HELAL HARAM BİLİNCİYLE TÜKETİCİ OLMAK
|
|
|
- Umut Denktaş
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 HELAL HARAM BİLİNCİYLE TÜKETİCİ OLMAK Bir imtihan dünyasında bulunan, ağır bir emanet/sorumluluk yüklenen insan başıboş ve sorumsuz olarak bırakılmamıştır. Dünyada yapıp ettiklerinden, kazandıkları ve tükettiklerinden, sağlığından, gençliğinden, gücünden, güzelliğinden, zenginliğinden, fakirliğinden vs. sorumluluk altındadır. Müslüman, dünyada sahip olduğu şeylerin kendisine birer emanet olduğunun idraki içerisinde hareket eder. Kendisine armağan edilen nimetleri nerelerde ve nasıl kullandığından, elde ettiği serveti nereden ve nasıl elde ettiğinden, nerelere ve nasıl harcadığından sorguya çekilecektir. (Tirmizi, Kıyame, 9.) Bu bilinci taşıyan müminler helal rızık kazanmak ve bu rızıkları helal daire içerisinde kalarak ve aşırılığa düşmeden kullanma duyarlılığına sahiptirler. Helal dairesi geniştir. İnsan harama düşmeden Yüce Yaratıcının kendisi için çıkardığı helal ve temiz nimetlerden faydalanabilir. Eşyada asıl olan helal olmaktır. Hakkında bir hüküm gelmemiş olan şeyler helaldir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "O Allah ki yerde olanların hepsini sizin için yarattı." (Bakara, 29.) "Allah'ın göklerde ve yerde olanları sizin emrinize verdiğini ve size açık ve gizli nimetlerini bolca ihsan ettiğini görmez misin?" (Lokman, 20.) Ayet-i kerimelerden yerde ve gökte olanların insanların yararlanması için yaratıldığı anlaşılmaktadır. Yenilmesi, içilmesi veya kullanılması ayet veya hadislerle yasaklanmamış olan şeyler helaldir. Bunlar insan için yararlı şeylerdir. Haramlar ise zararlı olanlardır. Bazı haramlardan bahsedilen ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: "Şüphesiz O, size murdar eti, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası anılarak kesilen hayvanı haram kılmıştır; fakat darda kalana, aşırı gitmemek ve haddi aşmamak şartiyle günah yoktur." (Bakara, 173.) Bir insan Allah ın kendisi için çıkardığı temiz ve helal nimetlerden yer, içer bu mübahtır. Meşru daire içerisinde eğlenebilir. Ancak bütün vaktini yeme içme ve eğlence ile geçirmesi helal değildir. Yaşamak için helâl bir şey bulunmaması hâlinde, haram olan şeyler ölmeyecek miktarda yenilip içilebilir. Bu konuda prensip şudur: Zaruretler yasakları mübah kılar. İslami ölçülere uyan güzel şeyler helaldir. Yüce Allah, nimetlerinin eserini kulunun üzerinde görmekten hoşlanır. Meşru şekilde giyinmek ve süslenmek de helaldir. Ayet-i kerimede şöyle buyurulur: "Ey Âdem oğulları,
2 avret yerlerinizi örtmeniz ve süslenmeniz için size elbiseler gönderdik. Ey Âdem oğulları, her mescide girdiğinizde süsünüzü alın; yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz." (A'raf, 26, 31.) "De ki, Allah'ın kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim yasakladı? De ki onlar dünyada müminler içindir, ahirette tamamen müminlerindir." (A'raf, 32.) Erkeklere gümüş yüzük takmak helaldir. Altın takmak ve ipek giymek ise yalnız kadınlara helaldir. Allah elçisinin erkeklere hitaben; "İpek giymeyin, çünkü onu dünyada giyen, ahirette giymeyecektir." (Buhari, Eşribe, 28; Mardâ, 4; Libâs, 25, 36; Edeb,124; Müslim, Libas, 2;12, 25; Ebû Dâvud, Libâs, 40.) dediği; bir sahabinin parmağında altın yüzük görünce de, onu çıkarıp attığı ve "Biriniz, ateşten bir kor parçasını eline almaya yelteniyor." (Müslim, Libâs,11.) buyurduğu nakledilir. İnsan vücuduna zarar vermeyen, bilakis vücudu ruhen ve bedenen geliştiren spor türleri helaldir. Ok atma, ata binme, yüzme, silah kullanma, kılıç oyunu, güreş, at yarışları ve kahramanlık oyunları, yapılması sünnet olan sporlardandır. İnsan için içinde barınacağı ve yuva özlemini gidereceği mesken ihtiyacı dünyadaki en temel gereksinimlerdendir. İnsanın Allah ın fazlından içerisinde rahat edeceği bir ev istemesi günah değildir. Hz. Peygamber evin geniş olmasını sever (Ahmet b. Hanbel, I,168.) ve şöyle dua ederdi: "Allah'ım günahımı bağışla, bana evde genişlik ver, rızkımı bereketlendir." (Ahmed b. Hanbel, IV, 63,188, V, 65, 367, 370; Tirmizi, Dua, 78.) Hz. Peygamber altın ve gümüş kaptan yiyip içmeyi yasaklamıştır. (Tirmizi, Eşribe, 27, 28, Ebû Dâvûd, Eşribe, 17.) Tarım, ticaret ve hayvancılık gibi meşru işler yaparak rızık kazanmak hem helal bir çalışma hem de kişiye ibadet sevabı kazandıran bir ameldir. Allah elçisine hangi kazancın daha helal olduğu sorulduğunda şöyle cevap vermiştir: "Kişinin elinin emeği ve hayırlı olan (mebrûr) alış-veriştir." (İbn Hanbel, II, 466; IV, 141.) Haram kesin ve açık naslarla işlenilmesi yasaklanan fiiller olarak tanımlanır. Haramın sabit olması için, kesin ve şüphesiz bir delil şarttır. Zira Kur'an-ı Kerim'de: "Dillerinizin yalan yere vasıflandıra geldiği şeyler için: `Şu helaldir bu haramdır demeyin. Çünkü (bu suretle) Allah'a karşı yalan düzmüş olursunuz. Allah'a yalan düzenler ise, şüphe yoktur ki, asla felah bulamazlar." (Nahl, 116.) hükmü beyan buyrulmuştur. Yerde ve gökte
3 yaratılanların -haram kılınanlar hariç- hepsi de insanlar içindir. (Bakara, 29.) Allah (c.c.) insanlara bütün temiz şeyleri helal, pis (rics ve necis) olan şeyleri de haram kılmıştır (Maide, 5.) buyrulur. Haram olan fiiller liaynihi ve ligayrihi olmak üzere ikiye ayrılır. İnsanların can, mal, nesil, akıl ve din emniyetini tahrip eden eylem ve davranışlar liaynihi haram sınıfına girer: Adam öldürmek, eşkiyalık (yol kesme) ve hırsızlık yapmak, şarap içmek, domuz eti yemek, zina etmek, mümin ve muhsan kadınlara zina isnadında bulunmak gibi. Ligayrihi haram da; bizzat haram olmadığı halde, bir başka nedenle haram haline gelen şeyleri anlatır. Elma yemek haram değildir, helaldir. Ancak bir başkasına ait bahçeden, sahibinin izni olmadan alınan elmayı yemek ise haramdır. Tüketimde ölçülü olmak ve itidal önem arzeder. Tüketimde ve eşya kullanımında orta yolu izlemek esastır. Dünyalık emtia ve geçimlikler Müslüman için başkalarına karşı gurur, kibir ve övünme vesilesi değildir. Bunlar ancak birer araçtır. Mali imkânları yerinde olanın, belli bir hayat standardı izlemesi, cimrilik ederek aile fertlerini mahrumiyet içinde bırakmaması gerekir. Nitekim bir hadiste şöyle buyrulur: "Âdemoğlunun mutluluğu üç şeyin geçrekleşmesindedir: Geniş bir ev, iyi bir araç ve iyi bir eş." (Ahmed b. Hanbel, I, 168.) Kişi kendi ekonomik ve sosyal durum ve konumuna göre israfa kaçmadan harcamada bulunmalıdır. Kur an da "Hali vakti yerinde olan zenginliğine göre harcasın. Rızkı kendisine daraltılan da, Allah'ın kendisine verdiğinden harcasın." (Talâk, 7.) buyrulmaktadır. Kişi kendisinin ve bakmakla mükellef olduğu ailesi varsa aile bireylerinin temel ihtiyaçlarını karşılamak durumundadır. Hadis-i şerifte ;"Kim bizim bir işimizi üstlenirse; bekârsa evlenebilsin, evi yoksa mesken edinebilsin, biniti yoksa binit edinsin, hizmetçisi yoksa hizmetçi edinsin. Kim bu sayılanlardan başka şeyler isterse o ya zimmetine mal geçirir veya hırsızlığa düşer." (Ebu Dâvud, İmâre, 10; Ahmed b. Hanbel, IV, 299.) buyrulmaktadır. Belirli standartların ve makul ölçülerin üzerinde harcama arzu ve istekleri, israfa kaçan talepler ve lüks özentileri kişileri helal dairenin dışına itebilmektedir. Bu konuda da ölçüyü kaçırmamak gerekir. Müslümanın tüketim konusundaki temel ölçülerinden biri de israfa düşmemektir. İsraf; aşırı gitmek, yanılmak, gafil ve cahil olmak; kişinin malını yersiz olarak saçıp savurması, gereksiz harcamalar yapması gibi anlamları içermektedir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: "Hısımlara,
4 düşkünlere, yolda kalan yolcuya haklarını ver. Olur olmaz yere de elindeki malını saçıp savurma. Şüphesiz malını saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise, her zaman Rabbinin nimetlerine karşı çok nankördür." (İsrâ, 26, 27.) "Sakın eli boynuna kelepçelenmis gibi cimri olma. İsrafa dalarak da elini tamamen açma. Sonra kınanır açıkta kalırsın." (İsrâ, 29.) Müslüman israftan uzak duran; kanaatkâr olan, hâline şükreden, sahip oldukları ile yetinmesini bilen, Helalden gelsin, helale gitsin diyen kimsedir. Müslüman, ihtiyacı olandan fazlasına sahip olma arayışına düşmez ve başkasının elindekilere göz dikmez, israftan uzak kalır. Tüketim ekonomisinin pek çok alanda başat rol oynadığı günümüzde kişilere sürekli olarak tüketmek telkin edilmekte, insanlar tükettikçe mutlu olacaklarına inandırılmaya çalışılmaktadır. Aşırı tüketimin insanlara mutluluk yerine pek çok rahatsızlığı ve sağlık problemlerini beraberinde getirdiği görülmektedir. İnsanlar âdeta tüketimin tutsağı haline getirilmektedir. Tüketimle mutluluk arasında doğrudan bir ilişki kurmak da isabetli değildir. Vakıa bu telkinler insanları önemli ölçüde etkilemekte ve tüketim ekonomisine endekslenmiş modern çarklar daha hızlı dönmektedir. Çok yönlü reklam ve telkinler insanları ihtiyaçları olmayan pek çok şeyi tüketmeye zorlamakta, bunun sonucu da israfı ve aşırılığı, haram sınırlarını zorlamayı beraberinde getirmektedir. Diğer yandan aşırı üretim ve tüketim beraberinde çevre sorunlarını getirmektedir. İnsanın kendisine emanet edilen dünya kirlenmekte, denge bozulmakta, çevre felaketleri ortaya çıkmakta, pek çok canlı türleri de yok olmaktadır. Bir tarafta israfa varan yiyecek ve içecek tüketimi sonucu şişmanlık ve obezite problemleriyle uğraşan, zayıflama uğrunda büyük meblağlar harcayan insanlar; diğer taraftan yiyecek bir lokma ve içecek bir tas temiz su özlemi içindeki aç ve susuz insanlar Bu garip ve hazin durum ne yazık ki aynı gezegende yaşayan insanlığın yaman bir çelişkisidir. Müslüman kazancından ihtiyacı kadarını harcar, fazlasını tasarruf eder; bunlarla hac, zekât, sadaka, infakta bulunmak gibi mali veçhesi bulunan ibadetlerini yerine getirmeye çalışır. Allah için muhtaçlara yardım eder. Müslüman bir şeyin ihtiyaç olup olmadığının tespitini iyi yapmak ve gereksiz tüketimden uzak kalmak durumundadır. Yemek ve içmek konusunda ölçü ihtiyaç miktarı kadar olmalıdır. Sofradan tam da tıka basa
