AZERBAYCAN TÜRK KÜLTÜR DERGİSİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AZERBAYCAN TÜRK KÜLTÜR DERGİSİ"

Transkript

1 AZERBAYCAN TÜRK KÜLTÜR DERGİSİ YIL: 56 SAYI: 373 "20 OCAK OLAYLARI VE HOCALI SOYKIRIMI UNUTULMAZ...

2

3

4 ÜÇ AYDA BİR ÇIKAR SAYI: 373 YIL: 56 Yayın Türü Süreli Yerel Yayın AZERBAYCAN KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL MERKEZİ 20 Ocak ve Hocalı Soykırımı Ocak Olayları 18. Yılında Anıldı Geleneksel Ermeni Terör Politikası: Terörizmi Millileştirmek ve Hocalı Katliamı Dr. Yalçın SARIKAYA Soykırım iddasının Çürütülmesi Dr. Şükrü M. ELEKDAĞ Atatürk ve Kadın Dr. Müjgan CUNBUR 15 Şuşa dan Mektup Nesrin ÜNAL 18 Ermenistan Terörist Hıristiyan Ülkenin Sırları Samuel A. Weems 28 Borçalı Türklerinin Nevruz Gelenekleri Prof. Dr. Şureddin MEMMEDLİ Türkçülüğün Tarihinde 30 Azeri Türkleri ve Türkçülük Yusuf AKÇURA Azerbaycan ın Bağımsızlığında Ocak Olayları Gurban HUSEYNOV 34 Ahmed CAVAD Türkiye de ( ) 34 Afina MEMMEDLİ Kürtler - PKK ve Ermeniler 37 Seyfettin ALTAYLI Tarihte Türkler (Şiir) 39 Hanlar KOCA 40 Dernek Haberleri Basım Tarihi Basım Yeri Nergiz Matbaası Ahmet Ercan Yüzüncü Yıl Bulvarı Bosna İş Merkezi No: 35/17-18 Ostim / ANKARA Tel: Faks :

5 20 OCAK OLAYLARI 18. YILINDA ANILDI Sindirmeci emperyalist güçler tarafından 20 Ocak 2000 tarihinde Bakü'de organize bir şekilde planlanan olaylar sürecinde işlenen katliam, Kanlı Yanvar Azerbaycan Türklerinin hürriyet ve istiklal yolundaki haklı direncinin bir refleksi ve şahlanışı olarak anlam kazanmıştır. On sekiz yıl önce cereyan eden bu menfur olayların yaratıcıları ve işbirlikçileri yaptığı katliam ve saldırıları dünya medyasından saklama yoluna giderek, ayrı bir insanlık suçu işlemişlerdi. Bakü'den yayın yapan devlet radyo ve televizyonun saldırılarda tanklardan açılan ateşle tahrip edilmesiyle, mazlum insanların feryatları engellenmeye çalışılırken, tesadüf eseri İstanbul üzerinden yayın yapan bir radyonun duyurusu bu insanlık trajedisini dünya medyasına taşıdığı bilinmektedir. İki binli yıllara girerken Sovyetler birliğinde esen yeniden yapılanma politikaları ile esaret altında bulunan Azerbaycan ve diğer Türk illerinde yaşayan soydaşların bağımsızlıklarına kavuşması yolundaki ideallerini, fikri mücadele içinde bir görev bilen Azerbaycan Kültür Derneği, durumun vahametini öğrendikten sonra; dönemin başbakanı Yıldırım Akbulut'u ziyaret ederek, 20 Ocak akşamı Başkent Bakü'de meydana gelen olayların uluslar arası düzeyde bir insani sorun olduğunu belirterek, dışişleri kanalıyla bu gelişmelerin ayrıntısını öğrenmek ve gerekli yardımın yapılabilmesi hususunda ısrarlı girişimde bulunmuştu. Bu görüşmelerin ışığında; Bakü'de meydana gelen bu kanlı olaylar dünya medyasına da yansımış, toplanan belge ve dokumanlarla Türk kamuoyu süratle bilgilendirilirken bir çok ilde düzenlen miting ve protesto gösterileriyle bu insanlık dışı saldırıların kınanma süreci başlatılmıştı. Azerbaycan'da bu tarihten itibaren ulusal güç halinde şahlanan Halk Cephesi hareketi, bağımsızlık ve demokrasi yolunda önü alınamayacak şekilde ivme kazanmıştır. 20 Ocak sabahıyla başlayan yaraların sarılması ve bağımsızlık yolunda canlarını veren 137 insan Azerbaycan'ın geleceği uğrunda bir bayrak olmuştur. Bu gün, Şehitler Hıyabanı nda abideleşen hürriyet şehitlerinin mücadeleci hatıraları bir milletin geleceği için neler yapılabileceğinin kanıtı olmuştur. Azerbaycan Kültür Derneği, bu tarihi olayın on sekizinci yıldönümünde, hürriyet uğruna canlarını veren şehitleri anmak maksadıyla 19 Ocak Cumartesi günü dernek merkezinde düzenlediği ve sunumlarını Azerbaycanlı doktora öğrencisi Yusuf MUSEVİ ile Ferzat SEMEDLİ yaptığı 20 Ocak Olaylarının Siyasi Perspektifi ile Kafkasya ve Orta Doğu Ekseninde Azerbaycan başlıklı geniş katılımlı konferansta ele aldı. 2

6 GELENEKSEL ERMENİ TERÖR POLİTİKASI: TERÖRİZMİ MİLLİLEŞTİRMEK ve HOCALI KATLİAMI Dr. Yalçın Sarıkaya Gazi Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Giriş Azerbaycan jeoekonomik ve jeopolitik önemi nedeniyle gerek Aras'ın güneyinde gerekse kuzeyinde tarih boyunca savaşlara, soykırımlara ve katliamlara sahne olmuştur. Bunların en taze olanı Hocalı faciası olmakla birlikte, Hocalı, Ermenilerin Türklere yönelik olarak gerçekleştirdiği soykırımlardan sadece birisidir. Hocalı soykırımını anlamak için Ermeni silahlı hareketlerinin geçmişine ve bu hareketlerin Ermeni siyasal hareketleri içindeki yerine bakmak gerekir. Ermenilerin Politikada terörü temel bir yöntem olarak belirlemeleri, şiddet eksenli bir siyasi tarih ortaya çıkarmıştır. Bu siyasi tarihin en temel özelliği doğrudan Türkleri alan eylemlerin tarihi olmasıdır. Burada, Ermeni terör politikası üç temel evrede incelenmektedir: 1.Ermeni Terörizminin Başlangıcı (19. yüzyıl sonundan 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar) 2.İkinci Ermeni Terör Dalgası veasala 3.Üçüncü Ermeni Terör Dalgası veazerbaycan Ermeni Terörizminin Başlangıcı Avrupa'daki güç mücadelesinin yeni bir safhaya girdiği, 1856 Kırım Savaşı ve sonrasındaki gelişmeler İmparatorluklar çağının da son safhasına girildiğini göstermekteydi. Ancak Osmanlı tarihi açısından asıl önemli olay Osmanlı- Rus Harbi (93 Harbi) olmuştur. Ermeni Terörizminin ilk evresi bu kritik uluslararası politika eşiğinde başlamıştır. Ermeni siyasal hareketleri, başlangıcından itibaren şiddet içerikli olmuş, siyasal hedeflerine korkutma yoluyla ulaşma amacını gütmüştür. Osmanlı Devletine karşı sömürgeci emeller besleyen İngiltere ve Rusya'nın kurdurduğu Taşnak ve Hınçak komitelerinin ülke içerisindeki kışkırtmaları sonucunda meydana gelen isyan ve katliam- larla Ermeni terörü uluslararası bir boyut kazanmıştır yılındaki Erzurum, Kumkapı ve Birinci Sason isyanlarını 1892 ve 189'te Merzifon, Kayseri ve Yozgat isyanları takip etmiştir. Bunların ardından 1895 yılında Maraş'taki isyan girişimini 1896'daki Birinci Van isyanı takip etmiştir yılında ikinci Sason isyanı, 1905 yılında II. Abdulhamid'e yönelik yıldız suikastı girişimi¹ ve 1909 Adana isyanı Ermenilerin şiddet yoluyla siyasal hedeflere ulaşma girişimlerinin 20. yüzyılın başındaki örnekleridir.² Aynı tarihlerde Ermenilerin, Asuri ve Nesturilerle birlikte Güney Azerbaycan'da da büyük terör ve katliam hareketleri 3 gerçekleştirdikleri bilinmektedir. Ermeniler, bu isyanları Osmanlı Devletinin en zor dönemlerinde ve özelilikle savaş dönemlerinde sivillere yönelik olarak gerçekleştirmişlerdir. İsyan ve katliamlarda ısrar eden Ermenilerin tehcir kararından bir ay önce Van'da, bu bölgenin gördüğü en büyük katliamı gerçekleştirdikleri ve eski 1- Halil Metin, Türkiye'nin Siyasi Tarihinde Ermeniler ve Ermeni Olayları, MEB Yay., İstanbul, 1997, s Bkz. Em. Tümg. İhsan SAKARYA, Belgelerle Ermeni Sorunu, Genelkurmay Askeri 3- Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Askeri Tarih Yay., Ankara, 1994, s

