İSLÂM, İNSAN ve İKTİSAT (1)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İSLÂM, İNSAN ve İKTİSAT (1)"

Transkript

1 İSLÂM, İNSAN ve İKTİSAT (1) Prof. Dr. Sabri ORMAN İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü GİRİŞ YERİNE Konumuz İslâm, insan ve iktisat, ama ben bugün konunun insan boyutu üzerinde çok fazla durmayacak ve bu hususta sizi daha önceki bir çalışmama yönlendireceğim. Hiç olmazsa bir kısmınızın malumu olduğu gibi benim, kitap olarak da yayınlanmış olan, Gazali nin İktisat Felsefesi isimli bir doktora tezim var. Bu kitap aslında iktisadî faaliyetin bir insan, ama tahsisi olarak bir Müslüman insan için taşıdığı anlamı ve yol açtığı problemleri ve tabii ki bunların hal çarelerini konu edinen bir çalışmadır. Yalnız orada konular kendi başlarına değil, Gazali gibi nafiz bir âlimin, İslami duyarlığa sahip derinlikli bir düşünürün perspektifinden görülmeye, tahlil edilmeye ve değerlendirilmeye çalışılmıştır. Pek tabiidir ki o dönemin ve o döneme kadarki insanlık tecrübesinin ışığı altında Bu atıftan sonra İslâm İktisadı ile ilgili genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. Bunun için konuya tarihi bir girizgâh ile girecek, daha sonra da günümüzdeki manzaranın genel bir değerlendirmesini yapmaya çalışacağım. İSLAM VE İKTİSAT İLİŞKİLERİNE TARİHİ BİR GİRİZGAH İnsanlığın uygarlık adresinin, bin yıl kadar bir zaman boyunca İslâm dünyası olduğu bugün biliniyor(yaklaşık olarak Yüzyıllar). Bunun farkında olmak önemlidir. Önemlidir, çünkü bu başarı hikâyesini iyi öğrenmemiz ve iyi değerlendirmemiz halinde ondan çıkarabileceğimiz önemli dersler vardır. Bunun için de aşağıdakilere benzer sorular sormamız ve onlara taminkar cevaplar verebilmemiz lazımdır: İlk Müslüman bilginler, düşünürler, uygulayıcılar, iş adamları, devlet adamları ve alelade insanlar önlerindeki problemlerle nasıl uğraşıyorlar ve onları nasıl çözüyorlardı? Aynı insanlar diğer uygarlıkların entelektüel gelenekleri ve genel olarak onların bıraktığı miras ile nasıl hesaplaşıyorlar ve onları nasıl bir muameleye tabi tutuyorlardı? İlk Müslüman nesiller yeni bir dinin, yeni bir toplumun ve yeni bir medeniyetin tesisi yönünde çaba harcarken hayatın her alanıyla ilgileniyor, hesaplaşıyor ve kendi dünya ve hayat görüşleriyle uyumlu vaziyet alışlar gerçekleştiriyorlardı. Bu süreç her yönüyle ilginç, öğretici ve heyecan vericidir, ancak ben bu konuşmada daha çok onun temsil ettiği tecrübenin iktisadi yönüyle ilgilenmeye çalışacağım. Müslümanlar iktisadî konularla daha tarihlerinin ilk dönemlerinden itibaren ilgilenmeye başlamışlardı. Biraz önce atıfta bulunduğum çalışmamda da hayli detaylı bir şekilde gösterilmeye çalışıldığı gibi aslında bu tabii bir zorunluktur; ne bir insan ferdinin, ne de bir insan topluluğunun iktisadi konulara lakayt kalabilmesi mümkün değildir. Nitekim tarihî tecrübe de bu tespiti teyit ediyor. İlk Müslümanların iktisat meselesine şu şekilde yaklaştıkları söylenebilir. Ellerinde İslami ilkeler ve (1) Bu metin sempozyumda yapılan konuşmanın çözümünün geliştirilmesiyle elde edilmiştir. 29

