SECDE SÛRESİ Nuzul 57 / Mushaf 32
|
|
|
- Ömer Yanki
- 9 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 SECDE SÛRESİ Nuzul 57 / Mushaf 32 Surenin Adı: Secde, teslimiyetin altına beden diliyle atılan imzadır. Sûre bu adı 15. âyetinden alır. Tirmizî Cami inde sûreyi bu adla anar. Yine Tirmizî nin Cabir b. Abdullah a atfen naklettiği Peygamber elif lâm mîm tenzil ve tebarakellezi biyedihi l-mülk ü okumadan uyumazdı rivayetinden sûrenin başka adları da bulunduğunu çıkarabiliriz. Surenin Nuzul Yeri ve Zamanı: Sûrenin iniş yeri ve zamanı konusunda ihtilaf edilmiştir. Çoğunluğa göre Mekkî dir.
2 MEKKE Mina Müzdelife Arafat KABE İbn Abbas a atfedilen iki görüşten biri de budur. İkinci görüşe göre, âyetler Medine de inmiştir. Fakat bu, zayıf nüzul sebebi rivayetlerine dayandığı için rahatlıkla göz ardı edilebilir. Kaldı ki En âm sûrenin girişinde uyguladığımız kriterler de bu sonucu verir. Sûre müşriklerin vahye karşı itiraz ve iftiralarından söz ettiğine göre (3), Mekke de indiği kesindir. 13. âyette dokuzuncu yılda indirilmiş olan Sâd sûresinin âyetlerine atıf vardır. Şu halde bu sûrenin de boykot sonu veya sonrası sûrelerinden olduğu sonucuna varılabilir. 9. yılda inmiş olmalıdır. İbn Abbas tan gelen meşhur tertipte Medenî sûrelerden olan Cuma-Munâfıkun, Cabir b. Zeyd kanalıyla gelen İbn Abbas tertibinde İnşikâk-Ankebût, diğerlerinde Mü minûn-tur arasında yer alır. Sûre vahye atıfla başlar, inkârcıların iftiralarını dile getirir (1-3). Âhiret hayatına dair ayrıntılar verir (4-14). Surenin Konusu: Sure; Bu ilahi kelamın indirilişi, hiç şüphe yok ki alemlerin Rabbindendir (1) şeklinde vahye atıfla başlıyor. Ardından, inkarcıların, bu vahyi Hz Muhammed in uydurduğu yönündeki iftiraları dile getiriliyor (3). Söz, enfüs ve afak ayetleri üzerinden Ahiret hayatına getirilir. Göklerin altı aşamada yaratıldığı ifade edilerek, belki de ima yollu ilk muhatabına toplumsal dönüşümün de bir anda değil bir süreç içerisinde aşama aşama gerçekleşeceği mesajı verilmektedir (4). Bir enfüs ayeti var ki orada insanın elementer olarak balçıktan, biyolojik olarak da meni den yaratıldığı vurgulanır (7-8) Bu hem insanı, yaratıcısı karşısında tvazua davet etmek, hem yaratıcısının üzerindeki emeğine dikkat çekmek, hem de yaratılışın sünneti üzerinden değişimin bir süreç işi olduğunu hatırlatmak içindir. Ardından Ahiret e dair ayrıntılar verir (10-14). Neden dünyanın ve İnsanın maddi yaratılışının tekamül yasasına bağlı olarak bir süreçte gerçekleştiğini beyan eden ayetlerin hemen ardından Ahiret e ilişkin ayetler gelmektedir.?
3 Cevap; Ahiret hayatı, dünya hayatının zorunlu ve doğal bir uzantısıdır. İlahi emeğin bu kadar yoğun olduğu insan türünün varlığı, bu dünyadaki hayatla sınırlı olamazdı. İşte Ahiret hayatı, insanın tekamül yolculuğunun öteki durağıdır. Ve Cennet, insanın tekamül yolculuğunda varacağı son duraktır. Kur an da cennet hakkındaki en çarpıcı âyetlerden biri bu sûrededir:..onları (cennette) ne türden göz kamaştırıcı sürprizlerin beklediğini kimse hayal dâhi edemez (17). Ardından geçmiş ümmetlerden hem örnek hem de ibret olanlara değinilir (23-26). Sûre inkârda ısrar edenleri uyaran bir âyetle son bulur. Şu halde boş ver onları da (kendi işine bak); madem onlar beklemeye razılar, sen (dünden) bekle. (30).
4 ب س م للا ح ن م ا ر ح ن م م RAHMÂN RAHÎM ALLAH IN ADIYLA ح م ١ 1 Elif-Lâm-Mîm! (1) (1) Bu harfler Allah Rasulü nün vahyi bir tek harfini dahi zayi etmeden bize ulaştırdığının canlı şahididirler (bkz. Kalem: 1). Veda Hutbelerindeki Bakın, tebliğ ettim mi? (Buhârî, İlim 37) sorusu çağları aşıp bize kadar ulaşan gözü yaşlı Nebi ye, kendi şimdi ve buradamızın şahitleri olarak cevap veriyoruz: Tebliğ ettin ey Allah ın Rasulü! Biz şahidiz! (Nuzul 7 / Mushaf 68 : Kalem 1 Aşağıdadır.) ر و ح ق ل م و ا ا س ط م ور ر و ح ق ل م و ا ا س ط م ور ١ 1 Nûn (1) KALEME ve (onun) yazdıklarına yemin olsun! (2) (1) Kur an ın iniş sürecinde mukatta ât (veya fevâtih) adı verilen harflerin yer aldığı ilk sûre. Taha ve Yâsîn ihtilaflı olmakla birlikte, 29 sûrenin başında, harf sayısı itibarıyla 1 den 5 liye kadar değişen ve Arap alfabesinin yarısı olan 14 çeşit harften oluşan bu harfler hakkında 40 a yakın görüş vardır. Yahudiler ebced hesabına yorup ümmetin yaşını hesap etmişlerdir. Bunların sembol olduğunu söyleyenler, neyin sembolü olduğu konusunda farklılaşmışlardır. İbn Abbas Allah ın en büyük ismi olduğunu düşünür, ancak nasıl telif edileceğini ben de bilmiyorum der. İlâhî esmanın, meleklerin, peygamberlerin, başında geldiği sûrelerin sembolüdür diyenler olmuştur. Bunların uyarı olduğunu söyleyenler de ikiye ayrılmıştır. Mesela Ebu Hayyan müşrikleri uyardığını söylerken, Râzî, vahye hazırlık babında Hz. Peygamber i uyardığını söyler. İbn Hazm, Kur an da tek müteşabih in mukatta at olduğunu söyler. Hz. Ebubekir e göre, Allah ın Kur an daki sırrıdır. Arapların bu harfleri inkar ettiğine dair bir bilgi ulaşmadığına göre, bilinen bir işleve sahip olduğu düşünülmelidir. Kaldı ki Kur an da anlam dışı hiçbir şey bulunmamaktadır. Tutarlı bir yoruma göre, bu harflerin başında geldiği sûreler Kur an dan söz ederler. Ne ki Meryem, Ankebût ve Rûm bunun istisnasıdır. Kaldı ki başında Kur an dan söz ettiği halde mukatta atla başlamayan bir çok sûre vardır. Müberred, Ferrâ, Kurtubî, Taberî, Zemahşerî, İbn Teymiyye, İbn Kesir gibi bir çok otoriteye göre harfler Kur an ın mucize oluşunu ifade eder. Zımnen; Kur an kimsenin benzerini getiremeyeceği bir mucizedir, ilâhi kelamdır. Eğer değil diyorsanız, işte harfler elinizde, haydi bu harflerle siz de benzerini getirin anlamına gelir. Fakat, Kur an bu meydan okumayı zaten açık ve net olarak bir çok yerde yapmıştır (Bakara: 23; Yûnus: 38; Hûd: 13; İsra: 88; Tûr: 34). Böylesine üstü kapalı bir yöntem, meydan okuma (tahaddi) kavramıyla pek de mütenasip durmaz (Ayrıntılı bir tahlil için bkz. Aişe Abdurrahmân, el-i câz, s ). Nûn a hokka, cennet nehri, nurdan bir levha, büyük balık mânası verenler de olmuştur. Ayrıca nûn, kılıcın keskin ağzı na denir. Bu takdirde nûn ve l-kalem, kılıç ve kaleme yemin olsun anlamına gelir. Kalem ile benzerliğinden dolayı, hokka şıkkı diğerlerine tercih edilir. Görüldüğü gibi bu harflere dair yorumların sonu gelmeyecektir. Fakat bizce bu harfler, Hz. Peygamber in vahyin bir tek harfini bile zayi etmeden aktardığının yaşayan belgesi olarak orada durmaktadır. (2) Kalem, söz ile yazı arasındaki elçidir. Tıpkı hatip ile muhatap arasında hitabı taşıyan elçi/peygamber gibi, kalem de kelamın elçisidir. İlk inen Alak 4-5 te olduğu gibi, burada da Hz. Peygamber in dikkati kaleme ve yazıya çekilmektedir. Bununla, sözlü kültürün mensubu olan Peygamber e, vahyi kayıt altına aldırarak mü minleri yazılı kültüre taşıma misyonu yüklenmektedir. Hz. Peygamber in vahyi yazdırması, bu mesajın gereğidir. Zaten, üzerine yemin edilerek belirlilik takısıyla gelen kalem vahyi yazan kalem, yazdıkları ise vahiy dir. Bu mukatta â harfleriyle başlayan sûrelerin ortak vasfının, vahye atıf olduğu yorumu da uygundur. ت ن ز ل ح ك ت اب ل م ب ف ه ا ر م ب ح ع ا ا ر ٢ 2 BU İLÂHÎ kelamın indirilişi, hiç kuşku yok ki (2) alemlerin Rabbindendir. (3) (2) Veya: Kendisinde hiç şüphe olmayan bu ilahi kelam.. (3) İsim cümlesiyle başlaması, anlama bu sürekli ve değişmez bir hakikattir vurgusunu katar. Zımnen: Alemlerin bir Rabbi olduğuna inanmak, O nun terbiyesinin ifadesi olan vahye inanmayı gerekli kılar.
5 ح م ق و ور حف ت م ه ب ل ه و ح ق ا ر م ب ك ت نذ م ق و ا ا ا ا ح ت ه م ا ر ن ذ م ا ر ق ب ل ك ع لنه م ه ت ور ٣ 3 Yine de (4) onlar Onu o uydurdu diyorlar. Hayır! O Senin Rabbinden gelen bir hakikattir; senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu belki doğru yola gelirler diye uyarman içindir. (5) (4) Em, e..em../ya..ya da.. kalıbıyla gelmediği zaman farklı vurgular taşır (Ebu Ubeyde). (5) Kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplum ifadesi ilk bakışta, hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir uyarıcı çıkmamış olsun (Fâtır: 24) âyetiyle çelişik görünse de, Mâide 19 da geçen uzun bir fetret bu âyetle neyin kastedildiğini açıklar. Bu toplumun kapsamını tesbitle ilgili bir not için Furkan 38 e bkz. Fâtır 24 ışığında, bu toplumun benzerleri içerisinde uyarıcıya en çok muhtaç olan toplum olduğunu düşünebiliriz. (Nuzul 108 / Mushaf 5 : Maide 19 Aşağıdadır.) ا ح ه ل ح ك ت اب ق ج اء ك م م س و ن ا ب ر ك م ع لى ف ت م ة ا ر ح م س ل ح ر ت ق و وح ا ا ج اء ن ا ا ر ب ش م و ل ن ذ م ف ق ج اء ك م ب ش م و ن ذ م و للا ع لى ك ل ش ء ق م ١١ 19 Ey önceki vahyin takipçileri! Peygambersiz geçen uzun bir fetretin ardından(27) Bize asla ne müjdecilerden biri geldi, ne de uyarıcılardan biri dersiniz diye, uyaran ve müjdeleyen Elçimiz, (hakikati) açıklamak üzere işte size de geldi; zira Allah ın gücü her şeye yeter. (27) Bu döneme fetret dönemi, bu dönemde yaşayanlara da fetret ehli denilir. Bu husus Nahl sûresinin 36. âyeti ve En âm sûresinin 19. âyeti ışığında anlaşılmalıdır. (Nuzul 40 / Mushaf 25 : Furkan 38 Aşağıdadır.) و ع ا ح و ث ا و ح و ح ص اب ح ن مس و ق م ون ا ب ر ذ ك ك ث م ح ٣٣ 38 Ve Âd ve Semud kavmi, Ress sakinleri (50) ve bunlar arasında yaşamış olan bir çok nesil de (öyle oldu). (Nuzul 42 / Mushaf 35 : Fatır 24 Aşağıdadır.) ح ننا ح م س ل ن اك ب ا ق ب ش م ح و ن ذ م ح و ح ر ا ر ح ناة ح ن ل خ ل ف ه ا ن ذ م ٢٢ 24 Şüphe yok ki Biz seni hakikate sadık (34) bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik: zira hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir uyarıcı çıkmamış olsun. (34) Ya da bi l-hakk ın nâ zamirinden hal olduğunu varsayarak: gerçek bir amaçla.. ح نذى خ ل ق ح نسا و ح ح ف ل ت و ح ل م ض و ا ا ب ن ه ا ا فى س نتة ح نام ث نم حس ت و ى ع ل ى ح ع م ش ا ا ك م ا ر ون ه ا ر و ى و ل ش ي للا ت ت ذ نك م ور ٢ 4 GÖKLERİ, yeri ve bu ikisi arasındakileri altı aşamada yaratan, (6) sonra da hükümranlık makamına kurulan Allah tır; (7) (hesap günü) sizi O ndan koruyacak ne bir dost ne de bir kayırıcı bulamazsınız: peki, hâlâ ders almayacak mısınız? (8) (6) Lafzen: altı günde. Uzay sistemlerinin oluşumunun henüz tamamlanmadığı bir ortamda gün elbette görecedir. Altı aşama, altı zamanlı bir oluşum sürecini ifade eder (bkz. Kâf: 38). Kur an da yevm in görece niteliği bir sonraki âyette ifade edilmektedir. Altı aşamada yaratma, tekamül yasasına delalet eder.
