KURUMSALLAŞMA VE DENETİM Institutionalization and Audit

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KURUMSALLAŞMA VE DENETİM Institutionalization and Audit"

Transkript

1 İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ISTANBUL CHAMBER OF CERTIFIED PUBLIC ACCOUNTANTS 10th National Symposium on Auditing in Turkey EKONOMİK KALKINMADA YENİ TTK, KURUMSALLAŞMA VE DENETİM The New Turkish Commercial Code, Institutionalization and Audit on the Perspective of Economical Development 4rd International Symposium on Auditing in Turkey ULUSLARARASI ALANDA MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI Restructuring Accounting and Audit Profession on the International Basis KURUMSALLAŞMA VE DENETİM Institutionalization and Audit Editör: Prof. Dr. Cemal İBİŞ Marmara Üniversitesi, İİBF İşletme Bölümü 5-9 Ekim 2011, Antalya, Rixos Sungate Beldibi

2 İSMMMO Yayınları 150 Grafik ve Uygulama: Evren GÜNAY Baskı ve Cilt TOR OFSET SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Hadımköy Yolu Akçaburgaz Mah. 4. Bölge 9. Cadde 116. Sokak No:2 Esenyurt/İSTANBUL Telefon: (0212) Faks: (0212) Muhasebe mesleğine ve İSMMMO ya gönül vermiş, tüm yaşamını buna adamış, tarihinde sonsuzluğa uğurladığımız, sevgili İlhan Güven in anısına... Yayında Kataloglama Bilgisi X. Türkiye muhasebe denetimi sempozyumu (10. : Antalya : 2011) X. Türkiye muhasebe denetimi sempozyumu = 10 th natıonal symposıum on auditing in Turkey ve IV. uluslararası muhasebe denetimi sempozyumu = 4 rd ınternatıonal symposıum on audıtıng ın Turkey. İstanbul : İSMMMO, s.; 24 sm. (İSMMMO Yayınları; 150) ISBN: I. Yapıt Adı 1. Muhasebe Denetimi Toplantılar

3 SUNUŞ İSMMMO tarafından, İlk olarak 1995 yılında Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu olarak yapılmaya başlanan ve 2005 yılından itibaren, ilave olarak, Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu ile yapılmaya devam edilen Muhasebe Denetim Sempozyumları ve temaları aşağıdaki gibidir: 1. Türkiye Muhasebe ve Denetim Sempozyumu, Silivri/İstanbul, Nisan 1995, Türkiye de Muhasebe Mesleğinin Geleceği, 2. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu, Side/Antalya, 3-7 Nisan 1996, Muhasebe Denetimi Mesleğinde 2000 lere Doğru, 3. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu, Alanya/Antalya, 30 Nisan-4 Mayıs 1997, Muhasebe Denetimi Mesleğinde, Yetkiler, Sorumluluklar ve Meslek Ahlakı, 4. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu, Kemer-Kiriş/Antalya, Mayıs 1999, 21. Yüzyıla Girerken Muhasebe Denetimi Mesleği ve Teknolojik Gelişmeler, 5. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu, Belek/Antalya, 2-6 Mayıs 2001, 21. Yüzyılda Türk Muhasebe Mesleğinin Vizyonu ve Misyonu, 6. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu, Belek/Antalya, Nisan 2003, Globelleşmenin Muhasebe Mesleği Üzerindeki Etkileri ve Toplum Çıkarlarının Korunması, Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu - Muhasebe Mesleği İle İlgili Uluslararası Sorunlar ve Son Gelişmeler ve 7. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu - Ekonomik Kalkınma İçin Bilgi ve Muhasebe Mesleği Belek/Antalya, Nisan 2005, Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu - Kamu Güveni ve Denetimi ve 8. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu - Muhasebe Denetiminde Yeni Açılımlar, Belek/Antalya, Nisan 2007, Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu - Ulusal Değişim ve Gelişmelerin Denetim Mesleğindeki Yansımaları, 3. Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu - Global Değişim ve Gelişmelerin Denetim Mesleğindeki Yansımaları, Lütfi Kırdar Kongre Sarayı/İstanbul, Ekim Muhasebe Denetimi Sempozyumlarının temalarına bakıldığında; Türkiye de ve uluslararasında denetim alanındaki gelişmeleri, tehditleri, sorunları izlemek ve bunları fırsata dönüştürecek ortak çözümleri üretebilmek için konunun uzmanı; yerli ve yabancı akademisyen, uygulamacı, düzenleyici ve gözetleyici kişi ve kuruluşların bir araya gelerek tartışıldığı bir platform olduğu görülmektedir. Bu defa, yine ülkemizde ve uluslararasındaki gelişmeler dikkate alınarak, Sempozyum Düzenleme ve Yürütme Kurulumuz tarafından ana tema olarak Kurumsallaşma ve Denetim 4 5

4 SUNUŞ ÖNSÖZ olarak belirlenmiştir. Belirlenen ana tema doğrultusunda IV. Uluslararası Muhasebe Denetimi Sempozyumu nun teması Uluslar arası Alanda Muhasebe ve Denetim Mesleğinin Yeniden Yapılandırılması ve nun teması da Ekonomik Kalkınmada Yeni TTK, Kurumsallaşma ve Denetim olarak belirlenmiş olup, Ekim 2011 tarihleri arasında, Antalya-Rixos Sungate Beldibi nde, konuyla ilgili yaklaşık 500 kişinin katılımıyla başarılı bir biçimde tamamlamıştır. Bu sempozyumlarda; 3 Genel Oturumda 10 bildiri, 1 Çalıştay, 1 panele yer verilmiştir. Gerek IV. Uluslararası Muhasebe Denetimi Sempozyumunda ve gerekse X. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumunda, seçkin yerli ve yabancı akademisyenler, kamu ve iş dünyası temsilcileri ile meslek mensupları; bildiri sunma, oturum yönetme, panelist olma, görüş bildirme ve izleme şeklindeki katılımları ile bu sempozyumlara özel bir değer katmışlardır. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Diğer sempozyumlarda olduğu gibi, bu sempozyumlar ile ilgili olarak hazırlanan bu kitap, hem sempozyumlarda sunulan bildiri metinlerini, hem de sempozyumlar sırasında, oturumu izleyenler tarafından ortaya atılan fikir ve düşünceleri, yapılan tartışmaları kapsamaktadır. Böylece bu kitapta, sadece bildiri metinleri değil, sempozyumlar sırasında ortaya atılan fikir ve düşüncelerin yazılı hale getirilerek paylaşılmasına imkan sağlanmıştır. Sempozyumların başarılı olarak gerçekleştirilmesinde ve bu kitabın baskıya hazırlanmasında ve basılmasında emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunarız. Bu çalışma, İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası tarafından Ekim 2011 tarihleri arasında, Antalya-Rixos Sungate Beldibi nde gerçekleştirilen IV. Uluslararası Muhasebe Denetimi Sempozyumu ile nda sunulan bildiriler, yapılan tartışmalar, sempozyumların sonunda gerçekleştirilen panelin bir araya getirilmesinden oluşmuştur. Sempozyumlarda, denetim mesleği ile ilgili ulusal ve uluslararasında yaşanan güncel ve önemli konular; kapsamlı bir biçimde, yerli ve yabancı akademisyen, meslek mensubu, kamu ve özel sektör temsilcileri tarafından; çok yönlü ve ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. Sempozyumlardaki çalışmaların ve yapılan katkıların kalıcı olmasını sağlamak amacıyla hazırlanan bu kitaptaki hatalar için hoşgörünüze sığınıyoruz. Çalışmanın ilgili taraflara yararlı olmasını diler, saygılarımı sunarım. Prof. Dr. Cemal İBİŞ İstanbul, Ağustos 2012 Yahya Arıkan İSMMMO Başkanı 6 7

5 DENETLEME VE YÜRÜTME KURULU İÇİNDEKİLER DENETLEME VE YÜRÜTME KURULU BAŞKAN KOORDİNASYON ÜYELER Yahya ARIKAN Prof. Dr. Cemal İBİŞ Prof. Dr. Rüstem HACIRÜSTEMOĞLU Prof. Dr. Nejat BOZKURT Prof. Dr. Nuran CÖMERT Prof. Dr. Lerzan KAVUT Doç. Dr. Volkan DEMİR Cansen BAŞARAN SYMES Osman DİNÇBAŞ Ethem KUTUCULAR Ferruh TUNÇ Hüseyin GÜRER Aslan COŞKUN Nazım HİKMET Sunuş 5 Önsöz 7 Açılış Konuşmaları Yahya Arıkan, İSMMMO Başkanı 15 Nail Sanlı, TÜRMOB Genel Başkanı 21 Mustafa Özyürek, TÜRMOB Onursal Genel Başkanı 29 Dr. Masum Türker, IFAC Yönetim Kurulu Üyesi 31 Prof. Dr. Ünal Tekinalp, TTK Tasarısı Komisyon Başkanı 37 GENEL OTURUM I ULUSLARARASI ALANDA MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI 49 Oturum Başkanı: Ethem Kutucular Green Paper ın Denetim Mesleğinin Yapılandırılmasına İlişkin Ortaya Koyduğu Yeni Düzenleme Önerileri David Szafran, CEO, IBR-IRE / Belçika Meslek Kuruluşu 51 Uluslararası Muhasebe ve Denetim Mesleğinin Geleceğinde Gözetim Kurullarının/ Otoritelerinin Çalışma ve Değerlendirme Usullerinin Önemi Martin Manuzi, ICAEW / İngiltere ve Galler Ruhsatlı Muhasebeciler Birliği, Avrupa Bölge Müdürü, 59 Sorular ve Cevaplar

6 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER GENEL OTURUM II YENİ TÜRK TİCARET KANUNU-KURUMSALLAŞMA VE KAYIT DIŞI EKONOMİ 83 Oturum Başkanı: Mehmet Koç, ASMMMO Başkanı Yeni Türk Ticaret Kanunu ndaki Kurumsallaşmaya Yönelik Düzenlemelerin İş Dünyasına Getireceği Faydalar ve Sorumluluklar Ayhan Yavrucu, Alarko Holding CEO su 85 Yeni Türk Ticaret Kanunu ndaki Kurumsallaşmayla İlgili Düzenlemeler Ferruh Tunç, Akis Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. 101 Kurumsallaşmanın Sağlanmasında ve Kayıtdışı Ekonominin Engellenmesinde TMSK nın Rolü Doç. Dr. Orhan Çelik, TMSK Başkanı 111 Orta ve Uzun Vadede Kayıt Dışı Kazanç İle Kayıtlı Kazanç Arasındaki Fayda Maliyet Analizi Dr. Sezai Tanrıverdi, Yazıcılar Holding Genel Müdürü 119 Sorular ve Cevaplar 161 GENEL OTURUM III MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMA VE YENİ TÜRK TİCARET KANUNU 173 Oturum Başkanı: Feyzullah Topçu, İZMMMO Başkanı Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Getireceği Faydalar Hüseyin Gürer, DRT Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. 175 Muhasebe ve Denetim Meslek Mensuplarının Kurumsallaşma Yolundaki Aşamaları ve Meslek Örgütünün Katkıları Erol Demirel, İSMMMO Saymanı 183 Kobilerin Denetiminde Uluslararası Denetim Standartlarının Uygulanması Aslan Coşkun, Denge Denetim ve YMM A.Ş. 195 Yeni TTK ile Denetçilere Getirilen Yetki ve Sorumluluklar; Denetimde Kaliteyi Sağlamaya ve Sürdürmeye Yönelik Düzenlemeler (İç Ticaret Genel Müdürlüğü) Mustafa Umut Özgül, İç Ticaret Genel Müdürlüğü-Başmüfettiş 211 Kobilerde Bağımsız Denetim Uygulama Örneği Dr. Tuba Şavlı İbiş, SMMM 223 Sorular ve Cevaplar

7 İÇİNDEKİLER PANEL MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER 261 Panel Başkanı: Prof. Dr. Sait Sevgener, Haliç Üniversitesi Rektörü Ülkü Sönmez, TÜRMOB Genel Başkan Yardımcısı 263 Kürşat Said Babuçcu, SPK-Muhasebe Standartları Daire Başkanı 273 İmdat Ersoy, Gümrük Bakanlığı-İç Ticaret Genel Müdür Yardımcısı 283 Hüsnü Güreli, Güreli YMM ve Bağımsız Denetim Hizmetleri A.Ş. 291 Prof. Dr. Nejat Bozkurt, Marmara Üniversitesi 301 Cansen Başaran Symes, Başaran Nas Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. 311 Bora Topaloğlu, Maliye Bakanlığı 319 Özgür Dalgıç, BDDK Denetim Daire Başkanı 325 Sorular ve Cevaplar 335 KAPANIŞ KONUŞMALARI

8 AÇILIŞ KONUŞMALARI Yahya Arıkan, İSMMMO Başkanı Nail Sanlı, TÜRMOB Genel Başkanı Mustafa Özyürek, TÜRMOB Onursal Genel Başkanı Dr. Masum Türker, IFAC Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal Tekinalp, TTK Tasarısı Komisyon Başkanı 13

9 AÇILIŞ KONUŞMALARI Yahya Arıkan, İSMMMO Başkanı TÜRMOB un Sayın Genel Başkanı, Sayın Onursal Genel Başkanım, Geçmiş Dönem TÜRMOB Genel Başkanım, IFAC Yönetim Kurulu Üyem, Çok Değerli Hocalarım, Yurtdışında Gelen Çok Değerli Konuklar, Antalya SGK İl Müdürüm, Türkiye nin Dört Bir Yanından Gelen Değerli Oda Başkanları ve Yöneticileri, Gerek İstanbul dan, Gerek Türkiye nin Yine Dört Bir Yanından Gelen Saygıdeğer Meslektaşlarım, Değerli Basın Mensupları, Sizleri şahsım ve İstanbul Mali Müşavir Odası adına saygı ve sevgiyle selamlıyor, hoş geldiniz diyorum. Değerli Konuklar, Saygıdeğer Meslektaşlarım, bu yıl 10. cusunu düzenlediğimiz Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumunun ve 4. üncüsünü düzenlediğimiz Uluslararası Muhasebe Denetimi Sempozyumu ana konusunu Kurumsallaşma ve Denetim olarak belirledik. Mesleğimizin geleceği açısından bir milat yaşanmaktadır. Miladın başlangıcı, 01 Ocak 2013 tür. Bu değişim ve dönüşümün adı da Yeni Türk Ticaret Kanunu dur. Önümüzde büyük hedeflerimiz var, bu hedeflerin ne olduğunu biraz sonra sizlerle paylaşacağım. Değerli konuklar, saygıdeğer meslektaşlarım, büyük bir uzlaşmayla çıkartılan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu nun yasallaşmasında emeği geçen Hükümete, Ana Muhalefet Partisi ve diğer Partilere, Yasa ile özdeşleşen ve bize göre adını tarihe yazdıran Sevgili Profesör Doktor Ünal Tekinalp Hocama da teşekkürü bir borç biliyoruz. Değerli meslektaşlarım, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, yalnızca mesleğimiz açısından değil Türkiye nin geleceği açısından da yaşamsal bir önem taşımaktadır. Türkiye de yaklaşık anonim şirket, limitet şirket vardır. Yeni TTK devreye girdiği zaman kuşkusuz, bu şirketlerin bir bölümü elenecektir ancak Türkiye de tüm muhasebe sistemi yeniden 14 15

10 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI yapılanacaktır. Biliyorsunuz, Yeni Türk Ticaret Kanunu, işletmelere defterleri tutulurken bireysel ve konsolide finansal tabloları düzenlenirken Türkiye Muhasebe Standartlarına uyma zorunluluğu getirmiştir. Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinden sonra bu uygulamayla Muhasebe Mesleği, yeniden formatlanacaktır. Sayın konuklar, değerli meslektaşlarım, yasalarımızın global standartlara, Avrupa daki kriterlere uyumu olumludur. Çünkü Türkiye nin gerek ekonomisi gerekse şirketleri özelinde rekabet gücünün arttırılmasına ihtiyacı vardır. Şirketlerimiz ve Türkiye ancak kurumsal yönetim, güven ve şeffaflık ilkelerinin hayata geçirilmesiyle büyür ve gelişebilir. İşte burada, en önemli görevlerden biri de meslek camiamıza düşmektedir. Biraz önce ifade ettiğim gibi Yeni TTK devreye girdiği zaman Türkiye de bütün işletmelerin muhasebeleri Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre yapılacaktır. Bu standartları bilmesi gereken, denetim boyutuyla uygulaması gereken kişiler de meslektaşlarımız olacaktır. Tarih, deneyipte başaramayanları değil, yalnızca denemeye bile kalkışmayanları yargılar! diye ünlü bir söz vardır. İşte, buna uygun olarak deneyim, başarmak için tüm meslektaşlarımızı kapsayacak şekilde büyük bir eğitim seferberliğinin startını vermiş bulunmaktayız. Eğitimin, mesleki vitrininde denetim, vizyonunda ise kurumsallaşma bulunmaktadır. Bizim eğitime ne kadar önem verdiğimiz bir sır değildir, son beş yılda çeşitli konularda düzenlenen eğitim seminerlerimize yaklaşık meslek mensubu ve stajyer katılmıştır. Yine, 20 yılı aşkın bir süre, bütün eğitimlerimize katılan meslek mensubu sayımız ise leri aşmıştır. Ama değerli meslektaşlarım, bu sefer herkesin katılmasını özellikle istediğimiz eğitimler var, bunlar çok önemli olacak ki başlıkları; Yeni TTK, Kobi Finansal Raporlama Standartları ve Denetim dir. Değerli arkadaşlarım, bugün sektörümüzde 100 liralık bir gelirin % i denetim ve danışmanlıktan elde edilmektedir ve buradan açıkça söylemekte bir sakınca görmüyorum; birileri, denetim işini bizim yapmamızı istemiyorlar. Yıllardır yaşamını defter tutmayla geçiren bizlerle ilgili el altından bir oyun oynanıyor. Değerli arkadaşlarım, buradan uyarıyorum; tablo iç açıcı değildir, uyanık olmalıyız. Bu anlamda TÜRMOB un yayınlayacağı yeni bağımsız denetim merkezli Tebliğ, hayati önem taşımaktadır. Açıklamakta yarar var, bu Tebliğ ile ilgili iki görüş var. Birinci görüş; sınav olmalı, sınav meslekte kalite getirir düşüncesini savunurken, ikinci görüş ise; sınavların doğru olmayacağını, verilen mesleki ruhsatlara sahip olunması görüşüdür. İstanbul Odası olarak biz de sınavların doğru olmadığını yüksek sesle savunuyoruz. Biz, sınav olmasın derken buradan her önüne gelen bu işi yapsın anlamı da çıkarılmamalıdır. Şu anda TÜRMOB un çizdiği yol haritasında denetçi olacak bir meslek mensubu, yaklaşık 100 saati aşan TTK, KOBİ Standartları ve Denetim eğitimine katılacaktır. Bu eğitimin sonunda TTK ye göre denetim raporu düzenlemeyi başarıyorsa Denetçi Kütüğüne kaydedilecektir. Bu yol haritası son derece doğru olup aynı zamanda işin daha kaliteli ve daha doğru yapılmasını sağlayacaktır. Bu nedenle çatı örgütümüz TÜRMOB, verdiği ruhsatlara sahip çıkmalıdır. Diğer görüşe göre, yani sınav yapılsın denildiğinde binlerce meslektaşımız sınav ile uğraşırken birileri de denetçi sözleşmelerine imza atar hale gelirse halkın tabiriyle, Atı alan Üsküdar ı geçmeye kalkarsa buradan ayağa kalkacağımızı herkesin bilmesini isterim. Ayrıca bir de, açık çağrıda bulunmak istiyorum; Yeni TTK sürecine herkes sahip çıkmalıdır. Çünkü vurguladığımız gibi Yeni TTK, tarihi bir fırsattır, hem ülkemiz açısından hem de mesleğimiz açısından. Başaramazsak ülkemiz kaybedecek, başaramazsak mesleğimiz kaybedecektir. Bu nedenle Yeni TTK yi, Kobi Finansal Raporlama Standartları ve Denetim işini mutlaka, öğreneceğiz. Değerli meslektaşlarım, sakın bu süreci gözümüzde büyütmeyelim, yenilikçi yanımızı unutmayalım. Hatırlayın, el ile defter tutarken, Facit ile hesap yaparken tekdüzen planını öğrendik, bilgisayar ortamında kayıt tuttuk, enflasyon düzeltmesini başarı ile uyguladık, e-beyanname ve e-bildirimde örnek olduk. Son 1 yıldır sürekli vurgu yaptığımız gibi şimdi dağın öte yakasını geçme zamanı gelmiştir. Dağın öte yakasına geçmek ise eğitimlere katılmak, denetimi öğrenmek ve kurumsallaşmadan geçmektedir. Sevgili meslektaşlarım, Yeni Türk Ticaret Kanunu nu öğrenmek zorundayız çünkü bu Kanun un, müşterimize ne getirdiğini, bizlere neler getirdiğini öğrenmek zorundayız. Bunun için ikincil düzenlemeler yapılmadan önce Mayıs ayında, yaklaşık e yakın meslektaşımızın katılımıyla Yeni Türk Ticaret Kanunu Farkındalık Eğitimleri ni gerçekleştirdik. Yayınladığımız 130 Soruda Yeni TTK kitabımız ise temel bir başvuru kaynağı olmuştur. Değerli arkadaşlarım, biz eğitim ile bu sürece sahip çıkarken aslında birçok kurum ve 16 17

11 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI kuruluşa da önemli görevler düştüğü iyi bilinmelidir. Ticaret ve Sanayi Odaları, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve ilintili tüm kurullarımız bu süreci sahiplenmeli ve hassas olmalıdırlar. Değerli konuklar, büyük hedeften bahsetmiştim, şimdi oraya gelmek istiyorum; 2013 yılından itibaren umarız, bir engelleme olmadığı taktirde muhasebe mesleğinde yeni bir milat yaşayacağımızı söylemiştim. Artık vergi için değil bilgi için muhasebe yapmaya başlayacağız. İşte, 01 Ocak 2013 tarihli bu milat için yapılacak şey de bellidir. Evet, büyük hedefin adı; denetim işini öğrenmek vede kurumsallaşmaktır. Çünkü kurumsallaşma bir kültürdür, bu kültür için de camiamız güçlerini birleştirmek zorundadır, ayakta kalmanın yoluda budur. Kurumsallaşma, ortak aklımızın ürünüdür ve ancak bu başarılırsa kazanma şansımız olacaktır. Herkes, kendi ufak derebeyliklerini, krallıklarını bırakıp asgari müştereklerde birleşmelidir. Yaklaşık 4 aydan beri süren meslek mensuplarımızın kurumsallaşmasına yol haritası olacak bir çalışmayı burada sizlerin görüşüne sunuyoruz. Bu çalışma elbette her şeyi çözecek değildir, sizlerin katkılarıyla zenginleşip hepimize rehber olacaktır. Emeği geçen başta Oda Saymanımız Erol Demirel arkadaşım olmak üzere Kurumsallaşma Komitesi Başkanı Hıdır Özden ve arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Güçler nasıl birleştirilecek, kurumsallaşma yolunda hangi adımlar atılacak? Bu Sempozyumun sonunda daha da netleşmiş olacağız. Değerli arkadaşlarım, kurumsallaşmanın, mesleğimizin yanı sıra Türkiye miz için de toplam faydası yüksektir. Yeni TTK daki bu konudaki düzenlemeler, bu düzenlemelerin iş dünyasına getireceği fayda ve sorumluluklar iyi kavranmalıdır. Biliyorsunuz, Yeni TTK da kurumsal yönetim ilkeleri esas alınıyor. Kurumsallaşma ve kurumsal yönetim ilkeleri, şirketlerin Doğru zamanda doğru karar verebilme yeteneklerini arttırır. Bu ise şeffaf, adil ve hesap verilebilir şirket kayıtlarının tutulmasıyla iç ve dış denetimin doğru bir şekilde yapılmasıyla sağlanabilir. Dünyada, gelişmiş ülkelerde gözlenen kurumsallaşma hamleleri, bizim için de örnek olmalıdır. Son 10 yılda Amerika da yaşanan ENRON, Worldcom, Global Crossing Skandalları hafızalardadır. Avrupa da, İtalya daki Parmalat, Hollanda daki Ahop ve benzeri finansal skandallar sonrasında kurumsal yönetim ve kurumsallaşma kavramları çok sık kullanılmaya başlanılmıştır. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün ya da Dünya Bankası nın raporlarında da yer alan bu yönde tavsiyeler açıktır. Yine anımsayalım, Avrupa Birliği 8. Yönergesi yle, Avrupa Birliği üye ülkeler içinde de kurumsal yönetim çerçevesi oluşturulmuştur. Değerli meslektaşlarım, sonuçta kurumsal yönetim ilkeleri kamuoyunun aydınlatma ilkesine hizmet eder ve başrolünde meslektaşlarımızın olduğu bir yapıda toplam fayda sonucunu doğurur. Özetle, gün; güçlerimizi birleştirip en az 3 şirket kurarak kurumsallaşma günüdür. Yani muhasebe, denetim ve danışmanlık şirketlerini kurmak zorundayız. Dağın öte yakasına başka türlü geçme şansımız yoktur. Camiamızın yenilikçi yanı ile bunu da başaracağımıza inancımız tamdır. Değerli konuklar, sözlerimi birçoğumuzun çok da fazla tanımadığını sandığım 58 yaşındaki Amerikalı Hafıza Uzmanı Doktor Bob Petrella ın öyküsüyle tamamlamak istiyorum. Petrella, iyi bir dostu ile tanıştığı günün tarihini, önemli olayların günü ve saatini, 53 yıldır yaptığı sohbetlerin büyük bir bölümünü aklında tutan biri. Bilim insanları Petrella nın bu durumunu tıpta süper otobiyografik hafıza olarak adlandırıyorlar. Değerli arkadaşlarım, Petrella kadar olmasak da biz de buradan ayrıldığımızda tüm dostlarımızı hatırlayıp, denetim ve kurumsallaşma konusunda öğrendiklerimizi, değerlendirmelerimizi mesleğimiz açısından tarihe düşecek önemli notlar olarak aktaracağınıza yürekten inanmaktayım. Değerli meslektaşlarım, unutmayalım, bir alanda ilk veya en olanların öyküsü yazılmaya değer bulunur. Ancak enleri başaranlar zamanla geçilebilir, örneğin ülkedeki en zengin insan gün gelir mutlaka geçilir. Oysa ilkleri başaranların tekrarı yoktur. Camiamız, geçmişte olduğu gibi yine bir ilki mutlaka başaracaktır. Saygıdeğer konuklar, değerli meslektaşlarım, bu Sempozyum programında belirtilmeyen iki korsan girişim vardır. Birincisi, Odamız tarafından İstanbul Kalkınma Ajansı ndan finans desteği alan Entelektüel Sermaye Projesi dir. Bize ve müşterilerimize neler getirecek bu konuda bilgi sahibi olacağız. İkincisi, Luca Koza dır, meslek mensuplarımızın önemli bir bölümünün kullandığı Luca dan sonra müşterilerimizin hizmetine sunulacak Luca Koza da son durum nedir bunların bilgisini alacağız. Değerli meslektaşlarım, yine, bildiğiniz gibi İstanbul, Ankara ve İzmir Odalarımızın, geleneksel olarak her yıl sürdürdüğü sempozyumları, sırayla her yıl bir odamızın yapmasını 18 19

12 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI kararlaştırdık. Bu amaçla önümüzdeki yıl 2012 yılında Ankara Odamız Muhasebe ve Vergi Uygulamaları konulu Sempozyumunu düzenleyecektir. Son olarak bu önemli Sempozyumun gerçekleşmesinde katkı sunanlara, özel birkaç sözüm olacak. Sempozyum Düzenleme ve Yürütme Kuruluna, İSMMMO Yönetim Kurulu na, başta TÜRMOB Genel Başkanı Nail Sanlı ve TÜRMOB Yönetim Kuruluna, Sempozyum Koordinatörü Profesör Doktor Cemal İbiş e, bu otelin oluşmasında bize çok büyük katkıları olan çok değerli dostum Antalya SGK İl Müdürü Sayın Selim Erol a, Antalya Oda Başkanı Sayın Mustafa Erdem ve Oda Sekreteri Tayfur Çavdar a, bildiri sunanlara, oturum başkanlarına, yurtdışından gelen değerli konuklarımıza, Valör Organizasyon Firmasına, İSMMMO çalışanlarıma, Rixos Otel yetkilileri ve çalışanlarına, emekleri, özverileri ve katkıları için teşekkür ediyoruz. Asıl teşekkürümü ise sizlere iletmek istiyorum. Türkiye nin dört bir yanından gelen Oda Başkanlarına, Oda Yöneticilerine, gerek İstanbul dan gerekse İstanbul dışından gelen değerli meslektaşlarıma ne kadar teşekkür etsek azdır. Çünkü bu sempozyumları, sempozyum yapan sizlersiniz. Sempozyumların, mesleğimize yeni açılımlar getirmesi dileğiyle sizlere sevgiler, saygılar sunuyorum, teşekkür ederim. Nail Sanlı, TÜRMOB Genel Başkanı Sayın Onursal Genel Başkanım, Değerli Bakanım, Türk Ticaret Kanunu nun mimarı Değerli Hocam Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Kamu Kurum ve Kuruluşlarımızın Değerli Temsilcileri, Değerli Hocalarım, Değerli Oda Başkanları, Değerli Katılımcılar, Değerli Basın Mensupları, Değerli Meslektaşlarım, Sizleri öncelikle şahsım ve TÜRMOB Kurulları adına saygıyla selamlıyorum. İstanbul Mali Müşavirler Odamızın, geleneksel hale getirdiği X. Türkiye Muhasebe Denetimi ve nda sizlerle birlikte olmanın mutluluğu içerisindeyiz. Değerli konuklar, değerli katılımcılar, gerek siyasi anlamda, gerekse ekonomik anlamda küresel düzeyde önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemi yaşıyoruz. Arap Baharı ile birlikte bu bölgedeki ülkelerde yeni bir dönem yaşanıyor. Mısır, Libya, Suriye ve bölgesindeki ülkeler çok sancılı bir değişim süreci içerisinde. Bu değişim süreci, domino taşı gibi bütün Arap ülkelerini etkiliyor. En az, en muhafazakar ülke Suudi Arabistan bile kendini bazı reformları yapmak zorunda hissetti. Ancak çağ dışı bir anlayış ile yönetilen bu ülkelerin alması gereken daha çok yol var. Kuzey Afrika ve Ortadoğu adeta yeniden şekilleniyor. Türkiye, geleneksel dış politikasını değiştirdi. Alışageldiğimiz dış politikanın dışında bu süreçte oldukça aktif rol oynuyor. Bunun uzun vadede neler getireceğini şimdiden kestirmek çok güç, ancak bu zorlu coğrafyada hiçbir şeyin görüldüğü gibi olmadığını hepimiz yıllardır yaşıyoruz. Yaşanan süreç, umarım ve dilerim ki bölge halkına barışı ve demokratik yaşamı getirsin. Ülkemiz için de temennimiz, bölgenin bu çözümsüz sorunlarına ve çıkmaz kuyularına Türkiye nin çekilmemesidir. Değerli konuklar, küresel olarak finans tarihinin en derin krizini yaşıyor ve bu kriz en 20 21

13 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI geniş halk kitleleri tarafından toplumsal organizasyonlarla sorgulanıyor. Küresel ekonomide oldukça farklı bir dönemi yaşıyoruz. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Avrupa Birliği nin birçok ülkesi borç krizine girmiş bulunuyor. Yunanistan ın iflası çok net tartışılır oldu. İtalya, İspanya, Portekiz gibi ülkeler ciddi anlamda sıkıntı içindeler. Sürekli borçlanarak giderleri borçla karşılayarak sürdürülen politikanın artık sonuna gelindi. Borçlanarak finans sistemi araçlarıyla yaşamak imkânsız. Bu yaşanan süreçte üretimin ve reel ekonominin önemi net bir şekilde ortaya çıktı. Yaşanan bu küresel kriz, tüm dünyayı ve tüm ülkeleri etkiliyor. Önce Euro bölgesi ve Amerika Birleşik Devletleri nden başlayan borç krizi, gelişmekte olan ülkeleri de etkilemeye başladı. Küresel ekonomide yaşanan gelişmeler, Türkiye yi de önemli bir sınava tabi tutacaktır. Yarın faizlerin ne olacağını, dövizin ne olacağını, borsanın nasıl seyir izleyeceğini hiçbirimizin tahmin etmesine imkân bulunmuyor. Her gelişme, dengeleri birden değiştirebiliyor. Türkiye, geçmişte sıklıkla yaşadığına benzer bir biçimde dış dengeden kaynaklanan bir dar boğaz ile karşı karşıyadır. Şimdilik bilmediğimiz, bunu şu aşamada aşıp aşmama şansının olup olmadığı konusundadır. Değerli konuklar, değerli katılımcılar, Türkiye, aynı zamanda hepinizin bildiği gibi yıldır kan ile gözyaşı ile ölümler ile, saldırılar ile, şehitler ile yaşayan bir toplum oldu. Son günlerde yine şiddet hızla tırmanmaya başladı, şehit haberlerinin arkası bir türlü kesilmiyor. Bu saldırılar, insan olma özelliklerinden uzaklaşmış bir anlayışın eseridir, hedef gözetmeden insanları öldürmek, çocukları katletmek bir insani düşüncenin sonucu olamaz. Bu ülkede dökülen kanın durmasını, barış içerisinde, demokrasi içerisinde yaşamak istiyoruz. Değerli konuklar, sevgili meslektaşlarım, İstanbul Odamızın Denetim Sempozyumları, Ankara Odamızın Muhasebe Uygulamaları ve Vergi Mevzuatı Sempozyumu, İzmir Odamızın Muhasebe Standartları Sempozyumu, yıllardır geleneksel halde başarı ile uygulanmaktadır. Bunların yanı sıra Konya Odamızın Anadolu Odaları Semineri, Muğla Odamızın Sosyal Güvenlik ve Vergi Semineri, Kayseri Odamızın Muhasebe Uygulamaları Sempozyumu, Sakarya ve Kocaeli Odalarımızın Maliyet ve Yönetim Muhasebesi Sempozyumları nı gerçekleştirmektedirler. Meslek örgütü olarak yıllardır eğitim çalışmalarına büyük önem verdik. Gerek TÜRMOB gerek Odalarımız gayretlerinin, çabalarının en büyük bölümünü eğitim çalışmalarına ayırdılar ve ayırmaya devam edeceklerdir. Bu çalışmalar mesleki eğitimin yanı sıra bilimsel anlamdaki çalışmalara da önemli ivme katmaktadır. Buralardaki tartışmalar, sunulan görüşler, yeni görüşlere, yeni açılımlara, yeni çalışmalara kaynak oluşturmaktadır. Bu çalışmaları hem mesleki eğitim hem mesleki gelişimde hem de akademik ve bilimsel gelişim anlamında önemsiyoruz ve zorlu görevi başarı ile gerçekleştiren arkadaşlarımızı ve Odalarımızı canı gönülden kutluyoruz. Değerli katılımcılar, İstanbul Odamız gündemimizde olan ve uzun süre gündemimizde olmaya devam edecek olan Yeni Türk Ticaret Kanunu, kurumsallaşma, denetim ve denetim mesleğinin yeniden yapılandırılması gibi çok önem verdiğimiz konuları bu sempozyuma taşıdı. Kurumsallaşma ve denetim, yıllardır gündemimizin en önünde yer almaktadır ve almaya devam edecektir. Bu sadece bizde değil dünyada da böyledir. Amerika Muhasebeciler Birliği Temel Denetim Kavramları Komitesi, denetimi şöyle tanımlamaktadır; denetim, ekonomik faaliyetler ve olaylar hakkındaki beyanlar ile önceden oluşturulmuş kriterler arasındaki uygunluk derecesini belirlemek için bu ekonomik faaliyetler ve olaylar hakkındaki beyanlarla ilgili kanıtların tarafsız olarak elde edilmesi, değerlendirilmesi ve sonuçlarının ilgili kişilere iletilmesinden oluşan sistematik bir süreçtir diyor. Mali tablo denetimi kriterleri genel kabul görmüş muhasebe kavram ve prensipleridir. Bu kriterlere uygun olarak yapılan bir denetim, işletmenin gerçek mali tablo rakamlarına ulaşılmasını sağlayacağı için dolaylı olarak vergi matrahlarının ve diğer hususların da doğruluğunu zaten sağlayacaktır tarihinde Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren 3568 sayılı meslek Yasamız, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlere ve Yeminli Mali Müşavirlere, denetim yapma yetkisi tanımıştır. Ayrıca Yeminli Mali Müşavirlere tasdik yapma yetkisi vermiştir. Doğal olarak bu Kanun, denetim yapacak meslek mensuplarını da tanımlamaktadır. Meslek Kanunumuz Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanması ve ülke gerçekleri, mesleğin vergiye yönelik boyutunun ön plana çıkmasına neden olmuştur. Meslek, gerçek işlevini ancak vergi muhasebeciliği ve vergi denetçiliğinden uzaklaşarak sağlayacaktır. Mesleğin denetim boyutuna taşınması sadece Yasa dan kaynaklanan bir sorunmuş gibi görmek ve bunu öyle algılamak da yanlış bir yaklaşım olur. Ülke gerçekleri ve müşterilerimizin bizden istedikleri de dikkate alındığında sadece yasal düzenlemelerle mesleği denetim 22 23

14 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI boyutuna taşımak mümkün değildir. Bu anlayış ve düşünce, değişiklik yaratılmasını gerektirmektedir. İşte, bu anlayış ve düşüncenin değişim zemini olarak Yeni Türk Ticaret Kanunu nu görüyoruz. Yeni Türk Ticaret Kanunu, ülkemizde çok önemli değişikliklerin zeminini oluşturmaktadır. 14 Şubat 2011 tarihli Resmi Gazete de 6102 sayılı Yasa olarak yayınlanan Yeni Ticaret Kanunu, gerek muhasebe uygulamaları ve muhasebe standartları, gerekse denetim ve denetim standartları alanında devrim niteliğinde düzenlemeler getirmektedir. Yeni Türk Ticaret Kanunu nda kurumsal yönetim anlayışı, sadece borsa şirketleri için öngörülen kurallar bütünü olmaktan çıkmakta ve tüm işletmelere uygulanması gereken yatırımcıya güven veren, sürdürülebilir bir gelişme unsuru olarak görülmektedir. Yeni Türk Ticaret Kanunu, tüm sermaye şirketlerine uygulanan kurumsal yönetime, iç ve bağımsız denetime ilişkin temel hükümler getirmiştir. Yeni Türk Ticaret Kanunu nun kurumsal yönetim yaklaşımı; derinlemesine şeffaflık, adillik, hesap verebilirlik ve sorumluluk olmak üzere dört ana temel üzerine oturmaktadır. Yeni Türk Ticaret Kanunu, sermaye şirketlerinin denetiminde reformcu bir anlayış ve çağdaş bir yaklaşımla köklü bir sistem değişikliği getirmektedir. Değişiklik, ulusal ve uluslararası piyasalarda güveni kuracak, yerleştirecek ve Türkiye ye yeni bir bakış açısı kazandıracak niteliktedir. Bu bağlamda yeni denetim anlayışı; uzman, mesleki yönden yeterli, teknik donanımlı, hukuki anlamda özenli, sorumluluğunun bilincinde olan, bağımsız bir denetçi tarafından Uluslararası Denetim Standartları na uygun olarak, meslek etiğine bağlı olarak gerçekleştirilen, mesleğin gereği şüphecilikle yapılan şeffaf bir denetim olacaktır. Değerli konuklar, değerli katılımcılar, bu sürece mesleğimizi ve meslektaşlarımızı en iyi şekilde hazırlayabilmek için bir yol haritası hazırladık. Bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kaliteli bir denetim faaliyeti, sürekli mesleki eğitim ile mümkündür. Denetçinin yeterlilik şartları IFAC Uluslararası Eğitim Standartları nda paralel olarak değerlendirilmelidir. Denetim alanında kurumsallaşma olgusu ön plana çıkmaktadır. Denetim, bir ekip işidir. Bu ekipte mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler birlikte çalışabilmelidirler. Bu nedenle bağımsız denetim uygulamalarıyla sınırlı olmak üzere Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ile Yeminli Mali Müşavir unvanlı meslektaşlarımızın, birlikte şirketleşmelerine, ortaklık yapabilmelerine ve kurumsallaşmalarına olanak sağlamamız gerektiğine inanıyoruz ve bunu çok önemsiyoruz. Hazırlamış olduğumuz yol haritasına göre standartları uygulayacak ve bu standartlara göre hazırlanacak finansal tabloların denetimini yapacak meslek mensuplarının eğitim gereksinimlerini karşılamak için yoğun bir eğitim dönemi bizleri beklemektedir. Bu dönemin gereklerini en iyi şekilde yerine getirebilmek için bu sürece en iyi şekilde hazırlanabilmek için bir eğitim seferberliği başlattık. Meslektaşlarımızın Yeni Türk Ticaret Kanunu nun uygulanmasına ilişkin eğitimlerini gerçekleştireceğiz. Bu anlamda demin Oda Başkanımız Sayın Yahya Arıkan ın da kısmen değindiği gibi üçayaklı bir eğitim programı hazırladık. Birincisi; Türk Ticaret Kanunu ve uygulamaları, ikincisi; TFRS ve KOBİ Standartları uygulaması ve üçüncü aşamada da; denetim, denetim standartları ve de denetim uygulamaları. Bu konuda yazın başından beri eğitmenlerimizin eğitimi ile uğraşıyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu itibariyle eğitmenlerimizin eğitimi, değerli meslektaşlarım, % 88 oranında gerçekleşmiş bulunmaktadır. Ekim ayı ortalarına kadar bu süreç tamamlanacaktır. Ancak son yapılan bir değerlendirmeye göre bu eğitmenlerimizin eğitimi, küçük bir takviye eğitim ile sunum eğitimleriyle sonlandırılacaktır. Kasım ayı itibariyle Türkiye genelinde eşzamanlı olarak bütün Odalarımızda Türk Ticaret Kanunu eğitimiyle başlayacağız, Aralık ayında bunu TFRS ve KOBİ Standartları, Hesap Planı eğitimleri de dahil olmak üzere takip edecek ve Ocak ayı itibariyle de Denetim, Denetim Standartları ve Denetim Uygulamalarının eğitimini yılsonuna kadar, sürecine hazır olabilecek şekilde Türkiye genelinde eğitimlerimizi devam ettireceğiz. Tabii bu süreçte Yeni Türk Ticaret Kanunu nun bizi ilgilendiren denetim boyutlu bölümü, 01 Ocak 2013 tarihinde başlayacaktır. Bizde bu tarihe hazırlanmak ve hazır olmak için meslek camiası olarak meslektaşlarımızı hazırlamak ve buna hazır tutmak için elimizden geldiğince var gücümüzle çalışıyoruz. Burada dikkat etmemiz gereken ve önemsememiz gereken bir iki tane konu vardır, bunlardan bir tanesi; Yeni Türk Ticaret Kanunu nun 2013 başı itibariyle uygulamaya başlanmasının, denetim süreci olarak uygulamaya başlanmasının birtakım bazı anti anlamındaki dirençleri gelişmeye başladı Türkiye de. Bunlar, iş dünyasından da kaynaklanmakta, bundan bazı kamu kesimleri de buna zorlayıcı ve besleyici tedbirler koymakta, özellikle kamudaki 24 25

15 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI yetkiler ve sorumluluklar aşamasındaki Bakanlıklar arasındaki çekişmeler de zaman zaman buna neden olabilmektedir. Diyorlar ki, Türkiye deki firmaların tamamı denetlenmesin! Demin Oda Başkanımız da söyledi, Türkiye de resmi kayıtlara göre limitet şirket, anonim şirket var, kabataslak şirket, bugün Yeni Türk Ticaret Kanunu kapsamında denetime potansiyel olarak duran bir şekilde. Biz, hepimizi biliyoruz ki, bu şirketin birçoğu gayri faaldir veya tasfiye konumuna gelmiştir veyahut da geçmişte uygulanan hayat standartları esaslarına göre kurulan şirketlerdir. Bu görüşlerimizi Vergi Konseyi nde de ilgili Maliye Bakanlığı, bugünkü ismiyle de, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkililerine de aktardık. Bunun ötelenmesi, ertelenmesi yerine özellikle Gümrük ve Ticaret Bakanlığı nın yapacağı ikincil düzenlemeler sırasında bu sözünü ettiğimiz gayri faal veyahut da hayat standardı esasına göre kurulmuş şirketlerin tasfiyesine yönelik basit bir tasfiye yöntemi geliştirilir ve bunu da hayata geçirirlerse göreceğiz ki, Türkiye deki sözü edilen firmanın sayısı lere düşecektir şirketin de Türkiye de denetlenebilmesi için yeterli sayıda yetişmiş insan gücü, yeterli denetçi, yeterli denetim firması vardır. Onun için bunun ertelenmesi ve ötelenmesi yerine Yeni Türk Ticaret Kanunu nun yayınlandığı şekilde terminleriyle beraber uygulamaya geçmesi, aksaklıkların ve eksikliklerin uygulama içerisinde giderileceğinin daha uygun olacağını düşünüyoruz ve bunu savunuyoruz. Benim meslek camiamızın geçmişte Muhasebe Uygulama Genel Tebliğlerinde olduğu gibi, geçmişte enflasyon düzeltmesinde olduğu gibi bu süreçten de başarı ile çıkacağına ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getireceğine olan inancım tamdır. Bunu, başarabilecek yetişmiş insan gücüne, yetişmiş meslek mensubu gücüne şu anda sahip olmakla beraber tarihi itibariyle de tam anlamıyla hazır olacağız ve buna sahip çıkacağız. Değerli arkadaşlarım, konuşmama son vermeden önce bir iki tane bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum. Özellikle TÜRMOB Yönetimi olarak bu dönem bir iki tane yeni uygulamayı devreye soktuk, hazır sizlerle toplanmışken onlardan da söz etmek istiyorum çok kısaca. Özellikle Başkanlar Kurulu toplantılarımızın, yaptığımız seçim çalışmaları sırasında sizlere verdiğimiz birtakım sözler ve yaptığımız açıklamalar vardı. Özellikle Başkanlar Kurulu toplantılarımızı çok önemsediğimizi ve buranın TÜRMOB Yönetim Kurulu ile beraber eşgüdüm içerisinde çalışacağını, buradan çıkacak kararların bize yol haritası ve iş programı çıkaracağını söylemiştik. Onun için bu dönem Başkanlar Kurulu toplantılarına, bazılarını çalıştaylar modeli, çalıştaylar formatı şeklinde gerçekleştiriyoruz ve I. Çalıştayımızı Haziran ayında, 04 Haziran da Mali ve İdari Konularda Uygulama Birlikteliği açısından Odaların ve TÜRMOB un uygulamalarını içeren bir çalıştay olarak gerçekleştirdik. İkinci Çalıştayımızı, geçenlerde yine Haksız Rekabet ve Disiplin Uygulamaları açısından gerçekleştirdik ve burada özellikle Odalarımız arasındaki uygulama birlikteliğini sağlanmak ve etik kuralların yerleşmesini, haksız rekabetin önlenmesi ve disiplin cezalarının daha hukuki ortamda uygulanabilmesi için birtakım görüşleri aldık, bunları kitapçıklar şeklinde de Odalarımızla daha sonra paylaşıyoruz. Ayrıca bu dönem, demin sözünü ettiğim bu eğitmenlerimizin eğitimi konusunda ciddi bir proje ortaya koyduk ve yeni bir model başlattık. Bugüne kadar bazı Odalarımızda başarı ile uygulanan, özellikle İstanbul, İzmir, kısmen Ankara Odamızda uygulanan eğitmenler modelini TÜRMOB a taşıdık. Bu eğitmenlerimiz, TÜRMOB Eğitmenleri olarak hizmet verecekler, biz de bu Yeni Türk Ticaret Kanunu aşamasında hazırladığımız, yetiştirdiğimiz eğitmenlerimizi TÜRMOB Eğitmeni olarak yetiştiriyoruz. Bir başka konu; Türkiye genelinde Milli Eğitim Bakanlığı ile bir özel protokol çerçevesinde Türkiye genelindeki ticaret lisesi öğretmenlerin ki sayısı civarındadır, ticaret lisesi öğretmenlerinden finans ve muhasebe dalındaki öğretmenlerin bu konudaki eğitimlerini biz üstlendik ve TESMER kanalıyla bunların eğitimlerini gerçekleştiriyoruz. Yine, Genel Kurul dan geçirdiğimiz, sizlerin onayıyla hazırlayıp Genel Kurul un onayından geçirdiğimiz yönetmeliklerimiz vardı. Bir dizi toplantılar sonucunda sonuna geldik, önümüzdeki hafta büyük ihtimalle Maliye Bakanlığı ile son bir defa biraraya geleceğiz, ondan sonra geçen sene Genel Kuruldan geçmiş 7 adet Yönetmeliğimizi de Resmi Gazete de yayınlamış olarak sizlerle buluşturacağız. Yine, bu TTK süreci içerisinde biliyorsunuz, Yeni Türk Ticaret Kanunu nun geçici 2. maddesi, TÜRMOB a bir yetki vermektedir. Bu yetki, Denetim Standartları Kurulunun oluşmasıyla ilgilidir. Bu konudaki yönetmeliğimizi hazırladık, çok kısa bir süre içerisinde Maliye Bakanlığı na götüreceğiz ve Yeni Türk Ticaret Kanunu nun öngördüğü Denetim Standartları Kurulu ve Denetim Standartları nın yayımı belli bir çerçevede hayata geçecek. Zaten bu Kurul, bugüne kadar TÜRMOB bünyesinde hizmet görüyordu ve standartları zaten yayınlamıştı

16 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI Ama yeni Türk Ticaret Kanunu formatında ve esaslarında yeniden bunu gözden geçirdik, yeni bir yönetmelikle Maliye Bakanlığı na götüreceğiz. Tekrar Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde ve denetim esaslarının dünya örnekleriyle örtüşebilmesi için kalite güvence sistemlerimizi hızla geliştiriyoruz, çok kısa bir süre sonra da kurumsal ve idari bir mantıkla da onu da sizlerin hizmetinize sunmaya çalışıyoruz. Değerli arkadaşlarım, bunların dışında TÜRMOB Türkiye deki çalışmalarını sürdürürken diğer bir taraftan da uluslararası çalışmalarını da ihmal etmiyor, bugüne kadar büyük bir başarı ile götürmüş olduğu bu çalışmaları sürdürüyor. TÜRMOB, 1994 yılında Uluslararası Muhasebe Federasyonu IFAC a üye oldu ve 1994 ten bu yana Küçük ve Orta Ölçekli Muhasebe Ofisleri Komitesi nde, Kamu Sektörü Muhasebe Standartları Komitesi nde, Gelişmekte Olan Ülkeler Komitesi nde, Bağımlı Çalışanlar Komitesi nde, Eğitim ve Uyum Komitelerinde görev yaptı. Bu dönem Yönetim Kurulu olarak kendimize bir görev addederek çıtayı biraz yükseltmek istedik, IFAC daki görevlerimizin ve yetkilerimizin biraz daha, temsilimizin biraz daha üst noktaya çıkmasına gayret ettik ve Geçmiş Dönem Genel Başkanımız Sayın Doktor Masum Türker i IFAC Yönetim Kurulu Üyesi olarak IFAC a önerdik. Bu önerimiz kabul edildi ve Kasım ayından itibaren Sayın Masum Türker, Türkiye TÜRMOB u temsilen IFAC Yönetim Kurulunda görev yapacak. Bir başka konu da; halen üyesi bulunduğumuz Küçük ve Orta Ölçekli, SMP Komitesi nde, Küçük ve Orta Ölçekli Muhasebe Ofisleri Komitesi nde Masum Türker in bıraktığı göreve, Masum Türker Yönetim Kurulu Üyesi olarak devam edecek, bu göreve de dün itibariyle kesinleşti, Profesör Doktor Cemal İbiş bizim adımıza bu Komitede görev yapacak. Uluslararası ilişkilerimizi de böyle geliştirerek ve çıtayı yükselterek sizlerin adına devam ettiriyoruz. Bu çalışmalarımız devam edecek, bütün çalışmaları sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Ben bu güzel organizasyondan dolayı İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odamızın Değerli Başkanı Sayın Yahya Arıkan başta olmak üzere değerli yöneticilerini, emeği geçenleri, görüşlerini bizimle paylaşan değerli konuşmacılara ve bu Sempozyumun gerçekleşmesinin temel dayanağı olan siz değerli katılımcıları kutluyor, saygılar sunuyorum. Mustafa Özyürek, TÜRMOB Onursal Genel Başkanı TÜRMOB un Sayın Başkanı, Değerli Oda Başkanlarımız, Değerli Konuklar, Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlarım. Artık gerçekten gelenekselleşen ve mesleğimize çok yararlı olan sempozyumlardan birini daha yapıyoruz. Gerek İstanbul Oda Başkanı Sayın Arıkan ve Sayın Birlik Başkanı Nail Sanlı mesleğimizi ve mesleğimizin temel konulara bakışlarını güzel bir şekilde anlatarak bizleri aydınlattılar, biz de dinledik, yararlandık. Arkadaşlarım lütfetti çağırdı ben burada sadece sizleri selamlamak için bulunuyorum. Bir iki noktanın altını çizerek sözlerimi tamamlayacağım. Değerli arkadaşlarım, Türkiye; kalkınma hızı açısından, bütçe dengeleri açısından iyi bir noktada giderken dünyada yaşadığımız ekonomik kriz bizi de yakından etkilemeye başladı. Doların yükselişini durdurabilmek için, gerek Merkez Bankası, gerekse ekonomi birimleri olağanüstü bir çaba gösteriyorlar ama ne kadar çabalarsanız çabalayınız uluslararası konjonktür bizi de etkiliyor. Tabii, hep ihracatın artması, cari açığın dengeye gelmesi açısında doların, dövizin gerçekçi bir kura ulaşmasını hepimiz savunduk, savuna geldik. Şimdi karşı karşıya olduğumuz durum çok hızlı dalgalanmadır ve bu hızlı dalgalanma döneminde de ekonominin bazı temelleri sarsılmaktadır. Şimdi özel sektörün çok büyük döviz cinsinden bir borcu olduğunu hepimiz biliyoruz çünkü döviz ile borçlanmak çok yararlıydı, çok avantajlıydı. Onun için özel sektörümüz döviz ile borçlandı ama beklenmedik bir şekilde kurlardaki artış, özel sektörü, döviz cinsinden borçlanan kesimleri gerçekten rahatsız etmeye başlamıştır. Bunu, bu kesimi çok yakından izleyen, bu kesimin içinde olan sizler, hep beraber görüyorsunuz. Tabii, Merkez Bankası kendine göre, yeni döviz satarak karşılıkları düşürerek bir müdahale etmeye çalışıyor ama ne kadar müdahale ederseniz edin uluslararası konjonktür bizi etkilemeye devam edecektir. Tedbiri elden bırakmadan bu dönemi de atlatmanın yolunu mutlaka bulmalıyız. Değerli arkadaşlarım, biraz önce Sayın Başkanları dinlerken, mesleğimizin çok önemli aşamaları kat etmekte olduğunu bir kez daha yakından görmekten büyük mutluluk duydum. Yeni Türk Ticaret Kanunu nun yürürlüğe girmesiyle birlikte denetim alanında bizlere çok bü

17 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI yük görevler düşecektir. Geçmişte bu tip görevler hükümet tarafından, devlet tarafından bize verildiğinde hep üstesinden geldik, şimdi gene üstesinden geleceğimize inanıyorum. Bunun yolu Birliğimizin, Odalarımızın sürekli planladığı, programladığı eğitim çalışmalarında meslek mensuplarımızın yer alması, sorumluluk üstlenmesi ve bunun altından kalkmasıdır. Şimdi Türkiye de gerçekten çağdaş anlamda Avrupa standartlarında bir meslek camiası oluşmuştur ve unutmayalım ki bu, 1989 dan bugüne kısa bir sürede oluşmuştur. Bundan sonraki, önümüzdeki dönemi de en iyi şekilde tamamlayacağımıza ve ekonomideki gelişmelere, denetim mesleğindeki yeniliklere en iyi şekilde ayak uyduracağımıza inanıyorum. Sizleri topluca, birlikte görmekten tekrar büyük mutluluk duydum. Hepinize saygılar sunuyorum, emeği geçen arkadaşlarımızı, başta Sayın Arıkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri olmak üzere kutluyorum ve bu Sempozyumda görev alacak olan başta Sayın Tekinalp olmak üzere bütün akademisyenlere ve meslektaşlarıma da saygılar sunuyorum, teşekkürler ediyorum arkadaşlar. Dr. Masum Türker, IFAC Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Genel Başkanlar, Değerli Başkanlar, Sosyal Güvenlik Kurumumun Değerli Müdürü, Değerli Konuklar, Değerli Meslektaşlarım, Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Aslında burada uluslararası diye konan konu, şu anda belki burada tartışacağımız, biraz evvel konuşmada söylenilenlerin dışında bir yaklaşımla Avrupa Birliği nde ele alınmış bulunmaktadır; Mesleğin geleceğini yeniden yapılandırmak! Bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum; Yeni Türk Ticaret Kanunu birçok yönüyle dünyanın şu anda ulaşmak istediği konuyu kapsamaktadır. Mesela, Avrupa Birliği nde, özellikle FEE bünyesinden şu anda kurulan komite ile yapılmak istenen çalışma ve bununla ilgili bazı Avrupa Birliği düzenlemelerini Komisyondan talep etme konuları, bizim Yeni Türk Ticaret Kanunu nun içinde var. Bunları burada dile getirmeyeceğim çünkü birçok arkadaş konuşurken genellikle mevcut statüsünün nasıl değişikliğe uğrayacağı gayesini öne aldığı için bu avantajları, bu olanakları göremiyor. Bir konuyu söylemek istiyorum; biraz evvel yanıma oturdu, Sayın Arıkan a söyledim, denetimi bu kadar büyütmeyin gözünüzde! Muhasebe bürolarında çalışan bütün arkadaşlarımız örtülü denetim yapıyorlar. Eğer denetimi eğitmek istiyorsak, öğretmek istiyorsak ilk önce şu anda bürolarımızda yaptığımız denetimin kurallarını ortaya koymak lazım, bunun için de en fazla 4 sayfayı içerecek bazı sorular hepinizin elinde olursa ilk söyleyeceğiniz şey Allah, Allah, ben bunu büromda her dönem, her beyanname verirken yapıyorum. İkincisi, şu anda Türkiye de teorik olarak konuşulan denetim, geçmişe yönelik performansı ölçmeye yönelik bir denetimdir. Eskiden geleceğe yönelik bir denetim yaptığımız zaman uluslararası kurallara göre meslekten ihraca kadar cezalandırılan bir konuydu, oysa son dönemde ilk önce Denetim Standardı 820 olarak yayınlandı, son dönemde ki, bu sonuncu şekli de TÜRMOB un yayınladığı denetim kitaplarında, Standartlar Kitabın da var, 3200 sayılı standart 30 31

18 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI olarak geleceği denetleme standartları belirlenmiştir. Bu geleceği belirleme standartlarını şuanda konuşursanız, biri der ki, ya, niye konuşuyorsunuz, daha başlamadık ki? ama mevcut Yeni Türk Ticaret Kanunu nda bu var. Yein Türk Ticaret Kanunu nda, faaliyet raporlarının denetimini, faaliyetlerin denetimini getirmekle muhasebe mesleğini ve muhasebe denetçilerini, çok önemli bir fonksiyon sahibi ve önemli bir role kavuşturmuş bulunmaktadır. Aslında bunu gerçekleştirenlere, bu yaklaşım içinde olanlara teşekkür etmek gerekir. Şimdi yeni denetim ile ilgili, performans denetiminden çok sürdürülebilirlik denetimi kavramı öne çıkıyor. Bu sürdürülebilirlik denetimi kavramı; siz, yalnız denetimi yapmayacaksınız, geleceğe yönelik nasıl denetleyeceksiniz? Ve bu günlerde bildiğim kadarıyla Türkiye de hepinizin başında problem olarak İhale Kurumu na yaptığınız proforma onaylamalarında sorun olarak gelmektedir ya da gelmeye başlayacaktır çünkü İhale Kurumu bu geleceğe ilişkin denetimi yakalamış durumdadır. Bunları söylerken iki kavramdan söz etmek istiyorum ve bu iki kavramın bizim için önemini de belirtmek istiyorum. Birisi, kamu yararı kavramıdır, diğeri kamu güveni. Kamu yararı kavramı, bizim Kanun umuzun gerekçesinde var, kamu güveni kavramı ise Türk Ceza Yasası yla getirilmiş. Ve bu yapacağımız denetimin aslında en çok ilgilenmemiz gereken tarafı kamu güveninden dolayı iş adamlarının ceza alma olasılıkları yüksektir ve bu cezadan kurtulabilmeleri için de tek başvuru noktaları, onların adına savunma yapan hukukçuların tek dayanakları muhasebe denetimi yapan arkadaşların, yapacak olan arkadaşların vereceği raporlardır. Bu nedenle bu Sempozyumun hem Türkiye deki örgütlenme açısından hem dünyadaki örgütlenmeye yönelik yeni girişimler, yeni atılımlar açısından önemli olduğunu düşünüyorum ve Sempozyumun bu yönüyle başarılı geçmesini içtenlikle diliyorum. Bir konuyu tartışmaya açmak zorundayız; biraz evvel Sayın Arıkan dedi ki; iki görüş var, bir görüş, bizim ruhsatımız sınav gerektirmiyor, biz yaparız, ikinci bir görüş, biz, sınav yapmalıyız. Birinci görüş, benim gibi ruhsat sahibi olan, sizin gibi ruhsat sahibi olanların kolaylıkla alkışlayacağı, kolaylıkla aman olsun diyeceği bir görüştür. Ama biz muhasebeciler, müşterilerimize bile gelecekle ilgili bir fayda vermediğimiz zaman yalnız geçmişi anlatmakla kaldığımız zaman paramızı bile tahsil edemediğimizi biliyoruz! Ama geleceğe ilişkin, örneğin bir kredi işinde yardım ediyorsanız, bir şirket kuruluşunda yardım ediyorsanız paranızı peşin alırsınız. Hatta Sayın Arıkan ne dedi, % 95 i denetim, danışmaktan alıyoruz, danışmanlıksa hemen parayı alıyorsunuz, işin hamaliye kısmına geldiği zaman da eğer beyanname verilmişse bir sonraki seneyi bekliyorsunuz ya da bir sonraki ayı veriyorsunuz Katma Değer Beyannamesi verilmişse. O nedenle oturup şunu düşünmeliyiz; bu olabilir mi? Mademki, biz bunu iddia ediyoruz, o zaman SPK da bunu gerçekleştirelim, SPK sınav yapıyor ve şu anda kişi denetim ruhsatı almış durumdadır. Önümüzde iki seçenek var; ya teslim olacağız ama inat ederek teslim olacağız ya da teslim alacağız. Eğer biz teslim almak için kendimizi hazırlamazsak yanlış yaparız. Bu meslekte denetim sınavı olmamalıdır diyen birçok arkadaşımızın, izleyen hafta SPK sınavını gidip girdiğini, denetim ruhsatı aldığını biliyorum. İsterseniz alın, bir listeye bakın, sonra çeşitli toplantılarda izleyin. Şimdi sınav, şu anda Türk Ticaret Kanunu nun ikincil çalışmalarında hazırlanıyor, 6. Formun kitabını okudum, Ticaret Bakanlığı yetkilileri açık seçik, hangi kriterlerin olacağını tespit etme yetkisi bizdedir diyor. Kanun da o şekilde vermiş, denetimi SMM, YMM den kriterleri belirlenmiş kişiler yapar diyor, Ticaret Kanunu böyle. O zaman bu sefer, sınav olacak ihtimaline karşılık da önümüzde iki seçenek var. Bu kadar güzel eğitim programları hazırlıyorsunuz, Sayın Genel Başkanımızın verdiği istatistikler çok güzel, dünya standartlarının üstünde, Sayın Arıkan ın bu konudaki gayretini biliyorum, siz diğer Başkanlarım biliyorum. O zaman bu eğitimlerinizin sonunu kendinizin kontrolündeki bir sınav ile yapsanız, tıpkı dünyada olduğu gibi, tıpkı 8 Nolu Denetim Eğitim Standardı nda belirlendiği gibi yaparsanız kendinizi kendiniz yönetirsiniz. Ve eğer bu bir yıl içinde yapmazsanız Bakanlık çıkarttığı zaman hiçbir şey yapamayız! Nedenini söyleyeyim, çok ince bir ayrıntı var orada; ilk defa bir yönetmelik, Bakanlar Kurulu kararı ile çıkacak. Bakanlar Kurulu kararıyla çıkacak olan bu yönetmelik tüzük ayarındadır, imzalanmadan evvel Danıştay dan da görüş alınacağı için nereye başvurursanız başvurun hukuk olarak iptal ettiremeyiz. Ben size şu anda sempatik gelmek için, beni çok alkışlamanız için sınava ihtiyaç yok, yürüyelim, önünüze düşerim diyebilirim ama size yanlışı göstermiş olurum. Eğer dünyanın gelişimini biliyorsam, özellikle bundan dört yıl evvel global denetim konusunda uluslararasında bugünkü geleceği hazırlayan bildiriyi dünyada sunmuş bir kişiysem, size gerçeği söylemek zorundayım. Bu sınavı kendiniz yapın, o zaman uluslararası kurallar der ki, bu sınavı meslek örgütü yapmışsa SPK bile vazgeçmek zorunda kalır. Bunu sizinle şunun 32 33

19 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI için paylaşıyorum değerli arkadaşlar; denetimi siz yapıyorsunuz, bu denetimi yapmakla ilgili Sayın Genel Başkan, 27 ilde Genel Sekreter seçildiği zaman konferans verdi, TÜRMOB da bununla ilgili check-list var, 1995 yılında sınırlı uygunluk denetimi adı altında KOBİ Denetimi ile ilgili çıkartılmış meslek kararımız var ve bu meslek kararı, sizin bürolarınızdaki işlerinizi tek bir kağıda bağlamaya yöneliktir. O nedenle Ulusal Denetim Standartlarına uyumlu bir şekilde yapmak istiyorsanız, kendi yaptığınız işin adını koyun çünkü muhasebe mesleğinin en önemli özelliği, genel kabul görmüş kurallar der, genel kabul görmüş kurallar, sizin uyguladığınız genel kabuldür. Bu konuyu sizinle paylaşmamın nedeni şu, son sözüm bu olacak; ünlü muhasebe denetim profesörü der ki muhasebe mesleği, kendi kendini yönetiyorsa, kendi kendinin patronuysa toplumdaki yerini alır. Kendi kendinin patronu olmadığın zaman birilerinin vaaz ettiğini yapıyoruz, aslında ben tebliğleri izledim, bu sorunun yanıtları bu Sempozyumda bütün konuşmacıların tebliğleri içine konmuş. Dileğim şu ki, buna Meslek Örgütümüz sahip çıkar, bu işin patronu benim der, SPK da düştüğümüz duruma düşmeyiz. Sayın Genel Başkanımızın, sizin, bizim, hepimizin dikkatini çektiği Türk Ticaret Kanunu ndaki geçici 2. madde ile verilen denetim standardı, bunu bağırmalısınız, açıkça o yetkileri belirleme kurallarını Bakanlığın yönetmeliğinden önce size vermiş, demiş ki standartları siz belirleyin. Standartları belirleyen, ruhsatın, denetim sertifikasının patronudur. SPK, standartları yayınladığı için sınav yapma hakkına sahiptir, o standartlarını kaldırsın, sınav yapamaz. Değerli arkadaşlar, biraz evvel çok değerli Genel Başkanımız benim IFAC da Yönetim Kurulu Üyesi olmam ile ilgili duyuruyu yaptı, 18 Kasım itibariyle bu göreve başlayacağım. Yaklaşık olarak 10 yıl IFAC ın önce Eğitim Standartlarında çalıştım, o nedenle size rahatlıkla bu 8 Nolu Standardı söylüyorum. 5 yıldır da KOBİ Standartlarında çalışıyorum. Son üç yıl içinde de bu çalışmalarımda Teknik Danışman olarak yer alan Sayın Cemal İbiş de aynı göreve getirildi, iki yıl önce, daha sonra tekrar üç yıl ikinci kez eklenecek. Bu görevim, aslında global muhasebenin geliştirilmesiyle ilgilidir, dünya standartlarıyla ilgilidir. Bunları her vesile ile sizlere yansıtmaya, paylaşmaya çalışacağım. Bu bizim için gururdur, IFAC yaklaşık olarak 33 yıllık bir geçmişe sahiptir ve Türkiye, o zamanki Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği aracılığıyla Kurucu Üyesidir. İlk kez en üst düzeyde diğer ülkelerin de yönetiminden sorumluluk alan, paylaşan bir görev verilmiştir. Ama artık bu görev, yalnız Türkiye nin koşullarını değil bütün dünya koşullarını içeren bir konudur. Eğer orada başardıklarımızı siz de ilk elden öğrenebilirseniz, size aktarabilirsek gerçekten bu mesleğe bu katkının sağlanmasında kendimize düşeni yapmış olacağız ama ben o göreve, Masum Türker yetenekleriyle, Masum Türker in bilgisiyle, Masum Türker birikimiyle gitmedim; Türkiye deki muhasebe meslek mensubu olarak bütün muhasebecilerin yetenekleriyle, bilgisiyle, birikimiyle gidiyorum. Ben o sandalyede hepiniz adına oturuyorum, şu anda sayımız e yaklaşıyor, kişinin birikimini orada aktarabildiğimiz sürece her biriniz kendinizi orada oturan Yönetim Kurulu Üyesi olarak görün. Zaten katılımcılık, demokratik paylaşım budur ve ben böyle bir ortamda büyümeme, gelişmeme, serpilmeme ve dünya tarafından fark edilmeme olan bütün katkılarınız için hepinize teşekkür ederim. Ben bir kere söylemiştim, tekrar söylüyorum; muhasebe mesleğinde muhasebeciler için eğer yol ölümse bile artık bana tatlı gelir. 40 küsur yılı bu yolda yürüdüm, çile çektim, sizin çektiğiniz çileyi çektim, bazen böyle ters konuştum, kötü adam oldum ama hiçbir zaman sizin sıcak nefesinizi, öperken sarılışınızı kaybetmedim, Allah bana onu kaybettirmesin. Hepinize sevgiler, saygılar, başarılılar diliyorum, sağ olun

20 AÇILIŞ KONUŞMALARI Prof. Dr. Ünal Tekinalp, TTK Tasarısı Komisyon Başkanı Sayın katılımcılar, hepinizi saygıyla selamlıyorum. TÜRMOB un Sayın önceki Başkanlarını, Sayın Bakan ı, Şimdiki Bakanını, Şimdiki Başkanını, İstanbul Odası Başkanını, Semineri Tertip Edenleri ve Bütün Yöneticileri saygıyla selamlıyorum. Tekrar size hitap edebilmekten mutluluk duyuyorum. Konuşmam, üç ana bölümde size takdim edilecektir. Birincisi, Türk Ticaret Kanunu nun özellikle şirketlerle ilgili kısmında merkez Bakanlık olan Gümrük ve Ticaret Bakanı ve Bakanlığıyla yaptığım son görüşmeden bazı bilgiler vereceğim, bu bilgileri de ileriki kısımlarda da tekrarlamaya gayret edeceğim. İkinci kısımda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, denetlemeden ve denetleme kurumundan ne anlıyor bunu size kendi görüşlerim açısından açıklamaya gayret edeceğim. Üçüncüsü ise, Türk Ticaret Kanunu nun bu hükümlerinde yer alan hukuk politikaları ve toplumsal politikalar nelerdir, bunları söylemeye çalışacağım. Birinci bilgi notum, bundan tahminen 15 gün önceki bir görüşmeye dayanıyor. Sayın Bakanın isteği üzerine kendisine Türk Ticaret Kanunu nun ana felsefesi ve getirdiği kurumlar ve açılımlar konusunda bilgi verdim. Kendisiyle bazı noktalarda mutabakata vardık. Bunların hepsi Türk Ticaret Kanunu nun bugünkü hükümleriyle ve ruhuyla tam bir örtüşme içindedir. Bu safhada size kısaca vereceğim bilgi şudur; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, benim teklifim üzerine iki ay sonradan başlamak üzere hukuk kuralı koymamak kaydıyla Türk Ticaret Kanunu nun şirketlere ilişkin bölümü hakkında kılavuz tebliğler yayınlayacaktır. Bu tebliğlerde Ticaret Kanunu nun ne dediği ve felsefesinin ne olduğu uygulama açısından açık bir dil ile ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu esas itibariyle Kanun daki politikaların saptırılmasına engel olmak ve şirketler dâhil bütün uygulayıcılara yol göstermek amacıyla yapılacaktır. Bu bütün ülkelerde yapılan bir uygulamadır. Düşüncemiz ilk önce bir genel kılavuz yayınlamak, sonra da bazı özel kılavuzlar yani; denetleme nedir, tek kişilik şirket nedir, şirketler toplu

21 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI luğu nedir, yeni anlamıyla standart nedir, denetleme standardı denilince hukuken ne anlaşır veya muhasebe standardı denilince ne anlaşılır? Şunu kabul etmek lazım ki, bugün halen çalışma halinde bulunan bütün öğretide çalışılan konu standardından hukuk kuralından farklı bir kavram olduğudur. Bu önemli farkı, işte bu kılavuz ortaya koymaya çalışacaktır. Değerli arkadaşlarım, Türk Ticaret Kanunu nda denetmeyle ilgili birinci ilke, bütünlük ilkesidir. Bunun üzerinde özellikle duruyorum ve bunu söylerken kendi görüşüm olarak değil teknik bir hukukçu olarak maddelere dayanmak istiyorum ve bunun sizlere de aynen intikal etmesi amacındayım. Bütünlük ilkesi, hemen şunu söyleyeyim; denetçide bütünlük, iki, denetlemede bütünlük; üç, denetlenecek şirketlerde bütünlük. Bunun manası şudur; bu denetleme, anonim şirket, halka açık anonim şirket, hisse senetleri, borsada işlem gören anonim şirket, limitet şirket ayırımı yapmıyor, denetlenecek şirketleri söylüyor. Onun için birazdan daha yakından anlatacağım, bu Kanun da kapalı şirketin denetlemesi bir türlü, halka açık şirketin denetlemesi başka türlü ve limitet şirketin denetlemesi de bir başka türlüdür diye bir kural yok, size bunu göstereceğim. Mevzuatta bütünlük, dördüncü bütünlük, tablo ve hesap düzeninde bütünlük, muhasebeyi anlayışta bütünlük ve denetleme ile iç denetim mekanizmaları arasındaki bütünlüktür. Ticaret Kanunu nun içindeki bu felsefeyi, iyi bir şekilde anlamak icap eder. Şimdi, teker teker bu bütünlük noktalarını size göstermek istiyorum, bu benim kanaatim değil, bu Komisyonun görüşü olarak ortaya çıkmış bir durumdur. Onun için bu Kanun karşısında başka kanun şöyle diyor, biz bunu şöyle anlıyoruz veya böyle anlıyoruz diye bir düşünce söz konusu olamaz, bilhassa bu bütünlük üzerinde durmak ve size bunu anlatmak istiyorum. Denetçide bütünlük; Türk Ticaret Kanunu nun 397. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesi diyor ki, Anonim şirketin ve şirketler topluluğunun finansal tabloları denetçi tarafından denetlenir. Bir tek denetçi vardır, demek ki Kanun, bir tek denetçiyi tanıyor. Kim bu denetçi? Ticaret Kanunu nun 400. maddesinin 1. fıkrası, denetçiyi de bütünlük içinde tanımlamıştır; denetçi, ancak ortakları yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanı taşıyan bir bağımsız denetleme kuruluşu olabilir. İki, orta ve küçük ölçekli anonim şirketler bir veya birden fazla yeminli mali müşavir ve serbest muhasebeci mali müşaviri denetçi seçebilirler. Demek ki denetçi deyince ikiye ayırıyor, bir, bağımsız denetleme kuruluşları, bunlar neyi denetleyecekler, nereleri denetleyecek söylüyor, ondan sonrada ismen tayin ediyor, diyor ki, bu denetçi ya YMM olacak veya SMMM olacaktır. Bunun arkasındaki düşünce şudur; YMM ve SMMM sıfatını kim veriyorsa bunların niteliklerini belirlemek ona aittir. Arkadaşlar, dikkat ederseniz ben size görüşümü söylemiyorum, burada bunu söylüyorum ve bu birinci cümlenin hikâyesini size anlatmak istiyorum. Şimdi, bazı çevrelerde Türk Ticaret Kanunu aceleye geldi deniliyor diye katiyen doğru olmayan bir söylenti var. Hâlbuki bu Türk Ticaret Kanunu şimdiye kadar hiçbir kanunda görülmemiş, hâlâ daha yapılan kanunlarla görülmemiş bir katılımcılık esasına göre düzenlenmiştir. Bunu bir Komisyon hazırladı ama sonra 16 tane sivil toplum örgütü seçti, bunun içerisinde TÜRMOB, muhasebe denetimi ile uğraşan dernek var, TÜRMOB içerisinde bazı Odalar var, TÜSİAD var, Türkiye Nakliyeciler Birliği var, Türkiye Sigortacılar Reasürans Şirketleri Birliği var, Türkiye Odalar Birliği var, Barolar Birliği var. Hepsinde 5 er saat verdi, Komisyon ile birlikte bunlar toplandılar ve kendilerini ilgilendiren kısımları tartıştılar. Size söylüyorum ve soruyorum; hangi kanun böyle hazırlandı? O toplantılara katılanlardan bazıları burada. Bu 1. madde hükmü, o toplantıda duvara, ekrana yansıtılmıştır. Tekrar dikkatinizi çekiyorum; şirketler ancak ortakları yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir olan bağımsız denetleme kuruluşları olabilir; burada sermayedar yer alamaz, burada mühendis yer alamaz, burada hukukçu yer alamaz, sadece bunlar yer alır. Bir de bunun dışında ortak ve küçük ölçekli şirketlerde YMM ve SMMM ler yer alır. Şimdi Doktor Türker, temas ettikleri için söylüyorum ve hiç şüpheye düşmüyorum, Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir Bakanlar Kurulu yönetmeliği var, bu yönetmelikte Bağımsız denetleme kuruluşlarının kuruluş çalışma esaslarıyla denetleme elemanlarının nitelikleri Ticaret ve Sanayi Bakanlığı tarafından belirlenir. diyor ama bu yönetmeliğin şartları gösterilmiş, başı bağlanmış. Bağımsız denetleme kuruluşunun ne olacağını bu Yönetmelik tanımlayamaz, burada tanımlamış. Burada anonim şirket mi olur, limitet şirket mi, kolektif şirket mi olur veya dünyadaki şimdi söz konusu olan LLP dediğimiz Limited Liability Partnership mi olur? Bunu söyler ama hiçbir zaman kalkıp orada bu bağımsız denetleme kuruluşlarında YMM, SMMM ler yanında falan bakanlıkta 20 sene çalışmış olan kimse denetçi olur diyemez veyahut da filan özel kuruluş tarafından açılmış bir imtihanda ruhsat 38 39

22 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI almış kimse denetçi olur diyemez. Veya Bakanlık buraya hiçbir şekilde benim yapacağım imtihanda başarı kazanmış kimseler diyemez! Dikkat edin, hayır, alkışlamayın arkadaşlar yani ben sizin hoşunuza gitsin diye söylemiyorum, maddeyi okuyorum. Bu nitelikler tabirinin kullanılmasının sebebi, birinci cümle olan gerekli irtibatı kurabilmektir. Buna rağmen birisi çıkar derse ki ve bu ilke bunu kabul ederse, bu Kanun un kabahati değil! Derse ki falan Bakanlıkta veya kuruluşta 20 sene görev yapmış olanlar Türk Ticaret Kanunu bakımından denetçi kabul edilirler veya falan özel kuruluşun açtığı imtihanla bunlar denetçi olabilirler bunu bu yönetmeliğe koysalar bile, bu yönetmelikte bu hüküm yer alsa bile bu geçerli olmaz. Şimdi ben Bakanlıktaki ikincil komisyon, ikincil mevzuat çalışmalarının Başkanıyım. Dört tane ana alt komisyon var, orada bunların hepsi hazırlanmıştır yani 25 taneden tahminime göre 6 tanesi ki bunlar hiçbir şekilde bu Ticaret Kanunu bakımından büyük önem taşımıyor, yani avans temettü, birikimli oy kullanmak gibi yönetmelikler hariç, Türkiye de ilk defa çıkacak olan yönetmelikler hazırlanmıştır. Orada bu söylediğim görüşleri ben Başkanı olarak dile getiriyorum, bana rağmen bu, bu şekilde çıkabilecek olursa ancak bir şey olabilir, Kanun a aykırılık söz konusu olabilir. Bu, Kanun a aykırılık meselesi karşısında da bu ülke, bir hukuk devleti olduğuna göre ona göre mücadele yapılır, yani Kanun daki esas budur. Demek ki, ben size denetçideki bütünlüğü koydum. Bakan, konuşma sırasında kendisine bazı kimselerin denetlenmede farklılığa gidilmesi lazım geldiği görüşünü aksettirdiklerini söylediler ve bana fikrimi sordular ve ben, denetleme ve denetçi bölünemez dedim. Bu söylediğim hususları kendisine aynen aktardım, bana dedi ki, bunu hazırlanacak olan kılavuza da koyarsınız. Zaman zaman bilgilerden bahsedeceğim dedim ya, mesele bu. Arkadaşlar, kendi fikrimi söylemiyorum, temennimi söylemiyorum, bir hukuk tabiriyle Kanun ne yazıyorsa yani Lolebelata burada ne yazıyor ise. İleride yapılacak kanun açısından da söylemiyorum, Kanunda yazılı olan, mesela birisi çıkar, hayır, burada böyle yazmıyor derse tartışırız, burada böyle yazıyor ama öyle yazmaması icap ediyor derse o başka bir meseledir. İkinci konuya geçiyorum, denetlemede bütünlük onu da göstereceğim. Bu Kanun, denetlemeden şunu anlıyor; bir, denetçinin yaptığı denetleme, iki, denetçinin gözetimini yapan kurumun yaptığı denetleme, üç, Türk standartlarına göre yapılacak olan denetleme. Şimdi, burada temas edildi ama ben tenkit olarak getirecektim fakat yapacağız dediler, TÜRMOB un Türk Denetleme Standartlarına ilişkin düzenlemesini hemen yayınlaması gerekir, hemen! Çünkü siz bunu hemen yayınlarsanız o zaman denetlemeye ilişkin Ticaret Bakanlığı tüzüğü de hemen yayınlanır, ona ilişkin tebliğ de hemen yayınlanır. Siz bunu yayınlamazsanız hiç kimse başka bir teşekkülün kendisine düşeni, 2012 Temmuz undan önce yayınlanmasını isteyemez. TÜRMOB, bugüne kadar bununla ilgili heyeti oluşturmamakla hatalı hareket etmiştir! Kaç defa bunu söyledim, bunu yayınlaması lazım. Bir de nedir denetleme standartları? Bunun yayınlanması lazım. Eğer hata ediyorsam, bunun cevabını verirsiniz. Şimdi ben size denetlemedeki bütünlük esasını bildirecek olan maddeyi okumak istiyorum. Denetleme deyince Kanun şunu anlatıyor, anlıyor; bir, şirketin denetimi yani solo denetim. Şirket derken arkadaşlar, dikkat edin, anonim, limited, halka açık, halka kapalı, borsada işlem görüyor, borsada işlem görmüyor, içinde kamu parası var, içinde kamu parası yok, içinde yabancı sermaye var, içinde yabancı sermaye yok, böyle bir ayırım yok! Şirketin veya topluluğun finansal tablolarıyla, bir, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun ve envanterin, muhasebenin denetimidir diyor. Bunu katiyen, birisi gelip de benim fikrim budur demiyor. Burada dikkat ederseniz hiçbir hüküm bir şirket ayırımı yapmamıştır, bunu da size söyleyeyim. Üçüncü, denetim konusunda söyleyeceklerim var; bu Kanun, anonim şirketler denetlenecek demiştir ve limited şirketler denetlenecek demiştir. Bir, söylemek mecburiyetindeyim kendi üstünüze alınmayın, sizin meslek mensuplarınız bazı şirketlerin denetim dışında bırakılmasını istiyor. Bunu açıkça istiyorlar, bazı bürokratlar bunu istiyor, bazı teşekküller bunu istiyor. Bunların hepsinin muhatabı ben oluyorum ve demiyorum buraya gelen kimseler ama Ticaret Odalarında, şuralarda, buralarda yaptığımız konuşmalarda meslek mensupları kalkıp bunu açıkça böyle söylüyorlar ve bu yankı buluyor. Arkadaşlar, eğer limited şirketleri bu işin dışında bırakacaksak, KOBİ leri bu işin dışında bırakmışız demektir. KOBİ leri bu işin dışında bırakmış isek eğer Avrupa Topluluğu rayında kalacak isek Avrupa Topluluğu nun dışına çıkmışız demektir. Bu ülkede sizin yaptığınız çalışmalarda hiç kimsenin, sizin elinizi soğutmaya hakkı yoktur. Bana diyorlar ki, senin bu getirdiğin şey çok itirazlı peki, madem limited 40 41

23 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI şirketler, şimdi ilk seneler tane, tane, tane limited şirketi, anonim şirketten anonim şirketi denetle. Bunu her yerde söylüyorum arkadaşlar, bu ülkede herkes denetleme denilince sadece halka açık şirketlerin denetlenmesini anlıyor ve bunun denetlenmesini istiyorlar. Bakana da söyledim, eğer bu anlayış var ise denetlemeyi bütünüyle kaldırmak lazım, bütünüyle. O zaman bu ülkede sadece vergi denetimi yeterlidir, açıkça. Ha, bununla biz, uygar alemde yaşayabilir miyiz, o başka bir şey! Şimdi, bazı meslek kuruluşları içinde bazı gruplar, bazı bürokratlar ve bazı meslek mensupları bunu söylerken bu ülkenin hiçbir şekilde menfaatlerini düşünmüyorlar. Onun için şirketlerde bütünlük ilkesinden de vazgeçilemez, bu ilke bunun içinde yazıyor. Bir şey daha var ve bilhassa sizin meslek mensuplarınızdan geliyorlar, diyorlar ki efendim, limited şirketlerinin eti ne budu ne, biz bunlardan ne para isteyebiliriz, bu bir maliyet meselesidir. Bu fikir var arkadaşlar, bunu bilin! Eğer bu maliyet ise ve bu maliyetin ödenmesinden kaçınılıyor ise başka sosyal maliyetlerin ödenmesi göz önüne alınmış demektir. Bunu hiçbir şekilde, gözden uzak tutmayın. Ve bir şey daha söyleyeceğim, lütfen, mücadele edin bunlarla; ortak cari hesabın kalkması konusundaki en büyük direnç, meslek mensuplarından geliyor, çok büyük bir direnç var sizlerden, bunu açıkça söyleyeyim. Bu ertelendi mi limited şirketlerin denetlenmesi ertelenecek demektir. Benim bir tek korkum vardı, şimdi ikiye çıkmıştır. Ben Avrupa Topluluğu nda, birçok konularla ilgili temas ettim, bu pazarı büyük bulması dolayısıyla bu pazara küçük denetleme şirketleriyle akın etmesinden korkuyorum, bunu birçok defa söyledim ama şimdi ondan daha çok bazı bürokratlardan, içinizdeki meslek mensuplarından ve bazı tacirlerle ilgili kuruluşlardan endişe ediyorum, bu benim endişelerim. Arkadaşlar, dördüncü bir lig; burada finansal tablo tanımlanmıştır, burada hesap planı tanımlanmıştır. Bunun dışında hesap planı veya finansal tablo anlayışı yoktur. Bu da IFRS lerdeki anlayışla bütünleşmiş demektir. Eğer (X) özel kuruluşun finansal tablosunun şemasıyla, Türkiye Muhasebe Standartlarının şeması veya Türkiye Cumhuriyeti Maliye Bakanlığı nın Muhasebe Tebliği birbirinden farklı olacak olursa bu Kanun yoktur, başarı sağlamamış demektir. Bütünlük derken bunu da söylüyorum çünkü arkadaşlar, sadece mevzuatta değil tablo düzeninde de parçalanma görüşleri vardır, açıkça size bunları söylüyorum. İlerledikçe, günler yaklaştıkça bunlar karşımıza geliyor. Arkadaşlar, bu Kanun da bir muhasebe anlayışı var, bir envanter anlayışı var. 64 ve devamı maddelerde muhasebe ve envanter anlayışı burada yer alıyor ama Türkiye de bu konulardaki anlayış sadece burada değil, başka metinlerde de yer alıyor. Bu metinlerin ortadan kalkması icap eder. Ben Bakana söyledim, güldü yani Türkiye de bir bakanlıklar ve özel kuruluşlar şovenizmi var, bir milliyetçi anlayış gibi bir kurumcu anlayış var ve herkes kurumunu kale gibi, kaleyi müdafaa eder gibi müdafaa ediyor. Bunlar bana geliyor yani bana geliyor demek, evime gelip bunu anlatmıyorlar, ben gittiğimde itirazlarla bunun ne demek olduğunu anlıyorum. Halbuki burada böyle bir durum söz konusu değildir. Buradaki mevzuat da tektir, tablo da tektir, plan da tektir! Bunu da size belirteyim. Arkadaşlar, bilhassa Sermaye Piyasası Kurulu ndan gelen bir anlayış var, BDDK da bu anlayış daha az çünkü bugünkü Bankacılık Kanunu nda hiçbir kanunda yer almadığı şekilde iç denetim mekanizmaları var. Onlar, bu mekanizmaların kendilerine özgü olduğu görüşündeler, orada sadece özel birtakım hükümler var ama o hükümlerin bağımsızlığına, varlığına ve özelliğine karşı, hukukçu olarak söyleyecek hiçbir şey yoktur ama bütün bunlar bu Kanun da yer alan tablolar düzeni içerisinde yer almak icap eder. Şimdi Türkiye de müspet bir inisiyatiften söz edeyim, sizi de bir noktada ilgilendiriyor, bu canlılık fevkalade bir şey. Türkiye de risk yönetimi şirketi Bakanlığı na müracaat ediyor ve bunu da bir tebliğ ile risk yönetimi ne demektir, risk yönetim anlayışı ne demektir, aktüer risk nedir, varlığa yönelmiş risk nedir, bunları bir tebliği çerçevesinde düzenlenmesini istiyorlar, bu bir. İki, bunu müspet karşılıyorum, bazı teşekküller de denetleme ile bilgisayardaki düzenlerin yakın ilişkisi dolayısıyla bunun da bir tebliğ konusu olmasını istiyorlar. Özellikle bağımsız denetleme kuruluşlarında bu konuyla ilgili çalışmalar yapmalarını ve Bakanlığa ve bana ulaştırmalarını rica ediyorum, bu bir. İkincisi, denetçinin gözetiminde devamlı olarak hem Derneğe hem de TÜRMOB a bilgisayardan, internetten denetimde her yıl konulacak formüllerin neler olacağı konusunda örnekler vermelerini dört aydan beri talep ediyoruz, bu konuda hala bu örnekler verilmemiştir. Bunları da kendilerinden ısrarla istiyoruz, bunu da söyleyelim. Pazartesi günü İstanbul da, İstanbul Odasında geniş bir toplantı yapılacaktır, o toplantıda tekrar bunları dile getireceğim, bunları da belirtmek isterim. Arkadaşlar, burada bir noktayı daha söyleyeyim; solo denetim ve solo muhasebe dü

