Roma Mimarlığı: Ders 21 Transkript 14 Nisan, 2009 << geri
|
|
|
- Engin Bolat
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 Roma Mimarlığı: Ders 21 Transkript 14 Nisan, 2009 << geri 1. Bölüm. Batı daki Roma Kolonileri [00:00:00] Profesör Diana E. E. Kleiner: Herkese günaydın. Son iki derste Romalıların, kendilerinden daha eski, hatta belki de daha gelişmiş olan uygarlıkların yaşadığı toprakları ele geçirdiğinde neler olduğunu gördük. Bu bölgede ortaya çıkan, tabii ki Romalıların beraberlerinde getirdiği mimari ve mimari formlarla, orada buldukları gelişmiş uygarlığa ait olanların ilginç bir karışımıydı. Ortaya böyle ilginç bir karışım çıkmıştı. Ama Romalıların kendilerinden önce yerleşilmemiş bir yere gidip sıfırdan bir şehir kurdukları zaman ne olduğunu da gördük. Buralarda kurulan şehirler çok daha fazla Roma damgası taşıma eğilimindeydi. Bugün de, Romalılar imparatorluğun batı eyaletlerinde sıfırdan şehir kurduklarında ne olduğunu gösteren birkaç şehir örneği göreceğiz. Dediğim gibi, bunlar belirgin bir şekilde Roma damgası t aşıyan şehirlerdi. Fakat her zaman yerli uygarlıklarında bazı etkileri olmuştur. Bu, en azından bugün özellikle sözünü edeceğimiz Gallia kavimlerinin hakimiyetindeki Gallia da öyleydi. Bu kavimlerin ve bölgeki diğer kavimlerin kendini hissettiren bazı etk ileri olduğunu görüyoruz. Sadece hatırlatmak amacıyla, Yunanistan dan ve Roma egemenliğindeki Atina dan söz ettiğimiz geçen derste gördüğümüz iki yapıyı tekrar göstermek istiyorum. Perdenin solunda Atina daki Zeus Olympios Tapınağı nı yani Olympieion u görüyoruz. İnşaatına Arkaik Çağ da başlanan tapınak, Helenistik Çağ da ve Augustus Dönemi nde tamamlanmaya çalışılmış ama sonuçta iş hatırlayacağınız gibi, imparator Hadrianus a kalmıştı. Yani bu, çok uzun bir tarihi olan çok dikkat çekici bir yapıydı. Hadrianus zamanında bitirildiğinde ortaya çıkan yapı, hatırlayacağınız gibi, tümüyle bir Yunan tapınağıydı. Tapınak, hemen hemen Helenistik Çağ da planlandığı gibi tamamlanmıştı. Yani Yunanlar kendi planlarını, inşaat malzemelerini ve hatta bunları yüzyıllardır işleyen mimarlarını, ustalarını inatla korumuş lardır. Perdenin sağında gördüğünüz Andronicus Horologionu yani Rüzgarlar Kulesi de incelediğimiz bir başka yapıydı. Ve hatırlayacağınız gibi, bu örnekte bir başka gelişkin uygarlığın, Mısır ın etkisi söz konu suydu. Yapının tarihinin tartışmalı olduğundan bahsetmiştik. M.Ö. 2. yüzyıla ya da Caesar, hatta Augustus Dönemi ne ait olabilir dedik, ama bu konu 1
2 tartışmalıydı. Tarihi tartışmalı olsa da, yapıda çok güçlü bir Ptolemaios etkisi olduğundan söz ettik. Saatler ve rüzgarlar, bir Mısır hanedanı olan Ptolemaiosların özel ilgi alanıydı. Bu da hatırlayacağınız gibi, bir saatti ve en üst kısmında da tanımı güç, erkek rüzgar betimlemeleri vardı. Yani doğu imparatorlukta iki gelişmiş uygarlığın; Yunan ve Mısır uygarlıklarının Roma mimarlığı üzerindeki etkisini görmüştük. Bugün batıya gidiyoruz ve burada, aralarında Fransa dan, Kuzey İtalya dan bir dizi şehrin bulunduğu çeşitli, güzel yerlerdeki Roma mimarlığına bakacağız. Birazdan bunların yerlerini göst ereceğim. Yani Kuzey İtalya ya, Güney Fransa ya ve İspanya ya; bugün İspanya olan topraklara gideceğiz. Ardından, Pola yerleşiminin bulunduğu ve üst kesimleri bugün Hırvatistan olan Istria bölgesine bir göz atacağız. Bunlar, batı eyaletlerinden bugün sözünü edeceğimiz yerler. Dünyanın bu coğrafyasına gidenleriniz, burasının olağanüstü güzellikte bir yer olduğunu bilir. Size sadece bir örnek gösteriyorum. Örneğin Fransız Riviera sına giderseniz, burada demirlenmiş yatlarıyla, ışıltılı gece hayatıyla, ünlü kumarhaneleriyle Monte Carlo gibi sofistike yerler görürsünüz. Yol boyu, Villefranche gibi, ziyaret edebileceğiniz modern yerleşimler var. Pastel boyalı evleriyle, Monte Carlo dakiler kadar muhteşem olmasa da yatlarıyla resim gibi, son derece güzel bir ye r. Yani Güney Fransa daki Roma kalıntılarına yapağınız bir gezi, asla sıkıcı bir gezi olmaz. Kuzey İtalya yla; Kuzey İtalya dan Aosta adlı bir yerleşimle başlamak istiyorum. Burası M.Ö. 24 yılında yani Augustus zamanında Romalılar tarafından kurulmuş bir yerleşim. Bu nedenle de, antik adının Augusta Praetoria olması şaşırtıcı değil. Augusta Praetoria nın günümüzdeki adı Aosta. Ve bu, Romalıların İtalya da kurdukları son koloniydi. İtalya daki son Roma kolonisinin ilk koloniyle bire bir aynı biçime sahip ol ması ilginç bir durum. Hatırlayacağınız gibi, Ostia M.Ö. 350 yılında kuru lmuştu ve tipik castrum planına sahipti. Burada da aynı şeyi görüyoruz. Aosta da da Roma planına uygun düzenlenmiş, düzgün dörtgen biçimli, tipik bir castrum planı görüyoruz. Burada, şehirin merkezinde kesişen iki ana yolu; cardo ve decumanus u görüyoruz. Yolların keşistiği yerde, büyük olasılıkla bir forum vardı. Burada bir soru işareti görüyorsunuz, yani kesin olar ak emin değiliz ama, forumun orada olduğu tahmin ediliyor. Şehrin geri kalanına baktığınız zaman, bir dizi yapının, Romalıların sıfırdan kurulan şehirlerinde görmeye 2
3 alıştığımız gibi, çok düzenli bir biçimde yerleştirilmiş olduğunu görürsünüz. Burada hamamı görüyorsunuz. Yukarıda cryptoporticus u ile bir tapınak. Burada da tiyatroyu ve anfitiyatroyu görüyorsunuz. Bu arada, bu yerleşim İtalyan Alplerinde, harika bir konuma sahip. İki ana ticaret yolunun kesiştiği bir kavşak üstünde; Ward-Perkins den alınan bu planda gördüğünüz gibi, St. Bernard Geçiti nde kurulmuş. Burada aynı zamanda bunun, Romalıların batı e yaletlerinde sıfırdan kurdukları şehirlerden biri olduğunu da görüyorsunuz. Şehir, üstünde bir dizi kapı olan surlarla çevrelenmiş. Bu harika planda kapı açıklıklarını görebilirsiniz. Burada Aosta da korunagelen ve aslında bu kapılardan biri üstüne yerleştirilmiş olan bir tak görüyoruz. Bunun Augustus zamanına ait olduğunu biliyoruz ve bunu da şehirle aynı tarihe, yani yaklaşık olarak M.Ö. 24 yılına tarihliyoruz. Geçmişte sözünü ettiğimiz Augustus Dönemi takları hatırlarsanız, bunun da Augustus Dönemi tak tasarımına uygun bir örnek olduğunu görürsünüz. Yani bunun da ortada tek bir kemerli geçidi var. İki yanında, üzerinde ikişer sütunu olan geniş kaideler olduğunu görüyorsunuz. Bunun, aynı dönemde, yani Augustus Dönemi nde Roma da inşa edilen taklardan en büyük farkı, bunun yerel bir taşla yapılmış olmasıdır. Roma eyalet mimarlığının bu çok tipik özelliğini bugün göreceğimiz yapıların birçoğunda göreceğiz. Çatı kısmı yıkılmış. Bugün üstünde modern bir çatı var. Antik çatı yok olmuş. Ama burada epey geleneksel bir çatı, tepede bir yazıt, en üstte de olasılıkla bir tür heykel olduğunu hayal edebilirsiniz. Burada düzenle ilgili, daha önce gördüğümüz taklardakilerden çok farklı bir ayrıntı var. Acaba bunun ne olduğunu fark edeniniz var mı? Sütun düzeniyle ilgili. Bunlar ne? Dor mu, Ion mu, Korinth mi? Öğrenci: Korinth Profesör Diana E.E. Kleiner: Korinth. Tamam, herkes aynı fikirde ve kesinlikle haklısınız. Ama burada garip bir şey var. Sütunların üstüne bakın, burada genellikle Korinth düzeniyle birlikte kullanılmayan bir şey görmüyor musunuz? Öğrenci: Aa, triglifler. Profesör Diana E. E. Kleiner: Triglifler ve metoplar; Triglifler ve metoplar normalde Dor düzeniyle birlikte kullanılır. Yani bu çok ilginç. Burada 3
4 düzenlerin bir karışımını görüyoruz. Korinth sütunları kullanılmış ama üstünde Dorik bir triglif metop frizi var. Roma da hiç böyle bir şey görmemiştik. Ama burada ilginç bir biçimde, kanonik düzenlerle oynama alışkanlığının Roma dan bu bölgeye geldiğini gör üyoruz. Mimar, işveren ya da şehir yani bu anıtı yaptıran her kimse, farklı bir yol izlemeye karar vermiş ve enteresan bir biçimde düzenleri karıştır mış. Bu açıdan sıradışı bir tak ama diğer açılardan Roma daki çağdaşlarına çok benziyor. 2. Bölüm. Kuzey Italya da ve Güney Fransa da Şehir Planlama [00:10:36] Şimdi Kuzey İtalya daki Aosta dan Güney Fransa ya; Provence a geçip, oradaki ünlü Arles şehrine bir göz atalım. Gidenle riniz ya da bilenleriniz vardır; burası her şeyden önce Vincent van Gogh un yaşadığı şehir olarak bilinir. Arles te epey bir zaman geçirmiş. Burada özellikle bir kafeye çok sık gittiği için kafe onun adını almış; Café Van Gogh. Burada Arles den harika bir meydan görüyorsunuz. Bu da Van Gogh un o çok zaman geçirdiği kafeyi betimlediği ünlü resmi. Gidip bir şeyler içebileğiniz bu kafe hala var. Arles çok keyifli bir yer. Burada çok iyi durumda korunmuş bir Roma anfitiyatrosu var. Ayrıntıya girmeyeceğim, sadece bu ünlü anfitiyatroya bir göz atıyoruz. Biraz önceki haritada gördüğünüz gibi, Fransa nın bu kesimi İspanya ya çok yakın. Bu nedenle Fransa nın bu kesiminde epey bir İspanya etkisi görülür. Bugün bu anfitiyatroda çeş itli gösteriler, hatta boğa güreşleri sahneleniyor. Bu aslında Arles den d eğil, Madrid ten bir boğa güreşi ama önemli değil, Arles Anfitiyatrosu nda da bu tip gösteriler yapılıyor. Haritaya tekrar bakıyoruz. Sözünü ettiğimiz Arles in planını göstermeden önce bu şehirlerin birbiri ile olan ilişkisine değinmek istiyorum. Roma dan yukarıya çıktık, Kuzey İtalya Alplerindeki Aosta dan bahsettik. Şimdi Güney Fransa ya gidiyoruz. Kuzey İtalya yla Güney Fransa nı n yakınlığını göstermek istiyorum. Çünkü Güney Fransa da, ya da bugün Güney Fransa olan bölgede görülen birçok Roma etkisinin buralara Kuzey İtalya aracılığıyla geldiğine inanıyoruz. Kuzey İtalya da geliştirilen bazı belli mimari formlar, bu coğrafi yakınlıktan dolayı Güney Fransa ya da gelmiştir. Arles i göreceğiz. Nîmes i göreceğiz. La Turbie den bir yapıya bakacağız. Saint-Rémy yi ve Orange ı göreceğiz. Orange daki büyük tiyatro yapısından ve Vienne deki bir tapınaktan söz edeceğiz. Ardında İspanya ya geçip, burada, Segovia daki muhteşem sukemerini ve 4