7 Van'ı tamamen yok ettikleri bilinmektedir. Ermeni komitacı teröristlerin katliamları, tehcir sonrasında da devam etmiş, 1918'den itibaren Kars'tan Antep'e kadar pek çok yerde ancak özellikle Kars-Iğdır çevresinde Hocalı soykırımının neredeyse aynısı denebilecek soykırımlar gerçekleştirmişlerdir. Öte yandan ermeni terörü Azerbaycan'ın muhtelif bölgelerinde de can almaya devam etmiştir. Moskova'daki 1917 Bolşevik devriminden sonra Azerbaycan'da yaşanan siyasi gelişmeler Ermeni çetelerine 1920'lere kadar, Azerbaycan'ın farklı coğrafyalarında büyük katliamlar yapma fırsatı 4 vermiştir. Ermeniler, Türkiye'nin bir 'Ermenistan'ın kuruluşunu onayladığını gösteren Gümrü Anlaşması ile de tatmin olmamış ve silahlı terörü sürdürmüşlerdir yılında Berlin'de Talat Paşa'yı, Roma'da da Sait Halim Paşa'yı katletmişlerdir. Aynı yıl, Ermeni Misak Torlakyan, Azerbaycan İçişleri Bakanı Cevanşir Han'ı, Tepebaşı'ndaki Pera Palas Oteli önünde öldürmüştür. Ermeniler bölgenin kaderinin şekillendiği Kars Antlaşması'ndan sonra da terörizme dayalı politikayı sürdürmüş ve 1922 yılında Cemal Paşa'yı, Tiflis'te katletmişlerdir. İkinci Ermeni Terör Dalgası veasala Ermeni terörist faaliyetleri uzun bir durgunluk döneminin ardından, dünyanın soğuk savaşın en gergin dönemini yaşadığı sırada yeniden su yüzüne çıkmıştır. Ermeni tehcirinin 50. yılı olan 1965 yılından sonra Ermeni terörü yeni bir safhaya girmiştir. Taşnak ve Hınçak örgütleri bu yeni terör döneminde; terörü özendirmiş, geliştirmiş, hazırlamış, daha geniş alanlara yayılmasını ve hedeflerinin çeşitlenmesini sağlamış, terör tim ve grupları oluşturmuş ve yeni örgütlenme çabalarına psikolojik destek vermişlerdir. Bunların arasında isminden en çok söz ettiren Ermenistan'ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu (Armenian 5 Secret Army for Liberation of Armenia) olmuştur. Bu örgüt kısaca ASALA adıyla anılmaktadır. 1970'li yıllarda terörist eylemlere başlayan ASALA, 1984'e kadar 42 Türk diplomatını şehit etmiştir. Manevi ve psikolojik desteği, temas ve ilişkiler ortamını Hınçaklardan alan ASALA, insanlık dışı terör eylemlerine girişmiştir. Ermeni terörü, yurt 4- Bu katliamlardan Nahçivan bölgesinde yaşananlarla ilgili bir çalışma için Bkz. Ebulfez Amanoğlu, Nahçivan Özerk Cumhuriyetinde Ermeni Mezalimi ( ) ve 5- Bölgede Türk Ordusunun Kurtarma Faaliyetleri, Ermeni Araştırmaları Türkiye I. Kongresi, III. Cilt, ASAM-EREN Yay., Ankara, 2003, s dışındaki Türk görevlilerine, temsilciliklerine ve kuruluşlarına yönelik silahlı saldırılar şeklinde kısa zamanda hızlı bir tırmanış göstererek yoğunluk kazanmıştır. Bu dönemde, Avrupa ve doğu ülkeleri ile Suriye ve Lübnan'da üsler edinen Ermeni terörü, Kıbrıs Rumları ve Yunanistan'la işbirliği içine girerek eylemlerini gerçekleştirmişlerdir. Dönemin konjonktürü Ermeni terörünün gelişiminde oldukça etkili olmuştur. Ermeni terör örgütleri, dış dünyanın tepkileri üzerine 1980'li yıllarda taktik değiştirerek, PKK terör örgütüyle işbirliğine girmişlerdir. Orly saldırısının Avrupa kamuoyunda yarattığı tedirginlik bunda etkili olmuştur yılında PKK sahneye itilmiş ve ASALA-Ermeni terörü geri plana çekilmiştir. Nitekim, bölücü terör örgütü PKK, Nisan 1980 tarihini Kızıl Hafta olarak ilan etmiş ve 24 Nisan tarihini sözde Ermenilerin katledilme günü olarak anarak, toplantılar yapmaya başlamıştır. 8 Nisan 1980 tarihinde Lübnan'ın Sidon kentinde PKK ve ASALA terör örgütleri ortak basın toplantısı düzenlemişler ve toplantı sonucu bir bildirge yayınlamışlardır. Ancak bu olayın tepki çekmesi üzerine ilişkilerin illegal alanda gizli olarak sürdürülmesi kararlaştırılmıştır. Toplantı akabinde, 9 Kasım 1980 tarihinde Strazburg Türk Başkonsolosluğu'na, 19 Kasım 1980 tarihinde ise Roma Türk Hava Yolları bürosuna yönelik olarak düzenlenen saldırılar, PKK ve ASALA terör örgütleri tarafından ortaklaşa üstlenilmiştir. Terörist başı Abdullah Öcalan, Ermeni Yazarlar Birliği tarafından Büyük Ermenistan hayali fikrine olan katkılarından dolayı onur üyeliğine seçilmiştir. Ermeni Halk Hareketi'nin bünyesinde, birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi bir Kürdistan Komitesi oluşturulmuştur. 4 Haziran 1993 tarihinde; Ermeni Hınçak Partisi, ASALA ve PKK terör örgütü mensuplarının katılımıyla Batı Beyrut'ta bulunan PKK terör örgütü merkezinde bir toplantı yapılmıştır. 6-9 Ocak 1993 tarihlerinde Beyrut'taki iki ayrı kilisede düzenlenen ve Lübnan Ermeni Ortodoks Başpiskoposu, Ermeni Parti yetkilileri ile 150 gencin katıldığı toplantılarda, PKK terör örgütü ile yapılan mücadele kastedilerek; Türkiye'de iç savaş devam edeceğine, Türk ekonomisinin sıfır noktasına gelerek, vatandaşların baş kaldıracakları dile getirilmiştir. Buna bağlı olarak, Türkiye'nin bölünerek bir Kürt devleti kurulacağı, Ermenilerin Kürtlerle olan ilişkilerini iyi bir şekilde yürütme- 4

8 leri ve Kürtlerin mücadelelerini desteklemeleri gerektiği konuları dile getirilmiştir. Bu bakımdan, 1980'lerin sonundan 1990'ların sonuna kadar şiddetle süren ve günümüzde de tamamen kesilmemiş olan terör örgütü PKK ve onun uzantılarının eylemlerini Ermeni terörünün içinde ya da Ermeni terörizmi ile ilişkili görmek gerekir. Üçüncü Ermeni Terör Dalgası veazerbaycan Azerbaycan coğrafyası, Ermeni terörünü yeni tanıyan bir coğrafya olmasa da 1980'lerin sonu ve 1990'ların başından itibaren Ermeni terör politikasının yeni bir taktikle Azerbaycan'da bir kez daha ortaya çıktığı görülür. Ermenistan merkezli bu yeni terör politikası, Ermeni topraklarını genişletmek, yayılmak ve Büyük Ermenistan'ı hayata geçirmek hedefli olmuştur. Hocalı, bu üçüncü Ermeni Terör Dalgasının tesadüfen öğrenilmiş bir sahnesidir. Ermeniler, 1980'lerle beraber yaptıkları propaganda ve hazırlıklar sonrasında 1988 yılından itibaren Ermenistan topraklarında (özellikle Türkiye'ye sınırdaş Güneybatı'daki Masis ve Ararat bölgelerinde) yaşayan Azerbaycan Türklerine saldırmaya başlamışlardır. Ermenistan toprakları içinde kalan son Türk köyü olan Nuveydiye'nin ahalisi de 1991 yılında zorla göç ettirilir ve böylece toplam Türk, Ermenistan'dan göç etmiş veazerbaycan'a yerleşmiş olur. 6 Ermeni gönüllülerden oluşan silahlı gruplar Karabağ'a yerleştirilmiştir. Ardından Gorbaçov, 25 Temmuz 1990'da yayımladığı bir kanun ile SSR (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) kanunları dâhilinde olmayan silahlı grupların kurulmasını yasaklamış ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konulmasını sağlamıştır. Bu kanunla birlikte Azerbaycan'ın bütün bölgelerinde av silahları da dâhil olmak üzere silahlar toplanmış, Dağlık Karabağ'da ise bu görev Rus askerleri tarafından 7 yerine getirilmiştir. Karabağ, Ermeni Diasporası ve Daşnak Erivan yönetimi için Büyük Ermenistan idealinde atılan ilk adım olmuştur. Büyük Ermenistan ideali için öncelikli hedef olarak tespit edilen Karabağ, Ermenistan'ın bu yönde ileride atacağı adımlar açısından da belirleyici olacaktır. Karabağ'ın ve bugünkü Ermenistan'ın Türksüzleştirilmesi, homojenleştirilmiş Karabağ ile homojenleştirilmiş Ermenistan'ın coğrafi olarak birbirine bağlanması, 6- YavuzASLAN, 'Bugünkü ErmenistanArazisinde Türklerin Çıkarılma Meselesi',Türk Kültürü, No:372, Nisan 1994, s dan naklen, Okan YEŞİLOT, 'Karabağ Savaşı'nın Sessiz ve Mağdur Tanıkları', Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:15, 2006, s Ermenileştirilmiş Karabağ'ın bağımsız ilan edilmesi ve ardından siyasi ve idari olarak da Erivan'a bağlanması, bu stratejinin bilinen aşamalarıdır. Hocalı katliamı ise, bu stratejik aşamaların hayata geçirilmesinde planlı olarak uygulanmış bir katliamdır. Gerek Hocalı'nın stratejik önemi, gerekse uygulanan katliamın vahşet ve terör boyutu da bu planın bir parçasıdır. Ermeni ortak hedefi olan Büyük Ermenistan ideali, Ermenilerin yaşadıkları bölgelerde azınlık iseler çoğunluk olmalarını sağlama, çoğunluk iseler homojen olmalarını sağlama esasını da içerir. Hocalı, Sovyet rejimi tarafından hızla Ermenileştirilen Yukarı Karabağ'ın orta yerinde, üstelik havaalanına hâkim bir konumda bulunan, Azerbaycan Türkleri ve Ahıskalılarla meskûn bir yerleşim birimi olarak özellikle ve planlı olarak hedef seçilmiştir. Hocalı Katliamı ile Ermenistan'da yaşayan Azerbaycan Türklerinin çıkarılması süreci hızlandırılmış, daha sonra işgal edilen Karabağ etrafındaki şehir, ilçe ve köylerin ahalisi de terör yoluyla sürgün edilmiştir. Hocalı katliamına dünyanın tepkisiz kalması hem bu süreçleri hızlandırmış, hem de yayılmacı Ermeni terörizminin rahatlamasını sağlamıştır. Bu bakımdan, Hocalı katliamının siyasal etkisinin Azerbaycan ile sınırlı olmayıp, Gürcistan, Türkiye ve Rusya Federasyonu'nu da stratejik bakımdan etkilediği değerlendirilmektedir. Ermenistan ve Diyaspora Ermenileri, Türkiye ve Azerbaycan topraklarındaki iddialarının dışında da yayılma hedefleri gütmektedirler. Ermenilerin fiilen etnik yayılma sağlayabildikleri öncelikli bölgeler, Ahıska Türkleri'nin sürüldükleri vatanları olan Gürcistan'daki Samtshe-Cevaheti vilayeti, Abhazya'daki bir kısım bölgeler ve Rusya Federasyonu'ndaki Krasnodar eyaleti olarak sıralanabilir. Bütün bu bölgeler Büyük Ermenistan idealinin hedefleri arasındadır. Ermeni PolitikAnlayışında Terör Kültürü Ermeni terör eylemlerinin sorumluları bazı Batılı ülkeler ve Rusya tarafından desteklenirken, katiller Ermeni toplumunca milli kahraman ilan edilmişlerdir. Diğer bir deyişle Ermeni toplumunda terör teşvik edilen, hoşgörülen bir unsur haline getirilmiştir. Ermeni toplumu için şiddet ve terör hayatın bir parçası halini almaya başlamıştır. Nitekim bağımsızlığının henüz 15. yılında olan Ermenistan'da çok sayıda siyasi cinayet ve saldırı olmuştur. Bunlar içinde 24 Mart 2000 gecesinde 5

