EGE KITA SAHANLIĞI UYUŞMAZLIĞI
|
|
|
- Alp Dilaver
- 9 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU HUKUKU (ULUSLARARASI KAMU HUKUKU) ANABİLİM DALI EGE KITA SAHANLIĞI UYUŞMAZLIĞI Yüksek Lisans Tezi Hande DAĞISTANLI Ankara 2006
2 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU HUKUKU (ULUSLARARASI KAMU HUKUKU) ANABİLİM DALI EGE KITA SAHANLIĞI UYUŞMAZLIĞI Yüksek Lisans Tezi Hande DAĞISTANLI Tez Danışmanı Prof. Dr. Serap AKİPEK Ankara 2006 II
3 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... I KISALTMALAR... V GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm ULUSLARARASI HUKUKTA KITA SAHANLIĞI I. GENEL OLARAK KITA SAHANLIĞI KAVRAMI... 5 II. HUKUKİ AÇIDAN KITA SAHANLIĞININ TARİHSEL GELİŞİMİ... 8 A. GENEL OLARAK... 8 B. TRUMAN BİLDİRİSİ C. LATİN AMERİKA DEVLETLERİ VE DİĞER DEVLETLERİN KITA SAHANLIĞI İLE İLGİLİ İDDİALARI D. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HUKUK KOMİSYONU NUN ÇALIŞMALARI E CENEVRE KITA SAHANLIĞI SÖZLEŞMESİ VE SONRASINDA GÖRÜLEN DAVALAR Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi Sonrası Görülen Davalar a. Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları b. İngiltere-Fransa Kıta Sahanlığı Davası c. Tunus-Libya Kıta Sahanlığı Davası F BİRLEŞMİŞ MİLLETLER DENİZ HUKUKU SÖZLEŞMESİ VE SONRASINDA GÖRÜLEN DAVALAR I
4 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi Sonrası Görülen Davalar a. Maine Körfezi Davası b. Libya Malta Kıta Sahanlığı Davası c. Saint Pierre ve Miquelon Adaları Davası d. Greenland Jan Mayen Davası e. Eritre-Yemen Davası G. KITA SAHANLIĞININ SINIRLANDIRILMASI H. KITA SAHANLIĞININ HUKUKSAL REJİMİ İkinci Bölüm EGE KITA SAHANLIĞI UYUŞMAZLIĞININ ORTAYA ÇIKIŞI I. GENEL OLARAK EGE DENİZİ NİN KONUMU A. EGE DENİZİ NİN JEOLOJİK YAPISI B. EGE DENİZİ NİN EKONOMİK DEĞERİ C. EGE ADALARI NIN DURUMU D. BÖLGENİN JEOSTRATEJİK DEĞERİ Ege Denizi Ege Adaları a. Kuzey Ege Denizi ndeki Adalar b. Güney Ege Denizi ndeki Adalar II
5 II. EGE KITA SAHANLIĞI UYUŞMAZLIĞININ ORTAYA ÇIKIŞI VE GELİŞİMİ A. GENEL OLARAK B. YUNANİSTAN IN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ NE VE ULUSLARARASI ADALET DİVANI NA BAŞVURUSU C. ULUSLARARASI ADALET DİVANI NIN KARARI D. MART 1987 EGE KITA SAHANLIĞI BUNALIMI E. DAVOS SÜRECİ F. DAVOS SÜRECİ SONRASI TÜRK-YUNAN DİYALOĞU Üçüncü Bölüm EGE KITA SAHANLIĞI UYUŞMAZLIĞININ ESASINA İLİŞKİN TARAFLARIN GÖRÜŞLERİ I. YUNANİSTAN IN EGE KITA SAHANLIĞI SINIRLANDIRILMASININ ESASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ A. SİYASAL VE ÜLKESEL BÜTÜNLÜK İDDİASI B. ADALARIN KITA SAHANLIĞINA SAHİP OLMASI İDDİASI.154 C. TÜRKİYE İLE ADALAR ARASINDA EŞİT UZAKLIK İLKESİNİN UYGULANMASI İDDİASI III
6 II. TÜRKİYE NİN EGE KITA SAHANLIĞI SINIRLANDIRILMASININ ESASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ A. ANLAŞMANIN ESAS OLMASI GÖRÜŞÜ B. DOĞAL UZANTININ ESAS OLMASI GÖRÜŞÜ C. HAKÇA İLKELERİN UYGULANMASI D. ADALARIN ÖZEL DURUMLAR OLUŞTURMASI GÖRÜŞÜ 176 E. EGE DENİZİ NİN YARI-KAPALI DENİZ OLMASI GÖRÜŞÜ 177 F. LOZAN DENGESİ III. EGE KITA SAHANLIĞI SINIRLANDIRILMASININ ÇÖZÜM YOLLARINA İLİŞKİN TÜRKİYE VE YUNANİSTAN IN GÖRÜŞLERİ SONUÇ 190 KAYNAKÇA.195 EKLER ÖZET ABSTRACT IV
7 KISALTMALAR A.B.D. A.Ü. AB AET B.M. : Amerika Birleşik Devletleri :Ankara Üniversitesi : Avrupa Birliği : Avrupa Ekonomik Topluluğu : Birleşmiş Milletler B.M.D.H.S. : Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi bkz. C çev. der. ed. FIR G.K.R.Y. GAÖ GB haz. I.C.J. km : Bakınız : Cilt : Çeviren :Derleyen : Editör : Flight Information Region/Uçuş Bilgi Bölgesi : Güney Kıbrıs Rum Yönetimi : Güven Artırıcı Önlemler : Gümrük Birliği : Hazırlayan : İnternational Court of Justice : Kilometre V
8 km 2 M.T.A. md. NATO : Kilometre kare : Maden Tetkik Arama : Madde : North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü No Nos para paras PKK PASOK : Numara : Numaralar : Paragraf : Paragraflar : Kürdistan İşçi Partisi : Panellino Sosialistiko Kinima / Pan Helenik Sosyalist Parti s. : Sayfa S T.P.A.O. T.C. Tüdav U.A.D. yay.haz. v.s. :Sayı : Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı : Türkiye Cumhuriyeti : Türk Deniz Araştırmaları Vakfı : Uluslararası Adalet Divanı : Yayına hazırlayan : Vesaire VI
9 GİRİŞ Türkiye ile Yunanistan iki komşu devlet olmalarına rağmen iki ülke arasında Ege Denizi ne ilişkin Ege sorunları olarak adlandırılan birçok sorun bulunmaktadır. Bu yüzden Türkiye ile Yunanistan arasında birleştirici bir rol oynaması beklenen Ege Denizi bugün bir sorunlar denizi görünümündedir. Ege sorunları birbirinden ayrı gibi görünmesine karşın birbirleriyle ilişkili olup; 1 kıta sahanlığının sınırlandırılması, karasularının genişletilmesi, hava sahası ve FIR (Flight Information Region / Uçuş Bilgi Bölgesi) sorumlulukları, Ege Adaları nın silahsızlandırılmış statüsünün ihlali, egemenliği devredilmemiş ada adacık ve kayalıklar sorunlarını kapsamaktadır. 2 Bu çalışmanın konusu, 1973 yılında ortaya çıkan ve bugüne kadar çözülemeyen, zaman zaman Türkiye ile Yunanistan ı savaşın eşiğine getiren Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığıdır. Türkiye ve Yunanistan, Ege Denizi ndeki kıta sahanlığı üzerinde hak sahipliği ve kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda ihtilaf halindedirler. Kıta sahanlığı konusunda Yunanistan, Ege Adaları nın Yunan ülkesinin ayrılmaz bir parçası olduğu, Yunan egemenliğinde bulunan Ege Adaları nı kıta ülkesinden ayırmadan Yunan ülkesinin bir bütün olarak ele 1 Sertaç Hami BAŞEREN, Ege Sorunları, Tüdav Yayınları No: 15, İstanbul, 2003, s Fuat AKSU, Türk-Yunan İlişkileri, İlişkilerin Yönelimi Etkileyen Faktörler Üzerine Bir İnceleme, A.Ü. Basımevi, Ankara, 2001, s
10 alınması gerektiği, adaların da kıta ülkesi ile eşit bir biçimde kıta sahanlığına sahip olduğu, Türkiye ile adalar arasında eşit uzaklık ilkesinin uygulanması gerektiği, görüşlerini öne sürmektedir. Aynı konuda Türkiye ise, Ege Kıta Sahanlığı nın anlaşma ile sınırlandırılması gerektiği, doğal uzantının esas olduğu, sınırlandırmada hakça ilkelerin uygulanması gerektiği, adaların özel durumlar oluşturduğu, Ege Denizi nin yarı-kapalı deniz olduğu ve bu konuda Lozan dengesinin korunması gerektiği görüşündedir. İki ülke, Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığının çözüm yöntemi konusunda da anlaşmazlık içindedirler. Yunanistan ın resmî görüşü; Türkiye ile arasında Ege Denizi ne ilişkin mevcut tek sorun olarak kabul ettiği kıta sahanlığı sorununun Uluslararası Adalet Divanı na (U.A.D.) götürülerek çözümlenmesidir. Türkiye nin resmî görüşü ise, Ege Denizi ne ilişkin tek sorunun kıta sahanlığının sınırlandırılması olmadığı, birbirleriyle ilişkili başka sorunların da bulunduğu, sorunların bir bütün olarak ele alınması gerektiği ve çözümün öncelikle karşılıklı görüşmeler yoluyla bulunması şeklindedir. Öte yandan Türkiye, U.A.D. ye gitmeyi de reddetmemektedir. Ancak 1999 Helsinki Zirvesi nde alınan Karar ile iki ülke arasındaki Ege Denizi ne ilişkin sorunlar yeni bir boyut kazanmıştır. Yunanistan Helsinki Zirvesi Kararı yla iki ülke arasındaki sorunları, (Yunanistan a göre sadece kıta sahanlığı) Avrupa Birliği (AB) platformuna taşıyarak AB sorunu haline getirmiştir. Türkiye AB ye girme isteğiyle Helsinki Zirvesi nde alınan Kararı kabul ederek daha önceden gitmeye pek yanaşmadığı U.A.D. ye sorunların diğer barışçı yollarla çözülememesi halinde gidebileceğini beyan etmiş, üstelik Helsinki Zirvesi Kararı yla AB nin aday ülkeleri üye ülkelerle olan sınır sorunlarını tam üye 2
11 olmadan önce çözme şartına tâbi tutmasıyla Türkiye, zaman açısından da sınırlandırılmıştır. Ege Kıta Sahanlığı Uyuşmazlığı başlıklı bu tezde amaç; Ege Denizi Kıta Sahanlığı uyuşmazlığına ilişkin Türkiye ve Yunanistan ın görüşlerini ortaya koyarak, uluslararası hukuk düzenlemeleri karşısında tarafların görüşlerinin hukuki geçerliliğini belirlemektir. Üç bölümden oluşan tezin birinci bölümünde; konunun daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle jeolojik açıdan kıta sahanlığının tanımı yapılmış, kıta sahanlığı kavramının tarihsel gelişimi anlatılmış, böylece kıta sahanlığı ve sınırlandırılmasına ilişkin uluslararası hukukun günümüzde vardığı nokta ortaya konmak istenmiştir. Bu yapılırken kıta sahanlığı konusunda oluşan uluslararası hukuku ilk defa kodifiye eden ve hukuki bir kavram olarak kıta sahanlığının tanımını ilk kez yapan 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (B.M.D.H.S.) incelenmiş, ayrıca konumuz olan Ege Kıta Sahanlığı Uyuşmazlığı ile benzerlik taşıdığı düşünülen davalar kronolojik sırayla anlatılmıştır. Daha sonra kıta sahanlığının sınırlandırılması ve hukuki rejimi üzerinde durulmuştur. Tezin ikinci bölümünde; uyuşmazlığa konu olan Ege Denizi nin konumu, jeolojik yapısı, ekonomik ve stratejik önemi anlatılırken Ege Adaları na ilişkin bilgi de verilmiştir. Daha sonra Türkiye ve Yunanistan için 3
12 hayati önemi olan Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığının ortaya çıkışı ve tarihsel süreç içindeki gelişimi irdelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise; tarafların uyuşmazlığın esasına ve çözüm yöntemine ilişkin görüşleri ayrıntılı olarak ele alınmaya çalışılmış, ilgili Sözleşme hükümleri ile uluslararası hakem ve mahkeme kararları çerçevesinde, tarafların görüşlerinin ve dayanaklarının hukuki geçerliliği değerlendirilmiştir. 4
13 Birinci Bölüm ULUSLARARASI HUKUKTA KITA SAHANLIĞI I. GENEL OLARAK KITA SAHANLIĞI KAVRAMI Kıta sahanlığı, kıyı devletinin kara ülkesinin denizin altında doğal olarak devam eden deniz yatağı ve onun toprak altına verilen addır. 3 Hukuksal anlamda kıta sahanlığı kavramı İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkmıştır. Söz konusu kavram yer bilimin (jeoloji) belirlediği öğeler üzerine dayanmaktadır. Bu nedenle, kıta sahanlığını, hukuksal açıdan ele almadan önce, dünyamızın yer bilim açısından yapısını kısaca tanımak gerekir. 4 Dünya yer bilimsel açıdan iki değişik yer kabuğuna sahip bulunmaktadır: i. Deniz seviyesinin üstünde kalan kıtalar; ii. Deniz seviyesinden yaklaşık 5 km derinliği olan büyük okyanus tabanları. Söz konusu iki büyük oluşum yer kabuğunun yüzünü ve ikisi arasındaki sınırı, kıta sahanlığının da yer aldığı kıta kenarını (continental margin) teşkil etmektedir. Jeolojik ve jeofizik incelemeler kıtaları oluşturan yer kabuğu ile okyanusları oluşturan yer kabuğunun çok belirgin farklılıklarının olduğunu ortaya 3 Hüseyin PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı ve Ege Kıta Sahanlığı Sorunu, Aziz Köklü nün Anısına Armağan, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 535, Ankara, (1984), s Hüseyin PAZARCI, Uluslararası Hukuk Dersleri, II. Kitap, 7. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2003, s. 363; Hüseyin PAZARCI, Uluslararası Hukuk, 1. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2003, s
14 koymaktadır. 5 Yer kabuğunu, iç kısımdan ayıran çok belirgin Mohorovicic yüzeyine kadar dış kabuğun kalınlığı, kıtalar altında ortalama 35 km ve okyanuslar altında ortalama 6 km dir. Yer kabuğunun yaklaşık %40 ını oluşturan kıtasal kabuk daha kalın, fakat hafif granitik malzemeden; kıtasal kabuğun altında da devam eden, okyanus tabanını oluşturan okyanus kabuğu ise daha ince, fakat daha ağır bazaltik malzemeden oluşmaktadır. 6 Sözü edilen iki kütle arasında geçişi oluşturan kıta kenarları, Atlantik ve Hint Okyanus ları çevresinde Pasifik Okyanusu nu çevreleyen kıta kenarına göre genellikle daha geniştir. Toplam okyanus yüzeyinin yaklaşık %15 i kıta kenarının sualtında kalmış kısmını oluşturmaktadır. Kıta kenarı 4 bölümden meydana gelmektedir. Bunları karadan denize doğru tanımlarsak: 7 1. Deniz Seviyesi Üstündeki Kıyı Düzlüğü: Kıta kenarının deniz yüzeyi ile birleştiği yere kadar uzanan kara bölümüdür Yer Bilimsel Anlamda Kıta Sahanlığı 9 (Continental Shelf): Jeolojik anlamda kıta sahanlığı, kıyıdan sonra hemen başlayan sualtı alanıdır. Yüzeyi kilometre başına ortalama 1.7 metre dalmaktadır. Kıta sahanlığı ortalama, 135 metre derinliğe kadar inmektedir. Ancak 600 metre derinliğe kadar inen yerler de vardır. Genişliği ortalama 75 km olup, 5 Cengiz KARAKÖSE, Ege deki Deniz Sorunlarında Türk ve Yunan Görüşleri: Jeolojik Açıdan, Ege de Deniz Sorunları Semineri, A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 552, Ankara, 1986, s PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s. 364; KARAKÖSE, s Şekil için bkz. Ek-1. 8 KARAKÖSE, s Yer bilimsel anlamda kıta sahanlığını, hukuki anlamda kıta sahanlığıyla karıştırmamak gerekir. Jeolojik (yer bilimsel) anlamda kıta sahanlığı, hukuki anlamda kıta sahanlığının bir bölümünü oluşturur. Başka bir deyişle, hukuki anlamda kıta sahanlığı; yer bilimsel anlamda kıta sahanlığı, kıta yamacı ve kıta yükseliminin tümünü içerir. PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s
15 Sibirya nın kuzeyinde olduğu gibi 700 km ye kadar da çıkabilmektedir. Kıtaların aşınması sonucu oluşan kum, çakıl, toprak ve diğer malzemelerin akarsularla denize getirildiği deltalar; dalgaların kıyıdan aşındırdığı yine kum, çakıl ve toprak malzeme ile kimyasal ve biyolojik yollarla oluşan kireç taşlarının meydana getirdiği tortul kayalar, genellikle kıta sahanlığını kaplamaktadır. Yüz milyonlarca sene süregelen bu olay sonucu, kalınlığı binlerce metreye ulaşan çökel tabakalar meydana gelmektedir. Kıta sahanlıklarını örten çökel kayalardan halen dünya petrolünün %20 si üretilmektedir. Gelişen teknolojiye bağlı olarak üretim miktarı artmaktadır Kıta Yamacı ya da Şevi (Continental Slope): Kıta kenarı ile denizin birdenbire derinleştiği bölgede yer alır. Kıta yamacının ortalama derinliği metredir. Genişliği km arasındadır. Deniz tabanının yaklaşık %8.5 ini oluşturur. Dünyadaki toplam alanı 55 milyon km 2 dir Kıta Yükselimi ya da Eşiği (Continental Rise): Kıta yamacının tabanından, okyanus tabanına doğru, çok az eğimli olan kısımda yer alır. Ortalama eğimi 0.5 derecedir. Genişliği km; derinliği ise metre arasında değişir. Toplam alanı, 25 milyon km 2 dir. 12 Kıta yükseliminin de önemli petrol potansiyeline sahip olduğu tahmin edilmektedir. Ege Denizi nde olduğu gibi yarı kapalı ve kapalı denizlerde kıta yükselimine pek 10 İbrahim KÂMİL, Türkiye ile Yunanistan Arasındaki Kıta Sahanlığı Meselesi I, Batı Trakya nın Sesi, S: 27 (Şubat 1991), s. 25; KARAKÖSE, s Aslan GÜNDÜZ, The Concept of the Continental Shelf in its Historical Evolution (With Special Emphasis On Entitlement), Marmara Üniversitesi Yayın No: 490, İstanbul, 1990, s GÜNDÜZ, The Concept, s. 6. 7
16 az rastlanmaktadır. Kıta kenarından sonra ise, okyanus tabanı başlamaktadır. 13 Bazı bölgelerde doğal anlamda hiçbir kıta sahanlığı bulunmayabildiği gibi 14 bazen kıta sahanlığı çok dar ya da tam tersine pek geniştir. 15 Adaların çevresinde de kıta sahanlığı olabilir; sığ denizlerde bütün adaların ortak sahanlığı, kıta ile birlikte bir bütün oluşturabilir. Kıta sahanlığı bazen düz ve muntazam 16 ; bazen de özellikle dağlık bölgelerde, engebeli olur. 17 II. HUKUKİ AÇIDAN KITA SAHANLIĞININ TARİHSEL GELİŞİMİ A. GENEL OLARAK İnsanlığın, karalardaki iktisadi imkânların giderek azaldığını görmesi, yeni kaynak arayışlarını hızlandırmıştır. Denizlerin de karalar gibi birçok bakımdan zengin olduğunun keşfedilmesi insanoğlunu denizlere yöneltmiştir. Deniz dibinde inci, mercan, sünger ile çok zengin mineral yataklarının bulunması, 19 uncu yüzyıldan itibaren deniz dibinde bulunan canlı - cansız zenginliklere petrol ve doğal gazın da eklenmesiyle, devletlerin deniz ve deniz dibine olan ilgileri artmıştır. 13 KARAKÖSE, s Örneğin; And Dağları Kıyıları. 15 Örneğin; Guyana Kıyıları. 16 Örneğin; Fransa ve İngiltere Sahilleri. 17 Melda SUR, Uluslararası Hukukun Esasları, Dokuz Eylül Üniversitesi Yayını, İzmir, 2000, s
17 Gelişen teknolojinin insanoğluna, denizin ulaşılmaz kabul edilen kesimlerini dahi kontrol altına alarak işletme imkânı sunması, devletlerin denizler üzerinde hâkimiyet kurma çabalarını artırmıştır. 18 Devletlerin tek taraflı iddiaları ve eylemleri ile başlayan denizlerde hâkimiyet kurma süreci, devletlerin sayısının artması, teknolojinin gelişmesine paralel olarak deniz alanlarının araştırılması ve işletilmesi imkânlarının çoğalması ile daha karmaşık bir hale gelmiş ve hukuki düzenlemelerin yapılmasını zorunlu kılmıştır. İlk olarak karasuları sınırlandırılmasıyla başlayan üç, dört, altı mil ya da top menzili gibi mesafe ölçüleri ile şekillenerek iki yüzyıla yakın bir süre devam eden tartışmalar daha sonra kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge gibi kavramları da içine alarak genişlemiştir. 19 Kıta sahanlığı kavramı, tarihsel gelişimi içinde incelendiğinde, Truman Bildirisi nden önce de, bazı devletlerin kıta sahanlığı üzerinde hak iddia ettikleri görülmüştür. Kıta sahanlığı üzerindeki iddialar 1900 lerin başlarına kadar uzanmaktadır. Portekiz, 9 Kasım 1910 tarihli Kararname ile kıta sahanlığında 100 kulacı aşmayan derinliklerde, deniz dibini tarayarak balık avlamanın balıkların hem gıda sahasını, hem de balık yuvalarını yok etmekte olduğu, böylece yeri doldurulmaz bir servet kaybına sebep olduğu gerekçesiyle; 100 kulaçtan az derin yerlerde ve sahilden üç milden uzaklıkta 18 Mehmet GÖNLÜBOL, Konunun Takdimi, Ege de Deniz Sorunları Semineri, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 552, Ankara, 1986, s Enver BOZKURT M.Akif KÜTÜKÇÜ Yasin POYRAZ, Devletler Hukuku, Gözden Geçirilmiş Üçüncü Baskı, Nobel Yayınları, Ankara, 2003, s
18 bu yöntemle avlanmayı yasaklamıştır. 20 Portekiz in 1910 tarihli Kararnamesi ile, ilk kez kıta sahanlığı üzerinde balıkçılık düzenlenmeye çalışılmış ve ulusal yetki, karasularının dışındaki bir alana genişletilmiştir. 21 Daha sonraları kıta sahanlığı meselesi balıkçılıkla ilgili olarak, çeşitli konferanslarda ele alınmaya başlanmıştır. Kıta sahanlığının balık bakımından en zengin bölge olduğunu saptayan İspanyol oseanograf Odon de Buen, 1916 yılında Madrid te toplanan İspanya Ulusal Balıkçılık Kongresi nde karasularının bütün kıta sahanlığını kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür yılında Arjantin li denizci Segundo R. Storni de aynı görüşü öne sürmüş; 1927 yılında ise, Lizbon Üniversitesi profesörlerinden Magelhaes Milletler Cemiyeti ne verdiği raporda; Arjantin li uluslararası hukuk profesörü Suarez, San Paulo Konferansı nda; hem balıkların korunması hem de gelişen deniz sanayinin ihtiyaçları açısından faydalı olacağı gerekçeleriyle karasularının bütün kıta sahanlığı boyunca genişletilmesi görüşünü benimsemişlerdir. 22 İkinci Dünya Savaşı nın başlarında Amerika Devletleri Teşkilatı nın 21 üyesi tarafından yayınlanan, 3 Ekim 1939 tarihli Panama Bildirisi nde bu devletler, İkinci Dünya Savaşı nda tarafsız kaldıkları süre zarfında, kıtanın 20 Kıta Sahanlığı ve Sorunları, Harp Akademileri Komutanlığı Yayınları, İstanbul, 1974, s GÜNDÜZ, The Concept, s Edip F. ÇELİK, Milletlerarası Hukuk, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1987, s. 221; D.P.O CONNELL, The International Law of the Sea, Clarendon Press, Oxford, 1982, s ; KÂMİL, Türkiye ile I, s
19 savunmasını sağlamak amacıyla, genişliği , yer yer 1200 millik mesafeye kadar açık denizde, güvenlik bölgeleri ilan etmişlerdir. 23 Deniz altı doğal kaynakları bakımından kıta sahanlığını, uluslararası uygulamanın konusu haline getiren ilk girişim ve ilk uluslararası belge, İngiltere ile Venezüella arasında 26 Şubat 1942 de imzalanan Paria Körfezi nin deniz altı sahaları ile ilgili olan Paria Körfezi Antlaşması dır. Paria Körfezi, İngiliz sömürgesi Trinitad ile Venezüella arasında bulunan ve genişliği 70, uzunluğu 30 mil olan, derinliği ise 200 metreden az bir kıta sahanlığı teşkil eden ve petrol bölgesi olduğu tahmin edilen bir körfezdir. 24 Paria Körfezi Antlaşması ile; İngiltere ve Venezuella, Paria Körfezi ni bölüşmüşler ve böylece kıta sahanlığının işletilmesi iki devlet arasında paylaşılmıştır. Böylelikle o tarihe kadar sadece, balıkçılık bakımından ele alınmış olan kıta sahanlığı sorunu deniz altı madenciliği ile ilgili olarak da ortaya çıkmıştır. Paria Körfezi Antlaşması iki taraflı olması nedeniyle yalnız bu devletleri bağlamaktadır. 25 Paria Körfezi Antlaşması ndan sonra, kıta sahanlığı sorununda sadece balıkçılık yönünü düşünen ülkeler dikkatlerini petrole çevirmişler ve kendi bölgelerinde de bu stratejik hammaddenin var olabileceği ihtimalini düşünmeye başlamışlardır. Bu sebeple Paria Körfezi 23 Sevin TOLUNER, Milletlerarası Hukuk Dersleri Devletin Yetkisi Yer ve Kişiler Bakımından Çevresi ve Niteliği, Gözden Geçirilmiş Dördüncü Bası dan Tıpkı Beşinci Bası, Beta Yayınları, İstanbul, 1996, s Seha L. MERAY, Devletler Hukukuna Giriş, C: I. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, Ankara, 1959, s. 466; Richard YOUNG, Recent Developments with Respect to the Continental Shelf, The American Journal of International Law, Volume: 42, No: 4 (October 1948), s GÜNDÜZ, The Concept, s
20 Antlaşması, kıta sahanlığının işgaline ilişkin olmasına rağmen, diğer devletlerden tepki görmemiştir. 26 B. TRUMAN BİLDİRİSİ Amerika Birleşik Devletleri (A.B.D.) Başkanı Harry S. Truman, 28 Eylül 1945 te iki bildiri yayınlamıştır. Bu bildirilerden ilki, kıta sahanlığının yer altı ve deniz yatağı doğal kaynakları ile, ikincisi ise, açık denizin bazı bölgelerinde sahil balıkçılığı ile ilgilidir. 27 Kıta sahanlığının uygulanan hukuk kavramı olarak ortaya çıkması, Truman ın ilk bildirisiyle olmuştur. 28 Yeni kaynakların araştırılması, uygun bir biçimde işletilmesi ve korunması gereği nedeniyle, A.B.D. kıyılarına bitişik olan ve açık deniz altında yer alan kıta sahanlığını oluşturan deniz yatağı ile onun toprak altı alanlarının doğal kaynaklarının, A.B.D. ye ait olup, onun yetki ve kontrolüne tâbi olduğu hususunun duyurulduğu Bildiri de, kıta sahanlığında kıyı devletine inhisari haklar tanınması zorunluluğu bugün de geçerli kalan şu gerekçelere dayanılarak doğrulanmak istenmiştir Devletin deniz yatağı ve altındaki doğal kaynakları işletebilmesi ve bu kaynakların korunması, kıyıdan işbirliği yapılması ve önlem alınmasını gerektirir; 26 Kıta Sahanlığı ve Sorunları, s. 6; KÂMİL, Türkiye ile I, s MERAY, s. 467; ÇELİK, s PAZARCI, Uluslararası, s. 278; Truman Bildirisi metni için bkz. Aslan GÜNDÜZ, Milletlerarası Hukuk Temel Belgeler Örnek Kararlar, 5. Bası, Beta Yayınları, İstanbul, 2003, s TOLUNER, Milletlerarası, s
21 - Kendini koruma kaygısı, kıyı devletini, kıyıların ötesinde, bu kaynakların işletilmesi için yapılması gerekli olan faaliyetleri yakından izlemek zorunda bırakmaktadır; - Kıta sahanlığı olarak tarif edilen alandaki kaynaklar, çok kez ülkesindeki damar veya birikintilerin denize doğru bir uzantısını oluşturur. - Kıta sahanlığı, sahildar devletin kara ülkesinin bir uzantısıdır ve bu nedenle doğal olarak ona aittir. 30 Bildiri, ayrıca komşu devletlerle kıta sahanlığının sınırlandırılması gerekiyorsa sınırlandırmanın hakça ilkelere göre yapılacağını vurgulamaktadır. Bu arada, kıta sahanlığı üzerinde yer alan açık denizin rejiminde herhangi bir değişiklik olmayacağı da ilan edilmektedir. 31 Truman ın Bildirisi ne konu olan kıta sahanlığının yüzeyi mil kareden fazladır. Amerikan kıta sahanlığının genişliği Atlantik te mil, Pasifik te 150 mil arasındadır. 32 Truman Bildirisi nin sözünü etmediği temel sorunlardan olan, bir kıyı devletinin kıta sahanlığı alanının nereye kadar uzanacağı konusundaki açıklama ise, Bildiri ye ilişkin olarak A.B.D. Hükümeti nce yapılan basın 30 Sertaç Hami BAŞEREN, Kıta Sahanlığı: Doğal Uzantı ve Mesafe İlkesi İlişkileri, Dış Politika Dergisi, C: VI, S: 1 (Nisan 1995), s PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s. 365; PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s MERAY, s
22 bildirisinde yer almaktadır. Söz konusu basın bildirisine göre, kıta sahanlığı, deniz yatağının 100 kulaç (200 metre) derinliğine kadar olan bölgeyi kapsayabilecektir. 33 C. LATİN AMERİKA DEVLETLERİ VE DİĞER DEVLETLERİN KITA SAHANLIĞI İLE İLGİLİ İDDİALARI Truman Bildirisi nin hemen arkasından başlayarak birçok devletin, kendi kıta sahanlıkları üzerinde, çeşitli haklar ve yetkiler öne sürdükleri gözlenmektedir. 34 Latin Amerika Devletleri iddialarını ya anayasalarında değişikler yaparak ya da kanunlar, kararnameler ve bildiriler şeklinde tek taraflı tasarruflarla açıklamışlardır. Hemen hepsi, iddialarına dayanak olarak şu sebepleri öne sürmüşlerdir: i. Coğrafi, morfolojik ve jeolojik bakımlardan kıta sahanlığı kıtaya, dolayısıyla ülkeye bağlıdır; ii. Kıta sahanlığında zengin doğal kaynaklar bulunmaktadır; bunlar üzerinde ilgili sahildar devletin hakları vardır; iii. Açık denizlerdeki balık kaynaklarını korumak, sahildar devlet için hayati bir önemi haizdir; 33 PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s. 365; PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s PAZARCI, Uluslararası, s
23 iv. Diğer devletler de bu şekilde hareket etmektedir ve böylece bir devletler hukuku kuralı oluşmuş bulunmaktadır; v. Bu çeşit iddialarda bulunmak ve bu çeşit tedbirler almak devletin görevlerindendir. 35 Meksika, 29 Ekim 1945 tarihli Kararname ile; kıta sahanlığı üzerinde yetkileri olduğunu ve balıkçılık muhafaza bölgelerinde denetim ve işletme haklarını kullanacağını ilan etmiştir. Esasen bütün Latin Amerika Devletleri arasında kıta sahanlığından ne anladığını (200 metre derinlik kıstası) bildiren de sadece Meksika dır. Panama, 1 Mart 1946 tarihli Anayasa ile; kara ülkesindeki yetkilerinin, kıta sahanlığı ve bunun üzerindeki suları da kapsadığını belirtmiştir. Arjantin, 11 Ekim 1946 tarihli Kararname ile; kıta sahanlığı olarak adlandırılan deniz altı platformunun anakara parçası ile bir bütün halinde olduğunu ilan etmiştir. Şili, 23 Haziran 1947 tarihli Başkanlık Bildirisi ile; Peru, 1 Ağustos 1947 tarihli Kararname ile; kıta sahanlıkları üzerinde tam yetkilerini ilan etmişler; 200 mil genişlik olarak tespit ettikleri sahillerine bitişik açık deniz parçaları üzerinde de hâkimiyetlerini açıklamışlardır. Böylece karasularını 200 mile kadar genişletmiş olmaktadırlar. 35 MERAY, s
24 Guatemala, 30 Ağustos 1949 tarihli Kanun ile; devletin sahillerine bitişik kıta sahanlığı üzerinde, devredilmez hakkı olduğunu kabul etmiştir. Kosta Rİka, 7 Kasım 1949 tarihli Kanun ile; derinliği ne olursa olsun, sahillerinden itibaren 200 mil mesafe dahilindeki suların ve sualtı zenginliklerinin kendisine ait olduğunu kabul etmiştir. Honduras, 28 Ocak 1950 tarihli Kararname ile; kıta sahanlığı ve bunu örten sular üzerinde, devletin egemen olduğunu ilan etmiştir. Nikaragua, 1950 tarihli Anayasa ile; Ekvador, 1950 tarihli Kararname ile ve El Salvador, 7 Eylül 1950 tarihli Anayasa değişikliği ile kıta sahanlıklarını ülkelerine dahil etmişlerdir. Brezilya, 8 Kasım 1950 tarihli Kararname ile, kıta sahanlığının, Brezilya ülkesinin devamı niteliğinde olduğunu ilan etmiştir. 36 Görüldüğü gibi, Latin Amerika ülkelerinin hemen hemen tamamı, karasuları üzerinde sahip oldukları hakları açık deniz üzerinde, yani kıta sahanlığında da devam ettirmek istemişlerdir. Açıkça kıta sahanlığında tam egemenlik hakkını savunmuşlardır. Bazı devletler ise; kıta sahanlığı ile birlikte bunu kaplayan suları, bazıları da kıta sahanlığıyla ilgili olsun veya olmasın kendilerinin belirlediği saha içinde kalan suları egemenlikleri altına almak arzularını göstermişlerdir GÜNDÜZ, The Concept, s ; YOUNG, s MERAY, s
25 Latin Amerika ülkelerinin aşırı talepleri, diğer birçok devletin de kıta sahanlığı konusunda haklar ileri sürmelerine sebep olmuştur. Bu devletlerden; Suudi Arabistan, 28 Mayıs 1949 tarihli Krallık Bildirisi ile, kıta sahanlığı terimini kullanmadan Basra Körfezi nin, deniz altı sahalarında egemenlik iddiasında bulunmuştur. Bahreyn, Katar, Abu Dabi, Kuveyt de, Suudi Arabistan ile aynı yönde iddialarda bulunmuşlardır. Filipinler, 1949 tarihli Petrol Kanunu ile kıta sahanlığında bulunacak petrol kaynakları üzerinde, devlet mülkiyetini kabul etmiştir. Pakistan, 9 Mart 1950 tarihli Bildiri ile, sahilleri boyunca, 100 kulaç derinliğe kadar açık deniz yatağının, Pakistan ülkesine dahil olduğunu ilan etmiştir. İsrail, 3 Ağustos 1952 tarihli Bildiri ile sahillerine bitişik ve karasuları dışındaki deniz altı bölgelerinin, deniz yatağı ve yer altının da ülkesine dahil olacağını ilan etmiştir. Avusturalya da, 10 Eylül 1953 tarihinde yayınladığı iki Bildiri ile, Avustralya ve Yeni Gine kıta sahanlıkları üzerinde, egemenliğini ilan etmiştir. Ayrıca iki devlet, İzlanda ve Güney Kore, sahillerine yakın açık denizlerde balık avcılığıyla ilgili yetkiler iddia etmişlerdir. İzlanda, kıta sahanlığının sınırları içinde, balık muhafaza sahaları tesis etmeyi ve bu sahalar içinde gerekli tedbirleri alma yetkisini, 5 Nisan 1948 tarihli Kıta Sahanlığındaki Balık Kaynaklarının Bilimsel Korunması Hakkındaki Kanun ile kabul etmiştir. Güney Kore ise, 18 Ocak 1952 tarihli Bildiri ile, Kore sahillerine bitişik denizler üzerinde, buradaki doğal kaynakları muhafaza etmek ve işletme amacıyla, egemenliğini ilan ettiği gibi, Syngman Rhee Hattı 17
26 adını verdiği hat içine yabancı balıkçıların girerek, avlanmalarını yasak etmiştir. 38 A.B.D. bu gelişmeler karşısında endişelenerek, gönderdiği çeşitli notalarda bu uygulamalarla, devlet egemenliğinin karasuları dışında da kullanılmak istendiğini, bunun uluslararası hukuk prensiplerine aykırı bir durum oluşturduğunu ve A.B.D. nin, üç millik karasuları dışındaki egemenlik hakkı iddialarını kabul etmeyeceğini bildirmiştir. 39 ÇALIŞMALARI D. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HUKUK KOMİSYONU NUN Devletlerin kıta sahanlığı konusundaki farklı anlayış ve uygulamalarının yarattığı sorunlar, kıta sahanlığı konusunda uluslararası alanda ortak bir anlayış geliştirme ihtiyacını doğurmuş, böylece bu konu ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler (B.M.) bünyesinde bir Hukuk Komisyonu oluşturulmuştur. Komisyon, kıta sahanlığı üzerinde bilhassa, 1951 ve 1953 toplantılarında durmuştur. Birleşmiş Milletler Hukuk Komisyonu nun 1951 toplantısında tartışılan tasarının 1 inci maddesinde, kıta sahanlığı şöyle tanımlanmıştır: Kıta sahanlığı terimi, kıyılara bitişik, fakat karasuları bölgesinin dışında, üzerindeki suların derinliğinin, doğal kaynakların işletilmesine olanak verdiği noktaya kadar uzanan, deniz yatağı ve deniz altı bölgelerinin toprak altını belirtir. Tanımlamadan anlaşılacağı üzere Komisyon, 200 metre derinliği sınır olarak kabul etmemiştir. Ayrıca bu 38 GÜNDÜZ, The Concept, s United Nations, Laws and Regulations on the Regime of the High Seas, Volume:II, 1951, s
27 tanımlama, suların derinliği nedeniyle doğal kaynakların işletilmesine teknik bakımdan olanak bulunmayan bölgeleri, kıta sahanlığının dışında bırakmıştır. Komisyon, birinci tasarı hakkında devletlerin görüşlerini aldıktan sonra ikinci tasarı kaleme alınmıştır Tasarısı nın 1 inci maddesinde ise, kıta sahanlığı teriminden sahillere bitişik fakat karasuları bölgesi dışında kalan ve 200 metre derinliğe kadar uzanan deniz altı bölgelerinin deniz yatağı ve yer altı anlaşılmaktadır. Bu maddeye göre; Komisyon, işletilebilme ölçütünü bırakarak, 200 metre derinliği kabul etmektedir. Çünkü Komisyon, devletlerin değişik sınırlar kabul etmelerinin güçlükler doğuracağını düşünmüştür yılında, Komisyon, konuyla ilgili maddeyi bir kez daha değiştirmiştir. Komisyon un, 1956 tarihinde hazırladığı nihai tasarıda, kıta sahanlığına ilişkin maddeler, arasındaydı. Söz konusu Tasarı nın 67 nci maddesinde kıta sahanlığı terimi, sahillere bitişik fakat karasuları bölgesinin dışında kalan ve 200 metreye (100 kulaç) kadar derinliği olan, deniz altı bölgelerinin deniz yatağı ile toprak altını veya bu derinlikten sonra, üstündeki sular derinliğinin adı geçen bölgelerin doğal kaynaklarının işletilmesine olanak veren yeri ifade etmek üzere kullanılır. şeklinde 40 İlhan LÜTEM, Devletler Hukuku Dersleri, İkinci Kitap, Gözden Geçirilmiş İlaveli İkinci Baskı, Balkanoğlu Matbaacılık, Ankara, 1960, s ; ÇELİK, s
28 tanımlanmıştır. Böylece Komisyon, 200 metre derinlik ve işletilebilir derinlik ölçütleriyle kıta sahanlığını, formüle etmiştir. 41 Komisyon un hazırladığı 1951 ve 1953 tarihli tasarıların 2 nci ve 1956 tarihli tasarının 68 inci maddeleri ile; sahildar devletin, doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi amacıyla, kıta sahanlığı üzerinde egemen haklar kullanma yetkisi olduğu belirtilmiş, 1951 ve 1953 tarihli Tasarılar ın 3 üncü ve 1956 tarihli Tasarı nın 69 uncu maddesinde; sahildar devletin kıta sahanlığı üzerindeki haklarının, ne kıta sahanlığı üstündeki suların açık deniz rejimine, ne de söz konusu sular üzerindeki hava sahası rejimine halel getireceği ifade edilmiştir tarihli Tasarı nın 72 nci maddesinde; kıta sahanlığı sınırlandırılmasında uygulanacak usul düzenlenmiştir. Sözü edilen maddeye göre; I. Aynı kıta sahanlığının sahilleri karşı karşıya bulunan iki veya daha çok devletin ülkesine bitişik olması halinde kıta sahanlığının sınırı, bu devletler arasında anlaşma ile tespit edilir. Böyle bir anlaşmaya varılamadığı takdirde ve özel şartlar başka bir sınır hattı kabulünü haklı göstermiyorsa, devletlerden her birinin karasularının genişliğinin ölçüldüğü esas hatlardan bütün noktaları eşit mesafede bulunan orta hat sınırı teşkil edecektir. II. Aynı kıta sahanlığının hem sınır iki devletin ülkesine bitişik olması halinde kıta sahanlığının sınırı bu devletler arasında anlaşma ile tespit edilir. Böyle bir anlaşmaya varılamadığı takdirde ve özel şartlar başka bir sınır hattı kabulünü haklı göstermiyorsa, sınır iki devletten her birinin karasularının genişliğini ölçmede başlangıç olarak kabul edilen 41 LÜTEM, Devletler II, s. 151, ÇELİK, s
29 esas hatlardan eşit mesafede bulunma prensibinin uygulanması ile tespit edilecektir. 42 Komisyon un, yılları arasında yaptığı çalışmalar sonucu 73 madde içeren bir antlaşma taslağı ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Komisyon raporunu 21 Şubat 1957 tarih ve 1105 (XI) sayılı Kararı ile kabul ederek, bu konuda bir uluslararası konferans toplanmasına karar vermiştir. Birinci Deniz Hukuku Konferansı olarak anılan Konferans, 24 Şubat Nisan 1958 tarihleri arasında Cenevre de toplanmıştır. 43 E CENEVRE KITA SAHANLIĞI SÖZLEŞMESİ VE SONRASINDA GÖRÜLEN DAVALAR Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi Cenevre de yukarıda belirtilen tarihler arasında toplanan Deniz Hukuku Konferansı, Birleşmiş Milletler Antlaşması nın 13 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının a bendine 44 göre; devletler hukukunun tedrici gelişmesi ile tedvinini sağlamak amacıyla toplanan uluslararası konferansların ilkidir. 45 Konferans a Birleşmiş Milletler Örgütü üyesi olan bütün devletler ve Örgüt e üye olmayan bazı diğer devletler davet edilmişlerdir. Toplantıya fiilen katılan 42 İlhan LÜTEM, Deniz Hukukunda Gelişmeler Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansı, A.Ü. Hukuk Fakültesi Yayınları No: 137, Ankara, 1959, s PAZARCI, Uluslararası II, s Birleşmiş Milletler Antlaşması metni için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası, s Ömer İlhan AKİPEK, Devletler Hukuku Başlangıç Birinci Kitap, İstiklal Matbaası, Ankara, 1963, s. 85; Bazı yazarlar bu alandaki konferansların ilki olarak La Haye Konferansı nı kabul etmektedir. İlhan LÜTEM, Devletler Hukuku Dersleri, Birinci Kitap, Gözden Geçirilmiş ilaveli İkinci Baskı, Balkanoğlu Matbaacılık, Ankara, 1959, s
30 devletlerin sayısı önce 87 iken, Konferans sırasında Mısır ve Suriye nin birleşmesi sonucunda bu rakam 86 ya inmiştir. 46 Konferans çalışmalarına, Komisyon un hazırlamış olduğu 73 madde içeren antlaşma taslağı temel teşkil etmiştir. Konferans, beş komisyon halinde çalışmalarına başlamıştır. Birinci Komisyon, karasuları rejimi; İkinci Komisyon, açık deniz umumi rejimi; Üçüncü Komisyon, açık denizlerde balıkçılık ve denizin canlı kaynaklarının korunması; Dördüncü Komisyon, kıta sahanlığı ve Beşinci Komisyon ise, denize çıkışı olmayan devletleri ilgilendiren sorunlar hakkında çalışmak üzere oluşturulmuştur Şubat Nisan 1958 tarihleri arasında Cenevre de toplanan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansı sonunda; dört Sözleşme, bir Protokol 48 ve çeşitli konularda dokuz karar 49 kabul edilmiştir. Bu sözleşmelerden; Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi 10 Eylül 1964, Açık Deniz Sözleşmesi 30 Eylül 1962, Balıkçılık ve Açık Denizin Canlı Kaynaklarının Korunması Hakkında Sözleşme 20 Mart 1966, Kıta Sahanlığı Sözleşmesi 10 Haziran 1964 tarihlerinde yürürlüğe girmiştir. 50 Anılan 46 AKİPEK, s. 85; LÜTEM, Devletler I, s AKİPEK, s.86; LÜTEM, Devletler I, s Uyuşmazlıkların Mecburi Surette Halline Dair İmzalanması İhtiyari Protokol. 49 Dokuz Karar: 1. Açık Denizde Nükleer Tecrübeler, 2. Açık Denizin Radyoaktif Maddelerle Kirletilmesi, 3. Balıkçılık Kaynaklarının Muhafazasına Dair Uluslararası Sözleşmeler, 4. Muhafaza Tedbirlerinde İşbirliği, 5. Denizin Canlı Kaynaklarının Öldürülmesinde İnsani Metotların Kullanılması, 6. Sahil Balıkçılığını İlgilendiren Hususi Durumlar, 7. Tarihi Sular Rejimi, 8. Birleşmiş Milletler İkinci Deniz Hukuku Konferansı nın Davet Edilmesi, 9. Devletler Hukuku Komisyonu na Teşekkür. AKİPEK, s Aydoğan ÖZMAN, Deniz Hukukunda Yeni Gelişmeler, Ege de Deniz Sorunları Semineri, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 552, Ankara, 1986, s
31 sözleşmeler, deniz hukuku ile ilgili hukuku evrensel planda ilk defa tedvin ve formüle eden sözleşmelerdir maddeden oluşan ve Türkiye nin taraf olmadığı Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nde hukuki bir kavram olarak kıta sahanlığının tanımı ilk kez yapılmıştır. Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 1 inci maddesinde kıta sahanlığı; a. Kıyıya bitişik, fakat karasuları sahasının dışında 200 metre derinliğe kadar olan sualtı alanlarının deniz yatağını ve toprak altını veya o derinliğin ötesinde, üsteki suların derinliğinin zikredilen alanların doğal kaynaklarını işletmeye imkân tanıdığı yere kadar uzanan yerleri, b. Adaların kıyılarına bitişik olan benzeri sualtı alanlarının deniz yatağı ve toprak altını ifade etmek üzere kullanılmıştır. 53 biçiminde tanımlanmıştır. Sözleşme ye göre; bir kıyı devletinin kıta sahanlığının dış sınırı, birbirinden farklı iki ayrı ölçüte göre saptanabilecektir: metre derinlik; metre derinlikten sonra, eğer bu bölge işletmeye olanak verirse, işletilebilme GÜNDÜZ, Milletlerarası, s GÜNDÜZ, Milletlerarası, s Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi metni için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası, s PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s. 398; İkinci ölçüt, teknolojik gelişmeler nedeniyle değişebilecek bir ölçüttür. İkinci ölçüt sınırlanmaksızın kabul edilirse, yakın gelecekte, bütün açık denizlerin sualtı alanlarının, orta hatta kadar, devletler arasında paylaştırılması ve devletlerin bu alanlarda inhisari haklar ileri sürmeleri yolu açık olacaktır. Karasularının ötesindeki deniz dibi kaynakları üzerinde bu tür aşırı iddiaların önlenmesi amacıyla doktrinde, ikinci ölçüte sınırlı bir anlam vermek için değişik yorumlar yapılmıştır. Buna göre, Sözleşme de deniz dibi kaynakları üzerinde inhisari yetkilerin kullanılabileceği alanların sınırsız olması, hiçbir zaman düşünülmediğinden, işletilebilme ölçütünün maddede yer alan diğer deyimlerin ışığı altında yorumlanması gerekir. TOLUNER, Milletlerarası, s
32 Söz konusu iki ölçütün birlikte kabulü ile, kıta sahanlığı kavramının jeolojik anlamından sapılmıştır. Çünkü kıta sahanlığı, jeolojik bakımdan genellikle 200 metre derinlikte son bulur. Bu çözüm, bir yandan, derinliği hiçbir yerde 200 metreye ulaşmayan bazı sığ sualtı bölgelerinde kıyı devletinin haklarının saklı tutulması; öte yandan, geniş bir kıta sahanlığı bölgesi bulunmayan, deniz dibinin birdenbire büyük derinliklere ulaştığı kıyılara sahip devletlerle doğal olarak böyle bir bölgeye sahip devletler arasında eşitlik sağlamak için kabul edilmiştir. 55 Sözleşme nin 1 inci maddesinin b fıkrasında; adaların da ilke olarak kıta sahanlığına sahip olduğu ve adalara ait kıta sahanlığının saptanmasında da aynı esaslara başvurulacağı belirtilmiştir. Sözleşme nin 2 nci maddesi, kıta sahanlığı kavramı çerçevesinde kıyı devletinin sahip olduğu haklar ve yetkilerin niteliği konusunda ışık tutmaktadır. Anılan maddeye göre; bu haklar ve yetkilerin münhasır olarak kıyı devletine ait olduğu ve kıyı devletinin bunlara sahip olması için herhangi bir uygulama ya da ilan etmeye gerek olmadığı kabul edilmektedir. 56 Sözleşme nin 3 üncü maddesinde; kıyı devletine kıta sahanlığı üzerinde tanınan hakların, kıta sahanlığı üzerindeki su alanının ve onun üstünde yer alan hava sahasının rejimini etkileyemeyeceği, Sözleşme nin 4 üncü maddesinde; kıyı devletinin kıta sahanlığı üzerinde deniz altı kablo ve petrol borularının döşenmesini ve bakımını engelleyemeyeceği, ancak kıyı 55 GÜNDÜZ, The Concept, s. 60; TOLUNER, Milletlerarası, s PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s. 398; PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s
33 devletinin kıta sahanlığında araştırma yapması ve doğal kaynakların işletilmesi için makul tedbirleri almak hakkının saklı olduğu düzenlenmiştir. Sözleşme nin 5 inci maddesinde; kıta sahanlığında araştırmaların yapılması, bu araştırmaların denizin biyolojik varlığına zarar vermeyecek şekilde düzenlenmesi, araştırmaların yapılması için gerekli araç ve tesislerin kurulması, bakımı, korunması ve tesislerin etrafında kurulacak olan güvenlik bölgelerinin uluslararası deniz trafiğini aksatmayacak şekilde düzenlenmesi, kıta sahanlığı üzerinde tamamen bilimsel araştırmalara kıyı devletinin izin vermesinin zorunlu olduğu ve isterse kendisinin de sözü edilen araştırmalara katılabileceği düzenlenmiştir. Sözleşme nin 6 ncı maddesinde; komşu sahildar devletler arasındaki kıta sahanlığının sınırlandırılması ve sınırlandırma konusunda çıkabilecek uyuşmazlıkların nasıl çözümleneceği düzenlenmiştir. Sözleşme nin 7 nci maddesi; kıyı devletinin deniz altı tünelleri açma hakkına, 8-14 üncü maddeleri ise, Sözleşme ye katılmaya, çekince koymaya, Sözleşme nin onaylanmasına, yürürlüğe girmesine ve gözden geçirilmesine ilişkindir. 57 Birinci Deniz Hukuku Konferansı nda; özellikle karasularının genişliği ve balıkçılığa ilişkin bazı konularda sorunların çözüme kavuşturulamaması üzerine, Konferans ın bizzat kendisi, 27 Nisan 1958 tarihli Kararı ile, yeni bir konferans toplanmasını önermiştir. B.M. Genel Kurulu 10 Aralık 1958 tarihli 57 ÇELİK, s
34 Kararı ile, Konferans ın almış olduğu kararı teyit etmiştir. B.M. İkinci Deniz Hukuku Konferansı Cenevre de toplanarak, 16 Mart Nisan 1960 tarihleri arasında çalışmalarını yürütmüştür. Konferans herhangi bir antlaşma metni oluşturmadan dağılmıştır. 58 Davalar Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi Sonrası Görülen a. Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları 59 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı uyuşmazlığı, Federal Almanya, Hollanda ve Danimarka arasındadır. 60 Uyuşmazlığa konu olan Kuzey Denizi, doğuda sırasıyla Norveç, Danimarka, Federal Almanya, Hollanda, Belçika ve Fransa nın, batıda ise; İngiltere nin sahildar olduğu kapalı denizi andıran bir coğrafi konumdadır. Derinliği, - Norveç in, güney ve güneybatısındaki metre derinlikte ve km genişlikteki bölge dışında hiçbir yerde 200 metreyi aşmamaktadır. Bu nedenle, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşme nin 1 inci maddesinde belirtilen, 200 metre derinlik ölçütü uyarınca, sualtı alanının tümü kıta sahanlığıdır. Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı nın büyük bir kesimi, iki taraflı anlaşmalarla İngiltere ile Norveç, Danimarka ve Hollanda arasında orta hat esas olmak suretiyle sınırlandırılmıştır. Kıyıları karşı karşıya olan Norveç ve Danimarka arasında da böyle bir antlaşma vardır. Federal Almanya ise, söz konusu antlaşmalara taraf değildir. Hollanda ve 58 AKİPEK, s. 87; PAZARCI, Uluslararası, Hukuk II, s. 292; PAZARCI, Uluslararası, s Kuzey Denizi Bölge Haritası için bkz. Ek TOLUNER, Milletlerarası, s
35 Danimarka 31 Aralık 1966 tarihli Antlaşma ile, eşit uzaklık ilkesini uygulayarak, kendileri ile Federal Almanya arasındaki yan sınırı saptamışlardır. Federal Almanya sözü edilen Antlaşma ya da taraf değildir ve bu Antlaşma ile kendisine bırakılan kıta sahanlığı kesiminden daha geniş bir bölge talep etmektedir. 61 Bölgenin kıta sahanlığının yan sınırının saptanmasında, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ne taraf olan Danimarka ve Hollanda nın, Sözleşme nin 6 ncı maddesinde belirtilen eşit uzaklık ilkesinin uygulanmasını istemelerine karşılık, Sözleşme ye taraf olmayan Federal Almanya nın, bu isteğe itiraz etmesi üzerine anlaşmazlık çıkmıştır. Üç devletin karşılıklı anlaşmaları ile uyuşmazlık, 20 Şubat 1967 tarihinde U.A.D. ye sunulmuştur. 62 Taraflar, U.A.D. den bölgedeki kıta sahanlığının sınırlandırılmasında uygulanabilecek uluslararası hukuk ilke ve kurallarının saptanmasını istemişlerdir. 63 Söz konusu uyuşmazlıkta Hollanda ve Danimarka, Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı nın sınırlandırılmasında 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesinde belirtilen eşit uzaklık ilkesinin, kıta sahanlığı kavramında mündemiç kabul edilmesinin hukuk mantığı açısından zorunlu olan bir ilke olduğunu ve dolayısıyla uygulanması gerektiğini; eşit uzaklık ilkesinin tarafların sınırlandırma konusunda bir anlaşmaya 61 TOLUNER, Milletlerarası, s. 206 (dipnot 44). 62 Alex G.Oude ELFERINK, The Law of Maritime Boundary Delimitation: A Case Study of the Russian Federation, Martinus Nijhoff Publishers, s North Sea Continental Shelf Cases (Federal Republic of Germany and Denmark- Federal Republic of Germany and the Netherlands) Judgements of 20 February 1969, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory, Opinions and Orders, 1969, para 2. (Bundan sonra I.C.J. Reports 1969 olarak geçecektir.) 27
