Üçüncü ve son bölümde ise, 1980 yılından sonra yaygın bir etkileme alanı olan küreselleşmenin ve önemli bir bütünleşme hareketi olan Avrupa

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Üçüncü ve son bölümde ise, 1980 yılından sonra yaygın bir etkileme alanı olan küreselleşmenin ve önemli bir bütünleşme hareketi olan Avrupa"

Transkript

1 1 GİRİŞ İnsan hakları, sadece insanların insan olduklarından dolayı sahip olunan haklardır. İnsanın asırlar içinde önce düşünsel alanda, daha sonra, sırasıyla, anayasal belge ve bildirilerde, anayasalarda ve uluslararası sözleşmelerde yer alan ve korunması gerektiği konusunda ortak kanıya dayanan değerler bütünüdür. Genel itibariyle kavram, bireyle devlet arasındaki ilişkiyi içerse de özellikle II. Dünya Savaşından sonra uluslararası bir konu olarak gündeme taşınmıştır. Bunun yanında, dünyanın büyük çoğunluğunun kabul gördüğü evrensel ya da bölgesel insan haklarına ilişkin belgelerin kabul edilmesi de, kuşkusuz insan hakları kavramının sahip olduğu önemi daha da güçlendirmektedir. İnsan haklarının korunmasında, uluslararası sözleşmeler, ulusüstü organlar, ulusal ve uluslararası kuruluşlar yanında anayasalar, anayasal belgeler ve uluslararası bildiriler önemli rol oynamaktadır. Günümüzde insan hakları, tüm devletlerce korunması gereken bir ortak değer niteliğine bürünmüştür. Bu anlamda artık çağdaş devlet, insan haklarına saygı duyan, insan haklarını koruyan devlettir. İnsan hakları tarihine bakıldığında bu görüşün desteklenmesi hiç şüphesiz kolay olmamıştır. Çalışmanın amacı, insan haklarının geldiği anlam düzeyini açıklamaya ve özellikle ülkemizde kazandığı önemi değerlendirmeye yöneliktir. Çalışma, giriş ve sonuç bölümlerinin haricinde toplamda üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde insan haklarını açıklamaya yönelik tarihi geçmişin ve felsefi düşüncelerin yanı sıra kavramın boyutunu genişleten dünyamızı etkilemiş olaylar ve insan hakları kavramını içene alan belge ve anlaşmalara değinilmiştir. İkinci bölümde ise, önce Osmanlı da daha sonra ise Türkiye nin Cumhuriyet tarihi içinde ve 1980 li yıllara kadar olan siyasi ve idari olayları çerçevesinde kendine yer edinmeye çalışan insan hakları düşüncesi, yıllar itibariyle gözlemlenmeye çalışılmıştır.

2 2 Üçüncü ve son bölümde ise, 1980 yılından sonra yaygın bir etkileme alanı olan küreselleşmenin ve önemli bir bütünleşme hareketi olan Avrupa Birliğinin insan hakları düşüncesini nasıl değiştirdiği ve Avrupa Birliğine girme çabasında olan ülkemizde, kamu yönetim sistemimizde insan hakları için gerçekleşen değişiklikler ve gelişmeler incelenmiş, yaşanan dönüşüm tüm yönleriyle gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.

3 3 BİRİNCİ BÖLÜM 1. İNSAN HAKLARI KAVRAMININ FELSEFİ TEMELİ, TARİHSEL GELİŞİMİ VE GELDİĞİ ANLAM DÜZEYİ Günümüzde, bir bütün halinde toplumsal yaşamı düzenleyen siyasal rejimlerin ve hukuki düzenlemelerin meşruluk kaynağı olarak algılanan insan hakları, insanın sırf insan olması nedeniyle sahip olduğu hakları ifade etmektedir. Bugün çok yaygın bir şekilde kullanılan insan hakları kavramı, hukuk ve siyaset teorisi gibi sosyal bilimlerin ve felsefi tartışmaların merkezinde yer almakta, temel sorunsallardan birini oluşturmaktadır (Coşkun, 2000: 189). Değişen tarihsel koşullarla belli sorunlar değişse bile sürekli gelişen insan hakları düşüncesi hem ulusal hem de uluslararası alanda toplumsal olguların en başında ele alınmaktadır. İşte bu olgu, tarih içinde uzun bir yolculukla gerçek bir evrim geçirmiştir. Bu evrimi açıklamada ise günümüze değin genel kabul görmüş, birbirleri ile doğrudan bağlantılı dört insan hakları kuşağından söz etmemiz kanımca yerinde olacaktır. Birinci kuşak haklar, klasik ve siyasal insan haklarıdır; daha çok bireyi devletin müdahalesinden korumakta ve onun devlet karşısında bazı temel haklarını güvence altına almaktadır. Düşünce özgürlüğü, ifade ve iletişim özgürlüğü, toplanma ve dernek özgürlükleri ile katılım hakları başlıcalarıdır. Bugün klasik ya da temel haklar olarak adlandırdığımız Kişi özgürlükleri ve siyasal haklar, büyük ölçüde aristokrasi-burjuvazi çatışmasına dayanmaktadır. İki sınıf arasındaki çelişki ve çıkarlar çatışması, özellikle siyasal haklarda netleşmektedir. Ayrıcalıklar üzerinde kurulu feodal rejime karşı devrimci burjuvazinin verdiği mücadele, özgürlük ve eşitlik kavramlarının doğumuna kaynaklık etmiştir.. XVII. ve XVIII. yüzyıl devrimleri feodal çağın kapanmakta olduğunu müjdelerken, beraberinde bir hak ve özgürlükler demeti de getirdiler (Kaboğlu, 2002: 41). Sosyalist fikirlerin ve pozitivist hukuk öğretisinin ürünü olan İkinci kuşak haklar ise, sosyalist ve pozitivist düşünce akımlarının aşırı bireyci özgürlük anlayışını etkilemesi ve bazı değişikliklere yol açması sonucu ortaya çıkmıştır

4 4 (Hekimoğlu, 2003: 85). Bunların başlıcaları, seçme,seçilme ve siyasal örgütlenme hakları, çalışma olanaklarının düzeltilmesi, iş olanaklarının yaratılması, toplumsal güvenliğin sağlanması, sendika ve grev haklarıdır ( Kaboğlu, 2002:43). Başka bir deyişle, toplumsal ve ekonomik hakların tanınması klasik demokrasinin acımasız özgür girişim ve yarışma koşullarının haksızlık ve adaletsizliğine karşı girişilen toplumsal hareketler ve devrimler sonucu kazanılmıştır (Sencer, 1990: 4). XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülmeye başlanan bilimsel ve teknik gelişmeler sonucunda nükleer teknoloji ile atom çağına girilmesinin yol açtığı nükleer yayılma, çevre felaketlerine yol açan sınırsız denetimsiz sınai büyüme, terör, katliam, işgaller ve kalkınmakta olan ülkeler ile azgelişmiş devletlerin karşılaştıkları büyük sorunlar insan hakları kavramı üzerinde yeniden düşünülmesini gerektirmiştir (Hekimoğlu, 2003: 87-88). Bölgesel ve uluslararası ölçekte harcanan çabaların sonucu olup kolektif ve bireysel gereksinimlere dayanan dayanışma hakları, insan hakları genel kuramının evriminden türetilmiştir (Kaboğlu, 2002: 46) Günümüzde insan hakları üçüncü kuşak adını da verdiğimiz dayanışma hakları sürecini yaşamakta ve gelişen insan hakları kavramına; barış, temiz bir çevre ve insanlığın ortak mirası, dayanışma gibi daha çok demokrasiye ve katılımcılığa dayalı yeni haklar kategorisi eklenmektedir. Dördüncü kuşak insan hakları ise, bilimin kötüye kullanılması olasılığına karşı, insanın temel özelliğini oluşturan, insanı öteki canlı varlıklardan ayıran ilke olduğu ve insan haklarının temelini oluşturan bir ölçüt niteliği taşıdığı belirtilen insan onuru nu koruması gereken haklardır. Bilim, insana sonsuz olanaklar sunmuş olmakla beraber, biyoloji-tıp alanındaki (insan kopyalama vb.) 1 örneklerinde görüldüğü gibi, insan onurunu zedeleyen kimi uygulamalara yol açabilir (Gülmez, 2001: 22). Bu süreç, insan hakları kavramının zaman içerisinde daha gelişmiş bir içeriğe doğru gittiğini kanıtlamaktadır. 1 Bu konuda düzenlenen Avrupa Konseyi belgeleri dördüncü kuşak insan haklarının ilk örneklerini oluşturmaktadır. İnsan kopyalama ile ilgili olarak Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan ve insanlarda her türlü genetik kopyalamayı yasaklayan "Bioetik Sözleşmesi" gündeme gelmiş ve Türkiye'de bu sözleşmeyi imzalamıştır. Ayrıca, AB vatandaşlarının temel haklarını ve AB'nin vatandaşlarına karşı sorumluluklarını düzenleyen 7-8 Aralık'taki "Nice Zirvesi"nde onaylanan Temel Haklar Şartında da bu ifade yer bulmaktadır. (Belgenet, ).

