Kudretli ve Müreffeh" name="description"> Kudretli ve Müreffeh">

Usulle Yönelilemeı!»

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Usulle Yönelilemeı!»"
  • Ebru Ak
  • 1 yıl önce
  • İzleme sayısı:

Transkript

1 EY TÜRK KENDİNE DÖN MÎLLÎYBTÇÎ SİYASI HAF TALIK GAZETE PAZAR TESt GÜNLERİ ÇIKAR Fiatı: 250 Kuruş 19 MART 1973 TÜRKEŞ : ÇAĞIMIZ "MİLLİYETÇİLİK ÇAĞM'DIR «Millî Eğitim Usulle Yönelilemeı!» > Kudretli ve Müreffeh Türkiye İçin: Fertlerin Milliyetçi Bir Dünya Görüşüne Göre Yetiştirilmesi, Eğitilmesi ve Suurlandırılması Şarttır. Sivas İlköğretmen Okulu Dosyası # Cumhurbaşkanlığı Meselesi ve Partilerin Tutumu # Halkın Dili: Halk Aşıkları Kanunları Tanımayan Mardin Valisi # Halı Trakya Türklerinin Davasmı Savunan Gazetecinin Meselesi <$ Turancılık Seçimler ve Bizim Sol Basın Dünyanın çeşitli memleketlerinde seçimler yapıldı. Bu seçimlere bizim sol basının gösterdiği ilgi, sanki seçimlerin; Fransa'da, Şili'de ve Arjantin'de değil de, Türkiye'de yapıldığı intibaını uyandıracak kadar heyecanlıydı. Daha seçim kampanyaları sırasında başlayan yorumlar, Türk kamu oyu üzerinde, «Bütün dünyada sol partiler ilerliyor» tesirini uyandırdı. Zaten maksat ta buydu. Seçim sonuçları belli olunca, fiyasko da anlaşılmış, ancak işi bozuntuya vermeyen Türkiye'li solcular, pişkinlikle, bir takım mazeretler uydurmuşlardır. Dünyanın seçimle iktidara gelmiş tek marksist lideri dedikleri Allende'nin memleketi Şili başta olmak üzere, solcular her yerde, sağcılardan daha az oy almışlardı. Bu sanki önemli bir husus değilmiş gibi, görmezlikten gelinmiş ve propagandanın ayar düğmeleri, herkesin gözünün içine bakıla bakıla, sonuna kadar açılmıştı. Fransa'da Dö Gol'ün iktidara gelmesinden önce, Sosyalist parti ile komünist partinin oyları ve çıkardıkları milletvekilleri toplandığı zaman, daima yarıdan fazla bir rakkam ortaya çıkıyordu. Ama, sosyalistlerle, komünistler bir türlü (bugünkü gibi) anlaşamadıkları için hükümeti kuramıyorlardı. İddiaları tek başlarına iktidara gelmekti. Böyle bir kuvvet dengesinden, bugünlere gelen solun Fransa'da geliştiği nasıl söylenebiliyordu. Şimdi bütün sol cephe birleşmiş ve 459 sandalyadan sadece 172'sini kazanabilmişlerdi. Buna karşılık sadece Dö Gol'cüler 257 sandalya ile meclise giriyorlardı. Doğrusu bu rakkamlar Fransız solcuları için bir bozgundu. Ama, bizim yüzü kızarmaz solcularımız bu neticeyi dahi dünyada gelişen solun zaferi ilân ettiler. TRT dahil bir kısım gazeteler, Fransa'da sol niçin daha büyük sonuçlar alamadı, günlerce bunun izahıyla uğraştı. Üzerinde hassasiyetle durulan tek husus solun mazur gösterilmesi idi.«seçim sistemi böyleydi», «Dö Gol şöyle yapmıştı», «Pompidu televizyonda komünistlere oy verirseniz hürriyetleriniz elinizden gider» demeseydi sol iktidara gelecekti.» v.s. gibi solu başarılı gösterme gayretleri aldı yürüdü. «Pompidu Cumhurbaşkanı olarak sol partilerin aleyhine konuşmakla, antidemokratik bir hareket yapmıştır.» fetvasını verenler aynı işi Şili seçimlerinde yapan komünist Ailende için alkış tuttular. Arjantin'de de enteresan sonuçlar alındı. Madrit'te oturan Peron, Arjantin'de yapılan seçimleri kazanmıştı. Bilindiği gibi Peron sağcıdır ve Arjantin'deki bütün sendikalar, sermaye çevrelerine karşı Peron'u desteklemektedirler. Arjantin'nin 24 yıl önceki devlet başkanı Juan Peron tarafından, Hektor Campora Cumhurbaşkanlığı için aday gösterildi ve seçimler sonunda 6 milyona yakın oy topladı. Peroncu aday Campora'ya en yakın rakibi Radikal Vatandaş Partisi adayı Ricardo Balbin sadece 2,5 milyon oy toplayabilmişti. 24 seçim bölgesinin hepsinde de büyük bir çoğunluk sağlayan Peroncuların bu zaferinden Türk solcuları gazetelerde pek bahsetmediler. Hatta işi geçiştirmekle yetindiler. Başta Fransa olmak üzere çeşitli memleketlerde yapılan seçim sonuçlarını marksist bir mantıkla yorumlamaya kalkışan ve kamu oyunu bu istikamette şartlandırmak isteyen solcu yayın organları ve TRT'nin yorumcularının bu tutumu bir gerçeğin tekrar hatırlanmasına sebep oldu. Dünyanı diğer ülkelerinde yapılan seçimleri yorumlarken, Türk millî menfaatinin gözönünde tutulması, eğer sözkonusu edilen memleket Türkiye ile münasebetleri gelişmemiş bir ülke ise, seçim sonuçlarının objektif olarak Türk kamu oyuna duyurulması gerekirdi. Türk menfaatlerine ve tarafsız olarak haber vermek vazifesine uygun olanı buydu. Ama bizim solcular, beynelmilel bir cereyana kapıldıkları için, solun dünyadaki gelişmesini, hem de hakikatlere aykırı olarak, propaganda etmeyi, Türk millî menfaatlerine ve gazetecilik mesleğine uygun olan davranış biçimine tercih ettiler. Böylece, sola bağlılıklarının, millî menfatlere ve meslekî ölçülere bağlılıklarından önce geldiğini Isbat etmişlerdir. DEVLET

2 DEVLET Sayı: Mart Sayfa 2 EY TİTRK KENDİNE DON Sahibi: İbrahim METÎN * Yan İşleri Müdürü: Tevfik Fikret KILIÇ- KAYA * Neşriyat Müdürü: Sadi SO MUNCUOGLU * tdari İşler,': Osman ÇAKIR * Haberleşme Adresi: P.K. 284 Bakanlıklar ANKARA * İdare Yeri: Bedesten İçi Bedesten Han Kat 4 Nu. 7 KONYA * Ankara Temsilciliği: Telefon: * Para Havale Adresi: DEVLET Posta Çeki Nu * Fiatı: 250 Kuruş ABONE Yılhk 120 TL. Altı Ayhk 60 TL. * Dış ülkeler için: İki misli * DİZGİ VE BASKI: Emel Matbaacılık Ltd. Şti. ANKARA DAĞITIM: Gameda STRATEJİ Hareketi Köye Götürmek Milliyetçi Hareket fert, sımf, zümre taraftarlığı veya düşmanlığı esasma dayanan bütün görüşlere karşıdır. Milleti, bölünmez bir kutsal bütün kabul eder. Millî varlığı korumayı ve geliştirmeyi her şeyin üstünde görür. Her, iert, sınıf ve zümre aynı derecede kutludur ve hizmete, korunmaya lâiktir. Ancak, Milliyetçi Hareketin ilgisinin bir öncelikler sırası vardır. Fert, sınıf ve zümrelerle ilgilenirken, onların yardımına koşarken; içinde bulunulan şartlara göre bir ilgi sırası yapar. İlgi düzenine tesir eden en büyük faktör, fert ve toplum guruplarının, içinde bulundukları yaşama şartlan ve ihtiyaçlarıdır. Bugün Türkiye'de yaşama seviyesi ve ihtiyaç larının karşılanması açısından dengesiz bir durumun olduğu malûmdur. Bunun neticesi olarak, Milliyetçi Hareketin mensupları en kötü şartlar içinde bulunan köylerimizle yakından ilgilenmek ve hareketi köy toplumuna dayandırmak mecburiyetindedirler. Türkiye nüfusunun % 70 nisbetinde bir bölümü köylerde yaşadığı na göre, köyle ilgilenmek adeta Türkiye ile ilgilenmek anlanvna gelmektedir. Bütün bunların yanında, Milliyetçiliğin sahibi Türk milleti olduğundan hareketimizin köye inmesi son derece kolaydır. Aynı inanç ve hayat görüşünü paylaşan fikirler ve topluluklar arasında kaynaşmak tabii bir hadisedir. Bu açıdan hareket ederek, ülküdaşlarımızın, nerede bulunursa bulunsunlar, ön ce kendi köyleri olmak üzere, köylerle sıkı bir işbirliği sağlamaları gerekmektedir. Bu iş bir program dahilinde yürütülecektir. Köyden uzak bulunanlar, mektuplarla gazete, dergi ve kitaplarla bu ilgiyi yürütürken; köye bizzat gidebilecek durumda olanlar, sohbet toplantıları konferanslar, geziler düzenleyerek, hareketimizin mânâ ve ruhunu anlatacaklardır. Diğer siyasî gurupların köylerimize giderek, onları maddi menfaat ve çeşitli asılsız sözlerle yanıltmalarını önlemek, için memleketin temel davalarını ve bir asırdır Türkiye.yi idare edenlerin bu konuda hiçbir başarı sağlayamadıklarını anlatacağız. Türkiye'nin bugünkü, dağınık, teşkilâtsız, perişan ve sahipsiz durumundan mesul olanların tekrarını sağlamalarına imkân vermemenin ve insanlarımızı millî bir ruh etrafında, millî bir hamleye yöneltmenin tek yolu ülkümüzü şimdiden köye götürmektir. Her ülküdaşımız hareketimizi köye maletmeye öncelik verecektir. Toplum yapısı bakımından köylerimiz daha az menfaat organizasyonlarına kapılmışlardır. Temiz ve asil duygularının kirletilmesini önlemek ve Büyük Türkiye idealine birlikte yöneltmek için bütün ülkücüler köye akın etmelidirler. Soldan Sağa ; Rüstum Alyansoğlu, Sadi Değer (Hasreti), Şevket Bülent Yahnici, Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlıova Konuşan : Şevket B. Yahnici Fotoğraf : Ali Tekin Cavlav HALK Aşık ve Şüarayı ayırmak lâzımdır. Şüara : Düşünür ve yazar. Aşık : Görür, hisseder, söyler. Çobanoğlu (Murat Çobanoğlu) Türk aydınının yıllardan beri sürüp gelen hastalığı : Kendi değerlerimize, bizim olana, bizden olana, kısacası Türk'e sırt çevirmek... Sırtımızı Türk'e, yüzümüzü Batıya çevirmişiz, senelerdir. Bu Türk'ün müdür? «Tu kaka», Batının mıdır? «hu, iyi»... Batı'- nın «Hangi Batı» olduğunu sual etme cesaretine galiba yeni erişebildik. Uzun bir hikâye... Türk götürür. söyleyen, Şairi halkın vatanın cani sesini, hissettiğini halka Türk halk aşı ğı da; halkın gördüğünü bir ses cihazıdır. Hasreti (Sadi Değer) İşte, bu en az bir-iki yüzyıllık hengâmede, bir değerimiz, bizim olan, bizden olan değerimiz de arada kaynayıp gitti: Evet, Türk Halk Şiiri ve bunun temsilcisi Türk Halk Âşıkları. Son birkaç senedir yeniden uyanmaya başlayan ilgi ise, düzmece âşık bayramları, şölenleri ile birkaç fırsat ve çıkar düşkününün işine yarar hale gelmiş, nice kıymetli âşık artık bu tür davetlere kulak asmaz olmuştur. Halk şiiri ve âşığı geleneğinin son büyük temsilcisi Veysel ise ölümün eşiğinde bocaladığı şu son demlerde; eserlerinin radyoda program dışı bırakılması gibi bir lutufla mükâfatlandırılmıştır (!) Halkın Gören Gözü İşiten Kulağı Hisseden Kalbi Söyleyen Dili ÂŞIKLARI Biz, bir tesadüfün neticesi buluştuğumuz dört kıymetli âşığı siz okuyucularımıza tanıtmak, onlarla yaptığımız hasbıhali sizlere de nakletmek düşüncesi ve ihtiyacını duyduk. Çünkü, Devlet Okuyucusu, sahip olduğu inanç manzumesi içinde, bizden olanı, bizim olanı değerlerimizi en iyi anlayabilecek. sevecek yeni bir Türk Aydını kitlesidir. Aşık deyince; vatanını, milletini seven, halkın dertlerini dile getiren kişi akla gelir. Alyansoğlu (Rüstem Alyansoğlu) Bu röportajın herhangi bir siyasî art niyetle yapılmadığını, konuşulan âşıkların ise gene herhangi bir siyasî inanç dolayısıyla seçilmediklerini belirtmek isterim. Bizi âşıklara yaklaştıran, bazılarının yaptığı gibi onların istismarı gibi siyasî bir düşünce değil, MİLLİYETÇİLİĞİMİZDIR. Gelecek haftadan itibaren bu sütunlarda HAS RETİ (Sadi Değer), ALYANSOĞLU (Rüstem Alyanoğlu), TAŞLIOVA (Şeref Taşlıova), ve ÇOBANOĞLU (Murat Çobanoğlu) ile yapmış olduğumuz sohbetleri bulacaksınız. Evet, Halkın gören gözü, işiten kulağı, hisseden kalbi, söyleyen dili halk aşıklarıyla başbaşasınız artık... Gelecek hafta: ALYANSOĞLU Bu konularda dertliyim. Siz soruları verin, şöyle uzun, rahat cevap vereyim. Taşlıova (Şeref Taşlıova)

3 DEVLET Sayı: Mart Sayfa 3 Sivas İlköğretmen Okulu Dosyası : 3 Bakan Özbek'i emrivaki karşısında bırakan oyun ve kanunsuz tayin MİLLİYETÇİ - ÜLKÜCÜ ÖĞRETMENLER İÇİN YA PILAN SUÇLAMALAR ASILSIZ VE BİRBİRİNE TERS DÜŞÜCÜ MAHİYETTEDİR. HABIL'LE KAABIL GEÇMÎŞE DALARAK, HAVVA ANANIN OĞLU DİYE DÜŞÜNÜRÜM KENDİMİ... DERİM, Kİ : «GERÇEKTEN ONDAN DOĞSAYDIM IIÂBİL Mİ OLURDUM, YOKSA KAABİL Mİ?» wbi»-mmw: Arif Nihat Asya Sivas İlköğretmen Okulu'nda da, Milliyetçi öğretmenler, her yerde alışılagelen klâsik suçlamalara maruz bırakılmışlardı. Aksi halde aşın solcuların her tertibi önleniyor ve zamanında ilgili mercilere bildiriliyordu. Bu durum böyle devam edemezdi. İleri sürülen iddialar karşısında müfettişin peşin hükümlü tutumunu geçen sayımızda belirtmeye çalışmıştık. Okuyucularımıza fikir vermek maksadıyla müfettiş tarafından öğretmen Necati Karabulut'a yöneltilen bir soru ve cevabını buraya alalım. «Soru. 6-Nöbetçi öğretmen olduğunuz sırada öğretmen odasında oturmayarak, koridorlarda dolaştığınız, milliyetçilik kisvesi altında öğrencilere propaganda yaptığınız, lâikliğe aykırı harekette bulunduğunuz...» «Cevap. 6-Nöbetçi öğretmen olduğum sıralarda, öğretmen odasında otur mak adetim değildir. Devamlı koridorlarda gezerek öğrencileri kontrol ederim. Öğrencileri guruplara ayırma, onlara propaganda yapma meselesi asılsızdır. Zira yukardaki ifadelerimde de belirttiğim gibi ben ayırıcı değil, birleştiriciliği, birlik ve beraberliği savunan bir insanım. «Milliyetçilik kisvesi altında etrafıma öğrenci topluyorum suni», Milliyetçilik benim için bir kisve veya maske değil, «Milliyetçilik benim karekterimdir». Türk milliyetçiliği ve Atatürk ilkelerini öğreticilere öğretmek görevimdir. Zira millî eğitimin amaçları, Anayasa, bakanlığın genelgeleri ve programlar bana bunu emretmektedir. Milliyetçilik suçsa, bu suçu işliyorum. Lâikliğe aykırı hareket etmek meselesine gelince; Yukaıda da be lirttiğim gibi ben, enternasyonalizmin karşısında olan bir öğretmenim. Lâikliei ortadan kaldırmak, millî birliği bozmak olur. Türkiye'nin yeniden mezhep ve tarikat kavgalarına girmesi, Türkiye'yi parçalamaktan başka işe yaramaz. Yine bilivorum ki, lâikliğe kar şı çıkarak, toplumu inançlarına göre ayırmak, «Türkiye halkları» sloganını ortaya atanlara yardım etmek olur. Bu nedenle, lâikliğe aykırı hareket etmek söz konusu olamaz yılında toplanan enterasyonal yazarlar toplantısında alınan kararın 3. maddesi aynen şöyledir : «Milletinizi mümkün olduğu kadar sınıflara ve zümrelere bölünüz. Mezhep ve tarikat kavgalarını kışkırtınız, muhalefet duygularım isyan derecesine çıkarınız.» Şimdi, antikomünist, milliyetçi ve Atatürkçü bir öğretmen olarak, benim ayırım yapmam, mezhen ve tarikat kavgalarını ortadan kaldıran lâikliğe karşı çıkmam, kendi kendimi inkâr olmaz mı?» Diğer sorular ve cevapları da buraya almak isterdik. Ancak onlar hakkında adlî tahkikat açılmış olduğu için sadece bir misalle yetiniyoruz. Yukardaki sorunun yöneltiliş şekli dahi tahkikatın nasıl zorlamayla yapıldığını göstermektedir. Ayrıca ileri sürülen iddiaya, verilen cevaba da dikkat etmek gerekir. Öğretmen Necati suçu, sadece reddetmekle yetinmiyor, aynı zamanda herkesi ikna edecek gerekçeyi de ortaya koyuyor. İddia edenin, iddiasını gerçekleştirmesi kanun icabı iken; sadece ortaya atılmış olan kuru bir iddiayı, öğretmen Necati niçin ve ne sebeple yapmadığını isbata çalışıyor. Hukuk mantığı dahi ters dönmüş. TEL EMRİYLE KANUNSUZ TAYİN Milliyetçi öğretmenlerden Necati Karabulut, Namık Yücesan ve Mehmet Köylüoğlu, çeşitli okullara sürgün ediliyorlar. Bu sürgün de vakit geçirmeden uygulamaya konsun diye, öğretmenlere, Bakanlığın hızlı memurları tarafından tel emriyle bildiriliyor. İslim arkadan gelsin kaabilinden, kararname daha sonra gönderiliyor. Bu üç Devamı Sayfa 11 de) Batı Trakyalı Gazetecinin Meselesi Uluslararası Gazeteciler Kuruluna Aksettirildi. 9 Batı Trakya Türklerinin Davasım Savunduğu için Yunan mahkemelerince Cezaya çarptırılan, # SELÂHADDİN GALİP'in meselesi Uluslararası Gazeteciler Kuruluna (F. İ.J.) Aksettirildi. Batı Trakya Türkleri için çıkarılan mendil kadar Türk gazetelerinden «Azınlık Postası» kurucu, sahibi ve yazarı Selâhattin Galip'in mahiyeti belli G.P. Almış İlçe Teşkilatı MHP'ye Geçti Yurdun her yerinde olduğu gibi orta anadolu vilâyetlerinde de büyük bir gelişme kaydettiği bildirilen Milliyetçi Hareket Partisi'ne iltihaklar bu bölgede de başlamıştır. Haber aldğımıza göre Gümüşhacıköy, Yozgat, Amasya ve Boğazlayan'da çeşitli partilerden ve tarafsız vatandaşlardan iltihaklar olmaktadır. Ortaanadolu şehirlerinde bir inceleme gezisine çıkan MHP Genel Sekreter yardımcısı Şerafettin Toperi'nin tanzim ettiği rapora göre, Tokat'ın Almus ilçesinde Güven Partisi İlçe Başkanı Nazım Yazar ile Sekreteri M, Ali Ateş arkadaşlarıyla birlikte bu partiden istifa ederek Milliyetçi Hareket Partisine geçmişlerdir. Nazım Yazar, «Memleketin gerçek kurtuluş yolunun, Milliyetçi Hareket Partisinin samimi olarak ileri sürdüğü Türk Milliyetçiliği görüşünde olduğunu» anladığı için bu saflara katıldığını ifade etmiştir. Nazım Yazar ve M. Ali Ateş MHP'nin Almus ilçe teşkilâtını kurarak ülkücü çalışmalara katılmışlardır. Toperi raporunda, bölgede noksan bulunan bazı ilçe teşkilâtlarının da bu gezi sonunda tamamlandığını belirterek, «Milliyetçi Hareket Partisi'nin tavizsiz ve katıksız görüşleri halkımıza malolmuştur. Her yerde halkın coşkun ilgi ve teşvikleriyle karşılaştım. Memleketin kuruluş hareketini ancak MHP kadrolarının sağlayacağı inancı süratle yayılmaktadır.» demektedir. Bundan bir süre önce AP'den istifa ederek MHP Yozgat İl teşkilâtını kuran, Muhlis Gülâbioğlu'nun başarılı çalışmalarına temas edilen raporda; milliyetçi avukatlardan Servet Bora ile Taha Akyol'un gayretlerine de ayrıca temas edilmektedir. Halkımızın geçim durumlarının her geçen gün biraz daha kötüye gittiğini söyleyen Şerafettin Toperi, «Çaresizlik ve ümitsizlik ortak temayül haline gelmiştir. Kalabalık partilerin parlak nutuklarla vatandaşları artık kandırmakta güçlük çekeceklerini, çünkü bugünkü perişan ve dağınık durumdan halkın bu partileri sorumlu tuttuklarım» raporunda belirtmektedir. MHP'nin, gerçekten yurdun her tarafında şimdiden köylere giderek vatandaşın dertlerini dinleyen ve tutarlı sağlam hal çareleri gösteren tek parti oluşu, vatandaşın dikkatini çekmektedir. Türk Milliyetçiliği görüşünü her yerde bayrak yapan ve ancak bu görüşe inananların iktidar olmasıyla memleketin kurtulabileceğini ileri süren MHP'ye karşı bir halk akımı başlamıştır. olmayan bir «suçtan» dolayı üç yıl ağır hapis, drahmi para cezası ve «ömür boyunca» gazetecilik yapmaktan menedilmesi olayı, Uluslararası Gazeteciler (FİJ) Yürütme Kurulu'na aksettirilmiştir. Selâhattin Galip'in uğratılmış olduğu bu muamele şüphe yoktur ki kendilerini tamamiyle iç siyaset dedikodularına kaptırmış olan Türk gazetecileri için artık bir alarm zili mahiyetini arzetmektedir. Batı Trakya'da yarım a- sırdanberi uygulanan «ahtapot sistemiyle» imha politikasının bir yeni veçhesini ortaya koyan bu mahkûmiyet kararı, Türk kamu oyu'nun konuyu bütün ciddiyetiyle ele alarak, Yunanlıların Batı Trakya Türklerine tatbik ettikleri «genocide» (kitle halinde imha) hareketini dünyaya bildirme anının geldiğini göstermektedir. SELÂHADDİN GALİP KİMDİR? Selâhattin Galip, Batı Trakya'da bir elin avuç içi kadar bir gazete çıkarmağa uğraşan bir Türk aydınadır. Gazetesinin adını koymak için aylarca süründürülmüş, «Batı Trakya Türklerinin postası demek istemiş, «Batı Trakya Postası» demek istemiş, «Türk Postası» demek istemiş, ama hiçbirini «resmî makamlara» kabul ettirememiş. Her zaman olduğu gibi «Türk» lâfı bu makamları sinirlendirmiş, mücerret olarak «Batı Trakya Postası» adı da nedeni bilinmeyen bir kuşkuyla reddedilmiştir. Gazeteye «Azınlık Postası» denilmesine müsaade edilmiş, ama, bu azınlıcın adının konması yasaklanmıştır. Yüksek öğretim görmüş olan Selâhattin Galip'in, attığı her adım «ahtapot sistemi» nin hedefi olmuştur. Bundan bir kaç yıl önce bir 10 kasım günü, Türkiye'nin kurucusu Atatürk'e dair resimler ve yazılar koyduğu için, gazetesi aylarca kalıp halinde bırakılmıştır. «AHTAPOT TAKTİĞİ» Bu satırların yazarı Selâhattin Galip'i bir kerre görmüştüm. Bu, 1967 yılında yapılan «Meriç görüşmelerinde» olmuştur. O görüşmelere katılan basın mensupları kafilesine katılmak isteyen Selâhattin Galip'e Selânik'li Rum gazeteciler yapmadıklarını koymamışlardı. Çünkü, Türklere tatbik e- dilen «Ahtapot imha sistemi» içinde, kilise,, okul, ordu ve iktisadî teşekküllerin yanısıra basın da yer almıştır. Selâhattin Galip, o zaman bütün tehditlere rağmen basın kafilesine katılmış ve gazetecilik görevini yapmıştı. Selâhattin Galip sistemin kurban etmeğe karar verdiği «tabu» kimselerdendi. Batı Trakya'daki makamlar, Türkler a- rasından, aydın, bilgili kimselerin çıkmasına engel olmayı, lider olabilecekleri yok etmeyi, görevleri arasında saymaktaydı ve saymaktadır.. (Devamı Sayfa 8 de)