24 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI zeni veya raporlama hakkında gördüğüm kadar çok faaliyet var fakat buna mukabil şirketler topluluğunun hesapları konsolide hesaplar ve bunlara ilişkin raporlama ve denetimler hakkında bir faaliyet yok. Bilhassa Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu ndan tabi olunacak konsolidasyon esaslarının biran evvel yayınlanmasını ısrarla talep ediyorum. Bu esaslar neler olacaktır, hangi şirketler konsolidasyona girecektir? Kanunda bununla ilgili sadece bir tek tane ana esas vardır, o esas da şudur; eğer konsolide bir denetleme başka bir ortamda veya yerde yapılmış ise ancak o halde konsolide denetim o şirket veya o topluluk bakımından söz konusu olmayabilir, bununla kastedilen de merkezleri ve ana şirketi yurtdışında olan şirketler topluluğunun konsolide denetiminin ayrıca Türkiye de tekrarlanmayacağına ilişkin esastır. Bu konuyu da bilginize getirmek istiyorum. Şimdi, denetleme prosedürü nedir, ne anlaşılıyor? Sayın Türker bahsettiği için o noktadan başlamak istiyorum, bu çok önemli bir şeydir, kendileri bu Kanun un yıllık faaliyet raporunu, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun finansal tablolara da ilişkin değerlendirilmesini denetçi tarafından denetlendirilmesi meselesini, bu Kanun un yeniliklerinden, devrimlerinden birisi olarak belirtmiştir, bu çok doğrudur. Bununla birlikte bunu tamamlayıcı 402. maddemizde bir madde yer alıyor, 402. maddedeki bu hükmü de bilhassa dikkatlerinize sunmak istiyorum. Kanun, 402. maddenin 2. fıkrasında bundan başka ayrı bir rapor halinde yönetim kurulunun şirketin veya topluluğun durumu hakkındaki yıllık faaliyet raporunda yer alan irdelemeleri denetçi tarafından finansal tablo ile tutarlığı ve gerçeğe uygunluğu açısından değerlendirilir demektedir. Bu, marjinalde yer alan bir denetleme değildir, marjinal kelimesini, özür dileyerek kıytırık şeklinde Türkçe e çevirmek istiyorum. Bu kıytırıkta kalan, ihmal edilecek olan bir denetleme değildir çünkü şirketi yönetenler, şirketin mal durumuna nasıl bakıyorlar, bir defa onun bu konudaki değerlendirmesini ve irdelemesini arayacaksınız, eğer yok ise isteyeceksiniz ve oradan hareket ederek gideceksiniz. Aynı zamanda raporda, 3. fıkranın ikinci cümlesi; raporda öncelikle şirketin ve finansal topluluğun finansal durumuna ait yönetim kurulunun değerlendirilmesi hakkındaki görüş açıklanır, bu yönetim kuruluna düşen bir görev ve denetçi denetime bu noktadan başlayacaktır. Arkadaşlar, bu maddede yer alan bir hükmün, açık bir hükmün denetleme bakımından yanlış değerlendirildiğini ve yorumlandığını görüyoruz. O da şu; denetlemenin esaslarından bir tanesi de esas mukaveleye uygunluğun denetlenmesidir, Kanun böyle bir şey söylemiyor. Sizden hukuki bir denetleme yapmanız, esas mukavele hükümlerinin hangileri ihlal edilmiş, bunları bulup çıkarmanız istenmiyor. İstenen, esas mukavelede yer alan finansal raporlamaya ve daha geniş bir tabirle hesaplara, yedek akçelere, karın teşekkülüne ilişkin hükümlerin ihlal edilip edilmediği noktasıdır. Kanunumuz 402. maddesinde, çok dikkatinizi çekmek istiyorum; özel bölüm görüyor, denetleme raporunda, bir de denetim raporunun esas bölümünde diye başlayarak ikinci bir bölüme geçiyor. Özel bölümünde yapılacak olan denetleme, yönetim kurulunun irdelemelerinin denetlenmesidir. Esas kısımda yapılacak olan denetleme ise finansal raporlamaya ilişkin esas mukavele hükümlerinin yönetim kurulunun size istenilen belgeleri verip vermediğinin, finansal tabloları ile ve bunların dayandığı defterlerin öngörülen hesap planına uygun olup olmadığının Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde dürüst resim ilkesinin gereğinin yerine getirilip getirilmediğinin ve aynı zamanda risk yönetimine ilişkin düzenin var olup olmadığını. Bunu söyleyeceksiniz, vardır bu, yoksa bunu iyi yapmıştır, şurayı almıştır, vesaireyi değil, olmadığının denetimidir. Bu iki esas, sizin bakımınızdan denetlenecektir. Zaten konulacak olan formlarda da bu esaslara ilişkin bilgiler yer alacaktır. Şimdi, bütünlük esasıyla birlikte şu hükümleri dikkate alacak olursanız, burada şu Seminerin konusu ve amacı anlamında bir kurumsallaşmanın varlığını görürsünüz. Bu kurumsallaşmanın temelinde de bütünlük ilkesi yer almaktadır, onu da size teferruatlı bir şekilde açıkladım. Şimdi arkadaşlar, şu denetlemeye ilişkin hükümler, bir hukuk kuralları kümesinden ibaret değildir, burada hukuk politikaları yer alıyor. Bakanlıkla bir konuşmamı da size bildireyim; biliyorsunuz ki, bağımsız denetleme kuruluşlarıyla tek başına denetleme yapan YYM ve SMMM ler arasında büyük bir menfi ayrıcalık var. Açıkça bu Kanunda yer alıyor o da şu; bağımsız denetleme kuruluşları rotasyona tabi fakat münferit olarak denetlemeyi yapan kimseler rotasyona tabi değiller. Bakan, bunun sebebini sormuştur bana, niçin bu farklılık yapıldı? Bunun arkasında bir hukuk politikası vardır, bu hukuk politikası da münferit faaliyet gösteren denetçileri, şirketleşmeye teşvik etmektir. Çünkü bu diskriminasyon geçicidir, neden? 400. maddede bunu görüyorsunuz, 400. madde, tek YYM nin ve tek SMMM nin yaptığı denetimi, denetim kabul etmiyor, istisnayen denetim kabul ediyor madde diyor 44 45

25 AÇILIŞ KONUŞMALARI AÇILIŞ KONUŞMALARI ki, denetçi, ancak ortakları yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanı taşıyan bir bağımsız denetleme kuruluşu olabilir, denetçi bu, bu Kanuna göre, tek başına denetleme yapan YMM, SMMM değil ama onu da tanımış, bu tanıma ilelebet değildir! Herkesin şirketleşmesini istiyor bu Kanun ama iki kişi bir araya gelmiş fark etmez, üç kişi bir araya gelmiş çünkü buradaki denetlemenin bir diğer özelliği de kurumsal vasfı açısından donanımdır. Bilgisayar donanımı ile bunu yürütmektedir. Bu konuda hep dile getirdiğim bir şey var, TÜRMOB culara da söylüyorum, Bakan a da söyledim, daha evvel Büyük Millet Meclisi Bütçe Plan Komisyonunda da söyledim, lütfen, denetçileri karanlıktan kurtaracak bilgisayar programları hazırlayın. Yani 2013 de denetleme başladığında TÜRMOB olarak bunu bedava olarak verin denetçilere, bunu programı koysun, o programa göre denetim yapsın. Sayın Bakan a da söyledim, lütfen bir para ayırın bir telif ücreti ödeyin, bunları yaptırın ve Bakanlık olarak bedava verin, her yıl bunları geliştirin, böylelikle denetleme bütünlüğü sağlansın. Bağımsız denetleme kuruluşlarından A, bir bilgisayar programına, B, başka bir bilgisayar programına göre denetleme yaparsa ve münferit denetçi bay veya bayan YMM ve SMMM başka türlü bir denetleme yapacak olursa bu Kanun anlamında denetleme yapılmamış demektir. Sayın Bakan, bunu da ciddiyetle düşüneceğini söyledi. Size şunu söylüyorum TÜRMOB a; eğer bunu yapmazsanız bu piyasaya bunların çıktığını göreceksiniz, yabancı kuruluşlar, burada çalışması önemli değil, dış kökenli de olsa bunları büyük paralarla burada satmaya çalışacak. Lütfen buna engel olucu çalışmayı siz yapın. Seminerlerinizden çok daha önemlidir çünkü bu denetçiyi karanlıktan kurtarır. Bizim birinci politikamız bu şirketleşmedir ve iki tip arasındaki farklılığı ortadan kaldırmaktır. İkinci politikamız şudur; bu Kanun, denetçinin verdiği olumsuz görüş dolayısıyla hiçbir ceza takibatı yapılmasını arzu etmiyor. Benim güçlüklerimden birisi de bu, Bakanlıklar bunu kabul etmek istemiyorlar, denetleme kapsamında olumsuz görüş almış olan şirketi suç duyurusu konusu yapmak istiyorlar, bu çok yanlış bir görüştür. Burada ise bizim amacımız cezalandırmak değil, düzgün muhasebeyi elde etmektir. Görüş yazılarıyla ilgili hükümde bu hüküm, bu politika gizlidir veya açıktır, o da ne? Ne diyoruz biz? Olumsuz görüş almış ise o şirketin yönetim kurulu veya limited şirket müdürleri bir ay sonraya genel kurulunu toplantıya çağırır ve kendisi toplantı günü itibariyle istifa etmiş olur. Genel kurul gelir, yeni bir yönetim kurulu veya müdür seçer, bir tek görev verir; Standartlara uygun muhasebe yap! müeyyide budur. Bir, ikinci müeyyide derseniz hukuken, olumsuz görüş almış olan mali tablolar, finansal tablolar yok hükmündedir, buna ilişkin hiçbir karar alınamaz. Üç ay sonra geldi, gene olumsuz görüş aldı, gene aynı prosedür işleyecektir. Biz hiçbir zaman cezalandırmak istemiyoruz. Bu yolla bir sene sonra iki sene sonra Türkiye de daha çok ciddi muhasebe elde etmiş isek Türkiye birkaç basamak ilerlemiş demektir, bizim bir diğer politikamız da budur. Üçüncü politikamız arkadaşlar, biz denetlemede bilimi ve bilgiyi yerleştirmek istiyoruz. Alışkanlıkları ve raporlarda bir örnekliği ortadan kaldırmaya gayret etmek istiyoruz. Her işletmenin resmi ne ise o resmin verilmesini istiyoruz. Bir şey daha söyleyeyim, hep söylüyorum; eğer bu Kanun başarılı olursa sizin eseriniz olacaktır, başarısız ise bu benim ve sizin başarısızlığınızdır. Saygıyla selamlarım

26 48

27 GENEL OTURUM I ULUSLARARASI ALANDA MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI Oturum Başkanı: Ethem Kutucular, Güney Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. Green Paper ın Denetim Mesleğinin Yapılandırılmasına İlişkin Ortaya Koyduğu Yeni Düzenleme Önerileri David Szafran, CEO, IBR-IRE / Belçika Meslek Kuruluşu Uluslararası Muhasebe ve Denetim Mesleğinin Geleceğinde Gözetim Kurullarının / Otoritelerinin Çalışma ve Değerlendirme Usullerinin Önemi Martin Manuzi, Avrupa Bölge Müdürü, ICAEW / İngiltere ve Galler Ruhsatlı Muhasebeciler Birliği 49

28 Green Paper ın Denetim Mesleğinin Yapılandırılmasına İlişkin Ortaya Koyduğu Yeni Düzenleme Önerileri David Szafran, CEO, IBR-IRE / Belçika Meslek Kuruluşu 50 51

29 GENEL OTURUM I Green Paper In Denetim Mesleğinin Yapılandırılmasına İlişkin Ortaya Koyduğu Yeni Düzenleme Önerileri David Szafran, CEO, IBR-IRE/Belçika Meslek Kuruluşu Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Bakan, Sevgili Meslektaşlarım Türk Ticaret Kanunu nun denetimin düzenlenmesine çok önem verdiğini öğrendim, 2013 bu anlamda önemli bir yıl. Ve sadece hissedarların yönetimi açısından değil diğer tüm paydaşlar açısından da önemli, sadece yatırımcılardan bahsetmiyoruz. Borç verenler, çalışanlar, vergi otoriteleri tüm bu paydaşlar şeffaf mali tabloların bağımsız uzmanlar tarafından denetlenmesine önem atfediyorlar. Belçika da biz, Avrupa Denetim Direktifi prensiplerini uyguluyoruz. Bunu yapmamızın sebebi güçlü bir kamu gözetim sistemi oluşturmak ama aynı zamanda profesyonel kurumlara, meslek kurumlarına da yetki vermek. Standartların oluşturulması, kalite güvence ve aynı zamanda soruşturma ve disiplin prosedürlerine de bu yetkileri vermek istiyoruz. Avrupa daki denetim direktifi bir kamu gözetim sisteminin olması, gerektiğini söylüyor. Mesleğe erişim açısından, denetim standartları açısından gözetim sorumluluğu oldukça önemli. Bu inceleme, denetim sisteminde ilk baştan itibaren bu denetimin olması oldukça önemli, meslek kalitesinin de arttırıyor. Standartların oluşması, sürekli eğitim ve kalite güvence de diğer önemli noktalar. Ve bütün bunlar bir kamu gözetim sisteminin altında yer alıyor. Sistem dediğimizde burada kast ettiğimiz, farklı otoritelerin olması ve bunun da bir anlamda bir tarafta oluşturulmasıyla diğer tarafta denetimler arasında iyi bir dengenin olmasını gerektiriyor. Avrupa da kamu gözetim sisteminde meslek dışından kişilerin çoğunluğu oluşturması gerekiyor. Sizde de bir takım gelişmeler oluyor, Avrupa da da öyle. Avrupa Komisyonu Ekim 2010 da sadece Green Paper ı çıkartmadı, geçen hafta National Times yeni Avrupa Komisyonu nun komisyon üyesi Michele Barnie tarafından yapılan yeni önerisini de dile getirdi. Burada kamu gözetim sistemi bu yeni öneriye göre sadece meslek dışından kişilerden oluşacak. Finansman ve çalışma programının şeffaf olması gerektiği söyleniyor, meslekten herhangi bir şekilde etkilenmemeli. Yani meslek herhangi bir şekilde gözetim kurumuna bunu finanse etmesi için ödenecek para konusunda etkide bulunamaz. Bir denetçi genel fay

30 GENEL OTURUM I GENEL OTURUM I da yönünde çalışır, orada sormamız gereken sistem o zaman gözetim sistemini kim finanse edecek? Meslek mi bütün finansmanı yüklenecek, yoksa başka bir kamu finansman kaynağı mı bulacak? Bu sorunun yanıtlanması gerekiyor. Belçika da diğer Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi Avrupa Kurumsal Denetim Direktifine uygun bir yapı var. Öncelikle Ekonomi Mesleği Yüksek Kurulu var. Standartların hazırlanmasından sorumlu ve sosyo-ekonomik ortaklardan oluşuyor. Yani hem şirketler, hem dernekler hem de çalışan temsilcileri bu gözetim kurulunda yer alıyorlar ve standartların belirlenmesinde nihai kararı alıyorlar. Öte yandan disiplin transferi ve iddianame odası da var, bu da başka bir önemli gözetim otoritesi Belçika da. Burada bu Odanın sorumluluğu kalite güvence, kurumsal denetçilerin yaptığı denetimin kalitesinin güvence altına alınması. Bu sürece dahil olan başka otoriteler de var, Ekonomi Bakanlığı standartları yürürlüğe sokuyor, disiplin otoriteleri hatta savcı bile bir gözetim rolüne sahip. Ayrıca şu da önemli; güçlü bir gözetim sisteminiz olsa bile yine de bazı faaliyetleri meslek kurumuna, profesyonel kuruma verebilirsiniz. Mesela lisans gibi konularda yetki verebilirsiniz hatta standartların oluşturulması ve kalite güvence alanlarında bile bazı faaliyetleri meslek kurumuna yükleyebilirsiniz. Nihai sorumluluk ve nihai sonuca ulaşma yetkisi dışarıdaki bağımsız gözetim kurumlarında olsa bile meslek kurumuna da bazı yetkilerin devredilmesi mümkün. Güçlerin ayrılığı temel bir prensip biliyorsunuz. Belçika da ve Avrupa da diğer ülkelerde çok net bir ayırım var. Yasama, yani kamu gözetimiyle ilgili olarak yasama, yürütme ve yargıdan tamamen ayrışmış durumda, yasama dediğimiz standartların oluşturulması. Aslında demokrasiye benziyor ve demokrasilerde de bir parlamento vardır, genel standartları çıkartır, daha sonra polis vardır, bir de disiplin otoritesi olarak yargıç vardır. Dolayısıyla çok net bir güçler ayrılığı söz konusudur demokraside de ve gözetim sistemimizde de böyle bir güçler ayrılığı var ve sistemin güvenilirliği açısından bu hayati öneme sahip. Peki, biz bu sistemi nasıl uyguluyoruz? Ne yapıyoruz? Tabii ki uluslararası denetim standartlarının uygulanması çok önemli te bu çalışmalar başladı, 2012 itibariyle uluslararası denetim standartlarını kabul edeceğiz. IFAC içerisinde IAASB tarafından kabul edilmiş. Uluslararası standartların oluşturulması oldukça önemli çünkü uluslararası anlamda oluşturuluyor ve tüm yargı yetkisi olan bölgelerde uygulanıyor. Fransızca ya çeviri yapıldı bu standartların bir de Flamancaya çünkü Belçika da iki dil var biliyorsunuz hatta üç bile diyebiliriz, Almanca da var. Aynı zamanda biz bir konsültasyon süreci de başlattık ve etik kuralları ele almaya çalıştık. Çıkar çatışmaları durumunda neler yapılabileceğini görmeye çalıştık. Yine ulusal standart aracılığıyla uluslararası etik kuralları ve teknik konularla ilgili denetim standartları dikkate alınarak bu etik kurallar belirlendi. Peki, 2010 da çıkan Green Paper bizi nasıl etkiledi? Green Paper ı okuyacak olursanız komisyon üyesi aslında denetim dışı hizmetlerin yasaklanmasını, tam anlamıyla yasaklanmasını amaçlıyor eğer kurumsal denetçiyseniz. Bu tabii muhasebeciler için de geçerli olacak, çünkü kurumsal denetçiyle birlikte çalışan kişiler bunlar. Tabii ki başka bir takım kriterler de var, bir kendi kendini denetleme yaklaşımı, güvence yaklaşımı gibi yaklaşımlar da var ama bazı koşullarda hiçbir güvencenin yeterli olmadığı durumlarda tam bir yasaklama söz konusu. Green Paper da başka bir konu da, denetçinin harici rotasyonu, yani belli bir süre denetçi olarak çalıştıktan sonra rotasyona tabi tutulması. Dokuz yıldan sonra bir rotasyon tavsiye ediliyor Avrupa da. Amerika Birleşik Devletlerinde PCAOB bir konsültasyon süreci başlatıp bunun sonucunda rotasyon süresinin 10 yıl olabileceğine karar verdi. Burada aslında bir takım yeterli güvenceler var ama öte yandan en azından eşdeğer bir yaklaşımın sadece Avrupa da değil tüm dünyada da olması gerekiyor. Diğer başka bir öneri Green Paper daki şu; bu da üçüncü bir tarafın denetçinin atanması ve ücretlendirilmesinde sürece dahil olması. Ama burada aslında düzenlenmiş bir meslekten bahsetmiyoruz artık, bir bakanlık veya bir devlet kuruluşu tarafından denetçi olarak atandıysanız o zaman o kuruluş için çalışmaya başlarsınız. Genel anlamda kamu için, toplum için çalışmazsınız. Bu yüzden daha orantılı olan başka bir takım kriterler gerekli burada. Mesela atama sürecinde başka otoritelerin de yer alması gerekiyor. Belçika da çalışan temsilcilerinin denetçinin atanmasını veto etme hakkı var hatta hissedarlardan oluşan bir komite oluşturularak ya da bir bağımsız denetim komitesi oluşturularak bu atama ve ücretlendirmede söz sahibi olunabiliyor. Green Papar yayınlandığında ve geçen hafta basında yeni bir takım açıklamalar yapıldığında yorumlar şöyle oldu; aslında 2008 de yaşanan finansal kriz ve önerilen önlemler arasında herhangi bir ilişkinin olmadığı, olduğuna dair bir kanıtın olmadığı söyleniyor. Bu yüzden de kamu sektörü düzeyinde sadece Yunanistan da değil aynı zamanda İspanya ve İtalya da da sorunlar yaşandığını 54 55

31 GENEL OTURUM I GENEL OTURUM I biliyoruz. Kamu sektöründe nakit esaslı muhasebe söz konusu olduğu zaman uzun vadede düşünmek gerekiyor. Bu yüzden uluslararası muhasebe standartlarının IFAC içerisinde de geliştirilen bu standartların kamu sektörüne de uygulanması önerisinde bulunuyoruz. Ama bu arada dışarıdan bir muhasebeci ya da denetçi tarafından bağımsız bir gözden geçirmenin de yapılmasını öneriyoruz. Yaklaşık üç hafta önce Avrupa Parlamentosu bir rapor kabul etti, Denetim ve Krizden Alınan Dersler başlıklı bir rapor. Demokratik tartışma ve oylamanın sonrasında kabul edilen rapor aslında başka bir yönde ilerliyor, denetim dışı hizmetleri yasaklamıyor, harici bir rotasyondan bahsetmiyor. Dolayısıyla Avrupa düzeyinde bile hatta Avrupa Komisyonu içinde bile geçen ay hazırlanan bu Avrupa Parlamentosu raporu daha yeni elimize geçti. Ulusal düzeyde yine bir konsültasyon süreci başlattık taslakla ilgili olarak ve daha sonrasında resmi onay alındıktan sonra resmi gazetede yayınlanacak. Ancak bu taslak ve taslakla ilgili girişimler halen mesleğin kendisinin yaptığı, hazırladığı şeyler. Peki, kalite güvence sistemi için ne söyleyebiliriz? Gözetim otoritesi nihai yetki ve nihai karar verme merci. Yani müfettişlerin onaylanması, her yıl yapılan kalite güvence gözden geçirmelerinin onaylanması ve kalite güvence gözden geçirmelerinin sonuçlarının değerlendirilmesinde gözetim otoritesi yetkili. Bu süreç bir meslek kuruluşu tarafından organize ediliyor. Harici denetçiler var ve kamu yararına çalışan şirketler, bankalar, sigorta şirketleri ya da halka açık şirketler gibi şirketlerde denetim yapıyorlar. Kamu yararına olan bu kurumlar içerisine bir takım ödeme kuruluşları, finans kuruluşlarını da dahil etmeyi düşünüyor Avrupa Birliği. Eğer kamu yararına çalışan bir kurum için yapılmayacaksa denetim, o zaman altı yılda bir bu denetim yapılıyor ve bunu yapacak olan müfettiş de hali hazırda denetçi olarak çalışan birisi. Daha sonra gözetim otoritesine sonuçlar sunuluyor rapor içerisinde, bu pozitif mi yoksa bir takım tavsiyeler yapılacak mı ve arada bir yıl içerisinde bir kalite denetimi daha yapılacak mı buna dair tavsiyeler yazılıyor. Bazen doğrudan disiplin komisyonuna da gönderilmesi söz konusu olabiliyor. Şimdi, disiplin otoritesine gelecek olursak burada soruşturma yine meslek tarafından, uygulayıcılar tarafından belirlendi ve bu soruşturmanın kapatılması ya da devam edilmesi ya da disiplin otoritesine götürülmesi konusundaki nihai karar yine gözetim otoritesi tarafından veriliyor. Burada gözetim otoritesinin bu tür soruşturmalarla ilgili olarak farklı farklı yetkilerini görüyorsunuz. Daha sonra disiplin komisyonu tarafından karar veriliyor, profesyonel bir yargıç başkanlığını yapıyor bu komitenin ve hükümet tarafından atanıyor. Tabii ki bir temyiz olanağı da var, üst mahkemeye, yüksek mahkemeye gidip itirazda bulunabiliyor karara. Sonuç olarak, Avrupa Komisyonunun önerisine geçen hafta yaptığı öneriye bakacak olursak her üye ülkede her yargı yetkisi alanında sadece tek bir kamu gözetim otoritesinin kurulması öneriliyor yılında komisyon, kamu gözetim sistemini yürürlüğe soktu. Böylece bir tarafta standartların oluşturulmasıyla diğer tarafta teftiş arasındaki dengenin sağlanması amaçlanıyordu. Şimdi bu yeni öneriye göre bütün bunlar tek bir gözetim otoritesi altında bir araya getirilecek ve kişisel olarak ben şunu düşünüyorum, aslında bu öneri yasama ve yürütme güçlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini çok ciddi bir şekilde dikkate almamış. Geçen hafta duyurulan başka bir öneri de, denetim dışı hizmetlerin her bir denetim firmasına yasaklanması, özellikle de kamu çıkarına çalışan kurumlarda denetim yapan denetim firmalarına denetim dışı hizmetler yapmasının yasaklanması. Borsada işlem gören halka açık şirketler, bankalar ve sigorta şirketleri için çalışan denetim firmaları denetim dışı hizmetlerde bulunamayacaklar. Her dokuz yılda bir rotasyon olacak. Bir de en büyük halk yararına çalışan şirket bu öneriye göre ortak denetime tabi tutulacak. Bunun mimarı da halka açık şirketler için hazırlanmış olan Fransız Mevzuatı. Burada denetim şirketinde konsantrasyonun yoğunlaşmanın engellenmesi amaçlanıyor. Arkadaşım Martin Manuzi daha sonra bu konsantrasyon yoğunlaşma konusuna da değinecek. Ancak bu piyasayı açmayı hedefleyen bir öneri ancak bu öneri gerçekten bu hedefe ulaşacak mı, ulaşmayacak mı? Aynı zamanda kamu yararına çalışan şirketleri denetleyen denetim firmalarının sadece denetime odaklanması gerektiği ve çok disiplinli olarak, yani multi disipliner bir şekilde çalışmaması gerektiği. Bilgi teknolojisinin sürdürülebilirlik ya da vergi konularında uzman olan kişiler de bu firmalara çekilebilir sadece denetime yoğunlaşırsa. Gelecek ay Avrupa Komisyonunda denetim firmalarındaki mülkiyet konusu tartışılacak. Bugün denetim firmalarının % 60 ı kurumsal denetçilere ait olmalı ama bu kural kaldırılacak. Bir de Avrupa pasaportu uygulaması getirilecek. Kurumsal denetim yapma yetkiniz olduğu zaman bir pasaport verilecek, bir sınavın yapılması ve mesleğe erişim söz konusu olduktan sonra tüm Avrupa da çalışabilmek için bir pasaport sahibi olacaklar. Şunu da unutmamak gerekiyor ki, bir kamu gözetim sistemi eğer 56 57

32 GENEL OTURUM I güçlerin ayrılığı söz konusu ise etkili olur. Standartların oluşturulması süreci, kalite güvence ve disiplin faaliyetleri arasında net bir güçler ayrılığının olması gerekiyor. Green Paper da Avrupa düzeyindeki diğer belgelerde aslında Avrupa da yapılan önerilerde çok da üzerinde durulmamış, geliştirilmemiş bazı görüşler de var. Geçmişte kurumsal denetim önemliydi ama bu sabah da duyduğumuz gibi prospektif bilgilere de ihtiyacımız var, geleceğe dönük bilgilere de ihtiyacımız var özellikle son finansal krizden dolayı. Dolayısıyla Almanya, Avusturya ya da Belçika da olduğu gibi kurumsal denetçiye bir mükellefiyet sınırı getiriliyor daha iyi hizmet verebilmesi için. Tabii denetim firmasının devamını engelleyecek bir ortam yaratılmamaya çalışılıyor. Sadece standartların oluşması açısından değil aynı zamanda etik kurallar açısından da uyumlandırılmış bir uluslararası ortam gerekiyor. Gözetim sistemi ve güçlü meslek ancak bu şekilde şeffaf bir gözetim sistemi ile olacak. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Uluslararası Muhasebe ve Denetim Mesleğinin Geleceğinde Gözetim Kurullarının/Otoritelerinin Çalışma ve Değerlendirme Usullerinin Önemi Martin Matuzi, Avrupa Bölge Müdürü, ICAEW / İngiltere ve Galler Ruhsatlı Muhasebeciler Birliği 58 59

33 GENEL OTURUM I Uluslararası Muhasebe ve Denetim Mesleğinin Geleceğinde Gözetim Kurullarının /Otoritelerinin Çalışma ve Değerlendirme Usullerinin Önemi Martin Matuzi, ICAEW/İngiltere ve Galler Ruhsatlı Muhasebeciler Birliği, Avrupa Bölge Müdürü David gerçek bir Belçikalı ve ben de yıl Belçika da yaşadım ama soyadımdan da anlayabilirsiniz İtalyan ım, daha doğrusu babası İskoçya da yaşamış bir İngiliz im. İtalyan babası İskoçya da yaşamış bir İngiliz im. Burada bulunmak benim için çok büyük bir mutluluk. Sizin açınızdan, bu meslekte, bir meslek kuruluşu olarak çok uzun süre geçirmiş bir grup olarak çok önemli bir dönemde bulunuyorsunuz ve ben de sizlerle bu konudaki deneyimlerimizi ve fikirlerimi paylaşmak istiyorum, Sayın TÜRMOB Başkanı da ve meslektaşlarımızla da burada bir araya geldik ve görüşlerimizi paylaştık. Belki de benim bugün anlatacaklarım sizin şu anda yapmaya çalıştığınız faaliyetleri tamamlayıcı olabilir, 2013 e hazırlık bağlamında. Profesör Tekinalp de daha önce bütünlük ilkesinden bahsetti. Gerçekten bunun ne kadar önemli olduğunu ne kadar söylesem azdır. Eğer bütünlük olmasa hiçbir meslek mevcut olamazdı ve düzenleyicilerle olan diyalogumuzu da tamamen değiştiren bir prensip bu ve diğer prensipleri de doğrudan etkiliyor. Öncelikle denetçiler üzerindeki baskı mekanizmaları nelerdir bunlara değineceğim ama bundan önce şunu söyleyeyim; bizim düzenleyici mekanizmalardan gelen baskı konusunda ve bürokratik baskının kaldırılması konusunda uzun süredir bir söylemimiz var. Ve denetim bir katma değerli hizmet olmak zorundadır, bürokratik hizmet olmamalıdır. Ve denetim neden gereklidir? Çünkü paydaşlara bir şeyler sunmaktadır. Bu bence şu anda süre gitmekte olan tartışmanın uluslararası düzeyde finansal krizle ilgili süren tartışmanın da bir parçası. Eğer denetçiler finansal krizde acaba gerçekten iyi bir iş yaptı mı finansal denetçiler bu krizde? İşte, meslek mensupları olarak biz yaptığımız işin gerekliliği ve doğruluğu konusunda sürekli kendimize soru sormak zorundayız. Son olarak da size ICAEW i size tanıtmak istiyorum. Slaytlarda da görüyorsunuz, maalesef, Türkçe ye tercüme edilmedi, özür dilerim. 136 bin üyesi olan bir kurum ve hem bir 60 61

34 GENEL OTURUM I GENEL OTURUM I denetim hem de muhasebe kurumu. Her iki komponente de sahip. Ama üyelerimiz için ilave bir takım şartlar da koyuyoruz, denetim yapan üyelerimiz için. Ne gibi sınavlar ya da testler istendiğini daha önce anlatmışlardı. Slaytta uluslararası planda düzenleyici kurumlar, meslek kuruluşları, odalarla çalışmak konusunda çok çaba gösterdiğimizi anlatıyor bu slaytım. Peki, bu sunumda bu kısa zaman içerisinde nelerden bahsedeceğiz? Öncelikle David in bıraktığı yerden başlamak istiyorum ve Avrupa da bu mesleğin nasıl şekillendirilmesi gerektiği konusunda yapılan tartışmadan bahsetmek istiyorum ve tüm dünyada da bu konuda bir tartışma var. O nedenle ben de bu konuda yorum yapacağım ve kamu gözetimi, kalite güvencesi konularına değineceğim. Sizlere İngiltere deki deneyimlerimizi anlatacağım ve kalite güvence konularını 2013 gelmeden önce nasıl halledebileceğiniz konusundaki görüşlerimi aktarmaya çalışacağım. Ben kamu sektörü konusuna detaylı değinmeyeceğim ancak gerçekten şaşırtıcı değil mi, politikacılar çok fazla regülasyondan bahsediyorlar, riski anlamaktan bahsediyorlar ve uluslararası planda baktığımızda ise politikacılarımızın bu prensipleri kamu sektörüne aktarmadaki performansı o kadar da iyi çıkmıyor. Ve bence bu çok önemli bir zorluk aynı zamanda büyük de bir fırsat sunuyor bizim meslek mensuplarımıza. Umarım ki bu tartışma daha da canlı olarak devam edebilir. Çok hızlı gidiyorum, umarım ki tercümanlarımız yetişebiliyorlardır, ama, sonuçta yorumlara vakit bırakmak istediğim için hızlı gidiyorum. Şimdi, Avrupa Birliği nde neler oluyor? O konuda bir şeyler söyleyeyim. David yeni teklifleri gayet güzel bir biçimde anlattı ama bu teklifler henüz resmi olarak yayınlanmadı. Bunun altını çizmek gerekir ve resmi olarak yayınlandıklarında bile neyse ki demokraside yaşıyoruz, Avrupa Birliği Komisyonu istediği her şeyi uygulama hakkına sahip değil, öncelikle demokratik bir sürecin Avrupa Parlamentosundan ve Bakanlar Kurulu ndan geçmesi gerekiyor. Yani bu tekliflerin gerçekten uygulamaya sokulacağının garantisi yok. Ama basında bu konuda çok şey yazıldı çizildi şu ana kadar da. Ben bunları basında yalnızca Financial Times da değil diğer gazetelerde de size tek tek anlatmak istiyorum. Avrupa Birliği Komisyonunun en üst düzey yöneticisi bir takım ana noktaların, Sayın Barnie nin altını çizdiği ana noktaların özetini yapmış ve bunlar genellikle piyasa yapısına odaklanıyor. Burada şunu görüyoruz, hepsini size tek tek okumayacağım, ancak özellikle ortaklı denetimler, rotasyon ve ortak denetimlerin küçük ve büyük firmaları içermesi gerektiği ve bunun dışındaki her türlü tartışmalı konuyu içeriyor. Şunu söylemek doğru olur herhalde; en doğrudan cerrahi yaklaşım piyasayı değiştirmeye yönelik, bu sektörde görülüyor hiçbir sektörde görülmediği kadarıyla. Çok tartışmalı ve çok farklı görüşler var. Benim kurumumda bile kamu menfaati söz konusu olduğunda mantıklı bir şekilde bu konuya yaklaşmanın bir yolunu bulmaya çalışıyoruz ve bu slaytta da bizim kurumumuzun yöneticisinin basında bu tedbirlerle ilgili yer alan yorumlara olan cevaplarını görüyorsunuz. Eğer değişim istiyorsak, statükonun değişmesini istiyorsak ilerleyici bir şekilde bu değişimi yapmak üzere çalışmak zorundayız ve meslek mensupları olarak hayır, hayır, hayır demekle yetinemeyiz. Aynı zamanda biz bu kaliteyi, mesleğimizde şu şekilde sağlamak istiyoruz ya da kamu menfaati hedeflerimizi şu şekilde gerçekleştirebiliriz diye yol göstermemiz gerekiyor. Bence esas adanmışlık bu şekilde gösterilir. Ancak basında çok da tartışılmayan başka bir nokta var ki o da meslek kurumlarının bu noktadaki rolü. David buna biraz değindi, taslak tekliflere, henüz resmi teklifler yok, taslak aşamasında. Meslek kurumalarından bütün sorumluluklar alınmaya çalışılıyor ve yalnızca birer tescil kuruluşu haline getirilmeye çalışılıyor, kalite güvencede herhangi bir rolümüz olması istenmiyor ki bence bu çok kötü ve bir meslek kuruluşunun gerçek amacını göz ardı etmektedir bu. Yalnızca bir sendika değiliz biz, kaliteyi meslekte garanti altına alma rolüne sahip kuruluşlarız. Tabii ki gözetim kuruluşları olacaktır ama bizim de bu noktada bir rolümüz var. Dediğim gibi meslek kuruluşlarından belirli sorumlulukları alma yolunda ortaya konulmuş bir takım taslaklar var henüz bunlar resmi aşamada olmasa dahi. Bu slaytta da konsantrasyonla ilgili bir takım bilgiler var. Bunun detaylarına girmeyeceğim ama bu konuda sorular varsa cevaplarım memnuniyetle. Avrupa Birliği nde ve tüm dünyada süregelen bir tartışma var; ortak denetimlerin, özellikle büyük şirketler için yapılması isteniyor. Bence böyle zorunlulukların her ülkede konulması çok zarar verici, çok maliyetli ve çok karmaşık olacaktır. Hem bunları getirmesi hem de yönetmesi çok maliyetli olacaktır. O nedenle bence ülkelere konsantrasyon problemi olan ülkelere bu problemi belirleme yönünde yardımcı olunmalı ve çok daha şeffaf bir süreç ortaya konulması sağlanmalı. Acaba denetçiler bu işin içerisine nasıl giriyor ve ihale süreci nasıl işliyor? Bu kaliteye odaklı olmalı, yalnızca fiyata değil. Genellikle ihalelerde şirketler yalnızca fiyatı düşürmekle ilgilenir ve kaliteyi birazcık göz ardı eder. İhaleyi kim kazanırsa objektif kriterlere göre, kimin kazanması gere

35 GENEL OTURUM I GENEL OTURUM I kiyorsa ihalenin ona verilmesi lazımdır. Ama bizim bu konuda alacağımız kararların mevcut olduğu yerlerde konsantrasyon üzerinde önemli bir etkisi olacaktır. Ama her piyasada bu tür bir problemin olmadığını görüyoruz komisyonun da söylediği gibi. Bunun bir örneğini verebilir misiniz? Hangi piyasalarda var bu zorluk? Avrupa da bu konuda verilmiş örnekler var; mesela Almanya da üst düzey piyasalarda enbüyük 30 şirketin denetiminde böyle bir şey söz konusu. Sektörel konsantrasyondan da bahsedebiliriz. Burada İspanya örneğini verebilirim. Bir denetim şirketi bütün bankacılık sektörünü teslim almış durumda. İngiltere de bu konuda çok önemli tartışmalar var ve en büyük dört firmanın 99 tane şirketini denetlediğini biliyoruz. 100 ün içinden 99 şirketi onlar denetliyor. Ve bu alanlarda daha fazla ihaleye ihtiyaç var. Ben konuşurken de soru sormak isteyenler olursa hemen sonunu beklemeden sunumumun bu soruları alabiliriz Sayın Başkan. OTURUM BAŞKANI Tabii şu anda da soru alabiliriz, kendisi de öyle tercih ediyor ama sonunda bir soru seansımız olacak kısaca. MARTIN MANUZI Su içeyim diye hemen bunu ortaya attım! Şimdi, kamu gözetiminden bahsedeyim çünkü bu konuya da çok değinildi. Bazen bazı meslek kuruluşları bu konuda çok fazla korku bildirdiler. Tabii ki kamu gözetimi bir değişim gerektirmektedir ve meslek hayatımızın bir gerçeğidir. Uluslararası planda gördüğümüz bir trend var bu yönde ve bizim çalışma şekillerimizi de değiştirecek bu. Slaydımda cevaplarının hayır olduğu bir takım sorular koydum. Mesela tek başına bir özel kurum kamu menfaati sorumluluklarından sorumlu olabilir mi? Cevabı hayır! Kamu gözetimine geldiğimizde görüyoruz ki zaten her şey kendi kendine aşikar ve farklı şekillerde, farklı seviyelerde kendisini gösteriyor. David, ülke seviyesinde mesela Avrupa yasalarının uygulanmasından bahsetti ve Avrupa Birliği yasalarının Avrupa Birliği dışındaki ülkelere de etkileri var. Çünkü bir takım eşdeğerlik prensipleri söz konusu. Kamu gözetimi sistemleri Avrupa seviyesinde olduğu kadar uluslararası seviyede FRS de gördüğünüz gibi bir araya geliyor, birleşiyor sermaye piyasalarında olduğu gibi ve kamu gözetimi standartlarının oluşturulmasında da işliyor. Bu standart IFAC ve diğer kuruluşların koyduğu standartların kredibilitesini arttırma etkisi gösteriyor. Dediğim gibi bu meslek hayatımızın bir parçası ve bunu kucaklamak, bununla çalışmayı öğrenmek zorundayız. Hatta bir ölçüde bundan zevk almayı da öğrenmek zorundayız, çünkü, bizim mesleğimizin inanırlığını arttırıyor. David, konuşmasında kurumsal denetim direktifine ve bunun getirdiklerine değindi. Avrupa daki konsept şu; bir gözetim kurulunun nihai sorumluluğu olmak zorunda. Eğer bir şeyler kötü giderse nihai sorumluluk bu gözetim kuruluşu üzerinde olacak. Ancak gözetim kuruluşu bu sorumlulukları meslek kuruluşlarına da delege edebilir, verebilir. Bu Avrupa Birliği yasalarında mevcut. Daha önce de benim söylediğim ve David in söylediği gibi yeni tekliflerde bu değiştirilmeye çalışılıyor ve bence biz buna karşı mücadele edeceğiz ve buna karşı duracağız. Şu anda sisteminize baktığınızda ve mevcut Avrupa yasalarıyla bunun nasıl uyumlu olacağını değerlendirdiğinizde meslek kuruluşlarına sorumlulukların delege edilmesi konusu dediğim gibi zaten yasalarda mevcut. Tüm sorumluluklarda olduğu gibi eğer burada da sorumluluklarınızı profesyonelce yerine getirmezseniz ve onları nasıl yerine getirdiğinizi anlatamazsanız, raporlayamazsanız o sorumluluğu size vermezler, bunu hak edemezsiniz. Yani gözetim yaparken görevi delege ettiğiniz kurumları da izlemeniz ve kontrol etmeniz gerekiyor. Yoksa sorumluluğunuz doğru bir biçimde yerine getirdiğinizi söyleyemeyiz, o nedenle 2013 e doğru bir planlama yapmak çok büyük önem taşıyor. Sayın Başkan ben İngiltere sisteminin tek tek detaylarının üzerinden geçmeyeceğim ancak genel tabloyu size göstermeye çalışacağım. İngiltere de aslında sistem oldukça karmaşık, ancak şunu söyleyebilirim; bu sistemin uygulanmasında nihai sorumluluk hükümette ve hükümette bir kurula bu sorumluluğu delege etmiş durumda. Bunlar standartları koymaktan sorumlu, yani kurumsal yönetişim, denetim konusundaki standartları koyuyorlar ve yalnızca halka açık şirketleri inceliyorlar ve denetçilerle ilgili şikayetleri değerlendiriyorlar. Ancak benim kurumum bu işi yapan en büyük kurumlardan bir tanesi ve tescil ve düzenleme ile sorumlu bu denetçileri. Ve bunun dışında denetçilerin büyük bir bölümünü teftiş sorumluluğumuz da var. Bizimkinin dışında kurumların da bu sorumluluğu var ancak işi temel olarak biz yapıyoruz, bu görevi temel olarak biz yerine getiriyoruz. Ama muhasebeciler konusunda bu görevi yerine getiren başka kurumlar var

36 GENEL OTURUM I GENEL OTURUM I Nihai sorumluluğun hükümetin olduğunu söyledikten sonra genel yapıya bakmak üzere bu slayta da geçmek istiyorum. Hükümet finansal raporlama konusunda görevi delege ediyor, bakanlık doğrudan bu işin içerisinde değil ilk başta sizin düşünebileceğiniz gibi. Mali hizmetler sol tarafta yer alıyor, işin delege edilmesi ancak bu iş İngiltere de ayrı ayrı kurumlara delege edilmiş durumda. ICAEW nun denetim konusunda en büyük sorumluluğa sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ama bunun dışında kayıtların tutulması ve denetim firmalarının teftişi konusunda görevli başka çok sayıda kurum da var. Eğer biz, bize delege edilen sorumlulukları profesyonelce yapmasaydık ya da yapmazsak bu sorumlulukları hak edemeyiz. Bu hafta başında Sayın Sanlı ile Başkanla ve Yönetim Kurulundan başka meslektaşlarla bir araya geldik ve izleme ve teftiş rolünü geliştirmekten bahsettik çünkü aslında 2013 e kendimizi hazırlarken yapılandırmanız gereken önemli birleşenlerden bir tanesi de bu. Evet, eğitime önem veriyorsunuz, bu zaten çok gerekli ama aynı zamanda denetlemek, teftiş etmek yani Avrupa daki mevzuatın gerektirdiklerini yerine getirmek konusunda da çalışmak oldukça önemli. O toplantıda da söylediğim gibi bu bağlamda bizim oldukça eskilere giden bir tarihimiz var ve çok faydalı olabilir size bu tarihten bahsetmek çünkü yaptığımız birçok hatayı siz yapmayabilirsiniz de ilk denetim izlemesine başladık. O zaman süreç çok uzundu, çok fazla vakit harcıyorduk, çok detaylı raporlar hazırlıyorduk ve uygulayıcıların büyük bir çoğunluğu bunun çok büyük bir yük olduğunu ve faydalı olmadığını düşünüyorlardı. Dolayısıyla biz bu yaklaşımı değiştirdik, çok daha odaklı bir sistem haline getirdik. Hem şirketlere yardımı hem de hata yaptıklarında onları disipline etmeyi amaçlayan bir sistem haline getirdik ama sonuçta daha yapıcı bir yaklaşım haline getirdik. O yüzden şimdi, genel olarak bu süreçte mevcut firmaların devam eden faaliyetleri konusunda çok fazla bilgi edinebiliyoruz. Böylece riske dayalı değerlendirmeler yapıyoruz. Bu firmalara yapılan ziyaretler, küçük firmaysa bir gün kadar sürüyor. Genel yönetimine bakıyoruz firmanın ve birkaç tane de denetim dosyasına bakıyoruz. Dolayısıyla çok daha odaklı bir sistem haline getirdik. Sayın Sanlı ile de bunu konuşmuştuk. Ne tür yapıların İngiltere de uygulanarak denetim izlemsinin yapıldığıyla ilgili bilgileri kendisi ile de paylaştım ki bu sayede sizin uygulayıcılar tarafından hem denetlenmeniz hem desteklenmeniz mümkün olsun ve bu sayede de kaliteye ulaşın. Bu slaytta aynı zamanda bizim yaptığımız denetimler ve FRS tarafından halka açık şirketlerde yapılan denetimlerin arasındaki etkileşimden de bahsediyorum. Tabii ki tüm vaktinizi denetçileri denetleyerek geçirmek istemezsiniz, asıl işinizi yapmanız gerekir. Dolayısıyla denetçilerin denetlenmesi dediğim gibi çok daha odaklı bir yaklaşım gerektiriyor. Hali hazırda belki zaten çok bariz bir şekilde anlaşılmıştır, David Belçika da Avrupa mevzuatını nasıl uyguladıklarını anlatmıştı. Bu firmalara yapılan ziyaretlerin sıklığıyla ilgili olarak. İngiltere de en büyük firmaları her yıl ziyaret ediliyorlar, halka açık firmalar her üç yılda bir, halka açık olmayanlar her altı yılda bir denetleniyorlar. Ama bir takım ek ziyaretler de denetçiler tarafından bu firmalara yapılabiliyor. Firmanın bazı kayıtları veya veri tabanı bir takım riskler olduğunu işaret ediyorsa o zaman geri gidiyoruz o firmaya ya da bir firmayı ziyaret edip orada bir takim sorunlar gördüysek o sorunların çözülüp çözülmediğini görmek için daha düzenli ziyaretleri tekrar bu firmaya gerçekleştirebiliyoruz. Yılda yaklaşık 700 ziyaret gerçekleştiriyoruz toplamda. 40 tam zamanlı denetçi çalışıyor, benim kurumumun çalışanları bunlar hepsi. TÜRMOB la şu anda tartıştığımız nokta da doğru insanların nasıl seçeceğiz, nasıl eğiteceğiz bu denetimleri yapabilmeleri için ve bu bir bürokratik uygulama değil yapıcı bir uygulama olmalı ve kalitenin iyileşmesine de katkıda bulunmalı dedik. Bir bölümün kurulması ve bunun organize edilmesi aslında oldukça zor bir nokta ve eğer istenirse bu konuda destek vermeye hazırız. Buradan da görebileceğiniz gibi 2010 da yapılan tüm ziyaretlerin sonuçları burada yer alıyor, sadece firmaların % 11 inde çok ciddi bir takım endişelerimiz ortaya çıkmış ve dolayısıyla denetim tescil komitesine detaylı raporlar vermişiz firmaların % 11 i ile ilgili olarak. Kalitenin iyileştirilmesi ve bazı sorunların çözülebilmesi için kuruma verilen destek burada ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Aslında uygulayıcıları hem denetlemek hem desteklemek gerekiyor. Ve bu anlamda meslek organlarının, meslek kurumlarının çok önemli bir rolü var. Üyelerini eğitmek, kalifiye hale getirmek, onlara aynı zamanda değişen denetim standartları, en iyi uygulamalar konusunda bilgi sağlayarak destek olmak. Genellikle pratik bir yol gösterme ihtiyacı duyuyor uygulayıcılar, o yüzden oldukça sağlam ama yapıcı bir şekilde bu süreci geliştirmek ve yürütmek gerekiyor. Umuyorum ki size ve kamu gözetimi, kalite güvence ve profesyonel yaşamın gerçekleri konusunda bir miktar bilgi verebildim. Siz de bu yönde ilerliyorsunuz, herkes bu yönde ilerliyor. Şunu da bilmeniz gerekiyor ki, aslında korkulması değil, yakalanması gereken bir fırsat bu, çünkü eğer mesleğin kalitesini arttıracak olursanız bu size faydalı olacaktır ve yatırımları, işletmeler arasındaki etkileşimi de bu arttıracaktır. Yani daha fazla profesyonellik, 66 67

37 Uluslararası Alanda Muhasebe ve Denetim Meleğinin Yeniden Yapılandırılması GENEL OTURUM I daha fazla şeffaflık istiyoruz. Mesleğimizin çok fazla gözaltında olduğu, çok fazla incelendiği bu dönemde eğer o profesyonelliği gösteremeyecek olursak o zaman düzenleyicilerin elinde şu anda sahip olduğumuz sorumlulukları elimizden alma hakkı olur. Çok özür diliyorum çevirmenlerden biraz hızlı konuştuysam ve umuyorum ki sizlere bir miktar kilit konularla ilgili az da olsa bilgi verebildim. Çok teşekkür ederim Sayın Başkan. GENEL OTURUM I SORULAR VE CEVAPLAR 68 69

38 Uluslararası Alanda Muhasebe ve Denetim Meleğinin Yeniden Yapılandırılması GENEL OTURUM I - SORULAR VE CEVAPLAR Oturum Başkanı, Ethem Kutucular Green Paper ile ilgili bize verdiğin bilgilerden dolayı teşekkür ederiz David. Belçika daki deneyimlerini de bizlerle paylaştın. Evet, plaketini vermek üzere Muğla Mali Müşavirler Odası Başkanı Sayın Hasan Demir i kürsüye davet ediyorum. Mr. David Szafran lütfen plaketinizi alır mısınız? Evet, teşekkür ediyorum tekrar David e. Belçika daki oversight uygulamaları hakkında bize bilgi verdiği için ayrıca Green Paper konusunda ve son zamanlardaki değişiklikler konusunda reaksiyonlarının ne olduğu konusunda bizlerle düşüncelerini paylaştığı için. Bu arada kendisinin uçağında biraz daha gecikme olduğu için, soru alma zamanımız. Acaba şu aşamada David e Belçika örnekleriyle ilgili, katılımcılardan herhangi bir soru var mı? Soru almak isteriz David e. Yıldıray Erdoğan, BARTIN SMMM ODASI Avrupa Birliği nde KOBİ firmalarının bağımsız denetiminin hangi aşamada olduğunu öğrenmek istiyorum. DAVID SZAFRAN Çok güzel bir soru bu, bu sayede şunu diyebilirim; Avrupa seviyesinde bağımsızlık prensipleri hem büyük firmaların kurumsal denetimcilerine, hem de KOBİ lere uygulanıyor. Yani bağımsızlıkla ilgili ortak prensipler var. Genel prensiplerimiz de var, örneğin menfaat çatışmasının olmaması gibi. KOBİ lerde de onların hesaplarını tutamazsınız, kontrol edemezsiniz ve bilançonun önemli elemanlarını denetleyemezsiniz ve mali tabloyu denetleyemezsiniz ya da müşterinizin muhasebecisini seçemezsiniz. Bu gibi Avrupa Mevzuatında menfaat çatışmasını önleyecek şeyler var yılından bu yana da yalnızca halka açık şirketlere, bankalara ve sigorta şirketlerine özgü kurallar var. Bunlar özellikle yedi yıldan sonra iç rotasyonu öngörüyor. Partnerin her yedi yılda bir değişmesi gerekiyor ama şirketin, yani denetimi yapan şirketin aynı kalması mümkün. Denetim komitesi ve dış denetçi arasında bir ilişki var ve denetim komitesi denetçinin bağımsız kalmasını sağlamak zorunda. Örneğin denetim dışı hizmetler de sağlıyorsa bu ağ bunu sağlamak zorunda. Spesifik bir takım mevzuatlar da kamu yararına olmayan girişimlere özgü ve KOBİ lere özgü değil, bunlar da uygulanmıyor

39 GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR OTURUM BAŞKANI Başka acaba soru? Arkada bir hanımefendi var. HÜLYA EKİNCİ, SMMM Merhaba, David Bey e öncelikle hoş geldiniz demek istiyorum. Benim sorum şu olacak; denetçilere verilecek Avrupa pasaportu sadece Avrupa Birliği ne üye vatandaşlar, denetçiler için mi söz konusu olacak? Bu konuda biraz daha kapsamlı bilgi alabilir miyim? Teşekkürler. DAVID SZAFRAN Teşekkür ederim. Avrupa pasaportu Avrupa Birliği vatandaşlarına bağlı değil, yalnızca sınava bağlı ve yeterliliğe bağlı. Yani eğer bir kurumsal denetçi örneğin Belçika da tescilli ise, kayıtlı ise ya da İngiltere veya İtalya da kayıtlı ise vatandaşlığından bağımsız olarak kurumsal denetimi tüm Avrupa da yapabilme hakkına sahip olabilecektir, bu Avrupa pasaportu sayesinde ve bunun vatandaşlıkla bir ilgisi olmayacaktır. OTURUM BAŞKANI En arkada bir beyefendi var. OZAN NAZIM GÜNAL Hoş geldiniz diyorum öncelikle kendisine. Bilgi sistemleri biliyorsunuz kurumsal yönetimin, aynı zamanda denetimin de önemli parçalarından bir tanesi bilgi sistemi denetimleri. Avrupa Birliği standartları içerisinde bunun halka açık şirketlerde uygulanıp uygulanmadığına ilişkin hem bir bilgi almak istiyorum hem de uygulanmıyorsa ilerde uygulanıp uygulanmayacağını öğrenmek istiyorum. Teşekkür ederim. DAVID SZAFRAN Evet, bilgi iletişim teknolojileri vazgeçilmez, hem mali kurumlarda örneğin bankalar ya da sigorta şirketlerinde hem de başka sektörlerde. Dolayısıyla, bir denetim şirketi içerisinde de uzmanlara sahip olmanız ve yalnızca sonuçları değil süreci de denetleyebilmeniz gerekir. Metodolojisine gelince, bu şirketlerde geliştirilecek metodolojiye gelince; biz ISAs yani Uluslararası Denetim Standartlarını 2012 itibariyle uygulamaya başladığımızda ve daha sonra da tüm denetimlerle uygulamaya başladığımızda bu meslek içerisinde pratik araçlara ihtiyacımız olacak. Buna tabii ki denetim yazılımları da dahil, piyasada mevcut olup da ISAs a uygunluğa sahip olan yazılımlara ihtiyacımız olacak. Bunun dışında risk analizinin de yapılabilmesi gerekiyor. Tabii ki bunun için de şirket içerisinde bir takım risk analizi araçlarının geliştirilmiş olması gerekiyor. OTURUM BAŞKANI Evet, acaba başka soru kaldı mı? Burada bir arkadaşımız var, mikrofonu alabilirsek ön tarafa, MEHMET KOÇ, ANKARA SMMM ODASI BAŞKANI Green Paper da denetim dışı işlemler kurumsal yapının dışında tutulmalı dediniz. Şimdi Türk Ticaret Kanunu 400. maddede vergi danışmanlığı ve vergi denetimi, denetimi ihlal etmeyen hususlar içerisinde sayılmış. Aslında denetçinin bağımsızlığını etkileyen hususlar değil midir? Bu Avrupa Birliği uygulamaları içerisindeki durum nedir? Teşekkür ediyorum. DAVID SZAFRAN Vergi hizmetleri bugün Avrupa Birliği yasaları tarafından düzenlemiş durumda ve vergi hizmetleri bağımsızlığı zedeliyor şeklinde görülmüyor. Bence bu iyi bir prensip çünkü vergiyle ilgili bir hizmet verdiğinizde bu mali tabloyu etkilemiyor. Ancak tabii ki bazı sınırlar ve yasaklar da var. Eğer vergi hizmetleri bir menfaat çatışmasına yol açıyorsa, örneğin siz bir yönetim, karar verme mekanizmasına katılıyorsanız böyle bir durum ortaya çıkabilir ya da vergi mercileri karşısında, nezdinde firmayı temsil ediyorsanız o zaman siz kurumsal denetçi 72 73

40 GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR olarak vergi denetimi yapamazsınız ve bazı güvenlik tedbirleri de var menfaat çatışması olmaması için. Ama vergi hizmetleri ve diğer denetim dışı hizmetlerle tam bir yasaklama yok. Zaten uzmanlık olmazsa, vergi denetimi konusunda uzmanlık olmazsa tam bir hizmet vermeniz de mümkün olmayacaktır. OTURUM BAŞKANI Acaba başka soru var mı, Bay David Szafran a? Teşekkür ediyorum, David konuşma için, biraz koşturduk kendisini ama uçağı da yarım saat ertelendiği için en azından biraz daha bizimle kalabilir. Efendim, diğer konuşmacımız İngiltere ve Galler Odasının Temsilcisi, Avrupa Bölge Müdürü Sayın Martin Manuzi. Kendisi son zamanlarda Avrupa nın gündeminde daha da sık olan gözetim faaliyetlerinin arttırılması, şekil değiştirilmesi, denetçilerin gözetimi, şirketlerin gözetim faaliyetlerinin arttırılması yönünde görüşlerini bizlerle paylaşacak. Teşekkürler Martin. Önce soruları alalım daha sonra plaket törenini yapalım. Buyurun. Martin İngiltere örneğinden, oversight yeni gözetim faaliyetlerinden kendi TÜRMOB örgütlerinin ne tür aktiviteler yaptığını gayet detaylı bir şekilde bizlerle paylaştı, rakamlarda enteresan büyüklükler var ve etkin bir gözetim faaliyeti içinde olduklarının göstergesi olarak son sene içerisinde yapmış oldukları 755 ziyaretten % 11 inde anladığımız kadarıyla ciddi bulguları olmuş. Ben bu aşamada sizlere dönmek istiyorum. Martin e ve İngiltere deki uygulamalara yönelik acaba sorular var mı? Var. Tuğba Hanım dan başlayalım. Evet, el kaldırıyor ama mikrofonu arkadaşımıza götürürlerse, TUĞBA ŞAVLI, SMMM 2010 yılında yapılan ziyaretlerle ilgili bazı bilgiler verdiniz ve 755 ziyaret olduğunu söylediniz. Türkiye de de benzer bir sistemin kurulması için altyapı çalışmaları devam ederken ben şunu merak ediyorum; 755 ziyareti kaç kişi ile gerçekleştirdiniz? Bu denetmenler eski denetçiler mi, tamamen bu iş için yetiştirilmiş kişiler mi? Bu kişilerin eğitimini nasıl sağlıyorsunuz? Hangi kalifikasyona sahip insanlar bu ziyaretleri yapıyorlar? Teşekkür ederim. MARTIN MANUZİ Teşekkür ederim sorunuza. Bizim yapımız, bizim profesyonel standartlar bölümümüzde daha önce de söylediğim gibi 40 tane tam zamanlı çalışan var. Bütün bunlar nitelikli muhasebeciler ve hatta üst düzey yöneticiler ya da firma ortakları. Daha sonrasında bu kişiler spesifik olarak bizim gözden geçirme metodolojimiz konusunda eğitildiler. Daha önce de söylediğim gibi hata yapmak size bazı şeyleri çok daha iyi öğretiyor, dolayısıyla zaman içerisinde yaptığımız hatalardan ders alarak sistemi değiştirdik ve çok katı bir eğitim programı uyguluyoruz. Eğer Grand Forten den gelmişseniz tabii ki gidip Grand Forten i incelemeyeceksiniz, denetlemeyeceksiniz. Bu tür kurallarımız da var. Dolayısıyla bizim yaptığımız yatırımın en büyük kısmı bu insanlara yapılmış ve oraya neyi araması gerektiğini, neye bakması gerektiğini bilmeyen insanları göndermemeye çalışıyoruz. Avrupa da birçok ülkede bu bir sorun, kamu otoriteleri aslında denetimi yapmayı bilen kişilere çok fazla yatırım yapmıyorlar. Asıl sorun bu. OTURUM BAŞKANI Bir soru daha vardı galiba, METİN ETKİN, SMMM Öncelikle hoş geldiniz diyorum. Bildiğim kadarıyla İngiltere de halka açık denetim firması bulunmakta, ben şu soruyu sormak istiyorum; Türkiye de SMMM lerin ve YMM lerin kurumsallaşması açısından halka açılma bir yöntem olabilir mi, bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bir de ikinci bir sorum olacak; konsantrasyonun çok önemli olduğunu söylediniz denetim piyasasında hatta bir örnek verdiniz Almanya da ilk 30 şirketi iki tane denetim firması denetliyor dediniz. Bu adaletli dağıtımı sağlamak için bir yöntem var mı İngiltere de? Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? MARTIN MANUZI İkinci soruyu önce cevaplandırayım. Almanya ile ilgili olarak şunu söyledim; en üstteki 30 şirket iki denetim şirketi tarafından denetleniyor dedim ve bu da tabii ki Almanya daki 74 75

41 GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR bir takım tarihi koşullardan ve kamu sektörü ile bankalar arasındaki ilişkilerden kaynaklanan bir durum. Bu konsantrasyonla ilgili olarak biz, konsantrasyona yönelik yükselen trendi hafifletmek için çalışmalar yaptık. Denetim firmaları için yönetişim kuralları bile belirledik ki bir takım önlemler devreye sokabilelim. Ancak Avrupa Komisyonunun Green Paper ına baktığımızda daha fazlasının yapılmasını gerektiğini düşünüyoruz ve daha fazla çalışmanın şeffaflık ve seçim kriterleri üzerinde yoğunlaşması gerekiyor. Diğer firmaları da ve aynı zamanda büyük denetim firmaları dışındaki firmaların da buraya yatırım yapmasını teşvik etmek gerekiyor. Bu yeni önerilerde de bunu görüyoruz. Halka açık şirketler konusunda evet, haklısınız ama denetim ile ilişkili olarak çok karmaşık bir alan burası. David in de söylediği gibi Avrupa düzeyinde tüm kuralları, yani denetim firmalarının mülkiyetine dair kuralları kaldırma eğilimi var. Bu kuralları değiştirme eğilimi var. Ancak bu noktada ilk aklımıza gelen şey borsalardaki oynaklığı düşünecek olursak denetim firmaları nasıl borsada bu senaryo içerisinde, bu oynaklık içerisinde performans gösterebilecek? Başka meseleler de var, mesela mükellefiyetle ilgili. Siz gerçek anlamda bir hizmet veren ve herhangi bir şekilde profesyonel mükellefiyet konusunda sınırlaması olmayan bir alanda hizmet veren bir firmaya gidip yatırım yapar mısınız yatırımcı olsanız? Bir de bağımsızlık konusu ne olacak? Yani her gün şirketinizin hisselerini kim sahip, bunu kontrol etmeniz gerekecek bağımsızlık ilkesini yerine getirebilmek için. Evet, denetim firmalarına daha fazla yatırım yapılmasını teşvik edebilir ama İngilizcede söylediğimiz gibi çok zor olabilecek bir takım pratik sorunları da beraberinde getiriyor. OTURUM BAŞKANI Burada bir soru var, bir de orada. Yakınsak oradan soruyu alalım, zaman kazanalım. YILDIRAY ERDOĞAN İngiltere de kaç tane bağımsız denetim firması var ve bunlar halka açık şirketlerin denetimini yapanlar ve yapmayanlar diye keskin bir ayrım var mı? MARTIN MANUZI Teşekkür ederim sorunuza. Yine önce ikinci kısmı ile başlayayım sorunuzun. Halka açık şirketlerin olduğu pazarda bir konsantrasyon var, yani ilk 100 değil ilk 350. Yani bazı firmalar özellikle o pazara yoğunlaşmış durumda bazıları değil. O yüzden İngiltere deki rekabet kurumu bu alanlar konusunda da çalışmalar yapıyor ama henüz vardıkları sonucu bilmiyoruz. Sorunuzun diğer kısmına gelecek olursak şöyle söyleyebilirim; bugün tescilli firmaları denetleyen denetim firması sayısı eskisine göre çok daha az idi e düştü. Denetim firmaları derken ben sadece şirketlerden değil küçük bireysel uygulayıcılardan da bahsediyorum. Bunun sebebi de şu; David de bir miktar bu trendden bahsetti; İngiltere şirketleri denetimden Avrupa Mevzuatının izin verdiği en üst düzeye kadar olan eşikte muaf kıldı. Yani son 15 yılda 1 milyon denetim kaybettik diyebiliriz. Bence Türkiye yi İngiltere ye yollamak lazım ki biz bu kaybımızı telafi edebilelim. Ama bütün bu gelişmeler genel anlamıyla Avrupa da tartışılan bir argümanı ortaya çıkarttı. Yani başka sınırlı güvenceler konusu dile getirildi. Bağımsız bir denetim için bir yatırımcının başka birini kullanması söz konusu oldu. Bilmiyorum belki Sayın Başkan da bu soruyla ilgili olarak bir şeyler söylemek ister ama İngiltere de bu değişim gerçekten çok çelişkili oldu. Fikir ayrılığı ortaya çıktı İngiltere de. Daha önce de bahsetmiştim, bir muhasebe organımız bir denetim organımız var. Üyelerimizin büyük bir çoğunluğu başka profesyonel hizmetler sağlamaktan, denetimden kurtulmuş olmaktan memnun bile oldu. Sonuçta bugüne geldiğimizde deneyimimiz bu şekilde. Avrupa ülkelerinin birçoğunda eşikler değiştirilmeye başlandı, mesela Norveç ülkeleri, İsveç e bakacak olursanız her şeyin denetlenmesi gerekliliğinden tam muafiyete kadar giden bir değişim yaşandı. Bizim deneyimimiz bu şekilde oldu ve umuyorum ki sorunuza yanıt verebildim. OTURUM BAŞKANI Bir soru burada vardı. Önde, daha sonra da arkadaki hanımefendiye, TUGAY ÇELİK Ben bu denetim firmalarının rotasyonuyla ilgili bir şeyler sormak istiyorum. Bu rotasyon şu an bizde de SPK ya tabi olan şirketlerde denetim firmaları rotas

42 GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR yona girmekteydi. Şimdi denetçiler rotasyona girmekte. Buradaki amaç şuydu herhalde; işte ciddi bir maliyetle oluşturuluyor bazı sektörler, özellikle finans sektöründeki denetimlerin zorluğundan kaynaklanan, işte bilişim teknolojisinden anlayan uzmanların çalıştırılması gibi veya diğer uzmanların çalıştırılması. Bu alanda onların şöyle bir savunmaları oldu bazı görüşmelerimizde; biz ciddi yatırımlar yapıyoruz, burada denetim işini alıyoruz, daha sonra kısa bir süre sonra tekrar biz bunu el değiştirdiğimizde bizim bu katlandığımız maliyet ne olacak gibi bir yakınışta bulundular. Biraz haklı olabilirler fakat bizim bağımsız denetim yapmaktaki maksadımız karar alıcıların kararlarını doğru bir şekilde almalarını sağlamak ve bağımsızlık içerisinde yapmak. Buradaki süreç uzadığı zaman, rotasyon süresi uzarsa bağımsızlığı zedelemiyor mu? Ve bir çıkar ilişkisinin doğduğu ciddi sektörler bunlar, mesela İngiltere deki bazı sektörlerin bazı firmaların elinde olduğundan bahsetti Sayın Martin. Aynı sorunlar bizim ülkemizde de gerçekleştiğinde bu küresel krizlerin de tetikleyicisi olmayacak mı? Ne düşünüyor, onun hakkında bir görüşlerini almak istiyorum. MARTIN MANUZI Sayın Başkan çok iyi anladım soruyu ama yanıtımı çok iyi bilmiyorum açıkçası. Rotasyonun kalite üzerindeki etkisi ve riski konusunda yapılan birçok akademik araştırma da var, bunu çok ciddi bir şekilde düşünmemiz gerekiyor. Yine eşit şekilde hani bağımsızlığın algılanması da çok önemli, yapılan tartışmalardan geçen yıl, son iki yıldır yapılan tartışmalardan çıkan şu oldu; aynı denetçi tarafından aynı şirket kaç senedir, ne kadardır denetlenityor? Bazen ekstrem durumlar ortaya çıkıyordu 50 yıl, 100 yıl gibi! Ama aslında daha düzenli bir trendini de destekledi bu. Yani biz de genel anlamıyla bu sistemi destekliyoruz, böylece piyasaya yeni girişlerin mümkün olması ve denetim firmasının kriterlerini tekrar oluşturması sağlanıyor. Ama Avrupa komisyonunun düşündüğü politikalar kokteyli yani zorunlu rotasyon, ortak denetimler yani bu politika kokteyli biraz da dikkat dağıtıcı ve zararlı olabilecek. OTURUM BAŞKANI Evet, son iki soruyu alacağız, arkada iki el kalktı ama mikrofon gidebiliyor mu arkaya? Bir de Hanımefendi vardı, son üç soru, pardon. Saat da kapatacağız bu seansı. MUSTAFA KINACI, SMMM Ben, denetçilerin denetimi konusunda bir soru soracağım. Bu Amerika da Enron skandalı, dört büyüklerden birisinin akıbetine sebep oldu. Dünyada yaşanan global krizlerle birlikte düşünüldüğü zaman ülkelerin reyting notları birer birer düşürüldüğü ortamda denetçilerin denetimi konusunda ben etkinliğin nasıl sağlandığı, yeni Enron skandallarının yaşanıp yaşanmayacağını, Enron skandallarının denetim firmalarını akıbetini sebep olup olamayacağını çünkü Almanya da 30 firmanın iki tane denetim şirketinin, İngiltere de 100 firmanın 99 tanesinin dört büyük denetim şirketinin denetlediğini söyledi arkadaşımız. Bu konuda kendisi dünyada yeni bir Enron skandalı yaşanıp yaşanmayacağını, bunun da bir denetim şirketinin akıbetine sebep olup olamayacağı konusundaki fikrini sormak istiyorum. OTURUM BAŞKANI Teşekkür ediyorum. Hemen arkadaki soruları da alalım, üç soruyu arka arkaya cevaplayacağız hızlanmak adına, ZEKİ EROL, ANTALYA SMMM ODASI Sorumun, kelime olarak söylemek gerekirse yazılım ilk sorum, yazılım ve yazılımda İngiltere deki mali sistemin içerisinde muhasebe ve denetim rollerini oynayan kurum ve kuruluşların hem hizmetlerini yaparken hem de gözetimlerini yaparken yazılımlarını nasıl paylaşıyorlar? Ve muhasebe mesleğini yerine getiren meslek mensuplarının ve bunların denetimini yapan diğer meslek mensuplarının yazılımlarındaki dilleri ortak mı? Veri transferleri yani 10 tane marka var da mücadele mi ediyorlar farklı farklı? Bir tane Türkiye örneği vermek istiyorum; finansal kurumlarımızdan bankaların müşterilerine karşı kredi verebilmek için takip ettikleri bir ortak veri tabanı olan bir kredi değerlendirme şirketi var, 78 79

43 GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR bu şirket hangi müşteriye kredi verilir veya verilmez, not tutabiliyor. Fakat biz TÜRMOB üyeleri olarak bu şirketin sahip olduğu bilgilere ulaşamıyoruz denetim ve gözetim anlamında piyasada. Bir örnek vermek istedim, olumlu veya olumsuz farklı değerlendirilebilir. Teşekkür ediyorum. OTURUM BAŞKANI Teşekkürler. Evet, bir Hanımefendinin sorusu vardı, hemen en önde, son olarak da onu alalım. Daha sonra Martin den üç soruyu arka arkaya cevaplamasını rica edeceğim. HÜLYA EKİNCİ, SMMM Benim sorum şu olacak; katma değer sağlayıcı bir hizmet olduğunu söyledik denetimin, bu noktada üst kurum olarak kendi kuruluşlarının denetçileri denetlerken ne tür hizmetler verdiği konusunda bilgi rica edeceğim. Teşekkürler. OTURUM BAŞKANI Teşekkürler. Tüm sorular açıktır, umarım. MARTIN MANUZI Evet, çok da ilginç sorular. Öncelikle şunu söyleyeyim, başka bir Enron skandalı olacak mı onu bilemiyorum, bunu söyleyemem ama şunu hiç unutmayalım ki denetçiler de çeşitli aktörlerden oluşan bir zincirin halkaları. Bunlar belli bir kurumun yönetişiminden sorumlu olan aktörler, denetçiler de kendi işlerini yapmak zorundalar. O kurum tarafından hazırlanan finansal tabloların gerçeği yansıtıp yansıtmadığına bakmak durumundalar. Tabii ki basında her şey farklı bir şekilde yansıtılıyor ama şunu da unutmamak gerekiyor ki bu süreçte sahnede başka aktörler de var. Enron u düşündüğümüzde şunu da hatırlamak gerekiyor; muhasebe standartlarıyla ilgili genel sorunlar var, yani birçok mesele işin içinde. Sakın sorunuzdan kaçındığımı da düşünmeyin ama bence sizin sorunuza verilebilecek yanıt şu olabilir; öncelikle denetçilerin yaptığı şeyin ihtiyaca uygun olmasını sağlamalıyız, bence kilit bu! Yani eğer her işte bir hayır vardır deyip, o hayrı görmek istiyorsak o zaman belki Avrupa Komisyonunun da bazı belgelerde söylediği gibi denetçilerin becerilerini daha fazla kullanmak gerekiyor. Çünkü denetçiler çok kritik bilgilere sahip, bunları çok daha etkin bir şekilde nasıl kullanabiliriz? Bu yüzden bence ihtiyaca uygunluk meselesi asıl mesele. Yazılımla ilgili olarak, muhtemelen durum ülkeden ülkeye değişiklik arz ediyordur ancak İngiltere de oldukça canlı bir piyasa var yazılım sağlayıcıları açısından ve bir dizi ürün, marka söz konusu. Bizim kurumumuz belli yazılımları, iyi yazılımları kullanmalarını istiyoruz ama denetçi açısından bakacak olursak yazılım bütün işlerini yapacak mı? Hayır, yargıya varmaları gerekiyor, yani bir düğmeye basıp yazılımı kullanıp, sonra da eve gidip ertesi gün de o raporu imzalamayacaklar. Bu yüzden yazılımı düşünürken bu meseleleri de dikkate almak gerekiyor. Bankalar ve bankaların veri tabanlarıyla ilgili olarak yine burada da ihtiyaca uygunluk durumu ortaya çıkıyor. Bankalar bu veri tabanlarını nasıl oluşturuyorlar? Zaman içerisinde muhtemelen finansal tablolara daha fazla bakacak bankalar ve dolayısıyla mesleğimizle çok daha yakın bir iletişim içinde olacaklar kime paralarını verdiklerini görmek için de benim kurumum kurulduğu zaman çok fazla sayıda insan şirket kuran insanlara paralarını emanet ediyordu, sonra o paralar yok oluyordu ortadan. Dolayısıyla bütünlük, içerden dışarıdan bağımsız bir denetim gerekiyor. Bu da ihtiyaca uygunluk konusunu karşımıza çıkartıyor. Benim kurumumda yedi farklı uzman grubu var. TÜRMOB la da bunu tartıştık ve biz en iyi uygulamaları bir araya getirmeye çalışıyoruz, standartları incelemeye, bütün bu bilgileri üyelerimize ulaştırmaya çalışıyoruz ki en iyi desteği onlara verelim, onlar da kaliteyi arttırabilsin. Güvence, finansal hizmetler, finansal raporlama, vergi, finans ve yönetim konusunda uzman gruplarımız var. Yani oldukça kompleks bir yapımız var. Daha önce de söylediğim gibi üyeleri, denetçileri tabii ki denetlememiz gerekiyor ama aynı zamanda onlara destek de olmamız gerekiyor ancak bu şekilde kaliteyi arttırabiliriz. Teşekkür ederim. OTURUM BAŞKANI Teşekkürler Martin Manzuni. Bu soruların cevaplarıyla oturumumuzun sonuna geliyoruz. Son olarak ben de meslekte, denetim mesleğine aşağı yukarı 25 senesini vermiş birisi olarak bir, iki cümleyle gelinen noktayı dinlediklerimizden sonra özetlemek gerekirse; muhasebe, raporlama ve denetim 80 81

44 GENEL OTURUM GENEL I - SORULAR OTURUM IVE CEVAPLAR mesleği, Avrupa ve Amerika Kıtasında ciddi değişime uğramak üzere, bu kaçınılmaz bir değişim olacaktır. Biz ise TTK ile başlayan yeni bir alana giriyoruz. Hocam konuşmasında bu konuda gayet iyi örnekler, yapılması gerekenlerden bahsetti. Türkiye nin denetim alanında hızla sıçrama yapması için mutlaka ve mutlaka TTK daki konulara, özellikle denetimin daha kaliteli yapılması konusuna hep beraber meslektaşlarımızın sahip çıkması gerekmektedir, Ankara dakiler değil meslektaşlar sahip çıkarsa bu iş doğru şekilde rayını oturur. Bunun arifesindeyiz, bu yönde hepimizin çalışması gerekmekte diye düşünüyorum, değişim kaçınılmazdır. Efendim Martin Mazuni ye ve aramızda olmayan David Szafran a tekrar alkışlarınızla teşekkür ediyoruz. Sabırlarınız için teşekkür ediyoruz, aşağı yukarı 4 saat süren kesintisiz bir sabah programı oldu, hepimiz herhalde yorulduk, biraz da arayı hak ettik, burada Oturumu kapatıyoruz, teşekkür ediyorum. 82

45 GENEL OTURUM II YENİ TÜRK TİCARET KANUNU-KURUMSALLAŞMA VE KAYIT DIŞI EKONOMİ Oturum Başkanı: Mehmet Koç, ASMMMO Başkanı Yeni Türk Ticaret Kanunu ndaki Kurumsallaşmaya Yönelik Düzenlemelerin İş Dünyasına Getireceği Faydalar ve Sorumluluklar Ayhan Yavrucu, Alarko Holding CEO su Yeni Türk Ticaret Kanunu ndaki Kurumsallaşmayla İlgili Düzenlemeler Ferruh Tunç, Akis Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. Kurumsallaşmanın Sağlanmasında ve Kayıt Dışı Ekonominin Engellenmesinde TMSK nın Rolü Doç. Dr. Orhan Çelik, TMSK Başkanı Orta ve Uzun Vadede Kayıt Dışı Kazanç İle Kayıtlı Kazanç Arasındaki Fayda Maliyet Analizi Dr. Sezai Tanrıverdi, Yazıcılar Holding Genel Müdürü 83

46 Yeni Türk Ticaret Kanunu ndaki Kurumsallaşmaya Yönelik Düzenlemelerin İş Dünyasına Getireceği Faydalar ve Sorumluluklar Ayhan Yavrucu, Alarko Holding CEO su 84 85

47 GENEL OTURUM II Yeni Türk Ticaret Kanunu ndaki Kurumsallaşmaya Yönelik Düzenlemelerin İş Dünyasına Getireceği Faydalar ve SorumluluklaR Ayhan Yavrucu, Alarko Holding CEO su Yeni Ticaret Kanunu nun Temel Felsefesi 1. Şirketlerin ve İşletmelerin şeffaflaşması 2. Evrensel normlara dayalı çağdaşlaşma ve Kurumsal yönetim 3. Avrupa Birliği Hukukuyla uyum sağlamak 4. Ticari, mali ve finansal alanda bir hukuki çerçeve çizmek 5. Mevut sorunlara modern normlar eşliğinde bir çözüm üretmek Evrensel Muhasebe Ve Denetim Standartları Yeni Kanun Ticari defterlerin, finansal tabloların ve yıllık faaliyet raporlarının düzenlenmesinde Uluslarası Finans Raporlama Standartlarını esas alan Türkiye Muhasebe Standardı öngörmüştür. Bu durum, şirketlerin çağdaşlaşma ve şeffaflık yönünden öne çıkmasını sağlayan önemli düzenlemelerdir. Kurumsal Yönetim Yeni Kanun bu güne kadar sadece Halka açık A.O. için düzenlenmiş bulunan kurumsal yönetimi anonym ortaklığın tüm türleri için hatta daha ileri giderek kısmen Limited Şirket için de düzenlemektedir: Adillik, yönetsel ve finansal şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri net biçimde hüküm altına alınmıştır. Adillik; özellikle menfaat dengesi gözetilerek ve objektif adalet esas alınarak sağlanmıştır

48 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Yönetsel ve Finansal şeffaflık Yönetim Kurulunun yıllık faaliyet raporunda Finansal tablolarda Bağımsız denetimde İşlem denetçisinde Tüm denetim raporlarında aranmaktadır. Hesap Verebilirlik Yönetim Kurulu raporlarında, bilgi akışında geniş bilgi elde etme ve inceleme haklarında toplanmıştır. Sorumluluk, hesap verilebilirlikle parallel düzenlenmiştir. Sermaye Şirketlerinin İnternet Sitesi, Bigi Toplumu Hizmetleri Ve Erişim Hakkı Yeni kanun İnternet Sitesi kurma ve bunun bir kısmını bilgi toplumu hizmetlerine ayırma zorunluluğu getirmiştir. İnternet Sitesinde; Şirketle ilgili olup, pay sahibi küçük yatırımcıyı, alacaklıyı ve şirketle menfaati olan kişileri ilgilendiren tüm bilgiler (oldukça geniş) Genel Kurul Toplantısı belgeleri ve çağrıları Yılsonu ve ara dönem finansal tabloları ve birleşme, bölünme bilançoları Denetleme raporları Değerleme raporları Rüçhan Hakkı Kullanma çağrıları Tasfiyeye ilişkin ilanlar İptal davası ilanları İnternet sitesine erişim herkese açık ve engellenemez Elektronik Genel Kurul ve Yönetim Kurulu gerçekleştirilebilir, oy kullanılabilir. Site bir çeşit görsel sicil dosyası niteliğindedir. Türk hukukuna menfaat sahibi (stakeholder) kavramı gelmiştir. İnternet Sitesine konan bilgiler en az altı ay süreyle orada kalır aksi halde konulmamış sayılır. Finansal tablolar için bu süre 5 yıldır. Site sürekli güncellenir. Pay Sahipliği Değerinin Yükselmesi İnceleme ve bilgi almak hakları pekişti. Kurumsal yönetim, pay sahipliği hakkını güçlendiriyor. Eşit işlem ilkesi getirildi, sermaye daha etkin korunur oldu. Bireysel haklar/azlık hakları güvence altına alınıyor. Azlık hakları mahkemeyi daha effektif biçimde devreye sokabilecek Belirli durumlarda pay sahibi payını şirkete veya hakim şirkete satabilecek Yeni T.T.K. nın çağdaş bakış açısının en belirgin bir şekilde ortaya çıktığı bir diğer alan A.O. yönetimidir. o Kurumsal Yönetim o Uzmanlaşma o Profesyonelleşme o Bilgi toplumu hedef alınmıştır. Her ortaklığın kendi ihtiyaçlarına göre örgütlenebileceği esası benimsenmiştir. Tüzel Kişiliğin Y.K üyesi olabilmesi yanında tek kişilik Y.K üyeliği de benimsenmiştir. Yeni Kanunun yönetim konusunda benimsediği ilkeleri şöyle sıralayabiliriz: Yeni sistemde yönetim kurulu üyesinin pay sahibi olması zorunluluğu kaldırılmıştır. Bu düzenleme genel kurula geniş bir serbesti alanı getirmiştir. Özellikle pay devrinin Sınırlandığı ortaklıklarda. Buna karşılık Y.K için mutlaka pay sahipliği şartının arandığı hallerde ana sözleşmeye hüküm koymayı gerektirmektedir. / Yeni bir düzenleme Y.K da tek bir üyenin seçilebilmesi ; Anonim Şirkette kaç Y.K üyesi olacağı esas statü ile belirlenecektir. Örneğin; 1-8 gibi, G.K bu aralıkta dilediği kadar Y.K üyesi seçebilecektir

49 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Diğer bir yeni düzenleme Tüzel kişinin Y.K üyesi olabilmesidir. Bu takdirde Y.K üyeliğini ismini tescil ve ilan ettireceği bir temsilci vasıtasıyla kullanacaktır. Bu temsilcinin sorumluluk üstlenmeden fiilen yöneticilik yapması olanağını getirmiştir. YK şirketi YTK da da yönetecek ve temsil edecek organdır. Ancak YTK yönetim yetkisinin bölünüp yöneticilere devrinde çeşitli alternatifler getirmiştir. kurula sunulması, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi. Borca batıklık durumunun varlığında mahkemeye bildirimde bulunulması. Yeni kanun özel sorumluluk halleri ile genel sorumluluk durumunu bir ayırıma tabi kılmıştır. Buna göre; Yönetim Yetkilerinin Bölünmesi ve Devredilmesi Bu fonsiyon iç yönerge ile düzenlenip uygulanacaktır. (T.T.K md 367) Y.K bu yönerge ile organizasyon şemasını (yatay ve dikey hiyerarşi) yetki ve sorumlulukları belirleyecektir. Yeni düzenleme ile yönetim yetkileri mevcut yasadaki şekliyle Y.K. lerin bazılarına (Murahhas Üye) ve Y.K. üyesi olmayan yöneticilere devredileceği gibi, sadece Y.K üyesi almayan yöneticilere de devredilebilir.(t.t.k Md 367). Yönetim yetkilerinin tamamen devri de sözkonusu olabilir. Bu takdirde Y.K nun sorumluluğu gözetim, yetkileri devralanlar da asli sorumlular konumuna gelir. Ancak Y.K nun asla vazgeçilemez görev ve yetkileri: Yeni kanuna göre kanunun ve esas sözleşmenin açık bir şekilde genel Kurulu görevlendirdiği hususların dışında kalan tüm konularda YK. Yetkilidir. Y.K nun münhasır yetkileri de şöyle sıralanmıştır: Şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi Şirket yönetim teşkilatının belirlenmesi Muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde finansal planlama için gerekli düzenin kurulması. Müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisin haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları. Yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi. Pay, yönetim kurulu karar ve genel kurul tolantı ve müzakere defterlerinin tutulması, yıllık faaliyet raporunun ve kurumsal yönetim açıklamasının düzenlenmesi ve genel Özel Sorumluluk Halleri; Belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması Sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi Değer biçilmesinde yolsuzluk ve halktan para toplanması Genel Sorumluluk Halleri; Yöneticilerin kanuna ve esas sözleşmeye aykırı hareket ederek şirkete vereceği zararlardır. Kanunun çeşitli hükümlerinde kurumsal yönetim düzenlenirken parelel olarak sorumluluk süreçleri de işlerlik kazanmaktadır. Örneğin: Evrensel muhasebe standartları Bağımsız denetim İşlem Denetimi Risk yönetimi Özel Denetim Teşkilat yönergesi Bilgi toplumu hizmetleri gibi.. Böylec e herhangi bir ihtilaf anında şirketin yönetsel düzen ve işleyişi ile finansal durumu ve sorumluluklar daha kolay belirlenebilecektir. Bir diğer önemli husus, yönetici sorumluluğu konusunda herbir yöneticinin güç ve sorumluluğu ayrıştırılmıştır. Bu son derece çağdaş bir tutum ve yorumdur. Yeni düzenlemeye göre 90 91

50 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Hiç kimse kontrolü dışında kalan kanuna ve esas sözleşmeye aykırılıklar ve yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz., bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükünü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz. Kuralıyla sorumluluk ilkesine yeni bir anlam yüklenmiştir ve hukuk sistemimiz yönünden de devrim niteliğindedir. Bu prensibe göre hakim önce zarar saptayacak, ardında hangi yönetici veya yöneticilerin sorumlu olduğunu belirleyerek diğerlerini davadan ayrıştıracaktır. Yeni sistemde mevcutdaki gibi kusur karinesi esasını benimsemiştir. Yani prensip olarak yöneticiler zarardan sorumludur. Kusurlu ve zarardan sorumlu olmadıklarını ispat ile yükümlüdürler. Hakim yöneticilerin kusur derecesini ve aralarındaki rücu ilişkisini belirleyecektir../ Bunun uygulamada hiç de kolay olmayan güçlükleri bünyesinde barındırmasına rağmen, hakkaniyet esasına dayanan ve profesyonel yöneticiyi koruyan bir hukuk sistemi olduğu da aşikardır. Hakimin sorumluları ve sorumluluk derecelerini tesbit etmekteki esas dayanakları, yasa, ana sözleşme ve teşkilat yönergesi olacaktır. Yeni düzenleme ile; Y.K üyeleri ve tüzel kişilik adına tescil edilen kişinin tam ehliyetli olması şarttır. Y.K üyelerinin ¼ ünün yüksek öğrenim görmüş olması gerekir. Bağmsız yönetim kurulu üyeliği mecburiyeti yoktur. (kurumsal yönetim açısından önemli) Sorumluluk sigortası yaptırma mecburiyeti de öngörülmemiş (kurumsal yönetim açısından önemli) Y.K üyesinin görevden alınabilmesi için GK nun gündeminde bir maddenin olması veya haklı bir sebebin olması esasına bağlanmıştır. (T.T.K Md 364) Böylelikle bir yandan yöneticiye gerekli hukuki güvence sağlanırken diğer yandan da haklı sebebin varlığı halinde (örneğin güven sarsıcı bir durumun varlığı halinde) şirketin o YK üyesinden kurtulma yolu açılmaktadır. Tüzel kişi YK üyesi ise, TTK Md 364/1 e göre kendisi adına tescil ettirilen gerçek kişiyi her zaman gevden alabilir. Ancak bu husususun ve temsilcinin Ticaret Sicilden tescili zorunludur. Y.K. şirketin temsiline ilişkin yetkilerini tamamen devredemez. En az bir Y.K üyesinin Türk Vatandaşı olması burada ikamet ediyor olması ve temsil yetkisiyle donatılması gerekiyor. Yine esas sözleşmede aksi öngörülmemişse Y.K dan herhangi iki üye çift imza ile şirketi temsil edebilecektir. Tek kişilik şirketlerde o kişi temsil edecektir. İşletme konusu dışında kalan işlemler yeni T.K mevcut kanundaki yasağı kaldırırken Anonim Şirkette işletme konusu dışındaki işlemlerin de şirketi bağlayacağı öngörülmekte. Ancak 3. kişi bu durumu biliyor veya bilebilecek durumda ise şirketi bağlamıyacaktır. (T.K Md:371/2). Temsilde konu ve değer bakımından getirilecek sınırlamalar iyiniyetli kişilere karşı ileri sürülemez. Y.K nun İşleyişi Yarıdan bir fazla kuralı terkedilerek toplantı yeter sayısı olarak nisbi çoğunluk esası benimsenmiştir. (TT.K Md 390/1) Bu karar almayı hizlandırıp kolaylaştıracaktır. Esas sözleşmede daha ağır yeter sayılar düşünülmedikçe 5 kişilik Y.K da toplantı yeter sayısı 3, karar yeter sayısı 2 dir. Yine yeni kanunda toplanmadan karar alma olanağı sağlanmış yeterki her üyenin ayrı ayrı imzalamış olduğu karar karar defterine yapıştırılmış olsun../ Bir diğer kolaylık TTK Md de düzenlenerek, elektronik ortamda Bakanlık düzenlenmesiyle YK. Toplantısı yapılabilecektir. Yeni T.K da hukuki güvenliğli sağlamak maksadıyla Y.K nun şu kararları kesin geçersiz sayılmıştır: Eşit işlem ilkesine aykırı kararlar A.Ş. nin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen kararlar. Paysahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarının kısıtlayan ya da güçleştiren kararlar Diğer organların devredilemez, yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar

51 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Yıllık Faaliyet Raporu ve Kurumsal Yönetim Açıklaması Yönetim kurulunun her yıl bağımsız denetime konu edilecek olan ve sonrasında olağan genel kurula sunulacak olan yıllık faaliyet kaporunun kapsamı, kanunda son derece yenilikçi bir bakış açısıyla belirlenmiş; bu bağlamda kurumsal yönetim ilkesine ağırlık verilmiştir. Yıllık faaliyet raporunun YTTK. Md 516 hükmünde açıklanan asgari içeriği, dürüst resim verme ilkesi uyarınca şirketin yönetsel ve finansal anlamda gerçek durumunu yansıtmalı, mali değerlendirmeler açısından finansal tablolarıyla uyum içinde bulunmalıdır. Kurumsal yönetim açıklaması da, şirketin kurumsal yönetim ilkelerine ne ölçüde riayet ettiğini ortaya koymalıdır. (YTTK. Md 375, 1524). Yöneticinin hakları yeni TTK ile güvence altına alınmıştır. 1. TTK md 394 e göre mali haklar kanuni güvenceye kavuşmuştur. Kurumsal yönetim ilkesinin sonucu olarak yöneticinin geliri şirketin malvarlığı ve kazancıyla orantılı olmalıdır. 2. yöneticinin bilgi alma hakkı Md 392 de ayrınıtıl bir şekilde düzenlenmiştir. Karar alırken bu kararın oluşumuna etki edebilecek tüm bilgilere kavuşma imkanı sağlanmıştır. Yöneticinin Yükümlülükleri Özen ve sadakat yükümlülüğü TTK nun 369 uncu maddesinde yöneticinin özen ve sadakat borcu çok net biçimde düzenlenmiştir. Yönetici işini yaparken tedbirli bir yönetici olarak ortaklık menfaatlerini gözetmek zorundadır. Yöneticinin işlem yapma ve borçlanma yasağı Mevcut kanundakine parallel şekilde işlem yasağı düzenlenmiştir. Y.K üyesi G.K dan izin almadan şirkette kendi nam ve hesabına veya başkalarını temsilen işlem yapamaz. Aykırı hareket edildiği takdirde Md 395/1 e göre geçersizliği ileri sürülebilir../ Yeni bir düzenleme ise yöneticinin şirkete borçlanma yasağının getirilmiş olmasıdır. Md 395/2 Bu kişiler için şirket kefalet, garanti, teminat veremiyeceği gibi herhangi bir sorumluluk da üstlenemiyecektir. Müzakereye Katılma Yasağı Yönetici kendisiyle ilgili (kişisel çıkar) kararlarının görüşüldüğü Y.K una katılamaz, oy veremez. 3.dereceye kadar usul ve füruğu dahil. Bunu bilerek toplantıya katılmasına izin veren Y.K üye ve üyeleri zararı tazminle mükelleftir. Paysahiplerinin Hakları GK katılmada ve temsilde yeni mekanizma olarak bilgi toplumu kapsamında web siteleri temsil mekanizmaları zenginleştirilerek genişletilmiştir. Bir bakıma ortağın GK ve şirkete erişimi ve katılımı çok kolay hale getirilmiştir. Oy Hakkı Yeni TTK da oy hakkı konusunda oldukça önemli yenilik getirici düzenlemeler yapılmıştır. Her paya bir oy hakkı zorunluluğu terkedilmiştir. Oy hakkının paylarının itibari değeriyle orantılı olarak kullanılma hiküm altına alınmıştır. (TTK Md 434/1) Şirketler bu düzenlemeye uygun hareket edebileceği gibi her paya pay sahibi başına en az bir oy sistemini de benimsiyebilirler. Diğer bir yenilik oy hakkının esas sözleşme veya kanunen öngörülen en az tutarı ödemekle mümkün hale gelebilmesidir. Imtiyaz Kar payı, tasfiye payı, rüçhan ve oyda imtiyaz mümkündür. Oyda imtiyaz pay başına 15 oyla sınırlandırılmıştır. (TTK md 479) kurumsallaşma ve haklı sebeplerin varlığı halinde mahkeme kararıyla daha fazla oy hakkın tanınabilir. Oyda imtiyaz, esas sözleşme değişikliğinde, işlem denetçisinin seçiminde ve ibra ve sorumluluk davasının açılmasına uygulama alanı bulamaz

