HÜCRE ZARINDAN MADDE TAŞINMASI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HÜCRE ZARINDAN MADDE TAŞINMASI"

Transkript

1 HÜCRE ZARINDAN MADDE TAŞINMASI Prokaryotlardan en karmaşık çok hücreli ökaryotlara kadar canlı sistemlerin hepsinde canlı organizma ve cansız ortam arasında madde alışverişi vardır. Suda eriyen moleküllerin taşınması, besin moleküllerinin hücre içine alınması, artık moleküllerin hücre dışına atılması, hücre içi iyon derişiminin (konsantrasyonunun) düzenlenmesi madde alışverişi ile sağlanır. Madde alışverişi hücre zarının bir işlevi olup, hücre zarı tarafından düzenlenir. Hücre ve çevresi arasında maddelerin geçişini kontrol eden hücre zarı gibi, mitokondri, kloroplast ve çekirdek gibi organelleri çevreleyen zarlar da hücre içi bölmeler (sitozol ve organel) arasında madde geçişini kontrol eder. Hücrede ve çevresini kuşatan ortamda en yaygın olarak su vardır. Bu yüzden hücre için önemli moleküller ve iyonlar su içinde çözünmüş halde bulunur. Su ve suda çözünmüş maddelerin hücreye alınışları organizmalar için hayati öneme sahiptir. Maddelerin zardan geçebilme yetenekleri zarın permeabilitesi (geçirgenliği) olarak tanımlanır. Hücre zarı madde taşınmasında seçici geçirgen rol oynar. Bazı maddeler kendiliğinden kolay bir şekilde veya başka moleküllerin yardımıyla hücre zarından geçerken, diğer bazı maddeler ise ne hücreye girebilir ne de hücreden çıkabilir; bu özellik nedeniyle, hücre zarının seçici geçirgen olduğu söylenir. Zarın bir maddeye karşı geçirgen olup olmaması birçok faktöre bağlıdır; bu faktörler arasında en önemlileri maddenin büyüklüğü, polaritesi ve elektriksel yüküdür. Oksijen, azot, nitrik oksit ve benzen gibi apolar ve su, karbon dioksit, gliserol, etil alkol, üre ve amonyak gibi az polarite gösteren ve yüksüz küçük moleküller hücre zarının çift tabakalı lipidinden kolayca geçer. Buna karşılık, hidrofilik özellikteki iyonların ve polar moleküllerin geçişi, zarın hidrofobik iç kısmı tarafından engellenir. Çok küçük bir polar molekül olan su bile çift katlı lipitten kolayca geçemez. Benzer şekilde sudan oldukça büyük olan glukoz ve diğer şekerler de zardan geçemez. Sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi yüklü bir atom ya da molekül (iyon) ile bunun çevresindeki su (hidrasyon) kabuğu da zarın hidrofobik tabakasına kolayca giremez. Çift tabakalı lipit, zarın seçici geçirgenliğinden kısmen sorumludur. Hücre zarı su da dahil olmak üzere iyonlara ve polar moleküllere karşı geçirgendir. Bu hidrofilik bileşikler taşıyıcı protein adı verilen bazı zar proteinleri tarafından, çift tabakalı lipit ile temas etmeden zarın bir tarafından diğerine taşınır. O halde, zarın seçici geçirgenliği hem fosfolipit tabakasının ayırt edici engeline, hem de zar içine yerleşmiş olan özgül taşıyıcı proteinlere bağlıdır. Enerji kullanıp kullanılmamasına bağlı olarak hücre zarından madde geçişi genellikle iki yolla gerçekleşir. Bu yollardan birisi pasif taşıma, diğeri ise aktif taşıma olarak isimlendirilir. Pasif taşımada bir maddenin hareketi, o maddenin derişim gradyantına (konsantrasyon gradienti) yani kimyasal potansiyeli farkına basit bir cevap olarak ortaya çıkar. Pasif taşıma sürecinde hücre tarafından enerji kullanımına gereksinim yoktur. Difüzyon, ozmoz ve kolaylaştırılmış difüzyon pasif taşıma süreçleridir. Diğer taraftan aktif taşıma ATP formundaki kimyasal enerjinin harcanmasına ihtiyaç gösterir. İyon halindeki atomlar veya moleküllerin taşıyıcı moleküller tarafından taşınması aktif taşıma süreciyle olur. Bir maddenin derişim gradyantına karşı taşınması ve bu nedenle de hücrenin kimyasal enerjisinin kullanılması bu sürecin özelliğidir. PASİF TAŞIMA SÜREÇLERİ Su ve Suda Çözünmüş Maddelerin Hareketi Suyun buz hali hariç tutulacak olursa, su sürekli olarak hareket halindedir. Karada nehirler ve derelerde, topraktan bitkilere ve oradan da atmosfere, kan dolaşımıyla insan vücudunda veya tek hücrelilerde hücre içine ve dışına doğru sürekli olarak taşınmaktadır. Hem canlılar hem de cansızlar aleminde su molekülleri potansiyel enerjideki farklılıklar nedeniyle bir yerden başka bir yere hareket eder. Bilindiği gibi potansiyel

2 enerji bir objenin durumu sebebiyle sahip olduğu enerjidir. Suyun potansiyel enerjisi su potansiyeli olarak tanımlanır. Su molekülleri su potansiyelinin daha yüksek olduğu yerden daha düşük olduğu yere hareket eder. Yerçekimi, basınç ve çözünmüş madde konsantrasyonu su potansiyelini belirleyen etmenlerdir. Akarsuların oluşturduğu şelalelerde yerçekiminin etkisiyle su yüksek bir yerden aşağıya doğru düşer. Tepedeki suyun potansiyel enerjisi daha yüksek, aşağıda ise daha düşüktür. Suyun şelalelerde aşağı düşmesi esnasında potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşür. Su potansiyelini değiştiren bir başka etmen basınçtır. Eğer bir damlalık su ile doldurulup daha sonra sıkılırsa su damlalığın ucundan dışarı çıkar. Tepedeki su gibi, bu su yüksek su potansiyeline sahiptir ve su potansiyelinin düşük olduğu yere akar. Çözeltilerde su potansiyeli çözünmüş parçacıkların konsantrasyonuyla değişir. Çözünmüş parçacıkların konsantrasyonu artarken su potansiyeli düşer. Bunun aksine çözünmüş parçacıkların konsantrasyonu azalırken su potansiyeli artar. Diğer etmenlerin (basınç, yerçekimi) yokluğunda bir çözeltideki su molekülleri, konsantrasyonun düşük olduğu yerden daha yüksek konsantrasyonlu bölgeye hareket eder. Bu durum canlı sistemler için çok büyük öneme sahiptir. Su ve suda çözünmüş maddelerin hareketinden kütle akımı ve difüzyon olmak üzere iki mekanizma sorumludur. Kütle Akımı Kütle akımı bir sıvının toptan hareketidir. Moleküller aynı yönde ve hep birlikte hareket eder. Örneğin su potansiyeline cevap olarak su, kütlesel olarak içindeki başka moleküllerle birlikte bir tepeden aşağıya doğru akar. Canlı sistemlerde kütle akımı, çok hücreli bir organizmanın bir kısmından başka bir kısmına su ve suda çözünmüş maddelerin birlikte taşınmasını sağlar. Örneğin kan, kalbin pompalanması sonucu yaratılan su potansiyelinin etkisiyle kan damarları içinde kütlesel olarak hareket eder. Sükroz ve diğer çözünmüş maddeler bitkinin yapraklarından bitkinin diğer kısımlarına kütle akımı ile hareket eder. Difüzyon Difüzyon iyi bilinen bir olaydır. Suda çözünmüş moleküller ve iyonlar rastgele sabit bir hareket halindedir. Bu rastgele hareket madde moleküllerinin daha yüksek olduğu bölgeden konsantrasyonun düşük olduğu bölgeye doğru hareketine sebep olur, bu süreç difüzyon olarak isimlendirilir. Difüzyonla yaratılan hareket bütün bölgelerde konsantrasyon eşit oluncaya kadar devam eder. Difüzyon sadece derişim gradyantını düşürmek için ortaya çıkar. Su dolu bir cam kabın bir köşesine birkaç damla boya konacak olursa, boya molekülleri yavaş bir şekilde su dolu kabın her tarafına yayılır. Bu olay su dolu kabın büyüklüğüne, sıcaklığına ve boya moleküllerinin çapına bağlı olarak bir saat veya daha uzun bir sürede gerçekleşebilir. Hareket, moleküllerin kinetik hareketlerinin bir sonucu olarak her yönde ortaya çıkar. Bir köşesine boya damlatılmış kapta iki derişim gradyantı vardır, birisi boya moleküllerinin gradyantı diğeri de su moleküllerinin gradyatıdır. Boya molekülleri gradyantı düşürmek için bir yönde, su molekülleri de gradyantı düşürmek için karşı yönde hareket eder. Her bir durumda da moleküller potansiyel enerjinin daha yüksek olduğu yerden potansiyel enerjinin daha az olduğu bölgeye hareket eder. Moleküller her tarafa eşit olarak yayıldığı zaman herhangi bir gradyant kalmaz; moleküllerin dinamik bir dengeye eriştiği söylenir. Difüzyonun temel özellikleri şunlardır: 1- Her bir iyon veya molekül diğerlerinden bağımsız olarak hareket eder. 2- Bu hareketler rastgele ortaya çıkar. Karbondioksit ve oksijen lipitlerde çözünür ve difüzyonla kolayca fosfolipit tabakadan geçebilir. Polar olmasına rağmen su molekülleri de fosfolipitlerin kendiliğinden hareketleri esnasında ortaya çıkan açıklıklardan difüzyonla geçebilir. Yeterince küçük olan diğer bazı moleküller de böyle açıklıklardan geçme yeteneğindedir. Kolaylaştırılmış Difüzyon Hücre tarafından kullanılan veya sentezlenen moleküller büyüklükleri veya polariteleri sebebiyle hücre zarından geçemez. Pek çok iyon da elektrik yükleri sebebiyle fosfolipit tabakanın hidrofobik iç kısmından geçme şansı bulamaz. Böyle maddelerin zardan geçişleri, zarı bir uçtan bir uca kat eden özel proteinler