36 varamadıkları, özel durumlar başka bir uygulamayı gerektirmediği hallerde uyulması ve uygulanması gereken bir uluslararası hukuk kuralı olduğunu ve Almanya nın Kuzey Denizi ne olan kıyısının biçimi, özel bir durum oluşturmadığından sınırlandırmanın, eşit uzaklık ilkesine göre yapılmasını engelleyecek bir unsur olmadığını, yapılacak sınırlandırmanın, her devlete kendi kıyılarına daha yakın olan kıta sahanlığı kesiminin verilmesi sonucunu doğurması gerektiğini ve bu durumu sağlayan ilkenin ise; eşit uzaklık ilkesi olduğunu, ayrıca Federal Almanya nın, eşit uzaklık ilkesine göre yapılacak bir sınırlandırmayı, eşit uzaklık ilkesinin genel bir uluslararası hukuk kuralı ve örf âdet hukuku kuralı oluşturmasından ve bağlayıcılık kazanmasından dolayı, kabul etmek durumunda olduğunu iddia etmişlerdir Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ne taraf olmayan Federal Almanya, Sözleşme nin 6 ncı maddesini uygulama konusunda ahdî bir yükümü olmadığını, 6 ncı maddede yer alan eşit uzaklık ilkesinin, örf ve âdet hukuku kuralı da oluşturmadığını, ayrıca, kıta sahanlığı paylaşımının ilgili devletler arasında adil ve hakkaniyete uygun olarak yapılması gerektiğini, eşit uzaklık ilkesinin Almanya nın, Kuzey Denizi ndeki kıyılarında olduğu gibi, girintili bir kıyının her iki yanından uygulandığında, adil ve hakkaniyete uygun bir sonuç doğurmayacağını, 65 eşit uzaklık ilkesinin hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açtığında, uygulanması zorunlu bir ilke olmadığını ileri sürmüş, 64 I.C.J. Reports 1969, paras Bu durum kıta sahanlığının dış sınırının girinti oranında içeriye doğru çekilmesi sonucunu doğurur ve her üç devletin Kuzey Denizi ndeki kıyılarının uzunluğu birbiri karşısında belirli bir oranda olduğu halde; kıta sahanlığındaki payı farklı olmaktadır. Bir başka ifadeyle; eşit uzaklık ilkesinin uygulanması durumunda, Almanya kıyılarının uzunluğu ile orantılı olmayan çok küçük bir kıta sahanlığına sahip olacak buna karşılık, Hollanda ve Danimarka kıyılarının uzunluğuna çok orantısız kıta sahanlığı alanları elde edeceklerdir. TOLUNER, Milletlerarası, s. 207; ÇELİK, s
37 bu görüş kabul edilmese bile Federal Almanya nın Kuzey Denizi ndeki kıyılarının özel durum oluşturması nedeniyle, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesinde belirtilen özel durumlar ilkesinin dikkate alınmasını istemiştir. 66 Divan, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin Federal Almanya için bağlayıcı olmadığına, Sözleşme nin 6 ıncı maddesinde yer alan eşit uzaklık ilkesinin örf âdet kuralı niteliği kazanmadığına, eşit uzaklık ilkesinin kıta sahanlığı kavramında mündemiç bir ilke olmadığına, doğal olarak bir ülkenin kıta sahanlığının büyük bölümünün, o ülkenin kıyılarına daha yakın olacağına ancak, daha temel olan unsurun, kıta sahanlığının kara ülkesinin doğal bir uzantısı olması olduğuna, bu nedenle yakınlık vakıasına değil, coğrafi ve jeolojik verilere bakılması gerektiğine, öte yandan kıta sahanlığının sınırlandırılmasının, her devlete, diğer bir devletin aynı nitelikteki haklarına tecavüz etmeden olanaklar ölçüsünde, kara ülkesinin deniz altındaki doğal uzantısının verilmesini sağlayacak biçimde, hakça ilkeler uyarınca, anlaşma yoluyla gerçekleştirilmesi gerektiğine, eşit uzaklık ilkesinin hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açtığında, uygulanması zorunlu olan bir ilke olmadığına, sınırlandırmada amacın, hakça ilkelerin uygulanması suretiyle makul olan bir sonuca varılması olduğuna karar vermiştir. 67 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları nda, U.A.D. nin en büyük katkısı, kıyı devleti ülkesinin denizin altındaki doğal uzantısı olması olgusunun kıta sahanlığı kavramının temel ilkesi olduğunu bildirmesidir. Bu I.C.J. Reports 1969, paras I.C.J. Reports 1969, paras
38 davada, alınan karar kıta sahanlığı sınırlandırması konusunda temel teşkil etmektedir. Söz konusu dava ile, anlaşma ve özel durumlar bir yana bırakılırsa, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nde belirtilen eşit uzaklık orta hat ilkesi geri plana itilerek hakça ilkeler ve doğal uzantı ilkesi ön plana çıkarılmıştır. 68 b. İngiltere-Fransa Kıta Sahanlığı Davası 69 Kıta sahanlığı sınırlandırılmasına ilişkin bir başka uyuşmazlıkta, İngiltere ve Fransa arasındadır. İngiltere ile Fransa, Manş Denizi 70 olarak bilinen bölgedeki kıta sahanlığı ile Fransa kıyılarına çok yakın olan St. Malo Körfezi ndeki Kanal Adaları nın 71 (Channel Islands) kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda uyuşmazlığa düşmüşlerdir. 72 Fransa ile İngiltere, söz konusu uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak ilk temaslara 1964 yılında başlamışlar, akabinde 1970 yılında başlayan ve 1974 yılına kadar devam eden görüşmelerden herhangi bir sonuç alamamışlardır. Bunun üzerine her iki ülkenin Devlet Başkanları, 19 Temmuz 1974 tarihinde Paris te yaptıkları bir görüşmede, uyuşmazlığı 68 PAZARCI Uluslararası Hukuk II, s. 366; PAZARCI Kıta Sahanlığı Kavramı, s Kanal Adaları Bölge Haritası için bkz. Ek Manş Denizi, Fransa ve İngiltere kıyılarını 300 deniz mili boyunca ayıran, genişliği Dover Boğazı ndan sonra en dar yerinde 18 mil, en geniş yerinde 100 mil olan, derinliği metre arasında değişen sığ bir denizdir. TOLUNER, Milletlerarası, s Fransa kıyılarında, Normandiya nın güneyinde 60 deniz mili derinliğindeki St. Malo Körfezi içinde bulunan ve İngiliz egemenliği altında olan Kanal Adaları dört grup ada ve adacıktan oluşmaktadır. Kanal Adaları nın Fransa kıyısından uzaklığı deniz mili olmasına karşılık, İngiltere ye olan uzaklığı en yakın noktada 49 deniz milidir. Toplam yüzölçümü 195 km 2, nüfusu 130 bindir. Jon M. VAN DYKE, The Role of the Islands in Delimiting Maritime Zones the Boundary Between Turkey and Greece, Foreign Policy, Volume: XIV, Nos: 3-4 (October 1995), s. 68; TOLUNER, Milletlerarası, s VAN DYKE, s
39 hakeme götürmeyi kararlaştırmışlar ve 10 Temmuz 1975 tarihinde Paris te imzaladıkları Hakemlik Anlaşması ile uyuşmazlığı Hakem Mahkemesi ne götürmüşlerdir. 73 H. Waldock, A. Gros, H. Briggs, E. Castren, E. Ustor dan oluşan Hakem Mahkemesi, 30 Haziran 1977 tarihinde kararını vermiştir. 74 Taraflar, Hakemlik Anlaşması nın 2 (1) maddesiyle Hakem Mahkemesi nden, Manş Denizi Kıta Sahanlığı ve Fransa kıyılarına çok yakın olan St. Malo Körfezi ndeki Kanal Adaları nın Kıta Sahanlığı nın sınırlandırılması sorununu, uluslararası hukuk kurallarına ve Hakemlik Anlaşması nda öngörülen ilkelere göre çözümlemesini istemişlerdir. 75 Fransa ve İngiltere, uyuşmazlık konusu olan bölgedeki kıyılarının aynı kıta sahanlığına bitişik olduğu, Manş Denizi Kıta Sahanlığı nın, esas itibariyle sürekli olduğu, kıyılarının karşı karşıya bulunduğu konusunda görüş birliği içindedirler. 76 İngiltere, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 1 inci maddesinin (b) fıkrası hükmü uyarınca adalara da kıta sahanlığı haklarının tanınması gereğini ileri sürmüş, sınırlandırmanın eşit uzaklık ilkesine göre yapılmasını ve eşit uzaklık ilkesi uygulanırken de, orta hattın bir yanda Fransa kıyıları, öte yanda egemenliği altındaki adaların kıyıları esas alınarak saptanması gerektiğini iddia etmiştir. 73 E.D.BROWN, Sea-Bed Energy and Minerals: The International Legal Regime, Volume: 1, Martinus Nijhoff Publishers, 1992, s BROWN, s BROWN, s. 89; ELFERINK, s TOLUNER, Milletlerarası, s
40 Fransa ise, Fransa ülkesi ile Kanal Adaları ve aralarındaki suların coğrafi ve jeolojik bakımdan bir bütünlük oluşturduğunu, Kanal Adaları nın, Fransa kıyısına çok yakın, İngiltere kıyılarına ise uzak olduğunu, bir başka deyişle, bu adaların, orta hattın yanlış tarafında bulunan adalar olduğunu, eşit uzaklık ilkesinin İngiltere nin istediği biçimde uygulanmasının, Fransa nın aleyhine olarak İngiltere ye verilecek kıta sahanlığı kesiminin, adaların büyüklüğü ve kıyı uzunluğuyla orantısız olacak bir biçimde genişlemesine neden olacağını, Fransa nın kıta sahanlığının ulaştırma açısından önemli olan bu bölgede ikiye bölünmesine ve dolayısıyla Manş Denizi nin ortasına doğrudan çıkışın engellenmesine yol açacağını, askerî ve ekonomik hayati çıkarlarına aykırı olan böyle bir çözümün, devletlerin eşitliği ilkesine olduğu gibi bir devlete verilecek kıta sahanlığı alanı ile, kıyı uzunluğu arasında makul bir oranın sağlanması ilkesine de aykırı olacağını ileri sürerek, İngiliz egemenliği altındaki adalar çevresinde 6 deniz mili genişlikte (3 mil genişlikte karasularına ek olarak 3 mil genişlikte kıta sahanlığı alanı) bir cep bölge bırakılarak, orta hattın bir yanda Fransa kıyısı öte yanda İngiltere nin anakara ülkesi esas alınarak saptanmasını istemiştir. 77 Fransa ile İngiltere arasındaki uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken ilkeler sorunu, taraflar arasında tartışma konusu olmuştur. Fransa ve İngiltere, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ne taraftırlar. Ancak Fransa Sözleşme ye katılırken 6 ncı maddeye özel durumlar ile ilgili çekince koymuş, İngiltere ise, bu çekincenin kendi açısından kabul edilmediğini açıklayarak itiraz etmiştir. Fransa 6 ncı maddeye koymuş olduğu 77 TOLUNER, Milletlerarası, s
41 çekincenin, İngiltere tarafından kabul edilmemesinden ötürü, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin, iki devlet arasında yürürlükte olmadığını öne sürmüştür. 78 Hakem Mahkemesi, uyuşmazlık konusu olan bölgeyi, Manş Denizi ve Atlantik Sektörü olmak üzere ikiye ayırarak her iki bölge için farklı değerlendirmelerde bulunmuştur. Hakem Mahkemesi, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken ilkeler sorununa ilişkin olarak, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin, İngiltere ve Fransa açısından yürürlükte olduğunu, ancak Fransa nın tüm Kanal Adaları nı da çevreleyen Granville Körfezi nde, özel durumların bulunduğuna dair Sözleşme nin 6 ncı maddesine yönelik çekincesinin İngiltere tarafından kabul edilmemesini de dikkate alarak, Kanal Adaları Bölgesi nde kıta sahanlığı sınırlandırmasının uluslararası örf ve âdet hukuku kurallarının uygulanmasıyla gerçekleştirilmesine, Atlantik Sektörü nde ise, Fransa nın çekincesinin Sözleşme nin 6 ncı maddesinin uygulanabilirliğini etkilemeyeceğine karar vermiştir tarihli Kararı nda 80 Hakem Mahkemesi, İngiltere ile Fransa nın anakara ülkelerinin Manş Denizi ndeki kıyılarının aşağı yukarı birbirine eşit olduğunu, karşı karşıya bulunduğunu, adaların bulunmaması durumunda bu kıyılardan ölçülecek olan eşit uzaklıktaki orta hattın kıta sahanlığının, iki 78 Faraj Abdullah AHNISH, The International Law of Maritime Boundaries and Practice of States in the Mediterranean Sea, Clarendon Press, Oxford, 1993, s. 63; TOLUNER, Milletlerarası, s. 210 (dipnot 49); BROWN, s ELFERINK, s. 55 (dipnot 60); BROWN, s Kanal Adaları Kıta Sahanlığı Sınırlandırılması Haritası için bkz. Ek-4. 33
42 devlet arasında aşağı yukarı eşit olarak paylaştırılması sonucunu doğuracağını, anakara ülkelerindeki kıyılarının birbirine eşit olmaları nedeniyle iki devlet arasında bulunan coğrafi koşullar dengesinin adaların özel coğrafi konumundan ötürü bozulduğunu, kıta sahanlığının sınırlandırılmasında adalara tam etki tanımanın bu adaların bulunmaması durumunda Fransa ya ait olacak kıta sahanlığının esaslı bir biçimde azalması sonucunu doğuracağını saptamıştır. Mahkeme mevcut durumun ilk bakışta hakkaniyete aykırılık yarattığı ve hakkaniyete aykırılığı bir ölçüde giderecek bir sınırlandırma metodunun uygulanmasının gerekli olduğu yargısına varmıştır. Mahkemenin görüşüne göre; doğal uzantı ilkesi, bir devlete ait adaların, bunların bulunmaması halinde bir başka devlete ait olacak kıta sahanlığında yer almaları durumunda ne mutlaktır ne de bir kenara itilebilir. Kıta sahanlığının jeolojik bakımdan her iki devlet ülkesinin doğal uzantısı sayılabileceği durumlarda, bir bölgenin devletlerden hangisine ait olduğu, kıta sahanlığını hukuki bir kavram olarak oluşturan hukuk kuralları uygulanarak saptanır. Böyle durumlarda doğal uzantının etkisi, yalnız belirli coğrafi ve diğer koşullara değil ve fakat aynı zamanda hukuk ve hakkaniyet düşüncelerine bağlıdır. 81 Bu görüşten hareketle Mahkeme, Fransa kıyıları yakınındaki İngiliz egemenliği altındaki adaların Manş Denizi ne bakan yüzlerinde 12 mil genişlikte bir cep bölge bırakılarak, 82 Manş Denizi 81 TOLUNER, Milletlerarası, s Divan, cep bölgenin 6 mil genişlikte saptanmasını öngören Fransız iddiasını adaların büyüklüğü ve önemiyle bağdaşmaz bulmuş ve Fransa ya bırakılacak kıta sahanlığının adalar çevresinde mevcut olan balıkçılık bölgesine tecavüz etmemesi gereğine işaret ederek, cep bölgenin 12 mil genişlikte olmasını kararlaştırmıştır. TOLUNER, Milletlerarası, s
43 bölgesinde kıta sahanlığı sınırının iki devletin anakara ülkelerinin kıyıları esas alınarak saptanacak eşit uzaklıktaki orta hat olmasına karar vermiştir. 83 Fransa ile İngiltere arasında uyuşmazlık konusu olan Atlantik Sektörü nde Hakem Mahkemesi, sınırlandırmanın 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesine göre yapılması gerektiğini, bölgedeki coğrafi konumun 6 ncı maddede belirtilen özel durumlar istisnasının kapsamına girdiğini 84 kabul etmiş, ancak uygulamada böyle durumlarda eşit uzaklık ilkesinin tamamen reddedilmesi yerine, eşit uzaklık ilkesi uyarınca saptanacak orta hatta bazı değişikliklerin yapılması yoluna gidildiğini belirten Mahkeme, Atlantik Sektörü ndeki sınırlandırmada adalara yarım etki tanınması yargısına varmıştır TOLUNER, Milletlerarası, s Fransa ile İngiltere arasında uyuşmazlık konusu olan Atlantik Sektörü nde İngiltere anakara ülkesinin Atlantik e uzanan bölümünde İngiltere egemenliğine tâbi 48 adadan oluşan Scilly Adaları ve Fransa nın Atlantik e uzanan kıyılarında ise Fransa egemenliğine tâbi Ushant Adaları vardır. Scilly Adaları nın İngiltere kıyılarına uzaklığı deniz mili, Ushant Adaları nın Fransa kıyılarına uzaklığı deniz milidir. Bu adaların ait oldukları devletler kıyılarına uzaklıkları arasındaki 10 deniz mili kadar olan fark, eşit uzaklık ilkesine göre sınırlandırma yapılması durumunda, İngiltere ye verilecek kıta sahanlığı kesiminin, Fransa ya kalacak olan kesimden mil kare daha fazla olması sonucunu doğurur. TOLUNER, Milletlerarası, s. 220 (dipnot 66). 85 TOLUNER, Milletlerarası, s. 220 (dipnot 66). 35
44 c. Tunus-Libya Kıta Sahanlığı Davası 86 Tunus ile Libya, aralarındaki kıta sahanlığının sınırlandırılmasına ilişkin uyuşmazlığı, 10 Haziran 1977 tarihli Özel Anlaşma (tahkimname) ile U.A.D. ye götürmüşlerdir. Taraflar, söz konusu Tahkimname nin 1 inci maddesi ile U.A.D. den sınırlandırma işleminde uygulanabilecek uluslararası hukuk ilke ve kurallarını belirlemesini, hakça ilkeler ve bölgenin kendine özgü koşulları ile B.M. Üçüncü Deniz Hukuk Konferansı nda kabul edilen eğilimleri göz önünde bulundurarak karar vermesini istemişlerdir. Ayrıca Tahkimname nin 2 nci maddesi ile taraflar, U.A.D. den, iki ülke uzmanlarının sınırlandırılacak alanları zorluk çekmeden sınırlandırmalarını sağlamak amacıyla somut olayda söz konusu ilke ve kuralların pratik uygulanmasının nasıl gerçekleşebileceğini sormuşlardır. 87 Sınırlandırılacak alan, tarafların Pelagian Block deyimiyle adlandırdıkları jeomorfolojik birimin bir kısmı olup Hammamet Körfezi nin güneyinde kalan Tunus kara ülkesinin doğusunu ve Tunus un güneydoğusu ile Libya nın kuzeyinde bulunan Jeffara Sahrası nı da kapsamaktadır. 88 Tunus Libya Kıta Sahanlığı Davası nda, Tunus ile Libya 89 sınırlandırmanın, her devlete, bir başka devletin aynı nitelikteki haklarına tecavüz etmeden, kara ülkesinin deniz altındaki doğal uzantısının verilmesini sağlayacak biçimde gerçekleştirilmesi ve bunu gerçekleştiren 86 Tunus-Libya Bölge Haritası için bkz. Ek Hüseyin PAZARCI, Uluslararası Adalet Divanı nın Tunus-Libya Kıta Sahanlığı Uyuşmazlığına İlişkin 24 Şubat 1982 Tarihli Kararı, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, S: 2 (1982), s. 43; BROWN, s. 139; ELFERINK, s TOLUNER, Milletlerarası, s. 212 (dipnot 50); BROWN, s Her iki ülkede, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ne taraf değildir. 36
45 sınırlandırmanın hakça ilkelere de uygun olacağı konusunda anlaşmışlar, doğal uzantının saptanmasında esas alınması gereken ölçütler konusunda ise anlaşamamışlardır. Libya, sınırlandırılacak alanın Kuzey Afrika nın kuzey yönünde doğal uzantısı olduğunu, doğal uzantının yönü saptanırken esas alınması gereken kara biriminin herhangi bir kıyının arızi veya tesadüfi yönü olmayıp kıta karası olduğunu, deniz yatağının değil, doğal uzantının yönünün saptanması gerektiğini iddia etmiştir. Tunus a göre ise; sınırlandırılması söz konusu olan alandaki doğal uzantının yönü batı doğudur. Sınırlandırılacak alan jeolojik bakımdan Tunus kara ülkesinin doğu kesiminin bir uzantısıdır. Doğal uzantının yönü, kıta karası değil, her devletin kara ülkesi esas alınarak saptanmalıdır. 90 Divan, 24 Şubat 1982 tarihli Kararı nda; 91 tarafların bölgenin jeomorfolojik özelliklerine dayalı iddialarını, sınırın yönünü etkilemesi muhtemel ilgili koşullar olarak değil, bölgede ayrı doğal uzantıların varlığını doğrulayıp doğrulamadıklarını saptamak için değerlendirdiğini, her iki devletin kıta sahanlığı haklarının, ortak bir doğal uzantıdan kaynaklandığını, bölgede önemli sayılabilecek tek olgu olan Tripolitan Furrow olarak adlandırılan deniz altı vadisinin sınırlandırılacak alanın dışında kaldığını, 92 hukuk açısından bu 90 Case Concerning the Continental Shelf (Tunisia/ Libya Arab Jamahiriya) Judgement of 24 February 1982, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders, 1982, paras (Bundan sonra I.C.J. Reports 1982 olarak geçecektir.) 91 Tunus-Libya Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Haritası için bkz. Ek I.C.J. Reports 1982, para
46 iki devlete ait olacak kıta sahanlığının tek başına veya esas itibariyle jeolojik verilere dayanılarak saptanamayacağını, Mahkeme nin görevinin jeolojiden, uluslararası hukukun uygulanması için gerekli olduğu ölçüde yararlanmak olduğunu, 93 ülkeleri jeolojik bakımdan aynı kıta sahanlığına bitişik komşu devletler arasındaki sınırlandırmada, doğal uzantı ilkesinin kendiliğinden bir çözüm getirmediğini, böyle durumlarda hakça ilkelerin önem kazandığını, kıta sahanlığı haklarının kaynağının kara ülkesindeki egemenlik olduğunu, coğrafi verilerin, kıyı ile buna bitişik kıta sahanlığı arasındaki coğrafi ilişkinin büyük önem taşıdığını, sualtı alanlarının denize doğru veya komşu devletler arasında sınırlandırılmasında başlıca hareket noktasının kıyılar olduğunu, 94 egemenliğine tâbi olduğu devlet kıyılarının hemen yakınında bulunan ve kıyı ile sıkı bir bağlantısı olan büyük, meskûn, ekonomik hayatı bulunan adaların kıyının genel istikameti saptanırken ihmal edilebileceğini veya tam etki tanınmayabileceğini 95 belirtmiştir. Tunus ile Libya arasındaki uyuşmazlıkta sorun yaratan adalar Tunus kıyılarının yakınındaki Tunus egemenliğine tâbi olan adalardır, söz konusu adaların kıyının genel istikameti saptanırken önem taşıyıp taşımadıkları tartışma konusu olmuştur. Tunus, kıyılarının yakınında olan egemenliğine tâbi adaların Tunus kıyısının bir parçası olarak değerlendirilmesini istemiştir. Sözü edilen adalar; Tunus kıyılarında yüzölçümü 690 km 2 olan Jerba Adası ile Tunus kıyısının 11 mil ötesinde bulunan yüzölçümü 180 km 2 olan Kerkennah Adaları dır I.C.J. Reports 1982, paras I.C.J. Reports 1982, paras I.C.J. Reports 1982, paras 79,
47 Divan, Jerba Adası nın bulunduğu bölgede Jerba Adası nın varlığından doğacak etkilere üstün değer taşıyan başka düşüncelerin mevcut olduğu gerekçesiyle ve ayrıca kıyıya yakın bir konumda olmayan olguların kıyının genel istikameti saptanırken ihmal edilmesinin uygun görülebileceği gerekçesiyle Jerba Adası nı göz önünde tutmamış, büyüklüğü ve konumu nedeniyle önemli bulduğu Kerkennah Adaları na ise, sınırlandırmayla ilgili devletlerarası uygulamada kıyının yakınındaki adalara yarım etki tanındığını gösteren örnekler bulunduğunu belirterek yarım etki tanımıştır. 96 Sonuç olarak Divan ın Tunus-Libya Kıta Sahanlığı Davası nda vardığı yargının pozitif hukuka katkıları açısından bir değerlendirmesi yapıldığında, gerek Divan ın 1969 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları ndaki Kararı na göre, gerek bu alandaki pozitif hukuku oluşturan öteki verilere göre önemli hiçbir değişiklik göze çarpmamaktadır. 97 F BİRLEŞMİŞ MİLLETLER DENİZ HUKUKU SÖZLEŞMESİ VE SONRASINDA GÖRÜLEN DAVALAR Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi Birinci ve İkinci Deniz Hukuku Konferansları nda, üzerinde uzlaşmaya varılamayan konuların varlığı yanında; özellikle 1960 lardan sonra, uluslararası ortamdaki yapısal ve teknolojik gelişmeler, denizlere ilişkin konuların yeniden ele alınması sürecini hızlandırmıştır. Gerçekten o 96 TOLUNER, Milletlerarası, s. 221 (dipnot 69). 97 PAZARCI, Uluslararası Adalet Divanı nın.., s
48 yıllarda, bağımsız birer üye olarak uluslararası topluma yeni katılan devletler kendileri dışında ve kendilerinden önce oluşturulan kuralları kabul etmeme tezini, yoğun bir şekilde işlemeye başlamışlar ve bunun sonucunda uluslararası yeni ekonomik düzen in ilk ilkeleri de kabul görmeye başlamıştır. Diğer taraftan, teknolojideki gelişmeler ve bütün insanlığın birtakım yeni kaynaklara olan ihtiyacı, dikkatlerin münhasıran hiçbir devlete ait olmayan, dolayısıyla da bütün insanlığın ortak malı olarak kabul edilebilecek denizler e yönelmesine neden olmuştur. 98 Şöyle ki; teknolojik gelişmeler yalnız sığ denizleri değil, daha derin denizleri de işletilebilir duruma getirmiş, sığ denizlerde sadece petrol aramak, araştırmak ve çıkarmak mümkünken, daha derin denizlerde çok pahalı ve zengin katı madenlerin bol miktarda bulunduğu ve bunların çıkarılmasının o kadar da zor olmadığı anlaşılmıştır. 99 Ayrıca imzalandıktan bir süre sonra, gerekli sayıda devlet tarafından onaylanarak, onaylayan devletler arasında yürürlüğe giren 1958 Cenevre Sözleşmeleri nin değiştirilmeden uygulamada kalacağı ümit edilirken, bahse konu Sözleşmeler, imzalayan devletler arasında bile uyuşmazlıkların çıkmasını önleyememiş, bu sebeple, Cenevre Sözleşmeleri hükümlerinin güncelleştirilmesi kaçınılmaz olmuştur. 100 Böylece, yukarıda belirtilen gerekçelerle 1960 lı yılların ikinci yarısı, teknolojik gelişmelere de bağlı olarak deniz hukuku konusundaki çalışmaların yeniden başladığı yılları oluşturmaktadır. B.M. Genel Kurulu, Malta delegesi A.Pardo nun önerisi üzerine 18 Aralık 1967 tarihinde, geçici olarak görev 98 Aydoğan ÖZMAN (çev.), Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, İstanbul Deniz Ticareti Odası Yayını No: 5, İstanbul, 1984, sunuş bölümü. 99 GÖNLÜBOL, Konunun, s ÖZMAN, Deniz Hukukunda, s
49 yapmak üzere, Ulusal Yetki Alanı Dışında Kalan Deniz Yatağı ve Okyanus Tabanının Barışçı Amaçlarla Kullanılması Özel Komitesi ni kurmuştur. Genel Kurul, 21 Aralık 1968 tarihli Kararı ile, bu Komite yi sürekli kılmıştır. Anılan Komite nin çalışmaları sonucunda B.M. Genel Kurulu, 17 Aralık 1970 te, Deniz Yatağı ve Okyanus Tabanını Yöneten İlkeler Bildirisi ni kabul etmiştir. Söz konusu Bildiri, devletlerin ulusal yetki alanı dışında kalan deniz yatağını insanlığın ortak mirası kabul etmiştir. Genel Kurul, aynı tarihli bir başka kararı ile de, deniz yatağı dahil bütün deniz sorunlarını incelemek üzere 1973 te bir deniz hukuku konferansı toplanmasını kararlaştırmıştır. Bu arada, 1973 yılına kadar, Deniz Yatağı Komitesi nin çalışmaları sürmüştür. 101 B.M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı olarak anılan Konferans çalışmalarına, ilk toplantısı usule ilişkin olmak üzere 3 Aralık 1973 te New York ta başlamıştır. Esasa ilişkin çalışmaları 20 Haziran 1974 te Venezüella nın başkenti Caracas ta başlayan Konferans, çeşitli aralıklarla, kimi yıl bir ve kimi yıl da iki dönem olmak üzere, toplam 11 dönem çalışarak 16 toplantı sonunda 10 Aralık 1982 tarihinde B.M.D.H.S. nin imzalanmasıyla sona ermiştir. 102 B.M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı nda önceden hazırlanmış bir antlaşma taslağından hareket edilmemiş ve Konferans, antlaşma metnini bizzat hazırlamıştır. Sözleşme metni, 130 olumlu, 17 çekimser ve 4 karşı oy 103 almıştır. 104 Sözleşme ye Konferans ta karşı oy 101 PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s Namık YOLGA, Ege deki Başlıca Deniz Sorunları, Ege de Deniz Sorunları Semineri, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 552, Ankara, 1986, s. 31; KÂMİL, Türkiye ile I, s Türkiye, A.B.D., Venezuella, İsrail. 104 PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s. 293; ÖZMAN, Deniz Hukukunda, s. 17; ÖZMAN, Birleşmiş Milletler, sunuş bölümü. 41
50 veren Türkiye daha sonra Sözleşme yi imzalama yoluna da gitmemiştir. Yürürlüğe girebilmesi için en az altmış devletin onaylamasından sonra bir yıl geçmesi gereken B.M.D.H.S. 16 Kasım 1994 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır Ağustos 2005 tarihi itibariyle Sözleşme yi onaylayan devlet sayısı 149 dur B.M.D.H.S. XVII Kısım altında toplanan 320 maddeden oluşmakta ve ayrıca Sözleşme nin ayrılmaz parçası olarak IX Ek i bulunmaktadır tarihli B.M.D.H.S. deniz hukukuyla ilgili bütün konuları düzenleyen ve şimdiye kadar yapılmış en ayrıntılı Sözleşme dir Sözleşmeleri nde yer alan birçok hüküm, 1982 B.M.D.H.S. de de muhafaza edilmiş olmakla beraber, bazı kurumlar değiştirilmiş, bazı kurumlar ise, (uluslararası deniz yatağı, münhasır ekonomik bölge, arkeolojik bitişik bölge, takımada devleti v.s.) ilk defa 1982 B.M.D.H.S. ile ihdas edilmiştir. 108 Sözleşme nin, VI. Kısmında maddeleri 109 arasında düzenlenen kıta sahanlığı konusunda, kıta sahanlığının genişliği sorunu, Konferans gündeminin en tartışmalı konuları arasında yer almış olup, coğrafi ve jeolojik verilerle ekonomik gereksinmeleri uzlaştırıcı bir çözüm üzerinde anlaşmaya varılması güç olmuştur. Karasularının ölçülmeye başlandığı esas hattan itibaren 200 mil genişliğindeki deniz alanları, kıta sahanlığı haklarını da Pazarcı, Uluslararası Hukuk II.., s Bkz. ÖZMAN, Deniz Hukukunda, s. 16. GÜNDÜZ, Milletlerarası, s B.M.D.H.S. metni için bkz. ÖZMAN, Birleşmiş Milletler, s
51 içeren bir kavram olarak kabul edilmiş olan münhasır ekonomik bölge sınırları içine girdiğinden, bu konudaki tartışmalar esas itibariyle 200 mil ötesinde kıta sahanlığı haklarının talep edilip edilemeyeceği veya hangi koşullar altında ve nereye kadar talep edilebileceği noktalarında yoğunlaşmıştır. Yapılan tartışmalar sonucunda, kabul edilmiş olan ve 76 ncı maddede düzenlenmiş bulunan kıta sahanlığı tanımı, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 1 inci maddesinde olduğu gibi kıta sahanlığının coğrafi ve jeolojik anlamından esaslı bir biçimde ayrılan bir tanımdır. 110 Sözleşme nin 76 ncı maddesinin inci fıkrasında, kıta sahanlığı kıyı devletinin kara ülkesinin doğal uzantısı boyunca karasularının ötesinde kıta kenarının dış sınırına kadar uzanan veya kıta kenarının dış sınırının 200 mile kadar uzanmadığı yerlerde, karasularının ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 200 mile kadar uzanan sualtı alanlarının, deniz yatağı ve toprak altını kapsar. biçiminde tanımlanmıştır. Görüldüğü üzere 76 ncı madde; kıta sahanlığının tarifini değiştirmiş, kıta sahanlığının bir devlet ülkesinin doğal uzantısı olduğunu belirttikten sonra, ilke olarak, kıta kenarının uç noktasına kadar devam edeceğini kabul etmiştir. Böylelikle, kıta sahanlığı kavramı, hukuksal bakımdan, yer bilimsel anlamdaki kıta sahanlığı, kıta yamacı ve kıta yükseliminin tümünü içermektedir. Yine Sözleşme nin 76 ncı maddesine göre, kıta kenarının 200 milden dar olduğu kıyılarda, karasuların ölçülmeye başlandığı esas hattan itibaren 200 mil genişlikteki deniz alanlarının deniz yatağı ve toprak altı da kıta sahanlığıdır. Diğer bir deyişle; TOLUNER, Milletlerarası, s Kıta Sahanlığı Kesiti için bkz. Ek
52 kıta kenarının uç noktası karasularının ölçülmesinde esas alınan çizgiden başlayarak ölçüldüğünde, 200 milin berisinde kalıyorsa, bir kıyı devletinin kıta sahanlığının ilke olarak, 200 mile kadar uzanacağı kabul edilmektedir. Bu ise, hukuksal anlamda kıta sahanlığı kavramının, kıta kenarının yeterli genişlikte olmadığı durumlarda, okyanus tabanının bir bölümünü de içerebileceğini göstermektedir. 112 Kıta uzantısının karasularının ölçülmeye başlandığı esas hattan itibaren 200 milden fazla bir genişlikte olduğu durumlarda, kıta uzantısı üzerindeki kıta sahanlığı talepleri sınırsız değildir. Sözleşme nin 76 ncı maddesinin 5 inci fıkrasına göre; bu durumda, kıta sahanlığı karasularının ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 350 deniz milini aşamayacak ya da 2500 metre izobattan itibaren 100 deniz milini geçemeyecektir. 113 Sözleşme nin 76 ncı maddesinin 8 inci fıkrasında ise, kıta sahanlığının karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 200 deniz milinin ötesine uzandığı durumlarda, sahildar devlete Sözleşme nin II. Ek inde kurulması öngörülen ve kıta sahanlığının dış sınırının tespitine ilişkin konularda tavsiyelerde bulunma yetkisiyle donatılan Kıta Sahanlığı Sınır Komisyonu na kıta sahanlığının dış sınırı hakkında, bilgi verme yükümü getirilmiştir. Kıyı devletinin adı geçen Komisyon un tavsiyesine uygun olarak saptayacağı sınır kesin ve bağlayıcı olacaktır. Aynı maddenin 9 uncu fıkrasında da kıta sahanlığının dış sınırıyla ilgili teknik 112 PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s ; PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s SUR, s. 318; TOLUNER, Milletlerarası, s
53 bilgilerin ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ne iletileceği ve Genel Sekreter tarafından duyurulacağı belirtilmiştir. 114 Sözleşme nin sonraki maddelerinde, kıta sahanlığı üzerinde kıyı devletinin ve üçüncü devletlerin hak ve yetkileri ile kıta sahanlığı üzerindeki suların ve suların üzerindeki hava sahasının hukuksal rejimi düzenlenmiş olup, söz konusu düzenleme daha önce incelenen 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi hükümleriyle benzerlik göstermektedir. Sözleşme nin 82 nci maddesinin 4 üncü fıkrasında ise, 200 milden fazla kıta sahanlığı alanına sahip olan kıyı devletlerinin, bu alanlardan elde edecekleri canlı olmayan kaynaklardan bir kısmını nakden veya aynen, gelişmekte olan devletlerin ve bunlardan da özellikle denize kıyısı bulunmayan en az gelişmişlerin çıkarlarını ve gereksinmelerini göz önünde bulundurarak, hakkaniyete uygun kriterler uyarınca dağıtılması için, Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi ne vermek yükümü altında oldukları belirtilmiştir. Aynı maddenin 2 nci fıkrasında; söz konusu yükümün her üretim biriminde üretime geçtikten beş yıl sonra başlayacağı, başlangıçta yıllık olarak o birimdeki üretimin ya hacminin veya değerinin %1 oranında olacağı, bu oranın onikinci yıla kadar her yıl %1 artacağı, onikinci yıldan sonra ise %7 oranında kalacağı ifade edilmiştir. Yine aynı maddenin 3 üncü fıkrasında; kıta sahanlığından üretilen kaynakları ithal eden az gelişmiş devletlerin ödemede bulunma yükümünün bulunmadığı bildirilmiştir BOZKURT-KÜÇÜK-POYRAZ, Devletler, s TOLUNER, Milletlerarası, s
54 Sözleşme nin 83 üncü maddesinde de kıyıları karşı karşıya veya yan yana olan devletler arasında kıta sahanlığının sınırlandırılması konusu düzenlenmiştir Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi Sonrası Görülen Davalar a. Maine Körfezi Davası tarihli B.M.D.H.S. nin kabul edilmesinden sonra, U.A.D. nin önüne getirilen ilk dava Kanada ile A.B.D. arasındaki Maine Körfezi bölgesinde deniz sınırının saptanması davasıdır. Maine Körfezi Davası, Maine Körfezi bölgesinde tarafların kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırını aynı hatla saptama talebini değerlendiren ilk dava olması nedeniyle önem taşır. 117 A.B.D. ile Kanada, 29 Mart 1979 tarihli Tahkimname ile Divan dan Maine Körfezi bölgesinde kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeyi kapsayan tek bir sınır belirlemesini, sınırlandırmanın aralarında uygulanabilecek uluslararası hukuk ilkeleri ve kuralları uyarınca gerçekleştirilmesini talep etmişlerdir. Taraflar, Maine Körfezi Kıta Sahanlığı nın jeolojik ve jeomorfolojik bakımdan sürekli olduğunu kabul ederek, sınırlandırmanın hakkaniyete Maine Körfezi Bölge Haritası için bkz. Ek-8. ELFERINK, s. 73; BROWN, s
55 uygun olarak ve doğal uzantı ilkesi de dikkate alınarak yapılmasını istemişlerdir. 118 Uyuşmazlık konusu olan Maine Körfezi, bir uzun yanı Atlantik Okyanusu na açılan, diğer uzun yanı tamamen A.B.D. kıyılarından oluşan, kısa kuzey yanı Kanada kıyıları ve kısa güney yanı yine A.B.D. kıyılarından oluşan bir dikdörtgen görünümündedir. A.B.D. ile Kanada nın kara sınırı, kuzeyde dikdörtgenin uzun yanı ile kısa yanının kesiştiği noktada bir dik açı oluşturmaktadır. Bu noktadan sonra Kanada ülkesine dahil Nova Scotia Yarımadası Körfez içine doğru güney doğrultusunda uzanmaktadır. Kanada, kara sınırıyla kıyının kesiştiği noktada iki devletin coğrafi konumunun yan yana olduğu anlayışından hareketle yan sınırın eşit uzaklık ilkesi uygulanarak saptanmasını ve bu yan sınırın biraz ileride Nova Scotia ile dikdörtgenin güney kısa yanı ki, A.B.D. kıyısından oluşur, arasındaki ilişki kıyıların karşı karşıya olduğu bir coğrafi konuma dönüştüğü halde bir yanda dikdörtgenin uzun yanındaki A.B.D. kıyısı öte yanda Nova Scotia esas alınmak suretiyle eşit uzaklıkta olan hatla Körfez in içine uzatılmasını talep etmiştir. 119 Maine Körfezi Davası nda 120 U.A.D, her iki ülke de 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ne taraf olmakla birlikte, Kanada nın, deniz alanları üzerinde hak kaynağının coğrafi bitişiklik vakıası olduğu varsayımından hareketle, tek sınırın eşit uzaklık ilkesi uyarınca saptanması ELFERINK, s. 73; BROWN, s TOLUNER, Milletlerarası, s Maine Körfezi Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Haritası için bkz. Ek-9. 47
56 yolundaki iddiasını, yakınlık ve bunu gerçekleştiren bir ilke olan eşit uzaklık ilkesinin, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nde ve karasuları ile bitişik bölgenin sınırlandırılmasında da öngörülmüş olmasının söz konusu ilkenin, münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırılmasında da uygulanmasını haklı göstermeyeceği bir alanın sınırlandırılmasında, uygun olacak kriter veya metotların diğerinin sınırlandırılmasında uygun olmayabileceği, gerekçesiyle reddetmiştir. 121 Ayrıca Divan, Kanada nın kıyı devletinin deniz alanları üzerindeki haklarının kaynağını oluşturan coğrafi bitişiklik (geographical adjacency) kavramına ve bunun bir sonucu olarak eşit uzaklık ilkesine dayandırdığı iddialarını reddederken, 1969 tarihli yargıya da atıf yaparak, eşit uzaklık ilkesinin hukuken bağlayıcı olan bir örf ve âdet hukuku kuralından kaynaklanan bir norm olmadığını, eşit uzaklık ilkesinin, örf ve âdet hukukunda öncelikle veya tercihen uygulanması gereken bir metot olarak da kabul edilmediğini, 122 eşit uzaklık metodunun da, gerçekte hakkaniyete uygun bir kriterden, iç içe geçen bölgelerin taraflar arasında eşit olarak bölünmesi gibi hakkaniyete uygun bir sonucu gerçekleştirmesinden kaynaklandığına ve bu nedenle her zaman böyle bir bölünmeyi hakkaniyete aykırı kılacak özel durumlar istisnasıyla birlikte uygulanabilir olduğuna dikkat çekmiştir Case Concerning Delimitation of the Maritime Boundary in the Gulf of Maine Area (Canada/United States of America) Judgement of 12 October 1984, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders, 1984, para 120. (Bundan sonra I.C.J Reports 1984 olarak geçecektir.); TOLUNER, Milletlerarası, s I.C.J. Reports 1984, para 107; TOLUNER, Milletlerarası, s I.C.J. Reports 1984, para 115; TOLUNER, Milletlerarası, s
57 U.A.D. 12 Ekim 1984 tarihli Kararı nda, oransallık kavramı üzerinde durmuş, tarafların, sınırlandırılması söz konusu olan alandaki kıyı uzunlukları arasındaki farklılığın, özel durum oluşturduğunu vurgulamıştır. (A.B.D. nin kıyı uzunluğu 284 mil, Kanada nın kıyı uzunluğu ise, 206 mildir.) Ancak Divan a göre; tarafların kıyı uzunlukları, başlı başına bir sınırlandırma kriteri değil, hakkaniyete uygun bir sınırlandırma yapabilmek için göz önünde tutulacak bir husustur. 124 Maine Körfezi Davası nda Divan, kıyı uzantılarının iç içe geçtiği alanların eşit olarak bölünmesi ilkesini, hareket noktası olarak seçmiştir. Ancak coğrafi durumların çeşitliliği ve farklılığı nedeniyle bu kriterin belirli bir olayda hakkaniyete uygun sonuçlara yol açabilmesi için, bazen yardımcı kriterlere başvurularak yumuşatılması veya düzeltilmesinin gerekli olabileceğini vurgulayan Divan, olayın özellikleri karşısında başvurulması gereken yardımcı kriterleri; tarafların sınırlandırılması söz konusu olan alandaki kıyı uzunlukları arasındaki ihmal edilemez farka bir ağırlık tanınması, normun bir kıyının denize olan uzantısının kesilmesi sonucunu doğuracak biçimde uygulanmaması veya bu tür bir etkinin kısmen giderilmesi gereği kıyıların ötesinde bir ada veya bir grup küçük adaların bulunması gibi bir coğrafi olguya normun uygulanması, tam etki tanınmasını veya hiçbir etki tanınmaması sonucunu doğuruyorsa, sınırlı da olsa bir etki tanınması biçiminde sıralamıştır I.C.J. Reports 1984, para 185; ELFERINK, s.81. I.C.J. Reports 1984, paras ; TOLUNER, Milletlerarası, s
58 Anılan esaslardan hareketle Divan, olayda kıyılar arasındaki ilişkinin yan yana olduğu noktaya kadar olan kesimde sınırın, deniz alanlarını eşit olarak paylaştıracak geometrik bir metot (eşit uzaklık ilkesi değil) uygulanarak saptanmasına karar vermiş; bu noktadan sonra gerçek coğrafi ilişkinin kıyıların karşı karşıya olduğu bir durum olduğunu kabul etmekle birlikte, sınırın karşılıklı kıyılardan çizilecek bir orta hat olması şeklindeki Kanada iddiasının, olayın özellikleri ışığında hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olacağı gerekçesiyle aynen kabul edilemeyeceği sonucuna varmıştır. Divan a göre, böyle düzeltilmemiş bir orta hat, Körfez in batı yakası bütünüyle A.B.D. ye ait olduğu halde, bunun orta hattın yönü üzerinde hiçbir etkisinin olmaması, Kanada nın iki devlet arasındaki kara sınırı A.B.D. kıyılarının ortasından geçmişcesine hak kazanması sonucunu doğuracaktır. İki devletin kıyı uzunlukları arasındaki önemli farklılığın göz ardı edilemeyeceğini belirterek Divan, çizilecek orta hatta kıyılar arasındaki 1.38 e 1 oranını yansıtacak bir düzeltme yapılmasına karar vermiştir. 126 Divan, kıyı uzunlukları arasındaki oranı göz önüne alarak orta hatta bazı düzeltmeler yapılmasına karar verildikten sonra, A.B.D. nin eşit uzaklıktaki orta hattın kendi kıyılarının denize doğru uzantısını kesme sonucunu doğurması nedeniyle uygun bir yöntem olmadığı yolundaki iddiasını, kıyı uzunlukları arasındaki oran göz önünde tutularak orta hatta 126 I.C.J. Reports 1984, paras ; TOLUNER, Milletlerarası, s
59 yapılan düzeltmeden sonra, bir başka kritere dayanılarak düzeltmenin tekrarlanamayacağı gerekçesiyle, gereksiz bulmuştur. 127 Maine Körfezi Davası nda, sınırlandırmada adalar sorunu iki açıdan ele alınmıştır. Birincisi; uyuşmazlık konusu alanların eşit olarak bölünmesini sağlayacak bir geometrik metodun uygulanması sırasında kıyı yakınındaki adaların esas alınıp alınamayacağı, ikincisi; sınırlandırılacak alanda bulunan adalara tanınacak deniz alanlarının kapsamı sorunudur. Birinci sorunla ilgili olarak Divan, belirli bir bölgenin eşit olarak bölünmesini sağlayacak olan hat saptanırken, bazen karadan oldukça uzaktaki küçük adaların, meskûn olmayan kaya ve cezir yüksekliklerinin dikkate alınmasının sakıncalara neden olduğuna işaret etmiş, ancak bu coğrafi olgulardan herhangi birinin bir ölçüde önemli olması durumunda bunlara hakkaniyet uyarınca sınırlı bir düzeltici etki tanınabileceğini belirtmiştir. 128 Maine Körfezi Davası nda adalarla ilgili ikinci soruna, Nova Scotia açıklarında Kanada egemenliğinde bulunan, iki buçuk mil uzunluğunda, 50 feet deniz üstünde, yıl boyunca meskûn, Körfez in girişinden 9 mil içeride olan Seal Adası ile çevresindeki ada ve adacıklara sınırlandırmada tanınacak etki nedeniyle değinilmiştir. 129 Divan, söz konusu adaların büyüklükleri ve coğrafi konumları nedeniyle ihmal edilemeyeceklerini kabul etmekle birlikte, iki ülke arasındaki sınırlandırmada bu adalara tam etki tanınmasını aşırı bularak yarım etki tanınmasına karar vermiştir. Sonuç olarak, A.B.D. ile Kanada nın, Körfez deki kıyı uzunluklarının birbiri karşısındaki oranı; 1.38 e 1 iken, Seal Adaları na yarım etki tanınması I.C.J. Reports 1984, para 220. I.C.J. Reports 1984, paras ; AHNISH, s TOLUNER, Milletlerarası, s
60 suretiyle orta hatta yapılan değişiklikle A.B.D. ve Kanada nın sahip oldukları deniz alanlarının oranı; 1.32 ye 1 şeklinde, gerçekleşmiştir. 130 b. Libya Malta Kıta Sahanlığı Davası 131 Libya-Malta Kıta Sahanlığı Davası, Divan ın ilk kez bir ada devletine 132 tanınacak deniz alanları konusunda bir karar vermek durumunda kalması nedeniyle özellik taşır. Daha önceki davalarda, hep sınırlandırılacak alanda anakara ülkesi yanında ada ülkesinin bulunması söz konusuydu. Ayrıca Libya Malta Kıta Sahanlığı Davası, bağımsız bir ada devletine tanınacak kıta sahanlığı kesiminin, tarafların kıyı uzunlukları arasındaki önemli fark, (Libya 192 mil, Malta 24 mil) kıyılar arasındaki geniş mesafe, eşit uzaklık metodunun uygulanmasında seçilecek esas noktalar, (Malta kıyısında meskûn olmayan Filfa Adacığı esas nokta olarak kabul edilmemiştir) genel coğrafi çerçeve (general geographical context) olarak ifade edilen ilgili koşullar göz önünde tutularak açıkça kısıtlandığı bir dava olması nedeniyle de büyük önem taşır. 133 Daha da önemlisi, kıta sahanlığının temelini ilgilendiren ve yerleşmiş olan ilkelerde önemli değişiklikler yapmıştır. 134 Libya ve Malta, ülkelerine bitişik kıta sahanlığı alanlarının sınırlandırılması konusunda uyuşmazlığa düşmüşler ve aralarında yaptıkları Özel Anlaşma (tahkimname) ile, uyuşmazlığı U.A.D. ye götürmeyi 130 VAN DYKE, s. 70; ELFERINK, s. 82; AHNISH, s Libya Malta Bölge Haritası için bkz. Ek Davanın taraflarından olan Malta, bir ada devleti olup; dört meskûn ada ve bir de meskûn olmayan Filfa Adacığı ndan oluşmaktadır. Meskûn olan adalardan; Malta 246 km 2, Gozo 66 km 2, Cominotto 1/10 km 2, Comino 2.7 km 2 dir. Aslan GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı Hukukunda Yeni Gelişmeler (Libya Malta Davası), Hukuk Araştırmaları, C:I, S: 3 (1986), s TOLUNER, Milletlerarası, s GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı, s
61 kararlaştırmışlardır. Sözü edilen Tahkimname nin 1 inci maddesiyle taraflar, U.A.D. den ülkelerine bitişik kıta sahanlığı alanlarının sınırlandırılmasında uygulanabilecek uluslararası hukuk ilke ve kuralları ile söz konusu ilke ve kuralların davada kendileri tarafından ne şekilde uygulanacağını belirlemesini istemişlerdir. 135 Taraflar, uyuşmazlığa örf ve âdet hukuku kurallarının uygulanması konusunda görüş birliği içindedirler. Şöyle ki; Malta, 1958 tarihli Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ne taraftır, Libya ise, taraf değildir. Dolayısıyla, adı geçen Sözleşme nin 6 ncı maddesinde yer alan sınırlandırmaya ilişkin hükümler, Libya ile Malta arasındaki kıta sahanlığı uyuşmazlığına uygulanamaz. Her iki tarafta 1982 B.M.D.H.S. yi imzalamış, fakat söz konusu Sözleşme dava esnasında henüz yürürlüğe girmemiştir. Böylelikle 1982 B.M.D.H.S. de uyuşmazlığa uygulanamaz. Ayrıca Tahkimname, uygulanacak maddi hukukla ilgili hiçbir kayıt taşımamaktadır. 136 Malta, 1982 tarihli B.M.D.H.S. nin 76 ncı maddesinde 200 mil genişliğe kadar olan sualtı alanlarında kıta sahanlığı haklarının tanınmış olduğuna değinerek, bu ölçütün kabul edilmesinden sonra, doğal uzantı kavramının jeolojik verilere göre değil, kıyıdan itibaren belirli bir mesafeye göre tanımlanması gerektiğini; jeolojik ve jeomorfolojik verilerin 200 milin ötesindeki sualtı alanlarının sınırlandırılmasında esas alınabileceğini belirterek, sınırlandırmanın eşit uzaklık ilkesi uygulanarak yapılmasını ileri sürmüştür AHNISH, s. 324; ELFERINK, s. 90. GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı, s
62 Libya, 1982 B.M.D.H.S. nin henüz yürürlüğe girmediğine, taraflar arasında bağlayıcılık kazanmadığına işaret etmiştir. 137 Ayrıca Libya, bir devletin kara ülkesinin sualtındaki uzantısı nasıl jeolojik bir vakıa ise, jeolojik ve jeomorfolojik yönleriyle doğal uzantının da kıta sahanlığı üzerinde hak talep etmenin hukuksal temelini oluşturduğunu, sınırlandırmanın doğal uzantı ilkesi uyarınca yapılması gerektiğini, eğer iki ülkeye bitişik kıta sahanlığı alanlarının ara yerinde bir kesinti varsa, sınırlandırmanın kesintinin doğrultusunu takip etmesi gerektiğini ve Libya ile Malta nın ülkelerine bitişik kıta sahanlığı alanları arasında böyle bir kesinti bölgesi (Rift Zone) 138 bulunduğunu, iki ülkenin kıta sahanlığının çakışmadığını, her birinin doğal uzantısının söz konusu kesinti bölgesinde bittiğini, dolayısıyla kesinti bölgesinin tarafların sahip olduğu kıta sahanlığı alanlarının sınırını oluşturduğunu ileri sürmektedir. 139 Libya, yukarıdaki iddialarına ek olarak; kıyının gerisindeki kara kütlesinin, kıta sahanlığı haklarının maddi temelini oluşturduğu, daha büyük kara kütlesi olan devletin, daha geniş bir kıta sahanlığı olması gerektiği gerekçesiyle; sınırlandırmada dikkate alınmasını ve iki ülke kıyılarının uzunluğu ile devletlere verilecek kıta sahanlığı alanları arasında makul bir 137 TOLUNER, Milletlerarası, s Libya kendi ülkesinin doğal uzantısının, Rift Zone dediği ve Malta Adaları na daha yakın olan bir yere kadar uzandığını ileri sürmüştür. Bu bölgede bir dizi derin çukur (trough) vardır. Derin çukurlar; kuzeybatı, güneydoğu istikametinde olup metre derinliğe kadar varırlar. Sözü geçen çukurlar Akdeniz Uluslararası Batimetrik Haritası nda, Libya Çukuru (Libyan Trough), Pantelleria Çukuru ve Linosa Çukuru diye tanımlanmıştır. Çukurların doğusunda uzanan daha az derin Malta Kanalı ve Medina Kanalı vardır. Libya ya göre, iki ülkenin kıta sahanlığı alanları arasındaki sınır bu bölge boyunca olmalıdır. Bahse konu bölge iki tektonik plaka arasında çok belirgin bir kesinti oluşturacak kadar önemli bir jeolojik unsur oluşturmaktadır. I.C.J.Reports 1985, paras 35, 38; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı, s Case Concerning the Continental Shelf (Libyan Arab Jamahiriya/Malta) Judgement of 3 June 1985, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders, 1985, para 37. (Bundan sonra I.C.J. Reports 1985 olarak geçecektir.) 54