6 Tekamül yaratılışın kanunudur. Varlığa bu kanunu yerleştiren alemlerin Rabbidir. Ol deyince yaratacak bir Rabbin varlığı tekamül yasasına tabi kılması, insan terbiyesinde takip edilecek yöntem için de yol göstericidir. (7) İstevâ ale l- arş, Yahudi ilahiyatındaki tatil tezini çağrıştıran Yaratıcıya tatil yapmayı, varlığa ilgisiz kalmayı atfeden tüm tasavvurları red içindir (krş. Tâhâ: 5). Kur an da geldiği her yerde, Allah ın varlıktan elini çekmediğine, mahlukata ilgisiz kalmadığına delalet eder. (8) Ders: Hayata bir nizam ve intizam koyan, kainat ağacının en soylu meyvesi olan insanı başıboş bırakır mı? (Nuzul 36 / Mushaf 50 : Kaf 38 Aşağıdadır.) و ق خ ل ق ن ا ح نسا و حت و ح ل م ض و ا ا ب ن ه ا ا فى س نتة ح نام و ا ا ا نسن ا ا ر غ وب ٣٣ 38 Dahası gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı aşamada yarattığımızı, (37) fakat Bize asla bir yorgunluk arız olmadığını (bilenler için) (38) (37) Lafzen: altı günde. Yaratılışın aşamalılığını ifade eder. Kainatın yaratılışından önceki yokluk 1 gün olarak telâkki edilirse, buradaki 6 ile birlikte toplam 7 eder. Bu rakam O nun her an iş başında olduğunu söyleyen Rahmân 29 ışığında ilâhi yaratışın sürekliliğine delalet eder (krş. Furkan: 59, not 3). Nüzul sürecinde âlemin altı evrede yaratıldığını ifade eden ilk âyet budur. Yevm (gün) kelimesi Kur an da bağlamına göre değişen vurgulara sahiptir (bkz. Me aric: 4, not 5). Burada bildiğimiz güne işaret etmediği açıktır. Çünkü henüz yer ve göğün oluşumu tamlanmamıştır. (38) Eski Ahid de (Tekvin 2:2) yer alan Allah ın uluhiyyetine aykırı Yahudi itikadını red için. Zira Yahudi ilâhiyatında Yahve nin varlı- ğı haftanın 6 gününde yaratıp 7. günü istirahate çekildiği yorumu akide haline gelmiştir. [Tanrı yedinci günde tüm işini bırakıp dinlendi (şavt; şevita: grev) Tevrat 1:31-2:1.] Bu yorum, icad edilmiş bir kimlik olan Yahudilik te sık rastlanan mücessem (antropomorfik) tanrı anlayışıyla örtüşmektedir. Tanrı yı haftalık mesaiye tabi tutan bu problemli yaklaşım, Yaratıcı nın zamanın mahkumu değil hakimi ve halıkı olduğunu ıskalamış gözükmektedir. (Nuzul 44 / Mushaf 20 : Taha 5 Aşağıdadır.) ح ن م ا ر ع ل ى ح ع م ش حس ت و ى ٥ 5 O rahmet kaynağı ki, mutlak hükümranlık makamına sadece O kurulmuştur. (4) (4) Arş, otorite ve hükümranlıktan kinayedir. Kur an da geçtiği yedi yerde de âlemlerin yaratılışıyla ilgili bağlamlarda kullanılır (bkz. İtkân III, 145). ب م ح ل ا م ا ر ح نسا اء ح ى ح ل م ض ث نم ع م ج ح ه فى و م ك ار ا ق ح م ه ح ف س ن ة ا ناا ت ع ور ٥ 5 Gökten yere kadar bütün bir oluşu O düzenler; en sonunda bütün bir oluş sizin hesabınıza göre bin yıl kadar süren bir günde (9) O na yükselir. (9) Zımnen hesabını tutamayacağınız bir sürede. Buradaki ibare, Son Saat tehdidinin yer aldığı bir bağlam olan Hac 47 de, ke benzetme edatıyla kullanılır. Bin yıl süren bir gün kullanımı tabiatıyla aritmetik değildir (Hac: 47 nin notuna bkz). Fakat bazı astrofizikçiler, bu âyeti Yunus 5 ışığında, ayın bin yıllık yolu bir günde almasından yola çıkarak, bunun ışık hızına tekabül ettiği sonucuna varmışlardır. (Nuzul 91 / Mushaf 22 : Hac 47 Aşağıdadır.) و س ت ع ج ل ون ك ب ا ع ذ حب و ر خ ل ف للا و ع ه و ح نر و ا ا ع ن م ب ك ك ا ف س ن ة ا ناا ت ع ور ٢٤ 47 Bir de kalkmış, azabın çabuk gelmesi için seni sıkıştırıyorlar. Ama Allah sözünden asla caymaz; ve unutmayın ki, Senin Rabbin katında bir gün sizin hesabınıza göre tut ki bin yıldır;(70) (70) Ke teşbih edatı çeviriye tut ki şeklinde yansımıştır. Bin rakamı, Arap dilinde sayı sıfatlarının zirvesini ifade eder. Artık ondan sonrası binin katlarıyla ifade edilir.
7 Milyon için bin kere bin denilmesi gibi. Burada hem zamanın görece niteliğine, dolayısıyla aldatıcılığına işaret edilmiş, hem de bin rakamının kinâi anlamına imâda bulunulmuştur. Bütün bir oluşun O na yükselişi Secde: 5 te bizim hesabımızla bin yıl süren bir gün, 70:4 te bir günün ahretteki karşılığı elli bin yıl, Kadr 3 te bin aydan hayırlı bir gece olarak geçtiği hatırlanacak olursa, bu tür rakamların aritmetik kesinlikten daha fazla, hesaba gelmeyecek kadar çokluk ifade ettiği anlaşılır. Bin rakamının mesela bin yıl yaşamayı istemek (Bakara: 96) gibi Kur an da kinâye olarak kullanıldığı da unutulmamalıdır (krş. Enfal: 65-66). Bu kullanımın çağrışımları arasında zaman insan içindir, Allah için değil gerçeği de bulunmaktadır. Özetle âyet zamanın görece niteliğine atıftır. (Nuzul 69 / Mushaf 10 : Yunus 5 Aşağıdadır.) ه و ح نذى ج ع ل ح نشا س ض اء و ح ق ا م ن و م ح و ق ن م ه ا ن از ل ت ع ل ا وح ع ح س ن ر و ح س اب ا ا خ ل ق للا ذ ك ح ن ل ب ا ق ي ص ل ح ل ات ق و م ع ل ا ور ٥ 5 Güneşi aydınlığın kaynağı ve ayı ışık yansıtıcı yapan;(11) yılların sayısını ve hesabı(nı) bilesiniz diye ona evreler takdir eden O dur. Bunu başka değil, mutlak hakikate (bir atıf olsun) için halk eden Allah, bilmek isteyen bir toplum için varlık âyetlerini(12) ayrıntılı olarak açıklıyor. (11) Dıyâ (dav ), Kur an da aydınlatan kaynak anlamında kullanılmıştır (krş. Bakara: 17; Kasas: 71). Dilde ışığın kaynağı için kulanılır. Daha çok işlevsel ve hep maddî anlamdadır. Nûr ise, birinciyi de kapsayan ve maddî-mânevî, somut-soyut tüm ışıma ve ışıtma süreç, araç ve hâlleri için kullanılır (Müfredât; Lisân ve Mekayîs). Işığın azına da çoğuna da nûr adı verilebilir. Fakat dav sadece nurun çoğuna verilen addır. Bu nedenle gün ışığına dav denmiştir (İtkân III, 232). Ay için kullanıldığında ışık yansıtıcı anlamına geldiği kozmik bir hakikattir. Türkçe de aydınlık ve ışık birbirlerinin yerine kullanılsalar da (fi. Sami), birinciyi dıyâ, ikinciyi nûr karşılığı olarak kullanmayı tercih ettik. (12) Burada açıklananın vahyî âyetler değil, güneş ve ay gibi kozmik âyetler olduğu anlaşılmaktadır. Kevnî ve kavli olanıyla tüm âyetler, aslında birer gösterge dirler; bir asla delalet eder, bir hakikati gösterirler. Bu âyetlerin gösterdikleri gerçek ise Mutlak Hakikat olan Allah tır. Yukarıdaki çevirimiz, işte bu yaklaşıma dayanmaktadır. ذ ك ع ا م ح غ ب و ح نشه ا ة ح ع ز ز ح ن م م ٦ 6 İşte idraki aşan hakikatleri de, idrak ve tecrübe edilebilen gerçekleri de bilen; (hem) her işinde mükemmel olan, (hem de) merhamet kaynağı olan yalnızca O dur.(10) (10) el-aziz ve er-rahim, tıpkı ğayb ve şehade gibi karşıtlık oluşturmaktadır. Yüceliği celalinin rahmeti cemalinin göstergesidir. Parantez içi ilaveler, bu yan anlamı çeviriye yansıtmayı amaçlar.
8 ح نذى ح س ر ك نل ش ء خ ل ق ه و ب ح خ ل ق ح ل ن س ار ا ر ط ر ٤ 7 O her şeye yaratılış amacıyla en uyumlu olma ve kemalini bulma (yeteneğini) bahşetmiştir. (11) Öyle ki, insan türünü yaratmaya (basit) bir balçıktan başlamıştır. (11) Ahsene fiili sadece estetik güzelliği değil, aynı zamanda fıtrî amaçlılığı ve o şeyin amacıyla uyumluluğunu da ifade eder. Türkçe de güzel göze el veren den kısaltılmıştır. Nesnesinin mahiyetinden çok onun göze görünüşüyle alakalıdır ve bu niteliğiyle Arapçada ki zînet i çağrıştırmaktadır. Ayet varlığın en temel yasası olan amaçlılık ve anlamlılığa atıftır. Hemen devamında verilen insanın yaratılış örneği bunun en çarpıcı misalidir. ث نم ج ع ل ن س ل ه ا ر س ل ة ا ر ا اء ا ه ر ٣ 8 Sonra onun neslini yine (en az o kadar) basit bir sıvı özünden yaratmıştır. Sperma Yumurta Buluşması (Döllenme) Embriyo (Alaka): Sperma-Yumurta buluşmasıyla oluşan hücrenin ard arda mitoz bölünme geçirerek hücre sayısının artmasına denir. Hücre oluşması ile temel organların belirlenmesine kadar geçen süre Embriyo süresidir.
9 Embriyo (Alaka) ث نم س و ه و ن ي خ ف ه ا ر م و ه و ج ع ل ك م ح نسا و ح ل ب ص ا م و ح ل ف پ ة ق ل ل ا ا ت ش ك م ور ١ 9 Daha sonra onu yaratılış amacını gerçekleştirecek bir donanıma sahip kılarak Kendi ruhundan üflemiştir; (12) derken sizi (13) hem işitme ve görme, hem de duygu ve düşünce yetenekleriyle (14) donatmıştır: ne kadar da azınız şükrediyor. (15) (12) Gerekçesi için bkz. Kehf: 37. İnsanın yaratılışındaki üç temel aşama dile getiriliyor. Tîn insanın elementer kökenine, Sulâle biyolojik kökenine delalet eder. Bunlar insanın maddi kökenidirler. Bir de üçüncüsü vardır ki o mânevî kökeni olan üflenen rûh tur. (13) Ruh üfenmeden insan muhatap dahi alınmamıştır. Hep o zamiriyle bahsedilmiştir. Ne zaman ki işitme ve görme, duyma ve düşünme yetilerinin kendisi sayesinde var olduğu ruh üflenmiştir, insan o zaman siz denilerek Allah a muhatap olmuştur. (14) Ef ideh yalnızca insanın manevî dünyası için kullanılır (bkz. Hümeze: 7). (15) Çevirimizin gerekçesi Onların çoğu şükretmez âyetleridir.