4 DEVLET Sayı: Mart Sayfa 4 Mardin'de T.Ü.TVe Baskı Ve Lisedeki Sol Faaliyetler Ergenekon mektupları Kendi Gözündeki Merteği Görmez Cemi KIRIMLIOCLÜ 12 Mart muhtırasının ikinci yılı biterken TRT bir program dizisi yayınladı. Komünistlerin devleti yıkmak ve milleti bölmek için nasıl çalıştıklarını, bazı gafilleri de kendi ihanet hareketlerine nasıl âlet ettiklerini gayet güzel izah etti. Ama, tahtıravalliyi dengede tutmak için, bir sağ tehlikenin varlığından, ırkçılardan, faşistlerden de bahsetti. Komünistleri tasnifi, nereden emir aldıklarını nasıl çalıştıklarını, maddî kaynaklarının nerede olduğunu, daha önemlisi niyetlerini gerçekleştirmek için nasıl çalıştıklarını bir bir saydı. Bu, TRT nin bir başarısı değildir. Çünkü, bunlar kör olmayan herkesin gördüğü ve konuşmasını öğrenen her ferdin söyleyebileceği şeylerdir. Peki, ikide bir lâfını ettiği faşistler, ırkçılar ne yapmıştır? Hangi eylemleri yapmıştır? Daha önemlisi kimdir bunlar? Bu soruların cevabı yok! Yalnız, karalama var, desteksiz atma var. O kadar... Program devam ediyor ve sayıyor spiker: Komünistler şunları yaptı, unutmadık; Unutmadıklarının bir listesini veriyor ki, istenildiği kadar Uzatılabilir. O da öyle yapıyor. Sonra da soruyor: Bizim hiç suçumuz yok mu? Komünistlere karşı bir millî cephe kurabildik mi?» Be hey şaşkın! Sen millî cephe kurabilir misin? Ve şu aklınla millî cephenin kuruluşuna hizmet edebilir misin? Çünkü, ihanetlerini şimdi sayabildiğin komünistlerin her yaptığını bir zamanlar acaip bir iştahla nakletmiş, devlete karşı hainlerin propagandasını yapmıştın. O zaman komünistlere karşı ülkücü genç ve aydınlardan kurulu bir millî cephe dikilmişti. Şimdi söyleyebildiğin kadarını bile idrak etmene onlar yardım etmiştir. Komünistlerin yaptıklarını unutmadın, anladık. Ya ülkücülerin yaptıklarını, onların devlet ve millet için şehit olmalarını? Onları hatırlamak ve hatırlatmak bile istemiyorsun ve ayni, eski zamandaki anlaşılmaz tutumunla ülkücüleri karalamaya çalışıyorsun. Millî cephenin en tabii üyesini, millî cepheyi sana rağmen, senin yöneticilerine rağmen ve senin o zaman ihanetine mâni olamayan Türk devletinin gafil idarecilerine rağmen kurup geliştiren milliyetçi hareketin mensuplarını bir kenarda tutarak nasıl millî cephe kurabilirsin? O cep-"*, ancak «halk kurtuluş cephesi», yâni «Ho şi min cephesi» olur. Ama hiç bir zaman, millî cephe olmaz! Millî cephe kurulmuştur. Bundan sonra, ancak o cepheye iltihak edilir. Yeniden millî cephe çağrıları, bir aldatmacadan, oyalamacadan ve gerçek millî cephenin gelişme hızını kösteklemek ten başka bir şey değildir. Ama, buna bile imkân yoktur. Çünkü millî cepheyi kuranlar, namluyu gördükten sonra hakikati anlayanlar değildir. Türklüğe gönül vermiş kimselerdir. Türklüğü kıyamete kadar yaşatmayı ülkü e- dinmiş bir nesildir, bir kadrodur ve artık hareket olmuş, Türkiye' nin kaderi üzerinde ağırlığını günden güne daha belirli şekilde hissettirmektir. Yalnız TRT programcılarına hatırlatmak isteriz: Başlarına Mu sa Paşamızın gelmesiyle, Türk Milletinin kendilerini affetmeye hazır olma hâli, ancak suçlulara yakışan tarzda hareket ettiğiniz, nedamet duygularıyla yayın yaptığınız sürece devam edecektir. Aksi halde, alınlarınızdaki kara leke silinmeyecek ve daima hatırlatılacaktır. Esasen, bu kara le ke, öyle bir lekedir ki, gerektiğinde silinmek istense bile silinemez. Derinin içine işlemiştir. Hiç bir kimyasal maddenin gücü, silmeye yetmez. Ancak, bir bıçakla kazınabilir. Tekrar edelim: Komünistlerin melanetleri ve ihanetlerini unutmadık. Ama Ülkücülerin hiz metlerini, fedakârlıklarını da u- nutmadık. Bu memlekette yegâne tehlike ve en büyük tehlike komünistlerdir. Irkçı, faşist bir teh like söz konusu değildir. Komünistlere karşı bir millî cephe kurmakla mücadele edilir. Bu cephe kurulmuştur. Görevi millî şuuru ve millî düşünceyi memlekette hâkim kılmaktır. Bu cepheye ancak iltihak edilir. TRT ye düşen görev de budur. Türk kültürünün en az geliştiği vilâyet Mardin'de, Türk Ülkücüler Teşkilâtı nın kurulmasını önleyen vali, lisedeki sol faliyetlere göz yummaktadır. Türk Ülkücüler Teşkilâtının ismindeki «Türk» kelimesinin çıkması gerektiğini, aksi takdirde açılmasına müsaade edilmeyeceğini söyleyen, valiye, yeni Dernekler kanununun mevcut derneklere 6 aylık muafiyet hakkı tanıdığını bildirmelerine rağmen netice değişmemiştir. Ülkücülerin, kanunun tanıdığı hakkı kullanmalarına müsaade etmeyen vali, böylece kanunsuzluk yapmış olmaktadır. «Ne yaparsanız yapın, bu teş kilâtı burada kurdurmayacağım» diyen valinin, Mardin gibi, Türkçe'nin yerine arapçanm hakim olduğu bir bölgede, Türk Milliyetçiliğini geliştirmek üzere kurulmak istenen bir derneğe, hem de kanunsuz olarak karşı çıkması tepkiyle karşılanmıştır. Türk Ülkücüler Teşkilâtı'nın Genel Merkezi ve 300 şubesi memleketin her tarafında faaliyet halinde iken, Mardin'de valilik tarafından kurulmasına mâni olunması üzerinde dikkatle durulacak bir konudur. Milliyetçi gençlerin meşru faaliyetlerine karşı, kanunsuz tasarruflara girişen valinin Mardin Lisesi'ndeki solcu propaganda ve faaliyetlere karşı ilgisiz kaldığı bildirilmektedir. Lisedeki sol faaliyetleri yürütenler olarak tanınan; Sabri Bahar, tsmail Kılıç, Veli Cengiz ve tsmail Pekmezci adlarındaki öğretmenler, siyaset konularını derslerine dahi sokmuşlardır. Felsefe öğretmeni Veli Cengiz'in, öğrencilerine gayri ahlâki telkinlerde bulunduğu, tsmail Pekmezci'nin, hem de hiç yeri yokken, hükümeti tahkir edici sözler sarfettiği ileri sürülmektedir. Bozkurt rozetlerine düşmanlık almış yürümüş, bu rozeti takan öğrenciler notlan kırıl- OĞUZHAN DENİNCE AKLIM Daha öncede yazdığımız gibi Bucaklı Ülkücüler güzel bir teşebbüse girişerek eski isimleri olan OĞUZHAN'ı yeniden ilçelerine isim olarak almak istemişlerdir. Ancak geçtiğimiz günlerde toplanan ve A.P. İllerden teşekkül eden Bucak Belediye Meclisi bu fikri reddetmiştir. Belediye Meclisi durumu görüşürken A.P. li bir üyenin küplere binercesine kızarak söylediği şu söz çok enteresandır. A.P. li üye diyorki: «Oğuzhan denince TÜRKEŞ aklıma geliyor. Beynim bulanıyor. Benim beynimi bulandırmaym-... Aynı zamanda «Türkeş denince O- ğuzhan, Alparslan, Fatih, Yavuz... aklıma geliyor. Onlarla benim beynimi bulandırmaym» demek olan bu söze ne denir ve bir belediye meclisinde bu söz nasıl söylenir- Fikirsiz, idealsiz ve ülküsüz insanlardan ancak bu beklenirdi. Ülkücü-Milliyetçi Hareket kendi fikrini yine kendisi yapar. Miğdeciler, menfaatçılar ülkücülerin seviyesinden daima aşağıda mak ve çeşitli usûllerle baskı altına a- lınmışlardır. Lisenin pansiyonunda da solcu-kürtçü faaliyetlerin yürütüldüğü iddia edilmektedir. Kerim Batgitar a- dındaki bir öğrencinin liderliğinde yürütüldüğü söylenen faaliyetler hakkında herhangi bir işlem yapılmamaktadır. Solcu öğretmenler, masum öğrencilere yönelttikleri zararlı fikirlerini, o- kulun duvar gazetesinde yazacak kadar pervasızlaşmışlardır. Bu konuda okuyucularımıza bir fikir vermek maksadıyla öğretmen tsmail Pekmezci tarafından yazılan «Biz Irgatlarız» başlık Iı yazıyı aynen sunuyoruz. Bu yazı emniyete intikal ettirilmiş ve hiçbir işlem görmemiştir. Biz Irgatlarız Halk uyandı mı, fırlarız traktör arkası naylona dolarız. Römorka naylon deriz biz. Ağanın toprak üstü barakasında geçen yorgunluk, geceden sonra yeniden çapalarız, tırmıklarız pamuk büyüsün diye. Çalışırken kimse döğmez bizi söğmez bize. İstedikleri zaman kovarlar bizi, köylü sendikanın adını bilmiyor anlattım birkere kuralım dediler kuramadık, milletvekilimiz de yokki, hiç ırgat milletvekili olur mu diyorlar. Biz ırgat milletvekili değil, ırgatın milletvekili olur, diyoruz, sesimizi duyurmak istedik yok yok. Evvelki yıl Adana'da, geçen yıl ve bu yıl Antalya ovasında 3 ay çalışıp 1500 kazanıp 500 yedik 1000 lira biriktirdik 90 günlük ahnterimle sulanan pamuklar ağanın cebini doldurdu ağa zengin oldu. Bunu barakada anlattım diye şimdi kovulmuş bir ırgatım ve ırgat lık işine son verdik artık. O tarlalara (Devamı Sayfa 8 de) BULANIY0R kalacaklardır. Bucaklı ülkücülere başarılar dileriz. çalışmalarında İlçe adının Oğuzhan olması için mücadele eden M.H.P. Bucak Kongresinden bir gurup.

5 DEVLET Sayı: Mart Sayfa 5 TÜRKEŞ : "Memleketimizin Fertçilik ve Sınıfçılık - *, Gütmeyeh Bir Sisteme htiyacı Vardır KÖY DÂVAMIZIN TEK ÇIKIŞ YOLU : TARIM KENT LERİDİR. YAPILMASI KOLAYDIR, UCUZDURVE MÜM KÜNDÜR. Faruk Gürler ve Tekin Arıburun - Mecliste Oylarım Kullanırken CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE PARTİLERİN TUTUMLARI 6. Cumhurbaşkanını seçmek üzere, 14 Mart 1973 Çarşamba günü toplanan Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Genel Kurulları gecenin geç vaktine kadar çalışmasına rağmen, adaylar yeterli oy toplayamadıkları için, yeni dev let başkanını seçememiştir. AP'den senato Başkanı Tekin Arıburun, kontenjan Senatörü Faruk Gürler ve DP'den Ferruh Bozbeyli'nin aday gösterildikleri seçimlerde, 4 tur yapılmış ve neticede oyların donduğu görülmüştür, tik tur neticeleri 4. tura kadar önemli miktarda değişmemiş^ ancak son turda, Gürlerin oylarında bir artış görülürken, Arıburnu'nun oylarında aynı nisbette azalma meydana gelmiştir. Son turda adayların aldığı oylar şöyledir : Arıburun : 276, Gürler: 200 Bozbeyli: 48 Bu sonuçların, partilerin parlamentodaki durumlarıyla kıyaslanması neticesinde enterasan bir durumla karşılaşılmaktadır. AP milletvekillerinin hepsini oylamaya sokamadığı gibi, bir kısmının da Gürler'e oy vermesine engel olamar mıştır. CHP'den gelen 35 oya DP dışındaki partilerin oylarını eklediğimiz zaman Gürler'in AP'den de 25 kadar oy aldığını görürüz. Seçim turlarma 15 Mart günü de devam edilseydi nasıl bir netice alınırdı bilinmemekle beraber, genel kanaat oyların donmuş olduğu noktasında idi. DP'nin Bozbeyli'yi niçin aday koyduğu anlaşılamamıştır. Siyasî çevrelerde bu konuda başlı başına iki kanaat hakimdir. Birinci görüşe göre : «DP, milletvekili seçimi için yatırım yapmak istemiş, cumhurbaşkanlığı konusunu bulunmaz bir fırsat bilmiştir. Ancak, AP'den Arıburun aday olmasaydı, DP'nin bu hesabı belki netice verirdi. Millî menfatlerimiz açn sınılan ve demokratik rejim yönünden herhangi bir fayda umulmamakla birlikte DP'nin çıkarları için seçimlerde kullanılacak iyi bir yatırım olurdu. Bu politikanın çok rizikolu olduğunu DP'- liler görmeliydi. Zira zamanında Bölük başı da böyle hareket eder ve memleketin en buhranlı zamanlarında, seçim yatırımı yapmaya kalkışırdı. Netice* de, belki seçimlerde istismar edecek bazı konular bulurdu ama, bu tutum da kimsenin gözünden kaçmadığı için, sonunda kendisi ciddiye alınmazdı. DP, siyasî hayatının ilk büyük gafını yapmıştır.» İkinci görüşe göre: «DPTiler Bozbeyli'nin Cumhurbaşkanı seçilmeyeceğini bile bile böyle bir yola girmekle.itibarlarım harcamışlardır. Gerçi, Gürler'e ve diğer adaylara oy vermemek için bulunmuş güzel bir formüldür ama, Genel Başkanlarım ciddi şekilde yıpratmışlar, vatandaş gözünde puan kaybetmişlerdir.» ECEVÎT PARTİSİNE HAKİM OLAMADI Gürler'e AP'den 25 kadar oy kaçarken, CHP'nin bölünmüş bir tutum takınması, siyasî çevrelerde Ecevit'in partisine hakim olamadığı şeklinde yorum ların yapılmasına meydan verdi. Anayasa, Cumhurbaşkanı seçiminde partile- (Devamı Sayfa 11 de) AZAP TOPRAKLARI O Milliyetçi Hareket Partisi bütün yurt sathında il ve ilçe kongrelerini yaparak kesin seçim tarihi olarak tesbit edilen 14 Ekim 1973'e hazırlanmaktadır. Başta M.H. Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş olmak üzere, parti Yönetim Kurulu üyeleri yapılan il ve ilçe kongrelerine iştirak etmektedirler. Geçtiğimiz günlerde Ege Bölgesi'nde yapılan il ve ilçe kongrelerine katılan Türkeş, çeşitli meselelerle ilgili görüşlerini açıklamıştır. önce, İzmir'de bir demeç veren Türkeş, daha sonra Söke, Manisa ve îzr mir îl kongrelerinde konuşmalar yapmıştır. 8 Mart 1973 günü İzmir'de konuşan Türkeş, Deniz ticaretiyle ilgili görüşlerini belirtmiş «Deniz Ticaretinin milletlerin refahı ve ekonomik gelişmesinde büyük bir faktör olduğunu, bu konuda milletlerarası bir yarış ya Reşat GÜREL «Söyleyin be siz de gavur mu oldunuz, söyleyin. Muhsinemin mezarcağızı kazıldı bu toprakta, söyleyin Mahmut ağa bu ev yercegizi için öldü, kızım bu ev yercegizi için öldü, oğlum bu ev yercegizi için aklını kaçırdı, uğursuz toprak, kara toprak benimdir.» Diyor bir dertli ana Yunan'ın kilise yapmak istediği bir karış toprağı için. Azap toprakları, işte bu Batı Trakya'nın dinmeyen acısını yaşatıyor bizlere. Kulaklarımda bir deli çay uğulduyor okudukça, Bekir'in Ak hocanın, Aydın öğretmenin, Selim'in, Muhsine ve Nazlı bacılarımın bize ulaşabilen dertleri bunlar. Ya onlar beni duyabiliyorlar mı, gözyaşlarımı görebiliyorlar mı? Ben de, onlardan fazla... Bir de yardım edememenin acısı var. Kendi kendime yetemiyorum. Elim oraya nasıl ulaşsın. Yunan'a kardeşlik şarkıları sıralayan zihniyeti silememişim daha!... Orada camiler buldozerlerle yıkılırken ben «Tahta atı» onarmakla meşgulüm. Ben nüfus plânlaması ile eritilmek istenirken «A be susak ağızlı, o nasıl söz! Doğur inadına doğur da, çoğalıyor diye ödleri kapsun gâvurların, uykuları kaçsın» diyen Fatma bacıyı nasıl tanırdım. Okudukça yüz milyonluk güçlü Milliyetçi Türkiye özlemi büyüdükçe büyüyor gönlümde. İçim içime sığmıyor hırsımdan, Gümülcüne'ye uçmak istiyorum. Fakat yürümekten âcizim. Bekir nasıl gelsin meclisin önüne, derdini anlatmak için... «Ha desen, al bayrağı alıp çıkacak damın üstüne... Köylüler kalkar mı ayağa, kalkar! Vallah sabaha dek uyku girmez gözlerine, öyle seyrederler al bayrağı mutlak... Cumartesi günleri Cumhuriyet bayramında filân, sırf O'nun altından geçmek için gitmiyorlar mı Konsoloshanenin önüne... Yeter mi pıldığını, Türkiye'nin ise kendi ithalât ve ihracatını bile kendi gemileriyle yapamayacak derecede bu yarışta geri kaldığım» söyleyerek, «ithalât-ihracat filomuz ve gemi inşaat sanayii sektörüne daha fazla ve ciddî bir şekilde eğil mek gerektiğini» belirtmiştir. Türkeş, Söke'de yapılan ilçe kongresinde de, Türkiye'nin en önemli meselelerinden biri olan çiftçi dertleriyle ilgili görüşlerini açıklayarak, bu konuda yapılan incelemeler, verilen raporlar, 5 yıllık plânlarda öngörülen tedbirler kifayetsizdir, demiştir. İnceleme, araştırma ve plânlamaların lüzumlu olduğunu, ancak bu çalışmalar için bazı şartları göz önüne almak mecburiyetini belirterek öngördüğü şartları sıralamıştır : (Devamı Sayfa 10 da) seyretmek, yeter mi bir altından geçmek ve sonra bunun için hesap vermek Yunan polisince; yetmezi Ölünür o al bayrak için be ölünür!» Diyen Bekir'e ne öğüt vereyim. «Haydi be Bekir, kırk kişi ile Çin sarayını basan Kürşad'ın soyundansın. Ha Çinli olmuş, ha Yunan, kaldır isyan bayrağını» diye mırıldandım. Sonra bu düşüncemden utandım. Sonu ne olacaktı bunun, eğilmeyen bir ulu çınar daha kırılıp, kuruyacaktı. Ben O'nu düşünmekten bile uzağım be! Fırladım dışarıya, durulmak için. Kar yağıyordu. «Kahvede yedi adam vardı, yedi açık yara gibi... Kan içlerine akıyordu ve kar aktığından utanmadan yağıyordu.» satırlarındaki harfler buz gibi taneler olmuş doluşuyordu kulaklarıma. Kar aşağıdan mı yukardan mı yağıyor belli değil. Sıkıntım daha da arttı. Önüme gelen ilk sinemaya girdim. Leyla ile Mecnunun filmini seyredemedim. Çıktım. Yine Gümülcünedeydim. Bu da aşk mıydı? «Bu yaz, birşeyler getirecek mi bize, toprağı benim diye saracak mıyız, sen ondan haber ver... Nazlı kızı unuttuk biz...» derken yüreği kan ağlıyan Bekir'i düşündüm. Yine gözlerim mi dolacaktı ne? Herkes yabancı geldi birden, yapayalnızdım başkentte. Koşarak yurdun yolunu tuttum. Akşam ezanı okunuyordu. Acaba oralarda da tekbir sesleri duyuluyor mu? Yoksa... «Bir çocuğa Türklüğünü belletsem yeter. Burada kalacağım» diyen Ak hocaların yerini «Türk' lük neymiş, zaten Türkiye kafir oldu» diyen Kâzım hocalar mı almıştı hepten. Şu şemsiyenin altındaki sarı saçlı, kırmızı kurdeleli minimini etekli kız Muhsineciğe ne kadar uzak... Kar hafifçe yağıyordu. Ben halâ koşuyordum. Görenler ıslanmamak için koşuyor zannedecek. Bir şeyden mi kaçıyorum, yoksa bir hedefe mi ulaşmak istiyorum. Bilmiyorum. Birden aklıma gelmişti Site yurdundaki Kerkük'lü arkadaşlarla dertleşmek. Ha Gümülcüneli, ha Kerkük'lü özümüzü yoğuran aynı dert değil mi. Biraz konuşup ferahlamalıyım. Boğulacağım. Kar h? lâ yağıyordu, düştüğü yerin kirliliğine aldırmadan. Azap Toprakları: Ötüken Yayınevi İstanbul 1973 Üçüncü Baskı Fiatı: 12,50 TL. Dağıtım : P.K. 178 Bakanlıklar-ANKARA

