Sayı: Yaz 11/13. Bağımsızlık Şenliği

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sayı: Yaz 11/13. Bağımsızlık Şenliği"

Transkript

1 Sayı: Yaz 11/13 Bağımsızlık Şenliği Mayıs ta Bağımsızlık İçin İlk Adım coşkusu ı sardı Genç Cumhuriyet in mirası; önce eğitim Teoman Özalp: Atatürk le Dolmabahçe de 10 yıl Bir semt: Bebek Benim ım: Pakize Suda

2 02 B+ YAZ

3 Daha güzel bir dünya mümkün! Gençlerin konuşmalarından yankılanarak kulaklarımda kalan ses şöyle diyordu: Daha güzel bir dünya mümkün Bu ileriye doğru uzatılmış, büyük dönüşümler gerektiren, büyük alt-üst oluşlara ihtiyaç duyan bir beklenti olarak da algılanabilir. Ama içtenlikle bakıldığında şimdi, hemen şimdi nin bir görevi de olabilir. Aslında daha çarpıcı olan, artık toplumsal beklentilerin hayatın tümünü sarmalayan talepler içermesi. Bir anlamda hayatımızın birbirini tetikleyen, birbirini belirleyen ilişkiler bütünü halinde seyrediyor olmasını kavrıyor olmamız. Tek başına durmanın, tekil davranmanın giderek önemini yitirdiği küresel insan, tüketici olma sarmalının dışında, insanlık için yeni bir çıkış yolu arıyor. Böyle bakınca Daha güzel bir dünya mümkün diyen gençleri, insanlarımızı alkışlamak gerekiyor. Öyle ki; günümüzden 92 yıl önce, hemen herkesin çıkış olarak mandacısığınmacı bir kurtuluş yolu önerdiği işgal günlerinde, genç bir önderin ulusu için Daha güzel bir dünya için kurtuluş mümkün diye düşünerek Anadolu ya doğru yola çıktığına tanık oluyoruz. Mayıs ın 16 sıdır. Akaretler de oturan Zübeyde Anne nin eli öpülür, kardeş Makbule ile helâlleşilir ve bir avuç inançlı yol arkadaşı ile Bandırma Vapuru na binilerek yola çıkılır. Mustafa Kemal Paşa nın dışında hiç kimse çıkılan bu yolun gerçek rotasının nerelere varacağını, nasıl daha güzel bir dünya kurulacağını hayal bile edemez İnsanoğlunun başarmakla hayal kurmak arasında oluşturduğu köprünün gücüne bu yıl kentlileri de tanık oldu. Üç yıl önce 16 Mayıs 1919 tarihini Bağımsızlık İçin İlk Adım etkinlikleri olarak kutlamaya başlayan Belediyemiz, bu yıl kitlesel katılımlı yeni bir etkinlik daha gerçekleştirdi; İlk Adım Halk Koşusu Pazar günü olması nedeniyle 15 Mayıs ta gerçekleşen Halk Koşusu, Meydanı-Arnavutköy arasında yapıldı ve kentlilerimizin ilgisi oldukça fazlaydı. Bağımsızlık idealine yürekten bağlı kentlilerimiz bundan böyle her yıl, bağımsızlığa giden yolda ilk adımını ta atan Gazi Mustafa Kemal in ve Cumhuriyet kurucularının aziz anısını yaşatmak için yarışacaklar. Belediye Meclis üyemiz Süleyman Kartal Bey in bu koşunun oluşmasındaki fikrî katkısını da burada anmak isterim. Dergimiz birbirine yol veren bir bütünlükte ilerliyor. Kurtuluş Savaşı komutanlarından ve Cumhuriyet in kurucu kadrosundan olan Kazım Özalp Paşa nın oğlu Teoman Özalp ile yapılan bir söyleşi de yer alıyor bu sayıda. Teoman Özalp in Atatürk ile ilgili çocukluk anıları oldukça ilginizi çekecek bir tür sözlü tarih niteliğinde kenti, daha güzel şeyler yaparak dünyaya dokunan kentlilerle bütünleşmiş bir kent. Güzele, iyiye, insan onuru ve özgürlüğüne akan yaratıcı insanlarıyla gerçekten yaşamaktan keyf alınan özel yerleşmelerden biri. Bu değerlerimizin bir kısmını bu sayıda sizlerle tanıştırmaya, evinize konuk etmeye çalıştık. Onların sessiz sedasız kent yaşamına kattıkları zenginliklerin, birlikte yelken açtırdıkları özgür düşüncelerin farkındayız! Daha güzel bir dünya arayışımızda onların öncülüklerini, çağdışı baskılara direnişlerini unutmak mümkün değil! Daha güzel bir dünya ne kadar mümkünse Daha fazla demokrasi de mümkün!.. Özellikle ta mümkün Her zaman yaptığımız gibi, bu yıl da nisan-mayıs aylarında yönetim kadrosu olarak lıların ayağına giderek Mahalle Buluşmaları gerçekleştirdik. Yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı paylaştık; övgüler aldık, eleştirildik. Ama ta kent yönetimi ile kentliler arasında yeni bir iletişim halkası oluşturduk. Bir anlamda demokrasi yi sandıktan sokağa ve mahallelere taşıdık. Sorular, sorgulamalar, imkân ve olanakları paylaşmanın yolları, yöntemleri hemen her şey büyük bir içtenlikle ve dürüstlükle paylaşıldı. Hatalarımızı, eksiklerimizi gördük; giderilmesi için iş planlamaları yaptık. Başarılarımız takdir edildi, alkışlandı. Ama asıl olanın halkın, kentlinin gücü olduğunu, gerçek demokrasinin onun gücüyle yüceleceğini bir kez daha birlikte yaşadık. lılar olarak mahalle mahalle yaşadığımız bu demokratik deneyimin olumlu sonuçlarını alacağımıza inanıyorum. O zaman, sadece Daha güzel bir dünya değil, Daha fazla demokrasi talebi de ortak heyecanımızı ve hedefimizi oluşturabilir! Esenlik dileklerimle. Cumhuriyet Tanıkları Sergisi ise, bu etkinliklere bağlı olarak yapılan bir çalışma. Toplam üç bin fotoğraflık bir koleksiyonun ilk bin fotoğrafını izleyicilerle buluşturan bir nehir sergi bu. Cumhuriyetseverlerin katkılarına açık bir tarih araştırması aynı anda. Koşut olarak B+ Dergisi nde Cumhuriyet mirasını anımsatmaya, bellekleri tazelemeye devam ediyoruz. Bu sayıda genç Cumhuriyet in olanaksızlıklar içerisinde eğitim hayatında gerçekleştirdiği atılımları anımsayacağız. Gücünü kendi ulusundan, köklerinden alan çözümlerin ne denli yaratıcı ve ne denli gerçekçi olduklarını hayretle yeniden öğreneceğiz. Taklitçi, kopyacı ve sömürgeci zihniyetlere karşı yerli yaratıcılığın ve ulusal çözümlerin önemli sonuçları var dizi yazıda. İsmail ÜNAL Belediye Başkanı B+ YAZ 03

4 30 Sanatçı Gözüyle Çevresine ışık saçan bir sanatçı: Prof. Dr. Cana Gürmen. BEŞİKTAŞ KENTLİSİ NİN DERGİSİ Yaz 11 / 13 İMTİYAZ SAHİBİ Belediyesi adına Belediye Başkanı İsmail Ünal YÖNETİM YERİ Belediyesi Nisbetiye Mahallesi Aytar Caddesi Başlık Sokak No: , İstanbul YAYIN TÜRÜ Dergi/Yaygın YAYIN KURULU Hasan Özgen, Yüksel Türkili, Görkem Kızılkayak PROJE YÖNETMENİ Hasan Özgen EDİTÖR Görkem Kızılkayak GENEL YAYIN YÖNETMENİ Gülçin Tahiroğlu GÖRSEL YÖNETMEN Nadir Mutluer SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ayla Çiringel YAZI İŞLERİ Gülçin Tahiroğlu, Ayla Çiringel, Melis Baydur Nazan Ortaç, Nuran Savaş KOORDİNATÖR Melis Baydur SAYFA YAPIM Engin Ak KATKIDA BULUNANLAR Yalçın Çiringel, Cengiz Kahraman, Osman Bahadır, Murat Öztürk, Zümrüt Yılmaz, Rahim Gökmen Tezer Kapak fotoğrafı: Erdem Aydın 02 Başkan ın lılara Mesajı 06 Cumhuriyet Kazanımları Genç Cumhuriyet ten kalan eğitim mirası Birikim: Teoman Özalp Çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte yaşadığı Dolmabahçe Sarayı nı ve Atatürk le ilgili anılarını anlattı Yaşam: ta Bahar Bahar bir başkadır bu şehirde. İstanbul un baharı tadır. 40 Mahalle Toplantıları Demokrasinin en güzel örnekleri ta mahallelerde hayata geçti. 46 Albüm: Murat Öztürk Gökyüzünden Nisan Her şey çocuklar için... lılar Nisan günlerini karnaval havasında kutluyor. FOTOĞRAFLAR Görkem Kızılkayak, Alaaddin Savaş, Erdem Aydın, Alaattin Timur, Burak Kara, İlker Akgüngör, Şenol Kaşıkçı, Burak Görgün YAPIM NDR Tasarım ve Reklamcılık Tic. A.Ş. Nisbetiye Mahallesi, Birlik Sokak Akyıldız Sitesi. C Blok No:22/6 / İstanbul Tel: BASKI Promat Matbaacılık BASKI TARİHİ Mayıs Yıldönümü Bağımsızlık İçin İlk Adım etkinlikleri coşkuyla kutlandı Bir Semt: Bebek ın Boğaz daki son mahallesi B+ YAZ

5 64 Benim ım Pakize Suda İstanbul da en çok Bebek i seviyor. Artı 64 Her sabah böyle bahar 68 Sergi: Sanata Özgürlük Çağdaş ta özgürlük rüzgârları. 74 Kadın Girişimci: Ressam Meray Akmut Şımart isimli atölyesinde lılara özgür bir çalışma ortamı sunuyor Sergi: Saray da bir fincan kahve Dolmabahçe Sanat Galerisi nde Osmanlı nın kahve kültürü günışığına çıkıyor. 82 Zanaat: S&N Kuyumculuk Kapalıçarşı dan a uzanan parlak bir serüven. 84 Sergi: Serdar Gökhan Türk sinemasının ünlü ismi Serdar Gökhan ilk kişisel sergisini açtı. Baharın ilk sabahları Tüyden hafif olurum böyle sabahlar Karşı damda bir güneş parçası İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar Bağıra çağıra düşerim yollara Döner durur başım havalarda Sanırım ki, günler hep güzel gidecek Her sabah böyle bahar Orhan Veli nin bu muhteşem dizeleri şöyle devam eder: Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum Derim ki, sıkıntılar duradursun Şairliğimle yetinir, avunurum. Sokağa adım attığınız an avunursunuz ta. Her mevsim farklı güzellikte yaşanır ama baharın tadı bir başkadır... Sarıp sarmalar sizi çiçek açmış ağaçlar, havadaki yosun kokusu Orhan Veli misali derdinizi unutur, sıkıntılara dur dersiniz. Baharda etkinlikler de bir başka coşkuludur. Evinizden biraz uzağa, Çağdaş a yolunuz düştü ise eğer, Özgürlük, Sil Baştan! sloganı çeker sizi içine. Otuz beş yaş altı 130 u aşkın genç sanatçının 111 eseri sizi derinden yakalar. Özgürlüğün kaybedilemeyecek kadar değerli olduğunu bir kez daha görürsünüz gençlerin eserlerinde. Ve Akaretler deki evinin önünden silah arkadaşlarıyla birlikte yürümeye başlayan Mustafa Kemal i düşünürsünüz bir an Cumhuriyet e uzanan yol, her yıl ta Mayıs tarihleri arasında görkemli etkinliklerle kutlanır. B+ da bu yıl yapılan etkinlikleri göreceksiniz ve birine bile katılmadıysanız eğer önümüzdeki yıl mayıs ayını eminiz ki heyecanla bekleyeceksiniz. Canlı bir tarih sayfasıdır ; burada yaşamaksa bir ayrıcalık... B+ da bu ayrıcalığa değer katan isimleri bulacaksınız. Prof. Dr. Cana Gürmen onlardan biri. Prof. Dr. Gürmen, otuz beş yıldır Ulus a sevdalı. Gazeteci Pakize Suda içinse Bebek in ayrı bir anlamı var. Dolmabahçe Sarayı nda çocukluğu geçen Teoman Özalp in anılarını ise ilk kez B+ da okuyacaksınız. Osman Bahadır ın her biri ayrı bir değer ifade eden Cumhuriyet in Kazanımları dizisi ise bu sayıda yeni bir sayfa açıyor B+ da. Murat Öztürk ün Gökyüzünden izlenimleri bilinen dünyaya bilinmeyen kapılar açıyor. Özenle seçilen konu ve konuklar B+ da sizi bekliyor... Bahar sevinciniz eksik olmasın... Hoşça kalın Haberler ta gerçekleşen etkinliklerden özetler Rehber / 24 saat Özgürlük tutkusu sarar sizi de... Ve eğer 16 Mayıs ta Akaretler e yolunuz düşerse, kalabalık bir lı grubun Belediye Başkanı İsmail Ünal la birlikte sahile doğru yürüyüşünü izlersiniz. Her 16 Mayıs ta yaşanan bir ritüeldir bu... Bağımsızlık İçin İlk Adım etkinlikleri Cumhuriyet in değerini iyi bilenler için ayrı bir anlam ifade eder. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının Samsun a yola çıkmak için bindiği Bandırma vapurunun demir aldığı yerdir. [email protected] B+ YAZ 05

6 Cumhuriyet Kazanımları Genç Cumhuriyet ten kalan eğitim mirası Yazı: OSMAN BAHADIR Fotoğraflar: CENGİZ KAHRAMAN ARŞİVİ Cumhuriyet in ilk on yıldaki eğitim hamlesi, ülkemizin daha sonraki gelişimini belirlemiş olan en büyük başarılardan biridir. Bu başarıyı, eğitimin birleştirilmesi, okur yazar sayısının arttırılması, Harf Devrimi, üniversite reformu ve Köy Enstitüleri nin kurulması alanlarında görüyoruz. Cumhuriyet in beşinci yılını Harf Devrimi nin hayatı kolaylaştıracağını vurgulayan bir afişle kutlayan halk. 6 B+ YAZ

7 Eğitimin birleştirilmesi Cumhuriyet in kuruluşundan dört ay sonra 3 Mart 1924 tarihinde tevhid-i tedrisat (eğitimin birliği) yasasıyla farklı tipteki eğitim faaliyetlerine son verildi, ilköğretim zorunlu hale getirildi ve medreseler kapatıldı. Osmanlı devletinin kuruluşundan beri temel eğitim kurumu olarak faaliyet gösteren medreselerde, dini eğitim esas alınıyordu. Medreselerin 594 yıllık tarihinde kapanışlarına kadar hiçbir bilimsel araştırma yapılmadı ve hiçbir yeni bilgi üretilmedi. 20. yüzyılın başlarında bile medrese öğrencilerine dini bilgiler dışında, Aristotelesçi bilgiler öğretiliyordu. Medreselerde reform yapılması çabaları hiçbir zaman sonuç vermedi. Bu okulların ne yapısı, ne de eğitim programları değiştirilebildi. Medreselerin olumsuz tutumu, sadece kendi eğitim programlarının yetersizliğiyle sınırlı değildi. Yöneticileri, çağdaş okulların etkisinin ve etkinliğinin artmasından rahatsız oluyor, çağdaş eğitimin gelişmesini de engellemeye çalışıyordu. Çünkü bu gelişmenin sosyal pozisyonlarını bozmaya başladığını görüyorlardı. Bu nedenle tevhid-i tedrisat yasası ülkemiz tarihinde eğitimin modernleşmesi, bilimselleşmesi ve güncelleştirilmesi bakımından muazzam bir adım olmuştur. Okur yazar sayısı 3 kat arttı Cumhuriyet hükümetlerinin başlangıçtan itibaren en büyük hedefleri ülkedeki okur yazar sayısının çeşitli yollardan arttırılması olmuştur. Bu amaçla eğitim kurumlarının sayıları arttırılmış, ülke çapında eğitim seferberliği düzenlenmiş, kız çocuklarının eğitimi Çabalar asla boşa çıkmadı; okur yazar oranının 3 kat artması sevinçle karşılandı. B+ YAZ 7

8 teşvik edilmiş ve kışlalarda okuma yazma kursları düzenlenmiştir. Ancak tüm bu çabalara karşın ülkedeki okur yazar oranının istenilen seviyeye yükseltilememiş olduğunu görüyoruz yılında ülkemizdeki okur yazar oranı yüzde 10.6; öğrenim çağını II. Abdülhamit döneminde geçirmiş Cumhuriyet vatandaşları arasındaki okur yazarlık oranı yüzde 9.1 idi. Bu durumda Cumhuriyet in ilk dört yılındaki okur yazar sayısının arttırılması çabalarının verimli olduğunu söylemek zordur. Bu gerçek, Arap harfleriyle okuyup yazmanın zorluğu ve caydırıcılığıyla doğrudan ilişkiliydi. Nitekim 1928 Harf Devrimi fikrinin olgunlaşması ve gerçekleşmesinde bu gerçeğin önemli bir rolünün olduğunu kabul etmek zorundayız. Harf Devrimi nden sonra millet mektepleri ve Halkevleri aracılığıyla da yürütülen çok kapsamlı çalışmalar sonucunda 1935 te okur yazar oranı yüzde 20.4 e yükselmiştir. Cumhuriyet in ilk dört yılında ( ) yüzde 1.5, sonraki yedi yılda ( ) ise (üstelik henüz Arap harflerinin kullanıldığı 1928 yılı da dahil olmak üzere) yüzde 9.8 artış gerçekleşmiştir. İki dönem arasındaki diğer farklılıkları ihmal ederek baktığımızda, Harf Devrimi nden sonraki dönemde görülen okur yazar sayısındaki artışın, Arap harflerinin kullanıldığı döneme göre yaklaşık üç katından fazla olduğunu görebiliyoruz. Harf Devrimi nden sonraki dönemde okur yazar sayısının arttırılmasında, Halkevleri nin çok büyük rolü olmuştur yılında kurulan ve 1952 yılında Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatılıncaya kadar sayıları 478 i bulan Halkevleri nin (Halkodaları nın sayısı da 4322 yi bulmuştu) kuruluş amacı, çağdaş bir ulus yaratmak için halk eğitimini yaygınlaştırmak, güçlendirmekti. Halkevleri nde yaşam boyunca eğitim ilkesi esas alınıyordu. Harf Devrimi ni halka tanıtan Mustafa Kemal Atatürk 29 Eylül 1928 tarihli Resimli Gazete nin kapağında. Harf Devrimi 1928 Harf Devrimi nin yapılmasının birbirine bağlı iki önemli nedeni vardır. Birincisi, Arap harfleriyle okuyup yazmanın zorluğu. Medreselerde yıllarca eğitim gördükleri halde hâlâ okumakta zorluk çeken çok sayıda öğrenci bulunuyordu. Çünkü Arap harfleri Türkçe ye uyumlu değildi. Arap alfabesinde sadece iki adet sesli harf vardı ve bu iki harf daha fazla sesli harf içeren dilimizi kullanmakta ve geliştirmekte yetersiz kalıyor, bu nedenle de kullanışı sırasında belirsizliklere neden oluyordu. Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde bazı kelimelerin birden fazla okuma biçimi olabiliyordu. Bu durum, belirsizlik ve okuma güçlüğü yaratıyordu. Ayrıca eski yazıda harfler kelimenin başında, ortasında ve sonunda genellikle farklı yazılıyordu. Çapa'da bulunan Kız Muallim Mektebi'nin 1932 yılı mezunları. 08 B+ YAZ

9 İkinci olarak, Arap harfleriyle Türkçe okumadaki güçlük, Türkçe kelimeleri kullanmada caydırıcı bir rol oynuyor ve böylece Arapça sözcüklerin dilimizdeki yeri korunuyor veya güçleniyordu. Bu nedenle Harf Devrimi yle hem çok kısa sürelerde okuma yazma öğrenme imkanı doğmuş, hem de uluslaşma sürecindeki bir toplumun kendi kimliğini ve dilini oluşturması ve geliştirmesi süreci hızlanmıştı. Harf Devrimi, ülkemizdeki okur yazar sayısının arttırılmasında ve eğitim düzeyi yüksek kuşakların yetiştirilmesinde çok büyük bir rol oynamıştır. Çok genç yaşında kaybettiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati nin de Harf Devrimi nin ilk yılındaki başarısında çok büyük bir rolü olmuştur. Üniversite reformu Cumhuriyet in en büyük eğitim reformlarından biri de 1933 üniversite reformudur yılında kurulmuş olan Darülfünun, gerçek bir üniversite niteliğinde olmaktan uzak bir kurumdu. Hem eğitim düzeyi düşüktü, hem de üniversite bünyesinde bilimsel araştırma yapma zihniyeti ve etkinliği yeterince gelişmemişti. Darülfünun da elbette çok değerli bilim insanları vardı ve bunlar uluslararası düzeyde araştırmalara, keşiflere ve yayınlara imza atmışlardı. Ancak bir bütün olarak Darülfünun un, modern bir ülke olmaya çalışan genç bir ulusun üniversitesi düzeyinde olduğu söylenemezdi üniversite reformunun amacı, Darülfünun u uluslararası düzeyde bir eğitim ve bilimsel araştırma kurumu haline dönüştürmekti. Bu çerçevede öğretim metotları değiştirildi, öğretim üyelerinin önemli bir bölümünün görevine son verildi ve onların yerine Almanya dan Nazi baskıları karşısında ülkelerini terk etmiş bilim insanlarına ve Avrupa da eğitimini tamamlayarak dönmüş genç Türklere yer verildi. Reform sırasında bazı öğretim üyeleri haksızlığa uğramış olmakla birlikte ilk kez bu reformla, adı İstanbul Üniversitesi olarak değiştirilmiş üniversitede modern eğitim ve araştırma metotları geliştirilmiştir. Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 da Köy Enstitüleri nin kuruluşu kanunu yürürlüğe girdi. Bu kanunun gerekçesi, tüm çabalara rağmen ülkedeki okuma yazma oranının düşüklüğü ve otuz bir bin köyde hâlâ okul bulunmaması gerçeğiydi. Bu gerçeğe bağlı olarak, köy yaşamına ve koşullarına uyabilen öğretmenleri yetiştirecek bir ortam ve kurum gerekliydi. Böylece bu enstitüler sayesinde öğretmenler köy çocuklarına genel eğitim bilgilerini vermenin yanı sıra, köy yaşamında geçerli olan demircilik, marangozluk, çeşitli tarım ürünleri kooperatifçiliği; kız çocukları için de çocuk bakımı, dikiş, ev idaresi, hasta bakımı gibi konularda bilgiler kazandıracak ve bu enstitülerde eğitim gören kuşakların da öğretmen olmasıyla köylerde büyük bir kültürel ve ekonomik gelişme yaratılacaktı. Bu enstitüler sayesinde okulun ve öğretmenin devlete getirdiği yük de azalacaktı. İsmet İnönü, Köy Enstitüleri nin kısa zamanda yaygınlaştırılmasını, iki yüz bin köy öğretmeni ve tarımcı yetiştirilmesini istiyor ve Kırk yılda yapamadığımızı dört yılda yapmalıyız diyordu. Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç un büyük çabalarının öncülüğünde Köy Enstitüleri büyük bir eğitim başarısı kazandı. Köy yaşamının ihtiyaçları ve koşulları içinde yetişen öğrenciler, sadece eğitim görmekle kalmadılar, üretici de oldular yılları arasında 18 Köy Enstitüsü nde yirmi bin öğretmen adayı öğrenim gördü. Kırsal kesimi aydınlatıcı ve üretici hale getiren Köy Enstitüleri, ne yazık ki, aydınlanma karşıtı siyasi güçlerin engellemeleri sonucunda 1954 yılında kapatıldı. Böylece ülkemizin geleceğini belirleyecek olan büyük bir eğitim hamlesi de yarıda kalmış oldu. Köy Enstitüleri nin kısa yaşamına karşın, burada yetişen gençler daha sonra ülkemizin bilim, eğitim, kültür ve sanat hayatına çok büyük katkılarda bulundular. Cumhuriyet in kurucularının bize bırakmış olduğu büyük eğitim mirasının başlıca bölümleri olan bu beş alandaki eğitim çabaları ve başarıları, bugün de bizim geleceği inşa çabalarımızda dayanacağımız en kuvvetli temeli oluşturmaktadır. Yararlanılan Kaynaklar: Cumhuriyet Dönemi Eğitim Tarihi, Necdet Sakaoğlu, İletişim Yayınları, İstanbul, Türkiye de Orta Öğretim, Hasan Ali Yücel, Ankara, Türkiye de Üniversite Anlayışının Gelişimi ( ), Ed: N. K. Aras, E. Dölen, O. Bahadır, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) yayını, Ankara Arifiye Köy Enstitüsü öğrenci ve öğretmenleri. B+ YAZ 09

10 Balmumcu da Yetim çocuklar yurdu Yazı: CENGİZ KAHRAMAN Fotoğraflar: CENGİZ KAHRAMAN ARŞİVİ Balmumcu Çiftliği ve Kasrı Osmanlı hükümdarlığı döneminde hanedanın mülklerinden olan Balmumcu Çiftliği ve Kasrı, günümüzde Balmumcu adıyla anılan semtteydi. Kuruluş tarihi tam olarak bilinmese de Sultan İkinci Mahmud un ( ) Zincirlikuyu Kasrı ile beraber çok sevdiği ve ziyaret ettiği yerlerden biri olduğu söylenir. II. Mahmud un hükümdarlık dönemi arası olduğuna göre, çiftlik de bu yıllarda yapılmış olsa gerek. Bu çiftlik, meyve bahçeleri, bağlarıyla (özellikle çavuş üzümü çok ünlüymüş) İstanbul un en gözde yerlerinden birisiymiş. Rivayete göre, II. Mahmud döneminde sokak ve bahçelerin mumlarla aydınlatılmasından doğan mum ihtiyacı, bu çiftlikte üretilen mumlarla karşılanıyormuş. Semt, adını da buradan almış, çiftliğin etrafına kurulan mahalleye de bu vesileyle Balmumcu Mahallesi denmeye başlanmış. Abdülaziz döneminde de burada Balmumcu Kasrı inşa edilmiş. Sultan Abdülaziz Ayazağa da avlanmaya çıktığında buraya uğrar ve güreşe meraklı olduğu için, onuruna huzur güreşleri düzenlenirmiş. Hatta devrin en namlı pehlivanları da burada sultanın huzurunda güreşirlermiş. 10 B+ YAZ

11 İkinci Abdülhamit in padişahlığı yıllarında, burası veliaht Mehmed Reşad Efendi ye tahsis edilmiş. Tahta çıktıktan sonra burada çok güzel ve mutlu zamanlar geçirdiğini söyleyen Sultan Reşad Efendi belli ki, burada yaşadığı gençlik günlerini zaman zaman çok özlemekteymiş. Güzel hatıralarla yüklü bu asude yeri 1909 yılında tahta çıkınca halkın faydalanacağı bir mesire alanına dönüştürmüş, ziyaretçilere meyveler ve özellikle de çavuş üzümü ikram edilmesini emretmiş. Bu çiftlikte halk, Abdülhamit devrinin yasaklarına son veren Meşrutiyet in özgürlükleriyle iyice bir ferahlamış olmalı!.. Çiftlik, daha sonra Mehmed Reşad Efendi nin ölümüyle kızı Seniye Sultan ın ikametgâhına tahsis edilmiş, halk arasında da Seniye Sultan Köşkü olarak anılmaya başlanmış. Balmumcu Darüleytamı Birinci Dünya Savaşı nın son yılında (1918) savaşta babaları şehit düşen ilk ve ortaokul çağındaki yetimlerin barındırıldığı Balmumcu Darüleytamı na dönüştürülmüş. Burada yetişen çocuklar çok iyi eğitim alıp pek çoğu yüksek tahsil yaparak önemli görevlerde bulunmuşlar. Öğrencilerin yatakhaneleri ve dershaneler köşkün müştemilatında harap halde bulunan ahşap bir binadaydı. Seniye Sultan Köşkü art nouveau stilinde yapılmış, kâgir altyapı üstüne, ahşap bağdadi duvarlarla önden üçlü, yanlardan tek sivri çatı olarak algılanacak tarzda inşa edilmişti. Çocukların da yapı ustalarıyla beraber çalışarak onardığı binalar bu sayede tekrar işlevsel bir hal aldı. Zemin katı kâgir, diğer iki katı ise ahşap olan köşke bahçeden bir çift mermer merdivenle çıkılıyordu. Çok güzel bir ahşap yapı örneği olan köşkün önünde bir bahçe ve mermerden büyük bir havuz bulunmaktaydı. Yıldız dan Zincirlikuyu ya doğru giderken Barbaros Bulvarı nın sağ tarafında bulunan arazi, 1928 yılında Darüleytam ın kapanmasından sonra çiftlik arazisi ve binalarıyla ordunun kullanımına tahsis edildi. Seniye Sultan Köşkü, 3. Jandarma Tugay Komutanlığı olarak kullanılıp, müştemilatına da Jandarma Er Okulu yerleştirildi. Daha sonra 10. Bölge Komutanlığı nın kullanımına verilen Balmumcu Kasrı ve Çiftliği, yılları arasında da İl Jandarma Komutanlığı olarak kullanıldı. Köşk yanıyor! 20 Nisan 1975 pazar sabaha karşı elektrik kontağından çıkan yangın, 10. Bölge Komutanlığı bahçesindeki, komutan ve müfettişlerin çalışma mekânı olarak kullandıkları köşkün iç kesimini kısmen yakıp kül etti. İtfaiye, üç saat boyunca uğraşarak yangını söndürdü. Su ihtiyacının bir bölümünü bahçedeki mermer havuzdan tedarik eden ekipler, askerlerin de yardımıyla köşkteki değerli evrakı kurtarmayı başardılar. Köşkün malakâri tekniğiyle yapılmış çok güzel süslemelerinden sadece girişin hemen sol tarafında yer alan odadaki tavan süslemeleri kurtarılabildi. Diğer odalardaki süslemeler itfaiyenin sıktığı suyla eriyerek ve yapılan müdahalelerle kırılarak yok oldu. Seniye Sultan Köşkü nün girişe göre sağ tarafı daha çok hasara uğradı ve buradaki tavan döşemeleri kâgir altyapıya kadar çöktü. Bütün bu tahribata rağmen yangından sonra köşkün dış kaplamaları birçok yerinde sağlam olarak kalabildi. B+ Savaşta babaları şehit düşen yetimlerin barındığı Darüleytam da çocuklar hayata hazırlandılar. Balmumcu Kışlası olarak da anılan Seniye Sultan Köşkü 27 Mayıs 1960 tarihindeki silahlı kuvvetlerin yönetime el koymasından sonra gözaltına alınan ve tutuklananların barındırıldığı bir yer oldu. Sultan Reşad ın kızı Seniye Sultan ın, yılları arasında yaşadığı; İstanbul halkının ve çok sayıda çocuğun belleğinde güzel hatıralar barındıran çiftlik, tarihin tuhaf şakasıyla gözaltına alınan ve tutuklananların anılarında da sevimsiz bir mekân olarak yer etmiş olsa gerek! B+ YAZ 11

12 12 B+ YAZ Birikim

13 Atatürk le Dolmabahçe de 10 yıl Söyleşi: NAZAN ORTAÇ Fotoğraf: İLKER AKGÜNGÖR Kurtuluş Savaşı nın önde gelen isimlerinden, Atatürk ün silah arkadaşı, TBMM eski başkanı Kazım Özalp, eski bir lı. Kazım Paşa nın oğlu Teoman Özalp, çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte yaşadığı Dolmabahçe Sarayı nı ve Atatürk le anılarını B+ ya anlattı. B+ YAZ 13

14 1933 Atatürk, Kazım-Müveddet Özalp ın kızı Neriman Özalp ın nişan töreninde. Sol taraftaki çocuklar: Ömer ve Erdal İnönü. Sağ taraftaki çocuklar: Teoman Özalp, Özden İnönü, Güner Özalp, Türkan Apaydın, Suna Evcan Birbirini çok fazla tanımayan dört kişi, bir arabada, yoğun bir cumartesi trafiğinde ilerlemeye çalışıyoruz. Bizi biraraya getiren şey, merak ve heyecan. Atatürk ü tanımış, onunla zaman geçirmiş Teoman Özalp la tanışmaya, anılarını dinlemeye gidiyoruz. İTÜ Gemi İnşaat Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Teoman Özalp, tarihte Köprülü Kazım Paşa olarak da bilinen, Kurtuluş Savaşı nın ve Türkiye Cumhuriyeti nin mimarlarından Kazım Fikri Özalp ın oğlu. Kazım Özalp, 11 yıl TBMM Başkanlığı yaptığından, Teoman Bey in çocukluğu, Meclis Başkanlığı nın o zamanki yazlık rezidansı Dolmabahçe Sarayı nın Veliaht Dairesi nde geçmiş. Dolayısıyla Atatürk le sık sık biraraya gelmiş, onun yaşamına tanıklık etmiş. Ve Özalp Apartmanı na varıyoruz, işte Teoman Özalp karşımızda! Atatürk ü bir kez bile görenlerin anlatımındaki heyecan ve coşkuyu düşünürsek, Teoman Bey i serinkanlı olarak değerlendirebiliriz. Hatta günün popüler deyimi ile cool ve esprili. Bakması için dergimizi uzatıyoruz, Biliyor musunuz ben de eski lı sayılırım, Dolmabahçe de oturdum diyor ve anlatmaya başlıyor... Nasıldı günleriniz? Ben 1925 doğumluyum. Benim doğduğum yıllarda daha Dolmabahçe Sarayı ikamete açılmamış. İstanbul a geldiğimizde - yaz tatillerinde tabii ki, kışın gelmeye imkân yok- önce Mimar Sinan Üniversitesi nin binalarından birine gelmişiz. Bir yazı orada geçirmişiz, bir yaz da Ihlamur Kasrı na gelmişiz. Ben bunları hiç hatırlamıyorum. Sonra Dolmabahçe Sarayı nda oturmaya karar verilmiş; galiba 1927 yılında kalınıyor ilk. Veliaht Dairesi var, şimdi Resim Heykel Müzesi, oraya gelmişiz. Belki ilk yılını tam hatırlayamam ama sonraki yıllarını hatırlıyorum e kadar hep oraya geldik, yani bir 10 sene süreyle ta oturduk. Hatta bazen kışta da gelirdik, bazen Meclis kapanırdı, okullar da kapandıysa, babam bizi alır getirirdi gün için İstanbul a. O zaman da Veliaht Dairesi nin arka bahçesinin içinde, bir süre MİT in kullandığı, bir bina vardı. Orada kalorifer vardı. Padişahlar, Saray ı yaptırdıkları zaman, her yeri kaloriferle donatmamak için, küçük binayı ısıtır vaziyete getirmişler. İşte bazen kışın gelir, orada gün kalırdık. O günlere ait, aile albümünüzde fotoğraflarınız var mı? Vallahi öyle fotoğraflar var. Çok fazla yok, ama benim sünnetim orada oldu. Film var asıl! Mesela o film hiç kimsede yoktur. 80 senelik bir film de çekilmiş bir film daha var. Ama bu filmleri biz yıllardan beri hiç kullanmadık. Teneke kutunun içinde duruyor, belki birbirine kaynamış bile olabilir. Restore edilmesi gerekir... Son Atatürk filmlerindeki gerçek bölümleri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi restore etti. Evet, ama 1927 de çekilen film, Atatürk filmi değildir. Bizim Dolmabahçe Sarayı ndaki aile hayatı. Hatta aile, sarayın bahçesinde toplanmış, film de çekilecek diye belki amcalar, teyzeler falan onları da davet etmişler çocuklarıyla. Böyle çocuk, kalabalık bir grup. Dolmabahçe Sarayı nın rıhtımına bir motor yanaşıyor. O motora biniliyor, hep beraber Beylerbeyi Sarayı na gidiliyor. Çünkü şöyle bir şey vardı; biz Saray da otururken bazen çocuklar dahil olmak üzere Beyoğlu nda sinemaya giderdik. Bazen de babam birilerine söylerdi, bir makine ve film getirirlerdi eve, toplanırdık, ailecek film seyrederdik. O toplantılarda, çekilen filmleri de seyrederdik. Hatta biz çoluk çocuk iskemleleri dizerdik, salon haline getirirdik, telaşlanırdık. Gelenlere yerlerini ayırırdık, yer gösterirdik sen burada oturacaksın falan diye... Sizden başka çok net tanık kalmadı. Atatürk ün 1933 Nutuk unda dinlediğimiz sesini biraz daha düzelttiler. Ses doğru mu, veya ne kadar yaklaştı? Yaklaştı, ama yüzde yüz o ses değil! Size gelip sordular mı? Bana sorulmadı, hayır. Ama ben bir fonetik uzmanı değilim, yani onu o kadar değerlendiremem. Ben de o konuşmalarda böyle tam hatırlamayabilirim de. Ama o Nutuk un okunmasında Atatürk ün sesi gayet ince çıkmıştı ve o zamanki teknolojinin müsaadesi oranında iyi aldıkları bir film kabul ediyorlardı. Hatta ben, Bunu ne dinletiyorlar, bu Atatürk ün gerçek sesi değil, yanlış bir intiba veriyorlar diye hep de söylüyordum. Tabii bu biraz restore edilip, yenilenince İyi olmuş dedik, ama hakikaten tam oldu mu? 14 B+ YAZ

