Delizia Flaccavento. Irak tan Irak. Via dall Iraq Far from Iraq

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Delizia Flaccavento. Irak tan Irak. Via dall Iraq Far from Iraq"

Transkript

1 Delizia Flaccavento Irak tan Irak Via dall Iraq Far from Iraq

2 Delizia Flaccavento Irak tan Irak Via dall Iraq Far from Iraq Una finestra sulla vita degli esuli iracheni di Istanbul A window on the life of the Iraqi refugees of Istanbul İstanbul daki Iraklı mültecilerin hayatlarına açılan bir pencere Text Delizia Flaccavento English translation Delizia Flaccavento English translation supervision Lily Karen, Dusty Rose, Kathleen Marien Turkish translation Ayşegül Taşkent, Orhan Cem Çetin, Hasan Şenol, Ahmet Gündüz, Nildeniz Seviner, Uğur Halil Karakullukcu, Rıza Tunç Özben Turkish translation editor Ayşegül Taşkent Ir ak tan Ir ak Via dall Iraq Far from Iraq Delizia Flaccavento, 2009 All photos Delizia Flaccavento, Libro fotografico destinato a raccogliere fondi per i rifugiati iracheni di Istanbul A fundraising photo book to benefit the Iraqi refugees of Istanbul İstanbul daki Iraklı mülteciler yararına bağış toplama amaçlı fotoğraf kitabı

3 Introduzione Ignorato dai media, nonostante le proporzioni tragiche, è l esodo di massa di iracheni cominciato nel 2003 e ancora in corso. Secondo alcune stime, 2 milioni di persone hanno lasciato il Paese e 2 milioni sono emigrate internamente dalle zone più pericolose, come Baghdad, al relativamente più tranquillo Nord. Centinaia di migliaia di iracheni si trovano in Siria, Giordania e Turchia in attesa di ricevere asilo in Paesi occidentali con programmi per i rifugiati (principalmente Stati Uniti, Australia e Canada). Il numero di esuli iracheni in Turchia è piccolo rispetto a Siria e Giordania, e tuttavia si contano almeno ventimila persone, concentrate principalmente ad Istanbul. Gli esuli iracheni arrivano in Turchia perché è facile entrare e perché le domande di asilo vengono smistate più velocemente che in Siria o Giordania. La Turchia non accetta rifugiati non europei. Per questo motivo, le richieste di asilo vengono gestite dall UNHCR: i tempi di attesa per i rifugiati variano da qualche mese a diversi anni. L attesa, logorante, è aggravata dalla mancanza di permesso di lavoro e dal fatto che i giovani, per via della barriera linguistica e di altri problemi burocratici, non hanno accesso alla scuola pubblica. Stati Uniti, Australia e Canada sono i Paesi che accettano il più alto numero di rifugiati, ma si tratta comunque di poche decine di migliaia all anno, contro le centinaia di migliaia ancora in attesa che la propria vita esca dal limbo dell incertezza. Il bisogno di stabilità è ben riassunto dalle parole del quattordicenne Ninab: Ho visto tutti i miei amici arrivare e partire, ma la mia famiglia è ancora qui. Le nostre richieste di asilo sono state rifiutate. Nessuno ci ha dato una spiegazione. Parlo Turco e amo Istanbul, ma qui sono di passaggio e non vedo l ora di cominciare una nuova vita in qualsiasi Paese decida finalmente di accettarci. Introduction One of the most tragic consequences of the war in Iraq is the mass exodus of Iraqis, which began in 2003 and has continued to the present. According to some estimates, 2 million Iraqis have fled the country and 2 million have moved from the most dangerous areas, such as Baghdad, to the relatively safer North of the country. To date, despite the huge numbers, the media has neglected the problem. Hundreds of thousands of Iraqis are stranded in Syria, Jordan and Turkey waiting to receive asylum in Western countries running programs for refugees (mainly the United States, Australia and Canada). The number of Iraqi refugees in Turkey is small if compared to Syria and Jordan; however, there are at least 20 thousand people, concentrated mainly in Istanbul. Iraqis go to Turkey because it is easy to enter the country and because asylum applications are processed faster than in Syria or Jordan. Turkey doesn t accept non-european refugees. For this reason, asylum applications are examined and handled by UNHCR: the waiting time varies from a few months to a few years. The nerve-wrecking wait is made harder by the lack of work permits allowed and, for the young generations, by the impossibility, due to language barrier and other bureaucratic problems, to attend school. The United States, Australia and Canada are the Western countries accepting the highest number of Iraqi refugees, but it is just a few thousand every year, while hundreds of thousands keep waiting for their life to be taken out of the limbo of uncertainty. The need for stability is well expressed in the words of 14- year-old Ninab: I ve seen all my friends arrive and leave, but my family is still here. All our asylum applications have been rejected, we don t know why. Nobody has given us an explanation. I speak Turkish, I love Istanbul, but we are temporary here and I cannot wait to start a new life in any country which will finally accept us. Önsöz Irak taki savaşın en trajik sonuçlarından biri de, Iraklıların 2003 ten bu yana sürdürdükleri kitlesel göçlerdir. Ülke sınırları içinde ve dışında yer değiştiren Iraklıların sayısı 2 milyon kişiye ulaşmış bulunmaktadır. Olağanüstü boyutlara ulaşan rakamlara karşın, medya bugüne dek sorunu gözardı etmiştir. Yüzbinlerce Iraklı bugün Suriye, Ürdün ve Türkiye de yaşamakta, başta ABD, Avustralya ve Kanada olmak üzere, mülteci programları yürüten Batılı ülkelere sığınma hakkı elde etmek için beklemektedirler. Türkiye, Avrupa dışından mülteci kabul etmemektedir. Bu nedenle sığınma başvuruları BM Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından değerlendirilmekte, bekleme süresi ise birkaç aydan birkaç yıla kadar değişebilmektedir. Göçmenlerin çalışma izinlerinin olmaması ve genç kuşaklar için de hem lisan engeli hem de bürokratik sorunlardan dolayı okula devam etmenin olanaksızlığı, tahammül sınırlarını zorlayan bekleme sürecini daha da zorlaştırmaktadır. ABD, Avustralya ve Kanada, en yüksek sayıda Iraklı mülteciye kapılarını açan Batılı ülkelerken, bu sayı her yıl yalnızca birkaç bin ile sınırlıdır. Öte yanda, yüz binlerce insan hayatlarının belirsizlik çemberinden sıyrılmasını çaresizce beklemeye devam etmektedirler. 14 yaşındaki Ninab ın sözleri, istikrar özlemini çok iyi dile getirmektedir: Tüm arkadaşlarımın buraya gelmelerine, daha sonra da burayı terk etmelerine tanık oldum. Benim ailem ise hâlâ burada. Tüm sığınma başvurularımız reddedildi. Nedenini bilemiyoruz. Kimse bize bir açıklama yapmıyor. Ben Türkçe biliyorum ve İstanbul u da çok seviyorum ama biz burada gelip geçiciyiz. En sonunda bizi kabul edecek herhangi bir ülkede yeni bir hayata başlamak için sabırsızlanıyorum.

4 David e i suoi fratelli sono sempre insieme. Timidamente, chiedevano che scattassi loro qualche foto. Silenziosi sono arrivati, silenziosi sono partiti. David and his brothers are always together. They shyly asked to have their picture taken. They came quietly, they left quietly. David ve kardeşleri her zaman birlikteydiler. Utanarak, fotoğraflarını çekip çekemeyeceğimi sordular. Sessizce gelip, sessizce gittiler. 4 David and his brothers La famiglia di David ha avuto da subito problemi economici ad Istanbul. Non potendo permettersi l affitto e le spese giornaliere, ha dovuto fare ritorno in Iraq. Da allora, nessuno ne ha avuto notizie. David s family struggled in Istanbul since the day they arrived. Unable to afford rent and living expenses, they had to return to Iraq. There are no news of them after they went back. David in ailesi Istanbul a geldikleri günden itibaren mücadele etti. Kira parası ve yaşam masraflarına güçleri yetmedi ve Irak a geri dönmek zorunda kaldılar. Geri döndükten sonra kendilerinden hiç haber alınamadı.

5 Anche quando sorrideva, Yousef sorrideva con tristezza. Cercava spesso lo sguardo della nonna, che non lo perdeva di vista e lo rassicurava. Even when he smiled, Yousef smiled with a little sadness in his eyes. He often looked out for his grandmother, who was always there to keep an eye on him and reassure him. Gülümsediğinde bile, gözlerinde biraz hüzün vardı Yusuf un. Bakışları hep kendisini koruyup kollayan büyükannesini arıyordu. 6 Yousef Il padre di Yousef è stato ucciso in Iraq perché cristiano. Come migliaia di altri iracheni, cristiani e musulmani, la famiglia di Yousef è venuta ad Istanbul nella speranza di trovare asilo altrove. Yousef s father was killed in Iraq because he was Christian. Like thousands of other Iraqis, Christian and Muslim, Yousef s family came to Istanbul in the hope to get refugee status elsewhere. Yusuf un babası Irak ta Hristiyan olduğu icin öldürüldü. Yusuf un ailesi de, Hıristiyan ve Müslüman binlerce diğer Iraklı gibi başka bir ülkeye iltica etme ümidiyle Istanbul a geldi.

6 Kaddisha, Kaddisha, Kaddisha, Santo, Santo, Santo, è la parola che risuona più spesso durante la messa, che è soprattutto cantata. Kaddisha, Kaddisha, Kaddisha, Holy, Holy, Holy, is the word reverberating during the mass, which is mainly sung. Ayin sırasında tekrar tekrar yankılanan melodik söz, Aziz Aziz Aziz di. 8 Sunday Mass Il 60% degli iracheni di Istanbul è cristiano. Durante il regime di Saddam Hussein, le minoranze cristiane avevano piena libertà di culto, ma, dopo l invasione americana, sono cominciate minacce e persecuzioni: i negozi appartenenti a cristiani vengono distrutti e le donne costrette ad indossare il velo islamico. Around 60% of the Iraqis of Istanbul are Christian. Christian minorities used to enjoy freedom of cult during Saddam Hussein s regime, but, after the American invasion, they started to be threatened and persecuted, their businesses have been destroyed and women have been forced to wear the hijab. İstanbul daki Iraklı mültecilerin yaklaşık %60 ı Hıristiyan. Hıristiyan azınlıklar, Saddam Hüseyin yönetimi sırasında ibadet özgürlüğüne sahiptiler. Ancak, Amerikan işgalinden sonra tehdit edilmeye, baskı ve zulüm görmeye başladılar. İş yerleri tahrip edildi ve kadınlar örtünmeye zorlandılar.