5 İNSAN HAKLARININ TEMELLERİ İnsan hakları doktrininin gelişiminde değişmeyen bir nokta bulunmaktadır. O da insan hakları düşüncesinin insanın yapısına dayanmasıdır. Çünkü kavrama yüklenen anlamlar, kültürden kültüre, zamandan zamana değişse de, hep insan, insanlık onuru ve insan soyunun korunması hedef olarak alınmıştır. Kısaca İnsan hakkındaki bilgimizin değerselleşmiş özü insan onurudur (Ökçesiz, 1999: 27). İnsan onurunu temel alan insan hakları anlayışı şu anda taşıdığı anlam düzeyine gelinceye kadar tarih içindeki serüvenini sürekli gelişerek gerçekleştirmektedir. Bu gelişimin daha net anlaşılabilmesi adına, insan hakları kavramının tarihsel ve felsefi arka planını İlk Çağlara dayandırarak başlatmak yerinde olacaktır Yazı, belki de insanlık alemi yok oluncaya kadar, aklın en yüce icadı olarak yaşayacaktır. Tarihi böylece başlatan Sümerler (M.Ö. 3000), yerleşik bir toplumun ilk kurumlarını meydana getirip geliştirmişler ve onları bütün evrensel uygarlığa armağan etmişlerdir: İlk devlet, ilk okul, ilk hekim, ilk ilaç, ilk edebiyat... Bizim açımızdan üstün Mezopotamya Uygarlığını yaratan, bu yolla Eski Yunan a kadar pek çok kültürün dolaylı dolaysız atası sayılan Sümerlerin ilk devlet ve hukuk düzenini kuran kavim olması önemlidir (Mumcu, 1992: 25). M.Ö yıllarında yaşayan ve kendisini Akad ve Sümerlerin kralı olarak ilan eden Babil Kralı Hammurabi, Sümer kanunlarını alarak günün koşullarına göre yorumlamış ve kendi adıyla anılan kanunnamesine geçirmiştir. Hammurabi, kanunnamesinin önsözünde, kendisini tanrıların kutsadığını, kötüleri yok ederek ve kuvvetlilerin zayıfları ezmesini önleyerek ülkede adaleti sağlayacağını ve halkını eğiterek, refahını arttıracağını ilan etmiştir. Hammurabi, kanunnamesinin hükümlerini taş sütunlara yazdırarak Babil şehrinin bir meydanına diktirmiş ve okuma bilen herkesin hak ve yükümlülüklerini öğrenmesini sağlamıştır (Ünal, 2001: 11). Sosyal kanunları her ne olursa olsun, ülkede yaşayan herkes bu yasaların kapsamında bulunmakta ise de özgürler, yarı ve tam köleler ayrı sınıflar içine alınarak her biri için ayrı düzenlemeler yapılmıştır (Pıtırlı, 2000: 184). Böyle bir

6 6 uygulama ise Babil halkı arasında hak ve özgürlüklerde tam eşitlikten söz etmeyi mümkün kılmamaktadır. Bugün Hititler adı altında andığımız Hind-Avrupa dil topluluğuna ait boylar ise, M.Ö tarihlerinde Anadolu ya gelmeye başlamışlar ve M.Ö tarihleri arasında Hatti, Mezopotamya gibi yerli beyliklerin yanı sıra, yarı barış, yarı savaş içinde yaşadıktan sonra M.Ö. 16. yüzyılın başlarında Eski Hitit Krallığı adını verdiğimiz devleti kurmuşlardır (Akurgal, 1995: 73). Kanunlara göre Hititlerde üç sınıf vardı: Bunlar, hür insanlar, esirler ve yarı hürler olarak nitelendirilen Nam.Ra lardır (Yıldırım, 1996:70). Toplumda her şeyden önce insan yaşamına ve kişilik haklarına büyük önem verilirdi. Kölelerin bile hakları güvence altında idi. Örneğin köleler özgür kadınlarla evlenebiliyorlar ve bu yüzden kadınlar özgürlük haklarını kaybetmiyorlardı. Ancak kölelerin başlık parası ödemesi zorunluydu. Böyle bir evlilik bozulduğunda varlıklar ve çocuklar özgür vatandaşlar için öngörülen ilkelere göre paylaşılıyordu. Böylece varlık, kölelerin özgürlüğüne yol açıyordu (Akurgal, 1995: 77). İnsan ve devlet üzerinde tutarlı, akılcı ilk gözlemlerle düşünceler, Çin de ortaya çıkmıştır. Çin kültürü, özellikle bu büyük ülkeye akan komşu kavimlerin etkisi ile giderek gelişmiştir. M.Ö yıllarında kendine özgü yazıyı bulan Çin Uygarlığı her alanda önemli ürünler vermiştir (Mumcu, 1992: 28). Çin, 4 bin yıllık tarihiyle, insanlığın en yüksek uygarlıklarından birisini temsil etmiştir (Ünal, 1997: 23). Çin de göklerin oğlu olarak nitelendirilen imparatorlar, göklerden aldığı vekaletle, devleti, halkın refah ve mutluluğu için yönetmekle görevli sayılmıştır. Dolayısıyla, imparator halkın ve devletin geleceğini tehlikeye attığı taktirde halkın direnme hakkını hesaba katmak zorundadır. Göklerin vekaleti kavramı, halka somut bazı pozitif haklar sağlamakla beraber, imparator açısından ahlaki bir yükümlülük ve siyasi iktidarın sınırlandırılması anlamına gelmiştir (Ünal, 2001: 10). Çin siyasi tarihi, insan haklarının gelişmesine siyasi iktidarın sınırlandırılması öğretisiyle katkıda bulunmuştur.

7 7 Felsefe tarihinin en büyük düşünürlerinden olan Çin düşünürü Konfucius, dönemindeki Çin in siyasal yapısının nasıl düzeltilip, güçlü ve merkezi bir devlet kurulabileceğini araştırmış, bunun içinde hükümdarın halka kulak vermesinin gereğini dile getirmiştir. Ahlaki eğitim metodu üzerinde duran Konfucius, tüm insanların eşit olduğunu ve insanlığın bir bütün olduğunu savunmuştur. Konfucius un ahlak anlayışında, bütün insanların doğal olarak iyi olduğu kabul edilir. Ayrıca, bu ahlaki eğitim metoduyla insanların uyumlu bir şekilde bir arada yaşatılması, sosyal düzende insanlık ve adaletin hakim kılınması amaçlanır (Gözlügöl, 1999: 13). Konfucius öğretisi, yönetici ile yöneten, ebeveyn ile çocuk, kadın ile erkek, dost ile düşman ve kardeşlerin birbirleriyle olan ilişkilerini en ince ayrıntılara kadar düzenleyerek, bunların birbirine karşı hak ve yükümlülüklerini belirlemiştir (Ünal, 2001: 10). Zira tutumu ve davranışları muhafazakardır: Prens prenstir, uşak uşaktır, baba babadır, oğul da oğuldur. Böylece o ahlak kuralları içinde kalmak koşulu ile toplumsal yapının devamını savunur. Devlet yönetiminde de ahlak ve bilgelik esas olmalıdır. Halk ahlaksız, kötü yöneten siyasetçilere karşı koyabilir. Devlet gücü despotluktan uzak durmalıdır (Mumcu, 1992: 29). Çin gibi, Hindistan da da yüksek bir kültür doğmuştur. M.Ö yıllarından itibaren gelişen bu kültür, matematik, astronomi ve sanat alanında önemli ilerlemeler kaydederken kast sistemi nedeniyle bir süre sonra durulmuştur (Mumcu, 1992: 30). Hint inanışında, doğuştan bir kast a ait olan ve hayatını kastın içinde yaşamak durumunda olan insan, sosyal düzenin temelini oluşturan evrensel kanunlara uygun bir şekilde yaşamak zorundadır. Bu evrensel kanunlar, gelenekleri, ahlaki, dini, adalet ve fazilet kavramlarını içerir (Gözlügöl, 1999: 13). Yani, böylesine yüksek değerlerin varlığının yanında birey doğumuyla birlikte belirli bir kastın üyesi olur ve yaşamı boyunca bundan kurtulamaz. Bireyin doğumuyla başlayan bu eşitsizliği sosyal hayatta da yok sayarak bireye eşit muamele yapmak mümkün değildir. Filozof Buddha ise bir soylu olmasına rağmen bu sisteme karşı çıkmaktadır. Buddha ya göre insanın tutkuları toplum düzenini etkilemektedir. İnsanın tutkularından kurtularak huzura kavuşacağını, huzura kavuşunca da dirlik ve düzenin