2 karşılarında da iktisadî realiteler vardı. Bu ilkelerin ışığında o realiteleri anlamaya, anlamlandırmaya, yorumlamaya ve nihayet düzenlemeye ve şekillendirmeye çalıştılar. Realitelerin bir kısmı günlük hayatın somut problemleri türünden şeylerdi. Müslümanlar bunlarla yaratıcı bir şekilde ilgilendiler ve onların teşhis, tahlil, değerlendirme ve çözümüne yönelik dikkat çekici bir bilgi üretimi gerçekleştirdiler. Emval, Haraç, Kesb, Ticaret ve Hisbe gibi literatür türleri bu yeni bilgi üretimini temsil eder. Aslında İslam ın ilk dönemlerindeki bilgi üretimi iktisat sahasıyla sınırlı da değildi. İktisat alanı o zamanlardaki hayatın sadece bir boyutunu teşkil ediyordu. Yeni bir hukuk, yeni bir ahlak, Tefsir ve Hadis gibi yeni bilim dalları ve Arapça gramerin ilk olarak sistematize edilmesi bu yaygın ve yoğun bilgi üretiminin örnekleri arasında yer alır. Tabiidir ki İslamiyet öncesi ve sonrası olmayan bir boşluğun içine doğmadı; o bir tarihi bağlamın içinde ortaya çıktı. Böyle olunca da daha önceki kültür ve medeniyetlerin mirasıyla da karşılaştı ve onlarla hesaplaşması icap etti. Bu mirasın bir kısmı olgusal nitelikte olup, çeşitli kurumlar tarafından temsil ediliyordu. Cahiliye dönemi Arabistan kurumları, Bizans, Sasani, Hint ve Çin kültür ve medeniyetleri Müslümanların hesaplaştığı belli başlı tarihi gelenekler arasında yer alıyordu. Müslümanlar, bu tarihi geleneklerin kurumlarıyla büyük bir özgüven içinde, peşin fikirden uzak ve son derece geniş fikirli ve geniş yürekli bir şekilde hesaplaştılar. Yaklaşımlarının kendi dünya görüşleri ve ilkeleri ışığında selektif bir vaziyet ve tavır alma şeklinde olduğu söylenebilir. Eşyada asıl olan ibahattir ilkesinden hareketle karşılaştıkları her kurumu dikkatle ve özenle incelediler. Dünya görüşleriyle çelişmeyen unsurları olduğu gibi aldılar ve onları geliştirdiler. Bu özelliği taşımayan unsurları ise tashihe elverişli iseler tashih ederek aldılar, değilseler ancak o zaman terk ettiler. Böylece onların bu konudaki tavırlarının kısmen üretim ve yaratıcılık, kısmen de hazır buldukları mirasın tüketimi şeklinde olduğu söylenebilir. Tüketim olarak nitelediğimiz faaliyetlerin dahi önceki kültür ve medeniyetlerin mirasının muhafazası gibi bir yönü olduğunu dikkate almak gerekir. Bu tavra kurumların İslamileştirilmesi gözüyle bakabilir. Bunun en çarpıcı örneklerinden bir tanesi Müslümanların, Sasaniler in gümüş para sistemiyle, Bizans ın altın para sistemini sentezleyerek Fıkıh kitaplarına kadar geçen ve Dinar-Dirhem esasına dayanan bimetalist yeni bir para sistemi geliştirmeleri oluşturur. Diğer taraftan Müslümanların önlerindeki realiteler, hayatın olgusal gerçeklerinden ibaret değildi. Bir müddet sonra başka medeniyetlerin iktisadî konulara ilişkin entelektüel mirasları da ellerine geçti. Müslümanlar onlar üzerinde düşündüler ve onlarla hesaplaştılar. Antik Yunan felsefesinin iktisadî konularla ilgili mirası bunun bir örneğini teşkil eder. Bugün İslâm felsefî geleneğinde Ameli Felsefe dediğimiz şey Müslümanların Yunan felsefi geleneğiyle hesaplaşmaları sonunda ortaya çıkmış bir felsefi disiplindir. Çok enteresan, öğretici ve heyecan verici bir hesaplaşmadır bu. Bugün İslam felsefe tarihinde Ahlâk dediğimiz, İlm-i Tedbir-i Menzil dediğimiz, İlm-i Tedbir-i Medine dediğimiz bilgi gövdeleri işte bu Ameli Felsefe geleneğinin alt dallarını oluşturur. Müslümanların bu tür çabalarının kısmen bilgi üretimi, kısmen ise bugün bazen bilginin İslamileştirilmesi olarak nitelenen türdeki çabaların bir kombinezonu olduğu söylenebilir. Sasaniler in entelektüel ve kurumsal geleneğiyle, mesela onların siyasi düşünce ve kurumlarıyla ve bunların iktisadi boyutlarıyla ilgili olarak da benzer bir hesaplaşma ve özümseme süreci yaşandı. Buradan hareketle hem entelektüel olarak hem de uygulamada son derece dikkat çekici bir tecrübe gerçekleştirdiler. Kısacası benzer bir tavrı karşılaştıkları her kültür ve medeniyet karşısında gösterdiler denebilir. Buraya kadar anlattıklarımdan bu konuda ve her konuda ilk Müslüman nesillerin yeknesak bir tavır ve tutum içinde oldukları sonucu çıkmamalıdır. Biz burada genel trendi tespit etmeye çalıştık. Onun ötesinde bir tavırlar ve tutumlar çeşitliliği olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Bir başka ifadeyle, İslâm uygarlığının kurucusu olan nesiller bu konularda ve diğer pek çok konuda her zaman ve her yerde fikir birliği halinde değillerdi. Onlar bu konuda da hayatın diğer alanlarında da bir çeşitlilik manzarası arz ediyorlardı. Nitekim Aristo ya üstad ı evvel diyenler de vardı, onu tekfir edenler de vardı ve her iki taraf da Müslümandı. Aynı şekilde Eflatun a Eflatun i İlâhî diyenler de vardı, Eflatun u tenkit ve reddedenler de vardı Görüş, tavır ve tutum farklılıklarının en çarpıcı örneklerinden birisinin Fıkıh alanında