Cerrahi Dışı Gençleştirmede Kullanılan Cihazlar Non-surgical Rejuvenation Devices Fazıl Emre ÖZKURT, Özcan ÇAKMAK ÖZET Yeni teknolojilerin gelişmesine paralel olarak cilt gençleştirme ve cilt sıkılaştırmaya olan ilgi artmaktadır. Cilt yenilemede bir çok farklı cihaz kullanılabilmektedir. Ablatif yenilemede karbon dioksit (CO2) ve erbium:yt trium-aluminum-garnet (Er:YAG) laserler kullanılır. Ablatif olmayan cihazlar, 1064 nm Nd:YAG, 1320 nm Nd:YAG, 1540 nm Er:glass, pulsed dye, 532 nm lasers, Intense Pulsed Light (IPL) ve 1450 nm diode lazerlerdir. Dermise ısı iletmek, doğrudan kollajen kontraksiyonunu ve cilt sıkışmasını ve daha sonra kollajen remodelingi ve yeni kollajen oluşumunu sağlar. Radyofrekans ve fokus ultrasound cihazları ile dermis 65 C - 75 C civarında ısıtılırken epidermis sabit olarak 40 C'de tutularak nonablatif cilt sıkılaştırma sağlanır. Anahtar Kelimeler: Yüz gençleştirme, Lazer, Radyofrekans, Ultrasound ABSTRACT There has been an increasing interest in skin rejuvenation and skin tighthening procedures, which has been paralleled to the development of new technologies. Many different devices can be used for facial resurfacing. Ablative resurfacing can be performed with the carbon dioxide (CO2) or erbium:yt trium-aluminum-garnet (Er:YAG) lasers. Nonablative light-based devices include the 1064 nm Nd:YAG, 1320 nm Nd:YAG, 1540 nm Er:glass, pulsed dye, 532 nm lasers, Intense Pulsed Light (IPL) and the 1450 nm diode. Heat conduction to dermis provides direct collagen contraction and skin compaction, and then collagen remodeling and new collagen formation. Radiofrequency and focused ultrasound devices heat the dermis around 65 C - 75 C, while epidermis is kept around 40 C to allow nonablative skin tighthening. Key Words: Facial rejuvenation, Laser, Radiofrequency, Ultrasound : 107-111 Cerrahi Dışı Gençleştirmede Kullanılan Cihazlar Bu bölümde, günümüzde cerrahi dışı gençleştirmede kullanılan en güncel cihazlardan lazerler ile nonablatif teknolojilerin (radyofrekans, fokus ultrasound) çalışma prensipleri, çeşitleri, kullanım şekilleri, tedavi endikasyonları, sonuçları, uygulama sonrası iyileşmeleri, komplikasyonları özetlenecektir. Lazerler Tüm lazer cihazları güç kaynağı, lazer ortamı, optik bir boşluk veya rezonatör ve bir iletim sistemi olmak üzere dört ana bileşen içerir. Lazerlerin doku üzerindeki etkisi, doku emilimi, lazer dalga boyu ve lazer enerji yoğunluğu gibi üç faktöre bağlıdır. İlk iki faktör, sırasıyla doku ve lazere özgüdür. Üçüncü faktör olan enerji yoğunluğu ise cerrah tarafından manipüle edilebilir (1). Lazerler dokuda yarattıkları hasara göre ablatif veya nonablatif olmak üzere ikiye ayrılabilir. Bir lazer ışını dokuyu etkilerken enerjisi emilir, yansıtılır, iletilir veya dağılır. Emilim derecesi bir dokunun kromofor içeriğine bağlıdır. Seçici fototermolizin özelliği, cerrahın doku kromoforu tarafından maksimum absorbe edilen bir lazer dalga boyunu seçmesini sağlar. Deride üç ana kromofor vardır: su, hemoglobin ve melanin. Ablatif lazerlerin hedef molekülü sudur; temas ettikleri epidermal yüzeyde ani ısınma ve buharlaşmaya yol açarlar. Ablatif cilt soyma, karbondioksit (CO2) veya erbiyum: tri trium-alüminyum-garnet (Er: YAG) lazerler ile yapılabilir.bu