15 Olmadı. Çünkü gerçeği vermiyor. Biz çocuk olduğumuz için o dönemde, Atatürk ün masasına oturup, konuştuğu, tartıştığı konuları konuşma imkanımız olmadı tabii. Yani bir büyüğün, bir çocukla neler konuşabileceğini düşünün, o çapta konuşmalarımız olurdu. Bir kere şu var; biz Atatürk ten korkardık demeyeyim de, büyük bir saygı gerektiğini bildiğimiz için çekinirdik. Bütün bunların yanında da Atatürk bizi görmesin demezdik. En çok ablanız Güner Hanım korkuyormuş, siz korkmuyormuşsunuz... Evet... Şimdi Saray ın bahçelerini düşünürseniz, deniz kenarında olan beyaz parmaklık, her bir binanın bahçeleri arasında da vardır. Bizim oturduğumuz kısımla, Atatürk ün oturduğu kısım arasında da böyle bir bölüm vardı. Babam isterdi ki, Atatürk geldiği zaman Ankara dan, Saray da oturduğu sürece biz çocuklar ön bahçeye çıkmayalım. Yani bir nevi yasaktı bize ön bahçeye çıkmak. Ama bir çocuğa böyle bir yasak koyarsanız, bilakis onu teşvik edersiniz. O yasağı delmeye teşvik edersiniz. Onun için biz oradan hep kollardık; Atatürk bahçede dolaşmaya çıktığı zaman, biz de oradan görünmeye çalışırdık. Gördüğü zaman, bizi çağırırdı. Ya o duvarın önüne kadar gelirdi, oraya çağırırdı, yahut Buraya geçin diye çağırırdı. Boyumuz, ebadımız küçük olduğu için o demir parmaklıklar arasından geçerdik. Büyük insan sığmaz, ama çocuk sığar! Demir kapı kapalı bile olsa, oradan geçerdik. Orada bizimle konuşurdu. Sorular sorardı, okul hakkında. Bazı zor sorular sorar mıydı, sorardı herhalde; ablam çok korkardı, Bana matematik sorusu sormasın diye. Ama ona rağmen giderdik, Atatürk ü de görmüş olurduk. Kaç yaşlarındaydınız? Bu hikaye, 1930 gibi, yani 4-5 yaşındaymışım. Ablam benden 1 yaş büyük. 6 yaşındaymış. Dayımın iki oğlu, teyzemin bir oğlu, amcamın kızları vardı; hep aynı yaşlara yakın. Bayağı kalabalık bir çocuk grubuymuşsunuz... Evet... Atatürk, Ankara ya gittiği zaman o bahçeye çıkmak bize serbest olurdu. Hatta Atatürk ün tarafına da geçme müsaadesi olurdu. Çünkü bizim bahçede fazla ağaç yoktu. Tamam çok güzel düzenlenmişti, çimler falan çok güzeldi ama öyle önceden dikilmiş, büyümüş ağaçlar yoktu. Atatürk ün kaldığı tarafta güzel ağaçlar vardı, havuz vardı. Oraya kaçardık. Daha cazip geliyordu size herhalde... Tabii, çok daha genişti, düşünün Dolmabahçe nin başından caminin oraya kadar. Orada bir giriş kapısı vardır, zaten o kapıyı kullanırlardı. Atatürk, öndeki büyük, görkemli kapı vardır, onu pek kullanmazdı. Biz ise doğrudan tarafındaki, Akaretler den iner inmez karşıya gelen giriş kapısını kullanırdık. O taraflara geçmezdik. Atatürk ün bu kadar yakınında olmak hayatınızı nasıl etkiledi? Asıl şunu söyleyeyim; biz bunun değerini çok anlayamamışız. Yani Atatürk ün değeri de gün geçtikçe anlaşılıyor. Tabii o zaman da anlaşılırdı, o başka, daha çok zafer kazanmış bir kumandan gibi. Ama bu memleket için ne yapmış, ne düşünmüş, biz o kadar bilinçli değildik. Belki Türkiye de daha deneyimli değildi. Öyle olaylar oluştu ki Atatürk olsaydı, bunlar olmazdı dedirten olaylar hâlâ olmuyor mu? Hâlâ oluyor. Şimdi geçmişte böyle anıları tazelediğimizde, onun o zaman bize söylediği bazı sözlerin öğüt değerinde olduğunu da anlıyoruz. Neler söylerdi mesela, nasıl anılarınız var Atatürk le ilgili? Mesela, benim bir kere ismimi değiştiren Atatürk. Benim ismim İlter di de, Ankara da bir akşam bizim eve geldi. Arkadaşları da vardı, daha evvelden karar vermiş; Kazım Paşa nın oğlunun ismini değiştirelim diye. Geldi, toplandılar bir masanın etrafında. Beni de uyandırdılar, aşağı indirdiler. Gel, senin ismini değiştireceğiz dedi. Sonra, Yazı olarak bunu bir tespit edelim dedi. Babamın kendi ismiyle antetli kağıtları vardı, onlardan verdiler, hâlâ duruyor bende o yazılar. O kağıtlara yazdılar; bana, Hun İmparatorluğu nun ilk Türk devleti olduğunu, neler yaptığını, imparatorlarının kim olduğunu, bunların önemini, Teoman ın büyük bir kumandan, oğlu Mete nin büyük bir kumandan olduğunu anlattı. Mete, aslında Teoman dan daha çok işler yapmış, ama Teoman olmasaydı, bu orduyu, bu başlangıcı hazırlamasaydı Mete o kadar başarılı olamazdı diye anlattıktan sonra, İşte oğlum sen şimdi bu babalarla oğullarını mukayese et, ondan sonra bunların isimlerinden birini kendine ad olarak seç. Ve bu yeni unvanın içerisinde; çalışkanlığını, senden daima daha büyük olan ve onun büyüklüğü yanında kendini her zaman hiç hissedeceğin milletine göster. Böyle bir yazı yazıldı. Altına imza attı; Gazi Mustafa Kemal... O zaman Atatürk yoktu. Öyle bir kağıt var, onu hâlâ saklıyoruz. B+ YAZ 15

16 Peki, ne hissettiniz? Daha çocuksunuz, birden adınız değişiyor? 5 yaşındaydınız, garipsediniz mi? Tabii alıştırmak lazımdı evdekileri. Herkese tembih ettiler, Artık İlter demeyeceksiniz, Teoman diyeceksiniz diye. Ben de hemen Teoman ismini benimsedim. Zaten bana seçimi bıraktı; Bir Teoman var, bir Mete var. Bunlardan birinden kendine ad seç diye. Gerçi bir sürü isim değil, iki isim! Sınırlı demokrasi! Ve vasiyet de etmiş, Oğlunun adını Mete koyacaksın. Siz vasiyeti yerine getirdiniz... Getirdik, çok şükür. O imkânı bulduk, getirdik. Belki torun olurdu, belki çocuğum hiç olmasaydı ne olurdu? Onda yapacak bir şey yok. Bu konuşmadan sonra, defalarca değişik bahanelerle görüşme imkanı oldu. Sonra sünnetime geldi. Dolmabahçe Sarayı nda oturuyorduk. Zaten babam Atatürk e gidip sordu, Sünnetini yapmak istiyorum Teoman ın diye. Burada yap demiş. Babam, Siz de bulunur musunuz? diye sorunca, İstanbul da olursam gelirim demiş. Biz de ayarladık, Eylül ayı olsun, Atatürk de bulunsun, bir programı olmasın diye. Sünnete geldi, hediyeler getirdi. Bir imzalı fotoğraf verdi bana, çerçeve içinde Teoman a diye yazılı. Kimsede böyle bir fotoğraf yoktur herhalde, bir çocuğa yazılı... Sonra ben ameliyat olmuştum, Ankara Numune Hastanesi nde yatıyordum, Gidip Kazım Paşa nın oğlunu ziyaret edelim demiş. Hastaneye geldi, o zaman da tabii çok heyecanlandım, hatta o gece ateşim çıktı! İran Şahı Türkiye ye geldiği zaman, Şah ın gezi programı içinde bir gün bizim evde öğle yemeği daveti verildi. O davete ben çıktım; Bir konuşma yap Şah a dedi Atatürk, beni Paşa nın oğlu diye tanıttı. İşte, orada bir olay vardır başımızdan geçen... Heyecanlanmış mıydınız, bir tarafta Atatürk, diğer tarafta Şah? Evet, Atatürk bana Bir şey oku dedi. Hani çocuklarının becerisini göstermeyi ister ya aileler, Bak amcası, okumaya başladı gibi... Çok başarılıdır diye beni takdim etti, dedi ki, Şah a bir şeyler okusana, bir şiir biliyor musun sen? Biliyorum dedim. Türklük diye bir şiir var, biliyor musun onu? diye sordu. Biliyorum dedim. Oku bakayım onu dedi. Peki, Atatürk ün Özalp ın İlter olan ismini değiştirmek için önerdiği iki ismi yazdığı antetli not kağıdı. ben de çıktım. Böyle durdum orada bir aralık, Ne duruyorsun dedi bana Atatürk. Şah da Türkçe biliyor. Bir şey söyleyeyim mi sizin kulağınıza dedim. Gel söyle dedi. Eğildim, dedim ki, Ben bu şiiri biliyorum da, bu şiirin bir yerinde Hindiçin e, İran a, her yana at salan biz diye bir laf var. Şimdi ben burayı atlarsam, şiiri şaşırırım, okuyamam. Atlamasam da okusam, Şah Türkçe biliyor, alınmasın? Durdu böyle, güldü. Babama döndü, Sen başıma bir politikacı daha mı yetiştiriyorsun? Al bunu götür içeri, yaz bir şeyler getir onu okusun. Gittik babamla içeri, bir şeyler yazdı; Hoş geldin muhterem Şah hazretleri... Onu okudum. Şah da beni öptü, sevdi. Sonra Atatürk giderken, Sana akşamüstü bir araba yollayacağım, köşke gel, bir konuşalım senle dedi. Akşamüstü bir araba geldi, beni köşke yolladı babam. Atatürk bana hediyeler verdi. Hastaneye geldiği zaman oraya da hediyeler getirmişti. Atatürk ün hediyeleri duruyor bende. Sonra Adana ya bir seyahat yapmıştık. Meclis Reisi olarak babam Anadolu nun muhtelif şehirlerine giderdi. Eğer okullar tatilse, bizleri de götürürdü. Gittiğimiz yerlerde bazen Atatürk de gezide olurdu, rastlaşırdık. Adana gezisinde Atatürk de geldi. İşte, orada beraber geziler yaptık; Teoman ı da al gezelim derdi babama. Beni öyle bir-iki yere götürmüştü. Ablamın nişanı bizim evde yapılmıştı, oraya da gelmişti. Ve bir konuşma yapmak istedi. Çocuklara da dedi ki: Gelin önümde durun, size arkadan bir şey söyleyeceğim, yüksek sesle onu tekrar edin. Düğünde de benzer bir olay olmuştu. Atatürk söylüyor, ben tekrar ediyorum yüksek sesle. Konuşmayı bitirdik, bir alkış koptu. Tuttu beni kolumdan çekti, Bu alkışlar sana mı, bana mı? dedi. Ne yapayım bilemedim... Ben de, Konuşan alkışlanır, ama siz olmasanız ben bunları söyleyemezdim dedim. İşte böyle hikayeler... Mustafa Kemal Atatürk ün Teoman Özalp a verdiği imzalı fotoğraf / 21 Eylül 1931 En son da; burada eski evimiz vardı bizim, sonra yıkıldı, bu apartman oldu. O eski evin bir gün bahçesinde otururken, telefon geldi, Büyükada dan karakol komiseri arıyor, Atatürk şimdi motorla hareket etti, Dolmabahçe ye gitmek üzere. Kazım Paşa da yanında, motorla Paşa yı Kadıköy e bırakacaklar. Bir otomobille aldırın Paşa yı. Otomobil gelirken de eğer Teoman 16 B+ YAZ

17 evdeyse, onu da alsın getirsin, Atatürk görmek istiyor diye. Ben de gittim otomobille, motor yanaştı, babam beni çağırdı. Girdim içeriye, oturuyorlardı. Makbule Hanım bir tarafında, başkaları da var. Bana sordu: Sen şimdi kaçıncı sınıftasın? Ne meslek seçeceksin? Ortaokul birinci, yahut ikinci sınıf. Yaşım da biraz küçük, erken başladım tahsile çünkü. Dedim: Daha karar vermedim. Babama döndü, Asker yapar mısın Teoman ı? dedi. Babam da, Paşam ben ömrümün 25 yılını çadırda geçirdim. Siz askerliğin ne kadar zor bir meslek olduğunu biliyorsunuz dedi. Böyle deyince, Sen geri kalmışsın, askerlik öyle rahat oldu ki şimdi. Bugünün askerliği gibi değildi bizim askerliğimiz. Şimdi çok rahat askerlik, ama sen anlaşılan oğluna kıyamıyorsun dedi. Bana döndü, Bak, neyi seçersen seç, ülkene hizmet etmen lazım. Eğer ülkene hizmet etmek için yapacaksan, hangi mesleği seçersen seç, başarılı olmaya çalış. Onun için bu kadar üzerinde düşünme, mühim olan ülkene hizmet etmektir. İşte son öğüdü bu. Zaten bir sene sonra artık hastalığı ilerledi. Bu, sizin Atatürk ü son görüşünüz müydü? Evet, benim son görüşümdü. Babam hastalığı süresince sürekli görüştü tabii. Gider gelirken haber getirirdi, hatta Atatürk sana selam söyledi derdi ama benim son görüşmem bu olaydı nin sonbaharı. Hasta olduğunu biliyor muydunuz? Hasta olduğunu biliyorduk tabii, iyi olmadığını biliyorduk. İşte, hikâyelerimiz böyle... Derseniz ki: Peki, siz neden Dolmabahçe de oturdunuz? Ben seneler sonra bir gün babama sordum: Biz Dolmabahçe de oturmuşuz, fakat siz halk çocuğu değil misiniz? Halkın içinden yetişmiş, Rumeli nin bir kasabasında doğmuş, yıllarca cephelerde yaşamış, ondan sonra böyle koskoca görkemli bir sarayda oturmayı yadırgadınız mı? Nasıl geldi size? Biz çocuktuk anlayamadık. Düşünün bir salonda oturuyorsunuz, tavanlarında yağlıboya tablolar. Tasavvur edemeyeceğiniz bir ihtişam içerisinde. Belki Veliaht Dairesi, Saray ın diğer yerleri gibi görkemli değildi. yazlarını geçir dediği zaman ben de aynısını sordum: Bu nasıl karşılanır böyle? O zaman Atatürk bana dedi ki, Bak bu Osmanlı Hanedanı kendilerini ayrı bir sınıf olarak görmüşler. O kadar ayrı görmüşler ki, onların yediği yemeği kimse yiyemez, onların gittiği yere kimse gidemez. Onların oturduğu yerde kimse oturamaz. İnsanüstü bir varlık gibi, bunu senelerdir halka telkin etmişler. Halbuki biz bunun tamamen karşısındayız. Ve biz anlatmalıyız ki, onlar da bizim gibidir, bizim içimizden yetişmiş insanlardan farkı yoktur. Bu millet bilmelidir ki; bugün ben oturuyorsam, yarın kendileri de burada oturabilir. Bizim burada oturmamız bilakis eğitici anlamdadır. Ben bunun üzerine tatmin oldum demişti. Zaten Atatürk de İstanbul a geldiği zaman bir konuşma yapıyor, Biz Türk halkının misafiriyiz burada şeklinde. Öyle kabul etmişti, babam. İlk kez 1927 de gelmişti değil mi? Evet, Atatürk hemen gelmedi. Belki bir süre bekledi. Benim kanaatim şu: Atatürk, Ankara yı kurduğu zaman büyük tepkilerle karşılaşmış. Özellikle yabancılar tarafından. Demişler ki; köy burası. Milli Mücadele nin sonlarında bir yabancı Ankara yı ziyarete geliyor, tren durduğu zaman yanına kendisine mihmandar olarak verilmiş subaya diyor ki: Ne zaman geliyoruz Ankara ya? İşte, diyor subay: Burası Ankara. O tepedeki köy mü? Bütün bu büyük işler orada mı yapıldı? diye şaşırıyor. Yani o kadar küçümsemişler ki! Atatürk de Ankara yı hükümet merkezi haline getirmek istediği zaman birinci düşündüğü şey, oraya gelecek sefaretlerin yaşamlarına aykırı bir yerlerde yaşamamaları. O yüzden zamanla oteller, restoranlar yapıldı. Sefaretlerin Ankara ya nakli için onlara çok kolaylıklar göstermişler. Arazi vermişler, bütün inşaat malzemesini dışarıdan gümrüksüz getirebilirsiniz demişler. Sırf bunları, yabancıları Ankara ya çekmek için yaptı. Buna rağmen birçok sefaret itiraz ediyor, Ankara da çalışmayız diye. Çünkü adamın Boğaz üzerinde görkemli sarayı var, orayı bırakıp Ankara ya gelecek! O perişan Ankara da yol bile yok! Babam, Atatürk bana gelip de, Paşam, Saray ın Veliaht Dairesi nde sen Yani Ankara da yaşanacaktır, artık bu memleketin kalbi Ankara da atacak- B+ YAZ 17

18 tır görüşünü yerleştirmek için bence Atatürk, onları bir süre alıştırana kadar İstanbul a gelmedi. Yani demesinler ki, Öyle diyor ama kendi yaz tatili için kalkıp gidiyor. Atatürk ün İstanbul a ilk gelişi 1927 nin sonbaharıydı. Ama 2 yaşlarındaydım, hiç hatırlamıyorum. Babam, Atatürk seni kucağına alırdı diye anlatıyor, ama ben hatırlamıyorum tabii. Atatürk vefat ettiğinde 14 yaşındasınız. Anılarınızda hiç onunla ilgili anekdot yok. Ölümü üzerine hiç konuşmamışsınız... Bir çocuk ne konuşur; bilemiyorum... Peki, konuşuluyor muydu evde, hasta olduğu, durumunun ağır olduğu? Evet, mesela şöyle konuşmalar olurdu; Atatürk ün iyileşmesinin imkanı yok, ölüyor. Bir profesör vardı, Fissenger, karaciğer mütehassısı, Fransa dan onu getirdiler. Hatta Fissenger daha gelmeden, Atatürk sık sık hastalanırdı. Mesela grip olurdu, çok uzun sürerdi. Hastalanıyor, çabuk iyileşemiyordu. Atatürk yine hastalandı gibi laflar edilirdi. Babam onları çok fazla önemsemiyordu. Sonra Fissenger gelip muayene etti ve siroz teşhisi koydu. Bir süre sonra karnında su birikmeleri başladı. Hatta daha Ankara dayken bile. Son seneye gelince o suyu almak zorunda kaldılar. Bir kere de birkaç kilo su alınmıştı karnından, Oh, rahatladım diye söylüyordu. Bir süre sonra yine su topladı. şey hatırlamıyorum. Onun için ben Atatürk ün o zamanki döneminde mütalaa beyan edecek şekilde kendimi görmüyordum. Ölüm haberini nasıl aldığınızı hatırlıyor musunuz? Artık öleceğini biliyorduk. Biz Ankara daydık. Ben lise birinci sınıftaydım. Derse girdik, hatta matematik dersi vardı. Hocayı dışarı çağırdılar, gitti. Geldi, Hüsnü Bey di adı galiba, hatta Formül derdik kendisine. Dedi ki: Çok üzücü bir haberim var, artık maalesef derse devam edemeyeceğim, zaten okulda kimse devam edemeyecek, çünkü Atatürk ün ölüm haberini aldık. Biraz sonra bizi evlerimize yolladılar. Babam birtakım toplantılara gitti. O zaman Milli Savunma Bakanı ydı. O akşam gelenler gidenler oldu. Saat 7 gibi İsmet Paşa geldi, babamın çalışma odasında oturdular. Bir, birbuçuk saat kadar konuştular, sonra Paşa gitti. Gittikten sonra, babam Paşa, yarın Reis-i Cumhur olacak. Cenaze Ankara ya getirilecek. Siz de cenazede bulunacaksınız, cenazeyi görme imkanınız olacak dedi. Sonra iki gün üst üste tören oldu. Birinci gün istasyonda indirildi, Meclis in önüne çıkarıldı. Orada bir katafalka konuldu. Sonra da o katafalkın önünden alınıp, Etnografya Müzesi ne götürüldü. Biz her ikisine de gittik, Ankara Garı nın Halkevleri tarafına bakan yanında Devlet Demiryolları Binası vardı. Onun birinci katında bir balkon ya da büyük pencereli bir odada, İsmet Paşa nın hanımı, çocukları, biz, oradan cenazeyi izledik. Belki Atatürk ölmeden evvel, nereye defnedileceğini konuşmak istememişlerdir. Ama sonunda Etnografya Müzesi ne geçici mezar olarak gömülmesine karar verildi. İstanbul daki törenleri bilmiyorum, burada da çok törenler yapıldı. Hatta Dolmabahçe Sarayı nda yığılmalarda ölenler oldu. 11 kişi ölmüş... Evet, benim bir ilkokul arkadaşım da öldü. Babam, Atatürk e Dolmabahçe de oturmamız nasıl karşılanır diye sormuş. Atatürk, şu cevabı vermiş:...bu millet bilmelidir ki; bugün ben oturuyorsam, yarın kendileri de burada oturabilir... Atatürk belli ki sizi çok sevmiş. Acaba çocuk sevgisini sizinle yaşamış olduğunu düşünür müydünüz? Atatürk ün iç duygularını bilmiyorum. Ama Atatürk ün genel olarak çocuk sevgisi vardı. Yani şöyle bir insandı Atatürk; çocukla çocuk olmasını bilen bir insandı. Çocukla nasıl konuşulur, çocukla nasıl ahbaplık edilir, iyi biliyordu. Çünkü görüyordum da, yalnız ben değil, birçok çocukla sohbetler ediyordu. Ülkü, onun kendi evladı gibiydi. Uzun süre Dolmabahçe de, Florya da, Yalova da hep yanındaydı. Onunla oyalanırdı, oynardı, sohbet ederdi. Atatürk bir kere çok insancıldı, insan sevgisi çok olan biriydi. İnsanlara karşı sevgisi olanın insanlara saygısı da olur. Bunları Atatürk gibi bir adamın bilmemesine, idrak etmemesine imkân yok. Son yıllarda çekilen Atatürk filmlerini seyrettiniz mi? Seyrettim. Zaten son dönem fotoğraflarına bakınca karnının şiş olduğunu görüyoruz. Evet, son dönemlerde öyleydi. Bizim evde, eniştem vardı, o da artık Atatürk ün öleceğini düşünüyordu ve biraz da pesimistti. Çok kötü şeyler olabilir diyordu. Belki o günler için pesimistti de, bugün için çok kötü şeyler olduğunu görüyoruz. Yani çok uzak görüşlü olabilir. Her neyse, mesela eniştem böyle derdi. Ama babam o kanaatte değildi. Atatürk ün öleceğini biliyordu ama Onun önlemi alınır diyordu. Nitekim aralarında konuşuyorlardı. Ben çocuktum; belki de şunu düşünüyordum, böyle bir şeylerle ortaya çıkmam babamın hoşuna gitmeyebilir. Nihayetinde Sen bir çocuksun, böyle işlere ne karışıyorsun?, diyebilirdi. Ama Atatürk e tanıklık etmiş en büyük çocuk sizsiniz. Ülkü Adatepe nin bazı şeyleri yaşı itibariyle hatırlaması mümkün değil. Ülkü, Atatürk ün sağlığında çocuktu. Öldüğünde 5 yaşındaydı. Bir-iki yerde bazı konuşmalarında bulunmuştum, kendi de söylüyordu: Ben o kadar küçüktüm ki, hatırlamıyorum. Olaylar tekrar edildiği için, bir yerlerde konuşulunca, insanlar hatırlıyorum diyor. Ben de mesela 4 yaşından evvel, belki çok yer etmiş birkaç olayı hatırlarım. Mesela Afgan Kralı, Türkiye ye gelmiş. Birtakım geziler olmuş, Afgan Kralı nı bize çıkarmışlar, ama hiçbir Nasıl buldunuz, Mustafa yı mesela? Onun kişiliğini veriyor mu filmler? Hayır. Can Dündar ı çok aşmış o. Atatürk, Can Dündar ı çok aşmış. Sizinle çekimlerden önce hiç görüşüldü mü? Hayır, ama sonrasında filmle ilgili benimle çok röportaj yapıldı. Ama o filmde benim anladığım; esas tarafları yakalayamamış. Atatürk uzak kalmış. Bir şeyler yapmak istemiş, belki niyeti iyidir. Zaten Atatürk hakkında kötü niyetle bir şey yapılır mı? Atatürk ün düşmanı yapar! Onu da düşmanı kabul etmiyorum. Atatürk ün büyüklüğü aşmış Can Dündar ı. Bir şeyler yapmak istemiş. Ama hiçbirini tam yapamamış. Birçok şeyi yanlış bırakmış. Ondan sonra bir film daha seyrettim, eğitimle ilgili. Dersimiz: Atatürk, Turgut Özakman ın senaryosunu yazdığı... Onu da fazla beğenmedim. Pek beni sarmadı. Atatürk hakkında tam bir film yok. Belki daha evvel çekilmiş, Kurtuluş diye bir film vardı, en iyisi oydu. O da kâfi değil. Ama hiç olmazsa doğru kişilerle konuşmuşlar, yani senaryo daha iddiasız yazılmış. Mesela Turgut Özakman daha iyi bir şeyler yapabilirdi. Onun Çılgın Türkler kitabı, çok objektif bir kitaptır. Her şeyi olduğu gibi anlatan. Atatürk hakkında film yapmak çok zor. Hem de dikkatli olunması gerekir. İstediğiniz gibi oynayamazsınız. 18 B+ YAZ

19 Babanız Kazım Özalp; İsmet Paşa, Mareşal ve Atatürk ile Cumhuriyet in dört ayağını oluşturmuş. Babam ölene kadar hafızasını korudu. Hatta ölümünden bir gece önce, oturuyorduk. Bir haber geldi; Kennedy nin kardeşini vurdular diye. Kafasından kurşunla vurmuşlar. Babam başından geçen bir olayı anlattı. Cephede, bir asker kafasından kurşun yemiş. Bir delik alnında, bir delik de ensesinde. Kurşun önden girmiş, arkadan çıkmış; adam vurulmuş ama konuşuyor! Ya bir şey oldu galiba falan diyormuş. Bakıyoruz diyor babam, alnında delik, ensesinde de delik. Kıta sıhhiye çadırına götürmüşler, bir de incelemişler ki alnından sekiyor kurşun, adam sırtüstü düşüyor, düşerken de bir taş geliyor ensesini deliyor. Onlar da sanıyorlar ki, alnından girmiş, ensesinden çıkmış! Halbuki kurşun falan girmemiş, hiçbir şey yok! Haberlerde Kennedy nin vurulmasını duyunca babamın aklına bu hikaye geldi, bize anlattı. O gece sabaha karşı da kalp krizi geçirdi, vefat etti. Yani, son anına kadar olayları hatırlar, bize anlatırdı. Hafızası çok yerindeydi. Paşa nın madalyası sizde değil mi? İstiklal Madalyası mı, evet o var. Ben üzerime intikalini de yaptırttım. Milli Mücadele den sonra İstiklal Madalyaları nı değişik şeritlerle ayırmışlar. Yani Kırmızı İstiklal Madalyası, cephede bilfiil hizmet görenler; Beyaz Hizmet Madalyası, cephe gerisinde hizmet görenler; Yeşil Hizmet Madalyası Birinci Büyük Millet Meclisi nde olanlar, cepheyle ilişkisi olmayanlar. 23 kişiye de, bir kanunla, yarısı yeşil, yarısı kırmızı olmak üzere İstiklal Madalyası verilmiş. Babamınki onlardandı. O, 23 kişiden biriydi. Kazım Paşa önce Balıkesir cephesinde çalışıyor, daha Kuvayi Milliye başlamadan, yerel örgütlenme yapıyor... Evet, Yunanlıların İzmir i işgal ettiğinin ertesi günü başlıyor. Hatta orada başlamak için Bandırma ya gidiyor, oradakilerle konuşuyor. Kalkıyor İstanbul a gidiyor, Genelkurmay Başkanı na. Diyor ki: Ben böyle bir örgüt kurmak istiyorum, hizmette bulunmak istiyorum. Daha Atatürk ün Samsun a ayak bastığı günler. Ama bunu yapabilmem için beni Balıkesir de bulunan 61. Fırka Kumandanlığı na getirmeniz lazım. Babam o sırada Şarköy deki 60. Fırka Kumandanı. Tesadüfen senelik izin için İzmir e, anne babasını ziyarete gidiyor. O gün Yunanlı nın İzmir i işgal edeceğinin haberini alıyor. İzmir in B+ YAZ 19

20 Babamla olayları çok fazla tartışmazdım. Bir-iki şey sormuşumdur, Dolmabahçe de niye oturduk gibi, Atatürk le ilgili bazı özel soruları, ama başka bir karşılıklı fikir tartışması yapmamışızdır. Zaten babam tartışmayı seven bir adam değildi. Karşısındakini tartardı, bende de aynı karakter vardır. Eğer karşındaki inatçı, bir şeyde ısrar eden bir insansa hiç onunla tartışmaya girmezdi. Ben de aynı kafada olduğum için babamla hiçbir tartışmamız da olmadı. Meslek seçiminde de öyle. Teknik Üniversite ye girdiğim zaman, önce makine bölümüne girdim. Sonra gemi inşaat bölümü kuruldu, buraya geçmek istedim. Ya, bu meslek geçerli mi? diye tereddüt etti. Hatta gidip İsmet Paşa ya danıştı, Teoman, gemi inşaat mühendisi olmak istiyor, ne diyorsun, senin fikrin ne? diye. O da Çok isabetli bulurum, Türkiye de bu mesleğin geleceği var demiş. Babam ondan sonra fazla bir itirazda bulunmadı. Mesela bizi alır sinemaya götürür, maça götürürdü. Bugün sizi maça götüreceğim derdi, öğlen uykusu uyurdu mesela. Hadi gideceğiz diye sabırsızlanırdık. Acele etmeyin, ben bilirim saatini derdi. Bize yer ayırıyorlar nasıl olsa diye. Babamız olmadan gidersek kimse yer ayırmıyordu, o yüzden babam götürsün isterdik ki, rahat girelim. Hangi takımı tutuyorsunuz? Ben maalesef Galatasaray ı tutuyorum. Kazım Özalp, Mustafa Kemal Atatürk le İzmit te / 5 Haziran 1926 işgal edildiği gün, İzmir den kaçıyor, Bandırma ya gidiyor. Genelkurmay Başkanı, Kumandanlığa tayin, Padişah ın onayıyla olur. Ben edemem, ama vekilliğine tayin ederim diyor. Babam, Bu benim için kafidir deyince oradan emri alıyor. Kalkıyor geliyor, Fırka Kumandanlığı na gidiyor, Ben buraya tayin oldum diyor. Kumandan da bırakıyor babama 61 inci Fırka yı. Öyle başlıyor. Ama Balıkesir de vatanperver ve münevver grup var. Ondan sonra Atatürk le temas kuruyorlar. Meclis kurulacağı zaman da Mustafa Kemal Paşa, oradaki örgütlerin başlarına yazı yazıyor: Münevver, vatanperver kimseleri yollamaya çalışın. Babam sonra aynı zamanda Meclis üyesi olmaya başlıyor. Ama gitmiyor ki, cephede görevi var. Ta Sakarya Muharebesi bitiyor, , düşünün 2 yıl sonra Meclis e gidiyor. Milli Savunma Bakanı oluyor. O zamanki adıyla Milli Müdafaa Vekaleti. Babamın 34 sene devamlı milletvekilliği vardır. En uzun Meclis Başkanlığı yapan da babanız... Galiba, tam bilemiyorum. En uzun başkanlık yapanlardan biri. Kazım Özalp çok büyük bir asker, çok önemli bir devlet adamıydı. Sizin kişisel ilişkiniz nasıldı? Şimdi insan kendi babasının özelinde konuşurken tamamen tarafsız olabilir mi? Onu kabul ediyorsanız... Yoksa babasını methediyor demeyin! Kabul ediyoruz... Nasıldı ilişkiniz? Babamla büyük yaş farkımız vardı. Ben doğduğum zaman babam 43 yaşındaymış. Üstelik görevleri nedeniyle, bizim o en çocuk dönemimizde, bizimle meşgul olabilecek bir imkanı yoktu. Onun için babamla olan çocukluk ilişkilerimde bir mesafe vardı aramızda. Belki babamın görevi nedeniyle, etraftan duyduğu saygı nedeniyle vardı. Ama babam, bizimle beraber olmayı isterdi, bizi her yere götürmek isterdi. Hep bizi düşünürdü. Ama sonradan, ilk eğitim döneminde bize çok yardım ederdi. Bunun için vakit ayırırdı. Hatta ortaokula başladığımız zaman haritalarımızı çizerdi. Ayrıca yapısı itibariyle sert karakterli olmadığı için, şefkatini bize gösterirdi. Babamla bir arkadaşlık oluşmadı aramızda, benim çocuklarımla olan arkadaşlığımız gibi. Mesela bir gece bir yere gidip, kadeh kaldırmak, sohbet etmek, biraz ileri geri hikayeler anlatmak gibi; böyle bir olay, hayatımız boyunca aramızda geçmedi. Ama o bize bağlı, biz ona saygılıydık. Fakat bir baba-oğul yakınlığıyla sürdü. Ablam da, ben de babamızı çok severdik, babam da bizi çok severdi. Bizim için her türlü fedakarlığı yapmaya razıydı. Onu da biliyorum. Neden maalesef? Birkaç seneden beri maalesef! Ben 1936 dan beri Galatasaray Kulübü üyesiyim. Bu sene 75 inci yılım. Eskiden ilgilenirdim, Divan toplantılarına giderdim, seçimlerle ilgilenirdim. Ama o kadar soğuttular ki! Yönetim ve futbolcular o kadar soğuttu ki Galatasaraylılıktan... Mesela bugün Galatasaray- maçı var, seyretmeyeceğim. Merak etmiyorum! O kadar eminim ki kazanamayacağından! Galatasaray-Fener maçını da hiç etmiyorum! Her seferinde bir rezalet, bir üzüntü. O yüzden maalesef diyorum. Kulüpten istifa etmeye de utanıyorum. Futbolla ilgilenmeyi tamamen bırakamıyorum ama. Mesela öyle maçlar oluyor ki, Real Madrid- Barselona gibi, hele onları hiç kaçırmıyorum. Bütün spor müsabakalarını seyrederim. Hepsini, ne rastlarsam! Sumodan masa tenisine kadar... Öyle teselli oluyor insan. Sıkıntı o kadar çok ki! Haberleri ne dinleyeceğim? Dinlenecek hali mi var? Tartışmaların bile ayarı düştü. Size babamı anlatıyordum, nereden nereye geldik! Yani babamı öyle tarif ediyorum. Kendisinin yapısı itibariyle yaptığı işlerden asla böbürlenmeyen bir adamdı. Ama yaptığı işlerin takdir edilmesinden hoşlanırdı. Herkesle ahbaptı, herkesle sohbet ederdi. Hiç ayrım yapmazdı. Din, dil, ırk hiçbir ayrım yapmazdı. Hep hakem rolü oynamış hayatı boyunca, uzlaştırıcı rol oynamış. Mesela, savaşlarda çok acımasız birtakım kararlar alan bir insandı derler. Bir bakışta, Benim babam bunları yapabilir mi? dersiniz! Ama öyle öğreniyoruz ki, bilmemne çatışmasında şöyle yapmış, bilmemnede de böyle yapmış... Yani asker olarak da, askerlik görevini önde tutmuş. Ailesine çok düşkündü. Yalnız bize değil. Kardeşlerine de Mesela İzmir de bir kardeşi oturur, haber almaz ise, Ya bunun parası var mı? diye dertlenir. Arada bir eline para geçer, tutar onu İzmir e yollar. Yani eliaçıktı. Zaten annem para hesabını babama bırakmazdı. Ona buna dağıtırdı. Parası varsa, verirdi. Parası da fazla yoktu zaten. Zamanında buraya gelip, bu araziyi almışlar. O zaman 25 bin liraya almışlar. Sonra değerlenmiş, değerlenmiş, şimdi bir daireyi zor tutabiliyoruz. Bundan yararlanıp daha fazla bir şey yapayım, diye hiçbir zaman düşünmemiş. Para mefhumu yoktu. Bankaya yatırayım, oradan faiz alayım gibi düşünceleri yoktu. Hayatında bankada parası olmamış bir adam. Kazım Özalp ın oğlu olmak sizin hayatınıza nasıl bir sorumluluk yükledi? Benim için büyük şans, mutluluk. Ben Kazım Özalp ın oğlu olmasaydım, bilmiyorum ama belki bu kafam yine olurdu. Benden akıllı çok insan var bu dünyada; bilmiyorum, belki de daha akıllı olurdum! Ama Kazım Özalp ın meziyetleri bir ölçüde bize intikal etmiş. Onun yapısından bir şeyler almışız. Ve bu bahaneyle çok şeyler tanımışız. Bir insan düşünün; çocukluğundan itibaren en iyi şartlarda beslenmiş, en iyi şartlarda okumuş, en güzel evlerde oturmuş, ya tabii bu bir şanstır! Atatürk ü tanımış! Türkiye de yetişmiş başka münevver insanları tanımış, devlet adamlarını tanımış. Tabii bunların hepsini üst üste eklerseniz, herkesin erişmesi zor olan bir şey. Diyorum ya, gelmiş geçmiş en yaşlı Teoman benim. Çünkü Teoman ismini Türkiye ye Atatürk getirmiş, ilk defa bana koymuş. Benim şansıma B+ YAZ

21 Şimdi laf aramızda; bana doğan bu fırsattan belki ben de yararlanmışımdır. Belki sınıfta öğretmen, okulda müdür, işyerinde patron, babama duyulan hürmeti dolayısıyla bana da hürmet duyarak işe başlamıştır. Bunlar da olabilir. Bu, şansın içine giriyor. Hayatımda şanslıysam, bunlarda şanslıyım. Yoksa, hayatımda hiç piyango çıkmadı! Bu kadar bilet alıyorum... Bakın onu anlatayım; mesela babam her çekilişte bilet alırdı. Ya ne zaman çıkacak derdi. Çıksa çıksa amorti çıkardı bazen. Ben babamı tanıdım, 40 sene beraber yaşadık, bir kere Milli Piyango biletine bir şey çıkmadı. Her hafta Spor Toto! Takım bilmez, tekniğini bilmez ama her hafta Spor Toto oynardı. Böyle 30 kolon doldurur, 40 kolon doldurur, bir sistem uygular falan da, biliyor, çıkarıyor dersin. Bizim Spor Toto yu kim götürecek diye dertlenir, illa bir adam bulur para verir eline, yatırttırır. Siz hiç siyaset yapmadınız, değil mi? O biraz tatsız bir hikâye. Hiçbir zaman düşünmedim. Siyasetin devamlı konuşulduğu bir evde büyüdüğüm için, hiç de ayrı kalamadım. 10 yılı aşkın Gemi İnşaat Fakültesi Dekanlığı yaptıktan sonra, daha evvel Makina Fakültesi Dekanlığı da yapmıştım, o görevim de bitmişti, 12 Eylül olayları oldu. Büyük bir huzursuzluk vardı memlekette ve ben bu huzursuzluk yüzünden, hatta günü geldi üniversitede talebelerin içinde polis tarafından coplandım. Çok olaylardan sonra 12 Eylül oldu. O zaman herkes memlekete sükûnet gelecek, kurtuldu diye düşündü. Şimdi o günleri anlayabilmek için, bilfiil olayların içinde yaşamış olmak lazım. Her gün hayatımız tehlikede. İster öğrenci ol, ister profesör ol! 12 Eylül den sonra bana bir teklif geldi, Kurulacak olan Danışma Meclisi nde illa görev alın. Ben siyasete girmek istemiyorum, işte sizin gibi adamlar lazım, demokrasi en kısa zamanda gelecektir falan dediler... Peki, dedik gittik, Danışma Meclisi üyesi olduk. Baktım ki, orada bile maalesef, herkes Atatürkçü ama gene de tartışmalar, konuşmalar öbür Meclis gibi. Aralarında anlaşmalar falan, benim hiç gözüm tutmadı! Döndüm, bir daha hiç politikaya girmedim. Gittiğim politika mıydı, bilmiyorum. Ama değerli kimselerle tanıştım; hakikaten Atatürkçü, çalışkan insanlar vardı, vatanperver insanlar vardı. B+ B+ YAZ 21

