XV. TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ KURULTAYI
|
|
|
- Onur Sancaklı
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1
2 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 4-6 Aralık İZMİR Düzenleme Kurulu Başkan Raşit Tükel Sekreterler Ali Özyurt, Erdener Özer Üyeler Umut Akyol, Sema Anak, Dilek Aslan, Ayşegül Bilen, Yıldıray Çete, Mehmet Demirhan, Gülriz Ersöz, Önder Okay, İskender Sayek, Semih Tatlıcan, Ferda Topal, Mustafa Ünlü Bilimsel Kurul TTB-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu TTB-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu-Ulusal Yeterlik Kurulu Uzmanlık Dernekleri
3 XV. Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu XV. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Birinci Baskı, Aralık 2009, Ankara Türk Tabipleri Birliği Yayınları ISBN Kapak - Sayfa Düzeni Sinan Solmaz TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ GMK Bulvarı Şehit Daniş Tunalıgil Sok. No:2 Kat:4, Maltepe / ANKARA Tel: (0 312) Faks: (0 312) e-posta: [email protected]
4 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. İçindekiler PROGRAM... 7 SUNUŞ ÖNSÖZ PANEL: TAM GÜN VE KAMU HASTANE BİRLİKLERİ YASA TASARILARI VE ÜZERİNE ETKİLERİ...13 HEKİMLER İÇİN NASIL BİR ÇALIŞMA DÜZENİ VE HANGİ ÖZLÜK HAKLARI? Uzm. Dr. Eriş Bilaloğlu TAM GÜN YASA TASARISI VE EĞİTİME OLASI ETKİLERİ Prof. Dr. Raşit Tükel PANEL: BELGELENDİRME VE YENİDEN BELGELENDİRME...19 UYEK ANKETİ SUNUMU: YETERLİK KURULLARINDA YOLUN NERESİNDEYİZ? Tıpta Uzmanlık Eğitiminde Yeterliğin Belgelendirilmesi- Ulusal Yeterlik Sınavları Prof. Dr. Tolga Dağlı YETERLİK SINAVLARI İÇİN FARKLI BİR DENEYİM Doç. Dr. Şerefnur Öztürk YENİDEN BELGELENDİRME İÇİN ÖNERİLER Prof. Dr. Mehmet Demirhan PANEL: TÜRKİYE NİN İLAÇ VE TEKNOLOJİ POLİTİKASI: GÜNCEL SORUNLAR VE ÖNERİLER...33 İLAÇ BOYUTU Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu PANEL: HEKİMLERİN GÜNDEMİNDEKİ ÖNEMLİ BİR SORUN: MALPRAKTİS...47 MALPRAKTİS: KAVRAMSAL ÇERÇEVE ve YAKLAŞIMLAR Uzm. Dr. Murat Civaner BİLİRKİŞİLİK VE MALPRAKTİS TANISI KONMA YÖNTEMLERİ Doç.Dr. Ali Rıza Tümer İDARENİN SAĞLIK HİZMETLERİNDEN SORUMLULUĞU Avukat Mustafa Güler PANEL: UZMAN HEKİM İNSANGÜCÜ PLANLAMASI...61 TÜRKİYE DE GENEL CERRAHİ UZMANININ GEREKSİNİMİNİ BELİRLEME ÇALIŞMASININ SONUÇLARI Prof. Dr. Cem Terzi
5 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU PANEL: DERNEKLERİN EĞİTİM ETKİNLİKLERİ...71 ENDÜSTRİ İLE İLİŞKİLER, SPONSORLUK VE ÇIKAR ÇATIŞMASI Prof. Dr. Berna Arda PANEL: BAŞKA BİR MÜMKÜN MÜ?...73 İSTANBUL DAKİ TIP FAKÜLTESİ SON SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ALANI VE KURUM TERCİHLERİ İLE TERCİHLERİNİ BELİRLEYEN NEDENLER Doç. Dr. Sibel Kalaça, Doç. Dr. M.Ali Gülpınar, Prof. Dr. Berrak Yeğen, Prof. Dr. Sema Anak, Prof. Dr. Tolga Dağlı ASİSTANLIK SÜRECİ As. Dr. Umut Dalkılıç UZMANLIĞA GEÇİŞ VE MECBURİ HİZMET Uzm. Dr. Ceren Göker ÇALIŞMA GRUPLARI BİLDİRİ ÖZETLERİ...79 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU (TTB-UDEK) ÇALIŞMA GRUPLARI Doç. Dr. Dilek Aslan TTB-UDEK ETİK ÇALIŞMA GRUBU KILAVUZLARI: AYDINLATILMIŞ ONAM, HASTA HAKLARI, ETİK KURULLAR, HEKİM-ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ TTB-UDEK ETİK ÇALIŞMA GRUBU E-SAĞLIK ÇALIŞMA GRUBU Prof. Dr. Osman Saka, Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu, Prof. Dr. Oğuz Dicle, Prof. Dr. Mehmet Kitapçı, Doç. Dr. Hakan Gülkesen TELESAĞLIK Prof. Dr. Oğuz Dicle BİLDİRİ/POSTER ÖZETLERİ...85 PRE OP İLETİŞİM:ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNİN TEMEL İLETİŞİM BECERİLERİ DURUMU Öğr. Gör. Dr. Özlem Coşkun, Doç. Dr. İrem Budakoğlu, Prof. Dr. Nesrin Demirsoy, Prof. Dr. Deniz Yamaç, Prof. Dr. İlhan Yetkin BİYOKİMYA UZMANLARININ HAKKINDA GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ Uzm. Ecz. Füsun Üstüner, Uzm. Dr. Türkan Yiğitbaşı, Banu Aslan Şentürk, Doç. Dr. Hülya Ellidokuz TIP ETİĞİ, YÖNETMELİĞİNDE YER ALMALIDIR! TÜRKİYE BİYOETİK DERNEĞİ Doç. Dr. Yeşim Işıl Ülman TÜRK GERİATRİ DERNEĞİ TOPLUM SAĞLIĞINI GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI Doç. Dr. Dilek Aslan, Prof. Dr. Yeşim Gökçe-Kutsal, Prof. Dr. M. Murad Başar, Prof. Dr. Kutay Biberoğlu, Prof. Dr. Sedat Boyacıoğlu, Prof. Dr. Selçuk Bölükbaşı, Doç. Dr. M. Mahir Özmen SAĞLIK ORTAMI VE GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANLARININ SORUNLARI Uzm. Dr. Nilüfer Aykaç-Kongar HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ (HASUDER) ÇALIŞMA GRUPLARI Prof. Dr. Hilal Özcebe, Prof. Dr. Şevkat Bahar-Özvarış, Doç. Dr. Tacettin İnandı, Doç. Dr. Muzaffer Eskiocak, Doç. Dr. Mustafa Necip İlhan, Uzm. Dr. Mine Kaya, Uzm. Dr. Deniz Akgün, Doç. Dr. Dilek Aslan
6 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. GEÇMİŞTEN BUGÜNE TUEK SONUÇ BİLDİRGELERİ...95 I. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 27 Şubat 1994, İstanbul II. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 18 Şubat 1995, Ankara III. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Mart 1996, İstanbul IV. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 14 Aralık 1997, İstanbul V. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 12 Haziran 1999, Ankara VI. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 4-5 Kasım 2000, İzmir VII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 1-2 Aralık 2001, İstanbul VIII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 30 Kasım-1 Aralık 2002, Ankara IX. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 6-7 Aralık 2003, İzmir X. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Kasım 2004, İstanbul XI. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Kasım 2005, Ankara XII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 1-3 Aralık 2006, İzmir XIII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 30 Kasım-2 Aralık 2007, İstanbul XIV. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Kasım 2008, Ankara KASIM 2009 TARİHLİ 30. TTB-UDEK GENEL KURULUNDA KABUL EDİLEN DOKÜMANLAR TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ - DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULUNUN KURULUŞU VE ÇALIŞMA USÜLLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK TTB-UDEK ÇALIŞMA GRUPLARI YÖNERGESİ
7
8 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. PROGRAM 4 Aralık 2009 Cuma TTB - UDEK ÇALIŞMA GRUPLARI VIII. GENEL KURULU* 08:30-09:00 Kayıt 09:00-09:15 Açılış 09:15-09:45 TTB-UDEK Çalışma Grupları ve Eylem Planlarının Gözden Geçirilmesi 09:45-10:00 Ara 10:00 13:00 TTB-UDEK Çalışma Grupları Toplantıları Salon I: Salon II: Salon III: Salon IV: Salon V: Salon VI: Salon VII: 13:00-14:00 Yemek Arası Etik Çalışma Grubu Kolaylaştırıcılar: Doç. Dr. Yeşim Işıl Ulman, Prof. Dr. Osman İnci İlaç ve Teknoloji Çalışma Grubu Kolaylaştırıcılar: Prof. Dr. Ersin Yarış, Uzm. Dr. Murat Civaner, Av. Ziynet Özçelik İnsangücü Planlaması Çalışma Grubu Kolaylaştırıcılar: Prof. Dr. Feride Aksu-Tanık, Prof. Dr. Cem Terzi, Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu Sürekli Tıp Eğitimi / Sürekli Mesleki Gelişim Çalışma Grubu Kolaylaştırıcılar: Prof. Dr. İskender Sayek, Prof. Dr. Raşit Tükel, Prof. Dr. Tolga Dağlı Toplum Sağlığını Geliştirme Çalışma Grubu Kolaylaştırıcılar: Doç. Dr. Dilek Aslan, Uzm. Dr. Ali Özyurt E-sağlık Çalışma Grubu Kolaylaştırıcılar: Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu, Prof. Dr. Oğuz Dicle, Prof. Dr. Osman Saka, Doç. Dr. Hakan Gülkesen ATUB TTB Temsilcisi ve ATUB Dernek Temsilcileri Toplantısı Kolaylaştırıcı: Prof. Dr. Umut Akyol 14:00-16:00 TTB-UDEK Çalışma Grupları Toplantıları 16:00-17:30 Çalışma Grupları Raporlarının Sunumu 17:30-20:30 Açılış Kokteyli *Sadece derneklerin çalışma grupları temsilcilerine açıktır. Salonlar Genel Kurul sürecinde ilan edilecektir. 7
9 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU 5 Aralık Cumartesi 08:00-09:00 Kayıt 09:00-09:30 Açılış Konuşmaları TTB-UDEK Başkanı İzmir Tabip Odası Başkanı Ege Üniversitesi Rektörü TTB Merkez Konseyi Başkanı 09:30-11:15 Panel Tam Gün ve Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarıları ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi Üzerine Etkileri Oturum Başkanları: Dr. Gençay Gürsoy, As. Dr. Ferda Topal 11:15-11:30 Ara Hekimler İçin Nasıl Bir Çalışma Düzeni ve Hangi Özlük Hakları? Dr. Eriş Bilaloğlu- TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Tam Gün Yasa Tasarısı ve Eğitime Olası Etkileri Dr. Raşit Tükel- TTB-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu Başkanı Nasıl Bir Tam Gün? Av. Adem Keskin-Sağlık Bakanlığı I. Hukuk Müşaviri 11:30-13:00 Ulusal Yeterlik Kurulu Paneli Belgelendirme ve Yeniden Belgelendirme Oturum Başkanları:Prof. Dr. Münir Kınay, As. Dr. Gülin Güner 13:00-14:00 Yemek Arası UYEK Anketi Sunumu: Yeterlik Kurullarında Yolun Neresindeyiz? Prof. Dr. Tolga Dağlı UYEK Başkanı Yeterlik Sınavları İçin Farklı Bir Deneyim Doç. Dr. Şerefnur Öztürk- UYEK Yürütme Kurulu Üyesi, Türk Nöroloji Derneği Yeterli Kurulu Başkanı Yeniden Belgelendirme: Hangi Ölçütlerle, Nasıl Olmalı? Prof. Dr. Mehmet Demirhan-TTB-UDEK YK Üyesi 14:00-15:00 ATUB Konferansı Avrupa Birliği nde Uzmanlık Yeterliğinin Değerlendirilmesi Oturum Başkanları: Dr.Umut Akyol, As. Dr.Belkıs Öngen Dr. Zlatko Fras-Avrupa Tıp Uzmanları Birliği (UEMS) Başkanı 15:00-15:15 Ara 15:15-16:45 Panel Türkiye nin İlaç ve Teknoloji Politikası: Güncel Sorunlar ve Öneriler Oturum Başkanları: Prof. Dr. Ersin Yarış, As. Dr. Betül Yılmaz 16:45-17:00 Ara İlaç Boyutu Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu-Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı İlaç ve Teknoloji Konusundaki Uygulamalar Uzmanlık Derneklerini Nasıl Etkiliyor? Uzmanlık Dernekleri Temsilcileri 17:00-18:00 TTB-UDEK Çalışma Grupları Raporlarının Sunumu Oturum Başkanları: Doç. Dr. Dilek Aslan, Uzm. Dr. Ali Özyurt 8
10 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 6 Aralık Pazar 09:00-10:30 Panel Hekimlerin Gündemindeki Önemli Bir Sorun: Malpraktis Oturum Başkanları: Prof. Dr. Serhat Bor, As. Dr. İsmail Gönen 10:30-10:45 Ara Tanımı ve Kavramsal Çerçevesi Uzm. Dr. Murat Civaner - Uludağ Üniversitesi Tıp Etiği ve Deontoloji Anabilim Dalı Bilirkişilik Müessesesi ve Malpraktis Tanısının Konma Yöntemleri Doç. Dr. Ali Rıza Tümer - Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Yargı Kararı Örnekleri Av. Mustafa Güler - TTB Hukuk Bürosu 10:45-12:15 Panel Uzman Hekim İnsangücü Planlaması Oturum Başkanları: Prof. Dr. Sadık Kılıçturgay, As. Dr. Dilşat Dilen 12: Yemek Arası Türkiye de Hekim / Uzman Hekim Gereksinimine Yaklaşım Prof. Dr. Feride Aksu Tanık- TTB-Merkez Konseyi Üyesi Türkiye de Genel Cerrahi Uzmanı Gereksinimini Belirleme Çalışmasının Sonuçları Prof. Dr. Cem Terzi- Türk Cerrahi Derneği Başkanı Sağlık Bakanlığının Uzman Hekim İnsangücü Planlamasına Bakışı Prof. Dr. Safa Kapıcıoğlu-Sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürü 13:30-15:00 Panel Derneklerin Eğitim Etkinlikleri Oturum Başkanları: Prof. Dr. Mustafa Ünlü, As. Dr. Koray Yalçın 15:00-15:15 Ara Niteliğin Değerlendirilmesi Prof. Dr. İskender Sayek TTB Merkez Konseyi Üyesi; TTB Tıp Eğitimi Kolu STE Kredilendirme Kurulu Başkanı Eğitim Etkinliklerinin Organizasyonu ve Programın Oluşturulması Prof. Dr. Mustafa Ünlü-TTB-UDEK Yürütme Kurulu Üyesi, Türkiye Nükleer Tıp Derneği Başkanı Endüstri İle İlişkiler ve Sponsorluk ve Çıkar Çatışması Prof. Dr. Berna Arda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji Anabilim Dalı 15:15-16:45 TTB-Asistan Hekimler Eşgüdüm Kurulu (AHEK) Paneli Başka Bir Uzmanlık Eğitimi Mümkün mü? Oturum Başkanları: Uzm. Dr. Önder Okay, As. Dr. Berivan Tunca Asistanlığa Giriş: İstanbul Tabip Odası-UEÇG Anketi Doç. Dr. Sibel Kalaça-İTO-UEÇG Genel Sekreteri Asistalık Süreci As. Dr. Umut Dalkılıç-S.B. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Kliniği Uzmanlığa Geçiş Uzm. Dr. Ceren Gökler-Kozan Devlet Hastanesi 16:45-17:15 XV. TUEK Bildirisinin Okunması ve Kapanış Oturum Başkanları: Uzm. Dr. Ali Özyurt, Prof. Dr. Erdener Özer 9
11
12 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. SUNUŞ Ülkemizde sağlık alanı hemen her gün yeni bir gelişme ile karşı karşıyadır. Bu gelişim ve değişimlerin pek çoğu bireylerin ve toplumun sağlığını yakından etkilemekte, gerekli ve yeterli düzenlemeler yapılmadığı takdirde de önemli risklerin oluşmasına yol açmaktadır. Sağlık sorunlarının yapı ve içerik açısından çeşitliliği, sağlık sorunlarını çözme yollarındaki sistematik yaklaşımın eksikliği, sağlığa bütüncül bakışın sağlanamaması gibi nedenler, hekimlerin de içinde bulunduğu sağlık çalışanlarına, sorunlarla ilgili farkındalıklarını artırma ve sorunların çözümü için birlikte çalışabilme becerilerini geliştirme sorumluluğu getirmektedir. Özellikle de hekimlerin, bireylere sundukları hizmetin yanında, toplumsal sağlığın korunması ve geliştirilmesi açısından belirleyici konumda oldukları unutulmamalıdır. TTB-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu nun 1994 yılından bu yana gelenekselleşmiş bir biçimde düzenlediği Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultaylarının onbeşincisi, bu yıl İzmir de, İzmir Tabip Odası nın ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da, farklı uzmanlık dallarındaki yüzlerce hekim kurultay süresince sundukları katkılarıyla, sağlık ve tıp ortamını zenginleştireceklerdir. Türkiye deki sağlığın paydaşları olan Sağlık Bakanlığı, tıp fakülteleri, eğitim ve araştırma hastaneleri, tabip odaları, uzmanlık dernekleri ve sağlıkla ilgili diğer kurumların temsilcileri her yıl bu toplantılarda bir araya gelmektedirler. Burada edinilen bilgiler, görüşler ve paylaşılan deneyimler, özellikle de uzmanlık dernekleri açısından bir yol haritası işlevi görebilmekte ve dolayısıyla da sağlık sisteminin akılcı ve kanıta dayalı bilgiler ışığında yönlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Bugün her zamankinden daha çok birlikte hareket etmeye gereksinim duyan hekimler, sağlıklı bir toplum, güvenli bir geleceğe sahip olmak için düne göre daha fazla çaba göstermelidirler. Bu sürecin, içeriği zengin bir biçimde hazırlanmış olan XV. TUEK aracılığı ile destekleneceğine ve daha da ileri taşınacağına inanıyorum. Emeğin en önemli değerler arasında kabul edildiği hekimlik anlayışında, sürece katkı veren herkese teşekkür eder, saygılar sunarım. Prof. Dr. Gençay Gürsoy TTB Merkez Konseyi Başkanı 11
13 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU ÖNSÖZ TTB-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu tarafından düzenlenen Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultaylarının onbeşincisini, İzmir Tabip Odası nın ev sahipliğinde, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Atatürk Kültür Merkezi nde gerçekleştiriyoruz. İstanbul, Ankara ve İzmir arasında dönüşümlü olarak yapılan kurultaylarda sağlık sistemi, uzmanlık eğitimi, uzmanlık dernekleri ve yeterlik kurulları ile ilgili sorunlar tartışılmakta ve çözüm önerileri geliştirilmektedir. Kurultaylar, uzmanlık eğitiminin bileşenleri olan Sağlık Bakanlığı, tıp fakülteleri, eğitim hastaneleri, tabip odaları, uzmanlık dernekleri ve sağlıkla ilgili diğer kurumların temsilcilerinin bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunmalarına olanak sağlamaktadır. Kurultayın birinci gününde, uzmanlık derneklerinden temsilcilerin katılımıyla, Etik, İlaç ve Teknoloji, İnsangücü Planlaması, Sürekli Tıp Eğitimi/Sürekli Mesleki Gelişim, Toplum Sağlığını Geliştirme ve E-Sağlık başlıkları altında VIII. Çalışma Grupları Genel Kurulu yapılacaktır. Yine aynı gün derneklerin ATUB temsilcileriyle ortak bir toplantı düzenlenmiştir. Kurultayın ikinci ve üçüncü günlerinde ise, ana program içinde; Tam Gün ve Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarıları, Belgelendirme ve Yeniden Belgelendirme, Avrupa Birliği nde Uzmanlığın Yeterliğinin Değerlendirilmesi, Türkiye nin İlaç ve Teknoloji Politikası, Malpraktis, Uzman Hekim İnsangücü Planlaması, Derneklerin Eğitim Etkinlikleri ve Uzmanlık Eğitimi konularının ele alındığı toplantılar yapılacaktır. Eğiticiler, eğitilenler, uzmanlık dernekleri ve tabip odaları yöneticileri ve uzmanlık eğitimi alanına ilgi duyan meslektaşlarımızın katılımı ve değerli katkılarıyla gerçekleştireceğimiz Kurultayımızın başarılı geçmesini diliyoruz. Uzm. Dr. Suat Kaptaner İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel XV. TUEK Başkanı 12
14 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. PANEL: TAM GÜN VE KAMU HASTANE BİRLİKLERİ YASA TASARILARI VE ÜZERİNE ETKİLERİ 13
15 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU HEKİMLER İÇİN NASIL BİR ÇALIŞMA DÜZENİ VE HANGİ ÖZLÜK HAKLARI? Uzm. Dr. Eriş Bilaloğlu TTB-Merkez Konseyi Genel Sekreteri Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP), beklenildiği gibi Türkiye sağlık ortamı ve sağlık çalışanları için değişikliklere yol açtı. Sözkonusu değişiklikler, 1980 lerden bu yana tesis edilmeye çalışılan zeminin üzerine inşa ediliyor, SDP nın paradigması ve temel girdilerinin sonucu olarak şekilleniyor. Özet olarak belirtmek gerekirse rekabet edebilen, performans temelli bir karşılıklandırma üzerine oturtulan, kamu ya da özelde istihdam olan ancak giderek aynılaşan koşullarda sözleşmeli, esnekleştirilmiş ve uzun süre çalışmaya yöneltilen bir düzen getiriliyor. Bu düzenin zorunlu koşulu ise yeteri sayıda hekimin ortamda bulunmasından geçiyor. Kısaca tanımlanan çalışma düzeninin nitelikli hekimlik yapabilme ile ilişkisinin tartışılması ve berraklık sağlanması önemlidir. Gerek tek tek hekimlerin kannatlerinin gerekse de hekimlik değerleri ve toplumun sağlık hakkı ışığında yapılacak değerlendirmelerin nasıl bir çalışma düzeni sorusuna verilecek yanıtta yeri belirleyici olacaktır. Bu sunuda yukarıda tanımlanan çerçevede bir tartışma yürütülecek, hem fikir olunabileceği düşünülen sonuçlar üzerinden özlük haklarına yönelik belirlemelerde bulunulacaktır. 14
16 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. TAM GÜN YASA TASARISI VE EĞİTİME OLASI ETKİLERİ Prof. Dr. Raşit Tükel İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, XV. TUEK Başkanı Sağlıkta Küresel Reform 1980 lerin neo-liberalizmi ve IMF ile özdeşleştirilen politikalar, özellikle de Latin Amerika da büyük çalkantılara yol açarak gelir dağılımında bozulmalara ve büyük çapta işsizliğe neden olmuştur. Bu dönemde Dünya Bankası tarafından, küresel iş bölümü çerçevesinde Asya, Latin Amerika, Doğu Avrupa ve Türkiye de sağlık reform paketlerinin önerilmeye başlandığını görüyoruz. Dünya Bankasının önerdiği sağlıkta küresel reform paketi; sosyal güvenlik sistemlerinin yeniden yapılandırılması, hizmet sunumu ile finansmanın birbirinden ayrılması, kamu sektörü dışında kalan kurumların katılımının teşvik edilmesi, piyasa mekanizmalarının daha çok kullanılmaya başlanması ve yerinden yönetime dayalı bir sistemin kurulmasını öngörmektedir. Önerilen yeni sistemde; ulusal sağlık sistemi modelinden sosyal sigorta sistemi modeline geçilerek sistemin finansmanını karşılamak üzere prim toplanması, kamu sektöründe faaliyet gösteren finansman kurumunun hem kamu hem de özel sektörde yer alan hizmet sunucularından hizmet satın alması, ek kaynak yaratmak ve hizmetlerin gereksiz kullanımını önleyebilmek gerekçesiyle katkı payı alma politikasının uygulanması ve birinci basamak hizmetlerinin yeniden düzenlenmesi planlanmıştır. Sağlıkta küresel reform paketinde, ayrıca; hizmet sunucularıyla finansman kurumu arasındaki ilişkilerin sözleşme usulüne göre yeniden düzenlenmesi, performansa dayalı yeni ödeme yönteminin benimsenmesi hizmet sunucularının (hekimlerin) ilaç yazımı, tetkik talebi ve sevk etme kararı gibi klinik özerkliklerinin temelini oluşturan yetkilerinin yakından takip edilmesi ve gerektiğinde kısıtlanmasına yönelik önerilere de yer verilmiştir. Sonuçta, getirilmek istenen yeni düzende kamunun sağlık sisteminde oynadığı rol yeniden tanımlanmış; devletin finansman ve düzenleme alanındaki görev ve sorumlulukları artarken, hizmet sunumundaki rolünde ciddi bir daralma söz konusu olmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı Ülkemizde sağlıkta reform paketi Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında yaşama geçirilmektedir. Bu programın en önemli ayaklarını; Genel Sağlık Sigortası sistemine geçilmesi, aile hekimliği uygulamalarının başlatılması, Sağlık Bakanlığı nın yeniden yapılandırılması, Kamu Hastane Birlikleri nin kurulması ve tam gün/ performansa dayalı ödeme uygulamasına geçilmesi oluşturmaktadır. Genel Sağlık Sigortası sistemi, prime dayalı olan ve temel teminat paketi dar tutularak yurttaşları hizmetler karşılığında ek ödeme yapmaya yönelten bir sistemdir. Aile hekimliği sistemiyle ise, kamunun sağlık ocağı sisteminin yerine özel hekim muayenehaneleri geçirilmekte ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin özelleştirmesi hedeflenmektedir. Bu program kapsamında, Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmeti üreten bir kurum değil, eşgüdüm ve sağlık piyasasının denetim ve düzenlenmesinden sorumlu bir birim olarak yeniden yapılandırılmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı nın önemli ayaklarından biri de, Kamu Hastane Birlikleri nin kurulmasıdır. Henüz tasarı aşamasında olan bu yasayla, Bakanlık bünyesindeki sağlık kuruluşlarının özerk sağlık işletmesi statüsüne geçirilmeleri ve daha sonra da işletme hakları devredilmek yoluyla özelleştirilmelerine olanak sağlanacaktır. Hastane üst yönetimlerinin profesyonel idarecilere devredileceği, temel amaçlarından biri kamu hastanelerinin devlet bütçesinden finanse edilmesine son vermek olan bu yeni sistemde, devletin hizmet sunumundaki yerinin giderek özel sektöre bırakılması planlanmaktadır. 15
17 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Tam Gün Yasa Tasarısı ve Performansa Dayalı Ödeme Sağlıkta Dönüşüm Programının son ayağını, Tam Gün Yasa Tasarısı oluşturmaktadır. Bu yasa tasarısının içeriğini; kamuda çalışan hekimlere tam gün çalışma zorunluluğu ve serbest meslek icrası yasağının getirilmesi, döner sermayeli kuruluşlarda mesai içi ve mesai dışı çalışmaya döner sermayeden ek ödeme yapılması, üniversite ve Sağlık Bakanlığı hastaneleri arasında belirli bir süre ile ya da belirli vakalar için karşılıklı görevlendirmelerin yapılması ve sağlık kuruluşlarının ortak kullanılması olarak özetleyebiliriz. Tam Gün Yasa Tasarısı ile, hekim ve diğer personelin döner sermaye gelirinden alacakları payın düzenlenmesi amaçlanmaktadır. Düşük bir temel ücretin verildiği ve daha fazla işlem, daha fazla kazanç anlayışının hakim olduğu bu düzenlemenin ana eksenini, performansa dayalı ödeme oluşturur. Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri nde belirli bir süredir uygulanmakta olan performansa dayalı ödemeye ilişkin deneyimler, bu sistemin, hekimlerin motivasyonlarını olumsuz etkilediği, hastanedeki çalışma barışını bozduğu, muayene süresinde azalmaya, hastaların tedavi maliyetlerinde artmaya, etik sorunlara ve mesleki saygı ve doyum duygusunda azalmaya neden olduğunu ortaya koymaktadır. TTB Etik Kurulu tarafından yapılan Hekimlerin Değerlendirmesi ile Performansa Dayalı Ödeme başlıklı bir çalışmada, bu uygulamaların çalışma düzenine etkisinin; endikasyonsuz müdahaleler, etik olmayan uygulamalar ve uygulama hatalarında artma, hasta başına düşen muayene süresinde azalma yönünde olduğu belirlenmiştir. Performansa dayalı ödeme uygulamasının eğitime etkisi ise; hasta başı eğitim süresi ve asistanların kuramsal eğitimine ayrılan süre, uzmanlık eğitiminde beceri kazandırmaya ayrılan süre, literatür okumaya ayrılan süre ve sürekli tıp eğitimine katılmada azalma şeklinde ortaya çıkmaktadır. Çalışmada, aynı uygulamaların; çalışanlar arasında rekabet ve çalışma stresinde artma, izin ve dinlenme sürelerinde azalma şeklinde çalışma ilişkilerine etki ettiği, kurum içi ve dışı iletişimi olumsuz etkilediği gözlenmiştir. Sağlık Politikaları ve Tıp Fakülteleri Ülkemizde ihtiyaçlar belirlenmeden, eğitim-öğretim programları ve araştırma faaliyetleri planlanmadan, öğrenci sayıları ve eğitim-hizmet dengesi üzerinden akademik kadrolar oluşturulmadan, giderek artan sayıda tıp fakültesi açılmaktadır. Öte yandan, uygulanan sağlık politikalarının gereği olarak, tıp fakültelerindeki öğrenci kontenjanları; ikili eğitime geçme, İngilizce eğitim yapan bölüm açma vb. uygulamalarla eğitim altyapısını zorlayacak şekilde artırılmaktadır. Üniversite hastaneleri son yıllarda uygulanan politikalarla, kamusal hizmet yerine piyasa yönelimli hizmet anlayışına yöneltilmektedir. Maliyetleri düşürmek amacıyla üniversite hastaneleri üzerinde ağır baskılar oluşturulmakta, merkezi desteği keserek ciddi gelir kaybına uğratma yoluyla üniversite hastaneleri düşük maliyetli üretim anlayışına zorlanmakta, en zor olgulara en en pahalı tedavi hizmetini sunan üniversite hastaneleri faturalarına ciddi oranlarda kesintiler uygulanmaktadır. Bütçedeki sağlık harcamaları artarken, üniversite hastanelerinin bu bütçeden aldıkları pay giderek azalmaktadır. Tam Gün Yasa Tasarısı ve Eğitime Olası Etkileri Tıp fakültelerinin finansal olarak baskı altında olmasının, eğitim açısından önemli sorunlara neden olacağını öngörebiliriz. Birinci görevi eğitim, daha sonra araştırma ve son olarak hizmet olan öğretim üyeleri, finansal baskılar nedeniyle; daha çok sağlık hizmeti vermeye yönelecek, klinik iş yüküne boğulacak, eğitime daha az zaman ayıracak ve daha fazla ödeme yapan hastalara hizmet etme yarışı içine gireceklerdir. Tıp fakültelerinin varlık nedeni olan akademik ortam, giderek hastaların müşteri, en iyi vizitin en kısa vizit olduğu, sürekli para kazanmanın yollarının konuşulduğu, ticarileşmiş, hastaların tanı ve tedavi süreçlerinin bir bütünlük içinde izlenmesinin mümkün olamayacağı bir ortama dönüşecektir. Bu da, tıp fakültelerinin hızla akademik niteliklerini ve misyonlarını yitirmeleri anlamına gelmektedir. Hasta bakımında hızın temel ilke olduğu bir ortamda, öğrencilerin temel bilgi ve becerileri kazanma yeteneği zarar görecek; öğrenciler, aktif öğrenenler olmaktan pasif gözlemciler olmaya dönüşecektir. Hastaların birer tüketici olarak görüldüğü, eğitim ve araştırmadan değil, daha sıklıkla finansal dengeleri sağlamaktan söz eden kurum idarecilerinin olduğu bu ortamlar, tıp eğitimi süreci ve bu süreçte öğrencilerin hasta bakımına ilişkin uygun tutum geliştirmeleri üzerinde olumsuz etkilere neden olacaktır. 16
18 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Tam gün yasa tasarısının yürürlüğe girmesi durumunda, klinik uygulamalar, eğitim ve araştırmanın önüne geçecek; mümkün olan en fazla sayıda hasta görme çabası içine giren öğretim üyeleri, klinik olarak üretken olmak konusunda ağır bir baskı altına gireceklerdir. Yeni çalışma düzeninde, klinik olarak üretken olmanın anlamının, niteliği değil de, niceliği öne çıkartarak, geliri artırmaktan geçeceğini öngörmek yanlış olmaz. Bu süreçte, finansal baskılar nedeniyle birçok öğretim üyesinin öğretmeye ve araştırma yapmaya çok az zaman bulması ve eğitici yönü ön planda olan öğretim üyelerinin tümüyle klinisyen özelliğinde öğretim üyelerine dönüşmesi kaçınılmaz görünmektedir. Tüm bu süreç, varlık nedeni eğitim, araştırma ve nitelikli sağlık hizmeti sunumu olan üniversite hastanelerini birer sağlık işletmesi konumuna getirecek, tıp fakültelerinin birinci öncelikli görevi olan eğitime ve araştırmaya harcanan emeğin değeri göz ardı edilecektir. Bu gelişmeler, tıp eğitimi için ağır ve telafisi mümkün olmayan sonuçların doğması anlamına gelmektedir. Kaynaklar 1. Keyder Ç, Üstündağ N, Ağartan T, Yoltar Ç (derleyenler). Avrupa da ve Türkiye de Sağlık Politikaları. İstanbul: İletişim Yayınları, Ludmerer KM. The development of American medical education from the turn of the century to the era of managed care. Clin Orthop Relat Res 2004; 422: Tıp Fakülteleri Öğretim Üyelerinden Kamuoyuna Duyuru Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu. Hekimlerin Değerlendirmesi İle Performansa Dayalı Ödeme. Ankara: Türk Tabipleri Birliği Yayınları,
19
20 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. PANEL: BELGELENDİRME VE YENİDEN BELGELENDİRME 19
21 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU UYEK ANKETİ SUNUMU: YETERLİK KURULLARINDA YOLUN NERESİNDEYİZ? Tıpta Uzmanlık Eğitiminde Yeterliğin Belgelendirilmesi- Ulusal Yeterlik Sınavları Prof. Dr. Tolga Dağlı Ulusal Yeterlik Kurulu Başkanı 1998 yılında, Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu nda (TTB-UDEK) Yeterlik Kurulları Yönerge Taslağı nın kabul edilmesi ile ivme kazanan tıpta uzmanlık eğitiminin geliştirilmesi süreci, 2004 de TTB-UDEK bünyesinde Ulusal Yeterlik Kurulu nun (UYEK) kuruluşu ile birlikte önemli gelişmeler kaydetmiştir. UYEK, kuruluşundan başlayarak tıpta uzmanlık eğitimini bilimsel temellere oturtmayı ve eğitim kurumlarında eğitimin eşdeğer olarak sürdürülmesini amaçlamış aynı zamanda eğitimin değerlendirilip denetlenebilir olmasını da sağlamaya çalışmıştır. Yeterlik kurulları, kuruluşlarını izleyen ilk yıllarda, tıpta uzmanlık eğitiminin değerlendirilmesi kapsamında, yeterlik sınavları uygulama çalışmalarına öncelik vermişlerdir yıllarında sınav yapmış olmak yeterlik kurulu için ulaşılması gereken hedeflerin başında geliyordu. Ancak sınav deneyimleri arttıkça uygulamada çözülmesi gereken sorun sayısı da giderek artmaya başladı. Uzmanlık eğitimi programlarının geliştirilmesi, asistan karnelerinin oluşturulması, eğitimin tüm eğitim kurumlarında eşdeğer olarak sürdürülmesi için standardizasyonun sağlanması, eğiticilerin eğitimi, eğitim alt yapısının belirlenmesi, ölçme değerlendirmenin nasıl yapılacağı gibi konular daha öncelik kazandılar. UYEK bir taraftan sürdürülmekte olan sınav uygulamalarına destek sağlarken, diğer taraftan da gerçekleştirdiği çalıştaylarla tıpta uzmanlık eğitiminde karşılacak sorunların çözümlerinde yol gösterici olmaya çalıştı. Bu çalışmaların sonucunda yeterlik kurullarında öncelikli hedefler değişirken yeterlik sınavı uygulamaları ise artan bilgi ve deneyimle bilimsel temellere oturtulmaya başlandı. Halen 25 yeterlik kurulu, yasal zorunluluk olmamasına rağmen gönüllülük temelinde yeterlik sınavlarını yapmaktadırlar. Bu yazıda ülkemizde yeterlik sınavı uygulamalarında gelinen nokta, Kasım 2009 da UYEK tarafından yapılan Ulusal Yeterlik Sınavlarının Değerlendirilmesi çalışmasının verileri ışığında irdelenmiştir. Ulusal Yeterlik Sınavlarının Değerlendirilmesi Çalışması Amaç TTB-UDEK Ulusal Yeterlik Kurulu (UYEK) bünyesinde yürütülen bu çalışma, ülkemizde uygulanmakta olan ulusal yeterlik sınavlarının yöntem ve işleyişlerini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmadan elde edilen sonuçların; yeterlik sınavları ile ilgili güçlü olduğumuz yönlerin belirlenmesi, geliştirilmesi gereken alanların ortaya çıkarılması ve bu şekilde, ülkemizde yapılmakta olan ulusal yeterlik sınavların niteliğinin artırılması yönünde katkılar sağlayacağı düşünüldü. Yöntem Çalışma, Mart 2008 tarihinde gerçekleştirilen TTB-UDEK Ulusal Yeterlik Kurulu III. Çalıştayı nın sonuçları gözönüne alınarak Prof Dr. Tolga Dağlı koordinatörlüğünde Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof Dr. Berrak Ç. Yeğen (Fizyoloji AD), Doç Dr. Sibel Kalaça (Halk Sağlığı AD) ve Yard. Doç Dr. M. Ali Gülpınar (Tıp Eğitimi AD) dan oluşan bir ekip tarafından yürütüldü. Çalışma ekibi öncelikle, birisi yeterlilik kurulları diğeri sınava katılanlar tarafından doldurulmak üzere, Yeterlik Sınavlarının Değerlendirilmesi başlıklı 2 farklı genel bilgilendirme formu hazırladı. Hazırlanan bu formlar ön uygulama sonrasında revize 20
22 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. edilerek yeterlik kurullarına ve katılımcılara gönderildi ve gelen veriler analiz edildi. Bu yazıda çalışmanın birinci bölümü olan yeterlik kurullarından gelen verilerin değerlendirilmesi sunulmuştur. Ülkemizde UYEK e kayıtlı 43 yeterlik kurulundan 25 i yeterlik sınavı yapmaktadır. Söz konusu 25 yeterlik kurulundan değerlendirme formunu doldurarak bu çalışmaya katkı sağlayan 23 yeterlik kurulunun listesi, bu kurullar adına formu dolduran kişilerin isimleri ve yeterlik kurullarındaki görevleri Tablo 1 de özetlenmiştir. Tablo 1. Çalışmaya Katılan Dernekler/ Yeterlik Kurulları Yeterlik Kurulunun Adı 1 Çocuk Nefroloji Derneği, ÇND Yeterlik Kurulu 2 İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Eğitim ve Yeterlik Kurulu (İHKMEYK) 3 Kalp Damar Cerrahisi Yeterlik Kurulu 4 Kardiyoloji Yeterlik Kurulu 5 Türk Nöroşirürji Derneği, TND Yeterlilik Kurulu 6 Türkiye Nükleer Tıp Derneği, Türkiye Nükleer Tıp Yeterlik Kurulu 7 Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği, TROD Yeterlilik Kurulu 8 Tıbbı Onkoloji Derneği, TOD Yeterlilik Kurulu 9 Türk Ortopedi ve Travmatoloji Eğitim Konseyi (TOTEK) 10 Türk Anesteziyoloji ve Değerlendirme Formu Dolduranın Adı Soyadı ve Kurul Görevi Dr. Rezan Topaloğlu, Sınav Komisyonu Başkanı Dr. Fatma Ulutan, Yeterlik Kurulu Başkanı Dr. İlhan Günay, Genel Sekreter Dr. Armağan Altun, Genel Sekreter Dr. Mustafa Berker, Üye Dr. Ayşe Mudun, Yeterlik Kurulu Başkanı Dr. Emin Darendeliler, Yeterlik Kurulu Başkanı Dr. Evin Büyükünal, Yeterlik Kurulu Başkanı Dr. Semih Aydoğdu, Yeterlik Kurulu Başkanı Dr. Aydemir Yalman, Genel Sekreter Reanimasyon Board Kurulu (TARB) 11 Türk Cerrahi Yeterlik Kurulu Dr. Sadık Kılıçturgay, Yeterlik Kurulu Başkanı 12 Türk Göğüs Hastalıkları Yeterlilik Kurulu Dr. Hayati Bilgiç, Sınav Komisyonu Başkanı, Yeterlik Kurulu Başkan Yardımcısı 13 Türk Histoloji ve Embriyoloji Derneği Yeterlik Kurulu Dr. Petek Korkusuz, Sınav Komisyonu Başkanı 14 Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Ulusal Yeterlik Dr. Sedat Tavşanoğlu, Sınav Komisyonu Başkanı Sınavı Kurulu 15 Türk Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Derneği, Dr. Yücel Tanyeri, Sınav Komisyonu Başkanı KBB-BBC Yeterlik Kurulu 16 Türk Nöroloji Yeterlik Kurulu Dr. Şerefnur Öztürk, Yeterlik Kurulu Başkanı 17 Türk Oftalmoloji Yeterlik Kurulu (TOYK) Dr. Engin Bürümcek, TOYK Sekreteri 18 Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği, Dr. Atay Atabey, Sınav Komisyonu Başkanı TPRECD Yeterlik Kurulu 19 Türk Radyoloji Derneği Yeterlilik Kurulu Dr. Oğuz Dicle, Yeterlik Kurulu Başkanı 20 Türk Tibbi (Klinik) Mikrobiyoloji Yeterlik Kurulu Dr.Duygu Fındık, Sınav Komisyonu Başkanı (TYMYK) 21 Türkiye Çocuk Cerrahisi Yeterlik Kurulu Dr. Tanju Aktuğ, Sınav Komisyonu Başkanı 22 Türkiye Psikiyatri Derneği Yeterlik Kurulu Aylin Uluşahin, Sınav Komisyonu Başkanı 23 Türk Üroloji Derneği, Türk Üroloji Yeterlilik Kurulu ( TÜYK) Dr. Serdar Tekgül, Sınav Komisyonu Başkanı 21
23 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Bulgular Değerlendirme formu ile yeterlik kurullarından elde edilen veriler analiz edildi ve sonuçlar; a) yeterlik kurulu sınavı ile ilgili genel bilgilere yönelik sonuçlar, b) yeterlik sınavının planlama aşaması ile ilgili sonuçlar c) yeterlik sınavının uygulama aşaması ile ilgili sonuçlar ve d) yeterlik sınavının değerlendirme aşaması ile ilgili sonuçlar olmak üzere dört başlık halinde irdelendi. A. Yeterlik Kurulu Sınavı ile İlgili Genel Bilgiler Derneklere gönderilen değerlendirme formunda, ilk bölümde, yapılan yeterlik sınavları ile ilgili bilgilere ait sorular bulunmakta idi. Bu sorular arasında uygulanan sınavların adları, tarihleri ve sınav merkezleri bulunmaktaydı. Bu sorulara verilen yanıtlar incelendiğinde, ilk yeterlik sınavının 106 katılımcı ile 20 Haziran 2000 de Genel Cerrahi tarafından yapıldığı belirlendi. Bunu 2002 yılında Göğüs Hastalıkları ve İç hastalıklarının, 2003 yılında Oftalmoloji ve Ortopedinin yaptığı yeterlik sınavları takip etti. Bugün için, kongre merkezleri, üniversiteler ve ÖSYM gibi farklı merkezleri kullanarak yeterlik sınavını yapan uzmanlık derneklerin sayısı 25 dir. Yeterlik sınavlarına katılanların sayısı yazılı sınavlar için 3822 e ve beceri sınavları için 889 a ulaşmıştır. Değerlendirmeye katılan 23 dernek/ yeterlik kurulundan 2 si gerçek anlamda henüz sınav yapmadıklarını belirtti. Geriye kalan 21 yeterlik kurulunun şu ana kadar yaptıkları sınavlar ve bu sınavlardaki başarı yüzdeleri tablo 2 de sunulmuştur. Tablo 2 de görüldüğü gibi derneklerin/ yeterlik kurullarının şu ana kadar yaptıkları sınavların sayısı 2 den 20 ye kadar geniş bir farklılık göstermektedir. Bu sınavların; 11 inin hem yazılı hem beceri, 4 inin sadece yazılı 3 sinin hem yazılı hem de sözlü 2 sinin farklı dönemlerde yazılı veya sözlü 1 inin ise hem yazılı hem sözlü hem de beceri sınavı oldukları görüldü. Bu sınavlarda katılımcıların sergilediği başarı yüzdeleri incelendiğinde; yazılı sınavlardaki başarı yüzdesinin yaklaşık olarak %30 lardan %80-90 lara kadar geniş bir aralık gösterdiği ortaya çıktı. Yaklaşık olarak % ile, daha dar aralıkta sıralanan beceri sınavlarındaki başarı yüzdesi, yazılı sınavlara göre daha yüksek hesaplandı (Tablo 2). 22
24 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Tablo 2. Şu Ana Kadar Yapılan Sınavlar Dernek/ Yeterlik Kurulu: Sınavlar ve Katılımcılar ve Başarıları Sınav sayısı Yazılı sınav % Sözlü sınav % Beceri sınav % Toplam % Radyoloji 5 124/242 51,2 44/57 77,2 168/299 56,2 Çocuk Cerrahisi 3 12/ /5 75,0 15/16 93,8 Genel Cerrahi /761* 48, /153 85,0 500/914 54,7 Kalp Damar Cerr. 6 22/45** 48,9 8/10 80,0 30/55 54,5 Kardiyoloji 20 62/77 80,5 84/ /161 90,7 KBB BBC 2 59/68 86, /14 92,9 72/82 87,8 Klinik Mik. ve İnfeksiyon Hast. 5 49/62 79, /34 97,1 82/96 85,4 Tıbbi (Klinik) Mik. 3 19/ / / İç Hastalıkları 7 464/543 85, /543 85,5 Nöroloji 5 194/271 71, /271 71,6 Oftalmoloji*** 7?/184? 14/ / Ortopedi 6 193/578 33,4 - -?/205? Plastik ve Rekons. Cerrahi 3?/9??? Anestezi ve Reanimasyon 5 52/88 59, /48 77,1 89/136 65,4 Psikiyatri 3 43/45 95, / /59 96,6 Göğüs Hastalıkları 8 202/291 69,4 142/200 71,0 344/491 70,1 Çocok Nefrolojisi 2 16/20 80,0 14/15 93,3 30/35 85,7 Nöroşirürji 3 88/189 46,6 2/ /191 47,1 Radyasyon Onko. 2 25/47 53, /47 53,2 Tıbbi Onkoloji 4 15/21 71, /21 71,4 Üroloji 5 190/271 70, /116 92,2 297/387 76,7 Histoloji-Embriyol Nükleer Tıp Toplam ? 889 * 15. sınava 64 kişi girmiş fakat başarı yüzdesi belli olmadığı için hesaplamaya dahil edilmemiştir. ** 6. sınavda 13 katılımcının başarı yüzdesi verilmediği için hesaplamaya dahil edilmemiştir. *** Toplam 7 sınav yapılmış fakat son sınavın verileri yeni yapıldığı için verilmemiştir. Yazılı sınavların her bir bileşenine ait başarı yüzdeleri ayrı ayrı verilmiştir. Katılımcıların başarı yüzdeleri % 32,0 ile 100,0 arasında değişmektedir. B.Yeterlik Sınavlarının Planlama Aşaması Bu bölümde uzmanlık derneklerine yeterlik sınavlarını nasıl planladıklarına yönelik sorular yönetilmişti. Tablo 3 de görüldüğü gibi, yeterlik kurulları, yaklaşık % gibi yüksek oranlarda sınavların amaçlarını belirdiklerini, ağırlandırarak farklı değerlendirme yöntemleri kullandıklarını ve soru dağılımlarını ÇEP ile uyumlu olacak şekilde planladıklarını belirtiler. Ölçme-değerlendirmeye yönelik eşleştirme tablosu ile ilgili oranlar ise % lerde çıktı. 23
25 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Tablo 3. Derneklerin/ Yeterlik Kurullarının Yaptıkları Sınavlara Yönelik Planlamalar YETERLIK SINAVLARININ PLANLAMASI Sınavın amacı yazılı olarak var mı? (n=22) DAĞILIMLAR Sayı Yüzde Evet 21 95,5 Hayır 1 4,5 Eşleştirme tablosu (blueprint) var mı? (n=19) Evet 10 52,6 Hayır 9 47,4 Eşleştirme tablosu adaylarla paylaşılmış mı? (n=16) Evet 6 37,5 Hayır 10 62,5 Farklı yeterlik alanlarını değerlendirmek için farklı ölçme-değerlendirme yöntemleri kullanılıyor mu? (n=22) Evet 19 86,4 Hayır 3 13,6 Kullanılan her bir değerlendirme yönteminin ağırlıkları belirli mi? (n=19) Evet 15 75,0 Hayır 1 5,0 Tek yöntem kullanılmaktadır 4 20,0 Soru ağırlıkları ÇEP ile uyumlu olarak mı planlandı? (n=21) Evet 19 90,5 Hayır 2 9,5 Sınavların her bir bileşenine ait açıklamalara daha yakından bakıldığında, yeterlik kurullarında en sık kullanılan ölçme-değerlendirme aracının çoktan seçmeli sorular olduğu görüldü. Sözlü sınavlar ve hasta başı pratik sınavlar daha az oranlarda kullanılmakta ve ayrıca hasta başı pratik sınavlardaki hasta/ olgu sayısı genelde 1-3 arasında değişmekte idi. Buna karşın 12 yeterlik kurulunun klinik simüle ortamlarda sınav (OSCE gibi) yaptığı ve bu sınavlardaki istasyon sayısı çoğunlukla 7-10 arasında değiştiği belirlendi. C.Yeterlik Sınavlarının Uygulama Aşaması Yeterlik sınavlarının uygulama aşamasına yönelik sorular incelendiğinde, ilgili soruya yanıt veren; 21 derneğin/ yeterlik kurulunun sadece birisinde sınav sırasında sınavla ilgili adayların bilgilendirilmediği, geriye kalan 20 kurulun bilgilendirme yaptığı, 18 yeterlik kurulundan 2 sinin pratik sınav sonrasında katılımcılara sınavda sergiledikleri performansları ile ilgili yazılı ve/ veya sözlü geribildirim vermediği; 6 sinin yüz yüze, 1 inin değerlendirme formu kullanarak, 6 sinin yazılı olarak, 2 sinin hem yüz yüze hem de yazılı olarak, 1 inin ise farklı bir şekilde geribildirim verdikleri tespit edildi. Derneklerin/ yeterlik kurullarının sınav süreleri dikkate alındığında, toplam süreler üzerinden belirtmek gere- 24
26 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. kirse, sınav sürelerinin 120 ile 300 dk arasında geniş bir aralıkta değiştiği gözlendi. Sözlü sınavlarda değerlendirme formu kullanan yeterlik kurullarının oranı 10/12 (bu soruya yanıt veren kurul sayısı 12 idi) iken; sözlü sınavlarda her bir oturumda bulunan değerlendirici sayısı, bu soruya yanıt veren 6 kuruldan 3 ünde bir, 3 ünde ise iki değerlendirici olarak belirtilmiş idi. Pratik sınavları için değerlendiricilere öncesinde bu sınav türü ile ilgili eğitim verilip verilmediği sorulduğunda, bu soruya yanıt veren 13 kuruldan tamamı bu eğitimi verdiklerini belirtti. Pratik sınavlarında her bir istasyondaki veya hasta başındaki değerlendirici sayısı sorulduğunda ise, bu soruya yanıt veren 13 kuruldan 3 ü bir, 9 ü iki, 1 i ise 3 değerlendirici ile bu sınavları yaptıklarını ifade etmişlerdi. D.Yeterlik Sınavlarının Değerlendirme Aşaması Son olarak derneklere/ yeterlik kurullarına yaptıkları sınavları değerlendirmeye, sınav sonrasında yaptıkları uygulamaları belirlemeye yönelik sorular yöneltilmişti. Bu grupta ilk olarak kurullara soruların niteliğini (ayırıcılık, zorluk indeksleri) değerlendirmek amacıyla soru analizi yapıp yapmadıkları sorulmuştu. Bu soruya yanıt veren 21 kuruldan 17 si soru analizi yaptıklarını belirtti. Derneklerden 11 i sınav sonuçlarını postayla veya e-postayla bireysel olarak, 3 ü webden bireysel olarak, 1 i ise sınav sonrası sözlü olarak açıkladığını; 4 derneğin ise birden fazla kanalı kullanarak katılımcılara sonuçları bildirdikleri görüldü. Yine 20 yeterlik kurulundan 16 sının sınav sonuçlarını dernek üyeleri ile paylaştıkları belirlendi. Genel değerlendirmede ise derneklerden/ yeterlik kurullarından sınav sürecinde karşılaştıkları önemli zorlukları ve yürüttükleri yeterlik sınavları ile ilgili gereksinimlerini yazmaları istendi. Yazılan ifadeler incelendiğinde, kurulların karşılaştıkları zorluklar arasında ön plana çıkan nokta, sınavın geçerliliğinin ve getirisinin olmaması gibi nedenlerle yeterlik sınavları ile ilgili katılımcılarda ve eğiticilerde gözlenen motivasyon/ ilgi eksikliği ve dolayısıyla katılımın az olması şeklinde idi. Eğiticiler açısından ön plana çıkan bir diğer nokta ise nitelikli soru hazırlama ve toplamada yaşanan zorluklar idi. Buna paralel olarak, ön plana çıkan gereksinim de, yeterlik sınavlarına geçerlilik/ resmiyet sağlanması ve eğiticilerin daha aktif ve nitelikli katılım için desteklenmeleri, teşvik edilmeleri gibi hem katılımcılarda hem de eğiticilerde motivasyonun/ ilginin artırılması ve bu şekilde katılımın etkinleştirilmesi yönünde idi. Son olarak, derneklerin/ yeterlik kurullarının yürüttükleri sınavları genel olarak 10 puan üzerinden notlandırmaları istendi. Bir skala üzerinde 1 puanın yetersiz 10 puanın ise yeterli olarak tanımlandığı notlandırmada, bu notlamayı yapan toplam 15 yeterlik kurulundan birisi 4,0, birisi 7,0, dokuzu 8,0-8,5 ve dördü ise 9,0-9,5 puan vererek kendi yaptıkları yeterlik sınavlarını, bir dernek dışında yeterliye yakın düzeyde notlandırdığı gözlendi. Sonuçlar a. Ulusal Yeterlik Sınavlarının Güçlü Yönleri: Tüm eksikliklerine rağmen ulusal yeterlik sınavının gerekliliğine ait inancın ülkemizde yerleşmiş olması ve bunun bir sonucu olarak, dışarıdan kaynaklanan yasal bir zorlama olmaksızın yeterlik sınavı yapan uzmanlık derneklerinin sayısının 23 e, bu sınavlara katılanların sayısının yazılı sınavlar için 3822, beceri sınavları için 889 a ulaşmış olması Sınavlar daha çok yazılı sınav ağırlıklı ve dolayıyla bilgiyi/ bilişsel alanı değerlendirmeye yönelik olmakla birlikte yavaş yavaş beceri ve tutum gibi diğer alanların da değerlendirme kapsamına alınması ve buna yönelik ölçme-değerlendirme yöntemlerinin kullanılmaya başlanması, ölçme-değerlendirme alanlarının ve kullanılan ölçme-değerlendirme yöntemlerinin çeşitlenmeye başlaması. Örneğin bu nokta 12 yeterlik kurulunun yeterlik sınavında OSCE yi kullanıyor olması Yeterlik sınavlarını planlanma, uygulama ve sürdürme bağlamında uzmanlık derneklerinin dokuz yıllık zengin bir deneyimine sahip olmaları, bu uygulamaların sürdürülmesi ve artırılması yönünde özveri ile çalışmalarını sürdürmeleri Ölçme-değerlendirme de dahil olmak üzere uzmanlık eğitimin iyileştirilmesi yönünde ulusal düzeyde, ciddi bir irade ortaya konuluması ve bu irade doğrultusunda önemli çalışmalar gerçekleştirilmesi 25
27 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Uzmanlık derneklerin/ yeterlik kurullarının genelde uzmanlık eğitimlerinin özelde yeterlik sınavlarının yapılandırılması ve uygulanması noktasında ülkemizde çeşitli fakültelerde bulunan tıp eğitimi anabilim dalları ile işbirliği içinde hareket ederek eğitim işini profesyonelce ele alma yönünde irade göstermeleri b. Ulusal Yeterlik Sınavlarında İyileştirilmesi Gereken Noktalar ve Öneriler Şu an için ulusal yeterlik sınavını yapan uzmanlık derneklerinin sayısının 23 olması ve ulusal düzeyde yapılacak gerçekçi planlamalarla bu sayının ilk aşamada tüm yeterlik kurullarını içerecek şekilde 43 e yükseltilmesi Mevcut sınavlarının bir getirisinin/ yaptırımının olmadığı ve bunun da hem katılımcılarda hem de uzmanlık dernekleri, eğitim kurumları ve eğiticilerde motivasyon ve ilgil düşüklüğüne neden olduğunu göz önüne alarak bu bağlamda gerekli düzenlemelerin yapılması Mevcut sınavların daha çok bilgiyi değerlendirmeye yönelik olarak yazılı sınavlar şeklinde yürütülmesi, yapılandırılmış sözlü ve beceri sınavları yapan derneklerin oranlarının düşük olması, beceri ve tutum gibi bilgi dışında diğer alanların yeterince değerlendirilmemesi ve dolayıyla sınavlarda farklı değerlendirme yöntem ve araçları kullanılarak katılımcıya ait tüm resmin kapsamlıca değerlendirilememesi gibi sonuçlar dikkate alınarak ulusal yeterlik sınavlarına bir sistem/ program çerçevesinde daha bütüncül ve sistematik şekilde yaklaşılması Sınavların psikometrik (geçerlilik ve güvenilirlik) niteliğine yönelik sorulara yeterince yanıt alınamadığından ve alınan yanıtlar bu yönde zayıflıklara işaret etiğinden (hasta başı sınavların 1-3 hasta/ olgu ile yapılması; oturumlardaki değerlendirici sayılarının yetersiz olması; uygun ve yeterli/ kapsayıcı sınav içeriğinin oluşturulmasına, içeriğe uygun ölçme-değerlendirme yöntem ve araçlarının seçilmesine imkan tanıyan eşleştirme tablolarının yeterince kullanılmaması gibi) sınavların bu açıdan yeniden sorgulanması, psikometrik niteliklerine ait verilerin yeni araştırmalarla netleştirilmesi ve iyileştirilmesi için tıp eğitimi anabilim dallarından destek alınması Ölçme-değerlendirmenin öğrenme ve gelişme etkileri dikkate alınarak ulusal ölçekte yapılan değerlendirmelerin sistematik ve bütüncül yaklaşımla uzmanlık eğitiminin bütünü içinde, yeterliğe ve gelişime odaklı ele alınarak planlanması ve yürütülmesi. Ulusal ölçekli ölçme-değerlendirme etkinliklerinin eğitim kurumlarındaki etkinliklerle bir arada düşünülerek birbirlerini destekleyecek ve tamamlayacak şekilde daha bir iç içe planlanması ve yürütülmesi Klinik simüle ortamlarda ve gerçek iş ortamlarında yeterliğe ve performansa dayalı ölçme-değerlendirme yöntem ve araçların da eklenmesi ile yapılan sınavların iyileştirilmesi ve bu bağlamda dernekler bünyesinde eğitici gelişimi programlarının planlanması ve uygulanması Uzmanlık eğitimi bağlamında ulusal düzeyde faaliyet gösteren resmi ve sivil otoriteler arasındaki işbirliğinin ve eş güdümün güçlendirilmesi. Ulusal düzeyde yapılan çalışmalarda ve alınan kararlarda uzmanlık derneklerinin ve uzmanlık eğitimi veren kurumlarının ön planda tutulması, otonomilerinin gözetilmesi Kaynaklar 1. Dağlı T. TTB-UDEK Ulusal Yeterlik Kurulu Dönemine Bakış. TTB-UDEK Bülten. Sayı 3, Sayfa 12-16, Çete Y. Yeterlik Kurulları Ulusal Durum Anketi. TTB-UDEK Bülten. Sayı 3, Sayfa 17-20, Ulusal Yeterlik Kurulu III. Çalıştayı Raporu. TTB-UDEK Bülten. Sayı 3, Sayfa 36, Dağlı T. Tıpta Uzmanlık Eğitimi ve Yeterlik Sınavları. II. TOTBİD-TOTEK Ortopedi ve Travmatoloji Eğitim Kurultay Kitabı. Sayfa 83-94, 2008, Ankara. 5. TTB-UDEK Ulusal Yeterlik Kurulu 3. Çalıştayı, Ankara: Türk Tabipleri Birliği Yayınları,
28 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. YETERLİK SINAVLARI İÇİN FARKLI BİR DENEYİM Doç. Dr. Şerefnur Öztürk UYEK Yönetim Kurulu Üyesi, Türk Nöroloji Yeterlik Kurulu Başkanı, UEMS/EBN Examination Committee Member European Union of Medical Specialists /Neurology (UEMS/Neurology-EBN) Avrupa ülkelerinin (AB üyesi olanlar ve olmayanlarla) nöroloji alanında eğitim programları, nöroloji hizmet alanında özel durumlar için belirlemelerin yapılmasını, rehber ve çerçeve programları, kurumlar arası eğitim işbiliği ve akreditasyon kurullarının kurulmasını ve yürütülmesini gerçekleştiren bir organizasyondur. UEMS/EBN UEMS komiteleri, board, alt kurullar ve ulusal delegeler tarafından belirlenen UEMS alt yapıları ile birlikte çalışır. UEMS/EBN nin hedefi hastalar için nörolojik bakımın geliştirilmesi ve bu amaçla medikal alanların optimal duruma getirilmesidir. Nöroloji alanında eğitim standartlarının oluşturulması ve devam ettirilmesinde UEMS/Neurology; CESMA EACCME UEMS/EBN Visitation UEMS/EBN CME gibi organizasyonlarla işbirliği yapmaktadır. Avrupa da nöroloji eğitiminin standardizasyonun sağlanması, sürekli tıp eğitimi ve sürekli profesyonel gelişimi de destekleyecek, farkındalık yaratacak bir araç olarak UEMS/ EBN board sınavı 2006 da ciddi olarak gündeme gelmeye başlamıştır. Avrupa da yeterlik sınavı yapan uzmanlık alanları sayıca çok sınırlıdır ve bu konuda ulusal deneyimler oldukça önem kazanmaktadır. Türk Nöroloji Derneği olarak uzun süredir katıldığımız TTB-UDEK toplantılarında edindiğimiz bilgi ve deneyimlerle Türk Nöroloji Yeterlik Kurulunu 2004 yılında yaptığımız seçimlerle oluşturduk. Yeterlik kurul ve komisyonlarımız paralel bir gelişme hedefinde iken, sınav komisyonumuzun 2004 yılında ilk yeterlik sınavını gerçekleştirmesi ile bu alana olan ilginin giderek arttığını ve eğitim kurumları ve eğiticilerimizin sınavı soru ve aday katılımı ile desteklerini görmeye başladık ve bu deneyimlerimizi daha önceki TTB Eğitim Kurultaylarında da paylaştık. Her yıl yaptığımız bu sınavlar; 1. Soru hazırlama formlarında yer alan teorik çekirdek müfredatın yaygınlaşmasına 2. Eğitim kurumlarının kendi eksiklerini görmesine 3. Eğitim sürecindeki adayların eksiklerini fark etmesi ve giderme çabalarına 4. Bir prestij belgesi olan Nöroloji Yeterlik Belgesinin akademik yükseltme ve iş olanaklarında yardımcı bir belge edinilmesine katkıda bulunmaktadır. UEMS/Neurology alanında çalışmalarını organize etmek ve yürütmek üzere ulusal delegelerden oluşan üyeler ile yılda iki kere periyodik toplanmaktadır. Bu toplantılara Türkiye temsilcisi olarak 2006 dan beri katılmaktayım. UEMS alanındaki konulara Türkiye olarak aktif katkılarda bulunmaktayız. Avrupa Nöroloji Board sınavlarının hazırlanma sürecinde Türkiye deneyimlerini UEMS kuruluna sunma 27
29 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU olanağı buldum ve UEMS Türkiye örneğini oldukça öğretici bularak, benzer bir yol izlenmesine karar verdi. İlk olarak board sınavı ile ilgili olarak; YETERLİK SINAVINA HAZIRLANMA SÜRECİ UEMS/Neurology toplantıları sırasında çeşitli zamanlarda yapmış olduğum sunumlarda ana hatları ile aşağıdaki konular yer almıştır. 1. Sınav komitesinin oluşturulması 2. Sınav yönteminin belirlenmesi (sözel, yazılı veya ikisi birden) 3. Soru bankasının hazırlanması 4. Adaylar için kriterlerin belirlenmesi 5. Sınav tarihi ve yerinin belirlenmesi 6. Sınavın uygulanması 7. Sonuçların değerlendirilmesi 8. Resertifikasyon Sınav komitesi TASK Force grubu olarak UEMS/neurology başkanı Wolfgang Grisold, David Vodusek, Swein Mellgren, Şerefnur Öztürk ve Walter Struhal dan oluşturulmuştur. Bu komite sınavın ana hatlarını basamak basamak belirlemişler ve UEMS üyelerinin görüşüne sunulan EBN Examination çerçevesi son haliyle kabul edilmiş ve duyurulmuştur. Bu aşamalar UEMS Board tarafından sırasıyla oluşturulurken Türk Nöroloji Board Kurulu yapılanması ve sınav hazırlık çalışmaları temel alınmıştır. Bu yıl altıncısını gerçekleştirdiğimiz yeterlik sınavlarında bize ölçme ve değerlendirme konusunda teknik destek veren Ege Ü. Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi Anabilim dalı UEMS/ EBN e tarafımızca teknik ekip olarak önerilmiş ve Türk Nöroloji Yeterlik Sınavlarında yapmış oldukları çalışmalar temel alınarak Avrupalı rakipleri arasından UEMS/EBN sınavı için teknik ekip olarak (profesyonel ekip) seçilmiş ve anlaşma yapılmıştır. Bu merkezden Yard. Doç. Dr. Ayhan Çalışkan soruların hazırlanması, sınavın hazırlanması, değerlendirilmesi ve sertifikasyon aşamalarında aktif olarak komite ile birlikte çalışmalarını sürdürmüştür. Sınavın fiziksel altyapısı oluşturulurken UEMS, EFNS ve ENS ile görüşmeler yapılmış ve finansal destek de gerektiğinden bu sınavların sırası ile ENS ve EFNS kongreleri sırasında yapılması kararlaştırılmıştır. Elektronik soru bankası online sorularla belli komitelerce (UEMS, EFNS ve ENS çalışma gruplarından) oluşturulduktan sonra sınav komitesince soruların analizi ve seçilmesi, düzenlenmesi gündeme gelmiştir. Adayların başvuruları sonrası uygun adaylar seçilmiş ve ilk UEMS/Neurology Board sınavı ENS kongresi sırasında Haziran 2009 da Milano- İtalya da yapılmıştır. İlk bölümü yazılı çoktan seçmeli, ikinci bölümü sözel yapılan sınavda değerlendirme aynı ekipçe yapılmıştır. Sözlü sınav Jürisi Prof. A: Steck (CH), ENS, Assoc. Prof. S: Ozturk (TR), UEMS EBN, Prof. L: Vecsei (HU), EFNS and Dr. G. Llewelyn (UK), UEMS EBN. olarak belirlenmiştir. Başarılı adayların sertifikaları ENS Kongre açılışında törenle verilmiştir. Sonuç olarak, Türk Nöroloji Yeterlik Kurulu olarak, TTB-UDEK ve UYEK ile olan işbirliğimizin bize kazandırıdığı bilgi ve deneyimle alanımızda Avrupa organizasyonuna örnek oluşturmak-öncülük etmiş olmaktan ve bu organizasyonda aktif rol almış olmaktan gurur duymaktayız. İlk Avrupa Board Sınavını gerçekleştiren ekip ve başarılı olmuş adaylar. (Haziran Milano- ENS kongresi) 28