7 Dalla quantità di nero indossato, dalle lacrime e dai lamenti è facile capire chi ha appena perso un figlio, un fratello, un genitore in Iraq. From the amount of black worn, from the sighs and the tears it is easy to understand who has just lost a child, a brother or a parent in Iraq. Siyah giyenlerin artmasından, iç çekmelerden ve gözyaşlarından, kimin Irak ta ailesinden birini kaybettiği hemen anlaşılıyordu. 10 Christianity in tr ansition I cristiani iracheni sono tra i primi seguaci di Gesù. Sono principalmente caldei e assiri. La loro lingua liturgica è l Aramaico, la lingua parlata da Gesù. Prima dell occupazione americana, i cristiani in Iraq erano un milione su una popolazione di 17 milioni (circa il 6%). L operazione Iraqi Freedom ha determinato la fine della libertà di culto. Se l esodo continua, i cristiani scompariranno del tutto da una terra che è stata anche loro sin dall inizo del Cristianesimo. Iraq s Christians are among the oldest in Christianity. They are mainly Chaldean and Assyrian. Their liturgical language is Aramaic, the language spoken by Jesus. Before the American occupation, in Iraq there were around a million Christians out of a population of 17 million (6% of the total population). The Operation Iraqi Freedom has brought the freedom of worship to a dramatic end. The result is the exodus of most of Iraq s Christians, who might soon disappear from a land that was also theirs for two thousand years. Kökleri esasen Keldanilere ve Asurlulara dayanan Iraklı Hıristiyanlar, Hıristiyan dünyasının en eskileri arasındadır. İbadet dilleri, İsa nın da konuştuğu Arami dilidir. ABD işgalinden önce Irak ta 17 milyon toplam nüfus içinde yaklaşık bir milyon (%6) Hıristiyan bulunuyordu. Irak a Özgürlük Harekatı inanç özgürlüğüne kesin olarak son vermiş, sonuçta Iraklı Hıristiyanların büyük bir bölümü ülkeyi terk etmiştir. İki bin yıldır Irak topraklarının ortak sahibi olan bu insanlar yakında tümüyle ortadan kaybolabilirler.

8 Alina è cresciuta ad Istanbul e parla il Turco di strada imparato per cavarsela nel suo quartiere, tra i meno sicuri della città. Alina grew up in Istanbul and speaks the street Turkish she had to learn to survive in her neighborhood, which is in one of the unsafe areas of the city. Alina İstanbul da büyüdü. Konuştuğu Türkçe, İstanbul un pek tekin olmayan mahallesinde yaşama savaşı vermiş bir çoçuğun sokak Türkçesi. 12 Alina A febbraio 2009, dopo aver trascorso quattro anni e mezzo ad Istanbul, Alina è partita con la famiglia per Sydney. Durante la sua ultima messa domenicale ad Istanbul, era tra i chierichetti. In February 2009, after spending four and a half years in Istanbul, Alina and her family left for Sydney, Australia. In the last mass she attended in Istanbul, she was an altar girl. Alina ve ailesi İstanbul da geçirdikleri dört buçuk yılın ardından, Şubat 2009 da Avustralya nın Sidney şehrine göç ettiler. İstanbul da katıldığı son ayinde Alina, mihrap kızı olarak görev yaptı.

9 Una volta in chiesa, accanto ad una statua, ho trovato un bigliettino con scritto, in Arabo: Ogni giorno ricordo a me stesso che Dio mi ama. Once, in the church, by a statue, I found a note in Arabic saying: Every day I remind myself that God loves me. Bir defasında kilisedeki bir heykelciğin yanında Arapça yazılı şu notu buldum: Her gün Tanrı nın beni sevdiğini ke ndime hatırlatıyorum. 14 Rosary La Chiesa di Sant Antonio, sulla Istiklal Caddesi, nel cuore di Istanbul, ha dato la propria cripta ai rifugiati iracheni. La messa viene celebrata la domenica e nei giorni di festa. Specialmente per le donne anziane, la messa domenicale è l unica occasione per uscire di casa e partecipare alla vita della comunità. Saint Anthony Catholic Church on Istiklal Caddesi, in the heart of Istanbul, has given its crypt to the Iraqi refugees. Masses are held every Sunday and on religious feast days. Especially for older women, the Sunday mass is the only occasion to get out of the house and live community life. İstanbul un kalbinde, İstiklal Caddesi nde yer alan St Antoine Katolik Kilisesi, Iraklı mültecilere kucak açmıştır. Pazar günleri ve kutsal günlerde ayinler düzenlenmektedir. Pazar ayinleri özellikle yaşlı kadınların evden çıkmaları ve topluluğa karışmaları için yegane fırsattır.

10 Ho scelto questa foto per la copertina, perché parla di bambini, di famiglia, di tristezza e di lutto. I chose this image as the cover photo, because it talks of children, of family, of sadness and of mourning. Bu fotoğrafı kapak fotoğrafı olarak seçtim çünkü çocukları, aileyi, hüznü ve yası anlatıyor. 16 Yousef and Habiba Yousef, i suoi fratelli ed i suoi cugini vivono con la nonna Habiba. Dopo aver passato più di un anno ad Istanbul, l intera famiglia è adesso a Detroit, in Michigan. Yousef, his brothers and his cousins live with their grandmother Habiba. The family, who spent over a year in Istanbul, is now in Detroit, MI. Yusuf, kardesleri ve yeğenleri büyükanneleri Habiba ile yaşıyor. Aile, İstanbul da geçirdiği bir yılın ardından Detroit, Michigan a taşındı.

11 Il clima che si respira durante i corsi di orientamento culturale al Paese di adozione è di estrema rilassatezza per avere finalmente la certezza di poter ricominciare una vita normale. The atmosphere at the cultural orientation courses is very relaxed: it is just a matter of days before the refugees will be able to start a normal life again. Kültürel kaynaşma kursundaki hava son derece sakin ve rahat; mültecilerin yeni bir hayata başlamalarına günler kalmış. 18 Getting ready for the U.S. Finanziata dal Dipartimento di Stato Americano, la International Catholic Migration Commission si occupa di domande di asilo negli Stati Uniti. Poco prima di partire, le famiglie ricevono un corso di orientamento, che ha lo scopo di insegnare regole e costumi americani e differenze tra Iraq e Stati Uniti, così da attenuare lo shock culturale dei rifugiati. Funded by the United States Department of State, the International Catholic Migration Commission processes refugee applications for resettlement to the United States. Upon departure, ICMC offers an orientation course for adults and a lighter one for children, so that the refugees can be aware of American rules and customs and of some cultural differences between their country of origin and their country of adoption. ABD ye yapılan sığınma başvurularını, Birleşik Devletler Eyalet Biriminden aldığı finansal destekle,uluslararası Katolik Göçmen Komisyonu yürütmektedir. Gitmeden evvel ICMC, (Uluslararası Katolik Göçmen Komisyonu) iltica eden yetişkinlerin ve çocukların Amerikan kurallarını, anavatanlarıyla göç ettikleri ülke arasındaki adetleri ve kültürel farklılıkları anlamaları için bir eğitim vermektedir.

12 Una signora anziana vive in questa casa. Il marito è morto in seguito ad un attacco di cuore poco dopo l arrivo ad Istanbul, e lei sbarca il lunario facendo pulizie. An old lady lives in this house. Her husband died of a heart attack shortly after they arrived in Istanbul and she barely gets by cleaning homes. Bu evde yaşlı bir kadın yaşıyor. Kocası, İstanbul a gelmelerinden kısa bir sure sonra kalp krizinden hayatını kaybetmiş. Yaşlı kadın temizlikçilik yaparak zar zor hayatını geçindiriyor. 20 Dilapidated homes Ad Istanbul, gli iracheni vivono principalmente nella zona Kurtuluş/Dolapdere. Famiglie di 5/6 persone sono costrette a stare in appartamenti con una o due stanze in zone tra le meno sicure della città. Famiglie senza un uomo a capo sono particolarmente vulnerabili e pagano più di 400 lire turche al mese per appartamenti invivibili. The Iraqis of Istanbul live mainly in Kurtuluş/Dolapdere. Families of 5 or 6 people have to share one-bedroom apartments in some of the unsafe areas of the city. Families lacking a male member are especially vulnerable and often pay a rent of 400 or more Turkish Lira a month for unlivable places. İstanbul daki Iraklılar çoğunlukla Kurtuluş/Dolapdere bölgesinde yerleşiktir. 5 ya da 6 kişilik aileler, kentin güvenlik düzeyi düşük semtlerinde 1+1 odalı apartman dairelerinde yaşamaya çalışıyorlar. Erkek birey olmayan aileler daha fazla risk altındayken, yaşam koşullarının son derece düşük olduğu mekanlara 400 TL ya da daha fazla kira ödemek zorunda kalıyorlar.

13 Khawa ha cercato due volte di passare il confine tra la Turchia e la Grecia: entrambe le volte è stata presa e rispedita ad Istanbul. Twice Khawa tried to cross the border between Turkey and Greece: both times she was stopped and sent back to Istanbul. Khawa, Türkiye Yunanistan sınırını iki kez geçmeye çalıştı. Her defasında durduruldu ve İstanbul a geri gönderildi. 22 Khawa A Baghdad, Khawa era una parrucchiera di successo. Tre anni fa, un gruppo islamico le ha bruciato il negozio, sostenendo che è contro il volere di Allah cambiare i tratti femminili con tagli di capelli e trucco, ed intimandole di convertirsi all Islam e di indossare il velo. Poco dopo, Khawa e sua figlia, all epoca dodicenne, hanno fatto le valigie e hanno lasciato il Paese. Khawa used to own a successful hairdresser shop in downtown Baghdad. Three years ago, an Islamic group burned her shop, claiming that it was against Allah s will to change the features of women through hair cuts and make up. They also intimated her to convert and start wearing the hijab. Khawa and her then 12 years old daughter packed up their belongings and left. Khawa nın Bağdat şehir merkezinde tanınmış bir kuaför dükkanı vardı. Üç yıl önce İslami bir grup, kadınların makyaj ve saç kesimi vasıtasıyla Allah ın rızasına karşı çıktığını bahane ederek dükkanını yaktılar. Ayrıca kendisine türban takarak örtünmesi ve din değiştirmesi için baskı uygulamaya başladılar. Khawa ve o zamanlar 12 yaşında olan kızı herşeyi toplayıp şehri terk etti.

14 La Scuola Don Bosco è una miniera di ritratti. I bambini gridano di continuo Sora! Sora! : Una foto! Una foto! The Don Bosco School is a mine of portraits. Children keep shouting Sora! Sora! : One photo! One photo! Aziz Bosco Okulu adeta bir portre madeni. Çocuklar sürekli Sora Sora! Bir foto Bir foto diye bağırıyorlar. 24 At Don Bosco I Padri Salesiani di Istanbul hanno approntato la Scuola Don Bosco per bambini e adolescenti dai 4 ai 16 anni. Circa 250 studenti frequentano la scuola, che, insieme alla Chiesa di Sant Antonio, è diventata il principale punto di riferimento della comunità irachena. Con risorse economiche limitate, lo scopo è di tenere lontano dalla strada i più giovani e di insegnare la lingua che servirà loro una volta accettati come rifugiati: l Inglese. The Salesian Fathers of Istanbul have set up the Don Bosco School for Iraqi refugee children. There is a kindergarten class and first to fourth classes, according to the English level of the students, who are aged 6 to 16. Around 250 students attend the school, which, together with Saint Anthony Church, has become the main reference point for the community. With limited funding available, the school aims to keep children and teenagers away from the streets and to teach them the language they will need once they are accepted as refugees: English. İstanbul Salesyen Papazları, Iraklı mülteci çocukları için Aziz Bosco Okulu nu açmışlardır. Okulda bir ana sınıfı ve yaşları 6 ile 16 arasında değişen öğrencilerin İngilizce seviyelerine göre devam ettikleri birden dörde kadar sınıflar bulunmaktadır. Yaklaşık 250 öğrencisi olan okul, St Antoine Kilisesi ile birlikte cemaatin başlıca buluşma noktası haline gelmiştir. Sınırlı maddi olanaklara sahip olan okulun amacı çocukları ve gençleri sokaklardan uzak tutmak ve sığınma hakkına sahip olduklarında ihtiyaç duyacakları dili, yani İngilizceyi onlara şimdiden öğretmektir.