ortaya çıktığını biliyoruz. Malum, bazen İslâm Hukuku diye de Türkçeye tercüme edilen bu ilim dalı, Müslümanların kültür ve medeniyet âlemine kazandırdığı yeni disiplinlerden biridir. İlginçtir ki Fıkıh ta her kesin üzerinde birleş- tiği tek bir görüşler seti yoktur. Aksine, aynı konularda farklı görüşler ileri sürebilen ve bugün adına ameli mezhepler dediğimiz birden fazla ekol vardır. Hatta bunun ötesi de vardır; öyle ki aynı mezhep içinde dahi farklılıklar vardır. Mesela Şafii mezhebinde İmam-ı Şafii nin kavl-i atik ve kavl-i cedid, yani önceki ve sonraki kavilleri diye bir olay vardır. Bilindiği gibi Şafii belirli konularda bazı görüşler ileri sürmüş, ancak hayatının daha sonraki dönemlerinde onları yeniden düşünme ihtiyacı hissetmiş ve ilk düşüncelerinin bir kısmını değiştirme cihetine gitmiştir. Dolayısıyla yekpare ve tam mütecanis bir Şafii mezhebi yok, onun içinde de varyasyonlar var. Benzer şeyler mesela Hanefi mezhebi için de geçerlidir. Bu mezhebin kurucusu olarak kabul edilen Ebu Hanife ile belli başlı öğrencileri arasındaki görüş ayrılıkları meşhurdur. Bakarsınız hoca bir şey söylüyor, onun birinci derecedeki öğrencilerinden Ebu Yusuf başka bir şey söylüyor, Muhammed Şeybanî daha başka bir şey söylüyor. Pek tabiidir ki bu üçlünün çeşitli kombinezonları ile Züfer ve Hasan b. Ziyad gibi diğer öğencilerin katılmasıyla oluşabilecek diğer ihtimaller de söz konusudur. Dikkat edilirse Hanefi mezhebinde dahi aynı konularda herkesin aynı şeyleri söylemesi söz konusu değildir. Bu farklılıkların bir kısmı eşyanın tabiatı gereği ve sonucudur. İnsanın olduğu yerde fertler, gruplar ve toplumlar arasında ihtilaflar olur ki bu anlamda çeşitlilik ve faraklılık normaldir ve kaçınılmazdır. Böyle olduğu için de hadisenin bu tarafı üzerinde burada ayrıca durmaya gerek yoktur. Burada üzerinde durulmaya değer olan taraf, İslami dünya görüşünün çeşitlilik ve ihtilaflar konusundaki yapıcı, olumlu ve adeta teşvikkar tavrıdır. Hz. Peygamber in, ümmetinin ihtilafının rahmet olduğunu ifade eden sözü meşhurdur. Ayrıca Fukahanın, yani Fıkıh otoritelerinin bu konuda geliştirdiği kültür de iyi bilinmektedir. Benim görüşüm yanlış olma ihtimali taşıyan bir doğrudur, muhalifimin görüşü ise doğru olma ihtimali taşıyan bir yanlıştır şeklinde özetlenebilecek olan bu kültürün çeşitlilik ve farklılıkların bir arada yaşaması için son derece elverişli bir ortam hazırladığı açıktır. Nitekim mesela Ebu Yusuf, Ebu Hanife ye itiraz ederken hocasına saygısızlık yaptığını düşünmüyor, aksine kendisine itiraz ederken dahi onu saygının en üst derecesinde tutuyordu. Ebu Hanife, yani hoca da Ebu Yusuf ya da başka bir öğrencisi kendisine itiraz ederken saygısızlık yaptıklarını düşünmüyor ve onları sevginin en üst mertebesinde tutuyordu. Aralarında baba evlat ilişkisinin de ötesinde bir sevgi ve saygı bağı vardı, ama bu bağ onların farklı pozisyonlar almalarına mani olmuyordu. Sevgi ve saygı korunarak insanlar farklı düşünebiliyordu. Bu hem diğer kültür ve medeniyetler karşısında, hem de Müslümanların kendi aralarındaki ihtilaflar için geçerli bir formüldür ve son derece değerlidir. Bu tecrübenin çok dikkatli bir şekilde, çok soğukkanlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Çünkü buradan hareketle elde edilecek sonuçların günümüzde de bize rehberlik edebilme potansiyeli vardır. Bu gün de hem de daha yoğun bir şekilde yabancı kültür ve medeniyetlerle karşı karşıyayız ve diğer şeyler arasında mesela onların iktisadi düşünce ve kurumlarıyla hesaplaşmamız mecburiyeti vardır. Bu düşünce patikasını biraz daha sürdürelim istiyorum. Sözünü ettiğim kadim zaman ile bizim zamanımız arasında, pek de parlak olmayan bir ara dönem var. Buna bazıları İslâm uygarlığının inkırazı derler. Bu olayın, yani İslâm uygarlığının inkırazı olayının ciddi bir şekilde incelenmesi, mesela en azından birkaç doktora tezinin konusu olması gerekir. Gerçekten acaba bir inkıraz var mıdır? Olan ne gibi bir şeydir? Dâhili sebeplerden mi, harici sebeplerden mi kaynaklanmıştır? Ya da ikisinin müşterek sonucu mudur? İsmi ne olmalıdır? Bunların çok ciddi, uzun soluklu araştırmalara konu edilmesi lazımdır. Böyle birkaç çalışma vardır, fakat bunlar yeterli değildir. Biraz önce söylediklerimle tutarsızlığa düşmek istemem ama bu konuda, İslam medeniyetinin inkırazı konusunda bir asgari konsensüse ihtiyacımız var. Nerede düştük? Eğer nerede düştüğümüzü bilirsek oradan da kalkabiliriz, çünkü kişi veya toplum düştüğü yerden kalkar. GÜNÜMÜZDE İSLAM İKTİSADI Şimdi gelelim modern zamanlara Türkiye de 1960 lı yılların sonunda, ama özellikle 1970 li yılların başlarından itibaren yani İslam iktisadı konusuna dikkate değer bir ilgi uyandı. Bunun önderlerinden bir tanesi de Sabahattin Zaim Hocamızdı. Görüldüğü gibi modern zamanlarda İslam iktisadına karşı Türkiye de 30 31