52 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Rüçhan Hakkı Rüçhan hakkı yeni sistemde oldukça güçlendirilmiştir. Ancak haklı sebeplerin varlığında ve sermayenin %60 nın oyu ile sınırlandırılabilecektir. Halka arz, işletmenin devralınması işçilerin şirkete katılımı haklı sebep teşkil etmektedir. İnceleme Ve Bilgi Alma Hakkı Oldukça geniş ve yeni bir düzenleme de bu alanda yapılmıştır. Her pay sahibi GK dan önce finansal tabloları, konsolide finansal tabloları YK faaliyet raporunu, denetleme raporlarını ve YK kâr dağıtım önerisini inceleme hakkına sahiptir.bilgi alma hakkını ise şirket sırları ve ortaklık menfaati kısıtıyla GK da kullanabilecektir. Bilgi alma hakkının engellenmesi mahkeme kararı yaptırımı ile önlenmiştir. Yine TTK md 447 de GK kararları yokluk, kesin hükümsüzlük ve iptal edilebilirlik tanımlarıyla ayrılarak hukuk güvenliğinin sağlanması hedeflenmiştir. Kar payı dağıtımında avans sistemine imkan verilerek (TTK md 509/3) şirketlerin kar payı politikalarını çeşitlendirebilmeleri olanağı yaratıldığı gibi biraz önce bahsettiğimiz çeşitli mekanızmalar yoluyla da (şeffaflık borçlanma yasağı, GK ların iptal edilebilirliği, bağımsız denetçi gibi) şirketlerin daha doğru bir kar oluşturabilmesine zemin hazırlanmıştır. Azlık Hakları Azlık haklarına yeni kanunda özel bir önem verilmiştir. TTK md 420 ye göre Finansal tabloların görüşülmesini erteleme, hatta dürüst resim verme ilkesine uyulmadığı takdirde ikinci kez erteleme de mümkün olabilecektir. Yine GK toplantıya çağırma ve gündeme madde ilave etme hakkı tanınmıştır. Çağrıyı yapabilmek için sermayenin 1/10 na, halka açıklarda ise 1/20 sine pay sahibi olmak gereklidir. Yeni TTK da (md ) özel denetçi müessesesi düzenlenmiştir. Tekbir üye bile GK da isteyebilir. GK kabul veya reddedebilir. O takdirde azlık, veya Gkda kabul etse mahkeme özel denetçi atayacaktır. Özel denetçinin bilgi alma hakkı kanunla güvenceye alınmıştır. Azlığa tanınan bir diğer hak, pay senetlerin bastırılmasını isteme hakkı olup, bu payın devrini kolaylaştıracağı gibi payın değerine katkı yapabilecektir. Azlık hakkı sebeple (güven ilişkisinin sarsılması gibi) şirketin feshini isteyebilecektir. Bu takdirde hakim haklı sebebin olduğuna kanaat getirirse ilkin davacının payının şirketçe alınmasına, bu mümkün olmazsa veya fayda sağlamıyacaksa şirketin feshine karar vermelidir. Fesih son care olmalıdır. Birleşme, bölünme ve Tür Değiştirme Yeni dönemde oldukça geniş bir uygulama alanı bulabilecek düzenlemeler dizisi de TTK nun 136 ila 184. maddelerinde düzenlenmiş olan Birleşme Bölünme Nevi Değiştirme Bu bölümdeki ayrıntılı düzenleme hem şirketlere hem de ortaklara oldukça geniş karar ve uygulama alanı yaratmıştır. Birarada kalması anlamlı olmayan ortaklıkları varlık ve harç temelinde ortaklar itibariyle bölmek, böylece daha sağlıklı işletmeler yaratmanın yolları açılmıştır. Diğer yandan küçük ölçekli, rekabet gücü sınırlı işletme ve şirketleri ölçek ekonomisinin gereklerine göre birleşme yoluyla büyütmenin hukuki zemini detayları birlikte düzenlenmiştir. Keza tür değiştirme yoluyla ekonomik hayatın gereklerine göre işletmeyi hukuki istenilen forma sokmak mümkün ve kolay bir hale gelmiştir. Bu işlemler olurken ortakların diğer hak sahiplerinin ve alacaklıların menfaatleri de özel bir şekilde korunmuştur. Şirketler Topluluğu Yeni TTK nuyla Şirketler Topluluğu kavramı hukuk sistemimize girerek hukuki bir statü ve düzenlemeye kavuşturulmuştur. Bir ticaret şirketinin doğrudan veya dolaylı olarak diğer ticaret şirketinin hakimiyeti altında tutabiliyor, kontrol edebiliyorsa hakim şirket ana, bağlı şirket de yavru şirket konumundadır. Sahip olunan hisse nisbetlerinin faaliyet ve denetim raporlarında yer alması gerektiği gibi internet sitesinde de yer alacaktır. Ayrıca ticaret siciline tescil ve ilan mükellefiyeti vardır. Hakimiyet sözleşmesinin geçerliliği ticaret siciline tescil ve ilan koşuluna bağlanmıştır. Hakim şirket YK. faaliyet yılının ilk üç ayında şirketin hakim ve bağlı şirketlerle tüm 96 97

53 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II hukuki ve ticari ilişkileri hakkında bir rapor düzenler. Bu rapor doğru ve dürüst hesap verme ilkelerine göre düzenlenmelidir. Şirket zarara uğratılmışsa zararın denkleştirilip denkleştirilmediği belirtilmelidir. Hakim şirketin her YK. üyesi başkandan hukuki ve ticari ilişki hakkında bir rapor hazırlatıp YK na sunmasını isteyebilir. Aynı zamanda Hakim şirketin her pay sahibi genel kurulda hakim şirket ve bağlı şirket ilişkileriyle yönetici ve yakınlarıyla yapılan işlemler hakkında bilgi isteyebilir. Hakim şirket hakimiyetini bağlı şirketi zarara uğratacak şekilde kullanamaz. Tam hakimiyet hali hariç (%90 ına sahip). Zarar verme denkleştirilmezse zararın tazmini veya kayba uğrayan ortağın doğru fiyatla hissesinin alınması alternatifleri doğrudan pay sahibinin haklarını korumaya yöneliktir. Alacaklılar da zararın tazminini isteyebilir. Bağlı şirketin yöneticileri alacaklılara ve pay sahiplerine karşı sorumluluklardan kurtulabilmek için tüm hukuki sonuçların bir sözleşme ile hakim şirketten istenilmesi istenebilir. Kobiler, hayvansal ve tarımsal üreticilerin büyük ölçekli işletmeye karşı alacaklı olduğu takdirde süre 60 günü geçemez. Bu işletmelere karşı taksitte ödeme şartı geçersizdir. Borçlu kanunda belirtilen sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır. Faizin ödenmeyeceğine veya düşük bir faiz uygulanacağına, alacaklının geç ödeme nedeniyle zararından borçlunun sorumlu olmıyacağına veya sınırlı sorumlu olacağına ilişkin hükümler geçersizdir. Karşılıklı İştirak Birbirlerinin sermayelerinin en az ¼ üne sahip sermaye şirketleri karşılıklı iştirak sayılır. Bu oranı aşan nisbetteki karşılıklı iştirak durumda aşan payın hissedarlıktan doğan hakları donar. Bu sınırlanma hakim şirket bağlı şirket ilişkisinde geçerliliğini yitirir../.. Cezai Sorumluluk Burada müeyyideler para ve hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Burada cezalarda dengesizlikler var. Örneğin Md 562/11 e göre halktan izinsiz para toplayanlar için 6 aya kadar hapis cezası öngörülürken, yine aynı maddenin 10.ncu fıkrasına göre ayni sermayeye değer biçilmesinde gerçeğe aykırı değerleme yapanlara 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Burada fiiller şikayete tabi olan fiiller olmayıp, resen takip olunurlar. TTK Md 562 Ticari Hükümlerle Yasaklanmış İşlemler İle Mal Ve Hizmet Tedarikinde Geç Ödemenin Sonuçları TTK Md 1530 Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet alımlarında işlemden doğan alacağın ödenmesinde 30 ve 60 günlük süre sınırı getirilmiştir

54 Yeni Türk Ticaret Kanunu ndaki Kurumsallaşmayla İlgili Düzenlemeler Ferruh Tunç, Akis Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş

55 Uluslararası Alanda Muhasebe ve Denetim Meleğinin Yeniden Yapılandırılması GENEL OTURUM II YENİ TÜRK TİCARET KANUNU NDAKİ KURUMSALLAŞMAYLA İLGİLİ DÜZENLEMELER Ferruh Tunç, Akis Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. Sayın Konuklar, Konuşmamda, Yeni Türk Ticaret Kanunu nun kurumsallaşmaya ve kurumsal yönetim anlayışının oluşturulmasına ve elektronik kurumsal yönetişime yönelik getirdiği düzenlemeler sonucunda, iş ortamında ortaya çıkacak yeni koşulları açıklamaya çalışacağım. Bu amaçla, öncelikli olarak kısaca Yeni Türk Ticaret Kanunu nun (YTTK) ana çerçevesini vermenin, konunun anlaşılması açısından faydalı olacağını düşünmekteyim. İlk olarak şunu ifade edebilirim ki; Kurumsal Yönetim İlkeleri açısından değerlendirildiğinde, Yeni TTK temel bir yasa niteliğindedir. Yani, Yeni TTK ile kurumsallaşma ve kurumsal yönetimin çerçevesi belirlenmiş olmaktadır. Bu açıdan yeni yasa, kurumsal yönetim ve kurumsallaşmanın hukuki temel bir metni olarak ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Yeni TTK nın kurumsal yönetim açısından getirdiği en önemli düzenleme, düzenleyici ve denetleyici organların yetki alanlarının genişletilmesidir. Bunun sonucunda söz konusu kurumlara yeni işlevler yüklenecektir. Yeni TTK nın kurumsal yönetim anlayışı, ABD deki Sarbenes Oxley Yasası ile ilgili yeni yaklaşımlara dayanmaktadır. Bu yeni yaklaşımlar, Yeni TTK nın temel gerekçesi olarak da belirtilmektedir 1. Yeni TTK nın, kurumsal yönetim ile ilgili bölümleri genel olarak Anglo Sakson Hukuk Sistemi çerçevesinde oluşturulan düzenlemelerdir. Bunun nedeni de, yasanın gerekçesinde belirtilen Cadbury Raporu nun yasanın hazırlanmasında dikkate alınmış olmasıdır. Buna göre şunu söyleyebilirim ki; kurumsal yönetim açısından teamüller de bir hukuk kaynağı olacaktır. Bu nedenle şirketlerin kendi iç düzenlemeleri hukuki ihtilaflarda başvurulacak düzenlemeler olarak karşımıza çıkacaktır. Şirket yönetimlerinde görev tanımları ve görev dağılımlarının belirlenmesi ve yetkilendirmede sınırları oluşturan yönetmelikler, önemli bir hukuki kaynak ve kurallar haline gelecektir. Bu durum, hukukçularımız tarafından tartışılması gereken önemli bir konudur. 1 Yeni TTK Genel Gerekçesi, s

56 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Konuşmamın bu kısmında, Yeni Türk Ticaret Kanunu nun Kurumsal Yönetim İlkeleri ile ilişkisini açıklamaya çalışacağım. Yeni TTK nın genel gerekçesinin 89. paragrafında kurumsal yönetim anlayışının temeli olan dört önemli blok açıklanmıştır: 1. Şeffaflık 2. Adillik 3. Sorumluluk 4. Hesap verebilirlik Bu dört blok aynı zamanda Yeni TTK da kurumsal yönetim anlayışının ilgili maddelerinin temelini oluşturmaktadır. Bu maddeleri biraz sonra açıklayacağım. Öncelikle belirttiğim bloklarla ilgili bazı bilgileri vermek zorundayım. Şeffaflık, şirketlerin şeffaflığı çerçevesinde bilgi toplumuna dayalı olarak tanımlanmıştır. Buradaki önemli nokta, şirket tanımı kapsamında yer alan tüm unsurlar için bu tanımın geçerli olmasıdır. Şeffaflık, şirketlere ortak olarak yatırım yapacaklar için bir araç niteliğinde düşünülmüştür. Buna örnek olarak, anonim şirketlere getirilen internet sitesi zorunluluğu verilebilir. Âdillik bloğu, şirketlere yönelik sosyal sorumluluklar getiren önemli bir ilkedir. Bu ilkeyle Eşit İşlem İlkesi kabul edilmiş olunmaktadır. Bu yeniliklerin yanında Yeni TTK nın, şirketlerin yönetim organlarının oluşumuna yönelik getirdiği yenilikler de vardır. Bu yenilikler, kurumsal yönetim anlayışının uygulanmasına dönük düzenlemelerdir. Yeni TTK da, yönetim kurullarının iki gruptan oluşmasını zorunlu kılan bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu Alman Hukuku nun sistemidir. Türk sisteminde ise yönetim kurulu aynı yetkilerle donatılmış üyelerden oluşmaktadır. Ancak, terhise (delegasyon) imkan tanıyan maddeler nedeniyle, yönetim kurullarının executive ve non-executive üyelerden teşekkül etmesi imkanı bulunmaktadır. Kurumsal Yönetim İlkeleri ne uygun olarak, Risklerin Erken Teşhisi ve Yönetimi Komitesi nin kurulması, payları borsada işlem gören şirketlerde zorunlu hâle getirilmiştir. Bunun dışında Atamalar Komitesi kurulmasına ilişkin bir yükümlülüğe Yeni TTK da yer verilmemiştir. Bu komitelerden sadece genel gerekçede, Kurumsal Yönetim İlkeleri nin önerileri olarak söz edilmektedir. Fakat Yeni TTK da bu komiteler zorunlu olarak öngörülmemiştir. Yeni Türk Ticaret Kanunu, anonim şirketlere, Kurumsal Yönetim İlkeleri temelinde yapılanmaları için zorunlu kurallar getirmektedir. Bu düzenlemelerin en önemlisi Uluslararası Finansal Raporlama ve Türkiye Muhasebe Standartlarına Uyum ile ilgili getirilen düzenlemelerdir. İlgili düzenlemeler Kurumsal Yönetim İlkeleri nin yasada yer alan hesap verilebilirlilik ve şeffaflık blokları ile de bağlantılıdır. Bu kapsamda, KOBİ lere yönelik geliştirilen Muhasebe Standartları, söz konusu bloklar çerçevesinde Kurumsal Yönetim İlkeleri nin küçük ve orta boy işletmeler tarafından da uygulanması yönünde bir zorunluluk olmaktadır. Mevcut kanundaki murakıplık kurumu zorunlu olmaktan çıkarılmış, bunun yerine kuruluşun, sermaye artırımının, yeniden yapılanmanın veya benzer önemli işlemlerin özel bir denetçi ile denetlenmesi öngörülmüştür. Bunun dışında, sermaye şirketlerinin UFRS ile uyumlu TMS na göre düzenlenmiş finansal tablolar ile yönetim kurulu faaliyet raporunun bağımsız denetçilerle denetlenmesi zorunluluğu getirilmiştir. Yeni TTK da, Kurumsal Yönetim İlkeleri, anonim şirketlerin kurumsal yapısını belirleyen düzenlemeler içinde yer almaktadır. Bu açıdan, Yeni TTK nın ikinci kitabı, dördüncü kısmında yer alan Anonim Şirketler başlığı altındaki maddeler dolaylı veya doğrudan Kurumsal Yönetim İlkeleriyle ilişkili olmaktadır. Yeni Türk Ticaret Kanunu nun 329. maddesinde anonim şirket tanımlanmıştır. Mevcut TTK da da yer alan klasik hükümlerden biri olan 331. madde ile geniş bir faaliyet alanına sahip olacak anonim şirket yapısı ifade edilmiştir. Yani, söz konusu şirketlerin faaliyet gösterecekleri alanların tanımlanmasına yönelik kısıt kaldırılmıştır. Yeni Türk Ticaret Kanunu nda sermaye kelimesi esas sermaye sistemini kabul edecek şirketler için sermayesini, kayıtlı sermaye sisteminde çıkarılmış sermayeye karşılık gelecek biçimde tanımlamıştır madde, anonim şirketlerin sermaye yapısı konusundaki koşullarını belirleyen bir düzenlemedir. Bu maddede sermaye kavramı halka açık ve açık olmayan şirketler için ayrı tanımlanmıştır. Kanunun önemli bir yoruma açık kısmı, asgarî sermaye tutarını belirleyen maddesindedir. Bu maddenin açık olmayan en önemli yönü, kayıtlı sermaye yönteminin bir sermaye artırım aracı olarak kabul edilerek, bir sermaye sistemi olarak benimsenmiş olmasıdır. Bu açıdan değerlendirildiğinde, şirketlerin esas sözleşmelerinde kayıtlı sermaye yöntemini bir sermaye artırım yöntemi olarak kullanıp kullanamayacakları, yönetmelikle düzenlenecektir maddenin 2. fıkrasında ise, Esas Sermaye Sistemi ya

57 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II nında, Sermaye Piyasası Kanunu nda halka açık anonim şirketler için kabul edilmiş olan Kayıtlı Sermaye Sistemi nin halka açık olmayan anonim şirketler de kabul edilmesine imkan tanıyan bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu nedenle, Kayıtlı Sermaye Sistemi nde, Sermaye Piyasası Kanunu ile paralel olarak başlangıç sermayesi ve çıkarılmış sermaye tanımları yapılmıştır. Üçüncü fıkrada ise, hakla açık olmayan şirketlerin, gerekli olan koşullarını kaybettiklerinde, kayıtlı sermaye sisteminden çıkışlarının şartları belirlenmiştir. Şeffaflık İlkesi çerçevesinde Yeni TTK da ayrıca; şirket kuruluşlarında, kuruculardan kuruluşla ilgili işlemlere ilişkin bir yazılı beyan istenmekte ve bu beyanın ticaret sicil dosyasına konularak, herkes tarafından incelenmesine imkan sağlanmaktadır. Pay sahibine; kamuyu aydınlatma, kurumsal denetim ve hesap verme ilkelerine göre düzenlenmiş bulunan kapsamlı bir bilgi alma ve inceleme hakkı tanınmıştır. Pay sahibinin özel denetim isteme hakkı yeniden düzenlenmiş ve genel kuruldan özel denetçi tayini talep hakkı her pay sahibine tanınmıştır. Yönetim kuruluna, yıllık faaliyet raporu yanında, ayrıca kurumsal yönetim açıklamasını düzenlemesi ve genel kurula sunması görevi getirilmiştir. Yeni TTK nın 357. maddesi ile Kurumsal Yönetim İlkeleri nden âdillik bloğu uygulamaya geçirilmiştir. Bu madde ile şirketlerin organlarına öznel veya keyfî kararlarla uygulama yapmalarına bir yasal sınır getirilmektedir. Böylece, bu maddeyle şirketlerin esas sözleşmelerindeki hükümlerin eşit bir şekilde uygulanması sağlanabilecektir. Âdillik ilkesinin TTK ile uygulamaya geçirilecek diğer önemli bir maddesi de, pay sahiplerine şirketten borçlanma yasağı getiren 358. maddedir. Bu madde, düzenleme olarak hukuk sistemimizde yenidir. Böylece söz konusu şirketle iş yapan diğer şirketler ve pay sahiplerinin diğer ortağı veya sahip olduğu şirketlerin iş ilişkilerinde eşitlik temel kural olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra yönetim kurulu üyeleri ve onlarla bağlantılı kişilerin de şirkete borçlanamayacakları ve şirketin bu kişiler için kefalet, garanti ve teminat veremeyeceği, sorumluluk yüklenemeyeceği, bunların borçlarını devralamayacağına ilişkin 395. maddeyi de dikkate almak gerekmektedir. Şirketlerin kurumsal yapısı içinde temel organ Yasada Yönetim Kurulu olarak belirtilmektedir. Yeni TTK, yönetim kurulunun tek üyeden oluşabileceği gibi modern bir yaklaşımı benimsemiştir. Bu yaklaşım; söz konusu şirketlerde uzman komite veya kurulların kurulması gerekliliği ile yeni bir kurumsallaşma sürecini ortaya çıkaracaktır. Yaklaşım, kanunda 359. madde ile yer almaktadır. Bu maddenin Kurumsal Yönetim İlkeleri ile doğrudan ilişkisi, maddedeki elektronik ortamda yönetim kurulunun toplanabileceği yönündeki; SPK nın halka açık şirketler için başlattığı uygulamanın bütün şirketlere bir imkân olarak getirilmesidir. Yeni TTK nın, 375. maddesi de yenidir. Bu madde, yönetim kurullarının devredilemez yetkilerini tanımlamaktadır. Bu madde ile, şirketlerin iç yönetmeliklerde yapılacak görev tanımlarının yönetim kuruluna ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, 375. madde, şeffaflık ve hesap verebilirlilik bloğunun uygulamasıyla ilgili bir maddedir. Bu madde ile şirketlerin yönetim şeması bir yasal zorunluluk çerçevesinde oluşturulmak zorundadır. Bunun dışında 375. maddenin C fıkrası, iç denetim biriminin oluşturulmasına yönelik bir düzenlemedir. Yeni TTK da ayrıca anonim şirketlerde temettü avansına imkan tanıyan bir düzenlemeye yer verilmiştir. Anonim şirketlerde pay devrini sınırlandırma imkanı kısıtlanmıştır. Yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin genel kurula katılmaları zorunluluğu getirilerek, Kurumsal Yönetim İlkeleri nden biri olan hesap verebilirlik yönünde bir adım daha atılmıştır. Kurumsal Yönetim İlkeleri nden biri olan Hakkaniyet (dürüstlük) ilkesi bağlamında genel kurul kararları ile yönetim kurul kararlarının geçersizliğine ilişkin yeni düzenlemeler yapılmış; yeni azınlık hakları yaratılmış, bu bağlamda haklı nedenlerin varlığı halinde pay sahibi tarafından şirketin feshinin mahkemeden talep edilebilmesine imkan sağlanmıştır. Yeni TTK da Bilgi Toplumu Hizmetleri başlığı altında düzenlenen Elektronik Kurumsal Yönetişim İlkeleri ile, pay sahiplerinin genel kurula katılma ve oy kullanma haklarını kolaylaştırıcı bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda, örneğin; pay sahibinin genel kurulda temsil edilmesi imkanı genişletilmiş, küçük pay sahiplerinin yönetim kuruluna üye seçmelerine imkan sağlayan birikimli oy kullanma (cumulative voting) ve genel kurullar başta olmak üzere tüm şirket toplantılarının tamamen elektronik olarak yapılması mümkün kılınmış, hatta pay senetleri borsada işlem gören şirketlere elektronik genel kurul imkanını pay sahiplerine sunma zorunluluğu getirilmiştir. E-Genel Kurul olanağı ve internet sitesi dışında, şirketlerin tüm yaşam döngülerinde güvenli elektronik imza ve zaman damgasını kullanmaları öngörülmüş, bu sayede dijital şirket e doğru önemli bir adım atılmıştır. YTTK md. 1525/f.2 nin atfına istinaden, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hazırlanan 25 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazete de

58 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II yayımlanan Kayıtlı e-posta Yönetmelik ve Tebliği ile elektronik ortamda ihtar, ihbar, sözleşme yapma, sözleşmeden dönme, sözleşme feshi, fatura, elektronik gönderme ve saklama sözleşmeleri ile elektronik ortamda tebligat yapma olanakları sağlanmış olmaktadır. Normal e-posta yoluyla yapılan haberleşmenin, güvenilir üçüncü taraflar (kayıtlı e-posta hizmet sağlayıcılar) üzerinden gerçekleştirildiği ve iletişim tüm aşamalarının delil oluşturması amacıyla kaydedildiği yeni bir iletişim sistemi alt yapısıdır. Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması, şirkete ilişkin her türlü belgenin elektronik ortamda arşivlenmesi, sayısal muhasebe sistemleri, elektronik ticaret sicili (MERSİS-Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Merkezi Sicil ve Kayıt Projesi) uygulamaları ticari hayatımıza girmiş olmaktadır. Sayın konuklar, bu maddelerle özellikle vermeye çalıştığım, anonim şirket yapısı altındaki kurumsallaşmanın çok farklı olacağının görülmesini sağlamaktır. Bununla birlikte, Yeni TTK da, Kurumsal Yönetim İlkeleri nin öncelikli olarak halka açık ve hisse senetleri İMKB de işlem gören şirketler için de öngörüldüğünü belirtmeliyim. Bununla ilgili düzenleme ise 378. maddedir. Yeni TTK nın, 378. maddesinde belirtilen şirketler için, yasanın 375. maddesinin (c) bendinde, Denetim Komitesi yanında diğer bir iç kontrol mekanizmasının kurulması konusunda da bir düzenleme yapılmıştır. Bu komitenin Denetim Komitesi nden farkı, şirketleri ilgilendiren risklerin öngörülmesine yönelik bir organ olmasıdır. Kanunda denetim kavramı, risklerin öngörülmesine yönelik olup, gelecekte ortaya çıkacak sonuçlarla ilgili olarak düşünülmüştür. Bu açıdan kanunda örtülü olarak yönetilebilir bir risk tanımlaması yapılmaktadır. Burada amaç, yönetim organlarını olası risklere karşı uyarmak ve gerekli kararların önceden alınmasını sağlamaktır. Bundan dolayı, riskin yönetimi ile ilgili komitenin sorumluluğu artmıştır. Bu durum Yeni erken uyarı sistemine özel önem verdiğini de göstermektedir. Bu nedenle de denetçilere özel olarak yeni görevler getirmektedir. Bununla ilgili düzenleme, Yeni TTK nın 398. maddesinin ikinci ve dördüncü, 402. maddesinin son ve 403. maddenin ikinci fıkrasıyla yapılmıştır. Şirketlerin karşı karşıya kalabileceği tehlikelerin tespitine yönelik olarak kurulacak Tehlikelerin Erken Teşhisi Komitesi, doğrudan Yönetim Kurulu Üyeleri nin içinden görevlendirilmeler yoluyla yapılabileceği gibi, üçüncü kişilerden de oluşturulmasına yönelik kolaylıklar sağlanmıştır. Risk Komitesi nin Yönetim Kurulu Üyelerinden oluşması durumunda, Şirket Yönetim Kurulu Üst Düzey Yönetim ve bunun dışındakiler olarak ikiye ayrılırlar. Tehlikelerin Erken Teşhisi Komitesi nin iki ayda bir Yönetim Kurulu na kanunda öngörülen hedeflere göre rapor vermesi gerekmektedir. Kanunda Tehlikelerin Erken Teşhisi Komitesi ayrıca bir iç denetim komitesinin görevlerini de yüklemektedir. Bununla birlikte, Kanunda Kurumsal Yönetim İlkeleri ne dayanarak kurulması gereken Atamalar Komitesi ile Ücretler-Finansal Haklar-Menfaatler Komitesi nin oluşturulmasına yönelik düzenlemeler SPK nın yetkisine bırakılmıştır. Buraya kadar yapılan açıklamaların sonucunda şunu ifade edebilirim ki; Yeni TTK nın açıklamaya çalıştığım üçüncü bölümündeki denetleme başlığı ile ilgili tüm maddeler Kurumsal Yönetim İlkleri nin şeffaflık ve hesap verebilirlik bloğu çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yasada dolaylı olarak Kurumsal Yönetim İlkeleri ile ilişkili olan 408. maddedir. Bu maddenin yürürlülükten kalkacak kanun ile arasındaki en önemli farklılık, C fıkrasıdır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında denetçinin ve işlem denetçilerinin seçimi ile görevden alınmaları nı açıklayan bu madde, genel kurulun devredilemez bir görevi olarak tanımlanmıştır. Yeni TTK tasarısının maddesi, Kurumsal Yönetim İlkeleri ile ilgili en önemli düzenlemedir. Bu madde ile şeffaflığın en üst düzeyde sağlanması amaçlanmıştır. Bu madde, Kurumsal Yönetim İlkeleri nin şeffaflık bloğunun ileri düzeyde uygulamaya sokulması olarak düşünülmelidir. Bu madde, sermayenin tabana yayılması ve sermaye piyasalarının gelişmesi ile ilgili bilgiye ulaşılmasında da kolaylıklar sağlayacaktır

59 Kurumsallaşmanın Sağlanmasında ve Kayıtdışı Ekonominin Engellenmesinde TMSK nin Rolü Doç. Dr. Orhan Çelik, TMSK Başkanı

60 GENEL OTURUM II KURUMSALLAŞMANIN SAĞLANMASINDA VE KAYITDIŞI EKONOMİNİN ENGELLENMESİNDE TMSK NİN ROLÜ Orhan Çelik, TMSK Başkanı Giriş Güvenilir finansal bilgilerin uluslararası düzeyde karşılaştırılabilirliğinin sağlanması küresel ölçekte ekonomik kaynakların etkin şekilde dağıtılmasını sağlayan önemli bir araçtır. Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK) ihtiyaca uygun, gerçek, güvenilir, dengeli ve karşılaştırılabilir finansal tabloların oluşturulması amacıyla ulusal muhasebe ilkelerini belirlemekte ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile tam uyumlu Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını yayımlamaktadır. Ekonomik ilişkileri önemli ölçüde değiştirmesi beklenen 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu nda (Yeni TTK) dünya ile entegre olma hedefindeki ülkemiz açısından finansal raporlama sistemi alanında devrim niteliğinde düzenlemeler yapılmıştır. Bu çerçevede, gerçek ve tüzel kişi tacirlerin gerek ticari defterlerini tutarken gerek bireysel ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken TMSK tarafından yayımlanan Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır. İşletmelerin Kurumsallaşma İhtiyacı ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarının Rolü Dünya ölçeğinde hemen hemen bütün ülkelerde ekonomik faaliyetlerin can damarı olan şirketlerin büyük çoğunluğu aile şirketlerinden oluşmaktadır. Dünyanın her yerinde ekonomik faaliyetlerin en önemli kısmı aile şirketleri tarafından gerçekleştirilmekle birlikte, kurumsallaşmayı başaramamaları durumunda ömürlerinin çok uzun olmadığı görülmektedir. Avrupa da, Amerika da yaşı yılı aşan çok sayıda irili ufaklı firmayarastlamak mümkündür. Türkiye de ise bu şekilde bir gelişme trendi gösteren firma yok denecek kadar azdır. İşletmelerde kurumsallaşmama ya da kurumsallaşamamaya bağlı olarak üretimin devamlılı

61 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II ğında sorunlar yaşanmakta, şirketlerin büyük bölümü ikinci kuşak tarafından yönetilemeden kapanmaktadır. 1 Kurumsallaşma, işletmeleri ailenin ve kişilerin etkisinden çıkaran, işletmenin belirlihedefler doğrultusunda yönetilmesini sağlayan birkavramdır.kurumsallaşmaişletmede belli bir sistem oluşturmayı ve onu kalıcı kılmayı amaç edinir. İşletmenin işleyişinde alınan kararlardan personel alınışına kadar her şey bir kurala bağlanmıştır. Kişilerin değişmesi yönetim anlayışınıdeğiştirmez. Firma içinde var olan dosyalama, arşivleme, raporlama, grup çalışması gibi kavramlar yerleşmiş ve bir kere öğrenildiğinde bir daha çok fazla değişmeyecek kavramlar haline gelmiştir. 2 Ülkemiz ekonomisini ve ticari hayatınıönemli derecede etkilemeyebaşlayan küreselleşme olgusunun yanı sıra,özellikle doksanlı yıllardan sonra sıklıkla yaşanan ekonomik krizler, şirketlerin yönetim yapılarını yenilemelerini, başka bir deyişle kurumsallaşma yı bir gereklilik olarak işletmelerimizin karşısına çıkarmıştır. Özellikle uluslararası entegrasyon sürecinde şirketlerrekabet güçlerini korumak için modern yönetim ilkelerini uygulamaya başlamış ve uluslararası bankacılık ve ticaret kurallarının gereklerini yerine getirme zorunluluğu, şirketlerin kurumsallaşma sürecini hızlandırmalarına yol açmıştır. İşletmelerinkurumsallaşmasının sağlanması, organizasyon yapılarının geliştirilmesi, kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden, çağın gereklerine hızla uyum sağlayan ve rekabetçi bir anlayışlayönetilmesi günümüzde bir zorunluluk haline gelmiştir. Şirketlerde kurumsal bir yönetim yapısı oluşturmak için belirlenen kurumsal yönetim ilkelerinden biri şeffaflıktır. Şeffaflık, şirketlerin çevrelerindeki diğer kurumlar ve kamuoyu ile olan ilişkilerine, beraber çalıştıkları müşterilerine ve ulusal ve uluslararası düzenlemelere karşı şeffaflığı sağlaması, standartlara uyması, şirket ile ilgili bilgilerin zamanında ve doğru şekilde paylaşılması anlamına gelir. 3 Şirket yönetiminde şeffaf bir sistemin oluşturulması için öncelikle kayıt dışılığın ortadan kaldırılması ve etkin birmuhasebe ve finansal raporlama sisteminin oluşturulması gerekmektedir. Şirketlerin birincil sorumluluğunun yasalar çerçeve- 1 Dilek Birbil ve Ö. Özdemir. Kütahya İli Sanayi İşletmelerinde Kurumsallaşma Düzeyi Araştırma Raporu. Milli Prodüktivite Merkezi. Kasım Ankara 2 MustafaBüte. Aile İşletmelerinin Kurumsallaşma Sürecinde Yaşadığı Sorunlar. Akademik Bakış Dergisi. Ekim Kurumsal Yönetim İlkeleri. OECD sinde ve adil ticaret ilkelerine bağlı kalarak kâr etmek olduğunu dikkate alırsak, şirketin finansal durumunun yakından takip edilebilmesi ve bu konuda sağlıklı verilere ulaşılabilmesi paydaşlar açısından büyük önem taşımaktadır. 4 Şirketlerde şeffaf bir raporlama sisteminin oluşturulması ve işler bir muhasebe sisteminin oturtulması noktasında TFRS lerin sürece çok önemli katkıları olacaktır. İşletmeler tarafından TFRS lerin uygulanmasıyla birlikte, kaliteli ve karşılaştırılabilirlik niteliklerine sahip raporlama yapılabilecek ve finansal tablolar şeffaf, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir ve güvenilir nitelikte olacaktır. Bu sayede faaliyetlerini etkin ve sürekli bir şekilde yürütmek isteyen işletmeler açısından bir zorunluluk haline gelen kurumsallaşma sürecinin önemli koşullarından biri yerine getirilmiş olacak ve işletmelerde etkin bir muhasebe ve finansal raporlama sistemi oluşturulması açısından önemli bir adım atılmış olacaktır. İşletmelerin kurumsallaşma süreçlerini tamamlamaları finansman kaynaklarına da kolay oluşmalarını sağlayacaktır. Finansman kaynaklarına erişim konusunda önümüzdeki dönemlerde işletmeleri etkileyecek olan düzenlemelerden biri Basel II dir. Basel II nin hayata geçmesiyle birlikte, işletmeler büyükbir kültürel değişimden geçeceklerdir. İşletmeler çoğu zaman özsermayelerinin zayıf olmasınedeniyle finansal sorunlarla karşılaşmaktave genellikle öz sermayeleri yetmediği takdirde finansman sağlamak için bankalara başvurmaktadırlar. 5 BaselII kapsamında bağımsız derecelendirme kuruluşlarıile bankalar tarafından derecelendirmeyetabi tutulacak olan işletmelerin değerlendirilecekolan özelliklerinin başında, sahip olduklarıişletme sermayesi gelmektedir. 6 Güçlü sermayeyapısına sahip ve derecelendirme notu yüksekolan işletmelere bankalar tarafından verilecekkredilerin faizleri daha düşük olacaktır. Basel II nin özellikle son finansal krizde gözlemlenen eksikliklerini tamamlayan bir ek düzenleme seti niteliğinde olan Basel III ise, küresel bankacılık sisteminde riskleri azaltacak yeni bir gözetim-denetim sistemi oluşturmayı amaçlamaktadır. 7 Basel III kuralları ile krediye erişim sorunu yaşayan işletmelerin yüksek riskli sınıfta yer almaları durumunda uygun koşullarda krediye erişim imkânları daha da zorlaşacaktır. 4 MelsaArarat Bankacılık ve Denetleme Düzenleme Kurumu ARD Çalışma Raporları. Haziran, Ankara. 6 Türkiye Bankalar Birliği. Risk Yönetimi ve Basel II nin KOBİ lere Etkileri Ankara 7 Ankara Ticaret Odası. Basel II KOBİ lerin Kredi Riski ve Derecelendirilmesi Ankara

62 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Kurumsallaşma alanında olduğu gibi işletmelerinbu süreçte de şeffaflığailişkin sorunlar yaşaması muhtemeldir. Kayıt dışıişlemlerin kayıt içine alınmasının talep edilmesi,bankalar tarafından daha fazla bilgi, belgeistenerek firmaların daha yakından izlemeyealınması, finansal tabloların gerçek kapasiteleriniortaya koymaktan uzak olması işletmelerinkarşılaşabilecekleri şeffaflık sorunlarındandır. Basel II ve Basel III sistemlerinde kayıt dışılık kredi açısından risk primini arttıracağından, finansal tabloların şeffaflığı bir zorunluluk haline gelecektir. 8 Bu nedenle, işletmelerin kayıt düzenlerini gözden geçirerek,şeffaf ve muhasebe standartlarınauyumlu tablolar hazırlamaları ve kayıtdışı işlemleri kayıt altına almaları kaçınılmaz hale gelecektir.tfrs lerin kullanılmasıyla, kredi kuruluşları için geçerli finansal tablolar üretilecek ve bu sayede küresel düzeyde finans kaynaklarına ulaşmak mümkün olabilecektir. Bankalar dışında finansman kaynaklarına ulaşmanın bir diğer yolu ise sermaye piyasalarıdır. işletmelerin kredilendirilirken, kredi verilen işletmenin performansı ve ödeme gücünden ziyade işletme sahibinin kişi olarak gösterebileceği teminatların dikkate alınması, ticari bankaların bu tür kurumsallaşmayan işletmeleri riskli görmeleri nedeniyle uzun vadeli kredi açma konusunda isteksiz davranmaları ve ipotek karşılığında kredi kullandırmayı tercih etmeleri nedeniyle işletmeler tarafından kullanılan kredi hacmi düşük, kredi maliyeti ise yüksektir. 9 Bu sebeplerle, işletmelerin sermaye piyasalarından yararlanmaları amacıyla SPK ve İMKB tarafından büyüyen işletmelere ait sermaye piyasası araçlarının işlem göreceği organize bir piyasa oluşturulması planlanmış ve İMKB bünyesinde İMKB Gelişen İşletmeler Piyasası nın kurulması amacıyla 18 Ağustos 2009 tarihli Resmi Gazete de bir yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu çerçevede finansman kaynağı bulmak amacıyla söz konusu piyasaya açılacak işletmeler TFRS leri uygulayarak önemli bir ön hazırlık gerçekleştirmiş olacaklardır. Bununla birlikte işletmeler, kendi performanslarını ve büyümelerini daha etkin ölçme ve yönetmenin yanında; uluslararası piyasalardan finansman sağlanmasında, borçlanma maliyetlerinin düşürülmesinde, uluslararası şirket satın alma ve birleşme veya yeni ticari işbirliklerinde avantaj sağlayacaklardır. Sonuç Şirketlerin kurumsallaşması diğer koşulların yanı sıra kaliteli bir finansal raporlama sistemi ile mümkün olabilmektedir. Bu aşamada TMSK nın yayımladığı Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile tam uyumlu Türkiye Finansal Raporlama Standartlarının şirketlerce uygulanması süreci hızlandıracaktır. Özellikle KOBİ ölçekli işletmelerde etkinin daha belirgin olacağı açıktır. KAYNAKÇA Ankara Ticaret Odası. Basel II KOBİ lerin Kredi Riski ve Derecelendirilmesi Ankara Ararat, Melsa. Erişim Tarihi: Bankacılık ve Denetleme Düzenleme Kurumu ARD Çalışma Raporları. Haziran, Ankara. Birbil, Dilek,Özdemir, Özlem. Kütahyaİli Sanayi İşletmelerinde Kurumsallaşma Düzeyi Araştırma Raporu. Milli Prodüktive Merkezi. Kasım Ankara Büte, Mustafa. Aile İşletmelerinin Kurumsallaşma Sürecinde Yaşadığı Sorunlar. Akademik Bakış Dergisi. Ekim Devlet Planlama Teşkilatı. Finansal Hizmetler (Mali Piyasalar, Finans Kurumları, Bankacılık, Sigortacılık) Özel İhtisas Komisyonu Raporu Ankara. Devlet Planlama Teşkilatı. Kobi Stratejisi ve Eylem Planı( ). Ocak,2009. Ankara Kurumsal Yönetim İlkeleri. OECD Türkiye Bankalar Birliği. Risk Yönetimi ve Basel II nin KOBİ lere Etkileri Ankara. 8 Devlet Planlama Teşkilatı. Kobi Stratejisi ve Eylem Planı( ). Ocak,2009. Ankara 9 Devlet Planlama Teşkilatı. Finansal Hizmetler (Mali Piyasalar, Finans Kurumları, Bankacılık, Sigortacılık) Özel İhtisas Komisyonu Raporu Ankara

63 Orta ve Uzun Vadede Kayıt Dışı Kazanç İle Kayıtlı Kazanç Arasındaki Fayda Maliyet Analizi Dr. Sezai Tanrıverdi, Yazıcılar Holding Genel Müdürü

64 Uluslararası Alanda Muhasebe ve Denetim Meleğinin Yeniden Yapılandırılması GENEL OTURUM II ORTA VE UZUN VADEDE KAYIT DIŞI KAZANÇ İLE KAYITLI KAZANÇ ARASINDAKİ FAYDA MALİYET ANALİZİ Dr. Sezai Tanrıverdi, Yazıcılar Holding Genel Müdürü I- GİRİŞ Günümüz ekonomilerinin önemli sorunlarından birisi olan kayıtdışı ekonomi, nedenleri, sonuçları ve işleyişi bakımından karmaşık bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınması gerek gelişmekte olan ülkeler için gerekse gelişmiş ülkeler için çözümlenmesi gereken ciddi bir sorun haline gelmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik sorunları içerisinde kayıtdışı ekonominin diğer sorunlara göre ayrı bir yeri ve önemi vardır. Kayıtdışı ekonominin nedenlerine ve sonuçlarına bakıldığında; bağımlı ve bağımsız bir değişken olarak, diğer ekonomik sorunlardan etkilendiği ve aynı zamanda bu sorunları etkilediği gözlenmektedir. Daha da önemlisi ekonomik faktörler dışında sosyal, siyasi, psikolojik ve ahlaki nedenlerin tamamıyla yakın ilişki içinde olduğu görülen kayıtdışı ekonomi, teorik olarak birçok çözüm önerileri sıralanan; ancak bir türlü ortadan kaldırılamayan bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Yanısıra, kayıtdışı ekonomi içinde mütalaa edilen ekonomik aktivitelerin ve birey davranışlarının hangi seviyede kayıt altına alınması gerektiği; kayıtlılık seviyesinin tam ve mükemmel olmasının ekonominin bütünü ve bireylerin refahı için iyi ve gerekli olup olmadığı; deyim yerindeyse avucundaki kuşu çok sıkarak öldürmek yerine, yine avucunda tutmak fakat öldürmeyecek kadar serbest bırakmanın daha iyi olup olmadığı üzerinde tartışılan ancak karar birliğine varılamayan hususlardır. Bu çalışmada kayıtdışı ekonominin tanımı, unsurları, nedenleri, sonuçları, Dünya da ve Türkiye deki boyutları literatürden yararlanmak suretiyle ortaya konulacak; ardından, bir önceki paragrafta belirtilen tartışmadan hareketle gerek ekonomik birimler (firmalar/ girişimciler) gerekse ekonominin bütünü yönünden, kayıtdışı olmanın ya da kayıt altında faaliyet göstermenin fayda ve maliyetleri analiz edilecektir

65 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II II- KAYITDIŞI EKONOMİ NİN TANIMI, UNSURLARI Literatürde kayıtdışı ekonomiyi kısmen ya da tamamen karşılamak üzere çok farklı terimler kullanılmaktadır. Bunlar; Gayrıresmi Ekonomi Resmi Olmayan Ekonomi Beyandışı Ekonomi Enformel/İnformel Ekonomi/Sektör Kara Ekonomi Gri Ekonomi Nakit Ekonomisi Paralel Ekonomi Gizli Ekonomi Saklı Ekonomi Gölge Ekonomi Vergidışı Ekonomi Vergisiz Ekonomi Kravatsız Ekonomi Faturasız Ekonomi Yasadışı Ekonomi Kayıp Ekonomi Kuraldışı Ekonomi/Sektör Düzensiz Ekonomi İllegal Ekonomi Yeraltı Ekonomisi Karaborsa Ekonomisi Alacakaranlık Ekonomisi Görünmez Ekonomi Gözlenemeyen Ekonomi Marjinal Ekonomi İkinci Ekonomi İkincil Ekonomi Informel Economy Black Economy Parallel Economy Underground Economy, Subterranean Economy Bu terim zenginliğinin temel sebebi, kayıtdışı ekonomiyi oluşturan faaliyetlerin içeriğindeki çeşitliliktir. Kayıtdışı ekonomi tanımı içerisinde mevcut faaliyetin gizliliği belirtilmek isteniyorsa, gölge ekonomi, gizli ekonomi, saklı ekonomi, yeraltı ekonomisi, kara ekonomi, alacakaranlık ekonomisi; faaliyetin yasa dışılığı belirtilmek isteniyorsa kara ekonomi, gri ekonomi, illegal ekonomi veya yasadışı ekonomi; faaliyetin devletin bilgisi dışında tutuluyor olması belirtilmek isteniyorsa gayrı resmî, resmî olmayan, enformel veya kayıtdışı ekonomi ve son olarak faaliyetin önemsiz olması sebebiyle resmî GSMH kayıtlarında tutulmayışı belirtilmek isteniyorsa marjinal ekonomi, ikinci ekonomi, ikincil ekonomi gibi ifadeler kullanılmaktadır. 1 GSMH Bir ekonomide bir yıl içinde üretilen nihai mal ve hizmetlerin parasal değerleri toplamıdır. GMSH, ülke ekonomilerinin gelişmelerini izleyen ve ülkelerin birbirleriyle karşılaştırılmasını sağlayan bir ölçüt ya da ölçme yöntemidir. Genel olarak daha fazla mal ve hizmet üretimi yoluyla yaşam standartlarının yükseldiği kabul edilir. Bu sebeple GSMH, ülkelerin/ ülke insanlarının yaşam seviyelerinin/standartlarının bir göstergesi olarak da kabul edilir. Kayıtdışı Ekonomi ise, bir ekonomide bir yıl içinde üretilen fakat GSMH hesaplamasına/ kapsamına girmeyen mal ve hizmetlerin parasal değeri olarak tanımlanmaktadır. Ya da, aynı bazdan hareket etmek üzere; kayıtdışı ekonomi, bilinen istatistik yöntemlerine göre tahmin edilemeyen ve GSMH hesaplarını elde etmede kullanılamayan gelir yaratıcı ekonomik faaliyetlerin tümüdür 2. Bu tanım uyarınca, milli gelir hesaplarına kayıtlı olmayan faaliyetler, kayıtdışı ekonomiyi oluşturur. Bu ise, ekonomik faaliyetlerin belgeye ve kayda dayandırılmaması ya da faaliyetlerin, içeriği gerçeği yansıtmayan belgelerle gerçekleştirilerek kamu otoritesinin bilgisi dışına taşınmasıdır. 3 Buna göre, bir ekonomide üretilen mal ve hizmetlerin bir kısmı fiyata konu olmadığından (fiyatlandırılmadığından), bir kısmı ise fiyatlandırıldığı halde vergi tasarrufu amacıyla ya da üretimi ve ticareti kanunlarla yasaklanmış olduklarından nakit ya da sair kayıtdışı ödeme yolları ile işlem görmeleri sebebiyle ulusal gelir hesaplarına intikal etmemektedir. 1 Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği, a.g.e., TÜSİAD Büyüme Stratejileri Dizisi No: 8, Yayın No: TÜSİAD-T/ /428, İstanbul, Aralık 2006, s. 30; Maliye Bakanlığı, Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı , Ankara, 2008, s Türkmen Derdiyok, Türkiye nin Kayıtdışı Ekonomisinin Tahmini, Türkiye İktisat Dergisi, Sayı: 14, s. 54, Mayıs Vuslat Us, Kayıtdışı Ekonomi Tahmini Yöntem Önerisi: Türkiye Örneği, Türkiye Ekonomi Kurumu Tartışma Metni, Haziran

66 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Kayıtdışı ekonomi; birbirlerinden bazı temel özellikleri sebebiyle ayrılan gayrı resmi sektör, kayıtdışı sektör ve suç sektörü (kriminal sektör) şeklinde üç başlık altında irdelenmektedir. Bir başka ifadeyle, bu üç grubun yarattığı fakat GSMH hesaplamasına dahil edil(e) meyen üretim ve ticaret aktiviteleri kayıtdışı ekonomiyi oluşturmaktadır. Gayrıresmi Sektör - Hane halkları sektörü: Üretilen mal ve hizmetlerin ticareti yapılmamaktadır; piyasa fiyatı bulunmamaktadır; GSMH hesaplarına girmezler; ancak gelişmekte olan ülkelerde yaşamsal öneme haizdirler. - Geçimlik üretim yapan çiftçiler - Küçük ölçekli işletmeler Kayıtdışı Sektör - Üretimi ve dağıtımı yasak olmayan mal ve hizmetlerin üretimi ve ticareti; - Bu faaliyetlerin kısmen ya da tamamen yasal ve idari otoritelerin bilgisi ve kontrolü dışında bırakılması; - Bunu teminen yasal defterlere eksik kayıt, hileli kayıt; çift defter tutulması; - Bunun sonucu olarak finansal tabloların ve idari otoritelere yapılan her türlü beyanın gerçek durumu ve sonuçları yansıtmaması. Suç Sektörü (Kriminal Sektör) (İllegal Aktiviteler) - Üretimi ve dağıtımı yasak olan mal ve hizmetlerin üretimi ve ticareti (Bu çalışmada her ne kadar kayıtdışı ekonominin bir parçası olsa da, suç sektörü kapsam dışında bırakılmış; çalışma gayrıresmi sektör ve kayıtdışı sektör esas alınarak yürütülmüştür.) Türkiye de kayıtdışı ekonomi üzerine tartışmalar, özellikle kamu kesimi finansman açığının önemli bir makro ekonomik tehdit halini aldığı 1990 ların başında yoğunlaşmaya başlamıştır. Ancak, tartışmaların tetikleyicisinin bütçe açığı ve buradan hareketle vergi gelirleri olması sebebiyle, kamuoyunda kayıtdışı ekonomi ile vergiye tabi olan fakat vergilendirilemeyen gelir, harcama ve servet unsurları hemen hemen aynı olgular olarak değerlendirilmiştir. Yukarıdaki kavram zenginliği de bir ölçüde göstermektedir ki, kayıtdışı ekonomi ile vergilendirilemeyen matrahlar her zaman aynı şeyler değildir. Bu iki olgu kimi (ve çoğu) zaman çakışmaktadır; kayıtdışı ekonomik faaliyet, vergi dışında kalmakta, vergilendirilememektedir. Ancak bu husus kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin sadece vergi dışında bırakılmış ekonomik faaliyetler olarak değerlendirilmesi için yeterli değildir. Örneğin, kişinin kendi evini boyaması ya da kendi aracını tamir etmesi sebebiyle mevcut olmayan bir gelir/harcama üzerinden gelir ya da harcama vergisinin alınması söz konusu olamaz. Ancak, bu hallerde de harcama yöntemiyle hesaplanacak (ya da hesaplanması gereken) GSMH, gelir üzerinden hesaplanacak GSMH yı aştığından kayıtdışı ekonominin varlığı kabul edilir. III- KAYITDIŞI EKONOMİ NİN BOYUTLARI Kayıtdışı ekonomik faaliyetler, adı üzerinde kayda dayanmaz; ya da var olan kayıtlar gerçek durumu yansıtmaz. Bu sebeple ölçülmeleri (daha doğru bir ifadeyle tahmin edilmeleri) ancak bir dizi istatistiki ve ekonometrik modellerin uygulanabilmesi ile mümkün olur. Aşağıda -çok kısa olarak- ölçme yöntemlerinden söz edilecek; ardından bu yöntemler kullanılarak Dünya da ve Türkiye de kayıtdışı ekonominin boyutu üzerine yapılmış çalışmaların sonuçları sergilenecektir. A) Ölçümleme Problemi ve Ölçme Yöntemleri Kayıtdışı ekonomik faaliyetler, faaliyet sahiplerinin gerek kazanç üzerinden ödenecek vergilerden gerekse elde edilen kazançların tüketilmesi sırasında doğacak dolaylı vergilerden kaçınmaları sebebiyle nakit hareketlerine dayanır. Bu sebeple kayıtdışı ekonominin ölçümlenmesi kesin çizgilerle mümkün olamamaktadır. Bununla birlikte, kayıtdışı ekonominin ölçülmesine (tahminine) yönelik geliştirilmiş ve uygulanmakta olan kimi yöntemler bulunmaktadır. Bunlar şöylece özetlenebilir 4 : a) Kayıtdışı Ekonomiyi Doğrudan Ölçme Yöntemleri (Mikro Yaklaşım) Kayıtdışı ekonomiyi anketler yoluyla doğrudan ölçen bu yöntemin, sorulara verilen yanıtların gizlenmesi eğilimi sebebiyle güvenirliği tartışmalıdır. 4 Us, a.g.e., s

67 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II b) Kayıtdışı Ekonomiyi Dolaylı Ölçme Yöntemleri (Makro Yaklaşım) Bu yöntemde kayıtdışı ekonominin büyüklüğüne ilişkin bilgi/fikir vermesi muhtemel makro ekonomik göstergelerin zaman içerisindeki değişimleri ölçülmektedir. Makro yaklaşımlar, kullanılan veri setine bağlı olarak şu yaklaşımlardan oluşmaktadır: - GSMH Yaklaşımı o Üretim yöntemi ile GSMH o Gelir yöntemi ile GSMH o Harcama yöntemi ile GSMH - Vergi İncelemeleri Yoluyla Ölçme Yaklaşımı - İstihdam Yaklaşımı - Parasalcı Yaklaşım o Sabit oran yaklaşımı o İşlem hacmi yaklaşımı o Ekonometrik yaklaşım - Elektrik Üretimi Yaklaşımı o Basit elektrik üretimi yaklaşımı o Değiştirilmiş elektrik üretimi yaklaşımı o Karma elektrik üretimi yaklaşımı Bu yöntemlerin farklı sonuçlar verdiği Tablo 2 den anlaşılacaktır. Bununla birlikte, Us tarafından TCMB ve World Development Indıcators kaynaklarından hareketle hazırlanan aşağıdaki iki ayrı şekil, kullanılan yöntemlerin birbirlerinden çok farklı kayıtdışı ekonomi büyüklüklerine ulaştığını göstermektedir. Bu sebeple, elde hiçbir şey olmamasına göre kimi analizlerin yapılması faydalı görülmekle birlikte, kanaatimizce, ulaşılan sonuçlara temkinli yaklaşılmalı; ekonomi ve maliye politika yapıcıları bu sonuçları mutlaka filtre ettikten sonra karar mekanizmasına getirmelidirler. Şekil 1: Kayıtdışı Ekonominin Büyüklüğünün Ölçülmesinde Kullanılan Yöntemlerin Karşılaştırması-1 Kaynak: Vuslat Us, Kayıtdışı Ekonomi Tahmini Yöntem Önerisi: Türkiye Örneği, Türkiye Ekonomi Kurumu Tartışma Metni, Haziran 2004, s. 43. Şekil 2: Kayıtdışı Ekonominin Büyüklüğünün Ölçülmesinde Kullanılan Yöntemlerin Karşılaştırması-2 Kaynak: Vuslat Us, Kayıtdışı Ekonomi Tahmini Yöntem Önerisi: Türkiye Örneği, Türkiye Ekonomi Kurumu Tartışma Metni, Haziran 2004, s

68 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II B) Dünya da Kayıtdışı Ekonominin Boyutu Kayıtdışı ekonomi salt Türkiye ye ya da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere has bir olgu değildir. Aşağıdaki tablo bu durumu ortaya koyar niteliktedir. İktisaden gelişmiş ülkelerde de kayıtdışı ekonomi yaşam alanı bulabilmekte ve küresel rekabetin artması, bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi, buna bağlı olarak üretimde esnekliğin artmasıyla birlikte etkisini her geçen yıl daha da artırmaktadır. Dünya da kayıtdışı ekonomi, Dünya ekonomisinden %0,2-%0,5 daha hızlı büyümektedir. Ilımlı hesaplamalarda dahi, Dünya kayıtdışı ekonomisinin büyüklüğünün, dünya reel GSMH sının %10 unu aştığını göstermektedir yılında Dünya kayıtdışı ekonomi hacminin 4 trilyon doları aştığı hesaplanmaktadır. Bu rakam hemen hemen yıllık Dünya mal ihracatı toplamına eşittir. Kayıtdışı ekonomi hacminin hızla büyümesi ve bununla nasıl mücadele edilmesi gerektiği hususunda bir konsensüsün bulunmaması, Dünya ekonomisinin en dikkati çeken özelliklerinden birisidir 5. Tablo 1: Çeşitli Ülkelerde Kayıtdışı Ekonominin Boyutu Ülkeler Kayıtdışı ekonomi/gsmh (Kayıtlı Ekonomi) Japonya, İsviçre, ABD, Avusturya % 8 10 İsveç, İrlanda, Norveç, Danimarka, Fransa, Hollanda, Almanya, İngiltere % Yunanistan, İtalya, İspanya, Belçika, Portekiz % Rusya, Litvanya % Hong Kong, Singapur % 13 Sri Lanka, Malezya, Güney Kore % Nijerya, Mısır % Guatamala, Peru, Panama % Tayland % 70 Macaristan, Bulgaristan, Polonya % Romanya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti % 9 16 Gürcistan, Azerbaycan, Ukrayna, Belarus % Gelişmiş Ülkeler Ortalaması % 15 Gelişmekte Olan Ülkeler Ortalaması % 30 Kaynak: Journal of Economics Literature, Mart Hakan Çetintaş, Türkiye de Kayıtdışılığın Fayda-Maliyet Analizi, Çimento İşveren Dergisi, 2003, Sayı 17, s.5-6. Bu konuda farklı ölçme yöntemleri ile yapılmış çalışmalarda da yukarıdaki tablodan farklı sonuçlar verse de gelişmiş ülkeler dahil, kayıtdışı ekonominin bir realite olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örneğin, Nuray Altuğ a göre kayıtdışı ekonominin boyutu; Gelişmiş Ülkeler 1. Grup: Fransa, Almanya, Japonya, Norveç, İsviçre, Birleşik Krallık ta; GSMH nın %0~%10 u, 2. Grup: Belçika, Kanada, İtalya, ABD de; GSMH nın %10~%20 si Gelişmişte Olan Ülkeler Hindistan da GSMH nın %10~%50 si, Peru da GSMH nın %40 ı seviyesindedir 6. ABD ndeki kayıtdışı ekonominin seviyesi, GMSH hesaplamalarını yapan The Bureau of Economic Analysis e göre GSMH nın %3 ü ya da daha azı 7 ; Internal Revenue Service e göre en az GSMH nın %8 i 8 ; Rudiger ve Fischer e göre geleneksel olarak GSMH nın %3-4 ü, radikal olarak GSMH nın %33 ü 9 dür. Yine Rudiger ve Fischer e göre Kanada da GSMH nın %4~%25 i 10 ; Liverpol Üniversitesi Araştırma Grubu nun 1985 yılında yaptığı araştırmaya göre Birleşik Krallık ta GSMH nın %14,5 i 11 seviyesinde kayıtdışı iktisadi faaliyet mevcuttur. Schneider tarafından 2001 yılında yapılan bir çalışmada kayıtdışı ekonominin büyüklüğü ülkeler arasında mukayeseli olarak ölçülmüştür. Schneider in gelişmekte olan ekonomiler, geçiş ekonomileri ve OECD ülkelerinden oluşan 110 ülke itibariyle yaptığı çalışma sonucunda, 2000 yılındaki kayıtlı ekonominin ortalama büyüklüğünün yüzdesi olarak kayıt dışı ekonominin ortalama büyüklüğü, gelişmekte olan ülkelerde %41, geçiş ekonomilerinde %38 ve OECD ülkelerinde %18 olarak belirlenmiştir 12. (Türkiye %32,1 ile OECD ortalamasının oldukça üzerindedir.) 13 6 Nuray Altuğ, Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ekonomilerde Kayıtdışı Ekonominin Kapsamı, Mali Çözüm Dergisi, Sayı: 25, Mart-Nisan Dornbusch Rudiger ve Stanley Fischer, Macroeconomics, Mc Grawhill International Editions, 5. Baskı, 1990, s Rudiger ve Fischer,a.g.e., s Rudiger ve Fischer,a.g.e., s Rudiger ve Fischer,a.g.e., s Altuğ, a.g.m. 12 Schneider in çalışmasına konu ettiği 110 ülkenin kayıtdışı ekonomi büyüklüklerine çalışmamızın sonunda, Ek Tablo da yer verilmiştir. 13 Maliye Bakanlığı, Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı , Ankara, 2008, s

69 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Şekil 3: Çeşitli Ülkelerde Kayıtdışı Ekonominin Boyutu Kaynak: Friedrich Schneider, Size and Measurement of the Informel Economy in 110 Countries Araund the World, Temmuz C) Türkiye de Kayıtdışı Ekonominin Boyutu Türkiye de yıllarını kapsayan ve değişik tahmin yöntemleri kullanılarak yapılan çalışmalar sonucunda kayıtdışı ekonomi (Kayıtdışı Ekonomi/GSMH olarak) %1 den %137,80 e dek birbirleriyle telifi kabil olmayan büyüklüklerle ifade edilmektedir. Ölçme ya da tahmin metotlarının farklı sonuçlar vereceği veri ise de, bu denli farklı sonuçların kabul edilebilirliği tartışmalıdır. Aşağıdaki tabloda Türkiye için yapılan tahmin/ölçme çalışmalarının özet sonuçları yer almaktadır: Tablo 2: Türkiye de Kayıtdışı Ekonominin Boyutu Araştırmacılar Tahmin Yöntemleri Yılı Kayıtdışı Ekonomi / GSMH (%) Altuğ O. Kayıtdışı Ücret/İstihdam Yaklaşımı ,00 Derdiyok T. Parasalcı Yaklaşım Vergi Yaklaşımı - Vergi İnceleme - En Düşük Vergi Oranı - Sıfır Vergi Oranı * 1991* 1991* 27,30 40,40 7,78 26,20 Derdiyok T. Vergi Yaklaşımı ,94 Hakioğlu D. Parasalcı Yaklaşım - Ekonometrik ,80 Hakioğlu D. Ekonometrik ,00 Özsoylu A. F. GSMH Yaklaşımı Parasalcı Yaklaşım - Sabit Oran Yaklaşımı - İşlem Hacmi Yaklaşımı ,50 11,50 11,50 Özsoylu A. F. Nakit Oranı ,7 Kasnakoğlu Z. Parasalcı Yaklaşım - Ekonometrik 2 (Varsayımlardaki farklılıklara göre) ,748 9,338 7,244 9,069 Kasnakoğlu Z. Nakit Oranı Ekonometrik İşlem Hacmi ,0 61,0 9,0 13,0 31,0 Koçoğlu Duyarlılık Analizi ,6 26,5 Temel A. Şimşek A. Yazıcı K. Harcamalar Yaklaşımı Vergi Yaklaşımı Parasalcı Yaklaşım - Sabit Oran Yaklaşımı - İşlem Hacmi Yaklaşımı - Ekonometrik ,50 16,40 1,91 1,91 7,

70 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Timtek B. A. Vergi Yaklaşımı ,40 Çetintaş, Vergil Ekonometrik Parasal Tahmin Ekonometrik Parasal Tahmin ,0 24,7 Çetintaş, Vergil Ekonometrik Yaklaşım Yamak Ekonometrik ,00 Temel A. Şimşek A. Yazıcı K. Ekonometrik Yaklaşım İşlem Hacmi Vergi Yaklaşımı ,1 1,9 29,9 16,4 Ilgın Öğünç, Yılmaz Basit Parasal Oran Basit Parasal Oran Ekonometrik Oran Ekonometrik Oran Nakit Oranı Sabit Oran Yaklaşımı ( ) Sabit Oran Yaklaşımı ( ) Sabit Oran Yaklaşımı ( ) Vergi Yaklaşımı ) Basit Elektrik Üretimi Yaklaşımı Karma Elektrik Üretimi Yaklaşımı ,2 55,3 47,2 45,30 53,90 54, Us Schneider Karma Yöntem ,2 Schneider, Model Yaklaşımı ,0 35,0 Savaşan Hesap İnput-Output Yöntemi Uzmanları (Yaratılan Katma Değer, Beklenen Kurulu KDV bazlı) (*) GSYİH ya göre ,26 33,46 26,12 31,48 29,74 29,61 30,07 Kaynak: Kayıtdışı Ekonomi Tanımı, Tespit Yöntemleri ve Türk Ekonomisindeki Büyüklüğü, Devlet Planlama Teşkilatı, Eylül 1994; Maliye Bakanlığı, Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı , Ankara, 2008; Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği, Kayıtdışı Ekonomi ve Sürdürülebilir Büyüme AB Yolunda Değerlendirme ve Çözüm Önerileri, TÜSİAD Büyüme Stratejileri Dizisi No: 8, Yayın No: TÜSİAD-T/ /428, İstanbul, Aralık 2006; Vergi Konseyi Kayıtlı Ekonomiye Geçişte Alınacak Tedbirlerin Alt Komisyonu, Temel Çerçeve Metini, Haziran IV- KAYITDIŞI EKONOMİ NİN SEBEPLERİ: Kayıtdışı Ekonomi yi Doğuran ve/veya Teşvik Eden/Büyüten Sebepler/Etkenler Kayıtdışı ekonomiyi doğuran, besleyen (teşvik eden), sürdüren ve nihayet büyüten sebepler gerek ekonomi gerekse maliye ve vergi literatüründe geniş ölçüde tartışılmış, değerlendirilmiştir. Bu sebepler arasında vergiye karşı dirençten mükelleflerin devlet harcamalarına bakış açısına, uygulamadan gelen güçlüklerden hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşmeye, denetimin yetersizliğinden bizatihi kayıtdışı ekonominin kendisine dek ekonomik, mali, sosyal, demografik, hukuki ve psikolojik faktörler sayılmaktadır. Bu çalışmada ise, daha orijinal bir tasnife yer verilmektedir. Vergi Konseyi 14 tarafından geniş bir mutabakatla hazırlanan Temel Çerçeve Metini ne göre, kayıtdışı ekonominin nedenleri şunlardır 15 : (1) Yapısal Nedenler a) Ekonominin Gelişmişlik Derecesi - Kişi başına düşen yıllık gelirin düşük olması ve bölgelerarası gelir farklılıkları; - Enflasyon ve ekonomik krizler 16 ; 14 Vergi Konseyi, Maliye Bakanlığı na vergi politikalarının oluşturulması ve uygulanması ile ilgili olarak görüş bildirmek ve bu konularda araştırma ve çalışmalar yapmak üzere kurulmuş yasal bir danışma organıdır. (Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (178 sayılı K.H.K.) ye, 5228 S.K. Mad. 41 ile eklenen Mad. 33/A, Resmi Gazete, 25539, 31 Temmuz 2004) 15 Vergi Konseyi Kayıtlı Ekonomiye Geçişte Alınacak Tedbirlerin Alt Komisyonu, Temel Çerçeve Metini, Haziran Enflasyon nedeniyle gelirlerinde aşınma meydana gelen düşük ve sabit gelirli tüketiciler bu kayıplarını gidermek, enflasyon nedeni ile maliyetlerinde artışlar meydana gelen üreticiler de, maliyetlerini azaltmak amacıyla kayıt dışı ekonominin değişik unsurlarına özellikle, kayıt dışı istihdama yönelmektedirler. Bu nedenle enflasyon rakamlarının yüksek olduğu ülkelerde kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin arttığı gözlemlenmektedir. (Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s. 19)

71 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II - Kurumlaşmış işletme sayısının azlığı 17 ; işletmelerin çoğunda iç kontrol sistemlerinin bulunmaması; dış denetimin yetersizliği; - Sermaye ve para piyasalarının yeterince gelişmemiş olması; - Nakitle ödeme alışkanlığının yüksekliği, ödemelerin önemli bir kısmının banka sisteminden geçmemesi, modern ödeme araçlarının (kredi kartı, çek vb.) yeterince kullanılmaması; - İşsizliğin ve kayıtdışı istihdamın yüksekliği 18 ; b) Sosyolojik Yapı - Kentleşme hızının yüksekliği ve alt yapı oluşturulma hızının buna yetişememesi; - Gelir dağılımının adaletsizliği ve düşük gelir gruplarında zaruri ihtiyaçların giderilmesinin vergiden daha önemli bir unsur olması; - Toplumun önemli kesiminin sosyal güvencelerinin yok denecek kadar az veya yetersiz olması; bu eksikliğin kişileri geleceklerini bireysel olarak garantiye almaya yönlendirmesi; - Kişilerin kurallara uyma alışkanlıklarının zayıflığı; 17 Küçük işletmelerin yaygınlığı kamu otoritelerinin izleme ve denetimlerini zorlaştırmakta, işletmelerin pek çok yasal düzenlemenin dışında kalmasına sebep olmaktadır. Türkiye İstatistik Enstitüsü nün 2002 Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımı sonuçlarına ( (Erişme Tarihi: )) göre tarafımızdan düzenlenen aşağıdaki tablodan anlaşılacağı üzere, Türkiye adeta küçük hatta mikro işletme cennetidir. 1-9 işçi istihdam eden işletmelerin sayısı toplam işletme sayısının %96,27 sini; bu işletmelerce istihdam edilen işçiler de toplam istihdamın %50,87 sini teşkil etmektedir. Bu denli yaygın bir iş modelinin kayıtdışı ekonomik faaliyetler yönünden takibi ve denetimi yüksek maliyetli ve irrasyonel, hatta imkansızdır. 18 Türkiye İstatistik Kurumu nun 2011 Haziran Dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; İşsizlik Oranı (İşsiz Sayısı/İşgücü) 2010 yılında %10,5 ve 2011 yılında %9,2 dir. Aynı araştırmaya göre yaptığı işten dolayı sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmayanların (kayıtdışı istihdam edilenlerin) istihdam edilenlerin toplamına oranı 2010 yılında %44,8 ve 2011 yılında %43,5 dir. ( do?id=8593 (Erişme Tarihi: )) Buna göre toplam istihdamın çok önemli bir kısmını kayıtdışı istihdam oluşturmaktadır. c) Psikolojik Unsurlar - Vergi sisteminin adil olmadığı konusunda kişilerde bulunan yaygın kanaat; - Yurttaşların ödenen vergilerin hizmet olarak kendilerine dönmediğine dair inançları; - Yurttaşların büyük bir kısmının Devlete ödenen vergilerin harcanması gereken yerlere harcanmadığına dair inançları; - Kimi vergi mükelleflerinin gerçek vergilerini ödemedeki kayıtsızlıklarının diğer mükelleflerin vergi ödeme davranışlarını (disiplinini) bozma eğilimi; d) Vergi Mevzuatı Dışındaki Düzenlemeler - Ücret üzerindeki vergi yüklerinin ve SSK primlerinin yüksek 19, şahsi indirimlerin düşük belirlenmesinin kayıtdışı istihdamı artırması; - Sınır ticaretinin kontrol altında tutulamaması ve bunun kayıtdışı ekonomiyi teşvik etmesi; - Mali müşavirlik mesleğini ifa edenlere, hizmet verdikleri müşterileri olan işletmelerin iç kontrol sistemlerini kurma mecburiyeti getirilmemesi; - Gelir İdaresi nin ekonomik faaliyete taraf olan kurumlarla (Belediyeler, Borsalar, Üretici Birlikleri, Toptancı Halleri, Tapu, Noterler, Nüfus İdaresi, TEDAŞ, Gümrük, Sosyal Güvenlik Kuruluşları, Akaryakıt Üretici ve Dağıtıcıları, Odalar) kayıtdışılığı önlemede işbirliği içinde olmaması; (2) Vergi Sisteminden Kaynaklanan Nedenler a) Vergi Sisteminin Adil Olmaması - Gelir üzerinden alınan vergiler beyan esasına dayanmakla birlikte, vergi tahsilatının büyük ölçüde vergi kesintisi ile sağlanması; - Emek ve sermaye gelirlerinin farklı vergilendirilmelerini öngören ayırma kuramı nın etkin bir şekilde uygulanamaması; üniter vergilenme prensibi nin politika olarak benimsenmesine karşın tam anlamıyla uygulamaya konulamaması; asgari ücret üzerinden vergi alınırken ücret dışındaki diğer bazı gelirlerin yüksek istisna hadleri nedeniyle vergi dışı bırakılması; 19 Türkiye de bugün itibariyle uygulanmakta olan asgari ücrete göre, 16 yaşından büyük işçinin işveren maliyeti 924,01 TL olup; bunun 544,44 TL lık kısmı (%58,92) çalışanın eline geçmekte, kalan 379,57 TL (%41,08) ise vergi ve sosyal güvenlik ödemeleri olarak ödenmektedir

72 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II - Vergi teşvik sisteminin selektif olmaması nedeniyle, teşviklerin kendilerinden beklenen yararı sağlamadığı gibi vergi kayıp ve kaçağının kaynağı haline gelmesi; - Katma Değer Vergisi nde farklı mal ve hizmetlere uygulanan farklı vergi oranlarının verginin tarafsızlığını ortadan kaldırması; - Vergi aflarının sık sık yapılması ve devamlı surette gündemde tutulmasının adaletsiz vergi yapısının daha da genişlenmesine zemin hazırlaması; bu durumun aynı zamanda, vergisel ödevlerini tam ve zamanında yerine getirenlerin haklı tepkilerine neden olması; b) Vergi Sistematiğinin Bozulmuş Olması - Vergi mevzuatındaki karmaşıklığın, kanunların anlaşılabilirliğini ve uygulanabilirliğini zorlaştırması; - Vergi yasalarında, çok kapsamlı olmasa bile sık sık değişiklik yapılması; bu değişikliklerin birçoğunun vergi yasa maddeleri arasındaki uyumu ortadan kaldırması; - Vergi sisteminde çok sayıda istisna, muafiyet ve indirimler bulunması; bunların hesaplanmasına ilişkin özel düzenlemelerin vergi sistemindeki karmaşıklığı daha da arttırması; - Vergi yasalarına ilişkin uygulamalara, büyük ölçüde, yasalara eklenen geçici ve ek maddelerin yön vermesi; - Özel kanunlarda vergilendirmeye ilişkin hükümlere yer verilmesi; c) Gelir İdaresi ve Vergi Denetiminde Yeniden Yapılanma Gereği - Gelir idaresi ve vergi denetim birimlerinin kayıtdışı ekonomi ile yeterince etkin bir şekilde mücadele edebilecek durumda olmaması; d) Vergi Yargı Organlarının Etkin ve Hızlı Çalışmaması - Vergi uyuşmazlıklarının çözümünün uzun zaman alması; - Hürriyet bağlayıcı cezaların etkin bir şekilde uygulanamaması; - Vergi yargısında görev alan üyelerde mesleki uzmanlaşma eksikliği; e) Vergi Yasalarından Kaynaklanan Hususlar - Genel olarak vergi oranlarının yüksekliği, vergi oranlarının sık sık değişmesi ve ek vergiler konulması; - Vergi kanunlarında yer alan istisna ve muafiyetlerin fazlalığının vergi tabanını daraltması ve yanısıra belge düzenini de olumsuz etkilemesi; - Geçmişe yürüyen veya geçmişi esas alan yasaların yürürlüğe konulması; - Vergi sisteminin gerekli ve yeterli oto-kontrol mekanizmalarından yoksun oluşu; - Verginin hukukiliği ilkesinden sık sık uzaklaşılması, yasalarla düzenlenmesi gereken hususların idari düzenlemelerle yönlendirilmesi; - Vergi yasalarının, ekonomik ve ticari alanda meydana gelen gelişmeler ve yeni hukuki müesseseler için gerekli hükümlerden mahrum olması; - Benzer konulan düzenleyen farklı vergi kanunlarında hükümler arasında paralellik bulunmaması; - Katma Değer Vergisi nde farklı oranların varlığının vergi tabanı üzerinde olumsuz etkiler yaratması; idare ve mükellefler tarafından uygulanmasını zorlaştırmak suretiyle verginin etkinliğini azaltması; - Maliye Bakanlığı nın, kayıtdışı ekonominin önlenmesi için verilen bazı yetkileri ya hiç kullanmaması ya da kullanılan yetkilerin etkin şekilde uygulanamaması; - Uzlaşma müessesesinin, vergi kayıp ve kaçağının yaptırımı olan cezaların etkinliğini ortadan kaldıran bir yapıya bürünmüş olması; - Sık sık vergi affı öngören yasalara ve uygulamalara yer verilmesi; - Hukuksal çerçevesi oluşturulamayan elektronik ticaretin vergi kayıp ve kaçağı için uygun bir zemin oluşturması. Burada yer almayan şu unsurların da kayıtdışı ekonominin önemli sebepleri arasında yer aldığı kanaatindeyiz: - Bürokrasi 20 ; 20 Bürokratik formalitelerin fazlalığı da işletmelerin kayıt dışında kalmayı tercih etmelerine sebep olabilmektedir. Dünya Bankası tarafından hazırlanan Doing Business, Turkey 2008 adlı çalışma, işe başlama verileri tetkik ve araştırma yatırımlarında küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin işlemlerini kanuni olarak tamamlayabilmeleri için ihtiyaç duydukları prosedürleri temel almıştır. İş yapma kolaylığı açısından, işe başlamadan işyeri kapatmaya kadar belli başlı 10 aşamanın (işe başlamak, lisanslarla uğraşmak, işçi çalıştırmak, mülkleri kayıt altına almak, kredi almak, yatırımcıları korumak, vergi ödemek, sınır ticareti yapmak, sözleşmeleri yürütmek ve bir işi kapatmak) değerlendirildiği bu çalışmada Türkiye ortalama iş yapma kolaylığı açısından 178 ülke arasında 57 nci sırada yer almaktadır. (Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s. 17)

73 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II - Küçük ölçekli işletmelerin yaygınlığı; - Gerçek gelirlerin vergilendirilmediği ve fiktif gelirler üzerinden vergi alındığına dair kuvvetli inanç (Ticari kazançlar/kurum kazançları üzerinden alınan vergilerin matrahının ticari kâr/kurum kazancı tutarından (UMS/UFRS uyarınca tespit edilen dönem kârından) yüksek olması; - İstihdam üzerindeki vergi yükü ve stopaj uygulaması; - Taşeron sisteminin varlığı ve giderek yaygınlaşması; - İşsizlik; - Hızlı nüfus artışı; bölgesel dengesizliklere bağlı iç göçler; yasadışı uluslararası göç hareketleri ve buna bağlı olarak kaçak göçmenler; - Esnek üretim ve küreselleşme. V- KAYITDIŞI EKONOMİ NİN SONUÇLARI Kayıtdışı ekonomik faaliyetler ekonomide temel olarak şu sonuçlara sebep olmaktadır 21 : Maliyet Olarak Nitelendirilen Sonuçlar - Makro ekonomik istatistiklerin bozulması ve yanıltıcı sonuçlar vermesi; - Vergi tabanının sıkışması; - Vergi gelirlerinin azalması; - Verginin ekonomi önünde engel haline gelmesi; - Bütçe açıklarının doğması ve kamu finansmanının sağlıksız bir yapı kazanması; - Haksız rekabet; - İşletmelerin güvenilirliğini olumsuz etkilemesi ve yabancı kaynağa erişim olanaklarının kısıtlanması; - Kurumsallaşamama; - Kaynak dağılımında etkinliğin bozulması ve kaynakların verimsiz alanlara yönelmesi; - Sermaye piyasasının yeterince gelişememesi; - Doğrudan yabancı sermayenin ürkekliği; 21 Vergi Konseyi, IMF Heyetine Sunum, ; Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s Ülkeden yurtdışına sermaye kaçışı; - Sosyal güvenlik sisteminin ve işgücü piyasasının bozulması; - Sisteme güvenen ve gönüllü uyum gösteren bireyler/işletmeler ile kamu otoriteleri arasındaki güven ilişkisini bozması ve gönüllü uyumu zedelemesi; - Tüketici haklarının yeterince kullanılamaması; Fayda Olarak Nitelendirilen Sonuçlar - Kayıtdışında faaliyet gösteren işletmelerin rekabet güçlerinin nispeten artması; - Kayıtdışı faaliyetlerin ekonomide canlılık yaratması; - Kayıtdışı faaliyetlerin istihdamı artırması; - Ekonomiye dinamizm kazandırması ve sermaye birikimini, büyümeyi hızlandırması; - Otomatik stabilizatör vasfı ile ekonomide subap işlevi görmesi ve özellikle kriz zamanlarında sosyal patlamaları engellemesi; Şunu peşinen belirtmek gerekir ki, kayıtdışı ekonomi ilk bakışta olumsuz bir çağrışım uyandırmaktadır. Ancak, maliyetlerinin yanı sıra, -paradoksal da olsa- kimi faydalarının da bulunduğu ekonomi ve maliye literatüründe dile getirilmektedir. Ancak, yukarıda belirtilen ve aşağıda detaylı olarak incelenecek faydaların ekonominin gelişmesiyle birlikte nitelik değiştireceğini; fayda sağlamaktan çok ekonominin önünde kambur niteliği kazanacağını da belirtmek gerekmektedir. İkinci olarak şunu ortaya koymak gerekir: Bazı faktörler (örneğin, vergi ve sosyal güvenlik kesintilerinin yüksek olması) kayıtdışı ekonominin hem sebebi hem de sonucudur. Bu ve benzeri sebep-sonuç-sebep ( ) sarmalı çözüme yönelik analizleri ve uygulamaları güçleştirmekte; adeta deneme-yanılma yoluyla politika/uygulama üretilmesine ve çoğu kez tekrar başa dönülmesine sebep olmaktadır. Son olarak şu çelişkiye de dikkat çekmek gerekir: Kimi sonuçlar bir yandan maliyet diğer yandan fayda olarak mülahaza edilmektedir. Örneğin, haksız rekabet ve rekabet gücünün artması... Kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin varlığı kayıtlı işletmelerin haksız rekabete maruz kalmaları sonucunu yaratırken, kayıtdışı işletmelerin rekabet gücünü artırabilmektedir. Bu durum firmalar yönünden (firmanın konumuna göre) maliyet ya da fayda iken, makro ekonomik açıdan ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal koşullara bağlı olarak kimi zaman maliyet kimi zaman da fayda sonucunu verebilmektedir

74 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II A) Kayıtdışı Ekonomi nin Makro Ekonomi Yönünden Maliyetleri a) GSMH ve Diğer Ekonomik Göstergeler Hatalı (Eksik) Olarak Saptanır Kayıtdışı ekonomi ile ilgili veriler (girdi kullanımı, üretim, satış, yaratılan katma değer, döviz hareketleri, istihdam vb.) başta GSMH olmak üzere temel ekonomik veri setlerinin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu ise, başta, büyüme ve ekonomilerin birbirleriyle kıyaslanmasında kıstas olarak kullanılan GSMH olmak üzere; enflasyon, istihdam, dış ticaret gibi temel ekonomik göstergelerin kısmen hatalı (eksik) hesaplanması sonucunu doğurmakta ve bunlardan beklenen işlevin tam olarak yerine getirilmesine engel olmaktadır. b) Kayıtdışı Ekonomi nin Ölçülememesi ya da Ölçülmesindeki Güçlükler, Oluşturulan/Uygulanan Makro Ekonomik Politikaların Hatalar İçermesine Sebep Olur Yukarıda belirtilen önemli mahzurun sonucu olarak, hatalı tespit edilmiş Ek verilere dayanarak karar alan, planlama yapan, eyleme geçen otoritelerin iktisadi ve sosyal davranışları çoğu zaman etkin ve doğru politikaların alınmasını ve uygulanmasını, hedeflere ulaşılmasını engellemektedir. Bilindiği üzere, Türkiye de bavul ticaretinin ivme kazandığı ve önemli bir ekonomik etkinlik halini aldığı 1990 lı yıllarda, bu işin kalbi Laleli bölgesinde atmaktaydı. ELC Early Warning Department ın tarihinde Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği ile bölge esnafları nezdinde yaptığı görüşmeler sonucunda hazırlanan Laleli Bölgesi Araştırma Raporu na göre 22, Laleli Bölgesi ndeki ticari faaliyetlerin %100 ü kayıtdışı bir şekilde gerçekleştirilmekteydi. Bunun sonucu olarak, bavul ticaretine konu olan mallar, boyutu ne olursa olsun, yolcu beraberi olduğu sürece gümrük açısından her hangi bir sınırlamaya veya belgeye konu olmamakta, bu nedenle de kaynağı gümrük verileri olan dış ticaret verilerine dâhil edilmemekteydi 23. Bavul ticareti, Türkiye nin ödemeler dengesi tablosunda 1996 yılından bugüne (satış işleminin özelliği nedeniyle gümrük beyannamesi düzenlemediğinden sağlıklı olarak belirlenmeyeceği düşüncesiyle) genel ihracattan ayrı olarak döviz geliri sağlayan bir tür mal ticareti olan, yer almaktadır. Bavul ticaretinin, ödemeler dengesinde yer aldığı ilk yıl 22 ELC Early Warning Department, Laleli Bölgesi Araştırma Raporu, s ELC Early Warning Department, a.g.r., s. 3. rakamı 8,8 milyar dolardır. Sektörün ilgililerine göre, yılları arasında ortalama döviz geliri 10 milyar dolardır yılında gerçekleşen toplam mal ihracatı 14,7 milyar dolar olduğuna göre, 1992 yılındaki bavul ticareti toplam ihracatın yarısından fazlasını ifade etmektedir. Bavul ticareti 2009 yılını 4,7 milyar dolarla kapatmıştır. 24 Bir ülke düşünün ki, fiili mal ihracatının yarısından fazlası kayıtdışı üretim zincirinin sonucunda gerçekleşmiş olsun. Bu durumda, resmi istatistikler karar vericilere ve politika uygulayıcılarına ne denli hizmet edebilir? Ya da bu şartlar altında alınan ekonomik kararlar ve uygulamalar ne denli amaca ulaşabilir, başarılı olabilir? Nitekim kimi makro ekonomistler, gelişmekte olan ekonomilerin büyük çoğunluğunda, kayıtdışı ekonominin ölçülemeyen genişliği sebebiyle kesin veriler elde etmenin olanaksızlığından dolayı makro ekonomik model geliştirilmesinin zaman kaybı olduğuna dikkat çekmektedirler 25. c) Kayıtdışı Ekonomi, Kamu (Vergi) Gelirlerinin Azalmasına Sebep Olur Kayıtdışı ekonomi vergi, dolayısıyla kamu gelirlerini azaltır. Bu realite, kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin kayıtlı ekonomi içinde sürdürüleceği temel varsayımına dayanır. Eğer kayıtlı ekonomi azaltılır ya da sona erdirilir ve fakat bu faaliyetler kayıtlı ekonomiye dönüşmez, tamamıyla sona ererse, bu realist önerme hayata geçemez. Ancak, bunun olabilirliği imkan dâhilinde değildir. Var olan ve kayıtdışı işletmeler tarafından sürdürülen ekonomik faaliyetler, kayıtlılık seviyesi arttıkça (belki biraz azalarak) kayıtlı ekonomiye transfer olur; eşyanın tabiatı bunu gerektirir. d) Kayıtdışı Ekonomi, Vergi Oranlarının ve Vergilendirilen Kesimin Vergi Yükünün Görece Yüksekliğine Sebep Olur; Kaynak Kullanımını Bozar Yapılan tahminler, eğer Kamu Hazinesi kayıtdışı ekonomik faaliyetleri de vergileyebilseydi, gelir vergisi temel oranının %10 düşürülebileceği sonucuna varmaktadır 26. Kayıtdışılık, vergi ve sosyal güvenlik primlerinin hedeflenen düzeyde tahsil edilememesine sebep 24 EKOMER İstanbul Kültür Üniversitesi Ekonomi-Finans Uygulama ve Araştırma Merkezi, Araştırma ve Yorumlar, 2010/02, 04 Ağustos 2010, s Altuğ, a.g.m. 26 Hardwick Philip, Bahadır Khan ve John Langmead, Longman Group UK Ltd. Third Impression, 1992, s

75 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II olmakta, vergi idaresinin ve sosyal güvenlik kurumlarının gelir ve aktüeryal dengelerini bozmaktadır. Bu aşamada kamu otoriteleri işin kolayına kaçarak, açıklarını vergi ve prim oranlarını yükseltmek, yeni mükellefiyetler tesis etmek suretiyle sistem içinde olan ve kayıtlı faaliyet gösteren ekonomik birimlere yansıtmak yoluna gitmektedirler. Bu ise, kayıtlı çalışan birimlerin kaynak planlamalarını bozmakta; çalışma sermayesi, yeni yatırımlar ve büyüme için kullanılacak fonların (ek) vergi ve (ek) sosyal güvenlik ödemesi olarak sistem dışına çıkmasına sebep olmaktadır. e) Kayıtdışı Ekonomik Faaliyetler Haksız Rekabete Sebep Olur Rekabetçi bir ekonomik yapının verimliliği artırdığı çok sayıda ampirik çalışmayla desteklenen bir olgudur. Bilindiği üzere, mal ve hizmet piyasalarının regülasyonu, piyasalarda adil ve tam rekabetin yaratılmasını ve korunmasını hedefler. Verimlilik artışının kalıcı biçimde sağlanması, mal ve hizmet piyasalarını düzenleyen bu çerçevenin piyasalardaki rekabeti ne derece koruduğuna bağlıdır. Rekabetçi bir düzenleyici çerçevenin, verimlilik artışını da beraberinde getireceği kabul edilir. Bu kabule göre, yeterince verimli olmayan işletmeler pazar dışına çıkacak, verimli işletmeler piyasadan çıkanların pazar paylarına sahip olarak büyüyecekler; verimsiz işletmelerin yerini verimli işletmelerin alması ile ekonominin genel verimliliği artacaktır. Kısacası rekabetçi düzen ne kadar sağlıklı oluşturulursa, ekonominin verimlilik artışı o derece sürekli ve kalıcı olacaktır. Rekabetin piyasalardaki bu olumlu etkisini sınırlayan her türlü engel, ekonominin potansiyel verimliliğine ulaşmasını, dolayısıyla potansiyel büyümesini olumsuz etkileyecektir. 27 Buna göre, rekabeti sınırlayan her türlü oluşum ekonominin potansiyel verimliliğine ulaşmasını ve dolayısıyla potansiyel büyümesini olumsuz etkileyecektir. Kayıtdışı ekonomik faaliyetler, bu nitelikte bir sınırlayıcıdır, engeldir. Kayıtdışı ekonominin varlığı rekabetçi düzenden beklenen olumlu sonuçları önlemekte ya da kısıtlamaktadır. Kayıtdışılığın var olduğu bir ekonomide, yeterince verimli ol(a)mayan işletmeler kayıt dışına çıkarak faaliyetlerine devam edebilmek şansını sağlamaktadırlar. Bu suretle kayıtdışı faaliyet gösteren işletmeler, kayıt dışına çıkmak suretiyle elde ettikleri maliyet avantajları ile daha verimli ve daha rekabetçi olan ancak kayıt içinde kalmış işletmelerle rekabete devam 27 Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği, a.g.e., s. 30; Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s. 40. edebilmektedirler. Böylece, faaliyetlerini kayıtdışı olarak yürüten işletmeler, kayıt altındaki işletmelerin katlandıkları ek maliyetlere maruz kalmadıklarından, haksız rekabet avantajı elde etmektedirler. Kayıtdışılıktan dolayı kaybolan gelirleri artırmak için artırılan vergiler ve sosyal güvenlik ödemeleri ise, kayıtlı kesim aleyhine adaletsizliğe neden olmaktadır. Böylece ülke ekonomisi ikili bir yapıya bürünmektedir: Kayıt içinde çalışan ve daha verimli firmalar ile kayıtdışında çalışan daha verimsiz firmalar. Bu kalıcı bölünme, ekonominin daha verimli ve daha fazla refah üreten bir yapıya kavuşmasını ve büyüme performansını olumsuz yönde etkilemektedir. 28 Yanısıra, sürdürülebilir kalkınma kayıtlılığın artması ile mümkündür. Kayıtdışılığın yaygın olduğu ekonomiler verimsiz yapısı nedeniyle ölçek ekonomisine ulaşamaz ve küresel rekabette tutunamaz 29. f) Kayıtdışı Ekonomik Faaliyetler Sosyal Güvenlik Sistemini ve İşgücü Piyasasını Bozucu Etki Yapar Kayıtdışı olarak çalışan (daha doğrusu çalıştırılan) nüfus, doğal olarak sosyal güvenlik sisteminin dışında kalmakta, bu da çalışma hayatında sağlıksız bir ortamın oluşmasına ve işgücü piyasasının işleyişinin bozulmasına yol açmaktadır. Yanısıra, kayıtdışı işletmelerde (ilgili yasal ve idari otoritelerin denetim ve kontrolleri yapılamadığından) gerekli iş güvenliği ve sağlık koşulları da sağlanamamakta, iş kazası veya meslek hastalığı riski artmaktadır. Bunların sonucu olarak; toplum sağlığı da olumsuz etkilenmekte; sağlık maliyetleri artmakta; sosyal güvencesi olmayanların zorunlu olarak devletin himayesi altında olmasını (örneğin, Yeşil Kart) zaruri hale getirmektedir. Bu ise, önce kamunun, bilâhare vergi ve sosyal güvenlik ödemelerine ilave yükler getirilmesi sebebiyle kayıt içinde olan birimlerin maliyetlerini artırmaktadır. Yanısıra, kayıtdışı ekonomi, sosyal güvenlik kurumlarının aktüeryal dengelerini de bozmakta, bu kurumların sosyal transferlerini kısıtlamaktadır. Bu ise düşük gelir gruplarının yaşam koşullarını daha da zorlaştırmakta, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve sosyal adalet olumsuz yönde etkilenmektedir Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner in Yeni Türk Ticaret Kanunu: Sorumluluklarınızı Biliyor Musunuz? Semineri Açılış Konuşması, tusiad-yonetim-kurulu-baskani-umit-boynerin-yeni-turk-ticaret-kanunu--sorumluluklarinizi-biliyor-musunuzsemineri-acilis-konusmasi/ (Erişme Tarihi: ) 30 Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s