5 doymadan kalkmak, midenin üçte birini boş bırakmak Müslümanın ölçülerindendir. Giyim konusunda da aşırı gitmemek gerekir. Dinimizin yenilmesini, içilmesini veya kullanılmasını yasakladığı şeylerin Müslümanlarca tüketim unsuru olarak görülmesi yasaklanmaktadır. Bu yüzden Müslümanın tüketebileceği şeyler meşrû/helal olan şeylerdir. İçki, kumar vb. yasaklar meşru tüketime girmez. Gasp, hırsızlık, zimmete mal geçirme gibi haram yollarla elde edilen şeyler de Müslümanlarca tüketilmemeli, bunlar ait oldukları asıl sahiplerine geri verilmelidir. Ancak bu hak sahipleri ortada yoksa veya bilinmiyorsa, malları veya bedelleri onlar adına fakir kimselere veya hayır müesseselerine dağıtılır. Tüketimde ve özellikle en tabii ihtiyaçların karşılandığı beslenme, yeme içme konusunda helal-haram ölçülerine riayet etmek Müslümanın şiarı olmak durumundadır. Günümüzde pek çok hazır ve işlenmiş gıdaların insan hayatına girmesi gerçeği düşünüldüğünde bu gıda maddelerinin üretim süreçlerinin, evsaf ve içeriğinin bilinmesi ve iyi tahlil edilmesi önem arz etmektedir. Ancak hedef olarak sürekli tüketim ve tüketici kitlesi öne alınmakta, tüketilen yiyecek ve içeceklerin mahiyetleri arka plana itilmektedir. Varlığımızı sürdürebilmemiz için gerek duyduğumuz gıda ve tüketim maddeleri helal ve temiz evsafta olmalıdır. Haram olan sahaya girmekten şiddetle kaçınmalı hatta insanları kuşkuya düşüren ve harama yaklaştırabilen şüpheli şeylerden de sakınmalıdır. Haramdan ve haramla beslenen bünyeye sahip olmaktan sakındıran İslam dini önce helal ile beslenilmesini, ardından salih amel işlemeyi öğütlemiştir. (Müminûn, 51.) Hadislerde tüketimde helal duyarlılığına dikkat çekilir. Yiyecek ve içecekte ve kazancında helal-haram ölçüsüne uymayan kimselerin, düzenli ibadetlerini yerine getirme konusunda hassas da olsa dualarının kabul edilmeyeceği, Allah katında bir değerinin olmayacağı belirtilmiştir. (Müslim, Zekat, 19.) Cabir b. Abdullah (r.a.) dan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Ey insanlar! Allah'tan korkunuz ve dünyalığı isteme hususunda dikkatli ve güzel davranınız. Her türlü aşırılıktan, ifrat ve tefritten sakınınız. Çünkü hiçbir kimse, rızkı gecikse bile Allah'ın kendisine takdir ettiği rızkını tamamlamadan ölmeyecektir. O halde rızık talebinde Allah'tan korkunuz. Ve dünyalığı isteme hususunda dikkatli ve güzel davranınız, gayrimeşru yollara sapmayın. Helal olan dünyalığı alınız ve haram olanı terkediniz. (İbni Mace,Ticarat, 2.) Helal gıda vücuda dinçlik, gönle ferahlık verir; kalbi mutmain kılar. Haramla beslenen vücut
6 ise şifa bulmaz. Dünyalık elde edeyim derken düşülecek haram kazanç kişiye ancak darlık, gaflet ve kasvet getirir. Gönüllerde manevi güzelliklerin inkişafı, dünya ve ahiret selameti için eskilerin deyişiyle; yerken ağızdan girene, konuşurken de ağızdan çıkana dikkat etmelidir. Dr. Bahattin Akbaş Din İşyeri Yüksek Kurulu Uzmanı (Diyanet Aylık Dergi, Ekim 2010, Sayı 238)
7 KAZANÇTA HELAL DUYARLILIĞINA SAHİP OLABİLMEK Hayatın bütün alanlarını ibadet kapsamına alan İslam; helal yollardan kazanç sağlama çabasını ve bu amaçla yapılan iş ve ticareti de ibadet olarak değerlendirmiştir. (Bk. Muhlis Akar, İş ve Ticaret Ahlakı, Diyanet Yay.) Kur an-ı Kerim de meşru ölçüler içerisinde yapılacak her türlü alışveriş ve ticaretin helal olduğu (Bakara, 275.) bildirilmiştir. Sevgili Peygamberimiz de, Doğru sözlü ve güvenilir tüccar, (ahirette) peygamberler, sıddîkler ve şehitlerle beraberdir. (Tirmizi, Büyû; 4; İbn Mâce; Ticârât, 1; Dârimî, Buyû: 8.) buyurarak; müminleri iş ve ticaret hayatlarında dürüst davranmaya ve dolayısıyla helal kazanç duyarlılığına sahip olmaya teşvik etmiştir. Helal kazanç duyarlılığının azalması ise kişinin inancının ve dindarlığının zayıflaması anlamına gelmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.): "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o devirde kişi ele geçirdiği malı helalden mı, yoksa haramdan mı kazandığına hiç aldırmayacak." (Buharî, Buy ü, 7; Nesai, Buyü, 2) buyurarak bu konuda ümmetini uyarmışlardır. Bu nedenle İslam büyükleri kişinin servetinin kaynağını araştırmamasını ve devamlı olarak Allah ın murakabesi altında bulunduğunun bilincinde olmamasını iman zayıflığı olarak açıklamışlardır. Esasen helal kazanç duyarlılığı ya da farkındalığı oluşturmadan, sadece helal ya da haramları kural olarak hatırlatmanın, insanların gerek bireysel, gerekse iş, ticaret ve sosyal hayatları üzerinde fazlaca bir değişikliğe yol açması beklenmemelidir. Şüphesiz bu duyarlılığın oluşmasında kişiye sorumluluklarını hatırlatan ve her an Allah la beraber olma bilinci kazandıran iman, zikir ve ihsan kavramları büyük önem arzetmektedir. Bu yüzden Kur an-ı Kerim de müminler hitaben; Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah ın zikrine (Cuma namazına) koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. (Cum a, 9.), Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz. (Cum a, 10.) buyrularak, cuma namazına çağrılan ve bu ibadeti eda eden müminlere namazdan sonra yeryüzüne dağılmaları ve Allah ın lütfundan nasip aramaları tavsiye edilirken; ikinci ayetin sonunda, Allah ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz. ifadesinin yer alması anlamlıdır. Çünkü cuma namazı kılınmış ve ibadet eda edilmiş olmasına rağmen; iş, ticaret ve çalışma
8 hayatına dönen müminlere tekrar Allah ı zikretme hatırlatması yapılmaktadır. Zikir ise, Allah ı isim ve sıfatlarıyla anmak, tefekkür etmek, Allah ı gönülden çıkarmamak; vücudun bütün organlarıyla Allah'ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmak, Allah la her an beraber olma bilincine, yani ihsan mertebesine ulaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Yukarıda mealleri verilen ayet-i kerimelerden anlaşılan odur ki, kazançta helal duyarlılığı ya da farkındalığın oluşması için, sadece belli zaman ve mekanlarda değil; iş ve çalışma hayatının içerisinde de Allah ı çokça zikredip, helal ve haram prensiplerini hatırlayarak ihsan mertebesine ulaşmak; yüce Mevlanın varlığını her zaman yanımızda hissederek ve rızasını gözeterek helalinden çalışıp kazanmak çok önemlidir. Buna göre, hayatın her alanında olduğu gibi iş ve ticaret hayatında da, her an Allah la beraber olma bilinciyle ihsan mertebesine, murakabe şuuruna ve dolayısıyla helal kazanç duyarlılığına ulaşan muhsin kullar; kazançlarını helal yollardan temin etmeye özen gösterir, haksız kazanca yönelmez, helal ve meşru ölçülerin dışına çıkmazlar. Yaptıkları her işi, söyledikleri her sözü, her an Allah ile beraber olma bilinci içerisinde; Rabbim beni görüyor, yaptıklarımı biliyor. inanç ve düşüncesiyle yapar, her şeyin en iyisini ve en güzelini ortaya koymaya çalışırlar. Yüce Allah ın, Ey İman edenler! Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin. Karşılıklı rızaya dayalı ticaretle yiyin. (Nisa, 29.) ilahî buyruğuna kulak vererek, haksız yollarla edinilen her türlü kazançtan uzak durur; hırsızlık, gasp, faiz, kumar, rüşvet, şans oyunları, kamu mallarını zimmete geçirmek, yolsuzluk yapmak, eksik ölçüp tartmak, müşteriye fahiş fiyatla mal satmak, alınan maaş ya da ücretin karşılığında iş ve hizmet üretmemek, emeğin hakkını vermemek, sahte mal üretip tüketicilere zarar vermek gibi gayri meşru yollarla elde edilen her çeşit mal ve servetten sakınırlar. Emekleri ile hayatlarını idame ettirir, kazançlarının temiz ve helal olmasına gayret eder, haram lokmadan ve haram servetten kendilerini ve ailelerini korurlar. Bu konuda Yüce Rabbimizin, Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. (Bakara, 168.) Allah ın size rızık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah a karşı gelmekten sakının. (Mâide, 88.) ayetlerini
9 kendilerine rehber edinirler. Aynı şekilde Hz. Peygamber in, Kazancın hangisi en iyi ve temiz olanıdır şeklindeki kendisine sorulan soruya, Kişinin el emeği ve aldatma bulunmayan meşru ticaret ile elde edilen kazançtır. (Hakim, Müstedrek, II,10. Ahmed, IV; 141); Hiçbir kimse, asla kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah ın Peygamberi Davud (a.s.) da kendi elinin emeğini yerdi. (Buhârî, Büyû 15; Enbiyâ 37.) hadislerini kazanç konusunda ilke edinirler. Yine Hz. Peygamber in; Bir kısım insan vardır ki, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, kıyamet günü onlara bir ateştir." (Buhâri, Hums 7; Tirmizi, Zühd 41, (2375.); "Kim bir karış miktarı bir yere (başkasının arazisine) haksız olarak sahip olursa o yerin yedi katı boynuna geçirilir. (Buhârî, Mezalim 13, Bed'ü'l-Halk 2; Müslim, Müsâkât, ); Kişi namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerini eda etmiş olarak Allah ın huzuruna gelir. Bununla beraber; kimine sövmüş, kiminin kanını akıtmış, kiminin malını yemiş, kimine de iftira etmiştir. Bu durum karşısında onun ibadetlerinden elde ettiği sevaplar kendisinden alınarak hak sahiplerine dağıtılır. Eğer ibadetleri ve iyilikleri, ihlal ettiği kul haklarını ödemeye yetmezse, hak sahiplerinin günahlarından alınıp kendisinin günahlarına eklenir. Böylece sevapları gitmiş, günahları artmış, neticede iflas etmiş olarak cehenneme gönderilir. (Müslim, Birr, ) şeklindeki kul ve kamu hakkıyla ilgili çok önemli uyarılarını da dikkate alarak her türlü haksızlıktan, hak ihlalinden ve haksız kazançtan sakınırlar. Haram yollardan kazanılmış mal ve servetin, dua ve ibadetlerin kabulüne engel olacağını asla unutmazlar. Rasulüllah (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuşlardır: Allah Teala temizdir; sadece temiz olanları kabul eder. Allah Teala peygamberlerine neyi emrettiyse müminlere de onu emretmiştir. Cenab ı Hak Peygamberlere: Ey peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin, iyi ve faydalı işler yapın! buyurmuştur. Müminlere de: Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin. buyurmuştur. Rasulüllah daha sonra şunları söyledi: Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Ya Rabbi! Ya Rabbi! diye dua eder. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir! (Müslim, Zekât 65; Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru l- Kur ân 3.)
