Bir Tarihçi Olarak Niğdeli Kadı Ahmed. Qadhi Ahmad of Nighda as a Historian

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bir Tarihçi Olarak Niğdeli Kadı Ahmed. Qadhi Ahmad of Nighda as a Historian"

Transkript

1 Bir Tarihçi Olarak Niğdeli Kadı Ahmed Qadhi Ahmad of Nighda as a Historian Yrd. Doç. Dr. Ali ERTUĞRUL Düzce Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, E-posta: Abstract Qadhi Ahmad, who was born in Nighda at 685/1286 and died in Nighda at 734/1333, wrote a Persian and concisely Islamic history consisting of five sections named al-walad al-shafiq wa al-hafed al-khaliq. Qadhi Ahmad claims that the first three sections in his work, namely, the history of prophets and history of Islam and physical and falaki geography and Resurrection and the Hereafter incidents in fact have been connected with each other and constructed a whole shaped as past-present-future. Again, he says that the last two sections including shapes, course, morality and virtue of Nabi Mohammad and Theology have been a kind of appendix of these sections. Due to these different topics, the works written in such fields as history, literature, tafsir, hadith, theology, jurisprudence, sufism and geography have become his sources. However, Qadhi Ahmad has tried to take into account the aspects connected with the history of datum in these different areas within the respect of awareness of writing a historical work. Moreover, unlike other historical writers of the period, he has presented much information about his purpose, understandings of history and methodology in the hidden lines of his work. In this article, after we will have briefly touched on the lives of Qadhi Ahmad, his book named al- Walad al-shafiq shall be discussed as a historical work and attempted to evaluate the clues about his wording, historiography and methodology. Furthermore, his opinions about the history and the benefits of history reading shall be taken into account. Keywords: Qadhi Ahmad of Nighda, al-walad al-shafiq, Anatolid Saljukids, historiography. Özet 685/1286 senesinde Niğde de dünyaya gelen ve 734/1333 yılında yine Niğde de vefat etmiş olan Kadı Ahmed, el- Veledü ş-şefîk ve l-hâfidü l-halîk adında beş bölümden oluşan Farsça muhtasar bir İslâm tarihi kaleme almıştır. Kadı Ahmed, eserindeki Peygamberler tarihi, İslâm tarihi ve fizikî ve felekî coğrafya ile kıyamet ve ahiret ahvali ne dair ilk üç bölümün, aslında birbiriyle irtibatlı olduğu ve geçmiş-hâl-gelecek şeklinde bir bütün oluşturduğu iddiasındadır. Yine sire, şemâil, ahlâk ve fazilet-i Nebi ile Kelam la ilgili konuları içeren son iki bölümün de bir nevi bu bölümlerin zeyli olduğunu söylemektedir. Ele aldığı bu birbirinden farklı konular sebebiyle tarih, edebiyat, tefsir, hadis, kelam, fıkıh, tasavvuf ve coğrafya gibi alanlarda yazılmış eserler onun kaynakları arasına girmiştir. Bununla birlikte Kadı Ahmed bir tarih eseri yazdığının bilinciyle hareket ederek bu farklı alanlarla ilgili malumatın tarihle irtibatlı yönlerini dikkate almaya çalışmıştır. Ayrıca dönemin diğer tarih yazarlarından farklı olarak o, satır aralarında eserini yazmaktaki amacı, tarih anlayışı ve metodolojisiyle ilgili olarak da bir hayli malumat sunmuştur. Biz, bu makalemizde, Kadı Ahmed in hayatına kısaca değinecek, ardından bir tarih eseri olarak el-veledü ş-şefîk adlı kitabını ele alacak ve onun üslubu, tarihçiliği ve metodolojisine dair ipuçlarını değerlendirmeye çalışacağız. Ayrıca onun tarihe ve tarih okumanın faydalarına dair görüşlerine de değineceğiz. Anahtar Kelimeler: Niğdeli Kadı Ahmed, el-veledü ş- Şefîk, Anadolu Selçukluları, tarih yazımı. 1. Giriş Genel olarak Ortaçağ İslâm tarihi yazarları, geçmişin ve hâlin haberlerini gelecek kuşaklara aktarmak olarak gördükleri işlerini yaparken, takip ettikleri usul, hedef ve gayelerini, tarih anlayışları ve metodolojilerine dair görüşlerini pek dile getirmemişlerdir. Anadolu Selçukluları döneminden bahseden sınırlı sayıdaki yerli tarihî kaynaklar da bu açıdan bir istisna teşkil etmezler. Onların yazarları da muhtemelen zihinlerinde var olan anlayış ve tutumlarını satırlara dökmeye pek yanaşmamışlardır. Farsça muhtasar İslâm tarihi yazıcılığının muahhar bir numunesi olan Niğdeli Kadı Ahmed in el-veledü ş-şefîk ve l-hâfidü l- Halîk adlı eseri ise, belki de yazılış gayesi ve hedefi münasebetiyle dağınık bir vaziyette de olsa bizlere söz konusu hususlarla ilgili bir hayli malumat sunar. Kadı Ahmed, Selçuknâme adlı bir eser daha yazdığını söylüyorsa da bugüne kadar kendisine ait böyle bir kitaba 216