10 (Nuzul 62 / Mushaf 18 : Kehf 37 Aşağıdadır.) ق ال ه ص ا ب ه و ه و او م ه ح ك ي م ت ب ا نذى خ ل ق ك ا ر ت م حب ث نم ا ر ن ط ي ة ث نم س و ك م ج ل ٣٤ 37 Kendisiyle söyleştiği adam ona şu cevabı verdi: Şimdi sen kalkmış, seni tozdan topraktan (50) ve ardından bir damlacık döl suyundan yaratan, sonra da seni yarattığı amacı gerçekleştirecek bir donanıma sahip kılarak (51) adam eden Allah ı inkar ediyorsun, öyle mi? (52) Sperma Yumurta Buluşması (Döllenme) Embriyo (Alaka): Sperma-Yumurta buluşmasıyla oluşan hücrenin ard arda mitoz bölünme geçirerek hücre sayısının artmasına denir. Hücre oluşması ile temel organların belirlenmesine kadar geçen süre Embriyo süresidir. Embriyo (Alaka)
11 (50) Min turâbin i tozdan topraktan şeklindeki çevirimiz, âyetin muradına uygundur. Bu ve daha başka âyetler, insanın başlangıçtaki elementer yapısının basit ve sıradan olmasına rağmen, Allah ın müdahalesi sonucu nasıl paha biçilmez bir varlık haline geldiğini hatırlatma amacı taşırlar. (51) Sevvâke: Seni varoluş amacını gerçekleştirecek bir altyapıyla donattı (Râğıb). Bir şeyin tesviye si, onun amacını (mâ hulika leh) gerçekleştirecek bir altyapı ve donanıma kavuşturulmasıdır. Doğaldır ki bu da insanın yeryüzündeki yaratılış amacı olan hayatı inşa için; Akıl, İrade, Bilinç gibi unsurlarla donatılmasıdır (krş. Râzî). (52) Bu meselin inkarcı kahramanı Rabbim (36. âyet) diye konuşturulduğu halde, burada Allah ı inkar (ya da nankörlük ) ettiği dile getirilerek, âhirete imanla Allah a iman arasındaki zorunlu bağ vurgulanıyor. Çünkü öldükten sonra dirilişe olan inanç, kişinin eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesi demektir. (Nuzul 34 / Mushaf 104 : Hümeze 7 Aşağıdadır.) ح نتى ت نطل ع ل ى ا ا ل افپ د ة ٤ 7 O öyle bir ateştir ki, bütün bir iç dünyalarını (3) kaplayarak yükselir: (3) Duygunun kalpteki en yoğun halini ifade eden fuâd ın çoğulu olan ef ideh, duyma ve düşünme, bilme ve inanma gibi insani yeteneklerin tümüne birden delalet eder. Kalp hem maddî/fizikî hem mânevî mânada kullanılırsa da, ef ideh yalnızca mânevî duyular için kullanılır. Çoğul geldiğinde insanın bütün bir iç dünyasını ifade eder (Hûd: 120, not 3). و ق ا وح ء ح ذ ح ض ل ل ن ا ف ى ح ل م ض ء ح ننا يى خ ل ق ج ب ل ه م ب ل ق اء م ب ه م ك اف م ور ١١ 10 Bir de kalkıp derler ki: Yani biz toprağın içinde kayıplara karışınca mı? Sahiden de biz yeniden yaratılacak mıyız? Aslında (bu tavırlarıyla) onlar, Rablerinin huzuruna çıkıp (hesap vermeyi) inkar etmektedirler. (16) (16) Zımnen: Onların asıl derdi, hesabı verilecek bir hayat yaşamaya razı olmamaktır. ق ل ت و ف ك م ا ل ك ح ا و ت ح نذى و ك ل ب ك م ث نم ح ى م ب ك م ت م ج ع ور ١١ 11 De ki: Sizin için görevlendirilmiş ölüm meleği (nasıl olsa) sizin canlarınızı alacak; (17) en sonunda Rabbinize döndürüleceksiniz. (18) (17) Yani: Ölüm ne kadar gerçekse, hesap günü de o kadar gerçektir: kaçamayacaksınız! Kur an da, bahse konu ölüm meleğinin ismi geçmemektedir (krş. Nisâ: 97; En âm: 61, 93; A râf: 37; Nahl: 28). (18) Zımnen: Ey kemale ermiş bir erişkin olmaktan kaçan insan: öldükten sonra ne olmayı düşünüyorsun? (Nuzul 106 / Mushaf 4 : Nisa 97 Aşağıdadır.) ح نر ح نذ ر ت و ف ه م ح ا لئ ك ة ظ ا ا ح ن ي س ه م ق ا وح ف م ك ن ت م ق ا وح ك ننا ا س ت ض ع ي ر ف ى ح ل م ض ق ا وح ح م ت ك ر ح م ض للا و حس ع ة ف ت ه اج م وح ف ه ا ف ا و ئ ك ا ا و ه م ج ه ننم و س اء ت ا ص م ح ١٤ 97 Melekler, kendi kendilerine zulmedenlere canlarını alırken Sizin neyiniz vardı? diye soracak. Onlar, Biz yeryüzünde güçsüzdük! diye cevap verecekler. (Melekler) Allah ın arzı yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya? diyecekler. İşte bu tiplerin varacağı yer cehennemdir; orası ne kötü varış yeridir.(113) (113) Zımnen: Gerçek imkansızlık, imanı imkan olarak kullanmamaktır. İbn Abbas tan: Hz Peygamber döneminde Müslümanlardan bazı kimseler müşriklerle beraberdiler. Ok gelir onlardan birine isabet eder ya da bir kılıç darbesiyle ölürlerdi. Bazı mü minlerin Onlar bizim kardeşlerimizdi, onlar için istiğfar edelim demesi üzerine bu âyet inmiştir (Buhârî).
12 (Nuzul 73 / Mushaf 6 : En am 61 Aşağıdadır.) و ه و ح ق اه م ف و ق ع ب ا ه و م س ل ع ل ك م ي ظ ة ت ى ح ذ ح ج اء ح ك م ح ا و ت ت و نفت ه م س ل ن ا و ه م ل ي م ط ور ٦١ 61 Çünkü kulları üzerinde mutlak otorite sahibi olan yalnızca O dur. İçinizden birine ölüm gelip de elçilerimiz onun canını alıncaya dek size kol kanat geren koruyucular gönderir ve bunlar hiçbir şeyi gözden kaçırmazlar. (Nuzul 73 / Mushaf 6 : En am 93 Aşağıdadır.) و ا ر ح ظ ل م ا نار حف ت م ى ع ل ى للا ك ذ ب ا ح و ق ال ح و ى ح ن و م وح ح ه ش ء و ا ر ق ال س ا ن ز ل ا ث ل ا ا ح ن ز ل للا و و ت م ى ح ذ ح نظا ا ور فى ا م حت ح ا و ت و ح ا لئ ك ة ب اس ط وح ح ه م ح خ م ج وح ح ن ي س ك م ح و م ت ج ز و ر ع ذ حب ح ه ور ب ا ا ك ن ت م ت ق و ور ع ل ى للا م ح ق و ك ن ت م ع ر ح ات ه ت س ت ك ب م ور ١٣ 93 Allah hakkında yalan uyduran ya da kendisine hiçbir şey indirilmediği hâlde Bana da indirildi diyen ve Allah ın indirdiğine benzer şeyleri ben de indirebilirim iddiasında bulunan kimseden daha tahripkar biri olabilir mi? Ölüm sancısıyla kıvranırken melekler ellerini uzatarak Ruhlarınızı teslim edin! Allah a doğru olmayan şeyler atfettiğiniz ve O nun mesajlarına karşı kibrinizden dolayı bugün onur kırıcı bir cezaya çarptırılacaksınız! dediklerinde, bir görmeliydin o zalimleri! (Nuzul 56 / Mushaf 7 : A raf 37 Aşağıdadır.) ف ا ر ح ظ ل م ا نار حف ت م ى ع ل ى للا ك ذ ب ا ح و ك نذب ب ا ات ه ح و ئ ك ن ا ه م ن ص ب ه م ا ر ح ك ت اب ت ى ح ذ ح ج اء ت ه م م س ل ن ا ت و نفو ن ه م قا وح ح ر ا ا ك ن ت م ت ع ور ا ر ور للا ق ا وح ض ل وح ع ننا و ش ه وح ع لى ح ن ي س ه م ح ننه م ك ان وح ك اف م ر ٣٤ 37 Kendi uydurduklarını Allah a isnat eden ya da O nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim biri olabilir mi? Bu tipler için yazılan (ceza)lardan onların payına düşen gelip onları bulacak: En sonunda canlarını almak için elçilerimiz geldiğinde, onlara Nerede Allah ı bırakıp da kendilerine yalvarıp yakardıklarınız? diye soracak. Onlar (ise) Bizi yüzüstü bıraktılar! cevabını vererek, hakikati ısrarla inkâr etmeleri konusunda yine kendi aleyhlerine tanıklık edecek. (Nuzul 74 / Mushaf 16 : Nahl 28 Aşağıdadır.) ح نذ ر ت ت و ف ه م ح ا ل ئ ك ة ظ ا اى ح ن ي س ه م ف ا ق و ح ح نسل م ا ا ك ننا ن ع ا ل ا ر س وء ب ل ى ح نر ع ل م ب ا ا ك ن ت م ت ع ا ل ور ٢٣ للا 28 O kimseler ki, kendi kendilerine kötülük etmeyi sürdürürken melekler onların canlarını almışlardı. İşte (Hesap Günü) bunlar teslim sancağını çekerek Biz yaptıklarımızı kötülük olsun diye yapmamıştık (diyecekler). Yoo! (denilecek kendilerine), Unutuyorsunuz ama, Allah yapmış olduğunuz her şeyi eksiksiz bilendir. و و ت م ى ح ذ ح ا ج م ا ور ن اك س وح م ؤ س ه م ع ن م ب ه م م نبن ا ح ب ص م ن ا و س ا ع ن ا ف ا م ج ع ن ا ن ع ا ل ص ا ا ح ننا ا وق ن ور ١٢ 12 Günahı hayat tarzı haline getirenleri (19) Rablerinin huzurunda başları eğik vaziyette (şöyle derken) bir görmeliydin: Rabbimiz, (İşte artık) gördük ve işittik! şu halde bizi (dünyaya) geri döndür de iyi bir şeyler yapalım! Çünkü (yeniden dirilişe) ikna olmuş bulunuyoruz. (20) (19) Mucrimîn, fiilin failde tabiat haline geldiğini gösterir (bkz. Enfal: 8). (20) İman görmeden inanmaktır. Görünceye kadar inanmamak, zımnen Allah ın verdiği bilginin doğruluğuna güvenmemektir. Vahiy böylelerine kâfir diyor. (Nuzul 95 / Mushaf 8 : Enfal 8 Aşağıdadır.) نق ح نق و ب ط ل ح ب اط ل و و ك م ه ا الم اجر م ون ٣ 8 Ki hakkın gerçek ve bâtılın sahte olduğu böylece ortaya çıksın: tabi ki, günahı tabiat hâline getirenler(11) istemese de! (11) Mucrimûn: Aslı kesip koparmak anlamına gelen cerm. Cerîm, dalından koparıldığı için kuruyup gitmiş hurma (Lisân). Mucrim, suç anlamına gelen curm den isim.
13 Doğaldır ki, Allah katında her suç, günah sınıfına girer ve işlenmesi yasaktır. Mucrimûn form olarak isimdir ve dilsel özelliği gereği; Günahı tabiat hâline getirenler, Boğazına kadar suça batanlar, Ölüp gitmiş biri için ise günahı hayat tarzı hâline getirmiş olanlar vurgusunu taşır (krş. Kasas: 78 in sonu). و و ش ئ ن ا ل ت ن ا ك نل ن ي س ه ه ا و ك ر نق ح ق و ل ا ن ى ل ا ل پ نر ج ه ننم ا ر ح ج ننة و ح نناس ح ج ا ع ر ١٣ 13 İmdi eğer Biz isteseydik, herkesi doğru yola (zorla) sokardık; fakat (bunu istemedik) (21) ki, (iyiler kötülerden seçilsin de) tarafımdan verilmiş bulunan Mutlaka cehennemi görünmeyen varlıkların (22) ve insanların (kötüleriyle) tıka basa dolduracağım sözü gerçekleşsin. (23) (21) Zımnen: Eğer zorlamış olsaydık, iradenin ve ahlâkî sorumluluğun gerekçesi kalmazdı. Zira inanç ahlâkî değerini sahibinin o inancı özgürce seçebilme yeteneğinden alır (krş. Kehf: 29). (22) Yani: şeytanların.. (bkz. A râf: 18 ve Sâd: 85). (23) Adı geçen söz A raf 18, Hûd 119 ve Sâd te yer alır. Burada dile gelen söz; Verdiğim irade emanetine ihanet ederek tercihini cehennem yönünde kullananları oraya dolduracağım şeklinde anlaşılmak zorundadır.
