Veda SUNUŞ. Sevgili Sarı-Siyahlılar; 7. sayımızda (Kış 2011) tekrar merhaba.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Veda SUNUŞ. Sevgili Sarı-Siyahlılar; 7. sayımızda (Kış 2011) tekrar merhaba."

Transkript

1 07KIŞ 2011

2

3

4 SUNUŞ Veda Sevgili Sarı-Siyahlılar; 7. sayımızda (Kış 2011) tekrar merhaba. Geçen üç aylık dönemde bahçe yemeği, hazırlık sınıfları ile tanışma toplantısı, üniversitede okuyan genç mezunlarımızla kahvaltı, Mentor-koç projemizin yeni dönem başlama kokteyli, 2. Tavla turnuvası, Treffpunkt Sarı-Siyah Avlu da sektörel toplantılar gibi geleneksel etkinliklerimizi gerçekleştirdik. Yeni çıkan kanuna istinaden emekliliğini istemek zorunda kalan ve başka okullara atanan Müdür Yardımcılarımızın yerlerine, okulumuza Başmüdür Yardımcısı olarak Sn. Abdullah Mollaoğlu, Müdür Yardımcıları olarak da Sn. Esin Ultav ve Sn. Hayriye Uyğun gelmişlerdir. Okul Aile Birliğinin yapılan seçimlerini ise Sn. Nilgün Alpaslan ve Yönetim Kurulu tekrar kazanmışlardır. Öğretmenlerimize ve Okul Aile Birliği yönetimine yeni görevlerinde başarılar dileriz. Camiamızı ayağa kaldıran 181. öğrencinin okulumuza kaydı ile ilgili son duyurumuzu 29 Eylül de yapmıştık. Hukuki görüşümüzü de içeren duyurumuzu derneğimiz web sayfasından okuyabilirsiniz. Şu anda hukuki süreç devam etmektedir. Hukukun üstünlüğüne olan inancımızın zedelenmemesi en büyük dileğimizdir. Camiamızın ortak noktası e karşı oluşudur. Nedenlerimiz, karşı oluşumuzu dile getirişimiz farklı olabilir. Bu farklılıklardan dolayı, sosyal medyayı kullanarak, hepimizin çatısı altında birleşmesi gerektiğine inandığım derneğimiz hakkında terbiye sınırlarını aşan yazılar yazanlar için bir alıntı yapmak istiyorum. İnsanlar; susanı korkak, affetmeyi bileni aptal sanıyorlar. Oysa ki biz istediğimiz kadar hayatımızdalar ve sustuğumuz kadar insanlar! Bundan sonra camia olarak tüm gücümüzü, okulumuz Müdürü Sn. Dr. Sakin Öner in hazırlıklarını başlattığı ve tüm camia kurumları temsilcilerinin katıldığı toplantılarda görüşülen okulumuzun statüsü ve bu bağlamda yeni nakillerin engellenmesi konularına vermeliyiz. İki sene önce yapılan genel kurulumuzda dernek yönetimine seçildiğimizde yaptığım konuşmada, sadece bir dönem başkanlık yapacağımı belirtmiştim. Görev süremizce başarılı işlere imza attığımız düşüncesindeyim. Başlıcalarını Sarı-Siyah dergimiz, yeni dernekler kanununa göre yapılan tüzük değişikliği, İstanbul Erkek Liseliler Derneği İktisadi İşletmesi nin kurulması, yeni web sayfamızın hayata geçirilmesi olarak sayabiliriz. Bunları gerçekleştirirken gönüllü olarak dernekte çalışan yönetim kurulu üyelerimiz Sn. Figen Gençgil Tokay ve Sn. Işın Dündar Öcal a, başkan yardımcımız Sn. Alp Evrenosoğlu kardeşime, tüm yönetim kurulu arkadaşlarıma ve dernek sekretaryasına çok çok teşekkür ederim. Görevimiz süresince yapmış olduğunuz değerli katkılarınız, katılımınız ve bu yüce göreve bizleri layık gördüğünüz için, başta siz üyelerimiz olmak üzere, tüm kişi ve kuruluşlara, sponsorlarımıza şükranlarımı sunarım. Yeni görev alacak yönetim kuruluna da çok daha başarılı bir dönem dilerim. Bu vesileyle hepinizin yeni yılını, camiamıza, ülkemize ve tüm dünyaya sevgi ve barış getirmesi dileklerimle kutlar, aydınlık yarınlar dilerim. Hoşçakalın, Burak Yılmazcan 77 stanbul Erkek Liseliler Derne i Baflkanı

5

6 EDİTÖRDEN Merhaba, Eğitim konusuna eğildiğimiz bu sayımızın üç somut hedefi var: 1. Hepimizi ilgilendiren Türk Eğitim Sistemi ndeki değişiklikler, Anadolu Liseleri nin tektipleştirilmesi, öğrenci nakilleri, öğretmen rotasyonu, özel satatü gibi konularla ilgili camiamız üyelerinin farklı kaynaklardan aldıkları bilgileri bir araya toplamak, böylece karşılaştırarak yorum yapabilmelerini kolaylaştırmak. 2. Sorular sorarak, olayların arkasındaki karanlık yönlerin aydınlanması için adım atmak ve çözüm üretilmesi için yol katetmenin önemini vurgulamak. 3. Yaşananların bize öğrettiklerinin altını bir daha çizmek : Kurum belleğinin oluşmasının gerekliliği, başkalarından önce geleceğimizi bizim şekillendirmek zorunda olduğumuz, toplumsal gücümüzü nasıl kullanacağımızı öğrenme mecburiyetimiz... Bu doğrultuda sayfalarımızda yer verdiğimiz bilgi, belge ve yorumlar umarım atacağımız yeni adımlara eşlik eder. Kurumsal Bellek Yaşadıklarımız bir kere daha gösterdi ki, bir kurumun belleği en önemli hazinelerinden. İstanbul Lisesi nde gerçekleştirdiğim fotoğraf atölyeleri, içinde bulunduğum camiamızla ilgili kitap çalışmaları ve dergimizin yedi sayılık yolculuğunda yaşadıklarımdan yola çıkarak, üzülerek bu tarafımızın oldukça zayıf olduğunu söyleyebilirim. Derneğimizin, Sarısiyah dergi fikrini oluştururken hedeflerinden biri de bu eksiğe yönelikti. Yönetimin değişmesi vesilesiyle, Dernek Başkanımız Burak Yılmazcan 77 nezdinde tüm Yönetim Kurulu üyelerine ve gönüllü çalışanlara bu hedefe ulaşma yolundaki destekleri ve her zaman kolaylaştırıcı yaklaşımları için bir kere daha teşekkür ediyorum. Aynı inanç ve vizyonun yeni yönetimde de olacağına inanıyor ve daha da büyüyen adımlar atacağımızı düşünüyorum. Sarı-Sıyahlı Kadınlara Çağrı Mart ayında çıkacak olan 8. Sayımızın konusu Kadın gözüyle İstanbul Erkek Lisesi. Adında erkek geçen bir kuruma bu sefer sizin gözünüzle bakmak istiyoruz. İçeriğini de birlikte belirlemek istediğim dergimizde yer almak ya da fikirlerinizi paylaşmak istiyorsanız, benimle künyedeki mail adresim kanalıyla irtibata geçmenizi rica ediyorum. Sarı-Siyahlı Editörler Aranıyor Dergimizin sorumluluğunu birlikte üstlenebileceğim genç editörler arıyorum. Konuyla ilgili irtibat bilgilerim künyede. Yeni ve farklı bir sayıda görüşmek üzere. Geleceğimiz aydınlık olsun. Tansel Atasagun 87 SARISİYAH Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

7 S A R I S İ Y A H 5

8 XXXXX 32 gereken Değişen Dünyada Eğitim Anlayışı ve Değişmeyen Değerler Çocuklarımızın 21. yüzyılda kendilerine yer bulabilecekleri bir eğitim sistemi nasıl olmalıdır? Değişim hızının baş döndürdüğü bir ortamda değişmemesi ilkeler olmalı mıdır? İçindekiler Dosya Her yıl SBS (Seviye Belirleme Sınavı) ile öğrenci alan İstanbul Lisesi ne, 180 kişilik kontenjanı dolmuş olmasına rağmen Anadolu Liseleri Yönetmeliği nin geçici 2. maddesine dayanılarak öğrenim döneminde yurtdışından nakil yoluyla bir öğrencinin kaydı yapıldı. Konuyla ilgili, veliler dava açtı. Sonuç ne olursa olsun, olay Milli Eğitim tarihine 181. Öğrenci Vakası olarak geçecek.

9 İçeriden Bir Bakış SARIS YAH Say 07 KIŞ Türkiye nin eğitim durumu hakkında çok çeşitli görüşlerin ortaya konduğu şu günlerde, en taze ve içeriden düşüncelerin İstanbul Lisesi nde öğrenimini sürdürmekte olanlardan geleceği düşüncesiyle yola çıktık. Son sınıfta okumakta olan Uğur Can Sinan 12, Aslınur Avgın 12, Adil Sümerkan 12 ve Irmak Avşar 12 eğitim ve İstanbul Lisesi hakkındaki görüşlerini bizlerle paylaştılar. MT YAZ SAH B stanbul Erkek Liseliler Derne i ad na Burak Y lmazcan 77 GENEL YAYIN YÖNETMEN Tansel Atasagun 87 SORUMLU YAZI filer MÜDÜRÜ fiakir flçi 75 YAYIN KURULU Alev Av nca 77, Alp Evrenoso lu 78, Burak Y lmazcan 77, fiakir flçi 75, Ziya yaz 77 SANAT YÖNETMEN Rag p ncesa r Çok Sesli Eğitim Dr. Levent Bıçakçı 72 Eğitimde Eşitlik Aytuğ Şaşmaz 02 ile röportaj Özel Statü Şart Dr. Sakin Öner 50, 50 ye Eşit midir? Ya da Sınav Niçin Yapılır? Fuat Yalçın 72 İstanbul Lisesi nin Akademik Başarısı Burak Kılanç Kaç Tane İstanbul Erkek Lisesi Var? Can Ataklı 74 Eğitimin Hayrını Gör Fatih Böhürler 78 Efsaneler Yaratmak Onuralp Bozer Lisem Sıcak Yılmaz 12 Bizden Haberler 84 Emre Koz 97 YAZI filer Bahar Balık 09, Begüm Hamzaoğlu 09, Canberk Beygova 09, Emre Koz 97, İ.Melis Gültekin 03, Mehmet Burak Soysal 06, Onuralp Bozer 11 GRAF K TASARIM - UYGULAMA Hayalgücü Tanıtım Hizmetleri FOTOĞRAFLAR Anderson Capitolino, Guillaume Piole, Nuri Yılmaz, Tansel Atasagun 87 YAZILAR Acar Baltaş 67, Alev Avınca 77, Ali Saydam 65, Bahar Balık 09, Berivan Aydın 06, Burak Kılanç 88, Can Ataklı 74, Canberk Beygova 09, Fatih Böhürler 78, Fuat Yalçın 72, Emre Koz 97, Kenan Butakın, Levent Bıçakçı 72, Melih Aşık, Nuran Çakmakçı, Onuralp Bozer 11, Sakin Öner, Sevilay Yükselir, Sıcak Yılmaz 12, Sibel Kahraman, Sultan Uçar, REKLAM KOORD NATÖRÜ Filiz Atasagun 58 Takrir Yerine Aktif Öğrenme Muammer Yüzbaşıoğlu ile röportaj YAPIM Hayalgücü Tan t m Hizmetleri BASKI Karakter Color KAPAK YAYIN TÜRÜ Süreli Yerel Yay n ISSN Ücretsizdir Üç ayda bir yay nlan r. Kapak Fotoğrafı Tansel Atasagun 87 stanbul Erkek Liseliler Derne i Türkoca Caddesi No:4 Ca alo lu T: W: Nasıl Bir Eğitim? Yap m Yeri: stanbul Bask Tarihi: Aralık 2011 Her hakl sakl d r. Yaz lar n sorumluluklar yazarlara aittir. Bu dergide yer alan yaz, makale, foto raf, çizim ve illüstrasyonlar n elektronik ortamlar da dahil olmak üzere bir k sm n n veya tamam n n yay nlanmas ve ço alt lmas yaz l izne tabidir. Bu dergi Bas n Meslek lkeleri'ne uymaya söz vermifltir. S A R I S İ Y A H 7

10

11

12 Fotoğraf Tansel Atasagun 87 DOSYA

13 Her yıl SBS (Seviye Belirleme Sınavı) ile öğrenci alan İstanbul Lisesi ne, 180 kişilik kontenjanı dolmuş olmasına rağmen Anadolu Liseleri Yönetmeliği nin geçici 2. maddesine dayanılarak öğrenim döneminde yurtdışından nakil yoluyla bir öğrencinin kaydı yapıldı. Kamuoyunun Eylül ün son haftasında öğrendiği bu duruma öğrenciler, veliler ve mezunlar yoğun tepki gösterdiler. Okulda ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde prostesto gösterileri yaptılar. Konu medyada da geniş yer aldı. Bunun üzerine İstanbul Lisesi Müdürü Dr. Sakin Öner ve İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız birer açıklama metni yayınladı. Mezunlardan oluşan sivil inisiyatif grubu itiraz gerekçelerini Kamuoyuna Açık Mektup başlıklı ilanla duyurdu. İstanbul Erkek Liseliler Derneği ve İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı nın da yaptıkları duyurularla görüşlerini belirttikleri ve yakın takiplerinde olan konuyla ilgili, veliler dava açtı. Şimdi davanın sonucu bekleniyor. Söz konusu kayıt işleminin hukuka uygun olup olmadığı mahkeme tarafından karara bağlanacaktır. Ancak sonuç ne olursa olsun, olay Milli Eğitim tarihine 181. Öğrenci Vakası olarak geçecek. Dosya konumuzu bu vakaya ayırdık. Sayfalarımızda, -yargı sürecini etkilememek için- yorumsuz bir şekilde yer verdiğimiz bilgi, belge ve haberleri bulacaksınız. Mahkemeden mutlaka net bir sonuç çıkacaktır. Ancak en önemlisi bu ve benzeri olaylardan ne gibi dersler çıkaracağımız. S A R I S İ Y A H 11

14 DOSYA

15 DUYURU 1 26 Eylül 2011 Pazartesi günü Dernek Yönetim Kurulu Üyeleri, Vakıf Başkanımız ve Lisemiz Okul Aile Birliği İl Milli Eğitim Müdürü Sn Dr. Muammer Yıldız ı ziyaret etmiş ve geçtiğimiz hafta lisemize Seviye Belirleme Sınavına girmeden kaydolan öğrenci ile ilgili itirazlarını iletmişlerdir. İl Milli Eğitim Müdürü tarafından, yapılan kaydın ilgili mevzuat hükümlerine uygun olduğu, bu nedenle kaydın silinmesi yönünde bir işlem yapılamayacağı ve söz konusu işleme karşı ancak hukuki yollara başvurulabileceği belirtilmiştir. Bu görüşme üzerine aynı gün Milli Eğitim Müdürlüğü ne konuya ilişkin bir dilekçe sunulmak suretiyle de resmi olarak başvuru yapılmıştır. Söz konusu işlem karşısında, Derneğimiz ve Vakfın açılması planlanan davada taraf olması mümkün olmamakla beraber, veliler tarafından dava açılması öngörülmüş olup, konuya ilişkin dava dilekçesi hazırlanmıştır. Kamuoyuna sınavsız öğrenci kaydı adı altında yansıyan duruma ilişkin hukuki görüşümüz şu yöndedir: Söz konusu öğrencinin velisi, çocuğunun yılından itibaren yurtdışında ilköğretim düzeyinde eğitim aldığını belirterek, İstanbul Erkek Lisesine kaydının yapılması talebiyle Bakanlığa başvuruda bulunmuştur. Bakanlık da, öğrencinin durumunun Anadolu Liseleri Yönetmeliğinin Geçici 2. Maddesinde yer alan muafiyet şartına uygun olduğundan bahisle, İstanbul Lisesi Müdürlüğüne öğrencinin kaydının derhal gerçekleştirilmesi yönünde talimat vermiştir. Sonuç olarak söz konusu öğrencinin bu öğretim yılı için İstanbul Lisesine 181. öğrenci olarak kaydı yapılmıştır. Bakanlığın talimatı birbiriyle yarışan iki esastan ötürü hukuka uygunluk taşımıyor: 1) Söz konusu öğrenci, Anadolu Liseleri Yönetmeliğinin Geçici 2.Maddesinin kapsamında değildir. Zira bu kapsamda yer alabilmek için a) tarihi itibarıyla yurtdışında öğrenci olmak, b) bu öğrenciliğin ya denkliği tanınan bir okulda en az iki ders yılı ya da KKTC de Anadolu Lisesi programı tatbik eden bir okulda en az bir ders yılı sürdürülmüş olması gerekiyor. Yine aynı Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. Maddesi de Yönetmelikte geçen tüm okul ifadelerinden Anadolu Liselerinin anlaşılması gerektiğini belirtiyor. Şu halde, Geçici 2. Maddede denkliği aranan okul, -somut örnekte olanın aksine- bir ilköğretim okulu değildir; dolayısıyla bir ilköğretim kurumunda geçirilmiş iki ders yılı, lise düzeyinde öğrenime denk kabul edilemez. Ayrıca şu noktaya da dikkat çekmek gerekir: Söz konusu Geçici 2. Madde ulusal çapta yapılan bir sınavla öğrenci kabul eden Anadolu Liselerinin kuruluş ve eğitim gayelerine aykırılık taşımakta olup, hiçbir objektif kritere dayandırılmaksızın başvurucuların Anadolu Liselerine kabulünü düzenlemekle zaten Anayasanın eşitlik ilkesiyle açık bir çelişki içindedir. Dolayısıyla Bakanlığın yapısal olarak sakat olan bu geçici maddenin aradığı şartları genişletmesi ve böylece, kapsam dâhilinde yer almayan kimselere de Anadolu Liselerine doğrudan kayıt yaptırma imkânı sağlamasını hukuka uygun gösterecek hiçbir kanunî gerekçe yoktur. 2) Bir an olsun yukarıda açıkladığımız yorumun aksini düşünsek, yani Bakanlığın iddia ettiği üzere söz konusu öğrencinin Geçici 2. Madde kapsamında yer aldığını kabul etsek bile, bu halde dahi anılan kayıt işlemi hukuka uygun kabul edilemeyecektir. Şöyle ki; Kamu İdaresi, gerçekleştirdiği idari işlemlerde mevzuata ve mevzuatın belirlediği amaçsallığa uygun hareket etmek mecburiyetindedir, kamu idaresine belirli hususlarda takdir yetkisi tanınmış olması, bu yetkinin hiçbir objektif kritere tabi olmaksızın keyfi bir biçimde kullanılabileceği anlamını taşımaz. Milli Eğitim İdaresinin,İstanbul da birçok boş kontenjanı olan Anadolu Lisesi varken bu kayıt-kabul işlemini neden senelik kılavuzda kendine ayrılmış 180 kişilik kontenjanın tamamını dolduran İstanbul Lisesine yönlendirdiği açıklanmaya muhtaçtır. Söz konusu işleme bu açıdan yaklaşıldığında da, idari işlemi ayakta tutabilecek herhangi bir sağlam hukukî gerekçeye ulaşmak mümkün değildir. 29 Eylül 2011 Sevgi ve Saygılarımızla, İstanbul Erkek Liseliler Derneği İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı, söz konusu öğrencinin kaydıyla ilgili araştırma yapıp görüşmelerde bulunmuş ve konuyu değerlendirmiştir. Vakfın görüşü, dayanak yönetmeliğin uygulanmasıyla ilgili bir uyuşmazlık olduğu yönündedir. Bizler, yönetmeliğin bu şekilde uygulanamayacağını ve söz DUYURU 2 konusu öğrencinin ilgili madde kapsamına girmediğini, düşünüyoruz. Yıllardır yürürlükte olan bu maddeye dayanarak bugüne kadar okulumuza hiçbir kayıt talebinde bulunulmamışken, okulumuzun statüsüyle ilgili girişimlerde bulunduğumuz bu dönemde böyle bir kaydın yaptırılmak istenmesi de ayrıca dikkat çekicidir. Bu konu velilerce yargıya taşınmış durumdadır ve Vakfımız da süreci yakından takip etmektedir. Bu konudaki nihai kararı yargı verecektir. Kamuoyuna duyurulur. Saygılarımızla İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı S A R I S İ Y A H 13

16 DOSYA İstanbul Erkek Liseli Sivil Inisiyatif tarafından medyada yayınlanan ilan metni Bizler son günlerde yaşanan gelişmelerden ve camiamıza atfedilen çirkin yakıştırmalardan son derece rahatsız ve kırgınız. Bizler mevzuattaki boşlukların ardına sığınılarak, bir öğrenci için yapılmaya çalışılan haksızlık karşısında, bundan mağdur olacak binlerce öğrencinin yanında yer almaktayız.

17 İstanbul Lisesi Müdürü Dr. Sakin Öner in Açıklaması İstanbul Erkek Liseliler Derneği Başkanlığına Yurtdışından nakil gelen bir öğrencinin okulumuza zorla kayıt ettirilmesi ile ilgili son günlerde meydana gelen olaylar hakkında camiamızın yanlış bilgilendirildiğini tesbit ettim. Bu duruma son vermek amacıyla aşağıdaki hususları açıklamaya gerek duydum. 1- Anadolu Liseleri İl Nakil Komisyonu üyeleri; Eğitim - Öğretim Öğrenci İşleri Bölümü Milli Eğitim Müdür Yardımcısı başkanlığında 5 Anadolu Lisesi Müdüründen ibarettir. Ben o komisyonun üyelerinden biriyim. 25 Ağustos 2011 tarihinde yapılan Komisyon toplantısında bu nakle şiddetle karşı çıktım ve Kabul etseniz bile geri göndereceğim dedim. Komisyonda Müdür Yardımcısının ısrarıyla karar çıktı. 2- Komisyon Başkanı evrakı iade edeceğimi bildiği için araya İl Milli Eğitim Müdürünü soktu. 8 Eylül 2011 günü İl Milli Eğitim Müdürüne de Saygısızlık kabul etmeyin, bizim uluslar arası anlaşmalarımız var, sınıflar bazında 6 şube 180 öğrenci dışında öğrenci alamayız, bu yüzden bu okula en az on yıldır hiç yurt dışı nakli verilmedi, evrakı iade edeceğim dedim. 3- Fakat, aynı gün saat sıralarında nakli istenen çocuğun, anne ve babası ile Atakan Bey in odasının önündeki bekleme koltuklarına oturduklarını gördüm, yanlarına gittim. İl Milli Eğitim Müdürlüğünün yazısı ile evraklarını getirmişler. Kendilerine Müdür beye belirttiğim gerekçelerle evraklarını iade edeceğimi söyledim. Yumuşak bir ortamda ve olumlu yönde gelişen diyaloğa odasından çıkan Atakan Alan da katıldı. Atakan Bey ilk cümlesinde Biliyorsunuz, okulumuza ülkemizin IQsü en yüksek çocuklar giriyor der demez veli Terbiyesizlik yapma, çocuğumun IQ sünün düşük olduğunumu söylemek istiyorsunuz dedi. Sert bir tartışma ve kavga ortamı oluştu. Veliyi uzaklaştırdım. 4-9 Eylül 2011 tarihinde İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gelen nakil evrakını, iki sayfalık gerekçeli bir yazı ve ekinde Alman Öğretmenlerin 2009 Personel Statüsü olduğu halde iade ettim. 5- İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu yazımız üzerine tereddüte düşerek konuyu Bakanlığa sordu. Bu arada çocuğun annesi tarihinde ikinci bir dilekçe vererek öğrencisinin İstanbul Lisesi ne, olmazsa Kabataş Erkek Lisesi ne naklini istedi. Bunun üzerine Nakil Komisyonu tarihinde öğrencinin Kabataş Erkek Lisesi ne nakline karar verdi tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü İl Mili Eğitim Müdürlüğünün yazısını cevaplandırdı. Cevapta tüm Anadolu Liseleri için geçerli olan Anadolu Liseleri Yönetmeliği nin Geçici 2. Maddesine göre yurt dışı nakillerinde, yurt içi nakilleriyle ilgili 11. Maddede de belirtilen puan ve kontenjan şartının aranmayacağını bildirdi. Açıklamanın devamı arka sayfada S A R I S İ Y A H 15

18 DOSYA İstanbul Lisesi Müdürü Dr. Sakin Öner in açıklamasının devamı 7- İl Milli Eğitim Müdürlüğü bunun üzerine tarihinde öğrencinin evrakını tekrar bir üst yazı ve veli eli ile okulumuza gönderdi. Ben veliye Evrakınızı yine iade edeceğim, saat da gelin evrakınızın cevabını alın dedim. Saat da veli gelince aynı gerekçelerle ikinci defa evrakı ekleriyle iade ettim. 8- Bu defa İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Bakanlık emrini de ekleyerek Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü kanalıyla tarihinde öğrencinin kaydını yaparak sonucundan bilgi verin şeklinde emir verdi. O gün saat sıralarında teyzem vefat etmişti, cenaze işlemleri için Anadolu yakasına geçtim. Öğleden sonra veli evrakı getirip kaleme vermiş tarihinde okula geldim, o gün Atakan Bey de Ankara daydı. Öğleye doğru veli geldi ve kaydın yapılmasını istedi. Evrakı okuyunca ya kaydı yapmam ya da istifa edip çekilmem gerekiyordu. Fakat çekilsem de, yerime gelecek kişiye bu kaydı yaptıracaklarını gördüm. Bu arada üç müdür yardımcımızın da zorunlu rotasyonla tayini çıkmıştı. Okulu bu durumda başsız bırakamazdım. Bu durumda kaydı bu şekilde yapmak zorunda kaldım. Olayın aslı bundan ibarettir. Ben nakli önlemek için elimden gelen çabayı gösterdim. Bir devlet memurunun ve bir okul müdürünün direnebileceği son noktaya kadar direndim. Derneğimiz de biliyor ki, göreve başladığım ilk günden itibaren okulumuzun diğer Anadolu Liselerinden farklı olduğunu, farklı bir statüye sahip olması gerektiğini belirttim ve mesaimi bu yönde yoğunlaştırdım yılından bu yana Almanya ile yapılan anlaşma ve protokolleri, yönetmeliklerdeki okulumuzla ilgili istisnai maddeleri ve diğer okullardan farklı ders dağıtım programlarını derledim ve İstanbul Lisesi nin Orta Öğretim Sistemimizdeki Yeri ve Önemi başlıklı bir rapora bağladım. Bu olay, doğrudan doğruya okulumuzun layık olduğu, farklılığını ortaya koyan yasal bir statüye sahip olmamasından ve hatta daha önceki yönetmeliklerde mevcut olarak haklarını koruyamamasından kaynaklanmıştır. Bu nedenle, bu çalışmalara hız verilmesi gerekmektedir. Statü kazanmak, özel bir yasa ve yönetmeliğe sahip olmak zaman alabilir. Öncelikle okulumuza öğrenci naklini engelleyecek hükümlerin mevzuatımıza yansıtılmasını sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır. Yönetim Kuruluna ve tüm mezunlarımıza saygılarımı sunarım.

19 Fotoğraf Tansel Atasagun 87 S A R I S İ Y A H 17

20 DOSYA BASIN AÇIKLAMASI (1) Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız ın, İstanbul Lisesi hakkında basında yer alan haberlere ilişkin tarihinde yaptığı açıklama : Yurtdışında (ABD`de) uzun süre bulunduktan sonra ülkemize kesin dönüş yapan bir ailenin ilköğretim okulu mezunu olan kızının İstanbul Lisesi Hazırlık Sınıfı`na nakli münasebetiyle yazılı ve görsel basında yer alan haberlerle ilgili açıklamalar aşağıda belirtilmiştir. Anadolu Lisesi türündeki okullara yurt içinden ve dışından nakiller Anadolu Liseleri Yönetmeliği`nin ilgili maddelerine göre yapılmaktadır. Buna göre; 1- Yurt içindeki Anadolu Lisesi türündeki okullar arasındaki nakiller, adı geçen Yönetmeliğin Nakiller başlıklı 11. maddesine göre, şube öğrenci sayısı 30`u aşmayacak şekilde sınıf bazında oluşacak açık kontenjanlar ile sınıf seviyesindeki yerleştirmeye esas taban puandan az olmamak şartıyla puan üstünlüğü esasına göre yapılır. 2- Yurt dışından gelen öğrencilerin nakilleri ise; eğer öğrenci bu tür okullarda okumaya hak kazanarak yurt dışında bir süre eğitim gördükten sonra dönmüşse, adı geçen yönetmeliğin 14. Maddesine göre; önceki okullarına ve aynı kapsamdaki diğer okullara yapılır. 3- Yönetmeliğin yayımı tarihinde (2005) yurt dışında öğrenim görmekte olanlardan Bakanlıkça denkliği tanınan bir okulda en az iki ders yılı, KKTC`nde ise Anadolu Lisesi programı uygulayan bir okuldan en az bir ders yılı öğrenim gördüğünü belgelendiren öğrenciler ise, adı geçen yönetmeliğin Geçici 2. Maddesine göre, bu yönetmeliğin 11. Maddesi hükümlerine (puan ve kontenjan şartına) bakılmaksızın Anadolu Liseleri`ne kabul edilirler. Geçici 2. Maddede İl/İlçe milli eğitim müdürlüklerince, milli eğitim müdür yardımcısı/şube müdürü başkanlığında en az iki Anadolu lisesi müdüründen nakillerin değerlendirilmesi için nakil komisyonu oluşturulur. Birden fazla Anadolu lisesinin bulunmadığı yerleşim birimlerinde komisyon, okul müdürünün başkanlığında bir müdür yardımcısı ve bir öğretmenden oluşturulur denilerek bu nakillerin İl Milli Eğitim Müdürlüğünde oluşturulan bir komisyon tarafından yapılacağı hükme bağlanmıştır. Öğrencinin öğrenim ve başarı belgeleri incelenmiş ve öğrencinin o güne kadarki, öğrenim hayatında oldukça başarılı olduğu tespit edilmiştir. Bugüne kadar yurt dışından gelen yüzlerce öğrenci ( eğitim öğretim yılında 78 öğrenci) bu maddeye göre Kabataş Erkek Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi, Cağaloğlu Anadolu Lisesi, Vefa Lisesi, Pertevniyal Lisesi, Adnan Menderes Anadolu Lisesi, Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi ve diğer Anadolu Liselerine, puan ve kontenjan şartı aranmaksızın kaydedilmiştir ve bu durum bu okullarda hiçbir sorun oluşturmamıştır. İstanbul Lisesi`ne nakli yapılan öğrenci, ABD`nde öğretim yılından itibaren dokuz yıl öğrenim gördüğünü belirten belgeleri ve ilköğretim okulunu bitirenler düzeyinde öğrenim gördüğüne dair denklik belgesi ile Müdürlüğümüze başvurarak İstanbul Lisesi`ne naklini istemiştir. Öğrencinin öğrenim ve başarı belgeleri incelenmiş ve öğrencinin o güne kadarki, öğrenim hayatında oldukça başarılı olduğu tespit edilmiştir. İl Milli Eğitim Müdürlüğü Anadolu Liseleri Nakil Komisyonu, bu öğrencinin Yönetmeliğin Geçici 2. Maddesine Madde kapsamında nakil olabilmek için mutlaka değişikliğin yapıldığı tarihinde önce yurt dışında bulunması ve bu tarihten itibaren nakil talep tarihine kadar yurt dışında bulunması gerekmektedir. Yurt dışında geçirilen sürenin eğitim öğretim içinde olması gerekmekte olup, bunun lise veya ilköğretimde geçmiş olması fark etmemektedir. göre naklinin İstanbul Lisesi Hazırlık Sınıfına yapılmasının uygun olduğuna karar vermiştir. Bu kapsamda İstanbul Lisesinin Hazırlık sınıfına 1 öğrenci nakli yapılmıştır. Denkliği 9. Sınıfa yapılan öğrenciler Anadolu liseleri yönetmeliğinin 11.maddesinin 4.fıkrasında belirtilen Hazırlık sınıfından hazırlık sınıfı bulunmayan okulların dokuzuncu sınıfına, hazırlık sınıfı bulunmayan okulların dokuzuncu sınıfından hazırlık sınıfına, iki dönem notu alınabilecek kadar süre bulunması ve nakil şartlarının taşınması hâlinde öğrenci nakli yapılır. hükmü uyarınca isterlerse hazırlık sınıfına nakil yaptırabilmektedir. İstanbul Lisesi Müdürlüğü, Türk-Alman hükümetleri arasında 2009 yılında imzalanan İstanbul Lisesi`nde Görev Yapan Alman Öğretmenlerin Personel Statüsü`nde, Alman öğretmelerin her sınıf düzeyinde 6 Şube 180 öğrenciye Abitur ile Alman Dil Diploması eğitimi vermek üzere görevlendirildiklerini, Hazırlık Sınıfı`nda 180 kontenjanının dolu olduğu, 181. öğrencinin yeni bir sınıf açılmasına neden olacağını, 7. Sınıfa Alman Öğretmen verilemeyeceği için okulun eğitim bütünlüğünün bozulacağını

21 gerekçe göstererek iki defa naklin uygun olmadığını bildirmiştir. Bu protokole göre 7. Sınıf oluşturulmamış. Hâlbuki uygulamalarla 30 kişilik sınıf görülen birisi 31 kişi olduğu takdirde, diğer okullarda da olduğu gibi bir sınıfı oluşturulur. Kaldı ki, mevzuatımıza göre 1 kişi için zaten yeni bir şube/sınıf açılmaz. Müdürlüğümüzce konu hakkında Bakanlığımızdan görüş istenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü, ( tarih ve B.08,0. OGM /6020) verdiği cevapta, yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin naklinin, yönetmeliğin Geçici 2. Maddesine göre yapılması gerektiğini, bu nakillerde puan ve kontenjan şartının bulunmadığını, yurt dışından gelen öğrenciler için ayrı bir sınıf açılmasına gerek bulunmayıp mevcut sınıflardan birine kaydedilmesi gerektiğini, bu konuda mevzuatımızda başka bir hüküm bulunmadığı bildirilmiştir. Bunun üzerine durum tekrar İstanbul Lisesi Müdürlüğü`ne bildirilmiş ve öğrencinin Hazırlık Sınıfı`na kaydı gerçekleştirilmiştir. Bu nakil işleminde yasal olmayan bir husus bulunmamaktadır. İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ NÜN RESMİ CEVABI İstanbul Lisesi Müdürlüğü, Türk-Alman Hükümetleri arasında 2009 yılında imzalanan İstanbul Lisesinde Görev Yapan Alman Öğretmenlerin Personel Statüsünde, Alman öğretmenlerin her sınıf düzeyinde 6 Şube 180 öğrenciye Abitur ile Alman Dil Diploması eğitimi vermek üzere görevlendirildiklerini, Hazırlık Sınıfında 180 kontenjanın dolu olduğu, 181. Öğrencinin yeni bir sınıf açılmasına neden olacağı, 7. Sınıfa Alman Öğretmen verilemeyeceği için okulun eğitim bütünlüğünün bozulacağı gerekçe göstererek iki defa naklin uygun olmadığını bildirmiştir. Ortada iddia edildiği gibi bir uluslararası anlaşma bulunmamaktadır. Usule uygun bir uluslararası anlaşmadan bahsedebilmek için 1982 Anayasasının 90. Maddesindeki usul ve esasa göre resmiyet kazanması gerekmektedir. Sadece taraflar arasında yapılmış bir protokol bulunmaktadır. Protokol hükümleri, yürürlükteki hukuk kurallarına uygun olduğu ölçüde geçerlik kazanabilir. Protokol hükümleri, yürürlükteki Yönetmeliği iptal etmez. İstanbul Lisesi, veli ve mezunlarının okullarına sahip çıkmasını takdirle karşılıyorum. Fakat Türkiye bir hukuk devletidir. Bu konuda bir haksızlık veya mevzuatta bir eksiklik varsa, bu eylem yaparak değil, ancak hukuk yoluyla çözülmelidir. Özellikle, öğrencilerimizin eğitim ve öğretimini olumsuz etkileyecek bu tür eylemlerden uzak tutulması gerekmektedir. Bakanlığımız mevzuatında, İstanbul Lisesi`nin eğitim-öğretimindeki farklı uygulamalarına göre yeni düzenlemeler yapılması gerekiyorsa, biz de İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü olarak bu yöndeki çalışmalara destek olacağımızı ifade etmek isteriz. Dr. Muammer YILDIZ İstanbul Milli Eğitim Müdürü (1) Basin-Aciklamasi.aspx S A R I S İ YAH 19

22 DOSYA PERSONEL STATÜSÜ İstanbul Lisesi nde Alman Öğretmenlerin Yasal Statüsü ve Türk ve Alman Öğretmenlerin İşbirliği hakkındaki 24 Ekim 1986 tarihli Personel Statüsü nün yeni şekli. Belge 15 Ekim 2009 tarihinde T.C.Milli Eğitim Bakanlığı nı temsilen Milli Eğitim Müdürlüğü ve Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı nı temsilen Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği arasında imzalandı.