3 uyanmaya başlayan ilginin tarihi hayli yenidir. O kadar ki bu ülkede, bu konuya emek verenlerin büyük bir kısmını şimdi ve bu salonda görebiliyorum. Neredeyse sadece Sabahattin Zaim Hocamızı gözlerimiz arıyor ki aslında bu toplantının manevi ev sahibi olarak o da aramızda sayılır. İslam iktisadı konusunda gerek ülkemizde, gerekse başka ülkelerde şimdiye kadar meydana gelen gelişmeleri birkaç başlık altında mütalaa etmek mümkündür. İSLAM İKTİSADINDA TEORİK ÇALIŞMALAR İslam İktisadı alanında meydana gelen gelişmelerin bir kısmı teorik çalışmalar şeklinde oldu. Yalnız İslam İktisadı alanındaki teorik çalışmaların bir bilgi üretimi manzarasından ziyade bir bilginin İslamileştirilmesi manzarası arz ettiğini söylemek durumundayız. Başka bir ifadeyle bu alandaki çalışmalar İslam medeniyetinin teşekkül devrindeki gibi bir yeni bilgi üretme faaliyeti olmaktan çok, mevcut çağdaş bilgilerin talan edilip, İslami bir iktisat inşası için adaptasyona tabi tutulmasından, ya da bazen ifade edildiği gibi İslamileştirilmesinden ibaret gibi görünüyor. Bilginin İslamileştirilmesi adabına uygun bir şekilde yapılabildiği takdirde esas itibarıyla meşrudur; fakat ilgili çalışmalar onunla sınırlı kalınca ve/veya bu yönde aşırıya gidilince, özellikle ona bir orijinalite eşlik etmeyince zamanla verimsizleşebiliyor ve anlamlı bir faaliyet olmaktan uzaklaşabiliyor. Diğer taraftan teorik çalışmaların bu versiyonu konusunda dahi bir netlik elde edilebildiği söylenemez. Hangi teorik unsurların İslamileştirilebileceği, hangilerinin böyle bir işleme tabi tutulamayacağı veya tutulmasına ihtiyaç olmadığı konusunda henüz tatminkâr bir netlikten uzağız. İslam iktisadının bir akademik disiplin olarak statüsü konusunda da henüz bir sarahat elde edebilmiş değiliz. Kanaatimce bu konuda faydalı olabilecek bir yaklaşım tarzı, iktisat teorisinin evrensel geçerli olan ve bağlam bağımlı olan unsurları arasında anlamlı bir ayırıma gitmektir. Burada bağlam bağımlı bilgiden kastımız, belirli bir ekonomik sisteme veya belli bir ahlak ve zihniyete sahip fertlerin davranışlarına dair bilgiler iken, evrensel geçerli bilgiden kastımız ise bütün ekonomik sistemler için veya bütün insanlar için geçerli olan bilgilerdir. Bu anlamda mesela homoeconomicus varsayımının bağlam bağımlı, azalan marjinal fayda kanununun ise evrensel geçerli bir bilgi örneği olduğunu düşünüyorum. Bu ayırımdan sonra makro ve mikro ekonomik bilgi tasnifinin de anlamlı ve meşru bir şekilde yapılabileceğini düşünüyorum. Bu anlamda ister evrensel geçerli, ister bağlam bağımlı bilgi niteliğinde olsun, bütün bir ekonominin veya ekonomik sistemin yapısı ve işleyişiyle ilgili bilgilerin makro iktisat; fert, firma ve sektör gibi daha alt düzeylerdeki aktörlerin yapısı, davranışı ve işleyişiyle ilgili bilgilerin ise, yine ister evrensel geçerli, ister bağlam bağımlı nitelikte olsun, mikro iktisat bilgisi kapsamında yer alacağı söylenebilir. Ancak tasnifler yaparken, teorik tasniflerin realitelere giydirilmeye çalışılan elbiseler gibi olduğunu ve biçtiğimiz elbisenin gerçek hayatın her durumuna uymayabileceğini hatırda tutmamız gerekir. Aynı mülahaza pek tabii ki makro/mikro ayırımı veya tasnifi için de geçerlidir. Diğer taraftan makro/mikro ve evrensel/bağlam bağımlı bilgi ve teori ayırımlarının farklı kritelere göre yapılan tasnifler olduğu açıktır. Bu anlamda, mesela, evrensel veya bağlam bağımlı bir teori aynı zamanda makro veya mikro bir teori olabilir. Tabiidir ki fonksiyon tersine de çevrilebilir. Yine bu durumda eğer tahsisi olarak bir bilgi gövdesine İslam İktisadı denecekse bunun bağlam bağımlı makro ve mikro iktisat bilgilerinden oluşacağı, geri kalan kısmın, yani evrensel geçerli makro ve mikro bilgilerin ise sadece İktisat olarak isimlendirilmeye devam edeceği söylenebilir. Nihayet, bağlam bağımlı da olsa, İslam İktisadı alanına ait bilginin objektif olduğu ve konuyu çalışan her kese aynı derece açık olacağı sonucu da kendiliğinden ortaya çıkar. Bu anlamda İslam iktisadını bir gayr-ı müslim de pekala başarıyla çalışabilecek demektir. Bu vesileyle İslam iktisadı çalışmalarında hayli yaygın olan bir anlayışı burada biraz tartışmak istiyorum. Bazen modern de denen geleneksel iktisadın homoeconomicus varsayımına karşılık, İslam iktisadının homoislamicus varsayımıyla çalışması gerektiği konusundaki anlayıştır bu. İslam iktisadı, eğer biraz yukarıda önerdiğimiz gibi, bağlam bağımlı bir bilgi dalı veya disiplin olacaksa, onun diğer şeyler arasında bazı varsa- yımlarının da farklı olabileceği anlaşılır bir husustur. Fakat homoeconomicus kavramının İslam ekonomisindeki mütekabilinin, homoislamicus olacağı kanaatinde değilim. Bir kere, öyle veya değil, birincisi pozitif bir varsayım olduğu iddiasında iken, ikincisi için aynı şey söylenemez; zira o daha çok normatif bir kavramdır ve gerçekte neye tekabül ettiği yere ve zamana göre hayli değişiklik gösterebilir. Ayrıca, İslami açıdan da çağdaş İslam iktisatçılarının anladığı anlamdaki bir homoislamicus tipinin, bir islam ekonomisini temsil kabiliyeti hayli su götürür. Tedavüldeki haliyle bu kavram, İslam ahlakının ideallerine göre formüle edilmiş bir insan tipi olup, İslami bir sistemde dahi bir Müslümanın, içi bu şekilde doldurulmuş bir kavrama göre hareket etme mecburiyeti yoktur. Bu sebeple böyle tanımlanmış bir kavramın, standart bir Müslüman tipini veya bir İslam ekonomisini temsil kabiliyeti hayli meşkûktür. Müslümanların dinlerini yeterince ciddiye aldığı toplumlarda bu kabiliyet hayli yüksek olabilecek iken, bunun olmadığı durumlarda hayli düşük kalabilir. Ve bütün bunlar olurken söz konusu toplumum bir İslam toplumu olarak nitelenmeye devam edilmesi konusunda herhangi bir teorik problem de ortaya çıkmaz. Bir Müslümanın her halükarda ifa etmek mecburiyetinde olduğu şey, İslam hukukunun kurallarıdır. Bir Müslümanın İslam ahlakıyla ahlaklanması ise arzuya şayandır, fakat bir mecburiyet değildir. Başka bir ifadeyle, bir Müslüman, İslam ahlakının ilkelerine uygun bir şekilde hareket ettiği zaman mükâfatlanmayı hak eder; ancak onlara uygun hareket etmemesi halinde mücazata, yani cezalandırılmaya, itaba ve hatta hesaba muhatap olmaz. Bu söylediklerimizi zekat ve sadaka örnekleriyle açıklamak mümkündür. Zekat İslam hukukunun bir vecibesi veya icabıdır ve onu yerine getiren mükafatlandırılır, terk ve ihmal eden ise hesaba çekilir ve cezaya muhatap olur(dünya ve ahirette). Hâlbuki sadaka İslam hukukunun bir gereği değildir, ama İslam ahlakının teşvik ettiği bir davranıştır. Onu verene sevap vardır, ama vermeyene ceza yoktur. Dolayısıyla homoislamicus kavramı tanımlanırken zekât onun kapsamına girmeli, ama sadaka girmemelidir. Özetle eğer homoislamicus bir rtahil aracı olarak kullanılacaksa onun muhtevasının İslam ahlakının idealleriyle değil, İslam hukukunun emir ve nehiyleriyle doldurulması gerektiği kanaatindeyim. İslam iktisadının teorik yönüyle ilgili olarak değinmek istediğim son bir nokta bizzat İslam İktisadı teriminin anlamıyla ilgili bir müphemliğin var olmasıdır. Pek farkında olunmadan bu terim bazen akademik bir disiplin, bazen de bir ekonomik sistem anlamında kullanılır. Aslında terimin her iki anlamda kullanılmasının bazı özel durumlar dışında herhangi bir sakıncası da yoktur. Bu özel durumlardan birisi Ayrı ve bağımsız bir İslam İktisadı var mıdır? sorusunun sorulduğu zaman ortaya çıkar. Böyle bir durumda terimle neyi kastettiğinize bağlı olarak cevabınızın değişeceği şüphesizdir. Bir akademik disiplin anlamında kullanıldığında cevabınızın ne olacağı, iktisat disiplini konusundaki düşüncenize bağlı olarak değişecektir. Nitekim bu konuda, sınırlarını kategorik olarak vardır ve yoktur cevaplarının oluşturduğu ve bütün mantıki ihtimalleri içeren bir cevaplar setinin, adeta bir cevaplar yelpazesinin mevcut olduğu bilinmektedir. Bizim kanaatimiz, bağlam bağımlı bilgi üretme kabiliyetine sahip bir iktisat alt disiplini anlamında bir İslam İktisadı nın olabileceği, bağımsız bir disiplin anlamında bir İslam İktisadı nın ise olamayacağı şeklindedir. Aslında bu son anlamda, yani bir alt disiplin anlamında bir İslam iktisadının olup olamayacağı dahi terimin diğer anlamının ifade ettiği şeyin, yani bir İslam ekonomik sisteminin mevcut olup olmamasına bağlıdır. Eğer bir İslam ekonomik sistemi veya reel olarak bir İslam ekonomisi mevcut ise, onun yapısını, işleyişini ve onunla ilgili sair meseleleri araştırıp inceleyen bir İslam iktisadı disiplini de olacak demektir; aksi halde ise aksi varit olacak demektir. Peki, bir İslam ekonomik sistemi var mıdır? Bu sorunun cevabı sistem kelimesine hangi anlamın yüklendiğine bağlı olarak değişik olacaktır. Eğer sistem kelimesiyle olmuş-bitmiş ve kesinlik kazanmış, efradını cami ve ağyarını mani bir bütün kastediliyorsa bana göre böyle bir İslam ekonomik sistemi yoktur. Ama sistem kelimesiyle gayet gevşek bir anlamda yekdiğeriyle tutarlı parçaların oluşturduğu bütün anlamı kastediliyorsa, o takdirde sadece bir değil, çok sayıda İslam ekonomik sistemi olabileceğini söyleyebilirim. Şöyle ki,islam ın ekonomik hayatın düzenine ve işleyişine dair bazı temel kuralları vardır; ancak bu kuralların yorumuna, hiyerarşik sıralanmasına ve benzeri faktörlere bağlı olarak onların farklı kombinezonları elde edilebilir veya ortaya çıkabilir. Bu hem mantıki olarak böyledir, hem de tarihi olarak da böyle olmuştur. Bundan dolayıdır ki bazen İslam Sosyalizmi nden, bazen de İslam Kapitalizmi nden söz edildiğine 32 33