10 İhsan bilincine ve helal duyarlılığına ulaşan müminler, helal kazanç için çalışarak fiili dua etmenin yanı sıra, sözlü olarak da dua ederek Allah tan yardım isterler. Hz. Ali (r.a.) den rivayet edildiğine göre, Rasulüllah (s.a.s.) bu konuda kendisine şu duayı öğretmiştir: Allahım! Bana helal rızık nasip ederek haramlardan koru! Lütfunla beni senden başkasına muhtaç etme! (Tirmizî, Daavât 111.) Helal kazanç duyarlılığına sahip müminler, sadece haramdan ve harama yol açan vasıtalardan kaçınmakla yetinmez; kazançlarına haram karışmaması için, haram şüphesi taşıyan şeylerden de uzak durular. Bu konuda Hz. Peygamber bize şu ölçüyü veriyor: Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helal mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır. Şüpheli konulardan sakınanlar dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arazinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu arâziye girme tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her padişahın girilmesi yasak bir arazisi vardır. Unutmayın ki, Allah ın yasak arâzisi de haram kıldığı şeylerdir. Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir. (Buhari, Büyû 2, Îmân 39; Müslim, Müsâkat, 20, ) Bu arada Hz. Peygamber in konuyla ilgili tavsiye ve uyarılarını dikkate alarak harama düşme endişesiyle şüpheli şeylerden sakınan duyarlı müminler, takvanın zirvesindeki model İslami şahsiyetleri de kendilerine örnek almaya çalışırlar. Bir keresinde Hz. Ebu Bekir (r.a.) hizmetçisinin getirdiği bir hurmayı yerken, onun; Geçmişte cahiliye döneminde kahinlik yapıyordum, borçlum o dönemden kalan bir alacağımı bugün bana getirdi. Ben de o parayla satın aldığım hurmalardan bir tanesini sana getirdim deyince; Hz. Ebu Bekir (r.a.) midesine haram yollardan kazanılmış bir haram lokmanın girmemesi için derhal boğazındaki hurmayı gözleri kan çanak olarak dışarıya atmıştı. (Buhari, Menâkibu l-ensar, 26; Abdulkerim Kuşeyri, Kuşeyri Risalesi, (Hazırlayan, Süleyman Uludağ) Dergah Yay. 1981, s. 248.) Yine o, aldığı maaştan, ihtiyacından fazlasını hazineye bağışlayarak kazançta helal duyarlılığının ne anlama geldiğini sadece sözle değil, uygulamasıyla da en güzel şekilde göstermişti.
11 Aynı şekilde Hazreti Ömer (r.a.)'in özel işini görürken, devlete ait mumu söndürüp, kendisine ait mumu yakması; Ebu Hanife nin, borç olarak verilen paranın temin ettiği her nevi faydanın faiz olacağı endişesiyle alacaklısına ait bir ağacın gölgesinde bile oturmaması (Bk. Aclûnî, II, 125; Kuşeyri Risalesi, Dergah Yay. 245.); Selef hanımlarının, sabahleyin kocaları çalışmak için işe giderlerken onlara hitaben; Bizim hakkımızda Allah tan korkun da bize haram lokma/rızık yedirmeyin! Biz açlığa sabrederiz de harama yahut ateşe sabredemeyiz. (Haris el-muhasibi, Risalet ül Müsterşidin, Halep, S. 153.) şeklinde söyledikleri söz ve uyarıları kazançta helal duyarlılığına ulaşmak isteyen müminlere ne büyük bir ders ve ne güzel bir örnektir. Yine nakledilir ki, Bişr Hâfi nin kızkardeşi, Ahmed b. Hanbel e gelmiş ve: Biz damlarımızın üzerinde oturur, iplik eğiririz, yanımızdan her tarafı aydınlatan (devlet adamlarına ait) meşaleler geçer, ışıkları üzerimize düşer. Bizim bu ışıkların altında iplik eğirmemiz caiz midir? diye sormuştu. İmam Ahmed, Yüce Allah afiyetler ihsan eylesin, sen kimsin (kimlerdensin)? diye sormuş. Kadın, Bişr Hâfi nin kız kardeşi olduğunu söyleyince, Ahmed b. Hanbel ağlamış ve; Hakiki vera sahibi (Bişr Hâfi) evinizden çıkmıştır. Bu meşalelerin altında iplik eğirme! (Kuşeyri Risalesi, Dergah Yay. 246.) kızım diyerek, kendisine kamu malından haksız bir şekilde faydalanarak kazanç sağlamanın uygun olmayacağı mesajını vermişti... Şüphesiz verilen bu vb. örnekler her ne kadar tarihin derinliklerinde kalmış gibi görünse de, kanaatimizce helal kazanç duyarlılığına sahip müminler için birer duyarlılık örneği olarak çok önemli dersler içermektedirler. Önemli olan bu ve benzeri örnekleri alıp güncelleştirerek günümüz için kendilerinden yararlanabilmektir!
12 Kazançta helal duyarlılığına ulaşmak için ibadetle hayat bütünleşmeli, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek ve zekât vermek nasıl ibadetse, helal kazanç için çalışmanın da geniş anlamda ibadet olduğu bilincine varılmalıdır. Müslüman insanın sofrasına, midesine, evine, çarşı ve pazarına haram ve kirli yollarla edinilmiş mal ve servet asla girmemeli; besmeleyle açılan işyerleri, besmelenin ruhuna uygun olarak çalıştırılmalı, böylece buralardan elde edilecek kazanç da helal olmalı ve bunlar rahatlıkla besmeleyle yenilebilmelidir. Dr. Muhlis Akar Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi (Diyanet Aylık Dergi, Ekim 2010, Sayı: 238)
13 HELAL KAZANCIN SOSYOPSİKOLOJİK TAHLİLİ ÜZERİNE Günümüzde evrensel barışı tehdit eden en önemli unsur olarak ekonomik menfaatleri düşünebiliriz. Zira dünyaya hâkim olmak, siyasi güce, siyasi güç de ekonomik imkânlara sahip olmaya bağlıdır. Bu nedenle hâkimiyet dendiğinde ekonomi vurgusu ilk akla gelen kavram olmaktadır. Bu vurguyu Kur an-ı Kerim de henüz ilk inen ayetlerde; sure olarak ikinci sırada inen Kalem suresi ayetlerde bile görmemiz anlamlıdır. Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme. (Kalem, 68/10-14.) Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman, öncekilerin masalları! der. (Kalem, 68/15.) Anılan ayetlerde insanın ekonomik güce kavuştuğunda çevresine hâkim olma gücünün de artacağı ve bu nedenle Allah a olan teslimiyet duygusunun zayıflayabileceği belirtilmektedir. Allah a teslimiyetin zayıf olduğu bir dünyada ekonomik gücü yüksek olanlar kendi aralarında dünyaya hükmetmek için rekabete girişecek ve insani barış tehlikeye düşecektir. Gücünü artırmak için rekabet etmek ve böylece daha geniş çevreye hükmetmek için yarışmak şerde yarış olacağından beşeri barış iyice zayıflayacaktır. Şerde yarışın yerini hayırlı işlerde yarışın alabilmesi için insanın maddi imkânlarını artırma duygusunu terbiye etmek kaçınılmazdır. İnsan, Neden ben zengin ve güçlü olmalıyım? sorusunu kendine sorduğunda bunun cevabında Allah ın rızasını kazanmaya ilişkin bir şeyler yoksa insanlık barışını inşa etmek zor olacaktır. Çare çok açık ve sadedir: İnsanın, Neden ben zengin ve güçlü olmalıyım? sorusuna ahlaki-dinî kaygıları muhtevi bir cevap verebilmesi ve bunu kişisel ve toplumsal hayatında uygulayabilmesidir.
14 Fizik bilimlerde maddenin en küçük parçasını arama merakı sosyal bilimlere de yansımış ve insanın davranışlarının en temel nedeni sorgulanmıştır. Bu süreci aşağıdaki şekilde basitçe özetlememiz mümkündür: Herhangi bir konferans salonuna girmeye bizi ikna eden asli unsur nedir? Herkes orada niye toplanıyor bir de ben bakayım gibi sıradan bir merak mı? Gizli bir baskı mı? Konferansı sunanın veya kendimizin bilgi düzeyini ölçmek mi? Bilim aşkı mı? Yanlışlıkla girdim, şimdi çıksam ayıp olacak, herkes çıkarken ben de çıkarım biçiminde bir tesadüf mü? Geçen hafta gelmiştim, o yüzden şimdi de geldim biçiminde anlamsız bir alışkanlık mı? Arkadaş bizi dinledi, biz de onu dinlemezsek ayıp olur biçiminde bir hatır anlayışı mı? Bu sorular daha da çoğaltılabilir veya kısaltılabilir. Ama bu kadarıyla maksadın hâsıl olduğu söylenebilir. Kısaca insan bilinçsiz veya sırf maddi ve nefsani duygularla (dürtülerle/saiklerle) hareket ederse kendine istediğini kardeşine de istercesine davranılan bir dünya kurulamayacaktır. Böyle bir dünyanın kurulabilmesi için insanın kendine şu soruyu bilinçli olarak sorması ve bilinçli-ahlaki-dinî bir cevap vererek ona göre davranması zorunludur: Benim tüm davranışlarımın en temel nedeni ne olmalıdır? Bu soruya birçok cevap verilebilir. Ancak cevapların çokluğu değil; insanlığı kucaklayabilecek ve Ahirette hesabı verilebilir bir ömür yaşamayı esas alan en soyut/kapsayıcı bir cevap olabilmesidir önemli olan. Kanaatimizce bu cevap şöylece ifade edilebilir:
15 Ben tüm davranışlarımı en temelde, insanlığın hayatını daha rahat ve güvenilir kılmak arzusuyla gerçekleştirmeliyim. Çünkü her insan netice itibarıyla Hz. Âdem in çocuğudur ve onu da Allah yaratmıştır. Bu cevabın yüksek bir bilinç düzeyi ihtiva ettiği ve ahlaki kaygılar taşıdığı açıktır. Ahlaki olan aynı zamanda dine de uygundur. Herkesi Hz. Âdem in çocuğu olarak kabul edip tüm insanlığı kardeş olarak görmek ve ona göre hareket etmek dinî olanla ahlaki olanın birleştiği merkezdir. Böyle bir yüksek bilinç ve dinî-ahlaki muhtevalı amaçla hareket eden insan, güce kendi kişisel menfaatleri için değil; sadece insanlığın sorunlarına daha iyi çözümler getirebilmek için sahip olmak isteyecektir. Dolayısıyla attığı her dünyevi adımda meşruluğu; ahlaki açıdan iyiyi ve dinî açıdan da helali gözetecektir. Sosyal psikolojik açıdan insanın böyle bir saik/dürtü ile davranış sergileyebilmesi için manevi-dinî bir eğitim alması zorunludur. Çünkü insanlığı kucaklayamayan ve ahirette hesabının verileceğine inanılmayan hemen her davranış sonucu ortaya çıkan maddi manevi kültür ürünleri (icatlar, yasalar, âdetler ) beşeri sorunlarımızı ancak geçici olarak çözebilecek; tabir yerindeyse faydadan çok zarar verecektir. Örneğin, bilimsel deneylerinde insanlığa faydayı esas alan yani dinî-ahlaki amaçları gözeten bir bilim adamı, yaptığı icatların insanlık aleyhine kullanılmaması için gereken önlemleri de almayı ihmal etmeyecektir. İnsanlık barışını tehdit eden davranışların terbiyesi için dinî-ahlaki eğitim kaçınılmazdır. Bu tür bir eğitime sade bir örnek olarak oruç ve helal kazanç ibadetleri verilebilir. Oruç, insanın bilerek ve kontrollü olarak açlıkla tanışmasını ve mücadele etmesini sağlar. İnsan ibadet niyetiyle aç kalırken psikolojik açıdan sevap aldığına inanarak iç huzura kavuşur ve aynı zamanda sosyal açıdan da ekonomik durumu zayıf insanların derdi ile daha yakından ilgilenmesi gerektiğine karar verir. Bir taraftan fakir insanlara yardım edebilmek için yani veren el olabilmek için daha çalışkan/aktif olur; öbür taraftan da helal kazanca önem verir. Çünkü kimse helal bir seviyeye
16 haram bir yolla gelmeye çalışmaz; yani zekât verecek konuma gelmek isteyen kişi helal kazanç yollarına başvuracaktır. Gelinen tam bu noktada ramazan ayı Müslümanların dünyevi ve uhrevi kurtuluşa daha bir azimle yönelebilmesi için önemli bir fırsat ayı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ayda oruç, kişinin başkalarının derdi ile dertlenmesini sağlayarak onu en üst düzeyde sosyal psikolojik açıdan bir terbiyeye kavuşturacaktır. Başkalarının derdi ile dertlenmeye karar veren, bunu başkalarını derde sokarak (yani gayrimeşru kazanç yollarına başvurarak) değil; helal kazanç ilkelerini gözeterek yapacağı için ramazan ayı dünya barışını tehdit eden maddi çıkar kavgalarının da asgariye indiği bir ay olacaktır. Ramazan ayı gerçekte böyle bir aydır ama bunun toplumsal hayatımıza yansıması ise onu bu şekilde algılayıp ona göre davranmamıza bağlıdır. Doç. Dr. Osman Eyüpoğlu Ondokuz Mayıs Üniv. İlahiyat Fak.