5 Tarragona da o kadar da muhteşem olmayan ama çok iyi korunmuş olan bir başka sukemerini göreceğiz. Ardından da, daha önce söylediğim gibi, eskiden Yugoslavya, şimdi Hırvatistan olan bölgede Pola yerleşimine gideceğiz. Arles planı ile başlamak istiyorum. Burada Arles in şehir planını özür dilerim şehir planı değil Arles Forumu nun planını görüyoruz. Bu bize batı eyaletlerinde, özellikle de Gallia da bu dönemde inşa edilen forumların nasıl yerler oldukları hakkında bir fikir verecektir. Burada Arles şehrindeki forumun planını görüyoruz. Planda forumun üstünde modern yolları görüyorsunuz. Forumun çoğu yeraltında kalmış, bugün görünürde fazla bir şey yok. Ama yeraltında kalan kısım yeterince iyi incelenmiş ve araştırmacılar, arkeologlar tarafından rekonstrüksüyonu yapılabilmiş. Burası etrafı sütunlarla çevrili, üstü açık dikdörtgen bir alan yani sömestrin en başında gördüğümüz Pompeii Forumu ndan bu yana tüm Roma forumlarında tipik olduğunu gördüğümüz bir tasarıma sahip. Bu planda görülmüyor ama kısa kenarlardan bir i üstünde bir tapınağı var. Bu planın bir parçası olan bir de bazilika var. Geriye dönüp bazilika mimarlığını düşünürsek, bunların genellikle forum tasarımının bir parçası olduğunu görürüz. Hangi forumlarda onun bir parçası olduğunu düşünün. Pompeii yi hatırlayın, Roma daki Traianus Forumu nu hatırlayın. Ama düşünün, aslında Roma da ne Julius Caesar ne de A ugustus forumunda bazilika forumun bir parçasıydı. Burada, antik Gallia da ise, daha Augustus Dönemi nde bu forum bu döneme ait -- Augustus Dönemi nde bazilikayı forum planının bir parçası olarak görüyoruz. Burada sütun dizilerinin altında iyi korunmuş bir cryptoporticus yani bir depolama alanı olduğunu söylemiştim. Burada bunun bir resmini görüyoruz, gerçekten çok iyi durumda korunmuş. Sömestrin en başında sözünü ettiğimiz kutsal alanlarda, örneğin Tivoli deki Hercules Victor veya Terracina daki Jupiter Anxur da gördüğümüz cryptoporticus ları hatırlamış olmalısınız. Burada da benzer şekilde beşiktonozlu koridorlar var. Bu, forum alanının deposu olarak kullanılmış. Yani burada tuz, yakıt gibi, günlük gereksinimler depolanıyordu. Ama burası zamanla, soldaki resimde gördüğünüz sütunlardan, başlıklardan da anlayacağınız gibi, kullanılmayan mimari elemanların; hatta heykellerin atıldığı bir yer haline geldi. Augustus un en ünlü heykellerinden biri bu cryptoporticus da bulunmuştur. Geç bir dönemde buraya atılmış, şimdi Arles Arkeoloji Müzesi nde sergileniyor. 5
6 Şimdi, bugün göreceğimiz en göz alıcı anıtlardan biri olan Orange Tiyatrosu ndan bahsetmek istiyorum. Burada harika bir hava fotoğrafı görüyoruz. Bu yapı, M.Ö. 1. yüzyıl sonlarına M.S. 1. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir. Sadece bir tiyatro olarak değil, çok iyi durumda korunmuş olması nedeniyle de çok özel bir yapı. Bu fotoğrafta gördüğünüz gibi, Roma tiyatrolarında görmeye alıştığımız tipik tasarıma sahip; yarım daire bir orkestra; yine yarım daire bir cavea; kama biçimli bölmeler yani cunei; dış duvarlar. Yapının dış duvarları hemen dikkatinizi çekmiş olmalı, çünkü bu duvarlar, bu sömestr boyunca gördüğümüz diğer bütün dış duvarlardan çok daha iyi korunmuş durumdadır. Duvar yüksekliği olduğu gibi korunmuş. Son derece sade bir duvar ama, antik dönemde bu sadelik yapının cephesine yerleştirilen bir sütun dizisiyle biraz giderilmiş olmalı. Yani bu anlamda çok önemli bir yapı. Dış duvarlarının bu kadar iyi korunmuş olması, bize bu tip duvarların antik dönemde nasıl oldukları konusunda çok iyi bir fikir vermektedir. Burada bir potiko ile sadeliğin azaltıldığını düşünmemiz gerektiğini tekrar hatırlatalım. Burada bu tiyatroya has bir özelliği daha görebilirsiniz. Bu bir Roma tiyatrosu olmasına rağmen, erken dönem Yunan tiyatro mimarisi ile bir bağlantısı var. Hatırlayacağınız gibi, Ro ma tiyatroları ile Yunan tiyatroları arasındaki en önemli fark, Romalıların tiyatrolarını kendi yaptıkları beton tepeler üzerine, Yunanların ise tiyatrolarını doğal te pe yamaçlarına inşa etmesiydi. Bu harika hava fotoğrafına dikkatle bakarsanız, Orange Tiyatrosu nun da bir tepe yamacına inşa edilmiş olduğunu görürsünüz. Burada, tam tiyatroyu inşa etmek istedikler yerde, bu tip bir inşaata son derece uygun, doğal bir tepe yamacı varmış. Onlar da bundan yararlanıp, burada çok net bir biçimde gördüğünüz gibi, cavea ı bu yamaca oturtmuşlar. Burada gördüğünüz gibi, Orange Tiyatrosu nun iç kısmı da çok iyi korunmuştur. Burada sahneyi görüyorsunuz. Yarım daire orkestrayı, cavea nın taş oturma sıralarını ve sahne binasını görüyorsunu z. Dış duvar iyi korunduğu için gördüğünüz gibi, doğal olarak iç duvar da korunmuş. Bu duvarda merkezde, içinde dışa taşkın sütunlar olan devasa bir niş var, burada birbiri üstüne yerleştirilen üç kat sütun dizisi olması gerekiyor. Bunların çoğu, ne yazık ki artık yerinde değil, ama burada en alt sırada bir çift, üstünde de kısmen korunmuş bir başka çift sütun kalıntısı var. Bu yapının antik dönemdeki görünümüne dair bir fikir vermektedir. 6
7 Dediğim gibi, burada üç kat halinde yerleştirilen sütunlar olduğunu düşünüyoruz. Tarihinin olasılıkla, M.Ö. 1. yüzyıl sonları olduğunu hatırlayın. Yani, gördüğümüz M.Ö yıllarına ait, çok katlı sütunlarıyla scaenae frontes betimlemeleri olan bazı duvar resimlerinden daha sonraya tarihleniyor. Bu resimlerden bazılarının gerçek tiyatro mimarlığından esinlenmiş olabileceği ama, olasılıkla ahşaptan yapılmış olan erken mimari örneklerin günümüze ulaşamadığı varsayımından söz etmiştik. Ama burada, Güney Fransa da, oldukça erken bir döneme, Augustus zamanına ait bir örnek görüyoruz. Bu bakımdan son derece önemli. 3. Bölüm. Vienne ve Nimes deki Augustus Tapınakları [00:20:55] Tiyatro mimarisinden batı eyaletlerindeki tapınak mimarlığına geçelim. Roma da olduğu gibi; gördüğümüz bütün şehirlerde olduğu gibi burada da tapınak mimarisi son derece önemliydi. Bugün size göstereceğim tapınaklar, günümüzde en iyi durumda olan Roma tapınaklar ındandır. Size iki tapınak göstereceğim; biri Fransa da Vienne de, diğeri yine Fransa da Nimes de. Bunların her ikisinin de, aslında bir kompleksin parçası olduğunu aklınızda tutmanız önemli. Bugün tek başlarına duruyorlar ama antik dönemde, şehrin merkezinde, olasılıkla forum türünden bir kompleksin parçasıydılar. Size ilk göstereceğim örnek Vienne den, olasılıkla M.S. 14 den önceye ait. Bu bir Augustus ve Roma Tapınağı. Tam olarak emin değiliz ama, bir zaman sonra Augustus ve karısı Livia ya adanmış olabilir. Burada, günümüzdeki genel durumunu görüyorsunuz. Bu da daha geç dönemlerd e farklı amaçlarla tekrar tekrar kullanıldığı için korunagelen yapılardan biri. Pazaryeri olarak kullanılmış, sonra bir ara müze olmuş. Bunlar sayesinde de korunmuş. Burada yine tapınağı görüyoruz ve sanırım bunu Roma da, Augustus Forumu ndaki Mars Ultor Tapınağı nın restore edilmiş görüntüsü ile kıyaslamak ilginç olacaktır. Aşağı yukarı aynı zamana aitler. Sanırım, bunun tipik bir Roma tapınağı olduğunu görüyorsunuz. Bu dönemde Roma da gördüklerimizden ayırmak, neredeyse olanaksız. Burada Romalılar, kendilerinden önce daha gelişkin uygarlıkların yaşamadığı topraklara gidince ne olduğunu görüyoruz. Buralarda aynı dönemde Roma da inşa edilenlere çok benzer yapılar inşa ediyorlar. Vienne deki tapınak da bu konuda bir istisna değil. 7
8 Tapınağa bakarsak, bunun yüksek bir podyuma, bağımsız sütunları olan derin bir portikoya sahip, tipik bir Greko-Romen planı olduğunu görürüz. Burada kullanılan düzenin Korinth düzeni olduğunu görüyoruz. Bazı tapınaklar yerli taşlardan, bazıları mermerden yapılmıştır. Bu tarihlerde Roma da inşa edilen cellalarda gördüğümüzü aynen burada da görüyor olmamız son derece ilginç. Cellanın aslında çok sığ olduğunu görüyorsunuz. Buradaki resimde cellanın normalden çok daha sığ olduğunu net bir şekilde görebiliyorsunuz. Aynı sığ cellayı Roma da Mars Ultor Tapınağı nda da görüyoruz. Bir diğer ortak özellik, burada da Mars Ultor daki gibi, arka duvara kadar uzanan bağımsız sütunların olması ve bu sütunlarla cella duvarı arasında bir boşluk olmasıdır. Bu tip tapınaklara ala lı (veya alae) yani kanatlı tapınak denmektedir. Cella duvarı ile bağımsız sütunlar arasında kalan boşluk, cellanın iki yanında birer kanat oluşturmaktadır. Aynısını yani, ala lı tapınak planını burada da görüyoruz. Vienne deki tapınağın Roma daki Mars Ultor Tapınağı nd an belirgin bir şekilde etkilendiği su götürmez bir gerçektir. Demek istediğim, tüm bu özellikler kazara ortaya çıkmış olamaz. Birbirleri yle ilintili oldukları çok açık. Vienne deki Augustus ve Roma/Livia Tapınağı ndan iki görüntü daha. Burada da, sözünü ettiğimiz tüm özellikleri; özellikle de sığ cellayı, düz arka duvarı görüyoruz. Burada sütun yerine duvar ayakları kullanılmış. Arka duvarın da, aynen Roma daki Mars Ultor Tapınağı nda olduğu gibi düz olduğunu görüyoruz. Daha ünlü olan bir diğer tapınağı da perdenin solunda görüyorsunuz. Bu da çok iyi, hatta daha iyi korunmuş olan bir tapınak; Nîmes deki ünlü Maison Carrée. Bu da geçmişte müze ve benzeri amaçlarla kullanılmış. Bugün de hala küçük bir müzedir. Zaten bu kadar iyi korunmuş olmasının nedenlerinden biri de budur. Roma mimarlığının olağanüstü eserlerinden biridir. Bu tapınağı, sömestrin çok başında gördüğümüz Portunus Tapınağı ile kıyaslayabiliriz. Bu iki tapınak arasındaki en önemli fark kullanılan malzemedir. Bu yerli kireçtaşı ve mermerden ya pılmıştır. Bu ise, daha önce de gördüğümüz gibi, tüf ve travertenden yapılmış. Bu İonik bir tapınak, bu ise Korinth düzeninde. Ama öyle görünüyor ki, Nîmes deki Maison Carrée nin yani Kare Ev in de asıl modeli yine Mars Ultor Tapınağıdır. Burada başka bir resim görüyoruz. Bunun da aynen Portunus Tapınağı gibi, pseudo-peripteral bir tapınak olduğunu görüyorsunuz. Bir sütun dizisi olduğunu net bir biçimde görüyorsunuz. Arka duvar da dahil, tüm yapıyı 8