4 şahit oluruz. Pek tabiidir ki sosyalizm ve kapitalizmle irtibatlandırılmayan kombinezonlar geliştirmek de mümkündür (2) ki çok sayıda İslam ekonomik sistemlerinden bahsederken ne demek istediğimiz böylece daha iyi anlaşılabilir. Bu mantıki ve teorik ihtimallerin mevcudiyetini tarihi tecrübe de teyit eder. Nitekim iktisadi hayatın düzenlenişi ve yönetimi konusunda bütün İslam toplumlarının ve devletlerinin aynı şeyleri tekrarlaya geldiklerini söylemek mümkün değildir. Aksine, İslam tarihi boyunca zamanın ve yerin şartlarına ve İslami nassların yorumu konusundaki tercihlerine bağlı olarak daha müdahaleci İslami yönetimlerden, daha adem-i merkeziyetçi veya liberal İslami yönetimlere kadar çeşitli örnekler görmek mümkündür. Burada konunun detaylarına giremeyiz ve sadece iki örnek vermekle yetinebiliriz. İlk örneğimiz zekâtın toplanması meselesidir. Hz. Ebu Bekir in, zekâtın devlet eliyle toplanması konusunda ne kadar hassas olduğu Ridde Savaşları hadiselerinden pekala anlaşılabilir. Diğer taraftan bu anlayış ve uygulamanın İslam tarihi boyunca hep aynı şekilde kalmadığını ve zaman içinde zekat vermenin kişiye ait bir hak ve sorumluluk haline geldiğini bilmekteyiz. Benzer şekilde Hisbe meselesi de tarih içinde farklı şekillerde anlaşılabilmiştir. Malum olduğu üzere Hisbe, İslamiyetteki emr-i bi l-maruf ve nehy-i ani l-munker ilkesinin (3) kurumsallaşmış şeklidir. Bazı alimler bu yetkiyi sadece devlete ait görürken, diğerleri fertleri de bu konuda yetkili kabul eder. Ayrıca, Hisbe yetkisini devlette görenler dahi bunun devlet içinde nasıl formüle edilmesi gerektiği konusunda farklı görüşler sergilerler. UYGULAMADA İSLAM İKTİSADI Çağdaş İslam iktisadındaki gelişmelerin bir kısmı da uygulamayla ilgilidir. Uygulamadaki gelişmeleri de mikro/kısmi gelişmeler ve makro/bütünsel/sistemik gelişmeler şeklinde tasnif etmek mümkündür. Modern gelişmeler anlamında ilk kategorideki, yani mikro/kısmi gelişmelerin kronolojik olarak daha önce ortaya çıktığı görülür. Bunların Türkiye deki klasik örnekleri bir zamanlar Özel Finans Kurumları, şimdi ise Katılım Bankaları denen firmalar olup, aynı zamanda kurumsal gelişmenin en yaygın türünü teşkil ederler. İslam Kalkınma Bankası(IDB) gibi bazı uluslararası kurumsal gelişme örnekleri de vardır. Faizsiz bankacılık ve İslam bankacılığı gibi isimlerle de anılan bu kurumsal gelişme, son zamanlarda hem İslam dünyasında hem de onun dışında hatırı sayılır bir yaygınlık göstermiştir. Yalnız bu gelişmenin hatırısayılır olması, konvansiyonel bankacılığa kıyasla olmaktan ziyade, kendisinin daha önceki hallerine kıyasladır. Diğer taraftan, bu bankaların sayısal gelişmeleriyle orantılı bir orijinalite sergiledikleri söylenemez. Onların performansının genel karakteristiğinin de İslam iktisadı teorisindeki gelişmelere paralellik gösterdiği söylenebilir. Orada konvansiyonel iktisadın bilgileri İslamileştirirlmeye çalışılırken, burada da konvansiyonel bankacılığın enstrümanlarının İslamileştirilmesine dayalı bir gelişme sözkonusudur. Konvansiyonel bankacılık, esas itibariyle kapitalist bir bankacılık olduğuna ve faizli işlemlere dayandığına göre burada adeta kapitalizmin İslamileştirilmesi veya hatta faizin İslamileştirilmesi gibi bir faaliyetin sözkonusu olduğunu düşünenler dahi vardır. Her halukarda İslam bankacılığı çerçevesinde geliştirilen enstrümanların son tahlilde daha çok kredi benzeri enstrümanlar olduğu inkâr edilemez. Bu durumun, eğer İslamiyet in faiz yasağı yoluyla dolaylı olarak yasaklamak istediği asıl şeyin, krediye dayalı bir ekonomi olduğu şeklindeki tezimiz (4) doğruysa, İslam bankacılığının son zamanlardaki performansının İslamilik derecesinin tereddütlere yol açabileceği şüphesizdir. Kanaatimce gerçek bir İslam bankacılığının uzun vadede hedeflemesi gereken şey, kredileşme dışında ve ortaklık esasına yönelik enstrümanların geliştirilmesi olmalıdır (5). Nispeten yakın zamanlarda bazı ülkelerde bütünsel veya sistemik türde İslam iktisadı uygulamaları (2) Bizim yaptığımız bir deneme için aşağıdaki çalışmaya bakılabilir: Kur an ve İktisat: Kredi ve Faiz Meselesine Makro-sistemik Bir Yaklaşım, İktisat, Tarih ve Toplum, 2. B., İstanbul: Küre Yayınları, 2010, içinde, s (3) İyiliğin yaygınlaştırılması ve kötülüğün caydırılması ilkesi. (4) Kur an ve İktisat: Kredi ve Faiz Meselesine Makro-sistemik Bir Yaklaşım, İktisat, Tarih ve Toplum, 2. B., İstanbul: Küre Yayınları, 2010, içinde, s (5) Mamafih, olağandışı şartlarda faaliyet göstermeleri halinde bu kurumlar lehine mülahaza edilebilecek noktalar vardır. Örnek olarak bakınız: Sabri Orman, Tarih, Uygarlık ve İktisadi Politika Bağlamında Özel Finans Kurumları, İktisat, Tarih ve Toplum, 2. B., İstanbul: Küre Yayınları, 2010, içinde, s da denendi ki İran, Pakistan ve Sudan bu konudaki belli başlı örnekleri teşkil ederler. Yalnız son türdeki tecrübelerin pek sağlıklı ve başarılı örnekler olduğu söylenemez. Pakistan ve Sudan daki sistemik İslam iktisadı denemeleri, askeri darbeler neticesinde ortaya çıkan bir süreç ve bağlam içinde gerçekleşmiş denemeler olup, talihsiz tecrübe örnekleri arasında yer alır. Bu tecrübelerin gerisindeki niyetler ne olursa olsun, askeri darbe yönetimlerinin bu tür tecrübeler için arzettikleri kendilerine has handikaplar vardır ve bunların başında da meşruiyet problemi gelir. Dolayısıyla Pakistan ve Sudan da ortaya çıkan İslam iktisadı tecrübelerinin, askeri darbelerin handikaplarıyla malul olmaları itibariyle, özel bir dikkat ve özenle değerlendirilmeleri gerekir. İran tecrübesi ise birçok bakımdan bu iki tecrübeden farklı olmakla beraber, o da en azından bir devrim sonrasının bağlamı içinde gerçekleşmiş olma gibi bir olağandışılığı temsil eder. Devrimlerin kendilerine has şartları vardır. İran ın aradan geçen zaman içinde normalleşmesi belki mümkün olabilirdi, ama onun devrim sonrası yakın tarihinin herkesce bilinen olayları sebebiyle bunun mümkün olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla modern zamanlarda atıfta bulunabileceğimiz olağan bir sistemik İslam iktisadı tecrübesine henüz sahip olmadığımız söylenebilir. Burada başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. İslami endişelere sahip olup, belki İslâm iktisadı uygulaması değil ama ona tekabül eden veya benzeyen uygulamalar içinde üst yöneticilik tecrübesi yaşayan insanlar vardır. Devletin ilgili kademelerinde veya özel sektörün buna tekabül eden pozisyonlarında, yani arazide büyük bir tecrübe birikimine sahip olan bu insanların müktesebatından, İslam iktisadıyla ilgili gerek teorik, gerekse pratik, ama özellikle pratik konularda yararlanmanın önemli olabileceğini ve bu sebeple İslam iktisadı ile ilgili çalışmalarda bunların hesaba katılması gerektiğini düşünüyorum. Tabiidir ki öncelikle bu tecrübe birikiminin kayda geçmesi gerekir; ama biliyoruz ki bu iki kesimin yazma alışkanlığı pek gelişmiş değildir. Böyle olunca da onların bilgi ve tecrübe birikimlerini kayda geçirmenin yollarının bulunması gerekiyor demektir. O müktesebatı, onların derunundan, zihinlerinden dışarıya taşıyabilmenin yollarını bulmamız lazım. Ama bütün bunlardan sonra bir şey daha yapmamız lazım. Bütün bu müktesebatı baştan sona kadar dostane ama sıkı bir eleştiri süzgecinden geçirmemiz lazım. Bu konuda örneğimiz, yukarıda kısaca temas edilen Ebu Yusuf ile Ebu Hanife nin ve benzerlerinin ilişkileridir. Malum, onlara göre eleştiri, fikir ayrılığı saygısızlık ifade etmemekteydi ve onlar saygılarını en üst seviyede tutarak üstatlarını eleştirebiliyorlardı. Edebince yapılması şartıyla eleştirinin sadece kabul ve tolere edilmesi değil, aynı zamanda teşvik edilmesi gerekir. Aslında aynı şeyi tarihi müktesebatın değerlendirmesinde de yapabilmek gerekir. Biz bize kadarki bütün tecrübeyi önce görülebilir ve erişilebilir hale getirip daha sonra da onu sıkı bir eleştiriye tabi tutabilmeliyiz. SONUÇ YERİNE İslam iktisadı üzerine genel bir değerlendirme yapmaya matuf bu konuşmaya tarihi bir girizgâh ile başladık. Böyle yaptık, çünkü sosyal bilimlerin hem genel olarak tarihten, hem de özel olarak kendi tarihlerinden, hem sübstansif olarak, hem de metodolojik olarak, ama özellikle metodolojik olarak öğrenebilecekleri şeyler olduğuna inanıyoruz. Dikkat edilmiş olacağı üzere biz alanımızla ilgili tarihin daha çok metodolojik yönleri üzerinde durduk; zira İslam iktisadının bu alanda yararlanabileceği hususların daha önemli olduğuna inanıyoruz. İlk Müslümanların hayatın her alanındaki, ama özellikle iktisat alanındaki tecrübelerinin ilmi çalışma bakımından önemli olduğuna inandığımız fikri cesaret ve insiyatif, yaratıcılık, geniş ufukluluk; farklılık ve çeşitliliğe, dış dünyalara ve eleştiriye açıklık gibi bazı özellikler taşıdığını tespit ettik. Bu özelliklerin ve tarihi çalışmalarla bulunabilecek bunlara benzer diğer özelliklerin İslam iktisadı çalışmalarında hem motivasyon, hem de doğrudan örneklik yoluyla yararlanılabileceğini düşünüyoruz. İslam iktisadı alanı belli bir akademik donanımı gerektiren bir alandır. Disiplinin adının da işaret ettiği gibi bir kere bu alanda çalışacakların yeterli bir modern iktisat bilgisi teçhizatına sahip olmaları gerekir. Yine disiplinin adının işaret ettiği gibi bu alanda çalışacakların, alanla ilgili tatminkâr bir İslami bilgi donanımına da sahip olmaları gerekir. Disiplinin adının doğrudan işaret etmediği, ama dolaylı olarak ima ettiği bir başka 34 35