2 rastlanamamış olduğundan, onun tarihçiliğini mecburen Anadolu Selçuklularına Dair Bir Kaynak: Niğdeli Kadı Ahmed in el-veledü ş-şefîk ve l-hâfidü l-halîk ı adıyla yapmış olduğumuz doktora çalışmamızın da konusu olan eseri üzerinden değerlendirmek durumundayız. Şimdi eserin kapsamı, içeriği, işlevi, faydası, amacı ve hedefiyle ilgili malumatı değerlendirmeye geçmeden önce, yazarının hayatına bir göz atalım. 2. Niğdeli Kadı Ahmed in Hayatı ve Ailesi 685/1286 yılında Niğde de dünyaya gelen ve muhtemelen 734/1333 senesinde yine Niğde de vefat etmiş olan Kadı Ahmed, unvanından da anlaşılacağı üzere uzun müddet kadılık yapmış ve arkasında iki tarih kitabı bırakmıştır. Kendisi gibi kadı olan dedesi Cemâleddin Muhammed b. Hasan Hotenî (ö. 647/1249) nin nisbesinin de işeret ettiği üzere, Harbendiyye cümlesinden ve Ke andiyye Türkmenlerinden olan aile üyeleri Hoten den Anadolu ya göç etmişlerdir. 74 Dede Cemâleddin Hotenî, Anadolu Selçuklularının hizmetine girerek bir ara Kastamonu havalisinde kadı olarak vazife yapmış ve çok geçmeden de geniş yetkileri bulunan yüksek makamlara erişmiştir. 75 Zamanla siyasette de nüfuzlu hale gelen Cemâleddin Hotenî, torunu Kadı Ahmed in ifadesine göre, 643/1245 yılında vefat eden Sultan Gıyâseddin Keyhüsrev in vasiyeti üzerine, Sultan ın oğulları İzzeddin Keykâvus ve Rükneddin Kılıç Arslan ın vezirliğini ve atabekliğini üstlenmiş ve devleti ikiye bölerek bunlar arasında taksim etmiştir /1249 da mezkûr iki kardeş arasında çıkan savaşta katledilen Kadı Cemâleddin Hotenî den sonra aileyi, Bedreddin İbrahim Hotenî ve Zeyneddin Nûşî adındaki iki oğlu temsil etmişlerdir. Bunlardan amca Bedreddin Hotenî nin 675/1276 yılı civarında Ermenek vilayetinin emirliğini ve komutanlığını (serleşkerî/sipehdâr) yaptığı bilinmektedir. 77 Baba Zeyneddin Nûşî nin ise 44 yaşında iken, 698/1298 yılında şüpheli bir ölüm neticesi vefat ettiğini bizzat oğlu Kadı Ahmed kaydeder. 78 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk ve l-hâfidü l-halîk ismini taşıyan eserinde, hicrî 700 (m. 1300) yılının başında 15 yaşında olduğunu söyler 79 ; h. 702 yılında da 17 yaşına girdiğini 80 dile getirerek bu tarihi tekid eder. Bu durumda kendisinin 685/1286 senesinde dünyaya gelmiş olması gerekir. Muhtemelen ilk eğitimini, Niğde nin nahiyelerinden olan Malâkopiye (bugün Nevşehir e bağlı bulunan Derinkuyu) de Mevlâna Kemâleddin Nekîdî den almıştır yaşında Malâkopiye den Niğde ye döndüğünde Hâce Hüdavend Nizâmeddin, Şeyh Muzafferüddin ve Ahmed b. Ali ile mülâki olmuş ve bu sonuncusunun evinde ve daha sonraları da zâviyesinde kalmıştır. 82 O, gençlik yıllarının başlangıcından itibaren Mevlâna Necmeddin İsfehânî nin, Mevlâna Şerefüddin Mavsilî nin, Nâsırüddin Şirazî nin, Şeyh Zahîrüddin Yusuf Kayserî nin, Şeyh Şemseddin in ve Kutbeddin Ali Heraklî nin sohbet ve meclislerinde bulunmuştur. 83 Kendilerine izafe olunan sıfatlar dikkate alındığında Mevlâna Şerefüddin Osman b. el-hasan Nekîdî 84 ve Mevlâna İbrahim b. Ahmed b. Muhammed Mavsilî 85 nin de Kadı Ahmed in eğitim ve öğretiminde önemli bir yeri olduğu görülür. Kadı Ahmed in 702/1302 senesinde, 17 yaşındayken, gelecekte Sivas ta bir beylik kuracak Kadı Burhaneddin Ahmed (ö. 800/1398) in dedelerinden olan ve evlilik yoluyla kendileriyle akrabalıkları bulunan 86 Hüsâmüddin Hüseyin b. Cemâlüddin Habîb Kayserî nin yanında, muhtemelen Kayseri deki dârü l-kazada divitdarlık vazifesiyle işe başladığını biliyoruz. 87 O bu görevden azledildikten sonra babasının mezarının bulunması ve kendi doğum yeri olması cihetiyle Niğde ye dönmüş ve buraya yerleşmeyi kendisi için uygun görmüştür. 88 Muhtemelen bir müddet sonra da Mevlâna Bahâüddin in tavassutu ile kadı olarak atanmış ve birkaç kez azledilmişse 74 Kadı Ahmed Nekîdî, el-veledü ş-şefîk ve l-hâfidü l- Halîk, Süleymaniye Kütüphanesi Fatih Bölümü, No: 4518, v. 17b, 130b, 162b. Ayrıca bkz. v. 2b, 119b, 132b, 149b, 297a. 75 Aziz b. Erdeşir Esterâbâdî, Bezm u Rezm, neşreden: Köprülüzâde Mehmed Fuad Bey, İstanbul 1928, s / Türkçeye tercüme: Mürsel Öztürk, Ankara 1990, s. 53; İbn Bîbî, el-evâmirü l-alaiye fi l-umuri l-alaiye, tsh. Jale Müttehidîn, Tahran 1390/2011, s (ayrıca bkz. s. 493, 507, 516) / Türkçeye tercüme: Mürsel Öztürk, c. II, Ankara 1996, s (ayrıca bkz. c. II, 100, 115, 124). 76 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 132b, 149a. 77 İbn Bîbî, el-evâmirü l-alaiye, s. 591 / Türkçe tercüme: c. II, s ; Aksarayî, Müsâmeretü l-ahbâr ve Müsayeretü l-ahyar, neşreden: Osman Turan, Ankara 1944, s. 111 / Türkçeye tercüme: Mürsel Öztürk, Ankara 2000, s Ayrıca bkz. Şikârî, Karamanoğulları Tarihi, nşr. M. Mes ud Koman, Konya 1946, s Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 102b. Ayrıca bkz. 127a. 79 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 94b. 80 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 151a. 81 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 117b. 82 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 117b. Ayrıca bkz. v. 289b, 297b. 83 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 118b. Ayrıca bkz. v. 7a, 95a-95b, 119a, 119b, 281a. 84 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 106b. 85 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 95a. 86 Esterâbâdî, Bezm u Rezm, s / Türkçe tercüme: s Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 151a-b, 234a. Ayrıca bkz. v. 95a. 88 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 156a. Ayrıca bkz. v. 5a. 217