76 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Öte yandan, aynı net ücretin kayıtlı işletmeler ile kayıtdışı işletmeler arasında farklı işçilik maliyetine sebep olması, bir başka ifadeyle çalışanlara eş ücret verilmesi için katlanılan maliyetlerin farklılığı, kayıtdışı işletmelerin bir miktar daha fazla net ücret verebilmesini temin etmekte; bu ise çalışan tercihlerini kayıtdışı işletme lehine değiştirebilmektedir. Bu husus özellikle alt gelir gruplarındakiler için barizdir. Araştırmalar, kayıtlı çalışıp da asgari ücret elde etmek yerine, kayıtdışı çalışıp da asgari ücretin TL üzerinde net gelir elde etmenin tercih edildiğini göstermektedir. Bu durum, alt gelir gruplarında olanların elde edecekleri her ilave gelir biriminin marjinal faydasının, daha üst gelir gruplarında olanların elde edecekleri her ilave gelir biriminin marjinal faydasından yüksek olacağı şeklindeki mikro iktisat teorisi ile de uyumludur. Tablo 3: Çeşitli Ülkelerde KOBİ Kredilerinin Toplam Krediler İçindeki Payı g) Kayıtdışı Ekonomik Faaliyet Gerçekleştiren İşletmeler Finans Kesimiyle Sınırlı İlişkiler Kurabilmekte; Kredi Kullan(a)mamakta Ya da Sınırlı ve Yetersiz Düzeyde Kredi Kullanmaktadırlar Sermayeye (özellikle yabancı sermayeye) kolayca ulaşabilmek, işletmelerin ölçek ekonomilerine erişebilmeleri için kritik bir husustur. Oysa kayıtdışı çalışan işletmeler, mali tablolarını tutarlı ve gerçek verilerle düzenlemediklerinden güvenilir işletmeler olarak değerlendirilmemekte, finansal kurumlar ve yatırımcılar için uygun bir profil sergileyememektedirler. Bunun sonucu olarak, Türkiye de KOBİ lerin yabancı kaynağa (banka kredileri, girişim sermeyesi, faktöring, finansal kiralama, melek yatırımcılar, KOBİ borsası) ulaşabilmeleri, OECD ülkelerine oranla kısıtlıdır Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s. 3 ve s. 39. Kaynak: Maliye Bakanlığı, Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı , Ankara, 2008, s. 3., s. 16 Büyük işletmelerin kredilendirilmesinde mali tablo ve proje analizleri yapılabilirken, KOBİ lerin çoğunlukla sağlıklı mali tablolara sahip olmaması ve KOBİ lere ilişkin bilgi edinmedeki zorluklar nedeniyle, işletmenin ve işletme sahibinin/sahiplerinin geçmiş kredi, çek ve senet ödeme bilgileri, teminat çeşidi ve tutarı, bankayla olan ilişkisi gibi bilgiler daha önemli hale gelmektedir. Bu durum, kârlı projesi olan ancak ölçek ve teminat açısından yetersiz olan veya yeni kurulmuş, daha önce kredi kullanmamış bazı işletmelerin kredi alamaması sonucunu doğurmakta 32 ; KOBİ lerin ayakta kalabilmek için fason üretim yapan işletmelerine dönüşmesine ve bazı faaliyetlerini kayıtdışına kaydırmasına sebep olmaktadır 33. Örneğin, Laleli Bölgesi ndeki ticari faaliyetlerin %100 ü kayıtdışı bir şekilde gerçekleştirildiğinden dolayı bankacılık sistemi bölge ile olan ilişkilerinde hep temkinli davranmış, bu davranış şekli ise bölge esnafının ticari faaliyetlerini neredeyse bankasız gerçekleştirmeye itmiştir Aycan Yüksel, Türkiye de KOBİ lerin Banka Kredilerine Erişimi (Uzmanlık Tezi), T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü, Ankara, Haziran 2011, s Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s. 3 ve s ELC Early Warning Department, a.g.r., s

77 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II h) Kurumsallaşamama İşletmeler büyüdükçe aile bireylerinin işletmenin tüm fonksiyonlarını kontrol etmeleri ve onları yönlendirmeleri mümkün olamamaktadır. Ayrıca aile işletmelerinde nesil değişimi ile birlikte aile bireyleri arasında çatışmalar çıkmakta; işletmeyi yöneten baskın gücün (işletmenin kurucusunun ya da aile reisinin) sistemden çıkması ile birlikte aile bireyleri arasında çekişmelerden veya aile bireylerinin yapılan işlere tam hâkim olamamalarından dolayı çatışma yaşanmakta ve nihayetinde birçok aile işletmeleri ikinci kuşakta dağılmaktadır. Çeşitli sebeplerden dolayı aile işletmelerinin %70 i ikinci kuşağa, %90 ı üçüncü kuşağa geçemeden yok olmaktadır. Genel olarak bu durumun işletmelerin kurumsallaşmanın gereklerini tam olarak yerine getirememiş olmalarından kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Kurumsallaşma teorisi örgütsel varlığın ve devamlılığının nedenleri ve sonuçları üzerine odaklanır ve kurumsallaşma, tekrarlanan eylemlerin ve alışkanlıkların topluluklar içerisinde standart hale gelmesi ya da uyulması gereken kurallar anlamı taşır. İşletmeler için yaşamsal bir öneme sahip olan kurumsallaşma; bir işletmenin kişilerden bağımsız olarak kurallara, standartlara, prosedürlere sahip olması, değişen çevre koşullarını takip eden sistemleri kurması ve gelişmelere uygun olarak organizasyonel yapısını oluşturması, kendisine özgü iletişim ve iş yapma yöntemlerini kültür haline getirmesi ve böylece diğer işletmelerden farklı ayırt edici bir kimliğe bürünmesi sürecidir. Kurumsallaşmada kişiler yerine tüzel kişilik ön plana çıkartılarak ve bireylerden bağımsız, modern iş ve işletmecilik anlayışı üzerine bir sistem kurularak; bu sistemin organizasyon yapısına, işletme politikalarına ve kültürüne; yönetim, insan kaynakları, tedarik, üretim, pazarlama, finansman ve araştırma geliştirme gibi işletme fonksiyonlarına taşınması, bunlara hâkim kılınması ve böylece bir işletmenin tüm fonksiyonlarının ve süreçlerinin belirli kurallar ve sistematik içerisinde kendiliğinden yürür hale getirilmesidir. Kurumsallaşmanın en temel felsefesi işlerin ve süreçlerin kişiye değil bir modele dayandırılmasıdır. İşler ve süreçler bir modele dayandırıldığında işletmenin yöneticilerin ve sahiplerinin kimler olduğu işletmenin devamı için pek bir anlam ifade etmez. Buna göre kurumsallaşma, işletmenin belirli amaç ve hedefler doğrultusunda, belirli ilke ve değerler çerçevesinde yönetilmesidir. Bu amaç ve hedefler öylesine güçlü ve çekici, ilke ve değerler öylesine sağlam ve bağlayıcıdır ki, firmanın mevcut yöneticileri kendilerini bunlara uygun hareket etmek zorunda hissederler. Diğer bir ifade ile bunlar, yöneticilerin kişilik ve kararlarından etkilenmeyen kavramlardır. Bu kavramlar, vizyon, misyon, ilke ve değerlerden oluşur. Belirlenen amaç, ilke ve değerler işletme yöneticileri dâhil işletmede çalışan herkesi bağlar 35. Kurumsallaşan işletmeler şeffaf hale gelirler, paydaşlarına hesap verebilirler. Bu ise anılan işletmelere gerek ulusal gerekse uluslararası alanda duyulan güveni artırır, işletmelerin küresel rekabete uyumunu ve entegrasyonunu kolaylaştırır. Ancak kayıtdışı işletmeler, kurumsallaşmanın ön şartı olan güvenilir ve hesap verilebilirlik ile şeffaflık prensiplerini temin edecek kayıt düzeninden yoksundurlar. Bu sebeple kurumsallaşma sürecinin daha başında bile olmadıkları söylenebilir. Ayrıca, taşıdıkları vergi ve diğer yükümlülüklerle ilgili riskler ve şeffaf olmayan yönetim şekilleri de kurumsallaşmalarını mümkün kılmamaktadır 36. Bunun getireceği en temel tehdit ise, yukarıda da belirtildiği üzere işletme ömrünün kısalığıdır. Yanısıra, başta finansal kurumlar olmak üzere; tedarikçiler, müşteriler, potansiyel ortaklar gibi üçüncü taraflarda oluşacak güvensizlik ve birlikte iş yapmama eğilimi, kayıtdışı işletmelerin verimliliğini ve rekabet gücünü kısıtlamak, büyümelerini engellemek istidadındadır. i) Kayıtdışı Ekonomi, Bireyler/İşletmeler ile Kamu Otoriteleri Arasındaki Güven İlişkisini Bozar, Gönüllü Uyumu Zedeler Kayıtdışılığın psikolojik bir sonucu, sisteme güvenen ve gönüllü uyum gösteren bireyler/ işletmeler ile kamu otoriteleri arasındaki güven ilişkisini bozması ve gönüllü uyumu zedelemesidir. Kayıtdışılık sebebiyle yasal ve idari izinler alınmadan, vergi başta olmak üzere kamusal yüklere katlanılmadan gerçekleştirilen faaliyetler, yasalara ve idareye duyulan güvenin azalmasına sebep olur; gönüllü uyan kişi ve kurumların yasal ve idari düzenlemelerin dışına çıkma istek ve çabalarını teşvik eder. Bu ise, uzun vadede gönüllü uyumun azalması ve vergiye karşı direncin artması sebebiyle bir yandan vergi toplama maliyetlerini artırmak, diğer yandan vergi gelirlerini azaltmak suretiyle makro ekonomik sonuçlar yaratır. 35 İrfan Yazıcıoğlu ve Hakan Koç, Aile İşletmelerinin Kurumsallaşma Düzeylerinin Belirlenmesine Yönelik Karşılaştırmalı Bir Araştırma, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 21/2009, s Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s. 3 ve s

78 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II B) Kayıtdışı Ekonomi nin Bireyler/Firmalar Yönünden Maliyetleri a) Ölçek Ekonomilerinden Yararlanamama, Verimliliği Artıramama Kamunun tespit, takip ve denetiminde kaçmak için görünmez olmayı tercih eden kayıtdışı işletmeler, ihtiyaçları olan modern ekipmanları alarak yatırım yapmaktan kaçınmaktadırlar. Belirli bir faaliyette uzmanlaşarak kısıtlı bir bölgede aktif olmak isteyen bir işletme için küçük kalmak doğru bir karar olabilir; ancak, küçük kalmanın ölçek ekonomilerinden faydalanamama, verimliliği artıramama ve rekabet gücünü geliştirememe gibi olumsuzlukları da bulunmaktadır. Küçük ölçeklerde kaldıkları sürece, kayıtdışı işletmelerin ölçek ekonomisinden yararlanmaları ve orta ve uzun vadeli büyümelerini sağlayacak kurumsal ve beşeri kaynakları yaratıp geliştirmeleri güç, çoğu zaman imkânsızdır. Ölçek ekonomileri dâhilinde kapasite artırarak birim maliyetlerini düşürmek ve bu sayede daha verimli üretim yaparak rakiplerine üstünlük sağlamak isteyen kayıtdışı bir işletme, kayıtdışı kalmaya devam etmek istediğinde, doğal olarak bu amacından feragat etmekle karşı karşıya kalmaktadır. 37 b) Korunma Maliyetleri Kayıtdışında faaliyet gösteren işletmeler, bu faaliyetlerinin sürdürülebilirliği için ilgili kamu görevlilerinin tacizlerine açıktırlar 38 ve başta rüşvet olmak üzere çeşitli maliyetlere katlanırlar. Hernando de Soto nun araştırmasına göre, kayıtlı firmalar gayrisafi gelirlerinin sadece %1 i kadar rüşvet öderken, kayıtdışı firmalar gayrisafi gelirlerinin %10-%15 i kadar (kamu görevlilerine) rüşvet ödemektedirler 39. Dünya Bankası nın gerçekleştirdiği bir ankete göre ise, gelişmekte olan ülkelerde kayıtdışı çalışan işletmelerin kamu görevlilerine ödedikleri rüşvetler bu işletmelerin yıllık gelirlerinin %20 sine kadar çıkabilmektedir DRT Bağımsız Denetim ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik A.Ş., Kayıtdışı Ekonomi Türkiye Serüveni, CEO Serisi, İstanbul, 2007, s Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği, a.g.e., s. 30; Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s Çetintaş, a.g.m., s Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği, a.g.e., s. 30; Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s c) Yakalanma Maliyetleri (Cezalar) Kayıtdışında faaliyet gösteren işletmeler, bu faaliyetlerinin kamu idareleri tarafından tespit edilmesi halinde ağır cezalarla karşı karşıya kalırlar. Bu cezalar, vergi ve sosyal güvenlik bazlı ceza ve faizler olabildiği gibi, adli yargının hükmettiği para cezaları ve hürriyeti bağlayıcı cezalar da olabilmektedir. Kayıtdışı işletmelerin genel karakteristiği, yaratılan fonların nakit olarak tutulmayıp, fiziksel sermayeye dönüştürülmesidir. Bu husus, kayıtdışı işletmelerin büyüme modelini teşkil eder. İşte bu nedenle, kayıtdışı işlemlerin idari otoriteler tarafından tespit edilmesi ve parasal müeyyideye bağlanması halinde, bu durum anılan işletmeler için kötü bir sürpriz olur ve adeta soğuk duş etkisi yapar. Yakalanan firmalar genellikle fiziksel sermaye stoklarından ya da üretimlerinin önemli bir kısmından vazgeçmek zorunda kalırlar 41. Yanısıra, yakalanma riskinin realize olması halinde danışmanlık, avukatlık ve yargılama giderleri, parasal müeyyidelerin üzerine eklenerek, kayıtdışı işletmenin maliyetini daha da artırır. d) Kamu Hizmetlerinden Yararlanamama Kayıtdışında faaliyet gösteren işletmeler, bu faaliyetlerini kamu idarelerinden gizlediklerinden, kamusal kimi hizmetlerden yararlanmayı da talep edemezler. Örneğin, kayıtdışı ticari faaliyetlerden kaynaklanan tahsili gecikmiş alacaklarını icra ve yargı organları nezdinde takip etmekte mütereddit kalırlar. Yapılmış ticari sözleşmelerini yargı yoluyla icbar edemediklerinden, bu sözleşmelerin hem değerleri hem de sağlayacağı faydalar önemli ölçüde azalmış olur. Gayrimenkul üzerine yapılabilen sınırlı ayni hak tesislerinden (ipotek, haciz vs.) kaçınırlar. Tüm bunlar kayıtdışı işletmelerin risk yönetimi imkânlarını sınırlar ve riskin realize olması halinde ciddi maliyetlere katlanırlar. 42 Bu risklerden kaçınmak isteyen kayıtdışı girişimciler tanıdıkları firmalarla iş yapmayı tercih ederler. Böylece potansiyel pazarlarını daraltmış ve büyüme kapasitelerini yapay olarak sınırlandırmış olurlar Çetintaş, a.g.m., s Kayıtdışı işletmeler kamu ve hukuk düzeninden talep edemedikleri takip ve tahsil hizmetini, gayrı resmi organizasyonlara -tabii ki bedeli karşılığında- yaptırmaktadırlar. Bu ise kayıtdışı fakat yasal olan faaliyetlerin, kayıtdışı fakat kriminal olan faaliyetleri desteklemesi, böylece geniş anlamıyla- kayıtdışı ekonominin daha da büyümesi sonucunu doğurmaktadır. 43 DRT Bağımsız Denetim ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik A.Ş., a.g.e., s

79 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Kayıtdışı işletmelerin kamu hizmetlerinden yararlanamaması belirtilenler ile sınırlı değildir. Kayıtlı işletmeler kamu otoritelerinden ve kayıtlılığı ön koşul sayan kurumlardan (deyim yerindeyse) göğsünü gere gere iş ve hizmet talep edebilir iken; kayıtdışı işletmeler görünür/ bilinir olmak kaygısıyla bundan feragat etmektedirler. Bu kapsamda işyerinin ve aktiflerin sigorta ettirilmesi; üretim sürecinin ve ürünlerin kalite belgelerine bağlanması; marka, buluş, patent, coğrafi işaret gibi gayri maddi hakların iktisabı ve kullanımı gibi unsurlar sayılabilir. Bunlardan yararlanamamak ise çeşitli riskler doğurur. Örneğin, kayıtdışılık sebebiyle işyeri çalışma ruhsatı için başvuramayan ve ruhsat alamayan bir işletme varlıklarını (işyeri, makine-teçhizat, mal vb.) sigorta da ettiremez. Bu ise bir yandan işletmenin karşılaşacağı yangın, deprem, su basması, makine kırılması vb. risklere karşı korunmasız olmasına ve sınırlı olan çalışma sermayesinin tehdit altında kalmasına diğer yandan sigorta sektörünün yeterince gelişememesine neden olur. e) Kredilere Erişim İmkânının Kısıtlılığı Kayıtdışı işletmeler ya hiç (resmi) kayıt tutmazlar ya da tuttukları kayıtlar gerçek durumu yansıtmadığından bu kayıtlara dayanılarak çıkarılan mali tablolar da gerçek durumu yansıtmazlar, işletmenin mali bünyesi ve performansı hakkında yeterli bilgi vermezler. Finansal kurumlar, genelde KOBİ olan bu işletmelerin mali tablolarına güvenmez ve kredi kullandırmaktan sarfı nazar ederler. Finansal kurumlardan ve yanısıra hükümetler ve kamu kuruluşları tarafından hazırlanan kredi ve iş destek programlarından da faydalanamayan kayıtdışı işletmeler finansman ihtiyaçlarını resmi olmayan kredi organizasyonlarından (tefe piyasasından) sağlarlar. Bu krediler genellikle kısa dönemli, pahalı ve zamanında ödeyememe halinde can güvenliğini dahi tehdit eden yaptırımlara tabidir. f) Teşviklere Erişim İmkânının Kısıtlılığı Bilindiği üzere, kamu, kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedefler ile uluslararası anlaşmalara uygun olarak, tasarrufları katma değeri yüksek yatırımlara yönlendirmek, üretimi ve istihdamı artırmak, yatırım eğiliminin devamlılığını ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak, uluslararası rekabet gücünü artıracak teknoloji ve araştırma-geliştirme içeriği yüksek büyük ölçekli yatırımları özendirmek, doğrudan yabancı yatırımları artırmak, bölgesel gelişmişlik farklılıklarını gidermek, çevre korumaya yönelik yatırımlar ile araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemek amacıyla, yatırımcılara gümrük vergisi muafiyeti, katma değer vergisi istisnası, vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, yatırım yeri tahsisi, faiz desteği gibi yardımlar sağlamaktadır. 44 Pek tabii olarak bu destek unsurlarından yararlanmanın ilk koşulu, sistem içinde yer almak ve kayıtlı olmaktır. Kayıtdışı işletmeler ise bu nitelikleri haiz olmadıklarından sözkonusu desteklerden bırakın yararlanmayı, başvurmak imkânına dahi sahip değillerdir. g) Çift Kayıt Zorunluğu ve Yönetememe Problemi Kayıtdışı ekonomik faaliyetler bütünüyle kayıtdışı olduğunda işletmenin hesap durumunu takip etmek, mali durumunu ve performansını izleyebilmek için tek bir defter yeterli olacaktır; ancak bu defter yasal defter olmayıp, gayrı resmi muhasebeyi içeren özel defter ya da el defteridir. Ancak işletmenin bir kısım faaliyetleri kayıt altında ve fakat bir kısmı kayıtdışı ise bu defa çift kayıt (defter) tutulması zaruri hale gelecektir: (i) Resmi muhasebeyi içeren yasal defter, (i) Gayrı resmi muhasebeyi içeren özel defter. Çift kayıt ya da paralel muhasebe, başlangıçta yürütülebilir ve konsolide edildiğinde işletmenin mali durumu ve performansı hakkında bir fikir verebilir. Aynı şekilde özel defter ile işletmenin faaliyeti yürütülebilir. Ancak, faaliyet hacmi arttıkça ve işbölümü başladıkça bu işletmeler patronun cebi, şirketin kasası mantığı ile yönetilemez hale gelir. Bu defa, kamu kurumlarından korkmaya ve kamu görevlilerinin şantajlarına, çalışanlardan tedirgin olmak eklenir. Kişisel mesaimiz sırasında, vergi idaresine yansıyan ihbarların önemli kısmının kayıtdışı işletmelerin çalışanlarından gelen ihbarlar olduğu gözlemlenmiştir. Yanısıra, işletmelerde rastlanan yolsuzluk ve suiistimallerin önemli kısmının kayıtdışı işletmelerde olduğu; yasal kayıtları eksik ve yanıltıcı olan bu işletmelerin aktiflerine kimi çalışanların ellerinin uzandığı ve fakat işletme sahibinin bunu ortaya çıkaracak mekanizmalara sahip olmadığı görülmektedir Temmuz 2009 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 2009/15199 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ile 28 Temmuz 2009 tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2009/1)

80 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Öte yandan, çift kayıt ya da özel defter, muhasebenin temel ilke ve prensiplerine, ulusal ya da uluslararası muhasebe standartlarına uygun olarak tutulmadığından, işletmenin gerçek durumunu, performansını, ticari ya da sınai maliyetlerini gösterecek nitelikte değildir. Üstelik, resmi muhasebe verileri gerçek dışı, eksik ya da hatalıdır. Bu şartlar altında maliyetlerin doğru olarak tespit edilebilmesi, doğru fiyatlama yapılabilmesi ve buradan giderek piyasa ortamında rekabet edilebilmesi güç hatta imkânsızdır. Son olarak ikili kayıt sistemini izleyen işletmelerin, resmi muhasebeden hareketle çıkarılan mali tabloları gerçek durumu yansıtmadığından (gerek aktif-pasif gerekse gelir tablosu olduğundan küçük gösterildiğinden) bu işletmelerin kredibiliteleri zayıflar ve finansmana erişim imkânları kısıtlanır. h) İş Güvencesi Olmaması Her ne kadar kayıtdışı ekonominin varlığı ilave istihdam yaratması yönünden bir fayda olarak değerlendirilse de; kayıtdışı sektörde çalışanların işlerinin sürdürülebilirliğinin yasal teminata ve yargının koruyuculuğuna bağlanamaması suretiyle iş güvencelerinin olmaması bireyler yönünden temel bir maliyet halini almaktadır. Kayıtdışı işletmeler çalışanları ile İş Kanunu nun hükümlerine uygun akitler yapmaktan kaçınırlar. Yanısıra, bu işletmelerde sendikal harekete de rastlanılmaz; teşebbüs eden işçiler, işverenin sadece bir sözü ile işlerini kaybederler. Oysa, sendikal hareketin ve toplu sözleşmenin olduğu yerde kayıtdışı istihdam olmaz; ücretler ve çalışanlar gerçek tutarları ve sayıları ile kayıtlara girer. İş sözleşmelerinin ve sendikal hareketin olmadığı işyerlerinde, iş güvencesinden söz edilemez. i) Sosyal Güvenlik Sistemi nin Dışında Kalmak Kayıtdışı istihdam edilenler yönünden en temel maliyetlerden birisi sosyal güvenlik sisteminin dışında kalmaktır. Kayıtdışı işletmeler, gerek işyerlerini gerekse çalışanlarını her türlü kamu kurumundan gizlemek eğilimindedir ve bu bağlamda Sosyal Güvenlik Kurumu na da bildirimde bulunulmaz, sosyal güvenlik ödemeleri yapılmaz. Bu işçiler terminolojide kaçak işçi olarak adlandırılmaktadır. Kaçak çalışan işçi, hastalandığında SSK nın sağlık tesislerinden yararlanamaz ve geçici işgöremezlik ödeneği alamaz; işçinin bakmakla yükümlü olduğu kişilere sağlık hizmeti verilmez; iş kazasına uğradığında veya meslek hastalığına yakalandığında SSK nın sağlık hizmetlerinden yararlanamaz, geçici işgöremezlik ödeneği alamaz; kendisi veya eşi doğum yaptığında, SSK nın hizmetlerinden yararlanamaz; kendi doğum yapıyorsa, doğum öncesi ve doğum sonrası ücretli iznini kullanamaz; sakatlanırsa malullük aylığı, yaşlandığında emekli aylığı alamaz; öldüğünde, bakmakla yükümlü olduğu kişilere aylık bağlanmaz; işsiz kaldığında işsizlik ödeneği alamaz; İş Kanunu nun kendisine sağladığı ihbar ve kıdem tazminatı, haftalık çalışma süresi, yıllık ücretli izin olanaklarından faydalanamaz 45. j) İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları Yukarıda da belirtildiği gibi, kayıtdışı işletmelerde (ilgili yasal ve idari otoritelerin denetim ve kontrolleri yapılamadığından) işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik politika ve uygulamalar, uygun çalışma koşulları hayata geçirilemez. Bu durum çalışanların ruh ve beden sağlıklarının bozulmasına, iş kazası veya meslek hastalığı riskinin artmasına, bunlar sebebiyle uzun süreli ya da sürekli olarak üretim güçlerini kaybetmelerine sebep olur. Yanısıra, bu risklerin realize olması halinde sosyal güvenlik kurumlarından sağlık hizmeti alınamaması ve malulen emeklilik imkânının bulunmaması, ekonomik olarak zayıf olan çalışanların belki de yaşamlarının sonuna dek hasta/sakat ve gelirsiz kalmalarına sebep olmaktadır. Bunun toplum için sosyal maliyeti bir yana, bireyler için en temel tehdit ve maliyet olduğu aşikârdır. k) Kayıtdışı Ekonomi Tüketici Haklarının Kullanımını ve Gelişmesini Engeller Günümüzde tüketici hakları; temel ihtiyaçların karşılanması hakkı, güven duyma, bilgi edinme, seçebilme, temsil edilme, tazmin edilme, eğitilme, çevresel tehlikelerden korunma gibi sekiz temelde tanımlanmaktadır. 46 Nitekim, bu temelden hareketle düzenlendiği anlaşılan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun un 1 inci maddesinde, Kanun un amacı, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını 45 Türk-İş, Kayıtdışı İstihdam ve Yabancı İşçi Çalıştırılmasının Önlenmesi, calisma_meclisi_kayitdisi_istihdam.doc (Erişme Tarihi: ) 46 (Erişme Tarihi: )

81 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olarak ifade edilmiştir. 47 Bu haklardan yararlanabilmenin en temel koşulu ise, tüketicinin alış-veriş yaptığını gerek idari gerekse yargı organları nezdinde kabul görecek belgelere dayandırarak ispatlayabilmesidir. Bunun, kayıtdışı üretim-ticaret zincirinin sonucunda belgesiz olarak iktisap edilen mallar için temin edilemeyeceği açıktır. Yanısıra, kayıtdışında olmak sebebiyle gayrı sıhhi şartlarla üretilen malların kendisinden beklenilen faydayı tam olarak sağlayamaması ve ayrıca çeşitli sağlık problemlerine sebep olmak suretiyle tüketici ekonomisini zedelemesi söz konusu olabilmektedir. C) Kayıtdışı Ekonomi nin Makro Ekonomi Yönünden Faydaları a) Kayıtdışında Faaliyet Gösteren İşletmelerin Rekabet Güçleri Artar; Fiyatları Düşürür Kayıtdışı ekonomi, üretimde esnekliğin ve rekabetin sağlanmasına yardımcı olur. Emek-yoğun üretimin yüksek maliyetli olması sebebiyle sermaye-yoğun üretimle rekabet edememesi genel bir doğru iken; kayıtdışı işletmelerin vergi ve sosyal güvenlik tasarrufları, bunların maliyetlerini azaltır ve rekabet güçlerini artırır. Bu ise, fiyatların (görece) düşmesine neden olur. b) Kayıtdışı Faaliyetler Ekonomiye Dinamizm Kazandırır ve Sermaye Birikimi ile Büyümeyi Hızlandırır Kayıtdışı olmanın/kalmanın temel güdülerinden birisi vergi yükünden tasarruf etmektir. Bir anlayışa göre, vergi oranlarının yüksekliği, emeğin vergi sonrası marjinal ürününü azaltır ve işe yoğunlaşmayı zayıflatır; bu nedenle toplam mal arzı daralır. Yanısıra, yüksek vergi oranı, vergi sonrası yatırımlara yönlendirilecek getiriyi azaltır, toplam yatırım talebinde düşme yaratır. Yüksek vergi oranları insanları piyasa faaliyetlerinden uzaklaşabileceği ikamelere ve vergilenmemiş alanlara, boş zaman gibi veya gelirin bildirilmediği kayıtdışı ekonomiye yöneltir Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (4077 S.K.), Mad. 1, Resmi Gazete, 22221, 8 Mart Robert J. Barro, Macroeconomics, John Willey and Sons, 2. Baskı, 1987, s Servetlerini ve gelirlerini kayıt dışına çıkararak daha az vergi ödeyen (ya da hiç vergi ödemeyen) kayıtdışı ekonomi aktörleri, vergiyi oto-finansman yöntemi olarak kullanarak büyümelerini sürdürebilmektedirler. Ekonomik büyümenin öncelikli tercih olduğu bir ülkede; eğer alınan vergilerle devlet tarafından yaratılan büyüme, bu vergiler kişilerin elinde kalsaydı sağlanacak büyümeden daha düşük ise, kayıt dışı çalışmanın olumlu sonuçlar yarattığı ileri sürülebilir 49. Kayıtdışı ekonomi yanısıra; (i) fiyat istikrarının sağlanmasına, (ii) ekonominin tam istihdam düzeyinde devamlı dengede bulunmasına, (iii) üretilen mal ve hizmetlerin toplam arz ve talebi arasında denge sağlanmasına ve (iv) üretim faktörlerinin tam kullanılmasına olumlu katkı sağlamak suretiyle ekonomik istikrarın sağlanması ve sürdürülmesine destek olur. Kayıtdışı sektörlerde bürokratik işlemler ve kamunun düzenleyici müdahaleleri olmadığından üretim hem daha ucuz, hem daha fazladır. Üretimin artması ekonominin arz kapasitesini, üretimin ucuz olması ise genel talebi olumlu yönde etkiler. Yanısıra, kayıtdışı çalışanların ve girişimcilerin elde ettikleri gelirler harcamaya dönüşerek toplam talebi artırırlar. Bu yolla, kayıtdışı ekonomi, kapasite kullanımını artırıcı yönde işlev görür. Ayrıca, kayıtdışı üretim, kayıtlı ekonomiye paralel olarak faaliyet gösterdiğinden, kayıtlı ekonomide oluşacak olumsuz konjonktürel dalgalanmaların etkileri nispeten hafifler. Yanısıra, kayıtdışı ekonomide kullanılan fonların yaratacağı çoğaltan etkisi, kamusal düzenlemelerin olmaması nedeniyle kayıtlı ekonomidekinden daha fazladır. Çoğaltan etkisinin fazla olması, tasarrufların yatırıma yönlendirilmesinin süratini ve oranını artırır. Bu durum ekonomiye canlılık getirerek büyüme hızını yükseltir. Kayıtdışı ekonominin büyüme üzerinde olumlu etki yaptığı ampirik araştırmalar ile de desteklenmektedir. Akalın ve Kesikoğlu tarafından, Türkiye de kayıtdışı ekonominin dönemi için tahmini ve büyüme ile arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla yapılan bir çalışmada kayıtdışı ekonomiden büyümeye yönelik bir nedensellik ilişkisi olduğu gözlenmiş, kayıtdışı ekonominin büyüme üzerinde pozitif bir etki meydana getirdiği görülmüştür Fazlı Çilingir, Kayıt Dışı Ekonominin Makro Ekonomik Yapı ve Politikalara Etkileri ile Kayıt Dışı Ekonominin Kayda Alınması Amacıyla Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapan 4369 Sayılı Kanunla Getirilen Düzenlemeler, LXXXIX-19/20-19 sayılı ve tarihli Bilim Raporu (Yeterlik Etüdü), T.C. Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu, 2000, s. 57; Us, a.g.e., s Gülsüm Akalın ve Ferdi Kesikoğlu, Türkiye de Kayıtdışı Ekonomi ve Büyüme İlişkisi, ZKÜ Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 3, Sayı 5, 2007, s

82 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II Ayrıca, kayıtdışı ekonomik faaliyetler sonucunda elde edilen fonlar, menkul kıymetler borsası ve banka sistemi kanalıyla kayıtlı ekonomiye kaynak sağlar. 51 Bu da kayıtlı işletmelerin yatırımların finansmanına ve büyümelerine olumlu etkiler yapar. c) Kayıtdışı Faaliyetler Ekonomide Canlılık Yaratır Kayıtdışı ekonomik faaliyetlerden elde edilen gelirin önemli bir kısmı kayıtlı ekonomiye kanalize olur ve böylece kayıtlı ekonomiyi de olumlu etkiler. Bir ekonomide önemli olan gelir yaratılmasıdır. Eğer yaratılan bir gelir varsa, bu gelir bir şekilde harcanır ya da servet olarak finansal sisteme girer. Almanya ve Avusturya da yapılan çalışmalar, kayıtdışında elde edilen gelirlerin %66 sının doğrudan kayıtlı ekonomide harcandığını göstermektedir 52. Harcamaların yapılması ise kayıtlı olsun olmasın ekonominin genelinde canlılık yaratır. Yanısıra, kayıtdışı faaliyet gösteren işletmelerin giderek büyümelerinin tabii bir sonucu olarak tedricen kayıtlı hale gelmeleri neticesinde kayıtdışı yaratılan gelir eninde sonunda kayıtlı hale gelecektir. 53 d) Kayıtdışı Faaliyetler İstihdamı Artırır Gelişmekte olan ekonomiler açısından şehirli emek gücüne yeni ve hacimli girişlerin kendi istihdamlarını yarattıkları veya küçük ölçekli aile mülkiyetli teşebbüslerde çalıştıkları görülür. Kendi kendini istihdam edenler; işportacılık, seyyar satıcılık, ayakkabı boyacılığı vb. işler yaparlar. Diğerleri; küçük ve orta ölçekli işletmelerde düşük vasıflı işler bulurlar. Yapılan çalışmalar gelişmekte olan ekonomilerde şehirli iş gücünün %20-70 inin (ortalama % 50 sinin) kayıtdışı işlerde ya da işletmeler de çalışmakta olduğunu göstermektedir. Gelişmekte olan ülkelerde şehir nüfusunun öngörülemeyen (kestirilemeyen) büyüme oranı ve şehrin kayıtlı ekonomisinin ilave işgücünü absorbe etmekteki başarısızlığı, kayıtdışı ekonominin büyüyen işsizlik problemine deva olmak fonksiyonunu daha da önemli hale getirmektedir. 54 Nitekim, Dünya Bankası raporlarında kayıtdışı ekonominin yoksulluk sorununa geçici bir çözüm olacağı vurgulanmakta, Uluslararası Çalışma Örgütü raporlarında da gelişmekte olan ülkelerin kalkınma politikalarında kayıtdışı girişimciliğin önemine işaret edilmektedir Çilingir, a.g.r., s Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği, a.g.e., s. 30; Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s Çilingir, a.g.r., s Altuğ, a.g.m. 55 Neşe Algan, Türkiye de Kayıtdışı Sektör: Boyutları, Etkileri ve Kayıtdışı Sektörü Küçültme Konusunda Öneriler, İşveren Dergisi, Ağustos Öte yandan, kayıtdışı ekonomide istihdam edilen çalışanların önemli bir kısmı, kayıtlı ekonomik birimlerce kabul edilemeyecek nitelikte vasıfsız ya da düşük vasıflı çalışanlardır. Kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin varlığı; bu nitelikteki çalışanların istihdam dışı kalması, gelir elde edememesi ve harcama yapamaması gibi esasen makro ekonomik nitelikteki ve sosyal sonuçları da olan bir dizi tehdidi kısmen de olsa ortadan kaldırır. 56 e) Kayıtlı Ekonomide Faaliyet Gösteren İşletmelerin Kayıtdışı Ekonomi Kaynaklı Maliyet Avantajları Kayıtlı ekonomide faaliyet gösteren işletmeler, kayıtdışı faaliyet gösteren iktisadi birimler tarafından üretilen mal ve hizmetleri (kimi zaman) girdi olarak kullanmaktadırlar. Bu girdiler, kayıtdışında kalmanın yarattığı maliyet avantajı ile kayıt içinde üretilenlere göre daha ucuz olduğundan, kayıtlı işletmelerin üretim maliyetleri olumlu yönde etkilenmektedir. Öte yandan, kayıtdışı işletmelerin çıraklık/eğitim/yetiştirme süreci kayıtlı işletmelere göre çok daha düşük maliyetlidir. Bu sebeple, ülkenin insan gücü yetiştirme maliyeti de daha düşük olur. Kayıtdışı sektörde yetişen ve daha sonra kayıtlı işletmelere transfer olan işgücünün yetiştirilmesi için yapılan maliyete katlanmamış olması, kayıtlı işletmeler için artı değer anlamındadır. f) Kayıtlı Ekonomilerde Verimsiz Olduğu İçin Yapılmayan Kimi İktisadi Faaliyetler Kayıtdışı İktisadi Birimler/İşletmeler Tarafından Yapılmakta, Bu Yolla Reel Üretime Katkı Sağlanmaktadır Kimi ekonomik faaliyetler kayıtlı işletmeler için rantabl değildir. Kayıt içinde olan işletmeler ekonomik ve yönetsel sebeplerle bu tür faaliyetleri yapmaktan imtina ederler. Bunlar arasında atık toplama ve geri dönüşüm sayılabilir. Oysa bu faaliyet sonucunda üretimde görece daha az hammadde kullanılması sebebiyle hammadde kaynaklarının korunması sağlanır ve/veya ithalat gereksinimi azalır. Hammaddeye daha az talep ise hammadde fiyatlarının/ maliyetinin azalmasına ve böylece üretim maliyetinin ve fiyatların düşmesine sebep olur. 56 Us, a.g.e., s

83 GENEL OTURUM II GENEL OTURUM II g) Kayıtdışı Ekonomi Otomatik Stabilizatör Vasfı ile Ekonomide Subap İşlevi Görür ve Özellikle Kriz Zamanlarında Sosyal Patlamaları Engeller Bir ülkede yaratılan toplam ve/veya kişi başına milli gelirin düşük ve yanısıra gelir dağılımının bozuk olmasının sosyal patlamalara sebep olduğu sosyal politikanın en temel gerçeklerindendir. Eğer bir toplumda, iş bulamayanların ve en temel ihtiyaçlarını bile karşılayacak geliri olmayanların sayısı gün be gün artıyorsa, o toplum sosyal patlamalara ciddi bir adaydır. Bu durum, özellikle ekonomik kriz zamanlarında kendisini çok daha bariz bir şekilde göstermektedir. Bir yaklaşıma göre, önemli olan insanların geçinebilecek gelir elde etmeleridir; bu gelirin kayıtlı ya da kayıtdışı işlerden ya da işletmelerden elde edilmesi önemli değildir. Kişiler kayıtlı ekonomik birimlerde iş bulamıyorsa ya da kurdukları işlerini kayıt altında iken sürdüremiyorlarsa kayıtdışılık kaçınılmazdır. Dolayısıyla kayıtdışı ekonomi bir yandan geçimlik düzeyde gelir elde etmek isteyenlere bu olanağı, bir kısım insanlara da istedikleri yaşam standardını sağlayarak sosyal patlamaların ortaya çıkmasını engellemektedir. ne yürür. Bireyler ve işletmeler, girişecekleri işlerde bu işin fayda-maliyet analizini yaparak karar verirler. Kayıtdışı ekonomik aktiviteler için de bu böyledir. İşletmeler, kayıtdışı olmak ile elde edecekleri fayda-maliyet tutarından daha fazlasını kayıtlı olmak durumunda elde edeceklerini umduklarında ya da hesapladıklarında, kayıtlı olmayı seçerler. Bugüne dek olagelen uygulamalar, kamu otoritelerinin fayda değişkeni üzerinde değil de; düzenleme, takip, denetim, müeyyidelendirme yoluyla maliyet değişkeni üzerinde yoğunlaştığını; (yakalanma) maliyetleri(ni) artırarak kayıtdışı ekonomiyi kayıt altına almayı tercih ettiğini göstermektedir. Ancak, kayıtdışı işletmeler için maliyet (genellikle uzun vadeli) bir ihtimal iken, fayda kısa vadeli somut olgudur. Bu işletmeler daldaki değil de eldeki kuşa bakarak karar vermeyi tercih ederler. Bu sebeple, kayıtlı olmayı teşvik edecek, yani faydayı öne çıkaracak verimlilik artışı, kurumsallaşma, teşviklere ve finansmana kolay erişim gibi politikaların hayata geçirilmesi ve yolla ekonominin rekabet gücünün artırılması rasyonel bir tercih olacaktır. D) Kayıtdışı Ekonomi nin Bireyler/Firmalar Yönünden Faydaları a) İstihdam İmkânı ve Kişisel Gelir Yaratır Kayıtdışı ekonomik faaliyetler, birçok kişiye en azından geçimlik (en azından temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği) düzeyde gelir elde edebileceği iş olanağı sağlar. Bu kişilerin Devletin, yakınlarının ya da sosyal kurumların katkılarına muhtaçlığını azaltır. Kayıtdışı ekonomi, istihdamda artış sağlayarak yoksulluğu hafifletir ve gelir dağılımındaki bozuklukları belli ölçüde azaltabilir. Bu bakımdan kayıtdışı ekonomi ülkede genel refahı artırıcı bir etkide bulunur. 57 VI- SONUÇ Kayıtdışı ekonomi, kısa vadede istihdam ve yatırım açısından geçici ve yanıltıcı bazı avantajlar sağladığı düşünülse de gerçekte ülke çıkarları ve ekonomisi açısından büyük olumsuzluklara neden olan bir paradokstur 58. Ekonomilerde hareket fayda-maliyet analizi üzeri- 57 Editörler: Muhsin Kar ve Sami Taban, İktisadi Kalkınmada Sosyal, Kültürel ve Siyasal Faktörleri Rolü, Ekin Kitabevi, Bursa, 2005, (Fatih Savaşan, Kayıtdışı Ekonomi ve Kalkınma, s ). 58 Maliye Bakanlığı, a.g.plan, s

84 Uluslararası Alanda Muhasebe ve Denetim Meleğinin Yeniden Yapılandırılması Ek Tablo: 110 Ülkede Kayıtdışı Ekonominin Boyutu GENEL OTURUM II Ülke (1) (2) Ülke (1) (2) Ülke (1) (2) 1 Gürcistan 2,1 67,3 38 Gana 1,9 38,4 75 Macaristan 11,1 25,1 2 Bolivya 5,4 67,1 39 Tunus 7,1 38,4 76 Belçika 53,1 23,2 3 Panama 6,0 64,1 40 Nepal 2,2 38,4 77 Hindistan 104,7 23,1 4 Azerbaycan 3,0 60,6 41 Bulgaristan 4,3 36,9 78 Portekiz 23,3 22,6 5 Peru 31,1 59,9 42 Pakistan 21,9 36,8 79 İspanya 124,8 22,6 6 Zimbabve 4,2 59,4 43 Fas 11,8 36,4 80 İsrail 23,2 21,9 7 Tanzanya 5,2 58,3 44 Jamaika 2,6 36,4 81 Şili 13,5 19,8 8 Nijerya 21,3 57,9 45 Bangladeş 16,7 35,6 82 Tayvan 61,6 19,6 9 Tayland 63,4 52,6 46 Mısır 35,0 35,1 83 Endonezya 27,7 19,4 10 Ukrayna 16,1 52,2 47 Ekvador 4,3 34,4 84 Ürdün 1,6 19,4 11 Guatemala 9,7 51,5 48 Romanya 12,5 34,4 85 Suriye 3,1 19,3 12 Uruguay 9,9 51,1 49 Kenya 3,5 34,3 86 Çek Cumhuriyeti 9,6 19,1 13 Honduras 2,9 49,6 50 Cezayir 17,3 34,1 87 Norveç 30,6 19,1 14 Zambia 1,4 48,9 51 Lübnan 5,9 34,1 88 İsveç 42,9 19,1 15 Belarus 14,4 48,1 52 Bosna-Hersek 1,6 34,1 89 İran 17,7 18,9 16 Ermenistan 0,9 46,3 53 Özbekistan 2,5 34,1 90 Slovakya 3,6 18,9 17 Tusya 114,5 46,1 54 Venezuela 40,1 33,6 91 Moğolistan 0,2 18,4 18 Benin 1,0 45,2 55 Botswana 1,8 33,4 92 Suudi Arabistan 32,0 18,4 19 Nikaragua 1,0 45,2 56 Arnavutluk 1,3 33,4 93 Finlandiya 21,9 18,3 20 Moldovya 0,6 45,1 57 Hırvatistan 6,3 33,4 94 Danimarka 29,1 18,2 21 Sri Lanka 7,1 44,6 58 Kamerun 2,7 32,8 95 Hong Kong 27,5 16,6 22 Filipinler 34,4 43,4 59 Türkiye 64,5 32,1 96 Kanada 110,1 16,4 23 Senegal 1,9 43,2 60 Dominik Cumhuriyeti 6,0 32,1 97 Almanya 303,1 16,3 24 Kazakistan 7,4 43,2 61 Malezya 25,6 31,1 98 İrlanda 12,7 15,8 25 Uganda 2,7 43,1 62 Litvanya 3,4 30,3 99 Vietnam 4,9 15,6 26 Nijer 0,8 41,9 63 Meksika 168,5 30,1 100 Fransa 199,6 15,3 27 Mali 0,9 41,0 64 Yugoslavya 2,5 29,1 101 Avustralya 58,0 15,3 28 Etiyopya 2,6 40,3 65 Yunanistan 32,9 28,6 102 Çin 139,6 13,1 29 Malavi 0,7 40,3 66 Güney Afrika 34,8 28,4 103 Singapur 12,9 13,1 30 Mozambik 1,4 40,3 67 Polonya 43,3 27,6 104 Hollanda 47,8 13,0 31 Fildişi Sahili 3,4 39,9 68 Güney Kore 125,1 27,5 105 Yeni Zelenda 5,9 12,7 32 Letonya 2,9 39,9 69 Yemen 2,0 27,4 106 Birleşik Krallık 178,6 12,6 33 Brezilya 226,8 39,8 70 Slovenya 4,9 27,1 107 Japonya 553,8 11,3 34 Kırgızistan 0,5 39,8 71 İtalya 288,0 27,0 108 Avusturya 19,0 10,2 35 Madagaskar 1,5 39,6 72 Birleşik Arap Emirlikleri 0,0 26,4 109 İsviçre 22,3 8,8 36 Kolombiya 30,8 39,1 73 Kosta Rika 3,8 26,2 110 ABD 864,6 8,8 37 Burkina Faso 0,8 38,4 74 Arjantin 70,5 25,4 Dünya Toplamı 4.915,5 GENEL OTURUM II SORULAR VE CEVAPLAR Kaynak: Friedrich Schneider, Size and Measurement of the Informel Economy in 110 Countries Araund the World, Temmuz (1): Kayıtdışı Ekonomi, Milyar ABD Doları (2000) (2) : Kayıtdışı Ekonomi, GSMH nın % si Olarak (1999/2000)

85 GENEL OTURUM II - SORULAR VE CEVAPLAR OTURUM BAŞKANI, MEHMET KOÇ Sayın Tanrıverdi ye teşekkür ediyoruz. Sayın Tanrıverdi, son konuşmacı olmanın avantajını çok iyi kullandı, aslında bir dezavantaj olmadığını da gördük. Aslında kayıt dışı ekonominin çok fazla tarifi olabileceğini ama bunlardan en doğrusunun, en uygun olanının, gayrisafi milli hasıla hesaplamasında dikkate alınamayan mal ve hizmetlerin parasal toplamıdır şeklinde bir değerlendirme yaptı. Mutlaka, kayıt dışı ekonominin çeşitli nedenleri vardır, bunların başında yapısal nedenler, vergi sisteminden kaynaklanan nedenler, hızla nüfus artışı, iç göçler, kaçak göçmenler, taşeronluk sistemi, esnek çalışma, sık sık yapılan vergi afları veya yüksek vergilenmenin de kayıt dışıyı doğuran etkenler olduğunu söyledi. Bir de ülkemizde küçük işletmelerin çokluğu, yaklaşık işletmenin % 96 sının küçük işletme, 1 ile 9 kişi arasında istihdam yapılan işletmeler olduğunu, bundan dolayı da kayıt dışılığın normalinden daha fazla olduğunu. Sonuçları olarak da, gerçek dışı finansal tabloların ortaya çıkmasını, gerçek dışı beyanların oluşmasını, kayıtlara girmeyen maliyetlerden dolayı düşük ciroların doğmasına neden olduğunu ama kayıt dışılığın da hemen hemen tüm ülkeler olduğunu, ancak az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde oranının daha yüksek olduğunu, makro ekonomi açısından kayıt dışılık ekonomiye dinamizm kazandırabilir dedi, çeşitli görüşlere dedi. Ekonomik hareketlerin kayıt dışı yapılmasından dolayı vergi doğurmadığından vergi oto-finansman aracı olarak kullanılabilir dedi. Yine, istihdamda maliyetlerin düşük olmasından dolayı kayıt dışılıkla, istihdamı arttırıcı bir etkisinin de olabileceğini söyledi. Yine, kayıt dışılık, ekonomik göstergeleri hatalı olarak yansıtmasından dolayı ekonomik politikaların da hatalı olarak gündeme gelmesine neden olacaktır dedi. Yine, toplanan vergilerin düşük olması, bir taraftan da vergi yükü üzerinde olan insanlarda ciddi oranlarda vergilerde yüksek oranların uygulanmasına neden olur dedi. Diğer taraftan sosyal güvenlik ve işgücü piyasalarında bozucu bir etkisi vardır dedi. Ama şu bir gerçek ki, ülkemizde de bundan 10 gün önce TÜİK in yayınlamış olduğu istihdam verilerinde çalışandan unun kayıt dışı çalıştığı devletin resmi kurumu tarafından deklere edilmiş oldu. Buna rağmen de kayıt dışılık konusunda çok ciddi bir siyasi irade de ne yazık ki, ortaya çıkmıyor. Elbette ki, bir siyasi irade meselesidir de, aynı zamanda kayıt dışıyla mücadele etmek. Bu irade ortaya çıkmadığından ne yazık ki, kayıt dışı çalışanlar

86 GENEL OTURUM II - SORULAR VE CEVAPLAR GENEL OTURUM II - SORULAR VE CEVAPLAR veya devlet bazı kesimleri merdiven altı üretimlerde, bazı ekonomik faaliyetler noktasında önünü de açmasından dolayı kayıt dışı, ülkemizde de % 35 lerin üzerinde olduğunu devlet kurumları bile kabul ediyor. Değerli katılımcılar, Oturumumuzun sonuna gelmiş bulunmaktayız, isterseniz bir 5, 10 dakika soru veya cevap veya katkılar noktasında sizlere söz verelim. Evet, mikrofon geliyor, Hocam, sizden mi başlayalım, madem mikrofon orada, buyurun. PROF. DR. NEJAT BOZKURT, MARMARA ÜNİVERSİTESİ Teşekkür ederim efendim. Sayın Tanrıverdi nin konuşmasıyla, bu kayıt dışılıkta belki bir konuyu daha gündeme getirmemiz gerekiyor. Yani bir zararını daha gündeme getirmemiz gerekiyor, yıllık, belki de 20 yıla yakın uygulamada gördüğümde ben şu noktaya gelmiş vaziyetteyim; bir kere zaten tümüyle kayıt dışı olanlarla derdimiz, onlara bir şey yapmayalım diyoruz, bir kenara koyuyor, kayıt altındayken kayıt dışılık yapanlar daha çok bizim sorunumuz. Ben şunu görüyorum, gördüm, bilmiyorum katılır mısınız, ilkin onu şey yapacağım. İlk anlarda kayıt dışılık yani işte bir şeyleri faturasız almak, bir şeyleri faturasız satmak, kısmı az ücretle çalıştırmak, açıktan çalıştırmak artı değer getiriyor ama 4 üncü, 5 inci senesinde bir firma vardıktan sonra bu eksiye dönüyor ve zarar vermeye başlıyor, firmaya zarar vermeye başlıyor, ekonomiyi konuşmuyorum. Saydığımız şeylerin içinde çok daha önemli bir şey var bana göre; kayıt altındayken kayıt dışısı olan orta büyüklükte bir firmanın patronu, kontrolünü kaybediyor, firmasına hakim olamamaya başlıyor. Şimdi bizler bu tip işletmelere çeşitli şekillerde baskı yapmak zorundayız işte, normal % 100 e dönmeleri için, bunları anlatmamız gerekiyor. Anlatacağımız en önemli unsurlardan biri de bu. Bu kayıt dışısı olan bir firmanın sahibi, deposuna hakim olamamaya başlıyor, cari hesaplarına hakim olamamaya başlıyor, işte, bordrosuz çalışan çalıştırıyor, kaç kişi çalıştırdığını bilmiyor, o gün acaba kayıtlara girip bir şeyler ödedik denildiğin de gerçekten çalışıyor mu çalışmıyor mu bunu bilmiyor. Ben çok işveren şu şikayetle gelmiştir bana, çok demeyeyim de hadi, bir kısım diyelim; işte, bir yerlerden fatura aldım, kayıtlardan bunu da ödemek durumundayız, ödedik, turnike yaptırdık, para açığa çıktı, geldi benim muhasebe müdürüm veya mali işler müdürünün önüne kondu, ondan sonra o vatandaşın o parayı ne yaptığını takip edemiyorum diyor çünkü para açığa çıktı lira geliyor, liranın lirası firmaya kullanılıyor, lirası cebe gidiyor. Bu tip, ciddi biçimlerde belli bir zaman sonrasında komplikasyonlar başlıyor. Bu yönden işin bu açıkla girip ve çok firma da biliyorum, yeter artık deyip, artık ben % 100 çalışmak istiyorum diyen de orta büyüklükte, KOBİ büyüklüğünde birçok işletmede var. gösterebilirsek bu açığı kapatırız, denetim ve kontrol açısından da giderek mutlu bir pozisyona gelebiliriz. Soru mu oldu, katkı mı oldu Başkanım bu bilmiyorum ama konuştuk, OTURUM BAŞKANI Teşekkür ederiz. DR. SEZAİ TANRIVERDİ Hocam katkı oldu çünkü ben Sayın Başkan dan gelen istek üzerine bunu anlatamadım, benim yerime siz anlatmış oldunuz, slaytımda da vardı, çok teşekkür ederim. Böylece 1 dakika daha çalmış olduk süreden. OTURUM BAŞKANI Buyurun, KATILIMCI İki tane sorum olacak; Orhan Hocama şunu sormak istiyorum hem de bilgilenme açısından; Uluslararası Denetim Standartlarına göre şöyle bir eleştiri geliyor, Ticaret Kanunundaki faaliyet raporlarının denetimi, Uluslararası Denetim Standartlarının çerçevesinin dışında denetçiye çok fazla sorumluluklar yüklediği ile ilgili. Bununla ilgili görüşlerinizi almak istiyorum. Bir de Sezai Bey e soru sormak istiyorum; kayıt dışı ekonominin faydaları firmalar açısından algıladım ben ancak maliyetler makro ekonomik yönden. Size şunu sormak istiyorum; çözüm olarak KOBİ lerin finansal piyasalardan almış

87 GENEL OTURUM II - SORULAR VE CEVAPLAR GENEL OTURUM II - SORULAR VE CEVAPLAR olduğu payın yükseltilmesi veya sermaye piyasasının daha geniş bir tabana yayılması en etkin çözüm olarak düşünülebilir mi? DOÇ. DR. ORHAN ÇELİK Diğer soruları da alırız diye düşünmüştüm ama isterseniz ben bu soruya cevap vereyim. Şimdi faaliyet raporlarının dizayn edilmesi ve faaliyet raporlarının denetlenmesi gerçekten, önemli bir husus. Şundan dolayı önemli bir husus; özellikle sermaye piyasasında işlem gören hisse senetleri, sermaye piyasasında işlem gören şirketler bakımından faaliyet raporları yatırımcının, küçük yatırımcıların ve kurumsal yatırımcıların karar vermelerinde kullandıkları önemli bir belge. Hatta bu faaliyet raporunun içerisinde ne olması gerektiği, nasıl olması gerektiği konusu da Sermaye Piyasası Kurulları tarafından düzenleniyor. Tabii, bunların içerisinde finansal bilgiler var, finansal olmayan bilgiler var. Şimdi finansal bilgiler kısmı, muhasebe bilgileri, muhasebe departmanlarını ilgilendiren, finansal olmayan bilgiler, kimi ilgilendiriyor? Dolayısıyla muhasebe departmanlarını ilgilendiriyor, dolayısıyla bu da dolaylı olarak muhasebe bilgi sistemi içerisinde değerlendiriliyor bu finansal olmayan bilgiler de. İşte, onun için Amerika Birleşik Devletleri Sermaye Piyasası Kurulu, işte faaliyet raporlarının dizayn edilmesini istiyor, işte internet sayfasında yayınlanmasını istiyor, Avrupa Birliği bununla ilgili düzenlemeler yapıyor. Şimdi muhasebe standartları, belki bu söylemek istediğimi biraz daha açmam gerekiyor; muhasebe standartlarında gelecekte olmasını beklediğimiz şey budur, şuanda böyledir demiyoruz, şuanda bir muhasebe standartları, muhasebe bilgileriyle ilgili olan finansal olmayan bilgileri düzenliyor. Sanki gidiş yavaş yavaş faaliyet raporunun içerisinde yer alan bilgilerin denetlenmesi gerektiğini içerecek şekildeymiş gibi algılıyoruz, biraz takip eden birisi olarak bunu söyleyebilirim. Bunun da sebebi, Uluslararası Muhasebe Standartlarıyla Amerikan sisteminin harmonize olma çalışmasıdır yani Amerika Birleşik Devletlerindeki sermaye piyasaları, Amerikan pazarı, Uluslararası Muhasebe Standartlarını kendi pazarlarında uygulayabilmek için bu tür müdahalelerde bulunuyorlar, bu tür genişletici taleplerde bulunuyorlar. Bu tabii, adı konulmuş bir şey değildir, bu deklere edilmiş bir şey değildir. Uluslararası Muhasebe Standartları Kuruluyla Amerika Muhasebe Standartları Kurulunun yaptıkları, mutabakat zaptında yer almaz bu ama bunun böyle olduğunu herkes bilir. Çünkü muhasebe standartlarının geçişi ve muhasebe standartlarının geçirdiği evrim, tırnak içinde evrim, bunun böyle olduğunu bize gösteriyor. Şimdi bunlar nasıl denetlenecek? Bunlar denetlensin mi denetlenmesin mi? Tabii ki, denetlensin ama bunların denetlenmesi, özellikle finansal olmayan bilgilerin denetlenmesi, özellikle geleceğe yönelik bilgilerin denetlenmesi, işletmenin muhasebe bilgileri geçmişe yöneliktir, geçmişin kaydının sonuçlarıdır ama geleceğe yönelik birtakım projeksiyonlar var, bunların denetlenmesi problem. İşte Uluslararası Denetim Standartları bunlarla ilgili birtakım primitif şeyler içeriyor yavaş yavaş yani yeni yeni bu alanlara giriyor diyebilirim, çok uzmanlık alanım değil ama. Bu denetimin nasıl yapılacağı, kim tarafından yapılacağı ve muhasebe bilgileriyle nasıl eşleştirileceği konusu sadece bizde değil diğer pazarlarda da tartışmalı. Ha, Ticaret Kanunu, bunun dışında denetçiye ek sorumluluklar yüklüyor olması ayrı bir tartışma konusu yani muhasebe standardı ve faaliyet raporlarının içeriğiyle doğrudan ilişkili olduğunu düşünmemekteyim bu bakımdan. Çok teşekkürler. DR. SEZAİ TANRIVERDİ Sayın Başkanım, ben soruya değil de herhalde bir teyide muhatap oldum değil mi? Katılıyorum, yani fayda ya da maliyet olarak mülahaza ettiğiniz şeyleri kök olarak bunlar faydalıdır, yukarıdan aşağıya sıraladığınızda bunlar da maliyetlerdir dediğinizde onu çeşitli biçimlerde tasnif edebilirsiniz. Benimki sadece bana özel işte, makro ekonomi yönünden maliyetler-faydalar, mikro ekonomi yönünden faydalar-maliyetler gibi bir analizdir ama katılıyorum, dediğiniz gibi analiz de edilebilir. KATILIMCI Evet, Sayın Başkan, mikrofon bendeyken, Efendim, sorum Sayın Tanrıverdi ye; şimdi üçüncü sektör olarak adlandıracağımız sendikalar, dernekler, siyasi partiler, bu kayıt dışı ekonomiyi, mesela, Kuran kursları, kayıt dışı ekonomiye ne kadar katkıda bulunuyor veyahut da kayıt dışı ekonomiyi hangi oranda besliyor, bu konuda bir çalışma var mı? Yoksa ihmal edilecek kadar küçük mü? Benim kanaatim, çok da küçük değil

88 GENEL OTURUM II - SORULAR VE CEVAPLAR GENEL OTURUM II - SORULAR VE CEVAPLAR hatta odalar ve belediyeleri bile katabiliriz. Yani bu üçüncü sektörün kayıt dışı ekonomiyi beslediği yönündeki görüşlere katılıyorlar mı? Buradaki, bu üçüncü sektörün yönetmiş olduğu ekonomik faaliyetlerin tamamı kayıt içinde midir? Ne düşünüyorlar, onu öğrenmek istiyorum. OTURUM BAŞKANI Soruları alalım toplatan isterseniz, toptan yanıt verelim. Buyurun, bu tarafa geliyoruz. Yalnız kastettiğiniz hangi Odalardır bilmiyorum ama odaların nasıl bir kayıt dışılığın içinde olduğunu pek anlayamadım. KATILIMCI Hazine yardımı vesaire ile, o şekilde. OTURUM BAŞKANI Peki. Buyurun, ŞÜKRÜ YILMAZ, SMMM Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. Sayın Doktor Sezai Tanrıverdi nin son derece güzel açıklamalarına katkı olsun diye bir, iki ilave de ben yapmak istiyorum. Birincisi; siyasal olumsuzluklar maliyeti diye bir şey var, senelerdir Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde terörizm buralardan besleniyor, bunun da bu tip kaçak işlemlerin, işlerin de siyasal olumsuzluklar maliyeti olarak ilave edilmesinde yarar var diye düşünüyorum, birincisi. İkincisi; demin Sizin de bahsettiğiniz gibi birtakım merdiven altı işçilikler veya diğer birtakım şeyler çarpık yapılaşmayla çevrecilik maliyetini yükseltmektedir. Bu çevrecilik maliyeti de küreselleşen ekonomimizde en önemli yeri teşkil etmektedir. Diğer bir husus, yine, Doğu Anadolu Bölgesinde, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kayıt dışı enerji maliyeti bulunmaktadır ve hepimize elektrik faturalarında, birtakım bilmediğimiz kelimelerle ilaveler yüklenilmektedir. Bunları da ilave edebiliriz. Peki, bunları söylerken çözüm noktasında öneriler nelerdir? Bunlar eksik kaldı. Mesela, Nereden Buldun Yasası ile ilgili çalışmalar var mı? Bununla ilgili ne gibi ne gibi katkılar olabilir diye bunu da beklerdik. Teşekkür ederim. OTURUM BAŞKANI Evet, biz de teşekkür ederiz. Buyurun, KATILIMCI Sayın Başkan, teşekkürler. Ben öncelikle Sayın Doktor Sezai Bey e tekrar teşekkür ediyorum, gerçekten, dünya var olduğundan bugüne ve bundan sonrada devam edecek olan bu kayıt dışı ekonomiyi, bu kadar kapsamlı aynı zamanda bu kadar özlü bir şekilde ortaya koyabildiği için. Eğer mümkün olabilirse şöyle bir katkı olabilir mi diye düşünüyorum; bugün gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerin kayıt dışı ekonomilerle mücadele etmeleri konusunda adeta jandarma görevi görüyorlar. Bir bakıma Ele verir talkını, kendi yutar salkımı! misali, bunlara bu konuda son derece baskı yapıyorlar. Fakat şunu da biz biliyoruz ki, kendileri, bir taraftan vergi cenneti yaratarak kayıt dışı ekonomiyi ustaca uyguluyorlar. En son küresel krizin temel sebebine baktığımız zaman göreceğiz ki, birtakım finansal araçlar, emtia sözleşmeleri yani türev ekonomisinin araçları, birinci derecede ancak kayıt altında iken ikinci, üçüncü, beşinci kez el değiştirmeleri tamamen kayıt dışı olmuştur. Demek ki, küresel krizin en büyük sebeplerinin başında gelişmekte olan ülkelerin kayıt dışı ekonomileri yatmaktadır. Teşekkür ediyorum, sanıyorum anlaşılmıştır. OTURUM BAŞKANI Evet, buyurun,

89 GENEL OTURUM II - SORULAR VE CEVAPLAR GENEL OTURUM II - SORULAR VE CEVAPLAR KATILIMCI Yeni Ticaret Kanunu ndaki, şirketlerin yönetim kurulu üyelerine azınlık hakkı sahibi olan hissedarların etkin bir kullanımla mahkeme sürecine intikaliyle beraber yönetim kurulu üyelerinin birtakım korkuları olabilir diyoruz. Şöyle bir örnek vermek istiyorum; ben bir malı tren ile taşıdım, efendim iye otobüs ile taşımadın, tır ile taşımadın gibi birtakım davalarla karşı karşıya kalabilecek miyiz gibi, özellikle Türkiye deki mahkeme süreçlerinin de çok uzun sürdüğü malum, böyle bir korkuyu yönetim kurul üyeleri, hissetmeliler mi Yeni TTK ile Üstadım? Sağ olun. FERRUH TUNÇ Bana geldi ama ben doğrusu soruyu tam anlayamadım, eleştiri yaptınız gibi dinledim ben; yeni yönetim kurulunun, soruyu tekrar edebilir miyiz? KATILIMCI Tabii ki. Azınlık hakkı sahibi şirketlerdeki azınlık hakkı sahibi ortakların yönetim kuruluna baskı olarak mahkemede dava açmak, şirketi zarara uğratıyorsun kardeşim, niye maliyetleri böyle yaptın, şöyle yapmadın gibi bir mahkeme sürecine intikal edecek, kolay intikal edecek şirketleri kilitleyecek bir uygulamaya geçiyoruz gibi bir şirket yönetim kurulu başkanlarının korkusu var efendim. Sizce de böyle mi, buraya mı geçiyoruz? FERRUH TUNÇ Bu endişe, ben konuşmamda da bahsettim, elimizdeki Kanun, hakikaten, çok yetkin bir metin, çok iyi bir kanun, sorunuzu iki açıdan cevaplandırmak lazım. Bu Yasa, böyle bir şeye müsaade etmiyor yani azınlık hakkı, azınlıkların yönetimi taciz etmesi için konulmuş değil aksine azınlık, küçük orandaki pay sahiplerinin haklarının korunmasına imkan dahiline sokan bir müessese olarak konmuş. Devamla mesela, azınlığın kümülatif bir oy kullanarak belli bir hacimde hareket etmesine de imkan sağlamış. Bu bakımdan oldukça iyi düzenlemeler. Ama sorunuzu, Türkiye deki yargı sistemi, icra sistemi vesaire gibi konulara doğru yöneltirsek, ben de konuşmamda bu mükemmel metni, uygulayabilmek konusunda olumlu bir ürperti içinde olduğumu söyledim. Oraya bir yorum yapmak benim haddim değil doğrusu, nasıl uygular hakimler, ne yaparlar? Çok vahim bir şey olur böyle kullanılması, kullanılamaz, hukuken kullanılamaz ama olur mu, olmaz mı onu bilemiyorum. KATILIMCI Mahkeme kanalıyla özel denetçi tayinini isteyebilir azınlık hakkı sahibi. O özel denetçinin raporunun yine, sonuçta karar verecek olan mahkeme olacaktır, onun nasıl bir işlem göreceği mahkemenin kararı olacaktır. Yoksa böyle bir söz, işlem şuanda Türk Ticaret Kanunuyla mümkün olabiliyor mu? FERRUH TUNÇ Ben izninizle iki cümle daha diyeyim. Şimdi bizim halihazırdaki belli hukuk uygulamalarımız, işlerin rasyonel gitmemesi için kullanılan bazı girift processler doğurmuş durumda, bunun içinde şimdiki Ticaret Kanunu da var, Borçlar Kanunu da vesaire ama eski haliyle en azından. Biz bu meseleye yaklaşırken hukuki bir forma, rasyonel, çağdaş hukuki bir forma dönüşüp dönüşmeyeceğimizi konuşuyoruz, bu varsayım içinde Yasa nın yargı, icra gibi alanlardan bu olgunlukta veya buna yakın bir olgunlukta uygulanacağını varsaymamız lazım. Öbür türlü, olmayacağını varsayarak çıktığımız yolda zaten konuşacak bir şey kalmıyor. OTURUM BAŞKANI Değerli katılımcılar, yaklaşık 3 saattir bu Oturumunu sürdürüyoruz, sabırlarınızdan dolayı, hepinize efendim, bir soru kaldı, evet, buyurun, DR. SEZAİ TANRIVERDİ Şimdi, bir değerli meslektaşımız üçüncü sektörün yani sendikaların, derneklerin, siyasi partilerin kayıt içi ekonomiyle ne denli katkıda bulunduklarını, bunların paylarının ihmal edilecek kadar küçük olup olmadıklarını sorusunu yöneltti. Şimdi, işin doğrusu bu üçüncü sektör üzerinden, bu üçüncü sektör kayıt dışı ekonomiyi ne kadar desteği biçiminde hiçbir ampirik çalışmayla karşılaşmadım. Zaten kayıt dışı ekonominin büyüklüğünü ölçen çalışmalar teker

90 GENEL OTURUM II - SORULAR VE CEVAPLAR teker hangi sektörün ya da hangi iş alanlarının ne kadar katkı yaptığından çok o işte, harcama yönüyle gayrisafi milli hasılayla gelir yönündeki ile gayrisafi milli hasılanın farkını esas alan bir analiz yöntemiyle ortaya çıkabilir, tek yöntem bu değil, elektrik kullanımı da var vesaire ama bu olayımızda uygulanma şansı yok bunun. Baktığımız zaman üçüncü sektöre veya münhasıran siyasi partilere vesaire özel bir şey yok ama bunun olmadığı anlamına geldiğini söylemiyorum. Fakat bir taraftan da şunu düşünmek lazım; kayıt dışı ekonomide hem gelirlerin hem giderlerin kayıt altına alınmadığı realitesi var. Üçüncü sektörde ise birtakım bağışların gizlenebilmesi mümkün olsa dahi çoğunlukla kayıtlarda gelir tarafı tutulduğu için bu gelirin harcanmasında en fazla sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge temin edilebilir. Oysa bu yönü, yani sahte belge kullanımı vesaire kayıt dışı ekonominin kapsama alanının dışında bir şey. Bilmiyorum, soruya cevap vermeden cevap vermiş oldum mu? OTURUM BAŞKANI Evet, bu Oturumu burada kapatıyoruz, sabırlarınızdan dolayı, katkılarınızdan dolayı hepinize çok teşekkür ediyoruz. 172

91 GENEL OTURUM III MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMA VE YENİ TÜRK TİCARET KANUNU Oturum Başkanı: Feyzullah Topçu, İZSMMMO Başkanı Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Getireceği Faydalar Hüseyin Gürer, DRT Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. Muhasebe ve Denetim Meslek Mensuplarının Kurumsallaşma Yolundaki Aşamaları ve Meslek Örgütünün Katkıları Erol Demirel, İSMMMO Saymanı Kobilerin Denetiminde Uluslararası Denetim Standartlarının Uygulanması Aslan Coşkun, Denge Denetim YMM A.Ş. Yeni TTK ile Denetçilere Getirilen Yetki ve Sorumluluklar; Denetimde Kaliteyi Sağlamaya ve Sürdürmeye Yönelik Düzenlemeler Mustafa Umut Özgül, İç Ticaret Genel Müdürlüğü-Başmüfettiş Kobilerde Bağımsız Denetim Uygulama Örneği Dr. Tuba Şavlı İbiş, SMMM 173

92 Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Getireceği Faydalar Hüseyin Gürer, DRT Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş

93 GENEL OTURUM III MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN GETİRECEĞİ FAYDALAR Hüseyin Gürer, DRT Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. Dünyadaki başarılı uygulamaları değerlendirdiğimizde, avukatlık ve muhasebe gibi mesleklerde on binlerce çalışanı olan, ömürleri yüz yılı geçmiş ve bir çok ülkede faaliyet gösteren köklü firmaların olduğunu görmekteyiz. Aslında başlangıçta bir veya iki meslektaşın bir araya gelip oluşturduğu ortaklıkların zamanla dünya çapında dumansız fabrikalara dönüştüğü bir gerçektir. Bu durumun arkasında yatan en büyük olgu, bu tür mesleklerde kişilerin tek başına olmak yerine kurumsal bir ortamda bir grup olarak hareket etmelerinin getirdiği önemli faydalardan yararlanmalarıdır. Kurumsal yönetim ilkeleri esas alınarak hazırlanan Yeni Türk Ticaret Kanunu (Yeni TTK) ülkemiz ticari hayatı için önemli bir değişim sürecini başlatacak, yenilikçi niteliği ile, yönetim ve denetim adına olumlu ciddi sonuçları olacaktır. Muhasebecilik mesleğinde bağımsız denetim alanının kapsamını oldukça genişleten Yeni TTK ile bağımsız denetim alanında faaliyet göstermeyi seçen muhasebecilerin bir araya gelip kurumsal işletmeler oluşturmaları, hem kamuoyu çıkarı hem de meslektaşlarımız açısından oldukça önem taşımaktadır. Muhasebe ve bağımsız denetim mesleğinde kurumsallaşmanın getirdiği sayısız faydalardan en önemlilerine aşağıdaki şekilde değinebiliriz. Farklı disiplinlerin bir araya gelebilmesi ve hizmet alanının genişlemesi Mesleki hizmet firmalarında uzmanlaşma alanı giderek çok önemli olmaktadır. Aynı branşta bile sektörel uzmanlaşma giderek önem kazanmaktadır. Durum böyle iken, tek başına veya bir kaç kişi ile mesleki hizmet firmasının bütün alanlarda uzmanlaşması mümkün olamamaktadır: Halbuki kurumsal yapıya kavuşmuş mesleki hizmet firmaları, kurumsal yapıları sayesinde gerek aynı branşta farklı sektör veya konularda uzmanlaşmış kişileri, gerekse farklı branşlardaki uzmanları bir araya getirmeye müsait bir ortam yaratmaktadır. Bu

94 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III durum mesleki hizmet firmasının müşteri ihtiyaçlarını karşılamada bir birini tamamlayan uzmanlık birikimi elde etmesine ve firmanın mevcut müşterilerin gereksinimlerini karşılamasına ve yeni müşteri edinimi sağlamasına yol açmaktadır. Öteyandan farklı disiplinlerden gelen uzmanların bir araya gelmeleri, yeni ürünler geliştirilmesine yatkın bir ortam sağlamaktadır. Sonuçta firma kazançları artmakta ve tüm ortaklar bundan fayda elde etmektedirler. Ayrıca ekonomide olabilecek dalgalanmaların etkisiyle zaman zaman bir branşın daha düşük performans göstermesi, diğer branşın göstermiş olduğu performans ile karşılanabilmekte, böylelikle toplam firma karlığının istikrarı sağlanabilmektedir. Mesleki standartların karşılanması Yeni TTK bağımsız denetim faaliyetinin Uluslararası Denetim Standartları (UDS) ye göre gerçekleştirilmesini talep etmektedir. Dolayısıyla bağımsız denetim faaliyetini gerçekleştirecek kuruluşların Uluslararası Muhasebeciler Birliği (IFAC) tarafından yayımlanan etik kurallara ve kalite kontrol standartlarına uyum sağlamaları gerekmektedir. Bu standartlarda, bağımsız denetim kuruluşu tarafından yapılan denetimlerin kalitesinin yeterli olmasını sağlamak üzere bir iç kalite güvence sisteminin mevcut olması gerekmektedir. Uluslararası kalite standartlarının gereksinimlerinin karşılanabilmesi için, ortakların yaptıkları denetimleri sınayacak ve kalite güvence sisteminden sorumlu olarak görev yapacak ayrı kadrolara sahip olunması gerekmektedir. Özetle bağımsız denetim kuruluşu içinde ortakların birbirlerinin yaptıkları denetimlerin kalitesini güvence altına almaları gerekmektedir. Halbuki tek başına veya azsayıda kişiden oluşan kuruluşlarda bu ortamın oluşturulabilmesi güçleşmektedir. Kurumsallaşmış mesleki hizmet firmalarında ortakların birbirlerine danışmaları günlük işleyişin bir parçasıdır. Böylelikle ortak, tek başına hareket etmek yerine, firma içerisindeki ilgili uzmanla ve gerektiğinde riskten sorumlu ortakla konuyu değerlendirmekte ve en sağlıklı ve doğru kararın alınmasına çalışılmaktadır. Kurumsallaşmış firmalarda, firma içerisinde yapılacak konsultasyonun hem danışan hem de danışılan kişi açısından dokümantasyonun yapılabilmesi ve arşivlenebilmesi için yazılı olması gerekmektedir. Yeni TTK ile birlikte bağımsız denetim faaliyetinin yerine getirilmesini düzenleyecek ve gözetecek bir üst kurulun kurulacak olması ve bu kuruluşun meslek mensuplarının yaptıkları çalışmaları denetleyecek olması, bağımsız denetim kuruluşunun faaliyetinin devamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için kurumsallaşmaya verilmesi gereken önemi arttırmaktadır. Risk ve bağımsızlık IFAC tarafından yayımlanan ve Yeni TTK tarafından da benimsenen uluslararası etik kuralların en önemlilerinden birisi, bağımsız denetim faaliyetinde bağımsız denetim kuruluşunun müşterilerinden bağımsız kalmasıdır. Belirli bir büyüklüğe erişememekten dolayı, müşteri sayısının azlığı sonucu, belli müşterilere dayanmak zorunda kalan veya kurumsallaşamamış kuruluşların, işletme yönetimlerinin baskısı altında kalıp, bu önemli görevlerini yerine getirmekte yetersiz kalma ihtimali artmaktadır. Bağımsız denetim kuruluşu büyüdükçe ve aynı zamanda kurumsallaştıkça bu risk azalmaktadır. Ayrıca etik kurallar açısından, bağımsız denetim kuruluşunun kendi içerisinde, bağımsızlık ilkesine göre hareket edildiğininden emin olunmasını sağlayacak kadrolar oluşturması gerekmektedir. Bu kadronun sağlıklı ve işlevsel olarak oluşturulabilmesi de ancak belli bir büyüklüğe ve kurumsallığa erişmiş kuruluşlarda mümkün olabilmektedir. Bu kadro aynı zamanda müşteri portföyünü potansiyel risk açısından değerlendirmeli ve firmanın karşılaşmış olduğu mevcut riskleri, ilgili ortağın salt kendi insiyatifine bırakmadan çözümüne yardımcı olmalıdır. Genellikle ortaklar arasından bu görevi yerine getirebilecek tecrübe ve bilgi sahibi bir kişi, risk ve bağımsızlık lideri olarak atanmalıdır. Yönetişim Yukarıda detaylı olarak açıklanan mesleki standart ve etik kuralların gerektirdiği kurumsallaşma dışında, sadece birden fazla ortağı olması dışında bir özelliği olmayan mesleki hizmet firması ile, kurumsallaşmış bir mesleki hizmet firması arasındaki en büyük farklardan biri, kurumsallaşmış mesleki hizmet firmalarının önceden belirlenmiş ve ortaklar arasında mutabık kalınmış, yazılı prosedürlere göre yönetilmeleridir. Keyfiliyi önleyen prosedürler olması ortaklar arasındaki ilişkilerdeki belirsizliği azaltmakta ve ortakların birbirine olan güvenini artırmaktadır. Kurumsallaşmış mesleki hizmet firmalarında ortaklığın yönetici pozisyondaki ortaklarının belirlenmesi, görev süreleri, görevden ayrılmaları, sorumlulukları ve

95 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III yetkileri, ortakların önceden mutabık kaldıkları prosedürlere göre belirlenir. Böylelikle çok ortaklılık, çok başlılık anlamına gelmez ve mesleki hizmet firmasını gereksiz riske sokacak davranışlar önlenmiş olur. Ayrıca kurumsallaşmış mesleki hizmet firmalarında, karların ortaklar arasındaki dağılımı, sermaye oranından bağımsız olarak, tecrübe, ortaklığa olan katkı, kaliteye ve bağımsızlık kurallarına verilen önem gibi, yine önceden mutabık kalınan kar dağıtım modeline göre yapılır. Ortakların kazancında performans önemli bir kriterken, ortaklığa yapılan katkının belirlenmesinde salt finansal başarıdan ziyade ortaklık içinde alınan diğer görevlerde dikkate alınır. Kurumsallaşmış mesleki hizmet firmalarının kar dağıtım modelleri sayesinde, ortakların zaman zaman gösterebilecekleri ve ileride düzelecek olan performans düşüklüklerinin kazançlarını etkilemesinin önüne geçilir, böylelikle ortaklar arasındaki dayanışma sağlamlaştırılır. Eğitim ve insan kaynağı Bağımsız denetçilerin kendilerinden beklenenleri yerine getirebilmeleri için gerekli mesleki donanım ve titizliği sağlayabilecekleri bir ortamın yaratılması da gerekmektedir. Kurumsallaşma sayesinde belirli bir büyüklüğe erişmiş kuruluşlar işletme içinde, eğitimin süreklilik kazanmasını sağlayacak gerekli kadro ve finans gücüne erişmektedirler. Mesleki hizmet kuruluşlarında eğitimin sürekliği, hem kuruluşun büyümesine katkıda bulunacak yeni uzman kadroların yetişmesini sağlayacak hem de kuruluşun müşterilerinin ve kamuoyunun nezdinde saygınlığının artmasına sebep olacaktır. Öte yandan mesleki hizmet kuruluşlarının en önemli kaynağı sahip oldukları mesleki personeldir. Kurumsallaşmış mesleki hizmet kuruluşlarında, mesleki personelin işe alınması, eğitimi, performans ölçümü ve gelişiminden sorumlu bir kurumsal insan kaynakları bölümünün oluşturulması gerekmektedir. Bu da ancak kurumsal bir yapıda mümkün olabilecektir. Çalışan memnuniyeti Başarılı mesleki hizmet firmalarının ortaklarının neredeyse tümü, iş yaşamlarına başlangıç seviyesi olan asistanlık mertebesinde başlamış ve göstermiş oldukları performans sayesinde firmanın hissedar ortağı olmuşlardır. Dünyanın çok az mesleği maaşlı çalışan olarak işe girilen bir firmanın, kazançlarına ortak bir hissedarı olunmasına izin vermektedir. Kurumsallaşmış mesleki hizmet firmalarında, ortaklar belli bir yaşa erdiklerinde emekli olarak firmadan ayrılmakta ve sürekli olarak yeni ortaklara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durum, çalışanların gerekli performansı gösterdiklerinde kariyerlerinde ulaşabilecekleri pozisyonu net olarak görebilmelerine ve motive bir biçimde çalışmalarına yol açmaktadır. Böylelikle mesleki hizmet firmaları müşteri hizmetinde ihtiyaç duydukları azimli, çalışkan ve motive mesleki personel sahibi olmakta ve gerek firmanın büyümesinde gerekli yakıt olarak, gerekse firmanın büyümesinin devamlılığını sağlayacak şekilde usta çırak ilişkisi içinde gelecekteki ortaklarını yetiştirmektedir. Teknik altyapı Mesleki hizmet kuruluşlarında müşteriler ve müşterilere sunulan hizmetler gerek yönetsel, gerekse kalite kontrol ve bağımsızlık kuralları gereği sistemsel bir şekilde takip edilmelidir. Yapılan hizmetin içeriği, bağımsızlığı zedeleyip zedelemediği, hizmetin kimler tarafından verildiği, harcanan saatler, yapılan masraflar ve düzenleyici kuruluşlara yapılacak bildirimler takip edilmeli ve bunu sağlamak için bir yönetim bilgi sistemi oluşturulması gerekmektedir. Büyümenin kontrollü olmasını sağlayacak bu sistemin kurulması, gerekli kadronun oluşturulması ve oluşan maliyetin karşılanması ancak kurumsal bir kimlik kazanmış kuruluşlarda mümkün olmaktadır. Bilinirlik ve güven Muhasebe ve bağımsız denetim mesleğinde güven ve bilinirlik gerek hizmet alan müşteriler, gerekse bu hizmetten faydalanan diğer kişi veya kuruluşlar (yatırımcı, finansal kuruluşlar vb.) açısından son derece önemlidir. Bağımsız denetim mesleğinde kurumsallaşma sonucu ilgili kuruluşun bilinirliğinin ve göstermekte olduğu hizmete olan güvenin artması, vermekte olduğu mesleki hizmetlere olan talebin de artmasına sebep olacaktır. Kurumsallaşmış mesleki hizmet firmaları bu sayede, bilinirliği yüksek bir marka haline gelebilirler ve sadece yerel bilinirlik dışında uluslararası bilinirlikte kazanabilirler. Bilinirliği

96 GENEL OTURUM III artan mesleki hizmet firmalarının, mesleki üst kuruluşlarda ve diğer kamuoyu faaliyetlerinde temsil edilme fırsatları da aynı oranda artmaktadır. Kazançların artması Mesleki hizmet kuruluşlarında çalışan personelin belli bir süre sonunda, kuruluşun ortağı haline gelerek, normal bir personele göre işine çok daha bağlı bir şekilde çalışarak ve kuruluşun yeni müşteriler kazanması için sürekli gayret göstererek kuruluşun büyümesini sağlayacaktır. Bu durumda mevcut tüm ortakların kazancının artmasına sebep olacaktır. Mesleki hizmet firmalarında ortaklar kendi şahsi bilgi ve zamanlarını ortaya koyarak çalıştıklarından dolayı, tek başlarına ortaya koyabilecekleri performans sınırlıdır. Halbuki kuruluşlarını kurumsal bir kimliğe kavuşturarak büyümelerini ve dolayısıyla kazançlarınıda katlayarak attırabileceklerdir. Muhasebe ve Denetim Meslek Mensuplarının Kurumsallaşma Yolundaki Aşamaları ve Meslek Örgütünün Katkıları Erol Demirel, İSMMMO Saymanı Sonuç Mesleğimizde önemli değişikliklerin gerçekleşmekte olduğu bu süreçte, birlikten güç doğar ilkesi ile meslektaşlarımızın bir araya gelerek, yukarıda değinmeye çalışılan kurumsal yapının getirdiği faydalardan yararlanarak kurumsallaşmış mesleki hizmet firmaları oluşturmaları gerek kendileri, gerekse toplumumuz için son derece yararlı olacağı kanaatini taşımaktayız

97 GENEL OTURUM III MUHASEBE VE DENETİM MESLEK MENSUPLARININ KURUMSALLAŞMA YOLUNDAKİ AŞAMALARI VE MESLEK ÖRGÜTÜNÜN KATKILARI Erol Demirel, İSMMMO Saymanı A-Giriş Günümüzde şirket çıkarlarının toplumsal çıkarlar ile çatışmadığı, ekonomik ve kar odaklı bakış açısının yanında sosyal ve çevresel konuların da şirketlerin sorumluluğu haline geldiği bir dünya düzenin sağlanmasının gerekliliği için sürdürülebilirlik en can alıcı konu haline gelmiştir. Gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama imkanlarına zarar vermeden, günlük ihtiyaçların temin edilmesi olarak tanımlanan sürdürülebilirlik, iş dünyası açısında da, günümüz trendlerinin şirketler için getirdiği risk ve fırsatları anlayabilmek ve bunlara göre operasyonlarını, ürünlerini ve hizmetlerini yeniden düzenlemek anlamına gelmektedir. Sürdürülebilirliği hedef alanlara hizmet verebilmek ancak sürdürülebilirliği hedef almakla mümkün olabilir. Bu ise günümüzde ancak, bir kurumun yöneticilerinin etkin yöneticilik görevlerini ve sorumluluklarını yerine getirirken uymak zorunda oldukları, mali gözlem ve kontrol sistemleri dahil olan, aktifleri, kazancı, kapasiteyi ve kurumun itibarını korumak için oluşturulmuş sistem bütünü olarak tanımlayabileceğimiz kurumsal yönetim ve hizmet sunumuyla mümkün olabilecektir. Günümüzde gittikçe karmaşıklaşan ve rekabetin arttığı bir ortamda muhasebe mesleğini yürütenlerin de bu süreçle başa çıkabilmeleri için faaliyetlerini-firmalarını, nasıl daha iyi yönetebilecekleri ve nihai olarak güvenli, karlı, profesyonel ve sürdürülebilir bir şekilde faaliyet gösterebilecekleri temel sorun olarak ön plana çıkmaktadır. Bu genel çerçevede muhasebe mesleğini yürütenlerin, karşı karşıya kaldıkları fırsatları ve zorlukları ortaya koymak, rekabet edebilmek, karlılığı ve sürdürülebilirliğini geliştirmek, yönetenlerin uzmanlığını, yetkinliğini ve verimliliğini iyileştirmek, hizmetleri yüksek kalitede sağlamak için uygun bir ortam oluşturmak ve nihayetinde daha sürdürülebilir başarıya ulaşmak için yapılması gerekenler, kısa vadede ulaşılması zorunlu en temel hedefi olmalıdır

98 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Bilindiği gibi, muhasebe mesleğinin ilgi alanı içindeki hizmet çeşitliliği giderek artmakta, yeni ticaret Kanunu ile, kurumsal yönetim anlayışı, muhasebe-denetim ve güvence standartlarının uygulanması süreci gibi pek çok konu süratle hayatımıza girmektedir. Bu süreç, muhasebe mesleğini yürütenlerin de kurumsal yönetim anlayışı içinde, hizmet sunmalarını zorunlu hale getirmektedir. Artık meslek mensubunun başarı için en önemli unsurun kendi stratejisini, ortaklarının ve çalışanlarının gitmek istedikleri yolu bilmesi yani kendi yol haritasını ortaya koyması gerekir. Bu çalışmanın temel amacı meslek mensuplarının, ister tek, ister çok ortaklı şirket yapısı içinde güçlerini birleştirerek, çevresel sürdürülebilirlik anlayışı içinde, başarılı bir şekilde faaliyetlerini yürütebilmeleri için öneride bulunmaktır. Elbette bu çalışmanın en zayıf yanı, kişiden kişiye farklılıklar gösterebilecek olan paylaşım kültürüdür. Ancak önemli olan 70 inden sonra da ağaç dikebilmek veya her gün bir çiçeği sulayabilmektir B-Sürekli ve Sürdürülebilir Olmak/Kurumsallaşmak İster tek, ister çok ortaklı olsun, başarılı bir şekilde faaliyette bulunmak isteyen her muhasebe firması aşağıda belirtilen süreçleri irdelemeli ve kendine uygun bir şekilde hayata geçirmelidir. 1-Firma İçin Plan Yapmak Stratejik plan kim olduğumuz ve neye ulamaya çalıştığınızın temek özellikleri üzerine inşa edilmelidir. Bunlar misyon, vizyon ve firmanın değerleri içine gömülür. Aynı şey kişisel hedeflerimiz için de geçerlidir, bunları aşağıdaki şekillerde ifade edebiliriz: Proaktif, mesleki hizmetleri sunmakta yaptığım isim sayesinde alanımda kalıcı değerler yaratmış, güçlü bir işe sahip olmak istiyorum veya Altmışıncı doğum günümde emekli olabilmek istiyorum. Görülebileceği gibi, tüm kişisel hedefler meslek odaklı olmayabilir. Her işletmenin başarısı için en önemli unsur kendi stratejisini, ortakların ve çalışanların gitmek istedikleri yolu iyi belirlemesidir. Başarılı işletmeler, çeşitli hizmet konularında uzmanlaşmaya özellikle önem vermektedirler. Genel muhasebe, denetim, uyum hizmetlerine veya danışmanlık hizmetlerine odaklanmış olabilecekleri gibi, az ya da çok sayıda çalışan veya ortaktan da oluşabilirler. Nasıl olursa olsun, stratejik planlama süreçlerini ve geliştirilmesini ve uygulamaya konulmasını yöneten detaylı politikaları belirlemelidirler. 2-Firma Modeli ve Diğer Ağlardan Yararlanmak - Tek Şahıs Firması - Tek Ortaklı Bir Şirket - Maliyet Paylaşımı Modeli - Eşit Ortaklık - Eşit Olmayan Ortaklık - Diğer Ne şekilde olursa olsun bir meslek firması, doğru karar alma, etik, tanımlanmış verimli süreçler ve kendini adamış dengeli bir liderler ekibi gibi, güçlü temeller üzerine inşa edilmişse, uzun dönemdeki geleceği konusunda doğru yolda demektir.. Firma modeli ne olursa olsun ancak, model firma içinde adil kar paylaşımını ve doğru karar alma mekanizmasını belirlemenin yanında, ilave değerler katıp, karlılığın arttırılması için çeşitli meslek ve teknoloji ağların kullanılmasını da içermelidir. 3-Şirketi Kurmak ve Büyütmek veya Var olanı Büyütmek Meslek mensubunun firması için, artan mevzuat ve rekabetle başa çıkabilmek, pazarlama ve şirket kültürünü geliştirmek için, kişisel gelecek planı doğrultusunda karar verdiği şirket modeline göre harekete geçmesi gerekmektedir. Bunu ortaya koymak gerekirse şu adımların hayata geçirilmesi gerekecektir. Adım 1: Kendi kişisel ve ticari strateji planlarınızı formüle edin Ne istiyorum? Kişisel hedeflerim nelerdir?