Curr Pract ORL 2008, 4(1) sayede deri yenilenmesi, kırışıklık ve skatrislerin giderilmesi için kullanılırlar. Non-ablatif lazerler epidermise fazla zarar vermeden daha derindeki hedef moleküllere ulaşarak burada etkili olurlar. Pigmente ve vasküler lezyonların tedavisinde, dövme silmede ve dermal bağ dokunun uyarılmasında kullanılabilirler. Nonablatif cihazlar, 1064 nm Nd: YAG, 1320 nm Nd: YAG, 1540 nm Er:glass, pulsed dye ve 532 nm lazerler ile ayrıca Intense Pulsed Light (IPL) ve 1450 nm diyod cihazlarını içerir. KTP lazer 532 nm ışınlar ile oksihemoglobini hedef alırken, alexandrite lazerler ürettikleri 755 nm ışınlar ile melanini hedef alır ve epilasyonda tercih edilir. Pulse dye lazerleri sıvı ortam içerir. Oksihemoglobini hedef alan 585 ve 595 nm ışın üreterek vasküler lezyonların tedavisinde kullanılırlar. (2). Ablatif Lazerler Yaklaşık 20 yıldır, CO2 lazer, ablatif cilt soymanın için standart tedavisi olmuştur. CO2 lazer daha sık kullanılır. Er: YAG ve CO2 lazerler de dahil olmak üzere mevcut cilt soyucu lazerler için su primer kromofordur. Cilt soyma işlemi sırasında, hücreler arası su lazer enerjisini emer ve anında kaynar veya buharlaşır. Bir lazerin dokuya verdiği enerji miktarı ve verildiği süre, buharlaşan doku miktarını belirler. Lazerin etkinliği dokunun yüzey alanına ve uygulanan enerji miktarına (joule) bağlı olup, Joule/cm 2 olarak ifade edilir. CO2 lazerler için, 0.04 J/mm 2, doku ablatif eşiği için gereken sınır değerdir. Cilt ablasyon işlemi için bu değer, 3 mm lik bir spot boyutu
108 Güncel Yaklaşım kullanılarak lazer şutu başına 250 mj ile sağlanabilir. Her şuttan sonra doku soğumaya bırakılır. Doku termal relaksasyon zamanı, soğumanın gerçekleşmesi için atımlar arasında gerekli süre miktarıdır (CO2 lazer için 1 milisaniye). Lazer-doku etkileşimi benzer olmakla birlikte, cilt soyma için iki tür teknoloji geliştirilmiştir. Bunlardan birincisi, CO2 lazer için 5-7 J/cm2 seviyesinde 600 milisaniyelik tekli pulse üretebilen yüksek enerjili sistemlerdir. Dokuda oluşan termal hasar, enerji uygulanma süresi ile doğru orantılıdır. Yüksek enerjili, kısa pulse sahip sistemler, termal hasarı en aza indirirken ince tabaka ablasyonuna izin verir. İkinci teknoloji türü tarama yöntemidir. Tarama teknolojisi, odaklanmış ışını doku boyunca hızla hareket ettiren bir mikroişlemci kontrollü otomatik tarayıcı kullanmaktadır. CO2 lazer için 5-15 J/cm2 lik enerji bu sistemle birlikte verilir. Tarama çapları 3 ila 16 mm arasında değişebilir. CO2 lazer ve Er: YAG lazerin farkı, biyofizik özelliklerinden kaynaklanmaktadır. CO2 lazer, erbiyum lazerin aksine, tedavi edilen yara tabanında ilave bir termal etki oluşturur. Bu termal etki nedeniyle CO2 lazer, koagülasyon ve cilt dermal kollajene remodeling kabiliyeti verdiğinden, ek olarak sıkılaştırma da sağlar. Er: YAG lazer, çok daha yüksek absorpsiyon katsayısı ile dokuda çok az termal etki ile hızla ablasyon, histolojik olarak da daha az ödem ve daha hızlı reepitelyalizasyon sağlar. Er: YAG lazerle ablasyon sonrası yara iyileşmesi dermabrazyon gibi soğuk tekniklerde görülenle benzerdir. Doku hasarının derinliği, ablasyonun derinliğine çok yakındır çünkü termal hasar son derece sınırlıdır, dolayısıyla daha hızlı iyileşme ve daha az postoperatif