30 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Avrupa Nöroloji Yeterlik Sınavı ile ilgili süreç ve dökümanlara ulaşmak için; 29
31 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU YENİDEN BELGELENDİRME İÇİN ÖNERİLER Prof. Dr. Mehmet Demirhan UDEK Yürütme Kurulu Üyesi, İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Eğitimini tamamlamış uzmanların mesleki yaşamlarının devamı süresince bilgi düzeylerindeki standardizasyonun yakalanması ve devamı açısından sürekli tıp eğitiminin bir parçası olarak belirli dönemlerde yeniden değerlendirilmeleri gerekmektedir. Bu değerlendirme gerek yeniden sınava tabi tutma, gerekse göstermiş oldukları bilimsel aktivitelerin (kongre, seminer katılımları, kurslar, bilimsel yayınlar, internet üzerinden okumalar v.s.) sorgulanması şeklinde yapılabilmektedir. Bu konudaki en gelişmiş sistem Amerika Birleşik Devletleri nde bulunmaktadır yılında kurulan (Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi)AAOS ve bunu takiben 1934 yılında oluşturulan (Amerikan Ortopedik Cerrahlar Yeterlilik Kurulu) The American Board of Orthopaedic Surgeons (ABOS) kendi içerisinde Examination Committee (sınav komitesi), Eligibility Committee (değerlendirme komitesi), Residency Training Committee (asistan eğitim komitesi) alt birimlerini oluşturarak faaliyetlerine 70 yıl önce başlamıştır. ABOS u oluşturan delegeler American Medical Association (AMA), American Orthopaedic Association (AOA) ve American Academy of Orthopaedic Surgeons (AAOS) üyeleri arasından seçimle gelen kişiler tarafından oluşturulmaktadır. Bu organizasyon private (özel), voluntary (gönüllü çalışan), nonprofit (kar amacı gütmeyen) otonom bir kuruluştur. Amacı ortopedi asistanlarının eğitim standartlarının belirlenmesi ve yükseltilmesi ve ortopedik cerrahların sürekli eğitiminin ve güvenilirliklerinin devamlılığının sağlanmasıdır. Bu amaçla bu uzmanlık alanıyla ilgili minimum eğitim standartlarının belirlenmesi, uzmanlık eğitiminin geliştirilmesi ve sürekli mesleki eğitimin ve olanakların programlar çerçevesinde oluşturulmasıdır. Bu görevini yaparken residency review commitee ve acreditation council for graduate medical education (ACGME) komiteleriyle birlikte çalışır. Bu yapı ülkemizde bulunan uzmanlık dernekleri yeterlilik kurulları ile kısmen uyuşmakta ve aynı zamanda TTB UDEK yapılanması ile de örtüşmektedir. Yeterlik Sınavı ABOS içerisinde Yeterlik sınav sistemi ilki (Part I) yazılı, ikincisi (Part II) sözlü sınav şeklinde iki bölümden oluşmaktadır. Bu yapı gerek ATUB (UEMS), gerekse ülkemizdeki yeterlik kurullarının çoğu ile benzeşmektedir. ABOS sınavlarının yazılı bölümüne 60 aylık asistan eğitim programının 54 ayını başarılı bir şekilde tamamlayan kıdemli (senior) asistanların katılmasına izin verilmektedir. Çoktan seçmeli sorulardan oluşan bu sınava yılda ortalama 900 ila 950 aday katılmaktadır. Bu sınavda başarı ortalaması %79 ile 88 arasındadır. Bu sınavda başarılı olanlara Board Eligible (Yeterliğe a uygunluk) belgesi verilmekte ve bu belge 5 yıl süreyle geçerli olmaktadır. Aday başarılı bir şekilde 60 aylık programını tamamladıktan sonra bu 5 yıllık süreç içerisinde sınavın sözlü olan 2. aşamasına (Part II) girmek zorundadır. Bu sırada yapılan fellowship lerde geçen süre bu 5 yıllık süreye dahil edilmemektedir. Sınavın sözlü olan bu 2. aşamasına (Part II) 1. aşamada (Part I) başarılı olmuş ve aktif cerrahi pratiği yapan ve bu pratikte 22 ayını tamamlamış adaylar katılabilir. Bu 22 ayın en az 12 ayı aynı klinikte geçirilmiş olmalıdır. Sınavın ikinci aşamasının (Part II) amacı adayın klinik yeterliliğini belirlemektir. Aday son 6 aydaki cerrahi vakalarının listesini Yetrlik Kurulu(Board) a sunar. Yetrlik Kurulu(Board) listeden 12 vakayı seçer. Bunlardan 10 tanesine ait tüm belgeler Yeterlik Kurulu(Board) a gönderilir. 45 dakikalık iki ayrı bölümden oluşan sınavın toplam süresi 1,5 saattir. Sınav süresince aday vakalarını sunar ve sınav yapıcılar vakalarla ilgili sorular yönelterek tanı, tedavi, teknik, beceri, sonuç ve etik konularında adayı sınarlar. Sınav yapıcılar genel ortopedi, travma, vertebra, pediatri, ayak ayak bileği, spor ve üst ekstremite panellerini içerecek tarzda bölünmüştür. Sözlü sınav her yıl bir kez yapılır ve yılda ortalama 700 ila 750 kişi bu sınava girer. Bu sınavı geçen adaylar 10 yıl için The American Board of Orthopaedic 30
32 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Surgery (YETERLİK diploması) almaya hak kazanırlar. Yeterlik sınavındaki bu yöntem yani eğitiminin son senesinde olan uzmanlık öğrencilerinin YETERLİK Sınavının yazılı bölümüne girebilme hakkı bir çok AB ülkesi yeterlik kurullarında da uygulanmaya başlanmıştır. Ülkemizde de bazı yeterlik kurullarının bu yönde çalışmalar yaparak gerekli tüzük değişikliklerine gittikleri de bilgimiz dahilindedir. Yeniden Belgelendirme (Resertifikasyon) Sınavı Bu sınav ABOS diplomasına sahip uzmanların resertifikasyonu için yapılır. ABOS diplomasının geçerlilik süresi olan 10 yılın son 3 yılında adaylar isterlerse bu sınava girebilirler. Resertifikasyon ortopedistin yeterliliğinin sürekliliğini değerlendirmek amacıyla yapılır. Bu STE (CME) puanları, kredilendirme ve sınav ayaklarından oluşur. Önce aday son 3 yıl için kategori I de 120 saat STE kredisi topladığını beyan eder. Daha sonra kredilendirme komitesi başvuruyu değerlendirir ve adayın uygunluğunu belirledikten sonra resertifikasyon amacıyla adaya 3 seçenek sunar: 1. Genel Klinik Yazılı Sınav: Bu sınav 2 çoktan seçmeli sorudan oluşur. 4 saatlik bir yazılı sınavdır. Sorular her ortopedistin bilmesi gereken genel klinik materyel ve deneyim üzerine oluşturulmuştur. Bu sınav her yıl 1 kez AAOS kongresi sırasında yapılır. 2. Bilgisayar Bazlı Klinik Sınav: 190 sorudan oluşan bu genel klinik sınav, web bazlı olarak yılın belirli bir ayında gerçekleşitirilir. 3. Pratik Sınav: Bu sınav erişkin rekonstrüksiyon cerrahisi ve artroplasti, spor hekimliği ve omurga cerrahisi olarak 3 üst uzmanlık alanında yapılabilir. Her sınav %50 ilgili konudaki ve %50 genel sorulardan oluşur. Bu sınavlar da Web bazlı olarak yapılır. 4. Pratik Bazlı Sözlü Sınav: Aday son 6 ayda yaptığı ameliyatların listesini Board a sunar. Board bu listeden seçtiği 12 vakadan adayın istediği 10 tanesi üzerinden adayı sözlü sınava tabi tutar. 5. El Cerrahisi için ayrı bir sınav vardır. 160 soruluk çoktan seçmeli sınav el cerrahisinin klinik ve temel konularını içerir. ( Son yıllarda ortopedinin başka alanlarında da spesifik sınavlar hazırlanmaya başlamıştır. Spor cerrahisi, omurga cerrahisi gibi) Aday resertifikasyon için yukarıda sayılan seçeneklerden hangisini istiyorsa öncelikle CME (STE) kredilerini toplayıp, başvurusunu yapıp, uygun olduğunu belirledikten sonra yeniden belgelendirme (resertifikasyon) sınavına girebilir. Amerika Birleşik Devletleri nde yeniden belgelendirme programının prensipleri 1972 yılında belirlenmiş ve yeniden belgelendirme 1986 yılında uygulamaya başlanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri nin 75 yıllık deneyimi sonucunda yukarıdaki noktaya gelmiş olan sınav sistemi gerek Avrupa, gerekse ülkemiz için henüz uzak bir gelecek gibi görünmektedir. Zira ATUB(UEMS) içerisinde gerek ortopedi, gerekse tüm diğer branşlarda ortak bir yeterlik sınavı oluşturulamamıştır. Yapılan avrupa yeterlik sınavları ise henüz emekleme aşamasında olup, gerek katılım, gerekse bu sınavın üye ülkeler tarafından tanınması açısından çok gerilerdedir. Ülkemizde düzenli yeterlik sınavları yapan yeterlilik kurullarının sayıları günden güne artmakta ve TTB UDEK içinde bunların ortak bir koordinasyonu için çalışmalar yapılmaktadır. Aynı çalışmalar ATUB (UEMS) iöinde de yapılmakta özellikle internet üzerinde sınavların tek merkezli yapılmasına çalışılmakta bu konuda çeşitli yazılım firmaları ile görüşülmektedir. Yeniden belgelendirme( Resertifikasyon) ise yukarıda Amerika Birleşik Devletleri örneğinde görüldüğü noktadan çok daha geridir. ATUB (UEMS) üye ülkeleri arasında sadece Hollanda ve Hırvatistan da resertifikasyon programları başlamıştır. Henüz İngiltere de bile resertifikasyon programı bulunmamaktadır. Bununla birlikte son ATUB (UEMS) toplantısında bu konuda tüm üye ülkelerin çalışmalar yaptığı ve bu çalışmalarda da çoğu kez Amerikan Birleşik Devletlerinin örnek alındığını belirtmek isterim. 31
33 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Bu amaçla oluşturulacak Yeniden Belgelendirme programları kanımca 2 aşamadan oluşturulmalıdır: I. Aşama: Bu aşamada resertifikasyona tabi tutulacak adayın sertifikasyon sonrasında geçirmiş olduğu (genel olarak kabul edildiği gibi bu süre 10 yıl olacaktır) dönemde yeterli sürekli tıp eğitimi (STE) kredisi toplamış olma şartı aranır. Yeni hazırlanan TTB sürekli tıp eğitimi ve sürekli mesleki gelişim kredilendirme yönergesi bu kredilerin hangi başlıklar altında ve hangi gruplarda olabileceğini ayrıntılı bir biçimde belirtmektedir. Bu yönerge gerek UEMS in, gerekse AMA nın yönergeleriyle uyuşmaktadır. Burada hangi grupta kaç puan alınması gerektiği ilgili yeterlilik kurullarının belirleyeceği bir kriterdir. Ancak bu yönergede adaya çeşitli şekillerde kredi alma imkanı verildiğinden ve TTB nin de artık ülkemizde bu kredileri vatandaşlık numarası ile elektronik ortama taşıdığı dikkate alındığında daha dikkatli bir şekilde hekimlerimizin bu formları doldurmalarının ve takip etmelerinin önemi ortaya çıkmaktadır. Bu aşamada TTB UDEK tarafından önerilen TTB STE kredileri: a. Yılda en az 50 TTB TE/SMG kredisi b. 5 yılda en az 250 TTB/STE kredisi c. Yılda en fazla 100 TTB STE/SMG kredisi d. Bireysel aktif katılım gerektiren etkinliklerden en az 30 TTB STE/MG kredisi, diğerlerinden en çok 10 TTB STE/SMG kredisi II. Aşama: Bu aşamada belirlenen kredi miktarını tamamlamış adayın bundan sonra aynı yukardaki örnekte olduğu gibi çoktan seçmeli sorulardan oluşan bir sınava tabii tutulabilir.. Bununla birlikte başlangıçta yeniden belgelendirme sadece 1. aşama ile sınırlı tutulup, sınav aşamasının geçiş döneminden sonra uygulanmaya başlanması düşünülebilir. Burada tamamen isteğe bağlı ve dernekler tarafından yürütülen yeterlilik kurullarının çalışmalarının belirli bir seviyeye ulaşması ve standardizasyonunun TTB UDEK tarafından sağlanmasının ardından sertifikasyonun kabul edilebilirliğinin tüm ilgili kuruluşlara yaygınlaştırılmasının ardından 2. paragrafta belirtilen sınavlar söz konusu olabilir. Yeniden Belgelendirme süreci Amerika Birleşik Devletleri nde bile sürekli gelişmekte ve değişime uğramaktadır yılından itibaren MOC [Maintenance of Certification (Sertifikasyonun sürdürülmesi)] sisteminin uygulanmaya başlanması planlanmaktadır. Bu konudaki ayrıntılı bilgiye adresinden ulaşabilirsiniz. Ülkemizde yeniden belgelendirme (resertifkasyon) aşamasına gelen veya bunu başlatan henüz birkaç yeterlilik kurulu bulunmaktadır. Bununla birlikte bu noktanın tüm yeterlililk kurullarının üzerinde asgari müşterekte uzlaşacağı bir yönerge taslağının TTB-UDEK bünyesinde hazırlanması faydalı olacaktır. 32
34 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. PANEL: TÜRKİYE NİN İLAÇ VE TEKNOLOJİ POLİTİKASI: GÜNCEL SORUNLAR VE ÖNERİLER 33
35 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU İLAÇ BOYUTU Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Sunu başlıkları İlaç Ekonomi-Politiğinin Temelleri ve İlacın Başlıca Özellikleri İlaç Sanayiinin Yapısal Özelliklerinden Çokulusluluğa Küreselleşme Dinamikleri Bakımından İlaç Sanayii ve Çokuluslu Şirketler: Tanımlar, Özellikler, Yaklaşımlar Tanımlar: İlaçta Sermayenin Yoğunlaşması, Merkezileşmesi ve Hegemonya Stratejileri: Türkiye Penceresi Sonuç o ÇUŞ nedeni olarak yoğunlaşma: o ÇUŞ görüntüleri: o ÇUŞ göstergeleri ve araçları: Bu bildiri konusu, temel olarak ilaç sanayinin yapısal özellikleri bağlamında kimi başlıklarının incelenmesine odaklanmıştır. Sanayii sektöründeki küresel gelişim eğilimi, çokulusluluk temelinde şekillenmekte ve bunun açılımı olan Ar-Ge çalışmaları ve ilaçta patent yüksek teknoloji ürünlerinin üretimini zorlamakta ve olanaklı kılmaktadır. Küresel kapitalizmin gelişim dinamikleri ve bunun Türkiye ye yansıması da bu çerçevesiyle, Türkiye İlaç Sektörünün yeniden şekillendirilmesine etki etmektedir. İlaç Ekonomi-Politiğinin Temelleri ve İlacın Başlıca Özellikleri İlaçlar özgün kimyasal yapılara ve farmakolojik özelliklere sahiptir. Bozulan sağlığın ikamesinde, yani hastalıkların tanı ve tedavisinde ve hastalıklardan korunmada kullanılırlar. Buluş süreçlerinden başlayarak, ilacın üretiminden, tüketimine, bir dizi bilimsel ve hukuki kural, onları ayrıcalıklı bir ürün konuma oturtur. Hasta için ilaç vazgeçilmezdir; can kurtarıcıdır; devadır. Kısacası onsuz olunamaz. Ancak, hepsi bu kadardır. Tüm bu özellik ve işlevler bir yana konduğunda, ilaçlar da değişim için üretilen herhangi bir meta, mal veya üründen farklı değildir. Dolayısıyla ilacın tıbbi uygulamalardaki özel rolünün dışında, üretim ilişkilerinin biçimine özgü bir iktisadi bir ürün olma dışında, başkaca bir özelliği bulunmamaktadır. Tüm metalarda olduğu gibi ilacın kullanım ve değişim olmak üzere iki tür değeri bulunmaktadır (1-4). İlaçlar, insani gereksinimlerin doyurulabilmesi anlamında bir kullanım değeri içerirler. Meta olarak ilaç, insanı ya hastalıklardan korumak veya hastalığın tanısı ve/veya sağaltımında kullanılmak özelliklerini ve değerini taşır. Bu bağlamda da ilaçlar, mal veya ürün olarak birbiri yerine ikame edilemeyecek özelliklerde bir kullanım değeri içerirler. İlacın değeri, değiş-tokuş edilmesine (fiyat) bağlıdır. Ancak, ilacın değişim değerinin oluşması, diğer mallardan farklı bazı özellikler de gösterir. İlaca olan tüketici talebinde esneklik bulunmaması (sıfır veya sıfıra yakın); malın (ilacın), değişim değeri (fiyatı) her ne olursa olsun, hasta bakımından edinilmek zorunluluğunun olması; ilacın seçiminde tüketicinin tercihi, beğenisi, bilgisinin bulunmaması; malın (ilacın) fiyatı yönünden çekiciliğinin söz konusu olmaması ve hekimlerin, eczacıların yani uzmanların, ilaçla ilgili tercihi tüketici adına yapıyor olmaları, başlıca farklılık özellikleri olarak karşımıza çıkmaktadır (5-7). İlaç kullanım ve değişim değeri oluşturma bakımından sosyal bir ürün olma özelliğini göstermesine karşın, 34
36 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. üretimi bakımından, bütün maddi malların üretiminin taşıdığı özellikleri içerisinde barındırır. Yani ilaçta üretim ve tüketim, farklı zaman süreçlerinde gerçekleşir; ilaç herhangi bir mal olarak maddi bir nesnedir; bu anlamda maddi bir üretim vardır; üreticiler de maddi nesneler üreterek emeklerini sermayeye üretken emek biçiminde dönüştürürler. Bu özellikler çerçevesinde ilacın keşfinden, üretimine ve oradan da tüketimine kadar olan bütün egemen iktisadi süreçlerde yukarıda tanımlanmaya çalışılmış küresel semaye yoğunlaşması ile ilgili bütün mekanizmalar, ilaca da birebir yansımalar gösterir. İlacın meta özellikleri, içerdiği değer ve bunların yaratımındaki emek süreçlerine ilişkin özet çözümlemelerden şu sonuçlar çıkarılabilir (8) : 1. İlaç, maddi bir nesne olarak değer üretme özelliklerine sahip bir maldır. 2. İlacı diğer mal veya metalarla eşitleyen değerler, kullanım ve değişim değerleridir. 3. İlacın kullanım değeri, onun etkililik, kalite, emniyet ve geçerlilik özellikleriyle ilgilidir. 4. İlacın kullanım değeri, diğer mal veya metalardan farklılık gösterir. Mal olarak ilaç yerine başka bir ürün ikame edilemediği gibi, ilaçlar da kendi aralarında endikasyon farkına bağlı ikame edilemez özellik gösterirler. 5. İlaçtaki değişim değeri onun fiyatında belirlenmektedir. 6. İlaç, değişim değeri bakımından her zaman ve her yerde edinilebilir ve ulaşılabilir olmak durumundadır. 7. Bir meta olarak ilacın değişim değeri, bir talep elastikiyeti içermez. 8. Mal cinsi bakımından ilaç, gerçek veya ekonomik dayanıksız tüketim malıdır. 9. İlaç yapımında kullanılan etkin ve yardımcı maddeler bir üretim, sermaye ve yatırım malı özelliği de taşırlar, ya da döner sermaye mallarıdır. 10. İlaca olan talep, i) tüketicinin gelirinden, ii) mal olarak ilacın fiyatından, iii) ilacın fiyatının diğer mallardan farklılaşmasından ve iv) tüketicinin zevk, alışkanlık ve bunlara bağlı tüketim isteğinden bağımsızdır. İlaç bir arzu, istek ve beğeni malı değildir. Seçimini başka eller yapar. 11. İlacın üretim süreçlerinde değer yaratan emek somut emektir. Bu emek üzerinden doğrudan artıkdeğer üretilir. 12. İlaca ilişkin bilginin tüketildiği hizmet süreçlerinde üretilen emek ise, soyut emektir. Süreç göreceli artık-değer üretimini kapsar. 13. İlaç, hastalık tanı, tedavi ve korumasında sağlık hizmetinin birincil aracı olarak, bozulan sağlığın ikame edilmesinin en önemli aracıdır. Üretim süreçlerindeki emek güçlerinin de sağlığına kavuşturulmasının aracı olan ilaç, sistemin kendisini yeniden var etme koşullarını da yaratan bir metadır. İlaç Sanayiinin Yapısal Özelliklerinden Çokulusluluğa (9-11) İlaç piyasası çok girdili ve aktörlü bir alandır. İlaç hammadde ve mamul madde üretimi, imalat sanayii etkinlikleri içinde kimya sektörü alt başlıkları arasında karşımıza çıkmaktadır. Üretildiği piyasadan, tüketici olan hastaya ulaşaması; dağıtım kanallarının rolü, işlevi ve özellikleri bakımından daha farklı özellikler içermektedir. Hastanın kendisi ve ilacı hastaya tükettiren uzmanlar olarak hekim ve eczacılık hizmetlerinin doğası ve yapısı, farklı piyasa özellikleri göstermeketedir. Bu noktadan bakıldığında, bir sanayii etkinliği olarak, ilaç üretiminin piyasa konumlanması şöyle değerlendirilebilir: Bütün sanayi sektörleri bakımından, bu arada ilaç sanayii ölçüsünde de, sanayinin yapısal özelliklerinin belirlenmesinde temel iki ana ölçüt bulunmaktadır. Bunlar: a) endüstriye yeni firmaların girebilmesindeki kolaylık veya zorluk dereceleri, b) sanayideki üretim ve satışların kaç firma tarafından gerçekleştirildiğidir. Bu temel ölçütlere bakarak, sektörün kendi içinde, iktisaden nasıl bir yapılasal özellik gösterdiği deşifre edilebilmektedir. 35
37 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Kapitalist sistemde, bir piyasada üretilen mala olan talebin, fiyat karşısında duyarsızlık derecesi (yani, o maldaki fiyat artışına rağmen tüketicilerin malı tüketmeye devamları halinde), o piyasada tekelleşme koşullarının da asal belirleyicisi olduğu varsayımına dayanmaktadır. Buna göre de, piyasalar monopolistik bir yapıdan oligopolistik bir yapıya değin farklılıklar gösterebilmektedir. Tekelleşmenin biçimi ve derecesi de, toplulaşma oranı ile tanımlanmaktadır. Bu oran, bir piyasada satışların, üretimin, ya da istihdamın kaç firma elinde yoğunlaştığını gösteren bir değerdir. Bu oran ilk firma bazında toplam piyasa satışlarının % kaçını elinde bulundurduğu temelinde hesaplanır. Piyasa toplulaşma oranı % arasında bir değer alır. Toplulaşma oranı % 60 olarak hesaplanırsa oligopol bir piyasadan söz etme olanağı ortaya çıkar. Oligopol piyasasında, alıcı karşısında tekelle karışık rekabet piyasasından (veya serbest rekabet) daha az sayıda, birkaç tane firma vardır ve bunlar aynı veya farklılaştırılmış malları satan firmalardır. Bu bağlamda da oligopolcü firma, az sayıdaki rakiplerinin davranışlarını göz önünde tutmak zorundadır. Oligopol piyasadaki firma ürün satış miktarı a) malın fiyatına, b) rakip firmaların fiyatına, c) rakip firmanın gelecekteki tepkilerine bağlıdır. Firmalar arası fiyat rekabeti veya fiyatın ortaklaşa saptanması piyasa içindeki rekabet denge koşullarına göre tercih edilir. Dünya istatistikleri ve Türkiye özeli değerlendirildiğinde, var olan küresel ve ulusal ilaç sanayinin oligopolistik bir yapıda olduğu görülmektedir yıllarına ait Türkiye değerleri, ilk 20 firma bazında % 85 lik toplulaşma oranı olduğunu göstermektedir. Oligopol ilaç piyasasında rekabet üç başlık altında toplanabilir. Bunlar: a) ilaç sanayiinde (oligopol piyasanın oluşması sonrası) fiyat rekabetinin olmaması, b) gerçek rekabet koşullarını fiyat-dışı rekabet biçimlerinin belirlemesi, c) ortaya çıkan durumun serbest rekabet koşulları değil aksak rekabet biçimi olmasıdır. Oligopol ilaç piyasasında gerçek rekabet a) tüketici kesiminin ilaca karşı duyarlı olması, b) sektörde çok sayıda çokuluslu şirket (çuş) in bulunması ve c) ilaç sanayinin diğer imalat sanayii kollarından farklı bazı özellikler göstermesi gibi etmenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Sonuç olarak (8) 1. İlaç üretim piyasaları i) belirliliğe dayalı piyasa, ii) malların ve hizmetlerin niteleğine dayalı piyasa ve iii) rekabet koşullarına bağlı piyasalardır. 2. Farmasötik pazarın belirliliğe dayalı olması coğrafi temeldedir. 3. İlaç sanayiinde, rekabet koşullarına bağlı piyasa oluşması, o piyasada var olan firma sayıları ve firmalar arası pazar payı rekabetini içermektedir. 4. İlaç piyasasında rekabet piyasaları eksik rekabet piyasası şeklinde yapılanmaktadır. 5. Eksik rekabete dayalı oligopolistik bir tekelci rekabet piyasası olarak ilaç sektörünün temel yapılanmasını düzenleyen eğilimler i) mala olan talep, ii) toplulaşma oranı ve iii) malın fiyatının belirlenmesi süreçlerinde şekillenmektedir. Küreselleşme Dinamikleri Bakımından İlaç Sanayii ve Çokuluslu Şirketler: Tanımlar, Özellikler, Yaklaşımlar Küreselleşme kavramı, bu makale yazarının bir tercihi olmayıp, kapitalist sistemin finans kapitalle oligarşik bir bütünleşmesine içeren tekelci aşamasını yumuşatma bağlamında kullanılan bir terimdir. Sermaye, bu tekelci aşamanın yani, emperyalizm kavramının açık kullanımından rahatsızdır ve metamorfoza uğratılarak içeriği dönüştürülmüş bir terim olarak da yaygın kullanılmaktadır. Yerli bir kaynak olarak Tübitak-Bilim ve Teknoloji Politikası - Bilim ve Teknoloji Strateji ve Politika Çalışmaları Raporlarında (12,13), küreselleşme:...belli bir kültür, ekonomi ya da siyaset normunun, değer yargısının ya da kurumsal yapının küresel ölçekte yaygınlık kazanarak o alanda geçerli tek norm, tek değer yargısı ya da tek kurumsal yapı haline gelmesini ifade... ettiği ve bu sürecin amacının da,...son çözümlemede, bütün ekonomik faaliyet alanlarında ulusal sınırların ortaya çıkardığı engel ya da kısıtlamaların kalktığı tek bir dünya sistemi yaratmak... olduğu biçimiyle tanımlanmaktadır. 36
38 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Bu tanım, fenomolojik olarak küreselleşmeyi bir...kültür, ekonomi ve siyaset... norm ve ölçek sorunu gibi yansıtırken, bunların ne olduğuna, görünürde vurgu yapmamaktadır. Ancak raporun ilerleyen kimi cümlelerinde, küreselleşme yapılanmasının, bilim-teknoloji-sanayi alanındaki mutlak üstünlükleri olan piyasa ekonomisi ülkelerince gerçekleştirildiğinin de altı çizilmektedir. Kısacası, normatif olarak küreselleşmenin emek eksenli olmayıp, sermaye bağlamlı olduğu böylece ve örtük olarak ifade edilmektedir. Küreselleşme, sermaye penceresinden de, bir sermaye birikim süreci tezi olarak işlenmektedir. Bu bağlamdaki, ulusal kültürlerin, ulusal ekonomilerin ve ulusal sınırların çözüldüğü, sosyal hayatın büyük bölümünün küresel süreçler tarafından belirlendiği bir iletişim-bilişim devrimi çağında yaşandığı na ilişkin sermaye eksenli görüşler, çeşitli araştırmacıların çalışmalarında da örneklenmektedir (14,15). Küreselleşme, kapitalizmin başlangıcından beri sürekli büyüme ve genişleme yasasına tabi olarak hareket eden sermayenin dünya ölçeğinde yayılma ve egemen olma mantığının işleyişindeki yeni bir uğraktır; bu anlamda kapitalist dünyanın, ABD ve AB nin hegemonik öncülüğü altında yeniden yapılanmasıdır ve uluslararası sermayenin dolaşımının önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılması siyasetidir. Bu nedenle, küreselleşme sermayeye aidiyet temelinde içsel özellikler taşır. Dönemin başlıca içsel özelliği, sermaye birikimininin önündeki her türlü engelin kaldırılması ve bu bağlamda da i) sermayenin yerel, ulusal ve bölgesel sınırları aşarak büyük ölçüde uluslararasılaşması ile yoğunlaşma nın sağlanması ve ii) büyük sermaye şirketlerinin tekeller, tröstler, karteller halinde ekonomilere ve ekonomilerin yönetimine hakim kılınması ile sermayenin merkezileşme sinin teminidir. Bu birikimi garanti altına alan hukuki, siyasi, iktisadi, kültürel aygıtlar da, sosyal hegemonya startejilerinin bütünlüğünü oluşturmuştur. Bu içsel özellikler de aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. Tablo 1. Sermaye Küreselleşmesinin Özellikleri Parametrik değişkenler Sermayenin yoğunlaşması Sermayenin merkezileşmesi Sosyal hegemonya stratejileri Açılımları Sermayenin yerel, ulusal ve bölgesel sınırları aşarak büyük ölçüde uluslararasılaşması Büyük sermaye şirketlerinin ekonomilere ve ekonomilerin yönetimine tekeller, tröstler, karteller biçiminde egemen olması Sermayenin küreselleşmesinin hukuksal, siyasal, ideolojik ve kültürel pratiklere gereksinimi bağlamında askeri, siyasal, sosyal ve kültürel stratejilerin (emperyalist politikalar) geliştirilmesi Kapitalizmin sistemik patolojisi, devrevi krizler üretmesidir. Krizlerin temel nedeni, sermayenin kârlılık maksimizasyonuyla ilgilidir. Bu anlamda yaşanılan kaçınılmaz bir kârlılık krizi ve/veya eksik tüketim krizi olmaktadır. Bu anlamda küreselleşme, kapitalizmin devrevi kriz süreçlerin kendi içindeki bir çözüm arayışı olarak değerlendirilmelidir. Sermaye birikimi ve yoğunlaşması bakımından pazar paylaşımındaki kârlılık düştüğünde, kârlılığın yeniden maksimize edilmesi için, sistemin acilen restore edilmesi gereği doğmaktadır. Bu özetlemeler, daha derininde tartışılabilir. Ancak asıl özne olan meta sermayenin üretildiği üretim süreçlerinin organizasyonuna bakmak gerekmektedir. Organizasyon şemasının kerterizi Çokuluslu Şirketler yapılanması ve ilaç endüstrisindeki yansımalarıdır. Tanımlar (16-17) : Çokuluslu Şirket (ÇUŞ) terimi, birden fazla ülkede iş gören kapitalist girişimleri karşılar. Böyle geniş bir tanım, Avrupa kolonyalizminin erken dönemine (17. yüzyıl başları) uygulanabilirse de, bu terim II. Dünya Savaşı ertesine dek kullanılmamıştır ve özellikle endüstriyel sermayenin uluslararasılaştığı kapitalizmin tekelci evresinin bir fenomenini anlatır. Endüstriyel sermayenin uluslararasılaşması, kapitalizmin gelişmesiyle başattır. Kapitalist üretim modelinin doğasında bulunan değer genişlemesi, üretken ya da endüstriyel sermayenin kapitalist ülkelerden ihracı ile, özellikle, II. Dünya Savaşı ndan sonra dünya ölçeğinde gerçekleşmeye başlamıştır. Üretken sermayenin 37
39 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU bu genel ihracı, merkezi bir ülkede bulunan, üretim tesisleri ise, dünyaya yayılan çokuluslu şirketleri yaratmıştır sonrasında, küreselleşme dinamikleri içerisinde, uluslararasılaşmanın başat ögeleri olarak doğrudan yabancı sermaye hareketleri ve Çokuluslu Şirketler (ÇUŞ lar) in daha belirleyici olarak ön plana çıktığı görülmektedir. Bu süreç, özellikle çevre ekonomilerin (gelişmekte olan ülkeler), merkez ekonomilere, neoliberal politikalar çerçevesinde uyumlandırılmasını sağlamak ve bu ekonomilerde doğrudan merkez ekonomilerin çıkarını öncelleyen serbest pazar yaratmaya yönelik politikaların geliştirilmesini temel almıştır. Bu da ÇUŞ larla bağlantılı doğrudan yabancı sermaye hareketlerini artırmıştır. Küreselleşme hareketinin üç temel unsuru 1- Meta sermayenin gelişimi, 2- Finansal sermayenin gelişimi ve 3- Üretici sermayenin gelişimi olarak sıralanabilir. Başlıklandırılan bu sermaye hareketleri, ilaç üretim sektörünün ve sermayesinin de temel iskeletini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, ilaç sanayiinde çokuluslulaşma süreçlerine gelince, uluslararasılaşma teriminin kavramsal olarak çok boyutlu değişkenler içeriyor olması, ortak bir tanımda buluşma zorluğu içermekle beraber, buna ilişkin temel kabuller göre şöyle sıralanabilir (8) : 1. Çok uluslu şirketler, genel merkezi belli bir ülkede olduğu halde, faaliyetlerini birden fazla ülkede genel merkez tarafından koordine edilen şubeler veya bağlı şirketler aracılığıyla yürüten ve birden fazla ülkede kazanç sağlayıcı iktisadi faaliyetlerde bulunan ve uluslararası üretimde bulunan firmalar olarak tanımlanabilir. 2. Uluslararasılaşmanın, şirketler temelinde anılma biçimleri, i) çok uluslu şirket; ii) uluslararası şirket; iii) uluslaraşırı şirket ve iv) uluslarüstü şirket gibi farklı vurguları taşımaktadır. Genel de literatürde de olduğu üzere, birbiri yerine kullanılan tüm terimler, genelde şirket uluslararasılaşmasını ikame etmektedir. Ancak ayırım açısından bir kategorizasyon da yapılabilir. 3. Çok uluslu şirketler dört farklı kategoriye ayrılabilir: i) sermayenin hangi alanlara yöneltileceği kaynak ülke tarafından belirlenen ve yerli şirketlerle benzer politikalarla yönetilen çok uluslu şirketler (multinational corporation); ii) yatırım politikası kaynak ülke tarafından belirlenmekle birlikte uluslararası piyasalara girebilmek için esnek ve küresel stratejiler takip eden uluslararası şirketler (international corporation); iii) herhangi bir ülkeye bağlı olmayan farklı uluslardaki sermayedarların oluşturdukları uluslaraşırı şirketler (transnational corporation) ve iv) uluslararası bir kuruluş tarafından kontrol edilen uluslarüstü şirketler (supranational corporation). İlaçta Sermayenin Yoğunlaşması, Merkezileşmesi ve Hegemonya Stratejileri: Sermaye görünüm olarak ve emek süreciyle ilişkili olarak, yoğunlaşmış bir üretim araçları kitlesi biçiminde varolur. Böylelikle üretim alanlarında ve süreçlerinde de işçi ordusuna kumanda etme olanağı yaratılmış olunur. Üretim araçları kitlesi, bireysel kapitalistin mülkiyeti haline dönüştüğünde, bu sermayenin yoğunlaşmış toplumsal servet bölümünü temsil eder. Yukarı bölümde de değinildiği gibi, sermayenin bu görünümüne Marx, sermayenin yoğunlaşması demektedir (18). Rekabet ve kredi aracılığıyla yoğunlaşmanın artma süreci ise, sermayenin merkezileşmesi olarak adlandırılmaktadır. İşte bu başlıklar birer ölçek olarak ele alındığında, uluslararasılaşma hem genel olarak ve hem de ilaç sanayii bakımından, kavramsal olarak, sermaye küreselleşmesi odağına oturmakta ve çözümlemesi sermaye birikiminin araçları olarak i) sermaye yoğunlaşması ve ii) sermaye merkezileşmesi perspektiflerinden incelenebilmektedir. Sermaye birikim süreciyle ilgili ve bağlantılı olan sosyal hegemonya stratejileri de, konunun diğer bir bütünleyici parçası olmaktadır. Buna göre (8,19-23) : 1. Küreselleşme hareketinin temel unsurları i) meta sermayenin gelişimi, ii) finansal sermayenin gelişimi ve iii) üretici sermayenin gelişimi ile ilişkiler bağlamında sıralanmakta ve ilaç üretim sektöründeki uluslararasılaşma süreci bu faktöriyel parametreleri içermektedir. 2. İlaç sanayiinde çokuluslu şirket (çuş) yapılanma kategorileri ve dayandığı nedenler-göstergeler i) yoğunlaşma nedeni, ii) görüntüleri ve iii) araçları bakımından kategorize edilebilir. Özetle alt 38
40 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. başlıkların açılımı da şunlar olmaktadır: a. ÇUŞ nedeni olarak yoğunlaşma: i) ilaçta uluslararası mal ticaretinin boyutu ve büyüme hızı; ii) ilaç sanayiinde firmalar arası birleşme koşullarının belirlenmesi; iii) ilaç sanayiinde firmaların biribirlerinin ülke-pazarına nüfuz etme dereceleri ve pazarların bölgeselleştirilmesi- küreselleştirilmesi; iv) çokuluslu ilaç şirketlerinin uluslararası faaliyetlerinin çapı. b. ÇUŞ görüntüleri: i) uluslararası düzeyde alım ve satım faaliyetleri; ii) emek gücünün uluslararası düzeyde satın alınması; iii) firma fonlarının küresel kâr maksimizasyonuna yönelik dağılımı c. ÇUŞ göstergeleri ve araçları: i) doğrudan yabancı yatırım; ii) ihracat ya da pazarlama ve lisans anlaşmaları; iii) Ar-Ge çalışmaları süreci; iv) sinai ve fikri mülkiyet olarak uluslararası patent sistemi; v) özel sermaye birikimi süreci başlıkları olarak sınıflandırılmaktadır. 3. İlaç sektöründe uluslararasılaşma düzeyini anlama bakımından üretim süreçlerinde etkinlik gösteren firmaların özellikleri başlıca dört tip firma faaliyeti biçimini içermektedir. Buna göre (8) : Genelde küçük/orta boyutlu yeni ilaç Ar-Ge si yapmayan, jenerik ilaç satışında yaygınlaşan tipik ulusal kuruluşlar. Dünya ilaç pazarlarında önemli paylar kazanmış, Ar-Ge yapabilen ulusal veya uluslararası jenerik ilaç firmaları. (Bu firmalar patentli veya patent süresi dolmuş ilaçların modifiye jenerik şekillerini de geliştirerek pazarda avantaj sağlamaktadır) Çok uluslu ve global pazarda üst düzeyde yer alan ve birçok ulusal pazarda payları % olan, yeni ilaç Ar-Ge si yapan kuruluşlar. Son 20 yılda pazarda yer alan, önemli sayıda araştırma ağırlıklı biyoteknoloji firmaları da bulunmaktadır. Bunlar, çoğunlukla buluşlarını çok uluslu firmalarla işbirliği içinde pazarlamakta olup, yeni tedavi şekilleri keşfetmek, geliştirmek konusunda uzmanlaşmışlardır. 4. İlaç üretim sektöründeki yoğunlaşma ve buna dayalı uluslararasılaşmayı sağlayan başlıca görüntüler de şöyle sıralanabilir: i) ilaçta uluslararası mal ticaretinin boyutu ve büyüme hızı, ii) büyük ilaç üreticisi ülke ilaç firmalarının, birbirlerinin ülke pazarına nüfuz etme dereceleri, iii) nüfuz edilen pazarların bölgeselleştirilmesi ve küreselleştirilmesine ilişkin firmalar arası birleşmelerin koşullarını sağlama, iv) emek gücünün uluslararası düzeyde satın alınması, v) firma fonlarının uluslararası olarak küresel kâr maksimizasyonuna yönelik dağılımıdır. Bu bağlamda da ilaç sanayiinde uluslararasılaştırmanın araçları olarak v- 1 ) doğrudan yabancı yatırım, v- 2 ) lisans anlaşmaları ve v- 3 ) ihracat ya da pazarlama anlaşmaları kullanılmaktadır. Aşağıda örneklenen iki tablo, küresel düzeyde ilaç (mal) ticaretinin ulaştığı büyüklüğü ile, coğrafi temelde bölgeselleşmenin vardığı ölçeklere işaret etmektedir. Bölgesel düzeydeki büyüklük, aynı zamanda sermaye yoğunlaşmasının ve merkezileşmenin örnek olan ülkelerini de içermektedir. Tablo 2. Küresel Farmasötik Satışlar, (8) Küresel satışlar (ABD $-Milyar) Dünya Pazarı Toplamı (Cari ABD $) Bir önceki Yıla Göre Büyüme (Sabit %11.5 %11.8 %9.5 %10.3 %8.0 %7.3 %7.1 %6.4 ABD $ Büyüme) Kaynak: IMS Health Market Prognosis (IMS denetimli ve denetimsiz pazarları dahil) Tabloda yer alan bilgiler 28 Mart 2008 tarihine değin geçerlidir. 39
41 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Tablo 3. Bölgelere Göre Küresel Farmasötük Satışlar, 2007 (8) Hakemli Pazar 2007 Satışlar % Büyüme (Sabit ABD $) ABD $ Milyar % Pazar Paylaşımı 2007 CAGR 26 Şubat 2008 Dünya ölçeği Kuzey Amerika Avrupa AAA* japonya Latin Amerika Anahtar Pazar AAA: Asya-Afrika-Avustralya Kaynak: IMS-MIDAS, Aralık 2007 Tabloda yer alan bilgiler 26 Mart 2008 tarihine değin tüm verilerin sonuçlarını yansıtmaktadır. Tablolardan hareketle, ilaç sanayisine ilişkin bir çıkarsama yapılacak olursa, uluslararası kapitalist sistemin devasa boyutlu bir ilaç sektörüne sahip olduğu görülmektedir. Bu sektörde 2005 yılı itibariyle yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir üretim ve satış değeri gerçekleştirilmiştir. Bu değer dünya ticaret hacminin 1/10 una denk düşmektedir. Uluslararası düzeyde ilaç araştırması, üretimi ve satışı gerçekleştiren başlıca üç coğrafi bölge bulunmaktadır. Bu bölgelerden birincisi Kuzey Amerika olup, ABD ve Kanada yla beraber toplam üretim ve satışların % 48 i bu bölgede gerçekleşmektedir. AB ülkeleri (Türkiye dahil) dünya ilaç üretim ve satışlarının % 26 sını, Japonya ise % 13 ünü gerçekleştirmektedir. Dünya ilaç üretim ve ticaretini % 87 olarak gerçekleştiren 31 ülke sayılırken, % 13 üretim ve satış ise, geri kalan 160 ülke arasında paylaşılmaktadır. Bu, kapitalist sistemin ne denli yoğun ve merkezi bir yapılanma gösterdiğini ve dünya nüfusunu oluşturan büyük bir çoğunluğun ilaca ulaşma konusunda piyasanın düzenleyici hukuki ve ticari yapısı altında büyük bir basınç içerisinde bulunduğunu göstermektedir. Bu basıncın aşılması kuşkusuz, sistem içi düzenlemelerle ve kolaycı olarak sağlanabilecek bir gelişme ve süreci içermemektedir. 5. İlaç sanayiinde çokulusluluğa neden olan asal ve yan unsurlar bulunmaktadır. Asal unsurlarla ilgili olarak i) çokulusluluk nedeni olarak Ar-Ge çalışmaları süreci, ii) sinai ve fikri mülkiyet olarak uluslararası patent sistemi ve iii) çokulusluluk nedeni olarak özel sermaye birikimi süreci olmak üzere başlıca üç kategori bulunmaktadır. Buna göre evrelenmeler özetle şöyle açılımlandırılabilir: 6. Çokulusluluk nedeni olarak ve tekel kar maksimizasyonunun aracı olarak Ar-Ge çalışmaları (8) : Ar- Ge süreci rekabete yönelik buluş süreci olarak tanımlanır. Ar-Ge sürecinin temel özellikleri temel bilimsel bilgi üretim ve geliştirilmesi ile firmalar arası, rekabet stratejisi işlevinin sağlanmasıdır. Bu süreç, bilimsel araştırma yapılması ve teknoloji geliştirilmesini sistemin yeniden kendisini üretim süreci olarak kullanmaktadır ve bu bağlamda da, sürekli yeni ürün geliştirmek ve ürünlerden daha iyileri (etkinleri) ya da taklitleri yapılıncaya değin tekel kârları elde etmek amacına dayanmaktadır. Ar- Ge çalışmaları tekel kârını maksimize etme amacına yönelik olmakla beraber bu kârı elde edinceye değin bazı riskler de taşır. Bu risklerin başında genel neden olarak araştırma faaliyet ürününün (bilgi) kamu malı olma özelliğinin bulunmasıdır. Özel nedenlere bağlı riskler ise a) zaman harcatıcı olması, b) çok yüksek masraflı yatırım ve harcamaları gerektirmesi, c) yeni bir kimyasal bileşiğin ilaç olabilmedeki düşük başarı şansı ve d) rakipler tarafından taklit kolaylığı olarak sınıflandırılabilir. Yukarıda anlatıldığı üzere, ilaç sanayiinde Ar-Ge çalışmaları rekabete yönelik buluş süreci olarak, her zaman sektör içi karşılıklı riskler taşımakla beraber, Ar-Ge nin taşıdığı riski azaltmak amacıyla uluslararası 40
42 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. patent sistemi nin sağladığı korumadan da yararlanılmaya çalışılmaktadır. 7. Sinai ve fikri mülkiyet olarak uluslararası patent sistemi (8, 24,25) : Patent, başkalarının belirli bir ürünün üretimi, kullanımı ve satışından veya üretim yönteminden yararlanmayı belirli bir süre men edebilmek için sahiplerine ve haklarını buluş sahiplerinden alan kimselere, hükümetler tarafından verilen hukuki bir imtiyazdır. Sınai mülkiyet haklarından biri olan patent ya da ihtira beratı, bir sınai veya ticari icadın kullanma hakkını temsil eder. Bu hak, maddesel olmayan duran varlık niteliğinde olup, işletmenin aktifleri arasında gösterilir. Başlıca çeşitleri arasında da yöntem patenti (process patent), ürün patenti (product patent) ve zorunlu lisans (compulsory licence) bulunur. Ar-Ge çalışmalarında riski azaltıcı etmen olarak kullanılan uluslararası patent sisteminin yetersizlik nedenleri arasında, ürünün teknik gelişmesi, klinik deneyler ve ürünün ulusal sağlık otoritesine kaydı sırasında harcanan zaman gibi nedenlerle 17 yıllık nominal koruma süresinin altına düşmesiyle ortaya çıkan etkin patent süresi ne ilişkin sorunlar ile taklit yoluyla keşif adı verilen rakip firma stratejilerinin söz konusu olabilmesidir. 8. İlaç sanayiinde çokulusluluk nedeni olarak özel sermaye birikimi süreci: Özel sermaye birikimi süreci bakımından en önemli husus herhangi bir firmanın diğer firmalarca taklit edilemeyecek ürünler üretebilmesidir. Ancak bu süreç, yukarıda da belirtildiği üzere, yeni ilaçların etkin ömürlerini belirsiz kılan rekabetçi taklit ve patent süresi bitimi yönünden riskler taşır. Bu risklere karşı, önlem olarak ilaç firmaları, en kısa sürede en fazla satış hasılatı elde etme zorunluğu ile pazar boyutunu genişletmek zorundadır. Bu da son tahlilde, sektörde daha büyük bir ürün (ilaç) değeri hasıla oranını kontrol edebilecek olan pazar stratejilerinin geliştirilip uygulanmasına bağlıdır. Buraya kadar olan bölüm Tablo 4 de özetlenmektedir. Tablo 4. İlaç Sanayiinde Çokuluslu Şirket (ÇUŞ) Yapılanma Kategorileri ve Dayandığı Nedenler- Göstergeler İlaç sanayiinde ÇUŞ yapılanmasına ilişkin kategorik eğilimler Dayandığı nedenler-ölçütler 1. ÇUŞ nedeni olarak yoğunlaşma a) İlaçta uluslararası mal ticaretinin boyutu ve büyüme hızı, b) İlaç sanayiinde firmalar arası birleşme koşullarının belirlenmesi c) İlaç sanayiinde firmaların biribirlerinin ülke-pazarına nüfuz etme dereceleri ve pazarların bölgeselleştirilmesi- küreselleştirilmesi d) Çokuluslu ilaç şirketlerinin uluslararası faaliyetlerinin çapı. 2. ÇUŞ görüntüleri a) Uluslararası düzeyde alım ve satım faaliyetleri, b) Emek gücünün uluslararası düzeyde satın alınması, c) Firma fonlarının küresel kar maksimizasyonuna yönelik dağılımı 3. ÇUŞ göstergeleri ve araçları a) Doğrudan yabancı yatırım b) İhracat ya da pazarlama ve lisans anlaşmaları c) Ar-Ge çalışmaları süreci d) Sinai ve fikri mülkiyet olarak uluslararası patent sistemi e) Özel sermaye birikimi süreci 9. İlaç sanayiinde çokulusluluğun yan unsurlarına gelince, bunları da i) Ar-Ge bütçe maliyetlerindeki sürekli artışların uluslararası yayılmanın itici faktörü olması, ii) bu çerçevede Ar-Ge etkinliklerinin sınırlı sayıda seçme terapötik gruplarda yoğunlaşma oluşturması, iii) buna bağlı olarak özgün terapötik grupta yoğunlaşmanın, ilaç satış ve gelirleri bakımından az sayıdaki terapötik gruba bağımlılığı oluşturmasıyla, firmaların ulusal boyuttan uluslararası boyuta taşınması zorunluluğunun ortaya çıkması ve sonuçta, iv) Ar-Ge yatırımlarıyla, firma sermayesinde ortaya çıkan giderler açığının kısa 41
43 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU sürede amortize edilme dürtüsüyle, firmayı dünya çapında etkinlikte bulunma ya itmesi şeklinde sıralayabiliriz. Yukarıda da ifade edildiği üzere, ilaç sektörü açısından uluslararasılaşmanın temel yolları olan ihracat, lisans çalışmaları ve doğrudan yabancı yatırım (dyy), sektörel anlamda ve iktisadi küreselleşme bakımından özgün örnekleri oluşturmaktadır. İhracat, pazarı büyütmenin ve doğrudan yeni bir pazara nüfuz edebilmenin en önemli yollarından birisidir. Yani, üretici ana ülkede üretilmiş olan ilacın, diğer ülkelere satışı temel yoldur. Lisans çalışmaları, ilacın üretim teknolojisine ait bilgilerle beraber üretimin menşei ülkeden diğer bir ülkeye aktarılması süreci olup, önemli bir uluslararasılaşma aracıdır. Bu büyüme ve genişleme kapasitesine ulaşan bir firma için daha sonraki basamak, doğrudan yabancı yatırım (dyy) olarak bir ulusal pazara nüfuz etmektir. İlacın kullanım değeri özelliklerine bağlı olarak, dünya ticaretinde hızlı tüketim artışının sağlanmış olması, lisans anlaşmalırına bağlı dünya çapında yavru-şirketler ağının doğması zeminini hazırlamış ve sonuçta da ilaç üretim birimi açma, ulusal pazara nüfuz etme bağlamında görece bir kolaylığa erişmiştir. Bu çapa ulaşarak bir ülkeye doğrudan yabancı yatırım (dyy) cı olarak nüfuz eden menşei ülke firması, yavru-firması aracılığıyla doğrudan ulusal pazar içinde olma ve gümrük duvarları ile diğer koruma önlemlerini aşabilme avantajlarını sağlar. Uluslararası veya çokuluslu firma, yeni ulusal pazardaki ilaç üreticiliği rolü ile, o pazardaki araştırma-ürün geliştirme, ilaç aktif ve yan maddeleri üretimi, formülasyon ve mamul ilaç üretimi gibi ilaç üretiminin kendisine özgü diğer üretim aşamalarında da kontrolör veya belirleyicik avantajlarına da, böylelikle sahip olabilir. Türkiye Penceresi (8) 1. Bu özetlemelerden sonra, Türkiye ilaç sanayine ilişkin kısa değinlerle bir değerlendirme de yapılmalıdır. 2. Türkiye, üretim standartları, teknolojisi ve kurulu kapasitesi açısından gelişmiş bir ilaç endüstrisine sahiptir. 3. Türkiye İlaç Sektöründe 2008 yılı bakımından yaklaşık 300 firma faaliyet göstermektedir. 53 firmanın üretim tesisi mevcuttur. 42 adet yabancı sermayeli firmanın 14 ü üretimlerini kendi tesislerinde yapmaktadır. 4. Firmaların çoğunluğu, genelde küçük/orta boyutlu yeni ilaç Ar-Ge si yapmayan, jenerik ilaç satışında yaygınlaşan tipik ulusal kuruluşlardır. 5. Bir kısım firmalar, jenerik ilaçlarda Ar-Ge çalışması yapabilen, ulusal ve uluslarası boyutlarda üretim ve satış kapasitesine sahip, olan firmalardır. 6. Çok uluslu ve küresel pazarda ulusal pazar ölçekli diffüz oranları % olan, ve yeni ilaç Ar-Ge si yapan kuruluşlar, aktif biçimde Türkiye pazarında da yer almaktadır. Yabancı sermayeli firmalar ölçek olarak çokuluslu firma yapısındadır. Bazı yabancı sermayeli firmalar, yerli üretim sektörünün yüksek kapasiteli, önemli firmalarını birleşme ve devralmalarla, kendi sermayelerine katmış ve dünya pazarlarında bu birleşmelerle rekabet koşulları yaratma sürecine girmiştir. 7. Türkiye ilaç sektöründe üretim standartlarının gelişmişlik düzeyi, klasik üretim teknolojisi ve sistemleri ölçeğindedir. Biyoteknolojik üretim yöntemleri, henüz kurulu kapasite yatırımına dönüştürülmemiştir. Sektörde bu türden ilaç üreten firma olmamasına karşın, ürün ithalatı yüksek düzeylere ulaşmaktadır. 8. Sektör, gerek teknik ve gerekse üretim hatlarındaki emek güçleri bakımından kalifiye bir işgücüne sahiptir. 9. Sanayii, pazarda gerçekleşen güçlü bir büyüme eğilimine sahiptir dan bu yana ortalama büyüme kapasitesi yıllık % 8 olarak gerçekleşmektedir. IMS 2008 sonu itibariyle öngörü olarak, Türkiye nin de aralarında bulunduğu 7 gelişen ilaç pazarlarının, % oranında büyümesi kapasitesine erişmesini ve aynı pazarın milyar $ lık bir toplam hasıla düzeyine ulaşmasını beklemektedir. 42
44 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 10. Klasik üretim teknolojilerinde 50 yıllı aşkın bir sektörel deneyim düzeyi tutturulmuştur. 11. Üretimde, teknoloji ve kalite standartlarının uluslararası düzeyde olması zorunluluğu referans alındığında, buluşçu çokuluslu ilaç firmalarının ürünlerinin fason olarak üretilebilmesi, WHO düzenlemelerine uygun iyi imalat ve laboratuvar uygulama standartlarında (GMP-GLP) üretim yapılabildiğinin kanıtlarıdır. 12. Sektörel yatırımlar devrevi olarak dalgalanma göstermekle birlikte, 2000 den bu yana olan dönemde, yıllık ortalama 80 milyon $ düzeyine çıkmış bulunmaktadır. 13. Yatırım kapasitesi, teknoloji yenileme, ürün çeşitleme, üretim kapasitesi verimliliğini artırma gibi özelliklerin yanısıra, sektörel denetimlerin ulusal ve uluslararası sertifikasyona uygun düzeye taşınmasına da olanak sağlamaktadır. 14. Türkiye, iç piyasa tüketiminin önemli bir kısmını (~% 80 oranında) kutu sayısı olarak yerli üretimle karşılayabilme kapasitesine sahiptir. 15. Kutu sayısı bakımından % 20 ler civarında sürdürülen ilaç ithalatı, değer bakımından ve $ kuru itibariyle, % 40 dan fazlaya mal olmaktadır. 16. İhracatın/ithalatı karşılama oranı 2000 sonrası dönemde % 10 lar üzerinde seyretmektedir. Bu hem hammadde ve hem de kimi terapötik kalemlerde mamul ilaç ithalatına dayalı bir gelişmedir. 17. Mamul ilaç ithal kalemleri arasında başta olan terapötik gruplar arasında onkoloji ilaçları, aşı, serumlar ve kan ürünleri ile biyoteknoloji ürünü terapötik proteinlerdir. 18. Ülke ilaç sektörünün, dünya standartlarında kaliteye, ürün ve süreç esnekliğine, yeterli kapasiteye, teknik bilgi ve deneyim birikimine, nitelikli insan gücüne sahip olması ve mamul ilaçta fiyat avantajlarına rağmen dünya rekabetinde yer alacak kapasiteye ulaşamamıştır. 19. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak yerli ilaç endüstrisinin orta vadede yabancı ortaklıklara ve işbirliklerine yönelme doğrultusu son yıllarda hızlanmakta olup, sektör firmaları arasından uluslararası düzeyde birleşme ve devralma süreçlerinde yer alma ortalama % 7 oranında bir hıza sahip olmuştur. Bu eğilim, ulusal firmların yabancı sermayeli firmaları satınalmasından çok, satılmaları ve devrolmaları biçiminde seyretmektedir. 20. Sektörde yoğunlaşma oranının 2000 li yıllar olarak % 56 olarak DİE verilerine istinaden hesap edilmektedir. Bu da sektörün uluslararası doğasına uygun bir gelişme eğilimi içerisinde olduğunu göstermektedir. 21. İlaçla ilgili uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan patent ve veri koruma süreçlerinin yürürlüğe girmesi, önümüzdeki yıllarda jenerik ilaç üreticisi firmalar bakımından yeni pazar daralmalarına neden olabilecek eğilimler olarak değerlendirilebilir. 22. Buluşçu firmalarla, jenerikçi firmalar arasında mevzuat uygulamaları da dahil önemle bir pazar payı gerçekleştirme mücadelesi sürdürülmektedir. 23. AB mevzuatıyla uyum konusunda en fazla mesafe alınan sektörlerden birisi ilaç sektörü olarak görünmektedir. Bu mevzautla uyumlu yeni kurumsallaşmalar gerçekleşme sürecinde ilerlemektedir. 24. Sektörün tüm kesimleri ile kamu kurumlarındaki paydaşları (DPT, Tübitak, Üniversiteler, Devlet bürokrasisi) ulusal bir ilaç sanayiinin olmamasından şikayetçidir. 25. Türkiye ilaçta ulusal bir politika düzenleme sürecinden önemle ayrılmış ve siyaseten Avrupa Birliğine katılım sürecinin aktörlerinden birisi haline gelmiştir. 26. AB ilaç ve eczacılık müktesebatı ile ilgili önemli ulusal uyumlulandırma çalışmaları yerine getirilmiş ve yapılacak olanlar da sıraya konmuş durumdadır. 27. Avrupa Birliği ne ilişkin altın özgürlükler olarak sunulan temel dört ölçüt bulunmaktadır. Bunlar i) 43
45 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Sonuç sermayenin serbest dolaşımı, ii) malların serbest dolaşımı, iii) hizmetlerin serbest dolaşımı, iv) bireyler, meslekler tanımlamasında emeğin serbest dolaşımıdır. 28. Sermayenin serbest dolaşımı ifadesi, neoliberal iktisadi yapılanmalara uygun bir küresel pazarın yaratılması edimini oluşturmaktadır. 29. Yani sermaye, ulusal gümrük duvarlarının olmadığı, kapital hareketinin yanısıra, en geniş anlamıyla bütün mal ve hizmetlerin kendi eliyle piyasalaştırıldığı ve bunlara ilişkin ulusal temelde yasama ve diğer hukuksal düzenlemelerden arındırılmış yeni bir egemenlik mekanizması öngörmektedir. 30. Buradaki sihirli öge, ulusal egemenliklerin tarümar edilmesinden ziyade, sermaye küreselleşmesinin bir hegemonik bir boyut olarak sınıfsal evrilme basamağında yeni bir kavşağa ulaşmasıdır. 31. Başka bir anlatımla, artık sermayenin ulusal sınırlar içerisine sıkıştırılmış karşılıklı rekabet ve birlikteliği zincirlerini çözecek yeni bir küresel-bölgesel sıçrama tasarımlandırılmıştır. Kapitalizm kafalara bir çimento döker. Bu retorik, piyasanın serbest rekabet piyasası olduğunu tekrarlar ve piyasayı, rekabetçi fiyatlar altında göreceli üstünlük kuramına göre serbest ticarete dayalı bir sistem olarak ifade eder. Gerçekte ortada olan durum, serbest rekabet piyasasından ziyade sermaye yoğunlaşması ve merkezileşmesinin hüküm sürdüğü bir piyasa varlığına kanıt oluşturmaktadır. Sermaye, kapitalizmin tüm gelişim aşamalarında olduğu gibi günümüzde de küreselleşme eğilimini sürdürmektedir. Genelde küreselleşme paradigmasının ana aktörleri finans, meta ve üretici sermaye hareketleri, özellikle günümüzde çokuluslu şirket (ÇUŞ) yapılanmasında önemli bir etmen oluşturan şirket birleşmelerinin, 1980 ve sonrasında daha belirginleşmesine ve hızlanmasına neden olarak, daha ileri bir aşama ve sürece girmiştir. Neoliberal politikalar, pazarda serbestiyeyi gerçekleştirmenin ön koşullarından birisi olarak ÇUŞ larla bağlantılı olan doğrudan yabancı sermaye hareketlerini de, daha keskin olarak özendirmektedir. Küresel ilaç sanayi pazarı, az sayıdaki ulusal ekonominin hegemonik merkeziliğine dayalı görünmektedir. Başı çeken merkez ekonomiler ABD, AB ülkeleri ve Japonya dır. Bu ülkelerin ilaç firmaları ulusal öznelerinin yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerde, doğrudan ya da dolaylı yabancı yatırım ortağı olarak bulunmakta ve bu anlamda da şirketler arasında birleşme ve satın almalar yoğun olarak yaşanmaktadır. Sayılan üç bölgesel coğrafyadaki ülke firmalarının en önemli özelliği, Ar-Ge çalışmaları yürütme ve bu alanda tekel oluşturabilme kapasitelerinde olmalarıdır. Bu da fikri ve uygulamalı mülkiyet haklarının korunmasını sağlayacak hukuk sistemlerinin küresel uygulamaya sokulmasını ÇUŞ lar açısından zorunlu kılmıştır. Ancak şu unutulmamalıdır ki, ilaçta patent uygulaması ve daha güncel olarak yaptırım özenesi kılınan veri koruma, bu alanda ulaşılmış son hedefler değildir. Bu kısa özetlemede, ilaç sanayiinde çok ulusluluğa neden olan unsurlar, uluslararası ilaç endüstrisinin temel özelliklerine bağlı, bir neden sonuç ilişkisi olarak tanımlanmıştır. İlaca olan toplam talep ve ilaç ürünlerinin deneyim malları olması, bir yandan endüstrinin temel niteliklerini belirlerken, diğer yandan temel özellikler, sanayinin oligopolistik yapısı içindeki hakim rekabet stratejileri tarafından sistemik olarak yeniden üretilmektedir. Herhangi bir zaman dilimi içinde, ilaca olan toplam talebi belirleyen başlıca unsurlar, a) nüfusun yaşı, b) nüfusun artış oranı ve kompozisyonu, c) kişi başına düşen gelir miktarı, d) gelir dağılımı, e) yaşam standartının genel düzeyi, f) eğitim düzeyi, g) hastalıkların ortaya çıkış oranıdır. Kısacası, toplam talep, hangi ilaç ürün kategorilerinin üretileceğini ve bunların pazarlama kapasitelerini de belirlemektedir. Bu durumda, geriye talebin yaratılması ve kontrol altında tutulması kalmaktadır. Yeni endikasyon alanlarını kapsayan ilaç ar-ge çalışmalarıyla koşut, beşeri hastalık profillerinde de önemli artışların olduğunu literatürden takip etmek, bu konuda da mesafe alındığı bağlamında öğretici sayılmalıdır. Sonuç olarak, çokuluslu ilaç sanayii, sermaye küreselleşmesinin, sektörel olarak özgün örnekleri arasında, başta gelenlerden birisidir. Kâr maksimizasyonlarına engel olabilecek, çevre ekonomileri ulusal sağlık sistemlerini değiştirme kapasiteleri de, kuşkusuz, güçlerinin kanıtını olarak değerlendirilebilir. Kaynaklar 44