3 (özelleşmiş transmembran proteinleri) yardımıyla olur. Bu taşıma süreci kolaylaştırılmış difüzyon olarak adlandırılır. Kolaylaştırılmış difüzyon basit difüzyona benzerdir: Moleküllerin net hareketi daima yüksek konsantrasyonlu bölgeden düşük konsantrasyonlu bölgeye doğrudur (Kimyasal veya elektrokimyasal gradyan yönündedir). Bu süreç derişim gradyantının potansiyel enerjisi ile yönetildiğinden, hücre tarafından enerji kullanılmasına gerek duyulmayan pasif bir olaydır. Bir taşıyıcı protein bir enzimin sahip olduğu özelliklerden çoğuna sahiptir. Enzimin substratına özgül olması gibi, taşıyıcı protein de taşıdığı çözünene özgüldür ve hatta enzimin aktif bölgesine benzer özgül bir bağlama bölgesi içerir. Enzimler gibi taşıyıcı proteinler de doygunluğa ulaşır. Hücre zarında her tip taşıyıcı protein molekülünden çok sayıda bulunur. Enzimlere benzer şekilde, taşıyıcı proteinler de normal "substrata" benzeyen moleküller tarafından inhibe edilir. Bütün bu benzerliklere karşılık, taşıyıcı proteinler genellikle kimyasal tepkimeleri katalizlemez. Bunların işlevi fiziksel bir süreci katalizlemektir ki bu süreç, zarın geçirgen olmadığı bir molekülü zardan aktarmaktır. Taşıyıcı proteinlerin birçoğu özel bir molekül ya da iyonun zardan geçmesine izin veren basit koridorlar (kanallar) oluşturur. Bu tip kanal proteinlerinin sağladığı hidrofilik koridor, su molekülleri ile küçük iyonların zarın bir tarafından diğer tarafına çok çabuk bir şekilde akmasına izin verir. Büyük miktarda suyun difüzyonu, akuaporin adı verilen ve su kanalı olarak iş gören proteinler tarafından sağlanır. Bazı kanal proteinleri, kapılı kanal gibidir, çünkü bu kanallar bir uyarı sonucunda kapı gibi açılır ya da kapanır. Bu uyarı elektriksel ya da kimyasal nitelikte olabilir. Elektriksel uyarıyla çalışan (açılıp kapanan) kanallara voltaj kapılı kanal denir. Kimyasal uyarı söz konusu ise kanal ligand kapılı kanal adını alır. Ligand kapılı kanallarda aktarılacak molekülden farklı bir bileşik (ligand), uyaran olarak davranır. Örneğin, bir sinir hücresinin nörotransmitter moleküller tarafından uyarılması, sodyum iyonlarının hücre içine girmesini sağlayan voltaj kapılı sodyum kanallarını açar. Taşıyıcı proteinlerin hepsi kanal proteini şeklinde değildir. Taşıyıcı, permeaz veya transportır adı verilen birçok taşıyıcı protein taşınacak moleküle bağlanıp, bir seri konformasyonel değişikliğe (biçim değişikliği) uğrar. Taşıyıcı proteinin uğradığı biçim değişikliği, taşınacak molekülün bağlandığı kısmın zarı kat edecek şekilde yer değiştirmesine yol açar; bu durum molekülün zardan taşınmasını sağlar. Biçim değişiklikleri, taşınan molekülün bağlanması ve serbest bırakılmasıyla tetiklenir. Genel olarak hücre zarında üç tip taşıyıcı protein, dolayısıyla üç farklı taşıma sistemi olduğu kabul edilir. En basit taşıma sistemi olan uniport sistemde, belirli iyon veya molekül zarın bir tarafından diğer tarafına aktarılır. Kotransport olarak bilinen sistemde taşıyıcı proteinlerin işlevi daha karmaşıktır: İki iyon ya da molekül ya aynı anda veya ardışık zamanda, aynı yönde veya farklı yönlerde zardan taşınır. Simport taşımada iki ayrı madde aynı yönde ve aynı zamanda zardan geçer. Antiport olarak bilinen kotransport taşıma şeklinde ise iki ayrı madde aynı anda veya ardışık olarak fakat karşıt yönde zardan taşınır. Taşıyıcı proteinlerin ya hatalı ya da tümüyle eksik olması bazı hastalıkların nedenidir. Örneğin, voltaj kapılı kalsiyum kanallarındaki bozukluklar epilepsi (sara), migren, felç ve kalıtsal gece körlüğünden sorumludur. Ozmoz Suyun canlı hayat için çok önemli olması nedeniyle, organizmaya girmesi ve çıkması veya organizma içinde bir yerden başka bir yere hareket etmesi ile ilgili olarak zarlardan geçişi daima aşırı ilgi çekmiştir. Ozmoz, difüzyonun özel bir durumudur: Su moleküllerinin zardan difüzyonu ozmoz olarak adlandırılır. Başka bir deyişle ozmoz suyun, su konsantrasyonunun daha yüksek olduğu bölgeden su konsantrasyonunun daha düşük olduğu bölgeye doğru bir zar içinden hareketidir. Hem su hem de çözünmüş maddeler yüksek konsantrasyonlu bölgeden düşük konsantrasyonlu bölgeye doğru kendi derişim gradyantlarını düşürmek için difüzyon eder. İki bölge bir zarla ayrıldığı zaman şekerler ve iyonlar gibi birçok çözünmüş madde zarlardan serbestçe geçemez, fakat su molekülleri lipit molekülleri arasından geçebilecek kadar küçük olduklarından zar içinden difüzyon edebilir. Bir çözeltide çözünmüş maddelerin konsantrasyonu çözeltinin ozmotik konsantrasyonunu belirler. Eğer iki çözelti eşit ozmotik konsantrasyona sahip değilse, daha yüksek konsantrasyonlu çözelti hiperozmotik (hipertonik) ve düşük konsantrasyonlu çözelti hipoozmotik (hipotonik) tir. (Hyper ve hypo sırasıyla "çok" ve

4 "az" anlamına gelir) İki çözeltinin ozmotik konsantrasyonları eşitse böyle çözeltilerin izoozmotik (izotonik) olduğu söylenir. (iso "aynı" demektir) Ozmozda su molekülleri hipotonik çözeltiden hipertonik çözeltiye doğru seçici geçirgen zar içinden difüzyon eder. Ozmozun yönü, sadece toplam çözünen konsantrasyonundaki farklılık tarafından belirlenir. Hipotonik çözelti çok değişik çözünenler içerse bile, suyun hareketi hipotonikten hipertonik çözeltiye doğrudur. Çok çeşitli çözünenler içeren deniz suyu, sadece şeker içeren çok derişik çözeltiye doğru su molekülleri kaybeder; çünkü deniz suyunun toplam çözünen derişimi daha düşüktür. Hücre zarı, hücrenin iç tarafında ve dış tarafında bulunan iki sulu çözeltiyi birbirinden ayırır. Bu zardan suyun difüzyonun yönü her iki taraftaki çözeltinin ozmotik konsantrasyonu tarafından belirlenir. Eğer hücrenin sitoplazması hücre dışındaki sıvıya göre hipotonikse, su hücrenin dışına difüzyon eder. Sitoplazma ve hücre dışındaki sıvının ozmotik konsantrasyonu eşit oluncaya kadar su kaybı devam eder ve bu durum hücrenin büzülmesine sebep olur. Hücrenin sitoplazması hücre dışındaki sıvıya göre hipertonik olursa, bu durumda su hücre içine difüzyon eder ve hücre şişer; hücre zarı üzerindeki sitoplazma basıncı (hidrostatik basınç) artar. Bakteri, mantar, bitki ve alglerin hücreleri kuvvetli hücre duvarları tarafından kuşatılmıştır, bu nedenle bu organizmaların hücreleri patlamaksızın yüksek iç basınca dayanabilir. Ancak hayvan hücreleri gibi, sert bir duvara sahip olmayan bir hücre, aşırı su alımını da, aşırı su kaybını da tolere edemez. Su dengesi ile ilgili bu sorun, bu tip bir hücrenin izotonik bir ortamda yaşamasıyla çözümlenir. Deniz suyu, denizde yaşayan omurgasızların ve tek hücrelilerin çoğuyla izotoniktir. Çoğu karasal hayvanın hücreleri, hücreyle izotonik olan hücre dışı sıvı içerisinde yer alır. Hipertonik ya da hipotonik ortamlarda yaşayan ve sert hücre duvarlarına sahip olmayan organizmalar su dengesini kontrol (ozmoregülasyon) etmek için özel adaptasyonlar geliştirmiştir. Örneğin tek hücreli olan Paramecium, hücre içine göre hipotonik olan tatlı sularda yaşar. Paramecium un hücre zarı suya karşı diğer birçok hücrenin zarından daha az geçirgendir, ama bu özellik suyun sadece girişini yavaşlatabilir. Paramecium aynı zamanda bir çift kontraktil (kasılgan) koful da içerir; bu organeller ozmozla hücre içine giren suyu, aynı hızla dışarı atan bir pompa gibi çalışır. Birçok deniz balığında vücut sıvısı, içinde bulundukları tuzlu suya göre hipotoniktir. Bu yüzden su ozmozla vücut dışına çıkma eğilimindedir. Balık deniz suyu içerek ve hücre içi madde konsantrasyonunu uygun seviyelerde tutmak için aşırı maddeleri (NaCl, Magnezyum sülfat ve kalsiyum iyonları) hücre dışına atarak ozmoregülasyonu sağlamaya çalışır. Turgor Bitki hücreleri kofullarınki yüksek konsantrasyonlu çözünmüş maddelerden dolayı içinde yaşadıkları çevreye göre hipertoniktir. Bu durum sonucu hücreye su girişi, hücre çeperleri üzerinde çok büyük bir hidrostatik basınç yaratır. Bu basınç, birçok otsu bitkiye sertlik kazandırır ve onların dik durmasını sağlar. Hücreye su girişi sonucu ortaya çıkan şişkinlik durumu turgor olarak, hücre çeperi üzerinde ortaya çıkan hidrostatik basınç da turgor basıncı olarak isimlendirilir. Bitkinin büyüme ve gelişmesi sırasında hücre içine ozmozla alınan suyun, hücre çeperleri üzerinde oluşturduğu hidrostatik basınç hücre çeperinin uzamasını sağlayan kuvveti oluşturur. (Farklılaşmış ve olgunlaşmış hücrelerde hücre çeperi genişleme yeteneğinde değildir.) Turgor, toprağın su konsantrasyonu bitki hücrelerindeki su konsantrasyonunda fazla olduğu sürece devam eder. Domates bitkisi sulanmayacak olursa turgorunu kaybeder. Toprakta suyun eksilmesiyle topraktaki su içinde çözünmüş madde konsantrasyonu artar, su konsantrasyonu düşer (hipertonik ortam). Bitki hücrelerindeki özellikle köklerdeki su potansiyeli topraktaki su potansiyeline göre daha büyük olduğu zaman ozmozla suyun hareketinin yönü değişir: Su bitkiden toprağa doğru taşınır. Başka bir deyişle, bitki solmaya başlar. Solma geri dönüşümlüdür; bitki sulanırsa yeniden turgor kazanır. Ancak hipertonik ortam devam ediyorsa, bitki hücresinin duvara sahip olmasının bir avantajı olmaz. Bu durumdaki bitki hücresi hayvan hücresinde olduğu gibi, su kaybeder ve büzülür. Büzülen hücrenin plazma zarı, duvardan ayrılır. Plazmoliz olarak adlandırılan bu olay, genellikle öldürücüdür. Bakteri ve mantarların duvar içeren hücreleri de hipertonik ortamlarda plazmolize uğrar.