eritem gözlenir. CO2 lazer ile karşılaştırıldığında, Er: YAG lazerin absorpsiyon katsayısı 16 kat daha yüksektir. Er: YAG lazerin penetrasyon derinliği, J/ cm2 başına sadece 1-3 μm dir ve CO2 lazerle elde edilen 20-30 μm den çok daha düşüktür (2-4). Ablatif Olmayan Lazerler Cilt rejuvenasyon tedavisinde kullanılan ablatif olmayan lazerlerin en sık kullanılanları IPL, FEDL ve Nd: YAG lazerlerdir. Daha kısa dalga boylu ışık yayan lazerler, vasküler ve pigmentasyon değişiklikleri ile mücadelede daha iyi sonuç verirken, daha uzun dalga boylu lazerler a karşı daha etkilidir. Hayvan modellerinde hem FEDL hem de Nd: YAG lazerin epidermisi etkilemeksizin dermal kollajen remodelinge neden olduğu gösterilmiştir. Nd:YAG lazerler için hemoglobin en önemli kromofor olup melaninden daha düşük absorbsyonu sayesinde özellikle koyu cilt renginde güvenli kullanımı olanağı sağlar. IPL sistemleri hemoglobin, melanin ve suyu hedef alarak pigmentasyon ve turgoru arttırmak için kullanılır. Nonablatif lazer teknolojisinin, melanin açısından zengin epidermisin korunması nedeniyle koyu cilt tipleri olan hastaların gençleştirilmesinde güvenli ve yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Tedavi sonrası hiperemi, hipopigmentasyon ve postinflamatuar hiperpigmentasyon en az seviyededir. Güvenli olmasına rağmen, bu teknolojilerin geleneksel CO2 ve Er:YAG lazer gibi ablatif tekniklerle görülen dermal koagulasyon oluşturamadığı unutulmamalıdır. CO2 ve Er: YAG lazerler gibi geleneksel ablatif tedaviler, epidermisin tamamını kaldırarak tam rejenerasyona izin verdikleri ve kapsamlı dermal remodeling oluşturdukları için oldukça etkilidirler [3-5]. Bununla birlikte, ablatif yöntemler daha uzun iyileşme süresi gerektirir ve kalıcı eritem, hipo- veya hiperpigmentasyon, enfeksiyon veya skar oluşumu gibi komplikasyonlara daha açıktırlar. Non-ablatif rejuvenasyon yapan lazerler, çok az iyileşme süresine sahiptirler ancak birden çok tedavi seansı gerektirirler ve genellikle daha mütevazi sonuçlar verirler (2,5-7). Fraksiyonel teknoloji (FT), sağlıklı doku ile çevrili mikroskopik, direk benzeri termal hasar zonları oluşturur, stratum corneum u bozmadan dermis ve epidermisi koagule eder. Tedavi edilmeyen alanlardan gelen keratinositler tedavi alanlarına hızla göç ederek epidermisi rejenere ederler böylece ablatif tekniklerden daha hızlı bir iyileşme süresi sağlarlar. FT, nonablatif teknolojilerden daha uzun iyileşme süresi ancak daha iyi klinik başarı sağlar (5-12). Tedavi Preoperatif planlama, resurfacing yapılacak hastaların tedavisinde önemlidir. Cilt tonu, resurfacing yapılacak alanların kalınlığı, lazer veya cilt tedavileri ile daha önce resurfacing yapılan alanlar, güneşe maruz kalma, izotretinoin (örn., Accutane) kullanımı ve radyoterapi alma öyküsü önemlidir. Lokal anestezi için düşük oranlı epinefrin solüsyonu (1: 200,000) kullanılmalıdır, böylece şiddetli vazokonstriksiyona bağlı, derin dokulardaki renk değişikliklerinin fark edilmesini engellemez. Cerrah kullanılan lazer sisteminin ablasyon karakteristiklerine aşina olmalıdır. Pembe bir renk, epidermisin kaldırıldığına, düzgün gri bir görünümü papiller dermise, sarı bir görünüm retiküler dermise ulaşıldığının habercesidir. Bu önemli son noktalar, daha