9 sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti'nin sözde Cumhurbaşkanı Arkadi Gukasyan'a şehrin meydanında yapılan saldırı ile 1999'da Meclis'e 8 yapılan silahlı saldırı en dikkat çekici olanlarıdır. Her iki saldırı da kanlı bitmiş, birincisinde 'Cumhurbaşkanı' Gukasyan, şoförü ve koruması yaralanırken, ikincisinde Ermenistan Başbakanı Sarkisyan ve çok sayıda Ermeni parlamenter yine Ermeni kurşunlarıyla hayatlarını kaybetmişlerdir 9 (Her iki saldırıda da Taşnak katkısı vardır). Bunlar Ermenilerin politik kültüründeki terör unsurunu ortaya koyan olaylardır. Ermeni Terör kültürü diplomasi alanında da görülmüştür. Bunlardan en tipik olanı, Ermenilerin, Avrupa parlamentolarında aldırdıkları kararların ilklerinden olan ve Avrupa Parlamentosunda 18 Haziran 1987 tarihinde alınmış olan Ermenilere Soykırım Yapıldığı karardır. Bu kararın da Ermeni terörünün etkisiyle alındığı bilinmektedir. O tarihte, Avrupa Parlamentosu, Fransız ve Yunan milletvekillerinin gayretleri ve üye sayısının yaklaşık yüzde 15'inin bilfiil katılımı ile Ermeni soykırımı iddialarını kabul eden ve Türkiye'nin AB üyeliğini soykırımının tanınması koşuluna dolaylı yollardan bağlayan kararı almıştır. Raporun Parlamentoda görüşülmesi sırasında bina binlerce Ermeni tarafından muhasara altına alınmış, Fransız parlamenterler dışarıda kurulan bir kürsüye her 15 dakikada bir gelerek içerideki gelişmeleri anlatmışlardır. İşte bu sırada, Türkiye lehinde konuşma yapacak bazı Avrupalı parlamenterler silahla Ermeni teröristler tarafından tehdit edilmişlerdir. Alman parlamenter Wedekind dışında, Ermeni teröristler tarafından tehdit 10 edildiğini söyleme cesareti gösteren olmamıştır. Sonuç: Ermeni Terör Politikası Ermenileri Yeni Bir Felakete Götürebilir Terörizm Ermeni Politika anlayış ve uygulamasında tesadüfen ortaya çıkmış bir durum değil, planlı ancak akıl dışı bir yöntemdir. Erivan, Ermeni milleti adına terörizmi millileştirmektedir. Ermenilerin ve bugünkü Erivan yönetiminin bu çizgiyi sürdürdüğü açıktır. Küçük ancak saldırgan bir ülke olan Ermenistan, stratejik önemini günden 8-28 Ekim 1999, 9- Sedat Laçiner, Ermenistan Dış Politikasını Belirleyen Faktörler, Bkz. Yavuz Cankara, Ercan Karakoç ve Gökmen Kılıçoğlu, ASALA Terör Örgütü ve Ermeni Terörü, Ermeni Araştırmaları Türkiye I. Kongresi, II. Cilt, ASAM-EREN Yay., Ankara, 2003, s Pulat Y. Tacar, Ermenilere Soykırım Yapıldığı Savının Hukuksal ve Ahlaki Açılardan İncelenmesi, Ermeni Araştırmaları, (Haziran-Temmuz-Ağustos 2001), S.2, s güne kaybeden, halkını ülkesinde tutamayan, Karabağ merkezli politika nedeniyle iç politikada kavgalar yaşayan, çeteler ve yolsuzluklarıyla ün yapmış, geri kalmış teknolojili, dünyadan kopuk bir ülke durumuna gelmiştir. Ne Diyasporanın yardımları, ne Avrupalı parlamentoların siyasi destekleri ve ne de ABD'nin dış yardımları Ermenistan'ı yaşatmaya yetmemektedir. İşgalci sıfatı BM ve Avrupa Konseyi tarafından onaylanmıştır. En yakın müttefiki olan Rusya Federasyonu, Gürcistan'da siyasi, Çeçenistan'da askeri sıkıntı içerisindedir. Ermenistan için hayat damarı olarak nitelenen İran için de işaretler iyi değildir. İran'ın Ermenistan'a komşu coğrafyası Azerbaycan Türkleri ile doludur ve bu bölgedeki Azerbaycanlı Türk milliyetçiliği öncelikle Ermeni karşıtı bir karakter taşımaktadır. Bu karşıtlık İran siyasal sistemini bile etkileyecek boyutlara ulaşmıştır. Ermenistan bu nedenlerle, Avrupa Birliği üzerinden Türkiye'ye baskı yaptırmaya, Karabağ'daki işgalini hukuksallaştırmaya, Türkiye- Azerbaycan ilişkilerini bozmaya odaklanmıştır. Ermenilerin, bölgede yalnızlaşıp gerilemeyi göze alarak şiddet merkezli politika anlayışını sürdürmeleri, onların Büyük Ortadoğu Projesinden ve Irak'ın Kuzeyindeki gelişmelerden medet umdukları yorumunu yapmamıza yol açmaktadır. Suriye-Irak sınırından Ermenistan'a kadar uzanan hat, Bakü-Ceyhan enerji nakil hatlarının, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki Demiryollarının ve Karayollarının, önemli temiz su havzalarının, GAP bölgesinin ve değerli petrol yataklarının bulunduğu bir coğrafyadır. Azerbaycan, yönetimi ve milletiyle, iktidar ve muhalefetiyle bir bütün olarak işgale son vermek üzere harekete geçebilir. Buna hukuksal bir engel olmadığı gibi, siyasal şartlar da çok verimsiz değildir. Dahası bölgenin siyasal değişimleri yaşadığı bir dönemde, işgalin hukukileşmesi riski Azerbaycan için önemli bir sınavdır. Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'da göstereceği kararlılık geleceğini belirleyecektir. Yüz yıldır tarihi topraklarını kaybeden ve savunma derinliği zayıflatılan Azerbaycan, Ermeni Terör politikasının bölgede yeni kanlı işlere imza atmamasını sağlayacak güçtür. Azerbaycan'ın milli ordusunun Karabağ sorununu çözmesi, Ermenileri barışa mahkûm etmenin belki de tek yolu olacaktır. 6

10 Dr. Şükrü M. ELEKDAĞ/CHP İstanbul Milletvekili İ sviçre Federal Mahkemesi, Lozan Bidayet Mahkemesi'nin, Türkiye İşçi Partisi Başkanı Sayın Perinçek'i, "Ermeni soykırımının uluslararası bir yalan" olduğunu belirten beyanlan nedeniyle suçlu bulan mahkumiyet karannı onarnış bulunuyor. Bu durumda, İsviçre'deki iç hukuk yollannı tüketmiş olan Sayın Perinçek'in, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddesine dayanarak şikayetini Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi'ne (AİHM) taşımaya karar verdiği anlaşılıyor. Giriştiği bu mücadele dolayısıyla Sayın Perinçek' in kutlanması ve desteklenmesi gerekiyor. Çünkü, başlattığı hukuki sürecin başanyla sonuçlanması, Türkiye'ye ifade özgürlüğü dersi veren ülkelerin, bu özgürlüğün kendileri tarafindan katledildiğinin yüzlerine vurulmasına yol açacaktır. İsviçre hükümeti yaptığı bir açıklama ile Federal Mahkeme karannın yarattığı hukuk skandalının etkisini hafifletmeye çalışmıştır. Hükümet, 1915 olaylan konusundaki göilişlerinin Federal Mahkeme karanyla uyum halinde olmadığını dolaylı bir şekilde ortayakoymuş ve Türkiye tarafından-önerilmiş bulunan Türk ve Ermeni bilim adamlarından oluşacak Ortak Tarih Komisyonu'nun kurulmasını desteklediğini belirtmiştir. Federal Mahkeme karanmn yarattığı tehlike Buna rağmen, İsviçre mahkemesi karannın oluşturduğu emsal, Ermenistan'a ve diyaspora Ermenilerine sorunu diğer Avrupa ülkelerinde de yargıya taşıyarak soykırım iddiasına hukuki bir kimlik kazandırma yolunu açmıştır. Karann hukuki dayanaklanna bakıldığı zaman bu tehlike açıkça ortaya çıkıyor. Nitekim, karann hukuki dayanaklanndan birincisini, İsviçre Parlamentosu'nun (Ulusal Konsey) 16 Aralık 2003 tarihinde Ermeni soykınmı hakkında almış olduğu karar oluşturuyor. Karann ikinci dayanağını ise, İsviçre Ceza Yasası'nın mükerrer 261. maddesindeki soykının veya insanlığa karşı bir suçu inkar eden kişilerin üç (*) 9 Ocak 2008 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi nden. yıla kadar hapis veya para cezasıyla cezalandınlacağını öngören hüküm teşkil ediyor. Şimdi Türkiye için sorunun nereden kaynak1andığına gelelim. Avusturya, Fransa ve İtalya gibi birçok Avrupalı ülkenin parlamentolan Ermeni soykınmını tanıyan kal 'rarlar almıştır. Bu ülkelerin ceza yasaları da İsviçre Ceza Yasası' nın mükerrer maddesiyle aynı içeriktedir. Bu durumda, İsviçre'den sonra diğer Avrupa ülkelerindeki Ermeni diyaspora temsilcilerinin de Ermeni soykınmının vuku bulduğuna ilişkin mahkeme kararlan aldırmalan imkan dahiline girmiş olmaktadır. Bu alanda çok daha ciddi bir tehlike, AB Adalet ve İçişleri Bakanlan Konseyi tarafından 19 Nisan 2007'de kabul edilmiş olan "ırkçılık ve Yabancı Düşmanlığı ile Mücadele Konusunda Çerçeve Karar"dan doğmaktadır. Çerçeve karar metni, AB ülkeleri mahkemelerini, hem herhangi bir fiilin soykınmı olduğu konusunda karar vermeye yetkili kılıyor, hem de bu fiilin soykırun olduğunu inkar edenleriz,konusu mahkemelerce bir yıldan üç yıla kadar hapse mahkum edilebileceklerini öngörüyor. Yürürlüğe giriş tarihinden itibaren iki yıl içinde üye devletlerin çerçeve karar metnini kendi iç mevzuatlarına aktarmaları zorunludur. Bu aşamaya gelindiğinde AB ülkelerinden birinde herhangi bir kişi Ermeni soykınmının vuku bulmadığını söylediği takdirde inkarcılıkla suçlanacak ve mahkı1m edilecektir. Görüleceği üzere, AB Çerçeve Kararı hiç mübalağasız, Türkiye'nin, AB'den, daha doğrusu Avrupa'dan tümüyle kopması sonucunu doğuracak bir nitelik taşıyor. Hukuk alanında Türkiye'nin eli kuvvetli Bu durum, Ermeni soykırun iddiasını çürütmek için, Türkiye'nin elinin kuvvetli olduğu hukuk yollarına başvurmasının zamanının geldiğini göstermektedir. Soykırun, keyfi olarak kullanılabilecek bir terim değildir. Uluslararası bir hukuk enstrümanı ile tanımlanması yapı1mış bir suçtur. Bu enstrüman, 7