5 AKTİF TAŞIMA SÜREÇLERİ Pasif taşıma süreçlerinde taşınan maddeler derişim gradyantını düşürecek şekilde hareket eder. Halbuki hücreler derişim gradyantını arttıracak şekilde de zarlardan maddeleri taşıyabilir. Bu süreç enerji kullanılmasına ihtiyaç gösterir ve bu yüzden aktif taşıma diye isimlendirilir. Kolaylaştırılmış difüzyonda olduğu gibi aktif taşımada da zarlara gömülü özel proteinler görev alır. Bu özel proteinler taşıyıcı proteindir; şekerler ve aminoasitler gibi basit moleküllere veya iyonlara bağlanır ve hücre dışı sıvıya göre daha yüksek konsantrasyonlarda sitoplazmada mevcut olan bir maddeyi hücreye taşır. Bunun tersi, hücre dışında bir maddenin konsantrasyonu yüksek olmasına rağmen hücreden o maddeyi hücre dışı sıvıya taşır. Örneğin aktif taşıma olmaksızın kan plazmasından glukoz molekülleri karaciğer hücrelerine alınamaz. Diğer hücresel işlerde olduğu gibi, aktif taşıma için gerekli enerjinin çoğu ATP'den sağlanır. ATP'nin aktif taşımaya güç sağlama yollarından birisi, ATP'nin ucundaki fosfat grubunun (terminal fosfat grubu) doğrudan doğruya taşıyıcı proteine aktarılmasıdır. Bu aktarım, proteinin konformasyon değiştirmesini tetikler ve böylece proteine bağlı haldeki çözünen zardan aktarılır. Birçok hayvan hücresinde hücre içinin ve hücre dışının iyon konsantrasyonları çok farklıdır. Örneğin bir hayvan hücresi, çevresinden daha yüksek derişimde potasyum iyonu içerdiği halde, sodyum iyonlarının hücre içi derişimi hücre dışındakinden çok daha azdır. Hücre bu gradyantı, iyon pompası adı verilen taşıyıcı proteinler ile sağlar ve daima sabit tutar. Sodyum-potasyum pompaları, proton pompaları ve kalsiyum pompaları aktif taşımada iş gören ve canlılarda en yaygın bulunan taşıyıcı proteinlerdir. Bu pompalar aynı zamanda ATP yi ADP ye hidrolizleyen ATPaz dır; kendilerine özgü iyonları taşımaları için ATP enerjisi gerekir. Sodyum-potasyum pompaları hücre zarından sodyum (Na + ) ve potasyum (K + ) değiş tokuşu yapar. Sitoplazmadan hücre dışına üç tane sodyum iyonu pompalarken, hücre dışından da iki tane potasyum iyonunu sitoplazmaya taşır. Sonuçta, hücre içindeki Na + konsantrasyonun düşmesi hücre içini negatif, hücre dışındaki Na + konsantrasyonun artması hücre dışını pozitif yapar. Bu şekilde ortaya çıkan zar potansiyeli (hücre zarının iki yüzü arasındaki voltaj) katyonların (+ yüklü iyonlar) hücre içerisine, anyonların ( yüklü iyonlar) ise hücre dışına doğru pasif taşınmasını sağlar. (Zarın iki yüzeyi arasında voltaj oluşturan taşıyıcı protein elektrogenik pompa olarak adlandırılır. O halde, sodyum-potasyum pompası bir elektrogenik pompadır.) Sodyum-potasyum pompası (Na + /K + ATPaz) bir saniyede 100 ATP yi hidrolizleyebilir. Bir hayvan hücresinde enerjinin 1/3 ü Na + -K + pompasının çalışması için harcanır. Proton pompaları hücre dışına proton pompalayarak, zarın iki tarafı arasında proton gradyantı yaratır. Proton pompaları lizozom içindeki düşük ph den de sorumludur. Lizozom zarındaki proton pompaları sitoplazmadan lizozom içine proton pompalayıp, lizozomal enzimlerin aktif olduğu ph seviyesinin elde edilmesine olanak sağlar. Hücre içi kalsiyum (Ca ++ ) seviyesi 10 7 de, hücre dışı ise 10 3 de tutulmalıdır. Çok küçük Ca ++ sızıntısı bile hücrede bir sinyal oluşturur ve hücre aktivitesini değiştirir. Bu nedenle, örneğin kas hücrelerinde sarkoplazmik retikulumun (kas hücresindeki DER) zarındaki kalsiyum pompaları (Ca ATPaz) sitoplazmadaki Ca ++ ları sarkoplazmik retikulum lümenine pompalayarak bu dengeyi sağlar. Sarkoplazmik retikulum zarındaki proteinlerin %90 ı kalsiyum pompasıdır. İyon pompaları ve kotransport taşıma sistemi birlikte çalışır. Bu işbirliği sekonder aktif taşıma olarak tanımlanır. Bitkiler, bakteriler ve funguslar proton pompaları tarafından oluşturulan hidrojen iyon gradyantını kullanarak amino asitleri, şekerleri ve diğer besinleri simport taşıma ile hücre içine alabilir. Bitkilerde fotosentez ile oluşturulan sükrozun bitkinin vasküler dokusu aracılığı ile kök gibi fotosentetik olmayan organlara dağıtılması sükroz-h + simport taşıma mekanizması ile sağlanır. İnsan ve diğer memelilerde böbrek ve bağırsak epitel hücrelerinde glukoz ve amino asit taşınması sekonder aktif taşımaya örnektir. Sindirim sonucu açığa çıkan glukoz, Na + ile birlikte taşıyıcı proteine bağlanır ve bağırsak epitel