15 Ho fatto molte foto a bambini ed adulti davanti al Topolino che qualcuno ha disegnato nel cortile della scuola, ma il ritratto di Livi è il più intenso. Mi chiedo spesso come stia e cosa faccia adesso in Iraq. I have taken many photos of children and adults in front of the Mickey Mouse somebody drew in the school s courtyard, but Livi s portrait is the most intense. I often wonder how he is and what he is doing back in Iraq. Okulun avlusundaki duvara birisinin çizdiği Mickey Mouse un önünde birçok çocuğun ve yetişkinin fotoğrafını çektim. Ama Livi nin portresi, en içten olanı. Çoğu zaman nasıl olduğunu ve Irak ta ne yaptığını merak ediyorum. 26 Livi Livi ha fatto ritorno in Iraq. Durante la permanenza ad Istanbul, ha frequentato la Scuola Don Bosco con sua sorella e i suoi due fratelli minori. Livi ha qualche problema di apprendimento, e gli insegnanti hanno fatto il possible, con le risorse limitate che hanno, per aiutarlo. Livi is back to Iraq. He used to attend Don Bosco School with his younger sister and his two younger brothers. Livi has a slight learning disability and school staff did what they could, with the limited resources they have, to help him. Livi Irak a döndü. Kız kardeşi ve iki küçük erkek kardeşiyle Aziz Bosco Okulu na gidiyordu. Livi nin ufak bir öğrenme güçlüğü sorunu vardı. Okul personeli ona sınırlı imkanlarıyla da olsa ellerinden gelen yardımı gösterdi.

16 Aydin ha sorriso quando gli ho dato una copia del suo ritratto. Sono io, mi ha detto con orgoglio e subito si è rifatto serio. Aydin smiled when I gave him a copy of his portrait. It s me, he told me proudly, and immediately became very serious again. Aydın, ona fotoğrafını verdiğimde bana gülümsedi. Bu benim dedi gururla ve hemen ardından yine ciddiyete büründü. 28 Aydin La famiglia di Aydin spera di andare in America o in Australia. Le domande di asilo cominciano con la registrazione presso l UNHCR di Istanbul. Tra i Paesi con programmi per rifugiati, ci sono Stati Uniti, Australia, Canada e Svezia. L attesa varia da qualche mese a qualche anno. Capita che, dopo 3 o 4 anni di attesa, le richieste di asilo vengano rifiutate. Aydin s family is hoping to go to the U.S. or to Australia. Asylum applications begin upon registering with the UNHCR Istanbul office. Countries accepting Iraqi refugees include the United States, Canada, Australia and Sweden. The wait in Istanbul ranges from months to years. It is not uncommon that, after waiting 3 or 4 years, asylum seekers see their application rejected. Aydın ın ailesi ABD veya Avustralya ya göç edebilmeyi umuyor. Birleşik Devletler, Kanada, Avustralya ve İsveç, Irak tan sığınma başvurularını kabuleden ülkeler arasında yer alır. Sığınma başvurusunun ilk aşaması, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği nin İstanbul bürosu tarafından kayıt altına alınmaktır. İstanbul daki bekleyiş aylar ya da yıllar boyunca sürebilir. Üstelik 3 ya da 4 yıl bekleyişten sonra başvuruları reddedilen ailelerin sayısı az değildir.

17 Quando gli ho detto che stavo lavorando ad un progetto suı rifugiati iracheni, Padre Rodolfo mi ha solo risposto: La scuola è lì, le lezioni cominciano a mezzogiorno e finiscono alle quattro. When I told him that I was working on a project on the Iraqi refugees, Father Rodolfo just said: The school is there, lessons start at midday and finish at four. Kendisine, Iraklı mülteciler ile ilgili bir proje üzerinde çalıştığımı söylediğim zaman Peder Rodolfo bana sadece: Okul orada, derslen öğlen başlar 4 te biter dedi. 30 Padre Rodolfo Padre Rodolfo Antoniazzi, un salesiano italiano, è il fondatore e direttore della Scuola Don Bosco. Quando è nei paraggi, anche i bambini più vivaci stanno in silenzio. Tutti gli insegnanti e i bidelli della scuola sono iracheni. Questo consente ai bambini di comunicare nella propria lingua madre e ad alcune famiglie di avere un introito regolare. Lo stato di rifugiati temporanei e la barriera linguistica rendono quasi impossibile trovare lavoro presso aziende turche. Father Rodolfo Antoniazzi, a Salesian priest from Italy, is the founder and principal of the Don Bosco School. Even the liveliest children keep quite when he is around. All the school staff is Iraqi. This allows the young students to communicate with the teachers in their Arabic mother tongue and gives some Iraqi families a regular source of income. The temporary refugee status and the language barrier make it impossible for Iraqis to find a regular job for Turkish companies. Aziz Bosco Okulu nun kurucusu ve müdürü olan Rodolfo Antoniazzi İtalyan Salesyan topluluğuna bağlı bir Pederdir. En hareketli çocuklar bile o etrafta olduğunda sessizliklerini koruyorlar. Bütün okul personeli Iraklı. Bu durum genç öğrencilere, öğretmenleriyle ana dilleri olan Arapçayı konuşma fırsatı veriyor ve Iraklı ailelere düzenli geçim kaynağı sağlıyor. Geçiçi mülteci olma hali ve dil sorunu Iraklıların Türk şirketlerinde iş bulmalarını imkansız hale getiriyor.

18 Fa tenerezza vedere nonne e madri sedute in vecchi banchetti di legno con figlioletti e nipotini: insieme, cercano di imparare l alfabeto latino. It gives a sense of warmth and tenderness seeing mothers and grandmothers sitting at small, old wooden desks: together, they learn the Latin alphabet. Anneleri ve büyükanneleri küçük, eskimiş tahta sıralarda oturup Latin harflerini öğrenirken görmek, bir nevi sıcaklık ve şefkat duygusu uyandırıyor. 32 Heaven Nella classe d asilo, Habiba aiuta il nipotino Heaven ad imparare l alfabeto inglese che lei stessa ha imparato nelle classi per adulti che la Scuola Don Bosco offre un ora al giorno. Durante le lezioni, alcune madri stanno in classe con i propri bambini più piccoli. In the kindergarten class, Habiba helps her grandson Heaven to learn the English alphabet she has learned at the adult classes Don Bosco School offers one hour a day. Some mothers stay in class with their youngest children. Habiba yetişkinler için hergün sunulan bir saatlik ingilizce dersinden öğrendiklerinin yardımıyla, anasınıfında torunu Heaven ın İngiliz alfabesini öğrenmesine yardımcı oluyor. Bazı anneler sınıflarda ufak yaştaki çocuklarıyla birlikte derse katılıyorlar.

19 Ziad è tra i monelli della scuola, spesso rimproverato, altrettanto spesso punito, sempre e comunque di buonumore. Ziad is one of the naughtiest children at Don Bosco: often told off by the teachers, he is always in a good mood after all. Ziyad, Aziz Bosco Okulunun en yaramaz çocuklarından. Öğretmenler tarafından azarlansa da, onun keyfi hep yerinde. 34 Ziad and co. Ziad (all estrema sinistra) e tutti i bambini della Scuola Don Bosco sono felici di ricevere visite. Il sabato, volontari dell associazione Family Educational Association aiutano gli studenti a migliorare l Inglese. Ziad (far left) and all the children at Don Bosco School enjoy the presence of international people. On Saturdays, volunteers from the Family Educational Association help students improve their English language skills. Ziyad (en soldaki) ve Aziz Bosco Okulu ndaki diğer çocuklar yabancıların varlığından hoşlanıyor. Cumartesi günleri Aile Eğitim Birliği nden gönüllüler, okuldaki çocukların İngilizcelerini geliştirmelerine yardımcı oluyor.

20 Non so perché Farah piangesse quel giorno. Appena ho cominciato a scattare, ha ricominciato a sorridere. I don t know why Farah was crying that day. As soon as I started taking photos of her, she started smiling again. O gün, Farah ın neden ağladığını bilmiyorum. Fotoğraflarını çekmeye başladığım an, Farah da tekrar gülümsemeye başladı. 36 Farah Farah viene da Baghdad. Si trova ad Istanbul da un anno. Ha tre sorelle ed un fratello. La famiglia è ancora in attesa di sapere se la propria richiesta di asilo sia stata accettata. Ci si può appellare ad un eventuale rifiuto due volte, dopodiché le uniche alternative sono tornare in Iraq o rimanere in Turchia illegalmente. Farah is from Baghdad. She has been in Istanbul for over a year. She has three sisters and one brother. They are still waiting to hear about their application. If rejected, families can apply again. After the third rejection, applicants lose the right to apply again and have no other option than going back to Iraq or staying in Turkey illegally. Farah bir yılı aşkın zamandır İstanbul da yaşayan Bağdatlı bir kız. Farah ile üçü kız, biri erkek olan dört kardeşi hala ailelerinin başka bir ülkeye yerleşmek için yaptıkları başvurunun cevabını bekliyor. Ailelerin bu hakkı elde edebilmek için üç kez başvuruda bulunma olanakları var. Eğer ailelerin yaptığı üçüncü başvuru da reddedilirse bu insanların Irak a dönme ya da İstanbul da yasadışı bir şekilde yaşamaktan başka çaresi kalmıyor.