63 oranın bulunması gerektiğini belirtmiştir. 140 Malta, Libya nın kıyıların uzunluğu ve oransallık iddialarına karşılık, eşit uzaklık ilkesini desteklemek için devletlerin egemen eşitliği ilkesine başvurmuştur. 141 Malta, sınırlandırmada ada devletlerine tanınacak kıta sahanlığı alanlarıyla anakara ülkesi yanında yer alan adalara tanınacak hakların aynı olamayacağını; ikinci durumda büyüklük, coğrafi konum, nüfus veya ekonomik nedenlerle, adalara sınırlı bir etki tanınabilirse de, ada devletlerinin deniz alanları saptanırken tanınacak alanların bu gibi nedenlerle kısıtlanamayacağını; devletlerin egemen eşitliği ilkesinin karşılıklı kıyılardan çizilecek orta hatta kıyı uzunlukları veya orantı faktörüne başvurularak düzeltme yapılmamasını gerektirdiğini ileri sürmüştür. 142 Malta kıta sahanlığının sınırlandırılmasında, eşit uzaklık ilkesinin uygulanmasını savunurken, iddiasını desteklemek için ekonomik faktörlere ve güvenlikle ilgili gerekçelere de dayanmıştır. Divan, 3 Haziran 1985 tarihli Libya Malta Kıta Sahanlığı Davası Kararı nda; 143 her ne kadar dava kıta sahanlığının sınırlandırılmasıyla ilgili olsa da, münhasır ekonomik bölgenin esasını teşkil eden kuralların inceleme dışı bırakılamayacağını belirtmiştir. Modern hukukta kıta sahanlığı ile münhasır ekonomik bölge kavramlarının birbirlerine bağlanmış olduğuna, münhasır ekonomik bölge ilan eden bir devletin, böylelikle kıta sahanlığı hakları da kazanacağı hususuna işaret eden Divan, bu noktadan hareketle 140 I.C.J.Reports 1985, para I.C.J. Reports 1985, para 54. Malta ya göre, madem ki devletler eşittir ve eşit şekilde egemendir; her devletin egemenliğinin yarattığı deniz sahaları, devletlerden birinin kıyısı diğerininkinden uzun olsa bile, aynı hukuki değere sahip olmalıdır. GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı, s TOLUNER, Milletlerarası, s Libya Malta Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Haritası için bkz. Ek
64 kıta sahanlığı sınırlandırılırken, bir devletin hukuken talep edebileceği münhasır ekonomik bölge alanının azami sınırının göz önünde tutulması gerektiğini, her iki kavrama ortak bir unsur olan kıyıdan uzaklık unsurunun daha büyük önem kazandığını belirtmiştir. Divan a göre, hak kaynağı olarak mesafeyi esas alan münhasır ekonomik bölge kavramı, örf ve âdet hukukunun bir parçası olup Libya tarafından da tanınmıştır. Kıta sahanlığı olmaksızın, münhasır ekonomik bölge olamayacağına göre, mesafe ölçütünün münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırılmasında olduğu gibi, kıta sahanlığının sınırlandırılmasında da uygulanması gerekir. Aynı husus, 1982 B.M.D.H.S. nin 76 ncı maddesinin 1 inci fıkrası hükümlerinde bağımsız olarak da vardır. Ancak Divan, söz konusu durumun doğal uzantı ölçütünün yerine, mesafe ölçütünün yerleştiği anlamına gelmediğini, kıta kenarının kıyıdan itibaren 200 mile kadar ulaşmadığı durumlarda fiziki kaynağına rağmen, devamlı şekilde karmaşık ve hukuki bir kavram haline gelen doğal uzantının,deniz yatağı ve toprak altının jeolojik yapısı ne olursa olsun, kıyıdan belli bir mesafeye göre belirlenebileceğini, doğal uzantı ve mesafe kavramlarının bu sebeple birbirinin karşıtı değil, birbirini tamamlayan kavramlar olduğunu ve ikisi de kıta sahanlığının hukuksal tanımının esaslı unsurları olarak görülse de sınırlandırmada doğal uzantı esasının işlevinin 200 milin ötesindeki sualtı alanlarının sınırlandırılması durumuna hasredildiğini belirtmiştir I.C.J. Reports 1985, para
65 Divan, Libya nın kesinti bölgesinin, iki ülkenin kıta sahanlığı arasında doğal bir sınır oluşturduğu iddiasını reddederek, hukukta meydana gelen gelişmeler sonucunda her devlet deniz yatağı ve toprak altının jeolojik özellikleri ne olursa olsun, kıyıdan itibaren 200 mile kadar uzanan kıta sahanlığını talep etme hakkına sahip olduğu için, 200 millik mesafe içinde ne hak kaynağının doğrulanmasında ne de sınırlandırmanın gerçekleştirilmesinde jeolojik ve jeomorfolojik faktörleri dikkate alacağını, Libya ve Malta arasındaki mesafenin 400 milden az olduğunu ve bundan ötürü herhangi bir jeofizik yapının her iki kıyıdan 200 mil ötede yer almasının imkânsız olduğunu belirterek, kesinti bölgesinin bir doğal sınırmış gibi Malta kıta sahanlığının, güneye doğru uzantısını kesen veya Libya nınkini kuzeye doğru genişleten bir temel kesinti oluşturmayacağı sonucuna varmıştır tarihli B.M.D.H.S. nin, kıyıdan itibaren belli bir mesafenin hak kaynağı olduğunu belirten maddelerinden hareketle, jeolojik anlamda doğal uzantı esasının sınırlandırmada işlevini reddeden Divan, hak kaynağı olarak mesafe ölçütünün kabul edilmesiyle eşit uzaklık metodunun, özellikle karşılıklı kıyılarda gerçekleştirilecek bir sınırlandırmada öncelik kazandığı yolundaki Malta iddiasını; kıyı devletinin deniz yatağı ve toprak altının fiziksel özellikleri ne olursa olsun, kıyıdan mesafe nedeniyle kıta sahanlığı hakları kazanabilmesinin, kıyıların karşı karşıya olduğu bir durumda dahi eşit uzaklık metodunun tek uygun sınırlandırma metodu olmasına ve hatta müsaade edilmiş tek hareket noktası sayılmasına yol açmayacağı, ilgili koşullar altında 145 I.C.J. Reports 1985, paras 39-41; BAŞEREN, Kıta, s. 62; TOLUNER, Milletlerarası,
66 hakça ilkelerin uygulanmasının daha başlangıçta, bir başka metot veya metotlar birleşiminin kabulünü gerekli kılabileceği gerekçesiyle reddetmiştir. 146 Uluslararası uygulamanın, sınırlandırma metodu olarak eşit uzaklık ilkesine veya diğer herhangi bir metoda başvurulmasını, hatta başlangıçta başvurulmasını gerekli kılan bir kuralın varlığını doğrulamadığı sonucuna varan Divan, söz konusu ilkeye dayandırılarak gerçekleştirilen sınırlandırmaların sayısal çokluğunun eşit uzaklık metodunun pek çok durumda hakkaniyete uygun bir sonucu gerçekleştirdiğini göstermekten başka bir değer taşımadığını belirtmiştir. 147 Yargısal içtihadın kıta sahanlığının hakkaniyete uygun bir sonucu gerçekleştirmek için hakça ilkeler uygulanmak suretiyle sınırlandırılması gereği üzerinde birleştiğine işaret eden Divan, hakça ilkeleri sınırlandırmanın temel normu olarak nitelendirmiştir. Divan, daha sonra mesafe ölçütüne dayalı bir ilke olan eşit uzaklık ilkesinin karşılıklı kıyılar arasındaki sınırlandırmada genellikle hakkaniyete uygun bir sonuca ulaştırdığı hususuna değinerek, iki devlet kıyıları arasında geçici olarak böyle bir hat saptanmasını uygun bulmuştur. Eşit uzaklıktaki orta hattın saptanmasında Filfa Adacığı nın esas alınmamasını, bu hattın hakkaniyete uygunluğu açısından gerekli bulan Divan, tarafların kıyı uzunlukları arasındaki büyük farkın, (Libya 192 mil, Malta 24 mil) orta hattın I.C.J. Reports, 1985, para 43; TOLUNER, Milletlerarası, s TOLUNER, Milletlerarası, s
67 Libya ya daha geniş bir alanın verilmesini sağlayacak biçimde düzeltilmesini haklı kıldığı sonucuna varmıştır. 148 Bu noktada, sınırlandırmanın gerçekleştirileceği genel coğrafi çerçeve kavramı devreye girmiştir. Divan a göre sorunu, yalnız iki devlete ait kıta sahanlığının sınırlandırılması sorunu olarak görmek doğru olmaz. Olayda söz konusu olan Orta Akdeniz in kuzey ve güney kıyılarının bir bölümünün sınırlandırılmasıdır. Genel coğrafi çerçeve içinde Malta Adaları, kuzeydeki kıyının güneyinde çok sınırlı bir kıyı kesimini oluşturan küçük bir olgu (minor feature) olarak yer alır. Bölgenin genel coğrafyası açısından Malta Adaları nın güneye doğru olan konumu, ilgili durum olarak göz önünde tutulması gereken bir olgudur. Divan birinci olarak, genel coğrafi çerçeve içinde Malta nın yarı - kapalı bir denizde oldukça küçük bir olgu oluşunu ikinci olarak, tarafların kıyı uzunlukları arasındaki büyük farkı göz önünde bulundurarak geçici orta hatta sınırın Malta kıyılarının daha yakınından geçmesini sağlayacak biçimde bazı düzeltmeler yapılması ve düzeltmenin ortamın özellikleri içinde orta hattın olduğu gibi kuzeye kaydırılması biçiminde gerçekleştirilmesi gerektiğine karar vermiş, orta hattın ne ölçüde kuzeye kaydırılacağını kararlaştırırken de Divan, Malta Adaları İtalya ya ait olsaydı; bu adaya ne kadar az olursa olsun bir etki tanınacağı için, sınırın daha da güneyden geçeceğini, o halde bağımsız bir devlet olan Malta, İtalya ya ait bir ülke olduğunda bulunabileceği 148 I.C.J Reports 1985, para 68; TOLUNER, Milletlerarası, s ; Divan a göre, kıyıları karşı karşıya olan devletler arasındaki sınırlandırmalarda, eşit uzaklık ilkesinin birinci safhada kullanılması, daha sonra başka araçlarla hakkaniyete uygun bir sonuç elde etmek üzere düzeltilmesi uygundur. Bu şekilde çizilen orta hat geçicidir. Eşit uzaklık metodu sınırlandırmalarda uygulanacak tek metot değildir. Diğer metotlar gibi, bu metot da kullanıldığında hakkaniyete uygun bir sonuca götürmelidir. GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı, s
68 konumdan daha kötü bir durumda olamayacağına göre, Malta Libya arasındaki sınırın, Sicilya Libya arasındaki orta hattın güneyinden geçmesinin zorunlu olduğunu düşünmüştür. Böylece, orta hattın aşağı yukarı orta konumunu yitirmeksizin veya güvenlik gibi faktörlerin göz önünde tutulmasını gerektirecek kadar bir kıyının yakınından geçirilmeksizin ne ölçüde kuzeye kaydırılacağını kararlaştırırken de kıyılar arasındaki mesafe unsurunu devreye sokmuştur. Divan, olayda hakkaniyete uygun sonuca ulaşılmasını sağlamak için önemli bir düzeltme yapılması olanağının bulunduğuna değinerek, Malta Libya orta hattının 18 kuzeye kaydırılması ve sınırın kuzey noktasından geçirilmesi durumunda böyle bir sonucun gerçekleştirilmiş olacağına karar vermiştir. 149 Libya Malta Kıta Sahanlığı Davası nda Divan, ayrıca karşılıklı kıyılardan saptanacak eşit uzaklıktaki orta hat esası uyarınca, Malta ya ait olacak alanın ancak dörtte birinin, bu hatta yaptığı düzeltme sonucunda Malta nın kıta sahanlığı alanı olduğuna hükmetmiştir. 150 Malta nın, kıta sahanlığı sınırlandırmasında dikkate alınması gereken faktörler arasında belirttiği, ekonomik faktörlerle ilgili olarak Divan; sınırlandırmanın iki tarafın ekonomik durumu ile etkilenmesinin kabul edilemeyeceğini, daha az zengin olan ülkeye bağlı kıta sahanlığının o ülkenin ekonomik yetersizliklerini gidermek üzere artırılamayacağını, bu gibi gerekçelerin; hem hakkın esası, hem de sınırlandırma bakımından tamamen ilgisiz olduğunu belirtmiştir TOLUNER, Milletlerarası, s ; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı.., s. 20. TOLUNER, Milletlerarası, s I.C.J. Reports 1985, para 50; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı, s
69 Libya Malta Kıta Sahanlığı Davası nda Malta nın, güvenlik ve savunma çıkarlarının hakkaniyete uygun biçimde gözetilmesi için, her devlete kıyıları çevresindeki alanları kontrol etme olanağını sağlayan eşit uzaklık metodunun uygulanması gerektiği yönündeki iddiasını Divan tamamen reddetmemiştir. Truman Bildirisi ne atıf yapan Divan, güvenlik gerekçesinin kıta sahanlığı kavramıyla ilgisiz olmadığına değinmiş, ayrıca kıta sahanlığı kavramının kıyı devletinin söz konusu alanı askerî bakımdan kullanma hakkına izin verip vermediği konusunun taraflarca ortaya atılmadığını belirttikten sonra, saptanan sınırın, bir güvenlik sorunu doğuracak kadar tarafların herhangi birisinin kıyılarının yakınından geçirilmediği gerekçesiyle tartışmalı olan bu konuyu aydınlatmamıştır. 152 c. Saint Pierre ve Miquelon Adaları Davası 153 Uyuşmazlığa konu olan Saint Pierre ve Miquelon Adaları, 154 Fransa ya ait fakat Kanada nın kıyılarına çok yakın küçük adalardır. Toplam olarak 237 km 2 alana sahiptirler. 155 Kanada ve Fransa nın 12 mil genişliğinde karasuları uygulaması mevcuttur. Kanada ve Fransa; Kanada sahili ile adalar arasında deniz alanının sınırlandırılması konusunda 1972 yılında anlaşmışlardır. Taraflar, 1989 tarihli Hakemlik Anlaşması ile 1972 yılında 152 I.C.J. Reports 1985, para 51; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı, s ; TOLUNER, Milletlerarası, s Saint Pierre ve Miquelon Adaları Bölge Haritası için bkz. Ek Miquelon un alanı 210 km 2 dir. Kanada nın New Foundland anakarasının 27 mil güneyinde yer alır. Miquelon un hemen güneyinde Longlade Adası bulunmaktadır. Longlade Adası nın güneyinde ise, Saint Pierre Adası vardır. Saint Pierre Adası Kanada nın Burin Yarımadası nın 10 mil güneybatısındadır. Alanı 27 km 2 dir. Aslan GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı Konusunda Yeni Gelişmeler: Grönland Jan Mayen ve Saint Pierre ve Miquelon Davaları, Hukuk Araştırmaları, C:10, S: 1-3 (1996), s ELFERINK, s
70 belirlenen deniz sınırının iki tarafında, açık denize doğru giden bölgede, kıta sahanlığı ve balıkçılık bölgelerini de içeren geri kalan kısmının sınırlarının çizilmesi için Hakem Mahkemesi ne başvurmuşlardır. 156 Kanada ile Kanada kıyıları açığındaki denizaşırı Fransız adaları St. Pierre ve Miquelon arasındaki uyuşmazlıkta; Fransa, adaların da kendi kıta sahanlığı alanlarının olması gerektiğini ve sınırlandırmanın, Kanada sahili ile adalar arasında eşit uzaklık ilkesi uyarınca yapılmasının uygun olacağını iddia etmiş, Kanada ise; adaların, bölgenin durumu yönünden özel durum teşkil ettiğini, söz konusu adalar fiziki açıdan Kanada kıta sahanlığı alanı üzerinde olduğundan bunların, kendi kıta sahanlıklarının olamayacağını ve Fransa nın sözü edilen adalar etrafında sadece 12 millik bir karasuları alanına sahip olabileceğini ileri sürmüştür. 157 Hakem Mahkemesi, 10 Haziran 1992 tarihli Kararı nda 158 iki görüşü de kabul etmemiştir. Hakem Mahkemesi, Saint Pierre ve Miquelon Adaları na batıya bakan cephede 24 millik deniz alanı öngörmüş, güneybatıda kalan alanı 12 millik deniz alanıyla sınırlandırmış ve adaların açık denize bakan tarafında 10.5 millik bir koridor oluşturmuştur. Ayrıca Mahkeme, güneyde 156 ELFERINK, s. 98; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı Konusunda, s Jonathan I.CHARNEY, Progress in International Maritime Boundary Delimitation Law, The American Journal of International Law, Volume: 88, No: 2 (April 1994), s. 230; ELFERINK, s Saint Pierre ve Miquelon Adaları Sınırlandırma Haritası için bkz. Ek
71 deniz yönündeki sektörde, 10.5 mil genişliğinde ve 200 mil uzunluğunda bir koridor oluşturulmasına karar vermiştir. 159 d. Greenland Jan Mayen Davası 160 Greenland Jan Mayen Davası, Danimarka egemenliğinde bulunan Greenland ile Norveç egemenliğinde bulunan Jan Mayen arasındaki deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkindir. Uyuşmazlığa konu olan adalardan Greenland, çok büyük bir adadır, Jan Mayen Adası ise, üzerinde yerleşim olmayan küçük bir ada olup, Greenland ile arasındaki mesafe 250 mil kadardır. 161 Jan Mayen ve Greenland Adaları arasındaki uyuşmazlık; 1988 yılında U.A.D. Statüsü nün 36 ncı maddesinin 2 nci fıkrasına dayanan Danimarka nın tek taraflı başvurusu ile Divan a götürülmüştür. Böylece Greenland Jan Mayen Davası, Özel Anlaşma (tahkimname) olmaksızın Divan a sunulan ilk dava olması nedeniyle özellik taşır. 162 Danimarka Divan dan; Greenland Adası nın doğu kıyılarından başlamak üzere 200 mil genişlikte bir balıkçılık ve kıta sahanlığı alanının Greenland a ait olduğunu beyan etmesini, bunu saptayacak tek bir hattın çizilmesine hükmetmesini istemiştir. Norveç ise, Divan dan; Greenland ile Jan Mayen arasındaki kıta sahanlığını ve balıkçılık bölgesini bir orta hat çizmek suretiyle ayrı ayrı belirlemesini talep etmiş, ayrıca Jan Mayen Adası nın da 159 CHARNEY, s. 230; ELFERINK, s ; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı Konusunda, s Greenland Jan Mayen Bölge Haritası için bkz. Ek CHARNEY, s. 230; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı Hukukunda, s ELFERINK, s. 104; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı Hukukunda, s. 584; Ayrıca, U.A.D. Statüsü md. 36/2 için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası, s
72 prensip olarak Greenland Adası kadar kıta sahanlığı ve balıkçılık bölgesine sahip olduğunu iddia etmiştir. 163 Divan, Jan Mayen ile Greenland Adaları arasındaki kıta sahanlığı ve balıkçılık bölgelerinin sınırlandırılmasına ilişkin uyuşmazlıkta, 164 önce geçici bir orta hat çizmiş, sonra da geçici orta hattın düzeltilmesini gerektiren unsurların olup olmadığını araştırmıştır. Divan a göre; hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşabilmek için, göz önünde bulundurulması gereken unsurlardan ilki; Greenland ın ilgili kıyıları ile Jan Mayen in ilgili kıyılarının uzunlukları arasındaki büyük farktır ki, aradaki oran yaklaşık 9 a 1 dir. Bu oransızlık orta hattın düzeltilmesini gerektirecektir. İkinci unsur ise; tarafların ilgili kıyılarının uzunluğu ile, taraflara verilen alanların kapsamı arasında makul bir oranın sağlanmasıdır. Bir başka unsur; devletin sahilinin önündeki ve denizin altındaki uzantısının kesilmemesidir. Sınırlandırmada dikkate alınacak diğer unsurlar ise; sınırlandırma bölgesinde bulunan ekonomik kaynaklar, güvenlik ile ilgili çekinceler ve uzun kıyıların açığındaki küçük adalara tam etki verilmemesidir. Divan, yaptığı değerlendirmeler sonucunda; Greenland ve Jan Mayen arasındaki sınırın ne orta hatta göre, ne de Danimarka nın dediği şekilde Greenland kıyılarından itibaren 200 mil mesafede çizileceğini belirtmiş, İngiltere-Fransa ve Libya-Malta Kıta Sahanlığı Davaları nda olduğu gibi, orta hatta bir takım düzeltmelere giderek, 14 Haziran 1993 tarihli Kararı yla; ELFERINK, s ; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı Hukukunda, s Greenland Jan Mayen Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Haritası için bkz. Ek
73 Danimarka nın önerdiği 200 mil hattı ile, Norveç in önerdiği orta hat arasında bir sınıra hükmetmiştir. 165 e. Eritre-Yemen Davası 166 Kızıldeniz in batı yakasında, Afrika kıtasında yer alan Eritre ve Kızıldeniz in doğu yakasında, Arap Yarımadası nda yer alan Yemen, Kızıldeniz in güneyinde Bab el - Mandep in hemen kuzeyinde karşılıklı sahillere sahip olan iki devlettir. Eritre - Yemen arasındaki uyuşmazlık konusu, eski Osmanlı toprağı olan bazı Kızıldeniz Adaları üzerindeki egemenlik uyuşmazlığı ve aralarındaki deniz sınırlandırması sorunudur. 167 Her iki devlet, 21 Mayıs 1996 tarihinde yaptıkları İlkelere İlişkin Anlaşma 168 ile söz konusu egemenlik uyuşmazlığını ve deniz sınırlandırması sorununu hakemlik yolu ile çözmeye karar vermişlerdir. Nitekim taraflar 3 Ekim 1996 tarihinde yapmış oldukları Hakemlik Anlaşması 169 ile bir Hakem Mahkemesi kurulmasına karar vermişler ve söz konusu Anlaşma ile, Hakem Mahkemesi nden, ilk aşamada, aralarında egemenlik uyuşmazlığı yaşanan bazı adalar üzerinde kimin egemen olduğunu, ikinci aşamada ise, aralarındaki deniz sınırını, bir başka ifade ile, aralarındaki karasuları, kıta 165 ELFERINK, s ; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı Hukukunda, s ; CHARNEY, s, Eritre Yemen Bölge Haritası için bkz. Ek Sertaç Hami BAŞEREN, Eritre/Yemen Kararı nın Ege Kıta Sahanlığı Sınırlandırmasına Tesirleri, Ege Kıta Sahanlığı ve İlişkili Sorunlar Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Aslan GÜNDÜZ Hüseyin ÖZTÜRK (ed.), Tüdav Yayınları No: 12, İstanbul, 2002, s İlkelere İlişkin Anlaşma (Agreement on Principles), metni için bkz Hakemlik Anlaşması, (Arbitration Agreement), metni için bkz. 65
74 sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırını belirlemesini istemişlerdir. 170 Mahkeme, egemenlik uyuşmazlığına ilişkin ilk aşamaya yönelik kararını 9 Ekim 1998 de, bizim burada inceleyecek olduğumuz, deniz sınırlandırılmasına ilişkin ikinci aşama kararını ise, 17 Aralık 1999 da vermiştir. 171 Eritre-Yemen Davasında, deniz sınırlarının çizilmesi için oluşturdukları Hakem Mahkemesi önünde tarafların her ikisi de taleplerini; eşit uzaklık ilkesine dayandırmış olmalarına rağmen, eşit uzaklık metodunu uygulamak için farklı noktaları esas almalarından dolayı ortaya çıkardıkları sınır çizgileri de birbirinden farklı olmuştur. 172 Taraflar, Mahkeme den deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin sorunu, B.M.D.H.S. ve ilgili diğer faktörleri göz önünde bulundurarak çözmesini istemişlerdir. 173 Sorun Hakem Mahkemesi ne götürüldüğünde, mevcut ulusal düzenlemesine göre, Yemen karasuları 12 mildir. 24 mil genişliğinde bir bitişik bölgesi, 200 mil münhasır ekonomik bölgesi vardır. Kıta sahanlığı 200 mil ya da kıta kenarının dış sınırına kadar uzanmaktadır. Eritre nin ulusal 170 Tarafların isteği üzerine Mahkeme, davayı iki safha olarak görmüştür. Birinci safhada (Phase I) aidiyeti taraflar arasında tartışmalı olan bazı adaların üzerinde kimin egemen olduğuna karar verilmiştir. İkinci safhada (Phase II) ise, taraflar arasındaki deniz sınırlarının çizilmesi hükme bağlanmıştır. 3 Ekim 1996 tarihli Hakemlik Anlaşması md. 2 için bkz BAŞEREN, Eritre/Yemen, s Dolunay ÖZBEK, Ege Kıta Sahanlığı Sınırlandırmasında Eşit Uzaklık ve Hakkaniyet İlkelerinin Yeri, Ege Kıta Sahanlığı ve İlişkili Sorunlar Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Aslan GÜNDÜZ Hüseyin ÖZTÜRK (ed.), Tüdav Yayınları No: 12, İstanbul, 2002, s. 50; BAŞEREN, Eritre-Yemen, s Bkz. İlkelere ilişkin Anlaşma (Agreement on Principles), md. 3/2 para 2. 66
75 düzenlemesinde ise, yalnızca karasularının genişliğinin 12 mil olduğu belirtilmiştir. 174 Davada Yemen, eşit uzaklık ilkesine dayalı tek deniz sınırı çizilmesini istemiştir. Yemen in çizilmesini istediği orta hat kendi anakara ülkesinin sahillerinin ve adalarının esas noktalarını dikkate almış, bazı Eritre Adaları nın esas noktalarının etkisini ise hesaba katmamıştır. Yemen, sınırı belirleyebilmek için sınırlandırma alanını Kuzey, Güney ve Merkez olmak üzere üç alt bölgeye ayırmıştır. Kuzey Bölgesi nde, her iki tarafın esas noktaları dikkate alınmamıştır. Yemen, Dahlak Adaları nın Eritre anakarasının sahilinin bir parçası olduğunu ve eşit uzaklık çizgisinin saptanmasında dikkate alınması gerektiğini kabul ederek, Jabal al Tayr ve Zubayr grubuna dahil kendi adalarının da aynı şekilde dikkate alınması gerektiğini iddia etmiştir. Bunun, taraflardan her biri ilgili anakaraların sahillerinden aynı uzaklıkta bulunan aynı kıyısal görüntüler ortaya çıkaran mukayese edilebilir büyüklükte adalara sahip olduğu için, her iki tarafın adalarının esas noktalarının dengeli olarak ele alındığına işaret edeceğini ileri sürmüştür. Yemen, kendi egemenliği altındaki Haniş Adalar Grubuna Merkez Bölgesi nde tam etki tanırken, Güneybatı Kayalığı ve Haycock Adaları nın sadece seyr-ü sefere ilişkin bir risk unsuru olduğunu iddia etmiştir. Yemen e göre, sözü edilen yerler sınırlandırmada rol oynamaya elverişli değildir. Güney Bölgesi nde Yemen in iddiası, Assab Körfezi ni Eritre iç suları olarak kabul eden Fatuma, Derchos ve Ras Mukwar Adaları na tam etki tanıyan daha basit bir eşit uzaklık çizgisine dönüşmüştür. Yemen in ileri sürdüğü 174 United Nations, The Law of the Sea-National Legislation on the Territorial Sea: The Right of Innocent Passage and the Contiguous Zone, 1995, s
76 çizgi, bazı Eritre Adaları nı hesaba katmadığı gibi Eritre sahilinde en yüksek su hattını, Yemen sahilinde ise, en düşük su hattını esas hat olarak almıştır. Ayrıca Yemen özellikle, güvenlik üzerinde de durmuş ve eşit uzaklık temelinde çizilecek sınırın hakkaniyete dayalı bir çözümü sağlaması için bu hususun göz önünde bulundurulmasını istemiştir. Yemen e göre, güvenlik, hakların tedricî ihlalinin önlenmesinden daha ilgi çekici hiçbir şey akla getirmemektedir. Güvenlik sorunu ya da hakların tedricî ihlalinin önlenmesi en çok Haniş Grubu Adaları ile Eritre sahilleri arasında dar deniz alanlarında ortaya çıkmaktadır. 175 Eritre ye göre ise, kuzeydeki kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlandırmasında eşit uzaklık çizgisinin belirlenmesinde Yemen in Kızıldeniz in ortasında açık denizdeki küçük adacıkları Jabal al Tayr ve Zubayr grubu dikkate alınmamalıdır. Buna karşılık Eritre, merkezde Güneybatı Kayalıkları ve Haycock lar ile Zuqar Haniş grubu adalar arasında karasuları sınırlandırması ele alındığı için, bunların (kendi egemenliğindeki Güneybatı Kayalıkları ve Haycock ların) dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür Yemen in Haycock lar ile Güneybatı Kayalıkları nın çember içine alınması önerisinin kabul edilmesi halinde her iki seyr-ü sefer kanalının Yemen karasuları içinde kalacağını öne sürerek buna şiddetle karşı çıkmıştır. 175 The Arbitration Between Yemen and Eritrea, Second Phase: The Maritime Delimitation, the Award of 17 December 1999 of the Arbitration Court Established by Yemen and Eritrea, paras 12-21; Karar metni için bkz. (Bundan sonra, Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II, 1999 olarak geçecektir.) 68
77 Ayrıca Eritre iddialarında geleneksel balıkçılık rejimine değinerek, tarihî orta hat üzerinde durmuştur. Tarihî orta hat, bazı Eritre Adaları na tam etki tanıyan, fakat Yemen in Kızıldeniz in ortasındaki açık deniz adalarını dikkate almayan anakaraların sahilleri arasında bir eşit uzaklık çizgisidir. Öte yandan Eritre, Kızıldeniz in ortasındaki açık deniz adalarını dikkate almayan eşit uzaklık çizgisine dayalı sınırın, petrol imtiyazları tarafından da desteklendiğini iddia etmiştir. Yemen ise, petrol anlaşmalarına ilişkin haritaların hatalar içerdiğini ileri sürmüştür. 176 Eritre-Yemen Kararı nın deniz sınırlandırmasına ilişkin ikinci aşamasında Hakem Mahkemesi, tarafların isteği üzerine, eşit uzaklık-özel durumlar ilkesinin deniz alanları sınırlandırması için uygulanmasını uygun görmüştür. Mahkeme sınırın, karşılıklı anakara kıyıları arasındaki orta hat olduğunu açıkça belirtmiş, 177 böylece; karasuları, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı için çok amaçlı tek bir deniz sınırı çizmiştir. Mahkemeye göre; orta hat ya da eşit uzaklık çizgisi, B.M.D.H.S. nin 74 ve 83 üncü maddelerine göre sahilleri karşılıklı devletler arasında deniz alanlarının sınırlandırmasında hakkaniyete uygun bir deniz sınırı oluşturacaktır. Geçici orta hat çizildikten sonra, hakkaniyete uygun olup olmadığı oransallık ilkesine göre kontrol edilmiştir. Söz konusu orta hat, esas BAŞEREN, Eritre/Yemen, s. 90. Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II, 1999, para
78 hatlar, adalar, uluslararası seyr-ü sefer yolları ve üçüncü devletlerin çıkarlarından etkilenmiştir. 178 Hakem Mahkemesi, Eritre ve Yemen in uluslararası barış ve güvenliğin olduğu kadar dünyanın özellikle duyarlı olan bu bölgesinde seyr-ü sefer serbestisinin korunması açısından uluslararası topluma karşı sorumluluğunun bilincinde olduğunu vurgulayan Hakemlik Anlaşması nın girişinde işaret edilen seyr-ü sefere ilişkin hususlara dikkat çekmiştir. 179 Zaten Eritre-Yemen Davası, deniz sınırı çizilirken seyr-ü sefer unsurunu, dikkate alan tek karardır. Bunun nedeni de, sınırlandırma bölgesinin dünyanın en önemli uluslararası su yollarından birisi üzerinde olması ve deniz ulaşımı konusunda taşıdığı önemdir. Başka bir önemli uluslararası su yolu oluşturan Ege Denizi sınırlandırmasının da benzer şekilde seyr-ü sefer faktöründen etkileneceğini düşünmek gerekli görünmektedir. 180 Öyle ki Eritre, Yemen in Haycock ları ve Güneybatı Kayalıkları nı çember içine alma isteğine, böyle bir talebin Haycock lar ile Güneybatı Kayalıkları arasından geçen batı seyr-ü sefer kanalını Yemen karasularına sokacağı gerekçesiyle itiraz etmiştir. Zuqar ın doğusundaki doğu seyr-ü sefer kanalı da Yemen karasuları içinde bulunduğu için, Mahkeme nin Yemen in önerisini kabul etmesi, her iki seyr-ü sefer kanalının da Yemen karasularına sokulması anlamına gelecekti. 181 Hakem Mahkemesi en önemli uluslararası BAŞEREN, Eritre/Yemen, s BAŞEREN, Eritre/Yemen, s. 93. BAŞEREN, Eritre/Yemen, s Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II, 1999, para
79 deniz yollarından birisinin yanında buna uygun düşmeyen çemberler yaratmak istemediği için Eritre nin görüşünü esas almıştır. 182 Eritre-Yemen Kararı nın deniz sınırlandırmasına ilişkin ikinci aşamasında Hakem Mahkemesi, çizilecek deniz sınırı üzerindeki etkileri açısından iki ülkenin egemenliği altında olan Kızıldeniz Adaları nı da değerlendirmiştir. Hakem Mahkemesi nin adalara ilişkin değerlendirmesi, adaların coğrafi pozisyonlarına göre değişiklik göstermektedir. Mahkeme, Eritre ve Yemen in kendi egemenlikleri altında bulunan ve anakaralarının sahillerine yakın olan sırasıyla, Dahlak ve Kamaran Adaları na tam etki tanımıştır. Dahlak Adaları nın en büyüğü, büyük kısmı itibariyle Eritre sahillerinden itibaren 24 milin içinde yer almakta ve üzerinde kayda değer bir yerleşik nüfus bulunmaktadır. Dahlak Adalar grubunda söz konusu büyük adadan başka daha pek çok küçük ada, adacık ve kayalık bulunmaktadır. Sözü edilen ada, adacık ve kayalıkların büyük bir kısmı da sahilden itibaren 24 milin oldukça dışına uzanmaktadır. Mahkeme, Dahlak ların sahilin genel oluşumunun bütünleyici bir parçası nı oluşturan adaların tipik örneği olduğunu, söyleyerek Dahlak Adaları na tam etki tanımaya karar vermiştir. 183 Mahkeme, Eritre sahillerindeki Assab Körfezi nin ağzındaki adaları da sahilin genel oluşumunun bütünleyici bir parçası olarak görüp orta hattın belirlenmesinde, en dıştaki adaların esas alınması gerektiğini söyleyerek bunlara da tam etki tanımıştır. 184 Yemen sahillerindeki Kamaran Adası na ve Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II, 1999, para 125. Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II, 1999, para 139. Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II, 1999, para
80 Tiqfash, Kutama ve Uqban Adaları da dahil Kamaran Adası nın kuzeyindeki adalara da aynı gerekçelerle tam etki tanımıştır. 185 Dahlak Adaları nın en dışta olanı, Eritre sahilinden itibaren 40 mil açıkta bulunmaktadır. Kutama Adası nın Yemen sahillerine en yakın noktası ise 41 km uzaklıktadır. Devletlerin uygulamalarında bu kadar uzakta bulunan adaların sahilin genel oluşumunun bütünleyici bir parçası olarak görüldüğünü söylemek mümkün değildir. Mahkeme kararında; Dahlak ve Kamaran Adaları na, sahil oluşumunun bütünleyici bir parçası olarak görüldükleri için tam etki tanınmış, fakat sahillerden uzak Kızıldeniz in ortasındaki açık deniz adaları Jabal al-tayr ve Zubayr Adaları na Yemen anakarasının bir parçasını oluşturmadıkları için etki tanınmamıştır. 186 Hakem Mahkemesi, Eritre-Yemen Kararı nda, tarihî hakların dayandırıldığı geleneksel balıkçılık rejimlerinin sınırlandırmada ilgisini reddetmiştir. Hakem Mahkemesi bu hususta karar verirken bir taraftan bölgedeki İslami hukuki kavramları diğer taraftan da geleneksel balıkçılık rejiminin özelliklerini göz önünde tutmuştur. İslami hukuk kavramlarına göre bütün insanlar her iki yakada balık kaynaklarına serbestçe ulaşarak beslenme ihtiyaçlarını karşılamak ve fazlasını satmak için doğal balık avlama hakkına sahiptir. Mahkeme Jabal al-tayr, Zubayr ve Zuqar-Haniş grubu üzerinde Yemen'e verdiği egemenliğin bölgesel İslami hukuk kavramlarına saygılı olduğunu onları içerdiğini ve onlara tâbi olduğunu bildirmiştir. Ayrıca balıkçılık rejimi deniz sınırlandırmasından ayrı tutulması Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II, 1999, paras BAŞEREN, Eritre/Yemen.., s
81 için nedenler içermektedir. Söz konusu geleneksel balıkçılık rejimleri dalyanları kullanmayı ve ilgili limanlara girip balık satmayı kapsamaktadır. Belirtilen faaliyetler tarafların karasuları içinde ve dışında sürdürülmektedir. Mahkemeye göre bu nedenle yapılacak sınırlandırmaya bağlı değildirler. Kısaca, asıl menfaat, tarihî haklar oluşturan balıkçılık kaynaklarına serbest ulaşım olduğu için geleneksel balıkçılık rejimleri deniz sınırlandırmasından ayrılabilir. 187 Öte yandan Mahkeme, sınırın çizilmesinde petrol anlaşmalarına da belirleyici bir rol vermemiştir. 188 Hakem Mahkemesi Eritre Yemen uyuşmazlığının deniz sınırlandırmasına ilişkin ikinci aşamasını karara bağlarken, iki ülke arasındaki sınırın hem kuzey ucunda hem de güney ucunda üçüncü devletler ile karşılaşmıştır. Sınırın kuzey ucuyla ilgili olarak Suudi Arabistan, 31 Ağustos 1997'de Hakem Mahkemesi nin Kalemi ne Yemen ile sınırının sorunlu olduğunu ve Mahkeme nin kararını Jabal al Tayr Adası'nın en kuzey noktasındaki enlemden daha kuzeye uzanmayan sahalarla sınırlandırmasını bildirmiştir. Eritre, Suudi Arabistan'ın ihtarına itiraz etmemiş, buna karşılık Yemen, kuzey sektörünün sonu olan 16 00' 00" kuzey enlemine kadar sınırlandırma yapılmasını istemiştir. 189 Sınırın güney ucu ile ilgili sorun doğuran husus Perim Adası'nın, sınır güzergâhına muhtemel etkisidir. Bahse konu bölgede Cibuti'nin bazı hakları söz konusu olabilecektir. 190 Konuya ilişkin olarak Hakem Mahkemesi, Hakemlik Anlaşması çerçevesinde iki taraf arasında deniz sınırına karar verme Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II 1999, paras BAŞEREN, Eritre/Yemen, s. 95. Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II 1999, para 44. Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II 1999, para
82 yetkisine sahip olduğuna, iki taraftan biri ile komşu devletler arasında herhangi bir sınırı kararlaştırmak yetkisi olmadığına, bu nedenle sınırın her iki ucunu başka taleplerin inceleneceği alanlara geçmekten kaçınacak şekilde sona erdirmek gerektiğine 191 karar vermiştir. Eritre-Yemen Kararı nda, tarafların sahillerinin uzunluğu ile taraflara verilen kıta sahanlıkları arasında oran olmasını öngören oransallık ilkesi 192 hakkaniyetin ölçüsü olarak kullanılmıştır. Taraflar arasında oransallık ilkesinin fonksiyonu ile ilgili bir uyuşmazlık yoktur. Fakat ilgili sahillerin uzunluğunun nasıl ölçüleceği ciddi bir uyuşmazlık konusu oluşturmuştur. Yemen, ilgili alanları hemen hemen eşit olarak bölen çizginin ilgili sahillerin uzunluğu arasındaki oranı doğru olarak yansıttığını ileri sürmüştür. Buna karşılık Eritre ise, anakaraların sahilleri arasındaki kendi tarihî orta hattının 3 e 2 oranında kendi lehine bir alan ortaya çıkaracağını iddia etmektedir. Eritre ye göre, bu sahiller arasındaki oranı tam olarak yansıtmaktadır. Eritre, ayrıca sınırlandırma sonucunda ortaya çıkan alanların hesaplanmasında Dahlak Adaları ve 191 Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II 1999, para Hemen hemen deniz sınırlandırmasına ilişkin bütün kararlarda başvurulan bu ilke, içtihat hukukuna ilk girişinden bu yana değişerek gelişmiş, hem uygulandığı uyuşmazlıkların coğrafi koşulları hem de ilkenin fonksiyonu itibariyle yeni kapsamlar kazanmıştır. Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davası nda sahilleri bitişik devletler arasındaki sınırlandırmada eşit uzaklık çizgisinin yol açtığı hakkaniyetsizlikleri düzeltmek için kullanılan oransallık ilkesine daha sonra karşılıklı sahiller arasındaki sınırlandırmaların yapıldığı Libya Malta, ve Greenland- Jan Mayen Davaları nda da başvurulmuştur. Oransallık ilkesi, Tunus-Libya Davası nda öngörülen sınırlandırma çizgisinin hakkaniyetinin ölçülmesi için kullanılmıştır. Böyle bir yaklaşımı Libya Malta ve St. Pierre Miquelon Davaları nda da gözlemlemek mümkündür. Maine Körfezi, Libya-Malta ve Greenland Jan Mayen Davaları nda çizilen geçici eşit uzaklık çizgisi ardından oransallık esasında değiştirilmiştir. BAŞEREN, Eritre/Yemen, s
83 Assab dahil sahillerdeki limanlarda bulunan iç suların dikkate alınmamasını istemiştir. 193 Sorun, Eritre sahilinin uzunluğu belirlenirken kuzeye doğru ne kadarının dikkate alınacağı hususunda ortaya çıkmaktadır. Eritre oransallığın hesaplanmasında Yemen tarafından uyuşmazlık sahasının kuzey sektörünün belirlenmesinde dikkate alınan 16 0 kuzey enlemine kadar tüm anakarasının sahillerinin dikkate alınmasını istemektedir. Mahkeme, Kızıldeniz kuzeye doğru yaklaşık 45 0 'lik bir açı ile uzandığı için 16 0 enleminin hakkaniyetin ölçüsüne uygunluğundan şüphe etmiştir. Mahkeme, Eritre sahillerinin ilgili kısmının, bu sahilin genel istikametinin Yemen kara sınırının kuzeyde sona erdiği noktadan Yemen sahilinin genel istikametine çizilen dikme ile kesiştiği noktada sona erdiğini kabul etmiştir. Mahkeme, Yemen sahilinin uzunluğunu belirlemek için, güneyde sona erdiği noktayı da benzer şekilde belirlemiştir. Mahkeme Yemen ve Eritre'nin sahil uzunluklarının ve deniz alanlarının yüzölçümlerinin oranlarını sırasıyla, 1:1.3 ve 1:1.09 tespit etmiş ve söz konusu oranlar karşılaştırılarak çizilen deniz sınırının oransızlığa yol açmadığını hükme bağlamıştır. 194 G. KITA SAHANLIĞININ SINIRLANDIRILMASI 1958 tarihli Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesinde, kıyıları karşılıklı olan veya yan yana olan devletlere ait kıta sahanlığı sınırlarının saptanması usulü, ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir. 193 Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II 1999, paras, Eritrea-Yemen Arbitration, Phase II 1999, paras, ; BAŞEREN, Eritre/Yemen, s
84 Söz konusu madde; kıyıları karşı karşıya veya yan yana olan devletler arasında kıta sahanlığının sınırlarının saptanmasını düzenleyen hükümleri ayrı ayrı belirlemesine karşın, her iki sınır için de sonuçta öngördüğü kural aynıdır. Bu hüküm uyarınca; iki veya daha çok devletlerin ülkeleri aynı kıta sahanlığına bitişik ise, bunların ülkeleri ister karşı karşıya ister yan yana olsun, her iki durumda da kıta sahanlığının sınırı, kural olarak tarafların anlaşmasıyla saptanacaktır. Kıta sahanlığı sınırının saptanmasında bir anlaşmaya varılamazsa ve özel durumlar farklı bir sınırın saptanmasını haklı kılmıyorsa, ülkeleri karşı karşıya olan devletler arasında kıta sahanlığının sınırı, her noktası, her bir devletin karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hattın en yakın noktalarına, eşit uzaklıkta bulunan orta hattır. Ülkeleri yan yana olan iki devlet arasında kıta sahanlığının sınırı ise; her devletin karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hattın en yakın noktalarından itibaren eşit uzaklık ilkesinin uygulanması ile belirlenir. 195 Sözleşme nin sınırlandırmaya ilişkin hükümlerinde öne çıkan önemli husus, tarafların kıta sahanlığının sınırını öncelikle anlaşma ile belirlemeleri gerektiğidir. Sınırlandırmada eşit uzaklık ilkesinin uygulanması, özel durumlar nedeniyle bir başka sınırın saptanmasının haklı görülmediği durumlarda söz konusu olur. Özel durumlar başka bir sınırın saptanmasını haklı kılıyorsa, 6 ncı madde düzeni uyarınca eşit uzaklık ilkesi uygulanmaz. Yani sınırlandırılması söz konusu olan alanlarda özel durumların bulunması 195 PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s. 370; PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s ; Ayrıca md. 6 metni için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası, s
85 sınırlandırmada eşit uzaklık ilkesinin uygulanmasını durdurur. 196 Özel durumların bulunması halinde sınırlandırmanın hangi ilkeler uyarınca gerçekleştirileceği de maddede açıkça belirtilmemiştir. 6 ncı maddeyle ilgili hazırlık çalışmaları özel durumlarda, hakkaniyete uygun bir sınırlandırmanın gerçekleştirilmesinin düşünüldüğünü doğrulayacak niteliktedir. Sözleşme de maddede sözü edilen özel durumlar tarif edilmemiştir. Bununla beraber, uygulamada kıyının özel biçimi, kıyıların uzunluğu arasında belirgin farklar olması, sınırlandırılacak alanda adaların ve özellikle yabancı devlet kıyılarına yakın adaların bulunması özel durumlar olarak mütalaa edilmektedir B.M.D.H.S. nin 83 üncü maddesinde; kıyıları karşı karşıya veya yan yana olan devletler arasında kıta sahanlığının sınırlandırılmasının hakkaniyete uygun bir çözüme ulaşmak amacıyla, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü nün 38 inci maddesinde belirtilen uluslararası hukuka göre anlaşma ile gerçekleştirileceği hükme bağlanmıştır. Aynı maddenin birinci paragrafında öngörülen anlaşma akdedilinceye kadar, ilgili devletlerin anlayış ve işbirliği ruhu içinde, pratik çözüm getiren geçici düzenlemelere girişecekleri ve bu geçiş süreci içerisinde nihai anlaşmanın akdini tehlikeye düşürmemek veya engellememek için ellerinden gelen gayreti gösterecekleri belirtilmiştir. Maddenin incelenmesinden de anlaşılacağı gibi, burada 196 TOLUNER, Milletlerarası, s Sevin TOLUNER, Milletlerarası Hukuk Açısından Türkiye nin Bazı Dış Politika Sorunları, Beta Yayınları, İstanbul, 2000, s. 28; TOLUNER, Milletlerarası, s
86 sınırlandırmada uygulanması gereken ilkelerden çok gerçekleştirilmesi istenen sonuca ağırlık verilmiştir. 198 Ayrıca 1982 B.M.D.H.S. nin 311 inci maddesinde taraf devletler arasında bu Sözleşme hükümlerinin, 1958 tarihli Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmeleri hükümlerine üstün değer taşıyacağı açıkça hükme bağlanmıştır. 199 H. KITA SAHANLIĞININ HUKUKSAL REJİMİ Hem 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi (md. 2), hem de 1982 tarihli B.M.D.H.S. (md. 77) kıta sahanlığı üzerinde kıyı devletinin egemen haklara sahip olduğunu belirtmektedir. Devletin kıta sahanlığı üzerindeki egemen haklarının doğumu, söz konusu hakların talep edilmesi, kullanılması veya kıta sahanlığının işgal edilmesi koşuluna bağlı değildir. 200 Bir başka deyişle; kıyı devletinin sözü edilen haklara sahip olması için herhangi bir biçimde kıta sahanlığı alanında bizzat bir takım eylemlerde bulunmasına ya da bu alan üzerindeki, söz konusu haklarını ilan etmesine gerek yoktur. Nitekim U.A.D. 20 Şubat 1969 tarihli Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları Kararı nda, kıyı devletinin haklarının kıta sahanlığı üzerinde fiilen (ipso facto) ve başlangıçtan beri (ab inito) var olduğunu teyit etmiştir. 201 Gerek 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi (md. 2/2) gerek 1982 tarihli B.M.D.H.S. 198 Md. 83 metni için bkz. ÖZMAN, Birleşmiş Milletler, s Gökhan Y.DURAN, Milletlerarası Hukukta Deniz Alanlarının Sınırlandırılmasında Adaların Etkileri: Ege Adalarının Değerlendirilmesi, Silahlı Kuvvetler Dergisi, S: 361(Temmuz 1999), s.46;toluner, Milletlerarası, s Mehmet KOCAOĞLU, Uluslararası İlişkiler, Kara Harp Okulu Basımevi, Ankara, 1993, s PAZARCI, Uluslararası, s. 279; PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s
87 (md. 77/2) uyarınca; kıta sahanlığı üzerindeki haklar, münhasır olarak kıyı devletine aittir. Başka bir deyişle, bir devlete ait kıta sahanlığı üzerindeki haklar yalnızca bu devletin yararlanacağı ya da onun açık izniyle yararlanılacak haklardır. Kıyı devletinin kıta sahanlığı üzerindeki hakları yalnızca doğal kaynaklardan yararlanılması amacına yöneliktir. Kıyı devleti kıta sahanlığı alanı üzerinde yalnızca doğal kaynakların araştırılması ve ekonomik işletilmesi konusunda haklara sahiptir. (1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi md. 2/1, B.M.D.H.S. md. 77/1). Kıyı devletinin üzerinde hakkı olduğu doğal kaynaklar, iki gruba ayrılabilir: i) Madenler ve öteki cansız kaynaklar; ii) Deniz yatağı ve toprak altı ile sürekli fiziksel dokunma durumunda bulunan canlılar. Kıyı devletinin üzerinde hak sahibi olduğu canlı kaynaklar ya süngerler, midyeler, mercanlar gibi tam olarak tabana yerleşik bir biçimde bulunan sabit deniz ürünlerinden, ya yengeçler, ıstakozlar, salyangozlar gibi tabana sürekli fiziksel dokunma içinde hareket eden sürüngenlerden, ya da deniz tarakları, deniz kestaneleri gibi deniz yatağının toprak altına yerleşen canlılardan oluşmaktadır. Canlı kaynaklara, ayrıca deniz yosunları ve öteki deniz bitkileri gibi deniz tabanına yerleşik bulunan bitkileri de eklemek gerekir. Madenler ve öteki cansız kaynaklara gelince, bunlar gerek deniz yatağı üzerinde çökelti tabakası içinde bulunan maden yumrularını, gerek toprak altında bulunan her türlü madeni ve hidrokarbürleri içerir. Daha önce değinildiği gibi; 200 milden daha fazla kıta sahanlığı alanına sahip olan kıyı devletlerinin, sözü edilen alanlardan elde 79
88 edeceği madenler ve hidrokarbürler üzerinden uluslararası deniz tabanını düzenlemek ve işletilmesini denetlemekle görevlendirilen Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi ne kimi koşullarda bir tür vergi ödemesi öngörülmüştür. (B.M.D.H.S. md. 82). 202 Kıyı devletine kıta sahanlığı üzerinde tanınan hakların kullanımı kıta sahanlığı üstünde bulunan su alanının ve onun üstünde yer alan hava sahasının rejimini hiçbir biçimde değiştirmeyecektir. Başka bir deyişle, kıta sahanlığı üstündeki su alanı açık deniz oluşturuyorsa, açık deniz rejimi, bütün koşulları ile geçerliliğini koruyacaktır. (1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi md. 3; B.M.D.H.S. md. 78/1). Eğer, kıta sahanlığı üstünde, kıyı devletine ait bir münhasır ekonomik bölge yer alıyorsa, o zaman da münhasır ekonomik bölge kavramı çerçevesinde söz konusu su alanı üzerinde geçerli olan rejim, geçerliliğini koruyacaktır. Oysa adı geçen her iki rejim çerçevesinde de üçüncü devletlerin sözü edilen su alanından gemicilik bakımından tam yararlanma özgürlükleri vardır. Aynı alanın açık deniz oluşturması durumunda, üçüncü devletlerin balıkçılık gibi başka hakları ve özgürlükleri söz konusu olur. Kıta sahanlığı devleti, kıta sahanlığı üzerinde haklarını kullanırken üçüncü devletlerin haklarına ve özgürlüklerine hiçbir zarar vermemekle yükümlüdür. (1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi, md. 5/1; B.M.D.H.S. md. 78/2). Öte yandan üçüncü devletler bir devletin kıta sahanlığı üzerine, kıyı devletinin kimi bakımlardan isteklerini de göz önünde 202 PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s. 368; PAZARCI, Uluslararası, s ; PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s
89 tutarak, kablolar ve petrol ya da gaz taşıyan borular yerleştirme hakkına sahiptir. (1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi md. 4;B.M.D.H.S.md. 79). Kıyı devletinin, yukarıda sayılan haklarını kullanırken kıta sahanlığı üzerinde yapay adalar, çeşitli nitelikte tesisler ve araç-gereçler yerleştirmek ya da yerleştirilmesine izin vermek yetkisi vardır. (1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi md. 5; B.M.D.H.S. md. 80). Bunların kıta sahanlığına yerleştirilmesi durumunda tesisler üzerinde kıta sahanlığı devletinin, yönetsel ve yargısal yetkileri geçerlidir. Kıta sahanlığı devleti, bunların çevresinde en çok 500 metreye kadar varabilecek güvenlik kordonu kurma yetkisine sahiptir. Öte yandan kıta sahanlığı devleti tesislerin varlığını tehlike işaretleri koymak suretiyle belirtmek zorundadır. 203 Bununla birlikte kıta sahanlığında ve münhasır ekonomik bölgede bilimsel araştırma yapma, kıyı devletinin iznine bağlıdır. (1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi md. 5/8; B.M.D.H.S. Kısım XIII). 203 PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s ; PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s ; PAZARCI, Uluslararası, s