6 - g Yaşadığımız çağ, bugün de «Milliyetçilik çağı» olmaya devam etmektedir. 19. Yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren ve 20. yüzyılın birinci yarısında, bir çok kimseler milliyetçiliğin modası geçmekte olduğunu, bunun yerini beynelmilelciliğin alacağını; Marksizmin komünizmin alacağını iddia etmiştir. Fakat yeryüzünde gelişen olaylar, meydana çıkan durumlar, bu iddiaları çürütmüştür. Çeşitli olaylar, karşılaşılan durumlar, yaşamakta olduğumuz çağın «Milliyetçilik çağı» olduğunu kesin isbat etmiş. Bunun açık bir kaç misâli üzerinde duralım : 2. Cihan Harbinin sonunda komünist bir rejim kurmuş olan Yugoslavya, yine dünyayı aynı rejim altına sokmak iddiasını taşıyan Sovyetler Birliği ile anlaşmazlığa düştü. Karşı karşıya, geldi ve Yugoslavya, Sovyetler Birliği'nin istilasına uğramak tehlikesine maruz kaldı. Her ikisi de aynı rejim, aynı felsefeye inanmış idareler olmalarına rağmen, niçin anlaşamadılar, niçin birbirlerine karşı cephe aldılar? Yugoslavya, kendi felsefesinin, rejiminin taban tabana zıddı olan, batı devletlerine ve ABD'ne sığındı ve onlardan sağladığı yardım desteği sayesinde, Sovyetler'in istilâsına, saldırısına uğramaktan kendini koruyabildi. Arnavutluk da bunun bir diğer örneğini teşkil eder. O da komünist bir rejim altında bulunan Sovyetler'le anlaşmazlığa düşmüş ve coğrafyası O'nu korumuştur. Bu olaylardan sonra 1956 da, komünist bir rejim altında bulunan Macarlar'la, komünist bir rejim altında bulunan Rusya çatıştılar ve Macarlar Sovyet tankları altında ezildi. Bundan bir süre sonra, 1968'de, Çekoslovakya komünist rejimle idare edildiği halde, başta Sovyet Rusya olmak üzere, hem de aynı rejimi benimsemiş bulunan, Varşova ittifakına dahil olan kendi müttefikleri tarafından işgale uğradı. Bugün de işgal devam etmektedir. Diğer taraftan komünist dünyanın iki büyük devleti olan Sovyetler Birliği ile Komünist Çin birbirlerine düşman kesilmişlerdir. Birbirleriyle kanlı bıçaklıdırlar. Her ikisi de hudutlara milyonlarca asker yığdılar. Atom füzeleri yerleştirdiler. Hudutlarda tarafların askerleri arasında, zaman zaman çarpışmalar oluyor, binlerce insan ölüyor. Aynı rejim altında yaşayan, aynı felsefeye inanmış bulunan bu devletler, niçin beynelmilelciliğe gidemediler, birbirleriyle sarmış dolaş olamadılar da; birbirlerinin boğazlarına sarıldılar? Dünya görüşlerinin icabı, millet varlığını reddederek beynelmilel bir düzen getirmek isteyen; bu maksatla yarım asırdanberi dünyanın her yerinde karışıklıklar çıkartan devletlerin, birbirleriyle olan münasebetlerini böylece tesbit ettikten sonra, diğer rejimlerden, diğer milletlerden misâl göstermeye lüzum yoktur sanırım. Bütün iddialara, zorlamalara rağmen millet gerçeği değiştirilememiştir. Bunun neticesi olarak da, milletlerarası münasebetlerde millî menfaatler esas olmaya devam etmektedir. Komünist ülkelerin birbirleriyle çatışmalarının sebebi; milliyetçiliktir. Kendi milliyetçilikleridir. Millî menfatlerinin karşılaşmasıdır. Yeryüzünde yaşayan milletlerin birleriyle münesebetlerini ancak, millî menfaatleri tayin etmektedir. Bir milletin millî menfaati, diğer milletin millî men faati ile çatıştığı anda, ikisi birbirinin can düşmanıdır. Hangi rejimi taşırlarsa taşısınlar, hangi felsefeye bağlı olurlarsa olsunlar, bu değişmez bir kanun olarak karşımıza çıkar. İşte beynelmilelci iddialar, bu felsefeye uygun olarak kurulmuş rejimlerin birbirlerine karşı takındıkları tavırlarla reddedilmektedir. Bu iddialar iflâs etmiş bulunduğu için, bugün de yaşadığımız çağ, milliyetçilik çağıdır, milliyetçilik çağı olmakta devam edecektir. O halde, milliyetçi Türkiye, bizim için daima birinci planda gözetilecek bir hedeftir.. Herşeyin üstünde Türk Milleti'nin varlığını, Türk Milleti'ninmenfaatlarını gören bir rejim, bir felsefe, bir zihniyete; millet olarak yaşamamız, devlet olarak güçlenmemiz ve her çeşit tehlikeye karşı koyabilmemiz için sarılabileceğimiz bir görüşe, bir fikre ihtiyacımız vardır. Bunu böylece belirttikten sonra, kalkınma, güçlenme ve refahlı bir toplum haline gelme meseleleri üzerinde duralım. Kalkınma neye bağlıdır? Köprü yapmaya mı, yol yapmaya mı, binalar yapmaya mı, kanal açmaya mı, baraj yapmaya mı? Bunların hepsinin bir milletin hayatında, refahında derece derece rolü olduğu muhakkak. Ama bütün bunları kimler yapacak? Bunlardan kimler faydalanacak? Bunları kimler kullanacak? Memleketin insanları yapacak, Memleketin insanları faydalanacak. Memleketin insanları kullanacak... O halde memleketin insanlarının bilgisi, memleketin insanlarının zihniyeti, memleketin insanlarının görüşü, düşüncesi, felsefesi birinci derecede üzerinde durulacak bir konudur. Memlekette yapılacak her işten önce, insan meselesi üzerinde öncelikle ve önemle durulmalıdır. Fransa'nın eski devlet başkanı Dö Gol, bir eserinde bu görüşü şöyle ifade ediyor: «Mızrağı kullandıran zihniyet, mızrağın kendisinden çok daha önemlidir.» Mühim olan İnsanların inancı, zihniyeti, düşüncesi, idealidir. O halde memle- ' / MiLLiYETÇiL MİLLÎ Kİ / / GEÇEN AY MHP LİDERİ SAYIN ALPARSLAN TÜRKEŞ, KAB* SIRASINDA BAZI ŞEHİRLERDE KONFERANSLAR VERDİ. BU YAZI f LAN NOTLARDAN MEYDANA GELDİ. DİĞER PARTİ LİDERLERİNİN, TAMAMEN PARTİ ÇEKİŞMELE* 1 KEŞ'İN PARTİZAN ZİHNİYETİN ÜSTÜNDE KALARAK VERDİĞİ BÜ MEMLEKET GENÇLİĞİNE GÖRÜŞ AÇISI KAZANDIRMAK, TEMEL M 1 YETÇİLİĞİN ÖLÇÜLERİNİ KAZANDIRMAK MAKSADINI TAŞIYANBÜ MIZ İNANCI İÇİNDE BULUNUYORUZ. Al pa rsla n ketin yükselmesi, vatanın imar edilmesi, milletin kalkındırılması için, milleti meydana getiren insanların, bir dünya görüşüne bağlı olarak yetiştirilmesi, eğitilmesi, uyandırılması ve şuurlandırılması lâzımdır. Bu ciddiyetle planlanmadıkça; «mevcut zihniyetle, bu sene şu kadar bütçe yapalım. Hesap edelim: bunun 500 milyonu ile şu kadar yol yapılabilir, şu kadarı ile de şu kadar köprü yapılabilir, şu kadarı ile şu yapılabilir ilâh». Bu tutum bizi bir yere, bir hedefe götürmez. Eevvelâ insanlarımızın beyinlerini, ruhlarını ele almak, işlemek, uyandırmak ve harekete geçirmek gerekir. Millî şuur sahibi yetişkin kadrolar, davayı millete maletmesini başarır ve millî kalkınmayı en kısa zamanda gerçekleştirebilirler. Miletin benimsediği bir iş, bir dâva çok çabuk halledilir. Bütün mesele, aynı ülkü etrafında, aynı hedefe doğru, gerekli eğitimi vererek insanlarımızı birleştirmek, yetiştirmek, ve memleketin kalkınması için enerjilerini gayretlerini harekete geçirmektedir. Buniarı gerçekleştirebilmek için, millî eğitim ve millî kültür meselelerini yeniden düzenlemek ihtiyacı doğmaktadır. Fikirler ne kadar güzel olursa olsun, ne kadar asil olursa olsun; idealler, ülküler ne kadar yüksek olursa olsun bunlar tek başlarına fazla bir anlam taşımazlar. Fikirlerin, ülkülerin kanatları kültür ve sanattır. Düşünceleri, ülküleri uçuran, yayan, ruhlara yerleştiren sanat ve kültürdür. O- nun için millî kültürü ve millî eğitimi beraber düşünmek, birbiri ile bağdaştırarak yürütmek, memleketin kalkınma sı için şarttır. Biz, millî doktrinimizi düzenlerken bu düşünce ile hareket ettik. Millî eğitim sistemimiz, yıllardır boşa dönen bir çarka benzemektedir. Memleketin ihtiyacına cevap vermekten uzaktır, memleketin dertlerini karşılamaktan uzaktır. Yetiştirilen nesillere öğretilenler başta olmak üzere, millî eğitimin teşkilâtlanması, yönetilmesi çok yanlış ve yetersiz bir şekilde olmaktadır. Millî eğitimin yeniden düzenlenmesini ileri sürerken, dört esas üzerinde önemle duruyoruz. Türkiyemizin süratle kalkınması, Türk Milleti'nin kısa zamanda teşkilâtlanması için millî eğitime verilecek yeni şekilde ilk esas şudur: Yetişecek olan çocuklarımız peşinen Türk Milliyetçiliği ile şuurlandırılmalı; Türk memleketinin, Türk Milleti'nin sevgisi ile, ona hizmet ülküsü ile doldurumalı; yüksek manevî inançlarla, yüksek ahlâk duygularıyla teçhiz edilmelidir. Türk Milleti'nin dinî islâmiyettir. Her Türk çocuğu bu imanla yetiştirilmelidir. Yeryüzünde dinsiz hiçbir millet yoktur. Her milletin kendine göre bir dini vardır. Kimi hıristiyan, putperest, ateşperest, budist; kimi, konfiçyüs dinindendir. Her cemiyette din sosyal bir müessesedir. Komünist ülkelerde dahi kilise teşkilâtı kaldırılamamıştır, faaliyettedir. İnsanların bir inanca bağlı olmaları; onların sağlam ahlâklı, karakterli olmalarını ve daha rahat, daha güvenli, daha huzurlu çalışmalarını temin eder. İnanan insanların moral yapıları sağlam ve yüksektir. Millî eğitimde her şeyden önce çocuklarımızı; bu miletin evlâdı olarak, bu milleti sevece şekilde, bu milletin milliyetçilik duygusu, milliyetçilik ülküsü ile doldurularak yetiştirilmesi lâzımdır. Türk Tarihi'ni, Türk Medeniyeti'ni, Türk büyüklerini, Türk Milleti'nm hedeflerini, millî kültürü, millî değerleri ve soyumuzun özelliklerini çocuklarımıza en mükemmel şekilde öğretmek zorundayız. Millî eğitimin yeniden düzenlenmesinde ikinci ilkemiz; Millî eğitim Türk Milleti'nin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına, hedeflerine göre planlanmalıdır. Türk Milleti'nin sosyal ve ekonomik ihtiyaçları, hedefleri ne demektir? Memleketimizin kalkınması, teşkilâtlanması için ne kadar doktora, ne kadar kimyagere, ihtiyacı vardır? Ne kadar eczacıya, mühendise, makiniste, duvarcıya ihtiyacı vardır? Bunların önceden planlanması, tesbit edilmesi lâzımdır. Ondan sonra da, millî eğitimin bunları y e t i r e c e k şekilde düzenlenmesi; buna göre okul açılması, buna göre e ğ i t i m e yön verilmesi gerekir. Yoksa şim-

7 DEVLET Sayı: Mart Sayfa 5 TÜRKEŞ : "Memleketimizin Fertçilik ve Sınıfçılık Gütmeyen Bir Sisteme İhtiyacı Vardır KÖY DÂVAMIZIN TEK ÇIKIŞ YOLU : TARIM KENT- LERİDİR. YAPILMASI KOLAYDIR, UCUZDUR VE MÜM KÜNDÜR. Faruk Gürler ve Tekin Arıburun - Mecliste Oylarını Kullanırken CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE PARTİLERİN TUTUMLARI 6. Cumhurbaşkanını seçmek üzere, 14 Mart 1973 Çarşamba günü toplanan Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Genel Kurulları gecenin geç vaktine kadar çalışmasına rağmen, adaylar yeterli oy toplayamadıkları için, yeni dev let başkanını seçememiştir. AP'den senato Başkanı Tekin Arıburun, kontenjan Senatörü Faruk Gürler ve DP'den Ferruh Bozbeyli'nin aday gösterildikleri seçimlerde, 4 tur yapılmış ve neticede oyların donduğu görülmüştür, ilk tur neticeleri 4. tura kadar önemli miktarda değişmemiş, ancak son turda, Gürlerin oylarında bir artış görülürken, Arıburnu'nun oylarında aynı nisbette a/alma meydana gelmiştir. Son turda adayların aldığı oylar şöyledir : Arıburun : 276, Gürler : 200 Bozbeyli: 48 Bu sonuçların, partilerin parlamentodaki durumlarıyla kıyaslanması neticesinde enterasan bir durumla karşılaşılmaktadır. AP milletvekillerinin hepsini oylamaya sokamadığı gibi, bir kısmının da Gürler'e oy vermesine engel olamamıştır. CHP'den gelen 35 oya DP dışındaki partilerin oylarını eklediğimiz zaman Gürler'in AP'den de 25 kadar oy aldığını görürüz. Seçim turlarına 15 Mart günü de devam edilseydi nasıl bir netice alınırdı bilinmemekle beraber, genel kanaat oyların donmuş olduğu noktasında idi. DP'nin Bozbeyli'yi niçin aday koyduğu anlaşılamamıştır. Siyasî çevrelerde bu konuda başlı başına iki kanaat hakimdir. Birinci görüşe göre : «DP, milletvekili seçimi için yatırım yapmak istemiş, cumhurbaşkanlığı konusunu bulunmaz bir fırsat bilmiştir. Ancak, AP'den Arıburun aday olmasaydı, DP'nin bu hesabı belki netice verirdi. Millî menfatlerimiz açısından ve demokratik rejim yönünden herhangi bir fayda umulmamakla birlikte DP'nin çıkarları için seçimlerde kullanılacak iyi bir yatırım olurdu. Bu politikanın çok rizikolu olduğunu DP'- liler görmeliydi. Zira zamanında Bölük başı da böyle hareket eder ve memleketin en buhranlı zamanlarında, seçim yatırımı yapmaya kalkışırdı. Neticem de, belki seçimlerde istismar edecek bazı konular bulurdu ama, bu tutum da kimsenin gözünden kaçmadığı için, sonunda kendisi ciddiye alınmazdı. DP, siyasî hayatının ilk büyük gafım yapmıştır.» ikinci görüşe göre: «DPliIer Bozbeyli'nin Cumhurbaşkanı seci inleyeceğini bile bile böyle bir yola girmekle»itibarlarım harcamışlardır. Gerçi, Gürler'e ve diğer adaylara oy vermemek için bulunmuş güzel bir formüldür ama, Genel Başkanlarım ciddi şekilde yıpratmışlar, vatandaş gözünde puan kaybetmişlerdir.» ECEVİT PARTİSİNE HAKİM OLAMADI Gürler'e AP'den 25 kadar oy kaçarken, CHP'nin bölünmüş bir tutum takınması, siyasî çevrelerde Ecevit'in partisine hakim olamadığı şeklinde yorum ların yapılmasına meydan verdi. Anayasa, Cumhurbaşkam seçiminde partile- (Devamı Sayfa 11 de) AZAP TOPRAKLARI O Milliyetçi Hareket Partisi bütün yurt sathında il ve ilçe kongrelerini yaparak kesin seçim tarihi olarak tesbit edilen 14 Ekim 1973'e hazırlanmaktadır. Başta M.H. Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş olmak üzere, parti Yönelim Kurulu üyeleri yapılan il ve ilçe kongrelerine iştirak etmektedirler. Geçtiğimiz günlerde Ege Bölgesi'nde yapılan il ve ilçe kongrelerine katılan Türkeş, çeşitli meselelerle ügili görüşlerini açıklamıştır. Reşat GÜREL «Söyleyin be siz de gavur mu oldunuz, söyleyin. Muhsinemin mezarcağızı kazıldı bu toprakta, söyleyin Mahmut ağa bu ev yerceğizi için öldü, kızım bu ev yerceğizi için öldü, oğlum bu ev yerceğizi için aklını kaçırdı, uğursuz toprak, kara toprak benimdir.» Diyor bir dertli ana Yunan'ın kilise yapmak istediği bir karış toprağı için. Azap toprakları, işte bu Batı Trakya'nın dinmeyen acısını yaşatıyor bizlere. Kulaklarımda bir deli çay uğulduyor okudukça, Bekir'in Ak hocanın, Aydın öğretmenin, Selim'in, Muhsine ve Nazlı bacılarımın bize ulaşabilen dertleri bunlar. Ya onlar beni duyabiliyorlar mı, gözyaşlarımı görebiliyorlar mı? Ben de, onlardan fazla... Bir de yardım edememenin acısı var. Kendi kendime yetemiyorum. Elim oraya nasıl ulaşsın. Yunan'a kardeşlik şarkıları sıralayan zihniyeti silememişim daha!... Orada camiler buldozerlerle yıkılırken ben «T a h t a a t ı» onarmakla meşgulüm. Ben nüfus plânlaması ile eritilmek istenirken «A be susak ağızlı, o nasıl söz! Doğur inadına doğur da, çoğalıyor diye ödleri kapsun gâvurların, uykuları kaçsın» diyen Fatma bacıyı nasıl tanırdım. Okudukça yüz milyonluk güçlü Milliyetçi Türkiye özlemi büyüdükçe büyüyor görgümde, içim içime sığmıyor hırsımdan, Gümülcüne'ye uçmak istiyorum. Fakat yürümekten âcizim. Bekir nasıl gelsin meclisin önüne, derdini anlatmak için... «Ha desen, al bayrağı alıp çıkacak damın üstüne... Köylüler kalkar mı ayağa, kalkar! Vallah sabaha dek uyku girmez gözlerine, öyle seyrederler al bayrağı mutlak... Cumartesi günleri Cumhuriyet bayramında filân, sırf O'nun altından geçmek için gitmiyorlar mı Konsoloshanenin önüne... Yeter mi önce, izmir'de bir demeç veren Türkeş, daha sonra Söke, Manisa ve izmir il kongrelerinde konuşmalar yapmıştır. 8 Mart 1973 günü izmir'de konuşan Türkeş, Deniz ticaretiyle ilgili görüşlerini belirtmiş «Deniz Ticaretinin milletlerin refahı ve ekonomik gelişmesinde büyük bir faktör olduğunu, bu konuda milletlerarası bir yarış yapıldığını, Türkiye'nin ise kendi ithalât ve ihracatını bile kendi gemileriyle yapamayacak derecede bu yarışta geri kaldığını» söyleyerek, «ithalât ihracat filomuz ve gemi inşaat sanayii sektörüne daha fazla ve ciddî bir şekilde eğil mek gerektiğini» belirtmiştir. Türkeş, Söke'de yapılan ilçe kongresinde de, Türkiye'nin en önemli meselelerinden biri olan çiftçi dertleriyle ilgili görüşlerini açıklayarak, bu konuda yapılan incelemeler, verilen raporlar, 5 yıllık plânlarda öngörülen tedbirler kifayetsizdir, demiştir, inceleme, araştırma ve plânlamaların lüzumlu olduğunu, ancak bu çalışmalar için bazı şartlan göz önüne almak mecburiyetini belirterek öngördüğü şartlan sıralamıştır : (Devamı Sayfa 10 da) seyretmek, yeter mi bir altından geçmek ve sonra bunun için hesap vermek Yunan polisince; yetmezi Ölünür o al bayrak için be ölünür!» Diyen Bekir'e ne öğüt vereyim. «Haydi be Bekir, kırk kişi ile Çin sarayını basan Kürşad'ın soyundansın. Ha Çinli olmuş, ha Yunan, kaldır isyan bayrağını» diye mırıldandım. Sonra bu düşüncemden utandım. Sonu ne olacaktı bunun, eğilmeyen bir ulu çınar daha kırılıp, kuruyacaktı. Ben O'nu düşünmekten bile uzağım be! Fırladım dışarıya, durulmak için. Kar yağıyordu. «Kahvede yedi adam vardı, yedi açık yara gibi... Kan içlerine akıyordu ve kar aktığından utanmadan yağıyordu.» satırlarındaki harfler buz gibi taneler olmuş doluşuyordu kulaklarıma. Kar aşağıdan mı yukardan mı yağıyor belli değil. Sıkıntım daha da arttı. Önüme gelen ilk sinemaya girdim. Leyla ile Mecnunun filmini seyredemedim. Çıktım. Yine Gümülcünedeydim. Bu da aşk mıydı? «Bu yaz, birşeyler getirecek mi bize, toprağı benim diye saracak mıyız, sen ondan haber ver... Nazlı kızı unuttuk biz...» derken yüreği kan ağlıyan Bekir'i düşündüm. Yine gözlerim mi dolacaktı ne? Herkes yabancı geldi birden, yapayalnızdım başkentte. Koşarak yurdun yolunu tuttum. Akşam ezanı okunuyordu. Acaba oralarda da tekbir sesleri duyuluyor mu? Yoksa... «Bir çocuğa Türklüğünü belletsem yeter. Burada kalacağım» diyen Ak hocaların yerini «Türk* lük neymiş, zaten Türkiye kafir oldu» diyen Kâzım hocalar mı almıştı hepten. Şu şemsiyenin altındaki sarı saçlı, kırmızı kurdeleli minimini etekli kız Muhsineciğe ne kadar uzak... Kar hafifçe yağıyordu. Ben halâ koşuyordum. Görenler ıslanmamak için koşuyor zannedecek. Bir şeyden mi kaçıyorum, yoksa bir hedefe mi ulaşmak istiyorum. Bilmiyorum. Birden aklıma gelmişti Site yurdundaki Kerkük'lü arkadaşlarla dertleşmek. Ha Gümülcünell, ha Kerkük'lü özümüzü yoğuran aynı dert değil mi. Biraz konuşup ferahlamalıyım. Boğulacağım. Kar hn lâ yağıyordu, düştüğü yerin kirliliğine aldırmadan. * Azap Toprakları: Ötüken Yayınevi istanbul 1973 Üçüncü Baskı Fiatı: 12,50 TL Dağıtım : P.K. 178 Bakanlıklar-ANKARA