8 8 oluşacağına böylece herkesin de huzurun doruğuna yani Nirvanaya erişeceğini savunur. Tutkulardan kurtulmak için ise doğru düşünce doğru eylem gereklidir. Doğru olan 5 ana ilkeyi içerir: Hiçbir canlıyı öldürmemek, verilmeyen şeyi kabul etmemek, gerçek olmayan sözü söylememek, keyif verici içkiler içmemek, cinsel bakımdan iffetli kalmak. Buddha, bütün insanlara nefse hakimiyeti tavsiye ettiği için eşitlik düşüncesine son derece yatkındır. Ama bir din gibi yayılan Budizm yandaşları, kast sistemini ortadan kaldıramamışlardır (Mumcu, 1992: 30-31). İnsan hakları kavramının oluşup gelişmesine, Eski Yunan Şehir Devletlerinin ise önemli katkısı olmuştur. M.Ö. 6. ve 5. yüzyılda İyonya ve Grek Siteleri özgür düşüncenin beşiğiydiler (Tanör, 1994: 258). Ancak bu devletler bireycilik anlayışı üzerine kurulmadığından, bireyin devlete karşı ileri sürebileceği hakları yoktu. Kişi, birey niteliği ile değil, toplumun bir üyesi olarak kabul edildiği için, sadece bazı siyasi haklara sahipti (Ünal, 2001: 11). Ancak, kişinin yasalar karşısında eşitliği sadece hür vatandaşlara tanınmış ve köleler bu eşitliğin dışında tutulmuşlardır (Pıtırlı, 2000: 185). Eski Yunan düşünürleri ortaya koydukları düşünce ve yasalarla bireylerin eşitliğini sağlamaya gayret etmişlerdir. Pratikte olmasa bile, özgür düşünüş ve hümanizmanın kökenini Yunan Uygarlıklarına dayandırmak yanlış olmayacaktır. Bu düşünürlerden olan, Solon, M.Ö. 6. yüzyılda meşhur kanunlarıyla, yeni bir toplum düzeni yaratmak istemişse de başarılı olamamıştır. Solon Kanunları, insanların kanun önünde eşitliği ilkesi üzerine kurulmuştur. Şehir devletlerinde yaşayan herkes aynı haklara sahip olmalı ve aynı cezalara muhatap olmalıdır. Solon a göre, ideal bir toplum ve devlet düzeni ancak halkın yöneticilere ve yöneticilerin de kanunlara tabi olmasıyla sağlanabilir. Böylece hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramları ilk kez ve açıkça belirtilmiştir (Ünal, 2001: 12). Antik Yunan da insanı her şeyin ölçüsü olarak görenlerden biri ise, M.Ö. 5. yüzyılda soyluluktan demokrasiye geçiş sürecinde ortaya çıkan ve akla o zamana kadar görülmemiş değeri veren Sofistlerdir. Onlar insanı değişmez, sabit nitelikli bir yaratık olarak kabul etmiyorlardı. İnsan her olay karşısında kendi benliğine göre, diğerlerinden değişik tepkiler göstereceğini, doğrunun ne olduğunu, insan aklının ve

9 9 ikna gücünün derecesine göre karşısındakilere kabul ettirebileceğini savunuyorlardı (Mumcu, 1992: 32). Yine Yunan düşünce tarihinin en önemli okullarından birisi olan Stoa Felsefe Okulunun kurucusu Zenon, dünyada insanlığın bir bütün olduğunu söyleyerek gruplandırılmasını kabul etmemiştir. Zenon a göre insan sırf insan olduğu için eşit haklara sahiptir ve bütün insanlar kardeştirler. Stoacıların geliştirdiği tabii hukuk doktrinine göre, beşeri kanunlar mükemmel olmadıklarından, bütün evrene uygulanabilecek nitelikte değillerdir. Evrensel kanunlar ancak tabii hukuka uygun olanlardır. Köleliği ilk kez reddeden Stoisizm, ana düşünce olarak insanın bağımsız olduğunu savunmuştur. Stoisizm, insan hakları doktrininin en eski felsefi kaynaklarından biri sayılmaktadır (Gemalmaz, 1986: 55). Burada sözü edilen evren, tanrısal yasaların hüküm sürdüğü ve bütün insanların kardeşçe yaşadığı evrensel devlettir. Stoacılara göre, bütün insanlar evrensel akıldan pay almış olduklarından ve böylece doğal yasayı kavrayabileceklerinden dolayı, tek bir dünya devleti mümkündür. Herkesin aklın kurallarına uyması sonucunda, dünya tek bir devlet şeklinde birleşmiş olur. Böylece insanlar arasındaki eşitlik ve kardeşlik bağları, salt felsefi düzeyde kalmaktan kurtulup kendilerini gerçekleştirecek siyasal yapılara kavuşur (Coşkun, 2000: 190). Fikir alanında Eski Yunan ın en büyük iki filozofu sayılan Eflatun da ve Aristo da ise, insana değer veren ve devlet içinde herhangi bir hak tanıyan düşüncenin izine rastlanmamaktadır. Gerçekte, her ikisinin de felsefelerinin özü, hürriyetin antitezinden başka bir şey değildir (Kapani, 1993: 17). İnsanların doğal niteliklerine ve farklı yeteneklerine dayanarak insanlar arasında fiili eşitsizlik ilkesini savunmuşlar, kölelik kurumunu ise haklı göstermişlerdir. Aristo özgürlüğü, bireylerin diğerleriyle dönüşümlü olarak yönetime katılma ve istediği gibi yaşayabilme hakkı olarak tanımlayarak, siyasal haklarla diğer özgürlükler ayrımını ilk kez ortaya koymuşsa da, bütün felsefesini insanların eşitsizliği anlayışı üzerine kurmuştur. Eflatun a göre ise, yöneticiler doğal olarak bu yeteneğe sahip olanlar arasından seçilmeli, toplumsal katmanların en altında bulunan diğer insanlar ise,

10 10 işçilikle yükümlü olmalıdır. 2 (Ünal, 2001: 12). Eflatun, yöneticilerde çok yüksek nitelik aramıştır Ancak tablo hoşgörüsüzlük kadar hoşgörüyü de içeriyordu. Bu yüzden de çeşitli eleştirici düşünceler yayılabildi. Böylece M.Ö. 5. yüzyılın ikinci yarısı için aydınlanma çağı denilebilir. Buna benzer bir saptama Roma Uygarlığı için de yapılabilmektedir. Roma da cumhuriyetin son dönemleri ile imparatorluğun ilk dönemlerinde düşünce üzerinde herhangi bir kısıtlama yoktu. Bütün dinlere ve düşüncelere hoşgörüyle bakmak Roma siyasetinin göreneklerindendi. Kutsal şeylere dil uzatmak cezayı gerektirmezdi. Bu hoşgörü kuralının önemli istisnası, Hıristiyanlığa karşı uygulanan şiddet politikası olmuştur (Tanör, 1994: 259). Tarihin geniş alanlara yayılan ilk büyük ve modern imparatorluğunu kuran Romalılar, çeşitli ulusları ve ülkeleri yönetebilmek için, akla dayanan ince bir hukuk geliştirmişlerdir. Devlet yönetimini, geniş ve modern anlamıyla hukuka dayandıran ilk ustalar Romalılardır (Mumcu, 1992: 35). Her ne kadar uygulama alanına geçirilememiş de olsa açıkça görülmektedir ki; insan hakları önce bir felsefe birikimi olarak ortaya çıkmıştır. Kültürel kaynağını İlk Çağlarda bulan bu kavram, İlk Çağlardan itibaren gelişerek bugüne gelmiştir Ortaçağ da İnsan Hakları Felsefesi Batı da Ortaçağa gelindiğinde kişinin devlet karşısındaki durumu ve devlet kudretine bir sınır çizilmesi konularında Eskiçağa oranla bir değişme ve gelişme yaşanmıştır. Bu gelişmeyi yaratan iki önemli olay vardır: Hıristiyanlık ve feodalizmin doğuşu (Coşkun, 2000: ). Roma İmparatoru Konstantin in, 313 yılında Milano Fermanı nı yayınlayıp, Hıristiyanlığı resmen tanıması ve yaşamının sonuna doğru bu dini benimsemesi ile, dinsel düşünce bu çağa damgasını vuran temel özellik olmuştur (Gemalmaz, 2003: 2 Düşünürler, yalnız kölelik müessesini savunmakla kalmaz; ideal devlet modellerin de işçilerin, çiftçilerin, elinin emeği ile geçinenlerin de vatandaş sınıfı içinde yeri yoktur. Kaba işlerle uğraşanlar hiçbir zaman iyi vatandaş olamazlar. Onların tek fonksiyonu topluma hizmet etmekten ibarettir (Ünal, 2001: 11).