90 İkinci Bölüm EGE KITA SAHANLIĞI UYUŞMAZLIĞININ ORTAYA ÇIKIŞI I. GENEL OLARAK EGE DENİZİ NİN 204 KONUMU A. EGE DENİZİ NİN JEOLOJİK YAPISI Ege Denizi 205 Balkan Yarımadası nın doğu kısmı ile Anadolu arasında yer alır. 206 Ege Denizi, güneyde Girit ve Rodos Adası, doğuda Türkiye nin batı kıyıları, kuzeyde ve batıda Yunanistan anakarasıyla çevrili, Akdeniz Havzası nda yer alan yarı-kapalı bir denizdir. 207 Kabaca bir dikdörtgeni andıran Ege Denizi, derece kuzey enlemleri ile 23-27/28 derece doğu boylamları arasında yer alır. Kuzeyden güneye doğru yaklaşık 660 km boyunca uzanır. Genişliği kuzeyde 270, ortada 150, güneyde ise, 400 km kadardır. Bu sınırlar içinde Ege Denizi, yaklaşık km 2 lik bir alan kaplar Ege Denizi Haritası için bkz. Ek Ege adının, oğlunu yitirdiğini sanarak kendini kayalıklardan denize atan mitolojideki Attika Kralı Aigeus un adından geldiği söylenmektedir. Ege Denizi ve Ege Adaları, Harp Akademileri Basımevi, İstanbul,1995, s. 2; Sırrı ERİNÇ-Talip YÜCEL, Ege Denizi Türkiye ile Komşu Ege Adaları, İkinci Baskı, A.Ü. Basımevi, Ankara, 1988, s ERİNÇ-YÜCEL, s AHNISH, s Osman KASAP, Ege de Türk-Yunan Anlaşmazlığı ve İkizce (Kardak) Krizi, Türk Dünyası Tarihi Dergisi, S: III (Mart 1996), s. 43; Ege Denizi ve Ege Adaları, s. 1; ERİNÇ- YÜCEL, s. 7; BAŞEREN, Ege,s.5; Ege Denizi nin alanı ve sınırları hakkında makale ve kitaplarda değişik rakamlar belirtilmektedir. Yılmaz USLUER, Ege Denizi nde Türk Yunan Sorunları, M5 Savunma ve Silah Sistemleri Dergisi, S: 12 (Mart 1985), s. 32; Türk-Yunan İlişkileri ve Megalo İdea, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1985, s. 9; Ege Sorunu Bibliyografyası, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Dökümantasyon Daire Başkanlığı Yayın No: 20, Ankara, 1997, s. IX; Yılmaz TEZCAN, Türk Yunan İlişkilerinin Dünü, Bugünü, Yarını, Harp Akademileri Basımevi, İstanbul, 1994, s. 2; AHNISH, s
91 Ege Denizi, Çanakkale Boğazı yoluyla Marmara Denizi ne, Marmara Denizi nden de İstanbul Boğazı ile Karadeniz e bağlanır. 209 Akdeniz in kuzeye doğru bir parçasını oluşturan Ege Denizi, Akdeniz den bir eşik üzerinde içbükey bir yay biçiminde dizilen adalarla ayrılır. Bu yayı oluşturan adalar, batıda Mora (Peloponnisos) Yarımadası yakınındaki Çuha (Kitira) dan başlayarak, Sikliye (Antikitira), Girit (Kriti), Çoban Adası (Kasos, Kaşot), Kerpe (Karpatos) ve Rodos (Rhodes, Rhodos) Adaları dır. 210 Kıyıları çok girintili çıkıntılı olan Ege Denizi nin, başka denizlere benzemeyen başlıca özelliği, bazıları kaya parçalarından oluşan, bazıları yüzlerce kilometre karelik yer tutan birçok adanın, deniz yüzeyine serpilmiş olması, muhtelif boyda koyların, körfezlerin, boğazların, yarımadaların mevcudiyeti, deniz dibinin çeşitli derinlikte düzlükler, çanaklar, oluklar, sırtlar, gedikler ve tepelik alanlardan meydana gelmesi şeklinde kendini gösteren bir parçalanmışlık, karmaşıklık ve iç içe geçmişlik olarak ifade edilebilir. 211 Yunanistan a ait çok sayıda ada ve adacığın Türkiye anakarasının çok yakınında bulunması ve bu adaların Anadolu yu, kuzeyden güneye bir dizi halinde kapatması; ayrıca çok sayıda ada, adacık ve kayalığın, 209 Ege Sorunu Bibliyografyası, s. IX; Ege Denizi ve Ege Adaları, s. 1; ERİNÇ YÜCEL, s BAŞEREN, Ege, s. 5; Ege Denizi ve Ege Adaları, s ERİNÇ YÜCEL, s
92 egemenliklerinin tartışmalı olması Ege Denizi ni, dünyadaki denizler arasında özel önemi haiz bir deniz konumuna getirmiştir. 212 Ege Denizi, coğrafya açısından Akdeniz in bir parçası olarak görülmekle birlikte, jeolojik özellikleriyle, Akdeniz in diğer kısımlarından önemli farklılıklar gösterir. Ege Denizi nin karmaşık bir jeolojik yapısı vardır. Ege Denizi tabanında, okyanus türü kabuk bulunmamakta veya ancak sınırlı alanlar kaplamaktadır. Ege Denizi, büyük ölçüde blok faylanmasının egemen olduğu bir deniz niteliğindedir. Dolayısıyla okyanus türü kabuk ile karasal kabuk arasında, okyanuslarda görülen kıta yamacı (continental slope) ve kıta yükselimi (continental rise) gibi tipik morfolojik unsurlar, Ege Denizi nde yalın ve belirgin bir şekilde gelişmemiştir. Bunun sonucu olarak da, Ege Denizi nin çevresindeki karaların, denizin altındaki doğal sınırlarını, karasal kabuk ile okyanus türü kabuk arasında yalın bir sınır çizerek belirtmek olanağı yoktur. 213 Ege Denizi nin tabanı, Akdeniz in diğer bölümlerinden oldukça farklı jeomorfolojik karakteriyle, ortalama 350 metre derinlikte bir deniz altı platosuna benzetilebilir. Bu platonun hakim topoğrafik unsurunu, geniş alanlar kaplayan ve genellikle derinliği metreyi aşmayan, çok hafif eğimli ve yer yer bazı deniz altı kanyonlarıyla yarılmış şelf (sahanlık) 212 Yılmaz AKLAR, Türkiye nin Millî Menfaatleri Önünde Bir Engel: Yunanistan Gerçeği, Sorun Alanları, Politikalar, Stratejik Analiz, S: 42 (Ekim 2003), s. 25; Ali KURUMAHMUT, Ege Denizi nde Ülkesel Sorunların İzlediği Süreç, Ege Kıta Sahanlığı ve İlişkili Sorunlar Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Aslan GÜNDÜZ Hüseyin ÖZTÜRK (ed.), Tüdav Yayınları No: 12, İstanbul, 2002, s. 37; Ali KURUMAHMUT Sertaç Hami BAŞEREN, The Twilight Zones in the Aegean (Un)Forgotten Turkish Islands (Ege de Gri Bölgeler Unutul(may)an Türk Adaları), Türk Tarih Kurumu Basımevi No: 220, Ankara, 2004, s İbrahim KÂMİL, Türkiye ile Yunanistan Arasındaki Kıta Sahanlığı Meselesi II, Batı Trakya nın Sesi, S: 28 (Mart 1991), s. 11; KARAKÖSE, s
93 düzlükleri meydana getirir. Sahanlık düzlüklerinin muhtelif yerlerinde, deniz seviyesine yaklaşan bazı kabartılar, sığlıklar ve deniz seviyesi üzerine çıkmış irili ufaklı birçok ada yükselir. Şelf üzerindeki kabartıların, yaklaşık yıl kadar önce erişilmiş olan bugünkü deniz seviyesinin üstünde kalan kısımlarına tekabül eden Ege Adaları nın sayısı pek çoktur. 214 Bu çok sayıdaki adalardan yüzölçümü 100 km 2 den büyük olanlar 24 kadar olup, 215 daha küçük olanlarla birlikte tüm adaların toplam yüzölçümleri km 2 civarındadır. Sözü edilen alan ise, Ege nin tüm deniz alanlarının yaklaşık dokuzda birine denk düşmektedir. 216 Ege de deniz altı reliyefinin (yüzey şekli) diğer belirgin unsurunu şelfin (sahanlığın) içine dik yamaçlarla gömülmüş oluk şekilli derin çukurlar veya kapalı çanaklar meydana getirir. Bunların tabanı ekseriya düzdür veya hafifçe arızalıdır. Bazılarının tabanında tepelik sahalar veya guyotları (üst kısımları kesilmiş koniyi andıran deniz altı dağları) andıran münferit kabartılar vardır. Okyanuslara nazaran küçültülmüş bir ölçekte Ege nin abisal derinliklerini meydana getiren çukurların derinliği genellikle 500, çok yerde metreyi aşar. En derinleri, Malya Burnu ndan Rodos a doğru uzanan Girit Çukuru dur. Kerpe batısında maksimum derinlik metreyi bulmaktadır ERİNÇ YÜCEL, s. 9; Ege Denizi ve Ege Adaları, s Bu adalar; Girit, Eğriboz, Midilli, Gökçeada, Kitira, İkarya, Rodos, Sakız, Sisam, Limni, Naksos, Andros, Taşoz, Kerpe, İstanköy, Skiros, Paros, Tinos, Semadirek, Milos, Kea, Amorgos, Kalimnos, İos. ERİNÇ-YÜCEL, s Ali KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği Tartışmalı Adalar Sorununun Ortaya Çıkışı, Ege de Temel Sorun Egemenliği Tartışmalı Adalar, Ali KURUMAHMUT (yay.haz.), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1998, s. 1; BAŞEREN, Ege, s ERİNÇ YÜCEL, s. 10; Ege Denizi ve Ege Adaları, s.7. 85
94 Ege nin bu derin çukurlarının belli bir plana göre uzandıkları dikkati çeker. Kuzeyde, Saros Körfezi nden başlayarak güneye doğru hafifçe konkav bir yay çizmek suretiyle Eğriboz yakınlarına kadar tabanı yer yer metreyi aşan bir oluk yer alır. Güneydeki Girit Çukuru ise, kuzeye doğru konkav bir yay halinde, Mora kıyılarından İstanköy güneyine kadar takip edilebilir. Bu iki abisal çukurlar yayı, orta Ege de İstanköy ile Kuzey Sporat lar arasında uzanan ve yer yer derinliği 500 metreyi aşan kuzeybatı güneydoğu doğrultulu çukurlar dizisiyle birbirine bağlanır. Böylece, bütün Ege nin tabanı, kuzeyden güneye, S harfi biçiminde uzanan abisal 218 kısımlarla ikiye bölünmüş olur. 219 Ege yi, tabii olarak ikiye ayıran derin S şeklindeki çukurlar dizisi çok önemli bir zondur. Bu sebeple bazı bilim adamlarınca, daha bundan yıllarca önce, Asya ve Avrupa nın deniz altındaki sınırı sayılmıştır. Gerçekten de, bu abisal zonun, doğu ve batıdaki anakaraların yani Türkiye ve Yunanistan ın doğal uzantılarının nerede sona erdiğini belirten bir sınır olmak karakteri çok açıktır. Ada bakımından fakir olan abisal zon, denizin iki yakasındaki şelf (sahanlık) alanlarını ve şelfler üzerindeki adaları ikiye ayırır. Abisal zonun batısında, Kiklat lar ve Kuzey Sporatlar; doğusunda ise, Anadolu nun uzantısı olan şelf üzerinde Doğu Sporatlar, Güney Sporatlar ve Boğaz-önü Adaları bulunur. Söz konusu abisal zon Ege nin biyolojik şartlarına da etki eder. Karadeniz ve Marmara dan Ege ye sokulan ve Ege de esas kütle avı 218 Abis, Yunanca abyssos kelimesinden gelmektedir. Okyanusların çok derin kısmı ve daha özel olarak güneş ışığının erişemediği kesim anlamındadır. Abisal ise, okyanusların çok derin kısımları ile ilgili anlamına gelir. Bkz. Meydan Larousse: Büyük Lûgat ve Ansiklopedi, C: I, Meydan Yayınevi, İstanbul,1969, s ERİNÇ YÜCEL, s ; Ege Denizi nin Batimetrik Haritası için bkz. Ek
95 sağlayan pelajik balık sürüleri abisal zona sokulmaz. Onun iki yanındaki şelf alanlarını takip ederek Ege nin doğu ve batı kıyıları boyunca göç ederler. Çünkü abisal zonun hidrolojik özellikleri ve biyolojik şartları, doğu ve batısındaki sığ şelf alanlarından farklıdır. Abisal zon, besin maddeleri yönünden fakirdir. 220 Sonuç olarak; jeolojik veriler, Ege Denizi nin tabanının, üzerindeki adalar ile birlikte derin çukurlar dizisinin yer aldığı abisal zona kadar Anadolu nun uzantısı olduğunu göstermektedir. 221 B. EGE DENİZİ NİN EKONOMİK DEĞERİ Yarı-kapalı bir deniz olan Ege Denizi; Türkiye ve Yunanistan ın kıyıdaş olduğu her iki ülkenin bu denizde coğrafi, tarihî, ekonomik, sosyal ve güvenliğe yönelik hayati çıkarlarının bulunduğu bir denizdir. 222 Ege Denizi, Türkiye nin Karadeniz ve Marmara sahilleriyle, Akdeniz sahillerini birleştirmektedir. Türk dış ticaretinin yaklaşık %90 ı deniz yoluyla yapılmaktadır. Ege Denizi, Türkiye nin Ege, Marmara ve Karadeniz limanlarına yönelik deniz ticaretinin yaklaşık %75 inin geçtiği bir denizdir. 223 Çanakkale Boğazı ndan üst akıntısıyla gelen ve besin tuzları, oksijen ve plankton bakımından zengin olan Karadeniz suları, Ege Denizi nin kuzeyindeki balık yaşamını olumlu yönde etkiler. Ege de avlanan balıkların ERİNÇ-YÜCEL, s. 11; Ege Denizi ve Ege Adaları, s Ege Denizi ve Ege Adaları, s. 8. AKLAR, s. 25. KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği, s. 22; BAŞEREN, Ege, s
96 tümüne yakını kıta sahanlığı derinliğini aşmayan sulardan elde edilir. Balıkçılık bakımından fakir olan Ege Denizi nin güney kıyıları süngercilik bakımından önemlidir. 224 Bilimsel incelemelerin neticelerine göre, kıta sahanlıklarının kara rezervlerine nazaran daha fazla petrol ihtiva ettiği bilinmektedir. 225 Ege ye ilişkin araştırmalar, Ege Denizi nde hidrokarbon 226 oluşumu için uygun koşulların mevcut olduğunu göstermektedir. 227 Yunanistan, 1964 yılında Sakız Adası nın Türkiye ye yönelen doğu sularında, petrol bulunduğunu açıklamıştır ve Taşoz Adası civarında petrol çıkarmaktadır. 228 Jeoloji bilginleri kıta sahanlıklarında maden cevherinin de bulunduğunu belirtmektedir. Ege Denizi nin tabanında; alüminyumca zengin killer, yüksek tenörlü manganez yumruları ve radyoaktif elementler içeren bazı oluşumlar bulunmaktadır Ege Denizi ve Ege Adaları, s USLUER, s Petrol ve Doğalgaz. 227 BAŞEREN, Ege, s USLUER, s. 34; Ege Denizi nden petrol elde eden tek devlet olan Yunanistan, 1974 yılında Taşoz Adası nın güneybatısında önemli petrol yatakları keşfetmiştir yılında Prinos Field olarak isimlendirilen bölgede bulunan petrol rezervinin günde varil kapasitede olduğu, 1987 yılında da Prinos üretim kapasitesinin günde varili bulduğu belirtilmiştir. AHNISH, s Ege Denizi ve Ege Adaları, s. 8; USLUER, s
97 C. EGE ADALARI NIN DURUMU Adaların çokluğu nedeniyle Adalar Denizi 230 de denen Ege Denizi ndeki toplam ada, adacık ve kayalık sayısı hakkında değişik kaynaklarda farklı rakamlar belirtilmektedir. Bazı kaynaklarda, Ege Denizi nde den fazla ada, adacık ve kayalıkların bulunduğu ifade edilirken, 231 Yunanistan ın hâkimiyeti altında olan ada, adacık sayısı olarak gösterilmektedir. 232 Türkiye Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı nın yaptığı çalışmalarda bu sayının 1800 civarında olduğu tespit edilmiştir. 233 Türkiye nin ise, Ege de sayısı 60 ı bulan ada ve adacıkları vardır. 234 Ege Denizi ndeki adaları, genel coğrafi konumları, stratejik önemleri, egemenlik devirlerinin tarihsel boyutları ve Ege Denizi nin statüsünü tayin eden uluslararası antlaşmaların düzenleniş biçimleri dikkate alındığında; Boğaz-önü Adaları, Saruhan Adaları, Oniki Adalar (Güney Sporat veya Menteşe Adaları), Kuzey Sporat Adaları ve Eğriboz Adası, Kiklat Adaları,Girit Adası şeklinde gruplandırılabiliriz. 230 Ege Denizi ve Ege Adaları, s. 1; USLUER, s. 32; ERİNÇ YÜCEL, s Ege Denizi ve Ege Adaları, s.1; KASAP, s Baskın ORAN, Ege de Türk-Yunan Sorunları, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, C: XI, S: 87 (Haziran 1987), s. 10; BAŞEREN, Ege, s. 6; USLUER, s BAŞEREN, Ege, s. 6; KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği, s Hüseyin PAZARCI, Doğu Ege Adalarının Askerden Arındırılmış Statüsü, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 550, Ankara, s
98 Çanakkale Boğazı na ulaşan deniz yollarını kontrol eden Boğaz önü Adaları; Taşoz, Semadirek, Limni, 235 Bozbaba, Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları dır. 236 Boğaz önü Adaları; Trakya veya Çanakkale Adaları olarak da isimlendirilirler. 237 Doğu Sporat Adaları olarak da bilinen Saruhan Adaları nın en önemlileri; Midilli, 238 Sakız, 239 İpsara, Sisam, 240 Nikarya dır. 241 Oniki Adalar dışındaki tüm Doğu Ege Adaları nın (Boğaz-önü ve Saruhan Adaları) hangi devlete ait olacağı sorunu, sözü edilen iki grup ada arasında ayrım yapılmaksızın Lozan Barış Antlaşması nın 12 nci maddesinde düzenlenmiştir. 12 nci maddeye göre: İmroz Adası ile Bozcaada ve Tavşan Adaları dışında, Doğu Akdeniz Adaları ve özelikle Limni, Semadirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya Adaları üzerinde Yunan egemenliği konusunda Çanakkale Boğazı nın doğal bir uzantısı durumunda olan Limni Adası, Çanakkale Boğazı ndan 34 mil, Kavala dan 65 mil, Volos tan 134 mil, Pire den 192 mil uzaklıktadır. Limni Adası nın yüzölçümü km 2 olup, kıyılarının uzunluğu km dir. Ege Denizi ve Ege Adaları, s KURUMAHMUT, Ege Denizi nde, s. 38; KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği, s KASAP, s Büyüklüğü itibariyle Akdeniz in yedinci, Yunanistan ın üçüncü büyük adası olan Midilli nin yüzölçümü km 2 olup, Edremit Körfezi nin doğal uzantısı ve girişi üzerinde bulunmaktadır. Kuzeyde Müslim, doğuda Midilli Kanalı ile Anadolu kıyılarından ayrılmaktadır. Sürüce Burnu na 9 km, Akçay a 48 km, Ayvalık a 22 km, Sarmısaklı Plajı na 25 km, Dikili ye 24 km, Çandarlı ya 31 km, Aliağa ya 38 km, Foça ya 40 km, Karaburun Yarımadası na 32 km, Limni Adası na 74 km, Kavala ya 270 km, Selanik ve Pire ye 360 km mesafededir. Ege Denizi ve Ege Adaları, s Sakız Adası nın yüzölçümü 842 km 2 olup, kıyılarının uzunluğu 213 km dir. İzmir Yarımadası nın doğal bir uzanımı durumunda olan Sakız Adası, Karaburun Yarımadası ndan kuzeyde 16.2 km, güneyde 3.4 km ve Çeşme Kasabası ndan 12 km, Midilli Adası ndan 52.7 km, Pire den 269 km ve Volos tan 279 km uzaklıktadır. Ege Denizi ve Ege Adaları, s Sisam Adası nın yüzölçümü km 2 olup, kıyılarının uzunluğu km dir. Kuşadası Körfezi nin güneybatısında yer alan Sisam Adası, güneyindeki Dilek Yarımadası nın teşkil ettiği buruna metre uzaklıktadır. Vati Limanı na mesafesi 16 km, Pire Limanı na 160 mil, Girit Adası na da 180 mil dir. Ege Denizi ve Ege Adaları, s KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği, s. 5; KURUMAHMUT, Ege Denizi nde, s
99 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması nın 5 inci ve 1 14 Kasım 1913 tarihli Atina Antlaşması nın 15 inci maddeleri hükümleri uyarınca alınan ve 13 Şubat 1914 tarihinde Yunan Hükûmetine bildirilen Karar, 242 bu Antlaşma nın İtalya nın egemenliği altına konulan ve 15 inci maddede belirtilen adalara ilişkin hükümleri saklı kalmak üzere, doğrulanmıştır. İşbu Antlaşma da aykırı bir hüküm bulunmadıkça Trablusgarp Savaşı sırasında İtalya, Oniki Adaları işgal etmiştir. Bunu Balkan Savaşı sırasında Taşoz, Midilli, Sakız, İpsara, Nikarya, Limni, Semadirek, Gökçeada ve öteki adaların Yunanistan tarafından işgali izlemiştir. İtalya, kendisine Trablusgarp ve Bingazi nin verilmesi karşılığı, işgal ettiği Oniki Adaları 18 Ekim 1912 Uşi Barış Antlaşması ile terk etmeyi kabul etmesine rağmen, Balkan Savaşı sırasında Oniki Adaları elinde tutmayı sürdürmüştür. Öte yandan, Balkan Savaşı nın Avrupa da genel bir savaşa neden olmasını önlemek için 16 Aralık 1912 de Londra da, Osmanlı İmparatorluğu ve Balkan Devletleri nin katıldığı bir konferans toplanmıştır. Konferans sonunda 30 Mayıs 1913 te imzalanan Londra Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu Girit in geleceğini, Balkan Devletleri nin kararına bıraktıktan (md. 4) başka, öteki Ege Adaları nın geleceğinin saptanmasını da Almanya, Avusturya Macaristan, İngiltere, Fransa İtalya ve Rusya dan oluşan Altı Devletin Kararı na bırakmıştır. (md. 5) Londra Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu nun uğradığı büyük kayıp, Balkan Devletleri nin Osmanlı mirası üzerindeki ihtiraslarını kamçılamış; her biri diğerinin daha büyük bir pay aldığı inancına kapılmıştır. 29 Haziran da Bulgarlar ın Sırplar a karşı saldırıya geçmesi ile İkinci Balkan Savaşı başlamıştır. İkinci Balkan Savaşı neticesinde Balkan Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında ayrı ayrı barış antlaşmaları yapılmıştır. Yunanistan ile imzalanan 14 Kasım 1913 tarihli Atina Antlaşması nın 15 inci maddesinde Londra Antlaşması nın 5 inci maddesine sadece atıfta bulunulmuş tarafların, Londra Antlaşması hükümlerine, 5 inci madde hükümleri de dahil olmak üzere uyacakları ifade edilmiştir. Bunun üzerine Şubat 1914 te Londra da toplanan anılan altı Avrupalı devlet yetkilileri, Meis Adası dışında Oniki Adaları herhangi bir karar konusu yapmayıp, üstü kapalı olarak İtalya ya, Yunanistan ın işgal ettiği İmroz ve Bozacada dışındaki Doğu Ege Adaları nı da Yunanistan ın kesin hâkimiyetine bırakma kararı almışlardır. Ancak söz konusu altı Avrupalı devlet yetkilileri, 13 Şubat 1914 te Yunanistan a ve 14 Şubat 1914 te Osmanlı İmparatorluğu na gönderdiği Kararı nda Yunanistan a bu yolla bırakılan adalara ilişkin şu koşula yer vermekte ve böylece Ege Adaları nın silahsızlandırılması konusu da ilk kez bu Karar ile dile getirilmiş olmaktadır. Altı Devlet, ayrıca, hâkimiyetine sahip olacağı adaların tahkim edilmeyeceği ve bahri ya da askerî amaçla kullanılmayacağı konusunda Altı Devlet e ve Türkiye ye, Yunanistan ca tatmin edici güvenceler verilmesine karar vermiştir. Yunanistan, altı devlete gönderdiği 21 Şubat 1914 tarihli cevabında, sözü edilen koşulları kabul ettiğini resmen açıklamıştır. Osmanlı İmparatorluğu ise, Altı Devletin Kararı na itiraz ederek adalardaki egemenlik uygulamalarını sürdürmeye çalışmış ve Kararı tanımamıştır. PAZARCI, Doğu Ege Adalarının.., s. 2-3; BAŞEREN, Ege, s ; KURUMAHMUT BAŞEREN, The Twilight, s
100 Asya kıyısından 3 milden az bir uzaklıkta bulunan adalar, Türk egemenliği altında kalacaktır inci maddeye göre, Antlaşma da açıkça sayılan İmroz (Gökçeada), Bozcaada ve Tavşan Adaları Türkiye nin egemenliği altında kalacaktır. Öte yandan 12 nci maddenin genel olarak Asya kıyılarına 3 milden daha yakın olan adaların, Antlaşma da aksi öngörülmediyse, Türkiye nin egemenliğine bırakılmasını bildirmesi nedeniyle, Türkiye söz konusu bölgede adı açıkça bildirilmeyen daha başka ada ve adacıklara da sahip olmaktadır. Midilli, Sakız, Sisam, Nikarya, Limni, Semadirek Adaları ile Balkan Savaşı sırasında, Yunanistan tarafından işgal edilip, Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye ye ya da başka bir devlete verilmeyen, Girit dışındaki, bütün Doğu Ege Adaları Yunanistan egemenliğine bırakılmıştır. Zira 12 nci madde, Yunanistan ın egemenliğine bırakılan Doğu Ege Adaları nı bildirirken, 1914 Kararı ile, Yunanistan a bırakılan bütün Doğu Akdeniz Adaları ndan söz etmektedir. 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması, İtalyan ve Balkan Savaşları sırasında İtalya ve Yunanistan tarafından işgal edilen ve böylece Osmanlı İmparatorluğu nun fiilen elinden çıkan Girit Adası dışındaki bütün Ege Adaları nın geleceğini Altı Büyük Devletin Kararı na bıraktığına göre, Balkan Savaşı sırasında Yunanistan ca işgal edilmiş bulunan Ege Adaları anılan hükmün kapsamına girmektedir. Böylece, özellikle Taşoz ve İpsara ile 243 Lozan Barış Antlaşması metni için bkz. Enver BOZKURT, Türkiye nin Uluslararası Hukuk Mevzuatı, İlaveli 3. Baskı, Nobel Yayınları, Ankara, 2003, s
101 bölgede yer alan ve Yunan işgaline uğrayan öteki Ege Adaları ve adacıkları Yunanistan ın egemenliğine girmektedir. 244 Lozan Barış Antlaşması ile bağlanan devletler, 12 nci maddede Altı Büyük Devlet Kararı nı bir bütün olarak onaylamış ve Karar 12 nci maddenin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu haliyle Lozan Barış Antlaşması nın 12 nci maddesi, hem Doğu Ege Adaları üzerindeki hâkimiyeti hem de, hâkimiyetin koşullarını ve sınırlarını belirlemektedir. Türkiye nin, Lozan Barış Antlaşması ile Yunanistan a devrettiği adalar, Yunanistan ın Balkan Savaşı sırasında işgal ettiği ve bu nedenle Altı Büyük Devlet Kararı na konu olan adalar olduğu için söz konusu Karar gereğince, Lozan Barış Antlaşması ile Yunanistan a devredilen adaların hepsi silahsızlandırılmış statüye sokulmuştur. 245 Diğer taraftan 12 nci madde ile devredilen adaların silahsızlandırılmış statüleri farklı kapsamlara sahiptir. Doğu Ege Adaları, Lozan Barış Antlaşması nın 12 nci maddesi ile Yunanistan a devredilirken Altı Büyük Devlet Kararı onanarak oluşturulan silahsızlandırılmış statüleri, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya Adaları açısından Lozan Barış Antlaşması nın 13 üncü maddesinde 246 düzenlenmiştir. 244 PAZARCI, Doğu Ege Adalarının, s BAŞEREN, Ege, Lozan Barış Antlaşması md. 13 metni için bkz. BOZKURT, Türkiye nin Uluslararası, s
102 13 üncü maddenin 2 nci fıkrasında yer alan ve günümüzde uygulanan uluslararası hukuk kurallarını teyit etmekten başka askerden arındırma konusunda hiçbir özelliği olmayan iki komşu devlet askerî uçaklarının ötekinin ülkesi üzerinde uçmalarını ilke olarak yasaklayan hüküm dışında, askerden arındırmaya ilişkin iki temel yasağı 13 üncü maddenin açıkça içerdiği görülmektedir. Birincisi; 1 inci fıkra uyarınca, Midilli, Sakız, Sisam, Nikarya Adaları nda hiçbir deniz üssü kurulmaması ve hiçbir tahkimat yapılmamasıdır. İkincisi ise; 13 üncü maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca, sözü edilen adalardaki askerî kuvvetlerle, güvenlik kuvvetlerinin sayısının mantıksal bir ölçüyü geçmemesine ilişkindir. 247 Boğaz-önü Adaları ndan Limni ile Semadirek, Lozan Barış Antlaşması nın 12 nci maddesinde ismen sayılarak ve 12 nci madde ile onaylanan Altı Büyük Devlet Kararı yla silahsızlandırılarak Yunanistan a devredilmişlerdir. Altı Büyük Devlet Kararı işgal altındaki adaları Yunanistan a verirken, Türkiye nin güvenliği nedeniyle silahsızlandırmıştır. Aynı neden, Altı Büyük Devlet Kararı nı onaylayan Lozan Barış Antlaşması nın 12 nci maddesine de yansımıştır. Anılan düzenleme, Türkiye nin güvenliğini amaçladığı için, doğal olarak sadece Yunan egemenliğindeki Boğaz-önü Adaları nı kapsamaktadır. Bununla beraber, Boğaz-önü Adaları, Altı Büyük Devlet Kararı ve onu onaylayan Lozan Barış Antlaşması nın 12 nci maddesi 247 Askerî kuvvetlere ilişkin olarak 13/3 madde hükmü ve Askerî Alt Komisyon Raporu söz konusu adalardaki askerî birliklerin adalar halkından ve normal olarak askere çağırılması gerekenlerden oluşmasını öngörmektedir. Başka bir deyişle; Yunanistan ın öteki bölgelerinden buraya askerî birlik getirilmesi yasaktır. Yine, ada halkının normal askerlik süresinin ötesinde askerlik görevinde tutulması yasaklanmaktadır. Adalardaki güvenlik kuvvetlerinin sayısının da gerek polis ve gerek jandarma kuvvetleri olarak,bütün Yunanistan daki güvenlik kuvvetlerinin oranından fazla olmaması gerekmektedir. PAZARCI, Doğu Ege Adalarının, s. 15; Ayrıca ayrıntılı bilgi için bkz. BAŞEREN, Ege, s
103 hükmüyle, silahsızlandırılan diğer adalardan farklı olarak, Lozan Boğazlar Sözleşmesi nde boğazlardan geçişin güvenliği gerekçesiyle ayrı bir silahsızlandırma düzenlemesine daha konu olmuştur. Söz konusu ikinci silahsızlandırma düzenlemesi, bir taraftan boğazların güvenliği maksadıyla, Lozan Barış Antlaşması nın 12 nci maddesi ile getirilen silahsızlandırmayı teyit ederek kapsamını belirlemiş; diğer taraftan da maksadı itibariyle Yunan egemenliğindeki Boğaz-önü Adaları nın yanı sıra Türk egemenliğindeki Boğaz-önü Adaları nı da silahsızlandırılmış statüye sokmuştur. 248 Bu durum karşısında, Yunan egemenliğindeki Boğaz-önü Adaları nın iki ayrı güvenlik gerekçesi (Türkiye nin ve Boğazlar dan geçiş serbestisinin güvenliği) ve iki ayrı sözleşme ile (Lozan Barış Antlaşması md. 12 ve Lozan Boğazlar Sözleşmesi md. 4) silahsızlandırılmasına karşılık, Türk egemenliğindeki Boğaz-önü Adaları nın sadece tek bir nedenle (Boğazlardan geçiş serbestisinin güvenliği) ve tek bir sözleşmede (Lozan Boğazlar Sözleşmesi md. 4) silahsızlandırıldığını belirtmek gerekir. 249 Boğaz-önü Adaları nın, Boğazlar dan geçiş serbestisini temin etmek maksadıyla silahsızlandırılması, Lozan Barış Antlaşması nın eki olarak aynı tarihte yürürlüğe giren Lozan Boğazlar Sözleşmesi nin 4 üncü madde hükmüyle, Boğazlar la birlikte düzenlenmiştir. Lozan Boğazlar Sözleşmesi nin BAŞEREN, Ege, s BAŞEREN, Ege, s
104 4 üncü maddesinde diğer bölgeler 250 yanında Semadirek, Limni, İmroz, Bozacada ve Tavşan Adaları nın askerlikten arındırılacağı ifade edilmiştir. Boğaz-önü Adaları nın Lozan Barış Antlaşması ile içine sokulduğu silahsızlandırılmış statünün Boğazlar ın güvenliği maksadıyla teyit edildiği Lozan Boğazlar Sözleşmesi nin 4 üncü madde hükmünden sonra aynı Sözleşme nin 6 ncı maddesi silahsızlandırılmış statünün kapsamına ilişkin düzenlemelere yer vermiştir. 6 ncı maddeye göre; askerden arındırılacak bölge ve adalarda hiçbir kara, hava ya da deniz askerî üssüne ve tahkimata izin verilmemektedir. Sözü edilen bölge ve adalarda izinli olan tek askerî amaçlı tesis, her türlü telgraf, telefon ve optik araçlarla yapılacak haberleşme ve gözetleme tesisleri olmaktadır. Askerî kuvvetlerin anılan bölge ve adalardaki durumuna gelince, silahlarının türü sınırlandırılmış güvenlik kuvvetleri dışında, herhangi bir silahlı kuvvetin burada bulunması yasaklanmaktadır. Adaların karasularından ise, Yunan donanmasının, denizaltılar da dahil geçmesine izin verilmektedir. Ancak, denizaltılar dışında sabit ya da hareket eden öteki deniz altı araçlarının bu bölgede bulunması yasaktır. Ayrıca Yunanistan ın adaların karasularına hiçbir biçimde kuvvet yığmaması gerekmektedir. Askerî personelin anılan yerlere giriş-çıkışı yalnızca buralardan askere alınanların eğitim gereksinimlerini karşılamak 250 Askersizleştirilmesi kararlaştırılan bölgeler genel hatlarıyla İstanbul ve Çanakkale Boğazları nın kıyı kesimleri, Emir-Ali Adası dışarıda kalmak üzere, bütün Marmara Denizi Adaları ve Ege Adaları nın hemen karşısında bulunan Anadolu kıyı kesimleridir. Lozan Boğazlar Sözleşmesi md. 4 metni için bkz. BOZKURT, Türkiye nin Uluslararası, s
105 üzere serbest bırakılmıştır. Böylece Boğaz-önü Adaları tam olarak askerden arındırılmış olmaktadır. 251 Taraf devletler, silahsızlandırma neticesinde Boğazlar dan geçiş serbestisi ve Türkiye nin askersizleştirilmiş bölgedeki güvenliğinde ortaya çıkan boşluğu doldurmak için Lozan Boğazlar Sözleşmesi nin 18 inci maddesi ile silahsızlandırılmış Boğazlar Bölgesi nin korunmasını, Milletler Cemiyeti çerçevesinde Fransa, İngiltere, İtalya ve Japonya ya vermişlerdir yılına gelindiğinde, Lozan Boğazlar Sözleşmesi nin 18 inci maddesi ile, silahsızlandırılmış Boğazlar Bölgesi nin Türkiye nin askerî güvenliği için teşkil edeceği haksız tehlikelere karşı tedbirler almayı taahhüt eden âkit devletlerden Japonya nın Milletler Cemiyeti nden ayrılması; İtalya nın, Habeşistan da yayılmacı emellerini hayata aktarmaya başlaması; İtalya, İngiltere ve Fransa nın, İtalya nın Habeşistan üzerindeki yayılmacı politikası yüzünden ters düşmeleri biçimindeki siyasi gelişmeler Lozan Boğazlar Sözleşmesi nin öngördüğü rejimin işlemeyeceğini göstermiştir. Türkiye, Sözleşme nin ulusal egemenliğini sınırlayıcı hükümlerinin değişen siyasi ve askerî durumlar karşısında güvenlik ihtiyacına cevap veremeyecek hale gelmesi üzerine, Montreux Boğazlar Sözleşmesi nin gerçekleşmesiyle sonuçlanan girişimlerde bulunmuştur. Montreux Boğazlar Sözleşmesi nin 251 PAZARCI, Doğu Ege Adalarının, s. 21; BAŞEREN, Ege, s. 88; Ayrıca Lozan Boğazlar Sözleşmesi, md. 6 metni için bkz. BOZKURT, Türkiye nin Uluslararası, s BAŞEREN, Ege, s. 86; Ayrıca Lozan Boğazlar Sözleşmesi md. 18 metni için bkz. BOZKURT, Türkiye nin Uluslararası, s
106 Başlangıç Kısmı ile sonradan ilave edilen Protokol ün Boğaz-önü Adaları nın silahsızlandırılmış, statüleri bakımından büyük önemi vardır Temmuz 1936 da imzalanan Montreux Boğazlar Sözleşmesi nin Başlangıç kısmında Taraf Devletler in Boğazlar genel deyimiyle belirtilen Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve Karadeniz Boğazı ndan geçişi ve gemilerin gidiş gelişine (ulaşımı), Lozan da 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanmış olan Barış Antlaşması nın 23 üncü 254 maddesiyle saptanmış ilkeyi, Türkiye nin güvenliği ve Karadeniz de, kıyıdaş devletlerin güvenliği çerçevesinde koruyacak biçimde, düzenlemek isteğiyle duygulu olarak; iş bu Sözleşme yi, 24 Temmuz 1923 te Lozan da imzalanmış olan Sözleşme nin yerine koymayı kararlaştırdıkları belirtilmiştir. 255 Aynı Sözleşme ye ekli Protokol, Türkiye nin bu Sözleşme nin Başlangıç kesiminde tanımlandığı biçimde Boğazlar Bölgesi ni hemen yeniden askerleştirebileceğini hüküm altına alarak sadece Türkiye ye Boğazlar Bölgesi ni silahlandırma yetkisi vermektedir. Dolayısıyla Montreux Boğazlar Sözleşmesi, Lozan Boğazlar Sözleşmesi nin Yunan adalarının silahsızlandırılmasıyla ilgili hükümlerini yürürlükte bırakmıştır BAŞEREN, Ege, s Lozan Barış Antlaşması md. 23 metni için bkz. BOZKURT, Türkiye nin Uluslararası, s USLUER, s. 43; PAZARCI, Doğu Ege Adalarının, s BAŞEREN, Ege, s. 90; 20 Temmuz 1936 tarihli Montreux Sözleşmesi ne Ek Protokol için bkz. PAZARCI, Doğu Ege Adalarının, s
107 Ege Denizi nin güneydoğusunda yer alan Oniki Adalar, 257 günümüzde Yunan egemenliği altında bulunmaktadır. Oniki Adalar, Güney Sporat Adaları veya Menteşe Adaları olarak da bilinmektedir. Sözü edilen adaların gerçek sayısı Dodecanese isminin ilmî bir değer taşımadığını kanıtlamaktadır. 258 Oniki Adalar sayıları 14 olan adaları ve onlara bitişik adacıkları içermektedir. Oniki Adalar şunlardır: Stampalia (Astropolia), Rodos 259 (Rhodes, Rhodos), Kalki (Calki, Khalki), Karpatos (Scarpanto), Kazos (Casos, Casso), Piskopis (Piscopis, Tilos), Miziros (Misiros, Nysiros), Kalimnos (Calminos, Kalymnos), Leros, Patmos, Lipsos (Lipso), Simi (Symi, Lymi), İstanköy 260 (Cos, Kos) ve Meis (Castellorizo). Oniki Adalar ın, Türkiye nin egemenliğinden kesin çıkışı ve İtalya nın egemenliğine bırakılışı, Lozan Barış Antlaşması nın 15 inci maddesiyle gerçekleştirilmiştir. Oniki Adalar, İtalya nın egemenliğine bırakılırken, herhangi bir özel statü altına konulmamıştır. Ancak Lozan Barış 257 Oniki Adalar ın eski adı Dodecanese olup Yunanca bir isimdir ve iki kelimeden meydana gelmiştir. Dodeca: Oniki, Nese: Adalar anlamına gelmektedir. Türkler, Oniki Adaları hâkimiyetleri altına aldıkları zaman Dodecanese e Güney Sporatlar ismini vermişlerdir. Muzaffer GÖKMAN, Tarih Boyunca Ege Kavgası, Birinci Baskı, Eğitim-Öğrenci Yayınları No: 4, İstanbul, 1977, s. 43; Mehmet SAKA, Ege Denizi nde Türk Hakları, İkinci Baskı, Hareket Yayınları No: 61, İstanbul, 1974, s KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği, s. 5; KURUMAHMUT, Ege Denizi nde, s Rodos Adası; Bozburun Yarımadası na 18 km, Marmaris Limanı na 43.5 km, Fethiye ye 77.5 km, İstanköy Adası na 90 km, Girit Adası na 145 km, Pire Limanı na ise, yaklaşık 410 km mesafededir. Ada nın yüzölçümü km 2, uzunluğu 75 km, genişliği 25 km ve kıyılarının uzunluğu ise 220 km dir. Ege Denizi ve Ege Adaları, s Oniki Adalar ın, Rodos ve Karpatos Adaları ndan sonra üçüncü büyük adası olan İstanköy Adası, Bodrum Yarımadası nın güneyinde ve Gökova Körfezi nin girişi üzerinde bulunmaktadır. Datça Yarımadası na 14 km, Bodrum Yarımadası na 5 km, Bodrum Limanı na 20 km, Rodos Adası na 110 km mesafededir. Yüzölçümü 287 km 2 dir. Ege Denizi ve Ege Adaları, s
108 Antlaşması nın 16 ncı maddesi ile Oniki Adalar ın geleceğinin ileride ilgililerce düzenlenmesi olasılığı kabul edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı ndan sonra, 10 Şubat 1947 de İtalya ile imzalanan ve Türkiye nin taraf olmadığı 261 Paris Barış Antlaşması nın 14 üncü maddesi, İtalyan egemenliğine giren söz konusu bütün adaların (14 üncü maddede ismen sayılan Oniki Adalar ile ona bitişik adacıkların) egemenliğini Yunanistan a bırakırken, aynı zamanda askerden arındırılmış bir statüye konulacaklarını öngörmektedir. Askerden arındırılmanın kapsamı ise, Antlaşma nın XIII. Eki nin D maddesinde belirtilmiştir. Maddeden anlaşılacağı gibi, Oniki Adalar Yunanistan a bırakılırken, tam bir askerden arındırma öngörülmüş, buralarda her türlü tesis, istihkâm ve üs kurulması ile askerî eğitim ve silah üretimi yasaklanmıştır. Oniki Adalar da yalnızca, sınırlı sayıda güvenlik kuvvetinin bulunmasına ve eğitimine izin verilmiştir. 262 Yunanistan ın hemen doğusunda yer alan Eğriboz ve Kuzey Sporat Adaları na Şeytan Adaları da denilir. Bu adaların en önemlileri; Skiros 263, Skopelos 264, Alonisos, Pelagos, Skiatos, Yioura, Piperi ve Eğriboz 265 dur ORAN, Ege de, s PAZARCI, Doğu Ege Adalarının, s ; Lozan Barış Antlaşması nın ilgili maddeleri için bkz. BOZKURT, Türkiye nin Uluslararası, s. 9-50; Paris Barış Antlaşması nın ilgili maddeleri için bkz. PAZARCI, Doğu Ege Adalarının, s Grubun en büyük adasıdır. Ege Denizi ve Ege Adaları, s Grubun ikinci büyük adasıdır. Ege Denizi ve Ege Adaları, s Yunanistan ın ikinci büyük adası olan Eğriboz Adası, Doğu Yunanistan a çok yakın olup, yüzölçümü km 2 dir. Ege Denizi ve Ege Adaları, s KASAP, s
109 Mora Yarımadası nın doğusunda yer alan Kiklat Adaları 220 kadar adadan oluşur. Tümü km 2 dir. Kiklat Adaları nın başlıcaları; Andros, Tinos, Siros, Mikanos, Naksos, 267 Paros, Amorgos, Santorin, Anafi, Milos, Sifnos, Serifos, Kitnos, Kea, Paligos tur Edirne Antlaşması ile bağımsızlığını kazanan Yunanistan ın hukuksal olarak resmen doğması, Rusya, İngiltere ve Fransa arasında yapılan 3 Şubat 1830 tarihli Londra Protokolü ile gerçekleşmiştir. Londra Protokolü anılan üç devletin temsilcileri tarafından 8 Nisan 1830 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu na bildirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu nun 24 Nisan 1830 tarihli bir nota ile Yunanistan ın bağımsızlığını kabul etmesi üzerine, Ege de konumlanan ve önceden tümü Osmanlı ülkesine ait olan Eğriboz Adası, Kuzey Sporatlar ve Kiklat takımadalarından oluşan adalar Yunanistan a bırakılmıştır. 269 Yüzölçümü km 2 olan Girit Adası, Ege Denizi nin en büyük adasıdır. Batısındaki Kitira ve Antikitira Adaları ile doğusundaki Kaşot, Kerpe ve Rodos Adaları ile birlikte Ege Denizi ni güneyden kapar. Bir dikdörtgen şeklinde olan ve uzunluğu 250, en geniş yeri 54, en dar yeri 13 km olan Girit Adası nın, kuzeybatı ucu Mora dan 110, kuzeydoğu ucu da Anadolu dan 200, güney ucu ise, Bingazi den 325 km uzaklıktadır Kiklatlar ın en büyük adasıdır. TEZCAN, s GÖKMAN, s. 44; KASAP, s. 45; TEZCAN, s Şükrü Sina GÜREL, Tarihsel Boyut İçinde Türk Yunan İlişkileri ( ), Ümit Yayıncılık, Ankara, 1993, s. 66; PAZARCI, Doğu Ege Adalarının, s Türk-Yunan İlişkileri ve Megalo İdea, s
110 Osmanlı İmparatorluğu ndan 1898 de fiilen ayrılan Girit Adası, Osmanlı İmparatorluğu Balkan Savaşı ndan yenilgiyle çıkınca, 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması yla tamamen Yunanistan a bırakılmıştır. 271 Yukarıda bahsedilen Ege Adaları ndan; Türkiye kıyılarına yakın olan ve Anadolu yu kuzeyden güneye bir dizi halinde kapatan Boğaz-önü, Saruhan ve Menteşe Adaları dır. Yunanistan kıyılarına yakın olan adalar ise; Kuzey Sporatlar, Eğriboz ve Kiklat Adaları dır. Ege nin güney sınırını, Girit, Kitira ve devamındaki adalar oluşturur. 272 Kuzeyden güneye bir S çizerek Ege Denizi ni doğal olarak ikiye bölen abisal zon esas alındığında Ege Adaları nı; Doğu Ege Adaları ve Batı Ege Adaları olarak ikiye ayırmak mümkündür. Buna göre, Boğaz-önü, Saruhan ve Oniki Adalar (Güney Sporat, Menteşe Adaları) Doğu Ege Adaları nı, Kuzey Sporat ve Kiklat Adaları ile Eğriboz Adası ise Batı Ege Adaları nı oluşturur Türk-Yunan İlişkileri ve Megalo İdea, s Ege Denizi ve Ege Adaları, s KURUMAHMUT, Ege Denizi nde, s. 39; KURUMAHMUT BAŞEREN, The Twilight, s
111 D. BÖLGENİN JEOSTRATEJİK DEĞERİ 1. Ege Denizi Ege Denizi, Türkiye için sadece çok önemli bir deniz yolu olmayıp, aynı zamanda hava ulaşımı, millî, askerî, siyasi, iktisadi, coğrafi, jeopolitik ve jeostratejik bakımdan da çok önemlidir. 274 Ege Denizi, Türk Boğazları vasıtasıyla Akdeniz ve Karadeniz in birleşmesini sağlar. Bu konumu ile; üç kıtanın deniz, hava, kara ulaşım yollarının birleşme noktasıdır. Bunun sonucudur ki; tarih boyunca birçok medeniyete ve büyük göç dalgalarına sahne olmuş, barındırdığı adalar ve çevresindeki kıtalar ile birlikte büyük imparatorluklara hayat sahası sağlamıştır. Ege Denizi, Cebelitarık Boğazı ve Süveyş Kanalı ile bölge ülkelerinin açık denizlere inmesini kolaylaştırır. Bu itibarla Akdeniz stratejisinin kilit bölgesidir Ege Adaları Yunanistan ın doğusundaki Eğriboz, Andros, Tinos ve Anadolu kıyılarına yakın bulunan Nikarya ve Sisam Adaları nın kuzeyindeki Ege Denizi parçasına Kuzey Ege Denizi, anılan adaların güneyindeki Ege Denizi parçasına Güney Ege Denizi denir YOLGA, s. 36; BAŞEREN, Ege, s Ege Denizi ve Ege Adaları, s Ege Denizi ve Ege Adaları, s. 1; Kuzey Ege Denizi nin derinliği en çok metre, Güney Ege Denizi nin derinliği metredir. Türk Yunan İlişkileri ve Megalo İdea, s
112 a. Kuzey Ege Denizi ndeki Adalar Boğaz-önü Adaları; Çanakkale Boğazı nın savunmasında büyük rol oynarlar ve Çanakkale Boğazı na ulaşan deniz yollarını kontrol ederler. 277 Boğaz-önü Adaları ndan Limni, 1915 Çanakkale Savaşları sırasında üs olarak kullanılmış ve Çanakkale Boğazı için potansiyel bir tehdit bölgesi olduğunu kanıtlamıştır. 278 Semadirek ve Taşoz Adaları, Batı Trakya ve Doğu Makedonya giriş ve ilerleme istikametlerinin başlangıcı olan Ege kıyısındaki Dedeağaç ve Kavala Limanları nın ve Saroz Körfezi nin karşısında yer almaktadırlar. Bölgeyi kontrol eden konumları ile önem kazanırlar. 279 Saruhan Adaları; Anadolu nun Ege kıyılarının, büyük bir bölümünü çevrelemekte olup, Anadolu ya giriş istikametlerinin karşısında yer almaktadırlar. Anadolu nun savunmasında ileri karakol durumundadırlar. Anadolu ya yapılacak taarruzda ise, basamak tahtası rolü oynarlar. 280 Eğriboz ve Kuzey Sporat Adaları; Yunanistan kıyılarına, Ege Denizi nden yapılacak taarruzda birer basamak tahtası teşkil ederler veya bunun aksine, Yunanistan topraklarının korunmasında, ileri karakol durumundadırlar Ege Denizi ve Ege Adaları, s KURUMAHMUT, Ege Denizi nde, s. 38; KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği, s Ege Denizi ve Ege Adaları, s KURUMAHMUT, Ege Denizi nde, s. 38; Ege Denizi ve Ege Adaları, s Türk-Yunan İlişkileri ve Megalo İdea, s. 11; Ege Denizi ve Ege Adaları, s
113 b. Güney Ege Denizi ndeki Adalar Güney Ege Denizi ndeki Adalar; Kiklat Adaları, Oniki Adalar, Girit Adası ve çevresindeki küçük adalardan oluşur. 282 Kiklat Adaları; batmış büyük bir kara parçasının kalıntıları olup, volkanik görünümleriyle metreye kadar yükselen dağlık, çıplak ve kayalıktırlar. Kiklat Adaları, Oniki Adalar ile birlikte kuzey-güney istikametindeki bütün deniz yollarının kontrol altında bulunmasını sağlarlar. 283 Oniki Adalar; kuzey güney istikametindeki deniz yollarını kontrol altında bulundurur. Sözü edilen Adalar, Anadolu nun savunmasında ileri karakol, Anadolu ya yapılacak taarruzda ise, basamak tahtası (üs) konumundadırlar. 284 Girit Adası; stratejik bakımdan Ege nin güney kilidi sayılır. Ege Denizi ne girip çıkan tüm deniz yollarına egemen durumdadır Ege Denizi ve Ege Adaları, s Türk-Yunan İlişkileri ve Megalo İdea, s. 12; Ege Denizi ve Ege Adaları, s KURUMAHMUT, Ege Denizi nde, s. 38; KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği, s Ege Denizi ve Ege Adaları, s. 43; Türk Yunan İlişkileri ve Megalo İdea, s
114 VE GELİŞİMİ II. EGE KITA SAHANLIĞI UYUŞMAZLIĞININ ORTAYA ÇIKIŞI A. GENEL OLARAK Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi ne ilişkin uyuşmazlıkların başında, bugün hâlâ bir çözüme kavuşmamış olan Ege Denizi Kıta Sahanlığı nın saptanması sorunu gelmektedir. Türkiye ile Yunanistan Ege Denizi ndeki kıta sahanlığı üzerinde hak sahipliği ve kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda ihtilaf halindedirler. 286 Yunanistan, 1961 yılından itibaren yabancı petrol şirketlerine petrol arama ruhsatları vererek yaptırdığı sismik araştırmalar sonunda, Ege Denizi nin kuzeyinde Yunanistan kara ülkesinin yakınında olan Taşoz Adası çevresinde petrol bulununca, kendi karasularının dışında da petrol aranması iznini vermiştir. 287 Böylece Yunanistan Ege Denizi Kıta Sahanlığı nın neredeyse tamamının kendisine ait olması sonucunu doğuracak bir uygulama içine girmiştir. 288 Türkiye ise, Yunanistan ın bölgede yoğunlaştırdığı faaliyetlerine karşılık olarak, 18 Ekim 1973 tarihinde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı na (T.P.A.O.) Ege Denizi nde Türk karasuları dışında ve kıta sahanlığında bulunan bölgelerle ilgili 27 adet petrol arama ruhsatı 286 Aslan GÜNDÜZ, Ege Denizi Kıta Sahanlığı Davası ve Bazı Düşünceler, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, S: 1 (1986), s Tülay ÖZÜERMAN, Ege de Karasuları ve Kıta Sahanlığı Sorunu, Düşünceler, S: 2 (Şubat 1988), s USLUER, s
115 vermiştir. 289 Anadolu ve Trakya kıyıları yakınında bulunan Semadirek (Samothrace), Limni (Lemnos), Midilli (Lesbos), Bozbaba (Aya Evstratios), Sakız (Chios), İpsara (Psara), Antiipsara Adaları nın 6 mil genişlikteki karasuları dışında kalan adalar arasındaki alanları kapsayan ruhsat verme işlemini Yunanistan, sözü edilen alanların 1958 tarihli Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi uyarınca adaların kıta sahanlığına girdiğini ileri sürerek 7 Şubat 1974 tarihli nota ile protesto etmiş ve bu alanlardaki egemen haklarının saklı olduğunu belirtmiştir. Kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda ise, Yunanistan, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasına göndermede bulunarak, kıyıları karşı karşıya bulunan devletler arasında yapılacak kıta sahanlığı sınırlandırmasında orta hat kuralının paylaşımda eşitliği sağlayacak kural olduğunu iddia etmiştir. 290 Yunanistan ın 7 Şubat 1974 tarihli notasına, Türkiye nin vermiş olduğu 27 Şubat 1974 tarihli cevabi notada, Türkiye, T.P.A.O. ya araştırma ruhsatı vermeden önce uluslararası hukuk kuralları ve yasal koşulların dikkatle incelendiğini, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ve Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davası nda U.A.D. nin vermiş olduğu kararı dikkate aldığını vurgulayarak, söz konusu hükümlerden hareket edildiğinde; Anadolu kıyılarının yakınında bulunan Yunan adalarının Türkiye nin doğal uzantısı üzerinde yer almalarından dolayı kendilerine özgü kıta sahanlıkları 289 Karar No: 7/7217. Karar 1 Kasım 1973 tarih ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanmıştır. Metin için bkz. International Court of Justice, Pleadings, Oral Arguments, Documents Aegean Sea Continental Shelf Case (Greece - Turkey), La Haye, 1980, s. 15. (Bundan sonra I.C.J. Pleadings olarak geçecektir.) Şubat 1974 tarihli Yunan notası metni için bkz. International Court of Justice, Application Instituting Proceedings, filed in the Registry of the Court on 10 August 1976, Aegean Sea Continental Shelf (Greece - Turkey), s (Bundan sonra I.C.J. Application 1976 olarak geçecektir.); I.C.J. Pleadings, s
116 olamayacağını, kıyıları karşılıklı iki devlet arasında kıta sahanlığının sınırlandırılmasındaki esas kuralın eşit uzaklık kuralı olmadığını, eşit uzaklık kuralının ancak anlaşmaya varılamıyorsa ve özel durumlar başka bir sınırlandırmayı haklı göstermiyorsa uygulanabileceğini, U.A.D. nin vermiş olduğu kararlar ve 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi hükümlerine göre adaların sınırlandırmada ikincil bir önemi olduğunu, hem adalar hem de Ege Denizi nin bütününün tipik bir özel durum oluşturduğunu belirterek, sorunun görüşmeler yoluyla çözümlenmesini teklif etmiştir. 291 İki devlet arasında gerçekleşen nota değişimlerinden, Türkiye nin temelde doğal uzantı ilkesine dayanarak ana ülkeler arasında bir sınırlandırma yapılması ve belirlenecek çizginin doğusunda kalan adalara yalnızca karasuları tanınması tezine karşı, Yunanistan ın da en doğudaki adaları ile Türkiye ana ülkesi arasında eşit uzaklık ilkesine göre bir sınırlandırmanın gerçekleştirilmesi tezini ileri sürdüğü açıklık kazanmıştır. Başka bir deyişle; Yunan tezine göre, Türkiye ile Yunanistan arasında Ege ye ilişkin kıta sahanlığı sınırlandırılması özde yalnızca Anadolu ile Türk kıyılarının tam karşısında yer alan Yunan adaları arasında söz konusu olup, bu sorun da aslında karasuları sınırlandırılması ile çözümlenmiş görünmektedir. 292 Yunanistan 24 Mayıs 1974 tarihinde Türkiye ye vermiş olduğu notasında, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin hükümlerine Şubat 1974 tarihli Türk notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s