23 PERSONEL STATÜSÜNDEN NOTLAR: Öğrenci Seçme Sınavıyla Türk üniversitelerine ve Alman üniversitelerine doğrudan girmelerini mümkün kılacak üstün bir eğitim ve diploma almalarını sağlamaktır. okulun her yıl 6 şube (180 öğrenci) kayıt etmesi nedeniyle Almanya dan tayin edilen bir Alman Bölüm Başkanının görevlendirilmesine ve aynı zamanda okulun hedefleri arasında olan Alman genel yüksek okul yeterlilik sınavıyla (Abitur) Almanca II. Basamak Dil Diploması sınavına bağlıdır. (B.Genel Hükümler, 1.madde) feshini gerektirebilecek durumlar : Madde 4: Örnek sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmek. S A R I S İ Y A H 21

24 DOSYA Basında çıkan haberlerden bazıları

25 S A R I S İ Y A H 23

26 DOSYA Z.Y nin Durumu Hürriyet Eğitim.com Nuran Çakmakçı / inci öğrencinin ruh halini merak ediyorum. Bizim ismini rumuzla yazdığımız, ama okulda herkesin tanıdığı, bildiği, belki pek de iyi bakmadığı, kuralları bozan kişi olarak gördüğü Z.Y yi. İşin doğrusu, yanlışı bir yana, o öğrencinin yaşadıklarını anlamaya çalışıyorum. Çocuklar ve özellikle de gençler birbirine karşı çoğu zaman çok acımasızdır. Lise yıllarını hatırlıyorum da, hiç kendimi onun yerine koymak istemiyorum. Okulda ne duruma düştüğünü, arkadaşlarının ona nasıl davrandığını tahmin etmeye çalışıyorum. Her ne kadar Bakanlık arkasında olursa olsun, kurallara uysun ya da uymasın ama Z.Y nin ailesi önce bunu düşünmeli. İstenmeyen, üstelik her fırsatta deşifre edilen çocuklarının bundan sonra o ortamda eğitim görüp görmeyeceğine karar vermeli. İş kitabına uydurulmuş olabilir, yasal olarak da hakkı bulunabilir ama ne olursa olsun iş çığırından çıkmış bir kere. O öğrencinin bundan sonra 181 inci sırada sağlıklı bir şekilde eğitim alması mümkün mü? Bence değil. Koridorlarda, tuvaletlerde, bahçede Z.Y bakışları hissedecek, dışlanacak, laf sokulacak. Kim bunun aksini iddia ederse etsin yanlış, yalan söylemiş olacak. Biliyorum bu haberden sonra okul yönetimi, öğretmenler belki de Milli Eğitim Müdürlüğü, Önlemleri aldık, bunlar olmayacak, biz böyle okul değiliz dese de, işin içinde insan, hele de gençler var. Kim bunu gözardı edebilir? Onların duygularını kim önleyebilir? İnşallah düşündüklerimin tersi olur. Akranları, öğretmenleri Z.Y yi kucaklar, damgalamaz, beni yanıltır. İstanbul Lisesi 181 inci öğrenci kaydı ile gündeme oturmuşken sarı siyahlı camiada iz bırakan eski müdürlerden Mahir Yeğmen, onlara bir mektup yazıyor. Bu mektubu bu olaylar olmadan çok önce 10 Mayıs ta kaleme alıyor. İşte, Yeğmen in sarı siyahlılara yazdığı mektuptan küçük bir özet: Sevgili Sarı Siyahlılar Değerli mezun öğrencilerim, Hayatım boyunca böyle bir yazıyı kaleme almak zorunda kalmaktan hep endişe duymuşumdur. Ancak maalesef bu endişem İstanbul Lisesi nde bir haftadır kıyamet kopuyor. Veliler yürüyor, Müdür Sakin Öner feryat ediyor, Bakanlık, İl Milli Eğitim Müdürlüğü açıklamalar yapıyor. Bütün bunlar tek kişinin etrafında dönüyor. 15 yaşındaki Z.Y nin. gerçekleşti. Hepimiz; camia kuruluşları, mezunlar ve okulumuzun emektar öğretmen ve yöneticileri; ortak akıl yürütüp okulumuzu karşı karşıya kaldığı tehlikeden korumak için çaba harcamalıyız. Lisemizin değerli bir öğretmeninin Çanakkale Şehitleri Töreni nde yaptığı konuşma sonrası hakkında soruşturma açılması ve uyarı cezası almış olması sadece bir başlangıçtır. Bugün ne yazık ki okulumuz her yönden kuşatılmış bir vaziyette ve bu mücadeleyi bugün vermezsek emin olun yarın çok geç kalmış olacağız......okulumuzun mevcut öğrenci profili çok hızlı bir şekilde değişmektedir. Özellikle bazı çevrelerin, ne oldukları bizlerce çok iyi bilinen bazı dershanelerin yönlendirmesiyle okulumuzda öğrenim gören öğrencilerin sayısı 70 i geçmiştir... Sıradan Anadolu Lisesi ne Döneceğiz... Okul müdürü, müdür yardımcıları ve öğretmenlerin bir bölümü rotasyona tabi tutularak başka okullara gönderilecektir, bizim okulumuza başka öğretmen atamaları yapılacaktır. Atanacak yeni kişiler bizim değerlerimize ve kültürümüze ne derece uygun olacaktır, ciddi şüpheler vardır. MEB kalıcı bir sonuç bulmazsa, okulda Abitur eğitim programına son verilmek zorunda kalınacak ve Alman öğretmenlerin sayısı kademeli olarak azaltılacaktır. Gelecek birkaç yıl içerisinde okulumuza nasıl bir yöntemle öğrenci alınacağı belirsizdir. Okulumuzun, bırakın sıradan bir Anadolu Lisesi olmasını, sıradan bir okul olma ihtimali dahi bulunmaktadır. Bu anlattıklarımı, devlet memuru olmaları nedeniyle okul idarecilerinin, öğretmenlerinin anlatması şu aşamada mümkün değildir. Ama biliyorum ki günü geldiğinde onlar da sizlerle tüm gerçekleri paylaşacaklardır. Galatasaray Lisesi ise tüm bu olumsuzluklardan etkilenmemektedir. Çünkü Türk Hükümeti ile Fransız Hükümeti arasında imzalanmış Galatasaray Eğitim Kurumları ile ilgili milletlerarası anlaşma hükümleri uygulanmaktadır. Uluslararası hukuk yerel hukukun üstündedir, hukuk prensibi ile Türkiye deki olumsuz uygulamaların dışında kalmasını bilmişlerdir. Bundan yaklaşık 15 yıl önce İstanbul Lisesi mezunu dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile vakfımızın o dönemki Başkanı Ender Ciner, bugün karşılaştığımız sıkıntıları daha o zamanlar öngörerek Türk Hükümeti ile Alman Hükümeti arasında İstanbul Lisesi ni bugünkü sıkıntılardan kurtaracak 30 Eylül 1997 tarihli uluslararası anlaşmanın imzalanmasını sağlamıştı. Ancak bu anlaşma hükümleri hiçbir zaman uygulanmamıştır. Daha sonraki yıllarda ise kimse bu konuların nasıl çözüleceği konusunda bir çalışma yapmamıştır.

27 Duygudaşlığım 181 inci öğrenciden yana Akşam / Ali Saydam 65 Liseye Tartışmalı Kaydolan Öğrenciyi Arkadaşları Dışladı Haber Türk \ 06 Ekim 2011 Sultan Uçar / AHT Hiçbir sınava girmeden İstanbul Erkek Lisesi ne kaydedildiği iddia edilen ve diğer öğrenci velilerinin büyük tepkisine neden olan Z.Y. adlı öğrenci, okula büyük bir yalnızlıkla başladı. İstanbul Erkek Lisesi ne kontenjan dışından, 181 inci öğrenci olarak yurtdışı öğrenci statüsünde kaydedilen gazeteci Nuh Yılmaz ın kızı Z.Y., önceki gün annesiyle birlikte okula gitti ve derslere başladı. İstanbul Erkek Lisesi nde 30 ar kişilik olarak açılan 6 hazırlık sınıfından birinde 31. öğrenci olarak eğitime başlayan Z.Y. nin, okuldaki öğrenciler tarafından yalnız bırakılarak cezalandırılmaya çalışıldığı öğrenildi. Okuldaki bazı öğrencilerin sıralarına 181. öğrenci yazarak tepki gösterdiği de kaydedildi. Z.Y nin yanına diğer çocukların oturmak istemediği ve konuşmadıkları da öğrenildi. Okul idaresi ve öğretmenlerin ise çocuğun dışlanmaması için süreci dikkatle takip ettikleri bildirildi. Okul Aile Birliği Başkanı Nilgün Alpaslan ise İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ne kaydın iptali için başvurduklarını belirterek, Çocuğun babasıyla da görüştüm. Ne öğrenciye, ne de ailesine kesinlikle bir tavrımız yok. Biz okula kayıt şekline karşıyız dedi. Mezunlardan Dava İstanbul Erkek Lisesi ni 1950 yılından sonra bitiren 1020 mezun da dava açacaklarını duyurdu. Mezunlar, bu okula girebilmek için uzun yıllar çalışarak sınavlara hazırlanan 10 binlerce öğrencinin emeğine saygı duyulması için öğrencilerin yanında yer aldıklarını bildirdiler. 127 yıldır İstanbul Erkek Lisesi nin hiçbir ayrım gözetmeden öğrenci kabul ettiğini belirten mezunlar, başarılı olmayı tek ölçüt kabul ettiklerini, doğruluk ve dürüstlük ilkelerine bağlı bireyler yetiştirildiğini söyledi. Çocuk Yıpranıp Başarısız Olur Çocuk Psikoloğu ve Sosyal Hizmet Uzmanı Soner Koşan, Z.Y. nin durumuyla ilgili olarak şunları söyledi: Bu öğrenci, kendisini okulda yalnız ve dışlanmış hissedecek. Okuldaki diğer arkadaşları onu, haklarını yiyen ve bu okula sınavsız girişin önünü açan kişi olarak göreceklerdir. Arkadaşları onun artık güzel, şirin, sevimli, zeki gibi yönlerini isteseler de göremeyecekler. Normalde çok rahat anlayabileceği dersleri kavrama sorunu yaşayabilecek. Bu dönemde bu çocuğun ve ailesinin bir pedagoga gitmesi hatta tüm öğrencilere topluca bir psikolojik destek semineri verilmesi gerekir. Empatinin karşılığı duygudaşlıkmış. Anlaşılmaz diye açıklayayım dedim... İstanbul Lisesi ne son anda ABD den gelerek yerleştirilmiş olan genç kardeşimin onu okuldan atmak için yürütülen cadı kazanı karşısında neler hissetmekte olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum. Bizim dönemimiz (60 ların başı) olsaydı sınıfımızın lideri Raşit Alpay ve Cengiz Erdamar başta olmak üzere hep birlikte olayın içeriğine hiç bakmaz salt şevkat ve dostluk duygusuyla o çocuğa sahip çıkardık. Şimdi ne oluyor bilmiyorum... Şu sıra bizim okulun üstünde yine kara bulutlar var. Milli Eğitim in yasalara uygun olarak okula alınması için okul müdürlüğüne talimat verdiği, velilerin ve mezunların ise olayın yasa ve mevzuata uygun olmadığı için öğrencinin kaydına itiraz ettiği bir durum... İşin tuhaf tarafı okula girememiş öğrencilerin velileri değil itiraz edenler. Okulda okuyan çocukların velileri... Ancak algı öyle değil... Yasalarla, mevzuatla ilgili bir durum yok. Algı şu: Atatürkçü laik bir okul ve camia olan İstanbul Lisesi ne, İslami kesimden birilerinin çocukları torpille (Pensilvanya torpilide olabilir) sokulmak isteniyor. Biz zinde güçler olarak okulumuza bu unsurların girmesini istemiyoruz. İstanbul Lisesi camiası önce bu algının ortadan kalkmasını sağlamalı. Çünkü eğer yasal yoldan verilen mücadele kaybedilecek olursa, o zaman zaten derlenip toplanması hayli zor olan camianın karpuz gibi ortadan ikiye bölünmesini kimseler engelleyemez; bunuda sorumlusu bu gereksiz çatışmayı başlatanlar olur. Burada psikolojik linçe uğramış olan hazırlık sınıfı öğrencisinin annesi babası dışında düşünen yok sanki... Ben ondan yanayım, pro veya contra mevzuattan yana değil... S A R I S İ Y A H 25

28 DOSYA Ben Olsam Bir Saniye Bile O Okulda Tutmazdım! Sabah \ Sevilay Yükselir İstanbul Erkek Lisesi nde yaşanan skandalla ilgili haberi ilk duyduğumda ben de ayağa zıpladım! Çocukluğunun en güzel yılları SBS denilen abuk bir sınav sistemi nedeniyle adeta işkenceye dönüşmüş bir öğrencinin annesi, velisi olarak deliye döndüm! Son 3 yıl boyunca girmiş olduğu sınavlarda soruların neredeyse tümüne yakınını doğru bilmek zorunda olan çocukların kabul edildiği Türkiye nin en köklü okullarından biri olan bir liseye sınavsız, puansız bir çocuğun kabul edilmesine elbette ki isyan ettim. İnanamadım! Hemen telefona sarıldım. Günlerdir zaten bu mesele sebebiyle epeyce başı ağrıyan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız a, merhaba dedikten sonra da bir güzel içimdekini döktüm. Müdürüm... Aynı sistemle öğrenci alan dünya pahası özel bir okula çocuğunu kaydettirmek için bile anaların, babaların kılı kırk yardığı, parası cebinde bir halde okulların kapılarında bekletildiği bir düzende böyle bir skandalın bir devlet lisesinde yaşanmasına nasıl izin verdiniz? Bu alenen adaletsizlik! Alenen kayırmacılık, torpil! Söyleyin bana lütfen. Neden bu ayrıcalık? Neden? dedim... Sağ olsun. Sözümü kesmeden sonuna kadar dinledi Muammer Bey. Sonra da, Herkes gibi siz de yanılıyorsunuz! İnanın burada kimseye bir kayırmacılık, ayrımcılık, torpil filan yapılmadı! diye başlayıp olayın iç yüzünü anlatmaya başladı. Bu nakil ilk kez yapılan bir uygulama değil. Salt eğitim öğretim yılında Kabataş Erkek Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi, Cağaloğlu Anadolu Lisesi, Vefa Lisesi, Pertevniyal Lisesi, Adnan Menderes Anadolu Lisesi, Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi ve diğer Anadolu liselerine, puan ve kontenjan şartı aranmaksızın 78 öğrenci kaydedilmiş bu maddeye göre. Sizler mevzuatı bilmediğiniz için haklı olarak bunu bir torpil ya da kayırmacılık olarak değerlendiriyorsunuz ama öyle değil! Bakın. Çocuğu ABD de okuyan ancak kesin dönüş yapmak isteyen bir vatandaş öğrenim için İstanbul Erkek Lisesi ni tercih ediyorsa, siz diyemezsiniz o veliye kusura bakmayın. Orası olmaz! Herkes bilmeli ki, ben ya da başka bir yönetici değil, mevzuat buna olanak sağlıyor. Üstelik de eski bir mevzuat! Uzun uzun anlattı konunun detaylarını. Söz konusu mevzuatı, hangi maddede yazılı olduğunu falan aktardı. Sonra da bana dönüp, Allah aşkınıza söyleyin. Şimdi sizin böyle bir hakkınız olsa idi, siz bu hakkı kullanmayacak mıydınız bir anne olarak? diye sordu. Düşündüm üzerine. Valla dürüst olmak gerekirse herhalde kullanırdım deyip, ekledim ama hemen ardından; Şimdi o veli ABD de yaşadığı için SBS denilen bu abidik gubidik sistemin hem çocukları, hem de velileri nasıl yıprattığını, nasıl çileden çıkarttığını bilmeyebilir! Farkında olmayabilir! Bu çok normal. Çünkü bu çileyi ancak çeken bilir! Ben onun yerinde olsam, İstanbul Lisesi ndeki veliler, öğrenciler ve öğretmenler neden böyle acı acı bağırıyor, neden öfkeyle sokaklara dökülüyor oturup sorgulardım. Kullanırdım hakkımı ama durumun vahametini kavradıktan sonra da yani farkında olmadan, milyonlarca çocuğun emeğine haksızlık yaptığımı görünce de muhakkak geri adım atardım! Ve çocuğumu bir saniye bile tutmadan o okuldan çekip alırdım! Bence o velinin yapması gereken de budur! İşi uzatmadan, kendi ismini daha fazla tartıştırmadan o okuldan geri çekilmek ve çocuğun mutlu olacağı, sevgi göreceği, dışlanmayacağı özel ve güzel bir okula hemen naklini almaktır! Anayasa Kaygısı Milliyet.com.tr \ 15 Kasım 2011 Melih Aşık / Açık Pencere İEL Hürriyet dün tam sayfa İstanbul Lisesi Mezunları nın bir ilanını yayımladı. Okulun 996 mezunu ortak bir metne imza koyup, parasını imeceyle ödeyerek, tam sayfa duyuru yaptılar. Konu; Halen El Cezire televizyonunda çalışan bir gazetecinin ABD de okuyan kızının, kurallara uymadığı halde okul yöneticilerine baskıyla 181. öğrenci olarak İstanbul Erkek Lisesi ne kaydettirilmesi... Torpil tabii ki iktidardan geliyor. Veliler ve mezunlar ise bu haksızlığa boyun eğmiyor... Onurlu bir mücadele veriyorlar...

29

30 GÖRÜŞ Çok Sesli Okullarda verilen eğitimin aynı kalitede olması ile okulların farklılıklarının, kendilerine göre özelliklerinin olması farklı kavramlardır. Kimi okul verdiği dil eğitimini ile öne çıkarken, kiminin sanat eğitimi ile kendini göstermesi olumlu ve çok sesli toplum açısından olması gerekendir. Her okulda öğretilen yabancı dil haline gelen İngilizce nin yerine yabancı dil eğitiminde çeşitliliğe gidilmesi de ülkemizin gençlerini farklı kültürlerle tanıştırma açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Ülkemizin eğitim sistemindeki aksaklıklar uzunca bir zamandan beri kamuoyunda tartışılmakta olan sıcak konulardan bir tanesidir. Eğitim sistemine ilişkin eleştirilere genel olarak katılmakla birlikte, ülkemizdeki ve özellikle İstanbul da mevcut olan eğitimin, zengin ve karakteristik bir yönü olduğunu düşünüyorum. Pek tabii başta bizim okulumuz olmak üzere, Galatasaray Lisesi, farklı yabancı dillerde eğitim veren diğer Anadolu Liseleri ve diğer yabancı özel okullar İstanbul daki eğitim sistemini çok sesli ve çok kültürlü bir havaya sokmuştur. Liselerdeki bu kültür mozaiğini korumamız, hatta geliştirmemiz ve ülke çapına yaymamız durumunda, bu çok seslilik ülkenin nüfusunun tamamına da egemen olacak ve geleceğimiz aydınlanacaktır. Eğitim sistemimize ilişkin olarak tek olumlu yan olarak gördüğüm bu yapının da günümüzde maalesef her geçen gün bozulduğuna tanık oluyoruz. Özellikleri olan yeni okullar yaratma gayreti yerine, maalesef okullarımızdaki farklı özellikler ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Okullarda verilen eğitimin aynı kalitede olması ile okulların farklılıklarının, kendilerine göre özelliklerinin olması farklı kavramlardır. Ülkemizdeki tüm okulların, aynı yüksek seviyede eğitim vermesi hepimizin temennisidir; ancak bu okullarının farklı özellikleri olmaması gerektiği anlamına gelmez. Kimi okul verdiği dil eğitimini ile öne çıkarken, kiminin sanat eğitimi ile kendini göstermesi kanımca olumlu ve çok sesli toplum açısından olması gerekendir. Her okulda öğretilen yabancı dil haline gelen İngilizcenin yerine yabancı dil eğitiminde çeşitliliğe gidilmesi de ülkemizin gençlerini farklı kültürlerle tanıştırma açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Bizim okulumuz, İstanbul Erkek Lisesi de bir asrı aşkın bir süredir farklı özelliklerini ortaya koymuş, bu özellikleri ile toplumda kabul görmüş ve kendine çok önemli yer edinmiş bir lisedir. Daha da önemlisi, okulumuzun bu özelliklerini benimsemiş nesiller yetişmiş ve halen de yetişmektedir. Tek Tipleştirme Hareketi Okulumuzun Alman kültürü ile olan yakın ilişkisi vermiş olduğu eğitime yansımış ve Alman disiplini ile akılcılığının Türk kültürü ile harmanlandığı kendine has özellikleri olan bir eğitim kültürü oluşmuştur. Okulumuzu bu kültürden ayrı düşünmek mümkün değildir. Bu kültürün sürdürülebilmesi için de, kültürü yayan her öğenin korunması gereklidir. Okulumuzun geçmişi, eğitimcileri, mezunları, öğrencileri, yerleşkesi ve yerleşkesinin bulunduğu semt dahi bu kültürü oluşturan öğelerdir. Eğitim sistemindeki değişikliklerin tüm bu öğelere zarar vermeyecek şekilde kurgulanması gerekmektedir. Ülkemizde ise maalesef son yıllarda çok sık olarak sistem değişmektedir. Bu değişiklikler okulumuza girecek öğrencileri etkilemekle kalmamakta, okulumuzun eğitimcilerinin beklenmedik değişimlere uğramasına dahi neden olabilmektedir. Bu duruma seyirci kalmamak ve kültürümüzün devamını sağlamak bizlerin ödevidir. Orta eğitimde büyük bir tek tipleştirme hareketine tanık olduğumuz bu günlerde, okulumuzun oluşturduğu kültürün korunması için okulumuzun farklı duruşunun korunması gerekmektedir. Okulumuzun Almanya ile olan ilişkisi kültürünün en önemli parçasıdır. Abitur sisteminde yer almamız ve bunu sürdürmemiz de bu nedenle okulumuz açısından çok önemlidir. Milli Eğitim mevzuatında yapılacak her değişiklikte okulumuzun bu yapısının korunması önemle gözetilmelidir. Ülkemizdeki tüm okulların farklı özellikleri ile birbirleri ile yarıştığı çok sesli, çok kültürlü bir eğitim ortamı tüm ülkenin yararına olacaktır. Bu yarışta en öndeki sırayı göğüslemiş olan okulumuzun bu başarısının sırrı farklılığı ve bu farklılık ile yaratmış olduğu kültürdür. İşte bu kültürün korunması için okulumuzun değerlerine sahip çıkmalı ve kültürümüzün yarınlara ulaşabilmesi için elimizi taşın altına koymamız gerekmektedir.

31 Fotoğraf Tansel Atasagun 87 S A R I S İ Y A H 29

32

33

34 EĞİTİM Değişen Dünyada Eğitim Anlayışı ve Değişmeyen Değerler Çocuklarımızın 21. yüzyılda kendilerine yer bulabilecekleri bir eğitim sistemi nasıl olmalıdır? Bu konuda hesaba katılması gereken çeşitli faktörler vardır. Örneğin, gelecek hafta ekonominin nasıl olacağını bilmediğimiz bir dünyada bunu nasıl yapabiliriz? Değişim hızının baş döndürdüğü bir ortamda değişmemesi gereken ilkeler olmalı mıdır? Eğer bu soruya evet cevabı verecek olursak, bu ilkeler ne olmalıdır? Bu soruları çoğaltmak mümkündür ancak bazı temel gerçekleri hatırlayarak hareket etmekte yarar vardır. Değişimin Hızı İçinde yaşadığımız dünyanın değişimin hızı bizi sadece şaşırtmakla kalmıyor aynı zamanda da deyim yerindeyse bazen sersemletiyor, bazen de çaresiz bırakıyor. Örneğin günümüzde en çok talep gören 10 mesleğin bazılarının, bundan 15 yıl önce ancak adı biliniyordu. Bu durum, çocuklarımızı şu anda var olamayan işlerde çalışmaları, henüz icat edilmemiş teknolojileri kullanmaları ve bilmediğimiz problemleri çözmeleri için eğittiğimiz anlamına geliyor. Facebook bir ülke olsaydı, üye sayısı açısından dünya nüfus sıralamasında Çin ve Hindistan dan sonra üçüncü sırayı alırdı. İnsanları böylesine birbirine bağlayan bir sistem sınırları siliyor, sansürü imkansızlaştırıyor ve adeta bir dünya vatandaşlığı anlayışı getiriyor yılında Google da bir aydaki arama sayısı 2.7 milyarken, bu sayı 2009 da 31 milyara çıkmıştır. Bu noktadan bakınca okullarda öğrendiğimiz milattan önce (MÖ) ve millattan sonra (MS) kavramlarının yanına Google dan önce (GÖ) ve Google dan sonra (GS) kavramlarının geldiğini düşünmek hatalı olmaz. Böyle bir ortamda da bilgi ezberlemenin anlamsızlığı kendiliğinden ortaya çıkar. Cep telefonlarından ilk mesajın 1992 yılında atıldığı hatırlanırsa, bundan yirmi yıl sonra günümüzde, her gün yeryüzünde yaşayan insan sayısından fazla mesaj atılmasına anlam vermekte zorlanır ve o zaman nasıl haberleştiğimize kendimiz de hayret ederiz. 50 Milyonluk bir satış sayısına ulaşmanın radyo için 38, TV için 13, İnternet için 4, Ipod için 3, Facebook için 2 yıl aldığını düşünmek, pazarlama konusundaki bir çok bilginin yeniden ele alınmasına neden olabilir. New York Times gazetesinin bir haftalık bilgi içeriğinin, 18. yy da yaşayan bir insanın hayat boyu karşılaşacağı bilgi içeriğini aşması ve sadece 2008 yılında üretilen bilgi miktarının son 5000 yılda üretilen bilginin toplamından fazla olması, geleneksel eğitim yaklaşımının dışına çıkılması gerektiğinin açık işaretleridir. Daha ilginç olan teknoloji alanındaki bilginin her iki yılda bir iki katına katlanması ve 4 yıllık teknik öğrenim gören öğrencilerin eğitimlerinin ilk yılında aldıkları bilgilerin, 3. sınıfa geldiklerinde güncelliğini kaybetmesidir yılında insan beyninin kapasitesini aşan süper bilgisayarlar yapılacaktır. Ayrıca 2049 yılında bütün insanların bilgi işleme kapasitesini aşacak ve değeri 100 dolar dolayında olacak bilgisayarlar üretileceği öngörülmektedir. Cevapların Daha Zor Olduğu Bir Dünya Çocuklarımıza bir taraftan ait olduğumuz kültürün kimliğine ait özellikleri kazandırırken, diğer taraftan da globalleşme sürecinin bir parçası olarak dünyadaki büyük ailenin bir parçası olduklarını nasıl öğretebiliriz? Değişen dünya koşullarında etkin ve saygın bir yer edinmeleri için gerekli becerileri onlara nasıl kazandırabiliriz? Bu amaçlara eğitim konusunda geçmişte yaptıklarımızı sürdürerek ulaşamayacağımız açıktır. Bu konuda ısrar etmek milyonlarca çocuğun eğitime, okula ve öğrenmeye karşı yabancılaşmasına neden olmaktadır. Bunun sonucunda da bu çocuklar kendilerini eğitim sisteminin dışına atmaktadır. Bundan 25 yıl öncesine kadar, eğitim sisteminin ve büyük lerin, bizim zihinlerimize işlediği mesaj şuydu: Sıkı çalışırsan başarılı olursun Yabancı dil öğren, yüksek tahsil yap Üniversiteyi bitir, iş sahibi ol. Böylece geleceğin garanti olur ve saygın bir hayat yaşarsın. Bugünün gençleri geleceğe giden yolda bir üniversite diplomasının işe yarayacağına ve diploma sahibi olmanın kendilerine saygın bir yaşam sunacak bir işi garanti edeceğine inanmıyorlar. Ayrıca diploma sahibi olmaya giden yolun, onları kendilerine ilginç gelen konulardan uzaklaştırdığını yaşayarak görüyor ve bunlardan vazgeçmek için katlanacakları özverinin de elde edecekleri sonuca değmeyeceğini düşünüyorlar. Diğer taraftan eğitimciler ve karar vericiler açısından bakıldığında, birçok kişi bir dönüm noktasında olduğumuz ve eğitim

35 Milli Eğitim Bakanlığı teknolojiye yatırım yaparak, elindeki bütçeyi dipsiz kuyuya atmak yerine, eğitim anlayışında köklü bir değişikliğe gitmelidir. Bunun için tek doğru cevap anlayışından vazgeçerek; farklılığı ve dolayısıyla yaratıcılığı, yenilikçiliği ve girişimciliği destekleyecek bir anlayışa yönelmelidir. Ayrıca mevcut sistem içinde İstanbul Erkek Lisesi gibi başarısını kanıtlamış kurumları, yeterince başarılı olmayanlarla aynı ölçütlerle yönetmeye çalışmanın ülkeye yarar sağlamayacağını görmelidir. anlayışımızı değiştirmemiz konusunda fikir birliği içindeler. Bazı eğitimciler günümüzdeki ihtiyaçları karşılamak için eğitim standartlarının yükseltilmesini savunurken, bazıları da daha fazla gencin okuldan kopmaması için standartların düşürülmesinin daha doğru olacağını düşünüyor. Bu konuda karar verebilmek için devlet eliyle verilen eğitim hizmetinin nereden başladığını hatırlamakta yarar vardır. Şu anda yürürlükte olan eğitim sistemi 19. yüzyılın ekonomik ihtiyaçlarına göre yapılandırılmıştır. 18. yüzyıldan önce eğitim varlıklı sınıflar için özel öğretmenler tarafından sağlanırdı ve halkın yararlanacağı bir eğitim sistemi mevcut değildi. Halk çocukları için var olan yol, yaşam boyu hizmet karşılığı, kiliselerin verdiği eğitime dahil olmaktı. Vergi verenlerin sağladığı kaynağa dayalı olarak, eğitimin halk kitleleri için zorunlu kılınması devrimsel bir yaklaşımdı. Yoksul halk çocukları için zorunlu eğitim fikri birçoklarına göre gerçekleşmesi hem imkansız, hem de gereksiz bir girişimdi. Çünkü bu görüşte olanlar halk çocuklarının okuma ve yazma öğrenecek kapasiteye sahip olmadığını düşünüyorlar ve onlarla vakit kaybetmenin ve para harcamanın son derece gereksiz olduğuna inanıyorlardı. Bugün bize garip gelse de, bu düşünce biçimi, 19. yüzyılın ortalarında ve sonundaki ekonomik koşullarla uyumluydu. O günün entelektüel düşünce modeline göre eğitim, klasik eserleri anlamaya yarayan tümden gelimci düşünce biçimine dayanıyordu. Bu eserleri anlayanların akademik yetkinlik e sahip oldukları kabul ediliyordu. Bu nedenle eğitim anlayışının üzerine inşa edildiği temel kabul, insanların ya akademik yetkinliklerini geliştirerek hayat basamaklarını yukarı doğru çıkacaklarını, ya da bunu geliştiremiyorlarsa, akademik özelliklerin gerekmediği aşağı doğru inen bir hayat merdiveninde yollarına devam edecekleri esasına dayanıyordu. Bu anlayış aynı zamanda insanları zeki ve zeki olmayan diye sınıflandırmanın bir başka ifadesiydi. İnsanlar ya kafalarını kullanır ve bugünün anlayışıyla beyaz yakalı olurlar veya ellerini ve beden güçlerini kullanarak mavi yakalı olur ve buna uygun hayatlar sürerlerdi. Akademik alana kabul edilenler bu anlayıştan yararlanmış ancak geniş kitleler bundan zarar görmüştür. Bu talihsiz yaklaşım nedeniyle birçok parlak insan zeki olmayan sınıfına sokularak ziyan edilmiştir. Değişmeyenler Türkiye de Milli Eğitim Bakanlığı nın teknolojiye verdiği önemi gösteren somut işaretler vardır. Örneğin, 2012 yılında okulların internet altyapısı için 140 milyon, sınıflara kurulacak teknoloji için 420 milyon, her sınıfa bir bilgisayar için 300 milyon, uzaktan eğitim merkezleri kurulması için de 800 milyon liralık bütçe ayrılması talep edilmektedir. Talep edilen bu bütçe teknoloji çağına yetişmek için uygun gibi gözükse de, yarınlara hazırlayacağımız gençlerin ve eğitim sisteminin temel ihtiyacı teknolojik araç ve gereçler olmaktan çok, tüme varım yöntemine dayanan farklı bir zihniyet ve yepyeni bir anlayıştır. Bu anlayışla, bir taraftan kültürel genlerimizi korurken, diğer taraftan da farklılıkları kabullenecek, girişimci ve yaratıcı düşünce yapısına sahip olabilecek yeni kuşaklar yetiştirmek mümkün olacaktır. New York da 1990 ların ortalarında KIPP Academy adıyla, bölgenin en yoksul mahallesinde, toplumun en şanssız kesiminden gelen beşinci sınıf çocuklarını sadece kurayla kabul eden bir okul S A R I S İ Y A H 33