11 11 16). İsa doktrininin özünde kişici olduğu, istisna ve ayrım gözetmeksizin insan denen varlığı ön plana çıkardığı kabul edilir. Oysa, Bireyin, özgürlüğün ve aklın ilk büyük hapishanesi ise Ortaçağdır. Hıristiyanlık egemen din haline geldikten sonra, baskı politikası izlemeye başladı. İmparatorlar ve hükümetler de kısmen politik nedenlerle bu baskıyı desteklediler. Papalığın kurduğu dini sistem, dogmaların egemenliği, engizisyon cehennemi, kurumsallaşan korku gibi etmenler Ortaçağ Hıristiyan toplumlarını ve insanını büyük bir cendere altına soktu (Tanör, 1994: 259). Zamanla Hıristiyanlık ve onun temsilcisi olan kilise, insan yaşamındaki her şeye egemen oldu. Bütün gerçekler sadece ve sadece kilisenin koyduğu kalıplar içerisinde arandı. Ortaçağda özgürlük, iktidardan bağımsızlık anlamına gelmiyor, ayrıcalık, statü, hak ile aynı anlama geliyor ve iktidarın somutlaştırılmasını oluşturuyordu (Gören, 1993: 11). Ortaçağda ikinci önemli olay, feodalizmin ortaya çıkmasıyla devletin mutlak kudretinin dağılması ve parçalanmasıdır. Feodalite ile birlikte sadece merkezi otorite parçalanmakla kalmamış, devletin mutlak ve sınırsız iktidar anlayışı da kaybolmuş, hatta bizzat devlet kavramı silinmeye yüz tutmuştur. Bunun yanında, gene feodalite müessesesi, sadece küçük ve sınırlı bir zümre için yani feodal senyörler için de olsa, bazı sübjektif kamu haklarının tanınmasına yol açmıştır (Kapani, 1993: 23). Ortaçağın, insan hakları anlayışına yaptığı katkı bakımından, en önemli düşünürü, Padova lı Marsilius tur. Marsilius 1324 te yazdığı, Barışın Koruyucusu adlı eserinde, siyasal iktidarın halktan geldiğini, halkın sahip olduğu bu iktidarı hiç kimseye devretmemiş olduğunu, kendi iç dinamiğinden kaynaklanan ihtiyaçlara cevap arayan toplumun aynı zamanda yasalarında yaratıcısı olduğunu ifade eder. Kilise ve devleti birbirinden ayırarak, devletin mutlak iktidarının sınırlandırılması gerektiğini belirten Marsilius, vicdan hürriyetini de çok güçlü bir şekilde savunur. Marsilius a göre, din adamlarının görevi insanlara doğru yolu göstermektir. Ama hiç kimse, insanları dini görevlerini yerine getirmeleri konusunda bir zorlamaya tabi tutamaz (Coşkun, 2000: 191). Marsilius dışında düşünce hayatının gelişimine katkısı bulunan Ortaçağın bir diğer önemli düşünürü de Aquino lu Thomas tır. Ortaçağın

12 12 Aristo su olarak adlandırılan düşünür, bir yandan zorba ve keyfi bir iktidarın nasıl sınırlanması gerektiğine cevap ararken öte yandan eşitsizliği ve köleliği sonuna kadar savunmaktadır. Bu düşünürler genellikle kilise babası adıyla anılıyordu. Zaten kilisenin izin vermediği düşünceleri ileri sürenler, engizisyon mahkemelerinde yargılanıp ölümle cezalandırılıyorlardı. Böyle bir düşünce sisteminde özgürlük ve insan hakları gibi kavramlar sadece kilise buyrukları çerçevesinde beliriyordu. Başka bir deyişle, Batı dünyasında Ortaçağda bireyin, özgürlüğünü tinsel anlamda yaşayabileceği düşüncesi hakim olmuştu. Bu dönemden hemen sonra Batı yüzyıllar süren bir karanlığa girdi, 14.yüzyıla kadar süren bu dönemde Batı da insan hakları anlamında hiçbir şey yazılmadı ve ileriye doğru hiçbir adım atılmadı Magna Charta da sadece feodal haklar güvenceye alındı, insan hakları doktrininin gelişmesi anlamında herhangi bir ilerleme yaşanmadı (Ateş, 1995: 47-48). Diğer yandan, VII.yüzyılda Arap Yarımadasında doğduktan sonra, yüz yıl gibi kısa bir süre içinde bir yandan İspanya içlerine bir yandan da Orta Asya sınırlarına kadar yayılan İslamiyet ise, yepyeni siyasal ve kültürel bir güç olarak ortaya çıktı (Mumcu, 1992: 37). Batıda Hıristiyanlık güçlenirken, Arap Yarımadasında doğan İslamiyet, insanlık tarihinin en önemli dönüm noktasını açtı. O zamana kadar görülmemiş bir eşitlik ilkesini getiren İslamiyet in temeli, bütün Müslümanların eşitliğine hatta Müslüman olmayanların bile İslam devlet düzeni içinde rahatça yaşayabilmesine ve adalet olgusuna dayanıyordu. Bu anlamda ileri bir toplum ve dünya düzeni getiren İslamiyet te özgürlük kavramı ise tam anlamıyla işlenmiş değildir. Ortaçağ kapanırken İslam aleminde yetişen en büyük toplum bilimci İbni Haldun ( ) tarih felsefesinin temellerini atmış, devlet düzeni ile ilgili örnek sayılabilecek düşünceler öne sürmüş ama özgürlükten bahsetmemiştir (Mumcu, 1992: 40-42). Devlet düzeni konusunda ise İslam ı, aşırı ferdiyetçi veya toplumcu sistemlerden birinin içine koymak mümkün değildir. İslam, fert ve devlet ilişkilerinde dengeyi öngören, şahsiyetçi bir sistem oluşturmuştur. Ferdiyetçiliğin hedefi, mutlak hürriyettir, şahsiyetçiliğin hedefi ise manevi tekamülü sağlamaya, dünyaya geliş maksadını gerçekleştirmeye yarayacak ve yetecek kadar hürriyettir

13 13 (Karaman, 1998: 231). İslam düşüncesinde hürriyet, yalnız insanlar için değil, diğer varlıklar içinde kullanılan son derece geniş bir niteliktedir. İslam düşünürleri, din ve düşünce hürriyeti, hayat hakkı, mal kazanma ve sahip olma hürriyeti ve namus ve insanlık onurunu koruma hürriyetleri olmak üzere 4 temel hürriyet üzerinde durmaktadırlar (Fığlalı, 1992: 265). Arap yarımadasında, Ortaçağ Avrupa sındaki din adamlarının yaptığı ayrım bulunmazken, kesin bir eşitlik ilkesi getirilmeye çalışılmıştır. Bu eşitlik, Hristiyanlığın ilk dönemindeki gibi değil, somut ve uygulanmadığı taktirde yaptırımı olan bir eşitliktir. Elbette bu eşitlik içinde kadınlar ve erkekler için iki ayrı kategori öngörülmüştür. Kadının durumu, göreceli olarak erkeğe göre daha aşağıdadır. Ama o çağın koşulları dikkate alındığında çağının çok ilerisinde bir anlayışa sahip olduğu gözlemlenmektedir (Mumcu, 2001: 113). İslamiyet in, bünyesinde barındırdığı Müslümanlara ve Müslüman olmayanlara karşı tanıdığı eşitlik anlayışı XI. Yüzyıl sonlarından başlayan ve aralıklarla XIII. Yüzyıla kadar devam eden Haçlı Seferleriyle Batıyı da etkilemiştir. Giderek İslam aleminde büyük bir donma başlamış, hukuk nazariyesi gelişmemiş, böylece kalmış, fakat batıda aydınlanma çağının başlamasıyla birlikte (Pıtırlı, 2000: 186) insan hakları doktrini de bu etkileşimler sonucu gelişmeye başlamıştır Yeniçağ da İnsan Hakları Felsefesinin Gelişimi Ortaçağ da kilisenin ve siyasal iktidarların uyguladığı zulüm ve baskı politikası, insanları akıl ve özgürlük sorunlarıyla baş başa bırakmıştır. İlkçağ eserlerinde yaşayan özgür ruh bu karanlıktan çıkışta etkin rol oynamıştır. Rönesans la birlikte insanın ve aklın yüceltilmesi, evrenin merkezi olarak insanın Tanrı nın yerini alması yani hümanizma ile değişim başlamıştır (Tanör, 1994: 259). Bu gelişme içinde değişen devlet yapıları, reform hareketinin getirdiği aydınlanma, devlet ve siyaset felsefesinde de yaşanmış, sözü geçen alanda çeşitli düşünceler ileri sürülmüş, modern insan hakları ve özgürlük kavramına gerçek geçiş sağlanmıştır (Mumcu, 1992: 43). Ortaçağ Tanrı, devlet, görenek gibi kavramları kabul ederken, aydınlanma hareketi, gelenek ve otoriteden kurtularak bireyin özgür