46 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 1. Abacıoğlu N. (1982) İlacın Ekonomi Politiğine Yaklaşım-I: Meta Olarak Sağlık ve İlaç Kullanım Değeri ve Değer, AEOB (Ank Ecz Od Bül) 4:5, Abacıoğlu N. (1982) İlacın Ekonomi Politiğine Yaklaşım-II: Bireysel ve Toplumsal Olarak Gerekli Emek ve Özgül Olarak İlaç Üretimi İçinde Somutlanmış Biçimi. AEOB (Ank. Ecz. Od. Bül.), 4:6, Abacıoğlu N. (1983) İlacın Ekonomi-Politiğine Yaklaşım-III. Metada ve Meta Olarak İlaçta Maddeleşen Emeğin İkili Karakteri. AEOB (Ank. Ecz. Od. Bül), 5:2, Abacıoğlu N. (1987) İlacın Ekonomi-Politiğine Yaklaşım-IV Değer Biçimi ya da İlacın Değişim Değeri TEB Haberler: 33, Abacıoğlu N. (2001) Sorularla İlacın Ekonomi-Politiği. AEOB İlaç Forumu 19, 2, Abacıoğlu N. (2004) Ekonomik Sistem ve İlaç. TFD-Bülteni, 82: Abacıoğlu N. (2005) İlaç: Meta Özellikleri Bakımından İrdelenmesi. Üniversite ve Toplum Cilt 5, Sayı Abacıoğlu N. İlacın Ekonomi-Politiği: Çokuluslulaşma ve Türkiye İlaç Sanayii, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, İstanbul, Kalenderoğlu M. Piyasalar, Mikroiktisat, Syf , Seçkin Yayınları, Ankara, Parasız İ. Talep, Arz ve Fiyat: Piyasa Mekanizması, İktisada Giriş, Syf. 41, 6. Baskı, Ezgi Kitapevi Yayınları, Bursa, Füsünoğlu M. Eksik Rekabet Piyasaları, İktisadın İlkeleri, (Ed. Çolak ÖF) Syf , Alkım Kitapçılık Yayıncılık, Ankara, Türkiye nin Bilim ve Teknoloji Politikası - Bilim ve Teknoloji Strateji ve Politika Çalışmaları, TÜBİTAK BTP 97/04, Syf 20-24, Ağustos Türkiye nin Bilim ve Teknoloji Politikası -Özet- TÜBİTAK-BTP Ocak 1999 Ankara btpd/btspd/rapor/btpd_tbvtp_tr.html 14. Öngen T. (2001) Değişen Dünyada Türkiye nin Yeri AEOB-İlaç Forumu 19(2), 19-25, 15. Chossudovsky M. Yoksulluğun Küreselleşmesi, Çivi yazıları, 1. Basım, İstanbul, Ocak Ekiz C. Çokuluslu Şirketler, Ekonomik Kurumlar ve Kavramlar Sözlüğü-Eleştirel Bir Giriş (Ed. Başkaya F., Ördek A.) Syf , Özgür Üniversite Kitaplığı: 72, Maki Basın Yayın, Cantekin Mat. İstanbul İlkin A. Çok Uluslu şirketler, Ekonomi Ansiklopedisi, Syf 265, Cilt 1, Paymaş yayınları, İstanbul, Marx K Capital, A Critical Analysis of Capitalist Productuon, Volume 1, Lawrence ande Wishart, London, Abacıoğlu N. (2003) Uluslararası Farmasötik Endüstri: 2000 den 2005 e Kısa Ufuk Turu, TFD-Bülteni, 76: Abacıoğlu N (Nisan 2004) Uluslararası Pazar istatistikleri ve dünya ilaç sanayii: döneminden 2005 e projeksiyon, SoLMeclis Sağlık Komisyonu Raporu-İstanbul 21. Abacıoğlu N. (2004) Ekonomik Sistem ve İlaç, TFD-Bülteni, 82: Abacıoğlu N. (2004) Sınai Ürün Boyutuyla İlaç Pazarı ve Uluslararasılaşma, Toplum ve Hekim 19(6): Abacıoğlu N. Uluslararasılaşma Kavramından Uluslararası İlaç Sanayine: Yapısal Süreçler ve Sosyalist Seçenek SoLMeclis-Türkiye nin Sosyalist Seçeneği Toplantısı, 23 Ekim 2005-İstanbul 24. Eren İ. (2004) Gelişmekte Olan Ülkeler Ve Türkiye de İlaç Ürünlerine Yönelik Fikri Mülkiyet Rejimi Değişikliklerinin Siyasal İktisadı. Toplum ve Hekim 19(5), Fikri ve Sınai Haklar Özel İhtisas Komisyonu Raporu T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Yayın No:DPT : Öik:
47
48 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. PANEL: HEKİMLERİN GÜNDEMİNDEKİ ÖNEMLİ BİR SORUN: MALPRAKTİS 47
49 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU MALPRAKTİS: KAVRAMSAL ÇERÇEVE ve YAKLAŞIMLAR Uzm. Dr. Murat Civaner Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji Anabilim Dalı Tıbbi girişimlerin uygunlanması sırasında oluşabilen hatalar ve hatalara bağlı zararlar giderek daha sık biçimde kamuoyunun gündemine gelmektedir. Diğer taraftan, tıbbi kötü uygulama, hekimliğin kötü uygulanması, tıbbi uygulama hatası gibi karşılıklarla dilimize uyarlanmaya çalışılan malpraktis olgusunun taraflarını, oluşumundaki dinamikleri ve sorumlulukları doğru tanımlayarak tartışabildiğimizi söylemek güçtür. Genel olarak egemen olan hastaya son dokunanın cezalandırılması gerektiği anlayışının geriletilmesi için temel tanım ve kavramlar üzerinde uzlaşarak ilerlemek gerektiği açıktır. Bu sunumda hata, kaza, şanssızlık, yan etki, risk, komplikasyon ve malpraktis gibi kavramlardan söz edilmekte, bir uçak kazasının analizi metaforik olarak kullanılarak sorumluluklar, sorumlular ve sorumluluk payları üzerine dikkat çekilmektedir. Sunumun ikinci bölümünde, malpraktis olgusuna yönelik iki temel yaklaşım / iki açıklayıcı modelden söz edilmektedir. Sistem odaklı yaklaşım nedenselliğin çok etkenli ve değişken yapısını dikkate alır; dolayısıyla hata oluşumunu ve hatanın zarara yol açması sürecini tüm etmenleri göz önüne alarak açıklar. Hataları tamamen ortadan kaldırmanın olanaksızlığını dikkate alarak önemli olanın hatanın zarar oluşmasını engellemek olduğunu kabul eder. Kim hata yaptı? yerine Hizmetin hangi noktası aksadı?, Hata-zarar sürecinde hangi önlem işe yaramadı?, Hatanın tekrarlanmaması için ne yapmalı? sorularını yanıtlamaya çalışır. Birey odaklı yaklaşım ise doğa ve toplumdaki nedensellik ilişkilerini tek yönlü algılar; bu anlayışın doğal sonucu, hatanın tekil bireyden kaynaklandığı, dolayısıyla da çözümün bireyin cezalandırılması ile sağlanabileceği (örneğin hastaya tazminat ödemesi) düşüncesidir. Bu anlayışın temel kaygısı hataları ve/ veya hatalardan kaynaklanan zararları azaltmak değil, hata sonucunda oluşan zararın bireysel olarak tazmin edilmesini sağlamaktır; birey hekim birey hastaya maddi tazminat ödediği sürece sorun bir biçimde çözülmüş sayılacaktır. Bu nedenle tazminatların ödenebilirliği bir sistem dahilinde güvenceye alınmalıdır, ki mesleki sorumluluk sigortaları da bu gerekçe ile gündeme getirilir. Ancak birey odaklı yaklaşımın hataları azaltmadığı gibi yüksek tazminatlar ve sigorta primleri nedeniyle hekimli pratiğini olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Bununla birlikte, ülkemizde malpraktisin önlenmesi, analizi ve sorun çözülmesi çabalarında yaygın olan anlayış birey odaklıdır. Sunumun son bölümü, ülkemiz sağlık hizmetleri bağlamında malpraktisin nereye oturduğu, güncel koşullarda neler yapılabileceği ve nasıl bir sistemin gerekli olduğu üzerinedir. Sağlıkta Dönüşüm le birlikte sağlık hizmetlerinin örgütlenme ve finansman modelinin değiştirilmesi, hizmetlerin özelleştirilerek gereksinime göre değil kişinin ödeme gücüne göre sunulması malpraktis kavramsal konumlandırılışını ve pratikteki karşılıklarını doğrudan etkilemektedir. Hasta haklarını müşterinin seçme ve şikayet hakkına, kişilerin kendileri hakkındaki kararlara katılım hakkını / aydınlatılmış onamı, müşteri ile satıcı arasındaki alım-satım sözleşmesine indirgeyen bu yaklaşım, malpraktisi de alım-satım ilişkisi bağlamında müşteri mağduriyeti olarak ele almaktadır. Ancak yapılması gereken, Türk Tabipleri Birliği nin belirttiği gibi, hizmet kaynaklı tüm zararların malpraktis-komplikasyon ayrımı yapılmadan kamusal bir fonla tazmin edilmesi, bireyi suçlamak yerine zararın oluşum sürecine odaklanılması, hataların bildirilmesini teşvik eden düzenlemeler yapılması, eğitim gereksiniminin bilimsel, güncel ve erişilebilir biçimde karşılanması, uygun çalışma koşulları ve altyapının sağlanmasıdır. Sunulan hizmetin nitelik ve niceliğini etkileyen etmenlerin tümü dikkate alınmadan sadece bireyleri suçlamak, malpraktisi azaltmayacak, aksine hizmeti kötüleştirecek, mesleğin toplumsal algılanışını, hekimlerin iş doyumunu maddi ve manevi olarak olumsuz etkileyecektir. Malpraktisin tıbbi uygulama hatası yerine doğru biçimde, sağlık hizmetlerinden kaynaklanan zarar olarak tanımlanması ve algılanması, 48
50 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. zararlardan otomatik olarak sağlık çalışanlarının sorumlu tutulması yerine, hata-zarar analizinin hizmetin tüm boyutlarıyla yapılması gerekirhastayla güvene dayalı ilişki kurmak, uygun biçimde aydınlatılmış onam almak, mesleki gizliliği korumak, kayıtlara özen göstermek ve uygulanan tıbbi girişimlerin bilimsel dayanağından emin olmak, hata ve zarar oluşumunu önlemek için hekimin üzerine düşen sorumluluklardandır. Bu sorumluluklar arasına, sözü edilen hekim sorumluluklarının yerine getirilmesini engelleyen her türlü altyapı eksikliği ve olumsuz çalışma koşulunu ve bunlara ilişkin kurumsal sorumlulukları dile getirmek de eklenmelidir. 49
51 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU BİLİRKİŞİLİK VE MALPRAKTİS TANISI KONMA YÖNTEMLERİ Doç. Dr. Ali Rıza Tümer Adli Tıp ve Genel Cerrahi Uzmanı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Hukuki uyuşmazlıkları çözmekle görevli yargı makamlarının özellikle hâkimin, hukuki bilgi ve tecrübesini aşan, ancak özel ve teknik bilgi ile çözümlenebilecek nitelikte bulunan uyuşmazlıklarda farklı alanlarda uzmanlık sahibi kişilerin bilgisine ihtiyaç duyması kaçınılmazdır. Tıbbi hataların varlığının değerlendirilmesi aşamasında; bilirkişiye başvurulması, yalnızca ceza davalarında değil, savcılık ön soruşturmasından Yargıtay görüş istemesinde kadar değişen her hukuki alanda mümkün olmaktadır. Hekimin Sorumlulukları açısından değerlendirdiğimizde, 3 ana sorumluluk alanı olan, Cezai sorumluluk, Tazminat sorumluluğu ve Mesleki sorumluluk alanlarında ilgili konunun kusur içerip içermemesi hususunda değerlendirilmesi açısından bir bilirkişiye her zaman ihtiyaç duyulmaktadır. Bilirkişilik görevini düzenleyen , tarih ve sayılı Resmî Gazetede yayınlana 5271 Ka nun Numaralı yeni Ceza Muhakemesi Kanununda ilgili kanun maddeleri aşağıda belirtilmiştir. Bunlar; Bilirkişinin atanmasını (MADDE 63), Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüp helinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar ve rilebilir. Ancak hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözülme si olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez. Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptan ması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istem ler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir. Soruşturma evresinde Cumhuri yet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir. Aynı kanunda bilirkişi olarak atanabileceklerle (MADDE 64), ilgili aşağıda sunulan yeni değişiklikler; Bilirkişiler, il adlî yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenen bir listede yer alan gerçek veya tüzel kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet savcı ları ve hâkimler, yalnız bulundukları il bakımından yapılmış listelerden değil, di ğer illerde oluşturulmuş listelerden de bilirkişi seçebilirler. Bu listelerin düzen lenmesine veya listelerde yer verilenlerin çıkarılmalarına ilişkin esas ve usuller, yönetmelikte gösterilir. Duruşmada bilirkişinin, açıklaması (MADDE 68) ile ilgili Mahkeme, her zaman bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden birinin(cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiin veya kanunî temsilcinin) istemesi halinde de açıklamalar da bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir. Bilirkişiler (bazı durumlar hariç), yukarıda belirtilen kanun maddesine göre il adli yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenen bir listede yer alan gerçek veya tüzel kişiler arasından seçilirler. Bilirkişi atanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Bilirkişide aranacak en temel özellikler ise dürüstlük ile uzmanlık ve yeteriliktir. Bilirkişilik Kurumları Türkiye de malpraktis konusu idari sorumluluk açısından ilçelerde İl çe Disiplin Kurulları, illerde İl Disiplin Kurulu, mesleki sorumluluk açısından mesleki de netleme kurumu olarak Tabip Odaları Onur Kurulları ve Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu, ceza ve tazminat sorumluluğu açısından Yüksek Sağlık Şurası, Adli Tıp Kurumu ve Üniversiteler bilirkişi olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde mahkemelerin resmi bilirkişi olarak istifade ettiği 3 kurumun yapıları incelenecek olur ise; I.Yüksek Sağlık Şurası 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun Yüksek Sağlık Şurası na tıbbi olaylarda bilirkişilik görevini yüklemiştir yılında yürürlüğe giren Umumi Hıfzısıhha Kanunu ile de bu yüküm lülüğü yerine getirecek bir yapılanma, yani Yüksek Sağlık Şurası oluştu rulmuştur. Kuruluş ve çalışma esasları ise 1984 tarihinde yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı nm Teşkilat ve Görevleri Hakkında 181 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 210 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de ğişik 31. Maddesine 50
52 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. göre yeniden düzenlenmiştir. Anılan kararnameye gö re, Yüksek Sağlık Şurası önemli sağlık konuları hakkında ve tıbbi uygu lamalar sonrası oluşan adli nitelik kazanmış olaylarda görüş bildirmek le yükümlü kılınmıştır. Tıbbi uygulamalar sonrası oluşan durumların adli nitelik kazanması durumunda açılan ceza davalarında, mahkemelerin baş ka bilirkişilere başvuru hakkı saklı kalmak kaydıyla Yüksek Sağlık Şurası nın görüşünün alınmaktadır. II. Adli Tıp Kurumu tarih ve sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Kanuna göre; Adli Tıp Kurumu, adalet işlerinde bilirkişilik yapmakla görevlendirilmiştir. Adlî Tıp Genel Kurulu, Adlî Tıp Kurumu Başkanının başkanlığında, adlî tıp ihtisas kurulları başkan ve üyelerinden oluşur. Adli Tıp Kurumu Kanunu na göre, mesleki kusurlara 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu bakar. Bu Kurulu, adlî tıp uzmanı iki üye ile birer Ortopedi ve Travmatoloji, Genel Cerrahi, Nöroloji, İç Hastalıkları, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Göğüs Hastalıkla rı ve Enfeksiyon Hastalıkları uzmanından oluşmaktadır. III. Yüksek Öğretim Kurumları Yüksek Öğretim Kanunu nun 37. maddesi ve 38/2. maddesinde mahkemelerin teknik ve uzmanlık isteyen her konuda üniversite ve bağlı birimlerinden yararlanabileceğini, bilirkişi olarak görüş isteyebileceğini, ilgili adli makamların talepleri ile adli tıp mevzu atı kapsamında adli tıp ve diğer adli konularda resmi bilirkişi olarak görev lendirilebilecekleri belirtilmiştir. Tıbbi malpraktis, kabul edilmiş tıbbi uygula ma standartlarına mazeretsiz olarak uyulmaması, dikkatsizlik tedbirsizlik ve/ veya ihmal sonucu hastada istenmeyen bir durumun ortaya çıkması olarak kabul edilir. Mahkemede veya savcılık tarafından bilirkişi seçilenler aşağıda belirtilen konularda bilgi vermek zorundadırlar. Hekimin uyguladığı eylem yetki alanı içerisinde mi? Hekim uyguladığı tıbbi eylemden dolayı kusurlumu, yani yapması gerekip yapmadığı bir eylem mevcut mu? Sorumluluk alanlarını ihmal etmiş mi? Bir zarar oluşmuş mu? Zararın derecesi nedir? Oluşan zarar ile iddia edilen hekim eylemi arasında bir ilişki var mı? Oluşan zarar, komplikasyon mu oksa hekim hatasından kaynaklanan bir durum mu? Yukarıda bahsedilen hususlarda görüş bildirmek açısından en önemli konu bilirkişinin kendisine sorulan sorularda cevap verecek yeterli donanıma sahip olup olmadığının bilinmesidir. Ne yazık ki bugün ne yargı sistemi ne de taraflar bilirkişinin, konu ile bilgi yakınlığını ve uzmanlığını sorgulamamaktadır. Bugün sorulması gereken soru bir hekim hatasını değerlendiren bilirkişi o konuda ne kadar yeterlidir ve uzmandır. Bu konuda henüz uygulamada sorunlar yaşanan Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan ve gündelik kullanımda çapraz sorgu ve taraf bilirkişiliği olarak kısaca adlandırabileceğimiz yeni usuller uzmanlık ve yeterliliklerin sorgulanabilir olmasına imkan sağlayacaktır. Günümüzde tartışılan Tam Gün Yasası, Tıbbi Hizmetlerin Kötü Uygulanmasından Doğan Sorumluluk Kanun Tasarısı vb. kanun taslaklarında, hekimlerin sigorta, malpraktis, komplikasyon tanımları yapılır iken ne yazık ki tıbbi hatalardan kaynaklanan durumlarda ortaya çıkan istenmeyen durumlarda atanacak bilirkişinin vasıfları tarif edilmemektedir. Bu nedenle, karar verenler açısından bağlayıcı bir yönü olmamakla beraber tıbbi hatalardan kaynaklandığı iddia edilen istenmeyen bir durumun, hekim hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı yönünde kararın verilmesinde en önemli etken bilirkişinin görüşü olduğuna göre hem kurumsal hem de özel bilirkişilik açısından bir standartizasyonun getirilmesi gerekliliğine inanmaktayım. Bu konuda önerim, yurt dışında birçok ülkede gördüğümüz gibi bilirkişi seçiminde uzmanlık derneklerinin devreye sokulmasıdır. 51
53 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU İDARENİN SAĞLIK HİZMETLERİNDEN SORUMLULUĞU Avukat Mustafa Güler Türk Tabipleri Birliği Hukuk Danışmanı I-GİRİŞ Devletin vatandaşa sağlaması gereken hizmetler arasında sağlık hizmetlerine genellikle ilk sıralarda yer verilir. Bu hizmetin vatandaşa sunulmasını sağlamanın yanı sıra hizmetin erişilebilir olmasını da sağlamak adına olsa gerek, sağlık hizmetleri ülkemizde öteden beri ağırlıklı olarak kamusal sunulan hizmetler olmuştur. Ülkemizde sağlık hizmetlerine ilişkin tarihsel gelişime baktığımızda 1920 de Sağlık Bakanlığının kurulması ile örgütsel yapının oluşturulmaya başladığı, ardından çıkartılan çeşitli düzenlemeler ile de sağlık hizmetlerine ilişkin çerçevenin belirlendiği görülür yılında çıkartılmış olan Umumi Hıfzısıhha Kanunu ile insangücü ve diğer birçok kaynağında ağır kayıplar verilen savaşlar silsilesi ardından yeni bir devletin doğuşuyla birlikte; kalkınma için gerekli olan sağlıklı nüfusun sağlanabilmesi amacıyla Devlet, elindeki olanaklar ölçüsünde neredeyse seferberlik ilan etmiştir. Adı geçen Kanunun birinci maddesinde Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir. hükmüne yer verilerek sağlık hizmetlerinin bir Devlet hizmeti olduğu vurgulandıktan sonra; ikinci maddesinde de bu hizmetin kapsamı okul sağlığından, hapishane sağlığına, işçi sağlığından, annelerin sağlığına kadar bütün toplum kesimlerini ve koruyucu sağlık hizmetlerinden salgın hastalıklarla mücadeleye kadar her türlü sağlık hizmetini kapsadığı belirtilmiştir. Adı geçen yasa ve bu yasanın düzenlenmesindeki felsefeye uygun çalışan sağlık çalışanlarının özverili çabası ile birçok salgın hastalığın önüne geçilebilmiştir yılında 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun çıkartılarak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde bir hak olarak tanınan sağlık hizmetlerinden faydalanmanın sosyal adalete uygun bir şekilde ifasını sağlamak maksadiyle tababet ve tababetle ilgili hizmetler bu kanun çerçevesinde hazırlanacak bir program dahilinde sosyalleştirilecektir. denilmiş ise de zaman içinde iktidara gelen yönetimlerin söz konusu yasayı uygulamama iradeleri sonucunda sağlık hizmetlerinin nitelikli bir yaygınlıkla ülke çapına dağılması istenildiği şekilde sağlanabilmiş değildir yılındaki askeri darbeden sonra sağlık reformları dönemi başlamıştır. Acı ilaçların şekerli bir tabaka ile kaplanarak yutturulması gibi, sağlık alanında hizmet alanların aleyhine yapılan her girişim reform adıyla sunulmaya başlamıştır. Sağlık çalışanlarının sözleşmeli, devlet hastanesinin işletme yapılması planıyla 1987 yılında çıkartılan Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu nun sözleşmeli personel ile ilgili hükümlerinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesiyle bu reform bir süre aksamış; Ankara da kurulu bulunan Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi işletmeye dönüştürüldüğü ile kalmıştır. 1 Sağlık hizmetlerinin kamusal anlayıştan uzaklaştırılmasının kilometre taşları arasında 2002 yılında çıkartılan 4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri Hakkında Kanun u da kesinlikle belirtmek gerekir. Evvelce mahcup bir biçimde ifade edilen hizmetten yararlanan bedelini öder anlayışı bu yasa ile vücut bulmuştur: kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılması gereken ticari indirimler hariç herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmaz. Bu Yasa ya göre, Bakanlar Kurulu tarafından bu yasa hükmünden ayrık olduğu kararlaştırılmadıkça her kamu hizmetinin bir bedeli olacaktır ve kimseye ücretsiz kamu hizmeti verilmeyecektir! Sağlık ocaklarına yazar kasa konularak hastalardan muayene ücreti tahsil edilmesinin kaynağı da bu yasadır Bu tarihler artık özel hastanelerin de kent merkezlerinde yaygın biçimde faaliyet gösterdiği yıllardır yılında çıkartılan ve halen yürürlükte olan Hususi Hastaneler Kanunu uyarınca faaliyet gösteren özel hastanelerin yasada açıkça yasaklanmış olmasına karşın yaygın poliklinik hizmeti sunmalarına göz yumulması; ardından Yasa ya aykırı yönetmelik hükümleri ile buna izin verilmesi de yakın dönemin sağlık alanındaki ilginç düzenlemeleri arasındadır. 2 1 Önümüzdeki günlerde Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısının yasalaştırılması ile bu reform kaldığı yerden sürdürülmeye çalışılacaktır. 2 Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, özel hastanelerin poliklinik açabileceğine ilişkin hükümlerinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay 10. Dairesi tarafından yönetmelik hükümleri ile yasa hükümlerinin yürürlükten kaldırıldığı (!) şeklindeki karar da ayrıca dikkat çekicidir (Bu karar henüz kesinleşmemiş olup, temyiz incelemesinde Danıştay İDDGK gündeminde beklemektedir). (Danıştay 10.Dairesinin tarih ve 2002/3433 E., 2005/2672 K.sayılı kararı) 52
54 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Ayrıca üzerinde durulması gereken düzenlemelerden biri de kamu sağlık kurumlarında çalışanların gelirlerinin büyük çoğunluğunu oluşturan döner sermaye kaynaklarının arttırılmış ve çalışanlara performansa dayalı ücretlendirme getirilmiş olmasıdır. Bu yazının ana konusu olmadığından üzerinde ayrıntılı olarak durulmayacak olmakla birlikte belirtmek gerekir ki çalışanların gelirlerinin, geçici de olsa, arttırılmış olması dışında hiçbir olumlu yanı bulunmayan bu uygulamalar çok kısa bir zaman içinde çalışma ortamını tahrip etmiş ve çalışanlar arasındaki ilişkileri ciddi biçimde zedelemiştir. Böylesi bir ortamda sağlık hizmeti sunulmasının, ortaya çıkan sonuçların olumsuzluğuna katkı sunduğu da muhakkaktır. Son olarak Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile sağlık hizmetlerinde 1980 yılından sonra başlayan süreçte adım adım izlenen politika sonucunda, ancak parası olana sağlık hizmeti verilmesini sağlayacak finale yaklaşılmıştır. Başka bir dünyanın mümkün olmadığı algısı yerleştirilen topluma bu yasa dahi reform adıyla sunulabilmiştir. Bireyin sağlık hizmetine erişebilmesi için eskisinden daha çok cepten harcama yaptığı bir sistemin, olsa olsa cepten yapılan kaynağın aktarıldığı toplum kesimleri bakımından reform niteliği söz konusu olabilir II - SAĞLIK HİZMETLERİNDE İDARE Ülkemizde sunulan yataklı tedavi hizmetlerinin yaklaşık yüzde 90 ı halen resmi sağlık kurumlarında sunulmaktadır. Tablo 1. Türkiye de Yataklı Tedavi Kurumlarının Kuruluşlara Göre Dağılımı, 2006 Hastane Kadro yatağı KURULUŞUN ADI sayısı Sayısı % Dağılımı TOPLAM ,0 Sağlık Bakanlığı ,7 Tıp Fakülteleri ,1 Özel ,0 Milli Savunma Bakanlığı ,1 Belediyeler ,6 Dernek ve Vakıf Hastaneleri ,1 Yabancılar ,1 Azınlıklar ,3 (Kaynak:Sağlık Bakanlığı istatistikleri Sağlık Bakanlığı verilerini içeren bu tabloda da görüldüğü üzere, sağlık hizmet sunumunda idare denildiğinde, ağırlıklı olarak Sağlık Bakanlığı, yanı sıra tıp fakülteleri ile belediyeler ve Milli Savunma Bakanlığını içermektedir. Sağlık hizmetlerinde idarenin sorumluluğu ise sadece hizmet sunumu ile sınırlı değildir. Sağlık hizmetine erişilmesinin önüne konulan engeller bakımından Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu, hizmet sunumunda kullanılan kimi cihazlarla ilgili olarak ruhsatlandırma ve denetim bakımından TAEK, tıbbi atıkların bertarafı ile ilgili olarak belediyeler, bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kuruluş ve işleyişinin denetimi ile kullanılmakta olan ilaçlar ve benzeri hizmetler bakımından da Sağlık Bakanlığının sorumlu idare olarak düşünülmesi gerektiği de akılda tutulmalıdır. III - SAĞLIK HİZMETLERİ Birey ve topluma sağlanması sağlık açısından gerekli olan koruyucu sağlık hizmetleri ile teşhis ve tedavi hizmetleri sağlık hizmetlerinin ana bileşenleridir. Bu hizmetlerden hangilerinin sunulmasının gerekli olduğu, bir başka ifadeyle hangi hizmetlerin sunulmamasının idareye kusur olarak yükleneceği bilimsel verilere göre değerlendirilir. Sağlık hizmetlerinin sunulacağı fiziksel mekan ve araç gereç ile ilaçların sağlanmasının yanı sıra hizmete uygun personelin istihdam edilmiş olması da nitelikli bir sağlık hizmeti için gereklidir. 53
55 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Sağlık hizmetlerinin sunulmasının talep edilmesinde hasta olmak zorunlu koşul değildir. Sağlıklı bireylerin, sağlıklarını koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerini talep etmeleri de idareye yönelik hakları arasındadır. Bireyler açısından hak olarak ortaya çıkan bu hususlar idare açısından da yükümlülük olarak görülmelidir. IV - SORUMLULUK a)hizmet kusuru Sağlık hizmetleri sebebiyle idarenin sorumluluğunun kabul edilebilmesinin temel koşullarından biri hukuka aykırılıktır. Hukuka aykırılık, belirlenmiş kurallara aykırı davranılmasıdır. İdare, insanlar tarafından yaratılmış soyut bir yapı olup çalışanları tarafından temsil edildiğinden hukuka aykırı eylemler de aslında bireyler tarafından ortaya konulur. Hizmet ilişkisiyle idare içinde yer alan bireyin kusuru, aslında idari hizmetin işleyişindeki bir kusurdur. Ayrıca kimi zaman idareyi oluşturan hangi bireyin davranışının kusurlu sonucu ortaya koyduğunun saptanması da mümkün olmaz. Bu nedenle zarar gören açısından bakıldığında hizmet kusurunun varlığı yeterli olup hizmet kusurunu yaratan bireyin tespiti önem taşımaz. aa)sağlık hizmetlerinde ağır hizmet kusuru aranmaktadır Genel olarak hizmette ortaya çıkan her kusurdan idare sorumludur. Zira Anayasa nın 125. maddesi uyarınca İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Ancak Danıştay, sağlık hizmetlerinin bünyesinde risk taşıyan, riskli hizmetler arasında olduğu saptamasıyla bu hizmetlerde ortaya çıkan her hizmet kusurunun sorumluluk doğurmayacağı, sağlık hizmet sunumu ile ilgili olarak ağır hizmet kusuru sonucu ortaya çıkan zararların tazmininin gerektiğine hüküm vermektedir. Ağır hizmet kusuru, yargı organları tarafından her olayın özelliğine göre değerlendirilmekle birlikte, kesinlikle yapılmaması gereken bir eylem veya bağışlanmaz bir kusur olarak açıklanabilir. Karar 1: İdarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin ağır hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekir... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde gerçekleştirilen doğum sırasında gecikmeli ve hatalı tıbbi müdahalelerde bulunulması sonucu bebeğin oksijensizliğe bağlı beyin ölümü tanısıyla dünyaya gelmesi ve daha sonrada ölümü nedeniyle anne ve baba olan davacıların uğradığı manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada, kısmen kabul kararı verilmiştir. Temyiz üzerine inceleme yapan Danıştay 10. Dairesi kararına göre: İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. İdare Hukukunun ilkeleri ve Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre, zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı hallerde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin ağır hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bünyesinde risk taşıyan hizmetlerden olan sağlık hizmetinden yararlananın zarara uğraması halinde, bu zararının tazmini, ancak idarenin ağır hizmet kusurunun varlığı halinde mümkün olabilecektir. Bilirkişi raporlarıyla işlemi yapan hekimlerin kusurlu olduğunun saptanmış olması ve hasta takip belgelerinden bir kısmının muhafazasındaki özensizlik birlikte değerlendirildiğinde davalı idarece yürütülen sağlık hizmetinin kuruluşunda ve işleyişinde ağır hizmet kusurunun bulunduğu açıktır. 3 Karar 2: Doğum sırasında bebeğin köprücük kemiğinin kırılmasında idarenin ağır hizmet kusurunun olup olmadığının bilirkişi raporuyla saptanması gerekir Kızının doğumu sırasında sağ köprücük kemiğinin.doğumevinde doğumu gerçekleştiren doktorun dikkatsizliği nedeniyle kırıldığı ve bebeğinin sağ kolunu kullanamadığından bahisle tazminat istemiyle İdare Mahkemesinde açılan davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacıların çocuğunda saptanan sağ köprücük kemiği kırığı ile sağ brachial pleksus yaralanmasında doğumu gerçekleştiren sağlık personelinin ağır hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olarak bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken, sağlık hizmetini yürüten davalı idare personelinin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesine dayalı olarak tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmediği gerekçesi ile bozulmuş ise de, İdare Mahkemesi bozma kararına uymayarak istemin kabulü yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir. Bunun üzerine İdari Dava Daireleri Genel Kurulunda incelenen dosyada verilen kararda da 10.Daire bozma kararı yerinde bulunmuştur: Kural olarak, idarelerin, yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin kusurlu işletilmesi nedeniyle ortaya çıkan zararları tazminle sorumlu oldukları idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Halkın sağlık hizmetlerini yürütmekle görevli olan davalı idare; hastanelerde yapılacak tedavilerin ve cerrahi müdahalelerin tıbbi esaslara uygun biçimde, hizmetin gerektirdiği yeterliliğe sahip personelle ve gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi suretiyle yapılmasını sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi ağır hizmet kusuru niteliğinde olup; idarenin tazmin sorumluluğunu 3 Danıştay 10. Daire t. 2004/6540 E. 2007/4237 K. 54
56 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. doğurur. Görüldüğü gibi, sağlık hizmetleri hizmetten yararlananın kişisel özelliklerine ve hizmetin yürütülmesine bağlı olarak önceden öngörülemeyen belirli bir tehlikeyi içerdiğinden, idarenin tazmin sorumluluğu için kural olarak idarenin ağır hizmet kusurunun bulunması ve zararla, yürütülen sağlık hizmeti arasında nedensellik bağı bulunması gerekmektedir. İdarenin tazmin yükümlülüğü açısından ağır hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere kurulan Adli Tıp Kurumu aracılığıyla, ağır hizmet kusurunun yukarıda belirtilen kapsamı da dikkate alınmak suretiyle, dosya üzerinden yaptırılacak inceleme sonucu saptandıktan sonra, davacıların kızının kolunda oluşan fonksiyon kaybının, davalı idarece yürütülen sağlık hizmetinin kusurlu işletilmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerekirken, İdare Mahkemesinin eksik inceleme sonucu istemin kabulü yolunda verdiği ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir. 4 ab) Doğrudan sağlık hizmeti niteliğinde bulunmayan hizmetlerde ağır kusur aranmaz Danıştay, doğrudan sağlık hizmeti sunumu niteliğinde olmayan hizmetlerde ortaya çıkan hizmet kusurlarından idarenin sorumlu tutulması için ise ağır hizmet kusurunun zorunlu olmadığına dair karar vermiştir. Karar 1: Yaşaması için gerekli olan solunum maskesini çıkartan bilinci yerinde olmayan hasta için bunu önleyecek gerekli önlemin alınmamış olması idarenin sorumluluğunu doğuran hizmet kusurudur solunum yetmezliği şikayetiyle G.. Üniversitesi Hastanesine götürüldüğü, burada solunum cihazı bulunmaması sebebiyle A Üniversitesi Hastanesine sevk edildiği, yapılan tetkikler sonucu hastaya Guilliane-Barre Sendromu teşhisi konulması üzerine nöroloji bölümü yoğun bakım ünitesine alınarak tedavisine başlandığı, hastanın kendi başına solunumunu gerçekleştirememesi sebebiyle solunum cihazına bağlandığı, ancak hastanın sık sık kendisini bu cihaza bağlayan maskeyi çekip çıkarmaya çalıştığının gözlendiği; tarihinde de solunum maskesini çıkarması sonucu, yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği; olay nedeniyle müteveffa şahsa müdahalelerde bulunan doktor ( nöroloji asistanı ) ve hemşire aleyhine görevi ihmal suçundan açılan ceza davasında; mahkemece, sanık doktor ve hemşirenin meydana gelen ölüm olayında kusurlu olup olmadıklarının tespiti amacıyla Yüksek Sağlık Şurasının bilirkişiliğine başvurulduğu; Şuraca, 7-8 Eylül 2006 tarih, sayılı karar ile, sanık doktor ve hemşirenin kusursuz olduğu, ancak A Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji yoğun bakım ünitesinin şartlarının uygun olmamasının ve hizmetin işleyişiyle ilgili aksaklıkların ölüm olayına etken olduğu yolunda karar verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda; davacılar murisine uygulanan tedavinin yerinde olduğu, sağlık personeline yüklenecek bir kusur olmadığı belirtilmekle birlikte, yoğun bakım ünitesinin şartları konusunda değerlendirme yapılmamakta; ancak, ölüm olayının yoğun bakımdaki davacılar murisinin maskesini çıkarması sonucunda oluştuğu ifade edilmektedir. Bu nedenle, olayla ilgili Yüksek Sağlık Şurası kararına itibar edilmesi gerekmektedir. İdare Hukuku ilkeleri ve Danıştay ın yerleşik içtihatlarına göre, sunulan hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı durumlarda, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin ağır hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bünyesinde risk taşıyan hizmetlerden olan sağlık hizmeti nedeniyle uğranılan zararın tazmini de, kural olarak, ancak idarenin ağır hizmet kusurunun varlığı halinde mümkündür. Bununla birlikte, idarenin tazmin sorumluluğunun doğması için aranılan ağır hizmet kusuru ; riskli tıbbi müdahaleler ve operasyonlar bakımından geçerli olup; sağlık hizmeti içinde değerlendirilmekle beraber, tıbbi operasyon kapsamına dahil edilemeyecek birtakım bakım, gözetim ve yan müdahalelerin hiç veya gereği gibi yapılmaması dolayısıyla oluşan zararlarda, idarenin sorumluluğundan söz edebilmek için ağır hizmet kusurunun aranmasına gerek bulunmamaktadır. Bu bağlamda; dava konusu olayda, yoğun bakım ünitesinde tedavi görmekte olan davacıların yakınının sık sık kendisini solunum cihazına bağlayan maskeyi çıkarmaya çalıştığı ve olay tarihinde de solunum maskesini çıkarması sonucu hayatını kaybettiği anlaşıldığından, daha önce çeşitli kereler maskeyi çıkarmaya çalıştığı hastane personelince bilinen hastaya, solunum maskesini çıkarmasını engelleyecek ek müdahalelerde bulunmamak suretiyle yeterli dikkat ve özeni göstermeyen davalı idarenin bu tutumunun hizmet kusuru olarak kabulü zorunlu olup, İdare Mahkemesince Yüksek Sağlık Şurası kararı esas alınmak ve davacılardan temyiz isteminde bulunan... nin istemiyle sınırlı kalmak suretiyle tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir. 5 ac) Çalışanlar ve hizmet alanların uğradığı zararlardan sorumluluk İdare sağlık hizmetlerini yürütürken doğrudan sağlık hizmeti niteliğinde olmayan temizlik hizmetleri, yemek çıkartılması, güvenlik hizmetleri gibi yan hizmetleri de sunmak durumundadır. Bu hizmetlerin yürütümünde ortaya çıkan hizmet kusurundan da idarenin sorumlu olacağında kuşku bulunmamaktadır. Doğrudan sağlık hizmeti niteliğinde olmadığından bu alanda ortaya çıkan hizmet kusurundan idarenin sorumlu tutulması için ağır kusur olması koşulu da aranmamaktadır. Karar 1:Hastanede tecavüz girişimine maruz kalan hastaya tazminat verilmelidir Sosyal Sigortalar Kurumu... Hastanesi İntaniye Servisinde Hepatit B ( sarılık ) teşhisi ile yataklı tedavi gören davacının, tarihinde saat sıralarında doktor kıyafeti giymiş bir kişi tarafından bıçakla tehdit edilerek ırzına tecavüz etme teşebbüsünde bulunulduğunun, sanık kişinin davacının yatmakta olduğu ve hastanenin zemin katında bulunan odanın penceresinden içeri girmek suretiyle olayı gerçekleştirdiğinin, hastane personeli olmayıp kimliği belirsiz bir kişi olduğunun, hastanede gece güvenlik görevlisi 4 Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu t. 2004/721 E. 2007/2030 K. 5 Danıştay 10. Daire t. 2005/3719 E.2007/4316 K. 55
57 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU ve otomatik gözetleme ve kontrol cihazı bulunmadığının, aynı hastanede bu olaydan bir süre önce tarihinde benzer bir olayın meydana gelmesine rağmen hastane yetkililerince bu tür olaylara karşı önleyici ve caydırıcı hiçbir güvenlik tedbirinin alınmadığının, davacının yattığı odanın penceresinin yere çok yakın olmasına rağmen pencerelerde emniyet tedbirlerinin bulunmadığının anlaşıldığı, yataklı tedavi kurumlarında sağlık hizmetlerinin yanında hasta kabul hizmetleri, hasta ziyaretleri, idari ve teknik hizmetler, nöbet esasları, yemekhane hizmetleri, hasta refakatları, emniyet ve güvenlik hizmetleri gibi sağlık hizmetleriyle yakından ilgisi bulunan birçok hizmetin gereği gibi yerine getirilmesi bu arada, özellikle hastanede yataklı tedavi görmekte olan hastaların yangın, deprem, silahlı saldırı gibi her türlü tehdit ve tehlikeye karşı huzur ve güven içinde bulunabilmeleri için gerekli emniyet ve güvenlik tedbirlerinin alınması hastane yönetiminin önem arzeden görevlerinden olduğu oysa ki, yataklı tedavi kurumu olan Sosyal Sigortalar Kurumu. Hastanesinde meydana gelen olayın bir tesadüf sonucu olmayıp, hastane binasının güvenlik yönünden hiçbir şekilde korunmadığı, hastane giriş ve çıkışlarında gerekli güvenlik kontrollerinin yapılmadığı ve özellikle zemin kattaki pencerelerden giriş ve çıkışı önleyici tedbirlerin alınmadığı, kaldı ki bu olaydan kısa bir süre önce meydana gelen benzer bir olaydan sonra bile bu yönde ciddi bir çalışmanın yapılmadığı, bu itibarla yukarda da belirtildiği üzere, yataklı bir tedavi kurumu olan hastanede emniyet ve güvenlik tedbirlerinin alınmamış olmasından dolayı meydana geldiği tartışmasız bulunan olayda davalı idarenin hizmet kusuru işlediğinin açık olduğu 6 Karar 2: Hasta için çağrıldığı alt kata giderken merdivendeki muz kabuğuna basıp düşerek sakat kalan hekime tazminat ödenmesi gerekir idarelerin görmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerini sunarken, hizmetin gereklerine uygun hareket etmeleri gerektiği, olayda, davacının, davalı idareye ait hastanede görev yapmakta iken nöbetçi olduğu tarihinde, kattaki görev yerinden zemin katta bulunan acil hastaya müdahale için, bu kata inerken, kullandığı merdivende bulunan muz kabuğuna basması sonucu 7 kat aşağıya düştüğü ve ağır yaralandığının olay anında görevli hastane doktor ve çalışanlarının noterce tespitli ifadeleriyle sabit olduğu, davacının görev yaptığı hastanenin temizliğinde ve merdivenlerin aydınlatılmasında davalı idarenin gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle hizmet kusurunun bulunduğu ve davacının uğradığı zararı tazmini gerektiği 7 Öte yandan, sağlık kurumunda hizmet sunan personelin özellikle hasta ve hasta yakınlarının şiddetine uğraması durumunda da güvenlik hizmetinin sağlanamamış olması sebebiyle hizmet kusuru üzerinde durularak gerektiğinde idarenin sorumluluğuna karar verilmesi sağlık hizmetlerinin güvenli biçimde sunulabilmesinin sağlanması bakımından yararlı olacaktır. ad)değerlendirme Sağlık hizmetlerinin riskli hizmetler arasında olması, bu hizmette ortaya çıkan ve ağır hizmet kusuru kabul edilmeyen kusurların sonuçlarına zarar görenlerin katlanmasını beklemek doğru değildir. Riskli hizmet olduğu, bünyesinde risk taşıdığı baştan bilinen bir hizmetin sunumunda buna uygun gerekli tedbirleri almayan idarenin bütün kusurlardan değil sadece ağır hizmet kusurundan sorumlu tutulması hakkaniyete de uygun düşmemektedir. b)zarar Sorumluluğun ikinci şartı bir zararın ortaya çıkmış olmasıdır. Zarar gören, duruma göre, sağlık hizmetini alan, hizmet alan kişinin yakını ya da henüz bu hizmeti talep eden olabilir. Bu kişilerde ortaya çıkan zarar hastanın ölümü, uzuv kaybı gibi ağır ve giderilemez biçimde ortaya çıkabileceği gibi; bir hastalığa tutulma, iyileşmenin uzaması, yeniden ameliyat olma gibi sonunda sağlığa kavuşulsa dahi ilgili süreç sebebiyle yaşananlardan doğmuş da olabilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki zararın mutlaka parasal kayıp olarak ortaya çıkması şart olmayıp bu durumun kişide yarattığı ağır üzüntü de zarar kavramı içinde değerlendirilmektedir. c)nedensellik bağı İdarenin sağlık hizmetleri sebebiyle sorumlu tutulabilmesinin son şartı da zararın idarenin hizmet kusuru sebebiyle doğmuş olması; bir başka ifadeyle zarar ile hizmet kusuru arasında nedensellik bağının olmasıdır. Kimi sağlık hizmetlerinin sunulması sırasında hizmetten kaynaklanan herhangi bir hata olmaksızın kişide bir zarar ortaya çıkabilir. Örneğin, gebelik kontrolleri yapılmamış bir hamilenin sakat çocuk doğurmasında herhangi bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. İzin verilen risk olarak da tanımlanan komplikasyonlarda zarar ortaya çıkmakla birlikte hizmet kusuru olmadığından idareye herhangi bir sorumluluk da yüklenmemektedir. Ancak bu noktada özellikle belirtmek gerekir ki, komplikasyon sebebiyle idarenin sorumsuz sayılabilmesi için öncelikle hastanın bu konuda aydınlatılarak yapılacak işlemlere onayının alınmış olması ve komplikasyon ortaya çıktıktan sonra giderilebilmesi için gerekli müdahalenin zamanında ve usulüne uygun biçimde yapılmış olması şarttır. Aksi takdirde, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ya da komplikasyon sonrası tam ve zamanında müdahale edilmemesi sebebiyle hizmet kusurunun varlığı kabul edilebilir. Örneğin hastada penisilin alerjisinin var olup olmadığının saptanabilmesi için yapılabilecek test dozunda dahi ciddi alerjik reaksiyon gösteren hastalar olduğu bilindiğinden bu riskin her zaman göz önünde tutulması, söz konusu risk ortaya çıkacakmış gibi önlemlerin alınması gereklidir. Aksi takdirde idari hizmetin işleyişinde kusurun varlığı düşünüle- 6 Danıştay 10. Daire t. 1998/4977 E. 2000/380 K. 7 Danıştay 10. Daire t. 2003/4153 E. 2006/5848 K. 56
58 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. bilecektir. Karar 1: Olası komplikasyonlar hakkında hasta bilgilendirilerek yapılacak işleme onayının alınması gerekir Yapılacak işlemlerin olası komplikasyonları hakkında hastanın bilgilendirilmesi sonrasında onayının alınmasıyla işlemlere başlanması gereklidir davacının duyu kaybının, en az 5 yıl önce meydana gelen kulak zarı delinmesinden kaynaklandığı,... daki muayenede enfeksiyon bulunmadığının tesbit edildiği, davalı idarede yapılan gerek poliklinik muayenesinde ve gerekse ilacın damlatılmasından sonraki muayenede mantarla ilgili bir bulgu yer almadığı, sadece adı geçen ilacın uygulamasını yapan doktor tarafından düzenlenen poliklinik kartında mantar teşhisi yazıldığı, iç kulak zarı delik olan davacıya iç kulağa, sirayet edeceği kesin ve giderilmesi mümkün olmayan yan etkilere sahip olan bir ilacın uygulandığı ve önceden aynı etkileri konusunda bilgi verilip onayının alınmadığının davacının samimi beyanlarından anlaşıldığı ve davalı idarenin de bunun aksini öne sürmediği, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 70. maddesinde Tabipler, diş tabibleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın muvafakatini alırlar hükmü öngörülmüş ve böylece uygulanacak işlem veya ilacın yan etkileri konusunda hastanın uyarılarak onayının ve gerekli tedbirlerin alınmasının amaçlanmış bulunduğu, öte yandan idarelerin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları ödeyeceklerinin Anayasamızın 125. maddesinde hükme bağlandığı, olayda da davalı idarece yapılan uygulama sonucunda davacının bir kulağının tamamen ve tedavisi mümkün olmayacak şekilde, diğer kulağının da ancak işitme cihazıyla duyabilecek ölçüde duyu kaybına uğradığı, başlangıçta bu riskin dikkate alınıp davacının bilgilendirilmediği, hatta kullanılan ilacın isminin dahi gizlendiği dikkate alındığında duyu kaybının hizmet kusuru sonucu oluştuğu ve davacının sürekli, ağır elem ve ızdırap duymasına yol açıldığı kanısına varıldığı, her ne kadar Danıştay kararında Castellani solüsyonunun mantar tedavisi için uygulandığı, sağlık hizmetlerinin riskli bir nitelik taşıdığı ve davacının hizmetten yararlanan konumda olduğu, zararın idarenin ağır hizmet kusuru sonucu oluşmadığı belirtilmiş ise de; davacının kulak zarının delik olduğu doktor tarafından bilindiği halde, ilacın yan etkilerinin daha fazla olabileceği hususunun davacıya bildirilmemesi, böylece hizmetten yararlanmama hakkının tanınmaması, riskin azaltılabilmesi için ilaç dozunu ayarlamada gerekli özenin gösterilmemesinin ağır hizmet kusurunu oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin ısrar kararının onanmasına Karar 2:Gerçekleşen komplikasyona zamanında müdahale edilmemesi ağır hizmet kusuru oluşturur Psikiyatri Kliniğinde uygulanan elektrokonvülsit tedavisi sırasında meydana gelebileceği tahmin edilebilen komplikasyonların önlenebilmesi için alınması gerekli tedbirlerin alınmadığı ve davacının kolunun kırılmasına neden olunduğu, kırık ihtimali üzerine psikiyatri servisinden tarihinde radyolojik tetkikin yapılması için röntgene gönderildiği ve çekilen filmin ismi okunamayan bir doktor tarafından incelenmesi sonucu hastanın grafisinde pataloji tesbit edilmedi raporu verildiği, dolayısıyla gerekli tedavi yapılmayarak davacının kolunun sakat kalmasına yol açıldığı olayda idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğu 8 Bütün bunlardan başka, idarenin hizmet kusuru nedeniyle bireylerin hizmete erişememesinden dolayı ortaya çıkan zararlarda da nedensellik bağının var olduğunun kabul edilmesi yerinde olacaktır. Zira, Maliye Bakanlığı ya da Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlık hizmetinin sunumunda uyulması gereken kurallara ilişkin tebliğ niteliğindeki düzenlemeler yapılmakta olup; söz konusu tebliğlerde kimi zaman bilimsel gerçeklerle ilgisiz biçimde kimi tedavi yöntemlerine ilişkin giderler ödenmemekte ya da oldukça düşük bir bedel ödenerek hizmetin kalan bedelinin hasta tarafından karşılanması istenmektedir. İdarenin bu yaklaşımı sebebiyle, anılan hizmetten yararlanamayan kişide bu nedenle ortaya çıkan zarardan idarenin sorumlu tutulması idarenin bilime ve hukuka aykırı eyleminin sonuçlarına katlanması bakımından Anayasa nın 125. maddesine uygun ve yerinde olacaktır. Yargısal kararlarda bu yönde bir yaklaşıma rastlanmamış ise de; hastanın zorunluluk sebebiyle yaptırdığı ve bedelini kendisinin ödediği tedavi giderlerinden idarenin sorumlu olduğuna karar verilmektedir. 9 V - GÖREVLİ YARGI YERİ İdarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğu ve bunun sağlık personelinin eylemlerinden kaynaklandığının düşünüldüğü durumda nerede dava açılacağı hak arama sürecinde ciddi bir sorundur. Bilindiği üzere Anayasa nın 129. maddesinin beşinci fıkrasına göre Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir. Aynı şekilde Devlet Memurları Yasasının 13. maddesine göre de Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar.kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır. Sağlık hizmetlerinin sunulmasında, hekimler ve diğer sağlık personelinin kasıtlı olarak hastaya zarar vermeleri dışında, yapılan tıbbi işlemler sebebiyle bir kusurun varlığının iddia edilmesi aslında idarenin sağlık hizmetinin sunumunda hizmet kusurunun varlığının iddia edilmesi niteliğindedir. Zira ilgili sağlık personeli görevleri sırasında, kendilerine yasa ile verilmiş yetkilerini kullanırken idare ajanı niteliğindedir ve eylemleri idari eylemdir. Bu değerlendirmeye bağlı olarak ve Anayasa nın 129. maddesi ile DMK nun Danıştay 10. Daire t. 1994/2110 E. 1995/4255 K. 9 Danıştay İkinci Dairesinin 01/07/2008 tarihli ve E:2007/3294; benzer içerikte Danıştay 10.Daire 2007/7393 E. 57
59 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU maddesi uyarınca idari hizmetin işleyişinde bir kusur olduğu savıyla açılacak davanın idare aleyhine ve idare mahkemesinde açılması gerektiği düşünülmektedir. Ancak, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında son zamanlarda istikrarlı biçimde, davada sağlık personelinin kişisel kusuruna dayanılması durumunda bu kişilere karşı hukuk mahkemelerinde doğrudan dava açılabileceğine karar verilmektedir: -Uyuşmazlık Mahkemesi de eski kararlarında aksi yönde karar vermiş iken 10 sonraki bir çok kararında 11 davaların idare aleyhine açılan kısmının idare mahkemesinde, görevli memurların kusuruna dayalı olarak açılmış kısmının ise adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine karar vermiştir. -Belediye Hastanesine başvuran ve kulak rahatsızlığı sebebiyle ameliyat edilen kişinin bitkisel hayata girmesi dolayısıyla, yoğun bakımı da olan tıp fakültesine sevk edilen hastanın ölümü sonrasında açılan tazminat davasında Mahkeme Anayasa nın 129. maddesine atıfla davanın idari yargıda Belediye aleyhine açılması gerektiğine karar vermiş; 4. Hukuk Dairesi davacı tarafından hekimlerin kişisel kusuruna dayanıldığından davanın hekimlerle ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde yürütülmesi gerektiğine karar vermiş; direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 4. Hukuk Dairesinin kararını haklı bularak Mahkeme kararını bozmuştur. 12 Hukuk Genel Kurulu Kararı oyçokluğuyla alınmış olup muhalif üyeler tarafından yazılan ortak gerekçede, Anayasa ve yasa hükümleri belirtilip yürütülen hizmetin kamu hizmeti, davalıların da kamu görevlisi olduğu, davacıların davalı doktorların yetki ve görevleri ile bağdaşmayan kasti eylemlerinin olduğu yolunda bir iddialarının bulunmadığı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu nun eski kararlarındaki aksi yöndeki değerlendirmeler de belirtilerek karar alma sürecindeki saiklerle ilgili olarak ciddi bir uyarıya yer verilmiştir: Toplumda huzur ve güvenin sağlanması her şeyden önce, yasaların getirdiği hüküm ve kurallara uyulmasına bağlıdır. Nasıl toplumdaki kişi veya grupların durumları veya onlara duyulan sempati, antipati veya bazı olaylar nedeniyle duyulan tepkiler nedeniyle, yasaların getirdiği hüküm ve kurallar gözardı edilemez ise, bazı kamu görevlilerinin görevlerini ifa ederken daha dikkatli davranmalarını sağlamak amacı ile dahi olsa, yasaların getirdiği hüküm ve kuralların gözardı edilmesi de doğru değildir. Bu, toplumda huzursuzluk, güvensizlik ve karmaşa yaratır. Yasaların uygulanmasının ve yasaların uygulanmasında birliğin sağlanması, mahkeme kararlarının denetlenmesi, mahkemelere yol gösterilmesi açısından Yargıtay ın yasalara ve kendi uygulamalarını gösteren İçtihatlarına sahip çıkıp bağlı kalması, zaman içinde sapma göstermemesi ve uygulamanın istikrar kazanması açısından çok önemlidir. Çoğunluk görüşüne göre, Anayasanın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinin uygulamada ve pratikte hiçbir hükmü kalmamaktadır. Söz konusu gerekçede belirtilen haklı hukuksal değerlendirmelere karşın, son dönemde ortaya çıkan yargısal kararlar nedeniyle, tek bir eylem sebebiyle ortaya çıkan zarar için örneğin Asliye Hukuk Mahkemesinde idare ve memurlar aleyhine açılan davada memurlarla ilgili yargılamaya devam edilmesi; ancak idare ile ilgili kısmın idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu itibariyle reddine karar verilerek idari yargıya gönderilmesi gerekir. Bu durumda her iki yargı yolunda farklı hukuksal müesseseler uyarınca ayrı ayrı değerlendirme yapılarak hüküm kurulup hastanın tek zararına ilişkin iki ayrı karar verilecektir VI - SONUÇ Sağlık hakkı ve bu hak karşısında Devletin ödevinin çerçevesi bir Anayasa Mahkemesi kararında belirtilmiştir: Kişinin yaşama hakkı, maddî ve manevî varlığını koruma hakkı;birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez, vazgeçilmez temel haklardandır.bu haklara karşı olan her türlü engelin ortadan kaldırılması da devlete ödev olarak verilmiştir. Güçsüzleri güçlüler karşısında koruyacak olan devlet, gerçek eşitliği sağlayacak, toplumsal dengeyi koruyacak, böylece gerçek hukuk devleti niteliğine ulaşacaktır. Hukuk devletinin amaç edindiği yaşama hakkının korunması, sosyal güvenliğin sağlanmasıyla gerçekleşecektir. Sosyal güvenliği sağlayacak olan kuruluşların yasal düzenlemelerinin, yaşama hakkı ile maddi ve manevî varlığı koruma haklarını zedeleyecek veya ortadan kaldıracak hükümler içermemesi gerekir. Bu konuda düzenlenen uluslararası kurallar da aynı amaca yönelik hükümler taşımaktadır günlü, 3581 sayılı Yasa yla onaylanan Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi nin 13. maddesi de hastalık durumunda gerekli olan tüm bakımların sağlanmasını öngörmektedir. 13 Danıştay İkinci Dairesi ile Onuncu Dairesi tarafından tedavi yardımı tebliğleri ile getirilen kısıtlamaların kaldırılmasına ilişkin davalarda verilen kararlarda da, ulusal düzenlemelerin yanı sıra iç hukuk kuralı haline gelmiş Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında Sözleşme, Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi) gibi uluslararası düzenlemelere de dayanılarak Devletin vatandaşlarının gerekli sağlık 10 Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü t. 1991/28 E. K.; 11 Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü t. 2005/65 E. 114 K.; t. 2006/26 E. 2006/75 K. 12 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu t. 2006/4-86 E. 111 K. 13 Anayasa Mahkemesinin gün ve E.90/17, 91/2 sayılı kararı 58