36 EĞİTİM açıldı. Bu okula devam eden öğrencilerin yarısı Afrika kökenli, geri kalanı Hispanik idi. Dörtte üçü tek ebeveynli ailelerden gelen çocukların % 90 ı da, yoksul ailelere verilen yemek yardımından yararlanıyordu. Çıkış noktalarına ve içinde bulundukları koşullara bakılırsa gelecekleri konusunda kimsenin fazla ümitli olamayacakları bu çocukların çoğu, ders yılı sonunda matematik dersini en sevdikleri ders olarak tanımlıyor, sekizinci sınıfın sonunda da genel başarı açısından % 84 ü ülke düzeyi ortalamasına veya üstüne çıkmayı başarıyor. Bugün sayıları ülke çapında 60 dolayında olan KIPP okullarında sınıf mevcudu ise hiç de ideal sayılmayacak bir düzey olan 35 dolayındadır. Bilgi güçtür anlamına gelen KIPP (knowledge is power program) uygulaması başarı için sınıfları küçültmenin, her öğrenciye bilgisayar vermenin, bir yıl geçmeden modası geçecek, en geç üç yıl içinde kullanılmaz duruma gelecek ve yenilenme zorunluluğu doğuracak pahalı teknolojik yatırımlar yapmanın çok da gerekli olmadığını ortaya koymaktadır. Bu okulun yöneticilerinden biri ilkelerini basitleştirerek şöyle sıralıyor: Sabır, motivasyon, teşvik, ödül, eğlence, kararlılık ve soğukkanlılık. Biraz da eski moda disiplin. Görüldüğü gibi, ülkemizde geçerli olan anlayışa bakarsak sorunların üzerini para örterek kapatmak anlayışının değişmediğini, buna karşılık temel zihniyette bir değişikliğin yapılması gerektiğinin anlaşılamadığını söylemek yanlış olmaz. Çünkü bir sorunun çözülememesinin en büyük nedeni, doğru cevabın bulunamaması değil, doğru sorunun sorulmamasıdır. New York taki KIPP Akademi Öğrencilerin Zorluğu Çocuklarımız günümüzde tarihin hiçbir döneminde karşılaşılmayan bir uyaran yoğunluğuyla karşı karşıyadırlar. Öğrenciler yüzlerce televizyon kanalı, Iphone lar, bilgisayarlar, radyolar, her noktadan önlerine uzanan ve reklam panolarından akan uyaran bombardımanı altında yaşıyorlar. Bütün bunların sonucunda da dikkatlerini öğretmenlerinin anlattıkları sıkıcı bilgiye odaklamakta zorluk çekiyorlar. Kendilerine anlatılan bilgiler, bütünüyle standardize testlerde başarılı olmak amacını taşıyor. Bu bilgilerin çok büyük çoğunluğu da, hayatın sınavı izleyen döneminde neredeyse bir daha hiç hatırlanmayacak ve kullanılmayacak malzemeden oluşuyor. Eğitim sistemiyle ilgili bir başka önemli sorun, eğitim mekanının yapısı ile ilgilidir. Okullar endüstri döneminin seri üretim anlayışına göre düzenlenmiştir: Sıraya dizilmiş sınıflar, çalan zile göre düzenlenen program, belirli konulara göre özelleşmiş bir sınıf anlayışı ve çocuklara yapıştırdığımız etiketlere göre onları içine koyduğumuz sınıflar; bir okulun mimari ve psikolojik çerçevesini tanımlar. Örneğin bu anlayışa göre çocuklar yaş gruplarına göre ayrılırlar. Oysa bunun nedenini anlamak zordur. Bu adeta üreticinin ürettiği malın üzerine üretim tarihini yazmasından farksızdır. Aynı yaştaki çocukların bütünüyle birbirlerinin aynı olduğunu düşünmenin anlamsız olduğu açıktır. Aynı yaş grubundaki çocukların birbirinden birçok açıdan farklı olduğunu herkes bilir. Çocuklar büyük grup içinde ve küçük grup içinde farklılık gösterdikleri gibi, yalnız başlarınayken de bütünüyle farklı olabilirler. Benzer şekilde günün farklı saatlerinde ve farklı konular karşısında bütünüyle farklı tepkiler verebilirler. Bu listeyi uzatmak mümkündür. Geleneksel eğitim bu farklılıkları sözde kabul eder gibi gözükse de, uygulamada tüm öğrencileri bütünüyle benzer koşullara yerleştirir ve tek doğru cevabın arandığı standardize testlerle başarılarını ölçer. Kısacası standart müfredat ve standardize edilmiş testlerde gösterilecek başarıya endekslenmiş eğitim anlayışı farklılıkları ortaya koymaya. Oysa eğitimin amacı farklılıkları ödüllendirmek olmalı ve bunun için de üretim bandı anlayışı terk edilmelidir. Çözüm Aksi Yöne Yürümekte Üretim bandı anlayışını terk etmeye karar verdiğimiz noktada çözüm konusunda ışık belirmeye başlar. Standartlaşma yönündeki zihin haritamızı değiştirmek ve tam aksi yöne gitmeyi denemek çok daha gerçekçi bir yaklaşımdır. Böyle bir anlayış, bizi farklı düşünme yaklaşımına götürür. Farklı düşünme, yaratıcılıkla aynı anlama gelmez. Yaratıcılık, değer taşıyan özgün fikirler oluşturma sürecidir. Farklı düşünme yaratıcılıkla anlamdaş olamamakla birlikte, yaratıcılık için temel bir kapasitenin işaretidir. Yaratıcılık, bir soruya çok sayıda muhtemel cevabın var olabileceğini veya bir sorunun birçok açıdan yorumlanabileceğini görebilmektir. De Bono nun ortaya koyduğu gibi, linear (bir çizgi üzerinde tek yönlü) bir şekilde düşünmek ve tek bir doğru cevabı aramak yerine; muhtemel bir çok cevabın peşinde olmaktır. Örneğin bir ataç kaç türlü kullanılabilir? sorusuna verilecek cevaplara bakarsak, birçok yetişkinin bu soruya ortalama cevap verdiğini görürüz. Oysa farklı düşünme becerisine sahip insanlar bu soruya 200 ün üzerinde farklı cevap verebilmektedir. Farklı düşünme üzerine, 1500 kişiye verilen bir testte belirli bir cevap sayısına ulaşanlar dahi olarak değerlendirilmiştir. Okul önce-si çocukların %98 i bu seviyeye ulaşmıştır. Aynı çocuklar standart eğitim sistemine katıldıktan 5 yıl sonra 8-10 yaşlarında tekrar değerlendirildiklerinde bu oran yarıdan fazla düşmüş, yaşlarına geldikleri-nde ise bu düzeye ancak birkaç çocuğun ulaşabildiği görülmüştür. Bu örnekten de açıkça görüldüğü gibi standart

37 FACEBOOK BİR ÜLKE OLSAYDI, üye sayısı açısından dünya nüfus sıralamasında Çin ve Hindistan dan sonra üçüncü sırayı alırdı. İnsanları böylesine birbirine bağlayan bir sistem sınırları siliyor, sansürü imkansızlaştırıyor ve adeta bir dünya vatandaşlığı anlayışı getiriyor. S A R I S İ Y A H 35

38 EĞİTİM Microsoft un kurucusu Bill Gates eğitim sistemi ile geleceği kuracak gençleri yetiştirmek yerine bugünü tekrarlayacak gençleri yetiştirmek mümkündür. Böyle bir düşünce biçimini geliştirmek için en etkili disiplinler, son yıllarda eğitim sisteminin neredeyse dışına itilmiş olan, müzik ve felsefedir. Maastricht Yenilikçilik ve Teknolojiye Dayalı Ekonomik Araştırma Enstitüsü ile Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi, Avrupa daki ve dünya daki yenilikçilik performansını ölçmek için bir endeks geliştirmiştir. Bu endeksle yapılan ölçümle Finlandiya 76 puanla en yenilikçi ülke olmuştur. Finlandiya yı İsveç 74, İsviçre 71, Japonya 70, Singapur 69, İsrail 68, Amerika 67 puanla izlemiştir. Türkiye ise 22 puanla Bulgaristan ın bir basamak altında, Brezilya nın bir basamak üzerinde 40. sırada yer almıştır. Oysa bugünün dünyası dünkünden çok farklı olduğu gibi, yarının dünyasının da bugünkünden çok daha farklı olacağı açıktır. Daha bugün bile içinde bulunduğumuz dünya, perde açılırken senaryo değiştirmeye hazır olan insanların dünyasıdır. Bunun için de yenilikçi ve yaratıcı düşünceye yol açan farklı düşünme becerisinin geliştirilmesi ön koşuldur. Konunun ilginç bir yanı da, yukarıdaki örnekten de görüldüğü gibi, insan yavrusunun dünyaya yaratıcılık kapasitesine sahip olarak gelmesidir. Eğitim sisteminin bu kapasiteyi geliştirip üst düzeylere taşıması gerekirken, tam tersi bir sonuç ortaya çıkmakta yaratıcılık eğitim aracılığıyla yıkıma uğratılmaktadır. Kabul edebileceğimiz temel bir doğru varsa, bu da tek bir doğru cevabı arayan eğitim anlayışının yarının dünyasının ihtiyaç duyduğu gençleri yetiştiremeyeceğidir. Hiç şüphesiz tek doğru cevabın olduğu disiplinler vardır. Fen bilimleri bu ölçütün, önemli ölçüde uygulanabileceği disiplinlerdir. Burada da yapılması gereken tümden gelimci anlayış yerine tüme varımcı anlayışı sistemin içine sokmaktır. Böyle bir sınavda öğrenciler tek bir doğru cevabı bulmak yerine, neden diğer cevapların doğru olamayacağını düşünürler. Derslerdeki tartışma konuları tek doğruyu aramak yerine muhtemel doğruları tartışmaya dönüşür. Böyle bir ortamda sadece doğru cevap verenler değil, muhtemel doğrular üzerinde farklı düşünce açılarını ortaya koyanlar da ödüllendirilir. Örneğin, geçmişte bir liderin doğru ve iyi konuşması önemliydi. Oysa günümüzde çağdaş liderden beklenen doğru soruları sorması ve insanların potansiyellerini ortaya çıkartması dır. Daha sonra bu potansiyelin kişinin kendi amacı, iş hayatında kurumun ve ülkenin amaçlarına uygun kullanılması için entegratif bir süreçten geçirilmesi kişiyi gerçek lider yapar. Bu noktada konunun eğitim sistemini aşan çok önemli bir başka yönü ortaya çıkmaktadır. Tek bir doğru nun olduğuna inanan ve o doğrunun herkes tarafından bilinmesi ve doğru olduğunun kabul edilmesini isteyen gençlerin, yetişkinliklerinde de demokratik bir anlayış geliştirmeleri çok zordur. Okullarda öğrencilere kapıdan içeri ilk adımlarını attıkları günden başlayarak şu mesaj bilinç altına yerleştirilir: Sana sorulan sorunun bir tek doğru cevabı var. Bunu bul ancak sakın yanına bakma, kitaba bakmayı da düşünme çünkü bunları ezberlemiş olman gerekirdi. Eğer yanındakine veya kitaba bakarsan bunun adı kopyadır ve bu çok kötü bir şeydir. Böyle bir anlayış ve bu anlayışın üzerine kurulan bir eğitim sistemi geleceğin Dünya sının temel gerçeklerine sırtını dönmüş ve geçmişe hapsolarak kendine özgü bir Dünya yaratma çabası içine girmiş demektir. Bugün artık gerçek öğrenmenin grup içinde ve işbirliği ortamında gerçekleştiğini biliyoruz. İnsanlar en iyi birbirlerinden

39 Bugünün gençleri geleceğe giden yolda bir üniversite diplomasının işe yarayacağına ve diploma sahibi olmanın kendilerine saygın bir yaşam sunacak bir işi garanti edeceğine inanmıyorlar. Ayrıca diploma sahibi olmaya giden yolun, onları kendilerine ilginç gelen konulardan uzaklaştırdığını yaşayarak görüyor ve bunlardan vazgeçmek için katlanacakları özverinin de elde edecekleri sonuca değmeyeceğini düşünüyorlar. Apple ın kurucusu Steve Jobs öğrenir. Birbirlerinden öğrendikçe de, toplum içinde yaşamanın ve kendilerinden farklı düşünen insanların ne kadar değerli ve böyle bir yaşantının ne ölçüde zenginleştirici olduğunu görürler. OECD Factbook un 2010 verilerine göre Türkiye girişimcilik açısından bizleri hayrete düşürecek bir noktada, birinci sırada görülmektedir. Türkiye yi Yunanistan, Meksika, Kore, Brezilya ve Şili izlemektedir. Bu listede Japonya 20, Finlandiya 21, İsrail 23, İsviçre 27, İsveç 28 ve ABD ise 30. sıradadır. Ancak ne yazık ki Türkiye de girişimcilik; işbirliği ile sinerji yaratma potansiyelinden yoksun olduğu için büyük çoğunlukla tek kişilik girişimcilik olarak kalmakta, kurulan ortaklıklarda sinerji yaratılamayarak kısa bir süre sonra bozulmakta, girişim başarısızlığa uğrayarak beklenen katma değer ortaya çıkmamaktadır. Herkese Eşit Davranmak Adalet Değildir Istanbul Erkek Lisesi gibi bir taraftan tarihi geçmişi, diğer taraftan sahip oldukları öğrencilerin potansiyeli açısından özel konuma sahip kurumların kendi özellikleri içinde ele alınması, ülkenin geleceğinin yapılanması açısından büyük öneme sahiptir. Çağdaş yönetimin temel ilkelerinden biri; herkese eşit davranmak adalet değildir ilkesidir. Bu belirli insanlara veya gruplara ayrıcalık tanımayı meşru kılmak için konmuş bir ilke olmayıp, genelleyerek değil, kişiselleştirerek yönetmek gibi, yöneticiye büyük sorumluluk yükleyen çağdaş bir yaklaşımdır. Bilginin (information) her yönden aktığı, başvuru kaynağı olarak Google ve benzeri imkanların herkese açık olduğu, Youtube ve Facebook üzerinden Dünya nın küresel bir köye dönüştüğü ortamda eğiticilerin de farklı nitelikler kazanarak yetişmesi gerekir. Çünkü böyle bir eğitim anlayışıyla öğrencileri eğitmek tek doğru cevabın arandığı tümden gelimci anlayıştan çok farklı kaliteler gerektirir. Bu sorunların çözümü karar vericilerin Dünyaya hangi gözlükle baktığı ve hangi yöne baktığıyla ilişkilidir. Massachusetts Instute of Technology (MIT) den Bengladeş li Profesör Iqbal Quadir; Bir ülkeyi merkezi sistemden uzaklaştıran her adım demokrasiyi güçlendirir demiştir. Bunun tam tersi durumda ise, her konudaki kararı merkeze toplamak ve sorunlara tek tip çözümler üretmek, demokratik anlayıştan uzaklaşmak anlamına gelmektedir. Oysa günümüzdeki politik gelişmelere bakarsak, farklılıkları destekleyen bir anlayıştan uzaklaştığımız, tek doğru çözümün dayatıldığı ve standartlaşmanın erdem ve geçerli bir yol olduğu anlayışı her alanda olduğu gibi, eğitim alanında da kendini göstermektedir. Istanbul Erkek Lisesi nin 1958 yılından bu yana geliştirdiği özellikler, bunun ülkeye kazandırdığı nitelikli kadrolar ve onların hizmetleri görmezden gelinerek, bütün okullara eşit davranarak adalet sağlanmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bu yaklaşım Türkiye deki yaratıcı düşünceyi güçlendirmeyeceği gibi, yenilikçiliğe katkı sağlaması, girişimciliği geliştirmesi de düşünülemez. Bu anlayışın doğal sonucu, Türkiye ye halk çocuklarından seçkin kadrolar yetiştiren okulların kalitesinin de, ülke ortalaması düzeyine inmesi olacaktır. Sonuç ve Öneriler Türkiye de eğitim alanında yapılacak bir reform için önerilerimiz şunlardır: 1) İnsanların sahip oldukları özelliklerin farklı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bunun için ilk adım, 200 yıl öncesine ait olan akademik ve akademik olmayan eğitim anlayışının dışına çıkılarak atılabilir. Örneğin, soyut ve teorik bilgi yığınından önemli ölçüde vazgeçmek, bu konuda iyi bir başlangıç olabilir. 2) Eğitim sistemi içindeki tek doğru cevabı arayan test anlayışının çocukların beyinlerini ve düşünce kapasitelerini iğdiş ettiğini (castration) kabul ederek bundan vazgeçilmelidir. Bu anlayış demokratik düşünce biçiminin de önündeki en büyük engeldir. S A R I S İ Y A H 37

40 EĞİTİM Farklı düşünme üzerine, 1500 kişiye verilen bir testte belirli bir cevap sayısına ulaşanlar dahi olarak değerlendirilmiştir. Okul öncesi çocukların %98 i bu seviyeye ulaşmıştır. Aynı çocuklar standart eğitim sistemine katıldıktan 5 yıl sonra 8-10 yaşlarında tekrar değerlendirildiklerinde bu oran yarıdan fazla düşmüş, yaşlarına geldiklerinde neredeyse kaybolmuştur. ailelerden gelen çocukların, zihinsel aktivitelerden uzak olmaları nedeniyle, daha güçlü ailelerden gelen çocukların gerisinde kalmalarına neden olmaktadır. Bu nedenle yaz tatilleri üç haftayla sınırlı olmalı ve çocuklar ve gençler yaşlarının elverdiği ölçülerde ülkeyi ve tarihi gerçek ve sanal gezilerle tanımalarına imkan sağlanmalıdır. 8) Dördüncü sınıftan başlayarak müfredat programına, sanal ortamda (imkan olan yerlerde bilgisayar üzerinde, olmayan yerlerde masa üstü uygulaması olarak) ülke yönetimi dersi konmalıdır. Böylece Sim City benzeri simülasyonlarla, yetişkinlik yıllarında gencin, kaynak kullanma bilincine sahip olarak, daha bilinçli oy vermesi sağlanmış olacaktır. 9) Okulların sınıfları grup çalışmalarına imkan verecek şekilde düzenlenmeli, kapalı ve açık mekanda günlük spor aktivelerine imkan verecek yapılanmaya kavuşturulmalıdır. 3) Gerçek öğrenme grup içinde gerçekleşir. Grup içinde öğrenme, günümüz iş hayatı için en temel beceriler olan işbirliği ve ekip çalışmasını çocuğun genlerine yerleştirir. İnsanları gruptan kopartmak onları kendi dünyalarındaki yalnızlığa ve bencilliğe hapsetmek demektir. İşbirliği yaparak var olduğunu anlamak, olgunlaşmanın ve gelişmenin temelini oluşturur. Bu da ekonomik ve zihinsel katma değeri sağlayacak olan girişimciliği geliştirecektir. 4) Eğitim sisteminin çok önemli bir parçasının vicdan gelişimi olması gerekir. Bu geçmişte denendiği gibi, ahlak dersleriyle gerçekleştirilemez. Bunun için özellikle edebiyat derslerinde seçilecek metinlerle, tek bir doğru cevabın olamayacağı tartışma ortamları yaratmak uygun olabilir. Benzer şekilde önyargılardan uzak bir şekilde tarih dersleri de vicdan gelişimine ve farklı bakış açılarını anlamaya imkan sağlayabilir. Bunun sonucunda inancı ne olursa olsun, ahlaklı, erdem sahibi ve maneviyat bilincine sahip kuşaklar yetiştirilebilir. Vicdan utanma duygusu doğurarak kişiye azap verir ve böylece kimse görmeyecek de olsa, kişiyi yanlış yapmaktan uzak tutar. 5) Çocuk zihinlerde soyutlamanın tam olarak başlamadığı 11 yaş öncesindeki çocuklardan başlayarak, eğitimin son yıllarına kadar öğrencilere, ait olmadıkları bir sosyo-kültür veya sosyo-ekonomik sınıftan birisini gözlemleyip onun dünyasını anlamak ve anlatmak konusunda ödevler verilmelidir. Ancak böylece adı çok sık anılan ancak bizim kültürümüze ve dilimize yabancı olan empati yi geliştirmek mümkün olabilir. Bunun sonucunda aile içinde daha iyi anlaşan bireyler, bir spor karşılaşmasının ne pahasına olursa olsun kazanılması gerekmediğini anlayan taraftarlar, tarihiyle barışık bir toplum ve komşu ülkelerle uyum içinde yaşama bilincinde olan politikacılara sahip olmak mümkün olabilecektir. 6) Okullarda spor ve müzik, bugün uygulanan kalıpların dışında yer almalı; çocuklar ve gençler her gün zamanlarının bir bölümünü spor ve müziğin iç içe geçtiği, bir veya daha çok uygulamayla geçirmelidir. 7) Uzun yaz tatilleri eğitim başarısı açısından, sosyo-ekonomik açıdan güçsüz 10) Mevcut öğretmenler bu anlayışa göre yeniden eğitilmeli, öğretmen okulları çocukların yaratıcılığını öldürmek yerine geliştirecek şekilde kendi eğitimlerini yapılandırmalıdır. Son Söz Yukarıda sıralanan önerilerin hemen hiç biri büyük bir yatırım bütçesi gerektirmemektedir. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı teknolojiye yatırım yaparak, elindeki bütçeyi dipsiz kuyuya atmak yerine, eğitim anlayışında köklü bir değişikliğe gitmelidir. Bunun için tek doğru cevap anlayışından vazgeçerek; farklılığı ve dolayısıyla yaratıcılığı, yenilikçiliği ve girişimciliği destekleyecek bir anlayışa yönelmelidir. Ayrıca mevcut sistem içinde İstanbul Erkek Lisesi gibi başarısını kanıtlamış kurumları, yeterince başarılı olmayanlarla aynı ölçütlerle yönetmeye çalışmanın ülkeye yarar sağlamayacağını görmelidir. Kaynaklar Enriquez, J.: Gelecek Peşinizde, Eczacibaşı, 2003 Evin, M.: Kralın Güçlü Olduğu Yerde Halk Zayıftır Milliyet Gazetesi Röportajı, 19 Kasım 2011 Evin, M.: Kralın Güçlü Olduğu Yerde Halk Zayıftır Milliyet Gazetesi Röportajı, 19 Kasım 2011 Gladwell, M. : Outliers MediaCat, 2009 Güçlü A.: Bilişim Sınıfları, KPSS ve Eğitimin Geleceği Milliyet Gazetesi Röportajı, 19 Kasım 2011 Robinson, K. : Out of Minds: Learning to be Creatives, Capatone, 2001 Sony Vizyon Toplantısı Sunuşu, 2008 Swift Economics Websitesi Üzerinden OECD Factbook 2010 Verisi[İnternet]. Uygun Erişim Avrupa Yenilikçilik Puan Cetveli Sonuç Raporu

41 S A R I S İ Y A H 39

42 RÖPORTAJ Özel Statü Talebi Eğitimde Eşitlik Tanımıyla Çelişiyor mu? Röportaj Aytuğ Şaşmaz 02, eğitim konusunda çalışan ender İstanbul Lisesi mezunlarından den beri Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi bünyesinde Eğitim Reformu Girişimi (ERG) nde çalışıyor. ERG herkes için kaliteli eğitim hedefi ile Türkiye de toplumsal ve ekonomik gelişmeyi sağlayacak eğitim reformu politikaları geliştirilmesini amaçlıyor. Bu yolda farklı paydaşları bir araya getirerek, katılımcı fikir üretim süreçlerinin oluşmasına destek veriyor, araştırma, savunu ve eğitim alanlarında çalışmalarını sürdürüyor. Üniversite Giriş Sınavının kalkması, Anadolu Lisesi statüsünde yapılma ihtimali olan değişiklikler ve İstanbul Lisesi ile ilgili özel statü gibi konuların gündeme geldiği bu günlerde, Türkiye de eğitim politikası üzerine düşünen ve soru soran biriyle Türk eğitim sistemi ve bu sistem içinde İstanbul Erkek Lisesi nin nasıl var olması gerektiğini konuştuk. Aytuğ Şaşmaz sorularımız yanıtladı.

43 S A R I S İ Y A H 41

44 RÖPORTAJ Genel liseleri Anadolu lisesi seviyesine getirmek gerekir, Anadolu liselerini genel lise seviyesine getirirseniz, Türkiye büyük bir kayba uğrar. Çünkü tam da girdileri eşitlediğinizde, çıktılar arasındaki farkın daha da fazla açılmasına neden olabilirsiniz. Ama siz, örneğin İstanbul Lisesi gibi kurumlarınızı koruyup, bunlardan yararlanmanın önünü dezavantajlılar için de açacak yöntemler geliştirebilirseniz ve bir taraftan da bu tür kurumların artmasını sağlayacak ortamı yaratabilirseniz, o zaman eşitlikçi bir eğitim sistemine doğru adımlar atmış olursunuz. Bu toplumun uzun yıllardır büyük bir çabayla yarattığı kurumları yok saymak, kimseye yarar sağlamaz. Eğitimde eşitlik konusunda çalışıyorsunuz. Bu tanımdan ne anlamak gerekiyor? Tanımın kendi içinde esnekliği veya istisnaları var mı? Aytuğ Şaşmaz: Elbette farklı eğitimde eşitlik tanımları var. Tanımlar arasındaki farklılık, büyük oranda, değerlendirmede girdilerin mi, yoksa çıktıların mı göz önüne alınacağına bağlı. Artık fazla kullanılmayan eşitlik tanımlarına göre, eğitimde girdileri, yani öğretmen başına düşen öğrenci sayısını, öğretmen kalitesini, ders kitaplarını eşitlemek yeterli. Böylece çocukların eşit koşullarda yarıştığını ve kendi yeteneklerine göre bir yerlere geldikleri ya da gelemedikleri savunuluyor. Ancak, ERG olarak bizim yaptığımız eşitlik tanımı bunun oldukça ötesinde. Bize göre eğitim, diğer işlevlerinin yanında, aynı zamanda çok önemli bir sosyal politika aracı. Yani, biz çocukların eğitim ortamında eşit olmasından ziyade, eğitim aracılığıyla toplumda ulaşabilecekleri en geniş fırsatlar kümesine ulaşabilmelerini ve bu fırsatlar kümesinin olabildiğince geniş olmasını önemsiyoruz. Bu yüzden eğitimde eşitlik yerine, eğitimde eşitlikçilik kavramını Eğitim Reformu Girişimi (ERG), 24. Yasama Dönemi boyunca eğitim sistemindeki sorunların çözümü için sürekli çaba göstermeleri talebiyle Milletvekilleri ne bir dosya gönderdi. Dosya, eğitim sisteminde öncelikli olarak ele alınması gereken sorunlara ilişkin saptamaların yer aldığı beş infografikten oluşuyor. ERG nin altını çizdigi sorunlar: 1) Eğitim sistemi, çocuk ve gençlere temel becerileri kazandırmıyor. 2) Yeterince eşit degil 3) Ortaöğretim sistemi gençleri kaybediyor. 4) Eğitim hizmetlerine yeterince kamu kaynağı ayrılmıyor. 5) Eğitim ortam ve süreçlerinde çocuk hakları mevzuat düzeyinde güvence altına alınmıyor ve uygulama süreci de çok çeşitli sorunlara ev sahipliği yapıyor.

45 RÖPORTAJ ERG ye göre eğitim sistemi yeterince eşit değil. tarafından belirleniyor. Türkiye, uluslararası testlerde sosyoekonomik kökenin öğrenci başarısını en çok etkilediği üç OECD ülkesinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Tüm veriler, sistemin tamamında eşitlikçilik anlamında önemli adımlar atılması gerektiğini gösteriyor. Tabii bu noktada, adımların hangi noktada atılacağı önem kazanıyor. Bizim sistemimizde, geçmişten gelen bir durum var: Kurumlar arasında yoğun eşitsizlikler var. Bu eşitsizlik özellikle ortaöğretim ve yükseköğretim kademesinde çok yoğun. Eşitsizlik olduğu için, veliler çocuklarını iyi okullarda okutmak istiyor. Bunun yüzünden sistemde rekabetçilik artıyor. Rekabet arttıkça sosyoekonomik köken, diğer bir deyişle ailenin imkanları devreye giriyor ve çocuğun başarısı bununla belirlenmeye başlıyor. Okullar gitgide sosyoekonomik kökene göre ayrışıyor, bu da okullar arası kalite farkını daha da yoğunlaştırıyor. Gerçek bir kısır döngü bu, Türkiye eğitim sisteminin ileriye gitmesini on yıllardır baltalıyor ve bugün geldiğimiz noktada artık tepkinin yoğunlaştığını görüyoruz. Bu yüzden bazı adımlar atılmak isteniyor. Kişisel görüşüme göre, atılmak istenen adımlar önemli sakıncalar barındırıyor. Öncelikle sınav sistemi bir sorun değil, bir semptom. Evet, sınavlar eğitim sisteminin, özellikle de ilköğretimin işlememesinin en önemli nedenlerinden biri, ama büyük bir sorunun sadece görünen yüzü. Asıl sorun, ortaöğretimde ve yükseköğretimde kurumlar arası kalite farklarının çok çok yoğun olması. Öncelikle kamunun, devletin bu sorunun çözülmesi için uzun vadeli bir strateji belirlemesi gerekir. Bugün geldiğimiz noktada tüm genel liseler Anadolu lisesi olacak deniyor, ama bunun nasıl olacağı belli değil. MEB in geçtiğimiz yıl yayımladığı Performans Programı na göre bu işe Türkiye genelinde bir yılda TL ayrılmış TL ile tüm genel liselerin tabelasını değiştiremezsiniz. Çok gerçekçi planlar yaparak, genel liseleri Anadolu lisesine nasıl dönüştürürüm, ne yaparsam dönüştürürüm, bu işe ne kadar kaynak ve zaman ayırmam gerekir, bunun hesabının yapılması gerekir. Ve bunu yaparken akılda tutulması gereken en önemli ilke şudur: Genel liseleri Anadolu lisesi seviyesine getirmek gerekir, Anadolu liselerini genel lise seviyesine getirirseniz, Türkiye büyük bir kayba uğrar. Çünkü tam da girdileri eşitlediğinizde, yani eğitim sistemini kuru bir hale getirdiğinizde, çıktılar arasındaki farkın daha da fazla açılmasına neden olabilirsiniz. Eğitim sisteminin ürettiği çıktılar, eğitim sistemi dışındaki birçok faktör tarafından belirlenmeye başlar, sistem edilgenleşir. Ama siz, örneğin İstanbul Lisesi gibi kurumlarınızı koruyup, bunlardan yararlanmanın önünü dezavantajlılar için de açacak yöntemler geliştirebilirseniz ve bir taraftan da bu tür kurumların artmasını sağlayacak ortamı yaratabilirseniz, o zaman eşitlikçi bir eğitim sistemine doğru adımlar atmış olursunuz. Bu toplumun uzun yıllardır büyük bir çabayla yarattığı kurumları yok saymak, kimseye yarar sağlamaz. Liselere girişin sınavsız olması, uzun zamandır halkın istediği bir şeydi; şimdiyse gerçekleşmesi ihtimali söz konusu. Biz bunu sadece İEL li olduğumuz için mi istemiyoruz? Sınavsız okula girişin zararlarının neler olabileceğini düşünüyorsunuz? Bu alanda çok kesin çıkarımlar yapmamak lazım. Toplumun bu alanda ne istediğine ilişkin iyi veriler yok elimizde maalesef, çünkü araştırma yok. Yapılmış birkaç araştırmaya göre, eşitlik Türkiye toplumunun gerçekten önemsediği bir şey. Bu da çok iyi, bu kadar eşitsizliğin olduğu bir toplumda, eşitlik hayalinin kuruluyor olması çok önemli ve güzel.