22 Yıldönümü Bağımsızlık İçin İlk Adım Yazı: B+ Fotoğraf: ERDEM AYDIN, ALAADDİN SAVAŞ, ALAATTİN TİMUR lılar emperyalist güçlere karşı Bağımsızlık benim karakterimdir diyerek 1919 da yola çıkan Ata larını bu yıl da coşku ile izlediler. 22 B+ YAZ

23 15 Mayıs - Meydanı nda İlk Adım Halk Koşusu başlıyor. Mustafa Kemal Atatürk ün Akaretler deki evinin önü 16 Mayıs sabahı dakikalar geçtikçe kalabalıklaşıyor. lılar bir kez daha Ata larının izini takip ederek onun 1919 da Bandırma Vapuru na bindiği Dolmabahçe sahiline kadar coşkuyla yürümeye hazırlanıyor. Belediyesi nin Bağımsız İçin İlk Adım etkinliklerinin bu yıl üçüncüsü düzenlendi. Her yıl artan bir coşkuyla kutlanan etkinliklerin lılar için anlamı büyük. Bu anlamı gözlerden de anlamak mümkün. Onlar adeta Ata ları ile bütünleşiyor o gün Atatürk ün İstiklal-i tam benim karakterimdir/ Kurtuluş benim düşüncem, gün ışığım, alın terimdir diyen sözleri kulaklarda çınlıyor. lılar 16 Mayıs 1919 un anlamını iyi biliyor. O gün Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Bağımsızlık İçin İlk Adım attığı gün. İlk Adım Halk Koşusu - Ortaköy e yaklaşırken... Türk Bağımsızlık Savaşı 16 Mayıs 1919 da ta başladı. O güne kadar bağımsızlık fikrini beyinlerinde oluşturmuş Mustafa Kemal önderliğindeki kurtarıcı kadrolar işgal altındaki İstanbul dan Anadolu ya geçerek Kurtuluş Savaşı na giden yolu açtılar. 16 Mayıs 1919 Cuma günü Sinan Paşa Camii nde Osmanlı Padişahı Vahdettin ile son görüşmesini yapan Mustafa Kemal Paşa, Akaretler de oturan Annesi Zübeyde Hanım ve kardeşi Makbule Hanım ile vedalaşır. Bir grup silah arkadaşıyla da buluşarak İskelesi nden bir gambota binerler, açıkta bekleyen Bandırma Vapuru na çıkarlar. 16 Mayıs 1919 Cuma günü ta, mazlum ulusların tarihinin dönüşümü başladı. Bu büyük dönüşümün öncüsü Türk ulusu adına İlk Adım atıldı. Çünkü 16 Mayıs 1919 da Karadeniz e açılan ve rotası Samsun olan Bandırma Vapuru, sadece bir grup insanı Anadolu ya taşımadı. Bandırma Vapuru nun gerçek yükü, bağımsızlıktı, Ulusal Kurtuluş Savaşı ydı. Türk ulusuna onurlu, bağımsız ve aydınlık bir gelecek kurma programıydı. B+ YAZ 23

24 ta atılan Bağımsızlık İçin İlk Adım ın sonunda özgür Türkiye Cumhuriyeti vardı. Bu nedenle, Belediyesi her yıl Mayıs tarihlerini Bağımsızlık İçin İlk Adım şenlikleri olarak kutluyor. Hem çağdaş tarihin onurlu kentlerinden biri olduğunu kutlamak, hem de bu eşsiz mirası kent belleğimize kazımak için Her yıl Mayıs tarihleri lıların küresel emperyalizmle yüzleşme ve hesaplaşma günleridir. lılar 16 Mayıs 1919 da Bandırma Vapuru yla yola düşenler gibi düşünmek için atarlar adımlarını ve onlar gibi; bağımsızlık ve onur için, Cumhuriyetimiz ve geleceğimiz için ne yapmak zorunda olduğumuzu bilirler... Bağımsız Türkiye İçin İlk Adım ın 16 Mayıs 1919 da ta atılmasını her yıl etkinliklerle kutluyor lılar. Geniş bir katılımla gerçekleşen etkinlikler dört gün boyunca sürüyor. Şimdi bu yıl neler yapıldığına bakalım 15 Mayıs - Bağımsızlık için Halk Koşusu Belediyesi, Mayıs Bağımsızlık İçin İlk Adım etkinlikleri kapsamında bu yıl ilk kez halk koşusu düzenledi. 15 Mayıs Pazar günü saat 09:00 da Meydanı nda başlayan koşu, Arnavutköy de son buldu. Koşuya katılanlar finalin ardından Arnavutköy Şenliği ne katıldı. 16 Mayıs - Bağımsızlık İçin İlk Adım Yürüyüşü Belediyesi nin Bağımsızlık İçin İlk Adım yürüyüşü geniş bir halk katılımıyla ve coşku içinde geçti. Atatürk ve silah arkadaşlarının Bandırma Vapuru na binmesini temsil eden yürüyüş, Akaretler deki Mustafa Kemal Müzesi önünden, Meydanı na kadar sürdü. Yürüyüş öncesi bir konuşma yapan Belediye Başkanı İsmail Ünal, Atatürk ün kurduğu Cumhuriyet ten ödün vermeyeceklerini söyleyerek, Ata mızın bize göstermiş olduğu yolda kararlılıkla yürüyeceğiz, Bundan kimsenin şüphesi olmasın dedi. İlk Adım Halk Koşusu Arnavutköy de sona erdi. Arnavutköy de İlk Adım Halk Koşusu nda dereceye girenler ödüllerini İsmail Ünal dan aldı. 24 B+ YAZ

25 Konuşmaların ardından bando eşliğinde yapılan yürüyüş Kadıköy İskelesi yanındaki parka kadar sürdü. İsmail Ünal, burada öğrencilere Cumhuriyet i koruma yemini ettirdi. Ünal, Kaymakamı Sadettin Yücel le birlikte Atatürk ün Bandırma Vapuru na binişinin 92 nci yıldönümü nedeniyle deniz kenarına çelenk koydu. Kutlamaların akşamında ise Kentlileri Barbaros Meydanı nda Volkan Konak konserine katıldılar. 16 Mayıs - Bağımsızlık İçin İlk Adım yürüyüşü öncesi Mustafa Kemal Müzesi önünde İsmail Ünal katılımcılara konuşma yaptı. Bağımsızlık İçin İlk Adım yürüyüşü Akaretler de başladı. B+ YAZ 25

26 Bağımsızlık İçin İlk Adım yürüyüşüne çocuklar yoğun katılım gösterdi. 16 May s ta Bağımsızlık İçin lk Ad m yürüyüşü ve Volkan Konak konseri büyük bir katılımla gerçekleşti. Barbaros Meydanı ndaki Volkan Konak konserine lılar bayraklarıyla katıldı. 26 B+ YAZ

27 17 Mayıs- Cumhuriyet Tanıkları Sergisi Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşuna omuz vermiş ve onun ilk yıllarına tanıklık etmiş isimlerin fotoğraflarından oluşan Cumhuriyet Albümü nü hayata geçirmek için yola çıkan Belediyesi projenin ilk sonuçlarını bin fotoğraftan oluşan muhteşem bir sergiye dönüştürdü. Sergi 17 Mayıs 2011 tarihinde taki Mustafa Kemal Kültür Merkezi Çağdaş ta ziyarete açıldı. Cumhuriyet Tanıkları projesi, Türkiye Cumhuriyeti nin bugüne taşıdığı birikime sahip çıkmayı ve bu kapsamda çekilmiş tüm fotoğrafları bir veri tabanında toplamayı hedefliyor. Bu projeden şimdiye kadar elde edilen sonuçlar Çağdaş ta sergileniyor. Sergide her fotoğrafın yanında o fotoğraftaki kişilerin kimlikleri ve görevleri hakkında bilgiler yer alıyor. Proje kapsamında bu serginin farklı kent ve mekânlarda tekrarlanması hedefleniyor. Böylece fotoğraflarda yer aldıkları halde kimlikleri tespit edilememiş olan kişiler hakkında onları tanıyan ziyaretçilerden bilgi alma imkânı da olacak. B+ YAZ 27

28 Ve 19 Mayıs Mayıs Atatürk ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nda kutlamalar devam etti. 19 Mayıs kutlamaları sabah saat da Kaymakamı Sadettin Yücel ve Belediye Başkanı İsmail Ünal ın katılımıyla yapılan resmi tören ile başladı. Resmi törenin ardından Belediye Başkanı İsmail Ünal Arnavutköy Türkan Saylan Parkı nda konuşma yaptı. Akşam, sıra lıların coşku ile katıldığı fener alayına geldi Saat 19:00 da Şairler Sofası Parkı nda fener alayı ile başlayan yürüyüş, Barbaros Meydanı na kadar Türk bayrakları ve meşalelerle hep birlikte söylenen marşlar eşliğinde devam etti. 19 Mayıs kutlamaları Barbaros Meydanı nda verilen Kürşat Başar, Burçin Büke konseriyle son buldu. Her yıl daha da artan bir katılımla lılar Bağımsızlık İçin İlk Adım etkinliklerine destek veriyor. Bağımsızlık Türküsü her yıl dalga dalga yayılıyor a... B+ 28 B+ YAZ

29 19 Mayıs yürüyüşü fener alayı eşliğinde Akaretler de başladı. 19 Mayıs - Burçin Büke, Kurşat Başar konseri Tarih yaratan kent; Günümüzde her şey kentlerde olup bitiyor. Bir anlamda yeni kent uygarlıkları ndan söz edilebiliniyor. Fakat her kentin böyle bir şansı yok. Ancak özel ruhu olan; tarih yaratan, ciddi tarihsel mirasları olan kentler öne çıkıyor. Bu bağlamda günümüzdeki anayasal düzenle buluşan tarihi süreci başlatan Magna Carta Libertatum un ("Büyük Özgürlükler Sözleşmesi"nin), 1215 yılında imzalandığı kent olarak ayrı bir anlama sahip olan Londra; 1848 Devrimi ile yoksullarının ayaklanarak eşitlik ve özgürlük taleplerini dile getirdikleri modern devrim tarihinin başlangıcını temsil eden kent olarak Paris; II. Dünya Savaşı nın Doğu Cephesi'nde, yapılan savaştaki inatçı savunmasıyla Stalingrad, "tarih" yaratan kentler arasında öne çıkanlar... kenti de, aynı şekilde 16 Mayıs 1919 da oynadığı rolle çağdaş Türk ve dünya tarihinde ciddi bir dönüşüme öncülük yaptığı için özel ve önemlidir. B+ YAZ 29

30 Sanatçı gözüyle Çevresine ışık saçan bir sanatçı: Prof. Dr. Cana Gürmen Röportaj: GÜLÇİN TAHİROĞLU Fotoğraf: ALAADDİN SAVAŞ Otuz beş yıldır Ulus ta yaşayan Cana Gürmen öğrendiği her yeni bilgiyi öğrencilerine aktarmaktan büyük keyif alıyor. Sahnede ise müziğin büyülü dünyasında yolculuğa çıkarıyor bizleri. Kendine has üslubu ile bir peri kızı misali, her gün bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle piyanonun tuşlarında dans ediyor Cana Gürmen. Müziğe, sanata sevdalı bir annenin gösterdiği yolda, henüz yedi yaşında yürümeye başlamış. Reiki, meditasyon ve aragonit de hayatına anlam katıyor Cana Gürmen in. Etrafına yaydığı enerji hemen hissediliyor; sahnedeki ışığı evrensel enerjinin paylaşımını simgeliyor adeta. Fulya Sanat ta Suna Kan la birlikte sahne alan Cana Gürmen, sekiz yıllık bu birlikteliğin daha uzun yıllar süreceğini müjdeliyor bize. Otuz beş yıldır Ulus ta yaşayan Prof. Cana Gürmen, İlk aşkı, en mutlu olduğum günleri burada yaşadım. Evime de, semtime de çok bağlıyım diyor. Çocukluğunuzdan başlayalım Nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Cana Gürmen: Çocukluğum, kendimi mutsuz hissettiğim bir dönemdi. Şimdiki çalışma tempom, ben kendimi bildim bileli vardı. Annem müzisyen bir ailede büyümüş. Selanikli dedem piyano çalarmış. Manastırlı annemin sesi çok güzeldi. Hep şarkı söylerdi. Dayılarım gitar çalardı. Annem piyano çalmayı ve konservatuara gitmeyi çok istemiş, fakat İkinci Dünya Savaşı yıllarında dedem büyük bir mali kriz içine girince aile İstanbul a göç etmiş. Doğal olarak annem olanaksızlıktan konservatuara gidememiş. Bu zor şartlar altında hayat devam ederken annem çok genç yaşta babamla evlenmiş. Ne işle uğraşırdı babanız? C.G: Tekstil makineleri üreten bir fabrikası vardı. Müzikle hiç ilgisi yoktu. Benim müzikle ilgim, tamamen annemin yönlendirmesiyle oldu. Annemin arka arkaya üç çocuğu olmuş. Küçüklüğünden beri içinde ukde kaldığı için, bizi konservatuara göndermek istemiş. Bir akrabamız kanalıyla bizi konservatuar sınavına sokmaya karar vermiş. 30 B+ YAZ

31 Kaç yaşlarındaydınız? C.G: Ben yedi, kızkardeşim altı yaşındaydı o zaman. İki kardeş sınavlara girdik, kazandık ve okula başladık. Prof. Ferdi Statzer in öğrencisi olduk. On yıl boyunca hem okula gittik, hem de piyano eğitimine devam ettik. Kardeşim, liseyi bitirdiğinde müzik eğitimini bıraktı. Bu arada iki sene sonra kardeşimiz Abdullah da sınava girdi ve olağanüstü kulağı olduğu ortaya çıktı. Keman bölümüne alındı. Hocamız Statzer in eşi Lili Statzer in öğrencisi oldu. İlkokulu bitirdikten sonra İstanbul Erkek Lisesi ne gitmeyi çok istedim. Giriş sınavını kazanmama rağmen konservatuarla beraber yürütemeyeceğimi düşünen ailem beni özel bir koleje gönderdi. Okuldan çıkınca konservatuara, hafta sonları ailece Statzer in evine gidiyorduk. Kızkardeşim ve ben salonda piyano dersi alırken, erkek kardeşim de Madam Lili ile keman çalıyorduk. Boş zamanlarımızda da ya ders yapıyor ya da piyano çalışıyordu. Kardeşler arasında uyumun olduğu bir evde çocukluk dönemi kötü geçer mi? C.G: Kötü değil, ama zor bir yaşamdı. Babam disiplinli bir insandı. Kendisi zor bir çocukluk dönemi geçirdiği için hep çalışmamızı isterdi. Bizim de çalışmaktan başka yaptığımız pek bir şey yoktu. Unutamadığım anım, anneannemin bizi sevgiyle sardığı anlardı. Biz çalışırken yanımızda oturur, bize destek olmaya çalışırdı. Annem ise çok iyi bir kulağa sahip olduğu için her yanlış notaya bastığımızda mutfaktan bize seslenir, Yanlış çaldın, düzelt diyerek ikaz ederdi. Müzik hayatınız nasıl devam etti? C.G: Benim kemana ilk eşliğim, kardeşim Abdullah la başladı. İTÜ de televizyon deneme yayınları başladığında, beraber program yaptık, uzun yıllar konserler verdik. Bu dönemde hocamın yönlendirmesiyle değişik enstrüman çalan birçok arkadaşlarıma eşlik ettim. Prof. Statzer in ölümünden sonra Prof. Meral Yapalı ile çalıştım. Beni, Ankara Devlet Konservatuarı ndan mezun olmam gerektiği konusunda yönlendirdi. Aynı eğitim programına rağmen İstanbul daki belediye konservatuarı lise düzeyinde diploma verirken, Ankara Devlet Konservatuarı üniversiteye bağlı lisans diploması veriyordu yılının şubat ayında Ankara ya gittim. Prof. Kamuran Gündemir ve Prof. Mithat Fenmen beni dinlediler ve haziranda gelip sınavlara girmemi söylediler. Bir anda on üç sınavla başbaşa kaldım! Ne zaman çalışıp nasıl bitireceğimi bilemiyordum. Hiç unutmam, Yedi senede bitirenler var dediler. Halbuki ben o sırada evlenmeye kararlıydım, hatta düğün tarihimiz bile belirlenmişti. Kayınvalidemin bütün hayali, kayınpederimin Boğaziçi Üniversitesi nde elektrik bölüm başkanı olması dolayısıyla Kennedy Lodge da evlenmemizdi. Hatta dolunay olacağı için 2 Temmuz tarihi bile belirlenmişti. Kafama koydum ve düğünden bir hafta önce bütün dersleri verip mezun oldum. İlk aşkı, en mutlu olduğum günleri burada yaşadım. Evime de semtime de bağlıyım. Eşinizin ailesi ile ilişkiniz nasıl oldu? C.G: İkisi de çok özel insanlardı, sanatçı kişiliğimin gelişmesinde en büyük manevi desteği onlardan gördüm. Kayınvalidem bir tek oğlu olduğu için beni daima kızı yerine koydu. Kayınpederim Haldun Gürmen ise, klasik müziğe çok genç yaşlarda ilgi duymuş, her konuda keyifle tartışabildiğim, çok bilgili bir kişiydi. Belçika da Liege Üniversitesi nin elektrik mekanik bölümlerinden mezun olmuş, İTÜ de senelerce hocalık ve dekanlık yapmış, aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi nde hocalık yapmayı sürdürmüştü. YÖK kurulurken İhsan Doğramacı nın teklifiyle kurucu üye olmayı kabul etmiş, ama bir süre sonra ayrılıp Amman da Ürdün Üniversitesi nde elektrik bölümünü kurmuştu. Ardından Kıbrıs ta Doğu Akdeniz Üniversitesi elektrik bölümü başkanlığını yaptı, Lefke Üniversitesi nin rektörlüğünü yürüttü. Yakındoğu Üniversitesi nde hocalığa devam ederken 88 yaşında geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Sanat hayatınıza dönersek, Ferdi Bey in eşlik etmek için sizi seçmesi belki de karakterinizin doğru anlaşılması ile ilgiliydi, değil mi? Uyumlu bir insan olduğunuz biliniyor C.G: Nereden duyduğunuzu bilmiyorum ama, şimdiye kadar birçok sanatçıyla dünyanın değişik yerlerinde,türkiye nin birçok şehrinde sayısını hatırlamadığım konserlerde beraber sahne paylaştım ve herkesle son derece keyifli ve her konserde bambaşka hislerle büyük bir uyumla çaldığımı söyleyebilirim. Genç yaşta kaybettiği kardeşi Abdullah, Cana Gürmen e ilk eşlik eden sanatçıydı Suna Kan la sahnedeki uyumunuz dikkat çekiyor, bambaşka bir birliktelik sergiliyorsunuz. Fulya Sanat ta lılar sizleri ilgiyle dinledi. Nasıl başladı ilişkiniz? C.G: Çok genç yaşta hocalığa başladım, uzun yıllar kemancı Saim Akçıl ile çalıştım. Onunla dünyanın çeşitli yerlerinde konserler verdik. İlk kez Uluslararası Varna Festivali nde çaldım, çok olumlu kritikler aldık. Sonra Saim Bey in elinde bir problem oluştuğundan orkestra şefliğine yöneldi. O dönemde çeşitli sanatçılarla konserlere devam ettim. Devlet sanatçısı Bas Ayhan Baran ile uzun süre beraber aynı sahneyi paylaştık. Ayhan Bey, çok güzel sese sahip bir sanatçımızdı. Onunla da çok güzel bir uyum yakaladık de İstanbul Filarmoni Derneği Genel Sekreteri Panayot Abacı bana telefon ederek Suna Kan ile bir konser teklifinde bulundu. Ayhan Bey, beni Panayot Bey e o kadar methetmiş ki, işte teklif böyle geldi. Teklif, İzmir de yapılması düşünülen özel bir konser içindi. Panayot Bey in Cana, sana bir müjdem var, Suna Kan la çalacaksın dediğinde yaşadığım heyecanı hâlâ hissediyorum. Çocukluğumdan beri hayranlıkla izlediğim, Türkiye nin en tanınmış ve benim için erişilmesi çok güç olduğunu düşündüğüm bir sa- B+ YAZ 31

32 rasıyla kendimi enerjiyle doldururum. Kızım İrem in de üniversite sınavlarına hazırlanırken vaktinin büyük bir bölümünü bu parkta çalışarak geçirdiğini söyleyebilirim. Üstelik şehrin korkunç gürültüsünden uzak ama bir o kadar da ulaşım kolaylığına sahip... Aynı dünyanın içinde iki farklı eylem içindesiniz, hem eğitimci hem de icracısınız. Bu ikisi nasıl bütünleşiyor? C.G: Bence en önemli unsur sevgi. İkisini de ayrı ayrı çok sevdiğim için bu işleri yapmaktan mutluluk duyuyorum. Eğitmenlikte ilk şart sevgiyle yaklaşmak, çünkü karşınızda çocuklar var. Çocuklara sevgiyle yaklaştığınız zaman onlar da size sevgiyle bakıyor ve aranızda çok güzel bir iletişim kuruluyor. Hele Türkiye de verilen klasik müzik eğitiminin çok yüzeysel olduğunu düşünürsek, çocuklara daha dikkatli yaklaşmamız gerekli. Bugün bir de sanal ortam var; çocukları her gün 2-3 saat bir enstrümanın başına oturtmak çok zor. Ben kendi kızıma yaptıramadım mesela. Anne ben hareket etmek, spor yapmak istiyorum. Özel ders alayım, hobi olarak çalmaya devam edeyim ama konservatuara gitmek istemiyorum dedi. Psikoloji okudu, şimdi insan kaynakları alanında çalışıyor. Psikolojiyi ben okumak isterdim, o okudu, kızımda eksiklerimi tamamladım. Onun gibi bir çocuğa sahip olduğum için gerçekten çok şanslıyım. İki yıl önce evlendi, sayesinde bir de erkek evlada sahip oldum. Suna Kan ve Cana Gürmen... Uyumlu birliktelikleri hayranlık uyandırıyor natçısıyla beraber aynı sahneyi paylaşacağımın düşüncesi bile beni havalara uçurmuştu. İlk kez İzmir de havaalanında bir arabanın içinde tanışarak birlikte müzikte yolculuğa başladık. O gün bugündür birbirinizden ayrılmıyorsunuz değil mi? C.G: İzmir konserimiz çok başarılı oldu. O gün bugündür bu yolculuğumuz devam ediyor. Suna Hanım pek yorum yapan biri değildi, konser bitiminde bir daha beraber çalıp çalmayacağımız hakkında hiçbir fikrim yoktu ama sonra bütün konserlerde beraber çalmaya başladık ve bugüne kadar geldik. Benim için olağanüstü bir şans oldu. Dünyanın her yerinde konserler vermiş, uluslararası düzeyde tanınan, repertuarı çok geniş, çok sağlam bir kemancı Suna Kan. Birbirimizle o kadar değişik bir iletişimimiz var ki, ben onun sahnede ne yapacağını kalben hissediyorum, o da benim ne yapacağımı çok iyi biliyor ki son derece rahat çalıyor. Konser sırasında birbirimize bakmayız bile. Konserden önce buluşur, bir iki prova yaparız. Ben onun konser anılarını dinlemekten büyük keyif alırım, konser turnelerimizde başbaşa kalacağımız anları sabırsızlıkla bekleriz. Son senelerde Suna Hanım ın bazı sağlık sorunları oldu, geçen sene kaza geçirdi; omurgasında kırıklar oluştu. Buna rağmen büyük bir güçle ve inançla çalmaya devam ediyor. Eşiniz Nedim Bey le nasıl tanıştınız? C.G: Eşimle Florya da tanıştık, ailesiyle yaz aylarını oradaki evlerinde geçiriyorlardı. Eşim Nedim o zaman Fransa da Lyon Üniversitesi nde iktisatişletme eğitimi yapıyordu. Ben tanıdığımda Fransa dan tatile gelmişti. Haziran ayıydı, ben de liseden yeni mezun olmuştum. Artık birazcık tatil yapacaktım, hiç çalışmadan geçecek en fazla bir-iki gün Orada karşılaştık, birbirimize âşık olduk. Bir hafta sonra, bir gençlik gecesinde tekrar karşılaştık ve gizlice flört etmeye başladık. Yaz aşkı diye bakıyorum ilişkimize. O dönemlerde flört, uzaktan uzağaydı. Çok az görüşebiliyorduk. Sonra Nedim ani bir kararla Fransa ya gitmekten vazgeçti ve burada tekrar üniversite sınavlarına girerek Mimar Sinan Üniversitesi ne bağlı, o zamanki adıyla Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksekokulu na girdi. Ben de hukuk ve psikoloji bölümlerini kazanmıştım ama konservatuar ve piyano eğitiminde karar kıldım. Eşinizle evlendikten sonra yıllar yılı Ulus ta oturduğunuzu söylediniz. Ulus u, ı hangi sözlerle anlatmak istersiniz bize? C.G: İlk aşkımı, en mutlu olduğum günlerimi burada yaşadım. Bu eve de, semtime de çok bağlıyım yılında evlendiğimizden beri bu evde oturuyoruz. O kadar güzel bir konumu var ki, bir yandan Boğaz ı görüyordum, diğer yandan çamları... Ben deniz ve doğa hastasıyım. Daha sonra ön tarafa yapılan evler denizi görmemizi engelledi maalesef. Boğaziçi Üniversitesi nin bahçesinde büyüttüm kızımı, ağaçların altında Havası çok güzel. Bence İstanbul un en güzel yerlerinden biri. ı ve bu mahalleyi çok severim. İki adımda Ulus Parkı na kaçar, büyüleyici manza- Eğitimde araştırmacı olmak lazım. Benim eğitimciliğin yanı sıra icracı da olmam kendimi geliştirmem açısından çok önemli. Her çalışmamda, her konsere hazırlanışımda yeni bir şey keşfediyorum. Hiçbir konserdeki icra, bir öncekinin aynı değil, gelişim bu işte. Ayrıca takip ettiğim masterclass ve konserlerde çalan sanatçıların performanslarını izlerken öğrendiklerim, bana öğrenmenin yaşı olmadığını hatırlatıyor. Ben de öğrendiğim her yeni şeyi öğrencilerime aktarmaktan büyük keyif alıyorum. Bir bestecinin eserini icra ederken farklı yorumlar katmak ne kadar mümkün? C.G: Aynı eseri birçok kişiden dinlediğinizde her birinin farklı şekilde çaldığına tanık olursunuz. Belli bir teknik düzeye geldikten sonra çaldığınız esere yorum katmak kişinin özelliklerine bağlı. Sahneye çıkana dek yaşadıklarınız, seslerin derindeki tınısını yakalamak için uğraşılarınız Özellikle de, oda müziği yaparken o anda beraber çaldığınız kişi veya kişilerle iletişiminiz Farklı kişilerle tamamen farklı bir iletişim içine giriyorsunuz. Bu şuursal bir iletişim! Kalpten, beyinden gelen bir elektrikle o iletişim kuruluyor. Her zaman herkesle yakalanamıyor.tabii ki beraber çalındığında müzik anlayışının da aynı olması çok önemli bir faktör. Siz çok genç yaşta doçent oldunuz, sonra da profesör... C.G: Evet, ama profesörlüğü uzun süre kabul edemedim, çünkü benden önce profesör olması gereken bir hocamız vardı ve üniversitede kadro çok kısıtlı olduğu için ben haddimi aşmak istemedim. Sonra kadro açıldı ama ben yine kabul etmedim, çünkü kadroya geçtiğim zaman maaşım yarıya iniyordu. En sonunda babamın hatırı için, Ben seni profesör olarak görmek istiyorum dediği için 1999 senesinde, 44 yaşındayken profesörlüğü kabul ettim. Fulya Sanat için neler söylemek istersiniz? C.G: Her şeyden önce ilçesine böyle bir konser salonunun kazandırılmasını çok önemli buluyorum. Birtakım eksiklerin giderilmesi gerekiyor; klasik müzik konseri için düzenlenmiş bir salon değil ama revizyona alınacağını ve bir konser salonu için en uygun düzenin sağlanacağını öğrendim. Bu eksikler de tamamlanınca fevkalade bir salon olacak. Tanıtımı iyi yapılırsa klasik müzik dünyası için çok iyi bir imkân yaratacağını düşünüyorum. Müthiş bir tempo içinde yaşıyorsunuz. Sizin evrensel enerjiyi içinize alarak çevrenize ilettiğinizi, şifacı bir yanınız da olduğunu biliyorum. Nasıl oldu bu? C.G: Sizin de söylediğiniz gibi bu kadar çok yere yetişmek kolay iş değil. Ben çok uzun senelerdir bir arayış içindeydim. Piyano çalıyorum, eğitmenlik yapıyorum, sosyal yaşamım çok yoğun. Ama içimde beni dürtükleyen başka bir şey vardı. Ruh dünyasına ilk tanıklığım, Merkez Bilgi Alanı Vakfı sayesinde gerçekleşti. Orada reiki enerjisiyle tanıştım, meditasyonlara başladık. Şifa teknikleri olarak öğrenebileceğim her şeyi öğrenmeye ve uygulamaya başladım. Önce kendimde, sonra yakınlarımda uyguladım. Bütün çevreme de yaygınlaştırdım. 32 B+ YAZ

33 Bu arada benim hocam olan Reiki Master Sevgi Hanım bizi aragonit taşıyla tanıştırdı. Şimdi artık herkes tarafından yaygın bir şekilde kullanılan, çok güçlü bir şifa ve enerjiye sahip olan bu taş da bana her konuda çok yardımcı oluyor. Sizin de kullandığınızı bildiğim için özellikle bahsetmek istedim. Bu bilgiler ve aragonit sayesinde, hem çocukluğumdan beri süregelen sağlık sorunlarım, hem de konserlere çıkarken duyduğum endişe ve heyecanım giderek azaldı. Bana izleyicilerden gelen tepkiler de değişti. Sizde ne var bilmiyorum ama konserde çok mutlu olduk, etrafa yaydığınız ışık bizi çok etkiledi demeye başladılar. Oysa değişen benim performansım değildi. Sadece etrafa yaydığım enerji farklılaşmaya başladı. Çok yüksek bir frekansa sahip olan klasik müziğin insanlar üzerindeki etkisi çok farklıdır, ne kadar çok dinlenirse o kadar çok benimsenir, sevilmeye başlanır. Anne karnında bile klasik müziğin etkisi konuşuluyor C.G: Evet, artık bilim bunu doğruluyor. Eskiden bunlar hurafe olarak kabul edilirdi. Ben bu bilgileri dile getirmeye çekinirdim ama şimdi anneler hamilelik dönemlerinden başlayarak bebeklerine klasik müzik dinletiyorlar. Enerji kelimesi, bilen bilmeyen herkesce kullanılmaya başlandı. Ben görünmeyen bağların çok önemli olduğuna inanıyorum. Sahne üzerinde de Suna Hanım la kendi aramızda ve dinleyicilerle böyle bir bağ kuruyoruz. O yüzden yarattığımız etki farklı oluyor. Söylemek istediğiniz, eksik kalan bir şey var mı? C.G: Çok şey var ama artık zamanımız kalmadı. Benim vurgulamak istediğim en önemli şeylerden biri öğrencilerimin başarıları, vardıkları noktadaki mutlulukları, yıllar geçse de aramızdaki büyüyen sevgi bağları...seneler evvel benim sınıfımda okumuş, orta dönemi bitirmiş, sonra ABD ye gitmiş bir öğrencim yıllar sonra bana altı yaşındaki kızını getirdi, beraber çalışmaya başladık, yani bir nevi torunum Çok genç yaşta, 22 yaşında hoca oldum. O zaman yatılı eğitim yapılıyordu; mesela 18 yaşındaki çocuklar benim öğrencilerimdi, bana hocam diyemiyor, Cana abla diyorlardı. Bazıları pop müziğini seçip star oldu. Sinan Akçıl, Ozan Doğulu, Kenan Doğulu, Sertab Erener Pop müziği yapan bir sanatçının arkasında klavye çalan eski bir öğrencim her sene gelir, Hocam, hâlâ okulda mısınız? Bakın, ben araba aldım, villa aldım diye konuşur Bırakın artık bu hocalığı, iki aranjman yapın, bol para kazanıp refah içinde yaşarsınız diyerek klasik müziğin maddi açıdan bir değeri olmadığını vurgular, beni kandırmaya çalışırdı. Ama benim misyonum hiç değişmedi. Aradaki dengesizliğe bakın Ülkemizde maalesef klasik müzik sanatçılarının durumu bu. Konservatuarda uzun yıllar piyano ana sanat dalı başkanlığı, müzik bölüm başkanlığı ve bir yıl boyunca müdürlük yaptım. Müdürlük dönemi çok zordu, idarecilik benim görevim değildi aslında. Ciddi bir hatır için kabul ettiğim bir görev oldu. Bundan sonra sırada neler var? C.G: Cemal Reşit Rey de 15 Haziran da bir konserim var. Japon, çok genç bir kemancıyla. Ryu Goto isminde 22 yaşında bir genç. Harvard Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu aynı zamanda. Midori adında, dünya çapındaki kemancının kardeşi olduğunu ben de yeni öğrendim. Türk-Japon Yılı dolayısıyla yapılan bir kültürel faaliyet için Japonya Başkonsolosluğu davet etmiş Goto yu; beni de kendisiyle beraber çalmam için davet ettiler. 15 Haziran da Cemal Reşit Rey de olacağız. Birçok kez Akatlar Kültür Merkezi nde de konserler vermiş bir sanatçı olarak sayın belediye başkanımızın kültür ve sanata verdiği önem ve değeri takdirle karşılıyorum. Önümüzdeki yıl Fulya Sanat ta yepyeni yüzüyle, yepyeni konserlerde buluşmak dileğiyle. B+ Hem icracı, hem eğitimci: Prof. Cana Gürmen Piyano eğitimine küçük yaşta İstanbul Belediye Konservatuarı nda, Prof. Ferdi Statzer in sınıfında başladı. İlk oda müziği konserini 10 yaşındayken keman çalan kardeşi ile verdi. Eğitimi sürecinde Salzburg Mozarteum Müzik Akademisi nde Prof. Scholz, Prof. Zecchi ve Prof. Engel in kurslarına katıldı, Prof. Margulis ve Prof. Zaritzkaya ile perfeksiyon çalışmaları yaptı. Konservatuardaki çalışmalarını Prof. Meral Yapalı ile tamamlayan Gürmen, 1977 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Yüksek Piyano Bölümü nü bitirdi. Aynı yıl İ.Ü. Devlet Konservatuarı na öğretim üyesi olarak atandı. Diğer yandan, solistlik kariyerine de başlayan sanatçı, Türkiye nin çeşitli şehirlerinde ve yurtdışında uluslararası festivallere katıldı. Oda müziği dalında Kemancı Saim Akçıl ve devlet sanatçıları Suna Kan ve Ayhan Baran ile yaptığı uzun soluklu çalışmalar Gürmen in Türkiye nin en geniş repertuarlı piyanistleri arasında anılmasını sağladı. Kan ve Gürmen, 1998 yılından beri keman-piyano ikilisi olarak uluslararası festivallerin yanısıra, Türkiye nin birçok şehrinde konser vermeye devam ediyorlar.1999 yılında profesörlük ünvanını alan Gürmen, 2009 yılında ABD de Kennedy Center Vakfı tarafından altın madalya ile ödüllendirildi. Halen çeşitli sanatçılarla oda müziği konserleri vermeye devam eden Cana Gürmen, İ.Ü. Devlet Konservatuarı nda piyano ana sanat dalı öğretim üyeliği görevini de sürdürüyor. B+ YAZ 33

34 34 B+ YAZ Yaşam

35 a bahar indi... Yazı: NAZAN ORTAÇ Fotoğraf: ALAATTİN TİMUR Bahar, bir uyanıştır. Tabiat uyanır, günler uzar, ağaçlar yeşerir, çiçekler açar Biz, kentlerde yaşayanlar için baharın yeri ayrıdır. Zor geçen kışın üzerimizdeki yükünü baharda atarız. Sokağa çıkarız, erguvanlara uzanırız, deniz ve yeşille kucaklaşırız. İstanbul un en büyük parkı, Boğaz, hayatın kendisi olur. ta bahar bir başkadır. İstanbul un baharı, tadır. B+ YAZ 35

36 sokakları sürprizlidir Hiç ummadığınız bir anda, karşınıza çiçekleri dallarına ağır gelen bir ağaç çıkabilir! Roman ustası Yaşar Kemal den görkemli bir bahar şiiri: bugünlerde bahar indi Çukurova nın düzüne donandı ağaçlar donandı dünya donandı yeşilinden alından sarısından donandı delicesine bir ışık fışkırır topraktan yağmur gibi bir güneş doldurur ortalığı bire canım tüter açıldı apaydınlık terütaze devedikeni çiçekleri koskocaman mosmor açıldı nennilendi dağlar (.) Büyük ustaya saygısızlık olmazsa, şiiri a uyarlamak istiyoruz bu sayı... Çünkü bugünlerde bahar indi a! Erguvanlar açtı, salkım salkım, eflatun... Bahar; yeşilliğiyle, Boğaz ıyla bir başka yakıştı a! lıyız diye mübalaa ettiğimizi düşünmeyin; ilçemiz, neredeyse 360 bin metrekarelik park ve yeşil alanıyla, Boğaz a kıyısıyla, İstanbul da baharı doyasıya yaşayabileceğiniz en güzel yer. Haydi küçük bir tur yapıp, ta bahar nasıl yaşanır, bir bakalım! Çarşısı ın kalbi Çarşısı nda atar! Güneşin İstanbul u ısıtmasıyla birlikte çarşı daha bir hareketlenir. Kaldırıma çıkartılan masalar hiç boş kalmaz. Her türden insan, bu çarşıda buluşur: Acelesi olup, hızlı hızlı yürüyenler; havanın tadını çıkarmak istercesine kafelerde oturup, gelen geçeni seyredenler; alışverişe çıkanlar; çocuğunu gezdirenler ya da maça gelenler... Çarşıyı özel yapan olgulardan biri de, lezzet tutkunlarına hitap etmesi! Balık Pazarı, zengin balık çeşidi ve balığın en güzel eşlikçisi rengarenk salata Çocuklar baharı renkli uçurtmalarıyla karşıladı. 36 B+ YAZ