önce tedavi edilen hastalarda, izotretinoin alan hastalarda veya radyoterapi öyküsü olan hastalarda değişebilir. Verilen enerji 5-10 J/cm 2 arasındadır. Demarkasyon hattı oluşumunu engellemek için anatomik ünitelerin tamamında ablasyon yapılır. Fotohasarlanma derecesine ve kullanılan lazere bağlı olarak genellikle birkaç geçiş gerekir. Genel olarak, Er: YAG lazer CO2 lazerden daha fazla geçiş gerektirir, çünkü doku etkileri termal etkiye bağlı değil, ablasyonun derinliğine bağlıdır. Lazer sonrası kalan dokular, geçişler arasında nemli bir gazlı bez ile tamamen temizlenir (2) (Şekil 1 ve 2). Komplikasyonlar Geçici postinflamatuar hiperpigmentasyon, CO2 laser resurfacing işleminden 2-6 hafta sonra sıklıkla görülebilir. Hiperpigmentasyon güneşe bağlıdır ve genellikle güneşten kaçınma, ağartıcı ajanlar, retinoik asit ve topikal steroidlerle kaybolur. Hipopigmentasyon geç başlangıçlıdır, kalıcıdır ve önceden ön görülemez. Derin CO2 laser resurfacing sonrası hastaların %10-30 unda görülür. Skar formasyonu en korkulan problem olup, ilk önce endurasyona uğramış ve nodüler hale gelen derin hiperemi ile kendini gösterir. Yüzün malar çıkıntısı, üst dudak ve mandibula kenarı gibi bazı bölgelerde skar oluşumu eğilimi vardır. İntralezyonel steroidler, steroid emdirilmiş bant veya topikal steroidlerle yapılan tedaviler son derece başarılıdır. Vasküler lazerler skar hipertrofisini azaltmak için de kullanılabilir.
Cerrahi Dışı Gençleştirmede Kullanılan Cihazlar 109 Şekil 1. CO2 lazer. Öncesi ve 6 ay sonrası Viral enfeksiyonlarda şiddetli ağrı oluşur ve antiviral profilaksi kullanımına rağmen ortaya çıkabilir. Sıklıkla işlem sonrası 3-10 günde görülürler. Herpetik bir enfeksiyon, zosteriform ilaç dozlarıyla agresif olarak tedavi edilmelidir. Bakteriyel enfeksiyonlarda da postoperatif ağrı görülebilir ve bu durum skar oluşma riskini artırabilir. Ayrıca, ikincil mantar enfeksiyonları, sargı bezleri değiştirilmeden 24 saatten fazla kaldığında veya pansuman değişiklikleriyle birlikte doku debridmanı ve eksüdanın alınması yetersiz olduğunda ortaya çıkabilir. Neosporin (Johnson & Johnson), Polysporin (Johnson & Johnson) ve hatta vazelin gibi pomadlarla kontakt dermatit insidansı çok daha yüksek bir oranda görülebilir. Böyle bir durum ortaya çıkarsa, ajan kullanımını durdurulmalı ve sistemik steroidlerin yanı sıra topikal steroidlerle tedavi edilmelidir. Hastanın cilt tipine, tedavi alanlarına ve lazer parametrelerine dikkat ederek potansiyel yan etkileri en aza indirirken postoperatif sonuçları en üst düzeye çıkarabilirsiniz. Bazı hekimler, riskleri en aza indirgemek için tek atımlı CO2 lazer uygulamayı savunurlar. Postoperatif dönemde yakın takip istenmeyen sonuçların ve komplikasyonların hemen hepsinin tersine çevrilmesinde en önemli etkendir (1, 2). Nonablatif Teknolojiler Dermal kollajene seçici olarak zarar verebilmek ve daha sonra reaktif kollajen sentezini uyarmak için epidermis bütünlüğü koruyarak, enerjiyi aktarmak için optik, elektriksel veya akustik nonablatif yöntemler kullanmaktadır. Bu cihazların çoğu, yayılan enerjiden korumak için epidermisi soğutma özelliği taşır. Bu işlem prob, jel veya soğutma spreyi ile sağlanabilir. Epidermal hasar oluşturmadan dermisin tedavi edilmesi nedeniyle iyileşme