21 I bambini spesso si avvicinavano all obiettivo come per esaminarlo, giovani e adulti, invece, mi chiedevano di scattar loro una foto e subito facevano qualche passo indietro. Children often got close to the lens as if they were examining it, but when teenagers and adults asked me to take their photos, they immediately stepped back from my camera. Çocuklar çoğu zaman, anlamak istercesine objektife yaklaşıyorlardı ama ne zaman kendilerinden yaşça büyük biri benden fotoğrafını çekmemi istese hemen fotoğraf makinemden uzaklaşıyorlardı. 38 Delava La famiglia di Delava si trova al momento ad Afyon, una delle 26 città satellite che il governo turco ha selezionato per la sistemazione temporanea dei rifugiati. Dopo essersi registrati presso l UNHCR, ai rifugiati viene assegnata una città di residenza: se continuano a stare ad Istanbul e la loro residenza è altrove, ricevono pesanti multe, che devono pagare, insieme alla tassa di residenza di 600 lire turche all`anno a persona, per poter essere autorizzati a lasciare la Turchia. Soprattutto i cristiani preferiscono pagare multe che vivere in città turche senza una comunità irachena alla quale appoggiarsi e senza una chiesa da frequentare. Delava s family is currently waiting in Afyon, which is one of the 26 satellite cities the Turkish government has designated to temporarily receive Iraqi refugees. After registering with UNHCR, the refugees are assigned a city of residence: if they keep living in Istanbul although their residence is elsewhere, they receive expensive fines, which they need to pay in full, together with the residency fee of 600 Turkish lira per person per year, in order to be allowed to leave the country. Especially the Christians prefer being fined than living in Turkish cities where they don t have an Iraqi community to turn to for help or a church to go to. Delava nın ailesi şu anda Türk hükümetinin, mültecilerin geçici olarak barınabileceğini belirttiği 26 şehirden biri olan Afyon da bekliyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ne başvuran mültecilere, Türkiye içinde yaşayacakları bir şehir tayin edilir. Mülteciler kendilerine gösterilen bu şehir yerine İstanbul da ikamet etmeye devam ederlerse ki geçirdikleri her yıl için kişi başına 600 TL ödemek zorundalar, ikamet parasının yanında ağır para cezalarına çarptırılırlar ve bu cezaları eksiksiz olarak ödemeden ülkeyi terk etmelerine izin verilmez. Özellikle Hıristiyan mülteciler, yardım alabilecekleri diğer Iraklıların ya da gidebilecekleri bir kilisenin bulunmadığı şehirlerde yaşamaktansa, para cezasına katlanarak İstanbul da yaşamayı yeğliyorlar.

22 Le lezioni di disegno finivano spesso con un ritratto di classe e con l invito a scegliere i disegni migliori: sono andata abbastanza spesso da premiare tutti gli alunni della Prima B. The drawing classes often ended with a class portrait and with the invitation to pick the best drawings: I went often enough to give prizes to all the students in First B. Resim dersleri her zaman toplu sınıf fotoğrafının çekimi ve en iyi resmi seçmem için tahtaya çağırılmamla bitiyordu. B sınıfındaki her öğrenciye ödül verecek kadar orada bulundum. 40 A place called home Durante le lezioni di disegno, i bambini tendono a disegnare case felici e la bandiera del Paese dove sperano di essere accettati. In their drawing classes, children often draw happy homes proudly displaying the flag of the country where their family hopes to resettle. Çocuklar, resim derslerinde mutlu ev tasviri yaparken, sık sık ailelecek yerleşmeyi ümid ettikleri ülkelerin bayraklarını gururla sergiliyorlar.

23 Le danze irachene sono di gruppo e procedono in cerchio. Chi comincia la danza tiene in mano un fazzoletto. Iraqis dance in groups, proceeding in circles. Whoever starts the dance, holds a handkerchief. Iraklılar grup halinde halay çekerler. Halay başının elinde mendil vardır. 42 Iraqi dance Per Natale, Pasqua e in altre occasioni speciali, gli insegnanti organizzano eventi per gli studenti e le loro famiglie. Questi eventi sono una nota gioiosa e un occasione per ricordare l Iraq con musica e danze tradizionali. For Christmas, Easter and other special occasions, Don Bosco School teachers organize events for the young students and their parents. These events are a joyful note and an occasion to remember Iraq with music and traditional dance. Aziz Bosco Okulu öğretmenleri, noel, paskalya bayramı ve diğer önemli günlerde, çocuklar ve ebeveynleri için organizasyonlar düzenliyorlar. Bu etkinlikler, neşeli notalar müzik ve danslarla Irak ı anmaya vesile oluyor.

24 Nel cortile della Scuola Don Bosco si gioca a calcio, pallacanestro e pallavolo da mezzogiorno a quando fa buio: lo sport aiuta i rifugiati a rilassarsi ed a scaricare la tensione. In Don Bosco School s court Iraqis play soccer, basketball, volleyball from midday to dusk: sport helps the refugees to discharge and relax. Aziz Bosco okulunun avlusunda Iraklılar öğlen saatlerinde başlayıp hava kararıncaya kadar futbol, basketbol ve voleybol oynuyorlar. Spor yapmak mültecileri fiziksel ve ruhsal olarak rahatlatıyor. 44 Soccer Gli iracheni amano il calcio e conoscono tutti i più importanti giocatori e squadre europee. La Scuola Don Bosco non ha una palestra, ma un cortile che viene usato sia in estate sia in inverno per le ore di educazione fisica. Quando le lezioni finiscono, il cortile diventa un campo di calcetto per adolescenti e giovani adulti. Nessuno può permettersi abbigliamento tecnico e alcuni giovani preferiscono giocare scalzi piuttosto che rovinare le uniche scarpe che hanno. Iraqis love soccer and know all the soccer stars playing for major European teams. The Don Bosco School doesn t have a gym, it only has an open air court that is used, no matter how cold it is, for the physical education classes. After school, the court becomes a soccer field for teenagers and young adults. Nobody can afford soccer gear and some youngsters would rather play with bare feet than ruining the only pair of shoes they have. Iraklılar futbolu çok seviyor ve önde gelen futbol takımlarında oynayan yıldız oyuncuların hepsini tanıyorlar. Aziz Bosco okulunun jimnastik salonu olmadığından beden eğitimi derslerini hava ne kadar soğuk olursa olsun avluda yapıyorlar. Okuldan sonra bu alan, gençler ve yetişkinlerin kullandığı bir futbol sahasına dönüşüyor. Hiçbirinin forma ya da krampon satın alma imkanı olmadığından bazı gençler sahip oldukları tek çift ayakkabıyı mahvetmektense yalın ayak oynamayı tercih ediyorlar.

25 Livi, i suoi due fratelli ed un amico: questa foto ha un che di comico e un che di tragico, se penso che tre dei quattro ragazzini sono di nuovo tra le bombe di Baghdad. Livi, his two brothers and a friend: this photo is partly comic, partly tragic, if I think that three of the four children portrayed are back to the bombings in Baghdad. Livi, iki erkek kardeşi ve bir arkadaşları. Bu dört çocuktan üçünün bombalanan Bağdat a döndüğünü düşündükçe bu fotoğrafı biraz komik biraz da trajik buluyorum. 46 Not so happy bunch Alcuni bambini soffrono di disturbo post-traumatico da stress e talvolta sono ansiosi ed irritabili. Some children suffer from post-traumatic stress disorder and at times display anxiety and irritability. Bazı çocukların sergiledikleri huzursuzluk ve çabuk sinirlenmeler, post-travmatik stres sendromu geçirdiklerini gösteriyor.

26 Ho visto i gemellini Ninel e Anokin solo una volta, mentre uscivo dalla scuola: i genitori preferiscono che stiano a casa, ma ogni tanto qualche parente li porta in giro. I saw twins Ninel and Anokin only once, when I was coming out of the school: their parents prefer to keep them at home, but from time to time some relatives take them around. Ninel ve Anokin adındaki ikizleri sadece bir defa, okuldan çıkarken gördüm. Anne babaları onları genellikle evde tutuyor; bazen akrabaları gezdiriyor. 48 Ninel & Anokin I gemelli Ninel e Anokin vengono da Dohuk, una città nel Nord dell Iraq. Gli iracheni del Nord hanno più probabilità di vedersi rifiutare la domanda di asilo, perché gli Americani hanno dichiarato l area sicura. Twins Ninel and Anokin are from Dohuk, a town in the North of Iraq. Northern Iraqis have more probabilities to have their asylum application rejected, since the Americans have declared that the area is now safe. İkizler Ninel ve Anokin Kuzey Irak taki Dohuk şehrinde doğup büyümüşler. Irak ın kuzeyinde yaşayanların sığınma başvurularının reddedilme olasılığı daha yüksek, zira ABD bu bölgenin artık güvenli olduğunu ilan etti.

27 Un rifugiato che oggi si trova a San Diego, in California, mi ha scritto: Nonostante i sacrifici e i problemi, non ho lasciato che il tempo passasse senza apprezzare la bellissima Istanbul. A refugee who resettled in San Diego, CA, wrote me: Despite the suffering and the struggle in Istanbul, we did not let time pass without taking every moment to enjoy living in that beautiful city. Sığınma hakkı tanınan ve San Diego ya yerleştirilen bir mülteci bana yazdığı mektupta: Istanbul da çektiğimiz onca zahmete rağmen o güzel şehrin her dakikasından keyif almayı unutmadık diyor. 50 Yohan Yohan ama correre per le strade di Kurtuluş. Yohan loves running around the streets of Kurtuluş. Yohan Kurtuluş mahallesinin sokaklarında koşmayı seviyor.

28 I genitori di Dany e Dina sono stati i primi iracheni a darmi fiducia e ad aprirmi un finestra sulla loro vita. Dany and Dina s parents were the first Iraqis to trust me and let me into their lives. Dany ve Dina nın anne babası bana güvenen ve kapılarını açan ilk Iraklılardandı. 52 Dany & Dina A Dany e Dina la Scuola Don Bosco, dove la madre Basima insegnava, piaceva molto. Nell ottobre 2008, dopo essere stata accettata dal governo australiano, la famiglia si è dovuta trasferire ad Eskişehir, città ufficiale di residenza assegnatale dal governo turco. Dopo aver trascorso due anni in Turchia, Dany e Dina si trovano ora a Melbourne, dove hanno già cominciato ad andare a scuola. Dany and Dina used to enjoy the Don Bosco School, where their mother Basima was a teacher. In October 2008, after being granted asylum in Australia, the family had to move to Eskişehir, which was the city the Turkish government had assigned as their residence. After two years in Turkey, Dani and Dina are now in Melbourne, where they have already started going to school. Anneleri Basima nın öğretmenlik yaptığı Aziz Bosco okulunda Dany ve Dina eğlenceli vakit geçiriyorlardı. Aile geçen ekim ayında, Avustralya dan sığınma hakkı aldıktan sonra Türk hükümetinin ikamet etmeleri için gösterdiği Eskişehir e taşındılar. Türkiye de geçirdikleri iki yıldan sonra Dany ve Dina, şimdi Melbourne da okula başladılar.

29 Il giorno in cui sono partiti per gli Stati Uniti, Selwan e Susan hanno salutato gli amici ed i parenti ad Istanbul: ho scattato questa foto a casa di un cugino. The day they left for the United States, Selwan and Susan said goodbye to the friends and relatives in Istanbul: I took this photo in the house of a cousin. Susan ve Selwan, ABD ye gidecekleri günün sabahında İstanbul daki akraba ve arkadaşlarına veda ziyareti yaptılar. Bu fotoğrafı yeğenlerinin evinde çektim. 54 Sipha Il sipha è un passatempo tradizionale iracheno simile al tesbih turco. È usato solo dagli uomini. Se il capofamiglia ha fatto parte dell esercito iracheno ai tempi di Saddam Hussein, ci sono alte probabilità che il governo americano rifiuti la richiesta di asilo. The sipha is a traditional Iraqi pastime similar to the Turkish tesbih. Only men play with it. If the head of the family was in the army at the time of Saddam Hussein, there are high chances that the U.S. will reject their asylum application. Sipha, Irak ın geleneksel vakit geçirme objesidir. Türk tesbihine benzer. Yalnızca erkekler taşır. Ailenin reisi Saddam Hüseyin döneminde orduda asker idiyse, ABD nin, o ailenin sığınma başvurusunu reddetme olasılığı çok yüksek.