11 Birleşmiş Milletler bünyesinde üye devletlerin katkılarıyla iki yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda oluşturulan ve 1948 'de Genel Kurul 'da oybirliği ile kabul edilen "Soykırımm Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi"dir (BMSS). Bugün "Jus cojens" (uluslararası hukukun buyruk kuralı) gücünü kazanan, yani tüm devletler için vacibül-ifa nitelikte olan bu sözleşme, soykırun suçunun gayet açık biçimde tarifini yapmakta, suçun oluşması için kanıtlanması gerekli maddi ve manevi unsurlan tanımlamakta ve soykırun davalanna bakmakla yetkili mahkemeleri belirtmektedir. BMSS 1915 olaylarına uygulanabilirmi? Yani Osmanlı Devleti bu sözleşme bağlamında yargılanabilir mi? Hayır.. yargılanamaz!.. Uluslararası ceza hukukunun temel bir ilkesi olan kanunilik ilkesi buna imkan vermiyor. Bilindiği üzere, hem ulusal hem de uluslararası ceza hukukuiıun temel bir kavramı olan kanunilik ilkesi "Kanunsuz suç olmaz, kanunsuz ceza olmaz" anlayışına dayanıyor ve ceza yasalarının makabiine şamil olarak uygulanmasına imkan vermiyor. Kısacası, soykının suçu dünyada ilk defa 1948 'de BMSS ile tanımlandığı cihetle, bu sözleşme geriye dönük bir şekilde 1915 Ermeni olaylarına uygulanamıyor. Peki, bir an için BMSS'nin geriye dönük olarak uygulanabileceğini varsaysak, yetkili mahkeme nasıl bir karar verirdi? Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 26 Şubat 2007 tarihinde Bosna Hersek - Sırbistan davasında vermiş olduğu karar, devletlerin soykırundan sorumluluğu alanında milat oluşturan bir niteliğe sahiptir. Bu karara göre, bir devlet, soykınmın vukuunun önlenmesi için sahip olduğu imkanları azami çaba göstererek ve iyi niyetle kullanmış, fakat buna rağmen başarılı olmamışsa, bu olaylar nedeniyle suçlu tutulamaz. Diğer taraftan, soykırun iddiasında bulunan tarafın iddiasını ispat için, failin gerekli önlemleri azami dikkat ve itina" (due diligence) ile uygulamadığım ve suçu özel kasıtla (dolus specialis) işlediğini, "mutlak ve tartışılmaz" delillerle kanıtlaması zorunludur. Bu hususlar, Osmanlı Devleti'nin soykırımla suçlanamayacağını kesin bir şekilde ortaya koymaktadır. Türkiye yargısız infazla karşı karşıya Ayrıca, ister bireylerin, ister devletlerin soykırımla suçlanınalaı:ı sadece yetkili bir mahkeme kararıyla olabilmektedir. BMSS 'ye göre yetkili mahkemeler de, suçun işlendiği devletin yetkili mahkemesi, tarafların üzerinde mutabık kalacaklan uluslararası ceza mahkemesi veya UAD 'dir. Yetkili mahkemeler, BMSS 'de öngörülen hükümler uyannca soykırımın maddi ve manevi unsurlanmn oluştuğuna kanaat getirdikten ve özel kastın hiçbir kuşkuya mahal vermeyecek şekilde mevcudiyetini saptadıktan sonra soykırım kararını verebilmektedir. Hal böyleyken Osmanlı Devleti ve onun halefi Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir yetkili mahkeme karan olmadan, tamamen keyfi şekilde soykırun ile suçlanınakta, ulusal parlamentolar ile AB Parlamentosu gibi uluslararası örgütler keyfi olarak ülkemizi suçlayıcı kararlar alabilmektedir. Yani Türkiye tanıanlamıyla bir yargıslz infazla karşı karşıyadır!.. Anımsanacağı üzere, Fransa parlamentosu, 29 Ocak 2001 'de 1915 olaylanmn soykınmı olduğuna ilişkin bir yasa kabul etmek suretiyle bu yargıslz infazların en tipik bir örneğini vermiştir. Bu itibarla Türkiye tarafından yapılması gereken, Fransa'ya, söz konusu yasadaki iddialann Soykırun Sözleşmesi'nin 9. maddesi uyarınca UAD'ye götürülmesini önermek olmalıdır. Divan'dan, (1) BMSS uyarınca Fransız parlamentosunun Osmanlı Devleti hakkında soykırun karan alma yetkisine sahip olup olmadığı ve (2) 1915 olaylannın BMSS'nin2. maddesine göre soykırun olup olmadığı hakkında katar vermesi istenecektir. Yukandaki, izahatımız ışığında, Divan'ın, Fransa parlamentosunu yetkisiz bulması kesindir. Diğer taraftan, kanunilik ilkesi nedeniyle de, Divan, BMSS'nin geriye dönük olarak işletilemeyeceğini açıklama durumundadır. Bunun anlamı da, 1915 olaylannın soykırun olarak nitelenmeyeceğidir. Divan'ın bu yolda bir kararvermesi durumunda, Ermenistan'ın soykının iddiası temelinden çökecektir. Fransa' nın Divan' a ortak başvurudan kaçınması halinde ise ki bu büyük bir olasılıktır- Ermeni tezinin uluslararası alanda Türk tezine karşı sahip olduğu siyasi ve moral üstünlüğe ağır bir darbe vurulmuş olacaktır. Bu gelişme, parlamentoların 1915 olaylan hakkında soykırun karan almalarını ve inkar suçuyla vatandaşlanmızın mahkfun edilmelerini zorlaştıracak ve önleyecek bir etken oluşturacaktır. Türkiye'nin, Ermeni meselesini yeni bir perspektif, örgütlenme ve dinamizmle ele alması zorunludur. Bunun ilk adımını, Fransa'ya yönelik önerdiğimiz girişim oluşturmalıdır. 8

12 Türk Kültür Araştırma Enstitüsünün Yayını olan, Türk Kültürü Dergisi nde 1965 yılında yayınlanmış makale. Atatürk ve Kad n DR. MÜJGAN CUNBUR Türk kadını bugün toplum, meslek ve fikir hayatındaki kazandığı seçkin yeri, eriştiği müstesna mevkii büyük Atatürk'e borçludur. Atatürk'ün temel esaslarını koyup, geliştirdiği «Kadın devrimi» sayesindedir ki, Türk kadını bütün fikir, ilim, fen ve sanat alanlarında eser verebilir, memleket meseleleri üzerine erkeklerle birlikte ayni sorumluluk duygusuyla ve ayni gücle eğilebilir bir şahsiyet elde etmiştir. Dünya kadınlık tarihi incelendiğinde hiç bir milletin kadınlık tarihinde, bizde olduğu gibi. cumhuriyet öncesi ve cumhuriyet devresi diye kesin ve belirli bir sınırla ve olayla ayrılmış iki devre görülmez. Bu iki devre arasında bir karşılaştırma yapıldığında, cumhuriyet yıllarında, ilk yıllara göre, muazzam bir değişme ve gelişme dikkati çeker. İki devre arasındaki bu büyük farkı yaratan nedeni. Atatürk'ün Türk kadınına verdiği değer ve önemde aramak gerekir. Atatürk'ün Türk kadınını maddi ve manevi yönlerden değerlendirişiyle hiç bir millet ve devlet büyüğünün kendi kadınlığına verdiği önem, tek ölçüye vurulup mukayese edilemez. Nitekim Atatürk derecesinde, kadınlık meseleleri üzerine eğilmiş, kadınlara toplum ve meslek hayatında 'bütün hak ve vazifeleriyle gerekli yer ve değeri kazandırabilmek yolunda çetin bir mücadele yapmış ikinci bir isim de verilemiyecektir. Vatanın kurtuluş ve yeniden kuruluş mücadelelerini anlattığı bir hitabesinde, Atatürk Türk kadınının müstesna bir değerlendirmesini yapmış Anadolu kadınının eşsizliğini şu cümlelerle ifade etmiştir : «Bu son senelerin inkılap hayatında, hummalı fedakarlıklarla mahmul mücadele hayatında, milleti ölümden kurtararak halasa ve istikl&le götüren azm ü faaliyet hayatında her ferd-i milletin mesaisi. gayreti, himmeti. fedakarlığı sebkeyle-miştir. Bu meyanda en ziyade tebcil ile yad ve daima şükran ile tekrar edilmek lazım gelen bir himmet vardır ki. o da Anadolu kadınının ibraz etmiş olduğu çok ulvi, çok yüksek, çok kıymetli fedekarlıklır. Dünyanın hiç bir yerinde, hiç bir milletinde, Anadolu köylü Atatürk Manevi Kızı Nebile nin Düğününde. 9

13 kadınının fevkinde kadın mesaisi zikretmek imkanı yoktur, ve dünyada hiç bir milletin kadını «Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi halasa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim» diyemez. Belki erkeklerimiz memleketi. istila eden düşmana karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüslerini germekle, düşman karşısında isbat-ı vücud ettiler. Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun hayat menbalarını kadınlarımız işletmiştir. Memleketin esbab-ı mevcudiyetini hazırlayan kadınlarımız olmuş ve kadınlarırnız olmaktadır. Kimse inkar edemez ki. bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin kabiliyet-i hayatiyesini tutan hep kadınlarımızdır. Çift süren, tarlayı eken, ormandan odunu, keresteyi getiren, mahsulatı pazara götürerek paraya, kalbeden, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber, sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin mühimmatını taşıyan hep onlar, hep o ulvi. o fedakar, o ilahi Anadolu kadınları olmuştur. Binaenaleyh hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ve takdis edelim.» İstiklal savaşındaki Türk kadınları için romanlar, hikayeler piyesler ve şiirler yazılmıştır. Şairler ve yazarlar, nazım olarak, nesir olarak bütün edebi kişiliklerini ortaya koyarak eser vermişler, fakat hiç bir eserde İstiklal Savaşı'ndaki Anadolu kadınının portresi. yeri ve çalışması Atatürk'ün günü Hilal-i Ahmer Kadınlar Şubesinin tertiplediği çay ziyafetinde Konya kadınlarına hitaberi yaptığı bu konuşması derecesinde sarahatle ve veciz olarak çizilip gösterilmemiştir. Çetin bir savaşın sonunda böylesine bir yüceltme ve taziz Anadolu Türk kadını için, hiç şüphesiz, en büyük şeref ve en güzel mutluluk vesilesi olmuştur. Bir milletin var oluşu, harp meydanlarında kabul ettirildikten yıllar sonra 1932 de yapılan milletlerarası bir güzellik yarışmasında birinci seçilen Türk kızının şahsında, Türk kadınının maddi ve manevi güzelliklerini medhedenatatürk şunları söyler: «Türk ırkının necip güzelliğinin daima mahfuz olduğunu gösteren dünya hakemlerinin bu Türk çocuğu üzerindeki hükümlerinden memnunuz. Fakat Keriman, hepimizin işittiğimiz gibi söylemiştir ki. o bütün Türk kızlarının en güzeli olmak iddiasında değildir. Bu güzel Türk kızımız, ırkının kendi mevcudiyetinde tabii olarak tecelli ettirdiği güzelliğini dünyaya, dünya hakemlerinin tasdikiyle tanıtmış olmakla elbette kendini mem- nun, bahtiyar addetmekte haklıdır. Şunu ilave edeyim ki. Türk ırkının, dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihi olarak bildiğim için, Türk kızlarından birinin dünya güzeli intihap olunmuş olmasını, çok tabii buldum. Fakat, Türk gençlerine bu münasebetle şunu tahattür ettirmeği lüzumlu görürüm. Müf!ehir olduğumuz tabii güzelliğinizi fenni tarzda muhafaza etmesini biliniz ve bu yolda bir tekamülün mütemadi tahakkukunu ihmal etmeyiniz. Bununla beraber, asıl uğraşmağa mecbur olduğunuz şey, analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi, yüksek kültürde ve yüksek fazilette dünya birinciliğini tutmaktır.» Atatürk, İstikIal Savaşına nasıl milletinden aldığı inan ve güvenle girişmişse, ka din devrimine de Türk kadınının bu devrimlere ıayık olduğuna inanarak başlamıştır. Çünkü O, hakiki inkılapçılardan, terakki ve teceddüt inkılabına sevketmek istedikleri insanların ruh ve vicdanlarındaki hakiki temayüie nüfuz ettiklerine kanidir ve bu hususu bir demecinde de ifade etmiştir. «Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir» derken bir hakikati belirttiğini ve yapılacak devrimler için Türk kadınının gerekli seviyede olduğunu biliyordu. Nitekim günü Konya kadınlarına: «Kadınlarımız hadd-i zatında hayat-ı içtimayyede erkeklerimizle her vakit yanyana yaşadılar. Bugün değil. eskiden beri. uzun zamanlardan beri. kadınlarımız erkeklerle başbaşa, hayat-ı cidalde, hayat-ı ziraatte, hayat-ı maişette, erkeklerimizden yarım hatve geri kalmıyarak yürüdüler.» diyordu. Türk toplum hayatında, kadınlarımızın Türk erkeğine eş ve bazı durumlarda üstün sayıldığı çağlar olmuştur. Özellikle eski devirlerde Türk kadını, çevresinin iyi günlerinde olduğu kadar kötü günlerinde de erkeğiyle birlikte en çetin olayların içine girmiş, büyük sorumlulukları paylaşmıştır. Kadının toplumumuzda arka planda değil. birinci safhada yer aldığı çağlar belgelere göre yüzyıllar boyu devam etmiştir. Türk kadınının toplumdaki bu yerinin kabına İslôm dininin sebep olduğunu belirten yaygın fikre büyük Atatürk katılmamakta ve günü Eski Gümrük Binasında İzmir halkına şunları söylemektedir : «Düşmanlarımız bizi dinin taht-ı tesirinde kalmış olmakla itham ve tevakkuf ve inhitatımızı buna atfediyorlar. Bu hatadır. Bizim dinimiz hiç bir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allahın emrettiği şey, müslim ve 10