99 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Adım 2: Kurum Model yapısına karar vermeliyim Eğer bir ortaklık kurmayı planlıyorsam, işletme aracı olarak seçimim ne olursa olsun, potansiyel ortaklarımla etik ve mesleki açıdan uyumlu olup olmadığını belirlemem gerekecektir. Adım 3: Misyonumu, Vizyonumu ve Değerlerimi Belirlemeliyim Genel olarak vizyon, müşterilere ve firmamızla etkileşime geçen diğer paydaşlara sunmayı hedeflediğimiz genel fayda hakkında kısa ve özlü bir ifadedir. Vizyon ise firmanın hizmetleri veya potansiyel gücünden çok bunlar üzerindeki firmanın etkisini ortaya koyar veya koymalıdır. Dolayısıyla genel vizyon belirlendikten sonra, firmanın bu etkiyi yaratmak için izleyeceği yolu belirleyen daha pratik bir ifade misyon tanımını oluşturacaktır. Adım 4: Stratejik Hedeflerimi Tanımlamalıyım Misyon tanımımızdan yola çıkarak hedeflerimizi açıkça belirtmeliyiz. Bu hedefler misyon tanımınıza ulaşmak yolundaki başarımızı değerlendirmek için kullanılacak genellikle iç hedeflerlerdir ve firma dışına açıklanmazlar. Muhasebe firması bağlamında, hedeflerimiz aşağıdakiler gibi olabilir: - Firmanın bundan sonraki ilk beş yıllık faaliyeti içinde her yıl brüt gelirlerde % (XX) lik artış sağlamak; - Ortak başına net kazancı yıllık (XXXX) TL arttırmak; - Yıllık karların %(XX) ini firmanın sermaye artırımı için yatırım yapmak (örneğin ekipman, sistem gelişimi veya başka projeler). Hedeflerimizin tamamı parasal olmayabilir. Faaliyetimizi sadece finansal performansına göre değil, örneğin müşteri memnuniyeti, şirket ekibinin beceri düzeyinin geliştirilmesi ve yeni uzmanlık alanları veya hizmetlerin geliştirilmesine yapılan harcamalar gibi başka göstergelere göre de belirleyebiliriz.. Bu durumda hedeflerimiz şöyle de olabilir; - Çalışanlarımızın eğitimi ve geliştirilmesi; - Şirketimizin ismi; - Hizmetlerinizin kalitesi, - Müşteri tatmini. Adım 5: Bu Hedeflere Ulaşmak İçin Gereken Stratejileri Belirlemeliyiz Hedefleri belirledikten sonra, bir sonraki adım bunlara ulaşmanın yollarını ortaya koymaktır. Burası en önemli aşamadır. Bu aşama, kilit kişilerle, örneğin mevcut ve potansiyel çalışanlar ve finansal kaynaklarla firmanın genel yönü hakkında iletişim kurmamız gereken aşamadır. Bu aşamada hedeflerimize ulaşmak için gereken kaynaklara nasıl ulaşabileceğimizi düşünmeliyiz. Bir firma için benimsenen stratejik plan büyük ihtimalle hukuki ve organizasyon yapısınıaşağıdaki sorulara verilecek yanıtlar şekillendirecektir. Muhasebemi, denetimmi, danışmanlıkmı,. vb.,? Meslek odalarımız tarafından yapılan düzenleme veya kurallar nelerdir? Hukuki seçeneklerimiz neler olabilir? Vergi ve diğer mevzuat uygulamaları faaliyetimizi nasıl etkileyecek? Aktiflerimizi koruması koruma politikamız(sigorta) ne olacak? Finansal kaynaklara nasıl erişeceğiz?

100 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III İdari yapı? Ortaklık anlaşmamız? Büyüme sorunları? Ücretler ve kar paylaşım şekilleri? Ödüllendirme? sorularının yanıtlarını oluşturacaktır. Adım 6: Stratejik planımızı hayata geçirmek için gerekli bazı sistemlere, politikalara ve eylemlere karar vermeliyiz. Politikalar, stratejinin içeriği ile uygulanmasını birbirine bağlayan karar alma süreçleri için genel kılavuzlardır. Firma yazılı olarak hazırlayacağı bu politikaları, firmadaki bütün çalışanların, firmanın misyonunu, hedeflerini ve stratejisini destekleyecek kararları vermelerini ve eylemlerini gerçekleştirmelerini sağlamak için kullanacaktır. Politikalar, çalışanların eylemlerini aynı anda hem olanaklı kılan hem de sınırlayan kurallardır. Örnek olarak, bir firmada uygulanabilecek olan finans politikaları; - Sabit kıymet satın alırken satın alama yerine kiralama yapmak, - İlk on iki ay içinde müdür veya ortaklara aylık (XXXX)TL maaş ödemek, ardından ayrılma fonu ayırmak kalanını ise devam eden işlerin seviyelerine göre fon sağlama için kullanmak, vb. olabilir. Adım 7: Gerçekleştirme Bir sonraki adım politikalarımızın gerçekleştirilmesi üzerine düşünmektir. - Programlar, prosedürler ve bütçeler hazırlanmalıdır. Adım 8: Planı Gözlemleme ve Gerektiği Yerde Yeniden Düzenleme Planlama sürecinin kritik bir unsuru kilit performans kriterlerini belirleyip firma içinde gerçekleştirilecek eylemleri özetlemek ve bu eylemlerin çıktılarını ölçmektir. Bazı durumlarda performans kriterleri ile gerçekleşenler arasında sapmalar olabilecektir. Böyle durumlarda nedenleri araştırıp gerekli düzeltmeler yapılmalıdır. 4-İnsan Kaynağı ve Stratejisi Geliştirmek Firmamızın ne kadar iyi hizmet sunabileceği ve ne kadar başarılı olabileceği personelimizin ve liderliğimizin kalitesi ile doğru orantılıdır. Firmamızın hedeflerine ulaşabilmesinde kritik rol oynayan kilit unsurlar, insan kaynağının incelenmesi, belirlenmesi ve yönetimidir. Lider rolünün belirlenmesi, firmamızın büyürken karşılaşabileceği personel sorunlarını, firmamızın çalışanlarını çekme, koruma, motive etme ve eğitim becerisinin yönetilmesi gerekmektedir. 5-Teknoloji Kullanımı ve e-hizmet Sürekli değişim, artan mevzuat ve global raporlama sistemlerinin ortaya çıktığı bir ortamda, firmamızın kullanabileceği teknolojiler konusunda en iyi uygulamaları benimsemeleri çok daha kritik bir hal almıştır. Teknolojilerin etkin seçimi, uygulanması ve yönetimi ve ayrıca çalışanların bu araçları kullanmak üzere eğitilmeleri herhangi bir firmanın başarısı için temel unsurları oluşturmaktadır. 6-Müşteri İlişkileri Yönetimi Güçlü ve etkili müşteri ilişkileri başarılı bir meslek şirketinin belkemiğidir. Meslek mensuplarının müşterileri ile olan ilişkileri bir meslek şirketinin güçlü değerler oluşturması için temel taşlarıdır. Artan rekabet, meslek firmalarımızın müşteri ilişkilerini korumalarını ve geliştirmelerini zorunlu kılmaktadır. 7-Risk yönetimi Risk kavramı meslek mensuplarımız için iyi bilinen bir kavram olmakla birlikte, artan, çeşitlenen ve giderek karmaşıklaşan mevzuat, sorumlulukların artması ve sınırlarının genişlemesi, yaşanan ve yaşanabilecek hukuki anlaşmazlıkların çeşitliliği boyutları risk ve risk yönetimi konularını daha da fazla önemli hale getirmiştir. Özellikle yeni Ticaret Kanunumuzla getirilen sorumluluklar bunların en güncel ve belirgin olanıdır. Dolayısıyla risk yönetimini ve bunun meslek firmamızın yaşantısı üzerindeki etkilerini incelemek gerekir

101 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Etik risklerle başa çıkmakta kullanılabilecek önlemleri, kalite kontrol sistemlerinin rolünü ve sigorta gibi ek risk hafifletme yöntemlerini belirlemeliyiz. 8-Ayrılma Planı Ve tabii ki bir emeklilik planımız olması gerekir. Meslek mensupları yaşlandıkça, düşünceleri kaçınılmaz bir şekilde firmada biriktirdiği değerlerine kayar, firmadan ve sonuçta da mesleğinden en uygun şekilde çıkış yollarını aramaya başlar. Meslek mensuplarının en uygun bir şekilde meslekten ayrılmalarına olanak tanıyan bir emeklilik planı yapılmalıdır. En uygun ayrılmanın sağlanabilmesi ve bunun için gerekli değerlerin oluşturulabilmesi için uygulanabilecek stratejileri incelemeli, seçenekleri değerlendirmeli ve belirlemelidir. B-Meslek Örgütünün Katkıları Peki, bu süreçte meslek örgütünden beklenenler nelerdir?, meslek odaları ve TÜRMOB neler yapmalıdır?. Bugün Türkiye genelinde.serbest ve. YMM meslek mensubu faaliyette bulunmaktadır ve önümüzde daha önce sözünü ettiğimiz çok zorlu ve bir o kadar da kısa bir süreç bulunmaktadır. Kurumsal bir yapıya ulaşmadan da bu sürecin altından kalkmak mümkün değildir. Meslek mensubunun bireysel çabaları asıl önemlisi olmakla birlikte, meslek örgütü yol göstermek, kılavuz olmak, acil eylem planları hazırlayarak süreci yönetmek zorundadır. KOBİ Muhasebe standardı/ TFRS ler tamamen yayınlanmış olup, önümüzdeki günlerde hesap planı ve bağımsız denetim standartları yayınlanacak, yeni TTK nin finansal raporlama ve denetime ilişkin hükümleri 1 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girecektir. Meslek mensuplarının eğitim ve diğer altyapı ihtiyaçları şimdiden piyasada büyük bir pazar yaratmış olup, çeşitli kesimler meslek mensuplarının cebinden büyük paraları almaya hazırlanmaktadırlar. En önemlisi de meslek mensupları, kurumsallaşma, güçlerini birleştirme ve eğitim ihtiyaçlarını yeterli derece karşılayamadıkları takdirde, dağılıp kaybolma gerçeğiyle yüzleşeceklerdir. Ya da meslek mensuplarının yetersizliği öne sürülerek büyük bir fırsat kaçırılacak, pazar küçülecek ama tamamı yine büyük firmaların eline kalabilecektir. Bu durumda meslek örgütü süratle; a) Hedefe odaklı (kişisel gelişim, kurumsallaşma, finansal raporlama, denetim, TTK vb) eğitim programlarını yeterli düzeyde gerçekleştirmeli, b) Finansal raporlamaya ve olabildiğince denetime yönelik paket yazılımları hazırlamalı, c) Kalite ve Güvence standartlarını uygulamaya koymalı, d) Danışma birimlerini oluşturmalı, e) Kurumsallaşmanın en önemli süreçleri olan firma yönetim rehberi ve uygulama yazılımını hazırlamalı, f) Denetim ve Gözetim sistemini kurmalıdır. C- Sonuç Özetle, özellikle içinde bulunduğumuz süreçte biz meslek mensupları, mesleki anlamda varlığımızı sürdürebilmek, rekabet edebilmek ve kişisel hedeflerine ulaşabilmek için süratle kurumsallaşma süreci içine girmek ve kurumsal yapılarda hizmet sunmak zorundayız. Kurumsallaşmak için acilen yol haritamızı oluşturmalıyız. Acilen, Ben ne yapmak istiyorum? Bunun için kaynaklarım, Eğitim ve bilgi birikimim, Uzmanlık alanım, Mevcut firmam, İnsan kaynağım, Teknolojik alt yapım, Finansman kaynaklarım, İlişkilerim nelerdir? Sorularına yanıt vermeli, buna göre eksiklerimizi ortaya koymalı, ve bunları nasıl tamamlayabileceğimizi belirlemeli buna göre kurumsallaşma çalışmalarına başlamalıyız. Mevcut faaliyetlerimizi kurumsal bir yapıya taşımamış olmak sürdürülebilir ortaklıklar kurmamızın önündeki en önemli engeldir

102 KOBİ lerin Denetiminde Uluslararası Denetim Standartlarının Uygulanması Aslan Coşkun, Denge Denetim ve YMM A.Ş

103 GENEL OTURUM III KOBİLERİN DENETİMİNDE ULUSLARARASI DENETİM STANDARTLARININ UYGULANMASI Aslan Coşkun, Denge Denetim ve YMM A.Ş yılından bu yana 50 yılı aşkın süredir ticaret hayatını yönlendiren 6762 sayılı (eski) Türk Ticaret Kanunu, 13 Ocak 2011 tarihinde yerini 6102 sayılı (yeni) Türk Ticaret Kanunu na bırakmıştır. Yeni Türk Ticaret Kanunu genel olarak 1 Temmuz 2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek olup, bu tarihe kadar tüm sermaye şirketlerini önemli bir hazırlık dönemi beklemektedir. Yeni Türk Ticaret Kanunu (Yeni TTK), günün koşullarına uygun düzenlemelerin zamanında yapılmamış olması, artan firma iflasları ve yönetim zaafları, teknolojik gelişmeler, elektronik ticaret, uluslararası iletişim ve globalizasyon gibi etkenler dikkate alındığında, devrim olarak nitelendirilebilecek ve mevcut ticaret hayatını ve şirketlerin iş yapış alışkanlıklarını büyük ölçüde değiştirecek bir çok yenilik getirmektedir. Türkiye yi uluslararası platformda geçerli kurallarla tanıştıracak sözkonusu yeniliklerin en önemlilerinden biri de tüm sermaye şirketleri için bağımsız denetim zorunluluğunun getirilmiş olmasıdır. Kanunun toplam altı kitabının ilk ikisi muhasebe ve denetim konularına yer vermektedir(ticari işletme ve Ticaret Şirketleri). Yeni TTK bağımsız denetim, muhasebe standartları gibi konularda, ölçeklerine göre şirketlere birtakım yükümlülükler getirmektedir. Kanunun maddeleri bağımsız denetim konularına ayrılmıştır maddeye göre denetim genel olarak şu konuları kapsamaktadır: Anonim şirketin ve şirketler topluluğunun finansal tabloları denetçi tarafından, uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenir. Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu içinde yer alan finansal bilgilerin, denetlenen finansal tablolar ile tutarlı olup olmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı da denetim kapsamı içindedir

104 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Denetçinin denetiminden geçmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu düzenlenmemiş hükmündedir. Yeni TTK Geçici 2. madde gereğince kamu tüzel kişiliğini haiz Türkiye Denetim Standartları Kurulu kuruluncaya kadar, 397 nci maddede belirtilen Türkiye Denetim Standartları; Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) ile ilişkili bir Kurul tarafından uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu olarak belirlenecektir. Kurulun, hangi kurum ve kuruluşların temsilcilerinden oluşacağı ile çalışma usul ve esasları, TÜRMOB tarafından hazırlanacak ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenecektir. Yeni TTK Md 398 e göre denetçi ayrıca, yönetim kurulunun şirketi tehdit eden veya edebilecek nitelikteki riskleri zamanında teşhis edebilmek ve risk yönetimini gerçekleştirebilmek için 378 inci maddede öngörülen sistemi ve yetkili komiteyi kurup kurmadığını, böyle bir sistem varsa bunun yapısı ile komitenin uygulamalarını açıklayan, ayrı bir rapor düzenleyerek, denetim raporuyla birlikte, yönetim kuruluna sunmakla yükümlüdür maddede riskin erken teşhisiyle ilgili komite kurma zorunluluğu, pay senetleri borsada işlem gören şirketler için getirilmiş olup, denetçinin yazılı olarak öneri getirmesi durumunda diğer şirketler için de bu amaçla bir komite kurulması gerektiği belirtilmektedir. Kanunun 399. maddesi şirket denetçisinin nasıl seçileceği, topluluk denetçisi seçimi, denetçinin görevden alınması, denetim sözleşmesinin feshi, görevden alma ve sözleşmenin feshi konularındaki yetki ve prosedürleri düzenlemektedir. Madde 400 denetçi olabilecekleri, bu konudaki yasak ve engelleri düzenler. Bu kapsamda denetçi, ancak, ortakları yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan bir bağımsız denetleme kuruluşu olabilir. Orta ve küçük ölçekli anonim şirketler, bir veya birden fazla yeminli mali müşaviri veya serbest muhasebeci mali müşaviri denetçi olarak seçebilirler. Bu durumda büyük ölçekli şirketler, bağımsız denetleme kuruluşlarınca denetlenecek, orta ve küçük ölçekli şirketler ise, bir veya birden fazla YMM ve/veya SMMM tarafından denetlenebilecektir. Küçük ve orta ölçekli şirketlerde denetim yapabilecek olanlar asgari olarak belirtilmiş olup, bu şirketlerin bağımsız denetleme kuruluşları tarafından denetlenmesinde herhangi bir engel yoktur. Bağımsız denetleme kuruluşlarının kuruluş ve çalışma esasları ile denetleme elemanlarının nitelikleri Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanacak, Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle düzenlenecektir. Kanunun 401. maddesi şirket yönetim kurulunun bilgi verme yükümlülüğü ve denetçinin bilgi alma hakkını düzenler madde denetçi raporuna yöneliktir. Raporun şekli, kapsamı, bölümleri, denetçi görüşü bu maddede düzenlenmiştir. Ayrıca ikinci bir raporla yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunun finansal tablolarla tutarlılığı hakkında değerlendirme yapılır madde denetçi görüşünü ve görüş tiplerini düzenler. Olumsuz görüş veya görüş vermekten kaçınma sonucunda yönetim kurulunun sorumluluklarını ve alınması gereken önlemleri belirler. Kanunun 404. maddesi denetçilerin sır saklamadan doğan sorumluluğu, bu sorumluluğun kapsamını ve yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak yaptırımları düzenler madde şirket ile denetçi arasındaki görüş ayrılılıkları oluşması durumunda ne gibi bir işlem uygulanacağını belirtir madde topluluk ilişkileri durumunda özel denetçi atanma şartları ile ilgilidir. Yeni kanunun, ticaret hayatına getirmiş olduğu en önemli yenilik şeffaflık konusuna verilen önemdir. Bu da kurumsal yönetim ilkelerinin en önemli unsurudur. Kanun birçok maddesi ile eşitlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkelerinin somut olarak hayata geçirilmesini amaçlamaktadır. Sözkonusu yenilikler, Türkiye yi uluslararası platformda geçerli kurallarla tanıştıracak olup, haksız rekabet koşullarını ortadan kaldıracak ve doğrudan yabancı yatırımcı için de cazip sonuçlar yaratacaktır. Kurumsal yönetim ilkelerinden şeffaflık ilkesine paralel olarak, Yeni TTK Madde 1524 kapsamında; her sermaye şirketi bir web sitesi açmaya ve bu sitenin açıkça belirlenmiş bir bölümünü gerekli ilan, davet ve açıklamaları yapmaya tahsis etmek zorundadır.bunların dışında yine, web sitesinde; finansal tablolar ve dipnotları, denetçi raporları, yönetim kurulu faaliyet raporları en az 5 yıl süre ile, kurumsal yönetim ilkeleri uyum raporu ve diğer raporlar da en az 6 ay sitede kalmak üzere yayınlanmak durumundadır. Şirket verilerine kolaylıkla ve ucuz yoldan ulaşılması, kamunun aydınlatılması, menfaat ve pay sahiplerine düzenli olarak bilgi verilmesi amacıyla şirketlerin bilgilendirme politika

105 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III ları oluşturmaları, denetlenmiş mali rapor ve tablolarla dünyadaki ve ülkedeki gelişmeler ışığında aldıkları kararları ve bunların şirket iş sonuçlarına olabilecek muhtemel etkilerini açıklamaları şeffaflığın ve eşitliğin etkin birer yönetim ilkesi olarak kullanılması açısından önem arzetmektedir. Denetim fonksiyonu bugüne kadar, sadece bir prosedürü yerine getirmek üzere finansal konularda uzmanlığı olması gerekmeyen murakıp statüsündeki kişiler tarafından belirli bir standarda tabi olmaksızın yerine getirilmekteydi ve şirketlere herhangibir katma değeri bulunmamaktaydı. Yeni TTK nun, denetim fonksiyonunun, fiili olarak, Uluslararası Denetim Standartları nı referans alarak yayınlanan Türkiye Denetim Standartları çerçevesinde bağımsız denetim şirketleri tarafından yerine getirilmesine ilişkin düzenlemesi aynı zamanda hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkelerinin hayata geçirilmesine de hizmet edecektir. Şirket yönetim kurulu üyelerinin şirket tüzel kişiliğine ve pay sahiplerine hesap verme zorunluluğu, şirketlerin klasik yönetim tarzından kurumsal yönetime geçmesinde en önemli ilkelerden biridir. Yönetim Kurulu, şirketin en üst seviyede stratejik karar alma, yönetim ve temsil organıdır. Yöneticilerin aldığı kararların ve yürüttüğü uygulamaların uluslararası ve ulusal mevzuata, şirket iç prosedürlerine ve esas sözleşmeye uygunluğunu sağlamak, pay ve menfaat sahipleri ile şirket arasında çıkabilecek anlaşmazlıkların giderilmesinde öncü rol oynar. Her yönetim kurulu üyesinin yapılan iş dağılımına göre üstlendiği görevlerde uyması gereken kurallar vardır. Bunların başında görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğünü sayabiliriz (TTK Md.369). Bunların yanında yöneticiler şirket ile iş yapmama, şirkete borçlanmama (TTK Md.395) ve rekabet etmeme (Md. 396) kurallarına da uymalıdırlar Ayrıca şirketin denetim faaliyetlerine aktif olarak destek olunmasını sağlamak amacıyla, Md.402 de denetim raporunda, Yönetim Kurulu nun denetçi tarafından denetim kapsamında istenen açıklamaları yapıp yapmadığı ve belgeleri verip vermediği açıkça belirtilir ifadesiyle hesap verebilirlik ilkesinin somut olarak hayata geçirilmesi amaçlanmıştır. Özen ve bağlılık yükümlülüğünü düzenleyen Md. 369, şirketin borca batık durumda olduğu şüphesini uyandıran işaretlerin olması durumunda tedbir alınması sorumluluğunu getiren Md.376/3, riskin erken saptanması ve yönetimini düzenleyen Md.378, şirket yönetiminin alacağı tedbirlerin zamanı, öngörü ve stratejilerin isabetliliğini de yönetimin sorumluluğu olarak ortaya koymaktadır. Yeni TTK Madde 1522 de küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri tanımlayan ölçütlerin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun görüşleri alınarak, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir. Sözkonusu ölçütler, ticari defterler ile finansal tablolara ve raporlamaya ilişkin olanlar başta olmak üzere, ilgili tüm hükümlerine uygulanacaktır. Madde 1523 kapsamında maddeye göre belirlenecek ölçütlerin sermaye şirketleri için de dikkate alınacağı belirtilmiş olup, küçük ve orta ölçekli olsalar dahi, aşağıdaki şirketlerin büyük sermaye şirketi sayılacağına hükmedilmiştir. a) Borçlanma araçları veya özkaynağa dayalı finansal araçları kamuya açık bir piyasada (yerel ve bölgesel piyasalar da dâhil olmak üzere, yerli veya yabancı bir sermaye piyasasında veya tezgâh üstü piyasada) işlem gören veya bu tür bir piyasada işlem görmek üzere söz konusu araçları ihraç edilme aşamasında bulunan sermaye şirketleri. b) Esas faaliyet konularından biri, varlıkları güvenilir kişi sıfatıyla geniş bir kitle adına muhafaza etmek olan bankalar, yatırım bankaları, sigorta şirketleri, emeklilik şirketleri ve benzerleri. Yeni TTK nda KOBİ ler ve büyük şirketlerin uygulayacakları muhasebe standartlarına ilişkin düzenleme Geçici 1. Madde ile tanımlanmıştır. Buna göre; Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından belirlenen Türkiye Muhasebe Standartları; Türkiye Muhasebe Standartları, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/ TFRS) ve yorumları ile, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Türkiye Finansal Raporlama Standartlarından (KOBİ/TFRS) oluşur. Aşağıda sayılanlar KOBİ/TFRS nı uygulamakla yükümlüdürler: Büyük ölçekli şirket tanımı dışında kalan ve işletme yönetiminde yer almayan işletme sahipleri, işletmeye borç verenler ve kredi derecelendirme kuruluşları gibi dış kullanıcılar için genel amaçlı finansal tablo düzenleyen işletmeler

106 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III TMS/TFRS nı uygulamayı tercih eden KOBİ tanımındaki işletmelerden tekrar KOBİ/ TFRS uygulamasına dönmek isteyen işletmeler. Kobilerin tanımlanması ile ilgili değişik kuruluşlar değişik ölçüler uygulamışlardır. Ancak bu tanım nasıl yapılırsa yapılsın KOBİ lerin ülkemiz ekonomisinin önemli bir bölümünü kapsadığı ve Türkiye de faaliyet gösteren KOBİ lerin toplam şirket sayısının %99 una ulaştığı tahmin edilmektedir. Olayı bağımsız denetim boyutu ile ele alırsak hisseleri borsaya kayıtlı şirketlerin, yabancı ortaklı kuruluşların, banka ve sigorta şirketlerinin, büyük holdingler ve bağlı kuruluşlarının, belirli büyüklüğe ulaşmış şirketlerin zorunlu veya ihtiyari olarak bağımsız denetime tabi tutulduklarını biliyoruz. Aslında yeni kanunun getirdiği düzenlemeler doğrudan ve her bakımdan KOBİ lere yöneliktir; çünkü KOBİ ler dışında kalan şirketler önemli ölçüde kurumsallaşmışlardır ve gerek yönetim, gerekse denetim yönünden kanunun öngördüğü uygulamaya bir şekilde geçmişlerdir. Bu durumda KOBİ lerde bağımsız denetim uygulamasına nasıl geçilecek, ne tür bir yöntem uygulanacaktır? Yeni TTK nın bağımsız denetim ile ilgili hükümleri incelendiğinde, muhasebe standartlarının aksine, kanunda KOBİ lere özel herhangibir denetim standardının tanımlanmadığı veya referans gösterilmediği anlaşılmaktadır. Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları Kurulu, KOBİ lerin denetimini büyük işletmelerin denetiminden ayrı tutmamış, UDS larının KOBİ lere uygulanıp uygulanmaması yönünde de herhangi bir ayrıcalık getirmemiştir. Küçük işletmelerin Denetiminde Dikkate Alınacak Özel Değerlendirmeler başlıklı 1005 no.lı Uluslararası Denetim Uygulamalarına İlişkin İzahname de ise KOBİ lerin denetiminde tüm denetim standartlarının geçerli olduğu ve bu uygulama tebliğinin bir muafiyet getirmediği vurgulanarak, UDS a ek olarak dikkate alınması gereken durumlar ortaya konmaktadır no.lı İzahname de bahsi geçen risk faktörlerini ve Türkiye deki KOBİ lerin karakteristik özelliklerini dikkate aldığımızda, KOBİ lerde denetim riskini belirlemede aşağıdaki hususların değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Genellikle bir veya sınırlı sayıda ortak bulunması ve ortak statüsündeki kişilerin şirketin günlük operasyonuna ve genel olarak kontrol mekanizmasına önemli derecede müdahil olması, Günlük operasyon için bir yönetici istihdam edilse dahi, ortakların günlük operasyona yön verme ve karar alma konusunda önemli derecede müdahalesi, Ürün, hizmet ve gelir kaynaklarının sınırlı olması, karmaşık olmayan muhasebe işlemleri bulunması nedeniyle analitik incelemenin kolay sonuca ulaştırabilme olanağı, Muhasebe ve finansal raporlama için genellikle sınırlı kaynak ayrılması veya bu fonksiyonun tamamıyla outsource edilmesi sonucu kayıtların sağlıklı olmama ve mali tabloların tam ve doğruyu göstermiyor olma riski, Genellikle iç kontrol prosedürlerinin bulunmaması, mevcut prosedürler üzerindeki hakim ortak veya yöneticilerin nihai karar verici olarak etkisi, sınırlı kaynak ayrılması nedeniyle görevlerin ayrılığı prensibine göre bir iş dağılımının yapılmamış olması, İşletmelerde finans ve muhasebe alanında yeterli ölçüde nitelikli personel bulunmaması, Yönetimin mali tabloların hazırlanması, efektif iç kontrol mekanizmasının kurulması ve hile ve usulsüzlüklerin önlenmesine yönelik sorumluluğunun bilincinde olmaması ve bu nedenle denetçiye sunacak olduğu Yönetim Teyit Mektubu nun güvenilirlik sorunu, Bilgi amaçlı raporlamanın ve denetimin gerekliliğinin kavranamamış olmasından kaynaklanan sorunlar, Ortak veya yöneticinin şahsi işlemleriyle, şirket işlemlerinin ayrıştırılmamış olması, Şirket varlıklarının, ortak veya yöneticilerin şahsi ihtiyaçları için satın alınmış olma ve gerçek şirket varlıklarını göstermiyor olma riski, Ortak veya yöneticinin diğer ilişkili şirketlerle olan işlemlerinin gerçek ticari durumu yansıtmıyor olma riski (transfer fiyatlandırması yolu ile kar aktarılma riski), sözkonusu işlemlerin dayanağı olan tutarlı bir politika, sözleşme vb çerçevesinde yapılmıyor olması ve denetçiye tüm ilişkili şirketlerin bildirilmemiş olması riski, Vergi matrahını azaltma odaklı tutulan muhasebe kayıtlarının takip edilemez muhasebe hileleriyle yanıltıcı olma riski. Ekim 2010 tarihinde, Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (IFAC) tarafından UDS nın

107 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III tutarlı bir şekilde uygulanması amacına da hizmet etmek üzere, meslek mensuplarına yol gösterecek KOBİ denetimlerinde UDS nın kullanılmasına ilişkin Rehber (Rehber) yayınlanmıştır. Sözkonusu Rehber de yeralan hiçbir bölümün mevcut UDS nın yerini almadığı ve bu amaçla kullanılmaması gerektiği özellikle belirtilmektedir. Rehber iki ciltten oluşmaktadır. Temel kavramlar başlıklı ilk cilt, başlıca önemlilik, iç kontrol, risk değerlendirme yöntemleri, diğer denetim teknikleri uygulanması, belgelendirmeye ilişkin gereklilikler ve mali tablolar hakkında görüş oluşturulmasına ilişkin açıklamaları içermektedir. İlk cilt aynı zamanda muhasebe tahminleri, ilişkili taraflar, bilanço sonrası olaylar, işletmenin sürekliliği gibi diğer özel alanlarla ilgili UDS gerekliliklerini özetlemektedir. İkinci cilt ise, ilk ciltteki kavramların nasıl uygulanması gerektiğine ilişkin olup, denetimin yürütülmesindeki aşamaları ele alarak, müşteri kabulü ve denetim planlaması ile başlayıp, riskin tespiti, riske ilişkin denetim tekniklerinin uygulanması,elde edilen denetim kanıtlarının değerlendirmesi ve denetçi görüşünün oluşturulması ile son bulmaktadır. İkinci ciltte UDS nın uygulanmasına ilişkin biri mikro diğeri aile işletmesi olarak tanımlanan iki ayrı vaka çalışması sunulmuştur. Rehber den meslek mensuplarının eğitim dokümanlarının hazırlanmasında faydalanılması ve denetim elemanları için metod oluşturmada kullanılması teşvik edilmektedir. Rehber de ortaya konulan denetim yaklaşımı aşağıdaki üç aşamadan oluşmaktadır: - Riskin tespiti, - Riskin değerlendirilmesi ve yanıtlanması, - Raporlama. Sözkonusu her aşama, içerdiği işlem, bu işlemlerin amacı ve bunlara pararel belgelendirilmesi gereken hususlar olarak aşağıda özetlenmiştir; Riskin Tespit Edilmesi İşlem Amaç Belgelendirilecek Hususlar Müşteri kabulüne ilişkin prosedürlerin yerine getirilmesi Denetimin planlanması Risk tespit prosedürlerinin uygulanması Denetim işinin kabul edilip edilmemesi konusunda karar verilmesi Genel denetim stratejisinin ve denetim planının oluşturulması Denetime konu işletmenin faaliyet konusu ve çevresinin anlaşılması çerçevesinde önemli düzeyde yanlışlık riskinin tespiti - Risk faktörlerinin listesi - Bağımsızlık - Denetim sözleşmesi - Önemlilik - Denetim ekibi tartışma notları - Genel denetim stratejisi - Faaliyetle ilgili riskler ile hile ve usulsüzlükle ilgili riskler - İlgili iç kontrollerin tesbit ve uygulanması - Tespit edilen önemli yanlışlık riski Riskin değerlendirilmesi ve yanıtlanması İşlem Amaç Belgelendirilecek Hususlar Genel testlerin ve diğer denetim prosedürlerinin belirlenmesi Önemli yanlışlık riskine ilişkin prosedürlerin uygulanması Belirlenen önemli yanlışlık riskine yönelik uygun denetim prosedürlerinin uygulanması Denetim riskinin kabul edilebilir asgari seviyeye indirilmesi - Önemli yanlışlık riski ile denetim prosüderleri arasındaki bağlantıyı sağlayacak şekilde revize edilen genel denetim stratejisi ve denetim planı - Yapılan çalışmalar - Denetim bulguları - Denetim çalışmalarının tecrübeli denetim elemanları tarafından yönlendirildiği ve gözden geçirildiğine ilişkin gösterim

108 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Raporlama İşlem Amaç Belgelendirilecek Hususlar Temin edilen denetim kanıtlarının değerlendirilmesi Denetçi raporunun hazırlanması İlave denetim prosedürlerinin (eğer varsa) uygulanması konusunda karar verilmesi Denetim bulguları çerçevesinde denetçi görüşünün oluşturulması - Yeni veya revize edilen risk faktörleri ve denetim prosedürleri - Daha önce belirlenen önemlilik düzeyiyle ilgili değişiklikler - Denetim bulgularına ilişkin şirket yönetimine yapılan bilgilendirmeler - Uygulanan denetim prosedürlerinin sonuçları - Alınan önemli kararlar - İmzalı denetçi görüşü Rehber de UDS nın KOBİ lerde başarılı bir şekilde uygulanmasında denetime tabi işletmenin büyüklüğü ne olursa olsun, denetim planlaması için zaman ayrılması gerektiği belirtilmektedir. Bu şekilde belki bir saat sürecek olan bir planlama aşaması denetim için harcanacak toplam zamanda önemli derecede tasarruf sağlayacaktır. Ayrıca KOBİ denetimlerinin planlama aşamasında aşağıdaki hususların dikkate alınması önerilmektedir: - Olağan denetim prosedürlerinin uygulanmasının, ilgili önemli yanlışlık riskine göre gereksiz olduğu durumların tespit edilmesi yönünde denetim ekibinin yönlendirilmesi önemlidir. - Denetim ekibinin her üyesinin tamamlamak durumunda olduğu belgelendirmeye ilişkin amaç ve gereklilikleri tam olarak anladığından emin olmak için zaman ayrılması, ekibin anlamadığı form ve kontrol listelerini tamamlamak için uzun süre harcamasının önüne geçecektir. - Hile ve usulsüzlükle ilgili olasılıklar tartışılmalıdır. Denetim ekibinin şüpheci, gözlemci ve sorgulayıcı olması teşvik edilmelidir. - Bilinen ilişkili şirketlerin, bunlarla yapılan işlemlerin içeriğinin ve büyüklüğünün üzerinde durulması ve ekip içinde tartışılması önerilmektedir. - Daha önceki dönemlerde hazırlanan denetim çalışmalarının, tekrar aynı detayda hazırlanması yerine cari dönemde ortaya çıkan değişikliklere paralel revize edilmesinin mümkün ve uygun olup olmadığı değerlendirilebilir. Daha önceki denetim dosyalarında yeralan risk faktörleri ve ilgili iç kontrollerle ilgili belgelendirme, denetçinin işletmenin faaliyet konusu ve çevresiyle olan ilişkisine ilişkin değerlendirmesini gözden geçirmesi için yeterli olacaktır. Denetçi cari dönemde yeni sektörel eğilimler, temel operasyonel değişiklikler, yeni yapısal riskler ve revize edilen iç kontrollere odaklanmalıdır. Rehber deki diğer öneriler arasında, denetlenen şirketteki kontrol çevresinin dürüstlük, etik, kurumsal yönetim, personelin yetkinliği, yönetimin kontrole ve hile ile usulsüzlüklerin tespiti ve önlenmesine ilişkin yaklaşımı, risk yönetimi ve kontrolün gözetimi hususlarında gözden geçirilmesi de yeralmaktadır. Bağımsız denetim yaklaşım olarak incelendiğinde Rehber de de öne çıkan yaklaşım risk tabanlı yaklaşım olmaktadır ve risk tabanlı denetim yaklaşımının bazı faydalarına aşağıdaki şekilde yer verilmiştir: - Risk belirleme ve değerlendirme prosedürleri, önemli bir değişiklik beklenmediği durumlarda denetime tabi finansal yıl sona ermeden önce yapılabileceğinden, denetim ekibinin işyükü ve iş planlamasında buna paralel esneklik sağlanabilir. - Önemli yanlışlık riskinin olduğu alanlar tespit edilerek denetim ekibinin çalışmalarının bu alanlara yönlendirilmesi, düşük riskli alanlardaki çalışmayı azaltacaktır. Bu şekilde denetim zamanının ve kaynakların efektif kullanılması sağlanmış olacaktır. - İç kontrollerin anlaşılması, denetçiye iç kontrolün operasyonel etkinliğinin test edilmesi konusunda karar alma olanağı sağlayacaktır. Kontrol testlerinin uygulanması çoğu zaman detaylı doğrulama testlerinin uygulanmasından daha az çalışma gerektirmektedir. - İç kontrollerin anlaşılması ve önemli zayıflıkların şirket yönetimine bildirilmesi bu konularda gerekli önem ve aksiyonun alınmasına olanak sağlayacak olup, şirket işleyişine de katma değer yaratacaktır. Sonuç olarak, şirket yönetimince denetçi tarafından bildirilen iç kontrol eksikliklerine ilişkin gerekli aksiyonların alınması halinde denetim için harcanacak sürede de tasarruf sağlanmış olacaktır

109 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Şirketin yapısı mikro düzeyden makro düzeye çıktıkça denetim yaklaşımı değişkenlik göstermelidir. Mikro düzeyde bir işletmede işlem karmaşıklığı, makro düzeydeki bir işletmeyle kıyaslanamayacak düzeyde sade ve basittir. Bu yaklaşım ile hareket edildiğinde risk tabanlı denetim yaklaşımı her tür ve boyuttaki işletmeye uygulanabilecek düzeyde ele alınmalıdır. Bu durumda denetçinin mesleki yargısı ön planda olacaktır. Denetçi küçük işletmeyi denetlerken iç kontrol testlerinin üzerine çok fazla yoğunlaşmayacak, bunun yerine şirketin finansal durumu ve performansının doğru yansıtılıp yansıtılmadığı üzerine yoğunlaşacaktır. KOBİ ler açısından bakıldığında bağımsız denetim bir ihtiyaç mıdır yoksa bir zorunluluk mudur? Küçük veya büyük işletmeyle ilişki içerisinde olan taraf için finansal bilgi önemlidir ve her şeyden önce doğru ve güvenilir bilgi olmak zorundadır. Şirket ile paydaşlar arasındaki etkileşimin büyüklüğü kamunun yatırımcıyı yani taraf olanı korumasına sebep olmuştur ve bu nedenle bağımsız denetim bu şirketler için ihtiyaçtan öte bir zorunluluktur. Bu nedenle işletmeden yansıyan bilgilerin yayınlanmadan önce güvenilir bir kişi ya da kurum tarafından onaylanması gerekmektedir. İç kontrollerin olmadığı veya etkin işlemediği şirketlerde denetçi aşağıdaki örnek olarak verilen doğrulama testlerini kullanarak denetim kanıtı oluşturabilir; Aynı amaca hizmet eden farklı kaynaklardan elde edilen verilerin mukayese edilmesi. Örneğin fiziki stok kayıtlarındaki çıkışlar ile satılan stok kayıtlarının karşılaştırılması gibi. Alınan ve satılan mal miktarlarının mutabakatının yapılması. Analitik prosedürlerin uygulanması: - Cari yıl mali tablolarının önceki yıllar ile karşılaştırması, - Mali tabloların bütçe, tahmin ve yönetim beklentileri ile mukayese edilmesi, - Önemli rasyolara ilişkin trendlerin analizi, - Denetçinin tespit ettiği işletme faaliyetlerindeki değişikliklerin mali tablolarda uygun ve yeterli olarak yansıtıldığının değerlendirilmesi, - Mali tablolara ilişkin açıklanmayan ve beklenmedik durumların soruşturulması. Şirket dışı kaynaklardan mutabakat temini (alıcı, satıcı, banka mutabakatları gibi). Bilanço sonrası işlemlerin incelenmesi. ISA 545, denetlenen şirket yönetiminin mali tablolara ilişkin makul değer tahminlerinin yapılması ve buna ilişkin raporlama sisteminin kurulması konusundaki sorumluluğunu tanımlamaktadır. Ancak KOBİ grubundaki şirketlerde sözkonusu varsayım ve tahminlerin oluşturulmasına yönelik bilgi ve deneyim olmama olasılığı yüksektir. Bu durumda, denetçi, bağımsız bir uzmandan gerekli değerleme ve tahminler konusunda hazırlayacağı bir rapor alınmasını tavsiye edebilir. Yönetim, tahminler konusunda Yönetim Teyit Mektubu vermeyi reddediyorsa bu hususa denetim raporunda bir sınırlama olarak şerh düşülmelidir. KOBİ lerde dikkate alınması gereken risk faktörlerine karşılık, büyük ölçekli şirketlerin denetiminde daha fazla karşılaşılan ve denetim stratejisini yönlendiren hususlara aşağıdaki örnekler verilebilir; Muhasebe prensiplerine ve uygulamalarına hakim yönetici ve finansal raporlamadan sorumlu kişilerin istihdam edilmesi dolayısıyla, muhasebe hilelerinin olma riski, Denetçinin risk belirleme ve denetim yaklaşımı konusunda bilgi sahibi olmaları nedeniyle, yönetici ve mali raporlamadan sorumlu kişilerin denetçiyi yanlış yönlendirme riski, Birçok farklı finansal enstrümanların kullanılıyor olması nedeniyle, karışık muhasebe işlemleri yapılıyor olması. Sonuç olarak gerek yeni T.T.K., gerekse uluslar arası standartlar KOBİ ler için ayrı bir standartlar seti önermemektedir. Esasen denetim olgusu geniş ölçüde denetçinin yargısına bağlıdır ve nasıl bir denetim yöntemi uygulayacağına kendisi karar verecektir. Ancak bu küçük ve orta ölçekli bir şirketin denetiminin büyük şirket denetiminden farklı yaklaşımlar gerektirdiği gerçeğini değiştirmeyecektir. Bu bakımdan denetçinin KOBİ lere yönelik çalışmasında, yukarıda sözünü ettiğimiz rehberdeki önerileri ve 1005 no.lı denetim uygulamasının dikkate almasında fayda görmekteyiz

110 Yeni TTK İle Denetçilere Getirilen Yetki ve Sorumluluklar; Denetimde Kaliteyi Sağlamaya ve Sürdürmeye Yönelik Düzenlemeler Mustafa Umut Özgül, İç Ticaret Genel Müdürlüğü-Başmüfettiş

111 GENEL OTURUM III Yenİ TTK İle Denetçİlere Getİrİlen Yetkİ ve Sorumluluklar; Denetİmde Kalİteyİ Sağlamaya ve Sürdürmeye Yönelİk Düzenlemeler Mustafa Umut Özgül, İç Ticaret Genel Müdürlüğü-Başmüfettiş Öncelikle bu organizasyonun, sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Değerli hazirunu saygıyla, şahsım ve Bakanlığım adına selamlıyorum. Vaktimizin az kalması ve bugünün de cuma olması nedeniyle mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışacağım. Ancak soru-cevap bölümünde gelecek soruları memnuniyetle cevaplayacağım. Yeni Türk Ticaret Kanunu ve denetçilere getirilen yetki ve sorumluluklara baktığımızda öncelikle bizim şunu bilmemiz lazım, şirketlere ne gibi yenilikler getirildi, ne gibi yükümlülükler yüklendi? Bunu bilmeden denetçilere getirilen yükümlülük nedir, denetçi ne yapacak sorusunu bulmak biraz eksik kalacaktır. Çünkü aynı zamanda mükellefi olduğunuz, hepiniz meslek mensubusunuz, meslek mensupların mükellefleri var ve mükellefler devamlı bir şekilde sizlere soru soruyorlar; bu ne olacak, nasıl olacak, nasıl yapacağız, şeklinde. Eğer siz sadece denetim boyutuyla, denetçinin görevleri, sorumlulukları bakışıyla bakarsanız eksik kalacaksınız. Onun için şirketlere onun için şirketlere ne gibi yenilikler getirildi, bunları bilmemiz lazım. Aynı zamanda ticari işletmeden başlayıp, ticaret sicilini de içine alan yenilikleri gözden geçirmemizde fayda var. Çünkü artık herkes size, çeşitli birçok soru soracak. Tabii konumuz nedeniyle sadece denetçilere getirilen yetki ve sorumlulukları anlatacağım. Biliyorsunuz 1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren şirketler, yeni Türk Ticaret Kanunu anlayışına uygun olarak organizasyon yapısında mutlak surette değişiklikler yapacaklar. Bu değişiklikler temelde, yönetim anlayışında ve denetim anlayışında olacak. Slaytları hızlı geçeceğim, Sayın Aslan Bey de konu itibariyle benim bazı konulara girdi, zamandan tasarruf etmek için hızlıca geçeceğim, kusura bakmayın lütfen. Kanun la denetçiler, anonim şirketin organı olmaktan çıkarılmıştır. Bugünkü Ticaret Kanunu nda yer alan limitet şirketler ve anonim şirketlerin bağımsız denetimden geçmesi ve denetimin şirketin ve şirketler topluluğunun yıl sonu finansal tabloları ile yıllık raporların, envanter de dahil olmak üzere tüm muhasebenin denetimini kapsaması öngörülmüştür. Bu doğrultuda 6102 sayılı Kanun un 397. maddesinde bu denetimi yapacak kişiler denetçi

112 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III olarak nitelendirilmiştir. Yine Kanun un 400. maddesinde denetçilerin kimler olacağı gösterilmiş, aynı maddede bağımsız denetim kuruluşlarının çalışma usul ve esasları ile denetim elemanlarının niteliklerinin belireceğinin görevi Gümrük ve Ticaret Bakanlığına verilmiş ve bir Yönetmelikle düzenleme yetkisi verilmiş ve bu Yönetmelik, Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacaktır. Bununla ilgili doğrudan bir hüküm geçici 3. maddedir. Geçici 3. maddeye göre de kamu adına denetleyici, tüzel kişiliğe haiz bir üst kurum kuruluncaya kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu nun hükümleri, standartlara ve amaca uygun olarak yapmasını sağlamak için denetçilerin yerinden ve internette, denetleme belgelerine erişim suretiyle ve ayrıca gerekli bilgileri alarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından denetleneceği açıkça ifade edilmiştir. Bu üst yönetimin usul ve esasların nasıl olacak sorusu yine 400. madde gereğince Bakanlar Kurulunca konacak Yönetmelikle gösterilecektir. Burada dikkatimiz çeken şöyle bir noktayı anlatmak istiyorum: Artık denetim sadece yerinde değil, internet üzerinde, elektronik ortamda yapılacaktır. Bu, tabii tabiatıyla bazı, bizim altyapımızda da bazı değişiklikler yapmamızı gerektirecektir. Yine en önemli hususlardan bir tanesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun denetleyiciler için getirdiği bir diğer en önemli husus: Kanun un 562. maddesinde düzenlenen suç ve yaptırımlar daha kapsamlı hale gelmiştir. Denetimin, işte, uyulmaması, 213 kapsamında Bakanlıkça istenilen defter, belge ve bilgilerin verilmemesi halinde hapis cezası düzenlenmiştir. Burada kamu denetimi nasıl olacak, kısaca onu söylemek istiyorum; 210 nuncu maddede gösterilmiştir. Ticari şirketlerin işlemleri, ilkeleri ve usulü bir tüzük ile belirlenerek Gümrük ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından denetlenecektir. Yani denetçinin denetimi de bu kapsamda değerlendirilecektir. Yine Türk Ticaret Kanunu nda denetçiler, Kanun da üç tür denetçiliğe yer verilmiştir. İşte, denetçi 397 ile 406. maddeler arasında düzenlenmiş, işlem denetçisi 554 ve 351. maddede, özel denetçiye ise 438 ve 444. maddede yer verilmiştir. Ben Kanun daki hükümleri yazmıştım ancak Aslan Bey, bunlara yer verdiği için hızlıca geçiyorum. Zaten artık hepimiz bunları ezberledik, hızlıca geçiyorum. Denetimin konu ve kapsamını söyledik. İşte yıl sonu finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, envanter, muhasebe standartları, iç denetim, denetimin konu ve kapsamını oluşturuyor. Denetçilerin seçim ve görevden alınmaları, biliyorsunuz yine, denetçiler Genel Kurul tarafından, istisnai olarak denetçinin fesih ihbarında bulunması halinde Yönetim Kurulu tarafından ve mahkeme tarafından atanacaktır. Atanan denetçinin şahsına ilişkin haklı bir sebebin varlığı veya seçilen denetçinin taraflı davrandığı ortaya konulmak suretiyle mahkemeden başka bir denetçi atanması söz konusu olabilecektir. Bunun dışında denetçinin azledilmesi veya yerine yenisinin seçilmesi söz konusu değildir. Yani bir şirket, artık ben seni beğenmiyorum, seninle çalışmak istemiyorum diyemeyecek. Denetim sözleşmesini imzalamışsa o sözleşme gereklerine uyacaktır. Ta ki, feshedebilmesi için sözleşmeyi, haklı gerekçeleri olacak veya denetçinin tarafsızlığını yitirdiğine ilişkin bilgilerin somut bir şekilde ortaya konulması gerekecek. Yine madde hükümlerini geçiyorum hızlıca, zamandan kazanmak için. Tabii, denetçiler ne yapacak bu yıllık faaliyet raporlarını denetledikten sonra bir rapor hazırlayacaklar. Kanun a göre denetçi şirketin finansal tablolarını, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, riskin erken saptanmasına ilişkin olarak rapor düzenleyecektir. Bu raporda da, işte 402. maddede bu raporun nasıl olması gerektiği konusunda madde açıklaması yapılmış. Zaten standartlar bu konuda fazlasıyla bize yön gösteriyor. Raporu hazırlamak yetmiyor, denetim raporunun ayrıca bir görüş yazısıyla şirket yönetim kuruluna sunulması gerekiyor. Denetçi, denetim sonucunu, denetimin konusu, türü, niteliği ve kapsamı yanında kendi değerlendirmeleri ile birlikte bir görüş yazısıyla belirtecek. Görüş yazısı üç tür şekilde olabilir: Olumlu, sınırlı olumlu ve olumsuz şekilde olabilir. Denetçinin, yoruma ve değerlendirmeye dayalı görüş vermesi söz konusu değildir. Yani resim tüm yalınlığıyla ortaya konulacaktır. Finansal tabloyu açıklarken herhangi bir risk görmüşse kendi değerlendirmesine yer vermeyecektir. Eğer yer veriyor ise de onun gerekçesini ortaya koyacaktır. Tabii görüş yazılarının şöyle bir önemi var, eğer görüş yazısı olumsuz olursa biliyorsunuz şirket yönetim kurulları ibra edilemeyecektir. Genel kurulda finansal tablolar görüşülemeyecektir. Tabii bu durumda şirket ve denetçi arasında bir görüş ayrılığı olursa ne olacak? Bu durumda, Ticaret Mahkemesine başvurmak suretiyle bir özel denetçi tayini yoluna gidilecektir. Bu durumda davaya giden şirket olacak. Yine denetim raporlarının görüş yazısının ilan edilmesi hususu düzenlenmiş, bu önemli. Artık biliyorsunuz maddeye göre tüm şirketler web sitesi kurmak zorunda

113 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III O web sitesinde bu denetim raporları ve görüş yazılarına yer verilecek. Ayrıca ilan edilmesi gerekiyor bunların. Tabii en başta söylemiştim, denetçi, işlem denetçisi ve özel denetçi şeklinde. İşlem denetçisi nedir? İşlem denetçisi, şirketin kuruluşunu, sermaye artırımını, azaltılmasını, birleşmeyi, bölünmeyi, tür değiştirmeyi, menkul kıymet ihracını veya herhangi bir diğer şirket işlem ve kararını denetleyen denetçi olarak Kanun da ifade edilmiş. İşlem denetçisi de aynı şekilde Genel Kurul tarafından atanır, görevden alınır. Esas sözleşmeye konulacak bir hüküm de bu yetki yönetim kuruluna devredilebilir işlem denetçisinde. İşlem denetçisi ne yapar sorusu hep gündemimize geliyor soru olarak. Baktığınız zaman işlem denetçisi adli muhasebecisi demek, adli muhasebeci, yani adli bilirkişi. Konusuna göre olayları değerleyen, kişi olarak çıkıyor. Şöyle incelediğimizde denmiş: İşlem denetçileri yolsuzluğu açığa çıkaran, finansal kayıtları hesaplayan, bunları mahkemeye sunan, varlıkları değerleyen, yolsuzlukla mücadele stratejileriyle günden güne önemi artan finansal dünya dedektifleridir. Bir başka yazara göre de şu şekilde: İşlem denetçisinin görevi yolsuzlukları bulmak, bağımsız denetçinin görevi ise finansal tabloların hatalı olmadığını onaylamaktır. Baktığınız zaman gerçekten de o şekilde. Özel denetçi nedir? Özel denetçi de, her pay sahibi şirket genel kurullarında belirli olayların, özel bir denetimle açıklığa kavuşmasını isteyebilir. Biliyorsunuz şirketler genel kurulunu yapıyor, finansal tablolarını açıklıyor. Fakat pay sahibi şunu sorabilir, ya ben bunu anlayamadım, şu konuda sıkıntı var, risk var, işte beni zarara uğrattın şeklinde bir konu gelebilir. Böyle bir durumda, gündemde olmasa da pay sahibi, şu olayın, bir denetim vasıtasıyla denetlenmesini istiyorum derse ve genel kurul da bunu uygun görürse o zaman mahkemeye başvurarak bir özel denetçi tayin edilecek, eğer genel kurul özel denetçi tayinini reddederse üç ay içerisinde, pay sahiplerinin, kurucuların veya şirket organlarının Kanuna, işte ihlal ettiğini, pay sahiplerini zarara uğrattığını ileri sürerek mahkemeye başvurması gerekecektir. Eğer mahkeme uygun görürse bu gerekçeleri, özel denetçi atayacaktır. Özel denetçilerin kim olacağı hususunda Kanun da herhangi bir şey yoktur. Özel denetçilerin kim olacağı tamamen mahkemelerce belirlenecektir. Bu baktığınız zaman, haliyle tabii ki meslek mensupları en başta özel denetçi olarak atanabilecektir. Ama bunun yanında, konusuna göre bir hukukçu da olabilir, mühendiste olabilecektir, özel denetçiler açısından. Denetçilerin hakları ve yetkileri nelerdir? Şöyle bir baktığımızda Ticaret Kanunu 401. maddesi bu konuyu açıklamış. Denetçiler bir denetim yapacaklar, sözleşme imzaladılar fakat nasıl yapacaklar? Denetim kurulundan kendilerine verilen görevi, yani finansal tabloların denetimini yapmak için gerekli olan belge, bilgi ve defterleri alma yetkisine haizdir. Eğer bu belgeyi alamıyorsa zaten herhangi bir şekilde ihtilaf oldu, sıkıntı oldu, alamıyorsa, denetçi, denetim raporu düzenleyemeyecektir. Haliyle de görüş yazısı veremeyecektir. Olumsuz görüşü olacaktır, olumsuz görüşe gidecektir. Denetçilerin diğer görevlerine baktığımızda, Risk Komitesi ile ilgili görevleri var. Pay senetleri borsada işlem görmeyen şirketlerde eğer denetçi, şirketin varlığını, gelişmesini ve devamlılığını tehlikeye sokan sebepler varsa, riskler varsa, buna ilişkin görüşünü yönetim kuruluna bildirir, yönetim kurulu da bu denetçinin bildirimi üzerine riskin yönetilmesi amacıyla bir uzman komite kuracaktır. Denetçinin risk komitesiyle ilgili iki tane görevi var. Yönetim kurulu görevi tevdi etti, bir komite kurdu, komite bir rapor hazırlayacak, denetçi o raporun, finansal tablo, tabii onlar da muhasebe, finansal tablo, mali tablo olacak, bunların uygun olup olmadığını değerlendirecek. İkincisinde de, sistem kuruldu, bunun yapısı ile komitenin uygulamalarını açıklayan bir rapor hazırlayacak. Yani riskin erken teşhis komitesi dediğimiz de denetçiler iki tane rapor hazırlayacaklar veya tek bir rapor içinde iki konuyu da aydınlatacaklar. Diğer bir görevi, şöyle bir görevi var, sermaye kaybı, sermayenin yitirilmesi durumunda şirketin borca batık olması şüphesi uyandıran emarelerin bulunması halinde yönetim kurulunca şöyle bir işlem yapılacak, aktiflerin muhtemel satış fiyatları ve işletmenin devamlılığı esas alınarak bir ara bilanço düzenlenecek ve bu ara bilanço da denetçiye verilecek. Denetçinin görevi de zaten bu aşamadan sonra başlıyor. Denetçi bu ara bilançoyu inceleyip en geç 7 iş günü içerisinde değerlendirme ve önerilerini içeren bir rapor hazırlayacak, yönetim kuruluna sunacak. Yönetim kurulu da bu denetçinin hazırlamış olduğu rapora göre, eğer sermayenin üçte ikisi yitirilmişse o zaman hemen genel kurulu toplaması gerekecek veya sermayeyle yetinip yetinmeyeceğine karar verecekler. Denetçinin bu şekilde bir görevi var. Genel kurul toplantılarıyla ilgili görevleri var aynı şekilde. Denetçiler, denetçi ve kendilerini ilgilendiren konularda, işlem denetçisi, şirket genel kurullarında hazır bulunmak zo

114 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III rundadırlar. Denetçi bu genel kurul toplantısında, mutlaka tabii finansal tablolarla ilgili gelen soruları cevaplandıracaklardır. Bu bir sorumluluk olduğu gibi aynı zamanda bir hak olarak değerlendirmek mümkündür. Asıl konumuz, tabii denetçilerin sorumluluğu. Denetçilere bir sürü görev verdik, yükümlülük verdik. Peki, bunun karşısında sorumluluğu ne olacak? Baktığımız zaman Kanun da, denetçilerin, işlem denetçisinin ve özel denetçinin sorumluluğu Kanun un 554. Maddesinde açıklanmıştır. Özetle şunu söylüyor: Denetçi ve işlem denetçisi görevlerini yerine getirmiyorsa ve görevlerinin gereklerine aykırı bir şekilde hareket etmişse ve bu hareketten dolayı da şirket, pay sahipleri ve alacaklar zarar görmüşse, bundan dolayı, bu zarardan dolayı kusurlu olarak sorumlu olacaktır. Maddeleri geçiyorum. Burada, zarar ortaya çıkmışsa kim isteyecek? Şirket ya da pay sahiplerinden herhangi birisi isteyebilir. Eğer pay sahibi isterse bu zararı, şirket adına yatar bu zarar. Sorumluluk davası şirket merkezinin bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesine açılacak. Bundaki dava zaman aşım süreleri şu şekilde: Zararla sorumlu olan tarihten itibaren iki ve beş yılı geçtikten sonra zamanaşımına uğrar, Ceza Kanuna ilişkin zaman aşımı süreleri hariç tabii ki maddesinde de denetçi ve işlem denetçilerinin sır saklamadan doğan sorumluluğu belirtilmiştir. Maddeleri artık okumuyorum. Burada eğer denetçi saklama sorumluluğunun gereklerine aykırı hareket etmişse, her bir denetim için 100 bin Türk lirasına, pay senetleri borsada da işlem gören şirketler için de 300 bin Türk lirasıyla sorumlu olacaktır, bu ayrıca tabii cezai sorumluluğuna da tabi. İşlem denetçileri açısından sorumluluk halleri var. 549 ile 550, işte şirketin kuruluş sermayesi, işte o işlemlerde, işlem denetçisi kusurlu hareket etmişse, sorumluluğu belirtilmiş, maddeleri okumamak için geçiyorum. Cezai sorumlulukta, hukuki sorumluluk da yanı sıra şu şekilde cezai sorumluluk var: Gerçeğe aykırı işlem denetçisi raporu düzenlenmişse, şirket sırları ifşa edilmişse, belgeler ve beyanlar kanuna aykırı ise ve sermaye hakkında yanlış beyanda bulunulmuşsa 562. maddede Ceza Kanunu hükümleri belirtilmiş, işte şu günden başlayıp, şu kadar hapis cezası şeklinde veya aktif para cezası. Ayrıca şirket sırlarını ifşa etmede 404. maddede sorumluluk olarak 100 bin Türk lirası demiştik, burada Türk Ceza Kanunu nun 239. maddesi uygulanacak. Müşteri sırrı, bankacılık sırrı diye açıkladığımız hüküm, o da 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası. Sayın Aslan Bey bunları anlattığı için yine hızlıca geçiyorum. 1 Temmuz 2012 itibariyle işlem denetçileri atanacak. Denetim de kurumsallaşmayla ilgili bir kaç, izin verirseniz, söz söylemek istiyorum. Ülkemizde şu anda, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi verilerine göre, 97 bin 799 A.Ş. bu Ağustos 2011 sonu itibariyledir, 97 bin 799 anonim şirket, 732 bin 617 adet de limitet şirket bulunmakta. Fakat bu şirketlerin, bizim tahminlerimize göre yüzde 30 ila yüzde 40 ının herhangi bir şekilde faaliyet göstermediği veya işyerini terk ettiği, tasfiye işlemlerini yapmadığı, yani tasfiyeye girip de tasfiyeyi tamamlamadığı görülüyor. Eğer bunları çıkarttığımız zaman, bu yüzde 30, yüzde 40 ı, bir 400 ila 500 bine ulaşan anonim şirket ve limitet şirket görüyoruz. Tabii, tarihi itibariyle de artık bu şirketler için denetçi atanması zorunlu olacak. Yani bu 400 bin, 500 bine de baktığınız zaman, işte görüşmelerimizde bunun hemen hemen 300 bine inebileceği şeklinde, çeşitli muhtelif görüşler var. Tabii bunlarda 31 Mart 2013 e kadar bağımsız denetçi seçimi için son gün. Artık şirketlerimiz önümüzdeki sene itibariyle artık Türk Ticaret Kanunu nu öğrenmeleri ve yıl sonu tablolarının, finansal tablolarının artık konsolide edilmesi gerekecek Ulusal Muhasebe Standartlarına uygun olarak. Denetçinin ayrıca orada bir görevi var; 2012 açılış bilançoları yapılması için orada ayrı bir çalışma yapacak. Peki, kurumsallaşma diyoruz, ne yapması lazım bağımsız denetimi gerçekleştirecek meslek mensuplarının? Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun şekilde denetim faaliyetlerini standartlara uygun bir şekilde gerçekleştirebilmesi için ilk önce standartların iyi özümsenmesi, kurumsallaşmaları ve belli bir kalite standardını yakalamaları bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Baktığınız zaman muhasebe standartları oldukça kalın bir şey. Yani okuyarak geçmek mümkün değil. Uygulayarak anca yapabiliyorsunuz. Çok fazla da zamanımız kalmadı. Bu noktada TÜRMOB un düzenlediği eğitimler gerçekten önemli, bunlara önem veriyoruz. Yine bağımsız denetimin amaca uygun bir şekilde gerçekleşebilmesi için şu şart bir kere, bağımsız denetçinin, bağımsız denetim hizmeti verdiği şirketin bulunduğu sektörü ve sektörleri iyi tanıması gerekiyor. Sektörün tabi olduğu mevzuatı bilmesi gerekiyor. Yani tek başına muhasebeyi bilmesi yetmiyor, standardı bilmesi yetmiyor, denetim standardını bilmek yetmiyor, o sizin denetim sözleşmesi imzaladığınız firmanın tabi olduğu sektörü ve o sektörün tabi

115 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III olduğu mevzuatı da bilmeniz lazım. Bunu tek başına yapmak mümkün değil, bunun için de artık meslek mensupların bir araya gelip şirketleşmeye gitmesi, kurumsallaşmaya gitmesi, bünyelerinde hukukçusundan tutun, iktisatçısına, işletmecisine varan şekilde yeni bir yapılanma ve organizasyon yapısına gitmesi gerektiğini değerlendiriyoruz. Çünkü artık bunları tek başına yapmak artık gerçekten mümkün değil. Bakanlığın sorumluluğu noktasında bazı açıklamalar yapmak istiyorum. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı sunumu bu şekilde. Sermaye şirketlerinin denetimini gerçekleştirecek denetçilerin yapacakları, denetim faaliyetlerini Kanunun öngördüğü usul ve esaslara uygun olarak yapıp yapmadıklarının takibi son derece bizim için önemli. Bu noktada Bakanlık ne gibi çalışmalar yapıyor diyebilirsiniz. Bir kere, şunu hep ifade etmek istiyorum, bizim biliyorsunuz, MERSİS sistemimiz var, Merkezi Sicil Kayıt Sistemi. Diyebileceksiniz, den itibaren artık tamam şirketler bağımsız denetçileri atayabilecek, 31 Marta kadar bağımsız denetçileri atayacak. Fakat bu denetçiler nasıl takip edilecek? Bakanlık şu anda bu çalışmaları yapıyor, bunları da değerlendiriyor. MERSİS sisteminde, denetçilerin kim olduğu, kimler olacağı, işte zaten Yönetmelik çalışmalarınız belli bir aşamaya geldi. Ticari şirketlerin denetimine dair Tüzük yüzde civarında hazırlandı, bunlar da bitti. Fakat biz, bu denetçiler, artık görev yaparken, sistemde, Merkezi Sicil Kayıt Sisteminde, işte A Limitet Şirketi ya da A Anonim Şirketinin artık denetçisi kimdir? Yetkili midir, değil midir artık biz MERSİS Sisteminden takip edecek altyapı çalışmalarına başladık. Bakanlık buna çalışıyor. Hem denetçilerin takibini nasıl yapacağının sorusu sıklıkla geliyor. Bunu hep birlikte yapacağız. Bağımsız denetim kuruluşlarının, kuruluş çalışma esasları ile denetim elemanlarının nitelikleri Bakanlıkça hazırlanacak Yönetmelikte düzenlenecek. Bakanlar Kurulu kararı ile birlikte. Bu Yönetmelikle ilgili gelinen aşamada, şu aşamadayız, yüzde 85 civarında hazırladık. Bu Yönetmelikte neler var sorusu bize sıklıkla geliyor. Açıkçası şunu ifade edebilirim, biliyorsunuz Sermaye Piyasası Kurulu nun 22. Sayılı Tebliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun bir çalışması, yine TÜRMOB un geçmiş dönemde bir Tebliğ çalışması vardı ve önümüzde Ulusal Muhasebe Standartları ve Denetim Standartları var. Biz Bakanlık olarak bunların bir harmonizasyonunu aldık ve Yönetmeliğin belli başlı mihenk taşlarını oturtturduk ve kurumlarla, TÜRMOB la, Meslek Odalarıyla, meslek mensuplarıyla bir araya gelerek, ortak akılla bu Yönetmeliğe son halini vermeyi planlıyoruz. Burada şöyle bir başlık attım: Türk Ticaret Kanunu nda uygulanacak cezai yaptırımlar diye. Baktığınız zaman bunlar, tabii şirketler için öngörülen cezai yaptırımlar. Şirketler aynı zamanda sizin mükellefleriniz bir taraftan da sözleşme imzalayacağınız müşterileriniz. Bu şirketlerin, işte Türk Ticaret Kanunuyla getirilen yenilikler ve yaptırımlara, cezai yaptırımlara maruz kalmaması için, dediğim, en başta söylemiştim, getirilen yeniliklerin iyi bilinmesi gerekiyor. Atıyorum, en basitinden, şirkete borçlanma yasağı var biliyorsunuz. Yönetim kurulu ve pay sahipleri şirkete artık borçlanamayacaklar. Yani ortaklar cari hesap artık çalışmayacak. Ortaklar cari hesap çalışıyorsa şirket yöneticileri, pay sahipleri artık kimse sorumlusu, cezai sorumlulukla karşı karşıya kalabilecek. Bunun için öncelikle bu 562. maddede yer alan maddelerin tamamı, şunu bilin, denetim raporlarında yer alacak hususlardır. Yani biz Bakanlık olarak bunları sizlerle konuşacağı, tartışacağız, olup olmayacağın, öyle karar vereceğiz ama baktığınız zaman Kanun, tamam çok yenilik getiriyor, işte istenilen durumlar belli, biz denetim raporlarında 562. maddede öngörülen şeyleri tek tek tek isteyeceğiz gibi gözüküyor. Tabii bunlara hep birlikte karar vereceğiz. Başkanım ben konuşmama daha fazla, şöyle bir bakıyorum, evet beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyorum

116 KOBİ lerde Bağımsız Denetim Uygulama Örneği Dr. Tuba Şavlı İbiş, SMMM

117 GENEL OTURUM III KOBİ LERDE BAĞIMSIZ DENETİM UYGULAMA ÖRNEĞİ Dr. Tuba Şavlı İbiş, SMMM Uluslararası Denetim Standartları Kapsamında Bağımsız Denetim Süreci 13 Ocak 2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ( Kanun )14 Şubat 2011 tarihinde Resmi Gazate de yayımlanmıştır. Ancak yürürlük tarihi olarak kademeli bir yapı benimsenmiştir. 1 Temmuz 2012 itibariyle Kanun genel olarak yürürlüğe girmekle birlikte, finansal tablolar ve kayıt düzeni ile denetime ilişkin hükümler 1 Ocak 2013 tarihinde, internet sayfası ile ilgili hükümler ise 1 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe girecektir. Genel olarak ticaret hayatına önemli değişiklikler getirecek olan Kanun, mali müşavirlik mesleği açısından ele alındığında ise en önemli iki değişiklik kayıt düzeni ve bağımsız denetim alanlarında yapılan yenilikler olarak kabul edilebilir. Kanun un 88. Maddesi gerçek ve tüzel kişilerin, gerek ticari defterlerini tutarken, gerekse konsolide ve bireysel finansal tablolarını düzenlerken, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK) tarafından yayımlanan Türkiye Muhasebe Standartlarına (TMS), kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara aynen uymak ve uygulamak zorunda olduklarını belirtmektedir. Diğer taraftan küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) için de yine UFRS nin izin verdiği ölçüde farklı düzenleme yapma yetkisi TMSK ya verilmiştir. Bugün itibariyle TMSK nın düzenlemelerine bakıldığında, UFRS kapsamındaki standart ve yorumların bire bir Türkçe ye çevrilerek TFRS / TMS olarak yayımlandığı ve güncellemelerin sürekli bir şekilde yapıldığı gözlemlenmektedir. KOBİ UFRS olarak Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanan finansal raporlama standardı da TMSK tarafından çevrilerek KOBİ TFRS olarak yayımlanmıştır. Kanun ile sermaye şirketleri için bağımsız denetim zorunlu hale gelmiş ve denetimin Uluslararası Denetim Standartları ile uyumlu Türkiye Denetim Standartları na göre küçük ve orta ölçekli şirketler için SMMM veya YMM unvanına haiz kişiler; büyük ölçekli şirketler için bu kişilerin ortağı olduğu denetim şirketlerince yapılacağı belirtilmiştir

118 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Uluslararası Denetim Standartları Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (International Federation of Accountants IFAC) bünyesinde kurulan Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları Kurulu (International Auditing and Assurance Standards Board IAASB) tarafından yayınlanmakta olan Uluslararası Denetim Standartları (UDS) Türkiye de ulusal denetim standartları oluşturulurken Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu gibi birçok düzenleyici otorite tarafından örnek alınmıştır. Standartların anlaşılmasını ve kullanılmasını kolaylaştırmak ve dolayısıyla yaygınlığını artırmak amacıyla IFAC tarafından 2004 yılında başlatılan açıklık projesi 2008 yılında tamamlanmıştır. Çalışmanın sonucunda bir kısmı değiştirilen, bir kısmı ise yeniden düzenlenen Uluslararası Denetim ve Kalite Kontrol Standartları 15 Aralık 2009 tarihinden sonra başlayan dönemlerin denetiminde uygulanmak üzere IFAC tarafından 2009 El Kitabı olarak yayınlanmış ve 2010 da güncellenmiştir. (2010 Handbook of International Quality, Auditing, Review, Other Assurance and Related Services Pronouncements) El kitabının birinci bölümünü oluşturan bu standartların bir listesi Tablo 1 de sunulmuştur. El Kitabının ikinci bölümünde ise İnceleme, Diğer Güvence ve İlgili Hizmetlere ilişkin Uluslararası Standartlar bulunmaktadır. Uluslararası Denetim Standartlarının yanı sıra, bazı konularda uygulamacılara yol göstermek, belirli konularda karşılaşılabilecek problemleri ortaya koymak ve çözüm önerileri sunmak üzere yine IFAC bünyesindeki kurullar tarafından Uluslararası Denetim Uygulama İzahnameleri yayınlanmaktadır. Bu izahnamaler aşağıdaki konuları içermektedir: Bankalar Arası Teyit Prosedürleri Banka Gözetim Sistemi ile Bankanın Bağımsız Dış Denetçileri Arasındaki İlişki Banka Finansal Tablolarının Denetimi Finansal Tabloların Denetiminde Çevreyle İlgili Hususların Değerlendirilmesi Türev Finansal Araçların Denetimi Elektronik Ticaret Finansal Tabloların Denetimine Etkisi Tablo 1. Uluslararası Denetim ve Kalite Kontrol Standartları ULUSLARARASI KALİTE KONTROL STANDARTLARI INTERNATIONAL STANDARDS ON QUALITY CONTROL Finansal Tabloların Denetimi ve Sınırlı İnceleme Çalışmaları ile Diğer Güvence ve Alakalı Hizmetler Sunan Firmalarda Kalite Kontrol UKKS 1 Quality Controls for Firms that Performs Audits and Reviews of Financial Statements, and Other Assurance and Related Services Engagements TARİHİ FİNANSAL BİLGİLERİN DENETİMİ AUDITS OF HISTORICAL FINANCIAL INFORMATION Genel İlkeler ve Sorumluluklar General Principles and Responsibilities Bağımsız Denetçinin Genel Amaçları ve Denetimin Uluslararası Denetim Standartlarına Göre Yürütülmesi UDS 200 Overall Objectives of Independent Auditor and the Conduct of an Audit in Accordance with International Standards Auditing Denetim Sözleşmesinin Şartlarının Belirlenmesi UDS 210 Agreeing the Terms of Audit Engagements Finansal Tablo Denetiminde Kalite Kontrol UDS 220 Quality Control for an Audit of Financial Statements Denetimin Belgelendirilmesi UDS 230 Audit Documentation Finansal Tabloların Denetiminde Denetçinin Hile ve Usulsüzlüğe İlişkin Sorumluluğu UDS 240 The Auditor s Responsibilities Relating to Fraud in an Audit of Financial Statements Finansal Tabloların Denetiminde Kanun ve Kuralların Dikkate Alınması UDS 250 Consideration of Laws and Regulations in an Audit of Financial Statements

119 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III UDS 260 UDS 265 Denetimle İlgili Hususların Yönetimden Sorumlu Kişilere İletilmesi Communication of Audit Matters with Those Charged with Governance İç Kontrol ile İlgili Eksikliklerin Yönetimden Sorumlu Kişilere ve Yönetime İletilmesi Communicating Deficiencies in Internal Control to Those Charged with Governance and Management Risk Değerlendirme ve Belirlenen Riskler Karşısında Denetçilerce Uygulanacak Prosedürler Risk Assessment and Response to Assessed Risks Finansal Tabloların Denetiminin Planlanması UDS 300 Planning an Audit of Financial Statements İşletmenin ve İşletme Ortamının Anlaşılması Suretiyle Önemli Yanlış Beyan Riskinin Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi UDS 315 Identifying and Assessing the Risks of Material Misstatement through Understanding the Entity and Its Environment Denetimin Planlanması ve Yürütülmesinde Önemlilik UDS 320 Materiality in Planning and Performing an Audit Belirlenen Risklere Karşı Denetçinin Uygulayacağı Prosedürler UDS 330 The Auditor s Responses to Assessed Risks Dışarıdan Hizmet Alan Kuruluşlarda Denetim Yaklaşımı UDS 402 Audit Considerations Relating to an Entity Using a Service Organization Denetim Sırasında Tespit Edilen Yanlışlıkların Değerlendirilmesi UDS 450 Evaluation of Misstatements Identified During the Audit Denetim Kanıtları Audit Evidence Denetim Kanıtı UDS 500 Audit Evidence Denetim Kanıtı - İlave Konulara İlişkin Önemli Hususlar UDS 501 Audit Evidence - Specific Considerations for Additional Items UDS 505 UDS 510 UDS 520 UDS 530 UDS 540 Dış Kaynaktan Doğrulamalar External Confirmations İlk Denetimler Açılış Bakiyeleri Initial Audit Engagements - Opening Balances Analitik İnceleme Teknikleri Analytical Procedures Denetim Örneklemesi Audit Sampling Gerçeğe Uygun Değer Muhasebesi ve İlgili Dipnot Açıklamalarını da İçeren Muhasebe Tahminlerinin Denetimi Audit of Accounting Estimates Including Fair Value Accounting Estimates and Related Disclosures UDS 550 İlişkili Taraflar Related Parties UDS 560 Bilanço Tarihinden Sonraki Olaylar Subsequent Events UDS 570 İşletmenin Sürekliliği Going Concern UDS 580 Yazılı Teyitler Written Representations Diğer Çalışmalardan Yararlanma Using Work of Others UDS 600 Özel Hususlar Grup Finansal Tablolarının Denetimi Special Considerations Audits of Group Financial Statements UDS 610 İç Denetçilerin Çalışmalarının Kullanılması Using the Work of Internal Auditors UDS 620 Denetçinin Bir Uzmanın Çalışmasını Kullanması Using the Work of an Auditor s Expert

120 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Denetim Sonuçları ve Raporlama Audit Conclusions and Reporting Finansal Tablolar Üzerinde Görüş Oluşturma ve Raporlama UDS 700 Forming an Opinion and Reporting on Financial Statements Bağımsız Denetçi Raporunda Denetçi Görüşünün Değişikliğe Uğraması UDS 705 Modifications to the Opinion in the Independent Auditor s Report Bağımsız Denetçi Raporunda Dikkat Çekilmesi Gereken Hususlar ve Diğer Açıklamalar UDS 706 Emphasis of Matter Paragraphs and Other Matter Paragraphs in the Independent Auditor s Report Karşılaştırmalı Bilgiler Önceki Dönem Tutarları ve Karşılaştırmalı Finansal Tablolar UDS 710 Comparative Information Corresponding Figures and Comparative Financial Statements Denetlenmiş Finansal Tabloları İçeren Dokümanlarda Yer Alan Diğer Bilgilere İlişkin Denetçi Sorumluluğu UDS 720 The Auditor s Responsibilities Relating to Other Information in Documents Containing Audited Financial Statements Uzmanlık Gerektiren Alanlar Specialized Areas Özel Hususlar - Özel Amaçlı Çerçevede Hazırlanan Finansal Tabloların Denetimi UDS 800 Special Considerations Audits of Financial Statements Prepared in Accordance with Special Purpose Frameworks Özel Hususlar Finansal Tabloların ve Finansal Tablolardaki Tek bir Kalem veya Hususun Denetimi UDS 805 Special Considerations Audits of Single Financial Statements and Specifics Elements, Accounts or Items of a Financial Statement Özet Finansal Tablolar Üzerinde Raporlama Çalışmaları UDS 810 Engagements to Report on Summary Financial Statements KOBİ lerde Bağımsız Denetim KOBİ ler için daha az kapsamlı ve nispeten basit kurallara dayalı ayrı bir finansal raporlama standardının varlığı denetim için de benzer bir düzenlemenin gerekliliği konusunda tartışmalar olmasına sebep olmaktadır. Ancak IAASB bu konuyu daha önce gündemine almış ve Denetim denetimdir. prensibini benimseyerek KOBİ lerin denetiminde uygulanacak ayrı bir denetim standardına ihtiyaç olmadığı sonucuna varmıştır. Küçük İşletmelerin Denetiminde Özel Muhakemeler başlıklı 1005 sayılı Uygulama İzahnamesi de açıklık projesi çerçevesinde ilgili standartların içine dahil edilerek kaldırılmıştır. Ancak KOBİ lerin denetimlerinde dikkate alınabilecek bir başka düzenleme yine IFAC bünyesinde hazırlanan KOBİ lerin Denetimlerinde Uluslararası Denetim Standartlarının Kullanılmasına İlişkin Rehber (Guide to Using International Standards on Auditing in the Audits of Small - and Medium - Sized Entities) başlıklı çalışmadır yılında ilk baskısı yapılan rehber 2010 yılında güncellenerek yeniden yayınlanmıştır. Söz konusu rehber Uluslararası Denetim Standartlarının KOBİ lerde kullanımına ilişkin yol göstermekte, büyük işletmelerden farklı olabilecek hsuusları örnekleyerek KOBİ denetimi yapacak olan denetçilere ışık tutmaktadır. Aynı şekilde 1 numaralı Uluslararası Kalite Kontrol Standardının da KOBİ denetimi yapan küçük ve orta ölçekli denetim firmaları ile bireysel çalışan denetçilere yönelik Küçük ve Orta Ölçekli Denetim Firmalarında Kalite Kontrol Rehberi (Guide to Quality Control for Small - and Medium - Sized Practices, IFAC March 2009) uygulamacılara yol göstermek için hazırlanmıştır. Kalite Kontrol Standardı daha ziyade büyük ölçekli firmalarda uygulanabilecek kalite kuralları getirirken, Rehber de bu kuralların küçük ve orta ölçekli firmalarda nasıl uygulanabileceğine ilişkin örnekler vererek yol göstermektedir. Uluslararası Denetim Standartları Kapsamında Bağımsız Denetim Süreci Uluslararası Denetim Standartları (UDS) kapsamında gerçekleştirilecek denetim sürecini bir binaya benzetmek mümkün olabilir (Şekil 1a). Sağlam bir binanın inşa edilebilmesi temelinin sağlam atılmasıyla mümkün olur. Denetimde temel, genel ilkelerin belirlenmesi ve denetim ekibi tarafından benimsenmesi ile olur. Müşteri kabul prosedürleri bir binanın kapısı

121 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III gibidir. İşe başlamadan önce denetim çalışması talebinde bulunan işletme ile ilgili gerekli bilgilerin toplanması ve denetim çalışması için risk açısından kabul edilebilirliğinin ve denetim şirketinin yeterli kaynağının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Müşteri kabul sürecinden sonra denetim sözleşmesi imzalanarak çalışmalar başlar. İlk aşamada planlama ve denetlenecek işletmeyi daha iyi tanımak üzere yapılan çalışmalarla başlanır. Ardından bu planlama dahilinde gerekli kanıt toplama teknikleri uygulanır. Toplanan kanıtların değerlendirilmesi ve eksiklerin tamamlanmasının ardından raporlama aşamasına geçilir. Yapılan çalışmalar neticesinde bulunan kanıtlara uygun şekilde denetçi raporu hazırlanır. Ancak çalışmaların tamamlanması binanın çatısına benzetilebilecek çalışmanın başından itibaren uygulanan kalite kontrol prosedürlerinin tamamlanmasıyla olur. Şekil 1a. Denetim Süreci KOBİ lerin Denetimlerinde Uluslararası Denetim Standartlarının Kullanılmasına İlişkin Rehber ise bu süreci 3 başlık altında özetlemektedir: 1. Risk Değerlendirme 2. Riska Karşılık Verme 3. Raporlama Aşağıda bu aşamalar daha detaylı olarak anlatılmıştır. Genel İlkeler Denetim çalışmasına başlamadan önce bir takım temel prensiplerin belirlenmiş ve benimsenmiş olması gerekir. Bunlar; etik ilkeler, bağımsız denetim kuruluşlarının uyması gereken kalite kontrol standartları ve bağımsız denetimin amacıdır. Denetim ekibindeki tüm elemanların, asistandan sorumlu ortağa kadar, bir meslek mensubu olarak uyması gereken genel ahlak kurallarını benimsemiş olması gerekir. Mesleki ahlak kuralları etik ilkeler olarak bilinmektedir. IFAC tarafından yayınlanmış olan Etik İlkeler (Code of Ethics) tüm meslek mensuplarının uyması gereken genel etik ilkeler, bağımsız çalışan meslek mensuplarının uyması gereken etik ilkeler ve bağımlı çalışan meslek mensuplarının uyması gereken etik ilkeler olarak 3 grupta toplanmıştır. TÜRMOB tarafından 19 Ekim 2007 tarihinde yayınlanmış olan Serbest Muhasebeciler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlerin Mesleki Faaliyetlerinde Uyacakları Etik İlkeler Hakkında Yönetmelik IFAC tarafından yayınlanmış olan Etik İlkeler referans alınarak hazırlanmış ve aynı gruplama ve alt başlıklarla uyulması gereken etik ilkeler özetlemiştir. Türmob tarafından yayınlanan Profesyonel Muhasebeciler için Etik Kurallar El Kitabı 2010 baskısı ise söz konusu etik ilkelerin güncel halini yansıtmaktadır. Denetim ekibindeki elemanların etik ilkeler konusunda bilgilendirilmesi, bu kuralların benimsetilmesi ve uyulduğunun gözetimi denetim şirketi yöneticilerinin sorumluluğundadır. IFAC tarafından yayınlanmış olan 1 numaralı Uluslararası Kalite Kontrol Standardı (UKKS 1) bağımsız denetim kuruluşlarının uyması gereken kalite kontrol standartlarını düzenlemektedir. UDS kapsamında denetim yapmak isteyen bir denetim kuruluşunun söz konusu standardı uygulamaya geçirmesi ve iş yapış şekillerini bu standart doğrultusunda yapılandırması gerekmektedir. Bireysel çalışan ve bağımsız denetim faaliyetinde bulunan meslek mensupları ile küçük ve orta ölçekli denetim firmaları ise bu yukarıda bahsedilen uygulama rehberini dikkate alarak UKKS 1 çerçevesindeki düzenlemeleri yerine getirebilirler. Bağımsız denetim çalışmasına başlamadan önce yapılacak çalışmanın amacının anlaşılmış olması, süreç içinde çalışmaların doğru planlanması ve uygulanması, gerekli olduğu durumlarda mesleki yargının yerinde kullanılması açısından oldukça önemlidir. UDS 220 bağımsız denetimin amacını aşağıdaki gibi tanımlamaktadır:

122 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Finansal tabloların finansal raporlama standartları doğrultusunda, bir işletmenin finansal durumunu ve faaliyet sonuçlarını tüm önemli yönleriyle gerçeğe uygun ve doğru bir biçimde gösterip göstermediği konusunda bağımsız denetçinin görüş bildirmesini sağlamaktır. Denetim çalışması sonunda sunulacak olan denetim raporunda denetçi görüşü ise aşağıdaki şekilde ifade edilir: Görüşümüze göre, ilişikteki finansal tablolar, tüm önemli hususlar açısından, ABC A.Ş. nin 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle finansal durumunu, aynı tarihte sona eren yıla ait finansal performansını ve nakit akımlarını, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları na uygun olarak layıkıyla arz etmektedir. veya Görüşümüze göre, ilişikteki finansal tablolar, ABC A.Ş. nin 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle finansal durumunu, aynı tarihte sona eren yıla ait finansal performansını ve nakit akımlarını, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları na uygun olarak doğru ve dürüst bir biçimde yansıtmaktadır. Görüldüğü gibi amaçta belirtilen hususlar aslında denetçi görüşünde yer alan ifadelerle aynıdır. Denetim ekibinin çalışma sonunda sunulacak raporda neyin altına imza atacaklarını iyi kavramış olması ve bu imzayı atabilmek için gerekli kanıtları toplamak üzere denetim çalışmasına başlaması gerekmektedir. Müşteri Kabulü ile başlayan denetim sürecini zaman akışına bağlı olarak özetlemek gerekirse Şekil 1b deki gibi bir akış durumu yansıtacaktır. Şekil 1b. Müşteri Kabulü UDS 220 Tarihi Finansal Bilgilere İlişkin Denetim Kalitesinin Kontrolü standardı müşteri kabul sürecinde risk değerlendirmesi yapılmasını ve denetim teklifinin bu risk değerlendirmesi sonucunda verilmesini gerekli kılmaktadır. Müşteri kabul aşamasında değerlendirme yapılırken cevap aranan sorulardan bazıları aşağıdaki gibi olabilir: Hangi sektörde faaliyet göstermektedir? Halka açık bir şirket mi? Finansal durumu nasıl? Yönetimden sorumlu kişiler / ortaklar kimler? Kurumsal yönetim anlayışı nasıldır? Yönetimin dürüstlüğü ile ilgili bir şüphe var mı? Piyasada nasıl bir imajı var? Çalıştığı hukuk, vergi ve diğer danışmanlar kim? Devam eden önemli davalar var mı?