8 Yaşadığımız çağ, bugün de «Milliyetçilik çağı» olmaya devam et mektedir. 19. Yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren ve 20. yüz yılın birinci yarısında, bir çok kimseler milliyetçiliğin modası geçmek te olduğunu, bunun yerini beynelmilelciliğin alacağını; Marksizmin ko münizmin alacağını iddia etmiştir. Fakat yeryüzünde gelişen olaylar, meydana çıkan durumlar, bu iddiaları çürütmüştür. Çeşitli olavlar. kar şılaşılan durumlar, yaçamai<to oiüugumuz çağın «Milliyetçilik çağı» olduğunu kesin isbat etmiş. Bunun açık bir kaç misâli üzerinde dura lım : 2. Cihan Harbi'nin sonunda komünist bir rejim kurmuş olan Yu goslavya, yine dünyayı aynı rejim altına sokmak iddiasını taşıyan Sov yetler Birliği ile anlaşmazlığa düştü. Karşı karşıya, geldi ve Yugoslav ya, Sovyetler Birliğl'nin istilasına uğramak tehlikesine maruz kaldı. Her ikisi de aynı rejim, aynı felsefeye inanmış idareler olmalarına rağmen, niçin anlaşamadılar, niçin birbirlerine karşı cephe aldılar? Yugoslavya, kendi felsefesinin, rejiminin taban tabana zıddı olan, batı devletlerine ve ABD'ne sığın dı ve onlardan sağladığı yar dım desteği sayesinde, Sov yetlerin istilâsına, saldırısı na uğramaktan kendini koruya bildi. Arnavutluk da bunun bir diğer örneğini teşkil eder. O da komünist bir rejim altında bulunan Sovyetlerle anlaş mazlığa düşmüş ve coğrafya sı O'nu korumuştur. Bu olaylardan sonra 1956 da, komünist bir rejim altında bulunan Macarlar'la, komünist bir rejim altında bulunan Rusya çatıştılar ve Macarlar Sovyet tankları altında ezildi. Bundan bir süre sonra, 1968'de, Çekoslovakya komünist rejimle idare edildiği halde, başta Sovyet Rusya olmak üzere, hem de aynı re jimi benimsemiş bulunan, Varşova ittifakına dahil olan kendi müttefik leri tarafından işgale uğradı. Bugün de işgal devam etmektedir. Diğer taraftan komünist dünyanın iki büyük devleti olan Sovyetler Birliği ile Komünist Çin birbirlerine düşman kesilmişlerdir. Birbirleriyle kanlı bıçaklıdırlar. Her ikisi de hudutlara milyonlarca asker yığdılar. Atom füzeleri yerleştirdiler. Hudutlarda tarafların askerleri arasında, zaman zaman çarpışmalar oluyor, binlerce insan ölüyor. Aynı rejim al tında yaşayan, aynı felsefeye inanmış bulunan bu devletler, niçin bey nelmilelciliğe gidemediler, birbirleriyle sarmış dolaş olamadılar da; birbirlerinin boğazlarına sarıldılar? Dünya görüşlerinin icabı, millet varlığını reddederek beynelmilel bir düzen getirmek isteyen; bu maksatla yarım asırdanb'eri dünyanın her yerinde karışıklıklar çıkartan devletlerin, birbirleriyle olan münase* betlerini böylece tesbit ettikten sonra, diğer rejimlerden, diğer millet lerden misâl göstermeye lüzum yoktur sanırım. Bütün iddialara, zorlamalara rağmen millet gerçeği değiştirileme miştir. Bunun neticesi olarak da, milletlerarası münasebetlerde millî menfaatler esas olmaya devam etmektedir. Komünist ülkelerin birbir leriyle çatışmalarının sebebi; milliyetçiliktir. Kendi milliyet çilikleridir. Millî menfatlerinin karşılaşmasıdır. Yeryüzün de yaşayan milletlerin birleriyle münesebetlerini ancak, millî menfaatleri tayin etmek tedir. Bir milletin millî men faati, diğer milletin millî men faati ile çatıştığı anda, ikisi birbirinin can düşmanıdır. Hangi rejimi taşırlarsa taşısınlar, hangi felsefeye bağlı olurlarsa olsun lar, bu değişmez bir kanun olarak karşımıza çıkar. İşte beynelmilelci iddialar, bu felsefeye uygun olarak kurulmuş rejimlerin birbirlerine karşı takındıkları tavırlarla reddedilmektedir. Bu iddialar iflâs etmiş bulun duğu için, bugün de yaşadığımız çağ, milliyetçilik çağıdır, milliyetçilik çağı olmakta devam edecektir. O halde, milliyetçi Türkiye, bizim için daima birinci planda gözeti lecek bir hedeftir.. Herşeyin üstünde Türk Milleti'nin varlığını, Türk Milleti'ninmenfaatlarını gören bir rejim, bir felsefe, bir zihniyete; mil let olarak yaşamamız, devlet olarak güçlenmemiz ve her çeşit tehlike ye karşı koyabilmemiz için sarılabileceğimiz bir görüşe, bir fikre ihti yacımız vardır. Bunu böylece belirttikten sonra, kalkınma, güçlenme ve refahlı bir toplum haline gelme meseleleri üzerinde duralım. Kalkınma neye bağlıdır? Köprü yapmaya mı, yol yapmaya mı, bina lar yapmaya mı, kanal açmaya mı, baraj yapmaya mı? Bunların hepsinin bir milletin hayatında, refahında derece derece rolü olduğu muhakkak. Ama bütün bunları kimler yapacak? Bunlardan kimler faydalanacak? Bunları kimler kullanacak? Memleketin insanları yapacak, Memleketin insanları faydalanacak. Memleketin insanları kullanacak... O halde mem leketin insanlarının bilgisi, memleketin insanlarının zihniyeti, memle ketin İnsanlarının görüşü, düşüncesi, felsefesi birinci derecede üzerin de durulacak bir konudur. Memlekette yapılacak her işten önce, insan meselesi üzerinde öncelikle ve önemle durulmalıdır. Fransa'nın eski dev let başkanı Dö Gol, bir eserinde bu görüşü şöyle ifade ediyor: «Mızrağı kullandıran zihniyet, mızrağın kendisinden çok daha önemlidir.» Mühim olan insanların inancı, zihniyeti, düşüncesi, idealidir. O halde memle- MİLLİYETÇİLİK Ç A Ğ I V E M İ L L Î KÜLTÜR / / GEÇEN AY MHP LİDERİ SAYIN ALPARSLAN TÜRKEŞ, KARADENİZ BÖLGESİNDE BİR İNCELEME GEZİSİNE ÇIKTI. GEZİ SIRASINDA BAZI ŞEHİRLERDE KONFERANSLAR VERDİ. BU YA2I RİZE'DE GENÇLERE HİTABEN YAPILAN KONUŞMADA TUTU LAN NOTLARDAN MEYDANA GELDİ. DİĞER PARTİ LİDERLERİNİN, TAMAMEN PARTİ ÇEKİŞM&ERİNE DAYANAN KONUŞMALARI HATIRLANIRSA; SAYIN TÜRKEŞ'İN PARTİZAN ZİHNİYETİN ÜSTÜNDE KALARAK VERDİĞİ &U MUHTEVALI KONFERANS BÜYÜK MÂNÂ KAZANMAKTADIR. MEMLEKET GENÇLİĞİNE GÖRÜŞ AÇISI KAZANDIRMAK, TEMEL MESELELER ÜZERİNDE DÜŞÜNDÜRMEK VE ONLARA MİLLİ YETÇİLİĞİN ÖLÇÜLERİNİ KAZANDIRMAK MAKSADINI TAŞIYAN BU KONFERANSI YAYINLAMAKLA, MİLLÎ BİR HİZMET YAPTIĞI MIZ İNANCI İÇİNDE BULUNUYORUZ. DEVLET çok problemler ilmî metodlarla çözülür, diğer davaların halli de, bu or tamda kolaylaşmış olur. MİLLÎ KÜLTÜR VE SANAT A/ Al pa rsla i T Ü R K E Ş ketin yükselmesi, vatanın imar edilmesi, milletin kalkındırılması için, milleti meydana getiren insanların, bir dünya görüşüne bağlı olarak yetiştirilmesi, eğitilmesi, uyandırılması ve şuurlandırılması lâzım dır. Bu ciddiyetle planlanmadıkça; «mevcut zihniyetle, bu sene şu ka dar bütçe yapalım. Hesap edelim: bunun 500 milyonu ile şu kadar yol yapılabilir, şu kadarı ile de şu kadar köprü yapılabilir, şu kadarı ile şu yapılabilir ilâh». Bu tutum bizi bir yere, bir hedefe götürmez. Eevvelâ insanlarımızın beyinlerini, ruhlarını ele almak, işlemek, uyandırmak ve harekete geçirmek gerekir. Millî şuur sahibi yetişkin kadrolar, davayı millete maletınesini başarır ve millî kalkınmayı en kısa zamanda ger çekleştirebilirler. Miletin benimsediği bir iş, bir dâva çok çabuk hal ledilir. Bütün mesele, aynı ülkü etrafında, aynı hedefe doğru, gerekli eğitimi vererek insanlarımızı birleştirmek, yetiştirmek, ve memleketin kalkınması için önerjilerini gayretlerini harekete geçirmektedir. Buniarı gerçekleştirebilmek için, millî eğitim ve millî kültür me selelerini yeniden düzenlemek ihtiyacı doğmaktadır. Fikirler ne kadar güzel olursa olsun, ne kadar asil olursa olsun; idealler, ülküler ne kadar yüksek olursa olsun bunlar tek başlarına fazla bir anlam taşımazlar. Fikirlerin, ülkülerin kanatları kültür ve sanattır. Düşünceleri, ülküleri uçuran, yayan, ruhlara yerleş tiren sanat ve kültürdür. Onun için millî kültürü ve mil lî eğitimi beraber düşünmek, birbiri ile bağdaştırarak yü rütmek, memleketin kalkınma sı için şarttır. Biz, millî dok trinimizi düzenlerken bu dü şünce ile hareket ettik. Millî eğitim sistemimiz, yıllardır boşa dönen bir çarka benze mektedir. Memleketin ihtiya cına cevap vermekten uzaktır, memleketin dertlerini karşılamaktan uzak tır. Yetiştirilen nesillere öğretilenler başta olmak üzere, millî eğitimin teşkilâtlanması, yönetilmesi çok yanlış ve yetersiz bir şekilde olmak tadır. Millî eğitimin yeniden düzenlenmesini ileri sürerken, dört esas üzerinde önemle duruyoruz. Türkiyemizin süratle kalkınması, Türk Mil leti'nin kısa zamanda teşkilâtlanması için millî eğitime verilecek yeni şekilde ilk esas şudur: Yetişecek olan çocuklarımız peşinen Türk Milli yetçiliği ile şuurlandırılmalı; Türk memleketinin, Türk Milleti'nin sev gisi ile, ona hizmet ülküsü ile doldurumalı; yüksek manevî inançlarla, yüksek ahlâk duygularıyla teçhiz edilmelidir. Türk Milleti'nin dinî islâmiyettir. Her Türk çocuğu bu imanla yetiştirilmelidir. Yeryüzünde din siz hiçbir millet yoktur. Her milletin kendine göre bir dini vardır. Kimi hıristiyan, putperest, ateşperest, budist; kimi, konfiçyüs dinindendir. Her cemiyette din sosyal bir müessesedir. Komünist ülkelerde dahi kilise teşkilâtı kaldırılamamıştır, faaliyettedir. İnsanların bir inanca bağ lı olmaları; onların sağlam ahlâklı, karakterli olmalarını ve daha rahat, daha güvenli, daha huzurlu çalışmalarını temin eder. İnanan insanların moral yapıları sağlam ve yüksektir. Millî eğitimde her şeyden önce ço cuklarımızı; bu miletin evlâdı olarak, bu milleti sevece şekilde, bu mil letin milliyetçilik duygusu, milliyetçilik ülküsü ile doldurularak yetişti rilmesi lâzımdır. Türk Tarihi'ni, Türk Medeniyeti'ni, Türk büyüklerini, Türk Milleti'nrn hedeflerini, millî kültürü, millî değerleri ve soyumuzun özelliklerini çocuklarımıza en mükemmel şekilde öğretmek zorundayız. Millî eğitimin yeniden düzenlenmesinde ikinci ilkemiz; Millî eği tim Türk Milleti'nin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına, hedeflerine göre planlanmalıdır. Türk Milleti'nin sosyal ve ekonomik ihtiyaçları, hedef leri ne demektir? Memleketimizin kalkınması, teşkilâtlanması için ne kadar doktora, ne kadar kimyagere, ihtiyacı vardır? Ne kadar eczacıya, mühendise, makiniste, duvarcıya ihtiyacı vardır? Bunların önceden plan lanması, tesbit edilmesi lâzımdır. Ondan sonra da, millî eğitimin bun ları y e t i r e c e k şekilde düzenlenmesi; buna göre o k u l açıl ması, buna göre e ğ i t i m e yön verilmesi gerekir. Y o k s a şim- diye kadar olduğu gibi, götürü usulle, millî eğitim yönetilemez. Bugün memleketimizin 95 bin doktora ihtiyacı vardır. Halen 19 bin civarında dokto ra sahibiz. Bu rakkamın 6-7 bini yurt dışındadır. Geriye kalan bin doktorun, 6 bin kadarı İstanbul Bölgesin de bulunmaktadır Neticede 6-7 bin doktor kalıyor. Bunun büyük kısmı nın da; Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Konya gibi büyük şehirlerimiz de olduğunu düşünürsek, memleket nüfusuna ne kadar doktor düştü ğünü daha açık bir şekilde görürüz. Bu sadece ufak bir misaldir. De mek ki, memlekette rastgele bir yol tutturulmuş, gidiyor. O halde mil lî eğitim, memleketin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına, hedeflerine gö re planlanmalıdır. Üçüncü ilkemiz; Yetiştirilecek olan çocuklarımızın, memleketin sırtına yük olmamasıdır. Buna biz «Üretici olarak eğitmek» diyoruz. Türk çocukları, eğitim yıllarında, üretici olacak bir terbiye ve yetenek ka zanmalıdırlar. Millî eğitim sistemimiz senelerdir, bunun tersine bir po litika içinde bulunmaktadır. Bunun neticesi olarak, büyük buhranlarla, sıkıntılarla karşılaşmaktayız yılında liseyi bitiren gençlerimizden 115 bin kişi üniversiteye giriş için müracaat etmişlerdir. Bu 115 bin lise mezunu gencimizden sadece 30 bini üniversiteye alınmıştır. 85 bin genç üniversiteye girememiştir. Peki şimdi bu 85 bin lise mezunu genç ne olacak? Tarlaya giderek sapanın ucundan tutabilir mi? Tuta maz. Torna tezgâhının başına geçebilir mi? Geçemez. O halde bunlar ne isterler? Memuriyet isterler. Peki her yıl, 60 bin 70 bin, 80 bin me mur almaya bu devletin gücü yeter mi, ihtiyacı var mı? Bu vaziyetin sonu ne olacak? İşte bu sorunun cevabını kimse düşünmemektedir? Kimse buna cevap vermiyor. Biz cevabı, hem de en iyimser ihtimal üze rinde verelim. Ülkemizde her yıl 85 bin gayri memnun olur. Kendi umduğunu bulamamış, cemiyetine, memleketine küs müş insanlar. Sonrası. Bunun altından her şey çıkar. Hükü metler ne yapıyor? Seyredi yor. Bunun için biz millî eği timin düzenlenmesinde üçün cü esas olarak, gençlerimizin üretici bir zihniyetle yetişti rilmesini teklif ediyoruz. Ye tişen çocuklarımız ister or taokul, ister lise mezunu olsun; derhal hayatta bir işin başına geçe bilecek; bir sanata, bir bilgiye sahip olmalıdır. Ona öyle bir terbiye, öy le bir zihniyet verilmeli ki, öğrendiği bilgilerden her an istifade ede bilsin. Yani, ben lisede okudum.. Bir lise mezunu gidip tarlada sabanı tutar mı? Torna tezgâhının başına geçer mi? zihniyeti taşımasın. Boş ve manasız kuruntu ve kibirlerden, memleket çocuğu kurtarılmalıdır. Dördüncü Ukemiz : Millî eğitime, teknik eğitim ağırlık taşıyacak şekilde yön verilmelidir. Yaşadığımız çağda, memleketimizin kalkınma sı için teknik eğitim hayatı önemi olan bir konudur. Bugün dünyamız teknik ve endüstri çağını yaşamaktadır. Türkiye'nin de çağın icaplarına ayak uydurması, onu önceden görerek hareket etmesi gerekir. İşte kısaca ifade edilen bu dört esas içinde millî eğitim politikası yeniden ele alınarak düzenlenmelidir. Millî eğitim meselesini ele alır ken, bütün bu ve diğer çalımaların temelini teşkil edecek olan, önemli başka bir konuya da ayrıca işaret etmek gerekir. Dünyada olup biten leri zamanında değerlendirecek, memleket şartlarına ve ihtiyacına gö re, incelemeler, araştırmalar yaparak, yeni modeller geliştirecek olan; birinci sınıf dünya çapında ilim ve teknik adamlar kadrosunu kurmak mecburiyetindeyiz. Bu konu, her şeyden öncelik taşır. Böyle bir kadro kurulursa, memleketin ilmî ve teknik imkânları süratle geliştiirlir, bir Bir milletin yaşama tarzı; zevkleri, kıyafetleri, evlerini döşeme, süsleme usulleri, binaları, heykelleri, mutfağı, resimleri, kitapları, ro manları, şiirleri, ilah. hepsi, o milletin kültürünü meydana getirir. Bir milletin millî kültürü ayaktaysa, geliştirilmişse, o millet birçok dert lerden kurtulmuş, kalkınma ve güçlenme yolunu tutmuş demektir. Unut mayalım ki, yaşadığımız devir, kültür savaşlarının yapıldığı devirde. Unutmayalım ki, Türkiye uzun bir süredenberi yabancı kül tür ve ideolojilerin istilâsı al tındadır. Kendi kültürünü kay beden, kendi kültürü baskı al tına alınan, bir millet varlığı nı devam ettiremez. Kendisi olmaktan çıkar. Yılbaşı yaklaş ti mı; çamlar kesiliyor. Evle re dikiliyor, süsleniyor. Niçin? Yılbaşı eğlenceleri için. Noel Baba kılığına girenlere rast lıyoruz. Noel Eaba kimdir? Yabancı bir milletin masal kahramanı, bir papaz. Bütün bunlar bizim adetlerimiz arasında var mı? Tarihimizle, ge leneklerimizle, bugünkü millî yaşantımızla bir ilgisi var mı bunların? Başkalarına benzeyerek, onların âdetlerini, geleneklerini benimseyerek, emperyalizmle mücadele etmek mümkün olur mu? Her milletin kültü rüne uygun bir yaşama tarzı vardır, zevkleri vardır, millî oyunları eğ lenceleri vardır. Bunlara hassasiyetle dikkat etmek, korumak ve geliş tirmek lâzımdır. Başkasında ne görürse onu taklit eden kendi olmak tan çıkar. İngiliz gibi, Japon gibi, Çin'li gibi yaşamaya kalkarsan; so nunda bunlardan birinden olursun. Millî kültürden kopmak, millî şahsi yetten, uzaklaşmayı doğurur. Millî özelliklerini kaybeden milletlerin varlığını devam ettirmesi, iddiasını yürütmesi mümkün değildir. Millî kültür bir yaşama tarzıdır. Edebiyat, sanat, her türlü hayatı mıza giren değerler buna göre şekillenir. Kültür ve ideolojilerin sava şında, kendi kültür ve ülkülerimizin safında yer almak millî bir görev olmaktadır. Millî kültürümüzü teşkilâtlandırmayı, millî kültürümüzü kuv vetlendirmeyi, millî kültürümüzü sürekli olarak geliştirmeyi her şeyin üstünde tutmalıyız. Memleketimizin kalkınma davasında, halk enerjisinin seferber edil mesi önemli bir husustur. Bunun için de, fikirlerin, halka götürülmesi ve böylece, onun şuurlandırılması, uyandırılması lâzımdır. Kalkınma ha reketinde, halkla kaynaşabilmek ve ülküleri ona götürebilmek için, mil lî kültür ve sanata ihtiyaç vardır. Millî kültürü ve sanatı bu yönde ha rekete geçirmek, millî doktrinimizin esaslarından birini teşkil eder. Kültür ve ideolojiler sava şı, yeni biçimde bir sömürge ciliği doğurmuştur. Buna «Nio koloniyalizm» yeni sö mürgecilik deniliyor. Kültür bakımından zayıf olan bir memlekette okullar açar. Ve ya kendi memleketindeki okul lara seçme gençleri, karşılık sız olarak götürür. Niçin? Kendi dilini, kendi kültürünü öğretmek ve aşılamak için, Genç ve ma sum bir dimağ o memlekete götürülür, o yabancı dili öğrenir, o yaban cı kültürü benimser. Haliyle de o memlekete karşı içinde bir sempati, bir sevgi doğar. Hele o memleketteki rejime de inandırılmış ise, o mil letin dinini kabul etmiş ise mesele tamam olmuştur. Bu genç millî top lumdan tam anlamıyla kopmuştur. Yabancılaşmıştır. Yani koloni tipi bir aydın meydana gelmiştir. Kendi toplumuyla ortak hiçbir değeri bulun madığı için, ona bir yabancının baktığı gibi, tepeden, küçümseyerek aşa ğılayarak bakmaya başlar. Bu koloni tipi aydınlar memleketlerine dö nünce, plan gereğince, mevki sahibi, imkân sahibi oluverirler. Güçlü devlet, yetiştirdiği ve yetki sahibi yaptığı bu kimselere dayanarak; o memleketteki menfaatlerini geliştirir ve teminat altına alır. Giderek o memleket içindeki sömürgeciliğini geliştirir, kurar. Bugün Moskova'da, 30 bin öğrenci kapasiteli, adı «Dostluk üniver sitesi» olan bir kuruluş vardır. Bu üniversite hiç Rus öğrenci almaz. Asya'lı, Afrika'lı, bilhassa yeni kurulmuş olan devletlerin gençlerini buraya almaktadır. Bunu yalnız Ruslar mı yapıyor? Hayır. Bunu, Ameri kalılar da, İngilizler de, Almanlar da, Fransızlar da, italyanlar da ilah, bütün güçlü devletler yapıyor. Bu bir kültür savaşıdır. Kültür yoluyla üstünlük kurma ve menfaatlerini sağlama usulüdür. Askerî işgal yoluy la sömürgecilik çağın şartlarına uymadığı için, bunun yerine yeni bir metod geliştirilmiştir. Bu sistem, toplumun üst kademelerinde bulunan insanların duygu, düşünce ve zihniyetlerini, kültür ve menfaat yoluyla sömürgeci ülkeye benzetmek ve bağlamakla mümkün olmaktadır. Yok sa, bir devlet durup dururken, milletlerarasındaki menfaat yarışının had safhaya geldiği bir devirde, başka bir ülkenin insanları için milyonlarca lira harcar mı? O halde bu gerçekleri bilerek biz de, Türk'ün millî kültürünü ele alıp yoğurmak, tarihi kültürümüzden kuvvet alıp millet olarak varlığı mızı her türlü tecavüzden korumak zorundayız. Milletlerarası yarışta, Türk Milleti'ni en ön saflara geçirmek için, güçlü bir millî kültüre da yanan, millî bir eğitim, millî bir kalkınma yolu ve millî bir devlet ya pısına en kısa zamanda kavuşmalıyız.