9 çevreleyen bir sütun dizisi var ama bu süt unlar duvarlara bitişik yarım sütunlar. Duvarlarda yerli kireçtaşı bloklardan yapılmış opus quadratum u görüyorsunuz. Bu görkemli ve çok iyi korunmuş Roma tapınağının sütun ve başlıklarında ise mermer kullanılmış. Nîmes deki Maison Carrée nin başlıklarından göz alıcı ayrıntılar; yukarıda da bezemeli bir friz var. Bu başlıklarda ilginç olan, bunlara dikkatli bakarsanız, bunların sadece Korinth başlıkları olduğunu değil, alttaki akanthus yaprakları arasından spiral volütlerin çıktığını da görürsünüz. Bu başlıkları, Roma daki Mars Ultor Tapınağı ndan korunagelen bir başlık örneğiyle kıyaslarsanız, bunların ondan esinlenmiş olmakla kalmayıp, onlara çok ama çok benzediğini görürsünüz. Bu yapıyı çok ayrıntılı olarak inceleyen bir araştırmacı, bu başlıkların sadece bunlardan esinlenmiş olmadığını, Roma daki Mars Ultor Tapınağı yla Nîmes deki Maison Carrée nin başlıklarının aynı atölyeden çıktığını saptamıştır. O zamandan beri, durumun bu olduğuna hepimiz ikna olduk. Bu kronolojik olarak da mümkündür, çünkü hatırlayacaks ınız, Roma daki Mars Ultor Tapınağı M.Ö. 2 yılında kutsanmıştı. Bu yapı da M.S. 5 civarında inşa edilmiştir. Yani bu işi yapan usta ve sanatçılar için mükemmel bir zamanlamaydı. Roma da, Mars Ultor Tapınağı ndaki önemli işlerini başarıyla tamamladılar ve o lasılıkla Güney Fransa daki bu işi aldılar. Burada Roma daki Mars Ultor Tapınağı nı model alan Maison Carrée de çalışmak üzere Nîmes e geldiler. Derslerde bu noktaya değinmiş, bazen mimari fikirlerin takas edildiğini, hatta mimarların, ustaların çalışmak üzere farklı coğrafyalara seyahet ettiğini belgeleyebildiğimizi söylemiştik. Burada da, imparatorun emrinde çalışan sanatçıların bu inanılmaz tapınağı sıfırdan inşa etmek üzere Güney Fransa ya geldiklerini, kesin olarak belgeleyebiliyoruz. Burada da bir k ez daha, Augustus Forumu nda bulunan ve Roma da döneminin en ünlü tapınağı olan Mars Ultor Tapınağı nın model alındığını görüyoruz. Bir ayrıntı daha. Buradaki yine Mars Ultor başlığı, buradaki ler ise Maison Carrée başlıkları. Üstteki frizi de görüyoruz; Ç ok iyi korunmuş. Çiçekli akanthus yapraklarını görüyorsunuz. Bu size hemen, Roma dan bunun çağdaşı olan benzer bir bezemeyi hatırlatmış olmalı. Ara Pacis Augustae deki çiçekli akanthus yapraklarını düşünün. Bu da, bu dönemde Güney Fransa daki gelişmelerin Roma daki gelişmelerle yakın bir ilişkisi olduğunu gösteren başka bir kanıt. 9
10 Maison Carrée nin şimdiki konumunu gösteren bir başka harika görüntü. Gördüğünüz gibi, Nîmes deki günlük yaşamın ortasında, bir meydanda.yani hala şehir yaşamının bir parçası. Maison Carrée nin olduğu yerden yolun karşısına bakarsanız, burada çok ünlü ve çok başarılı İngiliz mimar Norman Foster ın tasarladığı bir yapı görürsünüz. Bu da bir müze, hatta adı da Maison Carrée den türetilmiş; Carrée d'art. Bu bir modern sanat müzesi; genelde kendi kalıcı koleksiyonu sergileniyor. Ama gördüğünüz gibi, Norman Foster Maison Carrée yi model alarak onun modern bir çeşitlemesini, çok modern bir versiyonu yaratmış. Maison Carrée ye, derin portikosuna, yüksek podyumuna, cephe vurgusuna bakarsanız, tüm normal Roma unsurlarını görürsünüz. Bir de bu yapıya bakın. Gördüğünüz gibi, önde bir tür derin bir portik osu var. Bunlar sütun değil, ayak, ama çok zarif, çok şık aya klar. Ama bunlar ayak da olsa, Maison Carrée deki sütunlarını taklit ediyor. Camın dış kısmının nasıl yapıldığına bakın. Panellere ayrılmış. Eminim, burada bunu bilerek yapmıştı. Bu da, bariz bir şekilde Maison Carrée deki kesme taş blokların bir yansıması. Yani bu çok ilginç. Sadece Roma da ve diğer coğrafyalarda yalnızca Roma yapıları arasında gelişen bir diyalog görmüyoruz, Ara Pacis ve Meier binasında ya da Güney Fransa da Nimes de olduğu gibi, antik anıtlarla modern yapılar arasında da süregelen bir diyalog görüyoruz. Ve bu arada Carrée d'art üstünde bir teras var, Maison Carrée nin muhteşem manzarasını yukarıdan görmek için yukarı çıkabilirsiniz. 4. Bölüm. Pont du Gard ve Segovia daki Sukemeri [00:32:33] İmparatorluğun Romalılaştırılmasındaki en önemli unsurlardan birisi, Romalıların doğuda olsun, batıda olsun kurdukları şehirlere, daha önce buralarda olmayan hizmetler götürmüş olmalarıdır. Bu özellikle, Roma öncesi gelişkin bir uygarlığa sahip olmayan batı eyaletlerde önemliydi. Romalılar buralara geldi ve batı eyaletlerindeki şehirlere su sağlamak üzere Fransa da, İspanya da büyük bir hızla sukemerleri inşa etmeye başladılar. Roma imparatorluğundaki en iyi korunmuş, en görkemli sukemerlerinden birkaçını burada örnek olarak göreceğiz. Bunlardan belki de kesinlikle en ünlüsü Pont du Gard dır. Bu da yine Nîmes dedir. Önce size, burada ne olup bittiğini anlamanız için bir harita gösteriyorum. Bu arada Nîmes deki Pont du Gard ın yaptıran kişi Marcus Agrippa dan başkası değil. Marcus Agrippa dan bu sömestr çok söz ettik. Augustus un yakın arkadaşı, sırdaşı, sağ kolu, damadı, bir ara varisi 10
11 olmayı uman kişi. Roma da kendi adını taşıyan Agrippa Hamamını; önünde karyatidli bir portikosu olan ilk Pantheon u yani tüm tanrılara adanan tapınağın ilkini inşa ettirdiğini biliyoruz. Aynı şekilde, Atina da da inşaat projeleri yürüttüğünü, Agrippa Odeionu nu yaptırdığını, Atina Akropolis i önünde onuruna bir heykel dikildiğini gördük. Güney Fransa da da inşaat projeleri yürütmüş ve burada da dağlardan, 50 km uzaktan Nîmes e su getirmek üzere bir sukemeri yaptırmıştır. Bu harita bunu nasıl yaptıkları konusunda bir fikir vermektedir. Romalılar sukemeri inşası konusunda çok akıllı davranmışlar, geniş ölçüde yerçekimden ve araziden yararlanmışlardır. Çoğu yerde burada yaptıkları gibi, dağlardaki suyu yamaçlardan toprak altına yerleştirdikleri terracotta künklerle şehirlere taşımışlardır. Gerekli yerlerde bu terracotta künkleri alçak duvarlar üzerine yerleştirmişlerdir. Ama bazen de, aynen burada olduğu gibi, bir su engelini geçmek zorunda kalmışlardır. Nîmes deki Gard Nehri tam bu sukemerinin yolu üstündeydi ve sistem bu nehri geçmek zorundaydı. Bunu nasıl çözdüler? Yeraltına tünel yapamazlardı, alçak duvarlar da işe yaramazdı, onlar da bir tür köprü inşa ettiler. Suyu nehrin karşısına geçirmek için bir köprü inşa ettiler. Ve ortaya burada gördüğünüz bu sonuç çıktı. Bu, Nîmes deki ünlü Pont du Gard. Suyu nehrin karşı kıyısına taşıyan köprü. Terracotta künkler sukemerine döşendi ve su böylece bu kemerlerle karşı kıyıya taşındı. Suyu nehrin karşı kıyısın a taşımasının yanı sıra bu, özellikle olağanüstü bir anıt. İnşaat tekniğine bakarsanız; bunun kesme taştan, yerel taş bloklardan yapılmış olduğunu görürsünüz. Bu, Roma döneminde Güney Fransa da birçok yerde gördüğümüz bir özellikti. Ama bu sukemerinde, büyük bir mühendislik başarısı olmasından başka şaşırtıcı olan, mimarların kemerlerin, kavislerin ölçülendirilmesine çok özen göstermiş olmasıdır. Bu formları, formların boyutlarını birbiriyle uyumlu hale getirmek için her türden, çok özenli matematik hesaplar yapmışlar. Alttaki büyük kemerlerin üstteki küçük kemerlere uyumlu olabilmesi için hassas hesaplamalar yapmışlar. Böyle bir yapı, sanırım çok etkileyici bir gerçeği gözler önüne sermektedir. Bu sadece Romalılaştırmanın bir işareti değildir. Roma emperyalizmine, Romalıların antik çağda dünyayı ele geçirm iş olmalarına olumsuz bir gözle bakılabilir. Yani demek istediğim emperyalizm, egemenlik altına almak, bir imparatorluk yaratmak olumsuz gelişmeler olarak görülebilir. Ama Romalıların az gelişmiş topraklarda sergilediği, 11
12 Romalılaştırma dediğimiz birçok olumlu davranıştan biri de buralara, şehre su taşımak gibi hizmetler götürmüş olmalarıdır. Böylece buradaki yaşam şartları öncesine kıyasla iyileşmiştir. Ama, Nîmes deki Pont du Gard gibi sukemerlerine baktığımızda bunun tabii ki, öncelikle bir mühendislik başarısı olduğunu görürüz. Ama bunun yanı sıra, Romalıların bu tip yapılarda matematiksel özenle, taşın işlenmesindeki estetik özen i bir arada göstermiş olduklarını da görürüz. Yani mühendisliği mimarlığa, mimari olarak tanımladığımız bir yapıya dönüştürm üşler. Size iki sukemeri daha göstermek istiyorum. Her ikisi de İspanya da olan bu örneklerden biri Tarragona da, diğeri Segovia da. Öncelikle, hatırlayacağınız gibi, İspanya Roma Dönemi nde çok önemli bir yerdi. İmparatorlarından ikisi İspanya dan gelmişti. İspanya da doğan bu imparatorlardan biri Traianus, diğeri solda resmini gördüğünüz Hadrianus du. Bu İspanya haritasında Hadrianus un doğduğu Italica nın yerini görüyorsunuz. Burada sözünü edeceğimiz iki şehir de var. Gördüğünüz gibi, deniz kıyısında, Barcelona yakındaki Tarragona, Tárraco ve daha içerdeki Segovia. Segovia Madrid e yakın. Yani ikisinin ulaşımı da kolay. İspanya ya giderseniz her ikisine de kolaylıkla gidebiliris iniz. Özellikle Segovia ya gitmeye değer. Tarragona daki sukemerinden kısaca söz etmek istiyorum. Burada resmini gördüğünüz bu sukemeri, Augustus Dönemi ne tarihlenmektedir. Çok güzel bir mimari. Bu da kesme taştan, gördüğü nüz gibi, yerli bir taş kullanılmış. Ama pek zarif değil. Buna bakınca Pont du Gard in önemini kavrıyor sunuz. Bu da hoş, işe yarıyor. Bu da bir mühendislik başarısı ama Pont du Gard da gördüğümüz estetik değerlerden yoksun. Alt sıradaki kemerler üst sıradakilerle aynı boyda ve Pont du Gard dakiler gibi, görsel olarak estetik bir uyum içinde değiller. Ama iş görüyor. Ama Segovia daki sukemeri farklı. Segovia sukemeri de, Nîmes deki Pont du Gard gibi, Roma mühendisliğinin ve Roma mimarlığının önemli yapıtlarından biridir. Bunu daha da büyüleyici kılan çok iyi korunmuş olmasıdır. Bunu sanırım, modern Segovia nın orta yerinde uzanan sukemerinin bu olağanüstü fotoğrafında siz de gayet iyi görüyorsunuz. Bu gerçekten çok güzel bir görüntü. Segovia sukemerinin tarihi çok tartışmalıdır. Bazı araştırmac ılar 1. yüzyıla bazıları da 2. yüzyıla tarihlemektedir. Be n, bunun daha ziyade 2. yüzyıla; olasılıkla imparator Traianus zamanına ait old uğunu düşünüyorum. Ama bundan emin değiliz. Her ne zaman yapılmış olursa olsun, sukemeri 12