37 malzemeleriyle, uğrak yerlerden birisi. İsterseniz hemen orada ekmek arası balık ziyafeti çekebilir ya da daha uzun vaktiniz varsa pazarın çevresindeki meyhanelerin sokaktaki masalarında demlenebilirsiniz. Çarşının mihenk taşlarından biri de Kaymakçı Pando. Pando da havalar ısındı mı, sokağa bir-iki masa, sandalye atar. Burada çok uygun rakama, dünyanın en lezzetli bal-kaymaklı kahvaltısını yapabilirsiniz. Yolunuza devam etmeden önce Yedi-Sekiz Hasanpaşa Fırını na uğramayı unutmayın! Leziz kurabiyeleriyle ünlü fırından, yolda yemek için bir şeyler seçin. Yürümekten yorulup, bir çay bahçesine oturduğunuzda, yanınızda bulunsun... Çarşının içinde iki Rum, bir de Ermeni kilisesi var. Özellikle Balyan Ailesi nin desteği ile yapılan Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi iç süslemeleriyle görülmeye değer. Çarşı çıkışında ise Mimar Sinan ın bir eseri olan Sinan Paşa Camii yer alıyor. Aceleniz yoksa, bir bahar günü bu tarihi eserlere de vakit ayırın. Tarihi Yedi-Sekiz Hasanpaşa Fırını ndan yükselen, ağız sulandıran kokular tüm çarşıya yayılır Ortaköy Popülerliğini hiç yitirmeyen bir başka semt Ortaköy. Özellikle barları, kafeleri ve restoranlarıyla gençlerin gece-gündüz uğrak noktası. Çarşısı, alışveriş merkezlerini sevmeyenler için bir cennet. En bilindik yeri meydanı. Entel Pazarı olarak bilinen hediyelik eşya tezgâhları, yerli yabancı turist için çekim merkezi. Gözütok ve miskin kedileri, kafanızın üstünden uçan martıları meydanın evsahipleri. Tabii ki Ortaköy e gidip, meşhur kumpirinin ve midye tavasının tadına bakmadan dönmek olmaz! Sırayla dizilmiş kumpirciler ve midyeciler arasında seçim yapmakta zorlanabilir, kokoreçte de karar kılabilirsiniz... Eski lılar için Neşe Kafeterya nın ayrı bir yeri vardır. Spesiyaliteleri; kurufasulye, tavuklu pilav, tavuksuyu çorba, menemen... Eski tarz İstanbul lezzetlerini tatmak isteyenler muhakkak uğramalı! Çarşısı ndaki salaş meyhaneler, taze balıkları ve keyifli ortamlarıyla ünlü. Vapur iskelesinin hemen yanında Ortaköy Camii yükselir. Bu camiyi de, İstanbul da birçok mimari esere imza atmış Balyan Ailesi yapmış. Caminin yakınındaki iki kilise ve bir sinagog, eskiden farklı etnik grupların Ortaköy de birarada yaşadığını hatırlatıyor... Caminin yanındaki bina, bir zamanlar I. Abdülhamit in kızı Esma Sultan ın yalısıydı. Büyük bir yangından sonra harabeye dönen yalıdan geride kalanlar bir otel grubu tarafından restore edildi. Şimdilerde çeşitli organizasyonlara evsahipliği yapıyor. Abbasağa Parkı Abbasağa Parkı, New York taki meşhur Central Park ı anımsatır. Yüksek apartmanlar, iş merkezleri, plazalar arasında bir vahadır adeta. Bahar açmış ağaçlar, taze çimenler, heykeller ve tabii ki kedileri ile park, mahallelinin gözbebeğidir. Mahalle sakini, havalar güzelleşti mi, soluğu parkta alır. Sabah gazeteleri burada okunur, keyif kahvesi burada içilir, çocuklar bisiklete binmeyi burada öğrenir... Parkın yokuşlu oluşu, yürüyüş yapanları nefes nefese bıraksa da, benzersizliği onu vazgeçilmez kılar! Bahar gelince lı rahatlar, hayat hafifler Saat öğlene döndüğü vakit, parkın ziyaretçi profili değişir. Çevre işyerlerindeki çalışanlar, öğle yemeğini şehir curcunasından uzak, doğayla iç içe yemek için parka gelir. Parkın çevresindeki kafeler birden canlanır! Mahallelinin sakinliği, çalışanların hızlı hızlı yemek yemeleri hoş bir tezat oluşturur... Boğaz Boğaz ın en keyifli sahilleri, sınırlarındadır! Dolmabahçe den başlayıp Aşiyan a kadar uzanan sahil şeridi; tarih, doğa ve eğlenceyi birarada yaşar. Hele bahar ayları geldiğinde bu kıyılar bir başka olur. Çünkü erguvanlar açar, İstanbul eflatun rengine boyanır. Erguvanların ve hanımelilerin iç geçirten serinliğini koklayarak Boğaz ı seyre dalmak ayrı bir terapidir. Maalesef yoğun kentleşme yüzünden eskisi kadar çok erguvan ağacı kalmadı. Ama erguvan mevsiminin tadını çıkarmak için, güzel havada tekneyle bir Boğaz turu yapmanızı tavsiye ederiz. Abbasağa Parkı, mahallelinin buluşma noktası! B+ YAZ 37

38 Boğaz ın bereketli sularına olta sallayan balıkçılar buranın sembolüdür. Siz de olta takımızı alıp şansınızı deneyebilirsiniz. Eğer şanslıysanız, oltanıza büyükçe bir balık takılabilir. Ama bu dönem en fazla izmarit yakalamanız olası... Yavru balık tutmamaya dikkat edin, unutmayın küçük balık yoksa, büyük balık da yok! Balıkçıların sıra sıra dizildiği rıhtımlarda Boğaz akıntılarının ve bahar kuşlarının huzur veren şarkılarını dinlemek, İstanbullular için erişilmez bir nimet olsa gerek. Balıkçılarla birlikte sahil şeridinde mutlaka spor yapanlar da olur. Buralarda oturanlar da Boğaz a iner, yakın ve uzak semtlerden de gelenler vardır. Çünkü spor yaparken Boğaz havası almak, insanın enerjisini artırır. Spor beni aşar diyorsanız, sahilin yürüyüş yapmak ve bisiklete binmek için de elverişli olduğunu hatırlatalım. Boğaziçi demek, aynı zamanda yalı kültürü demek! Kuruçeşme ile Arnavutköy arasında birkaç güzel yalı ile karşılaşacaksınız. Hatta bunlardan birinde zamanında Atatürk ün kız kardeşi Makbule Atadan ikamet etmiş. Yalıları daha iyi görmek için bir tekne turuna katılmanızı öneririz. Hâlâ eski bir köy olma özelliğini yitirmeyen Arnavutköy, Boğaz kıyısının en keyifli noktalarından biri. Semti, meşhur eden unsurlardan birisi de sırtlarda yer alan Robert Koleji. Okulun manzarası görülmeye değer... Ayrıca mahallelinin 3 üncü köprüye hayır direnişini de unutmamak ve sahip çıkmak lazım. Arnavutköy e gidip de, Ali Baba nın köftesini yemeden dönmek olmaz. Köftenin yanına piyaz da söylemeyi unutmayın! Semt, küçük balık lokantalarıyla da ünlü. Örneğin Adem Baba... İster balık, ister köfte yiyin ama çıkışta mutlaka bir manava uğrayıp Arnavutköy çileği alın. Akıntıburnu nu geçip Boğaz kıyısından kuzeye doğru yol alınca, Bebek sınırlarına girmiş olursunuz. Bebek, İstanbul un gözbebeğidir. Mısır Konsolosluğu nun tarihi yalısı, asırlık çınarlarıyla Bebek Parkı ve artık bir semt kahvesinden çok ünlülerin uğrak yeri haline gelmiş Bebek Kahvesi, eski havası olmasa da hâlâ çok keyifli. Baharda Boğaz da balık tutmanın keyfi ayrıdır! Çünkü rüzgar artık üşütmez, güneş henüz yakmaz Gençler, rahatsız edilmeden, çimenlere sere serpe uzanmanın, dostluğun, doğanın tadını çıkarıyor. 38 B+ YAZ

39 Semtte 1904 yılından beri hizmet veren Meşhur Bebek Badem Ezmesi dükkanı bir lezzet tapınağıdır. Üçüncü kuşak tarafından işletilen dükkana uğramadan olmaz. Tek çeşit badem ezmesi ve fıstık ezmesinden oluşan çok özel ürünlerin satıldığı dükkan İstanbul un önemli değerlerinden biridir. Yaklaşan yazın bir müjdecisi de herkes için baharda dondurma mevsiminin açılmasıdır. Bebek te alacağınız dondurmayı Aşiyan a kadar bitirmiş olursunuz! Gündüz olduğu kadar, gece de Boğaz kıyıları bir başka güzeldir. Boğaz ın ipeksi sularını gümüş gibi ışıldatan mehtabı seyretmek ise bahar aylarında ayrı bir huzurdur. Yıldız Parkı Yıldız Parkı her mevsim ayrı güzeldir. Kışın beyaz karlar altında da görülmeli, sonbaharda yapraklar sarı-kırmızıya döndüğünde de... Ama baharı bir başka tabii ki! Ağaçlar çiçek açar, sincaplar bir daldan diğerine atlar, binbir türlü kuş cıvıltısı arasında, kendinizi İstanbul keşmekeşinin çok uzağında hissedebilirsiniz. Boğaz kıyısında kitap okumak, bir ayrıcalık Park, çoluk çocuk piknik yapmak için ideal! İsterseniz ahşap bank ve masalara kurulabilir, isterseniz kendi örtünüzü çimenlere serip, yayılabilirsiniz. Hafta sonları çok kalabalık oluyor, aklınızda bulunsun. İyi bir yere oturmak için erken saatlerde gitmenizi tavsiye ederiz. (Mangal yapmanın yasak olduğunu hatırlatmamıza gerek yok sanırım!) Yıldız Parkı, adını, Osmanlı nın son sarayı olan Yıldız Sarayı ndan alıyor. II. Abdülhamit in ana saray olarak kullandığı Yıldız, müzeye dönüştürüldü. Sarayın olduğu bahçeye geçmek için ücret ödemeniz gerekiyor. Ama sarayın ihtişamını ve bahçenin güzelliğini görmek için değer! Sarayın bir parçası olan Şale Köşkü nü de gezmeyi unutmayın. Parkın içinde iki tane de köşk bulunuyor: Malta ve Çadır köşkleri. Bu mekanlar, restoran ve kafe olarak hizmet veriyor. Özellikle Malta Köşkü nün manzarası mükemmel! B+ Kuş cıvıltıları, çocukların neşeli seslerine karışıyor Her mevsim ayrı güzel olan Yıldız Parkı nı erguvan zamanı da gezmelisiniz! B+ YAZ 39

40 Mahalle toplantıları ta mahalle demokrasisi Yazı: GÜLÇİN TAHİROĞLU, MELİS BAYDUR Fotoğraf: ŞENOL KAŞIKÇI, ALAADDİN SAVAŞ, ZÜMRÜT YILMAZ Mahallede yaşayan halk anlamındaki demos, çağlar boyu demokrasinin anahtar sözcüğünü oluşturdu. Demokrasi kavramı mahallede şekillendi. Demokrasinin en güzel örnekleri mahallelerde hayata geçti. Mahalle demokrasisinin en güzel örneklerinden biri ise bugün ta yaşıyor. Yerel yönetimler, güçlenmeye başladıkları 19. yüzyıldan beri özgürlüğün, eşitliğin, katılımcı yönetimin örneklerini sergilediler. Çağlar boyu demokratikleşmenin yolu yerelleşmekten geçti. Demokratikleşmenin anahtarı halkın yönetime etkin ve etkili bir şekilde katılmasıyla sağlandı. Bu açıdan Türkiye de yerel yönetimlerin Tanzimat tan bu yana Türk demokrasisine katkıları önemli ve değerli oldu. Demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi anlamında idealize edilmiş bir kavram. Eski Yunanca Demokratia dan gelen demokrasi terimi, demos ve kratia ya da cratos sözcüklerinin birleştirilmesiyle üretildi. Demos kavramı, eski Yunanca da deme (mahalle) sözcüğünden türetildi ve mahallede yaşayan halk anlamına geliyordu. Eski Yunanca da kratia ya da cratos sözcüğü ise İngilizce deki government sözcüğü ile eş anlamlıdır ve yönetim anlamına gelmektedir. Bu biçimiyle demokrasi, herkesin bildiği gibi halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına geliyor. Demokrasi kavramı, 19. yüzyıla gelinceye kadar ideal bir söylemden öteye geçemiyor. 19. yüzyıldan sonra gelişen parlamenter demokrasi ise, niteliği gereği, temsili bir demokrasi modeli. Günümüz toplumlarında en çok uygulanan yönetim biçimi olarak temsili demokrasi, halkın kendi kendini seçtiği temsilciler aracılığıyla yönetmesi şeklinde gerçekleşiyor. rol model İşte bu noktada yaşanan demokrasilerde halkın seçtiği yerel yönetimle- rin halkın sesine öncelik vermesi bir zorunluluk oluyor. Bunu kavrayan yerel yönetimlerde yönetenle yönetilen ayrımı ortadan kalkıyor. Birbirini anlama ve sorunlara ortak çözüm üretme hayatın ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Bunu başaran ve bu konuda ülkemizde rol model olan yerel yönetimler var. Onların çalışmaları dünyada da ilgi ile izleniyor. Bunlardan biri de Belediyesi. Belediyesi nde sürekli yinelenen mahalle toplantılarına kulak verildiğinde rahatlıkla belediye ile halkın nasıl iç içe geçtiği ve sorunların çözümleriyle birlikte mahalle platformlarında nasıl paylaşıldığı görülüyor. Belediye Başkanı İsmail Ünal sık sık düzenlenen mahalle toplantılarında sokağın sesi ni dinliyor adeta. Mahalleli ile Başkan Ünal ın buluşması sorunların, dertlerin dinlenmesi değil yalnızca; sevinçler, hayaller de paylaşılıyor o toplantılarda. Bu anlayış tüm a dalga dalga yayılıyor. Mahalleli o toplantılarda komşularını tanıyor, sağlıklı iletişim kurmanın zeminini buluyor. Toplantılar okullarda, belediyenin kültür merkezlerinde, evlendirme dairesinde, spor tesislerinde yapılıyor. Her toplantıda Başkan ın yanında mahalle muhtarları, meclis üyeleri, başkan yardımcıları, müdürler ve belediyede çalışanlar yer alıyor. Başkan o toplantılarda cep telefonunu da mahalleli ile paylaşıyor. Şikâyetlerle ilgili nolu telefona önem verilmesi gerektiği vurgulanıyor sık sık. O hatlara bırakılan şikâyet notlarının cep telefonuna direkt olarak ulaştığını öğreniyor mahalleli. Başkan toplantılarda lıların tek tek isimlerini not ediyor. Sıcacık bir iletişim platformu ortaya çıkıyor. Görüşme talepleri, ayrıntılı konuşma istekleri kabul ediliyor ve 40 B+ YAZ

41 Belediye ye gelerek sorunlarını daha detaylı anlatmaları için randevu saati o toplantılarda belirleniyor. Şimdi değişik zamanlarda, değişik mahallelerde yapılmış olan toplantılara sizleri konuk edelim ve bakalım o toplantılarda neler neler konuşulmuş, mahalleli ile neler paylaşılmış? Günlerce, saatlerce süren toplantıların tümünü bu sayfalara aktarmak olanaksız ama kısa anlatımlar Belediyesi nin bu konudaki hassasiyetini anlamak için yeterli. İşte notlardan kısa özetler: 17 Mart 2011, Dikilitaş Mahallenin en hassas olduğu konulardan biri Çetin Emeç Parkı ndaki kreş. Kreşin hizmet verememesi konusunda mahalleliler sıkıntılarını dile getirdiler. Bu konuya Başkan Ünal ın verdiği yanıt şöyle: Kreşle ilgili deprem raporlarını tamamladık. Nisan başında zemin sağlamlaştırma, güçlendirme çalışmalarına başlıyoruz. Yasal prosedürleri işletmek adına omuz omuza bir kent imeceliği yapacağız ve çok yakında kreşimiz hizmete açılacak. Mahallelinin çözüm bekleyen sorunları arasında yer alan kat otoparkı konusunda projenin hazır olduğunu toplantıda açıklayan Başkan Ünal, bu konuda çevrecilerin uyarıları olduğunu mahalleli ile paylaşıyor. Ünal; Çevreci dostlarımız ağaçlar var bölgede kestirmeyiz dediler. Bunun bir örneğini de Ihlamur da yaşadık diyor. Başkan Ünal, mahalleliye bu konudaki düşüncelerini muhtara iletmelerini söylüyor, ayrıca bu konuda bir anket çalışması yapmak istediklerini iletiyor. Bu durum mahalle demokrasisine güzel bir örnek oluşturuyor. Dikilitaş ta belediyenin gerçekleştirdiği çalışmaları anlatan Ünal, tüm bu hizmetlere temel olan unsurun iletişim ve diyalog olduğunu söylüyor. İsmail Ünal, belediyenin no lu telefonlarına bırakılan mesajların cep telefonuna otomatik olarak düştüğünü söylüyor. Başkan, lütfen kaydedin diyerek her toplantıda cep telefonunu mahallelilerle paylaşıyor. Belediyenin çalışmalarındaki aksaklıklar, şikâyetler bu telefona anında düşüyor. Bu mekanizma mahalle demokrasisinin sağlıklı işlemesi açısından önemli bir teknik detay sağlıyor. 22 Mart 2011, Etiler Ünal, konuşmasına yılbaşından bu yana burs verilen öğrencilerin aileleriyle düzenledikleri pazar kahvaltılarını anlatarak başlıyor. Dikilitaş la başlanan mahalle toplantılarının ufak çaplı bir öncülü olan bu etkinlikte Gönüllülerinin katkısı olduğunu anlatıyor. Etiler mahalle sakinleri belediyenin en büyük hizmetinin sağlık alanında olduğunu söylüyor ve teşekkürlerini sunuyor. Bu konuda Başkan ın önemli açıklamaları var mahalleliye: 2010 yılından bu yana ta 832 kişiye acil ambulans, 3 bin 820 kişiye nakil ambulansı, 9 bin 288 kişiye 65 yaş üzeri sosyal destek ve evde bakım hizmeti, bin 997 kişiye tıbbi danışma, bin 529 kişiye diyetisyen, 2 bin 586 kişiye psikolog desteği olmak üzere toplam 20 bin 52 kişiye sağlık desteği sunduk. Başkan Ünal, ın 200 binlik gece nüfusu içerisinde bu rakamın önemli olduğunu kaydediyor. 29 Mart 2011, Akatlar, Levent Başkan Ünal; Aramızda Akatlar mahalle muhtarımız, Levent mahalle muhtarımız, meclis üyesi arkadaşlarımız, belediyede çalışan başkan yardımcısı ve müdür arkadaşlarımız, çalışanlarımız var. Çünkü sizin sorularınıza rahat cevap verebilmek, daha rahat çözümler üretebilmek için onların da burada bulunmalarını istiyorum diyor. Tüm mahalle toplantılarına ilgili müdürlüklerin, birimlerin yetkilileriyle gelen Ünal, sorunların çözümlerinde sözkonusu sorumlu birimleri vakit geçirmeden mahallelilerle diyaloga sokup, çözüm önerilerini bu toplantılarda tartışıyor. Karanfil Sokak için asfalt talebi, Cebeci Caddesi ndeki küçük yeşil alana çocuk parkı, bazı yerlerde tretuvarların yüksek olması ve daha birçok sorun ve dilek bir bir Başkan a iletiliyor. 31 Mart 2011, Ortaköy, Mecidiye, Balmumcu Başkan Ünal daha önce mahalleliden gelen şikâyetleri açıklayarak başlıyor konuşmasına. Ortaköy Yaşam Evi nin kapatılması konusunu açıyor. Mahallelinin şikâyetlerine kulak verildiğini ve yaşam evinin en kısa sürede açılması için çalışmaların hızlandırıldığını belirtiyor. Balmumcu da bazı sokaklarda yaşanan çökmeler belediyenin de öncelikli çözüm bekleyen konuları arasında yer alıyor. Mahalleli soruyor: TRT nin karşısında meyve bahçesi yapılacaktı, ne oldu? Ünal iki aşamalı çözüm planını anlatıyor. 2 Mayıs Cihannüma - Yıldız: Belediyesi Çırağan Hizmet Binası, Belediye Meclis Salonu B+ YAZ 41

42 Arnavutköy - Kuruçeşme - Bebek / Arnavutköy Boğaziçi Spor Kulübü Etiler / Orgeneral Kami ve Saadet Güzey İlköğretim Okulu Ortaköy - Mecidiye - Balmumcu / Ortaköy Kültür Merkezi Dikilitaş / Süleyman Seba Spor Tesisleri Mahalle toplantılarında çocuklara da söz hakkı var. Burak Reis İlköğretim Okulu nda okuyan bir çocuk bahçelerinin otopark olduğunu ve oyun oynayacak alanlarının kalmadığını iletiyor. Başkan dan oyun alanlarına yeniden kavuşabilmek için arabalara yeni bir otoparkın yapılmasını istiyor. 5 Nisan 2011, Konaklar Ünal, İyi akşamlar Konaklar semt sakinleri, Orbir sakinleri ve Mustafa Kemalciler diyerek başlıyor Konaklar mahallesindeki toplantısına. Mahalle belediyeciliği anlayışını geneline yaymak istediklerini seçim döneminde paylaştıklarını belirten Ünal, bu anlamda mahalle belediyeciliğini genişlettiklerini ve bu alandaki çalışmalarının süreceğini anlatıyor. 23 mahallesi olan ımızı mahallelere böldük. Üç sistemli onarım ve bakım ekibini kurduk. Asfalt ihalemizi yaptık diyor Ünal. Konaklar mahallesi özelinde yollarla ilgili sıkıntı veren sorunların çözülmesine hemen başlanacağını belirtiyor. Yarım bırakılmış su çalışmalarının bulunduğu sokaklardaki sorunların sözkonusu durumun sorumlusu İSKİ ile sürekli bir diyalog içerisinde halledileceğini söylüyor Ünal. Yaptıkları çalışmalardaki özeni vurgulayarak bölgedeki çam ağaçları konusuna değiniyor ve şöyle diyor: Ne kadar detaya girdiğimizi anlayınız, üniversiteden bilirkişi getirip, bölgedeki çamların kuruma nedenlerini araştırdık, önlemlerimizi aldık. Mahalleli otopark sorunlarından bahsediyor. Otopark sorunu her toplantıda değinilen konuların başında geliyor. 12 Nisan 2011, Ulus, Kültür, Nispetiye Ünal, bütün kış boyunca ilgili birimlerin Nispetiye de tespitlerini yaptıklarından bahsediyor ve sorunlu sokaklardaki problemleri en küçük çukura kadar mahallelilerle paylaşıyor. Aykut Barka Parkı ile ilgili endişelerden haberdar olduğunu belirten Ünal, sözkonusu park için projelerini geliştirdiklerini anlatıyor ve Yaza girerken belediyenin kontrolünde gerçekleştireceğiz projemizi, parkı mahalle halkı kullanacak, kimseye de bırakmayacağız diyor. Ayrıca, Türkan Saylan heykelinin bulunduğu yolun sonunda engellilere yönelik bir park inşa edeceklerini söylüyor. Mahallelinin ta yeterli hastane yok, adliye binası yok, bu konularda çalışmalarınız olacak mı? Hastane konusu sıkıntı yaratıyor sorusuna, Ünal İlçemizde hastane sayısı az, katılıyorum, özel hastaneler ağırlıkta, bu hususta Barbaros Bulvarı ndaki Sait Çiftçi de büyüme ve ilaveler yaptık, uygulamalara da başlanacak diyor. Bu alandaki temel sıkıntının arsa konusu olduğunu belirten Ünal, eski ve yapılaşması tamamlanmış bir kent, arsa bulmakta zorlanıyoruz diye açıklıyor. 25 Nisan 2011, Levazım Ünal, Levazım mahallesinin iki temel sorununun olduğunu, bunların ikisinin de inşaatlardan kaynaklandığını söylüyor; birincisi Karayolları nın; ikincisi Adakent in üzerindeki yapılaşma diyor. Karayolları üzerindeki yapılaşma konusunun kışın yollarda çok sıkıntı yarattığını bildiğini, fakat buraya ait planların Belediyesi nin yetkisinde olmadığını, ilgili idareye sürekli olarak gerekli uyarıları yaptıklarını belirten Ünal, burada üç etaplı bir çalışmanın olduğunu ve maalesef kasım ayına kadar bu sıkıntının yaşanacağını söylüyor. Adakent le ilgili olarak tartışmalar yaşadıklarını anlatan Ünal, Mahallelinin mutlu olmadığı noktada biz de mutlu değilizdir, mahalleye yönelik bu soruna katkı odaklı yaklaşacağız açıklamasını yapıyor. Sokak hayvanları konusu da, her toplantıda tartışılan konular arasında. Ünal, yaptıkları kedi evleriyle, hayvanlara yönelik bakım hizmetleriyle bu alanda çalışmalar yaptıklarını fakat barınakların yapımı ve arttırılması konusunda yer sıkıntısı yaşadıklarını belirtiyor. Bu konuda daha geniş ve daha uygun arazilere sahip Sarıyer Belediyesi ile ortak çalışmalar yürüteceklerini anlatıyor. 42 B+ YAZ

43 Ulus - Kültür - Nisbetiye / Şebin Karahisarlıların Lokali Konaklar / Yeni Levent Orbir Lokali Levazım / Levazım Sitesi Spor Salonu Akatlar-Levent / Akatlar Kültür Merkezi 27 Nisan 2011, Türkali, Muradiye, Abbasağa, Vişnezade Esma Sultan İlköğretim Okulu nu yenileme projesini anlatıyor Başkan Ünal mahalleliye. Dikilitaş ın hemen altındaki yeni okulun tüm çevre düzenini gerçekleştirdiklerini açıklıyor. 6 Mayıs 2011, Gayrettepe Başkan Ünal, mahallede kaldırım ve yol genişletmesi yapıldığını anlatıyor. Mahallelinin Atatürk büstünün mermerlerinin onarılması talebini memnuniyetle karşıladıklarını ve bu konuyu ele aldıklarını söylüyor. Ünal; Ihlamurdere de de sizlere danışarak düzenlemeler yapacağız bunları panolarda bildireceğiz diyor. Bölgedeki şikâyetler: Sokak satıcılarının yüksek sesle bağırmaları, sokak işgalleri yapan işletmeler, pazarın gürültüsü... Ünal, semt pazarının sokaklardan taşınacağı sözünü yerine getirdiklerini; ancak sokaklarda yaşanan gürültünün önüne geçmelerinin zor olduğunu söylüyor. 2 Mayıs 2011, Cihannuma, Yıldız Belediyenin meclis salonunda yapılan toplantıyı İsmail Ünal Halk, meclisine oturmuş... Hep siyasiler oturacak değil ya... yorumuyla açıyor. Yenileri yapılan eski elektrik direklerinin kaldırılmaması mahallelinin doğal olarak tepkisini çekiyor. Ünal; Direklerin yenilerini yaptık ama eskilerini kaldırmak bizim yetkimizde değil. İlgili kurumu sıkıştırıyoruz diyor. B+ nın sizlerle paylaştığı bu notlar toplantılardan alıntılar... Bu toplantılarda saptanan sorunlara çözüm önerileri de peşi sıra geliyor. Sorunların yanında yaşanan güzellikler de paylaşılıyor. lılar kendi mahallelerinde yaşadıkları demokrasi rüzgârının ne zaman, nerede estiğini çok iyi biliyor ve o rüzgârın bir parçası olmaktan son derece mutlu görünüyor. B+ Çırağan daki dik merdivenlere korkuluk yapılması talebi geliyor. Ünal, hemen not ediyor. Çırağan da yeni yapılacak binalara mahallelinin tepkisi var. Belediyenin uğraşları sonucu binaların yüksekliği belli seviyeye indirildi diyor Ünal. Fıstıklı Meydanı konusu tartışılıyor. O bölgedeki ufak yeşil alanın ihaleye sunulması tepkiyle karşılanıyor. Fıstıklı sakinleri Başkan Ünal dan randevu talep ederek bu konuyu daha detaylı konuşmak istiyor. 4 Mayıs 2011, Arnavutköy, Kuruçeşme, Bebek Eski iskelenin durumuna mahalleli tepkili. Başkan Ünal onlara şu açıklamayı yapıyor: Eski iskelenin işgali, İDO ya ait bir konu. Bu konuda yapacak bir şey yok. Eski binaların durumu tartışma konusu. Mahalleli Başkan ı hazırlıklı karşılıyor. Semt sakinleri hazırladıkları öneri listesini içeren fotoğraflı çalışmalarını Başkan la paylaşıyor. B+ YAZ 43

44 Mahalle demokrasisinden sokak dayanışmasına Çırağanlılar, meydanına sahip çıkıyor! Yazı : Melis Baydur Fotoğraf: B+ Çırağan da iki dar sokağın, Asmalı Salkım ve Yeşil Fıstık sokaklarının buluştukları noktada bulunan Fıstıklı Meydanı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. kentlileri Belediye Başkanı İsmail Ünal ın öncülüğünde gerçekleştirilen mahalle toplantılarında sorun ve önerilerini bir mahalle demokrasisi ortamında paylaşırken; bazı mahalle ve sokaklarda, semt sakinleri kendi sokağını ilgilendiren ya da tehdit eden konularda kendi sokak demokrasilerini oluşturmuş durumda. Ortak tartışma platformlarının gerçekleştiği, ortak kararların alındığı, sokağı tehdit eden gelişmelere karşı birlikte mücadele edildiği bu dayanışmanın bir örneği, Çırağan daki Fıstıklı Meydanı sakinlerince gözler önüne seriliyor. Fıstıklı Meydanı, Çırağan Oteli nin karşısında, Kaymakamlığı nın hemen yanındaki Asariye Caddesi nin yokuşunu tırmanmaya hazırlanırken sağdaki merdivenlerin sonunda karşılıyor sizi. Bugünlerde yolunuz Çırağan a düşerse asırlık ağaçların yeşilliğinin yanı sıra o merdivenlerin sonunda gözünüze çarpan ilk şey Çırağan semt sakinleri imzalı pankart olacaktır. Merdivenleri çıktığınızda ise, bu pankartlardan her yere asıldığını göreceksiniz. Çünkü 988 metrekarelik bu alanın her metrekaresi onlar için çok değerli. İki dar sokağın, Asmalı Salkım ve Yeşil Fıstık sokaklarının buluştukları noktada bulunan bu tarihi meydan, şimdi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yerine ise, asırlık ağaçlar kesilerek ve tarihi çeşme duvarı risk altında bırakılarak 15.5 metre yüksekliğinde bir apartman yapılması planlanıyor. Mahalle sakinlerinin sokaklarını tehdit edecek olan bu inşaat girişimine karşı mücadeleleri de bu noktada başlıyor; kuş sesleri eşliğinde bir yudum nefes alabilme imkanı veren, son deprem felaketinde sığındıkları, tarihi çeşmesiyle huzur kaynağı olan bu yeşil alanın korunması için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar yılında meydana imar izni verilmesinin ardından geçtiğimiz ocak ayında alanın ihale edileceği haberinin gelmesiyle Fıstıklı sakinleri kararı hiç vakit kaybetmeden mahkemeye taşımışlar. Mahalle sakinleri adına davayı açan Elif Simge Fettahoğlu, burada doğmuş, çocukluğunu bu meydanda geçirmiş, ailesi ise yaklaşık 60 senedir Fıstıklı sakini. İhaleye sunulan yerler benim çocukken üzerlerine tırmandığım ağaçlar, arkadaşlarımla koşturduğum meydan, üzerine çıkıp oyunlar oynadığım çeşme duvarı diyor Fettahoğlu. Çırağan semt sakinlerinin isyan ettiği başka bir nokta da, söz konusu apartmanın inşası durumunda meydana bağlanan iki sokağın çıkmaz sokak haline gelecek olması! Zaten çok dar olan bu iki sokağın çıkmaz sokak haline gelmesi, bir yangın durumunda ya da acil ambulans gerektiğinde büyük sorun yaratacak, bu senaryo gerçekleşirse mahalle adeta ulaşılmaz hale gelecek. Ocak ayındaki ihaleyi kazanan firmanın inşaattan vazgeçmesinin ardından, 5 Mayıs ta, arazi tekrar ihaleye sunulmuş. Üstelik Çırağan semt sakinlerinin açtığı dava henüz sonuçlanmadan... Mahallelilerin korkusu, onlar imar planını düzeltmek için çabalarken inşaatın başlatılması. Kamu yararı gözetilmeden bu tür kararlar alınması, toplum çıkarı gözetilmeden halkın sahip olduğu bir değerin bu şekilde gasp edilmesi kabul edilemez diyor Cihat Yapıcı. Elli senedir bu mahallede oturan Yapıcı, meydandaki 2. Mahmut zamanından kalma her ağacı teker teker tanıtıyor. Çitlembik ağacını, ıhlamur ağacını, çınar ağacını... Adeta Fıstıklı sakinlerinden bir komşusunu takdim eder gibi... Geçtiğimiz senelerde üzerine yıldırım düşen bir ağacın yarılmış gövdesini gösterirken hüzünleniyor, ne de olsa mahallenin en eski sakinleri bu ağaçlar... İnşaatın gerçekleşmesi durumunda yine sakin ve sessizce bekleyecekler Fıstıklı Meydanı nda. Fakat mahalle sakinlerinin sessiz kalmaya niyetleri yok. Onlar adına da yükseltecekler seslerini. Çırağan semt sakinleri, kendilerine destek olmaları için tüm halkını çörekli toplantılarına bekliyor. Bir de internet siteleri var; adresinden Çırağan daki bu dayanışma süreci takip edilebilir. 44 B+ YAZ

45 Mahalleli ne diyor? Bu ihale sürecinden nasıl haberdar oldunuz ve mücadeleniz nasıl başladı? Elif Simge Fettahoğlu: Bizim burası çok sessizdir, sakindir. Oturanlar dışında gelen giden olmaz. Bir yabancı geldiği zaman rahatsızlık duyulur. Geçtiğimiz aralık ayından itibaren birtakım insanların gelip gittiklerini gördük. Belli bir amaçla geldikleri ortadaydı. Anladık ki bir şeyler dönüyor. Burayla ilgili ilk 2007 yılında toplanmıştık. O zaman düzenlenen imar planında buraya 27 metre yükseklik veriyorlardı ve konuta çevirmişlerdi. Biz mahallece ayaklandık, yüksekliği 15,50'ye indirdiler. Bu bir başarıydı fakat bizim asıl amacımız burayı yeşil alan olarak korumaktı. Belediyesi düzeltme yaptığı halde düzeltilen imar planı Büyükşehir Belediye Meclisi nden geçmedi. O proje uyarınca ocak ayında Vakıflar Müdürlüğü bir ihale yaptı. İhale olacağını öğrenen müteahhit ve inşaat firmaları yoğun olarak mahallemize gelmeye başladılar. Afişlerin hazırlanması, internet sitesinin kurulması, çörekli mahalle toplantılarımız bu ihale sürecinden sonra gerçekleşti. Ortak mücadele vermenizi sağlayan bu birliktelik ruhu nasıl gelişti? E.S.F: İlk önce mahalleli olarak toplandık. Beş kişilik bir çekirdek grubumuz var, bu grupla ulaşabildiğimiz herkese ulaşmaya çalıştık, imzalar topladık, Cumhurbaşkanı na internet üzerinden ulaşmayı denedik, sesimizi duyurabileceğimiz kadar duyurmaya çabaladık. Buranın güzel tarafı eskilerinin çok olması. Cihat Bey de öyledir, benim ailem 60 senedir burada ve üç haneye sahip. İhtiyacımız olduğunda kapısını çalabileceğimiz, başımız sıkıştığında gidebileceğimiz komşularımız çok. Mahalle halkı olarak çöreklerimizi yapıp meydanda toplanıyoruz, sorunlarımızı tartışıyoruz. Beş kişilik bir çekirdek ekipten söz ediyorum ama çok kısa zamanda 50 kişilik daha geniş bir çevreye ve kişiye anında ulaşabileceğiniz bir organizasyona dönüştü bu girişimimiz. Cihannüma -Yıldız mahalle toplantısında bu konu tartışıldı mı? Belli çözüm önerileri getirildi mi? Cihat Yapıcı: Mahalle toplantısında derdimizi anlattık. Biz meselemizin çok önemli olduğuna inandığımız için kısa bir diyalog ertesinde bireysel görüşme talep ettik İsmail Bey'den. Zaten daha önce hem Belediyesi ne hem Şehir Plancıları Odası'na, hem Mimarlar Odası'na bir dosya hazırlayıp sunmuştuk. Başkan da konudan haberdardı. Bize destek olacağını söyledi. Haziran ayının ilk meclis toplantısında bu alanın tekrar yeşil alana alınması üzerine karar çıkaracaklarını ve bu kararı Büyükşehir Belediyesi ne göndereceklerini söylediler. Kendi meclis üyelerinin orada azınlıkta kalması yüzünden kararın kabul edilip edilmeyeceği konusunda kesin bir şey söyleyemediler. Biz de bunun bilincinde olarak, Belediyesi nin elinde olabilecek şeyleri talep ettik. Tabii burada önemli olan Vakıflar Müdürlüğü'nün tavrı. Çırağan semt sakinleri olarak bundan sonra nasıl bir yol izleyeceksiniz? C.Y: Bizim mücadelemiz sadece bu mahalle halkını değil bütün toplumu ilgilendiren bir duruştur. İnsanların rahat bir nefes alabildiği, bir ağaç gölgesinde soluklanabileceği ne kadar yer kaldı ki? Ben 50 yıldır burada oturuyorum. Benim çocukluğum da gençliğim de burada geçti. Ihlamur ağacımız en az bir asırlık. Açtığında kokusu caddeye kadar yayılır. Çocukluğumda buradaki tarihi çeşmenin suyunu içerdik. Bu bir Hamidiye çeşmesidir ve aynı zamanda arkasında su deposu olan nadir tescilli yapılardandır. Çocukluğumda altı olduğu gibi mermerdi, şimdi mermerlerin hepsi koparılmış durumda. Bizde hiçbir şeyin kıymeti bilinmiyor, bazı şeylerin farkına iş işten geçtikten sonra varılıyor. Davamızın bizim haklılığımızı gösterecek şekilde sonuçlanacağını umuyoruz. O zaman Belediyesi nin desteğiyle belki buraya şirin bir park yapılması için çalışmalara başlarız. Zaten yaklaşık sene önce burada banklar vardı, nefes almak için yaşlılar, çocuklar otururdu. Bu gerçekleşinceye kadar elimizden geleni yapacağız. B+ Çırağan semt sakinleri mücadelelerine devam ediyor. B+ YAZ 45