6 hücresinin içine girer. Böbreklerde kandan süzülen glukoz ve amino asitlerin tübül epitel hücrelerince idrardan tekrar geri alınması, bunların Na + ile birlikte taşınmasıyla mümkün olur. Sekonder aktif taşımada görevli taşıyıcı proteinlerin hatalı oluşu veya tamamen olmayışı bazı hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur. İnsanlarda görülen sistinüri böyle hastalıklara örnektir. Bu kalıtsal hastalıkta böbrek hücrelerinin zarında sistein ve diğer amino asitleri (lizin, arjinin ve ornitin) taşıyan protein yoktur. Böbrek hücreleri normalde bu amino asitleri idrardan geri emer ve kana verir. Ancak sistinüri hastalarında, geri emilemediği için böbreklerde birikerek kristalleşen amino asitler ağrı verici böbrek taşlarının ortaya çıkmasına neden olur. Hücrelerde, antiport taşıma sistemi ile çalışarak hücre içi ph yi düzenleyen iki zar proteini vardır. Bunlar Na + -H + değiştiricisi ve Na + destekli Cl -HCO 3 değiştiricisidir. Na + -H + değiştiricisi Na + u içeri, H + i dışarı pompalar. Na + destekli Cl -HCO 3 değiştiricisi Na + ve HCO 3 ı hücre içine, H + ve Cl u hücre dışına verir. Böylece NaHCO 3 hücre içine, HCl hücre dışına çıkmış olur ve hücrenin asiditesi azalır. Endositoz Hücrelerin yakıt olarak kullandıkları maddeler fosfolipit tabakanın meydana getirdiği hidrofobik engelden geçemeyen büyük polar moleküllerdir. Böyle moleküllerin hücreye alınma şekli endositoz olarak adlandırılır. Bu süreç pek çok tek hücreli ökaryot tarafından beslenme amacıyla kullanılır. Tek hücrelinin hücre zarı dışarıya doğru genişler ve besin parçacıklarını kuşatır. Oluşan besin kofulu (endozom) lizozom ile birleşir ve sekonder koful oluşur. Lizozom sindirim enzimlerini içerir. Sindirimden sonra yararlı moleküller koful zarından sitoplazmaya geçer. Diğer kısımlar ise eksositoz ile atılır. Fagositoz, pinositoz ve reseptörün aracılık ettiği (reseptör aracılı, reseptörle gerçekleşen) endositoz olmak üzere üç farklı tip endositoz vardır. Eğer hücrenin aldığı materyal bir mikroorganizma veya ölü hücreler gibi büyük bir parçacık ise olay fagositoz (hücrenin yemesi) olarak isimlendirilir. Fagositozda psödopodlar (yalancı ayaklar) (aktin filamentlerce oluşturulur) hücre yüzeyinden dışarı uzanır, sindirilecek büyük parçacık sarılır ve zarla çevrili bir kese şeklinde paketlenerek hücre içine alınır. Oluşan koful (endozom) fagozom olarak isimlendirilir; fagozom hücre içine alınan materyalin büyüklüğüne göre 250 nm den büyük olabilir. Fagozomun hidrolitik enzimler içeren bir lizozom (primer lizozom) ile kaynaşmasıyla (sekonder lizozom) parçacık sindirilir. Fagositoz sadece özel hücreler olan fagositler tarafından yapılır. İnsan vücudundaki en yaygın fagositler nötrofiller, makrofajlar ve dendritik hücrelerdir (Dendritik hücreler hücre yüzeylerinde, sinir hücrelerinin kısa uzantıları olan dendritlere benzeyen uzantılar içerdiğinden bu adı almıştır; deri, akciğer, mide ve bağırsakta bulunan fagositlerdir.). makrofajlar günde den fazla yaşlanmış alyuvarı fagosite ederek parçalar. Hücrenin endositozla aldığı madde sıvı ise bu endositoz şekli pinositoz (hücrenin içmesi) olarak isimlendirilir. Pinositozda, çözünenleri içeren hücre dışı sıvı, hücre yüzeyine temas eder. Bu temas noktasında hücre zarı bir cep şeklinde çöker, cep derinleştikçe zardan kopar ve daha önce hücre dışında bulunan çözünmüş materyali içeren bir vezikül oluşturur. Bu veziküle pinozom veya pinositik vezikül (kesecik) adı verilir. Pinositik vezikülün çapı 100 nm den küçükse bu pinositoz mikropinositoz, µm ( nm) çapında ise makropinositoz olarak isimlendirilir. Daha çok hayvan hücreleri arasında yaygın olmakla beraber, ökaryotik hücrelerin çoğu pinositoz yapar. Örneğin, memelilerin yumurta hücresi kendisini çevreleyen hücrelerin salgıladığı besinleri pinositozla alarak beslenir. Reseptör aracılı endositoz çok özgüldür. Bu endositoz şekli hücrenin özgül bileşikleri büyük miktarlarda alabilmesine olanak verir. Reseptör aracılı endositozla hücre içine alınacak maddenin önce, hücre zarındaki kendisine özgü reseptörüne bağlanması gerekir. Reseptöre bağlandıktan sonra, diğer reseptörler ve hücre içine alınmak için bunlara bağlanmış maddeler bir araya toplanır. (Böylece hücre içine alınacak maddenin bir seferde konsantre bir şekilde alınması sağlanmış olur) Toplanılan bu bölgede hücre zarında kaplı (örtülü) çukur adı verilen çöküntüler oluşur. Örtülü çukurların sitoplazmik tarafları, reseptörleri bir araya getiren protein tabakası ile döşenmiştir. Bu protein tabakasının yardımı ile çukur derinleşir ve hücre zarından koparak endozomu (vezikül) oluşturur. Hücre içine alınan madde metabolize edilmek üzere vezikülden serbest bırakıldığında, reseptörler plazma zarına geri döner.

7 Hayvan hücrelerinde kolesterolün hücre içine alınışı reseptör aracılı endositozla olur. Örneğin, insan hücreleri zar sentezinde ve diğer steroitlerin sentezinde kullanacakları kolesterolü, bu yolla hücre içine alır. Kolesterol kanda düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDLs) adı verilen parçacıklar halinde taşınır (lipoproteinler, lipit ve proteinden oluşan komplekslerdir). Bu parçacıklar, hücre zarı üzerindeki LDL reseptörlerine bağlanır ve daha sonra endositoz ile hücre içine alınır. İnsanlarda görülen ve kalıtsal bir hastalık olan ailesel hiperkolesterolemi de, kandaki kolesterol düzeyi çok yüksektir. Bu hastalarda LDL reseptör proteinleri hatalı olduğu için, LDL parçacıkları hücre içine giremez. Kolesterol kanda birikir ve erken yaşta ateroskleroza (damar sertliği; kan damarlarının iç çeperinde yağ birikmesi) neden olur. Ekzositoz Endositozun tersi bir şekilde, veziküllerden hücre dışına madde bırakılması olayı ekzositoz olarak adlandırılır. Hayvan hücrelerinde bazı hormonlar, sindirim enzimleri, nörotransmitterler ve diğer bazı maddelerin salınması ekzositozla olur. Salınacak madde endoplazmik retikulum ve Golgi aygıtında sentezlenir, Golgi aygıtından tomurcuklanan ve salınacak maddeyi içeren taşıyıcı vezikül hücre iskeletinin mikrotübülleri boyunca hareket ederek hücre zarına ulaşır. Vezikül zarı ile plazma zarı birbirlerine dokunduğu zaman her iki zarın lipit molekülleri yeniden düzenlenir ve iki zar kaynaşır. Daha sonra vezikülün içerisindeki salgı hücre dışına dökülür. Örneğin, pankreasın belirli hücreleri insülin hormonu üretir ve bunu ekzositoz ile kana salgılar. Buna ait bir başka örnek nöron yani sinir hücresidir. Nöron diğer nöronları ya da kas hücrelerini uyaran kimyasal habercileri salmak için, ekzositozu kullanır. Alg ve bitki hücrelerinde ekzositoz hücre duvarının yapımında gereksinim duyulan maddelerin hücre zarından geçmesinin en önemli yoludur. Protozoonlarda kontraktil kofullarla boşaltım ekzositoz şeklindedir. Birçok ökaryotik hücrede endositoz ve ekzositoz belirli ölçüde sürekli olarak meydana gelir. Endositoz hızı hücre tipinden hücre tipine değişir. Bir makrofaj bir dakikada hücre zarının %3 ünü (yarım saatte hemen hemen tamamını) endositozla kaybeder. Bazı akyuvar tipleri saatte hacminin %75 i kadar madde sindirebilir. Buna rağmen bu hücrelerde hücre yüzey alanı ve hacmi değişmez, hücre aynı büyüklükte kalır; çünkü ekzositozla gerçekleşen zar ilavesi endositozla kaybedilen zarın yerini doldurur. Bu sürece endositozekzositoz döngüsü denir. Endositoz ve ekzositoz sadece çeşitli bileşiklerin hücre ile onun çevresi arasında taşınmasını sağlamaz; aynı zamanda, hücre zarının yenilenmesi ya da yeniden şekillenmesi için bir mekanizma da sağlar.

HÜCRE ZARINDAN MADDE TAŞINMASI

HÜCRE ZARINDAN MADDE TAŞINMASI HÜCRE ZARINDAN MADDE TAŞINMASI Prokaryotlardan en karmaşık çok hücreli ökaryotlara kadar canlı sistemlerin hepsinde canlı organizma ve cansız ortam arasında madde alışverişi vardır. Hücresel seviyede madde

Detaylı

ÜNİTE 5:HÜCRE ZARI VE MADDE GEÇİŞMESİ

ÜNİTE 5:HÜCRE ZARI VE MADDE GEÇİŞMESİ ÜNİTE 5:HÜCRE ZARI VE MADDE GEÇİŞMESİ Anahtar kavramlar 5.1.Hücre zarları sıvı haldedir ve yağ ile protein moleküllerinden meydana gelmişlerdir. 5.2.Hücre zarlarının birbirlerini tanımasında karbonhidrat

Detaylı

HÜCRE ZARINDA TAŞINIM

HÜCRE ZARINDA TAŞINIM HÜCRE ZARINDA TAŞINIM Yrd. Doç. Dr. Aslı AYKAÇ YDÜ TIP FAKÜLTESİ BİYOFİZİK AD Küçük moleküllerin zardan geçişi Lipid çift tabaka Polar moleküller için geçirgen olmayan bir bariyerdir Hücre içindeki suda

Detaylı

madde2 Transport protein Transport protein

madde2 Transport protein Transport protein Terimler Uniport taşınma Hücre zarına yerleşmiş bir transport proteinin tek bir maddeyi tek yönde taşıması. Taşınan maddeye göre pasif veya aktif olarak gerçekleşir madde Transport protein Simport taşınma

Detaylı

ZAR YAPISI VE İŞLEVİ

ZAR YAPISI VE İŞLEVİ ZAR YAPISI VE İŞLEVİ Zar yapısı Karbohidratlar, lipitler ve proteinler zarların temel bileşenleridir. Zarlarda en bol bulunan lipitler fosfolipitlerdir. Fosfolipitler, amfipatik moleküllerdir. Zardaki

Detaylı

HÜCRE ZAR SİSTEMLERİ. Yüzey (plazma) zarı: Tüm hücrelerde var. İç zar: Ökaryotik hücrelerde var.

HÜCRE ZAR SİSTEMLERİ. Yüzey (plazma) zarı: Tüm hücrelerde var. İç zar: Ökaryotik hücrelerde var. HÜCRE ZAR SİSTEMLERİ Yüzey (plazma) zarı: Tüm hücrelerde var. İç zar: Ökaryotik hücrelerde var. HÜCRE ZARININ GÖREVLERİ Hücre içini çevresinden ayırır Hücrenin iç bölümlerini belirler Proteinlere bağlı

Detaylı

Hücre canlının en küçük yapı birimidir.