13 mühendisliğinin ve sukemeri mimarlığının inanılmaz bir örneğidir. Bu başlı başına çok göz alıcı, çok güzel bir yapı. Ama bu, Pont du Gard da gördüğümüzden farklı bir güzellik. Bu yapı Roma sukemerlerinin planlaması ve tasarımı hakkında sözünü etmeye değer birkaç farklı özelliği anlamamıza olanak sağlamaktadır. Burada Segovia sukemerinin bir başka resmini görüyoruz ve gördüğünüz gibi, kemer sistemi birçok yerde iki katlı. Ama burada sukemerini çeşitlendirmek ve estetik anlamda Tarragona örneğinden daha ilginç bir hale getirmek için katları farklı yüksekliklerde yapmışlar. Gördüğünüz gibi, kemerlerin daha ince yapılı olan alt kısmı çok daha yüksek; üst kısım ise daha kısa ve buradaki kemerler daha küçük. Yerli taş kullanılarak inşa edilen bu kemerde yaptıkları bir diğer şey de, taş ları kaba halleri ile bırakmak olmuş. Claudius'un yapılarında olduğu kadar değil ama yine de epey kabasıyla bırakılmış. Baktığınız zaman taşın dokusunu, kütlesini hissedebiliyorsunuz. Bu da yapıya son derece çekici ve etkileyici bir görünüm katmış. Bu resimde, kemerin altında duran insanlar sayesinde bu sukemerinin büyüklüğü hakkında da bir izlenim edinebiliyoruz. Bir başka görüntü. Bu, Segovia sukemerinin en sevdiğim fotoğrafı. Burada taşın rengini, kabaca işlenmiş taşın dokusunu görebiliyorsunuz. Sukemeri mimarlığında bile dediğimiz gibi, bu aslında bir yerden bir yere su taşımak gibi bir amaca hizmet için yapılmış, işlevsel bir yapı. Önemli günlük bir hizmet için inşa edilmiş. Ama buna rağmen, işlevsel bir yapı olmasına rağmen estetik göz ardı edilmemiş. Bu sukemerini tasarlanırken tasarımcılar, sadece İspanya nın bu kesimind e her daim güneş altında parlayan taşların dokusunu değil, yine manzara kavramını da hesaba katmışlar. Bu sukemeri boyunca gezinirken epey uzun ama gezebilirsiniz, bir su geçmeniz de gerekmiyor. Kemerlerin altınd a, aralarından geçerek gezerken estetik anlamda göz alıcı, bir dizi manzara görüyorsunuz. Kemerin bir tarafından başka bir tarafının manzarasına bakıyorsunuz. Burada durup baktığınızda, ilerleyen, neredeyse uygun adım yürüyen aslında bana hep, Traianus un uzaklara, askeri bir göreve giderken Segovia dan uygun adım geçen ordusuymuş gibi geliyor çünkü gördüğünüz gibi, sanki şehir boyunca asker gibi ilerliyorlar. Ama göreceğiniz bu mükemmel manzara, panorama durduğunuz yere göre değişir. Kemerlerin altında durursanız, manzara gerçekten inanılmaz ve belli ki, mimarlar da tam olarak bunu tasarlamışlardı. 13
14 Çok iyi bir başka fotoğraf. Kemerlerin altında durup yukarı baktığınızda bunu; tonozların, kemerlerin içinde bile kabasıyla bırakılmış taşları görüyorsunuz. İnanılmaz bir işçilik. Bu kadar iyi korunmuş olması çok sevindirici. Bu da çok ilginç bir resim, çünkü burada arazi değişince sukemeri tasarımında neler olduğunu görüyoruz. Biraz önce gördüğümüz foroğraflarda, şehir merkezinde arazinin yeterince alçak olduğunu ve sukemerini iki katlı olarak inşa edebildiklerini gördük. Çok yüksek bir alt kat, üstünde daha alçak ikinci bir kat vardı. Arazi değişince yaptıkları şey, yine suyun yukarıdaki kaynaktan şehre doğru akmasını sağlamak üzere yerçekiminden yararlanmak olmuştur. Burada da aynen bunu yapmışlardır. Su kaynağı uzakta ve yüksektedir. Yani suyu künklerle bu yapı içine taşınmaları, yamaçtan aşağı akıtarak şehre ulaştırmaları gerekiyordu. Burada gördüğünüz gibi, arazi bir tepeliğe doğru yükseliyor. Burada sukemerini arazi şekline uydurmaları gerekiyordu. Bu kesime bakarsanız, alt katın sadece bir kemerden ibaret olduğunu görürsünüz. Kemer toprağa oturuyor, çünkü kemerin bu noktada, diğer yerlerde olduğundan daha alçakta olması gerekiyordu. Burada da aynı durumu görüyoruz ama burada ilerledikçe biraz değişmiş. Ama bir köşe döndüğünü görüyorsunuz. Uyarlamalar yapmak zorunda kalmışlar ama bunları da, yapının estetik değerinden bir şey kaybetmesine izin vermeden, gayet başarılı bir şekilde yapmışlar. Romalı mimarların sadece çok başarılı mühendisler değil, aynı zamanda dünya çapında mimarlar olduklarını burada bir kez daha görüyoruz. Burada ilginç bir anıt var. Arkada solda Segovia sukemerini görüyorsunuz. Bu Segovia sukemerinin iki bininci yılı şerefine yapılan bir anıt. Anıtın üstüne bunu koymuş olmaları çok ilginç; Segovia ile Roma arasındaki yakın ilişkiyi vurgulamak amacıyla Romulus ve Remus u emziren bir dişi kurt heykeli. 5. Bölüm. Augustus'un Alp Kavimlerini Etkisiz Hale Getirmesi ve La Turbie deki Zafer Anıtı [00:47:33] Fransa dan bir başka çok ilginç yapı, burada resmini gördüğünüz çeşme yapısıdır. Sukemerleri şehre sadece günlük kullanım için değil, çeşmeler için de su taşıyordu. Size bugün Fransa olan Roma Gallia sından bir çeşme örneği göstermek istiyorum. Bu Diana Tapınağı. Bir tapınak de ğil, dediğim gibi, bir çeşme binası ve Hadrainus zamanında, yılları arasında inşa edilmiş. 14
15 Bu yapıyı ilginç kılan özelliği şu; e ğer bu yapıyı gösterip size Bu sizce nedir? diye sorsaydım, büyük bir olasılıkla çeşme demezdiniz. Çünkü gördüğünüz gibi, yapı bir bazilikaya benziyor. Beşiktonozlu merkezi bir mekanı, iki yanda beşiktonozlu nefleri var. Burada beşiktonozlu yan nefleri görebiliyoruz. Burada da merkezi mekandaki beşiktonoz u görüyoruz. Yüksek kaideler üzerinde sütunlar var. Burada ise üstünde üçgen bir alınlık bulunan bir niş var. Duvar boyunca bir dizi, üzerinde sırayla üçgen ve parçalı alınlıklar olan niş vardı. Ama buradaki en ilginç özellik, bunun beşiktonozlu bir orta nef ve iki yanında beşiktonozlu yan nefleriyle tam bir bazilika planına sahip olmasıdır. Bu, sömestr boyunca gördüğümüz ve biçimsel değiştirilebilirlik olarak adlandırdığım durumun bir başka örneğidir. Belli bazı yapı tipleri, bu örnekte bir bazilika, başlangıçta davaların görüldüğü bir kamu yapısı olarak tasarlanmış, ardından farklı amaçlarla da, daha önce gördüğümüz gibi, bir konutta ya da bu örnekte olduğu gibi bir çeşmede kullanılan bir plan haline gelmiştir. Yani özellikle ilginçtir. Bir başka enteresan özellik de, beşiktonozlu bu yapının tümüyle taştan inşa edilmiş olmasıdır. Fransa nın bu kesiminde hiç beton yok. Yani burada beton yok, tümüyle taş bir inşaat. Tüm bunların taştan yapıldığını düşünürseniz bu bir baş yapıt. Çok büyük bir ustalıkla yapılmış. Taşların ne kadar düzgün olduğuna bakın. Bakın tasarımcılar, bu şaşırtıcı yapıda taş beşiktonozun içinde yine taştan tonoz kaburgası yapacak kadar yeteneklilermiş. Biçimsel değiştirilebilirlikten söz etmişken burada, daha önce bahsettğimiz yeraltı bazilikasına tekrar bir bakalım. Claudius zamanında yeraltında stucco ile kaplı betondan inşa edilmiş olan bu bazilika hatırlayacağınız gibi, gizli bir tarikat tarafından kullanılmıştı. Bu örnekte de bazilika yapısının, Roma Dönemi Fransa sında bir çeşme olarak kullanıldığını görüyoruz. Buraya kadar hep, bu coğrafyaya Roma hakimiyetiyle birlikte gelen yapılardan söz ettik. Romalıların en az 44 Alp kavmini egemenlikleri altına aldığını biliyoruz. Ve bu gördüğümüz bütün yapılar Romalıların bölgeye hakim olması ve bunu izleyen Romalılaştırma sürecinin bir parçasıydı. Şimdi bu egemenliği kutlayan, onun onuruna dikilen bir anıtı göstermek istiyorum. Bu anıt, Nice den uzakta olmayan, Monte Carlo dan uzakta olmayan çok güzel bir yerde, daha önce de sözünü ettiğim Fransız Riviera sındadır. Burada bir resmini görüyoruz. 15
16 Burada Tropaeum Augusti yani Augustus Zafer Anıtı nın modern La Turbie kasabasının ortasında yükseldiğini görüyorsunuz. Anıt, M.Ö. 7 6 yıllarına, yani Augustus zamanına tarihleniyor. Bu anıt, - üzerindeki yazıt aynen böyle diyor -- Augustus un bu bölgede yaşayan 44 Alp kavmini egemenliği altına alması onuruna, özel olarak dikilmiş. Augustus un zaferini kutlamak için yapılmış bir anıt. Yani bir zafer anısına dikilmiş bir anıt. Gördüğünüz gibi, sadece kısmen korunabilmiş. Burada, modern bir yolun sonunda günümüzdeki durumunu görüyoruz. Yolun sonunda, yüksekte. Dikkatli bakarsanız, yapımında kullanılan taşla, evlerin yapımında kullanılan taş birbirine çok benziyor, hatta aynı taş. Şimdi bu son derece ilginç, Yapı böyle görünmüyordu. Kısmen korunmuş ama daha önce b u kadarı bile yokmuş larda bir Amerikalı La Turbie deki Augustus Zafer Anıtı nı, olabildiğince iyi bir biçimde ayağa dikmeye karar vermiş. Çünkü La Turbie deki anıt, yerli halk tarafından taş ocağı olarak kullanılmış, kendi yapılarında kullanmak üzere yıllarca Augustus Zafer Anıtı ndan taş sökmüşler. Aynı malzeme olduğu için evlerinin yapımında kullanılmış. Bu Amerikalı bunu düzeltmek istemiş ve bu iş için para bağışlamış. 32 ev yıkılmış ve La Turbie deki bu zafer anıtına ait 3000 parça toplanmış. Ellerinden gelenin en iyisini yaparak bu parçaları birleştirmiş, anıtı ayağa kaldırmışlar. Şimdi burada gördüğünüz anıt o. Bu yapının şimdiki hali, bu da modeli. Her ikisinde de bu kenarda, 44 Alp kavminden söz eden yazıtı ve ganimet kabartmasını ve anı tın tamamını görüyorsunuz. Model, yapının genel görünümünün nasıl olduğunu açıkça gösteriyor. Bir kaide üzerinde etrafı sütunlarla çevrili yuvarlak bir yapı. Tüm yapı büyük, yüksek bir altlık üzerinde yükseliyor. Tepede piramidal bir çatı, en tepede de bir heykel var. Yüksek bir kaide üzerine yerleştirilen rotondları, daha önce Augustus Dönemi mezar mimarlığında görmüştük. Örneğin, Caecilia Metella Mezarını düşünün. Burada da aynı plan kullanılmış. Yani bu da biçimsel değiştirilebilirliğe verilebilecek bir başka örnek. Mausoleum mimarisinde kullanılan bir plan burada, aynı döneme ait ama farklı bir coğrafyada bir zafer anıtı için kullanılmış. Bu modelde ortadaki yuvarlak yapının üstünde nişler olduğunu görüyoruz. Bunların içinde Augustus un buradaki zaferi kazanmasına yardımcı olan askerlerin portreleri vardı. Bunun üstünde de basamaklı piramidal bir yapı ve imparator Augustus un bronz bir heykeli bulunuyordu. La Turbie deki, yıkılan 32 evden çıkan malzemelerle yeniden inşa edilen zafer anıtından bir ayrıntı. Bu yapıda beton kullanılmış, ama betonun Gallo-Romen 16