60 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. hizmetine erişimini sağlaması ödevi bulunduğu açıklanmıştır. 14 Belirtilen uluslararası düzenlemelerin yanı sıra iç hukuk kurallarında da devletin bireylerin gereksinim duyduğu sağlık hizmetlerine erişmesinin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik görevleri bulunduğu belirilmiştir: Anayasa nın 2. maddesinde devletin nitelikleri arasında yer bulan sosyal devlet kavramının bir gereği olarak bireylerin gereksinim duyduğu sağlık hizmetlerine erişebilmeleri gereklidir. Ayrıca yine Anayasa hükümleri arasında yer alan, Devletin temel amaç ve görevleri arasında insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmanın olduğunu belirten 5. maddesi, yaşam hakkının vurgulayan 17. maddesi 15 ve sağlık hakkına vurgu yapan 56. maddesi 16 bireylerin sağlık haklarına ilişkin temel güvenceleri oluşturan kurallar arasındadır. Anayasa nın 65. maddesinde de Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. denilmek suretiyle vazgeçilmez ve ertelenemez nitelikteki sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesini devletin öncelikli olarak ele almak zorunda olduğu vurgulanmıştır. Bu çerçevede, idarenin bir yandan kamu sağlık hizmetlerini geliştirmek, öte yandan özel sağlık hizmetlerinin denetlenmesi yoluyla sağlık hizmetlerinin ticarileşmesini önlemek görevi bulunmaktadır. Bu görevlerin yerine getirilmesinde ortaya çıkacak kusurlar bireylerin yaşamlarında genellikle geri dönüş olanağı bulunmayan zararlara yol açtığından bunların para ile tazmin edilmesi aslında ne tarafların ne de toplumun işine yaramaktadır. Son söz olarak, yeni gelişmekte olan sağlık hukukunun ana ilgili alanının sorumluluk ve tazminat hukukundan uzaklaşması gereğini vurgulamak gerekir. Mevcut yaklaşımlar, tarafların işbirliği değil sürekli bir saldırı - savunma halinde hissetmeleri ile sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesine değil hantal ve pahalı hale gelmesine; ortaya çıkan sonuçlar sebebiyle de birey ve toplumun sağlık hakkının zarar görmesine yol açmaktadır. Toplumsal yararın sağlanması ve ülke kaynaklarının optimal kullanımının sağlanmasına yönelik olarak, sağlık hakkının hukukunun oluşturulmasına odaklanmak, sağlık hukukunun doğru bir mecrada gelişmesini sağlayacaktır. Hekim ve hasta arasında olması gereken güven ilişkisini zedelemeyen, tarafları karşıtlık noktasına sürüklemeyen, ortaya çıkan zararlı sonuçlarda sorumluyu aramak yerine sorunun kaynağını bulmayı hedefleyen ancak bu arada hastanın zararının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca- derhal giderilmesini sağlayan kuralların savunulmasını öneren bu yaklaşım hukuksal ve bilimsel kaynağını insanlığın yüzyıllardır ortak değer olarak ürettiği insanı önceleyen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinden ve Anayasa daki insan yaşam ve sağlığını önceleyen hükümlerde bulacaktır. 14 Danıştay İkinci Dairesinin 01/07/2008 tarihli ve E:2007/3294; benzer içerikte Danıştay 10.Daire 2007/7393 E. 15 Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tâbi tutulamaz. 16 Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir. 59
61
62 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. PANEL: UZMAN HEKİM İNSANGÜCÜ PLANLAMASI 61
63 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU TÜRKİYE DE GENEL CERRAHİ UZMANININ GEREKSİNİMİNİ BELİRLEME ÇALIŞMASININ SONUÇLARI Prof. Dr. Cem Terzi Türk Cerrahi Derneği Başkanı Ülkemizde sağlık alanında işgücü ve işyükü planlanması yeterince yapılmamaktadır. Bu konudaki veri tabanları yetersizdir. Tartışmalar bilimsel raporlara ve gerçeklere dayanmadan yapılmaktadır. Ciddi bilimsel çalışmalar yapmadan, ülkemizde genel cerrahi uzman sayısının yetersiz olduğunu öne sürerek ve diğer etkenlerden bağımsız olarak genel cerrah sayısını arttırmaya çalışarak cerrahi sağlık hizmeti sunumu iyileştirilemez. Türk Cerrahi Derneği (TCD) nin temel görevlerinden biri, ülkemizde cerrahi alanında sunulan sağlık hizmetinin iyileştirilmesi için çalışmaktır. TCD, bir genel cerrahi uzmanının nitelikli hizmet verebilmesi için uygun bir ekip içinde ve yeterli altyapı ve donanım ile çalışması gerektiğine inanır. Bu rapor Ağustos 2008 yılında Türk Cerrahi Derneği bünyesinde oluşturulan TCD Genel Cerrahi İnsan Gücü ve İşyükü Çalışma Grubu nun Ağustos 2009 tarihine kadar yürüttüğü bir yıllık çalışmalar sonucu oluşturulmuştur. Bu rapor, bu nedenle özellikle genel cerrahi uzmanı sayısı ve ülke genelindeki dağılımı açısından güncel durumu saptamayı, var olan insan gücünün etkin kullanılmasına yönelik öneriler getirmeyi ve gelecekteki insan gücü gereksinimi ile kestirimlerde bulunmayı amaçlamıştır. Genel cerrahide insan gücü çalışmaları Uluslararası literatüre bakıldığında, pek çok ülkede cerrah gereksiniminin önceden öngörülmeye çalışıldığı ve buna uygun sayıda uzman yetiştirildiği görülmektedir. Genel Cerrahi ile ilgili en dikkat çekici çalışmalara Birleşik Krallık, Avusturalya, Yeni Zelanda ve Amerika Birleşik Devletleri nde rastlanmaktadır [3-26]. Bu ülkelerin her birinde Ulusal Sağlık İnsan Gücü Tavsiye Kurulları olduğu ve yıllık raporlar yayınladığı dikkat çekmiştir. Genel olarak sağlık insan gücü planlamasında gereksinime göre, sağlık hizmeti hedeflerine göre, talebe göre ve nüfus oranlarına göre olmak üzere dört yöntem kullanılmaktadır. Cerrahi insan gücü planlamasında ilk üç yöntemden birini kullanabilmek için, basitçe, hizmet sunulan toplumun bu alandaki gereksinimini (cerrahi iş gereksinimi; toplumun cerrahi hastalık yükü) ve cerrahların da bu işi karşılamak üzere uygun işyüklerini (yıllık günübirlik/acil/elektif ameliyat sayıları, ayakta ve yatarak cerrahi bakım gören hasta sayılarını, cerrahların haftalık/aylık çalışma saatlerini, aktif ve icap nöbet saatlerini, emekli olma ve aktif çalışma yaşamından ayrılma eğilimlerine göre ortalama cerrahlık yapma sürelerini) öngörmek gerekir. Bunun yanı sıra, her ulusun ulusal sağlık otoritesinin öncelikler ve kaynaklar doğrultusunda gerçekleştirmesi gereken özgün hedefleri olması gerekir. Bu ölçütler doğrultusunda gerekli genel cerrahi uzman sayısı hesaplanabilir. Ülkemizde pek çok genel cerrahi uzmanının, optimal olmayan koşullarda ve çoğu kez meslektaş, yardımcı sağlık personeli ve tıbbi / cerrahi olanaklar açısından yetersiz durumda çalıştığı, bilinen bir gerçektir. Diğer bir genel saptama da, ülkemizde genel cerrahların pek çoğunun, bu olumsuz koşullara rağmen, bir adanmışlıkla ve genellikle yasal çalışma sürelerinin üzerinde çalıştıklarıdır. [27]. Sağlık alanında işgücü planlamaları yapılırken maalesef uluslararası karşılaştırmalar yapmak olanaklı değildir. Ülkelerin sağlık sistemleri birbirlerinden farklı olduğu için insan gücü ile ilgili doğrudan karşılaştırmalar 62
64 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. yapmak geçerli olmaz [12]. Uzman hekimler bazı ülkelerde, bazı branşlarda birinci basamakta çalışmaktadırlar. Örneğin ABD de uzman hekimlerin dahiliye, çocuk ve kadın doğum uzmanlarının birinci basamak sağlık hizmetinde yer aldıklarını görüyoruz. Oysa pek çok Avrupa ülkesinde ve ülkemizde durum böyle değildir. Ayrıca genel cerrahi uzmanlarının karşıladıkları cerrahi işyükünün niteliği de ülkeden ülkeye değişmektedir. Ülkeler arasında tıp fakültelerindeki mezuniyet öncesi eğitim süresi, genel cerrahi uzmanlık eğitimi süresi ve buna bağlı olarak ortalama genel cerrahi uzmanı olma yaşı ve aktif cerrah olarak çalışma süresi farklılıklar göstermektedir [28-31]. Ülkelerin nüfus özelliklerindeki farklılıklar da uluslararası karşılaştırma yapılmasını engeller niteliktedir. Gelişmiş ülkelerde, Batı Avrupa da ve Kuzey Amerika da, yaşlanan nüfusun, özellikle 65 yaş üstü nüfusun, cerrahi tedavi gereksinimi oldukça yüksektir. Yeni Zelanda da yapılan bir çalışmada 65 yaş üstü yaş grubunun cerrahi gereksinimi, ortalama nüfusun 3 katı kadar hesaplanmıştır [33]. ABD de cerrahi insan gücü hesaplamalarında cerrah açığı, ülkenin yaşlı nüfus oranına ve bu yaşlı insanların artan cerrahi tedavi gereksinimine dayandırılmaktadır [32]. Ülkelerin tıbbi teknoloji üretimi ve kullanımı birbirinden çok farklıdır. Küresel etkilenmelere rağmen tıbbi teknoloji kullanımı ülkenin sağlık sistemi ve genel refah düzeyi ile yakın ilişkilidir. Sağlık alanında işgücü çalışmalarında gelecek dönük tahminler yapılırken tıbbi ve cerrahi tedavi ve tekniklerdeki değişikliklerin tam olarak öngörülemeyeceği gerçeği diğer bir kısıtlılıktır. Farklı toplumların kültürel farklılıkları (örneğin, semptomlara karşı tolerans, cerrahi riski kabullenme ve cerrahi camialardaki tarz farkları) cerrahi girişim oranını ciddi olarak etkilemektedir [12]. Birbiri ile karşılaştırılabilir ülkeler arasında bile cerrahi girişim oranları 3 kat farklılık gösterebilmektedir [12]. Ülkeler arasında yıllık cerrahi girişim sayıları ciddi farklılıklar gösterir; örneğin, 2004 yılında Etyopya için bu oran 100 bin nüfus için 148 cerrahi girişim iken, Macaristan için / dir [34]. Cerrahi girişim sayısı ile kişi başına sağlık harcaması arasında anlamlı bir ilişki vardır [34] yılı için verisi bulunan 56 ülkede gerçekleşen toplam 234,2 milyon cerrahi girişimin 172,3 milyonu (%73,6 sı) orta ve yüksek sağlık harcaması yapan ülkelerde gerçekleşmiştir. En yoksul ülkelerde (nüfusun %34,8 i) yaşayanlara ise tüm cerrahi girişimlerin yalnızca %3,5 i uygulanmıştır. Ülkelerin sağlık harcamaları ile cerrahi girişim sayısı arasında anlamlı bir ilişki vardır. Bu durum bir kez daha cerrah işgücü planlamalarında uluslararası karşılaştırmaların anlamsızlığını vurgulamaktadır. Tüm bu nedenlerle her ülkenin kendi sağlık insan gücü planlamasını özgün olarak yapması gerekir. Hekimlerin ülke geneline istenilen oranlarda dağılmadığı yaygın bir sorundur. Avustralya da ülkenin kuzeyinde genel cerrah sayısı en az, güneyinde ise en fazla olarak saptanmıştır [8]. ABD, 2007 yılında yapılan bir ankette genel cerrahi uzmanlarının %34 ünün metropol şehirlerde (nüfusu den fazla), %35 i varoş şehirlerde (nüfusu den arasında) ve %31 i kırsal bölgede (nüfusu den az) çalıştığı saptanmıştır [35]. OECD raporlarında Meksika ve Türkiye pratisyen ve uzman hekimlerin ülke geneline dağılım bozukluğunun büyük boyutta olduğu iki ülke olarak vurgulanmaktadır [1,36]. Çalışmanın Veritabanı Bu çalışma için Mart 2009 tarihinde, TCD ne üye olan ve üye olmayan genel cerrahi uzmanı verileri güncellendi ve oluşturulan TCD Genel Cerrahi Uzmanı veri tabanı bu çalışmada esas alındı. TCD Genel Cerrahi Uzmanı veri tabanı il bazında SB verileri ile karşılaştırılarak veri güvenilirliği sağlandı. 63
65 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Genel cerrahi asistan sayıları ise TCD tarafından 2009 Mart ayında Üniversite Hastaneleri ve SB Eğitim ve Araştırma Hastaneleri Genel Cerrahi Klinikleri Anabilim Dalı Başkanları ve Klinik Şefleri nden sağlanmıştır. Türkiye de Genel Cerrahi Ameliyatlari bölümü ile ilgili veriler Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü nün, Türk Cerrahi Derneği nin isteği üzerine ilettiği yılllarını kapsayan veriler temel alınarak hazırlanmıştır. Bunun dışında SB, TÜİK, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Birleşmiş Milletler (BM) ve OECD nin veri tabanlarından yararlanıldı. İlgili veri tabanlarına metin içinde atıfta bulunuldu. Zaman dilimleri olarak bu belgede çoğunlukla Aralık 2003, Aralık 2007 ve Mart 2009 tarihleri alınmış ve bu tarihlere ait veriler karşılaştırılmıştır. Nüfus ve coğrafi veriler TÜİK ten, insani gelişim endeksi BM den, sosyoekonomik gelişme endeksi DPT den derlenmiştir. Cerrah ve cerrahi işlem sayıları ve ilgili değişkenlere ilişkin veriler OECD den alınmıştır Sağlık Bakanlığı ve Genel Kurmay Başkanlığı arasındaki protokole göre asker hastanelerinde belli kontenjanda sivil hasta kabul edildiği bilinmesine karşın, söz konusu askeri hastanelerde asker aileleri emeklileri de sivil vatandaş olarak yaygın bir şekilde cerrahi sağlık hizmeti aldıkları için çalışmaya dahil edilmişlerdir. Çalışmanın yöntemi Genel olarak sağlık insan gücü planlamasında gereksinime göre, sağlık hizmeti hedeflerine göre, talebe göre ve nüfus oranlarına göre olmak üzere dört yöntem kullanılmaktadır. Bu çalışmada, ülkemizde diğer yöntemlerle ilgili verilere ulaşmada kısıtlılıklar olduğu için, başta Birleşik Krallık olmak üzere pek çok ülkenin kullandığı nüfus oranına göre genel cerrahi uzmanı yöntemi tercih edilmiştir. [2-25, 15 Temmuz 2009 da kişisel görüşme] Belli bir nüfus başına düşmesi gereken cerrah sayısı uluslararası literatürde 4-7/ olarak alınmaktadır. Sağlık işgücü çalışmaları alanında tıbbi literatür incelendiğinde en sürekli, tutarlı ve nitelikli raporların Birleşik Krallık a ait olduğu görülmektedir [2-6]. Bu raporların tümünde nüfus başına genel cerrahi uzmanı oranı olarak 1/ kullanılmaktadır [2-6]. ABD nin genel cerrahi işgücü planlamaları ile ilgili genel yaklaşımı, ideal bir standarttan olmaktan çok varolan sayıları temel almak ve nüfusun yıllar içindeki değişimine bakarak kestirim yapmaktır. Graduate Medical Education National Advisory Commitee GMENAC 1980 yılında 4-7 / şeklinde bir öneride bulunmuştur [15]. Poley çalışmasında genel cerrah oranı için 4-7 / in altını almaktadır [25]. Biz bu çalışmada, genel cerrahi uzmanlarına odaklandığımız ve ülkemizde diğer ülkelerden kısmen farklı olarak pediatrik cerrahi, kardiyovasküler cerrahi, ortopedi ve travmatoloji gibi alanlar tamamen ayrı uzmanlık alanları olup genel cerrahi işyükü içinde olmadığı için 1 / oranını temel aldık. Bu çalışmanın birincil amacı, ülkemizde aktif çalışan genel cerrahi uzmanı sayısını doğru olarak saptamaktır. Aktif çalışan genel cerrahi uzmanını, genel cerrahi uzmanlık diploması olan, üst ihtisas yapmamış. 65 yaşın altında, herhangi bir kurumda genel cerrah olarak çalışan hekim olarak tanımladık. Akademik merkezlerin eğitici kadrolarında çalışan profesör, doçent, yardımcı doçent, klinik şefi, şef yardımcısı ve başsasistanlar da aktif çalışan genel cerrahi uzmanı olarak değerlendirilmiştir. İkinci amacımız kişiye 1 genel cerrahi uzmanı standardına göre ülkemizdeki toplam genel cerrah sayısının ve il nüfuslarına göre illerde çalışan genel cerrahi uzmanı sayılarının yeterli olup olmadığını araştırmaktır. Üçüncü olarak, hekimlerin kamu ve özel sektörde illerin nüfuslarına göre ülke geneline nasıl dağıldığı, şehir ve taşradaki farklılaşmalar araştırılmıştır. Genel cerrahi uzmanlarının dağılımı ortaya konduktan sonra illerin insani gelişmişlik endeksi/sosyoekonomik gelişme endeksi, hasta yatağı kapasitesi ile genel cerrahi uzmanı dağılımları arasındaki uyuma bakılmıştır. 64
66 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Bulgular ve İrdeleme Genel cerrahi uzmanı dağılımı Türkiye de Aralık 2007 tarihi itibari ile 3594 aktif çalışan genel cerrahi uzmanı vardır. Genel cerrahlar büyük kentlerde toplulaşmıştır. Bu tür bir toplulaşma, ülkelerin çoğunda görüldüğünden bu sapmanın boyutları önemlidir: Standartlar Türkiye de genel cerrahların beşte birinden fazlası İstanbul da çalışmaktadır. Türkiye de genel cerrahların % 40 ı İstanbul, Ankara ve İzmir de çalışmaktadır. Türkiye de genel cerrahların yarıdan fazlası 8 ilde (İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Konya, Kocaeli ve Adana) toplulaşmıştır: Genel cerrahların %56 sı nüfusun %44 ünü oluşturan 8 ilde, geri kalan %44 ü ise nüfusun %56 sını oluşturan diğer illerde çalışmaktadır kişi başına 1 genel cerrah düşmesi gerektiği bir standart olarak dikkate alındığında : Türkiye toplamında bu değer 1,27 dir: Standarda göre toplamda %27 lik fazlalık vardır kişi başına yalnızca kamuda çalışan genel cerrah oranı 1,09 dur: Yalnızca kamuda istihdam edilen genel cerrahlar standart açısından yeterlidir kişi başına genel cerrah dağılımı, bize eksiklik ya da fazlalığın bulunduğu illeri göstermektedir: Şırnak, Siirt, Muş ve Uşak ta ciddi boyutlarda genel cerrah açığı (%50) vardır. Aydın Tekirdağ, Kırşehir, Zonguldak, Rize, Afyon, Batman, Kayseri, Manisa, Çanakkale, Çankırı, Samsun, Bartın, Konya, Denizli, Malatya, Balikesir, Elazığ, Sinop ve Burdur kişiye düşen genel cerrah sayısı bakımından Türkiye ortalamasının altında gözükmesine karşın, 1/ standardı bakımından gereksinimin üzerindedir kişi başına genel cerrah sayısında fazlalığın büyük oranda görüldüğü iller ağırlıkla Ankara, İzmir ve İstanbul dur: Ankara daki fazlalık % 200 dür. Dağılımdaki bu bozukluğun nüfusa etkisi büyüktür: Toplam nüfusun %15 i için kişi başına genel cerrah sayısı yeterli, %33 ü için az, %52 si için ise fazladır. İstanbul, gerek nüfus büyüklüğü gerekse toplulaşmanın en yoğun olduğu için ayrıca ilçe düzeyinde çalışılmıştır. Bu çalışma ölçek küçüldükçe dağılımdaki anormalliğin olağanüstü artığını göstermektedir: kişi başına genel cerrah sayısı gerekli olandan Kartal da 40, Kadıköy de 80, Şişli de 106, Fatih te 157 kat fazladır. Elbette bu anormalliğin nedeni, üniversite, eğitim-araştırma hastaneleri ve özel sağlık kuruluşlarının bu ilçelerde toplulaşması ve bu ilçelerin bir bütün olarak sağlık merkezi gibi işlev görmesidir. Ancak burada sorgulanması gereken, bu toplulaşmanın nedeni değil, gerekliliği dir. Bu olağanüstü toplulaşmanın sağlık hizmetine erişim açısından ne ölçüde soruna yol açtığı, özellikle İstanbul için var olan deprem riski nedeniyle, ayrıca çalışılmak zorundadır kişi başına genel cerrah sayısı ile illerin İnsani Gelişim Endeksi (Birleşmiş Milletler) ve Sosyoekonomik Gelişmişlik Endeksi (Devlet Planlama Teşkilatı) arasındaki ilişki de bozuktur. 65
67 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Sağlık altyapısı ve diğer sağlık çalışanları Sağlık altyapısına ilişkin veriler içinde şu anda kullanılabilir tek gösterge hastane yataklarıdır. Genellikle kişi başına hastane yatağı ya da 100 hastane yatağı başına hekim sayısı olarak uluslararası karşılaştırmalarda kullanılan bu göstergeyi, genel cerrah başına hastane yatağı biçiminde kullandığımızda önemli sonuçlar elde etmekteyiz: Kişi başına hastane yatağı bakımından alt sıralardaki iller, doğal olarak genel cerrah başına hastane yatağı sıralamasında da alt sıralarda yer almaktadırlar. Şırnak, Mardin, Ağrı, Hakkari gibi illerde ise hem hastane yatakları hem de genel cerrah sayısı çok düşüktür. Bu veri sosyoekonomik gelişmişlik endeksiyle birleştirildiğinde iller düzeyinde daha açık bir görünüm oluşmaktadır: Yalova ve Adana da genel cerrah sayısındaki azlığa eşlik eden altyapı sorununun, hiç de ilin sosyoekonomik yapısından kaynaklanmadığı; Ankara, İzmir, Kocaeli, İstanbul da sağlık altyapısıyla uyumsuz bir genel cerrah fazlalığı olduğu; Hakkari, Mardin, Ağrı, Şanlıurfa, Kars, Şırnak ve Ardahan da hem altyapının hem de genel cerrah sayısının yetersiz olduğu açıktır. Sağlık altyapısına eşlik eden önemli bir gösterge (diş hekimleri, eczacılar ve sağlık memurları dahil) toplam sağlık çalışanları içinde genel cerrahların oranıdır. Genel cerrahların illere dağılımı, toplam sağlık personelinin dağılımı ile aynı dokudadır. Urfa, Ağrı, Antep, Hakkari, Mardin, Bitlis, Kars, Muş, Şırnak, Kilis, Adıyaman, Iğdır ve Siirt te genel cerrah eksikliğine toplam sağlık personeli eksikliği de eşlik etmektedir. Genel cerrahların uzman hekimler içindeki oranı da önemli bir göstergedir. Uzman hekim dağılımı ile genel cerrah dağılımının benzer dokuda olduğunu görüyoruz. Van, Batman, Artvin, kişi başına uzman hekim sayısı bakımından en kötü durumda olmalarına karşın genel cerrah fazlası olan illerdir. Kırıkkale, Isparta, İzmir, İstanbul, Edirne ve Ankara da uzman hekim yığılması, genel cerrah fazlalığına; Şırnak, Kilis, Uşak, Siirt, Bayburt ve Yalova da uzman hekim azlığı, genel cerrah eksikliğine eşlik etmektedir. Genel cerrahların hekimler içindeki oranı ise dağılımları bakımından çok açık bilgiler vermektedir: Şanlıurfa, Bitlis, Kars, Çorum gibi illerde hekim sayısı da genel cerrah sayısı da azdır. Tunceli, Erzincan, Adana, Bursa, Yalova gibi illerde hekim sayısı Türkiye ortalamasının üzerindedir, ancak genel cerrah sayısı gerekenden azdır. Sivas, Edirne, Ankara, Isparta, İzmir, İstanbul, Kırıkkale ve Trabzon hem hekim sayısı bakımından hem de genel cerrah fazlalığı bakımından en üst sıralardadırlar. TCD nin Haziran 2009 da yerinde derlediği cerrahi altyapı ile ilgili bilgiler, konuya ilişkin yeterince bilgi vermektedir: Örneğin, Şanlıurfa da yaklaşık , Yozgat ta , Muş ta kişi ameliyathaneden yoksundur. Yozgat ta yaklaşık , Şanlıurfa da , Muş ta kişi için ne anestezi uzmanı ne de anestezi teknisyeni vardır. Bu illerin hiçbir ilçe merkezinde, patoloji uzmanı, yoğun bakım ünitesi ve kan bankası yoktur. Yani, 3 kentte toplam kişi bu sağlık hizmetleri için il merkezine gitmek zorundadır. 66
68 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Sisteme girecek yeni uzman sayısı Ülkemizde 2009 yılı itibari ile hekim genel cerrahi alanında uzmanlık eğitimi almaktadır. Bunların yaklaşık %60 ı (625) üniversite hastanelerinde %40 ı (380) ise Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde görev yapmaktadır. Gelecek ve kestirim Aşağıdaki grafik, dağılımdaki dengesizliğin ve fazlalığın adresini göstermektedir: İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya yılında kişi başına düşen genel cerrah sayısı, 2009 yılı gereksiniminin bile üzerindedir yılında Türkiye nüfusu için genel cerrah gerekmektedir verilerin göre ise çalışmakta olan genel cerrah sayısı tür. Yani Türkiye nin genel cerrah dağılımı bozukluğu bir şekilde düzeltilebilse 2007 yılı verileriyle 700 genel cerrah fazlası vardır denilebilir. Önceki bölümlerde de değinildiği gibi, genel cerrah istihdamında Sağlık Bakanlığı nın ağırlığı büyüktür. Bu nedenle dağılımdaki bozuklukta Sağlık Bakanlığı nın sorumluluğunu irdelemek gerekir: arasında Sağlık Bakanlığı, bağlı kurumlardaki genel cerrah istihdamını her yıl ortalama 220 kişi arttırmıştır yılında en az genel cerrah kamuda istihdam edilecektir. Bu dönemin sonunda meslekten ayrılmış olanlar ve asistanlıktan gelenler hesaba katıldığında bu sayının en az olması beklenir. TÜİK in 2020 kestirimine göre Türkiye nin nüfusu 81 milyona yakın beklendiğinden, kişi başına 1 genel cerrah standardına göre, 2020 yılı için Türkiye nin gereksinimi genel cerrahtır. Kısacası, istihdama göre en az 250, standarda göre ise en az 400 genel cerrah 2020 yılında sağlık sistemine fazla olarak giriş yapacaktır. Genel cerrahi ameliyatları Türkiye dağılımı Genel cerrahi ameliyatlarının yarıya yakını büyük ameliyatlardır (son 5 yıl ortalaması %48). Son 5 yılda genel cerrahi ameliyatları toplam olarak 350 binden 1 milyonun üzerine çıkmıştır. Bu dönemde genel cerrahi ameliyat sayısında toplam artış oranı %192 dir. Bu değişim içinde dikkat çekici olan küçük ameliyatlardır: 5 yıl içinde küçük ameliyatlar yaklaşık 5 kat artmıştır. Diğer yıllardaki veri eksikliğine karşın, yıllarındaki eksiksiz veri, genel cerrahi ameliyatlarının illere dağılımına ilişkin fikir vermektedir: Genel cerrahi ameliyatlarının %51 i, genel cerrahların toplulaştığı saptanan 8 ilde yapılmaktadır. Toplam genel cerrahi ameliyatlarının dağılımında 3 büyük ilin (İstanbul, Ankara, İzmir) bu 8 il içindeki oranı %70, Türkiye içindeki oranı %37 dir. Ancak, 2007 yılından itibaren bu tablo değişmektedir: Diğer illerde yapılan genel cerrahi ameliyatlarının oranı %54 e ulaşmıştır. Antalya, Konya ve İstanbul da küçük genel cerrahi ameliyatlarındaki artış dikkat çekicidir: Son 3 yılda bu ameliyatlar Antalya da 2,5 kat, İstanbul ve Konya da 2 kat artmıştır. Genel cerrah ve nüfus başına ameliyatlar Ameliyat sayısı 5 yıl içinde, genel cerrah başına 2 kat, kişi başına 2,5 kat artmıştır. Ancak, bu artış 67
69 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU iller düzeyinde eşitsizdir. Verilerin görece en eksiksiz olduğu 2007 yılı için değerlendirme yapılacak olursa: Genel cerrah toplulaşmasının en yüksek olduğu 8 il toplamında, genel cerrah başına ameliyat sayısı diğer illere göre düşüktür. İzmir, Konya, Adana ve Bursa da ise genel cerrah başına ameliyat sayısı Türkiye ortalamasından adet daha fazladır. Genel cerrahların en fazla toplulaştığı 8 il içinde, en yoğun toplulaşmanın olduğu Ankara ve İstanbul, genel cerrah başına ameliyat sayısının en düşük olduğu illerdir. Türkiye toplamında ise: kişi başına genel cerrahi ameliyatı sayısı ortalama 325 tir kişi başına en az genel cerrahi ameliyatı yapılan iller Bitlis (42), Batman (42), Niğde (48), Muş (58) ve Şırnak tır (81) kişi başına en çok genel cerrahi ameliyatı yapılan iller Bolu (632), Gaziantep (607), Eskişehir (599), İzmir (553) ve Burdur dur (526). Genel cerrah başına ameliyat sayısı ortalama 255 tir. Genel cerrah başına en az ameliyat yapılan iller Batman (36), Bitlis (50) ve Niğde dir (53). Genel cerrah başına en çok ameliyat yapılan iller Bayburt (744), Gaziantep (728), Siirt (539), Burdur (528) ve Uşak tır (517). Sonuç ve Öneriler Türkiye de genel cerrahi uzmanı eksikliği değil genel cerrahi uzmanlarının ülke geneline dağılımında ve sağlık altyapısında bozukluk söz konusudur. Ülkemizde sağlık alanında merkezi planlamada kullanılmak üzere işgücü ve işyükü çalışmalarına gerek vardır. Bu çalışmaların ulusal sağlık otoritesi tarafından dikkate alınması gerekir. Temel sorun, genel cerrahi uzmanı eksikliği değil, bu uzmanların ülke içine dağılımındaki bozukluktur. Genel cerrahi alanında sağlık hizmetlerini iyileştirmek isteniyorsa bu dağılım bozukluğunu gidermeye odaklanılmalıdır. Pek çok cerrah çağdaş koşullar olmadan, çoğu kez güvenli olmayan şartlarda ameliyat ve hasta bakımı yapmaktadır. Genel cerrahi alanında üretilen sağlık hizmetinin niteliğini ve niceliğini artırmak için gerekli alt yapı eksiklikleri (ameliyathane kullanım saati, yoğun bakım yatağı sayısı, hemşire sayısı, cerrahi hasta yatağı sayısı ve donanım yetersizliği gibi) giderilmeli ve cerrahların çağdaş koşullarda tam kapasiteyle ve hasta güvenliğini sağlayarak çalışmalarını mümkün kılacak önlemlere odaklanılmalıdır. Genel cerrahi uzmanı planlaması bir ekip planlaması ile birlikte yapılmalıdır: Hemşire (ameliyat / servis / yoğun bakım hemşireleri), yardımcı sağlık personeli (laborant, anestezi teknisyeni vb. gibi), tıbbi ve idari sekreter, diğer uzmanlar (anesteziyolog, patalog, radyolog, onkolog vb.gibi). Özellikle eksik olduğu pek çok raporla saptanmış bulunan hemşire sayısı hızla artırılmalıdır. Kaynaklar 1. Füsun Sayek TTB Raporları 2008 Sağlık Emek-Gücü:Sayılar ve Gerçekler 1. Baskı, Türk Tabipleri Birliği Yayınları Ankara
70 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 2. Kılıçturgay S. Türk Cerrahi Yeterlik Kurulu Deneyimi. Ed. Terzi C. Türk Cerrahi Derneği Genel Cerrahi Uzmanlığı Eğitimi ve Yan Dalları. Ankara, 2009 s The Royal College of Surgeons of England. The Surgical Workforce in the New NHS. November 2001 Review date: 30 November 2002, London Available at: Erişim Tarihi 15 Temmuz The Royal College of Surgeons of England. The Surgical Workforce Interim report and policy update. October 2006, London Available at: Erişim Tarihi 15 Temmuz The Royal College of Surgeons of England. The Surgical Workforce 2007 update., August 2007, London Available at: Erişim Tarihi 15 Temmuz The Royal College of Surgeons of England. Giddings AEB, Cripps J. Developing a Modern Surgical Workforce. January Review date: January 2008., London, Available at: Erişim Tarihi 15 Temmuz The Royal College of Surgeons of England. Workforce Summary General Surgery. September 2008 England only. London, Available at: Erişim Tarihi 15 Temmuz Australian Medical Workforce Advisory Committee (1997). The General Surgery Workforce in Australia, AMWAC Report , Sydney. 9. The Royal Australasian College of Surgeons. The Surgical Workforce Melbourne: Royal Australasian College of Surgeons, Medical Council of New Zealand. The New Zealand Medical Workforce in Wellington: MCNZ, Australian Medical Workforce Advisory Committee. The Surgical Workforce in Australia: An overview of supply and requirements Sydney, AMWAC Report The Royal Australasian College of Surgeons New Zealand National Board. Raymont A. Projections of Surgical Need: An analysis of the future need for surgery in New Zealand. November 2006, Sydney. 13. Raymont A. Simpson J. Projections of surgical need in New Zealand: Estimates of the need for surgery and surgeons to NZMJ, 2008;121: Raymont A. Simpson J. Surgical workforce in New Zealand: Characteristics, activitied and limitations. ANZ J Surg. 2009;79: The American College of Surgeons and The American Surgical Association. Surgery in the United States: A summary report of the Study on Surgical Services fort he United States (SOSSUS), Baltimore, Graduate Medical Education National Advisory Commitee (1980). Report to the Secrretary, Department of Health and Human Services, Geographic Distribution Technical Panel Vol III. (DHHS Publication No. HRA ) Washington, DC Jonasson O, Kwaka F, Sheldon GF. Calculating the general surgery workforce. JAMA 1995;274: Advisory Council for General Surgery. Kwakwa F. Jonasson O. The General Surgery Workforce American College of Surgeons web site. Available at: Erişim Tarihi 15 Temmuz Sheldon GF, Schroen AT. Supply and demend-surgical and health workforce. Surg Clin North Am 69
71 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU 2004;84: Sheldon GF. Surgical workforce since the 1975 study of surgical services in the United States: An update. Ann Surg 2007;246: Assocation of American Medical Colleges. The physician workforce: Position Statement: February 22, Available at Erişim Tarihi 15 Temmuz Sheldon GF. Workforce issues in general surgery. Am Surg 2007; 73: The Council of the American Surgical Association. The Health Workforce. A Position Statement. Ann Surg 2007; 246: Williams TE, Ellison CE. Population analysis predicts a future critical shortage of general surgeons. Surgery 2008;144: Lynge DC, Larson EH, Thompson MJ et al. A longitudinal analysis of the general surgery workforce in the United States, Arch Surg 2008;143: Poley S. Belsky D, Gaul K. Et al. Longitudinal trends in the U.S. Surgical Workforce : Overall growth has stalled; General Surgery supply contracting. ACS HPRI Fact Sheet 1 - FINAL[1], Joyce C, McNeil J, Stoelwinder J. Time for a new approach to medical workforce planning. Medical Journal of Australia 2004;180: Ağalar F, Saygun O, Aydınuraz K. Genel cerrahi uzmanlık alanında yan dal ihtisası raporu: Çeşitli ülkeler ve Avrupa Perspektifi. Ed., Terzi C. Türk Cerrahi Derneği Genel Cerrahi Uzmanlığı Eğitimi ve Yan Dalları. Ankara, 2009 s Öztürk E. Bölümleşme ve birimleşme perspektifinde mezuniyet sonrası genel cerrahi eğitimi: ABD raporu. Ed., Terzi C. Türk Cerrahi Derneği Genel Cerrahi Uzmanlığı Eğitimi ve Yan Dalları. Ankara, 2009 s Collins JP, Civil ID, Sugrue M, Balogh Z, Chehade MJ. Surgical Education and Training in Australia and New Zealand. World J Surg : Shen BY, Zhan Q. Surgical Education in China. World J Surg : Liu JH, Etzioni DA, O Connel JB et al. The Increasing Workload of General Surgery. Arch Surg 2004;139: Bryant J, Sonerson A, Tobias M et al. Population ageing and goverment health expenditure. Wellington: New Zealand Treasury, WeiserTG, Regenbogen SE, Thompson KD et al. An estimation of the global volume of surgery: a modelling strategy based on available data. Published online June 25, 2008 DOI: /S (08) Locumtenens Web site. Avaliable at Compensation and employement survey general surgery Avaliable at Erişim tarihi :15 Temmuz OECD web site. OECD Regions at a glance Erişim tarihi :15 Temmuz
72 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. PANEL: DERNEKLERİN EĞİTİM ETKİNLİKLERİ 71
73 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU ENDÜSTRİ İLE İLİŞKİLER, SPONSORLUK VE ÇIKAR ÇATIŞMASI Prof. Dr. Berna Arda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Derneklerin eğitim etkinliklerinde dikkate alınması gereken önemli başlıklardan birisi bu süreçte endüstri ile yürütülen ilişkilerdir. Sürekli eğitim etkinliklerinde özellikle sponsorluk çevresinde gelişen, zaman zaman ciddi çıkar çatışmalarının yaşandığı bilinmektedir. Dolayısıyla bu sürecin etik açıdan değerlendirilmesi önemli görülmektedir. Bu başlıkta tartışılması gereken önemli bir başlık eğitim etkinliklerinin niceliksel olarak irdelenmesidir. Sonucunda CERN in doğduğu 1951 Paris toplantısı, 1975 te Asilomar daki kombinan DNA toplantısı, 1986 da Santa Fe de yapılan İnsan Genomu kongresi gibi dünyayı değiştiren bilimsel toplantılar da vardır elbette. Bilim insanlarının toplantı olgusu nu sevdikleri, neredeyse üzerinde görüş birliğine varılmış bir sonuçtur. Ama, bu sonuç, tüm eğitim etkinliklerinin gereklilik, öncelik, yararlılık gibi açılardan eleştirel bir biçimde değerlendirilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Tıp alanında eğitim etkinliği düzenlenmesi aşamasında, endüstri ile bir ilişki yürütmek zorunda kalış ın tartışılması önceliklidir. Bu durum bir zorunluluk olarak kabul ediliyorsa, sözü edilen süreci bütünüyle etik açıdan ele almak; şeffaflık, yan tutabilirlik, ulaşılabilirlik, sürdürülebilirlik gibi yönlerden irdelemek; neye hizmet ediyoruz? sorusunu açık yüreklilikle kendimize sormak durumundayız. Başlıca kaynaklar: 1. Holmer AF: Industry strongly supports continuing medical education. JAMA 285: , Relman AS: Separating continuing medical education from pharmaceutical marketing. JAMA 285: , Beran R: Conflict of interests. Medicine and Law, 28(3): , Sep Andre M: What is the use of scientific meetings? Research under the microscope. Research EU, European Commission No: 61, p.21. July Blumsohn A: Doctors as lapdogs to drug firms: The beast is ourselves, British Medical Journal, 333: 1121, Pimazoni A: Doctors as lapdogs to drug firms: Not lapdogs, not pit bulls. British Medical Journal, 333: 1122,
74 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. PANEL: BAŞKA BİR MÜMKÜN MÜ? 73
75 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU İSTANBUL DAKİ TIP FAKÜLTESİ SON SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ALANI VE KURUM TERCİHLERİ İLE TERCİHLERİNİ BELİRLEYEN NEDENLER Doç. Dr. Sibel Kalaça, Doç. Dr. M.Ali Gülpınar, Prof. Dr. Berrak Yeğen, Prof. Dr. Sema Anak, Prof. Dr. Tolga Dağlı İstanbul Tabip Odası, Uzmanlık Eğitimi Çalışma Grubu (UEÇG) AMAÇ: Tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinin uzmanlık eğitimi yapmak istedikleri alanları ve eğitim yapmak istedikleri kurumu hangi nedenlerin belirlediğini saptamak. Çalışmaya katılan son sınıf öğrencilerini mezuniyetlerinden itibaren bir kohort olarak izleyerek, uzmanlık eğitimi sürecinin nasıl başladığını ve nasıl yaşandığını değerlendirmek. YÖNTEM: Kohort araştırması olarak planlanan bu çalışmada, İstanbul daki 5 tıp fakültesinde, 2009 Haziran ayında son sınıfta okumakta olan öğrenciler araştırma grubunu oluşturmuştur. Anket formunun ön denemesi Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılmıştır. Hazırlanan anketi öğrencilere ulaştırmak üzere Dekanlıklardan izin ve yardım alınmıştır. Öğrencilere, bu çalışmanın bir izleme araştırması olarak planlandığı, isimlerinin ve iletişim bilgilerinin kaydedileceği bildirilmiştir. Araştırmaya katılmak isteyen öğrenciler anketi yanıtlayarak ilgili birimlere bırakmışlardır. BULGULAR: Araştırmaya İstanbul daki 5 tıp fakültesinden 522 intern katılmıştır. Internlerin % 55.9 u erkektir, yaş ortalaması 24.2 dir (ss=1.09, yaş aralığı: yaş). Araştırmaya katılan öğrencilerin fakültelerine göre dağılımı şöyledir: % 51 i İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (n=267), % 31. i İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi (n= 162), % 12.3 ü Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi (n=64), % 3.4 ü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (n= 18) ve % 2.1 i Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (n=11). Fakültelere göre araştırmaya katılım oranı % 22.0 (Yeditepe Tıp Fakültesi) ile % 59.3 (İstanbul Tıp Fakültesi) arasında değişmektedir. Öğrencilerin yaklaşık yarısı, uzmanlık sınavı ile ilgili olarak, mevcut sınavdan (TUS) farklı bir içerik ve yöntemle merkezi bir sınav yapılmasını istemektedir. TUS un bugünkü gibi devam etmesini isteyenlerin sıklığı %38.1 dir. Merkezi sınavın yanısıra başka kriterleri de dikkate alan (okul başarısı, katıldığı bilimsel araştırma sayısı gibi) bir değerlendirmeyi isteyenlerin oranı %12.2 dir. Beklendiği gibi, araştırmaya katılanların hemen tamamı uzman hekim olmak istediğini belirtmiştir. Araştırmanın sonraki analizleri uzmanlık eğitimi almak istediğini belirten 513 kişi üzerinden yapılmıştır. Mezun olduktan sonra eğitim almayı istediğiniz uzmanlık alanı aşağıdakilerden hangisine girmektedir? sorusuna verdikleri yanıtların dağılımına göre, öğrencilerin % 43.6 sı dahili bir alanda, % 37.2 si ise cerrahi bir alanda uzman olmak istemektedir. Kararsızların oranı % 7.2 dir. Öğrencilerin dörtte biri uzmanlık eğitimi almak için hem yurtiçi hem yurtdışı seçeneklerini değerlendirmeyi düşündüklerini belirtmiştir. Uzmanlık eğitimini yalnızca yurtdışında almayı planlayanların oranı % 5 dir. Öğrencilerin uzmanlık eğitimi yapmak istediği ilk üç alan için tercihlerini belirleyen nedenler ve tercih nedenleri ile öğrencinin cinsiyeti arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Buna göre öğrencilerin uzmanlık tercihini belirleyen ilk neden (% 51.7) seçilen alanın öğrencinin beceri ve yeteneklerine uygunluğudur ve bu tercih nedeni cinsiyete göre farklılık göstermemektedir. Manevi doyum, öğrenciler tarafından ikinci olarak en fazla işaretlenen seçenektir (% 49.1). Manevi doyum seçeneği kız öğrenciler tarafından erkeklere göre daha fazla işaretlenmiştir (OR=.1.8 (%95GA: )). Uzmanlık alanı tercihini belirleyen üçüncü neden (%35.5), ilgili alanın dengeli bir mesleki ve özel yaşam sağlayacağının düşünülmesidir ve cinsiyete göre ilişkisi yoktur. 74
76 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Uzmanlık alanının kazancının yüksek olması öğrencilerin % 34.4 ü tarafından bir neden olarak seçilmiştir; bu seçenek erkek öğrenciler tarafından kız öğrencilere göre daha fazla işaretlenmiştir (OR=2.6 (% 95GA: ). Uzmanlık alanı tercihini belirleyen nedenler öğrencilerin okumakta oldukları fakültelere göre farklılık göstermemektedir. Öğrencilerin en büyük çoğunluğu (%45.3) uzmanlık eğitimini üniversite hastanesinde yapmak istemektedir. Öğrencilerin kurum tercihlerini belirleyen ilk üç seçenek doğrudan uzmanlık eğitiminin niteliği ile ilgilidir: eğitimin/eğitmenlerin niteliği (% 63.4), bakılan hasta sayısı ve çeşitliliğinin yeterli olması (%60.4), kurumun fiziki şartlarının, araç-gereç ile ilgili donanımının yeterli olması (% 57.5). Yüksek kazanç, uzmanlık tercihinin yapılacağı kurumu belirleyen dördüncü neden olup (% 46.6), erkek öğrenciler tarafından daha fazla işaretlenmiştir. Uzmanlık alanı tercihinde kazancımın yüksek olması seçeneğini işaretleyenlerin % 56.1 i kurum olarak üniversite hastanesini tercih edeceğini bildirmiştir (p>0.05). Uzmanlık eğitimini yapacağı kurumu kazanca göre seçeceğini belirtenlerin %60.5 i eğitimi devlet hastanesinde, % 39.5 i ise üniversite hastanesinde yapmak istediğini söylemiştir (p<0.05). Eğitimin/eğitmenlerin niteliği ve kurumun fiziki şartlarının, araç-gereç ile ilgili donanımının yeterli olması ile ilgili özellikleri önceleyenlerin, uzmanlık eğitimini üniversite hastanesinde yapmak istediği görülmüştür (sırasıyla % 73.6 ve % 67.8, her ikisi için de p <0.05). Hasta sayısını ve çeşitliliğini önemli bulanlarda kurum tercihi değişiklik göstermemektedir. Uzmanlık eğitimi alanının dahili veya cerrahi bir alan olması da kurum tercihini etkilememektedir. Öğrencilere son olarak uzmanlık eğitimi almak istedikleri ilk üç alan sorulmuştur. Araştırmaya katılan tıp fakültesi 2009 yılı mezunlarının ilk üç sırada tercih ettikleri uzmanlık alanları KBB (%32.6), dahiliye (%23.6) ve göz hastalıkları (%23.4) dır. Uzmanlık alanı tercihleri cinsiyete göre farklılık göstermektedir. SONUÇ: Öğrencilerin çoğu uzmanlık eğitimi için farklı bir içerik ve yöntemle merkezi bir sınav uygulanması görüşündedir. Öğrenciler mezuniyetlerinden hemen önce, yapmak istedikleri uzmanlık eğitimi konusunda karar vermiş görünmektedirler. Uzmanlık eğitimi yapmak istedikleri alanı belirleyen nedenler arasında en çok becerilerime ve yeteneklerime uygun olması seçeneği işaretlemiştir. Kurum tercihinde de uzmanlık eğitiminin niteliği ile ilgili nitelikler öncelenmiştir. Kohortun bir sonraki izleminde TUS sonrası durum ortaya koyulacak ve tercihlerle ilgili değerlendirmeler yeniden yapılacaktır. Çalışmanın uzun dönemli sonuçları, daha ayrıntılı ve karşılaştırmalı sonuçlar sunacaktır. 75
77 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU ASİSTANLIK SÜRECİ As. Dr. Umut Dalkılıç S.B. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Kliniği Asistan kelimesi, İngilizcedeki asistant ( yardımcı) kelimesi kastedilerek dilimize eklenmiştir. Ülkemizdeki asistanlar gerçekten de iyi bir yardımcı olarak kullanılmaktadır. Asistanlık sürecinde, eğitim alınmasını sağlamak değil de, asistanlardan evrimleşen uzman doktor ve daha da uzman doktorlara yardımcı olmak esas alınmaktadır. Asistanlık süreci adı üstünde bir süreç; yani gelip geçici bir statü olarak düşünülüyor. O yüzden çoğu asistan arkadaş zaten gelip geçici bir süreç biraz dişimizi sıkarız geçer düşüncesine kapılarak çoğu haklarından feragat ediyor, ama bu süreç öyle bir süreç ki hayatımız boyunca bir şeylerin asistanı olmak zorunda kalıyoruz, aslında feragat ettiğimiz tek şey var; o da özgürlüğümüz! Asistanlık sürecinde alınan eğitim uzmanlaşmak için yeterli mi acaba? Birçok yayın bu eğitimin teorik olarak olumlu yönlerinin çoğunlukta olduğunu belirtiyor. Ama bu eğitimi alan asistanlar pratiğinin çok farklı yorumlandığını, hatta hastaneden hastaneye farklılıkların olduğunu görüp, barışın ve saflığın simgesi olan önlüklerini birer isyan bayrağına dönüştürüveriyorlar. Ne yazık ki bu isyan, sürekli bir nisyana* meylediyor. Bu farklılık standart olmayan bir tıbbi eğitimi almış doktorların yetişmesine ve asistan olarak kalmış uzman doktorların türemesine sebep oluyor. Bu süreçte yapılan rotasyonlar sadece hastanelerin eksik olan eleman açığını kapatmaya yöneliktir. Uzmanasistan ilişkileri giderek eğitime odaklı olmaktan çıkıp performans (döner sermaye) odaklı bir hal almıştır. Bu ise ilköğretimden başlayarak şu aşamaya kadar olan eğitimimizin bir yansımasıdır. Asistanlık eğitimini tek başına düzeltmek yeterli değildir. Eğitimi bir bütün olarak ele almak zorundayız, eğitim; eğiten ve eğitilenlerin ortak çabası sonucunda çok daha verimli sonuçlara yol açar. Fakat ülkemizde işin çok büyük bir kısmı hatta tamamına yakını asistanlara bırakılmaktadır. Bu da tabiri yerindeyse asistanların Amerika yı yeniden keşfetmeleri demektir, oysa eğitmenlerin deneyimlerini paylaşmaları asistanların çok daha kısa sürede çok daha fazla bilgi birikimine sahip olmalarını sağlar. Asistanlar da bu durumda gerekli alt yapıyı oluşturan bilgi birikimine sahip olarak, önlerine çıkacak herhangi bir yeni sorunu çözmek için daha kolay ve daha doğru yorumlar getirmelerini sağlar. Asistanlar usta çırak ilişkisi içerisinde yetiştirilmekte, iyi bir çırak olursanız siz de iyi bir ustalığı hak edersiniz düşüncesi dayatılmaktadır. Bu düşünce daha çok cerrahi bölümlerde ve üniversite hastanelerinde uygulanmaktadır. ( VE DİŞ HEKİMLİĞİNDE YÖNETMELİĞİ) Uzmanlık öğrencilerinin hak ve sorumlulukları MADDE 26 - (1) Uzmanlık öğrencisinin, kurum ve birimlerde eğitimin çağdaş standartlarda verilmesinin sağlanmasını isteme hakkı vardır ve bunu sağlamak kurum amirlerinin görevidir. Nöbet, çalışma ve eğitim odaları gibi uzmanlık eğitimi alan kişinin eğitsel ve sosyal gereksinimlerini karşılayan alt yapı kurumca sağlanır. (2) Uzmanlık öğrencileri uzmanlık eğitimi uygulamasından sayılmayan işlerde görevlendirilemez. (3) Uzmanlık öğrencisi, eğitim sorumlusunun gözetim ve denetiminde araştırma ve eğitim çalışmalarında ve sağlık hizmeti sunumunda görev alır, deontolojik ve etik kurallara uyar. Yukarda sıralanan uzmanlık eğitimi yönetmeliğinin, uzmanlık öğrencilerinin hak ve sorumlulukları kısmında, yasal olarak asistanlara verilen hakları almak için, asistanların ekstra bir çaba harcamalarının gerekli olması, mevcut eğitim sisteminin ne kadar köhnemiş olduğunun göstergesidir. Bir asistanın günaşırı nöbet tutması, azarlanarak eğitilmesi, bırakın uzmanlık öğrencilerinin haklarını, insan haklarına aykırı bir durumdur. 76
78 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Asistanlar ne yazık ki günümüzdeki mevcut sağlık sistemini çevirebilecek en büyük yenilenebilir enerji kaynağı olarak popülaritesini korumaktadır. Bu yüzden Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği nin 26.maddesinin 2.bendinin; uzmanlık öğrencileri uzmanlık eğitimi uygulamasından sayılmayan her işte görevlendirilebilir şeklinde değiştirilmesi kamu yararına olacaktır. (*nisyan:unutkanlık) 77
79 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU UZMANLIĞA GEÇİŞ VE MECBURİ HİZMET Uzm. Dr. Ceren Göker Kozan Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniği Tıpta uzmanlık eğitimi YÖK tarafından Sağlık ve sosyal yardım bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre yürütülen ve tıp doktorlarına belirli alanlarda özel yetenek ve yetki sağlamayı amaçlayan bir yüksek öğrenimdir diye tanımlanmaktadır. Uzmanlık eğitimi, temel bilgi ve becerilerin edinildiği tıp fakültesi öğrenciliği sonrasında belli bir alanda uzmanlaşmak amacıyla TUS u geçmeyi başarmış uzmanlık eğitimi öğrencisine sunulan organize eğitim programıdır. TUT a göre tüzükte yer alan dallardan birinde uzmanlık eğitimini tamamlayarak o dalda sanatını uygulama hakkı ve uzmanlık unvanını kullanma yetkisi kazanmış olanlara uzman denir. Üniversite sınavı, TUS, tez, uzmanlık sınavı aşamalarını başarıyla geçen uzman gasp edilen uzmanlık belgesine kavuşmak için bir engeli daha aşmak zorundadır: Mecburi hizmet! Hükümetin uygulamaya koyduğu sağlık reform ları tıp ve uzmanlık eğitimini derinden etkilemekle kalmamış, ülkemizde nitelikli hekimlik yapmayı da neredeyse imkansız hale getirmiştir sonrası yönetime gelen MGK, ANAP, DYP-SHP, Anayol, Refahyol, Anasol-D, DSP-ANAP-MHP koalisyon hükümetlerinin tümünün gündeme getirdiği öneriler Kasım 2002 seçimleriyle iktidara gelen AKP tarafından da aynen benimsenmiş ve sağlıkta dönüşüm adıyla uygulamaya geçmiştir. Kamu sağlık hizmetinin sınırlandırılması, özelleştirme-taşeronlaştırma ve özel sağlık piyasasının genişletilmesi gibi düzenlemeler sonucunda koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan pay giderek azalmış, birinci basamak işleyemez hale gelmiştir. Aile hekimliği modeli, performansa dayalı ücretlendirme, genel sağlık sigortası gibi uygulamalar sonucunda hastaneler birer işletmeye, başhekimler de işletmeciye dönüşmüştür. Katkı payı uygulamasıyla örneğin benim çalıştığım hastanede sağlık hizmetinden yararlanan nüfus %20 azalmıştır. Çok yakın bir gelecekte desteksiz kalan kamu hastanelerinin birer birer kapanacağı (Adana Kozan Devlet Hastanesi ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi son 6 ayda iflas etmiştir), hekimlerin ucuz iş gücüne dönüşeceği ve sağlığın alınıp satılır bir mal haline geleceği ortadadır. Performansa dayalı ücretlendirme uygulaması hastanelerde çalışma barışının bozulmasına, motivasyon eksikliğine, hekim-hasta ilişkisinde bozulmaya ve etik değerlerde yozlaşmaya yol açmaktadır. Cerrahi-dahili branşlar, preklinik-klinik dallar giderek azalan döner i paylaşma kavgasında birbirine adeta düşman olmaktadır. Koruyucu hekimlik uygulamaları gibi puan getirmeyen işlemlerden uzaklaşılmakta, daha çok puan yapmak amacıyla daha az zamanda, daha çok hastaya bakılmakta, yapılan hatalar da doğal olarak artmaktadır. GSS sisteminde tüm hatalardan hekimler sorumlu tutulmakta ve yeni TCK ile hekimler potansiyel suçlu gibi gösterilmektedir. Dolayısıyla uzmanları mecburide bekleyen en büyük sorunlardan biri de açılacak malpraktis davalarıdır. Bir yandan davalarla uğraşan, diğer yandan bırakın söz verilen lirayı, ayda lira bile kazanamayan uzmanları mecburi bitince gene bir sürpriz beklemektedir: Hizmet puanı! Böylesine yoğun bir gelecek kaygısı içinde fabrikadaki bir işçi gibi çalışan uzmanın nitelikli bir sağlık hizmeti sunması mümkün değildir. Sistem çökmüştür, tek yol bu sistemi hep birlikte değiştirmektir. 78
80 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. ÇALIŞMA GRUPLARI BİLDİRİ ÖZETLERİ 79
81 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU (TTB-UDEK) ÇALIŞMA GRUPLARI Doç. Dr. Dilek Aslan TTB-UDEK Dönemi Yönetim Kurulu Üyesi Bilindiği gibi Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (TTB-UDEK) gelenekselleşmiş çalışmaları kapsamında üye derneklerin çalışmaları arasında eşgüdüm rolünü daha ileri bir noktaya taşıyabilmek amacıyla çalışma gruplarının kurmuştur. Uzmanlık dernekleri ve TTB tarafından dile getirilen artan/ değişen gereksinimler grupların konu, sayı, kapsam, içerik, vb. açısından yeniden değerlendirme sürecini kaçınılmaz kılmış ve bu süreçte yeni yapılanmaların (grupların) oluşumu gündeme gelmiştir. İlk kurulduğunda altı adet çalışma grubu olarak kurgulanmış olan bu platformda Etik, Toplum Sağlığını Geliştirme, Bilimsel Araştırma, Sağlık Hizmetlerinin İyileştirilmesi, Sürekli Tıp Eğitimi/Sürekli Mesleki Gelişim ve Sağlıkta İnsan gücü çalışma grupları çeşitli faaliyetler düzenlemiştir. Çalışma grupları genel kurullarında şekillenen ve zaman içinde ortaya konulan ürün ve dokumanlar TTB-UDEK web sayfasında yer almış, üye derneklere eşgüdüm içerisinde iletilmiştir. Çalışma Grupları Genel Kurulu nun sekizincisi 15. TUEK kapsamında 4 Aralık 2009 tarihinde yapılması planlanmıştır. Bu genel kurulda diğerlerinden farklı olarak iki yeni çalışma grubunun kurulma aşaması tamamlanmış ve çalışmalar başlatılmıştır. E-sağlık ve İlaç ve Teknoloji çalışma grupları TTB ve uzmanlık dernekleri tarafından dinamik sağlık ortamı içerisinde dile getirilen gereksinim üzerine kurulmuştur. Çalışma gruplarının çalışma biçimi de TTB-UDEK tarafından sürekli yapılan değerlendirme/izleme çalışmaları sonrasında yeni bir yapılanma içinde ilerlemektedir. 7 Kasım 2009 tarihli 30. Genel Kurulu nda TTB-UDEK Çalışma Grupları Yönerge sinde yer alan bazı maddelerde değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler temel olarak; yukarıda bahsedilen iki çalışma grubunun kurulmuş olması, Çalışma Grupları Temsilciler Kurulu nun Çalışma Grupları Koordinatörler Kurulu ve benzer şekilde Çalışma Grubu Temsilcilerinin Çalışma Grubu Koordinatörleri olarak düzenlenmesidir. İlaç ve Teknoloji Çalışma Grubu başlıca; uzmanlık derneklerinin, sağlık hizmetinin ayrılmaz bileşenleri olarak ilaç ve sağlık teknolojisinin kullanımında; güncel, geçerli ve bilimsel temelde bir hekimlik uygulaması için güvenilir bilgi kaynağı oluşturma, toplum sağlığını koruma ve geliştirmeye yönelik yaklaşım geliştirme, görüş oluşturma ve rehber niteliğinde döküman hazırlamasını destekler ve bu çalışmalarda uzmanlık dernekleri arasında eşgüdümü sağlar. E-sağlık Çalışma Grubu ise temel olarak; uzmanlık derneklerinin elektronik ortamda gelişen ve süren uygulamalarında yaşanılan sorunların saptanması, çözümler üretilmesi; bu uygulama alanlarında yaklaşım geliştirmesi, görüş oluşturması ve rehber niteliğinde döküman hazırlamasını destekler, bu çalışmalarda uzmanlık dernekleri arasında eşgüdümü sağlar. Çalışma gruplarının dinamik yapılarının sürekli değerlendiriliyor olması gelişimin ve kurumsallaşabilmenin gerçekleşmesi adına son derece olumludur. Henüz görece kısa bir geçmişi olan çalışma grupları tarihinde derneklerin büyük bir kısmının önerilen çalışma gruplarını kurmuş olmaları önemsenmesi gereken bir gelişimdir. Bununla birlikte TTB-UDEK bu olumlu gelişmelerin desteklenmesi, eşgüdüm açısından doğru ve sürekli yol haritalarının çizilebilmesi adına sorumluluklarını üye derneklerle birlikte paylaşarak sürdürme konusundaki kararlılığını her fırsatta ortaya koymaktadır. Uzmanlık derneklerinin birlikte hareket edebilmesinin verdiği güç bu çalışmaların en önemli destek mekanizmasıdır. Anahtar sözcükler: TTB-UDEK, Çalışma Grupları, Etkinlik 80
82 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. TTB-UDEK ETİK ÇALIŞMA GRUBU KILAVUZLARI: AYDINLATILMIŞ ONAM, HASTA HAKLARI, ETİK KURULLAR, HEKİM-ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ AMAÇ TTB-UDEK ETİK ÇALIŞMA GRUBU TTB-UDEK Yürütme Kurulu nun çizdiği ana çerçeve kapsamında, Etik Çalışma Grubu Çalışma Döneminin başlangıcında, uzmanlık derneklerine çalışmalarında yol gösterebilecek, rehberlik edebilecek Aydınlatılmış Onam, Hasta Hakları, Etik Kurullar ve Hekim-Endüstri İlişkileri başlıklarında kılavuzlar hazırlamayı gündemine almıştı. Bu amaçla iki yıllık dönemde yapılan toplantılar ile dört temel konunun, uzmanlık derneklerinin gereksinim duyabileceği esaslar göz önüne alınarak, sırasıyla tartışılarak ele alınması ve sonuçlandırılması hedeflendi. YÖNTEM TTB-UDEK Yürütme Kurulu nun, grup üyeleri arasında iletişimi daha verimli kılmak ve işleyişi hızlandırmak amacıyla her grup için temsilciler seçilmesi kararının almasının ardından, Etik Çalışma Grubu Temsilcileri Kolaylaştırıcılar olarak kılavuzların tamamlanmasına yönelik çalıştaylara destek verdiler. Bu çalıştaylarda uzmanlık dernekleri üyelerinin bu tür bir rehberde olması gereken esaslar üzerinde görüşleri ve önerileri alındı. Kolaylaştırıcılar, bu öneriler ışığında çalışarak, alanın uzmanlarının katkılarını alarak, tıp etiğinin temel kaynaklarından yararlanarak hazırladıkları metinleri bir sonraki toplantıda Grup üyelerinin değerlendirmesine sundular. Bu değerlendirme toplantılarının ardından kılavuz metinlerine son şekilleri verilerek kabul edildi. İÇERİK Aydınlatılmış Onam Kılavuzu nda aydınlatılmış onam süreci, yasal ve etik bağlamı ile irdelenerek; tanımı, temel bileşenleri, bilgilendirme ve aydınlatmanın özellikleri; uygun süre ve ortamın sağlanmasının önemi; mezuniyet öncesi ve sürekli tıp eğitiminde yeri vurgulanarak ele alınmıştır. Hasta Hakları Kılavuzu nda hasta haklarının tanımı ve gelişme süreci, uluslararası ve ulusal düzlemde algılanışı, ülkemizdeki uygulamaları, temel hasta hakları, tıbbi kayıtların gizliliği, sır saklama yükümlülüğü, yasal yeterliği bulunmayan hastaların durumu, hekimlerin hasta haklarının uygulanmasına ilişkin hak ve sorumlulukları yönleriyle düzenlenmiştir. Etik Kurullar Kılavuzu etik kurulların genel tanımı, kurulmama gerekçeleri ve görevleri, çalışma yöntemleri, uzmanlık dernekleri etik kurullarının işlevleri ana başlıkları altında yapılandırılmıştır. Hekim-Endüstri İlişkileri Kılavuzu genel ilkeler, tanıtım; şirketlerce düzenlenen eğitim, tanıtım programları, sunumlarda konuşma; ağırlama ve eğlence; sürekli tıp eğitimi ve bilimsel toplantı desteği; şirketlere danışmanlık; dernek yetkililerinin şirketlerle çıkar ilişkisi alt başlıkları ile oluşturulmuştur. SONUÇ İlk ele alınan Aydınlatılmış Onam Kılavuzu Kasım 2008 de Ankara da yapılan Etik Çalışma Grubu toplantısında tamamlanarak kabul edildi. 6 Haziran 2009 ve 31 Ekim 2009 tarihlerinde İstanbul da yapılan iki çalıştay ile Hasta Hakları, Etik Kurullar ve Hekim-Endüstri İlişkileri kılavuzları da tartışılarak sonuçlandırıldı. Kılavuzlar, TTB-UDEK Yürütme Kurulu tarafından onaylanarak TTB internet sayfasında uzmanlık derneklerinin hizmetine sunulmuştur. TEŞEKKÜR TTB-UDEK çalışma dönemi içinde Etik Çalışma Grubu toplantılarına katılarak görüş ve önerilerini sunan, tartışmalara katkı veren; ufuk açıcı, yapıcı ve üretken önerileriyle kılavuzların hazırlanmasına emek veren ve bu metinlerin geniş bir katılım ve uzlaşı ile kabul edilmesini sağlayan uzmanlık dernekleri üyelerine, grup temsilcilerine, kolaylaştırıcılara ve TTB-UDEK Yürütme Kurulu na teşekkür ederiz. Grup adına: Doç. Dr. Yeşim Işıl Ülman (Etik Çalışma Grubu temsilcisi). Kaynaklar 1. Aydınlatılmış Onam Kılavuzu, 2. Hasta Hakları Kılavuzu, 3. Etik Kurullar Kılavuzu, 4. Hekim-Endüstri İlişkileri Kılavuzu, 81