117 dayanarak, Türkiye ve Yunanistan arasında yapılacak bir sınırlandırmaya karşı olmadığını açıklamıştır. 293 İki ülke arasındaki nota değişimleri sürerken Türkiye, Ege deki kararlılığını göstermek amacıyla, 29 Mayıs 1974 tarihinde Çandarlı araştırma gemisini uyuşmazlık konusu alanda sismik araştırmalar yapmak üzere Ege ye göndermiş, olası bir Yunan saldırısına karşı bu gemiye 32 Türk savaş gemisi eşlik etmiştir Haziran 1974 tarihinde Yunanistan a verdiği cevabi notada Türkiye, Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığına çözüm bulunabilmesi için Yunanistan tarafından belirlenecek bir tarihte yapılacak olan görüşmelere katılmaya hazır olduğunu bildirmiştir. 295 Çandarlı araştırma gemisinin Ege de altı gün boyunca sismik araştırmalar sürdürmesi ve araştırmalar sırasında Çandarlı ya 32 Türk savaş gemisinin eşlik etmesi iki ülke arasındaki ilişkileri gerginleştirmiş, 296 Yunanistan, Çandarlı gemisinin Ege Denizi nde yapmış olduğu sismik araştırmaların, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 2 nci maddesinin 2 nci fıkrası ve 5 inci maddesinin 8 inci fıkrasında yer alan hükümlere aykırı bir girişim olduğunu belirterek, Türkiye yi 14 Haziran 1974 tarihli notayla protesto etmiş, Sözleşme nin 1 inci maddesinin b fıkrası ve 2 nci maddesinin Mayıs 1974 tarihli Yunan notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s. 40; I.C.J. Pleadings, s Tozun BAHCHELI, Greek Turkish Relations Since 1955, Westview Press, 1990, s. 131; Yücel ACER, The Aegean Maritime Disputes and International Law, Ashgate, England, 2003, s Haziran 1974 tarihli Türk notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s TEZCAN, s. 74; GÜREL, s
118 2 nci fıkrasında yer alan hükümler çerçevesinde, Yunanistan ın bölgede münhasır egemenlik hakları bulunduğunu ve Türkiye nin girişimlerinin Yunan egemenlik haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. 297 Bunun üzerine, Bakanlar Kurulu, 2 Temmuz 1974 tarihli kararıyla T.P.A.O. ya yeni araştırma ruhsatları vererek, petrol arama bölgelerini daha da genişletmiştir. 298 Yunanistan ın 14 Haziran 1974 tarihli notası, Türkiye tarafından verilen 4 Temmuz 1974 tarihli notayla geri çevrilmiş, 4 Temmuz 1974 tarihli notayla Çandarlı gemisinin uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde Türk kıta sahanlığı üzerinde araştırma görevini yerine getirdiği ve bu araştırma çalışmalarını sürdüreceği belirtilerek Ege Denizi Kıta Sahanlığı sınırlandırması sorununun karşılıklı anlaşma yoluyla çözümlenmesi önerilmiştir. 299 Türkiye ile Yunanistan arasındaki kıta sahanlığına ilişkin nota değişimleri, kısa bir süre sonra ortaya çıkan Kıbrıs bunalımı nedeniyle ikincil plana itilmiş, Ağustos 1974 tarihinde Yunanistan ın Türkiye ye yeni bir nota vererek daha önce verilmiş olan notalardaki Yunan görüşlerinin korunduğunu bildirmesi ve Türkiye nin arama bölgesini genişletmesini protesto etmesiyle yeniden gündeme gelmiştir Eylül 1974 tarihli nota ile Türkiye, Yunanistan ın notasını geri çevirmiş, sözü edilen nota ile T.P.A.O. nun Ege Denizi nde araştırma yaptığı bölgeleri Türk kıta sahanlığı Haziran 1974 tarihli Yunan notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s ; I.C.J. Pleadings, s Karar No: 7/8594. Karar ve petrol arama ruhsatnamelerini gösteren harita 18 Temmuz 1974 tarih ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanmıştır. Metin için bkz. I.C.J. Pleadings, s Temmuz 1974 tarihli Türk notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s AKSU, s Ağustos 1974 tarihli Yunan notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s. 46; I.C.J. Pleadings, s
119 olarak nitelendirmiş ve bu sebeple, Yunanistan ın söz konusu bölgeler üzerindeki iddialarının yasal dayanağının olmadığını belirterek, karşılıklı kıyılarını iki ülkenin paylaştığı Ege Denizi nde söz konusu deniz alanlarının kıta sahanlığı sınırlarının saptanması sorununun her iki tarafça kabul edilebilir ortak bir çözüme kavuşturulmasının müzakereler yoluyla sağlanabileceğine olan inancını tekrarlamıştır. 302 Yunanistan, 27 Ocak 1975 tarihli notasıyla, Ege Denizi Kıta Sahanlığı nın sınırlandırılmasında Türkiye ile arasında görüş ayrılıkları bulunduğu hususuna değinerek, uygulanacak hukuk ve sorunun esasıyla ilgili görüş ayrılıklarının U.A.D. ye götürülmesini ve Divan a tek taraflı başvurma hakkı saklı kalmak koşuluyla, Türkiye ve Yunanistan arasında sorunun Divan a havalesine dair bir özel anlaşma (tahkimname) yapılmasını önermiştir. 303 Türkiye, 6 Şubat 1975 tarihli cevabi notasında, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların barışçı yollarla ve görüşmelerle çözümlenmesinden başka bir yol bulunmadığı görüşünde olduğunu tekrarlamış, Yunanistan Hükümeti nin karşılıklı olarak kabul edilebilir hakkaniyete uygun bir çözüme ulaşmak amacıyla öncelikle görüşmelere başlamaya rıza göstermesi umudunu taşıdığını, uyuşmazlıkların anlamlı görüşmeler yoluyla çözümlenmesinin başlıca usul olduğunu belirttikten sonra, ilke olarak sınırlandırma sorununun birlikte U.A.D. ye sunulması ve Eylül 1974 tarihli Türk notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s. 48; I.C.J. Pleadings, s Ocak 1975 tarihli Yunan notası metni için bkz. I.C.J. Pleadings, s ; I.C.J. Application 1976, s
120 Mahkeme ye götürme şartlarının kararlaştırılması için yüksek düzeyde görüşmelere başlanmasını uygun karşıladığını açıklamıştır. 304 Türkiye nin 6 Şubat 1975 tarihli notasına, Yunanistan ın vermiş olduğu 10 Şubat 1975 tarihli notada Yunanistan, Türkiye nin Ege Kıta Sahanlığı sorununun birlikte U.A.D. ye götürülmesini prensip olarak olumlu karşılamasından memnuniyet duyduğunu belirtmiş, sorunu U.A.D. ye sunmak için tahkimname hazırlamak maksadıyla görüşmelerin başlamasını kabul ettiğini bildirmiştir. 305 Ege Denizi Kıta Sahanlığı sınırlandırılması sorununun çözümüne ilişkin toplantı Mayıs 1975 tarihlerinde, Türkiye ile Yunanistan Dışişleri Bakanları 306 ve Heyetleri arasında Roma da gerçekleşmiştir. Toplantıda Yunan Heyeti iki ülkenin U.A.D. ye birlikte başvuruda bulunmasını öngören bir tahkimname taslağı sunmuş, ancak Türk Heyeti söz konusu taslağı henüz tartışmaya hazır olmadığını, öncelikle esasa ilişkin anlamlı görüşmeler yapılması gerektiğini ve bunun henüz denenmediğini belirtmiştir. 307 Beklenen sonucun elde edilmediği toplantı sonunda 19 Mayıs 1975 tarihinde yapılan ortak açıklamada sorunun Divan a götürülmesi konusundaki tahkimname üzerinde ön görüşmeler yapıldığı ve bu amaçla teknik heyetlerin erken bir tarihte yeniden toplanmalarının kararlaştırıldığı açıklanmıştır. Sözü edilen toplantıda Türk Heyeti nin, Ege Denizi Kıta Sahanlığı nın ortak işletilmesine Şubat 1975 tarihli Türk notası metni için bkz. I.C.J. Pleadings, s ; I.C.J. Application, 1976, s Şubat 1975 tarihli Yunan notası metni için bkz. I.C.J. Pleadings, s ; I.C.J. Application 1976, s İhsan Sabri Çağlayangil ve Dimitrios Bitsios. 307 AKSU, s
121 dair bir önerisinin bulunduğu ve yapılması kararlaştırılan toplantıda tahkimname hazırlıkları yanında sınırlandırmayla ilgili görüşmelere de devam edilmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. 308 Roma Toplantısı ndan kısa bir süre sonra, NATO (North Atlantic Treaty Organization / Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Zirve Toplantısı nedeniyle biraraya gelen iki Devlet Başbakanları 309 görüşmeler sonrasında 31 Mayıs 1975 tarihli Brüksel Ortak Bildirisi ni açıklamışlardır. Anılan Bildiri de, Türkiye ve Yunanistan Başbakanları nın, iki devlet arasındaki sorunları görüşmeler yoluyla barışçı şekilde ve Ege Denizi Kıta Sahanlığı sorununun ise, La Haye deki Uluslararası Mahkeme tarafından çözümlenmesi gerektiği üzerinde karara vardıkları, bu bağlamda, Ege Denizi Kıta Sahanlığı sorunuyla ilgili uzmanlar toplantısının ve hava sahasına ilişkin uzmanlar toplantısının tarihlerini öne almayı kararlaştırdıkları açıklanmıştır. 310 Brüksel Ortak Bildirisi nin hukuki niteliği ve içeriği, daha sonra taraflar arasında tartışma konusu olmuştur. 30 Eylül ile 18 Kasım 1975 tarihli notalarıyla Türkiye, anlamlı görüşmeler yapılmadan sorunun U.A.D. ye götürülmesinde bir fayda bulunmadığını, Roma Toplantısı nda tahkimname hazırlıklarına paralel olarak üzerinde anlaşmaya varılmış hakkaniyete uygun bir sınırlandırmayı gerçekleştirmek amacıyla anlamlı görüşmeler yapılmasının da kararlaştırılmış olduğunu açıklamış, görüşmeler yoluyla 308 TOLUNER, Milletlerarası, s. 249 (dipnot 135). 309 Süleyman Demirel ve Konstantin Karamanlis. 310 Brüksel Ortak Bildirisi metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s
122 çözümlenemeyecek olan belirli hukuki sorunların Divan a götürülmesi görüşünde olduğunu belirtmiştir. 311 Yunanistan ise, 2 Ekim ve 19 Aralık 1975 tarihli notalarında, Brüksel Ortak Bildirisi nde, tarafların sorunun önce Divan a sunulması konusunda anlaşmaya varmış olduklarını, tahkimname hazırlıklarıyla ilgili görüşmeler sırasında sınırlandırmayla ilgili görüş ayrılıklarını giderecek önerilerin ortaya atılması durumunda bunların da tartışılabileceği görüşünde olduğunu açıklamıştır Ocak 2 Şubat 1976 ve Haziran 1976 tarihlerinde Bern de iki devlet arasında yapılan uzmanlar düzeyindeki toplantılardan bir sonuç çıkmamıştır. Sözü edilen toplantılarda Yunanistan, Yunan anakarasıyla adalar arasında bir bütünlük olduğunu (ülkesel ve siyasal bütünlüğü bulunduğunu) adaların da, kendilerine özgü kıta sahanlıklarına sahip olduğunu ve Yunan kıta sahanlığının Yunan adaları ile Türkiye anakarası arasındaki orta hatta kadar devam ettiğini, uyuşmazlığın U.A.D. ye sunularak çözümlenmesi gerektiğini iddia etmiştir. Görüleceği üzere Yunanistan ın iddiaları Türkiye ye, Yunan adalarının batısında hiçbir şekilde kıta sahanlığı alanı tanımamaya yöneliktir Eylül ile 18 Kasım 1975 tarihli Türk notaları metinleri için bkz. I.C.J. Pleadings, s , 40-42; I.C.J. Application 1976, s , Ekim ve 19 Aralık 1975 tarihli Yunan notaları metinleri için bkz. I.C.J. Application 1976, s
123 Buna karşın Türkiye, kıta sahanlığının belirlenmesinde doğal uzantı tezinin esas alınması gerektiğini, Ege Denizi nin özellikleri olan yarı - kapalı bir deniz olduğunu, tüm Ege nin ve özellikle Türkiye nin yakınındaki Yunan adalarının özel durumlar oluşturduğunu, söz konusu Doğu Ege Adaları nın Anadolu Yarımadası nın doğal uzantısı olan Türk kıta sahanlığının üzerinde yer aldığını, bu adaların Türk kıyılarına çok yakın olduklarını, Yunan anakarası ile adalar arasındaki uzaklık nedeniyle anılan adaların Yunan Yarımadası nın devamı, uzantısı olarak düşünülemeyeceğini, Türkiye nin yakınındaki Yunan adalarının kendilerine has kıta sahanlıkları olamayacağını, Yunanistan ın iddialarının hakkaniyete aykırı olduğunu, Ege Denizi kaynaklarının ortak işletilmesini ve sorunun karşılıklı görüşmeler yoluyla çözümlenmesi gerektiğini belirtmiştir. 313 B. YUNANİSTAN IN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ NE VE ULUSLARARASI ADALET DİVANI NA BAŞVURUSU Türkiye nin M.T.A. Sismik I (Hora) araştırma gemisiyle 6 Ağustos 1976 tarihinden itibaren Ege Denizi nin açık deniz alanlarında sismik araştırmalar yapmaya başlaması ile Ege Kıta Sahanlığı sorunu daha gergin bir ortama girmiştir. 314 Yunanistan 7 ve 9 Ağustos 1976 tarihli notaları ile, Sismik I in araştırmalar yaptığı açık deniz altında bulunan kıta sahanlığının kendisine ait olduğunu ileri sürerek Türkiye yi protesto etmiş, 10 Ağustos 1976 tarihinde ise, Yunanistan konu ile ilgili olarak, bir yandan Birleşmiş BAHCHELI, s. 132; ÖZÜERMAN, s KOCAOĞLU, s
124 Milletler Güvenlik Konseyi ni olağanüstü toplantıya çağırmış, öte yandan da tek taraflı olarak U.A.D. ye başvurmuştur. 315 Yunanistan ın Güvenlik Konseyi ne başvurusu, Türkiye nin önceki ve tekrarlanan araştırmalarının Yunan kıta sahanlığı haklarını çiğnediği ve dolayısıyla uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiği gerekçesine dayanmaktadır. 316 Güvenlik Konseyi ndeki tartışmalarda Yunanistan, kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nde yer alan düzenlemeye dayanan ve karşılıklı görüşmeler sırasında da ileri sürdüğü iddialarını tekrarlamış ve Türkiye nin hareketlerini kışkırtıcı, garantör devlet sıfatıyla Kıbrıs a yaptığı müdahaleyi de trajedi olarak nitelendirmek suretiyle Birleşmiş Milletler in Kıbrıs trajedisini durdurmak için zamanında hareket etmediğini, ancak Ege deki trajedinin önlenebileceğini belirterek, Güvenlik Konseyi nden Türkiye ye kışkırtıcı tutumundan vazgeçmesi için baskı yapmasını istemiştir. 317 Yunanistan ın iddialarına karşılık olarak Türkiye temsilcisi, M.T.A. Sismik I in araştırmalarını Yunan karasuları dışındaki Ege sularında gerçekleştirdiğine dikkat çekmiş, henüz kıta sahanlığı konusunda bir sınır tespiti yapılmamış olmasına rağmen hukuka uygun bir şekilde yürütülen 315 PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s. 408; PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s Leo GROSS, The Dispute Between Greece and Turkey Concerning the Continental Shelf in the Aegean, American Journal of International Law, Volume: 71, No: 1 (January 1977), s. 34; BAHCHELI, s. 134; ACER, s BAHCHELI, s ; AKSU, s
125 araştırma faaliyetlerinin Yunanistan ın deniz ve hava kuvvetleri tarafından engellendiğini, Türkiye ile Yunanistan arasında üzerinde anlaşmaya varılmış kıta sahanlığı sınırı olmadığından Yunanistan ın, Ege de karasularının ötesinde egemenlik hakları bulunduğunu iddia edemeyeceğini, ayrıca M.T.A. Sismik I in Ege de araştırmalarda bulunduğu sırada Yunanistan a ait Nautilus gemisinin de komşu bölgede benzer araştırmalar yaptığını belirtmiştir. Türkiye temsilcisi daha sonra Yunanistan ın Doğu Ege Adaları nı silahlandırmak suretiyle 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan ve 10 Şubat 1947 tarihli Paris Barış Antlaşmaları nı ihlal ettiğini, böylece bölgede barış ve güvenliği tehlikeye soktuğunu öne sürerek, Güvenlik Konseyi ni Yunanistan ın antlaşma ihlallerini incelemeye davet etmiştir. 318 Güvenlik Konseyi 25 Ağustos 1976 tarihli ve 395 (1976) sayılı kararı ile, her iki ülkeyi de kısmen tatmin edecek şekilde bir yandan taraflara uyuşmazlıkları konusunda doğrudan görüşmelere tekrar başlamalarını tavsiye etmiş, öte yandan, sorunu Divan a götürme olanağı üzerinde tarafları düşünmeye davet etmiştir. 319 Yunanistan U.A.D. ye tek taraflı olarak sunduğu başvurusunda Divan dan iki istekte bulunmuştur. Yunanistan ın Divan dan birinci isteği; öze ilişkin karar verene kadar Türkiye nin arama ruhsatı verdiği alanlarda veya davada tartışma konusu yapılan diğer alanlarda bütün araştırma faaliyetlerini 318 GROSS, s. 35; BAHCHELI, s PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s ; ACER, s. 39; GROSS, s. 37; AKSU, s. 76; Ayrıca Güvenlik Konseyi nin 25 Ağustos 1976 tarih ve 395 (1976) sayılı Kararı nın tam metni için bkz. Hulusi KILIÇ (haz.), Bilateral Agreements, Essential Documents and Declarations Between Turkey and Greece Since the Proclamation of the Turkish Republic, T.C.Dışişleri Bakanlığı Denizcilik Havacılık Genel Müdür Yardımcılığı, Ankara, 2000, s
126 durdurmasını ve barışı tehlikeye sokacak davranışlardan kaçınmasını öngören ihtiyati tedbir kararı vermesidir. Yunanistan ın Divan dan ikinci isteği ise; doğudaki Yunan adaları ile Türkiye arasındaki kıta sahanlığı sınırlandırmasının hangi kurallara göre yapılacağının, saptanması olmuştur. Yunanistan ın uyuşmazlığın özüne ilişkin isteğinden de anlaşılacağı gibi, Türkiye nin batısında bulunan adaların Yunanistan a bakan tarafları ile daha beride kalan adaların otomatik olarak Yunanistan lehine kıta sahanlığı doğurdukları varsayımından hareket edilmekte ve böylece bu alan uyuşmazlık dışı kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. 320 Yunanistan, koruma önlemi (ihtiyati tedbir) istemine ilişkin talebini, kıyı devletinin kendi kıta sahanlığında bulunan doğal kaynakların yeri ve miktarıyla ilgili bilgileri bilme konusundaki inhisarı haklarının Türkiye nin yapmış olduğu araştırmalarla ihlal edildiği, Yunanistan ın rızası olmaksızın edinilecek ve yayınlanacak bilgilerin ileride vereceği ruhsatların görüşülmesi sırasında durumuna zarar vereceği ve söz konusu alanlarda hak sahibi olduğu Mahkeme tarafından sonradan kabul edilse de haklarının tüm olarak saklı tutulamayacağı, bundan ötürü giderilmesi imkânsız zararın ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu ve yapılan araştırma faaliyetlerinin iki ülke arasındaki dostane ilişkileri tehlikeye sokacağı gerekçelerine dayandırmıştır PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s. 375; PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s GROSS, s. 40; BAHCHELI, s
127 U.A.D., Yunanistan ın başvurusu karşısında, durumu Türkiye ye bildirerek görüşünü isterken, Statüsü nün 41 inci maddesine 322 dayanarak koruma önlemi (ihtiyati tedbir) konusunda bir karara varma yoluna girmiştir. Davanın hem yazılı hem sözlü aşamasına katılan Yunanistan Divan a bir ad hoc yargıç atamıştır. Buna karşılık Divan a herhangi bir ad hoc yargıç atamayan ve Ağustos 1976 tarihlerinde yapılan davanın sözlü aşamasına 323 da katılmayan Türkiye, Divan a yolladığı 25 Ağustos 1976 tarihli mektubuyla 324 Divan ın yetkisiz olduğunu ileri sürmüştür. 325 Divan, Yunanistan ın koruma önlemine ilişkin talebini 11 Eylül 1976 tarihli Kararı ile reddetmiştir. Bu Kararı nda Divan, tartışma konusu olan alanlarda girişilecek olan araştırma faaliyetlerinin tarafların haiz olmadıkları hakların doğumuna veya haiz oldukları hakların yitirilmesine yol açmayacağını belirttikten sonra, Türkiye tarafından yapılan sismik araştırmaların deniz yatağı ve toprak altına ve doğal kaynaklara zarar verebilecek nitelikte olmadığını, geçici olduğunu, deniz yatağında tesis kurulmasını gerektirmediğini, doğal kaynakların kullanılması ve tahsisi gibi bir işlemin yapılmadığını dikkate alarak, olayda, Statü nün 41 inci maddesi 322 Uluslararası Adalet Divanı Statüsü md. 41 metni için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası, s Davanın sözlü aşamasına ilişkin tutanaklar için bkz. I.C.J.Pleadings, s Mektupta ayrıca, tartışma konusu yapılan araştırma işlemlerinin Yunanistan ın söz konusu alanlarda haiz olabileceği haklara zarar verecek nitelikte olmadığı ve bu nedenle ihtiyati tedbirlere (koruma önlemleri) gerek bulunmadığı, böyle bir zararın meydana geleceği kabul edilse bile bunun tazmin edilebileceği, Türkiye nin kuvvet kullanma yoluna başvurmak niyetinde olmadığı, belirtilmiştir. TOLUNER, Milletlerarası, s. 250 (dipnot 135). 325 PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s. 409; PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s
128 anlamında dava konusu olan haklara giderilmesi olanaksız bir zararın verilmesi tehlikesinin bulunmadığına karar vermiştir Eylül 1976 da ihtiyati tedbir istemine ilişkin kararını açıklamasının ardından Divan, Türkiye ve Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı sınırının saptanmasına ilişkin istem konusunda ise, Türkiye nin yetkisizliğini ileri sürmesi üzerine davanın esasını incelemeden önce davaya bakma konusunda yetkili olup olmadığını saptamak gereğini duymuş ve taraflardan yetki konusundaki görüşlerine açıklık getirmelerini istemiştir. 327 Divan ın yetki konusuna ilişkin incelemesi devam etmekte iken, uzmanlar düzeyindeki heyetler 2-11 Kasım 1976 tarihinde Bern de tekrar görüşmelere başlamışlar ve 11 Kasım 1976 tarihinde iki ülke arasında kıta sahanlığının sınırlandırılması görüşmeleri sırasında izlenecek usule ilişkin ilkeleri saptayan on maddeden oluşan Bern Anlaşması nı imzalamışlardır. Bern Anlaşması ile her iki taraf Ege Kıta Sahanlığı nın sınırlandırılmasında karşılıklı rızaya dayalı bir anlaşmaya varmak için samimi, ayrıntılı ve iyiniyetle yürütülecek görüşmeler yapmayı, yapılacak olan görüşmelerin içeriğinden dolayı gizli tutulmasını kararlaştırmışlardır. Yine Anlaşma ya göre, iki ülke de bu konudaki siyasi ve hukuki görüşlerini koruyarak, anlaşmanın ayrıntıları ve görüşmeler sırasında yapılan önerileri, herhangi bir dış ortamda kullanmama yükümlülüğüne girmişler, ortaklaşa yapılmasına karar vermedikçe, görüşmelerin esasına ilişkin olarak basına açıklama yapmamayı ve bilgi sızdırmamayı kararlaştırmışlardır. Bunun yanı sıra, taraflar Ege Denizi Kıta AKSU, s. 78; TOLUNER, Milletlerarası, s. 250 (dipnot 135). AKSU, s
129 Sahanlığı sorunuyla ilgili olarak görüşmelere zarar verebilecek davranışlardan sakınmayı, diğer tarafın itibarını zedeleyebilecek girişim veya davranışlardan kaçınmayı yükümlenmişlerdir. Ayrıca iki ülke arasında kıta sahanlığının sınırlandırılması sırasında uygulanabilecek pratik kriter ve temel ilkelere ulaşabilmek için konuya ilişkin uluslararası hukuk kurallarını ve örf ve âdet hukukunu araştırmayı kararlaştırmışlar ve bu amaçla ulusal temsilcilerden oluşturulacak bir karma komisyonun kurulması konusunda anlaşmışlardır. 328 Bern Anlaşması nı tarafların heyetlerinin ve 1978 de de Başbakanları nın Montreux ve Washington da bir araya gelmeleri izlemiş, ancak yapılan görüşmelerden somut herhangi bir sonuç alınamamıştır. 329 C. ULUSLARARASI ADALET DİVANI NIN KARARI Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığına ilişkin iki devlet arasında görüşmeler sürerken, Divan yetki konusunda yazılı aşamasını bitirmiş, Türkiye yetkisiz olduğunu ileri sürdüğü Divan a herhangi bir yazılı görüş bildirmemiştir. Divan, tarafları 9-17 Ekim 1978 tarihlerinde sözlü aşamaya çağırmış, Türkiye bu aşamaya da katılmamış ancak 10 Ekim 1978 tarihinde Yunanistan ın yetki konusunda ileri sürdüğü görüşlerini çürütmeye yönelik bir mektubu Divan a sunmuştur AKSU, s. 79; Ayrıca Bern Anlaşması metni için bkz. KILIÇ, s PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s PAZARCI, Uluslararası Hukuk II, s. 376; PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s
130 Davanın gerek yazılı gerek sözlü aşamasında Yunanistan, Divan ın yargı yetkisini, iki devlet için de yürürlükte bulunduğunu belirttiği 26 Eylül 1928 tarihli Uluslararası Uyuşmazlıkların Barışçı Yollarla Çözümüne Dair Genel Sened in nci maddesine ve iki Devlet Başbakanları nın 31 Mayıs 1975 tarihinde yayınladıkları Brüksel Ortak Bildirisi ne dayandırmıştır. 332 Genel Sened in 17 nci maddesinde, tarafların hakları hususunda anlaşamadıkları bütün ihtilafların, 39 uncu madde uyarınca yapılacak çekinceler saklı kalmak üzere, Uluslararası Daimî Adalet Divanı nda 333 çözümlenmesi yükümü öngörülmüştür. 334 Türkiye, 26 Eylül 1928 tarihli Genel Sened e 26 Haziran 1934 tarihinde bazı çekinceler öne sürerek katılmıştır. Türkiye nin öne sürdüğü çekinceler arasında, uluslararası hukukun bir devletin esası bakımından ulusal yetki alanına bıraktığı sorunlardan doğabilecek olan uyuşmazlıkların söz konusu Sened in kapsamı dışında bırakıldığı hükmü de yer almaktadır. Yunanistan da, Genel Sened e 14 Eylül 1931 tarihinde bazı çekincelerle katılmıştır. Yunanistan ın tartışma konusu olan çekincesi şöyledir: (b) uluslararası hukuk uyarınca devletin münhasıran millî yetkisine 331 Bundan sonra Genel Sened olarak geçecektir. 332 Aegean Sea Continental Shelf Case (Greece-Turkey) Judgement of 19 December 1978, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders, 1978, paras 1, 12, 33. (Bundan sonra I.C.J. Reports 1978 olarak geçecektir.); TOLUNER, Milletlerarası, s. 251 (dipnot 135). 333 Uluslararası Daimî Adalet Divanı nın hukuki varlığı 1946 yılında sona ermesine rağmen, bugünkü Divan ın Statüsü nün 37 nci maddesi, yürürlükte bulunan bir antlaşma veya anlaşma bir sorunu Uluslararası Daimî Adalet Divanı na götürmeyi öngördüğü zaman, Statü nün tarafları arasında sorunun U.A.D. ye havale edileceğini belirtmektedir. GÜNDÜZ, Ege Denizi, s. 14; Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı Statü md. 37 metni için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası, s TOLUNER, Milletlerarası, s. 251 (dipnot 135). 122
131 dahil olan sorunlar ve, özellikle, limanları ve ulaşım yolları üzerindeki egemenlik haklarıyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere, Yunanistan ın ülkesel statüsüne ilişkin uyuşmazlıklar. 335 Yunanistan, dava konusu olan sorunun (b) çekincesinin kapsamına girmediğini çeşitli gerekçelere dayanarak doğrulamaya çalışmıştır. Yunanistan (b) çekincesinin hem ülkesel statüsü ile ilgili, hem de aynı zamanda uluslararası hukuka göre münhasıran devletlerin millî yetkisine giren sorunlarla ilgili uyuşmazlıkları amaçladığını; kıta sahanlığı sorununun münhasıran millî yetkiye giren bir sorun olmadığını; bundan dolayı da (b) çekincesinin bu ihtilafla ilgili olmadığını ileri sürmüştür. Yunanistan söz konusu gerekçesini, metinde yer alan ve, özellikle, kelimelerinin doğal ve alışılmış olan anlamına dayandırmıştır. Çekince metninde ve, özellikle, kelimeleri Yunanistan ın ülkesel statüsüne ilişkin uyuşmazlıklar ifadesinden önce gelmektedir. Yunanistan a göre; ve, özellikle, kelimeleriyle, Yunanistan ın ülkesel statüsüne ilişkin uyuşmazlıklar ın münhasıran millî yetkiye giren sorunlarla ilgili ihtilaflara ek olarak ve onlardan ayrı bir ihtilaflar kategorisi yaratmanın düşünülmediği ortaya konulmuştur. Bu kelimelerin amacı, (b) çekincesinde yer alan Yunanistan ın ülkesel statüsüne ilişkin uyuşmazlıklar ın münhasıran millî yetkisine giren sorunlar ile ilgili ihtilaflar ın tarifi içine girdiğini göstermektir. Burada vurgulanmak istenen ve, özellikle, kelimelerinden sonra gelen, 335 Yüksel İNAN, Uluslararası Adalet Divanı nın Yargı Yetkisi, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Yayını No: 171, Ankara, 1982, s ; TOLUNER, Milletlerarası, s. 251 (dipnot 135). 123
132 ülkesel statü ile ilgili ihtilafların daha önce belirtilen ihtilaflar kategorisinin bir örneğini oluşturmuş olduğudur. 336 Yunanistan ın, dava konusu olan sorunun çekincenin kapsamına girmediğini doğrulamak yolunda dayandığı bir başka gerekçe de; Yunanistan ın, 1928 tarihli Genel Sened e katıldığı 1931 yılında kıta sahanlığı kavramı henüz bilinmediği için kıta sahanlığı konusunun Divan ın yargı yetkisi dışında tutulmasının düşünülemeyeceği yönündedir. 337 Yunanistan, Divan ın yargı yetkisine ilişkin olarak dayandığı Brüksel Ortak Bildirisi nde, iki Devlet Başbakanları nın iki devlet arasındaki sorunları görüşmeler yoluyla barışçı şekilde ve Ege Denizi Kıta Sahanlığı sorununun ise, La Haye deki Uluslararası Mahkeme tarafından çözümlenmesi gerektiğini kararlaştırmışlardır, cümlesi ile Türkiye ve Yunanistan ın Ege Denizi ihtilafı konusunda birlikte ve ayrı ayrı Divan ın yargı yetkisini kabul ettiklerini öne sürmüş, Brüksel Ortak Bildirisi nin Ege ihtilafını Divan a götürme hususunda bir anlaşma teşkil ettiğini iddia etmiştir. 338 Yunanistan ın bu iddiaları karşısında Türkiye, Divan ın yargı yetkisini baştan beri kabul etmediğinden, Yunanistan ın görüşlerine karşı görüş bildirmemiş ve Divan ın, yetkisi hakkındaki görüşlerini 24 Nisan 1978, 10 Ekim 1978 tarihli mektuplarıyla Divan a bildirmiştir. Buna göre: GÜNDÜZ, Ege Denizi, s ; I.C.J. Reports 1978, paras I.C.J.Reports 1978, para 77; TOLUNER, Milletlerarası, s. 253 (dipnot 135). I.C.J. Reports 1978, paras 94-98; GÜNDÜZ, Ege Denizi, s
133 * 1928 Genel Sened i 339 yürürlükte değildir. Yürürlükte kabul edilse bile, Yunanistan Genel Sened e katılırken ülke statüsü ile ilgili ihtilafların Divan ın yargı yetkisi dışında kalacağı hususunda bir çekince ileri sürmüştür. Bu çekinceye dayanarak Divan ihtilafı inceleyemeyecektir. * Brüksel Ortak Bildirisi ne dayanarak da yetki tesis edilemez. Bir ortak bildiri bir milletlerarası anlaşma değildir. Eğer böyle olsaydı, en azından Türkiye tarafından bunun onaylanması gerekirdi. * İki hükümet arasında esas konu üzerinde görüşmeler başlamadan Yunanistan Divan a başvurmuştur. Oysa, anlamlı görüşmeler yoluyla konuya barışçı bir çözüm getirilmesi düşünülmüştü. * Güvenlik Konseyi Kararı nda tarafların sorunlarını esas itibariyle görüşmeler yoluyla çözümlemelerini istemiştir. Sözü geçen Karar gereğince, 11 Kasım 1976 tarihinde Bern Anlaşması yapılmıştır. Bern Anlaşma nın 1 inci maddesi samimi, devamlı ve iyiniyetle yürütülecek görüşmeleri öngörüyordu. Samimi görüşmeleri yürütmenin zorunlu şartlarını ve sorunların bu tarihli Genel Sened, Birleşmiş Milletler Örgütü kurulduktan sonra bazı değişikliklere uğramıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 28 Nisan 1949 tarihinde Genel Sened i Birleşmiş Milletler Örgütü ile bağdaşacak bir şekilde değiştirmiş ve değişikliklerin üye devletler tarafından kabul edilmesini 268 (III) sayılı Kararı yla tavsiye etmiştir. Genel Kurul tarafından değiştirilen Genel Sened, 20 Eylül 1950 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel Kurul un söz konusu tavsiye kararına uyarak değiştirilen Genel Sened i onaylayan veya değiştirilen Genel Sened e katılan devletler Genel Sened in hükümleriyle bağlıdırlar. Türkiye, 28 Nisan 1949 tarihli Genel Sened i günümüze kadar onaylamadığı gibi, sözü edilen Genel Sened e de katılmamıştır. Bu nedenle 1949 tarihli Genel Sened in hükümleri Türkiye yi bağlamaz. Ayrıca 1928 tarihli Genel Sened in yürürlükte olduğu kabul edilse bile Yunanistan öne sürdüğü çekinceler nedeniyle de Divan a yargı yetkisi tanımamaktadır. İNAN, s
134 görüşmelerle çözümlenmesinin gerisindeki amacı böyle bir uluslararası davanın devamıyla bağdaştırmak zordur. 340 Divan, 19 Aralık 1978 tarihli yargısında, Genel Sened in yürürlüğü konusunda bir karara varmayı gerekli bulmamış, yetki sorununu, Yunanistan ın çekincesinin yorumlanmasıyla çözmeyi uygun görmüştür. 341 Divan a göre, Yunanistan ın (b) çekincesiyle ilgili yorumu, ülkesel statü ile ilgili ihtilaflar ve millî yetkiye giren sorunlar ile ilgili ihtilaflar birbirinden tamamen farklı konular oldukları için kabul edilemez. Yunanistan ın yorumunda ve, özellikle, kelimelerinin lafzi yorumu esas alınmıştır. ve ve özellikle kelimelerinden sonra virgül kullanılmış olması, ilgili metnin birinci kısmında yer alan konu ile ikinci kısmında yer alan konuyu birbirinden ayırmaktadır. Yunanistan ın çekincesinde yer alan konular, Genel Sened in 39 uncu maddesinin 2 nci paragrafında yer alan konulardır ki, söz konusu maddede millî yetkiye giren uyuşmazlıklarla ülkesel statüye ilişkin uyuşmazlıklar çekince ileri sürülmesine izin verilen ayrı konular olarak düzenlenmiştir. Öte yandan, Yunanistan ın Genel Sened e katılmasından iki yıl önce 12 Eylül 1929 tarihinde, Uluslararası Daimî Adalet Divanı nın Statüsü nün 36 ncı maddesinin 2 nci paragrafına göre, Divan ın mecburi yetkisini kabul eden Yunanistan bildirisinde de, bu aynı uyuşmazlıklar ayrı konular olarak sıralanmıştır. Bundan başka, ülkesel statüye ilişkin sorunlar millî yetkiye giren sorunlar içinde değerlendirildiğinde, (b) çekincesiyle gerçekleştirilmek istenen amaç ortadan kalkar. (b) Çekincesinin yapısı, Genel GÜNDÜZ, Ege Denizi, s. 14; BAHCHELI, s I.C.J. Reports 1978, paras
135 Sened tarafından bir kategoriye konulmuş olan Yunanistan ın ülkesel statüsüyle ilgili ihtilafları Genel Sened in başka bir kategoriye koyduğu millî yetkiye giren sorunlarla ilgili ihtilafların sadece bir örneği olarak görmek düşüncesiyle bağdaşmaz. Eğer böyle olsaydı ve, özellikle, kelimelerinin yerine dahil, dahil kelimesinin yerine de ve, özellikle kelimeleri konurdu. Divan ın bu yorumuna göre, (b) çekincesi; Yunanistan ın ülkesel statüsüyle ilgili ihtilaflar ve, özellikle, limanlar ve ulaşım yolları üzerindeki egemenlik hakları ile ilgili ihtilaflar da dahil, uluslararası hukuk uyarınca münhasıran devletlerin millî yetkisine giren ihtilaflar biçiminde olurdu. Bu sebeplerle Yunanistan ın yorumu doğru değildir. 342 Yunanistan ın dava konusu olan sorunun çekincenin kapsamına girmediğini doğrulamak için öne sürdüğü 1928 tarihli Genel Sened e katıldığı 1931 yılında kıta sahanlığı kavramı henüz bilinmediğinden kıta sahanlığı konusunun Divan ın yargı yetkisi dışında tutulmasının düşünülemeyeceği yönündeki gerekçesi hakkında Divan, Genel Sened de kullanılan deyimlerin içeriğinin hukukta meydana gelen değişikliklere göre saptanmasının zorunlu olduğunu, kıta sahanlığı üzerindeki hakların devletin kara ülkesindeki egemenliğinin bir işlevi olduğunu ve ülkesel rejimin kıta sahanlığı üzerindeki araştırma ve işletme haklarını da kapsamına aldığını belirttikten sonra, dava konusu olan uyuşmazlığın Yunanistan ın çekincesinde yer alan ülkesel statüye ilişkin bir sorun olduğuna karar vermiştir I.C.J.Reports 1978, paras 52-68; GÜNDÜZ, Ege Denizi, s I.C.J. Reports 1978, paras 78-89; GÜNDÜZ, Ege Denizi, s
136 Divan, Yunanistan ın 31 Mayıs 1975 tarihli Brüksel Ortak Bildirisi ne dayanan yetki gerekçesine ilişkin olarak; uluslararası hukukta bir ortak bildirinin bir ihtilafı hakeme veya adli çözüme götürme hususunda bir anlaşma teşkil etmesini engelleyen herhangi bir kural bulunmadığını belirttikten sonra, Brüksel Ortak Bildirisi nin böyle bir anlaşma teşkil edip etmediği saptanırken göz önünde bulundurulması gereken hususun işlemin biçimi değil, Bildiri de ifade edilen işlem veya davranışın niteliği olduğunu, bu işlem ve davranışın niteliği saptanırken de, Bildiri de kullanılan ifadeye ve yapıldığı şartlara bakılması gerektiğini belirtmiştir. Buna göre; Bildiri nin yayınlandığı şartlar ve Bildiri nin hükümleri şartsız bir havalenin öngörülmediği sonucunu verdiğinden Divan, Brüksel Bildirisi ile yargı yetkisinin kabul edilmediği yargısına varmıştır. 344 Bu nedenlerle Divan, Yunanistan ın tek taraflı başvurusuyla açılan Ege Kıta Sahanlığı Davası nda yargılama yetkisine sahip olmadığına, Yunanistan ve İspanya nın olumsuz oylarına karşılık 12 olumlu oyla karar vermiştir. 345 D. MART 1987 EGE KITA SAHANLIĞI BUNALIMI U.A.D. nin yetkisizlik kararı ile taraflar arasında Ege Kıta Sahanlığı sorununu bir çözüme bağlama ümidi yine görüşmelere kalmış göründüğünden Türk ve Yunan uzmanları arasında Aralık 1978 ve Şubat 1979 tarihlerinde iki görüşme daha yapılmış fakat iki görüşmeden de bir I.C.J. Reports 1978, paras ; GÜNDÜZ, Ege Denizi, s I.C.J. Reports 1978, para
137 sonuç alınamamıştır seçimlerinde, Yunanistan da Panellino Sosialistiko Kinima / Pan-Helenik Sosyalist Parti (PASOK) lideri Papandreu nun hükümeti kurması, Yunanistan ın Türkiye ye ilişkin dış politikasında önemli değişimlere yol açmıştır. Gerçekten de, eskisinden farklı olarak, PASOK döneminde, Türk Yunan diyaloğunun sürdürülmesi güçleşmiş ve taraflar karşılıklı olarak sert suçlamalarda bulunmaya başlamışlardır yılında beklenen olmuş, Yunanistan ın da ortağı bulunduğu Kuzey Ege Petrol Şirketi nin Taşoz Adası nın 10 mil doğusundaki bölgede petrol arama ve sondaj yapmayı planlamasının ardından, Yunanistan ın Kuzey Ege Petrol Şirketi ni ulusallaştırmak istemesi, ulusal karasuları dışında petrol arama ve sondaj çalışmalarına gidilmesini yasaklayan 1976 tarihli Bern Anlaşması na aykırı bir davranış oluşturmuştur. Türkiye, bu duruma karşı çıkmış ve Bern Anlaşması na aykırı düşen davranışlara izin vermeyeceğini açıklamıştır. 347 Türkiye nin bu konudaki yaklaşımını açıklayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yalım Eralp e göre; Yunanistan ın karasularının ötesinde petrol arama faaliyetlerinde bulunacak olması, iki ülke arasında kıta sahanlığı konusunda anlaşma yapılana kadar, bu tip davranışlardan kaçınmalarını öngören 1976 Bern Anlaşması nın ihlali niteliğindedir. Türkiye, şimdiye kadar azami hassasiyetle Bern Anlaşması na uydu, kıta sahanlığı ile ilgili faaliyetlerden kaçındı. Yunanistan da bu çerçevede hemen ihlalleri 346 PAZARCI, Kıta Sahanlığı Kavramı, s AKSU, s
138 durdurmalıdır. Aksi takdirde Türkiye, Ege deki haklarını ve çıkarlarını korumak için gerekli olan her şeyi yapacaktır. 348 Türkiye nin görüşlerine karşılık, Yunanistan tarafından yapılan açıklamada; Yunanistan ın görüşlerinde herhangi bir değişikliğin olmadığı, Bern Anlaşması nın geçerliliğini yitirdiği belirtildikten sonra, Yunan kıta sahanlığında nerede, nasıl ve ne zaman petrol araştırması veya sondaj yapılacağına ilişkin kararın sadece Yunanistan tarafından alınabileceği ifade edilmiştir. 349 Türkiye ve Yunanistan arasında çıkan gerginlik tırmanırken Türkiye, Yunanistan ın tartışmalı bölgelerde petrol aramasını önlemek için harekete geçeceğini açıklamış ve Piri Reis araştırma gemisini Ege Denizi ne göndermiştir. Gerginliğin artmasına paralel olarak, her iki ülkede de silahlı kuvvetler alarma geçirilmiş ve sonunda bunalımın giderilebilmesi için NATO, Avrupa Ekonomik Topluluğu (A.E.T.) ülkeleri ve A.B.D. nin yoğun çabası gerekmiştir. Yunan savaş uçaklarının Ege Denizi nde araştırma faaliyetlerini yürüten Piri Reis araştırma gemisini taciz etmesi, iki ülke arasında sert protesto notalarına konu edilmiştir. 350 Konunun kendisi için hayati önem taşıdığını göstermek amacıyla, Türk Hükümeti Ege nin uluslararası sularında petrol araması için hemen T.P.A.O. ya ruhsatlar çıkarmış, Sismik I araştırma gemisi birkaç saat içinde 348 Ege Bunalımı, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 1987, s Ege Bunalımı, s AKSU, s
139 Ege nin uluslararası sularına gönderilmek üzere harekete hazır hale getirilmiştir. 351 Bu gelişme üzerine Yunanistan Başbakanı Papandreu, Yunanistan a ait olduğunu iddia ettiği kıta sahanlığı içerisinde Sismik I araştırma gemisinin araştırma yapmasının engelleneceği ve söz ile değil fiil ile karşılık verileceği uyarısında bulunmuş, Yunan ordusu, eğer komşumuz bu saldırgan tutumunu sürdürürse, Türklere iyi bir ders verecektir, demiştir. 352 Papandreu nun açıklamalarına karşılık Başbakan Turgut Özal da, Sismik I in 28 Mart 1987 tarihinde saat de Ege nin uluslararası sularında olacağını, geminin faaliyetlerinin engellenmesi halinde aynen karşılık verileceğini belirtmiştir. 353 Karşılıklı olarak yapılan açıklamalardan sonra, iki ülke arasında diplomatik girişimler hızlanmış ve NATO Genel Sekreteri Carrigton ve A.B.D. diplomatik çevrelerinin çabalarıyla iki ülkeyi savaşın eşiğine getiren bu bunalım hafifletilmiştir. Bunalımın azaltılmasında Yunanistan ın, tartışmalı sularda petrol aramaktan vazgeçtiğini, diplomatik yollardan Türkiye ye bildirmesi ve Kuzey Ege Petrol Şirketi nin 28 Mart tarihine kadar Taşoz Adası doğusunda petrol çıkarmaya başlayacağına ilişkin planlarını askıya aldığını açıklaması etkili olmuştur Süha BÖLÜKBAŞI, Türkiye nin Yakınındaki Avrupa ile İlişkileri: Türk Yunan Sorunları, Avrasya Dosyası, C: IV, S: 1-2 (1998), s Ege Bunalımı, s Ege Bunalımı, s Ege Bunalımı, s
140 Kıta sahanlığı sorununda 1987 Mart ında ortaya çıkan gerginlik iki ülke ilişkilerinin yönelimi açısından oldukça önemli noktaları ortaya çıkarmıştır. Bunlardan ilki; Yunanistan ın sıklıkla vurgulamakta olduğu Bern Anlaşması nın geçersiz olduğuna ilişkin yaklaşım, her iki ülkenin ulusal karasuları dışında, tartışmalı bölgelerde, petrol arama faaliyetlerine girişmeyeceklerini açıklamasıyla, yerini Bern Anlaşması nın geçerli olduğu yaklaşımına bırakmıştır. Bunalımın ortaya çıkarmış olduğu bir diğer sonuç ise; Yunanistan ın, bunalım sırasında A.E.T. ve NATO üyesi devletler ile A.B.D. ye karşı suçlayıcı bir yaklaşım içine girmesi ve özellikle Türkiye nin ilişkilerinin o dönemde soğuk olduğu Bulgaristan ile yoğun diplomatik iletişim sergilemesi, Varşova Paktı nı gelişmelerden haberdar etmiş olmasıdır. Ayrıca gerginliğin artmasıyla birlikte Yunanistan ülkesinde bulunan Nea Makri Amerikan üssünü geçici olarak kapatma kararı alarak A.B.D. nin, iki ülke arasındaki bunalım sırasındaki tutumuna sert tepki göstermiştir. Bütün bunların yanı sıra, Mart 1987 Ege Denizi Kıta Sahanlığı na ilişkin bunalım, iç politika açısından her iki ülkede de hükümetlere karşı sert eleştirilerin yapılmasına yol açmış, hükümetler bunalım sırasında ulusal çıkarları tam olarak koruyamamakla suçlanmışlardır. Kıta sahanlığı konusunda iki ülkenin de şimdilik kaydıyla uluslararası sularda petrol arama faaliyetlerine girişmeyeceklerini açıklamalarından sonra, iki ülke arasındaki olası savaş riski geçici olarak ertelenmiştir. Gerçi gerginlik atlatılmıştır, ancak taraflar arasında sorunun esasına ilişkin görüş ayrılıklarının yanı sıra sorunun hukuki mi, yoksa siyasi 132
141 bir sorun mu olduğuna ilişkin yaklaşım farklılıkları da gündemde varlığını sürdürmektedir. 355 E. DAVOS SÜRECİ 1987 Mart ayındaki bunalım, iki ülke arasındaki ilişkilerin diyalog süreci içerisinde ele alınmasının zorunlu olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla, iki ülke arasında bir diyalog sürecine girilmiştir. 356 İki ülke başbakanları 357 önce Ocak 1988 tarihlerinde Davos da daha sonra da 3-4 Mart 1988 tarihlerinde Brüksel de biraraya gelmişlerdir Ocak ayında iki başbakanın Davos da başlattıkları süreç, 1950 den bu yana Türk Yunan yakınlaşması yolunda atılmış en ciddi ve gerçekleşebilme olasılığı en fazla olanı olarak nitelendirilebilir. 359 Davos süreci içerisinde başlayan ikili iletişim ve görüşmeler, taraflar arasındaki sorunların çözümlenmesine yönelik olmaktan çok, iki ülke arasındaki güven ve doğrudan iletişimin yeniden kurularak geleceğe yönelik bir zeminin hazırlanmasını hedeflemektedir. 360 Dünya Ekonomik Forumu sırasında Ocak 1988 tarihlerinde biraraya gelen Özal ve Papandreu görüşmelerin sonunda yayınladıkları Ortak Basın Bildirisi nde, karşılıklı anlayış ve iyiniyet havası içinde iki tarafı 355 AKSU, s AKSU, s Turgut Özal ve Andreas Papandreu. 358 TEZCAN, s Mehmet Ali BİRAND, Türk-Yunan Sorunları Çözümlenemez, Türk-Yunan Uyuşmazlığı, Semih VANER (der.), Metris Yayınları, İstanbul, 1990, s AKSU, s
142 ilgilendiren konuları görüştüklerini belirttikten sonra, farklı yaklaşımlar dolayısıyla iki ülke arasında birikmiş sorunların istismar edilmesine izin verilmemesini; görüş farklılıklarının kapatılması için zaman, iyiniyet ve çok çalışmak gerektiğini; 1987 Mart bunalımı gibi bir krizin tekrarlanmaması için iki tarafın gayretlerini barışçı ve kalıcı ilişkiler kurulması üzerinde yoğunlaştırmasını; iki toplumun da çeşitli kesimlerinde yerleşmiş katı tutumların okul kitapları tarafından pekiştirildiğini ve resmî makamların yaptıkları açıklamaların iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmekten uzak bulunduğunu, oysa karşılıklı güvenin sağlanmasının gerektiğini; bunun için de okul kitapları sorunu ele alındığı gibi, resmî makamların açıklamalarının iki ülke arasındaki ilişkileri engelleyecek ve güveni zedeleyecek nitelikte olmayacağını vurgulamışlardır. 361 Davos görüşmelerinde biri ekonomik, öteki siyasal olmak üzere iki komite kurulması kararlaştırılmıştır. Siyasal Komite nin sorun alanlarını tanımlayarak, görüş farklılıklarını gidermesi ve kalıcı çözümlerin bulunması olanaklarını araştırması öngörülmüştür. Ortak İşbirliği Komitesi adını alan Ekonomik Komite ise, ortak teşebbüs, ticaret, turizm, haberleşme, kültürel değişim gibi alanlarda işbirliği olanaklarının geliştirilmesine çalışacaktır. Söz konusu komitelerin çalışmalarından sonra kaydedilecek gelişmeler başbakanlar tarafından gözden geçirilecektir. Komiteler dışında başbakanların yılda en az bir defa buluşmaları, birbirlerinin ülkelerine 361 Baskın ORAN (ed.), Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşı ndan Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, ( ), C: II, İletişim Yayınları, İstanbul, 2001, s. 114; TEZCAN, s. 78; Ayrıca Ortak Basın Bildirisi (Davos 1988) metni için bkz. KILIÇ; s
143 karşılıklı ziyaretler yapmaları, doğrudan bir telefon hattı kurulması alınan kararlar arasındadır. 362 Davos süreciyle yaratılan yumuşama ortamı içinde ilk olumlu gelişme Türkiye den gelmiş ve 5 Şubat 1988 tarihinde Türkiye, Yunan uyrukluların Türkiye de bulunan gayrimenkulleri üzerindeki haklarını donduran 2 Kasım 1964 tarihli gizli Kararname yi yürürlükten kaldırmıştır. 363 Bu gelişmenin hemen ardından Özal ve Papandreu 3-4 Mart 1988 tarihlerinde Brüksel de biraraya gelmişler ve yapılan görüşmelerden sonra Davos sürecine uygun bir ortak bildiri yayınlamışlardır. İki ülke arasındaki yakınlaşmayı geliştirmenin yolları üzerinde mutabakata varan ve Davos ruhunu zedeleyebilecek bütün davranış ve beyanlardan kaçınmayı kararlaştıran Bildiri de aşağıdaki kararlar alınmıştır. Millî, askerî tatbikatların yürütülmesi ve askerî uçakların uçuşlarıyla ilgili sorunlar görüşülecektir. Kıbrıs taki kayıp kişiler komitesinin çalışmaları canlandırılacaktır. Türk hükümeti, 1964 tarihli Kararname nin yürürlükten kaldırılmasından sonra, Türk mevzuatına uygun olarak, Yunan vatandaşlarının haklarının tamamen iadesi amacıyla gerekli tedbirleri alacaktır. 362 ORAN, Türk, s ; BÖLÜKBAŞI, s. 36; TEZCAN, s. 76; Ayrıca Ortak Basın Bildirisi (Davos 1988) metin için bkz. KILIÇ, s ORAN, Türk, s. 115; TEZCAN, s
144 Bu olumlu gelişmeyi dikkate alarak, Yunanistan, A.E.T. Türkiye Ortaklık Konseyi nin 25 Nisan 1988 tarihinde yapacağı toplantıdan önce, 1963 tarihli Ankara Antlaşması ile tamamlayıcı protokole ilişkin uyum protokolünün imzalanmasını teminen onay verecektir. Davos da kurulan komiteler, 26 Mayıs 1988 tarihinde karşılıklı olarak Ankara ve Atina da toplanacaklardır. Ayrıca Yunanistan Başbakanı nın daveti üzerine Türk Başbakanı Haziran 1988 tarihinde Yunanistan a resmî bir ziyarette bulunacaktır. 364 Başbakan Turgut Özal daha önce kararlaştırıldığı gibi, Haziran 1988 tarihlerinde Yunanistan a resmî ziyarette bulunmuş, söz konusu ziyareti sırasında çoğunluğu iş adamlarından oluşan 170 kişilik bir heyeti de yanında götürmüştür. Ticari ve ekonomik ağırlıklı ziyarette, iki ülke arasında sorunların çözümüne öncülük edecek bir altyapı oluşturmayı amaçlamıştır. 365 Ancak Özal ın, 1988 Haziran ayındaki Yunanistan ziyareti, Türkiye açısından büyük hayal kırıklığıyla sonuçlanmış, Davos da kurulan komitelerin çalışmalarından da somut bir sonuç alınmamıştır. 366 Gerçekte Davos süreci, iki ülke arasında bir diyalog kurulmasına yaramış olmakla birlikte, iki başbakan da Davos u somut bir politikaya dönüştürememiştir. 367 Bir kez daha liderlerin kişisel istek ve girişimlerinin yeterli olmadığı, bu isteklerin bir sonuca ulaşabilmesi için siyasal iradenin bürokratik teknik hazırlıklarla desteklenmesinin zorunluluğu ortaya 364 ORAN, Türk, s. 115; TEZCAN, s. 76; Ayrıca Ortak Basın Bildirisi (Brüksel 1988) metni için bkz. KILIÇ, s ORAN, Türk, s BİRAND, s BİRAND, s. 9; BÖLÜKBAŞI, s
145 çıkmıştır yılı boyunca süren diyalog, bir yandan Papandreu nun sağlık problemleri diğer yandan Yunanistan ın 18 Haziran 1989 tarihindeki genel seçimler öncesinde gittikçe ağırlaşan bir iç bunalıma girmesi yüzünden kesintiye uğramıştır yılında Yunanistan da yapılan seçimlerde PASOK iktidarı kaybetmiş, Mitsotakis in başbakanlığı döneminde ise, Davos süreci resmen rafa kaldırılmıştır. 369 F. DAVOS SÜRECİ SONRASI TÜRK-YUNAN DİYALOĞU 1996 Ocak ayı sonunda iki ülke arasında ortaya çıkan Kardak bunalımı Ege sorunlarının tekrar gündeme gelmesine yol açmıştır. Bir deniz kazasıyla ortaya çıkan, üzerinde insan yaşamayan Kardak Kayalıkları nın statüsü konusu iki ülkeyi bir kez daha savaşın eşiğine getirmiştir. Aslında gerginlik 1995 yılı içinde başlamıştır. Yunanistan, tarafı olduğu 1982 B.M.D.H.S. nin 3 üncü maddesine dayanarak 1995 yılında Meclis Kararı çıkarmış ve karasularını 12 deniz miline genişletme hakkını uygun bir zamanda ulusal stratejisi çerçevesinde kullanacağını açıklamıştır.bunun üzerine Türkiye, 8 Haziran 1995 tarihli Parlamento Kararı yla Ege deki hak ve menfaatlerinin gasp edilmesi anlamına gelen böyle bir kararı tanımayacağını ve bunu bir savaş nedeni sayacağını bildirmiştir.böyle gergin bir ortamda Figen Akad isimli bir Türk şilebi Bodrum açıklarındaki Kardak Kayalıkları nda (Yunanistan a göre İmia) 25 Aralık 1995 tarihinde karaya 368 ORAN, Türk.., s BÖLÜKBAŞI, s. 37; Papandreu dan Nisan 1990 da hükümeti devralan Mitsotakis Davos un Atina ile Ankara arasındaki en önemli sorunları gözardı ettiğini yani Kıbrıs ve kıta sahanlığı sorunlarının unutulduğunu iddia etmiş, Kıbrıs konusunda ısrarcı davranan Mitsotakis bir konuşmasında Türklere Kıbrıs ta bir çözüm olmadan Türk-Yunan ilişkilerinde gelişme olmayacağı ve Türkiye nin A.E.T. ile ilişkilerinin düzelmeyeceği anlatılmalıdır demiştir. Yunan politikacının bu sözleri Davos a taban tabana zıttır. BÖLÜKBAŞI, s