17 versiyonu. Ward-Perkins in bu işçiliği petit appareil, p-e-t-i-t a-p-p-a-r-e-i-l olarak adlandırdığını göreceksiniz. Bu beton inşaatının Gallo-Romen versiyonudur. Betonun üstü opus incertum a çok benzeyen bir tarzda, küçük taş parçalarla kaplanmış. Ama yine de ondan biraz farklı. Petit appareil olarak adlandırılacak kadar Fransız. Bu bölgede Augustus un kazandığı zaferler ve hakimiyet çok sa yıda takın yapılmasına neden olmuş. Şimdi bunlardan bir iki örnek göstermek istiyorum. Burada gördüğünüz yine Güney Fransa da bulunan St. Rêmy Takı. M.Ö. 20 yılına tarihlenmektedir. Bu yapı olasılıkla hem Augustus un zaferleri onuruna bir tak hem de şehir kapısı olarak kullanılmıştır. Çok basit bir yapı. Bildiğimiz diğer Augustus Dönemi taklarına çok benziyor. Ortada tek bir kemeri, iki ayrı kaide üzerinde yivli sütunları var. Başlıklar korunmamış dolayısıyla Korinth miydi bilemiyoruz, ama olasılıkla Korinth düzenindeydiler. Çok şık bir taçkemeri var, kasetler çok iyi durumda korunmuş. Bezemelere dikkatle bakarsanız, iki yanda birer çift figür olduğunu görürsünüz. Başları kırık, ama bunlar yerli tutsaklar. Bu betimleme, Augustus un bu bölgedeki 44 Alp kavmini ve diğerlerini askeri bir zafer kazanarak egemenliği altına almış olduğunu anlatmaktadır. Burada egemenlik bu tutsak barbar betimlemeleri ile vurgulanmaktadır. Bu, daha önemli ve daha ilginç bir tak. Bu da Güney Fransa da, Orange da Orange a geri döndük- Bu anıtın tarihi çok tartışmalı. Ama sanırım hem genel görünümüne hem ayrıntılara bakarsanız neden öyle olduğunu anlarsınız. Bu üç kemerli bir tak, ortada geniş bir kemer, bunun iki yan ında daha küçük birer kemer, kemerlerin arasında da yüksek kaide üzerinde Korinth başlıklı sütunlar var. Gördüğünüz gibi, üzerinde üçgen bir alınlık olan orta kemer öne doğru, izleyicinin alanına taşıyor. Yine gördüğünüz gibi, her bir santimetresi bezenmiş figürlü bezemeler, düşman silahlarından zırhlarından oluşan bir yığın bezeme o kadar yoğun ki tak neredeyse soyutlaşmış. Tüm bu özellikler geç Roma mimarlığının özellikleridir. Septimius Severus Takını hatırlayın. Birazdan resmini de göreceğiz. Bu durum araştırmacıların bunu, Septimius Severus Takı yla aynı zamana yani, M.S. 200 veya 203, 204 gibi geç bir döneme tarihlemesine neden olmuştur. Uzun bir süre böyle düşünülmüş olmasının bir sebebi de kimsenin, üç kemerli tak fikrinin Roma dan önce, diyelim Augustus veya Tiberius zamanında Gallia da ortaya çıkmış olabileceğini kabullenmek 17
18 istememesidir. Yani birkaç kez dile getirdiğimiz merkez çevre konusuna geri dönüyoruz. Her şey merkezden mi çevre bölgelere yayıldı, yoksa çevrede gelişip sonra Roma ya ulaşan fo rmlar var mıydı, bu tartışılması gereken çok eski ve ilginç bir soru. Ama sanırım, araştırmacılar ın bunu Severus Dönemi ne tarihlemiş olmalarının nedenlerini anladınız. Bu konuya geri döneceğim. Bir başka görüntü. Bu en tepeye konan heykeller hakkında bir fikir edinebileceğiniz bir gravür. Her yerde olan türden dört atlı bir araba içinde bir figür. Tu tsak edilen barbarlar ve en tepede ganimetler. Bu da, kıyaslama yaptığımız Forum Romanum daki Septimius Severus Takı. Sanırım bu ikisi arasındaki yakın benzerliği görebiliyorsunuz. Soldaki örnekte de üçlü bir kemer, bol bezeme görüyoruz. Bu çatı kısmında yer alan ilginç bir savaş sahnesinden bir ayrıntı. Burada figürlerin dış hatlarının çok belirgin olduğunu görüyorsunuz, bu çok ender görülen bir özelliktir. Araştırmacılar, sanırım haklı olarak, Gallia daki sanatçıların bunları kitaplardaki, daha doğrusu elyazmalarındaki demeliyim, tipik Greko-Romen savaş sahnelerinin - Helenistik ya da erken Roma savaş sahnelerinin -- kopyalarına bakarak yaptıklarını ileri sürmektedirler. Bunlar çizimdi ve üst kısımdaki bu çılgın savaş sahnesinde de, figürleri aynen çizimde gördükleri gibi dış hatlarıyla beraber yaptılar. Bu bir tahmin, ama sanırım ilginç bir tahmin. Anıtın tarihlemesine gelince, işler biraz karışık. A, son bir ayrıntı. Kemerin yan tarafına bakarsanız, burada içte kemerli bir unsur görürsünüz. Üçgen bir alınlık var, biraz zor görünüyor kırma değil, tam bir üçge n alınlık ama içinde bir kemerli bir eleman var. Kemerli unsurların kullanımı da geç bir özellik olarak görülür. Ama araştırmacılar, bu anıtın heykel bezemelerini, burada betimlenen silahları, zırhları da çok uzun bir süre, ayrıntılı olarak incelemişlerdir. Bu arada, burada hem denizde hem karada kazanılan zaferlerin silah ve zırh yığınları betimlenmiştir. Bazı araştırmacılara göre bu, anıt kimin onurunaysa o kişi tarafından kazanılan deniz veya kara zaferine gönderme yapan bir tür genel bir zafer betimlemesidir. Ama bu silahlardan biri üzerinde Sacrovir, S-a-c-r-o-v-i-r adı yazılıdır. Sacrovir, Tiberius zamanında yaşamış biriydi ve M.S. 21 yılında, Gallia nın bu kesiminde Roma valisine ve onun ölçüsüz vergilerine karşı bir ayaklanma başlatan biriydi. Burada sözü geçen Sacrovir in aynı Sacrovir olduğu ileri sürülmektedir. Bu da takın Tiberius zaman ında inşa edilmiş olabileceği konusunda çok ikna edici bir bulgudur. Ben bu yapının M.S
19 yılında yapıldığını düşünüyorum., Gerçi M.S. 25 gibi erken bir tarihte Güney Fransa da tanımladığımız tüm bu özelliklere sahip bir takın inşa edilmiş olması hayal gücünü biraz zorluyor. Ama bu, merkez çevre ilişkisi bağlamında üzerine düşünebileceğiniz bir konu. 6. Bölüm. Mezar ve Anıt Mimarlığı [01:02:17] Hırvatistan ın üst kesiminde bulunan Istria dan da örnek göstereceğimi söylemiştim. Buradan, biraz daha hızlıca son bir örnek göstermek istiyorum. Roma imparatorluğunun farklı bir yerinden son bir tak örneği. Bu, Pola da bulunan ve yine aynı zamanlara, M.Ö. 1. yüzyıl sonlarına ait bir tak. Burada Pola ya da Pula nın konumunu görüyorsunuz. Hırvatistan ın en ucunda. İtalyan sınırına çok yak ın. Yani, kelimenin tam anlamıyla sınırı geçince hemen Pola dasınız. Hırvatistan ın geri kalanını görüyorsunuz. Gelecek ders sözünü edeceğimiz Sp lit çok önemli bir ören yeri; aşağıda da ünlü Dubrovnik şehri. Gördüğünüz gibi tak çok iyi korunmuş durumda. Bu da, tipik Augustus Dönemi taklarından biri; tek kemerli, ortak bir kaide üzerinde yükselen Korinth düzeninde iki sütunu var. Çatı kısmına bakarsanız, çatısı ilginç. Burada da yerli taş kullanılmış. Çatıya bakarsanız, burada üzeri yazıtlı kaideler göreceksiniz. Bu kaideler oldukça sıradışı bir özelliği anlamamıza olanak veriyor: Bu tak bir kadın tarafından yaptırılmış. Adı Salvia Postuma. S-a-l-v-i-a P-o-s-t-u-m-a. Salvia Postuma ailesinden, burada yapılan bir askeri seferlere katılmış ve ölmüş üç erkeğin onuruna bu anı tı yaptırmış. Burada, en tepede ailenin üç erkek üyesinin heykelleri ile çatının nasıl göründüğünü gösteren bir rekonstr üksüyon görüyoruz. Olasılıkla askeri kıyafetler içinde betimlenmişlerdi, ama kesin olarak bilmiyoruz. Burada da bir ayrıntısını görüyoruz. Kemer tablası içinde zaferler. Korinth başlıklarını, girland taşıyan cupidleri, diğer süslemeleri görüyorsunuz. Ara Pacis dekilere çok benzeyen akanthus yaprakları var. Tüm bu bezeme tipleri bu takda kullanılmak üzere Roma dan buraya, eski Yugoslavya ya kadar getirilmiş. Burada Korinth başlıklarını, zafer betimlem elerini görüyoruz. Burada da girland taşıyan cupid ler var. Burada bir atlı araba sahnesi var. Atlı araba figürü yaşamdaki yarışmalar a, kazanılan zaferlere yapılan önemli bir gönderme. Burada bucrania var. Bu da kesinlikle Roma dan, Ara Pacis den bir başka alıntı. Ama bu çok ilginç; sömestr boyunca bunu gördük. Romalılar için savaşta, spor yarışmalarında ya da avda kazanılan zaferle ölüme karşı kazanılan 19
20 zafer arasında sıkı bir ilişki vardı. Tüm bunlar bu takda bir araya gelmiş. Merkezde yılan tutan bir kartal tasviri var. Burada olasılıkla ölüm ve yeniden doğum anlatılmaktadır. Bunun Augustus Döne mi ne tarihlendiğini hatırlayın yani Roma daki Titus takından daha önce yapılmış. Titus un tanrılaşma sahnesini düşünün. Bu tasvir sonunda oradaki betimlemeye kadar gitmiş. Çok hızla St. Rêmy den önemli bir kule mezar göstermek is tiyorum Güney Fransa ya geri dönüyoruz -- St. Rêmy antik Glanum. Glanum çok gelişmiş bir yerleşimdi, Yunan Dönemi nde de öyleydi. Burada birbiri üstün binmiş kültürler görüyoruz. Yerli Gallia gelenekleri var. Yunanlar gelmiş, ardından da Romalılıar. Burası tüm bu kültürlerin birbiri üstüne yığıldığı, çok kendine özgü bir şehir. Kalıntılardan da anlıyorsunuz. Glanum da, diğer Fransız yerleşimlerinde olduğundan çok daha fazla kalıntı var. Hamam, tapınak, ev, peristil kalıntıları gibi oldukça iyi korunmuş kalıntılar var. Burada örneğin, birilerinin onuruna dikilen heykel kaideleri, sunaklar var. Burada hamamlardan birine ait, benzer tarihlerde yapılmış olan Pompeii örneğindekine çok benzeyen bir hypocaust görüyoruz. Yakın zamanda yolunuz Fransa ya düşerse diye söylüyorum; Glanum, d ağların tepesinde kurulmuş olan muhteşem Les Baux kasabasının çok yakınında. Aslında Glanum Les Baux kasabasının hemen gölgesinde. Görmeye değer harika bir yer bunların Roma kalıntılarıyla ilgisi yok, ama gördüğünüz gibi, gezmesi çok keyifli. Her mağarada ve burada çok sayıda mağara var şarap tadabilirsiniz. Yani burası çok eğlenceli bir yer. Buradan iki anıt görüyoruz. Takı zaten gördük. B u da kule mezar. Yerli halk bunlara Les Antiques, yani Eski Eserler diyor; Tak ve kule mezar. Bunlar birbirine çok yakın. Takın kapı olarak da kullanılmış olabileceğini söylemiştim. Romalılar da ölülerini her zaman şehir kapısı dışına gömüyorlardı. Şehir kapısı, hemen dışında mezarlık. Çok iyi durumda korunmuş. Bu bir kule mezar. Kule mezar, çünkü yüksekliği genişliğinden fazla. Fransa nın bu bölgesi, özellikle Vincent van Gogh dan dolayı çok ünlü. Van Gogh, çoğunuzun bildiği gibi, son yıllarını St. Rêmy de bir akıl hastanesinde geçirmişti. Van Gogh un, burada gördüğünüz resmini yaptığı son günlerini geçirdiği akıl hastanesi Les Antiques in bulunduğu yolun hemen karşısında. Buraya kutsal bir ziyaret yaparsanız umarım sadece 20