17 İKTİSADİ HAYAT VE HELAL KAZANÇ İslam iktisadı helal kazanç üzerine kuruludur. Müslümanların birbirleri ile olan tüm iktisadi ilişki ve muameleleri helal kazanç ilkesi çerçevesinde şekillenir. Her Müslüman fert, kendisinin ve geçimini sağlamakla yükümlü kimselerin nafakasını kazanmakla mükelleftir. Bu mükellefiyet mutlak manada helal yollardan olmalıdır. Yüce Rabbimiz, insanın geçimini ve rızkını temin edecek helal yol ve yöntemleri göstermiş, nimetlerinden hangilerini tüketip tüketmeyeceği konusunda da sınırlamalar getirmiştir. Bu çerçevede helal olmak kaydıyla her kul, rızkını temin edecek imkânlarla mücehhez kılınmış, dünya, Yüce Yaratıcının Rezzak ismi şerifi ile insanlığa fazlasıyla yetecek nimetlerle donatılmıştır. Allah Teala bir ayette; Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir. (Nisa, 4/29.) buyurarak Müslümanlar arasında ticaretin ve helal kazancın nasıl olması gerektiğini belirtirken, diğer bir ayette; Artık Allah ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O na ibadet ediyorsanız, Allah ın nimetine şükredin. (Nahl, 16/114.) buyurarak nimetlerin tüketimindeki kriterleri ortaya konmuştur. Rasulüllah (s.a.s.) da bir hadisinde; Helali aramak, her Müslümana farzdır. (Mu cemü l-evsat, no: 8605.) buyurarak helal kazanç elde etmenin bir keyfiyet değil zaruret olduğunu, Müslümanın bu konuda gayretli olması gerektiğini bildirmiştir. Yine bir başka hadis-i şerifinde Peygamberimiz; "Şüphesiz Allah Teala, helal rızık arama yolunda kulunu yorgun düşmüş görmekten hoşlanır." buyurarak, rızık temininde önüne gelene razı olmak yerine helal rızkın peşine düşmenin faziletini bildirmiştir.
18 Helal kazanç ve maneviyat Helal kazanç, Müslümanın maneviyatı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu konuda Peygamberimizden rivayet edilen şu hadis, haram kazanç ve lokmanın kişinin ibadetlerine ne derece olumsuz etkisi olduğu konusunda güzel bir örnek teşkil etmektedir; Bir kimse saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış bir vaziyette, ellerini gökyüzüne kaldırarak: Ya Rabbi, ya Rabbi, diye dua eder. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, kendisi haramla beslenmiş olursa, duası nasıl kabul edilir? (Müslim, Zekât, 65.) Bu hadis-i şeriften de anlaşılacağı üzere kişinin ibadetlerinin ve dualarının kabulünün temelinde helal kazanç ve helal tüketim vardır. İslam da helal kazanç ve ticaretin esasları İslam da helal kazancın çeşitli yolları vardır. Bunlar; ticaret, ziraat, sanat, ücret karşılığı çalışma, kira geliri elde etme olarak sıralanabilir. Peygamberimiz (s.a.s.) en temiz ve üstün kazanç için kişinin elinin emeği ile kazandığına vurgu yaparken, kazancın bereketi ve fazlalığı için, Rızkın onda dokuzu ticarettedir. buyurarak ticari faaliyete vurgu yapmıştır. Kişi rızık temininde hangi yolu seçerse seçsin hepsinde emeğini ortaya koymakta, çalışıp çabalamaktadır. Bir mülkü veya araç gereci kiraya vererek gelir elde edenler dahi bunları elde etmek için bir dönem emeklerini ortaya koymuşlardır. Bunlardan elde edilen gelirler de emek karşılığı elde edilmiş sayılabilir. Çalışmayı bir ibadet olarak kabul eden dinimiz, kişinin çalışıp çabalamasını, rızık peşinde koşmasını, bu konuda cesaret göstermesini teşvik etmiş, helal olsa bile birilerinden gelen yardım, zekât ve sadakalara bel bağlamayı hoş görmemiştir. Müslüman her şeyden önce rızık mücadelesinde; Gelsin de nereden gelirse gelsin. Kazanalım da nasıl olduğu önemli değil. mantığı ile değil, Nasıl helal kazanırım, helal kazancın yolları hangileridir? düşüncesi ile
19 hareket etmeli, iş ve meslek seçimini buna göre yapmalı, işini yaparken de helal kazanç prensiplerini dikkate alarak hareket etmelidir. Helal kazanç için iş ve meslek seçiminin önemi Helal kazanç için yapılacak ilk iş meslek seçimidir. Kişi rızkını temin için İslam ın uygun bulduğu işi seçmek zorundadır. Bunun için de İslam'da helal ve haramlar iyi bilinmeli, yapacağı işin haram fiillere bulaşıp bulaşmadığı araştırılmalıdır. Bir işyeri açmak ya da şirket kurmak için mevcut ticaret kanunlarını araştıran ve dikkate alan, gerekli evrakları hazırlamak ve temin etmek için mali müşavirle çalışan, işlerini sürdürürken cezai sorumluluk gerektiren işlemlere bulaşmamaya özen gösteren bir Müslüman, iş kurarken ve yürütürken de İslami hassasiyetlere aynı özeni göstermek zorundadır. Hz. Ömer in çarşı ve pazarda, Çarşımızda ancak ticaret konusunda bilgi sahibi olanlar alış veriş yapabilirler, aksi hâlde kişi istese de istemese de faize girer. buyurması, başka bir rivayette yine Hz. Ömer in Dinî konularda bilgisi olmayan bizim pazarımızda alış veriş yapmasın. sözü ticari faaliyete başlamadan önce kişinin yapacağı işi İslami açıdan iyice araştırması ve alışverişle ilgili kuralları öğrenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. İş ve meslek seçiminde ilk gözetilecek husus, İslam ın haram saydığı işler ve tüketilmesini haram kıldığı ürünlerle ilgili faaliyetlerdir. İçki satışı yapmak, şans oyunları oynatmak, kumarhane işletmek, haram işlenmesine vesile olacak iş yerleri işletmek, buralarda çalışmak örnek olarak sayılabilir. Bu faaliyetler üzerinden rızık temin etmek haramdır. Bu husus gözetilerek iş ve meslek seçimine dikkat etmek gerekir. Helal işten haram kazanca Gözetilecek ikinci husus ise helal kabul edilen işleri yaparken işe haram bulaştırmamaktır. Ticaret yaparken ölçüye ve tartıya hile karıştırmak (hırsızlık), sözleşmelere uymamak, satılan mal ve hizmetlerde malın ayıbını gizlemek, mal ve hizmette olmayan özellikleri varmış gibi göstermek, vaat
20 edilen zamanda malı ve hizmeti teslim etmemek, borcu vadesinde ödemeyerek alacaklıyı mağdur etmek, ticareti üzerine yalan yere yemin ederek karşı tarafı kandırmak, rüşvet vermek, işçinin ve çalışanının hakkını tam olarak vermemek ya da gecikmeli teslim etmek türünden davranışlar, helal kazancımıza haram karışmasına vesile olur. Peygamberimiz, Bizi aldatan bizden değildir. buyurarak ticarette ve muamelatta karşı tarafın aldatılmasının yanlış olduğunu vurgulamış, güveni sarsacak ve yıkacak davranışlardan hem ticarette hem de tüm hayatımızda uzak durmamızı tavsiye etmiştir. Helal kazanmak yetmez Müslümanın helal kazanması yeterli değildir. Kazancını da zekât vererek arındırması gerekir. İslam ın beş şartından biri olan zekât, zenginin malı içinde fakire verilmesi gereken bir haktır. Siz bu hakkı teslim etmez iseniz, tastamam helal bir işten elde ettiğiniz gelirinizin içine haram karıştırmış, nefsinize ve ehlinize haram yedirmiş olursunuz. Hak olan miras malları da İslami prensiplere uygun olarak taksim edilmediği takdirde varisler için haram bir kazanca dönüşmektedir. Yine helalinden kazandığınız mallar ve nimetler haram işlerde kullanıldığında, haram mal ve hizmetler tüketildiğinde kazancınız heba olup gitmektedir. Müslüman, Rabbinden sadece helal kazanç talep etmemeli, helal kazancını helal yollarda ve nimetlerde tüketmeyi de dilemelidir. Alın teri ile kazandığını, kumara ve içkiye harcayan, helalinden kazancını haram işlerde tüketen kişiler de yanlış bir yola girmişlerdir. Ticari faaliyetini devam ettirmek için faizle borçlananlar ve elindeki maddi birikimlerini faizle borç verenler de helal mallarına haram bulaştıranlardır. Ticaret yapmak dinimizce rızkın en güzel temin yollarından biri olarak övülürken, malı mahveden faizi bu ticarete alet etmek büyük bir hatadır.
21 Bunu yaparken faiz almak ve vermek zorundaydım bahanesine sığınmak doğru değildir. Neyin zaruret olduğunu iyi araştırmak gerekmektedir. Sözümüzü Peygamberimizin sabah namazından sonra yaptığı güzel dua ile nihayetlendirelim; Allah ım! Senden faydalı ilim, temiz ve helal kazanç, kabul görmüş amel isterim. Yüksel Keleş İktisatçı-Yazar
22 RAMAZAN AYINDAN BİR ÖMRE; HELAL LOKMA VE HELAL KAZANÇ DİSİPLİNİ Allah Teala, bize armağan ettiği bu dünyanın üzerinde ve derinliklerinde herkese yetecek kadar nimetler ihsan etmiştir. Her ferdin ve canlının, nimetlerle donatılmış bu sofradan nasibini almaya ve aramaya hakkı vardır. İşte içinde bulunduğumuz ramazan ayı önümüze cömertçe serilmiş olan bu sofradan helalinden yeme, sarf etme ve bunu hayat disiplini hâline getirebilme günleridir. Nasibini arayan ve kovalayan herkes Allah ın takdir ettiği oranda rızkına nail olur ki bu rızkı Allah Teala her canlıya vermeyi üstüne almıştır. Nitekim Kur an-ı Kerim de şöyle buyrulmaktadır: Yerde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. (Hud, 11/6.) Allah ın yeryüzündeki halifesi konumunda olan insan, bilgi, kültür, çalışma, emek eylemi sonucunda sözü edilen bu rızkı kaynaklardan çıkararak kazanma yoluna gitmelidir. Zira insanların mutlu bir hayat yaşamaları için rızıklarını kazanmaları gerekir ki İslam dini, bu rızık sofrasında nasip aramayı diğer birtakım emirler gibi mümine farz kılmıştır. İslam da alın teri dökerek mal kazanma, kişinin kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdürebilmesi, çoluk çocuğunun nafakasını temin etmesi maksadıyla meşru yoldan çalışıp kazanması ibadet ve kutsal bir davranış olarak nitelendirilmiştir. İslam Peygamberi: İki günü birbirine eşit olan hüsrandadır. (el-'acluni, Keşfü'l-Hafa, II, 323.) diyerek İslam ın çalışmaya, emeğe, kazanmaya verdiği değeri ortaya koymuştur. İslam dininde, asli ve tabii kazanç yolu emektir, alın teridir. Hz. Peygamber, Hz. Zekeriya nın marangoz olduğuna, Hz. Davud un da el emeğiyle geçindiğine değindikten sonra alın teri ile rızık temin etmenin kıymetine işaretle şöyle buyurmuştur: Hiç kimse el emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir. (Buhari, Büyu, 15.)