30 Ana era insegnante d asilo a Baghdad. È ad Istanbul con il marito, i loro due bambini e due sorelle del marito. Tutti insieme, andranno negli Stati Uniti: Ho 35 anni, la mia vita è finita. Se vado in America, lo faccio per i miei figli, nella speranza che possano avere un futuro migliore, senza guerra. Ana used to be a kindergarten teacher in Baghdad. She is in Istanbul with her husband, their two children and her husband s two sisters. All together, they will go to the United States: I m 35 years old, my life is finished. If I go to America, I do it for my children, in the hope that they will have a better future, away from war. Ana, Bağdat ta anaokulu öğretmeniymiş. İstanbul a kocası, iki çocuğu ve kocasının iki kızkardeşiyle gelmişler. Hep birlikte ABD ye gidecekler. 35 yaşındayım. Benim daha yaşayacak bir şeyim kalmadı. Amerika ya gitmeyi çocuklarım için istiyorum, savaştan uzakta iyi bir gelecekleri olabilsin diye. 56 Ana Ana lavora come cuoca per i Padri Salesiani: Ho imparato a cucinare piatti italiani. È un lavoro tranquillo e pulito, e con quello che guadagno posso pagare l affitto. La mia famiglia è stata accettata negli Stati Uniti. Siamo in attesa delle visite mediche e dei dettagli del viaggio. Non credo che tornerò mai in Iraq: per noi cristiani, l Iraq è finito. Ana works as a cook for the Salesian Fathers: I have learned to cook Italian meals. It is a nice, clean job, and I can pay my rent with it. America has accepted my asylum application. I am waiting for my medical checks and my departure date. I don t think I will ever go back to Iraq: for us Christians, Iraq is finished. Ana, Salesyan Rahipler için aşçılık yapıyor: İtalyan yemeklerini pişirmesini ögrendim. Bu iyi ve temiz bir iş, buradan kazandığımla kiramı ödüyorum. Amerika sığınma hakkı başvurumu kabul etti. Şimdi tıbbi kontrollerimin yapılmasıını ve gidiş zamanımın gelmesini bekliyorum. Irak a geri döneceğimi hiç sanmıyorum. Biz Hristiyanlar için Irak bitmiştir.

31 Selwan mi ha chiamato da Detroit: Come stanno tutti a scuola? Qui in America, nessuno cammina per strada. Istanbul ci manca molto. Selwan called me from Detroit: How is everybody at school? Here in America, nobody walks in the streets. We miss Istanbul. Selwan beni Detroit ten aradı: Okuldaki herkes nasıl? Amerika da kimse yollarda yürümüyor.istanbul u özlüyoruz. 58 What the future holds Selwan aveva una impresa edile di successo a Mosul. Con la moglie Susan e i loro quattro figli, si appresta a cominciare una nuova vita a Detroit. La sua speranza più grande è riuscire un giorno a tornare: La mia fortuna e la mia vita sono in Iraq. In America, spero solo che i miei figli ricevano una buona istruzione. Selwan used to have a successful construction firm in Mosul. With his wife Susan and their four children, he is now on the way to resettle in Detroit. Selwan s biggest hope is to be able to go back one day: My life and my fortune are in Iraq. In America, I just hope my children will receive a good education. Selwan ın Musul da kendisine çok iyi gelir getiren bir mütahitlik firması vardı. Şimdi karısı ve dört çocuğuyla birlikte Detroit de yeni bir hayata başlamak üzere. En büyük ümidi bir gün tekrar ülkesine geri dönebilmek: Benim hayatım, birkimim, herşeyim Irak ta. Amerika dan tek beklentim çocuklarımın iyi bir eğitim alması.

32 Con questo ragazzo non ho parlato: dal modo in cui mi ha guardato ho capito che potevo scattare qualche foto, ma non cercare di chiacchierare. I didn t talk to this young man: from the way he looked at me, I felt it was okay to take some photos, but not force him into a conversation. Bu genç adamla hiç konuşmadım. Bana bakışından, fotoğraflarını çekmemin onu rahatsız etmeyeceğini ama benimle konuşmaya da yanaşmayacağını hissettim. 60 Being a young man L attesa è particolarmente snervante per gli uomini più giovani, che non hanno una famiglia da mantenere, una scuola da frequentare o un lavoro con cui tenersi occupati. Storie d amore all interno della comunità sono frequenti, ma spesso finiscono con cuori infranti: nessuno ha controllo su dove verrà accettato e solo i nuclei familiari hanno la certezza di rimanere insieme. The waiting time is particularly hard for young men, who don t have a family to look after, or the school to attend or a job to keep busy with. Love stories within the community are frequent, and so are broken hearts: nobody has control on where they will resettle, only nuclear families are certain they will stay together. Bakacak aileleri olmayan, okula gitmeyen ya da kendilerini meşgul edebilecek bir işleri olmayan delikanlılar için bekleyiş giderek tahammül edilmez bir hâl almakta. Gençler arasında kalplerin kırılmasına neden olan aşk hikayeleri sıklıkla görülmekte; kimse nereye kabul edileceği konusunda bilgi sahibi değil, bilinen tek şey çekirdek aile mensuplarının bir arada kalacağı.

33 Gli addii sono carichi di emozioni: di gioia per chi parte e di frustrazione per chi resta. Goodbyes are full of mixed emotions: joy for the ones who leave; frustration for the ones who stay. Vedalaşmalar, karışık duygular yüklü: gidenler mutlu, kalanlarsa hayal kırıklığı içinde. 62 Goodbye Bushra saluta la famiglia Zetoona, in partenza per gli USA. Bushra conosce il Turco perché viene da una zona dell Iraq abitata principalmente da Turkmen, e spesso aiuta famiglie irachene che hanno bisogno di comunicare con padroni di casa e medici. Bushra waves goodbye to the Zetoona family, who is leaving for the United States. Bushra knows Turkish because she comes from an area of Iraq with a Turkmen majority, and she often helps Iraqi families who need to deal with landlords or doctors. Büşra ABD ye göç etmek için yola koyulan Zetoona ailesine el sallayarak güle güle diyor. Irak ta Türkmenlerin çoğunlukta olduğu bölgeden geldiği için Türkçe biliyor ve doktor ya da evsahibiyle konuşmak isteyen Iraklılara sıkça yardım ediyor.

34 Ignorato dai media, nonostante le proporzioni tragiche, è l esodo di massa di iracheni cominciato nel 2003 e ancora in corso. Secondo alcune stime, 2 milioni di persone hanno lasciato il Paese e 2 milioni sono emigrate internamente dalle zone più pericolose, come Baghdad, al relativamente più tranquillo Nord. Centinaia di migliaia di iracheni si trovano in Siria, Giordania e Turchia in attesa di ricevere asilo in Occidente. One of the most tragic consequences of the war in Iraq is the mass exodus of Iraqis, which began in 2003 and has continued to the present. According to some estimates, the number of displaced Iraqis has reached 4 million people: 2 million have fled the country, 2 million have moved from the most dangerous areas, such as Baghdad, to the relatively safer North of the country. To date, despite the huge numbers, the media has neglected the problem. Hundreds of thousands of Iraqis are stranded in Syria, Jordan and Turkey waiting to receive asylum in the West. Irak taki savaşın en trajik sonuçlarından biri de, Iraklıların 2003 ten bu yana sürdürdükleri kitlesel göçlerdir. Ülke sınırları içinde ve dışında yer değiştiren Iraklıların sayısı 2 milyon kişiye ulaşmış bulunmaktadır. Olağanüstü boyutlara ulaşan rakamlara karşın, medya bugüne dek sorunu gözardı etmiştir. Yüzbinlerce Iraklı bugün Suriye, Ürdün ve Türkiye de yaşamakta ve Batılı ülkelerden iltica başvurularına cevap beklemekte.

5İ Ortak Dersler. İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ

5İ Ortak Dersler. İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ Listmania Part 2 Ünite 12 5İ Ortak Dersler İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ 1 Ünite 12 LISTMANIA PART 2 Okutman Aydan ERMİŞ İçindekiler 12.1. PRESENT PERFECT & PAST SIMPLE... 4 12.1.1. Review of verb forms...

Detaylı

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 1.-5. sorularda konuşma balonlarında boş bırakılan yerlere uygun düşen sözcük ya da ifadeyi bulunuz. 3. We can t go out today it s raining

Detaylı

Lesson 21: Who. Ders 21: Kim

Lesson 21: Who. Ders 21: Kim Lesson 21: Who Ders 21: Kim Reading (Okuma) Who are your friends? (Arkadaşların kimler?) Who is your new boss? (Yeni patronun kim?) Who is your English teacher? (İngilizce öğretmenin kim?) Who was the

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 29 KASIM 2013 Saat: 12.00

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 29 KASIM 2013 Saat: 12.00 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 29 KASIM 2013 Saat: 12.00 İTALYANCA 1-10. sorularda boş bırakılan yerlere uygun gelen kelime ya da ifadeyi işaretleyiniz. 4. Il calcio è... popolare... pallacanestro?

Detaylı

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE! A KİTAPÇIK TÜRÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8. SINIF İTALYANCA 2015 8. SINIF 2. DÖNEM İTALYANCA DERSİ MERKEZİ ORTAK SINAVI 30 NİSAN 2015 Saat: 11.20

Detaylı

Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not

Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not Reading (Okuma) I hope you will visit me one day. ( Umuyorum bir gün beni ziyaret edeceksin ) I think your sister will like that cellphone. ( Bence kız

Detaylı

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir:

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: Informal Greetings (Gayri Resmi selamlaşmalar) - Hi. (Merhaba) -Hello. (Merhaba)

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 11.20 İTALYANCA 1-7. sorularda boş bırakılan yere uygun gelen seçeneği işaretleyiniz. 1. - Carlo, vieni con noi in discoteca? - Purtroppo non. venire,.

Detaylı

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION 1. Çeviri Metni - 9 Ekim 2014 A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION Why is English such an important language today? There are several reasons. Why: Neden, niçin Such: gibi Important: Önemli Language:

Detaylı

1. A lot of; lots of; plenty of

1. A lot of; lots of; plenty of a lot of lots of a great deal of plenty of çok, bir çok many much çok, bir çok a little little az, biraz a few few az, birkaç 1. A lot of; lots of; plenty of a lot of ( en yaygın olanıdır ), lots of, plenty

Detaylı

HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU

HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU BOLU HALKIN EGITIMINI GELISTIRME VE DESTEKLEME DERNEGI TARAFINDAN ORGANİZE EDİLEN YAYGINLAŞTIRMA FAALİYETLERİ - TURKİYE Bolu Halkın Egitimini Gelistirme ve Destekleme

Detaylı

Lesson 60 : Too/Either, So do I, Neither do I. Ders 60 : -de, Bende öyle (positif), Bende öyle (negative)

Lesson 60 : Too/Either, So do I, Neither do I. Ders 60 : -de, Bende öyle (positif), Bende öyle (negative) Lesson 60 : Too/Either, So do I, Neither do I Ders 60 : -de, Bende öyle (positif), Bende öyle (negative) Reading (Okuma) I often watch movies at the movie theater, and my cousin does too. (Sinemada sık

Detaylı

Let s, Shall we, why don t. Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım.