14 (Nuzul 27 / Mushaf 80 : Kehf 29 Aşağıdadır.) وى ح و ج وه ب ئ س ح نش م حب و س اء ت ا م ت ي ق ا ٢١ و ق ل ح ق ا ر م ب ك م ف ا ر ش اء ف ل ؤ ا ر و ا ر ش اء ف ل ك ي م ح ننا ح ع ت ن ا ل نظا ا ر ن ا م ح ح اط ب ه م س م ح ق ه ا و ح ر س ت غ ث وح غ اث وح ب ا اء ك ا ا ه ل ش 29 Ve de ki: Mutlak hakikate (atıf olan bu mesaj) Rabbinizdendir: Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin! (41) İşin gerçeği Biz, (nefislerine kıyan) o zalimler için kendilerini kat kat sarıp sarmalayacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar susayıp da su istediklerinde, suratlarını kavuran yanık yağ tortusu gibi bir su sunulur: ne berbat bir içecektir o ve ne fena bir makamdır orası... (41) İlâhî bilgi, insanın iradesiyle seçme yeteneğini yok sayma pahası na savunulamaz. Zaten Allah ın da buna ihtiyacı yoktur. (Nuzul 56 / Mushaf 7 : A raf 18 Aşağıdadır.) ق ال حخ م ج ا ن ه ا ا ذ ؤ ا ا ا و م ح ا ر ت ب ع ك ا ن ه م ل ا ل پ نر ج ه ننم ا ن ك م ح ج ا ع ر ١٣ 18 (Allah): Aşağılanmış ve dışlanmış bir hâlde defol oradan! dedi; onlardan kim sana uyarsa, unutmayın ki cehennemi tıka basa sizlerle dolduracağım! (Nuzul 27 / Mushaf 80 : Hud 119 Aşağıdadır.) ح ن ل ا ر م م م ب ك و ذ ك خ ل ق ه م و ت نات ك ل ا ة م ب ك ل ا ل پ نر ج ه ننم ا ر ح ج ننة و ح نناس ح ج ا ع ر ١١١ 119 Tabii ki Rabbinin rahmetiyle (yol gösterdiği) kimseler hariç. Oysa ki O, (tüm insanları) bu (rahmete nail olmak) için yarattı. Ne ki, (rahmete ısrarla sırt çevirenler için de) Rabbinin, Andolsun ki Ben Cehennemi bütünüyle görünmeyen ve görünen tüm iradeli varlıkların (kötüleriyle) tıka basa dolduracağım sözü, elbet gerçekleşmiş olacaktır. (Nuzul 27 / Mushaf 80 : Sad Aşağıdadır.) ق ال ف ا ق و ح نق ح ق ول ٣٢ 84 (Allah) bunun üzerine şöyle buyurdu: İşte gerçek budur ve Ben de bu gerçeği dile getiriyorum: ل ا ل پ نر ج ه ننم ا ن ك و ا نار ت ب ع ك ا ن ه م ح ج ا ع ر ٣٥ 85 Andolsun ki cehennemi senin (gibiler)le ve sana uyanların tümüyle dolduracağım!
15 ف ذ وق وح ب ا ا ن س ت م ق اء و ا ك م ه ذ ح ح ننا ن س ن اك م و ذ وق وح ع ذ حب ح خ ل ب ا ا ك ن ت م ت ع ا ل ور ١٢ 14 Haydi, bu buluşma gününü (24) hatırlanmaya değer bulmadığınız için azabı tadın bakalım! Çünkü artık Biz de sizi hatırlanmaya değer bulmuyoruz. Haydi, yapmakta ısrar ettiklerinizden dolayı ebedi mahrumiyeti tadın! (25) (24) Lafzen: gününüzü.. İronik bir çağrışımla gününüzü görün bakalım der gibi. (25) Allah ı ve âhireti unutmanın Allah a bir ziyanı yok. Bundan ziyan gören insandır. Zira Allah ı ve âhireti unutunca kendini unutuyor, kendini kaybediyor (Haşr: 19 ve Tevbe: 67). (Nuzul 102 / Mushaf 59 : Haşr 19 Aşağıdadır.) ف ا ن س ه م ح ن ي س ه م ح و ئ ك ه م ح ي اس ق ور ١١ و ل ت ك ون وح ك ا نذ ر ن س وح للا 19 Aman ha, kendileri Allah ı unutan, bunun sonucu olarak da Allah ın kendilerini bizzat kendilerine unutturduğu sorumsuzlar gibi olmayın!(27) İşte onlar, evet onlardır yoldan sapanlar. (27) Bir önceki âyet sorumlu davranma çağrısıydı, bu âyet ise sorumsuzluğa karşı uyarı. Tevbe 68 ile de teyit edilen bu psikanalitik ifade, nifak psikolojisinin iç yüzünü ortaya serer. Zımnen: Münafık yalnızca başkalarına münafıklık yapmaz. Nifakı giderek öyle benimser ki, artık kendi kendisinin de münafığı olur. Kendi kendini unutmak budur.
16 Kendini unutan kendine yabancılaşır, Kendine yabancılaşan giderek kendisiyle kavgalı hale gelir. Kendini unutandan, şahdamarından yakın olan Allah ı hatırlaması beklenemez. Dolayısıyla insanın kendine uzaklaşması, aynı anda Allah tan uzaklaşması anlamına gelir. Tıpkı tersinin de doğru olduğu gibi. İnsanın Allah ı unutmasından Allah zarar görmez, fakat bu kendine yabancılaşmayı getirdiği için, insan zarar görür ve hepten kaybeder. (Nuzul 114 / Mushaf 80 : Tevbe 67 Aşağıdadır.) ح ا ن اف ق ور و ح ا ن اف ق ات ب ع ض ه م ا ر ب ع ض ا ا م ور ب ا ا ن ك م و ن ه و ر ع ر ح ا ع م وف و ق ب ض ور ح ه م ن س وح للا ف ن س ه م ح نر ح ا ن اف ق ر ه م ح ي اس ق ور ٦٤ 67 İkiyüzlü erkekler ve ikiyüzlü kadınlar; hepsi birbirine benzerler: Kötü ve yanlış olanı önerir, iyi ve doğru olanı önlerler; ve (iyilik için) ellerini oynatmazlar. Onlar Allah ı unuttular, bu yüzden Allah da onları hatırlanmaya değer bulmadı. Gerçekte sapık olan işte bunlar, bu münafıklardır. ح ننا ا ؤ ا ر ب ا ات ن ا ح نذ ر ح ذ ح ذ ك م وح ب ه ا خ م وح س نج ح و س نب وح ب ا م ب ه م و ه م ل س ت ك ب م ور ١٥ 15 BİZİM âyetlerimize iman edenler, ancak kendilerine duyurulduğunda saygıyla yerlere kapanıp teslim olanlar ve Rablerinin aşkın yüceliğini hamd ile ananlardır: zira onlar asla büyüklük taslamazlar. ت ت ج اف ى ج ن وب ه م ع ر ح ا ض اج ع ور م نبه م خ و ف ا و ط ا ع ا و ا ناا م ز ق ن اه م ن ي ق ور ١٦ 16 Onlar yataklarından kalkarak (26) tarifsiz bir korku ve büyük bir iştiyakla (27) Rablerine yalvarırlar ve verdiğimiz rızıklardan infak ederler. (26) Zımnen: uykularını bölerek... Krş. Ve gecenin bir vaktinde uykuna ara verip, sana özgü bir armağan olarak namaz kıl (İsra: 79). Mânevî dayanıklılık testi olan gece namazı, gayba imanın bilinç ve iradeye kattığı enerjiyle harekete geçen ruhun beden kapısını tıklatmasıdır. Ruhun kapı çalışını duyma havf ve iştiyakıyla uykuya yatan beden, ilk tıklayışta fırlayıverecektir. (27) Bir çok müfessir tarafından tame an a reca (ümit) mânası verilmiştir. Oysa ki tame an, büyük bir açgözlülükle Allah tan istemeyi ifade eder. Maddî olana ilişkin kullanıldığında olumsuz olan tama ın anlamı bu bağlamda gayet olumludur. ف ل ت ع ل م ن ي س ا ا ح خ ي ى ه م ا ر ق ن مة ح ع ر ج ز حء ب ا ا ك ان وح ع ا ل ور ١٤ 17 İşte, yapa geldiklerinden dolayı bir mükafat olarak, onları (cennette) ne türden göz kamaştırıcı sürprizlerin beklediğini kimse hayal dâhi edemez. (28) (28) Her sürprizin vasfı, sahibi için saklanmış olmasıdır. Mâ uhfiye lehum e sürpriz anlamı vermemiz bundandır. Hz. Peygamber bu âyeti, Allah ın dilinden şöyle yorumlar: Ben sâlih kullarım için; hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir zihnin tasavvur edemeyeceği güzellikler hazırladım (Buhârî ve Müslim), İmam şafiî den sonra Kutsî Hadis adı konulan bu kategorideki hadislerin diğerlerinden tek farkı vardır: bunlar Allah Rasulü nün Rabbini okuması ve hakikati tefsiridirler. Zımnen: Eğer bu hakikati Allah buyursaydı şöyle buyururdu anlamına gelir.
17 Burada, kalıcı güzelliğin üretildiği merkez (Ra d: 23) olan cenneti ve âhiret ödüllerini aklın kavramakta acze düşeceği ifade edilmektedir. Bu hakikate rağmen cennet ve âhiret hakkında başka yelerde gelen ayrıntılı tasvirler, bilinmeyenin bilinenden yola çıkılarak tasviri kabilindendir (bkz. Ra d: 35). (Nuzul 27 / Mushaf 80 : Ra d 35 Aşağıdadır.) ا ث ل ح ج ننة ح نتى و ع ح ا نتق ور ت ج مى ا ر ت ت ه ا ح ل ن ه ا م ح ك ل ه ا حئ م و ظ ل ه ا ت ل ك ع ق ب ى ح نذ ر ح نتق و ح و ع ق ب ى ح ك اف م ر ح ننا م ٣٥ 35 ALLAH A karşı sorumluluk bilinci taşıyanlara söz verilen cennet, zemininden ırmaklar çağlayan (has bahçelere) benzer.(47) (Fazladan olarak) oranın ürünleri daimidir, gölgeleri de öyle İşte bu, Allah a karşı sorumluluk bilinci taşıyanları bekleyen akıbettir; inkârcıların akıbeti ise ateştir. (47) Tam tersiyle mânalandıran da olmuştur: Zemininden ırmaklar çağıldayan (has bahçeler), sorumluluk bilinci taşıyanlara söz verilen cennete benzer (Ferrâ; Sibeveyh ten naklen Zeccâc). Bu nakli yapan Zeccâc ın tercihi yukarıdaki anlamdır. Gerekçesi ise şöyledir: Allah bize görüp tanımadığımız cenneti, görüp tanıdığımız dünya ile tarif ediyor (Ma ani l-kur an). Zeccâc ın bu yaklaşımı, bu âyetin en doğru yorumudur. Çünkü, âyetin izlediği yöntem bilinmeyeni bilinenle tasvir yöntemidir. Fakat Bakara 25 te cennetliklerin dilinden yapılan kıyaslama bunun tam aksi bir seyir takip eder. Çünkü orada kıyası yapan özne, cennet sakinlerinden biridir (krş. Secde: 17, not 10). Cennet, mutlaka zemininden ırmaklar çağlayandır. Zira su bahçenin sebebidir. Suyun bahçeye nisbeti, sebebin müsebbebe nisbetidir. Toprak, temiz olmak şartıyla suya ancak niyabet edebilir. Tıpkı abdest yerine teyemmümde olduğu gibi. ح ف ا ر ك ار ا ؤ ا ن ا ك ا ر ك ار ف اس ق ا ل س ت و ر ١٣ 18 Öyle ya: hiç imanda sebat eden, hak yoldan sapan gibi muamele görür mü? Bunlar asla aynı olamazlar! (29) (29) Deyimsel karşılığıyla: Hiç suyu getirenle testiyi kıran bir olur mu? Cennet ve cehennemin varlığı, ilâhi hakkaniyetin kaçınılmaz sonucudur. Âhireti inkâr sorumluluğu inkârdır. Bu ise hukuksuzluğu savunmakla eş değerdedir. ح ناا ح نذ ر ح ا ن وح و ع ا ل وح ح نصا ات ف ل ه م ج ننات ح ا ا و ى ن ز ل ب ا ا ك ان وح ع ا ل ور ١١ 19 İman eden ve o imana uygun değer üretenlere gelince: yapa geldiklerinden dolayı mükellef bir ikram olarak ağırlanacakları cennetler onların konağı olacaktır. و ح ناا ح نذ ر ف س ق وح ف ا ا و ه م ح ننا م ك لنا ا ح م ح وح ح ر خ م ج وح ا ن ه ا ح ع وح ف ه ا و ق ل ه م ذ وق وح ع ذ حب ح ننا م ح نذى ك ن ت م ب ه ت ك ذ ب و ر ٢١ 20 Hak yoldan sapanlara gelince: artık onların da konaklayacakları yer ateş olacak; oradan ne zaman çıkmak isteseler, kendilerine Oldum olası yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın! denilerek oraya iade edilecekler. و ن ذ ق ننه م ا ر ح ع ذ حب ح ل ن ى ور ح ع ذ حب ح ل ك ب م ع لنه م م ج ع ور ٢١ 21 Ama onlara, daha büyük mahrumiyeti tattırmadan önce daha yakın (dünya) mahrumiyetini kısmen elbette tattıracağız; (30) umulur ki (yol yakınken) dönerler. (31) (30) Krş. yaptıklarının (kötü sonuçlarından) bir kısmını kendilerine tattıracaktır (Rûm: 41). (31) Bu son cümle, dünyada tattırılan bir kısım azab ın/mahrumiyetin uyarı ve ibret amaçlı olduğunun delilidir ( Azâb ı çevirimiz için bkz. Kalem: 33). (Nuzul 7 / Mushaf 68 : Kalem 33 Aşağıdadır.)