Hücre canlının en küçük yapı birimidir. Hücre canlının en küçük yapı birimidir. Bitkilerde bulunan hücredir.bu hücrelerde hücre duvarı bulunduğundan hayvan hücresinden ayrılır. Hücre duvarı vardır. Kofulu büyük ve az sayıdadır. Şekli dikdörtgen

Detaylı

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir.

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop:  Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir. Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Gözümüzle göremediğimiz çok küçük birimleri (canlıları, nesneleri vs ) incelememize yarayan alete mikroskop denir. Mikroskobu ilk olarak bir kumaş satıcısı

Detaylı

www.benimdershanem.esy.es BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS HÜCRE

www.benimdershanem.esy.es BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS HÜCRE www.benimdershanem.esy.es Bilgi paylaştıkça çoğalır. BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS HÜCRE HÜCRE Hücre ya da göze, bir canlının yapısal ve işlevsel özellikler gösterebilen en küçük birimidir. Atomların molekülleri,

Detaylı

MBG 112 GENEL BİYOLOJİ II BİTKİLERDE TAŞIMA SİSTEMİ. Doç. Dr. Yelda ÖZDEN ÇİFTÇİ BİTKİLERDE TAŞINIM MEKANİZMALARI

MBG 112 GENEL BİYOLOJİ II BİTKİLERDE TAŞIMA SİSTEMİ. Doç. Dr. Yelda ÖZDEN ÇİFTÇİ BİTKİLERDE TAŞINIM MEKANİZMALARI MBG 112 GENEL BİYOLOJİ II BİTKİLERDE TAŞIMA SİSTEMİ Doç. Dr. Yelda ÖZDEN ÇİFTÇİ BİTKİLERDE TAŞINIM MEKANİZMALARI Tek tek hücreler ile su ve mineral alınımı Kök hücrelerinin topraktan su ve mineral alması

Detaylı

HÜCRE FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ

HÜCRE FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ HÜCRE FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ 1 2 HÜCRELERİN GENEL ÖZELLİKLEİ Hücreler hem morfolojik (şekilsel) hem de metabolik olarak çok büyük farklılıklar gösterirler. E.coli isimli bakteri 1µm (µm=mikrometre=

Detaylı

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır.

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır. CANLILARDA ENERJİ Besinlerin Enerjiye Dönüşümü Besin öğeleri: Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler, mineraller Besin maddelerindeki bu öğelerin vücut tarafından kullanılabilmesi için sindirilmesi

Detaylı

CANLILIĞIN TEMEL BİRİMİ HÜCRE CANLILARIN ÇEŞİTLİLİĞİ VE SINIFLANDIRILMASI BÖLÜM 1 HÜCRE ZARI VE MADDE GEÇİŞİ...89

CANLILIĞIN TEMEL BİRİMİ HÜCRE CANLILARIN ÇEŞİTLİLİĞİ VE SINIFLANDIRILMASI BÖLÜM 1 HÜCRE ZARI VE MADDE GEÇİŞİ...89 2 CANLILAR CANLILIĞIN TEMEL BİRİMİ HÜCRE DÜNYASI Sayfa No CANLILARIN ÇEŞİTLİLİĞİ VE SINIFLANDIRILMASI Sayfa No BÖLÜM 1 HÜCRE ZARI VE MADDE GEÇİŞİ...............89 Hücre Zarından Madde Geçişleri..........89

Detaylı

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ CEVAP 1: (TOPLAM 9 PUAN) 1.1: Eğer terleme ve su emilimi arasındaki ilişkide ortam sıcaklığının etkisini öğrenmek istiyorsa; deneyi aynı sayıda yaprağa sahip aynı tür

Detaylı

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. METABOLİZMA ve ENZİMLER METABOLİZMA Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir. A. ÖZÜMLEME (ANABOLİZMA) Metabolizmanın yapım reaksiyonlarıdır. Bu tür olaylara

Detaylı

A) 1 250 B) 5 000 C) 10 000 D) 8 000. A) Yalnız I. B) I, II C) I, III D) I, II, III

A) 1 250 B) 5 000 C) 10 000 D) 8 000. A) Yalnız I. B) I, II C) I, III D) I, II, III 1) Bir gemiden deniz dibine gönderilen sesin yankısı 8 saniye sonra duyulmaktadır. Sesin sudaki hızının saniyede 1250 m olduğu bilindiğine göre denizin derinliği kaç metredir? A) 1 250 B) 5 000 C) 10 000

Detaylı

Solunum, genel anlamda canlı organizmada gaz değişimini ifade etmek için kullanılır.

Solunum, genel anlamda canlı organizmada gaz değişimini ifade etmek için kullanılır. SOLUNUM SİSTEMLERİ Solunum, genel anlamda canlı organizmada gaz değişimini ifade etmek için kullanılır. 1. Dış Solunum Solunum organlarıyla dış ortamdan hava alınması ve verilmesi, yani soluk alıp vermeye

Detaylı

SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU

SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU Suyun polaritesinin etkileri Su molekülünün polar olması hidrojen bağlarının oluşmasına neden olur. 2 Su molekülü Oldukça basit yapılıdır. Tekli bağla bağlı olup

Detaylı

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H 2.Radyoaktif izotoplar biyologları için önemlidir? Aşağıda radyoakif maddelerin kullanıldığı alanlar sıralanmıştır.bunlarla

Detaylı

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları Doç. Dr. Ahmet Özaydın Nükleus (çekirdek) ökaryotlar ile prokaryotları ayıran temel özelliktir. Çekirdek hem genetik bilginin deposu hem de kontrol merkezidir.

Detaylı

1. B HÜCRELER N YAPISI... 1 2. ENZ MLER VE LEVLER ... 19

1. B HÜCRELER N YAPISI... 1 2. ENZ MLER VE LEVLER ... 19 İÇİNDEKİLER 1. BİTKİ HÜCRELERİNİN YAPISI... 1 1.1. BİTKİ HÜCRELERİ VE YAPISI... 1 1.1.1. Meristematik Bitki Hücresi... 2 1.1.2. Olgun Bitki Hücresi... 3 1.1.3. Odunsu Bitki Hücresi... 4 1.1.4. Otsu Bitki

Detaylı

Hücrenin Membrane Potansiyeli. Aslı AYKAÇ, PhD

Hücrenin Membrane Potansiyeli. Aslı AYKAÇ, PhD Hücrenin Membrane Potansiyeli Aslı AYKAÇ, PhD Çoğu hayvan hücresi membranının içi ve dışı arasında elektriksel potansiyel bir fark vardır... Dinlenim halinde oldukları zaman bile Dinlenim potansiyeli «resting

Detaylı

2. Kanun- Enerji dönüşümü sırasında bir miktar kullanılabilir kullanılamayan enerji ısı olarak kaybolur.

2. Kanun- Enerji dönüşümü sırasında bir miktar kullanılabilir kullanılamayan enerji ısı olarak kaybolur. Enerji Dönüşümleri Enerji Enerji; bir maddeyi taşıma veya değiştirme kapasitesi anlamına gelir. Enerji : Enerji bir formdan diğerine dönüştürülebilir. Kimyasal enerji ;moleküllerinin kimyasal bağlarının

Detaylı

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Outline (İzlence) 1. Hafta Biyokimya Nedir? Organizmadaki Organik Bileşiklerin Yapısı. 2. Hafta Enerji Sistemleri 3. Hafta

Detaylı

CANLILAR DÜNYASI. Sayfa No

CANLILAR DÜNYASI. Sayfa No 2 CANLILAR DÜNYASI Sayfa No CANLILIĞIN TEMEL BİRİMİ HÜCRE...................... 135 Hücre Zarı ve Madde Geçişi...... 135 Hücre...................... 135 Hücrenin Keşfi ve Hücre Teorisi.. 135 Hücre Yapısı................

Detaylı

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ Besin Zincirindeki Enerji Akışı Madde Döngüleri Enerji Kaynakları ve Geri Dönüşüm Hazırlayan; Arif Özgür ÜLGER Besin Zincirindeki Enerji Akışı Bütün canlılar yaşamlarını devam

Detaylı

00220 Gıda Biyokimyası

00220 Gıda Biyokimyası 00220 Gıda Biyokimyası Hazırlayan: Doç.Gökhan DURMAZ 00220 Gıda Biyokimyası-Şubat 2013 1 Bu notların hazırlanmasında aşağıdaki eserlerden yararlanılmıştır; Biyokimya, Engin Gözükara, Nobel Tip Kitabevi,

Detaylı

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- 1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.- Biyokimya sözcüğü biyolojik kimya (=yaşam kimyası) teriminin kısaltılmış şeklidir. Daha eskilerde, fizyolojik kimya terimi kullanılmıştır. Gerçekten de Biyokimya

Detaylı

GAZİ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ FİZİK ÖĞRETMENLİĞİ

GAZİ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ FİZİK ÖĞRETMENLİĞİ GAZİ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ FİZİK ÖĞRETMENLİĞİ DUYGU HARİKA AYDIN 020557004 duyguharika@yahoo.com dharika@mynet.com DANIŞMAN Dr. MUSTAFA KARADAĞ BİYOFİZİK AKTİF SODYUM POTASYUM POMPASI VE HÜCRE

Detaylı

SİNİR HÜCRELERİ. taşınması çevresel sinir sistemi tarafından meydana getirilen sinir hücreleri tarafından gerçekleştirilir.

SİNİR HÜCRELERİ. taşınması çevresel sinir sistemi tarafından meydana getirilen sinir hücreleri tarafından gerçekleştirilir. SİNİR HÜCRELERİ Sinir hücreleri nöron adını alır.hayvanlarda değişik görevler üstlenen nöronlar örneğin deniz anemonunda bir sinirsel ağ oluşturmuştur.tentaküllerin hareketi bu sinir ağı tarafından kontrol

Detaylı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı KAS FİZYOLOJİSİ. Düz Kas. Dr. Sinan CANAN sinancanan@gmail.com www.sinancanan.