23 Yine kendisine en temiz kazancın ne olduğu sorulduğunda, Kişinin kendi elinin emeği, bir de dürüst ticaretin kazancı. (Müsned, IV, 141.) cevabını vermiştir. Emeğe ve alın terine büyük önem verip teşvik eden Rasulü Ekrem Efendimiz bu emeği veren insanı da Allah ın sevdiği kullar arasında göstermiştir. Öyle ki Hz. Peygamber: Bir defasında Sa d b. Muaz ile karşılaşıp tokalaşmış, ellerinin nasırlanmış olduğunu görünce bunun sebebini sormuş, o da çoluk çocuğumun nafakasını temin için hurma bahçemde çalışıyorum. cevabını verince Hz. Peygamber Sa d b. Muaz ın elini öpmüş ve İşte bu eller Allah ın en sevdiği ellerdir. buyurmuştur. (Serahsi, Mebsut, c. 30, s. 245.) Bu hadislerde övgüyle sözü edilen çalışmayı, günümüz dünyasında sadece tarlada, bağ ve bahçede bedenen çalışma şeklinde algılamamak lazım. Bunu gerek beden gerekse zihin gücüne dayalı olarak sarf edilen her türlü meşru emek ve çalışma şeklinde anlamak gerekir. Zira İslam dini, helal lokma için verilen emeği, akıtılan alın terini kutsal kabul etmiştir. Kur an-ı Kerim de: İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. (Necm, 53/39.) buyrulmuştur. Bu ayet amel anlamında kişinin dünyada yaptığının karşılığını ahirette göreceğini ifade etmekle birlikte emek ve alın teri açısından dünyada çalışmanın karşılığının rızık olarak elde edilebileceğini ifade etmektedir. Söz konusu bu ayetlerden ve hadislerden anlaşıldığı gibi kişinin yiyeceği ve dolayısıyla aile fertlerine yedireceği en hayırlı ve helal lokma emek ve alın teri ile kazandığı lokmadır. Allah ın bizden istediği ve rızasına uygun olan kazanç da budur ki Hz. Peygamber: Muhakkak sizden birinizin sırtında odun toplaması, herhangi
24 bir kimseden dilenmesinden hayırlıdır. (Buhari, Büyu, 15.) hadisi ile buna işaret etmektedir. Dinimiz rızık ve nafaka için emek sarf etmeyi ve alın teri akıtmayı kutsal kabul ettiği gibi bunu aynı zamanda Allah ın rızasına vesile ve ibadet kabul etmiştir. Nitekim Hz. Peygamber in de hazır bulunduğu bir ilim meclisinin yanından kuvvetli bir kişi geçince ashaptan bazıları: Ya Rasulallah ne olurdu da şu genç burada sohbette bulunsa da Allah yolunda mesai sarf etmiş olsa dediler. Rasulüllah bunun üzerine: Böyle söylemeyin, eğer bu genç insanlara el açmamak, onlardan müstağni olmak, çoluk-çocuğunun nafakasını kazanmak için çalışıyorsa Allah yolundadır. Yaşlı ve zayıf düşmüş anne ve babasına yardımcı olmak, onların ihtiyaçlarını gidermek için çalışıyorsa Allah yolundadır. buyurdu. (Beyhaki, Sünen, VII, 479.) Çalışmayı, rızkı ve nafakayı meşru bir yolla elde etmeyi İslam bu denli önemsemiş ve övmüştür. Ancak haram kazancı, tembelliği, başkalarına yük olmayı da yermiş ve yasaklamıştır. Nitekim Hz. Peygamberle bir sahabi arasında geçen şu diyalog bunun güzel bir örneği ve vesikasıdır: Ensardan biri Hz. Peygamber e gelip kendisinden dilendi. Peygamber Efendimiz o kişiye: Evinde bir şey yok mudur? diye sordu. Adam: Evet bir hasır ve bir de su kabımız vardır. dedi. Rasulüllah: Git onları bana getir. dedi. Onları getirince iki dirheme satıp dirhemleri de adama vererek dedi ki: Bir dirhemle çocuklarına yiyecek al, diğer dirhemle de bir balta satın al ve bana getir. Adam baltayı getirince Peygamber baltaya bir sap taktıktan sonra adama: Al götür onunla odun kes sat, geçimini sağla, seni on beş güne kadar görmeyeyim. buyurdu. Adam da gidip odunculuk yapmaya başladı ve Hz. Peygamberin yanına on dirhem kazanmış olarak döndü. Peygamber Efendimiz adama, Bu senin için, yüzünde dilencilik lekesi olduğu hâlde yanımıza gelmekten daha iyidir. (İbn Mace, Ticaret, 25.) buyurdular.
25 Bu hadis-i şerif, İslam ın ve İslam Peygamberinin emeğe, alın terine, helal lokma ve kazancına ne kadar önem verdiğini, tembelliği, gücü olduğu hâlde başkalarına muhtaç bir şekilde el açıp dilenmeyi tasvip etmediğinin en çarpıcı örneğidir. Buna göre Müslüman a yakışan ve kendisinden beklenen; emek sarf ederek, alın terini akıtarak meşru yollardan geçimini sağlayarak kimseye muhtaç olmamasıdır. Bu durum hem bir ibadet hem de onurlu bir davranış şeklidir ki bu insanı Allah ın sevdiği bir kul yapmaktadır. Helalinden kazanan kimse Allah ın sevgili kuludur. (Acluni, Keşfü l-hafa, I, 349.) hadisi helal lokma peşinde koşana bu müjdeyi vermektedir. Gerek Kur an ayetlerinde gerekse Sevgili Peygamberimiz in hadislerinde, inanan insanlardan, helal ve temiz olan şeylerden yiyip-içmeleri istenmiştir. Söz konusu ilgili ayet ve hadislerde şöyle tavsiyeler bulunmaktadır: Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır. (Bakara, 2/168.) Ey inananlar, Allah'ın size helal kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin, sınırı aşmayın. Çünkü Allah, sınırı aşanları sevmez. Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkun. (Maide, 5/87-88.) Görüldüğü gibi ayetlerde, Allah ın yaratmış olduğu rızıkların helal ve temiz olanlarından yenilip içilmesi emredilmiş, ancak şeytana uyup, haram yoldan kazanıp yemeyi ve içmeyi de yasaklamıştır. Hz. Peygamber bir hadisinde, "Helal kazanç temin etmek için çalışmak cihattır." (Kudai, Müsnedü'ş-Şihab, I,83 nr. 56.) buyurarak bu kazanç yolunun faziletine ve kutsallığına işaret etmiştir. İslam inancında kazanç yolları ayrı ayrı sayılarak aralarında üstünlük ve öncelik sıralaması yapılmamış konu tamamen kişilerin ve toplumların şart ve imkânlarına, ihtiyaç ve kabiliyetlerine bırakılarak kendi tabii seyri içinde
26 şekillenmesi istenmiştir. Ama ticaret, tarım, zanaat ve benzeri emeğe ve alın terine dayalı kazanç yolları hep öne çıkmıştır. İslam dini, meşru çerçevede kalmak koşulu ile rızkın peşinde koşmayı emrettiği gibi emeksiz kazanç demek olan faizi, haksız kazanç temin etmenin başlıca yolları olan kumarı, hırsızlığı, gaspı, rüşveti, ölçü ve tartıda hileyi haram kılmıştır. Nasıl ki ramazan iklimi içerisinde sahurumuz ve iftarımız için soframıza gelecek rızkın ve yiyeceğimiz lokmaların helalinden olmasına dikkat ediyorsak, bunu bir hayat disiplini hâline getirip ömrümüzü/hayatımızı ramazanlaştırabilmeliyiz ve daima Allah ın bildirdiği emir ve yasakları düşünerek helal ve meşru olan kazancı elde etmenin gayreti içinde olmalıyız. Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun. (Tahrim, 6/66.) fermanı mucibince kendimizi ve ehlimizi haram lokmadan korumalıyız. M. Zeki Uyanık Uzman Vaiz, Çukurova /Adana
27 RAMAZAN İKLİMİ VE HELAL KAZANÇ BİLİNCİ Ramazan ayı birçok güzelliği içinde barındıran bir aydır. İslam ın beş temel esasından biri olan oruç ibadeti bu ayda tutulur (Bakara, 2/185.), insanlık âleminin yegâne rehberi olan Kur an bu ayda indirilmeye başlamıştır. (Bakara, 2/185.) Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi bu ay içersindedir. (Kadir, 87/1-5; Duhan, 44/1-3.) Ramazan, rızıkların bereketlendiği bir aydır. Bu ayda işlenen bir hayır diğer aylarda işlenen farz bir ibadeti; bu ayda bir farz görevi yapan ise diğer aylarda yetmiş farzı ifa eden kimse gibi sevap kazanır. (Münziri, II, ) Ramazan, sosyal yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Bu ay sabır ayıdır, sabır ise hesapsız derecede sevap vaat edilen (Zümer, 39/10.) bir ibadettir. Ramazan, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden kurtulma, (Münzirî, II, ) af ve mağfiret ayıdır. (Buhari, Sıyam, 6; Müslim, Taharet, 17.) Ramazan; dua, niyaz, ibadet ve sabır ile iradelerimizin eğitildiği, nefislerimizin terbiye edildiği; tövbe ile günahlardan arınıldığı, amel defterinin sevapla doldurulduğu, ahlakın güzelleştirildiği ve Allah ın rızasının kazanıldığı bir aydır. Çünkü kul, şehevi duyguları, yeme ve içmesi, söz, eylem ve davranışları, aile fertleri, komşuları, akrabaları, varsa işçileri, maiyetinde çalışanları ve diğer insanlarla ilişkilerinde Allah için kendisini disipline etmekte, hayra, iyiliğe ve güzelliğe yönelmektedir. Âdemoğlunun her ameline on katıdan yedi yüz katına kadar sevap verilir. açıklamasını yapan Peygamberimiz (s.a.s.), Yüce Allah ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir: Oruç hariç, çünkü oruç benim içindir, onun mükâfatını da ben vereceğim, oruç tutan kimse yemesini, içmesini ve şehvetini benim için terk etmektedir. Oruçlunun iki sevinci vardır. Biri iftar ettiği zaman, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamandır. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. (Müslim, Sıyam, 164.)