18 ك ذل ك ال ع ذ اب و ل ع ذ اب ا ل خ ر ة ا ك ب ر ل و ك ان وا ي ع ل م ون ٣٣ 33 İşte (dünyevî) mahrumiyet (29) böyle bir şeydir; ve ahret (30) mahrumiyeti, hiç kuşkusuz daha beterdir: keşke bilmiş olsalardı. (29) Azâb ın ilk kullanıldığı iki yerden biri (diğeri Müzzemmil: 13). Kur an da azâb kelimesinin, kök anlamına nisbetle mahrumiyet anlamında kullanılmasına tipik bir örnek. Kıssa kahramanları sonunda cennete kavuştuklarına göre, burada bilinen anlamda bir azap tan değil ancak mahrumiyet ten söz edilebilir. Azab Kur an da 41 yerde geçer. Hz. Süleyman ve Zülkarneyn e isnat edilen iki yer hariç (Neml: 21; Kehf: 86-87) diğerlerinin tümünde Allah a isnat edilir. Azab, terk ve mahrum etmek anlamına gelen azb kökünden türetilmiştir (Lisân; Tâc; Esâs). Kelime ta zîb formunda fiilî şiddet ile buluşmuş, buradan da dayak aleti olan kamçının vurunca yakan tarafı anlamını kazanmıştır (Râ-ğıb). Her halükarda azab acının aracına değil sonucuna işaret etmekte ve nedenler değiştikçe azabın niteliği de ( azâbun elîm, azâbun muhîn, azâbun azîm, azâbun ğalîz) değişmektedir. Azab ın dünya hayatındaki Allah tarafından terk edilmişlik anlamına kullanıldığı bir yer için bkz. Sebe : 8. İnsana zor gelen ve onu hedefine ulaşmaktan alıkoyan her şey azabtır. Istılahta insanı kendi haline terk eden, hedefe ulaşmasını engelleyen, yalnız ve yardımsız bırakan bütün bunların sonucunda da mutsuz, umutsuz ve kahredici bir iç yangını ve vicdan azabına mahkûm eden durum dur (krş. Külliyyat). Azab ı, Allah la birlikte başka bir ilâh edinme! Sonra kınanmış olarak bir köşeye atılıp orada bir başına kalakalırsın (İsra: 22) âyeti ışığında anlamak gerekir. Bu durumun verdiği acı öylesine dayanılmazdır ki, bu duruma düşen kişi yok olmak gibi ölümden öte bir şeyi (sübûr) isteyecektir. Onlara Yoo! Bugün yok olmak için bir tek ölümü çağırmayın, yok olmak için tüm ölümleri çağırın! denilecek (Furkan: 14; ayrıca krş. İnşikâk: 11). (30) Âhiret için muhtemelen ilk kullanıldığı Müddessir 53 ün notuna bkz. و ا ر ح ظ ل م ا نار ذ ك م ب ا ات م ب ه ث نم ح ع م ض ع ن ه ا ح ننا ا ر ح ا ج م ا ر ا ن ت ق ا ور ٢٢ 22 Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatılıp da, ardından onlara sırt çeviren kimseden daha zalim biri olabilir mi? Elbette Biz, günahı hayat tarzı haline getirenlere yaptıklarının acısını tattırmayı biliriz. (32) (32) Zımnen: Nasıl ki onlar günahı hayat tarzı haline getirdiler, biz de onlar için azabı hayat tarzı haline getireceğiz. Mucrimîn için âyet 12 nin notuna bkz. و ق ح ت ن ا ا وس ى ح ك ت اب ف ل ت ك ر فى ا م ة ا ر ق ائ ه و ج ع ل ن اه ه ى ب نى ح س م ح ل ٢٣ 23 DOĞRUSU Biz Musa ya da vahiy iletmiştik: Şu halde onunla (aynı ortak paydada) buluşacağından asla tereddüdün olmasın! (33) Zira Biz, o (vahyi) de İsrâiloğulları için bir yol haritası kılmıştık. (33) Hitabın Hz. Peygambere ve likâihi deki zamirin Hz. Musa ya ait olduğundan yola çıkarak. Mesaj şu: Musa nın karşılaştığı engellerle karşılaşacak, onları vahiy sayesinde aşıp sonunda zafere ulaşacaksın. Tercihimizi âyetin devamı doğrulamaktadır. Zamirin kitab a ait olması durumunda anlam şöyle olur: vahyin (tamamına) kavuşacağından asla kuşku duyma! (krş. Zemahşerî). Hitabın vahyin kaynağından kuşku duyanlara yönelik olması da mümkündür (Mirye için bkz. Hûd: 17). (Nuzul 70 / Mushaf 11 : Hud 17 Aşağıdadır.)
19 ح ف ا ر ك ار ع لى ب ن ة ا ر م ب ه و ت ل وه ش اه ا ن ه و ا ر ق ب ل ه ك ت اب ا وس ى ح ا اا ا و م ا ة ح و ئ ك ؤ ا ن ور ب ه و ا ر ك ي م ب ه ا ر ح ل ز حب ف ا ننا م ا و ع ه ف ل ت ك ف ى م اري ة ا ن ه ح ننه ح ق ا ر م ب ك و ك نر ح ك ث م ح نناس ل ؤ ا ن ور ١٤ 17 Şu hâlde, hiç (böyleleri), Rabbinden (gelen) hakikatin apaçık belgesine dayanan kimseyle bir tutulabilir mi? Şimdilerde (26) O nun katından bir şahidin duyurduğu o belgeyi, daha önce de bir önder ve bir rahmet olarak Musa nın Kitabı temsil ediyordu. İşte, ancak (hakikatin birliğini fark eden) o kimseler bu vahye inanırlar. Küfür ittifakı mensuplarından(27) her kim bu hakikati inkâr ederse, iyi bilsin ki onun son durağı ateştir. Sen (ey bu vahyin muhatabı); sakın ola onun kaynağı hakkında tereddüde düşeyim deme;(28) iyi bil ki o, Rabbin katından gelen hakikatin ta kendisidir: ve fakat insanların çoğu (henüz bu gerçeğe) inanmıyorlar. (26) Bu ilavenin gerekçesi, yetlûhu fiilinin -min kablihî (daha önce) ile karşıtlık oluşturacak şekilde- şimdiki zamanı göstermesidir. (27) Ahzâb genelde Kur an da küfürde ittifak etmiş müttefikler mânasında kullanılmaktadır. (28) Mirye: Bir şeyde iki arada bir derede kalmak. Türetildiği kök, atın huylandığı için eşelenmesini ifade eder. Türevleriyle birlikte kelime, hep birbirine yakın anlamlarda ve tüm vahiy süreci boyunca kullanılır (İlk kullanıldığı yer Necm: 12). Cehaletten kaynaklanan mutlak şüphe anlamındaki şekk ten ve yakine ulaştırmayan bilgiye dayalı ya doğruysa endişesi taşıyan kuşku anlamındaki rayb den farklı olarak birbirine karşıt iki şey arasında gidip gelmeyi, bocalama ve tereddüt durumunu ifade eder (Külliyyât). و ج ع ل ن ا ا ن ه م ح ئ ناة ه ور ب ا ا م ن ا ناا ص ب م وح و ك ان وح ب ا ات ن ا وق ن ور ٢٢ 24 Yine (unutma ki), zorluklara göğüs gerip âyetlerimize gönülden inandıkları zamanlarda, emrimizle içlerinden hidayete ulaştıran önderler çıkarmıştık. ح نر م نبك ه و ي ص ل ب ن ه م و م ح ق ا ة ف ا ا ك ان وح ف ه خ ت ل ي ور ٢٥ 25 Şüphesiz kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecek olan elbet senin Rabbindir. ح و م ه ه م ك م ح ه ل ك ن ا ا ر ق ب ل ه م ا ر ح ق م ور ا ش ور فى ا س اك ن ه م ح نر فى ذ ك ل ات ح ف ل س ا ع ور ٢٦ 26 Şimdi kalıntılarında dolaştıkları kendilerinden önce yaşamış uygarlıklardan nicelerini helâk etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Kuşkusuz bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır: hâlâ mı işitmeyecekler? (34) (34) Güce taptığı için kulları kendilerine kul eden ve kula kul olan herkese açık uyarı: Zaafınız olan gücünüz aklınızı başınızdan almasın! Dünyada ebedilikten söz edip de gülünç olmayın! ح و م م و ح ح ننا ن س وق ح ا اء ح ى ح ل م ض ح ج م ز ف ن خ م ج ب ه ز م ع ا ت ا ك ل ا ن ه ح ن ع اا ه م و ح ن ي س ه م ح ف ل ب ص م ور ٢٤ 27 Kıraç toprağa suyu sevk edip de onunla kendilerinin ve hayvanlarının beslendiği bitkiler çıkardığımızı nasıl görmezler? Peki ama, daha da mı görmeyecekler? و ق و ور ا ت ى ه ذ ح ح ي ت ح ح ر ك ن ت م ص ا ق ر ٢٣ 28 Bir de diyorlar ki: Eğer doğru söylüyorsanız, bu (bahsi geçen) kesin hüküm (35) ne zaman verilecek? (35) Feth için tercihimizi âyetin devamı teyit eder. Bahsi geçen açıklaması, işaret zamirinin gösterdiği 25. âyete istinaden konulmuştur. Zaten bir sonraki âyet de buraya zımni bir atıf içerir. ق ل و م ح ي ت ح ل ن ي ح نذ ر ك ي م وح ح ا ان ه م و ل ه م ن ظ م ور ٢١
20 29 De ki: Kesin hükmün verileceği gün, inkârda ısrar edenlere ne imanları fayda verecek, ne de göz açtırılacak. ف ا ع م ض ع ن ه م و حن ت ظ م ح ننه م ا ن ت ظ م ور ٣١ 30 Şu halde boş ver onları da (kendi işine bak); (36) madem onlar beklemeye razılar, sen (dünden) bekle! (37) (36) Fe zerhum den farklılığını, parantez içi açıklamayla vurguladık. Dolayısıyla devamındaki bekle emri mücerret beklemeyi değil kendi işine bakmayı âmirdir (krş. Nisâ: 81 ve Necm: 29). (37) 20. âyet ışığında: Nasıl olsa geri dönüşü olmayan bir gün gelecek. (Nuzul 26 / Mushaf 53 : Necm 29 Aşağıdadır.) ف ا ع م ض ع ر ا ر ت و ى ع ر ذ ك م ن ا و م م ح ن ل ح وة ح ن ا ٢١ 29 Şu halde, artık sen de vahyimizden yüz çevirerek Bize sırt dönen ve tek arzusu bu dünya hayatı(nın geçici zevkleri) olan kimseleri ciddiye alma! (21) (21) İ rad kötü veya kötü sanılanla mesafeyi sınırlamayı ifade eder. Tevelli ise hem iyiden yüz çevirmeyi, hem iyiye sırt dönenden yüz çevirmeyi ifade eder (krş. Müddessir: 23 ve Nisâ: 63, not 4 ve 3). (Nuzul 106 / Mushaf 4 : Nisa 81 Aşağıdadır.) و ق و ور ط اع ة ف ا ذ ح ب م ز وح ا ر ع ن ك ب نت ط ائ ي ة ا ن ه م م ح نذى ت ق ول و للا ك ت ب ا ا ب ت ور ف ا ع م ض ع ن ه م و ت و نكل ع ل ى للا و ك ي ى ب ا لل و ك ل ٣١ 81 Onlar Baş üstüne! derler, ama yanından uzaklaştıklarında, içlerinden bir güruh gece boyunca senin dile getirdiğinden farklı işler çevirirler. Ama Allah onların gece karanlığında çevirdikleri işleri kaydetmektedir. şu hâlde işine bak(101) ve Allah a dayan; zira dayanak olarak Allah yeter. (101) İ râd ın anlamı yüz çevirmek olamaz. Nedeni için 63. âyetin notuna bkz. Fe a rıd anhum ibaresinin vurgusu yükleminden çok öznesine dönüktür. Onlardan yüz çevirmekten amaç, kendi işine bakmasıdır (Tevelli ile farkı için bkz. Necm: 29, not 2). Bu açıdan onları boşver anlamındaki fe zerhum (Mü minûn: 54 vd.) formundan ayrılır. Bu ikincisinde vurgu, özneden çok yükleme aittir.