146 oturmuştur. Geminin kaptanı Yunanlılar ın yaptığı kurtarma teklifini reddettiği halde ticari bir Yunan kurtarma gemisi Figen Akad ı kurtarmış, Türk Dışişleri Bakanlığı 29 Aralık 1995 te bir nota vererek Kardak ın Türk toprağı olduğu uyarısını yapmıştır. Bunun üzerine iki ülke arasında nota alışverişi başlamıştır. Ancak asıl gerginlik iki ülkenin basın yayın organlarının olayı sahiplenmesi üzerine ortaya çıkmıştır. Önce Yunan gazetecileri adaya Yunan bayrağı dikmişler, sonra Türk gazeteciler Yunan bayrağını 28 Ocak 1996 da indirip Türk bayrağı dikmişlerdir. Bayrak dikme yarışı birkaç gün devam etmiş ve Yunanistan ın kayalıkların bir tanesine 29 Ocak ta asker çıkarmasıyla sorun devletlerarası bir bunalıma dönüşmüştür. Türkiye nin de bitişik kayalığa 31 Ocak ta askerî tim çıkarmasıyla kriz daha da genişler görünse de, yaklaşık altı saat sonra iki tarafta askerlerini aynı anda çekerek bir savaş ihtimalini ortadan kaldırmışlardır. Askerlerin çekilmesinde Amerikan diplomasisi ve özellikle özel temsilci Richard Holbrook önemli rol oynamış, iki taraf da prestij kaybetmeden sorun dondurulmuştur. 370 Kardak sorunu yukarıda belirtilen şekilde dondurulmuş olsa da, Yunanistan bu konuyu Türkiye yi uluslararası platformda ve özellikle AB ile ilgili konularda zorluk çıkarmak için koz olarak kullanmıştır. Bu çerçevede Yunanistan, Türkiye nin saldırgan, yayılmacı, gözü Yunan adalarında olan bir ülke olduğu propagandasına hız vermiş ve Türkiye nin Gümrük Birliği ne (GB) girmesine ancak AB den Güney Kıbrıs Rum Yönetimi nin (G.K.R.Y.) Kıbrıs 370 BÖLÜKBAŞI, s ; AKSU, s
147 Cumhuriyeti olarak üyelik başvurusunun görüşülmesi tavizini kopardıktan sonra onaylamıştır. 371 Türkiye, Mart 1999 da terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ın Kenya daki Yunan Büyükelçiliği nde yakalanmasından ve böylece Yunanistan ın Kürdistan İşçi Partisi (PKK) terör örgütüne destek sağlayan bir ülke olarak tescil edilmiş olmasından sonra, yine de Yunanistan ı terör destekçisi bir devlet olarak ilan etmemiş, yerine iki ülke arasında diyalog başlatılması kararıyla önemli jest yapmıştır. 372 Bu çerçevede 30 Haziran 1999 tarihinde iki ülkenin dışişleri bakanları New York ta buluşmuş turizm, ticaret, çevre, kültür, terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı ve bölgesel işbirliği konularında ikili görüşmeler yapmışlardır yılında Türkiye de ve Yunanistan da yaşanan depremler iki ülke arasında bir yakınlaşma yaratmasına rağmen bu süreç Türkiye ve 371 BÖLÜKBAŞI, s Türk-Yunan ilişkilerinde Öcalan bunalımı ile başlayan süreçte hükümetin izlemiş olduğu dış politikanın işleyiş tarzı konusunda zaman zaman eleştiriler yapılmıştır. Eleştirilerden bir kısmı hükümetin, Yunanistan ın Öcalan ve PKK terör örgütüne vermiş olduğu desteğin böylesine açığa çıkmış olmasından yeterince yararlanamamasına odaklanırken iki ülke arasında başlatılan diyaloğun da aslında Yunanistan ın terörü destekleyen ülke imajından kurtulmasını ve uluslararası baskılardan sıyrılmasını sağlayacak önemli bir ödün olduğu ileri sürülmüştür. Yunanistan ile başlatılan diyaloğun, Türkiye nin AB ye tam üyeliğe aday ülke statüsünün tanınmış olduğu Aralık 1999 Helsinki Zirvesi nde Yunanistan ın veto engelinin aşılmasını kolaylaştırdığı görüşüne karşın, aslında Yunanistan ın bu durumdan da avantajlı çıktığı söylenmiştir. Nitekim Helsinki Zirvesi nde alınan kararlar çerçevesinde Türkiye ve Yunanistan arasındaki sınır uyuşmazlıklarının 2004 yılı sonuna kadar B.M. Şartı na uygun biçimde barışçı yöntemlerle çözülmesi, sorunların çözümlenmesinde başarı sağlanamadığı takdirde U.A.D. ye gidilmesi karar altına alınarak Türk-Yunan sınır uyuşmazlığı AB platformuna taşınmıştır. AKSU, s ACER, s
148 Yunanistan arasındaki ana sorunların çözümü konusunda bir ilerleme sağlayamamıştır Aralık 1999 tarihleri arasında Finlandiya nın başkenti Helsinki de yapılan AB Konseyi Helsinki Zirvesi nde Türkiye nin, tam üyelik için adaylık statüsü oybirliğiyle kabul edilmiştir. Bu karar,türkiye nin yıllardan beri önemli dış politika amaçlarından biri olan AB ye tam üyelik yönünde atılmış bir adım olmasının yanında Ege sorunlarının çözümü açısından da önem taşımaktadır. 375 Türkiye ye adaylık statüsü verilen AB Konseyi Helsinki Zirvesi nde 12 Aralık 1999 da açıklanan Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi nde, Ege adı verilmeden Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege sorunlarına ilişkin bir paragraf yer almış ve böylece Yunanistan ile Türkiye arasındaki sorunlar AB platformuna taşınmıştır. 376 Ege ye ilişkin Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi nin 4 üncü paragrafı AB Konseyi, uyuşmazlıkların B.M. Şartı na uygun biçimde barışçı çözüm ilkesini vurgular ve aday ülkelerin mevcut herhangi sınır uyuşmazlıklarını ve diğer ilgili sorunları çözmek için ellerinden gelen tüm çabayı harcamalarını ister. Bu gerçekleşmediği takdirde aday ülkeler sorunu makul bir sürede U.A.D. ye götürmelidirler. AB Konseyi süregelen sorunlara ilişkin durumu, özellikle katılım sürecine yansımaları açısından ve bunların U.A.D. vasıtasıyla çözümünü sağlamayı teşvik için en geç 2004 yılı sonuna kadar gözden geçirecektir hükmüne yer vermiştir. 374 ACER, s ACER, s Metin AYDOĞAN, Ege Sorunu, Yunanistan ve AB, Yeniden Müdafaa-i Hukuk Dergisi, S: 40 (Ocak 2002); s
149 Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi nin 4 üncü paragrafı, bir aday ülke olarak Türkiye nin Yunanistan ile olan sorunları açısından önemli yansımalar içermektedir. Ege deki bütün temel sorunlar nitelikleri itibariyle ya sınır sorunlarıdır ya da sınır sorunları ile ilgili sorunlardır. Paragrafta da sınır uyuşmazlıkları ve diğer ilgili sorunlar ifadeleriyle Ege sorunları kastedilmektedir. Sözü edilen paragrafta, aday ülke olan Türkiye nin, Yunanistan la olan sınır uyuşmazlıklarını tam üye olabilmek için çözmesi yönünde bir şart oluşturulduğu anlaşılmaktadır. 377 AB nin 1999 Helsinki Zirvesi nde Türkiye nin komşularıyla olan sınır anlaşmazlıklarını 2004 sonuna kadar müzakere yoluyla halletmesi, aksi takdirde U.A.D. ye gidilmesi karara bağlanmıştır. Sözü edilen Karar çerçevesinde iki ülke müzakerelere başlamış, karasuları ve hava sahası konularında mutabakata varılmasına rağmen, Türkiye nin Ege deki adacık ve kayalıkların aidiyeti konusunun da U.A.D. ye götürülmesini istemesi üzerine Yunanistan uzlaşmaktan vazgeçmiş, ancak Aralık ayındaki AB Zirvesi nde Ege sorununu Türkiye nin önüne müzakerelere başlama tarihi verilmesine engel olarak getirmeyeceğini belirtmiştir. 378 Yunanistan ın bu seçiminin, Türkiye nin müzakere tarihi alması halinde kendisinin daha avantajlı bir konuma geleceği düşüncesinden kaynaklandığı açıktır. Nitekim Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis 12 Eylül 2004 tarihinde yaptığı açıklamada da Helsinki Zirvesi Kararları nda yer alan Ege konusunu Aralık ayındaki Zirve de şart koşmayacaklarını yineleyerek Türkiye nin üyelik müzakerelerinin 377 ACER, s Yunanistan Ege de Tavır Değiştirdi, Milliyet, 17 Mayıs 2004, s
150 başlaması için tarih verilmesinden yana olduğunu açıklamış, Yunanistan ın stratejik tercihinin, Türkiye nin Avrupa perspektifinin desteklenmesi olduğunu belirtmiştir. 379 Yunanistan bu politikasına paralel olarak 17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Zirvesi nde Türkiye ile katılım müzakerelerinin 3 Ekim 2005 te başlatılması kararına destek vermiş, Türkiye nin AB sürecini kesmeyerek, Ege sorunlarını AB süreci içinde çözmeyi tercih etmiştir. Türkiye ile 3 Ekim 2005 tarihinde katılım müzakerelerinin başlatılması kararının verildiği 17 Aralık 2004 Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi nin üncü maddeleri Türkiye ye ilişkindir. Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi nin 19 uncu paragrafı, Türkiye nin, Ankara Antlaşması nın uyarlanmasına yönelik Protokol ü imzalaması istenen on yeni üye devletten birinin G.K.R.Y. 380 olması nedeniyle Kıbrıs ile ilgilidir. 20 nci paragrafı ise, Yunanistan ile aramızdaki Ege sorunlarına atıfta bulunmaktadır Aralık Zirvesi sonucunda açıklanan Bildiri nin 19 ve 20 nci paragraflarında şu ifadeler yer almıştır: Sonuç Bildirisi nin 19 uncu paragrafı AB Konseyi, Birliğe on yeni üye devletin katılmış olduğunu göz önünde bulundurarak, Türkiye nin Ankara Antlaşması nın uyarlanmasına yönelik Protokol ü imzalama kararını memnuniyetle karşıladı /09/ G.K.R.Y. nin AB ye üyeliğini gerçekleştirebilmek için Birliğin genişlemesini veto etme tehdidini sonuna kadar kullanan Yunanistan, bu politikasında da büyük başarı sağlamış, 1 Mayıs 2004 tarihinde tüm Ada yı temsilen G.K.R.Y. diğer dokuz aday ülkeyle birlikte AB ye tam üye olarak kabul edilmiştir.sema SEZER, Rum-Yunan Veto Şantajları Gölgesinde AB ye Üyelik Müzakereleri, Stratejik Analiz, S: 57 (Ocak 2005), s SEZER, s
151 AB Konseyi, bu bağlamda Türk Hükümeti, müzakerelerin fiilen başlamasından önce ve AB nin mevcut üyeliğine dair uyarlamalar üzerinde anlaşmaya varılarak sonuçlandırıldıktan sonra, Ankara Antlaşması nın uyarlanmasına ilişkin Protokol ü imzalamaya hazırdır şeklinde Türkiye tarafından yapılan beyandan memnuniyet duydu biçimindedir. 382 Görüldüğü üzere Türkiye AB ye, müzakereler başlamadan önce Türkiye ile AB arasında tam üyelik hedefiyle bir ortaklık ilişkisi kuran 1963 tarihli Ankara Antlaşması nın kapsamını on yeni üyeye genişletecek Protokol ü imzalayacağı, sözünü vermiştir. 383 Bu beyan Devlet Bakanı Beşir Atalay ın imzasıyla mektup şeklinde bir hükümet açıklaması olarak AB makamlarına iletilmiştir. 384 Söz konusu Protokol ü 29 Temmuz 2005 tarihinde imzalayan Türkiye Protokol 385 ile beraber bir de Deklarasyon yayınlamıştır. Yayınlanan Deklarasyon ile Uyum Protokolü nün imzalanmasının hiçbir şekilde Protokol de adı geçen Kıbrıs Cumhuriyeti nin tanınması anlamına gelmeyeceği kayda geçirilmiştir. 386 Bunun üzerine AB 21 Eylül 2005 tarihinde Karşı Deklarasyon yayınlamıştır Zirve Sonuc_ Turkiye. htm 383 Çağrı ERHAN, AB 17 Aralık ta Türkiye ye Ne Dedi? Cumhuriyet Strateji Eki, S: 16 (Aralık 2004), s SEZER, s Türk kamuoyunda Protokol ün imzalanması, G.K.R.Y. nin tanınması anlamına gelip gelmeyeceği yönünde, tartışmalara yol açmıştır Karşı Deklarasyon un içeriği için bkz. com/belgeler/kibris_ deklarasyonu. asp 143
152 Sonuç Bildirisi nin 20 nci paragrafı AB Konseyi, iyi komşuluk ilişkilerine koşulsuz bağlılık ihtiyacını vurgulayarak, Türkiye nin komşularıyla ilişkilerinde kaydedilen iyileşmeyi ve B.M. Şartı nda yer alan anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözümlenmesi ilkesine uygun olarak, henüz çözümlenmemiş sınır anlaşmazlıklarının çözümlenmesine yönelik olarak ilgili üye ülkelerle çalışmaya devam etmeye hazır olmasını memnuniyetle karşıladı. AB Konseyi, önceki Sonuçlara, özellikle bu konudaki Helsinki Sonuçları na uygun olarak, henüz çözümlenmemiş sorunlara ilişkin durumu gözden geçirdi ve bu amaca yönelik istikşafi görüşmeleri memnuniyetle karşıladı. Konsey, bununla irtibatlı olarak, katılım süreci üzerinde yansımaları olan çözülmemiş anlaşmazlıkların gerektiği takdirde çözüm bulunması amacıyla U.A.D. ye getirilmesi gerektiğine dair görüşünü teyit etti. AB Konseyi, uygun gördüğü şekilde gözden geçirilmek üzere, kaydedilen gelişmelerden haberdar edilecektir şeklindedir. 388 Görüldüğü üzere Sonuç Bildirisi nin 20 nci paragrafında Yunanistan veya Ege Denizi nden ismen söz edilmemekle birlikte, kullanılan kavramlardan sözü edilen asıl konunun Ege sorunları olduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki; paragrafta sınır anlaşmazlıklarının çözümü konusunda yürütülen istikşafi görüşmelerin memnuniyet verici olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. İstikşafi görüşmeler tabiri Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanlıkları nın Ege sorunlarını ele alan gizli görüşmelere verdikleri isimdir. Bununla bağlantılı olarak Konsey son derece açık ifadelerle Helsinki Zirvesi adını da zikretmek suretiyle önceki Zirve sonuçlarına uygun olarak, katılım süreci üzerinde yansımaları olan ZirveSonuc_Turkiye.htm 144
153 çözümlenmemiş anlaşmazlıkların gerekirse çözüm için U.A.D. ye götürülmesi gerektiği görüşünü teyit etmiştir. 389 Böylelikle AB, Türkiye nin tam üye olabilmesi için sınır uyuşmazlıklarını çözme şartını tekrarlamaktadır. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis 17 Aralık Zirvesi sonrası yaptığı açıklamada önceden koydukları bütün hedeflere ulaştıklarını belirterek Zirve sonucundan duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir. 390 Türkiye nin AB süreci böyle devam ederken 1999 yılında iki ülke arasında başlatılan diyalog Ocak-Şubat 2000 de aralarında güven artırıcı önlemler (GAÖ) paketinin de bulunduğu on değişik tali konuda anlaşma imzalanmasıyla somut hale gelmiş ve Türkiye ile Yunanistan arasında bugüne kadar ticaret, turizm, çevre, kültür, enerji, ulaşım ve güvenlikle ilgili konuları kapsayan muhtelif alanlarda 29 anlaşma imzalanmış, iki ülke arasında yeni iletişim kanalları da kurulmuştur. Bu çerçevede dışişleri bakanlarının karşılıklı ziyaretleri, Yönlendirme Komitesi Çalışma Grubu toplantıları, siyasî istişareler, GAÖ görüşmeleri ve Ege ye ilişkin istikşafi görüşmeler sürdürülmektedir. İstikşafi görüşmeler Aralık 2004 e kadar Türk- Yunan sorunlarının diyalog yoluyla çözümlenememesi halinde U.A.D. ye başvurulması hususunun gözden geçirilmesini öngören 1999 Helsinki Zirvesi Kararları ışığında gerçekleştirilmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 16 yıl aradan sonra Mayıs 2004 te Yunanistan a ziyarette bulunmuş akabinde Nisan 2005 de dönemin Yunanistan Dışişleri Bakanı Molyviatis Türkiye yi ziyaret etmiş, söz konusu ERHAN, s. 8. SEZER, s
154 ziyaret iki ülke arasındaki işbirliğinin daha da geliştirilmesi imkânlarının araştırılmasına olanak sağlamıştır. İki ülke arasındaki GAÖ paketine de üç yeni madde eklenmesi kararı alınmıştır. Bu kararlar; doğal afetlere müdahale tatbikatları, askerî kurumlarda verilen lisan eğitimlerine her sene belirli sayıda askerî personel iştirak etmesi ve askerî okullar arasında ferdi spor yarışmalarının düzenlenmesi olmuştur. Ayrıca Güney Avrupa Gaz Ringi Projesi nin bir parçası olarak İtalya ya kadar uzatılması ve 2006 yılında faaliyete geçmesi öngörülen ortak doğal gaz boru hattı inşaası projesinin temel atma töreni Türkiye ve Yunanistan Başbakanları nın katılımıyla 3 Temmuz 2005 tarihinde İpsala da gerçekleştirilmiştir Ekim 2005 de Lüksemburg da alınan Karar la AB, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerini başlatmış, böylece Türkiye aday ülke statüsünden katılımcı ülke statüsüne yükselmiştir Ekim 2005 tarihinde kabul edilen Müzakere Çerçeve Belgesi nin Müzakerelerin Yürütülmesindeki İlkeler bölümünde, Türkiye nin komşularıyla olan sınır sorunlarını çözme şartı aşağıda belirtilen şekilde yinelenmiştir. Türkiye nin iyi komşuluk ilişkileri konusundaki açık taahhüdü ile henüz çözümlenmemiş olan tüm sınır anlaşmazlıklarını gerektiğinde U.A.D. nin yargı yetkisi de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Şartı nda yer alan anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözümlenmesi ilkesine uygun olarak çözüme kavuşturmayı taahhüt etmesi Ekim 2005 tarihinde üyelik Gorunum/Genel+Gorunum.htm Gorunum/Genel+Gorunum.htm 146
155 müzakerelerinin ilk aşamasını oluşturan tarama süreci, bilim ve araştırma alanında düzenlenen (tanıtıcı tarama) toplantısıyla başlamıştır Ocak 2006 tarihinde önceleri basına it dalaşı olarak yansıyan, 395 bir Yunan pilotun ölümüyle sonuçlanan Rodos Adası nın 33 mil güneyinde, Kerpe Adası nın 35 mil doğusunda uluslararası hava sahasında meydana gelen Türk ve Yunan F-16 uçaklarının çarpışması 396 ve 30 Mayıs 2006 tarihinde yaşanan mini Kardak krizi 397 iki ülke yetkililerinin sağduyulu yaklaşımlarıyla daha büyük krize dönüşmeden önlenmiştir. Bu olayların ardından 10 Haziran 2006 tarihinde Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyannis 4 üncü Türk Yunan Medya Konferansı na katılmak ve mevkidaşı Abdullah Gül le görüşmek için İstanbul a gelmiş, iki Bakan Ege Denizi nde ve hava sahasında karşı karşıya gelmeleri ve çatışmaları önlemeye katkıda bulunabilmek ve yaşanan olaylar sonrası gerilen ilişkileri yumuşatmak amacıyla aralarında iki tarafın Genelkurmay Başkanları arasında doğrudan hat tesis edilmesi ve bir yıldan beri gündemde olan Eskişehir Larissa hava üsleri arasındaki hattında 1 Temmuz dan itibaren İt Dalaşı Kazası, Hürriyet, 24 Mayıs 2006, s Hava Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreterliği tarafından yapılan yazılı açıklamada; it dalaşı yaşanmadığı, rutin görevini yapmakta olan Türk F-16 uçağına süratle yaklaşan bir Yunan F-16 uçağının arkadan ve alttan çarptığı belirlenmiştir ifadelerine yer verilmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreterliği nin açıklaması için bkz. ntvmsnbc. com/news/ asp, 25 Mayıs 2006; ayrıca bkz. Hikmet Bila Dalaşmayın Çarpışın! Cumhuriyet, 26 Mayıs 2006, s Yunanistan ın Kilimli Adası ndan Kardak Kayalıkları na gelen iki küçük Yunan balıkçı teknesi ve bir Yunan sahil güvenlik botunun uzun süre beklediğini fark eden Turgut Reis deki Türk sahil güvenlik ekibi bölgeye gitmiş, Yunanlı balıkçıların bölgeden uzaklaşması uyarısında bulunan Türk sahil güvenlik ile Yunan sahil güvenlik botu yaklaşık yarım saat kayalıklar çevresinde tur atıp, manevra yaparak birbirlerinin arkasına geçmeye çalışmış, daha sonra Yunanistan a ait iki sahil güvenlik botu ve bir savaş gemisi bölgeye hareket etmiş, Türk ve Yunan sahil güvenlik botlarının kendi karasularına çekilmesi sonucu bölgeye gelmemişlerdir. Haber için bkz. Kardak ta Mini Gerginlik, Hürriyet, 31 Mayıs 2006, s
156 devreye girmesini de içeren 8 maddelik bir mutabakat metni imzalamışlardır. 398 Konferans ta yaptığı konuşmada Bakoyannis, Yunanistan ın AB yolunda Türkiye ye destek vermek yönünde stratejik bir karar aldığını yinelemiş, ancak konuşmasının satır aralarında ise Kıbrıs a değinen Yunan Bakan Lefkoşa nın, Avrupa da bölünmüş tek başkent olduğunu ifade etmiş ve AB nin Türkiye den istediği reformları bütün aday ülkelerden istediğini belirterek, Fener Rum Patrikhanesi nin düşman olmadığını ve AB yolunda Türkiye nin elinde önemli bir koz olabileceğini söylemiş, ayrıca Ruhban Okulu nun açılmasını beklediklerini, okulun açılmasının azınlıkların dinsel özgürlüklerinin sağlanmasının, AB sürecinde atılması gereken bir adım olduğunu ifade etmiştir Haziran 2006 tarihinde bilim ve araştırma faslında fiili müzakereler Lüksemburg da düzenlenen Hükümetler Arası Konferans ta gerçekleşmiş, faslın açılıp kapanmasına yönelik G.K.R.Y. nin itirazları güçlükle aşılarak, Türkiye nin gerekli kriterleri yerine getirdiği belirtilmiş ve bilim araştırma faslı aynı toplantıda kapatılmıştır. Aynı gün Türkiye AB arasında gerçekleştirilen 45 inci Ortaklık Konseyi nin ana gündemini oluşturan ve AB tarafından hazırlanan Ortak Tutum Belgesi nde diğer taleplerin yanında Türkiye nin tam üye olabilmesi için sınır uyuşmazlıklarını çözme şartı yinelenmiş, 21 Eylül 2005 tarihli Karşı Deklarasyon a atıfta bulunularak, Türkiye den Ek Protokol ün tam olarak ve ayrım yapılmaksızın uygulaması istenmiş, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde müzakere Yunanistan ile 8 Maddelik Çözüm, Milliyet, 11 Haziran 2006, s Haziran
157 sürecinin genelinin etkileneceği uyarısı AB tarafından yapılmış, 2006 yılı sonuna kadar Türk liman ve hava alanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılması istenmiştir. 400 Sonuç olarak Yunanistan, Türkiye nin AB üyeliğini destekleyerek Türkiye ile olan sorunlarını Türkiye nin AB ye üyelik süreci içinde çözme politikası çerçevesinde, Türkiye ile ilişkilerinde ılımlı ve uzlaşmacı bir görüntü sergilemekte, böylece ulusal menfaatlerini daha kolay elde edeceğini düşünmektedir. 400 Bilindiği gibi, GB nin bütün AB üyelerine uygulanmasını öngören içeriğiyle limanların G.K.R.Y. ye de açılması sonucunu doğuracak Ek Protokol Ankara tarafından imzalanmış, ancak henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi nin onayına sunulmamıştır. Ortak Tutum Belgesi için bkz
158 Üçüncü Bölüm EGE KITA SAHANLIĞI UYUŞMAZLIĞININ ESASINA İLİŞKİN TARAFLARIN GÖRÜŞLERİ 401 I. YUNANİSTAN IN EGE KITA SAHANLIĞI SINIRLANDIRILMASININ ESASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ A. SİYASAL VE ÜLKESEL BÜTÜNLÜK İDDİASI Yunanistan, siyasal ve ülkesel bütünlük iddiasını ilk kez Türkiye ye verdiği 7 Şubat 1974 tarihli notasında ortaya koymuştur. Yunanistan ın, Türkiye ye verdiği 7 Şubat 1974 tarihli notasında yer alan siyasal ve ülkesel bütünlük iddiasına göre, Türkiye nin karşısında bulunan adalar Yunan ülkesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Yunan egemenliğinde bulunan söz konusu adaları kıta ülkesinden ayırmadan, Yunan ülkesini bir bütün olarak ele almak gerekmektedir. 402 B. M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı nda, takımada ilkelerinin kabulü yolunda güçlü bir eğilimin ortaya çıkması üzerine 403 Yunanistan, siyasal ve ülkesel bütünlük tezine sözü geçen Konferans ta hukuki temel 401 Türkiye ile Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı sorunu taraflar arasında iki ayrı nitelikte uyuşmazlığın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunlardan birincisi, kıta sahanlığının sınırlandırılmasının esasına ilişkin uyuşmazlık; ikincisi ise, bu uyuşmazlığın hangi yollarla çözüme bağlanması gerektiğine ilişkin uyuşmazlıktır. Hüseyin PAZARCI, Ege deki Deniz Sorunlarında Türk ve Yunan Görüşleri: Hukuki Açıdan, Ege deki Deniz Sorunları Semineri, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No:552, Ankara, (1986), s. 80; GÜREL, s Theodoros KATSOUFROS, Ege Denizi yle İlgili Türk-Yunan Uyuşmazlıkları, Türk- Yunan Uyuşmazlığı, Semih VANER (der.), Metis Yayınları, İstanbul, (Ocak 1990), s. 92; TEZCAN, s.103; PAZARCI, Ege deki Deniz, s TOLUNER, Milletlerarası Hukuk Açısından, s
159 oluşturmaya çalışmıştır. Bu çerçevede, takımada ilkeleri görüşülürken, hem adalardan hem de kıta ülkesinden oluşan bir devlet olduğunu; söz konusu adaların birbirine yakınlıkları nedeniyle, esas hatların bunların bir bölümünün birleştirilerek belirlenmesinin doğru olacağını ileri sürmüş; bir başka deyişle, Konferans ın başlarında Yunanistan, ülkesel bütünlüğünü ileri sürerken, Ege de takımadalara sahip olduğunu da belirterek, adalar ile kıta ülkesinin Ege deki sular da dâhil bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Böylece kabul ettirebilirse, Ege de takımada oluşturan adaların uç noktalarını birleştirmek suretiyle elde edilecek olan takımada suları rejimi aracılığıyla adaları ile kıta ülkesini birleştirmeye çalışmıştır. Yine amacını gerçekleştirmeye yardım etmek üzere Yunanistan Konferans a, 25 Temmuz 1974 tarihinde bütün takımadaların takımada sularına sahip olmasını da öngören taslak sunmuştur. 404 Yunanistan siyasal ve ülkesel bütünlük tezine, hukuki temel oluşturma çabalarını ada kavramına ilişkin görüşmeler sırasında da sürdürmüştür. Takımadaların her türüne aynı takımada rejiminin uygulanmasını ileri sürmek suretiyle, siyasal ve ülkesel bütünlük tezini takımada rejimi ile desteklemeye çalışmıştır. Bu görüş; bütün ülkesi takımada ve adalardan oluşan gerçek takımada devletleri tarafından, takımada ilkelerinin kabulünü güçleştireceği kaygısıyla, Türkiye gibi dar ve özellikleri olan denizlere kıyısı bulunan devletler tarafından, bu denizlerin özellikleri nedeniyle haksız sonuçlar yaratacağı endişesiyle ve deniz ulaştırmasının serbest ve kesintisiz olmasında çıkarı bulunan devletler tarafından tepkiyle 404 PAZARCI, Ege deki Deniz, s.80-81; BAŞEREN, Ege,
160 karşılanmıştır. Türkiye de, takımada ilkelerinin Ege de uygulanması kabul edildiğinde ortaya çıkacak durumun vahametine dikkat çekerek takımada ilkelerinin kıta ülkesi yanında ada ülkesine de sahip olan devletlerin deniz alanlarının saptanmasında kullanılmasına itiraz etmiştir. 405 Ancak B.M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı sırasında Yunanistan tarafından sunulan taslağın kabul görmemesi, sonradan tanzim edilen Sözleşme metninden de anlaşılacağı üzere, takımada suları rejiminden takımada devleti adı verilen ve herhangi bir kıta ülkesine sahip olmayıp sadece takımadalar ve adalardan oluşan devletlerin yararlanabileceğinin kabul görmesi üzerine Yunanistan, ülkesel bütünlük iddiasını takımada rejiminden söz etmeden ileri sürmeye başlamıştır. 406 Nitekim 31 Ocak - 2 Şubat 1976 tarihlerinde gerçekleştirilen Bern görüşmelerinde Yunan tarafının tuttuğu gayriresmî tutanak ile 22 Mayıs 1976 tarihli Yunan notasında ve 10 Ağustos 1976 tarihinde U.A.D. ye tek taraflı başvurusunda Yunanistan kara ülkesiyle Ege de bulunan Yunan adalarının siyasal ve ülkesel bütünlük oluşturduğu, Yunan egemenliğinde bulunan adaların Yunan ülkesinin ayrılmaz bir parçası olduğu tekrarlanmış, ancak takımada rejimine ilişkin görüşlerden bahsedilmemiştir TOLUNER, Milletlerarası Hukuk Açısından, s.21; BAŞEREN, Ege, s.149; ayrıca Yunan önerilerine göre hazırlanmış Ege Denizi nde takımada rejimi durumunu gösteren harita için bkz.ek PAZARCI, Ege deki Deniz, s Halûk A. KABAALİOĞLU, Ege Kıta Sahanlığı Uyuşmazlığında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar ve Lâhey de Savunulan Yunan Görüşleri, Danıştay Dergisi, S:34-35 (1979), s.95; BAŞEREN, Ege, s
161 Yunanistan, siyasal ve ülkesel bütünlük iddiasıyla, Türkiye kıyılarına yakın Doğu Ege Adaları nın batısında Türkiye ye kıta sahanlığı bırakmamayı amaçlamaktadır. Böylece Yunanistan, kıta sahanlığı sınırlandırmasında ülkesinin Türkiye ye karşı kıyıları olarak en uçtaki adaların esas alınmasını sağlamaya çalışmaktadır. Ancak uygulanan uluslararası hukuk Yunan iddiasını doğrulamaktan uzaktır. Nitekim, 1982 B.M.D.H.S. nin takımada devletini tanımlayan 46 ncı maddesi 408 Yunanistan ın takımada rejiminden yararlanarak adalar ile kıta ülkesini birleştirmesine olanak vermediği gibi içtihat, ülkesel bütünlük ilkesinden hareketle adaların, kıta ülkeleri ile koşulsuz eşitlik içinde ele alınmasına karşı çıkmaktadır. Uluslararası yargı ve hakemlik organları kararları adaların bulunduğu bölgelerdeki sınırlandırmalarda ilk aşama olarak, ana ülkeler arasında kıta sahanlığı alanlarını saptadıktan sonra, ikinci aşama olarak da, adalara belirli kıta sahanlığı alanları tanıma yoluna gitmektedir. Buna örnek olarak; 1977 tarihli İngiltere-Fransa Kıta Sahanlığı Davası na ilişkin Hakemlik Kararı gösterilebilir. 409 Başka bir deyişle; uygulanan uluslararası hukuk, kıta sahanlığı sınırlandırılması bakımından siyasal ve ülkesel bütünlük iddiasına herhangi bir etki tanımamaktadır B.M.D.H.S. md Terimlerin anlamı Bu Sözleşme bakımından: a) Takımada Devleti, tamamiyle bir veya daha fazla takımadadan oluşan ve başka adaları da içine alabilen bir Devlet demektir. b) Takımada, coğrafi, ekonomik ve siyasî bir bütün oluşturacak veya tarihen öyle telakki edilecek kadar birbirleriyle yakından bağlantılı suları ve diğer doğal özellikleri birbirine bağlayan bir adalar grubu ve bölümleri anlamına gelir. GÜNDÜZ, Milletlerarası, s The Aegean Problem in Turkish Greek Relations, The Turkish Dossier, Inaf, İstanbul, 1991, s.42; TEZCAN, s PAZARCI, Ege deki Deniz, s
162 B. ADALARIN KITA SAHANLIĞINA SAHİP OLMASI İDDİASI Yunanistan ın Ege de Türkiye ye karşı öne sürdüğü ikinci iddiası, adaların da kıta ülkeleri ile eşit bir biçimde kıta sahanlığına sahip olmalarına ilişkindir. Yunanistan adaların kıta sahanlığına sahip olması iddiasını, Türkiye ye verdiği ilk notası olan 7 Şubat 1974 tarihli notasından başlayarak sürekli olarak bütün uluslararası forumlarda tekrarlamıştır. Böylece Yunan temsilcilerinin B.M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı sırasındaki konuşmalarından, Yunanistan ın anılan Konferans ta önerdiği madde taslaklarına, 31 Ocak 2 Şubat 1976 tarihli Bern görüşmelerinden, Yunanistan ın 10 Ağustos 1976 tarihli U.A.D. ye tek taraflı başvurusuna kadar her yerde adaların kıta sahanlığına sahip olması iddiasına rastlamak mümkündür. 411 Yunanistan a göre, hem 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 1 inci maddesinin b fıkrasında, hem de 1982 tarihli B.M.D.H.S. nin 121 inci maddesinin 2 nci fıkrasında, adaların kıta sahanlığının kıta ülkelerininki gibi tanımlanmış olması, adaların da kıta sahanlığı konusunda kıta ülkeleri ile eşit haklara sahip olduğunu göstermektedir. Aslında Yunanistan ın iddiası iki öğeyi içermektedir. Sözü edilen iddia ile bir yandan adaların da kıta sahanlıkları olduğu vurgulanırken öte yandan adaların kıta sahanlığı sınırlandırması sırasında, kıta ülkeleri ile eşit koşullarda ele alınması gerektiği belirtilmektedir PAZARCI, Ege deki Deniz, s ; BAŞEREN, Ege..., s PAZARCI, Ege deki Deniz, s. 83; BAŞEREN, Ege, s
163 Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığında temel hukuki sorun, Türkiye kıyılarının yakınındaki Yunan adalarının, kıta sahanlığının sınırlandırılmasında dikkate alınıp alınmayacakları, dikkate alınacaklar ise sınırlandırmada, hangi oranda etkili olacakları sorunudur Cenevre Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi nin 10 uncu maddesi adayı su ile çevrilmiş, suların en çok yükseldiği zaman su üstünde kalan, doğal olarak oluşmuş bir arazi sahasıdır 413 şeklinde tanımlamaktadır. Bu tanım, 1982 B.M.D.H.S. nin 121 inci maddesinin 1 inci fıkrasında da 414 aynen yer almaktadır. Sözleşmelerde yukarıdaki gibi tanımlanan adaların kıta sahanlığı konusunda ise 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nde, açık ve uygulanabilir bir rejim saptanamamıştır Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 1 inci maddesi adaların kıyılarına bitişik deniz altı bölgelerini de kıta sahanlığına dahil sayarken, sınırlandırmaya ilişkin 6 ıncı madde de aynı kıta sahanlığında sahilleri karşı karşıya ya da sınırdaş olan devletlerin bu sahanlığı anlaşma ile sınırlandıracakları ve sınırlandırma yapılırken özel durumların göz önüne alınması gerektiği belirtilmiş, ancak özel durumların kapsamı yeterince açıklanmamıştır. Sınırlandırılacak olan alanda ada ve adacıkların bulunması, özellikle yabancı devlet kıyılarına yakın adaların bulunması halinde eşit uzaklık ilkesinin haksız sonuçlara yol açabileceği ve bu nedenle eşit uzaklık ilkesinin böyle durumlarda uygulanmasının uygun Cenevre Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi nin metni için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası, s B.M.D.H.S. md. 121 metni için bkz. ÖZMAN, Birleşmiş Milletler, s
164 olmadığı belirtilmektedir. 415 Dolayısıyla 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nde yer alan 6 ncı madde hükmü uyarınca, kıyıdaş ya da karşılıklı devletlerin ana kıtaları arasında sınırlandırma yapılırken, bölgedeki adaların durumunun anılan maddede sözü edilen özel durumlar bağlamında ele alınarak statülerinin ilgili devletlerce anlaşma ile belirlenmesi gerekmektedir. 416 U.A.D tarihli Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları Kararı nda adaların sınırlandırmayı ne ölçüde etkileyeceğine ilişkin olarak özel durum oluşturan adalara sınırlandırmada kıtalar gibi sahanlık tanınması halinde bunun haksız sonuçlara yol açacağını ve adalara ana kıtalar gibi kıta sahanlığı verilmeyeceğini kabul etmiştir. 417 Kıta sahanlığı sınırlandırılmasında adaların etkisi üç farklı şekilde değerlendirilmektedir. Bunlardan ilki, sınırlandırmanın adaların yok farz edilip anakaralar dikkate alınarak yapılmasıdır. İkincisi, karşılıklı ya da bitişik devletler arasındaki kıta sahanlığı sınırlandırmasının adalar da dikkate alınarak yapılmasıdır. Üçüncüsü ise, adaların büyüklükleri, nüfusu, coğrafi konumları, ekonomik özellikleri, siyasi statüleri ve adaların bağlı oldukları devletin ana kıtasına uzaklıkları gibi hususlar dikkate alınarak yerine göre tam veya kısmi etki tanınmasıdır TOLUNER, Milletlerarası, s. 205; DURAN, s Donald E. KARL, Islands and the Delimitation of the Continental Shelf: A Framework for Analysis, American Journal of International Law, Volume: 71, No:4 (October 1977), s I.C.J. Reports 1969, para O CONNELL, s. 716; KARL, s
165 Kıta sahanlığının komşu devletler arasında sınırlandırılmasında adaların etkisi konusunun uluslararası yargı organları tarafından ilk olarak değerlendirilmesi İngiltere-Fransa Kıta Sahanlığı Davası nda söz konusu olmuştur. 419 Fransa ve İngiltere arasındaki kıta sahanlığının sınırlandırılması konusundaki 1977 tarihli davada Hakem Mahkemesi Fransa kıyılarına çok yakın İngiltere kıyılarına çok uzak olan İngiltere egemenliği altındaki Kanal Adaları nın (Channel Islands) Manş Denizi ne bakan yüzlerine 12 mil genişlikte bir cep bölge bırakarak, bu bölgede kıta sahanlığı sınırının iki devletin anakara ülkelerinin esas alınarak saptanacak eşit uzaklıktaki orta hat olmasına karar vermiştir. Aynı davada Hakem Mahkemesi, İngiltere egemenliğine tâbi Scilly Adaları na ve Fransa egemenliğine tâbi Ushant Adaları na yarım etki tanımıştır tarihli Tunus-Libya Kıta Sahanlığı Davası nda U.A.D. Tunus un egemenliğine tâbi olan Jerba Adası na bölgedeki unsurların daha önemli olduğunu belirterek etki tanımazken; kıyıya yakın bulunan Kerkennah Adaları na yarım etki tanımıştır tarihli B.M.D.H.S. nin kabulünden sonraki dönemde U.A.D. tarafından verilen bazı kararlarda da adalara deniz alanlarının sınırlandırılmasında yarım etki tanındığı görülmektedir. A.B.D. - Kanada 419 VAN DYKE, s. 68; BAHCHELI, s Malcolm D. EVANS, Relevant Circumstances and Maritime Boundary Delimitation, Clarendon Press, Oxford, 1989, s.147; ACER, s ; VAN DYKE, s ; BAHCHELI, s EVANS, s. 148; VAN DYKE, s. 69; BAHCHELI, s. 139; ACER, s
166 arasındaki deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin 1984 tarihli Maine Körfezi Davası nda Divan, Kanada ya ait olan Seal Adası ile çevresindeki ada ve adacıklara yarım etki tanımıştır tarihli Libya Malta Kıta Sahanlığı Davası nda Divan, Malta bir ada devleti olmasına karşın, Malta egemenliğindeki meskûn olmayan Filfa Adacığı nı sınırlandırmada değerlendirme dışı bırakmıştır. 423 Hakem Mahkemesi Eritre Yemen Davası nda Dahlak Adaları na, Eritre sahillerindeki Assab Körfezi nin ağzındaki adalara, Yemen sahilindeki Kamaran Adaları na, Tiqfash, Kutama ve Uqban Adaları da dahil Kamaran Adası nın kuzeyindeki adalara sahilin genel oluşumunun bütünleyici bir parçası oldukları gerekçesiyle tam etki tanımış, buna karşılık sahillerden uzak Kızıldeniz in ortasındaki açık deniz adaları Jabal al - Tayr ile Zubayr Adaları na, Yemen anakarasının bir parçasını oluşturmadıkları ve sözü edilen adalar çorak ve barınmaya elverişli olmadıkları için etki tanımamıştır. 424 Adalara yarım etki tanınması görüşü, kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda devletlerin ikili uygulamalarında da dikkate alınmıştır. Devletlerin ikili uygulamalarını havi sözleşmelerde hakkaniyete uygun sonucun gerçekleştirilmesinin amaçlandığı ve orta hat yönteminin hakkaniyeti gerçekleştirdiği ölçüde uygulandığı, orta hat yönteminin hakkaniyeti gerçekleştiremediği takdirde başka yöntemlere başvurulduğu ve adalara hakkaniyetin gerçekleştirilebildiği ölçüde kıta sahanlığı tanındığı 422 EVANS, s. 148; VAN DYKE, s. 70; BAHCHELI, s ACER, s VAN DYKE, s. 70; BAHCHELI, s BAŞEREN, Eritre Yemen, s ; ACER, s
167 görülmektedir. Örneğin; İtalya ile Yugoslavya arasında Adriyatik Denizi ndeki Kıta Sahanlığının Sınırlandırılmasına İlişkin Sözleşme de Yugoslavya ya ait olup, onun karasuları dışında kalan Jubuka ve Adriya Adaları na sınırlandırmada yarım etki tanınmıştır. Söz konusu adalar, iki ülkenin anakaraları arasındaki orta hattın Yugoslavya tarafında olmalarına rağmen İtalya nın anakarasının kıta sahanlığını etkilememişlerdir. Benzer şekilde İran ve Suudi Arabistan arasındaki İran Körfezi ndeki kıta sahanlığının sınırlandırılmasında Kharg Adası na yarım etki tanınmıştır. İki ülkenin anakaraları arasındaki orta hatta yakın olan Suudi Arabistan a ait Al-Arabiyah Adası ile İran a ait Farsi Adaları na ise sadece karasuyu tanınmış, adı geçen adalar iki devlet arasındaki kıta sahanlığı sınırını etkilememiştir. 425 İngiltere Fransa Kıta Sahanlığı Davası Kararı ndan bir yıl sonra Avustralya ile Papua Yeni Gine, Avustralya nın egemenliğinde bulunan ve bir adalar ülkesi olan Papua Yeni Gine nin ana adasının güneyinde yer alan küçük adaların neden olduğu sorunun çözümü için görüşmeler yapmışlar, görüşmeler sonucunda her iki ülke de bu adalara tam etki tanınması halinde hakkaniyete aykırı sonuçların ortaya çıkacağı konusunda görüş birliğine varmışlar ve bu nedenle sözü edilen küçük adaların sadece balıkçılık bölgelerine sahip olmaları, ancak kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda herhangi bir etkilerinin olmamasını kararlaştırmışlardır. Böylece Avustralya ya ait adalar Papua-Yeni Gine nin kıta sahanlığı üzerinde bırakılmıştır. 425 VAN DYKE, s. 69; BAHCHELI, s
168 Yunanistan ile İtalya arasında 1977 de imzalanan ve 1980 de yürürlüğe giren bir antlaşma ile de iki ülke arasındaki kıta sahanlığı alanları saptanmıştır. Yunanistan Adriyatik Denizi ndeki tüm Yunan adalarına tam etki tanınmasını istemiş, ancak İtalya büyüklüklerini ve kıyıya yakınlıklarını dikkate alarak Corfu, Keffallinia ve Zakynthos Adaları na tam etki tanınmasını kabul etmiş, küçük boyutta olmaları nedeniyle Otranto Kanalı nda bulunan Sanos ve Samothrake Adaları na ve Yunanistan kıyılarına uzak olmaları nedeniyle Stamfani Adası na tam etki tanınmasını reddetmiştir. Sonuçta iki ülke Otranto Kanalı ndaki adalara 3/4 etki, Stamfani Adası na da yarım etki tanınması konusunda anlaşmaya varmışlardır. 426 İncelenen uluslararası hakem ve mahkeme kararları ile devletlerin ikili uygulamalarından görüldüğü üzere uygulanan uluslararası hukuk açısından Yunan iddiasını değerlendirirsek, adaların her koşulda kendi adlarına kıta sahanlığına sahip olabilecekleri görüşü doğru görünmemektedir. Zira 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 1 inci maddesinin b fıkrasında ve 1982 B.M.D.H.S. nin 121 inci maddesinde adalara da kara ülkeleri için uygulanması öngörülen kuralların uygulanmasının kabulü, koşullar ne olursa olsun, adaların kıta sahanlığına sahip olacakları ve üstelik karşılarında yer alan kıta ülkelerine eşit bir biçimde sahip olacakları anlamına gelmemektedir. Nitekim hiçbir hukuk ya da mantık kuralı kendisinden kat kat büyük bir kıta ülkesi karşısındaki adalara, aynı boyutlarda kıta sahanlığı verilmesini doğrulamaya yetmemektedir. 427 Bu nedenledir ki U.A.D BAHCHELI, s ; VAN DYKE, s PAZARCI, Ege deki Deniz, s
169 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları na ilişkin Kararı nda, kıta sahanlığı kavramını tanımlayan sözleşme hükümlerinin sınırlandırma sorunlarını etkilemeyeceğini açıkça bildirmektedir. 428 Bu durum, öteki uluslararası yargı ve hakemlik kararları ve uygulama ile de doğrulanmaktadır. Uluslararası yargı ve hakemlik kararları, gerek komşu devlet kıta ülkesine yakın bir konuma sahip olan adaların, gerek konumu nerede olursa olsun küçük boyutlu adaların, karşılarındaki kıta ülkeleri ile aynı ölçüde kıta sahanlığına sahip olamayacaklarını sürekli olarak kabul etmektedir. Böylece koşullar elvermediği taktirde, bir başka devletin kıta ülkesine kendi kıta ülkesinden daha yakın olan adalar ile küçük boyutlu adaların yalnızca karasuları ile yetinmeleri hukuksal bakımdan uygun görünmektedir. Nitekim B.M.D.H.S. nin 121 inci maddesinin 3 üncü fıkrası 429 insanın barınmasına imkân vermeyen veya kendisine ait ekonomik hayatı olmayan kayalıkların kıta sahanlığına veya münhasır ekonomik bölgeye sahip olamayacağını öngörürken, devletler arasında yapılan kimi anlaşmalar öteki devlet kıta ülkesine yakın adaların karasularıyla yetinmesini kabul etmektedir. Dolayısıyla bu konudaki Yunan iddiasının hiçbir hukuksal geçerliliği yoktur I.C.J. Reports 1969, para Bu istisna dışında, adaların deniz alanlarının, kıta sahanlığı ve ekonomik bölgesinin, kıta ülkesi için öngörülen ilkeler uyarınca saptanacağına 121 inci maddenin 2 nci fıkrasında yer verilmiştir. 121 inci madde hükmünü 1982 B.M.D.H.S. nin kıta sahanlığı ve ekonomik bölgenin komşu devletler arasında sınırlandırılmasına dair 74 ve 83 üncü maddelerindeki düzenlemeyi dikkate alarak yorumlamak gerekir. Söz konusu düzenleme, Konferans ta ileri sürülen görüşler ve uluslararası uygulamanın ışığı altında değerlendirildiğinde, bir sınırlandırma durumunda, adaların her halde kıta ülkesine tanınacak aynı haklara haiz olduğu görüşüne dayanak olamaz. Özel durum oluşturan adalara, ana kıtalar gibi kıta sahanlığı tanındığında uluslararası kural olarak ortaya çıkan hakkaniyetin gerçekleşmesi mümkün değildir. TOLUNER, Milletlerarası, s. 225; DURAN, s PAZARCI, Ege deki Deniz, s ; TEZCAN, s.106; EVANS, s
170 Yunanistan söz konusu iddiası ile siyasal ve ülkesel bütünlük iddiasına dayanarak Ege yi tümüyle bir Yunan ülkesi durumuna getirmesinin olanaksızlığı karşısında adalara karasularının dışında olabildiğince geniş kıta sahanlığı alanları sağlayarak bu hedefine ulaşmayı amaçlamaktadır. 431 C. TÜRKİYE İLE ADALAR ARASINDA EŞİT UZAKLIK İLKESİNİN UYGULANMASI İDDİASI Yunanistan ın Ege de Türkiye ye karşı başvurduğu üçüncü iddiası ise, Türkiye ile adaların Türkiye kıyılarına en yakın bulunanları arasında kıta sahanlığı sınırlandırılmasının eşit uzaklık ilkesine göre yapılması gerektiğine ilişkindir. 432 Yunanistan söz konusu iddiasına, 7 Şubat 1974 tarihli notasından başlayarak birçok belgede yer vermektedir. Nitekim, Yunanistan bu iddiasını, B.M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı sırasındaki görüşmelerde, Türkiye ye verdiği diğer notalarında ve U.A.D. ye yaptığı tek taraflı başvurusunda da tekrarlamaktadır. 433 Yunanistan, Türkiye ile adalar arasında eşit uzaklık ilkesinin uygulanması iddiasını uluslararası örf ve âdet hukuku kuralı niteliğini de kazandığını söylediği 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesine dayandırmaktadır. Adı geçen maddeye göre, kıta sahanlığı sınırlandırmasının anlaşma ile gerçekleştirilmesi öngörüldükten sonra, anlaşma yapılamaması durumunda, eğer özel durumlar başka türlü bir sınırlandırmayı gerektirmiyorsa, eşit uzaklık ilkesinin uygulanacağı kabul 431 PAZARCI, Ege deki Deniz, s. 84; TEZCAN, s KATSOUFROS, s PAZARCI, Ege deki Deniz, s
171 edilmektedir. Böylece, Yunan iddiasının iki öğeyi içerdiği görülmektedir. Bunlardan birincisi, anlaşma yapılamamışsa, kıta sahanlığı sınırlandırılmasında genel ilke olan eşit uzaklık ilkesinin uygulanması; ikincisi ise, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınırlandırmanın Türkiye ye en yakın bulunan adalar ile Türkiye kıyıları arasında eşit uzaklık ilkesine göre yapılmasıdır. 434 Görüldüğü üzere Yunanistan, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesindeki düzenlemeyi kıta sahanlığı sınırlandırılmasında anlaşmanın yapılamadığı durumlarda eşit uzaklık uygulamasının genel kuralı yani ilkeyi, özel durumların kural dışılığı oluşturduğu biçiminde yorumlamaktadır. 435 Yunanistan ın iddiaları her türlü dayanaktan yoksundur Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesinin Türkiye ye karşı ileri sürülmesi anılan Sözleşme ye, Türkiye taraf olmadığı için hukuken olanaksızdır. Ayrıca 6 ncı maddede yer alan eşit uzaklık ilkesinin örf ve âdet hukuku kuralı niteliği de kazanmadığı yargı kararlarıyla belirtilmiştir. 436 Nitekim U.A.D tarihli Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları na ilişkin Kararı nda, eşit uzaklık ilkesinin her durumda uygulanması zorunlu bir ilke olmadığını, eşit uzaklık ilkesinin bir uluslararası örf ve âdet hukuku kuralı niteliği kazanmadığını, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesindeki düzenlemenin eşit uzaklığa bir öncelik tanımadığını, 6 ncı maddede eşit uzaklık - özel durumlar unsurlarından oluşan tek bir ilkenin 434 PAZARCI, Ege deki Deniz, s. 84; BAŞEREN, Ege, s PAZARCI, Ege deki Deniz, s TOLUNER, Milletlerarası, s. 256; PAZARCI, Ege deki Deniz, s
172 öngörüldüğünü, sınırlandırmada amacın hakkaniyete uygun bir çözüme ulaşmak olduğunu belirtmiştir. 437 İngiltere ile Fransa arasındaki deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin 1977 tarihli Hakem Mahkemesi Kararı nda da, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesinde yer alan eşit uzaklık ilkesinin sadece Sözleşme ye ilişkin olarak uygulanması zorunlu bir kural olduğu, ancak örf ve âdet hukuku açısından böyle bir etkiye sahip olmadığı belirtilmiştir tarihli Tunus-Libya Kıta Sahanlığı Davası na ilişkin yargısında da U.A.D. eşit uzaklığın hukuken uygulanması zorunlu bir ilke olmadığı gibi eşit uzaklık ilkesinin diğer sınırlandırma metotları arasında bir önceliğe de sahip olmadığını vurgulamış, eşit uzaklığın ancak hakkaniyete uygun bir çözüme imkân sağladığı taktirde uygulanabileceğini, aksi taktirde diğer metotların uygulanması gerektiğini bildirmiştir. 439 Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığında 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesi hükmünün uygulanması kabul edilse dahi, Yunanistan ın bu maddeyi yorumlamak suretiyle gerçekleştirmek istediği sonuca varılması olanaksızdır. Çünkü daha önce ayrıntılı olarak açıklandığı gibi eşit uzaklık ilkesi 6 ncı maddedeki tek ilke değildir. Anılan Sözleşme nin 6 ncı maddesinde kıta sahanlığı sınırlandırılmasında tarafların anlaşmasına öncelik tanınmıştır. Taraflar arasında kıta sahanlığı sınırlandırılması 437 ELFERINK, s. 55; BROWN, s ELFERINK, s. 55; BROWN, s BROWN, s