14 14 olması gerektiği düşüncesini savunmuş ve düzenin yeni baştan akla göre düzenlenmesini savunmuştur. Rönesans aynı zamanda bireyin keşfinin ya da yeniden keşfinin de adıdır. Burckhar ın deyişiyle, o zaman dek kendisinin yalnızca bir ırk, halk, parti, aile ya da lonca üyesi olarak bilincinde olan kişi, ruhu olan birey olduğu bilincine de varmış ve kendini böyle tanımaya başlamıştır. Böylece Rönesans la birlikte bireyin yüceltilmesi dönemi de açılmaktadır (Tanör, 1994: 260). 17. ve 18. yüzyılın akılcı düşünürleri arasında yer alan Bodin, Grotius ve Kant gibi düşünürler tabi hukukun ebediyen geçerli olduğu ancak Tanrı iradesi olmadığı fikrindedirler (Gözlügöl, 1999: 20). Yeni çağın kişi hakları öğretisi, kaynağını dinsel temele dayanmayan, Grotius ile dinsel temelinden kopan, gökyüzünden yeryüzüne indirilmiş laik doğal hukuktan alır ve iki temel varsayıma dayanır: Doğal yaşama ve kişi hakları öğretisi. Doğal yaşama varsayımında insanların, toplum yaşamına geçmeden önce doğal yaşam sürdürdüğü dolayısıyla devletten önce ve devletin hukukuna üstün olan doğal haklara sahip olduğu görüşü yer alır. Kişi hakları öğretisini de insanın, salt insan olması nedeniyle, doğuştan kimi hak ve özgürlüklere sahiptir ve devlet hiçbir gerekçeyle bunlara dokunamaz ilkesi oluşturur (Gülmez, 2001: 16). Doğal haklar, yazılı hukuktan önce gelen ve ondan üstün olan, insanın doğuştan sahip olduğu haklardır. Bu haklar insanlara devlet tarafından bağışlanmamıştır. Aksine devlet, kendisinden önce de var olan bu hakları tanıyarak, evrensel bir şekilde geçerli sayılması için gereken önlemleri almakla yükümlüdür (Ünal, 2001: 15). Orta ve özellikle Yeniçağda temel haklar ve devlet otoritesi arasındaki mücadele devlet gücünün sınırlandırılması açısından yapılmıştır. Temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması amacıyla, devlet gücünün sınırlandırılması genel olarak iki yolla yapılmaya çalışılmıştır. Bunlardan ilki, Avrupa daki meşruti monarşilerde, kraldan bazı hak ve hürriyetlerin talep edilmesi ve kralında bunları kabul etmemesi halinde halkın zulme karşı direnme hakkının olduğunun savunulmasıyla; diğeri ise anayasal devlet modelinin yaygınlaşmasıyla, temel hakların anayasal güvence altına alınması yoluna giderek olmuştur. Gene bu

15 15 amaçta gerçekleşen başka bir yaklaşım ise tabi hukuk anlayışına dayalı Toplum Sözleşmesi Doktrinidir (Gözlügöl, 1999: 20-22). Toplum sözleşmesi doktrini, hem toplum ile devletin kaynağının ne olduğuna dair açıklamaları içermekte hem de insan haklarının türetildiği kaynak olarak düşünülmektedir (Güzel: 2005: 130). Toplum Sözleşmesi Doktrinin önemli temsilcileri Hobbes( ), Locke( ) ve Rousseau( ), doktrini tabi hukuk anlayışına dayandırmakta ise de aralarında bireyler tarafından devlete terk edilen hak ve hürriyetlerin nitelik ve kapsamı açısından görüşlerinde farklılıklar vardır. Hobbes, Toplum Sözleşmesinin taraflara barışı getiren, güvenli ve düzenli bir hayat sağlamak amacıyla yapıldığı görüşünü savunmuştur. Halk, bütün yetkilerini geri alınamayacak şekilde, sınırsız yetkilerle donatılmış ve sözleşmenin de tarafı olmayan krala devretmiştir. Dolayısıyla kral, sözleşmenin tarafı olmadığı için sözleşmeyi ihlalle suçlanamamakta ve denetlenememektedir (Gemalmaz, 2003: 30). Hobbes a göre birey kötü ve bencildir. Kendi çıkarını düşünürken bundan zarar görenlerin olup olmadığını düşünmez. Herkesin kendini diğeriyle eşit görmesinin güvensizliğe yol açacağını düşünür ve böyle bir durumda yapılan sözleşmenin monarşik gücü elinde bulunduran devlet tarafından denetlenmesi gereğinin ortaya çıktığını savunur. Bunun yanında Hobbes, özgürlük anlayışını da incelemiştir. Ona göre özgürlük, bireyin kendi gücü ve aklıyla başarabileceği şeylerde istediğini yapmaktan alıkonamamasıdır. Davranışı etkileyen korku gibi etkenlerin ise özgürlükte kısıtlama yapmayacağı görüşünü ileri sürmüştür (Mumcu, 1992: 46). Böylece, halkın yararına hizmet eden bir yönetim yerine, keyfince istediğini yapabilen bir kralın yönetimine ortam hazırlamış olarak o çağlardaki yaygın mutlakıyet yönetimlerine meşruiyet kazandırmaya çalışılmış bunun yanında ise bireyi ve özgürlüğü de açıklamıştır. Toplumsal Sözleşme Doktrininin diğer düşünürü ve liberal anlayışın en önemli temsilcisi olan John Locke a göre, insanlar siyasal bir toplu yaşamı oluşturmadan önce, tabiat halinde yaşıyorlardı. Doğal yaşam adı verilen bu süreçte sınırsız bir özgürlüğe sahip olarak, tam bir eşitlik içerisinde bulunuyorlardı. Daha sonra aralarında bir sözleşme yaparak devlet adı verilen örgütlü siyasal topluluğu

16 16 meydana getirip, doğal yaşama çağında bireylere ait yargılama ve cezalandırma hakkını bu üstün kuvvete aktardılar. Böylelikle bireylere ait yargılama ve cezalandırma hakkından kaynaklanabilecek sübjektif ölçüsüzlükler ortadan kaldırılarak bireylerin ortak ve nesnel bir yönetim altında güvenlik içerisinde yaşaması sağlanabilecekti (Akın, 1990: ). Gerçekte insanlar hak ve hürriyetlerinin daha iyi korunması için devleti meydana getirmiş ve onu üstün bir kudret olarak görmüştür. Şu halde Locke un toplum sözleşmesi ile devlete fertlerin vazgeçilmez ve devredilmez hak ve hürriyetlerini korumak yükümlülüğü yüklenmiş olmaktadır. Locke sözleşmeyi, her iki taraf içinde uyulması zorunlu gerçek bir sözleşme gibi görüyordu ve devlet yükümlülüğünü yerine getirmediği taktirde halkında itaat zorunluluğu ile devlete bağlı kalmayacağını belirtiyordu. Toplum Sözleşmesi Doktrininin diğer bir temsilcisi olan J.J. Rousseau nun toplum sözleşmesinde, sözleşmeyi yapanlar, bütün yetkileri, geri alınmayacak şekilde sınırsız yetkilerle donatılmış bir krala devretmek yerine daha da kapsamlı bir şekilde soyut bir egemen güce, milli iradeye yani halkın tümüne devredilmektedir. Birey bütün haklarını kayıtsız şartsız bu egemen güce devrettiği için, ondan hesap soramaz. Esasen buna gerek ve ihtiyaçta yoktur. Çünkü, milli iradeyi temsil eden halkın tümünün, kendisine zarar vermeksizin bireyleri zarara uğratması düşünülemez (Ünal, 2001: 16). Böylece Rousseau kesin bir teslimiyet modeli ortaya koymuştur. Toplum sözleşmesi öğretisi, esas itibariyle günün koşulları göz önünde bulundurularak devlet ve işleyişini açıklamaya çalışan bir teori olması özelliğiyle kamu hukuku için de geçerli bir öğreti konumundadır. Doğal hukuk ve bu anlayışa dayalı toplumsal sözleşme öğretisi, 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın ilk yarısında karşı cereyanların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Doğal hukuk doktrinine yöneltilen eleştirilerin başında, faydacılık öğretisi yer almaktadır. Faydacılığın kurucusu Jeremy Bentham a göre, haklar ödevlerin sonucudur.; bir kişiye bir hak vermek, onun başka birinin ödevini yerine