3 de eserini yazdığı 733/1333 senesine kadar bu görevi sürdürmüştür. 89 Anadolu umumî kadılığına, kâdıyü l-kud atlığa kadar yükselmiş Cemâleddin Hotenî nin torunu olan ve kadılıkla ilgili ilk görgü ve bilgilerini kadı unvanıyla meşhur bir ailenin yanında alan Kadı Ahmed, evliliğini de yine kadı/fakih sülalesine mensup biriyle gerçekleştirmiştir. Eserinde yer vermiş olduğu şecereye göre hanımı, İmam Ebû Hâmid Muhammed Gazzâlî nin sekizinci kuşaktan torunu olup Aksaray daki kadılık mansıbını uhdesinde bulunduran ailenin kızıdır. 90 İfadelerinden anlaşıldığı kadarıyla Selçuknâme 91 isimli başka bir eserin de yazarı olan Kadı Ahmed, el-veledü ş- Şefîk adlı kitabını yazmak için 733 yılı ortalarında, 48 yaşında iken Nizâmüddin Ahmed b. Ali nin zâviyesine çekilmiş, burada 6 ay emek sarf ederek bir müsvedde ortaya çıkarmış ve bunu da 13 Zilhicce 733/25 Ağustos 1333 tarihinde temize çekmiştir. 92 Ancak el-veledü ş- Şefîk te 1 Muharrem 734/12 Eylül 1333 gibi bir tarihin yer alması 93, müellifin eserini tamamlamasına rağmen bazı hususları araya sıkıştırdığına delalet eder. Kadı Ahmed le ilgili olarak elimizde başka herhangi bir bilgi bulunmadığından bu tarih aynı zamanda onun muhtemel vefat tarihi olarak da kaydedilebilir Bir Tarih Eseri Olarak el-veledü ş-şefîk Niğdeli Kadı Ahmed, Arapça eserlerden tercüme ile oluşturduğunu belirttiği 95 kitabına Arapça bir mukaddime (1b-2a) ile başlar. Bu mukaddimeden, onun eserine, el- Veledü ş-şefîk ve l-hâfidü l-halîk (Şefkatli Çocuk ve Ahlaklı Torun) ismini vermeyi uygun bulduğunu ve onu; peygamberler tarihi (1b-71b), İslâm tarihi (72a-156a), fizikî ve felekî coğrafya ile kıyamet ve âhiret ahvaline dâir bahisler (157b-198b), Hz. Muhammed in sireti, ş i, ahlakı ve fazileti (201b-256a) ve kelam ile ilgili meseleler (257b-298a) olmak üzere beş cilde/bölüme ayırdığını anlamaktayız. Bu Arapça mukaddimeden sonra gelen Farsça mukaddime (2b-9a) vasıtasıyla da, onun kitabını dönemin İlhanlı sultanı Ebu Sa îd Bahadır Han a ve veziri Giyasüddin (vezir Reşidüddin Fazlullah ın oğlu) e ithaf ettiğini ve nasıl bir tarih anlayışına sahip olduğunu çıkartmamız mümkündür. Bir hayli geniş tutulan ve tekellüflü bir dille yazılmış olan bu umumî mukaddimeden sonra birinci bölümün konuları başlar (9a-71b). Konular evvela peygamberler tarihinin ele alınacağı birinci fasıl (9a-69b) ve Acem meliklerinin zikredileceği ikinci fasıl (69b-71b) olmak üzere ikiye ayrılır. Ardından birinci fasıl da birinci nev ve ikinci nev olmak üzere ikiye taksim edilir. Birinci nev de Hz. Âdem ile Hz. Muhammed arasında gelmiş bazı peygamberlerin ve önemli şahısların yaşadıkları tarihler tespit edilmeye çalışılır (9a-b). Bir hayli kısa tutulan bu bahisten sonra ikinci nev e geçilir (9b-69b). Bölümün ana bünyesini teşkil eden bu ikinci nev in ilk kısmı nda takriben kırk kadar peygamberin hayatı ele alınır (10a- 67a). Nev in ikinci kısmı nda ise otuz kadar Yunan filozofundan teferruata girilmeden bahsedilir ve on yedi kadar İslâm hakîmi de isim olarak zikredilir (67a-69b). Bölümün son kısmını teşkil eden ikinci fasılda da, Hz. Âdem in oğlu, yeryüzü padişâhı Keyûmers in devrinden Acem meliklerinin sonuncusu Yezdicerd in zamanına kadarki İrân, Keyân, Eşkânî ve Sasanî hanedanlarına mensup Acem melikleri Gazzâlî nin Nasîhatü l-mülûk ü ile müneccimlerin Zîc ine dayanılarak liste halinde verilir (69b-71b). el-veledü ş-şefîk in ikinci bölümü ise Hz. Muhammed in hicretinden müellifin kendi dönemine kadarki tarihî vukuatı içeren muhtasar bir İslâm tarihi hüviyetindedir (72a-156a). Bölümde ele alınacak konulara işaret eden girizgâh mahiyetindeki bir mukaddimeden (72a) sonra, hicretten Hz. Muhammed in vefatına kadarki on iki yıl içinde gerçekleşen hadiselere değinilir (72b-74a). Bu esnada Hz. Muhammed in çocuklarına ve Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin in doğumlarına da yer verilir. Hz. Muhammed dönemi olarak isimlendirebileceğimiz bu kısımdan sonra Râşid Halifeler dönemine geçilir (74a-85b). Burada Hz. Hasan da dahil olmak üzere ilk beş halifenin dönemlerindeki önemli hadiselerden bahsedilir. Hicrî 32 senesinde vefat eden Hz. Muhammed in amcası, meşhur müfessir Abdullah ın babası Abbas b. Abdülmuttalib vesilesiyle Resûl-i Ekrem in on iki amcası ve altı halasının ismi sayılır. Yine burada Sahabe ve Tabi în den oluşan Resûl ün 12 necib ve 10 nakib adamı ile ümmetin havarilerinin yanında Şeyh Muhyiddin Arabî, Hüccetü l- İslâm Ebu Hamid Gazzâlî, Cârullah Zamahşerî ve İmam Fahrüddin Razî nin isimlerine de yer verilir. 89 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 71a, 71b, 114a, 130b. 90 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 95b, 132b. Ayrıca bkz. Ali Ertuğrul, İmam Ebû Hâmid el-gazzâlî nin Anadolu daki Torunları, Cumhuriyet Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, XVI/2, Sivas 2012, s Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 140b, 141a. Kadı Ahmed in yazdığını söylediği Selçuknâme adlı esere bugüne kadar tesadüf edilemediği gibi, Selçuklu tarihini bahis mevzuu eden sonraki bir kaynakta da böyle bir esere herhangi bir atıf söz konusu değildir. 92 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 297a-b. Ayrıca bkz. v. 5a. 93 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 56a. 94 Niğdeli Kadı Ahmed e ve ailesine dair daha fazla bilgi için bkz. Ali Ertuğrul, Anadolu Selçukluları Devrinde Yazılan Bir Kaynak: Niğdeli Kadı Ahmed in el- Veledü'ş-Şefik ve l-hafidü l-halik ı, D.E.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış Doktora tezi), İzmir 2009, c. I, s Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 1b. 218