süreci kısadır. Yanısıra, nonablatif cihazlar ile, yüksek hipo-veya hiperpigmentasyon riski nedeniyle geleneksel ablatif rejuvenasyon tedavisi için aday olmayacak daha koyu cilt tipleri güvenle tedavi edilebilir. Birçok farklı model nonablatif cihaz mevcut olup, tedavinin sonuçlarını etkileyebilecek birkaç faktör vardır. Işın bazlı cihazlar için, dalga boyu ne kadar uzun olursa penetrasyon derinliği o kadar artar. Nonablatif rejuvenasyon için optik teknolojiler üç ana gruba ayrılabilir: mid-infrared lazerler, görünür lazerler ve intense pulsed light cihazlar. Lazer sistemlerine ek olarak, radyofrekans (RF) ve ultrasonik cihazlar, gençleşme için kullanılabilir (13). Radyofrekans Radyofrekans (RF), yüksek frekanslı alternatif akım ile dokuya kontrollü sıcaklık uygulanması esasıyla çalışan bir tedavidir. Isı, doğrudan kollajen kontraksiyonunu ve cilt sıkışmasını ve daha sonra kollajen remodelingi ve yeni kollajen oluşumunu sağlar. Yöntemin avantajlı tarafı sadece hedef dokudaki (dermis ve deri altı yağ tabakası) ısıyı yükseltmesidir. Yaklaşık 65 C de kollajen denatürasyonu oluşur. Dermis 65 C ila 75 C arasında ısınırken, epidermisde sıcaklık 35 C ila 45 C arasında değişir. Bölgesel ısınma kollajeni denatüre eder, kontraksiyon ile yara iyileşmesine izin vererek derialtı dokunun sıkılaşmasına neden olur. Sonuçta hedef bölgede incelme, sıkılaşma ve lifting etkisi gerçekleşir. İşlemin belli aralıklarla tekrarlanması daha iyi sonuç elde edebilmek için önerilir. RF epidermal hasar yaratmadığından tüm cilt tiplerine uygulanabilir. Monopolar, bipolar ve fraksiyonel olarak 3 tip RF iletimi geliştirilmiştir. Monopolar RF; de, akım probtan çıkıp vücudun Şekil 2. CO2 lazer. Öncesi ve 6 ay sonrası
110 Güncel Yaklaşım Kullanılan Non-ablatif Cihazlar Cihaz Hedeflenen doku Tedavi derinliği Endikasyonlar İntense pulsed light lazer Melanin ve hemoglobin (az miktarda su) Superficial stratum Pigmente ve vasküler lezyonlar 1100-1800 nm IR lazer Dermisteki su 1-5 mm Cilt sıkılaştırma 585 nm Pulsed Dye lazer Melanin ve hemoglobin 400 nm 1064 nm Nd:YAG lazer Melanin, hemoglobin, su 5-10 mm 1064 nm Q-switched Nd:YAG lazer Papiller ve retiküler dermisteki su 5-10 mm Vasküler lezyonlar, hafif Dispigmentasyonlar, Vasküler lezyonlar, hafif Dövme, pigmente lezyonlar, 1320 nm Nd:YAG lazer Dermisteki su 100-400 nm Kırışıklar, akne skarları Lux Fractional 1540 nm lazer Su 0125-1.0 mm Fraxel lazer Su 500-1200 nm Monopolar RF Kollajen 3-6 mm Yüzeyel, pigmentasyon bozuklukları Aktinik keratoz, skarlar, pigmente lezyonlar, skarları Bipolar RF Kombine bipolar RF ve optik cihazlar Ulthera (fokus ultrason teknolojisi) Kollojen Kollojen, su, hemoglobin, melanin Elektrotlar arası mesafenin yarısı 4 mm skarları skarları, pigmentasyon bozuklukları Derin dermis veya SMAS 1,5-3-4,5 mm Cilt sıkılaştırma uzak bir bölgesindeki diğer elektrota doğru hareket ederken probun yakınındaki cilt altı dokularda ısınmaya yol açar. İşlem ağrılı olup, daha büyük uç kullanımı, daha düşük enerji seviyeleri ve multipl şutlarla azaltılabilir. Bu tedavi modalitesi için ideal hastalar, hafif-orta ı ve erken yaşlanma belirtileri olanlardır. Kontrendikasyonlar, pacemaker ve defibrilator gibi implante edilebilir tıbbi cihazları ve otoimmün veya kollajen