14 müslimenin beraber olarak iktisab-ı ilm ü irfan eylemesidir. Kadın ve erkek ilm ü irfanı aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla mücehhez olmak mecburiyetindedir. İslôm ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kayıtlarla mukayyet zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk hayat-ı içtimaiyyesinde kadınlar ilmen, irfanen ve diğer hususlarda erkeklerden kat'iyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir.» Atatürk'ün fikirlerinin kesin ve şaşmaz olduğu reddedilmez bir vakıadır. Böyle olduğuna göre, İslam dini çerçevesine girildikten sonra, kadın hayatında görülen durumu, dine değil. islam toplumuna dahil milletlerin sosyal bünye ve etkisine, bu etkinin zamanla dini bir baskı şekline sokuluşuna bağlamak gerekir. Türk erkeği yeni girilen İslami kültür çevresinde, bu çevrenin getirdiği imkanlardan yararlanarak bir bilim hayatı içinde süratle yetişip, büyük eserler meydana getirirken, Türk kadını, önceki kadın kuşaklarının bildiklerini ve sahip olduklarını da kaybetmeğe başlamıştır. Ancak bu devrede kendi güçlü kişilikleriyle Türk toplumunda ön duruma, hatta yönetici mevkiine geçmeği başarmış Türk kadınlarına yine de rast gelinmektedir. Toplumumuzda, bilhassa İran ve Arap kültürünün etkisiyle asırlar boyu kökleşip gelişen kadını hor görme zihniyeti. kadınları ikinci plana atmış. onların öğrenim ve gelişimini gerekli görmemiş ve hatta kabul etmemiştir. Kadın bazı çevrelerde sadece bir zevk vasıtası, bazı çevrelerde de ev işini yapmakla görevli sayılmıştır. Bu devirde kadının elinde kalan iki,haktan biri. hayır işleriyle meşgulolup bazı tesisler kurabilmek, diğeri mukaddes «Analık hakkı» dır, denilebilir. Bir nutkunda Atatürk, Türk kadınının «Analık hak ve görevi» üzerine şunları söyler: «Kadının en büyük vazifesi analıktır. İlk terbiye verilen yerin ana kucağı olduğu düşünülürse, bu vazifenin ehemmiyeti layıkıyla anlaşılır.» günü İzmir'de Karşıyaka'da annesinin mezarı başında ise kendi validesi hakkındaki duygu ve düşüncelerini ifade etmiştir. Onun annesine karşı duyduğu büyük sevgi, bütün Türk kadınlığ'ına karşı beslediği hürmet hissinde temel unsur olmuştur, denilebilir, İstiklal Savaşının zaferle son bulmasından sonra, ilk aylarda ve yıllarda karşılaşılan büyük ve çok çetin memleket ve millet meselelerine rağmen, bu meselelerin arasına, Atatürk'ün Türk kadınının toplum hayatımızdaki yeri ve kadın hakları konusunu da ısrarla soktuğunu ve yaptığı konuşmalarda halk efkarının dikkatini de bu konu üzerine çekmeğe çalıştığını görüyoruz. Atatürk, 31 Ocak 1923 tarihinde İzmir'lilere' hitaben yaptığı bir konuşmada, kadınlığımızın o günkü durumunu şu cümlelerle anlattığı müşahede edilmektedir: «Kudret-i fatıra insanları iki cins olarak yaratmıştır. Bunlar yelcdiğerinin lazım ve melzumdur. Bir hey'et-i içtimaiyye, cinsinden yalnız birinin icabat-ı asriyyeyi iktisap etmesiyle iktifa ederse, o hey'et-i içtimaiyye yarıdan fazla zaaf içinde kalır. Bir millet terakki ve temeddün etmek isterse, bilhassa bu noktayı esas olarak kabul etmek mecburiyetindedir. Bizim hey'et-i içtimaiyyemizin adem-i muvaffakıyetinin sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz tekasül ve kusurdan neş'et etmektedir. İnsanlar dünyaya mukadder oldukları kadar yaşamak için gelmişlerdir, Yaşamak demek faaliyet demektir. Binaenaleyh bir hey 'et-i içtimaiyyenin bir uzvu faaliyette bulunurken diğer uzvu atalette olursa o hey 'et-i içtimaiyye mehuçtur. Bir hey'et-i içtimaiyyenin hayatta çalışması ve muvaffak olması için çalışmanın ve muvaffak olabilmenin mütevakkıf olduğu bütün esbab ve şeraiti tekabbül et'mesi icabeder. Binaenaleyh bizim hey 'et-i içtimaiyyemiz için ilim ve fen lazımsa bunları aynı derecede hem erkek ve hem de kadınlarımızın iktisap etmeleri lazımdır. Malumdur ki. her safhada olduğu gibi hayat-ı içtiinaiyyede dahi taksim-i vezaif vardır. Bu umumi taksim-i vezaif arasında kadınlar kendilerine ait olan vezaifi yapacakları gibi aynı zamanda hey'et-i içtimaiyyenin refahı, saadeti için elzem olan mesai-i umumiyyeye dahi dahil olacaklardır. Kadınının vezaif-i beytiyyesi en ufak ve ehemmiyetsiz vaziiesidir.» Bu sözlerden anlaşıldığı üzere, Atatürk cumhuriyetin daha ilk aylarında kadınlarımız için her bilim ve fen dalında tahsil imkanlarını sağlamağa çalıştığı gibi. her alanda meslek ve vazife sahibi olma imkanlarını da hazırlama yolundaydı. Ayni konuşmada sözlerine şöyle devam eder: «... Bugün bu memleketi nazarı tetkikten geçirelim. Göreceğimiz iki safha vardır. Birisi tarlalarda erkeklerle beraber çalışan, merkeplerine binerek öteberi satmak için kasabalardaki pazar yerine giden, oralarda bizzat yumurta ve tavuğunu, buğdayını satan ve ondan sonra levazımatını bizzat mübayaa eden, köyüne dönen ve mesai-i umumiyyesinde kocalarına, kardeşlerine yardım eden kadınlar... Ben bu kadınlar arasında kocalarından daha iyi iş anlayanlara ve 11

15 hesap yapanlara tesadüf ettim... «Efendiler, memleketimizde cehil varsa umumidir, yalnız kadınlarımıza değil. erkeklerimize de şamildir. Diğer bir manzaraya kasabalarda, şehirlerde tesadüf ediyoruz. Bu da ekseriye ecnebi romanlarında okunun kafes efsaneleridir. Şüphe yok ki sakim adatı tamim eden saraylar olmuştur.» Atatürk konuşmasına şehir ve köydeki kadın durumunun tablosunu çizerek devam eder ve arada kadınların eğitimi konusuna dokunur : «... Milletirniz kuvvetli bir millet olmaya azmetmiştir. Bugünün levazımından Jüri de kadınlarımızın her hususta yükselmelerini temindir. Binaenaleyh kadınlarımız da alim ve mütefennin olacalar ve erkeklerin geçtikleri bütün derecat-ı tahsilden geçeceklerdir. Sonra kadınlar hayat-ı içtimaiyyede erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin muin ve müzahiri olacaklardır.» Atatürk 7 Şubat 1923 günü Balıkesir'de Paşa Camii minberinden halka yaptığı bir hitabede kadınların toplum hayatında erkekler derecesinde hak sahibi olması gerektiğinden bahsetmiş, ne yazık ki bu hususlar o zaman zapt edilerek günümüze intikal ettirilememiştir. 21 Mart 1923 günü Konya kadınlarıyla konuşurken bazı yabancıların kadınlarımız hakkındaki görüşlerine karşı şunları söylemiştir : «... Kadınlarımızın bu kadar fedakarlığına, kadınlarımızın bu kadar hizmetine, erkeklerden hiç bir yerde geri kalmayan bu kadar ehliyetlerine rağmen düşmanlarımız ve Türk kadınının ruhunu bilmeyen sathi nazarlar kadınlarımıza bazı isnadatta bulunmaktadırlar. Kadınlarımızın hayatta atılane yaşadıklarını, ilm ile, irfan ile münasebetleri bulunmadığını, hayat-ı medeniyye ve hayat-ı içtimaiyye ile alakadar olmadıklarını, kadınlarımızın her şeyden mahrum kaldıklarını, onların Türk erkekleri tarafından, hayattan, dünyadan, insanlıktan, kar u kisbden uzak tutulduğunu söyleyenler vardır. Fakat hakikat-i hal böyle midir? Şüphesiz ki Türk kadınını bu suretle görmek, Türk kadınını görmemektir. Ecnebilerin ve bizi düşman nazariyle görenlerin tarif ve tavsir ettikleri kadınlar, bu vatanın asıl kadını, Anadolu'nun asıl Türk kadını değildir. Öyle kadınlar bizim asıl hayatımızda ve asıl memleketimizde yoktur. Türk kadınını yanlış görüp yanlış anlatanlar, bilhassa büyük şehirlerimizde, müterakki ve medeni zannedilen yerlerde, bazı Türk hanımlarının man-zara-i hariciyyelerine bakarak aldanıyorlar. O kadınla- rın harici manzaralarını aleyhimizdeki sui tefsirlere müsait bir zemin olarak alıyorlar. Milletin umumi hayatına nisbetle pek mahdut ve pek naçiz olan o kadınları, onların manzara-i hariciyyelerinden çıkardıkları manayı bütün Türk kadınlığına teşmil ediyorlar. İşte ilk tashih edilecek hata ve ilk ilan edilecek hakikat buradadır. Manzara-i hariciyyeleriyle düşmanlarımıza ve bilhassa içimizdeki bedhahlara bilerek ve daha ziyade bilmeyerek haklı bir sermaye-i tezvir veren manzaralara, hepiniz biliyorsunuz ve herkes biliyor ki, en ziyade memleketimizin en büyük şehri olan, asırlarca devletin pay-i tahtı ve makarr-ı hilmeti bulunan İstanbul'da tesadüf ediliyor. Düşmanlarımız bu manzaradaki kadınlardan aldıkları intibaat ile acı hükümler veriyor ve diyorlar ki : Türkiye mütemeddin bir millet olamaz, çünkü T'ürkiye halkı iki parçadan mürekkeptir. Kadın ve erkek diye iki kısma ayrılmıştır, halbuki bir hey'et-i içtimaiyye ayni gayeye bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse terakki ve temeddün etmesine imkan-ı fennı ve ihtimal-i ilmı yoktur.» Atatürk Türk kadınının yalnız toplum içindeki durumuna dikkati çekmekle kalmamış, kadınların içten aydınlanmaları kadar dış görünüşleri. davranışları ve bilhassa kadın giyimleri konusuna da dokunmuştur. Kadın giyimi konusunda dikkati çeken başlıca nokta, Atatürk'ün orta bir yol kabul edişidir. Bu konuda Atatürk'ü muhafazakar 'bile. sayabiliriz. O daima açık-saçıklığın karşısındadır. Dinin tavsiye ettiği' örtünmeyi hayata ve fazilete uygun bulur ve daha ileri giderek kadın kıyafetinde bir yenileşmenin bahis konusu olmadığını söyler : «... Muhterem hanımlar, düşmanlarımızı aldatan bu manzara-i hariciyye bilhassa kadınlarımızın şeklinden, tarz-ı telebbüsünden ve suret-i tesettüründen neş'et ediyor. Onların aldanmalarına saik olan diğer bir nokta da ecnebilerle temas edebilecek mevkide bulunan kadınlarımızın etvar ve harekatının milll etvar ve harekatımızın timsali olmayıp, belki Avrupa etvar ve harekatının mukallidi olarak görülmesidir. Filhakika memleketimizin bazı yerlerinde, en ziyade büyük şehirlerinde, tarz-ı telebbüsümüz, kıyafetimiz bizim olmaktan çıkmıştır. Şehirlerdeki kadınlarımızın tarzr-ı telebbüs ve tesettüründe iki şekil tecelli ediyor; ya ifral. ya tefrit görülüyor. Yani ya ne olduğu bilinemiyen, çok kapalı, çok karanlık bir şekl-i haricl gösteren bir kıyafet. veyahut Avrupa'nın en 12