4 Ehl-i Beyt-i Nübüvvet in dışında kalan kimseler için hilafet sürdüler değil, emirlik yaptılar demek gerek tiği 96 kanaatinde olan Kadı Ahmed, halife isimli on iki Benî Ümeyye emiri nden söz ettiği Emevîler döneminde hicrî 41 ile 132 yılları arasındaki önemli hadiselerden de bahseder (85b-99a). Bu esnada Muaviye dönemi anlatılırken İrem şehriyle ilgili kıssaya, Hz. Aişe nin h. 58 deki vefatı vesilesiyle Hz. Muhammed in hanımlarına, Abdülmelik b. Mervan dönemindeki İbn Zübeyr hareketine, hicrî 100. yıl münasebetiyle din müceddidlerine ve tarih fenniyle alakalı olduğu düşüncesiyle de kıraat-i seb a imamları ve râvilerine de değinir. Bunlardan din müceddidleriyle ilgili kısımda, halifelerden, Hanefî, Şafi î, Malikî ve Hanbelî fakihlerden, hadisçilerden, kelamcılardan, zâhidlerden, kâri lerden ve de İmamiye den birer isim zikredilir. Bu isimler 700. yıl da dahil olmak üzere her yüzyılın başında bir defa daha verilir. Bu arada Kadı Ahmed in, Ömer b. Abdülaziz i Emevî halifeleri silsilesine dâhil etmediğini, onu ayrıca ele aldığını da belirtmek gerekir. Kadı Ahmed, Abbasîler dönemini (99a-138a) ise üç kısımda ele alır. Hicrî 132 ile 363 yıllarına tekabül eden Ebu l-abbas Saffâh ile el-mutî Lillah arasındaki ilk 23 halife, ilk kısmın konusunu oluşturur (99a-116a). Halifelerden bahsedilirken yine her yüzyılın başındaki din müceddidleri de sayılır. Kuşeyrî nin Risâle sindeki 81 tasavvuf şeyhi de vefat tarihlerine göre tabakât-ı meşâyîhten denilerek yeri geldikçe zikredilir. Ayrıca bu kısımda Hallâc-ı Mansûr için de özel bir bahis açılmıştır. Abbasîler bahsinin ikinci kısmında ise, Büveyhî, Hamdanî, Ihşidî, Fatımî, Muvahhidî ve Mirdasî hanedanları, hâkimiyet müddetleri, meşhur kimseleri ve bunların hayat hikâyeleri bakımından ele alınarak işlenir (116a-129b). Bu esnada müellif Evhadî tarikatinin şeyhler silsilesine de yer verir. Abbasîlere tahsis edilen üçüncü kısım ise, hicrî 363 ile 656 yılları arasındaki 24. Abbasî halifesi Abdülkerin Tâi ile son halife el-musta sım Billâh dönemlerini kapsar (129b-138a). Burada da yeri geldikçe her yüzyılın başındaki din müceddidleri sayılır. Ayrıca Sünniler katında muteber kabul edilen hadis kitapları ve müelliflerinden de söz edilir. Bu şekilde Abbasîler bahsine son verildikten sonra Âl-i Cenkishan olarak isimlendirilen İlhanlı sultanları zikredilmeye başlanır (138a-139b). Ardından Samanî hükümdarları sayılır (140a-b). Zaman zaman muhtelif sebeplerle atıflarda bulunulursa da Gaznelîler için müstakil bir başlık açılmaz. Büyük Selçuklulara (141a-146a) ve Anadolu Selçuklularına (146a-152a) tahsis edilen kısımlar ise, diğer hanedanlara göre nispeten daha geniş tutulmuştur. Müellif, bu son iki bahsi, bizzat kendisi tarafından Niğdeli Şemseddin Dündar Bey b. Hamza adına yazılan Selçuknâme isimli eserden ihtisar ettiğini söyler. 97 Bölümün son konusu ise, hicrî 344 ile 620 seneleri arasındaki muhtelif halifeler, melikler, sultanlar, atabekler ve mütegallibeler zamanında cereyan etmiş önemli hadiselerin tarih itibariyle zikrine tahsis edilmiştir (152a- 156a). el-veledü ş-şefîk in üçüncü bölümü, fizikî ve felekî coğrafya ile kıyâmet ve ahiret ahvâliyle ilgilidir (157b- 198b). Girizgâh mahiyetindeki mukaddimeden sonra (157b), fizikî coğrafya konuları işlenmeye başlanır (158a- 165a). Burada iklimler, denizler, adalar, dağlar, nehirler, ma mûr ve çorak yerler, ovalar, kırlar, çöller ve ana yollar; önemli şehirler, mekânların nâdirlikleri, beldelerin faydalı ve zararlı yönleri, büyük şehirlerin (emsâr) kendilerine mahsus vasıfları gibi konular ele alınır. Felekî coğrafya bahsinde ise, güneş, ay ve gezegenlerin yörüngeleri, burçlar, felekler, yıldızların düzeni ve faydaları, ışık saçan iki unsur olarak ay ve güneş, arş, kürsî, levh, kalem, Tuba ağacı, Beytü l-ma mûr ve Sidretü l-müntehâ gibi mülk ve melekût âlemine dair konular işlenir (165a-173a). Bundan sonra müellif, Tetimmetü l-ezmine ismini verdiği kıyâmet ve ahiret ahvâliyle ilgili bahse geçiş yapar (173a- 198b). Birinci Fer ve İkinci Fer olarak ikiye ayırdığı bu kısmın ilk fer inde, Hz. Muhammed in peygamberliğinden İsa b. Meryem in nüzûlüne kadar ortaya çıkacak olan kıyamet alâmetleri üzerinde durulur (173b-179b). Ardından gelen ikinci fer de ikiye ayrılır. Bunun birinci kısmında ölüm ve ölüm sonrasındaki berzâh âlemi (179b-184a), ikinci kısmında ise kıyâmetin kopması ve sonrasındaki ahiret hayatı (184a-198b) ile ilgili konulara değinilir. Hz. Muhammed in sîreti, şemâili, ahlâkı ve fazileti ile ilgili olan ve bizzat müellif tarafından hatime, hâtemü lezkâr ya da Muhammediyyât, nebeviyyât, siyer ve ahbar-ı nebi gibi isimlerle 98 anılan dördüncü bölümün (201b-256a) derin bir tasavvufu tesir altında yazıldığı görülmektedir. Hz. Muhammed in şahsiyetinin bizzat ve yakinen müşahede ediliyormuşçasına en ince ayrıntısına kadar anlatıldığı bu bölüm de diğerleri gibi girizgâh mahiyetindeki bir mukaddime ile başlar (201b-202a). Âlemin yaratılmasının sebebi olarak görülen nur-ı Muhammedî nin nesiller yoluyla Hz. Muhammed e intikali, Hz. Muhammed in doğumu ve vahyin nüzûlüne kadarki hayatı, ilk vahyin gelişi, isra ve mirac hadisesi, Hz. Muhammed in bazı melik ve sultanlara İslâm a davet mektupları göndermesi ve onun doğruluğuna delâlet eden âyet ve mucizelerle ilgili bahisler sîret-i Nebî içine dâhil edilebilir (202a-226b). Yemeği, elbisesi, yüzüğü, binekleri, oturması, kalkması ve insanlarla münasebeti gibi âdab-ı muaşerete tekabül eden yönleri (226b-231a) ile hilye-i şerîfi (231a-232b/1) de şemâil bahsinin konuları arasında görülebilir. Hz. Muhammed in affetmesi, kızması, cömertliği, mertliği, tevazuu ve ahlakının vasıfları ile ilgili hususları da ahlak-ı Nebî içinde değerlendirmek 96 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 90a. 97 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 140b, 141a. 98 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 5a, 201b-202a. Ayrıca bkz. v. 9a, 90b, 202a, 216b, 222a, 226b, 231b, 247b, 249a, 249b, 250a, 252b, 254b, 263a, 265b, 281a, 282b. 219