vasküler bozukluk gibi aktif dermatolojik hastalıkları olanları içerir Dermis 65-75 C ye kadar ısıtılırken, epidermis kriyojen soğutucu kullanılarak 40 C de tutulur. Dermiste daha fazla sıcaklık yükselmesi belirgin bir klinik iyileşme sağlamazken, aynı zamanda bu katmandaki aşırı ısınma erozyon, atrofi, skar veya pigment değişikliklerine neden olabilir. Hastalara klinik etkilerin geç görüleceği konusunda bilgi verilmelidir. Bipolar RF ın, monoplolar RF dan farkı elektrotların yakın yerleşimli olmasıdır. İki elektrod arasında akım çok daha küçük bir doku hacminden geçtiği için, monopolar cihaza kıyasla daha az akım gereklidir. Bipolar RF sistemlerinin dezavantajı ise monopolar RF ye kıyasla penetrasyon derinliğinin düşük olmasıdır. Bununla birlikte, kontrollü enerji dağılımı ve azalmış ağrı sağlarlar. Bipolar RF cihazları, sıklıkla penetrasyon derinliğini artıtmak için elektro-optik sinerji (ELOS) olarak adlandırılan bir teknoloji ile birleştirilir. ELOS sistemlerinde ışık enerjisinin sinerjist etkisini kullanır. En yaygın olarak kullanılan ELOS sistemleri, RF ve IPL, diyot lazer veya infrared laser ile kullanımıdır. Hedeflenen dokuyu RF terapisine daha duyarlı hale getirdiği düşünülen fototermoliz doku empedansını düşürür. Optik bileşen aynı zamanda fibroblastlar, kan damarlarını ve pigmentasyonları hedefleyebilir. Bipolar RF ile kullanılan bir diğer sistem, elektrik alan dağılımını kontrol etmek için kullanılan bir başka cihaz İşlevsel Aspirasyon Kontrollü Elektrotermal Uyarım (FACES) dir. FACES sistemi, tek başına monopolar veya bipolar cihazdan daha derin RF
Cerrahi Dışı Gençleştirmede Kullanılan Cihazlar 111 enerjisine izin veren cihazlar olup, ağrı ve yan etkiyi düşürür. RF, kombine RF ve optik enerji sistemleri ile fasial laksisite ve, vasküler ve pigmente lezyonlar, akne, skar revizyonu ve epilasyon yapılabilir. Fraksiyonel RF (FRF), elektrotlarla veya mikroiğnelerle ısı direkt olarak hedeflenen derinliğe uygulanır. FRF cihazları ile uygulamalarda ağrı çok azdır ve tedavi öncesi topikal anestetik krem ile asgariye indirilebilir. Fasial laxity ve için güvenli, tolere edilebilir ve etkilidir. En yaygın görülen yan etkiler geçici eritem ve ödemdir (13-15) (Şekil 3). Ultrason Son zamanlarda yüz gençleştirme için nonablatif tedavi seçenekleri arasına ultrason enerjisi de eklenmiştir. Ulthera güç ünitesi, merkezi işlemci ve monitör ve probdan oluşan bir sistemdir. Prob, yüz anatomisini 8 mm derinliğe kadar net bir şekilde görüntülemek için yüksek çözünürlüklü ultrarasonografi kullanır. Ardından prob cihazında bulunan dönüştürücü, odaklanmış ultrasonik enerjiyi, moleküller arası vibrasyon ve ısı oluşumuna yol açan bölgeye iletir. Prob, arzu edilen tedavi derinliğine bağlı olarak değiştirilebilir. Üretilen ısı, koagülatif nekroz ve kolajen denatürasyonu oluşturmak için 60 C yi aşar. Hedeflenen bölgede 25 mm lik uzunluğunda 17-22 adet termal koagülasyon noktaları oluşturulur. Paralel çizgiler kabaca 3 mm aralıkla uygulanır ve sonuç olarak, termal koagülasyon noktaları ve sağlam doku adaları bir arada olacak şekilde fraksiyon paterni oluşturulur. Bu tedavi seçeneği için ideal adaylar, hafif-orta şiddette deri laksisitesi ve hafif lipoptozu olan hastalardır. Ağır deri laksisitesi, ağır