16 serbest balolarında bile kıyafet-i hariciyye olarak arzedilemiyecek kadar açık bir telebbüs. Bunun her ikisi de şeriatın tavsiyesi. dinin emri haricindedir. Bizim dinimiz kadını o tefritten de, bu ifrattan da tenzih eder.» Bu konuda Atatürk. İslam dininin bir müdafi olarak önümüzdedir : O şekiller dinimizin muktezası değil. muhalifidir. Dinimizin tavsiye ettiği tesettür hem hayata,. hem fazilete uygundur. Kadınlarımız şeriatın tavsiyesi. dinin emri mucibince tesettür etselerdi, ne o kadar kapanacaklar, ne o kadar açılacaklardı. Tesettür-i şer'ı. kadınlar için mucib-i müşkilat olmayacak, kadınların hayat-ı içtimaiyyede, hayat-ı iktisadiyyede, hayat-ı maişette ve hayat-ı ilirnde erkeklerle teşrik-i faaliyet etmesine mani bulunmayacak bir şekl-i basittedir. Bu şekli basit hey'et-i içtimaiyyemizin ahlak ve adô:bına mugayir değildir. Tarz-ı telebbüsümüzü ifrata vardıranlar, kıyafellerinde aynen Avrupa kadınını taklit edenler düşünmelidir ki. her milletin kendine mahsus ananesi, kendine mahsus adatı, kendine göre hususiyetleri vardır. Hıç bir millet aynen diğer bir milletin mukallidi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin ayni olabilir, ne kendi milliyeti dahilinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz ki hüsrandır. «Bizim tesettür meselesinde nazarı itibare alacağımız şey, bir yandan milletin ruhunu, diğer yandan hayatın icabatını düşünmektir. Tesettürdeki ilrat ve tefritten kurtulmakla bu iki ihtiyacı da temin etmiş olacağız. Tarzı telebbüsümüzde milletin ruhi ihtiyacını tatmin için, islam ve Türk hayatını ibtidadan bugüne kadar layıkıyla tetkik ve etrafıyla tavzih etmekliğimiz lazımdır. Bunu yaparsak görürüz ki, şimdiki tarz-ı telebbüsümüz ve kıyafetimiz onlardan başkadır, lakin onlardan daha iyidir, diyemeyiz. Bizim kadın hayatımızda, kadının tarz-ı telebbüsünde teceddüt yapmak mevzuu-bahis değildir.» Atatürk, kadınların giyimi konusundaki sözlerine daha da devam eder. Bu konu üzerinde ısrarla duruşunda, bir İngiliz muhabiresinin İstanbul hammlarından bir kısmının giyimleri ve bu giyim tarzın değiştirmeyecekleri hakkında yazdığı yazılar sebep olmuştur. Atatürk kadınların giyimi konusuna 31 Ocak 1923 de İzmir'de, 28 Ağustos 1925 de İnebolu'da yaptığı konuşmalarda da dokunmuştur. Atatürk'ün bu husustaki fikirleri belli başlı bir yazı konusu olacak genişlikte ve değerdedir. Ancak burada şunu da belirtmek yerinde olur ki, AtatürkTürk kadınının dış görünüşünden ve giyiminden çok, fikren ve ruhen gelişmesini istemiştir : «Şunu ilave edeyim ki, kadınlık meselesinde şekil ve kıyafet-i zahirlye ikinci derecededir. Asıl mücadele sahası, kadınlarımız için şekilde ve kıyafette muvaffakıyetten ziyade, asıl muzaffer olunması lazım gelen saha nur ile, irfan ile, fazileti hakikiyye ile tezeyyün ve tecehhüz etmektir. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının nunda kalmayacak, bilakis pek çok cihetlerde onların fevkine çıkacak nur ve irfanla tecehhüz edeceklerine kanyen şüphe etmeyen ve buna suret-i kantiyede emin olanlardanım.» Kadınların eğitirni konusu ise, Atatürk'ün daha İstiklal Savaşı içindeyken meşgul olduğu ve üzerinde durduğu bir mesele olmuştur. 1 Mart 1922 günü Meclisin III. Toplanma yılını açarken söylediği : «... Kadınlarımızın da ayni derece-i tahsilden.geçerek yetişmelerine atf.ı ehemmiyet olunacaktır.» Cümlesi bravo sadaları ve alkışlarla karşılan. mışti'r. 1 Mart 1923 günü Meclisin dördüncü toplanma yılını açarken söylediği nutukta, o yıl içinde 1 kız öğretmen okulunun, 3 kız idadisinin ve 30 kız ilkokulunun açıldığını haber veriyordu. Özel idarelerce tesis edilen bu kız mekteplerinden başka yine ayni nutukta, Maarif ve kaletince bir kız lisesinin ve iki kız ortaokulunun da kurulduğunu bildirmişlerdir. Atatürk'ün eğitim konusunda asıl arzusu kız ve erkek okullarının bir olmasıydı; 31 Ocak 1923 İzmir konuşmasında bu hususta şunları söylemiştir : «... Milletimizin, memleketimizin dcrrü'lirfanları bir olmalıdır. Bütün memleket evlcrdı kadın ve erkek aynı surette oradan çıkmalıdır.» 26 Ağustos 1924 günü toplanan Muallimler Birliği'nin ilk kongresinde ayni konuya temasla : «... Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin ameli olması mühimdir. Memleket evlcrdı her tahsil derecesinde, iktisadi hayatta crmii, müessir ve muvaffak olacak surette techiz olunmalıdır.» Atatürk, 30 Ağustas 1925 günü' söylediği meşhur Kastamonu nutkunda, devrimlerin başarı ya ulaşmasında kadının yer ve değerini açıklamıştır : «... Türk milleti çok büyük vak'alarla ispat etti ki, müceddit ve inkılapçı bir millettir. Son senelerden mukaddem de milletimiz teceddüt yolları üze- 13

17 rinde yürürneğe, içtimai inkılap: bateşebbüs etmemiş değildir. Fakat semereler görülemedi. Bence sebep işe esasından, temelin-den başlanmamış olmasıdır. Bu hususta açık söyleyelim. Bir hey'et-i içtimaiyye, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan mürekkeptir.. Kabil midir ki. bir kitlenin bir parçasını terakki ettirelim. Diğerini müsamaha edelim de kitlenin hey'et-i umumiyesi mazhar-ı terakki olabilsin? Mümkün müdür ki bir camianın yarısı topraklara zincirleri e bağlı kaldıkça diğer kısmı semalara yükselebilsin, Şüphe yok, terakki adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve. saha-i terakki ve tereddütte birlikte kat'-i merahil edilmek lazımdır. Böyle olursa inkılcrp muvaffak olur.» Analık konusu Atatürk'ün sıkça dokunduğu bir husustur ve O, devrim çağının analarına şu tavsiyelerde bulunur : «Anaların bugünkü evlcrtlarına vereceği terbiye eski deviilerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için evsaf-ı lcrzımeyi haiz evlat yetiştirmek, evlô:tlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak, pek çok yüksek evsafın hamili olmağa mütevakkıftır. Binaenaleyh kadınlarımız hattcr erkeklerden daha çok münevver, daha çok feyizli, daha fazla bilgi olmağa mecburdurlar. Eğer hakikaten milletin anası. olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar.» Atatürk'ün üzerinde ısrarla durduğu noktalardan biri de, memleketteki bütün çalışmalara ve iş sahalarına kadınların da. erkeklerle birlikte katılması ve atılması konusudur : «Daha selametle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmt ahlaki, içtimat iktisadi hayatta erkeğin şeriki, refiki. muavin ve müzahiri yapmak yoludur. Eğer kadınlarımız şer'in tavsiye dinin emrettiği bir kıyafetle, faziletin icabettirdiği tavr u hareketle içimizde bulunur, milletin ilim, sanat hareketlerine iştirak ederse bu hall emin olunuz milletin en mutaassıbı dahi takdirden men' i nefs edemez.» Türk kadınının fikir ve meslek hayatında istediği yolda yürüdüğünü Atatürk, kadın konusuna çok yer verdiği Konya hitabesinde şu cümlelerle belirtir : «... Çok büyük şükranla görüyoruz ve görmekteyiz ki, her yerde hanımlarımız erkeklerle fikir ve nur yolunda müsabaka edercesine yürüyorlar. Yine şükranla ifade etmek ıazımdır ki, hiç bir yerde kadınlarımız erkeklerin dı1nunda değildir. Hemen her yerde kadın ve erkek seviyesi arasında bir teadül görm.ekteyim. Bu hal şayan-ı iftihardır. Kadınlarımızın, daha müsait şerait altında erkeklerden geri kalmayışı ve belki ayni şerait tahtında erkeklerden ileri gidişi mucib-i mefharettir. Lakin kadınlarımız bununla mağrur olmalı değil, bilhassa münevver hanımlanınız ecanibin, düşmanların ve içimizdeki bedhahanın kendilerine atf isnad etmek istedikleri gayr-ı vaki ve gayr-ı muhik noksanların hakikaten" gayr-i v"arit ve gayr-i muhik olduğunu göstermek mecburiyetindedirler. Bunu fiilen, maddeten, teşebbüsleriyle, tavr u hareketleriyle, her şeyleriyle izhar ve isbat eyleme-lidider.» 1934 yılında Türk toplumunun vardığı merhaleyi Atatürk şu sözlerle ifade etmiştir : «Yeni harfleri, ulusal tarihi, öz dili, ar, ilimsel müzik ve teknik kurumlarıyla kadını, erkeği her hakta eşit modern Türk sosyetesi bu son yılların eseridir». Bu eserin devı için Türk kadınının nasıl bir kadın olması gerektiği konusuna Atatürk 14 Ekim 1925 günü İzmir Kız Öğretmen Okulu'nda söylediği bir nutukta daha dokunmuştur: «Türk kadını dünyanın en münevver, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır sıklette değil, ahlakta, fazilette ağır, vakur bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi, Türk'ü zihniyetiyle, bazusuyla, azmiyle muhafaza ve müdafaaya kadir nesiller yetiştirmektedir. Milletin menba'ı, hayat-ı içtimaiyyenin esası olan kadın, ancak faziletkar olursa vazifesini ifa edebilir, Her halde kadın çok yüksek olmalıdır.» Sonuç olarak bir daha tekrar edebiliriz ki, Atatürk, Türk kadınını, diğer milletlerin kadınlarıyla kıyaslanamıyacak ölçüde değerlendirmiştir. Nitekim Türk gençliğinden beklediği büyük vazifeye yakın kutsallıkta bir görevi yani, Türk'ü koruyacak ve savunacak nesilleri, Türk gençliğini yetiştirmek görevini de Türk kadınına vermiştir. 14