17 17 getirmesinden yararlanacak durumda olduğunu söylemektir. Böylece haklar, ödevler ve yükümlülüklerle ilgili ifadeler hukuk sisteminin gerçekleri hakkındaki ifadelere indirgenebilirler. Ona göre devletten önce ve devlete karşı hak olamaz, haklar ancak hukuk tarafından verilir (Erdoğan, 2003: 160). Toplumsal sözleşme öğretisine en ağır eleştiri Komünist Manifestosu 3 ile Marx ve Engels tarafından yapılmıştır. Onlara göre, tarih, hakim ve aşağı sınıflar arasında bir sınıf mücadelesi, hukuk ta bu mücadelede hakim sınıfların baskı aracıdır. Bu mücadele her seferinde aşağı sınıfların zaferiyle sonuçlanır ve yeni sosyal yapılanmalar ortaya çıkarır. Devlet burjuva sınıfının çıkarlarını temsil ettiği için, çalışan sınıfın devletten adalet beklemesi söz konusu olamaz. Dolayısıyla, çalışan sınıfın ayaklanmasıyla burjuva sınıfı ve onun temsilcisi olan devlet ortadan kaldırılacak, işçi sınıfının diktatörlüğünde kurulacak bir yönetim, özgürlüğe giden gerçek yolları açacaktır (Ünal, 1997: 32). Kanımca tabi hukuk anlayışına gelen eleştiriler demokrasinin gelişimini tetiklemiştir. Toplum sözleşmelerinin de sürekli üzerinde durduğu devlet kavramının, insanların doğuştan sahip olduğu haklarını sınırsız kullanma isteğini engelleme, buna bir sınır çizme ve bu hakların uygulama alanlarını oluşturma ve gerçekleştirme anlamında vazgeçilmez olduğudur. Konuyu bitirmeden önce, aydınlanma çağı dediğimiz bu çağ içerisinde yeşeren iki olguya da değinmek yerinde olacaktır. Bunlardan ilki, Devlet ten ayrı bir sivil toplumun ve sivil toplum teorilerinin doğumu da 18. yüzyılın ürünüdür. Bu dönemde başlayan, iktidarın dünyasallaşması süreci, sivil toplumun özerkliğini kazanmasıyla birlikte gelişmiştir (Tanör, 1994: 262). Kuruluşu, I. Dünya Savaşının öncesine kadar uzanan köklü ve ülke iç işlerinde etkili sivil toplum kuruluşları (STK), insan haklarının uluslararası platformda savunuculuğunu üstlenerek, birey ve hukuk üzerindeki etkileriyle uluslararası ilişkilerde siyasi liberalizmin bazı biçimlerinin gelişmesine katkı 3 Komünist Manifestosunun en önemli özelliklerinden biri, açık olarak ifade edilmemiş olsa bile küreselleşme kavramını kullanmasıdır: Piyasanın mamulleri için sürekli genişlemesi gereği burjuvaziyi bütün bir küre yüzeyinde sıkıştırır.piyasa her yere kurulmalı, her yere yerleşmeli ve her yerle ilişki içinde olmalıdır.

18 18 sağlamıştır. Her ne kadar politikaları etkileme de uluslararası örgütler ve çok uluslu şirketler kadar etkin olamasalar bile, liberal demokrasilerde STK nın varlığı ve faaliyetleri, çoğu Batılı hükümetlerin dış politika yapımı sürecinde insan hakları meselelerinin göz önünde bulundurulmasına olanak tanımıştır (Dağı: 2001:114). Bir diğeri ise, Aydınlanma Çağından bu yana giderek çağdaşlığın, siyasal meşrulaştırma öğretisi olarak (Meyer, 2005:6) yerleşen Liberal Demokrasi kuramıdır. Siyaset teorisinde otoriteyi değil, özgürlüğü merkez alan Locke, liberalizminde en önemli kuramcılarından olması dolayısıyla görülmektedir ki liberal kuramda insanlar, hem özgür hem de eşit kabul edilmektedir. Ama bu özgürlük, toplumsal çerçevenin dışında tutulmuş, aralarında herhangi bir organik ilişki bulunmayan bireylerin özgürlük ve eşitliğidir (Toplumsal Katılım ve Gelişim Vakfı, 2003: 13). Meyer e göre, Liberalizmin, kendisini siyasal egemenliğin tek dayanıklı, evrensel düzeyde onaylanabilir bir meşrutiyet öğretisi olarak kabul ettirmesinin nedenleri; eşit evrensel insan ve yurttaş hakları, hukuk devleti, siyasal iktidarın anayasala bağlanması ve çoğunluk ilkesi içerisinde örgütlü halk egemenliği gibi normlar üstüne oturmasıdır (Meyer, 2005:6). Görülmektedir ki, daha ilk klasik biçiminde bile liberalizm, özgürlüğün eşitliğine ve bunu koruyan insan hakları düşüncesine dayanmaktadır. Doğal hukuk, burjuvazinin ihtiyaçlarına cevap vermeye başladığında kendisine politik bir yol aradı ve bu felsefi akımın siyasal ve ekonomik uzantısı olan liberalizmi yarattı. Ansiklopedik tanımıyla liberal felsefe, yüzyıllar arasında yaşamış bir çok filozof ve düşünür tarafından oluşturulmuş ve temsil edilmiş bir ekonomi, siyasal, hukuki düşünce ve eylem biçimidir (Öktem, 1995: 188). Liberalizm, yüzyıllardan itibaren Batı da gelişip güçlenmeye başlamış olan burjuva sınıfının gereksinimlerini karşılayan bir kuramdır. Burjuvazi için batılı monarşik sistemlerde halen egemenliğini sürdürmekte olan, aristokrasi sınıfının ayrıcalıklarının ortadan kaldırılması, yani yasal eşitliğin sağlanması ve kişi güvenliği ve mülkiyet gibi doğal, yani klasik hakların güvence altına alınması yeterli idi. Oysa burjuvazinin bu taleplerini kabul ettirdiği ve siyasi

19 19 sistemi yasal eşitlik ve özgürlük anlayışına göre şekillendirdiği 18. yüzyılda başlayan Endüstri Devrimi bir diğer toplumsal sınıfı ortaya çıkarmıştır: Çalışanlar ya da emekçiler. Sosyal ve ekonomik haklar, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra Marksist görüşler etrafında örgütlenen çalışan kitlelerin verdikleri mücadeleler sonunda, 20. yüzyılın başından itibaren benimsenmeye başlamış ve Anayasalarda ikinci kuşak haklar olarak yer almışlardır ( Toplumsal katılım ve gelişim vakfı, 2003: 14). Tarihsel süreç içerisinde, devlet ve demokrasinin kurulması, önce dinseli kamusaldan, sonra kamusalı özelden ayırarak gerçekleştirmiştir. Laiklik, Roma Hıristiyan kültürü bağlamında, dünyevi olanın ruhani olandan ayrılmasını gerçekleştirmek için başlayan ve yavaş yavaş oluşan bir değerler sistemidir. İlahi yasa ve beşeri yasa ayrımının kökenleri 13. yüzyıla uzanmakta ise de, laik devlet ifadesini, 18. yüzyılda Aydınlanma felsefesi siyasal düşüncesiyle özdeşleşen aklın ilerlemesinde bulur (Kaboğlu, 2001: 100). Aydınlanma çağı, liberal özgürlüklerle birlikte, insanın temel niteliklerinin gelişebilmesi için, emeğin, aklın ve düşünmenin özgürleşmesini ve laikleşmesini gerektirmektedir. Temel insan hakları, bireyi bağımlılıktan kurtarmakta ve kişiliğin gelişmesine hizmet etmektedir. Çünkü endüstriyel üretim biçimi olarak kapitalizm, köle emeğine değil, özgür iş gücüne dayanmaktadır. Böylece liberalizm ve aydınlanma ile doğan temel özgürlükler insan haklarının ilk doğuş dönemi olarak değerlendirilmektedir (Erkan, 1992: 51). İlkçağlardan itibaren gelişerek gelen insan hakları kavramı 19. yüzyıla geldiğinde görülmektedir ki devlet artık yalnızca klasik hakları koruyan değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik hakları da gözeten bir yapıya bürünmüştür. 20. yüzyıl ise insan hakları açısından insan hakları doktrininin en geniş biçimiyle ifade edildiği yüzyıldır. Bu yüzyılda klasik haklar genişleyerek üçüncü kuşak haklar ya da dayanışma hakları olarak adlandırılan haklar demeti, ülkelerin anayasalarına girmiş ve ikinci dünya savaşından sonra başlayan süreç ile insan hakları kavramı evrensel bir nitelik kazanmıştır (Coşkun, 2000: 193).