lipoptozu veya platisma kas bandları olan hastalar çok az fayda görür. Enfeksiyon, deride açık yaralar, şiddetli kistik akne varlığında, metalik implantlı hastalara, keloid dokusu ve kalıcı dolgu üzerine yapılması kontrendikedir. İşlem hasta açısından rahatsızlık vericidir ve topikal anesteziden daha fazla analjezi gerektirir. Yan etkiler arasında hafif eritem ve ödem bulunur, genellikle tedavisiz saatler içinde geçer. Dermal hasardan kaynaklandığı düşünülen geçici ülserler görülebilir. Bunlar topikal steroidler ile uzun vadede skar bırakmadan tedavi edilebilir. Nonablatif tedavilerin tamamında klinik sonuçlar değişkenlik göstermekte olup, bazı hastalarda dramatik sonuçlar alınırken, bazılarında minimal değişiklikler görülmektedir. Sonuç olarak, hastalar çoğunukla tedavi sonuçlarından memnun kalırlar (13-16). Kaynaklar 1. Russell R, Wright HV. Lasers in Facial Plastic Surgery in Papel ID, Frodel JL, Holt GR, Larrabee WF, Nachlas NE, Park SS, Sykes JM, Toriumi DM. Facial Plastic and Reconstructive Surgery (4th ed) New York : Thieme, 2016: 48-65. 2. Carniol PJ, Hamilton MM, Harirchian S. Ablative Laser Facial Skin Rejuvenation in Papel ID, Frodel JL, Holt GR, Larrabee WF, Nachlas NE, Park SS, Sykes JM, Toriumi DM. Facial Plastic and Reconstructive Surgery (4th ed ) New York : Thieme, 2016: 235-245. 3. Ratner D, Tse Y, Marchell N, Goldman MP, Fitzpatrick RE, Fader DJ. Cutaneous laser resurfacing. J Am Acad Dermatol. 1999;41: 365-389. 4. Zachary CB. Modulating the Er:YAG laser. Lasers Surg Med. 2000;26:223-226. 5. Laubach HJ, Tannous Z, Anderson RR, Manstein D. Skin responses to fractional photothermolysis. Lasers Surg Med 2006;38:142 149. 6. Geronemus RG. Fractional photothermolysis: Current and future applications. Lasers Surg Med 2006;38:169 176. 7. Hantash BM, Bedi VP, Chan KF, Zachary CB. Ex vivo histological characterization of a novel ablative fractional resurfacing device. Lasers Surg Med 2007;39:87 95. 8. Alexiades-Armenakas MR, Dover JS, Arndt KA. The spectrum of laser skin resurfacing: Nonablative, fractional, and ablative laser resurfacing. J Am Acad Dermatol 2008;58:719 737. 9. Lee MW. Gear up for new fractional procedures. Pract Dermatol 2008;5:51 56. 10. Tannous Z. Fractional resurfacing. Clin Dermatol 2007;25:480 486. 11. Gold MH. Fractional technology: A review and clinical approaches. J Drugs Dermatol 2007;6:849 852. 12. Narurkar VA. Skin rejuvenation with microthermal fractional photothermolysis. Dermatol Ther 2007;20:10 13. 13. Arnold MG, Wong BJF. Nonablative Facial Skin Rejuvenation in Papel ID, Frodel JL, Holt GR, Larrabee WF, Nachlas NE, Park SS, Sykes JM, Toriumi DM. Facial Plastic and Reconstructive Surgery (4th ed ) New York : Thieme, 2016: 246-253. 14. Suh DH, Shin MK, Lee SJ et al. Intense focused ultrasound tightening in Asian skin: clinical and pathologic results. Dermatol Surg 2011;37:1595 1602. 15. Brobst RW, Ferguson M, Perkins SW. Ulthera: Initial and six-month results. Facial Plast Surg Clin North Am 2012;20:163 176. 16. Laubach HJ, Makin IR, Barthe PG, Slayton MH, Manstein D (2008) Intense focused ultrasound: evaluation of a new treatment modality for precise microcoagulation within the skin. Dermatol Surg 34:727 734. Şekil 3. RF. Öncesi ve 6 ay sonrası