28 Müslümanın ramazan ayının bu güzelliklerinden, nimetlerinden, feyiz ve bereketinden yararlanabilmesi için imanının kâmil, niyetinin samimi, amellerinin salih; söz, eylem ve davranışlarının sünnete uygun, ahlakının Kur an ahlakı, kazancının, yediği ve içtiğinin helal; iş, görev ve ticaretinde dürüst olması; hilesi ve sahtekârlığının bulunmaması ve ihlaslı olması gerekir. Kazancı haram, yediği içtiği haram, ahlakı ve davranışları kötü bir insanın duası ve ibadetleri Allah katında nasıl kabul görür? Şu hadis-i şerifte bu husus açıkça ifade edilmektedir: Allah yolunda seferler yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam, ellerini semaya kaldırarak, Ya Rabbi Ya Rabbi diye yalvarıyor. Oysa yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır. Böyle birisinin duası nasıl kabul olur? (Müslim, Zekât, 19.) Onun için Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerim de ısrarla helal ve temiz olanlardan yenilip içilmesini emretmektedir: Ey iman edenler! Eğer Allah a ibadet/kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah a şükredin. (Bakara, 2/172.) Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin. (Bakara, 2/168; bk. Maide, 5/88; Nahl, 16/114; Taha, 20/81.) Bir insan hem Kur an okuyor, hem namaz kılıyor ve oruç tutuyor hem de kazancında helal-haram ve kul hakkı-kamu hakkı gözetmiyor, haram gıdalarla besleniyor, eşi ve çocuklarına haram yediriyor, sofrasında, ikramında, iftarında, zekât, sadaka ve infakında haram bulunuyorsa böyle bir kimsenin ibadetleri Allah katında nasıl değer bulur, nasıl kabul görür? Başta oruç ibadeti olmak üzere namazımız, okuduğumuz Kur an, yaptığımız dua ve niyazlar, hayır ve hasenat, zekât ve sadakalar eğer bizi haram ve kötülüklerden korumuyorsa ibadetlerimiz amacına ulaşamamış demektir. Peygamberimiz (s.a.s.), bu hususu şöyle dile getirmiştir: Kim yalan sözü ve yalan ile iş yapmayı bırakmazsa Allah ın onun yemesini ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur. (Buhari, Savm, 8; Ebu Davud, Savm, 25.) Böyle bir oruç ibadetinden istenilen sevap da elde edilemez. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.), Nice oruç tutanlar vardır ki onların oruçtan
29 nasipleri sadece aç (ve susuz) kalmalarıdır. Nice geceleri namaz kılanlar vardır ki onların namazdan nasipleri sadece uykusuz kalmaktır. (İbn Mace, 21.) buyurmuştur. Hadis-i şerifler; oruç ibadetinin gayesinin insanın edep ve ahlakını iyileştirmek, onu kötülük ve haramlardan, batıl ve haram kazançlardan korumak olduğunu açıkça beyan etmektedir. Bilmeliyiz ki ibadet sadece namaz ve oruç gibi belli görevleri yapmaktan ibaret değildir. Allah ın emir ve yasaklarına, helal ve haramlarına uymak da ibadettir. Söz gelimi Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. (Nisa, 4/29.) ayetinde ifade edilen batıl yollardan yemeyin emrine uyan kimse, tıpkı Ramazan ayına yetişen oruç tutsun. (Bakara, 2/185.) emrine uyan kimse gibi ibadet etmiş olur. Çünkü her ikisi de Allah ın emridir. Üstelik namaz ve oruç gibi ibadet-i mersumelerin, Allah ın rızasını kazanmanın yanında hırsızlık, faiz, batıl yollardan kazanç ve benzeri haramlardan kişiyi koruma amacı vardır. (Bakara, 2/183; Ankebut, 29/45.) Bu itibarla hem oruç hem haram kazanç ve haram lokma bir arada bulunamaz. Kumar, hırsızlık, gasp, rüşvet, faiz, yalan, yalancı şahitlik, hile, aldatma, fuhuş ve benzeri her türlü din ve ahlak dışı yollarla elde edilen servet, batıldır, gayrimeşrudur. Nisa suresinin 29. ayetinde meşru olmayan kazanç yolları batıl kelimesi ile ifade edilerek evrensel bir ilke ortaya konmuştur. Çünkü haksız kazanç yolları, zamanla ve toplumlara göre değişebilmektedir. Müşteriye birinci kalite diye ikinci kalite mal vermek, yeni diye kullanılmış mal vermek, eksik tartıp ölçmek, malı fahiş fiyatla satmak, hile ve desiselerle devlet malını zimmetine geçirmek, her türlü yolsuzluk; işçi ve memurun görevini ihmal ve terk etmek suretiyle hak etmeden aldığı ücret, işverenin çalışanlara hak ettiği ücretlerini, devlete vergisini, fakire zekâtını vermeden ve kalitesiz mal üretip pahalıya satarak elde ettiği servet, kurum ve devletten aldığı krediyi geri vermeyen; tükettiği suyun, elektriğin ve doğal gazın bedelini ödemeyen kimsenin kazancı gayrimeşrudur, haksız kazançtır, haramdır. Meşru olmayan yollardan elde edilen kazanç ile gıda maddelerini yemek de haramdır, aynı şekilde serveti içki, kumar,
30 uyuşturucu, fuhuş ve benzeri gayrimeşru ve haram yerlere harcamak ve malı-mülkü israf etmek de meşru olmayan harcamadır, haramdır. Batıl yollarla servet edinmek ve onu gayrimeşru yerlerde harcamak günah bir davranıştır. Bu husus Bakara suresinin 188. ayetinde şöyle ifade edilmektedir: Aranızda mallarınızı batıl yollarla yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları yönetme, hüküm ve karar verme konumunda olanlara (rüşvet olarak) vermeyin. Malı batıl yolla yeme tabiri; sadece yemeyi ve içmeyi değil her türlü harcama, faydalanma ve tasarrufu da ifade eder. (Rağıb, s. 20.) Bir malın haram olması, ya kendisinde bulunan bir illet ya da elde edilmesinde bulunan gayrimeşruluk sebebiyledir. Dolayısıyla Nisa suresinin 29 ve Bakara suresinin 188. ayeti; domuz eti, akmış kan, ölmüş hayvan eti, çalıntı mal, zehirli ve sağlığa zararlı gıdalar; alkollü içecekler, katı ve sıvı uyuşturucular ve sağlığa zararlı olan her türlü içeceklerin haramlığına da işaret etmektedir. (Yazır, I, , II, ) Kur an da batıl, haram ve günah yollarla servet edinme, serveti haram yollara harcama ve haram şeylerin yenilmesinin yasaklanmasına karşılık iyi, temiz ve helal şeylerin yenilmesi emredilmektedir. Malı, mülkü, serveti ve parayı haram yollardan kazanmak haram olduğu gibi, haram yollara harcamak ve israf etmek de haramdır. Yüce Allah, Yiyin, için fakat israf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez. (A raf, 7/31.) buyurmaktadır. Sonuç olarak; evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş, bereket, irade eğitimi, bilinçlenme, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, Kur an, dua, zikir ve oruç ayı olan ramazan ayında; haram kazançtan, haram lokmadan, israftan, kötü söz eylem ve davranışlardan uzak durabilmek için azami gayreti göstermeliyiz, ramazan bilincine erebilmeli, hem oruçlu hem haramzade, hilekâr ve sahtekâr konumunda olmamalıyız. Peygamberimizin şu evrensel mesajını aklımızın bir köşesinde tutmalı ve hayatımızda etkin kılmalıyız: Ey insanlar! Allah a karşı gelmekten sakının (takva sahibi olun), rızkı güzel bir şekilde kazanın, çünkü hiçbir
31 kimse biraz gecikse bile rızkını tamamen almadıkça ölmeyecektir. Allah a karşı gelmekten sakının, rızkı güzel bir şekilde elde edin; helal olanı alın, haram olanı bırakın. (İbn Mace, Ticaret, 2.) Doç. Dr. İsmail Karagöz Rehberlik ve Teftiş Başkanı
32 TERAZİNİN DİLİ TUTULUNCA Hayat mücadelesi diye bir deyim var dilimizde. Yaşamak için zorunlu olan ihtiyaçları karşılama yolunda sarf edilen çabayı dile getiriyor. İhtiyaçlarımızı karşılayınca ortaya çıkan durumu da yine bir deyimle ifade ediyoruz: Hayatı kazanmak. Bu ikinci deyim, hayat mücadelesinin sonucu olması bakımından, onun içerdiği meşakkat ve çabayı derinden derine üzerinde taşır. Hayat ve onun kaçınılmaz gereği olan mücadele söz konusu olunca, insanın sahip olduğu bütün içgüdü merkezleri sınır tanımaz bir şekilde faaliyete yönelecek ve yaşama; üreme, hâkim olma, çok kazanma ve refaha kavuşma arzusu gibi pek çok alanda bir anarşi hâli ortaya çıkacaktır. Oysa insan başıboş yaratılmış değildir. (Kıyame, 75/36.) Bu sebeple, söz konusu eğilimleri var eden kudret, kurduğu haram-helal mekanizması ile bu eğilimlerin normal ölçülerde tutulmasını sağlayacak nizamı da getirmiştir. Bu bakımdan dinî hayat temelde haramlardan korunmaya ve helal dairesinde yaşamaya odaklanır. Hayatı kazanmak anlam olarak genel ve teorik bir yapıya sahiptir. Buna karşılık kazanmak ya da daha açık bir ifade ile kazanç elde etmek dediğimiz zaman konuyu somut ve pratik bir çerçeve içine almış oluyoruz. Dinimizin getirdiği helal dairede yaşama ilkesinin kazanç üzerinden gündelik hayata uygulanması ile helal kazanç gibi İslami hayatın temel bir ilkesi vücut bulur. Kazanç, ya bedenen çalışmakla, ya da ticaret yolu ile elde ediliyor. Bunlar temel iki yöntem. Fiilen çalışarak, üretim yaparak elde edilen kazancın helal olması için, yapılan işin dince yasaklanmamış (meşru) bir alanda gerçekleşmesi gerekir. Kazancın helal ve meşru olması için çalışmanın meşru alanda olması yetmez; iş ahlakına uymak şartı da aranır. Çalışan kimse işveren konumunda ise alanı ile ilgili dinî, ahlaki, hukuki kurallar
33 doğrultusunda çalışmalı ve işçilerinin hakkını gözetmeli; işçi konumunda ise aldığı ücreti hak etmek için bütün samimiyeti ile gayret etmelidir. Kur an-ı Kerim insanın kazandıklarının kendi geleceği üzerinde belirleyici role sahip olduğunu birçok ayette önemle vurgular. Bu ayetlerin büyük çoğunluğunda söz konusu olan kazanç maddi kazançtan çok, kazanımlar yani eylemlere terettüp eden bağlayıcı sonuçlar olup nihai olarak ölüm ötesi hayata işaret eder. Bununla birlikte dünyevi kazanca ilişkin ayetler de önemli bir yekûn tutar. Ne var ki bu tür ayetlerin -bir iki istisna ile- (Mesed, 111/2; Bakara, 2/267.) büyük çoğunluğunda kazanmak kelimesi yer almaz; doğrudan kazanç sağlama faaliyetinin kendisi olumlu ya da olumsuz yönü ile zikredilir. Bu bağlamda genel olarak haram kazanç yolları ele alınır, kumar, riba, hırsızlık gibi yasak olan kazanç yolları üzerinden yasaklama getirilir. Yasaklanmayan kazanç yolları Eşyada aslolan mübahlıktır genel ilkesi içinde helal olarak değerlendirilir. Bununla birlikte helal kazanç olgusu özel bir teşvik alanı olarak Kur an-ı Kerim in genel üslubu içinde önemle dikkatlere sunulur. Yeryüzünün insanın hayatını sürdürüp geçimini sağlayacağı imkân ve fırsatlarla dolu (Hicr, 15/20.) olduğu, insana düşenin, orada çalışıp çabalamak ve Allah ın lütuflarına, nimetlerine erişmek (Cuma, 62/10.) olduğu hatırlatılır. Kazanç olgusunun dünya hayatına bakan yüzü helal kazanca teşvik yoğunluklu ve ticaret ağırlıklı olarak Hz. Peygamber (s.a.s.) in hadislerinde de hayatın içinden olgularla dile getirilmiştir. Ticaret/alışveriş denilince akla ilk gelen temel ahlaki ilke, ölçü ve tartı işlemlerinde dürüst olmaktır. Ölçü, hacim ve uzunlukların belirlenmesinde, tartı ise ağırlıkların belirlenmesinde başvurulan yöntemler. Bu işlemler gündelik hayatta öylesine sıklıkla tekrarlanırlar ki âdeta ticaretin, alışverişin sembolü olmuşlardır. Belki hak ihlallerinin yoğun olarak gerçekleştiği alanlar olarak daima öne çıkmış olmaları da bu yüzdendir. Kur an-ı Kerim, ilişkiler ahlakının temeline oturttuğu adalet ilkesinin pratik uygulama alanlarından biri olarak ölçü ve tartı işlemlerine dikkat çekmek
34 üzere Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. (Şuara, 26/ ), Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın. (Rahman, 55/9.) uyarılarında bulunur. Ölçüye riayetin Kitap (vahiy) olgusunun temel ilkelerinden biri ve bunun da adalet ilkesinin esası olduğuna işaret eder. (Hadid, 57/25.) Bununla da kalmaz, adalet kavramı ile ölçü ve mizan (terazi) kavramları arasında fiili bir bağ kurar. Kur an dili Arapçada adalet ile terazinin kefeleri arasında denge hâlini gösteren ve terazi dili anlamına gelen idl kelimesi aynı kökten gelir. Dahası, terazi dünya ölçeğinde de adaletin sembolüdür. Ortasında tutmaya yarayan sapı bulunan ve iki ucuna birer kefe nin asılı bulunduğu seyyar terazi den söz ediyoruz. Kefelerin dengede olduğunu gösteren dil, yatay gövdenin ortasından sap yönünde dikine uzanır. Yani el ile dil in buluştuğu yerdir burası ve olan da burada olur. Teraziyi tutan el hile yapmak, azı çok göstermek isterse, parmaklarının ucu ile dile baskı uygulayarak kefeleri dengede imiş gibi gösterir, el çabukluğu ile marifet (!) sergiler. Terazinin dilini tutan elin vicdanı da tutulmuştur. Artık ortada olan bir esnaf değil, gözünü hırs bürümüş, etten bir heykeldir. Ölçü ve tartı işlemlerinde yapılan hileleri son semavi kitap tatfif başlığı altında toplar ve cehennem azabı ile tehdit ettiği bu kurnazlığın temel karakteristiğini ölçüp/tartıp alacağı zaman tam almak, vereceği zaman ise eksik vermek şeklinde ortaya koyar. (Mutaffifîn, 83/2-3.) Tatfifin temelinde, muhatabına fark ettirmeden hak ettiğinden fazlasını almak yatar. Aldatılan kimseye göre zahiren her şey normaldir, ama gerçekte bir miktar hakkı çalınmıştır. Tatfif kurnazlığının önde gelen çağdaş yöntemlerinden biri de -tanıtım değil- temelinde beyin yıkama ve şartlandırma tekniğinin yer aldığı reklam uygulamalarıdır. Bu yöntem, insanı ihtiyaç hastası hâline soktuktan sonra satımı hedeflenen ürünü onun eline tutuşturup cüzdanındakini almak felsefesini güdüyor. Akıl ve muhakeme terazisi dumura uğrayan insan artık müşteri değil, emredileni yerine getirecek kıvama gelmiş bir kişidir. Bu yöntemle yapılan terazi hileleri klasik terazi hilelerinden çok daha günah,
35 ayıp ve acımasızdır. Klasik hileler insanın parasını ve onurunu alırken bunlar bir de insanın ruh sağlığını alıyor. Gerçek dışı ve abartılı reklam bombardımanına tutulmuş bir insandan daha çaresiz kimse olabilir mi? Adalet ilkesinin atlandığı kazanç ortamında hak etmediğine sahip olma yöntemleri nefes almak kadar tabii görülür. Atalarımızın mirasyedilik diye adlandırdığı faziletsiz ve haksız kazanç (Nurettin Topçu) faydayı her şeyin üstünde tutan dünya görüşünün de semirttiği acımasız kenz felsefesi eliyle meşrulaştırıldı. Bu şartlar altında ortaya çıkan manzara emeği istismar edilmiş, onuru ve kişiliği darbe yemiş insandan başka bir şey olamazdı. Siz farklı bir şey görebiliyor musunuz? Helal kazanç, temelinde inanç ve ahlakın yer aldığı bir irade ve eylem işidir. Meşru kazanç alanlarının tüm genişliğine rağmen kişi kendini haram kazanca başvurma eğilimi içinde bulabilir ve pek çok dış etken de bu konuda bir baskı unsuru oluşturabilir. Böyle durumlara karşı insanın psikolojik bir direnç donanımına sahip olması gerekiyor. O sebeple, Rasulüllah ın tavsiye ettiği yönteme başvurup, Allah ım, helal kıldıkların sayesinde, haram kıldıklarına muhtaç olmaktan beni koru. (Ahmet b. Hanbel, Müsned, II, 134.) dilekçesiyle Allah a yönelmek gerekiyor. Kur an-ı Kerim in dünya hayatına bakan yüzünün kul hakkı meselesi gibi önemli bir söylemi kendi kabuğuna çekilip cami kürsülerinin himmetine, bazı dindarane yazı ve sohbetlerin ilgi alanına mahkûm olmasıyla helal kazanç algısı büyük darbe aldı. Bu alanda farkında bile olmadığımız bir tür eksen kayması yaşanır oldu. Helal kazanç emrinin muhatabı olarak, dinî nasihat dinleyen ve genelde kazandığını yiyen sınırlı maddi imkânlara sahip insanlar zihinlere geliyor. Teraziyi, ölçüyü doğru tutacak olan yaşlı bakkaldır, köşe başındaki manavdır, köyden getirdiği sütü sokak sokak dolaşıp satan kendi hâlindeki sütçüdür. Çünkü günlük hayatımızda bunlar hemen yanı başımızdadır ve onların ölçüp tartmasını, terazisini, metresini, litresini görürüz. Bu pratik durum zaman zaman kişiyi helal kazanç konusunda bir tür dar alan hapsine alır. Oysa Kur an-ı Kerim in keyl, vezin ve mizan (ölçü, tartı ve terazi) kelimeleri zahiri ve pratik anlamları
36 yanında her türlü alışverişte, daha da geniş bir bakış açısıyla her türlü kazanç faaliyetinde hassasiyet ve hakkaniyeti temsil gibi sembolik birer anlam da taşırlar. Bu durum kazanç faaliyeti genişledikçe, el değiştiren değerlerin miktarı arttıkça Kur an-ı Kerim in telkin ettiği bu hassasiyetin de aynı oranda arttırılmasını gerektirir. Öyle bir zaman gelecek ki kişi malını helalden mi haramdan mı elde edindiğini önemsemeyecek (Buhari, Ticaret, 58.) buyurmuş Efendimiz. Ne dersiniz, acaba o devirde mi yaşıyoruz? Doç. Dr. Halil Altuntaş Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi
Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları
Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine
2. Haramı ve helali tayin etmek Allah ın hakkıdır. Bir harama helal demek vebal olduğu gibi helale haram demek de vebaldir.