5 mümkündür (232b/1-241a). Son olarak da Hz. Muhammed in faziletine işaret eden şu konular göze çarpar: Kur ân-ı Kerim de Hz. Muhammed in çeşitli uzuvlarına yapılan atıflar, Allah Ta âlâ nın ona ihsan buyurduğu şeyler, diğer peygamberlerden üstünlükleri, nübüvvetini tasdik eden mucizevî halleri ve güzel ahlakını yansıtan tutumları (241a-256a). el-veledü ş-şefîk in beşinci ve son bölümü (v. 257b-298a) ise Usuli d-din de denilen Kelâm konularına tahsis edilmiş, meseleler ekseriyetle müellifin de mensup bulunduğu Sünnî görüş 99 çerçevesinde ele alınmıştır. Buna göre girizgâh mahiyetindeki mukaddimeden (257b-258a) sonra on asıl halinde itikadın kaidelerine değinilir (258a- 263b). Bunun akabinde... hakkında söz şeklinde şu bahisler ele alınır: Velilerin kerameti, ta dil ve tecviz, imamet ve halkın imama tabi olmasının zorunluluğu, Hulefâ-i Râşidîn in imameti, istita at, kulların fiillerinin yaratılması, dünyanın hâdis olması, tevlîdin ibtali, takat gösterilemeyecek şeyin teklif edilmesi, irade edilenlerin umumileştirilmesi, aslahın nefyi, rızıklar, eceller, kaza ve kader, hidayet ve delalet, ehl-i kıblenin tekfir edilmesi, büyük günah sahipleri, iman ve İslâm, imanın hakikati, taklidi iman ve bazı hususlara iman etmenin zorunlu olması (263b-283a). Bu konulardan sonra da, müellifin ifadesine göre metnin yazılmasından sonra çeşitli kitaplardan derlenen 100 ve bir kısmı bir cümle veya bir satır tutan muhtelif meseleler e değinilir (283a-293a). Usûl-i din kısmına son vermek üzere kaleme alınan bahisten/sonuçtan (293a-b) sonra, ayrıca bir de kitap için bir netice yazılmıştır (293b-298a). Burada yer alan temhîd başlığı altında eserin niçin yazıldığı ve hangi kaygılarla hareket edildiği izah edilmiş, tembîh başlığında da eserin kimlere ithaf edildiği açıklanmıştır. Eserin yazıldığı yer ve tarih ile istifade edilen kaynaklar, müellifin ferağ kaydında belirtilmiş, ayrıca müstensih tarafından da bir kitabet kaydı düşülmüştür. Böylece eserini, her biri birbiriyle bağlantılı beş müstakil cilde/bölüme ayırdığını iddia eden Kadı Ahmed, birinci bölümde Âdem-i Safâ dan Muhammed-i Mustafâ ya kadar gelen nebîlerin ve resûllerin kıssalarına yer vererek, Yunan filozofları ile irfân sâhibi İslâm hakîmlerini ve tıpçılarını zikrederek ve dört sınıftan müteşekkil Acem meliklerinden söz ederek, kendi ifadesiyle evvel veya kadim ya da önceki sıfatını taşıyan zaman dilimini ele almış olmaktadır. Âhir, muahhar ya da sonraki sıfatını taşıyan zaman dilimine, yani ikinci bölüme Hicrî takvimin başlangıcı ile geçiş yapmakta; bir taraftan Hz. Muhammed in Medine dönemini, Râşid halifeleri, Emevî ve Abbasî halifeleri ile Abbasîler döneminde ve sonrasında ortaya çıkan çeşitli hanedanları ve muhtelif şahıs ve devletleri zaman sırasına göre ele alırken, diğer taraftan müceddid, muhaddis, mutasavvıf ve kârî tabakalarına, nakîblerin, necîblerin, hayır sâhiplerinin ve önemli devlet adamlarının vefayât haberlerine tarih ve konu bağlamında aralarda yer vermektedir. Kitâbü l-büldân, kitâbü l-mesâlik ve l-memâlik ya da sûretü l-arz isimli coğrafya kitaplarının konularını oluşturan fizikî ve felekî coğrafyayla ilgili üçüncü bölümün ilk kısmı da, Kadı Ahmed e göre tarihle ilgili konuları tamamlamak bakımından yerinde bir tercih olmuştur. Ancak daha ilginci, bölümün ikinci kısmında tetimmetü lezmine başlığı altında işlenen kıyamet alâmetleri, ölüm ve berzah âlemi ile âhiret hayatına müteallik bahislerin de tarihle ilgili ve tarihin bir şubesi olarak görülmesidir. Ona göre, tetimmetü l-ezmine (zamanların tamamlanması), yani gaybî işlere dair sahih haberlerin mütalaa edilmesiyle oluşturulan müstakbelin tarihi, konusunu kıssaların oluşturduğu birinci bölümle ve rivayetlere dayalı tarihsel bilginin yer aldığı ikinci bölümle, yani mazi ve hâlin tarihiyle yekpâre bir bütün oluşturmaktadır. Böylece tarih, coğrafya ve geleceğe, yani âhiret hayatına dair konular birbiri ardı sıra bir bütünün parçaları olarak ele alınmış olmaktadır. 101 Siyer yazarlarının konusunu oluşturan Hz. Muhammed in doğumu, çocukluğu ve büyümesi, nübüvveti, risâleti, mucizeleri, gazveleri, fetihleri ve makâm ve dereceleriyle ilgili dördüncü bölüm ise, Peygamber kıssalarıyla ilgili birinci bölümde ve hicretle başlayan ikinci bölümde değinilmeyen konuları içerir. Kadı Ahmed e göre bölüm, esas itibariyle Allah ın rahmetini ve Resûlünün şefaatini celp etmek niyetiyle ve de Resûlün sözlerini zikretmekten zevk alması ve gönlünde yeri bulunması hasebiyle 102 teşkil edilmiştir. Son olarak beşinci bölüm de Kadı Ahmed in bir dostunun yanıltıcı fakîhâne sorular ile sefîhâne karışımlar getirmesi üzerine, tetimmetü l-ezmine ile son bulan kıssa ve tarih fenlerine, Usûlüddin (Kelâm) konularını ve Şer -i mübîn le ilgili çeşitli meseleleri içeren ikinci bir zeyl 103 yazma gereği duyulması bakımından oluşturulmuştur. Bu da, müellife göre, kıssalar, tarihler, melikler, sultanlar, vezirler, kelamcılar, tefsirciler, hadisçiler ve dünya ile bağlantılı olan ve dünyayı imar etmiş diğer kimselerle ilgili konulardan ve mebde (başlangıç) ve me âd (son) ile ilgili bahislerden oluşan bir kitap için güzel ve uygun bir son 104 olmuştur. el-veledü ş-şefîk te işlenen bu birbirinden farklı ancak iddiaya göre birbiriyle irtibatlı konular aynı zamanda bir kaynak çeşitliliğini de ortaya çıkarmıştır. Bu durum bizzat 99 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 120a, 268b, 284a. 100 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 283a. 101 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 8a, 72a, 157b, 173a, 257b. Ayrıca bkz. Ali Ertuğrul, Gelecek Tarihin Konusu Olabilir mi ya da Gelecek Tarih İlminin Kapsamına Nasıl Girebilir? -Niğdeli Kadı Ahmed in el- Veledü ş-şefîk inde Tarihin Kapsamı ve Hedefi-, Uluslararası 13. Yüzyılda Felsefe Sempozyumu Bildirileri, Ankara 2014, s Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 5a, 201b, 202a, 257b. 103 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 257b. Ayrıca bkz. v. 9a. 104 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 2a, 9a, 257b-258a, 293a-b. 220