46 Albüm Ustanın Vizöründen Gökyüzünden Murat Öztürk, B+ dergisi için uçağından ı fotoğrafladı. Murat Öztürk 1953 yılında Konya da doğdu. Gazeteciliğe 1975 yılında TRT Haber Dairesi nde haber kameramanı olarak başladı. 18 yıl boyunca TRT de görev yaptı. Hezarfen Havaalanı nın kurulmasında büyük emeği geçti. Pilot lisansı aldı. Kuruluşundan itibaren beş sene Star gazetesinde, Türkiye de bir ilki gerçekleştirerek gökyüzü haber fotoğrafçılığı ve muhabirliği görevlerini yerine getirdi. Halen, Top Air Uçuş Okulu nda öğretmen pilotluk yapan ve Pits S1S tipi akrobasi uçağıyla gösteriler gerçekleştiren Öztürk, ayrıca Milliyet gazetesinde gökyüzü haber muhabiri olarak çalışmaktadır. Öztürk, başta Gazeteciler Cemiyeti olmak üzere, çalışmalarıyla birçok kuruluştan başarı ödülleri almıştır. B+ 46 B+ YAZ

47 B+ YAZ 47

48 48 B+ YAZ

49 B+ YAZ 49

50 50 B+ YAZ

51 B+ YAZ 51

52 23 Nisan Her şey çocuklar için! Yazı: MELİS BAYDUR Fotoğraflar: ERDEM AYDIN, ŞENOL KAŞIKÇI 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları çerçevesinde Belediyesi, 18 Nisan dan bayram gününe kadar çeşitli etkinliklerle karnaval havası yaşattı. 52 B+ YAZ

53 Türkiye Büyük Millet Meclisi nin açılmasıyla 23 Nisan günü Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir, bayram ise çocukların... Cumhuriyet in ilk yıllarında, savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukları bir bahar şenliği ortamında sevindirmek, çocuklar için bağış toplamak amaçları doğrultusunda gerçekleşen bayram kutlamaları, yıllar içerisinde değişip, çocuk baloları çocuk karnavallarına dönüşseler de, Cumhuriyet Bando ları çoğu kutlamalarda yerlerini pop konserlerine bıraksalar da, çocukların gülümseyişleri 1927 deki ilk Çocuk Bayramı kutlamalarından bu yana aynı coşkuyu, aynı huzuru ve aynı umudu yaşatmaya devam ediyor. Atatürk ün çocuklara armağan ettiği bu gün, çocuklarına bayram hediye eden ilk ve tek ülke olma ayrıcalığına kavuşan ülkemizde yine şenliklerle kutlandı. ta okullar ve meydanlar her sene olduğu gibi çocukların gösterileriyle renklendi. Belediyesi 18 Nisan dan başlayarak bayram gününe kadar Çocuk Kitapları Festivali nden, bilgilendirici seminerlere, resim yarışmalarına kadar çeşitli etkinliklerle karnaval haftasını hareketlendirdi. 23 Nisan Çocuk Karnavalı Belediyesi nin Çilekli Spor Tesisleri nde düzenlediği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında çocuklar çeşitli etkinliklerde yarıştı ve canlı müzik performansları ile eğlendi. 23 Nisan Çocuk Karnavalı na katılan 10 bine yakın çocuk, saha içine kurulan şişme oyun gruplarında animatörler eşliğinde bayram coşkusunu yaşadı. Karnavala katılan öğrenciler, tesisin futbol sahasına kurulan oyun alanlarında zıpla yapış, tırmanma duvarı, denge oyunu, olimpik parkur, canlı bowling ve penaltı atma turnuvalarında yarıştılar. Yapılan çekilişlerle çocuklara çeşitli hediyeler dağıtılan karnavalda Grup Gündoğarken ve çocuk korosu ile birlikte birçok sanatçı sahne performansları ile kutlamaları renklendirdi. Çocuk Karnavalı nda başta ana sponsorlar Burger King, Pal FM olmak üzere pek çok önemli marka bu coşkulu günlerinde çocuklara hediyeler dağıttı. Çocuk Kitapları Festivali 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı çerçevesinde bir dizi etkinlik Belediyesi nden çocuklara ve ailelerine armağandı. Belediyesi ve Parmakcocuk.com un düzenlediği Çocuk Kitapları Festivali büyük ilgi gördü. Birbirinden ilginç, eğitici ve eğlendirici kitap çocukların beğenisine sunuldu. Etkinlik çerçevesinde 18 Nisan - 23 Nisan tarihleri arasında Ayla Çınaroğlu, Niran Elçi, Ferdi Merter, Mustafa Balel, Hikmet Altınkaynak, Simla Sunay, Ayşen İnci, Çiğdem Gündeş, Sara Şahinkanat, Öner Ciravoğlu, Güldem Şahan, Toprak Işık, Ege Erim, Seza Kutlar Aksoy ve Hıfzı Topuz imza günleri düzenledi. Çocuk Kitapları Festivali ne taki ilköğretim okullarından öğrenciler katıldı yaş yaratıcı drama çalışmaları kapsamında, tiyatro sanatçısı ve yaşam koçu Almula Merter ve tiyatro sanatçısı Mustafa Gönüllü atölye çalışmaları gerçekleştirdi. Ayrıca Uzm. Dr. Nurdan Keskin Çocuk Bakımı ; Uzm. Dr. Neslim Doksat Çocuk Ruh Sağlığı ; Uzm. Dr. Murat Görgülü Yetişmede sağlıklı beslenmenin önemi ve Almula Merter Kendinizin ve çocuğunuzun koçu olun. Yeniçağ çocuklarına anne baba okulu konulu panellerle, tecrübelerini lı ailelerle paylaştılar. Sara Şahinkanat, Hıfzı Topuz ve Hikmet Altınkaynak ın söyleşiler gerçekleştirdiği etkinlik haftası, geçen yıllarda olduğu gibi bilgilendirici ve aydınlatıcı bir program çerçevesinde ilerledi. B+ YAZ 53

54 Erhan Gedikbaşı Çok Programlı Lisesi Büyük Esma Sultan İlköğretim Okulu Büyük Esma Sultan İlköğretim Okulu Büyük Esma Sultan İlköğretim Okulu İkinci Kategori birincisi Hakan Çevik, Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu 6/A 54 B+ YAZ

55 Resim yarışması Çocuklar Sağlıklı Çevre konulu resim yarışması için hünerlerini sergilediler. 23 Nisan etkinliklerinin gelenekselleşmiş bir parçası olan resim yarışmasında dereceye girenlerin ödülleri şenlik alanında dağıtıldı. 1.Kategori 1. Ahmet Nabi Özdemir Lütfi Banat İlköğretim Okulu 4/C 2. Ece Kömü 100.Yıl Mustafa Kemal İlköğretim Okulu 5/B 3. Lara Su Karsavuran İstek Atanur Oğuz İlköğretim Okulu 1/B Mansiyon Derya Doğan 100.Yıl Mustafa Kemal İlköğretim Okulu 4/B Aylin Cinel Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okulu 4/B 2.Kategori 1. Hakan Çevik Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu 6/A 2. Halil İbrahim Ay Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okulu 6/A 3. Büşra Muratoğlu Burak Reis İlköğretim Okulu 8/A Mansiyon Mina Karanfil Burak Reis İlköğretim Okulu 7/A İdil Zando Mahmut Erseven İlköğretim Okulu 8/A Birinci Kategori üçüncüsü Lara Su Karsavuran, İstek Atanur Oğuz İlköğretim Okulu 1/B Birinci Kategori birincisi Ahmet Nabi Özdemir, Lütfi Banat İlköğretim Okulu 4/C İkinci Kategori ikincisi Halil İbrahim Ay, Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okulu 6/A Birinci Kategori ikincisi Ece Kömü, 100.Yıl Mustafa Kemal İlköğretim Okulu 5/B İkinci Kategori üçüncüsü Büşra Muratoğlu, Burak Reis İlköğretim Okulu 8/A B+ YAZ 55

56 Semt Boğaz ın incisi Bebek Yazı: NURAN SAVAŞ Fotoğraf: ALAADDİN SAVAŞ ın Boğaz daki son mahallesi olan Bebek, eskiden yedekçi lerin sandalları çekmek için ellerinde iplerle bekledikleri Arnavutköy Akıntıburnu ndan başlar, Aşiyan da yani Bebek Feneri nde son bulur. Arnavutköy Akıntıburnu na geldiğinizde yeni bir mahallesi başlar. Burası sonsuzlukta yıldız gibi parlayan Boğaz ın en güzel koylarından biri olan Bebek Koyu ile aynı ismi taşıyan Bebek Mahallesi. ın Boğaz daki son mahallesi olan Bebek, eskiden yedekçi lerin sandalları çekmek için ellerinde iplerle bekledikleri Arnavutköy Akıntıburnu ndan başlar, Aşiyan da yani Bebek Feneri nde son bulur. Akıntıburnu nu dönünce Bebek, gözünüzün önüne serilir. Eskiden Bebekliler buraya geldiklerinde içlerinde bir ferahlama hissederlermiş. Onları önce şirin köyleri, sonra elinde kırmızı bayrağı ile Şirket-i Hayriye vapurlarına yol gösteren bayraktar karşılarmış. Tam o noktada gözle görülür kuvvetli bir akıntı vardır. Motorlu teknelerin yaygın olmadığı dönemde oradan sandallar veya alamanalar (tek ya da çift direkli, yelkenli de olabilen, açık güverteli, büyük balıkçı tekneleri) yedeksiz geçemezmiş. Burunda daima birkaç yedekçi ellerinde iplerle sandal beklermiş. Yedek isteyen sandala ip atar, sandal ipi alır ve yedekçiler akıntıyı geçene kadar sandalı çekerlermiş. Bu bilgiler Bebekli Mergube Göknil in anılarını anlattığı ve sadece dostları için çok az sayıda basılan Bebek kitabında yazar. Bebek te iki ana arter Bebek Mahallesi, ın İstanbul Boğazı kıyısındaki son mahallesidir. Arnavutköy, Kültür Mahallesi, Etiler ve Sarıyer e komşudur. Mahallenin hane sayısı üç bin, nüfusu yaklaşık altı bin civarındadır. Eskiden mahallede Rumlar, Ermeniler, Museviler ve Müslümanlar birlikte yaşarlarmış. Şu anda kayıtlarda Bebekli Musevilerin sayısı 217, Hıristiyanlarınki 130 olarak geçiyor. Bebek te yaşayanlar, hem eğitim hem de gelir düzeyi bakımından ortanın üstü ya da üst gruba mensup. Ülkemizin en tanınmış, en zengin aileleri yanında en ünlü simalarının bir kısmı da Bebekli. Bebek sakinleri, Bebeklileri tanımlarken aslında üçe ayırıyor. Birinci grup gerçekten Bebek Mahallesi nde yaşayanlar, ikinci grup Bebek teki son derece pahalı lüks evlerde, korularda yaşayanlar, üçüncü grup ise günübirlik Bebek e gelen Boğaz tutkunları Mahallenin kuzeyi 56 B+ YAZ

57 Akıntıburnu nu dönünce Bebek gözünüzün önüne serilir. B+ YAZ 57

58 Küçük Bebek, güneyi Büyük Bebek olarak anılır. Engebeli bir arazide bulunan mahallenin 85 sokağı var ama Bebek sadece iki ana arterden beslenir. İnşirah Yokuşu ve Küçük Bebek Caddesi. Bebek in yan sokağı yoktur. Bütün sokakları, insanın nefesini kesecek kadar dik yokuş ya da merdivenlerden oluşur. Nereye gitmek isterseniz isteyin, mutlaka bu iki arterden birini kullanarak sahile paralel ilerleyen Cevdet Paşa Caddesi ne çıkmak zorundasınız. Bu da trafik konusunda her zaman sıkıntı yaratır. Bir zamanlar kötü hava koşullarında teknelerin sığındıkları Bebek Koyu, bugün lüks yatların demirledikleri bir liman görünümünde. Hazırlıkları süren Tekne Park projesinden sonra, koyun nasıl kullanılacağı da Bebeklileri biraz endişelendiriyor. Mahallenin zaten karmaşık olan trafiğine denizden yeni bir yük mü gelecek, yoksa intizam mı, merakla bekliyorlar. Japon manolyası Bebek Mahallesi nde eski adı Bebek, şimdiki adı Tevfik Fikret olan bir ilköğretim okulu var. Doğma büyüme Bebeklilerin büyük bölümü bu okuldan mezun olmuş. Manolya Sokak taki okulun hemen karşısında eskiden bir de Rum okulu varmış. Ama Rum nüfusun azalmasından sonra okul kapanmış. Okulun karşısında bir Japon manolyasından söz ediyor Bebekliler övgüyle. Görüntüsü kadar kokusu da büyüleyici olan bir ağaç. Çiçek açma zamanı çok kısa olmasına karşın her bahar onu görmeye gelen doğa tutkunları olurmuş. Yine İnşirah da bir özel okul var: Özel Yıldız İlköğretim Okulu ve Lisesi. Boğaziçi Üniversitesi ni de Bebek in okulları arasında saymadan geçmek olmaz. Kendi sağlık ocakları olmayan Bebeklilerin Arnavutköy deki sağlık ocağına gitmeleri için, belediye haftada 3 gün araç kaldırılıyor mahalleden. Akıntıburnu ndan Bebek e girerken sizi karşılayan muhteşem yalıdaki Mısır Konsolosluğu dışında Danimarka ve Endonezya fahri konsoloslukları Bebek te. Restoranlar, ünlüler, paparazziler Her zaman İstanbul un gözde semtlerinden olan Bebek te dönüşümü tetikleyen tarihlerden birisi de 1950 lerin sonları. Bu yıllarda sahil yolunu düzenlemek amacıyla yapılan istimlakta çok sayıda yalı ve konak yok olmuş. Aynı zamanda caminin hemen yanında bulunan çarşı da bu dönemde yıkılmış. Her birinden onlarca kilo balık çıkan dalyanlar, Küçük Bebek teki tahta köprüler, kayıkhaneler, hepsi bu dönüşümle birlikte anılara karışmış. Üzerine şarkılar, şiirler söylenen Bebek teki kafe ve restoranların sayısı bugün 40 ın üzerinde. Bebek neredeyse tam bir yeme içme mekânı gibi anılıyor. Ama bunun yanında son yıllarda açılmaya başlanan butik ve modaevleri bu imajı değiştirme yolunda. Ünlü kafe ve restoran zincirleri özellikle 1990 dan sonra Bebek e gelmeye başladı. Bugün yenileri hâlâ gelmeye devam ediyor. Beraberlerinde ünlüleri, paparazzileri, park sorununu ve Bebeklileri son derece rahatsız eden valelerini de getiriyorlar. Bebekliler valelerin mutlaka bir disipline ve düzene girmesi gerektiğinde hemfikirler. Bebek Taksi nin önünde, özellikle güzel havalarda ve geceleri ünlü yakalamaya çıkan çok sayıda paparazziyi görmek mümkün. Bir de isimleri Bebek le özdeş kimi mekânlar, dükkânlar var; otuz, kırk, hatta yüz yıllık. Bebek klasikleri diyebileceğimiz bu yerleri, onlara ve Bebek e haksızlık etmemek için ayrıca sıralamak gerek. Bebek in tarihi İzleyeni büyüleyen manzarası, Osmanlı ve Rum mimarisinin en güzel örneklerini taşıyan yapılarıyla çok özel bir mahallesidir Bebek. Tarihi, küçük bir balıkçı köyü olarak, Hıristiyanlık öncesi döneme kadar 58 B+ YAZ

59 uzanır. Semtin bilinen en eski adının, çeşitli şekillerde yazılan (Challae, Chilai, Khile) Skallai (iskeleler) sözcüğünün bozulmuş bir biçimi olan Hallai olduğu ileri sürülür. Bebek adının kökenine ait ilk bilgiler ise İstanbul un fethi hazırlıklarına kadar gider. Evliya Çelebi ye göre Fatih Sultan Mehmet, Rumelihisarı nın yapımı ve kuşatma sırasında asayişi sağlamak üzere buraya Bebek Çelebi lakaplı bir bölükbaşı tayin eder. Bebek Çelebi semtte bir köşk ve bir bahçe kurar. Ölümünden sonra da semt onun adıyla anılmaya devam eder. Kimi anlatıcılar der ki: Bebek in iki yüzü vardır. Birincisi yeşil ve mavisiyle doğanın armağanı olan Bebek, ikincisi barındırdığı tarihi doku, kişi ve farklı renkleriyle yaşama biçim veren Bebek. Müslümanlar, Rumlar, Yahudiler, Gürcüler ve Ermenilerin birlikte yaşadıkları semt, III. Ahmet ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa döneminde daha çok rağbet görür. Köşkler, yalılar, konaklar yapılır. Bu dönemde Bebek Bahçesi nde Hümayunabad Kasrı, Bebek Camii, mektep, çeşme, hamam, değirmen ve dükkânlar inşa edilir, semt kalabalıklaşır. Mimar-Desinatör Melling in 18. yüzyıl sonlarında yaptığı gravürden tanıdığımız Bebek Kasrı, 1846 yılında yıktırıldıktan sonra bu sahilde Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit zamanında da büyük yalılar dönemi yaşanır. Zaman içinde yalılar yıkılınca 1908 de şimdiki Bebek Parkı nın yerinde Bebek Gazinosu inşa edildiyse de 1980 lerde o da yıkılmıştır. Semtin yazlık olmaktan çıkıp sürekli yaşanan bir yer haline gelmesiyse 19. yüzyıl ortalarında başlayan vapur seferleri ve onu takip eden tramvayın sayesindedir. 22 numaralı Eminönü-Bebek tramvayı caminin önündeki son durakta bir daire çizerek devam edermiş yoluna. Şehir Hatları İşletmeleri nin 55 baca numaralı Bebek ile eşi 56 numaralı Göksu vapuru ise, inşa edildikleri 1905 yılından, hizmet dışı kaldıkları Kasım 1967 ye kadar Bebek in küçük ama sevimli iskelesine yolcu taşıdılar. Onların seferleri aynı zamanda Bebek in sürekli yaşanan bir yer olmasını da sağladı. Ne yazık ki günümüzde semte yapılan vapur seferleri oldukça kısıtlı. kalkmış; ahşap ve eski kâgir evler yıkılarak yerlerine apartmanlar dikilmiş; Bebek çok işlek bir yol olan İnşirah Yokuşu yla Etiler e bağlanmıştır. Apartmanların, villaların istilasına uğrayan, II. Abdülhamit in kızı Ayşe Sultan Köşkü nden sadece küçük bir müştemilat kalmış. Şimdi burası küçük bir koruluk içinde site halindedir. Arifi Paşa Köşkü nden günümüze hiçbir eser kalmamıştır. Koru, Ayşe Sultan Korusu ndaki gibi çok katlı apartmanlar ve villalarla dolmuş; Eliyeşil, İpar, Kortel de olduğu gibi zenginlerin tercih ettiği çok pahalı ve gözde yerlere dönüşmüştür. Bebek Parkı ve çınarlar Bebek Parkı nın değişmeyen görüntüsü çınarlardır. Bunlardan dört tanesi anıt ağaç olarak tescillenmiştir. Set üzerindeki çınarın (platanus), çevresi 5.63 m, vapur iskelesinden çıkınca görülen çınarınki 5.70 m, sahildekinin 4.10 m, Bebek le Küçükbebek arasındaki çınarın çevresiyse 6.10 m dir. Parkın tam ortasında heybetli bir heykel yer alır. Bedrettin Dalan döneminde parka yerleştirilen heykel ünlü divan şairi Fuzuli ye aittir. Parkın içindeki şirin Boğaz iskelesini anmadan geçmemek gerekir: 20 yüzyıl başlarında yapılan iskele yakın zamanda yeniden tadilat geçirdi. Bebek Parkı aynı zamanda çocukların, kuşların, köpeklerin çok sevdiği bir yer. Güzel havalarda Boğaz ı seyreden aşıklara da, çocuklarını gezdiren ebeveynlere de rastlarsınız. Parkın yerinde 1846 ya kadar Bebek Kasrı, Korular Her zaman yalıları ve korularıyla nam salmış Bebek in ne yazık ki artık sadece yalılarından değil, korularından da kolayca söz etmek mümkün görünmüyor sonrasındaki Boğaz tepelerini ve korularını tahrip eden hızlı yapılaşma sırasında Bebek sırtlarının yeşili büyük ölçüde ortadan Bebek İskelesi Bebek Parkı B+ YAZ 59

60 Mısır Konsolosluğu arasındaysa çok önemli davetlere de evsahipliği yapan Bebek Belediye Gazinosu vardı. Son altı yıldır da bu parkta Bebek Şenliği yapılıyor. Bebek gazinoları Bebek geçmişten bu yana her zaman bir eğlence mekânı olma özelliğini korumuştur. Bugün televizyondaki magazin programlarında, Bebek teki mekânlarda görüntülenen bir ünlüyü görmemek mümkün mü? Bugünkü mekânlardan değil ama geçmişteki ünlü Bebek gazinolarından Bebek Maksim, Aşiyan, Güneş, Nazmi, Şadırvan, Yıldız, Köşk, Belediye de; Emel Sayın, Yıldırım Gürses, Zeki Müren, Ahmet Özhan, Beyaz Kelebekler, Bülent Ersoy gibi birçok ünlü ses sanatçısı sahne almıştır. Sohbet ettiğimiz doğma büyüme Bebekliler Nazmi nin gazinosunda oturan şair Yahya Kemal i de; Bebek Belediye Gazinosu nda her pazar sahne alan Sevim Tuna yı da çok iyi ve özlemle hatırlıyorlar: Sevim Tuna, bizim ilk gençlik yıllarımızda Bebek Belediye Gazinosu nda sahne alırdı. Biz de her pazar dinlerdik. Ama gazinoya giderek değil. Açık havada, Boğaz dan dinlerdik onu. Sandala tüpü koyar, balık pişirir, ekmek arası yapar, denizden gazinoyu seyrederdik. O zamanlar bir ağabeyimiz vardı, lakabı Bebek Tarzanı. Kendisi Sevim Tuna hayranıydı, çok seviyordu. Sevim Tuna sahneye çıkınca dayanamaz, her defasında kendini Boğaz ın serin sularına bırakırdı. ( ) zamanında yapıldığını belirtmişlerdir. Bir dönem kaderine terk edilen Bebek Bahçesi ile kasır 1725 yılında yeniden yapılmış ve Hümayunabad ismini almıştır. Kasrın plan ve cephe görünümü ile ilgili yeterli bilgi yoktur. Bazı kaynaklar, Sultan I. Abdülhamit döneminin sonlarında iki kez onarım geçirdiğini göstermektedir. 19. yüzyılda Bebek Kasrı çok az kullanılmış olmasına rağmen Reisülküttab ile Avrupalı elçiler arasındaki gizli toplantılara evsahipliği yapmış, bu yüzden de Konferans Köşkü ismini almıştır. Kasır, Sultan Abdülmecid zamanında, 1846 da yıkılmıştır. Yılanlı Yalı Bebek Koyu nun ve Boğaziçi nin namlı yalılarından biri Yılanlı Yalı dır. Bu yalı, eliböğründelerle taş duvar üzerinde, geleneksel mimari üslubuyla İstanbul da ancak birkaç örneği kalmış ahşap yapılardandı. Kayalar mevkiinde, I. Abdülhamid veya III. Selim devirlerinde yapılarak, muhtelif tadillerle günümüze kadar gelmişti yılında Harem bölümü tartışmalı bir şekilde yandı. Yalının giriş kapısının yanında kubbeyle örtülü büyük taş oda, görünümü, havuzu ve duvardaki selsebiliyle serin olduğundan, konuklar burada ağırlanırmış. Aydın Bolak tarafından mirasçılarından satın alınan yalı, 1989 yılında sadece dış cephe özgünlüğüne uyularak yeniden inşa edilmiş. Bebek teki tarihi eserler Bebek Camii Bebek Parkı nın bitiminde, iskelenin hemen yayında yer alan Bebek Camii mütevazı bir görünüşe sahip; 1. Ulusal Mimarlık Üslubu nun bütün özelliklerini yansıtan bir yapıdır. Genel hatlarıyla kare planlı ve tek kubbeli olup, üç gözlü son cemaat yeri vardır. Mimar Kemaleddin tarafından 1913 te yapılan cami, kesme küfeki taşından inşa edilen alçak duvarlı bir avlu içinde yer alır. Mimar Kemaleddin i hepimiz 20 liranın üzerindeki portresinden tanıyoruz bugün. Bebek Kasrı Günümüze ulaşamayan Bebek Kasrı, Bebek Bahçesi içerisinde yer alıyordu. Evliya Çelebi ve Vakanüvist Asım Efendi bu kasrın Sultan I. Selim Valide Paşa Yalısı (Mısır Başkonsolosluğu) Valide Paşa Yalısı, 1902 yılında İtalyan Mimar Raimondo D Aronco tarafından yapılmıştır. Hâlâ Mısır Başkonsolosluğu na ait olan kârgir bir binadır. Bu bina aynı yerde yapılmış üçüncü yapıdır. İlk yapı, Sultan III. Ahmed in kadıaskerlerinden Dürrizâde Arif Efendi nin yalısıdır. Bebek in Lâle Devri ne ait namlı yapılarındandır. İkinci bina, Sultan II. Mahmud un sadrazamlarından Rauf Paşa nın yalısıdır. Üçüncü yapı ise günümüze kadar gelen Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa nın validesi Prenses Emine ye ait yalıdır. Emine hanımefendi İstanbullular arasında Valide Paşa olarak anıldığından yalı da bu ismi almıştır. Valide Paşa nın ölümünden sonra yalı Mısır hükümetine kalmış olup halen konsolosluk olarak kullanılmaktadır. Kavafyan Konağı Katolik Yetimhanesi yakınlarında 1571 tarihli eski Kavafyan Konağı nın 60 B+ YAZ

61 ayakta duran (ama dik durmayan) harem kısmı görülebilir. İstanbul un bugüne kalmış en eski konağıdır ve 1751 de yapılmıştır. Odaların ortadaki sofaya açıldığı tipik konaklardan biridir. Bazı tavan ve duvar süslemeleri hâlâ görülebilir. Fikret Yüzatlı Yalı- Köşkü Bebek Oteli ile sahil kornişinin, apartman tarzı sahilhanelerin yeknesaklığını gideren bu 91 nolu, iki katlı yalı-köşkü oldukça şirindir. Duvarları betonarme olmasına rağmen, ahşap kordeleli saçağı, beyaz boyası ve şale stiliyle bir muhabbet kuşu görünümündedir de İsmet İnönü nün yaverlerinden Fikret Yüzatlı tarafından yaptırılmıştır. İnşirah Vadisi Bebek teki tarihi doku ve kültür mozaiğini görmek için mutlaka İnşirah Vadisi ni görmek gerekir. İskele karşısından Etiler e çıkan İnşirah Vadisi İstanbul un önemli parçalarındandır. İki tarafta koru ve yapı üslupları bakımından önemli köşkler vardır. Yolun sonundaki Rum kilisesi önünde İstanbul un en muhteşem çınarlarından biri boy gösterir. Ayios Haralambos Rum Ortodoks Kilisesi Ana caddeden 100 metre kadar sonra İnşirah Sokağı ile Meygede Sokağı köşesinde Ayios Haralambos Rum Ortodoks Kilisesi yer alır. Dikdörtgen planlı, duvarları yığma taş, damı kiremitli kilise çepeçevre dar bir avlu içindedir. Beton çan kulesi 1962 yılında ilave edilmiştir. Bebek teki dört ibadethaneden biri olan kilise halen ibadete açıktır. Rumca ayin yapılan kilisenin cemaati çok azalmıştır. Katolik Kilisesi Bu kilise de yine İnşirah Vadisi nde yer alıyor. Kilisenin 1856 da inşa edildiği sanılıyor. Sacre Coeur Fransız Kilisesi Lazarist bir kilisedir. Bu kilisedeki ayinler İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Türkçe olmak üzere her hafta farklı bir dilde yapılıyor. Ama cemaati olmadığı için neredeyse kimse gelmiyor. Fransız Yetimhanesi ve Bebeköy Bebek sırtlarında Bebek Koyu manzaralı Fransız Yetimhanesi 160 yaşındadır. Osmanlı mimarisinin tipik özelliklerini taşır. Sedir ağacından yapılmış 16 tarihi binadan oluşur. İnşirah Vadisi ndeki 63 dönümlük arazi yüzyıllık ıhlamurların, cevizlerin, şeftali, erik ağaçlarının yer aldığı geniş bir alan ve muhteşem bir Boğaz manzarasına sahip. Fransız Yetimhanesi yıllarca Süryani Kilisesi ne rahip yetiştirdikten sonra 1942 yılında kapatılmış yılında kurulan yetimhaneye alınan Süryani çocukları 2 yıllık eğitimden sonra Fransa ya gönderiliyor, burada rahip ve rahibe olarak yetiştiriliyorlardı. Bazı kaynaklarda belirtildiğine göre ailelerine de Fransa da oturma izni veriliyordu. Vakıflar Genel Müdürlüğü nün açtığı 49 yıllık kiralama ihalesinden sonra, Fransız Yetimhanesi nde yeni Bebeköy projesi hayat buluyor. Orijinaline sadık kalınarak yürütülen projede yetimhaneyi oluşturan irili ufaklı binaların içinde 33 metrekare ile 400 metrekare arasında değişen yaşam birimleri oluşturuluyor. Bebeköy, uzun ya da kısa süreli konaklamalar için düşünülüyor. Ayios Haralambos Rum Ortodoks Kilisesi Boğaziçi Üniversitesi Bebek le Rumelihisarı arasındaki tepelerde Boğaziçi Üniversitesi nin arazisi uzanır. Arazi, Molière den yaptığı uyarlamalarla tanınmış bir devlet adamı olan Ahmet Vefik Paşa dan satın alınmıştır. Burası eski Robert Kolej dir. Robert Kolej 1863 te Cyrus Hamlin tarafından kurulmuştur. Hamlin, Kırım Savaşı sırasında Florence Nightingale ile çalışmış bir misyonerdi. Okuldaki binalardan birine onun adı verilmişse de okulun kendisi, kurulması için gerekli parayı sağlayan Christopher Robert in adını taşır. Daha sonra bir devlet kurumu olarak Boğaziçi Üniversitesi adını almıştır. Boğaziçi Üniversitesi nin alt giriş kapısı ve tarihi bekçi binası, Bebek in vazgeçilmez simgelerinden biridir. Kayalar Mescidi Kayalar Mescidi, Şeyh Ahmet Niyazi Efendi tarafından 1877 yılında tekke ve mescit olarak inşa ettirilmiştir te kapatılmış, 1987 yılında ise cami olarak ibadete açılmıştır. Kayalar Mescidi Bebek Mahallesi nin dört ibadethanesinden biridir. Ahşap bir ev görünümlü küçük minaresi ve sağında dergahtan kalan birkaç mezar vardır. Mescidin içinden döner ahşap merdivenle üst kata çıkılır, çatı kiremitlidir. Kayalar Mezarlığı/Aşiyan Parkı Şimdi Aşiyan Parkı olan yer, 1950 lere kadar tarihi Kayalar Mezarlığı ydı. Lamartin gibi yazarların eserlerinde buradan söz ettiği biliniyor yılından sonra Kayalar Mezarlığı istimlak edilip gazino haline getirilmiş, uzun yıllar Aşiyan Gazinosu olarak, sazlı-sözlü programlarla devam ettikten sonra, 1985 yılında belediye tarafından parka dönüştürülmüştür. Parkta, Aşiyan Mezarlığı nda yatan İstanbul Şairi Orhan Veli nin heykeli vardır. Aşiyan/Tevfik Fikret ve Fecri Ati Müzesi Ünlü Türk Şairi Tevfik Fikret`in inzivaya çekildiği yılları arasında yaşadığı evdir. Farsça kuş yuvası anlamına gelen Aşiyan ismini de kendi koymuştur. Bu ev, 1945 yılında Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak açılmıştır. Daha önceleri Eyüp Mezarlığı nda bulunan naaşı da, 1961 yılında çok beğendiği bu bahçeye nakledilmiş ve bu tarihten sonra müze Aşiyan Müzesi adını almıştır. B+ YAZ 61

62 Bebek klasikleri Bebek dendiğinde hem lezzet hem de mekân olarak Bebek le bütünleşmiş yerlere mutlaka bir uğramak gerek. Zaten bütün Boğaz tutkunları bunu yapıyor. Hepsinin tarihi en az yıl öncesine dayanıyor. Ne Türkiye deki, ne İstanbul daki, ne de Bebek teki değişim ve yeni akımlar onları etkilememiş. Hepsi sahile paralel ilerleyen Cevdetpaşa Caddesi üzerinde. Bu mekânların en eskilerinden biri, 50 yıldır Bebek te olan Santral Şarküteri. Oldukça mütevazı, 50 metrekarelik bir alanda yer alıyor. Ama orada bulabilecekleriniz konusunda hiç de mütevazı değil. Mezeleri Erzurumlu meze ustası Kazım hazırlıyor... Asla unutulmaması gereken bir diğer Bebek klasiği ise Bebek Divan... Boğaz ın Avrupa yakasındaki tek Divan olma özelliğini koruyor halen. Bebek Koyu nun en güzel manzarasına sahip mekânlardan biri... Bebek in değişmeyen lezzet duraklarından olan Mini Dondurma ise 40 yıldır bu mahallede den beri sadece kendi ürettiği dondurmayı satan dükkân, adı gibi gerçekten çok küçük. 33 sene önce açılan Güneş Dondurma, serüvenine 1983 te hamburgerle başlayan Abbas Waffle ve vitrin düzenlemesiyle hemen dikkat çeken ünlü Bebek Badem Ezmecisi de Bebek in tatlı lezzet klasiklerinden.18 yıldır sabit yeriyle Mehmet Alamur un enginar tezgahı ve Bebek Mevsim Manavı nın da Bebek klasiklerinden olduğuna şüphe yok. Bebek Otel in içinde yer alan Bebek Bar ise dünyanın en iyi elli barı arasında yer alıyor yılında balıkçı kahvesi olarak açılmış ve mütevazı görüntüsüyle uzun zamandır bir Bebek klasiği olan Bebek Kahve nin müdavimleri arasında ise birçok ünlü isim var. B+ Aşiyan Parkı ve Orhan Veli heykeli 62 B+ YAZ

63 Gazinosu İhsan Bey i Bebekli yapmış. Üstüne üstlük bir de eşinin Bebekli olması, onun için Bebek i vazgeçilmez kılmış. İhsan Poroy a Bebekliler Derneği ni sorduk: Dernek 1995 yılında bir semt derneği olarak kurulmuş. Yani Bebekliler biraraya gelmek için kurmuşlar. Ama zamanla değişmiş ve bir semt derneğinden bir sivil toplum örgütüne dönüşmüş. Derneğimiz şu anda Bebek Mahallesi nin sorunlarını çözmeye çalışan etkin bir sivil toplum kuruluşu. Üye sayımız yaklaşık 300 ü buldu. İhsan N. Poroy / Bebekliler Derneği Başkanı (66, Emekli / üst düzey yönetici) 6. Bebek Şenliği Bebekliler Derneği nin 3 yıldır başkanlığını yürüten İhsan Bey aslında bir Beyoğlu çocuğu. Hani şu Beyoğlu na kravatsız ve tıraşsız girmenin mümkün olmadığı yıllarda Beyoğlu nda büyümüş dan sonra koleje gitmesi, ablasının Bebek te yaşaması ve kolejli gençlerin devam ettiği, eskinin meşhur Bebek Nazmi Bebekliler Derneği, Belediyesi nin de desteği ve katkılarıyla Bebek Şenliği ni düzenliyor. Bu yıl Haziran da altıncısı yapılacak. Bu şenlikte kurumsal sponsorlar dışında Bebekli esnafın, işletmelerin önceliği var. Geçen yıl şenlikte 123 stand vardı ve ziyaretçi sayısı 35 bini buldu. Bu yıl stand sayısını biraz daha sınırlamayı düşünüyoruz, daha ferah olsun diye. Poroy, şikâyetçi oldukları birkaç noktaya da dikkat çekiyor. Bebek iki ana arterden beslenir. İnşirah Yokuşu ve Küçük Bebek Caddesi. Bebek in yan sokağı yoktur. Bu iki ana arter daha yeni Belediyesi ne geçti. Biz de şimdi yollarımızın ve kaldırımlarımızın düzenlenmesini istiyoruz. Park sorunundan şikâyetçiyiz. Valelerin intizama girmesini istiyoruz. Oluşturduğumuz bir semt yönetim konseyimiz de var zaten. Zaman zaman biraraya gelip sorunları birlikte tartışıyoruz. Birlikte çözüm üretmeye çalışıyoruz. Biz Bebekliyiz Vahram Gesar, tam bir Bebek ve nostalji tutkunu den sonra korkunç bir değişiklik oldu. Biz burasını köy ve mahalle bilirken, New York un barlar ve restoranlar sokağına benzedi. Benim en fazla önemsediğim konu insanlar, Bebekliler veya Bebek e gelenler yürüdükleri zaman rahat olmalılar. Kaldırımlar zaptedilmiş durumda diye sitem ediyor doğma büyüme Bebekli Vahram Gesar. Özlediği eskiyi yaşatmak, herkese aktarmak için de hazırlanmakta olan Bebek kitabı için en çok çalışanlardan birisi o. Ben Bebek doğumluyum. Ailem tahminen 1914 lerde gelmiş Bebek e. Önce başka bir binada oturmuşlar, sonra da 1914 yılında Bebek te yapılan ilk apartmana taşınmışlar. Geçmişe olan bütün özlemine, bugüne tüm eleştirilerine rağmen hiçbir zaman Bebek ten ayrılmayı düşünmemiş. Beni burada tutan şey Bebekli olmaktır. Bebek te enteresan bir şey var. En zengin ile en fakir birbiriyle konuşurlar. Balıkçı ile bir profesör kol kola yürürlerdi, bir örnek vereyim, rahmetli Erdal İnönü sahilde yürüyor, - meşhur Bebek Tarzanı derdik-, vay Erdalcığım der, koluna girerdi ve Erdal Bey de onunla yürürdü. Şimdi Karikatür Müzesi Müdürü olan Erdoğan Bozok da Bebeklidir ve aynı zamanda Bebek te kasaplık yapardı. Onun kasap dükkânı bütün sanatçıların uğrak yeriydi. Bir gün kasap dükkânından yükselen müziği bütün köy dinlemişti. Sevgili Erdoğan meşhur bir tenor ile birlikte Kalinka yı söylemişti. Sanırım bunlar Bebekli olmayı biraz anlatıyor. Vahram Gesar aynı zamanda müzik tutkunu. Ayda bir Açık Radyo da nostaljik müzikler çaldığı bir program yapıyor. Bunun yanında Bebek Şenliği ne de DJ olarak katkıda bulunuyor. Vahram Gesar (63, eski tekstilci, amatör DJ) Yıldız Kenter tiyatrocu, Şükran Güngör tiyatrocu, Müşfik Kenter tiyatrocu, Sezen Aksu müzisyen, Özdemir Asaf şair, Edip Cansever şair, Müzeyyen Senar ses sanatçısı, Sevim Tuna ses sanatçısı, Umur Bugay sinemacı, Engin Cezzar tiyatrocu Pınar Altuğ oyuncu, Hasan Kocamaz müzisyen, Çiğdem Talu müzisyen, Melih Kibar müzisyen, Onno Tunç müzisyen, Ersen müzisyen, Ruli müzisyen, Yeliz ses sanatçısı, Erdem Talu mimar Bebek in ünlü şahsiyetleri Bugüne kadar Bebek te yaşamış olan ünlü simaları merak ettik. Özellikle edebiyat ve sanat dünyasının bazı önemli isimlerinin Bebekli olduğunu öğrendik. Arkadaşlarının Bebekolog diye tanımladıkları Vahram Gesar ile yaşamış ve halen yaşamakta olan Bebekli ünlü şahsiyetlerin bir listesini yaptık. Günümüz Bebekli ünlüleri ise zaten paparazziler aracılığıyla magazin programlarından takip etmek mümkün. Onları ayrı tutuyoruz. Salih Acar ressam, Erdoğan Bozok karikatürist, Orhan Taylan ressam, Semih Balcıoğlu karikatürist, İlham Gencer müzisyen, Tekin Tekman müzisyen, Turgay Noyan müzisyen, gazeteci, Cemal Kara müzisyen, Cezmi Başeğmez müzisyen, İnşirah Yokuşu B+ YAZ 63