18 Nesrin ÜNAL Azerbaycan sanat ve edebiyat dünyasının seçkin isimleri (özelikle Karabağ doğumlu yazar ve şairler) tarihçiler, sosyologlar son on beş yıl içerisinde Karabağ sorununa ilişkin sayısız eserler vermekte, bu eserler ile Ermenilerin işgalini, bu işgal sonucu ortaya çıkan vahim tabloyu görmez-den gelen dünyaya tekrar tekrar hatırlatmakta, uluslar arası kuruluşları sorumluluklarını yerine getirmeye çağırmaktadırlar. Aynı zamanda Azerbaycan Halkı'nın moral değerlerini güçlü ve dirençli tutmayı amaçlayan bu çabalar, bugüne kadar oyalamanın dışında somut hiçbir adımın atılmadığı, ulusal ve uluslar arası siyasetin çok ilerisinde bir emeğe ve başarıya sahiptir. Bu milli duyarlılığa minnet duymak, Karabağ'ın ağrısını yüreğinde duyan herkesin bir gönül borcudur. Azerbaycan'ın bugününü geleceğe taşıyan bu önemli tarihi döneme ilişkin birbirinden değerli Karabağ arşivi diyebileceğimiz eserler arasında çok özel iki kitap bulunmaktadır: ZENGULE ve ŞUŞA DAN MEKTUP Çok özel, çünkü çatışma süresi içerisinde ölmeyi ve kaçmayı başaramayan on dört yıldır Karabağ'da, kendi vatanlarında işgalci Ermeniler'in esiri olarak yaşayan esir Azerbaycan kadınlarının gerçek öyküleri Kader denebilecek bir rastlantı, mucize denebilecek bir fırsatla yazdıklarını Azerbaycan'a ulaştırmayı başaran, yüzlerce esir kadının yaşadığı cehennemi duyurmaya çalışan, iki yürekli kadının feryadı. Gecikmiş bir vefa borcu olarak dergimizin bu sayısında Şuşa'dan Mektubu ileriki sayılarımızda Zengule'yi sizlerle paylaşarak esir kadınların sesini duyurmaya, acılarına ortak olmaya çalışacağız. Bu gerçekten gecikmiş bir vefa borcu. Var olduğunu bildiğimiz halde yok saydık, Karabağ'a ilişkin yazıldığında, konuşulduğunda şehitleri andık, kaybettiğimiz topraklara ağladık, yersiz yurtsuz kalan bir milyon Kaçkın için kahırlandık ama esirlikte olduğunu bildiğimiz kadınları-çocukları unutmayı, hiçbir esir kalmadı telkinlerine inanmayı tercih ettik. Oysa sayısal veriler kayıp kadın - çocuk üzerinde yoğunla-şıyordu, ciddi bir esir mübadelesi gerçekleş-memişti. Uluslar arası örgütler, gözlem grupları, özellikle Kızılhaç Teşkilatı ve bölgeyi izleyen dünya basını taraflı olmalarına rağmen, esir kadın ve çocukların varlığına ve içinde bulundukları şartlara ilişkin raporlar hazırlamak zorunda kalmıştı. Konuya ilişkin en önemli kanıt ise; ölümü göze alarak; kaçmayı başaran az sayıda esirin anlattığı gerçeklerdi. Evet Ermeniler Azerbaycan'da yüzlerce kadını esir olarak tutuyor. Karabağ'ın genç gelinleri, çocuk yaşta kızları köle gibi satılıyor. Anaların elinden çocukları alınıyor, bedenleri tıbbi denek olarak kullanılıyor, organ mafyasının elinde Avrupa'ya, Amerika'ya götürülüyor. Tecavüze uğruyor, işkence çekiyor. Azerbaycan Türkleri'ne ait evlere yerleşen işgalci Ermeniler'e ırgatlık, hizmetçilik yapıyor. On dört yıldır dünya susuyor, Azerbaycan yetkilileri susuyor ama esaret altında da olsa esir kadınlar susmuyor. Şuşa'dan Mektup ismini vermeyen esir kadının Ermeni işgali altında bulunan Şuşa'dan 2003 yılında Azerbaycan'a göndermeyi başardığı destansı mektup T. Kızılağaçlı tarafından elli iki 15

19 sayfalık küçük bir kitap formatında yayınlanmıştır. Şiir ve yer yer nesir olarak yayınlanmış mektuptan seçilmiş çarpıcı örnekleri sizlerle paylaşacağız. O dizelere geçmeden önce mektubun bütünüyle ilgili genel bir değerlendirme yapacak olursak; Şuşa'dan Mektup : -kendi vatanında Ermeniler'in esaretinde olan yüzlerce Azerbaycan kadınının milletine ve dünyaya isyanı -topraklarını kaybederek barışı sağladıklarını gururla ifade edenlere sitemi -dünyanın ikiyüzlü siyasetine, çifte standardına laneti -şehit oğul-kızlarına, yersiz yurtsuz kalan Kaçkınlar'ına ağıtıdır. -aşağılanan, horlanan kimliklerinin, işkencelerle nasırlaşmış bedenlerinin umutsuz çığlıklarıdır. -her satırında başımızı öne eğdiren, acıyı yüreğimize kelepçeleyen bir utancın vesikasıdır. -ve son olarak; Şuşa'dan Mektup, Karabağ'daki esir Azerbaycan kadınlarının Türk Dünyası kadınlarına müracaatıdır. Milletini sitemle selamlayarak başlayan o dizeler: a salam geyret hissini dondurmuş veten namusu lekeli paytaxt şeherim simasini itirmiş ziyalim menim davası kürsü olan muhalefetim salam meni şuşa'da atip gaçan indi general libasinda gezen ordumun ağciğer, aciz aslanı söyle mene, düzün de birce yol sordun mu özünden sene itibar edilen o torpağlar, oğullar hanı..? salam paranı vetenden üstün tutan dangüzar mesbusum menim bilirem hardan yada salırsan bu milletin derdin, ağrısın her il may ayının ilk günlerinde, geyret hissini oyadıp halga reklam edirsen şuşa'nın garabağ'in işgalindan dünyaya car çekirsen salam böyük kürsü sahibi, xirda memurum menim! oxu oxu utanma bu aci haqiqatden! yoxdur bu mektupta ne qüsur, ne de yalan salam vatan uğruna elil olmuş, indi el içinde unudulmuş bir tike çöreğe möhtaç kalmış igidim menim ancak unutma; unudulmuş şikest asgarım! senin acı agibetin minlerle, gençler içün ibret dersidir bugün harbi qulluqundan yayınanlar üçün, yurdunu, yuvasını atib,gaçanalr üçün, qürbatda qara qula dönen azariler üçün, asas sebebidir bu gün salam garabağ'da erini şehit vermiş vetene, xalga ümidini itirmiş, üç yetimin anası salam ağbirçek gaçqin qari bilirem ac- yalvac, seher axşam gezirsen yetim galmiş nevelerine gol ganat gerirsenne tez gocalipsan nece tüşüpsen axi öz elinde obanda igitler sonasıydın sen Mektubun önemli bir bölümünde kadın ve çocukların maruz kaldığı işkence ve tecavüzler 16

20 anlatılıyor. Konunun hassasiyeti nedeni ile çok sayıda şiirin yer aldığı bu bölümden ikisini sunuyoruz. ay da garabağ'da qeyrete qelib! geceler buludlara govuşur, utandiğindan nurunu kesir istemir görsünler keklik ve turac ahriman sinesinde çilpaq leylani çoxdandir şuşa'da güneş de çixmir! qörerek ermeninin bizle raftarin xecalet çekir, üfüqen galxmi İç meni, leyla olsam da acı, qalmayıb, bacı, başga elacin! iç pak et pozulmuş ismetini! ölüm her şeyi yolulna qoyar, suyum müqaddesdir, temizler seni yuyaram murdardan galmiş lekeni, telini hörüb, alnından öperek lale güllü kefene bükerem seni! tanrı garşısına aparan yola el adeti ile ötürerem seni Yaşadıkları acıyı, mahkum oldukları hayatı isyanla haykıran, içindeki zehri dizelerinde cesaretle akıtan esir kadın bu gerçeklerin ardından milletine, yakınlarına şöyle seslenir: qxu, ata, oxu qardaş! oxu, veten, oxu, millet! bekle indi oyanar, qelbinizde alovlanar, intiqam, geyret hisleri odur, qoy bu mektubun her satiri, her sözü sinende alov olsun! leylanin aci aqibeti, dehşetli yuxun olsun! netevanin haray sesi, beyninde yuva salsin! aynurun göz yaşlari, qelbinde tikan olsun Şuşa'dan yazan bu esir kadın son bir umut olarak Türk Dünyası kadınlarına sesleniyor: ümidim, inamim sensen menim mübariz azeri qızım dur ayağa mihriban bacim tarixle sene ayrilan zaman artiq çatibdir, qapinda durup çox illerdir od tutup yanir qadim garabağ topraqlari topla etrafina hacer qızları mübariz tomrisin nevelerini çağir kömeye qazak qızımı, çağir türkmen qelinimi, kirqiz nenemi, haber sal ölkemin bölünmüş toprağina şimalde Gence'ye, cenupta Tebriz'e Garabağ'in sesini duysunanadolu'nun Türk qızları qoy qılınca sarılsınatatürk'ün torunları! 17 KASIM - ARALIK -

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

TÜRKİYE ve IRAK. I I. TARİHSEL ARKA PLAN: ABD İŞGALİNE KADAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ İngiliz Ordusu, 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'ne rağmen, kuzeye doğru yaptığı son bir hamle ile Musul

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar,

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı; Yüksek Yargı Kurumlarının çok değerli Başkanları; Sayın Büyükelçiler; Avrupa Konseyinin çok değerli temsilcileri; Uluslararası Kuruluşların değerli temsilcileri

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARAARSLAN TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 4027/05) KARAR STRAZBURG 27 Temmuz 2010 İşbu karar AİHS

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi

29 EKİM TÖRENLERİ. Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY. Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 29 EKİM TÖRENLERİ Cumhuriyet Bayramı Republic Day OFFICIAL HOLIDAY Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi 1923 Cumhuriyet ilân edildi. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2013/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2013/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-03 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-03/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi

Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Türkiye de Sivil Toplumu Geliştirme ve Sivil Toplum-Kamu Sektörü Diyaloğunu Güçlendirme Projesi Uluslararası Konferans Sivil Toplum-Kamu Sektörü İşbirliği 25-26 Nisan 2013, İstanbul 2 nci Genel Oturum

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 1998-2014/ SON 16 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ 998-008 OKS 03... TEOG 009-04 SBS T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 998-04/ SON 6 YIL OKS, SBS VE TEOG ÜNİTE BAZINDA SINIFLANDIRILMIŞ ÇIKMIŞ SORULAR FASİKÜLÜ Metin ÖZDAMARLAR Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Detaylı

Terörle Mücadele Mevzuatı

Terörle Mücadele Mevzuatı Terörle Mücadele Mevzuatı Dr. Ahmet ULUTAŞ Ömer Serdar ATABEY TERÖRLE MÜCADELE MEVZUATI Anayasa Terörle Mücadele Kanunu ve İlgili Kanunlar Uluslararası Sözleşmeler Ankara 2011 Terörle Mücadele Mevzuatı

Detaylı

4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI

4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI 4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI 4081 Sayılı Kanun; Çiftçi mallarının korunması esaslarını düzenlemek üzere 10.07.1941 tarihinde yayımlanmıştır. Kanun Hükümleri; -Köy sınırları