9 DEVLET Sayı: Mart Sayfa 8 İngiliz Televizyonunda Türkiye Aleyhine Yayın Yapıldı Bir İngiliz özel teşe obüsüne ait tele vuyuaua iuikiye aieyınne gösterilen inin üoiayısıyie lurk Biçüıği oıayı protesto CLiıii^Liı. ingnız nuaunıeu İninin guatciiimcsuiı OincıneK. ısıeuigmı, takat, Duııüa muvaıtak olmadığını ifade CUCICÛ.,ı%.vjiüLuıii)Uciin oa^ı Kını noktalara sızdığını ileri sürmüştür. Bir ensu'ıu LUI ui.xııuuıi yuy ıiııaııaıı inceleme rupv/ıoiiau ıvusyci ııııı yayama siyaseunucıi va/.geçmcaıgı ve para karşılımı ueıııoıviatıiv uikeieiue kaıişiklikiar çıkaruıgi Kaydedilmektedir. Anlaşıldığma göre, Türkiye ile dosuu Uiiuii zedelenmesini istemeyen İngiliz ıiukumeti de filmin durdurulması için teşebbüste bulunmuş, fakat bir sonuç alamamıştır. Nitekim Türkiye'ye karşı sürdürülen kampanyanın başında bulunanlardan Mületvekili Frank Judd, İV programında yaptığı konuşmada, İngiliz Dışişleri Bakanlığını Türkiye'yi eleştirenleri susturmaya çalışmakla suçlamıştır. Filmi hazırlayanların ileri sürdüğüne göre, «Amnesty International» Dünya Kiliseler Konseyi gibi kuruluşlar bir ekiple Türkiye'ye gidip tutuklularla ilgili bir film yapmak için Türk makam larına başvurmuş, fakat bu isteği kabul edilmemiştir. Bunun üzerine Boulton ve ekibi, yanlarma amatör kameraları ve küçük teyp makinalan alarak turist hüviyeti altında Türkiye'ye gitmişler ve tutuklanıp sonra serbest bırakıldığı iddia edilen 28 kişi ile konuşmuşlardır. Programda konuşan Milletvekili Frank Judd, bu filmi, Türkiye'ye karşı kampanya açmış olan Hollandalı ve isveç'i! meslektaşları ile beraber Avrupa Konseyinde göstereceğini bildirmiştir. Filmin gösterildiği sıralarda «Ulus lararası İlişkileri İnceleme Enstitüsü» tarafından yayınlanan raporda İngiliz Televizyonuna ve basınına solcuların sızmış oldukları açıklanmış, «Hür Haberleşme Grubu» adındaki solcu kuruluşa 500 ile 700 kadar ingiliz gazetecisi, radyocusu ve televizyoncusunun üye olduğu bildirilmiştir. Filmi hazırlayan David Boulton'un bu kuruluşa üye olup olmadığı henüz tesbit edilememiştir. Rusya'nın savaşa başvurmadan demokratik rejimleri devirmek için giriştiği teşebbüsleri inceleyen raporda özellikle şöyle denmiştir. «Uluslararası komünizm, okullara, gençlere, suoayiara ve polislere, özeıukie Kancayı taranıştır. Moskova, her ne Kauar «Maceracı» aşırı sol grupları tasvip eunez goronmekte ise ae, bunları el aitınuan para ne, teşvik ile, işbirliği ile desteklemektedir. Rusya, her ne pahasına olursa olsun yayılma politikasından vazgeçme mışlır. Sovyet komünizmi, kendi şuurları içinde bir disiplin sistemi olmanın yanı sura hâlâ Çarlık emperyalizmine uinaınizm sağlayan bir ideolojidir. Sovyet komünizmi bir yandan açık ve gizli örgütleri ile demokratik ülkeleri içten çökertmeye uğraşırken, Batmm entellektüel romantik sokularını da yayına almıştır.» Rapor, komünistlerin Batıda hürriyet ve insan hakları savunuculuğu yaparken, bunlarm hiç birinin Rusyada bulunmayışının Batılı komünistleri neden rahatsız etmediğini sormakta ve «Gaye Rusyamn kontrolü altmda Sovyet tipi peyk toplumlar kurmaktır. Bütün bunlar da hürriyet adına yapılmaktadır» demektedir. Rapor hakkında «Times» gazetesi de şöyle demiştir: «Hitlerin faliyetlerini o zaman de ğerlendiremeyenler, sonradan bunu çok pahalıya ödemişlerdir. Sovyet ideologları da çalışmalarının, söyledikleri sözlerin nasıl bir sonuç sağlayacağım çok iyi bilmekte ve hesaplamaktadırlar. Fakat Batılı kafası için bunları anlamak çok zordur.» Erzurum'un Kurtuluşu Törenlerle Kutlandı Erzurum'un düşman işgalinden kurtuluşunun 55. yıldönümü törenlerle kutlanmıştır. Kurtuluş yıldönümü münasebetiyle Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay iie Cumhuriyet Senatosu başkanı Tekin Arıburun, Millet Meclisi başkanı Sabit Osman Avcı, başbakan Ferit Melen, Genelkurmay başkanı Orgeneral Semih Sancar, siyasî partilerin genel başkanları, bakanlar ve kuvvet komutanları, Erzurum Belediye başkanı Selâhattin Ozan'a birer kutlama mesajı göndermişlerdir. Törenlere saat 09.00'da Atatürk ve kongre anıtı önünde başlanmıştır. Bu törene katılanlar daha sonra Kâzım Karabekir, Gazi Ahmet Muhtar Paşa ve Nene Hatun büstlerini ziyaret etmişlerdir. Saat 09.45'te de askeri birliklerle temsili milis kuvvetleri top atışlarıyla şehre girerek kurtuluş gününü canlandırmışlardır. Bu arada kurbanlar kesilmiş ve harekâtın, sona erdiği top atışlarıyla duyurulmuştur. Öte yandan, kutlama törenlerine davet edilen Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş, işleri dolayısıyle merasime katılamayacağını belirtmiş ve çektiği bir telgrafla serhad şehri Erzurumluları kutlamıştır. Türkeşin telgrafı şöyledir: «55 yıl önce aziz vatanımızı işgal eden Rus emperyalistlerine karşı Türk kahramanlığının eşsiz misâlini veren ve düşmanı topraklarımızdan çıkartan, atalarımızın manevî şahsiyetleri önünde saygıyla eğiliyoruz. Değerli şahıslarınızda serhad şehri Erzurumlu vatandaşlarımın şenliklerini gönülden kutlar, en kalbî selâm ve saygılarımı sunarım.» İngiliz milletvekillerinden komünist Frank Judde, Türkiye'ye gelerek, sıkıyönetim tarafından tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan bazı solcuların sesini teype almış bunu da Avrupa konseyine götüreceğini söylemiştir. Biz kendisine sadece bir hususu hatırlatmak isteriz. Türkiye'nin iç işlerine karışmadan önce, istiklâlleri uğruna öldürülen İrlandalılar konusuyla meşgul olsalar daha iyi olacak, Avrupa konseyine gelecek olan konu, Türkiye'deki demokratik hak ve özgürlükleri yok etmek isteyen komünistlerin cinayetleri değil, istiklâl ve hürriyet mücadelesi yapan İrlandalılara bu haklarını vermeyen İngiltere'nin tutumudur. Batı Trakya Türklerinin Dâvasını (Baştarafı Sayfa 3 de) 'E YAKIN «BAHTI KARA» Batı Trakya'da bugün 'e yakın Türk yaşamaktadır. Bunlar Türk olduklarını söylemek imkânından mah rumdurlar. Trakya'da ve Makedonya' da resmi Yunan görüşünün düdüğü sayılabilecek «Ellenikos Vorras»a göre, bunlar çingenedir. Bu Türk'ten büyük bir kısmı, Gümülcine, îskeçe ve Dedeağaç bölgesinde, önemli bir kısmı ise, üstlerine demirperde gibi çekilmiş «yasak» sınır bölgelerinde bulunmaktadır. Buralara girmek yasaktır ve buradaki soydaşlarımızın ne olduğu bilinmemektedir. Ülkücülere Rehber olacak Kitap Önsözü Alparslan TÜRKEŞ Yazdı 506 sahife - 5 Renk ofset baskılı Fiyatı : 25 TL. dir İsteme Adresi : Töre-Devlet Yayım ve Dağıtım Konur Sk. Köklü Pasajı 57 C/8 Bakanlıklar - ANKARA Tek isteyenlerin posta pulu göndermeleri rica olunur. Kitapçılara ve 10 adetten fazla isteyenlere /o 25 iskonto yapılır. ACI GERÇEKLER Gümülcine'ye konsolos olarak a- lanmış idealist bir Türk genci, Yunanlıların Batı Trakya'daki Türklere tatbik ettiği muameleyi belge ve resimleriyle tesbit edip bağlı bulunduğu bakanlığa aksettirdiği zaman o sıralarda Atina'da bulunan ve bugün terfian başka bir göreve atanmış olan Türk Büyük Elçisinin hışmına uğramış ve görevinden olmuştu. Danıştay, genç idealisti haklı bulup, ona kaybettiğini iade etti. «Ne pahasma olursa-olsun Yunan dostluğu» politikası izlemiş olan büyük elçi de, terfi ettirilerek oradan ayrılırken, istihza eder gibi Türk konsolosluğunda kendi şerefine resmi kabul tertip ettirmiş ve «Ahtapot» sistemine tâbi azınlık mümessillerine kadeh kaldırmıştı. Sistemin her zamankinden daha şiddetle tatbik edilmesi, bu temsilcimizin Lozan andlaşmasının bah şettiği haklan kaale almaksızın, tatbik ettiği yanlış, hoşgörürlük bir sonucudur. ŞİMDİ NE OLACAK? siyasetinin Iskeçe'de 300 yılık tarihi olan Tabakhane camü üstüne, cemaat cuma namazındayken sürülen buldozerler durumu açıkça ortaya koymuştur. Batı Trakya'da Yunanlılar bütün Türklüğü, tabakhane camii gibi imhaya çalışmaktadır. Selâhattin Galip, mahkûm olmak i- cin hiçbir suç işlememiştir. O'nun kabahati Türk olduğunu söylemesidir. Şimdiye kadar, Türk adalet tarihinde mahkemeye verilmiş herhangi bir Istanbul'lu Rum gazetecisi mevcut değildir. Gazetelerin admı da bu Rum müteşebbisler istedikleri gibi koymuşlar ve öyle sürdürmüşlerdir. Batı Trakya'daki bütün Türklük, Tabakhane camiinin akıbetine uğramadan, bir çare düşünülmelidir, yoksa. Yarın çok geç olacaktır... Sol Faaliyetler (Baştarafı Sayfa 4 de) dönmiyeceğim zaten açıkça yazabilişimin sebebi de bu şimdi şehirde simit satıyorum günde en az 10 Ura kazanıyorum geceleyin ayçekirdeği satıyorum gecede 5 liraya yatıyorum otelde kimse bana pis kuyruklu demiyor kimse simit alırken parayı suratıma atmıyor. Ama içimdeki acı henüz kapanmamış. O tarlaya dökülen alın terimin karsiliğini istiyorum o tarlalarda çalışıp benimle beraber kızıltepe'ye dönecek nemselimin acısını kalbimde taşıyorum. Ben olam biteni iyi biliyorum onlar da iyi biliyorlar. En acısı bu ya, Eh bakalım gün gelir devran döner İsmail Pekmezci 24/2/1973 (TÜRKEŞ EKARTE EDİLECEK) 'miş. p*» «NEDEN, BU, ŞU, O DEYİL?» DİYE ASLA SORMAYIN. Udllll DÜŞÜNÜP İNCE, İNCE FAZLA KAFA YORMAYIN. _. ÖLÜMÜ GELEN KÖPEK O MÜBAREK CAMİİN, UUVan SÜRTÜNÜR DUVARINA. ÜZERİNDE DURMAYIN. GAVSEDDİN KOÇAK

10 İK CAĞI VE 1 JLTUR DENIZ BÖLGESINDE BIR INCELEME GEZISINE ÇıKTı. GEZI KE'DE GENÇLERE HITABEN YAPıLAN KONUŞMADA TÜTÜ NE DAYANAN KONUŞMALARı HATıRLANıRSA; SAYıN TÜR- ^UHTEVALı KONFERANS BÜYÜK MÂNÂ KAZANMAKTADıR. *ELELER ÜZERINDE DÜŞÜNDÜRMEK VE ONLARA MÎLLJ- KONFERANSı YAYıNLAMAKLA, MILLÎ BIR HIZMET YAPTıĞı- DEVLET / / ÎÜRKEŞ diye kadar olduğu gibi, götürü usulle, millî eğitim yönetilemez. Bugün memleketimizin 95 bin doktora ihtiyacı vardır. Halen 19 bin civarında doktora sahibiz. Bu rakkamın 6-7 bini yurt dışındadır. Geriye kalan bin doktorun, 6 bin kadarı istanbul Bölgesin'- de bulunmaktadır Neticede 6-7 bin doktor kalıyor. Bunun büyük kısmının da; Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Konya gibi büyük şehirlerimizde olduğunu düşünürsek, memleket nüfusuna ne kadar doktor düştüğünü daha açık bir şekilde görürüz. Bu sadece ufak bir misaldir. Demek ki, memlekette rastgele bir yol tutturulmuş, gidiyor. O halde millî eğitim, memleketin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına, hedeflerine göre planlanmalıdır. Üçüncü ilkemiz; Yetiştirilecek olan çocuklarımızın, memleketin sırtına yük olmamasıdır. Buna biz «Üretici olarak eğitmek» diyoruz. Türk çocukları, eğitim yıllarında, üretici olacak bir terbiye ve yetenek kazanmalıdırlar. Millî eğitim sistemimiz senelerdir, bunun tersine bir politika içinde bulunmaktadır. Bunun neticesi olarak, büyük buhranlarla, sıkıntılarla karşılaşmaktayız yılında liseyi bitiren gençlerimizden 115 bin kişi üniversiteye giriş için müracaat etmişlerdir. Bu 115 bin lise mezunu gencimizden sadece 30 bini üniversiteye alınmıştır. 85 bin genç üniversiteye girememiştir. Peki şimdi bu 85 bin lise mezunu genç ne olacak? Tarlaya giderek sapanın ucundan tutabilir mi? Tutamaz. Torna tezgâhının başına geçebilir mi? Geçemez. O halde bunlar ne isterler? Memuriyet isterler. Peki her yıl, 60 bin 70 bin, 80 bin memur almaya bu devletin gücü yeter mi, ihtiyacı var mı? Bu vaziyetin sonu ne olacak? İşte bu. sorunun cevabını kimse düşünmemektedir? Kimse buna cevap vermiyor. Biz cevabı, hem de en iyimser ihtimal üzerinde verelim. Ülkemizde her yıl 85 bin gayri memnun olur. Kendi umduğunu bulamamış, cemiyetine, memleketine küs müş insanlar. Sonrası. Bunun altından her şey çıkar. Hükümetler ne yapıyor? Seyrediyor. Bunun için biz millî eğitimin düzenlenmesinde üçün cü esas olarak, gençlerimizin üretici bir zihniyetle yetiştirilmesini teklif ediyoruz. Yetişen çocuklarımız ister ortaokul, ister lise mezunu olsun; derhal hayatta bir işin başına geçebilecek; bir sanata, bir bilgiye sahip olmalıdır. Ona öyle bir terbiye, öyle bir zihniyet verilmeli ki, öğrendiği bilgilerden her an istifade edebilsin. Yani, ben lisede okudum.. Bir lise mezunu gidip tarlada sabanı tutar mı? Torna tezgâhının başına geçer mi? zihniyeti taşımasın. Boş ve manasız kuruntu ve kibirlerden, memleket çocuğu kurtarılmalıdır. Dördüncü ilkemiz : Millî eğitime, teknik eğitim ağırlık taşıyacak şekilde yön verilmelidir. Yaşadığımız çağda, memleketimizin kalkınması için teknik eğitim hayatı önemi olan bir konudur. Bugün dünyamız teknik ve endüstri çağını yaşamaktadır. Türkiye'nin de çağın icaplarına ayak uydurması, onu önceden görerek hareket etmesi gerekir. İşte kısaca ifade edilen bu dört esas içinde millî eğitim politikası yeniden ele alınarak düzenlenmelidir. Millî eğitim meselesini ele alır ken, bütün bu ve diğer çalımaların temelini teşkil edecek olan, önemli başka bir konuya da ayrıca işaret etmek gerekir. Dünyada olup bitenleri zamanında değerlendirecek, memleket şartlarına ve ihtiyacına göre, incelemeler, araştırmalar yaparak, yeni modeller geliştirecek olan; birinci sınıf dünya çapında İlim ve teknik adamlar kadrosunu kurmak mecburiyetindeyiz. Bu konu, her şeyden öncelik taşır. Böyle bir kadro kurulursa, memleketin ilmî ve teknik imkânları süratle geliştiirlir, bir çok problemler ilmî metodlarla çözülür, diğer davaların halli de, bu ortamda kolaylaşmış olur. MiLLl KÜLTÜR VE SANAT Bir milletin yaşama tarzı; zevkleri, kıyafetleri, evlerini döşeme, süsleme usulleri, binaları, heykelleri, mutfağı, resimleri, kitapları, romanları, şiirleri, ilah. hepsi, o milletin kültürünü meydana getirir. Bir milletin millî kültürü ayaktaysa, geliştirilmişse, o millet birçok dertlerden kurtulmuş, kalkınma ve güçlenme yolunu tutmuş demektir. Unutmayalım ki, yaşadığımız devir, kültür savaşlarının yapıldığı devirde. Unutmayalım ki, Türkiye uzun bir süredenberi yabancı kültür ve ideolojilerin istilâsı altındadır. Kendi kültürünü kaybeden, kendi kültürü baskı altına alınan, bir millet varlığını devam ettiremez. Kendisi olmaktan çıkar. Yılbaşı yaklaş ti mı; çamlar kesiliyor. Evlere dikiliyor, süsleniyor. Niçin? Yılbaşı eğlenceleri için. Noel Baba kılığına girenlere rastlıyoruz. Noel Eaba kimdir? Yabancı bir milletin masal kahramanı, bir papaz. Bütün bunlar bizim adetlerimiz arasında var mı? Tarihimizle, geleneklerimizle, bugünkü millî yaşantımızla bir ilgisi var mı bunların? Başkalarına benzeyerek, onların âdetlerini, geleneklerini benimseyerek, emperyalizmle mücadele etmek mümkün olur mu? Her milletin kültürüne uygun bir yaşama tarzı vardır, zevkleri vardır, millî oyunları eğlenceleri vardır. Bunlara hassasiyetle dikkat etmek, korumak ve geliştirmek lâzımdır. Başkasında ne görürse onu taklit eden kendi olmaktan çıkar. İngiliz gibi, Japon gibi, Çin'li gibi yaşamaya kalkarsan; sonunda bunlardan birinden olursun. Millî kültürden kopmak, millî şahsiyetten, uzaklaşmayı doğurur. Millî özelliklerini kaybeden milletlerin varlığını devam ettirmesi, iddiasını yürütmesi mümkün değildir. Millî kültür bir yaşama tarzıdır. Edebiyat, sanat, her türlü hayatımıza giren değerler buna göre şekillenir. Kültür ve ideolojilerin savaşında, kendi kültür ve ülkülerimizin safında yer almak millî bir görev olmaktadır. Millî kültürümüzü teşkilâtlandırmayı, millî kültürümüzü kuvvetlendirmeyi, miilî kültürümüzü sürekli olarak geliştirmeyi her şeyin üstünde tutmalıyız. Memleketimizin kalkınma davasında, halk enerjisinin seferber edilmesi önemli bir husustur. Bunun için de, fikirlerin, halka götürülmesi ve böylece, onun şuurlandırılması, uyandırılması lâzımdır. Kalkınma hareketinde, halkla kaynaşabilmek ve ülküleri ona götürebilmek için, millî kültür ve sanata ihtiyaç vardır. Millî kültürü ve sanatı bu yönde harekete geçirmek, millî doktrinimizin esaslarından birini teşkil eder. Kültür ve ideolojiler savaşı, yeni biçimde bir sömürgeciliği doğurmuştur. Buna «Nio koloniyalizm» yeni sömürgecilik deniliyor. Kültür bakımından zayıf olan bir memlekette okullar açar. Veya kendi memleketindeki okul lara seçme gençleri, karşılıksız olarak götürür. Niçin? Kendi dilini, kendi kültürünü öğretmek ve aşılamak için, Genç ve masum bir dimağ o memlekete götürülür, o yabancı dili öğrenir, o yabancı kültürü benimser. Haliyle de o memlekete karşı İçinde bir sempati, bir sevgi doğar. Hele o memleketteki rejime de inandırılmış ise, o milletin dinini kabul etmiş ise mesele tamam olmuştur. Bu genç millî toplumdan tam anlamıyla kopmuştur. Yabancılaşmıştır. Yani koloni tipi bir aydın meydana gelmiştir. Kendi toplumuyla ortak hiçbir değeri bulunmadığı için, ona bir yabancının baktığı gibi, tepeden, küçümseyerek aşağılayarak bakmaya başlar. Bu koloni tipi aydınlar memleketlerine dönünce, plan gereğince, mevki sahibi, imkân sahibi oluverirler. Güçlü devlet, yetiştirdiği ve yetki sahibi yaptığı bu kimselere dayanarak; o memleketteki menfaatlerini geliştirir ve teminat altına alır. Giderek o memleket içindeki sömürgeciliğini geliştirir, kurar. Bugün Moskova'da, 30 bin öğrenci kapasiteli, adı «Dostluk üniversitesi» olan bir kuruluş vardır. Bu üniversite hiç Rus öğrenci almaz. Asya'lı, Afrika'lı, bilhassa yeni kurulmuş olan devletlerin gençlerini buraya almaktadır. Bunu yalnız Ruslar mı yapıyor? Hayır. Bunu, Amerikalılar da, ingilizler de, Almanlar da, Fransızlar da, italyanlar da İlah, bütün güçlü devletler yapıyor. Bu bir kültür savaşıdır. Kültür yoluyla üstünlük kurma ve menfaatlerini sağlama usulüdür. Askeri işgal yoluyla sömürgecilik çağın şartlarına uymadığı için, bunun yerine yeni bir metod geliştirilmiştir. Bu sistem, toplumun üst kademelerinde bulunan insanların duygu, düşünce ve zihniyetlerini, kültür ve menfaat yoluyla sömürgeci ülkeye benzetmek ve bağlamakla mümkün olmaktadır. Yoksa, bir devlet durup dururken, milletlerarasındaki menfaat yarışının had safhaya geldiği bir devirde, başka bir ülkenin insanları için milyonlarca lira harcar mı? O halde bu gerçekleri bilerek biz de, Türk'ün millî kültürünü ele alıp yoğurmak, tarihi kültürümüzden kuvvet alıp millet olarak varlığımızı her türlü tecavüzden korumak zorundayız. Milletlerarası yarışta, Türk Milleti'ni en ön saflara geçirmek için, güçlü bir millî kültüre dayanan, millî bir eğitim, millî bir kalkınma yolu ve millî bir devlet yapısına en kısa zamanda kavuşmalıyız.

11 DEVLET Sayı: Mart Sayfa 8 İngiliz Televizyonunda Türkiye Aleyhine Yayın Yapıldı bir İngiliz özel teşeobüsüne ait tele vızyoııua. ıurüiye aieyûuıe gösterilen, lımı aoiayısıyle lurk biçıligi oıayı proicotu cujlufuu. ingiliz nunumeil Ilımın güoıeiuuıeaıni oiiicinck ısteuıgıni, takat, ouııüa muvailak olmadığını ifade ccıcıcı». jivoiiıuıuaucıaı Dtui K.mt noktalara sızdığını ileri sürmüştür. Bir enstitü, tcttaiaiıuaıı yayınlanan niceleme ı<x- ^uıuuaa ı\asya mil, yayılma siyaseııııucu va/^cçıııcuıgı ve para Karşılığı üeınoıtraujt uikeieıue karışikuklar çıkaruı^ı Kaydedilmektedir. Anlaşıldığına göre, Türkiye ile dosuuguuun zedelenmesini istemeyen ingiliz ııukumeti de filmin durdurulması ıçm teşebbüste bulunmuş, fakat ou sonuç alamamıştır. Nitekim Türkiye'ye karşı sürdürülen kampanyanın başında bulunanlardan Mületvekili Frank Judd, IV programında yaptığı konuşmada, İngiliz Dışişleri Bakanlığını Türkiye'yi eleştirenleri susturmaya çalışmakla suçlamıştır. Filmi hazırlayanların ileri sürdüğüne göre, «Amnesty International» Dünya Kiliseler Konseyi gibi kuruluşlar bir ekiple Türkiye'ye gidip tutuklularla ilgili bir film yapmak için Türk makam larına başvurmuş, fakat bu isteği kabul edilmemiştir. Bunun üzerine Boulton ve ekibi, yanlarma amatör kameraları ve küçük teyp makinaları alarak turist hüviyeti altında Türkiye'ye gitmişler ve tutuklanıp sonra serbest bırakıldığı iddia edilen 28 kişi ile konuşmuşlardır. Programda konuşan Milletvekili Frank Judd, bu filmi, Türkiye'ye karşı kampanya açmış olan Hollanda'lı ve İsveç'i! meslektaşları ile beraber Avrupa Konseyinde göstereceğini bildirmiştir. Filmin gösterildiği sıralarda «Ulus lararası İlişkileri İnceleme Enstitüsü» tarafından yayınlanan raporda İngiliz Televizyonuna ve basınına solcuların sızmış oldukları açıklanmış, «Hür Haberleşme Grubu» adındaki solcu kuruluşa 500 ile 700 kadar İngiliz gazetecisi, radyocusu ve televizyoncusunun üye olduğu bildirilmiştir. Filmi hazırlayan David Boulton'un bu kuruluşa üye olup olmadığı henüz tesbit edilememiştir. Rusya'nın savaşa başvurmadan demokratik rejimleri devirmek için giriştiği teşebbüsleri inceleyen raporda özellikle şöyle denmiştir. «Uluslararası komünizm, okullara, gençlere, suoayianr ve polislere, özeıutvic Kancayı takmıştır. Moskova, her ne Kauar «Maceracı» aşırı sol grupları tasvip etmez gorunmekte ise üe, bunları el uiiiııuan para lie, teşvik üe, işbirliği ile desteklemektedir. Rusya, her ne pahasına olursa olsun yayılma politikasından vazgeçme iniştir. Sovyet komünizmi, kendi şuurları içinde bir disiplin sistemi olmanın yanı sıra hâlâ Çarıık emperyalizmine dinamizm sağlayan bir ideolojidir. Sovyet komünizmi bir yandan açık ve gizli örgütleri ile demokratik ülkeleri içten çökertmeye uğraşırken, Batının entellektüel romantik solcularım da yayına alınıştır.» Rapor, komünistlerin Batıda hürriyet ve insan hakları savunuculuğu yaparken, bunların hiç birinin Rusyada bulunmayışının Batılı komünistleri neden rahatsız etmediğini sormakta ve «Gaye Rusyanin kontrolü allında Sovyet tipi peyk toplumlar kurmaktır. Bütün bunlar da hürriyet adına yapılmaktadır» demektedir. Rapor hakkında «Times» gazetesi de şöyle demiştir: «Hitlerin faliyetlerini o zaman değerlendiremeyenler, sonradan bunu çok pahalıya ödemişlerdir. Sovyet ideologları da çalışmalarının, söyledikleri sözlerin nasıl bir sonuç sağlayacağım çok iyi bilmekte ve hesaplamaktadırlar. Fakat Batılı kafası için bunları anlamak çok zordur.» Erzurum'un Kurtuluşu Törenlerle Kutlandı Erzurum'un düşman işgalinden kurtuluşunun 55. yıldönümü törenlerle kutlanmıştır. Kurtuluş yıldönümü münasebetiyle Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ila Cumhuriyet Senatosu başkanı Tekin Arıburun, Millet Meclisi başkanı Sabit Osman Avcı, başbakan Ferit Melen, Genelkurmay başkanı Orgeneral Semih Sancar, siyasî partilerin genel başkanları, bakanlar ve kuvvet komutanları, Erzurum Belediye başkanı Selâhattin Ozan'a birer kutlama mesajı göndermişlerdir. Törenlere saat 09.00'da Atatürk ve kongre anıtı önünde başlanmıştır. Bu törene katılanlar daha sonra Kâzım Karabekir, Gazi Ahmet Muhtar Paşa ve Nene Hatun büstlerini ziyaret etmişlerdir. Saat 09.45'te de askeri birliklerle temsili milis kuvvetleri top atışlarıyla şehre girerek kurtuluş gününü canlandırmışlardır. Bu arada kurbanlar kesilmiş ve harekâtın, sona erdiği top atışlarıyla duyurulmuştur. Öte yandan, kutlama törenlerine davet edilen Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş, işleri dolayısıyle merasime katılamayacağını belirtmiş ve çektiği bir telgrafla serhad şehri Erzurumluları kutlamıştır. Türkeşin telgrafı şöyledir: «55 yıl önce aziz vatanımızı işgal eden Rus emperyalistlerine karşı Türk kahramanlığının eşsiz misâlini veren ve düşmanı topraklarımızdan çıkartan, atalarımızın manevî şahsiyetleri önünde saygıyla eğiliyoruz. Değerli şahıslarınızda serhad şehri Erzurumlu vatandaşlarımın şenliklerini gönülden kutlar, en kalbî selâm ve saygılarımı sunarım.» İngiliz milletvekillerinden komünist Frank Judde, Türkiye'ye gelerek, sıkıyönetim tarafından tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan bazı solcuların sesini tcype almış bunu da Avrupa konseyine götüreceğini söylemiştir. Biz kendisine sadece bir hususu hatırlatmak isteriz. Türkiye'nin iç işlerine karışmadan önce, istiklâlleri uğruna öldürülen İrlandalılar konusuyla meşgul olsalar daha iyi olacak, Avrupa konseyine gelecek olan konu, Türkiye'deki demokratik hak ve özgürlükleri yok etmek isteyen komünistlerin cinayetleri değil, istiklâl ve hürriyet mücadelesi yapan irlandalılara bu haklarını vermeyen ingiltere'nin tutumudur. Batı Trakya Türklerinin Dâvasını (Baştarafı Sayfa 3 de) 'E YAKIN «BAHTI KARA» Batı Trakya'da bugün 'e yakın Türk yaşamaktadır. Bunlar Türk olduklarını söylemek imkânından mah rumdurlar. Trakya'da ve Makedonya' da resmi Yunan görüşünün düdüğü sayılabilecek «Ellenikos Vorras»a göre, bunlar çingenedir. Bu Türk'ten büyük bir kısmı, Gümülcine, îskeçe ve Dedeağaç bölgesinde, önemli bir kısmı ise, üstlerine demirperde gibi çekilmiş «yasak» sınır bölgelerinde bulunmaktadır. Buralara girmek yasaktır ve buradaki soydaşlarımızın ne olduğu bilinmemektedir. Ülkücülere Rehber olacak Kitap Önsözü Alparslan TÜRKEŞ Yazdı 506 sahife - 5 Renk ofset baskılı Fiyatı : 25 TL. dir İsteme Adresi : Töre-Devlet Yayım ve Dağıtım Konur Sk. Köklü Pasajı 57 C/8 Bakanlıklar - ANKARA Tek isteyenlerin posta pulu göndermeleri rica olunur. Kitapçılara ve 10 adetten fazla isteyenlere % 25 iskonto yapılır. ACI GERÇEKLER Gümülcine'ye konsolos olarak a- tanmış ideaüst bir Türk genci, Yunanlıların Batı Trakya'daki Türklere tatbik ettiği muameleyi belge ve resimleriyle tesbit edip bağlı bulunduğu bakanlığa aksettirdiği zaman o sıralarda Atina'da bulunan ve bugün terfian başka bir göreve atanmış olan Türk Büyük Elçisinin hışmına uğramış ve görevinden olmuştu. Danıştay, genç idealisti haklı bulup, ona kaybettiğini iade etti. «Ne pahasına olursa-olsun Yunan dostluğu» politikası izlemiş olan büyük elçi de, terfi ettirilerek oradan ayrılırken, istihza eder gibi Türk konsolosluğunda kendi şerefine resmi kabul tertip ettirmiş ve «Ahtapot» sistemine tâbi azınlık mümessillerine kadeh kaldırmıştı. Sistemin her zamankinden daha şiddetle tatbik edilmesi, bu temsilcimizin Lozan andlaşmasınm bah şettiği hakları kaale almaksızın, tatbik ettiği yanlış, hoşgörürlük bir sonucudur. ŞİMDİ NE OLACAK? siyasetinin îskeçe'de 300 yılık tarihi olan Tabakhane camii üstüne, cemaat cuma namazındayken sürülen buldozerler durumu açıkça ortaya koymuştur. Batı Trakya'da Yunanlılar bütün Türklüğü, tabakhane camii gibi imhaya çalışmaktadır. Camı Duvarı Selâhattin Galip, mahkûm olmak i- cin hiçbir suç işlememiştir. O'nun kabahati Türk olduğunu söylemesidir. Şimdiye kadar, Türk adalet tarihinde mahkemeye verilmiş herhangi bir tstanbul'lu Rum gazetecisi mevcut değildir. Gazetelerin adını da bu Rum müteşebbisler istedikleri gibi koymuşlar ve öyle sürdürmüşlerdir. Batı Trakya'daki bütün Türklük, Tabakhane camiinin akıbetine uğramadan, bir çare düşünülmelidir, yoksa. Yarın çok geç olacaktır... Sol Faaliyetler (Baştarafı Sayfa 4 de) dönmiyeceğim zaten açıkça yazabilişimin sebebi de bu şimdi şehirde simit satıyorum günde en az 10 lira kazanıyorum geceleyin a\ çekirdeği satıyorum gecede 5 liraya yalıyorum otelde kimse bana pis kuyruklu demiyor kimse simit alırken parayı suratıma atmıyor. Ama içimdeki acı henüz kapanmamış. O tarlaya dökülen alın terimin karşılığını istiyorum o tarlalarda çalışıp benimle beraber kızıltepe'ye dönecek hemşerimin acısını kalbimde taşıyorum. Ben olanı biteni iyi biliyorum onunda iyi biliyorlar. En acısı bu ya, Eh bakalım gün gelir devran döner İsmail Pekmezci 24/2/1973 (TÜRKEŞ EKARTE EDİLECEK) 'miş. «NEDEN, BU, ŞU, O DEYİL?» DİYE ASLA SORMAYIN. DÜŞÜNÜP İNCE, İNCE FAZLA KAFA YORMAYIN. ÖLÜMÜ GELEN KÖPEK O MÜBAREK CAMİİN, SÜRTÜNÜR DUVARINA. ÜZERİNDE DURMAYIN. GAVSEDDİN KOÇAK

12 DEVLET Sayı: Mart 1973 Sayfa 9 Ülkücü FaaÜyetler'den Özetlersek TÜT Kula Şubesi kongresi yapılmıştır. Kongre sonunda şu ülkücüler görevi devralmışlardır. Başkan: Ekrem Hekimoğlu, II. Başkan : Mustafa Taşdelen Sekreter: Kemal Erdik, Muhasip: Hüseyin Buruşuk, Üyeler: Yılmaz Canşak, Muammer Topbaşoğlu ve Selâhattin Kurt. MHP Bolvadin İlçe kongresi 11 Mart günü yapılmıştır. Kongreyi büyük bir halk ve gençlik topluluğu takip etmiştir. Öte yandan Bolvadin ve köylerinde kitle halinde MHP ye iltihaklar olmaktadır. Bu durumu gören diğer partilerin rahatsız olmaya başladıkları söylenmektedir. Kongre sonunda seçilen yeni ilçe yönetim kurulu şöyledir: Başkan : Galip Bülbül, 2. Başkan : Ö. Lütfi Turan, Sekreter: Şevki Berber, Muhasip : Kadir özsoy, Üyeler: Kâzım Koyuncu, H. Ali Küçükkartal, Hasan Nalbant. TÜT Dinar Şubesi, «Moskof Sehpası» adlı oyunu sahneye koymuş ve büyük ilgi görmüştür. Geceye, çevre köylerden traktör ve minibüslerle yüzlerce kişi katılmıştır. Geceden önce TÜT başkanı Mehmet Tosun bir konuşma yapmış ve özelle : «Tarih milletler mücadelesinden ibarettir. Bu mücadelede zafere ulaşabilmek için herbakımdan güçlü olmak ge rekir. İktisadî ve Sosyal yapılarını bünyelerine uyduramayan milletler yok olmaya mahkûmdur» demiştir. MHP Tosya ilçe Gençlik Kolu kongresi 10 Mart günü yapılmıştır. Yeni yöneticiler şunlardır: Başkan: Hüseyin Atak, Başkan Y'ard.: Mustafa Erturan, Sek reter : Hüsnü Gürbüz, Muhasip : Mehmet Özgül, Üyeler : Hüseyin Bulgu, Zeki Çilingir, Ahmet Kırık TÜT Sürmene Şubesi Kongresi yapılmış ve yeni yöneticiler seçilmişlerdir: Kongre sonunda seçilenler şunlardır: Başkan : Osman Tokgöz, diğer üyeler : Adnan Küçükali, Ali Kah raman, A/i/ Küçükali, İbrahim Likoğlu, Adem Ali Kömürcü ve Mustafa Akbulut TÜRK ÜLKÜCÜLER TEŞKİLÂTI GENEL MER KEZİ KONGRESİNİN 25 MART PAZAR GÜNÜ YAPILACAĞI VE KONGREYE 500'Ü AŞKIN DE LEGENİN KATILACAĞI ÖĞRENİLMİŞTİR. MHP Arsin ilçe teşkilâtına son aylarda halktan kitle halinde katılmalar olmaktadır. Son o- larak 9 Mart günü düzenlenen bir törenle, içlerinde avukat ve köy muhtarlarının da olduğu 29 kişi MHP ye kaydolmuşlardır. TÜT İnciriiova Şubesi mensupları 3 Mart günü «Moskof Seh pası» adlı oyunu halka göstermişlerdir. Geceye halkın gösterdiği ilgiden anlaşılmaktadır ki, Türk milleti, millî benliğine susamıştır ve Ülkücü-milliyetçi Harekete bu sebeple yakın ilgi ve yardımda bulunmaktadır. Antalya MHP il teşkilâtı yeniden kurulmuştur. Yeni kurulan müteşebbis heyet şu kişilerden teşekkül etmektedir: Başkan : Av Adil Okur, II. Başkan: Kemal Bozkurt, Sekreter: Aslan Uz, Mu hasip : Yusuf Erkılıç, Üyeler: A- dil özdamar, Mehmet Çetin, Ali Kansu, Lâtif Selçuk, Ömer Alkan, Hüseyin Şahin ve Ali Acun. öte yandan TÜT Antalya şubesi de aşağıda isimleri yazılı ülkücüler tarafından kurulmuştur. Başkan : Turan Şahin, 2. Baş kan: Ekrem Çağlayan, Sekreter : Hüseyin Kahraman, Muhasip: Sabri Okur, Üyeler: Hanefi Yontar, Metin Bıldırcın, Ali Aslan. TÜT Scnirkent şubesi geçen ay içerisinde «Kızıl Pençe» isimli oyunu sahneye koymuştur. Oyun, gördüğü ilgi üzerine çevre köylerde de temsil edilmiştir. Yine Senirkentli ülkücüler «Moskof Sehpası» oyununu da Senirkent'lilere sunmuşlar ve halkın takdirleriyle karşılanmışlardır. Eğitim-îş Sendikasının Anka ra, Atatürk Kapalı Spor Salonunda düzenlediği «Folklor ve Müzik Şöleni» 10 Mart akşamı yapılmış ve salonu dolduran Ankaralılara güzel bir gece geçirmelerini sağlamıştır. Gecede Artvin, Gaziantep, Kırım ve Azerbaycan Ekipleri davetlileri coşturmuştur. Nevzat Güyer ve Nurettin Dadaloğlu'- nun okuduğu şarkı ve türküler de Ankaralıları çoktan beri hasretini çektikleri millî havaya kavuşturmuştur. Ankara'daki geceye renk katan Ankara Türkocağı Azerbaycan folklor ekibi bir oyun sırasında 'İc'ten özetlersek Merzifon Lisesinde bazı öğretmenler, ülkücü öğrencilere bas ki yapmakladırlar. Bu cümleden olarak, milliyetçi öğrencilerini Bozkurt rozeti takmalarım önlemek gayesiyle çalışmalar yapılmaktadır. Lisede hiçbir rozetin takılamıyacağı kararı alınmıştır. Okulda öğretmen Mansur Durmuş, Bozkurt rozeti takan bir öğ renciyi tokatlamış, aynca Alpars lan Türkeş'i, Merzifon'a geldiğinde karşılamaya gittiklerini iddia ettiği öğrencileri notla korkutma yoluna gitmiştir. Yine solcu öğretmen Eyüp Eyüboğlu da ülkücü öğrencileri, sudan sebepler yaratarak dövmek istemektedir, öğrenciler, uğradıkları haksızlıkları üst makamlara duyurmuşlardır. Balâ'nın Aşağı Hacıbckir kö yü öğretmeni K. Sami Soner ile köy muhtarı, ilkokul müdüresi solcu Aysel Günal'a ait olan «Sahipsizler» isimli kitabı bulmuşlar ve incelenmek üzere Balâ Cumhuriyet Savcılığına göndermişlerdir. Okul müdüresi önce kitabın kendine ait olduğunu söylemiştir. Ancak daha sonra tahkikatın yönü değiştirilmiş kitabın ülkücü öğretmen ve muhtarın ol duğu iddia edilerek suç onlara yüklenmek istenmiştir. Bu arada mudi re Aysel Günal ile öğretmen Hasan Geyik, şahitleri sıkıştırarak kitabın ülkücü öğretmene ait olduğunu tehditle söylettir mek istemişlerdir, öğrendiğimize göre kitapta komünizm propagan dası yapılmaktadır. Tunceli İlköğretmen Okulunda Ülkücü-Milliyetçi Hareketin bir çığ gibi büyümesi hainleri korkutmakta ve ellerinden gelen bütün imkânlarla bu gelişmeyi önlemeye çalışmaktadırlar. Bu arada, okul dışından getirttikleri zorbaları ülkücü öğrencilerin üze rine gönderen solcular, böylece gençleri korkulacaklarını ve yıldıracaklarını zannetmektedirler. Son olarak 7 Mart günü çarşıdan okula dönmekte olan 3 ülkücü öğ rencinin yolu elleri sopalı ve taşlı 10 zorba tarafından kesilmiştir. Çıkan kavgada ülkücü öğrencilerden birinin başına sopayla vurulmuş ve ağır yaralanmıştır. Bu nun üzerine bir öğrenci cebindeki çakısını çıkarınca cesur (!) saldır»anlar bıçak çekti zannıyla kaçmışlardır. Okula gelen ülkücü öğ renciler durumu anlatınca okul öğrencilerinin yarısı yollara dökülmüştür ve mütecavizleri aramışlar, ancak bulamamışlardır. Okulun kahraman (!) müdürü tb rahim Kaynar, kavga olayının karakola aksettirilmesine kızmış ve ülkücü öğrencilere tehditler savurmuştur. Okul dışından, öğrencilere saldıran kişiler ise halâ bu lunamamıştır. Kaman Lisesinde aşın solcu öğretmenlerin ülkücü öğrencilere baskı yaptıkları öğrenilmiştir. Gülsüm Arık Harputlu, Şükran Aykın, Masume Ulusoy ve diğer bazı öğretmenler ülkücü öğrencileri notla korkutmak istemektedirler. Bu kişiler hak TÜRK MİLLETİNİ VE DEVLETİNİ DÜŞÜNMEK TEN BAŞKA HİÇ BİR SUÇLARI OLMAYAN «YÜ- CELCİLER» İÇİN BUGÜNE KADAR T.C. DEVLE Tİ TARAFINDAN HİÇ İLGİ GÖSTERİLMEMİŞTİR. kında Kırşehir Valiliği ve Emniyet müdürlüğüne yapılan şikâyetler cevapsız kalmış, bunun üzerine baskılar iyice artmıştır. Bir öğrenci «Yaşasın Bozkurt» dediği için 4 gün okuldan uzaklaştırılmıştır. Daha sonra bu öğrenci Fransızca öğretmeninin gözleri önünde komünist kişilerce dövülmüştür. Bu öğrenci okul müdürlüğüne şikâyette bulunduğu için de okuldan kovulmuştur. 5 Edebiyat sınıfında solcuların, milliyetçilere «Amerikan uşa ğı» demeleri üzerine münakaşa çıkmış, okul idaresi bu olayı duyunca ülkücü bir öğrenciyi 7 gün okuldan uzaklaştırmıştır. Görüldüğü gibi Kaman'da solcu zorbalar, ülkücüleri yıldırmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Çocuklannın ceza aldığını gören bazı veliler durumu yetkili mercilere bildirmişlerdir. Yine bazı veliler de «sessiz Yürüyüş yapalım, M1Iİİ Eğitim Bakanlığı sokuların baskılarına bir son ver sin» demektedirler. Moskof Sehpası Adlı Oyundan bir sahne İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Yugoslavya Türkleri arasında yayılan milliyetçilik fikirleri, sonunda meyvesini vermiş ve 1941 yılında, Türkler, «Milli Türk Teş kilâıı >nı Kurmuşlardı. Teşkilâtın tüzüğünün bir maddesinde «Tür kiye Cumhuriyetinin menfaatleri için gerekirse canımı vereceğim» ibaresi vardı. Daha sonra Teşkilâtın adı «Yücel teşkilâtı» olmuştu. Bu kuruluş Yugoslavya Türklerinde millî şuuru güçlendirmiş, Türklerin İslav zulmü ne kahramanca karşı kovmaları sağlanmıştır. Ancak Türk düşmanları Türk milliyetçiliğini sön dürmek gayesiyle Yücel Teşkilâtı mensuplarına karşı korkunç bir zulüm hareketine başladılar. Türkler hapse atıldı, madenlerde çalıştmldı. 4. Yücel Mensubu da (Şuayip Aziz, AH Abdurrahman İMazmİ Ömer, Adem Ali) 27 Şubat 1948 de Üsküp'de idam edildiler. Bu şehitlerin ve İşkencelerle öldürülen diğer Türklerin ruhlan İçin 11 Mart günü İstanbul'da mevlûd okutturulmuşdur.