6 Kadı Ahmed tarafından mukaddimede herhangi bir eser ismine atıfta bulunulmaksızın şöylece ifade edilmiştir: Mevzu ile alakalı olmak kaydıyla gıpta edilen kitaplar ve hoşa giden hâşiyeler tarafından zabt olunmuş tarihleri, sanat erbâbının ve müstesna incilerin ilginç ve ibretli sîretlerine ve kıssalarına mahsus tefsirleri, Sübhânî kelâmın te villerindeki gariplikleri, Nebî-yi Mekkî-yi Medenî adına ortalıkta dolaşmakta olan çığlıklardaki acayiplikleri, nesir halindeki hikmetli sözleri, kayıt altındaki veciz ifadeleri, nakiblerin iltikat ettiklerini, ediblerin beğendiklerini, belâgat ve fesahât sahiplerinin seçtiklerini, nasihat veren zümrelerin şerh ettiklerini, te liflerde bulunanların madenlerini, seleflere dâir yazanların defterlerini, hakkında şüphe vârid olduğu için değil, kendisinden sakınıldığı için sınırlı olarak kaydedilen hüzünlü şeyleri, her duyan kimsenin içinde var olanı methettiği rumuzlu hususları, harplerin ve gazaların, kutlamaların ve yemekli toplantıların düstûrlarını, halifelerin ve meliklerin meclislerinde sevilerek dinlenilen şeyleri, sülûk erbâbını şüphelerden, vakıalardan, varlıklardan, hastalıklardan, kinlerden, parlaklıklardan ve parıldamalardan kurtaran hususları ve lambalar gibi olan nasihatleri tercüme ettim. 105 Anlaşıldığı kadarıyla tarih, edebiyat, tefsir, hadis, kelam, fıkıh, tasavvuf ve coğrafya gibi alanlarla ilgili olarak muhakkık ve müfessirler, muhaddisler, tarihçiler, siyer ehli, edebiyatçılar, müneccimler ve kıssa anlatıcıları tarafından 106 kaleme alınmış olması gereken bu kaynaklardan bazısı Kadı Ahmed tarafından el-veledü ş- Şefîk in sonunda: ilimlerin kanunlarını, zevkli fenleri, hakikat mahsulü tefsirleri, sahih hadisleri, sarih kıssaları ve dinî bahisleri içeren bu kitap, sıhhatine ve sağlamlığına ittifakla itimad edilen âfâktaki muteber yüz kitaptan tercih olunan şu eserlerin yardımıyla yazılmıştır. 107 denilerek liste halinde verilmiştir. Bir kısmı gayet meşhur olan ve alanının klasikleri arasında yer alan bu eserlerin hâricinde başka bazı kaynakların daha kullanıldığı, metin içinde zaman zaman yapılan atıflardan 108 da anlaşılmaktadır. Yine Arapça yazılmış muhtelif kitapların Farsçaya tercüme edilmesiyle 109 oluşturulan bu malumat yığınına bizzat Kadı Ahmed tarafından da bir hayli ilaveler 110 yapıldığı aşikârdır. Bu ilaveler, Tabtûkîler, İskender, Ashâb-ı Kehf ve Melik Dikyanus un mezarı gibi bazı hususlarda bizzat 105 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 2b. 106 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 36b, 39b, 40a, 49b, 52a, 52b, 55a, 59b, 68b, 70a, 71a, 102a, 173a, 217a, 266a. 107 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 297b-298a. İlimlerin kanunlarını, zevkli [fenleri], hakikat mahsulü tefsirleri, sahih hadisleri, sarih kıssaları, dinî kısımları içeren bu kitabın yazılması, sıhhatine ve metânetine ittifakla itimad edilen ufuklardaki muteber yüz kitabtan tercih olunan Ebû Zeyd el-belhî nin el-bed i, eş- Şihâbî nin et-târîh i, es-sa lebî nin Arâyisü l- Mecâlis i, el-imam el-müctehid Mevlanâ Fahruddîn er- Razî nin et-tefsîrü l-kebîr i, ez-zemahşerî nin el- Keşşâf ı, [İbnü l-esîr e ait] Câmi u l-usûl fî-ekâvili r- Resûl, Ebû Tâlib el-mekkî nin Kûtu l-kulûb u, el- Üstâd Ebû Kasım Kuşeyrî nin Risâle si, el-allâme es- Sa îd Ebû Hâmid el-gazzâlî nin İhyâ sı, el-imam el- Müceddid Dinüllah Tâcüddin in Hakâyikü l- Ârifîn i, ez-zîcü n-nücûmî, et-taksîmü l- İllî, et-tetmîmü l- Amelî, Akâyidü l- Ukûd, es-sâbûnî nin Usûl ü ve dahi İnzimâmü l-âlemîn, Nuhabu l-milel ve n-nihal, [el-âbî ye ait] Nesrü d-dürr, Ebû Mansûr el- Mâturidî nin Elfâzü l-küfr ü, ed-debûsî nin Münâzarât ı, el-mübâhasâtü ş-şettâ, el-müellif el- Kudsî tarafından te lif olunan Furû u l-fıkh, Teşrîhü t- Tıbb ile tek tek zikri uzun sürecek olan diğer kitaplar gibi muhtelif eserlerin özlerinin çıkarılıp hülasa edilmesinden oluşmuştur. 108 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 9a (Tarih-i Taberî), 210a (İbn Abdirabbih, el-ikdu l-ferîd), 70a, 71a (Gazzâlî, Nasîhatü l-mülûk), 125a (Aksarayî, Müsâmeretü l-ahbâr), 140b, 141a (Niğdeli Kadı Ahmed, Selçûknâme), 10b (Düreydî, Maksûre), 111b (Şiblî, Divân), 67a (İbn Arabî, Fusûsu l-hikem), 9b (Saʻlebî, Tefsir), 271b (Semʻânî, Tefsir), 278b-279a (Ebû Hanife, el-âlim ve l-müteallim), 169a (İbâne), 290a (İbn Sina, Risâle-i Hudûd). Listelenen ve atıf yapılan bu iki grup kaynağın dışında, el-veledü ş-şefîk te, bahis konusu meseleye dair daha fazla malumat elde etmek için bakılması tavsiye olunan veya müellifin elinin altında bulunduğu ve okuduğu anlaşılan ya da sadece varlığına işaret edilmekle yetinilen başka bazı kitapların da isimleri geçmektedir. Bkz. v. 120b, 141a (Utbî, Kitâbü l-yeminî), 139a (Kütüb-i Cengishan Nâme), 9b, 68b, 162a, 164a (Batlamyus, Mecisti), 112b (Buhturî, Divan), 121b, 123a, 152a (Mütenebbî, Divan), 121b, 122a, 140b, 273a (İbn Nübâte, Divan), 69b (Bediüzzaman Hemedanî, Makâmât), 153a, 153b (Harirî, Makâmât), 184a (Saʻdî, Hüsniyyât), 184a (Hümâm-ı Tebrizî, Divan), 15b (Mevlâna Bahâüddin, Divan), 117b (Menâkıb-ı Şeyh Ebû Saʻîd), 148b, 264b (İbn Arabî, Fütühât), 15a (Ebu l-kâsım İsfehanî, ez-zerîʻa), 15a (Nasîrüddin Tusî), 121a (Abdî Hadimî Şihabî, Tefsir-i Makalât), 121b (Fakih-i Semerkandî, Hizânetü l-fıkh ve Uyûnü l-mesâil), 121b (Kudurî, Kitâbü l-kudurî), 284b (İmam Merginanî, el-hidâye). 109 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 1b. Ayrıca bkz. v. 2b, 10b, 14a, 15a, 59b, 184a, 218a, 219a, 283a. Her ne kadar Kadı Ahmed eserini Arapça kitaplardan Farsçaya tercüme yoluyla oluşturduğunu söylüyorsa da, onun, az da olsa Farsça bazı kaynaklara müracaat ettiği anlaşılmaktadır. Bkz. v. 1b, 59b, 70a, 71a, 125a. Yine kullanılan kaynakların detaylı bir analizi için bu çalışmanın Kaynakları Bakımından el-veledü ş-şefîk ve l-hâfidü l-halîk kısmına bakınız. 110 Kadı Ahmed, el-veledü ş-şefîk, v. 10b. Ayrıca bkz. v. 3a, 117b. 221

İslam Medeniyetinde Bilgi ve Bilim Alparslan Açıkgenç / İSAM Yayınları. İstanbul 2006. 176 s. Faruk BEŞER

İslam Medeniyetinde Bilgi ve Bilim Alparslan Açıkgenç / İSAM Yayınları. İstanbul 2006. 176 s. Faruk BEŞER 164 Usûl İslam Medeniyetinde Bilgi ve Bilim Alparslan Açıkgenç / İSAM Yayınları. İstanbul 2006. 176 s. Faruk BEŞER Yazarı bilgi felsefesine ve İslam da bilgiye dair eserleriyle tanıyoruz. Hatta o bu konuda

Detaylı

MEHMET SAİD ŞİMŞEK İN HAYAT KAYNAĞI KUR ÂN TEFSİRİ ÜZERİNE BİR İNCELEME

MEHMET SAİD ŞİMŞEK İN HAYAT KAYNAĞI KUR ÂN TEFSİRİ ÜZERİNE BİR İNCELEME Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi Cilt 12, Sayı 2, 2012 ss. 121-152 MEHMET SAİD ŞİMŞEK İN HAYAT KAYNAĞI KUR ÂN TEFSİRİ ÜZERİNE BİR İNCELEME Ali KARATAŞ * Özet Makale Mehmet Said Şimşek in yazdığı

Detaylı

FIKHÎ HADİSLERİN DOĞRU ANLAŞILIP YORUMLANMASI HUSUSUNDA BAZI ESASLAR

FIKHÎ HADİSLERİN DOĞRU ANLAŞILIP YORUMLANMASI HUSUSUNDA BAZI ESASLAR 1 FIKHÎ HADİSLERİN DOĞRU ANLAŞILIP YORUMLANMASI HUSUSUNDA BAZI ESASLAR Y. Doç. Dr. Abdullah KAHRAMAN * I. GİRİŞ İnsanı yaratıp yeryüzünde yaşamasına imkân veren Yüce Allah, onu bu âlemde başıboş bırakmamıştır