173 konusunda bir anlaşma yoksa ve özel durumlar bir başka çözümün kabulünü haklı kılmıyorsa, ancak o zaman sınırlandırmada eşit uzaklık ilkesinin uygulanması zorunlu olur. Yani 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesinde eşit uzaklık-özel durumlar unsurlarından oluşan tek bir ilke öngörülmüştür. Maddede yer alan özel durumlar unsurunun işlevi hakkaniyete uygun bir sınırlandırmanın gerçekleşmesini sağlamaktır. Yabancı devlet kıyılarının yakınında bulunan adalar, öteden beri, eşit uzaklık ilkesinin uygulanmasını durduran ve hakkaniyete uygun bir sınırlandırmanın gerçekleştirilmesini gerekli kılan özel durumlar olarak değerlendirilmiştir. Ege Denizi ndeki durumun, özel bir durum olduğu kuşku götürmeyecek kadar açıktır. Ege Denizi ndeki Yunan adalarının, Yunanistan ın esas kara ülkesine uzak olmalarına karşın Anadolu kıyısının çok yakınında olmaları ve Anadolu kıyısında bir dizi olarak sıralanmış olmaları, bu konumun, yeryüzünün bir başka bölgesinde benzerine kolayca rastlanamayacak olan özel bir coğrafi konum olarak değerlendirilmesini gerekli kılan özelliklerdir. 440 Sınırlandırmada eşit uzaklık ilkesinin Anadolu kıyısı ile adalar esas alınmak suretiyle uygulanması, Anadolu nun Ege Denizi ne bakan yüzünün, adaların Ege Denizi ne bakan yüzlerinin toplamından daha fazla olmasına rağmen kıta sahanlığından hiç pay alamaması gibi hakkaniyete tamamen ters düşen bir durumun ortaya çıkmasına yol açar. Ayrıca Ege Denizi nde özel durum sayılabilecek tek özellik yanlış tarafta yer alan Yunan adaları değildir. Yeryüzünde hakkaniyete uygun bir çözümü ve bunu gerçekleştirecek 440 TOLUNER, Milletlerarası, s
174 çeşitli metot ve ilkelerin uygulanmasını gerektiren bu özelliklere sahip bir başka deniz bulmak güçtür. 441 Yunanistan, B.M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı nda, eşit uzaklık ilkesinin uygulanmasında adaların da esas alınmasını açıkça öngören öneriler sunmuş, fakat etkin olamamıştır. Zira 1982 B.M.D.H.S. nin kıta sahanlığı ve ekonomik bölgenin sınırlandırılmasına ilişkin 74 ile 83 üncü maddelerinde eşit uzaklık ilkesi kabul edilmediği gibi eşit uzaklık ilkesinden hiç bahsedilmemiştir. Kıta sahanlığının sınırlandırılmasına ilişkin 83 üncü maddede sınırlandırmaya ilişkin ilkelerden çok gerçekleşmesi istenen sonuca önem verilmiş ve hakkaniyete uygun bir çözümün gerçekleştirilmesi öngörülmüştür B.M.D.H.S. nin 83 üncü maddesi daha önceki kazai içtihatlarda istikrarlı bir biçimde sürdürülmüş olan tutumun benimsendiğini, eşit uzaklık ilkesinin her durumda uygulanması zorunlu bir ilke olmadığını, ancak hakkaniyete uygun bir sonuca götürdüğü sürece uygulanacağını göstermektedir. 442 Nitekim A.B.D. ile Kanada arasındaki 1984 tarihli Maine Körfezi Davası nda Divan, 1969 tarihli yargısına da atıf yaparak eşit uzaklık ilkesinin hukuken bağlayıcı olan uluslararası örf ve âdet hukuku kuralından kaynaklanan bir norm olmadığını, eşit uzaklık ilkesinin örf ve âdet hukukunda öncelikle veya tercihen uygulanması gereken bir metot olarak da kabul edilmediğini tekrarlayarak, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesinin olayda kullanılmasına karar verilmiş olması ihtimalinde dahi 441 TOLUNER, Milletlerarası, s TOLUNER, Milletlerarası, s
175 kıyıların coğrafi ilişkilerinde esaslı bir değişikliğin ortaya çıkması durumunda bu halin 6 ncı maddede sözü edilen özel durumlar kapsamına giren bir durum olarak değerlendirilip farklı sınırlandırma metotlarının uygulanmasını gerektireceğini belirtmiştir tarihli Libya Malta Kıta Sahanlığı Davası nda da Divan, eşit uzaklık ilkesinin hukuken uygulanması zorunlu bir ilke olmadığına, eşit uzaklık ilkesinin diğer sınırlandırma metotları arasında bir önceliğe sahip bulunmadığına, eşit uzaklık ilkesinin hakkaniyete uygun bir çözüme götürdüğü taktirde uygulanabilen bir metot olduğuna, aksi taktirde diğer metotların kullanılmasının gerekli olduğuna karar vermiştir. 444 Benzer şekilde 1992 tarihli Saint Pierre ve Miquelon Adaları Davası nda Hakem Mahkemesi, eşit uzaklık ilkesinin uygulanması zorunlu bir örf ve âdet hukuku kuralı niteliğinde olmadığını bir kez daha teyit etmiş, 1993 tarihli Greenland Jan Mayen Davası nda da Divan, eşit uzaklık ilkesinin bağlayıcı ve zorunlu bir ilke olmadığına karar vermiştir. 445 II. TÜRKİYE NİN EGE KITA SAHANLIĞI SINIRLANDIRILMASININ ESASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ A. ANLAŞMANIN ESAS OLMASI GÖRÜŞÜ Türkiye, 27 Şubat 1974 tarihinde Yunanistan a verdiği ilk notasından başlayarak sürekli bir biçimde Ege Kıta Sahanlığı sınırlandırılmasının 443 BROWN, s ; TOLUNER, Milletlerarası, s BROWN, s. 272; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı, s CHARNEY, s
176 görüşmeler sonucunda gerçekleştirilecek bir anlaşma ile yapılmasını savunmaktadır. Türkiye nin bu görüşü, Ege adı verilmeden ve genel bir biçimde B.M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı sırasında dile getirildiği gibi, Türkiye nin 26 Ağustos 1976 tarihinde Ege Kıta Sahanlığı Davası na ilişkin olarak U.A.D. ye sunduğu gayriresmî görüşlerinde de yer almıştır. 446 Türkiye nin, Ege de kıta sahanlığını anlaşma yoluyla sınırlandırma görüşü bir uyuşmazlıkları çözme yöntemi olmanın yanında, ayrıca bir kıta sahanlığı sınırlandırmasının karmaşıklığı nedeniyle; sınırlandırmanın ilkelerini en kabul edilir biçimde saptayan esasa ilişkin sınırlandırma ilkesi olarak da ortaya çıkmaktadır. 447 Türkiye söz konusu görüşünü, bir takım uluslararası sözleşmelerin kıta sahanlığının sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerine dayandırmaktadır. Nitekim 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesi ile 1982 B.M.D.H.S. nin 83 üncü maddesi kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda anlaşmaya öncelik tanımaktadır. B. DOĞAL UZANTININ ESAS OLMASI GÖRÜŞÜ Türkiye nin kıta sahanlığının sınırlandırılmasının esasına ilişkin ikinci hukuksal görüşü, sınırlandırmada doğal uzantının temel ölçüt olduğuna ilişkindir. Türkiye, görüşünün hukuksal dayanağı olarak U.A.D. nin 1969 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları na ilişkin Kararı nın özellikle 85 inci 446 PAZARCI, Ege deki Deniz, s PAZARCI, Ege deki Deniz..., s. 86; TEZCAN, s
177 paragrafını göstermektedir. Divan Kararı nın söz konusu 85 inci paragrafında her devletin kıta sahanlığının onun ülkesinin doğal uzantısı olduğu ve başka bir devletin ülkesinin doğal uzantısına girmemesi gerektiği belirtilmiştir. 448 Türkiye, Divan ın 1969 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları Kararı nın 85 inci paragrafına dayanarak 27 Şubat 1974 tarihli cevabi notasında, Ege de deniz yatağının önemli bir bölümünü Anadolu Yarımadası nın doğal uzantısının oluşturduğunu, dolayısıyla Anadolu nun doğal uzantısı üzerinde bulunan Yunan adalarının kendilerine has kıta sahanlıklarının bulunmadığını, bu adaların Yunan anakarasına uzaklıklarına rağmen Türkiye ye çok yakın olmaları ve Yunan anakarası ile adalar arasında açık deniz alanlarının bulunması nedeniyle adaların Yunan Yarımadası nın devamı niteliğinde olduklarının kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. 449 Türkiye nin doğal uzantının esas olması görüşü, ayrıca genel bir biçimde B.M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı sırasında gerek tek ya da diğer ülkelerle ortak olarak sunduğu önerilerinde gerek temsilcilerinin konuşmalarında yer almaktadır. 450 Daha önce ayrıntılı olarak incelendiği üzere Ege Denizi nin deniz dibi, Ege Oluğu denilen bir doğal kesintiyle S şeklinde kuzeyden güneye, nispeten Yunanistan anakara ülkesine daha yakın bir eksende ikiye bölünmekte ve bu kesinti her iki devletin kıta ülkelerinin deniz altındaki doğal uzantısının sınırını oluşturmaktadır. Söz konusu doğal uzantının üzerinde 448 PAZARCI, Ege deki Deniz, s ; ELFERINK, s. 51; BAŞEREN, Ege, s Şubat 1974 tarihli Türk notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s PAZARCI, Ege deki Deniz, s. 86; BAŞEREN, Ege, s
178 bulunan ve büyük bölümüyle Yunanistan a ait olan adalar, sözü edilen doğal uzantının su üzerine çıkmış çıkıntılarından başka bir şey değildir. Bu nedenle de kıta sahanlığı hakları olamayacaktır. 451 C. HAKÇA İLKELERİN UYGULANMASI Türkiye nin Ege Denizi Kıta Sahanlığı uyuşmazlığının esasına ilişkin hukuksal görüşlerinden üçüncüsünü, hakça ilkelerin uygulanması oluşturmaktadır. Türkiye ye göre, kıta sahanlığının sınırlandırılmasında esas amaç hakça bir çözüme ulaşılmasıdır ve bu nedenle hakça çözüme ulaşılması için hakça ilkelerin uygulanması gerekir. 452 Türkiye hakça ilkelerin uygulanması görüşünü, ilk olarak Yunanistan a verdiği 27 Şubat 1974 tarihli cevabi notasında, eşit uzaklık ilkesini reddederken, U.A.D. nin 1969 tarihli Kararı ndan verdiği pasajlar çerçevesinde ileri sürmüştür. Yine Türkiye nin B.M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı nda genel olarak kıta sahanlığı sınırlandırılması ilkelerinin değerlendirilmesi sırasında, eşit uzaklık ilkesini reddederken hakça ilkelerden bahsettiği görülmektedir. 453 Ayrıca Türkiye nin 18 Kasım 1975 tarihli notasında, kıta sahanlığı sınırının çizilmesinin son derece karmaşık sorunlar içermesi ve bölgenin özellikleri nedeniyle bölgenin sınırlandırılmasının her iki 451 BAŞEREN, Ege, s PAZARCI, Ege deki Deniz, s PAZARCI, Ege deki Deniz, s. 87; BAŞEREN, Ege..., s
179 tarafın kabul edebileceği hakça bir çözüm bulunarak gerçekleştirilebileceği belirtilmiştir Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin, kıta sahanlığının sınırlandırılmasına ilişkin 6 ncı maddesinde, aynı kıta sahanlığına kıyısı olan devletlerin sınırlandırmayı anlaşma yoluyla gerçekleştirmesi öngörülmüş, ancak böyle bir anlaşma gerçekleştirilememiş ve özel durumlar başka bir sınırlandırmayı gerektirmiyorsa, sınırlandırmanın eşit uzaklık ilkesine göre yapılacağı belirtilmiştir. Sözleşme nin anılan hükmündeki eşit uzaklık ilkesinin esas kuralı, özel durumların kural dışılığı oluşturduğu biçiminde değerlendirilse de, özel durumlar kavramı içine giren durumların belirlenmesinde karşılaşılan zorluklar ve eşit uzaklık ilkesi uygulandığında hakça olmayan her sonucun özel durum oluşturmasının, Sözleşme hükmünde de hakça ilkelerin uygulanmasının kabul edildiğini göstermektedir. Bu görüş günümüzde hem yazarlarca hem de uluslararası mahkemelerce kabul edilen yorumu oluşturmaktadır. 455 Kıta sahanlığı sınırlandırmasında hakça ilkeler U.A.D. nin 1969 tarihli Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları na ilişkin Kararı nda ve takip eden birçok kararında yer almıştır tarihli Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları na ilişkin yargısında U.A.D. sınırlandırmanın bölgenin tüm ilgili koşullarının dikkate alınması suretiyle, hakça ilkeler doğrultusunda anlaşma Kasım 1975 tarihli Türk notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s ; I.C.J. Pleadings, s ; BAŞEREN, Ege..., s. 152; KABAALİOĞLU, s PAZARCI, Uluslararası Hukuk II..., s. 370; BAŞEREN, Ege..., s
180 ile yapılmasını öngörmüştür. Aynı Karar da ayrıca bazı jeolojik koşulların mevcudiyeti halinde eşit uzaklık ilkesinin uygulanmasının tartışmasız bir şekilde hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğu vurgulanmış; sonuç olarak, kıta sahanlığı sınırlandırılacak olan devletlerin kıyılarının coğrafi yapılarının ayrıntılı bir şekilde incelenmesinin önemine işaret edilerek sınırlandırmada uygulanacak hakça ilkelerin sınırlı sayıda olmadığı belirtilmiştir tarihli İngiltere - Fransa Davası nda Hakem Mahkemesi hakça ilkeleri kararın temel kuralı olarak benimsemiş, coğrafyanın özel yapısı nedeniyle değişik yörelerde farklı yöntemlerin uygulanması gerektiğini, adalara ana kıtalar gibi kıta sahanlığı tanınamayacağını, hakkaniyete uygun sınırlandırmanın gerçekleştirilebilmesi için coğrafi yapının özellikleri yanında, ilgili ülkelerin güvenlik ve ulaşım gibi gereksinimlerinin de göz önüne alınması gerektiğini belirtmiştir tarihli Tunus Libya Kıta Sahanlığı Davası na ilişkin Kararı nda Divan, incelemesine sınırlandırılacak alanın niteliğini araştırarak başlamış ve hakça ilkelerin kıta sahanlığı sınırlandırmasında temel ilke olduğunu kabul etmiştir. Bu yargısında Divan, hakkaniyet kavramının hukuk olarak doğrudan tatbik edilebilir genel bir prensip olduğunu belirtmiştir BROWN, s BROWN, s ; BAŞEREN, Ege..., s PAZARCI, Uluslararası Adalet Divanı nın..., s
181 1982 B.M.D.H.S. nin 83 üncü maddesinde; kıyıları karşı karşıya veya yan yana olan devletler arasında kıta sahanlığının sınırlandırılmasının, hakkaniyete uygun bir çözüme ulaşmak amacıyla, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü nün 38 inci maddesinde 459 belirtilen uluslararası hukuka göre anlaşma ile gerçekleştirileceği hükme bağlanmıştır. Bu da, barışçı yollar çerçevesinde sınırlandırmanın hakça ilkelere göre gerçekleştirileceğinin kabulü demektir. 460 Nitekim 1985 tarihli Libya Malta Kıta Sahanlığı Davası na ilişkin yargısında Divan, hakkaniyetten ne anlaşılması gerektiğini belirtmiştir. Divan a göre, hakkaniyet hem elde edilecek neticeyi hem de bu neticeye varmak için kullanılan araçları vasıflandırmada kullanılmıştır. 461 Bu nedenle kullanılan terim tatmin edici olmamakla birlikte asıl olan neticedir. Varılacak neticenin hakkaniyete uygun olması gerekir. Ancak neticenin hakkaniyete uygun olabilmesi için uygulanacak metodun da hakkaniyete uygun çözüme 459 Uluslararası Adalet Divanı Statüsü md Ödevi, kendisine havale edilen uyuşmazlıkları devletlerarası hukuka uygun olarak çözmek olan Divan: a) Uyuşmazlık halindeki devletlerce tahsisen kabul edilmiş kaideler koyan gerek genel, gerek özel milletlerarası anlaşmaları; b) Hukuk kaidesi olarak kabul edilmiş olan umumi bir tatbikatın beyyinesi olarak milletlerarası teamülü; c) Medeni milletlerce kabul edilen genel hukuk prensiplerini; d) 59 uncu madde hükmü mahfuz kalmak şartıyla, hukuk kaidelerinin tayininde yardımcı vasıta olarak muhtelif milletlerin adli kararları ve en yetkili müelliflerinin doktrinlerini; tatbik eder. 2. İşbu hükümler taraflar mutabık iseler Divan ın hak ve nisfetle karar vermek yetkisine halel getirmez. Statü nün 59 uncu maddesinde de Divan kararlarının sadece davaya taraf olan devletler açısından ve karara konu olay ile ilgili olarak bağlayıcı olduğu belirtilmektedir. Uluslararası Adalet Divanı Statüsü nün tam metni için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası..., s PAZARCI, Uluslararası Hukuk II..., s. 371; BAŞEREN, Ege..., s GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı..., s
182 imkân sağlayan bir metot olması yani sınırlandırmada hakça ilkelerin uygulanması gerekmektedir. 462 Ayrıca 1984 tarihli Maine Körfezi Davası Kararı nda U.A.D., 1992 tarihli Saint Pierre ve Miquelon Adaları Davası Kararı nda Hakem Mahkemesi, 1993 tarihli Greenland Jan Mayen Davası Kararı nda U.A.D., 1999 tarihli Eritre Yemen Davası Kararı nda Hakem Mahkemesi, sınırlandırmanın hakça ilkelere göre yapılması kuralını benimsemişlerdir. 463 Hakça ilkelerin özellikleri ve kapsamına gelince, yukarıda belirtilen mahkeme ve hakemlik kararları çerçevesinde, ilk vurgulanması gereken nokta, hakça ilkelerin ex aequo et bono çözüm yolundan farklı olduğudur. Hakça ilkeler uygulanan hukukun bir öğesi olup, mahkemelere hukuk dışı verilerin de göz önünde tutulması suretiyle karar verme yetkisini tanıyan ex aequo et bono çözüm yolundan ayrılmaktadır. Başka bir deyişle, bir uyuşmazlıkta, hak ve nisfetle karar verme diye adlandırdığımız, ex aequo et bono çözüm yönteminin bir uluslararası mahkemece uygulanabilmesi için, tarafların bu yönde kesin rızası gerekmektedir. Söz konusu durumda Divan, tarafların isteği doğrultusunda, herhangi bir kurala bağlı olmadan serbestçe hakkaniyete uygun bulduğu kararı verir. Bu olağanüstü bir yetkidir. Oysa uluslararası hukukun olağan kaynaklarından doğan ve uygulanan hukukun bir parçasını oluşturan hakça ilkelerin bir uluslararası mahkemece 462 GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı..., s Ayrıntılı bilgi için bkz. ACER, s
183 uygulanabilmesi için, tarafların bu yönde herhangi bir özel rızası gerekmemektedir. 464 Hakça ilkelerin uygulanmasında vurgulanması gereken ikinci nokta, hakça ilkelerin somut olarak belirlenmesinde göz önünde tutulması gereken verilerin çok değişik olabileceğidir. Böylece her somut olayda hakkaniyete uygun sonucu sağlayacak tüm verilerin sınırlandırmada hesaba katılması gerekmektedir. Bu nedenle söz konusu bölgenin anlamlı bütün verilerinin değerlendirilmesi sonucu bir karara varılmalıdır. Uygulamada ve mahkeme kararlarında kıta sahanlığı sınırlandırmalarına ilişkin olarak üzerinde durulan hakça ilkeler öğeleri tahdidi olmamakla birlikte; yer bilimsel öğeler, coğrafi öğeler, bölgede saptanmış başka sınırların varlığı, devletlerin yaşamsal çıkarları, sınırlandırılacak ülkenin hukuksal statüsü, bölgede ortak petrol yatağı varlığı, tarihsel hakların varlığı gibi öğelerdir. 465 Yukarıda bahsedilen tüm verilerin ışığı altında, Ege Denizi nde yapılacak kıta sahanlığı sınırlandırması, Ege Denizi Kıta Sahanlığı nın jeolojik ve jeomorfolojik bakımdan Anadolu nun doğal uzantısı olduğu ve Ege Oluğu ile Yunanistan ın anakara ülkesi yakınında kesintiye uğradığı gerçeği ile Yunanistan a ait olan ve Anadolu sahillerine yakın adaların Türkiye nin anakarasının üzerinde bulunduğu, Ege Denizi kıyılarının özellikleri ve Türkiye nin bölgedeki ulaştırma ve güvenlik gibi yaşamsal çıkarları göz önüne alınarak tartılması ve hakkaniyete uygun bir sonuca varılmasıyla mümkün olacaktır. Böylece gerek uluslararası yargı ve hakemlik kararlarının sürekli 464 PAZARCI, Uluslararası Hukuk II..., s. 372; GÜNDÜZ, Kıta Sahanlığı..., s PAZARCI, Uluslararası Hukuk II..., s
184 olarak kabul ettiği gerek B.M.D.H.S. nin içerdiği bu ilkenin Türkiye tarafından bundan böyle en temel verilerden biri olarak kullanılması hem kolay hem de yerinde olacaktır. 466 D. ADALARIN ÖZEL DURUMLAR OLUŞTURMASI GÖRÜŞÜ Türkiye nin hukuksal görüşlerinden dördüncüsü, bir bölgede adaların bulunmasının kıta sahanlığı sınırlandırması açısından özel durumlar oluşturduğu ve bunların özellikle coğrafi konumları ve öteki özelliklerine bağlı olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşüdür Şubat 1974 tarihli cevabi notasında Türkiye, bazı anlaşmaları da örnek göstererek uluslararası uygulama tarafından oluşturulan kuralların kıta sahanlığının sınırlandırması konusunda konumları ve özel durumları dikkate alınmadan tüm adalara eşit değer verilmesini reddettiğini, Ege Adaları nın ve tüm Ege Denizi nin özel durumların tipik bir örneğini oluşturduğunu belirtmiştir. 468 Türkiye adaların özel durumlar oluşturması görüşünü, ayrıca B.M. Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı sırasında yapılan konuşmalarda ve Konferans a sunduğu Türk madde taslaklarında ileri sürmüştür. Günümüzde adaların özel durum oluşturması görüşü, hakça ilkelerin uygulanması görüşünün tamamlayıcısı olarak kullanılmaktadır PAZARCI, Ege deki Deniz..., s PAZARCI, Ege deki Deniz, s AHNISH, s. 360; 27 Şubat 1974 tarihli Türk notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s PAZARCI, Ege deki Deniz..., s
185 Daha önce açıklandığı gibi, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi nin 6 ncı maddesinde yer alan özel durumlar Sözleşme de tarif edilmemiştir. Bununla beraber, uygulamada kıyının özel biçimi, kıyıların uzunluğu arasında belirgin farklar olması, sınırlandırılacak alanda adaların ve özellikle yabancı devlet kıyılarına yakın adaların bulunması özel durumlar olarak mütalaa edilmektedir. 470 Ege Denizi ndeki adaların özel bir durum oluşturduğu kuşku götürmeyecek kadar açıktır. Yunanistan a ait çok sayıda ada ve adacığın, Türkiye anakarasının çok yakınında bulunması ve söz konusu adaların Anadolu yu, kuzeyden güneye bir dizi halinde kapatması; ayrıca çok sayıda ada, adacık ve kayalığın egemenliklerinin tartışmalı olması Ege Denizi ni dünyadaki denizler arasında özel önemi haiz bir deniz konumuna getirmiştir. Bu itibarla Ege Denizi nde yapılacak kıta sahanlığı sınırlandırmasının hakkaniyete uygun olabilmesi için, Ege Denizi nde özel durum oluşturan adaların dikkate alınması gerekmektedir. E. EGE DENİZİ NİN YARI KAPALI DENİZ OLMASI GÖRÜŞÜ Türkiye nin ileri sürdüğü hukuksal görüşlerden beşincisi, Ege nin yarı kapalı bir deniz olduğu ve bu nedenle Ege Denizi nde bölgenin niteliğine uygun olarak özel kuralların uygulanması gerektiği görüşüdür. 471 Türkiye Ege Denizi nin yarı-kapalı bir deniz olduğu görüşünü ilk defa Yunanistan a verdiği 27 Şubat 1974 tarihli notasıyla belirtmiş, müteakiben B.M. Üçüncü Deniz 470 TOLUNER, Milletlerarası Hukuk Açısından..., s. 28; TOLUNER, Milletlerarası..., s PAZARCI, Ege deki Deniz..., s
186 Hukuku Konferansı esnasında Konferans a sunduğu ve Ege den söz etmeyen madde taslakları ile de görüşünü desteklemiştir. 472 Daha önce haklarında yazılı düzenleme bulunmayan kapalı ve yarı - kapalı denizler, 1982 B.M.D.H.S. nin IX uncu Kısmında 122 ve 123 üncü maddelerde düzenlenmiştir. Sözleşme nin 122 nci maddesinde yarı-kapalı deniz kavramı iki veya daha çok devlet tarafından çevrili ve diğer bir denize veya okyanusa dar bir geçitle bağlı bulunan veyahut da bütünüyle veya büyük bir bölümü ile, iki veya daha çok devletin karasularından ve münhasır ekonomik bölgelerinden oluşan bir körfez, bir deniz havzası veya bir deniz şeklinde tanımlanmıştır. 473 Sözleşme nin 123 üncü maddesinin 474 birinci cümlesi kapalı veya yarı-kapalı denizlere kıyısı olan devletler arasında işbirliğini öngörmektedir. 472 Şule GÜNEŞ, 12 Mil Sorunu ve Ege nin Yarı-Kapalı Statüsü, Dış Politika Dergisi, C:VI, S:1 (Nisan 1995), s. 78; PAZARCI, Ege deki Deniz..., s. 88; Ayrıca 27 Şubat 1974 tarihli Türk notası metni için bkz. I.C.J. Application 1976, s B.M.D.H.S. md. 122 metni için bkz. ÖZMAN, Birleşmiş Milletler..., s. 55; Kapalı ve yarı-kapalı denizleri birlikte ele alan anılan hükümdeki tanımın dayandığı ölçütler coğrafi ve hukuki nitelik taşıyan iki ayrı grupta toplanabilir. Tanımda, bir taraftan iki ya da daha fazla devlet tarafından çevrili körfez, deniz havzası veya denizin diğer bir denize veya okyanusa dar bir geçitle bağlı bulunması gibi coğrafi ölçütlere; diğer taraftan da, kapalı ve yarı-kapalı denizlerin iki ya da daha fazla devletin karasuları ve münhasır ekonomik bölgelerinden oluşacağını belirten hukuki ölçütlere yer verilmiştir. Ege Denizi, Yunanistan ve Türkiye ile çevrili olduğu için, coğrafi ölçütler içinde yer alan iki veya daha çok devlet tarafından çevrili olma koşulunu sağlamaktadır. Hukuki ölçüte dayanarak diğer bir denize olan geçit sayısı ne olursa olsun, küçük bir yüzölçümüne sahip olan denizler de yarı-kapalı deniz olarak kabul edilebileceklerdir. Ege yi diğer denizlere bağlayan birden çok geçit olmasına rağmen, büyük bir bölümü ile Türkiye ve Yunanistan ın karasularından oluştuğu ve her iki devletin 200 millik münhasır ekonomik bölge ilan etmeleri durumunda bütünüyle bu bölge içinde yer alacağı için diğer zorunlu ölçüt olan bütünüyle veya büyük bir bölümü ile iki veya daha çok devletin karasularından ve münhasır ekonomik bölgelerinden oluşma ölçütünü de karşılamaktadır. Böylelikle Ege Denizi nin yarı-kapalı deniz olduğu konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır. BAŞEREN, Ege..., s ; GÜNEŞ, s B.M.D.H.S. md. 123 metni için bkz. ÖZMAN, Birleşmiş Milletler..., s
187 123 üncü madde hükmünün geri kalan kısmında sıralanan işbirliği konuları, sınırlayıcı olarak değil, örnek olarak sayılmıştır B.M.D.H.S. de kapalı ve yarı-kapalı denizlerle ilgili IX uncu Kısım dışında Sözleşme nin 70 inci maddesinde 476 kapalı ve yarı-kapalı denizlere kıyısı olan devletler coğrafi bakımdan elverişsiz devlet kapsamında değerlendirilmiş ve bu tür devletlerin, komşu devletlerin münhasır ekonomik bölgelerinden, belirli koşullarda avlanabileceği öngörülmüştür. 477 Coğrafi bakımdan elverişsiz devlet coğrafi konumu nedeniyle denizlerden yeterince yararlanamayan devlettir. Kapalı ve yarı kapalı denizlere kıyıdaş devletlerin, coğrafyası elverişsiz devletlere örnek olarak gösterilmesi, söz konusu denizlerin dünya denizleri içinde özel durum oluşturduklarının kanıtıdır. 478 Yukarıda bahsedilen hususlar göz önüne alındığında, kapalı ve yarı - kapalı denizlerde gerçekleştirilecek deniz alanlarının sınırlandırılması işlemlerinde, geniş deniz alanları için öngörülen kuralların uygulanması adaletsiz sonuçlara yol açabileceğinden, 479 bu denizlerde gerçekleştirilecek deniz alanlarının sınırlandırılmasında uygulanacak kurallar, geniş deniz alanlarının sınırlandırılmasında uygulanan kurallardan farklı olmak durumundadır. Böylece kapalı ve yarı - kapalı denizlere ilişkin sorunların çözümünde genel deniz hukuku kurallarındaki düzenlemelerin değil, bölgenin 475 BAŞEREN, Ege..., s. 13; Ayrıca ayrıntılı bilgi için bkz. GÜNEŞ, s B.M.D.H.S. md. 70 metni için bkz. ÖZMAN, Birleşmiş Milletler..., s BAŞEREN, Ege..., s. 12 (dipnot 36). 478 GÜNEŞ, s GÜNEŞ, s
188 özelliklerine uygun olarak yapılan bölgesel düzenlemelerin esas alınması doğru olacaktır. 480 Diğer taraftan kıta sahanlığının sınırlandırılması konusundaki uygulanan uluslararası hukuk kuralları sınırlandırmanın, hakkaniyete uygun sonuca varacak şekilde yapılmasını öngörmekte ve denizlerin yarı - kapalı olma özelliğinin, sınırlandırma uyuşmazlıklarında diğer koşullar yanında göz önünde bulundurulması gerektiğine hükmetmektedir. 481 Nitekim U.A.D tarihli Libya - Malta Kıta Sahanlığı Davası Kararı nda, Akdeniz gibi yarı-kapalı denizlerde komşu devletler arasında deniz alanlarının sınırlandırılmasının bölgenin coğrafi durumuyla yakından ilgili olduğunu belirtmektedir B.M.D.H.S. hükümlerine göre yarı kapalı deniz olan Ege Denizi nin diğer özellikleriyle birlikte bu özelliğinin de dikkate alınarak oluşturulacak özel kurallar bölgesel düzenlemelerle sınırlandırılması suretiyle hakkaniyete uygun sonuca varılabilecektir. F. LOZAN DENGESİ Yarı hukuksal yarı siyasal nitelikli Lozan dengesi görüşüyle Türkiye, Lozan Barış Antlaşması nın Ege Denizi nde Türkiye ile Yunanistan arasında bir denge kurduğunu ve Ege Denizi nin iki devlet tarafından eşit kullanımının gerektiğini belirterek bu dengenin kıta sahanlığı sınırlandırması açısından da gözetilmesini savunmaktadır. Lozan dengesi görüşü kamuoyuna 19 Haziran 480 GÜNEŞ, s GÜNEŞ, s I.C.J. Reports 1985, para
189 1976 tarihinde İkinci Bern görüşmeleri sırasında Türk Heyeti tarafından açıklanmıştır. 483 Ayrıca Türk tarafının söz konusu görüşleri, 1-4 Aralık 1978 tarihlerinde iki devlet teknik heyetlerinin Paris te yaptıkları kıta sahanlığı görüşmeleri esnasında basına da yansımıştır. 484 Türkiye ile Yunanistan arasında bir denge kurmayı amaçlayan Lozan Barış Antlaşması nda karasularının genişliği konusunda açık bir hüküm mevcut değildir. Bununla beraber Lozan Barış Antlaşması nın imzalandığı dönemde Türkiye ve Yunanistan ın karasuları 3 deniz mili olarak belirlenmişti. 485 Buna bağlı olarak Ege Denizi nde geniş bir açık deniz alanı bırakılmıştı. 486 Ancak Yunanistan, 17 Eylül 1936 tarih ve 230 sayılı Yunanistan Karasuları Hududunun Tespiti Hakkında Kanun ile karasularını tek taraflı olarak 3 milden 6 mile çıkarmıştır. 487 Türkiye ise, o tarihten 28 yıl sonra 15 Mayıs 1964 tarih ve 476 sayılı Karasuları Kanunu 488 ile karasularını 6 mile çıkarmıştır PAZARCI, Ege Denizi nde..., s. 88; BAŞEREN, Ege..., s BAŞEREN, Ege..., s AYDOĞAN, s. 36; The Aegean Problem in Turkish Greek Relations, s. 43; AKLAR, s. 26; BAŞEREN, Ege..., s. 153; Antlaşma nın 12 nci maddesi hükmü bu yoruma imkân tanımaktadır. Ege de karasularının genişliği 3 deniz mili iken, Türk karasuları yaklaşık %3.8, Yunan karasuları ise yaklaşık % 21.8 di. 486 Bu durumda açık deniz alanı yaklaşık % 74.4 tü. 487 KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği..., s Mayıs 1964 tarih ve 476 sayılı Karasuları Kanunu metni için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası..., s AYDOĞAN, s
190 Günümüzde her iki ülkenin Ege deki karasularının genişliği 6 deniz milidir. 490 Ege nin şu anki durumunda açık deniz alanı yaklaşık %74.4 ten yaklaşık %48.85 e düşmüş, Türk karasuları yaklaşık %3.8 den yaklaşık %7.47 ye, Yunan karasuları ise, yaklaşık %21.8 den yaklaşık %43.68 e yükselmiştir. 491 Türkiye nin taraf olmadığı 1982 B.M.D.H.S. 16 Kasım 1994 tarihinde yürürlüğe girmiş, 492 Sözleşme 1 Haziran 1995 tarihinde Yunan Parlamentosu nda onaylanarak Yunanistan 1982 B.M.D.H.S. nin tarafı olmuştur. 493 Yunanistan anılan Sözleşme nin karasularının genişliği başlığını taşıyan 3 üncü maddesine 494 dayanarak, 1995 yılında Meclis Kararı çıkararak karasularını 12 deniz miline genişletme hakkını uygun bir zamanda ve ulusal stratejisi çerçevesinde kullanacağını açıklamıştır Mayıs 1964 tarih ve 476 sayılı Karasuları Kanunu, 20 Mayıs 1982 tarih ve 2674 sayılı Karasuları Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış, anılan Kanun un 1 inci maddesi; Türk karasularının ilke olarak 6 mil olduğu hükmünü getirmiş, ancak Bakanlar Kurulu nun, belirli denizler için o denizlerle ilgili bütün özellikleri ve durumları göz önünde bulundurmak ve hakkaniyet ilkesine uygun olmak şartıyla, 6 deniz milinin üzerinde karasuları tespit etmeye yetkili olduğunu bildirmiştir. Bahse konu yetkiyi kullanan Bakanlar Kurulu, 29 Mayıs 1982 tarih ve 8/4742 sayılı Kararı yla Akdeniz ve Karadeniz de karasularının genişliğini 12 deniz mili olarak belirlemiş, Ege deki 6 deniz mili olan karasularının genişliği konusunda ise, bir değişikliğe yol açmamıştır. KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği..., s ; ORAN, Türk..., s ; Ayrıca 20 Mayıs 1982 tarih ve 2674 sayılı Karasuları Kanunu metni ile 29 Mayıs 1982 tarih ve 8/4742 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı metni için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası..., s Oranlar için bkz. The Aegean Problem in Turkish Greek Relations, s. 43; AYDOĞAN, s. 37; GÜREL, s. 76; Ayrıca oranlar konusunda makale ve kitaplarda farklı yüzdeler belirtilmektedir. Bkz. BAHCHELI, s. 142; ORAN, Türk..., s. 753; AKLAR, s. 26; Ege de bugünkü durumu gösteren harita için bkz. Ek PAZARCI, Uluslararası Hukuk II..., s KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği..., s B.M.D.H.S. md.3 Karasularının genişliği Her devletin, karasularının genişliğini bu Sözleşmeye uygun şekilde belirlenen esas hatlardan itibaren 12 deniz milini aşmayan bir sınıra kadar tespit etme hakkı vardır. ÖZMAN, Birleşmiş Milletler..., s KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği..., s. 21; AKLAR, s
191 Türkiye de, Ege deki hak ve menfaatlerinin gasp edilmesi anlamına gelen böyle bir kararı tanımayacağını ve bunu bir savaş nedeni (casus belli) olarak kabul edeceğini 8 Haziran 1995 tarihli Parlamento Kararı yla açıklamıştır. 496 Türkiye nin bu tepkisi karşısında Yunanistan, geri adım atmış, karasularını 12 mile genişletme hakkının hukuki olarak varolduğunu zaman zaman gündeme getirmeye devam etmiştir. Yunanistan ın karasularını 1982 B.M.D.H.S. nin 3 üncü maddesine dayanarak 12 mile çıkarması halinde Türkiye nin karasuları alanı çok cüzi bir artışla yaklaşık % 8.76 ya yükselirken, Yunan karasuları yaklaşık %28 lik bir artışla yaklaşık %71.53 e yükselecek, bununla birlikte açık deniz alanı yaklaşık %30 luk bir daralmayla yaklaşık % e gerileyecektir. 497 Yunanistan ın karasularını 12 mile çıkarması durumunda, Ege de açık deniz alanları yok denecek kadar azalacak, Ege Denizi tamamen Yunanistan ın eline geçecek ve bir Yunan Gölü haline gelecektir. 498 Bu takdirde Türkiye nin Akdeniz e açılması için bir koridor kalmayacaktır. 499 Böyle bir ihtimalde, örneğin İstanbul dan hareketle İskenderun a giden bir Türk gemisi, Ege Denizi nin büyük bir kısmında Yunan karasularından 496 ORAN, Türk..., s. 752; AKLAR, s The Aegean Problem in Turkish Greek Relations, s. 41; Ayrıca oranlar konusunda makale ve kitaplarda farklı yüzdeler belirtilmektedir. Bkz. BAHCHELI, s. 142; ORAN, Türk..., s. 753; AKLAR, s. 26; Ayrıca karasuları 12 mile çıkarıldığında Ege deki durumu gösteren harita için bkz. Ek The Aegean Problem in Turkish Greek Relations, s. 46; AYDOĞAN, s ÖZÜERMAN, s
192 geçmek zorunda kalacaktır. 500 Ege Denizi ndeki mevcut canlı ve cansız doğal kaynaklar da Yunanistan ın eline geçecektir. Ege Denizi nde ve üstündeki hava sahasında Türk Silahlı Kuvvetleri askerî eğitim ve tatbikat yapamayacak, Türkiye nin güvenliğine ilişkin tedbirleri alma olanakları kısıtlanacaktır. Ayrıca Ege de karasuları 12 mile çıkarıldığında, Ege Kıta Sahanlığı nın büyük çoğunluğu Yunanistan a ait olacak aynı oranda münhasır ekonomik bölge hakları da Yunanistan a devredilmiş olacaktır. 501 Kısacası Yunanistan karasularını 12 mil olarak Türkiye ye kabul ettirecek olursa, iki devlet arasındaki kıta sahanlığı sorunu da Yunanistan ın istediği gibi çözülmüş, kıta sahanlığı alanlarının çoğu Yunan karasularının içinde kalmış, 502 hem denizde hem havada Yunanistan, aynı oranda egemenlik alanını Türkiye aleyhine genişletmiş olacaktır. Daha önce ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, Oniki Adalar dışındaki Doğu Ege Adaları Yunanistan a devredilirken, adaların silahsızlandırılması 1923 Lozan Barış Antlaşması nın 12 ve 13 üncü, Lozan Boğazlar Sözleşmesi nin 4 ve 6 ncı maddeleri uyarınca hükme bağlanmıştı. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı ndan sonra 10 Şubat 1947 tarihinde İtalya ile imzalanan ve Türkiye nin taraf olmadığı Paris Barış Antlaşması nın 14 üncü maddesi, İtalyan egemenliğine giren Oniki Adalar ve ona bitişik adacıkların egemenliğini Yunanistan a bırakırken, askerden arındırılmış bir statüye konulacaklarını öngörmüştür. Bu hükümlere rağmen Yunanistan ın 1960 lı 500 Mehmet GÖNLÜBOL ve Diğerleri, Olaylarla Türk Dış Politikası, ( ), 9. Baskı, Siyasal Kitabevi, Ankara, 1996, s KURUMAHMUT, Ege de Egemenliği..., s ACER, s
193 yıllardan itibaren adaları silahlandırmaya başlamasıyla 503 Ege deki Yunan varlığı Türkiye için kaygı verici duruma girmiştir. Sonuç olarak, Ege de karasuların 3 milden 6 mile çıkarılması ve silahsızlandırılması öngörülen adaların silahlandırılması ile Lozan Barış Antlaşması nın kurduğu denge günümüzde Türkiye aleyhine bozulmuştur. Bu dengenin bir de kıta sahanlığının hakkaniyete aykırı olarak sınırlandırılmasıyla alt üst olması kabul edilemez bir durumdur. III. EGE KITA SAHANLIĞI SINIRLANDIRILMASININ ÇÖZÜM YOLLARINA İLİŞKİN TÜRKİYE VE YUNANİSTAN IN GÖRÜŞLERİ Uluslararası uyuşmazlıklar niteliklerine göre hukuki uyuşmazlıklar ve siyasî uyuşmazlıklar olarak ikiye ayrılmaktadır. Hukuki uyuşmazlıklar; iki devlet arasında bir hukuk kuralının uygulanması ya da yorumlanması yüzünden çıkan uyuşmazlıklardır. Siyasî uyuşmazlıklar ise, uluslararası hukukun düzenlemediği bir alanda çıkan veya taraflardan birinin yürürlükte bulunan hukuk kuralını reddetmesi, kuralın değiştirilmesini istemesi nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklardır. 504 Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığı uluslararası hukuk kurallarıyla düzenlenmiş alanlarda ortaya çıktığından hukuki uyuşmazlıktır. Bununla beraber Ege Kıta Sahanlığı sınırlandırılması sorunu, iki devlet arasındaki sınır uyuşmazlığıdır. Sınır uyuşmazlıklarının her 503 GÜREL, s. 69; BAŞEREN, Ege.., s ÇELİK, s
194 zaman bir siyasî yönü vardır. U.A.D. Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığı Kararı nda, iki devleti kapsayan kıta sahanlığı sınırlandırmasına ilişkin bir uyuşmazlığın siyasî unsurlarının bulunmamasının zor olduğunu belirterek bu konuya işaret etmiştir. 505 Başka bir ifadeyle, Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığı hukuki sorun olmakla beraber ters tarafta bulunan Yunan adaları nedeniyle Ege de coğrafi olarak dezavantajlı durumda bulunan Türkiye nin hayati çıkarlarına dokunan önemli siyasî sonuçları da bulunmaktadır. 506 Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığının bir başka boyutunu da uyuşmazlığın çözüm yöntemine ilişkin sorun oluşturmaktadır. Yunanistan ın sorunun çözümüne dair resmî görüşü,türkiye ile arasında Ege Denizi ne ilişkin mevcut tek sorun olarak kabul ettiği kıta sahanlığı sorununun U.A.D. ye götürülerek çözümlenmesidir. Türkiye nin resmî görüşü ise, Yunanistan ile arasında Ege Denizi ne ilişkin tek sorunun kıta sahanlığının sınırlandırılması olmadığı, kıta sahanlığı sınırlandırılması sorununun dışında karasularının genişliği, egemenliği uluslararası antlaşmalarla devredilmemiş ada adacık ve kayalıklar, Ege Adaları nın silahsızlandırılmış statüsünün ihlali, hava sahası ve FIR hattı sorunlarının da bulunduğu ve sözü edilen bütün sorunların çözümünün 505 BAŞEREN, Ege, s BAŞEREN, Ege.., s
195 öncelikle görüşmeler yoluyla bulunması gerektiği şeklindedir. Öte yandan Türkiye, yargı yolunu da tümden reddetmemektedir. Başka bir deyişle, Türkiye nin görüşüne göre iki ülke öncelikle bir araya gelip kapsamlı görüşmeler yapmalı bütün Ege sorunlarını içeren bir çözüm bulmaya çalışmalı, eğer bu mümkün olmazsa, iki ülke görüşmeler sonunda çözemedikleri sorun veya sorunları U.A.D. ye götürmelidir. 507 Türkiye nin AB üyeliğine adaylığının ilan edildiği 1999 Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi, iki ülke arasındaki Ege Denizi sorunları açısından yeni bir boyutu ifade etmektedir. Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi nin 4 üncü paragrafı ile iki ülke arasındaki Ege sorunları uluslararası boyut kazanmış ve AB sorunu haline getirilmiştir. 508 Daha önce de açıklandığı gibi söz konusu Bildiri de; AB üyeliğine aday olan Türkiye nin sınır anlaşmazlıklarını ve diğer ilgili sorunları barışçı yöntemlerle çözmede başarısız olması durumunda, anlaşmazlığı U.A.D. ye getirmesi istenmiş, ayrıca Avrupa Birliği Konseyi nin söz konusu anlaşmazlıklarla ilgili durumu, özellikle üyeliğe giriş sürecindeki yansımaları ile 2004 yılı sonuna kadar gözden geçireceği belirtilmiştir. Bu bağlamda Türkiye ve Yunanistan arasındaki Ege Denizi sorunlarının çözümü Türkiye nin tam üyeliği için bir ön şart haline getirilmiştir. 509 Daha başka bir 507 ACER, s. 47, AKLAR, s. 31; AYDOĞAN, s Türkiye nin tam üye olabilmesi için sınır uyuşmazlıklarını çözme şartı AB tarafından 2000 yılından itibaren yayınlanan bütün ilerleme raporlarında; 8 Kasım 2001, 14 Nisan 2003, 9 Kasım 2005 tarihli Katılım Ortaklığı Belgeleri nde; güçlendirilmiş siyasî diyalog ve siyasî kriterler bölümünde yer almaktadır. Ayrıca bu husus 17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi nde, 3 Ekim 2005 tarihli Müzakere Çerçeve Belgesi nde, 12 Haziran 2006 tarihli Ortak Tutum Belgesi nde yinelenmiştir. Belgeler için bkz. gov.tr/mfa_tr/ DisPolitika/AnaKonular/Turkiye_AB 187
196 ifadeyle, Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi nin 4 üncü paragrafı ile Türkiye den, AB ye tam üye olmadan önce Yunanistan la olan sınır sorunlarını barışçı yollarla çözmesi, çözememesi durumunda U.A.D. ye götürmesi istenmektedir. Helsinki Zirvesi Kararları doğrultusunda taraflar arasında içeriği gizli tutulan istikşafi (keşif amaçlı) görüşmeler sürdürülmektedir. 7 Temmuz 2006 tarihinde istikşafi görüşmelerin (exploratory contacts) 35 inci turu İstanbul da gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde Türkiye yi Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ali Tuygan, Yunanistan ı Büyükelçi Anastasios Skopelitis temsil etmektedir. 510 Şimdiye kadar yapılan istikşafi görüşmelerde somut bir ilerleme kaydedildiğine ilişkin bir belirti bulunmamaktadır. Sonuç olarak Türkiye, AB ye girme isteğini ön plana çıkartarak Helsinki Zirvesi nde alınan kararı kabul etmiştir. Böylelikle Türkiye Helsinki Kararı ile sorunların çözümünün, öncelikle karşılıklı görüşmeleri de içeren B.M. Şartı nın 33 üncü maddesi 511 nde belirtilen barışçı yollarla gerçekleştirilememesi halinde daha önceden pek yanaşmadığı U.A.D. ye gidebileceğini beyan etmiştir. Dolayısıyla Helsinki Zirvesi nde alınan Karar ile iki ülke arasındaki sorunlar Yunanistan tarafından AB platformuna taşınmıştır. AB sürecinde ise, sorunların çözümü konusunda Türkiye ye zamansal açıdan bir sınırlama konulmuş ve Türkiye ye tam üye olmadan önce (müzakere süreci tamamlanana kadar) Yunanistan la olan sınır 510 Bkz B.M. Şartı md. 33- Uyuşmazlıkların Barış Yoluyla Çözülmesi 1. Uzaması uluslararası barış ve güvenliğin muhafazasını tehdit edebilecek mahiyette bir uyuşmazlıkta taraf olanlar, bu uyuşmazlığın çözülmesini her şeyden önce görüşme, soruşturma, ara bulma, uzlaşma, tahkim ve yargı yollarıyla veya bölge teşkil veya anlaşmalarına başvurarak veya kendi seçecekleri başka barış yollarıyla aramalıdırlar. 2. Güvenlik Konseyi, gerekli görürse tarafları aralarındaki uyuşmazlığı bu gibi yollarla çözmeye davet eder. B.M. Şartı metni için bkz. GÜNDÜZ, Milletlerarası, s
197 sorunlarını çözmesi veya çözümsüzlük durumunda U.A.D. nin yargı yetkisini tanıyarak (tahkimname hazırlayarak) uyuşmazlığı U.A.D. ye götürme mecburiyeti getirilmiştir. Yunanistan, Türkiye nin AB üyeliğine aday ülke statüsünde bulunmasının kendisine, AB yolu ile Türkiye ye daha etkili bir baskıda bulunma imkânı vereceğini düşündüğünden Helsinki Zirvesi nde alınan Kararı onaylamış, böylece AB yi arkasına alarak Türkiye ile arasındaki sorunları, AB-Türkiye sorunu haline getirmiş, sorunları Türkiye nin AB ye üyelik süreci içinde çözmeyi tercih etmiştir. 189
198 SONUÇ Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlar; kıta sahanlığı sınırlandırılması, karasularının genişletilmesi, hava sahası ve FIR sorumlulukları, Ege Adaları nın silahsızlandırılmış statüsünün ihlali, egemenliği devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklar sorunlarından oluşan Ege sorunlarından ibaret değildir. Ayrıca son derece önem taşıyan azınlıklar ve Kıbrıs sorunları da vardır. Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlara bugüne kadar bir çözüm bulunamamasının sebeplerinin başında; iki devlet arasında yaşayan bir tarih in yarattığı güvensizlik 512 ve husumet ile iki tarafın kıta sahanlığı sınırlandırma sorunu da dahil olmak üzere mevcut temel sorunlar üzerinde birbirlerine çok uzak nitelikte iddialara ve hukuksal görüşlere sahip olmaları gelmektedir. Şöyle ki; konumuz olan Ege Kıta Sahanlığı nın sınırlandırılması sorununda, Yunanistan adaların da kıta ülkeleri gibi kıta sahanlığına sahip 512 Türkiye ve Yunanistan ulus devlet kimliklerini, önemli ölçüde birbirlerine karşı verdikleri mücadele ve birbirleriyle etkileşim sürecinin sonunda oluşturmuşlardır. Bugünkü Yunanistan, yaklaşık dörtyüzyıl süresince Türk yönetimi altında kalmış ve Osmanlı Devleti ne karşı mücadelesiyle bağımsız olmuştur. Diğer taraftan Türkiye ise, ulus devlet kimliğini işgalci Yunan kuvvetlerini yenilgiye uğratarak, Birinci Dünya Savaşı akabinde ortaya çıkan uluslararası ilişkiler sistemi içinde kazanmıştır. Türkler için bu mücadelenin adı ulusal kurtuluş mücadelesi olurken Yunanlılar için dönemi bozgun yılları veya Küçük Asya felaketi olarak ifade bulmuş, bu tarihsel olay Yunanlılar için derin toplumsal bir travma oluşturmuştur. Yunanlılarda hakim olan düşünce; Türklerin Yunanlılara ait olan, İstanbul dahil Anadolu topraklarını ellerinden aldıklarıdır. Bu düşünce; megalo idea (büyük ülkü) kavramı çerçevesinde kaybedilen toprakların tekrar elde edilerek büyük Yunanistan ın kurulması amacını taşımaktadır. Öte yandan Türkler, Yunanistan ın megalo idea hedefi doğrultusunda halihazırda Türkiye ye ait olan toprakları ve kimi hakları ele geçirme politikasını sürekli takip ettiğine ve bu uğurda fırsatlar kolladığına inanmaktadırlar. GÜREL, s.10-11; ayrıntılı bilgi için bkz. A.Suat BİLGE, Büyük Düş Türk-Yunan Siyasi İlişkileri ( ), 21.Yüzyıl Yayınları, Ankara, 2000, s
199 olduklarını, Yunan devletine ait adaların ve kıta ülkesinin siyasal ve ülkesel bir bütün oluşturduğunu ve buna bağlı olarak da kıta sahanlığının sınırlandırmasının Anadolu ile en doğudaki Yunan adaları arasında eşit uzaklık çizgisine göre yapılması gerektiğini iddia etmektedir. Buna karşılık Türkiye, uluslararası hukuka göre doğal uzantının esas olduğunu, Ege Kıta Sahanlığı nın anlaşma ile sınırlandırılmasını, sınırlandırmanın hakça ilkelere uygun olarak yapılması gerektiğini, adaların özel durumlar oluşturduğunu, Ege Denizi nin yarı-kapalı bir deniz olduğunu ve Ege Denizi Kıta Sahanlığı sınırlandırmasında Lozan Barış Antlaşması ile kurulan dengenin gözetilmesi gerektiğini belirtmektedir. Tezde incelendiği üzere Yunanistan ın bu iddiaları her türlü hukuki dayanaktan yoksundur. Ayrıca Yunanistan, Ege de diğer sorunların varlığını reddederek, kıta sahanlığı sınırlandırmasının tek sorun olduğunu ileri sürmekte, bunun çözümü için de tek yol olarak U.A.D. ye gidilmesini savunmaktadır.türkiye ise, Yunanistan ile arasında Ege Denizi ne ilişkin tek sorunun kıta sahanlığı sınırlandırılması olmadığı, kıta sahanlığı sınırlandırılması sorununun dışında birbirleriyle ilişkili başka Ege sorunlarının da bulunduğu, sorunların çözümünün öncelikle karşılıklı görüşmeler yoluyla bulunması gerektiği görüşündedir.bununla birlikte Türkiye, yargısal bir çözüme de kapılarını kapatmamaktadır. Türkiye nin AB üyeliğine adaylığının ilan edildiği 1999 Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi iki ülke arasındaki Ege Denizi sorunları açısından yeni bir boyutu ifade etmektedir. Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi nin 4 üncü paragrafı 191
200 ile iki ülke arasındaki Ege sorunları Yunanistan tarafından AB platformuna taşınarak Türkiye AB sorunu haline getirilmiştir. Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi nin 4 üncü paragrafında AB üyeliğine aday olan Türkiye nin sınır anlaşmazlıklarını ve diğer ilgili sorunlarını B.M. Şartı na uygun barışçı yöntemlerle çözmede başarısız olması durumunda, anlaşmazlığı U.A.D. ye getirmesi istenmiş, ayrıca AB Konseyi nin söz konusu anlaşmazlıklarla ilgili durumu özellikle üyeliğe giriş sürecindeki yansımaları ile 2004 yılı sonuna kadar gözden geçireceği belirtilmiştir. Bu bağlamda Türkiye ve Yunanistan arasındaki Ege Denizi sorunlarının çözümü, Türkiye nin tam üyeliği için bir önşart haline getirilmiştir. Böylelikle Türkiye nin AB ye girme isteğini ön plana çıkartarak, Helsinki Zirvesi nde alınan Karar ı kabul etmesiyle, AB sürecinde sorunların çözümü konusunda Türkiye ye zamansal açıdan bir sınırlama konulmuş, Türkiye ye tam üye olmadan önce (müzakere süreci tamamlanana kadar) Yunanistan la olan sınır sorunlarını çözmesi, çözümsüzlük durumunda U.A.D. nin yargı yetkisini tanıyarak (tahkimname hazırlayarak) uyuşmazlığı U.A.D. ye götürme mecburiyeti getirilmiştir. Türkiye nin tam üye olabilmesi için sınır uyuşmazlıklarını çözme şartı, AB tarafından 2000 yılından itibaren yayınlanan bütün ilerleme raporlarında, 8 Kasım 2001, 14 Nisan 2003, 9 Kasım 2005 tarihli Katılım Ortaklığı Belgeleri nde, 17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi nde, 3 Ekim 2005 tarihli Müzakere Çerçeve Belgesi nde ve 12 Haziran 2006 tarihli Ortak Tutum Belgesi nde de yer almaktadır. 192