HÜMEZE SÛRESİ Nuzul 34 / Mushaf 104
HÜMEZE SÛRESİ Nuzul 34 / Mushaf 104 Surenin Adı: Adını ilk âyetinden alır. Hümeze-Lümeze gibi kavram çiftleri genelde bir mananın iki kutbunu ifade eder. Gizli-Açık, Arkadan-Önden manası kelimenin bu yapısından
Değerli Kardeşim, Kur an ve Sünnet İslam dininin iki temel kaynağıdır. Rabbimiz in buyruklarını ve Efendimiz (s.a.v.) in mübarek sünnetini bilmek tüm
11 1 Değerli Kardeşim, Kur an ve Sünnet İslam dininin iki temel kaynağıdır. Rabbimiz in buyruklarını ve Efendimiz (s.a.v.) in mübarek sünnetini bilmek tüm Müslümanların, bilhassa idareci konumundakilerin
İsimleri okumaya başlarken- و ب س ي د ن ا - eklenmesi ve sonunda ع ن ه ر ض ي okunması en doğrusu.
س ي د ن ا و ن ب ي ن ا م ح م د صلى تعالى عليه و سل م İsimleri okumaya başlarken- و ب س ي د ن ا - eklenmesi ve sonunda ع ن ه ر ض ي okunması en doğrusu. 1 ا ب ى ب ك ر ب ن الص د يق 30 ث اب ت ب ن ا ق ر م 2
KUR AN-I KERİM II Yrd. Doç. Dr. Remzi ATEŞYÜREK
Yâsîn Suresi 13-27 Ayetlerinin Tilaveti Ve Tecvid Tahvilleri Ünite 6 İlahiyat Lisans Tamamlama Programı KUR AN-I KERİM II Yrd. Doç. Dr. Remzi ATEŞYÜREK 1 Ünite 6 YÂSÎN SURESİ 13-27 AYETLERİ TİLAVET VE
KUR AN HARFLERİNİN MAHREÇLERİ (ÇIKIŞ YERLERİ)
KUR AN HARFLERİNİN MAHREÇLERİ (ÇIKIŞ YERLERİ) ب ت خ ح ج ث Dil ucu ile üst uçlarından ا ذ ر ز Boğazın ağza en yakın olan kısmından Dil ucu ile üst diplerinden Peltektir. Boğazın orta kısmından Dudaklar
Gizlemek. أ Helak etmek, yok etmek أ. Affetmek. Açıklamak. ا ر اد Sahip olmak, malik olmak. Đstemek,irade etmek. Seçme Metnler 25
136. Ey iman edenler, Allah'a, elçisine, elçisine indirdiği kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü inkar ederse, uzak bir sapıklıkla
TARIK SÛRESİ Nuzul 38 / Mushaf 86
TARIK SÛRESİ Nuzul 38 / Mushaf 86 Surenin Adı: Gecenin konuğu anlamındaki adını birinci âyetinden alır. Sema ve gece gelen konuk şahit olsun (1) Sabahı müjdelediği için sabah yıldızına da Tarık denilmiştir.
KUREYŞ SÛRESİ Nuzul 21 / Mushaf 106
KUREYŞ SÛRESİ Nuzul 21 / Mushaf 106 Surenin Adı: Kureyş sûresi, adını, Kur an da geçtiği tek yer olan ilk âyetinden alır. Kureyş kelimesi iki köke nispet edilir. Birincisi; köpek balığı anlamına gelen
Question. Neden Hz İsa Ruhullah (Allah ın ruhu) olarak adlandırılmıştır? Yüce Allah ın kendi ruhundan. Peygamberi Âdem e üflemesinin manası nedir?
Question Neden Hz İsa Ruhullah (Allah ın ruhu) olarak adlandırılmıştır? Yüce Allah ın kendi ruhundan Peygamberi Âdem e üflemesinin manası nedir? Answer: Bazı özellikler değişik ve birçok şey ve bireylerde
DUALAR DUANIN ÖNEMİ Dua
DUANIN ÖNEMİ Dua, insanda doğuştan var olan bir duygudur. Bu sebeple bütün dinlerde dua mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan, hayatının herhangi bir anında dua ihtiyacını hisseder. Çünkü her insan,
40 HADİS YARIŞMASI DİKKAT 47'DEN 55'E KADAR Kİ HADİSLERİN ARAPÇA METİNLERİ DÜZELTİLMİŞTİR. SINIFI 5-6,7-8 1-) 9-10,11-12 SINIFI 5-6,7-8 2-) 9-10
DİKKAT 47'DEN 55'E KADAR Kİ HADİSLERİN ARAPÇA METİNLERİ DÜZELTİLMİŞTİR. 5-6, 1-), 5-6, 2-) 5-6 3-) 40 HADİS YARIŞMASI 5-6, 4-) 5-6, 5-) 5-6, 6-) 5-6, 7-) 5-6, 8-) 5-6, 9-) 5-6, 10-) 5-6, 11-) 5-6, 12-)
5. Ünite 1, sayfa 17, son satır
EYLÜL 2014 VE ÖNCESİ TARİH BASKILI ARAPÇA IV DERS KİTABINA İLİŞKİN CETVELİ Değiştirilen kelimeler yuvarlak içinde gösterilmiştir. 1. Ünite 1, sayfa 5, son satır 4. ت ض ع أ ن ث ى الا خ ط ب وط تم وت ج وع
KUR AN-I KERİM II Yrd. Doç. Dr. Remzi ATEŞYÜREK
Bakara Suresi 285-286 Ayetlerinin Tilaveti Ve Tecvid Tahvilleri Ünite 4 İlahiyat Lisans Tamamlama Programı KUR AN-I KERİM II Yrd. Doç. Dr. Remzi ATEŞYÜREK 1 Ünite 4 BAKARA SURESİ 285-286 AYETLERİ TİLAVET
(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (Fâtiha, 1/5)
ا ي اك ن ع ب د و ا ي اك ن س ت ع ني (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (Fâtiha, 1/5) 1 و م ا ا م ر وا ا ل ل ي ع ب د وا الل م ل ص ني ل ه الد ين ح ن ف اء و ي ق يم وا الص
Öğretim İlke ve Yöntemleri 1
Öğretim İlke ve Yöntemleri 1 Dr. Öğr. Ü. M. İsmail BAĞDATLI [email protected] EĞİTİM Bireyin kendi iradesi ile belirli bir program dahilinde davranış kazandırma, davranış geliştirme, davranış değiştirme
İmam Tirmizi nin. Sıfatlar Hususundaki Mezhebi
İmam Tirmizi nin Sıfatlar Hususundaki Mezhebi İmam Ebu İsa Muhammed İbni İsa Tirmizi (209H-274H) Cami'u Sünen Tirmizi www.almuwahhid.com 1 بسم هللا الرحمن الرحيم İmam Tirmizi de kendi dönemindeki hadis
REHBERLİK VE İLETİŞİM 1
REHBERLİK VE İLETİŞİM 1 Yrd. Doç Dr. M. İsmail Bağdatlı [email protected] HİDAYET Hidâyet kelimesi türevleriyle birlikte 316 âyet- i kerimede yer almaktadır. Arap dilinde "hedâ" kökünden gelir.
BAZI AYETLER ÜZERİNE KÜÇÜK Bİ R TEFEKKÜR ( IV)
BAZI AYETLER ÜZERİNE KÜÇÜK Bİ R TEFEKKÜR ( IV) ي و ه و ال ذ ي م د األ ر ض و ج ع ل ف يه ا ر و اس اث ن ي ن ي غ ش ي الل ي ل الن ه ا ر إ ن ف ي ذ ل ك م ت ج او ر ات و ج ن ات م ن أ ع ن اب و ز ر ع و ن يل ص ن و
Kur an ın, şerî meseleleri ders verirken aynı anda tevhid dersi vermesi hakkında izahta bulunabilir misiniz?
Sorularlarisale.com Kur an ın, şerî meseleleri ders verirken aynı anda tevhid dersi vermesi hakkında izahta bulunabilir misiniz? "Şeriat" denildiğinde, daha çok dinin ahkâm kısmı anlaşılır. Kur'an-ı Kerîm,
İman; Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman etmendir. Keza hayrı ve şerriyle kadere inanmandır.
»ب ن ي ال س ل م ع ل ى خ م س : ش ه اد ة أ ن ل إ ل ه إ ل الل و أ ن م ح م د ا ر س ول الل و إ ق ام الص ل ة و إ يت اء الز ك اة و ال ح ج و ص و م ر م ض ان «İslam beş esas üzerine kurulmuştur: Allah tan başka
Kolay Yolla Kur an ı Anlama
بسم هللا الرحمن الرحيم Kolay Yolla Kur an ı Anlama Ders 18 #kuranianlama Bu derste Kur an: Dua ال : bilgisi Dil ق ق ام Eğitim ipucu: Başarının temeli Bu derste 7 yeni kelimeyle Kur'an da 2466 defa tekrar
KURAN DA TEKRARLANAN AYETLER
KURAN DA TEKRARLANAN AYETLER İmran AKDEMİR 2013 (Güncelleme 2018) TEKRAR EDEN 97 AYET Kuran ın 97 ayeti diğer ayetler gibi Kuran da sadece bir kez bulunmaz, tekrar ederler. Bu 97 ayetten birçoğuna 2 kez
HADİS II DERSİ EZBER HADİSLER
HADİS II DERSİ EZBER HADİSLER م ن ق ال ح ني ي س م ع ال م ؤ ذ ن و أ ن أ ش ه د أ ن ل إ ل ه إ ا ل ا ا لل و ح د ه ل ش ر يك ل ه و أ ان م امد ا ب د د ه و س و ل ه 1 س ض يت ب ا لل س ا ب و ب ح امد س و ل و ب ل و
Cihad Gönderen Kadir Hatipoglu - Şubat :23:10. Cihad İNDİR
Cihad Gönderen Kadir Hatipoglu - Şubat 15 2018 14:23:10 Cihad İNDİR ي ا أ ي ه ا ال ذ ين آ م ن وا ه ل أ د ل ك م ع ل ى ت ج ار ة ت نج يك م م ن ع ذ اب أ ل يم : ت ؤ م ن ون ب الل ه و ر س ول ه و ت ج اه د 
ICERIK. Din kelimesinin sözlük anlami Din kelimesinin Kur an daki anlamlari Din anlayislari Dinin cesitleri Ayetlerle din
DIN KAVRAMI ICERIK Din kelimesinin sözlük anlami Din kelimesinin Kur an daki anlamlari Din anlayislari Dinin cesitleri Ayetlerle din SÖZLÜKTE DIN Cesitli sekilde anlasiliyor; Ilki hakimiyet, güc, üstünlük,
(Dersini sabah namazından sonra yapmanı tavsiye etmekle birlikte, sana uygun olan en münasip bir vakitte de yapmanda bir sakınca yoktur.
3 1 Değerli Kardeşim; Unutma! Dünya hayatı çabuk geçer, önemli olan bu dünya hayatında kendine, ailene, ümmete ve tüm insanlığa ne kadar faydalı olduğuna bakman ve bunun muhasebesini yapmandır. Toplumun
Allah, ancak samimiyetle ve kendi rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder. (Nesâî, Cihâd, 24)
ع ن ت م يم الد ار ى أ ن الن ب ص ل الل ع ل ي ه و س ل م ق ال :»الد ين الن ص يح ة «ق ل ن ا: ل م ن ق ال :»لل و ل ك ت اب ه و ل ر س ول ه و ل ئ م ة ال م س ل م ني و ع ام ت ه م.«Temîm ed-dârî anlatıyor: Hz. Peygamber
Bir kişinin kalbinde iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir arada bulunmaz. (İbn Hanbel, II, 349)
»ا ل م س ل م م ن س ل م ال م س ل م ون م ن ل س ان ه و ي د ه و ال م ؤ م ن م ن أ م ن ه الن اس ع ل ى د م ائ ه م و أ م و ال ه م» Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir. Mümin
NASR SÛRESİ Nuzul 111 / Mushaf 110
NASR SÛRESİ Nuzul 111 / Mushaf 110 Surenin Adı: Sûre zafer garantili yardım mânasına gelen adını ilk âyetinden alır. İlk mushaf ve tefsirlerde bu adla yer alır. Buhârî nin Hz. Aişe den naklettiği bir rivayette
الصيام برؤية واحدة اسم املؤلف حممد بن صالح العثيمني
1436 HİLALİN BİR YERDE GÖRÜLMESİYLE ORUCA BAŞLAMAK الصيام برؤية واحدة باللغة الرتكية Muhammed b. Salih el-useymîn اسم املؤلف حممد بن صالح العثيمني Çeviren Muhammed Şahin ترمجة حممد شاهني Gözden Geçiren
Hor görme, aşağılama, hakir kabul etme günahını ilk işleyen şeytandır.