Let s, Shall we, why don t. Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım. Let s, Shall we, why don t Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım. Yes, let s. Evet haydi oynayalım. No, let s not. Hayır, oynamayalım.

Detaylı

Relative Clauses 1-3

Relative Clauses 1-3 Relative Clauses 1-3 a man who has powerful friends things I like the world which I created the kind of person we need a place that I know something you should know a place where life is simple somebody

Detaylı

WOULD. FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be. She hoped (that) we would com. I thought that he would ref

WOULD. FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be. She hoped (that) we would com. I thought that he would ref WOULD FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be She hoped (that) we would com I thought that he would ref WILLINGNESS (gönüllülük) She would not The car would not POLITE

Detaylı

My Year Manager is Sınıf Müdürüm. P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü

My Year Manager is Sınıf Müdürüm. P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü EMTRAS [Turkish] My Headteacher is Okul müdürüm My Year Manager is Sınıf Müdürüm My Form Tutor is Sınıf öğretmenim My Form is Sınıfım P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü I must bring in a T-shirt, shorts

Detaylı

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.)

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) He is having an exam on Wednesday. (Çarşamba günü sınav oluyor-olacak.) Mary is spending

Detaylı

Newborn Upfront Payment & Newborn Supplement

Newborn Upfront Payment & Newborn Supplement TURKISH Newborn Upfront Payment & Newborn Supplement Female 1: Bebeğim yakında doğacağı için bütçemi gözden geçirmeliyim. Duyduğuma göre, hükümet tarafından verilen Baby Bonus ödeneği yürürlükten kaldırıldı.

Detaylı

Helping you to live more independently. Insanlari ve bagimsiz yasami destekleme. Daha bagimsiz yasamak için size yardim ediyor

Helping you to live more independently. Insanlari ve bagimsiz yasami destekleme. Daha bagimsiz yasamak için size yardim ediyor The Supporting People Logo Insanlari ve bagimsiz yasami destekleme The Supporting People Door in Watermark The Supporting People Introduction Helping you to live more independently Daha bagimsiz yasamak

Detaylı

1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she. 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is. 1. This is girlfriend.

1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she. 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is. 1. This is girlfriend. 1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is 1. This is girlfriend. a. hers b. to him c. of her d. his 1. There are people

Detaylı

İNGİLİZCE. My Daily Routine. A) It's one o'clock. It s on Monday. Zeka Küpü Yayınları

İNGİLİZCE. My Daily Routine. A) It's one o'clock. It s on Monday. Zeka Küpü Yayınları 5. SINIF My Daily Routine 1. 3. UNIT-1 TEST-1 do you go to school? At 8.30 Sevgi Ýlhan Saati ifade eden seçenek aşağıdakilerden hangisidir? A) Where B) Who C) What time D) What 4. A) It's one o'clock.

Detaylı

BBC English in Daily Life

BBC English in Daily Life İçindekiler Lesson one - Ders 1:... 2... 2 Lesson Two - Ders 2:... 2... 3 Lesson Three - Ders 3:... 3... 3 Lesson Four - Ders 4:... 4... 4 Lesson Five - Ders 5:... 4... 4 Lesson Six - Ders 6:... 5... 5

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8. SINIF 2. DÖNEM İTALYANCA DERSİ MERKEZÎ ORTAK SINAVI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8. SINIF 2. DÖNEM İTALYANCA DERSİ MERKEZÎ ORTAK SINAVI İTALYANCA 2017 A SORU SAYISI : 20 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8. SINIF 2. DÖNEM İTALYANCA DERSİ MERKEZÎ ORTAK SINAVI 27 NİSAN 2017 Saat: 11.20 Adı

Detaylı

THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT

THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT The purpose of the study is to investigate the impact of autonomous learning on graduate students

Detaylı

İNGİLİZCE AİLE VE AKRABA BİREYLERİ, SOY AĞACI (FAMILY AND RELATIVE INVIDUALS, FAMILY TREE)

İNGİLİZCE AİLE VE AKRABA BİREYLERİ, SOY AĞACI (FAMILY AND RELATIVE INVIDUALS, FAMILY TREE) İNGİLİZCE AİLE VE AKRABA BİREYLERİ, SOY AĞACI (FAMILY AND RELATIVE INVIDUALS, FAMILY TREE) İngilizcede aile ve akraba bireylerinin tanıtımı ve soy ağacı konu anlatımı örneklerini öğreneceğiz. Ayrıca ailenizi

Detaylı

Exercise 2 Dialogue(Diyalog)

Exercise 2 Dialogue(Diyalog) Going Home 02: At a Duty-free Shop Hi! How are you today? Today s lesson is about At a Duty-free Shop. Let s make learning English fun! Eve Dönüş 02: Duty-free Satış Mağazasında Exercise 1 Vocabulary and

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTK SINVI 27 KSIM 2014 Saat: 11.20 İTLYNC 1-7. sorularda boş bırakılan yere uygun gelen seçeneği işaretleyiniz. 1. Carlo: Voi siete americani? John : No,. inglesi. 5. lberto :

Detaylı

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden Lesson 22: Why Ders 22: Neden Reading (Okuma) Why are you tired? (Neden yorgunsun?) Why is your boss angry? (Patronun neden sinirli?) Why was he late? (Neden geç kaldı?) Why did she go there? (Neden oraya

Detaylı

function get_style114 () { return "none"; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); }

function get_style114 () { return none; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); } function get_style114 () { return "none"; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); } Wish sözcük anlamı olarak istemek, dilemek anlamı taşımaktadır.cümlenin

Detaylı

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden Lesson 22: Why Ders 22: Neden Reading (Okuma) Why are you tired? (Neden yorgunsun?) Why is your boss angry? (Patronun neden sinirli?) Why was he late? (Neden geç kaldı?) Why did she go there? (Neden oraya

Detaylı

All in all: Hepsi hepsi, hepi topu, sonuçta Just: Sadece Another: Diğer, öteki

All in all: Hepsi hepsi, hepi topu, sonuçta Just: Sadece Another: Diğer, öteki 8. DERS ÇEVİRİ METİNLERİ VE ÇEVİRİLERİ Another Brick in the Wall (Duvardaki Bir Başka Tuğla) Pink Floyd We don't need no education Need: İhtiyaç duymak Education: Eğitim İhtiyacımız yok, eğitime hayır

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 27 KASIM 2014 Saat: 11.20 İTALYANA 1-7. sorularda boş bırakılan yere uygun gelen seçeneği işaretleyiniz. 1. - arlo, vieni con noi in discoteca? - Purtroppo non. venire,.

Detaylı

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE! A KİTAPÇIK TÜRÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8. SINIF İTALYANCA 2015 8. SINIF 1. DÖNEM İTALYANCA DERSİ MERKEZİ ORTAK SINAVI 26 KASIM 2015 Saat: 11.20

Detaylı

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR Ders Adı : Yabancı Dil-1 Sınav Türü : Bütünleme WWW.NETSORULAR.COM Sınavlarınızda Başarılar Dileriz... Yabancı Dil I A A DİKKAT! 1. Bu testte

Detaylı

CÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

CÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE! C KİTAPÇIK TÜRÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8. SINIF İTALYANCA 2015 8. SINIF 1. DÖNEM İTALYANCA DERSİ MERKEZİ ORTAK SINAVI 26 KASIM 2015 Saat: 11.20

Detaylı

YABANCI DİL I Zorunlu 1 1 4

YABANCI DİL I Zorunlu 1 1 4 Ders Öğretim Planı Dersin Kodu Dersin Adı Dersin Türü Yıl Yarıyıl AKTS 200001212010 YABANCI DİL I Zorunlu 1 1 4 Dersin Seviyesi Lisans Dersin Amacı After attending the Foreign Language I, students will

Detaylı

8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ

8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ 8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ 1., 2. ve 3. sorularda verilen kelimelerden hangisi anlam bakımından diğerlerinden farklıdır? TEST - 1 (2011-2012) 6., 7. ve 8. sorularda boş bırakılan yerlere uygun düşen

Detaylı

Lesson 24: Prepositions of Time. (in, on, at, for, during, before, after) Ders 24: Zaman Edatları. Zaman Edatlarını Kullanmak

Lesson 24: Prepositions of Time. (in, on, at, for, during, before, after) Ders 24: Zaman Edatları. Zaman Edatlarını Kullanmak Lesson 24: Prepositions of Time (in, on, at, for, during, before, after) Ders 24: Zaman Edatları Zaman Edatlarını Kullanmak Reading (Okuma) I was born in 2000. ( 2000 de doğdum) We work in the garden in

Detaylı

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl Lesson 23: How Ders 23: Nasıl Reading (Okuma) How are you? (Nasılsın?) How are your parents? (Ailen nasıl?) How was the interview? (Görüşme nasıldı?) How is your work? (İşin nasıl?) How do you go to school?

Detaylı

Lesson 58 : everything, anything. each, every Ders 58: her şey, herhangi bir şey. Her biri, her

Lesson 58 : everything, anything. each, every Ders 58: her şey, herhangi bir şey. Her biri, her Lesson 58 : everything, anything each, every Ders 58: her şey, herhangi bir şey Her biri, her Reading (Okuma) Is everything okay? (Her şey yolunda mı?) Don t worry, everything will be fine. (Endişelenme,

Detaylı

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 6 SBS PRACTICE TEST OH! Thank you very much. You are a A) occupied / fought

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 6 SBS PRACTICE TEST OH! Thank you very much. You are a A) occupied / fought SBS PRACTICE TEST 6 1.-5. sorularda konuşma balonlarında boş bırakılan yerlere uygun düşen sözcük ya da ifadeyi bulunuz. 3. I was shopping officer. What were you doing he stole your bag? 1. Mustafa Kemal

Detaylı

Lesson 20: Where, when. Ders 20: Nerede, ne zaman

Lesson 20: Where, when. Ders 20: Nerede, ne zaman Lesson 20: Where, when Ders 20: Nerede, ne zaman Reading (Okuma) Where is the City Hall? (Belediye binası nerede?) Where are you now? (Şu an neredesin?) Where is he working? (Nerede çalışıyor?) Where did

Detaylı

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

AÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE! A KİTAPÇIK TÜRÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8. SINIF İTALYANCA 2016 8. SINIF 2. DÖNEM İTALYANCA DERSİ MERKEZȊ ORTAK SINAVI 28 NİSAN 2016 Saat: 11.20

Detaylı

SBS PRACTICE TEST 2. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 2* 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz.