46 Bir sistemin içinde, kendi kendini yöneten, gelişmiş kurumların bulunması, o sistemin eşitsizlik yarattığını göstermez, özellikle de çıktı temelli eşitlikçilik yaklaşımına göre. Tam tersi, politika yapıcıların bu kurumları eşitsizliklerin üstesinden gelmek için nasıl daha iyi kullanırım diye düşünmesi gerekir. Bunun yolu da özel statüden geçer. Ben kişisel olarak, tüm genel liseler Anadolu liselerine çevrildiğinde de Anadolu liselerine girişin sınavsız olabileceğine, ya da uygulanan politikaların böyle bir sonuca yol açabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Genel liseler Anadolu lisesine çevrildiğinde de, tüm ortaöğretim sistemi Anadolu liselerinden oluşuyor olmayacak. Kimin Anadolu liselerine, kimin mesleki ortaöğretime devam edeceğini belirlemek için yine bir seçme sistemi olacak ve bu sistem, ister çoktan seçmeli sorulardan oluşan merkezi bir sınav olsun, ister okuldan alınan notlara dayansın, yine eğitimin eşitlikçi olabilmesini zedeleyebilecek şekilde işleyecek. O yüzden, bugünkü tüm genel liseleri Anadolu lisesi yapıyoruz, sınav kalkacak retoriğini çok gerçekçi bulduğumu söyleyemem. Dediğim gibi, uzun vadeli bir strateji olmadan ve gerekli kaynaklar bu işe ayrılmadan, kurumlar arası farklılıkların üstesinden gelemezsiniz. Kurumlar arası farklılıklar, bu ölçüde yoğun olduğu için ve sistemin bugünkü işleyişinden dolayı (daha önce bahsettiğim kısır döngü) büyük problem yaratıyor, yoksa elbette kurumlar arasında farklılıklar olacak. Bu farklılıkları yönetilebilir düzeyde tutmak ve sistemin işleyişine zarar vermeyecek hale getirmek gerek. Sınavsız giriş, bu şekliyle ve bu politika gidişatıyla uygulamaya konulursa, kurumlar arası farklılıklar daha da artar, ancak farklılıklar bu kez özel liselerle devlet liseleri arasında olur. Eğitim sistemi, çok önemli bir güç kaynağını yitirmiş olur, böylece eşitsizlikler sisteme daha çok yansır, sistem edilgenleşir ve eşitlikçi yapısı daha da büyük bir yara almış olur. Eğitimde başarıyı, üst kademelere ilerleyebilmeyi yalnızca özel liselere, dolayısıyla çocuğun ailesinin sosyoekonomik durumuna bağlamış olursunuz. Bu zaten şu anda da görmekte olduğumuz bir trend, resmi kurumlar büyük bir güç kaybına uğruyor, umarım bu yanlış yapılmaz. İstanbul Lisesi bir yandan özel statü, bir yandan eğitimde eşitlik istiyor. Birbiriyle çelişmiyor mu? Belirttiğim sebeplerden dolayı, yani sistemin yapısının eşitsizlik üretecek şekilde başıboş bırakılmış olmasından dolayı, İstanbul Erkek Lisesi de sistemde eşitsizliklerin yeniden üretilmesinde belli bir rol oynamış olabilir. Yani son yıllarda İEL e giren öğrencilerin yalnızca belli bir sosyoekonomik gruptan gelmesi, İEL in kapılarının dezavantajlı öğrenciler için gitgide kapanmış olması gibi bir durum ortaya çıkmış olabilir. Sistemin tamamına bakınca bu olasılık akla gelmiyor değil. Ancak dediğim gibi bu durum, ilköğretimde dezavantajlılara özel müdahaleler olmamasıyla, sınavın artık sistemdeki tüm paydaşların birincil hedefi haline gelmiş olmasıyla ve çok büyük bir sektör yaratmış olmasıyla, okulun ilköğretim sisteminde merkezi rolünü kaybetmiş olmasıyla açıklanması lazım, İstanbul Lisesi nin çok iyi bir okul olmasıyla değil. Sistemdeki eşitsizliği İEL yaratmıyor. Toplumsal eşitsizlikler var ve bu eşitsizliklerin üstesinden gelecek özel müdahaleler eğitim sistemine içkin bir şekilde yer almadığı için, İEL de eşitsizliklerden nasibini almış oluyor. Eşitsizliklerin kaynağını İEL de bulmadığınızda, İEL in hem çok iyi bir okul olması hem de eşitlik talebinde bulunması hiç de çelişkili olmadığını görürsünüz. İstanbul Lisesi nin özel statü isteği ayrı bir mesele, bana kalırsa. Bugünkü durumda bu özel statü talebi eşitlik argümanıyla karşılaştığı için çelişkili gibi gösterilse de, Sarı-Siyahlı camianın bunun karşısında durması gerekir. Bir sistemin içinde, kendi kendini yöneten, gelişmiş kurumların bulunması, o sistemin eşitsizlik yarattığını göstermez, özellikle de çıktı S A R I S İ Y A H 45

47 RÖPORTAJ temelli eşitlikçilik yaklaşımına göre. Tam tersi, politika yapıcıların bu kurumları eşitsizliklerin üstesinden gelmek için nasıl daha iyi kullanırım diye düşünmesi gerekir. Bunun yolu da özel statüden geçer. İEL gibi, camiası, etrafında yarattığı çeşitlilikli paydaşlar grubu olan kurumların kendi kendilerini yönetmeleri esastır zaten. Bu paydaşlar grubunun farklı üyelerinin, örneğin mezunların, öğretmenlerin, öğrencilerin birbirlerini etkili bir şekilde denetleyebilecekleri varsayılır. Kamuya düşen, bu özerkliğin sistemin genel çerçevesiyle uyumlu bir şekilde işlemesini sağlamaktır. Benim camiaya önerim, özel statü/kendi kendini yönetme hakkı isterken, eğitimde eşitlik argümanından korkmayalım. Tam tersine, İEL gibi güçlü kurumlar, bugün sisteme içkinleşmiş eşitsizliklerin üstesinden gelinmesi için bir araçtır. Diğer durum, kamu eğitim sisteminin tüm özelliklerini yitirmesine, yenilmesine neden olur. İstanbul Lisesi açısından bakarsak hedefimiz ne olmalı? Bu hedefe ulaşmak için nasıl bir yol izlenmeli? Bana kalırsa öncelikli hedefimiz, neyi niçin istediğimiz konusunda camia içinde katılımcı bir süreç başlatmak olmalı. Bu süreçte, İEL yi nerede konumlandırdığımız da ortaya çıkar. Camia da içtenlikli bir şekilde şu soruyu kendine sormalı: Biz İEL yi kendi statümüzün bir sembolü olarak mı korumak istiyoruz, yoksa Türkiye toplumunun daha iyi yarınlara ulaşması için bir kurum, bir ekol olarak mı? Camianın ikincisine doğru yol alacağını tahmin ediyorum, umuyorum. Buradan sonra nasıl bir özel statü istediğimizi ve bunu neden istediğimizi çok açıkça ortaya koymamız lazım. Özel statü talebi, o okul ya da kurum fazladan katma değer sağlıyorsa ve bu katma değeri açıkça gösterebiliyorsa anlamlı olabilir. Diğer bir deyişle İEL in öğrencilerde yarattığı katma değeri ve bunun neden eğitimde eşitlikçiliğin sağlanması için önemli olduğunu ortaya koyması lazım. Yani şunu araştırmalarla net bir şekilde ortaya koyabilmemiz lazım: İstanbul Lisesi, dezavantajlı ailelerden gelen çocuklar da dahil tüm öğrencilerine, ortaöğretim seviyesinde edinilmesi gereken becerileri, üzerine sağlam bir yabancı dil becerisini (Almanca), üzerine farklı bir kültürle doğru, sorgulayıcı bir ilişki kurulması için gerekli becerileri kazandırıyor ve bu beceri setine sahip insanlar Türkiye için çok önemli. Sonrasında yaratılan bu etkinin sürmesi için özel statünün anlamlı olduğunun ortaya konması lazım. Ama şunu da unutmamalı: İEL gibi gelişmiş kurumların kendi kendilerini yönetmesi zaten esastır. İEL in etrafında toplanan camianın okulun kendi kendini yönetmesini sağlayacak çeşitli mekanizmaları içinde barındırdığı rahatlıkla kabul edilebilir. Yani özel statü İstanbul Lisesi, dezavantajlı ailelerden gelen çocuklar da dahil tüm öğrencilerine, ortaöğretim seviyesinde edinilmesi gereken becerileri, üzerine sağlam bir yabancı dil becerisini (Almanca), üzerine farklı bir kültürle doğru, sorgulayıcı bir ilişki kurulması için gerekli becerileri kazandırıyor ve bu Türkiye için çok önemli. / kendi kendini yönetme hakkını iki şekilde de gerekçelendirebilirsiniz: İEL in halihazırda kendi kendini yönetebilecek bir camiaya sahip olduğu ve İEL in bu özel statüyü haklı çıkaracak ölçüde katma değer yarattığı. Özel statü talebinin, tüm bunların ışığında, ayrıntılandırılmış bir biçimde ortaya konması gerekiyor. İEL, hangi alanlarda özerklik istiyor ve bunlar neden anlamlı? Okula öğrencileri kabul etme, öğretmenleri seçme, öğretim yöntemini belirleme, müfredatı belirleme, finansal yönetim gibi alanlarda neden ve ne ölçüde özerklik istiyoruz? Camia açıklıkla bunları tartışmalı, ayrıntılarıyla belirlemeli ve Milli Eğitim Bakanlığı nın karşısına çok açık bir taleple çıkmalı. Örnek alınabilecek özel statü veya özerklik sistemlerinden (akademi statüsü, charter okulları vb.) bahsedebilir misiniz? Doğru sistem ne olmalı? Örnek gösterilebilecek böyle bir sistem veya uygulamalar var mı? Dünyada uygulanan farklı okul özerkliği sistemleri var. Bunları okulların hangi alanlarda ne derece özerk olduklarına ve eğitimi uygulamak üzere kamu mali kaynaklarını kullanıp kullanmadıklarına göre gruplandırıp değerlendirme yapılabilir. Benim bildiğim bir örnek, İngiltere deki akademi ler. Bu akademiler, devlet tarafından yönetilen (maintained) okullardan, okulun yönetiminin farklı paydaşların bir araya geldiği bir kurula devredilmiş olmasıyla farklılaşıyorlar. Kurul, okula devredilmiş bazı alanlarda yönetim işlevini yerine getiriyor. ABD de benzer şekilde bazı okullara, okulla yapılan anlaşma (charter) neticesinde, çeşitli alanlarda özerklik sağlanıyor. Anlaşmada okulun yükümlülükleri ve bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin merkezi hükümet ya da eyalet hükümeti tarafından nasıl değerlendirileceği ve bu değerlendirmenin sonuçlarının ne olacağı da yazılı oluyor. Tam da böyle bir anlaşma talebiyle çıkabilir okul ve camia Bakanlık ın karşısına. MEB de, okulların politika yapan kuruluşlara dönüştürülmesi, özerklik sağlanması, okullar etrafında okulların sorumluluğunu Bakanlık la paylaşan kurullar bulunması konusunda adımlar atıyor. İyi bir zamanlama olabilir. Benim okul özerkliği konusundaki önerim şu şekilde: Okul, öğrencilerin seçimi ve okul yöneticilerinin atanması alanında özerklik talep etmeli. Öğretmenlerin bir kısmının ve müfredatın belli sınırlar içinde bir kısmının belirlenmesi de bu özerkliğe dahil olmalı. Okul, Türk öğretmenlerin büyük çoğunluğunun Bakanlık tarafından okula atanmasını ve öğretim yöntemi ve müfredatın Bakanlık tarafından belirlenmesini kabul etmeli, çünkü halen Türkiye eğitim sisteminin bir parçası olarak kalmalıyız. Ama okulun katma değerini ortaya çıkarmasını sağlayacak ders ve etkinliklerini gerçekleştirmesini olanaklı kılacak belli bir özerklik alanına da

48 Gençlerin ihtiyaçlarına yanıt veremeyen ortaöğretim sistemi yüzünden, Türkiye nesillerini kaybediyor. ihtiyacı var. Okul kamu mali kaynaklarını özerkçe kullanabilmeli, ama vakıf/okul bu özerkliğin karşılığında okulun her zaman bir devlet okulu olarak kalacağını ve belli miktar bir kaynağı da okula aktaracağını garanti etmeli. Tüm bunların karşılığında, önemli bir kısmı dezavantajlı ailelerden gelen çocuklarda nasıl bir katma değer yaratacağının garantisini, okul/camia/vakıf devlete verebilmeli. Karşılıklı güven ilişkisi içinde gerçekleşecek bu türden bir anlaşma, aynı anda hem okulun özerkleşmesini hem de sevdiğimiz/güvendiğimiz özelliklerinin daha da gelişmesini hem de Türkiye eğitim sistemine katkı sunmasını sağlayacaktır. Bu çözümün gerçekleşebilmesi içinse, hem modelin tüm paydaşların katılımı ve kabulüyle ortaya çıkması hem de modelin uygulanabilir olması lazım. Bütün bunlar çok hassas ve İstanbul Lisesi nden yetişen çok fazla eğitimbilimci olmadığı için çok dikkatli ilerlememiz gereken konular. Model, çok ayrıntılı bir biçimde belirlenmeli ve okulun zararına olabilecek garantilerden kaçınılmalı. ERG nin ortaöğretimdeki dönüşümle ilgili önemli bir raporu var. Kısa bir özet alabilir miyiz? ERG, her yıl yayımladığı Eğitim İzleme Raporları nda ortaöğretimde süren dönüşümü kamuoyu için daha görünür kılmaya çalışıyor. Türkiye de ortaöğretim maalesef çok sorunlu bir noktada. Ortaöğretim ya üniversiteye geçişte bir ara kademe ya da mesleksizlik/ işsizlik sorununun kolay yoldan çözümü olarak tartışılabiliyor. Ortaöğretimin insan hayatının çok önemli bir çağında, bireyin kişisel gelişiminin farklı alanlarını desteklemesi gereken bir eğitim kademesi olarak algılandığını görmüyoruz hiç. Bu bakış açısı, elbette sonuçlara da yansıyor: Her yıl, ortaöğretime kayıtlı öğrencilerin neredeyse % 10 u liseleri diplomasız terk ediyor. Bu çocuklar, liselerde hiçbir şey öğrenmediklerini düşünüyor olmalılar ki, başladıkları bir eğitim kademesini bırakmayı göze alsınlar. İlginç bir şekilde, ortaöğretimde okulu terk Türkiye de, diğer tüm eğitim göstergelerinin aksine, bölgelere göre farklılık göstermiyor. Yani Marmara da da terk çok yüksek, Güneydoğu Anadolu da da. Bu sistemin içinden kaynaklanan bir sorun olduğu savını güçlendiriyor. Bakanlık, ortaöğretimdeki sorunun farkında ama yanlış teşhis ediliyor. Bunun yalnızca okulların özelliklerinin birbirlerine bir şekilde yaklaştırılmasıyla ve meslek liselerinin sistem içindeki ağırlıklarının artmasıyla çözüleceği sanılıyor. Ama kimse çıkıp Bu gençler ne istiyor, neden okulları terk ediyorlar, bizim onların bireysel gelişimini desteklemek için ne yapmamız lazım? diye sormuyor. Bu maalesef, çuvaldızı kendimize de batırmamız lazım, tüm eğitim sistemine yaygın bir sorun. İEL de de eğitim-öğretimin, gençlerin ihtiyaç ve taleplerine daha fazla yanıt verecek şekilde geliştirmek yönünde bir kaygıdan yeterince beslendiğini düşünmüyorum. Lütfen kimse bu eleştirime kızmasın, kişisel bir eleştiriden ziyade okul içinde bu tür mekanizmaların olmamasından kaynaklanan bir durum bu. Özerklik, doğru kurgulandığında, bu türden bir sürekli gelişmenin önünü açabileceği için de anlamlı. Özerklik talepleriyle birlikte, okulda eğitim-öğretimin nasıl geliştirilebileceğini düşünmenin, özerklik talebini de bu çabalarla meşru kılmanın tam zamanıdır bence. Devletin gücünün tüm liseleri İstanbul Lisesi seviyesine getirecek kadar olmadığı da bilindiğine göre, eşitlik illa aşağıda bir yerlerde mi gerçekleşecek? Başka bir yol var mı? Devletin gücü, eğer isterse ve doğru planlama yapılırsa, liselerin seviyesini, belli bir zaman dilimi içinde, üst düzeylere çekmeye yeter. Türkiye de kamu kesiminin gücü aslında birçok şeye yetiyor, dünyanın 17. büyük ekonomisi olmakla övünüyoruz, bu ekonomi içinde kamu da aslında oldukça kuvvetli. Ancak devletin gücü, İstanbul Lisesi nde biriken deneyimi, belleği, kültürü yeniden oluşturmaya ya da başka kurumlarda birebir tekrar etmeye yetmez. Buna kimsenin gücü yetmez, çünkü o tarihsellik içinde oluşmuş bir deneyimdir bu. Bunu gösterebilmemiz, bunun toplum için yararını ortaya koyabilmemiz gerekiyor. Kendi deneyimimizden yola çıkarak, Türkiye deki diğer liselerin nasıl daha da iyi olabileceğine katkı yapabileceğimizi göstermemiz gerekiyor. İstanbul Lisesi nin artık diğer liselerle rekabet etmek gibi bir kaygıdan ziyade, deneyimini yol gösterici hale getirme kaygısı gütmesi gerekiyor. S A R I S İ Y A H 47

49 ARAŞTIRMA Özel Statü Şart Eğitimde farklı uygulamaları olan, gelenekleri ve kurumsal kültürü gelişmiş, mezunlarının başarılarıyla toplum hayatımıza damgasını vurmuş, uluslararası eğitim ilişkileri bulunan ve 128 yıllık onurlu bir tarihe sahip olan İstanbul Lisesi nin, özellikleri ve eğitim kalitesini koruyarak sürdürebilmesi için en kısa zamanda farklı olan statüsüne ve mevzuatına sahip olması gerekmektedir. Bu konuda da en büyük görev, Okul yönetimi dışında Sarı-Siyahlı Camia nın kuruluşlarına ve değerli mezunlarına düşmektedir. İstanbul Lisesinde son yaşananlar okuldaki eğitim kalitesinin korunması sorununu tekrar gündeme getirdi. Konunun önem ve aciliyetini gözönüne alarak İstanbul Lisesi nin Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Sistemi ndeki Yeri ve Önemi başlıklı bir rapor hazırladım. Aşağıda bu raporun önemli bir bölümünü oluşturan Sorunlar, Çözüm Önerileri ve Sonuç bölümünü bulabilirsiniz. Ancak, konuyu daha iyi anlayabilmek için önce Türk-Alman Kültür Anlaşması nın kilometre taşlarına ve 2005 ten sonra meyrana gelen gelişmelere kısaca bakmak gerekir. Türk-Alman Kültür Anlaşması 8 Mayıs 1957 de Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti hükümeti arasında bir kültür anlaşması imzalanmıştır. Anlaşma gereği, öğretim yılından itibaren İstanbul Lisesinde Almanca ağırlıklı eğitim başlamıştır Mayıs 1986 tarihinde Bonn da yapılan Türkiye Federal Almanya Daimi Kültür Karma Komisyonu nda İstanbul Lisesi nde Görevli Alman Öğretmenlerin Personel Staüsü iki devlet yetkililerince kabul edilmiştir. 30 Mayıs 1986 da Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı 112 sayılı kararıyla İstanbul ve Galatasaray Liseleri Bir Kısım Derslerin Öğretimini Yabancı Dille Yapan Resmi Okullar Yönetmeliği nde diğer liselerden farklı konumda ele alınmıştır. 5 Temmuz 1993 tarihinde bu husus Tebliğler dergisinde yayınlanan yönetmelikte teyit edilmiştir öğretim yılında Sekiz Yıllık kesintisiz Zorunlu İlköğretim uyulaması ile, İstanbul Lisesi 2 yılı hazırlık olmak üzere 5 yıllık eğitime başlamıştır. 14 Ekim 1999 tarihinde kabul edilen Anadolu Liseleri Yönetmeliği nde Hazırlık sınıfı iki yıl olan okullarda nakil isteğinde bulunan öğrenciler, bulundukları sınıfın yabancı dil dersinden yazılı ve sözlü seviye belirleme sınavına alınır ve başarılı olanların nakilleri yapılır. denilerek Lisemizin özel durumu vurgulanmıştır. 9 Ocak 2009 da 1986 tarihinde imzalanan Görevli Alman Öğretmenlerin Personel Staüsü sü yeniden düzenlenmiştir. Bu statü ile Alman öğretmenler, Türk yönetimi ve öğretmenleri ile yoğun bir işbirliği içinde, İstanbul Lisesi öğrencilerine lise diplomasının yanında Alman Genel Yüksek Okul Yeterlilik Sınavı Diploması (Abitur), Almanya II. Basamak Dil Diploması ve Türk Üniversite Giriş Sınavlarını kazandıracak üstün bir eğitim-öğretim hizmeti vermekle görevlendirilmişlerdir. 26 Nisan 2011 tarihinde İstanbul Lisesi Yurtdışı Alman Okulları Üstünlük Belgesi ile

50 İstanbul Lisesi öğrencilerinin Abitur başarısı medyada da geniş yer buldu. ödüllendirilmiştir. Bunu Almanya dışındaki Almanca Ağırlıklı eğitim yapan 138 okul içerisinde en büyük başarıyı göstermesiyle hak etmiştir ten Sonra Meydana Gelen Gelişmeler öğretim yılında Anadolu Liselerinin hazırlık sınıfları kaldırılırken, İstanbul, Galatasaray ve Kadıköy Anadolu Liselerinin 2 yıl hazırlık uygulaması devam etmiştir. Sonraki dört öğretim yılı içinde bu istisnaya başka Anadolu liseleri de eklenmiştir. Bu süreçte yapılan iki değişiklik çok önemlidir: te yönetmelikte yapılan değişiklikle bu okullara yapılan nakillerde seviye tesbit sınavı yapılması kuralı kaldırılmıştır. Halbuki, Alman Hükümeti ile imzalanan Personel Statüsüne göre her yıl 6 şubeye 180 öğrenci alımına göre Alman hükümetince öğretimen görevlendirilmesi yapılmakta, bu da kontenjan dışında nakillere izin vermemektedir. Bu yüzden yapılan değişiklik, nakillere açık konum oluşturmuştur öğretim yılına kadar haftada 40 olan ders saati toplamı, Abitur için ihtiyaç duyulan ders saatine yeterli iken, bir yıl sonra 35 saate indirilmiştir. Bu da Abitur uygulama için ihtiyaç duyulan yabancı dil, matematik ve fen dersleri saatlerini karşılamamıştır. İstanbul Lisesi Okul Müdürlüğü Alman Bölüm Başkanlığının talebiyle, durumu MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü ne bildirmiştir. Genel Müdürlük 18 Nisan 2011 de, her ne kadar İstanbul Lisesi hazırlık sınıfı üzerine 4 yıl eğitim veren resmi Anadolu Lisesi grubu içerisinde yer alan okullar statüsündedir demişse de, Okul Müdürlüğünce, mevcut mevzuat çerçevesinde ihtiyaç duyulan ilave programların uygulanmasının yerinde olacağını da belirtmiştir. Bu şimdilik sorunu çözmüştür. Fakat, aynı tarihte başvuran Galatasaray Lisesi nin haflalık ders çizelgesi, özel statüsü nedeniyle Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nca kabul edilmiştir. İstanbul Lisesi nin Sorunları ve Çözüm Önerileri 1. Farklı statüye sahip olma: T.C. hükümetleri ile Federal Almanya hükümetleri arasında 1958, 1986 ve 2009 yılında yapılan anlaşmalara rağmen, okulumuz farklı bir statüye sahip değildir. Bu nedenle bir yıl hazırlık üzerine dört yıl öğretim veren resmi Anadolu lisesi grubu içinde yer alan okullar statüsünde kabul edilmektedir. Okulla ilgili tüm sorunların tamamı, bu kabulün oluşturduğu bakış açısından kaynaklanmaktadır. S A R I S İ Y A H 49

51 ARAŞTIRMA Türk-Alman Kültür Anlaşması nın 50. Yılı nedeniyle İstanbul Lisesi nde düzenlenen sempozyum ve Abitur diploması ÇÖZÜM ÖNERİSİ: Galatasaray Lisesi gibi farklı bir statüye ve mevzuata sahip olunması gerekmektedir. Bu konudaki yasal dayanaklarımız şunlardır: a Kültür Anlaşması b Personel Statüsü c Personel Statüsü d Abitur Uygulaması e. Yönetmeliklerdeki İstanbul Lisesi ne mahsus hükümler f. İstanbul Lisesi ne mahsus 1999, 2004, 2005 Haftalık Ders Dağıtım Çizelgeleri Farklı statü konusundaki seçeneklerimiz şunlardır: a. Milli Eğitim Bakanlığı nca İstanbul Lisesi ne mahsus özel bir yasa ve yönetmeliğin kabulü, b. Almanya ve Türkiye deki üniversitelerden biri ile entergre olunması, c. İstanbul Erkek Liseliler eğitim Vakfı nca kurulacak bir üniversite veya yüksek okul ile entegre olunması. 2. Abitur ve Dil Diplomasına Uygun Ders Programı: Abitur un başladığı 1999 yılından öğretim yılına kadar Almanca, İngilizce, Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji derslerinin saatleri, İstanbul lisesi ne mahsus bir çizelgeyle bu programa uyumlu olarak düzenlenmekteydi. Ancak bu durum Abitur un gereklilikleri göz önüne alınmadan azaltıldı. ÇÖZÜM ÖNERİSİ: Farklı statü kazanıldığında bize özel ders dağıtım çizelgeleri kendiliğinden hazırlanacaktır. Bu zamana kadar Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel müdürlüğü ve Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı ile yakın temasa geçilmeli ve ihtiyaca göre farklı çizelge hazırlanması sağlanabilir. 3. Yönetici ve Öğretmen Atamaları: Alman öğretmen ve yöneticilerin seçimi ve atamaları Alman hükümetince yapılmaktadır. Türk yönetici ve öğretmen atamaları okulun diğer okullarla aynı kategoride görülmesinden dolayı aynı kriterlerle yapılmakta, performans ve yeterlilik göz önünde bulundurulmamaktadır. Sadece kıdeme göre oluşturulan hizmet puanı üstünlüğüne göre yönetici ve öğretmen atanmaktadır. Sık sık yaşanan bu değişimler, kurumun kültürünün ve hafızasının kaybolmasına ve idari işlemlerin aksamasına yol açmaktadır. ÇÖZÜM ÖNERİSİ: Farklı statü mevzuatında, atamalarda farklı ölçütler (akademik eğitim, mesleki performans vb.) göz önünde bulundurulmalıdır. Bu konuda entegre olunacak okuldan görüş alınmalıdır. 4. Öğrenci Nakilleri: Okulumuz Türkiye nin ilk 1000 e giren üstün zekalı çocuklarının en yüksek puanla girdikleri bir eğitim kurumudur ve diğer liselerden farklı olarak öğrencilerini Abitur ve dil diploması ile mezun eder. Bu nedenlerle kontenjanı uluslararası bir anlaşmayla sınırlandırılmıştır. Buna rağmen öğrenci nakilleri karşımızda büyük bir sıkıntı olarak durmaktadır. Kaldı ki, eğer boş kontenjan bulunduğu taktirde mevzuatımızda bu nakli engelleyici bir hüküm bulunmamaktadır. Hatta yurtdışından gelen öğrencilerde puan şartı bile aranmamaktadır.

52 T.C. hükümetleri ile Federal Almanya hükümetleri arasında 1958, 1986 ve 2009 yılında yapılan anlaşmalara rağmen, okulumuz farklı bir statüye sahip değildir. Bu nedenle bir yıl hazırlık üzerine dört yıl öğretim veren resmi Anadolu lisesi grubu içinde yer alan okullar statüsünde kabul edilmektedir. Okulla ilgili tüm sorunların tamamı, bu kabulün oluşturduğu bakış açısından kaynaklanmaktadır. Bu sorun çözümlenemezse, okulun uluslararası anlaşmalardan doğan farklı yapısı bozulma, eğitim kalitesi ve başarısı düşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. ÇÖZÜM ÖNERİSİ: 2009 da imzalanan Personel Statüsü ndeki 180 öğrenci kriteri esas alınmalıdır. Kontenjan açığı oluşması halinde, bu açık sadece ortaöğretime geçişte esas alınan puan üstünlüğüne göre doldurulmalıdır. Bu hususun Anadolu Liseleri Yönetmeliği nde özel olarak belirtilmesi için Bakanlık yetkilileri görüşülmelidir. Sonuç İstanbul lisesi ni diğer liselerden farklı kılan özellikleri şöyle sıralayabiliriz: 1. İstanbul Lisesi, eğitim ve başarılarıyla bugüne kadar toplum hayatımıza öncülük eden ve mezunlarıyla her alanda başarılı olan 128 yıllık seçkin bir eğitim kurumudur. 2. Oukulumuz, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarında üstün bir vatan ve millet sevgisine sahip olduğunu kanıtlamıştır. Bu nedenle Düyûn-ı Umûmiye binası Atatürk tarafından mükafaten İstanbul Lisesi ne verilmiştir. 3. Öğrencileri çeşitli sosyal etkinliklerde, projelerde ve matamatik-fen yarışmalarında ulusal ve uluslararası düzeyde başarılar göstermektedirler. 4. Mezunları her yıl üniversite giriş sınavlarında Türkiye birincilikleri almakta ve % 95 i yurt içinde ve dışında seçkin üniversitelere yerleşmektedir. 5. Okulda akademik bilgi dışında sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk, dayanışma, birlik ve beraberlik. Dürüst ve ahlaklı olma, ilkeli durma duygu ve davranışları kazandırılmaktadır. 6. Devlet okulları içinde yabancı dil eğitimine ilk başlayan (1916) okullardan biridir. Almanca nın yanısıra İngilizce de en iyi biçimde öğretilmektedir yılında başlayan Abitur uygulamasında öğrencilerimiz 2011 yılında en üst başarı seviyesine ulaşmış ve 5 öğrenci en yüksek seviye olan 1,0 ı tutturmuştur. Bu nedenle okulumuz, Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulf tarafından Üstünlük belgesi ile ödüllendirilmiştir. 8. Öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz yaz okulları, kardeş okul uygulamaları ve AB projeleri kapsamında sürekli küreselleşen dünya ile iletişim halindedir. Sonuç olarak; eğitimde farklı uygulamaları olan, gelenekleri ve kurumsal kültürü gelişmiş, mezunlarının başarılarıyla toplum hayatımıza damgasını vurmuş, uluslararası eğitim ilişkileri bulunan ve 128 yıllık onurlu bir tarihe sahip olan İstanbul lisesi nin, özellikleri ve eğitim kalitesini koruyarak sürdürebilmesi için en kısa zamanda farklı olan statüsüne ve mevzuatına sahip olması gerekmektedir. Bu konuda da en büyük görev, Okul yönetimi dışında Sarı-Siyahlı Camia nın kuruluşlarına ve değerli mezunlarına düşmektedir. Çalışma Sarı-Siyanlı Camia dan, takdir ve sonuçlandırma ise Milli Eğitim Bakanlığı ndan olacaktır. S A R I S İ Y A H 51

53 ANALİZ 50= 50 Elli, Elliye Eşit midir? Ya da Sınav Niçin Yapılır? Bir sınavda iki kişinin aynı puanı aldığını düşünelim. 50 puan alan iki kişi farklı soruları doğru yaparak bu puanı almışlarsa farklı konuları biliyorlar demektir. Bu iki 50 nin eşit olduğunu söyleyemeyiz. Eğitimcinin görevi kişilere nelerden elli aldığını göstermek ve neleri daha iyi yapabileceğini kendisine geri bildirimle iletmektir.

54 Herr Hackenberg lise son sınıftaki 6 FEN-C öğrencilerine yeni ders yılındaki ilk Fizik dersini vermek üzere sınıfa girdi ve ilk sözleri şu oldu: Benim hakkımda duyduğunuz tüm olumsuz şeyler doğrudur. Yan sınıftaki Edebiyat bölümüne geçmek için hala şansınız vardır. Sınıf titredi biraz ama hiç ses çıkmadı. Hackenberg ten herkes korkardı. Kendisinden değil sınavdaki sorularından. Ünü tüm okulu sarmıştı. O, sınavlarda kitapları açmaya izin verirdi. Formülleri ezberlemeye gerek yoktu. Soruların yanıtlarını sınav süresinde kitaptan aramaya kalkmanın çok geç olduğunu söylerdi. Zaten bulamazdınız da yanıtları orada. Herr Hackenberg bize Fizik dersinin yanısıra çok önemli başka bir şey öğretiyordu aslında. Yıllar sonra bunun ayırdına vardık belki. Öğrenmek için anlatılanları anlamak gerekiyordu. Formülleri ezberlemek değil. Yetişkin Eğitimi Yetişkin eğitimi konusunda yaptığım araştırmalar ve okuduklarım, şirket eğitimlerinde yaşadıklarım ve gördüklerimle örtüşüyor. Yetişkin eğitimi için gerekli olan unsurları örneklerle anlatayım size. Yetişkin eğitiminin amacına hizmet edebilmesi için öncelikle katılımcıların bulundukları ortamda rahat olmaları gerekiyor. Yani öncelikle fiziksel koşulların (sıcaklık, oturma, konum vb.) uygun olması gerekir. Eğitimcinin dikkat etmesi gereken önemli noktalar bilgi geçişinin gerçekleşmesine doğrudan etki ediyor. Birinci nokta verilen bilginin niçin verildiğinin anlatılması. Niçin i bilmeden insanlar ne ye sarılmıyorlar. Ne yi verirken de yapılandırılmış şekilde aktarmak gerekiyor. Yani bir mantık silsilesi içinde insanın anlayacağı ve alınan yeni bilginin bir önceki ile bağlantı kurulabileceği şekilde anlatılması gerekiyor. Buradaki önemli faktör katılımcıların (öğrencilerin) algı şekillerine dikkat edilmesi. Her insanın farklı şekilde öğrendiğini bilen Eğitimci onlara hem görsel hem işitsel hem de dokunsal olarak hitap edebilmeli. Yani derse girip yalnız sözle anlatımda bulunan eğitimci işitsel algısı güçlü olan öğrenciler tarafından kolaylıkla anlaşılacaktır. Gösterilen slaytlar, verilen belgeler üzerindeki yazılar görsel algısı güçlü olan kişiler tarafından kolaylıkla anlaşılacaktır. Tahtaya kaldırmak veya kendi defterlerine yazdırmak yoluyla da dokunsal (kinestetik) algısı güçlü olanlar bilgiyi kolaylıkla edinecekleridir. Eğitimci bu nedenle tüm yöntemlerin karışımını kullanmalı ve tek bir yöntemle eğitimi gerçekleştirmemelidir. Öğrenmenin Tescili Bilgi ve davranış değişikliğine yol açacak en önemli konu ise alınan bilginin, görülen davranışın tekrar edilmesi (beyinde yollar böyle açılıyor) ve uygulanmasıdır. Eğitimci anlattığı konunun katılımcılarca anlaşıldığını kontrol etmeli ve onların tepkilerini almalıdır. Konuyu anladılar mı? Soruları var mı? Öğrenmenin tescili ise geri bildirim ile olur. Bu, öğrenen kişinin ne kadar anladığını denetlemektir. İşin kolayına kaçan eğitimci bir sınav yapıp kişiye notunu söyleyebilir. Ama sınav ölçmek için yapılmamalı öğrenmeyi pekiştirmek için yapılmalıdır. Bir sınavda iki kişinin aynı puanı aldığını düşünelim. 50 puan alan iki kişi farklı soruları doğru yaparak bu puanı almışlarsa farklı konuları biliyorlar demektir. Bu iki 50 nin eşit olduğunu söyleyemeyiz. Eğitimcinin görevi kişilere nelerden elli aldığını göstermek ve neleri daha iyi yapabileceğini kendisine geri bildirimle iletmektir; aslında sınav bir ölçme değil öğretme yöntemidir. Bilgi ve davranışın öğrenilmesinin temel noktası öğrenen kişinin öğrenme sürecine katılmış olmasıdır. Katılmayan, yalnız orada bulunan kişinin öğrenmesi pek mümkün olmayacaktır. Öğrencinin sorular sorması, uygulaması, tahtaya kalkması, yazması gereklidir. Eğitimin akılda kalması ve davranış değişikliğine yönelmesi için kullanılan yöntemler ise canlandırma, (role play) ve davranış modelleme (filmler, diğer insanlardan örnekler) gibi yöntemlerdir. Yetişkin ve liderlik gelişimi için gerekli olan tüm öğelerin lise öğrencileri için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Eğitimciye Yatırım Son zamanların moda sözü bilgi toplumu olmak herkesin ağzında. Ancak salt bilgi çok bir anlam ifade etmez. Bilginin kişi tarafından öğrenilmesi, kavranması gerekir. Buraya kadar her şey güzel ama, bundan sonrası gelmez ise bilgi gene işe yaramaz. Bundan sonraki aşama uygulamaktır. Yaşama geçen bilgi, denenen bilgi (yanılsanız bile bazen) öğrenilir. Bu konuyu temelden özetleyen sihirli yaklaşım ise hayatta bir çok şeyde olduğu gibi bilginin verilmeyeceği, alınacağı dır. Siz öğrenmek istemezseniz size kimse bir şey öğretemez veya bilgi öyle hap yutarak öğrenilmez veya başkasının itmesi ile sizin öğrenmeniz olası değildir. Sevgili okulumuzda Türk ve Alman öğretmenlerin bu konuları bildiklerini ve uyguladıklarını düşünüyorum. Asıl iş onlara düşmektedir. Eğer gelişim yatırımı yapılacaksa hızlı öğrenen ve günceli en az öğrencileri kadar bilmesi gereken öğretmenlerimize yapılmalıdır. IQ su yüksek öğrenciler, doğru yöntemlerle eğitildikleri zaman konuları kolaylıkla öğreneceklerdir. Dieter Hackenberg Dieter Hackenberg 1937 de Schöndorf / Ammersee Bavyera da doğdu. Abitur unu (lise diploması) Landsbery / Lech de aldı. Yüksek öğrenimini Münih te, bilimsel sınavını 1961 de, pedagojik devlet sınavını 1963 te tamamladı. Üç yıl Sternberg Lisesinde öğretmenlik yaptıktan sonra ( ) altı yıl İstanbul Erkek Lisesinde Matematik ve Fizik öğretmenliği, de Landsberg de öğretmenlik yaptı yılında tekrar İstanbul Erkek Lisesine döndü ve yılları arasında Alman Bölüm Başkanı olarak hizmet verdi. İELEV mütevellisidir. Almanya da yaşamakta ve yine eski Almanca Bölüm Başkanlarından Michael Schopp ile birlikte Almanya da İstanbul Erkek Lisesi için çalışacak bir dernek kurma çalışmaları yapmaktadır. S A R I S İ Y A H 53

55 ARAŞTIRMA İstanbul Lisesi nin Akademik Başarısı Üzerine Birkaç Sayısal Not İstanbul Lisesi nin salt akademik başarı demek olmadığını da bilen ayrıca bilir. Eminim bu dergide yer alan diğer yazılarda Sarı-Siyahlılığın akademik başarı dışında ne anlama geldiğini ziyadesi ile anlatılmıştır. Bana ayrılan bu kısımda, İEL nin take for granted akademik başarısı ile ilgili bazı verileri sizlerle paylaşacağım. Akademik başarı, İstanbul Lisesi denince akla gelen en önemli özelliktir. İstabul Lisesi ne girebilmek için OKS/SBS de (ya da gelecekte ismi ne olacaksa) üstün akademik başarı göstermek gerekir. Okula girmekle iş bitmez. İstanbul Lisesi nde barınıp mezun olabilmek için yine akademik başarı şarttır. İstanbul Lisesi nden çıkanlar ÖSS/YGS/LYS de üstün akademik başarı gösterirler, en gözde üniversitelerin en gözde bölümlerine yerleşirler. İEL demek akademik başarı demektir. Bu böyle bilinir. Çünkü hep böyle olagelmiştir. İstanbul Lisesi nin salt akademik başarı demek olmadığını da bilen ayrıca bilir. Eminim bu dergide yer alan diğer yazılarda Sarı-Siyahlılığın akademik başarı dışında ne anlama geldiğini ziyadesi ile anlatılmıştır. Bana ayrılan bu kısımda, İEL nin take for granted akademik başarısı ile ilgili bazı verileri sizlerle paylaşacağım. Tablolarda göreceğiniz tüm bilgiler ÖSYM den alınmış veriler üzerine kurulmuştur. ÖSYM nin her sene ÖSYS ardından üniversiteler ile paylaştığı ülke geneli ile ilgili ham verilerin İstanbul Lisesi için özelleştirilmesi ile elde edilmiştir. Veriler 2006 dan başladığı için tablolar arasını kapsamaktadır. Tabloların durumu kendiliğinden ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Ben gözüme takılan bazı noktalara vurgu yapmak istiyorum. çok sayıda öğrenci gönderiyor. kalmayı tercih ediyor. ODTÜ ve Bilkent, mezunların çokca tercih ettiği üniversiteler değil. zunlar vakıf üniversitelerini de tercih etmeye başlamış gözüküyorlar. Vakıf üniversitelerine yerleşenler, yüksek akademik başarı gerektiren burslu programlara yerleşiyorlar. lere giden mezunların çoğu Tıp okumak için bu şehirlere/üniversitelere gidiyor. bölümleri tercih ediyorlar. mesleği tıp, İstanbul Lisesi mezunları arasında da çok popüler gözüküyor. (Ek bilgi: Son yıllarda sayısal alanda en başarılı öğrenciler arasında tıp tercih etme oranı %80 dir. Bir devlet üniversitesinde tıp okuyabilmek için ilk 10 bin içinde yer almak gerekir) ğerlendirecek olursak, İEL den hâlâ çoğunlukla mühendis çıktığını görüyoruz. Bu geleneksel yapımız ile uyuşuyor. meslek olan Hukuk, mezunlar arasında çok gözde değil. Ancak YÖK ün katsayıları değiştirmesinin ardından, 2010 ve 2011 de hukuk fakültesine yerleşimde bir yükselme dikkati çekiyor. İstanbul Liseli görev yapıyor olmasına rağmen, mezunlar arasında Uluslararası İlişkiler konusunda heves oluşmamış gözüküyor. İstanbul Lisesi nin akademik başarısı ile ilgili bir diğer önemli bilgiyi, üniversitedeki ekibimle birlikte İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü için hazırladığımız çalışmasından paylaşmak istiyorum. İstanbul Lisesi 2010 senesinde, üniversiteye giriş istatistikleri dikkate alındığında İstanbul daki en başarılı Anadolu Lisesi (http://www.pdrakademi.com/lt2010/ listeler_ygs_ort.asp). Tüm liseler dikkate alındığında ise beşinci sırada yer alıyoruz. Önümüzde yer alan tek devlet lisesi Atatürk Fen Lisesi. Diğer üç lisenin varlığı üzerine iyi bir kafa yormak gerek sanırım. Lütfen siteye girip listeyi inceleyin. Listeyi dikkatli şekilde inceleyecek her Sarı-Siyahlının, Lisemizin (maalesef var olduğu hukuki olarak tam olarak kanıtlanamayan) özel statüsünün korunması için neden büyük özen gösterilmesi gerektiğini anlayacağına eminim.