5 özellik de, bir önceki paragraftaki gerekçelerle, alanla ilgili tarihi bilgi ve tecrübe birikiminin yeterli bir bilgisine sahip olunması gerekir. İslam iktisadı alanının hâlihazırdaki insan gücünün bu vasıf kombinezonu açısından bir değerlendirmesi yapıldığı takdirde hayli yetersiz olduğunun ortaya çıkacağı tahmin edilebilir. Bu alanda çalışanların daha büyük bir kısmının çağdaş iktisat donanımına sahip, ama İslami ilimler konusunda yetersiz kişiler olduğu söylenebilir. Daha küçük bir kısım ise İslami ilimler konusunda ehliyetli, ama çağdaş iktisat konusunda yeterli ehliyete sahip olmayan kişilerden oluşmaktadır. Denebilir ki İslam iktisadı alanının yeterince gelişememesinin önemli sebeplerinden bir tanesi budur. Bu donanıma sahip uzmanların yapacakları işler ise iki alanda mütalaa edilebilir. Gördüğümüz gibi bunların biri teori, diğeri uygulamaydı. Teori, alanın bilgi birikimini temsil eder. Alanda biriken bilgi ya üretilerek, ya da transfer edilerek elde edilmiş olabilir. Bilgi üretimi de ya rutin bilgi üretimi, ya da yeni bilgi üretimi şeklinde olur. Rutin bilgi üretiminden kastımız alanın olağan ve yerleşik metotları, standartları ve prosedürleriyle elde edilen bilgi iken yeni bilgi üretimi, alanın bilgi stokuna yapılan orijinal ve taze katkıları ifade eder. Bilgi transferi ile ise başka bağlamlarda üretilmiş bilginin ilgili alana adaptasyounu ile elde edilen bilgiyi kastediyoruz. Bu anlamda bilgi adaptasyonu da iki şekilde olabilir: Herhangi bir tarihi bağlamda üretilmiş bilginin şimdiki zamana transferi şeklinde veya çağdaş ama başka bağlamlarda üretilmiş bilginin transferi şeklinde... Birinci türdeki bilginin zaman içinde, ikinci türdeki bilginin ise mekân içindeki bir transfer özelliği taşıdığı açıktır. Gerek tarihteki, gerekse çağdaş dünyadaki bilginin İslamileştirilmesi çabalarının birer bilgi transferi örneği olduğu söylenebilir. Çağdaş İslam iktisadındaki bilgi birikiminin, bilgi üretiminden ziyade bilgi transferi veya adaptasyonu şeklindeki çabaların bir ürünü olduğu söylenebilir. İslam iktisadı disiplininin epistemolojik statüsü hakkında burada yeni olduğunu sandığım bir değerlendirmede bulunduk. Buna göre akademik disiplinlerin ürettiği bilgiler evrensel geçerli veya bağlam bağımlı, yani sadece belli bir bağlam içinde geçerli bilgiler şeklinde olabilir. Kanaatimce birinci tür bilgiler sosyal bilimlerdeki ana disiplinleri oluştururken, ikinci türdeki bilgi malzemesi, aynı alandaki alt disiplinleri oluşturur. Bu anlamda İslam iktisadının, iktisat disiplininin, bağlam bağımlı bilgi üreten bir alt disiplini şeklinde vazedilebileceğini düşünüyoruz. Bu statüdeki İslam iktisadı içinde üretilebilecek bilgilerin, genel olarak geçerli bütün ihtirazi kayıtlar geçerli olmak kaydıyla, makro ve mikro tasniflerine tabi tutulabileceği düşüncesi de buna eklenebilir. Burada bir katkı anlamında netleştirmeye çalıştığımız konulardan birinin de teorik İslam iktisadı çalışmalarında kullanılan bir analiz aracı olan homoislamicus varsayımının içeriği olmuştur. Bu konuda yapılabilecek diğer mülahazaların hakkı baki kalmak kaydıyla, denebilir ki eğer homoislamicus kavramıyla çalışılacaksa, bunun içeriği genel olarak yapılageldiği gibi, İslam ahlakının güzel, ama son tahlilde uyulması muhayyer olan idealleri yerine, İslam hukukunun uyulması zorunlu emir ve nehiyleriyle formüle edilmelidir. İslam iktisadı çift anlamlı ve bu sebeple müphem bir kavram olduğundan onun netleştirilmesi de tartıştığımız konular arasında yer almıştı. İslam iktisadı dendiği zaman bununla bazen bir akademik disiplin, bazen de teorik veya somut bir İslami ekonomik yapı, düzen veya sistem anlatılmak istenir. İlk anlamdaki İslam iktisadı, son anlamdaki İslam iktisadının her seviyede yapısının ve işleyişinin incelendiği bir alt akademik disiplin olarak tanımlanabilir. Ancak, hatırlanacağı üzere yaptığımız önemli tespitlerden birisi, olmuş bitmiş ve paket halinde sunulabilecek tekil bir İslam Ekonomik Sistemi nden ziyade, çoğul olarak İslami ekonomik sistemlerden söz etmenin daha doğru olacağıydı. Eğer öyleyse, o takdirde, tek bir İslami iktisat teorisinin de olmayacağı ortaya çıkar. Başka bir ifadeyle, incelenen ekonomik sistem versiyonuna göre elde edilecek iktisat teorisi versiyonu da farklı olacak demektir. Zaten, bir akademik disiplin olarak İslam iktisadının bağlam bağımlı bir alt disiplin olması gerekir derken kastettiğimiz şeylerden bir tanesi de buydu. Bu durumda İslam iktisadı terimini her iki anlamda da çoğul anlamamız gerektiği ortaya çıkmaktadır ki o takdirde de her iki anlamda adeta Fıkıh takine benzer çağdaş İslam iktisat mezhepleriyle karşılaşabileceğiz demektir. Nitekim ikinci anlamdaki İslam iktisadının, haklı veya haksız, bazen İslam Sosyalizmi, bazen İslam Kapitalizmi olarak, bazen ise bu ikisini de reddeden diğer formülasyonlar tarzında yorumlanması bunun bir göstergesi olsa gerektir. Yalnız her iki anlamıyla İslam iktisadı terimin ima ettiğini söylediğimiz çoğulculuğun keyfiliğe varacak şekilde esnetilemeyeceğini belirtmemiz gerekiyor. Her iki anlamın da referansları vardır ve ancak bu referansların meşru yorumlarının gidebileceği yere kadar meşru olarak gidilebilir. Evet, İslâm iktisadı diye herkesin üzerinde mutabık kalacağı, her yerde ve her zaman geçerli bir paketin söz konusu olmadığı doğrudur, ama diğer taraftan, zekât emri, faiz yasağı, haramlar ve helaller gibi değişmeyen bir çekirdeğe sahip olduğu da aynı şekilde doğrudur. Değişen sadece bu çekirdeğin yorumuyla ilgili ve sınırlı hususlardır ve bunun ötesine geçildiği takdirde meşruiyet statüsünün dışına çıkılmış olur. Bir oyun örneği üzerinde ifade etmek caiz ise, mesela futbol oyununun bazı karakteristik özellikleri vardır ve onlar muhafaza edilmek şartıyla bu oyun 4-3-3, 4-4-2, 4-2-4, WM ve gibi çeşitli sistemlerle oynanabilir. Başka bir ifadeyle, futbol oyunu onu karakterize eden kurallar setinin içinde kalındıkça meşru bir şekilde çok sayıda yoruma müsaittir. Bu kurallar setinin dışına çıkıldığı, mesela top elle oynanmaya başladığı takdirde ise oynanan oyun futbol olmaktan çıkar ve duruma göre mesela basketbol veya voleybol olur. Yorumun dejenerayona dönüşmemesi gerektiği izahtan varestedir. İslam iktisadının uygulama alanıyla ilgili gelişmeler de teorik alandaki gelişmelere paralel bir seyir takip etmiştir. Bu alandaki gelişmelerin mikro/kısmi ve makro/bütünsel/sistemik diye tasnif edilebileceğini gördük. Bu alandaki çağdaş gelişmelerin kronolojik olarak birinci kategorideki kurumsal gelişmelerle başlayıp, daha sonra bunlara ikinci kategorideki bazı örneklerin eklendiğini söyleyebiliriz. Orijinalite ve yaratıcılık noksanlığı açısından bu alandaki gelişmeler de teorik alandaki gelişmelere benzer. Nitekim İslam bankacılığı, faizsiz bankacılık veya Türkiye deki adıyla katılım bankacılığı henüz faiz yasağının ima ettiği krediye dayanmayan enstrümanlardan çok, konvansiyonel bankacılık enstrümanlarının İslamileştirilmesine dayalı bir patikada yoluna devam etmektedir. Ancak kabul etmek gerekir ki mikro veya kurumsal gelişmenin başarısı büyük ölçüde elverişli bir makro/bütünsel ve sistemik bağlamın mevcudiyetine bağlıdır. Esefle belirtmek gerekir ki bu yöndeki birkaç çağdaş tecrübe ise sağlıksız ve talihsiz tecrübe örnekleri olmaktan öteye geçememiştir. Son olarak belirtmek gerekir ki gerek teoride, gerekse uygulamada İslam iktisadının orijinalitesi, yaratıcılığı ve vaatkârlığı, faiz yasağının ima ettiği ve krediye değil, namütenahi varyasyonlarıyla ortaklık esasına dayanan bir iktisadi hayat vizyonunda yatmaktadır