20 BATI DÜNYASINDA İNSAN HAKLARI KAVRAMININ BELGE VE ANAYASALARA GİRİŞİ İnsan haklarının batı düşünce geleneğinin ve kültürünün bir ürünü olduğu ve batının bu haklara evrensel boyut kazandırmak için diğer kültürleri baskı altına almak suretiyle kültür şovenizmi yaptığı ileri sürülür. Bu görüşe karşı olanlar ise insan haklarının, tarihi ve kültürel geçmişlerine bakılmaksızın her insana tanındığı ve devredilemez olduğu için evrensel nitelikte olduğunu ifade etmektedirler. İnsan haklarını tabii hukuka dayandıran bu görüşe göre, bu haklar zaman ve mekana bağlı değildir. İnsan hakları kavramının ilk önce batıda ortaya çıkarak gelişmesi ve ondan sonra yayılması, kuşkusuz batı kültürü dışındaki kültürleri de derinden etkilemiş ve önemli değişikliklere yol açmıştır (Ünal, 1997: 37). İnsan haklarının kazanılması, aşamalı bir süreç içinde ve birbirini izleyen devrimsel dönüşümlerle gerçekleşmiştir. Klasik haklar, Batı toplumunda burjuvazinin öncülüğünde monarşiye karşı verilen savaşımlarla kazanılırken, toplumsal ve ekonomik hakların tanınması klasik demokrasinin acımasız özgür girişim ve yarışma koşullarının haksızlık ve adaletsizliğine karşı girişilen toplumsal hareketler ve devrimler sonucu kazanılmıştır (Sencer, 1990: 3-4). İnsan haklarının batı dünyasında ortaya çıkışı ve yayılması bazı ülkelere nazaran Batının koşullarının daha elverişli olmasından kaynaklanmaktadır. Kavramın ortaya çıkışı ve gelişimini, önemli olay ve ilk olarak yer aldığı belgelerle gözlemlemek kanımca yerinde olacaktır İngiliz Devrimi ve İnsan Hakları Mutlak monarşiden insan hak ve özgürlüklerine dayanan demokrasiye geçiş süreci İngiltere de feodal ilişkiler içinde başlamış ancak, krallıkla giderek güçlenen burjuvazi arasındaki egemenlik savaşımı olarak belirmiştir. İngiltere de klasik demokrasinin gelişim süreci parlamenter sistemin evrim süreci olmuştur (Sencer, 1990: 4). İngiltere, 13. yüzyıldan beri siyasal liberalizm yönünde adım adım ilerlemiştir. Burada parlamentoculuk ve özgürlük, aristokratik başlangıcına karşın, yaşanan sürekli kazanımlarla genişledi. Özgürlük ve liberalizm, demokrasiden önde

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

MEHMET AKİF ETGÜ Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi KAMU HUKUKUNDA MÜLKİYET HAKKI VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ NİN MÜLKİYET HAKKINA BAKIŞI

MEHMET AKİF ETGÜ Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi KAMU HUKUKUNDA MÜLKİYET HAKKI VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ NİN MÜLKİYET HAKKINA BAKIŞI Ayrıntılı Bilgi ve On-line Satış için www.hukukmarket.com MEHMET AKİF ETGÜ Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi KAMU HUKUKUNDA MÜLKİYET HAKKI VE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ NİN MÜLKİYET HAKKINA BAKIŞI

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ 203 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiştir. 6 Nisan 1949 tarih ve

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ Enes SANAL Ankara, 2014 Giriş Siyasal iktidar ile din arasındaki ilişkiler, tüm çağlar boyunca toplumsal

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

ESKİŞEHİR ATATÜRK MESLEK LİSESİ 2. DÖNEM 1. YAZILI YOKLAMA SORULAR.

ESKİŞEHİR ATATÜRK MESLEK LİSESİ 2. DÖNEM 1. YAZILI YOKLAMA SORULAR. SORULAR. 1. Anadolu bilgeliğinde ahlak anlayışının ortak özelliklerinden beş tanesini yazınız.(20 puan) 2. Ahlaki yargıları diğer yargılardan ayıran özellikleri karşılaştırmalı olarak yazınız.(16 puan)

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine

Giriş. evre, çalkantılı bir dönem, ağır bir kriz dönemidir. Gerçekten de siyasal düşünceler tarihine Giriş Cumhuriyete Devreden Düşünce Mirası: Tanzimat ve Meşrutiyet in Birikimi başlıklı bu çalışma, Cumhuriyet Türkiyesi nde siyasal düşünce hayatına etki eden düşünce akımlarını inceleyen kapsamlı bir

Detaylı

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010

İNSAN HAKLARı. Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri. Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010 İNSAN HAKLARı Kısa Tarihi ve Felsefi Temelleri Doç. Dr. Doğan Göçmen Adıyaman Üniversitesi-Felsefe Bölümü Adıyaman Üniversitesi 10 Aralık 2010 İnsan hakları düşüncesi tamamlanmamış bir düşüncedir İnsan

Detaylı

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı.

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı. M.Ö 2000 den itibaren Eski Yunan da ve Ege de polis adı verilen şehir devletleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri Atina,Sparta,Korint,Larissa ve Megara dır. Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 2. ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ 2 ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL

VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI MAYIS 2012, İSTANBUL VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI Soru 1 : "Anayasa" deyince ne anlaşılır, ne anlamak gerekir? 7 Soru 2 : Türk tarihindeki anayasa hareketlerinin başlıca aşamaları ve özellikleri nelerdir? 15 İkinci

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR. politik bir yaklaşım

Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR. politik bir yaklaşım Yrd. Doç. Dr. Engin ŞAHİN Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi KURUCU İKTİDAR politik bir yaklaşım İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XIII GİRİŞ...1

Detaylı

GENEL SAĞLIK-İŞ GENEL MERKEZİ

GENEL SAĞLIK-İŞ GENEL MERKEZİ Sayı: 2015-93 Tarih: 30/01/2015 Konu:Fiili hizmet süresi zammı kanun teklifi hk. Sayın: Nurettin DEMİR CHP İzmir Milletvekili Sağlık hizmeti sunumunda görev alan sağlık çalışanları 5510 Sayılı Kanun da

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XXI Birinci Bölüm Çevre Hukukunun Temelleri I. Genel Olarak...1

Detaylı

BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Güneş GÜRSELER * Hiçbir planlama yapılmadan birbiri ardına açılan hukuk fakültelerinin yılda ortalama

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Yay n No : 3075 Hukuk Dizisi : 1512 1. Baskı Şubat 2014 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-102 - 5 Copyright Bu kitab n bu

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PORGRAMI

KAMU YÖNETİMİ LİSANS PORGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ LİSANS PORGRAMI ANAYASA HUKUKU DOÇ. DR. KASIM KARAGÖZ ANAYASA KAVRAMI, TANIMI VE SINIFLANDIRILMASI, ANAYASACILIK HAREKETLERİ ANAYASA

Detaylı

KAMU DÜZENİ K AVR AMI

KAMU DÜZENİ K AVR AMI Dr. Özge OKAY TEKİNSOY Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi İDARE HUKUKUNDA KAMU DÜZENİ K AVR AMI İÇİNDEKİLER SUNUŞ... vii ÖNSÖZ...xi İÇİNDEKİLER... xiii KISALTMALAR...xxi GİRİŞ...1

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI BAŞLARKEN... 1 vii İÇİNDEKİLER BAŞLARKEN... 1 Birinci Bölüm AZINLIK KAVRAMI I. Azınlık Tanımı... 5 A) Azınlık Tanımı Vermenin Zorluğu... 5 B) Uluslararası Daimi Adalet Divanı nın Azınlık Tanımı... 10 C) Capotorti Tanımı...