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı KAS FİZYOLOJİSİ. Düz Kas. Dr. Sinan CANAN sinancanan@gmail.com www.sinancanan. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı KAS FİZYOLOJİSİ İ İ İ Düz Kas Dr. Sinan CANAN sinancanan@gmail.com www.sinancanan.net net Düz Kas Kalp kası İskelet kl kası Düz kas Düz Kas Düz

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III 1: DİYABET...1 Diabetes insipedius...2 Diabetes mellitus...2 Diyabetin Etkileri...3 Belirtiler...4 Nedenler...4 Tedavi...4 Bitkilerin Rolü...5 Tıbbi Faydaları...6 2: KARACİĞER

Detaylı

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın

İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın İ. Ü İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Filiz Aydın Hücre iletişimi Tüm canlılar bulundukları çevreden sinyal alırlar ve yanıt verirler Bakteriler glukoz ve amino asit gibi besinlerin

Detaylı

SİTOPLAZMA VE ORGANELLER

SİTOPLAZMA VE ORGANELLER SİTOPLAZMA VE ORGANELLER Sitoplazma, hücre iskeleti, organeller ve bunların içinde yer aldığı koyu kıvamlı sıvı kısımdan ( sitozol, sitoplazma) oluşur. ORGANELLER 1. Mitokondri 2. Plastitler 3. Ribozom

Detaylı

skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça

skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça skelet sistemi tek ba ına vücudu hareket ettiremez. Herhangi bir hareket için gerekli kuvvet kaslar tarafından sa lanır. Kas dokusu vücutta oldukça fazla bulunur. Sadece iskelet kasları toplam a ırlı ın

Detaylı

Yağ Asitlerinin Metabolizması- I Yağ Asitlerinin Yıkılması (Oksidasyonu)

Yağ Asitlerinin Metabolizması- I Yağ Asitlerinin Yıkılması (Oksidasyonu) Yağ Asitlerinin Metabolizması- I Yağ Asitlerinin Yıkılması (Oksidasyonu) Yrd. Doç. Dr. Bekir Engin Eser Zirve Üniversitesi EBN Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya A.B.D. Yağ Asitleri Uzun karbon zincirine sahip

Detaylı

Ayxmaz/biyoloji Homeostasi

Ayxmaz/biyoloji Homeostasi Homeostasi - Değişen dış koşullara rağmen nispeten sabit bir iç fizyolojik ortamı sürdürme sürecidir. -Böylece vücut organlarının, normal sınırlarda verimli bir şekilde çalışması sağlanır. İki ana kontrol

Detaylı

Hücrede Madde Alışverişi

Hücrede Madde Alışverişi Hücrede Madde Alışverişi Basit difüzyon Hücre Zarından Madde Geçişleri Küçük moleküllerin geçişi Glikoz, Karbondioksit, Oksijen, Vitamin, Su, Amonyak, Aminoasit, Yağ asidi, Mineral, Gliserol Pasif taşıma

Detaylı

-...sentezlenemezse; - ortamda... birikir. - ortamda... oluşmadığından

-...sentezlenemezse; - ortamda... birikir. - ortamda... oluşmadığından 2014 2015 MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 9. SINIF BİYOLOJİ DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI Ödevin Veriliş Tarihi:12.06.2015 Ödevin Teslim Tarihi: 21.09.2015 1.Aşağıda verilen özelliklerden hangisi canlılarda

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı. İlhan Onaran

Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı. İlhan Onaran Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı İlhan Onaran Doku organisazyonu: Hücrelerin bağlanması 1- Hücre-matriks bağlantıları: ekstraselüler matriks tarafından hücrelerin bir arada tutulması 2- Hücre-hücre

Detaylı

ELEMENT VE BİLEŞİKLER

ELEMENT VE BİLEŞİKLER ELEMENT VE BİLEŞİKLER 1- Elementler ve Elementlerin Özellikleri: a) Elementler: Aynı cins atomlardan oluşan, fiziksel ya da kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere

Detaylı

ÇÖZÜNME ve ÇÖZÜNÜRLÜK

ÇÖZÜNME ve ÇÖZÜNÜRLÜK ÇÖZÜNME ve ÇÖZÜNÜRLÜK Prof. Dr. Mustafa DEMİR M.DEMİR 05-ÇÖZÜNME VE ÇÖZÜNÜRLÜK 1 Çözünme Olayı Analitik kimyada çözücü olarak genellikle su kullanılır. Su molekülleri, bir oksijen atomuna bağlı iki hidrojen

Detaylı

EVDE KİMYA SABUN. Yağ asitlerinin Na ve ya K tuzuna sabun denir. Çok eski çağlardan beri kullanılan en önemli temizlik maddeleridir.

EVDE KİMYA SABUN. Yağ asitlerinin Na ve ya K tuzuna sabun denir. Çok eski çağlardan beri kullanılan en önemli temizlik maddeleridir. EVDE KİMYA SABUN Yağ asitlerinin Na ve ya K tuzuna sabun denir. Çok eski çağlardan beri kullanılan en önemli temizlik maddeleridir. CH 3(CH 2) 16 COONa: Sodyum stearat (Beyaz Sabun) CH 3(CH 2) 16 COOK:

Detaylı

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ BİYOLOJİ

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ BİYOLOJİ YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ BİYOLOJİ SORU 1: A türüne ait bir bitki (Yaprakları koparılmış) B türüne ait bir bitki (Yapraklı) cam fanus cam fanus su su Ortam sıcaklığı 10 C Ortam sıcaklığı 25 C Bir araştırmacı,

Detaylı

2+ 2- Mg SO 4. (NH 4 ) 2 SO 4 (amonyum sülfat) bileşiğini katyon ve anyonlara ayıralım.

2+ 2- Mg SO 4. (NH 4 ) 2 SO 4 (amonyum sülfat) bileşiğini katyon ve anyonlara ayıralım. KONU: Kimyasal Tepkimeler Dersin Adı Dersin Konusu İYONİK BİLEŞİKLERİN FORMÜLLERİNİN YAZILMASI İyonik bağlı bileşiklerin formüllerini yazmak için atomların yüklerini bilmek gerekir. Bunu da daha önceki

Detaylı

FOTOSENTEZ C 6 H 12 O 6 + 6 O 2. Fotosentez yapan canlılar: - Bitkiler - Mavi yeşil algler - Bazı bakteriler - Bazı protistalar. Glikoz IŞIK KLOROFİL

FOTOSENTEZ C 6 H 12 O 6 + 6 O 2. Fotosentez yapan canlılar: - Bitkiler - Mavi yeşil algler - Bazı bakteriler - Bazı protistalar. Glikoz IŞIK KLOROFİL Fotosentez FOTOSENTEZ Işık enerjisinin kullanılarak organik bileşiklerin üretilmesidir. Yeşil yapraklı bitkilerin inorganik maddelerden (H 2 O, CO 2 ), ışık enerjisi ve klorofil yardımı ile organik besin

Detaylı

9. Sınıf Biyoloji Öğrenci Çalışma Kitabı

9. Sınıf Biyoloji Öğrenci Çalışma Kitabı 9. Sınıf Biyoloji Öğrenci Çalışma Kitabı Bu kitap Bilkent Universitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, CTE 504 Material Design dersi için, Elif Şengün, Hilal Şener ve Rükiye Altın tarafından 2010-2011 akademik

Detaylı

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ Karbonun önemi Hücrenin % 70-95ʼ i sudan ibaret olup, geri kalan kısmın çoğu karbon içeren bileşiklerdir. Canlılığı oluşturan organik bileşiklerde karbon atomuna

Detaylı

Solunum Sistemi Fizyolojisi

Solunum Sistemi Fizyolojisi Solunum Sistemi Fizyolojisi 1 2 3 4 5 6 7 Solunum Sistemini Oluşturan Yapılar Solunum sistemi burun, agız, farinks (yutak), larinks (gırtlak), trakea (soluk borusu), bronslar, bronsioller, ve alveollerden

Detaylı

Çeşitli tohumların yağ bileşimi. USDA Nutrient Database. Tekli doymamış. Çoklu. Kanola Keten Mısır Fındık Zeytin Ayçiçeği Susam Soya Ceviz

Çeşitli tohumların yağ bileşimi. USDA Nutrient Database. Tekli doymamış. Çoklu. Kanola Keten Mısır Fındık Zeytin Ayçiçeği Susam Soya Ceviz LİPİTLER Hayvan ve bitki dokularının eter, benzin, kloroform gibi yağ çözücülerinde eriyen bölümlerine ham lipit denir. Organizmanın başlıca besin kaynağını oluştururlar, enerji verme ve depolama yönünden

Detaylı

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ Sakarya Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Esentepe Kampüsü, 54187, SAKARYA Atomlar Arası Bağlar 1 İyonik Bağ 2 Kovalent

Detaylı

Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir

Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir CANLILIK HÜCREYLE BAŞLAR 1- Canlıların Ortak Özellikleri : Çevremizdeki varlıklar canlı ve cansız varlıklar olarak iki grupta toplanırlar. Cansız varlıklar katı, sıvı ve gaz halindeki maddelerden oluşur.

Detaylı

BOŞALTIM SİSTEMİ ÜN TE 15

BOŞALTIM SİSTEMİ ÜN TE 15 ÜN TE 15 Canlıların iç dengelerini kararlı tutmak için bazı maddeleri belirli oranlarda atmalarına boşaltım denir. Boşaltımda amaç homeostasiyi sağlamaktır. y CO2 y H2 y O2 Tuz Üre Ürik asit Amonyak Safra

Detaylı

Simplast ve apoplast doku ve organlar arasındaki kısa mesafeli taşınımda görev yapar. Bitkilerdeki yanal taşınım üç şekilde gerçekleşir.