- MAHMUT TOPTAŞ Hor görme, aşağılama, hakir kabul etme günahını ilk işleyen şeytandır. Rabbim, Adem aleyhisselamı yaratıp meleklere secde etmesini emrettiğinde yalnız İblis/şeytan secde etmemiş ve gerekçesini
55. Sizi ondan (arzdan) yarattık, ve ona iâde ederiz ve bir kere daha ondan çıkarırız.
ÂYETLERİN AÇIKLAMALI MEÂLİ : م ن ه ا خ ل ق ن اك م و فيه ا ن عيد ك م و م ن ها ن ر ج ك م ت ر ة ا خ ر ى 55 55. Sizi ondan (arzdan) yarattık, ve ona iâde ederiz ve bir kere daha ondan çıkarırız. Biz sizi ilkin
yoksa ziyana uğrayanlardan olursun." 7
KUR'ÂN'A İMAN ETMEK, ONU TANIYIP, HÜKÜMLERİNE UYMAK * Yüce Allah, insanlara örnek ve rehber olsun diye ilk insandan itibaren peygamberler göndermiş, gerçeği ve doğruyu göstermesi için de kitaplar indirmiştir.
KALEM SURESİ. Nuzul Ortamı: Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla MEKKE. Nüzul Sırası 7 NÜZUL YERİ KALEM SURESİ. Nuzul Sıra 7.
Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla NÜZUL YERİ 1 4 SURENİN KİMLİĞİ MEKKE Mina Müzdelife Arafat Nuzul Sıra 7 KALEM SURESİ Ayet Sayısı 52 KABE Nuzul Yılı 1 2 5 Nuzul Ortamı: Müşriklere Cevap ve Tehdit İçermekte.
Tedbir, Tevekkül Ve Kader Anlayışımız Gönderen Kadir Hatipoglu - Ağustos :14:51
Tedbir, Tevekkül Ve Kader Anlayışımız Gönderen Kadir Hatipoglu - Ağustos 26 2015 06:14:51 Kainatı yoktan var eden ve bizlere rahmetiyle, sevgisiyle ve şefkatiyle muamele eden Yüce Mevla mıza bizlere bahşetmiş
Kolay Yolla Kur an ı Anlama
بسم هللا الرحمن الرحيم Kolay Yolla Kur an ı Anlama Ders 15 #kuranianlama Bu derste Kur an: Övme, Rukü, secde غ ف ر & ص ب ر ظ ل م ض ر ب : bilgisi Dil Eğitim ipucu: Alışkanlık haline getirme ve davranışlara
bartin.diyanet.gov.tr/kurucasile
bartin.diyanet.gov.tr/kurucasile www.recepsahan.net و س ار ع وا إ ل ى م غ ف ر ة م ن رب ك م و ج نة ع رض ه ا السم او ات و األ ر ض أ ع دت ل ل م ت ق ي ن Rabbinizin mağfiretine ermek ve muttakiler için hazırlanmış
Melek BOZDOĞAN Murat BOZDOĞAN
ب ت ا ELİF BE Melek BOZDOĞAN Murat BOZDOĞAN KİTAPTAN SEÇİLMİŞ ÖRNEK SAYFALAR ELİF BE Melek BOZDOĞAN Murat BOZDOĞAN 1 بسم هللا الرحمن الرحيم İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...1 ÖNSÖZ...2 Harfler.3 Üstün...5 Esre..6
(40 Hadis-7) SEÇME KIRK HADİS
www.behcetoloji.com (40 Hadis-7) SEÇME KIRK HADİS BİRİNCİ HADİS ف ض ل ت ع ل ى ا ل ن ب ي اء ب س ت أ ع ط يت ج و ام ع ال ك ل م و ن ص ر ت ل ي ال غ ن ائ م و ج ع ل ت ل ي ا ل ر ض ط ه ور ا و م س ج د ا و أ ر س
Yarışıyorlarkoşuyorlar
ت ن ال وا Ulaşıyor-içine alıyor و ض ع Konuldu ب ب ك ة Mekke ت ص د ون Engelliyorsun ت ب غ ون İstiyorsunuz ع و ج ا Eğrilik ت ط يع وا İtaat ediyorsunuz ي ع ت ص م Sıkıca tutuyor ت ق ات Sakınmak و اع ت ص م
NÛH SÛRESİ Nuzul 64 / Mushaf 71
NÛH SÛRESİ Nuzul 64 / Mushaf 71 Surenin Adı: Sûre adını Hz. Nûh un inkârcı kavme karşı verdiği ömürlük mücadeleyi dile getiren muhtevasından alır. Kadim mushaflarda ve tefsirlerde hep bu isimle anılmıştır.
BURÛC SÛRESİ Nuzul 29 / Mushaf 85
BURÛC SÛRESİ Nuzul 29 / Mushaf 85 Surenin Adı: Burçlar anlamındaki adını ilk âyetinden alır. Burçlarla dolu gökyüzü şahit olsun (1) Sahabeden gelen rivayetlerde ilk âyetinin tamamıyla anılır. Mushaflarda,
Rahmân ve Rahîm olan Allâh ın ismiyle Hamd, - Allâh a mahsustur. O na hamd eder, O ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve
إن ال ح م د ل ل ب س م االله الر ح م ن الر ح يم ذ و ع ي و س ت غ ف ر يى و س ت ع و ح م د ي ب ب ل ل م ه ش ر ر أ و ف س ىب م ه ئب ت سي أ ع م بل ىب م ه د ي ا ل ل ف ال م ض ل ل م ه ي ض ل ل ف ال ب د ي ل ي د أ ن
DUA KAVRAMININ ANLAMI*
DUA KAVRAMININ ANLAMI* A. SÖZLÜK VE TERİM ANLAMI Sözlükte; çağırmak, seslenmek, davet etmek, istemek ve yardım talep etmek anlamlarına gelen dua, din ıstılahında; Allah ın yüceliği karşısında insanın aczini
İNSAN ALLAHIN HALİFESİ Mİ? (HALEF- SELEF OLAYI) Allah Teâlâ şöyle buyurur:
İNSAN ALLAHIN HALİFESİ Mİ? (HALEF- SELEF OLAYI) Allah Teâlâ şöyle buyurur: و ا ذ ق ال ر ب ك ل ل م لا ي ك ة ا ن ي ج اع ل ف ي ا لا ر ض خ ل يف ة ق ال وا ا ت ج ع ل ف يه ا م ن ي ف س د ف يه ا و ي س ف ك الد م
EV SOHBETLERİ SOHBET Merhamet
95. SOHBET Merhamet ALLAH(CC) IN İNSANA MERHAMETİ Merhamet arapça bir kelime olup ra-ha-me kökünden gelmektedir. Yani rahman ve rahim kelimeleri ile aynı köktendir. Türkçede daha çok acımak anlamında kullanılsa
األصل الجامع لعبادة هللا وحده
األصل الجامع لعبادة هللا وحده İBADETİN MANASI Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a) www.almuwahhid.com 2 بسم هللا الرمحن الرحيم Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a) diyor ki: 1 Sana, tek olan Allah a ibadetin
Bayram hutbesi nasıl okunur? - İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh - Kişisel Bilgi Sitesi
Allâhu Ekber Allâhu Ekber Allâhu Ekber Allâhu Ekber Lâ ilâhe illallâhü vallâhü Ekber. Allâhu Ekber ve lillâhil'hamd, Allâhu Ekberu kebiiraa velhamdülillahi kesiiraa ve sübhaanallaahi bükratev ve esıila
TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir;
Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla 3 Bu güvenli belde şahittir; 1 4 1 İNCİR AĞACI ve zeytin (diyarı) şahittir! 4 Doğrusu Biz insanı en güzel kıvamda yaratmış, 2 İncir ile Hz Nuh un tufan bölgesi olan
ON EMİR الوصايا لعرش
ON EMİR الوصايا لعرش ] ريك - Turkish [ Türkçe - şeyh Muhammed Salih el-muneccid الشيخ د صالح الجد Terceme: IslamQa koordinasyon: Sitesi Islamhouse رجة: وقع الا سلا سو ال وجواب تسيق: وقع IslamHouse.com
118. SOHBET Kadir Suresi SÛRE VE MEÂLİ:
118. SOHBET Kadir Suresi SÛRE VE MEÂLİ: الرحيم الرحمن الله بسم * ا ن ا ش ه ر ف ي ا ن ز ل ن اه ت ن ز ل ال ق د ر ل ي ل ة ال م ل اي ك ة و م ا و الر وح ا د ر اك م ا ل ي ل ة ال ق د ر * ل ي ل ة ال ق د ر خ ي
KADR SÛRESİ Nuzul 12 / Mushaf 97
KADR SÛRESİ Nuzul 12 / Mushaf 97 Surenin Adı: Sûre; kadir-kıymet, değer, ölçü anlamına gelen adını ilk âyetinden alır. Elbet onu kadir-kıymet gecsinde biz indirmeye başlamışızdır (1) Kadr; bir şeyin; miktarını,
şeyh Muhammed Salih el-muneccid
ALLAH TEÂLÂ'NIN İSİMLERİ DOKSAN DOKUZ İLE SINIRLI DEĞİLDİR أسماء االله عاىل غ صورة ف سعة و سع ا س م ا ] ريك - Turkish [ Türkçe - şeyh Muhammed Salih el-muneccid الشيخ مد صالح املنجد Terceme: IslamQa koordinasyon:
113. SOHBET Peygamberlerin Ortak Özellikleri
113. SOHBET Peygamberlerin Ortak Özellikleri İlk Peygamber Hz. Adem (as) dan son peygamber Hz. Muhammed Mustafa (sav) efendimiz arasında gelip geçmiş bütün peygamberlerde bir olan ortak özellikler vardır
148. Sohbet ÖNDEN GİDENLER
148. Sohbet - 06.02.2018 ÖNDEN GİDENLER Değerli kardeşlerim. Önden gidenler dediğimizde, bu tarif ile anlatmak istediğimiz, insanlara, İslam ın bize öğrettiği anlamda iyilikte, yani maruf işlerde öncülük
CENAB-I HAKK IN O NA İTAATİ KENDİNE İTAAT KABUL ETTİĞİ ZAT A SALÂT VE SELAM
ا لص ال ة و الس ال م ع ل ى م ن اع ت ب ر اهلل ط اع ت ه )ص ل ى اهلل ع ل ي ه و س ل م ( ط اع ة ل ذ ات ه )ج ل ج ال ل ه ) ب س م اهلل الر ح م ن الر ح يم ا ل ح م د ل ل ه ر ب ال ع ال م ين. و الص ال ة و الس ال م
Kur an-ı Kerim de Geçen Ticaret, Alım-Satım, Satın Alma Ayetleri ve Mealleri
Kur an-ı Kerim de Geçen Ticaret, Alım-Satım, Satın Alma Ayetleri ve Mealleri ب س م االله ار ح م ن ار ح يم ي و م ي ج م ع ك م ل ي و م ال ج م ع ذ ل ك ي و م الت غ اب ن Toplanma günü için sizi bir araya getireceği
ŞEMS SÛRESİ Nuzul 28 / Mushaf 91
Surenin Adı: ŞEMS SÛRESİ Nuzul 28 / Mushaf 91 Güneş anlamındaki adını ilk âyetinden alır. Güneş ve onun göz alıcı ışığı şahit olsun; güneşi izleyen ay şahit olsun (1-2) Güneşin şahitliğinden söz edilmektedir.
Kabir azabı kıyâmet kopuncaya kadar devam eder mi?