56 ygs_ort.asp adresindeki listeyi dikkatli şekilde inceleyecek her Sarı-Siyahlının, Lisemizin (maalesef var olduğu hukuki olarak tam olarak kanıtlanamayan) özel statüsünün korunması için neden büyük özen gösterilmesi gerektiğini anlayacağına eminim. İSTANBUL LİSESİ MEZUNLARININ YERLEŞTİKLERİ ÜNİVERSİTELER ÜNİVERSİTE TOPLAM BOĞAZİÇİ ÜNİ İSTANBUL TEKNİK ÜNİ İSTANBUL ÜNİ SABANCI ÜNİ KOÇ ÜNİ ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİ YILDIZ TEKNİK ÜNİ MARMARA ÜNİ BİLKENT ÜNİ TRAKYA ÜNİ ULUDAĞ ÜNİ KOCAELİ ÜNİ BAHÇEŞEHİR ÜNİ DOKUZ EYLÜL ÜNİ GALATASARAY ÜNİ ÖZYEĞİN ÜNİ ANKARA ÜNİ HACETTEPE ÜNİ İSTANBUL BİLGİ ÜNİ MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİ ACIBADEM ÜNİ BEZM-İ ÂLEM VAKIF ÜNİ. 4 4 YEDİTEPE ÜNİ EGE ÜNİ. 3 3 NAMIK KEMAL ÜNİ ONDOKUZ MAYIS ÜNİ. 3 3 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİ AKDENİZ ÜNİ. 2 2 ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİ. 2 2 GAZİ ÜNİ. 2 2 GÜLHANE ASKERİ TIP AKADEMİSİ İSTANBUL BiLGi ÜNİ İSTANBUL BİLİM ÜNİ İSTANBUL MEDİPOL ÜNİ SAKARYA ÜNİ. 2 2 YAKIN DOĞU ÜNİ ATATÜRK ÜNİ. 1 1 BALIKESİR ÜNİ. 1 1 ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİ. 1 1 HİTİT ÜNİ. 1 1 İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİ. 1 1 İSTANBUL ŞEHİR ÜNİ. 1 1 SELÇUK ÜNİ. 1 1 SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİ. 1 1 TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİ. 1 1 UFUK ÜNİ. 1 1 YENİ YÜZYIL ÜNİ. 1 1 YÜZÜNCÜ YIL ÜNİ. 1 1 TOPLAM S A R I S İ Y A H 55

57 ARAŞTIRMA İstanbul Erkek Liselilerin Somut Başarılarına Birkaç Örnek İstanbul Lisesi öğrenci, öğretmen ve mezunları her yıl sayısız başarıya imza atmakta. İTÜ Ragıp Devres Ödülleri Sahiplerini Buldu İstanbul Teknik Üniversitesi, nitelikli eğitim-öğretimin temeli olan öğretmenlerin ödüllendirilmesi görüşü çerçevesinde üniversitelerine gelen başarılı öğrencilerin ve öğretmenleri her yıl ödüllendirmektedir. Mezunları Ragıp Devres tarafından 1949 yılında başlatılan bu gelenek bu güne kadar kesintisiz sürmüştür. Ragıp Devres Ödülü nü almaya pek çok defa olduğu gibi bu yıl da İstanbul Lisesi öğretmenleri değer görülmüştür öğretim yılında ödül kazanan öğretmenler: İstanbul Lisesi Matematik Öğretmeni Ricarda HEESEN İstanbul Lisesi Fizik Öğretmeni Dr.Andreas SCHWALBE İstanbul Lisesi Kimya Öğretmeni Marijanna KANIG İstanbul Lisesi Biyoloji Öğretmeni Hildegard SCHWARZBURGER İstanbul Lisesi Türkçe Öğretmeni Semra GÖKSEL İstanbul Lisesi Rehber Öğretmeni İbrahim SEZMİŞ Ayrıca İTÜ Geliştirme Vakfı nın desteğiyle İTÜ ye en yüksek puanla giren ilk 200 öğrenci içinde en çok öğrencisi olan İstanbul Lisesi ne de ikişer adet dizüstü bilgisayar armağan edilmiştir. Ödüller 28 Kasım 2011 Pazartesi günü İTÜ Ayazağa Yerleşkesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi nde yapılacak toplantıda sunuldu. Liselerarası Matematik Yarışması nı İstanbul Erkek Lisesi Kazandı Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü tarafından 9 Nisan 2011 tarihinde düzenlenen Liselerarası Matematik Yarışması na İstanbul dan 13 lise katıldı. Üçer kişilik takımlar halinde yapılan yarışmanın sonunda İstanbul Erkek Lisesi birinci, Özel Anafen Gaye Lisesi ikinci ve Özel Kasımoğlu Coşkun Fen Lisesi üçüncü olarak yarışmayı tamamladı. Okan Üniversitesi Liselerarası Matematik Yarışması nda birinci olarak dereceye giren İstanbul Erkek Lisesi takımının üyeleri Mehmet Efe Akengin, Yusuf Zeyd Köroğlu ve Yiğit Yargıç Okan Üniversitesi nden Matematik Bölümü ne kayıt yaptırmaları durumunda %50 burs kazandılar.

58 İSTANBUL LİSESİ MEZUNLARININ YERLEŞTİKLERİ BÖLÜMLER BÖLÜM TOPLAM Tıp Makine Mühendisliği Endüstri Mühendisliği Mühendislik ve Doğa Bilimleri Programları İnşaat Mühendisliği Kimya Mühendisliği Bilgisayar Mühendisliği Elektrik-Elektronik Mühendisliği İşletme İktisat Hukuk Mimarlık Diş Hekimliği Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Sosyoloji Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Moleküler Biyoloji ve Genetik Ekonomi Ekonomi-Yönetim Bilimleri Programları İmalat Mühendisliği Psikoloji Matematik İşletme Mühendisliği Fizik Elektronik Mühendisliği Endüstri Ürünleri Tasarımı Kimya Mekatronik Mühendisliği Uluslararası İlişkiler Uluslararası Ticaret Eczacılık Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Sanat ve Sosyal Bilimler Programları Uluslararası Ticaret (Yüksekokul) Elektrik Mühendisliği Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühen İç Mimarlık İngiliz Dili ve Edebiyatı 2 2 İşletme Enformatiği 2 2 Kimya-Biyoloji Mühendisliği 2 2 Kontrol Mühendisliği Matematik Mühendisliği 2 2 Şehir ve Bölge Planlama Tarih 2 2 Telekomünikasyon Mühendisliği Turizm İşletmeciliği Biyoloji 1 1 Çevre Mühendisliği 1 1 Fizik Mühendisliği 1 1 Gıda Mühendisliği 1 1 Havacılık ve Uzay Mühendisliği 1 1 İngiliz Dili ve Karşılaştırmalı Edebiyat 1 1 Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği 1 1 Jeoloji Mühendisliği 1 1 Maden Mühendisliği 1 1 Orman Mühendisliği 1 1 Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği 1 1 Peyzaj Mimarlığı 1 1 Siyaset Bilimi 1 1 Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi 1 1 Tekstil Mühendisliği 1 1 Türk Dili ve Edebiyatı 1 1 Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik 1 1 Uzay Mühendisliği 1 1 Veterinerlik 1 1 Yazılım Mühendisliği 1 1 Yönetim Bilimleri Programları 1 1 Yönetim Bilişim Sistemleri (Yüksekokul) 1 1 TOPLAM S A R I S İ Y A H 57

59 RÖPORTAJ

60 Takrir Yerine Aktif Öğrenme Röportaj Okulumuzun efsane müdürlerinden Muammer Yüzbaşıoğlu eğitim konusunda da çalışmalar yapan biri. Kendi deneyimlerinden hareketle önerilerini, yaptığımız kısa söyleşiyle almak istedik. İstanbul Erkek Lisesi ni ilk kez nasıl tanıdınız? Müdür ve edebiyat öğretmeni olarak atanmanız nasıl gerçekleşti? İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünde son sınıf öğrencisiydim. Eğitim lisansını seçmiştim. Bu öğrenimin gereği olarak, iki aylık süre ile İstanbul Erkek Lisesinde staj yapmakla görevlendirilmiştim. Atanmama gelince; bakanlığımızda tayin-nakil şube müdürüydüm. Önerilmişti ve ben de kabul etmiştim. S A R I S İ Y A H 59

61 RÖPORTAJ Niçin kabul ettiğinizi sorabilir miyim? Elbette. Böyle büyük, köklü bir liseye atanmak benim için bir onurdu, mutluluktu. Öğrenci olarak staj yaptığım bir liseye şimdi müdür olarak atanıyordum. Çok heyecanlanmış, çok da şaşırmıştım. Yaptığınız ilk öğretmenler kurulunu hatırlıyor musunuz? 1966 Mart ayında başlamıştım müdürlük görevime. Aradan kırk beş yıl geçmiş. Anımsayabildiğim kadarıyla anlatmaya çalışayım. Toplantıya hazırlanarak girmeliydim. İlk işim binayı ve bahçeyi bütünüyle yakından tanımak oldu. Çünkü başarılı bir eğitim ve öğretim ancak yeterli ve sağlıklı bir ortamda gerçekleşebilirdi. Yardımcılarımla toplanarak önem sırasına göre bir değişim planı hazırlamıştık. Toplantıda önce bu planı açıklamış, öğretmenlerin de konuyla ilgili görüşlerini not etmiştim. Sıra eğitim ve öğretime gelmişti ağırlıklı olarak. O zaman söylediklerimin özeti olan bu cümlelere hep inandım, gerçekleştirmeye çalıştım başarabildiğimce. Öğretmenlerimizin de bu bakış içinde olmasını istemiştim. Derslerde konular işlenirken uygulanan yöntemlerden biri Arapça ismiyle takrir yöntemi. Bu yöntemde öğretmen anlatır, öğrenciler yalnız dinlemekle kalırlar. Edilgen durumdadır öğrenciler. İkinci yöntem aktif denilen yöntemdir. Öğrenciler derse hazırlanarak gelirler. Öğretmen soru sorar, konu sorulara yanıt biçiminde geliştirilmiş ve işlenmiş olur. Bu yöntemde öğrenci edilgen değil, etkin konumdadır. Kendimce bu yönteme ünlü düşünür Sokrates in doğurtma yani sorularla doğruyu buldurma yöntemi diyorum. Derslerin öğretmen-öğrenci işbirliği ile yapılması, aktif yöntemin uygulanması gerekmektedir. Ödevleri, sözlü-yazılı yoklamaları da önemsemeliyiz. Ödev konularını öğretmen belirlemeli, öğrenciler ödev konusunda gerekli inceleme ve araştırmalar yapmalı, notlar almalı, ödevin yazımı kompozisyon derslerinde yapılmalıdır. Öğretmen ödevleri dikkat ve özenle incelemeli, ödevle ilgili görüşlerini yazmalı, notla değerlendirdikten sonra öğrenciye geri vermelidir. Yazılı yoklamalar da aynı özen ve dikkatle incelenmeli, her sorunun yanıtı önceden belirtilen notla değerlendirilmelidir. Yazılı yoklama kağıtları derse götürülmeli, itirazı olan öğrenciye gösterilmelidir. Sözlü yoklamalar, öğrencinin bilgisini ölçmenin yanı sıra onun toplum karşısında konuşmaya alışmasında da etkili olmaktadır. Çok önemsenmesi gereken bir yaklaşım da öğretmenin yazılı ve sözlü anlatım çalışmalarında tam bir özgürlük ortamı yaratmasıdır. Öğrenciler duygu, düşünce ve görüşlerini kesinlikle hiçbir çekince olmadan yazarak ya da konuşarak belirtebilmelidirler, öğretmene ters düşülse bile. Susan, susturulan bir topluma sorgulayan, konuşan bireyler yetiştirmekle görevliyiz çünkü. Öğretmenin dalında bilgili, yeterli ve donanımlı olması, kendini sürekli olarak yenilemesi son derece önemlidir. Yetmiyor, öğretmen adil olmalı, hiçbir nedenle hiçbir öğrenciye ayrıcalık tanımamalı, öğrencinin adaletine inanmasını sağlamalı, bu inanca gölge düşürmemelidir. Öğrencilerin giyim, kuşamları, saç ve başları konusundaki görüşünüzü alabilir miyiz? Bence bütün bunlardan önemli olan, öğrencilerin okula düzenli olarak devam etmeleri, çalışkan ve başarılı olmaları, öğretmen ve yöneticilere saygılı, arkadaşlarıyla geçimli ve uyumlu olmalarıdır. Türk ve Alman öğretmenler lisemize nasıl atanıyorlardı? Gerekli olmasına karşın yine de okul yönetiminin düşüncesi sorulmuyor. Bizimkiler tepeden inme geliyorlar. Alman öğretmenler de. Yalnız Alman öğretmenlerin bir ayrıcalıkları var. Almanya dışında görevlendirilecek öğretmenler için Almanya da bir tatil yöresinde hazırlık kampı açılıyor. Bu kampı yerinde görmüştüm bir gidişimde. Okulumuza öğrenciler seçilerek geliyorlar. Hepsi en üst düzeyde zeki ve öğrenmeye açık çocuklar. Madem bu kadar özel çocuğu bir araya topluyorsun, o zaman öğretmenini de bu seviyeye göre belirle-

62 Okulumuza öğrenciler seçilerek geliyorlar. Hepsi en üst düzeyde zeki ve öğrenmeye açık çocuklar. Madem bu kadar özel çocuğu bir araya topluyorsun, o zaman öğretmenini de bu seviyeye göre belirlemelisin. Hem Alman hem Türk öğretmenlerin de belli sınavlardan geçmesini, daha sıkı kriterlere göre değerlendirilmesine geliyor konu. Görüşüm, İstanbul Erkek Lisesi gibi okullara alınacak öğretmenlerin genel seçim kriterlerinden daha ileride kriterlerle değerlendirilmesi yönünde. melisin. Hem Alman hem Türk öğretmenlerin de belli sınavlardan geçmesini, daha sıkı kriterlere göre değerlendirilmesine geliyor konu. Görüşüm, İstanbul Erkek Lisesi gibi okullara alınacak öğretmenlerin genel seçim kriterlerinden daha ileride kriterlerle değerlendirilmesi yönünde. Öğretmen denetimleri nasıl yapılıyordu? Şikayet edilen öğretmenler için nasıl bir işlem uygulanıyordu? Okul müdürü ders yılı içinde her öğretmenin iki kez dersine giriyordu. Ders yılı sonunda da talim sicili denilen belgeye öğretmen ile ilgili görüşlerini yazıyor, bakanlığa gönderiyordu. Alman öğretmenlerin de derslerine giriyor, görüşlerimi Almanca bölüm başkanı ile paylaşıyordum. Bu görüşmelerde üç yıllık görev süresinin üç yıl daha uzatılmasında, kimi zaman da ilk üç yıllık süre dolmadan Alman öğretmenin geri dönmesinde etkili oluyordum. Nitekim, bir kopya olayında kasıtlı, olumsuz davranışı saptanan bir Alman öğretmenin sözleşmesi yok hükmünde sayılmış, ülkesine gönderilmiştir. Bizim öğretmenlerden de yaşlı bir öğretmenin öğrencisine karşı olumsuz bir davranışı saptanmış, karma olmayan bir okula, bir başka öğretmenin ise yetersizliği nedeniyle denetim sonucu başka bir okula atanması gerçekleştirilmiştir. Bugün İEL yi yönetiyor olsaydınız nasıl bir yöntem uygulardınız? Lisemizin tarihsel kimliğini korumaya, yine geçmişten gelen yörüngesinde kalmasına çalışırdım. Fotoğraf Anderson Capitolino Sokrat ın Doğurtma Yöntemi Sokrates bilginin insanda doğuştan olduğunu, bunların hatırlanmasıyla bilginin elde edileceğini söylüyordu. Bu doğuştan olan bilgiyi ortaya çıkarabilmek için özel bir çalışma gerekir ki, bu Sokrates in yöntemini oluşturur. Onun yöntemi iki bölümden meydana gelmektedir. 1- İronie (alay) 2- Maieutique (doğurtma). 1- Alay (ironie) bölümü: Sokrates karşısındaki insanların yanlışlarını düzeltmek ve arkasından doğruları göstermek istiyordu. Bunun için de karşılıklı konuşma diyalog yolunu seçmişti. Karşılıklı konuşma esnasında karşısındakine hiç bir şey bilmediğini söylüyor ve onun fikirlerini söylettiriyordu. Daha sonra bu düşüncelerin yanlışlarını ortaya koyuyordu. Karşısındakinin yanlışlarını bir bir açıklıyor onunla adeta alay ediyordu. Bu sebeple onun bu ünlü alaycılığı yönteminin olumsuz yıkıcı yanı kabul edilmiştir. 2- Doğurtma; maieutique (Fr.), maieutic (İng.), maieutik (Alm.), tevlid (Arapça), istiladiye(osm.): Bu aşamada karşısındakinin sağlam zannettiği bilgilerini sarstığını görünce Sokrates soru-cevap tekniği ile konuşmaya devam ederek doğruları kendisine bulduruyordu. Yani, konuştuğu kimsede doğruyu meydana çıkarmağa girişiyor, onun zihninde saklı olan bilgileri doğurtmaya uğraşıyordu. Bu sanatına da, annesinin ebeliğine benzeterek maieutique (doğurtma, doğurtuculuk, doğum yardımcılığı, ebelik) adını veriyordu. S A R I S İ Y A H 61

63 GÖRÜŞ İstanbul Erkek Lisesi 127 yıldır Türk Eğitim Sistemi nin önemli bir parçası. Kaç Tane İstanbul Erkek Lisesi Var? Yeni öğretim yılı okulumuz için pek alışık olmadığımız sıkıntılarla başladı. Okul yönetimi ile ilgili bakanlık tasarrufları, birçok öğretmenin başka okullara atanması, sırf hatırlı bir kişinin çocuğu için kontenjanın üzerine çıkılması, çalkantılara neden oldu. Hepsi üzerinde uzun uzadıya tartışmalar çıktı. Ama ben özellikle birinin üzerinde durmak istiyorum. Rotasyon İstanbul Erkek Lisesi nin öğretmenleri değişiyor. Elbette değişir. Kimse kalıcı değil. Ama değişen öğretmenler uzun yıllardır öğrenci yetiştiriyorsa ve sırf rotasyon uygulaması nedeniyle yerlerinden ediliyorsa, o zaman durum farklı hale geliyor. Soruyoruz, diyorlar ki Rotasyon gereği öğretmenler başka yerlere atanıyor. Neymiş bu rotasyon? Milli Eğitim öğretmenleri tüm ülke çapında görev yapsınlar diye belli bir plan içinde başka yerlere gönderiyormuş. Gerekçesi de eşitliğin sağlanması. Elbette demokrasinin ve hukuk düzeninin vazgeçilmez ve ilk temel öğesi eşitlik. İstanbul Erkek Lisesi nin uzun yıllar eğitim vermiş köklü öğretmenleri bu eşitlik çerçevesinde değiştiriliyormuş. Sözde Eşitlik Şimdi orada durun bakalım. Neyin eşitliği? İstanbul Erkek Lisesi ile başka liseleri eşit tutabilir misiniz? Teorik olarak evet. Ama madem İstanbul Erkek Lisesi diğer okullarla eşit, o zaman öğrenciler neden sınavla seçiliyor? Neden on binlerce veli çocukları sırf İstanbul Erkek Lisesi ne girsin diye hem dünyanın parasını harcıyor hem de çocuklarına gün yüzü bile göstermiyor? Çünkü o veliler çocuklarının daha iyi eğitim alması, hayata daha iyi hazırlanmasını sağlamak istiyor. Demek ki İstanbul Erkek Lisesi diğer okullardan daha iyi eğitim veriyor, çocukları geleceğe daha iyi hazırlıyor.

64 Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul Erkek Lisesi gibi çok farklı bir okulun öğretmenlerini göstermelik bir eşitlik bahanesi arkasına sığınarak ve rotasyonu gerekçe göstererek sağa sola dağıtmamalıdır. Bakanlığın bu kararını tekrar gözden geçirmesini ve İstanbul Erkek Lisesi nin eğitim kadrosunu zayıflatıcı uygulamalardan derhal dönmesini talep etmek de bizlerin hakkıdır. Buna karşı, İstanbul Erkek Lisesi nin dersleri diğer okullardan farklı değil. Eğitimde eşitlik ilkesine göre temel dersler olarak Hakkari de ne okutuluyorsa İstanbul Erkek Lisesi nde de aynısı okutuluyor. Fark okulun yapısında, 100 yılı aşan tarihinde, ikliminde ve en önemlisi öğretmen kadrosunda. Öğretmenleri daha iyi olduğu için, seçilerek alınan öğrenciler de daha başarılı olabiliyor. Ne Türkiye de, ne dünyada, tüm öğretmenleri aynı yetenekte, aynı bilgi düzeyinde ve aynı deneyimde eşitleyemezsiniz. Öğretmenlerin hepsi iyidirler ama bazılarının daha iyi olduklarını da kabul etmek zorundayız. Aynı şekilde bütün öğrenciler de aynı akıl, zeka ve beceri düzeyinde olamazlar. Devletin görevi elbette tüm öğrenciler için eşit koşullar sağlamaktır. Ancak daha iyi, daha akıllı, zeki ve becerikli öğrencilerin de bu eşitlik ortamında öne çıkma hakları vardır. Bu haklarını da eşit eğitim koşulları altında ama daha iyi bir öğretim kadrosuna sahip olarak kullanabilirler. Türkiye de ve her ülkede, hiçbir ayırımın ve hilenin yapılmadığı sınavlarla öne çıkan ve bir araya getirilen öğrencilerin daha iyi eğitim kadrolarından ders almaları doğaldır. İyi bir eğitim kadrosunun oluşması da ancak uzun yıllara dayanan deneyimler sonunda sağlanabilir. Eğer siz onbinlerce öğrenci içinden sınavla seçilen bir avuç öğrenciyi sözde eşitlik nedeniyle daha iyi bir eğitim kadrosundan mahrum bırakmaya kalkarsanız, bunun adı eşitlik değil düpedüz popülizm olur. Kuruluş Amacımız Özel okullar yüksek ücretler vererek daha iyi öğretmenleri kadrolarına alabilirler. Elbette özel okullar da sınavla, seçerek daha iyi öğrencileri kabul ederek eğitim düzeylerini de böylelikle yüksek tutabilirler. Devlet ise tüm okulların eğitim kalitesini en üst düzeyde eşit tutabilecek kadroları oluşturamaz. Ki zaten bu nedenle daha iyi öğrencilerin, daha iyi yetişmesini sağlamak amacıyla İstanbul Erkek Lisesi ve benzeri birkaç okulu kurmak zorunda kalmıştır. Sabah/21 Eylül 2011 Akranlarından daha iyi durumda olduklarını girdikleri adil ve hilesiz seçimlerle kanıtlayan bir avuç öğrencinin, daha iyi eğitim alma arzu ve hakkını kimse gasbedemez. Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul Erkek Lisesi gibi çok farklı bir okulun öğretmenlerini göstermelik bir eşitlik bahanesi arkasına sığınarak ve rotasyonu gerekçe göstererek sağa sola dağıtmamalıdır. Bakanlığın bu kararını tekrar gözden geçirmesini ve İstanbul Erkek Lisesi nin eğitim kadrosunu zayıflatıcı uygulamalardan derhal dönmesini talep etmek de bizlerin hakkıdır. S A R I S İ Y A H 63

65 GÖRÜŞ Gör

66 Temel eğitim veren okullara bilgisayar konulunca eğitim sistemi gelişmiş olur mu? 6 ay bile eğitim görmemiş askere termal kamera teslim edince başarı beklenir mi? Ezber süreci dışında ciddi bir eğitimden geçmeyen mezundan, çocukları ufuklarla buluşturacak öğretmen çıkar mı? Bir ülkenin gelişmişliği sadece maddi zenginliğiyle ölçülemez. Aynı zamanda vatandaşların eğitim ve kültür düzeyi yüksek olmalıdır. Yollarındaki lüks arabaların sayısı, dev gökdelenleri, ihtişamlı yaşamları ile bir ülke ve halkı hakkında yargı sahibi olamazsınız. Enerji zengini olmak ile kültür zengini olmak farklıdır. Enerji, altın gibi doğal faktörler bittiğinde ayakta kalamayacaksanız; gelişmiş ülke değilsinizdir. Gökdelenleri yabancı mimarlar, mühendisler projelendirip hayata geçiriyorsa; ulaşım araçlarını dışarıdan satın alıyor, siz üretemiyorsanız; en temel ekonomi olan tarım ve hayvancılık yoksa; barajlarınızı yabancı firmalara ihale ediyorsanız; giysinizi bizzat üretemiyorsanız Gelişmişlik bunun neresinde? En Gizemli Savaş Eğitim, en gerçekçi ve kalıcı nedenlerle bir ülkenin hayatiyetini sağlayan motordur. O zaman eğitimin nasıl olması gerektiği gündeme gelir. En zor olan da budur. Çünkü dünya üzerinde en gizemli savaş eğitim üzerine verilmektedir. Dünyaya hakim olma idesi, insan toplulukları birbirlerini toplum olarak tespit ettiklerinden beri süregelmektedir. Bir topluluk diğerine hükmetmeye çalışır. Tıpkı kendi aralarında olduğu gibi. Ve zamanla görürler ki, yanındakini hakimiyet altına alırsan, onun yanındakini daha kolay ele geçirirsin. Sonuçta Cengiz Han ın ki gibi büyük hükümranlıklar da böyle kurulmuştur. Ancak asırlar geçtikçe hükmetme şartları sadece kılıç ve barut olmaktan çıkmış; sosyo- psikolojik yaptırımlar, bilek bükmenin ön aşaması haline gelmiştir. Bilgi Psikolojisi Hükmetmekten amaç diğerleri nin ürettiklerinden pay alıp daha rahat hayat sürmekse; bu anafikir günümüz için de geçerlidir. Hükmetme macerasının baş aktörleri için durum biraz farklı olabilir. Ekonomik kaygıları kalmamış; subjektif hedeflere kilitlenmişlerdir. En büyük, en korkulan ya da tersine en şefkatli, en koruyucu olmak gibi özelliklerle tarihe yazılmak eksenine kaymışlardır. Fakat kudretlerini icra ettikleri toplulukların ekonomik güçlerini hiç ihmal etmemişlerdir. Bir büyük savaşa karar verildiğinde, liderler ve diğer yöneticiler karşı tarafı savaş öncesi dağıtmak için çeşitli yollar ve hileler denemiştir. Karşı tarafın içine gönderilen ya da içeriden satın alınan casuslar ve iş birlikçiler savaştan önce korku oluşturmuş, direnişi kırmak için çaba sarfetmişlerdir. Buna bilgi psikolojisi diyebiliriz. 19. yüzyıl sonlarında casusluk faaliyetleri had safhaya ulaşmış; görevli kişiler istila öncesi içeriden istila etmek için tüm hünerlerini sergilemişlerdir. Satın alınan 2-3 komutan ve onlara bağlı olan askerlerin maliyeti, savaş alanında verilen kaybın onda biri bile olmamıştır. Üstelik de daha savaş başlamadan galibiyeti garantilemiştir. Savaşların Kanlı Yüzü Aynı dönemlerde ülkelerin hayatiyetini oluşturan sanayi ve ticaretleri öncelikli hedef olmuştur. Bu çok eski bir yöntem olsa da, o dönemlerde yıllara yayılan planlarla ve artık bilimsel denebilecek hesaplarla olmazsa olmaz seviyesinde hayata geçirilmiştir. Sonuç olarak, hükmetme ve maddi refahı yükseltme uğruna yapılan savaşlar, asker ve silah üstünlüğü temel kalmakla birlikte, yerini ticaret damarını kesme, ekonomik birimlere zarar verme, etkinliğini yok etme; gelişen dönem içinde sanayisini bombalayarak ortadan kaldırma gibi kolaylaştırıcı yöntemlere eğilim göstermiştir. Bugünkü yüzüyle gelişmiş ve çağdaş tabirleriyle anılan Batı, asırlarca -barbarlık S A R I S İ Y A H 65

67 GÖRÜŞ sergilemiş, sömürge, dominyon, adına ne denirse densin- sınırlarının çok ötesinde yaşayan insanları mal olarak, köle olarak görmüş, kullanmış ve sömürmüştür. Topraklarına ve varlıklarına vicdansızca el koymuştur. Büyük dedelerinin elleri kanlıdır. Torunlarının ise dilleri kanlıdır. Çıkarlarına ters düşen durumlarda tehdit ederler. Yalan söylerler. Petrol, doğalgaz, uyuşturucu, değerli madenler vs karşısında, insanlık ve demokrasi adına verdikleri vaazları bir anda unutuverirler. Bir bakarsınız dedelerini görürsünüz. Dünya imkanlarını kendi aralarında paylaşamadıklarında dünya çapında savaş çıkaran yine onlardır. Kendi içlerinde olabildiğince özgürlükçü, demokrat, eşitlikçi. Ama diğer milletler ve ülkeler söz konusu olduğunda alabildiğince pervasız, kaba, anti-demokrat ve saldırgan. Batı dün ne idiyse bugün de o. Savaşın Kansız Yüzü Elbette istenileni savaşmadan veya kolay savaşlarla elde etmek tercih edilir. 2. Dünya Savaşı sonrasında Batı adına dünyayı İngiltere den kıvrakça devralan ABD, bu misyonunu halen başarıyla sürdürüyor. Elbette Batı durduk yerde Batı olmadı. Bilim, teknoloji, sanayi yatırımları, sanat, felsefe, tıp Çalıştılar. Hak ettiler. Ters olan ise, bu avantajlarını dünyanın geri kalanına sahip olmak için kullanmaları oldu. Genel anlamda Batı, yaklaşık yarım asırdır dizginleri tutabilmek için, mümkün olduğunca kansız programlar uyguluyor. Batı yı örnek alabilirsiniz, ona hayran da olabilirsiniz; onların kökü ile sizin kökünüz aşılanamadığı sürece bu birliktelik mümkün değildir. Biz Batı nın üretimini, bilimini, teknolojisini almadık. Taklit bile etmedik. Eskiyen makinalarını aldık. Eskiyen tanklarını, uçaklarını aldık. Casus yazılımlı programlarını aldık. İnsana ve çevreye zararını tesbit ettikleri plastik poşet, PVC pencere, teflon tencerelerini, yani asbest kullanımı ve üretimi olarak ne varsa, devraldık. Buna karşın eş zamanlı eğitim sistemlerini almadık. Bize ön görüleni aldık. Zerk edileni aldık. Okullar olmasaydı! diyen Milli Eğitim bakanları getirdik. Radyasyonlu çay içen merhum bakanlar gibi. Bugün ve Şimdi de Facto Eğitim Temel eğitim veren okullara bilgisayar konulunca eğitim sistemi gelişmiş olur mu? 6 ay bile eğitim görmemiş askere termal kamera teslim edince başarı beklenir mi? Ezber süreci dışında ciddi bir eğitimden geçmeyen mezundan, çocukları ufuklarla buluşturacak öğretmen çıkar mı? İnisiyatif kullanamayan öğretmenin öğrencisi tartışmayı ve fikrini savunmayı öğrenebilir mi? Cuma namazlarında Diyanet tarafından tek bir ve tartışılmaz bakışla düzenlenmiş metnin ülkenin tüm imamları tarafından cemaate okunulması; imamları plak haline getirmez mi? Ne kilise camidir ne cami kilise. Lakin papazı, rahibi değil de, onların özgürlüğünü örnek almak zor mu? Batı daki öğretmenlerin özgürlüğünü örnek almak zor mu? Yıllar yılı, elektrik telleriyle sınırlandırılmış eğitim aldık, verdik. Bugün önde gelen tarihçilerin ve ortaya koydukları delillerin bir türlü harekete geçiremediği unsurlar; acaba imamlar, öğretmenler, doçentler gibi tek tip bir yapının en az onlar kadar masum askerleri mi? Sevmek ve tecavüz ne kadar farklı ise, karda yürüyüp iz bırakmayan mihraklara vadeli muhabbet ile iş birlikçisine sevdalanmak aynı noktaya götürür. Toplumsal Eğitim Kültür bilgi değildir. Geleneksel milli birikimin bilgi ve görgü ile yoğrulmuş, içinde dinamikler barındıran biçimidir.