83 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU E-SAĞLIK ÇALIŞMA GRUBU Prof. Dr. Osman Saka, Prof. Dr. Oğuz Söylemezoğlu, Prof. Dr. Oğuz Dicle, Prof. Dr. Mehmet Kitapçı, Doç. Dr. Hakan Gülkesen TTB-UDEK E-sağlık Çalışma Grubu Son 30 yılda bilişim teknolojilerinin gelişimi tüm sektörleri önemli derecede etkilemiştir. Bu etki sağlık sektöründe 2000 li yılların başında hissedilmiştir. Özellikle son 10 yıldır Sağlık ve Tıp Bilişimi alanında görülen gelişmeler son derece şaşırtıcıdır. Bu sektörde dün hayal bile edemediğimiz ya da hayal edip bilimkurgu olarak örneklediğimiz (DNA Analizleri, Beyin Haritalaması çalışmaları, Nano Teknoloji çalışmaları v.b.)çalışmaların bugün gerçek ve sanal ortamda gerçekleştirilmekte olduğunu görmekteyiz. Ülkemizde sağlık sektörüne yatırım yapan kamu ve özel sektör kuruluşları, toplumun sağlık kalitesinin artırmanın, mükemmel donanımlı hastanelerden geçtiğini düşünmektedirler. Bu düşünceden hareketle kamuda, özel sektörde ve de üniversitelerde arka arkaya bilgi teknolojileri ile desteklenen akıllı hastaneler kurulmakta, mevcut olanlar ise bu donanım ve yazılımlarla yenilenmektedirler. kişisel sağlık bilgilerinin mahremiyeti ve gizliliğine ne kader önem veriyoruz yada bu önemli vazgreçilmez insan hakkını sağlayabiliyormuyuz. Etik ve yasal kuralları uygulayabiliyormuyuz. Bu değişim yaşanırken ülkemizde Hastane Bilgi Yönetim Sistemi yazılımı üreten 70 in üzerinde firma bulunmaktadır. Ürettikleri yazılımın adından bilgiyi yönettiği iddia edilse de bunların hemen hemen tamamının hedefi faturalama, ek olarak ta stok kontrol ve personel gibi modüleri kapsamaktadır. Ancak hasta güvenliğinin, sağlık bakım kalitesinin ve kanıta dayalı tıp için kaliteli veri ve bilgi üretmenin olmazsa olmaz aracı olan Klinik Karar Destek Sistemleri nin ve entegre bir Elektronik Sağlık Kaydı nın bulunmadığı bir sistemden Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi olarak bahsetmek olası değildir. Kaliteli bilgi üretilememesi, üretilen bilgilerin yerinde ve zamanında kullanılamaması bizi bilgi üreten toplum Bilgi Toplumu (Knowledge Society) olmaktan çok bilgiyi satın alıp kullanan Enformasyon toplumu konumuna taşımaktadır. Tüm sektörlerde olduğu gibi Sağlık sektörünün de içinde bulunduğu bu sevimsiz tablodan düze çıkaracak önemli kaynaklardan birisi ise sağlıklı veri ve bilgi üretecek alt yapıyı oluşturmaktır. Çünkü sorunları bilmenin, bunlar için çözüm üretmenin, bu çözümlerin karar organlarınca kullanılmasının ve sonuçlarını izlemenin, güvenilir tanı ve tedavi yöntemlerini geliştirmenin tek koşulu sağlıklı veri ve buna bağlı olarak sağlıklı bilgi üretmektir. Tüm bu zor ve karmaşık yoldan hedefe ulaşmanın aracı ise Bilgi Teknolojileridir. Birçok batılı ülkeyle aynı hız ve etkinlikle hayatımıza giren bilgi teknolojilerini aklımız ve sağduyumuzla bu sektörün hizmetine sunabilirsek sorunları aşmada daha güçlü ve etkili oluruz. Son birkaç yılda bu sektörde bazı hareketlilikler yaşanmaktadır. Sağlık sektöründeki kurumsal ve operasyonel uygulamaları, çağdaş bilgi teknolojisi ortamına aktararak kağıt tabanlı yönetim ve çözüm sistemini bilgi tabanlı yönetim sistemine dönüştürmek gerekmektedir. Bu işlemi yaparken sektörü değişik boyutlarda ve entegre bir biçimde ele almak gerekir. Bilgi teknolojileri ile donatılmış, akıllı sağlık kurumları kurmanın yansıra bu ortamlarda çalışabilecek, onları çağdaş bir anlayışla işletecek yukarıdaki özellikler konusunda bilgi ve mantık yoğunluğuna sahip, Tıp bilişimi alanında eğitilmiş analitik bakış açısı ile donatılmış sağlık elemanları yetiştirmelidir. Aksi halde bu işletmeler verimsiz, işlevsiz atıl yatırımlardan öteye gidemeyecektir. Bu koşullar altında ülkemiz sağlık sisteminin tüm aktörlerinin doğru yönlendirilip eksikleri giderilerek birlikte çalışabilirlik anlayışının kazanılması gerekmektedir. Bu bilinçle bir avuç Akademisyen, Hekim ve Bilişim uzmanının 1999 yılında kurduğu Tıp Bilişimi Derneği bu alandaki çalışmalarını etkin bir şekilde sürdürmeye çalışmaktadır. Bu noktada başta Türk Tabibler Birliği olmak üzere sağlık alanındaki sivil toplum örgütlerine önemli görevler düşmektedir. Bu örgütlerin var oluş nedenlerinden bir kısmı da bunlardır. 82
84 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. TELESAĞLIK Prof. Dr. Oğuz Dicle TTB-UDEK E-sağlık Çalışma Grubu Sağlık verilerinin sayısal ortamda eldesi, saklanması ve gerektiğinde yeniden kullanımına olanak veren teknolojik gelişmeler sayesinde bu verilerin farklı mekan ve coğrafyalardan da ulaşılır olması telesağlık uygulamalarını başlattı. Bu uygulamaların sağlık hizmetinden yararlananlar, hizmeti finanse edenler, hizmeti verenler ve hizmeti yönetenler açısından farklı kazanımları bulunmaktadır. Telesağlık projeleri ile sağlık hizmetlerinden daha yaygın şekilde ve kısıtlı bölgelerde de yararlanılmaya başlandığı görülmektedir. Hizmeti finanse eden kamu ve özel sektör için telesağlık çoğu kez maliyet düşürücü bir araç olarak kabul edilmektedir. Bu teknolojiler sayesinde daha fazla hizmeti, daha az insan gücü ve ucuza yapabilmek mümkündür. Bu kuruluşlar açısından sağlık politikalarının planlanması, yönlendirilmesi ve geri ödeme süreçlerinin yönetilmesi de telesağlık araçları ile yapılabilmektedir. Hizmeti verenler açısından telesağlık projelerinin getirdiği en önemli avantaj ikincil görüş alma olanağı bulunması ve kişilerin farklı zaman ve mekanlarda elde edilmiş önceki bilgilerine daha kolay erişim sağlanabilmesidir. Hizmet verenlerin gereksinim duyduğu hızlı değerlendirme desteği gibi ( radyologu olmayan bir acil serviste elde edilen görüntünün hızla yorumlanması) olanaklar da bu teknolojilerin bir tercih nedenidir. Hizmeti yönetenler açısından telesağlık hizmet hızını arttırıcı destekler sağladığından avantajlıdır. Örneğin bir hastanenin laboratuar hizmetini bu yolla başka bir kurumdan alabilmesi ve verileri telesaağlık araçları ile elde edleibilmesi, ya da kendi laboratuarında elde ettiği verileri hastalarının erişimine açması mümkün olabilmektedir. Yukarıda tanımlanan ve örneklenen avantajları yanı sıra telesağlık uygulamalarının sorun yaratan özellikleri de bulunmaktadır. Her şeyden önce verilerin iletiminde ağ yapısı, sunucu performansları gibi etkenler nedeniyle yaşanan hız vb. teknik sorunlar olabilir. Bir başka teknik sorun geldiğimiz teknolojik düzeyde bilgi transferinin bütünleşik yapılamamasıdır. Örneğin hastalara ait görüntüler kolaylıkla transfer edilebilirken, aynı anda örneğin hastanın eski görüntüleri ya da klinik bilgileri iletilemediğinden bütünleşik yapı bozulabilmektedir. Bu tür uygulamalar ticari açıdan avantajlar yarattığından kolaylıkla başvurulabilen ve sonuçta hasta sağlığına hiçbir katkı vermeyen uğraşlara dönüşebilmektedir. Yine teknolojinin getirdiği kolaylık içinde, maliyeti azaltıcı olduğu gerekçesi ile bir uzman istihdam edilmeden toplanan verilerin aktarılması tercih edilebilmektedir. Buna iyi bir örnek teleradyoloji uygulamalarında radyolog olmaksızın elde edilen incelemelerdir. Bu örneklerden de anlaşılabileceği gibi çok sayıda yasal sorunun da yaşanacağı ortadadır. Verilerin paylaşımında kişisel hasta bilgilerinin güvenliği bir başka sorun alanını oluşturmaktadır. Zira iletişim sürecinde kişisel bilgilerin kötü amaçlarla eldesi ve kullanımı mümkün olabilir. Telesağlık uygulamalarının topluma yararlı olabilmesi için bu teknolojilerin hangi alanlarda kullanılması gerektiği, sağlık verilerinin toplanması, saklanması, iletimi ile ilgili süreçlerde hangi standartların kullanılacağı, uygulamalardan hasta adına kimin sorumlu olduğunun açıkça ifade edildiği yasal düzenlemelerin neler olduğu belirlenmelidir. Bu uygulamaların niteliği için sürekli denetimine gerek vardır. Meslek örgütümüz olan Türk Tabipler Birliği kurmuş olduğu çalışma grubu aracılığı ile bu sorunları saptamayı, uygun çözüm önerileri bulmak ve gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Böylelikle tehditleri kadar fırsatları da içeren telesağlık teknolojilerinin ülkemizde daha verimli kullanılması mümkün olacaktır. 83
85
86 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. BİLDİRİ/POSTER ÖZETLERİ 85
87 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU PRE OP İLETİŞİM:ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNİN TEMEL İLETİŞİM BECERİLERİ DURUMU Öğr. Gör. Dr. Özlem Coşkun*, Doç. Dr. İrem Budakoğlu*, Prof. Dr. Nesrin Demirsoy**, Prof. Dr. Deniz Yamaç**, Prof. Dr. İlhan Yetkin* *Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalı **Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İletişim Becerileri Kurulu Amaç: Mezuniyet sonrası dönemde hekimlere iletişim becerilerinin kazandırılmasının önemi gittikçe artmaktadır. Son yayınlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinde de iletişime ayrı bir önem verildiği görülmektedir. Anestezioloji ve Reanimasyon Anabilim Dalında eğitim gören araştırma görevlileri, hasta ameliyata girmeden önce iletişime geçilen son hekim grubu olmasından dolayı özellikli bir gruptur. Bu çalışmada araştırma görevlilerine yönelik bir eğitim programı oluşturmadan önce Anestezioloji ve Reanimasyon Anabilim Dalında eğitim gören araştırma görevlilerinin temel iletişim becerileri durumunu saptamak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalında görev yapan 1 ve2. yıl uzmanlık öğrencileri (n=23) katılmıştır. Araştırma Ekim tarihlerinde yapılmıştır. Geliştirilen anket formunda araştırma görevlilerinin tanımlayıcı özelliklerine (10 soru) yönelik ve temel iletişim becerileri uygulamalarına (20 soru) yönelik toplam 30 soru bulunmakta idi. Anketler araştırma görevlilerine dağıtılmış ve gözlem altında uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %73,9 u (n=17) erkek, %26,1 i (n=6) kadındı. Daha önceki çalışma durumları sorulduğunda % 65,2 i pratisyen hekim olarak,.%13, ü araştırma görevlisi olarak çalışmış iken %17,4 başka yerde çalışmamıştı. Haftalık çalışma süreleri ise %13 ü saat, %52,2 si saat ve %34,8 i 90 saat ve üzeri çalıştığını belirtmişti. Daha önce aldıkları İletişim becerileri eğitimleri sorulduğunda, %26,1 iletişim becerileri eğitimi aldıklarını belirtmişti. Hasta iletişimi bilgilerinin sorgulandığı bölümde; Hastanız odaya girdiğinde onu selamlayarak karşılıyor musunuz?, Hastanızın size soru sormasına fırsat veriyor musunuz? ve Görüşme sırasında hastanıza ismiyle hitap ediyor musunuz? sorularına Her zaman diye yanıtlayanların yüzdesi sırasıyla %73,9, %52,2 ve %52,2 iken; Görüşme boyunca beden dilinize özen gösteriyor musunuz?, Hastanıza tanıyı söylemeden önce, hastalık hakkındaki bilgilerini öğrenmeye çalışıyor musunuz? sorularına Nadiren diye yanıtlayanların yüzdesi sırasıyla %13 ü ve %17,3 olarak saptanmıştır. Sonuç: Anamnezin temel basamaklarından biri olan hastaya ismi ile hitap etme oranları iletişim becerileri eğitiminin hasta hekim ilişkileri özelinde verilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu eğitimlerin hekimlerin bilgilerini arttırmak yerine tutum kazandırmak amacı ile planlanması ve sürekli eğitim şeklinde sürdürülmesi önemlidir. 86
88 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. BİYOKİMYA UZMANLARININ HAKKINDA GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ Uzm. Ecz. Füsun Üstüner *, Uzm. Dr. Türkan Yiğitbaşı *, Banu Aslan Şentürk *, Doç. Dr. Hülya Ellidokuz ** * Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Biyokimya Kliniği, İzmir ** Dokuz Eylül Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, İzmir Amaç: Bu çalışmada; Biyokimya uzmanlarının uzmanlık eğitimi hakkındaki görüş ve önerileri değerlendirerek farklılaşan gereksinimlerin belirlemesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Biyokimya uzmanlarının uzmanlık eğitimi hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla 16 sorudan oluşan bir anket hazırlandı. Anketteki soruların 11 tanesi eğitim konularının yeterliliği ve önemi, 2 tanesi yapılan rotasyonların gerekliliği, 3 tanesi eğitim yöntemleri ile ilgiliydi. Ankete yaş arası, biyokimyadaki meslek yılı 1 ile 38 arasında değişen 83 biyokimya uzmanı katıldı. Veriler SPSS 11.0 programında değerlendirildi. Bulgular sayı ve yüzdelerle verildi. Bulgular: Uzmanlık eğitimleri sırasında en çok hangi konunun daha yoğun anlatılması gerekli olduğu sorulduğunda; laboratuvar yönetimi, teknik şartname hazırlama ve satın alma süreci, malzeme seçimi ve alımı (sırasıyla: %42.2, %36.1, %18.1) konularının ilk sıralarda yer aldığı saptandı. Rutin uygulamaları sırasında aldıkları eğitim alanlarının yeterliliği sorulduğunda; teknik şartname hazırlama ve satın alma süreci, malzeme seçimi ve alımı, laboratuvar yönetimi konularında (sırasıyla; %71.1; %50.6; %45.8) verilen eğitimin yetersiz olduğunu görülürken, cihaz başında aktif çalışma eğitimi ve teorik biyokimya eğitimi (sırasıyla; %66.0; %39.0) yeterli yeterli eğitim verilen ilk iki konu olarak kabul edildi. Katılımcıların.%62.7 si nükleer tıp rotasyonunun gerekli değil derken, %65.1 si klinik mikrobiyoloji rotasyonunun yararlı olabileceğini söyledi. Yararlanılan eğitim konuları sorgulandığında pratik uygulama % 60.2 ile birinci sırada yeraldı. Biyokimya uzmanlık eğitimin konu ve yöntemlerinin önemi ve yeterliliği sorgulandığında %97.6 katılımcı kalite kontrol eğitiminin önemli olduğunu, %90.4 katılımcı uzmanlık sonrası sürekli eğitimin gerekli olduğunu, %68.7 katılımcı hasta başı testleriyle ilgili eğitimlerin önemli olduğunu söyledi. Araştırmaya katılanların %56.6 sı aktif rutin çalışma dışında yapılan eğitimin yeterli olmayacağını dile getirdi. Sonuç: Biyokimya eğitim sürecinde laboratuvar yönetimi, kalite kontrol, malzeme seçimi ve alımı, teknik şartname hazırlama ve satın alma, konuları ön plana çıkarken halen uygulanan nükleer tıp rotasyonunun önemini yitirdiği, klinik mikrobiyoloji rotasyonunun yararlı olabileceği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Biyokimya, uzmanlık eğitimi, görüş ve öneriler 87
89 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU TIP ETİĞİ, YÖNETMELİĞİNDE YER ALMALIDIR! TÜRKİYE BİYOETİK DERNEĞİ Doç. Dr. Yeşim Işıl Ülman Türkiye Biyoetik Derneği adına hazırlayan, Acıbadem Üniversitesi, Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Ülkemizde Tıp Etiği ve Tıp Tarihi alanı Cumhuriyet öncesi dönemden beri tıp fakültelerinde yapılandırılmış ve Tıpta Uzmanlık Tüzüğü nde yer almış bir çalışma disiplinidir. Biyoetik ve Tıp Etiği konuları bugün tüm dünyada ve ülkemizde tıbbi uygulamalarda en çok dile getirilen, üzerinde çalışılan, araştırmalar yürütülen konulardandır. Hasta hakları, aydınlatılmış onam uygulamaları, hekim kimliği, hekim-hasta iletişimi, hekim sorumluluğu, hekimlikle ilgili yasal belgeler, klinik ilaç araştırmaları, etik kurullar, biyomedikal araştırmalar, bilimsel yayın etiği, sağlık hukuku gibi konular bu disiplinin başta gelen uğraş alanlarındandır. Ancak, tıp etiği, deontoloji ve tıp tarihi uzmanlık alanı tarihinde Tıpta Uzmanlık Tüzüğü nden çıkarılmış ve ilgili Yönetmelik te ( ) de yer almamıştır. Oysa hem lisans hem de lisansüstü eğitimde tıp etiği konuları, alanın uzmanları tarafından, evrensel biyoetik ve tıp ahlakı perspektifinde, bilgisel temele dayanarak ve bilimsel yönteme ile tıp öğrencilerine verilmelidir. Ayrıca Avrupa Birliği sürecinde biyoetik, tıp etiği, sağlık hukuku konularının tıp eğitimi müfredatında (lisans ve lisansüstü programlarda) yer alması bir zorunluluktur. Ülkemizde bu alandaki uzman sayısı oldukça yetersizdir. Üniversitelerimizde bu nedenle ilgili bölümler açılamamakta, açılanlarda ise kadro ihtiyacı giderilememektedir. Üniversitelerimizde doktora programlarının oluşumunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Uzun süren doktora eğitimi ihtiyacı karşılamamaktadır. Sağlık Bakanlığında Hasta Hakları Birimleri nde, yeni ihdas edilen Deontolog kadrosunda ve Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelikle yapılandırılan Etik Kurullarda etik uzmanı ve deontolog üye bulunması zorunludur. Oysa bu görevlendirilme için uzman üye bulmakta ciddi sorun yaşanmaktadır. Bu sıkıntı artarak devam edecektir. Tıp ve sağlık bilimleri kökenli Tıp Etikçilerine gereksinim vardır. Tıpta uzmanlık tüzüğü tıp fakültesi mezunlarının bu alana girmesini sağlayan önemli bir kanaldır. Tıp konuları üzerinde etik tartışma bu alanda formasyona sahip bireylerce daha etkili biçimde sürdürülebilir. Tarihsel geleneği, birikimi, deneyimine karşın Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Tüzüğü nden çıkarılmış olan disiplinimiz, günümüz hekimlik mesleğinin gereksinimleri ve çağdaş tıp eğitiminde etik değerlerin kazanılmasının önemi göz önünde bulundurularak, en az üç yıl süreli bir uzmanlık alanı olarak ilgili Tüzük ve Yönetmelik te hak ettiği yeri almalıdır. Kaynaklar 1. Arda B, 1987 den 2008 e Tıbbi Etiğin Türkiye Serüveni Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Perspektifinden, Tıp Etiğinden Biyoetiğe, ed. YI Ülman ve ark., Ankara 2009: Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yönetmelik Taslağı İle İlgili Türk Tabipleri Birliği nin Ayrışık Görüşleri, 21 Temmuz 2009, 88
90 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 3. Türkiye Biyoetik Derneği nin TTB-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu na Raporu, 15 Haziran Türkiye Biyoetik Derneği nin Tıp Etiği ve Tıp Tarihi uzmanlık alanının Tıpta Uzmanlık Tüzüğü ve Yönetmeliğinden çıkarılmasının yarattığı sorunlar ve hak kaybına ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü ne Rapor, 23 Haziran Yildirim N, Ulman YI, A Review of Medical History and Ethics Education at the Istanbul University. Bulgarian Historical Review-Revue Bulgare d Histoire 2005; (3-4):
91 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU TÜRK GERİATRİ DERNEĞİ TOPLUM SAĞLIĞINI GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI Doç. Dr. Dilek Aslan, Prof. Dr. Yeşim Gökçe-Kutsal, Prof. Dr. M. Murad Başar, Prof. Dr. Kutay Biberoğlu, Prof. Dr. Sedat Boyacıoğlu, Prof. Dr. Selçuk Bölükbaşı, Doç. Dr. M. Mahir Özmen Türk Geriatri Derneği Dönemi Yönetim Kurulu Üyeleri 90 Türk Geriatri Derneği (TGD) kurulduğu 2003 yılından bu yana çalışmalarında kamuya dönük faaliyetler ve kamu yararını önceleyen bir bakış açısıyla toplum sağlığına katkı vermeyi öncelikli amaçları arasına almıştır. Bu kapsamda yıllar içinde üyesi olan hekimlere yönelik aktivitelerinin yanı sıra sağlıklı yaşlanabilme konusunda topluma yönelik çalışmaları da yürütmektedir. Temel çalışma başlıkları aşağıda özetlenmiştir: 1. Bilimsel eğitim etkinlikleri (kongreler, sempozyumlar, kurslar) 2. Bilimsel bilgi paylaşım platformları 3. (SCI Expanded kapsamında yer alan Türk Geriatri Dergisi, basın bültenleri, vb) 4. Halka yönelik eğitim toplantıları 5. Kitap ve broşür basım ve ücretsiz dağıtımı 6. Web sitesi için hazırlanan halka yönelik dokumanlar (sık sorulan sorula-yanıtlar, vb) 7. Yarışmalar (bilimsel araştırma yarışmaları, fotoğraf yarışmaları) Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (TTB-UDEK) yıllardan bu yana yürüttüğü çalışmalar aracılığı ile üyesi olan derneklerin çalışmalarını yönlendirme konusunda katkı sunmaktadır. Özellikle dernekler arası eşgüdüm sağlanması konusunda TTB-UDEK bünyesinde kurulmuş olan çalışma grupları önem kazanmıştır. TGD olarak da çalışma grubu genel toplantılarından sonra da dernek bünyesinde yürütülen aktivitelerin zenginleşmesi söz konusudur. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı (TUEK) TTB nin gelenekselleştirdiği bir çalışma biçimi olup TTB-UDEK üyesi dernekler her yıl aktivitelerini, diğer derneklerle ortak yürütülebilecek çalışmaları, kendi yol haritalarına dair katkı ve önerileri değerlendirme konusunda yol açıcı bir özelliğe sahiptir yılında yapılmış olan TUEK toplantısından sonra TGD toplum sağlığını geliştirme konusunda bazı çalışmaları yürütmüştür. Bu çalışmalar aşağıda sıralanmıştır: 1. SHÇEK tarafından düzenlenen TÜRKİYE DE YAŞLILARIN DURUMU VE YAŞLANMA ULUSAL EYLEM PLANI çalıştayında YAŞLILIKTA SAĞLIK VE REFAHIN ARTIRILMASI konusundaki
92 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. grup çalışmasında başkan ve grup üyesi olarak katkı sunulması 2. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Kronik Durumlar Daire Başkanlığı Yaşlı Sağlığı Şube Müdürlüğü işbirliğinde Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görev Yapan Hekimlere Yönelik Yaşlı Sağlığı Tanı-Tedavi Rehberi çalışmasına editörler ve yazarlar olarak katkı sunulması yılından beri düzenli olarak International Association of Gerontology and Geriatrics-IAGG ve International Institute on Aging-INIA destreği ile yapılan Türk Geriatri kongreleriyaşlılarda Ağrı Sempozyumu 4. Sağlıkla Yaşlanalım Sempozyumu 5. Yaşlanan Erkek Sempozyumu 6. Yaşlılarda Osteoporoz Sempozyumu 7. Yaşlanan Kadın Sempozyumu 8. Yaşlanan Dünya, Yaşlanan İnsan Sempozyumu 9. International Institute on Aging-INIA desteği ile Uluslararası Geriatri ve Gerontoloji Kursları 10. Ulusal ve uluslararası yaşlılar günü ve yaşlılar haftası nedeniyle basın bildirileri, halk eğitimi toplantıları, 11. Sağlığı ilgilendiren diğer önemli günlerde basın bildirileri (Dünya sigara içmeme günü gibi) 12. Ankara Tabip Odası işbirliğinde 65 yaş ve üzerindeki hekimleri konu alan; YAŞLANAN HEKİM PROFİLİ araştırmasının yürütülmesi ve sonuçların basın toplantısı aracılığı ile kamuoyu ile paylaşılması 13. Çeşitli illerde Üniversitelerin Tıp Fakülteleri ve Tabip Odaları ile birlikte gerçekleştirilen eğitim etkinlikleri, sempozyumlar (Kırıkkale, Adana, İzmir, Zonguldak, İstanbul) 14. International Association of Gerontology and Geriatrics-IAGG ve European Union Geriatric Medicine Society-EUGMS kapsamında Türkiye nin temsil edilmesi ve ülkenin bilimsel verilerinin uluslararası platformlarda paylaşılması TTB-UDEK TSG çalışmalarını süreli yayını olan Tıp Dünyası gazetesi aracılığı ile üyeleri ve kamuoyu ile paylaşmaktadır. Bu paylaşım derneklerin ortak etkinlik yapabilmeleri için de güzel bir zemin oluşturmaktadır. Geçen bir yıl içinde TGD pek çok uzmanlık derneği ve Ankara Tabip Odası ile birlikte Tütün ile Mücadele Yasasının birinci ayında ortak bir basın toplantısı düzenlemiş ve bu etkinlik Tıp Dünyası Gazetesinde yer bulmuştur. Sonuç olarak, TGD çalışmalarının büyük bir bölümünü doğrudan ya da dolaylı olarak toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesine, sağlıklı yaşlanma ilkelerinin özümsenmesine katkı üzerinde yoğunlaştırmaktadır. Gelecek yıllarda bu çalışmaların artarak sürdürülebilmesi için TTB-UDEK in eşgüdümü destekleyici tavrının devam etmesi önerilmektedir. Anahtar sözcükler: Türk Geriatri Derneği, Türk Geriatri Dergisi, Sağlığın geliştirilmesi, Etkinlik 91
93 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU SAĞLIK ORTAMI VE GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANLARININ SORUNLARI Uzm. Dr. Nilüfer Aykaç-Kongar Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs hastalıkları uzmanlarının sorunlarını ortaya koymak amacıyla bir anket hazırlanmış ve 78 hekim tarafından yanıtlanmıştır. Ankete katılanların 56 sı (%71.8) kadın, 22 si (%28.2) erkektir. Hekimlerin %87.2 si yaş grubundadır. Ortalama hekimlik süresi 17 yıldır. Hekimlerin %52.7 si eğitim, %23.1 i devlet hastanesinde, %12.8 i üniversite ve %6.4 ü özel hastanede çalışmaktadır. Uzmanlar günde ortalama 26.7 hasta bakmaktadır. Katılımcıların sadece %5 i yarı zamanlı olarak çalışmaktadır. Bu oran performans öncesi %29 olup yarı zamanlı çalışanların %80 i uygulama sonrasında tam zamanlı çalışmaya başlamıştır. Hekimlerin %89 u son beş yılda doktora duyulan saygının, %80.5 i ise doktora duyulan güvenin azaldığı kanısındadır. Hekimlerin %72 si Sağlıkta Dönüşüm Programı nın sağlık ortamını olumsuz etkilediği görüşündedir. Kurumda yaşanan en önemli sorun ise %86 ile gelecek kaygısı olarak ortaya çıkmaktadır. Katılımcılar performansa göre ücret uygulamasındaki ücret ödemelerinin motivasyonu değiştirmediği (%54.4) buna karşın, uygulamanın bürokratik işlemler, çalışma huzuru ve etik değerler açısından olumsuzluklar getirdiği görüşündedir. Hekimlerin %95 i sağlık politikalarının oluşturulmasında hekim temsiliyetini yetersiz bulmuştur. Meslek hayatında en az bir kez (psikolojik ve/veya fiziksel) şiddete maruz kalanların oranı %63.9 dur. Eğitim hastaneleri ve kadın hekimlerin diğerlerine göre şiddete anlamlı ölçüde daha fazla maruz kaldığı gözlenmektedir. Sonuç olarak, sağlıkta dönüşüm programı sağlık ortamını olumsuz etkilemiş, hekime duyulan saygı ve güven zaman içinde azalmıştır. Şiddet artmış ve hekimler gelecek kaygısı ile diğer sorunlar karşısında yalnız kalmışlardır. Teşekkür: Kağan Kongar, Dr. Haluk C. Çalışır, Dr. Osman Elbek, Dr. Ali Özyurt, Dr. Mustafa Civaner 92
94 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ (HASUDER) ÇALIŞMA GRUPLARI Prof. Dr. Hilal Özcebe*, Prof. Dr. Şevkat Bahar-Özvarış*, Doç. Dr. Tacettin İnandı*, Doç. Dr. Muzaffer Eskiocak*, Doç. Dr. Mustafa Necip İlhan*, Uzm. Dr. Mine Kaya*, Uzm. Dr. Deniz Akgün*, Doç. Dr. Dilek Aslan** *Yönetim Kurulu Üyesi **HASUDER TTB-UDEK Temsilcisi Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) halk sağlığı ile ilgili konularda çalışma grupları ile çalışma yaklaşımını benimseyen bir dernektir. Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (TTB- UDEK) bünyesinde çalışma gruplarının kurulması ve daha sonrasında da TTB-UDEK in derneklere benzer çalışma grupları kurulması ile ilgili önerisiyle HASUDER yönetim kurulu altında yer alan çalışma gruplarının yelpazesinde daha da genişleme olmuştur. HASUDER bünyesinde halen var olan çalışma grupları Sağlık Politikaları, Sağlığın Geliştirilmesi ve Sağlık Eğitimi, İş Sağlığı, Bulaşıcı Hastalıkların Kontrolü, Halk Sağlığı Bilişim, Tütün İle Mücadele, Mezuniyet Öncesi Eğitim, Mezuniyet sonrası eğitim, Sürekli Tıp Eğitimi/Mesleki gelişim, Afetler ve Toplum Ruh Sağlığı konularında çalışmaktadır. Çalışma gruplarının daha aktif olanları çalışmalarını sunmak üzere en son 15 Ekim 2009 tarihinde İzmir de bir araya gelmiş, bütün bir gün süren çalışmaları sonrasında yapılan sunumlarla geleceğe dair planlamalar yapmışlardır. Çalıştayda Sağlığın Geliştirilmesi ve Sağlık Eğitimi Grubu, İş Sağlığı, Bulaşıcı Hastalıklar Grubu, Halk Sağlığı Bilişim Grubu, Tütün Kontrolü Grubu, Sağlık Politikaları Grubu olmak üzere 6 çalışma grubu toplanmıştır. Bazı çalışma gruplarında aktif olarak bildiri sunumu yapılmış olup, bazılarında çalışma gruplarında bazı konularda kararlar alınmıştır. Çalıştay sırasında sunulan tebliğlerin tam metinleri e-kitap şeklinde hazırlanmış ve sayfasına konulmuştur. Bazı gruplarda sunulan tebliğlerin TTB tarafından yayımlanan STED dergisinde basımı için değerlendirmeye alınması konusunda görüş birliğine varılmış ve çalıştay sonrası makaleler sıra ile dergi başvuru kurallarına göre online sistem üzerinden değerlendirmeye alınmak iletilmiştir. Bu çalıştay sırasında öğretim üyeleri tarafından halk sağlığı alanındaki güncel konular konusunda görüş beyan eden tebliğler yapılmıştır. Ayrıca, sahada çalışan halk sağlığı uzmanlarınca da bazı konular uygulayıcı yönünden irdelenmiştir. Öğretim üyeleri, halk sağlığı uygulamaları olan uzmanlar ve gençlerin güncel konular hakkında görüş alış verişinde bulunmaları sağlanmıştır. Ayrıca, halk sağlığında yeni teorik güncel gelişmeler ve uygulamaların birleştirerek çeşitli etkinliklerin planlaması yapılmıştır. Çalıştay sırasında genel olarak katılanlar çeşitli ortamlarda memnuniyetlerini dile getirmişlerdir. Çalıştay sonrasında da e-gruplarda çalışmanın çok verimli geçtiğine ilişkin teşekkür mesajları dolaşmıştır. Çalıştay sırasında teorik ders anlatan öğretim üyeleri, uygulamaları yapan uzmanlar ve genç araştırmacılar ile karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı yaşadıklarını vurgulamışlardır. HASUDER çalışma grupları bundan böyle oluşturulan bir yönerge kapsamında çalışmaya başlamışlardır. 93
95 XV. İşleyişleri gereği her yıl yıllık planlar ve çalışma raporları sunmak durumdadırlar. Çalışma gruplarının her yıl ulusal halk sağlığı kongresi öncesinde bir günlük çalıştay planlaması görüşü ağırlık kazanmıştır. Gruplar kongre içinde panel ve konferans düzenleme konusunda da daha etkin olmaya çağrılmıştır. HASUDER in toplum sağlığını geliştirmeye yönelik çalışmaları TTB-UDEK bünyesinde kurulmuş olan Toplum Sağlığını Geliştirme Çalışma grubu aktivitesi olarak TTB süreli yayını Tıp Dünyası Gazetesi nde de zaman zaman yer bulabilmektedir. Bu ve benzeri çalışmalar HASUDER çalışmalarının zenginleşmesine katkı sağlamakta, diğer derneklerin aynı/benzeri konularda yaptıkları çalışmalardan haberdar olmak adına da son derece yararlı olmaktadır. Gelecek dönemlerde eşgüdüm çalışmalarının güçlendirilmesi için olanakların artırılması önerilmektedir. Anahtar sözcükler: HASUDER, Çalışma grubu, Etkinlik
96 XV. GEÇMİŞTEN BUGÜNE TUEK SONUÇ BİLDİRGELERİ.
97 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU I. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 27 Şubat 1994, İstanbul Temel sağlık hizmetlerine öncelik vermeyen ve kaynak tahsis etmeyen politikalar, hekimlerin genel pratisyenlikten uzmanlığa doğru kaçış isteğini giderek artırmaktadır. Uzmanlık eğitiminin tüm kademelerindeki karar, yürütme ve denetleme mekanizmalarına yön veren politikalarda hekimlik mesleğindeki bilgi beceri birikimine giderek daha az önem verilmekte, konunun gerektirdiği özen gösterilmemektedir. Yönetim kademelerine hakim olan bu tutum, esas işlevi tıbbın belli alanlarda bilgi beceri kazandırmak olan uzmanlık eğitiminin bütününü olumsuz yönde etkilemekte ve ülkemizdeki tıp ortamını tahrip etmektedir. Ortalama mesleki nitelik düzeyi düşerken, ciddi istihdam sorunları hızla gündeme girmekte ve mesleki etik değerler erozyona uğramaktadır. Çeşitli uzmanlık alanlarında nitelikli bir eğitici birikiminin olduğu ülkemizde, tıpta uzmanlık eğitiminin ortalama niteliğinin düşük olması kabul edilmez bir durumdur. Karar organizasyon ve denetleme mekanizmalarının halen Sağlık Bakanlığı ve YÖK tarafından yönetildiği tıpta uzmanlık eğitiminin nitelik ortalamasını ülkemizin ihtiyaçlarına cevap verebilecek düzeye yükseltmek, bir dizi karmaşık sorunun çözümüne bağlı görünmektedir. Tıpta uzmanlık eğitiminin ciddi sorunlarını adım adım çözebilmek, uzmanlık eğitiminin çeşitli kademelerinde fiilen yer alan ve sonuçlarından doğrudan etkilenen tüm tarafların söz ve karar sahibi olarak katılacakları geniş bir işbirliğini gerektirmektedir. Uzman hekimlikteki niteliğin yükseltilmesi, eğitimin standartlarının, hükümetlerden doğrudan etkilenmeyen bir ulusal kurum tarafından belirlenip denetlenmesine bağlı görünmektedir. Tıpta uzmanlık eğitiminde reform yapılması şikayet etmekten daha fazla şeylere ihtiyaç göstermektedir. Uzmanlık eğitiminde hekimler arasında bir fikir birliğinin oluşması ile bu Kurultay'da güçlü bir adım atılmış olmakla beraber, bu yöndeki çabanın artırılması gerekmektedir. Üzerinde birleşilen fikirleri uygulamada hekimler arasında yaygın bir kararlılık, irade ve bu iradeye dayanarak sürekli bir programı uygulamak gerekmektedir. Uzmanlık eğitiminin tüm kademelerinde, siyasi müdahaleden etkilenmeyen bir karar mekanizmasının ve özerkleşmenin kendiliğinden oluşmasını beklemek gerçekçi görünmemektedir. Bu durum gözönüne alınarak, 27 Şubat 1994 Tıpta uzmanlık Eğitimi Kurultay'ı sonuçlarını izlemek ve bu alandaki çalışmaları gerçekleştirmek üzere; Tıpta Uzmanlık Dernekleri, Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı ve SSK Eğitim Hastaneleri ve Tıp Fakültelerinin saptanacağı temsilcilerden oluşan "Tıpta Uzmanlık Kurulu" oluşturması ve bu kurulun sekreterliğini Türk Tabipleri Birliği'nin yürütülmesi benimsenmiştir. 96
98 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. II. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 18 Şubat 1995, Ankara Sağlık Bakanlığı'nın ilgili tarafların yeterli katılımını sağlamadan önerdiği tüzük değişikliği, olumlu noktalar içermekle birlikte çağdaş gereksinimlere yanıt verecek köklü değişimleri ve yeni düşünceleri içermektedir. Tıpta uzmanlık eğitimindeki sorunların adım adım çözülebilmesi, bu alanın temel standartlarının hükümetlerin doğrudan kontrolünde olmayan bir ulusal otorite tarafından belirlenmesini ve denetlenmesini gerektirmektedir. Ülkemizde tıpta uzmanlık eğitimi veren kurumları (Üniversiteler, Sağlık Bakanlığı ve SSK'ya bağlık eğitim hastaneleri, GATA) bağlayıcı, karar alma ve denetleme yetkisine sahip, idari, bilimsel ve mali özerkliği olan bir ulusal otoritenin (Tıpta Uzmanlık Kurulu) oluşturması gerekmektedir. Bu kurulda, tıpta uzmanlık eğitiminin tarafları olan Tıp Fakülteleri, Sağlık Bakanlığı ve SSK Eğitim Hastaneleri, Türk Tabipleri Birliği ve Uzmanlık Dernekleri eşit dengede ve demokratik katılımı güvenceye alacak bir yöntemle temsil edilmelidir. Kendi başkanını kendi seçmeli ve belli aralıklarla çalışma devamlılığını bozmayacak şekilde yenilenmelidir. Kurultay, Sağlık Bakanlığı tüzük taslağında yer alan ve "özel sağlık kurumlarına uzmanlık eğitimindeki karar ve denetim organlarının özerkleşmesi ve belli bir hazırlık döneminden sonra ele alınmasını, bugünkü koşullarda tüzük taslağının tümüyle çıkarılmasını oybirliği ile karara bağlamıştır. Bu temel ve vazgeçilmez ilkeler ışığında TTB tarafından Sağlık Bakanlığı tüzük taslağı üzerinde yapılan tüzük değişikliği önerileri genel hatlarıyla oybirliğiyle kabul edilmiş, Kurultay'da benimsenen görüşler ve bu değişiklikler doğrultusunda yeni bir tüzük hazırlanması konusunda TTB'ye tam destek verilmesi karara bağlanmıştır. UEMS (ATUB)'a üyelik ve Tababet Uzmanlık Tüzüğü ile ilgili konularda tıpta uzmanlık derneklerinin aktif katılımının sürmesi ve bu derneklerle olan bağların güçlendirilerek ve daha yaygınlaştırılırak devamı için TTB-Uzmanlık Dernekleri Koordinasyon Kurulu'na tam yetki verilmesi karara bağlanmıştır. 97
99 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU III. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Mart 1996, İstanbul Tababet Uzmanlık Tüzüğü Tasarısı ile ilgili olarak 2 Mart 1996 gün toplanan TTB-UDKK'nun tüzükle ilgili aldığı kararlar esas olarak benimsenmiştir. Tüzük hakkında Kurultay'a gelen çok sayıda yazılı rapor ve sözlü görüşler aşağıdaki noktalarda görüş birliği içindedir: a)tababet Uzmanlık Kurulu nun oluşumu hakkında; SSK ve Sağlık Bakanlığı nın kurullarda bulunduracakları üye sayısı toplamı aynı kalmakla birlikte iki kurum arasındaki dağılım, eğitim birimleri ve eğiticilerin sayısı dikkate alınarak belirlenmelidir. Eğitim hastaneleri ve tıp fakültelerinin gönderecekleri üyeler, eğitici niteliği sahip hekimler tarafından, yine eğiticiler arasından seçimle belirlenmelidir. Kurul ve komisyonlara üye gönderecek eğitim kurumlarının belirli bir süredir uzmanlık veriyor olması koşulu getirilmelidir. Kurullarda GATA,her bir tıp fakültesi ile eşit hukuka sahip olarak temsil edilmelidir. Tababet Uzmanlık Kurulu nda Sağlık Bakanı ve Bakanlık bürokratlarının ayrıcalıklı bir hukuku olmamalıdır. b)kurul un aldığı kararlar tüm eğitim kurulları için bağlayıcı olmalı, bunu engelleyen yasalarda gerekli değişiklikler yapımalıdır. c)istisnasız bütün eğitimcilerin bireysel performanslarının denetlenmesi gereklidir. Bununla ilgili yöntem ve ölçütlerin Tababet Uzmanlık Kurulu tarafından geliştirilmesi benimsenmektedir. Bu değerlendirme ve denetimin tıp fakültelerindekiler dahil tüm eğitimcileri kapsaması için gerekli yasal değişiklikler yapılmalıdır. d) Şef ve şef yardımcılığı sınavları uygulamasındaki esaslar Tababet Uzmanlık Kurulu tarafından belirlenmelidir. e) Tababet Uzmanlık Kurulu ve diğer iki komisyonun eğitim kurumlarına yetki verme ve denetleme esaslarını belirleyecek yönetmeliklerin oluşturulması ve uygulamaya geçilmesini takiben özel sağlık kuruluşlarına eğitim verme yetkisi gündeme gelebilir. Bunlar halen gerçekleşmediği için özel sağlık kuruluşlarına Bakanlıkça eğitim yetkisi veren madde Tüzük Tasarısı ndan çıkarılmalıdır. f) Asistanlığa giriş sınavı bu haliyle yapılmalı, ihtiyaçlar gözetilerek Tababet Uzmanlık Kurulu tarafından geliştirilmelidir. g) Asistan yeterlilik sınavı bir hazırlık döneminden sonra uygulanmalı, yeterlilik ve uzmanlık sınavının esasları Tababet Uzmanlık Kurulu tarafından belirlenmelidir. h) Tüzük yürürlüğe girdiği tarihte asistan olanlar, ancak isterlerse bu Tüzük hükümlerine tabi olmalı, kazanılmış haklar korunmalıdır. ı) Kurultay a gelen çok sayıda yazılı ve sözlü giriş, ek çizelgede belirlenen ana dallar, yan dallar, rotasyonlar ve bunların süreleri ile ilgili hükümlerin sakıncalar taşıdığı noktasında görüş birliği içindedir. Bu görüşler değerlendirilerek TTB-UDKK nın ilk toplantısında bu konuda alınacak kararlar Tüzüğe dahil edilmelidir. i) Geçici maddelerle belirlenen aile hekimliği, ana dallar ve yan dallarla ilgili tasarı hükümleri uygulamada önemli sakıncalar doğuracağından, bu konu da TTB-UDKK nın söz konusu toplantısında karara bağlandıktan sonra ele alınmalı, bu haliyle Tüzük ten çıkarılmalıdır. Kurultay, uzmanlık eğitimi sırasında eğitim hastaneleri ile tıp fakülteleri arasında işbirliği yapılması ve afiliyasyon için her iki kurumun haklarını koruyan bir işleyiş sağlanmasını benimsemektedir. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı, alınan kararların ve kurultay'a gelen görüşlerin TTB tarafından Yüksek Sağlık Şurası'na, Sağlık Bakanlığı ve yetkili mercilere ivedilikle iletilmesini kararlaştırmıştır. Kurultay üyeleri, tıp fakülteleri, eğitim hastaneleri, uzmanlık dernekleri ve TTB arasındaki bu sıcak işbirliğinin yeni kurultaylar ile sürdürülmesini kararlaştırmıştır. 98
100 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. IV. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 14 Aralık 1997, İstanbul 1. Sağlık Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu ve Türk Tabipleri Birliği arasındaki uzlaşının ürünü olan yeni Tababet Uzmanlık Tüzüğü Tasarısı tam beş ay önce Danıştay incelemesinden geçmiştir. 2. Yıllardır özlemi duyulan tıpta uzmanlık eğitimi ortamının kapılarını aralayacak olan bu metnin 5 aydan beri Sağlık Bakanlığı tarafından sümen altında tutulması dolayısıyla Bakanlar Kurulu nda imzaya açılamamış ve yürürlüğe girememiş olması hekim kamuoyunda düş kırıklığı yaratmaktadır. 3. Tüzüğün geciktirilmesi, bu tüzüğe bağlı olarak hazırlanacak yeni yönetmelikleri de gündem dışı bırakmaktadır. 4. Yürürlükteki yönetmeliği şef ve şef yardımcılığı sınavını yeniden düzenleyen biçimine uygun mesleki bilgi sınavlarının hala açılamamış olması bir başka güvensizlik kaynağıdır. 5. Uzmanlık eğitimi sırasında karşılaşılan başlıca sorunlar, uzmanlık eğitiminin niteliği ile ilgili sorunlardır. Bunun en önemli nedeni eğitimin asgari standartlarının belli olmamasıdır. Bu konuda ilk adımları atabilecek komisyon ve kurullar, yürürlüğe henüz giremeyen tüzükte bulunmaktadır. Tüzüğün geciktirilmesi, niteliğin değerlendirilmesini ve denetimi de önlemektedir. 6. Eğitim görenlerin değerlendirilmesi ve yeterliliklerinin ölçülmesine ilişkin düzenlemelerin yanısıra eğiticilerin yeterliliklerinin değerlendirilmesi konusu da ilgili kurul ve komisyonlarda ele alınmalıdır. 7. Yeterlilik kurulları, resmi bir düzenlemeyi beklemeden uzmanlık dernekleri bünyesinde oluşturulmalıdır. 8. Uzmanlık dernekleri, düzenledikleri, ulusal kongrelerin ilk gününü o dalın eğitim ve planlama çalışmalarına ayırmalıdır. 9. Yeterlilik kurullarının ulusal kongreler sırasında oluşturulmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. 10. Yeterlilik kurullarınca hazırlanacak taslaklar, o uzmanlık dalındaki tüm hekimlerin görüş ve eleştirilerine açıldıktan sonra kesinleştirilmelidir. 11. Biran önce sağlıkta insan gücü planlaması yapılmalı, ülke gereksiniminden fazla sayıda hekim ve uzman hekim yetiştirilmemelidir. 12. Var olan tıp fakültelerinin yetiştirdiği hekim sayısı yeterlidir. Yeni tıp fakültesi açılmamalıdır. Vakıflarca açılan ve yeni devlet üniversitelerine bağlı tıp fakültelerinde alt yapı ve öğretim kadrolarının yetersizliği nedeniyle mezuniyet öncesi tıp eğitiminin verilmesi sakıncalıdır. Buralarda uzmanlık eğitimi kesinlikle verilmemelidir. Üniversite dışı eğitim hastanelerinde de altyapı öğretim kadrosu yetersizliği varsa bunlar en kısa sürede giderilmelidir. 13. Özel eğitim kurumlarının eğitici açıklarını devlet üniversitelerinin kadrolarından karşılama girişimleri devlet üniversiteleri aleyhine sonuçlar doğurabilecektir. 14. Gerek üniversite gerekse üniversite dışı eğitim hastanelerinde eğitim, araştırma ve verilen sağlık hizmeti düzeyini yükseltecek çalışmalar birlikte ele alınmalıdır. 15. Üniversite dışı eğitim hastanelerindeki uzmanlık eğitimi çalışmaları, üniversitedeki eğitimle birlikte ortak bir çatı altında ele alınmalıdır. 99
101 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU V. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 12 Haziran 1999, Ankara 1- Eğitim kurumlarında tam süre çalışma özendirilmeli ve yarı zamanlı çalışanların eğitime katkısı arttırılmalıdır. 2- Eğitim kurumları arasında (Üniversite, Sağlık Bakanlığı, SSK,) minimum standartlar belirlenmeli ve bilimsel etkinlikler açısından işbirliği yapılmalıdır. 3- Üniversitelerdeki doçentlik sınavları, eğitim hastanelerindeki Şef, Şef Yardımcılığı sınavları ile birlikte merkezi olarak yapılmalıdır. 4- Eğiticiler arasında eşdeğerlilik sağlanmalıdır. 5- Eğitim kurumlarının belli bir eğitim programı oluşturmaları ve açıklamaları sağlanmalıdır. 6- Eğiticilerin performansının değerlendirilmesi (yıllık raporlar ile) sağlanmalıdır. 7- Uzmanlık eğitimi sırasında Dernekler ve TTB kanalıyla ölçme ve değerlendirmeye yönelik ara sınavlar yapılmalıdır. 8- Tababet Uzmanlık Kurulu nun göreve çağrılarak eğiticiler ve kurumlar denetlenmelidir. 9- Uzmanlık eğitiminde nitelik artışı sağlanmalıdır. 10- Özlük haklarında standardizasyon sağlanmalı ve eğitim hastanelerinde çalışan eğiticilere de tıp fakültelerindekiler gibi eğitim tazminatı verilmelidir. 11- Eğitim veren hastanelerin yıllık akreditasyonu (kredilendirilmesi) sağlanmalıdır. 12- Uzmanlık eğitimi asgari standartları sağlayan tıp fakülteleri hastaneleri ve kamu hastanelerinde yapılmalı, bu standartları belirlenen sürede tamamlanamayan kurumların (Tıp Fak. veya Eğitim hast.) eğitim yetkileri iptal edilmelidir. 13- Eğitim hastanelerindeki eğiticiler tıp fakültelerindeki eğitim kadroları ile aynı özlük haklarına kavuşturulmalıdır. 14- Gerek tıp fakülteleri gerekse eğitim hastanelerinde eğitici olarak atanacaklarda eğitici formasyonu aranması ve eğiticilerin eğitiminin sağlanması gereklidir. 15- Aile hekimliği ihtisası için Sağlık Bakanlığı hastanelerinde de mesleki bilgi sınavında başarılı olma koşulunun aranması gerekmektedir. 16- Eğitim hastanelerinin başhekimleri belirli bir süre için eğiticiler tarafından seçilen adaylar arasından atanmalı, eğitim hastaneleri Yönetim Kurulu tarafından yönetilmelidir. 17- Eğitim hastaneleri yükseköğretim statüsüne kavuşturulmalıdır. 18- Eğitim etkinlikleri ve kazanılan becerileri belgelendiren uygulama defterlerinin (log book) her alan için ilgili derneklerce hazırlanması gerekmektedir. 19- Eğitim veren her kurumda Tıp Eğitimi Birimi veya Anabilim Dalı kurulmalı ve Tıp Eğitimi birimleri mezuniyet sonrası eğitimi kapsamalıdır. 20- Yeterlik (board) kurullarının iç yönerge taslağı tartışılarak kabul edilmiştir. 100
102 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. VI. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Kasım 2000, İzmir 6. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı 4-5 Kasım 2000 günlerinde İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Konferans Salonu nda yapılmış, Kurultay a; Dokuz Eylül, Ege, İstanbul, Ondokuz Mayıs Üniversiteleri Rektörleri; Sağlık Bakanlığı Müsteşarı; YÖK Başkan Danışmanı; Türk Tabipleri Birliği Başkanı ve yöneticileri, Ankara, Balıkesir, Bursa, İstanbul ve İzmir Tabip Odası Başkanları, Adana, Ankara, Aydın, İstanbul, İzmir, Samsun Tabip Odaları yöneticileri, Adnan Menderes, Celal Bayar, Dokuz Eylül, Edirne, Ege, Gazi, Hacettepe, Süleyman Demirel Tıp Fakülteleri Dekanları; Ankara Tıp Fakültesi Dekan Yardımcıları; TTB-UDKK Başkan ve üyeleri, İzmir İl Sağlık Müdürü; Ankara Dr. Sami Ulus ve İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi Başhekimleri, 23 tıp fakültesi ile 30 eğitim hastanesinin eğiticileri; 35 uzmanlık derneğinin başkan ve temsilcilerinin aralarında yer aldığı 324 eğitimci, uzmanlık öğrencisi ile basın mensupları katılmıştır. Kurultay da iki gün boyunca Eğitim hastanelerindeki yeni düzenlemeler, şeflik sınavları, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü konusundaki gelişmeler ve Tıp Kongreleri konuları delegelerin aktif katılımıyla ele alınmış, aşağıdaki kararlara varılmıştır: 6. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı, yılından bu yana çok taraflı ve geniş katılımlarla gerçekleşen Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultaylarının sonuç ve kararlarını dikkate almayan yasal düzenlemelerin, şura ve toplantıların demokratik katılımcılık ve bilimsellik ilkelerini gözardı eden, eksik ve meşruluğu tartışmalı yaklaşımlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini, 2- Ülkemizin gereksinimlerine uygun sayı ve nitelikte, tıptaki gelişmeleri dikkate alan uzman hekimlerin yetiştirilmesi, eğitim kurumlarının bu açıdan yeniden düzenlenmesi amacıyla uzun yıllar boyunca uzmanlık dernekleri, TTB, Sağlık Bakanlığı ve YÖK ün katkılarıyla oluşturulduktan sonra 1997 yılında Danıştay ca onaylanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü Tasarısı nın bir an önce yürürlüğe girmesi gerektiğini, 3- Sağlık Bakanlığı ve üniversiteler ile birlikte meslek kuruluşlarımız olan Türk Tabipleri Birliği ve uzmanlık derneklerinin uzmanlık eğitimi konusunda söz ve karar sahibi taraflar olarak kabul edilmesi gerektiğini, 4- Uzmanlık eğitiminin önemli bir kısmını gerçekleştiren tıp fakülteleri dışındaki eğitim hastanelerindeki düzenlemelerin politik müdahalelerden uzak olarak gerçekleşmesi, tüm eğitim hastanelerinde (üniversiteler ve diğer eğitim hastaneleri) eğiticilerin belirlendiği sınavların şeffaflık, hak eşitliği ve bilimsellik ölçütleri içinde yapılmasının önemini vurgulayarak Sağlık Bakanlığı nın meslek kuruluşları ve eğitim hastanelerinden gelen eleştiri ve önerileri dikkate almadan, sınav sistemini geriye götüren ve Sağlık Bakanlığı Merkez Yönetimine sınırsız ve keyfi yetki kullanma olanağı veren tarihli Yönetmelik Değişikliği nin bu hastanelerdeki uzmanlık eğitimi ve sağlık hizmetini olumsuz yönde etkileyeceğini, eğitimle ilgili taraflara ve kamuoyuna duyurmayı kararlaştırmıştır. 101
103 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU 6. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı, 5- Tıpta Uzmanlık Tüzüğü konusunda reform niteliğinde düzenlemeler yapılana kadar, uzmanlık eğitiminin niteliğini arttırmaya yönelik olarak asistan karnesi ve eğitim programları hazırlanması, yeterlilik kurulları ve sınavlar, eğitim birimlerinin ziyaretleri, sürekli tıp eğitimi ve kredilendirme konularında uzmanlık derneklerimiz ve TTB nin eğitimin diğer tarafları ile temas halinde bugüne kadar yürüttükleri çalışmaları daha yaygın ve yoğun olarak sürdürmelerini, böylece bu alandaki fiili etkinliklerini ve ağırlıklarını arttırmalarını tavsiye etmeyi, 6- Tıp kongrelerinin ülkemizin sağlık gereksinimlerini dikkate alarak, hekimlerin tıptaki gelişmeler konusunda sürekli ve yaygın eğitimi hedefiyle, etik ilkeler doğrultusunda gerçekleştirilmesi için; tıp kongrelerinin düzenleme ve gerçekleşmesi sırasında dikkate alınması gereken hedefler, ilkeler ve etik kurallar ile ilgili bir yönerge hazırlamak üzere Prof. Dr. Berna Arda, Prof. Dr. Semih Baskan, Prof. Dr. Feyza Erkan, Prof. Dr. İskender Sayek ve Prof. Dr. Şadi Yenen den oluşan bir komiteye görev vererek, hazırlanacak taslak metninin uzmanlık derneklerinin görüşüne açılarak TTB-UDKK Genel Kurulu nda karara bağlanmasını tavsiye etmeyi kararlaştırmıştır. 102
104 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. VII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Aralık 2001, İstanbul VII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı 1-2 Aralık 2001 günlerinde İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi salonlarında toplandı. Kurultay a Türk Tabipleri Birliği Başkanı, tıp kökenli rektörler, Sağlık Bilimleri Eğitim Konseyi Başkanı, TTB ve tabip odalarının başkan ve yöneticileri, uzmanlık derneklerinin yöneticileri, tıp fakültesi dekanları, eğitim hastanelerinin başhekimleri, üniversite öğretim üyeleri, eğiticiler ve asistanlardan oluşan 326 kişi katıldı. Avrupa Cerrahi Board (Yeterlik Kurulu) Başkanı Prof. Dr. Jacques Gruwez Avrupa da uzmanlık eğitiminin standardizasyonu ve Avrupa da eğitim birimlerini ziyaret uygulamaları başlıklı iki konferans verdi. Kurultay da sunulan uzmanlık eğitimi 2001 anketi ve asistan anketinin sonuçları tartışıldı. Kurultay da beş ana konuda oluşturulan çalışma gruplarındaki tartışmaların ardından hazırlanan raporlar özetle aşağıda sunulmaktadır. A ANKETİ İstanbul, Ankara ve İzmir deki tıp fakülteleri ve eğitim hastanelerinde bulunan 450 eğitim birimindeki insangücü, altyapı, fizik kapasitelerine ait verileri içeren anketin uzmanlık eğitimi konusundaki ülke gerçeklerini saptamada önemli bir adım olduğunda birleşilmiştir. Türkiye deki tüm eğitim birimlerine uygulanması, eksikler tamamlanarak veriler gözden geçirildikten sonra basılı hale getirilmesi benimsenmiştir. Kurultay a sunulan anket sonuçları, eğitim kurumlarının altyapı olanakları, insangücü ve eğitim materyalleri arasında önemli farklar olduğunu göstermektedir. Eğitimin standardize edilebilmesi için birimlerde asgari koşulların sağlanmasının gerekliliği üzerinde durulmuştur. İstanbul da anketin uygulandığı eğitim birimlerinin yarısında asistan karnesi ve ara sınav uygulamasının başlatılmış olması memnuniyet uyandırmıştır. B- ASİSTAN ANKETİ İstanbul da tıp fakülteleri, SSK ve Sağlık Bakanlığı Hastanelerinde eğitim gören 1018 asistan arasında uygulanan anket, asistanların uzmanlık eğitimi ile ilgili değerlendirmeleri ve eğitimden beklentileri konusunda önemli bilgiler sunmaktadır yılında yapılan ankete göre eğitim birimlerinde ara sınav ve asistan karnesi uygulamasının yaygınlaştığı görülmektedir. Asistanların eğitimden memnuniyet dereceleri tıp fakülteleri ve diğer kurumlar arasında belirgin farklılık gösterdiği anlaşılmaktadır. Asistanların kendi eğitim süreçleri hakkında söz sahibi olmaları özendirilmelidir. Asistanların tıpta uzmanlık eğitimi kurultaylarına katılımı yönündeki çabaların artırılmasının önemine dikkat çekilmiştir. C- AKADEMİK YÜKSELTMELER VE EĞİTİCİLERİN BELİRLENMESİ Tıp fakülteleri ve eğitim hastanelerindeki eğiticilerin belirlenmesi konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Yardımcı doçentlik uygulaması, doçentlik yönetmeliği değişiklikleri, şef ve şef yardımcılığı sınavları ile ilgili gelişmeler Kurultay da da çeşitli yönleriyle tartışılmıştır. Şeflik sınavlarında kullanılan son kriterlerin yetersiz ve tartışmalı olduğuna dikkat çekilmiştir. Yabancı dil ve mesleki bilginin ölçüldüğü merkezi bir sınav uygulamasının nesnel ölçütlere en yakın yöntem olduğu konusunda birleşilmektedir. Akademik unvan isteğinin, eğitim arzusu ve iyi hekimlik ilkelerine dayanması gerektiği vurgulanmalıdır. Akademik ünvanlar, eğitim kurumları dışında kullanılmamalıdır. Halen görevdeki eğiticilerin yeni yetişen eğiticilere her yönü ile örnek olmalıdır. 103