13 DEVLET Sayı: Mart Sayfa 10 seyyah-ı fakir EVLİYA CELEBİ +% -MUKALEME-I BA KAPTAN-I FEVTBUL- Eflâk diyarında seyâhatta iken mihmandarımız kefere, bunda Türk FEVTBULCULARI ile kendü fevtbulcuları âresinde millî müsabaka olduğun söyieyüb, bizi dahi ol oyuna ısmarladı. Ulu bir meydânın birer ucunda Kala tesmiye olunan iki direk olup mesâfelerü, üç-dört arşındur. Bu direkler beyninde (1) dahi birer nöbetçi, dururdu. Meydap içre, yigirmi adet âdemler ikiye tefrik olup, ortada, Balyemez topu güllesi cesametinde bir kürreyi, ayakları ile ol direkler âresinden içerü atmağ içün cehal sarf iderlerdü. Mezkûr bekçiler dahî ol kürreyi tutup direkler âresine duhûl irtürmezlerdi. Bu yigir mi âdemler içinde özge kıyâfetlü, eli düdüklü bir divâne dahî, bir sağa bir sola seğirdüp düdük öttürürdü. Lâkin kâffesi bu meczûb âdemden hayli hauf iderlerdü. Bu oyuna giderken, kefere yoldaşlaruma; «İmdi bizim Türk fevtbulcularının nice mahâretlü âdemler idüğün görürsüz» deyû tefâhür (2) iderdüm. Lâkin, ol yere vardukta, mütenebbih (3) olup, tefâhürümden nedamet ü peşimanlık duydum. Meğer bizim oyuncuların cümlesi gaayetle cesîm avretlerden ibaret idi. Biz, te'vîle kalkub; Hikmet-i hükûmettür. Ola kim, sehven avret yollamışlardur dedük te, anların avret olmayub, uzun saçlı er kişiler olduğun ayıttılar. Temam bir buçuk saat bizim kal'anın pişinde devam iden bu oyun encamında kal'amıza altı defa kürre duhûl itmiş idi. Fakir dahî, bir oyun, hep bizüm kal'a önünde oynanmıştır, yâni kim; kal'amız hayli işlektür. İhtimâl bu müsabakada biz gâlib gelmişizdür deyü tefekkür iderdim. Lâkin bu oyunun âdabı böyle olmayub, kimin karasına ziyâde kürre duhûl iderse o, mağlûb olurmuş Anların kal'asına hiç kürre duhûl itmedüğüne binâen, bağlub olduğumuzu fehmeyleyüb münkesîr ü muzdarîb oldum. Bir müddet mürur ittükte, varub bizim Fevtbulcuların Kaptan paşası ile bir mükâleme yaptuk. İmdi bu mükâlemeyi naklidelüm : Esselâmu aleykûm kaptan birâderüm. Bu müsabakada mağlûb olup, küffar diyarında Fakîr'i mükedder ü mahcûb eyledüz. Mağmum olma Evliya. Biz gaayetle mükemmel oynayub, gayemize irüşmüşüz. Hakikatte bizüm kal'amıza on iki defa kürre dâhi olması iktizâ iderdü. Lâkin biz ulu gayret nümâyân idûben bunu yarıya tenzil eyledük. Bu bizim içün şereftür. Kaptan birâderüm, sizin saçlarınızın bu mertebe uzun oluşu vü bıyıktan mahrum olmanız kangı esbâb'a mebnîdür? Cümle Frenklerin saçları dahî böyledür. Bu, garblı olmanın alâmet-i fârikasıdur. Küffar bizi böyle gördükte havf'a düşüb, «Bunlar bize benzemiştürler, bizden iyi oynarlar» diyerek ma'neviyatları bozulur. Bu tivâl saçın ösge fâirdelerü var mıdur? Vardur. Oyun esnasında seğirtürken âde me yele hissi virüb, kendümüzü safkan Arab atı zannederüz. Böyle olıcak daha serî koşmaktayız. Kaptan birâderüm, malûmdur kim, ulu şehirlerimüzde hayli oğlanlar bu denlû saç uzaturlar. Ol vakit anları avretten tefrik itmekte müşkîlât çekerüz. Böyle oldukta, uzun saçlı oğlanların sırtına birer BİLAGA-İ muallaka koymak iyi olmaz mı? Meselâ anların üzerlerine, 06 AC OĞLAN ketbedilüb, tefrik suhuleti te'min eylense nice olur? Lüzum yokdürür. Kimin kız, kimin avret idüğün pabuçlardan fehmeylemek mümkündür. Çün avretler APAR TUMAN topuklu pabuç giyerler. Cerîdelerden kıraat eyledük kim, LÜKS EN BURUK nam küffar Fevtbulcuları ile müsabaka eylemeden evvel FEVÂRİ imişsinüz, bunun mânası nedür? Yâni Fevâran mı eyledünüz. Hayır. FEVÂRİ mutlaka gâlib gelecek dimektür. Amma ol müsabakada mağlûb olduğunuz dahî işitmişüz. Bunda, FEVÂRİ yanlış fehmedilmiştür. Ösge bir fevâri dahî vardur kim; şol kulaklarımızın yanından çenemize dek tenzil olan küffar usûlü sakala dirler. Biz, FEVÂRİ den anı kast eylemişdük. Ba'dehû anların cümlesin içtimâ eyledüm. Bir hayli nush ü pend virûben fî âhirî (4) bundan gerû ecdadına benzemelerün tavsiye eyledüm. Hilâl ü yıldız'ı sinede tahmil itmek her kimesneye nasîb ü müyesser olmaz diyüb kestim. Allah anların reisi umûmîlerüne hidâyet ihsan eyleye... Mükâleme-i bâ Kaptân-ı Fevtbul : Futbol kaptanı ile konuşma (1) beyninde : arasında (2) tefâhür : öğünme, böbürlenme (3) mütenebbih: utanmış (4) fi âhiri: sonunda Fertlere ve Sınıflara Dayanmayan Bir Düzen Kurulmalıdır (Baştarafı Sayfa 5 de) 1 Köylü ve çiftçilerimizin emeğini ve zamanım en iyi şekilde değerlendirme, 2 Ucuz ürün elde etmesini sağlama, 3 Yüksek bir hayat seviyesine erişme hedefini gütmelidir. Bu araştı rmalarm, etütlerin ve plânların gayeye ulaşması için lâzım o- lan sermaye ve teknolojinin yanı sıra, bunlar kadar önemli olan, köylümüzün ve çiftçimizin inanç ve ülkü sahibi olmasının sağlanması lâzımdır. Bununla beraber hepsinden önemlisi de köylüsü, çiftçisi ve işçisi ile milletini iyi tanıyan becerikli, marifetli ve cesur hükümetlerin iş başına geçmesidir. Köylülerimizin ve çiftçilerimizin i- çerisinde bulunduğu müşkülâtların giderilmesi; mutluluklarının sağlanması, gizli kalmış kabiliyetlerin geliştirilmesi, her ferdin hayat seviyesinin yükseltilmesi amacını gütmelidir. Bunun için kuracağımız Tarım Kent leri; bütün köylü ve çiftçilerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak, müşkülâtlarını giderecek ve yukarda saydığımız üç gayeyi gerçekleştirecek niteliktedir. Köy dâvamızın tek çıkış yolu; Tarım Kentleridir. Yapılması kolaydır, ucuzdur ve mümkündür. Türkiye'nin tarım alanındaki kalkınmasının; ilim, teknoloji ve plânlamanın yanı sıra, miktarı 25 milyonu geçen çiftçi ve köylülerimizin mânevi güçlerinin harekete geçirilmesi ile daha ko lay ve çabuk olacağı unutulmamalıdır. Manisa il kongresindeki konuşmada ise, Türkiye'nin iç ve dış düşmanların taarruzu altında bulunduğunu, bazı memleketlerin bu düşmanlığı memleketimiz ve milletimiz aleyhine çeşitli iftira ve yalana dayalı propaganda ile yürüttüklerini anlatan Türkeş, «şimdiye kadarki hükümetlerin propagandanın önemini ve gerekliğini kavramayadıklarını, aslında yaşadığımız çağda her çeşit silâhtan, hatta atom silâhların dan daha üstün, daha tesirli bir silâhın propaganda olduğunu belirtmiştir. Tür keş sözlerine devamla : «Türkiye olarak biz, yüzlerce yıl beraber yaşadığımız ve eski vatandaşlarımız olan çeşitli milletlere karşı en iyi niyetleri beslemekteyiz. Komşularımızın ve bizden ayrılmış olan bütün milletlerin barış içinde mutlu olarak yaşamalarım, gelişmelerini görmek istemekteyiz. Fakat bizim dünya üzerinde yaşayan bütün milletlere karşı beslediğimiz barışçı ve iyi niyetli tutumumuz Dünya üzerindeki gerçek duruma karşı gözlerimizi perdelememelidir. Asırlarca aynı vatanda ve aynı dev letin bayrağı altında mutlu ve şerefli bir hayat yaşadığımız ve bugün bizden ayrılmış olan çeşitli milletlerin bitmez tükenmez haksız kin ve garezleri ile kar şı karşıya bulunmaktayız. Bunlar, vatan topraklarımız üzerinde hak iddia etmekte, Türkiye'yi yıkmak ve parçalamak için çeşitli düşmanca faaliyetleri aralıksız sürdürmektedirler. Bunların kendi emellerini gerçekleştirmek için daima aleyhimize yoğun bir propaganda yürüttükleri görülmektedir. Bu faaliyetler barışçı yollardan almacak tedbirlerle önlenebilir. Fakat yıllardır Türkiye'yi yönetmiş olan çeşitli hükümetler, bugünkü hükümet dahil, bu faaliyetlerden habersiz kalmış ve gerekli hiçbir tedbire baş vurmamışlardır. Uyanmalıyız... Yabancı mem leketlerde aleyhimize yürütülen propoganda ve kışkırtmalar yabancı bir çok milletlerin içinden, ilim ve siyaset a- damları arasmdan taraflar kazanmakta ve gençlerinden bizimle savaşmak üzere gönüllüler toplamaktadır. Osmanlı Devleti'ne karşı ayaklanan Yunanlılar ve diğer milletlerle beraber, bize karşı savaşan yabancı gönüllüleri ıı mı t manialıyız. Yapılacak iş, hükümetlerin uyanması, dünyanın her yerinde işleyen güçlü bir istihbarat kurması ve bununla birlikte yürüyen yetenekli bir propoganda faaliyetini başlatmasıdır.» demiştir. Kongresi yapılanlar dışında, daha pek çok civar il ve ilçelere de uğrayan Türkcş'in Ege gezisi halkın büyük sevgi gösterileriyle devam etmiştir. Gezisinin son gününde M.H.P. İzmir il kong resinde de konuşan Türkeş sanayiileşme ve işçi meselelerine temas etmiştir. Türkeş'in İzmir İl kongresinde yap mış olduğu konuşma aşağıdadır: «Ülkemizin kalkınması ve çağdaş medeniyet seviyesine kısa zamanda u- laşması, sanayi reformunun vakit geçirilmeden yapılması ile mümkündür. Bu konuda en büyük etkenlerden birisinin işçilerimiz olduğu bilinmektedir. Bu bir gerçek olduğuna göre memleketimizin kalkınmasında en çok payı o- lan işçilerimizin bütün maddî ve manevî haklan gözönünde tutularak hayat standartlarının yükseltilmesi lâzımdır. «İşçilerin en az ücretlerini tesbit eden komisyon'un çalışmaları sona ermiş ve bir işçinin ücreti en az 750 Türk lirası olarak tesbit edilmiştir. Ver gi ve sigortalar bu ücrete dahildir. Ve bu ücret İstanbul îl'i içindir. Diğer illerimizde ücret tesbiti daha düşüktür. Hükümet yetkililerince de tesbit edilen bu ücretlerin normal sayılması, sosyal ve ekonomik dengeyi sağlayıcı nitelikte olduğunun beyan edilmesi hayretle mu ciptir. Hergün olanca hızı ile artan hayat pahalılığı karşısında ne yapacağını şaşıran vatandaşlarımızı maddi ve manevi ızdıraba terketmekten başka birşey değildir. Kalkınma için bütün fedakârlıkların işçilerden beklenmesi yanlıştır. Memleketimizin fertçilik ve sınıfcılık gütmeyen, milleti topyekün ele olan bir sisteme ihtiyacı vardır. Bu sistem Dokuz I- şüc sistemidir. Bu sistemde gaye vatandaşlarımızı kaderlerine terk etmek değil, her ferdi mutlaka memleketin o gün kü şartlarmdaki asgari geçim seviyesine yükseltmektir. Mülkiyeti refahı yaygınlaştırmak, herkesi varlık sahibi yapmak, bütün sosyal problemleri halletmektir. İşçilerimiz bugüne kadar birçok lüzumlu haklarını almışlardır. Verilen hakların geri alınması düşünülmemelidir. Ücretlerin dondurulması devamlı artan hayat pahalılığı karşısmda işçilerimizin ve ailelerinin mağduriyetine ve perişan olmalarına sebep olacaktır. Bu şekil bir idare, yöneticilik niteliklerine uymaz.» Öğrendiğimize göre M.H.P. Genel Başkanı partisinin 25 Mart 1973 te yapılacak Sakarya il kongresine, daha sonra da İstanbul il kongresinde bulunacaktır.

14 DEVLET Sayı: Mart Sayfa 11 SİVAS DOSYASI : III BAKİN ÖZBEK'İ EMRİVAKİ KARŞISINDA BIRAKAN OYUN (Baştarafı Sayfa 3 de) öğretmenden Necati Karabulut'un durumu çok ilgi çekici. Kendisi, öğretmen okulları meslek dersleri öğretmeni olduğu için, bu okulların dışında öğretmenlik yapması mümkün değildir. Buna rağmen bakanlık merkez teşkilâtının hızlıları onu, Adana Yavuzlar Ortaokulu Türkçe öğretmenliğine sürgün etmeyi başarabiliyorlar. Necati Ka rabulut, Yürkçe öğretmenliği yapamaz, çünkü Eğitim Enstitüsündeki bıranşı, pedagoji olup, ancak öğretmen okullarında görev yapabilir. Buna rağmen, mahut karar, kanunlar çiğnenerek uygulanmıştır. Geçen bölümlerde de tekrarladığımız gibi, mahut karar, milliyetçi öğretmenlerin çeşitli vesileler yaratılarak öğretmen okullarından uzak laştırılması idi. Ama, öğretmenin ihtisası icabı başka okullarda öğretmenlik yapması mümkün değilmiş, bu dahi dikkate alınmadan. Necati Karabulut ve arkadaşları, Sivas öğretmen okulundan yıldırım hızıyla alınarak, çeşitli lise ve ortaokullara naklediliyorlar. KANUNSUZ İŞLEMİN KAHRAMANI GP'Lİ BAKAN ALPASLAN VE DİĞER YETKİLİLERLE GÖRÜŞMELER Açık bir haksızlığa uğradığını gören öğretmen Necati Karabulut, durumu görüşmek üzere hemen Ankara'ya hareket ediyor. Bafoınlıktan tayini, Özbek'e vekâlet eden Fehmi Alparslan'ın imzaladığını öğrenince hemen kendisiy le görüşüyor. Sivas öğretmen okulunda olup bitenleri her yönüyle dinleyen Alpaslan, «Ben seni Sayın Özbek'le görüştüreyim. Bu durumu düzeltelim.» cevabını veriyor. Olay daha sonra Millî Eğitim Bakanı Sabahattin Özbek'e intikal ediyor. Özbek, dosyayı inceledikten sonra, öğretmen Karabulut'a, «Sen yeni görevine başla. Bakanlığa bir dilekçe vererek durumunu ve isteğini bildir. Senin durumunla ben meşgul ola cağım.» diyor. Öğretmen Necati Karabulut bu tavsiyeye uygun olarak hareket ediyor. Fakat günler geçtiği halde hiçbir cevap alamıyor. Evi Sivas'ta, kendisi Adana'da bulunan Karabulut, Türkçe öğretmeni olmadığı için öğrencilere herhangi bir bilgi verememenin ızdırabı içinde kıvranıyor. Öğretmen Necati Karabulut, tekrar Bakan Özbek'le görüşüyor. Neticede, kendisinin ilköğretim müfettişliğine ta yinine karar veriliyor. İlköğretim Genel Müdürüne (Hakkında kürtçü olduğu iddiaları vardır.) öğretmen Karabulut'un daha fazla mağdur edilmeden, ilköğretim müfettişliğine tayini emrini Özbek bizzat veriyor. Veriyor ama, bakanlığın hızlı solcuları bu durumu bir de kendi aralarında görüşüyorlar. ADLİ TAHKİKAT VE BAKANIN YERİNE GETİRİLMEYEN EMRİ Müfettiş tahkikatının sonucunun bel li olmasından iki ay kadar sonra; yani Millî Doktirin DOKUZ IŞIK Yazan: ALPARSLAN TÜRKEŞ Genişletilmiş 8. ci Baskı ÇIKTI Fiatı : 7,50 krş. İsteme Adresi : Töre - Devlet Dağıtım Evi Konur Sokak Köklü Pasajı 57C/8 Bakanlıklar - ANKARA Millî Eğitim Bakanı'nm, İlköğretim Genel Müdürüne, Necati Karabulut'u ilköğretim müfettişi görevine ataması emrini verdiği sırada, Sivas'tan bir haber geliyor, öğretmen Necati Karabulut hakkında adlî tahikat açılmıştır. Yirmidört saat içinde dosya Sivas Valiliğine intikal ettirilmiştir. Necati Karabulut'un, ilköğretim müfettişliğine tayini sözkonusu olunca, Bakan Özbek'e, ilköğretim Genel müdürü şu cevabı veriyor: «Öğretmen Necati Karabulut hakkında Sivas Adliyesi tarafından soruşturma açıldığı için tayin konusunda yapılacak bir işlem yoktur. Bunun için mahkemenin sonucunu bek lemek zarureti vardır.» Bakan Özbek'in emri frenlenmiş ve karşısına bir de mahkeme meselesi çıkarılmıştı. Ama bütün bunlara rağmen, Necati Karabulut halen Bakanlığın öğretmeni durumunda bulunduğuna, görevine devam ettiğine ve bu hâlin mahkemeye bir tesiri dokunmadığına göre, pek alâ ilköğretim müfettişliği görevine de tayin olunabilirdi. Bunda da mevzuat bakımından hiçbir sakınca yoktur. Ama maksat, milliyetçi bir öğretmenin, saf dışı edilmesiydi. Sanki mahkeme açılması, herhangi bir görev değişikliğine mani imiş gibi, Karabulut'un tayini ön lenmiştir. Böylece, komünist olmayanları, ırkçılıkla, faşistlikle, şeriatçılıkla, lâikliğe aykırı hareket etmekle suçlayanlar başarıya ulaşıyordu. Bir öğretmen okulun dan, üç öğretmen bir çırpıda başka okullara sürülebiliyordu. Şimdi Sivas öğretmen okulunda solcu öğretmenler ellerini kollarını safllayarak faliyetlorine devam ediyorlar. Gelecek yazı: İdareyle işbirliği yapan solcu öğretmenlerin öğrencilere baskıları Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Partilerin Tutumları (Baştarafı Sayfa S de) rin gurup kararı alamayacaklarını, ve milletvekillerine hiçbir şekilde baskı yapamayacaklarını emrettiği halde, Ece vit gurup toplantısı yaparak oylamaya katılmama karan aldırmıştır. CHP parti gurubu toplantısında, Bekata ve Kınkoğlu'nun böyle bir kararın anayasaya aykırı olacağını, mecliste ikinci büyüklükte bulunan bir partinin oy kul lanmamak gibi sorumluluktan kaçan bir tutum içine giremeyeceğini belirtmelerine rağmen, gurupta 48'e karşı 46 oyla seçimlere katılmama kararı alın mistir. Ecevit'in demokrasi ve anayasa uğruna çektiği nutukları hatırlayanlar, anayasaya aykırılığı açıkça ortada duran gurup kararı karşısında, «CHP disiplin partisidir» diyerek, parti kararını anayasa hükmüne tercih etmesini hayretle karşılamışlardır. Bekata ve Kınkoğlu'nun 33 arkadaşıyla birlikte cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılması hemen CHP gurubuna getirilmiş ve tartışma konusu yapılmıştır. Ecevit'çilerin nümayişkâr ve mütecaviz davrandıkları toplantıda, Bekata ve Kırık- TÖRE-DEVLET Yayın ve Dağıtımından Temin Edebileceğiniz Kitaplar Mesele Dündar Taşer Rahime Hatun Reşat Gürel Azap Toprakları Emine Işınsu (3. Baskı) Delaletten Hidâyete Gazali Tarihî Cevdet Ahmet Cevdet Paşa Cilt Dede Korkut (Resimli Çocuk Mecmuası) I. ve II. Sayı : Kilit Mustafa Necati Sepetçioğlu Engerek Düğümü Çeviren Peyami Safa Fatih - Harbiye Peyami Safa Sözde Kızlar Peyami Safa 25 TL. 6 TL. 12,50 TL 7 TL. 20 TL 2,50 TL. 15 TL. 6 TL 7.50 TL. 10 TL. Gönül Hanım A. Hikmet Müftüoğlu 5 TL Milliyet Nazariyeleri ve Millî Hayat Mehmet Izaet Batı Trakya Faciasının İç Yüzü Ahmet Aydınlı 7,5 TL. 20 TL. Çirkin Amerikalı W. J. Lederer ve E. Burdlck 8 TL. Kızıl Karıncalar W. J. Lederer ve E. Budrlck Din - İnkılap - İrtica Peyami Safa Matmazel Noraliyanın Koltuğu Peyami Safa Biz insanlar Peyami Safa Tarım Kentleri Dr. Tahsin Yahyaoğlu Bozkurtların Destanı Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Türkiyenin Meseleleri Alparslan Türkeş 1944 Milliyetçilik Olayı Alparslan Türkeş Üzeyir Ağa Kemal Şevket Batı bey Hikâyeler Tarık Buğra Kızıl Elma Ziya Gökalp Ameli Siyaset Ömer Seyfettin Karagömlekliler İhtilâli (Cemal Ali Kurt) Milliyetçi Türkiye Doç. Dr. Kurt Karaca Mesnevi A. öztemiz Hacı TahirogTu 12,5 TL 15 TL. 12,5 TL 20 TL. 10 TL 15 TL. 10 TL. 7,5 TL. 8 TL. 6 TL. 7.5 TL 7,5 TL. 6,50 TL. 10 TL 15 TL Yardımcı Edebiyat Kitabı Cilt Ayvaz ve Sevgi Gökdemlr»İr 10 TL Mehmet Akif Süleyman Nazif Garplı Gözüyle Türk Musikisi Lfiika Karabey Türk Milliyetçiliği ve Karşı İdeolojiler Abdülhadi Toplu İhtişam ve Sefalet Balzac Çileli Yol Hermanın Hesse Şimşek Peyami Safa Marx'ın Yıkılışı Leopold Schwarzschild Rus İhtilâlinden Hatıralar Abdullah Battal Taymas Türk Töresi Ziya Gökalp Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması Dr. Mustafa ı E. Erkal 9. Hariciye Koğuşu Peyami Safa Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları Ord. Prof. Sadrl Maksudi Arsal Ekmek Göçü A. Rahim Balcıoğlu Demirperdeyi Aralıyorum A. Rahim Balcıoğlu Gökbayrak Leon Kahun Dokuz Işık'ta Nüfus Politikası Enis Gökyiğlt Yörükoğlu Batılı Gözüyle Türk Musikisi Laika Karabey Küçük Dünya Emine Işınsu Çağrı Tayyar Aksoy Primo Türk Çocuğu Ömer Seyfettin Bir Sipahinin Romanı Plerre Lotl Haristan ve Gülistan A. Hikmet Müftüoğlu Türk-Ermeni İlişkileri Necla Basgfln (Mevcudu bitti) Milliyetçi Eğitim Sistemi Doç. Dr. Necmettin Hacıemlnoğlu (Mevcudu Bitti) İsteme Adresi : TÖRE - DEVLET Yayım ve Dağıtım evi Konur Sokağı Köklü Pasajı No : 57C/8 Bakanlıklar/ANKARA 7,50 TL 3 TL. 12,50 TL. 25 TL. 7,5 TL. 15 TL. 20 TL. 10 TL. 10 TL. 15 TL. 7,50 TL. 12,50 TL. 7,50 TL 7,50 TL. 12,50 TL 3 TL. 3 TL. 5 TL. 4 TL. 5 TL. 8 TL 7,50 TL. 10 adetten az isteyenler bedeli karşılığında Posta Pulu göndermelidirler. Kitapçılara ve 10 adetten fazla isteyenlere % 25 iskontolu gönderilir. oğlu'na söz dahi verilmek istenmemiştir. Ağır hakarete maruz kalan Bekata kısa konuşmasında, «Biz anayasaya göre hareket ettik. Anayasayı savunanlar, onu çiğneyemezler» demiştir. «Parti içi demokrasiye» aykırı hareket etmekle it ham edilen Kırıkoğlu ve arkadaşları üzerine açılan tartışmanın, önümüzdeki günlerde daha da büyüyeceği tahmin edilmektedir. FEYZİOĞLU VE ARKADAŞLARI GÜRLERİ DESTEKLEDİ AP'nin Tekin Arıburnun'da İsrar etmesi karşılığında, Feyzioğlu ve arkadaşlarının da, Faruk Gürler üzerinde durdukları görülmüştür. İfade edildiğine göre, 4 turun hepsinde de Güven Partililer Gürler'e oy kullanmışlardır. Siyasî çevrelerde, bir iki turdan sonra GP'nin oylarının dağılacağı ve her üyenin istediği adaya oy vereceği tahmin edilirken, eksiksiz oyların Gürler üzerinde toplanması dikkatleri çekmiştir. Turlamalar sırasında Melen'in çok hareketli olduğu, gece geç vakitlerde kumandanlarla başbakanlık odasında bir görüşme yaptığı gözden kaçmamıştır. Oylamalar sırasında, Melen'in Nihat Erim'le beraber görünmesi ve değerlendirmeleri birlikte yapmaları ayrıca ilgi çekici olmuştur. Bazı siyasîler; CHP'den ayrılan milletvekillerinin Feyzioğltı'nun etrafında yeniden toplanmaları, Melen Erim yakınlaşması ve Gürler'in kayıtsız şartsız desteklenmesi karşısında; «tarihi CHP'nin yerini Feyzioğlu'nun yeni partisinin almak istediğini, Ecevitln CHP'sinin de bu isme rağmen, daha da ifrata giderek TİP durumuna geleceğini» söylemişlerdir.

15 30 YILDIR TÜRKİYE'Yİ YÖNETENLER VE BU GÜN, BÜTÜN KADROLARI DOLDURANLAR! NE VERDİNİZ DE, NE İSTİYORSUNUZ? ZATEN İS TESENİZ DE VEREMEZSİNİZ, SİZİN NE ÜLKÜ NÜZ, NE AMACINIZ NE EMELİNİZ VARDI Kİ? KÂRLI ÇIKMAKTAN GAYRI! Ne İstiyoruz? Ne Yapıyorlar? «... Bakıyorum: Zamanımızın kahraman saydığınız ihtilâlcilerine karşı sonsuz bir hayranlık besliyorsunuz. Guavera'nın Giap'ın fotoğraflarını baş ucunuza asıyorsunuz Peki çağımızın en büyük kahramanlarından birini, Altaylarm şanlı kartalı Osman Batur'u niçin hatırlamıyorsunuz. Fotoğraflarını göstersem tanıtmışınız?...» Turancılık Suçlaması (IX) İlteriş METİN Turancılık Ülküsüne bağlı Türk Milliyetçileri tutsak inilletdaşlarımıza siyasetçilerimiz ve aydınlanmaca gösterilen ilgisi/ligi belirten yazılarında Türk Devletini müşkül duruma düşürecek ifadeler kullanmaktan dikkatle kaçınmış, sadece kardeşlerimizin sömürüünesinden duydukları acıyı ve soyunu sevmeyenlerin ancak soysuz olabileceğini ifade etmeye çalışmışlardır. Bİr misal olarak DEVLETin 68. ci sayısmda Galip ERDEM'İn «Hesabını Vereceksiniz» başlıkb yazısını veriyorum. HESABINI VERECEKSİNİZ! Ne o beyler, işinize mi gelmiyor, yoksa bıktınız mı? Pişirip pişirip hep aynı konuyu önünüze getirdiğimiz için şikâyet mi ediyorsunuz? Unutmayın ama: yann tarih mahkemesinin huzurunda çok şaşıracaksınız Savcının suçlamalarına cevap veremiyeceksiniz! Korkaklığınız belki de bağışlanacak, fakat ilgisizliğinizden ötürü mutlaka hüküm giyeceksiniz. İhanetinizin karşılığını, eğer akimiz halâ başınızda ise, ayrıca düşünün!. Evet sayın batıcılar, Kuzeyciler ve tum özgürlükçüler! Neslimizin alnına kara bir leke sürdünüz. Bir avuç Türk milliyetçisinin gayreti temize çıkmanıza yetmiyecektir. Türk milletinin yandan fazlası esirdir. Kanınızı taşıyanların, dilinizi konuşanların, dininize inananların, harsınızı paylaşanların yandan fazlası esirdir, diyorum. Ne yaptınız onlar için? Gevelemeyi bırakın, «Ne yapabilirdik?» demeyin. Kabul: Sovyet Rusyaya saldıramazdınız! Saldırmanızı kim istedi ki? Kızıl Çin'in üstüne yürüyemezdiniz. Yürümenizi kim bekledi ki? Ama yazabilirsiniz, konuşabilirdiniz; soydaşlıktan doğan borcunuzu reddedseniz bile, esir Türklerin de birer insan olduklannı düşünebilirdiniz. Çok yıllar önce, bir Türk milliyetçisinin sizinkilerden birine verdiği dört mısralık dersi hatırlayabilirdiniz: «Sanma senden bu vatan şehadet kam bekler Çoktur sana ölmek de takaddüm edecekler Senden bu milletin umduğu hep hep Yalnız iki üç söz iki üç kat re mürekkep!» O iki üç sözü de iki üç katre mürekkebi de esirgediniz. Hesabım vereceksiniz. Radyonuzun düğmesini hele bir çevirin, yanık bir türkü dinleyeceksiniz: «Sevmiş bulundum güzelim gayri ne çâre!» Bu bir Kerkük türküsüdür. Irak Türklerini hiç duymadınız mı? Elli yıldır esaret altındadırlar. Bir ihtilâlin yıldönümü şenliklerinde yüzlercesi kurşunlandı; tanklar altında çiğnendi, ağaçlara asılıp sallandınldı. Kerkük Türkleri için ne yaptınız? Hatırlıyorum : Katillerin başı Abdulkerim Kasım'a övgüler düzdünüz, cezasını bulup öldürülmesinden sonra, ağıtlar yaktınız! Hesabım vereceksiniz! Bilirim : Şiirle çok ilgilenirsiniz, «Haydar Babaya selâm» ı okudunuz mu, Şehriyar'ı tanır mısınız? O Şehriyar ki, 14 milyonluk İran Türkü'nün yasaklanmış bütün duygulannı sevgili bir dağda topladı. O İran Türkleri ki, soylannın şuurunu taşımalarına, dillerini ve harslarını korumalarına, mektep açmalanna ve tarihlerini öğrenmelerine izin verilmiyor; uyanıklarının peşinde mutlaka bir hafiye dolaşıyor. İran Türkleri için ne yaptınız? Hatırlıyorum : Topraklannı korumanın mücadelesini yapan «Kftşgai» lere gerici dediniz. Şah'm pilotları soydaşlannızın köylerini bombalayınca hiç umursamadınız; «aksine ilerici Şah toprak reformu yapıyor» cinsinden naneler yediniz, alkış tuttunuz! Hesabını vereceksiniz! Folklora da meraklısınız, öyle değil mi? Şeyh Şamil'i hiç seyrettiniz mi? O muhteşem oyunun kanınızı canlandıran bir tarafı oldu mu? Şeyh Şamil'i hiç düşündünüz mü, dev bir imparatorluğa karşı verdiği kavganın manâsını anlar mısınız? Kuzey Kafkasya Türklerinin bağımsızlık yolundaki kurbanlanm hesapladınız mı? Şeyh Şamil'in, kendi çağmdakinden daha zalim bir kuvvetin pençesinde kıvranan torunlan için ne yaptınız? Hatırlıyorum: Kuzey Kafkas Türklerinin, Balkarlar'm Karaçaylar'ın, Çeçenler'in akibetini sosyalizmin bataklığında boğmağa, adlanm duyurmamağa çalıştınız. Hesabını vereceksiniz! Gazetelerin spor sayfalannı okur musunuz? bisiklet müsabakaları yapılıyor. Çok şuurlu (!) spor muhabirleri iri başlıklar altında yazıp çiziyorlar. «İkinci etabı da, Rus Saide kazandı. Rus Saide, ferdi klasmanda birinciliği bırakmıyor!» Kimdi bu şampiyon, Ruslukla ne ilgisi vardı? Saide'nin Kırımlı bir Türk olduğunu çocuklanna Tahirve Zehra adlarını verdiğini, elli ydlık bir beyin yıkamaya rağmen «Her yanşa bismi İlâhi a başlarım» dediğini bilir misiniz? Nerede şimdi O Kınm Türkleri? Yeryüzünde benzerine rastlanamıyacak bir gaddarlığın kurbanı olduklarım, hayvan katarlarına doldurulup sürüldüklerini, canlan gibi sevdikleri vatanlanndan kopanlıp atıldıklarını duymadınız mı? Kara Deniz'in en güzel kıyılannda artık Kınm Hanlannm değil, Sovyet Çarlannm dinlendiğini bilir misiniz? Ak Mescid'in zümrüt misâli bahçelerinde dolaşanlar Kırım Türklerinin çiçek gibi kızlan değildir; yeşil dağlardan zengin ovalara doğru artık kaval sesleri süzülmüyor. Kınm Türkleri için ne yaptınız? Hatırlıyorum : 20. yüzyılın en büyük felâketini unutturmak isteğine kapıldınız, binbir dolap çevirdiniz. Kongolarda, Mozambiklerde, Ta Güney Amerikalarda dolaştınız; Kınma hiç yanaşmadınız. Çombe ile, Franko ile, Salazar'la uğraştınız. Stalin'e, Kuruşçof'a, Brejnev'e hiç dokunmadınız. Hitler'in Yahudilere yaptıklarından acıklı bir edebiyat çıkardınız Moskof'un Kırımı çiğneyen kanlı çizmelerinden hiç bahsetmediniz. Köy hayatını anlatan romanlara o kadar düşkün olmanıza rağmen Türk edebiyatının en değerli köy romanını, «Onlar da insandı» yi sırf Kırımlı bir Türk'ün kaleminden çıktığı, sırf kızıl Sovyet sömürgeciliğinin merhametsiz çehresini ortaya çıkardığı için, yerin dibine hatırdınız; beceremeyince, sanki böyle bir eser hiç yayınlanmamış gibi, ilgisiz davrandınız. Hesabını vereceksiniz! Bakıyorum : Zamanımızın kahraman saydığınız ihtilâlcilerine karşı sonsuz bir hayranlık besliyorsunuz. Guavera'nın, Giap'ın fotoğraflannı baş ucunuza asıyorsunuz! Peki, çağımızın en büyük kahramanlanndan birini, Altaylar'm şanlı kartalı Osman Batur'u niçin hatırlamıyorsunuz? Fotoğraflannı göstersem tanıyabilir misiniz? Altaylarm sarp yamaçlarında kanla yazılan muhteşem destan size hiçbir şey anlatmıyor mu? Bombaya karşı sopa ile, topa karşı bıçakla, tüfeğe karşı yumrukla dövüşüldüğünü, uçaklara kement atıldığını, masallarda olsun, hiç duymuş mu idiniz? Giap'ın mücadelesi millî bağımsızlık içinde de, ya Osman Batur'un ki ne içindi? Moskof ve Çin sürüleri arasına sıkışan, zenginlikleri yağma edilen, hayâl gücünün ulaşamıyacağı işkenceler altında inletilen soydaşlanmız için ne yaptınız? Özbeklerin, Kazaklann, Uygurlann kutsallık acılarını nasıl paylaştınız? Hatırlıyorum : Orta Asya Türklüğünü kaleminizin girmeyeceği, dilinizin uzanmayacağı tehlikeli bir bölge ilân ettiniz. Yalnız, fırsatını bulunca, Sovyet ve Çin esaretindeki Türklerin aç olmadıklanm ve sosyalizmi benimsediklerini keşfediyorsunuz. Osman Batur ve benzerlerinin çağ dışı kaldıklannı, devrimin yüceliğini kavnyamamış cahil ve yobaz kimseler olduklannı yazıyorsunuz. Hesabını vereceksiniz! Tarih mahkemesinin huzuruna çıktığınız vakit, hâkimin kararım düşünün ve azıcık aldınız varsa, titreyin: Lumumba için ağıtlar yazdınız, Kastro için övgüler düşendiniz. Maoyu dünyanın kurtancısı koltuğuna oturttunuz, H.Ş. Minh'e alkış tuttunuz. Ama esir Türklere sıra gelince sustunuz. Seksen milyon kardeşin derdine karşı taş kesildiniz. Savunmanız reddedilmiştir: «önce kendimizi kurtaralım, diğer Türkleri sonra düşünelim!» demeniz, sahtekârlıktır. Madem ki, önce kendimizi kurtarmamız gerekiyor. Vietnam'ın kurtuluşu ile neden uğraşıyorsunuz? Üstelik, hiç kimse sizden kurtarıcılık istemedi ki; Biraz ilgi, biraz sevgi, «yalnız iki üç söz, iki üç katre mürekkep» bekledi. Hesabını vereceksiniz! Sayın batıcılar, kuzeyciler ve tüm özgürlükçüler (!) sizi kim kurtaracak! Soydaşının derdi ile dertlenmiyeni, milletinin destanına ihanet edeni, yabancıya yamanan! kim kurtanr?

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağırılarak 4 Haziran 1958 de Cenevre de kırk ikinci toplantısını yapan, Milletlerarası

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN. Yazar Editör Pazartesi, 28 Ekim 2013 10:34 Pazartesi 28 Ekim 2013 10:34 Cumhuriyetimiz gün 90 yıllık dev bir çınardır Bu çınarın kökleri o kadar sağlamdır ki; varlığı mıza birliğimize dirliğimize kasteden kim ne olursa olsun karşısında dimdik durabilmektedir

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Türkiye'de "Decentralization" Süreci

Türkiye'de Decentralization Süreci Türkiye'de "Decentralization" Süreci 30 Nisan 2013 Bahçeşehir Üniversitesi İlker Girit Ahmet Ketancı Türkiye'de "Decentralization" Süreci Decentralization Prensipleri Türkiye deki Tarihi Süreç Türkiye

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

- MHP'nin ağrıyan "sol ayağı" - Buz yapayım derken su yapan Rahşan Ecevit - Tokatlı Zeyid'in hız limiti takıntısı Ve - BBC'nin haber gafı

- MHP'nin ağrıyan sol ayağı - Buz yapayım derken su yapan Rahşan Ecevit - Tokatlı Zeyid'in hız limiti takıntısı Ve - BBC'nin haber gafı - MHP'nin ağrıyan "sol ayağı" - Buz yapayım derken su yapan Rahşan Ecevit - Tokatlı Zeyid'in hız limiti takıntısı Ve - BBC'nin haber gafı RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Yazılarımızın

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için gerçekleştirilmiştir. 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 8 Haziran 2015 2015 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da

Detaylı

KONU : Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci Hk. 22.07.2014 İL BAŞKANLIĞINA

KONU : Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci Hk. 22.07.2014 İL BAŞKANLIĞINA SAYI : TEŞ / 81.02 / 2014 / 649-1409 KONU : Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci Hk. 22.07.2014 İL BAŞKANLIĞINA Türkiye Cumhuriyeti devletini ve milli birliği temsil eden kişiyi ilk defa milletimiz 10 Ağustos

Detaylı

4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe

4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe DONEM : 21 ÇILT ; 1 YASAMA YILI: 1 4 üncü Birleşim 20.5.1999 Perşembe

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

MESLEK ODALARI-VİZE VE ONAY İŞLEMLERİ İLE İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEME

MESLEK ODALARI-VİZE VE ONAY İŞLEMLERİ İLE İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEME MESLEK ODALARI-VİZE VE ONAY İŞLEMLERİ İLE İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEME Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz,

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ Madde 1: Topluluğun Adı Ve Merkezi a)topluluğun Adı : Bilgesam Gençlik Platformu dur. b)topluluğun Merkezi : İstanbul dur. Madde 2: Topluluğun Kurulma Amacı 1-BİLGESAM

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

"Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde"

Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde "Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde" 16 Ağustos 2014 Haber Linki: http://www.egemetropolgazetesi.com/haber/kentsel-donusumun-anahtari-kooperatiflerde-17554.html S.S. Batı Anadolu Konut Yapı Kooperatifleri

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

Endi eli yimserlik Kamuoyu Beklentilerinde Pozitif Trend Devam Ediyor Genel Seçim Sürecine AKP Önde Giriyor, CHP Takipte de Bahar Havasý Türkiye nin LoveMarklarý Arçelik-Adidas-Nokia-LCWaikiki-Beko Türkiye

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Bilgisayarın Yararları ve Zararları

Bilgisayarın Yararları ve Zararları BİLGİSAYAR NEDİR? Bilgisayarın Yararları ve Zararları ŞEYDA BETÜL KÖSE UFUK TAŞDURMAZLI 1 www.bilgisayarnedir.net 2 Bilgisayarın Yararları ve Zararları Bilgisayarın Yararları ve Zararları Nelerdir? 2006

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

1 von 5 21.11.2013 22:24

1 von 5 21.11.2013 22:24 Anasayfa Hamburg GEZİ + POLİS + ORUÇ = İFTAR Tarih : 2013.07.27 17:17:32 Hamburg Sivasspor Taraftar Derneği nin iftar yemeğinde, Gezi Parkı ve Hamburg polisinin Türk gençlerine karşı baskılı tutumuna yönelik

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

KÖŞEMDEN. Nasıl Bir Cumhurbaşkanı? ABDULLAH URAZ

KÖŞEMDEN. Nasıl Bir Cumhurbaşkanı? ABDULLAH URAZ KÖŞEMDEN Nasıl Bir Cumhurbaşkanı? ABDULLAH URAZ "Cumhurbaşkanı kim olacak" sorusu endişelerle birlikte çok yönlü bir tartışma konusu olarak 15 Mayıs'a kadar devam eder. Aslında Cumhurbaşkanlığı konusu

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI OSMANGAZİ ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ 2012-2013 BRİFİNG DOSYASI

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI OSMANGAZİ ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ 2012-2013 BRİFİNG DOSYASI TC TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI OSMANGAZİ ORTAOKULU MÜDÜRLÜĞÜ 2012-2013 BRİFİNG DOSYASI 2012-2013 Okul /Kurum Haritası I BÖLÜM KURUMUN ADI : Osmangazi Ortaokulu Müdürlüğü İLİ : Mersin İLÇESİ : Toroslar ADRES

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ. Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTAÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ MADDE 164 Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller Kınama cezasını gerektiren davranışlar ve fiiller şunlardır: a) Okulu, okul eşyasını

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te.

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te. AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ 4 te AK YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

Karar No : 1888 Karar Tarihi : 07/10/2015

Karar No : 1888 Karar Tarihi : 07/10/2015 Karar No : 1888 Karar Tarihi : 07/10/2015 Adalet ve Kalkınma Partisi SKM Başkanı Yıldız SEFERİNOĞLU ve Adalet ve Kalkınma Partisi Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi Şeref MALKOÇ tarafından müştereken imzalanarak

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki Bildiğiniz üzere Deutsche bank'ın arzı ile varantlar İMKB'de işlem görmeye başladı. Bu konuda çok soru gelmiş. Basit bir şekilde ne olduğunu açıklamak da bize farz oldu. Fakat hemen şunu belirteyim ki;

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

İstanbul, AK Parti ile güzel

İstanbul, AK Parti ile güzel İstanbul, AK Parti ile güzel Aralık 05, 2013-5:15:52 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul adayının yine Kadir Topbaş olduğunu söyledi. İstanbul'da iki dönem Büyükşehir Belediye

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8 1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım!

Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Osmanlı dan Cumhuriyet e Adım Adım! Eskiden devletimizin adı Osmanlı Ġmparatorluğu idi. Başımızda padişah vardı. Egemenlik haklarımız padişahın elindeydi. Başkentimiz Ġstanbul du. 19 Mayıs 1919 da Mustafa

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ KANUNU

SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ KANUNU 6197 SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ KANUNU Kanun Numarası : 2941 Kabul Tarihi : 4/11/1983 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 8/11/1983 Sayı : 18215 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 22 Sayfa : 838 * * *

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

T.C. GEBZE BELEDİYESİ ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV TANIMLARI. Karar Tarihi: 07/03/2008 Karar No: 84 Sayfa No: 1/5 BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ:

T.C. GEBZE BELEDİYESİ ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV TANIMLARI. Karar Tarihi: 07/03/2008 Karar No: 84 Sayfa No: 1/5 BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ: GÖREV TANIMLARI Karar Tarihi: 07/03/2008 Karar No: 84 Sayfa No: 1/5 AMAÇ: BİRİNCİ BÖLÜM Madde 1) Bu yönetmeliğin amacı 5393 Sayılı Belediye Kanunu nun 48 nci maddesi, ISO 9001-2000 kapsamında, Görev, Çalışma

Detaylı

KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE

KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE KARİKATÜRİST VE RESSAMLAR, ARTIK AYA NİKOLA KİLİSESİNDE Bodrum Hilmi Uran Meydanı nda uzun bir süre Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılan ve geçtiğimiz yıl, 1960 lı yıllarda sonradan eklenen kısımları

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur.

GÜL-AY Basın-Meslek İlkelerine Uyar. Yazı ve ilanlar imza sahiplerine aittir. Köşe yazılarına ücret ödenmez. Makalelerinden kendileri sorumludur. 06 EKİM 2014 REKLAM HABERLER Gül-Ay - Sayfa 3 06 EKİM 2014 Gül-Ay - Sayfa 5 HABERLER Erdemli de üzüm festivali yapıldı Erdemli'ye bağlı Üzümlü köyünde Üzüm festivali yapıldı. Erdemli Belediyesi tarafından

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖRENLER YÖNETMELİĞİ 1

MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖRENLER YÖNETMELİĞİ 1 MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖRENLER YÖNETMELİĞİ 1 BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER Amaç Madde 1 - Bu Yönetmeliğin amacı; a. Mahalli kurtuluş günleri, Atatürk günleri

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir.

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. İDARE HUKUKU Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. Bu düzenlemede yer alan ilkeler şunlardır; - Hukuk

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ İçişleri Bakanlığından: Resmi Gazete Tarihi : 08/10/ 2006 Resmi Gazete Sayısı : 26313 BİRİNCİ BÖLÜM : Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

Prof. Dr. Münevver ÇETİN

Prof. Dr. Münevver ÇETİN Prof. Dr. Münevver ÇETİN LİDERLİKLE İLGİLİ TANIMLAR Yönetim bilimcilerin üzerinde çok durdukları kavramlardan biri de liderliktir. Warren Bennis in belirttiği gibi, liderlik, üzerinde çok durulan, yazılan

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN 3287 KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 7478 Kabul Tarihi : 9/5/1960 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 16/5/1960 Sayı : 10506 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 41 Sayfa : 1019 Kanunun

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI

İÇİNDEKİLER. Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm ANAYASA KAVRAMI Soru 1 : "Anayasa" deyince ne anlaşılır, ne anlamak gerekir? 7 Soru 2 : Türk tarihindeki anayasa hareketlerinin başlıca aşamaları ve özellikleri nelerdir? 15 İkinci

Detaylı

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI

DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI HOŞGELDİNİZ DÜNYADA DİN EĞİTİMİ UYGULAMALARI Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi EMAİL:mza@mehmetzekiaydin.com TEL:0506.3446620 Problem Türkiye de din eğitimi sorunu, yaygın olarak tartışılmakta

Detaylı

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI

BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI 996 I.BURDUR SEMPOZYUMU BURDUR İLİNDE SPORA KATILIMIN SOSYO EKONOMİK BOYUTUNUN ARAŞTIRILMASI Kemal FİLİZ * Kadir PEPE ** ÖZET Araştırmada, Burdur ilinde aktif spor yapan sporcuların sosyoekonomik profillerinin

Detaylı

Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi

Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Kanun No: 4620 Kabul Tarihi : 31/1/2001

Detaylı