68 Test edilmiştir damgası ile testlenip bir üst eğitim kurumuna girebilen veya giremeyen çocuklar Etrafımız, ailemiz, yakınlarımız bununla yatıp kalkıyor. Ve maalesef görüyoruz ki, bir soru sorduğumuzda o çocuklarımız ne Biliyorum diyerek cevap veriyor ne de Bilmiyorum diyebiliyor. Sadece Şu mu, bu mu? diye sorarak test cevapları veriyor. Birileri için, bazı TV programlarındaki gibi pusulanın hangi yönü gösterdiğini, Ortadoğu ülkelerinin hangileri olduğunu sorduğunuzda bilmeyen okumuş insanlar dominant yöneticiler için övünç kaynağı olsa da, sosyal bilimciler için kaygı kaynağıdır. Eğitim adı altında yürüyüp giden eğitimsizliği anlamak için okkalı eğitim gerek. Okkanın hokka ile karışması suyu bulandırır ve Halk böyle istiyor denir. Tıpkı medya gibi. Önce boştan da boş programlara alıştırırlar; sonra da Halk böyle istiyor derler. Anlamsızdan öte, herkesin günlük ve bireysel yaşamını olumsuz etkileyen diziler ısrarla devam ettirilir. Haberlerde Asya dan, Afrika dan siyasi gelişmeler verilmez. Batı da tartışılan günceller yerine moda haberleri, yeni geliştirilen silahlar yerine düşen uçak haberleri, Ortadoğu daki özgürlük hareketleri yerine bir modelin bacakları sergilenir. Yetişkinler için olayları okuyabilme eğitimi vermek kimin işine gelmez? Halk yargıyı bilmezse yargı adaletini anlar mı? Komşuluk ilişkileri, beslenmenin temel kuralları, sağlıklı yaşam, dürüstlük, ticaret ahlakı, şiddet konusunda sarf edilen gayret, TV kanallarına verilen reklam tarzı uyarılar yerine geniş düzeyde ele alınmalı değil mi? Hayrını Görün Doğayı tanımayan, hayvanlardan korkan çocuklarımız ağaç ve bitki cinslerini bilmiyor. Yabancı çizgi filmlerle ve onların ham beyinlere zerk ettiği mefhumlarla eğitilen çocuklarımız ne zaman milli bilinç temel alınarak ekran karşısında eğitilecek? Ne zaman yabancı dilleri kavrayacakları yayınlar yapılacak? Test edilmiştir damgası ile testlenip bir üst eğitim kurumuna girebilen veya giremeyen çocuklar Etrafımız, ailemiz, yakınlarımız bununla yatıp kalkıyor. Ve maalesef görüyoruz ki, bir soru sorduğumuzda o çocuklarımız ne Biliyorum diyerek cevap veriyor ne de Bilmiyorum diyebiliyor. Sadece Şu mu, bu mu? diye sorarak test cevapları veriyor. Ve böyle bir toplumda çocuklar, aynı ihtisas yolu ndan geçmiş büyükleri gibi; devasa tarihsel kültür selini adeta süngermişçesine emerek, yaşları uygun hale geldiğinde içi alınmış iradelerini sergileyecekler. Üstelik testlerdeki gibi 4, 5 ya da 6 alternatif olmayacak: 1) Evet 2) Hayır Hayrını görün. Hayır hayr dan gelir. Siz nereden geliyorsunuz? Nereye gittiğiniz konu dışı Hayra yoralım S A R I S İ Y A H 67

69 ARAŞTIRMA İÇİMİZDEN BİRİ İstanbul Erkek Lisesi nin tarihi sanattan bilime, spordan izciliğe destansı başarılarla doludur. Öğrenci, öğretmen, idareci, mezun, sporcu ya da bu camiadan kime ait olursa olsun bu başarılar tek bir temelde birleşir: Eğitim. Bu şanlı tarih içinde sayısız efsane isimden seçtiğimiz dört tanesi Sarı-Siyah ın 127 yılının kilometre taşlarından. Onların İstanbul Erkek Lisesi ile içiçe geçmiş hayatlarını bir kere daha okumak, yüksek ideallere yönelmiş eğitim in önemini bizlere anlatacaktır. Lisemiz bu standartları koruduğu müddetçe nice efsaneler yaratmaya devam edecektir.

70 İstanbul Erkek Lisesi ile özdeşleşmiş kişileri düşündüğümüzde listenin en başında gelir Celal Ferdi Gökçay veya diğer bir deyişle efsane müdür. Müdürlüğünü yaptığı dönemde İstanbul Erkek Lisesi ne adeta altın çağını yaşatmıştır. İstanbulspor dan Sakarya İzci Oymağı na, müzikten sanata her yönüyle aktif, başarılarla dolu yıllara imza atarak geride bir efsane bırakır. Sibirya dan Kaçan Edebiyat Öğretmeni 1889 da İnebolu da doğan Celal Ferdi Gökçay, 1905 yılında Edirne İdadisi ni bitirdikten sonra 1910 yılında Darülfünun Edebiyat Fakültesi nden mezun olur. Eğitimini tamamladıktan sonra yedek subay olarak orduya katılır. I.Dünya Savaşı nda Kafkasya dan İran a kadar birçok cephede savaşır, esir düşer ve Sibirya ya gönderilir. Kaçmanın imkansız olduğu bu ölüm kampından bir şekilde kaçmayı başarır ve yurda döner. Sırasıyla Vefa, Üsküdar ve Kuleli Liseleri nde tarih öğretmenliği yaptıktan sonra, 1926 senesinde İstanbul Erkek Lisesi nde göreve başlar ve zamanın en büyük eğitimcilerinden biri olarak tanınmaya başlar yılları arasında Edirne de yaptığı Trakya talebe müfettişliği dışında bütün hayatını İstanbul Erkek Lisesi ile iç içe geçirmiştir. Efsanevi Müdür Onun müdürlüğü döneminde İstanbul Erkek Lisesi mezunu olmak veya öğrencisi olmak başlı başına bir gurur kaynağı haline gelmiştir. Yetiştirdiği binlerce öğrencinin tamamında sevgi ve saygı uyandırabilecek bir eğitimci olmuştur. Hem öğretmenlere hem de öğrencilerine karşı disiplini elden bırakmamış, bir yandan da onların her şeyiyle ilgilenen bir baba kadar düşünceli olmuştur. Okulun yeni kurulan spor kulübü İstanbulspor la, Sakarya İzci Oymağı yla, okuldaki diğer etkinliklerle her zaman yakından ilgilenmiş, onların yanında yer almıştır. Böylece bu dönemde İstanbulspor ve Sakarya İzci Oymağı de parlak dönemler geçirmişlerdir. İzci grubunun sömestir ve bayram tatillerinde düzenlediği Anadolu gezilerinin hemen hepsine o da katılır. Çok defa tatil günlerini ve mesai harici saatlerini öğrencileriyle geçirir. Mezar Taşındaki Arma 25 Ağustos 1947 tarihindeki ani vefatı tüm okulda ve eğitim dünyasında büyük bir üzüntüye yola açar. Tabutu cenaze arabasına verilmez ve Moda daki evinden Karacaahmet mezarlığına kadar yetiştirdiği ve yetiştirmekte olduğu öğrencilerinin elleri üstünde taşınır. O dönemde sekiz sayfa çıkan Tanin gazetesi bir buçuk sayfasını Celal Ferdi Gökçay ın vefatına ayırır. Mezar Celal Ferdi öğretmenlerle taşında İstanbul Erkek Lisesi arması yer almaktadır. Vefatının ardından İstanbul Erkek Lisesi Mezunlar Cemiyeti Başkanı Yaşar Tümbek in aşağıdaki yazısı Tanin gazetesinde yayınlanır: Bizim memleket ölçüsünde kıymetli müdürümüz, sen bizim için ölmüş değilsin. Hiçbir zaman da ölmeyeceksin, sen öyle fanilerdensin ki senin adın memleketimizin maarif tarihine altın harflerle yazılmağa layıktır. Sarı-Siyah ı seven her İstanbul Liseli nin kalbinde temiz hatıraların daima saklı kalacak, seni yeni yetişen genç İstanbul Liseliler e bir sembol olarak gösterecek, bir insanın durmadan, dinlenmeden, yılmadan, yorulmadan güzel ve şirin İstanbul un adını taşımakla iftihar duyan bir okulun başında çeyrek asır faziletle ve namusiyle, dirayet ve kiyasetiyle kalabildiğini onlara bir destan gibi anlatacağız. S A R I S İ Y A H 69

71 İÇİMİZDEN BİRİ İstanbul Erkek Lisesi nin tarihindeki en önemli kilometre taşlarından biri şüphesiz ki Almanca eğitime geçiştir. Bu önemli geçişin arkasındaki isim ise o dönemin Milli Eğitim Bakanı Celal Yardımcı dır. Menderes hükümetlerinde Devlet Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı nın yanı sıra beş yıl süreyle Milli Eğitim Bakanlığı da yapan Celal Yardımcı, 1955 yılında İstanbul Erkek Lisesi nin tekrar yatılılığa geçmesinde de başrole sahiptir yılında Ağrı nın Doğubeyazıt ilçesinde dünyaya gelen Celal Yardımcı, İstanbul Erkek Lisesi nden 1927 senesinde mezun oldu yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ni bitirdi ve avukat olarak çalışma hayatına atıldı yılında Ağrı Milletvekili seçilmesiyle siyasi hayatı başladı. Demokrat Parti çatısı altında 10. ve 11. dönemlerde de Ağrı Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi nde yer aldı. Üç dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilliği yaptı. On yıl süreyle Milletvekilliği görevini sürdürmenin yanı sıra Devlet Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Milli Eğitim (o dönemki ismiyle Maarif) Bakanlığı koltuklarında oturdu. Kültür Haftası nın Temelleri Atılıyor 1940 lı yılların sonundan itibaren okul mezunları tarafından öğrencilere ilmi ve güncel meseleler ile ilgili konferanslar düzenlenmeye başlanır. İlk konveransı Av. Celal yardımcı verir. Konferansın konusu Jeanne d Arc dır. Bu kültürel etkinlikler ileride geleneksel hale gelecek İstanbul Lisesi Kültür Etkinlikleri Haftası nın temelini oluşturur. İEL liler Ankara da 50 li yıllar İstanbul Erkek Liseliler in Ankara da sayısının arttığı yıllardır. Bunda Sarı-Siyahlı mezunların siyasette ağırlıklarının hissedilmesinin payı büyüktür. Örneğin Adnan Menderes başkanlığındaki 21. Hükümet in 6 üyesi İstanbul Erkek lidir. Aynı yıllarda (1958) İstanbul Valisi yine bir İstanbul Erkekli olan Mümtaz Tarhan dır. O yıllarda okul vekiller okulu olarak anılmaya başlar. Yatılılığa yeniden geçilmesi nedeniyle Celal Yardımcı nın İstanbul Lisesi ni ziyareti. (Tansel Atasagun 87 koleksiyonu) Ankara daki mezun sayısının artışı 4 Mart 1950 de Ankara İstanbul Liseliler Derneği nin kurulmasına neden olur.

72 Yeniden Yatılılık, Yeniden Almanca Celal Yardımcı nın özellikle Milli Eğitim Bakanlığı süresince İstanbul Erkek Lisesi ne çok önemli katkıları bulunmuştur. Bunlardan birincisi 1955 yılında İstanbul Erkek Lisesi nin tekrar yatılılığa geçişi olmuştur. Yatılılık okulun tarihinde her zaman önemli bir yere sahip olmuştur ve çeyrek yüzyıldır özlemi çekilmektedir. Milli Eğitim Bakanı Celal Yardımcı İstanbul Lisesi nde. (Tansel Atasagun 87 koleksiyonu) 24 Ekim 1955 de Celal Yardımcı okuldaki törende yaptığı konuşmada şöyle diyecektir: İstanbul Lisesi nin tekrar leyli olması suretiyle bize bahşettiği imkânlar sonsuzdur. Bu eserin, memleket evlatlarını daha ileriye götüreceğine ve bu ocaktan feyz alanların büyük eserler yaratacaklarına inandığımı ifade ederim. Bundan iki sene sonra İstanbul Erkek Lisesi için önemli bir dönüm noktası daha Celal Yardımcı nın çabalarıyla hayata geçecektir. Birinci Dünya Savaşı ndan önce Osmanlı döneminde, o zamanki ismiyle İstanbul Sultanisi nde Almanca eğitimi başlamıştır. Fakat Almanya savaştan yenilgiyle ayrılmasının ardından yurtdışındaki öğretime verdiği desteği kesmiş ve İstanbul Sultanisi nde de Almanca öğretim sona ermiştir. Almanca öğretimin tekrar İstanbul Lisesi ne dönüşü ise, 1957 yılında yine Milli Eğitim Bakanı Celal Yardımcı nın gayretleriyle Türk ve Alman devletleri arasında imzalanan Kültür Anlaşması ile olur yılında Almanya dan gelen sekiz öğretmenle birlikte İstanbul Erkek Lisesinde yeni bir dönem başlar. Artık fen dersleri Almanca okutulacaktır. Anadolu Liseleri Kuruluyor Sarı-Siyahlı bakan, Milli Eğitim Bakanlığı süresince yalnızca İstanbul Erkek Lisesi nde değil, Türkiye de de önemli gelişmelere imza atar. Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Erzurum Atatürk Üniverstesi nin kurulması, Tarsus, Kayseri, İzmir ve İstanbul'da İngilizce öğretim yapan Maarif Kolejlerinin (bugünkü Anadolu Liseleri) açılması onun girişimleriyle olur. Celal yardımcı, siyasi hayatının yanında avukatlığı da başarıyla sürdürür. Çeşitli uluslararası davaları başarıyla temsil eder, meslekteki kırık yılının ardından şeref madalyası alır tarihleri arasında yeniden seçilerek Istanbul Miletvekili olur ve parlementoya girer. Yardımcı, edebiyat ve gazetecilik alanlarında da çalışmalar yapmıştır yıllarında Adli Hatalar, Fikir Bahçesi isimleri altında, haftalık radyo konuşmaları yapmış bunları daha sonra kitaplar halinde yayınlamıştır. Ayrıca muhtelif gazetelerde baş yazı ve makaleleri, Tercüman ve Yeni İstanbul gazetelerinde "Ağrı dan Erciyes e" isimli politik yaşamını kapsayan hatıraları yayınlanmıştır. Hüseyin Celal Yardımcı 10 Ocak 1986 tarihinde, 75 yaşında Istanbul da vefat etmiştir. S A R I S İ Y A H 71

73 İÇİMİZDEN BİRİ Türkiye Cumhuriyeti ilan edildikten sonra bir okul bünyesinde kurulan ilk profesyonel spor kulübü olma özelliğine sahip İstanbulspor un yeri Türk spor tarihimizde ayrıdır. İstanbulspor un kurulmasında öncü olan Kemal Halim Gürgen, onun gelişmesinde ve günümüze kadar yaşayan bir kulüp olmasında büyük emeğe sahiptir. Süleymaniye Kulübü nde başlayan ve Milli Takım a (1924) kadar yükselen futbol yaşantısı, İstanbulspor idareciliği ile devam etti. Türk futbol tarihinin gördüğü büyük hakemlerden biriydi. Kendi de nice hakem yetiştirdi. Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı, Türk Spor Kurumu ve Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü nde önemli görevler üstlendi. Sarıyer Gençlik Spor Kulübü ve Zonguldakspor un temelini oluşturan Kömürspor un kurulmasında önemli rol oynadı. Türk futbolu bugün geldiği seviyeyi onun gibi özverili ve önder birkaç insana borçludur. Zorunlu Göç Kemal Halim Gürgen 1900 yılında Arnavutluk un 12 ilinden biri olan Ergiri de doğdu. Balkanlar da milliyetçi söylemler ve isyanlar başlamıştı. Arnavutluk ta da başgösteren karışıklıklar pek çok ailenin Türkiye ye göç etmesine sebep olmuştu. O ailelerden birisi de İstanbul a gelen Gürgen ailesiydi. Kemal halim Gürgen ilerki yaşamını belirleyecek olan okula Menbe-i İrfan İdadisi ne (İrfan Kaynağı Okulu) yazılır. Burada futbola başlar ve o yılların meşhur takımı Süleymaniye de yıldızı parlar. Yavru Saim O yıllarda Süleymaniye Kulübü futbolcuları kulüp binasının yakınındaki Münir Paşa Konağı nda faaliyet gösteren İstanbul Sultanisi nin öğrencilerinden oluşmaktaydı. Kulübün genç futbolcusu Yavru Saim in vefatı üzerine Kemal Halim Bey, onun adını yaşatmak için yöneticiliğini de üstlendiği genç bir takım kurar. Ölen arkadaşlarının adını taşıyan Yavru Saim takımının tüm futbolcuları İstanbul Sultanisi nin 7. ve 8. sınıfında okuyan öğrencilerdi. Takım kısa sürede okulun yanındaki Çöpçüler Arsası nda oynanan maçların yıldızı oldu. Cim-Kaf-Kef ve Gürbüzler Kulübü Bir lokal meselesi Kemal Halim Bey i Süleymaniye Kulübü nden kopardı. Kendisiyle birlikte ayrılan genç takım futbolcuları Cerrahpaşa Kardeşler Gücü nün eski yazıdaki ilk harflerinden oluşan Cim-Kaf- Kef ( ) adı altında daha da güçlü bir takım oluşturdular. Ancak bu takım tüm başarısına rağmen, bir mahalle takımından öteye gidemiyordu. Kemal Halim Bey in yoğun çabaları sonucu, Kadırga semtinde atıl durumdaki Gürbüzler Yurdu Kulübü ile anlaşmaya varıldı. Takımın adı Gürbüzler Ocağı olara değiştirildi ve en sonunda federe olarak resmi lif maçlarına katılmaya hak kazandı. Kemal halim Gürgen in bir düşü gerçek olmuştu. İstanbulspor Kuruluyor İstanbul Liseli öğrenci-futbolcuların başarısı okulda da yeni bir heyecan başlattı. Öğrenciler okulun isim ve renklerini yeni takımlarını vermek istiyorlardı. Kemal Halim Bey yıllardır içiçe olduğu İstanbul Lisesi camiasının adeta bir parçası olmuştu. Öğrencilerin istekleri doğrultusunda çalışmalar başladı. Önce Sarı-Siyahlı öğrencileri Gürbüzler Ocağı Kulübü ne üye yaptı ve çoğunluğu oluşturmalarını sağladı. 4 Ocak 1926 da yapılan olağanüstü kongrede kulübün ismi İstanbulspor olarak değiştirildi. Kemal Halim Bey in ikinci düşü de, daha sonra milletvekilliği ve bakanlık gibi görevlerde ismi duyulacak Emin Kalafat, Mümtaz Tarhan, Cemil Said Barlas, Tahsin Banguoğlu, Yavuz Abadan gibi öğrencilerin desteğiyle böylece gerçekleşti. Yükseğe, En Yükseğe Kemal Halim Gürgen Kulüp Genel Sekreteri ydi ve gözünü daha da yükseklere dikmişti. Önce kulübe yeni bir bina bulunmalıydı. Kemal Halim Bey, Aksaray Valirqde Camii nin karşısında bulunan Vardar Kıraathanesi nin üst katını kiraladı. İçi İstanbul Liseli Yasinzadeler in evinden gelen eşyalarla döşendi. Yeni lokal, İstanbul Şehremini (Belediye Başkanı) Emin Bey in katılımıyla Mart 1926 da açıldı. Lokal işi halledildikten sonra artık sıra Türkiye liglerinde yer almaya kalmıştı. Ve İstanbulspor ilk senesinde İstanbul 3.Ligi ne dahil edildi. Başarılar devam ediyordu. Ölen

74 Kemal Halim Gürgen İstanbulspor lu öğrencilerle (1936) arkadaşlarının anısına kurulmuş takım, takip eden iki sene içinde önce İkinci, sonra Birinci Lig e çıktı. Ligin yeni takımı yükselişine devam etti ve sezonunda şampiyon olarak adını Türk Spor tarihine altın harflerle yazdırdı. Hakemlik Yılları Kemal Halim Bey uzun yıllar İstanbulspor a yönetici olarak hizmet vermeye devam etti. Futbol oynamaya kurucusu olduğu Sarı- Siyah lı takımda veda etti ve hakemliğe adım attı. O yıllarda, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı ile ona bağlı olarak Türkiye Futbol Federasyonu nun kurulmasıyla Türk futbolunda hakemlik konusu da ciddiyetle ele alınmış ve bu alanda değerlerini kanıtlamış kimseler futbol maçlarında görevlendirilmeye başlanmışlardı. Kemal Halim Gürgen de o kişilerden biriydi. Türk futbolunda ilk hakemler, sıcak havalarda ceketlerini çıkarıp gömleklerinin kollarını sıvamak ve kravatlarını gevşetmek suretiyle; soğuk havalarda ise sokak kıyafetleriyle ve hatta paltolarıyla maç yönetirlerdi. İlk milli futbol maçımızın hakemi Anton Kratky nin pırıl pırıl ütülü takıl elbise, kolalı yaka ve kravat, yelek, rugan pabuçlarla maç yönettiği görülmüştür. Hakemlerin maçları en şık ve en temiz giysileriyle yönetmeleri gerek görevlerine gerekse yönettikleri maçlara ve takımlara seyircilere olan saygılarının ifadesiydi. Yağışlı havalarda sahada şemsiye ile maç yöneten hakemlerde görülmüştür. Türk Futbol unun disipline edildiği yıllar olarak adlandırılabilecek 1930 lar sadece kıyafetlerin düzgünlüğüyle öne çıkmazlar. Kemal Halim Gürgen in 14 Mart 1930 da yönettiği maçta yaşananlar bunun en iyi örneklerinden biridir: Mithat Paşa Stadı ndaistanbul Şilt Kupası maçı oynanmaktadır ve skor 1-1 dir. Beşiktaş tan Şükrü Erkuş bir gol atar ve skoru 2-1 e taşır. Maçın hakemi Kemal Halim Gürgen santrayı gösterir. İşte tam da o anda Şükrü, hakem Gürgen in yanına koşarak Topu elimle kaleye soktum. Gol değil Kemal Bey! diye itiraz eder. Kemal Halim Gürgen, bu sportmen davranışı karşısında genç futbolcunun elini sıkarak tebrik ve teşekkür eder yılı hakemli müessesi için önemli bir yıldır. Bu yıl ileri bir adım atılır ve hakemlik yapacaklar belirli kurslara tâbi tutulmaya başlanır. Kemal Halim Gürgen de hakemliği bıraktıktan sonra, bu kurslarda sayısız değerli hakem yetiştirdi. Türk Sporuna Hizmete Devam Kemal Halim Gürgen, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı, Türk Spor Kurumu ve Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü gibi Türk sporunun gördüğü üç büyük teşkilatta önemli görevler üstlendi. En son görevi, Beden Terbiyesi İstanbul Bölge Müdür Yardımcılığı ydı. Ergirili küçük göçmen, acar forvet oyuncusu, İstanbulspor un kurucusu, unutulmaz hakem, hakem hocası ve başarılı yönetici 17 Kasım 1962 de hayata gözlerini yumdu. Cenazesi büyük bir cemaatin katılımıyla Edirnekapı Şehitliği nde toprağa verildi. Onun İstanbulspor a olan aşkını, kızı Azize Gürgen (İstanbulspor un ilk kadın yöneticisi) ve oğlu İskender Gürgen bayrağı devralarak devam ettirmektedirler. S A R I S İ Y A H 73

75 İÇİMİZDEN BİRİ İstanbul Erkek Lisesi içinde yüz yıllık bir geleneğin, bir kültürün temellerini atmış bir isim Ahmed Robenson. Başlatmış olduğu izcilik çalışmaları ile Türkiye de de yeni bir kültürün temellerini atmıştır. Hindistan dan İstanbul a Ahmed Robenson, 1888 yılında Hindistan da dünyaya gelir. Babası maceracı soylu bir İngiliz subayı (Sir Rhodes), annesi ise Müslüman bir Hintli dir. Babasının vefatı ü- zerine annesi çocuklarıyla birlikte İstanbul a yerleşir. Devrin padişahı II. Abdülhamid aileyle ilgilenir ve onlara Akaretler de bir ev tahsis eder. Önce Kuleli Askeri Lisesi nde eğitimine başlayan Ahmed Robenson daha sonra Mekteb-i Sultani yeye (Galatasaray Lisesi) geçer. Okulda bulunduğu dönemde Galatasaray Kulübü nün kuruluşunda yer alır ve ilk futbol takımında kalecilik yapar. Türkiye Basketbolla Tanışıyor Robenson, batılı anlamda ilk jimnastik kitabı olan Riyazet-i Bedeniyye ile Jimnastik Mecmua-i Eşkali adlı kitapların yazarı da olan Galatasaray Lisesi nin efsanevi jimnastik hocası Ali Faik Üstünidman ın öğrencisidir. Öğretmeninin etkisi ile eğitimini tamamladıktan sonra Galatasaray Lisesi nde beden eğitimi öğretmenliğine başlar ve bu görevi İstanbul daki çeşitli okullarda da sürdürür. Son olarak İstanbul Sultanisi nde (İstanbul Lisesi) görev alır de Ahmet Robenson, İngilizce bir kitaptan basketbol un temel kurallarını üstün körü öğrenerek Galatasaray Lisesi nin spor salonunda karşılıklı iki duvara sepetler astırarak, bir deneme karşılaşması yaptırır. 4 Nisan 1921 de İstanbul da Türk spor tarihi nin ilk ciddi basketbol karşılaşması Amerikan YMCA nın takımı ile Türk takımı arasında yapılır, Ahmet Robenson un kaptan olarak çıktığı bu karşılaşmada, Türk Takımı yenilir. Sakarya İzci Oymağı Ahmed Robenson beden eğitimi öğretmenliği süresince basketbol gibi izciliği de başlatır. Dünyada ortaya çıkışından sadece beş yıl sonra, 1912 de Türkiye deki ilk izci oymaklarının İstanbul Sultanisi nde ve Mekteb-i Sultani de kurulmasını sağlar. 15 Şubat ta kurulan o dönemki ismiyle İstanbul Sultanisi Oymağı, Türkiye deki ilk izci kampını 1914 senesinde Kilyos ta Ahmed Robenson un Oymakbeyliğinde gerçekleştirir. Bugün, onun başlattığı izcilik çalışmalarından geriye yalnızca İstanbul Erkek Lisesi Sakarya İzci Grubu kalmıştır. Kardeşlerinin Birinci Dünya Savaşı nda şehit düşmesinin ardından (Abdurrahman Robenson Sarıkamış ta, Abdullah Yakup Robenson Filistin cephesinde) annesi de vefat edince, 1929 yılında Amerika Birleşik Devletleri ne göç eder ve 1968 yılında orada hayata gözlerini yumar.

76 S A R I S İ Y A H 75

77 RÖPORTAJ Fırsat eşitliğinin başlaması gereken en önemli yer ilkokul. 40 kişilik bir köy okuluyla yılda lira ödenen bir özel okul arasında kilometreler kadar fark var. Aslınur Avgın İnsanlar insan oldukları için eğitim hakkına sahip olmalıdırlar; daha fazla paraları oldukları için değil. Adil Sümerkan Irmak Avşar İstanbul Lisesi nde insan, Alman eğitim sistemi nedeniyle farkına varmadan bilime yönleniyor. Bu, bu okulda temel bilimlerin sağlam bir şekilde öğretilmesinin doğal sonucu. Ancak maalesef sanata karşı böyle bir yönlendirilmişlik yok. Uğur Can Sinan Fırsat eşitliğinin mümkün olduğunu düşünmüyorum. Ancak daha iyi fırsatların daha çok parası olanlara değil kendini daha çok geliştirene verilmesi gerektiğini düşünüyorum ya da paranın eğitim almak için bu kadar önemli olmaması gerektiğini.

78 Röportaj Türkiye nin eğitim durumu hakkında çok çeşitli görüşlerin ortaya konduğu şu günlerde, en taze ve içeriden düşüncelerin İstanbul Lisesi nde öğrenimini sürdürmekte olanlardan geleceği düşüncesiyle yola çıktık. Her mezun aynı sıralarda oturmuş olsa da, başka zaman dilimlerinde okuyor olmanın farklı deneyimleri beraberinde getirdiği göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek. Son sınıfta okumakta olan Uğur Can Sinan 12, Aslınur Avgın 12, Adil Sümerkan 12 ve Irmak Avşar 12 arkadaşlarımız eğitim ve İstanbul Lisesi hakkındaki görüşlerini bizlerle paylaştılar. İstanbul Lisesi öğrencilerine ne gibi fırsatlar sunmakta? Okulun bir öğrencisi olarak bunlardan ne ölçüde yararlanabiliyorsunuz? Uğur Can Sinan: İstanbul Lisesi nin bize sunduğu fırsatlar akademik ve kişisel gelişim olarak ikiye ayrılıyor benim gözümde. Her öğrencinin yararlanabildiği Sprachdiplom ve Abitur ile daha az öğrenciye hitap eden olimpiyat takımları gerçekten çalışıyor. Ben katılmasam da deneyler ve çalışmalarında Alman öğretmenlerin rehberliğinden gayet memnun olduklarını biliyorum, çünkü öğretmen seçiminde öğretmenin öğrencilerle anlaşabilmesi öncelikli bir kriter. Benim kişisel gelişim olarak adlandırdığım şeyler ise spor, kültür, bilim gibi haftalara, Sinema Gecesi ne, Tiyatro Kulübü ne, Tarih Kulübü nün gezilerine ve çıkan dergilere katılma olanağıdır. Bu saydıklarımın hepsinde öğrenciler aktif ve gönüllü olarak çalıştığı, bazıları kabul etmese de doğrudan öğrenciler tarafından yönetildiği için hem sorumluluk almayı ve liderliği öğreniyor hem de çalışılan alanda kendimizi geliştiriyoruz. Aslınur Avgın: İstanbul Lisesi nin sunduğu olanakları ilk olarak akademik anlamda ele alırsak iki ayrı yabancı dil eğitimini en iyi şekilde vermesi ve Almanca diploma hakkı tanımasıdır. Almanya da öğrenim gören bir öğrencinin lise sonunda aldığı diplomayı bir İstanbul Lisesi öğrencisi de alabilir. Abitur un yanı sıra Almanca bilgisini ölçmek adına yapılan Sprachdiplom sınavlarına katılan öğrenciler de başarılı oldukları takdirde yaşamları boyunca geçerli dil diploması alırlar. Lise eğitiminin ölçütü yalnızca notlar ve akademik başarılar değildir. Sosyal anlamda ne kadar var olduğu da önemlidir öğrencinin. Bu konuda İstanbul Lisesi çok geniş olanaklara sahiptir. Her öğrenci bir bireydir ve kendi işini kendi halletmekle yükümlüdür. Bu sayede lise boyunca öğrenciler istedikleri alanda girişimde bulunarak kendilerini geliştirir ve hayat deneyimi edinirler. Geniş bir camiaya girmiş olmaları da bu konuda bir avantajdır. Öğrenciler yaptıkları girişimler konusunda okulda çoğunlukla destek görürler. Etraflarında olan bitene duyarlıdırlar ve geleceğin sorumluluğunun omuzlarında olduğunun öğretmenleri kadar kendileri de bilincindedirler. Öğrenci profili tek yönlü değildir. Yatakhanesi Anadolu dan gelen öğrencilere kapı açar. Bu da her dönemde homojen bir kültürel altyapı oluşturur. Farklı şehirler ve farklı dünyalarla öğrencilerin tanışmasını sağlar. Adil Sümerkan: Okulun öğrencilerine sunduğu fırsatların başında yabancı dil eğitimi geliyor. İnsanların değerlerinin CV leriyle ölçüldüğü günümüzde yabancı dil, seçilme olanağını artıran en önemli etken olarak karşımıza çıkıyor. Herkes eşit derecede alamasa da okulda iyi bir yabancı dil eğitimi veriliyor, mezun olurken de sınavı geçerseniz lise diplomasının yanında bir de dil diploması alabiliyorsunuz. Ayrıca okul, öğrencilerine Almanya da üniversite okumaya yarayan Abitur diplomasını alabilme olanağını sunuyor. Bu diploma için Alman öğretmenler Almanya da işlenen lise müfredatını okulda uyguluyor. Bu müfredat ve Alman öğretmenler, bir yandan hazırlık sınıfında öğrenilen Almanca nın pratikle gelişmesini sağlarken diğer yandan da öğrencileri Almanya daki üniversiteye hazırlıyor. Diğer yandan okulda kazanılan birlik ve beraberlik duygusu, mezunlarla olan iletişim size ilerleyen yaşamınızda kopmayan bağlar ve ait olacağınız bir camia sunuyor. Ayrıca İstanbul Lisesi, yatılı okuyan bir öğrencinin; toplum içinde yaşarken sivrilik- S A R I S İ Y A H 77

79 RÖPORTAJ İyi bir eğitim akla, mantığa ve analitik düşünmeye önem vermelidir. Adil Sümerkan lerinin törpülenmesini, hiyerarşik bir düzen içinde kişiliğinin gelişmesini ve kendi ayaklarının üzerinde durabilmesini sağlıyor. Irmak Avşar: İstanbul Lisesi; Alman eğitim sistemi, çok sayıdaki sosyal ve kültürel etkinliği, bilimsel çalışmaları, Türkiye nin farklı yerlerinden gelen öğrencilerin kaldığı pansiyonu ile öğrencilere hem Alman hem Türk lise diploması alma imkanı sunan özel bir okul. Bu fırsatları değerlendirmek isteyen arkadaşlarımın tümü, bu okulda mutlaka bir şekilde kendilerine bir yer edinebilirler. Sizce iyi bir eğitim nasıl olmalıdır? Uğur Can: Bence iyi bir eğitim için öncelikle gereken öğrenmek isteyen bireylerdir. Öğrenci eğer kendini geliştirmekte istekli değilse, zorla öğretilemez. Eğer öğrenciye bir ders ya da konu öğretilmek isteniyorsa, öncelikle bu ders için öğrenci özendirilmeli ve gerçekten ileride ona fayda sağlayacağına ikna edilmeli. Tabii burada benim kastım kandırmak değil, bizlerin ihtiyacı olan rehberliğin daha farklı işlemesi. Burada Alman yönteminin eğitim tarzını çok doğru buluyorum, çünkü bilgiler direkt verilmiyor, öğrenci düşünmeye sevkediliyor. Mesela fizikte bugün çok ileride olabiliriz ama o günkü bilgilerle açıklanamayan sorulara bizim kendi getireceğimiz cevap ya da çözüm yolları neler olurdu, bunu düşündürtmek ve bu yolların hangisinin doğru olduğunu sonradan göstermek bana çok mantıklı geliyor. Lise derslerinin amacını ÖSS yi kazanmak olarak görmemek gerek. Ayrıca ders seçimlerinin daha yaygın olması gerekli dört sene boyunca. Mesela Dil ve Anlatım dersi görmek istemeyen öğrenciyi zorlayıp onun enerjisini tüketmenin hiçbir manası yok. Aslınur: Türkiye deki eğitim sisteminin yeterli ve iyi olmadığı şu an çok açık. Alman sistemini de tanımış olan bizler bu durumu çok net görmekteyiz. İyi bir sistem öncelikle fazla ezberci olmamalıdır. Öğrenciler, öğrendiklerinin gerçek hayatta uygulandığı yerlerden haberdar olmalı. Hatta öğrendikleri bilgileri uygulama imkanına sahip olmalılar. Testler içinde kaybolmak, 2,5 saate 160 soru sığdırmak çok objektif bir ölçüt değil. Öğrencilerin sosyal gelişimine çok önem verilmeli. Türkiye de birçok ailede ve okulda liseye gidenlere birey oldukları hatırlatılmıyor. Kişilerin bunu kavraması ancak üniversiteye başladıktan sonra oluyor. Fakat kişilik gelişiminde lise döneminin payı daha büyük. O nedenle bu aralığın