105 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU Kurultay katılımcıları ideal eğitici de beklenen özellikleri şu şekilde sıralamıştır: Bağımsız ve özgün düşünceye sahip, eğitici eğitimi almış, düşündüğünü söyleyen, toplumla iletişim içinde olan, üreten, mutlaka denetlenen, eğitilenlerce değerlendirilen örnek kişiler olmalıdır. Ancak eğiticilerin çalışma süreleri ve özlük hakları da belirlenmiş olmalıdır.eğiticiler belirlenirken dış yayınlar yanında anadilde de nitelikli yayınlar yapılması teşvik edilmelidir. Bu amaçla ülkemizde sayıca fazla olan dergilerin, nitelik olarak da iyileştirilmelidir. Türk Tıp Dizini oluşturulması çalışmaları sürdürülmeli ve yerli yayınlar kategorize edilmelidir. D- EĞİTİM KURUMLARI VE BİRİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Bir eğitim kurumunda temel standartlar; yeterli yatak kapasitesi, eğitime uygun altyapı ve ortam, yeterli materyal ve hasta sayısıdır.eğitimin sonuçları ölçülmeli, kişisel-kinik performans ve davranışlar değerlendirilmelidir İçerik, eğitici, alt yapı, hizmet kalitesi, değerlendirme ve çıktının tanımlanması konularında standartlar belirlenmelidir. Standartlar saptanmadan önce ortak bir dil oluşturulmalıdır. Tüm uzmanlık dernekleri yeterlik kurullarını hızla oluşturmalı, uzmanlık eğitiminin denetimi dernekler tarafından yapılmalıdır. Her uzmanlık derneğinden iki kişi katılımıyla UDKK Eğitim Kurumları Değerlendirme Komisyonu oluşturulması önerilmektedir. Bu başlık altında bir araya gelen Çalışma Grubu çalışmalarını 1 yıl boyunca sürdürmeyi ve çalışmanın sonuçlarını 8. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı na sunmayı kararlaştırmıştır. Çalışmanın kapsamı içerisinde aşağıdaki konularda 4 alt grup kurulmasına karar verilmiştir: 1. Alt yapı standartlarının saptanması (Fiziksel, insan kaynakları eğitici sayısı vb-) 2. Süreçler için standartların saptanması: (Eğitim programı, kurum içi ve dışı rotasyonlar, asistan karnesi vb) Bilgi; beceri; davranış-tutum açılarından 3. Çıktılar için standartların saptanması (Süreç içi ve süreç sonu değerlendirme): Bilgi; beceri; davranış-tutum açılarından 4. Değerlendirmede kullanılabilecek yöntemlerin belirlenmesi ve bu konuda öneri hazırlanması. E- UYGULAMA REHBERLERİ Rehberlerin başlıca amacı; hekimleri daha iyi uygulamalara yönlendirmek, hasta bakım hizmetinin kalitesini yükseltmek, hekimler ve sağlık kurumları arasında uygulama farklılıklarını azaltmaktır. Kurultay katılımcıları rehberlerin hekimler açısından tavsiye niteliğinde olduğunu özellikle vurgulamaktadırlar. Uygulama rehberleri aynı zamanda hekimin sürekli eğitimi, değerlendirilmesi yanında kısıtlı kaynakların etkin kullanımına yaramaktadır. Rehberler hazırlanırken yüksek mortaliteye ve yaygın morbiditeye, gereksiz harcamalara yol açan konular arasında en öncelikli olanlar seçilmelidir.diğer ülkelerdeki uygulamalarda olduğu gibi bilimsel verilere dayanmalı ve hazırlama ekiplerine değişik konulardan uzmanlar ve birinci basamak hekimleri yer almalıdır. Tıp Eğitimi bu rehberlere göre gözden geçirilmelidir. Uygulama Rehberleri hazırlanırken Sağlık Bakanlığı, SSK, Özel Sigortalar, TTB-UDKK ve Uzmanlık Dernekleri arasında İşbirliği ve eşgüdüm sağlanmalıdır.rehberlerin geliştirilmesi ve uygulamasının hiçbir aşamasında endüstri yer almamalıdır. F- ASİSTAN KARNESİ Tıpta uzmanlık öğrencilerinin/asistanların uzmanlık eğitimi boyunca alanlarında ve rotasyonlarda gerçekleştirdikleri teorik ve pratik eğitsel etkinlikleri düzenli olarak kaydetmeleriyle oluşan asistan karnesinin, uzmanlık eğitimi programının temel bileşenlerinden biri olduğu görüşü kabul edildi. Bu bilgilerin kaydedilmesinin uzman olmak için sağlanması gereken asgari standartların belirlenmesinde 104
106 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. ve daha sonraki uygulamalarda tıpta uzmanlık öğrencisinin/asistanın belirlenmiş asgari standartları yerine getirmiş olmasının aranması görüşü benimsendi. Bu açıdan bilgilerin doğruluğunun çok önemli olduğu; karne sahibinin ve onaylayan kurumun bilgilerin doğruluğundan sorumlu tutulması gerektiği görüşü benimsendi.bu çerçevede, sözü geçen bilgilerin kaydedileceği asistan karnelerinin/eğitsel etkinlik kayıt defterlerinin içeriklerinin ortak olabilmesini sağlamak amacıyla uzmanlık derneklerinin örnek karneler hazırlaması ve bunları ülkedeki uzmanlık eğitimi veren bütün kurumların yararlanımına sunması görüşü benimsendi. Asistan karnesi uygulamaları değerlendirilmiş ve asistan karnelerinin bazı ilkelere göre uzmanlık dernekleri tarafından hazırlanması benimsenmiştir:asistan karnelerinin içerik ve biçim olarak asgari standardizasyona hizmet etmesi, ancak kurumsal farklılıkların yansıtabilmesine uygun olması görüşü benimsendi. Farklı kurumların farklı eğitim programlarının olduğu; bunların kaydedilmesinde de kurumlar arasında farklar olabileceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkat çekildi. Asistan karnesi uygulamasının amacının asistanlara ve eğiticilere iyi anlatılması gerektiği; bunun en iyi dernekler aracılığıyla yapılabileceği, uygulamanın eğitim programlarını geliştirici olmasının hedeflendiği, cezai niteliğinin bulunmadığının vurgulanması gerektiği görüşü benimsendi.bu uygulamanın eğitim kurumları arasında, asgari standartları herkesin sağladığı nitelikli uzman yetiştirmek için bir dayanışma kültürü geliştirilmesine katkıda bulunması, kurumlar arasında bir yarışmaya yol açmaması görüşü benimsendi. Asistan karneleri; Basit ve kullanışlı olmalı. Güncellenebilmeli. Asgari standartlar gerçekçi ve gereksinime uygun olmalı. Hem eğiticinin hem de eğitilenin geri bildirimini alabilecek bölümleri barındırmalı. Cezalandırıcı değil, geliştirici olmalı. Elektif / dış rotasyonların kaydedilmesine olanak tanımalı. Bu ilkeleri içeren ve üzerinde tartışılan Türk Cerrahi Derneği Asistan Karnesi taslağının bütün derneklerin görüş ve yararına sunulmasına karar verildi. G- TÜRKİYE DE YETERLİK KURULLARI VE YETERLİK SINAVLARI Yeterlik kurullarının oluşturulması sürecinde uzmanlık eğitiminin standardizasyonu önemlidir. Kurultay da Yeterlik kurulları ve alt kurullarının yapısı ve işlevleri tartışılmıştır. Avrupa Yeterlik Kurulu tarafından verilen sertifikalar ve denklikleri ele alınmıştır. TTB-UDKK bünyesinde Yeterlik Kurulları Koordinasyon Kurulu nun kurulması önerilmektedir. Yan dallarda da yeterlik kurulları oluşturulmalıdır. TTB - STE kredilendirmesi yeterlik kurullarının işleyişi açısından önemlidir. 105
107 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU VIII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 30 Kasım-01 Aralık 2002, Ankara VIII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezinde toplandı. Kurultaya, TTT Merkez konseyi Başkanı, YÖK Tıp Eğitimi ve Sağlık Konseyi Başkanı, mecliste grubu olan iki partinin milletvekilleri, Tıp kökenli rektörler, çeşitli tıp fakültelerinin dekanları, Sağlık Bakanlığı temsilcileri, TTB-UDKK Başkan ve yürütme kurulu üyeleri, Tabip odalarının başkan ve yöneticileri, uzmanlık derneklerinin yöneticileri ve temsilcileri, bazı eğitim hastanelerinin başhekimleri, üniversite öğretim üyeleri, eğiticiler ve uzmanlık eğitimi öğrencilerinden oluşan 235 i Üniversite ve 132 si Eğitim Hastanelerinden toplam 367 kişi katıldı. Katılımcıların, 241 i Ankara, 126 sı da diğer illerden gelmişti. Kurultayda 1. gün, ATO Başkanı Prof Dr Sinan Adıyaman, TTB-UDKK Başkanı Semih Baskan, TTB Merkez Konseyi Başkanı Füsun Sayek ve Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof Dr Ahmet Göğüş ün açılış konuşmalarını takiben, Prof Dr Aykut Erbengi ve As Dr Fatih Özaltın ın moderatörlüğündeki ilk panelde YÖK Tıp Eğitimi ve Sağlık Konseyi Başkanı, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof Dr Osman İnci, Dr Selim Ölçer ve TTB-UDKK Yürütme Kurulu Üyesi Doç Dr Kürşat Yıldız Ulusal Sağlık Otoritesi: Türkiye ve Dünya Uygulamaları nı ele aldılar. Yine bu panel sırasında TBMM de grubu bulunan iki partinin milletvekilleri Dr Turan Çömez ve Dr Muzaffer Kutulmuşoğlu ile, Kültür eski bakanı Prof Dr Suat Çağlayan da kısa birer konuşma ile partilerinin görüşlerini dile getirdiler. Uzmanlık Derneklerinin Nitelikleri ve Kamusal Etkinlikleri konulu ikinci panel Prof Dr Yücel Kanpolat ve As Dr Barış Kaya nın moderatörlüğünde gerçekleşti. Bu panelde de Türk Oftalmoloji Derneği adına Prof Dr Emin Özmert, Türk Cerrahi Derneği adına Doç Dr Atilla Korkmaz, Türk Radyoloji Derneği adına Prof Dr Ayşenur Cila, Toraks Derneği adına Prof Dr Ali Kocabaş, Türk Nöroşirürji Derneği adına Prof Dr Yücel Kanpolat ve Pratisyen Hekimler derneği adına da Dr Mustafa Sülkü kendi derneklerinin niteliklerini, eğitim konusunda ve kamusal alanda yaptıklarını özetlediler. Ege Üniversitesi Rektörü Prof Dr Ülkü Bayındır ve As Dr Bengü Ekinci moderatörlüğünde gerçekleşen Uzman Hekim Gereksinimi ve İnsan gücü planlaması konulu üçüncü panelde TBMM den Samsun Milletvekili Prof Dr Haluk Koç, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof Dr Ferit Bernay, Sağlık Bakanlığı Daire Başkanı Recep Karpuz ve Ankara Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim dalı öğretim üyesi Prof Dr Ali Özden görüşlerini aktardılar. DPT Sağlık Sektörü uzmanı Dr Muharrem Varlık programda olmasına karşın mazereti nedeniyle bu oturuma katılamadı. Birinci günün son oturumunda Uzmanlık Eğitimi İstanbul Anketi Prof Dr Raşit Tükel ve As Dr Levent Et moderatörlüğünde ele alındı. Anket, Dr Ali Özyurt un İnsan gücü ve eğitim altyapısı: Kurumlararası karşılaştırma başlıklı anket değerlendirmesi, Dr Cuma Kılıçkap, Prof Dr Sema Anak ve Dr Mehmet Ertürk ün ana dallardan verdikleri örneklerle ayrıntılı bir biçimde değerlendirildi. Birinci gün, Dr Pelin Zorlu ve As Dr Efe Özkan ın moderatörlüğünde gerçekleşen Poster Tartışmaları ile sona erdi. Kurultayın ikinci gününün ilk paneli olan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yer alan Kurul ve Yeni Komisyonlar, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof Dr Nusret Aras ve As Dr Necdet Sertkol un moderatörlüğünde gerçekleşti. Bu panelde Ankara Hastanesinden Doç Dr Demokan Erol, Sami Ulus Çocuk Hastanesinden Prof Dr Ali Kutsal, GATA dan Prof Dr Hayati Bilgiç SSK Eğitim Hastanesinden Doç Dr Sadık Ardıç ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesinden Doç Dr Cem Terzi interaktif bir panelde görüşlerini açıkladılar. Türkiye de Eğitim Kurumlarının Akreditasyonu ve Uluslararası Örnekler başlıklı ikinci panel Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof Dr İskender Sayek ve As Dr Emre Canpolat ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Bu panelde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof Dr Nejat Akalın, Prof Dr Zafer Hasçelik ve Prof Dr İskender Sayek, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof Dr Oğuz Söylemezoğlu 106
108 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. ve Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof Dr Tolga Dağlı bu konudaki görüşlerini ve deneyimlerini aktardılar. Kurultayın son paneli Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof Dr Tümer Çorapçıoğlu ve As Dr Meltem Kurt moderatörlüğündeki Tıpta Uzmanlık Eğitimi Bitirme Sınavları idi. Bu panelde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof Dr İskender Sayek, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof Dr Sabri Kemahlı, Sami Ulus Çocuk Hastanesinden Prof Dr Tahsin Teziç ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden Prof Dr Mehmet Demirhan görüşlerini dile getirdiler. İlk kez bu kurultayda Uzmanlık Derneklerini temsilen görevlendirilen Uzmanlık eğitimi öğrencileri de aktif olarak görev aldılar ve her oturumda eş moderatör olarak yer almanın yanında Kurultay Sonuç Bildirgesini de hazırladılar. SONUÇ BİLDİRGESİ 1.- Bugün için ülkemizdeki sağlık otoritesi Sağlık Bakanlığı ve yeni hazırlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü ile de belirlenmiş karar yetkisi olan tek organ olan Tıpta Uzmanlık Kurulu (TUK) olarak görülmektedir. Bu Kurulda Sağlık Bakanlığı 6, YÖK 5, SSK ve TTB 1 er üye ile temsil edilmektedir. TUK un oluşumunun katılımcı, işleyişinin demokratik olması tıp ortamının beklentisi olup kurulda meslek örgütü ve uzmanlık derneklerinin yeterince yer almamış olması eleştirilmiştir. Kurulun oluşumunda uzmanlık eğitiminin diğer taraflarının(örneğin asistanların) yer alması da hedeflenmelidir. Kurulun karar alma sürecinin demokratik ve şeffaf olması sağlanmalıdır.tüm toplantı tutanakları daha sonra açıklanmalıdır. Tüm kurullarda yer alacak olan temsilci üyelerin bu alanda çalışmış olmaları, tıp ortamında oluşmuş birikimlerini yansıtmak üzere hazırlık yapmaları da yararlı olacaktır. Tıpta Uzmanlık Eğitiminde, Ulusal Otoritenin doğal bileşenleri olan TTB ve Tıpta Uzmanlık Derneklerinin de TUK da eşit olarak temsili gereklidir. 2.- Ülkemizde halen uzmanlık alanlarındaki rakamsal veri eksikliği, uzman hekim gereksiniminin planlanması için sağlıklı bir veri tabanı oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu görev, uzmanlık dernekleri tarafından üstlenilmeli ve eşgüdüm TTB-UDKK tarafından sağlanmalıdır.veri sağlama konusunda YÖK, Sağlık Bakanlığı ve SSK gibi kuruluşların desteği alınmalıdır. 3.- Bütün Uzmanlık Dernekleri, görev alanları, nitelikleri ve kamusal alandaki etkinliklerini belirleyerek yeniden tanımlamalı ve bu konularda UDKK ile işbirliği içinde çalışmalıdır. 4.- Bütün uzmanlık derneklerinde uzmanlık eğitimi öğrencilerinin(asistanlar) de yeterli ve etkin bir şekilde temsiliyetinin sağlanması konusunda gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. 5.- TTB-UDKK bünyesinde bir Asistan İnisiyatifi oluşturulmalı ve her uzmanlık derneğinin bu yapılanma içinde iki uzmanlık öğrencisi ile temsili sağlanmalı ve bu temsilin demokratik olmasına özen gösterilmelidir. Uzmanlık Eğitimi ile ilgili olarak alınacak her türlü karar ve uygulama da bu inisiyatifin aktif katılımı ve ilgili alt komisyonlarda demokratik temsili sağlanmalıdır. 6.- Uzmanlık Eğitimi Istanbul Raporu nda da belirtildiği gibi, b) Ankette belirtilen veriler doğrultusunda eğitim birimleri kendilerini yeniden gözden geçirmelidir. c) Uzmanlık eğitimi veren kurumlar arası farklılıklar giderilmeli, ideal eğitim için optimal koşullar sağlanmalıdır. d) Kurumlar kendi bünyelerinde eğitim ve hizmet standartları için kurullar oluşturmalı ve bu kurullarda her kademedeki eğiticiler yanında eğitilenlerin de demokratik temsili sağlanmalıdır. e) Asistan karnesi ve ara sınav uygulamaları yaygınlaştırılırken, asistanların bir temel eğitim kursundan geçirilmeleri de sağlanmalıdır. 107
109 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU f) Eğiticilerin (Üniversitelerde Profesör, Doçent ve Yrd Doçent; eğitim hastanelerinde ise Şef, Şef Yrd ve Başasistan) de belirli aralarla değerlendirilmesi ve eğitilmeleri için gerekli çalışmalara başlanmalıdır. g) Eğitim için döner sermayeden pay ayrılmalı, asistanların eğitimle ilgili gereksinimleri karşılanmalıdır. 7.- Eğitim hastanelerindeki eğiticilerin Tıp Fakültelerindeki eğitim kadroları ile aynı özlük haklarına kavuşturulması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. 8.- Yetersiz altyapı ile ve siyasi nedenlerle açılan Tıp fakülteleri ve Eğitim hastanelerinden gerekli koşullara uygun olmayanların verilecek belirli süreler sonunda uzmanlık eğitimi içeriği ve alt yapısı ile ilgili çekirdek eğitim müfredatı da dahil olmak üzere belirlenen kriterleri yerine getirmeleri sağlanmalıdır. Yapılmaması halinde eğitim verme yetkisinin engellenmesi konusunda Tüzükteki Eğitim Kurumlarını Değerlendirme Komisyonu na büyük görevler düşmektedir. Gerekli koşulları sağlamadan yeni eğitim kurumlarının açılması da engellenmelidir. 9.- Yeni Tüzükle, Üniversitelerde 3 yılını doldurmayan yardımcı doçentler ve eğitim hastanelerinde de başasistanlar eğitici kadrosu dışında tutulmuştur. Bu durum işlevsel açıdan gerçekle bağdaşmadığı gibi yürürlükteki diğer yasa ve yönetmeliklerle de çelişmekte olup, özlük hakkı kayıplarına da yol açabilir Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde tanımlanan Eğitim Kurumlarını Değerlendirme Komisyonu nda özellikle birimlerle ilgili incelemerde, ilgili alandan uzmanlık eğitimi öğrencilerinin de temsili sağlanmalıdır. Eğitim veren tüm kurumların (üniversite veya eğitim hastaneleri) değerlendirmesi ile ilgili düzenlemeler eşit olmalıdır Eğitim ve Müfredat Komisyonu nda da sayısal anlamda bir temsiliyet sorunu olduğu açıktır. Bu temsiliyet sorunu giderilmeli ve buna ek olarak her uzmanlık dalında uzmanlık derneklerince belirlenecek en az bir son yıl asistanının da ilgili komisyona katılımı sağlanmalıdır Tüzüğün 17. maddesinde Asistanlık giriş sınavının sonuçları ve asistanlığa başlama başlığı altında ele alınan ve...asistanlığa başladıktan sonra kurum veya dal değişikliği için yeniden asistanlık giriş sınavına girenlerin mesleki bilgi sınavı %3 oranında düşürülür şeklindeki düzenleme kabul edilemez niteliktedir Tüzüğün 26. maddesinde yeterlik sınavı eğitimle ilgili gerekli düzenlemeler ve standardizasyon sağlanmadan uygulanmamalıdır Tüzüğün 28. maddesinde uzmanlık Sınav jürileri nin seçimi ile ilgili esaslar ve kriterler belirlenmişken, sınav jürilerini seçmekle yetkili olan Tıpta Uzmanlık Kurulu, Eğitim Kurumlarını Değerlendirme Komisyonu ve Eğitim ve Müfredat Komisyonu üyeleri için hiçbir kriter belirlenmemiş olması son derece büyük bir eksikliktir Yan dalların tespiti konusundaki eksikler ve önerilere uygun olmayan değişiklikler ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır Kurultayımızda ifade edilen ilkelere uygun bir Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği çalışmaları hızla gerçekleştirilmeli ve bu alandaki yasal boşluk doldurulmalıdır Tıpta Eğitim Kurultayında Asistan İnsiyatifi 2002 tıpta eğitim kurultayı Ankara Hacettepe M salonunda yapıldı,uzmanlık dernekleri asistan üyelerinden bir kısmını katılıma teşvik ettiler.asistanlar 2 gün boyunca toplantıların her birinde eş moderatörlüğü ve kurultayın sonuç bildirgesinin yazımı sürecine katıldılar.bu birliktelik asistan gözüyle eğitim, tıpta uzmanlık tüzükleri ve asistan eğitimi konularının İstanbul da yapılan anket ışığında nasıl göründüğünü ortaya koyma fırsatı verdi. 108
110 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 1.Asistanların eğitimi konusunda müfredat, eğitim araçları, eğitici sayıları ve niteliği konusunda asgari standart henüz oluşmamıştır. 2.Asistanlar için bir çok kurumda eğitim ve kendini geliştirme faaliyetlerinin hizmet üretiminden sonra geldiği görülmüştür.asistan dersleri mesai saatleri dışında akşam çıkışları ve öğlen araları yapılmaktadır. Asistan dersleri temel ve en öncelikli faaliyet haline gelmesi sağlanarak hizmet üretimiyle dengelenmelidir. 3.Eğitim konusunda karar verici olan mevcut ulusal otorite bu yetkisini eğitim alanında TTB,asistan örgütlülükleri, uzmanlık dernekleri gibi diğer kurumlarla paylaşmak istememektedir.temel ve en öncelikli faaliyet haline gelmesi sağlanarak hizmet üretimiyle dengelenmelidir. 4.Bu durumu engellemek için yapılan girişimler Sağlık Bakanlığı, YÖK ve ilgili kurumlar düzeyinde sonuç alınmasını engellemiştir.bu durumda asistan eğitiminin yeterliliği için sınavlar gündeme gelmiştir. Herhangi bir eğitim,çalışma,eğitici standardı oluşturmadan yapılacak bir sınavın asistanlar için yeterlilik sınavı olmaktan uzak olacağı açıktır.bu durum sonuçta asistanlara sorumlusu olmadıkları bir yapının tüm olumsuz yükünü taşımak gibi bir durumla karşı karşıya bırakmıştır.bu durum asistanlar açısından kabul edilemez sonuçlar doğurabilir. 5.Yeni tüzük asistan eğitiminde dal değiştirmek isteyenlere %3 gibi bir puan kesintisi getirmektedir. Bu durum asistanlara beğenmedikleri kurumları değiştirme,kendisi açısından daha iyi olduğunu düşündüğü yerlere geçme fırsatı tanımazken, kurumları kendi eksiklerini gözden geçirmek yerine zorlama yöntemleri pekiştirmektedir. 6.Mevcut tüzük bazı yönleriyle geçmiş yılların birikimini,eğitim konusunda çalışan yapıların emeklerini yansıtmaktadır.ancak alanda en dağınık ve örgütsüz konumda olan asistan ve öğrenciler aleyhine hükümler tam da bu örgütsüzlükleri nedeniyle yeni tüzükte rahatça yer almıştır. 7.Bu durumu farklılaştırmak için tüm uzmanlık derneklerinin asistan birimleri kurmaları, bu birimlerin yönetimlerine asistanların seçimle gelmelerini sağlamaları, tabip odaları asistan birimlerini eğitimle ilgili toplantı süreçlerine aktif olarak katmaları ve bu asistan birimlerinin gelecek kurultaylarda sorumluluk almalarının sağlanması gerekmektedir. 8.Asistanlar gelecek kurultaylarda uzmanlık dernekleri, tabip odalarından gelen bileşenleriyle eğitim kurumlarını esas alan asistan birlikleri kurmayı hedeflemektedir. 9.Daha önce ertelenen mecburi hizmet kanunu geçmiş dönem bakanlığı tarafından yeniden yürürlüğe sokulmuştur.kadro verilemediği gerekçesiyle de uzmanlık sınavından sonra atamaları yapılamamaktadır. Mecburi hizmetin derhal ve tüm sonuçlarıyla kaldırılması sağlanmalıdır. 10.Uzmanlık eğitimi veren kişi ve kurumların denetlenmesiyle ve yeterli koşulları sağlamayanların eğitim yetkisini kaldırma yetkisi olan kurul ve komisyonları göreve çağırıyoruz. 11.Asistan eğitimleri sırasında rotasyonların ilgili uzmanlık alanıyla ilişkili ve uygun sürelerde olması sağlanmalıdır. 12.Asistan tarafından uzmanlık sınavı öncesi verilmesi beklenen tez konularının asistan ve tez hocası tarafından uzlaşarak vermesi sağlanmalıdır. 109
111 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU IX. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Aralık 2003, İzmir A- Tıpta Uzmanlık Tüzüğü için Temel İlkeler 1-Tüzük, uzman hekimlik konusunda eğitime giriş, eğitim verebilme, eğitimi sürdürebilme, eğitim sonu başarı-yeterlilik konularında (İnsan gücü planlaması, eğitim politikaları, ülke gereksinimlerine ve tıptaki yeni gelişmelere uyum konularında) kuralları içermelidir. 2- Tüzük, uzmanlık eğitimi ile ilgili tarafların: Tıp Fakülteleri, Sağlık Bakanlığı ve SSK, TTB ve Uzmanlık Derneklerinin eşit ölçüde katılımlarını sağlamalıdır. 3- Tüzük, hekimlerin, eğiticilerin, eğitim kurumlarının ve uzman hekim istihdam eden kuruluşların planlama yapabilmelerine zemin oluşturacak şekilde uzak görüşlü bir yaklaşımla hazırlanmalıdır. 4- Tüzük, tıpta aşırı uzmanlaşmayı özendirmemelidir. 5- Tüzük, eğitimle ilgili kararlarda bilimsel, nesnel, şeffaf, katılımcı, adil olarak tıpta uzmanlık alanında dünyadaki gelişmeleri ülke gereksinimleri ve gerçekleri ile birlikte değerlendirerek, tıpta uzmanlık eğitiminin toplumun sağlık gereksinimlerine yanıt verebilecek yüksek kalitede ve erişilebilir niteliklerde olmasını sağlamalıdır. 6- Eğitici seçiminde eğitime katkı, bilimsel çalışma, liyakat, mesleki etik kurallarına uyumu temel ölçütler olarak almalıdır. Konulan ölçütlerle eğitim kadrolarının yeniden değerlendirilmesine olanak vermelidir. B- Uzmanlık Dernekleri ve UDKK 1- Uzmanlık Dernekleri eğitim, sağlık hizmetleri, toplum sağlığı, araştırma ve etik konularında, uluslararası standartlara uygun olarak yapılanmalıdır. 2- Uzmanlık Dernekleri UDKK ile olan ilişkilerini geliştirmeye, gerekli önemi vermeye ve Sağlık Bakanlığı gibi diğer kurumlarla olan ilişkilerinde TTB-UDKK bünyesindeki kurumsal konumlarının dışına çıkmamaya özen göstermelidir. 3- Kendi branşında mevcut insan gücünü belirlemeye ve uygun kadrolaşmayı gerçekleştirmeye; alanında koruyucu tanı ve tedavi edici standartları saptayarak yayınlamaya ve kaliteyi sürekli geliştirmeye; etik komisyonlar kurarak yapılan tanı ve tedaviler, yayın ve araştırmaların irdelenmesi ve hasta hakları kurallarının oluşturulmasına ve gözetilmesine; hasta eğitimi, halkın hastalıklardan korunması için eğitimini, hasta okulları kurulmasını ve devam ettirilmesini amaçlamalıdır. 4- Dernekler, uzmanlık öğrencilerinin sorunlarını, kendi sorunları olarak ele almalı, uzmanlık öğrencilerinin derneklerde aktif olarak görev almaları sağlanmalıdır. 5- TTB-UDKK ve dernekler insan gücü planlamasında Sağlık Bakanlığı içerisinde aktif rol almalıdır. 6- Yan dal uzmanlık alanları ve yan dal eğitimi veren üniversite ve diğer eğitim hastaneleri giderek yaygınlaşmaktadır. Bu nedenle yan dal uzmanlık eğitiminin değerlendirilmesi, yetkili kuruluşların görevlerinin tanımlanması, yan dal uzmanlık eğitimi ile önerilerin tartışılması gereklidir. 7- Yeni yan dalların oluşturulmasında ve düzenlenmesinde yetkili kuruluşların belirlenmesi ve yetki verilmesi gereklidir. 8- Yan dal uzmanlığına girilebilmesi için ana dal yeterlilik sınavında başarılı olma şartı aranmalıdır. 9- Klinik uygulamaların standardize edilebilmeleri için dernekler tarafından kanıta dayalı klavuzların hazırlanması ve çekirdek eğitim programlarının belirlenmesi gereklidir. 110
112 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 10- TTB-UDKK her ana dal ile ilgili gerekli yan dalları saptamalı ve bu yan dalların oluşturulmasında Sağlık Bakanlığı ile koordinasyonu sağlamalıdır. 11- Uzmanlık dernekleri bilimsel toplantıların düzenlenmesinde TTB-UDKK nın etik ilkelerini benimsemeli ve yaşama geçirmeli; o daldaki asistan ve uzman tüm hekimlerin bu toplantılara katılımına olanak sağlanmalıdır. 12- Uzmanlık eğitimi sırası ve sonrası için yetkinlik alanları bilgi ve beceri alanları ile sınırlandırıp sınanmamalıdır. 13- Tıbbi bilgi ve problem çözme, hasta bakımı yanı sıra, sürekli mesleksel gelişim ve iletişim becerileri de uzmanlık eğitiminin genel yetkinlik alanlarıdır. 14- Genel yetkinlik alanlarına uygun içerikler, uygun yöntemlerle sınanmalı, sınama yazılı, sözlü sınav ve teze indirgenmemelidir. 15- Yapılandırılmış yazılı ve sözlü sınavlar, objektif yapılandırılmış klinik sınavlar, asistan karneleri, portfolyo, mini klinik sınavlar gibi ( minicex ) gibi yöntemler sık aralıklarla eğitim süreci içinde ve bir arada kullanılmalıdır. 16- Ölçme-değerlendirme eğitici eğitimleri düzenlenmeli ve sınayan ve sınananların bu konudaki bilgilenmeleri ve uzlaşmaları sağlanmalıdır. 17- Her türden ölçme-değerlendirme aracı güvenilirlik, geçerlilik ve eğitime etkisi açısından değerlendirilmeli, değerlendirme sonuçlarından üretilen geri bildirim, ilgililere uygun biçimde verilmelidir. 18- Ölçme değerlendirme sisteminin standardizasyonu dernekler ve ilgili organlarının sorumluluğunda olmalıdır. 19- Uzmanlık eğitimi programı ve tasarımı (müfredat ve rotasyonlar) uzmanlık dernekleri tarafından yönlendirilmelidir. Uzmanlık derneklerinin uzmanlık eğitim programlarını geliştirmeden önce bu konuda eğitim almaları önemlidir. 20-Tüm alanlarda uzmanlık eğitimi programları (çekirdek müfredat ve uygulamalar) hasta ve hasta yakınları hakları konularını içermelidir. Bu konuya gereken önem verilmelidir. 21- Ondokuzuncu Avrupa Üroloji Kongresinin İstanbul dan Viyana ya terör gerekçesiyle alınmış olmasından dolayı TTB-UDKK olarak üzüntümüzü ifade ediyor ve bu olayı kınıyoruz. Uzmanlık dernekleri, ulusal ve uluslararası düzeyde böyle bir yanlışın tekrarlanmaması için çaba göstermesi gereklidir. 22- Tıpta uzmanlık tüzüğünde tanımlanan uzmanlık alanlarında bazı sertifikasyon çalışmaları ile uzmanlık ünvan ve yetkileri verilmeye çalışıldığını görüyoruz. 10 günlük kurslar ile aile doktorluğu adı altında aile hekimliği ya da acil hekimliği gibi uzmanlık unvan ve yetkilerinin verilmesi bilimsel kurallara ve uluslararası standartlara uygun değildir. Bu alanlarda sürekli mesleki gelişim kapsamında çeşitli kurs ve benzeri eğitim programları yapılabilir, ancak bunlar uzmanlık yetki ve ünvanı kazandırmaz. Bazı ülkelerde geçici bir süre için geçiş dönemi tanımlanarak toplumun öncelikli sağlık gereksinimlerini karşılamaya yönelik 1 yıl 1.5 yılı bulan eğitim programları ile gerekli alanlarda aile hekimi/genel pratisyen yetiştirildiği bilinmektedir. Ancak Sağlık Bakanlığının yukarıda sözü edilen uygulaması niyet ve içeriği ile bu uygulamalara uymamaktadır. Bu nedenle bu uygulama kabul edilemez. 23- Tıpta uzmanlık tüzüğü ve yönetmeliğinin yasal belirsizlikleri ve sağlık ortamında yarattığı memnuniyetsizlik içinde Sağlık Bakanlığı nın siyasi, nesnel değerlendirilmelerden yoksun bir biçimde yapmış olduğu Şef ve Şef Yardımcısı atamaları uygun değildir. Gerek Şef ve Şef Yardımcılığı gerekse Profesör ve Doçentlik gibi akademik yükseltme ve kadro atamalarında, önce iş tanımının yapılması ardından bu kadronun tüm ülke insan gücüne yönelik açık, şeffaf ve adil bir yarışma sistemiyle gerçekleştirilmesi gereklidir. 24- Sağlık Bakanlığı eski yönetmeliklerde de bulunan ancak uzmanlık eğitimini aksatacağı gerekçesiyle uygulanmayan başasistanlık süresini 9 yılla sınırlandıran ilgili tüzük maddesini uygulamaya karar 111
113 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU vermiştir. Başasistanlık üniversitelerdeki yardımcı doçentliğin karşılığıdır. Yardımcı doçentlikte bir süre kısıtlaması yoktur. 9 yılı dolan başasistanlar Sağlık Bakanlığı düzenli olarak Şef ve Şef Yardımcılığı sınavları açmadığı için bir akademik kadro yükseltmesi şansını sistematik olarak elde edememişlerdir. Bu nedenle bu kişiler bu uygulamayla özlük hakkı kaybına uğramaktadırlar. Bu kişilere mutlaka en az 1 sınav hakkı tanınmalıdır. Bundan sonra çalıştıkları kurumda uzman kadrosunda ihdas edilmeleri sağlanmalıdır. 25- Sağlık Bakanlığı, 2004 yılında eğitim hastanelerinde döner sermaye ücretlendirmesini performansa bağlamak istemektedir. Sağlık alanında performans saptaması son derece güç, uygulanması neredeyse imkansız bir yaklaşımdır. Örneğin çok hasta tedavi etmeyi performans ücretlendirmesiyle özendirmek koruyucu hekimliği tehdit eder. Ayrıca bu yaklaşım eğitim ortamını eğitim alanlar açısından oldukça olumsuz etkileyecek, çalışma barışını da riske edecektir. Daha bir çok sakıncaları bulunan bu uygulama kabul edilemez. 26- Asistanların 2002 yılında TTB ve Tabip Odaları bünyesinde başlattıkları asistan inisiyatifi isimli girişim olumlu ve önemlidir. Bu girişimin eğitim sonuçlarını da içeren asistan özlük hakları ile ilgilenmek üzere tüm anadal asistanlarını kapsayacak ve ülke çapında organize bir biçimde TTB çatısı altında örgütlenmesi olumlu olacaktır. Bu asistan örgütünün TTB-UDKK ile yakın ilişkide çalışması gerekli ve önemlidir 112
114 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU X. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Kasım 2004, İstanbul Sağlıkta Dönüşüm Programı 1. Sağlıkta Dönüşüm Programı; (a) Genel Sağlık Sigortası, (b) sağlık personelinin sözleşmeli hale getirilmesi, (c) Kamu Yönetimi Temel Kanunu ile sağlık hizmetinin sunumun İl Özel İdareleri ve belediyelere devredilmesi, dolayısıyla Sağlık Bakanlığının sağlık hizmetinin sunumundan çekilmesi, (d) birinci basamak sağlık hizmetlerinin aile hekimliği sistemiyle özelleştirilmesini içermesi nedeniyle, başta koruyucu hekimlik ve birinci basamak sağlık hizmetleri olmak üzere tüm sağlık sistemi için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Anayasa ile güvence altına alınan sağlık hakkını engelleyen ve sosyal devlet ilkesine aykırı olan bu program geri çekilmelidir. 2. Temel Sağlık Hizmetleri toplum içindeki tüm kesimlere, eşit olarak, kamu eliyle ve ücretsiz bir biçimde verilmelidir. İnsan Gücü Planlaması 3. Sağlık alanında insan gücü planlaması, sağlık ile ilgili gereksinimler, istihdam kapasitesi, sağlık hizmetlerinin kullanım düzeyi, hizmet hedefleri, insan gücü/nüfus oranı dikkate alınarak yapılmalıdır. 4. Uzmanlık dallarında insan gücü planlaması yapılırken ülkenin gereksinimleri ve asistan yetiştirme kapasitesi göz önüne alınmalı; nicelik değil nitelik ön planda tutulmalıdır. 5. Uzmanlık dernekleri TTB-UDKK çatısı altında, Sağlık Bakanlığı ile işbirliği yaparak insan gücü planlamasında sorumluluk üstlenmelidir. 6. İnsan gücü planlaması yapılırken asistanlar dahil olmak üzere konunun muhatabı olan tüm kesimler bu sürece katılmalıdır. Sürekli Tıp Eğitimi 7. Uygulanmakta olan Sürekli Tıp Eğitimi (STE) etkinlikleri, hekimlerin davranışlarında değişiklik oluşturmakta ve hekimlik uygulamalarını iyileştirmekte yetersizlikler içermektedir. Temel amacı hekimlerde davranış değişikliği yaratmak olan; meslek uygulamaları ve sağlık hizmeti üzerinde etkili; planlama, süreç ve değerlendirme aşamalarını içeren etkin STE ler düzenlenmelidir. 8. STE ler hekimlerin nasıl öğrendiğine uygun olarak oluşturulmalı ve mezuniyet öncesi eğitim ve mezuniyet sonrası eğitim ile dinamik ve bütüncül bir ilişki içinde olmalıdır. 9. STE lerin ticarileşmesine karşı çıkılmalı ve bu alanda kişisel çıkar çatışmalarında uzak durulmalıdır. Hekimler ilaç endüstrisi ile herhangi bir ilişkiye girme zorunluluğunda bırakılmadan STE etkinliklerine katılabilmelidir. 10. STE hekimler için bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorumluluktur. Bu, hem sunulan sağlık hizmetinin iyileştirilmesi için bir ön koşul, hem de bir hekim hakkıdır. Kamuda çalışan hekimlerin kamusal kaynaklardan faydalanarak STE etkinliklerine katılmaları sağlanmalıdır. Performansa Dayalı Çalışma Sistemi 11. Performansa dayalı çalışma sistemi; a) Hekimlerin motivasyonunu olumsuz etkilediği, c) Klinikler arası rekabeti artırdığı, c) Mesleki saygı ve doyum duygusunu olumsuz etkilediği, d) Muayene süresinde azalmaya neden olduğu, 113
115 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU e) Hastanedeki çalışma barışını olumsuz etkilediği, f) Eğitime ayrılan sürede ve verilen önemde azalmaya neden olduğu, g) Etik olmayan uygulamalara yol açtığı, h) Mesleğe yabancılaşmaya neden olduğu, ı) Hastaların tedavi maliyetlerini artırdığı için terk edilmelidir. 12. Kamusal bir anlayışla, halkın sağlık hakkı gözetilerek, koruyucu ve tedavi edici hekimlik hizmetleri birlikte planlanarak gerçekleştirilen, sağlık harcamalarının genel bütçeden karşılandığı bir sağlık sistemine dönülmelidir. Tıpta Uzmanlık Tüzüğü 13. Tüzükte yer alan Tıpta Uzmanlık Kurulu, Eğitim Kurumlarını Değerlendirme Komisyonu ve Uzmanlık Dalları Eğitim ve Müfredat Komisyonları nda; üyelerin çoğunluğu Sağlık Bakanlığı ve YÖK tarafından atanırken, TTB nin sadece birer üye ile temsil edilmesi ve uzmanlık derneklerine yer verilmemesi, kurul ve komisyonların, demokratik bir işleyişten uzak, gündelik politikalardan etkilenen bir yapıya sahip olmalarına yol açacaktır. 14. Tıpta Uzmanlık Tüzüğü nde yer alan kurul ve komisyonlarda Sağlık Bakanlığı, YÖK ve TTB eşit ağırlıkta temsil edilmeli; kurul ve komisyonlar, görevleri görüş bildirmek ve danışmanlıkla sınırlı olmayan, karar alma süreçleri üzerinde ağırlığa ve etkin bir işleyişe sahip yapılar olmalıdır. 15. Tıpta Uzmanlık Tüzüğü nde yer alan uzmanlık sınavları, sınava giren asistanın eğitim sorumlusunun da yer aldığı jüriler tarafından, bilgi, beceri ve tutumu ölçemeye yönelik olarak yapılmalıdır. Test usulü merkezi sınavlar ise, uzmanlık eğitiminde standardizasyon çalışmaları yapıldıktan sonra uygulanmalıdır. 16. Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yan dallar keyfi olarak ya da sadece Avrupa Tıp Uzmanları Birliği önerileri ya da ülkemiz dışındaki kurul ya da kuruluşların ölçütleri esas alınarak değil, ülkemiz gerçeklerine dayanarak ve TTB UDKK başta olmak üzere ülkemizde konunun muhatabı olup bu alanda söz sahibi olan kurul ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda belirlenmelidir. 17. Uzmanlık alanlarında ülkemiz gereksinimleri ve alt yapı olanakları göz önüne alınmadan, aşırı sayıda yan dal açılması, karşı çıkılması gereken bir uygulamadır. Bu durum, ana uzmanlık dalında yetersiz eğitim, iş gücü ve ekonomik kayıp gibi birçok soruna yol açacaktır. TTB-UDKK yapısı altında yan dallarla ilgili bir alt komisyon kurulmalıdır. Ölçme ve Değerlendirme 18. Uzmanlık eğitiminde durağan ve günlük bir sınama yerine, tüm eğitim sürecinin değerlendirildiği bir uygulamaya geçilmelidir. 19. Uzmanlık eğitiminde ölçme ve değerlendirme, geçerli, güvenilir, uygulanabilir, nesnel, ayırıcı ve dengeli olmalı; kuramsal bilginin yanısıra, beceri ve tutumu da ölçen yöntemleri içermelidir. Uzmanlık Dernekleri 20. Uzmanlık dernekleri, etkinlik alanlarını sadece uzmanlık eğitimiyle sınırlamamalı, üyelerinin özlük hakları ve etik ilkelerin yerleştirilmesi gibi alanlarda da etkinlik göstermelidir. 21. Uzmanlık dernekleri, üyelerinin, Genel Kurullar başta olmak üzere, yönetsel etkinliklere ve toplantılara katılımlarını artırmaya yönelik çalışmalar yapmalıdır. 22. Uzmanlık alanındaki kongre, sempozyum gibi bilimsel etkinliklerin sayısı, aşırıya kaçmadan, o alandaki gereksinimler ve bilimsel gelişmeler göz önünde tutularak belirlenmelidir. Yeterlilik Kurulları 23. Yeterlilik Kurullarının faaliyetleri içinde, uzmanlık eğitimi veren kliniklerin akreditizasyonu uygulamalarının da yer almasının sağlanması için çalışmalar yapılmalıdır. 114
116 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 24. Yeterlilik Kurulları eğitim programlarının değerlendirilmesine katkıda bulunmalıdır. Eğitim Hastaneleri 25. Eğitim hastanelerinde asli unsur olan eğitim ve araştırmadan ödün verilmeden, nitelikli bir hizmet verilmeli, işyükü eğitim hedeflerine ulaşmayı engellememelidir. 26. Eğitim hastanelerinde yıllardır yoğun bir emekle eğitim ve hizmet alanlarında çalışan ve uzmanlık eğitiminin vazgeçilmez unsurları olan başasistanların ve uzmanların görev yerlerinin değiştirilmesi uygulamasına neden olan yönetmeliklerin yürütmeleri durdurulmalı, yerleri değiştirilenler görevlerine iade edilmelidir. 27. Eğitim hastanelerinde koordinatör şefler seçimle göreve gelmelidir. Eğitim hastanelerindeki, şeflik kurumu başta olmak üzere eğitim sistemi ayrı bir kurultayda yeniden değerlendirilmelidir. Asistanların Özlük Hakları 28. Asistanların eğitim kalitelerini artırmak, çalışma koşullarını düzeltmek ve dayanışmalarını yaygınlaştırmak için yaptığı örgütsel çalışmalar desteklenmelidir. 29. Eğitim uygulamaları, asistanların eğitim sürecinin nesnesi değil, öznesi olduğu gerçeğine uygun olarak gerçekleştirilmelidir 30. Asistanların, eğitim sürecini aksatacak sıklıkta nöbet tutmalarına son verilmelidir. 31. Üniversite ve eğitim hastanelerindeki asistanlar arasındaki ücret farklılıkları ve nöbet tutma / ücret dengesizliği giderilmelidir. 32. Rotasyonların uygulanması ve değerlendirilmesi konusunda asistanların önerileri alınmalıdır. 33. Her eğitim biriminde asistan temsilcilikleri, asistanlar tarafından seçilerek oluşturulmalıdır. 34. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultaylarında tıp fakültesi öğrencileri de yer almalıdır. 35.Tıpta Uzmanlık Öğrencileri Kurultayının yapılabilmesi için gerekli çalışmalar başlatılmalıdır. 115
117 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XI. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Kasım 2005, Ankara ÇALIŞTAYLAR Kurultay bünyesinde yapılan; Türk Tabipleri Birliği Asistan Hekimler Eşgüdüm Kurulu Uzmanlık Dernekleri ve İnsan Gücü Planlaması Araştırma Görevlisi Bakış Açısıyla Uzmanlık Eğitimi Ve Geliştirilebilecek Yeni Kavramlar Çalıştaylarının sonuçları ve alınan kararlar kabul edilir. Sonuç bildirgesi eki olarak çalıştay raporları eklenir. TTB-UDEK TTBUDEK ATUB un üyesi olarak yerini almış Türkiyede tanınan tek yetkili kuruldur. Uzmanlık eğitimi sürecinde etkin rolünü kullanmaya kararlıdır. YENİ TÜRK CEZA KANUNU Yeni Türk Ceza Kanunu (TCK) yeterli tartışma ortamı sağlanmadan çıkarılmıştır, gerekli düzeltmeler ivedilikle yapılmalıdır. TCK çekinik tıp uygulamalarına eğilimi arttırabilecektir. Bunun sonucunda girişimsel tanı yöntemlerinden kaçınma gereksiz tetkiklerde artış ve tanıda gecikme, kaynakların yanlış kullanımına yol açabilmektedir. Bu da uzmanlık eğitiminde olumsuzluklara neden olabilmektedir. Mahkeme öncesi değerlendirmede bilirkişiye başvurularak gereksiz dava açılması önlenmelidir. Yeni TCKda bilirkişilik müessesesi çok önem arz etmektedir. Bilirkişilik listeleri oluşturulmasında TTB öncülüğünde çalışılmalıdır. Uzmanlık dernekleri kendi uzmanlık alanlarına ilişkin bilirkişilerin başvurabileceği bilimsel teşhis ve tedavi protokolleri hazırlanması yönünde çalışmalıdır. Yeni TCK nın hekimleri potansiyel suçlu olarak görmesi engellenmelidir sayılı yasa değiştirilmelidir. Sağlık sisteminden kaynaklanan sorunlar ortaya konulmalı ve tek suçlu olarak hekimin gösterilmesi önlenmelidir. SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI Herkese eşit, ulaşılabilir, sürekli, nitelikli ücretsiz bir sağlık anlayışı sağlık hizmetlerinin genel perspektifi olmalıdır. Tedavi edici hekimliği önceleyen anlayış terk edilmeli, birinci basamağı ve koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen bir sağlık anlayışı yaşama geçirilmelidir. Uzmanlık dernekleri toplumsal sağlığın öncelikli görevleri olarak görmeli ve özellikle kendi alanlarında gerekli çalışmaları yapmalıdır. Toplumun sağlık düzeyini bozan ya da olumsuz etkileyen, hekimlerin çalışma koşullarını, yaşam koşullarını olumsuz etkileyen sağlık politikaları terk edilmelidir. Mezuniyet sonrası genel pratisyenlik mesleki eğitimi geliştirilmelidir,bu bağlamda TTB Genel Pratisyenlik Enstitüsünün mesleki programı desteklenmelidir. ASİSTAN HEKİM Asistanların, eğitim sürecini aksatacak sıklıkta nöbet tutmalarına son verilmelidir. Haftalık çalışma 116
118 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. saati 56 saati geçmemeli nöbet sonrası kesintisiz 11 saatlik nöbet izni olmalıdır. Her tür fazla çalışma tam olarak ücretlendirilmeli ve yasal dayanağa bağlı olarak ödenmelidir. STE etkinliklerine katılım asistanlar için bir hak ve aynı zamanda sürekli mesleki gelişim açısından bir sorumluluktur. STE etkinliklerine asistanların katılımı kurumları tarafından yeterince desteklenmelidir. Desteklenmelidir. Tıpta uzmanlık eğitimi ile ilgili yapılan bütün çalışmalara ve örgütlenmelere asistanların taraf olarak katılımı sağlanmalıdır. EĞİTİM KURUMU VE SEKTÖREL İLİŞKİLER Hekimler ilaç endüstrisi ile herhangi bir ilişkiye girme zorunluluğunda bırakılmadan STE etkinliklerine katılabilmelidir. Bunun için gerekli koşulların yaratılmasına çalışılmalıdır. İlaç endüstrisi ile olan ilişkilerde TTB-UDEK ilkeleri gözetilerek, bu ilişkilerin etik sorunlara yol açması, hasta-hekim ilişkisini ve mesleği olumsuz etkilemesi ve maliyetleri artırması engellenmelidir. Hizmet Satın Alma Sağlıkta dönüşüm programının en önemli işleyiş mekanizmalarından biridir ve dolaylı bir özelleştirme yöntemidir. Programın bir bütün olarak sağlık sektöründe yarattığı tahribatlar ve Tıpta Uzmanlık Eğitimine vereceği zararlar göz önüne alınarak Hizmet Satın Alma uygulamasının engellenmesine çalışmalıdır. ENTEGRASYON Üniversiteler ve Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri arasında tıpta uzmanlık eğitimi amaçlı entegrasyon için yapısal bir model oluşturulmalıdır. Eğitim hedeflerine uygun olarak farklı kurumların eğitim programlarında paralellik sağlama ve kurumlar arası bilgi ve deneyim alışverişi geliştirilmelidir. PERFORMANSA DAYALI ÇALIŞMA SİSTEMİ Performansa dayalı çalışma sistemi hastanelerimizdeki çalışma barışını olumsuz etkilemiş, eğitime ayrılan süreyi ve verilen önemi azaltmış, etik anlamda tartışmaya açık uygulamalara yol açmış, hastaların tedavi maliyetini arttırmış, muayene süresini azaltmış, kırtasiye işlemlerini arttırmıştır. Hizmet başı ödeme sisteminin (performansa dayalı ödeme) terk edilmesi ve Sağlık Bakanlığının Türk Tabipleri Birliği ile işbirliğine giderek hekimlerin ücret sorununu çözmesi gerekmektedir. NDE; Ulusal Sağlık Otoritesinin yeniden tanımlanmasına izin verecek yasal düzenlemelere ivedilikle gerek vardır. Tıpta Uzmanlık Kurulu, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü, şeflik atamaları ve sınavları konunun tüm tarafları ile birlikte bilimsel, hukuki ve adil olarak yeniden düzenlenmelidir. KURULU Kurulun eski tüzükte olduğu gibi icracı bir kurul olarak görevine devam etmelidir Ülkemizdeki uzmanlık eğitiminin tarafları; Sağlık Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu, TTB ve Uzmanlık Dernekleridir. Bu nedenle gerekli yasal değişiklik yapılarak yetki ve sorumluluk adı geçen kuruluşlar arasında eşit paylaştırılmalıdır. GİRİŞ SINAVI Tıpta Uzmanlık Giriş Sınavı (TUS) tek aşamalı olmalı ve genel tıp konularını kapsamalıdır. Yan dal önerilerinde öncelikle, o dalda uzman yetiştirmenin ülke gereksinimine olan katkıları ve 117
119 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU yetişecek uzman hekimin istihdamı konuları göz önünde bulundurulmalıdır. Yeni bir yan dal kurulurken bu alandaki yeterli alt yapının (teknik ve bilimsel donanım) mevcut olduğundan emin olunmalıdır. YAN DAL GİRİŞ SINAVI Yan Dal Uzmanlık Giriş Sınavı (YUS) adı altında getirilen merkezi sınav birinci basamak eleme/baraj sınavı olmalıdır. İkinci aşama sözlü sınav olarak adayın eğitim göreceği kurum tarafından yapılmalıdır. Yan dal uzmanlık giriş sınavının içeriği sadece ana uzmanlık dalının müfredatını kapsamalıdır. YAN DALLAR Farklı ana dallarda uzman olup, aynı yan dalda uzmanlık eğitimi alınması durumunda yan dal süreleri açısından bir eşitsizlik yaratılmamalıdır. Aynı uzmanlık dalı hem ana dal hem de yan dal olmamalıdır. Ana dal uzmanlığı olmadan kesinlikle yan dal uzmanı olunmamalıdır. EĞİTİCİ KADROLAR Eğitim Hastaneleri Eğitici Kadrolarının belirlenmesi eşitlikçi, bilimsel kriterleri gözeten, adil, şeffaf, herkese açık, ilgili tüm kurumların katılımı ile hazırlanan sınavla olmalıdır. Profesör ve doçentlerin sınavsız eğitim hastanelerine atamalarını sağlayan düzenleme Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmiş olması ve hizmetin gereklerine ve kamu yararına uygun düşmediği, dolayısıyla hukuka uygun olmadığı, siyasi kadrolaşmaya neden olacağı gerekçeleriyle Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesine rağmen atamalar yapılmıştır. Şef ve Şef Yardımcılarının yapılan atamaları geri alınmalıdır. Atamaların geri alınması için TTB-UDEK, Tabip Odaları ve Uzmanlık Dernekleri bu sürecin aktif takipçisi olmalıdır. EĞİTİM PROGRAMI Eğitim programı yöneticisi, zamanının en az yarısını eğitim programının yönetimine ve bu konuyla ilgili çalışmalara vermelidir. Uzmanlık eğitimi programının yöneticisinin altında, eğiticilerden ve uzmanlık öğrencileri temsilcisinden oluşan ve eğitim politikasını belirleyen bir kurul bulunmalıdır. Eğitim kurulu, uzmanlık eğitimi programının planlanması, geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi aşamalarının her birine etkin olarak katılmalıdır. Uzmanlık öğrencileri tarafından eğitim programı çerçevesinde seçilen olguların kayıtları tutulmalı ve kayıtlar aracılığıyla, eğitim programının gerekliliklerinin karşılanıp karşılanmadığı değerlendirilmelidir. Her uzmanlık öğrencisiyle yeterli sıklık, süre ve derinlikte, mesleki gelişimi değerlendirme oturumları yapılmalıdır. Eğiticilerin eğitim görenler tarafından periyodik olarak değerlendirilmesi sağlanmalıdır. EĞİTİM KURUMUNUN EŞ YETKİLENDİRMESİ Ulusal düzeyde mesleki bir organ tarafından yürütülen eş yetkilendirme uzmanlık eğitim programının uygulanması ve sürekli geliştirilmesi için, birimlerin gönüllülüğüne dayanan ve ziyaret programları ve rehberleri oluşturulmalıdır. 118
120 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. YETERLİK KURULLARI Yeterlik uygulamaları yeterli alt yapı donanımı, yeterli standartlarda eğitici, çekirdek eğitim programı, asistan karnesi ve bu standartlarda alınan bilginin sınanması esasına dayanmalıdır. SON SÖZ Kasım 2006 da İzmir de XII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı nda, daha iyi ve nitelikli bir sağlık ve tıp ortamına ulaşmış olarak buluşmak dileğiyle... 1 Diş, ağız ve çene kemiği-yüz cerrahlığı uzmanlığı için resmi yeterlilik eğitimi (temel tıp ve diş eğitimi) temel tıp derslerini tamamlanmış olmasını gerektirir (Madde 19) ve, bunların yanında, diş derslerinin de tamamlanması gerekir (Madde 29). 119
121 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Aralık 2006, İzmir I. Sürekli Tıp Eğitimi / Sürekli Mesleki Gelişim 1. Uzmanlık derneklerince yürütülen STE/SMG etkinliklerinin düzeyinin yükseltilmesi için TTB-UDEK tarafından STE/SMG standartları geliştirilmelidir. 2. Hazırlanacak STE/SMG standartları; organizasyon, bu eğitimi yürütecek kuruluşlar, eğitim gereksinimini belirleme, eğitimin amaç ve öğrenim hedefleri, eğitim metodolojisi, eğitim ortamı ve eğiticiler ile eğitimin etkinliğini değerlendirme yöntemlerini belirleyecek şekilde oluşturulmalıdır. 3. STE/SMG standartlarına sahip uzmanlık derneklerinin ve diğer kuruluşların akredite edilmesi ve akredite edilen uzmanlık dernekleri ve diğer kuruluşların STE/SMG etkinliklerine kredi verilmesi ülkemizde yürütülen STE/SMG etkinliklerinin niteliğini artıracaktır. 4. TTB-UDEK standartlarının oluşturulmasında, UDEK-STE Çalışma Grubu, ilişkili diğer kuruluş ve kişilerle işbirliği yapmalıdır. 5. Uzmanlık dernekleri TTB-UDEK tarafından geliştirilen asgari STE/SMG standartlarını dikkate alarak kendi dernek STE/SMG politikalarını belirlemelidirler. 6. TTB-UDEK-STE/SMG Çalışma Grubu, uzmanlık dernekleri ve yeterlik kurullarınca yürütülecek STE/ SMG etkinlikleri ve yeniden belgelendirme konularında TTB-UDEK politikasını belirlemelidir. 7. Kredilendirme kurulu tarafından kredilendirilen tüm STE/SMG etkinlikleri TTB-UDEK web sayfasından duyurulmalıdır. 8. Endüstri destekli STE/SMG etkinliklerinde uyulması gereken kurallar belirlenmelidir. II. Uzmanlık Dernekleri ve Etik 9. Tüm hekimler, evrensel sorumluluk anlayışına sahip olarak, mesleğin, toplumsal ve kültürel koşullardan soyutlanmayacağının ve insanın kendini geliştirebilmesinin en temel koşulunun sağlığı olduğu bilincinde, toplumsal ve bilimsel değişimler göz önünde bulundurularak ve tartışılarak oluşturulan TTB- Hekimlik Meslek Etik Kuralları na bağlı olmalıdır. 10. Sürekli gelişen, değişen bir alan olması ve yeni etik ikilemleri içinde barındırması nedeniyle tıp mesleğin yürütülmesi sırasında gereken mevzuat bilgisi ve yasalar bilinmelidir. 11. İletişim becerileri, profesyonel değerler ve etik konularındaki eğitim, tıp fakülteleri dışında, tabip odaları ve TTB tarafından Mezuniyet Sonrası Eğitim şeklinde verilmelidir. 12. Asistanlar kapsamlı bir eğitimden geçip tıbbın tarihsel birikiminden gelen bir güçle donanırken, bu gücün nasıl kullanılacağına ilişkin düşünsel yön olan etik, uzmanlık eğitimlerinin temel bir parçası olarak görülmelidir. 13. Etik eğitimi, sürekli tıp eğitimi ve zorunlu asistan eğitimi şeklinde sürdürülmeli, bu konuda dernekler, üniversitelerin ilgili anabilim dallarından destek almalı, yeterlik sınavlarında etik ile ilgili sorulara yer verilmeli, uzmanlık derneklerinin bilimsel toplantılarında etik konusunda oturumlar yapılmalıdır. 14. Tıp uygulamalarında hasta özerkliğine saygı ilkesi temel bir etik ilke olarak kabul ediliyorsa, özerkliğin geçici olarak bozulduğu durumlarda onu onarmak hekim ve diğer sağlık çalışanları açısından öncelik taşımalıdır. Bu ilke hastayı ya da araştırmalarda deneği dikkatli biçimde dinleme, sorularını yanıtlama, hastalığına ya da yapılacak araştırmaya ilişkin bilgileri aktarma ve sonuçta bu bilgiler ışığında, hastanın kendi özerk seçim ve eylemine olanak tanımayı amaçlamaktadır. Tıbbi karar ne kadar hastanın yararına olursa olsun, mutlaka hastanın özerkliğine saygı gösterilerek alınmış olmalıdır. Hekimin sahip olduğu bilimsel ve teknik 120
122 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. bilgiyi, hastaya karşı belli bir otoriter tutum geliştirmek üzere kullanması etik açıdan haklı çıkarılamaz. Bu nedenle özerkliğe saygı ilkesi nin en önemli koşullarından biri hastayı bilgilendirmek tir. Bir bireyin özerk kararlar alıp, uygulamalar yapabilmesi için, içinde bulunduğu durumla ilgili bilgiye sahip olması gerekir. Hekimin ve sağlık ekibinin görevi bu bilgiyi hastaya vermek ve onu aydınlatmaktır. 15. İnsan deneklerini içeren klinik araştırmaların etiği, bir sorumluluğun standardını oluşturur ve bu araştırmalarda kullanılan insan deneklerinin nasıl gözetildiği ve korunduğu önemlidir. Özellikle etkilenebilir, duyarlı gruplar içinde değerlendirilen, etkilenmeye açık hastalar için bu konuda özel önlemler alınmalıdır. Bu sorumluluk, insan deneklerini kapsayan araştırmaların uygulayıcıları ve ilgili tüm taraflar açısından üstlenilmelidir. İlgili ve sorumlu olmak açısından, araştırmanın sınırlarını genişleten bireyler ve kurumlar etik olarak haklı gösterilebilir amaçlarını ortaya koymalıdır. 16. Hekimler, ilaç şirketlerinden hediye kabul etmeleri durumunda ortaya çıkabilecek tehlikeler konusunda uyanık olmalıdırlar. Hekimin, ilaç firması temsilcisinden hediye kabul etmesi, hekimle ilaç firması arasında karşılık verme anlamına gelebilecek bir ilişkinin kurulmasına ve bir yükümlülüğün doğmasına neden olabilir. Bu nedenle promosyon çalışmaları hekimlerin eğitimine ve hastaların bakımına katkı sağlayacak şekilde olmalı ve doktorun ilaç şirketine ya da şirketin temsilcisine karşı bir yükümlülük duymasına yol açmayacak biçimde açık olarak yapılmalıdır. Örneğin, bu katkılar meslek kuruluşları, uzmanlık dernekleri ya da ilgili akademik bölümler gibi kar amacı gütmeyen kuruluşlar aracılığıyla yönlendirilebilirler. Aracı olarak işlev görecek kuruluşun da etik sorumlulukları önemle vurgulanmalıdır. Bu kuruluşlar gelirlerini kongre giderlerinin düşürülmesinde ve başarılı çalışmaların ödüllendirilmesinde belli ölçütler içinde kullanmalıdırlar. 17. İlaç firması temsilcilerinin hekimleri ziyaretlerinin sıklığı ve süresi, hekimin çalıştığı sağlık kuruluşu tarafından standardize edilmelidir. İlaç firması temsilcileri hekimlerin çalışma saatlerini göz önünde bulundurarak tanıtım yapmalı, hekimler de bu konuda gerekli uyarıları firma temsilcilerine yapmalıdırlar. 18. Hekimlerin reçeteleme biçimleri her zaman var olan bilimsel verilerle yönlendirilmelidir. Hekimler hem tıp eğitimleri sırasında, hem de mezuniyet sonrası hizmet içi eğitimleri sırasında, ilaç firması temsilcileriyle ilişkilerin doğasında yatan tehlikeler konusunda uyarılmalıdırlar. Rasyonel ilaç kullanımı konusunda yeterli ve sürekli bilgilendirme yapılmalıdır. 19. Kongre, sempozyum ve bunun gibi hekim eğitimine yönelik etkinlikler, tatil beldelerinde, beş yıldızlı lüks otellerde değil; herkesin kolaylıkla ulaşabileceği büyük kent merkezlerinde ve kamu kurumlarının ya da akademik kuruluşların konferans salonlarında düzenlenmelidir. Ayrıca kongre katılım ücretlerinin üst sınırı her yıl TTB tarafından YTL olarak belirlenmeli ve bu sınırı geçen kongreler kredilendirilmemelidir. 20. Kongrelere katılım sırasında hekimler ve kurumlar arası adalet sağlanmalı, öncelik hakkı ilgili alanda çalışması olan kişi veya kurumlara tanınmalıdır. Bilimsel bir çalışma, yurt içinde veya yurt dışında herhangi bir kongreye kabul edildiğinde çalışmayı gerçekleştiren kişi veya kurumlara uygun destek sağlanmalıdır. 21. Kongreler düzenlenirken etik dışı tutumlardan uzak durulmalıdır. Kongrelerde yedirilip içirilme, çekiliş düzenlenmesi, hediye dağıtılması gibi mesleki onurumuzu zedeleyecek uygulamalara izin verilmemeli; bilimsel toplantılar, turistik amaçlara araç haline getirilmemelidir. 22. İlaç firmaları tıbbi eğitime destek sağlamak amacıyla ilgili akademik kuruluşlara ve uzmanlık derneklerine bağış yapmak ya da öğrencilere karşılıksız burs vermek konusunda teşvik edilmelidir. 23. Klinik ilaç araştırması projelerinde ilaç firmalarının araştırmayı desteklemesi durumunda önemle değerlendirilmesi gereken nokta; söz konusu projenin, ilaçların hasta tedavisinde kullanımıyla ilgili önemli klinik sorulara yanıt verip vermeyeceği olmalıdır. 24. Dernekler, ilaç araştırmalarının, özellikle de faz 3, 4 çalışmalarının, promosyon amaçlı olarak kullanılması, hekimleri belli bir ilacın kullanılmasına alıştırmak ya da bu ilacın hastanede kullanılan ilaçlar listesine eklenmesini teşvik etmek gibi uygulamalar konusunda üyelerinde farkındalık yaratmalıdırlar. 25. Ülkemizde gerek üniversiteler gerekse diğer eğitim kurumları çok kısıtlı maddi imkanları içinde, hekimlerin mezuniyet sonrası eğitimleri için gerekli fonları ayıramamaktadırlar. İster bir kurumda, ister serbest 121