21 Van Gogh için olmaz. Les Antiques i ziyaret edip oradan Van Gogh un hastanesine gidersiniz. Bu Julii Anıtı; St. Rêmy de, M.Ö yıllarında inşa edilen bir kule mezar. Yani geç Caesar Dönemi nden Augustus Dönemi ne geçiş evresi. Julii nin Julius Caesar ordusundan, onun adını alan vete ranlara, yani emekli askerlere ait olduğunu düşünüyoruz. Julius Caesar ın adını alan ve başarılarından dolayı kendilerine ödül olarak verilen bu topraklara yerleşen emekli askerler tarafından yaptırılan bu mezarda Julius Caesar a ve Gallia daki tüm üstün askeri başarılarına göndermeler yapılmıştır. Bunun bir kule mezar olduğunu, yüksekliğinin genişliğinden fazla olduğunu tekrar belirtelim. Basamaklı bir kaidesi var. Üzerinde kabartmalı friz bulunan bir üst temel; üstünde bir quadrifrons; Korinth sütunları; en tepede de bir tholos var. Tholos un içinde iki tane heykel bulunuyor. Bu elimizdeki hemen hemen en iyi korunmuş Roma mezarıdır. Her şey yerli yerinde. Hatırlarsanız, dersin başında, birçok Romalı unsurun Güney Fransa ya Kuzey İtalya aracılığı ile geld iğini söylemiştim. Burada da durumun bu olduğunu düşünüyoruz. Kuzey İtalya da çok sayıda bu tip kule mezar yapıldığını biliyoruz. Bu tip yapıların da olasılıkla, Kuzey İtalya daki bazı kule mezarların taklidi olduğunu düşünüyoruz. Üst temeldeki kabartmalı frizden bir ayrıntı, gördüğünüz gibi, burada bir savaş sahnesi betimlenmiş. Orange Takı nda olduğu gibi, burada da derin dış hatlar olduğunu görüyorsunuz. Bu tip tasvirlerin Greko -Romen dünyasından gelen kopya çizimlere bakılarak yapılmış olabileceğini söylemiştik. Gördüklerini aynen kopyalıyorlardı. Ayrıntılara girecek zamanım yok ama anıtı incelerken bazı kabartmalara dikkatli bakarsanız, bazı figürlerin çoğu bir anlam ifade ediyor, ama kalabalık içindeki bazı figürlerin anlamsız kaçtığını görürsünüz. Örneğin, bu yerdeki figür, başının üstünde kalkanını tutuyor, belli ki kendisini bir savaşçıdan koruyor. Ama ortada bir savaşçı yok. Bu da, bunların kopya olduğunu düşündürüyor. Kopyalara bakıyorlar, beğendiklerini kullanıyorlar. Çoğu yerde sahneleri kopyalıyorlar, aralara da beğendileri bazı başka figürleri ekliyorlar, ama bazen bunlar bir anlam ifade etmiyor. İçinde iki heykeliyle tholos dan bir ayrıntı. Bir ara St. Rêmy de bu anıtı çalışırken Les Antiques e yakın küçük bir yerde yaklaşık altı hafta geçirdim. Yerel bir gazetede yayınlanan harika bir haber başlığı hatırlıyorum. Şimşeklerin çaktığı çok şiddetli bir fırtına çıkmıştı. Ertesi sabah gazetede Gaius un başı uçtu mu? diye bir başlık vardı. Bölge 21
22 sakinleri bu anıtın, ordudan emekli askerlere değ il de, Augustus ailesine ait olduğuna, yukarıdaki iki heykelin de Gaius ve Lucius Caesar olduğuna inanmak istiyor. Tabii ki, bunlar Gaius ve Lucius Caesar değil, yerli emekli askerler. Ama yine de söylence devam ediyor. Kalan son bir iki dakikamızda, St. Rêmy de gördüğümüz bu tip kule mezarların Kuzey İtalya dan gelmiş olabileceği konusuna bir örnek göstermek istiyorum. Bu kesinlikle aynı görüntüde bir mezar değil, ama kule mezarların çoğu günümüze ulaşamamış olduğu için bu elimdeki en iyi örnek. Bu, Kuzey İtalya da Aquileia da bulunan bir Augustus Dönemi mezarı. Gördüğünüz gibi, üzerinde figürlü kabartmalar bulunan büyük bir kaidesi var. Burada bir tür öteki dünya teması işlenmiş. Bunun üzerinde, içinde heykel bulunan bir tholos, en üstte, tepesinde bir bezeme olan piramidal bir çatı var. Gördüğünüz gibi, burada önde de, mezarı koruyan aslanlar var. Bu kesinlikle gösterdiğim örnekle aynı değil ama bu tip, bezemeli bir kaide üzerinde yükselen tholos lu mezarların Kuzey İtalya da da popüler olduğu ve bu fikrin bunun gibi, Kuzey İtalya örnekleri aracılığı ile Güney Fransa ya gitmiş olabileceği konusunda bir fikir verebilir. Son olarak bir anıt daha göstermek istiyorum, çünkü buraya kadar gördüğümüz örnekler, mezar kompleksleri değil, tek başına duran, izole mezar örnekleriydi. Çünkü günümüze iyi durumda ulaşanlar kompleksler değil, buralardaki mezarlardır. Ama size Kuzey İtalya dan, mükemmel bir örnek göstermek istiyorum. Bu da muhteşem Aquileia kasabasında bulunmuş. Orijinal aile mezarlığı içinde korunmuş, Augustus Dönemi ne ait bir dizi sunak mezar. Bu size, bu tip mezarlıkların neye benzediği konusunda bir fikir verecektir. Bunlar, tabii ki anıtsal mezarlar değil. Bunlar burada gördüğünüz gibi, içinde sunak biçimli mezar taşları ve başka küçük şeylerin b ulunduğu küçük mezarlardır. Burada Romalıların da, aynen bugün olduğu gibi, aile mezarlıkları olduğunu görüyorsunuz. İçinde her bir aile üyesi için ayrı bir mezar taşı bulunan aile mezarları. Mezarlık, etrafındaki alçak taş duvarla koruma altına alınmış. Bu çit benzeri duvar size hemen, İkinci stil Roma duvar resminde, her yerde görülen çitleri hatırlatmış olmalı. Bugün vurgulamak istediğim son nokta şu; Bugün çok sayıda örneğini gördüğümüz tholos lar, çitler, Orange da gördüğümüz gibi tiyatro mimarisi, mimarlık ile resim sanatı arasında Cumhuriyet Dönemi nden Augustus Dönemi ne, hatta daha geç dönemlere kadar var olan yakın ilişkiyi bir kez daha gözler önüne sermektedir. Hepinize teşekkür ederim. 22
23 [transkript sonu] başa dön 23
Roman Mimarlığı: Ders 2 Transkript 15 Ocak, 2009. 1. Bölüm: Romulus Roma yı Kuruyor [00:00:00]
Roman Mimarlığı: Ders 2 Transkript 15 Ocak, 2009 1. Bölüm: Romulus Roma yı Kuruyor [00:00:00] Profesör Diana E. E. Kleiner: Önceki derste size Roma nın ünlü yapılarından bazılarını tanıtmıştım ve şimdi
Roma Mimarlığı: Ders 18 Transkript 2 Nisan, 2009 << back
Roma Mimarlığı: Ders 18 Transkript 2 Nisan, 2009
Roma Mimarlığı: Ders 1 Transkript 13 Ocak 2009 geri. 1. Bölüm Giriş: Roma Şehirciliği [00:00:00]
Roma Mimarlığı: Ders 1 Transkript 13 Ocak 2009 geri 1. Bölüm Giriş: Roma Şehirciliği [00:00:00] Profesör Diana E. E. Kleiner: Roma Mimarlığına hoşgeldiniz. Ben Profesör Kleiner. Bugün size bu sömestr birlikte
Roma Mimarlığı: Ders 15 Transkript 24 Mart, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 15 Transkript 24 Mart, 2009
Roma mimarisinin kendine
Roma Bahçe Sanatı Daha sonraları Roma İmparatorluğunun en fazla geliştiği yıllarda, Romalı generallerin harpler sonucu dünyanın dört köşesine Roma mimarisinin taşınmasına sebep olmuştur. Roma mimarisinin
Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.
Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,
Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............
1. Bölüm. Roma Betonu ve Roma Mimarlığında Devrim [00:00:00]
Roma Mimarlığı: Ders 3 Transkript 20 Ocak 2009 geri 1. Bölüm. Roma Betonu ve Roma Mimarlığında Devrim [00:00:00] Profesör Diana E. E. Kleiner: Günaydın! Bugünkü dersin konusunu Roma Mimarlığında Teknoloji
Roma Mimarlığı: Ders 17 Transkript 31 Mart, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 17 Transkript 31 Mart, 2009
Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat
Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Kültür - Sanat Tarih / Terra Cotta Savaşçıları, Çin Halk Cumhuriyeti Kitap / Türkan Röportaj / Doç. Dr. Okan Gülbahar El Sanatları / Geleneksel
Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı
SANAT TARİHİ I Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı Ege coğrafyası: - Ege dünyası M.Ö. 16. yüzyıldan M.Ö. 1200 e kadar Miken çağının etkisinde kalmıştır. - M.Ö. 1200-1050 yılları arası Batı
Roma Mimarlığı: Ders 4 Transkript. 22 Ocak, 2009 geri. 1. Bölüm. Pompeii Şehri ve Tarihi - Giriş [00:00:00]
Roma Mimarlığı: Ders 4 Transkript 22 Ocak, 2009 geri 1. Bölüm. Pompeii Şehri ve Tarihi - Giriş [00:00:00] Profesör Diana E. E. Kleiner: Geçen ders, hem coğrafi hem kronolojik olarak birbiri ile bağlantı
Roma Mimarlığı: Ders 20 Transkript 9 Nisan, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 20 Transkript 9 Nisan, 2009
İşte böylesine bir tatil isteyenler içindir Assos. Ve Assos ta yapılacak çok şey vardır:
Assos u neden görmeliyim, oraya neden gitmeliyim? diye içinizden soruyorsanız eğer, verilecek cevapların birden fazla olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz: mesela turkuvaz rengi bir deniz, zeytin ağaçları,
Bugünkü Teknolojiyle Bile İnşa Edilmesi Mümkün Olmayan 19 Akıl A lmaz Antik Yapı
Bugünkü Teknolojiyle Bile İnşa Edilmesi Mümkün Olmayan 19 Akıl A lmaz Antik Yapı Bugünkü Teknolojiyle Bile İnşa Edilmesi Mümkün Olmayan 19 Akıl Almaz Antik Yapı 19. Büyük Hipostil Salonu Mısır Karnak Tapınağı
Roma Mimarlığı: Ders 16 Transkript 26 Mart, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 16 Transkript 26 Mart, 2009
O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç
O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek
BODRUM HALİME GÜNDOĞDU 0510110011 TURİZM İŞLETMECİLİĞİ
BODRUM HALİME GÜNDOĞDU 0510110011 TURİZM İŞLETMECİLİĞİ BODRUM Bodrum, Muğla'nın 13 ilçesinden birisidir. İlçe günümüzde önemli bir turizm merkezi olması ile anılmaktadır ki bunda Bodrum'un kendine has
Roma Mimarlığı: Ders 12 Transkript 19 Şubat, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 12 Transkript 19 Şubat, 2009
SAGALASSOS TA BİR GÜN
SAGALASSOS TA BİR GÜN Çoğu zaman hepimizin bir düşüncesi vardır tarihi kentlerle ilgili. Baktığımız zaman taş yığını der geçeriz. Fakat ben kente girdiğim andan itibaren orayı yaşamaya, o atmosferi solumaya
Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur.
Çekerek ırmağı üzerinde Roma dönemine ait köprüde şehrin bu adı ile ilgili kitabe bulunmaktadır. Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Antik Sebastopolis
Roma Mimarlığı: Ders 19 Transkript 7 Nisan, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 19 Transkript 7 Nisan, 2009
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ MİMARLIK BİLGİSİ YUNAN UYGARLIĞI
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ MİMARLIK BİLGİSİ YUNAN UYGARLIĞI İÇİNDEKİLER Yunan Uygarlığı Hakkında Genel Bilgi Yunan Dönemi Kentleri Yunan Dönemi Şehir Yapısı Yunan Dönemi
demir ve bronz çağlarının kalıntılarına ulaşılmış, medeniyetlerin doğup yıkıldığı Mezopotamya toprakları üzerindeki Ürdün de, özellikle Roma ve
İsrail - Ürdün Turu Büyük manzaraları görmek için plan yapın, ancak, sokaklarda dolaşmak ve böylesine eski ve kutsal bir yerin gündelik hayatına kendinizi kaptırmak için biraz zaman ayırın. Tarih : 12-09-2016-16-09-2016
HİERAPOLİS KAZISI Hierapolis - Pamukkale Missione Archeologica Italiana
HİERAPOLİS KAZISI Hierapolis - Pamukkale Missione Archeologica Italiana Menderes Caddesi No.23- Pamukkale (Denizli) Türkiye 0090 258 272 2789 HİERAPOLİS. 8 TEMMUZ 25 TEMMUZ ÇALIŞMALARI. Ploutonion Eskharonların
HİERAPOLİS, 06/08/14-21/08/14 ÇALIŞMALARI MERMER RESTORASYONU ÇALIŞMALARI
HİERAPOLİS, 06/08/14-21/08/14 ÇALIŞMALARI MERMER RESTORASYONU ÇALIŞMALARI 1- Aziz Philippus Kilisesi ait mermerlerin üzerindeki restorasyon uygulamaları. Aziz Philippus Kilisesi nin mermer levhalarının
Roma Mimarlığı: Ders 6 Transkript 29 Ocak, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 6 Transkript 29 Ocak, 2009
ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1
ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1 Frigler Frigler Troya VII-a nın tahribinden (M.Ö. 1190) hemen sonra Anadolu ya Balkanlar üzerinden gelen Hint Avupa kökenli kavimlerden biridir.
MUGLA LETOON ANTİK KENTİ ÖZDİRENÇ UYGULAMALARI
Özel Bölüm MUGLA LETOON ANTİK KENTİ ÖZDİRENÇ UYGULAMALARI İsmail Ergüder*, Ezel Babayiğit*, Doç. Dr. Sema Atik Korkmaz** * TKİ Kurumu Genel Müdürlüğü 06330, Ankara. ** Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler
Roma Mimarlığı: Dönem Ödevi Konuları- Transkript
Roma Mimarlığı: Dönem Ödevi Konuları- Transkript 3 Mart 2009
Aynı Duvarda Düzlenmiş ve Düzlenmemiş Yüzeyler
Aynı Duvarda Düzlenmiş ve Düzlenmemiş Yüzeyler PRİENE NİN KONUTLARI BERGAMA ANTİK KENTİ YUNAN DÖNEMİ ŞEHİR YAPISI MÖ 1050 yıllarından sonra ise genelde Polis adı verilen ilk kent devletleri kurulmaya
Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı
SANAT TARİHİ I Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı Gotik Sanat Ortaçağ: Antik Çağ ın sona ermesinden (6. yüzyılın ilk yarısından) Rönesans a kadar olan yaklaşık bin yıllık dönem - klasik çağ
Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı
SANAT TARİHİ I Görsel İletişim Tasarımı Öğr.Gör. Elif Dastarlı Romanesk Sanat Tarihsel arka plan 375 yılındaki Kavimler Göçü'yle başlayan karışıklıklardan sonra Roma İmparatorluğu 395 yılında Doğu ve Batı
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ MİMARLIK BİLGİSİ DERSİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ MİMARLIK BİLGİSİ DERSİ GENEL ÖZELLİKLER Etrüsk etkili Roma tapınaklarında geniş pronaos ön cepheye önem kazandırır. GENEL ÖZELLİKLER Yapıların
HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi?
HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi? sorusunu sorarak gitmiştim halbuki. Fırat Fotoğrafçılar buluşması
Roma Mimarlığı: Ders 9 Transkipt 10 Şubat, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 9 Transkipt 10 Şubat, 2009
Güzel Bir Bahar ve İstanbul
Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.
Saffet Emre Tonguç eşliğinde AMALFİ ( Positano & Ravello & Sorrento & Capri & Pompeii & Napoli )
Saffet Emre Tonguç eşliğinde AMALFİ ( Positano & Ravello & Sorrento & Capri & Pompeii & Napoli ) 01 Mayıs 2018 / 4 Gece 5 Gün Yılın en iyi döneminde Saffet Emre Tonguç eşliğinde harika bir gezide Amalfi
İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik.
Şebnem GÜZELOĞLU 21302293 TURK 102-25 İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Dünya üzerindeki insanların hepsine Yapmayı en çok istediğin şey nedir? diye sorsak, muhtemelen çoğundan alacağımız
Roma Mimarlığı: Ders 22 Transkript 16 Nisan, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 22 Transkript 16 Nisan, 2009
KONURALP TEKNİK GEZİ RAPORU
KONURALP TEKNİK GEZİ RAPORU Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü lisans programında yer alan Arch 471 - Analysis of Historic Buildings dersi kapsamında Düzce nin Konuralp Belediyesi ne 8-14 Ekim 2012 tarihleri
Çin - Güney Kore. Tur Programı. Uzakdoğu'nun büyüleyici kültürlerine unutulmaz bir yolculuk
Çin - Güney Kore Uzakdoğu'nun büyüleyici kültürlerine unutulmaz bir yolculuk Tarih : 09-09-2016-18-09-2016 Şehirler : Pekin, Seul, Shangai, Xi'an Otel : 4*, 5* Ulaşım : Kore Havayolları Tarifeli Seferi
Doğukan Türkekul Akgün TURK 102-1. Seda Uyanık. Tarih: 25.09.2014. Başlık: Budapeşte Gezi Notlarım. Budapeşte Gezi Notlarım
Doğukan Türkekul Akgün 21302032 TURK 102-1 Seda Uyanık Tarih: 25.09.2014 Başlık: Budapeşte Gezi Notlarım Budapeşte Gezi Notlarım Lise yıllarımdan beri arkadaşımla her yaz beraber tatile gitme planı yapar
PERUGİA 13. YÜZYIL SU KEMERİNİN TARİHSEL MİRASIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ BAĞLAMINDA ELE ALINMASI
PERUGİA 13. YÜZYIL SU KEMERİNİN TARİHSEL MİRASIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ BAĞLAMINDA ELE ALINMASI Nezihat Köşklük Kaya 1 Özet Tarihsel süreç boyunca idaresi altında olduğu uygarlıkların izlerini aynı anda taşıyan
Urla / Klazomenai Kazıları
Urla / Klazomenai Kazıları Oniki İon kenti arasında anılan Klazomenai, Urla-Çeşme yarımadasının kuzey kıyısında, İzmir Körfezi'nin ortalarında yer almaktadır. Klazomenai arazisinin (khora) doğuda Smyrna
ASSOS KAZISI 2015 YILI SONUÇ RAPORU. 2015 yılı çalışmaları kapsamında aşağıda listelenen alanlarda kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir (Resim 1).
ASSOS KAZISI 2015 YILI SONUÇ RAPORU Çanakkale ili Ayvacık ilçesine bağlı Behram Köy'de bulunan Assos antik kentindeki 2015 yılı kazı çalışmaları 6 Temmuz'da başlamış ve 31 Ekim'de tamamlanmıştır. Kazı
H e r Y o l R o m a ya Ç ı k a r
H e r Y o l R o m a ya Ç ı k a r İtalya nın başkenti Roma yüzyılların tarihini görmek için dünyada mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir şehir. İlk gittiğim günden beri hayran olduğum bir şehir. Sizin de
ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU KAZI DESTEĞİ: POLEMAİOS ONUR ANITININ KAZI, RESTİTÜSYON VE RESTORASYON RAPORU
ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU KAZI DESTEĞİ: POLEMAİOS ONUR ANITININ KAZI, RESTİTÜSYON VE RESTORASYON RAPORU Kutsal alanlardaki Onur Anıtları, kente ya da kentin kutsal alanlarına maddi ve
ÇANKIRI-ILGAZ (19-20 Şubat 2011)
ÇANKIRI-ILGAZ (19-20 Şubat 2011) 19 Şubat cumartesi sabah saat 07.30 da FSK Başkanı Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Çankırı ve Ilgaz a gitmek için yola çıkıyoruz. Hava biraz kapalı, hafiften yağmur çiseliyor.
KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ
KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 1 632-1258 HALİFELER DÖNEMİ (632-661) Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali, her biri İslam ın yayılması için çalışmıştır. Hz. Muhammed in 632 deki vefatından sonra Arap
MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar
MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar Bu kitabın sahibi:... Tüm zamanların insanları, bütün dünyada, her zaman içinde yaşadıkları ve barındıkları bir yaşam alanına, bir eve ihtiyaç duymuşlardır. Öncelikle, mimari,
KLA 421 ROMA İMPARATORLUK MİMARİSİ. Prof.Dr. Musa KADIOĞLU
PORTICUS AEMILIA (MÖ 193/174) 487x90 m OPUS INCERTUM Palestrina, Fortuna Kutsal Alanı Tivoli yakınlarındaki Herkül Victor Tapınağı Terracina daki Jüpiter Anxur kutsal alanı PERGAMON KIZIL AVLU SERAPİS
6. ÜNİTE: Türklerde Sanat A. İLK TÜRK DEVLETLERİNDE SANAT
6. ÜNİTE: Türklerde Sanat A. İLK TÜRK DEVLETLERİNDE SANAT Bozkırlının nazarında sabit olan şeyin faydası yoktur. O, her an harekete hazır olmalı, kolayca yer değiş-tirebilmelidir. Bu yüzden eski Türkler
Antik Yunan M.Ö.450 Klasik dönem
Antik Yunan M.Ö.450 Klasik dönem Antik Yunan Sanatı Dönemleri ġehir devletleri - Polisler Antik Yunan Tapınağı Tapınak mekanları PERĠSTASĠS: Sütun Çemberi: sütun- ayak farkı PRONAOS: GiriĢ bölümü NAOS:
BEYAZ YALI Yalı dekorasyonu deyince, genellikle nostaljik çizgiler, eski ve yeniyi içiçe yaşatan dizaynlar, klasik, y a da y an klasik döşenmiş m ekanlar akla geliyor. Oysa, First için görüntüleûiğimiz
Roma Mimarlığı: Ders 10 Transkript 12 Şubat, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 10 Transkript 12 Şubat, 2009
Roma Mimarlığı: Ders 23 Transkript 21 Nisan, 2009 << geri
Roma Mimarlığı: Ders 23 Transkript 21 Nisan, 2009
> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik
KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...