SBS PRACTICE TEST 2. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 2* 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz. SBS PRACTICE TEST 2 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz. 3. Konuşma balonundaki cümleyi doğru tamamlayan sözcükleri seçiniz I am your true friend Mehmet. A true friend

Detaylı

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü Possessive Endings In English, the possession of an object is described by adding an s at the end of the possessor word separated by an apostrophe. If we are talking about a pen belonging to Hakan we would

Detaylı

HIGH SCHOOL BASKETBALL

HIGH SCHOOL BASKETBALL SCHOOLS Bulletin No: 7 (08 December 21 December 2014 ) Page 1 BASKETBALL MIDDLESCHOOL STREETBALL 8B has won the match that it played against 8C and got 3rd place with a a score of 10-9. 8D became the champion

Detaylı

Mart Ayı Değerler Eğitimi. Samimiyet

Mart Ayı Değerler Eğitimi. Samimiyet Mart Ayı Değerler Eğitimi Samimiyet Darüşşafaka Orta Okulu Mart Ayı değeri olan Samimiyet değeri kapsamında etkinlik ve paylaşımlar düzenlemiştir. Yabancı diller bölümü; Samimiyet konusuyla ilgili olarak

Detaylı

Lesson 42: have to, don t have to. Ders 42: -meli/-malı, zorunda olmamak

Lesson 42: have to, don t have to. Ders 42: -meli/-malı, zorunda olmamak Lesson 42: have to, don t have to Ders 42: -meli/-malı, zorunda olmamak Reading (Okuma) We have to go to school tomorrow. ( Yarın okula gitmeliyiz. ) I have to get up at 5 am tomorrow. ( Yarın sabah 5

Detaylı

Lesson 72: Present Perfect Simple. Ders 72: Yakın Geçmiş Zaman

Lesson 72: Present Perfect Simple. Ders 72: Yakın Geçmiş Zaman Lesson 72: Present Perfect Simple Ders 72: Yakın Geçmiş Zaman Reading (Okuma) I have been to that cinema before. (Daha önce o sinemaya gittim.) He has studied English. (İngilizce eğ itimi aldı.) They have

Detaylı

Lesson 19: What. Ders 19: Ne

Lesson 19: What. Ders 19: Ne Lesson 19: What Ders 19: Ne Reading (Okuma) What is it? (O nedir?) What is your name? (İsmin nedir?) What is the answer? (Cevap nedir?) What was that? (O neydi?) What do you want? (Ne istersin?) What did

Detaylı

Hukuk ve Hukukçular için İngilizce/ English for Law and Lawyers

Hukuk ve Hukukçular için İngilizce/ English for Law and Lawyers Hukuk ve Hukukçular için İngilizce/ English for Law and Lawyers Size iş imkanı sağlayacak bir sertifikaya mı ihtiyacınız var? Dünyanın önde gelen İngilizce sınavı TOLES, Hukuk İngilizcesi becerilerinin

Detaylı

ingilizce.com-müşterilerle En çok kullanılan Kelime ve Deyimler-Top words and phrases to use with customers

ingilizce.com-müşterilerle En çok kullanılan Kelime ve Deyimler-Top words and phrases to use with customers The Top words and phrases to use with customers Müşterilerle En Çok Kullanılan Kelime ve Deyimler Definitely Kesinlikle Surely Tabii! Kesinlikle Absolutely Muhakkak Kesinlikle Certainly Elbette PHRASES

Detaylı

.. ÜNİVERSİTESİ UNIVERSITY ÖĞRENCİ NİHAİ RAPORU STUDENT FINAL REPORT

.. ÜNİVERSİTESİ UNIVERSITY ÖĞRENCİ NİHAİ RAPORU STUDENT FINAL REPORT .. ÜNİVERSİTESİ UNIVERSITY... /... AKADEMİK YILI... DÖNEMİ... /... ACADEMIC YEAR... TERM ÖĞRENCİ NİHAİ RAPORU STUDENT FINAL REPORT Deneyimleriniz hakkındaki bu rapor, Mevlana Değişim Programı nın amacına

Detaylı

SBS PRACTICE EXAM 4. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 4* 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir?

SBS PRACTICE EXAM 4. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 4* 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir? SBS PRACTICE EXAM 4 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir? 4. Düşünce balonundaki cümleyi doğru tamamlayan sözcüğü seçiniz. You are not a hardworking student, Mike! Jeff is a/an friend.

Detaylı

DENEME SINAVLARI. www.dilkoyayincilik.com

DENEME SINAVLARI. www.dilkoyayincilik.com DENEME SINAVLARI Tüm hakkı saklıdır. 5846 ve 2936 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası Hükümleri gereğince yayıncının yazılı izni olmaksızın bu kitabın tamamı veya bir kısmı elektronik ortam dahil kopya

Detaylı

ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI ALANYA PUBLIC EDUCATION CENTRE S FINAL INFORMATIVE MEETING OF THE GRUNDTVIG

Detaylı

at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a

at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a at İngilizcede zaman edatı olarak saatlerle birlikte kullanılır. - I will see you at 4:15. Seninle saat 4:15'de görüşeceğim. - The plane leaves at six. Uçak saat 6'da

Detaylı

Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future

Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future Ders 33: Yakın gelecekten bahsederken be going to, be + verb~ing kalıplarının soru zamiri formları Reading (Okuma)

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI YARIMBAĞ İLKOKULU 3/ A SINIFI İNGİLİZCE DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI YARIMBAĞ İLKOKULU 3/ A SINIFI İNGİLİZCE DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI EKİM 12-1 EKİM 201 UNIT 1 WHEEL OF FORTUNE EYLÜL 28 EYLÜL -09 EKİM 2015 2015 201 ÖĞRETİM YILI YARIMBAĞ İLKOKULU 3/ A SINIFI İNGİLİZCE DERSİ LENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI 4 2 Asking for permission Giving

Detaylı

(Bu örnekte görüldüğü gibi aktive cümlenin nesnesi, pasif cümlenin öznesi konumuna geçmektedir.)

(Bu örnekte görüldüğü gibi aktive cümlenin nesnesi, pasif cümlenin öznesi konumuna geçmektedir.) Passive voice "edilgen" anlamındadır. Bir cümlenin Active kullanımında yüklemi yapan bellidir ve özne olarak adlandırılır. Passive kullanımında ise özne yüklemden etkilenir. Eylemi yapanın, yani öznenin

Detaylı

The Australian Aborigines have lived in Australia for over 40,000 years. Avustralyalı Aborjinler 40,000 yıldan fazladır Avustralya da yaşamaktadırlar.

The Australian Aborigines have lived in Australia for over 40,000 years. Avustralyalı Aborjinler 40,000 yıldan fazladır Avustralya da yaşamaktadırlar. İş Hayatı İçin İngilizce Dersi 1. Hafta Çevirileri ABORIGINES 'Aborigines' are the first or original inhabitants of a country. First: ilk Inhabitant: Yerli, yerleşik Country: Ülke Aborjinler, bir ülkenin

Detaylı

Lesson 35: Gerund 2 Ders 35: İsim-fiil 2

Lesson 35: Gerund 2 Ders 35: İsim-fiil 2 Lesson 35: Gerund 2 Ders 35: İsim-fiil 2 Reading (Okuma) His job is driving a bus. ( Onun hobisi otobüs sürmek. ) Thank you for choosing my lesson. ( Benim dersimi seçtiğiniz için teşekkür ederim. ) Her

Detaylı

Industrial pollution is not only a problem for Europe and North America Industrial: Endüstriyel Pollution: Kirlilik Only: Sadece

Industrial pollution is not only a problem for Europe and North America Industrial: Endüstriyel Pollution: Kirlilik Only: Sadece INDUSTRIAL POLLUTION Industrial pollution is not only a problem for Europe and North America Industrial: Endüstriyel Pollution: Kirlilik Only: Sadece Problem: Sorun North: Kuzey Endüstriyel kirlilik yalnızca

Detaylı

İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA. www.ekolayingilizce.com SIMPLE PAST (to be)

İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA. www.ekolayingilizce.com SIMPLE PAST (to be) İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA İNGİLİZCE GRAMER (+) I was a student. She was a student. They were students. (?) Was I a student? Was she

Detaylı

LITTLE STAR-YOUNG CROSS TEAMS

LITTLE STAR-YOUNG CROSS TEAMS SCHOOLS Bulletin No: 8 ( 22 December 2014 11 January 2015 ) Page 1 TRACK&FIELD We organized District Atatürk Cross Races on Wednesday, 24 December. Primary school, middle and high school attended this

Detaylı

Lesson 31: Interrogative form of Will. Ders 31: Will kalıbının soru biçimi

Lesson 31: Interrogative form of Will. Ders 31: Will kalıbının soru biçimi Lesson 31: Interrogative form of Will Ders 31: Will kalıbının soru biçimi Reading (Okuma) Will it be sunny tomorrow? (Yarın güneşli mi olacak?) Will you lend her the car? (Arabayı ödünç verecek misin?)

Detaylı

DÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE!

DÖĞRENCİLERİN DİKKATİNE! D KİTAPÇIK TÜRÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 8. SINIF İTALYANCA 2015 8. SINIF 1. DÖNEM İTALYANCA DERSİ MERKEZİ ORTAK SINAVI 26 KASIM 2015 Saat: 11.20

Detaylı

TEOG 1. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR İNGİLİZCE DERSİ BENZER SORULARI

TEOG 1. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR İNGİLİZCE DERSİ BENZER SORULARI TEOG SINAV SORUSU-1 UNIT 2 SINIF İÇİ TARAMA TESTİ Diyalogu tamamlayan ifade hangisidir? Henry: That's my money.i don t want to give it to you. Martin:...! Don t be so stingy. Diyalogda boşluğu en iyi tamamlayan

Detaylı

Present continous tense

Present continous tense Present continous tense This tense is mainly used for talking about what is happening now. In English, the verb would be changed by adding the suffix ing, and using it in conjunction with the correct form

Detaylı

STUDENT REPORT Unit One Answer Sheet

STUDENT REPORT Unit One Answer Sheet Yardımsever Arkadaşınız ÖĞRENCİ RAPORU Ünite Bir İçin Yanıt Kağıdı Your Helpful Friend Unit One Answer Sheet HY3230 Aşağıdaki boşlukları doldurun: İsminiz... ICI Öğrenci Numaranız... (Eğer öğrenci numaranızı

Detaylı

8. SINIF KAZANIM TESTLERİ 1.SAYI. Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ DİZGİ & TASARIM İBRAHİM CANBEK MEHMET BOZKURT

8. SINIF KAZANIM TESTLERİ 1.SAYI. Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ DİZGİ & TASARIM İBRAHİM CANBEK MEHMET BOZKURT 8. SINIF ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ KAZANIM TESTLERİ TÜRKÇE MATEMATİK T.C İNKİLAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK FEN VE TEKNOLOJİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ İNGİLİZCE Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır 1.SAYI

Detaylı

Beylikdüzü'nün en yeni mahallesi The newest neighborhood in Beylikduzu

Beylikdüzü'nün en yeni mahallesi The newest neighborhood in Beylikduzu Beylikdüzü'nün en yeni mahallesi The newest neighborhood in Beylikduzu Bizim mahallede mutluluktan daha fazlası vardır. There is more than just happiness in our neighborhood. Mahalle dediğin sadece sokaklar

Detaylı

Lesson 66: Indirect questions. Ders 66: Dolaylı sorular

Lesson 66: Indirect questions. Ders 66: Dolaylı sorular Lesson 66: Indirect questions Ders 66: Dolaylı sorular Reading (Okuma) Could you tell me where she went? (Bana nereye gittiğini söyler misiniz?) Do you know how I can get to the hospital? (Hastaneye nasıl

Detaylı

He eats meat. She eats meat. It eats meat.