123 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Kabul edilen denetim işleri için de bir risk değerlendirmesi yapılması ve denetim stratejisi ile detay denetim planının bu risk değerlendirmesinin sonucuna bağlı olarak hazırlanması gerekmektedir. Müşteri olarak kabul edilen bir şirkette bağımsız denetim faaliyetinin yürütülüp yürütülemeyeceği ve yürütülecekse işin riskini değerlendirmek üzere aşağıdaki gibi sorulara cevap aranır: Bağımsızlığı ortadan kaldıran bir durum var mı? Söz konusu hizmetin gereken kalitede verilmesini engelleyecek bir durum var mı? Önceki dönem denetim çalışmasında sunulan rapor nasıl bir görüş içermekteydi? Finansal durumu nasıl? Düzgün raporlama yapabilecek sistem ve ekibi var mı? Denetim çalışmasını yürütecek gerekli bilgi ve tecrübeye sahip ekip mevcut mu? Devam eden işler için de her yıl benzer bir risk değerlendirmesi yapılır. Çok riskli bir şirket denetiminde uygulanacak olan denetim teknikleri daha az riskli bir şirkette uygulanacak denetim tekniklerinden nitelik ve nicelik olarak daha kapsamlı olacaktır. Dolayısıyla işin kabulü aşamasında yapılan risk değerlendirmesi detay denetim planı hazırlanırken dikkate alınacaktır. Planlama ve İşletmeyi Tanıma Her işte olduğu gibi denetim işinde de iyi planlama işin başarıyla tamamlanmasında önemli rol oynar. Teklif sürecinde elde edilen bilgilerle genel bir denetim stratejisi belirleyen denetim ekibi ön çalışma sırasında işletme ile ilgili daha kapsamlı bilgi toplar. Ön çalışma genellikle denetlenen yılın içinde yapılır. Ön çalışmanın amacı detay denetim planının hazırlanarak denetlenen yıla ilişkin kapanış işlemleri tamamlandıktan sonra yapılacak olan final çalışmasında uygulanacak denetim yöntem ve tekniklerinin belirlenmesidir. Şekil 2. Denetimin Planlanması Bu çalışma kapsamında işletmenin önemli iş süreçleri belirlenir. Bir üretim işletmesinde bunlar genellikle aşağıdakileri kapsamakla birlikte işletmenin içinde bulunduğu sektör ve büyüklüğü dikkate alınarak daha farklı süreçler de tanımlanabilir: Satın alma ve ödemeler Satış ve tahsilat Üretim ve stoklar Maddi duran varlık yatırımları Personel Finansal raporlama Bu süreçlerin işletmede nasıl çalıştığı, süreçler içindeki risklerin tespit edilmesi, bu risklere ilişkin işletmenin iç kontrollerinin belirlenmesi ve test edilmesi ön çalışma kapsamında yapılan belli başlı denetim çalışmalarıdır. Belirlenmiş olan iç kontroller önce ilgili riski ortadan kaldırması açısından değerlendirilir ve eğer uygun bir kontrol olduğu sonucuna varılırsa, dizayn edildiği gibi çalışıp çalışmadığını tespite yönelik kontrol testleri uygulanır. Etkin ve iyi işleyen iç kontrollerin olması denetçinin hesap bakiyelerine ilişkin detay testleri daha sınırlı tutmasına olanak sağlar. Kontrollerin

124 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III etkin olmaması veya etkin olmasına rağmen iyi çalışmıyor olması durumunda, denetçi yeterli denetim kanıtını elde etmek için hesap bakiyelerine ilişkin detay testleri daha fazla sayıda uygulamak zorunda kalır. Kontrol testlerinin sonucuna bağlı olarak denetçi final çalışmasında uygulayacağı detay testlere ilişkin detaylı denetim planını hazırlar. Bu plan her bir hesap kalemine ilişkin olarak uygulanacak olan detay bağımsız denetim tekniklerinin içerik ve kapsamını belirler. Şekil 3. Kontrol Testleri ile sunum ve açıklamaya ilişkin denetim kanıtlarının toplanabilmesi için denetçi gerekli denetim tekniklerini uygular. Bu teknikler fiziksel gözlem, gözlem, bilgi toplama, doğrulama, yeniden hesaplama, yeniden uygulama ve analitik incelemedir. Hangi tekniklerin hangi kapsamda uygulanacağı denetçinin deneyim ve mesleki kanaati çerçevesinde yapacağı değerlendirmeye bağlıdır. Denetim finansal tablolar üzerinde makul bir güvence sağlamaya yönelik bir çalışmadır; finansal tabloların yüzde yüz doğruluğuna ilişkin bir garanti değildir. Denetçinin tüm işlem ve bakiyeleri test etmesi mümkün değildir. Hesap bakiyeleri ve işlemlere ilişkin denetim teknikleri örnekleme usulü belirli kalemler seçilerek yapılır. Bu örnekleme kapsamında; yüksek tutarlı ve önemli kalemler, belirli bir tutarın üzerindeki tüm kalemler, bilgi temin edecek kalemler veya kontrol faaliyetini test edecek kalemler seçilebilir. Örnekleme yapılırken istatistiki yöntemler kullanılabileceği gibi, istatistiki olmayan yöntemler de kullanılabilir. Kanıt toplanma safhasında yapılan çalışmaların ve elde edilen bulguların iyi bir şekilde dokümante edilmesi gerekir. Dokümante edilmeyen bir çalışmanın ispatı mümkün olmayacağı için yapılmamış sayılması muhtemeldir. Aslında sadece kanıt toplama safhasında değil, müşteri kabulünden rapor çıkana kadar tüm aşamalarda yapılan çalışmaların ve yazışmaların sonradan takip edilebilecek bir sistematik içinde dokümante edilmesi ve dosyalanması gerekir. Bu kapsamda genellikle denetim firmalarının önceden belirlenmiş dokümantasyon ve dosyalama prosedürleri vardır ve tüm işlerde bu prosedürler takip edilir. Kanıt Toplama Denetlenen yıla ilişkin hesap kapanış işlemleri tamamlandıktan sonra başlayan final çalışması sırasında ön çalışmada hazırlanan detay denetim planı uygulanır. Ancak çalışmalar devam ederken hazırlanmış olan denetim planında değişiklik yapmak gerekebilir. Çalışmalar tamamlanıncaya kadar gerekli görülen ilave ve değişiklikler denetim planına yansıtılır. İşletme yönetimi finansal tabloları hazırladığı zaman işletmenin finansal durumu, ilgili döneme ilişkin finansal performansı ve nakit akımları hakkında bir takım iddialarda bulunmuş demektir. Denetçi uyguladığı denetim teknikleri ile işletme yönetiminin bu iddialarını destekleyen kanıtlar toplamaya çalışır. Hesap bakiyeleri, dönem içinde gerçekleşen işlemler Denetimin Tamamlanması Kanıt toplama aşamasından sonra, hazırlanan denetim planında uygulanmayan bir hususun olup olmadığı kontrol edilir ve varsa finansal tablolarda düzeltilmesi gereken eksiklik ve hatalar ile işletme yönetiminde tespit edilen aksaklıklar işletmede yönetimden sorumlu kişilerle görüşülür. Ayrıca, çalışmanın sonuna doğru gelirken bilanço tarihinden sonraki olayların değerlendirilmesi ve işletmenin sürekliliği varsayımının son bir kez gözden geçirilmesi çalışmaları yapılır

125 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Şekil 4. Denetimin Tamamlanması değerlendir. İşletmenin sürekliliğine ilişkin belirsizlikler ve bu belirsizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik alınan ve alınacak tedbirler yeterli şekilde dipnotlarda açıklanmış ve denetçi alınan / alınacak tedbirleri yeterli ve amaca uygun olarak değerlendiriyor ise konuya dikkat çeken bir açıklama paragrafı ile olumlu görüş verebilir. Eğer belirsizlikler çok önemli boyutta ise denetçi görüş vermekten kaçınma yolunu seçebilir. İşletmenin sürekliliğine ilişkin şüphe doğuran hususlar ve bunlara ilişkin önlemler açıklanmamış veya yeteri kadar açıklanmamış veya yeterli görülmemiş ise denetçi görüşü bu hususların önemine bağlı olarak şartlı görüş veya olumsuz görüş olabilir. Şekil 5. İşletmenin Sürekliliğine İlişkin Denetçi Görüşü Finansal tablolar işletmenin sürekliliği varsayımıyla hazırlanır. Bu varsayımın geçerliliğini yitirmesine rağmen finansal tablolar işletmenin sürekliliği varsayımına göre hazırlanmış ise bu durumda denetçi olumsuz görüş beyan etmek zorunda kalır. Denetçi denetim çalışması kapsamında işletmenin sürekliliği varsayımına ilişkin şüpheler olup olmadığını değerlenmek durumundadır. Aşağıdaki durumlar işletmenin sürekliliğine ilişkin şüphelerin olduğu durumlara örnek olarak gösterilebilir: Cari varlıkların kısa vadeli borçları karşılayamama durumu Gösterge niteliğindeki finansal oranların olumsuzluğu Vadesi gelen borçların ödenememesi Önemli faaliyet zararları Büyük bir pazarın, satış zincirinin veya lisansın kaybedilmesi Yatırımlar için gerekli finansmanın sağlanamaması Denetçi işletmenin sürekliliği varsayımına ilişkin bir takım şüpheler tespit etmiş ise öncelikle bu konuya ilişkin finansal tablo dipnotlarında yeterli açıklamanın yapılıp yapılmadığını Son olarak işletme yönetiminden genel bir teyit mektubu alınır. Denetim çalışmaları sırasında işletme yönetimi tarafından yapılan bazı açıklama ve beyanlar sözlü olarak yapılır. Denetçinin işletme yönetimini temsilen genellikle genel müdür ve mali işler müdürü imzasıyla almış olduğu bu genel teyit mektubu sözlü yapılan beyanlara ilişkin yazılı bir kanıt teşkil eder. Bu mektupla birlikte işletmenin finansal tablolarının işletme yönetimi tarafından hazırlama sorumluluğunu gösterir şekilde imzalanarak denetçiye verilmesi ve denetçi tarafından tespit edilmiş olmakla birlikte işletme yönetimi tarafından düzeltilmeyen eksiklik ve hataların

126 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III teyit mektubunda ifade edilmesi gerekmektedir. Genel teyit mektubunun tarihi denetim çalışmalarının tamamlandığı tarihtir. Bu tarih aynı zamanda denetim raporunun tarihi olacaktır. Raporlama Yapılan tüm çalışmaların sonucu hazırlanacak olan denetim raporudur. Finansal tabloların ilgili finansal raporlama standartlarına uygun olarak hazırlanmış olması durumunda denetçi olumlu görüş verir. UDS 700 Genel Amaçlı Tam Set Mali Tablolara İlişkin Bağımsız Denetim Raporu standardı UDS kapsamında hazırlanacak bir denetim raporunda olması gerekenleri açıklamış ve bir örneğe yer vermiştir. Bu kapsamında bir denetim raporunda aşağıdaki hususların açıkça ifade edilmiş olması gerekir: Başlık Muhatap Giriş paragrafı İşletme yönetiminin finansal tablolara ilişkin sorumluluğu Bağımsız denetçinin sorumluluğu Bağımsız denetçi görüşü Diğer raporlama yükümlülükleri Bağımsız denetçinin imzası Bağımsız denetim raporunun tarihi ve Bağımsız denetim kuruluşunun adresi Ancak finansal raporlama standartlarından bir takım önemli sapmaların olduğu veya denetçinin denetim prosedürlerini uygulamasına ilişkin bir takım kısıtlamaların olması halinde denetçi bu hususları denetçi görüşüne yansıtır. Değişiklik gerektiren durumlara ilişkin denetçi görüş türleri Şekil 6 da bir tablo olarak sunulmuştur. Finansal tablolar önemli ölçüde yanlışlık içeriyor ancak bu yanlışlıklar finansal tablo geneline yaygın değilse denetçi bu yanlışlığı açıkladıktan sonra, bu yanlışlık dışında finansal tabloların doğruluğuna ilişkin görüş beyan edebilir. Bu görüş türü şartlı görüştür. Finansal tablolardaki yanlışlıkların önemli ve finansal tablo geneline yaygın olması durumunda ise denetçi görüşü olumsuz olur. Denetçinin yönetim beyanlarına ilişkin olarak yeterli denetim kanıtı elde edememiş olması da denetçi görüşünü etkileyen bir husustur. Eğer yeterli denetim kanıtı elde edilemeyen konular önemli ama finansal tablo geneline yaygın değilse, bu hususlar açıklanarak şartlı görüş verilebilir. Önemli ve finansal tablo geneline yaygın olması durumunda ise denetçi denetim çalışmasını UDS kapsamında tamamlayamamış demektir ve görüş vermekten kaçınır. Şekil 6. Denetçi Görüş Türleri Kaynak: ISA 705 Modifications to the Opinion in the Independent Auditor s Report Kalite Kontrol Denetim raporunun hazırlanmasından sonra kalite kontrol prosedürlerinin tamamlanmasıyla birlikte rapor imzalanarak ilgililere sunulur. UDS 220 Tarihi Finansal Bilgilere İlişkin Denetim Kalitesinin Kontrolü standardı bir denetim çalışmasının başlangıcından sonuna kadar uyulması gereken kalite kurallarını belirlemektedir. Bu süreç içindeki uyulması beklenen kalite kontrol kuralları; yönetiminin sorumlulukları, etik ilkeler, müşteri kabulü ve devamlılığı, denetim ekibinin belirlenmesi, denetim faaliyetlerinin yürütülmesi ve gözetim alt başlıklarında ele alınmıştır. Aynı alt başlıklar bir denetim kuruluşunda uyulması gereken kalite kontrol kurallarını belirleyen ve yukarıda genel ilkeler başlığı altında anlatılan 1 numaralı Uluslararası Kalite Kontrol Standardında da kullanılmıştır. İki standart benzer konuları açıklamakla birlikte birisinde kapsam denetim şirketi, diğerinde ise bir denetim çalışmasıdır

127 GENEL OTURUM III GENEL OTURUM III Bir denetim çalışması kapsamında yönetici pozisyonundaki kişilerin (genellikle sorumlu ortak) müşteri kabul sürecinde UDS kapsamında denetçi sorumluluklarını yerine getirebilecekleri işleri kabul etmeleri, işin mahiyetine uygun bir denetim ekibi görevlendirmeleri, denetim ekibindeki kişilerin etik kuralları benimsediklerinden emin olmaları, denetim faaliyetlerinin UDS kapsamında yürütülmesini sağlamaları ve yürütüldüğünü gözlemlemeleri gerekmektedir. Güvenilir bir denetim raporunun hazırlanabilmesi kaliteli bir çalışma sonunda mümkün olabilir. Denetim ekibinin bu bilinç ile hareket etmesi beklenir. Uygulamaya bakıldığında, denetim işletmelerinin iş akışlarını bu kalite kontrol prosedürlerini yerine getirecek şekilde dizayn ettikleri görülmektedir. Son aşamada ise hazırlanmış olan taslak rapor üzerinde bir takım kalite kontrol prosedürleri uygulanır ki en sık görülen finansal raporlama konusunda uzman bir kişi ve/veya çalışmaya katılmamış bir başka kıdemli denetçi tarafından gözden geçirilmesidir. Sonuç Uluslararası Denetim Standartları kapsamında gerçekleştirilecek denetim çalışması bir süreçtir. Bu süreç sonunda başarıya ulaşılabilmesi yani gerçekleri yansıtan bir denetim raporunun sunulabilmesi için öncelikle denetim şirketinde sağlam bir alt yapının oluşturulması, denetim ekibinde görev alacak kişilere işin sorumluluğu ve amacı, uyulması gereken etik kurallar ve kalitenin önemi iyi bir şekilde benimsetilmelidir. Fiilen müşteri kabulüyle başlayan denetim sürecinin her aşamasında UDS nın rehberliğinden faydalanmak mümkündür. Getirmiş olduğu kuralları örnek ve uygulama rehberleriyle destekleyen UDS denetimde kalitenin ve ortak bir anlayışın oluşmasına katkı sağlamaktadır. Kaynakça Guide to Quality Control for Small - and Medium - Sized Practices, International Federation of Accountants (IFAC), March 2009 Guide to Using International Standards on Auditing in the Audits of Small - and Medium - Sized Entities, IFAC, 2010 Edition Handbook of International Quality, Auditing, Review, Other Assurance and Related Services Pronouncements, IFAC, 2010 Edition Handbook of the Code of Ethics for Professional Accountants, IFAC, 2010 Edition Profesyonel Muhasebeciler için Etik Kurallar El Kitabı, Türmob Yayınları, 2010 Baskısı Sermaye Piyasasında Bağımsız Denetim Standartları Hakkında Tebliğ, SPK, Seri:X, No:22 ŞAVLI Tuba, KAVUT Lerzan, TAŞ Oktay, Uluslararası Denetim Standartları Kapsamında Bağımsız Denetim, İSMMMO Yayınları, 2009 Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları, TÜRMOB Yayınları,

128 GENEL OTURUM III SORULAR VE CEVAPLAR

129 GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR OTURUM BAŞKANI, FEYZULLAH TOPÇU Teşekkürler Sayın Mustafa Umut Özgül. Evet, arkadaşlar dört konuşmamızı dinledik. Gerçekten çok önemli konulardı. Şimdi söz sırası sizde yalnız sizlerden ricam, öncelikle kendinizi bir tanıtın, çünkü kayıt yapılıyor. Arkasından da soruyu kime ilettiğinizi de söylemeniz gerekiyor. Buyurun, FUAT DURUTAŞ Öncelikle bu Sempozyum için çok teşekkür ediyorum. Beklediğim bir Sempozyumdu. Sayın Başkan Yahya Arıkan, açılış konuşmasında üç şirket kuruluşundan bahsetti: Muhasebe, Denetim, Danışmanlık. Biz şu anda mali müşavir olarak ofislerimizde muhasebe yapıyoruz, danışmanlık yapıyoruz yeri geldiği zaman da denetim yapıyoruz. Kurumsallaşmayı anlıyorum, denetimi de anlıyorum ama bir şeyi anlayamıyorum. Yanlış mı anlıyorum bunun teyit edilmesini istirham ederim. Denetim mi, muhasebe mi, danışmanlık mı yapacağız? Yoksu şu andaki bağımsız denetim kuruluşlarının yaptığı gibi hepsini birden yapabilecek miyiz? Bu üç şirket kurma, muhasebe, denetim, danışmanlık dediği Sayın Yahya Arıkan ın, ne şekilde oluşacak? Teşekkür ederim. OTURUM BAŞKANI Başkan o şekilde ifade etmedi. Aslında şunu ifade etmişti: Bağımsız denetim şirketleri kurumsallaştılar. Belli bir yerde ofis oluşturdular. Katın birinde muhasebe işlemi devam ediyor, ikincisinde müşavirlik, diğerinde danışmanlık, diğerinde denetim, diğerinde tam tasdik yapılıyor gibi. Anahtar teslim iş yapıyorlar demiştim. Benim anladığım kadarıyla. Sayın Demirel farklı bir şey söyleyecekse buyursun. EROL DEMİREL Teşekkür ederim. Son derece önemli bir soru. Bir gerçek var, onu öncelikle belirtmemiz gerekir. Mevcut düzenlemeye göre, Ticaret Kanunu na göre de bağımsız denetim düzenlemelerine göre de öyle. Denetimini yapmış olduğumuz bir firmanın muhasebesini yapamayız

130 GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR Finansal tablo hazırlama sürecine katılamayız, finansal tablosunu düzenlediğimiz bir firmanın da denetimini yapamayız, bu temel ilke. Burada bir tek istisna var. Vergi danışmanlığı yapıyorsanız aynı zamanda denetimini yapabileceğinize ilişkin Ticaret Kanunu nda düzenleme var. Bu genel belirlemeden sonra meslek mensupları büyük bağımsız denetim şirketlerinin yaptığı gibi ayrı ayrı firmalar kurarak ama kurmuş olduğu firmalarda bir danışmanlık şirketi, bir denetim şirketi bir de muhasebe şirketi, yani 3, 5, 6 tane arkadaş yan yana geldi. Bir kısmı onların, denetim şirketi kurup, sadece denetim yapacaklar. Bir kısmı finansal tablo düzenleme işiyle uğraşacak. Bir kısmı danışmanlık işiyle uğraşacak veya tek başınıza bütün bu işleri yapabileceksiniz. Ama denetimini yaptığınızın muhasebesini yapamayacaksınız. Muhasebesini yaptığınızın da denetimini yapamayacaksınız. Burada tartışılan konu aslında bağımsız denetim şirketlerinin çözüm olarak ürettikleri yıllardır, bildiğimiz kadarıyla ve uyguladıkları bütün bunlar için, ayrı ayrı yapılardan oluşmuş şirketler kurarak, bunları tek çatı altında bir yönetim mantığıyla yönetiyorlar. Yani burada karın nasıl oluşacağı, nasıl kontrol edileceği, nasıl dağıtılacağı, hatta yönetimi dahil, prensiplerini belirliyorlar. Karın dağıtımında performans kriterleri midir, ortaklık kriterleri midir? Neler esas alınacaksa ama bağımsızlık meselesine zarar vermeyecek, bağımsızlığı zedelemeyecek biçimde çözüm üretiyorlar. Önümüzdeki süreçte, herhalde, meslek mensupları da aralarında bir takım ilkeler belirleyerek, bir takım etik düzenlemeler yaparak kendi aralarında, belki sanal sözleşmeler yaparak bunu bir biçimde aşmaya çalışacaklar. Bu bizim mevzuatımızda da, yönetim şirketlerinin, bizim mevzuatımızda yok biliyorsunuz öyle düzenlemeler, ancak konuşuluyor. Bunu yasal bir statüye kavuşturuncaya kadar da bu tip gidecekler. Yani özetle Başkan ın, denetim şirketlerinde, denetim işini de yapacaksınız bir denetim şirketiyle, finansal tablo düzenleme işini de yapacaksınız, danışmanlık işini de yapacaksınız derken bunları birbiriyle ilişkilendirerek değil, ayrı ayrı yapılar kurarak, yapılabileceği anlamında söylüyor. Biz de zaten bu uygulama, daha doğrusu Kılavuzda size bugün dağıtılmaya çalışılan, kurumsallaşmayla ilgili taslak çalışmada da bunun ilişkin altyapılardan söz ediyoruz. Yani bir ortaklık olacaksa, böyle bir birliktelik olacaksa bunun temel prensipleri ne olacak? Yönetim şekilleri ne olabilir? Sorunuzla ilgili böyle bir açıklama yapabiliriz, teşekkürler. ASLAN COŞKUN Ben bir ilavede bulunabilir miyim? Teşekkür ediyorum. Şimdi aslında konu son derece önemli, bu birçok platformda da tartışılıyor. Şimdi denetim şirketi, sadece denetim mi yapmalı? Başka hiç bir iş yapmamalı mı? Dün konuşmacılardan biri Mr. Szafran dı galiba, Green Paper dan bahsetti. Orada IFAC, Uluslararası Muhasebeciler Birliği ne bir soru sordular. Avrupa Komisyonu bunu sordu. Bağımsız denetim yapan bir firma, başka bir iş yapmamalı mı? Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu nun cevabı hayır dır. Aynı bağımsız denetim hizmeti verilen bir şirkete aynı denetim şirketi başka bir hizmet veremez. Fakat başka şirketlere başka hizmetlerini sunabilir, şeklinde görüş bildirdi. Bizim konumuzda vergi danışmanlığının bağımsız denetimle bağdaşık olduğu bildiriliyor. Ben bu görüşe şahsen katılmıyorum. Bağımsız denetim, vergi tasdiki ayrı bir konu. Onu ayırıyorum fakat vergi danışmanlığı doğrudan doğruya yönlendirme ve planlamadır. Yönlendirme ve planlama işi bağımsız denetim işi ile kesinlikle bağdaşık değildir, taban tabana zıttır. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu nda bir eksikliktir. Bunu açıkça belirtmek istiyorum. Ayrı ayrı firmalar kuruluyor, doğrudur ama etik değildir. Bunun sebebi, bizim konumumuzda, yeminliler ile serbestlerin ortak olmasını engelleyen, hatta Kanun da böyle bir engel yok bence, Yönetmelikte var bu engel, konu budur. Bu yüzden ayrı ayrı firmalar kuruluyor ve aslında bu tür bir yaklaşım, mesleğin önünü kapatıyor, gelişmesini engelliyor, kurumsallaşmasını engelliyor. Benim söylemek istediğim bu. YAHYA ARIKAN Çok değerli arkadaşlarım, tekrar günaydın. Aslında bu konuyu da açıklama gereği duydum. Yarın kapanış konuşmasında ifade edeceğim ama dünkü konuşmamda birileri bizim denetim işini öğrenmemizi istemiyorlar dedim, engelliyorlar dedim. Şöyle bir sonuç çıkmasın, açıkça da burada ifade ediyorum. Bu birileri dediğim şu andaki denetim işindeki söz sahibi olan kuruluşlar değildir sevgili arkadaşlar. Burada temsilcileri var denetim firmalarının, örneğin şu anda TÜRMOB un uygulamalı eğitim dediği, Denetçi Eğitim Programı nda gerçekten bu firmaların çok büyük emekleri ve katkıları oldu. Çünkü büyükler şunun peşinde, eğer bizler Sayın Demir in de ifade ettiği, başlangıç dediği ilk kurumsal yapıyı oluşturmada, bizler kurumsallaşabilirsek, büyükler de daha kaliteli işler yapabileceklerdir. Bu nedenle bizlerin ku

131 GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR rumsallaşması son derece, olmazsa olmaz bir konu. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Ama kimdir birileri dendiği zaman, onlar kendilerini biliyorlar. Ankara da, kapalı kapılar ardında, bu Kanun çıktığından beri SMM leri devre dışı bırakmaya çalışanlardır, adres gösterdiğim. Yoksa büyük denetim firmaları değildir. Çok net söylüyorum, çok büyük emekleri vardır. Örneğin bir denetim firması, bize kapılarını açtı. Kurumsallaşma nasıl olur, iş takibi nasıl olur ki daha sonra konuşacağız, programlar boyutunu, şuraya gelmek istiyorum, benim üç tane firma önerim şu; dağın öte yakasında diye anlattığım hikaye var her yerde. Ekiplerimiz böyle sürdürüyorlar şu anda sayın arkadaşlar. Elbette doğru, Yasalardan dolayı bunu böyle yapıyorlar. Önümüzdeki günlerde, Sayın Tekinalp de bunu böyle ifade ediyor, Türkiye ye özgü, bu etik olmayan Sayın Coşkun un ifade ettiği boyuttan kurtulup ama temel kriter şu, bakın şu kriterin de altını çizmek istiyorum, Mükerrer 227 de bu hatayı yaptık sevgili arkadaşlarım. Uygunluk denetimi yahut tuttuğumuz defterin beyannamesini biz imzalayalım dedik ama denetim en kural öğüdü şu, defterini tuttuğunuz firmanın denetimini yapma şansınız yok sevgili arkadaşlar. Artı iki firma arasında da ortaklık bağının olmaması gerekiyor. Bu da sorunlu, yönlü bir olgu. Bunu anlatmak istiyorum, yani rakiplerimiz, bunları öcü olarak kimse görmesin. Bunları örnek olarak almamız gerekiyor. Rakiplerimizle yol yürümemiz, rekabet etmemizin yolu, onlar gibi düşünmek, onlar gibi örgütlenmemizden geçtiğini anlatmaya çalıştım. Teşekkür ederim. YILDIRAY ERDOĞAN Öncelikle, İstanbul Odasına Yönetim Kılavuzu için çok teşekkür ediyorum, öncü bir çalışma. Ben Sayın Erol Demirel in sunumuna bir katkı yapmak istiyorum. Konu başlığımız, Denetim ve Kurumsallaşma ancak şöyle düşünüyorum: Denetim firmalarının kurumsallaşmasından önce, muhasebe firmalarının kurumsallaşması, hem şirketlerin, hem denetim firmalarının risk unsurunu azaltacağını düşünüyorum. Bu anlamda TÜRMOB un, LUCA ya entegre bir süreç yönetim yazılımı geliştirmesi çok faydalı olur diye düşünüyorum. Çünkü defter tutma hizmetlerinin kurumsallaşma ile entegre olması, bizim hizmet sunumumuzu da o ölçüde kolaylaştıracaktır. Bir de irade göstermenin çok önemli olduğunu söylediniz. Evet, harekete geçmek için irade göstermek çok önemli. Ancak irade gösterebilecek olanlar, stratejik vizyonu olanlardır. Bu açıdan hazırlamış olduğunuz Yönetim Kılavuzu nun içinin somut olarak doldurulması çok önemli. Meslek mensuplarımızın da, kurumsallaşmayı, bu farkındalığı yaratabilmeleri için kurumsallaşmayla ilgili okumaların çoğaltılması çok önemli. O açıdan Yönetim Kılavuzumuzun da çok faydalı olacağını düşünüyorum. Teşekkür ediyorum. Özür dilerim, bir de Sayın Coşkun a bir şey sormak istiyorum. Siz KOBİ lerdeki denetim sürecini anlattınız. Risklerin tespiti ve bunların çözümü ile ilgili, şu çok belli KOBİ lerde, risk unsurları en üst düzeyde. Yani bir denetçi, KOBİ lerin denetimine başlamadan önce, riskler nelerdir, ya da ben nasıl bir denetim kanıtları oluşturabilirim sorusunu bence sormayacak, bu aşamada. Çünkü riskler çok açık, belli. Siz neler, şirketlere neler önerebilirsiniz yani. KOBİ ler neler yapmalı? Çünkü biz şunu çok kolaylıkla yapabiliriz, denetçiler şunu çok kolaylıkla yapabilir, olumsuz görüş bildirelim veya görüş bildirmekten kaçınalım, ama iş zannediyorum böyle değil. Şirketler neler yapmalı? Teşekkür ederim. ASLAN COŞKUN Şimdi, şirketler neler yapmalı? Aslında şirketlerin neler yapacağı Türk Ticaret Kanunu nda çok açık yazılmış. Kanun da, ben başta da konuşurken ifade ettim, Kanun, büyük şirketlere yönelik, zaten kurumsallaşmış oldukları için fazla bir katkısı yok. Esas katkı, kurumsallaşma yönünden, KOBİ lere. KOBİ ler, kurumsallaştıkları ölçüde, Kanun daki şartlara uydukları ölçüde denetçinin işi kolaylaşacaktır. Ama burada, denetçinin her halükarda şüpheci yaklaşmak zorunluluğu var. Şimdi KOBİ lerin denetimi zordur, büyük şirketlerin kolaydır diye bir ifade de bulunmak istemiyorum. KOBİ lerin denetimine yaklaşım tarzı ile büyük şirketlere denetim yaklaşım tarzı farklıdır. Her ikisinde de hile olabilir. Her ikisinde de değişik yönlerden sorunlar yaşanabilir. Ama KOBİ lerin özellikleri büyük şirketlerden değişik, onun için, ona göre bir yaklaşım göstermek lazım. Hatta ben size bir şey daha söyleyeyim, büyük denetim şirketlerinde denetçi ekipleri, KOBİ lere yönelik olanlarla, büyük şirketlere yönelik olanlar şeklinde ayrılıyor. Büyük şirketleri denetleyen ekiplerle, KOBİ leri denetleyen ekipler, çünkü ayrı ihtisas gibi görülüyor. Onun için, ona göre, zamanla bunun oturması gerekecek. Teşekkürler

132 GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR Uluslararası Alanda Muhasebe ve Denetim Melseğinin Yeniden Yapılandırılması GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR EROL DEMİREL Ben de bir kaç şey söylemek istiyorum. Öncelikle duygularınız ve düşünceleriniz için teşekkür ediyorum, bunlar çok önemli. Şimdi bu, size bugün dağıtılmış olan Kılavuz da, gerçek anlamda, kelimenin tam anlamıyla bir başlangıç, bir hareket noktası, gideceği yola kanal açan şey, gerekse benim sunumum aslında sade denetim şirketleriyle ilgili asla değil. Bu mesleği yapmaya çalışan, bu mesleği yapmak isteyen, ister denetim yapacak olsun, ister muhasebe yapacak olsun, ister danışmanlık yapacak olsun, onların her biri için planlan bir şey. Hatta dediğim gibi elimizdeki çalışma çok bir ön çalışma, bir kılavuz. Bu sizlerden gelecek, eleştiriler, öneriler doğrultusunda gelişecek ve son halini alacak ama bunun içerisinde yapılacak küçük değişikliklerle onu hangi alanda faaliyette bulunuyorsak oraya doğru dönüştürebiliriz. Bir başka şey de gerçekten de işte bu, PM -practice management system- dedikleri sistem. Yani bu anlatmış olduğumuz Kılavuzu hayata geçirecek, kullanımını kolaylaştıracak, anında raporlamasını sağlayacak bir yazılım hazırlanması gerekiyor. Ben de önerilerim arasında, meslek örgütünün buna önderlik etmesini, hatta finansal raporlamayla ilgili zaten LUCA da çalışmalar yapılıyor. Bu vesileyle bunu bildirmek istedim. Teşekkür ederim. İSMAİL İLHAN Ben, öncelikle İstanbul SMM Odası na teşekkür ediyorum ve TÜRMOB a. bu konuda elinden gelen çabayı sarf ediyorlar, bizi bilgilendirmek amacıyla. Ama ne yazık ki çıkan Kanunlar bu türlü net ve berrak olmuyor diye düşünüyorum. Çünkü Kanun çıkıyor ama uygulamalar değişik. Bu anlamda, şu andaki görmüş olduğumuz denetim ve biraz önceki anlattığınız şirketler konusunda diyelim ki beraber şirketi kurduk, hem muhasebeci, hem denetçi, hem mali müşavir beraber kurdu. Bunu kurarken, bu denetleme silsilesi bağımsız denetçi olması gerekir. Eğer bağımsız denetçi bunların içinde olsa, yanlı davranmış olacak. Diğer şekilde, ayrı ayrı, biraz önce anlatıldı, bir denetçi diğer muhasebeyi tutabilirmiş ama bir muhasebeci diğer denetçinin şeyine, yani karşılıklı şey çıkacak. Şu anda muhasebeci olarak birbirimizi denetleyemiyoruz. Çıkan Kanunlar hep durmadan, bizim için sözde kalan Kanunlar kalıyor. Mesela şu ana kadar herhangi bir muhasebecinin, diğer muhasebeye geçiş döneminde, fiyat uygulamasında, sebepler nedir, niçin diğerine geçtin. Bu konuda aslında Kanun da yeri var ama uygulamayı biz yapamıyoruz. Şu anda, ayrıca bir şey daha söyleyeyim, vergi dairesi ve Bakanlık temsilcilerinde bu tarafa, vergi dairesine kadar, en küçük birimine kadar adamlar istediği şekilde bu uygulamayı yapıyor. Madem öyle denetçiliği de o yapsın. Bu güne kadar nasıl uyguladıysa, onların tüm, işte denetmenler gelip bizim şeyleri kontrol ediyor diğerleriyse ceza! Yani biz hangi taraftan olduğumuzu bilemiyoruz. Devlet tarafı mıyız veya mükellef tarafı mıyız? Buradaki uygulamanın en büyük yapısı şöyle bir şey mesela, ben 6111 Sayılı Kanunu yine gündeme getireceğim yine uygulama esnasında. Bazı mükelleflerime öyle bir şey oldu ki, dokuzuncu ayın ikisinde son ödeme dönemi bitiyor ama hala o kişinin borcunun nasıl uygulanacağı konusunda kesin karar alınmayıp, dokuzuncu ayın yedisinde tebliğ ediliyor. Eğer biz bu yanlışı yapmış olsaydık direkman cezalandırılacaktık. Ama devlet, yani SSK yaptığı için o şey görünüyor. Şöyle bir şey var, üç ay ödenmeden önce, geçmiş ayları ödemesi için yeni ayı ödemesi gerekiyor. Yani bu yaptırımlar hep bize ve bizim mükelleflerimize yaptırılabiliyor. Buradaki uygulamada ben şunu gördüm, yani gün geçtikçe gerçekten yani muhasebeci, denetçi, bizim TÜRMOB un temsilcilerini şey yapan arkadaşlarımıza yükleniyor. Biz bunu uygulama konusunda, nasıl uygulayacağımızı gerçekten bilemiyoruz. Yani Kanun net ve berrak değil. Biraz önce Erol Bey in ve Aslan Bey in anlattığı konular aynı şekilde devam ediyor. Bir netlik olmayınca biz de ne yapacağımızı bilemiyoruz. Yani denetçi mi olacağız, muhasebeci mi kalacağız, yani bu konuda gerçekten, siz de biliyorsunuz, bu netlik benim anladığım kadarıyla çıkan Kanunların, Türk Ticaret Kanun da halen o eksiklik var, o eksikliğin giderildikten sonra bize uygulanması gerek. Yani bir taraftan eksiklik var, bir taraftan uygulama yapılıyor. Bunun da ileride daha büyük farklılıklar ortaya çıkaracağını düşünüyorum. Teşekkürler. OTURUM BAŞKANI Net bir sorunuz, anlayamadım yani bir sorunuz var mı? İSMAİL İLHAN Şöyle söyleyeyim, yani bunun netliği yok. Oda Başkanım ayrı bir şekilde anlattı. Konuşmacılar ayrı bir şekilde anlattı. Henüz berrak bir şey yok yani bu uygulamada

133 GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR OTURUM BAŞKANI Yaşadıkça göreceğiz. Maalesef. Türkiye nin koşulları böyle! Mikrofonu en arkaya verir misiniz? Değerli arkadaşlar yoruma fazla yer vermeyelim, yani çok fazla zamanımız yok. Direk sorularınızı alırsak iyi olur. METİN AKSOY Benim sorum Sayın Özgül e olacak. Bu denetim rapor tekniği ile ilgili yüzde 80 biz belirledik dediniz, yanlış mı anladım, bilmiyorum. Şimdi bu AL formlarında olduğu gibi boşluk doldurmak veya soruya cevap vermek şeklinde mi olacak bu raporlar? Yoksa gerçekten firmaya gittiğimizde, denetçi olarak, bu işçiyle veya bu teknik altyapıyla bu üretim yapılamaz düzeyinde bir denetim yapma yetkisi olacak mı? Birinci sorum budur, cevaplayabilirseniz sevinirim. İkincisi de Sevgili Meslektaşım Erol Demirel e, Erol kardeşim buradan meslek örgütlerinin katkıları derken, buradan şunu mu anlamalıyız, bizim Türk insanı biliyorsunuz, kurumsal yapıyı biraz zor kabullenir. Biz meslek eğitimleri, özellikle zorunlu eğitim sırasında bu kurumsallaşmayı da gündeme alıp, meslektaşın SMM olarak yetişmesi sırasında biz devam eden meslektaşların zorunlu eğitimleri sırasında bu kurumsallaşma gündeme alınmalı mı? Teşekkür ederim. EROL DEMİREL Bakanlık temsilcisi arkadaş herhalde bana bıraktı sözü, düşünecek, zaten sorudan ziyade Metin arkadaşımız temennisini söyledi, benim de tabii temennim aynı yönde. Kuşkusuz zorunlu eğitim çalışmalarının içerisinde de kurumsallaşmaya yer vermek lazım. Buna hayır demek mümkün değil. Ben böyle algıladım soruyu. Teşekkür ediyorum. OTURUM BAŞKANI Anladığım kadarıyla raporlama denetim yerinde mi yapılacak? Yoksa oturduğumuz yerden boşluk doldurmak mı olacak diye sordu. Evet, Üstat verirse cevabını iyi olur. MUSTAFA UMUT ÖZGÜL Şimdi denetim raporlarının hem yerinde ve internet üstünden denetimine ilişkin, bunlar formlar şeklinde, şu anda biz, elektronik ortamda formlar şeklinde olmasını planladık. Ama planladık derken, illa böyle olacak şeklinde demiyoruz. Çünkü bunu taraflarla bir arada oturup konuşmamız lazım. Tablolarda isteyeceğimiz şeyler var. Mesela en basitinden, sunumumda bahsettim, 562. madde bizim için önemli dedim, çünkü kanun koyucu bazı yenilikler getirirken o yenilikleri koymasının bir gerekçesi var. Tamam, maddi gerekçelerine baktığınız zaman onları görüyorsunuz. Biz o tablolarda, denetim raporlarında 562. maddede öngörülen şeyleri isteyeceğiz. Artı, bağımsız denetim raporlarında zaten standartlar bellidir. Bir denetim standardının nasıl olacağı belli o standarda ilişkin, siz bunları zaten biliyorsunuz. Şu anda formlar şeklinde düşünüyoruz. Yerinde, yani gerekirse yerinde denetim ve özellikle biz elektronik ortamda denetim yapmayı planlıyoruz ve buna ilişkin altyapı çalışmalarımız devam ediyor. EROL DEMİREL Şimdi bu denetim, sürekli denetim haline geldi, süreç denetimi şeklinde. Tekinalp Hocanın söylediği, bütün sunumlarında bir şey var, sanıyorum Bakanlık da o yönde çalışmalarını devam ettiriyor. Şimdi her ay web sayfasına konması düşünülen bir takım formlar var, çalışma kağıtları. Yani denetçi, fiili olarak denetim yaptığında, bulgularını bu belgelere dolduracak. Yani o işletme gerçekten gittiğini, bağımsızlık, risk vs. falan bunlara ilişkin tespitleri yaptığını aşama aşama dolduracak ve her bir form bir önceki formun devamı niteliğinde olacak. Dolayısıyla, yani öyle, getirilmiş sorulara sadece yanıtlar vermek değil aynı zamanda denetim sürecini içerisindeki bulgularınızın işlenmiş olduğu çalışma kağıtları şeklinde olacak. Bunu ben bu vesileyle, aldığım bilgilerden hareketle söylüyorum. Teşekkür ederim. ZEKİ EROL Benim konumu Bartın dan arkadaşım başlık olarak dile getirdi ama ben katkı sağlamak ve detayını açmak adına tekrar söz almış bulunuyorum. Bizler, mesleği icra edenler, mesleğin tarihi boyunca, her kamu kurumuna ayrı bildirimde bulunma zorluklarını yaşadık. Bunu da TÜRMOB un katkılarıyla SSK nın işe girişinde aştık bir örnekleme olarak. Her tarafa ayrı ayrı

134 GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR bildirimde bulunmaktan kurtulduk. Şimdi önümüzdeki Türk Ticaret Kanunu ile beraber hem VEDOP ta, hem MERSİS sisteminde hem ofislerimizde kullanacak olduğumuz muhasebesel yazılımlar ve denetimle ilgili tüm yazılımlarda ortak bir entegrasyonun, ortak bir dilin, ortak bir veri transferinin olması, bizleri gerek text dosyalarında, gerek excell, pdf gibi dosyalarda, export, inport işlemleri gibi farklı farklı işlemler yaptırmak zorunda bıraktırmadan yapabilir olması lazım. Hepinizin ufkunu açmak adına konuya değinmiş bulunuyorum. Bizler ofislerimizde veya çalıştığımız yerlerde bir veri giriş elemanı olarak çalışmamamız lazım, kamuya. Tüm yasalarımızın ana gözettiği kural, kamu yararıdır. Bizler de kamu yararı uğruna, Anayasamızın 18. maddesinde belirtilen angaryalara tabii kalmayalım. Bu konuda, kamusal bir katılan kimse yok, yalnızca Mustafa Bey var. Benim de MERSİS projesinin devamında bunların göz önünde bulundurulması gerektiği için bu uyarıda bulunmak istiyorum ve bir tane örnek vermek istiyorum: VEDOP da, biz meslek mensuplarının sözleşmesi girildiğinde bir firmayla yalnızca bir meslek mensubu sözleşme yapabiliyor. Bir firmanın birden fazla meslek mensubuyla anlaşması suç mudur? Haksızlık mıdır? Maalesef ikinciye VEDOP izin vermemektedir. Ama Türk Ticaret Kanunu denetiminde birden fazla denetçiye izin vermektedir. Yalnızca parametreleri kullanmak adına kastettim. Yasalarımızı iyi okumak, iyi yorumlamak lazım. Teşekkür ediyorum herkese, iyi bir sempozyum geçmesini diliyorum. KATILIMCI Mustafa Umut Bey ile Aslan Coşkun Bey e yönelik olacak sorum. Biliyorsunuz anonim şirketlerin yönetim kurulu üyelerinden bir tanesinin, en az birinin Türk vatandaşı olması gerektiğini söylüyor ve Türkiye de ikamet etmesi gerektiğini söylüyor. Ancak limitet şirket yöneticilerinden bir tanesinin Türkiye de ikamet etmesini yeterli görmüş Kanun. TC. Vatandaşı olması gerektiğini zorunlu olarak öngörmemiş. Şimdi 1 Temmuz 2007 den itibaren kurulmuş bir limitet şirkette, T.C. vatandaşı olmayan bir müdür tayin edilebilir. Burada sorum şu: Zaten siz denetime başladığınızda Yasadan kaynaklanan böyle bir denetim riski var ise bu şirketin ana sözleşmesinin değişiklik talebini mi şirket yöneticilerinden bulacağız? Ya da böyle bir talep de bulundu ise denetçi, Yasanın ona tanıdığı hakkı ileri sürerek bunu reddetmeyecek mi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Teşekkür ederim. MUSTAFA UMUT ÖZGÜL Öncelikle şunu ifade edeyim, bu Kanun, 6102 sayılı Kanun tek başına yetmiyor. Ayrıca 6103 Sayılı Tatbik Kanunu da iyi bilmemiz gerekiyor. Çünkü işte az önce Beyefendinin ifade ettiği hususlarda, benzer durumda birçok şirket olabilecektir. Çünkü şirket ana sözleşmelerini 18 ay içerisinde Kanuna uygun hale getirmesi gerekiyor ve bir çok da hükümler var. İşte şirkete borçlanmalar varsa 3 yıl içinde tasfiye edilecek ve devam eden düzenlemeler, bunların da bilinmesi lazım. Beyefendinin bahsettiği hususla ilgili olarak, biz ikincil mevzuat çalışmalarında bunu dikkate aldık. Şu anda tam olarak aklımda yok, onun için net bir açıklama yapmak istemiyorum fakat Sempozyum sonunda, bittiği zaman, konuya bakıp, size bilgi vereceğim. YAVUZ BAL İlk önce Erol Bey e bu Eğitim Kılavuzu için teşekkür ediyorum. Erol Bey in nezdinde emeği geçen herkese teşekkürler bu çalışma için. Benim sorum şu olacak: Sadece bu kitapçığı yayınladık, bitti mi? Arkasından hangi aşamalar geliyor? Bunun arkasına bir iki de önerim olacak benim. Bence bu böyle kalmamalı. Üç tane mali müşavirin ortak olduğu bir örnek olmalı. Bir örnek paylaşmalılar bizle. Aynı zamanda Oda nın bir Danışma Kurulu olmalı ve ortak olacak insanlar Oda ya girip, orada işte ilgili avukatıyla, psikologuyla yeri geliyor, orada istişare etmeli ve nasıl ortak olacağını bize kılavuzluk yapmalı. Kitapçığı ben biraz inceledim, çok güzel sorular soruyor. Önemli ama bunun gerisinin de gelmesi gerekli. Normalde bize Oda nın gönderdiği mecmualarda bence başarı hikayeleri gelmeli bize. Nasıl ortak olmuşlar? Nelere dikkat etmişler? Bence ortak olmak çok zor değil ama önemli olan, şunlara dikkat etmemiz gerek herhalde: Güven, birbirimize güvenme, açık sözlülük, uzlaşabilme, iyi plan yapıp, oluşabilecek sorunları önceden görebilme ve birbirimize yakın performans sergileyebilmemiz gerekiyor herhalde. Bir de bir katkım da, en önemli katkım bu olabilir diye düşünüyorum: Bu semineri planlarken, bu gün Cuma, öğle yemeğini 1 ile 2 arasını yapmanız gerekir diye düşünüyorum. Çünkü bugün Cuma namazı var, herkes gitmiyor olabilir ama giden arkadaşlar birinci Çalıştaya katılamayacaklar. Bunun da bir dahaki seminerlerde dikkate alınmasını gerektiğini düşünüyorum. Teşekkür ederim

135 GENEL OTURUM III - SORULAR VE CEVAPLAR OTURUM BAŞKANI Teşekkürler. Önerileriniz alınmıştır. EROL DEMİREL Bu çalışma ile ilgili bir şey söyleyeyim. Bu çalışma, yani bugün size dağıtılmış olan bu çalışma çok kısa bir süre sonra, önümüzdeki haftadan itibaren bir kere web sayfasına konulacak. Tüm Türkiye den bu anlamda görüşler alınacak, yani bununla ilgili. Bu görüşler alınıp bu çalışma son haline geldikten sonra ki buna bilim adamlarını katarak, konusunda uzman daha da geliştirilecek. Ardından, tabii dediğiniz gibi örnek ortaklıklar, bunların eğitimleri çalışmalarına devam edilecek. Haklısınız yani, bu çalışma burada kalmayacak. Teşekkürler. OTURUM BAŞKANI Evet, Sayın Konuşmacılara çok teşekkürler, çok ayrıntılı bilgiler verdiler. Sizlere çok teşekkür ederiz katkılarınız için. Burada oturumu kapatıyorum. 260

136 PANEL MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Panel Başkanı: Prof. Dr. Sait Sevgener, Haliç Üniversitesi Rektörü Ülkü Sönmez, TÜRMOB Genel Başkan Yardımcısı Kürşat Said Babuçcu, SPK-Muhasebe Standartları Daire Başkanı İmdat Ersoy, Gümrük Bakanlığı-İç Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Hüsnü Güreli, Güreli YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş. Prof. Dr. Nejat Bozkurt, Marmara Üniversitesi Cansen Başaran Symes, Başaran Nas Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. Bora Topaloğlu, Maliye Bakanlığı Özgür Dalgıç, BDDK-Denetim Daire Başkanı 261

137 Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Önündeki Engeller Ülkü Sönmez, TÜRMOB Genel Başkan Yardımcısı

138 PANEL MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Ülkü Sönmez, TÜRMOB Genel Başkan Yardımcısı Sayın Başkan, Değerli Panelistler, Kurumların Değerli Temsilcileri, Çok Sevgili oda Başkanlarım ve benim için her şeyden kıymetli Sevgili meslektaşlarım, TÜRMOB kurulları adına hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. 10 uncusu gerçekleşen bu sempozyumun İstanbul un her zaman Türkiye nin oluşan mesleki platformuna vurduğu damgalardan bir tanesi hakikaten her sempozyum bir önceki sempozyumun kat kat üzerinde bilgi ve gelişmeyle ortaya çıkıyor devamı çok daha güzel şeylerle gerçekleşecek. Bunun apaçık imzada katılımcı sayısının çokluğu, izleyici sayısının çokluğu ve ülkenin gerek akademik gerekse mesleki platformunda bu sempozyumda üretilenlerden bütün bir yıl boyu hatta yıllar boyu faydalanılması, o dernek başkan nezdinde, yönetim kurulu üyelerini ve bu işte emeği geçen herkesi canı gönülden kutluyorum, kendilerine sonsuz teşekkür ediyorum. Değerli arkadaşlar, bugün sempozyumun ana konularından bir tanesi denetim ve kurumsallaşma. Yeni Türk Ticaret Kanunu, öncelikle şunu belirteyim, sunumumuz haliyle biraz uzun, mümkün olduğu kadar kısaltarak sunmaya çalışacağım, süreye uyup başkanı sıkıntıya sokmak istemiyorum. Sunumlar İSMMMO nun sitesinde sonra yayınlanacak, ilgili arkadaşlarım sonra girip oraya da okuyabilecekler. Gerek Türk Ticaret Kanunu gerek muhasebe uygulamaları ve gerekse muhasebe standartları, gerekse de denetim standartları alanında önemli düzenlemeler getiriliyor, bunu günlerden beri duyuyoruz ve de bu sempozyumun başlangıcından beri hep aynı sözleri işittiniz. Bu düzenlemeler öncelikle bizleri ilgilendiriyor çünkü meslek mensuplarımıza ve TÜRMOB a önemli yeni görev ve sorumluluklar yüklüyor. Muhasebe denetim mesleğine ilişkin yeni TTK ile getirilen düzenlemelerin, TÜRMOB un yol haritasına ilişkin değerlendirmeleri kanunun ilgili maddelerinde açıkça belirtildi artık kanunda süre erteleme, herhangi bir şey gibi herhangi bir losyonlar söz konusu değil, kanun değişikliği olmazsa. Geçici Madde 2 de TÜRMOB a bir yönetmelik düzenleme yetkisi verdi. Yani denetim, denetlemeyle ilgili, denetim kurulunu oluşturmak Türkiye Denetim Standartları Kurulu nu

139 PANEL PANEL oluşturmak üzere bir yetki verdi. Bu yetki bazında TÜRMOB Denetim Standartları Kurulu nun Oluşturulması İle İlgili Yönetmelik i hazırladı. Maliye Bakanlığı nın onayından sonra bu yönetmelik yürürlüğe girecek, bu kanun hükmü en kısa sürede de hayata geçecek. TÜRMOB olarak belirttiğim üzere bu yönetmeliğin çalışmasını tamamladık ve ilgili birimlere önümüzdeki hafta içerisinde yani önümüzdeki günlerde aktaracağız. Bu yönetmelik kapsamında kurulacak Türkiye Denetim Standartları Kurulu uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu, ulusal denetim standartlarını oluşturmak üzere TÜRMOB ile ilişkili TÜRMOB bünyesinde olacak, sekretaryası TÜRMOB tarafından yürütülecektir. Bu kurul geçici bir kurul olarak öngörülüyor yasada 397. madde gereği kurulacak tüzel kişiliğe haiz Türkiye Denetim Standartları Kurulu na daha sonra bu kurum yetkilerini devredecek. Dolayısıyla bu konuda yol haritamızda, hazırladığımız yol haritası da bu nedenle çok önem arz etmektedir. İkinci TÜRMOB umuzun önemli bir görevi var geçici 3. madde, yayımı tarihiyle 14 Şubat itibariyle yürürlüğe girdi. Kamu adına düzenleyici tüzel kişiliğe haiz bir üst kurulu faaliyete geçinceye kadar da ki konuşmalarda sizlere aktarıldı 400. maddedeki denetçilerin denetlenmesi, denetim şekillerinin oluşmasıyla ilgili ticaret, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yeni adıyla kanunda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı geçiyor bir yönetmelik hazırlayacak bu yönetmelikte drafları zannediyorum bitti, Bakanlıkta yaptığımız görüşmelerde önümüzdeki günlerde biz de içine dahil olacağımız bir kurumla konuşulup daha sonra yayınlanacak. Bu maddede geçici olarak Sanayi Gümrük ve Ticaret Bakanlığı aynı Denetim Standartları Kurulu gibi hayata geçiyor yine kanunla kurulacak olan tüm Türkiye de ki denetçilerin denetimini kapsayacak olan bir üst kurulun oluşturulması halinde yetkiler bu kurula devredilecek. Aslı önemli konumuz Madde 400, madde 400 ü artık çoğumuz ezbere okuduk. Detaylarına girmek istemiyorum de yürürlüğe giriyor, sistemin ana teması ticaret işi yapan şirketlerin denetlenmesi. Burada biraz farklı yaklaşımlar, farklı söylemler söz konusu çünkü Maliye Bakanlığının şirket kayıtlarıyla tüzel kişi kayıtlarıyla Ticaret Bakanlığı nın tüzel kişi kayıtları arasında farklılıklar var. Neden farklılıklar var? Onlar ticaret sicil kayıtlarını alıyorlar fakat Bakanlık kendi iç işleyişiyle, Maliye Bakanlığı çoğu firmayı gayri faal ilan edip, sisteminden sildiği için uyuşmazlıklar var. Ama ortada olan bir şey varsa e yakın şirket söz konusu, bunların içinde gayri faaler var, işlemeyenler var, bir de hepimizin bildiği gibi hayat standardı için kurulan ufak çaplı şirketler var. Bunlarla ilgili bizim detaylı tekliflerimiz var, Sanayi Bakanlığıyla da görüşüyoruz, Maliye Bakanlığıyla da görüşüyoruz. Bunların detaylarını size daha sonra açıklayacağız ama bizim sonuç itibariyle denetlememiz gereken, işini yapmamız gereken şirket sayısını net olarak ortaya çıkması için de çabalarımız devam ediyor. Sistem iki şekilde işleyecek, bir tanesi bağımsız denetim firmaları eliyle büyük işletmeler, KOBİ ler diye tabir ettiğimiz küçük ve orta çaplı işletmelerde bir yeminli mali müşavir veya bir serbest muhasebeci mali müşaviri denetçi olarak 2013 senesinin Mart ının sonuna kadar yapacakları genel kurulda denetçi olarak atamak zorundalar. Şimdi olayın noktası ve mihenk taşı veya bizlerin işleyişi burada başlıyor. TÜRMOB a burada bir yetki daha verildi h bendinde. Bağımsızlığı zedeleyen kurumlar ve de denetimi yapmayacak olanlarla ilgili TÜRMOB gerekirse bir ön araştırma yapıp, denetimi belli şekillerde yasaklanan bağımsız denetim firmalarına bir denetim hakkıyla ilgili belli bir süredir de vermekle yetkili kılındı. Şimdi asıl önemli husus bu maddenin içeriği ve bu denetim, bu sempozyumun ana konusunu oluşturuyor. Mali müşavirler muhasebeciler ne yapacaklar? Bu işi hakikaten tek başlarına mı yapmaları gerekiyor yoksa artık şirket olup, şirket olmayı demeyelim de kurumsallaşmanın zamanı geldi mi? Birlikte çalışmanın koşulları artık oluşmalı mı? Bunu söylemde bırakmadan, bunu hayata geçirebilmenin yollarını araştıralım. Güzel şeyler söylendi, geçtiğimiz günler içerisinde ama artık hepimiz şunu çok açık ve net özveri ile söylemek zorundayız. Kurumsallaşma mesleğimizin olmazsa olmaz koşullarından biri haline geliyor artık bu meslek tek başına, yalnız yapılacak bir meslek olmaktan çıkıyor. Yeni finansal dünya düzeninde meslek mensuplarımızın güçlerini birleştirerek artan rekabet ortamında kurumsal yapılarını oluşturmalıdırlar. Şimdi çeşitli tarifler var kurumsallaşma ile ilgili, kurumsallaşma uluslar arası literatürde bir kavram, bir sosyal yön, özel değerler ve kurallar ya da davranış biçimlerini kurum veya toplum içerisinde kabul görmüş gelenek ya da kural olarak yerleştirme sürecini tamamlayan sosyal kuram olarak tanımlanıyor. Ülkemizde yapılan araştırmalarda birçok konuda olduğu gibi kendimize özgü kurumsallaşma anlayışının ortaya çıktığını görüyoruz ve bu şekilde de ayrı bir gelişme gösterdiğini de görüyoruz ve Türkiye de kurumsallaşma denildiğinde işletmelerin sürekliliğini ön planda tutan, işlerin yürütülmesinde ve sorumlulukların belirlenmesinde kişisellikten uzaklaştırılmış, örgütlere

140 PANEL PANEL dönüştürmeye yönelik yönetsel çabalar olarak algılanıyor. Fakat en güzel tanımlardan birini Yardımcı Doç. Dr. Ebru Karpuzoğlu yapıyor, belki Doç. olmuştur şimdi. Diyor ki, kurumsallaşma bir şirketin kişilerden bağımsız olarak standartlara, prosedürlere sahip olması, değişen çevre koşullarını takip edecek sistemleri kurması ve gelişmeler uygun olarak organizasyonel yapısını oluşturması, kendisine özgü gelişmelere uygun olarak selamlama, iş yapma usul ve yöntemlerini kültürü haline getirmesi ve bu sayede diğer şirketlerle ayırt edici bir kimliğe bürünmesi sürecidir diyor. Kurumsallaşma deyince en çok herkesin aklına kurum olmak ön plana çıkıyor. Kurumsallaşma da işletmelerin belirsizlik ortamlarından kurtulacağı etkin ve verimli faaliyet göstereceği, yönetimin devamlılığını sağlanacağı işlerin ve eylemlerin sistematik bir şekilde yürüyeceği varsayılıyor. Kurumsallaşma kurum olunca tamamlanıyor mu? Tabii ki hayır! Sırf kurum olmakla kurumsallaşma tamamlanmış olmuyor. Kurumsallaşma yine en kısa anlatımıyla, bir işletmenin tüm faaliyetlerinin sistematik bir hale getirilmesi ve kişilere bağımlılıktan kurtulmasıdır. Kurumsal olmak etik değerlere uymak, sistematik ve düzenli olmak demektir. Daha fazla performans, daha az hata demektir. Sınırlı ama sorumlu yetkilerle donanmış personel ve yüklerinden kurtulmuş etkin bir yönetim demektir. Kurumsallaşma sürecinde kurum ve kuruma ruh kazandıran, hayat vere birey yani çalışan birbirini tamamlayan iki önemli parçadır, bunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Bireylerin düşünce ve davranışlarını doğuran kendilerine özgü bağımsız davranabilme ve kendi seçimlerini yapabilme kapasiteleri ile bunların sosyal sınıf, din, cinsiyet, etnik köken, gelenek ve görenekler ise kurumsallaşmanın en önemli etmenlerinden bir tanesidir. Yeni TTK da kurumsal yönetim anlayışı sadece borsa şirketleri için öngörülen kurallar bütünü olmaktan çıkarmakta ve tüm işletmelere uygulanması gereken, yatırımcıya güven verme, sürdürebilir gelişme unsuru olarak görünmekte yani TTK tüm sermaye şirketlerine uygulanan kurumsal yönetime iş ve bağımsız denetime ilişkin temel hükümler getiriyor. Bu hükümler bizlerin kuracağı şirketler içinde geçerli olacak. Kanun kurumsal yönetmene yaklaşımı; bir, derinlemesine şeffaflık, iki, adillik, üç, hesap verebilirlik ve sorumluluk olmak üzere dört ana temel üzerinde duruluyor. Yeni TTK kapsamında her sermaye şirketi bir internet sitesi açmaya ve bu sitede bilgileri, finansal bilgileri bildirmeye ve onlarla ilgili ayrı bir bölüm açmaya mecbur. İşin şeffaflık bölümü artık bundan sonra başlıyor. Şimdiye kadar mali müşavir, vergi idaresi, bazen bankalar ve işveren arasında kalan bilanço, gelir tabloları yani mali tablolar artık bunda web siteleri vasıtasıyla tüm kamuoyunun o şirketle ilgili olan herkesin bilgisine açık hale gelecek işte denetimin sorumlulukları, mali müşavirin sorumlulukları gene Türk Ticaret Kanunu nda geriye dönüp saymak istemiyorum, günlerden beri anlatılan olay, işte sorumluluğumuz burada başlıyor. Şeffaf, doğru ve güvenilir bilgi ancak serbest muhasebeci mali müşavirin onayladığı veya yeminli mali müşavirin onayladığı ve serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirin denetiminden geçmiş olan tabloların buradaki doğruluğu ve şeffaflığı üçüncü şahıslar için çok önemli. Bunlar olmaza ne olacak? Bunlar olmazsanın bizim başımıza gelebilecekleri düşünmek veya söylemek bile istemiyorum, hiç de iyi şeyler olmayacak. Yeni TTK Bilgi Toplumunun, Bilgiye Ulaşabilen Toplum Olarak Anlatmaktadır. Türkiye Muhasebe Standartları, ticari defterlerin yeni düzeni ve Türkiye muhasebe okullarına ilişkin düzenleme yetkisi verilmiş, bunlarla ilgili çalışmaktadır. Şu anda vergi konseyinde, vergi usul kanunu ve gelir vergisinin değiştirilme çalışmaları var, Ocak ve Şubat ayında Meclis e gelip yeni Vergi Usul Kanunu ve Gelir Vergisi hazırlanacak, büyük bir olasılıkla Ekim ayının sonunda Maliye Bakanlığı tarafından Vergi Usul Kanunu kamuoyuna açıklanıp görüşleri istendikten sonra Ocak ayında da Meclis e gidecek. Vergi Usul Kanunu nun yapısal değişiklikleri; çok önemli olaylar içeriyor bizler için biz de TÜRMB olarak odalarımızdan aldığımız görü ve düşüncelerle burada bizler için önemli olan birinci kısmı serbest meslek kazancımız, ikinci kısmı usul hükümleri ile ilgili mükerrer 227 de normal madde haline geliyor. Serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirliklerin sorumlulukları ile ilgili hususlarda görüş ve önerilerimizin bu yasaya geçmesi konusunda yoğun çaba sarf ediyoruz ama şunun iyi bilinmesi gerekir ki artık den başlamak üzere elektronik deftere geçme çalışmalarına Maliye Bakanlığı başladı. Vergi Usul Kanunu nda ticari şirketler ile kurumların defter ve hangi defteri tutacakları hükümleri kalkıyor çünkü bu Ticaret Kanunu nda var. Yine vakıflar, dernekler ile ilgili hangi defterlerin tutulacağı, ilgili kanunlarda olduğu için onlar da Vergi Usul den çıkıyor. Bir tek ilgili kanunda hangi defteri tutacağı sayılmayan kurumları işte serbest meslek gibi işletme defteri gibi, kooperatiflerin 1163 sayılı Yasa da hangi defterleri tutacakları yasasında olmadığı için o da orada belirleniyor ama asıl önemli olan TTK ya yeni Vergi Usul Kanunu nun uyum süreci başlamış oluyor. Gene değerleme hükümlerinde Türkiye Finansal Raporlama Standartlarıyla, Türkiye

141 PANEL PANEL Muhasebe Standartlarındaki uyum hükümlerine asgari oranlarsa uyabilmek için yoğun bir çaba sarf ediliyor. Evet, yeni TTK. OTURUM BAŞKANI Topluyoruz değil mi? ÜLKÜ SÖNMEZ Evet, Başkanım toparlayalım hemen, şöyle geçelim, TÜRMOB olarak çok önemli bir çocuklar slayt çalışmıyor ya, ben hemen geçeyim, toparlayayım da TÜRMOB olarak önemli bir sistemi hayata geçireceğiz, yakın bir gelecekte hazırlıklarını bitiriyoruz, odalarımızla bir araya gelip kurumsallaştığımız muhasebe şirketlerinde kalite güvence sistemini oluşturmak çünkü iç denetimimizi biz kendimiz yapamazsak şirketlerimizde düzenlediğimiz raporlar ve yaptığımız işler ile ilgili sonradan karşılaştığımız sorunlarda çok büyük handikaplar ve uygunsuz bizlerle ilgili sıkıntılarla yaşarız bu nedenle her kurduğumuz firmada ya firmamızın içerisinde kalite güvence sistemini muhakkak oluşturmamız gerekiyor, bu kalite güvence sistemi, bağımsız denetimin mesleki temel ilkelerine, Türkiye denetim ve güvence standartlarına hazırlanan denetim raporlarının doğru ve gerçeği yansıtacak şekilde doğru olmasına özen göstermesi gerekiyor. Değerli arkadaşlar, muhasebe ve denetim mesleğinde meslek mensuplarının bugün itibariyle güçlü ve zayıf yönleriyle yakın zamanda karşılaşılacak fırsatlar ve tehditleri değerlendiren bir analizi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu görüşler benim şahsi düşüncelerim. Güçlü yanlarımız; geniş bir camia ve güçlü bir mesleki inanç içinde TÜRMOB desteği, mesleki bağlılığımız. Yirmi yılı aşkın geçen sürede oluşmuş kural, kaide ve geleneklerimiz, güçlü bir eğitim alt yapımız, TESMER organizasyonumuz, muhasebecilikten denetçiliğe geçişin gerekliliğine inanan kurumsal inancımız. Zayıf yanlarımız da var. Muadil uluslararası örgütlere göre teşkilat yapısının çok önemli revizyonlara ihtiyaç göstermesi. Başta düzenleyici otoriteler olmak üzere ilgili kurum, kuruluşlar nezdinde farkındalığın artırılması gereksinimi, meslek mensubunun sadece vergi uygulamalarına hakim olduğuna yönelik yanlış inancın düzeltilmesinin gereksinimi, şirket konusunda isteksizlik ve özendirmenin gereksinimi ve hepsinden ötesi de ortaklıklarda tümümüzün ön yargılarımızdan arınma gereksinimi. Fırsatlarımız var, başta AB müktesebatı olmak üzere uluslar arası gelişmelerin yarattığı global düzeydeki iş fırsatları, AB de tek pasaport ilkesi, Türk Ticaret Kanunu nun önümüze getirdiği yeni fırsatlar, Türkiye Denetim Standartları ve Kamu Gözetimi Kurumu Kanunu nun getirdiği yeni fırsatlar, Türkiye Muhasebe Standartları Kanunu nun getirdiği yeni fırsatlar, denetim fırsatının genişletilmesi ve uzmanlaşmanın getirdiği fırsatlar. Tehditlerimiz de var, global düzeyde bulunan iş fırsatlarından yabancıların Türkiye de daha fazla yararlanabilme ihtimalinin yarattığı risk, diğer kurum ve kuruluşlar ile düzenleyici otoritelerin muhasebe denetim alanındaki çok başlı düzenleme ve uygulamalarının devam etmesi, derinleşen ekonomik krizin meslek mensupları üzerindeki olumsuz etkileri, tahsilat problemleri, düzenleyici otorite ve kurumların ağır bürokratik talep ve uygulamalarının meslek mensupları üzerinde yarattığı ilkeler. Avrupa Birliği günümüzde tek pasaport ilkesini tartışıyor değerli arkadaşlar, tek pasaport ilkesine göre bir AB üyesi ülkesi denetçisi diğer bir AB üyesi ülkede denetim faaliyetinde bulunabilecektir. Bu yapı hiç şüphesiz mesleğimiz için gelecekte yeni pazarlar açan bir fırsat iken aynı zamanda da bir tehdittir. Fırsatı yakalayabilmek için denetçi kalitemizi üst düzeyde tutacak eğitim ve değerlendirme şartlarını düşünmek ve kurumlaşmayı da desteklemek durumundayız. Sözlerime son verirken, TÜRMOB ve başta İstanbul, Ankara, İzmir Odalarımız olmak üzere denetimin ve muhasebe standartlarının Türkiye genelindeki üyemizin eğitilmesi ile ilgili altyapı çalışmalarının sonuna geldik. Başkanımız kürsülerden anlatmıştır; hem İSMMMO Başkanımız hem Genel Başkanımız ama şunu unutmayın ki 1993 te başlayan İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin eğitmenlerle eğitim projesinin ilk eğitmenlerinden biriyim, hala da o sistemin, eğitimin içerisindeyim. Dünyada benzeri olmayan bu eğitim sitemi Türkiye de her haliyle oturdu, başarısını kanıtladı ve bundan sonrada bunu çok iyi başaracağından eminim. Bunun bütün kurumlar farkında, herkes bu sistemimizi bizim gıptayla izliyor, Sayın Bakanlık yetkilileri burada, onlar da bunun farkında, onlar da bu işin TÜRMOB suz olmayacağının bilincinde, zaten Yasa da da bu iş biz meslek mensuplarına verilmiş ama burada bize düşen görevde bu eğitimlere girmek, kendimizi yetiştirmek ve sisteme ayak uydurmak. Yüreğinizden sevgi, yüzünüzden gülümsemenin hiç eksik olmamasını diliyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum

142 Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Önündeki Engeller Kürşat Said Babuçcu, SPK Muhasebe Standartları Daire Başkanı

143 PANEL MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Kürşat Said Babuçcu, SPK Muhasebe Standartları Daire Başkanı Sayın Başkan, Saygıdeğer Dinleyiciler, öncelikle iki gündür devam eden bu güzel organizasyon için başta İstanbul Oda Başkanımız Sayın Yahya Arıkan olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Sermaye Piyasası Kurulu, sermaye piyasalarının gelişimini, güven içerisinde, istikrar içerisinde büyümesini sağlamak, yatırımcıların hak ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş ve bu yönde faaliyet gösteren bir kurumdur. Bunu yaparken faydalandığımız en önemli iki araç; muhasebe ilkeleri ve sonucunda finansal raporlar ve bağımsız denetim konusudur. Bu konularda 1987 den beri kurulumuz genel kabul görmüş ilkeler ve uluslar arası düzenlemeleri esas alarak çok sayıda düzenleme yapmış ve bu düzenlemeleri yapmaya da devam etmektedir. Bu düzenlemelerin temel amacı kamunun aydınlatılması olmakla birlikte kurul bu konuda dikkate aldığı ve gelişmeye çalıştığı bir diğer husus da şirketlerin muhasebe birimlerinin ve bağımsız denetçilerin kalitelerinin arttırılması ve bunun bir ön şartı olarak da kurumsallaşmasının sağlanması hususunda da çabalar göstermiştir. Bugün bu konuda geniş katılımlı ve çok dolu bir içerik de geçen bir sempozyumun sonunda konuşma fırsatı bulmaktan mutluluk duyuyorum. Panelimizin başlığında muhasebe ve denetim mesleğinden hareketle aslında iki gündür ağırlıklı olarak hep denetimden bahsedildi. Ben muhasebe ve denetim isminden hareketle önce muhasebe mesleğindeki kurumsal gelişme, sonra bağımsız denetimden kısaca bahsetmek istiyorum. Muhasebe mesleği, ülkemizde özellikle TÜRMOB un kuruluşundan sonra çok önemli mesafeler kat etmiş olmakla birlikte benim dışarıdan izlenimim, bir de bu konuda tabii meslek mensubu olmayıp, mesleğe çok yakın olan bir kişinin gözlemleri diyebilirsiniz söylediklerime, önemli aşamalar kaydetmesine rağmen hala gerek şirketlerin nezdinden gerekse kamuda hak ettiği değere ulaşamadı. Bu sadece ülkemizde değil yurt dışındaki durumu da bu şekilde. Ancak Sermaye Piyasa sı gibi temel kaynağı bilgi olan bir piyasada muhasebecilerin önemi

144 PANEL PANEL çok yüksek, çünkü bir sermaye piyasası aracı için en önemli bilgi kaynağı o aracı ihraç eden şirketin finansal tabloları ve bunun oluşturulduğu muhasebe sistemi. Kurulumuz bu temelden hareketle, finansal raporlamanın kalitesini artırmak amacıyla çok sayıda düzenleme yaptı ve nihai olarak bugün TTK ile tüm ülkemizde kullanılacak Türkiye Finansal Raporla standartlarına ülkemizde ilk uygulanan alan sermaye piyasası alanı oldu ve şuan itibari ile uluslar arası muhasebe standartlarıyla uyumlu bir finansal raporlama sistemine kavuşmuş olduk. Kurul bu düzenlemeleri yaparken raporlama standartları dışında raporlamanın hazırlandığı birimler yani şirketlerin muhasebe departmanlarının da kalitesini artırmaya dönük şirketlikte finansal raporlamanın asıl sorumluluğunu taşıyan yönetim kurullarının niteliklerini artırmaya dönük bir takım kararlar da aldı. Bu konuda yetki tartışmaları olsa dahi, bu tartışmaları aşarak kurumsal yapıyı sağlamak, yönetim kurulu üyelerinin bir takım niteliklerini zorunlu hale getirmek sureti ile muhasebe bölümünün önemini artırmaya çalıştı yılında Amerika da ki Sarbanes Oxley Yasası ndan yer alan önemli bir bölümü mevzuatımıza aktarıldı, böylece finansal raporunun, finansal raporlamanın önemi arttırıldı fakat bu kurulun yaptığı çalışmalara rağmen bizim yine yürüttüğümüz gözetim ve denetim çalışmaları sonucunda finansal raporlamalarda bir türlü istenilen seviyeye ulaşmadığımız çok aşikar hani bu nedendir diye incelediğimizde aslında önümüze iki önemli sorun çıkıyor. İlki; hani ismini nasıl koyacağım konusunda da tereddüdüm var ama hani ülke kültürü, şirket kültürü diyebileceğimiz bir olay. Muhasebe bölümü bir şirket için bunu benden iyi siz bilirsiniz çok önem atfedilmeyen bir bölüm, genelde para harcayan, vergi verilen bir bölüm, bu konuda hesaplama yapılıyor. Bir de genel yaygın inanış ülkemizde ve benzeri ülkelerde, çoğunda muhasebe vergi hesaplama için, vergi vermek için yapılan bir çalışma dolayısıyla şirketlerde çok fazla ilgi gören, hani tabiri hoş görün sevilen bir bölüm değil. Böyle olunca hani muhasebe ile ilgili olan bölümlerde çok fazla yatırım yapılmıyor, şirket açısından bu da finansal muhasebenin kurumsallaşması sadece şirket yönetimleri değil, bireysel muhasebe bürolarında da bu husus olabilir, zorluklar çıkartıyor. Bugün geldiğimiz nokta da SPK ya tabii bir şirketin ölçeğinde veya önümüzdeki seneden itibaren TFRS nin tüm Türkiye için geçerli olduğunu düşündüğümüzde, SPK ya tabii bir finansal raporlamanın bir şirketin bünyesindeki bütün bir ya da iki muhasebeci tarafından yapılması, mümkün değil. Çünkü özellikle UFRS de ki birçok hüküm, değerlemeye ilişkin hükümler, muhasebecilerin finansal tabloları hazırlarken başka uzmanlardan bir değerleme uzmanından veya adli olaylar ile ilgili avukatlardan görüş almalarını, onların görüşlerini raporlarda kullanmalarını, bir finansçı kadar finans konusunda bilgi sahibi olmalarını veya onlardan destek almalarını gerektiriyor. Bu nedenle gerek şirketlerin bünyesindeki gerekse bağımsız faaliyet gösteren muhasebe bürolarının kendi bünyelerinde bu konularda şimdiden hazırlık yapmaları, kendi bünyelerinde yeterli istihdamı sağlayamıyorlarsalar dahi dışarıdan bu hizmetlerin ne şekilde yürütülebileceği konusunda çalışmalara başlamaları gerektiğini düşünüyorum. İkinci olarak bizim piyasada tespit ettiğimiz en önemli sıkıntılardan biri, kurumsallaşmanın önünde de en önemli engel diye düşünüyorum yine biraz önce bahsettiğim bu genel kültürün bir yansıması olarak şöyle bir düşünce, SPK ya tabii bir şirket için, işte şirkette bir tane muhasebeci var, bu aslında muhasebeciden ziyade kayıt tutan kişi diye tanımlayabiliriz, şirketin bir de bağımsız denetçisi var. Ayrıca bir muhasebeye yatırım yapmanın, muhasebe bölümünün geliştirilmesinin veya farklı bir yerden dışarıdan bir muhasebe hizmeti almanın anlamı yok, bağımsız denetçi bu işleri yapar hem kısa sürede yapar hem daha az maliyetle yapar şeklindeki inanış. Maalesef bu inanışı bizim yaptığımız gözetimlerde haklı çıkartan çok sayıda denetim firmamız da var. Aslında hiç yapmamaları gereken etik ilkeler gereği, hiç yaklaşmamaları gereken konularda şirketlerin taleplerini kıramayıp denetledikleri firmalara danışmanlık ve finansal rapor hazırlanmasında yardımcı oluyorlar ve bu bence muhasebe mesleğinin gelişmesinde, kurumsallaşmasında en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu iki konuda, özellikle ikinci konuda engelleyici kurum olarak, biz bağımsız otoritelere önemli görev düşmekle birlikte esas meslek örgütü olarak TÜRMOB ve hatta bireysel olarak tüm muhasebecilerin çok önemli sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Bağımsız denetim mesleğinde kurumsallaşmanın önemi hakkında söyleyecek çok şey var. Sadece tanımı bile hatırladığımızda, işte işletmelerin yıllık finansal tablolarının belli standartlara uygun şekilde hazırlanıp, hazırlanmadığını yine belli standartlara göre gerekli makul yeterli kanıtları bularak, incelemek şeklindeki tanıma baktığımızda bile tek başına yapılabilecek kolay bir iş olmadığı ortada. Kurulumuz bağımsız denetim konusunda da başlangıçtan bugüne 1987 den bugüne kadarki yaptığı düzenlemelerde dediğim gibi kamuyu aydınlatma ilkesine hizmetin

145 PANEL PANEL yanı sıra bağımsız denetim kuruluşlarının gelişmesi, kalitelerinin artması ve kurumsallaşmasının sağlanması için çabalar göstermiştir. Ve en basit aklıma gelen sıralayabileceğim şartlar ki, bunlar piyasada zaman zaman önemli tepkilerde görmüştür. Mesela bağımsız denetim kuruluşlarının, asgari bağımsız denetim kadrosuna sahip olmaları, bağımsız denetim kadrosundaki kişilerin tam zamanlı olarak çalışmaları, bağımsız denetim kuruluşları nezdinde plan, program hazırlanması, bağımsız denetim kuruluşları nezdinde mekânsal bağımsızlık sağlanması, her bağımsız denetim kuruluşunun yeterli altyapıya sahip olması, bir arşive sahip olması gibi bizim istediğimiz bir takım zorunluluklar basit görünmek ile birlikte bağımsız denetim işinin tam ve layıkıyla yapılması ve kurumsal bir kimlik oluşturulması için önemli adımlar olduğunu düşünüyorum. Nitekim son yaptığımız düzenlemelerde de bağımsız denetim kuruluşlarının kurumsallaşmasını teşvik amacıyla rotasyon uygulamasında da benzer düzenlemeler yapıp, kurumsallaşmış kendi içerisinde kalite güvence sistemini oluşturmuş bağımsız denetim kuruluşlarına, diğer bağımsız denetim kuruluşlarına göre daha fazla bir avantaj sağlamaya çalıştık. Buradaki amacımız kurumlar arası bir ayrımdan ziyade bütün kurumların kurumsallaşmış bir yapı içerisine girmesini teşvik etmekti. Çok fazla bu kurumsallaşmanın önemi ve kurulun yaptıklarını anlatmaktan ziyade dün burada Sayın Tuba Şavlı nın yaptığı bir sunum vardı ve orada KOBİ lerde denetim yapılırken dikkat edilmesi gereken hususların altını çiziyordu Sayın Hocamız. Ben onun aslında iş başlamadan önce sizlere uyarı babında söylediği hususların sermaye piyasası nezdinde ki yansımalarını kısaca vermek istiyorum. Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği 8. Direktifi kapsamında ilgili kamu otoritelerinin, sermaye piyasaları için şuan SPK, bağımsız denetçileri her borsada işlem gören şirketleri denetleyenler için üç senede, diğerleri için altı senede kalite kontrol çalışması lazım ve bu kalite kontrol çalışmalarını kamuyla paylaşması lazım. Bu aslında kurumsallaşmayı sağlayacak önemli hususlardan biri biz bu kapsamda 2008 yılından beri bu çalışmalarımıza devam ediyoruz ve bu ay içerisinde de bu sonuçları kamuyla paylaşacağız. Dün Tuba Hocamızın altını çizdiği hususlar çok ilginç bir şekilde bizim denetim çalışmalarımızda karşımıza çıktı, biz bu üç yıllık süreç içerisinde 46 bağımsız denetim kuruluşu nezdinde kalite kontrol çalışması yaptık. Toplam 92 adet şirket sermaye piyasası listesinde, bu 42 şirketin 12 si denetim esnasında herhangi bir denetim işi yapmıyor sonuçları o şekilde değerlendirmenizi isteyeceğim. 35 i fiilen denetim işi yapıyor, 12 si listede ama o an itibari ile denetim işi yoktu. Bu 47 şirkette, bağımsız denetim kuruluşunda yaptığımız incelemede 31 adedinin genel bağımsız denetim ve plan programının olmadığını veya çok önemli eksiklikler içerdiğini tespit ettik. Dün çok önemine vurgulanan belgelendirme hususunda 21 şirkette yeterli belgelendirme yapılmadığını tespit ettik yine yeteri, uygun denetim kanıtı aranmadan rapor hazırlayan 17 şirket, risk değerlendirmesi ve önemlilik seviyesine dikkat etmeyen 16 şirket ve mesleki eğitim vermeden herhangi bir mesleki eğitim programı bulunmayan 11 şirket tespit edildi. Yaptığımız bu tespitlerin en önemli nedeni; şirketlerimizde kurumsal bir yapının olmaması, bu kurumsal yapının olmaması sonucu yaptığımız bu tespitler sonraki aşamada bağımsız denetimin kalitesini düşürmekte ve sonuçta hazırlanan rapora olan inancı zayıflatmaktadır. Bu nedenle en baştan kurumsallaşma ilkesine önem verip, şirket içerisinde görevlerin, sorumlulukların tanımlandığı belli bir kurumsal yapının oluşturulması ve bu yapının daimi sürede güncellenip eğitim çalışmalarına dikkat ederek faaliyetlerin sürdürülmesinin çok faydalı olacağını düşünüyorum. Genel olarak iki gündür devam eden sunumlar ve bizim çalışmalarımızdaki sonuçtan hareketle şahsi düşüncem olarak da algılayabilirsiniz, SPK da ki yaklaşım olarak da bugün itibari ile Türkiye Finansal Raporlama Standartları, Uluslararası Raporlama Standartlarına göre hazırlanmış finansal raporları yine Uluslararası Denetim Standartlarına uygun bir şekilde denetleyebilmek için muhakkak kurumsal denetime haiz bir denetim kuruluşu olması gerekiyor. Kurumsallaşmanın önündeki engeller konu başlığı; neler olabilir, diye ben şöyle bir dört madde sıralamak ve sonrasında bunu belki karşılıklı olarak tartışmak daha iyi olur diye düşünüyorum. Yine muhasebe mesleğinin önündeki engeller gibi en önemli engel ülkemizdeki iş kültürü diyeceğim, hatalı bir şekilde yerleşmiş kültür karşımıza çıkıyor, bu kötü bir kültür ama çok hızlı bir şekilde de biz gelişiyoruz ve hatalarımızdan dönüyoruz, bunu da unutmamak lazım. Bununla paralel olarak bağımsız denetim mesleğinin gelişmesindeki bir engel de, yine bir düşünce; ülkemizde yeminli mali müşavirlik mesleği ile bağımsız denetçilik biraz karıştırılıyor. Yani yeminli mali müşavirlik tam olarak bağımsız denetim işi değil ama 1990 lı yıllardan beri hani denetim finansal tabloların denetimi, mali tabloların denetimi, yeminli

146 PANEL PANEL mali müşavirlik baskın bir konu olduğu için bağımsız denetim mesleğiyle ikisi arasında bir kavram kargaşası oluyor. Bu ikisinin ayrımının yapılması her iki meslek içinde daha faydalı olacağı, aha gelişme, gelişmelere daha açık olacağını düşünüyorum. Bir de üçüncü olarak yine muhasebe konusunda söylediğim gibi, önemli bir husus, bağımsız denetim mesleğinin gelişmesinde etik ilkelere aykırı davranışlar. Sermaye piyasasında işte yirmi senelik bir tecrübenin sonucunda bu konudaki aksaklıkların piyasada önemli sıkıntılar yarattığını tespit etmiş bulunuyoruz ve bunlara engel olmaya çalışıyoruz. Şu an Türk Ticaret Kanunu yla beraber Türkiye kapsamında bu iş uygulanmaya başlayacak ve eminim daha geniş kapsamda bizim sermaye piyasasında karşılaştığımız hususlar daha geniş kapsamda önümüze çıkacak, biraz öncede söylediğimiz gibi bağımsız denetçinin etik ilkelere aykırı olarak şirketlerin finansal raporlamalarını yapmaları veya bu konuda danışmanlık vermeleri veya başka hizmetler vermeleri, piyasada haksız rekabete ve bunun sonucunda şirketlerin bağımsız denetim kuruluşlarının zarar görmesine yol açacak bir husus, bu nedenle uygulama henüz başlamadan TÜRMOB un bir meslek örgütü olarak bu konuda gerekli tedbirleri alması ve açıkçası tedbir ve ilkelerden ziyade daha önemli hususun yaptırım olduğunu düşünüyorum bu konuda sıfır toleransla gerekli yaptırımların uygulanmasının çok faydalı olacağını düşünüyorum bir de kurumsallaşmanın önünde ne engeller var, konusunda aslında bizim yasal düzenlemelerimize de şöyle bir kurumsallaşmayı teşvik mi ediyor, engel mi oluyor, konusunda bir göz atmamızın faydalı olacağını düşünüyorum. Mesleği bugüne getiren 3568 sayılı Kanun, gerçekten bu kanun ve bu kanunla kurulan TÜRMOB muhasebecilik ve bağımsız denetim mesleğinin bugünkü haline gelmesinde çok büyük katkılar sağladı ama bazı konularda kanun veya diğer düzenlemelerde biraz değişiklik yapılması, geliştirmelerin olması gerektiği kanaatindeyim. Bizim sık karşılaştığımız bir husus kanunda özel bir yeri yok ama aslında bu alt düzenlemelerde mi mesela YMM ve SMM lerin ortak olmaması, bu olay bence kurumların gelişmesinde engel bir husus, bunun hakkında gerekli düzeltmelerin yapılması lazım, bunun engellenmesindeki mantık YMM ve SMM lerin ortak olmamaları sureti ile işte bağımsızlığı korumaksa hani mali tabloyu hazırlayan ve tasdik eden aynı şirkette yer almasın motivasyonu varsa bunu engelleyecek aslında bağımsızlık ilkesi ve etik kurallar var, en temel etik ilke tüm dünyada geçerli, kanunda, SPK veya TTK da olmasına gerek yok, bir dönem içerisinde denetim hizmeti verdiğiniz bir kuruma finansal raporlama hizmeti vermezsiniz dolayısıyla ortak olmayı engellenmenin çok faydalı veya bugünkü koşullarda doğru olmadığını düşünüyorum bu yolu aşmak için insanlar bu konuda gelişme sağlamak için düzenlemeleri dolanmak için farklı yöntemlere giriyorlar bunun daha farklı zararları ortaya çıkıyor, bu husus da bir düzenleme yapılması veya bunun tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Bir diğer şey TTK da da 400. madde de yer alıyor. Bağımsız denetim kuruluşlarının ortaklarının meslek mensubu olması yani meslek mensuplarına karşı bunu söylemek ne kadar doğru bunu bilmiyorum da yani bağımsız denetim kuruluşlarının ortaklarının sadece meslek mensupları olması, bağımsız denetim işini geliştirir mi? Yoksa köreltir mi? Bunu tartışmamız gerek diye düşünüyorum. SPK düzenlemelerinde yer aldığı gibi denetim kuruluşlarının ortaklarının meslek mensupları dışında olmasına kesinlikle karşıyım ama tamamı meslek mensubu olması gerekir diye bizim sorumlu ortak baş denetçiler için koyduğumuz %51 şartı gibi çoğunluğu sağlayacak bir şartın verilmesi belki şirketlerin bağımsız denetim kuruluşlarının daha gelişmesi için faydalı olabilir. Çünkü biraz öncede söylediğim gibi hani sadece bir bağımsız denetçi bugünkü şartlarda finansal tabloyu tek başına hazırlayamaz o şirkette bir avukatın ortak olması gerekirse bir değerleme uzmanının ortak olması, çoğunluk meslek mensuplarında olmak kaydıyla bence piyasayı ve mesleği geliştirici bir adım olabilir diye düşünüyorum veya biz o konuda çalışıyoruz tabii görüşlerimizi TÜRMOB la da paylaşacağız hani sorumlu ortaklık bağımsız denetim kuruluşlarında, sorumlu ortak, baş denetçi, baş denetçi unvanları arasında sorumlu baş denetçi gibi işte yurt dışında engagement partner dediği gibi ortak olmayan sorumluluk taşıyan bir unvan tanımlanması gibi çalışmaların yapılması belki mesleğin gelişmesi ve bağımsız denetim kuruluşlarının kurumsallaşması açısından daha faydalı olabilir diye düşünüyorum. Onun dışında süremi çok açmadan varsa sizlerin sorularını ikinci turda cevaplamanın doğru olacağını düşünerek hepinize çok teşekkür ediyorum, sağ olun

147 Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Önündeki Engeller İmdat Ersoy, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdür Yardımcısı

148 PANEL MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER İmdat Ersoy, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Teşekkür ediyorum, Sayın Başkan, Değerli Konuklar, Saygıdeğer Meslek Mensupları, konuşmama başlamadan sizleri şahsım ve Bakanlığım adına saygıyla selamlıyorum. Ülkemizde muhasebe ve denetim mesleğinde kurumsallaşma ve kurumsallaşmanın önündeki engellerle ilgili konuda görüşüme geçmeden önce müsaade ederseniz yeni Türk Ticaret Kanunu muz ve Bakanlığımız İkincil Mevzuat çalışmaları hakkında sizleri kısaca bilgilendirmek istiyorum zira ne kadar mükemmel yasalar yapılırsa yapılsın bunlar iyi düzenlenmiş, ikincil düzenlemelerle desteklenmediği müddetçe başarı olasılığı düşük kalacaktır. Hepimizin bildiği gibi şirketlerle ilgili çağdaş işletmecilik, kurumsallaşma, iyi yönetim ilkeleri, sağlıklı denetim, bilgi toplumuna yönelik hizmetler, şeffaflık gibi hepimizi çok yakından ilgilendiren birçok konuda yenilik ve değişiklikler getiren yeni Türk Ticaret Kanunu, Bakanlığımıza da çok önemli görev ve sorumluluklar yüklemekte. Nitekim çok geniş bir alanda uygulamaya yön verecek olan toplam 21 adet ikinci düzenlemenin hazırlanmasının ve uygulanması sorumluluğu Bakanlığımızda bulunmaktadır. Siz değerli meslek mensuplarını da yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm bu düzenlemeler hakkında çok kısaca bilgi vermek istiyorum. Üç tüzüğümüz var, bunlardan bir tanesi Ticaret Sicili Tüzüğü, Ticaret Sicil Müdürlükleri nin, artık müdürlük olarak anılıyor kurulması ve ticaret sicil işlemlerimizin bu anlamda elektronik ticaret sicil işlemlerimizin usul ve esaslarının belirleneceği Ticaret Sicil Tüzüğü, bu konudaki taslak metnimiz hazır. Bir diğer tüzüğümüz, Maddi Ortakların Denetimine Dair Tüzük ün yerini alacak olan Kanunun 210. maddesine dayanarak hazırlamış olduğumuz ve ticaret şirketlerinde, Gümrük Ticaret Bakanlığı denetim elemanlarının, denetimine ilişkin usul ve esaslarının düzenleneceği, ticaret şirketlerin denetimine dair tüzük. Yine önemli bir tüzük, yürürlüğe girmesi ile birlikte pay senetleri, borsa, KOBİ şirketlerde zorunlu hale gelecek olan genel kurul toplantılarının elektronik ortamda yapılmasına ilişkin tüzük. Değerli meslek mensupları bu arada sekiz yönetmeliğimiz var. Sizleri çok yakından il

149 PANEL PANEL gilendiren ve 400. Madde ve geçici 3. madde uyarınca taslak metne hazırladığımız bağımsız denetime ilişkin yönetmelik. Bir diğer önemli yönetmelik KOBİ tanımı yönetmeliği, bu konuda da Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu ve Türkiye Odalar Borsalar Birliği ile görüşmelerimiz devam ediyor önümüzdeki hafta içerisinde de son şeklini vermiş olacağız. Kanunun getirdiği yeni bir açılım olan şirketlerin internet sitesi açma zorunluluğuna ilişkin, internet sitelerinin içeriğini, bu konudaki usul esasları belirleyeceğimiz, internet sitesi yönetmeliği, yine yeni bir alan elektronik ortamda genel kurul ve yönetim kurulu yönetmeliğimiz var. Bir başka yönetmeliğimiz genel kurullarda bulunacak Bakanlık temsilcisi yönetmeliği. Bakanlık temsilciliği, anonim şirketlerde artık ihtiyari hale geliyor bildiğiniz üzere ancak Bakanlıktan kuruluş izni ve sermaye değişiklik izni, Bakanlık iznine tabii şirketlerde bu zorunluluk devam edecek bunun dışında ihtiyari hale geliyor. Bununla ilgili usul esasları belirleyeceğimiz bir yönetmelik bu. Yeni bir açılım alanı tevdi eden temsilcisi yönetmeliği, kendilerine tevdi edilen pay ve pay senetlerinden doğan katılımı düzenleyeceğimiz ve temsilci mercisinin içeriğini de ele alacağımız göstereceğimiz bir yönetmelik. Dokuz tane tebliğimiz var. Bunların içerisinde defterlerin tutulması olayına ilişkin tebliğ, bildiğiniz üzere yeni Türk Ticaret Kanunu birlikte ticari defterimiz artık tamamen elektronik ortamda tutulabilecek ve açılış ve kapanış tasdikleri, onayları da elektronik ortamda yapılacak, bu konuda da geçtiğimiz hafta içerisinde Maliye Bakanlığımız da bir araya geldik. Yılbaşına kadar da bu tebliğ yayınlamayı planlıyoruz. Hızla geçeyim diğerlerini sadece isimlerini belirteyim, izin alacak anonim şirketler tebliği, birikimli oy tebliği, kar avansı tebliği, kayıtlı sermaye tebliği, finansal tabloların içeriğine ilişkin bir tebliğimiz var ve eski türe dönüş tebliği. Görüldüğü üzere çok geniş bir alanda düzenleme ve uygulama sorumluluğu olan bir Bakanlık Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yeni adıyla, peki bu çalışmaların neresindeyiz? Tüm bu çalışmalara ilişkin taslak metinlerimiz hazır, bu ay içerisinde öncelikle ilgili taraflarla bir araya gelmeyi ve bu taslakları olgunlaştırmayı daha sonra da yazılı görüşe açık, kanun süremiz olan 14 Şubat 2011 tarihinden öncede tüm bu ikincil mevzuatı Bakanlığımızın sorumluluğu altında tüm bu ikincil mevzuatı yayımlamayı hedefliyoruz. Bu çerçevede hemen bir hatırlatma yapayım, Sayın Başkan konuşmasında da belirtti, bu konuda herhangi bir gelişme ve ertelemenin olmayacağını ve herkesin hazırlıklarının bu kanunun 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek şekilde yapmasını özellikle bilinmesini istiyorum. Değerli katılımcılar, yeni Türk Ticaret Kanunu yürürlüğü ile önemli bir zihniyet değişikliğini de içeren çok önemli değişiklikler ticari hayatımıza girmiş olacaktır. Zaman içerisinde bunlara hep birlikte şahit olacağız ancak ben burada yeni Türk Ticaret Kanunu nda getirilen ve siz değerli meslek mensuplarını da çok yakından ilgilendiren iki konuyu çok önemsiyorum. Bunlardan birisi konuşuldu muhasebe, diğeri ise denetim alanında getirilen yenilikler. Bildiğiniz üzere uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolarımıza, uluslararası pazarlarda geçerlilik kazandırmak amacıyla şirketlerimiz artık mali tablolarını uluslararası finansal raporlama standartlarıyla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarına göre hazırlayacaklar, kayır düzenlerini de bu uyumu sağlayacak şekilde kuracaklardır. Kanunumuzun 64 ve 88. maddelerin de bu hususlar çok açık şekilde yer almıştır. Kendimde eski bir denetim elemanı olarak önemli gördüğüm bir diğer husus denetim konusunda getirilen yenilikler. Vergi Kanunumuz da bildiğiniz gibi şirketlerin organları arasında sayılan denetim kurulları kaldırılmış, yönetim kurulu üyeleri ile akrabalık dışında kendilerinde özel hiçbir nitelik aranmayan kişiler tarafından yapılan denetim artık yeni düzenlemeyle yerini ortakları SMM veya YMM olan bağımsız denetim kuruluşlarına veya ölçeklerine göre siz değerli meslek mensupları tarafından yapılır hale gelecektir. Bakanlığımız da bu denetimin usul ve esaslarına ilişkin usul ve esaslarını Kanun un 400. maddesinin kendisine verdiği yetkiye dayanarak belirleyecektir. Biraz önce dediğim gibi bu taslak metinlerimiz hazırdır. Peki, bu denetim kapsamında karşımız anasıl bir tablo var? 31 Ağustos, dün Mustafa Bey de belirtti konuşmasında, 31 Ağustos ticaret sicili kayıtları verilerine göre ülkemizde anonim şirket bulunuyor limitet şirket, toplamda sermaye şirketimiz, 1464 holding şirketler topluluğu ancak hepimizin bildiği gibi münfesih olan veya münfesih olmasına rağmen tasfiye edilmemiş anonim ve limitet şirketleri dikkate aldığımızda denetime bu denetime tabii olacak şirket sayısının bu rakamdan düşük olacağını değerlendiriyoruz. Bu bağlamda önümüzde daha iyi planlama yapabilmek adına Bakanlığımızca münfesih olan ve münfesih sayılan ancak tasfiye edilmemiş anonim ve limitet şirketlerin bu