Kabir azabı kıyâmet kopuncaya kadar devam eder mi? ] ريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 03-434 هل ستمر اب القرب إىل قيام الساعة» اللغة الرت
Ders : 57 Konu: Şeytanla Mücadele
Ders : 57 Konu: Şeytanla Mücadele Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulblerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, Ben sizin Rabbiniz değil miyim? demişti. Onlar da, Evet,
ALLAH IN RAZI OLDUĞU KULLAR
Ders : 203 Konu : ALLAH IN RAZI OLDUĞU KULLAR ALLAH IN RAZI OLDUĞU KULLAR Rıza kelimesi sözlükte; memnun olma, hoşnut olma, kabul etme ve seçme anlamlarına gelir. Genel olarak rıza; Allah ın hüküm ve kazasına
144. SOHBET ÖNEMLİ İMTİHAN: DİL
144. SOHBET 12.01.2018 ÖNEMLİ İMTİHAN: DİL Allah (cc), Rahman suresinde insanlara rahmetinin tecellisi olarak verdiği nimetleri zikretmektedir. Vermiş olduğu sonsuz nimetler içerisinde, insanı yaratıp
فضل صالة الرتاويح اسم املؤلف حممد صالح املنجد
1436 TERÂVİH NAMAZININ FAZÎLETİ فضل صالة الرتاويح باللغة الرتكية Muhammed Salih el-muneccid اسم املؤلف حممد صالح املنجد Çeviren Muhammed Şahin ترمجة حممد شاهني Gözden Geçiren Ali Rıza Şahin مراجعة يلع
ALLAH YOLUNDA CİHAD1
ALLAH YOLUNDA CİHAD 1 İnsanların dünyada güven, huzur ve barış içinde yaşayabilmeleri için üç rehbere ihtiyaçları vardır: Akıl, ilâhî vahiy ve peygamber. 2 Yüce Allah, kutsal kitapları ve peygamberleri
Onlardan bazıları. İhtilaf ettiler. Diri-yaşayan. Yüce. Sen görüyorsun ت ر dostlar. ..e uğradı
Onlardan bazıları م ن ه م Peygamberler ر س ل ك ل م Konuştu د ر ج ات Dereceler آ ت ي ن ا Verdik أ ي د ن ا Destekledik İhtilaf ettiler اخ ت ل ف وا Diledi ش اء م ن ه م Onlardan bazıları ي ر يد İstiyor أ ن
150. Sohbet TEVHÎDİN TARÎFİ VE MAHİYETİ (2/2)
150. Sohbet - 23.02.2018 TEVHÎDİN TARÎFİ VE MAHİYETİ (2/2) Lûgatte tevhîd, "bir şeyin bir olduğuna hükmetmek ve onun bir olduğunu bilmektir." 1 İşte bu mânada tevhîd, her şeyi Bir e yani yegâne tek olan
AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ
BİLİM ve İNSAN VAKFI ELMALILI HAMDİ YAZIR KUR AN AKADEMİSİ KUR ÂN-I KERÎM EĞİTİM ve ÖĞRETİM PROGRAMLARI TASHÎH-İ HURÛF DERSLERİ AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ Hazırlayan : Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak 1 ÂYETLERİN
124. SOHBET Sözü Güzel Söylemek
124. SOHBET Sözü Güzel Söylemek Kendisini ifade etmek için açıklamalarda bulunmak ve anlamlı bir şekilde söz söylemek sadece insana mahsustur. Söz ki, onu insan için yaratan Allahu Teala dır. Rahman suresinde
Altı aylık iken anne karnından düşen ceninin cenaze namazını kılmanın hükmü
Altı aylık iken anne karnından düşen ceninin cenaze namazını kılmanın hükmü ] ريك Turkish [ Türkçe Muhammed b. Salih el-useymîn Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 2013-1434 الصلاة ىلع السقط
AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ
BİLİM ve İNSAN VAKFI ELMALILI HAMDİ YAZIR KUR AN AKADEMİSİ KUR ÂN-I KERÎM EĞİTİM ve ÖĞRETİM PROGRAMLARI TASHÎH-İ HURÛF DERSLERİ AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ Hazırlayan : Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak 1 ÂYETLERİN
Îman, Küfür ve Tekfir 2
Îman, Küfür ve Tekfir 2 Bizi yoktan var eden Allah Teâlâ ya sonsuz hamt eder, onu tanımamak ve ona karşı nankörlük etmekten ona sığınırız. Hakla batılı, helal ile haramı ayırmak için gönderilen Hz. Muhammed
AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ
BİLİM ve İNSAN VAKFI ELMALILI HAMDİ YAZIR KUR AN AKADEMİSİ KUR ÂN-I KERÎM EĞİTİM ve ÖĞRETİM PROGRAMLARI TASHÎH-İ HURÛF DERSLERİ AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ Hazırlayan : Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak 1 8. HAFTA
İHSAN SOHBETLERİ İHSAN SOHBETİ
13. İHSAN SOHBETİ KONU : PEYGAMBERLERE İMAN Sohbetimize iman esaslarından Peygamberlere İman Konusunu işleyerek devam ediyoruz. Sohbetlerimize başladığımız günlerde de değindiğimiz üzere ilk olarak konularımız
EĞER NEBİ MUHAMMED, BENDEN YAHUDİLİĞİ VE HIRİSTİYANLIĞI İNKÂR ETMEMİ İSTESE; YAHUDİLİĞİ VE HIRİSTİYANLIĞI İNKÂR ETMEM, MUHAMMED'İ İNKAR EDERİM
Suriye Müftüsü Ne Diyor? EĞER NEBİ MUHAMMED, BENDEN YAHUDİLİĞİ VE HIRİSTİYANLIĞI İNKÂR ETMEMİ İSTESE; YAHUDİLİĞİ VE HIRİSTİYANLIĞI İNKÂR ETMEM, MUHAMMED'İ İNKAR EDERİM Suriye Müftüsü / Ahmed Bedruddin
EV SOHBETLERİ AT. Ders : 6 Konu : Kitaplara İman. a) Kitaplara Topyekün İman
Ders : 6 Konu : Kitaplara İman a) Kitaplara Topyekün İman İmanın şartlarından bir tanesi de Allah ın insanlara yine insanlar arasından seçtiği peygamberleri vasıtasıyla kitaplar gönderdiğine iman etmektir.
İNSANLARA İLİM ÖĞRETMENİN VE ONLARI İYİLİĞE DÂVET ETMENİN FAZÎLETİ. Râşid b. Hüseyin el-abdulkerim. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin
İNSANLARA İLİM ÖĞRETMENİN VE ONLARI İYİLİĞE DÂVET ETMENİN FAZÎLETİ ] تريك Turkish [ Türkçe Râşid b. Hüseyin el-abdulkerim Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 0-43 فضل تعليم جگا عوتهم ىل خلري»
tyayin.com fb.com/tkitap
2. Dönem konu 7 İşaret isimleri tyayin.com fb.com/tkitap Yakın İçin Kullanılan İşâret İsimleri Cemi(Çoğul) Müsenna(İkil) Müfred(Tekil) ه ذ ا ه ذ ه ه ذ ان - ه ا ت ن - ه ذ ي ن ه ات ي ه ؤال ء هؤ ال ء Bunlar
Borçlunun sadaka vermesinin hükmü
Borçlunun sadaka vermesinin hükmü ] رك Turkish [ Türkçe Muhammed b. Salih el-useymîn 3Terceme3T 3T: 3TMuhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 2013-1434 ح م صدقة املدن» اللغة الرت ة «بن صالح العثم مد رمجة:
MÜZZEMMİL SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla MEKKE GİRİŞ SURENİN KONUSU. MÜZZEMMİL SURESİ Mushaf Yeri 73. Ayet Sayısı 20.
Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla MEKKE Mina Müzdelife Arafat KABE 2 GİRİŞ 5 SURENİN KİMLİĞİ Ayet Sayısı 20 MÜZZEMMİL SURESİ Mushaf Yeri 73 SURENİN KONUSU Vahiyle muhatap olmak, Ciddi bir yük almak
NEVÂKIDU L-İSLÂM METNİ VE TERCÜMESİ
NEVÂKIDU L-İSLÂM METNİ VE TERCÜMESİ خطبة الحبجة و س ت غ ف ر ي و ع ذ ب ب ل ل م ه ت ع يى و س و ح م د ي إ ن ال ح م د ل ل م ه ش ر ر أ و ف س ىب م ه س ي ئب ت أ ع م بل ىب م ه ي د ي ا ل ل ف ل م ض ل ل إ ل ا ل ل
Kur'an'da Kadının Örtüsü Meselesi - İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh - Kişisel Bilgi Sitesi
Kur an-ı Kerim in incelemesi, yorumlaması, tefsir edilmesi hususunda incelenen ve günümüzün en çok tartışılan konularından biri de kadının örtüsü meselesidir. Bu yazı da bu konu üzerinde duracağım inşallah...
Ders : 185. Konu : MEKKE DE GİZLİ DAVET. MEKKE DÖNEMİ ve DAVET BYK&ŞYK DERSLERİ
Ders : 185 Konu : MEKKE DÖNEMİ ve DAVET MEKKE DE GİZLİ DAVET Resûlullah (s.a.v.) e ilk iman eden kişi Hz. Hatice (r.a.) a idi. Ancak Cebrâil (a.s.) ı merak ediyor, ilahi mesajı nasıl ulaştırdığını öğrenmek
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu an hayatta ve yeryüzünde hazır mıdır? Abdulkerim el-hudayr
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu an hayatta ve yeryüzünde hazır mıdır? ] تريك Turkish [ Türkçe Abdulkerim el-hudayr Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 0-43 هل لرسو صىل الله عليه
IGMG EV SOHBETLERİ DERSLERİ
2. DERS: KONU: İMANIN ŞARTLARINA GENEL BAKIŞ Besmele, Hamdele ve Salveleden sonra... 1. İmanın Şartları konusuna geçmeden önce iman nedir, imanın kısımları nelerdir? Gibi soruları kısa kısa cevaplandırarak
KEVSER SÛRESİ Nuzul 15 / Mushaf 108
KEVSER SÛRESİ Nuzul 15 / Mushaf 108 Surenin Adı: Kesret ismiyle geldiği için Çok hayır, Bol ikram, Nimet sağanağı mânasına gelen adını ilk âyetinden alır. Gerçek şu ki, Biziz sana her hayrı cömertçe bahşeden
İSİMLER VE EL TAKISI
İSİMLER VE EL TAKISI Bu ilk dersimizde günlük hayatımızda kullandığımız isimleri öğreneceğiz. Bu isimleri ezberlememiz gerekmekte ancak kendimizi çokta fazla zorlamamıza gerek yok çünkü ilerleyen derslerimizde
ی س ر و لا ت ع س ر ر ب ت م م ب ال خ ی ر
ر ب ی س ر و لا ت ع س ر ر ب ت م م ب ال خ ی ر Yâ Rabbi! Kolaylaştır, zorlaştırma. Hayırla sonuçlardır. KUR ÂN HARFLERİNİN ÇIKIŞ YERLERİ ض Dilin yan tarafını sağ veya sol üst yan dişlere vurarak çıkarılır.
ALLAH HER ZAMAN DOĞRU OLMAMIZI İSTER 1. Ey iman edenler! Allah a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. 2
ALLAH HER ZAMAN DOĞRU OLMAMIZI İSTER 1 ي ا ا ي ه ا ال ذ ين ا م ن وا ات ق وا ا لل و ك ون وا م ع الص اد ق ين 111 Ey iman edenler! Allah a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. 2 Doğruluk, insanın
Tatil kavramını araştırdığımız da tatil için şu anlamların verildiğini görürüz:
Tatile Müslümanca bir bakış açısı geliştirebilmek için önce tatil kelimesini ve Müslümanı tanımlayalım arkasından bu iki kavramın kesişmiş olduğu yani her iki kavramın da tanımının içinde kalan, paylaşabildikleri
NASIL BİR ALLAH A İMAN EDİYORUZ?
143. SOHBET 12.01.2018 NASIL BİR ALLAH A İMAN EDİYORUZ? Mevcut olan âlemde, insanı diğer varlıklardan farklı kılan en önemli özelliklerden birisi de, kendisi dışında bir varlığa iman etme hissiyatıdır.
Damla Yayın Nu: Editör Mehmet DO RU. Dil Uzman lyas DİRİN. Görsel Tasar m Uzman Cem ÇERİ. Program Gelifltirme Uzman Yusuf SARIGÜNEY
ا ب ع ق ظ ل ز ك İMAM HATİP LİSELERİ MESLEKİ ARAPÇA 9 Öğrenci Çalışma Kitabı ج ن 9 ل ث ان و ي ات ال ئ م ة و ال خ ط باء ا لل غ ة ال ع ر ب ي ة ك ت اب الت د ر يب ات Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye
ARAPÇADA İSİMLER. Sonu ref ile biten sözcüğe ref edilmiş anlamında merfû adı verilir. Ref alametleri:
ARAPÇADA İSİMLER Arapçada isimleri kimi zaman bir cümlenin öznesi ya da nesnesi olarak, kimi zaman bir tamlama içinde görmemiz mümkündür. Arapçada isimler cümle içinde harekelerine göre farklı isimler
HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR
4O HADIS HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR ASFA EĞİTİM KURUMLARI 2015-2016 4 4O HADIS ASFA EĞİTİM KURUMLARI Yayın No : Yayın Yılı : 2015 ISBN : 978-000-00000-00 HER SINIFTA KIRK HADİS --- --- --- --- ---
BİRKAÇ AYETİN TEFSİRİ
1 BİRKAÇ AYETİN TEFSİRİ ب س م الل ه الر ح م ن الر ح يم ك ت اب ت ف س ير ال ق ر آن KUR AN TEFSİRİ { الر ح م ن الر ح يم } اس م ان م ن الر ح م ة الر ح يم و الر اح م ب م ع ن ى و اح د ك ال ع ل يم و ال ع ال م
RAHMÂN SÛRESİ Nuzul 41 / Mushaf 55
RAHMÂN SÛRESİ Nuzul 41 / Mushaf 55 Surenin Adı: Allah ın isimlerinden biriyle başlayan tek sûredir. Allah ın merhametin sonsuz kaynağı oluşunu ifade eden Rahmân adını ilk âyetinden alır. Daha Rasulullah
1- EBEVEYNLERİN ÇOCUKLAR ÜZERINDEKİ HAKLARI
Ders : 107 Konu : İSLAMDA AİLE - BİREYLERİNİN SORUMLULUKLARI - 2 1- EBEVEYNLERİN ÇOCUKLAR ÜZERINDEKİ HAKLARI Saygı Çocukların anne-baba üzerinde hakkı olduğu gibi, anne babanın da çocukları üzerinde hakkı
İsmi Tafdil. Alimde olan hilimden (yumuşaklıktan) daha güzel bir hilm hiçbir kimsede olmamıştır. Bu misalde ل الك ح lafzı, ismi tafdil olan
İsmi Tafdil Alimde olan hilimden (yumuşaklıktan) daha güzel bir hilm hiçbir kimsede olmamıştır. Ben hiçbir adam görmedim ki, onun gözünde olan kuhlin güzelliği, Zeydin gözünde olan kuhlin güzelliği gibi