Duası müstecap, günü bereketli, kalbi mutmain, huzurlu, umutlu, salih bir mü min olabilmek için helal yeme-içme ve helal yaşama ölçülerimizin bilinmesi gerekiyor. Her imtihanımızda ve hayatımızın her kesitinde
3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler
3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.
1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.
İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.
TEMİZLİK HAZIRLAYAN. Abdullah Cahit ÇULHA
TEMİZLİK HAZIRLAYAN Abdullah Cahit ÇULHA TEMİZLİK MADDİ TEMİZLİK MANEVİ TEMİZLİK İslam dini, hem maddî, hem de manevî temizliğe büyük bir önem vermiştir. Bu iki kısım temizlik arasında büyük bir ilgi vardır.
Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL:
Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün URL: Kültürümüzden Dua Örnekleri Güzel İş ve Davranış: Salih Amel İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 Kültürümüzde birçok dua örneği
Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.
İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara
Üç kişi vardır ki, Allah kıyamet gününde onlarla ne konuşur, ne onlara nazar eder, ne de onları günahlarından arındırır, onlara elim bir azap vardır:
Hayatımız başlangıçtan ölüm anına kadar seyr halindedir. Ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler seyir halindeki arabamıza yön veren işaret levhaları gibidir. Bazı işaretleri algılama, refleks haline dönüşmüşken
Allah a Allah (ilah,en mükemmel, en üstün,en yüce varlık) olduğu için ibadet etmek
1.VE EN YÜCESİ: Allah a Allah (ilah,en mükemmel, en üstün,en yüce varlık) olduğu için ibadet etmek 2.SEVİYE: Allah ın rızasını ve sevgisi kazanmak için 3.SEVİYE: Allah ın verdiği nimetlere(yaşam-akıl-yiyecekler
AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL
AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL Ey İnsanlık! Sizi bir tek canlı varlıktan yaratan, ondan da eşini var eden ve her ikisinden de bir çok erkek ve kadın üreten Rabbınıza karşı sorumluluğunuzun
3 Her çocuk Müslüman do ar.
TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,
dinkulturuahlakbilgisi.com Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com
Memduh ÇELMELİ ZEKAT SADAKA: AYET-İ KERİMELER «Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı görür.» (Bakara,
Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.
Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.
İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.
Sabah akşam tevâzu içinde yalvararak, ürpererek ve sesini yükseltmeden Rabbini an. Sakın gâfillerden olma! (A râf sûresi,7/205)
Zikir, hatırlayıp yâd etmek demektir. İbâdet olan zikir de Yüce Allah ı çok hatırlamaktan ibârettir. Kul, Rabbini diliyle, kalbiyle ve bedeniyle hatırlar ve zikreder. Diliyle Kur ân-ı Kerim okur, duâ eder,
ICERIK. Salih amel nedir? Salih amelin önemi Zekat nedir? Zekat kimlere farzdır? Zekat kimlere verilir? Sonuc Kaynaklar
ICERIK Salih amel nedir? Salih amelin önemi Zekat nedir? Zekat kimlere farzdır? Zekat kimlere verilir? Sonuc Kaynaklar Salih amel nedir? Salih: dogru yolda olan, fesat icinde olmayan, faydalı ve yarayışlı
Senin için gelmesi mukadder olan şeylere hırs göstermen yersizdir. Senin için olmayan, başkasının hakkı olan şeylere, hasret çekmen yakışıksızdır.
Ciddi olarak Allah a isyan etmekten kaçın. O nun rahmet kapısına devam et. Bütün gücünü ve kuvvetini Allah için harca. Taatında sarfet. Yalvar, ihtiyaçlarını O na arz et. Başını önüne eğ, kork, Hak kın
Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17
Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta
Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti
Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler
Kur an-ı Kerim deki Temel Emirler ve Yasaklar
Kur an-ı Kerim deki Temel Emirler ve Yasaklar Emirler Allah a iman edin (Al-i İmran [3] 193), O na hiçbir şeyi ortak koşmayın (Nisa [4] 36). Yalnızca O na kulluk edin (Fatiha [1] 5). Allah ı çok anın ve
Buyruldu ki; Aklın kemali Allah u Teâlâ nın rızasına tabi olmak ve gazabından sakınmakladır.
BÜYÜKLERİN HİKMETLİDEN SÖZLERİ Buyruldu ki; Aklın kemali Allah u Teâlâ nın rızasına tabi olmak ve gazabından sakınmakladır. Buyruldu ki; Faziletli kimseler için (hiçbir yer) gurbet sayılmaz. Cahilin ise
Hz.Resulüllah (SAV) den Dualar
Hz.Resulüllah (SAV) den Dualar Camiye Girerken Allah ın adıyla, Allah ın Resulüne salat ve selam olsun. Allah ım, hatalarımı bağışla ve bana rahmet kapılarını aç. Camiden Çıkarken Allah ın adıyla, Allah
KIRŞEHİR MÜFTÜLÜĞÜ 2018 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI
29 Şevval Mehmet YAMAN İl Müftüsü Hoca Ahmet Yesevi Camii 15.5.2018 Salı Yatsıdan Önce RAMAZAN AYI VE ORUCUN FAZİLETİ 1 Ramazan Halil YILMAZ Vaiz Cacabey Camii 16.5.2018 Çarşamba Öğleden Önce ORUCA AİT
Anoreksiya Nervoza DSM-IV-TR Tanı Ölçütleri
Kime sorarsanız sorun, herkes belli bir yaştan sonra kilolarından şikâyet etmektedir. Bu insanlar zayıflamayı çok istedikleri halde bir türlü zayıflayamadıklarından yakınırlar. Bunlar hem kilolarından
Güzel Ahlâkı Kazanmak
Ramazan, Allah a yakınlaşma vesilesidir. Oruç tutan insan Allah ın beğendiği davranışlar sergilemeye, nefsinin tutkularından sakınmaya çalışır. Şeytana karşı dikkatli ve şuurludur, vicdanının doğruyu fısıldayan
1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.
İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler
T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK (MAZERET) SINAVI 14 ARALIK 2013 Saat: 11.20
T.C. 8. SINIF I. DÖNEM ORTK (MZERET) SINVI 14 RLIK 2013 Saat: 11.20 DİN KÜLTÜRÜ VE HLK BİLGİSİ 1. Biz herşeyi bir ölçüye göre yarattık. (Kamer suresi, 49. ayet) Güneş ve ay bir hesaba göre hareket eder.
DOMUZ ETİNİN HARAM KILINMASININ HİKMETİ
DOMUZ ETİNİN HARAM KILINMASININ HİKMETİ حكمة ريم م ا ير ] تر [ Türkçe Turkish Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ümmü Nebil 2009-1430 1 حكمة ريم م ا ير» باللغة ال ية «مد صالح
AİLE KURMAK &AİLE OLMAK
AİLE KURMAK &AİLE OLMAK Dr. Fatma BAYRAKTAR KARAHAN Uzman-Ankara Aile Nedir? Aile kelimesinin kökü, ğavl dir. Bu kelime, ağır bir sorumluluk altına girmek demektir. Bu kökten gelen aile ise, birini çekince
ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:
ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz
Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?
Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.
Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.
40 HADİS 1 ( : : ) (Allah Rasûlü) Din nasihattır/samimiyettir buyurdu. Kime Yâ Rasûlallah? diye sorduk. O da; Allah a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara diye cevap
1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır:
1 Ahlâk nedir? Ahlâk; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır: 1. Güzel ahlâk 2. Kötü ahlâk 2 Güzel ahlâk neye denir? Allah ın ve Resulü nün emir ve tavsiye ettiği, diğer
Kur an ın Bazı Hikmetleri
Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,
ÖNCESİNDE BİZ SORDUK Editör Yayınevi LGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Yeni Tarz Sorular Nasıl Çözülür? s. 55
Tarz Sorular Nasıl Çözülür? s. 55 8 Ey insanlar! Rabbiniz birdir, atanız (Âdem) da birdir. Hepiniz Âdem densiniz, Âdem ise topraktan yaratılmıştır. Allah katında en değerli olanınız, O na karşı gelmekten
Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):
Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,
Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti
Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.
dinkulturuahlakbilgisi.com amaz dinkulturuahlakbilgisi.com Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com
amaz Memduh ÇELMELİ NAMAZ: AYET ve HADİSLER «Namazı kılın; zekâtı verin ve Allah a sımsıkı sarılın...» (Hac, 78) Namazı kılın; zekâtı verin; Peygamber e itaat edin ki merhamet göresiniz. (Nûr, 56) «Muhakkak
5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ
5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ Allah İnancı Ünite/Öğrenme Konu Kazanım Adı KOD Hafta Tarih KD1 KD2 KD3 KD4 KD5 KD6 Allah Vardır ve Birdir Evrendeki mükemmel düzen ile Allahın (c.c.) varlığı ve birliği
ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI
Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü
7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız
4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir
CİHADA DENKTİR Evet, içinde savaş olmayan bir cihad var ki hac ve umredir Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı hac ve umredir.