Simplast ve apoplast doku ve organlar arasındaki kısa mesafeli taşınımda görev yapar. Bitkilerdeki yanal taşınım üç şekilde gerçekleşir. BİTKİLERDE TAŞIMA Bitkilerin yaşamlarını devam ettirebilmeleri için kökleri ile aldıkları su ve mineralleri gövde ve yapraklara; yapraklarında fotosentez ile ürettikleri organik bileşikleri ise gövde ve

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

Sfingozin türevi membran lipidleri

Sfingozin türevi membran lipidleri Dr. Suat Erdoğan Sfingozin türevi membran lipidleri Sfingolipidler Sfingomyelin Glikolipidler Kolesterol ve Steroidler Bu tür lipidler gliserol içermezler Yapıda bir amino alkol olan sfingozin bulunur

Detaylı

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler MBG 111 BİYOLOJİ I 3.1.Karbon:Biyolojik Moleküllerin İskeleti *Karbon bütün biyolojik moleküllerin omurgasıdır, çünkü dört kovalent bağ yapabilir ve uzun zincirler

Detaylı

KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ KANALİZASYONLARDA HİDROJEN SÜLFÜR GAZI OLUŞUMU SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ Bu Çalışma Çevre Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Mustafa Öztürk tarafından 2006 yılında yapılmıştır. Orijinal

Detaylı

KONU BAŞLIKLARI. Molekül Hareketleri, Hücrenin Fiziksel Yapısı, Hücre zarının özellikleri ve görevleri Hücrede Zarında TaĢınma, (ilke ve çeģitleri)

KONU BAŞLIKLARI. Molekül Hareketleri, Hücrenin Fiziksel Yapısı, Hücre zarının özellikleri ve görevleri Hücrede Zarında TaĢınma, (ilke ve çeģitleri) KONU BAŞLIKLARI Molekül Hareketleri, Hücrenin Fiziksel Yapısı, Hücre zarının özellikleri ve görevleri Hücrede Zarında TaĢınma, (ilke ve çeģitleri) Biyolojik sistemlerde süreçler, enzimlerin kontrolleri

Detaylı

SABUN SENTEZİ (Yağların Hidrolizi veya Sabunlaştırılması)

SABUN SENTEZİ (Yağların Hidrolizi veya Sabunlaştırılması) SABUN SENTEZİ (Yağların Hidrolizi veya Sabunlaştırılması) Gerek hayvansal yağlar gerekse bitkisel (nebati) yağlar, yağ asitlerinin gliserin (gliserol) ile oluşturdukları oldukça kompleks esterlerdir. Bu

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar 5.111 Ders Özeti #12 Bugün için okuma: Bölüm 2.9 (3. Baskıda 2.10), Bölüm 2.10 (3. Baskıda 2.11), Bölüm 2.11 (3. Baskıda 2.12), Bölüm 2.3 (3. Baskıda 2.1), Bölüm 2.12 (3. Baskıda 2.13). Ders #13 için okuma:

Detaylı

BOŞALTIM SİSTEMLERİ boşaltım nefridyum homeostasis 1. 2. 3. Artık ürünlerin vücut sıvılarından uzaklaştırılması böbreğin önemli işlerinden

BOŞALTIM SİSTEMLERİ boşaltım nefridyum homeostasis 1. 2. 3. Artık ürünlerin vücut sıvılarından uzaklaştırılması böbreğin önemli işlerinden BOŞALTIM SİSTEMLERİ Solunum ve sindirim olayları ile aktif hücresel metabolizma sonucunda meydana gelen artık ürünlerin organizmadan dışarı atılması olayına boşaltım denir. Omurgasız ve omurgalı hayvanlarda

Detaylı

Bitki büyümesi, yayılışı ve verim Yeryüzünde su Hücrenin önemli bileşeni (%70-80) Kuraklığa dayanıklı bitkilerde % 20, tohumlarda % 5 Su-oksijen

Bitki büyümesi, yayılışı ve verim Yeryüzünde su Hücrenin önemli bileşeni (%70-80) Kuraklığa dayanıklı bitkilerde % 20, tohumlarda % 5 Su-oksijen BÖLÜM 2 SU VE HÜCRE SU Bitki büyümesi, yayılışı ve verim Yeryüzünde su Hücrenin önemli bileşeni (%70-80) Kuraklığa dayanıklı bitkilerde % 20, tohumlarda % 5 Su-oksijen Metabolizma-kimyasal reaksiyonlar

Detaylı

Biyokimya. Biyokimyanın tanımı ve önemi Organizmanın elementer yapısı Canlılık Su Kovalent olmayan bağlar (intermoleküler etkileşimler)

Biyokimya. Biyokimyanın tanımı ve önemi Organizmanın elementer yapısı Canlılık Su Kovalent olmayan bağlar (intermoleküler etkileşimler) Biyokimya Biyokimyanın tanımı ve önemi Organizmanın elementer yapısı Canlılık Su Kovalent olmayan bağlar (intermoleküler etkileşimler) Bölüm 1: Biyokimya ve önemi: 1. Biyokimya tanımı, önemi ve boyutsal

Detaylı

Hücre Üzerine Mikrocerrahi Uygulamaları Hücrenin altbirimlerine ayrılması Moleküllerin analizi. Prof. Dr. Müjgan Cengiz

Hücre Üzerine Mikrocerrahi Uygulamaları Hücrenin altbirimlerine ayrılması Moleküllerin analizi. Prof. Dr. Müjgan Cengiz Hücre Üzerine Mikrocerrahi Uygulamaları Hücrenin altbirimlerine ayrılması Moleküllerin analizi Prof. Dr. Müjgan Cengiz Canlı Hücrelerdeki Moleküllerin İzlenmesi Mikroskopla inceleme hücrede belli düzeyde

Detaylı

I. DÖNEM - 2. DERS KURULU ( )

I. DÖNEM - 2. DERS KURULU ( ) Açıklamalar: I. DÖNEM - 2. DERS KURULU (2014-2015) Kısaltmalar: DK: Ders kurulu, IHU: İyi hekimlik uygulamaları, Mİng: Akademik/Medikal İngilizce, TDE: Türk Dili ve Edebiyatı, Bilgisayar Okur yazarlığı:

Detaylı

Hücre Membranının Elektriksel Modeli. Yrd. Doç. Dr. Aslı AYKAÇ Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik AD

Hücre Membranının Elektriksel Modeli. Yrd. Doç. Dr. Aslı AYKAÇ Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik AD Hücre Membranının Elektriksel Modeli Yrd. Doç. Dr. Aslı AYKAÇ Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik AD Goldman tarafından yapılan kabullerde, membranın içindeki elektrik alanın hemen hemen her

Detaylı

7- Aşağıdakilerden hangisi hayatsal olayların tümünün gerçekleştiği canlının yapı birimidir? A-Kloroplast B-Mitokondri C-Hücre D-Doku

7- Aşağıdakilerden hangisi hayatsal olayların tümünün gerçekleştiği canlının yapı birimidir? A-Kloroplast B-Mitokondri C-Hücre D-Doku HÜCRE TEST 1- Aşağıdakilerden hangisi hücre zarının özelliklerinden değildir? A-Canlıdır B-Esnektir C-Tam geçirgendir D-Seçici geçirgendir 2- Aşağıdakilerden hangisi hücreye alınacak maddeleri kontrol

Detaylı

Yağ ihtiyacı nereden karşılanır?

Yağ ihtiyacı nereden karşılanır? Besinde Lipitler Besinsel Yağlar 1. Trigliseritler (%90) 2. Kolesterol (serbest ya da yağ asitlerine bağlı halde) 3. Serbest Yağ Asitleri 4. Fosfolipitler 5. Yağda Çözünen Vitaminler (A,D,E,K) Suda çözünmezler

Detaylı

1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları

1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları 1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları Sol üstte yüzey seftleştirme işlemi uygulanmış bir çelik

Detaylı

Bütün canlılar bir ya da daha fazla hücreden oluşur.

Bütün canlılar bir ya da daha fazla hücreden oluşur. 1. CANLILIĞIN TEMEL BİRİMİ HÜCRE Bir İngiliz bilim insanı olan Robert HOOKE, 1665 yılında basit bir mikroskopla hücreyi ilk kez tanımladı. Daha sonraki yıllarda farklı bilim insanlarının katkılarıyla bütün

Detaylı

Sınav : FEN BİLGİSİ ÖĞ. Yarışma Sınavı. 4 Levha halindeki bir metal tel haline getirildiğinde; A ) Yalnız II B ) C ) D ) E ) A ) B ) C ) D ) A )

Sınav : FEN BİLGİSİ ÖĞ. Yarışma Sınavı. 4 Levha halindeki bir metal tel haline getirildiğinde; A ) Yalnız II B ) C ) D ) E ) A ) B ) C ) D ) A ) 1 I. Yapılarında tek cins molekül veya atom bulunur. II. Belirli sıcaklıkta erirler. III. yrımsal damıtma ile ayrılabilirler. Yukarıdaki özelliklerden hangisi/hangileri saf maddeler için doğrudur? Yalnız

Detaylı

Fen ve Teknoloji 7. BOŞALTIM SİSTEMİ. Hazırlayan: NİHAT BAHÇE HAYAL BİLİMDEN DAHA ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ BİLİM SINIRLIDIR.