150 PANEL PANEL arada kooperatifleri de ekledik tasfiyesi ile ilgili olarak bir kanun tasarısı hazırladık. Buna göre daha önce yayımlanan 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini belirlenen asgari miktara çıkarmayan anonim ve limitet şirketlerimiz, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle münfesih olan şirketlerimiz, son beş yıldır genel kurulunu yapmayan şirketlerimiz ile tasfiye işlerine başlamış ancak çeşitli nedenlerden dolayı tasfiye işlemlerini gerçekleştirmemiş şirketlerimizin Meri Kanun daki hükümlere tabii olmaksızın hızlı yoldan tasfiye edilmelerini ve ticaret sicilinden silinmelerini amaçlıyoruz. Kapsam dahilinde nasıl bir uygulama yapılacak, çok kısa bir bilgi vereyim öncelikle bu şirketlerimize bir ihtar ve ilan yapılacak bu ihtara rağmen kayıtsız kalınması karşısında şirket ve kooperatif kayıtları reysen ticari sicil kayıtlarından silinecektir. Ancak şirketlerin kamusal borçları bakımından tescil edilmiş son yöneticilerin sorumlulukları devam etmektedir. Şirket alacaklarına da yine hak düşürücü bir süre verilecek ve bu süre sonuna kadar da ilgili şirket veya kooperatifin iflası için dava açma hakkı tanınacaktır. Tüm bu çalışmalar sonucunda faal şirket sayımızın %30, %40 gibi bir rakam mevcut sayıdan daha düşük olacağını öngörüyoruz. Böyle de olsa 350, 400 bin şirket, tarihine kadar çok önemli sayıda şirkete bağımsız denetçi ataması gerçekleştirmek durumundayız. Peki, kim bu denetimi kim yapacak? Biraz önce bahsettiğim gibi ortakları ancak sizler YMM, SMM olan arkadaşlarımız ve bağımsız denetleme kuruluşları, orta veya küçük ölçekli şirketlerde de, orta ve küçük ölçek tanımını da KOBİ yönetmeliğinden bahsetmiştim, tanımı gene Bakanlık yapacak, bu şirketlerde de bir veya birden fazla YMM veya SMM olacak. Çok ana başlıklarla geçeyim süreden kazanmak adına, bağımsız denetim kuruluşlarımız ve bağımsız denetçilerimiz kalite güvence sistemlerini kuracaklar ve uygulayacaklar, detayına girmeyeceğim, bağımsız denetimimizin konusu bir şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu içerisinde yer alan finansal bilgilerin doğruluğu, envanterin, tümden bir muhasebenin ve Türkiye Muhasebe Standartları nın öngördüğü ölçüde iç denetimin, ayrıca mevcutsa risklerin erken teşhisi komitesinin denetimi kapsayacak. Bu denetim Türkiye denetim standartlarına göre yapılacak, denetim sürekli olacak, süreklilikten kastım kanunda baktığımızda hükümlerde sürekli finansal tabloların denetiminden bahsedilmekte, finansal tabloların denetiminden denilmesinin sebebi, denetimin sadece yılsonu finansal tabloları özgülememektir, kanunun gerekçesinde belirtildiği gibi, bu bağlamda denetim standartlarının gerekli gördüğü ara dönem tablolarda denetim kapsamındadır. Dün Mustafa Bey kısaca bahsetti, biz de bu geçici üçüncü madde deki üst kurul kurulana kadar, üçüncü madde de belirtildiği üzere internet üzerinden bu denetimin düzenli olarak sürekli bir şekilde yerine getirilip getirilmediğinin, kontrolüne, gözetimine ilişkin bir altyapı çalışmasından çalışmalarını sürdürüyoruz. Denetçinin denetiminden geçmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulu yıllık faaliyet raporları düzenlenmemiş hükmündedir yani batıl olacak. Denetçiler şirket, ancak şirket genel kurulu tarafından atanabilecekler ve genel kurul bu yetkisini hiçbir şekilde yönetim kuruluna devredemeyecek ki, Kanunun 408. maddesinin C bendinde de bu husus çok açık bir şekilde ifade edilmiş, denetçinin bağımsızlığında önemli gördüğümüz bir husus denetçi sadece, sadece şahsına ait ilişkin haklı bir sebebin gerektirmesi halinde belgelerle ortaya konulması halinde ancak mahkeme kararıyla görevden alınabilecek, dolayısıyla yönetim kurullarının istemediği bir denetçiyi değiştirme imkanları bulunmamakta, denetçinin kendisi de bir sözleşmeyi ancak haklı bir sebebi varsa ve kendisine karşı görevden alınma davası açılmışsa fesih edebilecek. Bir şirkette denetçi olamayacaklar kanunda 400. maddesinde sayılmış onlara girmiyorum. Bu arada yönetim kurulu üyelerine bir sorumluluk verilmiş, şirkete ait tüm defter ve belgelerin, yazışmaların denetime amade tutulması, yapacakları denetim sonucunda denetçiler dört ayrı görüş bildirebilecekler; olumlu, olumsuz, sınırlı olumlu ve görüş bildirmekten kaçınma yazıları. Olumsuz görüş yazılan veya görüş bildirmekten kaçınılan durumlarda genel kurul söz konusu tablolara dayanarak hiçbir mali karar alamayacak, ibra kararı, kar dağıtımı kararı gibi ve raporun kendisine teslim tarihinden itibaren dört gün içerisinde yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya katılacak ve kendisi de istifa etmek zorunda kalacak. Bağımsız denetçilerin gördüğünüz gibi şirketlerin hayatında çok önemli fonksiyonlar icra edileceği görülüyor. Bir diğer taraftan siz değerli meslek mensupları için mesleğin önündeki en önemli açılımlardan biri olarak gördüğüm işlem denetçiliği müessesi hakkında bilgi vermek istiyorum. Nedir işlem denetçiliği? Gene birçoğunuzun bildiği gibi bir şirketin kuruluşu, birleşme, bölünme, tür değiştirmesi, esas sermaye artırımı veya azaltılması, menkul kıymet

151 PANEL ihracı çıkarılması gibi bir şirket hayati önem taşıyan konulara ilişkin hususları denetleyen denetçidir, işlem denetçisi. Siz değerli mensupları bu süreçte de çok önemli görevler alacaksınız, şirket denetçiliğine ilişkin usul esaslarda yine Bakanlık olarak taslak metni olarak hazırladık. Kısa sürede bunları da sizlerle paylaşacağız. Bu bağlamda konuşuldu ama çok iki hususu çok önemsiyorum bunlardan birisi kurumsallaşma, dün ve bugün çok değerli konuşmacılar bu hususu bahsettiler, hem son gelişmeler hem de yapılacak işin niteliği açısından bakıldığında bağımsız denetim ancak kurumsal bir yapıyla sağlıklı bir şekilde yürütülebileceği görünüyor. Bu nedenle bu konunun önümüzdeki süreçte siz değerli meslek mensupları açısından üzerinde en çok düşünülmesi ve konuşulması gereken konulardan biri olmasının yanı sıra artık meslek mensupları arasında da somut örneklerle hızlı bir kurumsallaşma sürecinin yaşanmasını diliyorum. Bir diğer bahsetmek istediğim önemli konu eğitim; hepinizin bildiği gibi bir kanunun başarısı o kanunun gereklerinin doğru anlaşılıp, uygulanmasına bağlı bulunmaktadır. TÜRMOB tarafından, bu bağlılık TÜRMOB tarafından yürütülen eğiticilerin eğitimi ve bunun akabinde bu eğiticiler tarafından verilecek, sahada verilecek eğitimi Bakanlık olarak çok önemsiyoruz. Ve bağımsız denetçilerin ancak bu eğitimleri alan meslek mensupları tarafından yürütülebileceğini de bilinmesini istiyorum. Bu çerçevede bu eğitimleri düzenleyen TÜRMOB a ve bu süreçte emeği geçen başta hocalarımız olmak üzere herkese teşekkür ediyorum, diğer konuşmacıların sürelerinden almamak adına konuşmama bu aşamada son veriyor, hepinize saygılar sunuyorum. Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Önündeki Engeller Hüsnü Güreli, Güreli YMM ve Bağımsız Denetim Hizmetleri A.Ş

152 PANEL MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Hüsnü Güreli, Güreli YMM ve Bağımsız Denetim Hizmetleri A.Ş. Sayın İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı ve Değerli Yöneticileri, Sayın TÜRMOB un Değerli Yöneticileri, kamu Kurumlarının Çok değerli temsilcileri, Değerli Meslektaşlarım, Değerli Hazirun, hepinizi saygıyla selamlıyorum. İSMMMO nun bu 10. Ulusal Sempozyumunda bana da konuşma imkanı verdikleri için İSMMMO Yönetimine ve bu sempozyumu düzenleyen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Salonda bulunan siz değerli meslektaşlarımın hemen hemen tamamına yakını TÜRMOB mensubu, meslek mensubu kişilerden oluşmaktasınız. Sizler için burada üç gündür süren bir sempozyum yapıldı yeni dünya düzeninde çok önemli bir konu olan denetim mesleği, muhasebe ve denetim mesleği ve bunun kurumsallaşmasıyla ilgili parametreler tartışıldı, sempozyumu açıldığı günden sabahtan itibaren bugüne kadar sadece dün Tuğba Hoca nın kısmı hariç olmak üzere çok dikkatle ve özenle izledim ve katkı da bulunan panelistlerden de gerçekten çok yararlandım, çok değerli bilgiler aldım. Ancak özellikle sizlerden gelen soru-cevap bölümlerinde, sizlerden gelen sorulardan anladığım kadarıyla biraz içimizde siz değerli meslektaşlarda bir belirsizlik duygusunu ve biraz bir tedirginlik hissettim bu meslekle ilgili. Belki yanılmış olabilirim, özür dilerim ama şimdi bence bugün burada esas itibari ile konuşmamız gereken temel konu işin bilimsel detayına sonra girmek çok daha kolay düzenlemelerden sonra ama burada konuşmamız gereken bence temel konu sizlerin bu TTK sürecinde oluşması gereken yol haritası olmalı diye düşünüyorum bilmem yanılıyor muyum? Yani esas itibari ile Türkiye de artık dünya düzenindeki küreselleşmenin yani globalizasyonun Türkiye ye etkisi sonucu ülkemizde yeni bir denetim düzeni kuruluyor. Şu anda dünyanın 16. ve 17. büyük ekonomisi olan Türkiye, 2023 de 10. büyük ekonomi olmaya hedef olarak gösterildi ve Türkiye bunun için çalışıyor, gerçekten çok önemli adımlar atan bir ülkede yaşıyoruz. Yani değerli meslektaşlarım bir tabir vardır, bu oyunda kartlar yeniden dağıtılıyor ve sizlerin muhakkak bu yeni düzende TTK düzeninde yerinizi almak için gerekli çalışmalara bir an evvel başlamanız gereği de apaçık ortada

153 PANEL PANEL Dünyada herhalde binlerce yıldır insanların ve hepimizin hayatında en az üç, beş defa düşündüğü biz neden tek dil konuşamadık diye bir kaygımız olmuştur ama galiba denetim mesleğinde de dünyada da tek dil gerçekleşecek. Bildiğiniz gibi birçok standartlar var, işte Amerika Anglo Sakson ülkelerinde uygulanan, US-GAAP Kara Avrupa sı, işte Japonya vs. Rusya, UFRS, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre üretilen mali tablolar bu yeni düzende muhasebenin ve denetim dilinin teke doğru gittiğini görmeye başlıyoruz. Bu dünyada da yavaş yavaş bu çalışma yapılıyor ve buna yakınsama çalışması, birbirine yaklaşma çalışması deniyor. Ülkemizde muhasebe mesleği her zaman var olmuştur. Bu var olan muhasebe metodolojisinin yanı sıra yaklaşık yirmi beş senedir süren, yirmi beş, yirmi altı yıldır süren SPK tarafından uygulanan SPK denetimleri, SPK ya tabii firmaların denetimleri ve yaklaşık yirmi senedir, yirmi bir senedir uygulanan 3568 Sayılı Kanunun uygulamaları, Yeminli Mali Müşavirlerin denetim ve tam tasdikleri ve serbest muhasebeci mali müşavirlerin denetim ve imza yetkileri ve son sekiz, on senedir yaşanan özellikle bu finansal krizden sonra ortaya çıkan hazineye bağlı sigorta murakabe denetimi, BDDK nın getirdiği kurallarla şart koşulan finansal denetimler ve bilgi sistemleri denetimi, Türkiye de gerçekten aslında denetim mesleği için çok önemli bir bilgi birikimi oluşturmuştur. Şimdi yeni Türk Ticaret Kanunu nda yeni bir düzen geliyor, burada demin değerli arkadaşlarımın da bahsettiği gibi 400. ve geçici 3. madde de yeni bir denetim, TTK denetimi bütünlük anlamında Türkiye de mevcut , bunların pasif olanlarını veya faal olmayanlarını düşünürseniz nereden baksanız bir ideaya göre , bir görüşe göre sermaye şirketi, halka açık, kapalı hiç fark etmez denetime tabii olacak. Bu denetimi yapacak olanda bizleriz, sizlersiniz ve 400. madde de çok açık ve net olarak bir tanımlama yapmış demiş ki bu denetimi ancak ortakları YMM veya SMM olan meslek mensubu itibari ile tanımlamış, bağımsız denetim kuruluşları yapar. Bir altta gelmiş demiş ki orta ve küçük boylu KOBİ vs. denetimlerini YMM ler ve SMM ler tekil olarak yapar. Burada esas iş 1. madde de, 400. madde nin 1. fıkrasında sayılan iş; yani yeni bir bağımsız denetim şirketi kavramı çıkıyor ve bu bağımsız denetim şirketinin standartları, ruhsat şartları, nitelikleri yeni ismi ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından konulacak, bu kanunda kural olarak gayet net bir şekilde belirtilmiş ve herkesin birleştiği bir nokta var bu kanunun ertelenme şansı ve ihtimali de yok. Niye yok? Çünkü bu global dünyada büyük oyuncu olma yolunda ilerleyen Türkiye nin, yurt dışıyla entegrasyonunda bu şart, aynı dili konuşmamız lazım, aynı dili okuyan, gören yatırım yapma isteği var, tahkim yasalarıyla başlayan bir entegrasyon süreci var. Tabii burada Ticaret Bakanlığı nın ileriki aşamada bir üst gözetim ve denetim kurumu tarafından da belirli şartlar belirlenecek ve kurumsal bir yapı tarif edilecek. Şimdi şuandan itibaren sizlerin, meslektaşlarımın yapması gereken tek şey bu tarif içinde kurumsal bir yapı oluşturmanızdır. Bunun için gerçekten takdirle izlediğim İstanbul Serbest Muhasebeci Müşavirler Odası nın bu sempozyumda ve önceki dönem çalışmalarında sizlere müthiş bir desteği var tabii en başta TÜRMOB un yaptığı düzenleme, çalışmalar ve eğitimlerde çok değerli hocalar gece, gündüz, eğitmenleri eğitiyorlar ben de bizim şirketimizden de katılan arkadaşlarımız var, eğitmenlik eğitimine katılan arkadaşlarımız var. Bunu gerçekten takdirle izliyorum, şimdi sizler ileride Türkiye nin bağımsız denetim şirketlerinin sahibi olacaksınız. Burada ben aslında Yahya Başkan ın önerisiyle ben bazı bir takım teknik sunumlar düşünmüştüm ama sonra özellikle dün akşamda bu konuşmayı birkaç saat içerisinde kaleme aldım ve düşündüm ki aslında burada konuşmamız gereken kurumsallaşma, şirketleşme ve bağımsız denetim şirketi nasıl olur? Var olur ve nasıl ortaya çıkar? Düşündüm ve dedim ki burada en önemli örnek aslında benim yönetim kurulu başkanlığı yürüttüğüm şirketimin hikayesini size anlatmak, Yahya Başkan da aynı şeyi söyledi, sen biraz kendini anlat dedi, sen ne yaptın, nereden geldin? Nasıl buralara yürüdün? Bu yolu, bu haritayı bize anlatırsan belki bir örnek olması açısından çok önemli olabilir, dedi. Şimdi ben de kendimden daha ziyade tabii şirketimizin kurumsallaşma çalışmalarından bahsetmek istiyorum. Ben esasen hukuk mezunu bir avukat kardeşinizim, fakat ondan sonra rahmetli babacığımın destek ve yönlendirmesiyle denetçi olmayı kafama koymuş ve mezuniyetten sonra bir buçuk sene bir muhasebe bürosunda bizzat defter tutarak, tahsil, tediye makbuzlarını keserek, mizan çıkararak, sabahlara kadar o bir liralık farkları arayarak muhasebe öğrenmeye çalıştım. Ondan sonra bir sınava girdim ve kamuda merkezi denetim elemanı olarak çalıştım ondan sonra ayrıldım, ayrıldıktan sonra Maliye Bakanlığında beş sene çalıştıktan sonra çok değerli bir mali müşavir vardı Salih Şanver, Profesör, rahmetle anıyorum, her şeyimi aşağı

154 PANEL PANEL yukarı borçlu olduğum Hocamla dört beş yıl ortaklık yaptım. Ortaklı derken Hocamın çıraklığını yaptım ve onun yanında çok şey öğrendim ve Hocamdan izin isteyerek 1984 yılında Hocam Denizliliydi Allah Rahmet eylesin, onun tabiri ile izin isteyip, peştamal kuşanıp, helallik alarak 1984 yılında bir sekreter ve bir yardımcı elemanla üç kişilik ben dahil şirketimi kurdum. Sonra kurumsallaşmaya karar verdim 85 yılında SPK mevzuatı geldi, biz tabii mali müşavirlikten anlayan biraz işte denetim elemanlığı yapmış bir kişi olarak bu bağımsız denetimin farkına vardık yılında SPK da denetimler başladı, bağımsız denetimler başladı ve ben o günden itibaren hiç durmadan, birleşme ve katılma yoluyla çok sayıda değerli uzman ve arkadaşları, çalışanları bünyeme aldım ve bunları ortak edindim. Bu personelde, insan kaynaklarında, kaliteli insana yatırım yapmaya çalıştım, kurumsallaşma haritasında büyük oranda yönetim ve bilgi sistemlerine yatırım yapmaya çalıştık ve 87 yılında bir idea üzerine siz bağımsız denetimi yapabilir misiniz? Diye bir yerde bir gece bir konu geçince o gün ayrı bir birim kurarak, kendi şirketimizin içinde bir departman oluşturarak bağımsız denetim işine girmeye, sıfırdan girmeye karar verdim. Türkiye de bildiğiniz gibi 94 tane, 91 tane veya bağımsız denetim kuruluşu var. Bunların yurt dışında yüz yıllarca kurulup Türkiye ye intikal etmiş olanları biliyorsunuz önce Big Six olarak anılan altı büyükler, beş büyükler şimdi dört büyükler, yüz yıllarca dünyada bu egzersizi yapmış, bu mesleği hakkıyla, layıkıyla yapmış ve Türkiye de de yerleşerek çalışan büyük, yabancı kuruluşlu, kaynaklı, büyük tecrübeye sahip şirketler var. bir de bizler Türk kökenli, Türkiye de Türk ortaklarıyla birlikte sadece lokal olarak burada kurulan şirketler varız, siz de bunlardan biri olacaksınız. Bu bölümü kurarak bağımsız denetime, işine yatırım yapmaya başladıktan sonra hiç kar, zarara dediğim gibi bakmadan, insan yatırımına devam ettik. Bilgi sistemleri ve çok özellikli ve önemli denetim programlarına kendimiz için ürettirdik, yazdırdık ve bunlara yatırım yapmaya karar verdik. Şirketimizin yönetim sistemlerini, maliyet kontrol sistemlerini ve kurumsallaşma için iç kalite sistemlerimizi, eğitim sistemlerimizi kurmaya devam ediyoruz. Çalıştık ve bugüne kadar biz on dört tane ortağı olan şu anda kırk civarında menager diyorlar ya denetim müdürü olan dört tane şubesi olan civarında şubelerle çalışanı olan bir şirket olmayı başardık. Şimdi görüyorum ki, geçmişten bugüne kadar siz İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası nın dün sizlere panelde çok değerli panelist Erol Demir Bey in sunumuyla dağıttıkları, Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşma Ve Yönetim Kılavuzu diye bir kitap var, bu kitapçık da yazılan her basamağa biraz gördüklerimizden, biraz duyduklarımızdan, biraz okuduklarımızdan, biraz bildiklerimizden biraz da içgüdü ile uygulamış sonuçta kurumsallaşan, Türkiye de kurulmuş lokal ve bağımsız denetim firmasının ortaya çıkış hikayesi gerçekleşmiş. Sadece bir defa izninizle Baker Tılly Güreli Yeminli Mali Müşavir ve Bağımsız Denetim Hizmetleri Anonim Şirketi unvanlı şirketin Yönetim Kurulu Başkanıyım ve ortaklarından bir tanesiyim. Dünya muhasebe şirketleri sıralamasında yedi veya sekizinci sırada olan, sürekli değişiyor Baker Tılly nın temsilciliğini de alarak gerek teknolojik gerek alt yapı çalışmalarıyla, eleman değişimiyle çalışmalara devam ediyoruz. Çok özür dileyerek bu hikayeyi neden anlattığımı bir daha altını çizerek arz etmek istiyorum kendimi ve yaptıklarımı anlatmak, yaptıklarımızı şirketimizi değil, Türkiye de kurumuş yerli bir denetim şirketinin gerçekleşebileceğini sizlere bir örnek model, rol model olarak göstermek için bu hikayeyi anlattım. Siz de bizim 1987 yılında yaptığımız işi sizlerde bugünden başlayarak çok sağlam ve güçlü bir şekilde yapacaksınız, zaten başka çıkış yok. Başka çıkış yok sizler olmadıkça, sizler bu , neyse sermaye şirketinin denetimini, , civarında kurumsallaşmış denetim firması olmadıkça ne Ticaret Bakanlığının denetleme imkanı var, ne de bir başka kamu kurumunun. O nedenle bu meslekte üst örgütlerinizi, TÜRMOB un, İSMMMO nun, hocalarımızın, değerli akademisyenlerin ve hep birlikte bu konuya emek vermiş kurumların tabii çok büyük bilgi bikrimi olan SPK nın bana göre Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının, SPK nın, BDDK nın, Hazine nin, TÜRMOB un müşterek yapacakları bir çalışma olacak, bu kolektif çalışma olacak ve ortaya bir mevzuat tebliğleri, yönetmelikleri ve tüzükleri çıkacak. Şimdi kurumsallaşma tabii sözlü olan bir şey değil, ben şunu da örnek olarak söylemek istiyorum. 27 yıllık bu meslek, şirketimin meslek hayatında 14 tane ortağıma % 49 hisseyi bedelsiz olarak verdim, ayrıca 14 ortağımın bir kısmı sermaye ortağı, bir kısmı da kar payı ortağı, şu anda düşünebiliyor musunuz ben şirketi kuran kişi olarak şirket kar dağıttığında %38-40 lara ancak varan bir kar payı elde edebiliyorum. Benim olsun, küçük olsun ama benim olsun mantığıyla yürümenin hiçbir çıkarı yok, hiçbir sonu yok, dolayısıyla bu benim örneğim sizin için çok önemli olmalı diye düşünüyorum, canı gönülden hiçbir bedel alamdan

155 PANEL PANEL birlikte kurumsallaşarak ortaklarımla bunu paylaşmaya çalıştık. Tabii bağımsız denetim yolculuğundan SPK nın Sayın Kürşat Babuçcu üstadın belirttiği kriterlerde sürekli kalite kontrol denetimlerinde bizlere de geldiler, bizi de denetlediler. Denetliyorlar, bütün şirketleri denetliyorlar, bu denetimden de hiç korkmamak, çekinmemek lazım, çünkü ancak bu denetimler sizin şirketinizin kalitesini artırıyor, neler yapmanızı veya neleri atladığınızı, neleri yapmanız gerektiğini sizlere söylüyor, bu birlikte yürünen bir dünya. Yani bu kurumlarda emin olun cezalandırmadan ziyade sizlerin gelişmesini, kurumsallaşmasını destekleyen kurumlar bu da sizler için bir şans. Burada aslında sizler muhasebe mesleğini yaparken bugüne kadar farkında olmadan denetim de yaptınız. Prensip şu; eskiden bir komiteydi, sonra kurula döndü, dünyada bir takım standartlar ulusal finansal raporlama standartları ile çıkartılan mali tabloların ulusal denetim standartlarına göre denetimini yapacağız iş bu kadar basit ve bunu da bağımsız denetim şirketi olarak sizler yapacaksınız. Bu denetimi de gözünüzde büyütmenin bir anlamı yok, bunun belirli standartları var yayımlanmış standartlar var işte 29 tane standart, komite zamanında işte sanıyorum 9 tane daha standart, 4 ü geldi, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu var, çok önemli bir çalışma yapıyor zaten dünyada dediğim gibi birleşen bir standart var, denetim standardı var, o nedenle bunlar sürekli yayınlanıyor ve sürekli eğitimler bizlere veriliyor bu nedenle yeni TTK düzeni içinde sizler bu standartların birçoğu Vergi Usul Kanunu nda yaptığınız denetleme sırasında yaptığınız değerleme hükümleri yani ayrı şeyler değil, ama tabii Türkiye de iki tane meslek oluştu, bir tanesi yeminli mali müşavirlik bir tanesi bağımsız denetim, şimdi yeni dünya düzeninde Türkiye de denetim olgusu ve mesleği bunu kabul edelim, bağımsız denetim tarzına kayıyor, yani burada ısrarcı, burada dirençli olmanın hiçbir anlamı yok, meslek dünyada tek, Türkiye de bu tarafa kayıyor bu mesleğin yeni kurallarını da Ticaret Bakanlığı koyacak ve tabii sizler bana göre de meslek mensubusunuz, hak ederek bu kadar yıl emek vererek ruhsatlara sahip olmuşsunuz, bana göre de bu ruhsatlarınızla yeni düzen içindeki bağımsız denetim şirketlerinin kriterlerinde müktesep haklarınız muhakkak korunmalıdır ve korunacaktır diye düşünüyorum. Ve yeni TTK düzeninde müşteri kabul politikasından, iç kalite güvence sistemine, denetimin planlanmasından sahadaki denetime, eğitime ve risk yönetiminden, bilgisayar programına ve bilgisayar programlı bir denetimi çok rahat bir şekilde adapte olarak yapacaksınız, sadece biraz zaman, eğitim ve çalışma ile çok güçlü denetim firmaları haline geleceksiniz. Bu denetimi tabii tekrar ediyorum, kaliteli insan kaynağına ve teknolojiye yatırım yaparak program ve yazılımlara yatırım yaparak ve bunları kullanarak yetkin bir şekilde yapabilirsiniz. Ben burada konuşmamı tamamlarken şirketimiz olarak sizlerin her zaman yanında olduğumuzu, bugüne kadar edindiğimiz bilgi ve tecrübeleri, teknolojimizi, şirketimizin bütün kurumsal detaylarını odalarımızla, üst örgütümüz TÜRMOB ve sizlerle paylaşmaktan büyük zevk alacağımızı, hiçbir zaman kaçınmayacağımızı belirtmek istiyorum, yeni yol haritasında hepinize kararlı ve cesur kuruluşlar, birleşmeler, ortaklıklar ve yeni doğacak kurumsal yapılar için başarılar dilerim, bu sempozyumu düzenleyerek meslektaşlara çok büyük katkı yapan başta İSMMMO nun Değerli Başkanı ve yöneticilerine, ilgili çalışanlarına ve bu kongrenin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese şükranlarımı sunarım, hepinize saygılarımı sunarım

156 Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Önündeki Engeller Prof. Dr. Nejat Bozkurt, Marmara Üniversitesi

157 Uluslararası Alanda Muhasebe ve Denetim Meleğinin Yeniden Yapılandırılması PANEL MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Prof. Dr. Nejat Bozkurt, Marmara Üniversitesi Teşekkür ederim Sayın Hocam, burada bulunmamızı sağlayan herkese kısaca teşekkür edeyim şimdi 32 yıllık hoca olarak ve 32 yılda denetim hocası olarak çok uzun konuşmadan veya bir konuyu bir bütün olarak almadan bazı teknik bilgiler ve görüşlerimi ortaya koymaya çalışacağım. Bu Sayın genel Başkan ın bahsettiği proje, üçayaklı projenin TTK, TFRS ve denetim projesinin denetim ayağının, denetçi olmak isteyecek arkadaşların eğitilmesi ve son olma noktasına kadar götürülmesi sürecinin sorumluluğunu bana vermişlerdi ve bu sorumluluğum ve çalışmalarımız devam ediyor. İlkin izin verirseniz biraz ondan bahsedeyim, işte bu görevi Nisan ayında aldıktan sonra, şunu yaptık; bildiğim kadarıyla biraz sonra üniversitedeki durumdan da kısaca bahsedeceğim Türkiye de bağımsız denetçi eğitimi, bir bağımsız denetçi nasıl ortaya çıkıyor? Olayı var, olgusu var. Türkiye de büyük oranda bağımsız denetçiler girdikleri şirketlerde yanlarındaki üstatlarının rahlesinden geçerek çeşitli ek eğitimler alarak bağımsız denetçi pozisyonuna geldiler bugüne kadar, büyük bir çoğunlukla. Biz bu olguyu ilk defa değiştirmeye çalıştık. Ve koyduğumuz modelle Türkiye de bildiğim kadarıyla ilk defa bu kadar yaygın olmak üzere eğitimle bağımsız denetçi olma modelini ortaya koyduk, ne yaptık? Ne yapmaya çalıştık? Sistem ilkin denetimi anlatacak eğitmenleri yetiştirmek, daha sonra o eğitmen arkadaşların da denetçi olmak isteyecek meslek mensuplarını yetiştirmesi modeline bağlı. Mayıs ayı içinde yavaş yavaş üç şehirde İstanbul, Ankara ve İzmir de eğitmen adaylarımızı çok ciddi bir biçimde adaylarını belirledik sonra önemli olan modele geldi, eğitim modeline geldi çünkü eğitmenlere vereceğimiz modelin aynısının daha zamanı dar kapsamlısı meslek mensupları denetçi olacak meslek mensuplarına verilecekti. Birincisi şunu koyduk; denetçi olmak isteyecek bir arkadaş kesinlikle ve zorunlu olarak TTK, TFRS ve üçüncü aşamada denetim eğitiminden geçecekler. Ne yaptık? Bu modelin içinde olmazsa olmaz iki tane olayı ortaya koyduk

158 PANEL PANEL hem denetim teorisi hem de denetim uygulaması ve neredeyse bütün dokümanlarımızı sıfırdan yarattık, bu dökümlerin hemen hemen %99 u hazır durumda zaten eğitimlerimizde kullanıldı ve sonrasında da hazır durumda. 300 sayfa civarında 2010 Uluslararası Denetim Standartlarına birebir uygun denetim eğitim notu hazırlandı birebir şeklinde ve içinde teorisi ve uygulamasını anlatır bir biçimde. Dün yarım günde Tuğba Hoca dan dinlediğiniz uygulama denetim sosyasını o 400 sayfa civarındadır, Hoca, Tuğba söylemişti size eğitim modelinin içinde 36 saat civarında anlatmak şeklinde buda içine aldık, 500 sayfa civarında sıfırdan slayt hazırlandı, denetim slaytı, denetim eğitimi slaytı ve ek olarak gene IFAC ın kaynaklarından sayfa civarında orijinal bir uygulama anlattık, yani dolayısıyla denetçi eğitmenlerimiz ve denetçi olmak isteyecek meslek mensuplarının eline bin sayfadan fazla çok fazla bir doküman hazırlanmış durumda. Eğitimleri nasıl? Gönlünüz, herkesin gönlü ferah olsun çünkü böle kurguladık çok ciddi ve çok sıkı bir eğitim yapıyoruz, denetim eğitimleri 120 saat olarak kurgulandı, ekleriyle 130, 140 saat civarında denetim eğitimi veriyoruz, devam mecburiyeti %100, çok acil durumlar dışında, çok mücbir sebepler dışında devamsızlığa imkan bile sağlamadık sağ olsunlar bütün adaylarda zaten çok memnun bir düzeyde buna uyuyorlar. Teorik eğitimler verildi, uygulama eğitimleri verildi artık Sayın Genel Başkan da söylediği gibi sonlara geldik, bir nevi kapanış eğitimlerini veriyoruz, şöyle söyleyeyim Kasım ın ortalarına doğru tümüyle bitireceğiz ve denetim eğitimine Aralık ın içinden itibaren hazırız. Eğitimler nasıl yapılacak? Çok ciddi disiplinli bir şekilde yapılacak, talepler toplanacak, denetçi olmak isteyenler, biraz evvel de söylediğim gibi olmak isteyen arkadaşlar, TÜRMOB un daha sonra TÜRMOB yönetiminin yayımlayacağı yönetmelikte de göreceksiniz genel olarak uygulamayı, talep de bulunulacak, o taleplere göre sınıflar oluşturulacak ve bizim eğitmen arkadaşlarımız kesinlikle ve kesinlikle bizim gözetimimizde, yapılacak eğitimler de bizim gözetimimizde olmak üzere eğitimler katılacaklar. Bu eğitimlerde katılacak arkadaşlara, denetçi arkadaşlara olacak arkadaşlara kesin olmamakla birlikte TÜRMOB Yönetim Kurulu bunun kararını verecek ama benim önerim şu olacak, %90 devamla sürecek bu eğitim, hatta % 10 bile mücbir sebep diyeceğiz, ben öyle diyorum, mücbir sebebin ne olduğuna da ben karar veririm diyorum sınıflarda, eğitimlerde yani bu düzeyde mümkün olduğu kadar üst düzeyde götürüp ara değerlendirmeler, ölçme değerlendirmelerle bu süreci tamamlayacağız. Sayın İmdat Üstada çok teşekkür ederim, dolayısıyla Bakanlık a da çok teşekkür ederim. Eğitime hem verdiği önem hem olmazsa olmaz demesi gerçekten bizi yüreklendirdi hem destek oldu, hem motive etti, gönülleri ferah olsun bu süreçte hiçbir şekilde bir açık vermeden de meslek mensuplarımız bağımsız denetim yapmaya hazır hale gelecekler. Bunun hiçbir başka şekli yok, olanlar var, olmayanlar var, şimdi bunu derken tüm kitle sanki bilmiyormuş da genel cümle olarak bundan bahsediyoruz, proje ile ilgili ek soru gelirse uzatmamak adına bunları cevaplandırırız. Tabii yalnızca eğitim dokümanlarıyla bu olay bitmeyecek, Türkiye de denetim mesleği ve ana kütlesi yeniden şekillendiriliyor. SPK ve halka açıklar ve çevresinin denetimi dışında dolayısıyla üniversitelerde dahil olmak üzere eksiğimiz var mı? Hem var, hem yok te alana çıkacak denetime çıkacak, en itibaren denetime çıkacak her denetçi arkadaşın TÜRMOB tarafından belki şöyle söyleyebilirim, bunlar benim fikirlerim, görüşlerim; bir el çantası olacak, bu el çantasının içinde en son çevrilmiş, tercüme edilmiş ve herkesin de kullandığı uluslararası denetim standartları olacak. El çantasının içinde olması gerekenlerden biri denetim çalışmalarında tabii bu sonrasında da bir süreç alacak tabii olabilir, şey değil, bir denetim, yazılım programı olacak, olması gerekir. Üçüncü çantada olması gereken ve olacak çünkü Sayın Genel Başkanımızın da bunu zaten şey yapıyor, kendisi öneriyor ve söylüyor bir bağımsız denetim uygulama el kitabı, bu dünya örnekleri çoktur, dünyada birçok meslek örgütünün kendisinin böyle el kitapları vardır ve ortalama bin ile bin beş yüz sayfa civarındadır. Örneğin Kanada Odası nın, sayfa, Pakistan ın 500 sayfa civarındadır, yani bu coğrafyayı, tüm coğrafyayı izlediğimiz için biliyoruz. Bu el kitabı nedir? Bu el kitabı olaylar iyicene oturup, üç dört sene sonra artık birçok konuda çok daha rahat hareket edilebilir noktaya gelene kadar denetçi meslek mensubu arkadaşlarımızın o dosyanın kapağını açıp, müşteri geldiği andan, raporu verene kadar belgesel anlamda yapması gereken her şeyi içeren bir dosyadır bu. Check list ler, soru formları, değerlendirmeler, bunların hepsini içeren bir el kitabı da olması gerekir büyük ihtimalle de olacak. Sayın ve Sevgili Kürşat dostumuz, Üstat bağımsız denetim şirketlerinin kalite incelemesinde çeşitli eksikliklerden bahsetti; işte önemlilik düzeyinin olmaması, belgelerin yeterli olmaması, risk değerlendirmesinin yapılmaması. Şu kadar söyleyeyim bütün o saydığı eksikliklere yönelik teorik ve uygulama bütün bilgileri bu eğitim paketinin içinde veriyoruz ve

159 PANEL PANEL olmazsa olmazlardan olacak hepsi mesela önemlilik düzeyinin belirlenmesi, risk düzeyinin belirlenmesi, değerlendirilmesi, belgeleme yapılması, belgeleme dediğimiz olay denetçinin sigortası, bağımsız denetçinin sigortası yarın bir gün başımızı beladan belgelemeyle kurtaracağız. Üniversite de durum ne? Üniversitelerde durum ne? Şimdi bütün üniversiteler, üniversite temsilcisi olarak oturdum ama hoca olarak oturdum, üniversitelerde durum ne? Genel olarak hepsi için konuşamam ama kendi üniversitemden yola çıkarak biliyorsunuz Türkiye de üniversitelerde denetim eğitimi dersleri var mıydı? Vardı. Ama o dersler nasıl veriliyordu? İşte denetimin tanımı, denetçinin türleri, genel kabul görmüş denetim standartları nelerdir? Gibi genel yüzeysel çoğu yerde diyeyim, hepsini kapsamayım çoğu yerde yüzeysel bilgilerle geçildi. Niye? Çünkü denetimin Türkiye de çok yoğun uygulama alanı yoktu. Zorunluluk olmadıkça herhangi bir disiplini, ister teorik olarak, ister uygulama olarak çok fazla geliştirmiyoruz, böyle algılıyoruz olayı. O nedenle artık üniversitelerimizde bu ortaya çıkan duruma göre yeniden denetim eğitimlerini şekillendirecekler. Biz Marmara da ne yaptık? Biz çok sayıda denetim dersi verebilecek öğretim üyesi olduğu için şanslıyız, bizim zaten dokuz senedir denetim yüksek lisans programımız var. Bu sene dönem başında Eylül ayında ben denetim ile ilgili eğitimlerin, programların hepsini değiştirdim bir anda, tümüyle risk tabanlı denetim teorisi ve uygulamasıyla anlatıma geçen doktorada iki tane yüksek lisansla programı değiştirdik ve başladık. Tüm Türkiye çapında da giderek bunlar tabii ki gelişecek. Onun dışında çok ciddiye almamız gereken önemli bir şey, üniversitelerdeki özellikle muhasebe ve denetim, eğitimleri programlarıyla, TÜRMOB arasında ciddi bir işbirliği kurulması gerekir. Bununda yapılması için her türlü desteği vermeye hazırız. Bu gelen TTK ile gelen muhasebe ve denetim mesleğindeki yenilikler esasında birçok şeye gebe, birçok yeni alana gebe. Dünya şundan şikayet ediyor muhasebe ve bağımsız denetimde deniz bitti, çok fazla daha yeni iş alanı yaratılamıyor, bizim şansımız biz büyük bir oranda yeni başlıyoruz ama batı uygulamalarına baktığımızda muhasebe ve denetim mesleği yeni alanları doğurmuş, nedir bunlar? Risk analizi, risk denetimi biliyorsunuz TTK ya kondu, işletmenin riskinin ölçülmesine destek olmak, ben ona biraz da kısmi risk analizi demeye çalışıyorum. Çünkü bir bağımsız denetçinin tümüyle risk analizi yapması olanağı bu kapsamda zor ama geldi Türkiye de üniversitelerde en az verilen, uygulamalarda en az konuşulan alanlardan biri risk denetimi ve risk analizidir. Ciddi biçimde bunun üstüne gitmemiz gerekiyor çünkü geldi, risk analizine şöyle bakın, biraz sonra kısmen de çok kısa bahsetmeye çalışıyorum risk analizi işletmenin sürekliliğinin olup olmadığını veya tersinden de sürekliliğini ağlamaya yönelmeye sağlamak için yapılan bir olaydır. Zaten denetçiye de bu nedenle Türk Ticaret Kanunu nda bu ek görev verildi. Zaten bir bağımsız denetim işinde sürekliliğe bakma diye bir görevi var bağımsız denetçilerin, bir de üzerine bu geldi. Onun için bu yeni bir alan, Türkiye de özellikle halka açık olmayan, şimdi KOBİ diyoruz, haksızlık ediyoruz yalnızca KOBİ lere, halka açık olmayanlar diyelim, KOBİ tanımında olmayıp, KOBİ tanımında olmayıp, KOBİ nin dışında büyük olup, gram doğru bir iç kontrol sistemi olmayan firmalar var bu ülkede. Yani yalnızca KOBİ lere haksızlık etmeyelim, çoğunlukla halka açık olamayan firmalarımızda iç kontrol sistemine Türkiye de fazla önem verilmemiştir. Kendi kendine, çoğunluk diyorum zaten hepsi demiyorum, kendi kendine oluşan sistemler vardır şimdi bağımsız denetimin en önemli getirilerinden biri işletmenin, yapısını durumunu düzeltmesidir, düzeltmesinin sağlanmasıdır, düzeltecek unsurların en başında da işletmenin iç kontrol sistemidir. Yoksa bağımsız denetimde çok başları ağrıyacak, bu nedenle ciddi bir biçimde biz işletmelerde var olan iç kontrol sistemlerinin tedavi edilmesi, önce haritasının çıkartılması, değerlendirilmesinin yapılması, revizesinin yapılması, hiç olmayan zayıflığa yönelik olanlarda da iç kontrol sisteminin kurulması yönünde ciddi bir pazar oluşacak önümüzdeki iki üç sene içinde meslek mensupları olarak bu alana da ciddi bir biçimde eğilmemiz gerekiyor, iş. Bunun yanında bağımsız denetim geçmişi ve hikayesi çok derin olan bir biçimde hileye, işletmelerde yapılan hileye çok önem verir, bu belli dönemlerde bu hileye önem verme gitmiştir, gelmiştir, çok tartışmalar çıkmıştır, apayrı oturum konusudur bu ama 2000 li yıllardan itibaren bağımsız denetçiyi bekleyen en önemli bağımsız denetime yönelik olay işletmenin hile riskini ölçmesi, önemli hileleri ortaya çıkarmasıdır. Hile eylemi çok farklı bir şeydir biliyorsunuz ve ek destek, ek bilgi ister ve bu bizim son yıllarda Türkiye de geliştirmeye çalıştığımız hile denetimi ve adli muhasebecilik konusunda ciddi bir biçimde tetikleyecek yani bir hızlı bir şekilde bir alan daha doğuyor bize. İç denetim tartışılmaz bir şekilde gelişiyor, biz buna akademiden de İstanbul Odası nın akademisinden de izliyoruz en iyi programlarımızdan biri, bu arada aklıma gelmişken sorayım belki İmdat üstada da sorarım, sonrasında bakılır, denetçinin yapacağı işler kapsamında iç denetimin

160 PANEL PANEL denetimi gibi bir kavram var orada, laf var. Bunun açıklığa kavuşturulması lazım, çünkü normal olarak iç denetimin denetimi değil, iç kontrol siteminin denetimi olması gerekir gibime geliyor, çünkü iç denetimi, denetçi denetlemez, iç denetime yararlanmaya çalışır, o kavrama biz iç kontrol sisteminin denetimi olarak alacağız bu hikaye ne? Bu hikayede yeni bir alandır. Biliyorsunuz, SOX dan sonra Amerika Birleşik Devletleri nde, halka açık özellikle halka açık şirketlerin, bağımsız denetiminin yanında iç kontrol sistemlerinin denetlenmesi zorunluluğu da getirildi. Şimdi gerek duyulduğunda dediğimizde Türk Ticaret Kanunu şimdi bu kapıyı, bu bağlamda baktığımızda bu kapıyı da açıyor. Yarınlar da, yarın öbür gün bağımsız denetim yaparken ayrıca o işletmenin iç kontrol sistemini de denetleyip bir rapor vermek durumunda kalacağız. Bu da çok güzel bir gelişme olur, ilerleyen aşamalarda zaten o madde de büyük ihtimalle onu anlatıyor. Bir halka açık olan, halka açık olmayan beyan firmalarda denetim tartışması sürüyor gidiyor yani halka açık işletmenin bağımsız denetimi yapılır sanki halka açık olmayanların denetimine ne gerek var gibi çeşitli şeyler var, laflar var. Sevgili katılımcılar, bağımsız denetim mesleği halka açılmayla doğmuş bir meslek değil, Firavunun yanında çok önemli noktalarda Mısır Firavunlarının yanında denetçileri vardı, denetçiler vardı, Firavunların halka açık şirketleri mi vardı? Halka açılma süreci Batı da bakıldığında, halka açılma bağımsız denetim mesleğine ciddi bir gelişme sağlamış, derinlik sağlamıştır. Yoksa halka açıkları bağımsız denetlerim, halka kapalıları denetlemem diye bir kavram yok. Kaldı ki son yirmi yıldır, adına zorunlu denetim denilen bir şekilde dünyada halka açık olmayan şirketlerin zorunlu denetimi çığ gibi büyüyor. Şimdi halka açık denetlenecek, iyi denetlensin hiçbir sorun yok! Halka kapalı olan şirketlerimizi mesela Bora Üstatla da geçen akşam konuştuk, Maliye Bakanlığı vergi denetimi niye yapıyor dedim, hiç kimsenin de sesi çıkmıyor, haklı olarak çıkamaz da biz şirketin ortağıyız hakkımızı arıyoruz, dedi. Peki o halka açık olmayan şirkette benim hakkımı kim arayacak? Çok örneği vardır ama sakız oldu, Enron dan bir örnek vereyim, çok fazla bilinmez, dile getirilmez ama filmleri bile vardır. Enron batmadan önce bordosunda kayıtlı bir kamyon şoförünün, şoförünün 300 bin, 300 küsur bin dolarlık hak edilmiş tazminatı vardı, varmış, yanında değildim, vardı gibi konuşuyorum, bir gün sonra battığında o 300 küsur bin doları, bin küsur dolara indi, bu şoförün kabahati ne? Suçu ne? Son on yılda Türkiye de işveren hatası, işverenin yanındaki yönetici hatalarıyla az mı firma battı? Az mı yanında çalışanlar kıdem tazminatlarını alamadan yürüyerek gittiler? Hepiniz bu alemin içindesiniz. Hiçbir biçimde bu alemde bu dünyada işletme kurarak özellikle de tüzel kişiliğe ait bir işletme kurarak ben kimseye hesap vermem, ben yalnızca para kazanırım deme gibi hiç kimsenin şansı yok, mümkün değil. Hatta şöyle komik durumlarda var, onu diyen işletmelerin bilançosuna bakıyorsunuz %70 i yabancı kaynak, %30 u öz kaynak ama bu firma benim diyor, yani böyle bir tartışma yok, tüzel kişiler herkesin hakkını koruyacak bir biçimde ki esasında, özünde, işte süre, kıdem tazminatı hakkını nasıl korur? İşletmenin sürekliliğinin sağlanmasıyla, işletmenin sürekliliğini yalnızca işveren ve yönetime kafana estiği gibi yap şeklinde bırakamayız. İşte Türk Ticaret Kanunu, risk komitesi kurdurmayla başlamak üzere bağımsız denetçilere riskine de bakacaksın diyerek ve bağımsız denetimde, bağımsız denetçi süreklilik ilkesinden de sorumludur diyerek o gariban çalışanın kıdem tazminatını da korumaya yönelmiştir. Diğer işletme ilgilerini saymıyorum zaten işte kredi veren bankanın altı aylık çekle mal satan satıcının haklarından bahsetmiyorum, onun için bu tartışma olmaması gerekir şimdi dünde konuştuk meslek mensubu özellikle bürolarda çalışan bir çok arkadaşımız küçük işletmelerle uğraşıyor genel olarak, muhasebesini tutuyor dedik ama yarın denetçi olduğunuzda bizim bu eğitimden geçtiğinizde büronuzda küçük işletmenin defterini tutuyorsunuz diye küçük işletmenin denetimini yapacaksınız diye bir kural yok, bizim vermeye çalıştığımız eğitim ve zaten denetim standartları küçüğe, büyüğe bakmıyor, bizim eğitimimizde sonucunda veya alacağınız o belgeyle ve eğitimle küçüğüne de, ortasına da, büyüğüne de bakma imkanı var dolayısıyla küçük işletmelerin muhasebesini tutma durumunda olan bir meslek mensubu arkadaş yapacağı sağlıklı denetim çalışmalarıyla baktığı ücret skalasını yukarılara doğru çekme şansı olacak, küçüğün muhasebesini tutacaksınız ama bir büyük şirketin denetimini yapabilecek şekilde bir eğitim veriliyor, zaten dünde bahsedildi, denetim denetimdir diye geçer, denetimin küçüğü, büyüğü, KOBİ si, halka açığı yok, denetim denetim! Dün verilen tebliğlerde bunlardan bahsedildi. OTURUM BAŞKANI Topluyorsun değil mi? PROF. DR. NEJAT BOZKURT Toplayım Hocam, hemen toplayayım Hocam!

161 PANEL Batı uygulamasına baktığımızda veya dünya uygulamasına baktığımızda 2000 li yıllara kadar denetçiler çok daha özgürdü. Yani kamu otoritesi fazla bulaşmıyordu, bakmıyordu, etmiyordu, genel olarak konuşuyorum. Ama 2000 li yıllardan sonra dünyada kamu otoritesi gözetim kurumlarıyla çok ciddi bir biçimde devreye girdi. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri nde SOX la, halka açık işletmelerin denetiminin, denetimin de kurulan gözetim kurulu, çok ciddi bir biçimde hem denetçilere, hem işletmelerin tepe yöneticilerini hat safhada gözlüyor ve kontrolü sağlanıyor. Ve ne yazık ki, tabii ki üzülerek söylüyorum, dünya uygulamasında, Türkiye yi konuşmuyorum, dünya uygulamadı yetiyor bize, dünya uygulamasında gelinen nokta, denetim işletmelerin tepe noktalarının, tepe yönetimlerinin ve denetçilerin ciddi bir biçimde tabii ki objektif olarak bir gözetim kurulu tarafından ve düzenleyici kurullar tarafından çok sıkı bir biçimde incelenmesini gerektiriyor ün başında denetim çalışmalarımız ve muhasebe, denetim çalışmalarımız başladı, başlayacak. Meslek örgütleri denetçi meslek mensubunun ortaya çıkmasında her türlü ve yürütülmesinde, eğitiminde her türlü gerekeni yapacak, gözetimi de yapacak ama arkamızda kamu gücünü görmek istiyoruz, bu benim düşüncem. Kamu gücü objektif bir biçimde işletmelere ve meslek örgütüne eşit düzeyde ne kadar otoriter biçimde yanaşırsa Türk Ticaret Kanunu ile getirilen ve ciddi biçimde gelişecek bu iş başarılı bir şekilde gider düşüncesindeyim. Onun için de tabii ki doğal olarak Bakanlığımıza da düzenleyici Bakanlığımıza da bu konuda ciddi işler düşüyor zaten de kendileri işin ciddiyetinin çok fazla ciddi biçimde şeyindeler, bilincindeler. Hocam kusura bakmayın, teşekkür ederim. Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Önündeki Engeller Cansen Başaran Symes, Başaran Nas Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş

162 PANEL MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Cansen Başaran Symes, Başaran Nas Bağımsız Denetim ve SMMM A.Ş. Pekâlâ, öncelikle hepinize hoş geldiniz diyorum, yıllardır aslında böyle bir birlikteliğimiz var, Yahya Bey beni gene finalde panele davet ettiği zaman, ben aslında kendisine belki de arkadaşlarımız bizleri görmekten bıktılar burada biraz daha yeni yüzlere ihtiyaç var diye söylemiştim ama Yahya Bey in ısrarcılığıyla yine buradayım ve yine sizlerle beraberiz. Evet, mesleğimizde aslında bu anlamda da önemli yıllar geçti, aslında dün akşam ben aranıza katılabildim, toplantının başından bu yana burada değildim ama bir çok kuruldan arkadaşlarla dün akşam sohbet etme imkanı aldım dolayısıyla konuşulan konular üzerinde bilgim var ama şunu itiraf edeyim; dün akşam otele girerken dedim ki evet Türkiye değişiyor, inanılmaz devasa bir yere geldik, galiba bu otelde değişen Türkiye nin bir yüzü çünkü biz bu sempozyumları, yine büyük ama hiç bu kadar devasa bir yerde yapmamıştık. Sanıyorum burası da değişen Türkiye nin yüzü. Bunu niye söylüyorum? Aslında bu değişimin içinde hepimizin ve mesleğin rolü de değişiyor. Şimdi tekrar konunun ana başlığına dönersek aslında oldukça yetkin konuşmacılar hemen hemen her şeyi söylediler, hem teknik açıdan hem önümüzdeki dönemki uygulamalar. Yol haritasının önemi ama ben bir konuda özellikle altını çizmek istiyorum belki konuşmamı da dört ana başlıkta toplayacağım şimdi ana temada ülkemizde muhasebe ve denetim mesleğinde kurumsallaşmanın önündeki engeller diyoruz, öncelikle ben şunu söyleyeyim. Şahsi yapım itibari ile ben engel sözünü çok seven biri değilim dolayısıyla ben bunu bir engel değil belki de kalite arayışında bunu nihai olarak kaliteye ulaşmak için yol arayışında bir araç olduğunu düşünüyorum, kurumsallaşmanın. Nitekim aslında bu, bu salonda olup da bu sempozyumları takip eden arkadaşlarımız için yeni bir kavram değil. Gerek TÜRMOB gerek Serbest Muhasebeci Müşavirler Odaları, bunu İstanbul başta olmak üzere Türkiye genelinde yıllardır tartışıyorlar. Dolayısıyla yeni bir şey değil ama yeni olan ne galiba Türkiye de de biliyorsunuz yumurta kapıya tam sıkışmadan, ertelendi ertelenecek tam o uluslararası platform dediğimiz ortam oluşmadan biraz daha belki yapmakta zorlanıyoruz

163 PANEL PANEL Dolayısıyla bugün aslında bu kadar daha tedirgin olmamızın nedeni aslında uzun süredir tartışılan Türk Ticaret Kanunu nun artık hayata geçeceği tarih geldi. Altı aydan biraz daha fazla süre var bir de ertelemeyle ilgili olan hayaller de gerçekleşmeyecek gibi, gerçi burası Türkiye yani onun da altını çizmek lazım ama şunu çok net biliyoruz, hükümetimizin vizyonunda Türk iş hayatını getirmek istediği yerde çok önemli bir taş dolayısıyla da değişmesinin biz meslek mensubu olarak Türkiye nin daha ileri gitmesini isteyen hiçbir kimsenin desteklemeyeceğini düşünüyorum, dolayısıyla burada da bize bu konuda bize chapter açmaya çalışanlarında önünde durmak gibi de bir görevimiz var. Dört konuyu şöyle özetlemek isterim aslında öncelikle nasıl bir ortamda mesleğimizi icra ediyoruza, değineceğim. Burada dünya ve Türkiye ekseni son derece önemli ardından çok kısaca müşterilerimiz, iş dünyası önemli bir mesleği icra ederken dolayısıyla onlardaki değişim bizim yapacağımız işi ciddi şekilde değiştiriyor. Dünyada kanun koyucular, düzenleyici otoritelerin bu meslek ile ilgili bakış açıları, beklentileri günden güne ciddi şekilde değişiyor. Artı belki bilmiyorum çok fazla bahsedilmedi ama insan kaynağı değişiyor yani bu mesleğe giren jenerasyonun kariyer beklentisi, nasıl bir iş ortamında çalışacağıyla ilgili beklentiler değişiyor dolayısıyla kalite derken, kurumsallaşma derken aslında bu değişim trendlerini çok iyi anlamamız lazım, daha sonra çok kısaca şeffaflığa değineceğim çünkü şeffaflığın tanımında bir kavram kargaşası olduğunu düşünüyorum zaman zaman şeffaftan ne anladığımızı yanılıyoruz, son olarak da çok kısaca dünya vizyonu 2050 deki etraftaki çalışmalara ve geçtiğimiz haftalarda yayımlanan Türkiye nin vizyonu 2050 raporu ve burada aslında hep altını çizdiğimiz sürdürülebilir dünyaya nasıl ulaşırız sorusunda ve bu denklemde bizim müşterilerimiz olan iş dünyasının, regülatörlerin ve en önemlisi mesleğimizin rolü nedir, diye bunlara çok kısaca değinerek hemen toparlayacağım. Şimdi nasıl bir ortamda mesleğimizi icra ediyoruz? Her gün gazeteyi açtığımızda dünyadaki bütün dengelerin, gelişmekte olan toplumlara ama bunun özelinde de Türkiye eksenindeki coğrafyada çok ciddi bir değişim var ve bu onuncu ekonomi olma 2023 vizyonu aslında çok ciddi bir platform sağlıyor, şunu itiraf etmeliyim aslında Türk iş hayatı ki biz oraya hizmet ediyoruz şunu unutmayalım biz aslında profesyonel hizmetler sektörüyüz yaptığımız iş itibari ile, Türk iş dünyası bu vizyon etrafında kenetlendiği sürece bizden istenen talepler de bunun etrafında ciddi şekilde değişiyor, dolayısıyla denetimden beklenen kalite, müşteriye yaratılacak ilave değer sadece önünüze ulaşan bir mali tablonun bu doğrudur diye bir mührü, damgası değil, bu süreç yürütülürken müşteriye yaratılan katma değer çok önemli hale geliyor ve burada şunu hemen itiraf edeyim; Türk şirketler için çok ciddi bir değişimden geçiyor arkadaşlar dolayısıyla bizim geçmişte onların belki de çok daha fazla anlamadığı finansal, mali tabloların doğru olmayan kısımlarını düzelterek, onlara yarattığımız değer kalmadı dolayısıyla şuanda meslek aslında bütün bu süreçleri, o mali tabloları ortaya çıkarken, o süreçler oluşturulurken, ne kadar risk odaklı bir yapı kurulmuş müşteride biz buna nasıl bir denetim yaklaşımıyla bir değer katarak neticesinde kamu için, bütün kullanıcılar için tabii ki bu kullanıcılardan gelen baskıyla bütün süreçlere çok daha katı kurallarla bakan, otoritelerle beraber böyle bir ortamda çalışıyoruz dolayısıyla bence bu dinamikleri çok iyi anlamak ve bu dinamikleri anlamaya vakit geçirmek lazım çünkü ben Türk Ticaret Kanunu çerçevesindeki bütün tartışmaları, kanunda yazan sözleri tekrar tekrar bütün sunumlarda tekrarlama olarak görüyorum, kanun zaten bir metin, ne yapılacağı belli yani verdiği görevler belli beni yanlış anlamayın ama bu görevleri nasıl dolduracağımız, onun arkasındaki arka planı bence çok önemli onun için önümüzdeki dönemde belki de kurumsallaşmada biraz geciken arkadaşlarımız olayı şöyle de basite indirgemesinler, üç beş kişi bir araya geleceğiz daha çok insana yatırım yapacağız, belli ölçüde metotları da kuracağız inanın bu maalesef yeterli olmaktan çıktı. Yani ben şöyle belki bir serbest muhasebeci olarak kendi kariyerimden bir parantez açarsam, ben 1980 yılında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun oldum yılında Türkiye de denetim, bağımsız denetimin olmadığı ve hatta Dünya Bankası adına yaptığımız denetimlerden dolayı bize ödenen ücretlerin Kanunen Kabul Edilmeyen Gider kabul edildiği bir dönemde bu mesleğe başladım, daha sonra hiç söylememe gerek yok biliyorsunuz SPK, BDDK ve şimdi Türk Ticaret Kanunu. Ama şuanda gelinen noktada bütün bu kurumlar dahi özellikle burada da bahsedildi, bu dünyada yüzyıllardır yapan kurumlar kendi iş yapış şekillerini belli ölçüde transform ediyorlar çünkü şöyle dünyada ekonomik krizin getirdiği çok önemli bir boyut var, biliyorsunuz profesyonel bir hizmet sunuyoruz, karşılığında mutlaka bir gelir ve bu gelirin eğitimi, elemanları hele de yeni iş hayatına katılan, beklentileri son derece agresif olan, iyi para kazanıp daha kaliteli hayat peşinde koşan, kaliteli beyinleri

164 PANEL PANEL buraya almak için bu bir maliyet ama bütün bu oluşan maliyetlerden sonra bunun alıcısına baktığımız zaman dünya rekabetinde son derece marjınları düşmüş, aldığı her hizmetteki marjınları düşürmeye çalışan da bir iş dünyası var, bu aslında iki açısından bakıldığında çok zor bir denklem, ben açıkçası içinde bulunduğum kurum 30. yılını Türkiye de doldurdu, 2250 civarında bir kadromuz var, açıkçası ben düşündüğüm zaman bu transformasyonda son derce kurumsal, kaliteden hiç fedakarlık yapmadan, bu işi daha iyi nasıl yapabiliriz üzerine kafa yoruyoruz dolayısıyla bu mesleğe kurumsal olarak, yeni yapılarla girecek arkadaşlarımıza çok önemli bir tavsiyem var, yapacağınız kuracağınız her yapıda verimliliğe ve maliyet unsuruna ama kaliteden hiç fedakarlık etmeden maliyet hususuna çok, çok çok dikkat edin. Bizim işimiz böyle çok lüks ofisleri, büyük odaları isteyen bir iş değil, bugün teknoloji ile bir blakberry ile, bir computer ile her yerde çalışılabilir, dolayısıyla yeni bir dizayn yapıyorsanız lütfen burada daha verimliliğe yönelik, maliyeti düşürücü ama kaliteden hiç fedakarlık etmeden, şimdi bu çok zor bir denklem biraz evvel SPK dan Kürşat Bey de bize şeyi söyledi, bağımsız denetimde iş yapılırken diğer hizmetlerin verilmemesi dolayısıyla eğer bağımsız denetim yapılıyorsa farklı işlerin yapılmaması ama bu da aslında bizi düzenleyen otoritelerin düşünmesi de üzerinde gereken bir konu, beni yanlış anlamayın bugün dünyadaki büyük kurumlar şöyle algılanıyor hani bunlar muhasebe işte şirketlerin denetimi sırasında müthiş bir bilgi paylaşımına ulaşıyorlar, daha sonra bu bilgi paylaşımından her türlü müşterideki işleyişlere şey yapıp, milyonlarca dolar ücretlerle bu şirketlerle olan bağımsızlıklarını yitiriyorlar bunu bence üzerinde çok iyi analiz edilmesi lazım çünkü hepimiz biliyoruz çünkü serbest muhasebeci mali müşavirlere bu odada hitap ediyorum, bu meslek çok fazla pirim verilen bir meslek değil ama bu meslek aynı zamanda da müthiş bir donanım isteyen bir meslek dolayısıyla bu donanım mutlaka bu tür hizmetlerle şekillendirilmesi lazım nitekim bunu diyen aslında Kürşat Bey daha sonra şunu çok haklı olarak söyledi ki kendisine tümüyle katılıyorum bu mesleğin partnerlerinin, ortaklarının sadece SMM değil başka yetkinlikleri olan çok daha komple takımların olması gerektiğini söyledi, burada aslında kendi içinde biraz bir çelişki var, bunun üzerinde biraz çalışmamamız lazım bu dünyada tartışılıyor biliyorsunuz Green Paper var, mesleğin daha kaliteli yapılması ben şunu çok iyi anlıyorum, kanun koyucuların üzerinde dünyada yaşanan hakikaten şeffaflığın aşılmasından dolayı olan konular üzerinde çok ciddi bir baskı var, dolayısıyla haklı olarak bu mesleğin hem kaliteli hem de kaliteyi zedeleyecek ticari kaygıların ortadan kalkması için uğraşıyorlar ama bu denklem çok kolay bir denklem değil dolayısıyla buradaki maliyet unsurunu mutlaka çok iyi dizayn etmemiz lazım ama onunda önemlisi bu meslek kaliteli olarak iyi beyinlerle yapılıyor, bu beyinlerinde piyasada bir maliyeti var dolayısıyla bunun altını özellikle çizmek isterim. Şeffaflığa hızla değineyim, aslında şeffaflık talebini özellikle Türk Ticaret Kanunu kapsamında çok boyutlarla tartışıyoruz. Özellikle toplantılarımıza daha küçük boyutlu işletmelerden gelen arkadaşlarımıza eğitimlerde Türk Ticaret Kanunu nun getirdiği şeffaflıkla ciddi bir şekilde rekabette dezavantaj yaratacaklarını düşünüyorlar. Ama şunu çok net söyleyeyim bugün çevremizde olan şeffaflık ile ilgili taleplere baktığımızda, buna Arap ülkelerinde olan baharı da ilave edebiliriz, bugün bütün toplumlar her bilgiyi kullanan daha çok bilgi istiyor. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu nun getirdiği şeffaflığı, Türk Ticaret Kanunu nun Türkiye ye getirdiği bir lüks olarak algılamak son derece yanlış! Aslında bu dünyanın bir talebi, iş hayatının bir talebi, toplumların ve her kullanıcının yani oraya parasını koyan herkesin talebi, dolayısıyla şeffaflığı bu boyutta tartışma ortamına çekmeyi hepimiz birçok seminere, toplantıya katılıyoruz bu boyutta tartışmayı çok daha önemseyelim diyelim. Benim burada hemen kendimle ilgili bir belki anımı da sizlerle paylaşmak isterim. Biraz evvel söyledim, ben mesleğe başladığımda Türkiye de bağımsız denetimle ilgili bir yasa yoktu biz Türkiye de ki şimdi Türkiye nin çok büyük kurumları o dönemlerde büyük kurumları değildi bu kadar, onların Dünya Bankası ndan aldıkları krediler için denetlerdik. Türkiye de gene UFRS yoktu, o zaman önce US GAAP sonra UFRS Türkiye de zorunlu olmadan da dünya piyasalarının istediği formatlar olarak ben bütün kariyerim boyunca bunlar üzerinde çalıştım, bir büyük kurumun aileden çok üst düzey chairman i benim o dönemde dünya başkanım gelip kendisini ziyaret ettiği zaman bizi Dünya Başkanına şikayet etti, dedi ki Cansen Hanım bize geliyor, mali tablolarımızın üzerinde bir sürü dip not hazırlattırıyor, zorluyor, dip notlara bakıyorlar, tekrar tekrar kocaman raporlar çıkarmaya bizi zorluyor ve bizim rakiplerimizin karşısında denetlenmeyen rekabet avantajımızı zor duruma bırakıyor. Bu çok yanlış bir rekabet konumlandırılması ama bu yeni bir gelenek değil hep vardı ama şu anda çok farklı bir dünya piyasasında rekabet eden KOBİ lerimizde 21. Yüzyılda böyle bir şeffaflıkla rekabet arasında bağlantı kurmaya izin vermeyelim çünkü izin verdiğimiz sürece onlar dünya rekabetinde yer

165 PANEL kaybedecekler, onların yer kaybetmesi demek bizim ülke olarak onuncu ekonomi hayalimize sekte dolayısıyla refahımıza sekte. Son olarak da belki basından takip etmişsinizdir ama mutlaka dünyanın sürdürülebilirlik ajandasındaki gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum çünkü artık dünya şunun çok net farkında bütün kaynakların doğru kullanılması lazım, çünkü kullanmadığımız zaman bize yetmeyecek bir dünyaya doğru gidiyoruz dolayısıyla burada bizim mesleğimize de çok ciddi sorumluluklar düştüğü gibi önümüzdeki döneme yönelik sürdürülebilirlik konusundaki raporlamaların çok farklı denetimleri ortaya çıkıyor onun için de hakikaten kurumlarımızda sadece muhasebe işletme backraundlu arkadaşlarımızın değil, çok farklı uzmanlıkların olması gerekecek, bugün dünya karbon emisyonlarının denetlenmesini istiyor bilmiyorum ne kadar farkındasınız ama Türkiye den Eczacıbaşı Holding son iki senedir sürdürülebilirlik ile ilgili dünyaya yayımladığı raporlarını aynı zamanda bize denetlettiriyor biz bu denetimleri yaparken çok farklı dünyadan uzmanları kullanıyoruz, environment tan sorumlu, çevre, kimya dolayısıyla mesleğimiz hakikaten ileriye dönük çok daha kompleks hale geliyor, finans raporlamanın, finansal raporlama belli bir ayağı olarak kalacak dolayısıyla ileriyle ilgili planlarınızda da böyle bir vizyonu da sizlerle paylaşmak isterim. Rapor Türkiye içinde hazırlandı aslında TÜSİAD tarafından dolayısıyla Türkiye nin de bir 2050 vizyon yol haritası var, bütün buradaki cevaplandırmaya dünyanın ve Türkiye nin cevaplandırmaya çalıştığı soru aslında sürdürülebilir bir dünyayı nasıl kavuşuruz bu denklemde iş dünyasının rolü nedir? Bizler hem iş dünyasının temsilcileri olarak hem kendi kurumlarımızla hem de iş dünyasının temsilcilerine verdiğimiz hizmetlerde kendi rolümüzü bu anlamda da bir kere daha düşünmek zorundayız diyerek sözlerime burada son veriyorum, çok teşekkürler. Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Önündeki Engeller Bora Topaloğlu, Maliye Bakanlığı

166 PANEL MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Bora Topaloğlu, Maliye Bakanlığı Sayın TÜRMOB Başkanı, Değerli Oda Başkanları ve çok değerli hazirun hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bilindiği üzere tarihi muhasebe ve denetim mesleği açısından bir milat ve yeni TTK ile muhasebe, denetim alanında ülkemiz büyük bir değişim geçirecek ancak bu gelişimin temel üç tane değişkeni var. Kimler bu değişkenler? Firma sahipleri, devlet ve meslek örgütü yani siz meslektaşlar. Bu değişimde elbette ki bu değişimin tarafları belirli alanlarda direnç gösterecektir. Firma sahipleri açısından bunu değerlendirdiğimizde, firma sahipleri belki muhasebe alanında bu değişimi çok fazla fark edemeyecekler ama bağımsız denetim alanında bu değişimin farkında olacaklar, belki kendilerine ekstra maliyetler gelecek, bu bağımsız denetimin maliyetini yüklenmek istemeyecekler firma sahipleri açısından konuyu değerlendirdiğimizde bu türden dirençlerin olması mümkün. Devlet açısından konuyu değerlendirdiğimizde eski Cumhurbaşkanlarımızdan birisinin bir sözü vardır der ki; Devlette çarklar kolay kolay işlemez ancak çarklar bir kere işlemeye başladığında önünde kimse duramaz emin olun devlette de bu değişim farkına varıldı ve çarklarda işlemeye başladı. Maliye Bakanlığı olarak bizler özellikle Türk Ticaret Kanunu na adaptasyon ve uyum sürecinde bir takım değişiklikler yapıyoruz, bu değişiklikler temel olarak Vergi Usul Kanununda ve tek düzen hesap planında olmak üzere iki ana başlıkta tabii bunun bir uzantısı da Vergi Usul Kanunu nda yapılacak olan değişikliğin uzantısı elektronik defter uygulaması. Anonim şirket, limitet şirket ve şirketler topluluğunun finansal tabloları denetçi tarafından TTK ya göre uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu, Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenecektir. Anca burada önemli olan husus TTK nın 397. maddesinde yer alan ve denetçinin denetiminden geçmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun düzenlenmemiş hükmünde olacağıdır. Bunun birçok sonucu olacaktır ve bu birçok sonuç elbette ki ileride ticari kardan, mali kara geçişte düzenlenecek bilançoların ve devlete sunulacak bilançoların batıl olma durumlarının da göz ardı edilmemesini gerektirecektir. TTK nın muhasebe ve denetim alanında öngördüğü ve de teşvik ettiği en büyük yenilik ise denetim mesleğinin kurumsal

167 PANEL PANEL laşmasıdır. TTK da bunun en büyük kanıtı 400. madde de yer alan denetçi tanıtımıdır, 400. maddeye göre denetçi ancak ortakları yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci yeminli mali müşavir unvanını taşıyan bir bağımsız denetleme kuruluşu olabilir. Görüleceği üzere TTK özellikle büyük şirketlerin denetlenmesi açısından kurumsal bir yapıyı öngörmektedir sayılı Kanun açısından konuyu değerlendirdiğimizde; ilgili Meslek Mensuplarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre birden çok meslek mensubu da ortaklık bürosu veya şirket kurarak mesleki faaliyette bulunabilirler, dolayısıyla TTK ile 3568 arasında ortak büro açma bakımından herhangi bir sorun görünmemektedir. Denetim kurumsallaşmayı teşvik eden 400. maddeye göre denetçi, bağımsız denetleme kuruluşu ortakları YMM veya SMM olması zorunludur burada özellikle altını çizeceğim hususa geçmeden önce Sayın SPK temsilcisi Kürşat üstadın belirttiği noktaya değinmek istiyorum. Uluslararası muhasebe standartları bildiğiniz üzere birçok alanda işletme yöneticilerine de sübjektif değerlendirme unsurları bırakmaktadır. Aslında sübjektif demek birazcık belki gaddarlık olur ama mesela bir şirket maddi bir duran varlık aldığında bu maddi duran varlığın hurda değerli belirlemesi gerekmektedir. Bu hurda değerini belirleyecek ki bu hurda değerini ilk maliyet bedelinden düşecek ve bunun üzerinde amortisman ayıracaklar bu kadar basit bir süreçte dahi işletme yöneticilerinin inisiyatif kullanabileceği alanlar vardır onun da ötesinde almış olduğu maddi duran varlığa veya işletme birleşmeleri neticesinde finansal tablolarda gözüken maddi duran varlıkların değerlenin neler olacağı hususlarında bir çok uzmanın görüşüne ihtiyaç olacaktır, bu noktada işte bu değerleme hususlarının uzman gözünden, uzman penceresinden değerlendirilmesi gerekmekte olup, bağımsız denetim faaliyetinde bulunan kurumların belki de ortaklarının arasında uzman değerleme, değerleyicilerinin bulunması gerekecektir. Madde metnine göre asıl değinmek istediğim husus kurumsallaşma ile ilgili YMM ve SMM lerin bağımsız denetim kuruluşlarındaki ortaklıklarıyla ilgilidir. Madde metnine göre YMM ler kendi aralarında SMM ler de kendi aralarında bir araya gelebilirler, bu konuda herhangi bir sorun yoktur zaten uygulamada şu anda bu şekildedir e göre yeminli mali müşavir, muhasebe ile ilgili defter tutamazlar, muhasebe bürosu açamazlar ve muhasebe bürolarına ortak olamazlar, 3568 in 2. maddesinde yer alan hükümdür. Bunun sebebi de YMM lerin tasdik hizmeti bir başka anlatımla denetim faaliyeti yapıyor olmalarıdır. Bu kapsamda değerlendirildiğinde, 3568 ve TTK nın hükümlerinin birbirine paralel olduğunu söyleyebiliriz, SMM ler açısından baktığımızda ise TTK bazı alanlarda SMM lerin yaptığı işler yönünden bağımsız denetçilere kurallar getirmiştir. TTK bağımsız denetçilerin aynı anda yapamayacağı birçok alan belirlemişken sadece vergi danışmanlığı ve vergi denetimi alanında denetçiler açısından kısıtlama getirmemiştir. TTK da yer alan denetçilerin yapamayacağı işlere ilişkin kısıtlamada altın kural, bir kişinin kendi yaptığı işi denetleyememesidir, ancak bu altın kuralın istisnası vergi danışmanlığı ve denetimidir. Vergi danışmanlığında aslında şirketin finansal tablolarını oluşmasında etkili olduğuna göre bu alanda denetçilerin yapamayacağı işler arasında değerlendirilebilir. Ancak YMM lerin yaptıkları tasdik hizmetleri yani vergi denetim hizmeti ise özü itibari ile denetim faaliyeti olduğu için farklı bir konumdadır burada bağımsız denetçinin bağımsızlığına helal getirebilecek bir durumun söz konusu olmadığını düşünüyorum. Her ne kadar şahsi görüşüm YMM ve SMM lerin, YMM sadece tasdik hizmeti veriyorsa ve SMM de sadece bağımsız denetim hizmeti veriyorsa aynı çatı altında bir araya gelebileceğine dair ise de bu konuda uygulamayı idarenin nihai görüşü belirleyeceği gibi daha net bir hukuki alt yapının da oluşmasına ihtiyaç vardır. TTK ya göre bağımsız denetim büyük kuruluşlar açısından, büyük işletmeler açısından bir bağımsız denetim kuruluşu tarafından yaptırılacakken KOBİ ler açısından ise bir veya bir den fazla Yeminli Mali Müşavir denetçi olarak seçilebilecektir. Bu şunu söylemektedir, aslında ülkemizde binlerle, yüz binlerle ifade edilen KOBİ lerin artık bireysel denetçiler tarafından denetlenebileceğinin önü açılmıştır bununla. Aslında bu hüküm belki de kurumsallaşmanın önünde bir engel olarak görülebilir. Bağımsız denetçilerin, denetlenecek şirketle, organik bir bağının olmaması, özellikle de bir çıkar ilişkisinin olmaması gerekmektedir. TTK nin lafzından hareket edecek olursak bir SMM müşterisine muhasebe hizmeti verirken, diğer müşterisine ise denetim hizmeti verecektir burada mesleğin kurumsallaşmasında önümüze gelebilecek en büyük engellerden bir tanesi ortaya çıkmaktadır. Bu durum şu şekilde bir örnek verebiliriz; bir SMM başka bir SMM nin defterini, tuttuğu firmaları denetleyebilecek, kendi müşterilerini de aynı SMM ye denetletebilecektir. Ancak bu durum TTK nın bağımsız denetim alanında öngördüğü bağımsızlığı zedeleyecektir. Denetçinin bağımsızlığı açısından bakıldığında ilk etapta hiçbir sorun yok gibi göründe de bu durum denetim mesleğinin kurumsallaşmasının önündeki bir engel olarak karşımıza çıkacaktır ancak söz konusu sorun ikincil düzenlemelerde yapılacak değişikliklerle engellenebilecektir. Ben burada sözlerime son vererek hepinizi saygıyla selamlıyorum

168 Muhasebe ve Denetim Mesleğinde Kurumsallaşmanın Önündeki Engeller Özgür Dalgıç, BDDK Denetim Daire Başkanı

169 PANEL MUHASEBE VE DENETİM MESLEĞİNDE KURUMSALLAŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Özgür Dalgıç, BDDK Denetim Daire Başkanı Evet, Sayın Başkan, ilk önce Odalarımızın Sayın Yöneticileri, Sayın Panelistler ve muhasebe ve denetim mesleğinin çok değerli emekçileri, bu yaza veda etmeye hazırlandığımız, yaza veda ettiğimiz şu günlerde böylesine güzel bir ortamda düzenlenen bu güzel panelde konuşmacı olarak yer almaktan kurumumu temsilen çok mutluluk duyduğumu belirtmek isterim bir de davet içinde çok teşekkür ederim. Tabii sempozyumun en son panelinin en son konuşmacısı olmak çok dezavantajlı bir durum, söylenilen birçok şey söylenmiş oluyor, konuşulmuş oluyor, dinleyiciler konsantrasyonlarını kaybetmiş oluyorlar, bir de en son konuşmacının konuşması hatırlandığı için hep sorular en son konuşmacıya geliyor, dolayısıyla bu çok bu dezavantajlı durumu biraz olsun gidermek için farklı bir bakış açısıyla birazcık bizim denetlemek ve düzenlemekle sorumlu olduğumuz sektör açısından biraz o sektörden bahsetmek ve o sektördeki bağımsız denetim faaliyetlerinden bahsetmek istiyorum, bu amaçla çok kısa bir biçimde bankacılık sistemimizle ilgili bir takım bilgiler vermek istiyorum. Gerçekten 2001 yılında Türkiye çok önemli bir kriz yaşadı, BDDK nın yeni kurulduğu bir dönem, kurumumun yeni kurulduğu bir dönem ama o dönemde hakikaten ateşten bir gömlek giymek zorunda kaldı kurumum fakat bu krizden sonra hakikaten alınan tedbirler, bankacılık sisteminde yaşanan yapısal dönüşüm görüyoruz ki bugün global kaynaklı krize, tüm dünyada yaşanan krize bizim aşıl olarak girmemiz sebep olmuştur, ben 2011 krizinin Türkiye de Türk bankacılık sektöründe bir antikor oluşturduğunu vücutta bir antikor olduğunu düşünüyorum ve dolayısıyla bugün bu krizin çok daha hafif atlatılmasında çok önemli etkisi olduğunu düşünüyorum, tabii burada alınan bir takım temel tedbirlerden bahsedersek bunun en önemlisi Türkiye de %8 olarak kabul edilen sermaye yeterlilik oranı 2006 yılında yapılan ve o zaman bankalarında büyük tepkisi ile karşılaşılan asgari oranın %12 ye çıkarılması, hedef oranı olarak belirlenmesidir. Bunun çok önemli katkısı olmuştur bankalarımızın sermaye

170 PANEL PANEL yapısının güçlendirilmesine, güçlü tutulmasında proaktif önlem oluştur, nitekim OECD ülkeleri arasında da bankacılık sektöründe kamunun sermaye desteğine ihtiyaç duymayan tek ülke olmuştur bu dönemde Avrupa da ki krizde birçok ülke birçok ülke Merkez Bankası, bankaları doğrudan ve dolaylı olarak desteklemiştir. Burada tabii birçok kısa olarak bir anımdan bahsetmek istiyorum. BDDK nın ilk kurulduğu yıllarda, bugün hakikaten geldiğimiz durumda yaşanan krize rağmen, Türkiye daha önce kötü örnekler arasında gösterilirken bugün en iyi uygulamalar arasında gösterilmekte ve adeta bir yıldız gibi parlamaktadır bunu katıldığımız uluslararası toplantılarda çok büyük bir gururla ve sevinçle gözlemliyoruz. Gerçekten bir yıldız gibi parlıyor herkesin gözü bizim sistemimizin üzerinde bununla ilgili çok güzel bir anım var, biz ilk BDDK kurulduğu zaman diğer ülkelerde bu tür kurullar nasıl çalışıyor? Kurumlar nasıl çalışıyor? Bilgi alışverişinde bulunmak üzere Amerika ya gittiğimizde, Amerika FDIC de işte meslek hayatının sonlarına gelmiş yirmi beş veya otuz yıllık bir tecrübeye sahip bir işçi ile sohbet ettiğimizde o şöyle demişti. Burada hayat çok sıkıcı, çok stabil, risk yok, kriz yok, siz ne güzelsiniz, bakın onuncu yılınızda üç tane kriz görmüşsünüz, ne kadar güzel diye bana söylemişti. Şimdi zaman zaman o meslektaşım aklıma geliyor Amerika da ki eğer emekli olmadıysa herhalde hayatında aradığı heyecanı fazlasıyla bulmuştur diye düşünüyorum, gerçekten o tecrübe Türkiye de krizler sırasında yaşanan tecrübe bugün hakikaten bu krizi hafif atlatmamızda en önemi etken olmuştur. Baktığımız zaman hakikaten bizim yaptığımız, o zaman yaptığımız düzenlemelerin bugün bir çok ülke tarafından yapılmaya, benimsenmeye, Avrupa daki ülkeler tarafından benimsenmeye çalıştığını görüyoruz, özellikle kar dağıtımları konusundaki muhafazakar yaklaşımımız yine bankaların bu krizi daha hafif atlatmasında önemli yapısal tedbirlerden biri olmuştur, hemen 2008 yılı başlarında krizin Amerika da ki krizin baş gösterdiği, somutlaştığı zamanlarda karşılık yönetmeliğinde yaptığımız değişiklikler, yine bankaların ve şirketlerin kriz sürecine daha az maruz kalmalarına sebep olmuştur, diğer mali kurumlarında BDDK denetim içerisine alınması, finansal sistemin derinleşmesine katkı sağlamıştır özellikle bugün çok sık karşılaştığımız BASEL 3 kapsamındaki değişiklikler incelendiğinde, likidite, sermaye tamponu ve kar dağıtımı ile ilgili hususların BDDK tarafından aslında kriz öncesinde alınan proaktif önlemlerle büyük ölçüde benzeştiğini görüyoruz. Bu da ayrıca bir gurur kaynağı Yine bu düzenlemelerin yanı sıra kurumumuzca bankalarda gerçekleşen denetimde de yapısal değişiklikler olmuş, risk odaklı denetim gibi daha etkin yöntemler kullanılmaya başlanmış ve bankaların bilgi denetimi teknolojilerine de özel bir önem verilmiştir. Şöylece bir bakarsak, bir fikir vermesi açısından kredilerin takibe dönüşüm oranı olumlu yönde azalmaktadır, sermaye yeter rasyosu karların ve kar marjlarının azalması sebebiyle karların düşmesi sebebiyle bir miktar düşmüş olmakla birlikte halen %12 seviyesinin çok üzerlerinde, %17 ortalamasındadır ki bu birçok Avrupa bankasında sermaye yeterlilikleri %8 in altına hatta %4 ün altına düşmüştür. Seçilmiş rasyolara baktığımıza bankacılık sisteminin diğer ülkelere göre daha sağlıklı bir yapıda olduğu görülmektedir. Çok basit bir swot analizine bakarsak, göz atarsak, bizim bankacılığın güçlü yönlerinin en önemlisi nitelikli iş gücü ve teknolojik gelişmişlik olduğunu görüyoruz. Birçok Avrupa ülkesinde olmayan, bilinmeyen teknoloji sayesinde birçok yenilik, reklamlarda da görüyorsunuz Türk bankacılık sisteminde uygulanmaya başlanmıştır yine konuşmamın başında belirttiğim gibi krizlerden kazanılan tecrübe gerçekten sistemde bir antikor etkisi yaratmıştır. Risk kültürünün gelişmesi ve iç kontrol sistemlerinin kurulması yönünde atılan adımlar, önemli olmuştur, yine toksik ürünlerin yatırım yapılmamış olması da tabii bu krizde bankacılık sistemimizin daha sağlıklı olmasına göstermiştir. Tehditler veya riskler olarak bakarsak en önemli riskler finansal sistemin hala banka ağırlıklı bir yapıda olması dolayısıyla derinliğinin sağlanamamış olmasıdır, bununla ilgili de olumlu adımlar gelişmeler olmaktadır. Yükselen cari açık, ekonominin kırılgan yapısı bu zaten hep söylenilen, konuşula gelinen bir şey. Bankacılık sisteminin değil ama bankacılık sisteminin borç verdiği, kredi verdiği reel sektörün yüksek kur ve faiz riski bankacılık sisteminin önündeki en önemli risklerden biri olarak gözükmektedir. Tabii ki hemen yanı başımızdaki komşumuzdaki ve diğer Avrupa ülkelerindeki borç krizinin etkileri de şüphesiz rüzgarı da bizi etkileyecektir, bu da risklerden biri olarak gözükmektedir. Şimdi bankacılık açısından bağımsız denetime bakarsak eğer diğer işletmelerle karşılaştırıldığında bankacılık ürünleri çok daha karmaşık türev ve yapılandırmış ürünlerin çok olması, mali enstrümanların karmaşık olması, tablolarda hata ve yanlışlık içerme ihtimalini diğer işletmelere göre çok daha fazla arttırmaktadır, bu yüzden mali tabloların banka mali tablolarının bağımsız

171 PANEL PANEL denetimi, diğer işletmelere göre çok daha büyük önem arz etmektedir. Bankaların bizim denetimimiz açısından da bizim en önem verdiğimiz sacayaklarından bir tanesi de bankaların bağımsız denetimidir. Yani bağımsız denetim, değerleme, derecelendirme sacayaklarından belki de en önemlisi bizim için banka, kamu denetimi için bağımsız denetimdir. Bağımsız denetimin bankalardaki bağımsız denetim sadece muhasebe veya mali tablo denetiminden ibaret olmayıp onun ötesine geçmiştir. Özellikle bankaların bilgi işlem sistemlerinin denetimi son zamanlarda önem verdiğimiz ve uzmanlık gerektiren bir alan olmuştur. Yine yeni Türk Ticaret Kanunu nda da yerini bulan bankaların risk yönetim sistemlerinin, bankaların iç kontrol sistemlerinin süreçlerinin, buna ilişkin süreçlerinin denetiminde bankacılıktaki bağımsız denetimin farklı kılan öğelerden birkaç tanesidir. Bu yüzden bankalarda bağımsız denetim yapacak şirketler için özel usul, esaslar ve lisanslama süreci getirilmiştir. Şu anda bankalarda bağımsız denetim yapmaya yetkili 42 tane şirketimiz var bizden yetki almış, bu şirketlerin çoğunluğu gerek bankalarda gerekse banka dışı mali kurumlarda factoring, leasing ve tüketici finansman şirketlerinde etkin bir şekilde denetim faaliyetlerinde bulunmaktadırlar. Bizim düzenlemelerimizle getirdiğimiz kurallara baktığımız zaman aslında pek çoğunun bağımsız denetim şirketlerinin kurumsallaşmasını sağlayıcı, zorlayıcı, katkı sağlayıcı nitelikte olduğunu görüyoruz. Düzenlememizde mesleki ilkeler belirlenmiş durumda, bağımsızlığa ilişkin, bağımsızlığı zedeleyici yapılmaması gerekenler belirtilmiş durumda. Denetim süreçleri ve teknikleri ayrıntılı bir şekilde belirlenmiş durumda kalite güvence sistemi ki çok önem verdiğim bir konu maalesef bizim şirketlerimiz tarafından gerekli önemin verilmediği, denetim döngüsü içerisinde üzerinde önemle durulmadığı ve durulamadığı konulardan bir tanesi kalite güvence sistemi. Daha sonra yine bahsedeceğim ondan ve mesleki sorumluluk sigortası bunlar Türkiye de özellikle bankacılıkta, bağımsız denetimin saha kurumsal bir şekilde yapılmasını sağlayacak düzenlemeler aslında. Bağımsızlıkla, bağımsızlıkla ilgili olarak söylemek istediğim bir konu var rotasyon konusunda çok kısa birkaç cümle ile değinmek istiyorum, bizim düzenlememizle BDDK düzenlemesi ile bir denetçinin bankada en fazla sekiz yıl boyunca denetim yapabilmesi şartı getirilmiştir, 2002 yılında uygulamaya başlamış olan bu hüküm, 2002 yılında somut uygulamasını bulmuştur yılında 15 adet bankanın bağımsız denetçisi değişmiştir bu rotasyondan beklenen tabii fayda hepimizin bildiği gibi, denetim körlüğünün giderilmesi ve denetçi bağımsızlığına katkıda bulunmasıdır. Ancak tüm dünyada uygulanandan farklı olarak bizde denetçi rotasyonundan öte daha öteye geçilerek şirket rotasyonu öngörülmüştür bunun etkileri araştırmaya açıktır özellikle burada yer alan araştırma görevlisi, hocalarımız için önemli bir araştırma konusu olacaktır. Bankacılık sistemindeki denetim şirketi rotasyonundan sonra yaşananların ve bunların etkilerinin araştırılması özellikle TTK ile getirilen bağımsız denetim süreci içinde yol gösterici olacaktır diye düşünüyorum, bunun incelenmesi gereken bir alan olduğunu düşünüyorum. Çok kısaca sorunlardan bahsetmek gerekirse, özellikle bağımsız denetim şirketlerine şuandaki durumlarına baktığımızda denetledikleri sektörlerin düzenleyicileri nedeniyle çok sayıda düzenlemeye tabiler. SPK nın halka açık şirketler için, BDDK nın bankalar için, EPDK nın enerji şirketleri için, yine Hazine Müsteşarlığının sigorta şirketleri için uyguladıkları çok sayıda mevzuat ve kural var. Bağımsız denetim şirketleri bunlara uyarken zorlanıyorlar, mevzuatlar arasında bazen çelişkiler olabiliyor, dolayısıyla bu önemli sorunlardan bir tanesi olarak görüyorum ben. İkinci önemli sorun Türkiye Muhasebe Standartları nın henüz alınan çok büyük, yapılan çok büyük mesafeye rağmen henüz yerleşmemiş olması. Konuşmacılarımızdan bir tanesinin de belirttiği gibi temel noktaları düzenlemesine rağmen uygulamada yorum farklılıkları nedeniyle hala oturmamış olduğunu görüyoruz burada da gerek bağımsız denetim şirketlerine gerekse meslek temsilcilerine, birliklere ve odalara büyük görev düşmektedir. Muhasebe standartlarının yerleştirilmesinde, yorumlanmasında katkılarının çok büyük olacağını düşünüyorum yine sorunlardan önemli bir tanesi uluslararası denetim standartlarının mevcudiyeti ama Türk Denetim Standartlarının henüz belirlenmemiş olmasıdır, bununla ilgili olarak da adımların atıldığını görüyoruz. Yine konuşmacılarımızdan bir tanesinin özellikle de Kürşat Bey in söylediği gibi kültürle ilgili olarak, bağımsız denetim kültürünün şirketlerde yerleşmesi ile ilgili olarak önemli mesafeler kat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Şirketler, hala en kurumsallaşmış olduğunu kabul ettiğimiz bankalarımız bile sıradan bir hizmet alımı gibi görmektedirler bağımsız denetimi. Ancak bu bağımsız denetimin bu şekilde görülmemesi şirketin yararına katkısı olacak bir hizmet alımı gibi görülerek özel önem verilmesi özellikle fiyat konusunda çok fazla da rekabetçi olunmaya çalışılmamasının şirketler açısından iyi olacağını