123 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU çalışıyor olsun, hekimlerin gelir düzeyleri, genellikle bilgilerini sürekli olarak tazeleyecek araçlara kendi olanaklarıyla sahip olabilmelerine, yurt içi ve yurt dışı bilimsel toplantılara kendi giderlerini karşılayarak katılabilmelerine imkan vermemektedir. Bu nedenle; hizmet ettiğimiz kitlenin en üst düzey ve kalitede hizmet alması amacıyla bir yandan meslek içi eğitime ağırlık verilirken, diğer yandan hizmeti sunan biz hekimlerin toplumsal, ekonomik sorunlarıyla çok yakından ilgilenilmesi gerekmektedir. Bu durum ilaç firmalarıyla bireysel çıkar ilişkileri kurulmasının bir ölçüde önüne geçebilecektir. III. Toplum Sağlığını Geliştirme 26. Uzmanlık derneklerinin hazırlayacakları çekirdek eğitim programları sağlığın sosyal bileşenlerini kapsamalıdır. 27. Uzmanlık dernekleri, öncelikli sorunları saptamaya yönelik alan araştırmaları yapmalı, sağlık eğitimine önem vermeli, erken tanı rehberleri oluşturmalı, akılcı ilaç ve teknoloji kullanımı için çalışmalar yapmalı, kanıta dayalı uygulamalara öncelik vermeli, hastalık kayıtlarının geliştirilmesi için girişimlerde bulunmalı ve nüfus tabanlı, kamusal sağlık hizmetini ve sağlık hakkını savunmalıdır. 28. TTB ve derneklerin toplum sağlığının geliştirilmesi konusundaki ortak çabaları desteklenmeli ve geliştirilmelidir. 29. Toplum bireylerinin sürecin içinde olması için ihtiyaç saptama, hizmetlerin ihtiyaçlara göre yapılandırılması gibi çalışmalar yapılmalı; yapılan çalışmalarda etik ilkeler gözetilmelidir. 30. Uzmanlık dernekleri, uzmanlık alanı ile ilgili hastalıklar konusunda kamuoyu. sağlık görevlileri ve yöneticilerini bilgilendirme/bilinçlendirme etkinliklerinde bulunmalı, TBMM, hükümet, ve bakanlık düzeyinde gerekli çalışmalar yapmalıdır. 31. Uzmanlık dernekleri uzmanlık alanı ile ilgili hastalıklarda en yüksek düzeyde sağlık hizmeti (koruma, tanı, tedavi) verilebilmesi için bu hastalıklarla ilgili ulusal kontrol programları hazırlanmalı ve bunların bakanlık düzeyinde hayata geçirilmesi için çaba göstermelidirler. IV. Sağlık Hizmetlerinin İyileştirilmesi 32. Uzmanlık derneklerinin sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi alanındaki sorumlulukları; uzmanlık alanları ile ilgili hastalıklar için en yüksek düzeyde klinik bakım (tanı, tedavi ve koruma) hizmetlerinin sağlanmasını teşvik etmek, desteklemek ve bu amaçla araştırma ve çalışmalar yapmak ve standartlar oluşturmak olmalıdır. 33. Uzmanlık dernekleri, uzmanlık alanları ile ilgili her düzeyde verilen sağlık hizmetlerinin alt yapısı, niteliği, maliyeti ve sağlık politikaları konusunda araştırma, izlem ve değerlendirmeler yapmalı, öneriler geliştirmelidir. 34. Sağlık politikalarında yapılan güncel değişikliklerin sağlık hizmetlerinin geliştirilmesini engelleyici olması nedeni ile Sağlık Bakanlığı, YÖK, TTB ve uzmanlık dernekleri gibi konunun taraflarının ortak görüşü ile kalıcı sağlık politikaları oluşturulmalıdır. 35. Daha nitelikli ve özgüveni olan uzmanlar yetiştirilerek sağlık hizmetlerinin iyileşmesine katkıda bulunmak üzere, asistan eğitiminde standardizasyon sağlanmalı, asistan karnesi ve asistan değişim programları uygulamaya konulmalıdır. 36. Uzmanlık eğitim programlarının ve uzmanlık eğitimi veren kurumların akreditasyonu sağlanmalıdır. 37. Bilimsel ve fiziki alt yapısı yetersiz ve yeterli eğitici kadrosu olmayan Tıp Fakülteleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri açılmamalıdır. 38. Birinci basamakta ve çeşitli uzmanlık alanlarında uygulanan reçete kısıtlanması kaldırılmalıdır. 39. Özel hizmetler yönetmeliği yeniden düzenlenmeli, poliklinik ve hastaneler açılırken amaç ve hedefleri iyi belirlenmeli, alt yapısı bile olmayan semt aralarına yakın mesafeler ile serpiştirilmiş, hekim ve yardımcı 122
124 XV. sağlık personeli yeterli olmayan özel merkezlerin açılması önlenmelidir. 40. Sağlık alanına kontrolsuz bir şekilde girerek maddi kayıplara, sağlık hizmetlerinde kalitenin düşmesine ve sağlık harcamalarında kaynak israfına yol açan paramedikal uygulamalar (güzellik salonları, estetik merkezleri vb.) önlenmelidir. 41. Laboratuarların akreditasyonu sağlanmalı; akredite olmayan laboratuarların çalışmasına izin verilmemelidir. 42. Eğitim ve hizmette kaliteden ödün verilmemeli, Sağlık Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan hizmet alımı uygulanmasında gerekçeler iyi belirlenmeli ve bu uygulamanın yaygınlaştırılmasından, haksız rekabet ile sağlık hizmeti kalitesini düşüreceği için vazgeçilmelidir. 43. Pratisyen Hekimler Derneği ile uzmanlık derneklerinin işbirliği olanakları geliştirilmeli; uzmanlık dernekleri Pratisyen Hekimler Derneği ve TTB-Pratisyen Hekimler Enstitüsü aracılığı ile pratisyen eğitiminde doğrudan rol almalıdır. 44. Sağlık sisteminde elektronik iletişim olanaklarından en üst düzeyde yararlanılmalıdır. 45. Koruyucu sağlık hizmetleri, tanı ve tedavi yöntemlerinde her dernek en uygun maliyetli yöntemi belirlemelidir. 46. Uzmanlık dernekleri sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi için bütüncül bir yaklaşım içinde, yukarda belirtilen sorunlar ve çözüm önerileri doğrultusunda, kendi alanlarında iyileştirici çalışmalar yapmaya başlamalıdır. V. Bilimsel Araştırmalar İlke ve Yaklaşımlar 47. Uzmanlık dernekleri, ilgili alanlarda yapılacak her türlü bilimsel çalışmayı ve bu çalışmalarla ilgili olarak kurum, dernek ve disiplinler arası iş birliğini özendirmelidir. 48. Bu amaca uygun olarak çalışan üyelerine başta çok merkezli çalışmalar olmak üzere bilimsel araştırmalar ve ulusal verileri elde etmeye yönelik çalışmalar (hastalık yükü ve uygulanan sağlık hizmetinin niteliği vb.) için katkıda bulunmalı, yurt içi ve yurt dışı burslar ve/veya konu ile ilgili toplantılara katılabilmeleri için destek sağlamalıdır. 49. Bilimsel çalışma yapılması için eğitim vermeli; kurs, kongre, seminer, sempozyum, konferans, panel düzenlemeli, yayınlar yapmalı ve genç araştırmacıları desteklemek üzere araştırma yarışmaları düzenleyerek ödüller vermelidir. Ulusal Yayıncılığın Özendirilmesi 50. Her derneğin en az bir adet bülten şeklinde de olsa dergi çıkarması, kendi uzmanlık alanındaki kişilerin olduğu kadar bu konulara ilgi duyanların da bilgilendirilmesine olanak verecektir. Bilimsel süreli yayıncılık, son derece zor ve zaman gerektiren özverili bir işlemdir. Süreli yayın yapılacaksa mutlaka bilimsel kurulların oluşturulması ve yayıncılık için minimum düzenlemelerin yapılması zorunlu olmalıdır. 51. Dergilerin mümkünse iki dilde birden yayın yapması sağlanmalıdır. Dilimizi geliştirip korumak adına Türkçe yayınlar ve yayıncılık özendirilmelidir. Ancak süreli yayınların uluslararası dizinlerde yer alabilmesi ve yayınların atıf alabilme olasılığının artırılması için mümkünse İngilizce olarak da yayınlanmasına çalışılmalıdır. 52. Süreli yayınların niteliklerinin yükseltilerek ulusal ve uluslararası dizinlere girmek amaçlanmalı ve bu yöndeki çalışmalar desteklenmelidir. 53. Dernekler, üyelerince ulusal dergilerde (özellikle Türk Tıp Dizinindeki Dergilerde) yayımlanan bilimsel çalışmaların da tıpkı uluslararası dizinlerdeki dergilerde yayımlanan çalışmalar gibi ödüllendirilebilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. 54. Akademik atama ve yükseltmelerde ulusal yayınların da en az uluslararası yayınlar gibi puanlanabil-
125 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU mesinin sağlanması için diğer derneklerle ortak düzenlemeler yapılmalı ve bu alandaki iş birliğinin geliştirilmesine çalışılmalıdır. 55. Her dernek kendi alanında yeni temel başvuru kitapları yayımlamayı hedeflemeli ve çeviri kitapların da öncellikle dernekler tarafından oluşturulacak kurullarca yönlendirilmesine çalışılmalıdır. Derneklerin Bilimsel Araştırma Stratejilerinin Planlaması 56. Öncelikle kendi alanında olmak üzere Türkiye de bilimin gelişmesine ve toplumun gereksinimlerinin karşılanmasına katkı sağlayacak ve etik kurallar çerçevesinde yapılacak olan her türlü bilimsel araştırma ve bilimsel araştırma yapacak kişiler desteklenmeli; bilimsel araştırma ile ilgili kayıtların uygun şekilde toplanması özendirilmelidir. 57. Risk gruplarını oluşturan çocuklar, hamileler, laktasyon dönemindeki kadınlar ve yaşlılar ile ilgili araştırmalara öncelik verilmeli, bu risk grupları ile ilgili gerçekçi, bilimsel ve güvenilir verilere ulaşılabilmesi için etik kaygılar ön planda tutularak araştırmalar planlanmalıdır. Bilimsel Araştırmalara Bütçe Sağlama Yolu ve Yöntemleri 58. Bilimsel araştırmalar için TÜBİTAK, DPT vb. yurt içi veya yurt dışındaki kurum ve kuruluşlara proje başvurusu yapacak kişilerin ön başvuruları öncelikle uzmanlık dernekleri tarafından değerlendirilmeli ve ilgili kuruluşlara bu ön değerlendirme sonucu üst yazı ile bildirilmelidir. Böylece desteklenecek projelerin seçiminde bilimsel değerlendirmelerin daha nesnel olarak yapılmasına olanak verilmelidir. 59. Kendi alanındaki bilimsel çalışmaların değerlendirilerek dernekçe desteklenebilmesi için bilimsel araştırma kurulları oluşturulmalıdır. Bu değerlendirme süreci ve değerlendirme kuralları başvuru ilanı ile birlikte tüm açıklığıyla ilan edilmelidir. Değerlendirme etik ilkeler doğrultusunda ve nesnel olarak yapılmalıdır. Bu işlem için dernek gelirlerinden her yıl belirli bir oranda pay ayrılması sağlanmalı ve Maliye Bakanlığı ile yapılacak görüşmeler sonrasında bu bütçenin vergiden muaf tutulması sağlanmalıdır. Bilimsel Araştırmalara Bütçe Sağlama Yolu ve Yöntemleri 60. Özellikle Avrupa Birliği içinde yer alan araştırma kurumlarının olanakları gözden geçirilerek bu projelerde yürütücü veya ortak olarak yer alabilmenin sağlanması özendirilmelidir. Dernek kendi alanında var olan projelerin uluslararası yürütücüleri ile görüşerek Türkiye adına bu projelerde yer alınmasını sağlamaya çalışmalıdır. Bu konuda TTB-UDEK proje yazımı ve değerlendirmesinde yol gösterici ve destekleyici olmalıdır. Bilimsel Araştırmalarda İşbirliği Olanakları 61. Dernekler, üniversiteler ve diğer eğitim kurumlarının araştırma olanaklarını saptayarak işbirliği ve ortak kullanım olanağı yaratmaya çalışmalıdır. 62. Derneklerce desteklenen çalışmaların dernek web sayfalarında ilan edilerek bu konularda çalışmak isteyen kişilerin bilgilendirilmesi sağlanmalıdır. 63. Dernekler kendi alanlarında devam eden yurt dışı kaynaklı çalışmaların da web sayfası aracılığıyla duyurulmasına çalışmalıdır. 64. Dernek web sayfalarında TTB-UDEK in web sayfasına bağlantı verilmeli ve bu sayede söz edilen projelere daha kolay ulaşılması sağlanmalıdır. Bilimsel Araştırmaları Teşvik Yöntemleri 65. Dernekler kendi üyelerince yapılmış olan bilimsel araştırmaları teşvik primi ile ödüllendirebilir. 66. Yayımlanmış araştırmaların (ulusal ve uluslar arası dergilerde) dergi aboneliği, kitap veya kongre desteği gibi teşviklerle ödüllendirilmesi sağlanmalıdır. 67. TÜBİTAK gibi kuruluşlarca desteklenmiş araştırıcılar, o alandaki diğer araştırıcıları teşvik etmek üzere ödüllendirilmelidirler. 124
126 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 68. Araştırma yapılmasının ve bilimsel araştırmayı takiben yapılan yayınların akademik atama ve yükseltme kriterleri içinde yer alması; Sağlık Bakanlığı nakil, atama ve yükseltme kriterleri arasına girmesi sağlanmalıdır. Bilimsel Araştırmalarda Kaynakların Doğru Kullanımı 69. Kaynak israfına yol açmamak için öncelikle üniversite ve eğitim hastanelerindeki araştırma alt yapı olanaklarının belirlenmesi için derneklerin öncü rol üstlenmesi sağlanmalı; bu olanakların aynı alanlarda araştırma yapacak grupların ortak kullanımına açılmalıdır. VI. İnsangücü Planlaması 70. Sağlık İnsan Gücü Planlaması (SİGP) etkin ve verimli bir sağlık hizmeti sunumunda vazgeçilmezdir. 71. SİGP nda, öncelikle varolan durumun belirlenmesinin gerekir. Dinamik ve çok parametreli bir süreç olan SİGP, tüm derneklerin katılımı ile eşgüdüm içerisinde yapılmalıdır. 72. SİGP yapabilmek için kaynakların saptanması gerekir. Varolan durumun saptanmasında devletin ulaşılabilecek organları kullanılmalıdır 73. SİGP de vazgeçilmez bileşenlerden biri de hekimin emeğinin değerlendirilmesidir. 74. Hekim kalitesinde eğitimi verecek kişilerin özellikleri göz ardı edilmemelidir 75. SİGP çalışmalarında Sağlık Bakanlığı ile eşgüdüm içerisinde olunmalı ve müzakereci bir tutum benimsenmelidir. 76. İstihdam, hekimin bir yere yerleştirilmesi olarak alınmamalı; çalışma ortamında yeterli ekip ve ekipmanın olması, uygun yaşam koşulları, iş ve gelir güvencesi sağlanmalıdır. VII. Sağlıkta Dönüşüm ve Uzmanlık Eğitimi 77. Sağlık, kamusal bir hizmet olmalı ve genel bütçeden finanse edilmelidir. 78. Koruyucu sağlık hizmetlerini değil tedavi edici hekimliği ön planda tutan, toplum yerine bireyi öne koyan, dayanışma yerine rekabeti ön plana çıkaran, sağlığın bir hak olduğu ilkesinin, dolayısıyla sağlıkta kamucu anlayışın terk edilmesini getiren Sağlıkta Dönüşüm Programı ndan vazgeçilmelidir. 79. Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde, işletmenin değil eğitimin gereklerini önceleyen, eğitim ve araştırmadan ödün vermeyen nitelikli hizmet sunumu sağlanmalıdır. 80. Hekimlerin hastanelerde iş güvencesiz, farklı statülerde çalışması kabul edilemez. Sağlık çalışanları güvenceli ve emekliliğe yansıyacak yüksek ücret ile çalıştırılmalıdır. 81. Hekimler arasında farklılığa yol açarak çalışma barışını bozan, eğitime ayrılan süreyi azaltan performans uygulamasına son verilmelidir. 82. Sağlık Bakanlığı, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri nin yasal durumu yeniden belirlenmeli, siyasi etkilerden ve kadrolaşma çabalarından uzak, akademik ve özerk bir yapıya kavuşturulması sağlanmalıdır. VIII. Uzmanlık Eğitiminde Yeterlik 83. Yeterlik sürecinde eğitici gelişimi programlarının içeriği; program geliştirme, klinikte eğitim, uzmanlık ve yeterlik sınavları, genel yetkinlik alanlarında eğiticiler yetiştirme, profesyonel davranış, iletişim becerileri, etik, sağlık politikaları, kanıta dayalı tıp ve araştırma konularını kapsamalıdır. 84. Yeterlik kurulları sürecinde, uygulamada karşılaşılan en önemli sorun, Tıpta Uzmanlık Eğitiminde ilgili tüm bileşenlerin eşit katılımı ile oluşturulan ve icracı niteliklere sahip bir ulusal otoritenin yoksunluğudur. 85. TTB-UDEK-UYEK in düzenlediği eğitici eğitimi çalıştaylarına devam edilmelidir. Uzmanlık eğitimi ve öğrenme ortamında niteliğin geliştirilmesi için bu gibi eğitici gelişimi programları yaygınlaştırılmalıdır. 86. Eğitici, eğitilen ve eğitim kurumlar için standartların oluşturulması önemlidir. Uluslararası standartlar 125
127 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU bölgesel, ulusal ve kurumsal gereksinimler ve öncelikler doğrultusunda yenilenmelidir. 87. Halka sunulan sağlık hizmetinin niteliğinin yükseltilmesi ve ulusal çapta standart bir sağlık hizmeti sunumu için tıpta uzmanlık eğitimi veren kurumlarının akreditasyonu sağlanmalıdır. 88. Tıpta Uzmanlık Eğitimi alanında tek başına yetkili bir ulusal otoritenin olmayışı Yeterlik Kurullarının önündeki önemli sorunlardan birisidir. Eğiticilerin, eğitim kurumlarının ve uzman hekimlerin yeterlik sürecine yeteri kadar ilgi göstermemeleri, Yeterlik Kurullarının yaşadığı finansal kısıtlılıklar ve eğitim kurumlarının kurum ziyareti programlarına gönüllü olmamaları da Yeterlik Kurullarının uygulamada karşılaştığı diğer önemli sorunlardır. Bu sorunların giderilmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır. 89. Akademik yükseltmelerde büyük bir emek verilerek alınmış Yeterlik Belgelerinin kullanılması hem akademik ortamın niteliğini yükseltecek hem de Yeterlik Belgelerinin işlevini artıracaktır. Yeterlik Belgesi alanlara akademik yükseltmelerde öncelik verilmelidir. IX. Kurumlar arası İşbirliği - Eğitici ve Eğitilen Gözüyle Afiliasyon 90. Uzmanlık eğitiminde standardizasyonun oluşturulmasına katkıda bulunmak üzere, kurumlar arası işbirliği ile ortak eğitim programlarının oluşturulması, fiziksel altyapıların geliştirilmesi ve bilimsel araştırma olanaklarının paylaşılması sağlanmalıdır. 91. Afiliasyonun gerçekleştirilmesi için gerekli hukuki ve idari düzenlemeler yapılmalıdır. 92. Kurumların afiliasyonunda, her iki kurumda verilen eğitimin eksikliklerin karşılıklı olarak giderileceği, birbirini eşit gören bir yaklaşım benimsenmelidir. 93. Afiliasyon uzmanlık eğitiminde uygulanabilir yöntemdir. Ancak yaygınlaşabilmesi için tanınması, kolaylaştırılması, denetlenmesi ve onaylanması gereklidir. Bunların sağlanabilmesi için gerekli olan alt yapı çalışmalarında eşgüdümü sağlamak üzere Sağlık Bakanlığı, YÖK, TTB gibi uzmanlık eğitimi ile ilgili tarafların temsil edildiği ve işbirliği içinde çalışabilecekleri bir merkez oluşturulmalı ve maddi kaynak sağlanmalıdır. X. Sağlık Sisteminde Asistanların Yeri ve Uzmanlık Eğitimi 94. TTB- AHEK e uzmanlık dernekleri tarafından asistan temsilcisi yollanmalı, tüm eğitim veren kurumlarda asistan temsilciliği kurulmalı ve 2007 yılı içinde TTB-AHEK öncülüğünde bir Asistan Hekim Kurultayı düzenlenmelidir. 95. Asistanların çalışma saatleri haftada en fazla 56 saat olacak şekilde düzenlenmeli, nöbet sonrası 11 saat izin olmalı, bu süreyi aşan tüm mesailer ücretlendirilmelidir. 96. Kurumlar STE-SMG etkinliklerine katılım konusunda asistanlarına destek olmalıdır. 97. Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri bünyesinde verilmeye başlanan Acil Tıp Uzmanlık Eğitimi bu hali ile kabul edilemez. Bir an önce Acil Tıp Şeflikleri kurulmalı ve bir eğitim programı çerçevesinde uzmanlık eğitimi verilmelidir. XI. Uzmanlık Eğitimi Alanında Güncel Gelişmeler Tıpta Uzmanlık Kurulu Tıpta uzmanlık eğitimiyle ilgili önemli bir gelişme, Sağlık Bakanlığı nın 1219 sayılı yasada değişiklikle tıpta uzmanlık eğitiminin şimdiki durumda olduğu gibi tüzük ile değil, yönetmelikle düzenlenmesini öngören bir yasa tasarısı hazırlamış olmasıdır. Bilindiği gibi, Danıştay, 2002 yılında yürürlüğe giren Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yer alan Tıpta Uzmanlık Kurulu nun, sürekli kurul olması nedeniyle yasayla kurulması gerektiğini gerekçe göstererek yürütmesini durdurma kararı almış; Sağlık Bakanlığı gerekli yasal düzenlemelere başvurmak yerine, sorunu Tıpta Uzmanlık Tüzüğü tasarısında Kurul yerine Üst Komisyona yer vererek aşmaya çalışmıştır. Tüzük tasarısında Tıpta Uzmanlık Üst Komisyonu, tavsiye kararları almak üzere toplanan ve danışma işlevi gören bir Bakanlık organı gibi tanımlanmaktadır. Tıpta Uzmanlık Tüzüğü tasarısı üzerine olan görüşmeler, ilgili tarafların katılımıyla Danıştay 1. Dairesinde 126
128 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. sürdürülmüş; ancak Sağlık Bakanlığı nın gerek Yükseköğretim Kurulu, gerekse Türk Tabipleri Birliği ile Tüzük Tasarısı üzerinde, özellikle de Kurul ve Komisyonların işlevleri ve yapılanması konularında bir uzlaşmaya yanaşmaması nedeniyle tıkanma noktasına gelmiştir. Daha sonra Danıştay 1. Dairesi Tüzük Tasarısını Tıpta Uzmanlık Kurulu benzeri kurul ve komisyonların Tüzükle kurulamayacağı yönündeki 8. Daire görüşü olduğu gerekçesiyle reddederek Danıştay Başkanlığına geri göndermiştir. Yasa maddesinde tıpta uzmanlık eğitimi ile ilgili süreçlere yer verilmemiş; icra yetkisinin içeriği tanımlanmamıştır. Tıpta Uzmanlık Kurulunda üyelerin çoğunluğunu Sağlık Bakanlığı tarafından atananlar oluştururken, TTB nin sadece bir üye ile temsil edilmektedir. Tıpta Uzmanlık Kurulu, tıpta uzmanlık eğitiminin tarafları olan Sağlık Bakanlığı, YÖK ve TTB nin eşit düzeyde temsil edildiği, demokratik işleyişe sahip bir yapıda olmalıdır sayılı yasada yapılacak bir değişiklikle tıpta uzmanlık eğitiminin tüzük yerine yönetmelikle düzenlenmesi, Tüzüğün çıkması için tarafların uzlaşmasını şart koşan Danıştay ı sürecin dışında bırakırken, Sağlık Bakanlığı nı tıpta uzmanlık eğitimiyle ilgili düzenlemelerde tek yetkili konumuna getireceği için ciddi sakıncalar içermektedir.. Sağlık Bakanlığı Tarafından Yürütülen Müfredat ve Mesleki Bilimsel Çalışma Standartlarının Belirlenmesi Çalışmaları Sağlık Bakanlığı nın birkaç aydan bu yana sürdürmekte olduğu bir diğer faaliyet alanını, her bir uzmanlık dalı için uzmanlık eğitimine yönelik müfredat ve mesleki bilimsel çalışma standartlarının belirlenmesi amacıyla ilgili alandan uzmanları davet ederek düzenlediği toplantılar oluşturmuştur. Toplantılara davet edilen uzmanların seçiminde belirli bir ölçüt gözetilmemiş; toplantıların Sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürlüğü nün bir faaliyeti olarak gerçekleştirilmesi tercih edilmiştir. Toplantılarda, her bir uzmanlık alanı için müfredat ve asistan karnesinin hazırlanarak iletilmesi, rotasyonların isimleri ve sürelerinin bildirilmesi istenmiştir. Tüm bu süreçte, Sağlık Bakanlığı bu alanda yıllardır çalışmalar sürdüren ve önemli bir birikime sahip olan TTB-UDEK ile kurumsal düzeyde ilişki kurmaktan kaçınmıştır. Kurumsal temsiliyeti olmayan ve yasal bir zemine oturmayan bu uygulamalar, Sağlık Bakanlığının tıpta uzmanlık eğitiminde tek belirleyici olma ve tıpta uzmanlık eğitimi ile ilgili iş ve işlemleri tek başlarına yürütme yönündeki faaliyetlerinin bir uzantısı görünümünde olup, tıpta uzmanlık eğitimi alanına zarar vermektedir. Şef / Şef Yardımcısı Atamaları Temmuz 2005 tarihinde çıkarılan bir yasa ile profesör ve doçentlerin Eğitim ve Araştırma Hastaneleri klinik şef ve şef yardımcılıklarına sınavsız olarak atanmaları sağlanmıştır. Söz konusu yasa Sayın Cumhurbaşkanınca veto edilerek Meclise iade edilmesine karşın, veto edilen şekli ile tarihinde yasalaştırılmış; bu gelişmenin hemen ardından şef ve şef yardımcılığı atamaları büyük bir hızla gerçekleştirilerek Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin eğitim kadroları daha çok mevcut iktidara yandaş görünen meslektaşlarımızca dolduruldu. Bu suretle bu hastanelerde yıllardır emek veren meslektaşlarımız, mesleki ve akademik yükselme şanslarını büyük ölçüde yitirmişlerdir. Bu hastanelerin kurumsallığı zedelenmiş, eğitim etkinlikleri aksar hale gelmiştir. Söz konusu yasanın yürütmesi Anayasa Mahkemesi nce tarihinde durdurulmuştur. Ancak, bu tarihten sonra da, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarih olan gününe kadar atamalar sakınılmadan devam etmiş; Sağlık Bakanlığı 41 günlük süre içerisinde 175 şef ve şef Yardımcısının atamasını yapmıştır. Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun Ek-1 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklikle, profesör ve doçentlerin klinik şef ve şef yardımcılıklarına atanması için; Bakanlıkça kadroların ilan edilmesi, bilimsel çalışma ve yayınları ile birlikte Bakanlığa başvuruların kabul edilmesi, üçü eğitim ve araştırma hastaneleri klinik şeflerinden ve ikisi de üniversite öğretim üyelerinden olmak üzere beş kişilik bir jüri oluşturulması, jüri tarafından adayların bilimsel çalışma ve yayınlarının incelenerek ve her bir aday için rapor düzenlenmesi ve bu raporlar ışığında Bakanlıkça belirlenen en uygun adayların klinik şefi ve şef yardımcılığı kadrolarına atanması aşamaları içeren bir düzenlemeye gidilmektedir. Ayrıca, profesör ve doçent unvanına sahip olmayan uzman tabipler için klinik şefi ve şef yardımcılığı ve başasistan kadrolarına atanmalarında sınav yapılması hükmü 127
129 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU getirilmektedir. Yine aynı yasa maddesi, klinik şefi, şef yardımcılığı ve başasistan kadrolarına atananların beş yıllık sürelerde bilimsel ve performans kriterleri bakımından Bakanlıkça değerlendirilmeleri ve yeterli görülmeyenlerin uzmanlık kadrolarına nakledilmeleri yönünde bir hüküm içermektedir. Söz konusu yasa tasarısıyla, gerekli yasal düzenlemeler yapılarak şef ve şef yardımcılığı atamalarındaki Anayasa Mahkemesi engelinin aşılmaya çalışıldığı izlenimi alınmaktadır. Bilimsel çalışma ve yayınların dikkate alınacağı belirtilmiş de olsa, klinik şeflikleri ve şef yardımcılıklarına sonuçta Bakanlıkça uygun görülenlerin atanacak olmaları, 5 yılda bir yapılacak değerlendirmelerle Bakanlıkça yeterli görülmeyen klinik şefi ve şef yardımcılarının uzman kadrolarına nakledilecek olmaları, tıpta uzmanlık eğitimi alanındaki kadrolaşmanın artarak sürebileceği yönünde ciddi endişelere neden olmaktadır. Klinik şefi ve şef yardımcılığı atamaları sınav sonucuna göre olmalı; 1998 yılında uygulanan üç aşamalı sınav sistemine geçilmeli ve bu sistem geliştirilerek sürdürülmelidir. Bu sınav sisteminin ilk aşaması olan yabancı dil sınavı, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ya da Sağlık Bakanlığı ile doğrudan bağlantılı olmayan, sınav yapma konusunda uzmanlaşmış ve bu alanda yeterli deneyime sahip bir kuruluş tarafından merkezi olarak ve nesnel ölçütler gözetilerek yapılmalıdır. Üçlü sınav sisteminin ikinci aşaması, nesnel bir değerlendirme açısından gerekliliği tartışılmaz olan merkezi mesleki bilgi sınavı olmalıdır. Üçüncü aşamada ise, jüri üyelerinin, Bakanlık tarafından görevlendirilmeyip kura ile belirlendiği mesleki uygulama ve yeterlik sınavı yer almalıdır. Yabancı Hekimlere Çalışma İzni TBMM de yasallaşma sürecinde olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı içinde, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 1.inci maddesindeki ve Türk bulunmak ibaresinin metninden çıkarılması da yer almaktadır. Yasa gerekçesi olarak, ülkemizdeki tabip sayısının artmasına katkı sağlanması ve Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde, kişi ve hizmetlerin serbest dolaşımı önündeki engellerin kaldırılmasının gösterilmiştir. Bu yasa tasarısıyla, hiçbir düzenleme yapılmadan, tek taraflı olarak, üstelik de Avrupa Birliği ile yerleşme hakkı ve hizmet sunma özgürlüğü başlıklarındaki müzakerelerinin askıya alınmasının gündemde olduğu bu günlerde Avrupa Birliği ne tam üyelik süreci gerekçe gösterilerek, yabancı hekimlere çalışma izni verilmektedir. Yandal Sınavı Sağlık Bakanlığı önceden her hangi bir hazırlık ve bilgilendirme yapmadan Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı Yönetmeliği çıkarıp, 16 Mayıs 2006 tarihinde Sağlık Bakanlığına bağlı Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin Yandal Uzmanlık Klinikleri için, 222 kişilik bir yandal kadrosu açılarak, Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı yapılacağına dair ilan verilmiştir. Giriş sınavının ilandan 15 gün sonra tarihinde, yazılı bilgi sınavının ise bundan 3 gün sonra 3 Haziran 2006 tarihinde yapılması öngörülmüştür. Yandal sınavlarının yürütmesi Danıştay tarafından durdurulmuştur. Sınav duyurusunun sınavdan 15 gün önce yapıldığı, KPDS ve ÜDS sınavlarının yapılmasının beklenmediği bu sınav için, kliniklerin alt yapı olanakları, eğitici gücü vb. dikkate alınmadan kadrolar açılmıştır. Yan dal sınavları için, jüri belirlenmesinde hiçbir ölçüte yer verilmemiş, yazılı sınavda soruları kimin hazırlayacağı belirlenmemiş, sözlü sınavın süresi, uygulama yapılıp yapılmayacağı açıklanmamış ve sıralamada ilk 222 ye girme başarı ölçütü olarak kabul edilmiştir. Yan dal sınavları için öneriler aşağıda belirtilmiştir: - Yan dal sınavları YÖK ün, TTB-UDEK in, uzmanlık derneklerinin ve uzmanlık dernekleri yeterlik kurullarının önerileri alındıktan sonra açılmalıdır. - Kadrolar kadro standartlarına göre belirlenmeli, kadro belirlenirken kliniğin eğitim ve fizik altyapısı dikkate alınmalıdır. - İlgili yan dala ait tam gün çalışma kapasitesinde yeterli sayıda eğitimci olmayan yerlere asistan alımı 128
130 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. yapılmamalıdır. - Jüri üyeliği için belirli ölçütler aranmalı ve kura yoluyla seçilmelidirler. Ayrıca jüri üyelerinin ilgili yan dalın uzmanı olmasına azami gayret gösterilmelidir. Üniversite öğretim üyeleri de jüriye üye olarak alınmalıdır. - Yabancı dil sınavı için baraj 60 (altmış) puan olmalıdır. - Yazılı bilim sınavı eğer varsa ilgili uzmanlık alanının yeterlik kurulunun ilgili komisyonu veya ÖSYM tarafından yapılmalıdır. - Sınavda belli bir baraj olmalıdır. - Sözlü sınav için belirli bir süre ayrılmalı sınavın nasıl olacağı ve değerlendirmesi nesnel kurallara bağlanmalıdır. Bu konuda yeterlik sınavlarında da uygulamaya giren Nesnel Örgün Klinik Sınavlar (OSCE) örnek alınmalıdır. Bu sınavda da belli bir baraj olmalıdır. 129
131 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XIII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi 30 Kasım-02 Aralık 2007, İstanbul Kurultaya 40 uzmanlık derneğini temsilen 15 ilden değişik üniversite, eğitim hastanesi ve özel sektörde çalışan 322 katılımcı kayıt olmuştur. Kurultayın ilk gününde İstanbul Tabip Odasında altı çalışma grubunun toplandığı Çalışma Grupları Genel Kurulu yapılmıştır. Dördüncüsü yapılan çalışma grupları toplantısında eylem planları gözden geçirilerek güncellenmiş, çalışma grupları yönerge taslağı tartışılmış ve derneklerin çalışma gruplarına 2 yıllık süreyle geçerli olmak üzere bir asıl bir yedek üye göndermeleri kararı alınmıştır. Kurultaya 40 uzmanlık derneğini temsilen 15 ilden değişik üniversite, eğitim hastanesi ve özel sektörde çalışan 322 katılımcı kayıt olmuştur. Kurultayın ilk gününde İstanbul Tabip Odasında altı çalışma grubunun toplandığı Çalışma Grupları Genel Kurulu yapılmıştır. Dördüncüsü yapılan çalışma grupları toplantısında eylem planları gözden geçirilerek güncellenmiş, çalışma grupları yönerge taslağı tartışılmış ve derneklerin çalışma gruplarına 2 yıllık süreyle geçerli olmak üzere bir asıl bir yedek üye göndermeleri kararı alınmıştır. Aynı gün derneklerin ATUB temsilcileri ile ortak bir toplantı yapılmıştır. Üçüncüsü yapılan bu toplantıda, derneklerin ATUB temsilcileri ile toplantıların düzenli ve gündemli olarak sürdürülmesi kararı alınmıştır. Kurultayın üçüncü ve son günü sabah ayrı bir salonda Asistan Çalıştayı yapılmıştır. 49 asistanın katıldığı çalıştayda asistan sorunları ve çözüm önerileri tartışılmış; çalıştay sonunda TTB-Asistan Hekimler Eşgüdüm Kurulu nun yedi kişilik Yürütme Kurulu üyeleri seçilmiştir. Yine aynı gün öğlen arası ATUB Başkanı ve Genel Sekreteri ile dernek başkanları, yeterlik kurulu başkanları ve derneklerin ATUB temsilcilerinin davet edildiği ve 45 kişinin katıldığı yemekli toplantı düzenlenmiştir. Toplantıda katılımcılara ATUB Başkanı ve Genel Sekreteri ile karşılıklı görüş alışverişinde bulunma olanağı sağlanmıştır. Toplantı aşağıdaki sonuç bildirgesinin hazırlanması ile sona ermiştir. I. Tam Süre Çalışma ve Sağlık Hizmetleri 1. Sağlık hizmeti sunumunda hekimlerin tam süre çalışmasının sağlanması, sağlık insan gücünün iyi yönetiminin en temel bileşenlerinden biridir ve tam süre çalışma biçimi ülkemizde geçerli olan sağlık sisteminin kuralları içinde değerlendirilmelidir. 2. Uluslararası uzmanlık eğitimi ölçütlerinde, bir eğiticinin haftada en az 20 saatini tıpta uzmanlık eğitimi için ayırması gerekmektedir; mezuniyet öncesi eğitim de göz önüne alındığında eğitim programlarının başarısı ancak tam süre çalışma ilkesi ile gerçekleştirilebilir. 3. Gündemdeki tam süre, özlük ve ekonomik haklarda yeni bir iyileştirme ve güvence getirmeden hekimleri tercih yapmaya zorlamaktadır. Tam süre çalışma; kar amacı ve piyasa koşullarından arındırılmış, finansmanı genel bütçeden sağlanan, performans gibi belirsiz ve güvencesiz ücretlendirme yerine maaş ve emekliliğe yansıyan bir ücretlendirmenin olduğu, eğiticilerin emeğinin karşılığının verildiği bir sağlık sisteminde, toplu sözleşmeli-grevli sendika hakkı ile birlikte olmalıdır. 4. Tam süre çalışma, kamu sağlık kuruluşlarında eşitliğin sağlanmasına odaklanmalı, genel/özel ayrımı ortadan kalkmalı ve sistemin sürekliliği güvenceye kavuşturulmalıdır. 5. Tam süre çalışma; yalnızca hekimler arasında değil, bu durumdan doğrudan etkilenen toplumun sağlıklı insanları, hastalar, öğrenciler, uzmanlık öğrencileri ve sağlık çalışanları tarafından da tartışılmalı; yasal düzenlemeler tüm tarafların ortaklaşa kararları doğrultusunda yapılmalıdır. 6. Her hekim sağlık politikalarından haberdar olmalı; tabip odası-birey-uzmanlık derneği işbirliği sağlanmalıdır. II. Tıpta Uzmanlık Eğitiminde Çalışma Süreleri 7. Eğitim kurumları yeterli alt yapı ve eğitim olanakları olmadan uzmanlık eğitimi vermemelidir. 8. Doktora ve yan dal uzmanlıkları YÖK, TÜBİTAK, TÜBA nın uluslararası değere sahip bilim adamlarından 130
132 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. kurulu komisyonlarınca değerlendirilmeli ve denetlenmelidir. 9. Asistan ve eğitici kadroları uzmanlık derneklerinin önerileri alınarak belirlenmelidir. 10. Asistanların yükleri azaltılmalı, asistanların görevleri içinde yer almayan işleri yapmalarını engelleyici yöntemler geliştirilmelidir. 11. Tıpta uzmanlık eğitimi yönetmelikle değil, tüzükle düzenlenmelidir. Tıpta Uzmanlık Kurulu uzmanlık eğitiminin tarafları olan Sağlık Bakanlığı, YÖK ve TTB nin eşit temsil edildiği bir yapıda yeniden düzenlenmelidir. 12. Ayda en fazla 8 nöbet tutulması konusunda kararlılık gösterilmelidir. 13. Hekimlerin çalışma sürelerinin yalnızca hekimleri ilgilendirmediği, topluma verilen sağlık hizmetinin güvenliği ve niteliğini etkilediği; ülkemizde hekimlerin çalışma sürelerinin, uluslararası kabuller ve üst hukuk normlarında belirlenen sınırlar içerisinde olmadığı gerçeğinden hareketle gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Ayrıca, çalışma saatlerinin uygun şekilde ücretlendirilmesi gerekmektedir. 14. TTB-UDEK ile Avrupa Tıp Uzmanları Birliği (ATUB) arasında kurulan ve giderek ilerleyen ilişkiye koşut olarak, üye uzmanlık derneklerimiz ile ATUB un o uzmanlık alanıyla ilgili Bölüm (Section) ve Yeterlik Kurulları (Board) arasındaki ilişkiler geliştirilmelidir. Bu doğrultuda, uzmanlık dernekleri, ATUB temsilcilerini belirlemeli, belirledikleri temsilcilerin ATUB bünyesinde alanlarıyla ilgili toplantılara katılmalarını desteklemelidirler. III. Yeterlik Kurulları ve Eğitim Etkinlikleri 15. Yeterlik Kurulları bünyesinde, eğitim kurumlarında verilen uzmanlık eğitiminin kalitesini artırmak, uzmanlık eğitim programının tüm eğitim birimlerinde uygulanması ve sürekli geliştirilmesini sağlamak için ziyaret programları ana ilkeleri ile yürütülen bir akreditasyon mekanizması kurulmalı ve gönüllülük esas alınarak eğitim veren kurumların akreditasyonu için çalışmalar başlatılmalıdır. 16. Sürekli tıp eğitimi, mesleki uygulama içinde olan her hekim için etik bir görev ve kişisel bir sorumluluk olmalıdır. 17. Sürekli mesleki gelişim (SMG), gönüllülüğün göz önünde bulundurulduğu, kendini geliştirmeyi sağlayan, hekimin performansının ve son aşamada da klinik bakımın iyileştirilmesi hedeflendiği bir süreç olarak alınmalıdır. SMG; uygulamayı geliştirme, yeterliliğin değerlendirmesi, bilginin sınanması, akran / hasta değerlendirmesi aşamalarını içermelidir. 18. SMG, en etkili şekilde yürütülebilmesi için, hekimlerin, gündelik uygulamalarında karşılaştığı sorunlar konusunda sorduğu sorular üzerine kurulmalı; gereksinimlerin değerlendirilmesi ve gereksinimlere odaklanan çoklu öğrenme etkinliklerini kapsamalıdır. 19. SMG, en yararlı şekilde uygulanabilmesi için, uygulamaya dönüştürülmeli ve bir dizi izleme dayalı öğrenme etkinlikleriyle pekiştirilmelidir. 20. SMG, en üretken şekilde gerçekleştirilebilmesi için öğrenenler arasında etkileşimi cesaretlendirmeli ve akran tartışmaları için olanak sağlamalıdır. IV. Uzmanlık Derneklerinde Yapılanma, Yönetim ve İşleyiş Sorunları 21. Uzmanlık dernekleri, toplum yararını gözetmeli, üyelerinin uzmanlık alanı ile ilgili haklarını korumalı ve geliştirmeli, uzmanlık alanında topluma sunulan sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar içinde olmalıdır. 22. Uzmanlık dernekleri, eğitim (STE/SMG), sağlık hizmetlerinin standartlarının belirlenmesi ve kalitesinin artırılması, toplum sağlığı ve toplum eğitimi, bilimsel araştırmaların desteklenmesi konularında etkin olmalıdır. 23. Derneklerin üye sayısı 500 ün üzerinde olanları şubeleşmeli, şubelerin dernek kurullarında üye sayılarıy- 131
133 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU la orantılı biçimde temsil edilmeleri sağlanmalıdır. 24. Asistanlar uzmanlık derneklerinin karar organlarında yer almalıdır. 25. TTB-UDEK bünyesinde aynı uzmanlık alanının birden fazla dernekle temsil edildiği durumlarda, tek dernek çatısı altında birleşmeyi sağlamak üzere gerekli çalışmalar yapılmalıdır. V. Türkiye de Bilimsel Araştırmalar ve Güncel Sorunlar 26. Hekimlerin bilimsel duyarlılık kazanabilmeleri için, etik kavramlar tıp fakültelerinden başlanarak öğretilmelidir. 27. Yapılan çalışmaların, araştırma etiğinin özerklik, yararlılık ve adalet ilkeleri doğrultusunda yürütülebilmesi için uzmanlık dernekleri tarafından gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. 28. Yayın etiği ihlalleri (disiplinsiz-dikkatsiz veya özensiz araştırma, yinelenen yayın, sahtecilik-saptırmaaldatmaca, aşırmacılık, uydurmacılık, dilimleme) önlenmelidir. 29. Akademik yükseltme ölçütlerinde ulusal yayınlara yer verilmeli, uluslararası indekslere giren yayınlar ödüllendirilmeli, ulusal dergilerin uluslararası indekslere girmesi için çalışmalar sürdürülmelidir. 30. Akademik unvanların çalışılan kurum dışında kullanılmamasına ilişkin düzenlemelerin Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ne eklenmesi yönünde girişimlerde bulunulmalıdır. 31. Asistanların nitelikli araştırma-tez yapabilmelerine olanak sağlayan bir eğitim programı oluşturulmalıdır. VI. Uzmanlık Dernekleri ve Kongreler 32. Uzmanlık dernekleri kendi uzmanlık alanlarındaki bilimsel toplantı ve kongre enflasyonunu önleyici çalışmalar yapmalıdır. 33. Kongreler düzenlenirken etik ilkelere tümüyle uyulmalıdır. 34. Uzmanlık dernekleri, asistanların kongrelere katılımlarını sağlamak için ilaç endüstrisine endeksli olmayan politikalar geliştirmelidir. 132
134 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. XIV. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Sonuç Bildirgesi Kasım 2008, Ankara XIV. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı na (TUEK) üç gün boyunca 300 kişi katılmıştır. Kurultay 28 Kasım 2008 tarihinde Çalışma Grupları VI. Genel Kurulu toplantısı ile başlamıştır. Bu oturumlarda TTB-UDEK üyesi uzmanlık derneklerinden 160 katılımcı 6 çalışma grubunda eylem planlarını ve geleceğe yönelik çalışmalarını paylaşmışlardır. 29 ve 30 Kasım 2008 tarihlerinde de kurultayın ana oturumları toplam altı panel ve iki konferans şeklinde yürütülmüştür. Kurultayımızın sonuç bildirgesi aşağıdadır: I. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği ve Sağlık 1. Tıpta Uzmanlık Kurulu nun (TUK), işleyiş ve oluşumunda Sağlık Bakanlığı belirleyicidir. TUK ta 13 üyenin 7 si Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenmekte, TTB yi temsilen sadece bir üye bulunmaktadır. TUK, mevcut yapılanmasıyla, tıpta uzmanlık eğitimiyle ilgili konularda işlevsiz kalmaktadır. TUK, eğitimin tarafları olan Sağlık Bakanlığı, YÖK ve Türk Tabipleri Birliği nin eşit olarak temsil edildiği, özerk, tıpta uzmanlık eğitimiyle ilgili süreçleri düzenleyen, gereksinimleri nesnel olarak belirleyip, çözüme yönelik ortak çalışmalar gerçekleştiren bir yapıda olmalıdır. 2. Tıpta uzmanlık eğitiminin, sadece Sağlık Bakanlığı ve Bakanlar Kurulu nun yetkili olduğu bir yönetmelikle düzenlenmesi, tıpta uzmanlık eğitiminin gerektirdiği bilimsel ve idari özerkliği ortadan kaldıracaktır. Yönetmelikte, Sağlık Bakanlığı dışında kalan taraflarının tıpta uzmanlık eğitimi alanının düzenlenmesine, planlanmasına ve denetlenmesine katılımları oldukça sınırlandırılmaktadır. Oysa ki, tıpta uzmanlık eğitimi, tıp fakültesi eğitiminden sonra yapılan ve tıp doktorlarına belirli alanlarda özel yetenek ve yetki sağlamayı amaçlayan bir yükseköğretimdir. Bu süreçte üç kurumun; YÖK, Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipleri Birliği nin yetki alanları bulunmaktadır. Tıpta uzmanlık eğitimine ilişkin düzenlemeler yapılırken, Sağlık Bakanlığı nın asıl işlevinin tıp eğitimi olmadığı ve yetkisinin, Anayasa nın 56. maddesinde tanımlanan sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini sağlama ve onları bu kapsamda denetleme rolü nedeniyle olduğu göz önüne alınmalıdır. 3. Tıpta uzmanlık eğitimi alanında temel ilkelerin, yönetmelik yerine yasa ya da tüzükle düzenlenmesi gerekmektedir. Bu, düzenlemenin hukuki güvenlik ve istikrarı zedeleyecek şekilde sık sık değiştirilmemesi açısından önemlidir. 4. Yönetmeliğin adının Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği olması daha uygundur. Yönetmelikte tıpta uzmanlık eğitimi kavramının karşılığı olan kimi düzenlemeler yapılmamış ya da eksik bırakılmıştır. Bu kapsamda eğitim sorumluları ile ilgili bölümler başta olmak üzere, eğitim gören asistanların haklarına, eğitim ile yakından ilişkisi olan sağlık hizmetinin uygulanmasına, kurumların asgari niteliklerine ilişkin hükümlerin bazıları hiç düzenlenmemiş, bazıları ise eksik bırakılmıştır. Yönetmelik çalışmalarında, tıpta uzmanlık eğitimi ile ilgili bütün konular yönetmelik kapsamına alınacak şekilde eksiklikler giderilmeli, kimi hükümler eklenirken, kimilerinin geliştirilmesi sağlanmalı ve bu çalışmalar, tüm tarafların katılımıyla ve uzlaşı sağlanarak gerçekleştirilmelidir. 5. Eğitim kurumlarında bulunması gereken koşullar somut olarak Yönetmelikte belirtilmelidir. 6. Yan dallar ve rotasyonlarla ilgili olarak, esas alınacak ölçütler ve yöntemi belirlemek ve çalışma yapmak üzere, Sağlık Bakanlığı, YÖK ve Türk Tabipleri Birliği temsilcilerinden oluşturulacak eşit katılımlı bir komisyon oluşturulmalı; bu komisyon oluşturduğu bilimsel yönteme göre, yan dallar ve rotasyonları belirlemeli ve Yönetmelikteki ekli çizelge bu çalışmanın sonuçlarına göre düzenlenmelidir. II. e-sağlık ve Uzaktan Eğitim 7. e-sağlık ve uzaktan eğitim, Avrupa Tıp Uzmanları Birliği nde sistematik olarak incelenen ve desteklenen ve önemi gün geçtikçe artan alanlar olarak görülmektedir. Hekimler arası veya hekimler ile hastalar arası tıbbi bilginin aktarımı (e-tıp ve e-konsültasyon), asistan eğitimi ve STE/SMG için çok önemli açılımlar içeren e-sağlık alanının geliştirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmaların yanında, çok yüksek bir ekonomik potansiyel içeren bu alanda, hasta hakları, etik, ödeme-finans vb. konularda sorunlar belirlenerek uygun çözümler geliştirilmeli ve çok iyi bir denetim mekanizması oluşturulmalıdır. 8. Türkiye de e-sağlık ile ilgili pek çok alanda uygulamalar yapılmaktadır. Uzaktan eğitim, uzaktan konsültasyon, uzaktan raporlama gibi kavramsal niteliği olan konularda Sağlık Bakanlığı ve üye derneklerimizce öncü uygulamalar başlatılmış; ancak eksikliklerin bulunduğu bu uygulamalarda süreklilik sağlanamamıştır. Bu eksiklikler; hasta mahremiyeti, hukuksal sorunlar, e-sağlık uygulamalarını yapabilecek personelin niteliği, mali sorunlar (uygulamaların maliyet-etkili olması vb.) çakışan alanlardaki sorunların çözülmesine yönelik gerekli düzenlemelerin olmaması gibi başlıklarda toplanmaktadır. İvedilikle kişisel sağlık verileri ile ilgili yasal düzenleme yapılmalıdır. 133
135 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU 9. e-sağlık konusunda oluşturulacak yasal düzenlemede; Verilerin üst hukuk normlarına uygun şekilde toplanmasına, Amaca uygun şekilde saklanmasına, Amaca hizmet edecek şekilde mümkün olan en az bilginin kullanımı ve aktarılmasına, Bu bilgi ve verilere ulaşımın sıkı koşullara bağlanmasına, Sisteme ilişkin sıkı güvenlik önlemlerinin alınmasına ve sistemin denetlenmesine, Personele bu sistemin niteliğine uygun bir eğitim verilmesine, Kişisel sağlık verilerinin gizliliğini ihlal edenlere caydırıcı yaptırımlar uygulanmasına, Veri sahibi bireyler ile bu verileri alan sağlık personelinin bu sistemin işleyiş ve denetimi sürecine bireysel ve kurumsal olarak katılmalarına ilişkin hükümler yer almalıdır. III. UYEK Etkinlikleri 10. Uzmanlık eğitimi programları, Eğitim Programı Geliştirme yöntemleri kullanılarak oluşturulmalı ve üniversiteler ile eğitim ve araştırma hastanelerinde bu programlar doğrultusunda standart bir uzmanlık eğitimi uygulanmalıdır. 11. Uzmanlık eğitiminde ölçme ve değerlendirmenin; klinik ortamlarda ve iş başında, performansa dayalı ölçme değerlendirme yöntem ve araçlarını merkeze alarak tasarlanması ve uygulanmasına en kısa sürede geçilmelidir. 12. Yeniden belgelendirme (resertifikasyon) standartları, mevcut TTB STE/SMG ve EACME kredilendirme sistemi göz önünde tutularak uzmanlık derneklerince özgün olarak belirlenmelidir. IV. Çalışma Ortamı ve Hekimin Sağlığı 13. Hekimler çalışma ortamlarında pek çok sağlık riski ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Sağlık çalışanları, sağlık kurumlarında çalışma ortamından kaynaklanan riskleri/maruziyetleri bütünlüklü bir yaklaşımla değerlendirmek üzere İşyeri Sağlık Birimleri ya da yaygın adıyla İşçi Sağlığı, İş Güvenliği Kurulları oluşturulmaktadırlar. Bu birimler; işe giriş muayeneleri, periyodik kontrol muayeneleri, işe uyum, bağışıklama çalışmaları, sağlık eğitimleri, iş güvenliği çalışmalarının düzenlenmesi, iş ortamı risklerinin belirlenmesi/önlemlerin alınması, veri toplanması, araştırma yapılması, danışmanlık yapılması gibi işlemleri yerine getirmelidir. Bu birimlere, sağlığa bütüncül yaklaşabilme (birinci, ikinci, üçüncü koruma yaklaşımı) özelliği kazandırılmalıdır. 14. Hepimizin kaygıyla izlediği üzere toplumda yaygınlaşma eğilimi gösteren şiddet sağlık alanını da etkilemektedir. Son birkaç yılda saldırıya uğrayarak ölen ya da yaralanan doktorların sayısındaki artış ve üniversite hastaneleri gibi daha önce oldukça seyrek olarak görülen kimi yerlerde de sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olayları kaygı verici niteliktedir. Sağlık çalışanlarına yönelen şiddet eylemleri özellikle son dönemlerde uygulamaya konulan Sağlıkta Dönüşüm Programı sonrasında doruğa çıkmıştır. Kurultayımız sağlık çalışanlarına yönelen şiddet eylemlerinin önlenmesi için aşağıdaki yaklaşımları benimser: Sosyoekonomik eşitsizliğin yol açtığı eğitim ve ekonomik sorunların giderilebileceği sosyal devlet politikaların mevcut kriz ortamı da düşünülerek ivedilikle hayata geçirilmesi gereklidir. Uygulanacak program sağlık erişiminde dezavantajlı durumda olan yoksulların, işsizlerin ve çalışanların çıkarını öncelikle gözetmelidir. Siyasi iktidarın sağlıkta yaşanan sorunların sorumlusu olarak sağlık çalışanlarını veya hekimleri hedef olarak göstermesi kabul edilemezdir. İvedilikle siyasi iktidarın mevcut yaklaşımdan vazgeçmesini ve sağlık çalışanlarına karşı yönelen şiddet eylemlerine karşı sıfır tolerans göstermesini talep ediyoruz. Türk Tabipleri Birliği ve uzmanlık derneklerinin konu hakkında yaygın bir medya kampanyası organize etmesini ve bu çerçevede Türkiye de sağlık çalışanlarına yönelen şiddet eylemlerinin boyutu, nedenleri ve sonuçlarını ortaya koyan bir araştırma yapmasınının gerekli olduğuna inanmaktayız.. Türkiye de halen sürdürülen mezuniyet öncesi ve sonrasındaki tıp eğitimi hekimlerin iletişim becerilerine ciddi katkı sunmamakta ve hekimliği salt teknik bir noktaya indirgemektedir. Oysa bir hekimin 134
136 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. teorik bilgi birikimine felsefe, sosyoloji, halkla ilişkiler gibi beşeri disiplinlerin önemli oranda katkı yapması zorunludur. Bu nedenle sadece hastalığa odaklanan, hastayı tedavi edilecek bir biyolojik organizmadan ibaret gören; insanı sosyal varlık olarak insani veçhelerini gözardı ederek nesneleştiren bu eğitim yaklaşımı artık terk edilmelidir. Bu bağlamda, mezuniyet öncesi ve sonrası dönemde hekimlere sunulacak çağdaş eğitim programları, Sağlık Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu ve TTB- UDEK in eşit haklarla dahil olduğu bir kurul tarafından düzenlenmelidir. Türkiye de Sağlıkta Dönüşüm Programı adıyla uygulamaya konulan liberalleşme dalgası bir yandan sağlığı alınır satılır bir meta haline getirirken; diğer yandan sağlık hizmetini sunanları ve sağlık kurumlarını bir girişimci gibi, sürekli karını en yüksek düzeye çıkarmayı önceleyen bir esnaf a ve ticarethane ye indirgemektedir. Bu yapı, hekimlerin hastaların sağlık sorunlarının aciliyetine göre değil de, onun ekonomik gücüne göre yaklaşması gerektiğini talep ettiği için hasta-hekim ilişkisinin temelini derinden sarsmaktadır. Hasta ile hekimler arasında güven ilişkisini ortadan kaldıran bu program daha fazla tahribata yol açmadan acilen durdurulmalıdır. Aksi taktirde sağlık çalışanlarına yönelen şiddet eylemleri hızla artacaktır. V. Cerrahi Uzmanlık Dallarında Kesişen Alanlar: Uzlaşı ve İşbirliği 15. Farklı ancak ortaklaşmaların gerekli olduğu uzmanlık alanlarında, birlikte çalışma ve işbirliği, konsültasyon ve paylaşım olanakları kullanılarak uzlaşı sağlanmalıdır. 16. Uzmanlık dallarında keşişen alanlarda çözüm yolunda atılması gereken ilk adım, multidisipliner çalışma ve o alanda ortak programların oluşturulması olmalıdır. VI. Eğitim Kurumlarını Ziyaret 17. TTB-UDEK ve UYEK, Yeterlik Kurulları ile işbirliği içinde, ulusal yasa ve yönetmeliklerle uyumu gözeterek ziyaret programının standartlarını belirlemeli ve ulusal düzeyde gönüllülük temelinde geçekleştirilecek olan eğitim kurumlarını ziyaret programının uygulanmasını özendirmelidirler. 18. Yeterlik Kurulları, eğitim kurumlarının ziyaretine yönelik programların oluşturulmasına öncelikle yer vermelidirler. Tıpta uzmanlık eğitiminde niteliğin iyileştirilmesine yönelik kullanılabilecek önemli bir geri bildirim mekanizması, eğitim kurumlarının ziyaretidir. Eğitim kurumları, gönüllü olarak ziyaret programlarına katılmaya cesaretlendirilmelidir. Bu ziyaret programları sonrasında, kurumların eğitim programlarının niteliklerine yönelik ödüllendirme olarak belgelendirme işlemi yapılmalıdır. 19. Uzmanlık eğitimi verilen kurumlarda, ilgili Yeterlik Kurulu tarafından oluşturulmuş, ulusal yasa ve yönetmeliklerle uyum içinde olan ve tercihan ulusal otorite tarafından onaylanmış bir uzmanlık eğitimi programı esas alınarak eğitim etkinlikleri gerçekleştirilmelidir. Uzmanlık eğitimi verilen kurumlarda, eğitimin farklı aşamaları ve asistanın etkinlikleri bir asistan karnesine kaydedilmelidir. Her bir asistan için yapılandırılmış bir eğitim programı bulunmalıdır. 20. Ziyaret Kurulları, eğitimin değerlendirilmesi için ulusal düzeyde kabul edilmiş ölçütleri kullanmalıdır. VII. Asistan Gözüyle Uzmanlık Eğitiminde Sorunlar ve Çözüm Önerileri 21. Gerek eğiticilerin gerekse eğitilenlerin çalışma saatleri ve ücretlendirmeleri, uluslararası hukuksal kararlar doğrultusunda yeniden düzenlenmeli; bu düzenlemeler asistan hekimlerin maaşlarının emeklerinin karşılığını verecek şekilde olmasını, toplam çalışma saatlerinin nöbetler dahil 80 saatin altına indirilmesini, her çalışma süresi sonrası yeterli dinlenme süresinin sağlanmasını içermelidir. 22. Eğitici eğitimi, asistan temel eğitim kursları gibi etkinliklerle eğiticilerin ve eğitilenlerin niteliklerinin iyileştirilmesi çalışmalarına ivedilikle başlanmalıdır. 23. Asistan hekimler yurt içi ve yurt dışı eğitim çalışmalarında görevlendirilme yoluyla yer almalı ve bu çalışmalar burslarla desteklenmelidir. 24. Eğitim ve araştırma hastanelerinde asistan hekimlerin tez çalışmaları için fon ayrılmalıdır. 25. Rotasyonlar eğitim ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmeli; rotasyonlar için eğitim programları oluşturulmalıdır. 26. Her uzmanlık derneği yönetim kurulunda, üniversite ve eğitim ve araştırma hastanelerinde seçimle gelen 135
137 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU ve yönetimde aktif olarak çalışan bir asistan hekim temsilcisi olmalıdır. 27. Kongreler ve eğitim programlarına asistanların katılımları ücretsiz olmalıdır. 28. Tıpta uzmanlık eğitimi sadece tıp fakültesi mezunlarına verilmelidir. 29. Uzmanlık belgeleri eğitim süreci tamamlandığında, hekimlere teslim edilmelidir. 30. Uygulanan haliyle mecburi hizmet değil, hekimlerin insanca yaşama ve çalışma standartlarını karşılayan ve özendiren gönüllü hizmet desteklenmelidir. 31. İhtiyaca göre hizmet dağılımı yapılmalı ve yardımcı sağlık personelinin sayı ve kalitesi artırılarak asistan hekimlerin iş yükünün azalması sağlanmalıdır. Asistan hekimlerin hekimlik dışı işlerde kullanılmamasına azami özen gösterilmelidir. 32. Sağlıkta dönüşüm programı ile bozulan ve hızlı hasta bakmaya odaklanan üniversite ve eğitim ve araştırma hastanelerindeki hizmet-eğitim dengesi, en kısa sürede eğitim ve araştırma ayağı artırılarak düzeltilmelidir. 136
138 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. 07 KASIM 2009 TARİHLİ 30. TTB-UDEK GENEL KURULUNDA KABUL EDİLEN DOKÜMANLAR 137