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler Tespitler Modern dünyada ekonomi, hayatın neredeyse tamamını oluşturuyor ve bir araç değil asıl amaç olarak görülüyor. İslam da ise ekonominin, iyi bir

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

Sabahattin Zaim islam VE EKONOMi SEMPOZYUMU II-III

Sabahattin Zaim islam VE EKONOMi SEMPOZYUMU II-III Sabahattin Zaim islam VE EKONOMi SEMPOZYUMU II-III SABAHATTİN ZAİM İSLAM VE EKONOMİ SEMPOZYUMU - II / İNSAN 19 Aralık 2009 - İstanbul SABAHATTİN ZAİM İSLAM VE EKONOMİ SEMPOZYUMU - III / İSLAM, EKONOMİ

Detaylı

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ 2014-2015 EĞĠTĠM-ÖĞRETĠM YILI GÜZ YARIYILI NDA AÇILAN DERSLERĠN LĠSTESĠ (T. C. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Detaylı

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan Dersi I UAD 8001 Uzmanlık Alan Dersi-II TİB 5660 Hadiste Sened ve Metin Tenkidi TİB 5190 Mukayeseli Hadis

Detaylı

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam)

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam) ve referanslar ve elbette tarihsel ve entelektüel ardalan ileri derecede önemlidir. Çünkü genelde Batýlý kavramlar, kendilerinde ne olduklarý na bakýlmaksýzýn (aslýnda akademik ve entelektüel bir soruþturmanýn

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi Ahlâk Düşüncesi Projesi İSLAM İSLAMAHLÂK AHLÂKDÜŞÜNCESİ DÜŞÜNCESİ PROJESİ PROJESİ düşüncesi düşüncesiiçerisinde içerisindepek pekçok çokdisiplin disiplintarafından tarafındantartıtartışılagelmiş şılagelmiş

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm %50 2) Sayısal Bölüm %50 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım

Detaylı

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ

ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ ESKİ TÜRK EDEBİYATI TARİHİ- 14.YÜZYIL TEMSİLCİLERİ a. 14.Yüzyıl Orta Asya Sahası Türk Edebiyatı ( Harezm Sahası ve Kıpçak Sahası ) b. 14.Yüzyılda Doğu Türkçesi ile Yazılmış Yazarı Bilinmeyen Eserler c.

Detaylı

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ARAB DİLİ VE BELAGATİ Arap Dili ve Belagati Anabilim Dalı, İslâm dininin temel kaynaklarını doğrudan anlayabilmek, temel İslâm bilimleri ve kültür tarihi alanlarında yazılmış olan

Detaylı

YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ

YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ Mevlüt UYANIK Prof.Dr. Hitit üniversitesi 1 YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili İngilizce Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU EYLÜL - EKİM I.ÜNİTE :TARİH BİLİMİ Kaynaştırma *İşlenen ve anlatılan konular aracılığı ile öğrenci tarihin tanımı eğitimine tabi olan * Tarihin zamanla alakalı bir bilim olduğunu kavrar. hakkında bilgi

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm 0 2) Sayısal Bölüm 0 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım kurallarını

Detaylı

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI T U : Teorik ders saati : Uygulamalı ders saati : Dersin redisi : Avrupa redi Transfer Sistemi 1.SINIF 1.SINIF ODU I. YARIYIL/GÜZ

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ - SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

YALOVA ÜNİVERSİTESİ - SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI FİNAL SINAVI TAKVİMİ TARİH SAAT DERSİN ADI SALON ÖĞRETİM ÜYESİ Mukayeseli Adab ve Erkanı Prof. Dr. Tahir YAREN Kıraat Farklılıklarının Manaya Etkisi Aşere,Takrib,Tayyibe

Detaylı

FOCUS ON LANGUAGE and MULTI MEDIA LANGUAGE ASSISTANT

FOCUS ON LANGUAGE and MULTI MEDIA LANGUAGE ASSISTANT June21,2011 ADEEPAPPROACH TOTURKISH SUGGESTIONCARDFORSELF DIRECTEDLEARNING CARDNUMBER:7 THEME:DİNVEFELSEFE RELIGIONANDPHILOSOPHY (Sufilik,İslâmiyeteGiriş,FârâbiveÇokkültürlülük) (Sufism,IntroductiontoIslam,Farabiand

Detaylı

Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s.

Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s. T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ Cilt: 20, Sayı: 2, 2011 s. 209-213 Kitap Tanıtımı Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s. Hanifi ŞAHİN

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin!

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Böyle buyurdu ekonomi, iş adamına. Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Çok kazanacak, çok büyüyeceksin. Başkalarından geri kalmayacaksın. Bir eksiğin olmayacak.

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

MARUF VAKFI İslam Ekonomisi Enstitüsü

MARUF VAKFI İslam Ekonomisi Enstitüsü MARUF VAKFI İslam Ekonomisi Enstitüsü İslam ekonomisi çalışmanın gerekliliği Ekonomik mükellefiyetler ibadetin önemli bir bölümüdür. Kur an da bu konuyla alakalı en az 250 ayet bulunmaktadır. Hz. Peygamber

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz Zehra KAMACI

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz Zehra KAMACI sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 9 / 2004 s. 219-223 kitap tanıtımı HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Fransızca Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

Bütçeye Dair Kritik Sorular

Bütçeye Dair Kritik Sorular Makro Tematik Rapor Emir Talu +90 (212) 384 1122 etalu@garanti.com.tr Bütçeye dair kritik sorular 2016 ya girerken piyasalarda makro ekonomiye dair oluşan sorulardan bir tanesi de seçim vaatleri ve teşvikler

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Kasım, 2006 GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Ne ekersen onu biçersin sözü; Türk toplumunun sosyal yaşantısında yerleşik bir hüviyet kazanan tümce biçiminde tezahür etmiştir.

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır.

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. DR.HASAN ERİŞ İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yönetimin temel görevlerinden birisi, örgütü oluşturan

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS MAKRO İKTİSAT TEORİSİ MAK214 4 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS MAKRO İKTİSAT TEORİSİ MAK214 4 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS MAKRO İKTİSAT TEORİSİ MAK214 4 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ

2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ 1 2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü SEMPOZYUMUN GEREKÇESİ Yüce Allah, tekamül ve gelişime

Detaylı

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.

Detaylı

KURUMSAL / BİREYSEL ÇÖZÜMLER TEKLİF DOSYASI II. (ANNE - BABA ve ÖĞRENCİLERE SEMİNERLER)

KURUMSAL / BİREYSEL ÇÖZÜMLER TEKLİF DOSYASI II. (ANNE - BABA ve ÖĞRENCİLERE SEMİNERLER) 1 KURUMSAL / BİREYSEL ÇÖZÜMLER TEKLİF DOSYASI II (ANNE - BABA ve ÖĞRENCİLERE SEMİNERLER) Sayın Yetkili; EDKİSTANBUL olarak, başta okul öncesi kurumlar olmak üzere, özel ilkokul, ortaokul ya da liseler

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI

RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI Bu rapor Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Anabilim Dalına ait dersleri okutan öğretim elemanları hakkında öğrenci görüşlerine

Detaylı

MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER

MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER MAKROEKONOMİK ANALİZİN ALTYAPISI: TEMEL MAKROEKONOMİK İLİŞKİLER Bu ünite tamamlandığında; o Ekonomik karar birimlerini ve faaliyetlerini ortaya koyabileceğiz o Ekonomik faaliyetlerin bileşenlerini sıralayabileceğiz

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek

İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek İmam - hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur'an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek amacıyla dini eğitim veren hem mesleğe, hem de yüksek öğrenime

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

ADALET ÖNLİSANS UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMI DERS KİTABININ ADI SAYFA SAYISI SATIŞ FİYATI-TL I.YARIYIL

ADALET ÖNLİSANS UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMI DERS KİTABININ ADI SAYFA SAYISI SATIŞ FİYATI-TL I.YARIYIL ADALET ÖNLİSANS UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMI Klavye Kullanımı (1-2) 86 8,00 Adalet Meslek Etiği 122 12,00 Hukuka Giriş 82 8,00 Yargı Örgütü 103 10,00 Anayasa Hukuku Bilgisi 92 9,00 Medeni Hukuk Bilgisi 136

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK

PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK PÜF NOKTALARI: SINIF İÇİNDE ÖĞRENCİLERİN KATILIM HAKKININ GERÇEKLEŞMESİNİ SAĞLAMAK İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi Görüşlerini ifade etmek ve kendisiyle ilgili kararlara etki edebilmek

Detaylı

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir.