80 İyi bir eğitim için başta öğrencinin ilgilerini ve yeteneklerini keşfedebileceği bir ortam olması gerekir. Irmak Avşar ve sorgulatıcı olmalıdır. Öğretmenlerin alanlarında yetkin olması ve öğrencilerin psikolojilerinden anlaması gerekmektedir. Eğitimde fırsat eşitliliği ve tarafsızlık zorunludur ve eğitim her vatandaş için ücretsiz olmalıdır. Irmak: İyi bir eğitim için başta öğrencinin ilgilerini ve yeteneklerini keşfedebileceği bir ortam olması gerekir. Bu ortam da ancak öğrenci merkezli bir sistemde oluşabilir. Öğrencinin düşündüklerini çekinmeden, açıkça ifade edebilmesi ve tabii bunun için öncelikle öğrendiği konuya hakim olması gerekir. Bu noktada iyi bir eğitim-öğretim ortamı sağlamak için öğretmene düşen görev öğrencinin derse olan ilgisini artırmaya çalışmak ve bu sayede derslerin daha fazla katılımla gerçekleşmesini sağlamaktır. İyi olarak nitelendirilebilecek bir eğitim sisteminde fırsat eşitliğinin rolü size göre nedir? Uğur Can: Açıkçası ben fırsat eşitliğinin mümkün olduğunu düşünmüyorum. Ancak daha iyi fırsatların daha çok parası olanlara değil kendini daha çok geliştirene verilmesi gerektiğini düşünüyorum ya da paranın eğitim almak için bu kadar önemli olmaması gerektiğini. Eğitimin kesinlikle ücretsiz, devlet kontrolünde ve dayatmalardan uzak olması gerekir. daha iyi değerlendirilmesi, kişilerin kendi ayakları üzerinde durabilmesi sağlanmalı. Lise sırasında, hatta ilkokuldan itibaren öğrencilere seçenekler sunulmalı, deneyip yanılarak ilgi alanlarını bulmaları sağlanmalı. Spor, sanat, sosyal sorumluluk bilinçleri geliştirilmeli. Bir tane yabancı dil çok iyi derecede öğretilmeli. Bizim sistemimiz bu eğitimi içeriyor ancak gene de ilkokul artı liseden sonra öğrenciler üniversitede hazırlık okumak zorunda kalıyor. Adil : İyi bir eğitim akla, mantığa ve analitik düşünmeye önem vermelidir. Sorgulayıcı Aslınur: Fırsat eşitliğinin başlaması gereken en önemli yer ilkokul. 40 kişilik bir köy okuluyla yılda lira ödenen bir özel okul arasında kilometreler kadar da fark var. Zeki ya da parlak bir öğrenci olmanın böyle bir durumda rolü azalıyor; kötü şartlar bir kişinin yapabileceklerinden daha azını yapabilmesine sebep oluyor. Lisede bu durum biraz eşitlenebilir. Sisteme baktığınızda çalışan iyi bir liseye giriyor. Ancak burada da sistemin handikapı öğrencilerin haftasonu gittiği dersaneler ve kurslar. Parası olan özel S A R I S İ Y A H 79

81 RÖPORTAJ ders aldırabilir, en iyi dersaneye gönderebilir çocuğunu; daha kötü şartlarda okuyan, örneğin kıt kanaat geçinen bir ailenin çocuğu başka şartlarda daha iyisini yapabileceği halde, dersaneye gidemediği ve okulun verdiği de yetmediği için gene kendi yöresinde bir okula gitmek zorunda kalıyor. Adil: Fırsat eşitliği bir eğitim sisteminin temelini oluşturmalıdır. Öncelikle insanlar, insan oldukları için eğitim hakkına sahip olmalıdırlar; daha fazla paraları oldukları için değil. Bilim yuvaları olmaları gereken üniversiteler, zengin ailelerin şımarık çocuklarına, ailelerini tatmin etmek için para karşılığı diploma veren kurumlar haline dönüştürüldü. Araştırmak, çalışmak, üretmek ve insanlığa faydalı olmak isteyen gençler eğitimde fırsat eşitliği olmadığı için birçok imkân ve olanaktan mahrum kalıyor. Bu sorunun bana göre çözümü eğitim sistemindeki parayla eğitim veren, kar amacı güden ve yer yer belirli siyasi çevrelerin güdümüne girmiş kurumların kaldırılıp yerine, devlet tarafından tarafsız ve imkânlar açısından yeterli kurumların oluşturulması, bu kurumlara girmenin kriterlerinin de insanın insan olmaktan gelen yetilerine göre belirlenmesidir. Irmak: Bir eğitim sistemine iyi diyebilmek için sistemin her türlü imkanının ülkenin her yerine ulaşabiliyor olması gerekir. Aksi takdirde iyi olan şey sistem değil, kurumlar olur. Eğer eğitimin amacı bilgili ve bilinçli nesiller yetiştirmekse, bölgesel gelişim bunu ancak kısmen sağlayabilir. Ancak artmakta olan nüfusla doğru orantılı olarak eğitim şartları geliştirilir, gerçek anlamda bir fırsat eşitliği yaratılır ve gelişim genele yayılırsa, o zaman eğitim amacına ulaşır. Eğitim anadilinin Almanca olduğu bir lisenin öğrencisi olarak okulumuzu ve eğitimini Türk eğitim sisteminin neresinde görüyorsunuz? Uğur Can: Okulumuz aslında Türk eğitim sisteminin hiçbir yerinde değil benim gözümde, çünkü işlediğimiz Türkçe derslerde müfredata göre öğrenilebileceğimiz hiçbir şey yok.türkçe ders kitaplarının içleri boşaltılmış. Sadece beş altı eski öğretmenin şans eseri okulumuzda çalışmaya devam etmesi sayesinde herkes ilgi alanına göre birşeyler öğrenebiliyor. Aslınur: Eğitim dilinin Almanca olması bize birçok avantaj sağlıyor. Yurtdışı bağlantıları, öğrencilerin yurtdışıyla çok erken tanışmaları onları birer dünya vatandaşı olmaya aday birey yapıyor. Sayısal derslerin Türk eğitim sisteminin çok uzağında bir müfredatla ilerlemesi de büyük bir avantaj. İlkokul tekrarı olan saçma sapan bilgilerin içinde debelenip durmuyoruz. Olaylara ufkumuz daha açık bakabiliyoruz. Tabii bunun sonucu olarak 12.sınıfta ÖSS için daha fazla çaba sarf etmemiz gerekiyor. Gene de İstanbul Lisesi ÖSS de 1.liği elde etmeyi başarıyor. Bu başarının tamamen öğrencilerin kendi azmi olduğu görüşündeyim, okulun bu konuda sağlayabildiği pek fayda yok. Kazandırdığı analitik düşünme ve sorgulama yeteneği üniversite sınavından ziyade günlük yaşamda daha fazla öneme sahip. Adil: Türk eğitim sistemi diye bir şeyden bahsetmek pek de mümkündeğil. Ezberci, yüzeysel ve sorgulamayan bir sistem olan Türk eğitim sistemiyle, okulumuzda verilen düşünceye ve mantığa dayalı Almanca eğitimin karşılaştırılması bile saçma. Zaten okulumuzdaki sistem, karşı karşıya olduğumuz merkezi sınavlı eğitim sistemine bizi hazırlamıyor. Bu nedenle okulumuzdaki eğitimin Türk eğitim sisteminde herhangi bir yeri yok. Bu okuldaki öğrencilerin Türk eğitim sisteminden yararlanabildikleri

82 tek alan Milli Eğitim Bakanlığı nın sadece görevlendirmede etkisi olduğu tarih öğretmenlerinden ve coğrafya öğretmeninden aldığı eğitim. Irmak: Alman ve Türk eğitim sistemleri birbirlerinden çok farklı ekollere dayanıyorlar. Kişisel görüşüm, öğrenciye bilimsel ve sorgulayıcı bir bakış açısı kazandıran, bilimin temelindeki konuları öğrenciye sindirterek öğreten Alman eğitim sisteminin, yalnızca üniversite sınavında sorulabilecek soru tiplerini artırmak amacıyla aşırı bilgi yükleyen ve bu şekilde yükleme yapıldığı için öğrenilen bilginin birkaç ay içinde yok olup gittiği Türk eğitim sisteminden katbekat faydalı olduğu yönünde. Gönül isterdi ki, ülkemizde aynı ekolde Türkçe eğitim veren okullar da olsun; ancak şu durumda üzülerek anadili Almanca olan okulumun Türk eğitim sisteminden birkaç adım önde olduğunu belirtebilirim. İstanbul Lisesi nde bilimin taşıdığı önem aşikâr. Sizce sanata karşı da benzer bir yaklaşımda bulunulduğu söylenebilir mi? Uğur Can: Sanat konusunda lisemizin biraz eksik olduğunu düşünüyorum, ama gelişmeler var. Tiyatroda ortaya güzel oyunların çıkması öğrencileri tiyatrodan haberdar ediyor, öğrenci müzik geceleri ve bahar konserleri çok eğlenceli ve kaliteli geçiyor. Bir arkadaşının aktif çalıştığı konu diğerinin de ilgisini çekmeye başlıyor. Bunun yanında edebiyat dergilerinin zayıf olduğunu söyleyebilirim. Çoğu öğrencinin önceliği dersleri olduğu, sanatı ikinci plana atıyor. Hele ki kitap okuyan insan sayısına baktığımızda, -diğer liselere ve ülkemize göre çok yüksek olmakla beraber- yeterli olmadığını söyleyebilirim. Aslınur: Sanatın geri planda duruyor gibi göründüğü doğru. Okulda koro çalışmaları, tiyatro kulübü işler vaziyette. Enstrüman çalan birçok öğrenci var. Gerçi çoğu okulun olanaklarıyla bu işe girmemiş. Genelde altyapısı olan ya da özel ders alıp başlayan kişiler. Okulumuzun zayıf olduğunu düşündüğüm tarafı bilhassa edebiyat, felsefe ve sosyoloji gibi sosyal bilim alanları. Bunlarla uğraşan kişiler var ancak kendi yağlarında kavrulmak zorunda kalıyorlar. Örneğin bir dergi çıkarmak istense, bir avuç insan gönüllü oluyor. Bu da okul çapında yankı bulmuyor ve bu alanlarda yapılan faaliyetler de çok fazla kişi tarafından takip edilmiyor. Adil: İstanbul Lisesi en nihayetinde bir devlet okulu. Bu nedenle sanatsal faaliyetlere yeteri kadar imkân sağlanamıyor. Bu tip faaliyetler bazı küçük grupların kendi çabalarıyla ve öğretmenlerin destekleriyle yürüyor. Buna rağmen ortaya çok güzel ürünler çıkabiliyor. Bu da öğrencilerin yeteneklerinin ve isteklerinin bir göstergesi. Irmak: İstanbul Lisesi nde insan Alman eğitim sistemi nedeniyle farkına varmadan bilime yönleniyor. Bu, bu okulda temel bilimlerin sağlam bir şekilde öğretilmesinin doğal sonucu. Ancak maalesef sanata karşı böyle bir yönlendirme yok. Sanata meraklı olan insanlar içinse seçenekler yok değil, hatta tiyatro, orkestra gibi öğrenci kulüpleri yoğun ve verimli bir şekilde çalışmalarını sürdürüyorlar, yine de okulumuzda sanata daha fazla önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Okulumuzun bulunduğu semtte öğrenci olmak ve okulun binası size ne ifade ediyor? Uğur Can: Bu semti tanımak biraz zaman alıyor. Neredeyse tüm Türkiye nin matbaa işlerinin burada döndüğünü, birçok kitapçının burada olduğunu; Eminönü de, Mahmutpaşa da aradığınız herşeyi bulabileceğinizi öğrenmek, belki benim cehaletimdi ama benim gibiler bile 2-3 sene içinde yaşadığımız yerin nasıl zengin bir semt olduğunu farkediyor. Sonra ilgisi olanlar romanlarda, tarih sayfalarında araştırmaya başlıyor, Beyazıt sahafları nerede, Beyazıt Meydanı nın hikayesi ne, Bab-ı Âli ne demek, diye. Çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Bina ise bu kadar kültüre yukardan bakarcasına dikiliyor. Kesinlikle eğitim-öğretim için kullanılması gereken bir bina, çünkü bu köklü tarih ve kültürle iç içe olması gereken ileride toplumu yönlendirecek olan yeni nesildir. Sınıfların tavanları ve manzarası sıkıntıdan patladığımız derslerde ilaç gibi geliyor, ferahlıyoruz. Kasaları gördükçe de Avrupa nın bizim için aslında ne ifade etmesi gerektiğinin farkına varıyoruz. Aslınur: Annemin ilk gözlemi bu okuldaki öğrencilerin oturaklı, ağırbaşlı olduklarıydı ve bunu binanın ağır ve sağlam duruşuna bağlamıştı. Beş senenin ardından doğru olabileceğini düşünüyorum. Buram buram tarih kokan sınıflarda ders yapmak, her gün büyük haşmetli kapıdan geçmek, rengarenk tavana bakmak Paha biçilemez diyebilirim. İstanbul Lisesi nin vazgeçilmezi binasıdır. İstanbul un en güzel binasıdır benim için. Bu liseden mezun öğrencilere betonarme binalarda ders yapmak koyar. Bu nedenle birçoğu sonrasında gene köklü yerleri tercih eder. Muhit konusuna gelirsek, bana kalırsa gerçek İstanbul tarihi yarımadadır. Bu nedenle okul çok iyi bir yerde bulunmaktadır. Benim en sevdiğim yönü ise Cağaloğlu nun, kitabevlerinin çoğuna ev sahipliği yapmasıdır. Bab-ı Âli nin meşhur günlerini görmeyi çok isterdim. Kalburüstü insanlarla haşır neşir olmak Ne yazık ki onlar da bugün gökdelenlerine çekildiler. Bina konusunda her mezunumuzu duyarlı olmaya çağırıyorum. Çünkü her dönemde onu bizden almaya kalkanlar çıkabiliyor. Onlara fırsat vermek söz konusu dahi olamaz. Adil: Okulumuzun bulunduğu semt ihtiyaçlarımızı karşılamak bakımından çok rahat bir semt. Yatılı kalmış biri olarak Mahmutpaşa nın, Tahtakale nin, Mercan Yokuşu nun çok yararını gördüm. Ayrıca yayınevlerinin ve sahafların okula çok yakın olmaları, okulun bulunduğu yeri daha da güzelleştiriyor. Okul binasının taş bina oluşu, okulun yazın serin olmasını sağlıyor ki, bu da nemli ve sıcak olan İstanbul yazlarında bulunmaz bir nimet. Derslerde sıkılınca kurtarıcı olan Boğaz manzarası ise anlatılmaz, yaşanır. Irmak: Lisemiz gerek binasıyla, gerekse bulunduğu semtle öğrencilerine köklü bir tarihin içinde yaşadığını hatırlatıyor hep. Turistlerin fotoğraf çekmek için durduğu bir binada okumak, dahası bir yatılı öğrenci olarak burada yaşamak, insanın, ne kadar özel bir yerde olduğunu her an hissetmesini sağlıyor. S A R I S İ Y A H 81

83 DENEME LİSEM Hazırlıkta müzik dersi görürdük, dört tarafı ahşap, küçücük bir sınıfta. Bozuk sesli bir piyanomuz vardı, dört yıl sonra o piyanodan çok güzel parçalar çalacaktı arkadaşım, pencereden bakacak ve iyi ki diyecektim, iyi ki masmavi bu şehir, iyi ki ayaklarımın altında şuan. O şiirlerdeki martılar bak, bak vapurlar, bak bu boğaz, nasıl kıvrılarak akar. O sınıfta öğrendim marşı. Eksik biraz, canım bir dizesi sadece... Herkes bilir doğrusunu ben hala karıştırırım, neydi sahi? Boş ver, bin kişi bağırarak okuyoruz, bambaşka şehirlerden birbirinden bihaber insanlardık, şimdi karışıyor seslerimiz, örtülüyor tüm hatalar.

84 Tamam, kızmasın bize arkadaşlar, her okul güzeldir, ama bizimkisi de bize pek bir özeldir işte. Korkarız tabii, sıradan olmaktan. Acaba dedik, sınavın eksik gedik sağladığı adaletten de mi yoksun kalacak? 5 10 yıl sonra okul sadece mevkimakam sahiplerinin çocuklarına kapılarını açacak da, benim postacımın çalışkan çocuğuna oturacak sıra mı bulamayacak? Bağıra bağıra söylüyoruz, ama öyle biri hele müdür marş okuyun dediğinde değil, durup dururken bazen ya da son sınıflarımızı mezun ederken, otuz yıllık öğretmenlerimizi uğurlarken okuldan. Mutsuzken, kızmışken ve elimizden bir şey gelmezken, zıtlık bu ya, zıplaya zıplaya, alkış tutarak. Kar fırtına bora mıydı doğrusu? Bugün bin kişi oturmuşken 100 küsur yıllık mermerlere -öyle soğuktur ki o taşlaryılların soğuğu sanki- beklerken, sabırla, hayır diyebiliyor olmanın gururuyla ve hazzıyla, yıllarca verdiğimiz emekleri yok sayan, sıradanlaştıran zihniyete kızgınlığımızla, yanımda sınıf arkadaşlarım, alt dönemlerim karşımda, 1970 mezunu ağabeyimiz oturmuyor, ayakta, Almanlar fotoğraf çekiyordu şaşkınlıkla. Türk hocalar hiç bir şey demedi belki ama gülümsüyorlardı, gururla gülümsüyorlardı sanki. Ya da belki biz öyle görmek istedik, bilmiyorum. Kar bora fırtına mıydı yoksa? Bugün bin kişi en küçüğü 14 en büyüğü belki ellisindeydi, tekrar okuduk o marşı, İstanbul yıldızı Erkek Lisesi diyedir bir dizesi. Sesimiz ne kadar yüksek çıkarsa o kadar iyi. Ne kadar güzeldi birlikte olmak, bir olmak. Hani sordu ya çocuk, arkadaşlar sürdürelim mi oturmayı kalkalım mı, diye, hani tüm eller kalktı ya bir anda, sonra gülümsedi ya çocuk, o öğretmenlerin yüzünde gördüğümüz türden bir bakışla. Ne güzeldi, konuşabiliyor olmak, hani anlattı ya diğer çocuk, Alman bölümü dinledi onu, anlamaya çalıştı, Türk bölümü de keşke benzer bir çabada olsaydı. Bir korku vardı, bu kötüydü bak! Tamam, kızmasın bize arkadaşlar, her okul güzeldir, ama bizimkisi de bize pek bir özeldir işte. Korkarız tabi, sıradan olmaktan. Acaba dedik, sınavın eksik gedik sağladığı adaletten de mi yoksun kalacak? 5 10 yıl sonra okul sadece mevki-makam sahiplerinin çocuklarına kapılarını açacak da, benim postacımın çalışkan çocuğuna oturacak sıra mı bulamayacak? Yorgundum, tekrar çıktım müzik odasına. Güneş vurmuş, toz zerrecikleri görünür olmuş iyice. Piyanoda bir tuşa dokundum, dınn Arkadaşımı çağırsam gelir mi, bir parça çalar mı bana, nazım geçer mi ona hala? Camdan baktım. Her şey değişir, bir sene gelirsin, bir sene gülersin, bir sene sıkılırsın, bir sene ağlarsın, bir sene seversin, bir sene de gidersin. Camdan baktım, her şey elbet değişir. Senin bile siluetin her gün değişmekteyken İstanbul! S A R I S İ Y A H 83

85 HABERLER İstanbul Lisesi nde Yeni Müdür Yardımcıları Geçen ay içerisinde emekli olan İstanbul Lisesi Baş Müdür Yardımcısı Atakan Alan ve tayin olan Müdür Yardımcıları Necati Şolt ile Halil Parlak yerine atanan müdür yardımcıları 17 Ekim 2011 de göreve başlamışlardır. İstanbul Lisesi Baş Müdür Yardımcısı: Haydarpaşa Lisesi nden Müdür Yardımcısı Abdullah Mollaoğlu İstanbul Lisesi Müdür Yardımcısı: Suat Terimer Anadou Lisesi nden Müdür Baş Yardımcısı Hayriye Uyğun İstanbul Lisesi Müdür Yardımcısı: Nişantaşı Nuri Akın Anadolu Lisesi nden Müdür Yardımcısı Esin Ultav Yanda adları ve önceki görev yerleri bilginize sunulan müdür yardımcılarına yeni görevlerinde başarılar dileriz. 29 Ekim Ankara Yemeği Ankara da ikamet eden Sarı Siyahlılar her sene olduğu gibi bu sene de dönem başı toplandılar. Buluşma geçen senelerden farklı olarak bu sene muhabbet ortamına elverişliliği nedeniyle Gazi Üniversitesi Kültür Merkezi nde gerçekleşmiştir. Gecenin Cumuriyet Bayramı na denk gelmesi de ayrı bir renk katmıştır. Ayrıntılı bilgiler bağlantısı aşağıda verilen Facebook etkinlik sayfasındadır: Yeni Okul Aile Birliği Göreve Başladı 27 Ekim 2011 tarihinde seçimleri kazanan ve göreve başlayan, aşağıda adlarını verdiğimiz, İstanbul Lisesi Okul Aile Birliği Yönetimi ni tebrik eder, başarılar dileriz. Yeni seçilen OAB Yönetimi 1. Nilgün ALPASLAN (Başkan) 2. İnci KÖSEOĞLU (Başkan Yardımcısı) 3. Aslı KESER 4. Nermin İLHAN 5. Dr. Sakin ÖNER 6. Hayriye UYĞUN 7. Fahrettin BULAT İstanbulspor da Bu Ay Bölgesel Amatör Lig 11inci Grup ta mücadele eden İstanbulspor Futbol Takımı nın bu ayki maç sonuçları aşağıdaki gibidir: İzmit Çenesuyu Plajyoluspor İstanbulspor: 4 3 İstanbulspor Büyükçekmece Spor: 2 1 Hâlihazırda İstanbulspor grubunda 10 puanla 5inci sıradadır. Türkiye Basketbol 2nci Lig de mücadele eden İstanbulspor Basketbol Takımı nın bu ayki maç sonuçları aşağıdaki gibidir: İstanbulspor Final Gençlik Spor: Orman Spor İstanbulspor: Gaziantep Büyükşehir Belediye İstanbul: Hâlihazırda İstanbulspor grubunda 9 puanla 19uncu sıradadır. Aroma Kadınlar Voleybol 2nci Lig B Grubu nda mücadele eden İstanbulspor Voleybol Takımı nın bu ayki maç sonuçları aşağıdaki gibidir: Diyarbakır (Z. Gökalp) Dicle Üniversitesi İstanbulspor: 3 0 Ankara Karayolları İstanbulspor: 3 1 Hâlihazırda İstanbulspor grubunda 0 puanla 10uncu sıradadır.

86 13. Olağan Genel Kurul ve Kış Aşuresi Daveti Derneğimizin, 13. Olağan Genel Kurulu 8 9 Aralık 2011 tarihinde saat da İstanbul Lisesi Celal Ferdi Gökçay Salonu nda yapılacaktır. Ancak çoğunluk sağlanması beklenmediğinden, 13. Olağan Genel Kurul 2. Toplantısı ve Kış Aşuresi, Aralık 2011 tarihlerinde (tüzüğümüz gereği genel kurul, birbirini takip eden iki gün içinde yapılır) saat de, İstanbul Lisesi Celal Ferdi Gökçay Salonu nda çoğunluk aranmaksızın aşağıda belirtilen gündem ile yapılacaktır. Sayın üyelerimize önemle duyurulur. 13üncü OLAĞAN GENEL KURUL GÜNDEMİ 1inci Gün: 1.1) Açılış ve Başkanlık Divanı seçimi 1.2) Saygı duruşu 1.3) Yönetim Kurulu faaliyet raporu ve bilançoların okunması 1.4) Denetçi raporlarının okunması 1.5) Raporların tartışılması 1.6) Yönetim Kurulu ve Denetçilerin ibrası 1.7) Tahmini bütçenin ve üyelik ödenti miktarının görüşülüp oylanması 2. Gün (Kış Aşuresi): 2.1) Yönetim Kurulu ve diğer organların asil ve yedek üyelerinin seçimi: 2.1.1) arası tanıtım 2.1.2) arası seçim 2.2) Dilekler ve kapanış Not: Dernek Tüzüğüne göre içinde bulunulan yıl ve geçmiş yıllara ait ödenti borcu bulunan üyeler borçlarını toplantıdan önce ödemeden, Genel Kurul a katılamazlar. Durumunuz konusunda daha ayrıntılı bilgi almak için dernek sekreteryasını aramanızı rica ederiz. Tel: E-posta: Genel Kurul bildirim yazısı aşağıdaki bağlantıdadır: Treffpunkt Sarı Siyah Avlu Hep birlikte hoşça vakit geçirmek dileğiyle, tüm İstanbul Erkek Lisesi camiasını Treffpunkt Sarı Siyah Avlu ya bekleriz. Aşağıdaki bağlantıda sizler için uygulanacak indirimli fiyatları gösteren mönüyü bulacaksınız. Ayrıca alakart yiyecek ve içeceklerde Treffpunkt Sarı Siyah Avlu da göreceğiniz liste fiyatları üzerinden % 15 indirim uygulanacaktır. İndirimden yararlanmak için İstanbul Erkek Liseliler Derneği kartını göstermek yeterli, bir kart ile sizinle birlikte toplam 4 kişi aynı indirimden yararlanabilir. Henüz lisede okuyan kardeşlerimiz de 18 yaşını doldurmuş olmak koşulu ile Treffpunkt Sarı Siyah Avlu ya gidebilir ve İELKART ı göstererek aynı indirimlerden faydalanabilir. Geçen yıllarda olduğu gibi sınıf ve dönem buluşmalarını Sarı Siyah Avlu da yapmayı arzu eden mezunlarımızın hangi günün tahsis edilmesini istediklerini Derneğimize bildirmelerini rica ederiz. Treffpunkt Sarı Siyah Avlu saat e kadar café olarak hizmet verecek ve pazar günleri kapalı olacaktır. Adres: Treffpunkt Sarı Siyah Avlu, Yeni Çarşı Caddesi, No: 32 Galatasaray Beyoğlu Telefon: Dergimiz Artık Tescilli SARISİYAH, şekil markaları Türk Patent Enstitüsü nce tescil edilmiş ve tescil belgesi aşağıdaki bağlantılarda bilginize sunulmuştur. Dergimizin marka ve logo tescil işlemlerini sonuçlandıran Yönetim Kurulu Yedek Üyemiz Sayın Avukat Zeynep Erverdi 00 a teşekkür ederiz. Bilgi Güncelleme Çalışmaları Sizlere ait mail adresleri, telefon ve faks numaraları, ev ve iş adresleri gibi bilgilerden bazıları çok eski, geçerliliğini yitirmiş, güncellenmeye ihtiyacı var, lütfen bizi arayın ve bizdeki bilgilerin doğru olup olmadığını kontrol edelim. Aşağıdaki adresten de bilgilerinizi güncelleyebilirsiniz: S A R I S İ Y A H 85

87 HABERLER Aidat Ödemeleri Faaliyetlerimizi verimli sürdürebilmemize, 2011 ya da varsa birikmiş aidatlarınızı ödeyerek katkıda bulunabilirsiniz. Lütfen dernekle iletişime geçin, size yardımcı olalım. Aidatlarınızı; Garanti Bankası Galata Şubesi TR , Türkiye İş Bankası Cağaloğlu Şubesi TR , Yapı Kredi Bankası Teşvikiye Şubesi TR IBAN numaralı hesaplara yatırabilirsiniz. Kredi Kartı ile Ödeme Formu na aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz: Amatör Denizci Belgesi Kursunda Sarı Siyahlılara % 20 İndirim Özel kayıtlı 24 metreye kadar motor yat ve yelkenlileri kullanmak için gereken ADB ehliyetinin sınavlarına hazırlık kursu 4 haftada tamamlanıyor ve toplam 12 saat sürüyor. Dersler en fazla 6 kişilik gruplarda, Fenerbahçe Marina da bağlı olan S/Y Derviş teknesinde lisanslı yelkenci Mehmet Çömlekçi 89 tarafından veriliyor. İletişim Bilgileri: amatordenizcibelgesi.com / Siz de Bir Sarı Siyahlı Kardeşimize Burs Vermek İster Misiniz? Yeni eğitim yılının başladığı bu günlerde sizlere burs konusunu hatırlatmak istedik. Derneğimiz, her yıl olduğu gibi, eğitim yılında da, maddi desteğe gereksinim duyan okulumuz öğrencisi veya mezunu kardeşlerimize orta öğretim ve yüksek öğrenim bursu verecektir. Burs havuzumuz, burs veren üyelerimizin katkılarıyla genişlemiş bulunmaktadır, ancak bu fonu, okuyan çocukların bazı acil giderleri için de kullanmaktayız. Hem bu ek harcamaları karşılamak hem de daha fazla öğrenciyi destekleyebilmek için, sizlerin katkılarına ihtiyaç duyuyoruz. Sarı Siyahlı kardeşlerimize burs vermek ve ayrıntılı bilgi edinmek için, derneğimizi aramanızı rica ederiz. Şartlı bağışlarınız için IBAN numaramız: Garanti Bankası Galata Şubesi TR MentorKoç Programı Ağabey / Abla Başvuruları Üniversite öğrencisi mezunlarımıza, Sarı Siyahlı Ağabey / Ablaları aracılığı ile kişisel ve mesleki gelişimleriyle ilgili katkıda bulunmayı amaçlayan MentorKoç Programı için başvurular 10 Ekim 2011 tarihinde sona ermiştir. Eşleşen 40 Ağabey / Abla ve kardeşimize eşleşme bilgileri yollanmıştır. Eşleşen Ağabey / Abla ve kardeşlerimiz 31 Ekim 2011 Pazartesi günü saat da Treffpunkt Sarı Siyah Avlu da yapılmış olan Tanışma Kokteyli nde bir araya gelerek kendi programlarını yaptılar. II. Mezunlar Tavla Turnuvası Bu sene ikincisini düzenlediğimiz Mezunlar Arası Tavla Turnuvası 20 Kasım 2011 Pazar günü, sonuçlanmıştır. Turnuva sonucunda; Şükrü Tanatar 78 birincilik, Prof. Dr. Tunaya Kalkan 66 ikincilik, Tevfik Çakmakçı 78 üçüncülük, Banu Çavuşoğlu Özerk 77 dördüncülük derecelerini elde etmişlerdir. Derece elde eden mezunlarımızı tebrik eder, tüm katılımcılara teşekkür ederiz. Düzenlediğimiz bu turnuvanın gelecek senelerde büyüyerek devam etmesi dileklerimizle turnuvayı derneğimize öneren ve organizasyonun tüm aşamalarında destek veren Burak Mungan 05 a teşekkür ederiz.