139 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ - DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULUNUN KURULUŞU VE ÇALIŞMA USÜLLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK Değişikliklerin kabul tarihi: 07 Kasım 2009 (30. TTB-UDEK Genel Kurulu) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, Türk Tabipleri Birliği ve tıpta uzmanlık derneklerinin Türk Tabipleri Birliği kurumsal çatısı altında oluşturdukları Türk Tabipleri Birliği-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (TTB-UDEK) nun kuruluş, amaç, görev ve işleyişini düzenlemektir. Kapsam Madde 2- Bu Yönetmelik, TTB-UDEK nun örgütlenmesinde yer alan kişi ve meslek kuruluşlarını kapsar. Dayanak Madde 3- Bu Yönetmelik, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu nun 59. maddesinin (e) bendine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar Madde 4- Bu Yönetmelik te geçen; TTB : Türk Tabipleri Birliği ni, Uzmanlık dernekleri : Tıpta Uzmanlık Tüzüğü nde yer alan tıpta uzmanlık ana dalları ve yan dallarında kurulan, eğitim, araştırma, hasta bakımı ve halk sağlığı alanındaki çalışmaları ve uzmanlık alanı ile ilgili hastalıklarda en yüksek düzeyde sağlık hizmeti (koruma, tanı, tedavi) sağlanmasını hedefleyen, dernekler yasasına göre kurulmuş dernekleri, YÖK : Yükseköğretim Kurulu nu, ATUB : Avrupa Tıp Uzmanları Birliği ni, Ana dal : Tıp mesleğinin Tıpta Uzmanlık Tüzüğü tarafından tanımlanmış ana uzmanlık alanlarını, Yan dal : Bir ana dalda uzman olunduktan sonra daha ileri uzmanlaşma yapılan Tıpta Uzmanlık Tüzüğü tarafından tanımlanmış ana dala ait bölümleri, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Yapılanma Madde 5- TTB-UDEK, TTB temsilcileri ve Tıpta Uzmanlık Tüzüğü nde yer alan tıpta uzmanlık ana dalları ve yan dallarındaki dernek temsilcilerinden oluşur. TTB-UDEK, TTB nin bir çalışma organıdır. TTB Eğitim Kolu ve diğer ilgili birimlerle eşgüdüm içinde çalışır. TTB-UDEK Genel Kurulu, TTB-UDEK in en yüksek karar organıdır. Madde 6- TTB-UDEK Genel Kurulu nda Türk Tabipleri Birliği TTB Eğitim Kolu Başkanı, TTB Merkez Konseyi nin seçeceği 4 asıl, 2 yedek üye; Ankara, İstanbul ve İzmir Tabip Odaları ndan seçilen 2 şer asıl, 2 şer yedek üye ile temsil edilir. Uzmanlık Eğitimi verilen diğer illerden, Uzmanlık Eğitimi Çalışma Gruplarını kurduğunu ve son iki yıl içinde aktif bir çalışma içinde olduğunu belgeleyen tabip odaları gözlemci statüsüyle Genel Kurul a katılırlar. Uzmanlık dallarının temsiliyeti her dalda dernek yönetim kurulları tarafından seçilen ve resmen bildirilen 2 asıl, 2 yedek üye tarafından gerçekleştirilir. Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yer alan ana ve yan dallarda uzmanlık alanını temsil eden asıl üye konumundaki dernekler dışında kalan ya da belirli bir uzmanlık dalının özel bir alanında etkinlik gösteren dernekler, Gözlemci üye statüsüyle TTB-UDEK toplantılarına katılabilir ve iletişim ağı kapsamına alınırlar.. Bu durumdaki temsilciler, Genel Kurul da 138
140 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. aday olamazlar ve oy kullanamazlar. Gözlemci üye konumundaki dernekler bunun dışında kalan haklara sahiptir. Gözlemci üye dernekler % 50 oranında yıllık katkı payı öderler. Madde 7- TTB-UDEK de temsil edilmek isteyen derneklerin, o uzmanlık dalının tüm alanlarında eğitim ve uygulama konusunda etkinlik gösteriyor olması gereklidir. TTB-UDEK e üyelik için başvuran derneklerin, her uzmanlık alanının tek Yeterlik Kurulu nun olması ilkesine bağlı kalmayı taaahhüt etmesi zorunludur. Bu koşulları yerine getiren dernekler, derneğin tüzüğü, kuruluş tarihi, üye sayısı, üyelerinin uzmanlık durumu, başlıca etkinliklerini içeren bir dosya ile TTB Merkez Konseyi Başkanlığına yazılı olarak başvururlar. TTB-UDEK Yürütme Kurulu, bu Yönetmelikte belirtilen ve yönetmelik doğrultusunda TTB-UDEK Genel Kurulu tarafından kabul edilen üyelik ölçütlerini taşıyan Derneklerin, üyelik başvurusunu ilk Genel Kurul toplantısı gündemine koyarak karara bağlanmasını sağlar. TTB-UDEK Yürütme Kurulu, üyelik başvurusunda bulunan ve Madde 6 da belirtilen gözlemci üyelik koşullarını taşıyan derneklerin gözlemci üye olarak kabul edilmesi konusunu, ilk Genel Kurul toplantısının gündemine alarak karara bağlanmasını sağlar. TTB-UDEK e gözlemci üyelik için başvuran derneklerin, her uzmanlık alanının tek Yeterlik Kurulu nun olması ilkesine bağlı kalmayı taaahhüt etmesi zorunludur. Gözlemci üye olan derneklerden tek Yeterlik Kuruluna bağlı olma koşuluna sahip olmayan ya da bu koşulu sonradan yitirenlerin üyeliklerine TTB- UDEK Yürütme Kurulu nun önerisi üzerine Genel Kurul kararı ile son verilir. Aynı uzmanlık dalında TTB-UDEK e üye olan birden fazla dernek varsa; bu derneklerin uzlaşması ile 2 asil, 2 yedek temsilci belirlenir. Dernekler kendi aralarında uzlaşamazlar ise, TTB-UDEK Yürütme Kurulu hakem olarak derneklerin aidat yatıran aktif üye sayısı, kuruluş tarihi, düzenlenen bilimsel ve eğitsel etkinlikleri, yayınları gibi verilere dayanarak o dalla ilgili temsilcileri seçer. İtiraza açık olan bu karar, takip eden ilk Genel Kurul da gündeme alınarak onaya sunulur. Uzmanlık dalının daha önceden belirlenmiş temsilcisi varsa, yeni üye olan dernekler, mevcut üyelerin görev sürelerinin bitiminden sonra temsilci belirlenmesi sürecine bu maddede belirlenen yöntemle katılır. TTB-UDEK te birden fazla derneğin temsil edildiği bir uzmanlık alanında, o uzmanlık alanındaki üye derneklerden birinin başvurusuyla, aynı alandaki dernekler arasında ortaya çıkan temsil sorunu ve diğer anlaşmazlıklara çözüm bulmak üzere, TTB-UDEK Yürütme Kurulu ndan 3 üyenin, ATUB TTB temsilcisi olan 1 üyenin ve ilgili uzmanlık alanından TTB-UDEK üyesi derneklerin temsilcilerin katılımıyla Harmonizasyon Kurulu kurulur. TTB-UDEK te farklı uzmanlık alanlarını temsil eden uzmanlık dernekleri arasında ortaya çıkan ve TTB-UDEK Yürütme Kuruluna resmi yazıyla iletilen anlaşmazlıklara çözüm bulmak üzere, her anlaşmazlık konusu için, taraf olan uzmanlık derneklerinden temsilcilerin ve TTB-UDEK Yürütme Kurulu üyelerinin katılımıyla Uzmanlık Alanları Uzlaşı Kurulu oluşturulur. Madde 8- TTB-UDEK, aşağıdaki amaçlarla çalışır: a. Topluma sunulan uzman hekimlik hizmetinin olanaklı olan en yüksek düzeye çıkarılması ve sürdürülmesi için çalışmak, b. Ülkemizdeki uzman hekimlerin mesleki durumunu ve ünvanını ulusal ve uluslararası alanda savunmak, c. Uzmanlık derneklerinin eğitim, araştırma, hasta bakımı ve toplum sağlığı alanındaki etkinliklerinin izlenmesi, iyileştirilmesi, yönlendirilmesi ve bu etkinliklerin eşgüdümünü yapmak, d. Uzmanlık dernekleri aracılığı ile tıpta uzmanlık eğitiminin çağdaş bir düzeye eriştirilmesi için standartların oluşturulması, denetlenmesi, değerlendirilmesi ve korunması ile ilgili ulusal hedef ve koşulların saptanarak özgün Türkiye modelini işlerliğe kavuşturmak, e. Türk Tabipleri Birliği nin Avrupa Tıp Uzmanları Birliği (ATUB) ne üyeliğinden doğan görev ve sorumlulukların yerine getirilmesini sağlamak, f. Diğer ülkelerdeki mesleki kuruluşlarla tıpta uzmanlık eğitimi ve uzman hekimlik alanında işbirliği yapmak ve ilişkiler kurmak, g. Yeterlik Kurullarının çalışmalarının eşgüdümünü sağlamak. h. TTB-UDEK, yukarıdaki amaçlarını gerçekleştirmek için; Toplum Sağlığını Geliştirme, Sağlık Hizmetlerinin İyileştirilmesi, Bilimsel Araştırma, Etik, Sürekli Tıp Eğitimi/Sürekli Mesleki Gelişim, İnsangücü Planlaması, İlaç ve Teknoloji, e-sağlık ve gereksinim duyulan benzeri alanlarda çalışma 139
141 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU grupları kurar. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Yönetim ve İşleyiş Madde 9- TTB-UDEK Genel Kurul temsilcileri, sonu tek rakamla biten yılların Ağustos ayında TTB-UDEK Başkanlığına bildirilir. Temsilcilerin o dalda en az 5 yıllık uzman olması ve fiilen çalışıyor olması koşulu aranır. Temsilcilerin görev süresi iki yıldır. Aynı kişi yeniden seçilebilir. Madde 10- TTB-UDEK temsilcileri; görevlerinin sona ermesi, istifa, ölüm vb. gibi nedenler dışında; a. TTB temsilcileri için Merkez Konseyi nin, Tabip Odaları temsilcileri için ilgili Tabip Odası Yönetim Kurulu nun kararıyla, b. Dernek temsilcileri için dernek Yönetim Kurulu veya genel kurullarının alacağı kararla, görevlerinden alınabilir. Bir yılda yapılan toplantıların tamamına katılmayanların üyelik durumları tartışılmak üzere derneklere bildirilir. Madde 11- TTB-UDEK Genel Kurulu, TTB Merkez Konseyi(MK) ve TTB-UDEK Başkanlarının ortak çağrısı üzerine yılda en az 1 kez toplanır. Kurul, TTB MK ve TTB-UDEK Başkanlarının çağrısı ile olağanüstü toplanabilir. Toplantı tarihi ve gündemi sekreter tarafından tüm üyelere en az iki hafta öncesinden bildirilir. Asıl üyeler, toplantıya katılamayacakları durumlarda, TTB-UDEK sekreterine yazılı olarak başvurarak yerlerine yedek üyelerin katılmasını ve oy kullanmasını sağlayabilirler. Asıl üyeler dışında tartışılan konular ile ilgili gözlemciler ve uzmanlar toplantıya çağrılabilir, ancak oy kullanamazlar. TTB-UDEK Genel Kurulu toplantılarında açık oylama ile Başkan, Başkan Yardımcısı ve Yazmandan oluşan 3 kişilik bir divan oluşturulur. Karar almak için katılanların oy çokluğu yeterlidir. Sonu tek rakamla biten yıllardaki sonbahar Genel Kurulu nda, Genel Kurul asıl üyeleri arasından 9 kişilik Yürütme Kurulu, ATUB 1 asıl ve 1 yedek temsilcisi ile Tıpta Uzmanlık Tüzüğü nün gerektirdiği temsilciler gizli oylama ile seçilir. Yürütme Kurulu Genel Sekreteri TTB temsilcileri arasından seçilir. Diğer adayların oylamada aldıkları oy sırasına göre ilk 8 aday asıl, sonraki 9 aday yedek üye olarak TTB Merkez Konseyi Başkanlığına bildirilir. TTB-UDEK Yürütme Kurulu ilk toplantısında Başkan, Başkan Yardımcısı ve Muhasip Üye yi kendi arasından gizli oyla seçer. Seçilenlerin görev süresi 2 yıldır. Mazeret bildirmeden ardı ardına iki kez toplantıya katılmayan üyenin üyeliği düşer ve yerine seçimde belirlenen sıraya göre yedek üye göreve çağrılır. Yürütme Kurulu üyeliği üst üste üç dönemden, Yürütme Kurulu Başkanlığı üst üste iki dönemden fazla yapılamaz. Uzmanlık Derneklerinin ödeyecekleri yıllık katkı payı dernekler tarafından TTB ye bildirilen uzman üye sayısına göre her yılın ilk Genel Kurulu nda belirlenir. Katkı ödeyemeyen dernekler iki kez uyarılmalarına rağmen borçlarını ödemedikleri takdirde üyelikleri iki yıl süreyle askıya alınır. Bu süre içinde durum düzelmediği takdirde üyelikleri düşürülür. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Görev Tanımları Madde 12- Yürütme Kurulu nun görevleri: a. Uzmanlık eğitimi ve uzmanlık uygulaması konusunda TTB, ATUB, Sağlık Bakanlığı, YÖK ile ilişkileri yürütmek, b. TTB Merkez Konseyi ne her yıl çalışma raporu vermek, c. Uzmanlık eğitimi ve diğer etkinlikleri değerlendirmek, Genel Kurul üyelerini ve dernekleri bilgilendirmek. d. TTB-UDEK Genel Kurul kararlarını uygulamak ve bu amaçla üyeler arasında eşgüdüm sağlamak. Madde 13- Başkanının Görevleri; a. TTB-UDEK toplantıları ile ilgili gündemi sekreterya ile birlikte oluşturmak. b. TTB-UDEK toplantılarına başkanlık etmek, c. TTB-UDEK i ulusal ve uluslararası düzeyde temsil etmek, d. TTB-UDEK in işleyişi ve yazışmalar ile ilgili genel sekreterden bilgi almaktır. Madde 14- Başkan Yardımcısının görevi; Başkanın bulunmadığı durumlarda başkanın görevlerini yüklenmektir. 140
142 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Madde 15- Genel Sekreterin Görevleri: a. Üyelerden ve başkandan gelen gündem önerilerini TTB MK ve TTB-UDEK başkanlarına iletmek ve toplantı gündemini hazırlamak, b. Arşiv tutmak, c. Dernekler, alan temsilcileri ve diğer kuruluşlar ile olan yazışmaları başkanın bilgisi içinde yürütmek, d. TTB-UDEK in günlük işlerini yürütecek sekreteryayı yönetmek, e. Uzmanlık dallarındaki derneklerin temsilcileri aracılığı ile ATUB ile ilişkilerini sağlamak, geliştirmelerini teşvik etmek, denetlemek ve ilgili ATUB yazılı materyalinin dağıtımını sağlamak, f. Bir sonraki toplantıda onaylanmak üzere toplantı tutanak özetlerinin, sonuç bildirgelerinin yazılmasını sağlamaktır. Madde 16- Muhasip üyenin görevleri; a. Yıllık bütçeyi hazırlayarak, alanlarındaki derneklerden toplanacak katkı payını saptamak ve toplanmasını sağlamak, b. Toplanan para ile giderlerin karşılanmasını ve ATUB aidatlarının yatırılmasını sağlamak, c. Yıllık gelir-gider tablosu ve bilançoyu hazırlayarak Genel Kurul a rapor sunmaktır. Madde 17- Uzmanlık Dernek temsilcilerinin görevleri ; a. TTB-UDEK toplantılarına katılarak, dallarında TTB-UDEK ile ilişkide olan tüm dernekleri temsil etmek, b. TTB-UDEK toplantıları ile ilgili bilgileri ve toplantı sonuçlarını dallarındaki TTB-UDEK ile ilişki kuran tüm uzmanlık dernekleri yöneticilerine bildirmek, c. Alanları ile ilgili TTB-UDEK ve ATUB belgelerinin bir kopyalarını dallarında TTB-UDEK ile ilişkideki tüm derneklere göndermek, d.temsil ettikleri uzmanlık dalının yıllık aidat yükümlülüğünün yerine getirilmesini kendi derneği nezdinde sağlamak. Madde 18- ATUB temsilcilerinin görevleri; a. TTB-UDEK i ATUB toplantılarında temsil etmek, b. ATUB ile ilgili gelişmeler konusunda Yürütme Kurulu ve Genel Kurul u sürekli bilgilendirmektir. Madde 19- Harmonizasyon Kurulu Yönergesi ve Ulusal Yeterlik Kurulu Yönergesi bu Yönetmelik in yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde Merkez Konseyi tarafından çıkartılır. Madde 20-Türk Tabipleri Birliği nin 50. Büyük Kongresinde kabul edilerek yürürlüğe girmiş bulunan Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Koordinasyon Kurulu nun Kuruluşu Ve Çalışma Usulleri Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. Geçici Madde 1: Bu Yönetmeliğin 9. maddesinde sözü edilen 5 yıllık uzman olma koşulu, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü nde yer alalı 5 yıl olmamış yeni dallarla ilgili dernek temsilcilerinde aranmaz. Yürürlük Madde 21- Bu Yönetmelik, Türk Tabipleri Birliği resmi yayın organlarından birinde yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer. Yürütme Madde 22- Bu Yönetmeliği Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi yürütür. Ek Madde 1: 141
143 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU TTB-UDEK ÇALIŞMA GRUPLARI YÖNERGESİ Değişikliklerin kabul tarihi: 07 Kasım 2009 (30. TTB-UDEK Genel Kurulu) TANIMLAMA Madde 1- Bu yönergenin amacı, Türk Tabipleri Birliği-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kuruluna (TTB-UDEK) bağlı olarak oluşturulan çalışma gruplarının kuruluş, amaç, görev ve işleyişini düzenlemektedir. Bu yönerge TTB-UDEK Çalışma Gruplarının örgütlenmesinde yer alan yapıları kapsar. Bu yönergede geçen: TTB: Türk Tabipleri Birliği ni temsil eder. Uzmanlık Dernekleri: Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde yer alan tıpta uzmanlık ana dalları ve yan dallarında kurulan, eğitim, araştırma, hasta bakımı ve halk sağlığı alanındaki çalışmaları ve uzmanlık dalları ile ilgili hastalıklarda en yüksek düzeyde sağlık hizmeti (koruma, tanı, tedavi) sağlanmasını hedefleyen kuruluşlardır. TTB-UDEK: Türk Tabipleri Birliği bünyesinde yer alan Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (TTB-UDEK), uzmanlık derneklerinin eğitim, araştırma, hasta bakımı ve halk sağlığı alanındaki etkinliklerinin izlenmesi, iyileştirilmesi, yönlendirilmesi ve bu etkinliklerin eşgüdümünden sorumludur. Ek olarak Avrupa Tıp Uzmanları Birliği ile uzmanlık derneklerinin ilişkilerini düzenler. Çalışma Grupları: Çalışma grupları, TTB-UDEK Yürütme Kurulu kararıyla sağlıkta insangücü planlaması, toplum sağlığını geliştirme, etik, sürekli tıp eğitimi-sürekli mesleki gelişim, bilimsel araştırma, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, ilaç ve teknoloji, e-sağlık, vb. alanlarda oluşturulan, uzmanlık derneklerinin çalışma yapılan alanla ilgili temsilcilerinin katıldığı yapıları temsil eder. AMAÇLAR Madde 2- Çalışma grupları kendi çalışma alanlarında uzmanlık derneklerinin mevcut durumunu (etkinlikleri, tüzükleri, bu konudaki bilgi ve tutumları vb.) gözden geçirerek değerlendirir ve bu konudaki sorun ve engelleri tanımlar. Madde 3- Çalışma grupları kendi çalışma alanları ile ilgili olarak TTB-UDEK in ve uzmanlık derneklerinin sahip olmaları gereken politikaları belirler ve bu politikalar çerçevesinde gereksinimleri ve kaynakları tanımlar. Madde 4- Çalışma grupları kendi çalışma alanlarında kısa, orta ve uzun vadeli bir eylem planı hazırlar, bu eylem planının yürütülmesi için gerekli insangücü, finans ve diğer gereksinimleri belirler, çalışma ilkelerini oluşturur. Madde 5- TTB-UDEK Genel Kurulu nda bu politika ve eylem planları onaylandıktan sonra, bu politikaların benimsenmesi ve yaşama geçirilmesi için rehberler hazırlar, tanıtım etkinliklerinde bulunur, dernek yürütme organları ile toplantılar düzenler, derneklerde bu konudan sorumlu birimlerin oluşturulmasını ve tüzüklerinde gerekli değişiklikler yapılmasını teşvik eder, derneklerin ulusal kongrelerde tanıtım etkinliklerinde bulunur. Madde 6- Çalışma grupları kendi çalışma alanları ile ilgili politikaların hayata geçirilip geçirilmediğini nesnel ölçütlerle belirli aralarla izler, eksikleri ve sorunları belirler, eksikliklerin giderilmesi için teşvik eder, sorunların giderilmesinde ulusal ve uluslararası deneyimleri dikkate alır. Madde 7- Çalışma grupları kendi çalışma alanları ile ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel gelişmeleri yakından izler, yorumlar ve paylaşıma açar. Madde 8- Çalışma grupları kendi çalışma alanları ile ilgili güncel ve sağlık ortamı ile ilgili gelişmeleri yakından izler, yorumlar ve paylaşıma açar. Madde 9- Çalışma grupları kendi çalışma alanları ile ilgili bilimsel ve sağlık ortamı ile ilgili gelişmeler ışığında politikalarını gözden geçirir ve yeniler. Madde 10- TTB-UDEK Genel Kurulu ve Yönetim Kurulunca verilen görevleri yerine getirir. YAPILANMA, GÖREV VE İŞLEYİŞ Madde 11- Çalışma grupları, TTB-UDEK e üye uzmanlık dernekleri tarafından söz konusu çalışma grubuna ait alanla ilgili bir asıl, bir yedek olarak bildirilen uzmanlık derneği temsilcilerinden oluşur. Uzmanlık derneği temsilcileri; dernek yönetim kurulu ya da derneğin o alandaki çalışma grubu üyesi olan ya da söz konusu çalışma alanında deneyim ve birikime sahip, o alanda çalışmaları olan dernek üyeleri arasından seçilir. 142
144 TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU XV. Madde 12- Çalışma gruplarında görev yapacak olan uzmanlık dernekleri temsilcileri, uzmanlık derneklerinin yönetim kurulları tarafından TTB-UDEK Seçimli Genel Kurulu nun sonrasında, 2 yıl için seçilirler. Uzmanlık derneği temsilcileri aynı göreve tekrar seçilebilirler. Madde 13- Çalışma grupları, uzmanlık derneklerinin eğitim, araştırma, toplum sağlığı ve etik alanlarında çalışmalar yapmasını ve o uzmanlık dalına ilişkin hastalıklarda koruma, tanı koyma ve tedavi etmeye yönelik sağlık hizmetlerinin mümkün olan en yüksek düzeye çıkartılmasını ve çalışma gruplarının faaliyet alanlarında yapılan çalışmalarda uzmanlık dernekleri arasında eşgüdümün oluşturulmasını sağlarlar. Madde 14- Çalışma grupları, aldıkları kararların uzmanlık derneği çalışma grubu temsilcileri aracılığıyla uzmanlık derneklerine iletilerek gündeme alınmasını sağlar; uzmanlık derneğinde benzer çalışma gruplarının kurulması ve TTB- UDEK Çalışma Gruplarının faaliyetlerine koşut çalışmaların yapılması için çaba gösterirler. Madde 15- Çalışma grupları, uzmanlık derneklerinin çalışma gruplarının faaliyet alanlarıyla ilgili görüş ve önerilerini ve o alandaki uygulamalarıyla ilgili bilgileri gündemine alarak değerlendirirler. Madde 16- TTB-UDEK bünyesinde insan gücü planlaması, toplum sağlığını geliştirme, etik, sürekli tıp eğitimi-sürekli mesleki gelişim, bilimsel araştırma ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi alanlarında çalışma grupları oluşturulur. Çalışma gruplarının sayısında TTB-UDEK Yürütme Kurulu nun kararıyla değişiklik yapılabilir. a) Etik Çalışma Grubu; uzmanlık derneklerinin etik eğitimi, sürekli tıp eğitimi etkinliklerinde etik, hasta bakımının etik yönleri, bilimsel araştırmalar ve etik, hekim-endüstri ilişkilerinde etik konularının genel toplumda ve kendi uzmanlık alanı başta olmak üzere sağlık ortamında geçerliliği ve sürekliliği sağlamaya yönelik çalışmalar yapar ve bu çalışmalarda uzmanlık dernekleri arasında eşgüdümü sağlar. b) Sürekli Tıp Eğitimi (STE) / Sürekli Mesleki Gelişim (SMG) Çalışma Grubu; uzmanlık derneklerinin tüm üyelerine ulaşan düzenli ve nitelikli STE/SMG etkinlikleri yürütmesine ve uzmanlık dernekleri için STE/SMG ile ilgili ulusal politikanın belirlenmesine yönelik çalışmalar yapar ve uzmanlık derneklerince yürütülen STE/SMG etkinliklerini izlemeyi, iyileştirmeyi, yönlendirmeyi ve bu etkinliklerin eşgüdümünü sağlar. c) Sağlıkta İnsangücü Çalışma Grubu; uzmanlık derneklerinin sağlıkta insan gücünün en önemli bileşeni olan hekimlerin branşlara göre dağılımlarını saptama ve bu verilerden yararlanılarak gelecek ile ilgili öngörüler hazırlama çalışmaları yapar ve bu çalışmalarda uzmanlık dernekleri arasında eşgüdümü sağlar. d) Bilimsel Araştırmalar Çalışma Grubu; uzmanlık derneklerinin alanları ile ilgili bilimsel araştırmaların yeterli nitelikte ve düzeyde yapılabilirliğine, bilimsel araştırmalar konusunda stratejik planlama geliştirmesine, bilimsel araştırma politikalarının oluşumu ve olumlu yönlendirilmesine katkıda bulunma ve uzmanlık dernekleri arasında işbirliğini sağlayarak bu alanda etkinliği artırmaya yönelik çalışmalar yapar. e) Sağlık Hizmetlerinin İyileştirilmesi Çalışma Grubu; uzmanlık derneklerinin alanları ile ilgili hastalıklar için en yüksek düzeyde klinik bakım (tanı, tedavi, koruma) hizmetlerinin verilmesini sağlamak üzere; araştırma ve çalışmalar yapmasına, standartlar oluşturulmasına katkıda bulunur; her düzeyde verilen sağlık hizmetlerinin alt yapısı, niteliği, maliyeti ve sağlık politikaları konusunda araştırma, izlem ve değerlendirme yapılmasını destekler ve bu çalışmalarda uzmanlık dernekleri arasında eşgüdümü sağlar. f) Toplum Sağlığını Geliştirme Çalışma Grubu; uzmanlık derneklerinin toplum sağlığını koruma ve geliştirme konularında yaptıkları çalışmaları destekler ve yönlendirir, bu çalışmalarda uzmanlık dernekleri arasında eşgüdümü sağlar. g) İlaç ve Teknoloji Çalışma Grubu; uzmanlık derneklerinin, sağlık hizmetinin ayrılmaz bileşenleri olarak ilaç ve sağlık teknolojisinin kullanımında; güncel, geçerli ve bilimsel temelde bir hekimlik uygulaması için güvenilir bilgi kaynağı oluşturma, toplum sağlığını koruma ve geliştirmeye yönelik yaklaşım geliştirme, görüş oluşturma ve rehber niteliğinde döküman hazırlamasını destekler ve bu çalışmalarda uzmanlık dernekleri arasında eşgüdümü sağlar. h) E-sağlık Çalışma Grubu; uzmanlık derneklerinin elektronik ortamda gelişen ve süren uygulamalarında yaşanılan sorunların saptanması, çözümler üretilmesi; bu uygulama alanlarında yaklaşım geliştirmesi, görüş oluşturması ve rehber niteliğinde döküman hazırlamasını destekler, bu çalışmalarda uzmanlık dernekleri arasında eşgüdümü sağlar. Madde 17 TTB-UDEK Çalışma Grupları Genel Kurulu; a) TTB-UDEK bünyesinde faaliyet gösteren tüm çalışma gruplarının üyeleri ve TTB-UDEK Yürütme Kurulu üyelerinin bir araya gelmesiyle oluşur. b) TTB-UDEK Başkanının çağrısı üzerine yılda en az 1 kez toplanır. 143
145 XV. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU c) Toplantı tarihi ve gündemi TTB-UDEK Genel Sekreteri tarafından tüm üyelere en az bir ay öncesinden bildirilir. Madde 18- TTB-UDEK Çalışma Grupları Genel Kurulu nun görevleri şunlardır: a) Çalışma Grupları Koordinatörler Kurulunun amaçlarını gerçekleştirmek için temel ilkeleri ve gerekli işleyiş kurallarını belirlemek, b) Çalışma Grupları Koordinatörler Kurulunun çalışmalarını değerlendirmek, önerilerde bulunmak ve gerekli kararları almak. Madde 19 TTB-UDEK Çalışma Grupları Koordinatörler Kurulu; a) TTB-UDEK Yürütme Kurulu nun çalışma gruplarına atadığı koordinatörlerden, TTB-UDEK Yürütme Kurulu nun başkanı, TTB-UDEK Genel Sekreteri ve TTB-UDEK Yürütme Kurulu nun çalışma gruplarının çalışmalarından sorumlu üyesinden oluşur. b) TTB-UDEK Başkanı, Çalışma Grupları Koordinatörler Kurulu na başkanlık eder. c) TTB-UDEK Yürütme Kurulu nun çalışma gruplarının çalışmalarından sorumlu üyesi, Çalışma Grupları Koordinatörler Kurulu nda sekreterlik görevini üstlenir. d) Yılda en az 2 kez toplanır. e) Toplantı tarih ve gündemi, TTB-UDEK Yürütme Kurulunun çalışma gruplarından sorumlu üyesi tarafından tüm üyelere toplantıdan en az 15 gün öncesinden bildirilir. f) Görüşülen konularla ilgili kişiler veya kurum temsilcileri toplantılara davet edilebilirler. g) TTB-UDEK Çalışma Grupları Koordinatörler Kurulu nun görev süresi, TTB-UDEK Yürütme Kurulu nun görev süresi ile eşzamanlı olarak iki yıldır. Madde 20- TTB-UDEK Çalışma Grupları Koordinatörler Kurulu nun görevleri şunlardır: a) Çalışma grupları arasındaki ilişkileri düzenlemek ve eşgüdümü sağlamak, b) Çalışma grupları ile uzmanlık dernekleri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak, c) Uzmanlık derneklerin çatısı altında çalışma gruplarının kurulması için çalışmalar yapmak; bu konularda uzmanlık dernekleri arasında iletişimi sağlamak, d) Çalışma gruplarının faaliyetleri konusunda raporlar hazırlamak ve Çalışma Grupları Genel Kurulu nda sunmak, e) TTB -UDEK Yürütme Kuruluna her yıl çalışma raporu vermek, f) TTB-UDEK Çalışma Grupları Genel Kurulu nun kararlarının çalışma gruplarında uygulanmasını sağlamak. Madde 21 TTB-UDEK Çalışma Grubu Koordinatörleri; a) TTB-UDEK Yürütme Kurulu çalışma gruplarına o alanla ilgili çalışmalarını dikkate alarak gerekli gördüğü sayıda koordinatör atar. b) Çalışma grubunun amaçlarına ulaşmak için yaptıkları etkinliklerde, çalışma grubu üyeleri arasında iletişimi sağlarlar. c) TTB-UDEK Çalışma Grupları Koordinatörler Kurulu nda çalışma gruplarını temsil ederler. d) Çalışma Grubu Koordinatörlerinin görev süresi TTB-UDEK Yürütme Kurulu üyelerinin görev süresi ile eşzamanlı olarak iki yıldır. İki yılın sonunda TTB-UDEK Yürütme Kurulu, Çalışma Grubu Koordinatörlerinin yeni dönem için atamasını yapar. Çalışma Grubu Koordinatörleri aynı göreve tekrar getirilebilirler. e) Çalışma Grupları Koordinatörler Kurulu toplantılarına iki kez üst üste mazeret bildirmeden katılmayan çalışma grubu koordinatörünün yerine, TTB-UDEK Yürütme Kurulu tarafından çalışma döneminin sonuna kadar yeni bir koordinatör görevlendirilir. YÜRÜRLÜK Madde 22 - Bu yönerge TTB-UDEK Yürütme Kurulu nda onaylandıktan sonra yürürlüğe girer. YÜRÜTME Madde 23 - Bu yönergeyi TTB-UDEK Yürütme Kurulu yürütür. 144
146
XVIII. TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ KURULTAYI
TTB- DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU 22 Aralık 2012 TTB-UDEK Çalışma Grupları Genel Kurulu 22-23 Aralık 2012 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Derslikler Grubu Kurucu Öğretim
Türk Tabipleri Birliği - Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (TTB UDEK) XXII. TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ KURULTAYI PROGRAMI. 10 Aralık 2016 İstanbul
Türk Tabipleri Birliği - Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (TTB UDEK) XXII. TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ KURULTAYI PROGRAMI 10 Aralık 2016 İstanbul Değerli Meslektaşımız, XXII. Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı,
ÜNİVERSİTE HASTANESİNDE EĞİTİCİ OLMAK Prof. Dr. Fatma Ulutan
ÜNİVERSİTE HASTANESİNDE EĞİTİCİ OLMAK Prof. Dr. Fatma Ulutan Sunum planı 1. Ülkemizde İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık eğitimi çalışmalarının özeti 2. Günümüzde uzmanlık eğitimini
25 KASIM 2011 TTB-UDEK ÇALIŞMA GRUPLARI GENEL KURULU 26-27 KASIM 2011 XVII. TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ KURULTAYI KURULTAY PROGRAMI
25 KASIM 2011 TTB-UDEK ÇALIŞMA GRUPLARI GENEL KURULU 26-27 KASIM 2011 KURULTAY PROGRAMI Düzenleme Kurulu Başkan İskender Sayek Sekreterler Dilek Aslan Selçuk Dağdelen Ankara Tabip Odası Üyeler Umut Akyol
Mikrobiyoloji uzmanlık eğitimi veren kurumlar olarak akreditasyona hazır mıyız?
Mikrobiyoloji uzmanlık eğitimi veren kurumlar olarak akreditasyona hazır mıyız? Prof. Dr. İlknur KALELİ Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD. DENİZLİ Tıbbi Mikrobiyoloji uzmanlık
TTB-UZMANLIK DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU- XIII. TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ KURULTAYI KATILIM RAPORU TTB-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu- XIII.
TTB-UZMANLIK DERNEKLERİ EŞGÜDÜM KURULU- XIII. TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ KURULTAYI KATILIM RAPORU TTB-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu- XIII.Tıpta Uzmanlık Eğitimi Kurultayı, İstanbul Tabip Odası nın ev
Türk Dermatoloji Yeterlik Kurulu Yönergesi
Türk Dermatoloji Yeterlik Kurulu Yönergesi GİRİŞ Türkiye de Dermatoloji ve Veneroloji uzmanlık eğitimini düzenleyen Dermatoloji Yeterlik Kurulu, ilgili uzmanlık alanı derneği yönetim kurulu tarafından,
Değerli Genç Meslektaşlarımız,
Değerli Genç Meslektaşlarımız, TTB-UDEK Asistan ve Genç Uzman Hekim Çalışma Grubu tarafından planlanan ve genş meslektaşlarımızın sürekli mesleki gelişmelerine katkı sağlamayı hedefleyen bir çalışma olarak
2012-TUS İLKBAHAR DÖNEMİ GENEL YERLEŞTİRME SONUÇLARINA GÖRE EN KÜÇÜK VE EN BÜYÜK PUANLAR (YABANCI UYRUKLU)
VE LAR ( ) 101111031 ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ AİLE HEKİMLİĞİ K 1 0 1 --- --- 101111058 ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON K 1 1 0 49,89946 49,89946 101111094 ANKARA
T.C.DİCLE ÜNİVERSİTESİ HASTANELERİ 1 / 63 ACİL TIP ANABİLİM DALI BAŞKANLIĞI
EYLEMCAN TIRPANCI-SERFİRAZ ATABEY EYLEMCAN TIRPANCI-SERFİRAZ ATABEY BİRİM ACİL TIP ANABİLİM DALI TETKİK EDİLECEK KRİTER/DOKÜMAN Acil Tıp AD Başkanlığı İş Akış Acil Servis Süreci Radyoloji Süreci Beslenme
İÇİNDEKİLER Sayfa Atatürk ün Gençliğe Hitabesi... 1 Hekimlik Andı... 2 Önsöz... 3 Misyonumuz Vizyonumuz... 4 Bugüne Kadar Görev Alan Fakülte
İÇİNDEKİLER Sayfa Atatürk ün Gençliğe Hitabesi... 1 Hekimlik Andı... 2 Önsöz... 3 Misyonumuz Vizyonumuz... 4 Bugüne Kadar Görev Alan Fakülte Dekanları... 5 İdari ve Akademik Kurullar... 5 Fakülte Kurulu...
2. Eğitici Gelişimi Kursu
TÜRK KLİNİK MİKROBİYOLOJİ VE İNFEKSİYON HASTALIKLARI DERNEĞİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ EĞİTİM VE YETERLİLİK KURULU (İHKMEYK) 2. Eğitici Gelişimi Kursu 27-29 Mart 2008 Türk Klinik
Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Eğitimi Beklentiler - Öneriler
Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Eğitimi Beklentiler - Öneriler Eğitici Gözüyle (Üniversiteden Bakış) Selda Erensoy Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Tıp alanında uzmanlık eğitimi
2015-TUS SONBAHAR DÖNEMİ GENEL YERLEŞTİRME SONUÇLARINA GÖRE EN KÜÇÜK VE EN BÜYÜK PUANLAR (GENEL)
2015-TUS SONBAHAR DÖNEMİ YERLEŞTİRME SONUÇLARINA GÖRE EN KÜÇÜK VE EN BÜYÜK LAR () 100111016 Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi / Acil Tıp K 1 1 0 55,82666 55,82666 100111043 Abant İzzet Baysal
Türk Dermatoloji Yeterlik Kurulu Yönergesi
Türk Dermatoloji Yeterlik Kurulu Yönergesi GİRİŞ Türkiye de Dermatoloji ve Veneroloji uzmanlık eğitimini düzenleyen Dermatoloji Yeterlik Kurulu, ilgili uzmanlık alanı derneği yönetim kurulu tarafından,
ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ
1 ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ EĞİTİM VE YETERLİK KURULU (EMEK)YÖNERGESİ İçindekiler A. GİRİŞ... 2 B. GENEL KONULAR... 2 1. TANIM... 2 2. Amaçlar... 2 3. Çalışma ilkeleri... 2 4. Komisyon
ORTAK GÖRÜŞ 2010 ANKET VERİLERİ
ORTAK GÖRÜŞ 2010 ANKET VERİLERİ Türk Tabipleri Birliği Hekimlerin Çalışma Koşulları, İşyükü ve İşgücüne ilişkin Ortak Görüş 2010 VERİ DÖKÜMÜ EKİM 2010 Yanıt dağılım grafkleri, tabloları ve anket soruları
TTB - UDEK BÜLTEN yıl: 2009 sayı: 4
TTB - UDEK BÜLTEN yıl: 2009 sayı: 4 ÖNSÖZ Prof. Dr. Gençay Gürsoy 15 YILIN ARDINDAN... TTB-UDEK: 1994-2009 Prof. Dr. Raşit Tükel TTB-UDEK 2007-2009 DÖNEMİ ÇALIŞMA RAPORU Uzm. Dr. Ali Özyurt TTB-UDEK ÇALIŞMA
TÜRK KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ BOYUN CERRAHİSİ YETERLİK KURULU YENİDEN BELGELENDİRME YÖNERGESİ
TÜRK KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ BOYUN CERRAHİSİ YETERLİK KURULU YENİDEN BELGELENDİRME YÖNERGESİ Madde 1. Dayanak: Bu yönerge Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi (Türk KBB ve BBC) Yeterlik Kurulu
BASIN AÇIKLAMASI SAĞLIKTA ŞİDDET SONA ERSİN Şanlıurfa Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Acil Servisi nde görevli olan Dr.
! BASIN AÇIKLAMASI SAĞLIKTA ŞİDDET SONA ERSİN Şanlıurfa Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Acil Servisi nde görevli olan Dr. Bahattin Ahmet Yalçın, 17 Temmuz Salı günü bir hasta yakını tarafından
YETERLİK KURULU YÖNERGESİ
YETERLİK KURULU YÖNERGESİ GİRİŞ Türkiye de Kalp ve Damar Cerrahisi alanında uzmanlık eğitimini düzenleyen Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Yeterlik Kurulu, Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği yönetim kurulu
TTB-UDEK ETİK ÇALIŞMA GRUBU 10 ARALIK 2010 ETKİNLİK RAPORU. XVI. TUEK 10-12 Aralık 2010 / İstanbul. Kolaylaştırıcılar: Yeşim Işıl Ülman, Osman İnci
1 TTB-UDEK ETİK ÇALIŞMA GRUBU 10 ARALIK 2010 ETKİNLİK RAPORU I. Gün Planı II. Katılımcılar XVI. TUEK 10-12 Aralık 2010 / İstanbul Kolaylaştırıcılar: Yeşim Işıl Ülman, Osman İnci III. Tamamlanan 2007-2009
ASİSTAN SAYILARINDAKİ AZALMA VE FAKÜLTEMİZ ÜZERİNE ETKİLERİ
ASİSTAN SAYILARINDAKİ AZALMA VE FAKÜLTEMİZ ÜZERİNE ETKİLERİ Mart 2014, Kocaeli Bilindiği gibi tıp fakültelerinin en önemli fonksiyonlarından birisi öğrenci eğitiminin yanı sıra ana dal ve yan dal uzmanlık
S. Ü. TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ
S. Ü. TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ I. Eğitim Biriminin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Eğitim Birimi hastanemizin kurulmasıyla beraber 2009 yılında faaliyetlerine başlamıştır. Başlangıçta çalışan
2016- TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (TUS) SONBAHAR BAŞVURU KILAVUZU - YABANCI UYRUKLU KONTENJANI
2016- TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (TUS) SONBAHAR BAŞVURU KILAVUZU - YABANCI UYRUKLU KONTENJANI Azerbaycanlı Hekimler Derneği tarafından hazırlanmıştır. Tablo Açıklamaları Tablolar 7 sütun hâlinde
Üniversite Hastanelerinde Meslek Hastalığı Tanısı Çalıştayı. Kurum ve Kuruluşlar Arası İşbirliği Çalışma Grubu Raporu
Kurum ve Kuruluşlar Arası İşbirliği Çalışma Grubu Raporu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı-ÇSGB İSGGM, Sosyal Güvenlik Kurumu-SGK, Üniversite Hastaneleri Temsilcileri, Meslek Hastalıkları Hastanesi-MHH,
TÜRK NÖROLOJİ YETERLİLİK KURULU (BOARD) İÇ YÖNERGESİ
TÜRK NÖROLOJİ YETERLİLİK KURULU (BOARD) İÇ YÖNERGESİ Türkiye de Nörolojide uzmanlık eğitimini düzenleyen Türk Nöroloji Yeterlilik üst Kurulu (Board u) özerk çalışan, kar amacı olmayan, sivil bir kurul
Resmî Gazete YÖNETMELİK. Sağlık Bakanlığından: HEMŞİRELİK YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç
8 Mart 2010 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 27515 YÖNETMELİK Sağlık Bakanlığından: HEMŞİRELİK YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; sağlık hizmeti
1. Sınıf Yıllık Ders Yükü Toplamı
1.SINIF Ders Kodu Dersin Adı Teorik Pratik AKTS Kredi TIP151 Ders Kurulu I TIP152 Ders Kurulu II TIP153 Ders Kurulu III TIP154 Ders Kurulu IV TIP191 Dönem l Notu 379 216 45 31 ATA360 Atatürk İlkeleri ve
Tablo 2 Üniversitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitim Dalları ve Kontenjanları
Tablo 2 Ünirsitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitim Dalları Kontenjanları Abant İzzet Baysal Ünirsitesi 1011375 Acil Tıp 5 K 1 - - 51.745 1011139 Anesteziyoloji Reanimasyon 4 K 1 - - 56.044 1011147 Beyin Sinir
Klinik (Tıbbi) Mikrobiyoloji Çekirdek Eğitim Programı (Müfredat)
Klinik (Tıbbi) Mikrobiyoloji Çekirdek Eğitim Programı (Müfredat) Prof.Dr Yurdanur Akgün Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Tıpta Uzmanlık eğitiminin amacı,
TÜRK YOĞUN BAKIM DERNEĞİ YETERLİK KURULU YÖNERGESİ GiRiŞ
TÜRK YOĞUN BAKIM DERNEĞİ YETERLİK KURULU YÖNERGESİ GiRiŞ Türkiye'de yoğun bakım uzmanlık eğitimini düzenleyen Türk Yoğun Bakım Derneği Yeterlik Kurulu, Türk Yoğun Bakım Derneği Yönetim Kurulu tarafından
İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ Dönem 6 Öğrenim Esasları. A. Genel Tanıtım B. Çalışma Kılavuzu C. Rotasyon Tablosu D.Dönem Kurulu E.
İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ Dönem 6 Öğrenim Esasları A. Genel Tanıtım B. Çalışma Kılavuzu C. Rotasyon Tablosu D.Dönem Kurulu E. İletişim A. GENEL TANITIM Dönem 6, tıp eğitiminin önceki 5 yılında edinilen bilgi,
TÜRK DERMATOLOJİ YETERLİK KURULU ÇALIŞMA RAPORU (2012-2014)
TÜRK DERMATOLOJİ YETERLİK KURULU ÇALIŞMA RAPORU (2012-2014) Türk Dermatoloji Yeterlik Kurulu (TDYK), Ekim 2012 de yapılan seçim sonrasında çalışmalarına devam etmiştir. Çalışma raporunda 2012-2014 döneminde
TÜRK CERRAHİ YETERLİK KURULU
TÜRK CERRAHİ YETERLİK KURULU EĞİTİM KURUMLARI VE PROGRAMI DEĞERLENDİRME KOMİSYONU Form-1 EĞİTİM KURUMU (ANABİLİM DALI/KLİNİK) ve PROGRAMI DEĞERLENDİRME FORMU (UEMS ve ACGME Eğitim Kurumları değerlendirme
Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanelerine Alınacak Asistan Sayıları
Uzmanlık Dal Kodu Öğretim Süresi Puan Türü Genel Kontenjan Yabancı Uyruklu Kontenjanı 2014-TUS İlkbahar Tercih Kılavuzu Uzmanlık Dal Adı Özel Koşullar ve Açıklamalar* (1) (2) (3) (4) (5) (6) (7) Sağlık
YAŞAM BOYU SAĞLIK BLOĞU GELİŞİM İZLEM DOSYASI-1
YAŞAM BOYU SAĞLIĞIN GELİŞTİRİLMESİ PROGRAMI YAŞAM BOYU SAĞLIK BLOĞU GELİŞİM İZLEM DOSYASI-1 STAJYER ÖĞRENCİNİN ADI ve SOYADI:... DANIŞMAN ÖĞRETİM ÜYESİNİN ADI ve SOYADI:. 1 GELİŞİM İZLEM DOSYASI YAŞAM
TIPTA UZMANLIK KURULU. 23/06/2010 tarih ve 82 sayılı Karar Sayfa 1 / 20
3/06/00 tarih ve 8 sayılı Karar Sayfa / 0 a Gönderen Alanı Yılı Acil Tıp Anesteziyoloji ve Reanimasyon Genel Cerrahi Göğüs Hastalıkları İç Hastalıkları Kardiyoloji 3 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları 3 Kadın
Türkiye Acil Tıp Derneği Acil Tıp Yeterlik Kurulu Acil Tıp Uzmanlık Eğitimi Kılavuzu
Türkiye Acil Tıp Derneği Acil Tıp Yeterlik Kurulu Acil Tıp Uzmanlık Eğitimi Kılavuzu TÜRKİYE ACİL TIP DERNEĞİ ACİL TIP YETERLİK KURULU ACİL TIP UZMANLIK EĞİTİMİ KILAVUZU Türkiye Acil Tıp Derneği Acil
TEPDAD Çalışma Yönetmeliği
TEPDAD Çalışma Yönetmeliği sürüm. 1.1. 2010 (19.12. 2010 tarihli TEPDAD Genel Kurulu nda kabul edilmiştir) MADDE 1- Dayanak ve Amaç Bu yönetmelik, Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon
2008 NİSAN DÖNEMİ TUS MERKEZİ YERLEŞTİRME SONUÇLARINA GÖRE EN KÜÇÜK VE EN BÜYÜK PUANLAR (GENEL) (SINAV TARİHİ : NİSAN 2008)
10111392 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON K 3 3 0 056.740 059.925 10112982 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ K 2 2 0 059.229 059.259
AKREDİTASYON SÜRECİNDE KURUMUN ÇALIŞMALARI VE ÖZ DEĞERLENDİRME. Dr Feriha ÇİLLİ Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji A.
AKREDİTASYON SÜRECİNDE KURUMUN ÇALIŞMALARI VE ÖZ DEĞERLENDİRME Dr Feriha ÇİLLİ Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji A.D Anabilim Dalı mız, 08.06.2016 tarihinde TTMYK Akreditasyon Komisyonu
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Eğitim ve Yeterlilik Kurulu (İHKMEYK) Çalışmaları. Prof. Dr. Fatma Ulutan İHKMEYK 2.
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Eğitim ve Yeterlilik Kurulu (İHKMEYK) Çalışmaları Prof. Dr. Fatma Ulutan İHKMEYK 2. Dönem Başkanı . Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon hastalıkları
2016-TUS SONBAHAR BAŞVURU KILAVUZU Tablo 2 Üniversitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yapılacak Programlar ve Kontenjanları*
Üniversitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitim Dalları ve Kontenjanları Abant İzzet Baysal Üniversitesi 100111016 Acil Tıp 4 K 1 - - 100111043 Anesteziyoloji ve Reanimasyon 5 K 1 - - 100111052 Beyin ve Sinir
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi Değerli Hekim Arkadaşımız, Bu anket ülkemizdeki farklı eğitim kurumlarınca uygulanan örnekler temel alınarak UÜTF Tıp
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BİRİM FAALİYET RAPORU
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BİRİM FAALİYET RAPORU 2016-2017 TIP FAKÜLTESİ Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi 3389 sayılı kanunla 27.6.1987 tarihinde kurulmuş ve 1988-1989 döneminde eğitim-öğretime
Türk Dermatoloji Yeterlik Kurulu/Eşyetkilendirme (Akreditasyon) Altkurulu. Eğitim Kurumlarını Ziyaret Programının İlkeleri*
Türk Dermatoloji Yeterlik Kurulu/Eşyetkilendirme (Akreditasyon) Altkurulu Eğitim Kurumlarını Ziyaret Programının İlkeleri* Eğitim kalitesi, tıbbi bakım kalitesini artırmada en önemli belirleyicilerden
Eğitim Süresi Puan Türü
Program Kodu Eğitim Süresi Puan Türü Genel Kontenjan Yabancı Uyruklu Kontenjanı Tablo 3 Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde, Sağlık Bakanlığı Adına Tıp Program Adı Özel Koşullar ve Açıklamalar*
T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DERSLER VE KREDİLERİ
T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2017 2018 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DERSLER E KREDİLERİ 1.SINIF in Adı Teorik Pratik AKTS Kredi TIP151 Kurulu I TIP152 Kurulu II TIP153 Kurulu III TIP154 Kurulu
KODU:KY.PR.02 YAYINLANMA TARİHİ:12.11.2015 REVİZYON TARİHİ: REVİZYON NO:00 SAYFA SAYISI:05
KOMİSYON TOPLANTILARI YÖNETİM PROSEDÜRÜ KODU:KY.PR.02 YAYINLANMA TARİHİ:12.11.2015 REVİZYON TARİHİ: REVİZYON NO:00 SAYFA SAYISI:05 1. AMAÇ: Hastanemizdeki komisyonların; hizmet kalite standartları ve kalite
Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanelerine Alınacak Asistan Sayıları
Program Kodu Eğitim Süresi Puan Türü Genel Kontenjan Yabancı Uyruklu Kontenjanı 2015-TUS Tercih Program Adı Özel Koşullar ve Açıklamalar* (1) (2) (3) (4) (5) (6) (7) Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma
TÜRK KALP VE DAMAR CERRAHİSİ DERNEĞİ YETERLİK KURULU EĞİTİM KURUMLARI VE PROGRAMI DEĞERLENDİRME KOMİSYONU
1 FORM-1 TÜRK KALP VE DAMAR CERRAHİSİ DERNEĞİ YETERLİK KURULU EĞİTİM KURUMLARI VE PROGRAMI DEĞERLENDİRME KOMİSYONU EĞİTİM KURUMU (ANABİLİM DALI/KLİNİK) ve PROGRAMI DEĞERLENDİRME FORMU (UEMS ve ACGME Eğitim
Tablo Açıklamaları. Özel Koşul ve Açıklamalar
Tablo Açıklamaları Tablolar 7 sütun hâlinde düzenlenmiştir. Tabloda, uzmanlık program kodu (1), program adı (2), eğitim süresi (3), puan türü (4), genel kontenjan (5), yabancı uyruklu kontenjanı (6) ve
TIPTA UZMANLIK KURULU KARAR TUTANAĞI Sayfa 1 / 14. Karar
Sayfa 1 / 14 Karar (1) Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 29. Maddesinin (2). fıkrasında tarif edilen uzmanlık eğitimi bitirme sınavı jüri üyelerinin, eğitim sorumluları havuzundan
T.C. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce Tıp Programları
T.C. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce Tıp Programları 4. ve 5. Sınıf Stajları Öğrenci Değerlendirme Anket Analizi 2012-2013 Bahar Yarıyılı Anket Analizi 2012-2013 Bahar
T.C. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce Tıp Programları
T.C. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce Tıp Programları Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Ders Kurulu (3.5) Sınav Analizi 2010-2015 İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi,
ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA ve ARAŞTIRMA MERKEZİ KLİNİK BESLENME EĞİTİMİ VE UYGULAMALARI KURULU YÖNERGESİ
ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK UYGULAMA ve ARAŞTIRMA MERKEZİ KLİNİK BESLENME EĞİTİMİ VE UYGULAMALARI KURULU YÖNERGESİ 1.BÖLÜM Madde.1.1. Tanım: Bu yönergede adı geçen ve ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK
T.C. KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2014 2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI AKADEMİK TAKVİMİ DÖNEM-1 Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi
T.C. KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ 2014 2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI AKADEMİK TAKVİMİ DÖNEM-1 Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi I. Yarıyıl Ders Dönemi 15.09.2014 23.01.2015 I. Yarıyıl Seçmeli Ders Final
T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI AKADEMİK TAKVİMİ YATAY GEÇİŞ BAŞVURULARI TEMMUZ 2017
T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2017 2018 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI AKADEMİK TAKVİMİ YATAY GEÇİŞ BAŞVURULARI 24-28 TEMMUZ 2017 YENİ ÖĞRENCİ KAYITLARI ÖSYM tarafından İlan edilecektir DÖNEM I HÜCRE BİLİMLERİ
2011 TUS İLKBAHAR DÖNEMİ MERKEZİ YERLEŞTİRME SONUÇLARINA GÖRE EN KÜÇÜK VE EN BÜYÜK PUANLAR (GENEL) (SINAV TARİHİ : 15 Mayıs 2011)
1011163 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI K 2 2 0 57.524 57.858 1011196 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI K 1 1 0 59.979 59.979
Türk Tabipleri Birliği Çalışmaları Bağlamında Hekimin Etik Sorumluluğu ve Hekim Hakları
Türk Tabipleri Birliği Çalışmaları Bağlamında Hekimin Etik Sorumluluğu ve Hekim Hakları Dr. Orhan Odabaşı Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu Başkanı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
İZMİR DE YENİ DEVLET ÜNİVERSİTESİ
İZMİR DE YENİ DEVLET ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Kuruluş 14.07.2010 VİZYON Uluslararası ölçütlere uygun; Tıp eğitimi, Araştırma, Hizmet sunumu, Örnek bir Tıp Fakültesi; Yetiştirdiği hekimler Tıp bilimine
Tablo 2 Üniversitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yapılacak Programlar ve Kontenjanları*
Üniversitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitim Dalları ve Kontenjanları Abant İzzet Baysal Üniversitesi 100111016 Acil Tıp 4 K 1 - - 100111043 Anesteziyoloji ve Reanimasyon 5 K 1 - - 100111052 Beyin ve Sinir
TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (TUS)
2011 TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (TUS) İLKBAHAR DÖNEMİ TERCİH KILAVUZU Ölçme, Seçme Yerleştirme Merkezi Başkanlığı Ankara Tablo 2 Ünirsitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yapılacak Dallar Kontenjanları
2014-TUS SONBAHAR DÖNEMİ GENEL YERLEŞTİRME SONUÇLARINA GÖRE EN KÜÇÜK VE EN BÜYÜK PUANLAR (GENEL)
VE LAR () 100111016 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ACİL TIP K 3 3 0 47,29625 52,38247 100111025 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ADLİ TIP K 1 1 0 57,95892 57,95892 100111043
T.C. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce Tıp Programları
T.C. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce Tıp Programları Tıp Bilimlerine Giriş Ders Kurulu (1.1) Sınav Analizi 2008-2015 Sınav Analizi 2008-2015; Güncellenme tarihi: 16.02.2015;
T.C. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce Tıp Programları
T.C. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce Tıp Programları 4. ve 5. Sınıf Stajları Öğrenci Değerlendirme Anket Analizi 2014-2015 Bahar Yarıyılı Anket Analizi 2014-2015 Bahar
2010 TUS SONBAHAR DÖNEMİ MERKEZİ YERLEŞTİRME SONUÇLARINA GÖRE EN KÜÇÜK VE EN BÜYÜK PUANLAR (GENEL) (SINAV TARİHİ : 11 12 Aralık 2010)
1011139 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON K 1 1 0 055.625 055.625 1011163 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI K 2 2 0 054.520
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FAALİYET RAPORU
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FAALİYET RAPORU 2011-2012 TIP FAKÜLTESİ: Tıp Fakültesi 1987 yılında kurulmuş ve 1988 1989 eğitim-öğretim yılında öğrenci alınarak faaliyete geçirilmiştir. 2000 2001
T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ
T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ UYGULADIĞI EĞİTİM ULUSAL TIP EĞİTİMİ AKREDİTASYON KURULU TARAFINDAN AKREDİTE EDİLEN ÜLKEMİZDEKİ SAYILI TIP FAKÜLTELERİNDEN BİRİSİ İSTANBUL DA TEK TIP FAKÜLTESİ http://tip.marmara.edu.tr
22 Eylül 2006. Dr. Atay Atabey Dr. Cemil Dalay Dr. Ferit Demirkan Dr. Ahmet Terzioğlu
22 Eylül 2006 Dr. Lütfü Baş Dr. Figen Özgür Dr. Akın Yücel Dr. Atay Atabey Dr. Cemil Dalay Dr. Ferit Demirkan Dr. Ahmet Terzioğlu Başkan 2. Başkan, Sayman Genel Sekreter Yeterlik Kurulu Dr. Lütfü Baş Yeterlik
T.C. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ Balcalı Hastanesi Başhekimliği PERSONEL İŞLERİ BİRİMİNE
Evrak Tarih ve Sayısı: 28/05/2015-19291 T.C. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ Balcalı Hastanesi Başhekimliği *BENNLYL5* Sayı : 18649120-900/ Konu : Doğum Yardımı PERSONEL İŞLERİ BİRİMİNE Aile ve Sosyal Politikalar
2016- TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (TUS) SONBAHAR BAŞVURU KILAVUZU YABANCI UYRUKLU KONTENJANI
2016- TIPTA UZMANLIK EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI (TUS) SONBAHAR BAŞVURU KILAVUZU YABANCI UYRUKLU KONTENJANI Tablo Açıklamaları Tablolar 7 sütun hâlinde düzenlenmiştir. Tabloda, program kodu (1), program adı (2),
THED-İZMİR-2014. İkinci Etkinliğimiz İzmir de Yapıldı. Sağlık Bilimlerinde Bilimsel Proje Hazırlama Eğitim Etkinliği
THED-İZMİR-2014 Sağlık Bilimlerinde Bilimsel Proje Hazırlama Eğitim Etkinliği 15-17 AĞUSTOS 2014 İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi Medicalpark İzmir Hastanesi İZMİR İkinci Etkinliğimiz İzmir de Yapıldı
Değerli Meslektaşlarımız,
Değerli Meslektaşlarımız, Türk Histoloji ve Embriyoloji Derneği (THED), kurulduğu 1990 yılından bu yana üyesi konumunda bulunan Tıp, Diş Hekimliği, Veteriner ve Fen Fakülteleri nin öğrenci ve öğretim üyeleri
Tablo 2 Üniversitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yapılacak Dallar ve Kontenjanları *
Tablo 2 Ünirsitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yapılacak Dallar Kontenjanları * 2010-TUS SONBAHAR DÖNEMİ EK YERLEŞTİRME KONTENJANLARI Abant İzzet Baysal Ünirsitesi Başkent Ünirsitesi 1011163 Çocuk Sağlığı
T.C SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU ŞANLIURFA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ İLAN
T.C SAĞLIK BAKANLIĞI TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU ŞANLIURFA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ İLAN Genel Sekreterliğimize bağlı sağlık tesislerinde 4924 Sayılı Kanuna göre istihdam edilen
T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ
T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ UYGULADIĞI EĞİTİM, ULUSAL TIP EĞİTİMİ AKREDİTASYON KURULU (UTEAK) TARAFINDAN AKREDİTE EDİLEN ÜLKEMİZDEKİ SAYILI TIP FAKÜLTELERİNDEN BİRİSİ http://tip.marmara.edu.tr
ÖZET HAZIRLAYANLAR. Temmuz 2015 Sayı:1. T. C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık İnsan Gücü Planlama Daire Başkanlığı
T. C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık İnsan Gücü Planlama Daire Başkanlığı ÖZET Sağlıkta İnsan Kaynakları (SAİK) alanında 2023 yılına yönelik hedef belirleme çalışmaları, Bakanlığımız
T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI AKADEMİK TAKVİMİ. Yeni Hali YATAY GEÇİŞ BAŞVURULARI TEMMUZ 2018
T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ 2018 2019 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI AKADEMİK TAKVİMİ Yeni Hali YATAY GEÇİŞ BAŞVURULARI 23-27 TEMMUZ 2018 YENİ ÖĞRENCİ KAYITLARI ÖSYM tarafından belirlenecek DÖNEM I HÜCRE
ÇEKİRDEK EĞİTİM MÜFREDATI GELİŞİM SÜRECİ VE İÇERİĞİ. Dr. Canan Ağalar SB FSM EAH
ÇEKİRDEK EĞİTİM MÜFREDATI GELİŞİM SÜRECİ VE İÇERİĞİ Dr. Canan Ağalar SB FSM EAH TARİHÇE Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin (TUEY-2009) yürürlüğe girdi TUK tarafından oluşturulan
Tıp Eğitimi Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) Türkiye de Tıp Eğitiminde. Eşyetkilendirme (Akreditasyon)
Tıp Eğitimi Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) Türkiye de Tıp Eğitiminde Eşyetkilendirme (Akreditasyon) Amaç Tıp eğitimi programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme
Tablo 2 Üniversitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yapılacak Dallar ve Kontenjanları *
Tablo 2 Ünirsitelerdeki Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yapılacak Dallar Kontenjanları * Abant İzzet Baysal Ünirsitesi 1011375 Acil Tıp 4 K 1 - - - - - 1011196 Göğüs Hastalıkları 4 K - - 1 - - - 1011403 Kardiyoloji
2014-TUS İLKBAHAR DÖNEMİ GENEL YERLEŞTİRME SONUÇLARINA GÖRE EN KÜÇÜK VE EN BÜYÜK PUANLAR (GENEL)
2014-TUS İLKBAHAR DÖNEMİ YERLEŞTİRME SONUÇLARINA GÖRE VE LAR () 100111016 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ACİL TIP K 2 2 0 48,61183 50,20475 100111025 ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP
MİKROBİYOLOJİDE İŞ GÜCÜNÜN RASYONEL KULLANIMI
MİKROBİYOLOJİDE İŞ GÜCÜNÜN RASYONEL KULLANIMI Münire PINARBAŞLI Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi Serap SÜZÜK Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi Mikrobiyolojide İş Gücünün Rasyonel Kullanımı Türkiye
19-20 Eylül 2013 - İstanbul
19-20 Eylül 2013 - İstanbul Sağlık hizmetlerinin finansmanı ve sağlık harcamalarının ülkelerin ekonomik gelişmişlik düzeyinden aldığı pay her ülkede tartışılmakta ve sağlık politikalarını belirleyenlerin
TÜRK PLASTİK REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAHİ YETERLİK KURULU BİRİM ADI
TÜRK PLASTİK REKONSTRÜKTİF VE ESTETİK CERRAHİ YETERLİK KURULU EĞİTİM PROGRAMLARI VE EĞİTİM KURUMLARINI DEĞERLENDİRME KURULU Mezuniyet Sonrası Eğitimin Değerlendirmesi için Başvuru Formu BİRİM ADI ZİYARET
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU GENEL SAĞLIK SİGORTASI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TIBBİ MALZEME DAİRE BAŞKANLIĞI Uzm.Dr.Mine IŞIK ARIGÜN Başkanlığımıza Bağlı Şube Müdürlükleri SAĞLIK TEKNOLOJİLERİ DEĞERLENDİRME VE FİYATLANDIRMA
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Bu sigorta, serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BİRİM FAALİYET RAPORU
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ BİRİM FAALİYET RAPORU 2013-2014 TIP FAKÜLTESİ Tıp Fakültesi 1987 yılında kurulmuş ve 1988 1989 eğitim-öğretim yılında öğrenci alınarak faaliyete geçirilmiştir. 2000
TUKMOS ASKERİ PSİKİYATRİ KOMİSYONU 1.DÖNEM ÜYELERİ Kamil Nahit Özmenler Ali Bozkurt Aytekin Özşahin Haluk Savaş
Tıpta Uzmanlık Kurulu (TUK), uzmanlık eğitiminde kullanılmak üzere çekirdek müfredat ve standartları belirlemek için Tıpta Uzmanlık Kurulu Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Sistemi (TUKMOS) çerçevesinde
TÜRK DERMATOLOJİ YETERLİK KURULU ÇALIŞMA RAPORU ( )
TÜRK DERMATOLOJİ YETERLİK KURULU ÇALIŞMA RAPORU (2008-2010) Türk Dermatoloji Yeterlik Kurulu (TDYK), Kasım 2008 de yapılan seçim sonrasında çalışmalarına başlamıştır. Çalışma raporunda bu iki içinde yürütülen
Türk Tıp Öğrencileri Birliği 2015 Kurultayı Tıp Eğitimi Çalışma Kolu Ayrılmış Oturumları Raporu. Gaziantep
Türk Tıp Öğrencileri Birliği 2015 Kurultayı Tıp Eğitimi Çalışma Kolu Ayrılmış Oturumları Raporu Gaziantep 4 Eylül Cuma(1.GÜN) 14:00-14:30 : Oturum Bahar Baş ın modaratörlüğünde tanışma oyunu ile başladı.