Fen ve Teknoloji 7. BOŞALTIM SİSTEMİ. Hazırlayan: NİHAT BAHÇE HAYAL BİLİMDEN DAHA ÖNEMLİDİR. ÇÜNKÜ BİLİM SINIRLIDIR. KAZANIMLAR; BOŞALTIM SİSTEMİ. KARACİĞER: Proteinlerin kullanılması sonucunda amonyak açığa çıkmaktadır. Zehirli olan amonyağı daha az zararlı olması için üreye dönüştürmektedir. 1. Boşaltım sistemi ile

Detaylı

ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ ÖĞRENME ALANI : MADDE VE DEĞİŞİM ÜNİTE 4 : MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ E BİLEŞİKLER VE FRMÜLLERİ (4 SAAT) 1 Bileşikler 2 Bileşiklerin luşması 3 Bileşiklerin Özellikleri 4 Bileşik Çeşitleri 5 Bileşik

Detaylı

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 6. Hafta (20.03.

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 6. Hafta (20.03. Laboratuvar Tekniği Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 6. Hafta (20.03.2014) 1 6. Haftanın Ders İçeriği DNA izolasyonu DNA hakkında 2 DNA İzolasyonu

Detaylı

GENEL ÖZELLİKLERİ: Tüm canlılarda sudan sonra en fazla bulunan moleküllerdir. Canlının kuru ağırlığının %50 si proteindir. Oldukça büyük ve kompleks

GENEL ÖZELLİKLERİ: Tüm canlılarda sudan sonra en fazla bulunan moleküllerdir. Canlının kuru ağırlığının %50 si proteindir. Oldukça büyük ve kompleks PROTEİNLER GENEL ÖZELLİKLERİ: Tüm canlılarda sudan sonra en fazla bulunan moleküllerdir. Canlının kuru ağırlığının %50 si proteindir. Oldukça büyük ve kompleks maddelerdir. Hücrede ribozom organelinde

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya Outline (İzlence) 1. Hafta Biyokimya Nedir? Organizmadaki Organik Bileşiklerin Yapısı. 2. Hafta Enerji Sistemleri 3. Hafta

Detaylı

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi: Doç.Dr. Tamila ANUTGAN 1

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi: Doç.Dr. Tamila ANUTGAN 1 KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi: Doç.Dr. Tamila ANUTGAN 1 Elektriksel olaylarla ilgili buraya kadar yaptığımız, tartışmalarımız, durgun yüklerle veya elektrostatikle sınırlı kalmıştır. Şimdi, elektrik

Detaylı

MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015

MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015 Canlıların prokaryot ve ökoaryot olma özelliğini hücre komponentlerinden hangisi belirler? MİKROBİYOLOJİ SORU KAMPI 2015 B. Stoplazmik membran C. Golgi membranı D. Nükleer membran E. Endoplazmik retikulum

Detaylı

Ekosistem ve Özellikleri

Ekosistem ve Özellikleri Ekosistem ve Özellikleri Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ekosistem Belirli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim halindeki canlılar (biyotik faktörler) ve cansız

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri Ayrıca bitkilerin yapraklarına yeşil rengi de klorofil adı verilen bu yapılar verir. Besin Zinciri: - Aynı ekosistemde yaşayan canlıların

Detaylı

«TARIMA BİLİMSEL HİZMET»

«TARIMA BİLİMSEL HİZMET» «TARIMA BİLİMSEL HİZMET» Bitki fizyolojisi bitkilerin hayatları süresince meydana gelen çeşitli hayati olay ve belirtilerini inceleyen bir bilimdir. Bitkilerde meydana gelen hayat olayları ise, hücrenin

Detaylı

Yarışma Sınavı A ) B ) C ) D ) E ) 5 30 C deki 10 g suyun 100 C de buhar olması A ) 5,4 B ) 6,1 C ) 6,7 D ) 4,7 E ) 0,7

Yarışma Sınavı A ) B ) C ) D ) E ) 5 30 C deki 10 g suyun 100 C de buhar olması A ) 5,4 B ) 6,1 C ) 6,7 D ) 4,7 E ) 0,7 1 şağıdakilerden hangisi yanlıştır? 4 Bir cismin hızının birim zamandaki değişimine o cismin ivmesi denir. 1 kg kütleli cisme 1 m/s 2 lik ivme veren kuvvet 1 Newton'dur Bir cismin üzerine etki eden toplam

Detaylı

CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ

CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ Prof. Dr. Bektaş TEPE Canlıların Savunma Amaçlı Kimyasal Üretimi 2 Bu ünite ile; Canlılık öğretisinde kullanılan kimyasal kavramlar Hiyerarşi düzeyi Hiyerarşiden sorumlu atom

Detaylı

Ekosistem Ekolojisi Yapısı

Ekosistem Ekolojisi Yapısı Ekosistem Ekolojisi, Ekosistemin Yapısı Ekosistem Ekolojisi Yapısı A. Ekoloji Bilimi ve Önemi Ekoloji canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır. Günümüzde teknolojinin

Detaylı

KAS DOKUSU. Kontraksiyon özelliği gelişmiş hücrelerden oluşur Kas hücresi : Fibra muskularis = Kas teli = Kas iplikleri

KAS DOKUSU. Kontraksiyon özelliği gelişmiş hücrelerden oluşur Kas hücresi : Fibra muskularis = Kas teli = Kas iplikleri KAS DOKUSU Kontraksiyon özelliği gelişmiş hücrelerden oluşur Kas hücresi : Fibra muskularis = Kas teli = Kas iplikleri Kasın Fonksiyonu Hareket Solunum Vücut ısısının üretimi İletişim Organların kontraksiyonu

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. ÜNİTE: HÜCRE, ORGANİZMA VE METABOLİZMA KONU ÖZETİ

Sunum ve Sistematik 1. ÜNİTE: HÜCRE, ORGANİZMA VE METABOLİZMA KONU ÖZETİ Sunum ve Sistematik 1. ÜNİTE: HÜCRE, ORGANİZMA VE METABOLİZMA KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu

Detaylı

ORGANİZMANIN ÖNEMLİ METABOLİK DURUMLARI

ORGANİZMANIN ÖNEMLİ METABOLİK DURUMLARI ORGANİZMANIN ÖNEMLİ METABOLİK DURUMLARI Metabolizma durumları Memelilerde ana hatları ile en az iki metabolizma durumu önemlidir. Bunların birincisi besin maddelerinin kana emildiği beslenme (rezorpsiyon),

Detaylı

DESTEK ve HAREKET SİSTEMİ. Kemiklerin Görevleri: - Destek ve hareket sistemimiz: iskelet sistemi, eklemler ve kas sisteminden meydana gelir.

DESTEK ve HAREKET SİSTEMİ. Kemiklerin Görevleri: - Destek ve hareket sistemimiz: iskelet sistemi, eklemler ve kas sisteminden meydana gelir. DESTEK ve HAREKET SİSTEMİ - Destek ve hareket sistemimiz: iskelet sistemi, eklemler ve kas sisteminden meydana gelir. İskelet Sistemi - İskelet sisteminin oluşturan yapılar kemiklerdir. - Kemikler şekillerine

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Görevi: Bütün vücut hücrelerinin içindeki ve dışlarındaki suyun düzenlenmesi, kalp ritmi, sinir uyarılarının ve kaskasılmalarının

Görevi: Bütün vücut hücrelerinin içindeki ve dışlarındaki suyun düzenlenmesi, kalp ritmi, sinir uyarılarının ve kaskasılmalarının İNORGANİK BİLEŞİKLER Su Asit Baz Tuz Mineraller SU Özellikleri Yüksek yüzey gerilimine sahiptir Yüksek özgül ısı nedeniyle sıcaklık değişimine karşı dirençlidir Yüksek buharlaşma ısısı nedeniyle soğutma

Detaylı

NÜKLEİK ASİTLERİN ELEKTROFOREZİ

NÜKLEİK ASİTLERİN ELEKTROFOREZİ T.C. FIRAT ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİYOLOJİ BÖLÜMÜ NÜKLEİK ASİTLERİN ELEKTROFOREZİ Yüksek Lisans Semineri Hazırlayan: Venhar ÇELİK Danışman: Yrd.Doç.Dr. Dilek Turgut-BALIK NÜKLEİK ASİTLERİN

Detaylı

Mikrobiyal Gelişim. Jenerasyon süresi. Bakterilerde üreme eğrisi. Örneğin; (optimum koşullar altında) 10/5/2015

Mikrobiyal Gelişim. Jenerasyon süresi. Bakterilerde üreme eğrisi. Örneğin; (optimum koşullar altında) 10/5/2015 Mikrobiyal Gelişim Tek hücreli organizmalarda sayı artışı Bakterilerde en çok görülen üreme şekli ikiye bölünmedir (mikroorganizma sayısı) Çok hücreli organizmalarda kütle artışı Genelde funguslarda görülen

Detaylı

DENEY 3. MADDENİN ÜÇ HALİ: NİTEL VE NİCEL GÖZLEMLER Sıcaklık ilişkileri

DENEY 3. MADDENİN ÜÇ HALİ: NİTEL VE NİCEL GÖZLEMLER Sıcaklık ilişkileri DENEY 3 MADDENİN ÜÇ HALİ: NİTEL VE NİCEL GÖZLEMLER Sıcaklık ilişkileri AMAÇ: Maddelerin üç halinin nitel ve nicel gözlemlerle incelenerek maddenin sıcaklık ile davranımını incelemek. TEORİ Hal değişimi,

Detaylı

İLERİ KARDİYAK YAŞAM DESTEĞİ KURSU ASİT-BAZ DENGESİ VE KAN GAZI ANALİZİ

İLERİ KARDİYAK YAŞAM DESTEĞİ KURSU ASİT-BAZ DENGESİ VE KAN GAZI ANALİZİ İLERİ KARDİYAK YAŞAM DESTEĞİ KURSU ASİT-BAZ DENGESİ VE KAN GAZI ANALİZİ AMAÇ: Katılımcıların bu sunumun sonunda kan gazı ve asit baz dengesi ile ilgili bilgilerini artırmaları amaçlanmıştır. HEDEFLER:

Detaylı