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR Öncelik 23.1 Yargının verimliliği, etkinliği ve işlevselliğinin arttırılması 1 Mevzuat Uyum Takvimi Tablo 23.1.1 No Yürürlükteki AB mevzuatı Taslak Türk mevzuatı Kapsam Sorumlu

Detaylı

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Standard Eurobarometer European Commission EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU BAHAR 2009 ULUSAL RAPOR ÖZET TÜRKİYE Standatd Eurobarometre 71 / Bahar 2009 TNS Görüş ve Sosyal Bu araştırma Avrupa

Detaylı

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK

EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK EKİM 2014 KAHRAMANMARAŞ SELİM IŞIK TEMEL KAVRAMLAR Kamu Kamuoyu Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme. Belirli bir konu ve olay hakkında toplumun büyük bir kesimi veya belli gruplar tarafından benimsenen

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

Yasama süreci ve sivil toplum. İsveç

Yasama süreci ve sivil toplum. İsveç Yasama süreci ve sivil toplum İsveç Sosyal faaliyet alanları Devlet Piyasa Sivil toplum Sivil toplum nedir? Ortak çıkarlar, amaçlar ve değerler etrafında birleşmiş gönüllü ve kolektif faaliyetler Değişken

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

14 Kasım 2014 Cuma. 2. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. İlyas DOĞAN. 3. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. İlhan YILDIZ

14 Kasım 2014 Cuma. 2. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. İlyas DOĞAN. 3. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. İlhan YILDIZ 14 Kasım 2014 Cuma 2. OTURUM Oturum Başkanı: Prof. Dr. İlyas DOĞAN 9:00-10:00 Kayıt 10:00-11:00 Açılış ve Protokol Konuşmaları 14:00 14:20 Osmanlı Dönemi Ahıska Tarihi Yrd. Doç. Dr. Ayna ASKEROĞLU ARSLAN,

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler, ÇOCUKLARIN İNTERNET ORTAMINDA CİNSEL İSTİSMARINA KARŞI GLOBAL İTTİFAK AÇILIŞ KONFERANSI 5 Aralık 2012- Brüksel ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN İN KONUŞMA METNİ Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler,

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIġI GÖREV RAPORU. BOSNA-HERSEK ZĠYARETĠ GÖREV RAPORU 1. Konunun Evveliyatı

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIġI GÖREV RAPORU. BOSNA-HERSEK ZĠYARETĠ GÖREV RAPORU 1. Konunun Evveliyatı BOSNA-HERSEK ZĠYARETĠ GÖREV RAPORU 1. Konunun Evveliyatı Ormancılık alanında Bosna-Hersek ile işbirliğini geliştirmek amacıyla Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı aracılığıyla iki

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar

MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar 24 Şubat 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) MİT Tasarısı ve Yasin El Kadı lar Fatih Saraç lar ve M.Latif Topbaş lar Değerli Basın Mensupları; --Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile

Detaylı

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 Sayın Valim, Sayın Belediye Eş Başkanları, Sayın Başkanlar, Saygıdeğer Protokol, Değerli Davetliler

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük KABOTAJ BAYRAMI, MUSTAFA KEMAL E SUİKAST GİRİŞİMİ, BİR DEVRİN ANALİZİ: NUTUK

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük KABOTAJ BAYRAMI, MUSTAFA KEMAL E SUİKAST GİRİŞİMİ, BİR DEVRİN ANALİZİ: NUTUK 1 Kabotaj Hakkı Nedir? Kabotaj, bir devletin kendi limanlarına deniz ticareti konusunda tanıdığı ayrıcalıktır. Bu ayrıcalıktan yalnızca yurttaşlarının yararlanması, millî ekonomiye önemli bir katkı sağlayacağından,

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER 1 1789 da gerçekleşen Fransız İhtilali ile hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik gibi akımlar yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir. İmparatorluklar yıkılmış, meşruti yönetimler kurulmaya başlamıştır.

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m

özlü bir medya kazası işledi. Yıldırı m - Bakan Yıldırım dan yıldırım gibi özlü sözler - Manisa 4. Asliye Ceza dan insan hakları ve Anayasa dersi - Telefon Ablukası ile Gazze Ablukası arasındaki on benzerlik RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar

Detaylı

14 Kasım 2014 Cuma. 1. OTURUM Oturum Başkanı: Doç. Dr. Seyhan AKISKA. YÖK Denetleme Kurulu Başkanı

14 Kasım 2014 Cuma. 1. OTURUM Oturum Başkanı: Doç. Dr. Seyhan AKISKA. YÖK Denetleme Kurulu Başkanı Onur Kurulu Prof. Dr. Reha Metin ALKAN Ziyatdin İsmihanoğlu KASSANOV Prof. Dr. İlyas DOĞAN Salim USLU Rektörü Dünya Ahıska Türkleri Birliği Başkanı YÖK Denetleme Kurulu Başkanı Dünya Ahıska Türkleri Birliği

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

16 Nisan 2010. Ekselans Barack Obama Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Washington D.C. ABD. Sayın Başkan,

16 Nisan 2010. Ekselans Barack Obama Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Washington D.C. ABD. Sayın Başkan, 16 Nisan 2010 Ekselans Barack Obama Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Washington D.C. ABD Ülkemizi ziyaretiniz sırasında 6 Nisan 2009 da TBMM de yaptığınız son derece etkileyici konuşmayla Türk halkının

Detaylı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) KURULUŞ RAPORLARI BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) Kuruluş adı Birleşmiş Milletler (BM) Kuruluş Tarihi 1945 Merkezi New York (ABD) Üye ülke sayısı 192 Genel Sekreter Ban Ki-mun Genel Bilgiler Dünya barışı ve sosyal

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE ÖZEL OKULLAR Murat YALÇIN > muratmetueds@yahoo.com Özel okul anlayışı, tüm dünyada olduğu gibi Avrupa Birliği ülkelerinde de farklı uygulamalar olmakla birlikte vardır ve yaygınlık

Detaylı

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr

SİVİL TOPLUM VE SU. Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği. skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM VE SU Serap KANTARLI Türkiye Tabiatını Koruma Derneği skantarli@ttkder.org.tr SİVİL TOPLUM Prof.Dr.Fuat KEYMAN a göre 21.yüzyıla damgasını vuracak en önemli kavramlardan biri "Dostluk, arkadaşlık

Detaylı

İZMİR BÖLGESİ ENERJİ FORUMU 31 Ekim 01 KASIM 2014

İZMİR BÖLGESİ ENERJİ FORUMU 31 Ekim 01 KASIM 2014 İZMİR BÖLGESİ ENERJİ FORUMU 31 Ekim 01 KASIM 2014 ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME SÜRECİNDE YAŞANAN HUKUKİ PROBLEMLER Av. Cem ALTIPARMAK İzmir Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

Yargıdaki skandallar Kollama-filmindeki Yiğit-in durumunu cazib hale getirmekte, Kurtlar Vadisi Pusu-daki Polat-ın durumuna özendirmektedir.

Yargıdaki skandallar Kollama-filmindeki Yiğit-in durumunu cazib hale getirmekte, Kurtlar Vadisi Pusu-daki Polat-ın durumuna özendirmektedir. YARGI İNTİHAR ETTİ *Sevr-le sınırları tesbit edilen Türkiye,Lozanla geleceği şekilleniyor,elleri kolları bağlanıyordu.şimdiki hukuk ise bunun kollarından biri..ahtapot gibi.. etti *Mailime gelen bir notta;

Detaylı

Türkiye ve Avrupa Birliği

Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkisi Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması'yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

HAYTAP Aciklamasi: Bakan Veysel Eroglu dogru soylemiyor, "STK" gorusleri umursanmadi... Son Güncelleme Cumartesi, 03 Kasım 2012 05:40

HAYTAP Aciklamasi: Bakan Veysel Eroglu dogru soylemiyor, STK gorusleri umursanmadi... Son Güncelleme Cumartesi, 03 Kasım 2012 05:40 Yasa degisiklik teklifine iliskin ACIKLAMADIR: Orman Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, kendi bakanlık burokratları tarafından hazırlanan yasa değişiklik teklifine ilişkin açıklamalarında "STK'lardan

Detaylı

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ 1. "Azerbaycan Milli Güvenlik Stratejisi Belgesi", Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından 23 Mayıs 2007 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

DİPLOMASİ AJANLARI DA DAHİL OLMAK ÜZERE ULUSLARARASI KORUNMAYA SAHİP KİŞİLERE KARŞI İŞLENEN SUÇLARIN ÖNLENMESİ VE CEZALANDIRILMASINA DAİR SÖZLEŞME 1

DİPLOMASİ AJANLARI DA DAHİL OLMAK ÜZERE ULUSLARARASI KORUNMAYA SAHİP KİŞİLERE KARŞI İŞLENEN SUÇLARIN ÖNLENMESİ VE CEZALANDIRILMASINA DAİR SÖZLEŞME 1 DİPLOMASİ AJANLARI DA DAHİL OLMAK ÜZERE ULUSLARARASI KORUNMAYA SAHİP KİŞİLERE KARŞI İŞLENEN SUÇLARIN ÖNLENMESİ VE CEZALANDIRILMASINA DAİR SÖZLEŞME 1 Bu Sözleşmeye taraf devletler, Birleşmiş Milletler Yasasının

Detaylı

09.01.2016 fatihtekinkaya@hotmail.com

09.01.2016 fatihtekinkaya@hotmail.com Fatih TEKİNKAYA Sosyal Bilgiler Öğretmeni ANAYASALARIMIZ Teşkilat-ı Esasi 1921 Anayasası 1924 Anayasası 1961 Anayasası 1982 Anayasası Türkiye Cumhuriyeti Anayasası MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu Sayın Başkan, Değerli Meclis Başkanları, Değerli Katılımcılar, Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nu sunmak

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti.

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti. ARAŞTIRMA RAPORU ÖZEL ARAŞTIRMA--AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE KRONOLOJİSİ 20/06/2005 1959 1963 1964 1966 1968 1970 1971 1972 1973 31 Temmuz: Türkiye, AET ye ortaklık için başvurdu. 11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi,

Detaylı

TÜRKSOY ÜYESİ ÜLKELER UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLARI İKİNCİ TOPLANTISI ÇALIŞMA RAPORU

TÜRKSOY ÜYESİ ÜLKELER UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLARI İKİNCİ TOPLANTISI ÇALIŞMA RAPORU TÜRKSOY ÜYESİ ÜLKELER UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLARI İKİNCİ TOPLANTISI ÇALIŞMA RAPORU (16 17 Eylül 2011, Kazan, Tataristan Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu) Tataristan Cumhuriyeti (RF) Kültür Bakanlığı ve Uluslararası

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG. COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG 13 Ekim 2009 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen

Detaylı

Kafkaslarda Barýþa Giden Yol Savaþtan mý Geçmeli?

Kafkaslarda Barýþa Giden Yol Savaþtan mý Geçmeli? Kafkaslarda Barýþa Giden Yol Savaþtan mý Geçmeli? Dr. Ali Asker (*) AGÝT Minsk Grubu = AGÝT Turizmi Son birkaç aydan beri Azerbaycan siyasi terminolojisine yeni bir terim dahil edilmiþtir: AGÝT Turizmi.

Detaylı

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve

40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve 04.10.2010 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Cumhurbaşkanı, Muhterem Konuklar, 40 yılı aşkın bir süre, önce öğrenci, sonra değişik unvanlarla öğretim elemanı ve yönetici olarak içinde yer aldığım Ankara

Detaylı