Detaylı

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet 3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet Fikret İlkiz Anayasaya göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

Detaylı

Türk-Alman Üniversitesi. Hukuk Fakültesi. Ders Bilgi Formu

Türk-Alman Üniversitesi. Hukuk Fakültesi. Ders Bilgi Formu Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ders Bilgi Formu Dersin Adı Dersin Kodu Dersin Yarıyılı Devlet Kuramı HUK 310 6 ECTS Ders Uygulama Laboratuar Kredisi (saat/hafta) (saat/hafta) (saat/hafta) 3 2

Detaylı

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN BU DERSTE NELER ÖĞRENECEĞİZ? Hukukun Dallara Ayrılması (Kamu Hukuku-Özel Hukuk) Kamu Hukuku Özel Hukuk Ayrımı Hukuk kuralları için yapılan eski ayrımlardan biri, hukukun kamu

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI rt O ku ao l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - ARALIK 2015 ÇOCUK HAKLARI 10 Aralık 1948 de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nin kabulüyle birlikte 10

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

Antik Yunan Kentleri (Polis)

Antik Yunan Kentleri (Polis) Antik Yunan Kentleri (Polis) Batı dünyasında gerçek anlamıyla kentin gelişmesi ise Antik Yunan kentleri ile başlamıştır. Atina, Korent, Isparta, Siraküza ve Miletos gibi kentler, hem askeri ve ticari bir

Detaylı

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ 5 Aralık 2011 ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ I.YENĠ BĠR ANAYASA MI? GENĠġ KAPSAMLI BĠR ANAYASA DEĞĠġĠKLĠĞĠ MĠ? Anayasa hazırlığıyla ilgili olarak kamuoyunda önemli bir tartışma yaşanıyor:

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

TÜRK VERGİ HUKUKUNDA ANAYASAL ÖLÇÜT: MALİ GÜÇ

TÜRK VERGİ HUKUKUNDA ANAYASAL ÖLÇÜT: MALİ GÜÇ Dr. Tamer BUDAK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Mali Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi TÜRK VERGİ HUKUKUNDA ANAYASAL ÖLÇÜT: MALİ GÜÇ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995 Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası nın Kurduğu Hükümet Rejimi (1998)

ÖZGEÇMİŞ. 1995 Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası nın Kurduğu Hükümet Rejimi (1998) ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı Oktay Uygun 2. Doğum Tarihi 18. 01. 1963 3. Unvanı Profesör 4. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Hukuk Fakültesi İstanbul Üniversitesi 1985 Yüksek Lisans Kamu Hukuku

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 1. BÖLÜM ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İNSAN KAYNAKLARI KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ...10 İnsan Kaynakları Kavramı...10 İnsan Kaynaklarının Önemi...12

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

OLGUN AKBULUT ANAYASAL DİNSEL ÇOĞULCULUK

OLGUN AKBULUT ANAYASAL DİNSEL ÇOĞULCULUK OLGUN AKBULUT ANAYASAL DİNSEL ÇOĞULCULUK İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... V GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM DİNSEL ÇOĞULCULUK ve BENZER KAVRAMLAR I. Vatandaşlık...7 A. Sosyal Bilimlerde Vatandaşlık Kavram(lar)ı...8

Detaylı

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI

TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN İNSAN HAKLARI T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İNSAN HAKLARI ANABİLİM DALI TARİHSEL BİR VARLIK OLARAK İNSAN VE İNSAN HAKLARI Mehmet Ali UZUN Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN İstanbul, Aralık 2011 GİRİŞ

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında Çalışanların Hakları İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...VII GİRİŞ...1 I. Konunun Önemi...1 II. Çalışan Kavramının

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Fatma YÜCEL UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İhtisas Komitesi Başkanı Komite Başkanı: Fatma YÜCEL Toplumsal

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 5393 Sayılı Belediye Kanunu na Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur. Gereğini arz ederiz Umut Oran İstanbul Milletvekili (2)

Detaylı

Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler Bildirgesi (Havana Kuralları)

Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler Bildirgesi (Havana Kuralları) 27 Ağustos- 7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların Islahı üzerine Sekizinci Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilmiştir. Dünya halkları, Birleşmiş

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 5. ORTA ÇAĞDA SİYASET FELSEFESİ 5 ORTA ÇAĞDA SİYASET FELSEFESİ

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı

10 ARALIK İNSAN HAKLARI HAFTASI

10 ARALIK İNSAN HAKLARI HAFTASI FATMA ÇAVUŞ MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ 10 ARALIK İNSAN HAKLARI HAFTASI HER İNSAN EŞİT HAKLARLA YAŞAMAYI HAKEDER İnsan Hakları. Uzun yıllar önce yürüdüğümüz yollar Öğretti bize insan olmanın ne kadar

Detaylı

Yasama süreci ve sivil toplum. İsveç

Yasama süreci ve sivil toplum. İsveç Yasama süreci ve sivil toplum İsveç Sosyal faaliyet alanları Devlet Piyasa Sivil toplum Sivil toplum nedir? Ortak çıkarlar, amaçlar ve değerler etrafında birleşmiş gönüllü ve kolektif faaliyetler Değişken

Detaylı

2011 OCAK. 2010 Cu Fri. 2011 Cu Fri JANUARY. ARALIK DECEMBER Sa Tue. ŞUBAT FEBRUARY Sa Tue. Perşembe Thursday. Pazartesi Monday.

2011 OCAK. 2010 Cu Fri. 2011 Cu Fri JANUARY. ARALIK DECEMBER Sa Tue. ŞUBAT FEBRUARY Sa Tue. Perşembe Thursday. Pazartesi Monday. OCAK JANUARY Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine

Detaylı

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

Dr. Zerrin Ayşe Bakan

Dr. Zerrin Ayşe Bakan Dr. Zerrin Ayşe Bakan I. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Yeni Güvenlik Teorilerine Bir Bakış: Soğuk Savaş'ın bitimiyle değişen Avrupa ve dünya coğrafyası beraberinde pek çok yeni olgu ve sorunların doğmasına

Detaylı

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI Kelime anlamı İki nehrin arası olan Mezopotamya,

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

HASTA HAKLARI KAVRAMI VE TARİHSEL GELİŞİMİ

HASTA HAKLARI KAVRAMI VE TARİHSEL GELİŞİMİ HASTA HAKLARI KAVRAMI VE TARİHSEL GELİŞİMİ Hak sözcüğü, hukuka uygunluk, adalet; hukukun, adaletin gerektirdiği ve birine ayırdığı şey diye tanımlanmaktadır. Hasta hakları, esasta insan haklarının sağlık

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı)

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) GAU AKADEMİK PERSONEL AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU Prof.Dr. Meltem DİKMEN CANİKLİOĞLU Kastamonu 01/08/1962 Profesör 07/12/2010 (DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) İzmir Ekonomi

Detaylı

1. Sosyal Politika, hangi tarihsel olayın kendine özgü koşulları altında doğup gelişmiş bir sosyal bilim dalıdır?

1. Sosyal Politika, hangi tarihsel olayın kendine özgü koşulları altında doğup gelişmiş bir sosyal bilim dalıdır? ÜNİTE 1 Sosyal Politika Bilim Dalı Sosyal Politika bilim dalını neden tanımlamak gerekir? Sosyal Politika bilim dalını tanımlamak neden güçtür? Sosyal Politika ile çevresindeki başka sosyal bilim dalları

Detaylı

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2-

ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- ANAYASAMIZI HAZIRLIYORUZ - 2- Değerlendirme Raporu Birey Hak ve Özgürlükleri (I) Yaşam hakkı Kişi dokunulmazlığı Özel yaşamın gizliliği www.tkmm.net 1 2 1. YAŞAM HAKKI Yaşam Hakkı kutsal mı? Toplumun/devletin

Detaylı

http://www.fisek.org ÇOCUK HAKLARI VE YOKSULLUK Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı Faks. 0312.395 22 71

http://www.fisek.org ÇOCUK HAKLARI VE YOKSULLUK Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı Faks. 0312.395 22 71 ÇOCUK HAKLARI VE YOKSULLUK Prof. Dr. A. Gürhan Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı http://www.fisek.org Faks. 0312.395 22 71 İnsana verilen değerin bileşik göstergesi Güvence Sağlık Hak arama

Detaylı

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Konu sayfa Pratik - 1 2-10 1 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk

Detaylı

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY

MACARİSTAN SUNUMU Dr. Csaba UJKERY VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yargının Bağımsızlığı ve Yasama ve Yürütme Güçleriyle İşbirliği Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

Skolastik Dönem (8-14.yy)

Skolastik Dönem (8-14.yy) Skolastik Felsefe Skolastik Dönem (8-14.yy) Köklü eğitim kurumlarına sahip olma avantajı 787: Fransa da Şarlman tüm kilise ve manastırların okul açması için kanun çıkardı. Üniversitelerin çekirdekleri

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı