUKU AÇISINDAN YER NDE PS KOLOJ K TAC Z (MOBB NG) Doç. Dr. Hediye ERG N Marmara Üniversitesi I. MOBB NG KAVRAMI VE TANIMI yerinde psikolojik taciz, i veren ya da i verenin temsilcisi konumunda olan bir ki i, ma durun üstü konumunda olan bir çalı an ya da i yerinde e it statüde olan çalı anlar tarafından yapıldı ı gibi, i yerindeki bir ast tarafından hiyerar ik üstüne kar ı da yapılabilir. Mobbing, i hukukuna özgü olan araçlar ile yapılır; haksız uyarılar, a ırı kontroller, yöneltilmi abartılı talimatlar eklinde ya da ma duru yetenek ve ki isel özelliklerine göre a ırı zorlayan i lere vermek ya da e itim ve yeteneklerine göre yapabilece inden çok daha kolay i lere vermek eklinde olabilir. Bazı di er mobbing vakalarında ise, i çinin fiziksel saldırıya u raması, iftira atılması, hakarete u raması ya da görmezlikten gelinmesi gibi a ırlıklı olarak insani ili kiler alanına giren davranı larla kar ıla ılmaktadır. Mobbingin sonucu ise sıklıkla sa lıkta meydana gelen ve intihara kadar varan psikosomatik rahatsızlıklardır. Ma dur, mobbing eylemleri sonucu sözle mesinin feshedilmesinden sonra gelir kaybına u rayabilir. Literatürde, bazen mobbing yanında Bullying, Bossing ya da di er kavramların kullanıldı ını görmekteyiz. Bullying büyük ölçüde mobbingle e anlamlı olarak kullanılmaktadır. Bossing ise i yerinde üst konumundaki ki inin astına yaptı ı mobbingi ifade etmektedir. Bu kavramlar çok anlamlı olup, her tasvir edilen durumdaki psikolojik farklılı ı ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır yılına kadar Alman literatüründe mobbingin pek çok tanımı yapılmı tır. Bazı tanımlar bir davranı ara tırmasına, di erleri failin amacına dayanmakta ya da ma durun hislerini ön planda tutmaktadır. Mobbingin tanımını yapma denemeleri duygusal olarak mobbingin a ır sonuçlarına yöneltilmi, hatta mobbingin nsan Hakları Evrensel Bildirgesi nin 3. maddesi anlamında i kencenin ve kötü muamelenin unsurlarını ta ıdı ı savunulmu tur. 151
152 II. HUKUKUNDA ORTAYA ÇIKI I Almanya nın Thüringen ve Rheinland-Pfalz Eyalet Mahkemeleri nin vermi oldu u dava konusu aynı olan iki olayda mobbingin ortaya çıkı ekilleri açı a kavu turulmaktadır. Her iki olayda da ya ı ilerlemi i veren vekili pozisyonunda olan banka çalı anları efleri tarafından psikolojik tacize u ramı lardır. Bu ki ilere, mesleki vasıflarına hiç uygun olmayan i ler verilmi, çalı tıkları i yerinden çok farklı i yerlerine nakledilmi lerdir. Bir olayda ilgili ki i görevinden el çektirilmi, aynı zamanda da yarım saatlik bir faaliyet raporu istenmi tir. Di er ma dura ise vasıflarına hiç uygun olmayan veznede çalı ma görevi verilmi tir. Bundan ba ka, ma durlara i yerindeki talimatlar hakaret eder bir ses tonuyla verilmi tir. Bir ma dur dava açarak aralarında manevi tazminat talebinin de oldu u istemlerde bulunmu, di er ma dur ise saldırının durdurulması davası açmı tır. Mobbing olaylarında Feshe Kar ı Koruma Davası açılması farklı ekillerde mümkün olmaktadır. Yine Thüringen Eyalet Mahkemesi nin bir ba ka kararına konu olan olayda, kasap dükkanındaki yöneticinin i sözle mesi haklı nedenle derhal feshedilmi tir. Olayın geçti i i yerinde hiyerar ik olarak bu yöneticinin astı olarak çalı an kasap kalfası intihar giri iminde bulunmu tur. Bu olaydan sonra da yöneticinin i sözle mesi hemen feshedilmi tir. Davacı kalfa, i e ba lamasından itibaren sürekli hakarete u ramı, a a ılanmı ve ara dinlenme süresini sonuna kadar kullanmasına izin verilmemi tir. Feshe Kar ı Koruma Davası da sonuç vermemi tir. Buna kar ın, Avusturya Yüksek Mahkemesi (OGH) bir memurun Feshe Kar ı Koruma Davası nı reddetmi tir. Somut olayda, bir memurun efi bir süre önce bazı eylerin ona pahalıya mal olaca ını söylemi tir. Bunu takip eden günlerde de, söz konusu memura kendisine ait olan belgeleri verilmemi, yanlı bilgiler verilmi ve uygunsuz talimatlar yöneltilmi tir. Memur bu durumu yönetime mektup yazarak bildirdi inde, sözle mesi ciddi ahlaka aykırılık (erheblicher Ehrverletzung) nedeniyle feshedilmi tir. Bazı yargı kararlarında taciz olaylarının mobbing olarak tespit edilmedi i ve ilgililere tazminat ödenmedi i görülmektedir. Örne in, Schleswig Holstein Eyalet Mahkemesi nin ya lı ki ilerin bakıcısı olarak çalı an bir ki inin, do um günü pastasının bir kö eye atılması ve pastanın bu yüzden bozulmasında bakıcıya manevi tazminat ödenmesi gerekmedi ine karar vermi tir. Bremen Eyalet Mahkemesi nin bir kararında, ikâyetçi i çiye, bir yıl içinde 7 defa 152
153 cevapsız telefon aramasının yapılması olayında henüz telefon teröründen bahsedilemeyece ini tespit etmi tir. Yargı kararlarına konu olan bazı mobbing olayları a a ıdaki gibidir: Seri halde yapılan uyarılar (dokuz gün içinde dokuz uyarı), Gerekmedi i halde bir disiplin soru turması hakkındaki bilgilerin açıklanması, Güç içeren ifadeler kullanarak hakaret etmek ve fiziksel saldırılarda bulunmak (vurma, kahveyi çok sıcak içmeye zorlama gibi), Tekrar eden sözlü hakaretler, küfürler ve a a ılamalar (e cinsel oldu unu, hiçbir eyi do ru dürüst yapamadı ını söylemek), Yıpratma aracı olarak i inden ya da i sözle mesine uygun olarak yaptı ı i ten alınması, Objektif olarak haklı bir neden olmaksızın sık sık tekrarlanan i kontrolüne ili kin görü meler yapmak, ilgilinin i yerindeki ilan tahtasındaki yerine notlar yazmak, protesto eder ekilde burnunu kapalı tutmak, yanından geçerken ba ka tarafa bakmak, Aylar süren çalı tırılmama durumunun de i tirilerek sürekli faaliyet raporu istenmesi; çalı anların sürekli olarak e itime tabi tutularak bunların videoya kaydedilmesi; Banka müdürünün veznede çalı maya verilmesi; hakaret içeren yazılı mütalaalar vermek, Astı fiziksel olarak belden a a ıya do ru e ilen bir duru a zorlamak ve bu esnada olu an sözde hatalarla yüzle tirmek suretiyle ahlaka aykırı davranı ta bulunmak Sürekli devam eden asta kar ı ahlak dı ı hakaretler, Ma durun belgelerinin verilmemesi, yanlı bilgilendirme, uygunsuz talimatların verilmesi, Ma duru üçüncü ki ilere kar ı kötülemek, ona i yerinde istenmedi ini hissettirip göz hapsine almak, Fiziksel saldırılar, küçümseyici davranı lar, ma durla diyalogun kesilmesi, hakaret, ayrımcılık. Mobbing fenomeniyle birkaç yıldır Türk i hukuku uygulaması da ilgilenmeye ba lamı tır. Ma durlar i mahkemelerinde dava açıp maddi ve manevi tazminat talep etmekte ya 153
154 da mobbing eylemleriyle ba lantılı yapılan fesihlere kar ı kendilerini korumaya çalı maktadırlar. Kanımızca, i yerinde psikolojik tacizin engellenmesi i ili kisinin içeri inden kaynaklanan bir yükümlülüktür. Bu ba lamda, i verene yöneltilmi olan bir mobbing yasa ı yanında, i verenin üçüncü ki iler tarafından i çiye kar ı yapılan mobbing eylemlerini ortadan kaldırma yükümlülü ü ve i ortamında mobbingin olu masını önleme yükümlülü ü bulunmaktadır. veren i ili kisinde meydana gelen taciz eylemlerine kar ı elinde olan tüm imkânlarla mücadele etmeli ve çalı anları tacizin olu masından korumalıdır. III. HUKUKU AÇISINDAN SONUÇLARI yerinde psikolojik tacizde bulunanlar bu davranı ları ile i yeri atmosferine ve i ahlakına negatif etki etmektedirler. Bu psikolojik taciz davranı ı, yapılan i in kalitesini de etki etmekte ve tacize u rayan ki iyi, yani ma duru da hastalandırmaktadır. yerinde psikolojik tacizin sebep oldu u zararlar çok yüksek miktardadır. Tacizin i letmeye ve i yerine bu kadar büyük derecede zararları olması kar ısında, tacizci ki inin i hukuku açısından sorumlulu unun ne olaca ı sorusu akla gelmektedir. A a ıda, hem taciz eden hem de mobbing eylemlerini mümkün kılan üçüncü ki ilerin davranı larının i hukukundaki sonuçları incelenecektir. 1. Ma durun ba vurabilece i hukuki imkânlar Kanunu nun 77. maddesinin I. fıkrasına göre, verenler i yerlerinde i sa lı ı ve güvenli inin sa lanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, i çiler de i sa lı ı ve güvenli i konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. verenin i çinin sa lı ını koruma yükümlülü ü içerisinde i çinin fiziksel ve ruhsal sa lı ı bir bütün olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle, çalı ma arkada ları tarafından tacize u rayan i çi yardım için i verene ba vurmalıdır. veren de i çinin ba vurusu üzerine imkânlar çerçevesinde mobbingi önlemek için u ra vermelidir. verenin elinde, taciz edeni ikaz etmekten, ihtar etmeye, disiplin cezası vermekten faili ba ka i yerine nakletmeye ya da i ten çıkarmaya kadar varan imkânlar bulunmaktadır. Bu dur sinyali mobbingi sona erdirmezse, ma dur i çinin ba vurabilece i ba ka imkanlar da bulunmaktadır. Ma dur, öncelikle delilleri toplamalı, psikolojik taciz oldu unu dü ündü ü olayları yer, saat, olayların olu ekli ve tanıkları ayrıntılı olarak belirten bir günlük tutmalı, danı ma hizmeti almalıdır. Bundan sonra ma durun elinde ba vurabilece i, Ba ka bir i yerine naklini talep etmek, verenle kar ılıklı olarak anla arak i ili kisini sona erdirmek, 154
155 sözle mesini feshetmek, veren tarafından yapılan feshin geçersizli ini talep etmek, Tazminat talep etmek, vb. gibi imkanlar bulunmaktadır. a) Ayrımcılık nedeniyle tazminat talep etmek veren i ili kisi kapsamında çalı anlar arasında dil, ırk, cinsiyet, siyasal dü ünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yaparsa Kanunu nun 5. maddesinin 6. fıkrasına göre, i çi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan ba ka yoksun bırakıldı ı haklarını da talep edebilir. verenin yukarıda belirtilen nedenlerle ayrımcılık yaptı ını i çinin ispat etmesi gerekir. Ancak, i çi bir ihlalin varlı ı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koydu unda, i veren böyle bir ihlalin mevcut olmadı ını ispat etmekle yükümlü olur ( K.m.5, f.7). b) Sözle meyi sona erdirmek ve tazminat talep etmek veren kar ılıklı anla arak sözle meyi sona erdirmeye razı olmazsa, ma dur i çiye i sözle mesini feshetmekten ba ka bir seçenek kalmaz. Ma dur i çi i sözle mesini hem süreli fesih yoluyla ihbar önellerine uyarak (m.17) hem de Kanunu nun 24. maddesi uyarınca derhal fesih yoluyla sona erdirebilir. Kanununun 24. maddesine göre, hem belirli süreli hem de belirsiz süreli i sözle mesini i çinin tek taraflı olarak sona erdirme hakkı vardır. 24. maddede i çinin i sözle mesinin devamının feshi ihbar önelinin dolmasını beklenemeyecek derecede imkânsız hale geldi i ko ullarda derhal fesihte bulunma hakkı tanınmı tır. Bu ba lamda i sözle mesinin konusu olan i in yapılması i in niteli inden do an bir sebeple i çinin sa lı ı veya ya ayı ı için tehlikeli olursa derhal fesih için haklı bir neden olu turur ( K.m.24/I-a). yerinde psikolojik taciz, sebepleri i yerinden kaynaklanan ruhsal ya da fiziksel bir hastalı a yol açabilir. Bu durumda da ma durun derhal fesih hakkının bulundu unun kabul edilmesi gerekir. Bundan ba ka, Kanunu nun 24. maddesinin II. fıkrasına göre, ahlak ve iyiniyet kuralına uymayan haller ve benzeri sebeplerin olmasında, i çi i sözle mesini bildirim öneli vermeksizin derhal feshedebilir. Bu fıkrada sayılan sebeplerden birinin gerçekle mesi halinde sözle me derhal sona erdirilebilecektir. Ancak derhal feshe sebebiyet veren olayın ö renilmesinden itibaren 6 i günü, olayın vuku bulmasından itibaren ise 1 yıl içinde bu fesih 155
156 hakkının kullanılması gerekir ( K. m. 26/I). çi m.24/ii uyarınca i sözle mesini süresi içinde haklı nedenle feshetmesi sonucunda bir zarar u ramı sa, i verenden genel hükümlere göre bir tazminat talep edebilir ( K. m.26/ii). Kanunu nun 24. maddesinin II. fıkrasında, i verenin i çiye cinsel tacizde bulunması halinde (m.24/ii-b), i çinin di er bir i çi veya üçüncü ki iler tarafından i yerinde cinsel tacize u raması ve bu durumu i verene bildirmesine ra men gerekli önlemler alınmaması durumunda, ilgili i çinin i sözle mesini haklı nedenle derhal feshedebilece i düzenlenmi tir (m.24/ii-b). çinin i yerinde psikolojik tacize u raması ise Kanunu nun 24. maddesinin II. fıkrasında haklı nedenle feshe sebebiyet veren haller arasında sayılmamı tır. Öncelikle, i yerinde i verenin ya da di er çalı anların ma dura uyguladıkları psikolojik tacizin m.24//ii kapsamında bir haklı nedenle fesih sebebi olup olmadı ı sorusunun cevaplandırılması gerekir. Kanununun 24.maddesinin II. fıkrasında, fesih sebepleri sayıldıktan sonra ve benzeri haller de de fesih yapılabilece i belirtildi inden, ma dur i çi i sözle mesini mobbing nedeniyle derhal sona erdirebilecektir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nin tarihli kararında da, i yerinde psikolojik tacize u rayan i çinin i sözle mesini haklı nedenle derhal feshedebilece i sonucuna varılmı tır. Bu ba lamda, mobbing sadece i verenden de il, i çinin i ini yaparken ili ki içinde bulundu u bir ba ka ki iden de gelse ma dur i çinin i sözle mesini sona erdirme hakkına sahip oldu u kabul edilmelidir. Ancak, i çinin burada sözle mesini mobbing nedeniyle haklı olarak feshetti ini ispatlaması gerekir. 2. verenin ba vurabilece i hukuki imkânlar yerindeki ba ka çalı anlara kar ı psikolojik taciz eylemlerinde bulunan bir i çiye kar ı i verenin de elinde ba vurabilece i bazı imkânlar vardır. Bu imkânlar a a ıda açıklanmaktadır. a) Taciz edenin uyarılması Psikolojik tacizde bulunan ki iyi uyarmak, i hukukundaki en hafif cezalandırma aracıdır. Uyarıda, sözlü ya da yazılı olarak sözle meye aykırılık olu turan somut davranı belirtilir. Aynı zamanda da, i çinin i sözle mesinden do an yükümlülüklerine gelecekte uyması istenir. Bu tür bir uyarıda prensip olarak belirli bir ekle ya da özel bir süreye uyulması gerekmemektedir. Uyarıda bulunmak davranı lardan kaynaklanan fesihte bulunabilmenin de bir ön ko uludur. Uyarı a a ıdaki sonuçlara ula ılmasına hizmet eder: Psikolojik taciz olu turan eylemlerin i veren tarafından tespiti, 156
157 Çalı anlara sözle meden do an yükümlülüklerinin hatırlatılması, Çalı anların hatalı davranı larının devam etmesi halinde i ili kisinde do acak sonuçlar konusunda uyarmak. Uyarının geçerli olabilmesi için, mobbing yapan ef ya da di er çalı anların ciddi olarak ihtar edilmesi ve somut olarak tespit edilen taciz ve hakaret eklinin gelecekte bir daha yapılmaması emredilmelidir. Bu eylemlerin tekrarı halinde bunun i ili kisinin içeri i ve sonuçlarına etkisinin (nakil ya da fesih) uyarıda açıkça belirtilmesi gerekir. b) Taciz edenin i inin de i tirilmesi veren gözetim borcunun bir gere i olarak taciz eden i çi ile tacize u rayan i çinin i yerini, i ini veya çalı ma saatlerini de i tirmek gibi tedbirler alabilir. Ölçülülük lkesi gere ince fesihte bulunmadan önce ba ka bir i yerine nakil imkânının ara tırılması gerekir. E er taciz edenin davranı ı eski i yerindeki sadece belli bir ki iye yönelik ise, taciz edeni ba ka bir i yerine nakletmek i e yarayabilir. E er ilgili ki inin yeni i yerinde de taciz edici davranı larına devam etmesi ihtimali varsa, ba ka yere nakil tacizle mücadelede uygun bir disiplin aracı olmayacaktır. veren, taciz eden i çinin i ini üç yoldan de i tirebilir: sözle mesini kar ılıklı rıza ile de i tirebilir, i verenin yönetim hakkını kullanır ya da i veren de i iklik feshi yapar. Bu ihtimaller a a ıda sırasıyla ele alınacaktır. aa) Kar ılıklı rızayla Taraflar kar ılıklı anla arak i sözle mesini her zaman de i tirebilirler. Sözle me özgürlü ü ilkesi gere ince taraflar bir de i iklik anla ması ile i çinin i yerinin de i tirilmesini de kararla tırabilirler. Bu özellikle i verenin yönetim hakkına dayanarak i çinin i yerini de i tiremedi i durumlarda söz konusu olur. yerinde psikolojik taciz durumunda ise tacizcinin i yerinin de i tirilmesi için bu tür sözle melerin yapılması çok ender durumlarda söz konusu olur. Genelde, çatı ma durumunun ahsili inden kaynaklanan sebeplerle taciz edenin sözle meye uygun davranması mümkün olmamaktadır. Çünkü meydana gelen çatı ma durumu için taciz eden ki i ma duru suçlayacaktır; onun gözünde yanlı davranan kendisi de il ma durdur. Bu görü ünün sonucunda da taciz eden ki i kendisininkinin de il, ma durun i yerinin de i tirilmesi gerekti ini söyleyecektir. Yani taciz eden kendi i yerinin de i tirilmesini kabul etmeye, buna 157
158 onay vermeye istekli olmayacaktır. Tam tersine, i verene ma durun ba ka bir i yerine nakledilmesi için baskı yapacaktır. Ma dura i yerinin de i tirilmesi teklif edildi inde, o bunu taciz edenden hızlı ve kesin bir ekilde kaçı için bir fırsat olarak görüp bunu kullanmak isteyecektir. Sonuçta, i yeri de i ikli i teklifi haksız veya kendisi için uygun olmasa bile, ma dur bu teklifi kabul edecektir. Genel olarak denilebilir ki, ma dur açısından i yeri de i ikli i, i yerinde psikolojik tacize maruz kalmak kar ısında daha iyi bir alternatif olarak kabul edilmektedir. Frankfurt Mahkemesi nin bir kararında da, i verenin taciz ma duruna kar ı gözetim borcuna aykırı davranı ı ma duru ba ka bir i e vererek ya da i yerini de i tirerek engelleyebiliyorsa, çatı ma durumunu bu ekilde ortadan kaldırmanın i verenin daha yararına oldu u belirtilmi tir. bb) verenin yönetim hakkını kullanmasıyla yeri de i ikli i konusunda kar ılıklı anla ma sa lanamazsa, i verenin yönetim hakkına dayanarak tacizde bulunan i çiyi ba ka yere nakletmesi söz konusu olacaktır. verenin yönetim hakkından, i ili kisinden kaynaklanan talimat verme hakkı anla ılmaktadır. verenin yönetim hakkına dayanarak i çinin i yerini de i tirmesi, ancak i çinin yapaca ı i in i sözle mesinde ayrıntılı olarak belirlenmemi olması halinde mümkündür. Yapılacak i ne kadar ayrıntılı, kesin ve tam olarak belirlenmi se, i verenin talimatlarıyla i yeri de i ikli i de o oranda daha zor gerçekle ebilir. Böyle bir durumda da i yeri de i ikli i sadece Kanunu nun 22. maddesine göre De i iklik Feshi (Änderungskündigung) yapılarak gerçekle tirilebilir. cc) De i iklik feshi yoluyla verenin yönetim hakkına dayanarak taciz edenin i yerini de i tirmesi mümkün de ilse ya da tacizde bulunan i çi ba ka i yerine nakle rıza göstermiyorsa son çare olarak de i iklik feshi ile aynı sonuca ula ılabilir. Alman hukukunda düzenlenmi olan De i iklik Feshi (Änderungskündigung) ile Türk Hukukundaki De i iklik Feshi arasında farklılık bulunmaktadır. Türk hukukunda, Kanunu nun 22. maddesinin 1. fıkrasına göre, i veren çalı ma ko ullarında esaslı bir de i ikli i ancak durumu i çiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Yazılı ekilde yapılmayan ve i çi tarafından altı i günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen de i iklikler i çiyi ba lamaz. çi de i iklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, i veren de i ikli in geçerli bir nedene dayandı ını veya fesih için ba ka bir geçerli nedenin bulundu unu yazılı olarak açıklamak ve 158
159 bildirim süresine uymak suretiyle i sözle mesini feshedebilir. çinin bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkı bulunmaktadır. Alman Hukukundaki de i iklik feshinde, i ili kisinin de i en artlarla devamı teklifini içeren i sözle mesinin feshi söz konusudur (Feshe Kar ı Koruma Yasası FKKY, m.2, cümle 1). Bu iki a amalı bir ekilde olabilir: sözle mesinin devamı teklifiyle birlikte artsız bir fesih ve i çi teklif edilen sözle me de i ikli ini kabul etmezse artlı fesih. Bundan ba ka, somut ko ullara ba lı olarak ola an ya da ola anüstü de i iklik feshi de yapılabilir. Ola anüstü de i iklik feshi, ola an fesih imkanı toplu i sözle melerindeki düzenlemeler nedeniyle mümkün de ilse söz konusu olur. Ancak, i artlarında de i iklik yapmak mutlaka gerekliyse, yeni i artları i çi açısından yerine getirilebilir nitelikteyse ve de i iklik teklifi hakkaniyete uygunsa ola anüstü de i iklik feshi caizdir. veren de i iklik feshinde bulundu unda, bunu kabul edip etmemek i çinin iradesine ba lıdır. E er kabul ederse artık yeni sözle me ko ulları geçerli olur; reddederse, i ili kisi feshi ihbar önelinin dolmasıyla sona erer. Süresiz (derhal) de i iklik feshinde, de i iklik teklifinin reddedilmesi ile birlikte i ili kisi hemen sona erer. E er i çi de i iklik teklifini ihtirazı kayıt altında (Annahme unter Vorbehalt) kabul ederse, Feshe Kar ı Koruma Yasası (Kündigungsschutzgesetz) i ili kisinde uygulama alanı bulur (FKKY, m.1, f.1, m.23, f.1). Bu durumda i çi, i ili kisinin sosyal açıdan haklı olup olmadı ının tespiti için yetkili Mahkemesi nde dava açar (FKKY m. 4, cümle 2). htirazı kayıt feshi ihbar süresi içinde, en geç fesih beyanının ula masından itibaren 3 hafta içinde bildirilmelidir. Türk hukukundaki de i iklik feshinde ise i çinin de i iklik teklifini ihtirazi kayıt altında kabul etme imkanının düzenlenmemi olması büyük bir eksikliktir. Bir i çinin yaptı ı taciz eylemlerinden ve bununla ba lantılı olarak da i sözle mesinden do an yükümlülüklerine aykırılıktan dolayı yaptırıma tabi tutulması i verenin bu yönde bir eylemde bulunmasına ba lıdır. Genel olarak söylenebilir ki, i verenler kendini daha az savunabilecek olanlara ve daha kolay vazgeçilebilir olana yaptırım uygulamaya e ilimlidirler. Bunun sonucunda da ma durun taciz edene göre de i iklik feshi ile kar ı kar ıya kalma olasılı ı daha yüksektir. Ma dur da, bu de i iklik feshini haksız bulsa bile, taciz eylemlerinin sona erece ini umdu u için bunu kabul edecektir. 159
160 c) Taciz edenin i sözle mesinin feshedilmesi En son çare olarak, tacizde bulunan i çinin i sözle mesinin i veren tarafından feshedilmesi yoluna gidilebilir. Psikolojik taciz olayına birden çok i çinin katıldı ı göz önünde tutuldu unda tacizde bulunan i çinin i ten çıkarılması pratik bir çözüm sa lamayacaktır. veren zaten huzur bozucu olarak damgalanmı olan ve genellikle de hastalık nedeniyle birkaç gün devamsızlı ı olan çalı anından kurtulmayı tercih edecektir. ili kisini sona erdirmek de i iklik feshinde taciz edenin iste ine ba lıyken, normal fesihte böyle bir karar alma imkânına sahip de ildir. Taciz edenin i sözle mesi iki ekilde sona erdirilebilir: Süreli fesih ve süresiz fesih. Süreli fesihte ihbar önellerine uyulması gerekirken ( Kanunu m. 17, m.18), süresiz fesihte i sözle mesi derhal sona ermektedir ( Kanunu m.25). aa) Ola an fesih (süreli fesih) Süreli fesihte i veren Kanunu nun 17. maddesinde belirtilen ihbar önellerine uyarak tacizcinin i sözle mesini feshedebilir. E er i veren ihbar önellerine uymazsa, ihbar süresine ili kin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. veren tacizci i çinin i sözle mesini önel süresine ait ücretini pe in vermek suretiyle de feshedebilir (. K. m. 17/5). bb) Geçerli nedenle fesih yerinde psikolojik taciz eylemleri, taciz edenin i sözle mesinden kaynaklanan yükümlülüklerine aykırılık gibi bazı davranı larına dayanmakta oldu undan, ilk olarak davranı lardan kaynaklanan fesih akla gelmektedir. Bunun için de i verenin i çi çıkarmayı istemesi, bunda i letmenin yararının olması ve taciz edenin davranı ının objektif olarak bir fesih nedeni olu turması gerekir. Kanunu nun 18. maddesine göre, Otuz veya daha fazla i çi çalı tıran i yerlerinde en az altı aylık kıdemi olan i çinin belirsiz süreli i sözle mesini fesheden i veren, i çinin yeterlili inden veya davranı larından ya da i letmenin, i yerinin veya i in gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (f.1). Bir i çinin di er çalı anlara kar ı psikolojik tacizde bulunması genellikle i çinin davranı larından kaynaklanan nedenlere ba lı feshe sebebiyet verir. Alman hukukunda somut olayın özelli ine ba lı olarak a a ıdaki durumların davranı lardan kaynaklanan sebeplerle feshi haklı kıldıkları genel olarak kabul edilmektedir: Karalamak, dedikodu yapmak, çalı ma arkada larını gammazlamak, 160
161 verenin, i vereni temsil eden di er ki ilerin (örn. veren vekili) ve di er çalı anların hakaretleri, Yabancı dü manlı ı, di er çalı anlara kar ı ayrımcı davranı lar, hakaret, çalı anlar arasındaki sözlü ve fiziksel kavgalar gibi i yerinde çalı ma barı ını bozan davranı lar, Cinsel taciz, sözle mesinden do an yükümlülüklere aykırılık olu turan cezalandırılabilir bir fiil i lemek, verene ya da i vereni temsil eden di er ki ilere ve çalı anlara kar ı kuvvet kullanmak. Bu tür davranı larda bulunan çalı anların i sözle mesinin feshedilmesi için i verene di er çalı anlar tarafından talep gelmekte oldu u durumlar gözlemlenmektedir. hayatında ise taciz eden çok ender olarak çalı anların i verene baskı uygulamasında hedef olabilir. Bu özellikle taciz edenin di er çalı anların sempati ya da pasif davranı ına güvenebildi i durumlarda söz konusu olur. Ancak ma dur için biraz farklı bir durum söz konusudur. Taciz ne kadar uzun sürerse, ma dur o kadar i yerinde ya da çalı tı ı bölümde tecrit edilir ve dı lanır. Bu da, taciz edenin de il, ma durun bir baskı durumuyla kar ı kar ıya kalması sonucunu do urur. Yani, taciz durumunun süresine ba lı olarak ma durun baskı feshinin hedefi haline gelmesi riski do ar. Taciz durumu ne kadar uzun sürerse o kadar büyük bir olasılıkla ma dur baskı feshinin hedefi olacaktır. Ma dura kar ı dü manca davranı lar, i yerinde gittikçe artan tecrit edilme, dı lanma ve taciz durumunun ahsili i böyle bir sonucun do aca ının açık bir göstergesidir. Feshe kar ı koruma hukukunda geçerli olan ölçülülük ilkesine göre, fesih güdülen amaca uygun, gerekli ve ölçülü olmak zorundadır. çinin i ili kisinin sürmesindeki menfaati ile i verenin i sözle mesinin sona ermesindeki menfaatinin iyi dengelenmesi gerekir. E er i ili kisinin ba ka bir i yerinde devamı mümkünse ve i verenden bu i çiyi ba ka bir bölüme nakletmesi de beklenebiliyorsa, davranı lardan kaynaklanan nedenlerle fesih artık ölçülü de ildir. Davranı lardan kaynaklanan fesihle ilgili bu özellikler gösteriyor ki, e er önceden tacizden dolayı bir uyarı almamı sa, taciz edenin davranı lardan kaynaklanan bir fesihten korkması için bir durum söz konusu de ildir. cc) Derhal fesih (süresiz fesih) Sözle menin ihlali somut olayın özelli ine göre çok a ır bir derecede ise ve tarafların çıkarları kar ıla tırıldı ında bir taraf için ihbar önelinin sonuna kadar i ili kisinin devamı beklenemiyorsa Kanunu nun 25. maddesine göre i veren derhal (süresiz) fesih yapılabilir. 161
162 Ancak, K. m.25/ii ye i verenin feshe sebebiyet veren olayı ö rendi i tarihten itibaren ba layarak 6 i günü içinde bu fesih beyanında bulunması gerekir ( Kanunu, m.26/i). 4. sözle mesinin sona erdirilmesinin sonuçları sözle mesinin feshedilmesi ya da iki tarafın da anla arak ikâle sözle mesi ba ıtlanmasıyla i ili kisinin sona erdirilmesi psikolojik tacize u rayan i çinin i ini kaybetmesi sonucunu do urur. E er i çi hemen ba ka bir i verenin yanında yeni bir i bulamazsa Bulma Kurumu na ba vurmalıdır. çi di er ko ulları yerine getirdi i takdirde i sizlik parası talep edebilecektir. ili kisi sona erince i çi psikolojik tacizden kurtulmu olur ama yeni bir i yeri bulmak da o kadar kolay olmayacaktır. yerinde psikolojik tacize u rayan ve i güvencesi kapsamında olan i çinin sözle mesi feshedilmi se, bu i çi feshin geçersiz oldu unu dü ünüyorsa, i e iade davası açarak feshin geçersizli inin tespiti ve i e iadesini talep edebilir. E er i çi, i yerinde u radı ı psikolojik taciz nedeniyle sözle mesini haklı nedenle kendisini feshetmi se, kıdem tazminatı talep edebilecektir. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nin tarihli kararında mobbing nedeniyle sözle mesini fesheden i çinin kıdem tazminatın hak kazanaca ına karar vermi tir. 5. spat Türk i hukukunda mobbingle ilgili düzenleme eksik oldu undan ispat yükü ile ilgili herhangi bir hüküm de yoktur. Mesela Belçika da i çinin korunmasıyla ilgili temel esaslar yasal düzenlemeye kavu turulmu tur. çi psikolojik tacize u radı ında bunu ispat etmek zorunda olmayıp, ikayet edilen tarafın yasalar tarafından yasaklanmı bir eylem veya davranı ta bulunmadı ını ispatlaması germektedir. Bu prensip i çiye gerçek bir koruma sa lamaktadır. Mobbing ve sa lıkta meydana gelen zararlar arasındaki illiyet ba ını i çinin ispatlaması gerekir. Bunun ispatı da kolay de ildir. çiler arasında mobbinge görgü tanı ı olmu bulunanları bulmak zordur. Kural olarak tanıklar i lerini kaybetmekten korkarlar, failin tepkisinden çekinirler. Fransa hukukunda oldu u gibi tanıklık eden ki ileri cezalandırılmaktan ve i ten çıkarılmaktan koruyan özel bir düzenlemenin yapılması Türk Hukukunda olması gereken hukuk (de lege ferenda) açısından önemlidir. Fransız Kodu nda ispat hakkında da bir düzenleme getirilerek manevi tacizin varlı ını ispat açısından geleneksel kuraldan farklı bir esasa yer verilmi tir. (Art. L ). 162
163 Buna göre, psikolojik tacize maruz kalan bir kimsenin yalnızca psikolojik tacizin varlı ına karine olu turabilecek objektif olguların varlı ını ispatlaması yeterli görülmü, davalı (taciz eden) ise uygulamalarının objektif ve hukuk çerçevesinde oldu unu, psikolojik taciz te kil etmedi ini ispatlamakla yükümlü tutulmu tur. IV. TÜRK YE DE MOBB NG DAVALARI Türkiye deki kesinle mi davalar incelendi inde Türk Mahkemeleri nin de mobbing olgusunun farkına vardıkları görülmektedir. Bu konuda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nin kesinle mi üç kararı bulunmaktadır. 1. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nin tarihli (E.2007/9154 ve K.2008/13307 sayılı) Kararı Ankara 8. Mahkemesi nin tarihli (E.2006/19, K.2006/625 sayılı) Kararında, i yerinde psikolojik taciz (mobbing) olgusu bir yargı kararında ilk defa ifade edilmi ve hukuki sonuçları de erlendirilmi tir. Somut olayda, amir konumundaki ki i haksız olarak, ma durdan 1,5 yıl içinde 5 defa yazılı savunma istemi, ma dur bir kere uyarı, bir kere da kınama cezası almı, daha sonra ise sunulan delillerden cezaların haksız oldu u anla ılmı tır. Ancak ya anan olaylar neticesinde ma dur manevi olarak yıpranmı ve psikolojik sa lı ı bozulmu, psikolojik rahatsızlı ından dolayı 5 gün rapor alıp ilaç tedavisi uygulamaya ba lamı tır. Bu Kararda, i verenin i çiyi gözetme yükümlülü ünün, i çinin ki ili ine saygı gösterme ve i çinin ki ili ini koruma borcunu da içerdi ine dikkat çekilmi tir. Bu olaydan yola çıkılarak, Türk hukukundaki davalara konu olan mobbing vakalarında, Amir konumundaki ki inin ma duru nedensiz yere i ini yapmamakla suçlaması, Ma durun yetersiz olarak de erlendirilip a a ılanması, En basit olaylarda dahi yazılı savunma istenerek taciz edilmesi, verenin ahsi nedenlerle birlikte çalı mak istemedi i i çiyi psikolojik olarak yıpratıp onu i ten ayrılmaya zorlamasının söz konusu oldu unu söylemek mümkündür. Bu Kararda, yukarıda zikredilen durumların i hayatında yaygın uygulanan bir taktik oldu u ve bunların duygusal taciz niteli inde oldu u belirtilmi tir. Söz konusu davada, ma durun mobbing nedeniyle u radı ı manevi yıpranma için 5000 YTL manevi tazminat talebinde 163
164 bulunulmu, ilk derece mahkemesi ise ma dura 1000 YTL manevi tazminat verilmesi ile uyarı ve kınama cezalarının iptaline hükmetmi tir. yerinde psikolojik tacizin varlı ını ilk kez tespit eden Ankara 8. Mahkemesi nin bu kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nin tarihli (E.2007/9154 ve K.2008/13307 sayılı) Kararı ile de onanmı ve kesinle mi tir. 2. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nin tarihli, (E. 2006/32353, K.2006/18337 sayılı) Kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nin tarihli, (E. 2006/32353, K.2006/18337 sayılı) ba ka bir Kararında, mobbing olgusunun psikolojik taciz olarak bir kez daha ifade edildi ini görmekteyiz. Kararda, davacının sendika i yeri temsilcisi olarak göreviyle ilgili giri imlerde bulundu u, i vereni, Bölge Çalı ma Müdürlü üne ikâyet etti i, bunun üzerine i yeri de i tirilip psikolojik tacize u radı ı anla ılmaktadır. denilerek, i sözle mesi haksız olarak feshedilen i çiye ilk derece mahkemesinin sadece kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesine karar veren kararını, Yargıtay i çi için kötüniyet tazminatına da hükmedilmesi gerekti i gerekçesiyle bozmu tur. 3. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nin tarihli, (E.2008/3122, K.2008/4922 sayılı) kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi nin tarihli, (E.2008/3122, K.2008/4922 sayılı) kararında, yerinde psikolojik taciz (mobbing) ça da hukukun son zamanlarda mahkeme kararlarında ve ö retide dile getirdi i bir hukuki kurum oldu u belirtilerek, ispat konusunda çinin anlattı ı mobbing te kil eden olayların tutarlılık te kil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Ki ilik hakları ve sa lı ın a ır saldırıya u raması mobbingin varlı ının tartı masız kabulünü do urur. denmektedir. Karar konu olan somut olayda davacının dövülmesi sonucu aldı ı rapor sonrasında i e geldi inde huzursuz edildi ini, bu durumu davacı tanı ı ve olayların tipik akı ının gösterdi ini, i çinin psikolojik taciz sonucu istifa etti ini, bu konuda yeterli emare bulundu unu ve kıdem tazminatı almaya hak kazandı ı sonucuna varmı tır. Bu kararda böylelikle i çinin i yerinde psikolojik tacize u raması durumunda sözle mesini haklı nedenle derhal feshetme hakkına sahip oldu u ilk defa kabul edilmi tir. Yukarıda söz edilen üç Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı dı ında, görülebildi i kadarıyla, i yerinde psikolojik taciz (mobbing) konusunda henüz yayınlanmı ba ka bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır. Ancak, i yerlerindeki psikolojik taciz olaylarını duygusal taciz ya da psikolojik taciz olarak nitelendirip bu olguya dikkat çeken bu üç Karardan sonra, 164
165 bu türdeki davaların sayısının artaca ı kanaatindeyiz. Zira psikolojik tacizin, i çiyi i sözle mesini feshe zorlamak için çalı ma hayatında yaygın uygulanan bir taktik oldu u gerçe i, psikolojik taciz olaylarının sıklı ı ve ma durlarının sayısının çoklu u bu sonucu kaçınılmaz kılmaktadır. KAYNAKLAR Akgeyik, Tekin/ Güngör, Meltem/U en, elale/omay, Umut: yerinde Psikolojik Taciz Fenomeni: Uluslararası Deneyimler ve Perspektifler, Sosyal Siyaset Konferansları 53. Kitap, Prof. Dr. Ha met BA AR a Arma an Özel Sayısı, stanbul 2007, s Bayram, Fuat: Türk Hukuku Açısından yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), Legal SGHD 2007 Sayı: 14, s.553 vd. Bayram, Fuat: yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), Legal YK, 2007/3, s Benecke, Martina: Mobbing, Arbeits- und Haftungsrecht, Verlag C.H. Beck, München Bozbel, Sava /Palaz, Serap: yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Hukuki Sonuçları, T SK Akademi, 2007/I, s Brinkmann, Ralf: Mobbing, Bullying, Bossing, Heidelberg Çelebi, Özgün: li kisinde Manevi Taciz, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Erden Kontalp e Arma an, C. I, stanbul 2004, s Däubler, Wolfgang: Mobbing und Arbeitsrecht, Betriebs-Berater 1995, s Däubler, Wolfgang: Arbeitsrecht 2: Leitfaden für Arbeitnehmer; 12. Aufl., Reinbek bei Hamburg, Ergin, Hediye: Almanya da Genel E it Davranma Yasası nın Hukukuna li kin Hükümleri, Legal SGHD, 2007/14, s Eser, Axel/Wolmerath, Martin: Mobbing, Der Ratgeber für Betroffene und ihre Interessenvertretung, 6. Aufl., Bund-Verlag, Frankfurt am Main Gralka, Peer: Mobbing und Arbeitsrecht, Betriebs-Berater 1995, s Gruber, Joachim: Das französische Gesetz gegen mobbing, RdA 2002, s
166 Grunewald, Benno: Mobbing- arbeitsrechtliche Aspekte eines neuen Phänomens, NZA 1993, Güzel, Ali/Ertan, Emre: yerinde Psikolojik Tacize (Mobbinge) Hukuksal Bakı : Avrupa Hukuku ve Kar ıla tırmalı Hukuk, Legal SGHD 2007/14, s Güzel, Ali/Ertan, Emre: AB Hukuku ve Kar ıla tırmalı Hukukta Psikolojik Taciz, Galatasaray Üniversitesi ve stanbul Barosu ve Sosyal Güvenlik Hukuk 11. Toplantısı, stanbul 2008, s Güzel, Ali/Ertan, Emre: yerinde Sendika Temsilcisine Yönelik Psikolojik Taciz ve Kötüniyet Tazminatı, Çalı ma ve Toplum Dergisi, 2008/1, Sayı:16, s Kılıço lu, Mustafa/ enocak, Kemal: Kanunu erhi, Cilt:2, 2. Bası, stanbul Kittner, Michael/Däubler, Wolfgang/Zwanziger, Bertram: Kündigungsschutzrecht, Kommentar für die Praxis zu Kündigungen und anderen Formen der Beendigung des Arbeitsverhältnisses, 6. Aufl., Frankfurt am Main, Kollmer, Norbert: Mobbing im Arbeitsverhältnis, 3. Aufl., C.F. Müler Verlag, Heidelberg KR, Gemeinschaftskommentar zum Kündigungsschutzgesetz und zu sonstigen kündigungsschutzrechtlichen Vorschriften, 7. Aufl., München 2004 (KR-Etzel, 1 KSchG). Laçiner, Hediye: Die Änderung von Arbeitsbedingungen im türkischen und- deutschen Arbeitsrecht, Eine rechtsvergleichende und kritische Betrachtung der Anpassung von Arbeitsbedingungen an veränderte Umstände, insbesondere in wirtschaftlichen Krisenzeiten, Diss. Passau, Hamburg: Verlag Dr. Kovac, Leymann, Heinz: Mobbing, Psychoterror am Arbeitsplatz und wie man sich dagegen wehren kann; Reinbek bei Hamburg, Meschkutat, Bärbel/Stackelbeck, Martina/Langenhoff, Georg: Der Mobbing-Report, Eine Repräsentativstudie für die Bundesrepublik Deutschland, Wirtschaftsverlag NW, Dortmund/Berlin Nollert-Borasio, Christiane/Perreng, Martina: Allgemeines Gleichbehandlungsgesetz; 1. Aufl., Frankfurt am Main,
167 Rehbinder, Manfred/Krausz, Alexander: Psychoterror am Arbeitsplatz, Mobbing und Bossing und das Arbeitsrecht, ArbR: Mitteilungen des Instituts für Schweizerisches Arbeitsrecht, 1996, s Richardi, Reinhard: Betriebsverfassungsgesetz mit Wahlordnung, 8. Aufl., München Sava, Fatma Burcu: yerinde Manevi Taciz, Beta Yayıncılık, stanbul Schaub, Günter: Arbeitsrecht- Handbuch, 13. Aufl., München Soyer, Polat: çiyi Bireysel Fesihlere Kar ı Koruyan Yasal Düzenlemelerin Genel Çerçevesi ve Yargıtay Kararları I ı ında Uygulama Sorunları, Legal Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku 2005 Yılı Toplantısı, Güvencesi Kurumu ve e ade Davaları, stanbul 2005, s Stahlhacke, Eugen/Preis, Ulrich/Vossen, Reinhard: Kündigung und Kündigungsschutz im Arbeitsverhältnis, 9. Aufl., München Tınaz, Pınar: yerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), 2. Bası, stanbul Tınaz, Pınar/Bayram, Fuat/Ergin, Hediye: Çalı ma Psikolojisi ve Hukuki Boyutlarıyla yerinde Psikolojik Taciz (mobbing), 1. Bası, stanbul Wolmerath, Martin: Mobbing im Betrieb. Rechtsansprüche und deren Durchsetzbarkeit; Baden- Baden Wolmerath, Martin: Mobbing, Rechtshandbuch für die Praxis, 3. Aufl., Nomos Verlag, Baden- Baden 2007 (Mobbing). Zöllner, Wolfgang/Loritz, Karl-Georg/Hergenröder, Curt-Wolfgang: Arbeitsrecht, 6. Aufl., C.H.Beck Verlag, München
168 B L M KADINLARINA YAPILAN AYRIMCILI IN NEDENLER Didem Güler Yasemin Bodur Toros Üniversitesi Yüksek Lisan Ö rencisi Özet: Kadınların bir ülkenin bilim alanında katkı sa layacak kapasiteleri bulunmaktadır. Bilim politikalarına yön veren yetkililerde kadın-erkek e itli i olmaması nedeniyle yetersizlik bulunmaktadır. Bu makale, yönetim ve karar alma mekanizmalarında temsil edilmemelerinden dolayı kadınların i e alınma, yayınlama ve finansman sa lamakta ayrımcılık ile kar ıla tıklarını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Ayrımcılık, Bilim kadınları, karar almak, üniversite, Türkiye Cinsiyet ve etnik kökene dayalı ayrımcılık, bir ülkenin yetenekli ve ba arılı ara tırmacılarından faydalanamamasına neden olur. Chesler in (2010) bu konuda unu belirtmi tir: Ara tırmalarımıza göre yazarının kadın oldu u söylenen özgeçmi ler ve makaleler hem erkek, hem de kadın ele tirmenler tarafından daha dü ük seviyede de erlendirilmi tir; aynı zamanda doktora sonrası görev verilmesi için kadınların erkeklerden çok daha fazla yayın yapması gerekti i ortaya çıkmı tır (sayfa 1933). Bilim kadınlarına kar ı yapılan ayrımcılık, akademik çevrelerde fon ayrılması, i edinme, makale yayınlama ve genel ara tırma yönlendirme gibi birçok alanda görülmektedir (Lortie, 2007). Ayrımcılı ın süregelen etkileri vardır ; çe itli alanlarda, hayat boyu, hatta 168
169 nesiller boyu etkileri olan dinamik bir süreç olarak görülmelidir. Yapılan ara tırmalar göre, geçmi te uygulan ayrımcılık gelecekteki davranı ları etkileyebilir ve gelecekte yapılabilecek ayrımcılı ı arttırarak kümülatif etkide bulunabilir. Gerçekten de, davranı lar hayat boyu geçerlili ini koruyabilir. Yeteneklere kar ı elde edilen getirilerin daha dü ük olmasını bekleyen insanlar ayrımcılık ihtimali ile, yetenek kazanımı için daha az yatırım yapabilirler. Daha az yatırım ayrımcılı ın devamını neden olur. Fırsatları sınırlar ve emek pazarında e itsiziigin devamına neden olur (Blank, Dabady, & Citro, 2004). Bu durumda ayrımcılı ın kümülatif etkisi zamanla daha da fazlala ır. Dü ük miktarda ayrımcılık bile kadınların yetenek kazanımı için yatırım yapmasını engelleyerek büyük etkide bulunabilir (Blau, Ferber, & Winkler, 1998). Ayrımcılık ile kar ı kar ıya gelebilme ihtimali kadınların üniversite dı ında i aramaya yönlendirebilir (Hill, Corbett, & Rose, 2010). Örne in, bir kadın post-doktora ba vuru sahibinin bir erkek ba vuru sahibi kadar verimli görülmesi için prestijli bir bilim dergisinde en az üç makale veya daha az bilinen bilim dergisinde yirmi makale daha fazla yayınlaması gerekmektedir. Ayrımcılı ın a amaları Bilim kadınlarına kar ı uygulanan ayrımcılı ın varlı ını gösterebilmek için ayrımcılı ın nasıl yapıldı ının ve nasıl maruz kalındı ının ara tırılması gerekir. Hangi a amada ayrımcılık bulundu unun belirlenmesi önemlidir. Bu a amalar, ara tırmacılara ayrımcılı ı tespit edebilmek ve analiz yapmasına yardımcı olabilir. Aynı zamanda cinsiyet ayrımcılı ını azaltmak için strateji geli tirmeye yardımcı olabilir. Ayrımcılık ve ayrımcılı a yol açan üç a amayı tartı aca ız. 1) Ba vuru a aması : Bu a amada önyargılı uygulamalar ciddi sonuçlar do urabilir. Ba vuru a amasını de erlendiren kurulların olu umunda cinsiyet e itli ine dikkate alınması gerekir. Bu kurullarda genelde erkek oranı kadınlardan daha fazladır (Moore & Sagaria, 1993) çünkü kadınlar genelde daha alt kademelerde çalı makta(harper, Baldwin, Gansneder ve Chronister, 2001; Leslie, 1998). 2) lerleme a aması :Ayrımcılık olunca e it yetenek ve ba arının e itsiz ekilde de erlendirilmesidir. Fakültelerdeki, kaynak da ıtımı, maa, yüksek lisans ö renci deste i, ödül da ıtımı ve di er takdir çe itleri konularında cinsiyet ayrımı yapılmaktadır (Park, 2000, Callister, 2006). 3) Yönetim a aması : Bilim kadınları ile erkek meslekta ları arasındaki ili kiler ataerkil kültür bariyerleri nedeniyle kısıtlı oldu u için, bilim kadınları sosyal ili kilerinde ikinci 169
170 plana itilmektedir(bal, 2005). Üst yönetim geçmek isteyen kadınlar bu sosyal ili kinin dı ında kaldı ı için güçler dengesinde yer alamamaktadır. Dünya genelinde yüksek lisans veya doktora yapan kadınların oranı, toplam oranın %44 ünü olu turmaktadır(oecd, 2004). Türkiye de asistan profesörlerin %31 i, doçentlerin %32 si, profesörlerin %27 si bilim kadınlarıdır. Türkiye, %27 kadın profesör oranı ile geli mi ülkelerdeki kadın profesör oranına göre daha fazladır. Kadınlar, her üç a amada akademik alanda e itlik için mücadele etmektedir. Ancak, Türkiye deki üniversitelerde tepe yöneticilerin sadece %8 i kadındır (bknz. Tablo 1). Belirli bir sosyal veya ekonomik alanda kadınlara kar ı yapılan ayrımcılı ın varlı ı ve toplam etkisini anlayabilmek için, ayrımcılı ın nasıl yapıldı ının ara tırılması gerekir. Kadınlara uygulanan ayrımcılı ın önlenmesi için tepe yönetim yer almaları gerekir çünkü tepe yönetim örgüt politikasını yapar. Tablo 1: Türkiye de üniversitelerde ve YÖK tepe yönetimdeki yöneticilerin cinsiyete da ılımı (2012) Cinsiyet YÖK Rektör Dekan Kadın %4 %8.2 %20.1 Erkek % 96 %91.8 %79.9 Bilim kadınları üniversitelerde kendilerinin izole olduklarını hissetmektedir. Aynı zamanda kendilerini erkek meslekta larına göre yönetim de daha az söz sahibi olduklarını ileri sürmektedir (Aisenberg ve Harrington, 1988). Bu gerçekleri göz önüne alarak, bilim kadınlarının neden en üst yönetim seviyelerine gelmediklerini tanımlamamız gerekir ile 2011 yılları arasında Türkiye de üniversitelerdeki bilim kadınlarının durumuyla ilgili 120 makale inceledik. Ara tırmamıza göre ço u yazar Türkiye deki üniversitelerde cinsiyet ayrımcılı ının olmadı ını belirtmi tir. Oysa ki profesörlerin sadece %27 si kadın ve tepe yönetim deki yöneticilerin sadece %8 i kadındır. Çok az kadın kadını halen sadece erkeklerden olu an tepe yönetim de görev alabilmektedir. Tablo 1 in belirtti i üzere Yüksek Ö renim Kurumunda yöneticilerin sadece %4 ü kadındır. Bilim politikalarına yön veren YÖK yönetiminde bu cinsiyet ayrımcılı ı kadının bilimsel yönden ilerlemesine engel te kil etmektedir. 170
171 Ayrıca Türkiye de kadın ve erkek bilim insanlarının maa ları, ofisleri, ara tırma kaynakları karsıla tırılmasına yönelik yeterli ara tırma bulunmamaktadır. Bu faktörler bilim insanın ilerlemesinde çok önemlidir. KAYNAKLAR Allport, G. (1954) The Nature of Prejudice. Reading, MA: Addison-Wesley. Aisenberg, N., and Harrington, M. (1988). Women of Academe: Outsiders in the Sacred Grove, Amherst, The University of Massachusetts Press. Bal, V (2005) Women scientists in India: Nowhere near the glass ceiling, Current Science, 88, 6, Blank R.M, Dabady, M.& Citro, C.F (2004) Measuring Racial Discrimination Panel on Methods for Assessing Discrimination, the National Academies Press ( 14/11/2011) Blau, F.D., M.A. Ferber, and A.E. Winkler(1998) The Economics of Women, Men, and Work. Upper Saddle River, NJ: Prentice-Hall. Callister, R.R, (2006). The impact of gender and department climate on job satisfaction and intentions to quit for faculty in science and engineering fields. Journal of Technology Transfer 31: Chesler NC, Barabino G, Bhatia SN, Richards-Kortum R (2010) The pipeline still leaks and more than you think: a status report on gender diversity in biomedical engineering. Ann Biomed Eng 38: Harper, E. P., Baldwin, R. G., Gansneder, B. G., and Chronister, J. L. (2001). Full-time women faculty off the tenure track: Profile and practice. Review of Higher Education 24(3): Hill C, Corbett C, St. Rose A (2010) Why So Few? Women in Science, Technology, Engineering, and Mathematics (Amer Assoc Univ Women, Washington, DC). 171
172 Lortie CJ, et al. (2007) Publication bias and merit in ecology. Oikos 116: King, J. E. (1990): Labour Economics, 2nd Edition, Macmillan, London Massachusetts Institute of Technology (2002). Reports of the Committees on the Status of Women Faculty (web.mit.edu/faculty/reports, acceses 11, 10, 2011) Moore, K. M., and Sagaria, M. A. (1993). The situation of women in research universi-ties in the United States: Within the inner circles of academic power. In Glazer, J. S., Bensimon, E. M., and. Townsend, B. K. (eds.), Women in Higher Education: A Femi-nist's Perspective, Ginn Press, Needham Heights, MA, pp NAS Committee on Science, Engineering, and Public Policy (2006) Beyond Bias and Barriers: Fulfilling the Potential of Women in Academic Science and Engineering (Natl Acad Press, Washington, DC). Park, S. M. (2000). Research, teaching, and service: Why shouldn't women's work count? In Ropers-Huilman, B. (ed.), Women in Higher Education:A FeministP erspec-tive (2nd Ed.), Pearson Custom Publishing, Boston, pp Sa lamer G. (2009) Women academics in science and technology with special reference to Turkey, Women status in the Mediterranean: their Rights and Sustainable Development. 172
173 ÖRNEK OLAYLAR 173
174 YER NDE DUYGUSAL DDET VE AKADEM K MOBB NG Yrd Doç. Dr. Lütfiye Bozdag Kemerburgaz Üniversitesi Yıl 2007, yıllık iznimin ilk günü, bir gün bir telefon ile i siz oldu umu ö rendim. Üniversite yönetimi sözle memi yenilememi ve üniversiteden ili i imi kesmi ti. nanamadım. Böyle bir ey mümkün olamazdı. Çünkü sözle me için gerekli tüm kriterleri yerine getirmi, bir dosya hazırlamı ve dosyam ile ilgili jüri raporları da olumlu gelmi ti. Bunda bir yanlı lık olmalı diye dü ündüm. Ancak rektörlük, kararı tebli edilince do ru oldu unu gördüm. Akademiden atılmamla ilgili gerekçeler tebli edilen yazıda öyle ifade ediliyordu: dekanlı ın olumsuz görü leri ve Fakülte Yönetim Kurulu kararı gere ince. Dekanın olumsuz görü leri ne olabilirdi? Fakülte yönetim kurulu neye göre bu kararı aldı? Hiçbir açıklama yok. lk kez insanın ba ına gelince böyle eyler bir a kınlık ve oke durumu ya ıyor. Sonra akademik mevzuatı daha iyi bilen, hukuksal süreçlerden haberdar arkada lar imdadıma yeti ti. Bilgi isteme kanunundan yararlanarak dilekçe vermemi ve konuya ili kin tüm evrakları, belgeleri talep etmemi söylediler ve 15 gün sonra ö rendim ki dekanın hakkımda pek çok olumsuz görü ü ve suçlaması varmı, ancak hakkımda açılan bir soru turma, bir ikâyet yok. Yedi üyesi olan Fakülte Yönetim Kurulu dört üye ile toplanmı ve iki üye olumlu, iki üye de olumsuz görü bildirmi ve dekanın olumsuz görü leri de eklenerek rektörlü e gönderilmi, rektörlük de bunun üzerine akademiden ili i imi kesen i lemi tesis etmi. Mu la idare mahkemesine yürütmeyi durdurma talebi ile ba vuruda bulundum. Böylece hukuk mücadelem ba lamı oldu. 174
175 Neden üniversitelerde mobbing uygulanıyor? Sorusunun cevabı açık. Demokrasinin oturmadı ı bir ülkede YÖK ile zaptı rap altına alınmak istenen bilim ve e itim kurumunun ba ına getirilen yöneticinin sınırsıza yakın yetkilerle donatılması, yetki mericinde tek erk olması konuyu özetlemeye yetiyor. YÖK mevzuatına göre yapılanan üniversitelere, idari, akademik ve mali konularda neredeyse sınırsıza yakın yetkilerle donatılan rektörlerin tek mutlak güç olarak atanması sakıncalı durumlar yaratıyor. Rektörlerin akademisyenlere kar ı hukuk dı ı ve özlük hakkı ihlalleri ile çe itli biçimlerde baskı ve iddet uygulamalarına neden oluyor. YÖK ün rektörlere verdi i geni yetkiler sonucunda; rektörler, kendi fikirleri ve anlayı larına uygun olarak etrafındakileri aynıla tırmak, hizaya getirmek için itaat kültürü olu turuyorlar. Akademik ve idari personelden yöneticilere kar ı kayıtsız artsız sadakat beklentisinin, görevde liyakat ilkesinin yerini alması, sadık akademisyen ve idari personelin çe itli biçimlerde ödüllendirilmesine, demokrasi adına sadakat göstermeyenlerin ise liyakate bakılmaksızın cezalandırılmasına neden oluyor. Daha da ileri gidilerek sadakat göstermeyen ve sözle mesi biten Yardımcı Doçent, Ö retim Görevlisi, Ara tırma Görevlisi ve Uzman olarak çalı an personelin i ine son verilmesine kadar gidiyor. Üniversitede Ara tırma Görevlisi, Okutman, Ö retim Görevlisi, Uzman, Yardımcı Doçent gibi unvanlar adı altında istihdam edilen bilim emekçilerinin i güvencesiz çalı tırılmaları var olan hiyerar ik yapıda mobbing uygulamalarına zemin hazırlıyor. Bilim emekçileri görev süreleri uzatılmaması tehdidi ile itaatkâr hale getiriliyor ve buna ba lı olarak korku kültürü üniversitede yaygınla tırılıyor. Rektörün kararını sorgulayan, tartı mak isteyen akademisyenler iktidara kar ı tehdit olu turdu u gerekçesi ile baskı ya da mobbinge maruz kalabiliyor. Güç ko ullarda yeti mi bir akademisyenin akademi dı ına itilmesi, kurumun ve kamunun yitirdikleri göz ardı ediliyor. Rektörün biricik erk olarak akademisyenlere ve idari personele uyguladı ı baskı iddet ve i ten atma kar ısında akademisyenler ve idari personel, orantısız yasal güç kullanımı ile kar ı kar ıya kalıyorlar. Hukuki mücadele yolunda ise yargı kararının gecikmesi ile birçok ma duriyet ya ayabiliyorlar. Birçok üniversite yönetimi, yetkilerini hukuka, akademik normlara ve adalete uygun olmayan ekilde son derecede anti-demokratik biçimlerde kullanıyorlar. Rektörler seçildikten sonra kendisine oy vermeyen ve üniversitenin demokratikle mesi için mücadele eden ö retim üyelerinin, akademik kariyerlerini engelleyecek uygulamaları çekinmeden yapabiliyorlar. Birçok üniversitede akademisyenlerin yönetimi ele tiri haklarına tahammülsüzlük gösteren 175
176 rektörler, yapılan ele tirilere disiplin soru turmaları ve ceza tehditleriyle kar ılık veriyorlar. Oysa üniversite yönetimleri, e itim ö retim ve bilgi üretimini gerçekle tiren temel kaynak ö retim üyeleri için, liyakate dayalı, e itlikçi, özgür ve adil oldu u üphe götürmeyen, yaratıcı ve huzurlu bir çalı ma ortamı yaratmakla yükümlüdürler. güvencesi akademik özgürlü ün ve nitelikli bilimsel üretimin temel ko uludur. Disiplin yönetmeliklerinin, ö retim elemanları ve ö renciler üzerinde her türlü baskı ve korkunun bir aracı olarak ço u kez de hukuka aykırı hükümleri ile i letilmesine son verilmesi gerekiyor. Bilim emekçileri görev sürelerinin uzatılmaması tehdidi ile itaatkâr hale getirilmekte ve korku kültürü üniversitede yaygınla tırılmakta, özgür bilim üretimini olanaksız hale getirmektedir. Bu duruma kaynaklık eden hiyerar ik iktidar ili kilerini üreten görev tanımına ili kin maddelerin yeniden demokratik bir içerikle düzenlenmesi gerekiyor. Üniversitelerin bilimsel ve e itsel özgürlü ünü rektörlerin demokrasi anlayı ı sınırlarına indirgemeyen demokratik ve özerk bir yapıya kavu ması gerekiyor. Çözüm olarak bu duruma kaynaklık eden hiyerar ik iktidar ili kilerini üreten görev tanımına ili kin maddelerin demokratik bir içerikle yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. 176
177 B L M KADINLARI GAYRI RESM ENGELLER LE KAR ILA MAKTADIRLAR Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever Özet: Genel anlamda, bir üniversitede birbirlerinden farklı ili kilere sahip ve çe itli grupları içeren karma ık bir örgüt yapısı oldu u kabul edilir. Ancak bu örgüt yapısı üniversitelerde ayrımcılı ın ve di er psikolojik taciz ekillerinin yapılması için neden olamaz. Her bir bilim insanı gibi benim de üniversitemiz ile ilgili rüyam udur. Üyelerini ayrımcılıktan tehditten, korkudan ve mobbing koruyan bir üniversitemiz olsun. Bilim kadınları gayri resmi engelle ile kar ı kar ıya kalmaktadır. Bilim kadınlarına kar ı uygulanan resmi kurallar ile uygulanan kurallar arasında fark olması bilim kadınlarının kariyerinde belirsizlik yaratmaktadır. Bu çalı mada i yerinde psikolojik tacize maruz kalmı bir ö retim üyesinin ya adıkları anlatılmaktadır. Ayrıca bu ya adıkları kar ısında nasıl mücadele etti i özetlenmektedir. Konuyu ilgili öneriler sunulmu tur. Ben do u Anadolu'da do mu, 50 ya ının üzerinde son derece zor bir ekilde akademik kariyerini almı bir bayan ö retim üyesiyim. Ö retim üyesi olup, toplumsal ve sosyal farklılıkları a mak hele ki sınıf atlayan bir ya amda iseniz son derece zor ve karı ık. Kar ınıza her zaman büyük engeller çıkıyor ve küçük i ler sizin büyük i ler yapmanızı engelliyor. Hırpalanıyor, yoruluyor ve duygusal tacizle ya amak zorunda kalabiliyorsunuz. Bayan ö retim üyesi olarak 1995 yılında göreve ba ladım. 1995' den 2003'e kadar klini e alınmadım ve hakkımda açılan soru turmalar benim zaman ve i gücü kaybıma neden oldu yılında doçentli i aldım. Ancak bana doçentlik kadrosu verilmedi fakat yılmadım ve 2004' de profesörlü ümü ba ka bir üniversitede aldım. Profesör olmak için dört üniversite de i tirdim. 177