Detaylı

EL-AKÎDETÜ'L-VASITIYYE VE ŞERHİ

EL-AKÎDETÜ'L-VASITIYYE VE ŞERHİ EL-AKÎDETÜ'L-VASITIYYE VE ŞERHİ Müellif Şeyhu'l-İslâm İbn-i Teymiyye Şerh Muhammed Halil Herrâs Çeviren M. Beşir Eryarsoy GURABA YAYINLARI ÇATAL ÇEŞME SOKAK DEFNE HAN No: 27 / 9 CAĞLOĞLU / İSTANBUL TEL:

Detaylı

Günümüzde Hz. Peygamber in (sav) Doğru Anlaşılması Üzerine Düşünceler

Günümüzde Hz. Peygamber in (sav) Doğru Anlaşılması Üzerine Düşünceler T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ Cilt: 19, Sayı: 2, 2010 s. 59-72 Günümüzde Hz. Peygamber in (sav) Doğru Anlaşılması Üzerine Düşünceler Adem APAK Doç. Dr., UÜ. İlahiyat Fakültesi ademapak@uludag.edu.tr

Detaylı

İrşâdü s-sârî ye Göre Kastallânî nin Kelâmî Görüşleri* Theological Views of al-qastallânî According to his Irshâd al-sârî

İrşâdü s-sârî ye Göre Kastallânî nin Kelâmî Görüşleri* Theological Views of al-qastallânî According to his Irshâd al-sârî Özet * M. Sait UZUNDAĞ* Memlükler dönemi, oldukça parlak kültürel ve ilmi bir harekete sahne olmuş, Îslâmi ilimler ve İslam kültür tarihi için emsalsiz bir miras bırakmışlardır. Bu dönemde yetişen âlimler

Detaylı

Mevlâna ile Şems-i Tebrîzî ye Göre Ebu l-hasan-i Harakanî

Mevlâna ile Şems-i Tebrîzî ye Göre Ebu l-hasan-i Harakanî Mevlâna ile Şems-i Tebrîzî ye Göre Ebu l-hasan-i Harakanî Hasan ÇİFTÇİ Doç. Dr. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi hciftci62@hotmail.com Giriş Özet [Hasan Çiftçi, Mevlâna ile Şems-i Tebrîzî ye

Detaylı

Uluvv ve İstivâ İle İlgili Haberler Muhtasar el-uluvv li l-aliyyi l-azîm

Uluvv ve İstivâ İle İlgili Haberler Muhtasar el-uluvv li l-aliyyi l-azîm Uluvv ve İstivâ İle İlgili Haberler Muhtasar el-uluvv li l-aliyyi l-azîm Burhan Yayıncılık Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. Burhan Yay nc l k Turizm Burhan San. ve İlmi Tic. Araştırmalar Ltd. fiti. Merkezi

Detaylı

Ebu Hanîfe nin Kur ân Anlayışı

Ebu Hanîfe nin Kur ân Anlayışı Ebu Hanîfe nin Kur ân Anlayışı Faruk BEŞER Usûl, I, 1 (2004), 7-34 Abu Hanifa s Understanding of the Qur an There is no doubt that the Qur an is the unique source of Islam. However, there arised a number

Detaylı

KUR AN DA TEMEL SİYASÎ KAVRAMLAR

KUR AN DA TEMEL SİYASÎ KAVRAMLAR KUR AN DA TEMEL SİYASÎ KAVRAMLAR Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman ALTUNTAŞ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI Bağlarbaşı Mahallesi 29100 / Gümüşhane Telefon: 0 456 233 74 25 pbx Faks: 0 456 233 74 27 Yayın Numarası:

Detaylı

Batı da Hadis Çalışmalarının Tarihi Seyri * Üzerine

Batı da Hadis Çalışmalarının Tarihi Seyri * Üzerine Batı da Hadis Çalışmalarının Tarihi Seyri * Üzerine Ömer Faruk AKPINAR ** Öz: Yaklaşık bir buçuk asırdan beri Batıda, genelde İslam, özelde hadis ilmi ile alakalı çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Bu

Detaylı

Osmanlı Sonrası Bosna da Yapılan Bazı Kur an Tercümeleri Üzerine

Osmanlı Sonrası Bosna da Yapılan Bazı Kur an Tercümeleri Üzerine Osmanlı Sonrası Bosna da Yapılan Bazı Kur an Tercümeleri Üzerine Ekrem GÜLŞEN * / İzzet TERZİÇ ** Öz: Osmanlı idaresinden 1878 de çıkmasının ardından Bosna-Hersek te pek çok Kur an çevirisi yapılmıştır.

Detaylı

KUR AN DA SEMA KAVRAMI. The Concept of Sema in the Qur'an. Abstract

KUR AN DA SEMA KAVRAMI. The Concept of Sema in the Qur'an. Abstract KUR AN DA SEMA KAVRAMI The Concept of Sema in the Qur'an Halil ÇİÇEK Abstract The Qur'an to invite tawhid (uniqueness), deduce from orderl'ness of the universe and a lot of objects present 'n the universe

Detaylı

MU'TEZİLE FIKIH USÛLÜ ve

MU'TEZİLE FIKIH USÛLÜ ve bilimname IV, 2004/1, 81-105 MU'TEZİLE FIKIH USÛLÜ ve el-basrî'nin "el-mu'temed" ADLI ESERİ * Muhammed Hamidullah Çeviren: Ömer Aslan Dr. Cumhutiyet Ü. İlahiyat F. oaslan@cumhuriyet.edu.tr GİRİŞ İslam

Detaylı

MÂVERDÎ VE "el-hâvi'l-kebîr" ADLI ESERİ

MÂVERDÎ VE el-hâvi'l-kebîr ADLI ESERİ MÂVERDÎ VE "el-hâvi'l-kebîr" ADLI ESERİ Sabri ERTURHAN * I- MAVERDÎ'NİN HAYATI A-İsmi, Lakap ve Künyesi: Müellifin tam adı Ali b. Muhammed b. Habîb Ebû'l-Hasen el-basrî el-mâverdî'dir. 1 Lakabı ise kaynaklarda

Detaylı

Türklerin Suriye ye Girişi ve Süleymanşâh

Türklerin Suriye ye Girişi ve Süleymanşâh TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI DERGİSİ 217 Türklerin Suriye ye Girişi ve Süleymanşâh Entering of Turks to Syria and Sulaimanshah İbrahim GÖK* ÖZET Türklerin kitlesel olarak Orta Doğu ya geldikleri ve tüm Ön Asya

Detaylı

KUR AN DA ÜMMÎ KAVRAMININ SEMANTİK ANALİZİ VE BU BAĞLAMDA HZ.PEYGAMBER İN ÜMMÎLİĞİ MESELESİ

KUR AN DA ÜMMÎ KAVRAMININ SEMANTİK ANALİZİ VE BU BAĞLAMDA HZ.PEYGAMBER İN ÜMMÎLİĞİ MESELESİ KUR AN DA ÜMMÎ KAVRAMININ SEMANTİK ANALİZİ VE BU BAĞLAMDA HZ.PEYGAMBER İN ÜMMÎLİĞİ MESELESİ Mehmet SOYSALDI * Songül ŞİMŞEK ** ÖZET Bu araştırmada, önce ümmî kelimesinin anlamsal çerçevesi üzerinde durulup,