88 Akın Arlısoy 73 İlk Romanını Yayınladı O Kalabalıkta Yalnızdım hem hukuku sorgulamanıza hem birbirinden farklı insan karakterlerini gözlemlemenizi ve düşünmenizi sağlayacak. Akın Arlısoy 1955 yılında Eskişehir de doğdu. Çocukluğu Eskişehir, Heidelberg, Edirne, Dinslaken ve Ankara da geçti. İstanbul Erkek Lisesi nde okudu ve daha sonra ekonomi tahsilini Hacettepe ve İstanbul Üniversitesi nde yaptı. Toronto Üniversitesi nde İngilizce öğrendi ve bir süre yurt dışında kaldı. Romandan bir kesit: Beni anlayacağını, diyordu. Anlamak... Kim anlayacaktı? Ben mi? Ben! Evet, anlıyordum, burada geçen her bir günümde, her bir saatimde, tahammülsüz bir acının, ona kadar uzanan yansımasının verdiği sıkıntıları. İçimi bir boşluk, bir hiçlik kaplıyordu. Hiç hareket etmeden, duymadan, görmeden, göz kırpmadan, nefes almadan bir buz kalıbı gibi olmak istiyordum. Yaşam sanki ne benle, ne bensiz var olmuş; o benden, ben ondan habersiz; çiçekler kokusuz, rüzgârlar esintisiz, ateşler alevsiz kalmıştı. Düşünce düşüncesizlik le, akıl akılsızlıkla, duygu duygusuzlukla, renkler renksizlikle, müzik sessizlikle dans ediyordu kafamda. Ticari işlerinin ehil olmayan kimselerce bozguna uğratıldığı bir iş yaşamı sonucu dört duvarlar arasına hapsedilmişti. Hayatı boyunca ne namussuzluğa yeltenmiş ne de insanların hakkına saldırmıştı ama işte şimdi hapishanede birbirinden farklı adi suçlu larla birlikte yaşamak zorundaydı. Kendi dünyasından ters bir yaşamda yapayalnız kalmıştı, tanıdığı tüm kokular yok olmuş, tanıdığı siluetler görünmezleşmişti. Kendi olarak var olmak hapishanede çok daha zordu, bekledi, gözlemledi, sabrı köreldi ki bir gün yeniden gün ışığına çıktı. Yaşamı yeniden var etti. Kalbime Koy Başını Doktor! Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta nın ( 73) doktor meslektaşlarının ve sağlık sisteminin röntgenini çektiği Kalbime Koy Başını Doktor! adlı kitabı Hayykitap tan kitapseverlerin beğenisine sunulmuştur. Kitapla ilgili ayrıntılar aşağıdaki bağlantıdadır: Midilli de Söğüdün Gölgesinde Kitabının İkinci Baskısı Yapıldı Şükrü Levent Deniz in 89 kaleme aldığı Midilli de Söğüdün Gölgesinde isimli romanın ikinci baskısı çıktı. Mübadele konusunu içeren ve Türk Yunan dostluğunu vurgulayan romanı kitapçılardan temin edebilirsiniz. İndirimli Satışlar İndirimli mal ve hizmet sunan firmalar arasına Ufuk Çanta ve Deri Mamulleri de eklenmiştir. Ufuk Çanta ve Deri Mamulleri ve diğer indirimli mal ve hizmet sunan firmaların iletişim bilgilerine aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz. Sahibi ya da yöneticisi olduğunuz kurumları bu kampanyaya katılmaya davet ediyoruz. Lütfen bizi arayın Sarı Siyahlılara ne şekilde katkıda bulunabileceğinizi konuşalım. aspx S A R I S İ Y A H 87

89 XXXXX

90

91

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü GÜNDÜZLÜ SAĞLIK MESLEK LİSELERİ BAŞVURU VE KAYIT- KABUL ŞARTLARI İLE İLGİLİ YÖNERGE

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü GÜNDÜZLÜ SAĞLIK MESLEK LİSELERİ BAŞVURU VE KAYIT- KABUL ŞARTLARI İLE İLGİLİ YÖNERGE T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü GÜNDÜZLÜ SAĞLIK MESLEK LİSELERİ BAŞVURU VE KAYIT- KABUL ŞARTLARI İLE İLGİLİ YÖNERGE NİSAN 2001 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Amaç : Madde 1- Bu

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI GÜZEL SANATLAR VE SPOR LİSELERİ YÖNETMELİĞİ İKİNCİ BÖLÜM

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI GÜZEL SANATLAR VE SPOR LİSELERİ YÖNETMELİĞİ İKİNCİ BÖLÜM MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI GÜZEL SANATLAR VE SPOR LİSELERİ YÖNETMELİĞİ Resmî Gazete de yayım tarih ve sayısı: 16 Haziran 2009 27260 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ndeki tüm fakülte ve yüksekokullarda öğrenim görmekte olan öğrencilere

Detaylı

T.C. FARUK SARAÇ TASARIM MESLEK YÜKSEKOKULU YURTDIŞINDAN ÖĞRENCİ KABULÜNE İLİŞKİN YÖNERGE

T.C. FARUK SARAÇ TASARIM MESLEK YÜKSEKOKULU YURTDIŞINDAN ÖĞRENCİ KABULÜNE İLİŞKİN YÖNERGE T.C. FARUK SARAÇ TASARIM MESLEK YÜKSEKOKULU YURTDIŞINDAN ÖĞRENCİ KABULÜNE İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak Amaç MADDE 1 Bu yönergenin amacı, Faruk Saraç Tasarım Meslek Yüksekokulu

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü 5580 SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ ÖZEL OKULLARDA ÖĞRENİM GÖREN/GÖRECEK ÖĞRENCİLER İÇİN VERİLECEK EĞİTİM VE ÖĞRETİM DESTEĞİ UYGULAMA e-kilavuzu

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

BARTIN ÜNİVERSİTESİ YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN KABUL VE KAYIT ESASLARI YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BARTIN ÜNİVERSİTESİ YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN KABUL VE KAYIT ESASLARI YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar BARTIN ÜNİVERSİTESİ YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN KABUL VE KAYIT ESASLARI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- (1) Bu Yönerge, üniversitenin yabancı uyruklu öğrenci kontenjanına

Detaylı

T.C. NEVŞEHİR ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER BÖLÜMÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNERGESİ

T.C. NEVŞEHİR ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER BÖLÜMÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNERGESİ T.C. NEVŞEHİR ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER BÖLÜMÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu yönergenin amacı; Nevşehir Üniversitesi'nin zorunlu ve isteğe

Detaylı

IŞIK ÜNİVERSİTESİ YURT DIŞINDAN ÖĞRENCİ KABUL YÖNERGESİ

IŞIK ÜNİVERSİTESİ YURT DIŞINDAN ÖĞRENCİ KABUL YÖNERGESİ IŞIK ÜNİVERSİTESİ YURT DIŞINDAN ÖĞRENCİ KABUL YÖNERGESİ Amaç ve Kapsam MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin amacı Işık Üniversitesi bünyesindeki birimlerin ön lisans ve lisans düzeyindeki diploma programlarına

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

BATMAN ÜNİVERSİTESİ YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARINA BAŞVURU VE KAYIT KABUL YÖNERGESİ

BATMAN ÜNİVERSİTESİ YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARINA BAŞVURU VE KAYIT KABUL YÖNERGESİ BATMAN ÜNİVERSİTESİ YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARINA BAŞVURU VE KAYIT KABUL YÖNERGESİ Dayanak MADDE 1- Bu yönerge Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı nın konuya ilişkin 27.01.2010

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü 5580 SAYILI KANUN KAPSAMINDAKİ ÖZEL OKULLARDA ÖĞRENİM GÖREN/GÖRECEK ÖĞRENCİLER İÇİN VERİLECEK EĞİTİM VE ÖĞRETİM DESTEĞİ UYGULAMA e-kilavuzu

Detaylı

T.C. KARABÜK ÜNİVERSİTESİ YATAY GEÇİŞ UYGULAMA ESASLARI GENEL HÜKÜMLER

T.C. KARABÜK ÜNİVERSİTESİ YATAY GEÇİŞ UYGULAMA ESASLARI GENEL HÜKÜMLER T.C. KARABÜK ÜNİVERSİTESİ YATAY GEÇİŞ UYGULAMA ESASLARI GENEL HÜKÜMLER 1- Yatay geçişler eşdeğer düzeyde, isimleri aynı olan veya ilgili yönetim kurulları tarafından içeriklerinin en az % 80 inin aynı

Detaylı

T.C. TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ NE YURTDIŞI ÖĞRENCİ KABULÜNDE UYGULANACAK ESASLARA İLİŞKİN YÖNERGE. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ NE YURTDIŞI ÖĞRENCİ KABULÜNDE UYGULANACAK ESASLARA İLİŞKİN YÖNERGE. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ NE YURTDIŞI ÖĞRENCİ KABULÜNDE UYGULANACAK ESASLARA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- (1) Bu Yönergenin amacı; Türk-Alman Üniversitesi

Detaylı

Her öğretim yılında, parasız yatılı ve burslu okumak isteyen öğrencileri seçmek ve yerleştirmek için;

Her öğretim yılında, parasız yatılı ve burslu okumak isteyen öğrencileri seçmek ve yerleştirmek için; Her öğretim yılında, parasız yatılı ve burslu okumak isteyen öğrencileri seçmek ve yerleştirmek için; İlköğretim okullarının 5, 6 ve 7 nci sınıfları ile ortaöğretim kurumlarının 9 ve 10 uncu sınıfları,

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMLARI VE AYLIK KARŞILIĞI OKUTACAKLARI DERSLERE İLİŞKİN

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM AKSARAY ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE Amaç ve Kapsam MADDE 1 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Bu Yönergenin amacı,

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü.... VALİLİĞİNE (Milli Eğitim Müdürlüğü)

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü.... VALİLİĞİNE (Milli Eğitim Müdürlüğü) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü Sayı : 98403766/200/ 8052854 13.08.2015 Konu: İmam Hatip Liselerine Kayıt kabul ve nakil İşlemleri... VALİLİĞİNE (Milli Eğitim Müdürlüğü) İlgi:

Detaylı

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ PROGRAMLAR ARASINDA YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE 1 (1)Bu yönergenin amacı,

Detaylı

MADDE 48 (1) Öğretmenler, aynı eğitim kurumunda adaylık dâhil toplamda en fazla 8 yıl görev yapabilir.

MADDE 48 (1) Öğretmenler, aynı eğitim kurumunda adaylık dâhil toplamda en fazla 8 yıl görev yapabilir. Öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi MADDE 48 (1) Öğretmenler, aynı eğitim kurumunda adaylık dâhil toplamda en fazla 8 yıl görev yapabilir. (2) Aynı eğitim kurumunda yer değiştirme

Detaylı

MEVLANA ÜNİVERSİTESİ AKRAN DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

MEVLANA ÜNİVERSİTESİ AKRAN DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MEVLANA ÜNİVERSİTESİ AKRAN DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- (1) Bu yönerge; Mevlana Üniversitesi nde Akran danışmanı olarak görevlendirilebilecek öğrencilerin

Detaylı

T.C. BURDUR VALİLİĞİ İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ CUMHURİYET İLKOKULU HİZMET STANDARTLARI

T.C. BURDUR VALİLİĞİ İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ CUMHURİYET İLKOKULU HİZMET STANDARTLARI TAMAMLANMA SÜRESİ 1- Velinin T.C kimlik numarası ile başvurması yeterlidir. 1 2 1. Sınıfa Yeni Kayıt Anasınıfına Kayıt Anasınıfına ücretsiz kayıt 3 Öğrenci Nakli 4 Denklik ile kayıt AÇIKLAMA: * Kayıtlar,

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Bursa Orhangazi Üniversitesinden: BURSA ORHANGAZİ ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİL HAZIRLIK EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ KABUL YÖNERGESİ" BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ KABUL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar Amaç T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ KABUL YÖNERGESİ" BİRİNCİ BÖLÜM MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin amacı, Maltepe Üniversitesi

Detaylı

NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDE YURT DIŞINDAN ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME YÖNERGESİ

NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDE YURT DIŞINDAN ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME YÖNERGESİ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDE YURT DIŞINDAN ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME YÖNERGESİ Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı Namık Kemal Üniversitesine önlisans ve lisans düzeyinde,

Detaylı

HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ KABUL YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ KABUL YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar HOCA AHMET YESEVİ ULUSLARARASI TÜRK-KAZAK ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ KABUL YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası

Detaylı

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ KABUL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ KABUL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar Amaç MALTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ KABUL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin amacı, Maltepe Üniversitesi bünyesindeki

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar T.Ü. SENATOSU 06 MAYIS 2014/16 TRAKYA ÜNİVERSİTESİ YURTDIŞINDAN ÖĞRENCİ KABULÜNE İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar Amaç MADDE 1- Bu yönergenin amacı; Trakya Üniversitesi ön

Detaylı

T.C. İstanbul Medipol Üniversitesi 2015-2016 Eğitim-Öğretim Yılı Önlisans ve Lisans Programlarına Yurt Dışından Öğrenci Kabulü Koşulları

T.C. İstanbul Medipol Üniversitesi 2015-2016 Eğitim-Öğretim Yılı Önlisans ve Lisans Programlarına Yurt Dışından Öğrenci Kabulü Koşulları T.C. İstanbul Medipol Üniversitesi 2015-2016 Eğitim-Öğretim Yılı Önlisans ve Lisans Programlarına Yurt Dışından Öğrenci Kabulü Koşulları Fakülte/YO/MYO Kontenjan Öğretim Dili Uluslararası Tıp Fakültesi

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ 2015-2016 AKADEMİK YILI ULUSLARARASI ÖĞRENCİ EK YERLEŞTİRME KILAVUZU

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ 2015-2016 AKADEMİK YILI ULUSLARARASI ÖĞRENCİ EK YERLEŞTİRME KILAVUZU ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ 2015-2016 AKADEMİK YILI ULUSLARARASI ÖĞRENCİ EK YERLEŞTİRME KILAVUZU 1. GENEL ŞARTLAR Yükseköğretim Genel Kurul Toplantısında Alınan Karar Uyarınca; Bu kontenjanlara

Detaylı

YURTDIŞINDAN ÖĞRENCİ KABULUNE İLİŞKİN YÖNERGE Y02-RAI-005

YURTDIŞINDAN ÖĞRENCİ KABULUNE İLİŞKİN YÖNERGE Y02-RAI-005 Sayfa : 1 / 6 1. AMAÇ Bu yönergenin amacı, Koç Üniversitesi ne yabancı öğrenci kontenjanından başvuracak adaylar ile ilgili koşulları ve yöntemleri belirlemek ve belgelemektir. 2. KAPSAM Bu yönerge Koç

Detaylı

T.C. YOMRA KAYMAKAMLIĞI Yomra İmam Hatip Ortaokulu HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

T.C. YOMRA KAYMAKAMLIĞI Yomra İmam Hatip Ortaokulu HİZMET STANDARTLARI TABLOSU T.C. YOMRA KAYMAKAMLIĞI Yomra İmam Hatip Ortaokulu HİZMET STANDARTLARI TABLOSU YOMRA İMAM HATİP ORTAOKULU HİZMET STANDARTLARI SIRA NO HİZMET ADI İSTENEN BELGELER HİZMETİN TAMAMLANMA SÜRESİ (EN GEÇ) 1 Kayıt

Detaylı

MEF ÜNİVERSİTESİ LİSANS ÖĞRENCİLERİ BURS YÖNERGESİ

MEF ÜNİVERSİTESİ LİSANS ÖĞRENCİLERİ BURS YÖNERGESİ MEF ÜNİVERSİTESİ LİSANS ÖĞRENCİLERİ BURS YÖNERGESİ I. AMAÇ, TANIMLAR, GENEL HÜKÜMLER Amaç Madde 1. Bu yönergenin amacı, MEF Üniversitesi nde, lisans düzeyinde verilen eğitimöğretimin niteliğini burs ve

Detaylı

Amaç. Dayanak. Kapsam

Amaç. Dayanak. Kapsam MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMLARI VE AYLIK KARŞILIĞI OKUTACAKLARI DERSLERE İLİŞKİN

Detaylı

Ziya Gökalp Caddesi No:10 - Kızılay / ANKARA

Ziya Gökalp Caddesi No:10 - Kızılay / ANKARA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİ HAKKINDA VERİLEN KARARA İTİRAZ EDEN (DAVACI): BÜRO MEMURLARI SENDİKASI VEKİLİ: Av. FİGEN KÜÇÜKŞAHİN AKİ Tuna Caddesi No:14/13 - Kızılay / KARŞITARAF (DAVALI): SOSYAL GÜVENLİK

Detaylı

DAYANAK Tekirdağ ilindeki sınavsız öğrenci alan meslek Liseleri

DAYANAK Tekirdağ ilindeki sınavsız öğrenci alan meslek Liseleri Projenin Adı: Projenin Sloganı TEKİRDAĞ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ PROJENİN GEREKÇESİ PROJENİN ÖZETİ Çatışmadan kaynaklanan disiplin sorunlarının çokluğu. Meslek Liselerinde disiplin sorunlarının önüne geçebilmek,

Detaylı

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından: SOSYAL GÜVENLİK UZMAN YARDIMCILIĞI GİRİŞ SINAVI DUYURUSU

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından: SOSYAL GÜVENLİK UZMAN YARDIMCILIĞI GİRİŞ SINAVI DUYURUSU Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından: SOSYAL GÜVENLİK UZMAN YARDIMCILIĞI GİRİŞ SINAVI DUYURUSU Sosyal Güvenlik Uzmanı olarak yetiştirilmek üzere sınavla merkez teşkilatına; hukuk, siyasal bilgiler, iktisat,

Detaylı

T.C. TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ NE YURTDIŞI ÖĞRENCİ KABULÜNDE UYGULANACAK ESASLARA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ KISIM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR

T.C. TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ NE YURTDIŞI ÖĞRENCİ KABULÜNDE UYGULANACAK ESASLARA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ KISIM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR T.C. TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ NE YURTDIŞI ÖĞRENCİ KABULÜNDE UYGULANACAK ESASLARA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ KISIM AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR AMAÇ Madde 1- (1) Bu Yönergenin amacı; Türk-Alman Üniversitesi

Detaylı

TEOG Tercih ve Yerleştirme Sistemi

TEOG Tercih ve Yerleştirme Sistemi Sayın Velimiz ve Sevgili Öğrencilerimiz, 2013-2014 eğitim öğretim yılında değişen sınav sistemiyle birlikte tercih ve yerleştirme sisteminde de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bazı değişiklikler yapılmıştır.

Detaylı

LİSE VE FEN LİSESİ BAŞARI BURSU YÖNETMELİĞİ

LİSE VE FEN LİSESİ BAŞARI BURSU YÖNETMELİĞİ LİSE VE FEN LİSESİ BAŞARI BURSU YÖNETMELİĞİ SON REVİZE TARİHİ: 28.08.2014 REVİZE SAYISI: 18 YAYIN TARİHİ: 28.08.2014 SAYFA SAYISI: 10 HAZIRLAYAN: TERAKKİ VAKFI ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ LİSESİ ÖZEL ŞİŞLİ TERAKKİ

Detaylı

M.E.B. Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmenlik-2

M.E.B. Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmenlik-2 Zorunlu yer değiştirme suretiyle atamalar MADDE 22 (1) Bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde eğitim kurumu müdürlerinden bulundukları eğitim kurumunda beş yıllık çalışma süresini tamamlayanların görev yerleri,

Detaylı

-SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI-

-SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI- -SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI- Pazarlamadünyasi.com un Vodaco Agency işbirliği ile 04 Ağustos 30 Eylül 2009 tarihleri arasında gerçekleştirdiği Sosyal Medya araştırması sonuçlandı. İnternet kullanıcıları sosyal

Detaylı

TEOG tercih ve yerleştirme kılavuzu yayımlandı

TEOG tercih ve yerleştirme kılavuzu yayımlandı On5yirmi5.com TEOG tercih ve yerleştirme kılavuzu yayımlandı Milli Eğitim Bakanlığı, bu yıl ilk kez uygulanan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi doğrultusunda lise tercih ve yerleştirme işlemleri

Detaylı

FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİL HAZIRLIK SINIFI EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ

FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİL HAZIRLIK SINIFI EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİL HAZIRLIK SINIFI EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Fatih Sultan Mehmet

Detaylı

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Türkisch Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Veliler için Bilgiler Januar 2008 / Türkisch 2 / 6 Zürih Kantonu İlköğretim Okulu Hedefler ve Hedefe Yönelik Görüşler Zürih kantonunda devlet ilköğretim okulu

Detaylı

HİTİT ÜNİVERSİTESİ ÇİFT ANADAL PROGRAMI YÖNERGESİ

HİTİT ÜNİVERSİTESİ ÇİFT ANADAL PROGRAMI YÖNERGESİ HİTİT ÜNİVERSİTESİ ÇİFT ANADAL PROGRAMI YÖNERGESİ Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı; Hitit Üniversitesi bünyesinde yer alan lisans düzeyindeki diploma programları arasında çift anadal programı açılması

Detaylı

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ

ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ SİYER-İ NEBİ YARIŞMASI YÖNERGESİ AMAÇ Bu yarışmanın amacı: Anadolu Gençlik Derneği, Liseler Komisyonu bünyesinde Siyer-i Nebi yarışması düzenleyerek, Lise Öğrencilerinin aidiyet

Detaylı

24/12/2013 Senato Kararı 2013/61 BAYBURT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ZORUNLU ARAPÇA HAZIRLIK SINIFI EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNERGESİ

24/12/2013 Senato Kararı 2013/61 BAYBURT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ZORUNLU ARAPÇA HAZIRLIK SINIFI EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNERGESİ 24/12/2013 Senato Kararı 2013/61 BAYBURT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ZORUNLU ARAPÇA HAZIRLIK SINIFI EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNERGESİ Amaç ve Kapsam MADDE 1 (1) Bu yönergenin amacı, 04.12.2008 tarih

Detaylı

İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU TEMEL İNGİLİZCE BÖLÜMÜ HAZIRLIK SINIFI YÖNETMELİĞİ

İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU TEMEL İNGİLİZCE BÖLÜMÜ HAZIRLIK SINIFI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Yabancı Diller Yüksekokulu Temel İngilizce Bölümü hazırlık sınıfında yürütülen

Detaylı

T.C BURSA VALİLİĞİ. Osmangazi İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü 2014-2015 ÖĞRETİM YILI DERS ÜCRETİ KARŞILIĞI ÖĞRETMENLİK BAŞVURU KILAVUZU TEMMUZ - 2014

T.C BURSA VALİLİĞİ. Osmangazi İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü 2014-2015 ÖĞRETİM YILI DERS ÜCRETİ KARŞILIĞI ÖĞRETMENLİK BAŞVURU KILAVUZU TEMMUZ - 2014 T.C BURSA VALİLİĞİ Osmangazi İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü 2014-2015 ÖĞRETİM YILI DERS ÜCRETİ KARŞILIĞI ÖĞRETMENLİK BAŞVURU KILAVUZU TEMMUZ - 2014 http://osmangazi.meb.gov.tr http://www.memosmangazi.com

Detaylı

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013 BİLİM OLİMPİYATLARI, MADALYALAR VE ÇAN EĞRİSİ Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 8 Aralık 2013 Milliyet Gazetesi nde belki de Milliyet okuyucularından çoğunun da

Detaylı

5. İstenen tüm belgeleri, kayıt görevlilerine teslim etmek üzere, üzerine adınızı yazdığınız boş Mütevelli zarfa yerleştiriniz.

5. İstenen tüm belgeleri, kayıt görevlilerine teslim etmek üzere, üzerine adınızı yazdığınız boş Mütevelli zarfa yerleştiriniz. 2015-2016 ÖĞRETİM YILI ÜNİVERSİTEMİZE YERLEŞEN ÖĞRENCİLERİMİZİ TEBRİK EDİYOR, İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ KAYIT GÜNLERİNDE EMİNÖNÜ YERLEŞKEMİZE BEKLİYORUZ... İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ 2015 2016 ÖĞRETİM

Detaylı

İngiltere de Üniversite Eğitiminin Avantajları

İngiltere de Üniversite Eğitiminin Avantajları İngiltere de Üniversite Eğitiminin Avantajları Lisans eğitim 3 yıl! İngiltere'de lisans programları 3 yıl sürmektedir. Böylelikle Türkiye de 4 senede tamamlayacağınız üniversite eğitiminizi İngiltere'de

Detaylı

Sanatkar, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.

Sanatkar, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır. Sanatkar, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır. İÇİNDEKİLER SAYFA 1- BAŞVURU İŞLEMLERİ 4 Ön Kayıt Koşulları 4 Ön Kayıt İçin Gerekli Belgeler 5 Önemli Uyarılar 6 2-

Detaylı

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ Önlisans ve Lisans Programlarına Uluslararası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Yönergesi

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ Önlisans ve Lisans Programlarına Uluslararası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Yönergesi AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ Önlisans ve Lisans Programlarına Uluslararası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Yönergesi BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı; Akdeniz Üniversitesi

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ve Öncelikle Uygulanacak Hüküm

BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ve Öncelikle Uygulanacak Hüküm GAYRİKABİL-İ RÜCÜ SİCİLDEN TERKİN VE İHRAÇ TALEBİ YETKİ FORMU NUN (IDERA) KAYDA ALINMASINA, İPTAL EDİLMESİNE VE İCRASINA İLİŞKİN TALİMAT(SHT-IDERA Rev.01) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Detaylı

Danıştayın yürütmesini durduğu konular: 1. Mesai dışı çalışma,

Danıştayın yürütmesini durduğu konular: 1. Mesai dışı çalışma, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna Bağlı Sağlık Tesislerinde Görevli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik Hakkında Danıştay 11.Daire nin Esas No 2013/1812 Sayılı Kararı ve Yürütmeyi Durdurma Kararına

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz

İsterlerse Hristiyan öğrencilerimize de din kültürü sorusu sorabiliriz Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, 8. sınıf öğrencilerinin girdiği ortak sınavlara ilişkin, "Sınav sonuçlarını, ocak ayının ilk haftası, hatta şunu söyleyebilirim, 2 Ocak Cuma 18.00'de

Detaylı

HÜRRİYET İLKÖĞRETİM OKULU KAMU HİZMETLERİ SUNUMU STANDARTLARI ÖĞRENCİ İŞLERİ

HÜRRİYET İLKÖĞRETİM OKULU KAMU HİZMETLERİ SUNUMU STANDARTLARI ÖĞRENCİ İŞLERİ SIRA NO 2 DOSYA PLANI KODU HÜRRİYET İLKÖĞRETİM OKULU KAMU HİZMETLERİ SUNUMU STANDARTLARI ÖĞRENCİ İŞLERİ HİZMET ADI 1 Kayıt Kabul 3 4 5 6 DAYANAĞI MEVZUAT HİZMETTEN YARARLANACAKL AR Nakil ve Geçişler Kayıt

Detaylı

Tercih ve Yerleştirme Takvimi

Tercih ve Yerleştirme Takvimi 2014 TEOG Yerleştirme Kılavuzu henüz yayınlanmadığı için resmi değildir. Ancak MEB ile yaptığımız görüşme sonucu edindiğimiz bilgiler aşağıda yer almaktadır. Tercih ve Yerleştirme Takvimi TARİH AÇIKLAMA

Detaylı

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI ARASINDA YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI ARASINDA YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI ARASINDA YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ Amaç ve Kapsam MADDE 1 - (1) Bu yönerge İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi önlisans ve lisans programlarına

Detaylı

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNDEN

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNDEN ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNDEN Enstitümüz Lisansüstü Öğretim Programlarına 2009 2010 Eğitim-Öğretim Yılı Güz Yarıyılı için öğrenci alınacaktır. Öğrenci alınacak

Detaylı

Eğitim Ve Öğretim Desteği ne

Eğitim Ve Öğretim Desteği ne Özel Okullarda Öğrenim Görecek Öğrencilere Verilecek Eğitim Ve Öğretim Desteği ne İlişkin Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları Özel Okullarda Öğrenim Görecek Öğrencilere Verilecek Eğitim Ve Öğretim Desteği

Detaylı

T.C İSTANBUL VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2011-2012 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C İSTANBUL VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2011-2012 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ S. NO FAALİYETİN ADI TARİHİ a) Ortaöğretim Kurumları 2010-2011 Eğitim Öğretim Yılı Sorumluluk Sınavı Öncesi Öğretmenler Kurulu,Zümre Başkanları 05 Eylül 2011 Pazartesi Seçimi ve Zümre Başkanları 1 b)ortaöğretim

Detaylı

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1)

Detaylı

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ a) Ortaöğretim Kurumları Zümre Başkanlarının 02 Eylül 2013 Pazartesi 1 b) Orta Öğretim Kurumları Zümre Toplantıları ve Yıllık Planların Hazırlanması 03-08 Eylül 2013 tarihleri arasında c) Orta Öğretim

Detaylı

16 Temmuz 2013/07 no.lu Üniversite Akademik Kurulu Karar Tutanağı Madde 5. 26 Şubat 2013/02 no.lu Üniversite Akademik Kurulu Karar Tutanağı Madde 13

16 Temmuz 2013/07 no.lu Üniversite Akademik Kurulu Karar Tutanağı Madde 5. 26 Şubat 2013/02 no.lu Üniversite Akademik Kurulu Karar Tutanağı Madde 13 Sayfa : 1 / 6 1. AMAÇ Bu yönergenin amacı lisans düzeyindeki programlar arasında yatay geçiş ile öğrenci kabulüne ilişkin esasları düzenlemektir. 2. KAPSAM Bu yönerge, Koç Üniversitesi (KÜ) diploma programlarına

Detaylı

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum.

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum. Türkiye deki en büyük emek israflarından birisi İngilizce öğreniminde gerçekleşiyor. Çevremde çok insan biliyorum, yıllarca İngilizce öğrenmek için vakit harcamış, ama hep yanlış yerlerde harcamış. Bu

Detaylı

Amerika da Üniversite Eğitimini Kimler Alablir?

Amerika da Üniversite Eğitimini Kimler Alablir? Amerika da Üniversite Eğitimini Kimler Alablir? Üniversite eğitimi almak için Amerika gerçekten de çok iyi bir seçimdir. Amerikan Üniversiteleri dünyaca tanınmış bir kaliteye sahip olmakla beraber dünyadaki

Detaylı

T.C. PAMUKKKALE ÜNİVERSİTESİ ile T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

T.C. PAMUKKKALE ÜNİVERSİTESİ ile T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ T.C. PAMUKKKALE ÜNİVERSİTESİ ile T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ ORTAK DOKTORA PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNERGESİ 2015 T.C. Pamukkkale Üniversitesi İle T.C.

Detaylı

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ Doğuş markası, eğitime adanmış yarım asra yaklaşan bir anlam ifade etmektedir. Doğuş Üniversitesi eğitimde ilklerin sahibi, yeniliklerin öncüsü olarak, geçmişinden

Detaylı

DHMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ANTALYA HAVALİMANI İHALESİ BASIN TOPLANTISI

DHMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ANTALYA HAVALİMANI İHALESİ BASIN TOPLANTISI DHMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ANTALYA HAVALİMANI İHALESİ BASIN TOPLANTISI Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü Sn. Mahmut Tekin, Antalya Havalimanı ile ilgili son zamanlarda basında sıkça yer alan

Detaylı

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ a) Ortaöğretim Kurumları Zümre Başkanlarının 02 Eylül 2013 Pazartesi 1 b) Orta Öğretim Kurumları Zümre Toplantıları ve Yıllık Planların Hazırlanması 03-08 Eylül 2013 tarihleri arasında c) Orta Öğretim

Detaylı

T.C KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ

T.C KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ T.C KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 Eğitim Öğretim yılı Güz Yarıyılı için Anabilim Dallarınca öğrenci alınacak olan programlar, kontenjanlar, adaylarda

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

UFUK ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE HAZIRLIK SINIFI EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİ

UFUK ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE HAZIRLIK SINIFI EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 11.10.2002 Resmi Gazete Sayısı: 24903 UFUK ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE HAZIRLIK SINIFI EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç Madde 1- Bu yönetmeliğin amacı

Detaylı

Temmuz 2008 Ataköy Gazetesindeki(Yer darlığından gazetede kısaltılarak yayınlanmıştır.) Kemal Türkeli'nin ÖSS+SBS Rehberlik köşe yazısıdır.

Temmuz 2008 Ataköy Gazetesindeki(Yer darlığından gazetede kısaltılarak yayınlanmıştır.) Kemal Türkeli'nin ÖSS+SBS Rehberlik köşe yazısıdır. Temmuz 2008 Ataköy Gazetesindeki(Yer darlığından gazetede kısaltılarak yayınlanmıştır.) Kemal Türkeli'nin ÖSS+SBS Rehberlik köşe yazısıdır. 2009 ÜNİVERSİTE(ÖSS) + 2009 SBS(Anadolu Liselerine Giriş 8, 7

Detaylı

A. KURUM İÇİ, KURUMLARARASI ve YURTDIŞI YATAY GEÇİŞ BAŞVURU VE GEÇİŞ KOŞULLARI

A. KURUM İÇİ, KURUMLARARASI ve YURTDIŞI YATAY GEÇİŞ BAŞVURU VE GEÇİŞ KOŞULLARI A. KURUM İÇİ, KURUMLARARASI ve YURTDIŞI YATAY GEÇİŞ BAŞVURU VE GEÇİŞ KOŞULLARI 1- KURUM İÇİ ve KURUMLARARASI YATAY GEÇİŞ Kurumlar arası (Yurt içi üniversiteler arası) yatay geçişler, aynı düzeydeki eşdeğer

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN 2013 ÖNSÖZ 2013 2014 Eğitim - Öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm

Detaylı

ATILIM ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE HAZIRLIK OKULU YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ATILIM ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE HAZIRLIK OKULU YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (17.01.2012 gün ve 28176 Sayılı Resmi Gazete) ATILIM ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE HAZIRLIK OKULU YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Atılım Üniversitesinde

Detaylı

Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012

Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012 Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012 KÜNYE Proje Adı Araştırma Sahibi Araştırma Evreni Adayların Dershane Algısı Araştırması İKSara A.Ş. Toplumsal Gündem Araştırmaları Nisan 2012 Türkiye de üniversiteye

Detaylı

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ PEDAGOJİK FORMASYON YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ PEDAGOJİK FORMASYON YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ PEDAGOJİK FORMASYON YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 Bu Yönergenin amacı; Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın

Detaylı

İSTANBUL ŞİŞLİ MESLEK YÜKSEKOKULU KURUM İÇİ VE KURUMLAR ARASI YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE

İSTANBUL ŞİŞLİ MESLEK YÜKSEKOKULU KURUM İÇİ VE KURUMLAR ARASI YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE İSTANBUL ŞİŞLİ MESLEK YÜKSEKOKULU KURUM İÇİ VE KURUMLAR ARASI YATAY GEÇİŞ ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu yönergenin amacı; diğer Meslek

Detaylı

İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ ÜNİVERSİTE İÇİ ve KURUMLAR ARASI YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ ÜNİVERSİTE İÇİ ve KURUMLAR ARASI YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ ÜNİVERSİTE İÇİ ve KURUMLAR ARASI YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, İstanbul Şehir Üniversitesi bünyesindeki

Detaylı

T.C. İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ* BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ* BİRİNCİ BÖLÜM T.C. İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ* BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, İstanbul Medipol Üniversitesi önlisans ve lisans

Detaylı

GEDĠZ ÜNĠVERSĠTESĠ YABANCI DĠL HAZIRLIK SINIFI EĞĠTĠM ÖĞRETĠM VE SINAV YÖNETMELĠĞĠ

GEDĠZ ÜNĠVERSĠTESĠ YABANCI DĠL HAZIRLIK SINIFI EĞĠTĠM ÖĞRETĠM VE SINAV YÖNETMELĠĞĠ GEDĠZ ÜNĠVERSĠTESĠ YABANCI DĠL HAZIRLIK SINIFI EĞĠTĠM ÖĞRETĠM VE SINAV YÖNETMELĠĞĠ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Gediz Üniversitesi Yabancı Dil

Detaylı

BARTIN ÜNİVERSİTESİ 2013-2014 AKADEMİK YILI YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME KLAVUZU

BARTIN ÜNİVERSİTESİ 2013-2014 AKADEMİK YILI YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME KLAVUZU BARTIN ÜNİVERSİTESİ 2013-2014 AKADEMİK YILI YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME KLAVUZU 1-GENEL ŞARTLAR a) Lise son sınıfta olmaları ya da mezun durumda bulunmaları koşuluyla; 1)Yabancı Uyruklu

Detaylı

İZMİR ÜNİVERSİTESİ KURUM DIŞI YATAY GEÇİŞLER İLE DİKEY GEÇİŞLERDE BAŞARILI ÖĞRENCİLERE UYGULANACAK MUAFİYET VE İNTİBAK ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE

İZMİR ÜNİVERSİTESİ KURUM DIŞI YATAY GEÇİŞLER İLE DİKEY GEÇİŞLERDE BAŞARILI ÖĞRENCİLERE UYGULANACAK MUAFİYET VE İNTİBAK ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE İZMİR ÜNİVERSİTESİ KURUM DIŞI YATAY GEÇİŞLER İLE DİKEY GEÇİŞLERDE BAŞARILI ÖĞRENCİLERE UYGULANACAK MUAFİYET VE İNTİBAK ESASLARINA İLİŞKİN YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE

Detaylı

T.C. İSTANBUL MEDIPOL ÜNİVERSİTESİ YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. İSTANBUL MEDIPOL ÜNİVERSİTESİ YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. İSTANBUL MEDIPOL ÜNİVERSİTESİ YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, İstanbul Medipol Üniversitesi önlisans ve lisans

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN Ö N S Ö Z 2012 2013 eğitim öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm eğitim

Detaylı

Özel Okullarda Öğrenim Görecek Öğrencilere Verilecek Eğitim Ve Öğretim Desteği ne İlişkin Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları

Özel Okullarda Öğrenim Görecek Öğrencilere Verilecek Eğitim Ve Öğretim Desteği ne İlişkin Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları Özel Okullarda Öğrenim Görecek Öğrencilere Verilecek Eğitim Ve Öğretim Desteği ne İlişkin Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları 1. Özel Okulların MEBBİS üzerinden başvuruları hangi tarihlerde yapılacaktır?

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ BATI AVRUPA PROGRAMI SIKÇA SORULAN SORULAR

AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ BATI AVRUPA PROGRAMI SIKÇA SORULAN SORULAR AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ BATI AVRUPA PROGRAMI SIKÇA SORULAN SORULAR 1) YÇS sınavı ile ilgili bilgileri nereden alabilirim? Bu sınav ile ilgili bilgi ve başvuru için www.osym.gov.tr adresinden yararlanabilirsiniz.

Detaylı

TÜRKİYE DE MÜHENDİSLERİ N SORUNLARI VE MÜHENDİS

TÜRKİYE DE MÜHENDİSLERİ N SORUNLARI VE MÜHENDİS TÜRKİYE DE MÜHENDİSLERİ N SORUNLARI VE MÜHENDİS OLMAK Türkiye de Mühendis Olmanın Zorluklarını 4 Evrede İncelemek Yerinde Olacaktır. Bunları; İlköğretim ve Lise eğitimi evresi. ÖSS evresi. Lisans eğitimi

Detaylı