201 Böylece Türkiye nin AB üyelik sürecinin Ege de kendi menfaatleri çerçevesinde çözüm elde edebilmek adına, Yunanistan tarafından suistimal edildiği, AB nin de bu yönde bir tutuma sahip olduğu görülmektedir. Bu durumda Türkiye baskı altında tutulmaktadır. Yunanistan ın, AB yi arkasına alarak Türkiye ile arasındaki sorunları Türkiye nin AB süreci içinde çözmek istemesi, AB ye tam üye olmak isteyen Türkiye yi, Ege sorunları açısından dezavantajlı bir konuma getirmektedir. Helsinki Zirvesi Kararları doğrultusunda taraflar arasında içeriği gizli tutulan istikşafi (keşif amaçlı) görüşmeler sürdürülmektedir. 7 Temmuz 2006 tarihinde istikşafi görüşmelerin 35 inci turu İstanbul da gerçekleştirilmiştir. Şimdiye kadar yapılan istikşafi görüşmelerde somut bir ilerleme kaydedildiğine ilişkin bir belirti bulunmamaktadır. Bu da tarafların temel iddia ve görüşleri arasındaki farklılığın ortadan kalkmadığını göstermektedir. Türkiye ve Yunanistan arasındaki Ege sorunlarının çözümlenememesi halinde AB nin, üyeliğin gerçekleşmesi öncesinde U.A.D. ye gidilmesini bir koşul olarak koyması nedeniyle sorunların çözümü için U.A.D. ye gidilmesi gerekecektir. Böyle bir durumda ise; Türkiye, ancak Ege sorunlarının birbirleriyle bağlantılı olması, sorunlardan biri için bulunan çözümün diğerlerini de etkileyeceği gerekçesiyle, tüm sorunların bir bütün halinde ve karasularının genişliği sorununda 6 millik uygulamanın korunması şartıyla, U.A.D. ye gitmelidir. Ayrıca Divan ın vereceği kararın kesin ve bağlayıcı 193
202 olduğu göz önüne alınarak tahkimnamenin çok iyi hazırlanması gerekir. 513 Zira U.A.D. nin Türkiye nin millî menfaatleriyle örtüşmeyen kararlar vermesi olasıdır. U.A.D. yi oluşturan yargıçlar üzerinde siyasî bir etki de söz konusu olabilecektir. Türkiye de, U.A.D. nin kararlarına uymak zorunda olduğundan, hayati önem arz eden bu konularda büyük bir risk altında kalacaktır. Sonuç olarak, Yunanistan ın Türkiye ile olan Ege Denizi sorunlarını AB platformuna taşıması, AB üyesi olmak isteyen Türkiye açısından oldukça dezavantajlı bir konum yaratmaktadır. AB sürecinde Kıbrıs konusu Ege Denizi sorunlarına göre öncelik almış olsa da, mevcut koşullarda Türkiye, AB ye girme idealinden vazgeçmeyerek, önündeki uzun süreyi iyi değerlendirip, uluslararası camiayı haklılığına inandırmak suretiyle Ege sorunlarını Yunanistan üzerinde baskı oluşturarak çözmenin yöntemlerini bulmalıdır. Ya da Türkiye AB yi, Ege sorunlarını Birliğe tam üye olmasının ön koşulu olmaktan çıkarma konusunda ikna ederek, çözümün AB ye tam üyeliği sonrasına ertelenmesini sağlamalıdır. Çünkü sorun olan hususlar AB ye tam üye olması halinde sorun olmaktan çıkabilir, özellikleri ve içerikleri büyük ölçüde değişebilir. AB tarafından sınır uyuşmazlığı olarak adlandırılan Ege sorunlarına yukarıda belirtilen biçimde çözüm bulunamadığı takdirde geleceği tartışılan AB ye Türkiye nin ulusal çıkarlarını bu denli tehlikeye atarak girmesinin gerekip gerekmediği sorusunun yanıtını vermeye Türkiye hazır olmalıdır. 513 AKLAR, s
203 KAYNAKÇA KİTAPLAR ACER, Yücel: The Aegean Maritime Disputes and International Law, Ashgate, England, AHNISH, Faraj Abdullah: The International Law of Maritime Boundaries and Practice of States in the Mediterranean Sea, Clarendon Press, Oxford, AKİPEK, Ömer İlhan: Devletler Hukuku Başlangıç, Birinci Kitap, İstiklal Matbaası, Ankara, AKSU, Fuat: Türk Yunan İlişkileri, İlişkilerin Yönelimini Etkileyen Faktörler Üzerine Bir İnceleme, A.Ü. Basımevi, Ankara, BAHCHELI, Tozun: Greek Turkish Relations Since 1955, Westview Press, BAŞEREN, Sertaç Hami: Ege Sorunları, Tüdav Yayınları No: 15, Ankara, BİLGE, A. Suat : Büyük Düş Türk-Yunan Siyasi İlişkileri ( ), 21. Yüzyıl Yayınları, Ankara,
204 BOZKURT, Enver: Türkiye nin Uluslararası Hukuk Mevzuatı, İlaveli 3. Baskı, Nobel Yayınları, Ankara, BOZKURT, Enver KÜTÜKÇÜ, M.Akif POYRAZ, Yasin: Devletler Hukuku, Gözden Geçirilmiş Üçüncü Baskı, Nobel Yayınları, Ankara, BROWN, E.D: Sea-Bed Energy and Minerals: The International Legal Regime, Volume: 1, Martinus Nijhoff Publishers, ÇELİK, Edip F: Milletlerarası Hukuk, Filiz Kitabevi, İstanbul, Ege Bunalımı, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, Ege Denizi ve Ege Adaları, Harp Akademileri Basımevi, İstanbul, Ege Sorunu Bibliyografyası, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Dökümantasyon Daire Başkanlığı Yayın No: 20, Ankara, Ege de Deniz Sorunları Semineri, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 552, Ankara, ELFERINK, Alex G.Oude: The Law of Maritime Boundary Delimitation: A Case Study of the Russian Federation, Martinus Nijhoff Publishers,
205 ERİNÇ, Sırrı YÜCEL, Talip: Ege Denizi Türkiye ile Komşu Ege Adaları, İkinci Baskı, A.Ü.Basımevi, Ankara, EVANS, Malcolm D.: Relevant Circumstances and Maritime Boundary Delimitation, Clarendon Press, Oxford, GÖKMAN, Muzaffer: Tarih Boyunca Ege Kavgası, Birinci Baskı, Eğitim Öğrenci Yayınları No: 4, İstanbul, GÖNLÜBOL, Mehmet ve Diğerleri: Olaylarla Türk Dış Politikası, ( ), 9. Baskı, Siyasal Kitabevi, Ankara, GÜNDÜZ, Aslan: Milletlerarası Hukuk Temel Belgeler Örnek Kararlar, 5. Bası, Beta Yayınları, İstanbul, GÜNDÜZ, Aslan: The Concept of the Continental Shelf in its Historical Evolution (With Special Emphasis On Entitlement), Marmara Üniversitesi Yayın No: 490, İstanbul, GÜNDÜZ, Aslan ÖZTÜRK, Hüseyin (ed.): Ege Kıta Sahanlığı ve İlişkili Sorunlar Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Tüdav Yayınları No: 12, İstanbul, GÜREL, Şükrü Sina: Tarihsel Boyut İçinde Türk Yunan İlişkileri ( ), Ümit Yayıncılık, Ankara,
206 International Court of Justice, Application Instituting Proceedings, filed in the Registry of the Court on 10 August 1976, Aegean Sea Continental Shelf (Greece Turkey). International Court of Justice, Pleadings, Oral Arguments, Documents Aegean Sea Continental Shelf Case (Greece Turkey), La Haye, İNAN, Yüksel: Uluslararası Adalet Divanı nın Yargı Yetkisi, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Yayını No: 171, Ankara, KILIÇ, Hulusi (haz.): Bilateral Agreements, Essential Documents and Declarations Between Turkey and Greece Since the Proclamation of the Turkish Republic, T.C. Dışişleri Bakanlığı Denizcilik Havacılık Müdür Yardımcılığı, Ankara, Kıta Sahanlığı ve Sorunları, Harp Akademileri Komutanlığı Yayınları, İstanbul, KOCAOĞLU, Mehmet: Uluslararası İlişkiler, Kara Harp Okulu Basımevi, Ankara, KURUMAHMUT, Ali (yay. haz.): Ege de Temel Sorun Egemenliği Tartışmalı Adalar, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara,
207 KURUMAHMUT, Ali BAŞEREN, Sertaç Hami: The Twilight Zones in the Aegean (Un)Forgotten Turkish Islands (Ege de Gri Bölgeler Unutul(may)an Türk Adaları): Türk Tarih Kurumu Basımevi No: 220, Ankara, LÜTEM, İlhan: Deniz Hukukunda Gelişmeler Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konferansı, A.Ü. Hukuk Fakültesi Yayınları No: 137, Ankara, LÜTEM, İlhan: Devletler Hukuku Dersleri, Birinci Kitap, Gözden Geçirilmiş İlaveli İkinci Baskı, Balkanoğlu Matbaacılık, Ankara, LÜTEM, İlhan: Devletler Hukuku Dersleri, İkinci Kitap, Gözden Geçirilmiş İlaveli İkinci Baskı, Balkanoğlu Matbaacılık, Ankara, MERAY, Seha L: Devletler Hukukuna Giriş, C:I, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, Ankara, 1959, Meydan Larousse: Büyük Lûgat ve Ansiklopedi, C: 1, Meydan Yayınevi, İstanbul, O CONNELL,D.P: The International Law of the Sea, Clarendon Press, Oxford, ORAN Baskın (ed.): Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşı ndan Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, ( ), C: II, İletişim Yayınları, İstanbul,
208 ÖZMAN, Aydoğan (çev.): Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, İstanbul Deniz Ticareti Odası Yayını No: 5, İstanbul, PAZARCI, Hüseyin: Doğu Ege Adalarının Askerden Arındırılmış Statüsü, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 550, Ankara, PAZARCI, Hüseyin: Uluslararası Hukuk Dersleri, II. Kitap, 7. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, PAZARCI, Hüseyin: Uluslararası Hukuk, 1. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, SAKA, Mehmet: Ege Denizi nde Türk Hakları, İkinci Baskı, Hareket Yayınları No: 61, İstanbul, SUR, Melda: Uluslararası Hukukun Esasları, Dokuz Eylül Üniversitesi Yayını, İzmir, TEZCAN, Yılmaz: Türk Yunan İlişkilerinin Dünü, Bugünü, Yarını, Harp Akademileri Basımevi, İstanbul, The Aegean Problem in Turkish Greek Relations, The Turkish Dossier, Inaf, İstanbul, TOLUNER, Sevin: Milletlerarası Hukuk Açısından Türkiye nin Bazı Dış Politika Sorunları, Beta Yayınları, İstanbul,
209 TOLUNER, Sevin: Milletlerarası Hukuk Dersleri Devletin Yetkisi Yer ve Kişiler Bakımından Çevresi ve Niteliği, Gözden Geçirilmiş Dördüncü Bası dan Tıpkı Beşinci Bası, Beta Yayınları, İstanbul, Türk Yunan İlişkileri ve Megalo İdea, Genelkurmay Basımevi, Ankara, United Nations, Law and Regulations on the Regime of the High Seas: Volume: II, United Nations, The Law of the Sea National Legislation on the Territorial Sea: The Right of Innocent Passage and the Contiguous Zone, VANER, Semih (der.): Türk Yunan Uyuşmazlığı, Metris Yayınları, İstanbul,
210 MAKALELER AKLAR, Yılmaz: Türkiye nin Milli Menfaatleri Önünde Bir Engel: Yunanistan Gerçeği, Sorun Alanları, Politikalar, Stratejik Analiz, S: 42 (Ekim 2003), s AYDOĞAN, Metin: Ege Sorunu, Yunanistan ve AB, Yeniden Müdafaa-i Hukuk Dergisi, S: 40 (Ocak 2002), s BAŞEREN, Sertaç Hami: Eritre/Yemen Kararı nın Ege Kıta Sahanlığı Sınırlandırmasına Tesirleri, Ege Kıta Sahanlığı ve İlişkili Sorunlar Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Aslan GÜNDÜZ Hüseyin ÖZTÜRK (ed.), Tüdav Yayınları No: 12, İstanbul, 2002, s BAŞEREN, Sertaç Hami: Kıta Sahanlığı: Doğal Uzantı ve Mesafe İlkesi İlişkileri, Dış Politika Dergisi, C: VI, S: 1 (1995), s BİRAND, Mehmet Ali: Türk-Yunan Sorunları Çözümlenemez, Türk-Yunan Uyuşmazlığı, Semih VANER (der.), Metris Yayınları, İstanbul, 1990, s BÖLÜKBAŞI, Süha: Türkiye nin Yakınındaki Avrupa ile İlişkileri: Türk Yunan Sorunları, Avrasya Dosyası, C: IV, S: 1-2 (1998), s CHARNEY, Jonathan I.: Progress in International Maritime Boundary Delimitation Law, The American Journal of International Law, Volume: 88, No: 2 (April 1994), s
211 DURAN, Gökhan Y.: Milletlerarası Hukukta Deniz Alanlarının Sınırlandırılmasında Adaların Etkileri: Ege Adalarının Değerlendirilmesi, Silahlı Kuvvetler Dergisi, S: 361 (Temmuz 1999), s ERHAN, Çağrı: AB 17 Aralık ta Türkiye ye ne dedi? Cumhuriyet Strateji Eki, S: 16 (Aralık 2004), s GÖNLÜBOL, Mehmet: Konunun Takdimi, Ege de Deniz Sorunları Semineri, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 552, Ankara, 1986, s GROSS, Leo: The Dispute Between Greece and Turkey Concerning the Continental Shelf in the Aegean, American Journal of International Law, Volume: 71, No: 1 (January 1977), s GÜNDÜZ, Aslan: Ege Denizi Kıta Sahanlığı Davası ve Bazı Düşünceler, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, S:1, 1986, s GÜNDÜZ, Aslan: Kıta Sahanlığı Hukukunda Yeni Gelişmeler (Libya - Malta Davası), Hukuk Araştırmaları, C: 1, S: 3 (1986), s GÜNDÜZ, Aslan: Kıta Sahanlığı Konusunda Yeni Gelişmeler: Grönland Jan Mayen ve Saint Pierre ve Miquelon Davaları, Hukuk Araştırmaları, C: 10, S: 1-3 (1996), s
212 GÜNEŞ, Şule : 12 Mil Sorunu ve Ege nin Yarı - Kapalı Statüsü, Dış Politika Dergisi, C: VI, S:1 (Nisan 1995), s KABAALİOĞLU, Halûk A.: Ege Kıta Sahanlığı Uyuşmazlığında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar ve Lâhey de Savunulan Yunan Görüşleri, Danıştay Dergisi, S: (1979), s KÂMİL, İbrahim: Türkiye ile Yunanistan Arasındaki Kıta Sahanlığı Meselesi I, Batı Trakya nın Sesi, S: 27 (Şubat 1991), s KÂMİL, İbrahim: Türkiye ile Yunanistan Arasındaki Kıta Sahanlığı Meselesi II, Batı Trakya nın Sesi, S: 28 (Mart 1991), s KARAKÖSE, Cengiz: Ege deki Deniz Sorunlarında Türk ve Yunan Görüşleri: Jeolojik Açıdan, Ege de Deniz Sorunları Semineri, A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 552, Ankara, 1986, s KARL, Donald E.: Islands and the Delimitation of the Continental Shelf: A. Framework for Analysis, American Journal of International Law, Volume:71, No:4 (October 1977), s KASAP, Osman: Ege de Türk Yunan Anlaşmazlığı ve İkizce (Kardak) Krizi, Türk Dünyası Tarihi Dergisi, S: III (Mart 1996), s KATSOUFROS, Theodoros: Ege Denizi yle İlgili Türk Yunan Uyuşmazlıkları, Türk-Yunan Uyuşmazlığı, Semih Vaner (der.), Metris Yayınları, İstanbul, 1990, s
213 KURUMAHMUT, Ali: Ege Denizi nde Ülkesel Sorunların İzlediği Süreç, Ege Kıta Sahanlığı ve İlişkili Sorunlar Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Aslan GÜNDÜZ Hüseyin ÖZTÜRK (ed.), Tüdav Yayınları No: 12, İstanbul, s KURUMAHMUT, Ali: Ege de Egemenliği Tartışmalı Adalar Sorununun Ortaya Çıkışı, Ege de Temel Sorun Egemenliği Tartışmalı Adalar, Ali KURUMAHMUT (yay. haz.), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1998, s ORAN, Baskın: Ege de Türk-Yunan Sorunları, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, C: XI, S: 87 (Haziran 1987), s ÖZBEK, Dolunay: Ege Kıta Sahanlığı Sınırlandırmasında Eşit Uzaklık ve Hakkaniyet İlkelerinin Yeri, Ege Kıta Sahanlığı ve İlişkili Sorunlar Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Aslan GÜNDÜZ Hüseyin ÖZTÜRK (ed.), Tüdav Yayınları No: 12, İstanbul, Aralık 2002, s ÖZMAN, Aydoğan: Deniz Hukukunda Yeni Gelişmeler, Ege de Deniz Sorunları Semineri, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 552, Ankara, 1986, s ÖZÜERMAN, Tülay: Ege de Karasuları ve Kıta Sahanlığı Sorunu, Düşünceler, S: 2 (Şubat 1988), s
214 PAZARCI, Hüseyin: Ege deki Deniz Sorunlarında Türk ve Yunan Görüşleri: Hukuki Açıdan, Ege de Deniz Sorunları Semineri, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No:552, Ankara, 1986, s PAZARCI, Hüseyin: Kıta Sahanlığı Kavramı ve Ege Kıta Sahanlığı Sorunu, Aziz Köklü nün Anısına Armağan, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 535, Ankara, (1984), s PAZARCI, Hüseyin: Uluslararası Adalet Divanı nın Tunus Libya Kıta Sahanlığı Uyuşmazlığına İlişkin 24 Şubat 1982 Tarihli Kararı, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, S: 2 (1982), s SEZER, Sema: Rum-Yunan Veto Şantajları Gölgesinde AB ye Üyelik Müzakereleri, Stratejik Analiz,S: 57 (Ocak 2005), s USLUER, Yılmaz: Ege Denizi nde Türk Yunan Sorunları, M5 Savunma ve Silah Sistemleri Dergisi, S: 12 (Mart 1985), s VAN DYKE, Jon M.: The Role of the Islands in Delimiting Maritime Zones the Boundary Between Turkey and Greece, Foreign Policy, Volume: XIV, Nos: 3-4 (October 1995), s YOLGA, Namık: Ege deki Başlıca Deniz Sorunları, Ege de Deniz Sorunları Semineri, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No: 552, Ankara, 1986, s
215 YOUNG, Richard: Recent Developments with Respect to the Continental Shelf, The American Journal of International Law, Volume: 42, No: 4 (October 1948), s
216 YARGI KARARLARI Aegean Sea Continental Shelf Case (Greece Turkey) Judgement of 19 December 1978, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders, Case Concerning Delimitation of the Maritime Boundary in the Gulf of Maine Area (Canada / United States of America) Judgement of 12 October 1984, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders, Case Concerning the Continental Shelf (Libyan Arab Jamahiriya / Malta) Judgement of 3 June 1985, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders, Case Concerning the Continental Shelf (Tunisia / Libya Arab Jamahiriya) Judgement of 24 February 1982, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders, North Sea Continental Shelf Cases (Federal Republic of Germany and Denmark Federal Republic of Germany and the Netherlands) Judgement of 20 February 1969, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders,
217 The Arbitration Between Yemen and Eritrea, Second Phase: The Maritime Delimitation, the Award of 17 December 1999 of the Arbitration Court Established by Yemen and Eritrea,
218 İNTERNET ADRESLERİ selzirvesonuc_turkiye.htm Mayıs Haziran
219 GAZETELER Milliyet Gazetesi 17 Mayıs 2004 Hürriyet Gazetesi 24 Mayıs 2006 Cumhuriyet Gazetesi 26 Mayıs 2006 Hürriyet Gazetesi 31 Mayıs 2006 Milliyet Gazetesi 11 Haziran
220 EKLER
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242 Dağıstanlı, Hande, Ege Kıta Sahanlığı Uyuşmazlığı, Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Prof. Dr. Serap Akipek, 211 s. ÖZET Türkiye ile Yunanistan iki komşu devlet olmalarına rağmen, iki ülke arasında Ege Denizi ne ilişkin ve Ege Sorunları olarak adlandırılan birçok sorun bulunmaktadır. Ege Sorunları birbirleriyle ilişkili birçok sorunu içermektedir. Bu sorunlar; kıta sahanlığının sınırlandırılması, karasularının genişletilmesi, hava sahası ve FIR sorumlulukları, Ege Adaları nın silahlandırılması, egemenliği antlaşmalarla devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklar sorunlarıdır. Türkiye ile Yunanistan tarafından çevrelenen ve yarı-kapalı deniz olan Ege Denizi, çok miktarda adayı barındırması ve bu adaların çoğunun Yunanistan a ait olması, Yunanistan a ait adaların bir bölümünün Türkiye anakarasına yakınlığı nedeniyle Akdeniz coğrafyasındaki en karmaşık tabloyu oluşturmaktadır. Ortaya çıktığı 1973 yılından bu yana Türkiye ve Yunanistan ı zaman zaman savaşın eşiğine getiren Ege Kıta Sahanlığı uyuşmazlığı bugüne kadar çözülememiştir. Bu uyuşmazlık hukuki bir sorun olmakla birlikte Türkiye nin hayati çıkarlarına dokunan siyasi sonuçları da vardır. Türkiye nin AB üyeliğine adaylığının ilan edildiği 1999 Helsinki Zirvesi Sonuç Bildirisi nin 4 üncü paragrafına göre; Ege Sorunları Türkiye AB sorunu haline getirilmiş, Türkiye nin sınır anlaşmazlıklarını BM Şartı na uygun barışçı yöntemlerle çözmede başarısız olması durumunda anlaşmazlığı U.A.D. ye götürmesi istenmiştir. Ayrıca AB Konseyi nin anlaşmazlıklarla ilgili gelişmeleri gözden geçireceği belirtilmiştir. Böylece Türkiye ve Yunanistan arasındaki Ege Denizi sorunlarının çözümü Türkiye için bir ön şart haline getirilmiştir.
243 Helsinki Kararları doğrultusunda içeriği gizli tutulan istikşafi görüşmeler sürdürülmektedir. Ancak bugüne kadar sonuç alınamamıştır. Bu koşullarda Türkiye, AB ye girme idealinden vazgeçmeyerek uluslararası camiayı haklılığına inandırıp, Yunanistan üzerinde baskı oluşturarak Ege Sorunlarını çözmeye çalışmalı ya da Ege Sorunlarını AB ye tam üye olmanın ön koşulu olmaktan çıkartmak için AB yi ikna etmeli; sorunların çözümünün AB ye tam üye olma sonrasına ertelenmesini sağlamalıdır.
244 Dağıstanlı, Hande, Aegean Continental Shelf Dispute, Master s Thesis, Advisor: Prof. Dr. Serap Akipek, 211 p. ABSTRACT Although Turkey and Greece are two neighbouring states, there are many issues between two countries concerning Aegean Sea which are called as Aegean Issues. Aegean Issues include many problems related to each other. These problems are; delimitation of continental shelf, extention of territorial waters, air space and FIR responsibilities, island, islet and rocks with undetermined soveregnity. Aegean Sea, which is a semi-closed sea surrounded by Turkey and Greece, forms the most complicated picture in the Mediterranean since it contains many islands that most of them belong to Greece and some of these islands are located too close to Turkish mainland. Since 1973 Aegean Continental Shelf dispute which has occasionally brought Turkey and Greece on the verge of a war, has not been solved. This dispute is beside being a legal problem, also it has got political results that effects Turkey s vital interests. According to 4th paragraph of Helsinki European Council Precidency Conclusions EU s Council approved Turkey s candidacy for membership in 1999, Aegean Issues have become problems between Turkey and EU. In case, Turkey became unsuccessful to resolve any outstanding border dispute in conformity with the principle of peaceful settlement of disputes in accordance with United Nations Charter, Turkey was required to bring the dispute to the International Court of Justice. In addition to these, it was mentioned the European Council would review the situation relating to any outstanding disputes. Thus the solution of Aegean Sea disputes between Turkey and Greece has been brought a precondition for Turkey s membership.
245 According to Helsinki Decisions the explatory contacts, its content is concealed, have been carried on, but no results could be taken. In these conditions, Turkey should try to solve Aegean disputes by not giving up the ideal of becoming a full member of EU making the international community believe its rightfulness and putting pressure on Greece or by persuading EU to cancel the solution of problems as being precondition thus Turkey should provide to postpone the solution of the problems after becoming a full member of EU.
Giriş Jeolojik anlamda kıta sahanlığı kıyı devletinin, kara ülkesinin, denizin altında süren doğal uzantısına verilen addır. 1 Jeolojik kıta sahanlığı deniz yatağının kara ülkesi ile okyanus tabanı arasında
İÇİNDEKİLER BİRİNCİ KISIM: ULUSLARARASI HUKUKTA ADA TÜRLERİ VE DENİZ ALANLARI BİRİNCİ BÖLÜM: ULUSLARARASI HUKUKTA ADA TANIMI
KISALTMALAR İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V Vİİ XVİİ BİRİNCİ KISIM: ULUSLARARASI HUKUKTA ADA TÜRLERİ VE DENİZ ALANLARI BİRİNCİ BÖLÜM: ULUSLARARASI HUKUKTA ADA TANIMI I. KAVRAM OLARAK 3 H. ADA TANIMININ UNSURLARI 5
Doğu Akdeniz de, Türk Kıta Sahanlığı Ve Münhasır Ekonomik Bölgesi Derhal İlan Edilmelidir!
Doğu Akdeniz de, Türk Kıta Sahanlığı Ve Münhasır Ekonomik Bölgesi Derhal İlan Edilmelidir! Yazan Ümit Yalım Türkiye, Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) gibi deniz yetki alanlarını belirleme
III. ÜLKE İLE İLGİLİ UYUŞMAZLIKLARDA İLERİ SÜRÜLEN BAZI SİYASÎ ESASLAR 23
İ Ç İ N D E K İ L E R Sahi} e ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER KISALTMALAR I. TEMEL İLKELER V I X x v 1 II. ÜLKE KAZANMA VE YİTİRME BİÇİMLERİ 5 1. Devir i 6 2. İşgal 11 3. Kazandırıcı Zamanaşımı 10 4. Katılma I 7 5.
A.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ DENİZ KAMU HUKUKU FİNAL SINAVI YANIT ANAHTARI 05 Ocak 2014; Saat: 14.30
A.Ü. HUKUK FAKÜLTESİ DENİZ KAMU HUKUKU FİNAL SINAVI YANIT ANAHTARI 05 Ocak 2014; Saat: 14.30 1. Aşağıdaki cümlelerden YANLIŞ olanı işaretleyiniz. a) 2. Dünya Savaşı ndan sonra deniz hukuku alanında birincisi
İÇİNDEKİLER SUNUŞ KISALTMALAR GİRİŞ 1
İÇİNDEKİLER SUNUŞ V KISALTMALAR XXI GİRİŞ 1 BİRİNCİ KISIM Deniz Hukuku'nun Tanımı - Tarihsel Süreç - Kaynaklar BİRİNCİ BÖLÜM KAPSAM -TARİHÇE - KODİFİKASYON I. KAVRAMSAL ÇERÇEVE : TANIM VE TERMİNOLOJİ 7
İçindekiler Önsöz 7 Kısaltmalar 25 Giriş 29 BİRİNCİ BÖLÜM: ULUSLARARASI HAVA HUKUKUNUN MAHİYETİ I. ULUSLARARASI HAVA HUKUKUNUN KAPSAMI 31 A.
İçindekiler Önsöz 7 Kısaltmalar 25 Giriş 29 BİRİNCİ BÖLÜM: ULUSLARARASI HAVA HUKUKUNUN MAHİYETİ I. ULUSLARARASI HAVA HUKUKUNUN KAPSAMI 31 A. Hava Hukukunun Tanımlanması 31 B. Hava Hukukunun Özerkliği ve
KITA SAHANLIĞI, HUKUKÎ REJİMİ ve EGE SORUNU
T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ DENİZCİLİK İŞLETMELERİ YÖNETİMİ ANABİLİM DALI DOKTORA TEZİ KITA SAHANLIĞI, HUKUKÎ REJİMİ ve EGE SORUNU Nurser GÖKDEMİR IŞIK Danışman Prof. Dr. Melda
Dr. MURAT YILDIRIM ULUSLARARASI VERGİ HUKUKU NDA TAHKİM
Dr. MURAT YILDIRIM ULUSLARARASI VERGİ HUKUKU NDA TAHKİM İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...ix KISALTMALAR...xix 1.GİRİŞ...1 I. KAVRAM VE TERİM...1 1. Kavram...1 a. Tanım...1 b. Unsurlar...4 aa. Anlaşma...4
T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi
T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi Sayı : Tarih : 11.1.2017 Diploma Program Adı : HUKUK, LİSANS PROGRAMI, (ÖRGÜN ÖĞRETİM) Akademik Yıl : 2016-2017 Ders Adı MİLLETLERARASI
KITA SAHANLIĞININ SINIRLANDIRILMASINDA ULUSLARARASI UYGULAMALAR: SÖZLEŞMELER, İÇTİHAT VE DOKTRİN
The Journal of Academic Social Science Studies International Journal of Social Science Doi number:http://dx.doi.org/10.9761/jasss2702 Number: 31, p. 367-386, Winter II 2015 KITA SAHANLIĞININ SINIRLANDIRILMASINDA
YÜRÜRLÜKTE BULUNAN ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI. ( tarihi İtibariyle) Yayımlandığı Resmi Gazete
YÜRÜRLÜKTE BULUNAN ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI (21.01.2016 tarihi İtibariyle) Taraf Devlet Anlaşmanın İmza Edildiği Tarih Yayımlandığı Resmi Gazete Tarih No Yürürlük Tarihi Vergiler Açısından
AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI
AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar
Kıbrıs Adası Açıklarında Petrol ve Doğalgaz Arama Faaliyetleri Kapsamında Ortaya Çıkan Krizin Hukuki, Ekonomik ve Siyasi Boyutları
Kıbrıs Adası Açıklarında Petrol ve Doğalgaz Arama Faaliyetleri Kapsamında Ortaya Çıkan Krizin Hukuki, Ekonomik ve Siyasi Boyutları Yrd. Doç. Dr. Fatma Taşdemir ANKA A STRATE İ ENSTİTÜSÜ Hukuk Ekonomi Politika
2016 ARALIK DIŞ TİCARET RAPORU
2016 ARALIK DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2016 ARALIK /
ULUSLARARASI HUKUK TEMEL METİNLER
Prof. Dr. SELAMİ KURAN Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Uluslararası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Marmara Üniversitesi AB Enstitüsü AB Hukuku Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Derya AYDIN OKUR İstanbul Kültür
İÇİNDEKİLER. Önsöz. Kısaltmalar. xiü GİRİŞ 1
Önsöz Kısaltmalar İÇİNDEKİLER v xiü GİRİŞ 1 BİRİNCİ BÖLÜM KARASULARININ İÇ VE YAN SINIRI VE EGE'DEKİ DURUM I. KARASULARININ İÇ SINIRI VE EGE'DEKİ DURUM 3 A. Genel Olarak Esas Hat Yöntemleri 3 B. Ege'de
Madde 87 Açık denizlerin serbestliği
Açık denizler Madde 87 Açık denizlerin serbestliği 1- Açık denizler, sahili bulunsun veya bulunmasın bütün devletlere açıktır. Açık denizlerin serbestliği, işbu Sözleşmede yer alan şartlar ve diğer uluslararası
Türkiye İle Yabancı Ülkeler Arasında Kültür, Eğitim, Bilim, Basın-Yayın, Gençlik Ve Spor Alanlarında Mevcut İşbirliği Anlaşmaları
Türkiye İle Yabancı Ülkeler Arasında Kültür, Eğitim, Bilim, Basın-Yayın, Gençlik Ve Spor Alanlarında Mevcut İşbirliği Anlaşmaları - Türkiye ile Afganistan arasında 7 Kasım 1959 tarihinde Ankara'da "Kültür
ÜYE DEVLET HÜKÜMETLERİ TEMSİLCİLERİ KONFERANSI. Brüksel, 25 Ekim 2004 CIG 87/1/04 EK 2 REV 1. Konu :
ÜYE DEVLET HÜKÜMETLERİ TEMSİLCİLERİ KONFERANSI Brüksel, 25 Ekim 2004 CIG 87/1/04 EK 2 REV 1 Konu : Hükümetlerarası Konferans Nihâi Senedi ne ek Bildirgeler ve Nihâî Senet NİHÂÎ SENET NS / Anayasa 1 30
YURTDIŞI İNŞAAT HİZMETLERİ SEKTÖRÜ İÇİN ULUSLARARASI TAHKİM REHBERİ
YURTDIŞI İNŞAAT HİZMETLERİ SEKTÖRÜ İÇİN ULUSLARARASI TAHKİM REHBERİ İÇİNDEKİLER Önsöz İçindekiler Kısaltmalar Giriş BİRİNCİ BÖLÜM: ULUSLARARASI TİCARİ SÖZLEŞMELERDEN KAYNAKLANAN UYUŞMAZLIKLARIN HUKUKİ
DENİZ BİYOLOJİSİ Prof. Dr. Ahmet ALTINDAĞ Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı
DENİZ BİYOLOJİSİ Prof. Dr. Ahmet ALTINDAĞ Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı JEOLOJİK OSEONOGRAFİ Genelde çok karmaşık bir yapıya sahip olan okyanus ve deniz
F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER
F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER 20. yy.da meydana gelen I. ve II. Dünya Savaşlarında milyonlarca insan yaşamını yitirmiş ve telafisi imkânsız büyük maddi zararlar meydana gelmiştir. Bu olumsuz durumun
SAHA RATING, DÜNYA KURUMSAL YÖNETİM ENDEKSİ Nİ GÜNCELLEDİ
SAHA RATING, DÜNYA KURUMSAL YÖNETİM ENDEKSİ Nİ GÜNCELLEDİ 21.07.2017 Saha Rating güncellenmiş Dünya Kurumsal Yönetim Endeksi (DKYE) çalışmasını tamamladı. Saha nın çalışması sonucunda, endekse giren ülkelerin
MİLLETLERARASI HUKUK PRATİK ÇALIŞMALARI
Prof. Dr. Ayşe Nur TÜTÜNCÜ MİLLETLERARASI HUKUK PRATİK ÇALIŞMALARI Yayın Kurulu Prof. Dr. Ayşe Nur Tütüncü Araş. Gör. Dr. Enver Arıkoğlu Araş. Gör. Dr. Elif Başkaracaoğlu Yayın No. : 3414 Hukuk Dizisi
Salih Uygar KILINÇ Avrupa Birliği - EUROCONTROL Sivil Havacılık Düzenlemeleri ve Türkiye
Salih Uygar KILINÇ Avrupa Birliği - EUROCONTROL Sivil Havacılık Düzenlemeleri ve Türkiye 1944 Şikago/ICAO Sivil Havacılık Rejimi Avrupa Birliği Sivil Havacılık Düzenlemeleri - Tek Avrupa Hava Sahası I
2018 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU
2018 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU ATSO AR-GE VE DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2018
Uluslararası Hukuk Bakımından Münhasır Ekonomik Bölge Kavramının Ortaya Çıkışı
Uluslararası Hukuk ve Politika Cilt 2, No: 5 ss.50-74, 2006 Uluslararası Hukuk Bakımından Münhasır Ekonomik Bölge Kavramının Ortaya Çıkışı Enver BOZKURT* Özet Deniz, ilk çağlardan itibaren insanlığın temel
EGE DENİZİ KITA SAHANLIGI UYUŞMAZLIĞI
ULUSLARARASI HUKUKTA KITA SAHANLIĞI VE EGE DENİZİ KITA SAHANLIGI UYUŞMAZLIĞI Sami DOĞRU Ankara, 2003 Bu kitabın tüm hakları yazarına aittir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre
Dr. Deniz Defne KIRLI AYDEMİR. Milletlerarası Usul Hukukunda İHTİYATİ TEDBİRLER
Dr. Deniz Defne KIRLI AYDEMİR Milletlerarası Usul Hukukunda İHTİYATİ TEDBİRLER (Brüksel I Tüzüğü, UNIDROIT İlkeleri ve Türk Yargılama Hukuku Çerçevesinde) İÇİNDEKİLER SUNUŞ...VII ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...
TR33 Bölgesi nin Üretim Yapısının ve Düzeyinin Tespiti ve Analizi. Ek 5: Uluslararası Koşulların Analizi
TR33 Bölgesi nin Üretim Yapısının ve Düzeyinin Tespiti ve Analizi Ek 5: Uluslararası Koşulların Analizi Sektörün genel özellikleri Kümes hayvanlarının etleri ve yenilen sakatatı Ürünler dünyada ortalama
Türkiye ve Kitle İmha Silahları. Genel Bilgiler
Türkiye ve Kitle İmha Silahları Genel Bilgiler Nükleer Silahlar ABD nin nükleer güç tekeli 1949 a kadar sürmüştür. Bugün; Rusya, İngiltere, Fransa, Çin, İsrail, Hindistan ve Pakistan ın nükleer silahları
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ Eylül - 2018 Hazırlayan: Aslı VAZ İçindekiler 1. TÜRKİYE'YE VE DÖRT İLİMİZE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI... 1 1.1. TÜRKİYE YE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA
2017 ARALIK DIŞ TİCARET RAPORU
2017 ARALIK DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2017 ARALIK /
UMUMA HUSUSİ HİZMET DİPLOMATİK A.B.D Vize Var Vize Var Vize Var Vize Var. AFGANİSTAN Vize Var Vize Var Vize Var Vize Var
VİZE TABLOSU Pasaport Vize Tablosu MAVİ YEŞİL GRİ KIRMIZI ÜLKE UMUMA HUSUSİ HİZMET DİPLOMATİK MAHSUS DAMGALI A.B.D Vize Var Vize Var Vize Var Vize Var AFGANİSTAN Vize Var Vize Var Vize Var Vize Var ALMANYA
1. BÖLÜM KAVRAM, TARİHÇE VE KAVRAMLAR ARASI İLİŞKİLER BAĞLAMINDA KENDİ KADERİNİ TAYİN
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...V İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR...XV GİRİŞ...1 1. BÖLÜM KAVRAM, TARİHÇE VE KAVRAMLAR ARASI İLİŞKİLER BAĞLAMINDA KENDİ KADERİNİ TAYİN I. KENDİ KADERİNİ TAYİNİN ANLAMI...5 A. Terim Sorunu...8
2019 MART DIŞ TİCARET RAPORU
2019 MART DIŞ TİCARET RAPORU ATSO AR-GE VE DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2019
UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL
UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü nün (UNCTAD) Uluslararası Doğrudan Yatırımlar
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ Ekim - 2018 Hazırlayan: Aslı VAZ İÇİNDEKİLER 1. TÜRKİYE'YE VE DÖRT İLİMİZE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI... 1 1.1.TÜRKİYE YE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA
2017 MAYIS DIŞ TİCARET RAPORU
2017 MAYIS DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2017 MAYIS / TÜRKİYE
İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... ŞEKİLLER... BİRİNCİ BÖLÜM ULUSLARARASI HUKUK PRATİKLERİ
İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... ŞEKİLLER... BİRİNCİ BÖLÜM ULUSLARARASI HUKUK PRATİKLERİ 6 Şekiller DOĞRU / YANLIŞ SORULARI... AB HUKUKU TEST SORULARI... CEVAP ANAHTARI... İKİNCİ BÖLÜM DENİZ YETKİ ALANLARININ
2018 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU
2018 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU ATSO AR-GE VE DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2018
2014 MAYIS DIŞ TİCARET RAPORU
2014 MAYIS DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2014 MAYIS / TÜRKİYE
2014 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU
2014 HAZİRAN DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2014 HAZİRAN
2015 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU
2015 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2015 ŞUBAT / TÜRKİYE
2013 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU
2013 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU A. T. S. O D I Ş T İ C A R E T S E R V İ S İ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir.
DENİZ BİYOLOJİSİ Prof. Dr. Ahmet ALTINDAĞ Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı
DENİZ BİYOLOJİSİ Prof. Dr. Ahmet ALTINDAĞ Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı HİDROLOJİ: Yer yuvarının yaklaşık 3/4 'lük bir bölümünü örten hidrosferi inceleyen
MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK BAKIMINDAN MAL REJİMLERİ
Ar. Gör. Dr. Gizem ERSEN PERÇİN MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK BAKIMINDAN MAL REJİMLERİ Uygulanacak Hukuk Milletlerarası Yetki Tanıma ve Tenfiz İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR LİSTESİ...XIII
İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI
İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) günümüzde nüfusunun çoğunluğu veya bir kısmı Müslüman olan ülkelerin üye olduğu ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel,
2018 TEMMUZ DIŞ TİCARET RAPORU
2018 TEMMUZ DIŞ TİCARET RAPORU ATSO AR-GE VE DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2018
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ Mayıs - 2018 Hazırlayan: Aslı VAZ İÇİNDEKİLER 1. TÜRKİYE'YE VE DÖRT İLİMİZE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI... 1 1.1. TÜRKİYE YE GELEN YABANCI ZİYARETÇİLERİN
İÇİNDEKİLER ULUSLARARASI SİVİL HAVACILIK REJİMİ
ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER TABLOLAR LİSTESİ ŞEKİLLER LİSTESİ KISALTMALAR İÇİNDEKİLER v vii xv xvii xxi GİRİŞ 1 Birinci Bölüm ULUSLARARASI SİVİL HAVACILIK REJİMİ 1. ULUSLARARASI SİVİL HAVACILIK REJİMİNİN TEMELLERİ:
HALI SEKTÖRÜ. Mart Ayı İhracat Bilgi Notu. TDH AR&GE ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği. Page 1
2017 HALI SEKTÖRÜ Mart Ayı İhracat Bilgi Notu TDH AR&GE ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği Page 1 HALI SEKTÖRÜ 2017 MART AYI İHRACAT PERFORMANSI 2017 yılı Ocak-Mart döneminde Türkiye nin toplam ihracatı
2014 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU
2014 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2014 AĞUSTOS
TÜRKİYE DEKİ YABANCI ÜLKE TEMSİLCİLİKLERİ
Ülke TÜRKİYE DEKİ YABANCI ÜLKE TEMSİLCİLİKLERİ Temsilcilik Türü Şehir Telefon Faks e-posta A.B.D. Başkonsolosluk Adana (0322) 346 62 62 (0322) 346 79 16 A.B.D. Büyükelçilik Ankara 455 55 55 467 00 19 A.B.D.
2015 MART DIŞ TİCARET RAPORU
2015 MART DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2015 MART / TÜRKİYE
2014 TEMMUZ DIŞ TİCARET RAPORU
2014 TEMMUZ DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2014 TEMMUZ /
A.ERDAL SARGUTAN EK TABLOLAR. Ek 1. Ek 1: Ek Tablolar 3123
Ek 1: Ek Tablolar 3123 Ek 1 EK TABLOLAR Tablolar, - (129) Dünya Sağlık Örgütü: WHO Dünya Sağlık Raporu - (123) Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı: UNDP İnsani Gelişme Raporu - (128) Dünya Bankası: WB
HALI SEKTÖRÜ. Mart Ayı İhracat Bilgi Notu. TDH AR&GE ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği. Page 1
2018 HALI SEKTÖRÜ Mart Ayı İhracat Bilgi Notu TDH AR&GE ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği Page 1 HALI SEKTÖRÜ 2018 MART AYI İHRACAT PERFORMANSI 2018 yılı Ocak-Mart döneminde Türkiye nin toplam ihracatı
MÜCEVHER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ MAL GRUBU ÜLKE RAPORU (TÜRKİYE GENELİ) - (KÜMÜLATİF)
ALTINDAN MAMUL MÜCEVHERCİ VE KUYUMCU EŞYASI 1 BİRLEŞİK ARAP EMİRLİ 269.665.223,68 305.580.419,69 13,32 ALTINDAN MAMUL MÜCEVHERCİ VE KUYUMCU EŞYASI 2 IRAK 155.240.675,64 92.044.938,69-40,71 ALTINDAN MAMUL
Dr. Ayşe KÖME AKPULAT İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı İŞ MAHKEMELERİNDE YARGILAMANIN ÖZELLİKLERİ
Dr. Ayşe KÖME AKPULAT İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı İŞ MAHKEMELERİNDE YARGILAMANIN ÖZELLİKLERİ İçindekiler Sunuş...VII Önsöz... IX İçindekiler...XIII
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ Haziran - 2018 Hazırlayan: Aslı VAZ İçindekiler 1. TÜRKİYE'YE VE DÖRT İLİMİZE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI... 1 1.1. TÜRKİYE YE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA
Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)
Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı
Bireysel Başvuru Yolu
Dr. Ebru KARAMAN Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Karşılaştırmalı Anayasa Yargısında Bireysel Başvuru Yolu İÇİNDEKİLER SUNUŞ...VII ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...XIII KISALTMALAR
2018 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU
2018 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU ATSO AR-GE VE DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2018
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELE SÖZLEŞMESİ 12. TARAFLAR KONFERANSI (COP12)
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELE SÖZLEŞMESİ 12. TARAFLAR KONFERANSI (COP12) Çölleşme; kurak, yarı-kurak ve yarı nemli alanlarda, iklim değişiklikleri ve insan faaliyetleri de dahil olmak üzere
UFRS 16 KİRALAMA STANDARDI, ŞİRKETİNİZE ETKİSİ
UFRS 16 KİRALAMA STANDARDI, ŞİRKETİNİZE ETKİSİ İÇİNDEKİLER NEDEN BU STANDARDA İHTİYAÇ VAR? 3 YENİ STANDART KİMLER İÇİN GEÇERLİ? 3 YENİ STANDART, KİRACI OLARAK SİZİN İÇİN NE ANLAMA GELİYOR? 4 ÖNEMLİ KAVRAMLARA
AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ
AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ Bilindiği üzere; Belçika, Federal Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından, 1951 yılında Paris te imzalanan bir Antlaşma ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)
Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı
DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,
HALI SEKTÖRÜ. Nisan Ayı İhracat Bilgi Notu. TDH AR&GE ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği. Page 1
2017 HALI SEKTÖRÜ Nisan Ayı İhracat Bilgi Notu TDH AR&GE ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği Page 1 HALI SEKTÖRÜ 2017 NİSAN AYI İHRACAT PERFORMANSI 2017 yılı Ocak-Nisan döneminde Türkiye nin toplam
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ Kasım - 2018 Hazırlayan: Aslı VAZ İÇİNDEKİLER 1. TÜRKİYE'YE VE DÖRT İLİMİZE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI... 1 1.1.TÜRKİYE YE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA
TÜİK VERİLERİNE GÖRE ESKİŞEHİR'İN SON 5 YILDA YAPTIĞI İHRACATIN ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI (ABD DOLARI) Ülke
TÜİK VERİLERİNE GÖRE ESKİŞEHİR'İN SON 5 YILDA YAPTIĞI İHRACATIN ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI (ABD DOLARI) Ülke 2008 Yılı 2009 Yılı 2010 Yılı 2011 Yılı 2012 Yılı Sayısı Ulke adı İhracat Ulke adı İhracat Ulke
2015 EYLÜL DIŞ TİCARET RAPORU
2015 EYLÜL DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2015 EYLÜL / TÜRKİYE
T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
PAN AVRUPA AKDENİZ TERCİHLİ MENŞE KURALLARINA DAİR BÖLGESEL KONVANSİYON KAPSAMI TİCARETTE EŞYANIN TERCİHLİ MENŞEİNİN TESPİTİ HAKKINDA YÖNETMELİK HAKKINDA BİLGİ I. Neden Bölgesel Konvansiyon? Ülkemiz Avrupa
HALI SEKTÖRÜ. Mayıs Ayı İhracat Bilgi Notu. TDH AR&GE ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği. Page 1
2017 HALI SEKTÖRÜ Mayıs Ayı İhracat Bilgi Notu TDH AR&GE ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği Page 1 HALI SEKTÖRÜ 2017 MAYIS AYI İHRACAT PERFORMANSI 2017 yılı Ocak-Mayıs döneminde Türkiye nin toplam
International Cartographic Association-ICA
International Cartographic Association-ICA 1.AMAÇ: Uluslararası Kartografya Birliği (International Cartographic Association-ICA), 1959 yılında kurulmuştur. Hükümetler dışı bir kuruluş olan ICA nın ana
2014 OCAK DIŞ TİCARET RAPORU
2014 OCAK DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2014 OCAK / TÜRKİYE
151 NOLU SÖZLEŞME KAMU HİZMETİNDE ÖRGÜTLENME HAKKININ KORUNMASI VE İSTİHDAM KOŞULLARININ BELİRLENMESİ YÖNTEMLERİNE İLİŞKİN SÖZLEŞME
151 NOLU SÖZLEŞME KAMU HİZMETİNDE ÖRGÜTLENME HAKKININ KORUNMASI VE İSTİHDAM KOŞULLARININ BELİRLENMESİ YÖNTEMLERİNE İLİŞKİN SÖZLEŞME ILO Kabul Tarihi: 7 Haziran 1978 Kanun Tarih ve Sayısı: 25 Kasım 1992
2014 EKİM DIŞ TİCARET RAPORU
2014 EKİM DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2014 EKİM / TÜRKİYE
Dr. DERYA AYDIN OKUR. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi DENİZ HUKUKUNDA
Dr. DERYA AYDIN OKUR Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi DENİZ HUKUKUNDA LİMAN DEVLETİ YETKİSİ VE DENETİMİ GEMİ KAYNAKLI DENİZ KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİNDE
Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü
Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü AVRUPA BİRLİĞİNEDİR? Hukuki olarak: Uluslar arası örgüt Fiili olarak: Bir uluslararası örgütten daha fazlası Devlet gibi hareket
Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi. Avrupa Birliği Hukukuna Giriş
Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Avrupa Birliği Hukukuna Giriş İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX TABLOLAR CETVELİ... XIX KISALTMALAR...XXI BİRİNCİ BÖLÜM
Lozan Barış Antlaşması
Lozan Barış Antlaşması Anlaşmanın Nedenleri Anlaşmanın Nedenleri Görüşme için İzmir de yapılmak istenmiş fakat uluslararası antlaşmalar gereğince tarafsız bir ülkede yapılma kararı alınmıştır. Lozan görüşme
2017 YILI İLK İKİ ÇEYREK İŞLENMİŞ MERMER VE TRAVERTEN DIŞ TİCARET VERİLERİ
2017 YILI İLK İKİ ÇEYREK İŞLENMİŞ MERMER VE TRAVERTEN DIŞ TİCARET VERİLERİ DÜNYA TUTARI DÜNYADAKİ 1.264.850 452.261 36% DÜNYA 1 1 Amerika Birleşik MEVCUT YE TUTARI NİN NİN DÜNYA MEVCUT DEKİ LAR TUTAR TUTAR
ÜNİTER VE FEDERAL DEVLETLERDE YEREL YÖNETİMLER: LATİN AMERİKA ÜLKELERİ ÜZERİNDEN BİR İNCELEME
Arş. Gör. Ünal Yıldız Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi ÜNİTER VE FEDERAL DEVLETLERDE YEREL YÖNETİMLER: LATİN AMERİKA ÜLKELERİ ÜZERİNDEN BİR İNCELEME İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...
İSTANBUL TİCARET ODASI AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ İSVİÇRE ÜLKE RAPORU
İSTANBUL TİCARET ODASI AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ İSVİÇRE ÜLKE RAPORU Mart 2008 B.Ö. I. GENEL BİLGİLER Resmi Adı : İsviçre Konfederasyonu (İsviçre Konfederasyonu 20 tam ve 6 yarım
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ
TÜ ROFED TÜRİ ZM BÜ LTENİ Şubat - 2019 Hazırlayan: Aslı VAZ İÇİNDEKİLER 1. TÜRKİYE'YE VE DÖRT İLİMİZE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI... 1 1.1 TÜRKİYE YE GELEN YABANCI ZİYARETÇİLERİN
PAGEV - PAGDER. Dünya Toplam PP İthalatı
1 DÜNYA ve TÜRKİYE POLİPROPİLEN ( PP ) DIŞ TİCARET ANALİZİ Barbaros Demirci ( Genel Müdür ) Neslihan Ergün ( Teknik Uzman Kimya Müh. ) PAGEV - PAGDER DÜNYA TOPLAM PP İTHALATI : Dünya toplam PP ithalatı
1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.
TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye
Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ
Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Yay n No : 3075 Hukuk Dizisi : 1512 1. Baskı Şubat 2014 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-102 - 5 Copyright Bu kitab n bu
2017 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU
2017 AĞUSTOS DIŞ TİCARET RAPORU ATSO DIŞ TİCARET SERVİSİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2017 AĞUSTOS
AVRUPA GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİ KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ (HELSİNKİ BELGESİ)
439 AGİK Sonuç Bildirgesi AVRUPA GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİ KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ (HELSİNKİ BELGESİ) 3 Temmuz 1973'te Helsinki'de açılan ve 18 Eylül 1973'ten 21 Temmuz 1985'e kadar Cenevre'de süregelen
2019 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU
2019 ŞUBAT DIŞ TİCARET RAPORU ATSO AR-GE VE DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ *Tablo ve listeler TİM ve TUİK istatistikleri ihracat ve ithalat verilerine göre ATSO- Dış Ticaret Servisi tarafından derlenmiştir. 2019
Başlıca Kıyı Tipleri, Özellikleri ve Oluşum Süreçleri
Başlıca Kıyı Tipleri, Özellikleri ve Oluşum Süreçleri Dünya da bir birinden farklı kıyı tipleri oluşmuştur. Bu farklılıkların oluşmasında; Dalga ve akıntılar, Dağların kıyıya uzanış doğrultusu, Kıyılardaki
Dr. ÇİĞDEM YATAĞAN ÖZKAN TOBB ETÜ Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi ANONİM ŞİRKETLERDE ALTIN PAYLAR
Dr. ÇİĞDEM YATAĞAN ÖZKAN TOBB ETÜ Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi ANONİM ŞİRKETLERDE ALTIN PAYLAR İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMA CETVELİ...XV GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Altın Pay Kavramı
HALI SEKTÖRÜ. Kasım Ayı İhracat Bilgi Notu. TDH AR&GE ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği. Page 1
2016 HALI SEKTÖRÜ Kasım Ayı İhracat Bilgi Notu TDH AR&GE ve Mevzuat Şb. İTKİB Genel Sekreterliği Page 1 HALI SEKTÖRÜ 2016 KASIM AYI İHRACAT PERFORMANSI 2016 yılı Ocak-Kasım döneminde Türkiye nin toplam
MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT
Derleyen Prof. Dr. NURAY EKŞİ Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalı Başkanı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUKA İLİŞKİN TEMEL MEVZUAT Kanunlar İhtilâfı Uluslararası Çocuk Kaçırma
ÇEVRE DENETİMİNDE KÜRESEL GÜNDEM VE EUROSAI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN DENETİMİ SEMİNERİ
YÜKSEK DENETİM DÜNYASINDAN HABERLER ÇEVRE DENETİMİNDE KÜRESEL GÜNDEM VE EUROSAI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN DENETİMİ SEMİNERİ ÇEVRE DENETİMİNDE KÜRESEL GÜNDEM VE EUROSAI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN DENETİMİ SEMİNERİ
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...XI KISALTMALAR LİSTESİ...XIX GİRİŞ...1
XIII İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...XI KISALTMALAR LİSTESİ...XIX GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM AYNÎ HAK VE EŞYA KAVRAMI I. AYNÎ HAK KAVRAMI VE TÜRLERİ...9 A. Aynî Hak Kavramı...10 1. Genel Olarak...10
RAKAMLARLA DÜNYA ÜLKELERİ
İSTANBUL YAYIN NO: 1991-22 TİCARET ODASİ RAKAMLARLA DÜNYA ÜLKELERİ Hazırlayan BİRGÜL ACARI Reklamcılık ve Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti. Haznedar, Menderes Cad. 25/2 34600 Bakırköy/İSTANBUL Tel: 556 04