64 Benim 'ım İnsan sarrafıyım... Röportaj: GÜLÇİN TAHİROĞLU Fotoğraf: CEM TALU Pakize Suda Halkın içinde yaşarım, camdan fanus içinde oturmanın gereği yok diyor. Onu en çok etkileyen Anadolu insanı zaman zaman ruhuna merhem olmaya devam ediyor 64 B+ YAZ

65 Pakize Suda, özü sözü bir kadın. Yaptığı her işe gönlünü katıyor. Yaptığım işe düşkünüm sözleri bunu anlatıyor. Şarkıcıyken de, gazeteciyken de aynı Pakize Suda... Sıcakkanlı, açık yüreklilikle konuşan, kendi doğrularını dile getirmekten çekinmeyen biri o... Anadolu yu dolaşarak yaptığı programlar dillere destan. Onu bir sandal kiralayıp Bebek te denize açılmak da, Anadolu da halkın arasında sohbet etmek de mutlu etmeye yetiyor... Hayattan çok beklentisi yok, bir gün alıp başını küçük bir yere yerleşeceğini söylüyor... Pakize Suda, İzmirli. Gazeteci kızı. Babasından Türkçe yi mükemmel konuşmayı ve yazmayı öğrenmiş. İzmir ise ona hayatı sevdirmiş. İzmir in yerini İstanbul alsa da o hâlâ İzmirli. İstanbul a ilk geldiğinde Bebek te oturmuş. İstanbul un en çok bu köşesini seviyor. İnsanlarla da, çok sevdiği hayvanlarla da kolay iletişime geçiyor. Onu tanıyan herkes sözünü esirgemediğini biliyor. Kendini insan sarrafı olarak görüyor. TV çekimleri için gittiği Anadolu onun ruhuna merhem oluyor biraz da. En çok neden etkileniyorsunuz oralarda? sorusuna; İnsanları hoşgörülü, insana sahip çıkıyorlar, misafirperverlikleri çok hoş, hiç bozulmamış olmaları etkiliyor beni sözleriyle cevap veriyor. Şehir hayatı gelenleri bozuyor, çünkü burada ayakta durmak zor diye de ekliyor... Pakize Suda, B+ nın sorularını içtenlikle cevapladı. Bize de onun gazetedeki köşesinin adına yaraşır bir şekilde röportajı... mış gibi yapmadan, olduğu gibi sizlerle paylaşmak düştü. dürttü, Güzellik yarışması var, girsenize dedi, ben de girdim. Başka bir isimle girdim tabii. Sonra birinci olunca babam öğrendi. Önce babamdan gizli işler yaptığımız için azar işittik, hiç de sevinç ifade eden bir şeyler söylemedi. Hatta bir iki gün tavır koydu bana. İstanbul a gelişiniz nasıl oldu, ilk nerede oturdunuz? İstanbul a geldiğimde ilk Bebek te oturdum, o yüzden oranın ayrı bir yeri vardır bende. Hep bu civarda oturdum, 30 senedir Levent teyim. Bebek çok önemlidir benim için, en güzel günlerim orada geçti. Sandal kiralardık, arkadaşlarla bütün gün balık tutar, yüzer, simsiyah olurduk. Hâlâ da kafama eser yaparım belli olmaz. İzmir de hayatımda hep çok önemli bir yer tuttu. Her gittiğimde ağlatır beni. Uçakta, daha tepeden görünce İzmir i, ağlamaya başlarım, İzmirlilere laf söyletmem, 35 plakalı arabayı korumaya almak isterim. Ama İzmir in hatalarını da bilirim. Aslında çok daha fazla gelişmesi, örnek bir kent olması gerekirdi ama yeterince gelişemedi. Türkiye Cumhuriyeti nde ekonomi ile ilgili alınan ilk kararlar İzmir İktisat Kongresi nde gerçekleşti, bu çok önemli... İzmir çok önemli bir şehir, şimdiye kadar örnek şehir olması lazımdı ama olmadı, nedendir, merak ediyorum. Nasıl bir çocukluk yaşadınız? Otoriter babayla geçen bir çocukluktu. Evde disiplin vardı ama sokağa mini etekle çıkardım, babam gelince hemen altıma pantolon geçirirdim. O zamanlar İzmir de herkes mini etekle, şortla dolaşırdı. Babamın tutucu bir tarafı vardı, kıskançtı, annemi de çok gezdirmezdi. Biz üç kız kardeşiz. Üç kız kardeş olmaktan mutluyum. Yazı dilinin genetik olduğu söylenir, size de aileden mi geçti? Evet. Biz yanlış Türkçe konuşamazdık evde, babam hemen düzeltirdi. De, da takılarının ne zaman bitişik, ne zaman ayrı yazılacağını çocukken öğrendik. Bulmaca çözmeye alıştık küçük yaşta. Babam gazeteciydi ve küçük yaşta gazete okumaya da alıştık. Ben hâlâ internetten gazete okuyamam, elimde olacak dergi, gazete, kitap. Bir kitabı dinleyemem, mutlaka elime almam, dokunmam lazım. Yazıyı da elde yazarım. Yazma yeteneğimi, Türkçe ustalığını babama borçluyum ama o yaşasaydı ben aşktan, sevgiden bu kadar çok söz eden yazılar da yazamazdım. Ama böyle deyince yanlış anlaşılmasın, kesinlikle gerici değildi babam. Sarışın, uzun boylu, Avrupai bir tipti. Çok da severdim, çok babacı bir kızdım küçükken. Güzelliğiniz de aileden mi geliyor? Belki de Babaannem Giritliydi. Baba tarafına benziyorum ben. Annem İstanbullu ama babasının işi dolayısıyla Anadolu yu çok gezmiş. Babam Anadolu Ajansı nın önemli bir ismiydi; Orhan Suda. Önce Ankara daymış, daha sonra İzmir de Anadolu Ajansı nın bürosunu kurmuş. İzmir çok karışıktır, dışarıdan, Girit ten, Yunanistan dan gelmiş çok insan vardır. Gâvur İzmir demelerinin nedeni de budur. Çok karışıktır, o yüzden biz İzmirliler hiç alınmayız bu tip sözlere. Baba tarafımdan zeytinyağlı yemek kültürü geçmiş bana. Biz anne sütünden kesildik, zeytinyağlılara başladık, bu kadar etkili yani Üç çeşit salata konurdu masaya. 17 yaşında Ege Güzeli seçildiniz, o günden sonra neler değişti hayatınızda? Pek bir şey değişmedi. Çok da uzaklaşamadım İzmir den aslında. Hemen şarkı söylemeye başladım. O zaman Ege Güzeli olmak şimdikinden daha önemliydi ama ben pek tadını çıkaramadım. Babamdan sakladık. Güzellik yarışmasını da şöyle duydum; sokakta omzumdan biri İstanbul a geldiğimde ilk Bebek te oturdum, en güzel günlerim orada geçti. İstanbul un bölgesini neye benzetirsiniz? İstanbul güzel bir şehir, dünyada ortasından deniz geçen tek şehir, bambaşka ama ben bu keşmekeşi sevmiyorum. Trafikte kalıyorum, bir randevuya ancak yetişiyorum, ikinci randevuma gidemiyorum. İnsanları çok değişik, her türlü kazığı yiyorsunuz İstanbul da. Önü alınmıyor, herkes istediğini yapıyor. Her şeyden korkuyorum artık. Buradan gideceğim. İzmir e de değil, daha küçük bir yere. Hayatımı küçülteceğim. bölgesinde hangi mekânlar önemlidir sizin için? Bebek. Hep Bebek. Levent te çok uzun zaman oturdum ama Bebek bambaşka. Gerçi rant var diye artık her yer çok kalabalıklaştı. Bebek de bozuldu. Belediyeler bunu engellemeli bence. Gençlik zamanlarımda Bebek çok keyifliydi, balığımızı alır, pişirir, şehrin ortasında yerdik. Bazen bugün de yapıyorum bunu. Sandal kiralamak çok güzel bir şey. Ben çok küçücük şeylerle mutlu olan bir insanım. Bebek te çok şarkı söyledim; Bebek Belediye Gazinosu nda, Fahrettin Aslan ın açtığı Yıldız B+ YAZ 65

66 Gazinosu nda O zaman tekneler, yatlar filan yoktu. İstanbul sosyetesi sandallarla gelir, bizi kıyıdan dinler, alkışlarlardı. Biz de bis yapardık. O zaman herkes birbirini tanırdı, şimdi kimse kimseyi tanımıyor. Sanatçının sanatçı olduğu dönemlerdi. Emel Sayın ın ilk ünlü olduğunda şarkı söylediği yerdi burası. Çok güzeldi, kalite çok yüksekti. Gazeteciliği mi daha çok sevdiniz, sahneyi mi? Ben bütün yaptığım işleri sevdim. 30 sene şarkı söyledim, şarkı söylemeyi de sevdim. O zamanlar çok çalıştım, çok güzel çalıştım. Ben işimi iyi yapmayı seviyorum, yaptığım işe çok düşkünüm. Gençlik yıllarımda bu kadar değildi tabii. Ama sonraları işim çok önemli oldu. Var tabii. Her yerini gezdim, son derece açık, hiç de tutucu değiller. Kızların başı örtülü ama makyajlarını yapıyorlar. Sahil kasabaları ve köyleri daha açık tabii. Ben mini etekle Anadolu yu gezdim, İstanbul da daha çok bakıyorlar valla... Ben Anadolu insanını pırlanta olarak görüyorum. Anadolu da sizi en çok ne etkiliyor? İnsanların hoşgörüsü. İnsana sahip çıkmaları, misafirperverliği ve hiç bozulmamış olmaları. Oradan şehre gelenler bozulmuş, çünkü burada ayakta durmak çok zor. Anadolu da hâlâ devlet baba anlayışı güçlü mü sizce? Tabii. Anadolu da devlet babaya çok inanıyorlar, çok güveniyorlar. Ama kadınların durumu başka Beyim bilir her konuda geçerli değil, kadının daha dominant olduğu yerleri gördüm ben. Erkekten daha fazla kadının konuştuğu yerler var. Eziliyorsa da söylüyor zaten kadınlar, çok açıkyürekliler. Esas İstanbullu kadınlar söylemiyor, saklıyorlar. Kapalı kapılar ardında oluyor her şey. Hangi işi yapsam onu severim. Ben yaptığım işe çok düşkünüm. Belediyesi Mayıs Bağımsızlık İçin İlk Adım etkinlikleri düzenliyor. Size hangi duyguları yüklüyor bu tür etkinlikler? Tamam, bu güzel ama Belediyesi ne sormak istediğim bir şey var: Bebek te o Atatürk heykelinin yanında, gölge yapan koca ağaç kesildi, yakıştı mı bu? Olmamalıydı. Ağaç kesildi, Atatürk heykeli büyük kaldı, ağaç budandı, gölgelik gitti. Ağaç kesilmemiş, budanmış, yeniden yeşillenir... Belediyesi nin, Cumhuriyet in değerlerine sahip çıkma çabasını nasıl değerlendiriyorsunuz? İyi yapıyorlardır herhalde. her yönden şanslı tabii. Ama ben eskileri tabulaştırmaya çok karşıyım aslında. Yeni bir şeyler söyleyemiyor kimse, eskiye bağımlı yaşamaktan. Artık yeni şeyler söylesinler, onlar da geçsinler tarihe. Tabii Atatürk ün önünde eğilelim, onu sevelim ama tapınmaktan vazgeçelim. B+ İkisi de insan ilişkileri ile ilgili meslekler Evet. Şimdi insan sarrafı olmanın çok faydasını görüyorum. İnsan tanımayla çok bağlantılı bir şey yazmak. Oturduğunuz yerden yapamazsınız. Sokağa çıkacaksınız, insanları tanıyacaksınız, Anadolu yu gezeceksiniz. Şoförle, garsonla konuşurum, onlardan beslenirim ben. Anadolu da bir köylü kadınla konuşurum, iki dakikada bir soruyla Anadolu da kadının erkeğe bakışını öğrenirim. Halkın içinde yaşarım, hiç de zarar gelmez. En fazla gelip aa, Pakize Suda derler, dokunur severler, o kadar. Kimse korkmasın, bir şey olmaz. Camdan fanus içinde oturmanın gereği yok. ın bir de şu yanını seviyorum. Hayvanların aşılı bir şekilde herkesin arasında, sevilebilecekleri bir ortamda yaşayabilmelerini seviyorum. Bir de Levent te eskiden kar yolları kapatırdı, on bir gün eve kapandığımızı bilirim. Şimdi çok iyi. En büyük karda bile yollar kapanmıyor. Mahalle demokrasisi var ta. Başkan her hafta bir semte gidiyor, halkla konuşuyor. Semt sakinleri ile sorunlara beraber çözüm bulunuyor ve böylece mahallelinin nabzını sürekli tutmuş oluyor. Babaannem Giritliydi, yemek kültürünü ondan aldım. Biz anne sütünden kesildik, zeytinyağlılara başladık. Tabii. Ben nasıl halkın içinde olarak başarılı oluyorsam belediye başkanları da elbette benden çok daha fazla halkın içinde olmalı. O dert dinleyecek, onun başka işi yok. Hep koşacak Anadolu nun her yerini gezdiniz. Bölgelere göre farklılaşan bir ruh hali var mı? 66 B+ YAZ

67 B+ YAZ 67

68 Sergi Sanata özgürlük! Yazı: MELİS BAYDUR Fotoğraf: ALAADDİN SAVAŞ, ERDEM AYDIN Çağdaş ta düzenlenen Özgürlük, Sil Yazı: Baştan! MELİS BAYDUR ile Fotoğraflar: Heykel ALAADDİN ve SAVAŞ, Özgürlük ERDEM ÇERİK sergilerinde yüzlerce sanatçı eserlerini özgürlük için sergiledi. 68 B+ yaz

69 Belediyesi nin özgür sanatı desteklemek adına düzenlediği iki sergiden ilki Özgürlük, Sil Baştan! dı. Çağdaş 12 Nisan da bir sergi açılışında ağırlayabileceği belki de en kalabalık kitleye evsahipliği yaptı. Dile kolay, 130 u aşkın genç sanatçının hazırladığı 111 eser sanatseverlerle buluştu. Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği nin (UPSD) düzenlediği 5. Genç Etkinlik Sergisi nin konusu Özgürlük, Sil Baştan! dı ve bir Genç Etkinlik olduğu için 35 yaş altı gençlerin katılımıyla sınırlıydı. 130 u aşkın sanatçının, dostlarının ve her yaştan sanatseverin katılımıyla salon kıpır kıpır; gençler heyecanlıydı. Bu hareketlilikte, özgürce hazırlanmış eserlerin renkliliği ve çeşitliliğinin de payı vardı şüphesiz. Kimi sanatçılar yağlıboya eserleriyle, kimileri enstalasyonlarıyla, kimi sanatçılar fotoğrafla, kimileri heykelleriyle katılmışlardı sergiye. Serginin konusundaki özgürlük teması gibi, eserlerin üretim tarzları da özgür bırakılmıştı. UPSD için Genç Etkinlik lerin ayrı bir önemi var; bu etkinliklerde genç sanatçılar kendilerini tanıtma fırsatı buluyor, eserlerini sergileme şansına sahip oluyor. İlki 1995 te düzenlenen Genç Etkinlik sergilerinde pek çok önemli sanatçının ilk çıkışlarını gerçekleştirdikleri de biliniyor. Ayrıca bu 5. Genç Etkinlik te, daha önce usta larının eserlerinin sergilendiği Çağdaş Sanat Galerisi nin duvarlarında kendi eserlerini görmek gençler için ayrı bir coşku kaynağı oluyor kuşkusuz. Baykam, metnin sonunda genç sanatçıları şu sözleriyle katılıma davet etmekteydi: Al eline süngeri, önce kendi karatahtanı sil baştan. Ne yapsam sanat diye sınıflandırılır? diye düşünme, Ne yaparsam çağdaş sanata benzer, ne yaparsam satar? diye de düşünme! Kendin için sanat yap. İstersen yalnız kendi kendini tatmin et. Ama duvarların içinden, üstünden ya da yanından geç... İçgüdünü dinle. İddialıyı aramaktan korkma. Ne derler sorusu bizim dilimizde yok. Bu arada söylemeye gerek bile yok. Tüm okuduklarınızı unutun. Bunu da, Sil Baştan yapın. Konumuz özgürlük, unutmayın. Sergi açılışına katılan Belediye Başkanı İsmail Ünal yaptığı konuşmada, Burası Çağdaş... Kamu olanaklarını kullanmadan, kültür ve sanata destek veriyoruz bu salonda. Bu salonda sevgili Selçuk un (Selçuk Kaltalıoğlu) emekleri oldukça fazla, yükümüzü alıyor sırtında taşıyor. Bu salon Adnan Çoker lere, Ali Avni Çelebi lere, Art Show lara, Cumhuriyetimizin en önemli eserlerine, bu salon benim de mezunu olmaktan gurur duyduğum Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi nin eserlerine, Orhan Peker in, Ferruh Başağa nın, Özdemir Altan ın, sevgili Bubi nin eserlerine burada kollarını açtı, sahip çıktı ve katkı verdi. Gençler sizler çok şanslısınız, öyle şanslısınız ki bu devlerin eserlerinin süslediği duvarlarda şimdi sizin eserleriniz var. Sevgili arkadaşlar, öyle bir dönemde bu eserleri sergiliyorsunuz ki, özgürlüklerin kısıtlandığı, çok farklı ortamlara götürüldüğü bugünlerde Özgürlük, Sil Baştan! diyerek eserlerinizi duvarlara asıyorsunuz sözleriyle genç sanatçılara destek verdi. B+ Serginin konseptini belirleyen UPSD Başkanı Bedri Baykam Özgürlük, Sil Baştan! başlıklı çağrı metninde, Özgürlük, oynar gibi sanat yapmak, kaideleri tersyüz etmek, düzene dil çıkarmak, hep sanat ortamının yaramaz çocuklarının ana görevi olmuştur... Yeni iletişim çağı ve duvarların çöküşünden sonra özgürlük yerine daha fazla ırkçılık, daha yoğun savaş, faşizm, dincilik yüklemeleriyle karşılaşan 90 ların ve 2000 lerin şaşkın genci, her gün delik deşik edilen kendi değerlerinin vahşi kapitalizme veya emperyalist tuzaklara satıldığının ne kadar farkında? Özgürlük, Sil Baştan! derken, sanat tarihi, sanatçının kendi dünyası, ülkenin siyasal şartları, demokrasi mücadelesi... Hepsi sepete eşit olarak düşüyor diyerek sanatçılara seslenmişti. Sizin Aile - Bizim Aile Belediye Başkanı İsmail Ünal Özgürlük, Sil Baştan! sergi açılışında... B+ YAZ 69

70 Bedri Baykam: Özgürlük sanatçının oksijeni; sanatın altyapısı, temelidir. Türkiye'nin en önemli profesyonel sanatçı derneği UPSD olarak temel hedeflerimiz, sanatçılarımızın yaşam şartlarını iyileştirmek, Türkiye'de sanata duyulan sevgiyi ve saygıyı arttırmak, Türk çağdaş sanatının dünyada önünü açmak, yeni kuşakların önünü açmak ve elimizden geldiği kadar ülkedeki diğer kurumlarla, siyasetçilerle, basınla temas içerisinde Türk sanatçılarının daha iyi bir altyapıda yetişmesini,yaşamasını, yarına bakmasını ve ülkeyi en iyi şekilde temsil edecek sanat eserlerini en rahat ortamda ortaya çıkarabilmesini sağlamak. "Özgürlük, Sil Baştan!" dedik, çünkü özgürlük sanatçının oksijeni; sanatın altyapısı, temelidir. Bir ülke demokrasisinin temel altyapısı da özgürlüktür. Önemli olan, onu kaybetmeden değerini bilmek Sanatçı yenilikçidir, devrimcidir... Sanatçı risk almayı sever ve tüm bunları yapabilmesi için de özgürlüğe gereksinimi vardır. Türkiye'de sürekli olarak bir duvardaki yazıyı siler gibi, özgürlüklerin önüne konulmuş tüm zorlukları, tüm statükoları, tüm engelleri, bütün alışmışlıkları, uyuşmaları ortadan kaldırıp, her şeyi silip, yeni bir sayfa açabilmek, yeni bir ses vermek, yeni bir umutla yarına bakabilmek, çağdaş sanatın ruhuna uygun hareket eden bütün sanatçıların olmazsa olmaz tavrıdır, kaçınılmaz tavrıdır. Ve Türkiye, bugün, hepimiz biliyoruz ki, her günden daha çok, sanatçılarının, aydınlarının, entelektüellerinin, "Özgürlük, Sil Baştan!" deyip yeni bir sayfa açmaya ihtiyaç duyduğu bir gündedir. Her dönemden daha çok şimdi, bu cümleyi iliklerimizde hissetmeye ihtiyacımız var. B+ olarak Bedri Baykam a geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Burcu Ayan Ergen (29) "Her Koşulda Sanat" Eser, ilk olarak 2005 yılında yaptığım bir enstalasyon çalışması, ismi Her Koşulda Sanat. Bu işi yaparken mekansızlık kavramından yola çıktım. O sırada bir çalışma alanımız yoktu ve bu olanaksızlıklar doğrultusunda ortaya bu yerleştirme çıktı. Yoğunlukla tuval üzerine akrilik ve yağlıboya ile çalışıyorum ancak Her Koşulda Sanat, Özgürlük, Sil Baştan! konusuna daha uygun olduğu için sergilenmesi için bunda karar kıldık. Özgürlük yaratma ve üretme açısından insanı rahatlatan bir konu, çünkü herhangi bir konu ve sunum uygun olabiliyor. Tavrınızı istediğiniz şekilde net olarak ortaya koyabilirsiniz. Bu serginin, Çağdaş ta olması da beni sevindirdi, burada işler kendini gerçekten güzel gösteriyor. İpek Şenel (24) "Arılar" Marmara Üniversitesi G.S.F. Resim Bölümü mezunuyum, Heykel Bölümü nde çift ana dal yapmaktayım. İşlerimde tamamen doğal malzemeyi tercih ediyorum. Benim çocukluğum Gemlik te geçti, zeytin ağaçları arasında büyüdüm, zeytinyağları, zeytinyağı sabunları, reçineler, tohumlar, arılar... Arı imgelerini kullanarak oluşturduğum çalışmalarımla arıların toplu yaşam biçimine işaret etmek, özgür toplumun nasıl oluşabileceğini sorgulamak ve sorgulatmak istiyorum. Bizim gençler olarak yaptığımız işleri sergileyebileceğimiz alanlar kısıtlı, genç sanatçı adaylarına böyle ortamların oluşturulması çok güzel, bu tür sergilere çok ihtiyacımız var. Kadir Öztoprak (35) "Sarı Rüya" Sergiye Ankara dan katılıyorum. Gazi Üniversitesi G.S.F. Resim Bölümü mezunuyum. Bu çalışmam Uyuyanlar ve Rüyaları adlı serimin Sarı Rüya sıdır. Bunun yanında koyu renklerin hakim olduğu Kabus diye adlandırabileceğim resimlerin bulunduğu uzun soluklu bir seridir. Sarı Rüya da eşime yaptığım evlilik teklifi döneminde ona verdiğim bir hediyeyi imgelediğim ve onun mutluluğunu anlatmak için yaptığım bir resimdi. Grillparzer Biz uyuyunca rüyalar uyanırlar demiş. Rüyalar insanların en özgür olduğu yerdir. Çalışmamın bu galeride sergilenmesi de benim için heyecan verici, daha önce burada Orhan Peker in, Avni Arbaş ın, Van Gogh un Peşinde Modernizmin İzinde sergilerini gezmiştim, gerçekten çok güzel tasarlanmış bir galeri. Ekin Onat Von Merhart (35) "Yorumsuz Benlik" Gençler için önemli bir platform olduğuna inandığım bu sergide bulunmaktan çok mutluyum. 35 yaş altı sanatçıların katıldığı bu projede, yaş sınırında olan bir sanatçı olarak genç arkadaşlarımla aynı noktada buluşmaktan büyük keyif aldım. Bu çalışmam, 63 parçadan oluşan bir fotoğraf enstalasyonu. Son zamanlarda ülkemde ve dünyada yaşanan olaylar beni çok fazla üzüyor. Ama her şeyden önce, insanların duyarsızlıklarından çok mutsuzum. İnsanların her geçen gün gözlerini, kulaklarını kapayıp üç maymunu benimsemelerinin bizi gittikçe karanlığa sürüklediğini düşünüyorum. Duyarsızlığın, hem kişinin kendisini hem de toplumu dönüşü olmayan yollara sokan bir hastalık olduğuna inanıyorum. Özgürlük kavramına çok ihtiyacımız var. Gençlerin de söyleyecek çok sözleri olduğunu biliyorum, onlara imkan verildiğinde de bunu sonuna kadar kullanabildiklerini işte bu sergide görüyoruz. 70 B+ yaz

71 Özgürlük, Sil Baştan! sergi afişi Tan Yakut- Söylemeye Dilim Varmıyor, Allianoi Diye Bir Yer Yok Spartacus - Sus-Ma-Sus-Tukça-Sıra-Sana-Gelecek Güliz Baydemir- Özgür İrade R. İlyada Başımoğlu - Mu da Yıldızları Seyredenler B+ YAZ 71

72 Ekrem Özen, İsmail Ünal, Mehmet Aksoy Tohum adlı eserin önünde. "Heykel ve Özgürlük" sonuna kadar heykeltıraşın toplam 141 eseri Çağdaş ta sergilendi. Belediyesi, sanatçıların özgürce eserlerini sergileyebileceği bir ortamın yaratılmasına yönelik ikinci desteğini yine Çağdaş ta düzenlediği Heykel ve Özgürlük sergisiyle gösterdi. 116 heykeltıraşın eserlerinin bulunduğu serginin açılışı 6 Mayıs ta Belediye Başkanı İsmail Ünal tarafından yapıldı. Heykel ve Özgürlük sergisine Mehmet Aksoy, Malik Bulut, Erol Uysal, Hale Ürkmezgil, Müfide Aksoy, Ekrem Özen, Orhan Algök, Müjgan Özkaya, Necmettin Yağcı, Cem Sağbil, Metin Yergin, Ali Dirier, Korkut Sönmez, Uğur Çalışkan, Nazlı Tabanlı, Tuğba Önder gibi heykeltıraşların yanı sıra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Işık Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi nden genç sanatçılar da katıldı. Sonuna kadar... vurgusuyla sunulan Heykel ve Özgürlük sergisi bu alandaki mücadeleye hız kesilmeden devam edileceği mesajını verdi. B+ 72 B+ yaz

73 Ümit Can Gören Nuh Mehmet Aksoy un Şamanlar serisinden Şule Tansel Pür Dikkat Tolga Yurt Özveri 116 heykeltıraşın toplam 141 eseri Çağdaş ta sergilendi. B+ YAZ 73

74 Kadın girişimci Ressam Meray Akmut Bebeklileri resimle Şımart ıyor! Röportaj: MELİS BAYDUR Fotoğraf: GÖRKEM KIZILKAYAK Bebek teki Şımart isimli atölyesinde özgür ve enerjik bir çalışma ortamı sunan Meray Akmut, çocukları renkli parmaklarla evlerine uğurluyor... Ressam Meray Akmut, atölyesi Bebek te olsa bile, bir ayağı yurtdışında olan bir sanatçı. Portekiz, Hollanda ve Türkiye de faaliyet gösteren Air isimli uluslararası bir galeriyle çalışan Akmut, bu galerinin mekânsız ve özgür niteliklerini hem çalışmalarında hem de yaşamında yansıtıyor. Fakat Akmut için her zaman merkez... Bunun en önemli sebeplerinden birisi de, Bebek teki Şımart isimli atölyesinde farklı yaş gruplarına verdiği resim dersleri. Ders dediğimize bakmayın, Akmut için önemli olan, atölye çalışmalarına gelenlerin kendilerini özgür hissedebilmesi ve ufak yönlendirmelerle resim alanında kendilerini ifade edebilmeleri... Biz de Meray Akmut la kızı Buse ve İdil in de ders verdiği Şımart ın çocuk atölyesi saatinde, renkli kahkahalar arasında ufak bir söyleşi gerçekleştirdik. Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Mimar Sinan Üniversitesi Grafik Bölümü mezunuyum. Ajans ortamı yerine, serbest resim yaparken kendimi daha mutlu hissettiğim için bu işe yoğunlaştım. İlk sergim ta Deniz Müzesi nde 1994 yılında açıldı. Bundan sonra da iki senede bir sergi açtım. Tabii ressamlık benim için hem çok büyük bir hayaldi hem de gizemli bir meslekti. İlk resmim satıldığında çok üzülmüştüm fakat profesyonelleştikçe, çok ince, çok özenli çalışan, bu işe emek harcayan bir insansanız, karşılığını almaya başlıyorsunuz. Ben ayrıca uluslararası bir galeri olan Air ile çalışıyorum. Hava demek ve isminin anlamını sonuna kadar yerine getiriyor. Hollanda, Portekiz ve Türkiye de ayağı olan bir galeri, ismi gibi mekânsal değil, her yerde. Ben de bazen Hollanda da, bazen Portekiz de, bazen İstanbul da bulunuyorum. New York ta da sergilerim oluyor. DNA isimli bir sergim vardı son olarak New York ta ve Taksim de Mısır Apartmanı ndaki Casa Dell arte Galerisi nde Detox isimli bir sergi açtım. Çalışmalarınızı nasıl nitelendiriyorsunuz, eserlerinizi üretirken nelerden esinleniyorsunuz? Özgün bir şey yapmak istediğinizde, kendi içinizdeki ifadelere başvurmanız gerekir. Ben de resimlerimde kendimle ilgili sorunlara, keyiflere, 74 B+ YAZ

75 mutluluklara yöneliyorum. Resimlerimde bir arayış var, kendi içimde de var o arayış. Bunu ifade etmeye çalışıyorum. Soyut çalışmayı seviyorum ve resimlerimin isimleri de onlar gibi soyut. İnsan hayatındaki iniş çıkışlar, kendi içimde çözmeye çalıştığım şeyler beni bu alanda besleyen unsurlar. Her resim özgün ve benimle ilgili bir hikâye anlatıyor. Çoğu zaman uzaklaşsam da, ne mutlu ki buralıyım. Kültür - sanat anlamında, insanların eserlerini sergileyebileceği ortamlar sağlama anlamında, Belediyesi çok güzel işler yapıyor. Çok önemli açıkları kapatıyor. Bu da bu semtte yaşıyor olmanın ayrı bir gurur kaynağı. B+ Atölye fikri nasıl ortaya çıktı? Ne zamandır bu atölye çalışmalarını devam ettiriyorsunuz? On sene önce kurulmuş bir atölye bizimki. İsmi Şımart. Çocuklarla beraber bulduk bu ismi. İki farklı yerde çalıştık ikisi de Bebek teydi. Ben Mimar Sinan Üniversitesi nde öğretmenlik için formasyon eğitimi aldım ve İTÜ de uzun süre resim öğretmenliği yaptım. Bu atölyeyi ilk olarak benim kişisel atölyem olarak açtım fakat daha sonra birkaç eğitim programı başlattık. Eğitim atölyeleri başladığından beri çok enerjik, kişiye resmi sevdiren, cesaret veren, gelenlerin çok keyif aldığı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Gençlere bir şeyler vermek, onlarla zaman geçirmek ve istedikleri gibi resim yapma imkânı vermek, özgürce hareket etmelerini sağlayabilmek çok güzel... Bu ortam ve kurumsallaşmış eğitim süreci çoğu genci elimine edebiliyor. Atölye çalışmalarından biraz bahseder misiniz? Hem çocuklara, hem gençlere, hem yetişkinlere, yani resim yaparken biraz yönlendirilmek biraz beslenmek isteyen herkese yönelik programlarımız var. Pazartesi-cuma günlerini çocuklara ayırdık, salı-perşembe genç grubumuzla çalışıyoruz. Onlara özellikle portfolyo hazırlama süreçlerinde destek oluyoruz. Çarşamba günleri yetişkinlere yönelik atölye çalışmamız var. Hafta sonu seramik çalışmalarımız oluyor. Babaçocuk atölyesi günümüz de var. Yetişkinler ve çocuklar birarada. Farklı yaş gruplarıyla iletişim halinde olmak benim çok hoşuma gidiyor. Benim bu atölyelerdeki temel hedefim insanları, çocukları rahatlatabilmek. Rahat ve özgür bir ortam sağlamazsanız, bütün resimler birbirine benzeyen prototiplere dönüşür. Atölyeniz Bebek te, Bebek ve sizin için ne ifade ediyor? Ben aslında Levazım da büyüdüm, 22 sene kadar Ortaköy de yaşadım, daha sonra Bebek e taşındım. İlkokulum, lisem hep taydı. B+ YAZ 75

76 Sergi Saray da bir fincan kahve Yazı: NAZAN ORTAÇ Fotoğraf: BURAK KARA Osmanlı nın kahve kültürü, Dolmabahçe Sanat Galerisi nde açılan Tüm Zamanların Hatırına Saray da Bir Fincan Kahve sergisiyle gün ışığına çıkıyor. Haziran sonuna kadar açık olan sergi, ücretsiz gezilebilir. 76 B+ YAZ

77 B+ YAZ 77

78 Şimdilerde kahveyi uluslararası kahve zincirlerinin karton bardaklarında içiyoruz, oysa kahvenin Avrupa da yayılmasını sağlayan biziz. Kahve çekirdeğinin 14 üncü yüzyılda Habeşistan dan başlayan yolculuğu, Yemen Valisi Özdemir Paşa nın kahvenin lezzetine hayran olmasıyla birlikte Osmanlı Sarayı yla devam etmiş. Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise Türkler aracılığıyla Avrupa ya ulaşmış da Fransa da elçi olarak görev yapan Süleyman Ağa nın misafirlerine ikram ederek sevdirdiği Türk kahvesi, Paris te birçok kahvehanenin açılmasına vesile olmuş. Saray da kahve ikramının yeri ayrı Dolmabahçe Sanat Galerisi nde açılan Tüm Zamanların Hatırına Saray da Bir Fincan Kahve adlı sergi, Osmanlı nın kahve aşkına ışık tutuyor. Milli Saraylar Daire Başkanlığı nın koleksiyonunun, çoğu ilk kez ziyaretçilerle buluşan eserlerinden oluşan sergi, kahve ikramının önemine vurgu yapıyor. Kavrulması, soğutularak öğütülmesi ile pişirme aşamasına hazırlanan kahvenin sunumu, Osmanlı da büyük önem taşımış. Saray, köşk ve konaklarda sunumu ve içimi farklı törenlerle yapılmış; tatlı ikramı ile başlayan sunum gülsuyu, şerbet, çubuk ve nargile ile zenginleştirilmiş. Sergiye ilgi büyük Saray hayatının bir bölümüne ışık tutan sergiye ilginin artmasında Muhteşem Süleyman gibi dönem dizilerinin önemi büyük. Sergiyi gezdikten sonra canınız kahve çektiyse -ki çekmemesine imkân yokkafeteryada Kurukahveci Mehmet Efendi sponsorluğunda bir fincan kahve içebilir, kendinizi Saray da hayal edebilirsiniz. Saraylara layık kahve keyfini evinizde sürdürmek istiyorsanız çıkışta hediyelik eşya dükkânına uğrayıp, özel tasarım fincan takımlarından satın alabilirsiniz. Bu arada, serginin ücretsiz gezilebildiğini tekrar vurgulayalım. Dolmabahçe Sanat Galerisi, ayrıca her çarşamba günü saat arası klasik müzik dinletilerine de evsahipliği yapıyor. Sergi, pazartesi ve perşembe günleri dışında her gün :00 arası ziyarete açık. Dolmabahçe Sanat Galerisi, Dolmabahçe Sarayı, Telefon: (0212) B+ Sunum, bir görsel şölen... Sergiyi gezerken Saray da kahve ikramının; sitil takımı, sitil puşidesi, birbirinden şık zarf ve fincanlar sayesinde nasıl bir görsel şölene dönüştüğünü görüyorsunuz. Bu ritüele verilen önem, kendi sektörünü de yaratmış. Önceleri Çin porseleni, İznik ve Kütahya yapımı fincanlarda içilen kahve için, sonraki yıllarda Avrupa daki çeşitli fabrikalarda Osmanlı beğenisine uygun porselen ve cam fincanlar üretilmiş lı yılların başında ise Sultan II. Abdülhamit tarafından yaptırılan Yıldız Çini Fabrika-i Hümayunu nda porselen fincanlar üretilmeye başlanmış. Kahveyi misafirle buluşturan fincan ve zarflar da görülmeye değer. Değerli taşlarla süslü fincan zarfları sunuma zarafet katarken, fincanı tutan kişinin elini yakmasını da önlemiş. 78 B+ YAZ

79 Sitil takımı Kahve sunumunda pişirilen kahvenin taşınması için kullanılan gümüş, tombak, bakır ya da pirinçten yapılmış olan sitil takımının ana parçasını sitil leğeni oluşturur. Kenarlarına takılan üç zincir yardımıyla askıya alınıp taşınan sitil leğeninin ortasındaki çukura, küllü ateş konur, içinde kahve olan ve ibriğe benzeyen sitil güğümü bunun üzerine konularak kahvenin soğumaması sağlanırdı. Tombak ve gümüş sitil takımları en makbul olanlardı; kullanılan madenin kalitesi ailenin varlık derecesini gösterirdi. Kahve fincan zarfları 16 ncı yüzyıldan itibaren kullanılan Çin porseleni, İznik ve Kütahya yapımı kulpsuz ve zarfsız fincanlar, 17 nci yüzyılda yerini zarflı fincanlara bırakmış. Osmanlı Sarayı nda kahve kültüründe önemli bir yere sahip fincan zarfları, sunuma zarafet katmanın yanında, sunum yapan ve içen kişinin elinin yanmasını önleyen bir özelliğe de sahip. Genellikle altın ve gümüş kullanılarak üretilen fincan zarfları yakut, elmas, zümrüt gibi değerli taşlarla bezenmiş. Hoş kokulu ağaçlardan, bağa, fildişi gibi maddelerden ve porselenden yapılan zarflar, Saray koleksiyonlarında bulunan nadide eserlerden. Bu zarflar tombak, mine, kabartma, oyma, savat ve telkari gibi çeşitli süsleme teknikleri ile yapılmış. Kahve ritüelinin olmazsa olmazları Sitil puşideleri Sitil puşideleri genellikle bir metre çapında, yuvarlak, üzeri silme, kenarları sim saçak ya da sim harçlı örtülerdi. Saray ve konukların harem bölümündeki kahve sunum törenlerinde, kahve fincanlarının taşındığı tepsinin önünden sarkıtılan sitil puşidesi, ihtişamlı işlemeleri ile sunuma görsel bir zenginlik katardı. Selamlık bölümünde ise erkek kahveciler tarafından yapılan kahve ikram töreni sırasında, sitil puşidesi ikiye katlanıp omuz üzerine atılarak sunum yapılırdı. Gelen misafirin ve günün önemine göre kullanılan sitil puşideleri, devlet ricalinin her kademesindeki ailelerin kızlarının çeyizlerinde, ayrıca sultan çeyizlerinde de en gösterişli halleri ile yerlerini alırdı. B+ YAZ 79

80 Refia Sultan zarf takımı Mavi porselen fincan zarf takımı, Sultan Abdülmecid in kızı Refia Sultan için hazırlanmış. Üzerinde Osmanlıca harflerle Refia Sultan yazıyor. Altın tepsi: Dikdörtgen formlu tepsi 18 ayar altından yapılmış. Tepsinin merkezinde kazıma tekniği kullanılarak yapılan stilize edilmiş papatya motifi ile birlikte bitki ve geometrik geçmelerin kullanıldığı süsleme kompozisyonu var. 80 B+ YAZ

81 Şerbet kupası: Serginin en değerli parçalarından biri olan kupanın yeşil renkli mine bezeli olan yüzeyi, gül demetleri ve kır çiçekleri ile süslenmiş. Kulp kısmında gül motifi var. Kapağın tutamağı ise altından olup, menekşe formunda ve üzeri elmaslarla bezenmiş. Sultan fincanları: Beyaz porselenden fincanın üzerinde ampir etkili, altın yaldızlı zeytin dalları ile çevrelenmiş madalyonun içinde Sultan Abdülmecid in portresi yer alıyor. Resmin altında Rıfat imzası ve Abdülmecid in 31 inci padişah olduğunu ifade eden 31 rakamı var. Diğer fincanda ise Sultan Abdülaziz in portresi bulunuyor. Altında altın boya ile ay yıldız damgası ve 1312 tarihi yazılı. Fransız zarflı fincan takımı: Fransız Sevres damgalı olup, beyaz porselen zemin üzerine altın yaldızlı geometrik geçmelerin içinde hilal ve yıldız motiflerinden oluşan geniş bir bordürle çevrelenmiş. Kulplu fincan zarfı ise 18 ayar altın. Kristal fincan takımı: Kristalden yapılan fincanların gövdesinde Sultan II. Abdülhamit in tuğrası var. Ayak çemberi ve kulpu gümüş üzerine altın yaldızlarla bordürlenmiş. Bordürün ortasında hilal ve yıldız motifleri kullanılmış. Çiçek şeklindeki kulpun üzeri renkli minelerle süslü. Tabağı da yine aynı şekilde renkli minelerle çevrilmiş. B+ YAZ 81

82 Zanaat Kapalıçarşı dan a uzanan parlak bir serüven Yazı: MELİS BAYDUR Fotoğraflar: ALAADDİN SAVAŞ Etrafını saran renkli ve şaşaalı tabelalar arasında fark etmemiş olabilirsiniz fakat S&N Kuyumculuk, 30 u aşkın senedir Levent in en işlek caddelerinden biri olan Aytar Caddesi nde müşterilerini ağırlıyor; tabelasının görkemiyle değil, vitrinindeki gümüş tasarımların ihtişamıyla göz alıyor. Levent ten Etiler e uzanan Aytar Caddesi nin tüm o hareketli, gürültülü, hızlı akışı içerisinde, etrafındaki tabelaların yıldırıcı yoğunluğunda sıkışmış gibi gözükse de, S&N Kuyumculuk tam 33 senedir aynı yerde, görkemli fakat bir o kadar da dingin vitriniyle gündelik hayatın keşmekeşine, ahenkli bir estetik katıyor. Mağazanın içine girip de ağır kapısını ardınızdan kapattığınızda ise caddenin gürültüsünün bir anda kesildiğini fark ediyorsunuz. Bu huzur ve gözalıcı parlaklığın iç içe geçtiği dakikalarda, sizi 1978 ten beri bu dükkânda gümüşçülük yapan Sezgin Serbester ve mağazadaki eserlerin tasarımcısı oğlu Erim Bey karşılıyor. Biz de onlarla S&N nin ve gümüşçülüğün dünü ve bugününe dair, ufak bir söyleşi gerçekleştiriyoruz. Bize biraz S&N den ve markanızın geçmişinden söz eder misiniz? S.S: Aile büyüklerimiz 1950 lerde İzmir de kuyumculuk yaparak bu sektöre adım atmışlar, daha sonra biz işin üretim kısmı ile ilgilenmeye başladık. Ben, üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra özel bir şirkette çalışıyorken, işten ayrılıp Kapalıçarşı daki ilk üretim yerimizi açtım. Kapalıçarşı Pastırmacı Han daki bu mekânımızda, gümüş obje ve kuyum işleri ile ilgili üretim yapıyordum. O zamanlar Anadolu daki müşterilerimiz için toptan üretim ve satışlar gerçekleştirdik de ise Levent te hem gümüş hem altın üzerine olan bu mağazamızı açtık. O günden beri de 1. Levent te bulunmaktayız. Bu esnada üretim yerimiz hâlâ Kapalıçarşı daydı. Daha sonra üretimi Bayrampaşa ya, en son olarak da Levent Sanayi ye taşıdık. Levent Sanayi de olmamız, bu tarafta oturan müşterilerimizin gümüş veya metal eşyalarının tamirini ve bakımını daha hızlı bir şekilde yapmamızı sağlıyor. Markanızı oluşturan temel öğeler neler? Kurulduğundan beri aynı yelpazede mi üretim yapılıyor? S.S: S&N markasının temelinde nesilden nesile aktarılan bilgi, kusursuz el işçiliği ve özgün tasarımlar yer alıyor. Her daim beğenilen klasik objeler yanı sıra, Anadolu motiflerini modern hatlarla birleştirdiğimiz çok geniş bir ürün yelpazemiz var. Kapadokya nın doğal yapısından esinlenerek tasarladığımız özgün objeler, bu topraklarda yaşamış Hitit, Selçuk, Osmanlı gibi pek çok medeniyetin izlerini taşıyan koleksiyonlarımız gümüşle hayat buluyor. Tamamen düz hatlar ve sade minimal çizgilerle tasarladığımız modern koleksiyonlarımız da mevcut. Ayrıca markamızın en önemli farkı, tamamen kişiye, firmalara özel ürünler tasarlayıp üretmek. Son yıllarda ise Türkiye nin evsahipliği yaptığı çeşitli spor organizasyonlarına yönelik özel kupalar tasarlamaya ağırlık verdik. Kazanılan şampiyonluklarda Türkiye yi yansıtan bu kupaları tasarlamak, üretmek bizim için çok önemli bir ayrıcalık. Çocukların evlilik yıldönümlerinde anne-babaları için sevgiyle tasarlattıkları gümüş çerçeveler, yeni doğan bir bebek için tasarlanan mama kaseleri bizim çok severek yaptığımız işler arasında. Birisinin hayalini yıllarca yaşayacak gümüş bir objeye döndürmek bizim işimizin en zevkli kısmı. Tasarım ve üretim süreçleri nasıl gerçekleşiyor? S.S: Gümüşçülük, gümüş bir levhayı, ev eşyasına dönüştürme sanatıdır. 82 B+ YAZ

83 Tasarımlarımızı, müşterilerimizin arzu ve hayallerine karşılık olabilecek şekilde, müşterilerle birebir ilişki içerisinde gerçekleştiriyoruz. Yapacağımız tasarıma karar verdikten sonra üretim aşamasına geçiyoruz. Bir gümüş levhanın obje haline dönüşebilmesi için en az sekiz aşamadan geçmesi gerekir. İlk aşama genellikle gümüşün levha haline getirilmesidir. Sonra yapılacak şekle göre sıvama - tavlama - dövme - kaynak - mıhlama - ajurtelkari - gravür - savat - polisaj gibi birçok teknik ve işlem uygulanır. Hangi kesim ağırlıklı olarak sizden alışveriş yapıyor? S.S: Gümüşün değerini ve etkisini bilen, ailesinde bu görgüyü tatmış insanlar için gümüş vazgeçilmez. Gençlerin çoğu gümüşü takı olarak biliyor. Tabii evlenecek çiftler için gümüş ayrıca önemli. Biliyorsunuz, Türk kültüründe, kızı, içi çikolata dolu gümüş bir obje ile istemek adetten. Nişanda yine gümüş tepsi gider. Pek çok davette, sofralar gümüş çatal- bıçak takımları ile süslenir. Gümüşü hem bir yatırım aracı hem de dekorasyon unsuru olarak gören tasarıma meraklı, sanata değer veren müşterilerimizin evlerinde gümüş objelerimiz ev dekorasyonunu tamamlayan öğeler. Ayrıca başka firmalar için de tasarım ve üretim gerçekleştiriyoruz. Türkiye deki gümüş işçiliğinden ve gümüş işçiliğinin kültürel tarihinden biraz söz eder misiniz? S.S: Maden sanatının ilk adresi Anadolu dur. Anadolu da yapılan arkeolojik kazılarda çıkan süs eşyaları, bu sanatın uzun bir geçmişe sahip olduğunu gösteriyor. Kapalıçarşı bildiğiniz gibi bu tür üretim yapan atölyelerin temel mekânı konumundaydı. Fakat atölyeler buradaki yer sıkıntısından dolayı hem komple üretimi içerecek bir alana sahip olamadıkları için, hem de tarihi mekânların korunmasına yönelik kısıtlamalardan dolayı dışarıya doğru yöneliyorlar. Bu yüzden ve de en önemlisi yetişmiş eleman eksikliğinden, çoğu atölye kapanıyor. Son olarak, sanatı ve mesleğinizi öğrenmek isteyenlere neleri tavsiye edersiniz? S.S: Öncelikle kuyumculuk konusundaki eğitimin bir üniversite dalı olduğu ve uzun süreli bir eğitime dayandığı gerçeğini unutmamak gerekir. İşin tasarım bölümü için çeşitli okullar ve kurslar açıldı. Bu konuya ilgi duyanlar bu kurslara gidebilirler. Takı tasarlar ve üretirken artık teknoloji çok ön planda, eskisi gibi el işi devreye pek girmiyor. Bu yüzden sonuç daha kolay ve daha kalıcı olabiliyor. Diğer taraftan gümüş ev eşyası üretimi hâlâ klasik yöntemlerle sürdürüldüğünden, çıraklık, kalfalık ve ustalık süreleri uzun sürüyor. Hemen sonuç alınamadığı için bu işe ilgi duyan ve sabır gösteren kişilerin sayısı gün geçtikçe azalıyor. Gümüşçülüğün daha çok aile mesleği olmasının temel nedeni bu olmalı. B+ B+ YAZ 83

84 Sergi Serdar Gökhan la First Look Yazı: B+ Fotoğraflar: ALAADDİN SAVAŞ Türk sinemasının emektar oyuncularından Serdar Gökhan öz mesleğim dediği ressamlığa dönerek açtığı ilk kişisel sergisini Arnavutköy Art Gallery de sanatseverlerin beğenisine sundu. Serdar Gökhan oynadığı 127 tarihi, aksiyon, avantür filmle Türk sinemasının unutulmaz yüzleri arasına çoktan kazınmış olsa da, onun ilk mesleği ressamlık. Çocukluk yıllarında başladığı sanatsal faaliyetlerine Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü nde devam eden Gökhan, oyunculuğa başlamadan önce Nuruosmaniye de uzun yıllar tabela ve resimli roman ressamlığı yapmış. Çok uzun bir süre ara vermiş olduğu öz mesleği ne dönmenin heyecanını yaşayan Gökhan ilk gözağrım dediği First Look isimli natural temalı sergisini Arnavutköy Art Gallery de sanatseverlerin beğenisine sundu.biz de Serdar Gökhan la bu ufak söyleşimizi, Bebek Arnavutköy Caddesi ndeki dört katlı tarihi binanın giriş katındaki kafede gerçekleştirdik. Ne zamandır bu kavuşmayı bekliyordunuz? S.G: Ben sinemaya geçmeden önce, yedi yıl bu işin merkezi olan Bâb-ı Âli de ressamlık yaptım. O dönemde oyunculuk hem ekonomik açıdan çok cazip ve hem de onurlu bir meslekti. Özendim, ufak ufak oyunculuğa başladım. O dönemden sonra yaklaşık sene ressamlık mesleğimi hiç icra edemedim. Fakat şimdi oyunculuk anlamında bana sunulan projeler bu kadar yıllık tecrübemden sonra oynayabileceğim nitelikte değiller. Biraz geriye itiyorum. Sinemaya bu açıdan ara vermem beni eski mesleğime geri döndürdü. Çok da mutluyum, bu kadar sene ara verdikten sonra güzel şeyler üretebilmek çok memnun ediyor beni. Bundan sonra farklı projelerle bu tür sergilere devam edeceğim. Serginin adı First Look. Bu isim seçiminden biraz bahsedelim... S.G: Ben ilk defa bir resim sergisi açıyorum. İlk gözağrım manasında First Look yani ilk bakış ismini seçtik. Gençliğimde bu mesleği icra ederken de hiç sergi açmamıştım. Tabii o zamanlar kendim için değil, çalıştığım firmalar adına bir şeyler yaratıyordum. Oyunculuk yaptığınız dönemlerde de içinizde var mıydı resim özlemi? S.G: Oyunculuk yaptığım dönemde hiç fırsat bulamadım resim yapmaya. Zaten oyunculuk çok çalışılması gereken bir meslek. Bizim zamanımızda daha da zordu senesinden itibaren bir başrol kapabilmek için ufak rollerde kendimi kanıtlamaya çalıştım. Daha sonra 1969 yılında Saltuk ve Dadaş film şirketleri ile on filmlik anlaşma imzaladım. Yoğun çalıştığım bir dönemdi. Resim ise konsantrasyon gerektiriyor. Kendinizi tamamen yaptığınız resme vermelisiniz. Bugün biraz yapayım, yarın biraz daha yaparım la olacak iş değil. O ruhu veremezsiniz. Bu serginizde hangi dönem çalışmalarınız yer alıyor? S.G: Yoğunlukla son 2.5 sene içinde yaptığım çalışmalar sergileniyor. Bu sergiden sonra değerlendirip yeni bir konsept belirleyeceğiz. Yeni bir seriye başlayacağım. Tabii bunun sona ermesi 6 ay-1 seneyi bulur. Ben çok ince ve ayrıntılı çalışıyorum, her tablonun tamamlanması için 1-1,5 ay harcıyorum. Bir de yağlıboya çalıştığım için onun da teknik zorunlulukları var. Boyanın kuruma süresi var örneğin. Boyayı sürdükten sonra üstüne ancak gölge çalışabilirsiniz. Tamamen kurumadan, 7-10 gün üzerinde başka bir işlem yapamazsınız. Eserlerinizde doğa, hayvanlar, bitkiler, manzaralar ağırlıkta. Bu tercihinizin temelinde ne var? S.G: Ben gözüm ne görüyorsa, yaptığım resimde de onu görmek istiyorum. Bu yüzden çok ince ve çok titiz çalışıyorum. Hayvanları ve doğayı da çok seviyorum. Örneğin Familia isimli, yunusları resmettiğim çalışmamda, yunusların gösteri dünyasında kullanılmamasına yönelik kampanyalardan esinlendim. Hürriyete doğru giden yunusları resmettim. Kelebekleri res- 84 B+ YAZ

85 mettiğim çalışmamda da bu hayvanların kısacık ömürlerinde sergiledikleri güzellikleri yansıtmak istedim. Beni filmlerimle tanıyan insanlar bu tercihimi görünce şaşırıyor. Cirit adlı bir eserim de var sergide, ata sporumuz. Beni tarihi filmlerle tanıdıkları için sergide de bu tür tarihi temaları işlediğim, Osmanlı öğeleri içeren resimler bekliyorlar. Siz ayrıca bir kentlisisiniz. sizin için ne ifade ediyor, çalışmalarınıza nasıl esin kaynağı oluyor? S.G: Benim ailem 1948 yılında ben daha 5 yaşındayken İstanbul a taşındı. O zamandan beri ta oturuyorum. Yıldız, Köyiçi, Ihlamur; hep buralarda yaşadık. Çocukluğum o balık pazarının arkasındaki sokaklarda geçti. O zamanlar İstanbul un nüfusu 650 bindi. Biz çocukken, arabaların plakalarının son rakamlarını tahmin etmeye çalıştığımız tek mi, çift mi oyununu oynardık. Fakat bir arabanın geçmesini 2,5-3 saat beklerdik. Şimdi tabii her şey çok daha karışık. Ben ayrıca uzun yıllar Serencebey de oturdum. İstanbul isimli çalışmamda resmettiğim İstanbul, oturduğum yedi katlı binanın terasından gördüğüm bir manzaradır. Şu anda da Arnavutköy de oturuyorum, oğlum burada doğdu. Galerimizi de buradan seçtik. Mahallelimizle birlikte olalım, onlarla paylaşalım istedik. Cirit Son olarak sinemayla ilgili çalışmalarınızdan biraz bahsedelim. Bu alandaki çalışmalarınızı da sürdürüyor musunuz? S.G: Senaryo çalışmalarımı bir yandan sürdürüyorum. Fakat üzerinde çalıştığım projeler yüksek maliyetli film çalışmaları. Dizi sektörüne girmek istemiyorum. Hem çok yoğun çalışılıyor hem de sanat açısından bir şey ortaya konulamıyor. Ben 47 senedir bu meslekteyim ve bu kadar senenin ve tecrübenin sonunda yeni nesle bir şeyler vermek istiyorum. B+ 3 Kelebek Taş Melek İstanbul B+ YAZ 85

86 Haberler Kanserin 1001 yüzü Her yıl nisan ayının ilk haftası kanser konusunda toplumun bilinçlendirilmesi amacı ile Kanser Haftası olarak kabul ediliyor. Bu kapsamda Belediyesi, NeoLife Tıp Merkezi ile Akatlar Kültür Merkezi nde 6 Nisan da Kanserin 1001 Yüzü adlı bir sağlık paneli gerçekleştirdi. Gazeteci - Yazar Meral Tamer in moderatörlüğünde düzenlenen panelde Türkiye Kanserle Savaş Vakfı TKSV Başkanı Prof. Dr. Metin Ertem ve NeoLife Tıp Merkezi nden Prof. Dr. Ufuk Abacıoğlu, Prof. Dr. Gürkan Zorlu, Doç. Dr. Duygu Derin ve Uzm. Psk. Elçin Şayan dinleyenleri kanserin farklı yönleri konusunda aydınlattılar. Katılımın ücretsiz olduğu panelde kadın katılımcılara mamografi, erkeklere ise PSA testi hediye edildi. Panelin açılışını yapan TKSV Başkanı Prof. Dr. Metin Ertem Ülkemizde yaklaşık her yıl 150 bin kişiye kanser tanısı konuluyor. Erken tanı çok önemli, tedavi sürecini etkiliyor dedi. Genetik faktörlere göre çevresel faktörlerin daha fazla rol oynadığı kanserde beslenmenin önemine dikkat çeken Jinekolog Onkolog Prof. Dr. Gürkan Zorlu ise, doğada sunulan her şeyin yeterli dozda kullanıldığında faydalı olduğunu vurguladı ve Yiyecekleri ilaca çevirmeyelim mesajını verdi. Medikal Onkolog Doç. Dr. Duygu Derin ise, erken teşhiste düzenli taramanın önemini belirtti. Şişmanlığın kansere zemin hazırladığını vurgulayarak düzenli yürüyüş veya egzersizin sadece kanserden korunmak için değil, sağlıklı yaşamak için de önemsenmesi gerektiğini söyledi. Kanseri insan hayatının bir parçası olarak tanımlayan Radyasyon Onkoloğu Prof. Dr. Ufuk Abacıoğlu, kanser tanısı konulan hastaların yüzde 50 sinin yani her iki hastadan birinin kurtulduğuna dikkat çekti. İstanbul da Liszt rüzgârı Franz Liszt Müzik Akademisi, Budapeşte Liszt Müzesi, Macaristan Milli Kültür Fonu nun manevi desteği ile Liszt in doğumunun 200 üncü yıldönümünde düzenlenen 2011 İstanbul Liszt Piyano Haftaları sanatseverler tarafından ilgiyle izlendi yılında Sultan Abdülmecit in özel konuğu olarak Dolmabahçe ve Çırağan Sarayı nda konserler veren 19. yüzyılın efsanevi Macar piyano virtüözü, bestecisi ve müzik tarihinde solo piyano resitali fikrini ilk yaratan ve uygulayıcısı olan Franz Liszt, İstanbul da zengin bir festival programı içeriği ile müzikseverlerle buluştu. 18 Nisan 10 Mayıs 2011 tarihleri arasında yapılan etkinliğe İdil Biret - Stephane Blet, Dezsö Ranki, Muhiddin Dürrüoğlu, Endre Hegedüs, Özgür Aydın, Gergely Boganyi ve Toros Can renk kattı. Geçtiğimiz yıl, Dünya Chopin Yılı kapsamında düzenlenen İstanbul 2010 Chopin Piyano Haftaları nın organizatörü Mehmet Mestçi-Artisan tarafından gerçekleştirilen etkinlikte dünyaca ünlü sekiz piyanist son derece zengin bir program ile bir ay süresince Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası, Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi ve Belediyesi Fulya Sanat ta klasik müzikseverlerle buluştu. 86 B+ YAZ

87 Türkan Saylan, adını taşıyan parkta anıldı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) eski Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan, ölümünün ikinci yılında, Belediyesi tarafından yaptırılan Prof. Dr. Türkan Saylan Parkı nda anıldı. 19 Mayıs taki törende Belediye Başkanı İsmail Ünal, ÇYDD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Yüksel ve ÇYDD Şube Başkanı Füsun Göncü konuşma yaptı. Törene katılan öğrenciler, ÇYDD yöneticileri ve Saylan ın çok sayıda seveni, Prof. Ferit Özşen in yaptığı; Saylan ı burs verdiği çocuklarıyla beraber anlatan bronz heykelin önünde fotoğraf çektirdi. Düşler engel tanımıyor Belediyesi ile Düşler Akademisi, Engelliler Haftası nda el ele verdi. Düşler Akademisi Social Inclusion Band Grubu 5 Mayıs ta Ortaköy de geniş katılımlı bir konserle halk karşısına çıktı. BM Engellilik Sözleşmesi ni imzalayan Türkiye de nüfusun neredeyse yüzde 15 ini oluşturan engelliler için acil çözümler üretilmesini isteyen Düşler Akademisi kuruluş amacı ve çalışmalarını şöyle açıklıyor: Engelli vatandaşlarımızın olmaları gerektiği yer ile bulundukları yer arasındaki uçurum çok büyük. Bu büyük uçurumun kapatılması için ciddi ve kalıcı çözümler üretip uygulamak ve en temel anayasal hak olan insana yakışır yaşama hakkından eşit ve özgürce faydalanabilmelerinin önünü açmak gerekmektedir. Düşler Akademisi bu yaklaşımla 15 Kasım 2008 de hayata geçirilmiş bir projedir. Akademimiz, çağdaş belediyecilik anlayışının temsilcileri, Ataşehir ve Kadıköy belediyelerinin stratejik-kurumsal partneri ve uygulama ortaklarıdır. Herkes için sanat yaklaşımı ile eşit katılım olanakları sunan öncü ve model bir projedir. Social Inclusion Band Projesi ise, 10 yıldır engelli gençlerin hayata eşit katılımı için kültür, sanat ve spor projeleri üreten Alternatif Yaşam Derneği (AYDER) nin Düşler Akademisi bünyesinde gerçekleştirdiği yenilikçi ve girişimci bir projesidir. B+ YAZ 87

88 Haberler Uçurtmalar gökyüzüyle buluştu Rengarenk uçurtmalar bu yıl bir kez daha Belediyesi nin düzenlediği Uçurtma Festivali nde gökyüzüne salındı. Geleneksel Uçurtma Festivali nin beşincisi, 3 Mayıs ta Aykut Barka Parkı'nda gerçekleşti. Festivalde Aykut Barka Parkı nı dolduran yüzlerce çocuk ve aileleri Belediyesi tarafından ücretsiz olarak dağıtılan uçurtmalarla şenliğin tadını çıkardılar. 88 B+ YAZ

89 Sadri Alışık Ödülleri Sinema tarihimize adını altın harflerle yazdıran Sadri Alışık anısına 16 ncısı düzenlenen Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri sahiplerini buldu. tiyatro seçici kurulunun belirlemelerine göre ödül alanlar ise şöyle: En iyi yönetmen: Murat Daltaban (Kutlama-Dot Koleksiyon), en iyi kadın oyuncu: Almila Uluer Atabeyoğlu (İsmene-Semiha Berksoy Vakfı), en iyi erkek oyuncu: Reha Özcan (Bedensiz Kadın-İDT), müzikal ya da komedi dalında en iyi yapımın yönetmeni: Engin Alkan (Generaller, Savaş ve Barbekü- Tiyatro Adam), komedi ya da müzikal dalında en iyi kadın oyuncu: Suzan Aksoy (Büyük İkramiye-Tiyatrokare), komedi ya da müzikal dalında en iyi erkek oyuncu: Bülent Şakrak (Annem Yokken Çok Güleriz-Tiyatro Gerçek), Efes özel ödülü: Gonca Vuslateri ve Hakan Kurtaş (Punk Rock), Öykü Karayel (Güzel Şeyler Bizim Tarafta), müzikal ya da komedi dalında Efes özel ödülü: Neslihan Arslan (Temiz Ev-İDT). Seçici kurul özel ödülünü Tiyatro 0.2, onur ödülünü ise Genco Erkal aldı. Kars'taki İnsanlık Anıtı'nın yıkılmasının eleştirildiği gecede Genco Erkal, ödül almasına rağmen büyük bir burukluk içinde olduğunu belirtti. Erkal, ''Ödül aldığım için sevinemiyorum. Zira AKM hâlâ kapalı. Muammer Karaca Tiyatrosu 5 yıldızlı bir otele çevrilmek isteniyor. Başbakan istedi diye heykeller yıkılıyor. Sanatçılara saldırılıyor'' diye konuştu. Gecede Mustafa Ceceli mini bir konser verdi. 25 Nisan da Belediyesi ve Efes sponsorluğunda Mustafa Kemal Kültür Merkezi Attila İlhan Salonu'nda düzenlenen ödül töreninin sunuculuğunu Kerem Alışık ve Hülya Avşar yaptı. Atilla Dorsay başkanlığındaki sinema seçici kurulu Burak Göral, Çolpan İlhan, Fehmi Yaşar, Halil Ergün, Ömür Gedik ve Yavuz Bingöl den oluştu. Seçici kurulun değerlendirmesine göre, sinema dalında ödül alanlar: En iyi kadın oyuncu: Selma Ergeç (Ses), en iyi erkek oyuncu: İsmail Hacıoğlu (Çakal), komedi ya da müzikal dalında en iyi kadın oyuncu: Sevinç Erbulak (Prensesin Uykusu), komedi ya da müzikal dalında en iyi erkek oyuncu: Sermiyan Midyat (Ay Lav Yu), Ayhan Işık jüri ödülü: Mehmet Günsür (Ses, Aşk Tesadüfleri Sever), onur ödülü: Filiz Akın ile Tunç Başaran. Üstün Akmen başkanlığında Cem Duygulu, Çolpan İlhan, Filiz Kutlar, Hami Çağdaş, Hasan Anamur, Nil Aykon, Refika Sezik ile Rengin Uz'dan oluşan İstanbul Canlandırma ları Levent Kültür Merkezi ndeydi Belediyesi, Canlandıranlar Yetenek Kampı nın desteği ile üretilen İstanbul konulu kısa canlandırma film çalışmalarını sinemaseverlerle buluşturdu. 5 Mayıs 2011 Perşembe günü saat da Levent Kültür Merkezi nde yapılan gösterimde, 5 kısa filmin gösterimi yapıldı. Berat İlk tarafından tasarlanıp hayata geçirilen Canlandıranlar Yetenek Kampı animasyon eğitimini ve üretimini kapsıyor. Üniversiteler ve yapım şirketlerinin desteklediği Canlandıranlar Yetenek Kampı, animasyonseverlere ve bu alanda üretim yapmak isteyenlere bir altyapı kazandırırken onları piyasadaki şirketler ile bir araya getirip, alanlarının profesyonelleri ile tanışma ve çalışma olanağını tanıyan bir platform. Levent Kültür Merkezi nde gösterilen, İstanbul u ve İstanbul daki yaşamı farklı boyutlarıyla anlatan filmlerden, İdil Ar ın İstanbul u küçük bir kızın İstanbul daki sihirli yolculuğunu, Nurbanu Asena nın İstanbul da Sıradan Bir Gün ü bir taksicinin maceralarını, M. Melis Bilgin in Tetrist i kentin çarpık ve plansız yapılaşmasını, Işık Dikmen in Şekerleme si İstanbullu bir rüya perisini, Dilara Polat ın İstanbul Martısı ise bu sıradışı kentteki yaşamların sıradanlığını konu ediyor. B+ YAZ 89

90 Haberler Ustalara Saygı geceleri Belediyesi adına Gazeteci-Yazar Faruk Şüyün un hazırladığı ve altı sezondur kültür-sanat ve düşün hayatımızı zenginleştiren isimler için düzenlediği Ustalara Saygı toplantıları geçen ay ünlü isimlerle devam etti. Safa Önal, Nino Varon ve Şenes Erzik Ustalara Saygı gecelerine renk kattılar. Senaryo fabrikası: Safa Önal Yeşilçam a 400 ün üzerinde senaryo armağan ederek bir devre damgasını vuran Safa Önal 30 Mart ta Akatlar Kültür Merkezi ndeki toplantıda sevenleriyle buluştu. Etkinlik gecesi, Yeşilçam ın ünlü jönü Engin Çağlar ve Yağmur Kalyoncu tarafından sunuldu te kısa öyküler kaleme alarak yazı dünyasına merhaba diyen, Bâbıâli kültürüyle yoğrulan, ardından yöneldiği sinemada 400 ün üzerinde senaryo, 60 tan fazla fotoroman, 500 bölümden fazla dizi senaryosu kaleme alan, 40 a yakın filme de yönetmen olarak imza atan duayen Senarist Safa Önal için hazırlanan gece, bir Yeşilçam resmigeçidine dönüştü. Gecenin ilerleyen saatlerinde sahneye çıkan Safa Önal, İyi ki geldiniz, iyi ki varsınız, benim için söylediklerinize çok teşekkür ediyorum, ne söyleye- ceğimi bilemiyorum, beni çok duygulandırdınız, onurlandırdınız. Ben de diyorum ki iyi ki de varım, iyi şeyler yaptığıma inanıyorum. Mücadelem devam edecek, Bir de şu telif haklarımı alabilirsem daha da çok sevineceğim. 16 yıldır uğraşıyorum. Tekrar geldiğiniz için hepinize teşekkür ederim dedi. Bir müzik mimarı: Nino Varon Belediyesi tarafından düzenlenen Ustalara Saygı toplantıları 11 Nisan da popüler müziğimizin pek çok önemli ismini kitlelerle buluşturan albüm ve şarkılarda imzası bulunan Nino Varon için düzenlenen geceyle devam etti. Nilüfer, Tanju Okan, Füsun Önal, Modern Folk Üçlüsü, Timur Selçuk ve Ajda Pekkan ın da aralarında bulunduğu müziğimizin ustalarının albümlerine prodüktörlük yaparak kitlelerle tanışmalarını, buluşmalarını sağlayan Nino Varon için hazırlanan Ustalara Saygı gecesinde, ustanın yarım asrı aşan müzik yaşamını ünlü dostları anlattılar. 45 lik plakların ülkemize geldiği günlerde müziğe özel ilgisini fark eden, 23 yaşında Odeon a girerek sayısız şarkı-albüme emek veren Nino Varon için hazırlanan Ustalara Saygı toplantısında müziğe de doyuldu. Tanju Okan ın Hasret, Çal Çingene, Bir Falcı Vardı ; Nilüfer in Göreceksin Kendini ve Demet in Papatya Falları şarkılarının sözlerine, Aşkın Nur Yengi nin İmkânsızım, Nilüfer in Boşver ve Tanju Okan ın Kime Ne 90 B+ YAZ

91 şarkılarının bestelerine imza atan Nino Varon, gecede yeni şarkılarından örnekler de yorumladı. Spor dünyasının duayeni: Şenes Erzik Yapılan etkinliklerden biri de ülkemizi yıllardır uluslararası arenada temsil eden spor duayenimiz Şenes Erzik için 25 Nisan da düzenlendi. UEFA 1. Başkan Yardımcısı olarak kurumun yönetim kurulunda ülkemizin sesini duyuran, Genel Kurul da mevcut görevine 22 Mart ta 6. kez seçilerek UEFA tarihinde bir rekora imza atan, halen FIFA da da aktif olarak çalışan Türkiye Futbol Federasyonu nun ilk ve tek Onursal Başkanı Şenes Erzik için hazırlanan Ustalara Saygı ya ülkemiz spor camiasının önde gelen isimleri konuşmacı olarak katıldı. Halit Kıvanç ın sunuculuğunu üstlendiği gecede seyirciler, Şenes Erzik in meslek ve özel yaşamının dönüm noktalarını; Abdullah Kiğılı, Doğan Hızlan, Ertuğrul Tuncer, Fatih Terim, Belediye Başkanı İsmail Ünal, Mustafa Denizli, Nigar Alemdar, Osman Ulagay, Özkan Olcay, Selahattin Beyazıt, Şükrü Birand, Togay Bayatlı, Prof. Dr. Turgay Atasü, Ünal Uzun, Yavuz Kocaömer ve Yılmaz Tokatlı dan dinlediler. Ali Kocatepe nin Şenes Erzik in sevdiği şarkıları yorumladığı gecede, ünlü spor adamının yaşamı ve ulusal-uluslararası çalışmalarını konu alan belgesel bir filmden görüntüler de izleyicilere sunuldu. Sezona sazlı sözlü veda Belediyesi nin düzenlediği Ustalara Saygı toplantılarında altıncı sezon 2 Mayıs ta Halk Şiirimizin Ustaları için hazırlanan özel programla sona erdi. Kasım ayında Turhan Selçuk gecesiyle başlayan ve aralarında Alâeddin Yavaşça, Atilla Dorsay, Cahit Sıtkı Tarancı, Nino Varon, Turgut Uyar, Safa Önal, Selmi Andak ve Şenes Erzik in de bulunduğu alanının önde gelen isimleri için düzenlenen etkinliklerle dalya diyen Ustalara Saygı nın sezon kapanışı, halk şiirimizin ustalarından dizelerle sazlı sözlü bir kutlamaya dönüştü. Halk Şiirimizin Ustaları için hazırlanan etkinlik İlkim Karaca ve Tuna Egemen in yorumladığı şiirlerle renklenirken, geceye Esin Afşar ve Rahmi Saltuk da farklı yorumladıkları halk türküleri ile katıldılar. Gecenin sunuculuğunu Tuna Egemen üstlendi. Gecede, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu, Yunus Emre, Ercişli Emrah, Âşık Veysel ve diğer halk şairlerimizin eserleri; Arabali Gülşen, Âşık Sinem Bacı, Cevahir Güzel, Devrim Salman, Ercan Seyhan, Erhan Uslu, İclal Akkaplan, İlkim Karaca, Taşkın Doğanışık ve Yusuf Başaran ın sazlarıyla bir kez daha hayat buldular. B+ YAZ 91

92 24 saat 'ta Yaşam Rehberi Her konu için arayın... 7 gün 24 saat ACİL NUMARALAR 110 Yangın İhbar 112 Sıhhi İmdat 121 Telefon Arıza 122 Ankesör Arıza 126 Kablo TV Arıza 154 Alo Trafik 155 Polis İmdat 156 Jandarma İmdat 158 Alo Sahil Güvenlik 175 Alo Tüketici 177 Orman Yangın İhbarı 182 Ruhsal Bunalım Danışma 184 Sağlık Danışma 185 Su Arıza 186 Elektrik Arıza 187 Gaz Arıza 188 Cenaze Hizmetleri BEŞİKTAŞ BELEDİYES Belediye Başkanlığı Nisbetiye Mah. Aytar Cad. Tel: Faks: İletişim: Belediye Başkanlığı (Eski Bina) Çırağan Cad. No: 77 Yıldız Mah. Tel: (10 Hat) Faks: Özel Kalem Müdürlüğü Tel: Emlak ve İstimlak Müdürlüğü Tel: Teftiş Kurulu Müdürlüğü Tel: İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü Tel: Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Tel: Plan ve Proje Müdürlüğü Tel: Fen İşleri Müdürlüğü Tel: Park ve Bahçeler Müdürlüğü Tel: Temizlik İşleri Müdürlüğü Tel: Yazı İşleri Müdürlüğü Tel: Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü Tel: Mali Hizmetler Müdürlüğü Tel: Hukuk İşleri Müdürlüğü Tel: Sağlık İşleri Müdürlüğü Tel: Destek Hizmetler Müdürlüğü Tel: İmar ve Şehircilik Müdürlüğü Tel: Zabıta Müdürlüğü Tel: Evlendirme Dairesi Nüzhetiye Cad. No: 68 Türkali Mah. Tel: Ortaköy Zabıta Karakolu Tel: Çarşı Zabıta Karakolu Tel: Arnavutköy Zabıta Karakolu Tel: Levent Zabıta Karakolu Tel: Gayrettepe Zabıta Karakolu Tel: Dikilitaş Semt Evi Emirhan Cad. Dilek Sok. No:2 Tel: Etiler Yaşam Evi Etiler Mah. Ahular Sok. No:19 Tel: Ulus Yaşam Evi Nisbetiye Mah. Ilgın Sokak No: 3 Ulus- Tel: Ulus Semt Evi Ulus Mah. Yol Sokak No: 2 Ulus- Tel: Ortaköy Yaşam Evi Ambarlıdere Yolu Sk. No: 4 Ortaköy Tel: Gençlik Merkezi Sinanpaşa Mah. Hasfırın Cad. No: 3 Kat: 5 Tel: Kız Öğrenci Konuk Evi Çitlenbik Sok. No: 29 Yıldız- Tel: Erkek Konuk Evi Prof. Dr. Bülent Tarcan Sok. No: 25/A Gayrettepe- Tel: , İlçe Emniyet Müdürlüğü Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 81 Tel: Faks: Şube Emniyet Müdürlüğü Gayrettepe Mah. Prof. Dr. Bülent Tarcan Sok. No: 7 Tel: Faks: Kolordu Komutanlığı Konaklar Mah. Org. İzzettin Aksalur Cad. No: 1 Tel: Faks: Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü Gayrettepe Mah. Barbaros Bulvarı No: 137 Tel: Kadastro Müdürlüğü Cihannuma Mah.Yıldız Cad. No: 42 Tel: Faks: Darphane Dikilitaş Mah. Yenidoğan Sok. No: 55 Tel: Faks: Deniz Müzesi Komutanlığı Sinanpaşa Mah. Cezayir Cad. No: 2 Tel: Faks: Devlet İstatistik Enstitüsü Bölge Müdürlüğü Cihannuma Mah. Barbaros Bulvarı No: 53 Tel: Faks: Halk Eğitimi Merkezi Dikilitaş Mah. Leylak Sok. No:10 Tel: Faks: RESM DA RELER İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Nisbetiye Mah. Okul Sok. No: 4 Tel: Faks: Fulya Sanat BEDAŞ Bedaş Genel Müdürlük Tel: Faks: Bedaş Beyoğlu İşletme Şefliği Tel: Faks: Harp Akademileri Komutanlığı Konaklar Mah. Org. İzzettin Aksalur Cad. Tel: İstanbul Merkez Komutanlığı Mecidiye Mah. Palanga Cad. No: 62 Tel: Faks: İlçe Özel İdare Müdürlüğü Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 77 Tel: Faks: İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı Nisbetiye Cad. Başlık Sok. No:1 Tel: Faks: Jandarma Bölge Komutanlığı Balmumcu Mah. Şakir Kesebir Cad. No: 1 Tel: Kaymakamlık Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 77 Tel: Faks: B+ YAZ

93 Nüfus Müdürlüğü Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 77 Tel: Faks: Milli Saraylar Daire Başkanlığı Vişnezade Mah. Dolmabahçe Cad. No: 11 Tel: Faks: İGDAŞ Etiler Şefliği Tel: Faks: İGDAŞ Fulya İşletme Şefliği Tel: Faks: İSKİ Şube Müdürlüğü Tel: Müftülük Sinanpaşa Mah. Cad. No: 37 Tel: Faks: Polis Eğitim Müdürlüğü Akat Mah. Selçuklar Sok. No: 24 Tel: Faks: Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü Cihannuma Mah. Yıldız Cad. No: 42 Tel: Faks: İSKİ Müşteri Hizmetleri Tel: Faks: İSKİ Şefliği Tel: Faks: İTFAİYE Tel: Faks: Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü Cihannuma Mah. Yıldız Cad. No: 42 Tel: Faks: TRT İstanbul Televizyonu Kuruçeşme Mah. Ahmet Adnan Saygun Cad. No: 83 Tel: Faks: Türk Telekom Müdürlüğü Gayrettepe Mah. Yıldız Posta Cad. No: 40 Tel: Faks: İlçe Afet Merkezi Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 83 Tel: POLİS MERKEZLERİ Arnavutköy Polis Merkezi 1.Cadde No: 52 Arnavutköy- Tel: Polis Merkezi Yıldız Parkı girişi Çırağan- Tel: Etiler Şehit Naci Soydan Polis Merkezi Nisbetiye Caddesi Dilhayat Sok. No: 1 Etiler- Tel: Levent Polis Merkezi Hacı Adil Caddesi No:1 Levent- Tel: Faks: H ZMET B R MLER İ.E.T.T. 1. Hareket Amirliği Tel: İ.E.T.T. Boğaz Hareket Amirliği Tel: İ.E.T.T. İşletme Şefliği Tel: İ.E.T.T. Dereboyu Hareket Amirliği Tel: İ.E.T.T. 4. Levent Aktarma Merkez Amirliği Tel: İGDAŞ Genel Müdürlüğü Tel: Faks: İGDAŞ İstanbul Bölge Müdürlüğü Tel: Faks: MUHTARLIKLAR Abbasağa Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Yüksel Sağat Cihannuma Mah. Çömezler Sok. No: 1 Tel: Faks: Akat Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Murat Tayfun Kirmanlı Akat Mah. Haydar Aliyev Cad. No: 3 Tel: Faks: Arnavutköy Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Sedef İrteş Arnavutköy Mah. Satış Meydanı Sok. No: 27 Tel: Faks: Balmumcu Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Cüneyt Doğan Balmumcu Mah. Zincirlikuyu Sok. No: 21 Tel: Faks: Bebek Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Aydın Onar Bebek Mah. Bebek Hamamı Sok. No: 8B Tel: Faks: Cihannuma Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Ertan Kurtlutepe Cihannuma Mah. Mazharpaşa Sok. No: 15 D: 1 Tel: Faks: Dikilitaş Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Abdullah Sızmaz Dikilitaş Mah. Cami Meydanı Sok. No: 12A Tel: Faks: Etiler Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Seçil Eşki Etiler Mah. Ahular Sok. No: 19 Tel: Faks: Gayrettepe Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Necla Başar Gayrettepe Mah. Fahri Gizden Sok. No: 26 Tel: Faks: Konaklar Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Aslı Akyüz Konaklar Mah. Faruk Nafiz Çamlıbel Sok. No: 1 Tel: Faks: Kuruçeşme Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Adnan Soysal, Kuruçeşme Mah. Kırbaç Sok. No: 40 Tel: Faks: Kültür Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Dursun Gül Kültür Mah. Sekbanlar Sok. No: 88 Tel: Faks: Levazım Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Ziya Uygur Levazım Mah. Koru Sok. No: 7 Tel: Faks: Levent Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Muzaffer Türk Levent Mah. Gonca Sok. No: 12 Tel: Mecidiye Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Cemal Şensöz Mecidiye Mah. Ambarlıdere Sok. No: 5 Tel: Muradiye Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Cengiz Hacıömeroğlu Muradiye Mah. Muradiye Deresi Sok. No: 2 Tel: Nisbetiye Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Hatice Ayşe Şirinler Nisbetiye Mah. Ahmet Adnan Saygun Cad. No: 30 Tel: Ortaköy Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Refik Namunlu Gürcü Kızı Sokak. No: 4 Tel: Sinanpaşa Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Zeki Bölükbaşı Sinanpaşa Mah. Hasfırın Cad. No: 5 Tel: Türkali Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Ahmet Bayraktar Türkali Mah. Ihlamurdere Cad. No: 136 Tel: Ulus Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Kadriye Gedik Ulus Mah. Öztopuz Cad. Yol Sok. No: 2 Tel: Faks: Vişnezade Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Reyhan Cinyusuf Vişnezade Mah. Şair Nedim Cad. No: 53 Tel: Faks: Yıldız Mahalle Muhtarlığı Muhtar: Şevki Yıldırım Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 17/1 Tel: SAĞLIK KURULUŞLARI Dentistanbul Diş Hastanesi Abbasağa Mah. Yıldız Cad. No: 71 Tel: Hattat Hastanesi Levent Mah. Yeni Sülün Sok. No: 13 Tel: Metropolitan Florence Nightingale Hastanesi Gayrettepe Mah. Cemil Arslan Güder Sok. No: 8 Tel: Levent Semt Polikliniği Levent Mah. Binbir Çiçek Sok. No: 2 Tel: Şaban Gündeş Semt Polikliniği Kültür Mah. İETT Blokları Yolu No: 21 Tel: Ege Polikliniği Nisbetiye Mah. Nisbetiye Cad. No: 26/16 Tel: Polikliniği Sinanpaşa Mah. Şair Leyla Sok. No: 2 Tel: Sefa Polikliniği Muradiye Mah. Nüzhetiye Cad. No: 15/2 Tel: Transmed Polikliniği Levent Mah. Fulyalı Sok. No: 7 Tel: Cosmed Polikliniği Levent Mah. Yeni Sülün Sok. No: 17 Tel: Yaşasın Hayat Polikliniği Vişnezade Mah. Süleyman Seba Cad. No: 39 Tel: Medis Polikliniği Konaklar Mah. Akasyalı Sok. No: 10 Tel: MKM / Akatlar Clinika Gayrettepe Polikliniği Gayrettepe Mah. Yıldız Posta Cad. No: 34 Tel: Micromed Polikliniği Levent Cad. Sümbül Sok. No: 34/A Levent Tel: Etiler Kardiyoloji Polikliniği Akat Mah. Nisbetiye Cad. No: 41/25 Tel: Kranioplast Polikliniği Nisbetiye Mah. Aytar Cad. No: 40: 7 Tel: Refresh Polikliniği Levent Mah. Krizantem Sok. No: 19 Tel: Tunç Polikliniği Kültür Mah. Esra Sok. No: 2A D: 3 Tel: Güzel Günler Polikliniği Levent Mah. Güllü Sok. No: 4 Tel: Dikilitaş Sağlık Ocağı Dikilitaş Mah. Bestekâr Aralığı Sok. No: 4 Tel: Sağlık Grup Başkanlığı Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 77 Tel: Verem Savaş Dispanseri Sinanpaşa Mah. Sinanpaşa Köprüsü Sok. No: 13 Tel: Faks: Merkez Sağlık Ocağı Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 77 Tel: Faks: Ana Çocuk Sağlığı Dispanseri Mecidiye Mah. Müverrih Saadettin Sok. No: 20 Tel: SSK Dispanseri Cihannuma Mah. Bostancı Veli Sok. No: 3 Tel: Sait Çiftçi Kamu Sağlığı Merkezi Dikilitaş Mah. Barbaros Bulvarı No: 109 Tel: B+ YAZ 93

94 24 saat Ortaköy Beltaş Sağlık Ocağı Mecidiye Mah. Müverrih Saadettin Sok. No: 20 Tel: Levent Sağlık Ocağı Nisbetiye Mah. Yücel Sok. No: 15 Tel: Karanfilköy Sağlık Ocağı Akat Mah. Zeytinoğlu Cad. No: 121 Tel: Baykent Tıp Merkezi Nisbetiye Mah. Aydın Sok. No: 8 Tel: Boğaziçi Tıp Merkezi Dikilitaş Mah. Yenidoğan Sok. No: 7 Tel: Çebi Tıp Merkezi Ortaköy Mah. Dereboyu Cad. No: 58 Tel: Ota Tıp Merkezi Sinanpaşa Mah. Cad. No: 23 Tel: Jinemed Tıp Merkezi Muradiye Mah. Deryadil Sok. No: 1 Tel: Dikilitaş Tıp Merkezi Dikilitaş Mah. Karakol Çıkmazı Sok. No: 1A Tel: Acıbadem Etiler Tıp Merkezi Nisbetiye Mah. Aytar Cad. No: 40/8 Tel: International Etiler Tıp Merkezi Levent Mah. Nisbetiye Cad. No: 19 Tel: Ortaköy Tıp Merkezi Balmumcu Mah. Varnalı Sok. No: 3 Tel: Otim Med Diyaliz Merkezi Dikilitaş Mah. Yeşilçimen Sok. No: 9 Tel: Renmed Diyaliz Merkezi Levent Mah. Begonya Sok. No: 10 Tel: K.S.V. Onkoloji Merkezi Nisbetiye Mah. Yücel Sok. No: 6-8 Tel: Cosmed Estetik ve Plastik Cerrahi Merkezi Levent Mah. Yeni Sülün Sok. No: 17 Tel: Levent Genel Cerrahi Merkezi Levent Mah. Yasemin Sok. No: 2/1 Tel: İstanbul Anestezi Merkezi Levent Mah. Çamlık Cad. No: 31 Tel: İstanbul Ortopedi Merkezi Levent Mah. Çilekli Cad. No: 32 Tel: Onep Estetik ve Plastik Cerrahi Merkezi Levent Mah. Manolyalı Sok. No: 15 Tel: Novita Cerrahi Merkezi Levent Mah. Manolyalı Sok. No: 5 Tel: Özel Acıbadem Göz Sağlığı Merkezi Etiler Mah. Yıldız Çiçeği Sok. No: 7 Tel: Özel Aileden Biri Evde Bakım Hizmetleri Gayrettepe Mah. Yıldız Posta Cad. No: 8 2 Blok D: 24 Tel: Özel Dünya Göz Sağlığı Merkezi Nisbetiye Mah. Aytar Cad. No: 38/ Tel: Sevgi Kadın Sağlığı Merkezi Nisbetiye Mah. Aytar Cad. No: 38/11 Tel: Özel Gastro Med Merkezi Nisbetiye Mah. Aytar Cad. No: 38 Kat: 2 Tel: Fertijin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Mrk. Bebek Mah. Bebek Dağı Sok. No: 99 Tel: Natal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Nisbetiye Cad. Erdölen İş Merkezi No: 38 / 13 Etiler- Tel: Jinepol Kadın Sağlığı Kliniği Aytar Cad. Başlık Sok 1/B Levent Tel: Faks: OTELLER Bebek Oteli Bebek Mah. Cevdetpaşa Cad. No: 34 Tel: Faks: Conrad International Yıldız Mah. Yıldız Cad. No: 79 Tel: Faks: Parksa Hilton Vişnezade Mah. Bayıldım Cad. No: 12 Tel: Faks: Radisson Sas Bosphorus Hotel Yıldız Mah. Ortaköy Salhanesi Sok. No: 9 Tel: Faks: Sürmeli Hotel Gayrettepe Mah. Prof. Dr. Bülent Tarcan Sok. No: 3 Tel: Faks: The Plaza Otel Gayrettepe Mah. Barbaros Bulvarı No: 165 Tel: Faks: Hotel Les Ottomans Kuruçeşme Mah. Muallim Naci Cad. No: 68 Tel: Faks: Swissôtel The Bosphorus, Istanbul Bayıldım Caddesi No: 2 Maçka- Tel: , Faks: W Hotel Süleyman Seba Cad. No: 22 Tel: , Faks: Levent Kültür Merkezi Onat Kutlar Sinema Salonu Levent Mah. Çalıkuşu Sok. No: 2-4 Tel: KÜLTÜR MERKEZLERİ Akatlar Kültür Merkezi Melih Cevdet Anday Sahnesi Akat Mah. Zeytinoğlu Cad. No: 16 Tel: Mustafa Kemal Merkezi Attila İlhan Sahnesi Akat Mah. Uğur Mumcu Cad. No: 8 Tel: Levent Kültür Merkezi Onat Kutlar Sinema Salonu Levent Mah. Çalıkuşu Sok. No: 2-4 Tel: Ortaköy Kültür Merkezi Afife Jale Sahnesi Ortaköy Mah. Ortaköy Dere Çıkmazı No: 1 Tel: Kültür Merkezi Sinanpaşa Mah. Hasfırın Cad. No: 7 Tel: MÜZELER Kız öğrenci konukevi / Çırağan Çırağan Palace Kempinski Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 32 Tel: Faks: Dedeman Otel Gayrettepe Mah. Yıldız Posta Cad. No: 50 Tel: Faks: La Maison Hotel Yıldız Mah. Müvezzi Cad. No: 43 Tel: Faks: Ortaköy Princess Hotel Ortaköy Mah. Dereboyu Cad. No: 10 Tel: , Faks: SİNEMALAR Akmerkez AFM Kültür Mah. Nisbetiye Cad. No: 56 Tel: Peugeot Cine City (Alkent Sitesi) Akat Mah. Tepecik Yolu Kaktüs Sok. No: 3 Tel: Mayadrom AFM Akat Mah. Orkide Sok. No: 1 Tel: Ortaköy Feriye Sinemaları Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 42 Tel: Aşiyan Müzesi Bebek Mah. Aşiyan Yolu No: 15 Tel: Deniz Müzesi Sinanpaşa Mah. Cezayir Cad. No: 2 Tel: Mimar Sinan Üniversitesi Resim Heykel Müzesi Vişnezade Mah. Dolmabahçe Cad. No: 4 Tel: Şehir Müzesi Yıldız Mah. Serencebey Yokuşu Yıldız Sarayı Tel: B+ YAZ

95 Yıldız Sarayı Müzesi Yıldız Mah. Serencebey Yokuşu Tel: Çırağan Taksi Tel: Akatlar Mahallesi ÜNİVERSİTELER Karanfil Taksi Tel: Bahçeşehir Üniversitesi Yıldız Mah. Osmanpaşa Mektebi Sok. No: 4-6 Tel: Boğaziçi Üniversitesi Bebek Mah. Şehitlik Dergâhı Sok. No: 2 Bebek Mah. Cevdetpaşa Cad. No: 115 Tel: Galatasaray Üniversitesi Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 36 Tel: Akatlar Taksi Tel: Site Taksi Tel: Mayadrom Taksi Tel: MKM Taksi Tel: Arnavutköy Mahallesi İstanbul Teknik Üniversitesi Vişnezade Mah. Süleyman Seba Cad. No: 90 Tel: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Yıldız Mah. Çiğdem Sok. No: 1 Tel: Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Mah. Hamam Sok. No: 2 Tel: İskele Taksi Tel: Sizin Taksi Tel: Kültür Taksi Tel: Bebek Taksi Tel: Balmumcu Mahallesi Merkez Taksi Tel: Balık Pazarı Tel: Dikilitaş Merkez Taksi Tel: Emirhan Taksi Tel: Dikilitaş Taksi Tel: Öner Taksi Tel: Köşk Taksi Tel: Kuruçeşme Mahallesi Çeşme Taksi Tel: Park Taksi Tel: Sahil Taksi Tel: Aile Taksi Tel: Ulus Mahallesi Merkez Taksi Tel: Ulus Vadi Taksi Tel: Öz Ulus Taksi Tel: TAKSİ DURAKLARI Abbasağa Mahallesi Yıldız Taksi Tel: Conrad Taksi Tel: Kültür Mahallesi Muhtarlığı Bebek Mahallesi Çınar Taksi Tel: İskele Taksi Tel: Dikilitaş Mahallesi Güven Taksi Koza Taksi Tel: Etiler Mahallesi Bahar Taksi Tel: Bizim Taksi Tel: Doğan Taksi Tel: Günaydın Taksi Tel: Özen Taksi Tel: Gayrettepe Mahallesi Esentepe Taksi Tel: İdil Taksi Tel: Cihan Taksi Tel: Esen Taksi Tel: Öz Ulaş Taksi Tel: Konak Mahallesi Oyak Site Taksi Tel: Yeni Levent Taksi Tel: Levent Merkez Taksi Tel: Konaklar Taksi Tel: Kültür Mahallesi Bulut Taksi Tel: Levazım Mahallesi Levazım Taksi Tel: Levent Mahallesi Sevgi Taksi Tel: Basın Taksi Tel: Levent Taksi Tel: Site Taksi Tel: Levent Merkez Taksi Tel: Uygun Taksi Tel: Birlik Taksi Tel : Nisbetiye Mahallesi Birlik Taksi Tel: Nisbetiye Taksi Tel: Öz Turizm Taksi Tel: Ortaköy Mahallesi Öz Ortaköy Taksi Tel: Ulus Taksi Tel: Ulus Turizm Taksi Tel: Turizm Taksi Tel: Vişnezade Mahallesi Öz Valide Çeşme Taksi Tel: Valide Çeşme Taksi Tel: Merkez Taksi Tel: İSKELELER Arnavutköy İskelesi Arnavutköy Mah. Bebek-Arnavutköy Cad. Tel: Bebek İskelesi Bebek Mah. Cevdetpaşa Cad. Tel: İskelesi Sinanpaşa Mah. Cezayir Cad. Tel: Ortaköy İskelesi Mecidiye Mah. Vapur İskelesi Sok. Tel: B+ YAZ 95

96

Silah arkadaşı Ata'yla sarayda 10 yıl!

Silah arkadaşı Ata'yla sarayda 10 yıl! Silah arkadaşı Ata'yla sarayda 10 yıl! - Kurtuluş Savaşı nın önde gelen isimlerinden, Atatürk ün silah arkadaşı, eski TBMM Başkanı Kazım Özalp in oğlu Teoman Özalp, çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

Dünyayı Değiştiren İnsanlar Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67)

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67) KOCAER 1 Tuğba KOCAER 20902063 KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA... Hepsi için teşekkür ederim hanımefendi. Benden korkmadığınız için de. Biz ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya...

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI T105004 ADI SOYADI NOSU UYRUĞU SINAV TARİHİ ÖĞRENCİNİN BÖLÜM Okuma Dinleme Yazma Karşılıklı Konuşma Sözlü Anlatım TOPLAM

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

EDEBİYATIN İZİ 86. İZMİR ENTERNESYONAL FUARI NA DÜŞTÜ

EDEBİYATIN İZİ 86. İZMİR ENTERNESYONAL FUARI NA DÜŞTÜ EDEBİYATIN İZİ 86. İZMİR ENTERNESYONAL FUARI NA DÜŞTÜ Oya Baydar, Mine Söğüt, Özcan Yüksek, Ercan Kesal, Arif Keskiner ve Melih Güneş konuklarla sohbet etti 86. İzmir Enternasyonal Fuarı nda bu yıl ilk

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Aç l fl Vural Öger Çok değerli misafirler, Konrad-Adenauer vakfının 23 senedir yapmış olduğu bu gazetecilik seminerinde son senesinde bizim de k

Aç l fl Vural Öger Çok değerli misafirler, Konrad-Adenauer vakfının 23 senedir yapmış olduğu bu gazetecilik seminerinde son senesinde bizim de k Çok değerli misafirler, Konrad-Adenauer vakfının 23 senedir yapmış olduğu bu gazetecilik seminerinde son 10-11 senesinde bizim de katkılarımızın olması bizi her zaman çok mutlu ediyor çünkü Avrupa da yaşayan

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz

Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz ve Özellikle Canım Annem 1 Üniversite tercihlerini yaptığımız zaman,

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

iyi günler sevgili ilk yar'larımızın değerli dostları, Bugün geçmişlere gideceğiz, çünkü yakınlarda kulaklarını çok çınlatmıştık... Ne kadar güzel bir örnek çalışmaydı öğretmenlerimizin sevgili Ahmet Hocamızın

Detaylı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

&[1 CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR! SERIS.INDEN BAZILARI. l O - Cin Ali Kır Gezisinde. Öğ. Rasim KAYGUSUZ

&[1 CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR! SERIS.INDEN BAZILARI. l O - Cin Ali Kır Gezisinde. Öğ. Rasim KAYGUSUZ CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR!.. SERIS.INDEN BAZILARI 1 - Cin Ali'nin Atı 2 - Cin Ali'nin Topu 3 - Cin Ali'nin Topacı 4 - Cin Ali'nin Karagözlü Kuzusu 5 - Cin Ali'nin Oyuncakları 6 - Cin Ali Okula Başlıyor

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı

Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı Başbakan Yıldırım, Piri Reis Ortaokulu nda karne dağıtım törenine katıldı Haziran 17, 2016-1:22:00 Başbakan Yıldırım, "Terör örgütünün telkinlerine gençlerimiz asla ve asla itibar etmesinler. Onlar bizim

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Vergide son gün yarın

Vergide son gün yarın Vergide son gün yarın BEŞİKTAŞ Belediyesi vergi öemeleri konusunda vatandaşları bilgilendirdi. Son günün 30 Kasım olduğu hatırlatılan bilgilendirme notunda vergilerin nasıl ve nereye yatırılacağı konusunda

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe BARIŞ BIÇAKÇI 1966 da Adana da doğdu. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte Ocak 1994 ve Ekim 1997 de iki şiir kitabı yayımladı. İletişim Yayınları nca

Detaylı

Başkent Üniversitesi nde Mezuniyet Coşkusu

Başkent Üniversitesi nde Mezuniyet Coşkusu Başkent Üniversitesi nde Mezuniyet Coşkusu Başkent Üniversitesi, 21 ve 22 Haziran günlerinde düzenlenen 2016-2017 eğitim yılı mezuniyet törenleriyle, on binlerce mezununa yenilerini kattı. D iplomalarını

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru 17 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Bayram teklifi MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru ile Beşiktaş tan Samsun hareket etti. Bu Beşiktaş

Detaylı

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin. Bu kitapçığı, büyük olasılıkla kısa bir süre önce sevdiklerinizden biri size cinsel kimliği ile biyolojik/bedensel cinsiyetinin örtüşmediğini, uyuşmadığını açıkladığı için okumaktasınız. Bu kitapçığı edindiğiniz

Detaylı

KİTABININ GELİRİNİ, İHTİYACI OLAN KIZ ÇOCUKLARINA VERECEK

KİTABININ GELİRİNİ, İHTİYACI OLAN KIZ ÇOCUKLARINA VERECEK KİTABININ GELİRİNİ, İHTİYACI OLAN KIZ ÇOCUKLARINA VERECEK Sosyal ve siyasi yaşamda Bodrum un tanınmış simalarından biri olan Nuran Yüksel yaşamını kitap haline getirdi. Nuran Yüksel kitabının sadece kendi

Detaylı

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR Eğitim ve kültür alanında yapılan inkılapların amaçları; Laik ve çağdaş bir eğitim ile bilimsel eğitimi gerçekleştirebilmek Osmanlı Devleti nde yaşanan ikiliklere

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

Kumbahçe de otel inşaatında göçük meydana geldi

Kumbahçe de otel inşaatında göçük meydana geldi Kumbahçe de otel inşaatında göçük meydana geldi Bodrum Belediyesi önlemler alınıncaya kadar inşaatı durdurdu Bodrum un en işlek yerleşim yerlerinden biri olan Kumbahçe Plajı yakınında Cumhuriyet Caddesi

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye:

Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye: Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye: - Deli, deli, diye seslenmiş. Siz içeride kaç kişisiniz? Deli şöyle bir durup düşünmüş: 1 / 10 - Bizim

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

Pırıl pırıl güneşli bir günde, içini sımsıcak saran bir mutlulukla. Cadde de yürüyordu. Yüzü gülümseyen. insanların kullandığı yoldan;

Pırıl pırıl güneşli bir günde, içini sımsıcak saran bir mutlulukla. Cadde de yürüyordu. Yüzü gülümseyen. insanların kullandığı yoldan; Pırıl pırıl güneşli bir günde, içini sımsıcak saran bir mutlulukla Cadde de yürüyordu. Yüzü gülümseyen insanların kullandığı yoldan; yemyeşil ağaçların rüzgar ile savrulan dallarından çıkan sesin dalga

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Ustalarının izinden!..

Beşiktaş Gazetesi. Ustalarının izinden!.. Ustalarının izinden!.. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Dolmabahçe Sanat Galerisi'nde '- Ustaların İzinde' isimli sergiyi açtı. Katıldığı ve açılışını yaptığı diğer faaliyetlerden farklı olarak bu sergiyi önemsediğini

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Benzetme ilgisiyle ismi nitelerse sıfat öbeği, fiili nitelerse zarf öbeği kurar.

Benzetme ilgisiyle ismi nitelerse sıfat öbeği, fiili nitelerse zarf öbeği kurar. Edatlar (ilgeçler) Tek başına bir anlam taşımayan, ancak kendinden önceki sözcükle birlikte kullanıldığında belirli bir anlamı olan sözcüklerdir.edatlar çekim eki alırsa adlaşırlar. En çok kullanılan edatlar

Detaylı

Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor

Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon un davetiyle Bodrum a gelen Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor. Van Mustafa Cengiz Ortaokulu Mor Menekşeler

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR. Alfabe

MERAKLI KİTAPLAR. Alfabe MERAKLI KİTAPLAR Alfabe Bu kitabın sahibi:... Dinle bir tanem, şimdi sana, bir çocuğun öyküsünü anlatmak istiyorum... Uzun çoooooooook uzun adı olan bir çocuğun öyküsü bu! Aslında her şey onun dünyaya

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

HÜRRİYET İLKOKULU EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI

HÜRRİYET İLKOKULU EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI HÜRRİYET İLKOKULU 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI 1 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI Sayın Müdürüm, Saygı Değer Öğretmenlerim,Kıymetli

Detaylı

Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı. Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek,

Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı. Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek, Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek, geleceğimiz de o kadar teminat altında demektir. Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı 1 Ali

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor.

Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor. Kazova: Patronsuz üretim devam ediyor; herkes mutlu, herkes çalışmak istiyor. İşçi Cephesi: Direnişiniz nasıl başladı? Kazova dan bir işçi: Bizim direnişimiz ilk önce 4 aylık maaşımızı, kıdem ve tazminat

Detaylı

ÖZEL OKAN İLKOKULU EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

ÖZEL OKAN İLKOKULU EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÖZEL OKAN İLKOKULU 2016 2017 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI. Sayın Velilerimiz merhabalar, Okan Koleji İlkokulu olarak; 2016 yılının kasım ayını da yoğun bir gündemle geride bıraktık. 2016-2017 Eğitim Öğretim yılı

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, İnsan yetiştirmek başka hiç bir canlıyı yetiştirmeye benzemez.

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Kulübü Başkanı Metin Baykal: Halkla ilişkilerci girişken olmazsa çok şeyi kaybeder..

Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Kulübü Başkanı Metin Baykal: Halkla ilişkilerci girişken olmazsa çok şeyi kaybeder.. Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Kulübü Başkanı Metin Baykal: Halkla ilişkilerci girişken olmazsa çok şeyi kaybeder.. SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? hangi okullarda okudunuz bugüne kadar?

Detaylı

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ:

ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: ÜRÜN KATEGORİSİYLE İLGİLİ: 1. Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? (Hangi saatlerde) 2. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? 3. Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını

Detaylı

Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş, Altınordu İlçesi nde bulunan 92 Mahalle nin muhtarlarıyla ile bir araya geldi.

Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş, Altınordu İlçesi nde bulunan 92 Mahalle nin muhtarlarıyla ile bir araya geldi. Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş, Altınordu İlçesi nde bulunan 92 Mahalle nin muhtarlarıyla ile bir araya geldi. TESK Otelde gerçekleştirilen toplantıya Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ YERLEŞKESİ OKULLARI EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8. VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ YERLEŞKESİ OKULLARI EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8. VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ YERLEŞKESİ OKULLARI 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8. VELİ BÜLTENİ Yıkılan, dağılan imparatorluğun ardından Anadolu nun her karış toprağında yüce Türk ulusunun bağımsızlık

Detaylı

Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1.

Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1. 1. Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1. Sence, farklı insanların, farklı tanımlar yapmasına

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 162 DÜRÜSTLÜK VE DOĞRULUK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 99 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

TED İN AYDINLIK MEŞALESİNİ 50 YILDIR BÜYÜK BİR GURURLA TAŞIYAN OKULLARIMIZDA EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLADI

TED İN AYDINLIK MEŞALESİNİ 50 YILDIR BÜYÜK BİR GURURLA TAŞIYAN OKULLARIMIZDA EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLADI TED İN AYDINLIK MEŞALESİNİ 50 YILDIR BÜYÜK BİR GURURLA TAŞIYAN OKULLARIMIZDA 2016-2017 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLADI Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ün 1928 yılında Ankara

Detaylı

Yazan : Osman Batuhan Pekcan. Ülke : FRANSA. Şehir: Paris. Kuruluş : Vir volt. Başlama Tarihi : Bitiş Tarihi :

Yazan : Osman Batuhan Pekcan. Ülke : FRANSA. Şehir: Paris. Kuruluş : Vir volt. Başlama Tarihi : Bitiş Tarihi : Yazan : Osman Batuhan Pekcan Ülke : FRANSA Şehir: Paris Kuruluş : Vir volt Başlama Tarihi : 4.7.2017 Bitiş Tarihi : 9.8.2017 E-posta : [email protected] Herkese Paris ten selamlar. Dün itibariyle 1

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

ÇALIŞKANLIK NİSAN 2017

ÇALIŞKANLIK NİSAN 2017 ÇALIŞKANLIK NİSAN 2017 Ağustos Böceği ile Karınca Hafta Sınıf Düzeyi ve 4. Sınıf Süre Yöntem ve Teknik 40 Dakika drama, beyin fırtınası KAZANIM SÜREÇ Araç - Gereç Çizgi film CD si veya Masal kitabı Karınca

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ OKULA UYUM OKULUM, BEN VE ARKADAŞLARIM Okulunu tanıma Okulunun ismini söyleme Öğretmen ve arkadaşlarını tanıma Okulda çalışanları gözlemleme

Detaylı

''Hepimiz Atatürk'üz''

''Hepimiz Atatürk'üz'' ''Hepimiz Atatürk'üz'' Mustafa Kemal Atatürk tüm yurtta anıldığı gibi Beşiktaş'ta da törenlerle anıldı. Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal Atatürk'ün 74. ölüm yıldönümünü anma gününde özel bir mesaj

Detaylı

Nasuh Mitap ı Ankara dan tanırım. Kendisi hakkında bir şey yazmayacağım.

Nasuh Mitap ı Ankara dan tanırım. Kendisi hakkında bir şey yazmayacağım. Nasuh Mitap ı Ankara dan tanırım. Kendisi hakkında bir şey yazmayacağım. Cenaze namazıyla yapılan cenaze törenine bir kere daha canım sıkıldı da diyemeyeceğim Devrimcilerin bu türlü davranışlarına alıştık

Detaylı

Osmaniye Belediyesi Osmaniye Kent Konseyi Eğitim, Kültür ve Sağlık Meclisi Sayfa 44

Osmaniye Belediyesi Osmaniye Kent Konseyi Eğitim, Kültür ve Sağlık Meclisi Sayfa 44 9- ATATÜRK OSMANİYE DE İKEN ÇEKİLEN RESİMLERİ BULMA YARIŞMASI PROJESİ Osmaniye Belediyesi Osmaniye Kent Konseyi Eğitim, Kültür ve Sağlık Meclisi Sayfa 44 ATATÜRK ÜN OSMANİYE DE ÇEKİLEN FOTOĞRAFLARINI BULMA

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com [email protected] Yayın Koordinatörü:

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Yaşam alanları ihtiyaca ve koşullara göre değişiklik. gösterir. BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

Yaşam alanları ihtiyaca ve koşullara göre değişiklik. gösterir. BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (31 Ekim - 16 Aralık 2016 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı

CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma

Detaylı

Benimle Evlenir misin?

Benimle Evlenir misin? Benimle Evlenir misin? Bodrum sokakları ilginç bir evlenme teklifine daha sahne oldu. Bodrumlu genç kaptan Ali Özbaylan 9 yıl önce tanıştığı kız arkadaşı Tuba Cihat a, Milta Marina da bulunan bir kafede

Detaylı

SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ

SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ BAKİ SARISAKAL SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ 1880 yılının başında Samsun da açıldı. Üçüncü Ordu nun sorumluluğu altındaydı. Okulun öğretmenleri subay ve sivillerdi. Bu okula öğrenciler

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ

KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ KAHRAMANMARAŞ PİAZZA DA AYDİLGE RÜZGARI ESTİ Türk pop ve rock müziğinin sevilen ismi Aydilge,mini konseri ve imza günü etkinliği ile Kahramanmaraş Piazza Alışveriş ve Yaşam Merkezi nde hayranlarıyla buluştu.

Detaylı

Bir başka ifadeyle sadece Allah ın(cc) rızasına uygun düşmek için savaşmış ve fedayı can yiğitlerin harman olduğu yerin ismidir Çanakkale!..

Bir başka ifadeyle sadece Allah ın(cc) rızasına uygun düşmek için savaşmış ve fedayı can yiğitlerin harman olduğu yerin ismidir Çanakkale!.. BABAN GELİRSE ÇAĞIR BENİ OĞUL.. Çanakkale destanının 99. yıl dönümünü yaşadığımız günlere saatler kala yine bir Çanakkale k ahramanının hikayesiyle karşınızdayım.. Değerli okuyucular; Hak için, Hakikat

Detaylı

Sayın Bülent SOYLAN Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı)

Sayın Bülent SOYLAN Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı) Yeminli Mali Müşavir (E. Hesap Uzmanı) 12.11.2011, Şişli-İstanbul 108 Dursun Ali Yaz Özgeçmiş PTT çalışanı olan babasının memuriyeti dolayısıyla bulunduğu Adapazarı nda 1949 yılında doğdu.baba tarafından

Detaylı

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ PDR ÖĞRENCİSİ AHMET İSA SOYLAMIŞ RECEP YAZICIOĞLU BENİM İÇİN ÖRNEK ŞAHSİYETTİR

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ PDR ÖĞRENCİSİ AHMET İSA SOYLAMIŞ RECEP YAZICIOĞLU BENİM İÇİN ÖRNEK ŞAHSİYETTİR GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ PDR ÖĞRENCİSİ AHMET İSA SOYLAMIŞ RECEP YAZICIOĞLU BENİM İÇİN ÖRNEK ŞAHSİYETTİR.YAPTIĞIN İŞİ ADAM GİBİ YAPMAYI VE GELİŞİMİN ÖNEMİNİ ONUN HAYATINDA ÖĞRENDİM SORU-Bize kısaca kendinizi

Detaylı

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree Aşşk Kahve ve Laduree Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum.

Detaylı

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu

Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Türkisch Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Veliler için Bilgiler Januar 2008 / Türkisch 2 / 6 Zürih Kantonu İlköğretim Okulu Hedefler ve Hedefe Yönelik Görüşler Zürih kantonunda devlet ilköğretim okulu

Detaylı