UMRE DİNİ SUNUM UMRENİN FAZİLETİ CİHADA DENKTİR Hz. Aişe (r.a) Efendimiz e (s.a.v) sorar: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad var ki
BÖLÜM: 2. Oruç Tutarken Nelere Dikkat Etmeliyiz? Orucu Bozan Durumlar. Orucun Kişiye ve Topluma Kazandırdıkları. Ramazan Bayramı Sevinci
Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün URL: Oruç Tutarken Nelere Dikkat Etmeliyiz? Orucu Bozan Durumlar Orucun Kişiye ve Topluma Kazandırdıkları Ramazan Bayramı Sevinci Maun Suresi ve Anlamı BÖLÜM: 2 Sosyal hayatımızı
ODUNPAZARI MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU 40 HADİS EZBERE OKUMA YARIŞMASI
ODUNPAZARI MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU 40 HADİS EZBERE OKUMA YARIŞMASI EZBERLENECEK HADİSLER: 1.HADİS-İ ŞERİF Yapılan işler (ameller) niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:
Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına
ZEKÂT IN KELİME OLARAK; ARTMA ÇOĞALMA ARINMA BEREKET Bu anlamlara gelmektedir.
ZEKÂT IN KELİME OLARAK; ARTMA ÇOĞALMA ARINMA BEREKET Bu anlamlara gelmektedir. Zekât Terim Olarak İse; Dinen zengin sayılan Müslümanların yılda bir kez malının ya da parasının belli bir miktarını Allah
+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.
KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir
Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)
Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,
Veda Hutbesi. "Ey insanlar! " Sözümü iyi dinleyiniz! Biliyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.
Veda Hutbesi Peygamberimiz Vedâ Hutbesinde buyurdular ki: Hamd, Allahü Teâlâya mahsûstur. O'na hamd eder, O'ndan yarlığanmak diler ve O'na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin günahlarından
AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE
AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,
1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar
1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar İÇİNDEKİLER KUR AN NEDİR? KUR AN-IN AMACI? İNANÇ NEDİR İBADET NEDİR AHLAK NEDİR KISSALAR AYETLER KUR AN NEDİR? Kur an-ı Hakîm, alemlerin Rabbi olan Allah ın kelamıdır.
Arap diliyle tesis edilen İslam a dair hakikatler diğer dillere tercüme edilirken zaman ve zeminin de etkisiyle gerçek anlamından koparılabiliyor.
Arap diliyle tesis edilen İslam a dair hakikatler diğer dillere tercüme edilirken zaman ve zeminin de etkisiyle gerçek anlamından koparılabiliyor. Bugün her şeyi sorgulayan genç beyinlere ikna edici cevaplar
İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler
İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd
11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi
11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi
TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla
TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla (Farz kılınan oruç) sayılı günlerdir. Sizden kim, (o günlerde) hasta veya seferde ise o, (tutamadığı) günler sayısınca başka günlerde
dinkulturuahlakbilgisi.com KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com
KURBAN İBADETİ Memduh ÇELMELİ KURBAN: AYET ve HADİSLER Biz, her ümmet için Allah ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine onun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. İlahınız,
EY İMAN EDENLER! Allah ın emrine uygun yaşayın
EY İMAN EDENLER! Allah ın emrine uygun yaşayın Ey iman edenler! Allah'ın emrine uygun yaşayın, O'na (yakın olmaya) vesile/imkan arayın. O'nun yolunda (malınızla, canınızla) cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN
VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi
EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ
Öğrenme Alanı: İNANÇ. ÜNİTE: KAZA VE KADER Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek konular ve ders işleme teknikleri hakkında bilgi sahibi
URL: Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün. Dua. Dua İbadetin Özüdür. Niçin ve Nasıl Dua Edilir? Kur'an'dan ve Hz. Peygamber'den Dua Örnekleri BÖLÜM: 2
Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün URL: Dua Dua İbadetin Özüdür Niçin ve Nasıl Dua Edilir? Kur'an'dan ve Hz. Peygamber'den Dua Örnekleri BÖLÜM: 2 Dua Arapça kökenli bir kelime olup «istemek, davet etmek» demektir.
5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.
TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu
2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ
KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek
Yazar= Soner DUMAN. Soru:
Yazar= Soner DUMAN Soru: Bir ana-baba, çocuğuna karını boşayacaksın. Biz buna daha fazla dayanamayız, ya o ya da biz. Boşanmazsan hakkımızı helal etmeyiz diyor. Bu durumda çocuğun ana-babasına itaat ederek
2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ
KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye
Nesrin: Ahmet! Ne oturması! Daha gezecek birçok mağaza var, sen oturmaktan bahsediyorsun.
Ahmet: Otur, hanım otur. Allah aşkına bir otur. Nesrin: Ahmet! Ne oturması! Daha gezecek birçok mağaza var, sen oturmaktan bahsediyorsun. Ahmet: Allah aşkına bir otur hanım. Sabahtan beri dolaşmaktan ayaklarımın
namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli bir uygulama vardır.
Türkiye de Diyanet İşleri Başkanlığı nın belirlediği ve uyguladığı imsak vakti, oruca başlama ve sabah ezanın okunması ile Müslümanların sabah namazı kılmaları hususunda şöylesi bir yanlış ve tehlikeli
RIZIK VE ZENGİNLİK DUASI (ESMAÜL HÜSNA ŞİFRELERİ-2)
RIZIK VE ZENGİNLİK DUASI (ESMAÜL HÜSNA ŞİFRELERİ-2) Manevi ve maddi rızkın artması, lütuf ve ikramlara mazhar olmak için elimizdeki imkanlara göre en güzel bir şekilde çalışmalı ve en güzel bir şekilde
Edeb Yahu! Edebli ve Hayalı Olmak
Edeb Yahu! Edebli ve Hayalı Olmak «Rabbim beni terbiye etti, terbiyemi de güzel kıldı.» (Hadis-i Şerif, Kenz ül- Ummal) Allah, edebin her çeşidini Hz. Muhammed (sav) de bir araya getirmiş ve bizlere örnek
1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan
Nasıl daha çok para kazanabiliriz? Nasıl para sorunlarımızı çözeriz. Bunun herkes için yöntemi farklıdır. Gelin George S.Clason Babil in en zengin adamı adlı kitabında para kazanmak için önerdiği yedi
TEOG 2. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ DERSİ BENZER SORULARI
TEOG SINAV SORUSU-1 1. Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder. Bu hadiste verilen mesaj aşağıdaki ayetlerin hangisinde
ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN
KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,
Nefsin iki hali vardır. Üçüncüsü yoktur. Biri bela diğeri afiyet...
Nefsin iki hali vardır. Üçüncüsü yoktur. Biri bela diğeri afiyet... İnsanlar, başlarına bir bela geldiği zaman bağırır, çağırır, Allah ı şikayet eder. Allah a darılır. Her şeye itiraz eder. Hak kı töhmet
HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ
ب س م الله الر ح من الر ح يم الل ه ل نت ل ه م و ل و ك نت ف ظ ا غ ل يظ ال ق ل ب ف ب م ا ر ح م ة م ن لا نف ض وا م ن ح و ل ك İmran, 159) (Al-i HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ Muhterem Müslümanlar!
UMRE YAPMANIN FAZİLETİ
UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad
OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR
RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! Allah'ın emrine uygun yaşayın, O'na (yakın olmaya) vesile/imkan arayın. O'nun yolunda (malınızla, canınızla) cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. (Maide Suresi /35) OKUNMAMIŞ
LGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Deneme Sınavı
LGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Deneme Sınavı LGS(Liselere Geçiş Sistemi) deneme sınavı arayan birçok öğrenci için güzel bir hizmet Şanlıurfa MEM tarafından veriliyor. LGS deneme sınavı ile 2 Haziran
T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20
T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed
Soru: Kimlerin fitre vermesi gerekir? Hangi ürünlerden verilebilir?
Fitre/Fıtra Fıtrayı kimler verir Soru: Kimlerin fitre vermesi gerekir? Hangi ürünlerden verilebilir? İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan Müslümanın
Edeb Ya Hu! Cumartesi, 03 Ocak :31
Dünya bilimde altın çağını yaşarken insanlıkta yerlerde sürünüyor. Hayâ kalmamış, saygı kalmamış, sevgi kalmamış, büyüğe hürmet kalmamış. Hayatımızda ne eksik biliyor musunuz? Edeb. Edebe hiç önem vermiyoruz.
Fakat bazı şeyleri yeyip içmek, insanlara zararlı, hikmet ve ihtiyaca aykırı olduğu için İslam dininde haramdır.
Eşyada yenip içilme bakımından asıl olan mubah olmaktır. Bütün eşya, aslında insanların yararlanmaları için yaratılmıştır. Onun için aslında temiz olan, akla ve sağlığa zararlı olmayan bir kısım hayvan
ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
06 07 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ AY EKİM KASIM HAFTA ARALIK DERS KONU ADI SAATİ Allah Her Şeyi Bir Ölçüye Göre Yaratmıştır Kader ve Evrendeki Yasalar İnsan İradesi ve Kader
Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?
Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe
Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için
2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI
TARİH GÜN VAKİT ADI-SOYADI UNVANI VAAZIN VERİLECEĞİ YER VAAZIN KONUSU AHMET ERDEM İL MÜFTÜSÜ ALİPAŞA CAMİİ Oruçlunun Dikkat Etmesi Gereken Hususlar ÜNAL TAN İL MÜF. YARD. ŞEHİTLER CAMİİ Oruçlunun Dikkat
GÜNAH ve İSTİĞFAR. Israr etmek kişiyi nasıl etkiler
GÜNAH ve İSTİĞFAR Israr etmek kişiyi nasıl etkiler Peygamber (s.a.v) Efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Hiçbir küçük günah yoktur ki, ısrarla işlenilmeye devam edildiği halde büyümesin. Ve
Abdullah b. Abdurrahman el-cibrîn
RAMAZAN GECELERİNDE KILINAN NAMAZIN CEMAATLE EDÂSININ MEŞRULUĞU ] ريك Turkish [ Türkçe Abdullah b. Abdurrahman el-cibrîn Terceme: Muhammed Şahin Tetkik: Ali Rıza Şahin 2011-1432 وعية اجلماعة يف قيام رمضان»
Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.
Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi
NAMAZI, MESCİT VEYA CÂMİDE CEMAATLE KILMANIN HÜKMÜ. Vaizler Muhammed b. Salih el-muneccid. Terceme edenler. Muhammed Şahin. Tetkik edenler Ümmü Nebil
NAMAZI, MESCİT VEYA CÂMİDE CEMAATLE KILMANIN HÜKMÜ حكم الصلاة مع الجماعة ] باللغة التركية [ Vaizler Muhammed b. Salih el-muneccid ألفه الشيخ: محمد صالح المنجد Terceme edenler Muhammed Şahin ترجمه: محمد
RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ
RAMA ZAN GÜNÜ TARİH / GÜN İFTAR PROGRAMI VE YERİ SOHBET PROGRAMI KONULARI SOHBET PROGRAM KONUKLARI İFTAR SAATİ PROGRAM 1 18 Perşembe AKKUŞ Cumhuriyet Meydanı Ramazan ve Oruç Mustafa KOLUKISAOĞLU Ordu Müftüsü
Mirza Tahir Ahmed Hazretleri Cuma Hutbesinde, duanın aşağıdaki bahsedilen durumda şartsız olarak kabul edileceğini söyledi;
Mirza Tahir Ahmed Hazretleri Cuma Hutbesinde, duanın aşağıdaki bahsedilen durumda şartsız olarak kabul edileceğini söyledi; 1) Güçlük içinde ve çok zor durumda olan insanın, 2) Savaş altındaki insanın
ÇALIŞMANIN ÖNEMİ ÇALIŞ
ÇALIŞMANIN ÖNEMİ ÇALIŞ Çalışınca Oluyor güçler bir noktada Buluşunca oluyor, Yapamam deme sakın Çalışınca oluyor. Çalışmak zor gelmesin Alışınca oluyor, Planlı,programlı Çalışınca oluyor. Çalışmakla İlgili
2010 yılının son ayına girdiğimiz bu aylarda hıristiyan olan batı toplumunda olduğu gibi
Kuşun biri, her gün kilisenin çanına konar ve oraya pislermiş. Gel zaman git zaman derken her gün kuşun pisliğini temizlemekten bıkan papaz, bir gün aklına bir fikir gelir uygulamaya karar verir. Sabah
DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2016-2017 5. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 2016-2017 5. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ
Orucun hükmü ve hikmeti nedir? ما حكم الصيام وحكمته. Abdurrahman b. Nâsır es-sa'dî
Orucun hükmü ve hikmeti nedir? ما حكم الصيام وحكمته ] تر [ Türkçe Turkish Abdurrahman b. Nâsır es-sa'dî Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 2010-1431 1 ما حكم الصيام وحكمته» باللغة ال ية «عبد
Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?
Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen
OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR
RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını
M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller
yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi
[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız.
[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0002 ] Çalışarak kazanç sağlama yollarını aramak, Müslüman olan her erkek ve kadın için bir farzdır. [ 0003 ] Akılca en mükemmeliniz,