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir. Evlilik öncesi cinsel ilişki, bir mesele olarak, pek çok insan açısından spesifik bir önem taşımamaktadır. Ancak, konuyla ilgili bana gelen sorular, psikolojik danışma seanslarında karşılaştığım hikâyeler,

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize;

MEB kitaplarının yanında kullanılacak bu kitap ve dijital kaynakların öğrencilerimize; Sayın Veli, Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken, öğrencilerimizin yıl boyunca öğrenme ortamlarını destekleyecek, ders kitaplarını ve kaynak kitapları sizlerle paylaşmak istedik. Bu kaynakları belirlerken

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Fall 2010. SAYFA 1 S1: Gittiğiniz üniversite: Katholieke Universiteit Leuven. S2: Gittiğim üniversite beklentilerimi karşıladı.

Fall 2010. SAYFA 1 S1: Gittiğiniz üniversite: Katholieke Universiteit Leuven. S2: Gittiğim üniversite beklentilerimi karşıladı. Fall 2010 Toplayıcı: New Link (Web Bağlantısı) Başlangıç: 23 Mart 2011 Çarşamba 16:12:18 Son Değiştirme: 23 Mart 2011 Çarşamba 16:13:29 Geçen Süre: 00:01:10 Katholieke Universiteit Leuven S3: Gittiğim

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

NARSİSİSTİK KİŞİLİK ENVANTERİ (NKE-16) TÜRKÇE UYARLAMASI

NARSİSİSTİK KİŞİLİK ENVANTERİ (NKE-16) TÜRKÇE UYARLAMASI NARSİSİSTİK KİŞİLİK ENVANTERİ (NKE-16) TÜRKÇE UYARLAMASI Nil Demet Güngör ve Fatma Ülkü Selçuk Mart 2015 Sosyal Bilimler Araştırma ve Eğitim Laboratuvarı (SAEL), Atılım Üniversitesi Kaynak Gösterimi: Güngör,

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Davranıs ve Çalısma İlkeleri

Davranıs ve Çalısma İlkeleri Davranıs ve Çalısma İlkeleri Saint-Gobain Grubu, hem yönetim hem de calışanlar tarafından uygulanan ve yıllar boyunca Grubun faaliyetlerine yön veren bir takım ilkeler geliştirmiştir. Günümüzde grup, bu

Detaylı

Giresun/Bulancak Sarayburnu Camii

Giresun/Bulancak Sarayburnu Camii GİRESUN 2014 İslami İlimler Fakültesi; 08 Eylül 2012 tarih ve 28405 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu nun 25 Temmuz 2012 tarih ve 2012/3527 Sayılı Kararı ile Giresun Üniversitesi

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÖZGEÇMİŞ ADI SOYADI: ÖMER FARUK HABERGETİREN DOĞUM YERİ VE TARİHİ: ŞANLIURFA/03.04.1968 ÖĞRENİM DURUMU: DOKTORA DERECE ANABİLİM DALI/BİLİM DALI 1 LİSANS SELÇUK İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2 YÜKSEK LİSANS 3 DOKTORA

Detaylı

2013-2014 Eğitim - Öğretim Yılı Güz Dönemi Ara Sınavı Takvimi

2013-2014 Eğitim - Öğretim Yılı Güz Dönemi Ara Sınavı Takvimi Programın Adı Ders Adı Sınav Tarihi Sınav Saati Bilimsel Araştırma Yöntemleri 25 Kasım Pazartesi Yazınsal Metin İncelelmeleri I 26 Kasım Salı Türkçe Eğitimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Çocuklar İçin

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 VİZYON BELGESİ(TASLAK) ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 (03-05 Aralık 2015, İstanbul) BÖLÜM 1 Nükleer Güç Programı (NGP) Geliştirilmesinde Önemli Ulusal Politika Adımları Temel

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

KTÜ RİZE İLAHİYAT FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM VE ARAŞTIRMA FAALİYETLERİNE İLİŞKİN RAPORDUR.

KTÜ RİZE İLAHİYAT FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM VE ARAŞTIRMA FAALİYETLERİNE İLİŞKİN RAPORDUR. KTÜ RİZE İLAHİYAT FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM VE ARAŞTIRMA FAALİYETLERİNE İLİŞKİN RAPORDUR. A-2003-2004 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI: 1- FİZİKİ DURUM: 2003-2004 Eğitim-Öğretim Yılı içerisinde Rektörlüğümüzce yapılan

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

KONUT SEKTÖRÜNÜN VERGİ YÜKÜ VE ÖNERİLER 07.05.2013

KONUT SEKTÖRÜNÜN VERGİ YÜKÜ VE ÖNERİLER 07.05.2013 KONUT SEKTÖRÜNÜN VERGİ YÜKÜ VE ÖNERİLER 07.05.2013 A) ÖRNEK BİR KONUT PROJESİ BAZINDA VERGİ YÜKÜ Aşağıdaki çalışmada, örnek olarak 100 konutluk bir gayrimenkul projesi belirli varsayımlarla ele alınarak,

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU

AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU AÇI OKULLARI ETİK MANİFESTOSU DEĞERLERİMİZ 1. Dürüstlük 2. Saygı 3. Sorumluluk 4. Üretkenlik 5. Farkındalık 6. Hoşgörü EVRENSEL DEĞERLERİMİZ 1. Evrensel kültür birikimine değer veririz. 2. Evrensel ahlak

Detaylı

TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009

TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009 SAĞLIK BİLİMLERİNDE SÜRELİ YAYINCILIK - 2009 TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009 Türk Tıp Dizini Kurulu ulusal dergilerin yöneticilerinin yayın etiği ile

Detaylı

e-imza Prof. Dr. Şükrü ŞENTÜRK Rektör a. Rektör Yardımcısı

e-imza Prof. Dr. Şükrü ŞENTÜRK Rektör a. Rektör Yardımcısı Evrak Ana. Üni. Tarih Evrak ve Sayısı: Tarih 14/06/2016-E.5655 ve Sayısı: 15/06/2016-E.37386 T. C. DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı *BD8107914312* Sayı :76144028-821.99-

Detaylı

MARTI KOLEJİ --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

MARTI KOLEJİ -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayın Velimiz, Öğrencilerimizin başarılı, sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamında olmaları için okulumuzun Öğrenci Veli Okul Sözleşmesi size gönderilmiştir. Bu sözleşmeleri öğrencimizle birlikte okuyup

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ

Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ Tel (İş) : (04) 74458 Faks : (04) 06889 E-posta : durmusabdullah@yahoo.com Yazışma Adresi : Akdeniz Üniversitesi ahiyat Fakültesi Dumlupınar Bulvarı 07058 Kampüs ANTALYA Öğrenim

Detaylı

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI 1 DERS AKIŞI 1.ÜNİTE: SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMININ GENEL YAPISI, ARADİSİPLİN, TEMATİK YAKLAŞIM 2. ÜNİTE: ÖĞRENME ALANLARI 3. ÜNİTE: BECERİLER

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

C. ÖĞRETİM ELEMANLARINA GÖRE NİCEL VE NİTEL ANALİZ SONUÇLARI

C. ÖĞRETİM ELEMANLARINA GÖRE NİCEL VE NİTEL ANALİZ SONUÇLARI RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI Bu rapor Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Anabilim Dalına ait dersleri okutan öğretim elemanları hakkında öğrenci görüşlerine

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI rt O ku ao l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ÇOCUK HAKLARI PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - ARALIK 2015 ÇOCUK HAKLARI 10 Aralık 1948 de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nin kabulüyle birlikte 10

Detaylı