178 Mevcut durumda üniversitenin kadrosu varsa, ilan ediliyor, ama kadro üniversitelere sınırlı sayıda verildi inden, kimin o kadroya atanaca ı önceden belirleniyor. Ancak rektöre oy verece inin sözü ve garantisi ile profesör olabiliyorsun. Demokratik bir hak olan seçim bile ilkel bir mecrada oluyor ve seçim sonrasında da sistem bu ekilde sürüp gidiyor. Dekan, daha ben i e ba lamadan benim ile ilgili asılsız haberleri gidece im fakültenin dekanına iletiyor. Geçmek istedi im üniversitedeki yanda larla temas kurularak, her türlü karalama ve iftira kampanyaları uygulanmaya ba lanıyor.. Ben henüz i e ba lamadan, meslekta larım benim hakkımda olumsuz dü ünmeye ba lıyor, hem ireler benim hastalarımla ilgilenmiyor. Yer ve ki iler farklı oluyor fakat oynanan oyunlar hep aynı oluyor. Yardımcı doçentli im döneminde olayın niçin ve nasıl geli ti ine çok mana veremedim. Sunulan imkanları veya engellenen fırsatları i in do ası olarak yorumladım. Bütün enerjimi ara tırmaya verdim. Fakültede, saygın dergilerde en fazla yayın yapan ö retim üyesi olmama ra men bana hiç bir zaman hak etti im ekilde davranılmadı. Yöneticiler, kanunlar ve yönetmeliklerde açıkça belirtilmeyen konularda takdir yetkisi kullanırken, keyfi uygulamaların sonu hiç gelmedi. Talep etti im konferans izinleri, mesleki geziler ve ara tırma projeleri gibi etkinliklerde bulunmam hep engellendi. Son bir yıl içinde 4 maa ımın kesilece ine dair bir uyarı cezası aldım, bölümde bir bay yardımcı doçent bana "terbiyesiz karı" diye ba ırma cesaretini gösterdi ve dekanlık attı ım her adımda hakkımda soru turma açtı ama beni yıldıramadı. in en acı tarafı da bütün bu olayların özel hayatımı etkilemesi oldu. 15 yıl önce evlendim. ki sa lıklı kızım oldu. E im ilk ba ta benim için çok üzüldü ve bana hak verdi. Daha sonra beni, neden bu i ler hep senin ba ına geliyor da aynı fakültede çalı an ve aynı yöreden gelen ve senin kadar ba arılı bir bilim insanı oldu unu söyledi in di er hoca hanımın ba ına gelmiyor diye sorgulamaya ba ladı. Ki ilerin kar ıla tı ı sorunlar ile mücadele ekilleri çok farklı olabiliyor. Meslekta ım, etik kuralları dikkate almayarak her yazdı ı makaleye dekanın ve di erlerinin adını yazmaya yardımcı doçent iken ba lamı tır. Ya adı ım olaylar nedeni ile aile düzenim bozuldu. E im ile iki kez bo anma noktasına geldik. Do u Anadolu aile yapısı bo anmaya ho bakmadı ı için her ikimizin ailesi devreye girerek ayrılı a engel oldular. Kendimi savunmaktan hiç yorulmadım. Ancak e im tarafından sorunlu ki i olarak algılanmak beni çok üzmü tür. Ö renciler de bana kar ı kı kırtılıyor ve benim özel ya antıma ili kin gizli bilgiler ö rencilerle payla ılıyordu.. Koridorlarda yürürken, bu karı kocası ile iki kez bo amaya çalı mı diye ö renci fısıltılarını duymak beni çok üzüyordu. Oysa dekan üç kez bo anmı ve evlenmi birisidir. Hiçbir ö rencinin onun hakkında kendisinin duyaca ı bir sesle konu tu una ahit olmadım. Yüksek Ö retim Kurumuna hiç ikayet etmediniz mi diye soracaksınızdır belki, etmez olur muyum.gelen cevap ikayetiniz dikkate alınmı tır, ekte üniversitenizin verdi i 178
179 raporu sunuyorum'', oldu. Bu cevap kar ısında söylenecek tek bir ey var. YÖK'te bu gruba dahil oldu unu kabul etmi oluyor ve bu üçgene girince çıkmak mümkün olmuyor. Üniversitenin YÖK'e gönderdi i cevabı okurken de söylenecek tek bir ey var. Yalnız benimle alay edilmiyor aynı zamanda YÖK ile de alay ediliyordu. Neden bu olaylar daha çok bilim kadınlarının ba ına gelmektedir diye de sorabilirsiniz. Ba arılı kadınların kıskanılması ve psikolojik taciz ile kolay yıldırılabilece i dü üncesi, kadınların duygusal ve fiziksel olarak daha zayıf algılanmasından kaynaklanmaktadır. Bilim kadınları susturularak ve korkutularak kendilerine taraf olaca ı dü ünülmektedir. Böylece güçler dengesi sava ında ilk hedef grup, üniversitedeki kadınlar olmaktadır. Daha sonra etnik köken nedeni ile farklı olan gruplar korkutularak kendilerine taraf edinilmeye çalı ılmaktadır. Psikolojik taciz uygulayan ki iler, güçler dengesinde yer alamayacak gruplar içindeki ba arılı ki ileri seçer ve her örgütte bu gruplar farklılık gösterebilir. Bu konu ile ilgili ara tırmalarım hiç bitmedi. Kurulan komisyonların ve çıkan düzenlemelerin hepsini ara tırdım. Beni ok eden bir olay da Türkiye nin en saygın kurumlarındaki bir komisyon üyesinin bilim kadınlarına en fazla psikolojik taciz uygulayan ki ilerden biri olmasıydı ve bu ki inin üniversitede yönetici oldu unu görmek beni daha da çok üzdü. Umarım yaptı ı psikolojik tacizleri anlatmakla vicdanını rahatlatır. Toplantılara katıldım. Söylenen sözler hepimizin bildi i eyler: Üniversitelerde demokratikle me ortamının sa lanması için üniversitelerin özerk ve özgür bir yapıya kavu turulmaları arttır. Özgür olduktan sonra psikolojik taciz azalacak mı? Bunların hepsi benim gençli imden beri söylenen sözler. Üniversite yönetimleri; e itim, ö retim ve bilgi üretimini gerçekle tiren temel kaynak olan ö retim üyeleri için, liyakate dayalı, e itlikçi, özgür ve adil oldu u üphe götürmeyen, yaratıcı ve huzurlu bir çalı ma ortamı yaratmakla yükümlüdür. Psikolojik taciz yapanlar, bu sözleri üniversitelerin her açılı ında söyleyip, buna uyduklarını belirtirler. Acaba uyduklarını gösteren bir denetim mekanizması nasıl olacak? Ne yazık ki, sorunun bu yönü hiç tartı ılmaz ve küresel laflar ile sorunlar çözülemez. Ba ka bir toplantıda söylenen bir söz ise öyledir Halen yürürlükte olan YÖK sistemi nedeniyle üniversitelerde psikolojik taciz ma durlarına sıkça rastlanmaktadır ne kadar alımlı bir söz. Salon bu sözleri alkı lar ve çözüm alkı lar arasında kaybolur. Önerdi in bir sistem var mı? Böyle bir soruyu kimse sormaz veya halen yürürlükte var olan sistem YÖK'ü nasıl tetikliyor. Bunun cevabını da hiçbir toplantıda bulamazsınız. Gitti im toplantılarda genelde YÖK suçlanmı tır. Do ru, psikolojik taciz konusunda yapılan hiçbir ikayetin YÖK tarafından ciddiye alındı ını duymadım. Din, etnik köken ve di er farklılıklar da göz önünde tutularak bir komisyon kurulması ve bu komisyonda YÖK'ün hangi 179
180 maddelerinin bu durumu te vik etti inin tespit edilmesi gerekir. Üniversitelerde psikolojik tacizin önüne geçilmesi için YÖK'e önerilerin sunulması gerekir. Bu ya adıklarım kar ısında neler yapılabilece ini sizinle payla mak isterim. 1. Olayı meslekta larınız ile payla mayın. Bu ki iler size ilk anda hak veriler. Sizin için üzülürler. Olaya çözüm aramak için yöneticiler ile konu urlar. Ancak yöneticiler öyle bir senaryo hazırlar ki meslekta larınız dahi sizin sorunlu bir ki i oldu unuza zamanla inanır. Hatta sizin deli oldu unuzu dü ünürler Di er bir taraftan da hiçbir meslekta ınız sizin için i ini veya statüsünü kaybetmeyi göze alamaz. Meslekta larınız sizinle olan ileti imlerini en aza indirirler. Bu durumunuzla psikolojik taciz uygulayanların amacına hizmet etmi olursunuz. Uzun süreli ve kasıtlı olarak uygulanan yıldırma politikalarına da uygun bir ortam hazırlamı olursunuz. Bu tür bir probleme maruz kaldı ınız zaman bir psikolog ve hukukçu ile anında ileti ime geçin. Bu mücadeleyi mutlaka olaya bilimsel olarak bakan ki iler ile tartı ın. Her yazdı ınız dilekçenin ve dilekçenin cevabının hukuka uygunlu unu çok iyi ara tırın. Asla kontrolsüz ve sinirli davranmayın. Sizi suçlayacakları tek husus sizin çok sinirli biri oldu unuz eklinde olacaktır. Bu yakı tırmalara izin vermeyin. Gösterdi iniz tepkinin nedenini ço u insan anlamak istemez. Size en çok söylenen söz haklı olabilirsiniz ancak hakkınızı aramak için sergiledi iniz davranı do ru de ildir olacaktır. Sizin hakkınızı savunmak için kimse destek çıkmayabilir. Sizi taciz eden ki inin amacı da zaten sizi duygusal yönden tüketip, sizin tepki vermenizi sa lamak ve kendini haklı çıkarmaya çalı mak olacaktır. Hobilerinize daha fazla zaman ayırmanızı öneririm mesela ben bu dönemimde çiçek yeti tirmeyi ö rendim. 2. Psikolojik taciz ile kar ı kar ıya kaldı ınız üniversitede yakın gelecekte bir yönetim de i ikli inin olmayaca ını tahmin ediyorsanız, kurumunuzu de i tirin çünkü bu ki ilerin sizi kabullenme gibi bir niyetleri olamaz. 3. Yıldırma politikası uygulayan bir ki i genelde zayıf karakterli ve ahlaksız bir insandır. Onu bir üstüne ikayet etti inizde sizin hakkınızda yalan senaryolar üretmeye devam edecektir. Ayrıca unutmayın sizin randevu alarak gitti iniz ki i onun çok sık görü tü ü ve onun yanında yer alan biri olabilir. Böyle bir durumda sizin do rularınızı çürütmeye daha çok ansı vardır. Bu yüzden ikayette bulunurken, kar ı tarafın nasıl bir yalanla kendisini savunabilece ini dikkate alınız. 180
181 Bu kadar olaya maruz kalmı bir kadın ö retim üyesi olarak mücadele edip, yerimi korumak için elimden geleni yapaca ım. Bu benim her sabah kendime söyledi im ki isel mar ımdır. Sayın Prof. Dr. Yurtsever düzenledi iniz bilimsel etkinli e gelemedim ancak anlattıklarımı çok güzel bir ekilde kaleme aldınız. Lütfen bu ya ananları saygıde er meslekta larımla payla ınız ki çözüm bulunulmaya çalı ılsın. smimi yazmayın zaten mühim olan benim gibi böyle olaylara maruz kalan ve az sayıda olmadı ını bildi im meslekta larıma kendimi ifade etmekti. Psikolojik taciz uygulayanlar lütfen kendilerine bir sorsunlar: Acaba bu benim kurumumdaki olay mı? Bu aralar hakkımda açılan yeni bir soru turmaya kar ı cevap yazıyorum!! Not: Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever bir meslekta ımızın ya adı ını aktarmı tır 181
182 B R UZMAN DOKTORUN MOBB NG LE MÜCADELES Dr. Hüseyin Kurtulmu ([email protected]), Av. Nilgün Da geçen ([email protected]) Özet Bu bildiri bir akademisyenin ya adı ı mobbing sürecinin özetidir. Ancak bu çalı ma; Türkiye akademilerinin mevcut durum tespitinde ipuçları barından gerçek bir öyküyü anlatması bakımından ve aynı zamanda akademik kariyer yapanların her alanda ya adı ı ötekile tirme ye bir kar ı koyu sergilemesi bakımından önemlidir. Üniversitelerde mobbing ise genellikle sözle meli personel olarak çalı an yardımcı doçent, ö retim görevlisi, ara tırma görevlisi ve uzmanları sıklıkla hedef alan bir eylem biçimidir. Hacettepe Üniversitesi Di Hekimli i Fakültesinden yüksek diploma notu ile Pekiyi derece ve be incilikle mezun olan, 13 yılı kadrolu 2 yılı ise doktora ö rencisi olarak kamu hizmeti olan bir akademisyen iken önce çe itli ekillerde psikolojik iddete maruz kalmı daha sonra görev yenileme süresi geldi inde sözle mesi yapılmayarak 10.A ustos 2011 de..üniversitesinin di hekimli i fakültesinden ili i i kesilmi ti. MOBB NG A AMALARI Leymann, i yerinde psikolojik iddet sürecinde, be a ama belirlemi tir: Tanımlama a aması, anla mazlık a aması, saldırganlık a aması, kurumsal güç a aması, i ine son verilme a aması. Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever göre mobbing sürecinde yedi a aması 182
183 olabilir (2012 Bilim nsanları Derne i tarafından zmir de düzenlenen yerlerinde Psikolojik Taciz Kongresi açılı konu ması konu ması) Yukarıdaki be a maya ek olarak iki a ama daha olabilece ini ileri sürmü tür: Ma durun Hukuki Ba arı ve e geri dönü. Prof. Dr. Gülçimen Yurtsever in konu ması sunulmu tur Hukuki ba arı: Ma dur kendi açtı ı davalar veya kar ı tarafın açtı ı davalar ma durun lehine sonuçlanır ise psikolojik tacizi yapanlar kendi aralarında çatı maya ba layabilir. Özellikle mahkeme taciz yapanlara ceza verdi i zaman kendi aralarındaki çatı ma daha da artabilir çünkü kendi aralarında bir suçlu aramaya ba larlar. Bazen de suçlu olarak gördükleri ki i psikolojik tacize u rayabilir. e Geri Dönü : Mahkemeye kararı i e iade eklinde ise psikolojik taciz devam edebilir. Ancak taktik de i ir. Bu kez de sizi kesinlikle suçlu duruma dü ürecek hukuki deliller elde etmeye çalı ırlar. Eger kendi aralarında çatı ma ba lamı veya yönetim de i mi ise bu durum da ise siz zafer kazandı ınız için kurumda daha da güçlü duruma gelme ihtimaliniz de yüksek olabilir. YA ADIGIM PS KOL J K TAC Z N BU A AMALARI 1) Tanımlama a aması: Akademik ya antımın ilk yılları bilim yapmayı çok seviyordum. Bulundugum fakültedeki profesörler ile ba arılarımı payla mayı çok seviyorum. Bana göre onlar kendilerini a mı insanlardı ve genç bilim insanının ba arısı onları da çok mutlu edecekti. Yaptı ım her uluslararası yayınlarımın kopyasını çalı malarımı sürdürdü üm ve yayınlarımı birlikte yaptı ım hocalarımın kendilerine takdim ediyordum. Yine benim gibi genç bir meslekta ım ile ö le arası kahve içiyorduk. Bana öyle dedi ben yayınlarımı kimse ile payla mıyorum, çalı malarıma kimseyi dahil etmiyorum ve her eyimi gizli, saklı kapaklı götürüyorum; çünkü aramızda yıllarca kaliteli dergilerde yayın yapmamı meslekta larımız var. Bunlardan bazılarının da idari görevleri var. Son zamanlarda senin hakkında iyi konu madıklarını duydum. Ba ına bir i gelebilir. Kıskançlık yapmak yerine ara tırma yapsalar iyi olur. Ancak sistem bunların varlı ı için kurulmu. Geli mi ülkelerde yayın yapmayan ö retim elamanın i i çok zordur. Burada ise sistem bu tip ö retim elamanını koruyor. Daha önce bazı meslekta larıma açılan soru turmaları hemen hatırladım. çime bir üphe dü tü. Ancak bana soru turma açılması için hiç neden yoktu. Ancak olaylar çok farklı geli ti. Uzman doktor olarak intihal etti im ileri sürülerek savcılı a ikayet edildim. Benim 183
184 hatam daha çok önceden yeni olarak atanan anabilim dalı ba kanlı ı ve dekanlık yönetiminin yanlı yargısı ve taraflı tutumunu çok geç anlamı olmamdır. Soru turmanın konusu benim intihal etti im varsayımı üzerine kurulmu tur. Benim ba ka birisinin hastasının foto raflarını kullandı ım ileri sürülmü tür. Bu proje 2007 yılında Üniversite tarafından kabul edilmi ve üniversite kütüphanesinde yardımcı kaynak kitap olarak basılmı ve herkesin kullanımına açık biçimde yayınlanmı tır. 2) Anla mazlık a aması: Savcılık soru turması yanında do al bir süreç olarak hemen idari soru turmalarda açıldı. dari soru turmalar diyoruz çünkü, aynı konudan dolayı mükerrer soru turmalar ve savunmalar geçirildi. 3) Saldırganlık a aması: Geli en ve patlak veren bir konudan dolayı savcılık 2 ayrı yol tayin edebilirdi: 1. Savcı kendini görevsiz tayin edebilir ve soru turulması ve konunun sonuca ba lanması için rektörlü e dosyayı gönderebilirdi, o zaman bu salt bir idari soru turma olur ve sonuçlarıyla idari yargıyı ilgilendirirdi. 2. ntihal 3 ila 5 yıl arasında hapis cezasını getiren bir dava olaca ından dolayı ve kesinlikle paraya çevrilemeyece inden dolayı da bir ceza davası hükmünde görülüp direkt savcı tarafından da soru turulması yürütülebilirdi. O halde de dava a ır cezada yargılanmak üzere sonuçlar getirebilirdi. Tabiî ki de burada her iki yolunda bazı sıkıntıları mevcuttu. Sadece 1. yolu takip eden savcılık için soru turma yetersizli i mevcut olabilirdi. Fakat idari yargı kanalı ile lehte sonuçlandırılma olasılı ı yüksekti. 2. yolun savcılık makamınca tercihi olayın ciddiyetini, yükünü ve iddetini arttırıyordu. E er aleyhte sonuç çıkacak olsa idi lüzum u muhakemeye girecek olan bu konu a ır cezada yargılanmak üzere hakimlerce görülmeye ba lanacaktı. Sonuç: Yapılan tahkikatta intihal (bilimsel hırsızlık) olmadı ı belirtilerek kovu turma yer olmadı ına karar verilmi tir Bu durum da ma dur rektörlü e sorumlular hakkında gere inin yapılmasını isteyen ikayet dilekçeleri bırakmı tır. Ancak üniversitenin rektörü hiç önlem almamı tır. Mobing Magduru 2010 nisan doçentlik ba vurusunda bulunmu tur.jüri üyelerini aday aleyhinde etkilemek üzere 2547 sayılı kanunun doçentlik mevzuatına aykırı olarak sahte evrak ve ikayetlerle ilgili birçok yazı ula tırılmı tır. letilen yazının bir cümlesini sizinle payla mak istiyorum okul disiplinine aykırı, ahlaksız, atılası, uyumsuz, aidiyet duygusu olmayan bir 184
185 elemandır. Kendisine alenen bu tarzda bazı yazılı ve sözlü evrak, doküman geldi i için kafasının çok karı tı ını bildiren bir jüri üyesi ÜAK ba vurmu ve konunun irdelenip kendisine bilgi verilmesini istemi, ardından da dosya hakkında karar verece ini bildirmi tir. Bu jüri üyesinin ÜAK verdi i dilekçe örne i ma durunda elindedir ve kendisine baskı kuruldu u bildirdi i yazılı dokümandan görüldü ü üzere çok açıktır. Konu YÖK Mobbing nceleme Kuruluna ta ındı. Doçentlik adayı ma durun doçentlik jürisininde içine alınarak haksız yere ma dur hakkında olumsuz yönde etkilendirilip ma duriyetinin ve mobbingin arttı ı boyutlar hakkında hem bilgi hem de sebep olanlar hakkında ikayet dilekçeleri verildi. YÖK disiplin kurulu hemen dosyayı rektörlü e incelemek üzere gönderdi. Rektörlük yüksek disiplin kurulu 3 önemli ö retim üyesini atayarak konuyu soru turmaya ba ladı. Soru turmalar sırasında ikayetçi olarak dinlenen ma dur konuyu anlattıkça soru turma komisyonu a kınlık ve hayretle dinlerken mobbinge konu birçok eylemin ve faktöründe olu tu unu belirlemi ti. Fakat her nasıl oldu ise, tüm bu geli mnelerin aksine rektör MOBB NG YOKTUR u takdir etmi, hukuksuzluk devam etmi tir. Ve ne yazık ki, YÖK ün cevabi sonucunda da ma dur hakkında rektörlük makamınca uygun görülen bu haksız karar tebli edilmi tir. uan bu konuda idari yargıya ta ınmı ve davanın görü ülerek hakılılı ımız yönünde karara ba lanması beklenmektedir..4) Kurumsal güç a aması: Yönetim, bu a amada do rudan yer almamı sa da, durumu yanlı yargılayarak ma dur, kurumsal bir güçle ba etmek zorunda bırakılır. Fakülte yönetim kurulunda ve bölüm kurullarını da hekim olarak sözle memin yenilenmemesi yönünde karar çıkması için toplantılar yapılmaya ba landı ını duyuyordum. 5) ine son verilme a aması. 10.A ustos.2011 de..üniversitesinin di hekimli i fakültesinden ili i i kesilmi ti. Dr Mobing kurbanın u andaki durumu: Bu 3 yıllık dönemde birçok psikolojik ve ruhsal sendromların tamamını ya ayan Dr.. Mobing kurbanı bazen sırasıyla, bazen birkaçını aynı anda ya amı tır. Ve sonuç olarak ne yazıkki TRAVMA SONRASI STRESS BOZUKLU U TANISI LE her gün tek doz olarak 75 mg EFEXOR kullanmaktadır 5)Hukuki ba arı: Ma dur kendi açtı ı davalar veya kar ı tarafın açtı ı davalar ma durun lehine sonuçlanır ise psikolojik tacizi yapanlar kendi aralarında çatı maya ba layabilir. Davalar lehime sonuçlamasıyla birlikte bana psikolojik taciz yapanlardan bazıları beni arayarak kendilerinin bu duruma taraf olmak istemediklerini ancak idari bir görev verildi i için bu sürecin içinde bulunmak zorunda kaldıklarını belirtmi lerdir. Çünkü açacagım manevi tazminat davası için bir suçlu aramak kaygısına dü mü lerdir Hukukı sonuçlardan bazıları 185
186 1) Prof. Dr nın elinde mesnet tuttu u sözde YÖK ten ceza aldı ımı beyan etti i aslen rektörlükçe kanaat edilerek verilen KINAMA cezasının belgesi dikkatlice okunacak olsa idi yine do ru cevap o belge üzerinde zaten var idi. Zaten idare mahkemesi hakimli inde açılan iptal davasıda kazanılmı tır. 2) 2 yıl önceki sözde darp olgusuna binayen disiplin suçu açılıp acele kınama cezası verildi.. idare mahkemesi hakimli ine verdi imiz dilekçe ile ilgili cezanın iptali istenmi ve bu KINAMA cezasıda iptal edilmi tir. 3) Tüm bu geli meler sırasında 2010 sicil raporu olumsuz düzenlenmi tir. Bunun için idare mahkemesi hakimli inde yürütmeyi durdurma ve iptali davası açılmı tır. Mahkeme önce yürütmeyi durdurmu ardından da iptal etmi tir. 4) Yakın bir ildeki a ız di sa lı ı merkezinden di hekimi Dr. ve o dönemin bölüm ba kanı Prof. Dr.., dekan yardımcısı Prof. Dr.., dekan Prof. Dr.. azmettiricili i, suça i tiraki ile hastayı Dr. Mobing kurbanın hakkında görev ve yetkiyi kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından ceza soru turması istemi Cumhuriyet Ba savcılı ına ikayet dilekçesi bırakmı tır. Savcılık makamı görevsizlik tayini ile dosyayı rektörlü e göndermi tir. Rektörlük makamınca olu turulan soru turma komisyonu LÜZUMU MUHAKEME kararı vermi ken, Danı tay 1. Daireye verdi imiz itirazımız kabul edlimi tir. Danı tay 1. Daire MEN MUHAKEME KARARI almı tır.. 6) Prof. Dr.. nın savcılı a yaptı ı intihal iddiasına dayalı ikayeti TAK PS ZL K ile sonuçlanmı tır. Bu sonucu takiben Prof. Dr. hakkında TL lik manevi tazminat davası açılmı tır. 7) Prof. Dr..un savcılı a yaptı ı intihal iddiasında yer alan hasta.. de ki ilik haklarının ihlali gerekçesi ile savcılı a ayrı bir suç duyurusunda bulunmu, savcılık görevsizlik tayini ile konunun soru turulması için üniversite rektörlü üne dosyayı göndermi tir. Üniversitede yapılan soru turmada komitece MEN MUHAKEME sonucu çıkmı tır. Hasta. Velilerinin vekili aracılı ı ile itirazlarını Danı taya yapmı lar fakat Danı tayda aynı kararı onamı tır. 7) e Geri Dönü : Tüm açtı ım davalarımı kazanıp tüm kararlar lehime çıktı ı zaman i ime geri dönece im, doçentlik sınavına girip bu ünvanımı da alabilmek için elimden gelen her eyi yapaca ım. 186
187 . 187
188 BELED YEDE YA ANAN PS KOLOJ K TAC Z Fikret Özçelebi, Toros Üniversitesi Yüksek Lisans Ögrencis Görü me Yapılan Ki i nin : Adı Soyadı : x Cinsiyeti : Erkek Do um Yeri ve Tarihi : Adana Medeni Durumu Ö renim Durumu Çalı tı ı yerinin Adı erindeki Görevi : Evli ve 3 Çocuk Babası : Endüsti Meslek Lisesi Mz. : Kamu Kurumu : Mobilya Baskı Pres Ustası Görü me Yeri ve Tarihi : ehir Merkez Cafe -15 ubat 2012 Ben uanda Ya ındayım, Marangoz ve baskı pres ustasıyım. Özel bir i yerinde (Sanayi Çar ısında) suntalar atölyesi sorumlusu olarak çalı makta iken, 1990 yılında... Belediyesi¹nin Marangoz Atölyesine, i çi arandı ını duydum. 188
189 Bizim buralarda,(sanayi Çar ısında) sigortanın tam yatırılmadı ı, çalı ma saatlerinin bazen 12 saati buldu u ve yol parasının bile bize ödettirildi i durumlar oldu u için, hiç tereddüt etmeden yapılan pratik sınavlara girdim ve yapılan pratik sınavlarda o zamanki Belediye Ba kanı Sayın,. bey, beni ba arılı buldu u için i e alınmamda yardımcı oldu. Artık bir belediye nin Marangoz Atölyesi çalı anı olarak, saat i süresi, yatırılan tam sigorta primleri ve servis kolaylı ı kısa zamanda ortama alı mamı sa lamı tı. ki erkek bir kız çocu um var, onları daha fazla görüyor ve zaman ayırabiliyordum,bu arada Belediye marangoz atölyesinde toplam 10 ki iydik. Ufak tefek sorunlar ya asakta, herkes birbirinin eksik olan yanlarını tamamlıyor, bu ahenk içinde de çalı ıp gidiyorduk. Dördüncü yılımı tamamlamı tım yılının Nisan ayında yapılan yerel seçimlerde Büyük ehir statüsünü kazanan kentimiz, Belediye ye bölünerek, atamam bir belde belediye ye yapıldı. Yeni kurulan bu belde belediye de olmayan marangoz atölyesini kurmak bana nasip olmu tu. Tomruk kesim hızarı, oyma ve parlatma makinesi, planya derken, tüm aletleri ile atölyemiz, hizmete hazır hale geliyordu. Sayın Ba kan resmi atamamı yaparak, marangoz atölyesi sorumlulu unu bana verdi. Yanıma da pek usta olmayan ama elleri yatkın arkada, yardımcı eleman olarak kolları sıvadık. Yani, tırnaklarımla kazıdım öz deyi i sanki benim için söylenmi ti. Ba kanımın bana olan güvenini hak etmek için çok çalı ıyordum. Fakat, tüm Belediye çalı anları, her yerel seçimleri, korkuyu tüm damarlarında, i ten çıkarılaca ım endi esiyle ya ar. Oysa ben bu duyguyu hiç hissetmedim çünkü kendimden emin oldu um sanatımın, her eyin önüne geçebilece ini ve Aynası tir Ki inin, Lafa Bakılmaz atasözüyle etle tırnak gibi görüyor, korkmuyordum. Bir fiil tam 15 yıl marangoz atölyesi efi olarak 6 arkada la birlikte çalı tım. Bu arada 3 belediye ba kanı görürken görev yerim hiç de i medi ve ben çıkarılaca ım korkusunu üzerimden tamamen atmı tım. Atamamın çıkarıldı ı bu belde, alınan yeni bir karar ve çıkarılan kanunla, ufak belediyelik olan çevre sınırlarla bize katıldı ve bu belediyenin tüm i leri de atölyemizin makinelerinden geçiyordu. Nefes alacak zaman, çay molasında ki 15 dakikalık sohbet bile artık kalmamı tı. Ama bundan hiç ikayet etmedim, kar ımızda devasa bir hizmet alanı vardı, bizden hizmet bekliyordu. Bu arada marangoz atölyesinde bize ba lanan çevre belediyelerinin i lerinin yo un olması, muhtarlıklar, park bahçeler, kamu masa ve sandalyeleri, e itim hizmet birimlerinin do rama i leri beraberinde mesaiye kalmamı dolayısıyla maa ıma yansıyan bu ek ücretle aileme rahat bir ya am sa lamamı, artık lise ve üniversitede okuyan çocuklarımın e itim masraflarını da kar ılıyordu. Zamansız vefat eden kayınpederin e i de bizde kaldı ı halde, 189
190 hiç çekinmeden kaynanamın tüm sa lık giderleri dahil ya amı bizimle olması bende ekonomik olarak bir ey kaybettirmiyordu. imin yo unlu u nedeniyle yıllık izne de çıkamıyordum. zine çıkamadı ım aylar ücrete dönü türülerek maa ıma ek bir katkı sa lıyordu. Buradan çocuklarımın bir kısım masraflarını kar ılıyordum. E itim giderleri ço u arkada ımın belini büktü ü çocuklar, benim için bir övünç kayna ıydı. Ayrıca hizmet özendirme pirimi olarak yılda bir kez bir maa tutarı ikramiye alıyordum yılının Haziran ayında, makinelerden çıkan o tala parçacıklarının, terimize yapı tı ı bir anda, ba kan yardımcımız benimle görü mek için, odasına kadar gelmemi istedi. Ba lı oldu umuz Fen i leri daire ba kanlı ının odasında, ba kan yardımcımız bana - Burası siyasi bir i ortamıdır, senden, çalı ma performansından çok memnunuz ancak yapacak bir ey yok bundan böyle atölye sorumlulu u....bey e verilmi tir. -Sen de O arkada a yardımcı olacaksın.. diyerek dü üncelerini söyledi, sözlerine öyle devam etti. -Aksi bir davranı halinde, kendini sokak temizli i i lerinde bulursun Bunu yapmak için her türlü baskı imkanımız var ve yaparız dedi. Aklıma bir an, karım, 3 çocu um ve yıllarımı verdi im i imin ters yüz oldu u geldi. Vücudumun her zerresinde bir uyu ma olu mu tu, tansiyonum dü mü, bayılmama ramak kalmı tı ve kendimce direndim. Bu ehre hizmet etti imi dü ündü üm o i makinelerinin biçimlendirdi i sehpaların, bankların, dosya dolaplarının, kapıların, pencerelerinin o tenime yapı an tala ların, kısaca üretimde büyük eme imin geçti ini dü ündü üm Marangoz Atölyesinin kurulmasın da alın teri döktü üm birimin artık vasıfsız bir i çisiydim. Hem de yanımda yardımcı eleman olarak çalı an irket elamanının direktifleri altında Bu, çok acımasızca ve bana yapılan haksız bir durumdu. Eme in yüce bir de er oldu unu, dü ünürken, yerel seçimlerde korkulan eyin ba ıma geldi ini, aynası falan i olmadı ını hissettim bir an ki inin 15 yıllık çalı manın bedelinin böyle olmamasını, en azından yönetimin kendi çıkarlarını dü ünmesini, ehrin bekledi i hizmetlerin layıkıyla yapılabilmesi için böyle bir kararın yanlı oldu unu birilerinin, bunlara anlatmasını diledim, istedim. Ama, olan olmu tu artık Ba kanlı a bir dilekçe yazarak, bu artlarda ve bu konumda atölyede verimli olamayaca ımı, sa lıklı i ler üretemeyece imi, atamamın ba ka bir birime yapılmasını arz ettim. Aslında çok dü ünmü tüm ama, görevin kutsallı ı ayrı eydi, i programı yaparak görev da ılımı yaptı ın, bir i ten anlamayan ki inin direktifleri altında çalı mak ayrı Atamam aynı hafta içerisinde çok hızlı bir ekilde, asfalt ekibine hiç vakit kaybetmeden 190
191 yapıldı. Bu çok kısa zamanda ve hiç beklemedi im zamanda olu an olay sonucunda artık bir Asfalt antiyesi Amelesi olmu tum Yalnız ve paramparçaydım sanki, kimse beni anlamıyor eme ime, yıllarıma acıyordum. Daha çok verimli olaca ım bran ta de il de, ömrümde görmedi im ziftin karanlık rengindeydim artık Küre in, gelberi nin ve kamyonun döktü ü mucurun altındaydım Kısacası görev yerimin de i ikli i sonucu ekonomik olarak kaybım bir hayli yüksek olmu tu. Bozulan bu ekonomik düzenim, ya adı ım hayal kırıklıkları da eklenerek, insanlara olan iyi niyetli yakla ımlarım, güvenim sarsıldı ve çekilmez biri oldum. Bana haksız yere yapıldı ını dü ündü üm davranı nedeniyle psikolojim ve uyku düzenim tamamen alt üst oldu. Etrafımı, çevremi, ailemi kısacası bana de er veren herkesi yanlı oldu unu bildi im halde kırdım, a a ıladım. Ve artık, farkında olmadan, yapayalnız oldu umu dü ündü üm bu olaylar beni çaresiz, beceriksiz, biri oldu umu hissettirmeye ba ladı. Çocuklarımın gelecek endi esi, yarından ümidimi kesmemi ve içimi kemiren bu duygu artık gelece in ben de hiçbir anlamı olmadı ını gösteriyordu. Kısa sürede kilo vermeye ba lamı tım. çimden söküp atamadı ım bu ihanet dü üncesi sa lı ımı da farkında olmadan etkilemeye ba lamı tı. Günlük Sigara tüketimim iki katına çıkmı tı. Tüm bu geli en olumsuz olaylar, yıllarımı verdi im ve görev a ı ı oldu um, i imin de i mesi sonucu ya ama olan ba lılı ımı ortadan kaldırmı tı.1ekonomik ve psikolojik sorunlarla artık bir yumak olmu tum, hiçbir eyden zevk alamıyordum. Karım bile beni anlamıyordu. Çocuklarım kendi havasındaydı bana göre,.. Ardı sıra aile içerisinde kavgalar ya amaya ba ladık. hayatımda ya adı ım bu olaylar, bana, e ime, çocuklarıma, kaynanama ve birlikte ya adı ım tüm insanlara olumsuz yansıyordu. Asfalt antiyesinde üçüncü ayımı doldurdum. Buradaki arkada lar, daha önce onlar için, kazma sapı yaptı ım, ekmek tahtası yaptı ım, kapısını onardı ım, penceresini tamir etti im insanlar onlarda en az benim kadar üzülüyorlar, bunu biliyorum, ama burası siyasi bir i yeriydi hiç kimse, ben ne oldum dememeliydi ve demesin Kısacası yıllarını vererek hizmet etti in, yaptı ın i in kamu hizmeti oldu unu bilerek huzurla geçen 15 yıllık bir eme in, siyasi bir geli me ile bir anda parmaklarının arasından kayıp gitmesi, bir insanda, çalı anda nasıl bir sa lık, psikolojik ve ekonomik denge bırakıyorsa bende de o var. Umarım benim ya adıklarımı ba ka arkada larım ya ayarak, düzene sisteme, dostuna-sevdi ine, çocuklarına- e ine ya atmaz. imdi, artık yakla an emeklilik tarihimin bir an önce gelmesini ve ömrümü verdi im bu i yerinden kazasız, belasız ayrılmam için dua ediyorum. 191
192 192
6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU ÇERÇEVESİNDE MOBBİNG. Avukat Ümit Işıl Gültekin Gültekin Hukuk Bürosu
6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU ÇERÇEVESİNDE MOBBİNG Avukat Ümit Işıl Gültekin Gültekin Hukuk Bürosu 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, hukukumuzda yeni bir
TMMOB EH R PLANCILARI ODASI TRABZON UBES III. DÖNEM (2014-2016) ÇALI MA PROGRAMI
TMMOB EH R PLANCILARI ODASI TRABZON UBES III. DÖNEM (2014-2016) ÇALI MA PROGRAMI I. KURUMSALLA MA VE ÖRGÜTLENMEN N GEL LMES Trabzon ubesi nin kurumsal ve örgütlenme yap güçlendirerek daha etkin ve verimli
İş Yerinde Psikolojik Tacizle Mücadele Paneli. (Mobbing)
İş Yerinde Psikolojik Tacizle Mücadele Paneli (Mobbing) SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -BUGÜNE KADAR 103 PERSONELİMİZ TARAFINDAN KOMİSYONUNA BAŞVURUDA BULUNULMUŞTUR MOBBİNG İLE MÜCADELE
YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi,
27 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28246 Bingöl Üniversitesinden: YÖNETMELİK BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK ARAŞTIRMA VE REHBERLİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak
PSİKOSOSYAL RİSK ETMENLERİ
PSİKOSOSYAL RİSK ETMENLERİ Mesleki Risk Faktörleri Biyolojik Riskler Kimyasal Riskler Fiziksel Riskler Psikososyal Riskler Uluslararası Çalışma Örgütü psikososyal tehlikeleri iş doyumu, iş örgütlenmesi
Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i
Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti içi disiplin mekanizması (cinsel taciz, aile içi şiddet vs. gibi durumlarda işletilen) AKP CHP MHP BBP HDP Parti içi disiplin
İÇİNDEKİLER SUNUŞ 7 ÖNSÖZ BİRİNCİ BÖLÜM EŞİTLİK KAVRAMI
İÇİNDEKİLER SUNUŞ 7 ÖNSÖZ II İÇİNDEKİLER 13 KİSALTMALAR 25 GİRİŞ 27 BİRİNCİ BÖLÜM EŞİTLİK KAVRAMI 1. Genel Olarak 29 I. Felsefi Açıdan Eşitlik Kavramı 29 II. Eşitlik İlkesi ve Değer Yargıları 30 III. Eşitlik
KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Tarımda Kadınların Finansmana Erişimi Esra ÇADIR
KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Tarımda Kadınların Finansmana Erişimi Esra ÇADIR Sektörlere Göre Dağılım 60 %52 50 %39 %46 Tarım 40 Sanayi 30 % 14 %19 %21 İnşaat 20 %8 10 % 1 Hizmetler 0 KADIN ERKEK 2
HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ
HEMŞİRE İNSANGÜCÜNÜN YETİŞTİRİLMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ Doç. Dr. Ülkü TATAR BAYKAL İÜ Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Hemşirelikte Yönetim Anabilim Dalı ve Yönetici Hemşireler Derneği Yönetim Kurulu
MOBBİNG. Doç. Dr. Tuncay Yılmaz
MOBBİNG Doç. Dr. Tuncay Yılmaz MOBBİNG TARİHÇESİ Mobbing kavramı ilk olarak hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim adamı (etolojist) olan Lorenz tarafından, 1960 larda bir grup küçük hayvanın daha büyük,
SAVUNUCULUK, E M VE H ZMETLERE ULA TIRMA YOLU LE ANNE SA LI ININ
SAVUNUCULUK, E M VE H ZMETLERE ULA TIRMA YOLU LE ANNE SA LI ININ LE LMES PROJES (Bu proje, T.C. Sa k Bakanl Türkiye Üreme Sa Program kapsam nda Avrupa Birli i taraf ndan finanse edilmi tir. Bu yay n içeri
DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog
DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,
CEZAİ ŞARTIN TEK YANLI KARARLAŞTIRILAMAYACAĞI
İlgili Kanun / Madde 818 S.BK/158-161 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/17762 Karar No. 2011/19801 Tarihi: 30.06.2011 CEZAİ ŞARTIN TEK YANLI KARARLAŞTIRILAMAYACAĞI ÖZETİ Cezai şart öğretide,
MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ
MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Muş Alparslan Üniversitesi Uzaktan
KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI
KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A
İÇ KONTROL ç Kontrol Dairesi I lda Arslan 2 ubat 2009 / ISPART A İç Kontrol Tanım ç Kontrol, kurumlar n, yöneticileri ve çal anlar taraf ndan uygulanan; kurumlar n hedeflerinin el de edilmesinde gereken
Giresun Üniversitesi Akademik Değerlendirme Ve Kalite Geliştirme Uygulama Yönergesi
Giresun Üniversitesi Akademik Değerlendirme Ve Kalite Geliştirme Uygulama Yönergesi Amaç Madde 1- Bu Yönergenin amacı; Giresun Üniversitesi'nin akademik değerlendirme ve kalite geliştirme ile stratejik
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (Değişik:RG-14/2/2014-28913) (1) Bu Yönetmeliğin amacı; yükseköğrenim
MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ
MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı,
Danışma Kurulu Tüzüğü
Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu Otel Yöneticiliği Bölümü Danışma Kurulu Tüzüğü MADDE I Bölüm 1.1. GİRİŞ 1.1.1. AD Danışma Kurulu nun adı, Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu ve Otel
Yaratıcı Drama E itmenleri/liderleri ve Tiyatro Pedagoglarının Davranı ve Tutumuna li kin Etik Bildirge (Sözle me)
Yaratıcı Drama E itmenleri/liderleri ve Tiyatro Pedagoglarının Davranı ve Tutumuna li kin Etik Bildirge (Sözle me) Internationales Übereinkommen über das Verhalten und zur Ethik von Theaterpädagoginnen
T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG
T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI
KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ
KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ KADINLARA DESTEK MEKANİZMALARI ONLİNE KİTAPÇIĞI Akdeniz Üniversitesi Uluslararası Gençlik Topluluğu 2015-2016 İÇİNDEKİLER 1. Giriş 2. Kadın Dostu Akdeniz Projesi 3. Projenin
ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85
TÜRKİYE YÜKSEKÖĞRETİM YETERLİLİKLER ÇERÇEVESİ () TEMEL ALAN YETERLİLİKLERİ ÇEVRE KORUMA TEMEL ALAN KODU: 85 ANKARA 13 OCAK 2011 İÇİNDEKİLER 1.BÖLÜM: ÖĞRENİM ALANLARI VE ÇALIŞMA YÖNTEMİ...3 1.1.ISCED 97
SPOR KULÜBÜ HİZMET PROGRAMI
SPOR KULÜBÜ HİZMET PROGRAMI Sporculara Zihin antrenmanları, tüm çalışanlara ekip ruhu içerisinde sporcu motivasyonuna katkı sağlama, teknik ekibe psikolojik yönetim tarzları konusunda destek olamyı amaçlayan
Ya! Satarım Bal Satarım Satı" Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu. www.satisoyunu.com. Fuad Almeman Proje Ba" Danı"manı Aralık 2009
U N I C O N D A N I! M A N L I K G R U B U Ya! Satarım Bal Satarım Satı" Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu Fuad Almeman Proje Ba" Danı"manı Aralık 2009 www.satisoyunu.com Muallim Naci Cd. No. 53/2 Ortaköy
SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç
SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama
CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizin yukarıda esas sayısı yazılı dava dosyasının yapılan yargılaması sırasında 06.05.2014 günlü oturum ara kararı uyarınca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ndan sanık... kullandığı... nolu,
Yolsuzlukla Mücadele Politikası
Yolsuzlukla İçindekiler Amaç 1 1. Kapsam 2 2. Tanımlar 3 3. Görev ve Sorumluluklar 4 3.1. Yönetim Kurulu 4 3.2. Kurumsal Yönetim Komitesi 4 3.3. Çalışanlar 5 3.4. Uygulamaların İzlenmesi ve Politika ile
RAY S GORTA A.. DENET MDEN SORUMLU KOM TE YÖNERGES
EK I RAY S GORTA A.. DENET MDEN SORUMLU KOM TE YÖNERGES 1.AMAÇ VE DAYANAK Ray Sigorta A. nin ( irket ),Denetimden Sorumlu Komite Yönergesi ( Yönerge ), Sermaye Piyasas Kurulu nun Seri: X, No: 22 Sermaye
MUHASEBE, DENETİM VE DANIŞMANLIK İŞLETMELERİ İÇİN İŞYERİ, HİZMET VE KALİTE GÜVENCE İLKE VE ESASLARI HAKKINDA MECBURİ MESLEK KARARI
MUHASEBE, DENETİM VE DANIŞMANLIK İŞLETMELERİ İÇİN İŞYERİ, HİZMET VE KALİTE GÜVENCE İLKE VE ESASLARI HAKKINDA MECBURİ MESLEK KARARI R.G. Tarihi : 13 Aralık 2013 R.G. Sayısı : 28850 TÜRMOB Türkiye Serbest
MUHASEBE, DENETİM VE DANIŞMANLIK İŞLETMELERİ İÇİN İŞYERİ, HİZMET VE KALİTE GÜVENCE İLKE VE ESASLARI HAKKINDA MESLEK KARARI
MUHASEBE, DENETİM VE DANIŞMANLIK İŞLETMELERİ İÇİN İŞYERİ, HİZMET VE KALİTE GÜVENCE İLKE VE ESASLARI HAKKINDA MESLEK KARARI BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ VE KAVRAMLAR Madde 1. AMAÇ Madde 2. KAPSAM Madde 3. HUKUKİ
YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler
YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler Kurul, komisyon ve ekiplerin oluşturulması MADDE 107- (1) Okullarda, eğitim, öğretim ve yönetim etkinliklerinin verimliliğinin sağlanması, okul ve çevre işbirliğinin
YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM
YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı; Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İş Sağlığı
T.C. NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİ YAZILIM KULÜBÜ TÜZÜĞÜ. BİRİNCİ BÖLÜM Kuruluş Gerekçesi, Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
T.C. NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİ YAZILIM KULÜBÜ TÜZÜĞÜ BİRİNCİ BÖLÜM Kuruluş Gerekçesi, Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Kuruluş Gerekçesi Kulüp, Nuh Naci Yazgan Üniversitesi, Yazılım Kulübü ismi ile
ELÇİN YEMİŞKEN TÜRK İŞ HUKUKUNDA KADIN İŞÇİLERİN KORUNMASI
ELÇİN YEMİŞKEN TÜRK İŞ HUKUKUNDA KADIN İŞÇİLERİN KORUNMASI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XV GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM KADININ ÇALIŞMA HAYATINDAKİ YERİ ve KADIN İŞÇİLERİ KORUYUCU
ALANYA BELEDİYE BAŞKANLIĞI İNSAN KAYNAKLARI VE EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar
ALANYA BELEDİYE BAŞKANLIĞI İNSAN KAYNAKLARI VE EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu yönetmeliğin amacı, Alanya Belediyesi
ÇALIŞANLARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI
ÇALIŞANLARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI İŞÇİLERİN GÖREVLERİ Doğru Çalışma Kendisinin ve Diğerlerinin Sağlığını Koruyacak Biçimde + Doğru Kullanma Tesisat / Makine / Tezgah / El Aleti / Malzeme/ Kişisel
ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ. MOBBING ve ÖRGÜTSEL DIŞLANMA - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ
ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ MOBBING ve ÖRGÜTSEL DIŞLANMA - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ «Mobbing», yıldırma, bastırma, sindirme, yok sayma, psiko-şiddet uygulama. «Mobbing», örgütlerde işgörene yapılan psikoloji saldır
Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri
Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Prof.Dr. Cevat NAL Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarl k Fakültesi Dekan Y.Doç.Dr. Esra YEL Fakülte Akreditasyon Koordinatörü
GENEL KURUL DİVAN TUTANAĞI
GENEL KURUL DİVAN TUTANAĞI MÜDEK Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği nin İlk Genel Kurul Toplantısı, 23 Haziran 2007 Cumartesi günü 14:00 de ARI Teknokent, ARI 2 Binası
SIRA SAYISI: 279 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ YASAMA DÖNEMİ YASAMA YILI 26 1 SIRA SAYISI: 279 Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesine Ek Denetleyici Makamlar ve Sınıraşan
HAM PUAN: Üniversite Sınavlarına giren adayların sadece netler üzerinden hesaplanan puanlarına hem puan denir.
YGS / LYS SÖZLÜĞÜ OBP (ORTA ÖĞRETİM BAŞARI PUANI): Öğrencinin diploma notunun diğer öğrencilerin diploma notlarına oranıdır. En az 100 en çok 500 puan arasında değişen bu değer, öğrencinin başarısı okulun
Av. Oğuzhan SONGÖR Emekli Hakim Rekabet Kurulu Eski İkinci Başkanı Başkent-Ufuk-Atılım Üniversiteleri Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi
1 Av. Tuncay Songör 2 Av. Oğuzhan SONGÖR Emekli Hakim Rekabet Kurulu Eski İkinci Başkanı Başkent-Ufuk-Atılım Üniversiteleri Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi I. YASAL DÜZENLEME ELEKTRİK PİYASASINDA KAYIP-KAÇAK
TÜBİTAK ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ DAİRE BAŞKANLIĞI ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI
TÜBİTAK ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ DAİRE BAŞKANLIĞI ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu çalışma usul ve esasları ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu bünyesinde yer alan
HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 23-26 MAYIS 2013 - İZMİR Grup Adı : Özel Hukuk 1. Grup Konu : İş ve sosyal güvenlik davaları Grup Başkanı : Mehmet YILDIZ (Yargıtay Tetkik
SAĞLIK HİZMETLERİNDE İDARENİN YETKİLERİ VESORUMLULUĞU. Prof.Dr Turan Yıldırım Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
SAĞLIK HİZMETLERİNDE İDARENİN YETKİLERİ VESORUMLULUĞU Prof.Dr Turan Yıldırım Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi YETKİ SAĞLIK HİZMETİNİ DÜZENLEMEK KURMAK-İŞLETMEK DENETLEMEK SORUMLULUK HİZMETİN KURULUŞUNDA,
Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013. Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 4 Aralık 2013 Dr. K. Ahmet Sevimli Yardımcı Doçent Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi K. Ahmet Sevimli Kimdir? 1972 yılında İstanbul da doğdu. 1990 yılında Bursa
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İşverenin İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Yükümlülükleri
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İşverenin İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Yükümlülükleri Yrd. Doç. Dr. K. Ahmet Sevimli Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bu seminer materyali üzerindeki,
YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ
22 Mayıs 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28300 Kafkas Üniversitesinden: YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve
REFORM EYLEM GRUBU BİRİNCİ TOPLANTISI BASIN BİLDİRİSİ ANKARA, 8 KASIM 2014
REFORM EYLEM GRUBU BİRİNCİ TOPLANTISI BASIN BİLDİRİSİ ANKARA, 8 KASIM 2014 Reform Eylem Grubu nun (REG) ilk toplantısı, Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Volkan
KİŞİSEL GELİŞİM VE EĞİTİM İŞ GÜVENLİĞİ VE İŞÇİ SAĞLIĞI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü KİŞİSEL GELİŞİM VE EĞİTİM İŞ GÜVENLİĞİ VE İŞÇİ SAĞLIĞI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2010 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin
T.C. ÇANAKKALE ONSEK Z MART ÜN VERS TES
T.C. ÇANAKKALE ONSEK Z MART ÜN VERS TES 1 2 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl Tel: (286) 218452 Faks: (286) 218451 E-posta: [email protected] http://strateji.comu.edu.tr/
Temmuz 2012'de yürürlüğe giren Yeni Borçlar Kanunu ile birlikte işverene işçiyi psikolojik ve cinsel tacizden koruma yükümlüğü getirildi.
YASAL HAKLARIMIZI ÖĞRENELĠM MOBBĠNG NEDĠR? YAZAN: AV.ÖZLEM AYATA İş gücüne katılımlarının zaten çok düşük olduğu ülkemizde kadınların, çalışma hayatında uğradıkları, kadın olmalarından kaynaklı ayrımcılık,
1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ
1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına
ELEKTRİK ENERJİSİ VE AHMET OKTAY KAVAS ME 86
ELEKTRİK ENERJİSİ VE VERGİLER AHMET OKTAY KAVAS ME 86 4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu (3 Mart 2001) Amaç, kapsam ve tanımlar MADDE 1 Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük
PATOLOJİ DERNEKLERİ FEDERASYONU ETİK YÖNERGE TASLAĞI. GEREKÇE: TTB UDEK kararı gereğince, Federasyon Yönetim
PATOLOJİ DERNEKLERİ FEDERASYONU ETİK YÖNERGE TASLAĞI GEREKÇE: TTB UDEK kararı gereğince, Federasyon Yönetim Kurulunun önerileri doğrultusunda bu çalışma yapılmıştır. GENEL KONULAR: Madde 1.Tanım: 1.1.
5651 Sayılı Kanun. 5651 Sayılı Kanun Maddesinin Amacı
5651 Sayılı Kanun 5651 Sayılı Kanun Maddesinin Amacı Kanun maddesi internet erişiminin kontrol altına alınmasını amaçlamaktadır. Bu sayede internet üzerinden işlenen bilişim suçlarının önemli ölçüde önüne
YÖKAKADEMİK (Yükseköğretim Akademik Arama Sistemi)
YÖKAKADEMİK (Yükseköğretim Akademik Arama Sistemi) YÖKAKADEMİK (Yükseköğretim Akademik Arama), Türk yükseköğretiminde görev yapan akademisyenlere ait kişisel akademik bilgilerin ve bilimsel / akademik
SAYMANLIK YETK VE SORUMLULUKLARININ DEVR Hamdi Mete TU RUL Sayı tay Ba denetçisi
SAYMANLIK YETK VE SORUMLULUKLARININ DEVR Hamdi Mete TU RUL Sayı tay Ba denetçisi G R 1050 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre, en genel anlamıyla gelirleri toplama, giderleri hak sahiplerine ödeme ve
DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMLİDİR. DAVACI
DANIŞTAY BAŞKANLIĞINA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMLİDİR. DAVACI VEKİLLERİ DAVALI KONU : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı Oğuzlar Mah. Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok Sokak No: 8 Balgat Ankara : Av.
Sağlık Personeline Karşı İşlenen Suçlar. Dt. Evin Toker
Sağlık Personeline Karşı İşlenen Suçlar Dt. Evin Toker [email protected] Şiddet Nedir? Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şiddeti; fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir
T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ URLA DENİZCİLİK MESLEK YÜKSEKOKULU STAJ YÖNERGESİ
T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ URLA DENİZCİLİK MESLEK YÜKSEKOKULU STAJ YÖNERGESİ Amaç Madde 1: Bu yönergenin amacı; Ege Üniversitesi Urla Denizcilik Meslek Yüksekokulu nda öğrenim gören öğrencilerin eğitim-öğretim
Geçici Hukukî Korumanın Temelleri ve İhtiyatî Tedbir Türleri
Yrd. Doç. Dr. Evrim ERİŞİR Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Usûl ve İcra-İflâs Hukuku Anabilim Dalı Geçici Hukukî Korumanın Temelleri ve İhtiyatî Tedbir Türleri İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...
BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK ALANI HIZLI KLAVYE KULLANIMI (F KLAVYE) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK ALANI HIZLI KLAVYE KULLANIMI (F KLAVYE) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2009 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde
VERGİ DENETMENİ TANIM
TANIM Vergi vermekle yükümlü şahıs ve tüzel kişilerin (vergi mükelleflerinin) vergilerini yasalara uygun olarak verip vermediklerini denetleyen kişidir. A- GÖREVLER KULLANILAN ARAÇ, GEREÇ VE EKİPMAN Vergi
3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet
3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet Fikret İlkiz Anayasaya göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde
DOĞAN GRUBU TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ POLİTİKASI
DOĞAN GRUBU TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ POLİTİKASI Sayfa : 1/7 1. AMAÇ Bu politikanın amacı Doğan Grubu nun tedarikçileri ile ilişkilerinde gözettiği standartları ve temel ilkeleri açıklamaktır. Doğan Grubu,
: Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr.
Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2014-1-132 (Önaraştırma) Karar Sayısı : 15-12/159-72 Karar Tarihi : 18.03.2015 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan Üyeler : Prof. Dr.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ
Karar Tarihi : 18/02/2014 Toplantı Sayısı : 381 Karar Sayısı : 3219 ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ 3219- Ankara Üniversitesi Mobbinge (Psikolojik Tacize) Karşı Destek Birimi Yönergesi taslağının
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ UYGULAMALARI
KAMUDA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ PANELİ İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ UYGULAMALARI Uzm. Yusuf DUMAN İSG Koordinatörü / İş Güvenliği Uzmanı Mayıs/2016 (1/55) 6331 SAYILI İSG KANUNU İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,
Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,
İçindekiler. 5 BİRİNCİ KISIM Araştırmanın Kavram sal ve Metodolojik Çerçevesi. 13 Çocuğun İyi Olma Hali
İçindekiler x Önsöz ı Giriş 5 BİRİNCİ KISIM Araştırmanın Kavram sal ve Metodolojik Çerçevesi 7 BİR İN C İ B Ö L Ü M Araştırmanın Kavramsal Çerçevesi 7 Çocukluğa Dair Kavramsal Çerçeve ıo Çocukların Mekânsallığı
Kredi ve Diğer Finansman Sözleşmelerinde Tüketicinin Korunması
Prof. Dr. YEŞİM M. ATAMER İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Kredi ve Diğer Finansman Sözleşmelerinde Tüketicinin Korunması Kredi Sözleşmeleri Konut Kredisi Sözleşmeleri
www.e-dewlet.com BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURULU KARARI
www.e-dewlet.com BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURULU KARARI Karar i : 11.11.2013 Karar No : 2013/DK-THD/605 Gündem Konusu : Tüketici Şikâyetlerinin İşletmeciler Tarafından Çözülmesine İlişkin Usul ve
GİYİM ÜRETİM TEKNOLOJİSİ ÇOCUK DIŞ GİYSİLERİ DİKİMİ (CEKET- MONT- MANTO) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü GİYİM ÜRETİM TEKNOLOJİSİ ÇOCUK DIŞ GİYSİLERİ DİKİMİ (CEKET- MONT- MANTO) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2008 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde
Mobbing Araştırması. Haziran 2013
Mobbing Araştırması Haziran 2013 Araştırma Hakkında 2013 Haziran ayında PERYÖN ve Towers Watson tarafından düzenlenen Mobbing Araştırması na çeşitli sektörlerden 143 katılımcı veri sağlamıştır. Ekteki
Kadına YÖNELİK ŞİDDET ve Ev İçİ Şİddetİn Mücadeleye İlİşkİn. Sözleşmesi. İstanbul. Sözleşmesİ. Korkudan uzak Şİddetten uzak
Kadına YÖNELİK ŞİDDET ve Ev İçİ Şİddetİn Önlenmesİ ve Bunlarla Mücadeleye İlİşkİn Avrupa Konseyİ Sözleşmesİ İstanbul Sözleşmesi Korkudan uzak Şİddetten uzak BU SÖZLEŞMENİN AMACI Avrupa Konseyi nin, kadınlara
MÜDEK 01 Mayıs 2014-30 Eyl 2016
MÜDEK Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Lisans Eğitim Programı, 01 Mayıs 2014-30 Eylül 2016 tarihleri arası geçerli olmak üzere MÜDEK tarafından akredite edilmiştir.
Yeni Mali Yönetim ve Kontrol Sisteminde. İç Kontrol ve Ön Mali Kontrol
Yeni Mali Yönetim ve Kontrol Sisteminde İç Kontrol ve Ön Mali Kontrol İç Kontrol Tanımı İç kontrol; idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik
TDS 220 İŞÇİ SAĞLIĞI ve İŞ GÜVENLİĞİ
TDS 220 İŞÇİ SAĞLIĞI ve İŞ GÜVENLİĞİ Yrd.Doç.Dr. Soner METE Ders Hakkında Çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehdit eden etmenleri, bu etmenlerin önlenmesine ilişkin yürütülen politikalar, işverenlerin
EU- OSHA/Tomas Bertelsen
Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (EU- OSHA), 12. İş Sağlığı ve Güvenliği Avrupa İyi Uygulama Ödülleri için adaylık başvurusu yapmaya davet ediyor. 2014-2015 Sağlıklı İşyerleri Kampanyasının bir parçası
TESİSAT TEKNOLOJİSİ VE İKLİMLENDİRME ÇELİK BORU TESİSATÇISI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü TESİSAT TEKNOLOJİSİ VE İKLİMLENDİRME ÇELİK BORU TESİSATÇISI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2008 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin
ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN
ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN zmir,2009 1 TE EKKÜR Bu projede eme i geçen danı man ö retmenim Ay egül Gürkan a, sunum hazırlamamda
Ara tırma Yöntem ve Teknikleri. Ay e Cabi
Ara tırma Yöntem ve Teknikleri Ay e Cabi Bilim Nedir? Evreni anlama ve açıklama gayretlerinin tümüdür Soru sormakla ba lar Gerçe i anlama etkinlikleridir Organize edilmi bilgiler toplulu udur Metodik ve
T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu
AKILCI İLAÇ KULLANIMI PROJE YARIŞMASI BAŞVURU FORMU BAŞVURU SAHİBİNİN ADI SOYADI * BAŞVURU SAHİBİNİN MESLEĞİ BAŞVURU SAHİBİNİN YAŞI BAŞVURU SAHİBİNİN MEDENİ : DURUMU BAŞVURU SAHİBİNİN EĞİTİM DURUMU BAŞVURU
Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18
http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ
SANAT VE TASARIM GUAJ BOYA RESĠM MODÜLER PROGRAMI (YETERLĠĞE DAYALI)
T.C. MĠLLÎ EĞĠTĠM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü SANAT VE TASARIM GUAJ BOYA RESĠM MODÜLER PROGRAMI (YETERLĠĞE DAYALI) 2011 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde sanat dallarının değişim ile karşı
Kentli Haklar El Kitab
Kentli Haklar El Kitab (Avrupa Kentsel fiart ) Bu El Kitabı Deniz Altay L. Yıldız Tokman Aslı Tanrıkulu tarafından Birle mi Milletler Kadınların ve Kız Çocuklarının Haklarının Korunması ve Geli tirilmesi
Otizm lilerin eğitim hakkı var mıdır? Nedir ve nasıl olmalıdır?
Nisan, 01.04.2013 OTĠZM, EĞĠTĠM HAKKI VE UYGULAMALARI Nisan ayı otizm farkındalık ayı olarak belirlenmiştir. Gün, ay ve yıl olarak belli amaçlara hasredilen tema lar, toplumda dikkat çekmek, konunun önemini
ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ PROJE YÖNETİMİ OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ PROJE YÖNETİMİ OFİSİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu yönergenin amacı, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı, Proje Yönetimi
Bu amaç çerçevesinde Yükseköğretim Kurumları aşağıda belirtilen faaliyetlerde bulunmayı taahhüt ederler:
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ TUTUM BELGESİ Yükseköğretim Kurulu bünyesinde yer alan üniversiteler ve diğer bütün kurumlar çerçevesinde toplumsal cinsiyet eşitliği ve adaletine duyarlı
YÖNETMELİK. Hacettepe Üniversitesinden: HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ KANSERDE İLERİ TEKNOLOJİLER UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM
16 Mayıs 2014 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29002 Hacettepe Üniversitesinden: YÖNETMELİK HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ KANSERDE İLERİ TEKNOLOJİLER UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs Kampusu Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme ve Cinsel Tacizi Önleme Birimi Yönergesi
Amaç ve Kapsam Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kuzey Kıbrıs Kampusu Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme ve Cinsel Tacizi Önleme Birimi Yönergesi MADDE 1 (1) Bu Yönerge, ODTÜ Senatosu tarafından kabul
ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKANLIĞI SOSYAL YARDIM İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK
ÇANKAYA BELEDİYE BAŞKANLIĞI SOSYAL YARDIM İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞ, GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu yönetmeliğin
GLOBAL YATIRIM HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ İNSAN HAKLARI POLİTİKASI
GLOBAL YATIRIM HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ Revizyon Yayın Tarihi V.1 Mayıs 2016 1. AMAÇ ve KAPSAM GİRİŞ GLOBAL YATIRIM HOLDİNG A.Ş. Global Yatırım Holding Anonim Şirketi ( GYH ) ve bağlı şirketleri (aksi belirtilmedikçe
TMMOB FİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI 29. DÖNEM ÇALIŞMA PROGRAMI (TASLAK) (2014 2015)
TMMOB FİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI 29. DÖNEM ÇALIŞMA PROGRAMI (TASLAK) (2014 2015) ANKARA NİSAN-2014 GİRİŞ Dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel gelişmelerin yaşam ve meslek alanlarımıza