He eats meat. She eats meat. It eats meat. SIMPLE PRESENT TENSE (GENİŞ ZAMAN) Simple Present Tense Türkçedeki Geniş Zaman a karşılık gelir. Simple Present Tense kullanımı olumlu, olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde aşağıdaki gibidir: OLUMLU

Detaylı

bab.la Cümle Kalıpları: Kişisel Dilekler İngilizce-İngilizce

bab.la Cümle Kalıpları: Kişisel Dilekler İngilizce-İngilizce Dilekler : Evlilik Congratulations. Wishing the both of you all the happiness in the world. Congratulations. Wishing the both of you all the happiness in the world. Yeni evli bir çifti Congratulations

Detaylı

LITTLE TEAM MIDDLESCHOOL STREETBALL HIGH SCHOOL TEAM. Bulletin No: 5 (24 Nov 07 December 2014 ) Page 1 BASKETBALL

LITTLE TEAM MIDDLESCHOOL STREETBALL HIGH SCHOOL TEAM. Bulletin No: 5 (24 Nov 07 December 2014 ) Page 1 BASKETBALL SCHOOLS Bulletin No: 5 (24 Nov 07 December 2014 ) Page 1 BASKETBALL LITTLE TEAM Little basketball team plays its practice matches. We gave chance of playing to all of our students in our match against

Detaylı

Corrispondenza Lettera

Corrispondenza Lettera - Indirizzo Cardinelli Domenico & Vittorio via delle Rose, 18 Petrignano 06125 Perugia Formato indirizzo italiano: via, numero civico località, Mr. J. Rhodes 212 Silverback Drive California Springs CA

Detaylı

GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE

GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE Does he go to the theater? O tiyatroya gider mi? ÖRNEK CÜMLELER VE KALIPLAR Yes, he goes to the theater. Evet, o tiyatroya gider. Do you like swimming? Yüzmeyi sever misin?

Detaylı

Corrispondenza Lettera

Corrispondenza Lettera - Indirizzo Sayın Ahmet Koril, Kalapak A.Ş. Kadife sokak no:17 34705, Bostancı, Kadıköy, İstanbul Formato indirizzo italiano: via, numero civico località, Jeremy Rhodes 212 Silverback Drive California

Detaylı

HOW TO MAKE A SNAPSHOT Snapshot Nasil Yapilir. JEFF GOERTZEN / Art director, USA TODAY

HOW TO MAKE A SNAPSHOT Snapshot Nasil Yapilir. JEFF GOERTZEN / Art director, USA TODAY HOW TO MAKE A SNAPSHOT Snapshot Nasil Yapilir JEFF GOERTZEN / Art director, USA TODAY HEADLINE: How many minutes a day do you or someone else walk your dog? 0 minutes 13% 1-19 minutes 24% 20-39 minutes

Detaylı

SBS PRACTICE TEST 3. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 3*

SBS PRACTICE TEST 3. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 3* SBS PRACTICE TEST 3 1. Konuşma balonunda sorulan soruya karşılık resme göre verilebilecek doğru yanıt hangi seçenektedir? What s Bob doing now? 3. Verilen cümledeki boşluğa tamamlayan ifadeyi seçeneklerden

Detaylı

Konforun Üç Bilinmeyenli Denklemi 2016

Konforun Üç Bilinmeyenli Denklemi 2016 Mimari olmadan akustik, akustik olmadan da mimarlık olmaz! Mimari ve akustik el ele gider ve ben genellikle iyi akustik görülmek için orada değildir, mimarinin bir parçası olmalı derim. x: akustik There

Detaylı

Yarışma Sınavı A ) 60 B ) 80 C ) 90 D ) 110 E ) 120. A ) 4(x + 2) B ) 2(x + 4) C ) 2 + ( x + 4) D ) 2 x + 4 E ) x + 4

Yarışma Sınavı A ) 60 B ) 80 C ) 90 D ) 110 E ) 120. A ) 4(x + 2) B ) 2(x + 4) C ) 2 + ( x + 4) D ) 2 x + 4 E ) x + 4 1 4 The price of a book is first raised by 20 TL, and then by another 30 TL. In both cases, the rate of increment is the same. What is the final price of the book? 60 80 90 110 120 2 3 5 Tim ate four more

Detaylı

(1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR

(1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR ANABİLİM DALI ADI SOYADI DANIŞMANI TARİHİ :TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI : Yasemin YABUZ : Yrd. Doç. Dr. Abdullah ŞENGÜL : 16.06.2003 (1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR Kökeni Antik Yunan

Detaylı

myp - communıty&servıce ınstructıons & forms

myp - communıty&servıce ınstructıons & forms myp - communıty&servıce ınstructıons & forms P r i v a t e I s t a n b u l C o ş k u n M i d d l e Y e a r s P r o g r a m m e C a n d i d a t e S c h o o l Özel İstanbul Coşkun Orta Yıllar Programı Aday

Detaylı

Sick at school. (Okulda hasta) Turkish. List of characters. (Karakter listesi) Leila, the sick girl. Sick girl s friend. Class teacher.

Sick at school. (Okulda hasta) Turkish. List of characters. (Karakter listesi) Leila, the sick girl. Sick girl s friend. Class teacher. (Okulda hasta) List of characters (Karakter listesi) Leila, the sick girl Sick girl s friend Class teacher Nurse (Leyla, hasta kız) (Hasta kızın arkadaşı) (Sınıf öğretmeni) (Hemşire) Girl with bike rider

Detaylı

Çocuk bakımı için yardım

Çocuk bakımı için yardım TURKISH Çocuk bakımı için yardım Avustralya Hükümeti, ailelere çocuk bakımı giderlerinde yardımcı olmak için, şunlar dahil bir dizi hizmet ve yardım sunmaktadır: Onaylı ve ruhsatlı çocuk bakımı için Child

Detaylı

İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ

İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ What are you cooking, Fatma Hanım? What is it, Mrs. Miller? What do you want? What is his name? What have you in your basket? What can I do for you? What is the meaning of Topkapı

Detaylı

A mysterious meeting. (Esrarengiz bir toplantı) Turkish. List of characters. (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy

A mysterious meeting. (Esrarengiz bir toplantı) Turkish. List of characters. (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy (Esrarengiz bir toplantı) List of characters (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy (Halit, doğum günü olan oğlan) Leila, the mysterious girl and phone voice (Leyla, esrarengiz kız ve telefon

Detaylı

Immigrazione Documenti

Immigrazione Documenti - Generale için nereden form bulabilirim? Domandare dove puoi trovare un modulo [belge] ne zaman verildi? Domandare quando è stato rilasciato un documento [belge] nerede verildi? Domandare dove è stato

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2016-2017 8. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 2016-2017 8. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 İNGİLİZCE Adı ve Soyadı :...

Detaylı

İtalyanca Günlük Konuşma Cümleleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İtalyanca Günlük Konuşma Cümleleri - Genç Gelişim Kişisel Gelişim -Come ti chiami? - adın nedir? -Mi chiamo...-adım... -Di Dove Sei?- nerelisin? -Sono Di..istanbul- istanbulluyum -Buongiorno-İyi günler -Ciao-Ciao bella -Buonasera-İyi akşamlar -Arrivederci-Görüşmek üzere

Detaylı

Get kelimesinin temel anlamları

Get kelimesinin temel anlamları Get kelimesinin temel anlamları Öncelikle Get kelimesinin temel anlamlarına bakalım. Get kelimesinin iki temel anlamı; Almak veya satın almak Ulaşmak, varmak ve gelmek Bu iki kullanımı bilmen, Get kelimesinin

Detaylı

Put on make-up: Makyaj yapmak Brush: Taramak Long: Uzun. Then: Sonra Ask: Sormak Look: Görünmek All right: İyi

Put on make-up: Makyaj yapmak Brush: Taramak Long: Uzun. Then: Sonra Ask: Sormak Look: Görünmek All right: İyi 7. DERS ÇEVİRİ METİNLERİ VE ÇEVİRİLERİ Eric Clapton - Wonderful Tonight (Bu Gece Harika(sın)) It's late in the evening; Late: Geç Evening: Akşam Akşamın geç bir vakti She's wondering what clothes to wear.

Detaylı

TÜRKİYE DE BİREYLERİN AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİNE BAKIŞI Attitudes of Individuals towards European Union Membership in Turkey

TÜRKİYE DE BİREYLERİN AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİNE BAKIŞI Attitudes of Individuals towards European Union Membership in Turkey T.C. BAŞBAKANLIK DEVLET İSTATİSTİK ENSTİTÜSÜ State Institute of Statistics Prime Ministry Republic of Turkey TÜRKİYE DE BİREYLERİN AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİNE BAKIŞI Attitudes of Individuals towards European

Detaylı

Do not open the exam until you are told that you may begin.

Do not open the exam until you are told that you may begin. ÖRNEKTİR ÖRNEKTİR ÖRNEKTİR ÖRNEKTİR ÖRNEKTİR OKAN ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ MATEMATİK BÖLÜMÜ 03.11.2011 MAT 461 Fonksiyonel Analiz I Ara Sınav N. Course ADI SOYADI ÖĞRENCİ NO İMZA Do not open

Detaylı

Lesson 29: "It" in Various Usages. Ders 29: "It" Zamirinin Farklı Kullanımları

Lesson 29: It in Various Usages. Ders 29: It Zamirinin Farklı Kullanımları Lesson 29: "It" in Various Usages Ders 29: "It" Zamirinin Farklı Kullanımları Reading (Okuma) What time is it now? It s eight thirty. (Şu an saat kaç? Sekiz buçuk.) What day of the week is it today? It

Detaylı

Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma

Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma Reading (Okuma) Walk on this road. (Bu yoldan yürü.) Write an email to me. (Bana bir e-posta yaz.) Dance on the stage! (Sahnede dans et!) Good night,

Detaylı

LN796 Turkish: Level 1 (Standard)

LN796 Turkish: Level 1 (Standard) 2008 Examination (Language Centre) LN796 Turkish: Level 1 (Standard) Instructions to candidates Time allowed: 1 hour 50 minutes This paper contains 3 sections: Listening (15%) Reading (15%) Writing (15%)

Detaylı

1. Did you read this book? No, I didn t. I wish I it. a. read b. can read c. had read d. will read. 1. He will study.

1. Did you read this book? No, I didn t. I wish I it. a. read b. can read c. had read d. will read. 1. He will study. 1. Did you read this book? No, I didn t. I wish I it. a. read b. can read c. had read d. will read 1. He will study. a. until I will come back. b. when I came back. c. when I will come back. d. until I

Detaylı