BİLDİRİCİ AİLESİ ANTALYA GEZİLERİ
BİLDİRİCİ AİLESİ ANTALYA GEZİLERİ Benim Antalya ya ilk gezim 1962 yılı Şubat tatilinde henüz İstanbul Teknik Üniversitesi nde öğrenci iken oldu. Tatbiki Mekanik Kolu ndan arkadaşlarımız, hocamız Sacit
-DERS PLANI- Görsel Sanatlar Dersi. Müze Bilinci (Atatürk Anıtları) 2 Ders Saati (40+40dk)
DERS SINIF KONU SÜRE AMAÇLAR HEDEF VE DAVRANIŞLAR DERS İÇERİĞİ VE SÜREÇ Görsel Sanatlar Dersi 10. Sınıf -DERS PLANI- Müze Bilinci (Atatürk Anıtları) 2 Ders Saati (40+40dk) 1. Anıt ve Heykel Bilincine Kavuşması.
Roma İmparatorluğu nda uygulanan taş kaplı yol kesiti A: toprak, B-D: taş katmanlar, E: taş kaplama, F: kaldırım ve G: bordür
KARAYOLLARI İLK KEZ MEZOPOTAMYA DA GELİŞTİ İlk taş kaplı sokak, Ur kentinde geliştirildikten sonra İranlılar krallar yolunu yaptı. Romalılar karayollarını mükemmelleştirip ilk karayolu ağını kurdu. Mezopotamya
S C.F.
Rif. 1449 Lionard Luxury Real Estate Via dei Banchi, 6 - ang. Piazza S. Maria Novella 50123 Firenze Italia Tel. +39 055 0548100 Fax. +39 Floransa - Hills Floransa yakın satılık muhteşem lüks villa satılık
1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi.
Çağdaş Dünya Sanatı 1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi. Bu genç ressamlar, şekilciliği reddedip doğadan
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ İran üzerinden geçerek Batı Anadolu'ya yerleşen Türk boyların dan bir bölümü 13. yüzyıl sonlarında
PRT 403 Geç Asur-Geç Babil Arkeolojisi
PRT 403 Geç Asur-Geç Babil Arkeolojisi 12. Babil Arkeolojisine giriş. Nabupolazar ve Nabukadnezar Dönemi Babil, İştar Kapısı Babil Kenti Kentin Geç Babil Dönemi plan şeması, 1.8 km. uzunluğunda şehrin
AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?
AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.
Antik dönemin en önemli kültür şehirlerinden biri Atina ve küçücük evden çıkarak koca bir tarih yazılmasına vesile olan Selanik...
Atina - Selanik Antik dönemin en önemli kültür şehirlerinden biri Atina ve küçücük evden çıkarak koca bir tarih yazılmasına vesile olan Selanik... Tarih : 11-09-2016-15-09-2016 Şehirler : Atina, Selanik
Rönesans Heykel Sanatı
Rönesans Heykel Sanatı Ortaçağda heykel mimariye bağımlıdır. Fakat Rönesans döneminde, heykel mimariden bağımsız eserler olarak karşımıza çıkar. Heykeller meydanlarda, saraylarda ve köşklerde sergilenmeye
SANDALYENİN 4000 YILLIK ÖYKÜSÜ
SANDALYENİN 4000 YILLIK ÖYKÜSÜ Sandalye binlerce yıl önce kullanıma girdi. Sandalye tasarımı, sanılanın aksine basit değil zordur ve yanlış tasarlanan sandalyelerde oturmak rahatsız edicidir. Sümerler
ANTAKYA SAMANDAĞ GEZİSİ I 25 HAZİRAN 2012 MUSA DAĞI SİMON DAĞI
ANTAKYA SAMANDAĞ GEZİSİ I 25 HAZİRAN 2012 MUSA DAĞI SİMON DAĞI Harbiye de kaldığımız Otelde akşam Antakya mezeleri ile özel tavuk yedik, Antakya mezelerini tattık, sabah kahvaltıdan sonra, özel minibüslerle
HELENİSTİK DÖNEM. Pergamon - Bergama. Erken Dönem M.Ö. 8.-6. yüzyıllar -kırık buluntuları -erken dönem kent duvarı
Pergamon - Bergama Erken Dönem M.Ö. 8.-6. yüzyıllar -kırık buluntuları -erken dönem kent duvarı Krallar Hanedanı Dönemi Helenistik Dönem Philetairos M.Ö. 281 263 I. Eumenes M.Ö. 263 241 I. Attalos M.Ö.
KLASİK DÖNEM. Atina Akropolü, M.Ö.5.yy.
KLASİK DÖNEM Atina Akropolü, M.Ö.5.yy. KLASİK DÖNEM Atina Akropolü, M.Ö.5.yy. AKRO + POLİS YÜKSEK + ŞEHİR KLASİK DÖNEM Atina Akropolü, M.Ö.5.yy. 1- Parthenon 2- Old Temple of Athena 3- Erechtheum 4- Statue
Mark Howorth imzasıyla
DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / [email protected] Mark Howorth imzasıyla CHALET SOLAIS İsviçre nin Villars bölgesindeki dağların tepesinde, vadiye hakim bir noktada bulunan Chalet Solais, ünlü İngiliz
Üç Şerefeli Camii. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Üç Şerefeli Camii Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Üç Şerefeli Cami......................... 4 0.1.1 Osmanlı Mimarisinde Çığır Açan İlklerin Buluştuğu Cami............................
Teos Çevre Düzenleme Projesi ve Uygulanması İle İlgili Çalışmalar:
Teos Çevre Düzenleme Projesi ve Uygulanması İle İlgili Çalışmalar: Teos antik kentinde 25 Temmuz 2010 tarihinde başlayan yeni dönem kazı çalışmalarının öncelikli amacı, kazı evi ve deposunun yapımı için
- 61 - Muhteşem Pullu
Asaf Bey Çıkmazı Kabaltısı Sancak Mahallesindedir. Örtüsü sivri tonozludur. Sivri kemerle güneye ve ahşap-beton sundurmalı sivri kemerle kuzeye açılır. Üzerinde kesme ve moloz taşlardan yapılmış bir ev
SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER
SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER» Genel Bilgi» Ulu Camii» Gülabibey Camii» Sulu Camii» Haliliye Camii» Eski Hükümet Konağı ve Gazipaşa İlkokulu» Yeraltı Hamamı» Abdalağa Hamamı» Hanlar» Serap Çeşmesi...»
2015-2016 GÜZ YARIYILI ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ 1. ÖĞRETİM HAFTALIK DERS PROGRAMI PAZARTESİ SALI ÇARŞAMBA PERŞEMBE CUMA 08-30 09-00 ARK131
I.SINIF 2015-2016 GÜZ YARIYILI ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ 1. ÖĞRETİM HAFTALIK DERS PROGRAMI 08-30 09-00 ARK131 Minos ve Myken Çağı Mimarlığı 09 15 ARK131 10 15 Minos ve Myken Çağı Mimarlığı 10 30 11 00 ARK101 Arkeolojiye
Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya
Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki
Roma Mimarlığı: Ders 11 Transkript 17 Şubat, 2009 <<geri. 1. Bölüm. Tiberius ve Capri deki Jovis Villası [00:00:00]
Roma Mimarlığı: Ders 11 Transkript 17 Şubat, 2009
TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...
TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar
BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı
BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı Birecik ilçesi Şanlıurfa Merkez ilçesine 80 km uzaklıkta olup, yüzölçümü 852 km2 dir. İlçe merkez belediye ile birlikte 3 belediye ve bunlara bağlı 70 köy ve 75 mezradan
KÂĞIDA İŞLENEN UYGARLIK- Kâğıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi, Jonathan M. Bloom (trc. Zülal Kılıç), Kitap Yayınevi, İstanbul 2003, 336 s.
sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 11 / 2005, s. 251-255 kitap tanıtımı KÂĞIDA İŞLENEN UYGARLIK- Kâğıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi, Jonathan M. Bloom (trc. Zülal Kılıç), Kitap Yayınevi,
Hayatınıza değer katarak, ev sahibi olmaktan öte yeni bir deneyim sunan Seyir Konutları ile sizleri ayrıcalıklı bir yaşama davet ediyoruz.
Hayatınıza değer katarak, ev sahibi olmaktan öte yeni bir deneyim sunan Seyir Konutları ile sizleri ayrıcalıklı bir yaşama davet ediyoruz. Estetik değerlere bağlı ve kullanımı kolay mekanları yaratırken
Frigler Frigler Troya VII-a nın tahribinden (M.Ö. 1190) hemen sonra Anadolu ya Balkanlar üzerinden gelen Hint Avupa kökenli kavimlerden biridir. Frig tarihini Frigler in yeterli sayıda yazılı belge bırakmamış
KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ
16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak
2419 ADA 45 PARSEL MİMARİ PROJE RAPORLARI
UNESCO DÜNYA MİRASI ALANI İÇERİSİNDE YER ALAN ZEYREK BÖLGESİNDE 2419 ( 13,34,35,42,45,50,51,52,58,59,68 PARSELLER) NO'LU ADADA SİVİL MİMARLIK ÖRNEĞİ YAPILARIN RÖLÖVE, RESTİTÜSYON, RESTORASYON PROJELERİ
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 3 FATIMİLER-GAZNELİLER
KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 3 FATIMİLER-GAZNELİLER Fatımiler Hz. Muhammed in kızı Fatma nın soyundan geldiklerine inanılan dini bir hanedanlıktır.tarihsel olarak Fatımiler İspanya Emevileri ile Bağdat taki
RÖNESANS DÖNEMİ BAHÇE
RÖNESANS DÖNEMİ BAHÇE Rönesans bahçe sanatı Floransa'da başlamış Roma'da zirve noktasına erişmiştir. Floransa'da villalar şehirden uzak manzaraya hakim tepelere kurulmuştur. Bahçeler oldukça sade, merkezi
PERVARİ İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları
PERVARİ İLÇESİ Siirt deki Kültür Varlıkları 185 3.6. PERVARİ İLÇESİ 3.6.1. PALAMUT KÖYÜ UMURLU MEZRASI HANI Han Umurlu Mezrasının hemen dışındadır. Yapı üzerinde kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığını
EDİRNE DEKÎ ESKÎ ESER ONARIM ÇALIŞMALARI
EDİRNE DEKÎ ESKÎ ESER ONARIM ÇALIŞMALARI N.Cansen KIUÇÇOTE Rest.Uzm.Y.Mimar ayın Konuklar, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Eski Eser Onarım çalışmaları içerisinde Edime İlinde oldukça kapsamlı restorasyonlara
Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. Yeşu Yetkiyi Alıyor
Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Yeşu Yetkiyi Alıyor Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Ruth Klassen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2007 Bible
Geçmişten Günümüze Çimento ve Beton İnsanoğlunun, yeryüzündeki varlığını sürdürebilmesi için beslenmeden hemen sonra karşılamak zorunda olduğu barınma ve ortak yaşam alanları oluşturma gereksinimi, uygarlık
Adıyaman'ın İsmi Nereden Geliyor?
ADIYAMAN Adıyaman'ın İsmi Nereden Geliyor? Rivayete göre; Adıyaman şehrini doğu, batı ve güney yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları zengin meyve ağaçları ile kaplı olduğu gibi,
YAPI İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YÖRESEL MİMARİ ÖZELLİKLERE UYGUN TİP KONUT PROJESİ TRABZON-RİZE EVLERİ
YÖRESEL MİMARİ ÖZELLİKLERE UYGUN TİP KONUT PROJESİ TRABZON-RİZE EVLERİ Trabzon ve Rize, doğu Karadeniz'de topografya, iklim ve doğal çevre koşullarının hemen tümünü içeren bir ilimizdir. doğu Karadeniz
T.C. ŞIRNAK VALİLİĞİ 1990 ULUDERE
T.C. ŞIRNAK VALİLİĞİ 1990 ULUDERE Mir (Cencekir) Kalesi:...9 Geramon Kilisesi...40 Halmun (Elamun) Kilisesi...4 Beyaz Köprü...46 Köprü...47 AVRUPA KONSEYİ DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI KORUMA ENVANTERİ
BİLİM TARİHİ VE JEOLOJİ 6
BİLİM TARİHİ VE JEOLOJİ 6 ROMALILARDA BİLİM http://www.tarihbilimi.gen.tr/icerik_resimler/roma-imparatorlugu.jpg Prof.Dr. Atike NAZİK Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliği Bölümü GİRİŞ M.Ö.3.y.y. da Romalılar bütün
Roma İmparatorluğunun Zirvesi: İ.S
Roma İmparatorluğunun Zirvesi: İ.S. 96-180 Yüksek İmparatorluk: en büyük coğrafi kapsamda, göreceli barış ve refah Çağın karakteristiği: 1. Ekonomik istikrar a. Flaviuslar egemenliğinde ilk kez harcamalar