Detaylı

ALEVİ-BEKTAŞİ MİRAÇ SÖYLEMİNDEN CEMİN SİMGESEL TEMSİLLERİNE HAKK'IN BİRLİK BİLİNCİ

ALEVİ-BEKTAŞİ MİRAÇ SÖYLEMİNDEN CEMİN SİMGESEL TEMSİLLERİNE HAKK'IN BİRLİK BİLİNCİ ALEVİ-BEKTAŞİ MİRAÇ SÖYLEMİNDEN CEMİN SİMGESEL TEMSİLLERİNE HAKK'IN BİRLİK BİLİNCİ Derya SÜMER * Özet Alevi ve Bektaşi olarak tanımlanan insanların birbirlerini Alevi-Bektaşi kültürünün oluşumunda farklı

Detaylı

Hıristiyanlığa Reddiye

Hıristiyanlığa Reddiye ABDULLAH TERCÜMAN (ANSELMO TURMEDA) Hıristiyanlığa Reddiye Aslen Anselmo Turmeda adında bir İspanyol papazı iken, bilahare İslamiyeti kabul eden muhtedi Abdullah Tercüman'ın, Hıristiyanlığı, çürüten «Tuhfetü'l-Erib

Detaylı

KERBELÂ DAN ÖNCE HZ. HÜSEYİN İ DOĞRU ANLAMAK BEFORE KARBALA HUSSEIN TRUE UNDERSTANDING

KERBELÂ DAN ÖNCE HZ. HÜSEYİN İ DOĞRU ANLAMAK BEFORE KARBALA HUSSEIN TRUE UNDERSTANDING KERBELÂ DAN ÖNCE HZ. HÜSEYİN İ DOĞRU ANLAMAK ÖZET Mustafa ÖZKAN56* Kerbelâ hadisesi temelde dinî, siyasî ve kabilevî sebeplerin etkili olduğu bir iktidar mücadelesinin sonucudur. İslâm Tarihinde önemli

Detaylı

ALEVİLİK VE YENİ ANAYASA (ANAYASAL PERSPEKTİF)

ALEVİLİK VE YENİ ANAYASA (ANAYASAL PERSPEKTİF) ALEVİLİK VE YENİ ANAYASA (ANAYASAL PERSPEKTİF) Prof. Dr. Hasan Tahsin FENDOGLU ÖZET Günümüzde sadece Türkiye de değil, dünyanın belirli ülkelerinde de kendisini hissettiren önemli sorun alanlarından birisi

Detaylı

Kubbealtı Gençlerinden MERHABA

Kubbealtı Gençlerinden MERHABA Kubbealtı Gençlerinden MERHABA Kubbealtı Akademi Mecmuası'nın ücretsiz ekidir Yayına Hazırlayanlar: Dr. Nevnihal BAYAR Kübra YETİŞ ŞAMLI Kapak Tasarım: Tûba ŞAMLI Basım: ÖZAL Matbaası Dağıtım: Ertuğrul

Detaylı

M. ALİ AYNİ NİN BAKÜ KONFERANSI

M. ALİ AYNİ NİN BAKÜ KONFERANSI M. ALİ AYNİ NİN BAKÜ KONFERANSI Mehmet RIHTIM Qafqaz Üniversitesi Bakü / Azerbaycan mrihtim@yahoo.com ÖZET Seyyid Yahya Baküvi, 15. asırda Azerbaycan da yaşamış bir sufidir. Halvetiyye tarikatının ikinci

Detaylı

ORTAÖĞRETİM KUR AN-I KERİM ÖĞRETİM MATERYALİ

ORTAÖĞRETİM KUR AN-I KERİM ÖĞRETİM MATERYALİ ORTAÖĞRETİM KUR AN-I KERİM ÖĞRETİM MATERYALİ 9 ORTAÖĞRETİM KUR AN-I KERİM ÖĞRETİM MATERYALİ 9 YAZARLAR Doç Dr. Muhiddin OKUMUŞLAR Yrd. Doç. Dr. M. Vehbi DERELİ Faruk SALMAN Nazif YILMAZ Devlet Kitapları

Detaylı

A Ç I L I Ş K O N U Ş M A L A R I

A Ç I L I Ş K O N U Ş M A L A R I BEKTAŞİ GÜLBENGİ Bismişah Allah Allah Vakitler hayrola, Hayırlar feth ola. Şerler def ola. Müminler saf ola. Münâfıklar berbat ola. Gönüller şâd ola. Meydanlar âbâd ola. Kalplerimiz mesrûr, sırlarımız

Detaylı

MÜFERRİCÜ L - KURUB A GÖRE EYYÛBÎ SULTANLARININ ÖRNEK DAVRANIŞLARI

MÜFERRİCÜ L - KURUB A GÖRE EYYÛBÎ SULTANLARININ ÖRNEK DAVRANIŞLARI 3307 MÜFERRİCÜ L - KURUB A GÖRE EYYÛBÎ SULTANLARININ ÖRNEK DAVRANIŞLARI YARAR ÇAKIROĞLU, Hülya * TÜRKİYE/ТУРЦИЯ ABSTRACT According to Muferricu l-kurub the Commendable Conducts of Eyyubi Sultans Eyyubi

Detaylı

Müteşâbih Hadîslerin Yorumu Bağlamında İbnü l-müneyyir in (ö. 683/1284) Tefsîru müşkilâti ehâdîs bi şekli zâhirihâ Adlı Eseri

Müteşâbih Hadîslerin Yorumu Bağlamında İbnü l-müneyyir in (ö. 683/1284) Tefsîru müşkilâti ehâdîs bi şekli zâhirihâ Adlı Eseri Müteşâbih Hadîslerin Yorumu Bağlamında İbnü l-müneyyir in (ö. 683/1284) Tefsîru müşkilâti ehâdîs bi şekli zâhirihâ Adlı Eseri Osman BODUR * Öz:. İslâmî ilimlerin hemen hepsinde oldukça önemli bir yer tutan

Detaylı

*** s.338. 2 Sebahattin Eyüpoğlu, Sanat Üzerine Denemeler ve Eleştiriler, Cem Yayınevi, İstanbul 1981,

*** s.338. 2 Sebahattin Eyüpoğlu, Sanat Üzerine Denemeler ve Eleştiriler, Cem Yayınevi, İstanbul 1981, KENDİ GÖK KUBBEMİZ DE ESKİ ŞİİRİN RÜZGÂRLARI Abdullah ŞENGÜL * ÖZET Yahya Kemal, Divan edebiyatı kaynağından geniş bir şekilde yararlanmıştır. Onu Eski şiirin temsilcisi olarak göstermek doğru değildir.

Detaylı

SÜNNET'iN KAYNAK DEGERi

SÜNNET'iN KAYNAK DEGERi HRO. ilahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: V, Ocak-Haziran 2003 (s.l-27) SÜNNET'iN KAYNAK DEGERi Ali BA.KKAL I Giriş ur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in Sünnet'i, İslam tarihi boyunca Kbütün mezhepler tarafından

Detaylı

FARKLI DİNLERİN GERÇEKLİK İDDİALARI AÇISINDAN İBADET ANLAYIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

FARKLI DİNLERİN GERÇEKLİK İDDİALARI AÇISINDAN İBADET ANLAYIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ i ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ FELSEFE ve DİN BİLİMLERİ ANA BİLİM DALI Sait KAR FARKLI DİNLERİN GERÇEKLİK İDDİALARI AÇISINDAN İBADET ANLAYIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ YÜKSEK LİSANS TEZİ

Detaylı