172 PANEL PANEL düşünüyorum. Bu yönde de bilincin şirketlere yerleştirilmesi yönünde de birlik ve odalara önemli görevler düştüğünü düşünüyorum bunların şirketlere anlatılmasında, bağımsız denetim Cansen Hanım ın da altını çizdiği gibi bağımsız denetimin şirketin yararına ve şirket için olması gereken bir olgu olduğuna dair şirketlerin eğitilmesi gerektiğini düşünüyorum, yine bağımsız denetimle ilgili önemli konulardan bir tanesi kurumsal denetimin yönetimin en temel ilkelerinden biri olan denetim komitelerinin şirketlerde etkin biçimde çalışmıyor olması, bankalarda bu durumu gözlemliyoruz denetim komiteleri kağıt üzerinde kalmış durumda yeterli işlemiyorlar çok küçük bir eleştiri olarak Türk Ticaret Kanunu nda denetim komitesine büyük ağırlık verilmediğini görüyoruz oysa SOX ta baktığımız zaman bağımsız denetimin tamamlayıcı olan en önemli konulardan bir tanesi denetim komitesi, denetim komitesinin en önemli görevlerinden biri bağımsız denetçinin seçiminde, bağımsız denetçiyle yürütülen ilişkilerde etkin ve aktif olması dolayısıyla denetim komitelerinde kurumsal denetim ilkeleri kapsamında daha etkin bir şekilde işlemesinin bağımsız denetim mesleğine katkı sağlayacağını düşünüyorum, yine önemli bir risk olarak gördüğüm bir konu bağımsız denetim faaliyetleri ile danışmanlık faaliyetlerinin iç içe geçmesinin bağımsızlığı zedeleme ihtimali bu önümüzdeki günlerde Türk Ticaret Kanunu ile açılan yolun yolda ilerlerken şirketlerin önüne çıkabilecek en önemli konulardan bir tanesi, diğer bir konu insan kaynağının bu şirketlerde, bağımsız denetim şirketlerde özellikle de bankaları denetleyen şirketlerde insan kaynağına yatırım yapılması ancak bunun yönetilmesinde bir takım sıkıntılar olması özellikle personel sirkülasyonun bu alanlarda çok fazla olması da önemli etkenlerden bir tanesi bir diğer burada belirtmediğim, burada yazmayan ama bir diğer olarak önemli gördüğüm konulardan bir tanesi de yine mesleki sorumluluk sigortası. Özellikle bağımsız denetçiler için gündeme gelebilecek mesleki sorumluluk sigortasının yaptırılmasının kendileri için son derece yararlı olduğunu düşünüyorum. Ancak Türkiye de sorumluluk sigortası liability insurance dediğimiz sorumluluk sigortasının şartlarının daha tam olarak yerleşmemiş, oturmamış olması bu konuda önemli bir eksiklik dolayısıyla Hazine Müsteşarlığı tarafından özellikle mesleki sorumluluk sigortasının şartlarının yerleştirilmesine yönelik çalışmaların yapılmasında son derece yararlı olacağını düşünüyorum. Çok kısa olarak ve son slayt olarak beklentiler konusunda bahsetmek istiyorum, denetim standartlarının ve meslek ilkelerinin bulunmadığından bahsetmiştik uluslararası denetim standartları var mı? Mesleki ilkeler var ama kendimize özgü mutlaka denetim standartlarının da oluşturulması gerekiyor, buna yönelik olarak da Türk Ticaret Kanunu nda adımlar atılmış durumda. Tek mevzuat, tek yetkili kurum gerçekten birçok mevzuat yerine bağımsız denetim şirketlerinin düzenleyecek tek bir mevzuatın olması ve bunun içerisinde belli şirket türlerine yönelik özelliklerin kısımların belirlenmesi ve özellikle denetim yapacak olan şirketlerin lisanslamasının da tek bir kurum tarafından yapılmasının son derece yararlı olacağını düşünüyorum. Denetleme üst kurulu adı altında Türk Ticaret Kanunu nda böyle bir kurumun belirlendiğini görüyoruz, bu kurulun oluşturulması aşamasında bu konuda daha önce tecrübesi olan SPK, BDDK gibi kamu otoritelerinin de katkısının olacağından ve bunun beklendiğinden şüphem, hiç şüphem yok zaten işin doğalında bu olması gerekiyor yine kalite güvence sistemi çok önemli kurumsallaşma anlamında diğer konuşmacılarda, sayın hocamda üzerinde çok durduğu için burada çok kısa geçiyorum, kalite güvence sitemine önem verilmesi ve bunun şartlarının yerine getirilmesi kurumsallaşma açısından atılacak çok önemli adımlardan bir tanesi yine az önce bahsettiğim gibi denetim komitelerinin kağıt üzerinde kalmaması, bağımsız denetim ve danışmanlık faaliyetlerinin kesin çizgilerle birbirlerinden ayrılması da sektörün gelişmesine çok nemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Bu zamana kadar mutlaka çok fazla şey söylenildi, konuşuldu gerçekten Türk Ticaret Kanunu bir bağımsız denetim mesleğinin önünde bir kapı açıyor ama bağımsız denetim bu kapının sonundaki gül bahçesine giden yol, çok dikenli, taşlı, çakıllı ben kurumsallaşmayı bu dikenli, taşlı, çakıllı yolda o gül bahçesine yürüyebilme kabiliyeti olarak tanımlıyorum. Bu yolda tüm muhasebe ve denetim mesleği temsilcilerine başarılar ve kolay gelsin diyorum

173 PANEL SORULAR VE CEVAPLAR

174 PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR OTURUM BAŞKANI, PROF. DR. SAİT SEYGENER Evet efendim, şimdi geldik işin zor tarafına. Sekiz tane panelisti organize etmek biraz daha kolay da sekiz yüz kişiyi nasıl revize edeceğiz bu kadar güçlü? Şimdi efendim soru alacağız, ama yalnız soru alacağız. Katkı almaya vaktimiz olmayacak, onun için soru soracakların evvela bir görmek istiyorum kaç tane soru var? Ve kendilerini tanıtmalarını ve soruyu sordukları panelistimizin de ismini de belirlemeleri hem cevaplama açısından da önemli ama tekrar rica edeceğim, katkı değil. Buyurun. FUAT DURUTAŞ Hemen soruma geçeyim ama bir şeyi belirtmeden geçemem, OTURUM BAŞKANI Bu sorunuzu kime soruyorsunuz? FUAT DURUTAŞ Ben sorumu sorayım, kim cevap verirse o karar versin, sorum nereye gidecek bilmiyorum çünkü. OTURUM BAŞKANI Bir beş dakika da bize ver. Buyurun. FUAT DURUTAŞ Öncelikle benim için en büyük mutluluk Marmara Üniversitesi İşletmeden mezun olurken en son kalan dersim Yönetim Muhasebesiydi, hocam da Sait Sevgener di, Sayın Sait Sevgener di. Onu burada görmekten de çok mutluyum. Mayıs 2011 de Sayın Hocam Prof. Ünal Tekinalp in Türk Ticaret Kanunu nun getirdiği yenilikler diye bir seminerine katıldım. Ondan sonra ilçe toplantılarında, ilçe toplantısında, Kadıköy ilçe toplantısında Sayın Başkan Yahya Arıkan ın dağın öbür tarafına geçin demesi beni çok etkiledi ve döndüm hemen diğer meslektaş arkadaşlarımla görüşmeye başladım. Dedim ki, böyle böyle denetime doğru gidi

175 PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR yoruz, arkasından domain imi aldım, internette kullanacağım şimdi Sayın Hüsnü Güreli nin konuşmasından sonra daha da bir cesaret geldi, bu işi yapmaya karar verdim. Bir limitet şirket kurarak bu işe başlayacağım, iki kişilik, iki kişiyle kuracağım bir limitet şirketle denetim yapabilir miyim? Bunu öğrenmek istiyorum, bu soruyu kim cevaplayacak bilmediğim için isim söyleyemedim, isim söyleyemedim. Teşekkür ederim. OTURUM BAŞKANI Soruları alalım toplu cevap verelim o zaman. Başka soru var mı efendim? HAKAN ERARSLAN Benim sorum tek düzen hesap planıyla ilgili, Maliye Bakanlığı temsilcisi Sayın Bora Bey, tek düzen hesap planıyla ilgili çalışmalar olduğunu söyledi, TMSK nın da hesap planıyla ilgili bir çalışması olduğunu biliyoruz, iki hesap planıyla çalışmaya devam mı edeceğiz? Yoksa hakikaten tek bir hesap planı üzerinden mi dünya devam edecek, muhasebe dünyası? OTURUM BAŞKANI Teşekkür ederim, evet efendim başka soru var mı? AHMET İNCİ Üç sorum olacak, ikisi Sayın Nejat Bozkurt a onları sorayım önce, yapılacak olan eğitimler sonunda kaç meslek mensubunun eğitimi tamamlanması bekleniyor tarihine kadar? Bir de yapılacak olan eğitimler sonunda bir değerlendirme, ölçme, değerlendirme yapılacak dediniz bunu bir sınav olarak mı değerlendirmeliyiz? Yoksa ne şekilde olacak? Son sorum da Sayın İmdat Ersoy a, kurulacak olan meslek mensupları arasında bağımsız denetim kuruluşları arasında bir sınıflandırma olması gerekiyor mu? Yani dün, dün Tuba Hoca, bağımsız denetim kuruluşlarının eğer büyük bir şirketin denetimi ile karşı karşıya kaldığınızda bu şirketin denetimi yapamayacak durumdaysanız, kabul etmemeniz gerekir gibi bir cümle kullandı bu da bağımsız denetim kuruluşları arasında acaba bir sınıflandırma olması gerektiğini öngörüyor mu? Teşekkür ederim. OTURUM BAŞKANI Evet efendim. LEVENT ÖZAY Efendim bir limitet şirket iki kardeş %50, 50 ortaklar, akaryakıt istasyonları veya bir takım fabrikaları var, 15 yıllık bir şirket ciroları iyi, dün eşlerinden dolayı kavga ettiler, iki kardeş yan yana getiremiyoruz. Yeni TTK yani 01 Temmuz 2012 den sonra bu 50, 50 limitet şirketin iki kardeşin bu kavgasıyla Nejat Hoca nın biraz önce bahsettiği gerçekten çok hoş, yani on tane işçi çalışıyor, tazminatları var, birçok katma değer yaratıyorlar ama sırf inatları yüzünden birlikte de olamıyorlar. Şirket herhalde yok olacak falan gibi, İmdat Bey de bu konuda cevap verebilir ama bu yeni TTK ile ne yapmalı ki bunları biz şu anda bir şey yapamayacağız ama ölmelerini önlemeliyiz, teşekkür ederim. OTURUM BAŞKANI Evet, efendim, siz arkada el kaldıran arkadaşım. TURGUT SARIGÜL İki sorum var benim, birincisi Nejat Bey e, denetçi eğitmen adaylarının seçme kriterleri neydi? Adil olduğunu düşünüyor musunuz? Şundan dolayı soruyorum, on beş yıllık muhasebeciyim, bu mesleğin içindeyim, Türkiye de toplamda 2500 kişide bulunan bağımsız denetim lisansına sahibim, tecrübe sahibiyim ve başvurdum ve edilmedim, bende olmayan kalifikasyon seçilen adaylarda hangi kriterlerde vardı? Merak ediyorum. İkinci sorum, ikinci sorum Ülkü Bey e, bağımsız denetim yapacak denetim şirketlerinin denetleyecekleri şirket sayısında kaliteli denetim anlamında bir sınırlama getirilmesi düşünülüyor mu? Teşekkür ederim. OTURUM BAŞKANI Evet, efendim arkadaki arkadaşım. Son iki soru alacağım, bundan sonra

176 PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR MEHMET OKKALI Bana göre en önemli sorunlardan bir tanesi de bize denetim yaptıracak olan firmaların Ticaret ve Sanayi Odalarıdır. Şuan Ticaret ve Sanayi Odalarının görüşleri kendilerine ek yük getirileceğini düşünmektedirler ve denetimin 2013 yılında uygulamaya girmesini engelleme çalışmaları yapmaktadırlar. Ben sorumu Ülkü Bey e yöneltiyorum, burada TÜRMOB un duruşu nasıl olacak çünkü yarın başarı veya başarısızlık muhakkak TÜRMOB a fatura edilecektir, bu konuda görüşlerini almak istiyorum, teşekkür ediyorum. OTURUM BAŞKANI Evet efendim. METİN AKSOY Özür dilerim Bora Bey in soy ismini göremedim, not da alamadım Sayın Maliye yetkilisine bir sorum var. 5 Ekim itibari ile Vergi Konseyinin de gündemine gelmiş galiba burada tam inceleyemedik, Maliye Bakanlığı vergi açısından tamam da muhasebenin usulünü de değerlendirme de katkılar sunardı veya işe müdahil olurdu şimdi Maliye Bakanlığı tamamen muhasebe usul ve esaslarının belirlenmesinden çekiliyor diyebilir miyiz? Şu son taslak çalışmayla ilgili bir de çekiliyorsa bunun amacı ne olabilir? Bunu öğrenmek istedim. OTURUM BAŞKANI Mikrofonu verir misiniz? EDİP ERSÖZ Benim sorum İmdat Bey e olacak şuan tasfiye haline gelişmiş veya reysen mükellefiyeti bitirilmiş ama aktif olmayan şirketlerin üzerinde gayrimenkulleri vs. var ise bu konuda yapılan çalışmanın neticesi nasıl olacak onu öğrenmek istiyorum, vergi borçları var, gayrimenkulleri var vs. falan bu konuda yetkili bulamıyoruz. Aynı zamanda bu geçmişe yönelik kurulmuş olan işçi şirketleri vardı onlarda büyük bir kangren gibi hala önümüzde duruyor ben bütün panelistlere ve özellikle bu sempozyumu düzenleyen İstanbul Odasına teşekkürlerimi iletmek istiyorum, hepinize saygılar sunuyorum. OTURUM BAŞKANI Son soru. SUAT ÖZSOY Benim özellikle TÜRMOB bu konuda eğitim alanında bir örnek diye düşünüyorum bu konuda da bu sempozyumda bir şeyin altını çizerek öğrenmiş olduk ki , tarihinin değişmeyeceği, bu kanunun uygulamaya gireceği bu çok önemli, meslektaşlarımızın da gerek psikolojik olarak gerekse eğitim olarak buna hazır olması gerektiği, benim asıl merak ettiğim konu Türk Ticaret Kanunu ile ilgili kurum ve kuruluşların bu konuda eğitim seminerlerine katkıda bulunup bulunmayacağı, bu vesileyle, bu vesileyle başta İstanbul Oda Başkanımız Yahya Arıkan olmak üzere yönetime ve bu sempozyuma katkı sunan herkese teşekkür ediyor, kutluyorum. OTURUM BAŞKANI Teşekkür ediyorum efendim, şimdi sorularımızı aldık, ben konuşmacılara, panelistlerimize konuşma sırasına göre bir tur daha söz vereceğim, hem kendilerine yöneltilen sorulara cevap versinler, hem de sanıyorum bizim bu zaman telaşımız içinde belki, öyle mi efendim, özür dilerim, buyurun İmdat Bey den Başlayalım. İMDAT ERSOY Uçağa yetişmemiz gerekeceğinden ikinci oturuma belki katılamayacağım ancak burada yöneltilen sorulara cevap vermek istiyorum, bir arkadaşımız limitet şirketi kurduğunu ve bunu bağımsız denetim faaliyeti bu şirketle gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini sormuştu. Bildiğim kadarıyla Sermaye Piyasası Kurulu nun düzenlemelerini hem de Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulu nun düzenlemelerinde anonim şirket şeklinde kurulmuş olma şartı var. Bizim taslağımızda da opsiyonel, iki tane alternatif tasarımız var, henüz netleşmedi, eğer BDDK ve SPK uygulamalarını esas alırsak, mevcut uygulamalardan hareket edersek anonim şirket şeklinde kurulmuş olması gerekecek bu tür şirketlerin, dediğim gibi o netleşmedi ama çok kısa süre içerisinde sizlere bu konudaki nihai fikrimizi açıklayacağız, yazılı görüşlerle de zaten yayımlayacağız yönetmeliği

177 PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR Bir başka arkadaşımız bu bağımsız denetim kuruluşları arasında bir sınıflandırma olacak mı? Biz bunu da işin özelliği dolayısıyla gerekli olabileceğini düşünüyoruz, Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulu nun düzenlediği, Sermaye Piyasası nın veya Hazine Müsteşarlığı nın, Enerji Piyasası nda faaliyet gösteren şirketlerin özellikleri dolayısıyla birbirinden farklı olduğu dolayısıyla bu şirketleri denetleyecek bağımsız denetim kuruluşlarından da o sektörün ihtiyaçlarına yönelik bir takım hususların alınabileceği yönünde bir kanaatimiz var. Bu tasfiye ile ilgili bir soru yöneltilmişti, biraz önce bahsettim. Türkiye deki mevcut gayri faal şirket sayısının ticaret bir şekilde münfesih olmuş veya münfesih olmasına rağmen ticaret sicilinde kayıtları devam eden şirketlerin silinmesine yönelik bir kanun taslağı hazırladık. Bu taslaktaki işleyişi de tekrar hatırlatayım çünkü çok önemli bir sayıda şirketi ilgilendiriyor, çok kısa sürede yasalaşması için sevk edeceğiz. Öncelikle buradaki şirket ve kooperatiflere bir ilan, bir ihtar yükümlülüğümüz var, bu ilan ve ihtara rağmen kendilerinin buna kayıtsız kalması halinde o şirketlerin de ticaret sicil kayıtlarını resen sileceğiz ancak vergi borçları demişti, soruyu yönelten kişi kamusal borçlar bakımından bunlar her ne kadar silinseler de kamusal borçlar bakımından tescil edilmiş son yöneticilerinin veya kooperatiflerde ortaklarının sorumluluklarının devam etmesini öngöreceğiz. Üçüncül alacaklısı olabilir bu şirketlerin, alacaklar içinde bir hak düşürücü süre öngörüyoruz bu hak düşürücü süre sonuna kadar da ilgili şirket ve kooperatifin iflası için yeniden iflası için mahkemeye başvurma hakkı tanınması öngörülüyor, dediğim gibi taslak bir metin özellikle son nokta konmamış ancak çok kısa sürede bunu tamamlayıp sevk etmeyi düşünüyoruz, bir başka arkadaşım ticaret sanayi odalarının kanunun 01 Temmuz itibari ile yürürlüğe girmesini engelleme çalışmasından bahsetti, Türkiye de Ticaret Sanayi Odaları nın ve Türkiye Odalar Borsalarının ilgili Bakanlığı ve ilgili Genel Müdürlüğü, İç Ticaret Genel Müdürlüğü dolayısıyla bize bu yönde intikal eden herhangi bir görüşleri ve talepleri yok bilakis iş dünyasının da hem kendi gelecekleri için hem ülkenin içinde bulunduğu koşullar açısından bu yasanın gecikmeksizin süresimde uygulamaya alınması yönünde kararlılık içinde olacaklarını düşünüyorum, teşekkür ediyorum, tekrar saygılar sunuyorum, efendim. OTURUM BAŞKANI Teşekküre diyoruz efendim. Efendim, Ülkü Bey, Ülkü Sönmez Bey. ÜLKÜ SÖNMEZ Sayın Başkan teşekkür ediyorum değerli meslektaşlarım gelen sorulardan bir konunun altını açıkça çizmek gerektiğini hissederek sözlerime başlamak istiyorum. Adına bağımsız denetim diyoruz ama şu anda Türk Ticaret Kanunu nun 400. maddesindeki söylev ile ilgili istem şuanda Sermaye Piyasası Kanunu na göre yürütülen bir bağımsız denetim değil. Sistem aynı fakat kavramlarımız farklı, şimdi bakın sırf Sermaye Piyasası Kanunu ndan yetki almak da yetmiyor, BDDK da denetim yapabilmeniz için BDDK ya şirketinizi kaydettirmeniz gerekiyor. Enerji Piyasası Denetleme Kurulu na uygun denetleme yapabilmeniz için EPDK ya kendinizi kaydettirmeniz gerekiyor. Bir sigorta şirketini denetlemek istiyorsanız sigorta veya finans birliğinin TÜRMOB la açmış olduğu eğitimlere katılıp oradaki sınavlara girip sigorta şirketlerini denetlemekle ilgili belge almak istiyorsunuz. Bizim konumuz şuandaki konumuz Türk Ticaret Kanunu na göre halka açık olamayan BDDK kanunlarına tabii olmayan Enerji piyasası Denetleme Kurulu na tabii olamayan ve Sigorta Finans Birliğine tabi olmayan ticari şirketlerin bağımsız denetimi, şirket denetimi ve bunların genel kuruluna denetçi olarak katılması bununla ilgili şuanda yasada ve yönetmelikler de anonim şirket, limitet şirket diye herhangi bir hüküm yok. Bunun bir kere altını çizelim, bir kavram kargaşasına gitmeyelim. Yani bağımsız denetim, halka açık şirketlerde SPK lisanslaması devam ediyor. Eğer bir halka açık anonim şirketi denetlemek istiyorsanız, şu andaki kanun ülkenin sistemi itibari ile Sermaye Piyasası Kurulu nun imtihanlarına girip, SPK lisansı almak zorundasınız, eğer bir bankayı denetlemek istiyorsanız Bankalar Birliği ne şirketinizin konumunu, denetçileri de bildirip Bankalar Birliği nin bu şirketi akredite edip kendi sistemi içerisinde ilan etmesi gerekiyor. Bizim konumuz biz bunların dışında 400. madde kapsamında Ticaret ve Gümrük ve Ticaret bakanlığının yayınladığı yönetmelik kapsamında az önce İmdat Bey de altını çizerek söyledi, bizim eğitimimizden geçmiş ve lisansladığımız denetim kütüğüne kayda aldığımız serbest muhasebeci mali müşavir, yeminli mali müşavir ve serbest muhasebeci mali müşavirle, yeminli mali müşavirlerin kurdukları bağımsız, bağımsız demeyelim denetim şirketlerinin kaydından

178 PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR bahsediyoruz, sistemimiz bu. Şimdi bu bazda sorulara da kısaca cevap vereyim. Bir, her halükarda biz bu denetim eğitimini alan arkadaşlarımız kalite güvence sistemi, haliyle IFAC ve uluslararası normlar, Türkiye nin gerçekleri, Odalarımızın bu konuda yaptığı çalışmalar ve TÜRMOB da yapılacak çalışmalarla iş kapasite, mesleki personel kapasitesi, bilgi ve bilgi işlem, teknik altyapı donanımları bunların hepsi tabii ki kayda alacak. Bu konuda kimin nasıl, ne kadar, ne yapacağı, sistem içerisinde ileriki günler içerisinde tabii ki belirlenecek o nedenle bundan hiç kimsenin kuşkusu olamasın, TÜRMOB olarak bu konuda yoğun üzerimize düşen görevi yapacağız ama ben inanıyorum ki, denetimle ilgili TTK nın kişilere yüklediği, denetçilere yüklediği sorumlulukları herkes göz önüne alındığında herkes ne kadar işe yapabileceğini, ne kadar sorumluluk alabileceğini de bir ölçüde kendi kendine de çok daha rahat değerlendirecek. Ticaret Bakanlığıyla Genel Başkanımız Sayın Nail Sanlı her ortamda ısrarla gayrı faal hayat standardında kurulan şirketlerin bir şekilde ortak Maliye Bakanlığıyla, Ticaret Bakanlığı nın ortak görüşü ile tasfiyelerinin bize verilmesini ve kısa süre içerisinde biz bu firmaları tasfiye ederek gerçek müşteriyi, gerçek denetime tabi firmaların ortaya çıkmasını söylüyor bu konuyla ilgili çalışmalar devam ediyor. Bakanlık yetkilisi de burada açıkladı, bu konuda çalışmalarını sürdürüyorlar. İnanıyorum ki, tarihine geldiğimizde hakikaten denetim almaya istekli, denetimi yapılacak firma sayısıyla baş başa kalıyoruz ama öyle bir şey olmazsa şu anda mevcut olan firmalar yasa gereği 2013 senesinin Mart ına kadar bizleri denetçi alarak atamak zorundalar, teşekkür ediyorum Sayın Başkan. OTURUM BAŞKANI Sayın Babuçcu karar vermeniz lazım. Dünkü örnekte de verildiği gibi sizin beş kişilik bir şirketiniz var, bir kaç holding size denetim yap dedi, yani bunu kabul etmemesi lazım bağımsız denetçinin ki bu en önemli işi kabul etmek çok önemli bir süreç. O nedenle iki kişilik limitet şirketi ile bu işe girilir ama ölçeğinize göre denetim yapılabilir. Ben bu şirketlerin ortak yapısıyla ilgili işte sadece şey olmaması gerekir meslek mensubu dedim, aslında Hüsnü üstat belki bahseder diye konuşmadım, kendisinin bağımsız denetim kuruluşlarının halka açılamasına dönük fikri vardı bu kanun bu tip kısıtları engelliyor yani bağımsız denetim kuruluşları neden halka açılmasın? Daha kurumsal bir yapı olmasın? Daha büyük şirketler haline gelmesin? Bu da belki düşünülebilir, tartışılabilir, hepinize teşekkür ediyorum, iyi günler, sağ olun. OTURUM BAŞKANI Sayın Güreli HÜSNÜ GÜRELİ Başkanım çok özür dilerim evet Kürşat Bey Üstadımızın bahsettiği konu evet arkadaşlar bunun İngiltere de uygulaması var, sanıyorum altıncı sıradaki şirket halka açılmış, bağımsız denetim şirketi fakat meslek mensuplarından oluşan bağımsız denetim şirketi halka açılmamış ona mekanını, işyerini, demirbaşını, ekipmanını, teknolojisini, servis sağlayıcı olarak kullanan şirket halka açılmış ve bu kendi markasını franchising modeli ile kullandıran bir şirket, İngiltere de bunun örneği var, ben öyle bir öneriyi getirmiştim daha hızlı büyümek ve gelişmek açısından biz meslek mensupları açısından örneğin %75 inin meslek mensubundan oluşacağı, %25 inin halka açılabileceği yine mesleğe yatırım yapacak bir şirket modeli olarak düşünmüştüm böyle bir önerim vardı, doğrudur. KÜRŞAT SAİT BABUÇCU Bana doğrudan soru gelmedi ama Fuat Bey in iki kişinin kurduğu limitet şirket bu işi yapabilir mi sorusuna şöyle cevap vermek istiyorum; hani SPK ya göre şuan uygun değil ama genel olarak siz iki kişi ile şirket kurduğunuzda KOBİ leri denetleyebilirsiniz ama dün Tuğba Hocamın da söylediği gibi bir işi kabul ederken o işi yapıp yapamayacağınıza çok iyi OTURUM BAŞKANI Evet, Sayın Bozkurt, PROF. DR. NEJAT BOZKURT Evet, ilk soru zannediyorum kaç meslek mensubu denetçi olacak? Bilmiyorum. Nereden

179 PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR bileyim? Bu baştan beri bizim tabii planlama yaparken yalnızca yorum yaptığımız ama bizi ürküten bir konu şu anda meslek mensuplarının denetim eğitimine katılmaları için önlerinde herhangi bir bildiğim engel yok. Talebe çıkıldığında her meslek mensubunun kendi tasarrufu ile bu eğitime katılma hakkı var, yalnız şey neyse yanlış anlaşılır şu katılsın, bu katılmasın diye bir şey demeyim tabii o zaman da ne oluyor? Herkesin katılmaya şeyi varsa 3000, 4000 den e kadar giden bir şey var, tabii ki bunların düzenini, sistemini TÜRMOB yönetimi yapacak bize de eğitilmesi kalacak, yakın bir zamanda kaç kişinin talep de bulunacağı belli olur. Bu eğitimde tabii bu arada şöyle söyleyeyim, eğer ufak tefek değişiklik olmazsa denetim eğitimi 78 saatlik bir eğitim olacak bunu da bilgi olarak vermiş olayım. Eğitimde değerlendirme, ölçme konularıyla ilgili Sayın Genel Başkan bir açıklama yapacak onun çalışmaları sürüyor, kendisi lütfederlerse bir açıklama yapsınlar. Üçüncü soru olarak denetçi, eğitmen adaylarını seçimi ile ilgili arkadaşımızın sorduğu soru tabii geneli ilgilendiren bir soru olmadığı için toplantıdan sonra kendisi bekliyorum dışarıda beraber konuşalım, şey yapalım daha iyi olur burada şimdi herkesi ilgilendiren bir şey değil, o bakımdan es geçeyim onu, hocam başka soru yok herhalde bana. OTURUM BAŞKANI Teşekkür ederim, evet efendim son söz Sayın, Dalgıç ın. Pardon Bora Topaloğlu nun, BORA TOPALOĞLU İki tane soru geldi sanırım, birincisi sondan gideyim muhasebe usul ve esaslarından Maliye Bakanlığı çekiliyor mu? Diye bir soru gelmişti, Vergi usul Kanunu nun 175. maddesi uyarınca tek düzen hesap planını belirleme yetkisi Maliye Bakanlığı ndadır. Ancak bu şu anlama gelmemeli, sunumumda da belirttiğim üzere artık devletin tüm kurumları değişime ayak uydurmaya başladı, Maliye Bakanlığı da statükocu değil, değişime adapte olan bir yaklaşımı benimsiyor. İkinci soru TMSK nın çalışmasında iki tane şey var tek düzen hesap planı mı olacak, sorusu adından da anlaşılacağı gibi tek düzen yani tek bir hesap planı olacak ve bunu da Maliye Bakanlığı çıkaracaktır. Ancak burada tabii ki TMSK nın yapmış olduğu çalışmadan yararlanılacağız, teşekkür ederim. OTURUM BAŞKANI Evet, Sayın Başkan, Nail Sanlı, söz sizin efendim. NAİL SANLI, TÜRMOB GENEL BAŞKANI Teşekkür ederim Hocam, değerli arkadaşlar, değerli katılımcılar, güzel bir sempozyumun bir finalinde, panelinde birlikteyiz, güzel konulara değiniliyor, İstanbul odası gündemimizdeki çok önemli denetim konusunu ve uygulamaları, kurumsallaşmayı, bu sempozyuma taşıdı, daha önümüzdeki günlerde, aylarda bunları da konuşmaya devam edeceğiz. Şimdi 14 Kasım 2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6302 sayılı Türk Ticaret Kanunu mesleğimizi 3568 Sayılı Meslek Yasamızdan sonra en çok ilgilendiren, etkileyen ve heyecanlandıran düzenlemelerden birisidir. Neden? Konuşmacıları da dinledik, bir kere çerçeveyi çok net çizmek gerekiyor. Mesleğin konusunu anlatan yasamızın ikinci maddesi, iki bölümdedir, a ve b bölümlerinde a bölümü de a, b, diye küçük a, küçük b, küçük c ayrılıyor. Küçük a da genel kabul görmüş muhasebe prensipleri çerçevesinde işletmelerin muhasebelerini tutmak, b de sistemler kurmak, geliştirmek, muhasebecilik, işletmecilik işte finans, mali mevzuat konularında düzenlemeler yapmak ve müşavirlik yapmak, c bölümü çok önemli, yukarıdaki bentlerde yazılı konularda belgelerine dayanılarak inceleme, tahlil, denetim yapmak, mali tablo ve beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek, rapor ve benzerleri düzenlemek, tahkim, bilirkişilik ve benzeri işleri yapmak. Mesleğin ikinci, mesleğin konusu Yasamızın ikinci maddesinde çok açık net sayılmış. Şimdi c bendi bugüne kadar sadece denetime zorunlu kesimler için uygulanıyordu ama bundan sonra herkes için uygulanacak. Neden mesleğimizi en çok ilgilendiren yasadır diyoruz 6302 sayılı Türk Ticaret Kanunu, işte buna paralel olarak Türk Ticaret Kanunu nda 400. madde de denetim, diyor, ortakları serbest muhasebeci, mali müşavir ve yeminli mali müşavir olan ortak denetim firmaları ile küçük ve orta ölçekli firmalarda da bir veya birden fazla serbest muhasebeci mali müşavir ile yeminli mali müşavirler tarafından yapılacak denetimler. Denetçinin kimliği, denetim mesleğinin konusu, meslek yasamızda, denetçinin kimliği, Türk Ticaret Kanunu nun 400. maddesinde çok net çizilmiş, şimdi arkadaşlarımızdan bir takım sorular geliyor Türk Ticaret Kanunu ne yaptı? Türk Ticaret Kanunu bir kere çok çağdaş ve çok önemli bir düzenlemedir. Türk tica

180 PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR retinin çağdaşlaşacağını sağlayabileceği gibi mesleğimizi de çok yakından ilgilendiren daha düne kadar sadece borsaya kayıtlı firmalar için öngörülen sistemler ve kurallar bütünü olmaktan çıkıyor, denetim tüm işletmelere uygulanacak bir sistem getiriyor ve bundan sonra da sürdürülebilir yatırımcıya güven veren bir takım bazı düzenlemeler ve bir takım bazı taahhütlerde bulunuyor. Şimdi burada denetimi yapacak olan bizim meslek mensubumuzdur, kurallar nasıl konulursa konulsun, uygulamalar nasıl olursa olsun, her iki yasa bir 3568 sayılı Yasa nın ikinci maddesi mesleğin konusu, iki, Türk Ticaret Kanunu 400. maddesi denetçinin kimliğini ortaya koymuş bu çerçevede denetimler bizim TÜRMOB dan ruhsat almış meslek mensubu tarafından yapılacağı kesindir hiç tartışılacak bir tarafı yok, zaman zaman bazı arkadaşlarımız kurum ve kuruluşların yetki alanlarını ve yapılacak denetimleri de birbirlerine karıştırıyorlar denetim ilk defa Türk Ticaret Kanunu ile Türkiye ye gelmiyor, bu güne kadar da vardı, ama işte konuşmacılarda söyledi Sermaye Piyasası kurulu kendi iştigal alanı içerisinde ve kuruluş amacına uygun olarak sermaye piyasalarını düzenlesin diye o çerçevede bir denetim yaptırıyordu ve bunun kurallarını da koyuyordu, Banka Düzenleme ve Denetleme Kurulu kendi çerçevesinde bunu bankalara ve finans kurumlarına uyguluyordu, Enerji Piyasası Kurulu EPDK, enerji piyasası için bunu yapıyordu. Ülkü Bey inde söylediği gibi Reasürans firmaları Sigorta Birlikleri açısından da bir uygulama vardı. Şimdi bütün bunların dışında genel boyutlarıyla bütün işletmeleri ilgilendirecek bir denetim geliyor Türkiye ye yani denetim genel boyutlarıyla artık düzenlenecek, denetim meslek mensubumuzun görevi 400. madde ve bu unvanlarla beraber çerçeveye alınmış bir durum var burada. Kurum ve kuruluşların bir karşı karşıya geleceği bir durum yok, her kurum kendi alanı için vardır Sermaye Piyasası Kurulu kendi alanı için kurulmuştur, kendi alanında faaliyet göstersin diye, buraları düzenlesin ve buraları denetlesin diye vardır, Banka Denetleme Düzenleme Kurulu aynı şeydir, EPDK da kendi alanında düzenlemeler yapar. TÜRMOB da genel boyutlarıyla bunların dışında kalmış alanı düzenlemek için vardır, yeni Türk Ticaret Kanunu da bunu öngörüyor şimdi biz bu süreç içerisinde dönemine giderken yapılaması gereken en önemli şey bu denetimlerin meslek mensubu tarafından yapılabilmesi için gerekli altyapının eğitimin hazırlanması çok ciddi bir projeyle çıktık ortaya, işte Nejat Hocam kısmen anlattı, detayına girmeyeceğim, açılışta da söylemiştim, üç ayaklı bir eğitim programımız var, eğitmenleri eğitimi şuanda hızlan ilerliyor söylemiştim%88 lik kısmı tamamlandı, 20 Ekim e kadar bu denetim boyutundaki eğitimde tamamlanacak yani Türk Ticaret Kanunu ile TFRS, KOBİ Standartları ve denetim boyutundaki eğitimler sürüyor ondan sonra yapacağımız bir takım duyurularla daha doğrusu size şöyle söyleyeyim geçen sene 01 Kasım da çıkan bir tebliğimiz vardı, denetimle ilgili, onu geri çekmiştik yeniden düzenlemek üzere, yeniden o çalışmaları yapıyoruz, o tebliğde de içerisinde yer alacak sizlere yapacağımız duyurularla bu eğitimlere müracaat şeklini alacağız, bu müracaatlar odalar üzerinden alınacak ama TÜRMOB da merkezi bir sistemde toplanacak ve bu gelen müracaatlar üzerinden bütün illerde bütün odalarda eğitim programlarını gerçekleştireceğiz bir planlama dahilinde. Bu eğitim programlarına katılan arkadaşlarımız Nejat Hoca biraz söyledi devamlılığı mecbur olan eğitimler olacak yani katılma müracaat etmiş arkadaşlarımız 127 saatlik eğitim programının tamamına katılmak zorundadır. Bir öngörü vardır kesinleşmemiş olmakla beraber o tebliğde yer alacak Nejat Hocam söyledi, belki %10 luk bir istisna koyabiliriz buna o da mücbir sebep yani % 90 ı mutlaka bu eğitime katılmış olmakla geçecek. %10 da hastalık ve yahut da Allah korusun belli şeylerden ötürü bunu belgelendirecek arkadaşımız varsa o %10 luk bölümünü belki bir istisnayla geçebilecek buradaki amacımız bu işin yapılması için gerekli eğitimi almak ve öğretmek ve öğrenmek, şekilsel sınavlardan yana değiliz, çünkü bizim mesleğimiz çok ciddi sınavlardan sonra elde edilen bir meslektir, mesleğe kabul şartlarımız oldukça zordur ve ağırdır, sınav bizde staj sırasında başlıyor, staj yoklama ve değerlendirme stajını bitiren arkadaşımız üç yıl meslek örgütü içerisinde stajını yaptıktan sonra mesleki yeterlilik sınavlarını veriyor, ruhsatını öyle kazanıyor, on yıl serbest muhasebeci mali müşavir olarak çalıştıktan sonra yeminli mali müşavirlik yeterlilik sınavlarını veriyor, bu meslek mensubu bu mesleki ehliyetini ve ruhsatını alabilmesi için gerekli sınavlara gerekli ehliyeti kazanmak için gerekli sınavları eriyor ve yeterlilik sınavlarından geçiyor bununla ilgili ayrı bir sınava gerek yok ancak vereceğimiz bu eğitimlerle alakalı ara değerlendirmelerimiz, ölçmelerimiz olacak, sonunda bir bitirme sınavı bir yeterlilik sınavı değil ama konular arasında bir değerlendirme sınavlarımız, quizlerimiz olacak daha doğrusu ve bunun sonunda bir vakayla ilgili bir proje üstlenecek bir tez gibi onu da teslim ettikten sonra eğitimi tamamen bilimsel ortamdaki bizim bilim kurulu değerlendirdikten sonra eğitimlere katılmış meslek mensubunun önümüze karnesi gelecek idari anlamda

181 PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR PANEL - SORULAR VE CEVAPLAR biz hiçbir şeye dahil olamayacağız o yeterliliğini almış o eğitimleri almış arkadaşımızın karnesi önümüze geldiğinde bizde TÜRMOB da oluşturacağımız denetim kütüğüne o arkadaşlarımızı kaydedeceğiz, ara değerlendirmeler yapacağız, Kasım ayından itibaren TTK, TFRS ve denetim konusuyla ilgili eğitimlerimiz başlayacak bütün yurtta ancak bu çalışmaları bütün yurtta devam ederken TÜRMOB da ikinci safhadaki işlerimiz şunlardır. Birincisi, Türk Ticaret Kanunu nun geçici 2. maddesi bize bir görev ve bir yetki veriyor. Denetim standartları kurulunun kamu tüzel kişiliğe sahip olan bir kurul kurulana kadar TÜRMOB la ilişkili bir kuruldan söz ediyor ve TÜRMOB un bu konuda düzenleyeceği bir yönetmelikle denetim standartları kurulunun oluşması ve standartların yayınlamasını öngörüyor. Yönetmeliğinde yayınlanması için Maliye Bakanı nın onayına ihtiyaç koyuyor biz bu arada denetim standartlarımızı, yayınlanmış olan denetim standartlarımızı 2010 tarihinde IFAC tarafından yayınlanmış olan denetim standartlarına paralel olarak yeniden çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Onu yayınlamak üzere çalışmalarımız var, denetim standartları kurulu, aynı zamanda da tüzel kişiliğe sahip olacak bu denetim standartları kurulunun da yönetmeliğini hazırladık bu hafta yapmış olduğumuz Yönetim Kurulundan en son şeklini de, redaktesini görüşerek geçirdik. Önümüzdeki günlerde Maliye Bakanlığına aktaracağız, bunun dışında bizi bekleyen bu denetimlerin sonunda kaliteli iyi bir denetimin yapılabilmesi için kalite güvence sistemlerinin oluşturulması gerekiyor. TÜRMOB genelinde ve oluşacak kurulacak olan denetim firmalarına da bunların uygulanması için bu sistemlerin önerilmesi ve yerleştirilmesi ve bunların denetlenmesi gerekiyor bu aşamada 2013 ün başına kadar kalite güvence sistemlerimizin oluşmasını sağlayacağız. Bir başka önümüzdeki hedeflerden birisi, gündemimizde olan konulardan bir tanesi; bütün dünyada artık bu denetimler bir program dahilinde artık bilgisayar programı bir yazılım programı dahilinde yapılıyor ve kurallar bir program dahilinde a dan başlıyor, z ye kadar gidiyor, gündemimiz de bir denetim yazılım programı vardır, onunla da biraz yol almış durumdayız ama sürecine bunu da hazırlayacağız ve kullanımınıza sunacağız şekilde bu tarih bize yeterlidir o tarihe kadar bu yazılım programını da tamamlayacağız, ben böyle bir özet bilgiden sonra bu sempozyumun hazırlamasında başta Odsa Başkanı Sayın Yahya Arıkan olmak üzere, Bilim Kurulu, Düzenleme Kurulu, katkı veren tüm arkadaşlar ve siz değerli katılımcılara teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. OTURUM BAŞKANI Efendim biz panelimizin sonuna geldik, özellikle böyle bir konuyu sekiz tane kıymetli panelistimizle birlikte bir saatlik bir zaman aşımıyla toparlamaya çalıştık. Öncelikle bizleri dinlediğiniz için sabrınıza teşekkür ediyorum ve son olarak da bu meslekte hocalık hayatının 41. Yılında muhasebe meslek yasasının bugün geldiği noktada sadece bana düşen şey sizleri kutlamak, yolunuzun ve bahtınızın açık olmasını dilemekten başka bir şey olmuyor, ben teşekkür ediyorum, iyi günler diliyorum

182 352

183 KAPANIŞ KONUŞMALARI Prof. Dr. Cemal İbiş, Marmara Üniversitesi Yahya Arıkan, İSMMMO Başkanı 353

184 KAPANIŞ KONUŞMALARI Prof. Dr. Cemal İbiş, Marmara Üniversitesi Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu sempozyumu düzenleyen İSMMMO Odasına Sayın Başkan Yahya Arıkan nezdinde emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum. Ben bu sempozyumun başından sonuna kadar içinde olan biri olarak, bir akademisyen kimliğimle de çok zamanınızı da almadan bir değerlendirme yapmak istiyorum. Ama herhalde en güzel değerlendirme bu saatte salonun bu kadar dolu olması, sizlerin ilgisidir diyorum. Evet, bizim amacımız neydi bu sempozyumda bir sempozyuma başlarken dedik ki mesleğimiz ile ilgili, aklımızdaki sorulara, soru işaretlerine, cevaplar bulalım. İki sempozyumumuzda, temel sorumuz şuydu: Mesleğimizi günümüzün koşullarına uygun ve kamuya yararlı olacak biçimde nasıl sürdürebiliriz, nasıl icra edebiliriz? Sorunun cevabını yeni TTK nın yasallaşması ile birlikte uluslararası gelişmeleri de dikkate alarak kurumsallaşma, meslekte kurumsallaşma ve bu yapı içerisinde denetimi meslek mensupları olarak nasıl yapabiliriz diye bir cevabı olduğunu düşündük ve Düzenleme ve Yürütme Kurulu olarak sempozyumların ana temasının Kurumsallaşma ve Denetim olması konusunda bir karara vardık. Evet, bu ana tema başlığı altında bilindiği gibi iki tane sempozyum yapılıyor, bunun bir tanesi Dördüncü Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi sempozyumu, diğeri Onuncu Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumudur. Uluslararası Alanda Muhasebe Denetim Mesleğinin Yeniden Yapılandırılması, ulusal denetim sempozyumunun teması da Ekonomik Kalkınmada Yeni TTK Kurumsallaşma ve Denetim olması üzerine anlaştık. Ne yaptık? Birlikteyiz üç gün, bu üç gün içerisinde bu çerçevede bir ana tema konuşması oldu. Sayın Prof. Dr. Ünal Tekinalp hoca tarafından son derece doyurucuydu. Üç oturum yaptık. Burada on tebliğ sunuldu. Dün öğleden sonra bir çalıştay yaptık. Ve bugün sekiz panelistin bir araya geldiği hep birlikte izlediğimiz bir panel bir panel yaptık. Ne yaptık? Bu sempozyumlarda hep birlikte akademisyenlerin TÜRMOB ve Odaların meslek mensuplarının iş dünyasının, Maliye Bakanlığı nın, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı nın, SPK nın, BDDK nın, TMSK nın temsilcilerinin katıldığı ve siz meslek mensuplarının yaklaşık 500 kişinin bir araya geldiği ve konuların enine boyuna tartışıldığı bir sempozyum yaptık

185 KAPANIŞ KONUŞMALARI KAPANIŞ KONUŞMALARI Sonuç, kafalarımızdaki sorulara cevaplar aramaya çalıştık ve herhalde bu cevapları bulduk. Şu artık sanıyorum tartışılmıyor. Aramızda bu konuda bir görüş birliği oluştu. Yeni TTK muhasebe meleğinde bir milattır. Yeni TTK ülkemizin kalkınması için önemli düzenlemelerin yer aldığı bir Kanundur. Yeni TTK kurumsal yönetim ilkelerini esas almıştır. Yeni TTK kayıt dışı ekonominin önlenmesinde ve KOBİ lerin kurumsallaşmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Yeni TTK muhasebe mesleğimizin kurumsallaşmasını teşvik etmekte ve buradaki yapılan tartışmalardan anladığımız kadarıyla adeta kurumsallaşmayı zorunlu kılmakta meslekte. Evet, bu sempozyumlarda gördük ki, meslek mensubunun kurumsallaşma bilinci oluşmuştur, bir kurumsallaşmayı nasıl yapacağını artık düşünmeye başlamıştır. Yeni TTK ile meslek mensubunu ilgilendiren denetim, finansal raporlama standartları ve diğer alanlarda TÜRMOB un ve odaların önderliğinde artık bu işleri yapmaya açık açık talip olduğunu bu sempozyumda, bu sempozyumlarda gördük. Ve şunu da gördük ki yeni TTK nın getirdiği düzenlemeler mesleğimizde getirdiği düzenlemeler uluslararası alandaki bu meslekteki yeniden yapılanmaya uygun düzenlemelerdir. Ve son söz, artık açık bir biçimde bu sempozyumlardan anlamış bulunuyoruz ki, ülkemizin kalkınması ve insanımızın refahı için mesleğimizde uzun ve ince bir yolu doğru bir biçimde yürümeliyiz. Daha gidecek çok yolumuz olduğunu biliyoruz. Bu yolda birlikte yürüyeceğimiz, paydaşlarımız var. Üniversiteler, İş dünyası, Maliye Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, TMSK, BDDK, Hazine Müsteşarlığı, EPDK ve diğer paydaşlar ile birlikte el ele güç birliği ile bu yolda birbirimizden güç alarak ve birbirimize güç vererek yürümeye devam edeceğiz. Yolumuz açık, şansımız bol olsun. Efendim 11. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu ve 5. Uluslararsı Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu nda buluşmak üzere hepinize en derin saygılarımı sunuyorum. Teşekkür ederim. Yahya Arıkan, İSMMMO Başkanı Çok değerli hocalarım, çok değerli konuklar, saygıdeğer meslektaşlarım, tekrar hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Aslında çok fazla söze gerek yok. Benden önce bu sempozyumun önemini ve sonuçlarını sevgili Cemal Hocam özetledi. Ama ben birkaç konuda teşekkür etmek istiyorum. Şimdi değerli arkadaşlar burada ayrılacağız. Yaklaşık bir yıldan beri dağın öte yakası hikâyesini anlatıyoruz. Beni, mutlu eden şey, bunun ne olduğunun birçok arkadaşım farkında nasıl yol yürüyeceğimiz de belli. Şöyle düşünün; varsayın ki Türk Ticaret Kanunu ertelendi, olmadı, yok! Türk Ticaret Kanunu, kurumsallaşmaya bu açıdan da bakmamız lazım. Yani şu anda yaptığımız iş ki % 98 imiz muhasebe ile bu işi sürdüren bizler yaptığımız işten memnun muyuz? Hiç girmedik ilk defa bu sempozyumda mesleğin temel sorunlarını, haksız rekabeti, tahsilâtı, bürokrasiyi dile getirmedik farkındaysanız. Şöyle bir örnek veriyorum, farklıda yorumlamayın, hani bakkal vardı, bakkal amca bir de şu anda her yerde marketler var. Bakkal amcaya gittiğimiz zaman ne oluyor, selam veriyoruz. Paramız yoksa deftere yaz diyoruz, tek başına ayakta kalma mücadelesi veriyor. Ama markete gittiğin zaman ne oluyor cebinizde para yoksa alışveriş yapma şansınız yok ve bir yapı karşınızda, kurumsallaşmaya bu gözle de bakmanız gerekiyor. Sizden tek ricam şu küçük hesapları herkes bıraksın. Aaçık konuşayım; küçük derebeyliklerimizi, krallıklarımızı, bunları bırakmak zorundayız. Arkadaşlar, bu bir kültür değişimi patron yok bu sistemde bunu herkes bilsin, ortak var bir kere ben Haliç Üniversitesi Rektörü Sayın Sevgener değerli Hocama da, gerçekten çok teşekkür ediyorum. Aslında bu tür sempozyumlarda akademisyenler kendini ifade ederler gördüğünüz gibi. Çünkü bir süreç var bu sürece ulaşmak zorundayız. Ve burada da en bilgili insanlar kimlerse onlarla birlikte oluyoruz, olmak istiyoruz. Şimdi bakın denetim sürecini konuşuyoruz. Burada denetim işinin en önemli isimleri bir araya geliyor. Sevgili Cansen Başaran dün akşam geliyor koştura koştura buradan ayrılıyor. Sevgili Hüsnü Güreli çok değerli dostum özellikle ricada bulundum, nasıl kurdun şirketi bir anlat, bizimle paylaş dedim. Bunları farklı görmeyin sevgili arkadaşlar. Yani bu denetim firmaları iş te bizim rakibimiz, evet rakibimiz ama bizlerde onlar gibi olmak zorundayız. Onların bilgilerini paylaşmalarına ihtiyacımız var. Bakın denetim eğitimine başladıklarında bir teşekkürü mutlaka

186 KAPANIŞ KONUŞMALARI yapmak istiyorum. Dün de anlatmaya çalıştım hani birileri bizim denetim işini öğrenmemizi istemiyorlar derken aslında kastettiğim adres farklıydı. Eğer birileri TÜRMOB için görüş üretiyorsa, bizim lehimize olsa dahi kabul etmesin diyenleri kastetmeye çalışıyorum. Kapalı kapılar ardında tüm dünya da olduğu gibi mali müşavirin yaptığı işi yapmasın diyenlere sesleniyorum. Yoksa denetim firmaları bizimle her şeyini paylaştılar, sevgili arkadaşlarım. Sayın Nejat Bozkurt un anlatmış olduğu uygulamayı burada ifade edelim dört büyüklerin katkısıyla oldu sevgili arkadaşlarım. İki yıl süren bir çalışmayı bizimle paylaştılar. Sayın Güreli buraya geliyor, burada birikimleri paylaşıyor. Bu sempozyumlar amacına ulaştıysa çok net olarak ifade etmek istiyorum buradaki düzenleme kurulunda yer alan kurumların çok büyük etkileri var, denetim firmaları var, işin içerisinde. Aslan Coşkun gitti mi bilmiyorum, hocalarımız var dolayısıyla onlara bir teşekkürü borç bildiğimi belirtmek istiyorum. Sevgili arkadaşlarım sonuç itibariyle gelin şu küçük hesapları bırakalım güçlerimizi birleştirelim hani bir ilke daha imza atalım. Ben bunu yürekten o ilke imza atacağınıza, inanıyorum. Tekrar bu sempozyumda şu saate kadar yemek yemeden beklediğinizden dolayı, aslında bunun birazda geleceği görmenizden olduğunu biliyorum. Tek tek hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Emeği geçen Düzenleme ve Yürütme Kuruluna, Yönetim Kuruluma, Oda çalışanlarıma çok teşekkür ediyorum. Organizasyon firmasına çok teşekkür ediyorum. Eksiklerimiz varsa bunları hoşgörü ile karşılamanızı diliyorum. Bir sonraki sempozyumda buluşmak dileğiyle, sizlere sevgiler saygılar sunuyorum. Teşekkür ediyorum. 358

X. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu IV. Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu

X. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu IV. Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu X. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu IV. Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu 8 293 293 X. Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu 10th National Symposium on Auditing in Turkey EKONOMİK KALKINMADA

Detaylı

Muhasebe Denetimi Sempozyumu. 11. Uluslararası Türkiye

Muhasebe Denetimi Sempozyumu. 11. Uluslararası Türkiye 11. Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu 556 11. ULUSLARARASI TÜRKİYE MUHASEBE DENETİMİ SEMPOZYUMU - 2014 İş, finans dünyası, akademisyenler ile muhasebe camiasından yerli ve yabancı çok sayıda

Detaylı

TESMER İstanbul Şubesi Eğitimler

TESMER İstanbul Şubesi Eğitimler TESMER İstanbul Şubesi Eğitimler 2012 48 01 OCAK 2012 31 ARALIK 2012 TARİHLERİ ARASI EĞİTİM ÇALIŞMALARI BORÇLAR HUKUKU UYGULAMALARI YER TARİH KATILIM SAYISI BAĞCILAR TESMER 18/10/12 40 EMİNÖNÜ TESMER 15/11/12

Detaylı

Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK

Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK Şeffaflık, Sürdürülebilirlik ve Hesap Verilebilirlikte Yeni Yaklaşımlar: Finansal Raporlama ve Denetim Penceresinden Yeni TTK Prof. Dr. Serdar ÖZKAN İzmir Ekonomi Üniversitesi İzmir Ticaret Odası Meclis

Detaylı

XI. MUHASEBE DENETİMİNDE YAŞANAN GELİŞMELER- DEĞİŞİMLER VE BEKLENTİLER ULUSLARARASI TÜRKİYE MUHASEBE DENETİMİ SEMPOZYUMU

XI. MUHASEBE DENETİMİNDE YAŞANAN GELİŞMELER- DEĞİŞİMLER VE BEKLENTİLER ULUSLARARASI TÜRKİYE MUHASEBE DENETİMİ SEMPOZYUMU İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ISTANBUL CHAMBER OF CERTIFIED PUBLIC ACCOUNTANTS XI. ULUSLARARASI TÜRKİYE MUHASEBE DENETİMİ 11th. International Symposium on Auditing in Turkey YAŞANAN

Detaylı

XII. Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu. XII. International Symposium on Auditing in Turkey TEKNOVASYON.

XII. Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu. XII. International Symposium on Auditing in Turkey TEKNOVASYON. XII. Uluslararası Türkiye Muhasebe Denetimi Sempozyumu XII. International Symposium on Auditing in Turkey TEKNOVASYON Program P R O G R A M #audittech #auditintech İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler

Detaylı

İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ MUHASEBE, DENETİM VE DANIŞMANLIK ŞİRKETLERİ İÇİN ŞİRKETLEŞME VE KURUMSALLAŞMA

İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ MUHASEBE, DENETİM VE DANIŞMANLIK ŞİRKETLERİ İÇİN ŞİRKETLEŞME VE KURUMSALLAŞMA İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ MUHASEBE, DENETİM VE DANIŞMANLIK ŞİRKETLERİ İÇİN ŞİRKETLEŞME VE KURUMSALLAŞMA YOL HARİTASI KÜÇÜK ve ORTA ÖLÇEKLİ MUHASEBE, DENETİM

Detaylı

10. MUHASEBE FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

10. MUHASEBE FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ 10. MUHASEBE FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ 10.TÜRKİYE MUHASEBE FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ tarafından düzenlenen 10.Türkiye Muhasebe Forumu 2317 meslek mensubu ile 28 Nisan 2015 tarihinde Konya da toplanmıştır.

Detaylı

MUHASEBE MESLEĞİNİN GELECEĞİ VE TÜRMOB BAĞIMSIZ DENETİM MERKEZİ

MUHASEBE MESLEĞİNİN GELECEĞİ VE TÜRMOB BAĞIMSIZ DENETİM MERKEZİ MUHASEBE MESLEĞİNİN GELECEĞİ VE TÜRMOB BAĞIMSIZ DENETİM MERKEZİ Yahya ARIKAN* Muhasebeciler insanların, kurum ve kuruluşların gelecekleri doğrultusunda şekil almalarında katkıda bulunan ve güvenilen profesyoneller

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

3. Global SATELLITE SHOW HALİÇ KONGRE MERKEZİ STK, Kurum ve Kuruluşlarımızın Değerli Başkan ve Temsilcileri,

3. Global SATELLITE SHOW HALİÇ KONGRE MERKEZİ STK, Kurum ve Kuruluşlarımızın Değerli Başkan ve Temsilcileri, 3. Global SATELLITE SHOW HALİÇ KONGRE MERKEZİ 9.11.2017 Sayın Bakanım, STK, Kurum ve Kuruluşlarımızın Değerli Başkan ve Temsilcileri, 1 İş Dünyamızın Değerli Temsilcileri, Kıymetli Basın Mensupları, Global

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı. Dr. Vahdettin Ertaş. Finansal Erişim Konferansı. Açılış Konuşması. 3 Haziran 2014

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı. Dr. Vahdettin Ertaş. Finansal Erişim Konferansı. Açılış Konuşması. 3 Haziran 2014 Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş Finansal Erişim Konferansı Açılış Konuşması 3 Haziran 2014 Sn. Hazine Müsteşarım, Sn. BDDK Başkanım, Dünya Bankasının ülke direktörü Sn. Raiser, yurtiçinden

Detaylı

AÇILIŞ KONUŞMASI KONYA SMMM ODASI 12. ANADOLU ODALARI EĞİTİM SEMİNERİ. YMM. Nail SANLI TÜRMOB Genel Başkanı. 12. Anadolu Odaları Eğitim Semineri

AÇILIŞ KONUŞMASI KONYA SMMM ODASI 12. ANADOLU ODALARI EĞİTİM SEMİNERİ. YMM. Nail SANLI TÜRMOB Genel Başkanı. 12. Anadolu Odaları Eğitim Semineri 12. Anadolu Odaları Eğitim Semineri.. KONYA SMMM ODASI 12. ANADOLU ODALARI EĞİTİM SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI YMM. Nail SANLI TÜRMOB Genel Başkanı 9 Ekim 2012, Antalya Sayın Başkanlar, Hocalarım, Değerli

Detaylı

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu yıl altıncısını düzenlediğimiz Kurumsal Yönetim Zirvesi ne hoş geldiniz.

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu yıl altıncısını düzenlediğimiz Kurumsal Yönetim Zirvesi ne hoş geldiniz. Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Muharrem Yılmaz Zirve Açılış Konuşması 15 Ocak 2013, 09.30 09.45 Sermaye Piyasası Kurulumuzun Saygıdeğer Başkanı, Sayın İstanbul Menkul

Detaylı

TÜRKİYE DE BAĞIMSIZ DENETİM VE GELECEĞİ

TÜRKİYE DE BAĞIMSIZ DENETİM VE GELECEĞİ TÜRKİYE DE BAĞIMSIZ DENETİM VE GELECEĞİ Türkiye Geleceğine Sırtını Dönüyor! Yahya ARIKAN* Türkiye ekonomisinin bütününü kapsayan, 500 bin işletme ve 100 bin mali müşaviri yakından ilgilendiren, kayıt dışı

Detaylı

Dünya siyasi, ekonomik sorunların daha da arttığı, kutuplaşmanın ve karşıtlığın güçlendiği bir dönemi yaşıyor.

Dünya siyasi, ekonomik sorunların daha da arttığı, kutuplaşmanın ve karşıtlığın güçlendiği bir dönemi yaşıyor. 1.2. GENEL BAŞKAN IN SUNUŞU GENEL BAŞKANIN MESAJI Dünya siyasi, ekonomik sorunların daha da arttığı, kutuplaşmanın ve karşıtlığın güçlendiği bir dönemi yaşıyor. Ortadoğu da yaşanan sorunlar ve istikrarsız

Detaylı

YABANCI SERMAYELİ ŞİRKETLERDE MUHASEBE UZMANLIĞI PROGRAMI

YABANCI SERMAYELİ ŞİRKETLERDE MUHASEBE UZMANLIĞI PROGRAMI İSMMMO AKADEMİ BAŞKANI NDAN Son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler, küreselleşme, yeni düzenlemeler ve dünya ticaretindeki rekabetçi ortam, muhasebe mesleğini derinden etkilemiştir. Yeni Türk Ticaret

Detaylı

TTK, TFRS ve Denetim Eğitimleri

TTK, TFRS ve Denetim Eğitimleri TTK, TFRS ve Denetim Eğitimleri 2012 70 2012 TÜRMOB-İSMMMO TTK, KOBİ-TFRS, DENETİM EĞİTİMLERİ Günümüzde, dünyada hakim ekonomi anlayış; serbest rekabete dayalı, sınırları kaldırılmış, küresel ekonomi anlayışıdır.

Detaylı

TÜRK-ARAP SERMAYE PİYASALARI FORUMU 2013 TÜRKİYE

TÜRK-ARAP SERMAYE PİYASALARI FORUMU 2013 TÜRKİYE TÜRK-ARAP SERMAYE PİYASALARI FORUMU 2013 TÜRKİYE 20 Eylül 2013, İstanbul DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ 1 Sayın Maliye Bakanım, Yurt dışından gelen değerli misafirlerimiz,

Detaylı

DENETİM MESLEĞİNDE MEVZUAT PARADOKSU - YETKİ PAYLAŞIMI. Prof. Dr. Ünal TEkİNaLP. İhsan Uğur DELIkaNLI Yücel akdemir Nazmi karyağdi

DENETİM MESLEĞİNDE MEVZUAT PARADOKSU - YETKİ PAYLAŞIMI. Prof. Dr. Ünal TEkİNaLP. İhsan Uğur DELIkaNLI Yücel akdemir Nazmi karyağdi 4/28/11 12:00 PM Page 67 DENETİM MESLEĞİNDE MEVZUAT PARADOKSU - YETKİ PAYLAŞIMI Prof. Dr. Ünal TEkİNaLP kürşad Sait BaBUçcU İhsan Uğur DELIkaNLI Yücel akdemir Nazmi karyağdi GENEL OTURUM II 1 u?nal tekinalp:layout

Detaylı

MESLEK HUKUKU. Yahya ARIKAN Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

MESLEK HUKUKU. Yahya ARIKAN Serbest Muhasebeci Mali Müşavir MESLEK HUKUKU Yahya ARIKAN Serbest Muhasebeci Mali Müşavir İSMMMO Mevzuat Yayınları 1 Grafik ve Uygulama: Evren Günay Bask ve Cilt TOR OFSET SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Hadımköy Yolu Akçaburgaz Mah.

Detaylı

SPONSORLUK DOSYASI 14 Ocak 2015 / Sabancı Center

SPONSORLUK DOSYASI 14 Ocak 2015 / Sabancı Center SPONSORLUK DOSYASI 14 Ocak 2015 / Sabancı Center Kurumsal yönetime inancınızı paylaşmak, sürdürülebilir kalkınma hedefiyle ilerlemek için VIII. Uluslararası Kurumsal Yönetim Zirvesi nde yerinizi alın!

Detaylı

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı. Doç. Dr. Turan EROL un. Avrupa Birliği Eşleştirme Projesi. Kapanış Toplantısı Konuşması. 11 Aralık 2007.

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı. Doç. Dr. Turan EROL un. Avrupa Birliği Eşleştirme Projesi. Kapanış Toplantısı Konuşması. 11 Aralık 2007. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan EROL un Avrupa Birliği Eşleştirme Projesi Kapanış Toplantısı Konuşması 11 Aralık 2007 SPK Ankara Sayın Bakanım, Değerli Büyükelçiler, Saygıdeğer Konuklar,

Detaylı

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY

ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY ISLAMIC FINANCE NEWS ROADSHOW 2013-TURKEY 3 EYLÜL 2013 DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Değerli konuklar, yurtdışından gelen değerli misafirlerimiz, finans sektörünün kıymetli

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

SPONSORLUK DOSYASI 14 Ocak 2016 / Sabancı Center

SPONSORLUK DOSYASI 14 Ocak 2016 / Sabancı Center SPONSORLUK DOSYASI 14 Ocak 2016 / Sabancı Center Kurumsal yönetime inancınızı paylaşmak, sürdürülebilir kalkınma hedefiyle ilerlemek için IX. Uluslararası Kurumsal Yönetim Zirvesi nde yerinizi alın! Uluslararası

Detaylı

3ncü Uluslararası Türk Coğrafyasında UFRS Sempozyumu Sonuç Bildirgesi Eylül Balıkesir

3ncü Uluslararası Türk Coğrafyasında UFRS Sempozyumu Sonuç Bildirgesi Eylül Balıkesir MUMEYEK VAKFI Sonuç Bildirgesi 07-08 Eylül 2013 - Balıkesir 1nci Uluslararası Türk Coğrafyasında UFRS 25-26 Ekim 2011 tarihlerinde Sinop ilinde MUMEYEK Vakfı tarafından ve 2nci Uluslararası Türk Coğrafyasında

Detaylı

YETERLİLİK SINAVI HAZIRLIK KURSLARI

YETERLİLİK SINAVI HAZIRLIK KURSLARI 2019 / 1. DÖNEM ŞUBESİ M A L İ M Ü Ş A V İ R L İ K YETERLİLİK SINAVI HAZIRLIK KURSLARI YENİLENEN KURSLARIMIZIN AVANTAJLARINDAN YARARLANIN Hedeflerinize bizimle ulaşın KURS YERLERİ l Şişli (Gayrettepe,

Detaylı

İngilizce bir deyim olan game changer Türkçe ye oyun PROF. DR. CEMAL İBİŞ MARMARA ÜNİVERSİTESİ İŞLETME FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ

İngilizce bir deyim olan game changer Türkçe ye oyun PROF. DR. CEMAL İBİŞ MARMARA ÜNİVERSİTESİ İŞLETME FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ 14 l İSMMMO YAŞAM Muhasebe mesleğinde bir game changer! Yahya Arıkan, game changer olmayı, sahip olduğu liderlik, örgütçülük, ekipçilik, koordinasyon kabiliyeti, vizyonu, çalışma azmi, proaktif yapısı,

Detaylı

5 soru-cevap:layout 1 4/28/11 12:14 PM Page 201 CEVAPLAR VE PARALEL OTURUM I SORULAR 201

5 soru-cevap:layout 1 4/28/11 12:14 PM Page 201 CEVAPLAR VE PARALEL OTURUM I SORULAR 201 4/28/11 12:14 PM Page 201 PARALEL OTURUM I SORULAR VE CEVAPLAR 5 soru-cevap:layout 1 201 5 soru-cevap:layout 1 4/28/11 12:14 PM Page 202 202 5 soru-cevap:layout 1 4/28/11 12:14 PM Page 203 IX. türkiye

Detaylı

Hepinizi Şahsım, Yönetim Kurulum ve etkinliğe emeği geçenler adına selamlıyorum.

Hepinizi Şahsım, Yönetim Kurulum ve etkinliğe emeği geçenler adına selamlıyorum. 1.İZMİR KOBİLER VE BİLİŞİM KONGRESİ TÜRKİYE BİLİŞİM DERNEĞİ GENEL BAŞKANI RAHMİ AKTEPE NİN AÇILIŞ KONUŞMASI 3 KASIM 2018/İZMİR Sayın İzmir Sanayi Odası Başkanım, Sayın Ege Bölgesi Sanayi Odası 2.Başkanım,

Detaylı

YETERLİLİK SINAVI HAZIRLIK KURSLARI

YETERLİLİK SINAVI HAZIRLIK KURSLARI 2019 / 2. DÖNEM ŞUBESİ M A L İ M Ü Ş A V İ R L İ K YETERLİLİK SINAVI HAZIRLIK KURSLARI YENİLENEN KURSLARIMIZIN AVANTAJLARINDAN YARARLANIN Hedeflerinize bizimle ulaşın KURS YERLERİ l Şişli (Gayrettepe,

Detaylı

K o m i t e R a p o r l a r ı

K o m i t e R a p o r l a r ı Komite Raporları Avrupa Birliği Fonları Komitesi Avrupa Birliği Uyum ve Proje Çalışması Komitesi Bağımlı Çalışanlar Komitesi Bağımsız Denetim Komitesi Basel Komitesi Bilgi Teknolojilerive E-Devleti İzleme

Detaylı

2012 YILI. İSMMMO Akademi. Faaliyet Raporu

2012 YILI. İSMMMO Akademi. Faaliyet Raporu 2012 İSMMMO Akademi 76 Yahya ARIKAN Başkan İSMMMO Akademi Nejat BOZKURT Başkan Yardımcısı Necati KALKAN Sekreter Nadir Hikmet GÜNEŞ Sayman Muammer KESKİN Üye 77 Mesleki gelişim, kurumsallaşma ve küresel

Detaylı

2015 YILI KURUMSALLAŞMA KOMITE RAPORLARI FAALİYET RAPORU

2015 YILI KURUMSALLAŞMA KOMITE RAPORLARI FAALİYET RAPORU KURUMSALLAŞMA KOMITESI KOMITE RAPORLARI GÖREVİ Başkan Başkan Yrd. Sekreter ADI SOYADI HIDIR ÖZDEN GÖZDE OKYAY TURUNÇ GÖZDE ERTAŞ HACER MELTEM AKDOĞAN AKSAÇ NEŞE YILMAZ HÜSEYİN DOĞAN ÇİĞDEM ASLANCAN MURAT

Detaylı

GENEL BAŞKANIN MESAJI

GENEL BAŞKANIN MESAJI GENEL BAŞKANIN MESAJI Küresel ekonomik kriz, ekonomiyi kalıcı olarak küresel dünyanın birinci önceliği haline getirdi. İkibinli yılların ilk dönemine yıkıcı bir savaş olan ABD nin Irak işgali damgasını

Detaylı

68. BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

68. BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ . 68. BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ 68 inci Başkanlar Kurulu Toplantısı Sonuç Bildirisi 68 inci Başkanlar Kurulu Toplantısı 26 Kasım 2012 tarihinde TÜRMOB Kurulları ve Oda Başkanları nın katılımı ile

Detaylı

RİZE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI

RİZE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI RİZE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI FAALİYET RAPORU 2013 İÇİNDEKİLER Sayfa No Başkan ın Sunuşu 3-4 Oda Kurulları Yönetim Kurulu 5 Denetleme Kurulu 6 Disiplin Kurulu 7 Haksız Rekabetle Mücadele

Detaylı

Meslek Paydaşlarını Buluşturdu. Sürekli Eğitim ve Raporlama

Meslek Paydaşlarını Buluşturdu. Sürekli Eğitim ve Raporlama Sürekli Eğitim ve Raporlama Meslek Paydaşlarını Buluşturdu Sürek li Eğit im ve Raporlama Meslek Pay daşları nı Bul uşturd u Sürekli Eğitim ve Raporlama Meslek Paydaşlarını Buluşturdu O damızın ev sahipliğinde,

Detaylı

İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ MUHASEBE, DENETİM VE DANIŞMANLIK ŞİRKETLERİ İÇİN ŞİRKETLEŞME VE KURUMSALLAŞMA

İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ MUHASEBE, DENETİM VE DANIŞMANLIK ŞİRKETLERİ İÇİN ŞİRKETLEŞME VE KURUMSALLAŞMA İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ MUHASEBE, DENETİM VE DANIŞMANLIK ŞİRKETLERİ İÇİN ŞİRKETLEŞME VE KURUMSALLAŞMA YOL HARİTASI KÜÇÜK ve ORTA ÖLÇEKLİ MUHASEBE, DENETİM

Detaylı

MALİTÜRK DENETİM VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

MALİTÜRK DENETİM VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş. Misyon ve Vizyonumuz Müşterilerine en yüksek standartlarda kişisel hizmetler sağlamaya adanmış profesyonel kadro ile küresel bir iş ağı oluşturmaktır. Türkiye nin, yakın gelecekte AB ile üyeliğe varabilecek

Detaylı

Profesyonel Yönetim Kurulu Programı Yönetim Kurulunun Etkin ve Verimli Hale Getirilmesi

Profesyonel Yönetim Kurulu Programı Yönetim Kurulunun Etkin ve Verimli Hale Getirilmesi Profesyonel Yönetim Kurulu Programı Yönetim Kurulunun Etkin ve Verimli Hale Getirilmesi 22-23 Haziran 2010, İstanbul 25-26 Haziran 2010, Ankara Kurumsal Yönetim ve Sürdürülebilirlik Merkezi Ankara Profesyonel

Detaylı

TÜSİAD, iç denetim ile ilgili raporunu kamuoyuna sundu

TÜSİAD, iç denetim ile ilgili raporunu kamuoyuna sundu TÜSİAD, iç denetim ile ilgili raporunu kamuoyuna sundu 27 Mayıs 2010 TS/BAS-BÜL/10-44 TÜSİAD, Reel Sektörde İç Denetim Uygulamaları: Tespit ve Öneriler başlıklı raporunu, 27 Mayıs 2010 Perşembe günü The

Detaylı

T Ü R M O B TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ BASIN BÜLTENİ

T Ü R M O B TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ BASIN BÜLTENİ T Ü R M O B TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ BASIN BÜLTENİ SAYI : 2016/145 TARİH : 07.01.2016 TÜRMOB HEYETİ, GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI TÜFENKCİ'Yİ ZİYARET

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI NA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI NA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI NA Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifimiz ve gerekçesi ek tedir. Gereğini saygılarımızla arz ederiz. GENEL GEREKÇE

Detaylı

KURUMSALLAŞMA VE DENETİM

KURUMSALLAŞMA VE DENETİM İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ISTANBUL CHAMBER OF CERTIFIED PUBLIC ACCOUNTANTS KURUMSALLAŞMA VE DENETİM Institutionalization and Audit 5-9 Ekim 2011 Antalya Rixos Sungate Beldibi 05

Detaylı

PROTOKOL KONUŞMALARI. Prof. Dr. Vedat AKGİRAY Tevfik BİLGİN Mustafa ÖZYÜREK

PROTOKOL KONUŞMALARI. Prof. Dr. Vedat AKGİRAY Tevfik BİLGİN Mustafa ÖZYÜREK 4/28/11 11:55 AM Page 27 PROTOKOL KONUŞMALARI Prof. Dr. Vedat AKGİRAY Tevfik BİLGİN Mustafa ÖZYÜREK PROTOKOL KONUŞMALARI 1 vedat akgiray:layout 1 1 vedat akgiray:layout 1 4/28/11 11:55 AM Page 28 28 1

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

EDİRNE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 2010 YILI FAALİYET RAPORU

EDİRNE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 2010 YILI FAALİYET RAPORU 23/05/2010 tarihinde Odamızın 20. Olağan Seçimli Genel Kurulu na göre; oluşturulan Yönetim Kurulumuz, 26/05/2010 tarihinde görev dağılımı yaparak, Enver ÇEVİK Başkan, Nuri ÖZKAN Başkan Yardımcısı, Metin

Detaylı

2013 YILI Faaliyet. Raporu. KGK Çalıştayı. KGK Çalıştayı

2013 YILI Faaliyet. Raporu. KGK Çalıştayı. KGK Çalıştayı 2013 2013 2013 YILI YILI Faaliyet Faaliyet R a proayili rpuo r u 197 Faaliyet Raporu 197 (2 Mart 2013) İSMMMO, 1-7 Mart Muhasebe Haftası etkinlikleri kapsamında mesleğin geleceğini ilgilendiren bağımsız

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

Oda Eğitimleri İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ISTANBUL CHAMBER OF CERTIFIED PUBLIC ACCOUNTANTS

Oda Eğitimleri İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ISTANBUL CHAMBER OF CERTIFIED PUBLIC ACCOUNTANTS Oda Eğitimleri Elektronik Ticaret Uygulaması ve Vergilendirilmesi konusunda düzenlenen 1 seminere 864 meslek mensubu ve stajyerimiz katılmıştır. SGK, İş Hukuku ve İşkur Güncel Uygulama Ve Teşvikler konusunda

Detaylı

ENDONEZYA MALEZYA TİCARET HEYETİ (27 Mayıs 1 Haziran 2012)

ENDONEZYA MALEZYA TİCARET HEYETİ (27 Mayıs 1 Haziran 2012) ENDONEZYA MALEZYA TİCARET HEYETİ (27 Mayıs 1 Haziran 2012) Ülkemiz ile Endonezya ve Malezya arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesi amacıyla 27 Mayıs - Haziran 2012 tarihleri arasında Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

YALOVA SMMM ODASI 2013 YILI ETKİNLİKLERİMİZ Tarihinde Sakarya SMMM Odasının Yeni Hizmet Binası açılış töreni

YALOVA SMMM ODASI 2013 YILI ETKİNLİKLERİMİZ Tarihinde Sakarya SMMM Odasının Yeni Hizmet Binası açılış töreni YALOVA SMMM ODASI 2013 YILI ETKİNLİKLERİMİZ... 05.01.2013 Tarihinde Sakarya SMMM Odasının Yeni Hizmet Binası açılış töreni 08.01.2013 SM ŞERİF ÖZTÜRK RUHSAT TÖRENİ 22.01.2013 Tarihinde Yalova SGK il Müdürlüğü'nün

Detaylı

2nci Uluslararası Türk Coğrafyasında UFRS Sempozyumu Sonuç Bildirgesi 17 Haziran 2012 - Trabzon

2nci Uluslararası Türk Coğrafyasında UFRS Sempozyumu Sonuç Bildirgesi 17 Haziran 2012 - Trabzon ---- 2nci Uluslararası Türk Coğrafyasında UFRS Sempozyumu Sonuç Bildirgesi 17 Haziran 2012 - Trabzon 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek 6102 sayılı TTK nun özellikle 01 Ocak 2013 itibari ile başlayacak

Detaylı

HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI

HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI 1. AMAÇ Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. (Şirket) Kurumsal Yönetim Komitesi (Komite), Şirketin kurumsal

Detaylı

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok Antalya daki 4 üniversitenin sektör için gerekli eğitimleri verdiği, Akdeniz Üniversitesi

Detaylı

O d a Fa a l i y e t l e r i

O d a Fa a l i y e t l e r i Oda Faaliyetleri TESMER İstanbul Şubesi Eğitim Birimleri İSMMMO Akademi Üye ve Stajyer Bilgileri Danışma Birimi Raporu Bilgiye Erişim Merkezi Raporu Hukuk Birimi Raporu Oda Sekreterliği TESMER İstanbul

Detaylı

PAZARLAMA MÜŞTERİNİZLE İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLENDİRİN!

PAZARLAMA MÜŞTERİNİZLE İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLENDİRİN! PAZARLAMA MÜŞTERİNİZLE İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLENDİRİN! Prof. Dr. Cemal YÜKSELEN İSMMMO Yayınları 155 Grafik ve Uygulama: Evren Günay Baskı ve Cilt True Colors Communications TCC Renk Çözümleri Matbaa Rekl.San.ve

Detaylı

ULUSLARARASI MUHASEBE STANDARTLARINA GÖRE İNŞAAT/TAAHHÜT İŞLETMELERİ MUHASEBE EĞİTİMİ PROGRAMI

ULUSLARARASI MUHASEBE STANDARTLARINA GÖRE İNŞAAT/TAAHHÜT İŞLETMELERİ MUHASEBE EĞİTİMİ PROGRAMI İSMMMO AKADEMİ BAŞKANI NDAN Küreselleşme ve doğrudan yabancı sermaye yatırımları yoluyla işletmelerin uluslararasılaşması, 21 inci yüzyılda muhasebe standartlarının da uluslararası hale gelmesi sonucunu

Detaylı

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI 2023 e 10 Kala Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği Bölgesel Toplantısı nda konuya yönelik düşüncelerimi ifade etmeden önce sizleri, şahsım ve İstanbul

Detaylı

YILLARI. Faaliyet Raporu 1 İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ISTANBUL CHAMBER OF CERTIFIED PUBLIC ACCOUNTANTS

YILLARI. Faaliyet Raporu 1 İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ISTANBUL CHAMBER OF CERTIFIED PUBLIC ACCOUNTANTS www.ismmmo.org.tr Faaliyet Raporu 1 İSMMMO Yayın No: 165 Grafik ve Uygulama: Alican SEZER Baskı ve Cilt TOR OFSET SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ Akçaburgaz Mahallesi 116 Sokak No:2 Esenyurt / İSTANBUL

Detaylı

AKSEL ENERJİ YATIRIM HOLDİNG A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ

AKSEL ENERJİ YATIRIM HOLDİNG A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ AKSEL ENERJİ YATIRIM HOLDİNG A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ Sermaye Piyasası Kurulu Kurumsal Yönetim İlkeleri uyarınca şirketimiz bünyesinde Kurumsal Yönetim Komitesi kurulmuştur. Kurumsal Yönetim Komitesi

Detaylı

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler... TÜRKONFED BAŞKANI TARKAN KADOOĞLU TKYD KURUMSAL YÖNETİM ZİRVESİ KONUŞMA METNİ 14 Ocak 2016 Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Detaylı

BÖLGESEL TİCARET TOPLANTISI İZMİR

BÖLGESEL TİCARET TOPLANTISI İZMİR BÖLGESEL TİCARET TOPLANTISI İZMİR 13.01.2018 Sayın Valim, Sayın TOKİ Başkan Yardımcım, Sayın Ticaret Odası Başkanım, Sayın Rektörlerim, Değerli Yönetim Kurulu Üyelerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve Dostları

Detaylı

TÜRKİYE DE KOBİ UYGULAMALARI YMM. NAİL SANLI TÜRMOB GENEL BAŞKANI IFAC SMP (KOBİ UYGULAMARI) FORUMU İSTANBUL

TÜRKİYE DE KOBİ UYGULAMALARI YMM. NAİL SANLI TÜRMOB GENEL BAŞKANI IFAC SMP (KOBİ UYGULAMARI) FORUMU İSTANBUL TÜRKİYE DE KOBİ UYGULAMALARI YMM. NAİL SANLI TÜRMOB GENEL BAŞKANI IFAC SMP (KOBİ UYGULAMARI) FORUMU İSTANBUL 21 MART 2011 HOġ GELDĠNĠZ IFAC in Sayın Başkanı, Kurul Üyeleri, Dünyanın dört bir yanından gelmiş

Detaylı

DOĞAN ŞİRKETLER GRUBU HOLDİNG A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV ve ÇALIŞMA ESASLARI

DOĞAN ŞİRKETLER GRUBU HOLDİNG A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV ve ÇALIŞMA ESASLARI DOĞAN ŞİRKETLER GRUBU HOLDİNG A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV ve ÇALIŞMA ESASLARI 1. AMAÇ Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş. ( Şirket veya Doğan Holding ) (Komite), Şirketin kurumsal yönetim ilkelerine

Detaylı

TÜRK VERGİ SİSTEMİNDE VE MUHASEBE STANDARTLARINDAKİ GÜNCEL GELİŞMELERİN MUHASEBE UYGULAMALARINA ETKİSİ

TÜRK VERGİ SİSTEMİNDE VE MUHASEBE STANDARTLARINDAKİ GÜNCEL GELİŞMELERİN MUHASEBE UYGULAMALARINA ETKİSİ TÜRK VERGİ SİSTEMİNDE VE MUHASEBE STANDARTLARINDAKİ GÜNCEL GELİŞMELERİN MUHASEBE UYGULAMALARINA ETKİSİ Titanic Deluxe Golf Hotel / Belek-Antalya 05-09 Aralık 2018 Düzenleyen Sempozyumun Hedef Kitlesi Meslek

Detaylı

ÇÖZÜM. Zorunluluğu. Yahya Arıkan *

ÇÖZÜM. Zorunluluğu. Yahya Arıkan * Entelektüel Sermaye ve Kurumsallaşma Zorunluluğu İSMMMO AB Fonları Komite sinin Entelektüel Sermayenin Geliştirilmesi Platformu Projesi devrede. Meslektaşlarımız için geliştirilen Entelektüel Sermaye Değerleme

Detaylı

Türkiye de Muhasebe Mesleğinin Son 28 Yıldaki Kilometre Taşları

Türkiye de Muhasebe Mesleğinin Son 28 Yıldaki Kilometre Taşları Gaziantep SMMM Odası Aday Meslek Mensupları Toplantısı 20 Nisan 2017 Türkiye de Muhasebe Mesleğinin Son 28 Yıldaki Kilometre Taşları 1. Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Yasası,

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

Eylül 2013. Merrill Lynch Yatırım Bank A.Ş. ve Bağlı Ortaklığı Merrill Lynch Menkul Değerler A.Ş.Bağlı 1

Eylül 2013. Merrill Lynch Yatırım Bank A.Ş. ve Bağlı Ortaklığı Merrill Lynch Menkul Değerler A.Ş.Bağlı 1 Ara Dönem Özet Konsolide Faaliyet Raporu Eylül 2013 Merrill Lynch Yatırım Bank A.Ş. ve Bağlı Ortaklığı Merrill Lynch Menkul Değerler A.Ş.Bağlı 1 Yönetim Kurulu Başkanı nın Eylül 2013 Dönemi Değerlendirmeleri

Detaylı

İçindekiler. Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler

İçindekiler. Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler w İçindekiler Hakkımızda Misyon Vizyon TKYD Üyelik Ayrıcalıkları Faaliyetler Çalışma Grupları Eğitim Programları İhtisas Programları Anadolu Seminerleri Kurumsal Yönetim Kütüphanesi Yayınlar Zirve ve Paneller

Detaylı

UYGULAMALI TÜRKİYE FİNANSAL RAPORLAMA STANDARTLARI EĞİTİMİ

UYGULAMALI TÜRKİYE FİNANSAL RAPORLAMA STANDARTLARI EĞİTİMİ İSMMMO AKADEMİ BAŞKANI NDAN Mesleğimiz sürekli değişimlerin ve gelişimlerin yaşandığı bir özelliğe sahiptir. Mesleğimizde yakın zamanda birçok değişimi ve gelişimi hep birlikte yaşadık ve hepsini başarıyla

Detaylı

Kitap Tanıtımı Adli Muhasebe. Mikail EROL

Kitap Tanıtımı Adli Muhasebe. Mikail EROL Kitap Tanıtımı Adli Muhasebe Metin ATMACA ve Serkan TERZİ, İstanbul: Yaylım Yayıncılık, 2012, 176 sayfa ISBN: 978-605-63037-1-5 Mikail EROL Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, İİBF, İşletme Bölümü [email protected]

Detaylı

S. 3- MUHASEBE STANDARTLARI UYGULAMALARINDA

S. 3- MUHASEBE STANDARTLARI UYGULAMALARINDA 117 Sahibi: İzmir SMMMO adına Feyzullah TOPÇU Sorumlu: Yazı İşleri Müdürü Müfit YILDIRIM S. 3- MUHASEBE STANDARTLARI UYGULAMALARINDA GÜNCEL GELİŞMELER SEMİNERİ S. 4- MÜKELLEF HAKLARI VE USUL İNCELEMELERİ

Detaylı

YETERLİLİK SINAVI HAZIRLIK KURSLARI

YETERLİLİK SINAVI HAZIRLIK KURSLARI M A L İ M Ü Ş A V İ R L İ K YETERLİLİK SINAVI HAZIRLIK KURSLARI YENİLENEN KURSLARIMIZIN AVANTAJLARINDAN YARARLANIN Hedeflerinize bizimle ulaşın 2017 / 3. DÖNEM KURS YERLERİ l Şişli (Gayrettepe, Dedeman

Detaylı

Faktoring sektörü 76 milyar TL işlem hacmi ve reel sektöre sağladığı 12,4 milyar TL ile Türk ekonomisine destek veriyor

Faktoring sektörü 76 milyar TL işlem hacmi ve reel sektöre sağladığı 12,4 milyar TL ile Türk ekonomisine destek veriyor Reel Sektörün Çarkı Faktoring, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin in katıldığı sempozyumda değerlendirildi. Faktoring sektörü

Detaylı

Hepinizi Şahsım, Yönetim Kurulum ve etkinliğe emeği geçenler adına saygıyla selamlıyorum.

Hepinizi Şahsım, Yönetim Kurulum ve etkinliğe emeği geçenler adına saygıyla selamlıyorum. 2.KOBİ LER VE BİLİŞİM KONGRESİ-ANKARA TÜRKİYE BİLİŞİM DERNEĞİ GENEL BAŞKANI RAHMİ AKTEPE NİN AÇILIŞ KONUŞMASI 25 EKİM 2018 Değerli Konuklar, Değerli Basın Mensupları Hepinizi Şahsım, Yönetim Kurulum ve

Detaylı

XIX. TÜRKİYE MUHASEBE KONGRESİ

XIX. TÜRKİYE MUHASEBE KONGRESİ XIX. TÜRKİYE MUHASEBE KONGRESİ Geçmiş Deneyimler Işığında Geleceğin Tasarlanması: Meslekte Yeni Ufuk ve Açılımlara Doğru 17-18 Eylül 2014, Ankara Abdullah Erdem CANTİMUR Maliye Bakanı Yardımcısı AÇILIŞ

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

KTTO PROJE, EĞİTİM VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

KTTO PROJE, EĞİTİM VE ARAŞTIRMA MERKEZİ KTTO PROJE, EĞİTİM VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Kurumsal Yönetim Eğitimi 22 Şubat 2014 Eğitmen:Dr. Güler Manisalı Darman Eğitimin Amacı Bütün dünyada, şirketlerin temeline bakıldığı

Detaylı

2014 YILI FAALİYET RAPORU 2014 YILI FAALİYET RAPORU ODA EĞİTİMLERİ

2014 YILI FAALİYET RAPORU 2014 YILI FAALİYET RAPORU ODA EĞİTİMLERİ 2014 YILI FAALİYET RAPORU ODA EĞİTİMLERİ Oda Eğitimleri Oda Faaliyetleri 41 LER 2014 YILINDA; E-Devlet projesinin müşterilerimize ve muhasebe mesleğine etkileri ve Yeniden yapılanma süreci konusunda düzenlenen

Detaylı

MALİ İÇ DENETİM UZMANLIĞI PROGRAMI

MALİ İÇ DENETİM UZMANLIĞI PROGRAMI BAŞLANGIÇ TARİHİ: 3 KASIM 2012 İSMMMO AKADEMİ BAŞKANI NDAN Öncekiler de dahil olmak üzere özellikle son finansal kriz, yönetim yanlışlıklarının ve yolsuzlukların önüne geçilmesinde iç kontrolü ve iç denetimi

Detaylı

DOĞAN BURDA DERGİ YAYINCILIK VE PAZARLAMA A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI

DOĞAN BURDA DERGİ YAYINCILIK VE PAZARLAMA A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI DOĞAN BURDA DERGİ YAYINCILIK VE PAZARLAMA A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI 1. AMAÇ Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. ( Şirket veya Doğan Burda ) Kurumsal Yönetim Komitesi

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Biz Kimiz? 4 Ne Yapıyoruz? 5 Uluslararası 9

İÇİNDEKİLER. Biz Kimiz? 4 Ne Yapıyoruz? 5 Uluslararası 9 2 www.bilgener.com İÇİNDEKİLER Biz Kimiz? 4 Ne Yapıyoruz? 5 Uluslararası 9 3 Biz Kimiz? Geleneksel iş yöntemlerini en yenilikçi çözümlerle birleştiren, sağlam etik temeller üzerine inşa edilmiş takım odaklı

Detaylı

Kurumsal Yönetim Nedir?

Kurumsal Yönetim Nedir? Nedir? İÇİNDEKİLER Türkiye Derneği (TKYD) Hakkında Nedir? İlkeleri Neden Gereklidir? OECD İlkeleri Türkiye de Türkiye de Uygulamadan Satır Başları TKYD HAKKINDA yönetim anlayışının ülkemizde tanınması,

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

GÖREVDAŞLIK VE ARTI GÜÇ ZAMANI

GÖREVDAŞLIK VE ARTI GÜÇ ZAMANI GÖREVDAŞLIK VE ARTI GÜÇ ZAMANI İSMMMO seçimlerinin ardından; mesleğin ve meslektaşın geleceğine pozitif katkı sağlamak için yoğun enerji harcanacak bir eşiğe girildi. Tespitler, projeler, yaklaşımlar ve

Detaylı

AKSARAY SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI

AKSARAY SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI AKSARAY SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 1.AKSARAY SMMM ODASI FAALİYET RAPORU 1.Oda ının Sunuşu 2.Genel ın Sunuşu 1. Odanın Misyonu ve Vizyonu Misyonumuz : Meslek mensupları arasında birlik ve

Detaylı

11. Çözüm Ortaklığı Platformu Riskin erken saptanması ve iç denetim 10 Aralık 2012

11. Çözüm Ortaklığı Platformu Riskin erken saptanması ve iç denetim 10 Aralık 2012 www.pwc.com.tr 11. Çözüm Ortaklığı Platformu Riskin erken saptanması ve iç denetim 10 Aralık 2012 İçerik 1. Kurumsal yönetim odağıyla risk yönetimi ve iç denetim 2. Düzenlemeler sizden ne bekliyor? 3.

Detaylı